MEHDİ (A.S.) HAKKINDA

  • MEHDİ (A.S.) HAKKINDA

    Bilindiği üzere ‘’Velayet’’ makamı ve ilmi, ‘’Risalet’’ deryasından akan bir pınardır Dolayısı ile velayet ilmi öncelikle ahireti, Cennet ve Cehennemi ve akabinde dünyayı kapsamaktadır. Peygamberlik nuru ile Velayet nuru arasında ince bir çizgi vardır. Velayet nuru ancak ‘’keşif’’ yoluyla hakikati idrak edebilir ama Peygamberlerde bulunan nur ve idrak ettiği hakikatler asıldır, yaratılıştan vardır.
    Mehdi (a.s.) olarak görev alacak olan şahıs, kendisine ‘’FETİH’’ yapılmış olan bir Velidir Kendisine fetih müyesser olduktan sonra melekleri bulundukları hal ve zat üzere müşahede eder denmektedir. O meleklerle, meleklerde O’nun la karşılıklı konuşmaktadır.
    Şimdi dikkat: Eş Şeyh Abdül Aziz Debbağ hazretleri, EL İBRİZ isimli eserin (1) cilt (468) sayfasında şöyle buyurur:
    ‘’… Çünkü Veliye de melek emir ve nehiyle iner, bundan dolayı da o Velinin şeriat sahibi olması gerekmez. Nitekim Meryem kıssası buna bir örnek teşkil etmektedir. Çünkü melek Meryem’e emirle inmiştir, hâlbuki Meryem peygamber değildir’’
    BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ isimli hikâyemin (19) bölümünde kendisine FETİH yapılacak kişinin evveli hakkında şöyle bir bilgi vermiştim.

    ‘’ Ancak fethi zulmani sahiplerini ayrı olarak zikretmem, bu fethin, bizzat baş düşmanımızın müdahalesi ve tasarrufu ile olmasıdır. Bir Zat’a, fetih yapılmadan önce Cebrail (a.s.) üç gün onunla bir arada bulunur. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin Zat’ında bulunan muhabbete onu alıştırır ve daha başka sırlar istikametine doğru onu çeker ve fetih konusunda gereken hazırlığı sağlar. Ayni bunun gibi şeytan da, şeytanlaşmış bir takım kimselerle bir müddet bir arada bulunur ve onu kendindeki karanlık enerjiye, zulmete ve Nara alıştırarak, şeytani bir takım sırlar istikametine çeker.’’
    Yani kendisine Fetih yapılan Veli ile Cebrail (a.s.) arkadaşlık etmektedirler ve Cebrail (a.s.) Rasulullah (s.a.v.) efendimiz ile o Veli arasında ayni zamanda bir irtibattır.
    Muhiddin İbni Arabî’ye ait olan ‘’TEFSİR-İ KEBİR TE’VİLAT ‘’ isimli eserde, Kuran’ Kerim’in (9) ayeti olan Bakara Suresinin (2) ayeti hakkında yapılan açıklamada şöyle buyrulmaktadır:
    ‘’ Kuran’ı Kerim’in (9) ayeti, Bakara suresinin (2) ayeti olan O KİTAB diye geçer.
    O vaat edilen Kitap..Yani ‘’Kitabul cifr’’ (Cifir Kitabı) ve ‘’Kitabul camia’’ (her şeyi kapsayan) ve ahir zamanda Mehdi’nin yanında olacağı VAAT edilen o kitabı..Ondan başkası hakiki anlamda okuyamaz. Cifir, Aklı Kül denilen Kaza Levhidir
    El Camia ise, Nefsi Kül denen Kader Levhidir. Dolayısı ile Cifir ve Camia Kitabının anlamı Olanı ve olacakları ihtiva eden İKİ KİTAB’ TIR. Bakara suresi ve Neml suresi gibi.
    Elif Lam Mim, Kitabın Allah katında ismidir.’’
    Şimdi SİZ söyleyin kendisine KİTAP verilmiş olan kişiye ne denir ve nasıl HİTAP edilir?
    Tabi burada bahsedilen KİTAP, üzeri ciltlenmiş olan ve üst üste konmuş olan kâğıt parçaları değildir. Hazreti Mehdi (a.s.) yapılan bu HİTAP, verilen Bu iki KİTAP sebebi iledir.
    SAYGILARIMLA

    Bülent Gökçen

    BU yazı ilkdefa www.insanigelisim.com  sitesinde yayınlanmaktadır…. Kul hakkı billine

    avatar

    Yayınlayan: Bulent Gokcen