<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnsani Gelişim Hareketi &#187; Bulent Gokcen</title>
	<atom:link href="http://www.insanigelisim.com.tr/author/bulent-gokcen/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.insanigelisim.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Oct 2011 12:42:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 17.BÖLÜM</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/5363-isa%e2%80%99nin-sirri-17-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/5363-isa%e2%80%99nin-sirri-17-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 12:42:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 17.BÖLÜM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com.tr/?p=5363</guid>
		<description><![CDATA[İSA’NIN SIRRI BÖLÜM (17) İlahi sistemin işleyişi ‘’Talep edilen, arz edilir’’ şeklindedir. Dolayısı ile sorumluluk arz edenin değil, talep edenindir. Taleplerimiz tercihlerimizdir ve seçimlerimizdir. Yüzlerce hatta binlerce televizyon kanalı arasından seçtiğimiz kanalı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSA’NIN SIRRI BÖLÜM (17)</strong></p>
<p>İlahi sistemin işleyişi <strong>‘’Talep edilen, arz edilir’’</strong> şeklindedir. Dolayısı ile sorumluluk arz edenin değil, talep edenindir. Taleplerimiz tercihlerimizdir ve seçimlerimizdir. Yüzlerce hatta binlerce televizyon kanalı arasından seçtiğimiz kanalı izler ve dinleriz. Seçtiğimiz kanalın yayın frekansından, gözümüzün frekansında olanları görür, kulağımızın frekansında olanları ise duyarız. Hâlbuki bağlandığımız frekansın içerisinde beş duyumuzun algılayamadığı düzeyde frekanslar da mevcuttur. Bunlar bizim bilinçaltı dediğimiz belleğimize kodlanmakta ve beynimizin işleyiş sistemi ile bizi etkileyip, kontrol etmektedirler.</p>
<p>İlahi sistemin işleyişi <strong>‘’Talep edilen, arz edilir’’</strong> şeklindedir. Dolayısı ile sorumluluk arz edenin değil, talep edenindir. Taleplerimiz tercihlerimizdir ve seçimlerimizdir. Yüzlerce hatta binlerce televizyon kanalı arasından seçtiğimiz kanalı izler ve dinleriz. Seçtiğimiz kanalın yayın frekansından, gözümüzün frekansında olanları görür, kulağımızın frekansında olanları ise duyarız. Hâlbuki bağlandığımız frekansın içerisinde beş duyumuzun algılayamadığı düzeyde frekanslar da mevcuttur. Bunlar bizim bilinçaltı dediğimiz belleğimize kodlanmakta ve beynimizin işleyiş sistemi ile bizi etkileyip, kontrol etmektedirler.</p>
<p>İlahi sistemin işleyişi <strong>‘’Talep edilen, arz edilir’’</strong> şeklindedir. Dolayısı ile sorumluluk arz edenin değil, talep edenindir. Taleplerimiz tercihlerimizdir ve seçimlerimizdir. Yüzlerce hatta binlerce televizyon kanalı arasından seçtiğimiz kanalı izler ve dinleriz. Seçtiğimiz kanalın yayın frekansından, gözümüzün frekansında olanları görür, kulağımızın frekansında olanları ise duyarız. Hâlbuki bağlandığımız frekansın içerisinde beş duyumuzun algılayamadığı düzeyde frekanslar da mevcuttur. Bunlar bizim bilinçaltı dediğimiz belleğimize kodlanmakta ve beynimizin işleyiş sistemi ile bizi etkileyip, kontrol etmektedirler.</p>
<p>İlahi sistemin işleyişi <strong>‘’Talep edilen, arz edilir’’</strong> şeklindedir. Dolayısı ile sorumluluk arz edenin değil, talep edenindir. Taleplerimiz tercihlerimizdir ve seçimlerimizdir. Yüzlerce hatta binlerce televizyon kanalı arasından seçtiğimiz kanalı izler ve dinleriz. Seçtiğimiz kanalın yayın frekansından, gözümüzün frekansında olanları görür, kulağımızın frekansında olanları ise duyarız. Hâlbuki bağlandığımız frekansın içerisinde beş duyumuzun algılayamadığı düzeyde frekanslar da mevcuttur. Bunlar bizim bilinçaltı dediğimiz belleğimize kodlanmakta ve beynimizin işleyiş sistemi ile bizi etkileyip, kontrol etmektedirler.</p>
<p>İlahi sistemin işleyişi <strong>‘’Talep edilen, arz edilir’’</strong> şeklindedir. Dolayısı ile sorumluluk arz edenin değil, talep edenindir. Taleplerimiz tercihlerimizdir ve seçimlerimizdir. Yüzlerce hatta binlerce televizyon kanalı arasından seçtiğimiz kanalı izler ve dinleriz. Seçtiğimiz kanalın yayın frekansından, gözümüzün frekansında olanları görür, kulağımızın frekansında olanları ise duyarız. Hâlbuki bağlandığımız frekansın içerisinde beş duyumuzun algılayamadığı düzeyde frekanslar da mevcuttur. Bunlar bizim bilinçaltı dediğimiz belleğimize kodlanmakta ve beynimizin işleyiş sistemi ile bizi etkileyip, kontrol etmektedirler.</p>
<p>İlahi sistemin işleyişi <strong>‘’Talep edilen, arz edilir’’</strong> şeklindedir. Dolayısı ile sorumluluk arz edenin değil, talep edenindir. Taleplerimiz tercihlerimizdir ve seçimlerimizdir. Yüzlerce hatta binlerce televizyon kanalı arasından seçtiğimiz kanalı izler ve dinleriz. Seçtiğimiz kanalın yayın frekansından, gözümüzün frekansında olanları görür, kulağımızın frekansında olanları ise duyarız. Hâlbuki bağlandığımız frekansın içerisinde beş duyumuzun algılayamadığı düzeyde frekanslar da mevcuttur. Bunlar bizim bilinçaltı dediğimiz belleğimize kodlanmakta ve beynimizin işleyiş sistemi ile bizi etkileyip, kontrol etmektedirler.</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="136" title="1" title="20 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/5363-isa%e2%80%99nin-sirri-17-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 16.BÖLÜM</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/5361-isa%e2%80%99nin-sirri-16-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/5361-isa%e2%80%99nin-sirri-16-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 12:40:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 16.BÖLÜM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com.tr/?p=5361</guid>
		<description><![CDATA[İSA’NIN SIRRI BÖLÜM (16)    KENAN: İçeride görebildiğim dokuz tane dev vardı. Devlerin geçtiği büyük bir salona bende girdim. Büyükçe bir havuzun bulunduğu salon ve havuzun ortasında ise som altından büyükçe...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İSA’NIN SIRRI BÖLÜM (16)</strong></p>
<p><strong> </strong>  KENAN: İçeride görebildiğim dokuz tane dev vardı. Devlerin geçtiği büyük bir salona bende girdim. Büyükçe bir havuzun bulunduğu salon ve havuzun ortasında ise som altından büyükçe bir taht bulunmaktaydı. Taht suyun üstünde ve etrafında (360) derece dönmekteydi. Devlerin havuzun etrafında daire oluşturmalarından sonra taht dönmesi aniden  durdu.’’</p>
<p>PİR-İFANİ: Hazreti Mevlana Mesnevisinde ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’şeytanın yer ile gök arasında bulunan tahtına kurulup,Allah’lık tasladığını söyler’’.</span></strong> Nasıl beden gözünün bir imtihanı var ise   gönül gözünün imtihanı da bu olsa gerek. Zira; bu makama kadar sadece suret-i Hak’tan görünen şeytan, bu seferde Allah’lık iddiası ile yol kesecektir. Bu makamlar,gönül gözünün görüş sınırları içindedir.Gönül gözünün açılması ile imtihan bitmeyip,derin uçurumlar bulunan imtihanlar başlamaktadır.</p>
<p>Öte yandan şeytana uymuş olan ve şeytana kulluk eden kavimlere, yine şeytan tarafından evrenin ve yaratılışın sırları verilmektedir. Bu mel’una kulluk eden kavimlerin ileri gelenleri, evrenin işleyiş sistemine uygun tapınaklar inşa etmişler ve bu tapınakların içinde , onunla görüşüp,irtibata geçmişlerdir. Bu mel’un onların efendileri olduğu için altından bir tahtı uygun görmüşler. Ancak tahtın su dolu bir havuz üzerinde bulunmasının hikmeti,suyun hafızasının sürekli olması ve her zaman yeni bilgiye yer olmasıdır. <strong><span style="text-decoration: underline;">Bir anlamda havuzdaki su, şeytanın bütün sürecinin  kayıt edildiği kitabıdır.</span></strong> Tahtın (360) derece dönmesi,o mel’unun her yönden sokulabildiğini  ve  her yönden saldırabildiğini gösterir. O yüzden şeytan,doğruya en yakın yerden kandırır demişlerdir.’’</p>
<p>KENAN: Havuzun  suyuna bakınca, suyun içinde binlerce insanın ruhaniyeti ile karşılaştım. Hepsi acı içerisindeydiler ve bu acılarının haykırışları, suyun içinde eriyip gitmekteydi.’’</p>
<p>REHYAN: Son nefeste elinde bir bardak su ile öleni kandırmaya gelen şeytanın getirdiği su, işte bu su Kenan. Bu sudan içenlerin, ruhlarını şeytana satmış olmanın acı ve haykırışlarıdır duydukların’’</p>
<p>PİR-İ FANİ: Ahiret süreci henüz başlamamıştır ve bu sürecin başlama vaktine kadar, toplam <strong>(50)</strong> kapı deneyimleyecektir insanoğlu. Durum böyle olunca berzah diye isimlendirilen boyutlarda,<strong>kafir cinlerin ve şeytanın kölesi olanlar da olacaktır.</strong></p>
<p>Rab’lığın, <strong>yaratma ve hakimiyet</strong> olmak üzere iki tecellisi vardır. Mescidler bilindiği üzere <strong>CEM</strong> olma yeridir. Nasıl ki dünya denen <strong>ARZ</strong>,biz insan türünün bir kısmının toplanıldığı,bir arada tutulduğu ve cem edildiği yerdir. Ayni bunun gibi kainat sarayının her bir odası ve her bir hücresi de, bizim dışımızda yaratılmış varlıkların herbirinin toplanıldığı,iskan edildiği yani <strong>CEM </strong>edildiği yerlerdir.</p>
<p>Parçadan bütüne yani kainat sarayının her bir odasından sarayın tamamına göz atarsak, kainat; yaratılmışların varlık sahnesine çıkarılarak cem edildiği yerdir. BU ilk cem yerinde varlıklar, sınırlı bir süreç  deneyimledikleri gibi irade yönünden sınırlı da olsa belli ölçülerde serbest bırakılmışlardır.</p>
<p>Devamında  ahiret denen süreç ise <strong>cebren cem</strong> edileceğimiz, kısıtlı olan irademizin elimizden alınacağı ve her yönden <strong>HAKİMİYET</strong> altına alındığımız yerdir. Bu açıdan bakılınca yaratılarak varlık sahnesine çıktığımız kainatın bu yüzü <strong>ilk cem yeri</strong>,ahiret denen süreçte <strong>cebren toplanıp cem olacağım</strong>ız, ikinci cem yeridir. Söyelenen bu ikisi arasında (<strong>50)</strong> kapı olduğudur.’’</p>
<p>KENAN: Tahtın ön cephesinde sinema perdesi genişliğinde bir taş bloğun yüzeyinde çenesi sivri, baş tarafı geniş ve yassı bir resim vardı. Resim konuşuyordu ama konuştuğu lisan, sanki bütün lisanların ve dillerin kökü gibiydi. Resim konuşurken, gözleri canlıymışçasına parlıyor ve oynuyordu. Devler, saygıyla başlarını eğmişler ve hiç biri resmin gözlerine bakmıyordu. Resmin gözleri bir anda benim üzerime odaklandı ve korkunç bir şekil aldı. Devler, heyecanla etrafa bakınmaya başladılar ama beni göremiyorlardı. Ne hayal ne de enerji bedenle değil sırf bilinç olarak burada bulunduğumdan, devler beni görememişti ama resimdeki gözler fark etmişti.</p>
<p>Bir anda havuzun suları hızla çalkalanmaya, soldan sağa doğru hızla dönmeye başlamıştı. Havuzun bu hareketliliği içinde hapis edilmiş ruhlara ya da hapis edilmiş düşüncelere büyük acı veriyordu.’’</p>
<p>PİR-İ FANİ: O taş duvarda gördüğün şeytanın yüzüydü evlat. Şeytan kendine bağlı kavimlerde, kavmin yöneticileri ile bu şekilde görüşmektedir. Sinema perdesi gibi olan o duvar,Atlantis uygarlığından kalmadır. Zaman zaman ayni duvar halka açılır ve halkın, duvar önünde tapınması sağlanırdı. Yahudilerin ağlama duvarı,bu tapınmanın devamıdır. Şeytan’ın serüveni,insanoğlunun bedenen yaratılışından önce olduğu için bütün dilleri bilmektedir. Konuştuğu dil,bütün dillerin köküdür.Kök olan lisan ile konuştuğun zaman,bütün lisanlarla konuşmuş gibi olursun.  O duvardaki yüzün bakışları,duvarın önünde tapınmakta olan insanları adeta esir edip,büyülemektedir.Bir çeşit beyin kontrolü ve beynin istenen istikamette programlanmasıdır,işleyen sistem.</p>
<p>Melun,beklenen <strong><span style="text-decoration: underline;">(12)ci Havari’yi</span></strong> birdenbire karşısında ve çok gizli olan merkezlerin birinde görünce,çok şaşırdı herhalde. Hem korkup hemde sinirlenince kendisine bağlı olanların ruhaniyetlerine de yansıdı bu hali ve dolayısı ile onlara da ızdırap vermiş oldu.’’</p>
<p>KENAN: (12)ci Havari mi? Yani ben onikinci Havarimiyim?’’</p>
<p>PİR-İ FANİ: Evet sen beklenen (12)ci Havarisin.  Bu kadar kısa zamanda ve bu kadar çok şey öğrenmen bunun için. Artık dünyanın kaderi değişiyor evlat.Yeni gerçekler,eski gerçeklerin yerini çoktan almaya başladı bile.  Burada olma sebebin, senin seçimindi ve şimdi bu seçimin sana yüklediği  sorumluluğu ifa edeceksin. İnsan korkunç bir rüya gördüğünde hemen uyanmak ister. Lakin içine girdiğimiz dönemde öyle korkunç şeyler olacak ki,insanlar uyandıklarına bin pişman olacaklar. Kulübeye döndüğünde profesöre şunları söyle:</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">    ‘’ İNSANLARA SÖYLEYİN; İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ SAAT (11)Cİ SAATTİR. ASIL SAATİN GELMESİNİ BEKLEYİN (!)</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kenan ile Reyhan, kendilerini tekrar kulübenin olduğu mezarlıkta buldular. Aceleyle kulübeye döndüklerinde,Musa efendi ile Profesör hala mektup üzerinde istişare etmekteydiler. Kenan ,sağ elinin işaret parmağını (11)’ci kürenin üzerine koyarak <strong>‘’İnsanlara söyleyin;içinde bulunduğumuz saat (11)’ci saattir.Asıl saatin gelmesini bekleyin’’</strong> sözünü tekrar edince, Profesör Kerim bey ile Musa efendinin yüz ifadeleri değişmiş ve birbirlerine endişe ile bakmışlardı.</p>
<p>MUSA EFENDİ: <strong>Bu ölülerin dirildiği,dirilerin öldüğü ve kapıların açıldığı deccalin vaktidir. Hemen dönseniz iyi olur’’</strong></p>
<p>PROFESÖR: Hemen merkeze dönüp,dünyanın kalp atışları raporlarına bakmamız lazım’’</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">KIYI KÖYDE OLANLAR:</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Özel kuvvetler birliğinin etrafını çembere aldığı kıyı bölgesinin ,manyetik alan yoğunluğu gittikçe artmaktaydı. Bölgeye yakın birkaç kasaba ve köyde gerçekleşen toplu ölümler biliniyor ama girilemiyordu. Aselsan’dan özel ekipmanlar ve personelin yanı sıra ülkenin ileri gelen birkaç üniversitesinden de yardım istenmiş ve Tübitak ile işbirliğine gidilmişti.</p>
<p>Dev Küre’nin nereden geldiği ve nasıl ortaya çıktığı hala anlaşılamamıştı. Herhangi bir hareketlilik tespit edilmemesine rağmen, yapılan ölçümlerde manyetik alan yoğunluğu gittikçe artmaktaydı. Artan manyetik alan yoğunluğu, beynin işleyiş sistemine direkt olarak etki ettiğinden,algılanan düşünce dalgalarının titreşim frekansını yükselmesine sebep oluyordu.</p>
<p>Titreşim frekansı yüksek olan düşünce dalgaları,beyin tarafından algılandıktan sonra, kişinin içinde bulunduğu bilinç katının ve bilinç altında saklı olan duyguların tesiri ile şekillenerek,kendi manyetik alan yoğunluğunu oluşturuyordu.</p>
<p>Kişinin bilincinin manyetik alanı,varlığının <strong>Öz’</strong>ü olduğundan, kişiyi ayni  bilinç katının titreşimine çektiği için, insanlar kuş sürüleri gibi bir araya otomatikmen toplanırlar. Bu ayrışma,ırkçı,bölücü ve her türlü eğilimin fanatikleşmesi ve bu fanatiklerin bir araya gelmesi demektir.</p>
<p>Çevre emniyetini alan özel kuvvetler birliğinin ve çalışan teknik personelin, bu durumdan etkilenmemesi için üretilmiş olan ,özel başlıklar bulunmaktaydı. Ortamın manyetik alan yoğunluğunun ölçümünden sonra,bu başlıklar takılarak önlem alınmış oldu. Ancak bölge insanının bu olaydan nasıl etkileneceği ve nasıl önlem alınacağı belli değildi.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">ÖZEL KUVVETLER BİNASINDA:</span></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Özel kuvvetler binasının yer altında bulunan kısmında ve toplantı salonunda, çok hararetli bir tartışma vardı. Mektubun üzerindeki şema,dev ekrana aktarılmış ve profesör gerekli açıklamayı yapmaktaydı. Konunun aciliyetine binaen önceki safhalar atlanmış,direkt (11)’ci küre üzerinden anlatıma başlamıştı. Elinde bulunan ışıklı kalemin lazerini (11)’ci küre üzerine yönelttikten sonra şöyle söyledi:</p>
<p>PROFESÖR: Arkadaşlar; görüldüğü üzere mektuptaki çizim,basit olarak bir saate benziyor.  İçine girdiğimiz dönem, insanoğlunun varlığında kayıtlı olan bilginin hızla açığa çıkması ile hızlanmış bir tekâmül sürecidir. Her yeni doğan çocuk, bir önceki nesilden daha fazla bilgi içeren yani hatırlayan ve yüksek bilince sahip çocuklardır. Varlığımızı oluşturan atomların bünyesindeki elektronların yükü, gün geçtikçe artmaktadır. Atomda sonsuz bir döngü halinde bulunan evrenin<strong><span style="text-decoration: underline;">manyetik gücü ve bu gücün bilgileri</span></strong> ayni hızla açığa çıkmaktadır.</p>
<p>Atom’un yapısından açığa çıkan yani bulunduğumuz evrene inen programlanmış düşünce dalgaları, evrenlerin yaratılış bilgisini içerdiği gibi açığa çıkan manyetik güç, <strong>paralel evrenler</strong> arasında bir <strong>geçiş kapısı</strong> da açmaktadır.</p>
<p>Sizde biliyorsunuz ki sadece biz değil, tüm evren atomlardan oluşmuştur. Buda demektir ki değişim sadece bizde değil evrenin her bir noktasında meydana gelmektedir. Evrenin her zerresin bir  <strong>frekansı</strong> ve <strong>titreşme</strong> sayısı vardır .</p>
<p>Dünyamızın da frekansı, ya da kalp atışı vardır.  Bilimsel çevrelerin yaptığı ölçüm raporlarına göre, son ölçümlerde dünyanın rezonansı, binlerce yıldan beri sabit olandan farklı olduğu görülmüş olup, son raporlara göre (<strong>11 )</strong> devire ulaşmıştır ve  yükselmeye de devam etmektedir.</p>
<p>Elimizde bulunan mektuptaki saate göre (<strong>11)</strong>’ci saatte bulunuyoruz. Bu mektupla ilgili gelen son uyarı ‘’ <strong>‘’İnsanlara söyleyin;içinde bulunduğumuz saat (11)’ci saattir.Asıl saatin gelmesini bekleyin’’ </strong>uyarısıdır.  Mektubun yapılan çözümüne göre (11)’ci küre <strong>HEYBET</strong> makamıdır ve (<strong>11</strong>) rakamı, kötülüklerin, günahların,ölümlerin ve <strong>İfritlerin</strong> gizemini taşımaktadır. Tarihte cereyan eden önemli olayların genelde yılın (11)ci aylarına tekabül etmesi, ya da gerçekleştiği ayların (11) ve (22) ci günlerinde meydana gelmesi çok enteresandır.’’</p>
<p>BAŞKA PROFESÖR: (11) rakamı ayni zamanda seyri sulukta, makamların ve basamakların sayısıdır. Sonsuza doğru açılan 11-121-1331 gibi..’’</p>
<p>PROFESÖR: Güçler dengesi’’</p>
<p>BAŞKAN: Dünyanın titreşimi, bizim de titreşimimizi etkilemektedir. Ne kadar<br />
hızlı titreşme olursa o kadar süptil bağlantılarımız kuvvetlenmekte, algılarımız ve anlayışımız değişmekte, hislerimizde büyük ölçüde değişim meydana gelmektedir. Titreşimin seviyesi oranında soyut evrenle bağlantılarımız artmakta ve  ruhsallığa daha yakın bir bilinç düzeyi ortaya çıkarmaktadır.’’</p>
<p>PROFESÖR: Bu olay güçler dengesi kaidesince,negatif ve pozitif kutuplarda ayni oranda olmaktadır. Atom’un yapısından açığa çıkan evrenlerin yaratılış bilgisine hem <strong>Deccal</strong> ve taifesi hemde <strong>Mehdi (a.s)</strong> ve <strong>Ashabı</strong> ulaşmaktadır. Açığa çıkan manyetik gücün, <strong>paralel evrenler</strong> arasında açtığı <strong>geçiş kapısı</strong>ndan hem<strong><span style="text-decoration: underline;">Rahmaniler</span></strong><span style="text-decoration: underline;"> </span>hemde <strong><span style="text-decoration: underline;">Şeytaniler</span></strong> istifade edeceklerdir.’’</p>
<p>BAŞKAN: O zaman az önce bahsettiğin İfritlerin yeryüzüne inmesinin yanı sıra Mehdi (a.s) askeri olacağı söylenen Ashab-ı Kehf’in,Şehitlerin ve Berzahta bekleyen Salih kulların gelmesinin vakti geldi ya da geliyor?’’</p>
<p>PROFESÖR: <strong><span style="text-decoration: underline;">Başkanım; beklenen siyah SANCAK açıldığında,o sancağın arkasında birer nefer olmak için (18) bin alemde bekleyenler var efendim</span></strong></p>
<p>Öyle bir zamana girdik ki, İsa (a.s) havarisinden kalan sırlı mektubun üzerindeki şemada,akrep ve yelkovan <strong>(12)</strong> rakamında birleşmiş durumda çizilmiştir. Dünya şu an titreşim olarak <strong>(11)</strong> rezonansında.Dünyanın kalp atışları (12) rezonansını gösterdiğinde, yani mektubun sırları  tamam olup,(12)’ci Havarinin de katılmasıyla İsa(a.s) zuhur edecek. Dünyanın titreşimi (12) rezonansına yükseldiğinde, ölülerin bir müddet diriltilebilmesi mümkün olacağından İsa (a.s) zuhur vakti anlaşılmış olacak.</p>
<p>BAŞKAN: Ölülerin diriltilmesi mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O sırada Doktor Ömer bey’in geldiği bildirilmiş olup, içeri alınmasından sonra topantıya devam edilmişti. Doktor Ömer bey, dev ekrandaki kürelerin dizilişine ve üzeri işaretlenmiş olan (11)’ci küreye uzun uzun baktıktan sonra ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’Tabi ya’’</span></strong> diyerek bağırınca herkes ona doğru baktı.’’</p>
<p>BAŞKAN: Ömer bey hayırdır?’’</p>
<p>DR. ÖMER: Başkanım; Şu Urfa’da ortaya çıkan ve İsa Mesih olarak tanıtılan, kabullendirilen çocuğun,Ayasofya’da yapılacak törenin zamanı da (11) sayısı ile ilgili’’</p>
<p>BAŞKAN: Nasıl yani?’’</p>
<p>DR. ÖMER: <strong><span style="text-decoration: underline;">(11/11/2011</span>) </strong>başkanım ‘’</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>O sırada kıyı köydeki dev kürenin ve Trakya bölgesindeki gelişmelerin görüntüleri ile birlikte, ilk rapor bilgileri gelmişti. Gelen görüntüler dev ekrana yansıtılmış ve olanlar seyredilmeye başlanmıştı. Başkanın yaptığı açıklamaya göre dev kürenin sebep olduğu manyetik alan yoğunluğu gittikçe artmaktaydı. Çevre güvenliğini alan askerlerin ve teknik ekibin , küreye hiçbir şekilde yaklaşması mümkün değildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>BAŞKAN:  Manyetik alanın artması veya arttırılması ne için,sebebi ne?’’</p>
<p>DR. ÖMER: Başkanım; atomlardan örülü hücreler, hücrelerden örülü moleküller ve moleküllerden örülü bir madde bedene sahibiz. Atom boyutundan daha alt boyuta baktığımızda elektron ve protonları görürüz. Bu elektron ve protonları açığa çıkaran <strong>FOTONLARDIR</strong>. Foton boyutunun daha altı ise kozmik bellekten yayılan ve evreni oluşturan düşünce dalgalarıdır.</p>
<p>Manyetik alanın artması ile algılanan düşünce dalgalarının daha net algılanması hedeflenmiş olabilir.’’</p>
<p>PROFESÖR: Ne için,hangi gaye ile?’’</p>
<p>DR. ÖMER:İyilik ve kötülük insanda <strong>CEM</strong> olmuştur. Algılanan herşey birer kozmik bilgisayar olan ve adına cevher topu denen beyin sayesinde açığa çıkmaktadır. Eğer bu beyinleri kontrol edebilirseniz,açığa çıkanın negatif ve pozitif olmasını da belirleyebilirsiniz. Dünya üzerinde olan ve olmakta olan her şey direkt olarak değil , yüksek düzeydeki beyinlerin vesilesi ile olmaktadır. Buna vesile olanların çoğu ise bu işlemden habersiz ve bilinçsizdirler.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Manyetik alan yoğunluğu ile algısı atom altı boyuta indirgenen beyinlerin, algıladıklarının beyinlerinden açığa çıkış sürecindeki elektomanyetik işlemi kuvvetlendirmek ve bu süreci yönetmek istemiş olabilirler.’’</span></strong></p>
<p>BAŞKAN: O zaman her ne olacaksa veya olmaktaysa,sistem bu şekilde işlemektedir. Dolayısı ile <strong><span style="text-decoration: underline;">Deccal veya Deccaliyet</span></strong> gücünü buradan almaktadır.’’</p>
<p>DR. ÖMER:İlahi sistemin işleyişi <strong>‘’Talep edilen, arz edilir’’</strong> şeklindedir. Dolayısı ile sorumluluk arz edenin değil, talep edenindir. Taleplerimiz tercihlerimizdir ve seçimlerimizdir. Yüzlerce hatta binlerce televizyon kanalı arasından seçtiğimiz kanalı izler ve dinleriz. Seçtiğimiz kanalın yayın frekansından, gözümüzün frekansında olanları görür, kulağımızın frekansında olanları ise duyarız. Hâlbuki bağlandığımız frekansın içerisinde beş duyumuzun algılayamadığı düzeyde frekanslar da mevcuttur. Bunlar bizim bilinçaltı dediğimiz belleğimize kodlanmakta ve beynimizin işleyiş sistemi ile bizi etkileyip, kontrol etmektedirler.</p>
<p>Farklı boyutları algılayan veya sadece enerjilerine maruz kalan kişilerin,olumlu yada olumsuz herhangi bir olaya yoğunlaşması demek, olayın gerçekleşmesi için enerji akışının başlaması demektir. İşte bu noktadan sonra korkularak yada ümit edilerek kurgulanan birşeyin gerçekleşmesi mümkündür. Durumun şiddetine göre bir takım kazaların meydana gelmesi ve  sürpriz olayların gerçekleşmesi kaçınılmazdır. Rüyaların her şekilde hayra yorulmasının ardındaki sır budur. Çünkü görülen rüya, bu boyuta ait olmayıp,görüldüğü boyutun tüm enerjisini de beraberinde taşımaktadır.Siz hangi hal üzere yorumlar iseniz,rüyanın tüm enerjisi o yöne doğru akacaktır.</p>
<p>Bu gerçeğin farkında olan bir takım güçler,yazılı ve görsel medyayı kullanarak gördükleri veya derledikleri rüyalar arasından, emellerine uygun olanları gündemimize servis ederler. Oluşturulan yapay gündem sayesinde, kalabalıkların  konuya yoğunlaşmasını sağlayarak,insanların zihinlerine nakşederler.Kişilerin zihin dünyası,sürekli bu konuyla meşgul olduğundan, rüyanın ait olduğu boyutun enerjisi,zihinlerde oluşturulan kurgu üzerinden boyutumuza akmaya başlar.</p>
<p>İşleyen bu sistem üzerinden atomun alt boyutu olan foton boyutunun ve daha alt boyutun bilgisi açığa çıkarken, beraberinde enerjisinide taşımaktadır. Bu enerjinin açığa çıkması ve kullanılabilmesi ,insanların beyinleri sayesinde olduğundan, programlanan ve işlevi kuvvetlendirilen beyinlerin üzerinden,istenen şekilde zuhur ettirilebilmektedir.’’</p>
<p>KENAN: Mayıs (2000) tarihinde gerçekleştirilen deney ile dünyaya getirilen o iki çocuk, negatif olarak işlev gören iki süper beyin ve bu süper beyni  daha da güçlendirecek olan programlanmış ve algısı arttırılmış diğer beyinler’’</p>
<p>BAŞKAN: Peki bu süreçte, manyetik alana maruz kalan ve kapasitesi arttırılmış olan beyinlerin,olağanüstü olaylara sebebiyet vermesi mümkün mü?’’</p>
<p>PROFESÖR:Musa efendi şöyle demişti başkanım;’’<strong> Bu ölülerin dirildiği,dirilerin öldüğü ve kapıların açıldığı deccalin vaktidir’’</strong></p>
<p><strong> </strong><strong><span style="text-decoration: underline;">KIYI KÖYDE OLANLAR:</span></strong></p>
<p><strong> </strong><strong>    </strong>Dev küre, dilimlenmiş karpuz gibi (8) ayrı parça halinde açılmaya başlamış ve parçalar, bir çiçeğin açılması misali yatay hale gelirken, tam eksen noktasından yavaş yavaş ve dönerek burgulu hale gelen  ve (4) kenarı olan, kristal bir  sütun yükselmeye başlamıştı. Kristal sütunun tepe noktasında bulunan <strong>HAÇ</strong> işaretinin her köşesinde, yeri göğü aydınlatacak mavi ışık saçan prizmalar bulunuyordu.</p>
<p>Bir çiçeğin taç yaprakları gibi açılan (8) parça, tamamen yatay hale geldiğinde, billurdan zemini olan muhteşem bir şehir ortaya çıkmıştı. Şehrin tam ortasında ve kristal sütunun hemen altında,som altından inşa edilmiş piramit, görenleri hayrete düşürüyordu.</p>
<p>Piramitin etrafında bulunan yapılar, adeta ışıktan inşa edilmişlerdi. Dar bir tabanı bulunan binalar, orta kısmına doğru dairesel olarak genişliyor ve sonra tekrar daralarak devam ediyordu. Her binanın tepesinde bulunan dairesel çatılar (3) boğum halinde olup üçüncü boğum, cami minaresi şeklinde sivriliyordu. Bazı binalar ise müthiş şekilde lale çiçeğine benziyordu. Şehrin kendine özgü bir atmosferi olup,rengarenk ve ışıltılar içindeydi. Zeminden atmosfere doğru  yükselen ışık zerreciklerinin yağmuru,ilk bakıldığında atmosferden zemine doğru yağıyor sanılıyordu. Ama bilinenin tersine,zemin atmosferi besliyordu. Şehir rüya bile olamayacak kadar güzeldi.</p>
<p>Piramidin tepesinden yükselen burgulu kristal sütunun, üst tarafında bulunan haç işaretinin (4) kenarı, birbirine ters yönlere doğru kıvrılarak,  her bir prizmanın dört farklı yönü görmesi sağlanmıştı. Prizmaların baktığı yön değişince birbirinden farklı olarak, renkleri de değişim göstermişti. Evrensel boyutlardan emilen enerjinin,bu prizmalar sayesinde dünyanın farklı yerlerindeki, diğer şehir piramitleriyle paylaşımı ve  ortak bir alan oluşturması hedeflenmişti.</p>
<p>Prizmalar sayesinde evrensel boyutlardan emilen enerji, kristal sütunun içinden müthiş bir ışık parlaması ile geçerek piramidin içine giriyor ve bir takım işlemlerden geçerek ,billur zemin sayesinde şehrin her noktası besleniyordu. Ayni enerji,zeminden ışık yağmuru şeklinde yükselerek,şehrin yapay atmosferini de besliyordu.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">(Bu şehrin İYON silahları vardı ve bu silahlar sayesinde ,canlı cansız her yapıyı iyonlarına ayırabiliyorlardı)</span></strong></p>
<p>Zaten yüzyıllardır bu bölgeye olan enerji akışı, pozitif ve negatif tarafların ilgisini çekmiş olduğundan, Trakya bölgesinde büyük savaşlar olmuştu.  Edirne’nin, Osmanlı imparatorluğuna uzun yıllar başkent olmasının bir sırrı da bu enerji akışıydı. Daha sonra ayni enerji akışının daha güçlü olduğu tespit edilen İstanbul başkent olmuş, akabinde kurtuluş savaşının ardından başkentin Ankara olmasının sebebi,  İstanbul’un uzun yıllar boyunca, negatif enerji akışına maruz kalacağı gerçeğiydi. İstanbul’un aldığı enerji akışı pozitif olarak değişirken bu seferde Urfa yöresi müthiş bir negatif enerji akışına maruz kalmıştı.</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="89" title="1" title="15 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/5361-isa%e2%80%99nin-sirri-16-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası 15. Bölüm FİNAL</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3324-kapinin-arkasi-15-bolum-final.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3324-kapinin-arkasi-15-bolum-final.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Mar 2011 07:57:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Arada]]></category>
		<category><![CDATA[Bana]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Derin]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[geldi]]></category>
		<category><![CDATA[Hadi]]></category>
		<category><![CDATA[Iyi]]></category>
		<category><![CDATA[Kapının Arkası 15. Bölüm FİNAL]]></category>
		<category><![CDATA[Kimler]]></category>
		<category><![CDATA[Kiz]]></category>
		<category><![CDATA[Merhaba]]></category>
		<category><![CDATA[Niye]]></category>
		<category><![CDATA[Nuru]]></category>
		<category><![CDATA[olsun]]></category>
		<category><![CDATA[Sahi]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsin]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=3299</guid>
		<description><![CDATA[Köye ulaştıklarında önce arkadaşının kabrine uğrayıp, ardından babasının evine vardılar. İhtiyar evde yoktu ama şehit eşinin yaptığı acı kahveyi içmek için içeri geçtiler. Tahsin cebinden çıkardığı şekerlemeyi küçük kıza uzatarak,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img class="alignleft" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" width="105" height="111" />Köye  ulaştıklarında önce arkadaşının kabrine uğrayıp, ardından babasının  evine vardılar. İhtiyar evde yoktu ama şehit eşinin yaptığı acı kahveyi  içmek için içeri geçtiler. Tahsin cebinden çıkardığı şekerlemeyi küçük  kıza uzatarak, başını okşadı. Küçük kız bir şeyler söyleyecekmiş gibi  Tahsin’in gözünün içine bakıyor ama odadakiler yüzünden söyleyemiyordu.  Tahsin, kızı kucaklayarak <strong>’’ hadi bana küçük buzağıyı göster bakalım’’</strong></span> diyerek dışarı çıkardı.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> KIZ: Babam söylemişti geleceğinizi Tahsin ağabey’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Sana şekerleme getirdiğimi de söyledi mi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KIZ: Unuttu galiba’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Herhalde unutmuş, olsun’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KIZ: Sen babamı görüyor musun?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN:  Ya sen görüyor musun?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KIZ: Sadece geceleri, o da her zaman değil’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Kimseye söylemiyorsun değil mi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KIZ: Yok; babam <strong>‘’ sakın söyleme’’</strong> dedi’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <a href="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2011/03/bulentgulu1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-3300" title="bulentgulu" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2011/03/bulentgulu1-465x600.jpg" alt="" width="465" height="600" /></a></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Tahsin derin bir iç çekti ve ‘<strong>’ şu kız görüyor da ben niye göremiyorum’’</strong> diye düşünürken bir ürperti duydu. Gerisin geriye döndüğünde Yemliha ile göz göze geldi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> TAHSİN: Hay Allah! Sen miydin?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">YEMLİHA: Merhaba ey gözümün nuru efendim’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Gözümüzün ve gönlümüzün nuru ziyade olsun ama sen hiç değişmeyeceksin galiba. Hep sessiz ve sedasız geliyorsun’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">YEMLİHA: Özür dilerim’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Bu arada, sen nerelerdeydin kız? Epey zamandır gözükmedin’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">YEMLİHA: Gelmek istedim ama müsaade edilmedi’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Kim?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">YEMLİHA: Şu (16)’ncı sıraya oturduğun camideki zat’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Sahi sen, onun tasarrufundaydın değil mi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">YEMLİHA: Daha kimler onun tasarrufunda bir bilsen’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Baksana bir şey soracağım. Şu kız babasını görüyor da ben göremiyorum. Açıkçası neden diye sormadan duramıyorum’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">YEMLİHA: Hayır sende gördün. O gün Hızır mescidine nasıl geldiğini hatırlasana’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: İyi ama ilk ve son görüşüm oldu’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">YEMLİHA: Verilenlere razı olmak gerektiğini sende biliyorsun’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Haklısın galiba’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bahçeye çıkan Şebnem’in sesiyle, Yemliha kaybolmuştu. <strong>‘’Kiminle konuşuyorsun öyle’’</strong> diye sorunca, küçük kızla bakıştılar ve birbirlerine göz kırptılar. <strong>‘’Sarışın ve güzel bir kızla konuşuyordum hayatım’’ </strong>diye cevap verince Şebnem bir kahkaha attı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ŞEBNEM: Ben çok kıskancımdır ama ona göre’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Bilmez miyim hayatım; babanla gittiğimiz o düğün gecesi, beni kendi annemden kıskanmıştın’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ŞEBNEM: İyi ama o zaman annen olduğunu bilmiyorduk ki’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Haklısın ne tuhaf değil mi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ŞEBNEM: İlahi senaryonun tecellisine, insanın aklı her zaman ermez derdi babam’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: İşte teslimiyetin devreye girdiği nokta burası’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ŞEBNEM: Ben, Hakk’a teslim oldum, O’da beni, sana teslim etti’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Rabbimin emaneti başım üstüne’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ŞEBNEM: Başının üstünü değil, gönlündeki evini istiyorum.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Seni zaten oraya kilitledim, anahtarını da denize attım. İstesen de çıkamazsın’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ŞEBNEM: Çıkmak isteyen kim?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Tahsin,  küçük kızı kucaklayıp öptükten sonra annesine bir miktar para verip,  gerisin geriye tekrar yola koyuldular. Çavuşlar köyüne uğrayıp  bıraktıkları dul kadını aldıktan sonra Şebnem’in evine geldiler.  Delikanlı, onları eve bıraktıktan sonra doğruca çorbacıya gitti. Adam  dükkânı kapatmak üzereydi ki yetişti.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Selim  beyi alarak doğruca Şebnem’in evine götürdü. Şebnem, mutfakta yemek  hazırlıyor, kadın da ona yardım ediyordu. Tahsin bugün olanları bir bir  anlatınca adam <strong>‘’ Rabbimin emri başım üstüne’’</strong> diye mukabele etti.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Hayret Selim bey, hiç itiraz etmediniz. Oysa ben düşünmüştüm ki’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ÇORBACI:  Biliyorum şaşırdınız ama bugün sizin ardınızdan, bıçakla yüzük olan  elimi yaraladım. Yarayı sarmak için yüzüğü çıkarıp, tam cama koymuştum  ki senin omzuna konan kumru gibi bir kuş, yüzüğü kaptığı gibi gözden  kayboldu. Bende sabahtan beri bunun hikmetini düşünürdüm, sen  deyiverdin. Eğer hanım kabul ederse şu kızlar kızım, kendiside zevcemdir  inşallah.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Sofraya  oturduklarında Tahsin, bütün olanları ve bunların hikmetlerinin bir bir  tekrar anlatınca, o gece iş tatlıya bağlandı. İlahi senaryoda bir sayfa  daha böylece kapanmış, herkes rolünü oynamıştı. Rolünün farkına  varabilmek, teslimiyetin ilk basamağıdır. Rabbim, teslim olanlar  zümresine dâhil eylesin inşallah dostlar.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Tahsin  akşam namazını kıldıktan sonra oturduğu yerden kalkmadan, gözlerini  kapayarak rabıtaya başladı. Necati amcayı kabre koyarken,kabrin içinde  beliren çiçeklere eli dokunduğu günden itibaren  her rabıta yaptığında,  bulunduğu  oda ayni kokuyla doluyordu. Hatta bir gün rabıta anında annesi odaya  girince, kokuyu hissetmiş ve nereden geldiğini araştırmıştı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yine  ayni şekilde odayı o güzel koku kaplamış olduğu halde kendini  seyrettiğini fark etti.Seccade üzerinde oturmuş, gözlerini yummuş bir  vaziyette,başı öne eğikti.Sonra birden bedeninde buldu kendini ama bu  seferde kendisinin arkasından izlendiğini hissetti. Gözlerini açıp  geriye dönmek için bir an tereddüt ettikten sonra dönüp baktı ki;aman  Allah’ım! Kendisi kendisine bakıyordu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>‘’Hangimiz gerçeğiz ?’’</strong> diye düşündü bir an ve bu durumda ne yapması gerekli olduğunu sordu  kendine.Sordu ama cevap alamadı delikanlı,ilk defa böyle bir şeyi  deneyimliyordu çünkü !</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">O  gece rüyasında ,Fatih camisinde bir cenazede olduğunu gördü. Öğlen  namazından çıkan cemaat tabutun önünde saf tutarken,cemaatten biri  kendine bakıyordu,bakıyordu ama ne bakış! Böyle bir bakışı en son Necati  amcanın gözlerinde görmüştü. Gözler adeta ‘<strong>’gel’’</strong> diyordu,hayır demiyordu <strong>‘’gel’’</strong> diye emrediyordu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ertesi  günü daha öğlen namazı okunmadan, Fatih camisinin avlusundaydı Tahsin.  Ayni rüyada gördüğü şekilde bir cenaze vardı avluda. Gözlerini  cami  avlusunda bulunan kalabalığın üzerinde gezdirmeye başlamıştı  ki,rüyasında gördüğü bakışlar ile karşılaştı. Selam faslından sonra  sessizce yanına oturdu.Adamda bir gariplik olduğunu sezmişti ama tam  anlayamamıştı. Adam eliyle havada bir daire çizdikten sonra, elinde  beliren kırmızı bir Gül’ü uzattı Tahsin’e.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> TAHSİN: Bu ne için ve nereden?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM: Her rabıta yaptığında, manandan yayılan cennet çiçeklerinin kokusundan nicedir istifade ederiz  delikanlı.Bu Gül’ü hem kendim adıma hemde istifade edenlerin cümlesinin adına,sana hediye etmek istedik.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Aldık ve kabul ettik. Bize de bu Gül’ün sırrından, istifade edenlerden olmak nasip olsun inşaallah’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM: Hindistan’da Adem(a.s) kabrinin başı ucunda, her sene iki Gül biter. Yapraklarında <strong>‘’Lailahe illallah Muhammedün Resulullah’’</strong> yazılıdır .Elindeki bu Gül,o Güllerden biridir evlat.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Peki nasıl okuyacağız bu yazıyı?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM: <strong>Önce Hakk’ı zikir ,sonra halkın zikriyle zikir,sonra şükür ve Hakk’ın şükrüyle şükür</strong> evlat !’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Tahsin, Besmele çekerek kalbi ile Gül’e nazar etti ki,bir feryat koparıp <strong>‘’Allah’’</strong> diyerek cezbeye geldi.Gül’ün kokusu ile adeta sarhoş olmuş ve Gül’ün kendi lisanı ile  zikrettiği<strong> ’Lailahe illallah Muhammedün Resulullah’’ </strong>sözüyle,sarhoşlar gibi nara koyvermişti.Bu sarhoşluk başka bir sarhoşluk ve bu nara başka bir nara idi!</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ezan-ı  Muhammediye okunmaya başlayınca, içeri geçip saf tuttular. Delikanlı  kendinde değildi,hem nasıl olsun? Namaz mı kıldı,yoksa namaz mı onu  kıldı hiç anlayamadı?O garip adamla yanyana saf tutmuş ve omuzları  birbirine değerek kılmışlardı namazı. İlk defa böyle bir namaz  kılıyordu,iki gözü iki çeşme  akarcasına.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Öğlen  namazının ardından kılınan cenaze namazında da beraber saf tutmuşlardı.  Cenazeyi omuzlayıp,arabaya kadar da beraber taşımışlardı yine.Tahsin  cenazenin ardından mezarlığa gidecekti ki,adam eliyle çekip  bırakmadı.Delikanlı hiç itiraz etmeden geri döndü ve cami avlusunda  oturup konuşmaya başladılar.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ADAM:  Bir zamanlar tekstil fabrikasında çalışıyordum. Mesai süresince, sadece  üç tane makine ile başbaşaydık. Günlük üretim kotasından aşağı  düşmediğin müddetçe,gün içerisinde kimse yanına uğramazdı.Namazımızı  makine başında kılar sadece yarım saatlik yemek molasında, insanlar ile  bir araya gelirdik.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İşin  verdiği yorgunluktan, akşamları namazın dışında zikir ve virdlerimi  yapamaz olmuştum.Bekar yaşıyordum ve evde tek başıma kalıyordum. Sonra  vird ve zikirlerimi makine başında çalışırken tamamlamaya  başladım.Nasılsa measi boyunca kimse yanımıza uğramıyordu. Belli bir  süre sonra hem çalışmam hemde vird ve zikirlerim, sanki otomatiğe  bağlanmıştı.Bedenim otomatik olarak çalışıyor ve işi takip  ediyor,lisanım ise zikir ve virdleri ile meşgul oluyordu.Bir müddet  böyle devam ettikten sonra üçüncü bir ben ortaya çıktı. Çalışan ve zikir  edenin dışında bir ben vardım sanki?Hem çalışan beni takip edip  izliyordum, hemde zikir eden ikinci bir beni takip edip izliyordum.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu  üçüncü ben, çalışmanın ve zikir etmenin dışında kendi kendiyle de  konuşmaya başlamıştı.Dilim zikir ile meşgul oluyor,bedenim makine  başında çalışıyor ama ben bedensiz ve dilsiz olarak konuşuyordum.Hem  öyle şeyler konuşuyordum ki,yazabilseydim nice sırların aşikar olduğu  bir kitap olurdu.Bu durumda bir müddet böyle devam ettikten sonra,kendi  kendimle değil birkaç kişi varmış gibi,karşılıklı diyalog halinde  konuşmaya başladım. Birileri soru soruyor ve ben cevaplıyorum,ben  soruyorum bu seferde onlar cevaplıyordu. Bir iken iki oldum,sonra üç  oldum ve sonrasında çoğaldım.Garip bir durum olduğunun farkındaydım  aslında. Zaman zaman deli olduğumu düşünüyordum.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sonra  bir gün yüreğime bir acı çöktü hem öyle bir acı çöktü ki,tarif edemem.  Aşık olmuştum ama suretsiz ve isimsiz olarak aşık olmuştum.Hani derler  ya mecazi aşk işte böyle bir aşkın derdine düşmüştüm. Oysa ki ortada ne  bir kız var dı ne de hayalimde bir kızın sureti vardı.Aşıktım hemde  deliler gibi.Çok geçmeden rüyamda bir duvarın ardına elimi uzatmamı  istediler.İlk anda tereddüt ettim,elim duvarın içinden geçer mi diye?  Amma velakin geçti işte! Elimi geri çektiğimde, avucumun içinde  kıpkırmızı yakuttan bir kalp var idi.Avucumun içi alev alev  yanıyordu,ayni yüreğim gibi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">O günden sonra  kendi kendime şiirler yazmaya başladım hemde ne şiirler.Yine bir gün kendi kendime konuşurken, şöyle dua etmemi istediler:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ‘<strong>’Allah’ım!  Bana,Senin sevdiğin ve bana sevdireceğin bir kulunla,el ele ve gönül  gönüle Kabe’ye,Seni ziyarete ve Hazreti Muhammed (s.a.v) Efendimizi  ziyarete varmayı nasip  et ve yollarımızı kolay eyle’’</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> </strong>Böyle biri var ki, bunu istetiyorlar diye düşündüm. Sonrasında bu kişi her kim ise <strong>‘’sağlık ve selametliği,ayrıca ruhaniyeti’’</strong> için dua etmeye başladım. Bu son duaya başladıktan sonra Cenabı Allah, ibadetlerimde  öyle bir şevk ve  öyle bir istek verdi ki hiç sorma.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Durumum bu hal üzere seyrederken bir  hafta  sonu,tanımadığım bir adam yanıma sokulup selam verdi. Gayri ihtiyari  olarak selamını aldım. Adam sonrasında hal hatır sormaya başlayınca <strong>‘’acaba tanıyor olabilirmiyim’’</strong><strong>‘’geçen gün sohbette söylediğin konuyu biraz açarmısın?İnşaallah biraz daha istifade edelim’’</strong> deyince şaşırıp kaldım. Geçen gün dediği zamanda,ben işyerimde çalışıyordum.Durumu pek anlayamadım ama <strong>‘’ne demiştim’’</strong> diye sormuş bulundum.</span> diye düşündüm ama tanımıyordum. Oysa ki adam beni tanıyordu ve </span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>‘’Eğer  Peygamberimiz (s.a.v) Efendimizin nurundan bir zerre görünseydi,halkın  başlangıcı olan SERADAN, halkın bitimi olan olan ARŞA kadar her şey  yanardı’’</strong> demişim. O an şok oldum hatta şok üstüne şok yaşadım.Çünkü  işyerinde kendi kendime,kalabalık bir grup varmışcasına konuşuyordum ya  ? İşte o gün, bu konuyu konuşuyordum daha doğrusu düşünüyordum.Adama <strong>‘’ beni ne kadar zamandır tanıyorsun’’</strong> diye sorduğumda <strong>‘’iki aydır’’</strong> diye cevap verince daha çok şaşırdım. Zira kendi kendime  konuşurken,kalabalık bir grupla konuşmaya iki ay önce başlamıştım.  Meğerse kendi kendime konuşuyorum sanır iken,bu kardeşlerin cemaatinin  içinde sohbette bulunuyormuşum.<strong>Fabrikada çalışan bir ben ve ayni anda sohbet meclisinde olan bir başka ben!</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Adama hiçbir şey belli etmeden müsaade isteyim kalktım. Sorduğu soruya ise <strong>‘’daha sonra inşaallah açıklarım’’</strong> diye cevap verip,eve geldim. Elim ayağım titriyordu ve neler olduğunu  anlayamıyordum.Bu olaydan birkaç gün sonra ise bir kız ile  karşılaştım.Hani içimde yanmakta olan mecazi bir aşk ateşi vardı ya,bu  aşk bir anda bu kızın suretine büründü.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İçimdeki  mecazi aşk,bir surete büründükten sonra daha bir başka yanmaya  başlamıştım.Bu aşk, öyle bedensel hikmetler penceresinden  başlamamış,varlık aşamaları gibi <strong>manadan-zahire</strong> çıkmıştı.  Öncesinde suretsiz ve isimsiz olarak batınımda,dumansı bir halde var  olmuş,sonrasında ise rüyamda kırmızı yakut şeklinde cisim olmuş,  ardından elimi ve gönlümü yakan sıcak ateş haline bürünüp, bu kızın  suretinde <strong>kuvveden-fiile</strong> çıkmıştı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kız  ile tanışıp diyaloğa geçtikten sonra, aramızda oluşan muhabbet  çerçevesinde güzel bir ruhi birliktelik ve bağ kurduk. Bana sorduğu her  sorunun cevabı,başka başka makamlardan veriliyor ve bende kendisine  iletiyordum. Bu arada aracı olduğum bu veri akışı sebebi ile ben de  öğreniyordum. Bu arada artık birden fazla bede bürünme işine de  alışmıştım. Eskisi kadar yadırgamıyordum.Zamanla kendi irademle,birden  fazla bedene bürünmeye başlamıştım.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gün  oldu,devran döndü,ardından kalpler de döndü. İnsanoğlu zahirden batına  inemediği zaman,kendine açılan kapının eşiğine kadar gelirde,o kapının  eşiğinden döner gider.Nice dönenler gibi o’da döndü.Anlayamadı,anlamak  istemedi.Gönül kapımı kapamak zorunda kaldım ama bir daha da hiçbir kıza  açılmadı o kapı. Kendisi hakkında gördüğüm son bir rüyada,avucumun  içinde bana verilen kırmızı yakuttan kalbi uzatmıştım. Almayınca, beyaz  bir kuş gelip,avucumdaki kalbi kapıp gitti. Giderken fark etti bir şeyi  ama çok geçti. Kalbin bir yüzünde Allah(cc.) diğer yüzüne Muhammed  (s.a.v.) yazıyordu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Ya sonra?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM: Anlatıyorum ya işte, hele dinle !’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Özür dilerim buyrun’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM:  O beyaz kuş,kırmızı yakuttan kalbi kapıp uçtuktan sonra, bir  yetimhanenin üstünde dönüp durdu. Ne kadar döndü bilmiyorum ama  uykusunda <strong>‘’anne,anneciğim nerdesin,nerdesiniz?’’</strong> diye ağlayan  küçük bir çocuğun kucağına bırakıverdi. O günden sonra o beyaz kuş ,hep  küçük çocukla beraberdi. Aradan yıllar geçti ve ben hep o küçük çocuğu  gördüm rüyalarımda ve onu takip eden beyaz kuşu. Ömrümün son demlerinde  de görmek istedim, kırmızı yakutun sırrını demek  ve anahtarını vermek için’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN:Kırmızı yakutun sırrı ?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM:Kırmızı  yakutun sahibi,ulvi alemlerin ikliminden esen rüzgarın kokusunu ve  yağan yağmurun ısklaklığını duyar. Ruhun sırrından, alem-i misale açılan  pencereden,esrarengiz alemleri seyir eyler. İnsanın  bir doğusu bir de batısı vardır evlat. Doğu cephemiz HAK tarafıdır ve  Hakikat Güneşi enfüsümüzden, batınımızdan, Hak olan tarfımızdan  doğmaktadır. Kırmızı yakut, Risalet pınarından akan bir çeşme, Risaletin  yakuttan olan sütunlarına rüyalar ile açılan penceredir. Kime verilirse  bu kırmızı yakut kalb,Risalet pınarından kana kana içer ve kendi  kadehinden nice susamışlara ikram eder.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: O ağlayan çocuk bendim değil mi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM:  Hani şu gözleri, sürmeli beyaz güvercin rüyanı da hatırlıyormusun? Hem  kırmızı yakuttan bir kalbe hemde gözleri sürmeli bir güvercine sahip  oldun.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Ya anahtarı,onu da deyiverecekmisin?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM: Önce büyüklerimizden olan Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin sözünü nasihat  ve gönül kulağına küpe olarak takayım ondan sonra inşaallah’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Başım üstüne canım efendim’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM: <strong>‘</strong><strong>’ Arifler katında konuşulan her sözün üç yüz yüzü ve bir tek arkası vardır. </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Sözün  özünden maksada uygunluğunu anlama kabiliyeti olan Mana Ehli olanlar  yanında yetmiş iki yüzü ve bir tek arkası vardır. Onun için emek verip  Eren ekmeği yememiş ve yaban kalmış olanlar cahilliklerinden, doğrudan  doğruya sözün ardını söyleyip  kendilerini ateşe atarlar ve içinde yanar  dururlar. Hâlbuki Ârifler, sohbet meclisinde her sözün önce yüzünü  açarlar da kimseleri ateşe düşürmezler?” İlâhi öğretim ve Rasûlî  eğitimle zamanı gelince özün bildirir rüşte erene… Sırrını rüşde  erdirince açarlar.’’</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şimdi iyi dinle ki sana verilen bu vird , sırrın ta kendisidir.İyi belleyesin ve devam edesin inşaallah’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN:İnşaallah’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ADAM: <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’ALLAHÜ  EHAD VERRESULÜ AHMED’’</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Adam  ‘<strong>’</strong><strong> Alem aynasına bakıpta diken gören ve acı söyleyen, hala nefsiyledir. Gül görmek isteyen var ise Tevhide gelsin,Tevhide gelsin’’</strong> diyerek uzaklaşıp,gözden kayboldu. Delikanlı arkasından öylece bakakaldı garip yabancının.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Konuşmak istiyordu,konuşamıyordu,olanları  açıklamak ,anlamak istiyordu,aklı duruyordu. Dönmeden önce, Şebnem’e  bir hediye almak için kapalı çarşıya uğradı delikanlı. Baş örtüsü  satılan taraftan seçip beğeniyordu ki,yan taraftaki kitapçıya kaydı  gözü.Camın ardındaki rafta duran bir kitap,adeta <strong>‘’Tahsin,Tahsin’’</strong> diye sesleniyordu. Dükkan kapalı olduğundan,alış-veriş yaptığı yerin sahibi <strong>’’ abi onların bugün cenazeleri vardı,babaları vefat etti de.Sanırım bugün açmazlar’’</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> </strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> </strong>Dükkan  sahibi böyle söylerken, genç bir delikanlı gelip, yan taraftaki dükkanı  açtı ve kapının önünde meraklı bir şekilde beklemeye başladı. Belli ki  acelesi vardı ve birini bekliyordu. Tahsin alış-verişini yaptıktan  sonra,kitapcıya geçerek selam verdi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> TAHSİN: Kardeş,başınız sağ olsun ve Allah rahmet eylesin’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KİTAPCI:  Abi sizden de Allah razı olsun. Hem kapalı çarşıya geleceğinizi  söyleseydiniz, arabamla beraber gelirdik,bırakırdım sizi’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN:Pardon anlamadım?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KİTAPCI:  Bugün babamın cenazesini kabre beraber indirdik ya,defin işleminden  sonra babamın vasiyeti üzere,dükkanı açmaya geleceğimi söylemiştim.  Deseydiniz beraber gelirdik’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Babanızın cenazesini, kabre beraber mi indirdik?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KİTAPCI: Abi yapma Allah aşkına,az önce mezarlıkta beraberdik ya,latife mi yapıyorsun?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Tahsin’in  gözleri dükkanın içinde gezinmeye ve bir resim aramaya başlamıştı ki;  cami bahçesinde gördüğü ihtiyarın resmi ile karşılaştı.  Aman Allah’ım! Bugün caminin bahçesinde bu adamla konuşurken,ayni zamanda ve  ayni adamın cenazesinde bulunmuş.Tahsin olduğu yerde biraz sendeler gibi olunca <strong>‘’ abi iyimisin, istersen biraz otur’’</strong> diyen gencin yüzüne öylece bakakaldı. Neden sonra <strong>‘’ Rahmetli babanız dükkanı niye açmanızı istemiş olabilir?’’</strong> diye sordu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> KİTAPCI: Uzak  yoldan bir müşteri gelecek ve  bir  kitap isteyecek demişti,nereden bildiyse ? Ama birkaç defa tenbih  ettiği için açtım dükkanı,maksat vasiyeti yerine gelsin rahmetlinin’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: Şu karşı raftaki siyah kitap olduğunu da söyledi mi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KİTAP: Evet söyledi ama sen,sen nereden biliyorsun bunu? Yoksa o müşteri sen misin?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">TAHSİN: İnşaallah kardeşim. Hele ver bakalım şu emanetimizi de gidelim’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İhtiyarın oğlu, şaşkın bir vaziyette raftan kitabı çıkarıp,Tahsin’e verdi. Kitabın üstünde  altın yaldızlı ve büyükçe harfler ile <strong>‘<span style="text-decoration: underline;">’KAPININ ARKASI’’</span></strong> diye yazmaktaydı. Ön sayfasında şöyle bir yazı vardı:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;">‘’  CELAL sıfatı kabz etmişken CAN’ları,sen CEMAL sıfatının nuru ile an,  onları. Kesretten bakma yanılırsın,Vahdet sırrın olsun, işte o zaman  Hazreti Muhammed (s.a.v) o sır ile anlarsın.</span></strong></span></span></p>
<p><strong>Bülent Gökçen</strong></p>
<p><a href="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/kapi.jpg"><img class="size-full wp-image-3651" title="kapi-550x386" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2011/04/kapi-550x386.jpg" alt="" width="550" height="386" /></a></p>
<p><strong></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="19969" title="2" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3324-kapinin-arkasi-15-bolum-final.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın Dokusu (14. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3259-zamanin-dokusu-14-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3259-zamanin-dokusu-14-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Feb 2011 21:52:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Andan]]></category>
		<category><![CDATA[Ayni]]></category>
		<category><![CDATA[Birbiri]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Bunun]]></category>
		<category><![CDATA[Dalar]]></category>
		<category><![CDATA[Elbise]]></category>
		<category><![CDATA[Gayb]]></category>
		<category><![CDATA[Gelen]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem]]></category>
		<category><![CDATA[Nuru]]></category>
		<category><![CDATA[Vakit]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Dokusu (14. Bölüm)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=3259</guid>
		<description><![CDATA[’Ben sizin Rabbiniz değilmiyim?’’ hitabına ‘’ Ezelden ebede ‘’kadar diyerek şahit olan dostlar; gayri vakit tamamdır. Elif ÖZLEME, mührü devrettiğim andan itibaren, uyuyanlar uyandırılmaya,saflar sıklaştırılmaya ve sırlar açılmaya başlasın. Dirilsin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><br class="spacer_" /></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>’Ben sizin Rabbiniz değilmiyim?’’</strong> hitabına ‘<strong>’ Ezelden ebede</strong> ‘’kadar diyerek şahit olan dostlar; gayri vakit tamamdır. Elif ÖZLEME,  mührü devrettiğim andan itibaren, uyuyanlar uyandırılmaya,saflar  sıklaştırılmaya ve sırlar açılmaya başlasın. Dirilsin beden kabrindeki  ölüler,açılsın sırların üstündeki mühürler.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Meryem  bacının bu sözlerinden sonra,kendisinin sağ tarafına düşen gayb  erenlerinden iki kişi,gözden gayb oldular. Kısa bir süre sonra  geldiklerinde yanlarında güzel ve hanım hanımcık bir kız vardı. Baş  örtüsü bembeyaz olarak omuzlarından aşağı doğru sarkmış, üzerine giydiği  elbise,ayak topuklarına kadar vücudunu  örtmüştü. Meryem  bacı ayağa kalkarak kendisini karşılamış, gelen kızcağızda büyük bir  şaşkınlık içerisinde,Meryem bacıya sarılmıştı. Meryem bacının  ruhaniyetinin nuru,gelen kızın tüm vücudunu kaplamış, ikisinden yayılan  nur, gayb erenlerinin her birinden yayılan nur ile birleşmişti.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ağaçın  yapraklarının her birinin ışıl ışıl yanması ve hepsinin nurunun birbiri  içine geçmesi neticesinde ,gençlerin gözleri kamaşmış ve bir şey  seçemez olmuşlardı. Gelen kız ile Meryem bacı dizdize  oturmuşlar,birbirlerine nazar etmekteydiler.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Elif  ÖZLEM,Meryem bacıyı tanıyordu ama rüyalardan ya da rüya sandığı Hakikat  levhalarından. Ardı ardına gördüğü rüyaların herbirinde<strong> </strong>çok  güzel bir kadın, onu elinden tutarak bir gül bahçesine götürür, gül  bahçesinin en nadide gülüne konmuş bir bülbülün nağmelerini, birlikte  dinlerlermiş. Kadının yüzü, o kadar güzelmiş ki; bülbülü dinlerken,  kadının yüzüne bakar, baktıkça da derinlere dalar gidermiş. Kadının  kendisine söylediği sözler, ayni kendisi kadar güzelmiş ama uyandığında  bir türlü hatırlayamazmış</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şimdi  o kadının,bizatihi huzurunda durmaktaydı Elif. Ayni bunun gibi Meryem  bacı da,anasının ve babasının ölümünden sonra dedesi ile yaşadığı  günlerde böyle rüyalar görür,sabah ezanıyla uyanarak,günü ağlayarak  karşılardı. Meryem bacıyı bir önceki mübarek hanım,Elif ÖZLEMİ’de Meryem  bacı yetiştirmişti. Gayb erenlerinin huzurunda ilk sorusu sorularak  tören başladı:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MERYEM  BACI: ’Uzun çok uzun bir yolculuğa var mısın, gönlünün baharla bezenmiş  bahçesini, güz mevsimiyle gelen rahmet yağmurlarına bırakıp, kopup  geldiğin ötelerin ötesi, Cennet bahçelerine uzanan bir yolculuğa var  mısın? <br />
