<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnsani Gelişim Hareketi &#187; Bayram Ozbek</title>
	<atom:link href="http://www.insanigelisim.com.tr/author/bayram-ozbek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.insanigelisim.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Oct 2011 12:42:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>DALGAKIRAN</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2845-dalgakiran.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2845-dalgakiran.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2010 22:01:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bayram Ozbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsani Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Omurgalı Duruş]]></category>
		<category><![CDATA[DALGAKIRAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2845</guid>
		<description><![CDATA[DALGAKIRAN Vanlı Yusuf, Kandil Dağı’ndaki terör örgütü kampında iki yıllık siyasi-askeri eğitimden sonra Metropollerde büyük çaplı  bombalama ve intihar eylemleri yapmak üzere,  kaçak yollardan ülkeye giriş yapmıştı. Otobüsle İstanbul’a gelirken...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><html xmlns=""></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>DALGAKIRAN</strong></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px; text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp-content/uploads/2010/10/CanakkalePanoramasiSeyitOnbasi1.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp-content/uploads/2010/10/CanakkalePanoramasiSeyitOnbasi1.jpg?referer=');"><img title="CanakkalePanoramasiSeyitOnbasi" dir="ltr" style="vertical-align: top;" class="aligncenter" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/CanakkalePanoramasiSeyitOnbasi1.jpg" alt="CanakkalePanoramasiSeyitOnbasi" width="471" height="354" /></a></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Vanlı Yusuf, Kandil Dağı’ndaki terör örgütü kampında iki yıllık siyasi-askeri  eğitimden sonra Metropollerde büyük çaplı  bombalama ve intihar eylemleri yapmak  üzere,  kaçak yollardan ülkeye giriş yapmıştı. Otobüsle İstanbul’a  gelirken yüreği korku ve heyecandan güvercin kalbi gibi pır pır atıyordu. Gerçi  üzerinde sahte bir kimlik vardı ama yine de “<em>yakalanırım”</em> endişesi ile  gözüne uyku girmedi. Şoförden daha çok yola dikkat ediyor, otobüs her  yavaşladığında bir çevirme ya da kontrol var mı diye gözü yola dikkat  kesiliyordu. Nihayet Esenler Otogar’ına gelmişti. Kendisine verilen şifreli  nottan araması gereken kuryeyi aradı ve <em>“peynir lazım”</em> dedi. Peynir  dediği A 4 patlayıcı madde idi. Kurye: <em>“peyniri bidona bastım, iki gün sonra  getireceğim”</em> dedi ve telefonu kapattı.  Yusuf, polis tarafından  yakalanmamak için ortada fazla görünmemeliydi. Bunun için bir an önce sahte  kimlikle kalacağı küçük otelin yolunu tuttu.   Gözünü kin ve nefret  bürümüş, etrafındaki cıvıl cıvıl neşeli insan seslerini duymuyordu bile.  Özgürlüğe kavuşacağını sanarak dağlara çıkmıştı ama şimdi tam bir robot haline  gelmişti. O kadar ki, yaşaması bile kendi elinde değildi. Otel odasında yorgun  başını yastığa koyduğunda yıllar önce babasının ölüm döşeğinde: </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><em> <span style="line-height: 115%; color: red;"> “Oğlum! Bir gün bu vatana ihanet etmek istersen Çanakkaleye’ git! Orada yatan  dedenin kabrini bul, ondan sonra ne yapacaksan yap!”</span></em></strong><span style="line-height: 115%; color: black;"> sözünü hatırladı. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Belli ki babası, Yusuf’un arkadaş çevresi ve hareketlerinden bir gün dağa  çıkabileceğini hissetmişti.  Yusuf’un basası, vatanını, milletini canından aziz  bilen tam bir vatansever idi. Ama Yusuf; <em>“Kürtler, Türkler tarafından yok  edilmeye çalışılıyor”</em> yalanı ile kandırılmış ve beyni yıkanmıştı. Yine de  babasının bu sözü kulağında çınlıyordu. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Aniden karar verdi. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Sabah ilk işi Çanakkale’ye giderek babasının vasiyetini yerine getirmek  olacaktı.  Nasıl </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;">olsa eylem gününe daha iki gün vardı.  Sabah’ın ilk ışıkları  ile uyandı ve tekrar otogarın yolunu tuttu. Çanakkale’ye gitmekte olan otobüse  bindi. Otobüsteki yolcuların yarısından çoğu turist idi.  Yabancılar  Çanakkale’yi bizden daha çok merak ediyorlardı. