SİNEMA VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM

İnsan beyni gerçek ile hayali ayır etmeden çalışır. Beynimize göre gerçekte hayaldir, hayal de gerçektir. İkisi de aynı tamiri ya da tahribatı yapar. Bilinçaltı kendisine sunulan mesajları alır ve işlemeye başlar. Bir müddet sonra da etkisini gösterir. Ferdi anlamda hareketlerimizde ve karakterimizde başlayan değişim, kısa zaman sonra toplumsal değişimler olarak karşımıza çıkıverir.
Bir milletin ahlakını bozup, kültürünü yozlaştırmak isteyen art niyetli insanlar toplumun değerlerini ayaklar altına alırken öyle bir profesyonel dil kullanırlar ki hiç kimse rahatsızlık hissetmez. Çünkü bu işi bilinçaltımıza öyle sinsi bir dozajla verirler ki adeta damar yolunu açmışlardır ve istedikleri her bir şeyi bu kanal ile verirler. Bilinç ve akıl devre dışı kalır. Toplum zehirlenirken kahkaha tufanları atılır.

“Nasıl da öptü; ne güzel de aldattı; ne de güzel küfür etti” gibi hayran sözlerle(!) adeta “daha yok mu?” mantığı ve sürü psikolojisi ile hareket eden bir kitle oldukça yapımcıların cirit atacağı saha belli demektir. Kim daha çok erotizme kaçarsa, kim daha çok küfür ettirirse, kim daha salak ve silik hareketlerde bulunursa parayı da o kapar düşüncesi zihinlere kazınır ve hiçbir yapımcı bel altından başka sinema ve dizi yapamaz olur. Sokak ortasında öpüşmelerden tutun her türlü cinsel sapkınlığın önü alınamaz ve bir müddet sonra ürperdiğiniz şuh hareketler sıradan hale gelir. Böylece toplumsal dönüşüm projeleri hayata geçirilmiş olur. Eşinin elini tutup çarşıda pazarda yürümekten utanan bir millet, sokak ortasında zinaya göz yumacak kadar hayasız ve vurdum duymaz hale gelir. Hatta o kadar ileri gider ki kendi evinin içinde karısının ve çocuklarının gözleri önünde fuhşa çanak tutar basit bir çanak anten ile…
“Recep İvedik mi daha iyi küfretti, Cem Yılmaz mı?” yarışmaları açılır.
Gençliğin idol olarak görüp özendiği iki sanal kahraman tüm bir Türk gençliğinin içine edip bırakıverir.
Tek kelimeyle yazıklar olsun! Veyl olsun! Bir de daha fazla küfretsinler, daha fazla ahlakımızı bozsunlar diye cebimizden para verir adamları zengin ederiz.
Sizin sinemadan anladığınız bu mudur?
Sizin tv dizisinden anladığınız bu mudur?
Sizin estetik anlayışınız bu mudur?
Sizin sanat dediğiniz bu mudur?

Şayet cevabınız “evet” ise siz zaten bitmişsiniz demektir. Madem ananıza, avradınıza, kızınıza küfrettireceksiniz bu işi beleşe yapan birilerini arayıp bulun. Cebinizdeki parayla namusunuzu kirletmelerine izin vermeyin.
Ne o? Yazıyı çok mu ağır buldunuz?
O kadar ağır küfür işitmekten rahatsız olmuyor da gerçekleri biraz ağır bir dil ile yazınca mı rahatsız oluyorsunuz.
Allah rahatsızlık versin ne diyeyim.
İnsani gelişim Hizmetkarları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
Bayram Özbek