Hazır mısın? Ötelerden uzanan, o eli tutmaya ve Cennet’in gülünü koklamaya hazır mısın? <br />
Dostlarıyla  dost olmaya, dizinin dibine çöküp, o mübarek eli öpmeye, öpüp  yüzüne-gözüne sürmeye ve hıçkırıklarla ağlamaya hazır mısın? <br />
Ayrılığın  acısı yetmedi mi? Ten kafesindeki süren bitmedi mi? Mum ışığı yetmez,  onu bu karanlıklarda aramaya. Aydınlat nurunla, ziyanı saç her yana.  Unuttun mu yoksa? Sen nursun, mum ışığınla ne arayıp durursun? <br />
Yırtarak  karanlığın bağrını, aydınlığa çıkmaya hazır mısın? Susuzluktan kurumuş  şu bağrı yanık gönüllerin özlemini çektiği ve Rabbimin tecelli ettiği,  boynu bükük çiçeklerin açmak için beklediği Cennet bahçesini,  gözyaşlarınla sulamaya hazır mısın?… <br />
Ay’ın, Güneş’in ziyasını  yansıttığı gibi, Rabbimin nurunu yansıtıp, ayna olmaya hazır mısın?  Sağnak sağnak yağan rahmet yağmurlarına çanak tutup, kucak açan toprak  olmaya hazır mısın? Ayni toprak misali, baharla çiçek açmaya ve sonbahar  rüzgârıyla savrulan, yaprak olmaya hazır mısın? <br />
Akan bir su misali,  başını taştan taşa vurup, çağlayarak deryaya akmaya hazır mısın?  Uyanarak kâbus gibi bir rüyadan, gerçeği ve gerçek sevgiliyi görmeye  hazır mısın? Öğütülerek değirmende, bembeyaz bir un olmaya, kudret  eliyle yoğrulup, aşkın ateşinde mis gibi bir ekmek olmaya ve nice aç  gönülleri doyurmaya hazır mısın? <br />
Doya doya, Abı hayat suyundan  içmeye, ardına bile bakmadan çoook uzak bir yolculuğa gitmeye hazır  mısın? Bir ah çekerek derinden ve ötelere olan özleminden, vazgeçerek  dünya denen çöplükten, dostlar meclisine dönmeye hazır mısın?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM: Ezelden ebede kadar, Ya Allah’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gençler bu manzara ve bu sözler karşısında kendilerinden geçmiş bir şekilde gayri ihtiyari olarak ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’ ezelden ebede kadar Ya Allah’’</span></strong> demişlerdi,Elif’in dediği gibi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sıra, Besmele çekerek devreye girme zamanıydı. Hakan’ın imamlığında Besmele çekilerek ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’Ummandan Selam getirdik’’ </span></strong>dendikten sonra gayb erenlerinin gözünde görünür olmuşlar ve usulca ağacın arkasından çıkmışlardı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MERYEM BACI: Ummanın selamını aldık ve başımızın tacı yaptık efendim. Hele yaklaşın bakalım  yaklaşında, nefesinizden ummanın kokusunu duyalım’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gençler,  Meryem bacıya iyice yaklaştıktan sonra bir şeyin farkına vardılar.  Bedenleri eski bedenleri değil,latif ve bir kuşun tüyü kadar hafifti.  Gayb erenlerinin nurdan şemsiyesi altına girdikten sonra,vücutları  süngerin suyu emmesi gibi,ortamın nurunu emmeye başlamıştı. Elif ÖZLEM,  Hakan’ı görür görmez heyecanla bir şeyler söyleyecek gibi yönelmişti ki;  Meryem bacının eline hafifce dokunmasıyla, durakladı. Heyecanlanmasının  sebebi, gördüğü rüyalardaki Gül bahçesindeki oğlan olmasıydı. Ayni  rüyalarda Meryem bacı, kendisini bu gencin yanına oturtmaktaydı.  Gençler, Adem efendinin kendilerine emanet ettiği soruyu sormak için  müsaade istediklerinde, Meryem bacı yerinden kalkarak, gayb erenlerinin  yanına, hilalin ucuna oturmuştu. Yıldızın olduğu yerde Elif kalmış,  Alper ve Yahya geriye doğru çekilerek, Hakan huzurda kalmıştı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Adem efendinin selamı ile (1617)’nin mana ve sırrını talep etmekteyiz’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM: Bu öyle bir şifredir ki ne  soran  bilir, ne de sorulan bilir. Bildiğimiz,müsaade edilen ve bildirilen  kadarı iledir. İnşaallah biri Hazreti İsa (a.s) diğeri ise Hazreti Ali  (k.v)Efendimizdir.  Şems’imiz ve <strong>(12)</strong> seyyare,  alemler içinde bir alemdir ve şifreler bu alemde gizlidir. Size  bildirilen bu şifreye, (12) seyyare içerisinde karşılık gelenlerin  ikinci bir şifresi daha vardır. Dedik ya biri Hazreti Ali(k.v.),diğeri  Mehdi (a.s.).</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Alemde  her şey çift yaratılmıştır ki biri diğerini tamamlamaktadır. Bu (1617)  rakamının bildirildiği,siz üç arkadaştan hanginizdir?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Bana bildirilmiştir efendim’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM: Diğeride bana bildirilmiştir Ey Yusuf’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Yusuf, benim tenhalardaki ismimdir efendim’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM:Herkesin tenhalarda bir ismi vardır ve her yaratılanın, Ruhlar meclisinden  bir eşi vardır.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Eşi vardır?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM:’’<strong><span style="text-decoration: underline;"> Nefesi Rahman üflendiğinde her harfin (2) manası, ayrı ayrı vücut giymişlerdir’’</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN:Biraz daha açarmısınız ki iyice hazmedelim?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM: Kâinat  bir vücut, insan ise bu vücudun bir uzvudur. Diğer bütün âlemler ve bu  âlemlerde mevcut olan yaratılmışlar dahi bu kâinat vücudunun bir  uzvudur. Bu vücudun içindeki mevcut dengeyi sağlayan sisteme ise <strong>DİN</strong> adı verilir. <strong>DİN</strong>,  sadece insan uzvuna ait bir sistem değildir. Mevcut sistem içinde,  insanın olması ve durması gerekli olan mevkidir. Bu mevki öyle bir  mevkidir ki; bütün kâinat, insanın karşısında dile gelmiş, lisanı hal  ile kendilerini ona arz etmekte ve anlatmaktadır. Ey Mürşit arayanlar!  Cenabı Allah, kâinatın her zerresinden, maddeden ve manadan, sana Mürşit  olmuş ki haberin bile yoktur. Sana senden seslenen, sana karşıdakinden  seslenen, Gül’den ve Bülbül’den seslenen esasta Cenabı Hak’tır, gerisi  sadece bir tercüman olmuştur o kadar..<br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Tüm  yaratılmışlar kelim at’ı İlahiye’den ibarettir ,ilmi ilahide hepsi  harfler misalincedir. Bu harfler, nefesi Rahman ile önce mana sonrasında  ise vücut giymişlerdir.</span></strong><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong>Sonrasında <strong>BİR</strong>leşip, yer ve gök denilen âlemler vücuda gelmiştir. <strong><span style="text-decoration: underline;">Nefesi Rahman üflendiğinde her harfin (2) manası, ayrı ayrı vücut giymişlerdir.</span></strong> Biri Gül olmuştur, mananın diğer yarısı Bülbül olmuştur. Biri erkek olmuştur diğeri kadın. Biri Mevlana olmuştur diğeri Şems…</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Manası BİR ama giydikleri anasır beden ayrı olanlar,birbirilerini bulabilirlermi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM: Seçimlerimizden sorumluyuz ey Yusuf’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Bu cevap, bulabilirler mi demek oluyor?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM:<strong> </strong>Aklımıza  gelenler ve getirilenler, çoğu zaman bu seçimlerimizin bize arz  edilmesidir. Hangisini seçersen ve üzerinde yoğunlaşırsan, seçtiğini  yaşarsın.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Ya seçimimde yanılırsam ?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM:<strong> </strong>Aklına  getirilenler ayni rüyalar gibi MİSAL âlemindendir ve MİSAL âleminden  görülen, algılanan her şey YORUM gerektirir ve doğru yorum çok  önemlidir.Bazen aradığımız,bize bizden yakındır ama ne görebilir ne de  duyabiliriz ey Yusuf’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: ‘’Rabbim, okuyabilenlerden eylesin inşaallah’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF  ÖZLEM: Bazı insanlar, başlarına gelecek hadiselere hatta ne zaman  öleceklerine bile vakıf olurlar. Bütün bunlar insanın SIRRINDA zaten  yazılıdır ama  mühim olan OKUYABİLMEK ve OKUYABİLENLERDEN  olmaktır. Eğer okuyabiliyorsan gönlünde olanı, hatırlamışsındır Kalü  Bela’da sana, soru Soranı…’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Hakan başını öne eğerek, gözlerini yummuştu. Karşısındaki kendine bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama ne?  Böyle  düşünürken ,sessiz ve sözsüz bir şekilde karşısındaki kızın gönlünden,  kendi gönlüne manalar akmaya başladı. Buyrun beraber dinleyelim:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM: İnsan bedeni sürekli olarak bulanır, arınır, karışır ve berraklaşır ki bu kalbinin sol tarafındaki ruhuna kadar sirayet eder.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsanın  kendi zat’ında iki kıblesi vardır. Biri cismani yönü, diğeri ruhani  yönüdür. Cismani yönüyle cismani olana yönelir, ruhani yönüyle de ruhani  olana yönelir. Eğer bir kişinin ruhu, başka bir kişinin ruhu ile  iletişime geçer yani başkasının ruhuna yönelirse, kendi ruhundan,  yöneldiği ruhun nuru, kalbine düşer..Kalp aynasında yansıyan bu nur,  cismaniyetinin her zerresine nüfuz eder.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Ruhlar  aleminden indirilirken çıktığımız yolculuğun öncesi, herkesin gönlüne  bir suret nakşedilmiştir ki,bu senin diğer manandır.’’</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Herkesin gönlüne, bir suret lazımdır yani’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF ÖZLEM: Bazen  insanın ruh aynasında, kişilerin asıl varlığı yani şu an için beş  duyumuza gayb olan varlıklarının yansımaları, zamandan ve algıladığımız  mekândan ayrı olarak parlayabilmektedir. Bu parlama rüyada olabildiği  gibi uyanık halde görülen yakaza şeklinde de gerçekleşebilir. Ruhumuzdan  direkt olarak kalbimize yansıtılan bu suret, nefsin veri tabanı  istikametinde değişik şekillerde algılanır. Ruhtan kalbe yansıyan suret,  nefis tarafından rüyada ya da yakaza halinde bir takım görüntüler  şeklinde görülebilir. Bazen görüntü olmaz da değişik duygusallıklara  bürünme olarak da algılanabilir, yaşanabilir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu algılama ASIL olan değildir, ayrıntıları belli değildir. O yüzden asıl olan gerçekleşip, surete bürünene kadar <strong><span style="text-decoration: underline;">söylemekte caiz değildir.</span></strong> Söylendiğinde,  söylenen üzerinde korku ya da sevinç gibi duygular oluşur ve bu  duyguların, kişinin aklını ve kalbini meşgul etmesine sebep olunur.      Aklımızda  ve kalbimizde kurguladığımız düşünceler, var oldukları, tekrar tekrar  hatırlandıkları müddetçe DUA hükmüne geçer ve suret bulur. Eğer  korkuyorsak korktuğumuz başımıza gelir, eğer ümit içinde bekliyorsak <strong><span style="text-decoration: underline;">zaten gelecek olan, bizim çizdiğimiz sınırlar içinde gelir.</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yusuf  (a.s) rüyasını babası Yakup (a.s.) anlattığı zaman, Yakup (a.s.)  korkmaya başlamıştı. Yusuf (a.s.) rüyası, görüldüğü üzere suret buldu  ama Yakup (a.s.) gönlündeki korkunun, DUA hükmüne geçen etkisini, bir  dizi olaylar şeklinde yaşayarak suret buldu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yusuf  suresindeki anlatılan Yusuf, bir manada kalptir. Babası Yakup (a.s.)  ise kalp için korkan, akıla misaldir. Kardeşleri ise Muhiddin İbni ARABÎ  efendimizin dediği üzere zahiri (5) duyu ve batıni (5) duyudur. Kardeşi  Bünyemin ise kâh bu beş duyunun verileri istikametinde, kâh kalbin  ilhamları istikametinde şekillenen düşünce melekesidir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Beş  duyumuz, akıl melekemizin kendi arzu ve talepleri doğrultusunda  şekillenmesini ve kendilerini fiiliyata geçirmesini isterler. Oysaki  düşüncenin yönü, genellikle kalbe dönüktür. İnsanın aklının her daim  kalbine dönük olması için kalbinde bir suret olması ve bu suretten  yansıyan görüntünün, düşünceyi şekillendirmesi lazımdır. <strong><span style="text-decoration: underline;">Aşk için suretin gerekliliği bu noktada LAZIMDIR. </span></strong>Ey Yusuf; bedenlere konmadan önce kalbine nakşedilen sureti görmeye ve sana anlatılanları <strong>OKUMAYA</strong> bak. Bu konuda müsaade edilen söz, bu kadardır. Şimdi gelelim (<strong>1617</strong>) sırrına.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Cenabı  Allah,Peygamberlik makamını Hazreti Muhammed(s.a.v.)Efendimiz ile  noktalayıp,tamam etmiştir.Ayni bunun gibi Halifelik makamını ise Hazreti  Ali (k.v) Efendimiz ile tamam etmiş olduğundan, bu makam halen Hazreti  Ali(k.v) Efendimizdedir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ahir zaman sürecinde,<strong><span style="text-decoration: underline;">Mehdi(a.s) devretmek üzere zahiren gelecektir</span></strong> ve Mehdi (a.s) veziri olarak,yanında yer alacaktır.Ahirette, <strong>Liva-i Hamd</strong> sancağını taşıdığı gibi ahir zamanda da sancağı taşıyacak olan Hazreti Ali(k.v)Efendimizdir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sultanül Enbiya (s.a.v) Efendimiz,<strong>Liva-i Hamd</strong> sancağını ellerine verdiklerinde Adem(a.s)dan İsa(a.s) kadar bütün peygamberler,sıddıklar,şehidler,salihler  ve bütün iman ve irfan sahipleri bu sancak altında toplandıkları gibi  ahir zamanda da Mehdi(a.s) veziri olarak sancağı taşıyacak, nice  evliyalar,şehidler,melekler ve salih kullar,bu sancağın altında  toplanacaklar ey Yusuf.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şimdi;size  verilen bu şifrelerdeki her rakamın karşılık geldiği seyyare vardır ve  bu seyyarenin ikinci bir rakamsal değeri vardır.Bu ikinci rakamsal  değeri,ikinci şifredir ki,sır bu ikisiyle çözülür’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Dinliyorum’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">ELİF  ÖZLEM: (1) karşılığı Mars,(6) karşılığı Merkür,(7) karşılığı Venüstür.  Her rakama karşılık gelen seyyareleri yazarak,altlarına diğer rakamsal  değerlerini yazar ve her iki sayıyıda toplarız.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">1             6          1         7     =      15   =  5+1  =  6</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Mars Merkür    Mars   Venüs</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="text-decoration: underline;">+8</span> +<span style="text-decoration: underline;">3</span> +<span style="text-decoration: underline;">8</span> +<span style="text-decoration: underline;">2 </span>=    +<span style="text-decoration: underline;">21 </span>=   2+1  =  <span style="text-decoration: underline;">3</span></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">9      +     9      + 9     +   9   =      36   =  3+6  =   9</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Nereden toplarsan topla sonuç <strong>(9)</strong> çıkmaktadır. Kuran’ı Kerim’in (9) suresi Tövbe (Berae) suresidir ve başında Besmele yoktur.. Hicretin (<strong>9</strong>) senesi nazil olmuştur ve başında besmele olmayan tek suredir. Hicretin (8)inci senesi Mekke fethi gerçekleşmiş, (<strong>9</strong>)  sene nazil olan bu sureyi yine o sene Hacca gelenlere okumak üzere,  Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimiz, Hazreti Ali efendimizi <strong>kendi devesine bindirerek</strong> hacca göndermiştir.<br />
 O sene Hac kafilesinin Emir’i, Hazreti Ebu Bekir Efendimizdi. Hazreti Ali efendimiz gelince, Hazreti Ebu Bekir ‘‘ <strong><span style="text-decoration: underline;">Emir misin, memur musun?</span></strong>’’ diye sordu. Hazreti Ali Efendimizde <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’Memurum’’</span></strong> diye cevap verdi.Ayni bunun gibi Mehdi(a.s)<strong><span style="text-decoration: underline;">’’Emir misin, memur musun?</span></strong> Diye soracak,Hazreti Ali(k.v.) Efendimiz ise<strong><span style="text-decoration: underline;">’’Memurum’’ </span></strong>diye cevap verecektir.<br />
1-Allah’dan ve Resulü’nden bir ültimatomdur bu, kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklere’ <br />
2-Bundan  böyle yeryüzünde (4) ay daha istediğiniz gibi gezip dolaşın. Şunu da  bilin ki, Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz. Allah kâfirleri mutlaka  perişan edecektir.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu  savaş çıkmasını gerektiren dokunulmazlığın kaldırılması ve ilişiğin  kesilmesidir. Önce bir kesin uyarı ve ardından da gerekçeleri  sayılmıştır. Yukarıda verilen (4) aylık süre, Muharrem ayının sonunda  bitmektedir. Bu süre bittiğinde (…) senesine girilmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu  sureyi Hac zamanı Hazreti Ali Efendimizin okuyup tebliğ etmesi de  önemli sayılmaktadır. Bilindiği gibi ahir zaman süreci içerisinde ilk  görev alacak olan Hazreti Ali (k.v) Efendimizdir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="text-decoration: underline;"> 9=Tövbe suresi: </span>Bu surenin ilk ayeti (<strong><span style="text-decoration: underline;">Allah ve Resulünden kendileri ile antlaşma yapmış olduğunuz müşriklere bir ihtar !)</span></strong> sözleri ile başlar. <strong>Bu  ihtar üzerine Müminler, iç dünyaları itibari ile müşriklerden  uzaklaşacakları gibi zahiren de onlardan uzaklaşırlar. Onların  ahitlerini, antlaşmalarını hakikatte bir kenara attıkları gibi, şeklen  de tutup atarlar.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="text-decoration: underline;">Tövbe suresinin (9) ayeti:</span> Allah’ın ayetlerine karşılık az bir değeri (dünya malını ve nefsanî  istekleri) satın aldılar da (insanları) O’nun yolundan alıkoydular.  Gerçekten onların yapmakta oldukları şeyler ne kötüdür.)</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="text-decoration: underline;">Kuran’ı Kerim’in (9) ayeti</span>, Bakara suresinin (2) ayeti olan <strong>O KİTAB</strong> diye geçer.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">O vaat edilen Kitap..Yani ‘’Kitabul cifr’’ (Cifir Kitabı) ve ‘’Kitabul camia’’ (her şeyi kapsayan) ve <span style="text-decoration: underline;">ahir zamanda Mehdi’nin yanında olacağı VAAT edilen o kitabı</span>..Ondan başkası hakiki anlamda okuyamaz. Cifir, Aklı Kül denilen Kaza Levhidir</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="text-decoration: underline;">El Camia ise</span>, Nefsi Kül denen Kader Levhidir. Dolayısı ile Cifir ve Camia Kitabının anlamı <strong><span style="text-decoration: underline;">Olanı ve olacakları ihtiva eden İKİ KİTAB’ TIR. Bakara suresi ve Neml suresi gibi.</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;">Elif Lam Mim, Kitabın Allah katında ismidir.</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="text-decoration: underline;">Bu konuda İsa (a.s.) şöyle buyurmuştur</span>.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">‘’Biz, size tenzili (indirilmiş vahyi) getiriyoruz, tevili ise ahir zamanda Mehdi getirecektir’’</span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="5964" title="1" title="12 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3259-zamanin-dokusu-14-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 13.BÖLÜM</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3255-isa%e2%80%99nin-sirri-13-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3255-isa%e2%80%99nin-sirri-13-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 09:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Daki]]></category>
		<category><![CDATA[Dinler]]></category>
		<category><![CDATA[Hedef]]></category>
		<category><![CDATA[Isa]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 13.BÖLÜM]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[KUL]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Urfa]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=3255</guid>
		<description><![CDATA[İSA’NIN SIRRI BÖLÜM (13) Urfa’daki doğum hastanesinin bahçesi ve hastanenin önü ,dolup taşıyordu adeta.Yazılı ve görsel basın sayesinde reklamı yapılan çocukların, yurt dışından devlet nezninde ziyaretçilerinin olması ve  bilim çevrelerinden...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>İSA’NIN SIRRI BÖLÜM (13)</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> </strong>Urfa’daki  doğum hastanesinin bahçesi ve hastanenin önü ,dolup taşıyordu  adeta.Yazılı ve görsel basın sayesinde reklamı yapılan çocukların, yurt  dışından devlet nezninde ziyaretçilerinin olması ve  bilim çevrelerinden önemli isimlerin, beraberinde gazeteci ordusu ile Urfa’ya gelmeleri,insanları bayağı meraklandırmıştı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bütün dünyanın gözü, oluşturulan yapay gündemle  bu  çocukların üzerindeydi. Kendi içinde karışan ortadoğu coğrafyasında,  yükselmekte olan Türkiye’nin adı bir kez daha bu olayla uluslar arası  platforma ön plana çıkmış, beraberinde yüksek izleyici kitlesi olan özel  televizyonların yaptığı programlarla, hem bu olay hem de <strong>HANİF</strong> din tartışması ile ‘<strong>’İbrahimi Dinler’’</strong> sloganı, beyinlere nakşedilmekteydi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Urfa’nın  yüksek binalarının tepesine kurulan dev çanaklar ve son altı ay  içerisinde artan Baz istasyonları sayesinde, muazzam bir elektromanyetik  alan oluşturulmuştu. Ücretsiz sağlık kontrolü ve yöre halkına verilen  bedava kadın doğum hizmetleri sayesinde, yüzlerce kişinin ‘<strong>’beyin frekansının kodları’’</strong> çıkarılmış olduğundan, özellikle de geceleri baz istasyonu ve dev  çanaklardan yapılan özel frekanslı yayınlarla, insanların rüyaları  şekillendirilmişti.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Parmak  izi gibi beyin frekansları tespit edilen kişilerin gördüğü rüyalar,  hemen hemen ayniydi. Rüyaların görülmeye başlanmasından sonra sözde rüya  uzmanları ekranlarda boy göstermiş ve rüyaların hakikatini  anlatmaktaydılar. Bir kısmı, rüyanın Cenabı Allah ile kul arasındaki  irtibatı olduğunu söyleyerek, Müslüman çevrelerin ilgisini, bir kısım  uzmanlar ise dış uzaydan gelen bilgiler, iç uzayımızdan gelen bilgiler  gibi tanımlarla bilimsel bir atmosfer oluşturarak, her türlü inanç  kesiminden insanın ilgisini çekmekteydiler.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Hedef  kitlenin gördüğü rüyaların senaryosu, özel bir bilgisayar sayesinde  hazırlanıp, ayni bilgisayarda kayıtlı olan beyin frekanslarının dalga  boyuna dönüştürülerek, baz istasyonlarından ve dev çanaklardan yapılan  yayınlarla alıcılara gönderilmekteydi. Sistem bu şekilde işlemekteydi  ama hedef kitlenin beyinlerinin kontrol altına alınabilmesi için dikkat  ve yoğunluklarını ayni konuya vermeleri gerekmekteydi. Yazılı ve görsel  basın sayesinde uyandırılan merak, insanların düşünce yoğunluğunu bu  konuya yeterince çekmekteydi zaten.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsanın herhangi bir konuya odaklanması ve yoğunlaşması, kişinin frekansını belirlemekte ve bu  frekansda olan düşünce dalgalarını kendine çekmektedir. Dolayısı ile beyin frekansı çıkarılan hedef kitlenin haricinde kalan  kalabalıkların  da basın ve yayın yoluyla dikkatleri çekilerek, oluşturulan yapay  gündeme dahil olmaları sağlanmıştı. Görme ,işitme ve duyma gibi beş duyu  ile algılanan bilgiler beyinde nasıl değerlendiriliyorsa, kozmik  alemden dalgalar halinde gelen düşünceler de ayni şekilde  değerlendirilmektedir. Bu sistemin sırrını çözen şeytaniler,  oluşturdukları yapay elekromanyetik alan sayesinde,beyinlere istedikleri  bilgileri göndermekteydiler.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Çocukların  ilk gösterisi yağmur yağdırmak olacaktı.Atmosferdeki yoğunluğun kontrol  edilmesinden sonra uygun hava durumu kollanmış ve gösterinin yapılacağı  gün belirlenmişti. Urfa’nın en yüksek yerine çıkarılan çocukların  elbiseleri, süt beyazını andırıyordu. Her iki çocuğun da  beyinlerinde,bilgisayar ile irtibatlarını sağlayan <strong>micro-cipler</strong> bulunmaktaydı. Çocukların düşünce işlemleri beyinlerinde bulunan ve her biri, bir yapay zeka olan <strong>micro-cipler</strong> sayesinde bilgisayara bağlanmıştı. Çocukların beyin fonksiyonlarının  haritası çıkarılarak, nöronlar arasındaki elektrik sinyallerinin  hareketliliği takip edilerek kodlanmıştı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Çoçukların,ana karnındaki (120) gününden itibaren takip edilen ve kodlanan beyinlerine  ait  bilgiler,bir bilgisayar programına dönüştürülmüş, çocukların izlenmesi  ve beyinlerinin işleyiş sistemi ile ilgili her yeni bilgi ile programın  yazılımı güncelleştirilmişti. Aslında beyinlerindeki <strong>micro-cipler</strong> sayesinde, program kesintisiz ve   otomatik olarak kendini  güncellemekteydi. Bilgisayarın bağlı olduğu ana merkez yani ana bilgisayar, güney Amerika’daydı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kalabalıklar  toplanmış,dünyanın her yerinden televizyon ekipleri gelmiş ve yağmurun  yağdırılmasını izlemek için hazır olmuşlardı. Kendilerinin dindar  olduğunu söyleyen bir kısım insanlar bu olayı protesto etmişler ve  yağmuru ancak tanrının yağdırabileceğini söylemekteydiler. Yağmur  duasının bile müspet olup olmadığı tartışılan bir coğrafya da, bütün  dikkatler bu olaya odaklanmıştı. İstenilen de buydu zaten.Dikkatlerin bu  çocuklara ve yağmurun yağmasına odaklanması küresel bir <strong><span style="text-decoration: underline;">RABITA</span></strong> oluşturmuş, çocukların bulutlara yönlendireceği beyin dalgalarını, müspet anlamda kuvvetlendirmişti.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> En güçlü silah B<strong>İLGİYDİ</strong> ve <strong>BİLGİYİ</strong> elinde bulundaranlar,  bunu toplumların üstünde kullanmaktaydılar. Yağmur duasına bilimsel bir  pencereden bakar isek, işleyen evrensel sistem içindeki, cereyan eden olayları şu şekilde açıklayabiliriz:<br />
 <strong> ‘’Bilindiği  gibi bir atom, atom çekirdeği içinde yer alan nötron ve protondan ve bu  çekirdek etrafında belli yörüngelerle hareket eden elektronlardan  oluşur. Elektron ve protonların her biri elektrik yüklüdür. Proton  (+),elektron ise (-) yüklüdür. Dışarıdan yapılacak bir darbe elektronun  yörüngeden çıkmasına sebep olabilir. Bilindiği gibi sıcaklık, atomların  daha hızlı hareket etmelerine sebep olur. Atomlar öyle hızlı hareket  ederler ki, ana atomdan ayrılırlar.</strong><br />
 <strong>Yağmurun  yağabilmesi için ana atomlardan ayrılan atom parçacıklarını çekecek bir  işleve ihtiyaç vardır. Yağmur yağmadan önce bulutların arasındaki  sıcaklığın artması, atomların yer değiştirmesine sebep olur. Pozitif  yüklü iyonların yukarı, negatif yüklü iyonların ise aşağı halde kalması  gerekir.</strong><br />
 <strong>Yağmur  duasında, dua eden topluluğun yaydığı yönlendirilmiş beyin dalgaları  önce ısı farkını oluşturarak, iyon ayrımını meydan getirir ve çekim gücü  ile negatif iyonları, bulunduğu alana doğru çeker. Ana atomlardan kopan  negatif iyonlar, farklı ısılarda yağmur denen yoğunluğu oluşturur ve  mevcut yerçekimi sebebi ile de yağmur yağar.’’</strong><br />
 <strong> </strong>Çoçukların  beyin dalgaları,bilgisayar sayesinde dev çanaklar ve baz istasyonları  ile kuvvetlendirildiği gibi, bu olaya odaklananların oluşturduğu küresel  <strong><span style="text-decoration: underline;">RABITA</span></strong> ile daha bir desteklenmekteydi. Yüzlerce kişinin gördüğü(<strong>gösterildiği)</strong> rüyalar ile çocuklara manevi anlamda yönelerek <strong><span style="text-decoration: underline;">DUALAR</span></strong> ile desteklemesi ise muazzam bir enerji yüklemesine sebep olmaktaydı.<br />
 Yukarıda  saydığımız sistem üzere bulutlar toplanmaya ve hava kararmaya  başlamıştı. Hafiften başlayan gök gürültüsü gittikçe şiddetlenmiş ve  hava biraz daha kararmıştı.Bu durumu ekranlardan izleyenlerin ve olay  yerinde bizzat bulunanların çocuklar hakkındaki <strong>ZANNI</strong> değiştirmiş ve <strong>HÜSNÜ ZANNA</strong> dönüşmüştü. Küresel olarak yükselen <strong>DUALAR, </strong>çocukları  daha bir kuvvetlendirmiş ve muazzam bir enerji yüklemesi olmuştu.  Beyinlerinde bulunan micro-cipler sayesinde ayni enerji, ana bilgisayara  aktarılmış ve bilgisayarın belleğine ,milyonlarca insanın beyin  dalgalarından oluşan frekans yumağı kodlanmıştı.<br />
 </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yağmurun yağması gittikçe şiddetlenmekteydi hatta korkulacak bir hal almıştı. İnsanlar kendi elleri ile bir <strong>TANRI</strong> yarattıklarının farkında değillerdi. Yağmurun bu kadar çok şiddetli  yağması, insanları endişeye sevk etmiş ve akabinde çocuklara taraf  olanların da,muhalif olanlarında yüreğinde korku uyandırmıştı.    Dev  çanaklardan ve baz istasyonlarından yayılmakta olan elektromanyetik  dalgalarla bu korkular beslenmiş, insanlar yapay bir korkunun pencesine  esir edilmişlerdi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Elektromanyetik  alanla beyinlerin uyarılması neticesinde, beyinlerin konuşma  merkezindeki elektrik faaliyetleri sözlü düşüncelere çevrilebildiği  gibi, kulaklar devre dışı bırakılarak, direkt olarak beynin işitme  korteksine  müdahale edilerek halisinasyonlar oluşturulabiliyordu. Ayni sistem  üzere, beynin korku ile ilgili merkezi ,elektromanyetik alanla  uyarılıp,kişi ve kişiler yapay bir korku içine düşürülebilmekteydi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> Uzaktan  Nöral Denetim,gözleri ve optik sinirleri atlayarak(devre dışı  bırakarak), doğrudan görsel kortekse görüntü gönderilebildiği için </span></strong>beyin frekansı çıkarılan hedef kitlenin,beyinlerinde oluşturulan  görüntüye  göre çocukların üzerine gökten nur(ışık) yağmakta, etraflarını (9) adet  kanatlı melek çevirmekte ve her birinin elinde tuttukları,kapağından  nur (ışık) fışkıran kitaplar sunulmaktaydı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Beyinleri  kontrol edilen hedef kitleden, korkuyla karışık bir uğultu yükselmesi  ve çocukların cephesine doğru secdeye kapanmaları,ekranlardan  izleyenleri büyük şaşkınlığa uğratmıştı. Meydandaki kalabalık <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’ Hoş geldin bakire Meryem’in oğlu’’</span></strong> diye nida etmekteydiler.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ses  dalga dalga bütün kalabalığa yayılmaktaydı. Korkunun pencesine esir  olmuş insanlar hep bir ağızdan ayni sözü bağırıyorlar ve irade dışı  secde ediyorlardı. Bir takım <strong><span style="text-decoration: underline;">ifritlerin,</span></strong> şiddetli rüzgarla yağmur bulutlarını dağıtması neticesinde  yağmur dinmiş  ve Güneş açmıştı. Gökyüzünden  bir kılıçın inmesi ise hem meydanda olanları hem de ekranlardan izleyenleri tam bir şaşkınlığa sevk etmişti.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kılıçın inmesi yahudilerin, <strong><span style="text-decoration: underline;">Davut (a.s)</span></strong> beri süre gelen beklentisi ile tam bir uyum içindeydi. Öyle  muazzam bir sahne segilenmişti ki, şuursuz Müslümanlar,yahudiler ve  Hıristiyan dünyası adeta büyülenerek kandırılmıştı. Müslümanların şüphelenmesini engellemek için sadece ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’Bakire Meryem’in oğlu’’</span></strong> kelimesi kullanılmış, <strong><span style="text-decoration: underline;">kılıç figürüyle</span></strong> ise yahudilerin, Davut (a.s.) soyundan ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’Kral’’ </span></strong>beklentileri tatmin edilmişti.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Büyük  kalabalıklar Vatikan’ın önünde çoktan toplanmıştı. Papa’dan bu olanlar  için bir açıklama bekliyorlardı. Gerçi Vatikan’ın yapacağı açıklamadan  önce dünyanın dört bir tarafından bazı rahip ve papazların  açıklamaları,ekranlardan canlı olarak veriliyor ve beklenen <strong><span style="text-decoration: underline;">Nasıralı İsa’nın</span></strong> geldiğini haykırıyorlardı. İsrail’li hahamların biatlarını sunması ise geçikmemişti.En son,Papa’nın canlı yayında <strong><span style="text-decoration: underline;">’’ artık İsa mesih geldi’’ </span></strong>diyerek taçını çıkarması ise oyunun son sahnesiydi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Türkiye’de satın alınmış bir takım ilahiyatçılar ve  sözde  tarikat liderleri, Ancak Hazreti İsa’nın üç dini  birleştirebileceğini,dolayısı ile bu çocuğun Hazreti İsa(a.s) olduğunu  söylemekteydiler.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yeryüzünde yaşayan üçüncü <strong><span style="text-decoration: underline;">(3)cü  TÜR</span></strong> olan insanlık, bir kez daha küresel bir fitne ile karşıkarşıyaydı.  Mikrociplenmiş  insanlık tek bir merkezi hükümet tarafından yönetilecek ve bu hükümete  bağlı özel bir ordu olacaktı. Genetik bilim sayesinde insanların yapı  taşları olan <strong><span style="text-decoration: underline;">DNA</span></strong>’lar ile oynanmış, bünye uyumlu hale getirilerek biyolojik uzuvların yerine biyonik uzuvlar ve organlara geçiş yapılmıştı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Başarılı  olan deneklerden ,zaten özel bir birlik kurulmuştu bile. Urfa yöresinde  doğan çocukların beyinsel olarak tekamüle kapatılması,geleceğin  robotlaşmış insan orduları için ilk adımdı.</span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1177" title="1" title="20 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3255-isa%e2%80%99nin-sirri-13-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın Dokusu (13. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3236-zamanin-dokusu-13-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3236-zamanin-dokusu-13-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Jan 2011 11:42:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Bekliyorum]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerek]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan]]></category>
		<category><![CDATA[Hazreti Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmet]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Olana]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhani]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Dokusu (13. Bölüm)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=3236</guid>
		<description><![CDATA[Zamanın Dokusu (13. Bölüm) PAPAZ: Gençler; akşam olmak üzere. Eğer soracağınız başka soru var ise hemen sorun ve cevaplayayım İnşaallah. Bu akşam, ölülerin ve dirilerin toplantısına iştirak edecek, Meryem bacı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Zamanın Dokusu (13. Bölüm)</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img class="alignleft" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" width="100" height="105" />PAPAZ:  Gençler; akşam olmak üzere. Eğer soracağınız başka soru var ise hemen  sorun ve cevaplayayım İnşaallah. Bu akşam, ölülerin ve dirilerin  toplantısına iştirak edecek, Meryem bacı makamının, devir teslimine  tanık olacaksınız. Âdem efendinin, Meryem bacıya sorulmak üzere size  emanet ettiği soruyu yeni dönemin Meryem bacı makamının sahibi olacak  olana soracaksınız.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN:  Efendim; o zaman Âdem efendinin emanet verdiği soru, bu makamın ilk  sorusu. Burada Âdem efendinin makamına işaret olmakla beraber birçok  hikmet gizli olsa gerek?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ:  Elbette evlat; ancak siz işin orasını zamanın akışına bırakıp, verilen  vazifeyi ifa etmeye bakın. Buyurun, sorularınız bekliyorum’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN:  Efendim; (32 ya da 33)cü Miraç döneminde bulunuyoruz demiştiniz.  Hazreti Muhammed (s.a.v.) efendimizin (33) defa ruhani Miraç ettiğini  (34)cü Miracının hem bedenen hemde ruhen olduğunu, bu son Miraç edişinde  <strong>Muhammed ile AHMED</strong>’in cem olduğunu söylediniz. Bu konuyu biraz açarmısınız?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ:  Çocuklar; insanın bel kemiğinin bir ucu (+) pozitif diğer ucu ise (-)  negatiftir. Bunların manevi karşılığı ise Ruh ve sekinedir. Bu ikisi  ilahi güç olan iki kutuptur’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Efendim verdiğiniz örnek ayni bir pil cihazının tarifi gibi’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ:  Elbette delikanlı, enerjinin özellikle de yaşam enerjisinin ortaya  çıkması için, iki zıt kutup lazımdır. İnsanın madde ve manasına muazzam  bir güç hapsedilmiştir. Nazar dediğimiz olay, bu gücün ve enerjinin  varlığına delildir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Erenlerden  biri, soğuk bir kış gününde buz tutmuş bir göle girer. Göle girmesinden  kısa bir süre sonra, göl fokur fokur kaynamaya başlar. Gavs’ül Azam  Abdül Kadir Geylan’i efendimiz; enerjisini topraklamak için ağaçlara  sarılırmış mübarek. Neyse ne demiştim? Enerjinin açığa çıkması için iki  zıt kutup lazım demiştim. Bu açıdan bakınca madde bedenimiz ile bu  bedene soyut kalan ruhumuz dahi iki zıt kutuptur ki, devre tamamlanıp  yaşam enerjisi açığa çıkmaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Omuriliğimiz  çift kanaldır ve (33) omurdan oluşmaktadır. Çift kanal toplamında (66)  eder. Bu rakam sayısal EBCED değeri olarak ALLAH ismi şerifinin ebced  değerine eşittir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Âlemler, insanın beden yapısına resmedilmiştir. İnsanın  zahir olan beden yapısında da (7) enerji merkezi vardır. İnsanın  manasında da yani ruh (enerji) bedeninde de (7) enerji merkez vardır.  Bir ucu (+) diğer ucu (-) olan bel kemiğimiz, beden mabedimizin  (33)şerefeli minaresidir. Bu şerefeden (7) ayrı frekansta ezan  okunmaktadır.  Hazreti Rasulullah (s.a.v)bu otuz üç (33)  şerefeyi ruhen çıkmış ve sonrasında (34) çıkışında hem bedenen hemde  ruhen Miraç etmiştir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsanlık  âlemi de ayni bunun gibi yani bel kemiğimizdeki (33) omurilik sayısınca  ruhen miraç edecek ve ahir zaman sürecinde ise ruhen miraç, madde de  kendini tamamlayacaktır.’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Yani ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’Altın çağ’’</span></strong> denen ahir zaman diliminde, madde ve manada muazzam bir tekâmül yaşanacak’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ: Öyle de diyebiliriz’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Bel kemiğimiz, beden mabedimizin (33)şerefeli minaresidir. Bu şerefeden (7) ayrı frekansta ezan okunmaktadır dediniz’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ:  Kulaklarımızla duymasak bile düşüncelerimiz ve arzularımız bu (7)  frekansın her hangi birinden çıkmaktadır. Dolayısı ile seçtiğimiz EŞ,  dostlar yani cemaatimizde bu frekanstaki ezanı duyan, düşünceyi  algılayanlardır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Nefis  kendini arıtıp (+) ile (-) birleşip, aşağıdan yukarı (33)cü şerefeden  (7)ci enerji merkezinden (frekansından) seslenmeye başladığın an, beden  mabedinin imamı, artık ruhundur. İlk enerji merkezi insanın üreme  organlarının seviyesindedir ve nefsi Emmare denilen bilinç düzeyidir.  Yükseldikçe, bilinç düzeyinde yükselir ve seçimlerin değişir evlat’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">YAHYA: Efendim; İstanbul’dan Âdem efendinin yanından ayrıldıktan sonra gecenin sabahında Edirne’ye yolculuk ettik.  Ön  tarafta ana yola bakan cephede bulunan minarelerden, kapının sağ  tarafında olan minarenin tam üstünde, iki tane beyaz kuş hiç kanat  çırpmadan süzülerek, minareyi tavaf ediyorlardı. Ama kuşların bir tanesi  daireyi geniş tutuyor ve sağdan sola doğru dönüyordu. Diğer kuş tam  aksi istikamette ve diğer kuşun yaptığı dairenin içinde dönüyordu.  Yaklaşık  yarım saat bu görüntüyü izledik. Hatta ben, cep telefonu ile bu olayı  görüntülerken sabah namazı okunmaya başladı. Müezzinin sesi duyulmaya  başlar başlamaz kuşlar tavafı bırakarak gözden kayboldular. Hemen  ardından siyah ve ufak bir sürü kuş gelerek, bunlar tavaf yapmaya  başladılar. Bu olayın hikmetini açıklayabilir misiniz?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ:  Az önce değindiğim konudan başlayarak açıklayayım çocuklar. İnsan  bilindiği gibi kâinatın bir numunesi yani cem edilmiş şeklidir. Dolayısı  ile (7) kat sema diye tabir edilen âlemler, insan bedenine mevcuttur.  İnsanın bedenindeki (7) temel enerji merkezi ve bunların her birinin  kendine has renkleri olan manyetik alanları vardır. Bu enerji  merkezleri, bedenimizin önünde ve dikine eksende bulunurlar.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bunların  manyetik alanları, sürekli olarak devir (zikir) halindedir. Erkeğin  sağa doğru olan manyetik alan döngüsü, kadının beden yapısında tam tersi  istikamettedir. Kadın ve erkeğin enerji döngüleri bu şekilde birbirini  tamamlamaktadır. Kuşların birbirine ters istikamette süzülerek, minareyi  tavaf etmeleri, bu ilahi gerçeğin her yerde ve her zerrede  gözlemlenmesinden başka bir şey değildir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bunun yanı sıra Kuran’ı Kerim’de Necm Suresi (49) Ayeti Kerimeye işaret eder. Bu Ayet mealinde adı zikredilen <strong>‘’Şi’ra’’</strong> yıldızı vardır. Aslında bugüne kadar her ne kadar yıldız olarak Türkçeye çevrilmiş olsa da aslında <strong>gezegen</strong> manasına gelmektedir.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Yani meşhur ismi ile <strong><span style="text-decoration: underline;">SİRİUS </span></strong>gezegeni’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ: Evet evlat diğer bir adıyla <strong>SİRİUS</strong> gezegeni. ‘<strong>’A’’</strong> ve <strong>‘’B’’</strong> takımyıldızları olarak geçen bu iki gezegen, birbirlerine doğru yay  şeklinde bir eksen çizerler ve her (49,9) yılda bir, birbirlerine  yaklaşırlar. <strong><span style="text-decoration: underline;">Edirne’deki caminin aslının gökyüzünde olduğu söylenir’’</span></strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Gökyüzünde derken, yoksa?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ: Evet evlat; gökyüzünde derken kast edilen, dünyaya yakın olan <strong>SİRİUS(A)</strong> gezegenidir. Gördüğünüz o kuşlarda kuş değil, o âlemin varlıklarıdır.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN:  Ya kuşların ya da bize kuş gibi görünen varlıkların, kapının sağ  tarafında olan minarenin tam üstünde tavaf yapmaları ne manaya  gelmektedir?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ:  O minarenin bir sırrı vardır çocuklar. Zaten Allah’ın veli kulunun tam o  minare altında olması da bu sırra işaret eder. İsa (a.s.) yeryüzüne  iniş zamanıyla ilgili bir sırrı ifade etmektedir’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">HAKAN: Yoksa İsa (a.s.) yeryüzüne indimi ya da o kuşlar görüldüğü gün mü indi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PAPAZ:  Bana müsaade edilen açıklama buraya kadar evlat, gerisini zaten öğreneceksiniz. Siz, size verilen vazifeyi ifa etmeye bakın’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gençler,  papazın yanından ayrıldıktan sonra arabayla hızlı bir şekilde Şehitler  köyünün girişindeki Meryem Bacı türbesine gelmişlerdi. Köyün camisinden  okunan akşam ezanı, rüzgârında etkisiyle dalga dalga, ormanın içlerine  doğru yayılıyordu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Arabayı  gözden gayet uzak bir yere park ederek, Hakan’ın imamlığında akşam  namazına durdular. Alper tam kamet getirecekti ki; sanki çok uzaklardan  ama bir o kadar da yakından gelen bir ses, kamet getirmeye başladı. Ses  kulak rahimlerinden, gönül toprağına bir yağmur gibi düşmüş, adeta  kendilerinden geçmişlerdi. Rüzgâr, sanki bir gül bahçesinin üzerinden  esiyor ve bahçedeki güllerin tüm kokusunu getiriyordu. Gençlerin  vücudunun her zerresi, gaipten gelen kametin sesiyle titremeye başlamış,  namaza durdukları zemin ayaklarının altından kayar gibi olmuştu. Hakan ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’  Zahirimle ve Batınımla, Zahirine ve Batınına yöneldim, Niyet ettim  zahirden ve batından bana tabi olanlarla, akşam namazını eda etmeye’’</span></strong> diyerek Tekbir getirdi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Secdeye  vardıklarında, altında namaz kıldıkları Çınar ağacının da eğilip,  secdeye vardığını fark etmediler. Eğer onları dışarıdan bir yabancı  görmüş olsaydı, kesin aklını kaçırırdı. Gökyüzü olabildiğine açık ve  berrak, yıldızlar her zamankinden daha parlak bir şekildeydi. Bir  insanın hem maddi hem de manevi olarak tekâmül ederek kemale  ermişliğinin simgelendiği dolunay, bu akşam daha bir başkaydı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu akşam,  Mevlana  hazretlerinin, Hakk’a ve Hakikate kavuştuğu, dünya hayatından azad  olarak, Miraç ettiği günün yıl dönümüydü. Ayın (16)sını (17)sine  bağlayan geceydi ve Âdem efendinin dediği gibi (17) ,Kuran’da Miraç  suresine denk gelmekteydi.  Gençler namazın ardından ‘’ <strong><span style="text-decoration: underline;">Ve hüvellezi yakbelüt tevbete an ibadihi ve ya’fü anisseyyiati ve ya’lemü ma tef’alün’’ </span></strong>ayetini  okuyarak gözlerden gayb oldular. Üçünün de etrafını nurdan bir bulut  kaplamış, zaman ve mekân algısının ötesine taşıyarak, gayb erenlerinin  dahi, nazarından gizlemişti. Âdem efendi kimdi ki; verdiği bu ayetin  sırrı ile bu üç genci, gayb erenlerinin gözünden gizleyebilmişti.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Çok  geçmeden bulundukları yerin kıble istikametinden, boşlukta bir kapı  açılmış ve bir takım kimseler peyda olmaya başlamışlardı. Gelenlerin  başlarında yeşil sarıklar ve üzerlerinde sırmalı cübbeler vardı. Bu  garip kimseler, Çınar ağacının altına gelip oturduklarında, ağacın her  bir yaprağı bir kandil gibi yanmaya başlamıştı. Bir kandil gibi yanan  her yapraktan, aşağı doğru ışık pırıltıları yani nurlar dökülüyordu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Daha  sonra latif bedenli insan siluetleri uçarak inmeye ve Meryem bacının  türbesinin az ilerisine konduktan sonra yürüyerek ağacın yanına gelmeye  başladılar. Ağacın yanına yaklaştıkça, latif olan bedenleri, normal bir  insanın görüntüsü gibi kesafet kazanmaya başlıyordu. Gelenler, Türk  bayrağındaki Hilalin şeklini tamam edince, Çınar ağacının da nuru  ziyadesiyle artmıştı.  Bir anda öyle bir gök gürültüsü  koptu ki, hem gençler hem de ağacın altında oturan gayb erenleri,  iliklerine kadar titreyerek ürperdiler. Gayb erenleri edeple başlarını  öne eğerken, gençler ürkek ve çekingen gözlerle, gökyüzüne bir nazar  attılar.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Berrak  ve yıldızlarla süslü gökyüzü bir anda ikiye yarılmıştı. Gökyüzünün  yarılan kısmından öyle bir nur yağmaktaydı ki, ne gözler dayanabilirdi,  ne de sözler ifade edebilirdi. Çınar ağacının tam üstüne nurdan bir  sütun inmiş ve koskoca ağaç’<strong><span style="text-decoration: underline;">’Allah’</span></strong>’ diyerek inlemişti. Gençler şaşkınlıkla birbirlerine bakıştılar. Hayret! Üçü de ayni şekilde ağacın lisanını anlamışlardı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sütunun  içinden öyle bir kadın çıktı ki, dünyadaki hiçbir kadına benzemiyordu.  Hatta bütün kadınların güzelliğini toplasan, göz kirpiklerden bir tanesi  dahi etmezdi. Güzelliğinin nuru, gece sarmış dünya arzını, bir anda  gündüz gibi etmişti. Öyle güzel kokusu vardı ki, bugüne değin böyle bir  koku ne duyulmuştu ne de duyurulmuştu!</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Hakan’ın  gözleri iri iri açılmış, gelen kadına bakıyordu. Yakaza halinde gördüğü  kadın buydu evet buydu. Gelen Meryem bacının ruhaniyetiydi. Hilal  şeklinde dizilen gayb erenlerinin tam ortasına gelerek, Türk  Bayrağındaki yıldızın olduğu yere oturdu. Masmavi gözleri öyle bir ışık  saçıyordu ki, bu ışığın değdiği her bir gayb ereni, başını dahi  kaldıramıyordu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Hakan’ın  gönlüne, Mustafa ağabeyi ile yaptığı sohbetlerden bir bölüm düştü.  Yahya’nın anlattığı Meryem bacı hikâyesini, Mustafa abiye aktardıktan  sonra şöyle demişti:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">‘’Meryem  bacının, yaprakları ışıl ışıl yanan bir ağacın altında, kendisi ortada  olmak üzere Ay yıldız şeklinde toplanmalarının hikmeti; Neml suresinin  (7) ci ayetin mealinde Musa (a.s.) bir ağaç görüp, yanındakilere ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’Size oradan bir haber getireceğim yahut bir kor, ateş parçası alıp geleceğim’’ </span></strong>demiştir. Sonra o ateşin yanına vardığında yine ayni Surenin devam eden (8) ci ayet mealinde <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’Ateşin bulunduğu yerdeki ve çevresindekiler mübarek kılınmıştır’’</span></strong> denmişti.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu  yerde bulunan ve bu ateşin etrafında dolaşan kimseler ilahi ikram ve  bereketlere nail olmuşlardır. Musa (a.s.) bu ateşin etrafına geldiği  için bu topluluğun bir ferdi olduğundan mübarek kılınıp, ilahi ikramlara  nail olmuştur. Ayrıca bu ateşi gören ve hisseden yalnız Musa (a.s.)  değildi! Musa (a.s) yanına vardığı ağaç ayni Meryem bacının ve  etrafındakilerin, altında toplandığı bu ağaç gibidir.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Meryem bacı, Neml suresini (9) ayete kadar okumuştu ki; bu ayetin bitiminde gayb erenleri ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’Allah’’ </span></strong>diyerek bir feryat kopardılar ki, Şehitler köyünün zemini sallanmaya başlayıp, insanlar korkuyla ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">Allah’’ </span></strong>diyerek  kendilerini dışarı attılar. Gençlerin elleri ve ayakları titremeye  başlamış, korkudan kendilerinden geçmişlerdi. Ömürlerinde hiç bu kadar  korktuklarını hatırlamıyorlardı. Meryem bacı, dokuzuncu ayeti öyle bir  okumuştu ki; mümkün müydü korkmamak?</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’Ey Musa, gerçekten ben, güçlü ve üstün, hüküm ve hikmet sahibi olan ALLAH’IM’’</span></strong></span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="2182" title="1" title="29 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3236-zamanin-dokusu-13-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (14.Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3225-kapinin-arkasi-14-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3225-kapinin-arkasi-14-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2010 18:23:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Dursun]]></category>
		<category><![CDATA[Ekmek]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Dair]]></category>
		<category><![CDATA[Kapının Arkası (14.Bölüm)]]></category>
		<category><![CDATA[Sabah]]></category>