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Nihayet otobüs Çanakkale’ye geldi ve turistler için önceden ayarlanan rehber  eşliğinde Gelibolu Yarımadası’nı gezmeye başladılar. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Yusuf, turist gruptan koptu ve Şehitliği yalnız olarak dolaşmaya başladı.  Şehitlik Abidesi’ne geldiğinde içini bam başka bir his kaplamıştı. Sanki başka  bir alemdeydi. İsimleri ve memleketleri yazılan şehit kabirlerine bakıyordu.  Mardinli, Diyarbakırlı, Vanlı şehit isimlerini görünce iyice şaşırdı. Babasının  vasiyeti üzerine Ahmet Dedesi’nin kabrini aramaya başladı.  Sıra  sıra yatan kabirlere teker teker bakıp geçiyordu. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Az ilerde garip kıyafetli, burma bıyıklı bir rehber gördü.  Rehber’in yanına  doğru gitti ve <em>“Dedemin kabrini arıyorum yardımcı olur musunuz?”</em> dedi. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Garip kıyafetli burma bıyıklı rehber: <em>“ Sen nerelisin evladım”</em> dedi. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Yusuf başını öne eğerek: <em>“Vanlı’yım”</em> dedi. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> <em>“Van ha!  Demek sen Vanlı Ahmet’in torunusun.”</em> </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Yusuf şaşkın: <em>“Siz dedemi biliyor musunuz? Kabri nerededir?”</em> dedi. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Rehber: <em>“ Gel benimle”</em> diyerek şehitliğin orta noktasına doğru yürümeye  başladı. Yusuf da arkasından heyecanla gizemli rehberi takip ediyordu. Rehber  bir yandan yürüyor bir yandan da Vanlı Mustafa oğlu Ahmet’in hikâyesini  anlatıyordu: </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><em> <span style="line-height: 115%; color: #c00000;"> “ Yiğit</span></em></strong><em><span style="line-height: 115%; color: black;"> </span></em><strong><em> <span style="line-height: 115%; color: #c00000;"> adammış Vanlı Ahmet… Gözü pek kara bir delikanlıymış.  18 Mart Deniz Savaşı  sırasında, Rumeli Mecidiye Tabyasında ayakta kalan tek topun mermi kaldırma  vinci bozulmuş. Koca Seyit 276 kiloluk mermiyi sırtlayıp namlunun ucuna sürerken  Vanlı Ahmet’te ona yardım edip dua okuyormuş. Molla bir insanmış Vanlı  Ahmet…Kalbi imanlı…Başı dumanlı…Ağzı dualı… Gözü yaşlı… Ha işte bak kabri de  bu…O gün bu gün de göz yaşları hiç dinmemiş, bütün şehitler gülerken o hala  ağlıyormuş…” </span></em></strong></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height: 115%;"> Yusuf, rehberin anlattıklarını şaşkınlıkla dinlerken <em>“neden ağlıyormuş?</em>”  diye  sormadan edemez.  Rehber elini Yusuf’un omzuna atar,  gözlerinin içine bakarak hisli konuşur : </span></strong></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="line-height: 115%;"> <em><span style="color: #2d0db3;">“ Çünkü, 276 kiloluk mermiyi kaldıran  Koca Seyit’in, Vanlı Ahmet’in uyuşuk torunları, üzerlerindeki 276 gramlık  yorganı kaldırıp atamıyorlar da onun için. Şuraya bak, ülkeyi kurtarmak için  Türk’ü, Kürt’ü ile şehit düşerek yan yana, omuz omuza yatan şu şehitlerin  torunları şimdi ülkeyi nasıl böleriz diye planlar yapıyor. ‘Çanakkale geçilmez!’  dedik ama ne acıdır ki  düşman, topla tüfekle geçemediği Çanakkale’yi duygu  düşüncesiyle geçmiş ve şimdi vatan evlatlarını bir birlerine kırdırıyor. Vatanı  kurtarmak için şehit olan Vanlı Ahmet’in torunu şimdi vatanı bölmek için ölecek  öyle mi? Vaaay..! Vaaay..! Vaaay..! 276 değil, 500 kilo top mermisini kaldırırım  ama vatan evladının vatanına ihanetini asla kaldıramam! Kahve köşelerinde okeye  dönen millet ne zaman özüne dönecek! ” </span></em></span></strong><span style="line-height: 115%; color: black;"> </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Başı önünde büyük bir mahcubiyetle gizemli rehberi dinleyen Yusuf,  başını  kaldırdığında etrafta kimsenin olmadığını gördü. Belli ki  bir  şehidin ruhu  temessül etmiş ve yanlış yolda olan Yusuf’a adeta </span><strong><em> <span style="line-height: 115%; color: red;"> “Dur Yolcu!”</span></em></strong><span style="line-height: 115%; color: black;"> diyerek  sırra kadem basmıştı. Yusuf, şaşkınlıktan küçük dilini yuttu ve  ne diyeceğini bilemez hale geldi. Korku ve dehşet içinde dedesi Vanlı  Ahmet’in  kabri başına yığılır gibi düştü. Artık her şeyi anlamıştı. Tüm  günahlarını yıkayacak olan gözyaşlarını bırakıverdi… </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Gökyüzü, Yusuf’un pişmanlığına  sevinmiş gibi  gürledi  ve o da daha fazla dayanamayarak ve göz yaşlarını bırakıverdi. Yağmurdan  sırıl sıklam ıslanmış Yusuf, hıçkırıktan bir beste tutturmuştu adeta…</span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><a rel="http://www.insanigelisim.com/wp-content/uploads/2010/10/seyitonbasi.jpg" href="http://www.insanigelisim.com/wp-content/uploads/2010/10/seyitonbasi.