“İnsani Gelişim” Niçin? Bir Mecburiyet Paradigması olmalıdır.

  •  Ne günlere kaldık ey gazi hünkâr,  Katır defterdar oldu, eşşek mühürdar

    Neyzen Tevfik

    Çünkü .. 

    Bu gün toplumuzda, Gizli bir sevinç yaşayan bir kitle (ur,timör) vardır ve bunları tespit etmek gereği ve ifadesi ayrı bir zarurettir

    Kim mi bunlar diyecek olursak eğer..

    Hastalığın artmasından; Hoşt-lan-an doktorlar

    Kasap olmuş böbrek satan Cerrahlar

    Davaların Çoğalmasından; Puşt-lanan Avukatlar

    Tez ve makale çalan Öğrenememiş görevliler

    Öğrencisini aptal gören Öğrenmeyi durdurmuş Öğret(e)me(ye)nler

    Depresyona giren hastalardan; Beslenen kudurmuş Psikiyatrisler, Pisikologlar

    ÖSS ye giren ve Kazanamayanların Üzüntüsünden; feyzlenen Dershaneciler

    Dinini öğrenmeyenlerden; Emişen “Dardin” ciler

    B-ilimini öğrenmeyenlerden; Gevişen “Darwinci” ler

    İşçilerin bedavaya çalıştırılmasından, Patronlar’ın

     

    Beyinlerindeki hastalıklı bölge büyümeye devam ederken…

     

    Şuursal bakımdan uyumaya devam eden masum insanların oluşturduğu insanlardan bazıları ise

     

    Dedelerin Kabeyi

    Amcalarının köşeyi

    Babalarının okeyi boşa dönerken

    Evine geç döndüğü

    Bir Gerçekhanede

     

    Okeye dönenlerinden Kahvecilerin

    Özüne dönmeyenlerden uyuşturucu tüccarlarının

    Uyuşturucu kullanım yaşının düşmesini, başarı yükselişi sayan uyuşturucu satanların

    Bankaların hortumlanmasından, Mudilerin

    Ülkeyi yiyip bitiren her türlü adilerin

     

    keyiflendiği Bir tespit hanede

     

    Konu komşu (altın) günlerinde,

    Tabağında fındıklı fıstıklı kısır,

    ağzında dedikoduya  fısır fısır 

    başlarken ıspanaklı kıymalı peynirli börek çöreklerin arta kalanını akşamları

    kocalarının önüne koyan karı(eş)larla;…

    Gün boyunca Sekreterine sırıtan akşamları 

    karısına gülümsemeyi esirgeyen koca(eş)lardan

     Hep birlikte sızlanıyorken….

    Bu sistemin işleyiş çarkının sesi Ergenekon Ergenekon  Yargını çürüyen sargısının kokuları burunlarımızı değil ruhlarımızı rahatsız eden bu eylemler her yerden hissediliyor konuşuluyor yazılıyor ve duyuluyordu…

    Yani

    Kuyruğunu yiyen yılan gibi kendi kendini tüketen bir (entropi) sisteminin çarkında kendilerini tükettikçe…  

    Gelişim kelimesinin önüne; uzman kelimesinin arkasına; geçmiş Kişi-Sel Azmanlar,

    Seller ve akıntılar, sarkıntılar çözüm olmaktan her geçen gün uzaklaşmaktaydılar.

    İyi ve hayırlı olanları ayrı tutmak kaydıyla birlikte Maalesef ki bakın onların pek çoğuna

     

    Firmalara nasıl karlı satış yolları anlatırız,

    Bilinçaltlarına “Al al al” tüket tüket komutlarını nasıl fırlatırız,

    Egoları nasıl parlatırız,

    Kızları nasıl ayartırız,

    5 günde 7 günde 9 günde İngilizce yalanını nasıl satarız,

    Hayırlı ve Bekâr iken aile iletişimi anlatır…

    Çocuk yapmadan kariyer yapar

    Sonrasın da Öğrenci koçluğu yaparız.

    Rehberlik de ederiz,

    okullardan dershanecilere öğrencileri kelle başı kopartırız…

     

    Her tür yolda nasıl Tozu dumana katarız…

    Derdinde olanlar varken Kap kaç terörü sarmıştı etrafımızı.

    Sokakta yaşananlar ise her birimizi yakından ve kendi ektiği kadar nasiplenmekteydi…

     

     

    Taşradaysa sevdiği  “Alıp kaç” ıyordu
    Flörtsel Gençlikte  “Sevip kaç”, ıyordu
    Verdimi karnından kucağına  “Koyup  kaç” ıyordu
    Kızım sende Cami avlusuna “At kaç” diyordu

    (kart-vizit)hacı.