		<category><![CDATA[Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[Tabiat]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsin]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=3225</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (14.Bölüm) Güneş, ruhları ve bedenleri ısıtarak yeni bir günün üstüne doğmaktaydı. Tabiat, insanoğlundan önce uyanmış ve ömründe tertemiz yeni bir sayfa açmıştı. Sabah namazından dönenler, sıcak bir çay...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong> Kapının Arkası (14.Bölüm)</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><img class="alignleft" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" width="135" height="142" />Güneş,  ruhları ve bedenleri ısıtarak yeni bir günün üstüne doğmaktaydı. Tabiat,  insanoğlundan önce uyanmış ve ömründe tertemiz yeni bir sayfa açmıştı. Sabah  namazından dönenler, sıcak bir çay içmek için kahveye uğrarken, aralarından genç  bir delikanlı, sessizce camın kenarına oturmuş, soğuktan üşüyen ellerini, çay  bardağını avuçlayarak ısıtmaya çalışıyordu. Pencereden dışarı bakarken, hemen  yolun karşısındaki çorbacının serptiği ekmek kırıntılarını, kapışan serçeleri  seyre daldı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Çocukluğundan beri her nedense bu kuşlara baktığında, hayata dair korkusu yok  olur gönlü, bahar görmüş bir dal gibi yeşerirdi. Şimdi ise baktığında, mini  minnacık bu hayvanlarda, Cenabı Allah’ın ‘’Vedud’’ ve ‘’Rezzak’’ esmasını  müşahede etmekteydi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bardağındaki çayı bitirmeden yerinden kalktı ve karşı kaldırıma doğru yürüyerek  ‘’Vedud’’ esmasının manasının müşahedesi ile kuşlara doğru ellerini uzattı.  Normal zamanlarda insanlara yabani olan serçeler, Tahsin’in avuçlarına konmak  için adeta yarışıyorlardı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Çorbacı, bu duruma hayretler içerisinde bakakaldı. Yıllardır bu hayvanlara  ekmek kırıntılarını verirdi ama hiç böyle bir olaya tanık olmamıştı. Tahsin ile  serçelerin muhabbetine, karşı saçaktan bakmakta olan bir kumru, uçarak  delikanlının omzuna kondu ve boncuk boncuk sürmeli gözleri ile Tahsin’in yüzüne  bakmaya ve yan yan sekerek, yüzüne yaklaştıktan sonra başını, delikanlının  boynuna sürtmeye başladı. Çorbacı bu duruma şaşkın şaşkın baka dursun, Tahsin  kumruyu tanımıştı. <strong>‘’Selam efendim’’</strong> diyerek öptükten sonra, kuş uçup  gitti.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Çorbacı, Tahsin’i bir tas sıcak çorba içmek için içeri buyur ettiğinde,  delikanlı içeri geçerek, davete icabet etti. Adam (40–45) yaşlarında, nur yüzlü  biriydi ve ayağının biri, dizden aşağı sakattı. Duvardaki fotoğrafın düğünde  çekildiği belliydi. Başı kapalı hanım hanımcık bir kız ile çorbacının  delikanlılık fotoğrafı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: Az önce sizi seyrediyordum delikanlı. Cenabı Allah’ın mahlûkatı ile  olan muhabbetiniz ve yakınlığınız, gerçekten çok şaşırtıcı’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Sizde ayni yakınlığa sahipsiniz ki; bu muhabbeti müşahede etmişsiniz’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: İnşallah dediğiniz gibi olur’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Adınız bey amca’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: Selim, ya sizin ki ?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Tahsin, Selim bey’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Çorbacı bu ismi duyunca bakışları değişti ve gözleri iri iri açıldı. Tahsin  <strong> ‘’Hayırdır Selim bey, bir şey mi oldu?’’</strong> diye sorunca <strong>‘’Şu Allah’ın işine  bak’’</strong> diye söylendi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: Üç gündür, Tahsin isminde biri rüyama geliyor ve bana Kuran  veriyordu’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Hayır olsun Selim bey, evli misiniz?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Adam duvardaki resme bakıp <strong>‘’ beş yıl önce kanserden vefat etti. O gündür  bugündür tek başıma yaşıyorum. Zahirde dulum ama kalbimle hala evliyim’’</strong> diyerek sağ elini uzattı. Yüzüğü hala parmağındaydı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Tahsin gönlünden <strong>‘’ Allah’ım; bugün burada olanların hikmeti ne ola’’</strong> diye niyaz etti.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Selim bey; rüyalarınızdan hatırladığınız başka hususlar var mı?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: Üç rüyada da tekrarlan sahne, yanan bir ocağın başında geçiyor’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Ocak yani ateş, dünyaya ait bir gaye ve bir işarettir ki, ahirete bakan  yönüyle Musa (a.s) kıssasında olduğu üzere bir haber ve nasihattir. Size verilen  Kuran’ın kattığı mana ile Salih bir haber ve ilahi bir nasihattir’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: Hay ağzına sağlık delikanlı, ne de güzel tabir ettin. İyi ama bu  işaret ve nasihat ne ola ki?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Allah bilir ne diyebilirim ki?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: Elbette Allah bilir ama böyle bir tabiri de, bildirdiği kulları  yapabilir’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Estağfurullah efendim, biz sadece gönlümüze düşeni, dile verdik’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: O zaman bekleyip göreceğiz demek ki’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Ben de merak ettim Selim bey. İnşallah bizde nasiplenenlerden oluruz  bu vesile ile’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: Hep beraber inşallah, âmin’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Hoş sohbetiniz ve gönlünüz kadar sıcak çorbanız için çok teşekkür  ederim, Allah razı olsun. Müsaade istesem?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ÇORBACI: Ne demek delikanlı? Müsaade sizin ve her zaman beklerim. Hem bu  rüyanın sırrı da sizde galiba?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Tahsin hafiften tebessüm ederek dükkândan ayrılırken, hakikaten bu olanlarda  bir sır olduğunu düşünüyordu. Necati amcanın ruhaniyetinin, bir kumru kuşu  olarak kendini göstermesi de başlı başına bir işaretti zaten. Necati amcayı  düşünürken, içine bir sevinç ve ferahlık, gözlerine de yaş dolmuştu<strong>. ‘’Ah  Necati amca ah’’ </strong>diyerek derin bir iç geçirdi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Tahsin ailesine kavuştuktan sonra Şebnem’in bulduğu işten ayrılmıştı. Ailesi  uzun yıllar yurt dışında kaldıktan sonra Türkiye’ye dönünce önce bir ayakkabı  mağazası açmışlar, işler iyi gidince de ardından oto galerisi açmışlardı. Tahsin  iki katlı ayakkabı mağazasının başına geçmiş, Şebnem’in ağabeyinin izine gelmesi  ile nişan yapmışlardı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Günlerden Pazar olduğu için Şebnem’e kahvaltıya gidiyordu. Genç kız kapıyı  açtığında, her zaman ki tatlı gülümsemesi ile karşılamıştı nişanlısını. İçeriden  de mis gibi börek kokusu geliyordu.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Aşkım Günaydııınnn’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Hem günaydın, hem gönlümüz aydın’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Allah Allah; o niye ki?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Güneş ile günümüz aydın, gülüşünle gönlümüz aydın oldu inşallah’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Bak sen, ne de güzel sözler edermiş, benim sevgilim’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Bir daha söylesene’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM:  Neyi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Şu son söylediğini’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Benim sevgilim’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Delikanlı, elleri ile genç kızın ellerini tutarak, kendine doğru çekti. Yüzünü  yüzüne yaklaştırıp, Kâbe’yi andıran gözleri ile gözlerinin içine, en derinlere  bir bakış attı. Genç kız, Tahsin’in bu bakışlarından iliklerine kadar  ürpermişti. <strong>‘’Ay çay taştı yaa’’</strong> diyerek delikanlının ellerinden  kaçmıştı. Tahsin, onun niye kaçtığını bildiğinden, ardından başını sallayıp,  tebessüm etti.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Kahvaltı masasına oturduklarında, delikanlının çayını kendi elleri ile  içirmekteydi genç kız. Bundan çok zevk alıyor ve mutlu oluyordu. Çok seviyordu  Tahsin’i hem de çok’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Aşkım; bugün seninle rahmetli arkadaşımın köyüne, ailesini ziyarete  gidelim mi? Hem gezmiş oluruz, biraz da değişiklik olur’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Sen nasıl istersen sevgilim’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Ama başka bir planın var ise söyle lütfen’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM:  Olur mu aşkım? Benim bütün planım seninle olmak’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: O zaman anlaştık kara kız’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Biz seninle ezelde anlaştık, biliyorsun sevgilim’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Kusura bakma, yine sana çiçek getiremedim’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Olsun bir tanem. Hem çiçek dalında güzeldir, koparıp solduran biz  olmayalım. Üstelik bana çiçeklerin en güzelini verdin sen’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Neymiş o?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Sıcacık ve tertemiz kalbin’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN:  Sende benim hayatımdaki tek çiçeksin, hem de en güzeli’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Sevgilimmm’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Aşkımm’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Tahsin, babasının arabasını almış, kahvaltıdan sonra yola koyulmuşlardı. Şehrin  çıkışında yanında iki kız çocuğunla bir kadın, belli ki otobüs bekliyorlardı.  Gittikleri güzergâh olduğu için durup aldılar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Hayırdır abla, ne tarafa gidiyorsunuz?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Çavuşlar köyüne gidiyoruz kardeşim’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Kızların maşallahı var, sizin mi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Şimdilik’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN:  Hayırdır abla, ne demek şimdilik?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Beyim öleli üç sene oluyor, çok çabaladım ama olmadı. Kızlarımı yarın  yetiştirme yurduna alacaklar. Son bir defa kayın pederime yalvarmaya gidiyorum,  ümit işte’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Tahsin, yetimhane sözünü duyunca yüreği burkulmuştu. Yüreğindeki dalgalanmayı  hisseden Şebnem ile bir an göz göze geldiler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Rahmetli eşinizin babası, çocukları sahiplenmiyor mu?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Erkek çocuk olsaydı belki sahiplenirdi ama kız olunca’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Evet kız olunca?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Rahmetli eşimde böyleydi be kardeş. Erkek çocuk veremedim diye üstüme  kuma getirecekti ama ömrü vefa etmedi ve trafik kazasında öldü’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Her dönemin cahiliye toplumu var demek ki’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Olmaz mı hayatım’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Kızlarını yuvaya verdikten sonra sen ne yapacaksın abla?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Bilmiyorum kardeş ama Allah büyük’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Çavuşlar köyüne varmak üzereydiler ki, yolun sağ tarafındaki kıraç tepenin  üzerinde birini gördüler. İhtiyar bir amca, elinde küçük bir kazma ile yeri  kazıyor ve fidan dikiyordu. Bizimkiler geçerken elindeki işi bırakıp, arabaya  doğru bakmaya başladı. Tahsin arabayı durdurarak, ihtiyara doğru baktı ve ‘<strong>’Aleyküm  Selam amca’’</strong> diye fısıldadı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Hayırdır ne oluyor, bize de anlatsana?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Tepeye yaklaşırken fidan diken amcanın, her fidanda şöyle dua ettiğini  duydum:</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong> ‘’Kökü toprakta gayet kuvvetli ve sağlam olsun. Gayet ihtiyaç sahibi olan  kimseler yesin’’</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bende ettiği bu duaya gönlümden<strong>‘’âmin’’</strong> dedim. Oda bize dönüp selam  verdi. Akabinde durup, selamını aldım.’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Arabada bir an sessizlik olmuş, Şebnem ile kadının gözleri yaşarmıştı. Tahsin,  ihtiyarın yanına gitmeleri gerektiğini hissediyordu. Arabadakilere dönüp  söylediğinde hep beraber tepeye çıktılar. İhtiyarın yanına geldiklerinde, tekrar  selamlaştılar. Adam <strong>‘’Cenabı Allah’ın selam isminin selamet dairesinde olun  inşallah’’</strong> diyerek mukabele etti. Elleri ile küçük kızların başını  okşayarak, yanaklarından öptü.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">İHTİYAR: Madem buraya kadar geldiniz, birer fidan dikin bakalım cennet’in  bahçesine’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Amcacım, siz buralardan mısınız?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">İHTİYAR: Bazen oralıyım, bazen buralıyım. Cenabı Allah nereyi takdir ederse’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Yaptığınız bu işe, herhangi bir ücret alıyor musunuz?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">İHTİYAR: Biz ücretimizi peşin aldık kızım’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">İhtiyar, omzundaki heybesinden üç adet elma çıkarıp birini kızların arasında,  diğerini Tahsin ile Şebnem’in arasında paylaştırıp, diğerini kadına verdi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Amca, bana niye bütün verdin?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">İHTİYAR: Zevcenle paylaşman için kızım’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Ama benim eşim öldü be amca’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">İHTİYAR: Ölen eşinden bahsetmiyoruz kızım. Üstelik onun nikâhı, senden düşeli  çok oldu.’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Allah Allah! Ya kimden bahsediyorsunuz?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">İhtiyar bakışlarını Tahsin’e çevirdiğinde, Şebnem’in yüreği cız etmişti.  İhtiyar Şebnem’in gözlerinin içine bakarak gülümsedi ve <strong>‘’ O değil kızım  korkma’’</strong> dedi. Hiç kimse bir şey anlamamıştı,Tahsin’den başka..</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Arabaya tekrar döndüklerinde, tepedeki ihtiyarda çoktan kaybolmuştu. Hepsi  Tahsin’e bakıyordu ama o sus pus olmuştu.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Ablacım, kayınpederine boşuna gitme diyeceğim ama madem niyetine  girmişsin hayır ola. Dönüşte uğrayıp seni alacağız inşallah’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Kardeş, neler oluyor, siz kimsiniz Allah aşkına?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Allah’ın garip bir kuluyuz inşallah’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Ya hemen arkamızdan, tepeden kaybolan ihtiyar?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Hızır’dı ya Şebnem’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Kadın bu sözü duyunca ağlamaya başladı. Hem öyle ağlıyordu ki, bir anda  hıçkırıklara boğulmuştu. Neden sonra kendine geldiğinde şunları söyledi:</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Bütün kapılar kapanıp, ümitlerim tükenince, geceleri oturup, gözyaşları  ile şöyle dua ettim:</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong>‘’ Ya İlahi! Eğer Senin yolunda eğri isem Sen doğrult. Eğer hata ettiysem  Sen affet. Eğer ihlâsım var ise beni başkalarına muhtaç etme. İlahi! Kullarından  nimetini ve refahını kesme.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong> Ya İlahi! Dertli kullarına, Hızır kulunla eren Sensin</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong> Sonsuz hazinenden, elden ele veren sensin</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong> Bittim ya Rab dendiğinde, yettim kulum diyen Sensin</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong> Bittim Ya Rab, bittim Ya Rab, bittim Ya Rab</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Arabadakiler hep beraber ağlamaya başlamışlardı, hem nasıl ağlama..</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong>Ey Kemal-i kudretin nefhinde âlem bir nefes</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong> Vey Celali izzetin bahrinde dünya keff ü hes</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Ablacım, sen bu duaya ne zaman başladın?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">KADIN: Üç gecedir zikir eyledim kendime’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Çorbacının gördüğü rüyanın sırrı şimdi anlaşıldı inşallah’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ŞEBNEM: Çorbacı da kim Allah aşkına?’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Sonra anlatırım hayatım, hepsinin vakti var’’</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Kadını çavuşlar köyünde indirdikten sonra yola devam ettiler. Şebnem başını  sevgilisinin göğsüne yaslamış ve gözlerini kapamıştı. Genç adam, kızın ipek gibi  saçlarını hem okşuyor hem de kokluyordu. Genç kız çok önemli bir şey hatırlamış  gibi birden doğruldu ve <strong>‘’ okuduğun o beyitlerde neyin nes</strong>iydi’’ diye  sual etti.</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;">TAHSİN: Fatih sultan Mehmet’in hocası ve kendi zamanının <strong>kutbu</strong> olan  Akşemseddin hazretleri, bir ara halvete çekildiğinde Âlem-i sülukda, meratib-i  anasırdan, meratib-i eflake uruç eder. Kendi sözü ile dördüncü asümana  çıktığında, meleklerin bu beyti okuduğunu görür. O anda kendiliğinden dilime  gelen bu sözlerdi Ruhumun nuru..</span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong>Bülent Gökçen</strong></span></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong> Bu bölüm ilk defa <a href="../../"> www.insanigelisim.com</a> sitemizde  yayınlanmaktadır.</strong></span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="15152" title="1" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3225-kapinin-arkasi-14-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 12.BÖLÜM</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3178-isanin-sirri-12-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3178-isanin-sirri-12-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 07:14:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Adet]]></category>
		<category><![CDATA[Arka]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Ek]]></category>
		<category><![CDATA[Elif]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Isa]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi]]></category>
		<category><![CDATA[Nevi]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Saat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=3178</guid>
		<description><![CDATA[Laboratuar ortamında incelenen taşın iç tarafında, ağaç dalından oyulmuş bir kapsül içinde, üzeri bir çeşit kimyasal kaplı kâğıt olduğu anlaşılmıştı. Taşın kristalleri olması gerektiği gibi dörtgen değil, altıgen bir yapıya...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Laboratuar ortamında incelenen taşın iç tarafında, ağaç dalından oyulmuş bir kapsül içinde, üzeri bir çeşit kimyasal kaplı kâğıt olduğu anlaşılmıştı. Taşın kristalleri olması gerektiği gibi dörtgen değil, altıgen bir yapıya sahipti. Ayrıca kristalin her birinden değişik dalga boylarında muazzam bir mavi ışık yayılmaktaydı. Yayılan bu ışığın gözle görülmesi mümkün olmadığından çok hassas cihazlarla incelenmesi gerekiyordu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Taşın içindeki kapsüle zarar vermeden lazer yardımı ile kesilmiş ve içindeki kapsül çıkarılmıştı. Kapsülün her iki ucu da eritilmiş mumla kapatılmış ve içindeki kâğıdın zarar görmesi engellenmişti. Kâğıdın her iki yüzü, bir çeşit kimyasal madde ile kaplanmıştı. Kâğıdın zarar görmemesi için ek bir tedbir olabileceği gibi başka bir nedeni de olabilirdi. Kâğıdın üzerindeki yazıların çözümlenmesi için Profesör beklenmiş, Kenan’ın hastaneden çıkmasından sonra beraberce gelmişlerdi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kâğıdın arka yüzü Süryanice ‘<strong>’ELİF-LAM-MİM’’ </strong>olarak başlıyordu. Kâğıdın ortasına bir küre resmedilmiş ve bu resmin etrafına ise daire şeklinde(12) adet daha küre resmedilmişti. Merkezdeki küreden saat (12) istikameti yönündeki küreye doğru iki ok çizilmişti. Bu oklar bir nevi <strong>yelkovan</strong> ve <strong>akrebe </strong>benziyorlardı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Okların ucundaki küreden, saatin dönüş istikametinde her küre arasındaki mesafe farklı farklıydı ve her kürenin üzerinde yine Süryanice sayılar bulunmaktaydı. Kâğıdın üzerindeki yelkovan ve akrep üst üste geldiği için ilk bakışta saat (12) gösteriyordu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Profesör; kürelerin üzerindeki sayıları çözümleyip, topladığında ortaya şöyle bir tablo çıkıyordu.</span></span></p>
<table style="height: 50px; width: 218px;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">1.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">12</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">.Küre</span></span></p>
</td>
<td style="width: 57px;" align="left" valign="middle" scope="row">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">11</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">3.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">10</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">4.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">9</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">5.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">8</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">6.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">7</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">7.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">6</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">8.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">5</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">9.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">4</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">10.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">3</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">11.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">2</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">12.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">1</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="162" valign="top">
<p style="text-align: right;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">toplam</span></span></p>
</td>
<td width="57" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">78</span></span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sayıların toplamı (78) sayısını veriyordu. Profesör; kâğıdın yüzeyindeki kimyasalın üstüne resmedilmiş olan bu tablonun ötesinde daha başka şeylerin olması gerektiğini düşünüyordu. Kimyasalın ne tür bir madde olduğunu çözebilirlerse, kâğıdın yüzeyinden silebilirler ve altında ne olduğunu görebilirlerdi.  Zira mevcut kimyasal, hiçbir cihazın arkasını görmesine izin vermiyordu. Bu konu konuşulurken kâğıdı eline alan Kenan, dikkatli bir şekilde kâğıdı incelemeye başladı. Kenan’ın bakışlarının odaklandığı noktadan itibaren kimyasal çözülmeye ve bir duman gibi havaya karışmaya başlamıştı. Havaya karışan kimyasalın yaydığı koku ve aldığı renk gerçekten çok hoştu. Kimyasal uçup gittikten sonra alt tarafta, her küreye denk gelen yerde yazılar belirmiş ve kâğıdın altında yine Süryanice bir metin çıkmıştı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Süryanice olan metin, profesör tarafından çözümlendiğinde ortaya şöyle bir tablo çıkmıştı.</span></span></p>
<table style="width: 218px; height: 50px;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">1.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kudret</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">2.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Azamet</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">3.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Minnet</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">4.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Rahmet</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">5.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Saadet</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">6.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Keramet</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">7.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Menzilet</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">8.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Hidayet</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">9.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Nübüvvet</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">10.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Rif’at</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">11.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Heybet</span></span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">12.Küre</span></span></p>
</td>
<td width="102" valign="top">
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şefaat</span></span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">‘’Bu (12) perde henüz (6) günde yaratma yani <strong>bulut-duman-göksel cisim-ateş</strong> ve <strong>toprak </strong>evresinden önce RABBANİ tecelliler kısmındandır. RABBANİ tecelliler kısmında mekân, yön ve uzaklık gibi mesafe anlayışı ve kavramları yoktur. (6) günde yaratılış evresinden sonra bu kavramların <strong>SURET</strong> bulması başlamıştır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Mekân, yön ve mesafenin, Arş’ın altından itibaren vücut bulduğunu düşünürsek RABBANİ tecellilerden olan bu (12) evrenin (perdenin) (6) günde yaratma evresinde ve devamında mekân, yön ve mesafe olarak vücut bulması mümkündür ki; bunlar <strong>(12) BURÇ </strong>olarak bilinmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">RABBANİ tecelliler, ilk yaratma lahza (<strong>AN</strong>)’larıdır ki mukayesesi mümkün hiçbir denk ve misal olmayan, tekrarlama ve benzemekten beri olan, çeşitli yaratıkların yeniden yeniye yaratıldığı evredir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>‘’Duman=&gt;Cisim=&gt;Sıcak ateş=&gt;Toprak=&gt;Su=&gt;Hayat’’</strong> yaratılışın <strong>(6)</strong> evresidir. Ancak; ikinci evre olan <strong><span style="text-decoration: underline;">CİSİMLER</span></strong> evresinde bir ayrışma söz konusudur ki; bilinen toprak arzların dışında başka tür arzların oluşması söz konusudur ve <strong>İsa’nın bedeni </strong>madde ya da eşya cinsinden olmayıp bu <strong>CİSİMLER ÂLEMİNE</strong> aittir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kâğıdın arka yüzünde ise sekiz köşeli bir yıldız ve altında şöyle bir metin vardı</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>‘’Kâinat bin odalı bir saraya benzer. Her odasında, Hakk’ın başka bir yüzünü gizler. Her yüzünde, bin tane dili vardır. Her dilin, bin tane lisanı vardır. Her lisanda, bin tane ismi vardır. Her ismin, bin tane manası vardır. Ölüler ve diriler, bu sarayın bir odasından başka bir odasına gezer dururlar. Bu odadan öbür odaya geçene ölü derler. Bir oda var ki, dirilerle ölüler bir araya gelirler. Bu odaya girene Melekler selam verirler. Bu sırrı bilenler ebediyen susarlar. Bir olan Allah’a inanan bilsin ki, insanın sırrı üçtür. Bir olana inanmayanın, bunları bilmesi güçtür. Anahtar bir sözdür ki, bu odanın anahtarı bu sözde bulunur, bir de bakan iki gözde bulunur.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Kardeşlerim; bu verilen birinci sırdır. İkinci sır, altın anahtarla açılan, odada gizlidir. O odada bir isim gizlidir. O isimde bir fitne gizlidir. Bu sözlerimi kardeşlerime söylediğim gibi, bu mektubu okuyan adama da söylerim. Eğer ahir zaman değilse bu mektubu gizleyesiniz, eğer beklenen gelmiş ise bu sözlerimi dinleyip sekiz köşeli yıldızı izleyesin.’’</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Profesör ile Kenan kâğıdı alarak hemen binadan ayrıldılar ve Musa efendinin olduğu mezarlığa doğru hareket ettiler. Mezarlığa varasıya kadar aralarında hiç konuşmadılar. Kullandıkları araba, uydudan takip edilmemeleri için eski model olduğu gibi yanlarına cep telefonu, kredi kardı gibi hiçbir şeyde almamışlardı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Mezarlığa vardıklarında yine daha önce olduğu gibi Musa Efendi onları kapıda karşılamıştı. İçeri geçtiklerinde Reyhan sessiz bir şekilde kulübenin köşesinde oturmakta, geldiklerini fark etmemişçesine hiç tepki vermemişti. Neden sonra hoş geldiniz diyerek ortama dâhil oldu.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Hayırdır kızım, yine nerelere gidip geldin?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Simsiyah ve ıslak saçları omzuna kadar dökülen, ince bıyıklı ve hafif sakallı, narin ve ince kemikli bir adamı seyrediyordum. Ne gariptir ki; dünyanın bir ucunda insanlar ona benzeyen dev bir heykel dikerlerken, kendisi bir gölün kenarında oturmuş, balıklarla sohbet ediyordu.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Balıklarla sohbet mi ediyordu?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Hem sohbet ediyor hem de balık tutuyordu daha doğrusu balıklar, ona kendini takdim ediyorlardı.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Nasıl yani?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Elini suya sokuyor ve bir balık gelip elinin altında duruyordu. O şahıs hiç incitmeden balığı sudan çıkarıyor, tekrar elini suya sokuyor ve tekrar bir balık daha gelip elinin altında duruyordu. Toplam (12) balık tuttuktan sonra onları bir sepete koyarak bir köye doğru yol tuttu. Bedeni gayet latif ve hafif gibiydi, yürürken sanki ayakları yere basmıyor gibiydi. Köye geldiğinde tıpkı ona benzeyen (11) tane genç tarafından karşılandı’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Biri eksik galiba’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Sende benim düşündüğümü mü düşünüyorsun kardeşim?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: En doğrusunu Cenabı Allah bilir ama galiba düşündüğümüz gibi’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Sonra neler görün kızım?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: O sırada siz geldiniz Kerim Bey ve görüntü kayboldu’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Hayırdır inşallah, bir şeyler oluyor ama ne?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Evet kardeşim, emaneti bir görelim istersen’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Doğru ya, buraya onun için gelmiştik’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Profesör kapsülün içinden kâğıdı çıkararak masanın üstüne bıraktı. Kâğıdın üstündeki kimyasal uçmadan önceki şekli de boş bir kâğıda çizerek yanına koydu. Musa Efendi, sessiz bir şekilde bir müddet kâğıda öylece bakakaldı. Gözleri kâğıdın başındaki <strong>‘’ELİF-LAM-MİM’’ </strong>yazısına ve sayıların toplamı (<strong>78)</strong> sayısına odaklanmıştı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Kuran’ı Kerim’de tekrarları da dâhil olmak üzere tam olarak (<strong>78</strong>) adet Mukatta Harfleri vardır.  Ayrıca <strong>RAHMAN ve HAC</strong> suresi (<strong>78</strong>) ayettir.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Çok garip bir durum’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Garip sözü biraz basit kalır ama taşları yerine oturttuğun zaman sırrı açmış olursun evlat’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Bu nasıl bir sırdır ki; Kuran’ı Kerim’e kadar uzanmaktadır?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Ya nereye uzanacaktı ?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Durun bir dakika, Kırşehir civarında türbedarlık yaptığım sırada birkaç defa mektup gönderilmişti. Lakin o zamanlar ne göndereni tanıyordum, nede nereden geldiğini biliyordum. Şu mektuplardan birine tekrar bakmanın zamanı geldi galiba?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Musa Efendi, duvardaki rafın üzerinden deri kaplı bir kitap indirmiş ve sayfalarının arasındaki sararmış mektup kâğıtlarını çıkarmıştı. İçlerinden birini seçerek okumaya başlamıştı. Yazı, eski Türkçe olarak yazılmıştı:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Değerli Türbedar kardeşim;  tarafımdan tarafınıza hürmetle selam eder ve bu Selam isminin, selamet dairesine dâhil olmasını Cenabı Allah’tan niyaz ederim.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sizde bilmektesiniz ki; sözler bir testinin, içinde suyu muhafaza etmesi gibi mana suyunu muhafaza ederler. Değerli olan testinin kendisi değil içinde taşıdığıdır. Ayni bunun gibi bazı sözler, ab-ı hayat gibi diriltici mana taşırken, bazı sözler ise ahu gibi zehirli manalar içermektedir. Cenabı Allah, bizleri bu tür sözlerden muhafaza eylesin.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Allah’ın Veli kullarının, ağzından çıkan sözlerin her bir harfine, noktasına ve virgülüne, kulak denen rahimden, gönle ulaşan sesine dahi; nice sır yüklü manalar, suyun, ağacın her tarafına sirayet etmesi gibi sirayet etmiştir. Lakin söz denen kabuğu kıramayıp, içindekine eremeyenler çoktur. Cenabı Allah, bizleri, söze değil içindeki öze vakıf kılsın inşallah.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kuran’ Kerim, tıpkı yeryüzü gibidir. Görebildiğimiz kadar yüzeysel bir inceliğe ama kazarak inebildiğimiz kadar derinlemesine bir gizeme sahiptir. Şeyhimiz efendimiz, Kuran’ı bir deryaya benzetirken, bu deryanın sahiline ulaşılamayacağını ifade etmektedir. Kendi adıma sonsuzluğun bir sahili ve dibi olabilir mi bilmiyorum ama öğrendiğimiz kadarı ile bu sonsuzluğa açılan kapının mührü, insanın kendisidir. Kim ki; bu hazine dairesinin mührünü kırıp ta, kapıyı açarsa, kendini tam olarak o deryanın ortasında bulur. Bu kapının farkına varmamıza vesile olan Şeyhimizden, Cenabı Allah razı olsun.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kardeşim; sende bilmektesin ki insan, dünyaya gelirken toprağa gömülü bir hazine mirasıyla doğar. Büyük birçoğu bu kendi hazinesinden hiç haberi olmadan, aramadan, bulamadan ve kullanamadan ölüp gider. Büyükler bu hazineyi, insanoğlundan başka hiçbir yaratılmışın ulaşamayacağı ( ZAT’İ) boyut olarak ifade ederler. Bu öyle bir boyut ki; bu boyutun ilmi, dünyayı, ahireti, Allah’ın cennet ve cehennemini, yaratılışın sırrını kapsadığı gibi, birimi <strong>AHİRETİN ÖTESİNE, AHMEDİ SIRRA TAŞIR.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yaratılan cümle âlemler ve nice evrenler bir Gül goncasının açması gibi bu Sır’dan açılarak vücuda bürünmüşlerdir. Bürünmüşlerdir diyorum çünkü Bu AHMEDİ sırrın, nurunun bir yansımalarıdır. Özlerinin özü bu AHMEDİ NUR’ dur. Büyükler bu nurdan ötesinin mutlak gaybın sahasına girdiğini söylemekteler.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gönlüme ilham edilen mananın, akıl melekemde büründüğü suretin, dilimden söz ile ifade edilişi şöyle ki; Cenabı Allah’ın, Zat’ından Zat’ına olan ilk tecellisinde meydana gelen bu nur, Nuru Ahmed’dir. Suya atılan bir taşın dalga dalga oluşturduğu halkalar misali, yaratılan cümle âlemler, Nuru Ahmed’den yayılan nurun, dalga dalga halkalar oluşturmasıdır. <strong>AN</strong>’ dan <strong>Zaman</strong> atılmış ve bu zaman dalga dalga genişleyerek alemler vücuda gelmiştir.Dalga dalga yayılan halkaların tekrar geldiği yere geri dönmesi gibi, zaman küreciklerinin taşıdığı alemler ve evrenler, küreciklerin (<strong>KÜF)</strong> diye sönmesiyle Nuru AHMED’E geri dönecekler.Ama ahiretin sonsuzluğu içerisinde yaratılış devam edeceği için AHMED’İ Nur’un yansıması da devam edecektir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kardeşim; En doğrusunu Cenabı Allah’ın bilmesi ile beraber, gönlümüze doğduğu ve Şeyhimizin buyurduğu gibi <strong>(32 ya da 33</strong>)üncü Miraç dönemine girmek üzereyiz. Seninde bildiğin üzere Cenabı Peygamber (s.a.v) Efendimiz,(33) defa Ruhani Miraç etmiştir.(34)cü Miracı, hem bedenen, hem de Ruhen olmuştur. Bu Miraç hadisesinde, <strong>Muhammed </strong>(s.a.v) ile <strong>AHMED</strong>, cem olmuştur. Yani <strong>Finale </strong>yaklaşmış bulunuyoruz.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Lakin Hazreti Muhammed (s.a.v) Efendimizin (17) surede anlatıldığı üzere, yaptığı esas Miraç hadisesi öncesinde, ne büyük sıkıntılara maruz kalındığını, bir takım Yecüc kılıklı heriflerin, Mecüc’lere, iki cihan Sultanını, taşa tutturduğunu da biliyoruz.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimiz, üstü başı kan olmuş ve öylesine üzülmüştü ki; <strong>(Allah’ım; acizliğimi Sana şikâyet ediyorum)</strong> diye, Cenabı Allah’a niyaz eylemişti. O’nun üzüldüğü kendisi değildi, taşların isabet ettiği yerlerden akan kan, kendi kanı değildi.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">O’nun üzüldüğü, ahir zaman sürecinde, finalden önce yani(32 ya da 33)üncü Ruhani Miraç dönemine denk gelen bir dönemde <span style="text-decoration: underline;">(KARDEŞLERİM)</span> dediği insanların, uğrayacağı ağır sıkıntılardı. Onların yüreklerine ve bedenlerine isabet edecek olan taşların, akıtacağı kanlaraydı. İşte bu sıkıntılardan sonra Ümmeti Muhammed’e (17) suredeki MÜJDE ve ilahi yardım gelecek, Ümmeti Muhammed, Ay Yıldızın bayrağı altında, mana ve madde olarak MİRAÇ EDECEK inşallah.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şimdi sana ileriki bir zamanda ulaşacak bir emanet için yine o emanetin bir kısmını açıklayan başka bir emanet bırakıyorum. Büyükler şöyle buyurmuşlar ve nakletmişlerdir:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">‘<strong>’Cenabı Allah, Arş’ı, Kürsi’yi, Cennet’i ve Cehennem’i, Yerleri ve Gökleri yaratmazdan evvel Hazreti Muhammed’in (s.a.v.) nurunu yaratmıştır. Ondan sonra (12) perde yaratarak bu nurun her perdede bir müddet durmasını takdir etmiştir. Kudret perdesinde(12),Azamet perdesinde (11),Minnet perdesinde(10) Rahmet perdesinde(9),Saadet perdesinde(8),Keramet perdesinde (7),Menzilet perdesinde(6),Hidayet perdesinde(5), Nübüvvet perdesinde(4),Rif’at perdesinde(3),Heybet perdesinde(2),Şefaat perdesinde(1) yıl durmuş ve beklemiştir. Bunların toplamı (78) bin yıl etmektedir.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şimdi şu sözümü iyi dinleyesin kardeşim. Bütün peygamberler bu âlemde birer konuk ve misafir hükmündedir. Onlar bir önceki âlemde ya da âlemlerde tekâmüllerini tamamlamışlardır ve her peygamber ayni ailenin, fertleri gibidir. İnsanın beden yapısının temel taşı olan <strong>Gen</strong>’lerinin içeriği yani bir anlamda formülü değişkendir. Ancak; peygamberlerin büründüğü bedenlerinin <strong>GEN</strong> yapısı da en mükemmel manadadır. Ruhun <strong>GEN</strong> yapısı ise yani bir anlamda dokusu <strong>‘’yerlerin ve göklerin nurundandır</strong>.’’ Kiminin ruhunun nuru daha baskın ve parlak, kiminin ise diğerine göre kısık ve sönüktür. Nur; âlemlerin her birinde, bir önceki âleme göre perdeli olarak tecelli etmiştir. Ruhu; göklerin nuru ile ayni nurdan olan ile Ruhu; yerlerin nuru ile ayni nurdan olan bir değildir. Her ne kadar görünüşte insan bedeni ile bedendenmiş olsalar bile.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Ruhunun nuru göklerden olana göklerin sırrı, Ruhunun nuru yerlerden olana ise yerlerin sırrı ilham edilir.’’</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Hayret; mektubun sonunda hem <strong>Gen’den b</strong>ahsetmesi, hem bir önceki âlemlerde tekâmüllerini tamamlayan Peygamberlerden bahsetmesi ve bunların bu âlemde misafir olmalarını ikaz etmesi ve ruhların, farklı farklı âlemlerin nurundan olduğunu söylemesi’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Acaba ne anlatmak istiyor, dikkatimizi nereye çekmek istiyor?</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Henüz olayı kavramış değilim, tam olarak çözemedim’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Peygamberlerin bu âlemde misafir olmalarını ikaz etmesinin ardında, acaba başka misafirlerinde olacağını mı söylemek istiyor?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Son Peygamberden (s.a.v) sonra Peygamberlik devri kapandığına göre, gelen misafirlerin Peygamber olması mümkün değil ama’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Ama gelenin ya da gelenlerin onların meclisinden gelmesine engel değil’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Elbette değil, nasıl ki Hazreti İsa (a.s.) ilk gelişi Peygamberlik vazifesi ile olduğu halde, ikinci gelişinde bu vazifeyle olmadığı gibi’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Aman Allah’ım yoksa?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Orada dur evlat, daha emin değiliz. Bunu söylemek için henüz çok erken’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Baba erken diyorsun ama dünyanın Cennet’in etkisi altına girdiği artık aşikâr. Dünyanın atmosferinde ve enerji alanındaki değerlerin giderek artması bunu gösteriyor. Gerçi henüz belli bölgelerde, Cennettin çekim alanı yoğunlukta ama içinde bulunduğumuz çağ’ın devam eden sürecinde bütün gezegenin bu çekim alanına gireceği biliniyor.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Cennet’in çekim alanına girdiğimizin kanıtı nedir kızım?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: İlk işareti Babasız doğum Kerim Bey, ikinci işareti ise insanların ancak rüyalar vasıtasıyla gördüğü ölüm sonrası âlemin ve o âleme göç edenlerin görülebilmesi’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Bu insanoğlunun bir anlamda tekâmül etmesidir o zaman. Hasan hocanın dediğine göre ‘<strong>’Altın Şehirde’’</strong> yaşayanlar <strong>Bizim uykuda gördüğümüz Salih rüyaları, onlar uyanık iken görüyorlardı. </strong>Hatta taşı bulduğumuz gün, ÜmmüGülsüm ninenin anlattığı rüya ve devamında gördükleri karşısında Elissa şöyle demişti:’’ <strong>İnsanoğlunun ölüm sonrası âleme dair görebileceği şeyler bugün için rüya yoluyla algılanabiliyor ama devamındaki tekâmül neticesinde uyanık iken rüya görür gibi görülecek’’</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Bu tekâmül belli bölgelerden başlayıp, dalga dalga bütün gezegene yayıldığına göre şeytanilerin özellikle bu bölgelerde faal olup, insanlığın tekâmülüne engel olmaya çalışacağı da kesin’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Şu an için yoğunlaştıkları bölgeler Irak toprakları ve Bağdat, ikinci olarak Urfa yöresi’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Bu bölgelerin olduğu yerde <strong>‘’RANYUM’’</strong> adında cennete ait bir cevher var ama işlenmiş cevher.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Bir anlamda kozmik bir araç, gemi ya da bilgisayar gibi yani’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Kozmik bilgisayar mı ?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Kozmik bilgisayarlar, evrensel enerji ile yerel enerjiyi birbirine dönüştürerek, her iki frekansın birbirini tanımasını sağlarlar. Dünyada yaşayan insanların beyinleri ile bu kozmik cihazın işleyiş sistemi arasında bir bağ olması muhtemeldir.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: O zaman <strong>‘’RANYUM’’</strong> denilen her neyse ve Cennet’e aitse insanoğlundan daha önce buraya gelmiş olmalı ya da insanın yaratılışındaki hikmetler zincirinin bir halkası olmalı.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Meseleyi insan nesli ile direkt olarak alakalandırır isek hata yapmış oluruz. İnsan neslinden önce yeryüzünde ‘<strong>’NESNAS’’ </strong>denilen bir tür yaşamaktaydı. Bunlar ayni insanoğlu gibi <strong>‘’Halife’’</strong> olma vasfındaydılar. Daha sonraları istikametlerini kaybedip, azgınlığa düştükleri için toptan yok edildiler. Bunların ardından ise yeryüzünde <strong>‘’cin’’</strong> taifesi iskân edildi.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: İnsan neslinden önce yeryüzünde iki farklı tür iskân edilmiş devamında ise bildiğimiz insan nesli yaratıldıysa biz üçüncü tür olmaktayız. İnsan neslinin yeryüzünde, madde ve mana olarak etkileşim ve iletişim içinde olduğu mübarek <strong>‘’KÂBE’’</strong> ve ‘<strong>’Hacerül Esved’’</strong> taşı var. Bu taş biz insanlar için Cennetten düştü olarak bilinmektedir. Reyhan kızımın söylediği Cennet’e ait diğer iki cevher, insan türünden önce yaşamış olanların madde ve mana olarak etkileşim ve iletişim içinde olduğu nesneler olabilir.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Bağdat yani eski ismi ile Babil bölgesinde olması muhtemel bu <strong>‘’RANYUM’’</strong> <strong>‘’NESNAS’</strong>’denen türe ait olmalı ki bu bölge hem ilim diyarı hem evliyalar diyarı. Üstelik <strong>(insan –melek</strong>) denen iki meleğin indikleri bölge’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Bağdat’la ilgili olarak şu sözü hatırlamamızda sanırım fayda var’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Hangi sözü?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ:’’<strong> ‎&#8221;Dehalte bağdade ila bağdade vesetahrucü bağdade min bağdade velem tedri bağdade ma bağdadü&#8221;(Bağdat&#8217;tan Bağdat&#8217;a girdin ve Bağdat&#8217;tan Bağdat&#8217;a çıkacaksın. Bağdat ne Bağdat&#8217;tır bilemedin)’’</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN<strong>:</strong> O zaman ikinci tür olan cin türüne ait olan kutsal merkez Urfa yöresinde mi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Nasıl ki insan türünün kutsal merkezi Kâbe ve sabittir, değişken değildir, Bağdat’taki ‘<strong>’Nesnas’’ </strong>türünün kutsal merkezide sabittir, değişken değildir. Ancak Urfa yöresindeki cinlerin kutsal merkezindeki ‘<strong>’Ranyum’</strong>’ sabit değildi. En son Musa (a.s.) zamanında yerinin sabitlendiği sanılıyor.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Vay be; üç tür ve üç kutsal merkez. İnsan ister istemez merak ediyor, bu kutsal merkezlerin altında ne var ve nasıl bir işleve sahipler?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Daha önceleri Kâbe’nin duvarları temeline kadar indirilmiş ve temelden itibaren onarmak için temel taşları da sökülmek istenmişti. Kâbe’nin temel taşları, yeşil Zümrüt renginde ve insan dişleri gibi birbirine bindirmeli bir şekildeymiş. Bu yeşil taşlardan birini çıkartmak için uğraştıklarında her seferinde Mekke sallanmış ve zelzele olmuş’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Altında her ne varsa, sıradan insanlar tarafından bilinmesi istenmiyor demek ki’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Bu yok edilen <strong>‘’Nesnas’’</strong> türünden kalanlar, saklananlar ya da gezegenler arası seyahat eden gemiler yapıp başka bir gezegene gidenler olmuş olamaz mı?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: İnsanın hem içsel hem de dışsal mücadele yaptığı, yapmakta olduğu ve yapacağı iki tür var. Birincisi cin ve şeytanlarla içsel (enfüsi) mücadele, ikincisi kendinden üstün bir tür ile yapacağı haber verilen mücadele. Bu <strong>‘’Nesnas’’</strong> denilen türden bir şekilde başka gezegenlere kaçanlar olmuşsa ve Bağdat’taki kutsal merkez onlar için hala kutsallığını koruyorsa, tekrar geri dönerek, dünyanın şimdiki sakinleri olan bizlerle bir mücadele vermeleri muhtemel.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: O zaman Urfa yöresinde verilmeye çalışılan yani planlanan mücadele neyin nesi?’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: O da cin türü ve şeytan ile iletişim içinde olanların verdiği mücadele. Aslında bu insanlar üzerinden şeytanın ve cinlerin tekrar dünyaya hâkim olma mücadelesi diyebiliriz.’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: İnsanlığın işi çok zor o zaman’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR. Zor ne kelime? Üstelik bir avuç insan bu durumun farkında’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA EFENDİ: Sadece bu bir avuç insan perdenin arkasını biliyor ve hazırlanıyor. Görünen perdenin ardında çok dehşetli işler dönüyor’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Hocam; Sivas bölgesinde helikopteri düşerek vefat eden kişi hakkında bir ara kardeşimiz diye bahsetmiş ve beklenen şahsın İstanbul sınırları içinde olduğunu, ayrıca sadece bu rahmetlinin, beklenen şahısla görüştüğünü söylediniz’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR:  O emaneti hem taşıyan hem de yaşayan bir insandı. Emanet taşımak çok zordur, çünkü taşınan emanetin düşmanı çok olur. İnsan da öyle bir emanet taşımaktadır ki; o emanetin baş düşmanı iblis’tir. Bütün insi, cinni ve daha nice ŞER orduları, bu melunun emrindedir. Bu melun öyle bir düşman ki, İNSANIN en büyük düşmanı, İşte bu yüzden deccalın ardındaki kuklacıyı ve gerçek düşmanı görmek lazımdır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Dediğim gibi emaneti hem yaşayan hem de taşıyan bir İNSANDI. Hep güzel gördü, güzeli söyledi. O siyaset arenasında MUHAMMED’İ GÜLÜN kokusunu duyuran ve güzellikleri haykıran bir insandı. Ama ne yazık ki; ne güzel kokudan anlıyoruz ne de gerçek güzelliğin peşindeyiz. Bizim güzellik anlayışımız para, mal, mevki ve şöhret çerçeveleri çerçevelenmiş kimisi siyasi şöhretin, kimisi sanatsal şöhretin ve kimisi de MÜBAREKLİK şöhretinin peşinden koşmaktadır. Koşalım bakalım nereye kadar?</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gerçek kahramanlar sessizdir, mütevazı ve tevazu sahibidirler. Sadece söylenmesi gereken yerde, söylenmesi gereken kadarını söylerler ve yapılması gerekeni, zamanı geldiğinde yaparlar. İNSANÜSTÜ değillerdir sadece İnsan olmanın gereğini yerine getirirler. Kim ki; İnsanüstü bir kahraman arıyorsa, bilsin ki; aradığı sadece şeytanın kendisine fısıldadığı yalanlardır, boş hayallerdir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kardeşimizin öldürülmesinin <strong>(şehit edilmesinin</strong>) ardında öyle bir GERÇEK var ki; Nice babayiğit insanları ve kurumları <strong>ACİZ</strong> bırakmıştır. Üzeri örtülen bu GERÇEĞİ kim eşelerse CANINDAN endişe etmektedir. Can deyince hepinizin aklına kendi canı geldi değil mi? Kimisinin canı- malıdır, kimisinin canı-makamıdır, kimisinin canı-aile bireyleridir ve kimisinin canı da-vatanıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kardeşimizin ölümünün ardında öyle bir GERÇEK var ki; bütün bu saydıklarımdan endişe edildiği için, eşelenmeyip üzeri örtülmektedir. Herkesin bir fiyatı vardır ve herkesin durduğu ve durdurulduğu bir SINIR vardır. İsteseniz de bu sınırı geçemezsiniz. Ülkemiz neyle tehdit ediliyor hiç bileniniz var mı? Bazı şeyler <strong>MECBURİYETTEN </strong>yapılıyor (***)</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kardeşimiz öyle birini tanıyordu ki; bu bilgiyle ahirete intikal etti. Öleceğini de biliyordu ister inanın ister inanmayın. O, ölüme gönüllü gitti O, bir başkasının yerine öldü. Onun gönüllü olarak bir başkasının yerine ölmesi perde ardındaki (1) numaralı gerçektir. İnsanları durduran ilk sınır budur işte.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kardeşimizin ölümünün ardında insan bedeni ile bedenleşmiş İFRİTLER’DE görev aldılar Aramızda, hemen yanı başımızda insan diye gördüklerimiz var ya; kimisi Melek, kimisi ise cin ya da İfrittir. Bu bir SIRDIR der EHLİ,bu bir SIRDIR..</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Rahmetlinin en son konuşmasında ölümü anlatırken kullandığı <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’KÜF’’ </span></strong>kelimesi,  yıllar önce Musa efendiye, gizli biri tarafından gönderilen mektuptaki <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’KÜF’’</span></strong> kelimesiyle ayni. Rahmetli de ölümü bu kelimeyle anlatmıştı ve ilk defa rahmetlinin ağzından duydum bu kelimeyi birde bu enteresan mektupta karşıma çıktı’’</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>ACABA!</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Bülent Gökçen</strong></span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1171" title="1" title="10 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3178-isanin-sirri-12-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 11.Bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3170-isa%e2%80%99nin-sirri-11-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3170-isa%e2%80%99nin-sirri-11-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2010 22:02:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bcs]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bire]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Futbol]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hala]]></category>
		<category><![CDATA[Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Isa]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 11.Bölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Jilet]]></category>
		<category><![CDATA[Kemik]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Parlak]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan]]></category>
		<category><![CDATA[Yani]]></category>
		<category><![CDATA[Zemin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=3170</guid>
		<description><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 11.Bölüm Güney Amerika’nın AND dağlarında bir düzlüğe gelmişlerdi. Reyhan ve Kenan, farklı bir boyuta ait bedene büründükleri için, et ve kemik bir bedene ait gözle görülemeyecek, manyetik bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İSA’NIN SIRRI 11.Bölüm <br />
 </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><img src="../wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" border="0" alt="" width="100" height="105" align="left" /></span></strong>Güney Amerika’nın <strong>AND </strong>dağlarında bir düzlüğe gelmişlerdi. Reyhan ve Kenan, farklı bir boyuta ait bedene büründükleri için, et ve kemik bir bedene ait gözle görülemeyecek, manyetik bir fanus içinde jilet kadar keskin ve ince, muazzam bir ışık huzmesi sızan yarık gördüler <strong>(Boyut Kapısı)</strong>. Manyetik fanusun dairesel zemini hemen hemen bir futbol sahası büyüklüğündeydi. Kenan’ın büründüğü beden yapısı, manyetik alanın etkisi ile rüzgârda savrulan toz zerreleri gibi dağılmaya başlamıştı.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Fanusun manyetik alanı, insan beyninin işleyiş sistemine direkt olarak etki edip düşüncelerinin dağılmasına ve dalga boyunun değişmesine sebep oluyordu. Bu şekilde, insanların düşüncelerinden ve yönelişlerinden uzak tutulan bölge korunmuş oluyordu. Kenan’ın büründüğü beden, düşüncenin vücut bulmuş hali olduğu için bu etki sayesinde düşüncelerin dağılması misali, rüzgârda uçuşan toz zerreleri gibi dağılmaya başlamıştı. Kenan’ın vücudu dağıldı, uçuştu ve savrulup yokluğa geri döndü. Artık hayalden ibaret bile olsa bir bedeni yoktu. Yoktu ama Kenan hala vardı yani Kenan adında kendini tanımış ve bilmiş olan <strong>BİLİNC</strong>İ hala mevcuttu.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Manyetik fanusun içine girdiği an’da, o futbol sahası büyüklüğünde olan zemin birden bire çökerek dipsiz bir kuyu görüntüsüne dönüştü. Boşluğun tam ortasında bulunan, jilet keskinliğindeki ışık huzmesinden içeri süzüldüğünde tonlarca ağırlıkta devasa boyda, bir taş işlemeli kapı gördü. Kapının üst tarafında dünya ve çevresindeki Ay’ın döngüsü resmedilmişti. Ay’ın büyüklüğü ve döngü içerisindeki görüntüsü, bugün bilinenlerden çok farklı ve daha büyüktü. Kapının arkasında bulunan tünel yerin altına doğru indiği halde, düz bir doğrultuda ilerlendiği izlenimini veriyordu. Tünelin duvarları cama benzeyen parlak bir şeyle kaplanmış ve ışık olmadığı halde ilerlendikçe, kendiliğinden aydınlanıyordu. Tünelin bitimi dikdörtgen şeklinde gayet büyük ve cama benzeyen bir maddeden yapılmış, ışık huzmelerinin saçıldığı asansöre çıkıyordu. Asansörle yerin  (5) kat altına inildiğinde büyükçe bir salona çıkılıyordu. Salonun dört köşesinde de birbirinin aynisi olan (4) kapı vardı. Kapılardan birinden girildiğinde, bir birine simetrik olarak inşa edilmiş duvarlardan müteşekkil büyük bir odaya çıkılıyordu. Hangi yöne bakarsanız bakın, duvarlar birbirinin aynisiydi.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Odanın tam ortasında, merkezden başlamak üzere içten dışa doğru belli yörüngeler üzerinde ve hareket halinde olan şekiller resmedilmişti. İlk bakışta insan beyninin açılımının andıran bu şekil, aslında Samanyolu galaksisinin haritasıydı. Hareketli ve renkli bir animasyona benziyordu. Salonun tam ortasında ve tavan ile zemin arasında boşlukta, <strong>(360)</strong> derece kendi etrafında dönen bir küre vardı. Kenan, hızla kürenin içine doğru çekildiğini an’da başka bir gücün kendisini geri çekerek muhafaza ettiğini hissetti. Havada asılı duran bu kürenin çekim gücü, buraya ait olmayanlar üzerinde bir <strong>‘’Kara Delik’’</strong> kadar kuvvetliydi.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Taş kapının arkasında bulunan hiçbir şey dünya arzına ait değildi.  Bu dünyaya ait element ya da canlı türleri yani bu arz’a ait her ne varsa bu küre tarafından bir <strong>kara delik</strong> gibi emilmekteydi. Normal şartlarda buraya herhangi bir şekilde girmek mümkün olamazdı. Kenan, çok özel bir odaya girmişti. Bulunduğu odanın dışını hiçbir şekilde göremiyor ve hissedemiyordu. Çıkış yolu aradı ama bulamadı. Sonra birden zemindeki hareketli, Samanyolu galaksisi animasyonunda bu Güneş sistemini ve sıralı gezegenleri fark etti. Bu fark ediş, Bektaşi’nin parmağına takmış olduğu yüzüğün kendisine yapmış olduğu tecelliler sayesindeydi. Samanyolu galaksisi içindeki Güneş sistemimiz, mavi renkle kodlanmıştı. Ayni renkle kodlanmış başka sitemlerde mevcuttu. Sonra Dünya arzının uydusu olan Ay’ın, mavi renkte olmadığını fark etti. Ay’ın rengi daha çok altın sarısına çalıyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Az önce devasa boydaki taş kapının girişinin üst tarafına resmedilmiş dünya ve Ay’ın döngüsünün resmi geldi aklına. Aklına gelmesi ile birlikte görmesi de bir oldu. Ay’ın döngüsü <strong>(12)</strong> değil <strong>(14)</strong> adetti. Her döngünün üzerinde bulunan yazılar bir veya iki heceden oluşuyordu. Bu hecelerin, Kuran’ı Kerim’deki surelerin başında <strong>Süryanice</strong> olan <strong>‘’Hurufu Mukatta’’</strong> harfleri olduğunu fark etti. Bu fark ediş ve biliş, yine Bektaşi’nin parmağına taktığı yüzükten sonra hâsıl olan tecellilerdendi.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Birden bulunduğu salonun duvarlarında bir hareketlenme oldu. Birbirine simetrik olan dört duvar, soldan sağa doğru dönmeye başlayıp, tam ortadan belli bir açı ile bükülüp <strong>(8)</strong> duvar haline geldi. Sekiz duvarın yüzeyinde beliren yüksek düzeyde bir ışıma, duvarların her birinden birbirine yansıtılmaktaydı. Zemindeki animasyonlu Samanyolu galaksisinin resmi, bu ışıma içerisinde küreye kadar yükselerek, neredeyse gerçek bir görüntü haline dönüştü. Kenan’ın bulunduğu salon, Samanyolu galaksisinin çok boyutlu canlandırıldığı bir ekran halini almıştı. <strong>‘’Burası bir ekran ise, sekiz köşenin dışından seyredenlerde vardır’’</strong> dedi kendi kendine. Çıkmak istedi ama önce çok boyutlu bu galaksi modelini incelemek istedi. Bizim Güneş sistemimiz gibi mavi renkte başka sistemlerde kodlanmıştı. Demek ki bunların yaşam formatı birbirine benzemekte ya da aynisi olmaktaydı. Ay’ın dâhil olduğu sistemin aksine altın sarısına çalan farklı rengi olması ve kendi etrafında dönmemesi tuhaftı. Altın sarısı olan bu küçük cismin, giderek dünyaya yaklaşması ve neticede dünyaya düşmesi görüntüleniyordu. Mavi gezegenin rengi bir anda kararmaya başlamıştı. <strong>‘Ay’ın dünyaya düşmesi mi? Aman Allah’ım bu nasıl olurdu?’’</strong></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kendini duvarların dışında bulduğunda daha büyük bir şaşkınlığa düştü. Dev bir ekranın karşısında dev insanlar vardı. Devler gerçek miydi hem de Güney Amerika dağlarının altında?’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Dokuz kişiden oluşan devlerin arasında, görüntüsünden en yaşlısı olduğu belli olanın bir el hareketiyle iki guruba ayrılan devlerin hemen arkalarında bulunan duvar, dörtkenarına doğru açıldı. Büyükçe bir havuzun bulunduğu salon ve havuzun ortasında ise som altından büyükçe bir taht bulunmaktaydı. Taht suyun üstünde ve etrafında (360) derece dönmekteydi. Devlerin havuzun etrafında daire oluşturmalarından sonra tahtın dönmesi durmuştu. Kenan; havuzun berrak suyuna bakınca suyun içinde binlerce insanın ruhaniyeti ile karşılaştı. Hepsi acı içerisindeydiler ve bu acılarının haykırışları, suyun içinde eriyip gitmekteydi.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Tahtın ön cephesinde sinema perdesi genişliğinde bir taş bloğun yüzeyinde çenesi sivri, baş tarafı geniş ve yassı bir resim vardı. Resim konuşuyordu ama konuştuğu lisan, sanki bütün lisanların ve dillerin kökü gibiydi. Resim konuşurken, gözleri canlıymışçasına parlıyor ve oynuyordu. Devler, saygıyla başlarını eğmişler ve hiç biri resmin gözlerine bakmıyordu. Resmin gözleri bir anda Kenan’ın üzerinde odaklandı ve korkunç bir şekil aldı. Devler, heyecanla etrafa bakınmaya başladılar ama Kenan’ı göremiyorlardı. Ne hayal nede enerji bedenle değil sırf bilinç olarak burada bulunduğundan devler kendisini görememişti ama resimdeki gözler fark etmişti.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bir anda havuzun suları hızla çalkalanmaya, soldan sağa doğru hızla dönmeye başlamıştı. Havuzun bu hareketliliği içinde hapis edilmiş ruhlara ya da hapis edilmiş düşüncelere büyük acı veriyordu. Hiçbir mahlûkun dayanamayacağı acı ve korku frekansında yükselen feryatlar yüzünden Kenan’ın lambanın altında yatmakta olan bedeni, sara hastası gibi sarsılmaya ve titremeye başlamıştı. Kalp atışları hızlanan ve sarsılmaya başlayan bedeni, odadakiler zapt edemiyorlardı. Kenan’ın kalbi patlarcasına hızlanmış, ağzından, burnundan ve kulağından kan gelmeye başlamıştı. Kenan’ı derhal geri getirmeleri ve uyandırmaları gerekiyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kenan’ın bilinci resmin karşısında sabitlenmiş bir şekilde kıpırdayamıyordu ama bedenine olanlardan da haberdardı. Odadakiler Kenan’ı geri getirmeye çalıştıkça resmin bakışları ve yüzü gittikçe korkunçlaşıyor ve Kenan’ın bilinci, üzerinde binlerce ton ağırlık varmışçasına olduğu yere sabitleniyordu. Daha önce billur köşk içinde gördüğü ve kendisinin Bektaşi olduğunu söylediği gencin eli uzanarak, Kenan’ı bulunduğu yerden çekerek, bedenine iade edince herkes rahat bir nefes almıştı.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kenan kaldırıldığı hastanede gözlerini açtığında, kendini çok yorgun ve bitkin hissediyordu. İlk anda nerede olduğunu pek anlamadığı için boş gözlerle tavana öylece baktı. Neden sonra bir hastane odasında olduğunu fark edince, yaşadıklarını bir bir hatırlamaya başladı Bütün bu yaşadıklarının bir hayal miydi yoksa rüyamıydı?</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">O sırada odaya giren Profesör Kerim bey’in yüzünde tatlı bir tebessüm vardı. Kenan’ın kendine gelmesi hepsini çok sevindirmişti. Profesör Kerim beyin beraberindeki doktor,  hemşireye ‘’Kenan’ın yatağında doğrulması için yardım etmesini’’söyledi. Hemşirenin yardımı ile yatağın içinde doğrulan genç adamın arkasını, yumuşak bir yastıkla desteklediler.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Ne zamandır buradayım?’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">DOKTOR: Üç gündür uyuyordunuz Kenan Bey’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Üç gün mü? Bu süre zarfında hiç kendime gelemedim mi?’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">DOKTOR: Şaşırtıcı bir durum, daha önce hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştım’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Ne gibi?’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">DOKTOR: Buraya getirildiğinizde beyniniz, sanki mikro dalga fırının içinden çıkmış gibiydi. Bedeninizde herhangi bir hasar olmadığından, hızla beyninizi soğutmak zorunda kaldık. Daha sonra çektiğimiz beyin tomografisinde ise, bugüne kadar insan beyninin yaymış olduğu dalga boylarından çok farklı frekansların varlığını tespit ettik. Beyninizden yayılmakta olan dalgalar, tomografi cihazının kullanım dışı kalmasına ve bozulmasına sebep oldu. Üç gün boyunca odanıza girenlerin cep telefonları, hiçbir şekilde çalışmadı. Şu an beyninizden yayılmakta olan bu dalga boyu kesildiği için cihazlarımız çalışır durumda. Zaten kendinize gelmenizde, bu dalga boyunun kesilmesinden sonra gerçekleşti.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: İlginç</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Asıl ilginç olan, beyninden yayılan frekans ve dalga boylarının çeşitliliği yanında, beynin bu güne kadar tespit edilmiş dalga boylarının sayısı hemen hemen %4 gibi çok küçük bir bölümünü oluşturmakta. Kalan %96’lık bölümü tespit edebilecek herhangi bir cihaz yok şu anda.’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">DOKTOR: Hastaneye geldiğiniz günden itibaren, üç gün boyunca beyninizin yaydığı frekansa çeşitliliği hakikaten çok ilginç. Ve daha da ilginç olanı, beyninizin bu dalga boylarını yayması kesildikten sonra kendinize geldiniz. Hiçbir şekilde tıbben açıklamak mümkün değil.’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Kerim hocam; Doktor Ömer bey ve diğerleri neredeler?’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kenan’ın bu sorusundan sonra Profesör Kerim Bey, cevap vermemiş ve doktora manalı bir bakış atmıştı. Bu bakışın ne olduğunu anlayan doktor, onları yalnız bırakmak üzere müsaade ister.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">DOKTOR: Müsaadenizle ben diğer hastalarımla da ilgileneyim. Tekrar geçmiş olsun Kenan Bey’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Sağ olun doktor bey, teşekkür ederim’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Doktor Ömer acilen Urfa’ya dönmek zorunda kaldı. Zira üç gün önce Urfa yöresinde bir kız ve oğlan çocuğunun şifa yaydığından, ölülerin ruhları ile konuştuğundan ve yağmur yağdırdığından bahseden haberler kamuoyuna duyurulmaya başlandı.  Sözde bu çocukları, Ömer beyin çalıştığı hastane keşfetmiş ve durumlarına müspetlik kazandırmak için klinik incelemeye almışlar. Sanırım çocukları sıra dışı bir takım halleri ile dünya kamuoyuna tanıtacaklar. Dünyanın çeşitli bölgelerinden çok sayıda din adamı ve bilim adamını davet etmişler. Büyük bir organizasyon planlanmış gibi.’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Bir anda bütün dünya kamuoyunda, Urfa şehrinin adını duyuracaklar ve ön plana çıkaracaklar. Davet edilen din ve bilim adamlarının sayesinde ise hem bu yörenin hem de çocukların üzerinde tüm dikkatleri toplayacaklar.’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Türk yetkilileri ve sivil toplum kuruluşları ise bu olaya, Türkiye’nin adının duyulacağı ve dünya kamuoyunda bedava reklâmı olacağı gözüyle bakıyorlar. Türkiye’de yaşayan Şii vatandaşların bir kısmı ise bu çocuklardan erkek olanın kaybolan (12) İmam, Mehdi İmam’ın dönüşü olduğunu dillendiriyorlar.’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Sanırım birileri düğmeye basmış hocam ama neden Urfa?’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: <strong>Tek bir dünya hükümeti, tek bir ekonomik sistem ve tüm dinlerin-kültlerin karmasından oluşan tek bir inanç sistemi için en ideal bir bölge. <span style="text-decoration: underline;">İBRAHİMİ DİNLERİN BİRLEŞMESİ VE İKİNCİ ADIM</span></strong><span style="text-decoration: underline;">.</span> Bu arada sen nasılsın evlat? AND dağlarındaki düzlüğe kadar seninle beraberdik. Ancak manyetik fanusun içine girdiğinde seni kaybettik ve bir daha da ulaşamadık.’’</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kenan; manyetik fanusun içine girdiği andan sonra yaşadıklarını ve gördüklerini bir bir anlatmaya başladı. Altın taht ve sinema büyüklüğündeki taş bloğun üstündeki resim kısmında, profesörün yüzünün rengi değişti. Dudaklarının arasından usulca <strong>‘’ATLANTİS’’</strong> sözü döküldü. Profesör;(12) yüzyıl evliyalarından olan ve gelmiş geçmiş en büyük bilim adamı olan kişinin kitabında bunları yazdığını söyledi. O resmin ardında Kenan’ın fark etmediği bir şey daha vardı.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kenan’ın fark etmediği tek şey taş bloğun arka tarafında, gövdesi altın olan, kapağı cam gibi saydam bir maddeden yapılmış bir lahitin içinde kolunun biri, cami minaresi uzunluğunda dev bir ceset vardı. Bu ceset, Muhiddin İbni ARABÎ’NİN belirttiği <strong>‘’İskenderi Zülkarneyn,</strong> <strong>bir mağarada gördüğü dev ölüsüne’’ </strong>çok benziyordu.</span></p>