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp-content/uploads/2010/10/seyitonbasi.jpg?referer=');"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img title="CanakkalePanoramasiSeyitOnbasi" style="border: 0pt none;" class="alignleft" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/seyitonbasi.jpg" alt="CanakkalePanoramasiSeyitOnbasi" width="194" height="259" /></span></span></a><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;">Bir müddet sonra ancak kendine gelebildi ve dedesine hitaben: <em>“ </em></span><strong><em> <span style="line-height: 115%; color: #548dd4;"> Sana söz! Bir daha seni ağlatmayacağım! Artık gülebilirsin!”</span></em></strong><span style="line-height: 115%; color: black;"> diyerek ağır ağır kabirden uzaklaştı. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Yusuf, ruhunda bin bir pişmanlık ile Polise teslim olmaya gitmekte iken  karşısına çıkan manzara ile iyice sarsıldı. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Gözlerine inanamadı. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;">Aman  Allah’ım! O da ne? Az önce Rehber sandığı  burma bıyıklı; gizemli  adam şimdi karşısında bir anıt gibi durmaktaydı. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><br /> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Kızıl rüzgarın tesiriyle ülkeyi  kasıp kavuran  terör dalgasından  korumak için adeta <strong>dalgakıran</strong> gibi ayakta duran bir anıt…</span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><br /> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Sırtında top mermisi; şahin bakışlı; neredeyse yerinden ok gibi fırlayıp gelecek  gibi duran Çanakkale Kahramanı Havranlı Kocaseyit’in Anıtı… Yusuf, Kocaseyit ile  konuşuyormuş gibi anıta döndü, gırtlağında düğümlenen kelimeleri göz yaşları  içerisinde söylemeye çalıştı</span><strong><em><span style="line-height: 115%; color: #31849b;">: </span></em></strong></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><br /> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><em> <span style="line-height: 115%; color: #31849b;"> “ Hey gidi Kocaseyit Hey! ‘Özüne dön’ demiştin,  dönüyorum işte… Hem öyle bir  dönüş ki, . Ölüm Orucu’ndan Ramazan Orucu’na…Kandil Dağı’ndan Kandil  Gecelerine…” </span></em></strong></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><em> <span style="line-height: 115%; color: #31849b;"> </span></em></strong></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="line-height: 115%; color: black;"> Ufukta batan güneş Yusuf’un gönlüne doğmuş ve onun karanlık dünyasını aydınlığa  çevirmişti. Yeni bir hayata merhaba demek üzere yola koyulan Yusuf, ölümden  sonra diriliş yaşamış gibi sevinç içindeydi. </span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><br /> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 1px; margin-bottom: 2px;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bayram Özbek</span></span></p>
<p></html></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1607" title="2" title="08 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2845-dalgakiran.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİNEMA VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2090-sinema-ve-toplumsal-donusum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2090-sinema-ve-toplumsal-donusum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 06:01:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bayram Ozbek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya-Radyo]]></category>
		<category><![CDATA[SİNEMA VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2090</guid>
		<description><![CDATA[SİNEMA VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM İnsan beyni gerçek ile hayali ayır etmeden çalışır. Beynimize göre gerçekte hayaldir, hayal de gerçektir. İkisi de aynı tamiri ya da tahribatı yapar. Bilinçaltı kendisine  sunulan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 200%;" align="center"><span style="font-size: small;"><strong><span style="font-family: Tahoma;"> <span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_baslik" class="haberbaslik">SİNEMA VE TOPLUMSAL DÖNÜŞÜM</span> </span></strong></span></p>