     

    Zulmü  “Görüp kaç”, ıyordu
    Haksızlığa  “Susup kaç”, ıyordu
    Yardımı “Duyan kaç”, ıyordu
    İnsafı “Bilen kaç” ıyordu


    Bilimde, tezleri “Çalan kaç” çıların
    Devlette “Sat kaç”çıların
    Dağlarda “Vur kaç” çıların
    Sokakta “Kapkaç” çıların

    Veballerini çekemiyordu işleyiş…
    Dayanamıyordu ipleri Sarkaç ların
    Tersini göstermiyordu aynalar,
    Yansıyan Kap kaç’ların


    Ey milletimin Aynasal tipleri
    Ellerini  “Yukarı aç”(bilinçüstüne)
    Ben(egona) liğine  “Savaş aç”
    Bilincinle  Uzlaş (özünle)


    Kopmadan insafın ipleri

    Dön sırtını nefsine  Sön kaç
    Bul kendini hemen  Kap kaç
    Şahdamarının yanından  Tek Bireylik  Kapı aç

     

    Kişi başına düşen özgüven potansiyellerimiz yok olup kaybolurken Kişi başına düşen Milli gelirimizi arttırma derdimizin tam tersine

    “Kişi başına düşen İnsani Özgüveni”

    Arttırma projemiz ile birlikte tüm bunların karşısında sessiz kalamayacağımızın bilinci içerisinde daha fazla sessiz kalamazdık…

    İşte bu biz bu gidişatın tam aksi yönünde şişirilmiş egoların pohpohlanmasına karşı duracak bir anlayışın ve yepyeni bir gelişim tasarımını 

    bireyden Aileye , işçiden Patrona, Hastadan Doktora vb..

    Hülasa…

    Toplumun her katmanına nasıl olabileceğinin modelini inşa etmiş bulunmaktayız…

    Bu bağlamda; Biz bir araya gelmiş güzide bir ekip olarak Nereye ve niçin yürüdüğünü bilen bir anlayışın çerçevesinde ne yapmak istediğimizi www.insanigelisim.com sitesinde anlatmaya çalışmaktayız.

    Sitemizde ki Uzman ve Usta Yürekdaşlarımızın çaba ve gayretleri ile

    İnsani Gelişimin Beyinde bir harita ve adres olduğunun ispatı

    Beyindeki İnsani gelişim bölgesinin sağlıklı olarak yaşamanın nasıl mümkün olabileceğini…

    İnsan kaynakları ismiyle kurumlardaki departmanlıkların dahi kaynağını insandan olan

    Her türlü örgüt yapısının İnsani Olarak gelişmek durumunda olduğu…

    Konularında içerik çalışmalarına devam edilmektedir.

    Türk Patent Enstitüsü 2005/36987 tescil numaralı ” İnsani Gelişim” Markamızın gerekli tanıtımını ve yeni İnsani Gelişim Paradigmasının topluma ulaştırılma erdem ve onurunu İnsani Gelişim hizmetkarları Birliği ismi altında bizimle birlikte olmak isteyen her insan ile paylaşmak istiyoruz.

    Bilgilerinize sunar gereğinin olması gereken Nezaket, Etik ve Ahlak kuralları içerisinde rica ederken

    İnsani yaklaşımı olan her nefes alanı bu yaklaşımın çalışmaları içerisinde görmek arzusundayız.

     

    İnsani Gelişim Hizmetkârları Birliği Yönetim Kurulu adına

    Yönetim kurulu Başkan yardımcısı

    İnsani Gelişim Hizmetkârı

    Kemal Koçak

    Beyin Antrenörü Sevgipolog

    avatar

    Yayınlayan: Kemal Kocak

    Türkiye’de ilkeli bir ilke imza atmaya gayret ederek … Hiçbir yurtdışı ithal gelişim modelini benimseyememiş olmamdan dolayı … Kendime “kişisel gelişim uzmanı !” deme gereğini Hiç hissetmedim… Kendi öz kaynaklarımızın derinliğinden gelen, her zaman insani olarak gelişilebilirliğin çağdaş versiyonunu ortaya koymaya çalıştım. “İnsanlığa hizmeti, faydaya koşturan emek; en yüce emektir. Yüreğini, insana fayda için coşturan yürek; ne güzel yürektir” Ana ilkesiyle Gönüller arası geçerliliği ön plan da tutarak “İnsani Gelişim”, “Beyin Antrenörü”(2005/36987), “Sevgipolog”(2005/36988) isimlerini danışmanlık ve eğitim Markaları olarak hizmete sunmuş olmanın da haklı onuru içerisindeyim. Uzman sıfatını kullanma yerine usta olduğumu beyanla “Usta arazide çalışır. … Uzman farazide Çalışmanın hakkı üretmenin paydası ilahi terazide”