<p>﻿</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="4249" title="1" title="29 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3170-isa%e2%80%99nin-sirri-11-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 10.Bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3068-isanin-sirri-10-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3068-isanin-sirri-10-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2010 12:51:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Beri]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Dili]]></category>
		<category><![CDATA[Duvar]]></category>
		<category><![CDATA[Elissa]]></category>
		<category><![CDATA[Gaz]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[Gibi]]></category>
		<category><![CDATA[Hapis]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Musa]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Niye]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan]]></category>
		<category><![CDATA[Siz]]></category>
		<category><![CDATA[Uzan]]></category>
		<category><![CDATA[Yere]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=3068</guid>
		<description><![CDATA[REYHAN: Kenan Bey; Elissa ile iş arkadaşlığı dışında, duygusal olarak bir yakınlığınız var mıydı?’’ KENAN: Aslında Elissa ile üniversite yıllarından beri tanışıyoruz. Öğrenciliğimiz birlikte geçti ve İstanbul üniversitesi arkeoloji bölümünü...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> </strong></span></p>
<p><br class="spacer_" /></p>
<div id="attachment_2308" class="wp-caption aligncenter" style="width: 445px"><strong> </strong><strong><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/isaninsirri.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/isaninsirri.jpg?referer=');"><img class="size-full wp-image-2308" title="isaninsirri" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/isaninsirri.jpg" alt="İsanın Sırrı" width="435" height="242" /></a></strong><p class="wp-caption-text">İsanın Sırrı Bülent Gökçen</p></div>
<p><br class="spacer_" /></p>
<p><br class="spacer_" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> </span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><img src="../wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" border="0" alt="" width="100" height="105" align="left" /></span></strong><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Kenan Bey; Elissa ile iş arkadaşlığı dışında, duygusal olarak bir  yakınlığınız var mıydı?’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Aslında Elissa ile üniversite yıllarından beri tanışıyoruz.  Öğrenciliğimiz birlikte geçti ve İstanbul üniversitesi arkeoloji bölümünü  seçmemiz ortak kararımızdı. Birbirimize çok yakın olmamız nedeni ile iç  dünyamızdaki duygusallığımızı, söz kalıplarına dökme gereği duymadık.  Öldürüldüğü güne kadar kendisine olan hislerimin derecesini fark edememiştim.  Yere yığılırken gözlerindeki son bakış, ah Elissa ah! Bunlar hep benim suçum,  koruyamadım onu koruyamadım.’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Dur bakalım evlat, daha her şey bitmiş değil’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA:  Kenan oğlum; önce şu gaz lambasının altına, ayakların kapıya gelecek şekilde  uzan bakalım’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Hayırdır o niye?’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Elissa ile olan gönül bağınız sebebi ile onunla ancak siz  görüşebilirsiniz. Ben denedim ama hapis olduğu manyetik alanın yoğunluk derecesi  o kadar çok farklı ve kuvvetliydi ki başaramadım. Elissa olan yakınlığınızı  sormamın sebebi, sevginin önünde hiçbir gücün duramayacağı, zaman ve mekânın bir  duvar olmayacağı gerçeğidir.’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Sevginin gücü  mü? Taşı almaya gittiğimiz gün Elissa’nın sevgiyi tanımladığı gibi tanımladınız  küçük hanım. Şöyle demişti’’<strong> Sevginin sonuçları bütün yöntemlerden daha keskindir.’’</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Bu gayet normal Kenan Bey; unutmayın ki bütün kadınların dili ortaktır’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Ve bütün kadınların hamuru, sevgiden yoğrulmuştur evlat’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Şimdi hatırladım;  Ümmü  Gülsüm nine şöyle demişti:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">‘‘<strong>’  Sevgi âlemlerin ortak dilidir ve Allah, her şeyi sevgi ile yaratmıştır. Sevgi  olmadan Allah’a ulaşan merdivenleri çıkmak mümkün değildir. İnsanın çıktığı  merdivenin her bir basamağı, onun biraz daha Allah’a yaklaşmasıdır. Bundan  sonraki ilk basamak, insanın melekler gibi olmasıdır’’</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA: İşte seninde  Elissa ile görüşmeni sağlayacak olan, rahmetlinin ‘’<strong> ilk basamak </strong>olarak  tanımladığı<strong>, insanın melekler gibi olmasıdır’’</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Evlat;  insanın düşünceleri kadar yeryüzünde kuvvetli ve bir o kadarda hızlı hiçbir şey  yoktur. Ayni <strong>AN </strong>içerisinde hem geçmişe, hem geleceğe gidip geldiği gibi,  dünyanın herhangi bir yerinden <strong>DÜŞÜNEBİLDİĞİN</strong> herhangi bir galaksiye  kadar gidip gelebilirsin. <strong><span style="text-decoration: underline;">Yaratmak dahi düşüncede başlamıştır evlat’’</span></strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA: Cenabı  Allah’ın Esmalarının yoğunlaşması, içinde yaşadığımız evreni ve beden yapımızı  ortaya çıkarır. Esmaların kuvveden fiile çıkması başlıca iki sebebe  dayanmaktadır. Birincisi hâsıl olacak faydalar, ikincisi ise muhabbettir.  Yoğunlaşmış ve kesafet kazanmış olan bedenimiz, madde âlemine bir misaldir.  Düşüncelerimiz, bilinç yapımızı oluşturan Esma deryasıdır. Dolayısı ile düşünce  okyanusumuzu, esmaların yoğunlaşıp, görünür hale gelmeden önceki bir üst boyuta  benzetebiliriz. Burası bu bedenin mana âlemidir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Mana  âleminden varlık sahasına sürekli bir akış ve neticesinde dönüş olduğu gibi  düşüncelerimizden de sürekli zahir olan bedene bir akış ve etkileme olmaktadır.  Bu etkileşim sonucunda harekete geçen beden, gelen düşüncenin içeriğine göre  fiil ortaya koyar. Ortaya konan bu fiilin neticesi hem zahirde görülür hem de  düşüncelerimizde karşılık bulur.’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA: İnsan denen  bilinç yapı cenabı Allah&#8217;ın esma ve sıfatlarının bir tecellisi olduğundan, misal  âleminde <strong>‘’El MUSAVVİR’’</strong> esmasının tecellisi ile tasavvur ettiği  karakterlere RUH vermesi söz konusudur.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsanoğlu;  baktığını, gördüğünü, duyduğunu ve hissettiğini <strong>MUSAVVİR </strong>esmasının  tecellisi ile hayal (misal) âleminde tasarlayarak, şekil ve suret vermektedir.  Her birim kendi kabiliyeti ve <strong>MUSAVVİR</strong> esmasının tecellisi kadar, surete  büründürme ve şekillendirme işlemini gerçekleştirmektedir. Hayal(misal) âleminde  çizdiğin, tasvir ettiğin suret, canlılığını senden almaktadır. Hayalinde ve  düşüncelerinde, onu canlı tuttuğun müddetçe canlıdır. Bilincimizden akan  düşünceler ile bu düşünceleri fiil olarak ortaya koyan tek bir insandır. Ayni  insanın farklı iki boyutudur.’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: Senin  hayal(misal âleminde) şekil verip tasvir ettiğin suret ile bu sureti hayalinde  canlandıran sen, ayni kişisiniz. Hayalindeki o surete gölgen diyebilirsin,  farklı bir boyutuna (misal âlemine) tecellim diyebilirsin. Sonuçta hayal ile  hayalin sahibi birbirinin aynidir.’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">REYHAN: Mesele  esmaların yoğunlaşıp, kuvveden fiile çıkması ve bedeni oluşturması gibi bu  hayali suretleri, fiil sahasına çıkarabilmektir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu şekil verip  tasvir ettiğin hayal, sen düşünmeye devam ettikçe canlılığını senden alacaktır  ve düşünmeyi bıraktığın an, geldiği düşünce deryasının dalgaları arasına  karışıp, kaybolacaktır. Bu hayalin illa (5) duyu ile algılanabilen sahada fiil  sahasına çıkması gerekmez. Beş duyunun algılayamadığı o kadar çok boyut ve mekân  var ki (!)’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Durun bir  dakika; Eğer yanlış anlamadıysam şuraya uzandığımda, gözlerimi kapayıp benden  hayal kurmamı isteyeceksiniz. Kurduğum bu hayalin içinde kendimi farklı bir  surette tasvir edeceğim ve bu suret, beden bularak farklı bir boyutta, Elissa  ile görüşmeye çalışacak, öyle mi?’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">PROFESÖR: O gece  gökyüzünde, havada asılı olarak gördüğünüz iki çocuk başı, o çocukların  düşüncelerinin (5) duyuya ait olan âlemde, bedene bürünmesinden başka bir şey  değildir. Hatırlarsan üzerlerine toprak attığında etkilenmemişler ama ışık  tuttuğunda gözlerini kırpmışlardı. Gözlerini kırpmaları, o hayali suretlerin,  asılları ile ayni olmasındandır. Onların kendi başına müstakil bir varlığı  yoktur. O çocuklar bulundukları laboratuardan, sizin bulunduğunuz mekâna, aslı  düşünceden ibaret olan suretlerle uzanmışlardı.’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: İyi ama  benim hayalimde tasarladığım bir suret ile farklı bir mekâna ve o mekân içinde  farklı bir boyuta uzanarak, tasarruf etmemi nasıl bekliyorsunuz?’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA: Burada Reyhan  kızımız devreye girecek evlat’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">KENAN: Nasıl?’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">MUSA: Reyhan&#8217;ın  SIRRI Can’dır(!). Bektaşi’nin ceza evinde bana vermiş olduğu emanetler  sayesinde, benim üzerinden Reyhan&#8217;a bunu aktarmıştır. Normalde, bedenen diri  olarak aktarılan bu emanet <strong>(El HAYY</strong> ) esmasının tecellisidir. Kudret,  kuvvet, hayat cevheri ve ilimden oluşmaktadır denmektedir. Âdem’den bu yana  insanlık bu <strong>NUR(elektrik</strong>) hattı ile varlığını sürdürmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Allah&#8217;ın veli  kullarının sırlarını vermesi bu elektrik hattının devamıdır. Her insan ebeveyn  olarak nesline bu hattı, elektriği iletir ama(100)volt vardır,(220) volt vardır  ve yüksek gerilim hattı vardır. Allah’ın veli kullarındaki CAN yüksek gerilim  hattı gibidir ki; içindeki kudret, kuvvet, hayat cevheri ve ilim buna göredir.  Bektaşi’nin ilmi, kudreti, kuvveti ve hayat cevheri, benim üzerinden Reyhan&#8217;a  akmıştır. Hadi bakalım Bismillah’’</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Kenan, gaz  lambasının altına uzanıp gözlerini kapadığında, diğerleri etrafında halka  oluşturarak oturdular. Her kes birbirinin elini sıkıca tutarak, konsantrasyon  olmaya çalışıyordu. Reyhan’ın sol eli babasının sağ elinde, sağ eli ise Kenan’ın  başının üstündeydi. Kenan önce başının tepe noktasında bir sıcaklık hissetti ve  bu sıcaklık, sırt tarafından bir ateş topu gibi bütün vücuduna yayıldı. Sırtı  alev alev yanıyordu sanki. Bir müddet sonra ise vücudunun genişleyip, oda kadar  şiştiğini fark etti ya da ona öyle geliyordu. Reyhan’ın kısık ses ile şöyle dua  ettiğini duydu:</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">‘’ <strong>Ey Allah’ım  ve yardımcım; Rahmetin ve keremin hakkı için ve bu Mukaddes İnsanlar Hürmeti  için bize yardım et. Muhammed, Ali, Hasan, Hüseyin, Fatıma. Bunların hepsi  muazzam ve mükerrem kişilerdir. Âlem bunlar için kaimdir Onların adına bize  yardım et. Doğru yola yöneltebilecek yalnız sensin.’’</strong></span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> </strong> Odada bulunan herkesin âmin  demesinden sonra Kenan, farklı bir boyutun enerjisini hissetmeye ve odadakilerin  dışında başka konuşmalar duymaya başladı. Vücudunu kaplayan sıcak ateş yerini  ürpermeyle gelen bir üşümeye bıraktı, Çok soğuktu ve üşüyordu hem de çok  üşüyordu. Birden gözlerinin önünden yüzlerce insan sureti geçmeye başladı. O  kadar hızlı geçiyorlardı ki hızlandırılmış film kareleri gibiydiler. Üşümesi  geçtikçe, o hızın içinde suretleri seçmeye başladı ve birden içlerinden bir  sureti seçerek, film akışını durdurdu. Bu sureti tanıyordu ama nereden  hatırlayamıyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu arada  vücudunun üşümesi tamamıyla geçmiş hatta vücudunu hissetmez duruma gelmişti.  Sonra yavaş yavaş, o surette can bulmaya başladığını hissetti. Ve artık  bedeninde değildi, hayalindeki o suretin kendisi olmuştu. Odadaki arkadaşlarına  baktı, hepsi bedenin etrafında toplanmış ve elele vermiş bir vaziyetteydiler.  Yer çekimini hissetmiyordu ve ayaklarının yere basmadığını fark etti. O anda  uzay filmleri aklına geldi. Astronotlar nasılda havada öylece duruyorlardı?  Çocukluğundan itibaren hep merak etmişti bu duyguyu. Böyle düşünürken kendini  havada buldu. Suyun içinde yüzüyormuşçasına havada takla atmaya başladı. Arık  yeni vücuduna hükmedebiliyordu, ne kadar da hoş bir duyguydu. Havada dönerken,  gözleri kapalı olan odadaki diğer kişilerin, hafiften tebessüm etiğini gördü.  Onun çocukça olan bu haline gülüyorlardı. Anladı ki; o neyi görse ve ne yapsa  onunla birlikte görüyorlar ve yaşıyorlardı. Demek ki hayalden ibaret olan bu  bedenin <strong>Öz’ünde</strong>, odadaki herkesin düşünce gücü mevcuttu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Reyhan’ın tam  arka tarafından kendine bakarak gülümsediğini gördü. Ama et ve kemik bir beden  olan vücudu, başucunda oturuyordu. Küçük kızda kendisi gibi farklı bir bedene  bürünmüştü. Çok güzeldi ve bu yeni bedeninde masmavi gözleri görüyordu. Saçları  beline kadar uzun ve yıldız yağmuru gibi ışıl ışıldı. Vücudunun her bir  gözeneğinden, gökkuşağı renkleri gibi nur fışkırıyordu. <strong>‘’Kenan’’</strong> diye  seslendiğinde, sesinin birbirinden farklı tüm dalga boylarını hissetmişti.  Vücudu gibi sesinden dahi nur yayılmaktaydı. Reyhan elini uzattığında elinden  çıkan bir ışık huzmesi, Kenan’ın elinden tüm vücuduna yayılmıştı. Yolculuk  başlıyordu…</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Kulübenin  duvarından bir hayal gibi elele dışarı süzüldüler. Et ve kemik bir beden yapısı  için zaman gece iken dışarısı gece ile gündüz arası alaca bir renge bürünmüştü.  Gökyüzü, mavi ve mor renk tonlarının adeta dans eden ışıltısı içinde muhteşem  bir manzara oluşturuyordu. Gökyüzündeki Ay, her zamankinden daha büyük  görünmekle beraber, etrafında irili ufaklı başka gök cisimleri de bulunmaktaydı.  Semadan, kar taneleri misali her bir zerresi ışıl ışıl yanan, minik yıldız  yağmuru inmekteydi. Kenan;<strong>’’kozmik yağmur bu olsa gerek’’</strong> diye düşündü.  Yağan ışık taneciklerinden bedenlerine isabet edenler, toprağın suyu emmesi gibi  emilmekte ve kendisi de ışık olan bedenin ışıması içinde kaybolup  gitmekteydiler.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yeryüzünün bir  kısmı alabildiğine rengârenk çiçeklerle ve yeşil çimenlerle döşenmişken, bazı  yerleri ise üzerine karanlık çökmüşçesine siyahımsı ve çorak durumdaydı.  Geziyorlardı ama yürüyerek değil, uçuyorlardı ama süzülerek değil sanki  kendileri sabit duruyor da mekânlar dürülüp gösteriliyordu. Gösterilen bu  mekânlar içinde, her bir yaprağı en az Ay kadar parlak olan dev ağaçların  oluşturduğu ormanlar vardı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Dev ağaçların  arasından akmakta olan suların içinde birbirine benzemeyen binlerce çeşit  rengârenk balıklar, suların kıyısında ise yavrusu ile oynaşmakta olan beyaz  atlar, farklı boy ve cinslerde binlerce kuşlar vardı. Hayal bir bedenle sanki  hayal gibi bir âleme geçmişlerdi. Ormanın iç taraflarına doğru yükselen zeminde  muhteşem büyüklükte devasa ağaçlar vardı. Her bir dev ağacın köklerinden  aşağılara dökülmekte olan şelalelerin çıkardığı ses ise hayalin dahi ötesinde  bir şeydi. Suyun döküldüğü yerde oluşan dalgaların içinde saçları altın  renginde, tenleri şeffaf bir beyazlığın ötesinde kızlar oynaşmaktaydı. Kızların  oynaştığı yerin hemen üstünde, kanatlarının genişliği on metreyi bulan  yeşilbaşlı ve beyaz renkli kuşlar, tüm endamları ile süzülerek uçmaktaydılar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kenan daha  dikkatli bakınca, suyun içinde oynaşan bu kızların, belden aşağısı yeşilin  farklı tonlarında olan denizkızları olduğunu fark edince, şaşkınlığı biraz daha  arttı. Bu gördüğü âlem bir rüyamıydı yoksa çocukluğunda bilinçaltına yerleşen  masalların, şu anki bedeni gibi can bulup surete bürünmesi miydi?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Reyhan’ın elinden  çekiştirmesiyle denizkızlarına olan dikkati dağılan Kenan, bakışlarını suyun  öbür tarafına uzanan köprüye odaklayınca, köprünün altıgen taşlarla işlendiğini  fark etti. <strong>‘’Hayret’’</strong> dedi. Köprüyü ayakta tutan ve suyun derinliklerine  doğru uzanan sütunların sayısı da altı adetti. Köprünün zeminindeki altıgen  taşların renkleri birbirine aktarmalı olarak değişmekteydi. Fark etti ki;  taşların renklerindeki bu değişim bir nevi yürüyen merdiven gibiydi. ‘<strong>’Evet,  evet yürüyen merdivenin ta kendisiydi’’.</strong>Demek ki dünyada olan her şeyin aslı  bu âlemde ya da bu boyutta mevcuttu. Bu boyuta uzanabilenler ya da bu boyuttan  kendisine uzanılanlar, zaman zaman bunları açığa çıkartmaktaydılar.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sonra nereden  geldiği belli olmayan bir grup küçük çocuk belirdi. Köprüden karşıya geçerlerken  ayaklarının altındaki taşların renklerine bürünüyorlar ve taşların renkleri  değiştikçe, çocuklarında renkleri değişiyordu. Köprünün diğer tarafında  çocukların boyundan daha uzun olan gül ağaçları vardı. Ağaçların her bir dalında  farklı renklerde güller açmış ve her bir gülün alt tarafında, gülün rengiyle  uyum içinde elmaya benzeyen meyveler bulunmaktaydı. Bu meyvelerden yemek isteyen  çocuğa doğru, dal kendiliğinden eğiliyor ve meyvesini ikram ediyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gül ağaçlarının  az ilerisinde hurma ağaçları bulunmaktaydı. Dalları alabildiğine dopdolu olan  ağaçlardan birine yaklaştıklarında, Reyhan elleriyle bir hurma koparıp Kenan’a  ikram etti. Kokusu tadından, tadı ise kokusundan daha güzeldi. Reyhan’ın  hurmanın çekirdeğini toprağa gömmesiyle, çekirdeğin filizlenip kocaman bir ağaç  olması, çok kısa bir zaman diliminde gerçekleşti. Buradaki her şey gibi zaman  dahi çok farklıydı.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yer ile gökyüzü  arasında birden bire kapılar beliriyor ve sonra kayboluyorlardı. Ahşap işlemeli  ve açmak için kolu olmayan bu kapılara yaklaştıklarında, kapı kendiliğinden  açılıyordu. Birinden içeri girdiklerinde kendilerini renksiz, şekilsiz ve sessiz  bir ara boşlukta buldular. Boşluğun diğer tarafında tek parça cam bir kapı  vardı. Diğer taraftan dışarı çıktıklarında ortasından bir dere akan ve derenin  her iki tarafında uzanan yemyeşil araziye kurulmuş billur köşkler gördüler. Her  köşk, küçük minyatür bir gölün kenarına kurulmuş ve her göl ayni dereden  beslenmekteydi.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Köşklerin göle  bakan tarafında, rengârenk çiçekler içinde ayakların uzatılabileceği ölçüde  atlas kumaş kaplı ve üzeri yakut işlemeli koltuklar vardı. Gölün üstünde yüzen  kuğuların hemen yanı başındaki beyaz çiçekler ve çiçeklerin ortasında, elmas  gibi parlayan yumurtaya benzer parlak bir şeyler vardı. İçlerinden bir tanesi,  yumurtanın çatlayıp kırılması gibi çatlayıp kırılınca, minik kuğu yavrusu ortaya  çıktı. Koltukların bulunduğu zemin, gök cisimlerinin bulunduğu motiflerle  işlenmiş halılarla kaplıydı. Çok tatlı, çok farklı ve gizem dolu bir ses geldi  kulaklarına. Ses tek bir frekans içermiyordu, her frekansını duyabiliyor ve  algılayabiliyorlardı.  Evet, <strong>NEY</strong> sesiydi bu ama kim ya da  kimlerin dudağındaydı?</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yavaşça köşke  doğru yaklaştılar ya da köşk onlara yaklaştı. Kenan hala işin burasını  anlamamıştı, sanki üç boyutlu bir film seyrediyor ama filmin içine girip  çıkabiliyordu. Köşkün içinde bir halka şeklinde oturmuş insanlar vardı. Halkanın  ortasında, yüzü pırıl pırıl bir genç <strong>NEY</strong> üflüyor ve çıkan sesin ahengi  ile gölün suyu renkten renge bürünüyordu. Halkanın içinde üç kişilik yer boş  duruyordu. Yerlerden biri Kenan’a, diğeri Reyhan’a aitti ama diğer boş yer kimin  içindi? Halkada bulunanlar sırayla başlarını kaldırıp, içten çok içten bir  tebessümle bizimkilere bakınca içlerinden bazılarını tanıdı Kenan. Biri bu  hikâyenin en başında tanıdığı gizemli amca Hasan hocaydı. Diğeri profesörün ta  kendisiydi, diğeri de Doktor Ömer beydi. Evet, evet biri de Reyhan’ın babası  Musa amcaydı. Ya ortadaki kimdi? ‘<strong>’Ben Bektaşi’yim’’</strong> dedi sessiz ve  sözsüz.</span></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Küçük bir kuş,  uçarak Bektaşi’nin avuç içlerine kondu. Gagasında üç farklı renk içeren bir  yüzük vardı. Bektaşi, kuşun gagasındaki yüzüğü alarak Kenan’a ellerini  uzatmasını istedi. Kenan’ın sağ elinin serçe parmağına yüzüğü taktığında Kenan’a  bir anda tecelliler olmaya başladı. Sesli, görüntülü, hissi ve manasal olarak  muazzam bir veri ve bilgi akışı başladı. Bu akış hızlandırılmış film kareleri  gibi olmasına rağmen, Kenan hepsini algılayabiliyordu. Boyu uzadıkça uzadı, öyle  ki tüm dünyayı hatta kâinatı bile kuş bakışı seyredebilecek kadar uzun  hissediyordu kendini. Güneş sistemini ve sıralı gezegenleri, merkezine  çekilmekte olduğumuz Samanyolu galaksisini terk kare resimde görebiliyordu  adeta. <strong>‘’KUM TANELERİ’’</strong> misali sayısız dünyalar ve yaşamlar vardı.  Elissa’nın yardım isteyen sesiyle kendine geldi bir anda. Hala kulübenin dışında  ve mezarlığın içindeydiler. <strong>‘’Hadi gidiyoruz’’</strong> dedi Reyhan ve Güney  Amerika’ya, Elissa’nın hapis edildiği gizemli mağaraya doğru uçmaya başladılar.</span></p>
<p style="text-align: justify;">Bülent Gökçen</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1646" title="1" title="12 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3068-isanin-sirri-10-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 9.Bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2495-isa%e2%80%99nin-sirri-9-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2495-isa%e2%80%99nin-sirri-9-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Sep 2010 10:04:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 9.BÖLÜM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2495</guid>
		<description><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 9.BÖLÜM O gece mezarlıktaki konuşulanlar, Kenan ve Kenan gibi insanlar için çok ağır konulardı. Kâinatı bu dünyadan ibaret sanan ve baykuşun gördüğünü göremeyen, yarasanın duyduğunu duyamayan insanoğlunun, gördüklerinin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">İSA’NIN SIRRI  9.BÖLÜM</span></span><span style="text-decoration: underline;"><span style="text-decoration: none; font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;"><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" border="0" alt="" width="100" height="105" align="left" /></span></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="text-decoration: none; font-family: Tahoma; color: black;"> <span style="font-size: small;"> </span></span></span></strong><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">O  gece mezarlıktaki konuşulanlar, Kenan ve Kenan gibi insanlar için çok ağır  konulardı. Kâinatı bu dünyadan ibaret sanan ve baykuşun gördüğünü göremeyen,  yarasanın duyduğunu duyamayan insanoğlunun, gördüklerinin ve işittiklerinin  dışında başka bir âlem olabileceğine ihtimal vermesi ve aklının alması, elbette  zordur. Hoş; akıl dediği cevheri <strong><span style="text-decoration: underline;">(Esma Bileşimini)</span></strong> bile ne gözle  görebilmekte, nede elle tutabilmektedir. Dil ile söylenmeyen, iki dudak  arasından sıcak nefes olarak çıkmayan ve beden kulağı ile duyulmayan,  vicdanından ve iç dünyasından gelen sesleri <strong><span style="text-decoration: underline;">(boyutsal derinliğinden=&gt;  bilincine)</span></strong> duymakta, anlamaktadır. Şimdi söylesin ki; bu sesler ve  konuşmalar hangi âlemden gelmekte ve hangi kulağı ile duymakta ve hangi aklı ile  anlamaktadır?</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Burada anlatılan  tüm âlemler ve varlıklar, yalnızca ve yalnızca Allah isimlerinin işaret ettiği  manalardır. </span><span style="font-family: Tahoma; color: #333333;"> Âlem içre âlemler, Zat’ı Mutlak’ın <strong><span style="text-decoration: underline;">(kayıtsız Zat’ın)</span></strong> esma ve  sıfatlarının, her boyutun farklı varlıkları tarafından, algılama kapasitelerince  görünür yerlerinin yoğunlaşıp, vücuda gelmesi yani surete bürünmesidir. Ama her  boyutun varlığı, kendi boyutuna göre bu yoğunlaşmayı algılar ve anlar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #333333;"><span style="font-size: small;">Beden  gözü ile karşımızda gördüğümüz, varlığımızın ve varlıkların iç ve dış  boyutlarının gerçeği, Cenabı Allah’ın esmalarının açığa çıkışından başka bir şey  değildir. Burada anlatılan varlık aşamaları, ölümü tadıştan sonra bir Üstadın  dediği gibi <strong>‘’BA’S’’</strong> aşamalarından geçerek <strong>‘’ölümsüz’’</strong> olarak  sonsuza dek yaşanacak olan <strong><span style="text-decoration: underline;">EVRELERDİR.</span></strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">KENAN: Reyhan kaç  yaşında?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">REYHAN: On altı  yaşındayım Kenan Bey’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">KENAN: O zaman  (17) Ağustos depreminde, beş yaşındaydınız. Bektaşi’nin haber verdiği üzere  takke ve hırkayı bu yaşta giymeniz zaten mümkün değil ki. Garip ve sıra dışı  halleriniz beş yaşında mı başladı?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">MUSA: Normalde  Reyhan kızımın (17) Ağustos depreminde,<span> </span>biraz daha büyük olması  gerekiyordu. (1988) yılında evlendim ama (1995) yılına kadar evladımız olmadı.  Takke ve cüppeyi giydikten sonra (1994) senesi içinde hanımım hamile  kalıp,(1995) yılında doğum gerçekleşti’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">KENAN: Kendisinde  ne gibi sıra dışı haller görülmeye başlandı ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">MUSA: Aslında her  şey, anlattığım üzere en başından beri sıra dışı, daha neyi duymak  istiyorsunuz?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">REYHAN: Kenan  Bey; deprem olduğunda annemin molozlar altında öldüğünü ve dadılığımı yapan Peri  sultanında üzerine düşen bir ışın meteoru ile yandığını gördüm. Peri sultanı o  günden sonra hiç görmedim ama annem öldükten kısa bir süre sonra hem beni hem de  babamı kucaklayarak, dışarı çıkarıp kurtardı.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">MUSA: Eşim beni  dışarı çıkarırken, hafif yaralıydım. Beni kurtardıktan sonra büyük bir telaşla  Reyhan’ı aramaya koyulmuştu. Ardından bende yıkıntıların arasına daldım ve  beraber aramaya başladık. Ancak; eşim kucağında Reyhan’la çıkarken, yıkılan  duvarın altındaki, eşimin cesedine bakıyordum. Yaşanan felaketin telaşından  dolayı, ilk anda kendimi toparlayamadım.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">KENAN: Şimdi  eşinizin cesedi duvarın altında ve siz ona bakıyorsunuz ama diğer tarafta  eşiniz, kucağında Reyhan’la dışarı çıkıyor öyle mi ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">MUSA: Dedim ya;  ilk anda bende sizin gibi şaşırdım ve şok oldum. Eğilip yokladığımda, yerde  yatan bedenin cansız olduğunu gördüm ve hızla dışarı çıktım. Yanlarına  geldiğimde eşim <strong>’’ çok şükür hayattayız Musa, bak kızımızda yaşıyor’’</strong> diyerek Reyhan’a sarıldı.  Anladım ki eşim öldüğünün farkında değildi, </span> <span style="font-family: Tahoma; color: #444444;">yaşadığı şokun etkisi  ile yoğunlaşıp görünür hale gelmişti’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;"> PROFESÖR: Ayni durum, sıklıkla savaş alanında şehit olanlarda da görülmektedir.  Ancak; savaş sırasında şehit olanlar, öldüğünün farkında olan insanlardır ki  zaten ölüme gittiklerini bilmektedirler. Deprem gibi afet sırasında ölenlerde  şehittir. Biri savaş alanında yoğunlaşıp, bedene bürünür, diğeri afet bölgesinde  ve öldüğünü bilmeden yoğunlaşıp, bedene bürünür.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">DR.  ÖMER: Ölüm denen olayın ardından hemen Berzah boyutu başlamadığı için kişi hala  bu dünyadadır ama et ve kemik bedeni ile değildir. Moda olan tabirle, enerji  bedeni ile bulunmaktadır. Her ne kadar et ve kemik bedeni üzerinden tasarrufu  alınmış olsa bile, bulunduğu enerji bedeni ile hala tasarruf sahibidir ki;  kabrin başında kendisine telkin verilene kadar kalabalığın arasında bulunmakta,  ölenin kim olduğunu sormakta ve tabutunun ardından yürümektedir. Telkin  verildikten sonra, ölenin kendisi olduğunu anlayınca bütün tasarrufu elinden  alınır ve cebren bir yaşam türüne geçiş yapar.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">MUSA:  Eşim o gece birkaç sefer, görünür olmaktan çıkıp kayboluyor ve tekrar geri  geliyordu. Kendisine öldüğünü söylemek istedim ama yapamadım. Sonradan  öğrendiğime göre bu durum, birçok insanın başına gelmiş. Çoğu bunu anlatmaktan  çekinirken, bir kısmı ise akıl sağlığını yitirmiş. Kurtarma ekipleri,  kendilerine yardım eden birçok insanın, sonradan cansız bedenlerini bulduklarını  söylüyorlar’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;"> PROFESÖR: Rusya ve İsrail’den gelen ekibin, hem depremzede hem de kurtarma  ekipleri ile görüşüp, ayrıntılı bir rapor hazırladığını biliyoruz’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">DR.  ÖMER: Adamlar, ölüm ve ölüm sonrasını araştırıyorlar. Ellerinden gelse, bu  taraftan diğer boyuta bile müdahale yapacaklar’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;"> PROFESÖR: Maddeden –moleküle, molekülden-atoma, atomdan-kuantların yapısına  kadar ulaşabildi insanoğlu. Şimdi ise Enerji ve Nur boyutunun peşindeler.  Dolayısıyla öbür tarafın sırlarına, fen ilmi ile uzanmaya çalışıyorlar.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">KENAN:  Bu mümkün mü?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"> PROFESÖR: Çok uzun zamandır rüyalar derlenmekte ve sentez edilmektedir.  Bilindiği gibi rüyalar, kozmik âleme açılan birer penceredir. Berzah ve ahiret  boyutlarının da bilgisini içermektedir. Fen ilmi ile kuant boyutuna kadar  uzandıkları gibi, rüyaların sentezlenmesi ile de o âlemlerin haritasını  çıkarmaya yani sırlarına ulaşmaya çalışmaktalar. Elbette her çabanın bir  neticesi ve her neticenin de bir getirisi vardır. Unutmayalım ki insanoğlu,  Cenabı Allah’ın müsaade ettiği sınırlara kadar uzanabilme kabiliyetine sahiptir.  Ahir zaman, </span><span style="font-family: Tahoma; color: black;">insanların  idraklerinde çok geniş bir açılma olacağı, iflas eden maddeci görüşün yerini,  manevi ve ruhi bir tekâmülün alacağı, bunun yanında gelişen teknolojinin yardımı  ile diğer dünyalar ve dünyalılar arasında, ilişkiler kurulacağı zamandır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; background: none repeat scroll 0% 0% #f8f8f8;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">İnsanoğlu kendi  aslının ve ruhunun sırlarına vakıf olacaktır ve şimdiye kadar, sadece rüyalarda,  ruhanilerden aldığı bilgilere, doğrudan ulaşacaktır. Ruhun sırları keşfedilmeye  başlandığı bu dönemde, ölülerin bir müddet diriltileceği ve TIP ilminde doruk  noktaya ulaşılacağı, eskiden beri rivayet edilmektedir.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; background: none repeat scroll 0% 0% #f8f8f8;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;"> MUSA: Öbür  âlemlerin sırrına erebilmeleri için özellikle rüyaları derlediklerine göre,  doğru iz üzerinde sayılırlar ama yine de çok uzun yolları var.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; background: none repeat scroll 0% 0% #f8f8f8;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;"> KENAN: Neden  özellikle rüyalar?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;"> PROFESÖR: İnsanın ilk yaratılışı Şeffaf bedendir.<span> </span>Âdemlerden önce  yaratılan bir <strong>ÂDEM</strong> var ki; her bir <strong>Âdem ve Âlem</strong>, bu şeffaf bedenin  hücrelerinden halk edilmiştir.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;">MUSA:  Buradaki Âdem ismindeki ilk şeffaf beden, aslında ruh’tur. Kâinatın varlık  sebebidir. Her bir insanın ruhu, bu ruhun hücrelerinden kopyalanmıştır. Her şey  aslına bağlıdır. Evladın vücudu, babaya işaret ettiği gibi, Hak olan yönümüz bu  ilk ruha işaret etmekte ve ondan olduğu için ona bağlanmaktadır.<strong><span style="text-decoration: underline;">’’Allah  Teâlâ, Âdem’i kendi sureti üzere halk etti’’</span></strong> buyrulmaktadır. Buradaki  Âdem’den kasıt İnsan-ı Kamil’dir ki; âlem içre âlemlerin ruhu denmektedir.  İnsanın hakikati bu Âdem olunca, âlemden insana müsahhar olmayan yoktur. Kuran’ı  Kerim’de </span><strong><span style="font-family: Tahoma;">&#8220;Göklerde ve yerde olan  şeylerin kâffesini size müsahhar kıldı&#8221;</span></strong><span style="font-family: Tahoma;"> buyrulmaktadır. </span></span><span style="font-family: Tahoma;">(Câsiye, 45/13)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;">DR.  ÖMER: Âlem; Mutlak Zat’ın esma ve sıfatlarının yoğunlaşıp, vücut bulmasıdır ki;  hakikati </span><span style="font-family: Tahoma;">Esma-i Hüsnâ ve Sıfatların  suretidir. İnsanın hakikati ise adı geçen Âdem’den olan şeffaf</span><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"> hücredir ki; insanın geçirdiği bütün evrelerde beraberinde bulunmaktadır.  <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’Âlemden  esma görünür, Âdem’den ise Mevla görünür’’</span></strong> demiştir erenler. ‘<strong>’KÜN’</strong>’  sırrı, bu şeffaf hücreden, titreşim halinde tecelli ederek sonsuzluk  yolculuğumuzda, varlığımızın devamını sağlamaktadır. Et ve kemik bedenin,  hayatiyetini yitirip ölmesi, bu şeffaf hücreden, bedene yayılan <strong>‘’KÜN’’</strong> emrinin, titreşiminin kesilmesi sebebiyledir.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">MUSA:  Ruhumuzdaki bu şeffaf hücrenin, beden yapımızdaki karşılık bulduğu nokta,  kalbimizdeki <strong>FUAD</strong> denen noktadır ki burası ana rahmine düşen ilk  hücredir.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">DR.  ÖMER: Nasıl ki; ana rahmine düşen ilk hücre kaybolmayıp, kalp denen organın  üzerinde bedenle birlikte var olmaktadır; ruhumuzun yaratıldığı ve ilk ruhtan  bir emanet olan şeffaf hücre de, sonsuzluk yolculuğumuzda her daim var olacaktır  ve her evredeki algıladığımız beden yapımızda bir karşılığı olacaktır.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">KENAN:  O zaman bu ilk şeffaf hücre, bizim çekirdeğimiz olmaktadır ki buradan  titreşimler halinde yayılan <strong>‘’KÜN’’</strong> emri, bir ağaç gibi bizi vücuda  getirmektedir.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">MUSA:  Buna <strong><span style="text-decoration: underline;">NOKTANIN</span></strong> sırrı derler Kenan oğlum. Mübarek nede güzel  anlatmış, hele dinleyin:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Bir  gece ansızın kapım çalındı</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Gayb  erenleri tarafından ismim anıldı</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Baktım  ki; zaman perdesi kaldırıldı</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Cümle  âlemler, bir noktada yazılıydı</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Noktada  bir âlem dediler</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Âlem  içine âlemler gizlediler</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Bir  Burak verip, noktayı gezdirdiler</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Sonra  dönüp, o nokta sensin dediler</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Bildim  ki; kendi âlemlerimi gezmekteyim</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Nefsimi  Burak edip, üstüne binmekteyim</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Bu  sözleri, gezdiğim âlemlerden söylemekteyim</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Her  âlemde, başka bir surete bürünmekteyim</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">Kalp  denen organımızdaki işareti siyah noktacık olan FUAD noktası, zaman algısının  bittiği ve sonsuzluğun başladığı <strong>KAPIDIR</strong>. Burada Bektaşi’nin dediği gibi,  zaman perdesi kaldırılır ve cümle âlemlerin sırrına varılır. Bu kapının eşiği,  kişinin <strong>KADİR</strong> gecesidir. Gaflet perdesi adı altında zaman perdesinin, et  ve kemik bir beden algısının, Öz’üyle olan sanal mesafenin kalktığı An’dır.  Öncesi kişinin gecesi, sonrası ise Hakikat Güneşinin doğuşudur. O yüzden <strong> KADİR</strong> gecesi denmiştir.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">REYHAN:  Rüyalar; bu kapının ardına açılan pencereler olduğu için, titizlikle üzerinde  duruyorlar. Pencereye düşen, Güneş ışığının peşindeler.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;"> PROFESÖR: Öz’ümüz olan şeffaf hücre,<span> </span>ilk <strong>ÂDEM’İN </strong> sırrındandır. Bu Âdem’e <strong>SULTANİ RUH</strong> diyenler erenler çoktur. Bu sultani  ruh bir nevi aynadır ama <strong>‘’görünen ne aynadır ne de gören’’</strong> derler.  Buradan ötesi, nefsini <strong>BURAK</strong> edemeyenlere <strong>MAHREMDİR </strong>evlat. </span> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"> PROFESÖR: Bu şeffaf hücrenin ardında <strong>İLK MÜŞAHEDENİN</strong> arşivi  bulunmaktadır.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;"><span style="font-size: small;">KENAN:  İlk müşahede mi ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma; color: #444444;">MUSA:  İnsan aklının üzerinde bulunan perde, bu müşahedeye uzanmasına engeldir. Cenabı  Allah, bu müşahedeyi lütfederken perdeleri kaldırmış olduğundan </span> <span style="font-family: Tahoma;">insanla, Allah arasında ilgi sağlandı. İnsan  yaratanını bildi, tabi bu bilme en mükemmel mana ve ölçüde idi. Ama Allah (c.c.)  vaadini infaz (yerine getirmek) istediğinde belirtilen hicabı tekrar indirdi, bu  hicapla insan zat’larının gözleri önüne bir perde çekti.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">PROFESÖR:</span><span style="color: blue;"><span style="font-family: Tahoma;"> </span></span><span style="font-family: Tahoma;">Buradan anlıyoruz ki; ruhların  bedenlere indirilişinden önce geçirmiş olduğu bir süreç var. Biz (5) duyu  kapasitemizle bu olayı süre ya da zaman diye algılamaktayız ama her şey AN  içerisinde vuku bulduğundan, süreç dediğimiz bu olay boyutsal bir olaydır.  Ruhlar, mükemmel mana ve ölçüde bir müşahede dönemi geçirdiklerine göre, demek  ki insan denen <span style="text-decoration: underline;">bilinç-şuur</span> yapının, boyutsal olarak kendini bilme(vücuda  gelme) olayı bedenlere indiriliş sürecinden öncedir. Ancak anlatılan tüm bu  olaylar, Cenabı Allah’ın sonsuz ilminde tezahür etmektedir. Biz burada Lisan-ı  İnsan ile ifade ettiğimizde geçirilen zaman diye anlamaktayız. <span style="text-decoration: underline;">Hakikatlerin  insana gösterilmesi ve imtihan için tekrar o hakikatlerin, insanın belleğinde  şifrelenmesi anlatılmak istenilen. </span>Arz üzerinde geçirdiğimiz (70–80) yıllık  ömür denen süreçte, beden yapımızın DNA sarmallarına, Beynimizin kıvrımlarına,  Ruhumuzun titreşim frekanslarına ve varlığımızı oluşturan atomların  boyutsallığına ŞİFRELENEN bu Hakikat (<span style="text-decoration: underline;">Müşahede</span>) bilgileri, öğrenmeye,  araştırmaya ve hatırlamaya dayalı olarak bizde açığa çıkmaktadır. İşte bu yüzden  kimse sana bir şey öğretemez, <strong><em><span style="text-decoration: underline;">ancak sende olanın yine sende açığa  çıkmasına vesile olur</span></em></strong>. Bu vesileler içinde, Kuran’ı Kerim’i okumak  ve anlamak, emredilen ibadetleri yerine getirmek ve zikir denen bir takım  çalışmalar da vardır.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">MUSA: Rüyaların derlenmesi ve  sentez edilmesi neticesinde, bilgisine uzanabilecekleri âlemlerin ve evrelerin  farkındalar mı acaba?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">KENAN: Buraya kadar  anlatılanlardan, Musa beyin, henüz doğmamış kızının ruhunu çağırıp, konuşması  doğrulanıyor. Dünya hayatının sonrası olduğu gibi, öncesi de var demek ki? Vefat  etmiş birinin ruhunun çağırıldığını duymuştum ama henüz doğmamış birinin ruhunu  çağrılması nasıl oluyor ki?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">MUSA:<span> </span>Bütün sır,  az önce anlatılan ‘<strong>’Şeffaf Hücrede ‘</strong>’evlat. Buradan titreşimler halinde  yayılan ‘<strong>’KÜN’’</strong> emrinin enerjisini <strong>( NUR)</strong> kullanabilmekte. İsa  (a.s.),Allah’ın izni ile dirilttiği ölüler, iyileştirdiği hastalar ve  canlandırdığı şekil verilmiş çamur, hep bu noktadan yayılan <strong>‘’KÜN’’</strong> emrinin <strong>KUDRETİ</strong> iledir’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">PROFESÖR: Bu şeffaf hücrenin  ait olduğu esas beden, <strong><span style="text-decoration: underline;">İLAHİ SURET</span></strong> üzere yaratılan ve bütün ilahi  mertebeleri kendi nefsinde toplayan, adına <strong>ÂDEM </strong>denen <strong>İnsan-ı  Kamil’dir.’’</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">DR. ÖMER:<strong> </strong>İnsanın üreme  organlarından itibaren başlayan sıralı (7) enerji merkezi, avuç içlerimizde  düğüm olmuştur. Dünyanın <strong><span style="text-decoration: underline;">LEY </span></strong>hatlarının, Kâbe’nin altından  kesişmesi gibi, bu düğümün altında kesişen (7) enerji semamız, <strong>KUDRET</strong> noktasını oluşturmaktadır. Öz’ü olan şeffaf hücrenin sırrına eren kişi, bu  hücreden titreşimler halinde yayılan ‘<strong>’KUDRET’’ </strong>tecellisini, ellerinden  enerji olarak dışa akıtabilmektedir. Eğer ölmüş bir insanın bedenine bu enerjiyi  akıtabilirse, bedenin canlanması mümkündür. Ancak; bedeni canlandıran bu enerji  akışı değil, bedenin her bir zerresine yayılan enerjinin <strong>(NUR)</strong>, bedenin  tekrar ruhu ile irtibat kurmasını sağladığındandır. Nasıl aküsü boşalmış bir  arabaya, başka arabadan takviye yapılarak çalışması sağlanıyor ve devamında  araba kendi aküsü ile çalışmaya devam ediyor, burada anlatılan durumda buna  benzemektedir.’’  <span> </span>PROFESÖR: Buradan ötesi, bedenin kendi ruhundan  gelen canlılıktır. Ancak; dünyadaki ömrü bitmiş olan ve Allah’ın emri gereği  ölümü tatmış olan kişi, hangi hikmet ve gaye ile canlandıysa, o gaye yerine  geldikten sonra tekrar ruh ile bedenin irtibatı kesilerek, eski haline geri  döner. Aslında fiziksel bedenimiz, ruhumuzun bu dünyaya yönelmiş, <strong>(3) boyutlu</strong> holografik projeksiyonundan <strong>(iz düşümünden, gölgesinden) </strong>başka bir şey  değildir. Durum böyle olunca, ölünün dirilmesi denen olay, ruhun gölgesinin,  kısa bir süreliğine, bu âleme tekrar düşmesidir.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">KENAN: Öz’ümüz olan şeffaf  hücre, algıladığımız madde boyutunun bittiği yer anladığım kadarı ile’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">PROFESÖR: Buradan ötesinde,  varlıklar ilmi suret alırlar. Esmaların belli terkipler halinde aldığı madde  görüntüsü hatta melekler dahi başka şekil ve suret alırlar. Bu nokta, Allah’a  ait isimlerin <strong>(Esmaül Hüsna’nın)</strong> bir terkip halinde kuvveden fiile  çıktığı sınırdır ki, diğer adı <strong>‘ARŞ’’</strong> olmaktadır. Buradan ötesi, nefsini <strong>Burak </strong>edemeyenler için mahremdir demiştim,</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">Reyhan kızımızın Öz’ünden açığa  çıkan enerji, vücudunun her bir hücresini, her bir atomunu ve alt boyut olan  kuant yapısını etkilemektedir. Buradan ötesi ise <strong>SOYUT ÂLEME</strong> açılan bir  kapının eşiğidir. İnsanın maddi bedeni, düşünceleri ve içinde yaşadığı evren,  salınan ve titreşen bir enerji deryasından ibarettir.  Reyhan kızımız ise  Öz’ünden bu enerji deryası ile her daim alış veriş içindedir Aslında her birimiz  en azından cansız bir taş kadar, evren ile her daim alış veriş halindeyiz.  Aramızdaki fark, <strong>FARKINDA </strong>olmaktır. Bu kozmik alış veriş neticesinde akan  bilgi, varlığımızın atom boyutundan, kuant yapısına geçerek tekrar soyut âleme  geri dönmektedir. Bu tek taraflı bir alış-veriştir. Her an yenilenerek akan  bilgi, değerlendirilmeden tekrar geldiği deryaya geri dönmektedir. Reyhan  kızımızda ise bu alış veriş iki taraflıdır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">Öz’ünden yani şeffaf hücreden,  vücudunun her bir zerresine yayılan nur, <strong>DNA </strong>yapısında <strong>(vücut  kimyasında)</strong> değişimlere sebep olmaktadır. Bilimin, bugün için ispatladığı  verilere göre insanın <strong>DNA </strong>yapısının <strong>(%10)</strong> gibi bir potansiyeli  kullanılmakta, geri kalan <strong>(%90)</strong> gibi potansiyel ise keramet adı altında  mistik ve psişik güçlerini barındırmaktadır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">Reyhan kızımızın DNA yapısının  kalan (%90)lık bölümünün bir kısmı, Öz’ünden gelen nur ile bilinçli olarak faal  ve etkendir. Durum böyle olunca evren denen enerji deryasından akan bilgi, <strong> DNA</strong> yapısında kodlanmakta ve bizatihi </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">YAŞANMAKTADIR.’’</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Durun bir dakika! Taşı  almak için gittiğimiz evdeki <strong>Ümmü Gülsüm</strong> nine şöyle demişti: <strong>’’  Toprağa, peygamberleri ve Evliyaları çürütme yetkisi verilmemiştir dedim kızım’’ </strong>Devamında ise <strong>Elissa </strong>ile yaptığımız tartışmada aramızda şöyle bir  diyalog geçmişti:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">‘<strong>’  ELİSSA: İhtiyarın  dediğine göre ‘’ <span style="color: black;">toprağının kristali (KÜP)  şeklindedir ve küpün şekli (4) kenardır’’ Normal insan bedenlerinin ‘’DNA’’  yapısı da (4) harflidir. Toprak ve topraktaki bakteriler, kendi gibi kendinden  olanı çürütebilmektedir’’</span></strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">KENAN: Açık  havada da çürüyen cesetler var. Toprak çürütemez ama açık hava da  çürüyebiliyor’’</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">ELİSSA: Yahu  anlamadın mı? Toprak derken aslında bu dünyayı, bu gezegeni kast ediyor. Burası  bir arz ve genel olarak toprak denilen bir yapıdan oluşmuş. Çürütme yetkisi bu  dünyaya verilmemiş yani bu arz’a verilmemiş’’</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">KENAN: O zaman  bu insanların beden yapılarında bir değişim olduğu muhakkak ki, bu dünya  şartlarında çürümüyorlar’’</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">ELİSSA: Bu  değişim her neyse adına melekleşme denilemez bence. Bana göre melekler gibi bir  bedene bürünmek, ancak ölüm sonrasında yaşanacak bir olaydır ve bu olay, bu  beden ile olmayacak’’</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">KENAN: O  zaman, bedenlerde ki bu değişimi nasıl açıklayacağız?’’</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">ELİSSA:  İnsanın, bedenen tekâmül etmesi diyebiliriz ama bu tekâmülün vücut kimyasını  nasıl değiştirdiği, bilim adamlarının sahasına girmektedir. Bizim işimiz ise  taşı çıkarıp, bulmaktır’’</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFESÖR: Elissa  kızımızın dediği gibi <strong>’’Tekâmülün vücut kimyasını değiştirmesidir’’ </strong> başından beri anlattığımız.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">KENAN: Bir şey  daha soracağım? Neden insanların toplu halde yaşadığı yerlerde değil de,  yerleşim birimi dışında, mezarlıkta yaşıyorsunuz?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">ELİSSA: İçinde  yaşadığımız dünyada özelliklede teknolojinin geliştiği bu devirde, bizleri  negatif olarak etkileyen binlerce maddi ve manevi etken var ki! Elektrikli ve  elektronik aletlerin yaydığı manyetik alandan, gürültü kirliliğine kadar her şey  bizleri negatif yönde etkilemektedir. Özellikle de insanların negatif  düşünceleri en büyük zararı vermektedir. Bireysel plandan toplumun içinde  gelişen negatif sosyal olaylara kadar etkilenmekte ve hakikatimizden  uzaklaşarak, farkında lığımızı kaybetmekteyiz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">İnsanlar ölümden  korktuğu için genellikle ölümü hatırlatan mezarlıkları akıllarına getirmezler.  Akla gelmeyen ve özellikle getirilmek istenmeyen bir mekâna, beyinden yayılan  hiçbir düşünce frekansı yönlenmediği için ulaşmaz ve uğramaz. Dolayısı ile bu  köy mezarlığında, bireysel ve toplumsal düşünce bulutlarının oluşturduğu  manyetik alandan, elektrikli aletlerin yaydığı alandan ve gürültü kirliliğinden  uzaktayız ve eminiz Elhamdülillah.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><span style="font-size: small;">MUSA: Dostlar;  vakit gece yarısını geçti farkındaysanız? Her ne için geldiyseniz bir an önce  başlayalım hayırlısı ile..’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: medium;"></p>
<div id="attachment_2308" class="wp-caption aligncenter" style="width: 459px"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/isaninsirri.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/isaninsirri.jpg?referer=');"><img class="size-full wp-image-2308" title="isaninsirri" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/isaninsirri.jpg" alt="İsanın Sırrı" width="449" height="250" /></a><p class="wp-caption-text">İsanın Sırrı Bülent Gökçen</p></div>
<p></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1327" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2495-isa%e2%80%99nin-sirri-9-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNSAN BÜTÜN GÜZELLİĞİNE RAĞMEN İKİYE AYRILIYOR</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2493-insan-butun-guzelligine-ragmen-ikiye-ayriliyor.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2493-insan-butun-guzelligine-ragmen-ikiye-ayriliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Sep 2010 21:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN BÜTÜN GÜZELLİĞİNE RAĞMEN İKİYE AYRILIYOR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2493</guid>
		<description><![CDATA[İNSAN B&#220;T&#220;N G&#220;ZELLİĞİNE RAĞMEN İKİYE AYRILIYOR İnsanın zat&#8217;ının b&#252;t&#252;n yaratılmış zat&#8217;lardan g&#252;zel ve kuvvetli olmasına rağmen, Allah&#8217;ın ezeli ilminde ondan bir kısmının Cennet&#8217;e, bir kısmının Cehennem&#8217;e gireceği belirlenmiştir. Bunun sebebi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">İNSAN B&Uuml;T&Uuml;N  G&Uuml;ZELLİĞİNE RAĞMEN İKİYE AYRILIYOR</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />İnsanın  zat&rsquo;ının b&uuml;t&uuml;n yaratılmış zat&rsquo;lardan g&uuml;zel ve kuvvetli olmasına rağmen, Allah&rsquo;ın  ezeli ilminde ondan bir kısmının Cennet&rsquo;e, bir kısmının Cehennem&rsquo;e gireceği  belirlenmiştir. Bunun sebebi ise, insanların g&ouml;zleri &uuml;zerindeki, m&uuml;şahedeye  engel olan hicap yani perdedir. Bu hicaptan dolayı ilahi azamet ve kudreti  g&ouml;rememektedirler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Cenabı Hak &ouml;nce insanın zat&rsquo;ına ruhu yerleştirdi,  onunla birlikte sırrı mahiyetindeki aklı koydu. Ayrıca Ma&rsquo;rifet-i ilahiye ile  imanı da, ona verdi.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">M&uuml;şahedeyi l&uuml;tfederken hicabı  yani perdeyi kaldırdı. B&ouml;ylece insanla, Allah arasında ilgi sağlandı, insan  yaratanını bildi, tabi bu bilme en m&uuml;kemmel mana ve &ouml;l&ccedil;&uuml;de idi. Ama Allah (c.c.)  vaadini infaz (yerine getirmek) istediğinde belirtilen hicabı tekrar indirdi, bu  hicapla insan zat&rsquo;larının g&ouml;zleri &ouml;n&uuml;ne bir perde &ccedil;ekti.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&lsquo;&rsquo; Buradan anlıyoruz ki;  ruhların bedenlere indirilişinden &ouml;nce ge&ccedil;irmiş olduğu bir s&uuml;re&ccedil; var. Biz (5)  duyu kapasitemizle bu olayı s&uuml;re ya da zaman diye algılamaktayız ama her şey AN  i&ccedil;erisinde vuku bulduğundan, s&uuml;re&ccedil; dediğimiz bu olay boyutsal bir olaydır. Eş  Şeyh Abd&uuml;l Aziz DEBBAĞ Hazretlerinin de belirttiği &uuml;zere ruhlar, m&uuml;kemmel mana  ve &ouml;l&ccedil;&uuml;de bir m&uuml;şahede d&ouml;nemi ge&ccedil;irdiler. Demek ki insan denen bilin&ccedil;-şuur  yapının, boyutsal olarak kendini bilme(v&uuml;cuda gelme) olayı bedenlere indiriliş  s&uuml;recinden &ouml;ncedir. Ancak anlatılan t&uuml;m bu olaylar, Cenabı Allah&rsquo;ın sonsuz  ilminde tezah&uuml;r etmektedir. </font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="500" height="375" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/kimsinsen.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Biz burada Lisan-ı İnsan ile  ifade ettiğimizde ge&ccedil;irilen zaman diye anlamaktayız. Hakikatlerin insana  g&ouml;sterilmesi ve imtihan i&ccedil;in tekrar o hakikatlerin, insanın belleğinde  şifrelenmesi anlatılmak istenilen. Arz &uuml;zerinde ge&ccedil;irdiğimiz (70-80) yıllık &ouml;m&uuml;r  denen s&uuml;re&ccedil;te, beden yapımızın DNA sarmallarına, Beynimizin kıvrımlarına,  Ruhumuzun titreşim frekanslarına ve varlığımızı oluşturan atomların  boyutsallığına ŞİFRELENEN bu Hakikat (M&uuml;şahede) bilgileri, &ouml;ğrenmeye,  araştırmaya ve hatırlamaya dayalı olarak bizde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmaktadır. İşte bu y&uuml;zden  kimse sana bir şey &ouml;ğretemez, ancak sende olanın yine sende a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmasına  vesile olur. Bu vesileler i&ccedil;inde, Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;i okumak ve anlamak, emredilen  ibadetleri yerine getirmek ve zikir denen bir takım &ccedil;alışmalar da vardır.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&lsquo;&rsquo; &rsquo;Her insan İslam fıtratı  &uuml;zerine doğar, ancak bu doğma ruhlar &acirc;lemine yani ilk yaratıldığımız An&rsquo;a  doğmaktır. Her insan, Efendimizin(s.a.v.) bir kopyasıdır ve Efendimiz, her  Fıtratıyla, Allah (c.c.) ahlakı &uuml;zeredir.<br />
En doğrusunu Rabbimiz olan Allah (c.c.) bilir ve bize de bildirir. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="293" height="300" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/laiklik.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Ruhlar &acirc;lemine doğan insan, bu  &acirc;lemde &ccedil;eşitli mertebelerde gezdirilir. Yani bir hayatı Rabbini tanımak ve  bilmek i&ccedil;in, bir &ouml;ğrenim ve se&ccedil;im d&ouml;nemi ge&ccedil;irir. Bu &acirc;lemde (40) Mertebe vardır  ve bu (40) mertebeyi yaşar. Bu mertebelerdeki yaşam ve se&ccedil;imleri ile ilgili (41)  Mertebe olan d&uuml;nya &acirc;lemine g&ouml;nderilir.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">İnsanın bu d&uuml;nyaya, kadın ya da  erkek olarak gelmesi, ailesinin kimler olması, malı-m&uuml;lk&uuml; ve Rabbini tanıması  yani bu d&uuml;nyada doğuştan sahip olduğu her şeyi kendi se&ccedil;er ve ONAYI m&uuml;teakip  buraya gelir. Yani şu d&uuml;nyada her şey, aslında bizim se&ccedil;imimizdir.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Bazıları bu d&uuml;nyaya şaki gelir,  şaki giderler, bazıları ise Sait gelir, Sait giderler. İnsan Rabbinden razı  olmalı, kul ne istedi ise RAB onu yarattı, o şekilde yarattı.<br />
Ruh, Allah&rsquo;ın İlminde vardır. Allah&rsquo;ın ilmi kadim olduğuna g&ouml;re Ruh&rsquo;da kadimdir.  Yalnız burada &ccedil;ok ince ve hassas noktalar var, onlara dikkat. İnsan hangi zamana  yakınsa, o zamanı daha iyi hatırlar.<br />