<p style="line-height: 200%;" align="center"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/03/sinema.jpeg" alt="" width="370" height="292" border="0" /></span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">İnsan beyni gerçek ile hayali ayır etmeden çalışır. Beynimize göre gerçekte hayaldir, hayal de gerçektir. İkisi de aynı tamiri ya da tahribatı yapar. Bilinçaltı kendisine  sunulan mesajları alır ve işlemeye başlar. Bir müddet sonra da etkisini gösterir. Ferdi anlamda hareketlerimizde ve  karakterimizde başlayan değişim, kısa zaman sonra toplumsal değişimler olarak karşımıza çıkıverir.</span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Bir milletin ahlakını bozup, kültürünü yozlaştırmak isteyen art  niyetli insanlar toplumun değerlerini ayaklar altına alırken öyle bir profesyonel dil kullanırlar ki hiç kimse rahatsızlık hissetmez. Çünkü bu işi bilinçaltımıza öyle sinsi bir dozajla verirler ki adeta damar yolunu açmışlardır ve istedikleri her bir şeyi bu kanal ile verirler. Bilinç ve akıl devre dışı kalır. Toplum zehirlenirken kahkaha tufanları atılır. </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;" align="center"><span style="font-size: small;"><em><span style="font-family: Tahoma;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/03/sinema-toplum.jpg" alt="" width="678" height="309" border="0" /></span></em></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><em><span style="font-family: Tahoma;">&#8220;</span></em><span style="font-family: Tahoma;"><em>Nasıl da öptü; ne güzel de aldattı; ne de güzel küfür etti”</em> gibi hayran sözlerle(!) adeta “daha yok mu?” mantığı ve  sürü psikolojisi ile hareket eden bir kitle oldukça yapımcıların cirit atacağı saha belli demektir. Kim daha çok erotizme kaçarsa, kim daha çok küfür ettirirse, kim daha  salak ve silik hareketlerde bulunursa parayı da o kapar düşüncesi zihinlere kazınır ve hiçbir yapımcı bel altından başka  sinema ve dizi yapamaz olur. Sokak ortasında öpüşmelerden tutun her türlü cinsel sapkınlığın önü alınamaz ve bir müddet sonra ürperdiğiniz şuh hareketler sıradan hale gelir. Böylece toplumsal dönüşüm projeleri hayata geçirilmiş olur. Eşinin elini tutup çarşıda pazarda yürümekten utanan bir millet,  sokak ortasında zinaya göz yumacak kadar hayasız ve vurdum duymaz hale gelir.  Hatta o kadar ileri  gider ki kendi evinin içinde karısının ve çocuklarının gözleri önünde fuhşa çanak tutar basit bir çanak anten ile…</span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">“Recep İvedik  mi daha iyi küfretti, Cem Yılmaz mı?” yarışmaları açılır. </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Gençliğin  idol olarak görüp özendiği iki sanal kahraman tüm bir Türk gençliğinin içine edip bırakıverir. </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Tek kelimeyle yazıklar olsun! Veyl olsun! Bir de daha fazla küfretsinler, daha fazla ahlakımızı bozsunlar diye cebimizden  para verir adamları zengin ederiz. </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Sizin sinemadan anladığınız bu mudur? </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Sizin tv dizisinden anladığınız bu mudur? </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Sizin estetik anlayışınız bu mudur? </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Sizin sanat dediğiniz bu mudur? </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;" align="center"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/03/sinma-dunya1.jpg" alt="" width="351" height="276" border="0" /></span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Şayet cevabınız “evet” ise siz zaten bitmişsiniz demektir. Madem ananıza, avradınıza, kızınıza  küfrettireceksiniz bu işi beleşe yapan birilerini arayıp  bulun. Cebinizdeki parayla namusunuzu kirletmelerine izin vermeyin. </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Ne o? Yazıyı çok mu ağır buldunuz? </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">O kadar ağır küfür işitmekten rahatsız olmuyor da gerçekleri biraz ağır bir dil ile yazınca mı rahatsız oluyorsunuz. </span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">Allah rahatsızlık versin  ne diyeyim.</span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">İnsani gelişim Hizmetkarları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı</span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Bayram Özbek</span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="367" title="1" title="18 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2090-sinema-ve-toplumsal-donusum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Served from: www.insanigelisim.com.tr @ 2012-05-20 11:58:57 -->