&Ouml;ğretilen şey unutulmaz ve insanla beraber bu &acirc;leme gelir. Bug&uuml;n bilin&ccedil;altı  denilen aslına hen&uuml;z kimsenin eremediği ve insanda saklı olan depolama biriminde  saklanır bu haller ve yaşananlar. Ancak insan &ouml;ğrendiği ya da yaşadığı An&rsquo;lara  birtakım haller i&ccedil;erisine girdiğinde, o depolama birimindeki benzeri, ona  kılavuz olur.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">O depolama biriminin bir  kısmını zaten akıl ve vicdan olarak kullanıyoruz. D&uuml;ş&uuml;nsene, bunlar nereye  başvuruyorlar da, bizde rahatlama ya da i&ccedil;eride bir sıkıntı oluyor. İnsan buraya  Hard diskinde işletim sistemi ile y&uuml;kl&uuml; geliyor. Ama bu işletim sisteminin bazı  dosyaları okunamamakta, hatta erişim engellenmektedir. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Peki neden?</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&Ccedil;&uuml;nk&uuml; sende olan her şeye  erişebilseydin, bu bedende duramaz, bu &acirc;lemde yaşayamazdın ve doğruluktan  imtihan edilmezdin.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">B&ouml;ylece daha &ouml;nce mazhar olduğu  m&uuml;şahede kalkmış oldu. Bu sebeple Allah&rsquo;ın azamet ve kudretini g&ouml;remez oldu ve  kesilip kaldı. Evet, bu kopma ve kesilmeyle cidden insana yazık oldu. İnsan  b&ouml;ylece d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; şey de bir nevi muhayyer de bırakılmıştı. Ş&ouml;yle ki; insanın  zat&rsquo;ı kendisindeki aklın nurundan meydana gelen manevi ipe bakınca, ona yapıştı  ve onu kendine dayanak se&ccedil;ti. Her şeyde onun rehberliğine başvurdu. Bu sebeple  Allah&rsquo;tan kopup uzaklaşması arttı.( &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her şeyi &ccedil;&ouml;zmeye, anlamaya, yaratanını  bulup azamet ve kudretini g&ouml;rmeye yeterli değildir.)</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">İnsan bu gafleti i&ccedil;inde hep  aklına baktı, aklını kendinden bir par&ccedil;a olarak g&ouml;rd&uuml;, kendinden &ccedil;ıktığını ve  yine kendisine d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, b&uuml;t&uuml;n işlerinde ona m&uuml;racat etti, b&ouml;ylece akıl  onun zat&rsquo;ına bir istiklal getirdi, fakat Allah&rsquo;tan da koparıp uzaklaştırdı. Eğer  insan aklına, onun Allah&rsquo;tan gelme bir nimet olduğu &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde bakıp, onu her an  harekete ge&ccedil;irenin Allah olduğunu g&ouml;rseydi, bu Basiret i&ccedil;inde insanın d&ouml;n&uuml;ş&uuml;  Allah&rsquo;a olur, aklından ve diğer şeylerden bir bakıma kopardı. Yani kendisinden  alınan M&uuml;şahedeye tekrar mazhar olurdu.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Netice olarak diyebiliriz ki;  insanın zat&rsquo;ının durumu şudur: </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">O aklına bağlanıp kalmakla  &ouml;ncesiz olandan koptu, sonradan olma şeye bağlanıp kaldı. Eğer b&ouml;yle bir  bağlantısı olmasaydı, kendisi i&ccedil;in &ccedil;ok hayırlı olurdu.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="400" height="500" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/5-senses.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&lsquo;&rsquo; Ben şahsen kendi adıma bunu  ş&ouml;yle anlıyorum: </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><em><strong><font face="Tahoma">İnsanın beden yapı  i&ccedil;indeki aklı, asgari (5) duyunun verileri ile işlem yapmaktadır. Bildiğimiz  gibi (5) duyumuz tamamen Zahir &acirc;lemden yani maddesel yapı ve olaylardan  etkilenmektedir. Algılama ara&ccedil;ları ve algılanan bu kadar kısıtlı olunca, insanın  bu kısıtlılık i&ccedil;inde evrenini oluşturan d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyası da kısıtlı olmaktadır.  Evrenimizi genişletmek, sonsuzluğa uzanmak istiyorsak (5) duyumuzun &ouml;tesine  uzanmalı, varlığımızda ya da belleğimizde kayıtlı bulunan bilgiyi hatırlamaya  &ccedil;alışmalıyız. Bu ise Kuran ve s&uuml;nnet &ccedil;er&ccedil;evesinde, Allah&rsquo;a bağlanmakla ve teslim  olmakla olur. &Ouml;ğrenilen her şey aslında sendekinin hatırlanmasıdır. Hatırlamak  i&ccedil;in ise &ouml;z&uuml;m&uuml;ze d&ouml;nmemiz gerekmektedir. Aradığımız her neyse &ouml;z&uuml;m&uuml;zdedir.  İ&ccedil;yapımızda (enf&uuml;s&uuml;m&uuml;zde) ne varsa dış yapımızda (afakta) olan, onun  yansımasıdır.&rsquo;&rsquo;</font></strong></em></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">İşte b&ouml;ylece Cenabı Hak vatka  ki, insanın aklına bağlanıp kaldığını, b&uuml;t&uuml;n işlerinde akla başvurduğunu, her  şeyde tek dayanak olarak aklını se&ccedil;tiğini g&ouml;r&uuml;nce, artık bu durumda onun Hak  yolundan sapacağını anladı ve onu doğru yola &ccedil;evirmek i&ccedil;in marifetine eriştirmek  &uuml;zere Peygamberler g&ouml;nderdi. Bu durumda ezelde mukadder olan h&uuml;k&uuml;m yerini bulmuş  oldu.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&lsquo;&rsquo;İnsanın d&ouml;nem d&ouml;nem i&ccedil;inden,  &ouml;z&uuml;nden de seslenip Hak yola &ccedil;ağıran vardır. Hatta her daim bizimle konuşan  VİCDANIMIZIN SESİ neyin nesidir. Zahir &acirc;lemde kurtarıcı, Hak olanı emredici ve  Hidayeti tebliğ edici Peygamberler gelirde, Batınımızdan ayni bu Peygamber  misali doğruyu, Hakk&rsquo;ı s&ouml;yleyen gelmez mi? Zahir &acirc;lemde ki peygamberden seslenen  de Cenabı Hak, Batınımızdan, &ouml;z&uuml;m&uuml;zden ve vicdanımızdan da seslenen Cenabı Hak.  &Ouml;z&uuml;ndeki sese kulak vermeyen, duymayan ya da duymak istemeyen kişi, zahirdeki  Peygamberi hi&ccedil; duyamaz ya da duymak istemez. (Duymak istemeyen kadar sağır olan  yoktur.)&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">EL İBRİZ KİTABINDAN (2) CİLT  (411) SAYFASINDAN istifade edilerek yazılmıştır</font><font size="3">.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1681" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2493-insan-butun-guzelligine-ragmen-ikiye-ayriliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UYANIŞ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2474-uyanis.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2474-uyanis.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Sep 2010 12:58:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[UYANIŞ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2474</guid>
		<description><![CDATA[UYANIŞ Bazı nefisler, tavını almış demir misali &#246;rs&#252;n &#252;zerine yatırılır ve &#231;eki&#231; sesleri ile nefsin &#252;zerindeki şeytani duyguların tesirleri bertaraf edilir. Hem zahirden hem de batından inmekte olan &#231;eki&#231;lerin sesleri,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"><span class="gI"><span class="ik"> </span>UYANIŞ</span></font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"> <img width="400" height="300" border="0" align="center" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/811.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Bazı nefisler, tavını almış demir misali &ouml;rs&uuml;n  &uuml;zerine yatırılır ve &ccedil;eki&ccedil; sesleri ile nefsin &uuml;zerindeki şeytani duyguların  tesirleri bertaraf edilir. Hem zahirden hem de batından inmekte olan &ccedil;eki&ccedil;lerin  sesleri, demirci ustasının sıcak demiri işlemesi ve şekillendirmesi gibi kişinin  i&ccedil; d&uuml;nyasını şekillendirmekte, c&uuml;rufların atılarak temizlenmesine sebep  olmaktadır.</font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="448" height="300" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/demircilik_001.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Nefsin d&uuml;nyaya bakan beklenti ve emellerini bir  c&uuml;ruf gibi s&ouml;k&uuml;p atan en kuvvetli darbe &ouml;l&uuml;m korkusudur ki, deprem, sel ve  &ouml;l&uuml;mc&uuml;l hastalık gibi durumlarla burun buruna gelen insanlar, bu darbenin  etkisini, varlıklarının her zerresi ile hissederler.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Bilindiği gibi kalp atışları duran insanlara  yapılan m&uuml;dahalelerden biride ŞOKLAMADIR. Bilin&ccedil;lerimizin, vicdanlarımızın ve  hissi b&uuml;t&uuml;n kuvvetlerimizin &uuml;zerini kaplayan gaflet halini, uyanıklığa &ccedil;evirecek  olan ve ŞOK etkisi yapan durumlar, bizi tekrar mana hayatımıza geri d&ouml;nd&uuml;rmekte  ve manevi anlamda tekrar yaşam bahşetmektedir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Bu şoklama, hem i&ccedil;ten hem de dıştan tesir ettiği  i&ccedil;in ağır bir darbedir ve atlatılması biraz zordur. &Ouml;ncesinde manevi anlamda  hazırlıklı olanlar i&ccedil;in yeniden hayata d&ouml;n&uuml;ş olabilirken, tamamen nefislerinin  doğrultusunda yaşayanlar i&ccedil;in, yardım alınmadığında psikolojik olarak bir yıkıma  sebep olabilmektedir. Ancak; her ne kadar dışarıdan yardım alınmasa bile Cenabı  Allah, yarattığı kulunu hi&ccedil;bir zaman y&uuml;z&uuml;st&uuml; bırakmayacağı i&ccedil;indir ki; bu O&rsquo;nun  şanına yakışmaz, i&ccedil; d&uuml;nyasından ve vicdan denen kırmızı telefon hattından yol  g&ouml;sterici, teselli edici ilhamlar ve mesajlar g&ouml;ndermektedir. Akıl ve tefekk&uuml;r  mekanizmasını &ccedil;alıştıran her insan, ZAMAN denen ilacın etkisinden istifade  edebilmektedir, etmektedir.</font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="260" height="283" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/dunya_clip_image006.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Soğuk demiri, ne kadar suyun i&ccedil;erisine sokarsan  sok, dış y&uuml;zeyinin ıslanıp bir s&uuml;re sonra kurumasından başka bir şey elde  edemezsin. Hatta ıslanan soğuk demirin y&uuml;zeyi paslanarak, par&ccedil;ası olduğu  mekanizmayı, &ccedil;alışmaz hale getirmektedir. Bunun i&ccedil;in demiri &ouml;nce eritirler  veyahut ateşe tutarak, kor haline geldikten sonra kararında suyu verirler. Yine  verilen suyun kararında, &ccedil;eki&ccedil;leyerek işlerler. İnsan denen nefis-beden ve  ruh&rsquo;tan m&uuml;teşekkil varlığın, i&ccedil; boyutlarına doğru Mira&ccedil; ederek, ruh&rsquo;una ve  ruhunun sırlarına ermesi i&ccedil;in, İlahi rahmet hazinesinden ayni su misali, ilim,  ilham ve marifet emmesi gerekmektedir. Bunu emebilmesi i&ccedil;in ise demir gibi sert  olan nefsinin, ateşe tutulması gerektir. Bu ateş; bazen beşeri aşk, bazen &ouml;l&uuml;m  korkusu, bazen bedensel bir hastalık ya da Yusuf medresesi denen ve insanın her  y&ouml;nden aciz bırakıldığı hapis olabilmektedir.</font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="414" height="313" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/miknatis.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Buraya kadar anlattıklarım, g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; korkutmuş  olabilir. Her birimizin nefislerimizin hastalığı farklı olduğundan, yaşadığımız  deneyim ve sıkıntılar da farklı olmaktadır. <span><strong>Ayanı sabite,</strong> insan ile  birlikte yaratılmıştır. İnsana iradei c&uuml;z&#8217;iye verilince, ayani sabite de devreye  girmiştir. Ayani sabitenin bir tarafı Hakk&#8217;ın iradei k&uuml;lliyesine, &ouml;b&uuml;r tarafı  mahl&ucirc;katın iradei c&uuml;ziyesine bağlı olan KUDRET tezg&acirc;hıdır. Kudret tezg&acirc;hında her  birimiz farklı ipliklerden, farklı renklerden, farklı motifler</span>le  dokunmuşuz ve dokunmaktayız. Kimisi Aşk tezg&acirc;hında dokunur, kimisi İlim  tezg&acirc;hında dokunur velhasıl her insan farklı farklı dokunmaktadır. Başı DİK  olarak yaratılanın başı eğdirilir. Başı eğik olarak yaratılan i&ccedil;in başını  eğdirecek bir y&ouml;nteme gerek yoktur. Onun imtihanı ise başka t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. B&uuml;t&uuml;n  bunların bize acı ve ıstırap vermesi ise <span>kendimizi madde boyutunda  algıladığımız i&ccedil;in yani burayı <strong>ESAS</strong>, bir &uuml;st boyutu ise <strong>R&Uuml;YA </strong> h&uuml;km&uuml;nde kabul ettiğimiz i&ccedil;indir ki, buradaki olaylar bizi &uuml;zer ve esir alır.  Ama Allah dostları bizim i&ccedil;in sadece r&uuml;ya olan bir &uuml;st boyutu yaşadıklarından,  bu d&uuml;nya onlar i&ccedil;in r&uuml;ya h&uuml;km&uuml;ndedir. Biz r&uuml;yalarımıza ne kadar &ouml;nem verir isek</span>.<span>  Allah dostları da r&uuml;ya h&uuml;km&uuml;nde olan d&uuml;nyaya o kadar &ouml;nem verirler.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Onların bu d&uuml;nyayı boş vermişliği, genele(avama)  d&acirc;hil olan bizler i&ccedil;in bir hastalık ya da rahatsızlık olarak algılanmaktadır.  Onlar; d&uuml;nya r&uuml;yasından uyanmışlar, bizim baş g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z olay ve  nesnelerin ardındaki hikmet ve illetleri algılamışlar ve Hakikatin tahsiline  başlamışlardır. Ancak; Hakikat mertebelerinin her birinde farklı kitaplar tahsil  edilmektedir. Abd&uuml;l Kadir GEYLANİ efendimizin bu konuda g&uuml;zel bir s&ouml;z&uuml; vardır:</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">&lsquo;<strong>&rsquo; G&ouml;n&uuml;llerin KİTABI vardır, Sırların KİTABI  vardır, Nefislerin KİTABI vardır. Organların KİTABI vardır. Bunlar dereceler,  makamlar ve sayılı-sıralı adımlardır. SEN hangi kitabı okumaya talipsin ey  yolcu! Ve sen ey OKUYORUM diyen: Hangisini okumaktasın</strong><span>?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="250" height="275" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/ors_cekic.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Velhasıl, onların okudukları ile bizim okuduğumuz  kitaplar farklı olduğundan ya da hen&uuml;z okuma safhasına ge&ccedil;memiş olduğumuzdan,  onları anlayamayız, anlayamadığımız gibi kendimizi normal, onları anormal olarak  tanımlamaktayızdır. Şu d&uuml;nya hayatı bir s&uuml;re&ccedil; ve mecburi bir s&uuml;re&ccedil; ve şartlarına  g&ouml;re yaşanacak ama GER&Ccedil;EĞİN ne olduğunu da unutmadan, bilincini bu et -kemik  beden formunun verileri ile sınırlandırmadan&#8230;(<strong>Ey &ouml;rt&uuml;s&uuml;ne b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş olan  peygamber KALK)</strong> emri ilahisi sadece hazreti Muhammed (s.a.v.) efendimize mi  geldi&#8230; EY KENDİNİ(BİLİNCİNİ) ET VE KEMİK BEDEN FORMUNUN VERİLERİ  SINIRLANDIRMIŞ(&Ouml;RTM&Uuml;Ş) OLAN <strong>İNS-AN</strong> KALK. İnşallah ALLAH&#8217;IM inşallah</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">S&ouml;zlerimi değerli maneviyat ehli ve rahmetli L&uuml;tf&uuml;  FİLİZ&rsquo;İN bir yazısıyla bitirmek istiyorum:</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><strong>&lsquo;&rsquo; İki kişi Mira&ccedil; eder, biri tekrar halkın  arasına d&ouml;nemez MECZUP olarak kalır. Diğeri tekrar halkın arasına d&ouml;ner ve  halkın anlayacağı lisan &uuml;zere, onların seviyesine g&ouml;re Hakk&#8217;ı anlatır. Meczup  ise hala Hak&#8217;kın katında olduğundan, Hak ile konuşur, Halk onun konuşmasından  bir haber olur&#8230; Meczupların s&ouml;zlerini, Mira&ccedil; edipte, halkın arasına tekrar  d&ouml;nenlerden sorunuz&#8230;</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><font size="3" face="Tahoma">B&ouml;yle Allah kullarının yoldaşlığından sana  yansıyan HAL, seni Şeyhlerin bile kıskanacağı makama erdirir&rsquo;&rsquo;</font></strong></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="400" height="304" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/kizgindemir.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="654" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2474-uyanis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UYANIŞ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3322-uyanis-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3322-uyanis-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Sep 2010 12:58:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[UYANIŞ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2474</guid>
		<description><![CDATA[UYANIŞ Bazı nefisler, tavını almış demir misali &#246;rs&#252;n &#252;zerine yatırılır ve &#231;eki&#231; sesleri ile nefsin &#252;zerindeki şeytani duyguların tesirleri bertaraf edilir. Hem zahirden hem de batından inmekte olan &#231;eki&#231;lerin sesleri,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"><span class="gI"><span class="ik"> </span>UYANIŞ</span></font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"> <img width="400" height="300" border="0" align="center" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/811.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Bazı nefisler, tavını almış demir misali &ouml;rs&uuml;n  &uuml;zerine yatırılır ve &ccedil;eki&ccedil; sesleri ile nefsin &uuml;zerindeki şeytani duyguların  tesirleri bertaraf edilir. Hem zahirden hem de batından inmekte olan &ccedil;eki&ccedil;lerin  sesleri, demirci ustasının sıcak demiri işlemesi ve şekillendirmesi gibi kişinin  i&ccedil; d&uuml;nyasını şekillendirmekte, c&uuml;rufların atılarak temizlenmesine sebep  olmaktadır.</font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="448" height="300" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/demircilik_001.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Nefsin d&uuml;nyaya bakan beklenti ve emellerini bir  c&uuml;ruf gibi s&ouml;k&uuml;p atan en kuvvetli darbe &ouml;l&uuml;m korkusudur ki, deprem, sel ve  &ouml;l&uuml;mc&uuml;l hastalık gibi durumlarla burun buruna gelen insanlar, bu darbenin  etkisini, varlıklarının her zerresi ile hissederler.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Bilindiği gibi kalp atışları duran insanlara  yapılan m&uuml;dahalelerden biride ŞOKLAMADIR. Bilin&ccedil;lerimizin, vicdanlarımızın ve  hissi b&uuml;t&uuml;n kuvvetlerimizin &uuml;zerini kaplayan gaflet halini, uyanıklığa &ccedil;evirecek  olan ve ŞOK etkisi yapan durumlar, bizi tekrar mana hayatımıza geri d&ouml;nd&uuml;rmekte  ve manevi anlamda tekrar yaşam bahşetmektedir.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Bu şoklama, hem i&ccedil;ten hem de dıştan tesir ettiği  i&ccedil;in ağır bir darbedir ve atlatılması biraz zordur. &Ouml;ncesinde manevi anlamda  hazırlıklı olanlar i&ccedil;in yeniden hayata d&ouml;n&uuml;ş olabilirken, tamamen nefislerinin  doğrultusunda yaşayanlar i&ccedil;in, yardım alınmadığında psikolojik olarak bir yıkıma  sebep olabilmektedir. Ancak; her ne kadar dışarıdan yardım alınmasa bile Cenabı  Allah, yarattığı kulunu hi&ccedil;bir zaman y&uuml;z&uuml;st&uuml; bırakmayacağı i&ccedil;indir ki; bu O&rsquo;nun  şanına yakışmaz, i&ccedil; d&uuml;nyasından ve vicdan denen kırmızı telefon hattından yol  g&ouml;sterici, teselli edici ilhamlar ve mesajlar g&ouml;ndermektedir. Akıl ve tefekk&uuml;r  mekanizmasını &ccedil;alıştıran her insan, ZAMAN denen ilacın etkisinden istifade  edebilmektedir, etmektedir.</font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="260" height="283" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/dunya_clip_image006.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Soğuk demiri, ne kadar suyun i&ccedil;erisine sokarsan  sok, dış y&uuml;zeyinin ıslanıp bir s&uuml;re sonra kurumasından başka bir şey elde  edemezsin. Hatta ıslanan soğuk demirin y&uuml;zeyi paslanarak, par&ccedil;ası olduğu  mekanizmayı, &ccedil;alışmaz hale getirmektedir. Bunun i&ccedil;in demiri &ouml;nce eritirler  veyahut ateşe tutarak, kor haline geldikten sonra kararında suyu verirler. Yine  verilen suyun kararında, &ccedil;eki&ccedil;leyerek işlerler. İnsan denen nefis-beden ve  ruh&rsquo;tan m&uuml;teşekkil varlığın, i&ccedil; boyutlarına doğru Mira&ccedil; ederek, ruh&rsquo;una ve  ruhunun sırlarına ermesi i&ccedil;in, İlahi rahmet hazinesinden ayni su misali, ilim,  ilham ve marifet emmesi gerekmektedir. Bunu emebilmesi i&ccedil;in ise demir gibi sert  olan nefsinin, ateşe tutulması gerektir. Bu ateş; bazen beşeri aşk, bazen &ouml;l&uuml;m  korkusu, bazen bedensel bir hastalık ya da Yusuf medresesi denen ve insanın her  y&ouml;nden aciz bırakıldığı hapis olabilmektedir.</font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="414" height="313" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/miknatis.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Buraya kadar anlattıklarım, g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; korkutmuş  olabilir. Her birimizin nefislerimizin hastalığı farklı olduğundan, yaşadığımız  deneyim ve sıkıntılar da farklı olmaktadır. <span><strong>Ayanı sabite,</strong> insan ile  birlikte yaratılmıştır. İnsana iradei c&uuml;z&#8217;iye verilince, ayani sabite de devreye  girmiştir. Ayani sabitenin bir tarafı Hakk&#8217;ın iradei k&uuml;lliyesine, &ouml;b&uuml;r tarafı  mahl&ucirc;katın iradei c&uuml;ziyesine bağlı olan KUDRET tezg&acirc;hıdır. Kudret tezg&acirc;hında her  birimiz farklı ipliklerden, farklı renklerden, farklı motifler</span>le  dokunmuşuz ve dokunmaktayız. Kimisi Aşk tezg&acirc;hında dokunur, kimisi İlim  tezg&acirc;hında dokunur velhasıl her insan farklı farklı dokunmaktadır. Başı DİK  olarak yaratılanın başı eğdirilir. Başı eğik olarak yaratılan i&ccedil;in başını  eğdirecek bir y&ouml;nteme gerek yoktur. Onun imtihanı ise başka t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. B&uuml;t&uuml;n  bunların bize acı ve ıstırap vermesi ise <span>kendimizi madde boyutunda  algıladığımız i&ccedil;in yani burayı <strong>ESAS</strong>, bir &uuml;st boyutu ise <strong>R&Uuml;YA </strong> h&uuml;km&uuml;nde kabul ettiğimiz i&ccedil;indir ki, buradaki olaylar bizi &uuml;zer ve esir alır.  Ama Allah dostları bizim i&ccedil;in sadece r&uuml;ya olan bir &uuml;st boyutu yaşadıklarından,  bu d&uuml;nya onlar i&ccedil;in r&uuml;ya h&uuml;km&uuml;ndedir. Biz r&uuml;yalarımıza ne kadar &ouml;nem verir isek</span>.<span>  Allah dostları da r&uuml;ya h&uuml;km&uuml;nde olan d&uuml;nyaya o kadar &ouml;nem verirler.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Onların bu d&uuml;nyayı boş vermişliği, genele(avama)  d&acirc;hil olan bizler i&ccedil;in bir hastalık ya da rahatsızlık olarak algılanmaktadır.  Onlar; d&uuml;nya r&uuml;yasından uyanmışlar, bizim baş g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z olay ve  nesnelerin ardındaki hikmet ve illetleri algılamışlar ve Hakikatin tahsiline  başlamışlardır. Ancak; Hakikat mertebelerinin her birinde farklı kitaplar tahsil  edilmektedir. Abd&uuml;l Kadir GEYLANİ efendimizin bu konuda g&uuml;zel bir s&ouml;z&uuml; vardır:</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">&lsquo;<strong>&rsquo; G&ouml;n&uuml;llerin KİTABI vardır, Sırların KİTABI  vardır, Nefislerin KİTABI vardır. Organların KİTABI vardır. Bunlar dereceler,  makamlar ve sayılı-sıralı adımlardır. SEN hangi kitabı okumaya talipsin ey  yolcu! Ve sen ey OKUYORUM diyen: Hangisini okumaktasın</strong><span>?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="250" height="275" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/ors_cekic.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">Velhasıl, onların okudukları ile bizim okuduğumuz  kitaplar farklı olduğundan ya da hen&uuml;z okuma safhasına ge&ccedil;memiş olduğumuzdan,  onları anlayamayız, anlayamadığımız gibi kendimizi normal, onları anormal olarak  tanımlamaktayızdır. Şu d&uuml;nya hayatı bir s&uuml;re&ccedil; ve mecburi bir s&uuml;re&ccedil; ve şartlarına  g&ouml;re yaşanacak ama GER&Ccedil;EĞİN ne olduğunu da unutmadan, bilincini bu et -kemik  beden formunun verileri ile sınırlandırmadan&#8230;(<strong>Ey &ouml;rt&uuml;s&uuml;ne b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş olan  peygamber KALK)</strong> emri ilahisi sadece hazreti Muhammed (s.a.v.) efendimize mi  geldi&#8230; EY KENDİNİ(BİLİNCİNİ) ET VE KEMİK BEDEN FORMUNUN VERİLERİ  SINIRLANDIRMIŞ(&Ouml;RTM&Uuml;Ş) OLAN <strong>İNS-AN</strong> KALK. İnşallah ALLAH&#8217;IM inşallah</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">S&ouml;zlerimi değerli maneviyat ehli ve rahmetli L&uuml;tf&uuml;  FİLİZ&rsquo;İN bir yazısıyla bitirmek istiyorum:</font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><strong>&lsquo;&rsquo; İki kişi Mira&ccedil; eder, biri tekrar halkın  arasına d&ouml;nemez MECZUP olarak kalır. Diğeri tekrar halkın arasına d&ouml;ner ve  halkın anlayacağı lisan &uuml;zere, onların seviyesine g&ouml;re Hakk&#8217;ı anlatır. Meczup  ise hala Hak&#8217;kın katında olduğundan, Hak ile konuşur, Halk onun konuşmasından  bir haber olur&#8230; Meczupların s&ouml;zlerini, Mira&ccedil; edipte, halkın arasına tekrar  d&ouml;nenlerden sorunuz&#8230;</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><font size="3" face="Tahoma">B&ouml;yle Allah kullarının yoldaşlığından sana  yansıyan HAL, seni Şeyhlerin bile kıskanacağı makama erdirir&rsquo;&rsquo;</font></strong></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma"> <img width="400" height="304" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/kizgindemir.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="588" title="1" title="11 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3322-uyanis-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 8.Bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2462-isa%e2%80%99nin-sirri-8-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2462-isa%e2%80%99nin-sirri-8-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Sep 2010 21:25:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 8.BÖLÜM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2462</guid>
		<description><![CDATA[İSA&#8217;NIN SIRRI 8.B&#214;L&#220;M Gecenin ilerleyen saatine rağmen, farklı bir isimle kiraladıkları arabayla yola &#231;ıkmışlardı bile. Şehrin &#231;ıkışana doğru patika bir yola sapmışlar ve Ay ışığında, toprak yola girmişlerdi. Kenan, Elissa...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">İSA&rsquo;NIN SIRRI  8.B&Ouml;L&Uuml;M</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></span></font><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Gecenin  ilerleyen saatine rağmen, farklı bir isimle kiraladıkları arabayla yola  &ccedil;ıkmışlardı bile. Şehrin &ccedil;ıkışana doğru patika bir yola sapmışlar ve Ay  ışığında, toprak yola girmişlerdi. Kenan, Elissa ile nasıl g&ouml;r&uuml;şeceğini pek  merak ediyordu ama bunun m&uuml;mk&uuml;n olacağına pekte ihtimal vermiyordu. Arkeoloji  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; kazandığında hatta bu b&ouml;l&uuml;m&uuml; se&ccedil;mesine sebep olan <strong>&lsquo;&rsquo;ALTIN HA&Ccedil;&rsquo;I&rsquo;&rsquo;</strong>  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde s&uuml;recin bu kadar sıra dışı olaylara varacağını nereden bilebilirdi.  Toprak yolun sonuna geldiklerinde &ouml;nlerine k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir k&ouml;y mezarlığı &ccedil;ıkmıştı.  Mezarlığın kapısında arabayı durdurmuş, motoru stop ederek farları  s&ouml;nd&uuml;rm&uuml;şlerdi.<br />
Kenan, neden bir mezarlığa geldiklerini &ccedil;ok merak ediyordu. Normal zamanda olsa,  bu yaptığına resmen delilik derdi. Mezarlığın i&ccedil;inde, taşlardan inşa edilmiş tek  katlı k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kul&uuml;be vardı. Kul&uuml;beye doğru ilerlerken, Ay&rsquo;ın ışığında  &ccedil;evresine ş&ouml;yle bir g&ouml;z gezdirdi. Her k&ouml;y mezarlığı gibi meşe ağa&ccedil;ları ile  kaplanmış olmasına rağmen gayet temiz ve bakımlı bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; vardı.<br />
Bizimkiler daha kul&uuml;beye varmadan kapı a&ccedil;ılmış, kırk beş-elli yaşlarında bir  erkek, kendilerini karşılamaya &ccedil;ıkmış ve hi&ccedil; ses &ccedil;ıkarmadan i&ccedil;eri ge&ccedil;mişlerdi.  İ&ccedil;erisi gaz lambası ile aydınlanıyordu ve tek kişilik &ccedil;ekyatın dışında, k&uuml;&ccedil;&uuml;k  bir masa, duvara monte edilmiş tahta raflardaki kitaplar ve k&ouml;şede k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir  sandık g&ouml;ze &ccedil;arpıyordu. <span>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span>Kenan, kızın sesini duyana kadar odada  başka biri olduğunu fark etmemişti bile. Sesin geldiği y&ouml;ne, evin kıbleye bakan  tarafına d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde, on altı yaşlarında ve mavi g&ouml;zl&uuml;, g&uuml;zel bir kızla  karşılaştı. <strong>&lsquo;&rsquo;Hayret&rsquo;&rsquo;</strong> dedi kendi kendine. B&ouml;yle k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kul&uuml;bede, bu  kızı g&ouml;rememiş olması ger&ccedil;ekten hayretti.</font></span></p>
<p>KIZ: Babacığım misafirlerimiz geldi mi ?&rsquo;&rsquo;<br />
BABASI: Geldiler kızım, s&ouml;ylediğin gibi &uuml;&ccedil; kişiler&rsquo;&rsquo;<br />
PROFES&Ouml;R: Merhaba k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım, nasılsınız?&rsquo;&rsquo;<br />
KIZ: Teşekk&uuml;r ederim Kerim Bey, hoş geldiniz&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Burada neler oluyor ve bu insanlarda kim. Gecenin bir yarısı, bir k&ouml;y  mezarlığında ne işimiz var?&rsquo;&rsquo;<br />
KIZ: Kenan Bey; l&uuml;tfen kısık sesle konuşur musunuz? Misafirlerimizi rahatsız  etmek istemeyiz değil mi?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Ne misafiri? Burada bizden başka misafir g&ouml;remiyorum ben&rsquo;&rsquo;<br />
KIZ: Sorunda bu ya, hala g&ouml;remiyorsunuz, hala g&ouml;zleriniz a&ccedil;ılmadı&rsquo;&rsquo;</p>
<p>Kenan, kızın olduğu tarafa y&ouml;nelip, kendisine iyice yaklaşınca şaşırıp kaldı.  Gaz lambasının loş ışığında bile kızın g&ouml;zlerinin maviliği fark ediliyordu, fark  ediliyordu ama bakışları donuk ve boşluğa doğru akıyordu. Elini, kızın  g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nde gezdirince <strong>&lsquo;&rsquo;k&ouml;r&rsquo;&rsquo;</strong> olduğunu fark etti. Kenan daha bir  şey s&ouml;ylemeden, kız s&ouml;ze devam etti.</p>
<p>KIZ: Evet Kenan Bey; g&ouml;zlerim sizin g&ouml;zlerinizin g&ouml;rd&uuml;klerini g&ouml;rm&uuml;yor ama sizin  g&ouml;remediğiniz pek &ccedil;ok şeyi g&ouml;renlerdenim&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: &lsquo;&rsquo;G&ouml;renlerdenim&rsquo;&rsquo; derken, &ccedil;oğul bir ifade kullandınız&rsquo;&rsquo;<br />
PROFES&Ouml;R: Merak etme, her şeyi anlayacaksın. &lsquo;&rsquo;<br />
DR. &Ouml;MER: Musa efendi; sanırım Reyhan kızımızın olanlardan haberi var ?&rsquo;&rsquo;<br />
MUSA EFENDİ: Var &Ouml;mer bey var ama !&rsquo;&rsquo;<br />
PROFES&Ouml;R: Ama ne?&rsquo;&rsquo;<br />
MUSA EFENDİ: Reyhan&rsquo;ın durumu gittik&ccedil;e k&ouml;t&uuml;leşiyor. Son zamanlarda daha &ccedil;ok  ortadan kaybolmaya başladı ve yemesi &ndash;i&ccedil;mesi de iyice azaldı. Gece bazen  uyanıyorum ve bir bakıyorum ortada yok, &ouml;b&uuml;r tarafa ge&ccedil;miş. Sabah ezanı okunana  kadar gelmiyor bazen. Bazen de ikindi vakti kayboluyor ve gecenin bir yarısı  geliyor. Sizde fark ettiğiniz gibi buraya geldiğinizde de yoktu ve siz i&ccedil;eri  girdikten sonra geldi.&rsquo;&rsquo;<br />
REYHAN: Kenan beyin arkadaşını getirmeye gitmiştim ama yapamadım. Bedenini  korumaya aldıkları alanın i&ccedil;inde, diğer bedenlerin ruhları ile beraber  tutuluyor&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Hangi alanın i&ccedil;inde? Ruhlar, bedenler&hellip; Allah aşkına siz nelerden  bahsediyorsunuz?&rsquo;&rsquo;</p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(51, 51, 51);"> PROFES&Ouml;R: Kenan evladım; &ouml;nce sessizce bir dinle, sorularını sonra sorarsın.  Musa Efendi; sizde bu gencin konuya h&acirc;kim olması i&ccedil;in durumu en başından  itibaren &ouml;zetleyebilir misiniz?&rsquo;&rsquo;</span></font><strong><u><span style="text-decoration: none; font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp;</font></span></u></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">MUSA: Cezaevinde  gardiyanlık yaptığım g&uuml;nlerde, Bektaşi&rsquo;nin birini asılsız bir iftira sebebi ile  hapsetmişlerdi. Sanırım iftira edenlerde, cezasını kesenlerde mezhep d&uuml;şmanlığı  i&ccedil;erisindeydiler.<span>&nbsp; </span>Kendisini, benim g&ouml;revli olduğum koğuşa  koymuşlardı. Adamcağızla b&uuml;t&uuml;n g&uuml;n dalga ge&ccedil;melerine rağmen, susma  orucundaymış&ccedil;asına hi&ccedil; cevap vermez, bir adamlara bakar birde g&ouml;ğe bakardı.  Kendisine <strong><u>&lsquo;&rsquo; tanrı g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde mi ki, durup durup oraya bakarsın&rsquo;&rsquo;</u></strong>  diye sorduklarında yine cevap vermez, g&uuml;l&uuml;mserdi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Yine bir g&uuml;n  dayanamayıp, hakikaten niye g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne baktığını sordum. &Uuml;stelik cezaevinin &uuml;st&uuml;  kapalı olduğu i&ccedil;in, g&ouml;ky&uuml;z&uuml; g&ouml;z&uuml;km&uuml;yordu bile. Benim bu sorumdan sonra yine  yukarı bakıp, <span>&nbsp;</span>ş&ouml;yle cevap verdi:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><u><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&lsquo;&rsquo; Daha  &ouml;nce kalbime bakıp konuşurdum, dayak attılar. Sonra kalplere bakıp konuştum,  hapse attılar. Şimdi Levh-i Mahfuz&rsquo;a bakıyorum ama konuşamıyorum, bu seferde  asarlar diye korkuyorum&rsquo;&rsquo;</font></span></u></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Adam b&ouml;yle  s&ouml;yleyince, &ccedil;arpılmış gibi donup kaldık. O g&uuml;nden sonra bu Bektaşi&rsquo;ye,  ziyadesiyle muhabbet beslemeye başladım. Kendisi ile yakinen ilgilenir, h&uuml;rmette  kusur etmezdim. Benim kendisine olan bu ilgim sebebi ile hakkımızda &ccedil;ıkan  dedikodulardan dolayı başka bir cezaevine tayinim &ccedil;ıktı. Ayrılacağımız son akşam  bana şunları anlattı:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3"><strong>&lsquo;&rsquo; Gayri vakit  geldi Musa evladım, sana anlatacaklarımı iyi dinleyesin. Benim ikide bir  g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakmamın sebebi, kendimi <u>ARAF</u> &uuml;zerinde g&ouml;rmem sebebi iledir.  İnsanlar Cennet&rsquo;teki ya da Cehennem&rsquo;deki yerini g&ouml;rmeden vefat etmezler. Şu  garip, g&ouml;nl&uuml;ne doğan sırları, avama anlattığı i&ccedil;in bir ton sopa yedi. Yediğim  sopadan sonra bu seferde insanların kalplerinde olanı anlatmaya başladım, bu  seferde iftira edilip hapse girdim. Hapse girdikten sonra ise Levh-i Mahfuz&rsquo;da  &ouml;mr&uuml;m&uuml;n son demleri olduğunu g&ouml;rd&uuml;m. Ama kendimi hala ne Cennet nede Cehennem  tarafında g&ouml;remiyordum. Her baktığımda Araf&rsquo;taki y&uuml;ksek surların &uuml;st&uuml;nde  g&ouml;r&uuml;yor, daha vakit var diyordum. Lakin senin tayinin &ccedil;ıktığı g&uuml;n yerimi g&ouml;rd&uuml;m.  Senden &uuml;&ccedil; g&uuml;n sonra da beni asacaklar ve falanca mezarlığa defnedecekler.</strong></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Ama benim  kaderimde g&ouml;z&uuml;ken bir kız evladım var, adı Reyhan. Ben hi&ccedil; evlenmedim ve &uuml;&ccedil; g&uuml;n  sonra asılacağım. Şimdi bu evladımın sırrını sana teslim ediyorum. Şu takkemi ve  hırkamı alasın Musa evladım. Evlendikten sonra zifaf gecesinden itibaren  giyesin. Cenabı Allah nasip ederde Reyhan doğduktan sonra bir sandığa koyup  saklayasın. Ge&ccedil;ireceğiniz bir deprem felaketinden sonra Reyhan&rsquo;da bazı garip  haller g&ouml;r&uuml;lecek, bu haller g&ouml;r&uuml;lmeye başladıktan sonra takkemi ve hırkamı kıza  giydiresin&rsquo;&rsquo;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Bu konuşmadan  sonra bende yeni g&ouml;rev yerime sefer ettim. Kendisinin dediği gibi ardımdan &uuml;&ccedil;  g&uuml;n sonra Bektaşi&rsquo;yi asmışlar. Yeni g&ouml;rev yerimde de haksız yere hapis edilen ve  idam edilenleri g&ouml;r&uuml;nce, dayanamayıp istifa ettim. İstifa ettiğim g&uuml;n&uuml;n ardından  &uuml;&ccedil; gece arka arkaya bir r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m. R&uuml;yamda &lsquo;<strong><u>&rsquo; HAKKAL YAKİN İSEVİ &lsquo;&rsquo;</u></strong>  makamında, bir Allah kulu beni &ccedil;ağırıyordu. &Ccedil;ağırdığı yer bir t&uuml;rbeydi. </span> </font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">İşin i&ccedil;inden  &ccedil;ıkamayınca, bir yakınım sayesinde Alevi dedelerden biriyle g&ouml;r&uuml;şmeye gittim ve  başımdan ge&ccedil;enleri bir bir anlattım. Bana s&ouml;ylediği Kırşehir civarında ve  Sel&ccedil;uklu mimarisi ile inşa edilmiş bir t&uuml;rbe olduğu, bu t&uuml;rbede yatan zat&rsquo;ın  beni &ccedil;ağırdığıydı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Zaten bek&acirc;r  olduğum i&ccedil;in elime bir tane valiz alıp, yola koyuldum. Cebimdeki parayı hesaplı  harcamam gerektiği i&ccedil;in k&acirc;h otomobillere, k&acirc;h kamyonlara otostop yaparak  yolculuk ediyordum. Bir akşam&uuml;zeri yine bir k&ouml;y&uuml;n yakınına kadar geldim.  Bulunduğum patika yolun az aşağısından bir dere sesi geliyordu. Vakit akşam  namazı olduğu i&ccedil;in dere kenarında abdest alıp, namazı kılar ve k&ouml;ye &ouml;yle inerim  dedim. Patika yoldan aşağı doğru inerken kulağıma, bu g&uuml;ne kadar hi&ccedil; duymadığım  g&uuml;zel &ccedil;algı sesleriyle karışık kadın ve kız sesleri gelmeye başladı.<span>&nbsp; </span></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Biraz daha aşağı  inince birde ne g&ouml;reyim; derenin i&ccedil;inde &ccedil;ok g&uuml;zel bir kadın soyunmuş ve  yıkanmaktaydı. Etrafında ise onlarca hizmet eden kızlar vardı. Kadın &ouml;yle g&uuml;zel,  &ouml;yle g&uuml;zeldi ki; şimdiye kadar hi&ccedil; b&ouml;ylesini g&ouml;rmemiştim. Bek&acirc;r olduğum i&ccedil;in  aklım başımdan gitti ve &ouml;ylece kadına bakakaldım. Kızlardan biri beni g&ouml;r&uuml;nce  hemen koşup, yıkanan kadının &uuml;zerini &ouml;rtt&uuml; ve beni g&ouml;sterdi. Bir anda b&uuml;t&uuml;n  kızlar, kadının etrafını sardılar ve bana bakmaya başladılar. O anda beni bir  sara tuttu ve bayıldım. Kendime geldikten sonra ise g&ouml;zlerimin g&ouml;rmediğini fark  ettim. &Ccedil;aresizce ağlayıp, sızladım ve dua ettim ama g&ouml;z&uuml;m g&ouml;rmediği i&ccedil;in bir  yere kıpırdayamıyordum ve &ouml;ylece uyumuşum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">R&uuml;yamda beni  &ccedil;ağıran zat&rsquo;ı g&ouml;rd&uuml;m. T&uuml;rbesinin i&ccedil;i o kadar geniş bir alandı ki tarif edemem.  Yery&uuml;z&uuml;nde ne kadar velayet ve keramet sahibi Allah kulu varsa, bu alanda  toplanmışlardı. O dediğim zat ise kabrinden &ccedil;ıkıp, kalabalığın &ouml;n&uuml;nde kendisine  ayrılan yere oturdu. Bana <strong>&lsquo;&rsquo; evladım g&ouml;zlerine ne oldu?&rsquo;&rsquo;</strong> diye sorunca  başımdan ge&ccedil;eni bir bir anlattım. Hemen yanında bulunanlardan birini g&ouml;ndererek  Cin padişahını huzuruna getirtti. Kendisine &lsquo;<strong>&rsquo; Musa evladımız, bizi ziyarete  gelirken, sizlerden zarar g&ouml;rm&uuml;ş&rsquo;&rsquo;</strong> dedi. Cin padişahı ise ş&ouml;yle cevap verdi:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3"><strong>&rsquo; Efendim; ne  olur beni af edin. Zira bu garibin, sizin tebaanız olduğunu bilmiyordum. Benim  kızım falan derede, insanlar el ayak &ccedil;ektikten sonra yıkanırken &ccedil;ıkıp gelmiş ve  kızıma bakmaya başlamış. Namahrem olduğu i&ccedil;in, kendisini bu hale koymuşlar&rsquo;&rsquo;</strong></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">O zat, Besmele  &ccedil;ekerek m&uuml;barek ellerini g&ouml;zlerime s&uuml;r&uuml;nce g&ouml;zlerim a&ccedil;ıldı. Ben kendisinin  ellerine sarılıp, &ouml;pmeye ve teşekk&uuml;r etmeye başladım. Zat; cin padişahına  d&ouml;nerek:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3"><strong>&lsquo;&rsquo; Musa  evladımızın, kızınıza bakmasının diyetini, g&ouml;zlerine kesmeleri &ccedil;ok ağır olmuş.  Bu durumda kızınızın &uuml;zerine hakkı ge&ccedil;miştir ve bu hakkında diyeti vardır. Bu  diyet, kızınızın bir s&uuml;re Musa evladımıza hizmet etmesidir&rsquo;&rsquo;</strong> deyip kestirip  attı. Cin padişahı <strong><u>&lsquo;&rsquo;Baş &uuml;st&uuml;ne&rsquo;&rsquo;</u></strong> diyerek huzurdan ayrıldı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Neden sonra  kendime geldiğimde hala dere kenarındaydım ve g&ouml;zlerim a&ccedil;ılmıştı. G&ouml;rd&uuml;klerim  r&uuml;yamı, ger&ccedil;ekmi diye etrafıma bakınırken cin padişahının kızını g&ouml;rd&uuml;m.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">PROFES&Ouml;R: Musa  efendinin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &lsquo;<strong><u>&rsquo; Yedi Peri Sultanlarından&rsquo;&rsquo;</u></strong> biridir. &Ccedil;ok g&uuml;zel  yaratılışta, Hak din &uuml;zere olup, uysal ve insanoğluna yakındır. Tenha ve temiz  yerlerde, &ouml;zellikle de temiz su kenarlarında yaşarlar&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">KENAN: Şu asılan  Bektaşi, Araf&rsquo;taki yerinden bahsetmiş.<span>&nbsp; </span>Yanılmıyorsam Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;de <strong>A&rsquo;RAF</strong> suresi bulunmaktadır&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">PROFES&Ouml;R: Buraya  değindin isabet oldu delikanlı. Yeri gelmişken bunu da a&ccedil;alım inşallah. Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;in Araf suresinin (46)cı ayetinin mealinde ş&ouml;yle buyrulmaktadır:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3"><strong> &lsquo;&rsquo;Cennetliklerle cehennemlikler arasında bir perde vardır. A&rsquo;raf &uuml;zerinde de,  her iki taraftakileri simalarından tanıyan kişiler vardır. Bunlar  cennetliklere:&rsquo;&rsquo; selam olsun size&rsquo;&rsquo; diye seslenirler. Bunlar hen&uuml;z cennete  girmemiş, fakat girmeyi arzu eden kimselerdir&rsquo;&rsquo;</strong></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">İbn&uuml; Abbas  (r.a.), A&rsquo;raf denen yerin &lsquo;<strong>&rsquo; sıratın şerefeleri&rsquo;&rsquo;</strong> olduğunu rivayet eder.  Buna g&ouml;re cennet ile cehennem arasına &ccedil;ekilen perdenin ve &ouml;r&uuml;len surun y&uuml;ksek  tepeleri olmaktadır. Hasan-ı Basri hazretlerinin g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne g&ouml;re ise A&rsquo;raf; <strong> marifet</strong>(bilmek) demektir. Yani cennet ile cehennem ehlini, simalarından  tanıyanlar demektir. Yine Hasan-ı Basri hazretlerine g&ouml;re bu insanların bir  kısmı halen aramızdadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Şimdi bu iki  g&ouml;r&uuml;ş&uuml; esas alırsak, Bektaşi&rsquo;nin kendini <strong>A&rsquo;RAF</strong> &uuml;zerinde g&ouml;rmesi b&ouml;yle bir  yerin varlığına delildir ki İbn&uuml; Abbas&rsquo;ın rivayeti sahih olmaktadır. Kendisinin  ne cennet ne de Cehennemde olduğunu &lsquo;&rsquo;<strong>Araf&rsquo;taki y&uuml;ksek surların &uuml;st&uuml;nde&rsquo;&rsquo; </strong> olduğunu g&ouml;rmesi, kalplerde olanı ve Levh-i Mahfuz&rsquo;u okuması ise Hasan-ı Basri  hazretlerinin dediği gibi <strong>&lsquo;&rsquo;marifet&rsquo;&rsquo;</strong> ehli olduğunu g&ouml;sterir ki yine  Hasan-ı Basri hazretlerinin dediği gibi <strong>&lsquo;&rsquo;bir kısmı halen aramızdadır&rsquo;&rsquo;</strong>  ve bu Bektaşi, bunlardan biri olmaktadır. Musa Efendi; buyurun devam edin  l&uuml;tfen&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">MUSA: Cin  padişahının kızı beraberimde olduğu halde yola devam ettim. Alevi dedesinin  dediği gibi t&uuml;rbeyi buldum. Eski bir medresenin alanı i&ccedil;inde kalmaktaydı. Oraya  vardığımda sa&ccedil;ı-sakalı ağarmış ve beli b&uuml;k&uuml;lm&uuml;ş bir ihtiyar beni karşıladı.  Buranın hizmetlisiymiş ayni zamanda t&uuml;rbedarlığını da yapıyormuş. O gece k&uuml;lliye  i&ccedil;erisinde, kendisine ayrılan odada beraber kaldık. &Ccedil;ok uzun zamandır burada  g&ouml;rev yaptığını ve manadan Mekke&rsquo;ye tayini &ccedil;ıktığını s&ouml;yledi. Yerine bakacak  yeni bir t&uuml;rbedar gelene kadar devam etmiş.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">KENAN: Bu durumda  siz, manadan tayin edilmiş oluyorsunuz &ouml;ylemi?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">MUSA: Elbette  delikanlı ama hapishanede ki Bektaşi&rsquo;nin himmeti ile olsa gerek.<span>&nbsp; </span> Ertesi g&uuml;n&uuml; beni belediyedeki sorumlu ile tanıştırıp, kendisinin işten  ayrılacağını s&ouml;yleyerek, tavsiye etti. Daha &ouml;nce devlet memurluğu sıfatıyla  gardiyanlık g&ouml;revinden ayrıldığımı &ouml;ğrenince hemen işe aldılar. K&uuml;lliyenin  hizmetli işine ve t&uuml;rbedarlığa başlamış oldum. Deprem sırasında &ouml;len ve Reyhan  kızımızın annesi olan eşimle burada tanıştım. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Kendisi t&uuml;rbeyi  ziyarete gelmişti. Daha ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde &acirc;şık oldum ve iradem elimden gitti. Hemen  hemen her hafta ziyarete gelirdi. Beraberinde annesi ve diğer kardeşleri olduğu  i&ccedil;in sokulamazdım bile. Benden &ouml;nceki t&uuml;rbedar giderken odasında bir&ccedil;ok kitap  bırakmıştı. Yanına sadece seccadesini ve siyah tespihini almıştı. Bir akşam yine  bu kitapları karıştırırken, ruhlar konusunda acayip bilgilere rastladım ki bug&uuml;n  bile hi&ccedil;bir yazılı neşriyatta bu bilgileri bulamazsınız. Orada yazanları  uygulamaya başlayınca ilk olarak Ay&rsquo;ın on d&ouml;rd&uuml; gibi parlayan bir y&uuml;zle, kendi  ruhum ile karşı karşıya geldim. Daha sonra ise &acirc;şık olduğum kızın ruhunu  &ccedil;ağırdım ve ona aşkımı ilan ettim. Kız ertesi g&uuml;n&uuml; sabah erkenden t&uuml;rbeye gelip,  benimle konuşmak istediğini s&ouml;yledi. Beni r&uuml;yasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve benim kendisine  &acirc;şık olduğumu s&ouml;ylediğimi anlattı. O g&uuml;nden sonra birka&ccedil; defa daha ayni şeyi  tekrarladıktan sonra kız ile aramızda g&uuml;zel bir muhabbet h&acirc;sıl oldu. </font> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">İki sene kendisi  ile yavuklu olarak muhabbet ettik. İki senenin sonunda r&uuml;yamda, t&uuml;rbedarlığını  yaptığım zat&rsquo;tan izin alıp, kızı ailesinden istedim. Halleri gayet iyi olup,  b&uuml;y&uuml;k&ccedil;e bir evde oturuyorlardı. Evlendikten sonra bir nevi i&ccedil; g&uuml;veysi gibi ayni  evde yaşamaya başladık. G&uuml;nd&uuml;zleri k&uuml;lliyede normal g&ouml;revime gidiyor, pazartesi  ve Cuma akşamları oradaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k odada kalıyordum. İlk zamanlar &ccedil;ocuğumuz olmadı.  Hakkımızda dedikodular &ccedil;ıkmaya başlayınca yine bir akşam k&uuml;lliyede kaldığımda  ayni kitaptan istifade ederek Bektaşi&rsquo;nin haber verdiği kızın, ruhunu &ccedil;ağırdım.  Kendisinin ne zaman geleceğini sorduğumda <strong>&lsquo;&rsquo;takke ile hırkayı giydiğin g&uuml;n&rsquo;&rsquo;</strong>  diye cevap vermişti. Nasılda unutmuştum takke ve hırkayı giymem i&ccedil;in yapılan  vasiyeti&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">PROFES&Ouml;R: Bununda  bir hikmeti olsa gerek Musa Efendi, hi&ccedil;bir şey sebepsiz değildir&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">MUSA: Elbette  Kerim bey; dediğiniz gibi hi&ccedil;bir şey sebepsiz değildir. Bir Cuma akşamından  itibaren (7) gece, &uuml;zerimde takke ve c&uuml;bbe olduğu halde hanımımla beraber olduk.  Yedinci gecenin sonunda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m bir r&uuml;yada, sulak ve bereketli bir bah&ccedil;eye,  incecik bir g&uuml;lfidanı ekmiştim. Bektaşi gelerek elleriyle, fidanın dibini biraz  daha sağlamlaştırıp, fidana aşı yaptı. O r&uuml;yadan sonra anladım ki hanımım,  Reyhan&rsquo;a gebe kaldı. İşte bu noktadan sonra hizmetimde olan cin padişahının  kızını, hanımıma hizmetle g&ouml;revlendirdim.<span>&nbsp; </span>Hizmeti, Reyhan doğup  (17) Ağustos depremine kadar devam etti&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">KENAN: Neden ki?  Hizmet s&uuml;resi yani diyeti o zaman mı bitiyordu?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">MUSA: Hayır  delikanlı, deprem sırasında hem hanımım hem de cin padişahının kızı &ouml;ld&uuml;ler.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">KENAN: Ama nasıl  olur? Benim bildiğim deprem esnasında sadece insan ve hayvan t&uuml;r&uuml; canlılar zarar  g&ouml;r&uuml;r.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">PROFES&Ouml;R: Deprem  esnasında, d&uuml;nyanın manyetik alanında bazı gedikler a&ccedil;ılır. A&ccedil;ılan bu  gediklerden gelen zararlı ışın ve ışın meteorları, bizim dışımızdaki canlı  t&uuml;rlerine de zarar verir. Ayni zamanda bitki, insan ve hayvan t&uuml;rlerinin de  manyetik korunma kalkanlarına yani auralarına isabet ederse yine zarar verir.  &Ouml;zelikle depremden sonra b&ouml;lgeye s&uuml;rekli ışın ve ışın meteorları d&uuml;şmeye devam  eder. Bu a&ccedil;ıdan, kurtarma faaliyetleri dışında b&ouml;lgede belli bir s&uuml;re bulunmamak  lazım&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">KENAN: Işın  meteorlarımı ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">REYHAN: &Ouml;zellikle  bu zararlı ışın ve ışın meteorlarının devam etmesi, cinlerin vampir t&uuml;r&uuml;n&uuml;,  b&ouml;lgeden uzak tutmak ve telef etmek i&ccedil;indir.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">PROFES&Ouml;R: CİN  suresinin bir ayeti kerimesinde, bu ışın ve ışın meteorlarından haber  verilmektedir zaten.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&lsquo;</span><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&rsquo;  Doğrusu biz (cinler), g&ouml;ğ&uuml; yokladık, fakat onu sert bek&ccedil;ilerle, alev  huzmeleriyle doldurulmuş bulduk.&rsquo;&rsquo;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Burada haber verilen alev  huzmeleri, G&uuml;neş ve diğer yıldızlardan gelen ve cin t&uuml;r&uuml;n&uuml;n d&uuml;nyanın manyetik  alanını terk etmesini engelleyen ışın ve ışın meteorlarıdır. Bu ışınların  d&uuml;nyaya ve d&uuml;nya &uuml;zerinde yaşayan canlılara zarar vermesi, yine d&uuml;nyanın  manyetik alanı ile engellenmekte ve korunmaktadır. Ancak deprem zamanı, d&uuml;nyanın  aurasında (kalkanında) gedikler a&ccedil;ıldığı i&ccedil;in bu ışınlar ve ışın meteorları,  deprem b&ouml;lgesine yoğun bir şekilde d&uuml;şmektedir. Bu d&uuml;şen ışınların ise bir  hikmeti, b&ouml;lgeye akın eden vampir cinlerin uzaklaştırılması ve bertaraf  edilmesidir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">KENAN: Vampir cinler mi?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">PROFES&Ouml;R: &lsquo;<strong>&rsquo;CAN&rsquo;</strong>&rsquo; bu  bedene, damarlardaki kan ile n&uuml;fuz edip, h&uuml;kmeder. Can&rsquo;ın aslı ateştir, dolayısı  ile kan sıvısının mevcut sıcaklığı, Can&rsquo;ın ateş olmasından ileri gelmektedir.  Kan sıvısına verilen diğer bir isim ise &lsquo;<strong>&rsquo;SIVI ATEŞ&rsquo;TİR&rsquo;&rsquo;</strong>&nbsp; Bu ateşin  sıcaklığı artar veya eksilirse, insanın fizik bedeninin hayatı tehlikeye girer.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Bu ateş, bir &ccedil;eşit  elektromanyetik dalga boyunda bir enerjidir. Nur&rsquo;un bir alt tecellisidir.  Maddenin aslı zulmettir yani karanlıktır. Ruh&rsquo;un nurunu direkt olarak alırsa  yanar, k&uuml;l olur. Bu y&uuml;zden Ruh&rsquo;un nurunu, bu bedene sirayet ettirecek olan ve  santral&nbsp; ( <strong>d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml;</strong>)&nbsp; g&ouml;revi yapan <strong>CAN</strong>&rsquo; dır.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Can, Ay ışığına  benzer. Ay&rsquo;ın G&uuml;neş&rsquo;ten, Nur alış verişi kesildiğinde s&ouml;nmesi gibi can&rsquo;ında  Ruh&rsquo;tan nur alış verişi kesilirse s&ouml;ner ve fizik bedendeki h&uuml;km&uuml;n&uuml; yitirip,  bedenin &ouml;lmesine sebep olur.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Kan sıvısındaki bu ateşe bir  &ccedil;eşit enerji demiştik. İşte bu enerji (i&ccedil;inde nur ihtiva etmektedir) habis  cinlerin iştahını kabartmaktadır. Cinlerde enerji bedenli olduğu i&ccedil;in insan  kanındaki bu enerji, habis olanlar i&ccedil;in bulunmaz fırsattır. <span>&nbsp;</span>Deprem  esnasında &ouml;len insanların kanları hala sıcak olduğu i&ccedil;in, bu enerjiyi ihtiva  etmektedir. Vampir cinler, ayni kargalar gibi b&ouml;lgeye &uuml;ş&uuml;ş&uuml;rler&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">KENAN: O zaman, normal &ouml;l&uuml;m  sonrası, mezara g&ouml;m&uuml;len kişinin bedenine de h&uuml;cum ederler&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PROFES&Ouml;R: Sadece onlar mı?  &Ccedil;eşit &ccedil;eşit bakteri ve b&ouml;cek t&uuml;r&uuml; hayvanda h&uuml;cum eder. Kefenin arasına <strong><u> &Ccedil;&ouml;re otu</u></strong> konmasının aslı, cin t&uuml;r&uuml;n&uuml; bedenden uzak tutmak i&ccedil;indir  evlat&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">KENAN: Aman Allah&rsquo;ım !&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="931" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2462-isa%e2%80%99nin-sirri-8-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 7.Bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2460-isa%e2%80%99nin-sirri-7-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2460-isa%e2%80%99nin-sirri-7-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 11:15:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 7.BÖLÜM]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2460</guid>
		<description><![CDATA[İSA&#8217;NIN SIRRI 7.B&#214;L&#220;M Kenan&#8217;ın getirdiği taş, laboratuara indirilmiş ve incelemeye alınmıştı. Prof. Kerim Bey ve Dr. &#214;mer beyin eşliğinde, Ankara&#8217;nın en l&#252;ks otelinde bir yemek yenmiş, sonrasında Dr. &#214;mer beyin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">İSA&rsquo;NIN SIRRI 7.B&Ouml;L&Uuml;M</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Kenan&rsquo;ın  getirdiği taş, laboratuara indirilmiş ve incelemeye alınmıştı. Prof. Kerim Bey  ve Dr. &Ouml;mer beyin eşliğinde, Ankara&rsquo;nın en l&uuml;ks otelinde bir yemek yenmiş,  sonrasında Dr. &Ouml;mer beyin kaldığı odaya ge&ccedil;ilmişti. Laboratuardan gelecek olan  haberleri heyecanla bekliyorlardı.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;KENAN: &Ouml;mer bey; siz  doktorsunuz ve insanın biyolojik yapısının bir&ccedil;ok hikmetlerine vakıfsınız.  Adamlar Elissa&rsquo;yı g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nde &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler yani &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bizzat g&ouml;rd&uuml;m. Şimdi  bu taş sayesinde Elissa&rsquo;nın tekrar hayata d&ouml;nmesi m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;DR.&Ouml;MER: A&ccedil;ık&ccedil;ası bilmiyorum  delikanlı. Ancak Hazreti İsa (a.s.) ve tarih i&ccedil;inde yaşamış, evliya diye  isimlendirilen bir&ccedil;ok insanın elinden bu t&uuml;r olaylar zuhur etmiştir. Ancak;  dirildiği s&ouml;ylenen kişilerle yapılan bir konuşmanın ardından tekrar &ouml;l&uuml;m haline  d&ouml;nd&uuml;kleri anlatılır. Eğer Elissa&rsquo;nın hayata d&ouml;nmesi m&uuml;mk&uuml;n olursa, sanırım kısa  s&uuml;reli bir olaya şahit olacağız&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;KENAN: &Ouml;l&uuml;lerin bir m&uuml;ddet  dirilmesine vesile olan en başta Hazreti İsa (a.s) ve diğer zat&rsquo;lardan nasıl bir  enerji a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmaktadır veya bu enerji b&uuml;t&uuml;n işlevini yitirmiş olan bedenin  &uuml;zerinde nasıl bir etki yapmaktadır? Bunu bilimin a&ccedil;ıklaması m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;DR.&Ouml;MER: <span>&nbsp;</span>Delikanlı;  insanın bedeni, d&uuml;ş&uuml;nce ve ruhun evidir. D&uuml;ş&uuml;ncelerimizin y&ouml;netildiği organ ise  beynimizdir. Beden ile beynimiz arasında s&uuml;rekli bir iletişim ve etkileşim h&uuml;k&uuml;m  s&uuml;rmektedir. Ancak; bedenimizin beynimize g&ouml;nderdiği uyarılar ve beynimizden  bedene verilen yanıtlar, genellikle denetimimiz dışındadır. Beden kitabının  şifreleri &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;p, işleyişine dair sırlara ulaşıldık&ccedil;a insanın d&uuml;ş&uuml;ncelerine  h&uuml;kmetme ve ruhun sırlarına ulaşabilme de m&uuml;mk&uuml;n olacaktır.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;İnsanın doğal &ouml;l&uuml;m&uuml; sırasında,  v&uuml;cudunun ayak kısmından itibaren soğumaya başladığı yani &ouml;l&uuml;m s&uuml;recinin  h&uuml;creden h&uuml;creye ge&ccedil;iş yaparak t&uuml;m v&uuml;cuda yayıldığını biliyorsunuz&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;PROFES&Ouml;R: O zaman bu h&uuml;crelerin  işlevini durduran ve mevcut kimyasal yapısını bozarak değişime uğratan bir şey  var ve biz bunun adına <strong><u>&ouml;l&uuml;m </u></strong>diyoruz, &ouml;ylemi?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;DR. &Ouml;MER: Aslında bu olay  h&uuml;crenin yapısı &ccedil;&ouml;z&uuml;mlendikten sonra kanserin h&uuml;creler arasında nasıl yayıldığı  izlenirken tespit edilmiş.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;KENAN: &Ouml;l&uuml;m, kanser gibi bir  şey mi?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;DR: &Ouml;MER: Hayır demek istediğim  bu değil, sadece &ouml;l&uuml;m&uuml;n h&uuml;creler arasında nasıl yayıldığını anlatmaya  &ccedil;alışıyorum. Buradan yola &ccedil;ıkarak dirilmeye vesile olan hayat enerjisinin de  v&uuml;cut &uuml;zerindeki işlevini kıyaslamış oluruz.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;PROFES&Ouml;R: Buyurun devam edin&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;DR. &Ouml;MER: Kanserli h&uuml;creler  &ouml;l&uuml;rken, kendisinin i&ccedil;inde bulunduğu &ouml;l&uuml;m koşullarının şablonunu i&ccedil;eren <strong><u>&lsquo;&rsquo;  &ouml;l&uuml;m fotonlarını&rsquo;&rsquo;</u></strong> yayarlar. Bu &ouml;l&uuml;m fotonları diğer h&uuml;creler tarafından  emilerek, h&uuml;crenin işleyişini ve yapısını bozmaya başlarlar. Yani bir anlamda bu  &ouml;l&uuml;m fotonlarını emen her h&uuml;crenin yapısı bu ışımayla <strong><u>şarj olmaktadır.</u></strong>  &Ouml;l&uuml;m fotonlarının ışıması devam ettik&ccedil;e bu ışımaya maruz kalan h&uuml;crelerin &ouml;lmesi  yani mevcut işleyişi ve kimyasal yapısı bozulmaya başlar.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: O zaman &ouml;l&uuml;m bir &ccedil;eşit  enerji yani kara enerji, hayat ise tam tersi olarak beyaz enerji olmaktadır.  Yani (+) pozitif ve (-) negatif gibi? Azrail (a.s.) bu &ouml;l&uuml;m fotonları yani <strong> &lsquo;&rsquo;kara enerji&rsquo;&rsquo;</strong> ile &ccedil;ok yakından bir ilişkisi var o zaman?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R: Aslında her zerre,  Cenabı Allah&rsquo;a ait esmaların manalarının bir tecellisidir. Nasıl ki kıyamet  sonrası &ouml;lm&uuml;ş her zerrenin hayat bulacağı <strong><u>SUR </u></strong>borusunu &uuml;fleyeceği  s&ouml;ylenen İsrafil (a.s.) <strong><u>HAY</u></strong> ve <strong>MUHYİ </strong>isminin bir tecellisi  ise, Azrail (a.s.)&rsquo;da başka bir ismin tecellisidir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: Hocam; o zaman Hazreti  İsa (a.s) elinden <strong><u>HAY i</u></strong>sminin manası tecelli etmiş yani bu ismin  nuru a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmıştır bir anlamda değil mi?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R:<span>&nbsp; </span><strong><u> &lsquo;&rsquo;Ya HAY&rsquo;&rsquo;</u></strong> ismi, Hak Te&rsquo;ala&rsquo;nın esma-i zat iyesindendir. Bu ismin  tecellisine mazhar olanlar her kime dokunur ve nazar ederlerse, o kişin hayat  bulmasına vesile olurlar. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Aslında Hazreti İsa( a.s.)  &ouml;l&uuml;leri diriltmesinin en başlıca hikmeti, b&ouml;yle bir olayın bir insanın elinden  tecelli etmesinin, Cenabı Allah&rsquo;ın, biz insanları &ouml;l&uuml;mden sonra dirilteceğine  dair bir delildir. Hazreti İsa (a.s.) hakkında yani onda hangi isimlerin tecelli  ettiği hususunda <strong>&lsquo;ENVAR-&Uuml;L AŞIKIN&rsquo;&rsquo;</strong>&nbsp; isimli eserde ş&ouml;yle denmektedir:</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&lsquo;&rsquo; İsa (a.s.) hakikati ve ruhu,  Allah&rsquo;&uuml; Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın ZAT isimlerinden <strong>EL AHAD</strong> (tek) nurundandır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;  babasız d&uuml;nyaya gelmiştir. Bu isim, Allah&rsquo;ın <strong>BİR</strong>&rsquo;liğine işaret  etmektedir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Hazreti İsa (a.s.) aklı ve  kalbi, hak Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın sıfat isimlerinden ikisinin <strong>VAHİD </strong>ve <strong>HABİR</strong>  nurundandır. <strong>VAHİD </strong>olmasının sebebi gerek ruhani, gerek cismani &acirc;lemde <strong> TEK</strong>&rsquo;liğinden &ouml;t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. <strong>HABİR</strong> olduğu da, a&ccedil;ık ve gizli ilimlerde  bilgi&ccedil;, &acirc;lim olması sebebiyledir. Nitekim Allah&rsquo;&uuml; Te&acirc;l&acirc; Hazretleri Maide suresi  (110)cu ayette mealen ş&ouml;yle buyurmaktadır:</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&lsquo;&rsquo; Hani sana yazı yazmayı,  hikmeti, Tevrat ve İncil&rsquo;i &ouml;ğretmiştim&rsquo;&rsquo;</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Burada zikredilen Tevrat&rsquo;tan  murat <strong><u>ZAHİR</u></strong> ilmidir. İncil&rsquo;den murat ise <strong><u>BATIN</u></strong>  ilmidir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Hazreti İsa (a.s.) nefsi, Hak  Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın fiil isimlerinin <strong>MUHYİ</strong> (hayat veren),<strong>M&Uuml;MİYT</strong> (&ouml;ld&uuml;ren) ve <strong>HALIK </strong>(yaratan) gibi &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n nurundandır. Muhyiliğe mazhar olduğu Allah&rsquo;ın  izni ile &ouml;l&uuml;leri diriltmesindendir. M&uuml;miyt olması, bir&ccedil;ok k&acirc;firleri  &ouml;ld&uuml;rmesindendir. Halık olması da &ccedil;amurdan bir kuş yapıp ona &uuml;flemiş yine  Allah&rsquo;ın izni ile canlanmış ve havaya u&ccedil;muştu&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: Ve benim bulup getirdiğim  taşın &ccedil;amuru, bu kuşun &ccedil;amurundan arta kalan kısmıydı. İyi ama <strong>MUHYİ</strong>  isminin manasının bir taştan tecelli ederek, &ouml;lm&uuml;ş bir bedene can vermesi m&uuml;mk&uuml;n  m&uuml;?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R: &Ouml;lm&uuml;ş g&ouml;n&uuml;llerin,  kesilmiş bir kamıştan yani <strong><u>Ney</u></strong>&rsquo;den &ccedil;ıkan ses ile dirilmesi m&uuml;mk&uuml;n  oluyor da, &ouml;lm&uuml;ş bir bedenin Hazreti İsa(a.s.) elinin ve <strong><u>NEFESİNİN</u></strong>  değdiği &ccedil;amurdan dirilmesi niye m&uuml;mk&uuml;n olmasın? Kamıştan &ccedil;ıkan ses, İnsanın <strong> NEFESİDİR.</strong> Bu &ccedil;amura ise Hazreti İsa (a.s.) <strong>NEFESİ</strong> değmiştir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Varlık işiterek can bulmuştur.  Yaratılış <strong>SES</strong> ile olduğu gibi Kıyamet dahi <strong>SES </strong>iledir. <strong>SES</strong>  ise <strong>NEFESTEN </strong>h&acirc;sıl olmuştur. Ayni zamanda İsa peygambere <strong>&lsquo;&rsquo;RUH&rsquo;</strong>  denmektedir ki ruhun sırrı, İsa peygamberle maddi &acirc;lemde zuhur etmiştir. <strong>RUH </strong>her neye n&uuml;fuz ederse, n&uuml;fuz ettiği şeye hayat verir. Kuştan arta kalan bu  &ccedil;amura ise İsa (a.s.) <strong>NEFESİ </strong>ile <strong>RUH</strong> n&uuml;fuz etmiştir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: Hocam; Urfa y&ouml;resinde  Hazreti İsa olarak teşhir edecekleri erkek &ccedil;ocuğun sıra dışı g&uuml;&ccedil;leri var. Taşı  bulduğumuz akşam, havada asılı duran g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerinden belli oluyor zaten. Ama  ayni g&uuml;&ccedil;lere sahip birde kız &ccedil;ocuğu var. Kızı ne olarak tanıtacaklar ki? Veya  Hazreti İsa ger&ccedil;ekten enkarne olup, yeniden mi d&uuml;nyaya gelecek?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;PROFES&Ouml;R: Kız &ccedil;ocuğunu, Meryem  anne olarak teşhir edecekler. Hıristiyanlık i&ccedil;erisinde Hazreti Meryem&rsquo;in de g&ouml;ğe  &ccedil;ekildiğine ve ahir zamanda ineceğine inananlar var. Hazreti İsa (a.s.) tekrar  d&uuml;nyaya gelmesi meselesini ise ş&ouml;yle a&ccedil;ıklayayım:</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;K&acirc;be&rsquo;ye kuş bakışı olarak  seyrettiğimizi farz edelim. K&acirc;be sabit olarak durmakta, &ccedil;evresini tavaf eden  insan kalabalıkları, i&ccedil;ten dışa doğru genişleyen bir halka oluşturmaktadırlar.  En i&ccedil; halkadaki tavaf edenlerin d&ouml;n&uuml;ş s&uuml;reci ile en dış halkadakilerin d&ouml;n&uuml;ş  s&uuml;reci ayni değildir. İ&ccedil;ten dışa doğru b&uuml;t&uuml;n halkaların d&ouml;n&uuml;ş zamanı, artarak  birbirinden farklıdır. Tabi bizim dışımızda K&acirc;be&rsquo;yi tavaf eden farklı boyutların  sakinleri de bulunmaktadır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;KENAN: Farklı boyutların  sakinleri mi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Varlıklar, Ruh, Nur,  Enerji, Kuant, Atom, Molek&uuml;l ve Madde olarak farklı yapılardan yaratılmıştır.  İnsanlar bu sıralamadaki molek&uuml;l boyutundan yaratılmıştır. Bizim dışımızda Atom,  Kuant, Enerji, Nur ve Ruh boyutunun canlı ve irade sahibi varlıkları vardır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;KENAN: İnsan bedeninin  molek&uuml;lden ama toprağın molek&uuml;l&uuml;nden yaratıldığını, Hasan Hoca&rsquo;da s&ouml;ylemişti.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;PROFES&Ouml;R:<span>&nbsp; </span> Muhterem doğru s&ouml;ylemiş. &nbsp;Sıralamaya bakarsak molek&uuml;l (5)ci sırada yer  almaktadır. <strong><u>Beş vakit namaz gibi (!)</u></strong></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;DR. &Ouml;MER: Kerim bey; Ruh&rsquo;u da  sayarsak sıralamaya g&ouml;re (6) eder ama&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;PROFES&Ouml;R: Hayır sıralamaya  Ruh&rsquo;u katamazsınız. İnsanın &Ouml;z&rsquo;&uuml; zaten ruhtur ve biz beşerin bildiği kadarı ile  yaratılışın başlangıcıdır. Hakkında ise m&uuml;spet bir bilgiye hen&uuml;z sahip değiliz.  Sıralamaya Nur boyutundan başlarsak Kuant ve Atom&rsquo;dan sonra Molek&uuml;l beşinci  sırada yer almaktadır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;DR. &Ouml;MER: Bu sıralamaya g&ouml;re  insanoğlu, Atom ve Kuant boyutunun bilgisine ulaşmış bulunmaktadır. Şimdi sırada <strong>Enerji</strong> ve <strong>Nur </strong>boyutunun keşfedilmesi ve sırrına erişilmesi kaldı o  zaman?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;PROFES&Ouml;R: Aslında insanoğlu,  yaratılış olarak maddeden molek&uuml;le, molek&uuml;lden atoma, atomdan Kuantlara,  Kuantlardan enerjiye, enerjiden nura ve nurdan da ruh&rsquo;a d&ouml;n&uuml;şebilme yeteneğini  &ouml;z&uuml;nde barındırdığı i&ccedil;in zaten b&uuml;t&uuml;n bunların bilgisine sahiptir. Mesele bu  bilginin Fen ilmi ile a&ccedil;ığa &ccedil;ıkması yani zahir olmasıdır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;KENAN: Hocam; K&acirc;be &ouml;rneğini  veriyordunuz&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;PROFES&Ouml;R: Ne diyorduk? <strong>K&acirc;be </strong>gibi <strong><u>ARŞ-I ALA&rsquo;NIN</u></strong> &ccedil;evresinde, zerrelerden gezegenlere, enerji  taneciklerinden galaksilere kadar, az &ouml;nce saydığımız b&uuml;t&uuml;n boyutların canlı  cansız b&uuml;t&uuml;n varlıkları yani her şey, &ccedil;ok hassas dengelerle, ilahi ilim ve irade  ile d&ouml;nmektedir. Atomun yapısında dahi bu b&ouml;yledir. Tabi her boyutun, her  tabakanın d&ouml;n&uuml;ş hızı, K&acirc;be&rsquo;nin etrafındaki halkaların d&ouml;n&uuml;ş hızları gibi  farklıdır.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;Y&uuml;ksek tabakalarda yani Ulvi  katlarda, bir g&uuml;n&uuml;n bizim bin(1000) yılımıza eşit olması, o tabakalarda zamanın  d&uuml;nyamızdan (365) bin kere daha yavaş d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;sterir. Değerli bir hocamızın  ifade ettiği &uuml;zere Hazreti İsa(a.s)<span>&nbsp; </span>iki bin yıl s&uuml;ren, g&ouml;ğe  &ccedil;ekilme hadisesi, &ccedil;ekildiği g&ouml;k katına g&ouml;re iki g&uuml;n etmektedir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;KENAN; Hocam iyi ama bir  insanın bu d&uuml;nyadan farklı bir mek&acirc;n ve zaman kavramının olduğu yere gitmiş  olması, v&uuml;cut kimyasını ve h&uuml;crelerin bu d&uuml;nyanın zaman d&ouml;ng&uuml;s&uuml;ne g&ouml;re işleyen <strong><u>yaşam saatini</u></strong> etkilemesi m&uuml;mk&uuml;n m&uuml; ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R: Yasin Suresinin (68)  ayetinde Cenabı Allah, mealen ş&ouml;yle buyurmaktadır:</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;<strong><u>&lsquo;&rsquo;Biz kimin &ouml;mr&uuml;n&uuml;  uzatıyorsak, yaratılışta onu tersine de &ccedil;eviriyoruz.&rsquo;&rsquo;</u></strong></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Hazreti İsa (a.s) &ouml;mr&uuml;, ahir  zamana kadar uzatılmıştır. Durum b&ouml;yle olunca az &ouml;nce saydığımız sıralamaya g&ouml;re  molek&uuml;l boyutundan başlayarak geriye doğru başka bir boyutun bedenine  b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r. Ahir zaman geldiğinde ise tekrar yoğunlaşarak eski bedenine  b&uuml;r&uuml;necektir. Tabi en doğrusunu Cenabı Allah bilir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: Elissa&rsquo;ya yazık oldu,  koruyamadım kızı. Hala g&ouml;z&uuml;m&uuml;n &ouml;n&uuml;nden gitmiyor g&ouml;zlerindeki son bakışı&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R: Aslında seni Elissa  ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;rebiliriz Kenan&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: Nasıl yani?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R: Elissa&rsquo;nın bedeni  muhafaza altına alındığı i&ccedil;in, onun a&ccedil;ısından hen&uuml;z berzah &acirc;lemi başlamadı. Şu  anda bedeninin bulunduğu boyutta ama enerji bedeni ile bulunmaktadır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: Yani diğer tarafa  ge&ccedil;emediği i&ccedil;in hala bu d&uuml;nyada mı dolanmakta?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R: Diğer tarafa ge&ccedil;emeyen  sadece Elissa değil ki? Ani &ouml;l&uuml;mle vefat eden insanların yaşadıkları şok, ayni  bu bedendeymiş&ccedil;esine devam ettiği i&ccedil;in bir&ccedil;ok kişi bu boyutta, bir m&uuml;ddet  başıboş gezmektedir. &lsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">DR: &Ouml;MER: Mezarın başındaki  imamın telkin vermesi, kişiye &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; duyurmak ve berzah s&uuml;recini başlatmak  i&ccedil;indir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: Başıboş gezen ruhlar  mı?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R: (17) Ağustos, İstanbul  depreminden sonra &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n farkında olmayan yani &ouml;l&uuml;m anından &ouml;nceki felaketin  şoku &uuml;zerlerinde devam eden bir&ccedil;ok kişi, hala aile bireylerini, &ccedil;oluk-&ccedil;ocuğunu  kurtarma telaşı i&ccedil;inde iken farkında olmadan yoğunlaşarak, g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale  gelmişlerdir. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Depremzedelerin &ccedil;oğu ve kurtarma  ekiplerinin anlattıkları kadarı ile bir g&ouml;r&uuml;nen, bir kaybolan insanlara  rastlamışlar. Bu konuda Rusya ve İsrail&rsquo;den gelen bir ekip, depremzede ve  kurtarma ekipleri ile g&ouml;r&uuml;şerek ayrıntılı bir rapor hazırlamışlar. D&uuml;şen  helikopterdeki Profes&ouml;r Ahmet Bey, bu ekibin mihmandarlığını yapmıştı&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: Hani şu </span><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">&Ouml;zal d&ouml;neminde bir  mağarada bulunan İNCİL kopyasını tekrar g&ouml;zden ge&ccedil;irmekte olan <strong>S&Uuml;RYANİCE</strong>  ve <strong>S&uuml;mer tarihi</strong> uzmanı Profes&ouml;r m&uuml;?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">PROFES&Ouml;R: Zaten  &ouml;zellikle onu istemeleri kendisinin <strong>S&Uuml;RYANİCE</strong> ve <strong>S&uuml;mer tarihi </strong> uzmanı olması sebebiyledir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">KENAN: İyi ama  insanların g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; hayalet hik&acirc;yeleri ile S&uuml;ryanice ve S&uuml;mer tarihinin ne ilgisi  var ki ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">PROFES&Ouml;R: Onlar bir  kere hayalet değil. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n farkında olmayan, yaşadığı şokun etkisi ile  yoğunlaşıp g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale gelen ama yine farkında olmadan g&ouml;r&uuml;n&uuml;r olmaktan &ccedil;ıkan  insanlar. S&uuml;ryanice ise ruhların ve meleklerin dilidir evlat. Bu g&ouml;r&uuml;nenlerin  &ouml;l&uuml; olması sebebi ile sarf ettikleri s&ouml;zlerin, ruhların dili yani S&uuml;ryanice  olması ihtimali &uuml;zerine &ccedil;ağırmışlar. Ayrıca S&uuml;merler, Melekler konusunda &ccedil;ok  sıra dışı bilgilere sahiptiler. Ve Meleklerinde S&uuml;ryanice konuştuğunu farz  edersek, AHMED beyi &ccedil;ağırmaları gayet normal&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">&nbsp;KENAN: Hocam bir  dakika durun, kafam karıştı. Teker teker soruyorum. S&uuml;merlerin, Meleklerle  g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; iddia ediyorsunuz herhalde? &Ouml;nce bunu bir izah edin l&uuml;tfen&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">&nbsp;PROFES&Ouml;R: Evlat;  yery&uuml;z&uuml;ndeki varlıklar denilince, madenler, bitkiler, hayvanlar ve insanlar gibi  &ccedil;ok &ccedil;eşitli yaratılış ve yetenekteki milyonlarca varlık anlaşılıyorsa,  meleklerin ve ruhanilerin de milyonlarca farklı &ouml;zellik ve bi&ccedil;imde olan  &ccedil;eşitleri vardır.</span></font><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(51, 51, 51);"> </span><span style="font-family: Tahoma;">&Acirc;lem i&ccedil;re &acirc;lemler, Zat&rsquo;ı  Mutlak&rsquo;ın (kayıtsız Zat&rsquo;ın) esma ve sıfatlarının, her boyutun farklı varlıkları  tarafından, algılama kapasitelerince g&ouml;r&uuml;n&uuml;r yerlerinin yoğunlaşıp, v&uuml;cuda  gelmesi yani surete b&uuml;r&uuml;nmesidir. Ama her boyutun varlığı, kendi boyutuna g&ouml;re  bu yoğunlaşmayı algılar ve anlar. Bize somut olan başka bir varlığa g&ouml;re soyut  olabilir. Nitekim i&ccedil; i&ccedil;e yaşadığımız halde berzah &acirc;lemi, nasıl bize soyut ise,  berzahtaki varlıklara g&ouml;re bizler ve beş duyumuza hitap eden oluşlarda soyut  h&uuml;km&uuml;ndedir.&Acirc;lem i&ccedil;re &acirc;lemler, Zat&rsquo;ı Mutlak&rsquo;ın (kayıtsız zat&rsquo;ın) esma ve  sıfatlarının, her boyutun farklı varlıkları tarafından, algılama kapasitesince  g&ouml;r&uuml;n&uuml;r yerlerinin yoğunlaşıp, v&uuml;cuda gelmesi yani surete b&uuml;r&uuml;nmesidir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;Her boyutun varlığı, kendi boyutuna g&ouml;re bu  yoğunlaşmayı algılar ve anlar. Bize somut olan başka bir varlığa g&ouml;re soyut  olabilir. Nitekim i&ccedil; i&ccedil;e yaşadığımız berzah &acirc;lemi, nasıl bize g&ouml;re soyut ise  berzahtaki varlıklara g&ouml;re bizler ve beş duyumuza hitap eden oluşlarda soyut  h&uuml;km&uuml;ndedir. Ayrıca Bu &ccedil;eşitlilik i&ccedil;inde <strong><u>Melek-İnsan</u></strong> ve <strong><u> Cin-İnsan</u></strong> gibi t&uuml;rlerde mevcuttur&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;KENAN: <strong><u>Melek-İnsan ve Cin-İnsan</u></strong>  t&uuml;rleri mi?</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;DR. &Ouml;MER: <strong><u>HARUT ve MARUT, </u></strong> Melek-insan t&uuml;r&uuml;ndendiler. <strong>&lsquo;&rsquo;Ey Rabbimiz, biz insan olsaydık sana asi  olmazdık&rsquo;&rsquo;</strong> demişler ve Hak Te&acirc;l&acirc; hazretleri onları imtihan i&ccedil;in insan olarak <strong>BABİL</strong> şehrine indirmiştir. Ayni bizim gibi molek&uuml;l bir beden yapısına  b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şler ve bu arz&rsquo;ın şartlarına tabi olmuşlardır. Tabi daha &ouml;nce  bulundukları arz&rsquo;ın ve boyutun şartları farklı olduğu gibi oranın ilmi de  farklıydı. Geldikleri yere ait olan ilim, bu d&uuml;nya şartlarına ve insanların  deney imleyeceği imtihana g&ouml;re kurulmuş d&uuml;zene uygun değildi, yani yasaktı.  Dengeler &ccedil;ok hassas <strong>TAKDİR</strong> edilmiştir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;KENAN: Şimdi taşlar yerine oturmaya başladı.  Hasan Hoca&rsquo;nın anlattıklarını daha yeni yeni idrak etmeye ve inanmaya  başlıyorum&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;DR: &Ouml;MER: Ne anlattı muhterem bu konuda?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: </span><span style="font-family: Tahoma; color: black;">İnsanın asıl varlığının, bilin&ccedil;  yapı olduğunu, cisimler &acirc;leminden olan gezegenlerde de yarı şeffaf beden  yapısına sahip bilin&ccedil;ler mevcut olduğunu s&ouml;yledi. Dediğine g&ouml;re; &Acirc;dem nesli,  cennet vadisinde yaratıldığı an&rsquo;dan itibaren s&uuml;rekli yenilenerek, şeffaf bedeni  daha da şeffaf hale geliyordu. Ne zaman ki &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n sırrına merak sarıp,  cennet vadisinden indirildi, kademe kademe yoğunlaşarak bu hayvan postuna  b&uuml;r&uuml;nd&uuml;. Ancak, bu iniş ve s&uuml;rg&uuml;n tek bir seferde olmadı. Şeffaf bedeni ile  s&uuml;rg&uuml;n edildiği başka şeffaf arz&rsquo;lar vardı. Şeffaf beden daha da yoğunlaşarak  yarı şeffaf hale geldi ve başka arz&rsquo;lara s&uuml;rg&uuml;n edildi. Yoğunlaşmanın son haddi  yani et ve kemik bir bedene b&uuml;r&uuml;nmek <strong><u>&rsquo;&rsquo;aşağıların en aşağısı&rsquo;&rsquo;</u></strong>  olarak tarif edilmektedir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Bu d&uuml;nya dışında bu beden  formunun bir &uuml;st&uuml; olan yarı şeffaf beden yapısına sahip &Acirc;dem&rsquo;ler mevcutmuş.  Yaratılan ilk &Acirc;demin, tek olarak yaratılmadığı, her birinin kademe kademe farklı  arzlara s&uuml;rg&uuml;n edildiği, her arz&rsquo;ın fizik yapısı, zaman algısı ve şartları  değişik olduğundan b&uuml;r&uuml;nd&uuml;kleri fizik beden farklı, d&uuml;ş&uuml;ş ve tek&acirc;m&uuml;llerindeki  zaman algısı farklı olduğunu da s&ouml;yledi.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">İşte bu &Acirc;dem&rsquo;ler yani  bilin&ccedil;lerin, d&uuml;nya &uuml;zerinde yaşayan biz insanlara m&uuml;dahale ettiği d&ouml;nemler  olmuş. Ancak bu m&uuml;dahale, m&uuml;dahale edenlerin durumuna g&ouml;re, negatif ya da  pozitif y&ouml;nde olmaktaymış&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R: Ayni S&uuml;merlere yapılan  m&uuml;dahale gibi&hellip; Maşaallah! Muhteremi yakından tanımak isterdim doğrusu&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">KENAN: Kıyı k&ouml;y&uuml;n altındaki  altın şehrin hik&acirc;yesini duymuşsunuzdur? Dediğine g&ouml;re bizden &ouml;nceki altıncı  hissi kuvvetli olan yani beş duyusu değil, altı duyusu da faal olan bir ırk&rsquo;a,  nesle kadar uzanmaktaymış&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">PROFES&Ouml;R: Zaten o b&ouml;lgede ve  İğne ada civarında sıklıkla <strong>UFO </strong>g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri alınmaktadır. Az kaldı bir&ccedil;ok  ger&ccedil;ek artık su y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkacak İnşaallah&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font face="Tahoma" size="4">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="4201" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2460-isa%e2%80%99nin-sirri-7-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 6.Bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2453-isa%e2%80%99nin-sirri-bolum-6.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2453-isa%e2%80%99nin-sirri-bolum-6.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 14:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2453</guid>
		<description><![CDATA[İSA&#8217;NIN SIRRI B&#214;L&#220;M (6) &#160;Odada kısa bir s&#252;re sessizlik olduktan sonra Başbakan&#8217;ın g&#246;z&#252;, masa &#252;zerinde duran taş&#8217;a ilişti. Gen&#231; adamı ilk defa g&#246;r&#252;yordu. Başbakan sormadan, başkan hemen durumu kısaca &#246;zetlemiş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">İSA&rsquo;NIN SIRRI B&Ouml;L&Uuml;M (6)</span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><strong><u><span style="text-decoration: none; font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;</span></u></strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Odada  kısa bir s&uuml;re sessizlik olduktan sonra Başbakan&rsquo;ın g&ouml;z&uuml;, masa &uuml;zerinde duran  taş&rsquo;a ilişti. Gen&ccedil; adamı ilk defa g&ouml;r&uuml;yordu. Başbakan sormadan, başkan hemen  durumu kısaca &ouml;zetlemiş ve Kenan&rsquo;ı tanıtmıştı.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Sayın Başbakanım;  helikopterin d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; ya da d&uuml;ş&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; yer yine y&uuml;ksek bir dağ efendim. Dikkat  ederseniz her iki helikopterin d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; civarda Denizli ilimizdeki &lsquo;&rsquo;HONAZ&rsquo;&rsquo;  dağında da <span>&nbsp;</span>olduğu gibi ayni şekilde Amerikan radar &uuml;ss&uuml;  bulunmaktadır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞKAN: Denizli ilinde &uuml;s,  resmi olarak diğer ikisi gayri resmi olarak bulunmaktadır Kerim bey.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN: Buraların anlaşması  (1947) yılında yapılmış, bunu sizde biliyorsunuz. H&uuml;k&uuml;metimizin bu anlaşma  s&uuml;resi bitene kadar yapabileceği pek fazla bir şey yok. Bu arada Kahraman Maraş  b&ouml;lgesinin raporları geldi mi?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞKAN: Geldi efendim&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN: Durum nedir?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞKAN: B&ouml;lgede yoğun enerji  artışı tespit edilmiş. Son (30) yıldır &uuml;lke genelinde yapılan &ouml;l&ccedil;&uuml;mlere g&ouml;re &ccedil;ok  y&uuml;ksek bir seviye efendim&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN: Son (30) yıldır  derken daha &ouml;nce bu şekilde yoğun enerji artışı yaşanmış mı ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞKAN: Evet efendim; en son  (1970) yılında Denizli ilinde b&ouml;yle bir enerji artışı olmuş&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Sayın başkanım; bu  enerji artışlarının normalde her y&uuml;z ya da bin yılda, bir defa olacak şekilde  olması gerekmiyor mu?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞKAN: Evet Kerim Bey; Eldeki  verilere g&ouml;re, Ortadoğu ve şu anki T&uuml;rkiye toprakları &uuml;zerinde son y&uuml;zyıldır, bu  şekilde dengesiz enerji artışları ger&ccedil;ekleşmektedir. Bu toprakların işgal  edilmesi ve bir kurtuluş savaşı vermemize neden olan da bu enerji artışı  zaten.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Normalde bu t&uuml;r  enerji artışları, y&uuml;z ya da bin yılda bir ger&ccedil;ekleşmeydi. Bunun son y&uuml;zyıl  i&ccedil;inde bu kadar sıklıkla tekrarlanması, galaksi d&uuml;zeyinde bir şeylerin olduğunu  g&ouml;sterir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN: Konuyu biraz daha  a&ccedil;armısınız Kerim Bey?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Efendim; d&uuml;nyamızın  d&acirc;hil olduğu G&uuml;neş sistemi ile birlikte Samanyolu galaksisi i&ccedil;inde belli bir  hareketi ve y&ouml;r&uuml;ngesi var. Tabi ayni galaksi i&ccedil;inde başka sistemlerin ve  gezegenlerinde belli bir hareketi ve y&ouml;r&uuml;ngesi var. Bug&uuml;ne kadar y&uuml;z ya da bin  yıllık zaman d&ouml;ng&uuml;s&uuml; i&ccedil;inde d&uuml;nyamız, diğer sistemlere yaklaşmakta ve o  sistemlerin enerji alanları ile etkileşim ve iletişime girmekteydi. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu d&ouml;nemler b&uuml;y&uuml;k  peygamberlerin, evliyaların geldiği, ilim ve bilim alanında b&uuml;y&uuml;k sı&ccedil;ramalar  yaşandığı d&ouml;nemlerdir. Bu d&ouml;nemlerde insanlığa ışık tutacak b&uuml;y&uuml;k &ouml;nderler  yetişmiş ve y&uuml;ksek medeniyetler a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmıştır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞKAN: Ortadoğu ve T&uuml;rkiye  toprakları &uuml;zerinde son y&uuml;zyıldır oynanan, kanlı ve vahşi bir şekilde, fiili  işgale d&ouml;n&uuml;şen saldırıların sebebi şimdi anlaşılıyor.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN: Demek ki; kurtuluş  savaşı verdiğimiz d&ouml;nemler, aslında b&uuml;y&uuml;k insanların yetişeceği ve T&uuml;rklerden  &ccedil;ok y&uuml;ksek bir medeniyetin ortaya &ccedil;ıkacağı d&ouml;nemlerdi?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Evet efendim;  verdiğimiz m&uuml;cadelede bu y&uuml;ksek medeniyeti kuracak olan insanlar ya da anne ve  babaları kaybedilmiş, binlerce insanımız savaşlarda şehit edilmiş ve beklenen  medeniyetin ertelenmesi sağlanmıştır&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN: Ertelenmesi  sağlanmıştır derken!&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Eldeki veriler  efendim; son y&uuml;zyılda s&uuml;rekli bu b&ouml;lgede enerji artışları g&ouml;zlemlenmektedir.  Beklenen b&uuml;y&uuml;k insan ve insanların, buradan &ccedil;ıkacağı ve insanlığın g&ouml;r&uuml;p  g&ouml;rebileceği y&uuml;ksek bir medeniyetin de buradan &ccedil;ıkacağı ka&ccedil;ınılmazdır. B&uuml;y&uuml;k  kargaşalar &ccedil;ıkararak bir şekilde bunun ertelenmesini ama&ccedil;lıyorlar ve şu ana  kadar başardılar da. Bu s&uuml;re i&ccedil;inde b&ouml;lgeye h&acirc;kim olmak, b&uuml;y&uuml;k miktarlarda  toprak alımı yapmak ve s&uuml;reci kendi kontrolleri altında tutmak istiyorlar.  K&uuml;rtler &uuml;zerinden oynanan ve pkk ter&ouml;r &ouml;rg&uuml;t&uuml; ile s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len hain oyun bu  s&uuml;recin geciktirilmesinin y&ouml;ntemlerinden biri sadece&hellip;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN; M&uuml;saadenizle bir şey  s&ouml;ylemek istiyorum&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN; Buyur delikanlı&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Bu anlattıklarınız,  Hazreti Musa (a.s.) doğacağını, kendi h&acirc;kimiyetini yıkıp, israiloğullarının  başına ge&ccedil;ip, esaretten kurtaracağının bilgisine sahip olan firavunun, doğan  b&uuml;t&uuml;n erkek &ccedil;ocukları &ouml;ld&uuml;rtmesine benziyor efendim&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN: Yeni bir Musa&rsquo;nın  gelmesi mi s&ouml;z konusu o zaman?</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Hazreti  Muhammed(s.a.v.) efendimiz zamanından beri (1400) yıldır beklenen Mehdi, yeni  bir Musa olamaz mı?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN: İlgin&ccedil; !&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Konuşmaların başında  Profes&ouml;r Kerim bey, bu odadaki insanların kırklar &ouml;rg&uuml;t&uuml;nden olduğunu ifade etti  ve (1950) yılındaki değerli bir &uuml;yesinin s&ouml;zlerini aktardı. Sanırım sizler beni  deniyorsunuz efendim. Bu s&uuml;recin Hazreti Musa (a.s.) kıssasındaki s&uuml;rece  benzediği &ccedil;ok aşik&acirc;r. Ayrıca Hazreti Musa(a.s.) (40) kişiden oluşan &ouml;zel bir  ordusu vardı. Kerim bey ile olan sohbetlerimizden b&uuml;t&uuml;n bunları hatırlıyorum&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞKAN: Delikanlı; aramıza hoş  geldin. Kırklar &ouml;rg&uuml;t&uuml;ne katılacak olanlar &ouml;zenle se&ccedil;ilir ve bir &uuml;stadın  himayesinde, fark ettirmeden yetiştirilir. Ne zamanki hazır olur ve durumun  farkına varır, kırklar meclisinde yerini alır. Tekrar aramıza hoş geldin.  Profes&ouml;r Kerim Bey, seni &ccedil;ok kısa zamanda hazırlayıp, yetiştirmiş Maşaallah&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Şu masanın &uuml;zerinde  duran taş, bu taşı &ccedil;ıkaracağımız akşam, havada ve boşlukta, bir kız ile bir  erkek &ccedil;ocuğun bakışları ile karşı karşıya kaldık. Az &ouml;nce Mayıs (2000) yılında  doğumları ger&ccedil;ekleşen, sıra dışı iki &ccedil;ocuktan bahsettiniz. Evrensel boyutta  ger&ccedil;ekleşen kozmik olayların, kişiler ve toplumlar &uuml;zerinde b&uuml;y&uuml;k değişimlere  sebep olduğu aşik&acirc;r. B&uuml;y&uuml;k y&uuml;kselişler yaşandığı gibi b&uuml;y&uuml;k yıkımlarda  yaşanabilmektedir .(17) Ağustos depreminin &ouml;ncesinde d&uuml;nyanın manyetik  kutuplarında bir değişim olduğu da g&ouml;zlemlenmişti. İstanbul&rsquo;da &ouml;zellikle de alt  ge&ccedil;it projesinin olduğu b&ouml;lgede, K&acirc;be&rsquo;nin altından ge&ccedil;en pozitif ley hatları  gibi bir hattın varlığı tespit edilmişti. İstanbul&rsquo;da ger&ccedil;ekleşen b&uuml;y&uuml;k  depremden bir yıl sonra sıra dışı bu iki &ccedil;ocuğun doğumları ger&ccedil;ekleşiyor. Sanki  satran&ccedil; oyununa benziyor. Birileri ger&ccedil;ekleşecek hamleyi biliyor veya tahmin  ediyor akabinde kendi hamlesini yapıyor. Bu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir oyun efendim.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Evrende yalnız  değiliz delikanlı. Bedende bir h&uuml;cre neyse galakside ki bir G&uuml;neş sistemi ayni  şeydir. Hepimizin &Ouml;z&rsquo;&uuml;, bir atomun şuuru veya galaktik bilin&ccedil;le aynidir. Bizim  altımızda, yani maddeden h&uuml;creye, h&uuml;creden atoma doğru giden boyutta &ccedil;eşitli  varlıklar mevcut olduğu gibi bizim i&ccedil;inde adeta bir h&uuml;cre gibi kaldığımız  sayısız &ccedil;eşitli varlıklar vardır. Oyun tahminimizden de b&uuml;y&uuml;k&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Acaba sizler, b&uuml;t&uuml;n bu  olanların i&ccedil;inde gelmesi beklenen Musa&rsquo;nın bilgilerine vakıf mısınız?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Beklenen şahsın  İstanbul sınırları i&ccedil;inde olduğunu biliyoruz ama aramızda hen&uuml;z kendisini  zahiren tanıyanımız yok. Kahraman Maraş&rsquo;ta helikopteri d&uuml;ş&uuml;r&uuml;len kardeşimiz  dışında, onunla g&ouml;r&uuml;şen olmadı&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞBAKAN: Ben, bakanlarım ile  acilen toplantı yapmaya gidiyorum. Şu taşı, aşağıdaki laboratuarda hemen  incelemeye alın ve beni de bu konuda bilgilendirmeyi ihmal etmeyin&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başbakan, geldiği kapıdan  tekrar odayı terk etmişti. Profes&ouml;r Kerim Bey, bu taşın haricinde elinde  herhangi başka veri olup olmadığını sorduğunda Kenan, Hasan hocanın verdiği  k&acirc;ğıdı &ccedil;ıkarıp, masanın &uuml;zerine serdi. K&acirc;ğıdın &uuml;zerinde bir ha&ccedil; resmi ve resmin  ortasında sekiz k&ouml;şeli yıldız simgesi vardı. Profes&ouml;r Kerim Bey bu resmin  manasını, dinler tarihi bilgisine dayanarak kısaca a&ccedil;ıkladı.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp; PROFES&Ouml;R: Bildiğimiz gibi  beden (4) unsurdan oluştuğu i&ccedil;in bir manada<span>&nbsp; </span>(4) kolu olan ha&ccedil;  işaretine benzer. Ayni bu sekiz k&ouml;şeli yıldızın, ha&ccedil;ın ortasında olması gibi  RUH, beden ha&ccedil;ına &ccedil;akılmıştır. Bir manada ha&ccedil;a yani &ccedil;armıha gerilen ruh  olmaktadır. İslam tasavvufunda mutmainne makamı denilen makamda, ruh-beden  &ccedil;armıhından kurtularak, sayılan diğer (3) mertebede g&ouml;ğe y&uuml;kselir. Buradaki g&ouml;ğe  y&uuml;kselme, ruh tek&acirc;m&uuml;l&uuml; manasındadır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Hocam; buradaki sekiz  k&ouml;şeli yıldızın, bir&ccedil;ok manaya geldiğini de biliyorsunuz. Sekiz k&ouml;şeli yıldız  ayni zamanda kayıp ırkın simgesi olduğu gibi sekiz k&ouml;şesi, Cennet&rsquo;in sekiz  kapısına da işaret eder denmektedir. Eğer bu son manası ile ele alacak olursak,  insanın yaratılışı, kutsal metinlerde de ifade edildiği &uuml;zere Cennet denilen bir  yerdedir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; DR. &Ouml;MER: O zaman cennet  kavramını masaya yatırmak gerekiyor değil mi, yanılıyor muyum?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Hayır  yanılmıyorsunuz &Ouml;mer Bey, aksine meselenin en can alıcı noktasına parmak basmış  bulunuyorsunuz. Mesela K&acirc;be&rsquo;deki Hacer&uuml;l Esved taşının, Cennet&rsquo;ten bir Cuma  g&uuml;n&uuml;, yery&uuml;z&uuml;ne d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; s&ouml;yleniyor. Eğer d&uuml;z mantıkla gidersek Hacer&uuml;l Esved  taşı, eni-boyu-ağırlığı ve rengi olan bir madde. Elle dokunabiliyor, G&ouml;zle  g&ouml;rebiliyoruz. Bilimsel olarak ele aldığımızda ise bir g&ouml;ktaşı olduğunu  s&ouml;yleyebiliriz.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; DR. &Ouml;MER: Renginin siyah  olması, daha sonra ge&ccedil;irdiği bir s&uuml;re&ccedil; bildiğimiz kadarıyla&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Başka bir sistemden  gelen ve farklı bir element yapısına sahip olan bir cismin, manyetik alanı da,  d&uuml;nyadaki elementlerin manyetik alanından farklı olacaktır haliyle. Bu  farklılığın yanı sıra, karşı karşıya kaldığı G&uuml;neş ışınları, geldiği sistemin  G&uuml;neşinin radyasyon d&uuml;zeyinden farklı olması sebebiyle, taşın yapısında bir  değişim olması gayet normal, en azından renk konusunda.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Okulda &ouml;ğrendiğimiz  kadarıyla cisimlerin rengi, G&uuml;neş ışığının bir kısmını yansıtması ve bir kısmını  tutmasından kaynaklanmaktadır.<span>&nbsp; </span>Hacer&uuml;l Esved taşı da kendi G&uuml;neş  sisteminden farklı bir G&uuml;neş sisteminde bulunduğu i&ccedil;in, yansıttığı ve tuttuğu  ışınlarda farklı olmaktadır. Ayrıca İngiliz bilim adamlarının a&ccedil;ıklamasına g&ouml;re  K&acirc;be&rsquo;de muazzam bir enerji alanı bulunmakta ve Hacer&uuml;l Esved taşı, kendisini  ziyaret eden hacıların, t&uuml;m negatif enerjisini &ccedil;ekmekteymiş&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞKAN: Cennet kavramı burada  hayali ve soyut olmaktan &ccedil;ıkıyor (5) duyu ile algılanabilen somut bir ger&ccedil;eklik  kazanıyor o zaman&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Sayın başkanım;  Cennet&rsquo;in sekiz kapısı olmasının bir manası da burada &ouml;nem kazanıyor kanaatimce  &lsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; BAŞKAN: Nasıl yani?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PROFES&Ouml;R: Bizim şu an, somut  bir ger&ccedil;eklikle anladığımız ve algıladığımız Cennet, Sekiz kapısından biri  sadece. Cennet dediğimiz yer, hem &Acirc;dem&rsquo;in yaratılış yeri hemde &ouml;l&uuml;m sonrası  m&uuml;k&acirc;fat yeri&hellip;&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;</span><u><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>O sırada</strong></span></u><strong><u><span style="font-family: Tahoma;"> Pensilvanya  Genetik Araştırmalar laboratuarında:</span></u></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><strong><u><span style="text-decoration: none; font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></u></strong><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  T&uuml;rkiye&rsquo;den gelen haberlere g&ouml;re taşın izini kaybetmişlerdi. &Ouml;zel kuvvetler  binası, manyetik olarak son derece &ouml;zenle korunuyordu. Sıra dışı iki &ccedil;ocuğun  beyin dalgaları dahi,bu noktada aciz kalıyordu.</span><span style="font-family: Tahoma; color: black;">  &Ccedil;ocukların &uuml;zerinde sıra dışı deneyler yapılmaktaydı. &Ccedil;ocukların DNA yapıları  farklı olduğundan hastaları iyileştirebilme, kemik kırıklarını onarabilme ve  hayvanlar ile konuşabilme &ouml;zelliklerine sahiptiler. Erkek olan &ccedil;ocuğu, Urfa  y&ouml;resinde <strong><u>&lsquo;&rsquo;İSA&rsquo;NIN D&Ouml;N&Uuml;Ş&Uuml;&rsquo;&rsquo;</u></strong> olarak teşhir etmeden &ouml;nce, &ouml;l&uuml;lerin  bir m&uuml;ddet diriltilmesi meselesini de halletmeleri gerekiyordu. Ger&ccedil;i bir d&uuml;zine  bilim adamı, bu konu &uuml;zerinde yoğun bir şekilde &ccedil;alışmaktaydılar. Ancak vakit  dar olduğu i&ccedil;in peşinde oldukları taşa hemen ulaşmaları gerekiyordu.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong><u>&lsquo;&rsquo;KARA KİTAP&rsquo;TA&rsquo;&rsquo;</u></strong>  yazdığına g&ouml;re bu taş sayesinde ilk dirilecek olan bir bayandı. &Ouml;ld&uuml;r&uuml;len  Elissa&rsquo;nın durumu, kitapta yazan kadının tarifine aynen uyuyordu. Elissa, m&uuml;thiş  bir y&ouml;ntemle T&uuml;rkiye&rsquo;den &ccedil;ıkarılmış ve G&uuml;ney Amerika&rsquo;daki tapınağın olduğu yere  getirilmişti.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tapınağın altı, muhteşem bir  laboratuardı. Kristal ve i&ccedil;i bir &ccedil;eşit sıvıyla dolu olan tabutların i&ccedil;inde  bulunan cesetler, hi&ccedil; bozulmadan muhafaza olmuş ve y&uuml;zyıllardır uyanmayı  bekliyorlardı. (2012) yılında b&uuml;y&uuml;k uyanışın ger&ccedil;ekleşmesi gerekiyordu. Bunun  i&ccedil;in taşın sırrına, mutlaka ihtiya&ccedil;ları vardı. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Elissa&rsquo;yı buraya indirmişler  ve kristal tabut i&ccedil;inde hemen muhafaza altına almışlardı. </span><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">Aldebaran&rsquo;ın iki tane  gezegenin de farklı&nbsp;tarzlardaki yaşamlar, ayrılarak başka d&uuml;nyalara g&ouml;&ccedil; etmişler  ve bir kısmı bizim d&uuml;nyamıza gelmişti. Bu laboratuarda yatan cesetler, gelen bu  yabancılara aitti. Elissa&rsquo;nın kaderi, bu yabancıların d&uuml;nyamıza getirdikleri  yasak bilgilerin olduğu <strong><u>&lsquo;&rsquo;Kara Kitapta&rsquo;&rsquo;</u></strong> y&uuml;zyıllar &ouml;nce  yazılmıştı.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n  sırrına ulaşmak arzusu, sadece d&uuml;nya &uuml;zerinde yaşayan insan ırkının değil  evrensel d&uuml;zeyde arzulanan bir sırdı. Sırrın b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, onu ele ge&ccedil;irmek i&ccedil;in  yapılabilecek akıl almaz şeylerin de b&uuml;y&uuml;k olmasını gerektiriyordu. Binlerce  insanın kanı d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş ve akıl almaz vahşetler yaşanmıştı. <strong><u>&lsquo;&rsquo;Kara Kitabın&rsquo;&rsquo;</u></strong>  bilgisine sahip olanların ve ya bu bilgiye ulaşmaya &ccedil;alışanların yapamayacağı  vahşet yoktu. </span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu kitaptaki  bilgiyle y&uuml;zyıllar &ouml;ncesinden <strong>&lsquo;&rsquo;ATLAYICI&rsquo;&rsquo;</strong> adını verdikleri bir takım  insanlar yetiştirmişler,&nbsp; tayyı mek&acirc;nı yapabilmişlerdi. Bilim alanında aldıkları  mesafenin temeli bu sıra dışı bilgi kaynağına dayanmaktaydı. Bilim; atom altı  &acirc;lemde, hızlar ışık hızına yakın, yani saniyede (300) bin kilometre olduğunu ve  bu hızla bir saniye i&ccedil;ersinde d&uuml;nyayı &uuml;&ccedil; defa turlayabileceğimizi s&ouml;yl&uuml;yordu.  İnsanlığa a&ccedil;ıklanmadan &ouml;nce bu olayın sırrı, bu kitapta zaten yazmaktaydı. Fizik  v&uuml;cudumuzun ikizi olan enerji bedenimizin elektronları devir(zikir) sayısı,  fizik bedenimizin elektronlarının devir sayısın(zikrinin) yarısı kadardı. Her  iki bedenin elektronlarının devir sayısı eşitlendiğinde, uyku denilen durum  ger&ccedil;ekleşiyordu. Enerji bedenin elektronlarının devir sayısı, fizik bedenin  elektronlarının devir sayısını ge&ccedil;tiği an, tayyı mek&acirc;n ger&ccedil;ekleşiyordu.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ben dediğimiz  nefsimizin bineği, bu olay sonucunda enerji beden olduğundan ve enerji beden,  kendisine ait olmayan bir &acirc;lemde, fizik beden gibi bir takım kayıtlara tabi  olmadığından, nefsimiz akıl almaz kabiliyetler kazanmaktaydı. Bilincin, fizik  bedenden enerji bedene atlama yapmasından dolayı bu kişilere <strong>&lsquo;&rsquo;ATLAYICI&rsquo;&rsquo;</strong>  deniyordu. İşte bu atlayıcılar, Kahraman Maraş b&ouml;lgesindeki helikopter kazasında  kullanılmışlardı. Bu kitap,yery&uuml;z&uuml;ne gelmiş en korkun&ccedil; b&uuml;y&uuml; ilmini ve saf  k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n hazinesini i&ccedil;ermekteydi..</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm;"><font size="3" face="Tahoma">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="9066" title="1" title="26 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2453-isa%e2%80%99nin-sirri-bolum-6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİLMEK(BİLİNMEK)-SEVMEK(SEVİLMEK)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2433-bilmekbilinmek-sevmeksevilmek.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2433-bilmekbilinmek-sevmeksevilmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jun 2010 21:08:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[BİLMEK(BİLİNMEK)-SEVMEK(SEVİLMEK)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2433</guid>
		<description><![CDATA[BİLMEK(BİLİNMEK)-SEVMEK(SEVİLMEK) İnsanoğlunun, kendisi ile Rabbi ile ve diğer insanlar ile olan (3) &#231;eşit m&#252;nasebeti ve ilişkisi vardır. B&#252;y&#252;k bir &#231;oğunluk, kendisi ve Rabbi ile olan m&#252;nasebetinden ziyade diğer insanlar ile...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center" class="ha"><span class="hP" id=":da"> <font face="Tahoma" size="3">BİLMEK(BİL<wbr></wbr>İNMEK)-SEV<wbr></wbr>MEK(SEVİLM<wbr></wbr>EK)</font></span></h1>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />İnsanoğlunun, kendisi ile  Rabbi ile ve diğer insanlar ile olan (3) &ccedil;eşit m&uuml;nasebeti ve ilişkisi vardır.  B&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluk, kendisi ve Rabbi ile olan m&uuml;nasebetinden ziyade diğer  insanlar ile olan ilişkilere ağırlık verirler ve bu doğrultuda değer yargıları  oluştururlar.</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu bakış a&ccedil;ısına g&ouml;re  oluşan değer yargıları ile bir kişinin y&uuml;kselmiş olduğuna veya y&uuml;kseltildiği  yerden, al&ccedil;altıldığına h&uuml;kmederler. Tamamen kendi zan&rsquo;larında meydana gelen  değişimi, sevdikleri ya da yerdikleri insan ve insanların &uuml;zerine bir şablon  gibi oturturlar.</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Elbette ki d&uuml;nya  hayatı, CELAL ve CEMAL sıfatları arasında bir denizin dalgalanması gibi  dalgalanmakta, iniş ve &ccedil;ıkışlar yaşanmaktadır. Bu toplumsal olduğu gibi bireysel  manada da b&ouml;yledir. Herkes farklı tabiat ve karakterde yaratıldığı i&ccedil;in,  herkesin zahirde ya da i&ccedil;sel d&uuml;nyasında y&ouml;nelimleri farklı olduğu i&ccedil;in, iniş ve  &ccedil;ıkış yaşanacak olan hususlar da farklı olmaktadır.</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Senin bakış a&ccedil;ın ile  bir kişi, makam ve mevki(maddi-manevi) terk eylemiş olabilir. Bu olaya Rabbin  ile olan m&uuml;nasebetinden değil de insanlar ile olan m&uuml;nasebetinden dolayı oluşan  değer yargıları ile bakarsan, hi&ccedil;bir zaman Niyazi MISRİ hazretlerinin şu s&ouml;z&uuml;n&uuml;  anlayamazsın:</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &lsquo;&rsquo; Ey Niyazi! (<strong>Ben  bir gizli hazine idim. Bilinmek ve sevilmek irade buyurdum da bu &acirc;lemleri  yarattım</strong>) sırrını kendisinde bulur ise, O zat, S&uuml;leyman&rsquo;ın tahtını veya  Lokman&rsquo;ın hikmetini ne yapsın?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buradaki &acirc;lemler  ifadesi, c&uuml;zler halinde tek tek b&uuml;t&uuml;n &acirc;lemler olduğu gibi, b&uuml;t&uuml;n &acirc;lemlerin bir  nokta gibi CEM edildiği, insan&rsquo;da olabilir. Cenabı Allah&rsquo;ın, gizli hazine olarak  buyurduğu bu SIRRIN i&ccedil;inde, hem CELAL hemde CEMAL r&uuml;zg&acirc;rlarının savurduğu nice  manalar vardır. &lsquo;&rsquo;Bilinmek ve sevilmek&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml;nde &lsquo;&rsquo;BİLİNMEK&rsquo;&rsquo; &ouml;nce gelmektedir. </span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karşındaki insanda  meydan gelen her t&uuml;rl&uuml; değişim, Cenabı Allah&rsquo;ın, gizli hazinesindeki sonsuz  manaların seyredilmesi ve bilinmesi i&ccedil;indir. İşte bu husus bilindikten sonra  ger&ccedil;ek manada SEVGİ ortaya &ccedil;ıkacaktır.</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ger&ccedil;ek Allah dostları  hi&ccedil;bir zaman, insanların maddi ve manevi hallerindeki değişimleri, zahiri değer  yargılarından oluşan şablon ile &ouml;l&ccedil;memişler, BİLİNMEK s&ouml;z&uuml;n&uuml;n bir tecellisi  olarak g&ouml;rm&uuml;şlerdir. Her tecelliyi O&rsquo;ndan ve O&rsquo;nun manalarının a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışı  olarak g&ouml;remediysen EYVALLAH diyemeyeceğin i&ccedil;in, ger&ccedil;ek manada secde etmiş  olmazsın.</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&uuml;leymaniye camiinde,  cemaatin kalabalık olduğu bir namaz vaktinde meczubun biri, caminin i&ccedil;ine  girerek, caminin giriş kapısın eşiğine, alnını (2) defa secde yapar gibi sert&ccedil;e  vurmuş ve <strong>&rsquo;&rsquo; adam gibi secde yapın lan&rsquo;&rsquo; </strong>diyerek &ccedil;ekip gitmiştir. Meydan  gelen bu olayın yorum ve manası, herkesin kendi i&ccedil; d&uuml;nyasına g&ouml;re suret  bulacaktır efendim.</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Abd&uuml;lkerim CİYLİ  Kuddise Sırruh&rsquo;un bir s&ouml;z&uuml;n&uuml; burada zikretmek istiyorum:</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &lsquo;&rsquo;<strong>Cenab-ı Hallak-ı  Cihan&rsquo;ın bir kısım kulları vardır ki, marifeti ilahiye Salih yani anlamaya  m&uuml;sait olmadıklarından, onları Cenab- Hak Celle Celal&uuml;hu sadece zahiri ibadet ve  hizmetiyle meşgul eder</strong>.</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yine Sultan&rsquo;&uuml;l arifin  Beyazıd-i Bestami buyuruyor ki: &lsquo;&rsquo;Emaneti k&uuml;brayı marifete (y&uuml;ksek emaneti  taşımaya) tahamm&uuml;l&uuml; olmayan zahidleri herkesin bildiği ibadetle meşgul eder.  Diğer bir kısım kullar daha vardır ki, hizmet ve ibadetten ziyade marifeti  ilahiyyeye Salih olduklarından, onları H&acirc;kim-i Mutlak Hazretleri b&uuml;y&uuml;k emaneti  y&uuml;klenmekle vazifeli eyler&hellip;&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="color: black;">Ruh&#8217;un bir &ccedil;ift g&ouml;z&uuml; vardır, t&uuml;rl&uuml; t&uuml;rl&uuml; lisanı  vardır. Ruh bir beden g&ouml;z&uuml;nden bakar &acirc;leme, bir de Beka g&ouml;z&uuml;nle bakar &acirc;lemin  &ouml;tesinde ki sonsuzluğa. &Acirc;LEM demek, beden g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;r&uuml;lebilen demek, sonsuzluk  ise g&ouml;r&uuml;lebilenin &ouml;tesi demek. Arif sonsuzluğu Beka g&ouml;z&uuml; ile seyir eyler ve  misallerle,benzetmelerle anlatır..Alim,Arifin anlattığını Alem&#8217;de ki mevcut  benzerleri ile &ouml;rneklendirip, insanların idrakine sunar&#8230;Alime burada ilim  lazımdır, bilim lazımdır&#8230;</span></span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="color: black; font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Ama Arif olana  bunları sessiz ve s&ouml;zs&uuml;z anlatacağı CAN lazımdır..</span></p>
<p style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Tahoma" size="3">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en<span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1415" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2433-bilmekbilinmek-sevmeksevilmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın Dokusu (12. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2425-zamanin-dokusu-12-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2425-zamanin-dokusu-12-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 12:13:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Biri]]></category>
		<category><![CDATA[Bun]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekip]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Ilk]]></category>
		<category><![CDATA[Istihbarat]]></category>
		<category><![CDATA[Kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[Konu]]></category>
		<category><![CDATA[Rapor]]></category>
		<category><![CDATA[Serum]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Dokusu (12. Bölüm)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2425</guid>
		<description><![CDATA[Zamanın Dokusu (12. Bölüm) Mardin yöresindeki garip salgın, bizimkilerin göndermiş olduğu yılan kusmuğu numunesi, uluslar arası bir ekip tarafından incelenerek, kimyasal bileşimi çözülmüş, damardan enjekte edilerek direkt kana karışan serum...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Zamanın  Dokusu (12. Bölüm)</span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" border="0" alt="" width="100" height="105" align="left" />Mardin yöresindeki  garip salgın, bizimkilerin göndermiş olduğu yılan kusmuğu numunesi, uluslar  arası bir ekip tarafından incelenerek, kimyasal bileşimi çözülmüş, damardan  enjekte edilerek direkt kana karışan serum şeklinde ilaç olarak geliştirilerek,  salgın durdurulmuş ve hastalık tedavi edilmişti. Zorlu ve uzun bir süreçten  sonra başarıya ulaşılmış, dünya kamuoyunda Profesör Ahmet beyin, beraberindeki  asistanı olarak bilinen Yusuf’un ve Rose’nin isimleri ön plana çıkmıştı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Dönemin sağlık  bakanı tarafından bizzat nezaret edilerek, özel bir uçakla Ankara’ya  getirilmişler, Başbakan ile görüştürülerek, Cumhurbaşkanlığı köşkünde, kendileri  için hazırlanan, özel bir yemeğe davet edilmişlerdi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Yemek esnasında,  salgının çıkış sebepleri ve tedavi sürecindeki yaşananlar görüşülüp,  konuşulduktan sonra Cumhurbaşkanı sözü değiştirerek, Yusuf’a dönmüş ve Filiz  hocanın <strong>‘’projesini’’</strong> sormuştu. İlk etapta biraz şaşkınlığa uğrayan  Yusuf, bir müddet sessiz kalınca, önüne bir dosya konularak, bakması istenmişti.  Yusuf dosyanın kapağını açtığında devletin istihbarat servisinin amblemini  görmüş ve kendileri hakkında, ayrıntılı bir rapor hazırlandığını anlamıştı. Söze  başbakan devam ederek <strong>‘’Filiz hocanın da istihbarat servisinde görevli biri’’</strong> olduğunu <strong>‘’ancak</strong> <strong>Dolmabahçe sarayında yapılan deneydeki elde edilen  görüntülerin, şu an devletin çeşitli kademelerinde, istihbarat servisi içinde ve  ekonomi dünyasında</strong> <strong>yuvalanmış olan masonları rahatsız ettiğinden,  çalınarak Filiz hocanın öldürülmüş olduğunu’’ </strong>söyledi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: Sayın  başkanım; affınıza sığınarak bir şey sormak istiyorum.  Az önceki konuşmalara  benimde şahit olmamdan dolayı çekinmediniz. Oysaki anladığım kadarı ile anlatmış  olduğunuz konu, oldukça gizli ve devlet sırrı niteliğinde. Bunları benimde  duymamdan çekinmeyişinizin özel bir sebebi var mı?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Rose  Hanım; ayrıntıları daha sonra sizinle ilgili arkadaşlar görüşecekler. Bizim,  sizin hakkınızda, salgından daha önce malumatımız vardı. Filiz hocanın görüştüğü  Âdem Efendi, projenin gelecekte sizin tarafınızdan devam ettirileceğini, sizin  önemli bir salgın sırasında, şahit olduklarınız olaylar yüzünden iman edip,  İslam dairesine gireceğinizi ve bu proje ile insanlığın önünde yeni bir çığır  açacak olan Müslüman bir bilim kadını olacağınızı haber vermiş.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Efendim;  rahmetli Filiz hocamın evrakları ve deneyde kullanmış olduğu cihazları, halen  elimizde mi ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Maalesef;  Filiz hocanın öldürülmesinin hemen öncesinde cihazla birlikte diğer dokümanlar,  tahrip edilerek ortadan kaldırılmış ve çalınmış bulunmaktadır’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: Bunları  tahrip etmek yerine, almış olsalar daha çok işlerine yaramaz mıydı efendim?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Hayır  yaramazdı Rose Hanım. Zaten projenin gelişme sürecinde, istihbarat servisi  içindeki hainler bilgileri bir şekilde diğer tarafa aktarmışlar. Ancak ne bu  bilgiler ne de cihaz, mavi kristal olmadan bir işe yaramazdı. Önemli olan  kristali ele geçirmekti. Kristal her kimde bulunuyorsa, ondan başkasının bundan  haberi olmadığı için başarılı olamadılar.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Sayın  başkanım; şu an kristalin nerede ve kimde olduğu konusunda elinizde herhangi bir  bilgi yok demek ki?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Bu konuyu,  senin çözebileceğini düşünüyoruz delikanlı’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> AHMED: Efendim;  kristal şu an bizim elimizde. Âdem efendi, Yusuf’u güneydoğu bölgesine gönderir  iken beraberinde kristali de vererek, muhafaza etmesini istemiş’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN Demek ki  niyeti hem kristali korumak hemde sizleri, kader planında bir şekilde bir araya  getirmekti.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: Sanırım  bunda da gayet başarılı olmuş bulunmaktadır.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Delikanlı;  şu kristalin hikâyesinden biraz bahseder misin?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Elbette  efendim; yalnız ana konuya geçmeden önce Dolmabahçe sarayında yaptığımız  deneyde, bizim çalışmalarımız ve bilgimiz dışında gelişen bir olay olmuştu. <strong> ‘’Zaman Kayması’’</strong> denen bir frekans karışımı yaşadık. Ne bizim cihazların  nede kristalin manyetik alanından kaynaklanmayan başka bir gelişme oldu.  Dolmabahçe sarayının bulunduğu yer itibari ile ya da oralarda bulunan herhangi  bir şey yüzünden büyük bir güç açığa çıktı ve birden fazla zaman, üç boyutlu  olarak birbirine girdi. Malumunuz olduğu üzere büyük önderimizi, yeşil bir  seccade üzerinde, huzuru kalp ile dua eder iken görüntülemiştik. Beraberinde  merdivenlerden inmekte olan ve eski dönem kıyafetleri içinde birkaç bayanın  görüntüleri ve yemek masasında kalabalık bir ziyafeti görüntüledik. Bir kaç  sahne daha vardı ama silik ve dumanlı bir şekilde seçilebiliyorlardı.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: Ayni  televizyon yayınlarının birbirine karışması gibi mi?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: O şekilde  de izah edebiliriz ama o kadar sahne içinde sanki bizi görüyormuşçasına kafasını  çevirip, masmavi gözleri ile çok uzaklardan ama bir o kadar da yakından, çok  yakından bakan biri vardı. Hatta o an bizi gördüğünü ve duyduğunu zan edip ‘<strong>’Paşam’’</strong> diyerek selendik. Bizi duydu mu bilmiyoruz ama masmavi gözlerinden akan yaşlar  ile son görebildiğimiz ‘<strong>’tatlı bir tebessümdü’’ </strong>Devamında tüm görüntüler  kayboldu. Bu yaptığımız son deneydi zaten, ardından Filiz hocam da öldürüldü’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Yusuf’un  anlattığı son sahne Profesör Ahmed beyin, gözlerinin yaşarmasına sebep olmuştu.  Dudaklarının arasından usulca <strong>‘’ sizi duydu delikanlı, hem duydu hem  duyurdu’’ </strong>sözleri döküldü. Masada bulunanlar profesörün bu sözleri ile  birden bire kendilerine geldiler. Rose hanım konuyu anlamış olmaktan dolayı,  onaylayan gözleri ile Profesör Ahmed beye, uzun bir bakış attı.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Bu mümkün  mü Ahmed Bey?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> AHMED: Efendim bu  konuyu Rose Hanım anlatırsa daha uygun olur’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: İnsanın  beyin titreşimi belli bir seviyenin üzerine çıkarsa yani yüksek düzeyde  titreşirse, insanların, hayvanların, elementlerin ve tüm Güneş sisteminin  frekans düzeyi ile etkileşime ve iletişime girebilir. Dolayısı ile geçmiş ve  gelecek boyutları kapsayacak şekilde algılama düzeyine geçilmiş olur. O anda  huzuru kalp ile dua ettiğini ve gözlerinden yaşlar aktığını söylediniz. Muazzam  bir konsantrasyon <strong>(yoğunlaşma)</strong> halini yakalamış birinden bahsediyorsunuz.  Böyle bir hali yakalamak ise başlı başına ‘<strong>’özel’’</strong> bir insan olduğunu  gösterir. Sizin cihazlarınızın ve kristalin dışındaki adını koyamadığınız güç,  işte o özel insanın, dua halinde yakalamış olduğu yoğunlaşma seviyesidir’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Masada birkaç  dakika süren bir sessizlik hâkim oldu. Birkaç dakikalığına herkes kendi iç  âlemine çekilip, zaman olarak kısa ama bir o kadarda uzun bir muhasebede  bulundu. Kimse anlamamıştı rahmetliyi hemde hiç kimse. Ne diyordu? </span><strong> <span style="font-size: small;">‘’Biz şahsi şerefimizden bile vazgeçtik bu dava için’’</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><strong> <span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> </span></span> </strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;"><span style="font-size: small;"> Kuran’ı Kerim’i, Hazreti Rasulullah’ın (s.a.v.) sözlerini ve Tasavvuf ehlinin  eserlerini anlamak için, meseleye ezberci ve taklitçi bir zihniyetle değil, İLİM  ve FEN noktasında yaklaşılmalıydı. Atatürk’ün yaptığı en büyük değişimlerden  biri de, bunu sağlamaya çalışmak oldu. </span><strong><span style="font-size: small;">Ne yazık ki;  Kuran’ı anlama noktasında, kendini sabitlemiş olan ve çağın gerektirdiği şekilde  kendini yenileyemeyen, bir takım zümrelerce yanlış anlaşıldı ve yanlış  ANLATILDI.</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Hakikat ehli bazen  özden konuşur, bazen kabuktan</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Dinleyenler sanır  ki; konuşan, konuştuğu gruptan</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Kimisi Âlim der,  kimisi Arif</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Hakikat ehlini  anlatamaz, hiçbir tarif</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><strong> <span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> </span></span></strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Efendim;  Âdem efendi, Demirköy ormanlarında bulunan bir mağaradan günümüze gelir iken  beraberinde getirmiş olduğu bu kristali,  (16) yüzyıl içinde yine ayni mağaradan  kendi zamanının (3) bin yıl öncesine giderek, tanıştığı bir dervişten almış,  anlattığına göre.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> İstanbul’daki  büyük depremde vefat eden eşi Meryem Hanım ile birlikte girdikleri bu mağaradan  geçtikleri farklı bir boyutta, derviş dedikleri biri tarafından yüzlerce kitabın  bulunduğu bir yere götürülmüşler. Geçtikleri yolun kenarlarında lahit mezarlar  ve yolun sonunda birbirine bakan iki yunus heykeli varmış. Yunus balığı  heykellerinin altından geçince karşılarına çıkan ufak bir Mescidin içini  aydınlatan ve tavanına asılmış olarak duran mavi bir kristal varmış. Dervişin  ikram ettiği kırmızı renkli ekmek ve meyve suyunun ise bir benzeri olmadığını  söylüyor Âdem Efendi.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Yunus  balıklarının anlamı ne olabilir ki?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> AHMED: En  doğrusunu Cenabı Allah bilir ama besmeledeki <strong>‘’RAHMAN VE RAHİM’’</strong> olabilir  efendim.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Onları  karşılayan derviş kimmiş peki?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Dervişin  söylediğine göre Âdem efendi ve henüz o vakitler evli olmadıkları Meryem hanım,  dervişin soyundanmış. Âdem efendinin anlattığına göre derviş şöyle demiş:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 12pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> </span><strong> <span style="font-size: small;">‘’ Evlat; evvela şunu söyleyeyim ki; Sen, benim soyumdansın yani  benim torunlarımdansın. Bu hanım kızımız da ayni şekilde benim soyumdan ve  torunlarımdandır. Nasıl bir çekirdekten çıkan filiz, dal–budak sarıp, yüzlerce  şubeye ayrılırsa insan nesli de ayni şekilde dal dal olup birbirinden ayrılır.  Ama zamanla birbirinden ayrılan bu öz, torunların evlenmesi ile tekrar bir araya  gelir. Bu arada bu özün, iki ayrı parçası, geçirdikleri bu zaman diliminde  kazandıkları maddi ve manevi deneyim ve tecrübeleri de beraberinde taşıyarak  birleşirler. Bu birleşme yüz yılda bir ve bin yılda bir gibi, değişik zamanlar  neticesinde olur. </span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 12pt;"><strong> <span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Benden ayrılan öz,  üçbin yıl gibi bir zaman diliminden sonra sizde birleşecek inşallah. Eğer bu  birleşmeden bir çocuk olursa, bu çocuk bütün bu süreçte elde edilen deneyim ve  tecrübe birikimlerini kendinde bulur ve hatırlar. İşte bu çocuk, <span style="text-decoration: underline;"> <span style="color: blue;">bulunduğu zamanın kutbudur…</span></span></span><span style="color: blue;"><span style="font-size: small;"> </span></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><strong> <span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> </span></span></strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: Peki bu anlatmış olduğunuz Âdem efendinin böyle bir çocuğu varmı ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Ayni  rahmetli Atatürk gibi sarışın ve mavi gözlü bir oğlu var Rose hanım’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: Ey tanrım  yani sizin sözünüzle Allah, Allah’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Âdem efendi  ilk başlarda geçtikleri ya da geçirildikleri yerin farklı bir boyut olduğunu  anlayamamış. Sadece geçmişe gittiğini zan etmekteymiş’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Üç bin yıl  öncesine gittiğini söylemiştin, bu geçmiş olmuyor mu?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: İlk bakışta  geçmiş bir zaman dilimi olarak gözükse de değil efendim’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Delikanlı  hiçbir şey anlamadım, biraz daha açarmısın konuyu?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Derviş; <strong> ’’ASRİ’’ </strong>kavminden olduğunu söylemiş ve Musa (a.s.) bunlar ile özel olarak  görüştüğünü anlatmış’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Neden özel  olarak, burası çok önemli?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Zaten  meselenin en önemli noktası burada efendim. Özel olarak görüşmesinden maksat, bu  kavmin diğer insanlardan farklı olması ve ayrı bir mekânda yerleşmiş  olmasıdır.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: Diğer  insanlardan farklı der iken, genel bir cümle kullandın delikanlı. Bu genelliğin  içine dünyadaki diğer insanlar girmekte ve bu kavim ile aralarında kesin bir  ayrım olduğunu göstermektedir.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: İsabet  ettiğiniz gibi Rose hanım. Bu kavim diğer insanlardan farklıydı çünkü dünya  gezegeninden değillerdi, daha sonra gelmişlerdi’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Şu an,  Amerikan’ın bütün dünya insanlığından sakladığı <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’yabancılar’’</span></strong> gerçeği gibi yani’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Rose: ‘<strong><span style="text-decoration: underline;">’Yabancılar’’ </span></strong>gerçeği mi ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: <strong> ‘’’ASRİ’’</strong> uygarlığının bu Güneş sistemindeki serüveni, dünya gezegeninden  önce Mars gezegenindeymiş efendim. Gezegenin yörüngesinde meydana gelen bir  sapma yüzünden büyük iklim değişiklikleri yaşanmış, önce buzul çağına ardında  müthiş bir ısınma ile meydana gelen sellerin ardından, fiziksel olarak yaşamın  mümkün olmadığı sıcak kuraklığa bürünmüştür.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Gezegende  yaşayanların bir kısmı dünya gezegenine göç ederek, buraya yerleştiler. Ancak  şekil ve görüntü, yaşam şekli ve gelişmişlik düzeyi ile dünya insanlarından  farklı oldukları için ayrı olarak bulunuyorlardı.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: Farklı der  iken?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Âdem  efendinin anlattığına göre uzun boylu, saçları omuzlarına dökülmüş, gözleri iri  ama bizimkilerden daha çukur olan, sakalları göbeğine kadar uzun ama bakımlı,  sarışın bir ırkmış’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Gezegende  yaşayanların bir kısmının göç ettiğini söyledin delikanlı, ya diğerleri?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Diğerleri  der iken, aslında çok az bir kısmı efendim. Günümüzün moda olan tabiri ile  söylersek <strong>ruhsal tekâmül düzeyi yüksek olanlar</strong>, boyut değiştirerek  gelmemişler’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Boyut  değiştirerek mi ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> AHMED: Efendim;  Hacı Bektaşi Veli hazretlerinin, kendisinin vefatından sonra kendi cenazesini,  kendisinin yıkadığı yazılı tarihte mevcuttur. Bu şekilde daha nice değerli  insanların bulunduğunu biliyorsunuz. Ölüm olayının ardından beden formunda  yaşamakta olan insan, başka bir forma geçerek, yaşamına devam eder. Ruhsal  olarak tekâmül etmiş, Cenabı Allah’ın koymuş olduğu sistem ve düzeni okuyarak  gerekenleri yapmış olan biri, ölümden sonraki devam eden yaşamda, ayni bu  dünyada olduğu gibi serbest irade sahibi ve tasarruf sahibidir. Diğer insanlar  ise <strong>‘’’ kabir azabı’’</strong> denilen sıkıntılı bir süreç ile kısıtlı bir yaşam  içerisinde bulunurlar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Ölüm bir son  değil, et ve kemik bir beden formundan farklı bir boyutta, yaşamın devam  etmesidir. Bizlerin o boyuta geçmesi ile Hacı Bektaşi Veli hazretleri gibi  ruhsal olarak tekâmül etmiş insanların, diğer boyuta geçmesi farklıdır. </span> <strong><span style="font-size: small;">Her ne kadar görünüşte benzer olsa da! ‘’</span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: O zaman  Âdem efendinin geçtiği boyutun <strong>‘’BERZAH’’</strong> boyutu olduğunu mu  söylüyorsunuz?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> AHMED: Başkanım;  Berzah boyutunun tanımını biraz açarsak, mesele biraz daha anlaşılır hale gelir  sanırım’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Buyurun  Ahmed Bey, söz sizin’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> AHMED: Teşekkür  ederim efendim; Her insanın ölüm sonrası giyeceği enerji bedene, ruh adı  verilmiştir. Berzah âleminin şartlarına göre giyeceğimiz bu elbise, bu günün  diliyle ışınsal, hologramik bir bedendir. <br />
 Bu dünyada et ve kemik olan beden peşin verilmiştir ama berzahta giyeceğimiz ve  eskilerin adına ruh dedikleri enerji bedeni oluşturmak ve şekillendirmek bu  dünya yaşamındaki süreçte gerçekleşmektedir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Saffat suresinin  altıncı ayetinde, bütün yıldızların, en yakın gökte olduğu buyruluyor. Bu yakın  gök denilen âlem, bizim hem fizik âlemimiz, hemde kıyamete kadar tutulacağımız  Berzah âlemimiz olmaktadır. ..Ayni surenin (21)ci ayetine kadar,kıyamet  sürecinde değişime uğrayacak olan, bu alem tanıtılmaktadır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Bu âlemin, bu  yıldızların ve bu galaksilerin ötesinde, yüksek heyetler, yüce cemiyetler ve  Melekler topluluğu vardır. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) çıktığı Miraç’ın  sınırı, üç boyutlu bu âlemin bittiği yerden başlar. İşte bu sınırdan ötesi,  cinlere, her çeşit şeytana ve fethi zulmani sahiplerine yasaktır. Sanıldığı gibi  yakın gök denilen ve tasarruf imkânı verilen âlem, dünyanın etrafında, yalnız  Ay’ın ya da gezegenlerin yörünge sahasından ibaret değildir. Yalnız Güneş  sistemi değil, genel olarak yıldızların bulunduğu cisim olan cümle saha, üç  boyut sahasıdır. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> </span><strong> <span style="color: blue;"><span style="font-size: small;">Bunların fizik yapısı, üzerinde yaşayan  insan ırkları için, bu dünyalarını oluştururken, ikiz yapıları olan manyetik  alanları, ölüm sonrası berzahlarını oluşturmaktadır.</span></span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Nasıl ki;  görünen şu fizik beden, bizim dünyamızı oluştururken, enerji bedenimiz berzah  boyutumuzdur. Ayni bunu gibi galaksilerin ve yıldızların fizik yapısı, bu  dünyadır ve insanların tasarrufuna verilmiştir. </span><strong> <span style="color: blue;"><span style="font-size: small;">Manyetik alanları yani manyetik ikizleri  de, üzerinde yaşayan insan ve cin ırkları için berzahlarını oluşturmaktadır.’’</span></span></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Bu Güneş  sisteminde, dünyanın birinci seması, bize ardını dönmeyen şu Ay’dır. Başka Güneş  sistemlerinde bulunan ve üzerinde Âdem nesli yaşayan arzın seması, kendi  Ay’ıdır. Dolayısıyla her arzın, berzah boyutları da ayrı ayrıdır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Lakin her Âdem  neslinin Salihleri için, berzah boyutunda, geniş tasarruf ve seyahat imkânları  vardır. Makamları, kendi Güneş sistemlerinin manyetik ikizleri olmasına karşın,  başka sistemlerin berzahına ya da bu âlemin sınırından öte, melekler âlemine  gidebilirler. Yalnız derecelerine göre.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Müthiş  bir açıklama Ahmed Bey, gerçekten’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> AHMED: Teşekkür  ederim efendim’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Evet  delikanlı; buyur devam et’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Asri  kavminin dünyaya yerleşenleri, dünyada yaşayan insanlardan ilim ve bilim  noktasında çok ileri düzeydeydiler. Müthiş bir teknolojileri vardı. Ancak teknik  olarak bu kadar ileri olmalarına karşın, ruhsal anlamda pek gelişmiş  sayılmazlardı’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Yani,  bugünkü biz insanlar gibi’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Bu dünyadan  olmadıkları içinde Musa (a.s.) ve getirdiği şeriata tabi olmadılar ve  bildirdiklerine karşı çıktılar. Neticede beddua aldılar. Sonrasında topluca  tövbe etmelerinden dolayı uğrayacakları akıbet, yeryüzünden çekilmek olarak  değiştirildi. Ancak! İçlerinden aklıselim olan bazıları, daha öncesinde Musa  (a.s.) iman etmişler ve getirdiklerine itaat etmişlerdi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Kavim; iman edip  tövbe ettiklerinden dolayı göğe çekilmiş efendim. Şu anda (…) gezegeninde  yaşamaktaymışlar. İçlerinden daha önce Musa (a.s.) tabi olanlar ise dünyada  bırakılmış. Göğe çekilen kavmin ardından muhteşem bir medeniyet, yüzlerce hatta  binlerce kitap ve yazmalar kalmış. Bu kitaplarda öyle evrensel bilgiler ve  sırlar varmış ki; yeryüzündeki diğer insanlar, henüz bu bilgilere hazır  değillermiş. Bu kitapları, geride kalanlar paylaşarak, dünyanın değişik  bölgelerine saklamışlar.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Değişik  bölgeleri der iken?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Bu  kitapların ele geçmemesi farklı bir boyuta geçiş yapmışlar efendim. Nasıl ki ‘<strong>’LEY’’</strong> hatlarının üzerinde bulunan Kâbe-i Muazzama gibi, Mısır piramitleri gibi sayılı  yerlerde, başka âlemlere açılan kapılar vardır, Demirköy ormanlarındaki mağarada  da farklı boyutlara açılan kapılar vardır. Gerçi Kâbe muazzama sadece berzah  âlemine açılan bir kapı değildir, anlaşılması açısından örnek vermiş  bulunuyorum.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Mısır  piramitlerinde, Berzah boyutuna açılan kapılar var demek, yani dünyanın manyetik  ikizine geçiş yolları…’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Dervişin  bulunduğu boyut, Ahmed hocamın verdiği örnek üzere Hacı Bektaşi Veli  hazretlerinin geçtiği boyuttur ki, buradan kendi bedenini yıkamak için uzanması,  böyle bir boyutun varlığını ispat niteliğindedir.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Kristale  gelsek delikanlı’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> YUSUF: Kristal,  normal olarak yaymış olduğu elektromanyetik alan sayesinde insan beyninin üst  düzeyde çalışmasına sebep olmakta, bilinç düzeyinin (3) boyutlu algılama  kapasitesinin, ruhsal boyutları da algılayabilecek kapasiteye yükselmesine sebep  olmaktadır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Kristalin diğer bir  özelliği ise,  Sirius gezegeninden Mars gezegenine yerleşen bu ırk’ın <strong>‘’zaman  yolculuğu’’</strong> yapmak için (12) gezegen ile üzerinde bulundukları Mars  gezegeninin, ayni yörüngede etkileşime girdiği dönemlerde kullanılmasıydı. <strong> <span style="color: blue;">Kristalin mevcut manyetik alanı ile her iki  gezegenin manyetik alanlarının ayni yörüngede çakışması, boyutsal olarak zaman  yolculuğunu mümkün kılıyordu.</span></strong> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Profesör filiz  hanım, (12) gezegen ile Mars gezegeninin, manyetik alanlarının ayni yörüngede  çakışması esnasında oluşan manyetik alana benzer yapay bir alan oluşturan cihaz  yapmayı başarmış, cihazın oluşturduğu manyetik alan içerisinde kristalin  manyetik alanı ile bir boyut penceresi açmaya çalışmıştı. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Tabiî ki cihazın  oluşturduğu manyetik alanın enerji seviyesi çok düşük olduğundan açılan boyut  penceresinden, ancak geçmiş görüntülenebiliyordu. Cihazın, daha güçlü bir  elektro manyetik alan oluşturması sağlanabilirse, geleceği görüntülemek ve zaman  yolculuğu yapmak mümkün olacaktır.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> BAŞKAN: Filiz  hocanın üzerinde çalışmış olduğu projenin ayrıntılarını sanırım biliyorsun? Ya  da bildiğin kadarı ile yeni baştan başlayacaksınız. Rose hanım; bu projede,  devletimiz ve tüm insanlık adına, bizimle çalışır mısınız?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ROSE: Seve seve  efendim, bu benim için büyük bir onurdur’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> O gece yemekte  konuşulanların ardından, yeni bir dönemin başlamasına sebep olacak karar alınmış  olmaktaydı. Geçmiş ve geleceğin bilgisine ulaşmak ve boyut kapısı açmak,  bunlardan sadece birkaç tanesiydi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Biz tekrar  Pınarhisar da ki gençlere dönelim ve kaldığımız yerden izlemeye devam edelim,  buyurun…’’</span></span><span style="font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Bülent Gökçen<span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">(Bu yazı dizisindeki olaylar ve kişiler tamamen  hayal kurgusudur.)</span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.zamanindokusu.com/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.zamanindokusu.com/?referer=');"> http://www.zamanindokusu.com</a></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1178" title="1" title="20 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2425-zamanin-dokusu-12-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 5.Bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2421-isaninsirri.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2421-isaninsirri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 12:14:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Elissa]]></category>
		<category><![CDATA[Garip]]></category>
		<category><![CDATA[hangi]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan]]></category>
		<category><![CDATA[Hemen]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 5. BÖLÜM]]></category>
		<category><![CDATA[Kenan]]></category>
		<category><![CDATA[Kontrol]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[Olay]]></category>
		<category><![CDATA[Olsa]]></category>
		<category><![CDATA[Orada]]></category>
		<category><![CDATA[Otele]]></category>
		<category><![CDATA[Siyah]]></category>
		<category><![CDATA[Sizinle]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Zarf]]></category>
		<category><![CDATA[Zili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2421</guid>
		<description><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 5. BÖLÜM Bizimkiler otel odasında, kerpiçten olan taşı, masanın üstüne koymuşlar meraklı gözlerle incelemekteydiler. Şu an için yapabilecekleri pek bir şey yoktu. Taşın nasıl bir sır taşıdığını ya...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> <span style="color: black;"> İSA’NIN SIRRI 5. BÖLÜM<br />
</span></strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> <span style="color: black;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" width="100" height="105" align="left" border="0" /> </span></strong><span style="color: black;">Bizimkiler otel odasında, kerpiçten olan taşı, masanın üstüne koymuşlar meraklı gözlerle incelemekteydiler. Şu an için yapabilecekleri pek bir şey yoktu. Taşın nasıl bir sır taşıdığını ya da içinde herhangi bir şey olup olmadığını röntgen cihazı ile anlayacaklardı. Normal olarak üniversitenin laboratuarında yapılacak işlemler ile hangi yüzyıla ait olduğu belirlenebilirdi ama Hasan hocanın demesine göre, bu meseleyi, kendilerinden başka hiç kimsenin bilmemesi gerekiyordu. Kaldıkları odanın kapı zili çaldığında, Kenan kapıya doğru yöneldi</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Kim o ?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> DIŞARIDAKİ: Otel hizmetleri efendim’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Ne var, ne istiyorsunuz?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> DIŞARIDAKİ: Size acil olarak ulaştırılması gereken bir zarf bıraktılar’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Kim bırakmış ve ne zaman?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> DIŞARIDAKİ: Bilmiyorum, sadece ‘<strong>’asmalı kahvedeki adam’’</strong> dersiniz <strong>‘’o anlar’’</strong> dedi efendim.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> Kenan ile Elissa heyecanla birbirlerine bakıştılar. Zaten akşamki o garip olay yüzünden huzursuz ve tedirgindiler. Çetin abinin, acele olarak kendilerine ulaştırmak istediği zarfta ne vardı acaba. Normal olarak telefon etmiş olsa daha çabuk ulaşırdı ama adam telefon kullanmıyordu. Elissa başını sallayarak, Kenan’ın kapıyı açmasını onaylayınca, delikanlı kapıyı yarım aralayarak, otel görevlisinden zarfı aldı. Heyecanla zarfı açtıklarında içinden <strong>’’ Tehlikedesiniz, hemen oteli ve ilçeyi terk edin. Sizinle Hasan hocanın orada buluşuruz’’</strong> yazılı bir not çıktı.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> Aceleyle, valizlerini toparlayıp otelin önünden bir taksiye bindiklerinde, siyah bir minibüs otelin kapısına yanaşarak içinden iri kıyım (4) kişi inerek, otele girdiler. Girmeleri ile çıkmaları bir olan adamların tekrar minibüse binmeleri ile ilçenin tek çıkış yolunda, bizimkilerin peşine düştüler.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> Kenan sürekli arkaya bakarak, peşlerinden kimsenin gelip-gelmediğini kontrol ediyordu. Zira hemen arkalarından otelin önüne gelen siyah minibüsü görmüştü. <strong> ‘’Geliyorlar’’</strong> diye söylenince Elissa, korkuyla karışık, gözlerini iri iri açmıştı. Şimdi ne yapacaklardı? İlçenin tek çıkış yolu vardı, nereye kaçacaklardı?</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ŞÖFOR: Abi bu minibüs bize sürekli selektör yapıyor, tanıdığınız biri filanmı?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Yok yok değil, sakın durma’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ŞÖFOR: Abi kimsiniz, neler oluyor? Tehlikede filanmısınız?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Eğer bizi yakalarlarsa, akıbetin bizimle ayni olur. Geride şahit bırakmazlar’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ŞÖFOR: Abi benim(3) çocuğum var, ne yapacağız şimdi?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Kullanabildiğin kadar hızlı kullanacaksın’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ŞÖFOR: Abi altlarındaki arabayı görmüyor musun? Bu arabadan nasıl kaçılır?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Bilmiyorum ama şu an için yapabileceğimiz başka bir şey yok’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: Hemen polisi ara Kenan’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Oteli terk ederken denedim, telefonlar çekmiyor’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: Al benimkini dene’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Bütün vericileri kilitlemişler, telefonlar ‘’OF’’ durumda’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: Şoför Bey, sizin taksinin telsizi yok mu?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ŞOFÖR: Var hanımefendi ama telsiz haberleşmesi de kesik’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Bu nasıl organize bir iş yahu, kimler var bizim peşimizde?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: Tanrıya şükür araba, elektronik değil’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ŞÖFOR: Ne fark eder ki hanımefendi?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: Eğer elektronik olsaydı şu an bizi kilitler ve hareketsiz durumda bırakırlardı’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ŞÖFOR: Nasıl yani?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Arabanın çalışan elektronik aksamının, çalıştığı dalga boyu ile ayni orantıda yöneltilecek başka bir akım sayesinde’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> Bu arada arkadaki minibüs, hızla kendilerine yaklaşmaktaydı. Arabanın tepesinden çıkardıkları <strong>’’mini uydu anteni’’</strong> görüntüsünde olan bir şeyi kendilerine tutuklarını görünce Kenan, şoföre <strong>‘’arabanın kornasına olabildiğince kuvvetli bas’’</strong> diye bağırdı. Şoför ‘<strong>’ ne oluyor, neden ‘’</strong> diye sorana kadar başlarının içinde şiddetli bir uğultu hissettiler. Uğultuyla beraber baş dönmesi, mide bulantısı ve şiddetli kulak ağrısı ile dengelerini kaybettiler. Şoför, direksiyonu bırakmış, elleri ile kulaklarını kapamış, acıyla kıvranmaktaydı. Boş kalan direksiyon yüzünden araba yoldan çıkarak, sağ taraftaki arazinin içine girmişti. Kenan, son bir gayretle kornaya doğru uzanıp kuvvetlice basınca, biraz kendilerine gelir gibi oldular. Şoförde kendisini toplamış, tekrar arabaya hâkim olmuştu. Minibüs ana yoldan, bizimkiler ise arazi içinden takip devam etmekteydi.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ŞOFÖR: Abi o neydi öyle?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Ultrasonic ses dalgaları. Direkt yöneltildiği canlının orta kulak sıvısına etki ederek, dengesini kaybettirir. Bunun bir adım ötesi, beynin hasar görüp dağılarak, ölüm olayının gerçekleşmesidir.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: Arabanın kornasını niye çaldın?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Bu modellerdeki kornalarda, duyulan sesin bir alt boyutunda, <strong> Ultrasonic ses vericisi de vardır. Özellikle sağır olanların, bu dalga boyu (frekans) ile uyarılması hedeflenmiş’’</strong></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: İşe yaramış mı bari?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Bilmem ama bizim işimize yaradı. Kornadan çıkan ses dalgaları ile adamların bize yönlendirdiği ses dalgalarına karşı darbe yaptık ve etkisini kırdık’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> O sırada duyulan bir silah sesiyle, şoför cansız olarak yan koltuğun üzerine uzandı. Gaz pedalının serbest kalmasıyla araba olduğu yerde durmuştu. Artık kaçacakları bir yer kalmamıştı. Siyah minibüsten inen adamların, yanlarına gelmesiyle, yolun sonuna gelmişlerdi.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> Adamlar ellerinde silahlarla, arabanın yanına gelmişler ve aşağı inmelerini istemişlerdi. Konuşmalarından <strong>‘’Türk’’</strong> olmadıkları besbelliydi. </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: Kimsiniz, bizden ne istiyorsunuz?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Kim olduğumuz önemli değil Elissa Hanım, sizden ne istediğimiz önemli’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: Adımı nereden biliyorsunuz?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ELİSSA: Biz her şeyi biliriz Elissa Hanım’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ÖTEKİ ADAM: Kenan bey; <strong>‘’Kutsal Taşı’’</strong> alabilir miyiz?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Kutsal taş mı ?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Lütfen bizi uğraştırmayın, taş nerede?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Burada değil pis herif. İlçenin tek çıkış yolu varken, taşı yanıma alacak değildim herhalde? ‘’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Bu kötü oldu özellikle de Elissa Hanım için’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> Adam böyle söyledikten sonra Elissa’nın tam kalp hizasından bir el ateş ederek vurdu. Kızcağız can acısıyla bağıramadan, cansız olarak yere yığıldı. Kenan <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’Hayııırrr’’</span></strong> diye bağırarak adamlara saldırdı. Aralarında çıkan arbedede, Kenan’ı iyice hırpalayıp, etkisiz hale getirdiler.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Şimdi bizi dinle iyi çocuk; Ortağını geri istiyorsan <strong>‘’kutsal taşı’’</strong> bize getirmelisin.’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Bir taş için mi, bu insanları öldürdünüz?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Bize numara yapma iyi çocuk, taşın sırrını biliyor olmalısın. Yoksa taşı çıkardığın evdeki ihtiyar kadını öldürmezdin’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Ben kimseyi öldürmedim’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Sahi unutmuşum, senin yerine biz öldürdük. Şu an jandarma seni arıyor. İhtiyar kadını öldürüp, paha biçilmez bu taşı aldıktan sonra ortağını da öldürdün ki taş sadece sana kalsın’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Buna kimse inanmaz’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Bak şuna, nasılda cansız yatıyor değil mi? Ama taşı getirirsen, bir mucizeye tanık olabilirsin’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Nasıl yani ?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Ortağını hayata döndürebilirsin’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Hayata döndürebilir miyim?  Taşı getirmem için yalan söylüyorsunuz, beni de vurun’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Hayır seni vurmayacağız, çünkü sen, taşı bize getirip bir mucizeye tanık olacaksın’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Nasıl yani ?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: Filistin diyarındaki <strong>Matta, Yuhanna’ya</strong> gönderdiği emanetler içinde bir mektup ve kutsal toprak vardı. Bu kutsal toprak, restore edilen kilisenin ilk yapımında kerpiç olarak kullanılmış, içine de mektup konmuştu’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Kutsal toprak mı?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ADAM: İsa’nın kendi elleriyle yoğurduğu çamurdan bir kuş yapıp, ruhundan can vermesinden sonra artan çamur, Havarisi tarafından kurutularak, özenle saklanmıştır. Aradığımız kutsal taş, bu kuşun çamurundan arta kalan çamurdur. İsa’nın diriltici nefesi bu çamura değdiği için, ortağın da dirilecek’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> Adamlar şoför ile Elissa’nın cesedini, siyah minibüse alarak Kenan’a bir cep telefonu verdiler. Kendisini bu telefondan arayacaklarını söyleyip, hızla uzaklaştılar. Kenan’ın yaşadıklarından sonra  <strong>‘’taş’’</strong> hakkında duydukları daha da enteresandı. Beyni sanki durmuştu, ne yapacaktı? Acaba söyledikleri gerçek olabilir miydi, Elissa’yı geri getirebilir miydi? En iyisi taşı sakladığı yerden alıp Hasan hocanın orada Çetin abiyle buluşmaktı. Arabaya atlayıp, tekrar gerisin geriye yola koyuldu.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> İlçeye vardığında otelin önünde bir kalabalık vardı. Polis ve jandarmanın araçlarını görünce, kendisini aradıklarını anladı. Otele giremeyeceği için tekrar geri dönerek Hasan hocanın köyüne doğru yola koyuldu.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> Köye geldiğinde ihtiyar ile Çetin abi, onu bekliyordu. Daha kapıdan girerken Hasan hoca kendisine şöyle söylendi <strong>’’  Sana bunu istediğine emin misin, sonuçlarına katlanmaya hazırmısın diye sormuştum, değil mi genç adam?’’</strong></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> </strong><span style="color: black;"> KENAN: Üç kişiyi öldürdüler, Jandarma da beni arıyor’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ÇETİN: Yanında telefon var mı?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Adamların verdiği telefon var’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ÇETİN: Hemen söküp, parçalara ayır onu. Bu arada; taş yanında mı ?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Otele giremedim, ortalık jandarma ve polis kaynıyor’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> İHTİYAR: Adamlar sana bir şey söyledi mi?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Taşın kutsal olduğunu ve Elissa’yı hayata döndüreceğini söylediler. Hazreti İsa (a.s.) kendi elleriyle, çamurdan yaptığı kuşun, arta kalan çamuruymuş. Meğer taşın sırrı buymuş’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ÇETİN: Üzerindeki <strong>‘’sekiz köşeli yıldız’’</strong> kabartmasından anlamış olmalıydın’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Sekiz köşeli yıldız, kayıp ırk’ın simgesi değil mi ?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> İHTİYAR: Kayıp ırk’ın simgesi olmasına simgesi ama bir manası var be oğlum. Nasıl arkeologsunuz siz?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Allah aşkına, şu işin aslını anlatın bana ne olur. Hayatım bir an’da kâbusa döndü. Elissa öldü, üstelik cinayet ve tarihi eser kaçakçılığından aranıyorum’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> İHTİYAR: Önce sekiz köşeli yıldızın manasından başlayalım delikanlı. İsa (a.s.) <strong>RAHMAN</strong> isminin tecellisi ile yaratılmış olduğundan <strong>Kudret</strong> sıfatı kendisinde tecelli etmiştir. Bu sıfatın zuhur etmesi ile ölüleri bir müddet diriltebilmiş, hastaları iyileştirebilmiştir. Çamurdan yaptığı kuşa ‘<strong>’Nefes üflemesi’’</strong> ise kendisinde <strong>‘’TEKVİN’’</strong> sıfatının tecelli etmesidir.’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: <strong>‘’Tekvin’’</strong> sıfatının tecelli etmesi mi?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> İHTİYAR: İnsanoğluna verilen istidat ve kabiliyetler içinde sadece (7) sıfat vardır. Bunlar; <strong>‘’Hayat-İlim-Kudret-İrade-Kelam-Semi-Basar’’</strong> sıfatlarıdır.’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ÇETİN: Sekizinci sıfat ‘<strong>’Tekvin’’</strong> sıfatıdır evlat. Sekiz köşeli yıldız <strong> ‘’sekiz sıfata’’</strong> işaret eder.’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> İHTİYAR: Cennet’in (8) kapısı vardır ve cennet, Âdemoğlunun yaratıldığı yerdir’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Kutsal metinlerde <strong><span style="text-decoration: underline;">‘’Tanrının, insanı kendi suretinde yaratması’’</span> </strong>olarak geçer, cennet’teki bu süreç’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ÇETİN: Burada iki farklı durum söz konusu’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Nasıl yani?’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> ÇETİN: Kutsal metinlerde geçen <strong>‘’ tanrı’’</strong> tanımlaması, kulluk ettiğimiz <strong>Cenabı Allah</strong> için kullanılmamıştır. Kutsal metinlerdeki tanrı ya da tanrılar, bizim gibi Cenabı Allah’ın yarattığı beşerler için kullanılmıştır.’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> KENAN: Biliyorum; </span>Sümer tabletlerinde, bu varlıkların <strong>daha yaşlı bir gökyüzünden,</strong> yeryüzüne indikleri ve yeryüzündeki insansı varlıkların evrimleşme düzeyinden daha fazla gelişmiş varlıklar olduğu anlatılır. ‘’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İHTİYAR: ‘Altın şehirdekiler gibi yani’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> KENAN: Üniversitede dinler tarihi profesörü olan bir hocam var. Liseye giderken kitaplarını okurdum, üniversiteye başlayınca hem derslerine girdim hemde kendisiyle yakınlık kurarak, çalışmalarında yardımcı oldum. Yardımcı oldum derken aslında daha çok kendisi bana yardımcı oldu. Sümer dilinde <strong>‘’tanrı’’</strong> kelimesinin anlamı <strong><span style="text-decoration: underline;">“ten-gri” </span></strong>olarak karşılık bulurmuş. Bu kelime ayni zamanda <strong>‘’Gökyüzü’’</strong> manasına gelmekteymiş.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ÇETİN: Gökyüzünün kralları’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İHTİYAR: Şimdi ne yapacaksın?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> KENAN: İnanın ki hiç bilmiyorum, üstelik taş, otelde kaldı. İlçeye geri dönemem ki taşı alayım’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ÇETİN: Delikanlı; ben senin yerine taşı alırım, bu işin kolay tarafı. Ama sen bu bölgeden çıkamazsın, bütün yollar tutulmuştur ve bir şekilde yakalanırsın.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> KENAN: Eğer yakalanırsam, Elissa’yı tamamen kaybederim. Belki adamların söyledikleri doğrudur’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ÇETİN: Doğru olsa bile, akabinde şahit bırakmayacak kadar akıllı oldukları kesin. Sonuçta sizi yine öldürürler.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> KENAN: Peki ne yapacağız?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> ÇETİN: Bilmiyorum, benim de aklıma bir şey gelmiyor ki ‘’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> İHTİYAR: Şu dinler tarihi hocan; bu konuda sıra dışı bir bilgiye vakıf. Onunla bir irtibat kursan ve bu konu hakkında yardım istesen?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bu konuşmadan sonra Çetin, taşı almak için ilçeye gider. Kenan ise köyden temin ettikleri başka bir telefonla eski hocasını arar. Kenan, profesörü arar aramaz, adam sanki hazır bekliyormuşçasına hiç konuşmasına fırsat vermeden bulunduğu yeri sorar ve oradan ayrılmamasını, helikopterle aldırılacağını söyler. Kenan şaşırmıştır, zira olayların gelişim süreci ve profesörün, kendisini helikopterle aldıracak olması, çok geniş kapsamlı bir olayın içinde olduğunu göstermektedir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Çetin’in otelden taşı aldırıp, köye getirtmesinin ardının helikopter gelmiş ve Kenan’ı almıştır. İstanbul’a direkt uçuştan sonra özel bir uçağa bindirilmiş ve Ankara’ya götürülmüştür. Ankara’daki hava alanında hazır bekleyen bir araba ile özel kuvvetler binasına getirilmiş ve binanın yerin altına doğru dördüncü katta, profesör ile buluşmuştur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> PROFESÖR: Hoş geldin oğlum’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> KENAN: Hoş bulduk hocam, ama siz İstanbul’da değimliydiniz? Üstelik özel kuvvetler binasında ne arıyoruz?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> PROFESÖR: Hepsini anlayacaksın şimdi oğlum, gel benimle’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Profesör önde, Kenan arkada olmak üzere elektronik göz taraması yapan bir kapıdan geçerek, geniş bir salona girerler. İçeride dev bir bilgisayar ekranının karşısında yuvarlak masa etrafında toplanmış bulunan bir grup insanla karşılaşır. İçlerinden iki tanesi yüksek rütbeli, iki subaydır. Diğerlerini ise tanımamaktadır. Profesörün, Kenan’ı tanıtmasından sonra içlerinden uzun boylu, buğday tenli ve atletik vücutlu, kırk yaşlarında biri ayağa kalkarak, Kenan’a yaklaşır ve <strong>‘’Hoş geldin delikanlı, geçmiş olsun’’</strong> diyerek elini sıkar. Kenan, kendisine gösterilen yere oturduktan sonra orada bulunan Doktor Ömer bey, ayağa kalkarak konuşmaya başlar.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><br />
</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> DR. ÖMER: Durum sandığımızdan daha hızlı bir şekilde gelişmekte efendim. Genetik bilim sayesinde, insan ırkının yapı taşları DNA üzerinde çok büyük bir değişiklik gerçekleştirdiler. Biyolojik uzuvlardan kalp, göz, kulak gibi uzuvların, biyonik uzuvlara geçişi tamamlandı.  Tek sorun bünyenin bu uzuvlara uyum sağlaması ve beynin bunlara hükmedebilmesi için ‘<strong>’CİP’’</strong> yerleştirilmesi.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> BAŞKAN: Bölge halkının doku örneklerinin toplanması, bu süreç içerisinde bünye uyum sağlayana kadar, organ nakli yapılması gerektiğinden mi ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> DR. ÖMER:  Tahmin ettiğimiz gibi, organ nakli yapılması zorunlu. Zira yapılan deneylerde birçok organ çalışmaz ya da çalışamaz duruma gelmektedir. İstedikleri sonucu alana kadar bölge halkının doku örneklerine ve organlarına ihtiyaçları var. Ancak durum sandığımızdan daha da vahim’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> BAŞKAN: Ne şekilde?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> DR. ÖMER: Bu durumu Profesör Kerim bey anlatsın başkanım’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> PROFESÖR: Bildiğiniz gibi Nazilerin yenilgisinden sonra Güney Amerika’ya göç eden <strong> (kaçan)</strong> belli bir grup var. Irak’ın işgalinden sonra bu topraklarda öldürülen binlerce bilim adamı, Amerikan ordusu içindeki bu grupların işiydi. Güney Amerika’da yaşayan bu insanlar, çocuklarını başka ülkelerde okutuyorlar ve o ülkelerin hiyerarşik düzeni içinde önemli mevkilerde istihdam ediyorlar.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bunların Güney Amerika’ya gitmelerindeki en büyük etken, inanışlarına göre Boğa takımyıldızından, bu Güneş sistemine ilk sürgün edilenlerin, kendilerini ölümden sonra uyandırılmak üzere mumyalatıp, dondurdukları büyük tapınağın orada olması.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> BAŞKAN: Ölümden sonra uyandırılış projesinin, bilgi kaynakları nedir?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> PROFESÖR: Bu Güneş sistemine gelirken beraberlerinde getirdikleri ya da vakıf oldukları kozmik bilgileri ‘<strong>’ KARA KİTAP’’</strong> denilen bir kitapta toplamışlar başkanım. Bu bilgiler, Kozmik âlemin yasaklanmış ‘<strong>’BÜYÜ’’ </strong>bilgileriydi. Üstelik Irak’taki bilim adamları önce sorgulanıp, tüm bildikleri işkence ve beyin okuma yöntemleri ile kayıt altına alındıktan sonra öldürüldü. İşe yarayacak olanlar ise sağ bırakılarak, Güney Amerika’ya götürüldü efendim.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> BAŞKAN: Söz konusu olan bu kitap, ‘<strong>’Kral HEROD’’</strong> tarafından yaptırılan mabedin altında olduğuna inanılan kitap mı ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> PROFESÖR: İsa (a.s.) zamanında, Kral Herod tarafından yaptırıldığı iddia edilen ve İsa (a.s.) yetmiş yıl sonra Romalılar tarafından yıkılan Mabed efendim. <strong>Hugues de PAYEN </strong>isimli bir frank soylusunun kurduğu söylenen ve (9) kişiden oluşan Tapınak şövalyelerinin altını kazdığı ve bu kitabı aldığı söylenmektedir. Bildiğiniz gibi bu grup (1128) yılında, papa’nın tanımasıyla çok büyük bir güç haline gelmişti (1307) yılında, bu örgüt ortadan kaldırılmak istenmiş ve birdenbire kayıp olmuşlardı. İddialara göre Boğa takımyıldızından sürgün edilenlerin bir kısmı <strong>‘’MERİCA’’</strong> başka bir Güneş sisteminin gezegenine gitmişler, bir kısmı ise buraya dünyaya gelmişlerdi. Şu anki <strong>‘’Yüksek KONSEYİN’’</strong> başkanlığını yapan dokuz kişinin ‘<strong>’MERİCA’’</strong> yıldızından buraya geldiği iddia ediliyor. ‘’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> BAŞKAN: Bu yüksek konseyin (9) kişi olmasının kendilerince bir sebebi var değil mi ?’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> PROFESÖR: Eski kadim bilgilere göre (9) rakamı ölümü ve yeniden doğuşu simgelemektedir. (9) rakamının bir üstü (10) sayısıdır ve tekrar (1) ile başlamaktadır. Ana karnında kalınan süreç dahi (9) ay ve devamında (10) gündür başkanım.’’</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> BAŞKAN: Kerim Bey; bize anlatmış olduğunuz bu bilgiler, halen insanoğlunun elinde mevcut olan kutsal kitaplar ya da kutsal metinlerde yazılı olarak bulunmakta mıdır?’’ </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> PROFESÖR: Başkanım; bu bilgiler insanoğluna anlatılan ‘<strong>’SANAL TARİHİN’’</strong> ardındaki gerçeklerdir aslında. <span style="color: #444444;">İnsanoğlu her zaman evrensel müdahalelere muhatap olmuştur. Bu müdahaleler bazen yol gösterici olur iken bazen tam tersi de olmuştur. Kutsal metinlerde ÂDEM SURETİNDE olan Meleklerden ve bu Meleklerin bulunduğu KATTA-SEMADA ifritlerden bahseder. Sizinde bildiğiniz gibi bu ‘<strong>’KIRKLAR’’ </strong>örgütünün(1950) yılındaki değerli subayı ve maneviyat ehli <strong><span style="text-decoration: underline;">(…)</span></strong></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;"> <span style="color: #444444;"> ‘’</span></span><span style="color: #444444;"> insanoğlunun, bir gün başka gezegenlere gideceğini, kendisinden üstün varlıklar ile mücadele edeceğini ve galip geleceğini ‘’</span></strong><span style="color: #444444;">anlatır<strong>&#8230; ‘’Başka gezegenlerdeki farklı bitkilerden, madenlerden ve zenginliklerin de’’ </strong>bahseder.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #444444;"> Bir zaman gelecek Güneşimiz kızıl bir dev olacak ve dünyamızı yutacak. Aynen Yedi SÜREYYA&#8217;YI (<strong>Ülker</strong>) takip eden Boğa takımyıldızı <strong>Aldebaran&#8217;ın </strong> genişleyip, kızıl bir DEV haline gelip, etrafındaki dünyaları yutması gibi. Aldebaran’ın iki tane gezegenin de farklı tarzlardaki yaşamlar, ayrılarak başka dünyalara göç etmişler ve bir kısmı bizim dünyamıza gelmiş.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #444444;"> Bu kadim bilgi bir efsane AMA biz insanoğlu, uzay gemileri yapıp, başka gezegenlere gidebileceksek, başka yaşamları fark edeceksek ve oralarda bizden üstün insanlar ile mücadele vereceksek, BOĞA TAKIMYILDIZINDAN DA bazı yaşamların, bizim dünyamıza gelmesi gayet normal&#8230; ESKİDEN DÜNYANIN BOĞANIN BOYNUZLARI ÜZERİNDE OLMASININ MANTIKLI BİR AÇILIMI’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #444444;"> O sırada odada bulunan sarı renkli zil çalmış ve başkan hızla kapıya doğru yönelmişti. Dönemin başbakanı kapıdan hışımla içeri girerken <strong>‘’derhal ekranı açın’’</strong> komutunu vermişti. Başbakanın gelmesiyle herkes ayağa kalkmış, önemli bir gelişme olduğunu anlamışlardı. Dev ekranda düşen helikopterin haberleri vardı. Urfa yöresinin milletvekilleri, kültür bakanı Özal döneminde bir mağarada bulunan İNCİL kopyasını tekrar gözden geçirmekte olan <strong>SÜRYANİCE</strong> ve <strong> Sümer tarihi</strong> uzmanı Profesör AHMED bey vardı. Helikopter bundan birkaç yıl önce düşürülen önemli bir siyasetçinin helikopteri gibi aniden ve bir dağın üstünde düşmüştü. Yine Helikopterdeki bir basın mensubu, defalarca cep telefonu ile aranmış, akabinde helikopter düşmüştü.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #444444;"> BAŞBAKAN: Şu elimde gördüğünüz metin, Profesör Ahmed bey’e ait. İncil nüshasının çevirisini yaparken notları arasında bulunmuş ve sanırım yarım kalmış. Ancak (2000) yılının Mayıs ayında gerçekleştirilen doğumlardaki iki çocuğun, beyin güçlerinin neden bu kadar güçlü olduğuna ışık tutacak nitelikte’’</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #444444;">NOT</span></span></strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> ‘’Beynimiz bir cevher topudur. Allah (c.c.) (99) diye isimlendirilen esmalarından meydana gelmiştir. Bu manada kâinatın (insan küçük bir kâinattır) kumanda merkezidir, ana bilgisayardır. Fakat bu bilgisayarın standart olarak çok küçük bir yüzdesi kullanabilmekteyiz. Kullanabildiğimiz bu yüzdenin algılayıcıları yani veri girdileri, bizim beş duyumuzun algıladıklarıdır.</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> Beynimizin diğer bölümlerini devreye sokabilmemiz için şartlanmalardan ve beş duyu girdilerinden de öte yeni girdilerin yani yazılımların, programların yüklenmeleri gereklidir. Nasıl ki; bilgisayarımıza çok kapsamlı bir yazıcıyı bağladığımız zaman, o yazıcının programını yükleyemeden çalıştıramıyorsak, beş duyumuzdan da öte diğer algılayıcılarımızı, beynimizin diğer kısımlarını çalıştırmak için kendimizi güncellememiz, yazılımı yükseltmemiz gereklidir. Bu ise İlim ve amelle mümkündür ve zikir, bu süreci hızlandıran ve beynin açılımını sağlayan uyarıcı gibidir.</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> Ev telefonlarının eskiden veri girdisi sadece bağlı olduğu kablo iken, bugün cep telefonlarının veri girdisi kablosuz ve uzaydan alınmaktadır. İşte bizim beş duyumuzda, eski model telefonların kablosu gibidir.</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> Geçmişte bazı kâhinlerin gelecekten haber vermeleri için bir takım ilaçlarla beyinlerinin kısa süreli bilinç açılımının sağlandığı ve ilaçların etkisi ile belli bölgeleri açılan beyinlerin, evrensel bilgi akışından gelen, gelecek ile ilgili verileri alabilmekteydi. Lakin bu bilgileri, ilaçla kimyası değiştirilmiş olan beynin, ne kadar doğru ve hatasız algıladığı tartışılabilir bir konudur.</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsan dini inancı ne olursa olsun bir takım sırlara, bir takım çalışmalar yaparak muttali olabilir. İnsan Rahmani yoldan ya da Şeytani yoldan yapacağı çalışmalarla başka boyutlara ve âlemlere nüfuz edebilir ya da boyutsal geçiş yapabilir. Biz sıradan insanların bilmediği ya da bildirilmeyen bir savaş hüküm sürmektedir. Bu savaş Rahmani ve Şeytani boyutlarda olmaktadır. Burada edep dairesinde susmak ve sözü ehline bırakmak lazımdır.’’</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bülent Gökçen</span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="588" title="1" title="15 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2421-isaninsirri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 4.bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2375-isa%e2%80%99nin-sirri-4-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2375-isa%e2%80%99nin-sirri-4-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 May 2010 19:34:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 4.bölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2375</guid>
		<description><![CDATA[İSA&#8217;NIN SIRRI B&#214;L&#220;M (4) &#160;&#160;&#160;&#160; İl&#231;eye geldiklerinde neredeyse akşam ezanı okunmak &#252;zereydi. Biraz sonra yapacakları işin olabilirliğine hem ş&#252;phe ile bakıyorlar hemde ihtiyarın anlattıkları karşısında, m&#252;mk&#252;nat d&#226;hilinde olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;yorlardı. Ayrıca...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İSA&rsquo;NIN SIRRI  B&Ouml;L&Uuml;M (4)</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;"><img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İl&ccedil;eye geldiklerinde neredeyse akşam ezanı okunmak &uuml;zereydi. Biraz sonra  yapacakları işin olabilirliğine hem ş&uuml;phe ile bakıyorlar hemde ihtiyarın  anlattıkları karşısında, m&uuml;mk&uuml;nat d&acirc;hilinde olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı. Ayrıca  par&ccedil;aları birleştirdiklerinde Kıyı k&ouml;y civarında taşlara oyulmuş &lsquo;<strong>&rsquo;Ayonikola&rsquo;&rsquo;</strong>  manastırı ve bu manastır gibi yery&uuml;z&uuml;nde taşlara oyulmuş olarak <strong>(7)</strong>  manastır daha vardı. Bu kıyı k&ouml;y civarına, Hazreti Meryem&rsquo;in geldiği de  s&ouml;yleniyordu. </span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu  d&uuml;ş&uuml;nceler i&ccedil;indeyken, ihtiyarın tarif ettiği eve de gelmişlerdi. Tek katlı ve  kerpi&ccedil; işlemeli, bah&ccedil;esinde kuyusu olan, b&ouml;lgenin en eski evlerinden biriydi.  Evin bah&ccedil;e duvarları ve evin sıvası gayet bakımsız olduğu halde, bah&ccedil;esi olduk&ccedil;a  bakımlıydı. Bah&ccedil;eye bakan tarafta, yerden yarım metre y&uuml;kseklikte ve bir insan  boyu uzunluğunda beton &ccedil;ıkıntı uzanmaktaydı. Bu b&ouml;lgede bulunan eski evlerin  hepsi bu şekilde tek tipti. Bu balkon tipi &ccedil;ıkıntıya, y&ouml;re halkı &lsquo;<strong>&rsquo;yazlağı&rsquo;&rsquo; </strong>adını veriyordu. Tahta kapıdan i&ccedil;eri girdiklerinde ihtiyar bir kadın <strong> &lsquo;&rsquo;yazlağı da&rsquo;&rsquo;</strong> oturmuş, abdest alıyordu.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp; KENAN:  Selam&uuml;n Aleyk&uuml;m anne&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Ve  Aleyk&uuml;m selam oğlum, hoş geldiniz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA:  Hayırlı akşamlar teyzem&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Hayırlı  akşamlar hanım kızım, hele siz ş&ouml;yle bir oturun benim biraz işim var&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; Bizimkiler  evin &ouml;n&uuml;ndeki yazlağıya serilmiş olan kilimin &uuml;st&uuml;ne oturduklarında, ihtiyar  kadın abdest almasını bitirip, elini-y&uuml;z&uuml;n&uuml; kurulamıştı. Yaşından beklenmeyen  bir &ccedil;eviklikle i&ccedil;eri girip, elinde bir fincan s&uuml;tle &ccedil;ıktıktan sonra bah&ccedil;edeki  ezan &ccedil;i&ccedil;eğinin altına bırakıp, bizimkilerin yanına d&ouml;nd&uuml;. Kenan ve Elissa  ihtiyarın bu işine bir anlam vermediler.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp; KENAN:  Teyzecim; bah&ccedil;endeki hangisi ezan &ccedil;i&ccedil;eği?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Şimdi  altına bir fincan s&uuml;t bıraktım ya oğlum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Neden  ki ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Her  akşam ezanında, bu &ccedil;i&ccedil;eğin altına bir yılan gelir evladım. Allah&rsquo;ın bu mahl&ucirc;katı  bu evin sahibidir&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: Evin  sahibimidir?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Yahu,  karı &ndash; koca ikinizin de bu konuda bilgisi yok herhalde? B&uuml;y&uuml;k şehirlerde doğup,  b&uuml;y&uuml;d&uuml;n&uuml;z galiba?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: Yok  yok teyzecim, biz karı-koca değiliz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Madem  karı-koca değilsiniz de elin adamı ile akşam vakti, ne yapmaya gezersin?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN:  Teyzecim, biz İstanbul&rsquo;dan geliyoruz ve ikimizde &Uuml;niversitede &ccedil;alışıyoruz.  Burada g&ouml;revli olarak bulunuyoruz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Pekiyi  evladım Maşaallah. Benim gibi ihtiyar bir kadını neden ziyarete geldiniz?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Yılan  i&ccedil;in&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;</span><embed width="440" height="360" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#090909" wmode="window" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFNER19CHw==&amp;color=0x000000"></embed><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;"> </span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">O sırada ezan  okunmaya başladığından ihtiyar kadın susmuş ve i&ccedil;inden dua okumaya başlamıştı.  Ezanın sesi yankılandık&ccedil;a, &ccedil;i&ccedil;ek ağır ağır a&ccedil;maya başlamıştı. M&uuml;ezzin sustuğunda  ise &ccedil;i&ccedil;ek tamamen a&ccedil;mıştı. İhtiyar kadın, elleriyle bizimkilere <strong>&lsquo;&rsquo;sessiz  olun&rsquo;&rsquo;</strong> işareti yaptıktan sonra Kenan hemen yerinden fırlayıp, Hasan hocanın  verdiği okunmuş suyu, &ccedil;i&ccedil;eğin altına serperek, tekrar yerine oturdu.</span></p>
<p><img width="450" height="588" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/08/yilan.jpg" alt="" /></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;"> Biraz sonra anten gibi bir &ccedil;ift boynuzu olan, alaca renkli ve insan bileği  kalınlığında yılan, &ccedil;i&ccedil;eğin altına gelerek s&uuml;t&uuml; i&ccedil;meye başladı. Bizimkiler,  yılan s&uuml;t&uuml; tamamen bitirene kadar beklediler. Kenan korkmasına rağmen yerinden  kalkarak yılana doğru yaklaştığında, hayvan ka&ccedil;mak istedi ama Hasan hocanın  verdiği okunmuş suyun etkisi ile hi&ccedil;bir yere kıpırdayamadı. Kafasını &ccedil;evirip,  dikkatlice Kenan&rsquo;ın g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakmaya başlayan hayvanın bakışları,  Kenan&rsquo;ın i&ccedil;ini donduruyordu adeta. Gen&ccedil; adamın korkudan eli-ayağı titremeye  başladığı i&ccedil;in geri &ccedil;ekildi.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp; KADIN: Oğlum;  ne yapmaya &ccedil;alışıyorsun sen &ouml;yle?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN:  Teyzecim; biz buraya, bu yılan i&ccedil;in geldik&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Allah  Allah ! Ne işiniz olur sizin bu yılanla evladım?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Ona bir  soru sormamız lazım teyzecim. Az &ouml;nce serptiğim su ise Hasan hocanın verdiği  okunmuş suydu&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA:  Teyzecim; sen her akşam bu hayvana s&uuml;t veriyor musun?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Elbette  Hanım kızım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: Peki  hi&ccedil; korkmuyor musun bu hayvandan?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: K&uuml;&ccedil;&uuml;k  bir kızken &ccedil;ok korkardım ama sonra alıştım. Ona b&ouml;yle s&uuml;t ikram ettik&ccedil;e, bana  dokunmayacağını biliyorum. Cenabı Allah&rsquo;ın mahl&ucirc;katına, sevgiyle yaklaştığın  zaman sana zarar vermezler kızım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: <strong> Sevginin sonu&ccedil;ları b&uuml;t&uuml;n y&ouml;ntemlerden daha keskindir.&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">KENAN:  Ne dedin Elissa?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA:  Sevginin sonu&ccedil;ları, b&uuml;t&uuml;n y&ouml;ntemlerden daha keskindir dedim. Bir dakika! Bizim  soracağımız soruyu, bu teyze sorsun Kenan. Onların arasında, &ccedil;i&ccedil;eğin dibine  serptiğin efsunlu sudan daha kuvvetli bir bağ var&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN:  Haklısın Elissa. Teyzecim senin adın nedir?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN:  &Uuml;mm&uuml;g&uuml;ls&uuml;m evladım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Bak  &Uuml;mm&uuml;g&uuml;ls&uuml;m teyzecim. Bizim i&ccedil;in bu yılana, bir soru sormanızı istiyoruz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Evladım  yılan hi&ccedil; konuşur mu?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Sen  hele bir sor bakalım, konuşup-konuşmayacağını o zaman g&ouml;r&uuml;r&uuml;z&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Hay  deli oğlan; peki ne soracağım?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN:  &Uuml;zerinde sekiz k&ouml;şeli yıldız olan bir taşın yerini soracaksın&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İhtiyar  kadın, &ccedil;i&ccedil;eğin dibindeki yılana doğru yaklaşarak, taşın yerini sordu. Yaptığı  şey kendisine &ccedil;ok anlamsız geliyordu ve bir yılanın konuşabileceğine hi&ccedil; ihtimal  vermiyordu. Fakat garip bir şey oldu ve yılan cevap verdi. Ancak yılanın sesini  dıştan değil, i&ccedil;inden duyuyordu. Sanki i&ccedil;inde bir başkası vardı ve o başkası  i&ccedil;inden, kendisi ile konuşuyordu. Yılan, aradıkları taşın bu evde olduğunu ve  kendisinin de bu taşın bek&ccedil;isi olduğunu s&ouml;yl&uuml;yordu. Taş, evin kıbleye bakan  tarafın penceresinin altına konmuştu.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İhtiyar  kadın, yılanın b&ouml;yle sessiz ve s&ouml;zs&uuml;z i&ccedil;inden konuşmasına hayret ederken, taşın  yeri konusunda ise iyice şaşırmıştı. Zira &ccedil;ocukluğundan beri evin tek pencereli  bu odasında &ccedil;ok garip şeyler olmuştu. En son rahmetli eşi de bu odada vefat  etmiş ve odanın penceresinden yeşil bir ışığın, &ccedil;ıkıp gittiğini g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;.  Bizimkiler, ihtiyar kadının deminden beri hareketsiz durmasına bir anlama  verememiş ve korkmuşlardı. Yılan, sorulan sorunun cevabını verdikten sonra  serbest kalmış ve d&ouml;n&uuml;p gitmişti. Yılanın gitmesinden sonra kadın tekrar  hareketlenmiş ve bizimkilere d&ouml;nerek &lsquo;<strong>&rsquo;Hadi i&ccedil;eri ge&ccedil;elim &ccedil;ocuklar&rsquo;&rsquo;</strong> diye  seslenmişti.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İ&ccedil;eri  ge&ccedil;tiklerinde bizimkiler heyecanla, ihtiyar kadının konuşmasını bekliyorlardı.  Duvarda rahmetli kocasının siyah-beyaz fotoğrafı asılı duruyordu ve hemen yan  tarafında bir pınardan su i&ccedil;mekte olan geyik ailesinin resmi olan duvar halısı  asılıydı. Geyiklerden biri başını kaldırmış sanki onlara bakıyordu</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp; ELİSSA:  Teyzecim ne oldu, size bir şey s&ouml;yledi mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: S&ouml;yledi  kızım s&ouml;yledi ama duyduklarımı bu kulaklarımla değil, i&ccedil;imdeki kulaklarımla  duydum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN:  İ&ccedil;inizdeki kulaklarınızla mı ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: Peki  size ne s&ouml;yledi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN:  Aradığınız taşın, hemen şu pencerenin altında olduğunu s&ouml;yledi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Neden  birden durgunlaşıp, dalıp gittiniz?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN:  &Ccedil;ocukluğumdan beri bu pencere &ouml;n&uuml;nde hep garip şeyler olmuştur ve en son kocam  vefat ettiğinde, yeşil bir ışığın bu pencereden &ccedil;ıkıp gittiğini g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: Birden  v&uuml;cudumdaki b&uuml;t&uuml;n t&uuml;ylerim diken diken oldu, acaba nasıl bir sırrı var bu  taşın?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN:  Teyzecim biraz anlatsanıza şu olayları&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Bundan  iki sene &ouml;nce rahmetliye &ouml;l&uuml;m &ccedil;&ouml;kt&uuml;ğ&uuml;nde şu karyolada yatıyordu. Rahmetli her  zaman başını, pencereden yana verirdi. O akşamda başı pencere tarafında olarak  yatırmış, hemen yanı başında <strong>Kur&rsquo;an</strong> okuyordum. Bir ara i&ccedil;im ge&ccedil;miş ve  uyuklamışım. R&uuml;yamda pencerenin &ouml;n&uuml;nde b&uuml;y&uuml;k bir kalabalık toplanmış ve bir  kapının &ouml;n&uuml;nde bekliyorlardı. Kapının arka tarafında ise rahmetli eşim ve ben  vardık. Kalabalığın i&ccedil;inden biri &ouml;n tarafa doğru yaklaşarak, kapıyı &ccedil;aldı.  Kapıyı &ccedil;alan adamın hemen sağ omuzu hizasında y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;remediğim biri daha  vardı. Kocam kapıyı a&ccedil;mak i&ccedil;in elini uzattığında hemen uyandım. Uyanır uyanmaz,  şu pencereden yeşil bir ışığın &ccedil;ıkıp gittiğini g&ouml;rd&uuml;m. Bizim bey, Hakk&rsquo;ın  rahmetine kavuşmuş&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA:  Teyzecim r&uuml;yanızda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z herhalde &ouml;l&uuml;m kapısıydı ve ardındakilerde eşinizi  almaya gelenler ya da karşılamaya gelenlerdi ki r&uuml;yanızın bitiminde eşinizin  &ouml;l&uuml;m&uuml; ger&ccedil;ekleşmiş oluyor&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Yani  r&uuml;ya ile uyandıktan sonra g&ouml;r&uuml;lenler, birbirinin devamı o zaman&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: Bug&uuml;n  gittiğimiz Hasan hoca denilen adam ne s&ouml;ylemişti Kenan ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Ne  s&ouml;ylemişti?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: &lsquo;<strong><span style="color: black;">Bizim  uykuda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z Salih r&uuml;yaları, onlar uyanık iken g&ouml;r&uuml;yorlardı.</span>&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN:&nbsp;  &Uuml;mm&uuml;G&uuml;ls&uuml;m teyzenin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;ya, uyandığında g&ouml;rd&uuml;kleri kadar ger&ccedil;ek&ccedil;iydi o  zaman&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA:  İnsanoğlunun &ouml;l&uuml;m sonrası &acirc;leme dair g&ouml;rebileceği şeyler bug&uuml;n i&ccedil;in r&uuml;ya yoluyla  algılanabiliyor ama devamındaki tek&acirc;m&uuml;l neticesinde uyanık iken r&uuml;ya g&ouml;r&uuml;r gibi  g&ouml;r&uuml;lecek&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: <strong> &lsquo;&rsquo;Altın şehirdeki&rsquo;&rsquo;</strong> yaşayanlar gibi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA:  İhtiyar haklı galiba, taşlar yavaş yavaş yerine oturuyor&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Nasıl  yani?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: Bu  teyzenin, yılanın dilini anlaması ve yılan ile konuşabilmesi, insanın tek&acirc;m&uuml;l  ettiğinin bir ispatıdır&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN:  &Ccedil;ocuklar; s&ouml;ylediklerinizden hi&ccedil;bir şey anlamadım ama babam her zaman ş&ouml;yle  derdi &lsquo;<strong>&rsquo; Sevgi &acirc;lemlerin ortak dilidir ve Allah, her şeyi sevgi ile  yaratmıştır. Sevgi olmadan Allah&rsquo;a ulaşan merdivenleri &ccedil;ıkmak m&uuml;mk&uuml;n değildir.  İnsanın &ccedil;ıktığı merdivenin her bir basamağı, onun biraz daha Allah&rsquo;a  yaklaşmasıdır. Bundan sonraki ilk basamak, insanın melekler gibi olmasıdır&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp; </span></strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">KENAN: &lsquo;&rsquo; <strong> Bundan sonraki ilk basamak, insanın melekler gibi olmasıdır&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; </span></strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ELİSSA: İnsanın  (5) duyusunun dışındaki duyularının faaliyete ge&ccedil;mesi, k&acirc;inattaki diğer  varlıkları, bilin&ccedil; d&uuml;zeyinde algılamasına sebep olmaktadır. Bu varlıklar i&ccedil;inde  Melekleri de duyması ve algılaması gayet normaldir&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN:  Melekler gibi olması, acaba <strong>&lsquo;&rsquo;DNA&rsquo;&rsquo;</strong> yapılarının değişerek, bedenen  tek&acirc;m&uuml;l etmeleri de olmaz mı?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: Nasıl  yani? Bedenlerin, İsa gibi meleki bir yapıya b&uuml;r&uuml;nmesini mi kast ediyorsun?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KENAN: Altın  şehirde yaşayanların, ihtiyarın demesine g&ouml;re <strong>(6)</strong> harften oluşan bir &lsquo;<strong>&rsquo;DNA&rsquo;&rsquo;</strong>  yapısına sahip olmaları gibi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA: Benim  bildiğim bedenen melekler gibi olmak, &ouml;l&uuml;m sonrasındaki yaşanacak bir s&uuml;re&ccedil;.  Ancak sizin <strong>Evliya </strong>dediğiniz ve bizimde <strong>Aziz </strong>dediğimiz insanların,  yaşadıkları tek&acirc;m&uuml;l neticesinde yani tanrıya yaklaşmaları oranında beden  yapılarının değişmesi muhtemel&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN: Kızım,  Evliyaların bedenleri &ccedil;&uuml;r&uuml;mez derler. Toprağa, Peygamberleri ve evliyaları  &ccedil;&uuml;r&uuml;tme yetkisi verilmemiştir&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA:  Teyzecim sen ne dedin?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; KADIN:  Toprağa, peygamberleri ve Evliyaları &ccedil;&uuml;r&uuml;tme yetkisi verilmemiştir dedim kızım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp; ELİSSA:  İhtiyarın dediğine g&ouml;re <strong>&lsquo;&rsquo; <span style="color: black;">toprağının kristali  (K&Uuml;P) şeklindedir ve k&uuml;p&uuml;n şekli (4) kenardır&rsquo;&rsquo; </span></strong> <span style="color: black;">Normal insan bedenlerinin &lsquo;&rsquo;DNA&rsquo;&rsquo; yapısı da (4)  harflidir. Toprak ve topraktaki bakteriler, kendi gibi kendinden olanı  &ccedil;&uuml;r&uuml;tebilmektedir&rsquo;&rsquo;</span></span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  KENAN: A&ccedil;ık havada da &ccedil;&uuml;r&uuml;yen cesetler var. Toprak &ccedil;&uuml;r&uuml;temez ama a&ccedil;ık hava da  &ccedil;&uuml;r&uuml;yebiliyor&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  ELİSSA: Yahu anlamadın mı? Toprak derken aslında bu d&uuml;nyayı, bu gezegeni kast  ediyor. Burası bir arz ve genel olarak toprak denilen bir yapıdan oluşmuş.  &Ccedil;&uuml;r&uuml;tme yetkisi bu d&uuml;nyaya verilmemiş yani bu arz&rsquo;a verilmemiş&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  KENAN: O zaman bu insanların beden yapılarında bir değişim olduğu muhakkak ki,  bu d&uuml;nya şartlarında &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;yorlar&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  ELİSSA: Bu değişim her neyse adına melekleşme denilemez bence. Bana g&ouml;re  melekler gibi bir bedene b&uuml;r&uuml;nmek, ancak &ouml;l&uuml;m sonrasında yaşanacak bir olaydır  ve bu olay, bu beden ile olmayacak&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  KENAN: O zaman, bedenlerde ki bu değişimi nasıl a&ccedil;ıklayacağız?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  ELİSSA: İnsanın, bedenen tek&acirc;m&uuml;l etmesi diyebiliriz ama bu tek&acirc;m&uuml;l&uuml;n v&uuml;cut  kimyasını nasıl değiştirdiği, bilim adamlarının sahasına girmektedir. Bizim  işimiz ise taşı &ccedil;ıkarıp, bulmaktır&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  KENAN: Haklısın galiba, kendimizi biraz fazla kaptırdık. Ben arabadan alet  &ccedil;antasını getireyim de hemen işe başlayalım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  KADIN: &Ccedil;alıştığınız yer, adını tam diyemiyorum, bu taş ile neden bu kadar  ilgileniyor?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  ELİSSA: &Uuml;niversite, bu civardaki bir kiliseyi tamir ettiriyor teyzecim. Taşların  &ccedil;oğu eksik olduğu i&ccedil;in tamamlamaya &ccedil;alışıyoruz ve bu taş ise kiliseye ait bir  taş&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  KADIN: Ama normal bir taş değil kızım değil mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  ELİSSA: Değil teyzecim, onun i&ccedil;in kimseye bu olaydan s&ouml;z etmemen gerekiyor.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  KADIN: S&ouml;ylemem kızım ama taşı &ccedil;ıkarır iken duvara verdiğiniz zararı  karşılasanız bari&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  ELİSSA: Sen merek etme teyzecim. &Uuml;niversite bu iş i&ccedil;in &ccedil;ok para ayırdı. Sana da  bol bol para vereceğiz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;  KADIN: Yok kızım, &ouml;yle &ccedil;ok para filan istemem. Sadece duvarın masrafını  karşılayın yeter&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O sırada Kenan, alet &ccedil;antası ile gelmişti. Evin yapısı kerpi&ccedil; işlemeli  olduğu i&ccedil;in &ouml;nce saman ve &ccedil;amur karışımı olan sıvayı kazımakla işe başladılar.  Gece vakti fazla g&uuml;r&uuml;lt&uuml; yapmadan ve aradıkları taşa zarar vermeden, sabaha  kadar bu işi halletmek zorundaydılar.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Dış y&uuml;zeydeki yıllardır &uuml;st &uuml;ste vurulmuş olan sıvayı kazıdıklarında, alt  taraftan duvarın kerpi&ccedil;leri ortaya &ccedil;ıkmıştı. &Ccedil;ok heyecanlanıyorlardı, acaba  nasıl bir sırrı vardı bu taşın. El fenerinin ışığının vurduğu noktada,  kerpi&ccedil;lerden birinin rengi ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; diğerlerinden &ccedil;ok farklıydı. Bir anda &lsquo;<strong>&rsquo;bulduk&rsquo;</strong>&rsquo;  diye sevin&ccedil; i&ccedil;inde kısık sesle bağırdılar. O sırada ihtiyar kadın <strong>&rsquo;&rsquo;Buda ne  b&ouml;yle&rsquo;&rsquo;</strong> diye tam arkalarını işaret edince, ani bir refleksle geriye d&ouml;n&uuml;p  baktılar. Gecenin karanlığında havada asılı duran iki &ccedil;ocuk başı, kendilerini  izlemekteydi. Elissa korkuyla bir &ccedil;ığlık attıktan sonra gen&ccedil; adamın ardına  saklandı. İhtiyar kadın &ccedil;ocukluğundan itibaren b&ouml;yle garip olaylara alışık  olduğu i&ccedil;in pek korkmuşa benzemiyordu. Ama tam olaraktan neyle karşı karşıya  kaldıklarını bilmediği i&ccedil;in hemen b&uuml;t&uuml;n duaları okumaya başladı.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Havada asılı duran iki &ccedil;ocuk başından biri kız &ccedil;ocuğuydu. G&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler daha  &ccedil;ok bir bilgisayar sim&uuml;lasyonuna benziyordu. Kenan elindeki fenerin ışığını  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n g&ouml;zlerine doğru tutunca, &ccedil;ocuklar g&ouml;zlerini kırpıştırdılar. Bu durum,  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin ger&ccedil;ek olduğunu g&ouml;steriyordu ama hava boşluğunda iki tane insan  başının &ouml;ylece asılı durması ger&ccedil;ek olamayacak kadar da sa&ccedil;maydı. Kenan elindeki  fenerle, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lere doğru yaklaşarak, yerden bir avu&ccedil; toprak alıp onlara doğru  savurunca, topraklar g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri delip ge&ccedil;ti. Yanılmamıştı, hakikaten bilgisayar  sim&uuml;lasyonu gibi bir şeydi, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler ger&ccedil;ek değildi ama her nasılsa el  fenerinin ışığından g&ouml;zleri kamaşmıştı.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><u> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;"> <strong>O sırada</strong></span></u><strong><u><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&rsquo;Pensilvanya  Genetik Araştırmalar laboratuarında olanlar:</span></u></strong></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mayıs (2000)  yılında &ouml;zel bir doğumla d&uuml;nyaya gelen &uuml;&ccedil; &ccedil;ocuktan bir kız ve bir oğlan olmak  &uuml;zere ikisi hayatta kalmıştı. &Ccedil;ocuklar bug&uuml;n i&ccedil;in (11) yaşında olup hala bu  laboratuarda tutulmaktaydılar. &Ccedil;ocukları d&uuml;nyaya getiren &uuml;&ccedil; gen&ccedil; kız, doğumdan  sonra &ouml;ld&uuml;r&uuml;lerek ortadan kaldırılmıştı. &Ccedil;ocuklar Laboratuar ortamından tamamen  beyin g&uuml;&ccedil;leri ile d&uuml;nyanın &ouml;b&uuml;r ucu olan T&uuml;rkiye&rsquo;deki Kenan ile Elissa&rsquo;yı takip  ediyorlardı. İnsan bedenlerinin molek&uuml;l boyutu, atom boyutu ve par&ccedil;acık boyutu  hepsi ayrı ayrı katmanlardı ve kendi i&ccedil;lerinde farklı yasalara sahiptiler.  İnsanın bedenindeki bu katmanlardan her hangi birine bilin&ccedil;li olarak  h&uuml;kmedebilmesi, bir &ouml;nceki katmanın fizik kurallarına g&ouml;re &lsquo;<strong><u>&rsquo;İnsan&uuml;st&uuml;&rsquo;&rsquo;</u></strong>  sayılan bir g&uuml;c&uuml;n kullanılması ve a&ccedil;ığa &ccedil;ıkması demekti.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aslında  insan&uuml;st&uuml; diye bir g&uuml;c&uuml;n tanımlaması, şu beden kalıbıyla ve (5) duyu verileri  ile yaşayan bilin&ccedil;lerin ifadesiydi. İnsanın, beden kalıbından da &ouml;te &lsquo;<strong>&rsquo;RUH&rsquo;&rsquo; </strong>denen asıl varlığı mevcuttu ki, bu <strong>&lsquo;&rsquo;RUH&rsquo;A&rsquo;&rsquo;</strong> ait g&uuml;c&uuml;n ortaya  &ccedil;ıkması, bedenin sırasıyla molek&uuml;l, atom ve par&ccedil;acıklar boyutunun keşfedilmesi  ve bu boyutların kendi i&ccedil;inde sahip olduğu yasaların işleyiş sisteminin  okunarak, bilin&ccedil;li bir şekilde beyin g&uuml;c&uuml; ile kullanılması demekti.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;ocuklar,  beyin g&uuml;&ccedil;lerini bir radar gibi kullanarak mesafeler &ouml;tesinden taradıkları  alanları, beyinlerinin g&ouml;rme merkezinde &uuml;&ccedil; boyutlu olarak algılamaktaydılar.  Ayrıca beyin dalgalarının ulaştığı mek&acirc;nlara, bu dalgalar sayesinde kendi  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini ve seslerini de yansıtabiliyorlardı. &Ccedil;ocukların beyin dalgalarını  okuyabilen ve beynin g&ouml;rme merkezi gibi &uuml;&ccedil; boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye &ccedil;evirebilen  bilgisayarın dev ekranında Kenan ile Elissa&rsquo;nın yaptığı &ccedil;alışmayı izliyorlardı.  &Ccedil;ocuklar bilgisayara bağlı olarak oturdukları koltukların yanındaki g&ouml;revli,  duvardaki taşı taramalarını s&ouml;ylediğinde, &ccedil;ocukların beyninden gelen  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin izlendiği dev ekranda, taşın i&ccedil;inde rulo şeklinde bir k&acirc;ğıdın  olduğu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lendi. G&ouml;revlinin <strong>&lsquo;&rsquo; Taşın yapısını ve enerji boyutunu test  et&rsquo;&rsquo;</strong> komutundan sonra normal toprağın kristal yapısı ile taşı oluşturan  toprağın kristal yapısı hemen birbiri ile kıyaslananınca, ortaya ilgin&ccedil; bir  durum &ccedil;ıktı.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Normal  toprağın kristal yapısı(4) kenar bir k&uuml;p şeklinde olmasına karşın taşın  toprağının kristal yapısı ise bal arısı peteği gibi altıgen şeklindeydi.  Kristallerden yayılan masmavi bir ışık, t&uuml;m ekranı kaplamıştı. Cam b&ouml;lmenin  ardında duran <strong>&lsquo;&rsquo;Y&uuml;ksek Konseyin&rsquo;&rsquo;</strong> ikinci adamı &lsquo;<strong>&rsquo; Tamam; aradığımız  taşı bulduk&rsquo;&rsquo;</strong> dedikten sonra g&ouml;revliye d&ouml;nerek &lsquo;&rsquo; <strong>koordinatları  T&uuml;rkiye&rsquo;deki bekleyen ekibe hemen bildirin&rsquo;&rsquo;</strong> emrini verdi.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><font face="Tahoma" size="3">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1836" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2375-isa%e2%80%99nin-sirri-4-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNSANA MANA VE ESMA PENCERESİNDEN BİR BAKIŞ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2373-insana-mana-ve-esma-penceresinden-bir-bakis.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2373-insana-mana-ve-esma-penceresinden-bir-bakis.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 May 2010 19:31:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2373</guid>
		<description><![CDATA[İNSANA MANA VE ESMA PENCERESİNDEN BİR BAKIŞ İnsan; hem maddi hemde manevi(ruhani-hissi) &#226;lemi BİR arada CEM etmektedir. Dolayısı ile bir ayağımız bu d&#252;nyada iken diğer ayağımız AHİR tarafta bulunmaktadır. Bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İNSANA MANA  VE ESMA PENCERESİNDEN BİR BAKIŞ</span></strong></p>
<p align="center" style="text-align: left; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />İnsan; hem maddi  hemde manevi<span style="color: blue;">(ruhani-hissi)</span> &acirc;lemi BİR arada CEM  etmektedir. Dolayısı ile bir ayağımız bu d&uuml;nyada iken diğer ayağımız AHİR  tarafta bulunmaktadır. Bir g&ouml;z&uuml;m&uuml;z(nefsimiz) bu d&uuml;nyayı seyir eylerken, ruhumuz  (&Ouml;z&rsquo;&uuml;m&uuml;z) kendisinde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan ilmin kapasitesince, AHİR &acirc;lemleri tefekk&uuml;r  etmekte ve dahi &ouml;tesinde Cenabı Allah&rsquo;ın varlığını d&uuml;ş&uuml;nmektedir. </span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanoğlu  s&uuml;rekli bir arayış i&ccedil;erisinde oradan oraya savrulmakta, k&acirc;h afaka y&ouml;nelip,  yıldızlara dokunabilmek arzusu ile yanmakta, k&acirc;h enf&uuml;se y&ouml;nelip esma  terkibindeki &ccedil;ekirdek isminden(Rabbinden) g&ouml;n&uuml;l bah&ccedil;esine yansıyan nurun  sıcaklığı ile ayni orantıda, sıcacık g&ouml;zyaşları d&ouml;kmektedir. Bu &ouml;yle bir &ouml;zlem  ki; dalından kopmuş bir &ccedil;i&ccedil;eğin bir daha hi&ccedil; kavuşamayacağı halde, koptuğu dalı  &ouml;zlemesi gibi, iki sevgilinin bir daha hi&ccedil; kavuşmamak &uuml;zere ayrılması gibi bir  &ouml;zlemdir. İnsanoğlu, rahmet deryasından halk edilmiş bir damladır. </span></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><img width="500" height="486" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/dogaldamla2.jpg" alt="" /></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İnsan ile bu su  damlacığı arasında muazzam bir benzerlik vardır. Nasıl ki bu su damlacığı, buhar  olup semalarda gezmekte, yağmur olup toprağın y&uuml;z&uuml;ne ve yerin altına inmekte,  derelere karışıp akıp gitmekte ve en sonunda deryaya kavuşmaktadır. İşte insan  denen esma terkibi, halk edildiği sonsuz esma deryasını &ouml;zlemektedir. Su  damlasının deryaya kavuşmasından sonra nasıl ki artık damlanın varlığından  bahsedilmezse, insan denen esma terkibinin, esma denizine kavuşmasından sonra  varlığından s&ouml;z edilemez.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bazı  insanlar ge&ccedil;mişi yaşarlar ve ge&ccedil;mişte yaşarlar. Bazı insanlar ise geleceği  yaşarlar ve gelecekte yaşarlar (!).&nbsp; Oysaki <u><span style="color: blue;">AN&rsquo;I</span></u>  yaşayanlardan olabilmek, yukarıda saydığım b&uuml;t&uuml;n &ouml;zlemlerin re&ccedil;etesidir. Kimisi  bir &ccedil;i&ccedil;ek misali koptuğu dalın hayalini kurar iken kimisi su damlacığı gibi  kavuşacağı deryanın hayalini kurmaktadır. Koptuğun dal, kavuşacağın derya ve  SEN, hepsi Cenabı Allah&rsquo;ın ilminde v&uuml;cut bulmuştur ve b&uuml;t&uuml;n oluşlar Cenabı  Allah&rsquo;ın ilminde meydana gelmektedir. Zaman bir hayaldir ve bilincine  algılatılan olaylar zinciridir. Ayrılık ve kavuşma bir hayaldir, y&uuml;reğine  hissettirilen tatlı bir r&uuml;zg&acirc;rdır(nefestir).Bazı r&uuml;zg&acirc;rlar sıcaktır, kavurur ve  yakar, bazı r&uuml;zg&acirc;rlar ise adeta canına can katar.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Balıkların  deryada y&uuml;z&uuml;p, deryadan habersiz olması gibi İnsanoğlu da, Cenabı Allah&rsquo;ın  ilminde ve AN denilen zamansızlığın (sonsuzluğun) i&ccedil;inde (!) her daim Allah ile  beraberdir ve insanın zat&rsquo;ı, hayalindeki bir karakteri nasıl kılıktan kılığa  sokuyor ve halden hale koyuyorsa Cenabı Allah&rsquo;ın Zat&rsquo;ı da sadece bir hayalden  ibaret olan seni(karakteri) kılıktan kılığa sokup, halden hale koymaktadır.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan bu  arayışlarında bir dizi s&uuml;re&ccedil;lerden ge&ccedil;mektedir. Bazı s&uuml;re&ccedil;ler hissi(manevi)  olarak yaşanır iken bazıları zahir olan bedenimizin her bir h&uuml;cresi ile  yaşanmakta ve tadılmaktadır. B&uuml;y&uuml;k okyanusların alt tarafında, derinliklerinde  muazzam bir akıntı vardır ve y&uuml;zeyinde ise esen r&uuml;zg&acirc;rın kuvvetine g&ouml;re &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml;  boyutlarda dalgalar vardır. İnsanın zahir bedeni ve bu bedeni ile işlediği  fiiller, okyanusun y&uuml;zeyindeki dalgalar gibidir. İnsanın derununda, i&ccedil;  boyutlarında ise &ouml;yle muazzam bir akıntı mevcuttur ki; yeterli donanımı olmayan,  y&uuml;zmesini bilmeyen ve rehberi olmayan birinin bu akıntıya kapılıp gitmesi  ka&ccedil;ınılmazdır.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Y&uuml;zeydeki  dalgalara dayanıklı olan geminin adı <u><span style="color: blue;">Şeriattır.</span></u>  Kişi bu gemiye binerek, zahir bedeni ile zahir &acirc;lemdeki mevcut yolculuğunu,  selametle tamam eder. Lakin i&ccedil; boyutlara, derinliklere olan yolculuk i&ccedil;in  y&uuml;zeydeki gemi (Şeriat) ile bağlantılı ayrı bir ara&ccedil; ve donanım gereklidir. Bu  donanımların yanı sıra nefes &ccedil;alışması yapmış olmak, ciğerlerin basınca  dayanıklı olması yani kısaca sağlıklı olması şarttır. Bahsedilen bu &acirc;lem, her ne  kadar kalp olarak tarif edilmişse de bu tarifin &ouml;tesinde insanın sırrında, EZEL  ve EBED boyutu vardır. İşte bu y&uuml;zden, bu boyutların varlığına misal olsun diye,  ge&ccedil;mişin anıları ve geleceğin arayışları vardır.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Bazıları Cenabı Allah&rsquo;ın EVVEL sıfatına iman etmiş ve bu sıfatın saltanatındaki  ESMALARIN terkibinden yaratılmıştır. Bazıları AHİR sıfatına iman etmiş ve bu  sıfatın saltanatındaki ESMALARIN terkibinden yaratılmıştır. ZAHİR ve BATIN  sıfatlarının durumu da bu hal &uuml;zeredir. </span></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><img width="600" height="477" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/kabe.jpg" alt="" /></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">K&Acirc;BE&rsquo;NİN (4)  cephesine (Evvel-Ahir, Zahir- Batın) y&ouml;nelmek ve d&ouml;rt cephesine ayni AN&rsquo; da  namaz kılmak( Hakikat namazı) herkesin nasibi değildir ve nasibi olanlara ise  HAKİKAT EHLİ denmektedir. Bu namazın NİYETİ dahi farklıdır ve bu namaz her  g&uuml;n(5) vakitte eda edilmektedir. D&uuml;nya arz&rsquo;ının bir yerinde namaz vakitlerinin  biri biterken bir başka yerinde, kesintisiz olarak devam etmektedir. Her daim  (24) saat namaz eda edilmektedir. Hakikat namazının imamı,&rsquo;&rsquo;Vaktin İmamıdır&rsquo;&rsquo;.  Bilenler her namaza durduklarında bu &lsquo;&rsquo; İmama&rsquo;&rsquo; tabi olurlar (!).</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &lsquo;&rsquo;HU&rsquo;&rsquo; zikri  bu imamın zikridir. Bu zikir NEFESTİR ve &ouml;yle bir nefestir ki &acirc;lem varlığını bu  zikir ile devam ettirmektedir. T&uuml;m esmalar, bir asker gibi bu sultanın  mahiyetinde ve emrindedir. Direkt olarak sultan zikredildiğinde, beraberinde t&uuml;m  mahiyeti ve saltanatı da zikredilmiş olmaktadır. Diğer esmaların her birinin  farklı g&ouml;revleri, hikmetleri, işleri ve SURETLERİ vardır. Mesela maddi ve manevi  şifa,&rsquo;&rsquo;Şafii&rsquo;&rsquo; isminden gelmektedir. Kalp(<span style="color: blue;">mana ehli</span>)  ve beden doktorları, bu ismin &lsquo;&rsquo;ARZ&rsquo;&rsquo; &uuml;zerindeki tecelli ettiği suretlerdir.  Hastalandığın zaman sultana değil, sultanın emrindeki hekime gittiğin gibi  &lsquo;&rsquo;HU&rsquo;&rsquo; ya da &lsquo;&rsquo;ALLAH&rsquo;&rsquo; isimlerini zikreder iken mevcut bir rahatsızlığın  (maddi-manevi) i&ccedil;in bu ismi zikretmelisin.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beden  hastalığı i&ccedil;in doktora, manevi hastalık i&ccedil;in mana ehline gitmek, Şeriat&rsquo;ın  gereğidir ve işin zahiri y&ouml;n&uuml;d&uuml;r. Bu şekilde Cenabı Allah&rsquo;ın &lsquo;&rsquo;Zahir&rsquo;&rsquo; sıfatına  iman etmiş, K&acirc;be&rsquo;nin(4) duvarından birine, cepheni d&ouml;nm&uuml;ş olursun. Ancak! Şafii  ismini zikretmek bu ismin, batındaki suretine y&ouml;nelmek demektir. Her ismin, arz  &uuml;zerinde tecelli ettiği suretler olduğu gibi &acirc;lem aynasına bakan y&ouml;n&uuml; itibari  ile de bir sureti bulunmaktadır. Bu suretler, beden g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;r&uuml;lebilen bir  suret olmayıp, sadece kalp aynasına yansıdığı şekilde algılanabilmekte ve  hissedilebilmektedir.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</strong>&nbsp;İnsanın  ruh aynasında, &nbsp;beş duyumuza gayb olan varlıkların yansımaları, zamandan ve  algıladığımız mek&acirc;ndan ayrı olarak parlayabilmektedir. Ruhumuzdan direkt olarak  kalbimize yansıtılan bu suret,&nbsp; değişik şekillerde algılanabilir. Ancak! Bir  doktorda, Şafii ismi tecelli etti diye doktora olan y&ouml;nelişimiz tamamen insani  ilişkiler i&ccedil;inde ve belli bir seviyede ise Şafii isminin kozmik &acirc;leme bakan  suretine de farklı bir y&ouml;nelişimiz olamaz(!).Biliriz ki ruhumuzun bu &acirc;leme bakan  sureti, bu beden olduğu gibi kozmik &acirc;leme bakan bir sureti de bulunmaktadır.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Esmaların  hepsinin belli bir hikmeti ve g&ouml;revi var demiştik. Hasta olunca Şafii ismine  m&uuml;racat edildiği gibi ibadetlerden zevk almak ve huşu duymak i&ccedil;inde &lsquo;&rsquo;Metin&rsquo;&rsquo;  ismine m&uuml;racat edilmektedir. İnsanın her g&uuml;n doktora işi d&uuml;şmediği gibi esma  zikirlerinin de belli bir seviyesi ve s&uuml;resi vardır. Zahir varlığımız ile  istifade ettiğimiz esmalar olduğu gibi, ruhumuzun Beka &acirc;lemindeki durumunu  g&uuml;&ccedil;lendirmek ve nurunu arttırmak i&ccedil;in devam edilmesi gerekli olan esmalarda  bulunmaktadır. İşte bu esmalar senin &lsquo;&rsquo;<strong>virdindir</strong>&rsquo;&rsquo;. Mesela GENEL olarak  şu (5) esma, Beka &acirc;lemine aittir. <strong><em><u>VEHHAB, FETTAH, VAHİD, EHAD SAMED&hellip;</u></em></strong></span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kişiye &ouml;zel  olan esmaların durumunun belirlenmesi ise terkibi yetindeki baskın olan  esmaların bilinmesi ile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.<strong><em><u><span style="color: blue;"> </span></u> </em></strong>Kişi, babasının sulb&uuml;yle, ana rahmine akarken, babasında o anda baskın  olan ismin &ouml;zellikleri ile akmakta ve anasındaki baskın olan diğer isimlerle cem  olup, terkibi yetinde ya babasından aldığı ya da anasından aldığı isimleri &ouml;ne  &ccedil;ıkarmaktadır. Belli g&uuml;nlerde cima edilmemesi ve kesinlikle besmele &ccedil;ekerek bu  birleşmenin ger&ccedil;ekleşmesi, b&uuml;t&uuml;n bu işlemleri pozitif ya da negatif olarak  etkilemektedir.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan, Allah  ismi şerifinin kapsamındaki esmaların toplamının terkibidir. Diğer mahl&ucirc;katta bu  isimlerin ancak biri ya da bir ka&ccedil;ı bulunmaktadır. İnsan; terkibinde (varlığının  &ouml;z&uuml;nde) mevcut bu manalar yani esmalar &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde yery&uuml;z&uuml;nde halife kılınmıştır.  Ne melek, ne cin, nede başka t&uuml;r yaratılmışların terkibinde bu esmalar, insanda  bulunduğu &ouml;l&ccedil;&uuml;de değildir. <u>Ancak! Her insanın, yaratılışında belli esmalar  diğerlerinden daha baskındır. Allah (c.c.) hangi ismi, kişide baskınsa, kişi; O  ismin &ouml;zelliklerini otomatikman ortaya koyacak ve ona g&ouml;re bir yaşam tarzı ve  gelişme sergileyecektir</u>. Ayrıca herkesin varlığının &ouml;z&uuml;n&uuml;-&ccedil;ekirdeğini  oluşturan <strong><em>isim tektir.</em></strong> Kişi bu isminin terbiyesinde bulunmaktadır.  Bu ismin &ccedil;ekirdek olması hasebiyle insanda a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan her şey, bu &ccedil;ekirdeğin  dallanıp-budaklanmasıdır Kişinin nefsine arif olması, varlığının &ouml;z&uuml;n&uuml; oluşturan  bu &ccedil;ekirdek ismine arif olmasıdır ki bu &ccedil;ok zordur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Nefsini bilen Rabbini  bilir s&ouml;z&uuml;nce, anlatılmak istenen makam bu makam olup İnsanı Kamillerin  makamıdır.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan bu  d&uuml;nya hayatında bir tutsaktır. Beden ve bedenselliğinin getirdiği şartlanmalar  ve bedene &ouml;zg&uuml; kısıtlamalar, bu tutsağı bağlamış olan zincirin halkalarıdır.  Evvela bu zincirin halkalarını kırmakla işe başlamak lazımdır. Burada esma  konusunu ele aldığımız i&ccedil;in diğer hususlardan bahsetmeyip olaya sadece esma  (isimler) penceresinden bakacağız. Yoksa bu zincirin halkalarını kırmak sadece  esma zikri &ccedil;ekmekle(!) m&uuml;mk&uuml;n değildir. Zikir bu s&uuml;reci hızlandıran  &ccedil;alışmalardan biridir sadece. Burada zikir konusuna da detaylı olarak ele  almayıp sadece kelime tekrarı ile yapılan şeklini anlatmaktayız. Yoksa zikir,  kelime tekrarından da ibaret değildir.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu  tutsaklıktan ve bu esaretten kurtulmak i&ccedil;in ilk adım BİLGİYE ulaşmak ve bu  bilginin getirisini yaşamaktır.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bilgi evrenseldir, ancak a&ccedil;ığa &ccedil;ıktığı veya  tahsil edildiği makamın kapasitesince, kısıtlı olarak algılanmaktadır. Evrensel  bilgi, evrene ve evrenlere y&ouml;n vermekte, mevcut dengeyi dile getirmektedir.  Fakat bu bilgi ağına ulaşmak, &ouml;yle kolay bir iş değildir. Ulaşabilenler ise bu  bilgiyi gizlemekte, kendilerine &ouml;zg&uuml; olarak şifreleyip, kendi aralarında  birbirlerine aktarmaktadırlar.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Senin esma  zikri ile yaşayacağın a&ccedil;ılımlar, bu evrensel bilgi ağına bağlanma neticesinde  olacaktır. Ancak! İlham ile başlayan a&ccedil;ılım s&uuml;reci, devamında o zikrin  suretinden, senin bilincine yansıtılan ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerle bir basamak  artacaktır. Bu ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin ait olduğu &acirc;lemin enerji(nur) d&uuml;zeyi, buraya  g&ouml;re &ccedil;ok y&uuml;ksek frekansta olduğundan ilk etapta v&uuml;cudun yorgun d&uuml;şmesi,  rahatsızlanması vs. diğer belirtilerin olması muhtemeldir. Gece namazları,  riyazet ve v&uuml;cudu hazırlayan &ouml;n zikirler olmadan ve ne gibi haller ile  karşılaşacağını, neler yaşayacağını ve neler yapman gerekeni anlatan bir  rehberin olmadan bu &ccedil;alışmanın i&ccedil;ine girmek, kişiye faydadan &ccedil;ok zarar  getirebilmektedir.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bildiğimiz  ya da bildiğimizi sandığımız ger&ccedil;ekler, bilgiye ulaştık&ccedil;a değişim  g&ouml;stermektedir. Bu değişim netice itibari ile senin iman ve itikadını da  etkileyecektir. Rehbersiz olarak ulaşacağın evrensel sırlar ve bildiklerinin  kozmik &acirc;lemdeki bilgilerle yer değiştirmesi, iman noktasından ayağını  kaydırabilmektedir. Ger&ccedil;ek tektir ama bu ger&ccedil;eği algılayan kişinin,  algılamasından doğan farklılıklar kişi ve bu kişinin eliyle, toplumları  yanıltabilmektedir.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha &ouml;nce <strong> &lsquo;&rsquo;Zamanın Dokusu&rsquo;&rsquo; </strong>isimli yazı dizimde işlediğim &uuml;zere bir takım s&ouml;zler ve  s&ouml;zc&uuml;kler vardır. Bu s&ouml;zler s&ouml;ylendiği zaman bulunduğumuz evren ile başka  evrenler arasında irtibat kurulabilir, Meleklerden yardım alınabilir ve bir  takım g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler oluşturulabilmektedir. Hemen yanı başımızda ve i&ccedil; i&ccedil;e  yaşadığımız Berzah &acirc;lemine bir kapı a&ccedil;ılabilmekte ve o &acirc;lemde bulunanlarla  g&ouml;r&uuml;ş&uuml;lebilmektedir.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; B&uuml;t&uuml;n bu  &acirc;lemlerle g&ouml;r&uuml;şmemizi ve harikulade şeyleri a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarmamızı sağlayan bu s&ouml;zler  değildir. Bu s&ouml;zlerle beynimizin ilgili b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n uyarılması neticesinde  ger&ccedil;ekleşen bir olaydır. İnsan beyni tam bir SIR&rsquo;DIR. Başından beri bahsettiğim  sır, bu cevher topudur ve cevher topunda gizlenmiştir.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beynimizde  saklı ve kilitli nice kapılar vardır ve bu s&ouml;zler, bu kapıların  anahtarlarıdırlar. Her kapı farklı bir bilincin a&ccedil;ılması, her yeni a&ccedil;ılan BİLİN&Ccedil;  ise farklı &acirc;lemlerin KAPISIDIR.</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; S&ouml;zlerimi,  teferruata ait meselelerden &Ouml;Z&rsquo;E doğru &ccedil;ekerek noktalamak istiyorum. </span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &lsquo;&rsquo;KENAN  ilinde Yusuf olmak istersen<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aşk KAZANINDAN doymak istersen<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ouml;nce bir kuyuya d&uuml;şmelisin ve susuz &ccedil;&ouml;llerde gezmelisin&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 12pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;"><br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aşk kapısında bir &ouml;m&uuml;r gerekir, kovulmak vardır ama y&uuml;z&uuml;n&uuml; kara edip d&ouml;nmek  gerekir, Bu yolda bu kapıya eşik olmak vardır. Dayanabilecek misin? &Ouml;nce eşin-  dostun ve ailen &uuml;st&uuml;ne basar. Aşk imtihanı &ccedil;ok zor olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor &acirc;şıklar  kafilesinden nicesi. Aşk imtihanı VEFA testi gerektirir. Sevenlerin ve aşkı  arayanların imtihanı ağır olur, sevgi arttık&ccedil;a, aşka yaklaştık&ccedil;a imtihanın  şiddeti de artar, &ouml;yle ki g&ouml;nl&uuml;nde O&#8217;ndan başkasının sevgisi kalmasın, dilin  O&#8217;ndan başkasını anmasın, Nazarın O&#8217;ndan başkasına bakmasın.<br />
Bu işin s&ouml;z&uuml; hoştur ama bir kere yola koyuldun mu vazge&ccedil;ip geri d&ouml;nsen de  boştur. Vazge&ccedil;tiğin an, vazge&ccedil;ildiğin andır. Allah kaldıramayacağımız y&uuml;k&uuml; bize  y&uuml;klemesin, bizde talep etmeyelim. Ama Murad ehli vardır, Murad edilen vardır.  Eğer MURAD edilenlerdensen ne yapsan, ne etsen seni o ateşe atarlar ve o ateşte  yakarlar. KENAN ilinde Aşk KAZANINA d&uuml;şenlere SELAM olsun&quot;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Mana CAN&#8217;DIR.  Manası olmayan, varlık sahnesinde varlığını s&uuml;rd&uuml;remez. Her taşın, her rengin ve  her sesin bir manası vardır. İnsan sadece değer verdiklerinin sesini duyar,  kokusunu koklar. Sesi duyulacak ve rengi koklanacak o kadar &ccedil;ok mana var ki  Bilemezsin. Hepsini tek tek koklaman m&uuml;mk&uuml;n değil ama neyi koklarsan kokla,  hangi sese kulak verirsen ver hepsi tek bir NOKTADA toplanmıştır. İşte o nokta  sensin. &Ouml;nce kendi mananı bulursan ve kendi sesini duyarsan her bir mana sana  a&ccedil;ıldık&ccedil;a a&ccedil;ılır. Her bir sesi duyar, her bir kokuyu koklar olursun. Taşlarla,  ağa&ccedil;larla konuşur, manevi &acirc;lemin bah&ccedil;elerinden kokular duyarsın. Dost Meclisinde  MUHABBET edilir, sesi senin can kulağına bir meltem gibi iletilir. Sen sanırsın  ki aklıma geldi, hayır sadece duydun ve duyuruldun. </span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">DUYANLARDAN VE  DUYURULANLARDAN OLMAK DİLEĞİ İLE</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><font face="Tahoma" size="3">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="2343" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2373-insana-mana-ve-esma-penceresinden-bir-bakis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KURTARICI</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2357-kurtarici.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2357-kurtarici.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 13:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[KURTARICI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2357</guid>
		<description><![CDATA[KURTARICI Konumuz insanoğlunun bireysel ve toplumsal &#8216;&#8217;Kurtarıcı&#8217;&#8217; beklentisi. Her toplumun k&#252;lt&#252;r&#252;nde ve k&#252;lt&#252;r&#252; ile i&#231; i&#231;e ge&#231;miş dinsel inan&#231;larının b&#252;nyesinde, muhakkak bir kurtarıcı beklentisi bulunmaktadır. Hi&#231; gelmeyen ama geliş tarihi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3"><strong><font face="Tahoma">KURTARICI</font></strong></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="521" height="219" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/kurtarici3.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Konumuz  insanoğlunun bireysel ve toplumsal &lsquo;&rsquo;Kurtarıcı&rsquo;&rsquo; beklentisi. Her toplumun  k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde ve k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ile i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş dinsel inan&ccedil;larının b&uuml;nyesinde, muhakkak  bir kurtarıcı beklentisi bulunmaktadır. Hi&ccedil; gelmeyen ama geliş tarihi &uuml;zerine  s&uuml;rekli hesaplar yapılan bu kurtarıcılar, toplumun k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; canlı tuttuğu gibi  k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ile i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş dinsel inan&ccedil;larını da canlı tutmaktadır. Bu a&ccedil;ıdan  bakıldığında, boş bir hayal dahi olsa, faydalı g&ouml;r&uuml;nmektedir. Bazı faydalar,  insanların şu kısacık d&uuml;nya hayatı i&ccedil;in ge&ccedil;erli olsa bile devamında ki sonsuz  bir hayat i&ccedil;in zararlı olabilmektedir. Kısacık bir &ouml;mr&uuml; bir hayal peşinde  t&uuml;ketmek, devamında ki sonsuz hayatta, &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir kayıp ve pişmanlık  getirecektir.<br />
İnsanoğlu neden hep bir kurtarıcı bekler ve neden gelecek olan kurtarıcı,  genellikle insan&uuml;st&uuml; &ouml;zelliklerle donatılmıştır?&nbsp;&lsquo;&rsquo;İNSAN&Uuml;ST&Uuml;&rsquo;&rsquo;&nbsp;Bu kelime  şeytanın ve şeytanlaşmış insanların, yine insanoğluna karşı kullandığı en b&uuml;y&uuml;k  bir silahtır. Kim ki; İnsan&uuml;st&uuml; bir kahraman arıyorsa, bilsin ki; aradığı sadece  şeytanın kendisine fısıldadığı yalanlardır, boş hayallerdir. Hakikatinden  habersiz olan ve taşıdığı emanetin farkında olmayan, olamayan bu insanlar,&nbsp;ZAN&rsquo;  larında y&uuml;celttikleri her neyse farkında olmadan ona tapmaktadırlar.<br />
Emanet taşımak &ccedil;ok zordur, &ccedil;&uuml;nk&uuml; taşınan emanetin d&uuml;şmanı &ccedil;ok olur. İnsan da  &ouml;yle bir emanet taşımaktadır ki; o emanetin baş d&uuml;şmanı iblis&rsquo;tir. B&uuml;t&uuml;n insi,  cinni ve daha nice ŞER orduları, bu melunun emrindedir. İNSANIN en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanı  bu melundur. İşte bu y&uuml;zden deccalın(yalancının) ardındaki kuklacıyı iyi g&ouml;rmek  lazımdır. Bug&uuml;n bireylere ve toplumlara sunulan &lsquo;&rsquo;kurtarıcılar&rsquo;&rsquo; o bireyin ve  toplumun deccalı olabilir. Deccalın ilk s&ouml;zl&uuml;k manası yalancı diye ge&ccedil;mektedir.  Nedir yalancı? Kendini olduğundan farklı g&ouml;sterip, boş hayaller ve s&ouml;zlerle kişi  ve toplumları kandırandır. H&acirc;lbuki ger&ccedil;ek kahramanlar sessizdir, m&uuml;tevazı ve  tevazu sahibidirler. Sadece s&ouml;ylenmesi gereken yerde, s&ouml;ylenmesi gereken  kadarını s&ouml;ylerler ve yapılması gerekeni, zamanı geldiğinde yaparlar. İNSAN&Uuml;ST&Uuml;  değillerdir sadece İnsan olmanın gereğini yerine getirirler. Kim ki; İnsan&uuml;st&uuml;  bir kahraman arıyorsa, bilsin ki; aradığı sadece şeytanın kendisine fısıldadığı  yalanlardır, boş hayallerdir.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="600" height="417" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/kurtaricisahtesi.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Peki, hi&ccedil;  kurtarıcı gelmedi mi ya da gelmeyecek mi? Elbette geldi ve gelmektedir. Ama siz  nasıl bir kurtarıcı bekliyorsunuz? Unutmayın Hazreti Muhammed&rsquo;in (s.a.v.)  geleceğini m&uuml;jdeleyen ve bekleyen nice insan, Hazreti Muhammed (s.a.v.)  geldiğinde&nbsp;&lsquo;&rsquo;Bu O değil&rsquo;&rsquo;&nbsp;demişlerdi. H&acirc;lbuki O&rsquo;nun geleceğini, g&uuml;n&uuml; g&uuml;n&uuml;ne  haber veren yine kendileriydi.<br />
Cenabı Allah, Sırat-ı M&uuml;stakim &uuml;zere yolunuzu ve yolumuzu dosdoğru kılsın ve  bizi doğruluktan ayırmasın ve haddimizi aşmaktan dolayı bağışlayıp, gazabından  muhafaza buyursun, hayal ve ZAN&rsquo; larımızın peşinde koşmaktan da korusun. Cenabı  Allah, herkesin Allah&rsquo;ı ve her zerreden işlemekte ve tecelli etmektedir. Evliya  diye y&uuml;celtilen İNSAN&rsquo;DA O&rsquo;nun aynası, cahil diye yerilen İNSAN&rsquo;DA O&rsquo;nun aynası.  Aynalardan yansıyan, O&rsquo;nun sonsuz isimlerinin terkibidir. Kimse kimseyi Evliya  diye y&uuml;celtmesin, kimse kimseyi Cahil diye yermesin.<br />
Bir kapı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ve arkasında ne olduğu bilinmiyor ama herkes  kendi&nbsp;ZANNINCA,&nbsp;kapının&nbsp;ARKASINI HAYAL&nbsp;ediyor. Daha sonra bu insanlardan tek tek  kapının arkasına bakmaları isteniyor. Her bakan farklı bir şey g&ouml;r&uuml;yor&nbsp;NEDEN?<br />
&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu insanlar daha kapının arkasına bakmadan, d&uuml;ş&uuml;nce ve hayallerinde  KAPININ ARKASININ resmini &ccedil;izdiler ve her bakan kendi &ccedil;izdiği resmi g&ouml;rd&uuml;. Size  ne anlatırsa anlatılsın, hangi bilgi verilirse verilsin, verilen, verenin  &ccedil;izdiği resimdir hepsi o kadar.<br />
Kimilerinin ZAN&rsquo; larında &ccedil;izdiği resme g&ouml;re kurtarıcısı şeyhidir, kiminin ise  peşinden gittiği lideridir. İnsan olarak hakikatimizi idrak edemediğimiz  m&uuml;ddet&ccedil;e, &ccedil;izdiğimiz ya da bizim adımıza başkalarının &ccedil;izdiği, insan&uuml;st&uuml;  kurtarıcılar hi&ccedil; bitmeyecek ve gelmeyecektir.&nbsp;Oysaki &ouml;yle &ccedil;ok kurtarıcı gelip  ge&ccedil;mektedir ki, varlıklarından habersiz kurtarıcılar bekliyoruz<br />
Sizde bilmektesiniz ki; s&ouml;zler bir testinin, i&ccedil;inde suyu muhafaza etmesi gibi  mana suyunu muhafaza ederler. Değerli olan testinin kendisi değil i&ccedil;inde  taşıdığıdır. Ayni bunun gibi bazı s&ouml;zler, ab-ı hayat gibi diriltici mana  taşırken, bazı s&ouml;zler ise ahu gibi zehirli manalar i&ccedil;ermektedir. Cenabı Allah,  bizleri bu t&uuml;r s&ouml;zlerden muhafaza eylesin. Kurtarıcı, &ouml;nce insanın kendisidir,  sonsuzluğa a&ccedil;ılan kapının m&uuml;hr&uuml;, insanın kendisidir. &Ouml;tede bir kurtarıcı  beklemek insanın kendini hakikatinden perdelemesi demektir. . İnsanı enf&uuml;s&uuml;nden,  manadan alıkoyup maddeye, afaka y&ouml;nelten bir arayış, doğrudan deccalın tuzağına  g&ouml;t&uuml;rmektedir bizi. Affınıza sığınarak her zaman tekrarladığım bir s&ouml;z&uuml;  tekrarlayarak, noktayı koymak istiyorum.<br />
D&uuml;ş&uuml;nmek, tefekk&uuml;r etmek, akıl etmek ve anlamaya &ccedil;alışmak. Cenabı Allah&rsquo;ın, akıl  ve irade bahşettiği birimlerin, yine bu akıl ve irade ile Cenabı Allah&rsquo;ı  bulabilmesi i&ccedil;in birer eşsiz nimettir. Her nimetin ş&uuml;kr&uuml;, kendi cinsinden  olmalıdır. İşte bu sebebe binaen, d&uuml;ş&uuml;nen herkes ister bize g&ouml;re m&uuml;sl&uuml;man olsun,  isterse başka bir inan&ccedil; sisteminden olsun, d&uuml;ş&uuml;nerek bu nimetin ş&uuml;kr&uuml;n&uuml; eda  etmektedir.<br />
Cenabı Allah, g&uuml;&ccedil;l&uuml; kitabında her neyi zikretmişse, her neyi &ouml;n&uuml;m&uuml;ze koymuşsa,  mutlaka bir sebebe binaendir. İşte bu sebeplerden en &ouml;nemlisi, d&uuml;ş&uuml;nmektir.  Bug&uuml;n insanlığın &ouml;n&uuml;nde- ki engelleri kaldıranlar ve insanlığa yeni &ccedil;ığır  a&ccedil;anlar, d&uuml;ş&uuml;nenlerdir ve d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rebilenlerdir.<br />
Hakikat dağının eteklerinde, gecenin karanlığında, bi&ccedil;are olarak gezinen  bizlere; elbette ki bu dağa tırmananların ve tırmanıp ta inişe ge&ccedil;enlerin  s&ouml;zleri ağır gelecektir. Eğer biraz olsun D&Uuml;Ş&Uuml;NEBİLSEYDİK, başımızı kaldırır,  tepesinde Dolunay&rsquo;ın parladığı dağa bakmayı AKIL ederdik. G&ouml;rd&uuml;klerimizle ve  bize anlatılanlarla bir şeyleri ANLAMAYA &ccedil;alışır ve anladığımızı yaşardık.<br />
&nbsp;&nbsp;B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1767" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2357-kurtarici.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI BÖLÜM 3.bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2353-isa%e2%80%99nin-sirri-bolum-3-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2353-isa%e2%80%99nin-sirri-bolum-3-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Apr 2010 16:14:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI BÖLÜM 3.bölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2353</guid>
		<description><![CDATA[İSA&#8217;NIN SIRRI B&#214;L&#220;M 3.b&#246;l&#252;m &#160;&#160;&#160; Bak kızım; şu g&#246;rd&#252;ğ&#252;n beden, insana giydirilmiş bir hayvan postudur. Bu postun ardında şeffaf bir bedenimiz vardır. İnsanın yaşam deney imlediği ilk arz burası değildir....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><strong> <span style="font-family: Tahoma; color: black;">İSA&rsquo;NIN SIRRI B&Ouml;L&Uuml;M 3.b&ouml;l&uuml;m</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></span><u><span style="text-decoration: none; font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;</span></u><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp; </span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Bak kızım; şu  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n beden, insana giydirilmiş bir hayvan postudur. Bu postun ardında şeffaf  bir bedenimiz vardır. İnsanın yaşam deney imlediği ilk arz burası değildir.  Burası bir &ouml;nceki arz&rsquo;dan yoğunlaşarak s&uuml;rg&uuml;n edildiğimiz yerdir. D&uuml;nya dışında  bu et ve kemik beden yoğunluğumuza g&ouml;re soyut, şeffaf sayılan arz&rsquo;lar ve bu  arz&rsquo;larda yaşayan şeffaf bedenli bilin&ccedil;ler mevcuttur. İnsanın asıl varlığı,  bilin&ccedil; yapıdır.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; ELİSSA: Bir &ouml;nceki arz  dediniz, yani daha &ouml;nce yaşadığımız yer ya da gezegen gibi bir yer mi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: Bir &ouml;nceki arz, bu &uuml;&ccedil;  boyutlu cisimler &acirc;leminden değildir kızım, onun i&ccedil;in gezegen diyemeyiz. Ancak bu  cisimler &acirc;leminden olan gezegenlerde de yarı şeffaf beden yapısına sahip  bilin&ccedil;ler mevcuttur.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; ELİSSA: Yarı şeffaf beden  yapısına sahip bilin&ccedil;ler mi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: &Acirc;dem nesli, cennet  vadisinde yaratıldığı an&rsquo;dan itibaren s&uuml;rekli yenilenerek, şeffaf bedeni daha da  şeffaf hale geliyordu. Ne zaman ki &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n sırrına merak sarıp, cennet  vadisinden indirildi, kademe kademe yoğunlaşarak bu hayvan postuna b&uuml;r&uuml;nd&uuml;.  Ancak, dediğim gibi bu iniş ve bu s&uuml;rg&uuml;n tek bir seferde olmadı. Şeffaf bedeni  ile s&uuml;rg&uuml;n edildiği başka şeffaf arz&rsquo;lar vardı. Şeffaf beden daha da  yoğunlaşarak yarı şeffaf hale geldi ve başka arz&rsquo;lara s&uuml;rg&uuml;n edildi.  Yoğunlaşmanın son haddi yani et ve kemik bir bedene b&uuml;r&uuml;nmek <strong><u>&rsquo;&rsquo;aşağıların  en aşağısı&rsquo;&rsquo;</u></strong> olarak tarif edilmektedir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: O zaman, bu d&uuml;nya  dışında bu beden formunun bir &uuml;st&uuml; olan yarı şeffaf beden yapısına sahip  &Acirc;dem&rsquo;ler mevcut.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: Elbette evlat; zaten  yaratılan ilk &Acirc;dem, tek olarak yaratılmadı. İlk yaratılışta &Acirc;dem&rsquo;ler vardı ve  her biri kademe kademe farklı arz&rsquo;lara s&uuml;rg&uuml;n edildi. Her arz&rsquo;ın fizik yapısı,  zaman algısı ve şartları değişik olduğundan b&uuml;r&uuml;nd&uuml;kleri fizik beden farklı,  d&uuml;ş&uuml;ş ve tek&acirc;m&uuml;llerindeki zaman algısı farklıdır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: O zaman hala d&uuml;şmekte  olan şeffaf bedenli ya da yarı şeffaf bedenli bilin&ccedil;ler yani &Acirc;dem&rsquo;ler olduğu  gibi, <strong>&lsquo;&rsquo;aşağıların aşağısına&rsquo;&rsquo;</strong> bizden &ouml;nce d&uuml;şm&uuml;ş ve tek&acirc;m&uuml;le yani &ccedil;ıkışa  &ccedil;oktan başlamış bilin&ccedil;ler yani &Acirc;dem&rsquo;lerde mevcut.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: İşte bu &Acirc;dem&rsquo;ler yani  bilin&ccedil;lerin, d&uuml;nya &uuml;zerinde yaşayan biz insanlara m&uuml;dahale ettiği d&ouml;nemler  vardır. Ancak bu m&uuml;dahale, m&uuml;dahale edenlerin durumuna g&ouml;re, negatif ya da  pozitif y&ouml;nde olmaktadır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; ELİSSA: O zaman d&uuml;nyayı bir  satran&ccedil; tahtasına benzetebiliriz ve bu satran&ccedil; tahtasında karşılıklı oynayan iki  gurup ya da guruplar&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: Ha yaşayasın kızım;  işte &lsquo;<strong>&rsquo;altın şehrin&rsquo;&rsquo;</strong> hik&acirc;yesi de tam olarak bu guruplar ile alakalıdır&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Şer manada mı, Hayır  manasında mı?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: Altın şehrin hik&acirc;yesi  bizden &ouml;nceki altıncı hissi kuvvetli olan yani beş duyusu değil, altı duyusu da  faal olan bir ırk&rsquo;a, nesle kadar uzanmaktadır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; ELİSSA: Altı duyusu da faal  olan bir ırk&rsquo;a kadar mı uzanmaktadır?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: Bizim uykuda  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z Salih r&uuml;yaları, onlar uyanık iken g&ouml;r&uuml;yorlardı. Bildiğiniz gibi  r&uuml;yaların bir kısmı dış uzaydan alınan mesajlar olduğu gibi, i&ccedil; uzayımızdan  alınan mesajlardan da oluşmaktadır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Peki bu nasıl m&uuml;mk&uuml;n  oluyordu ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: Dedim ya; Altın  şehrin sakinleri, yarı şeffaf bir beden yapısına sahip olan bir ırk&rsquo;a aittir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; ELİSSA: Yani beden yapıları  bizden farklıydı. O zaman <strong>(DNA)</strong> yapıları da farklı olması gerekir değil  mi? Şey <strong>(DNA)</strong>&rsquo;ın ne olduğunu biliyorsunuz değil mi?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: Ş&ouml;yle s&ouml;yleyeyim  kızım; &uuml;zerinde yaşadığımız şu arz&rsquo;ın toprağının kristali <strong>(K&Uuml;P)</strong>  şeklindedir ve k&uuml;p&uuml;n şekli <strong>(4)</strong> kenardır. K&acirc;be&rsquo;nin d&ouml;rtkenarı vardır ve  ha&ccedil; işaretinin de (<strong>4)</strong> kenarı vardır. İnsan <strong>(DNA)</strong>&rsquo;sının da (<strong>4</strong>)  temel harfi vardır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Hakikaten be amca, ayni  dediğin gibi. Bug&uuml;ne kadar hi&ccedil; b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmemiştim bu olayı, hakikaten &ccedil;ok  enteresan&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: Şimdi gelelim altın  şehrin sakinlerine; bu ırk&rsquo;ın <strong>(DNA</strong>) yapısı <strong>(6)</strong> harften  oluşmaktaydı ve ait oldukları arz&rsquo;ın toprağının kristali, bal arısının peteği  gibi <strong>altıgen </strong>kenardan oluşmaktaydı. &Acirc;dem&rsquo;ler Cennet vadisinden s&uuml;rg&uuml;n  edildiğinde, kademe kademe indirildiler demiştim ya &lsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Evet&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR:<span>&nbsp; </span>Buraya, <strong>hayvan bedenlerinin (DNA</strong>) yapısına indirilmeden &ouml;nceki arz&rsquo;ımız, ayni bal  arısının peteği gibiydi. <strong>Bal arısı misali hem &ouml;z&uuml;m&uuml;z hemde altıncı hissimiz  vahye a&ccedil;ıktı ve meleklerle irtibat halinde idik</strong>. Bug&uuml;n bizim r&uuml;ya dediğimiz  mesajları, uyanık halde iken alabiliyorduk.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; KENAN: Vahiy dediniz ama  bildiğim kadarı ile sadece peygamberlere vahiy inmiyor mu ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR: Peygamberlere inen  vahiy ile mahl&ucirc;katın kalanına inen vahiy arasında derece farkı vardır evlat.  Peygamberlere inen vahiy, <strong><u>Kemal mertebede</u></strong> olanıdır Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;de NAHL suresinde <strong>&lsquo;&rsquo;Biz arıya vahyettik&rsquo;&rsquo;</strong> der. İ&ccedil;imizde uyuyan  latif ve şeffaf olan &Acirc;dem, hala ayni vahye muhataptır. Ancak beynimizin (5) duyu  girdisi ve aklın bu verilerle işlem yapması, &Ouml;z&rsquo;&uuml;m&uuml;zdeki bu &Acirc;dem ile aramızda  bir <strong><u>parazitlenme</u> </strong>oluşturmaktadır. <strong><u>&Ouml;z&rsquo;&uuml;m&uuml;zdeki bu &Acirc;dem, bal  arısı gibidir evlat&rsquo;&rsquo;</u></strong></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; ELİSSA: İ&ccedil;imizde uyuyan latif  ve şeffaf olan &Acirc;dem bahsini biraz daha a&ccedil;armısınız ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; İHTİYAR</span><span style="font-family: Tahoma;">:&nbsp;&nbsp;&nbsp;  İnsan vehim duygusunu yenebilirse ya da başka bir deyişle kontrol edebilirse,  beş duyu algılamasına hitap eden oluşların ve yok oluşların sadece bir hayal ya  da r&uuml;ya olduğunu idrak edebilirse, bu idrak noktasında Hakk&rsquo;ı m&uuml;şahede eder ve  &ccedil;okluk g&ouml;z&uuml;nden silinir.<span>&nbsp; </span>Vehmin yani &ccedil;okluğun kalktığı bir idrak  d&uuml;zeyi, Musa (a.s.) asasının, sihirbazların yılanlarını yuttuğu duruma misaldir.  Bu hal zaman zaman her insanda zuhur edebilir ancak &ccedil;ok kısa s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in asa  misali ortaya &ccedil;ıkan bu idrak d&uuml;zeyi, kovuğuna &ccedil;ekilen bir yılan gibi, bilincinin  derinliklerine tekrar gizlenerek kaybolur.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Erenler bu idrak d&uuml;zeyine, beden elbisesi  i&ccedil;inde uyuyan &Acirc;dem adını verirler. Uykuda olan bu beden kalıbı değildir, bu  beden kalıbının manyetik &ccedil;ekim alanında uyuyan &Acirc;dem&rsquo;dir. Ne zaman ki uyanacak ya  da &ouml;l&uuml;m denen olayla uyandırılacak, ger&ccedil;eğin farkına varacaktır. &Ouml;l&uuml;m denen  mecburi uyandırılıştan &ouml;nce uyananlar, az &ouml;nce bahsettiğim idrak d&uuml;zeyini  s&uuml;rekli yaşayacakları i&ccedil;in, Musa (a.s.) a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan <strong>Kudret sıfatı,  tasarruflarına bir asa gibi verilecektir</strong>.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ouml;l&uuml;mden sonraki bir hayatın ve &acirc;lemin  varlığı olduğu i&ccedil;in, bu &acirc;lemde uyanınca, bu &acirc;lemin fizik kurallarının &uuml;st&uuml;nde  bir tasarrufu olur. Bu tasarrufa Peygamberler de Mucize, Veliler de ise Keramet  adı verilmektedir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yalnız adı ge&ccedil;en bu &Acirc;dem eğer bu d&uuml;nyada  uyanamazsa, ahiretin hangi aşamalarında uyanır Allah bilir. İnsanın bilinci, bu  d&uuml;nya sahnesi kapanırken ne ise, &ouml;l&uuml;mden sonraki bilinci de aynidir. Ancak  farklı bir boyut, farklı bir &acirc;lem ve farklı varlıklarla karşı karşıya kalacağı  i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir korku ve şaşkınlık i&ccedil;inde olacaktır. Cenabı Allah, hepimizi  muhafaza buyursun.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KENAN: O zaman elbiseleri ile birlikte yanan  o adamın, nasıl yandığını buradan a&ccedil;ıklayabiliriz değil mi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; İHTİYAR: Altın şehrin atmosferinde &ccedil;ok yoğun  bir elektriklenme mevcuttur. Bu elektromanyetik enerji yoğunluğunu ancak (<strong>6)</strong>  harfli (<strong>DNA)</strong> yapısına sahip olan yarı şeffaf ırk kaldırabilir. Altın  şehre girdikten sonra yanan insanların ise mevcut (<strong>DNA)</strong> yapıları <strong>(4)</strong>  harften oluştuğu i&ccedil;in ne ortamın yoğun enerjisini, nede bu enerji sayesinde  i&ccedil;inde uyuyan &Acirc;dem&rsquo;in uyanması ile bir an&rsquo;da &ccedil;ıktıkları idrak ve bilin&ccedil; d&uuml;zeyini  kaldırabildiler. V&uuml;cut yapıları, <strong>&Ouml;z</strong>&rsquo;lerindeki &Acirc;dem&rsquo;den &ccedil;ıkan Kudret  sıfatı ile yanıp,k&uuml;l oldu..&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ELİSSA: Vay be amca; demek başka &acirc;lemler ve  bu &acirc;lemlerde başka &Acirc;dem&rsquo;ler mevcut ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; İHTİYAR: Nice &acirc;lemler ve bu &acirc;lemler de nice  arz&rsquo;lar yaratılmıştır. Yaratılan bu arz&rsquo;lardan da nice bedenler yaratılmıştır.  İşte bu bedenlerden de nice nefisler yaratılmıştır. Yaratılan bu nefislerin her  birinin ve&ccedil;hi <strong>(y&uuml;z&uuml;</strong>) K&uuml;lli Ruh&rsquo;a d&ouml;n&uuml;kt&uuml;r. <strong>Beden anne misali, K&uuml;lli  ruh ise baba misalidir</strong>. Yaratılan her nefis, bu ikisinin evladı misalidir.  Beden, arza benzer ve dişidir. Ruh, suya benzer ki erkek misalidir. Nasıl ki  toprak, yaratılışa SIR olduysa, bedenler de nefislerin yani latif insanın  yaratılışına SIR olmuştur. Toprak kıvamına getirildikten sonra nasıl buğday  ekiliyorsa, Rahimlerde kıvamına getirilen bedenlere de latif insan yani nefisler  ekilmektedir. İşte bu nefisler hasat zamanına yani &ouml;l&uuml;m vaktine değin bu bedenin  bağrında beslenip, şekillenmektedir. Annenin karnındaki bebekle nasıl bir bağı  varsa, beden ile nefisler arasında da ayni bağ vardır. Annenin yediği, i&ccedil;tiği ve  s&ouml;ylediği, duygusallığı ve &ouml;fkesi nasıl karnında taşıdığı bebeğe sirayet ediyor  ve onu etkileyip şekillendiriyorsa, bu bedenlerin de her bir işi, nefislere yani  latif insana etki edip, şekillendirmektedir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;İsa (a.s.) yaratılışı hususunda Hazreti  Meryem, &Acirc;dem (a.s.) cismaniye tine misaldir. Hazreti İsa (a.s.) ise &Acirc;dem&rsquo;e  &uuml;flenen Ruh&rsquo;a misaldir. Burada Hazret ifadesi kullanmayışımın sebebi &Acirc;dem (a.s.)  cismani yeti, bu Ruh ile kemal bulmasından dolayıdır. Ayni Ruh&rsquo;un Hazreti İsa  (a.s.) olarak zuhur etmesi, cisimler &acirc;lemine zuhur etmesinden dolayıdır. Hazreti  İsa (a.s.) yaratılışı bu şekilde olduğu i&ccedil;in bedensellikten ziyade cismani yete  yakındır. G&ouml;zlere g&ouml;r&uuml;nen bedeni, Meleklerin bedene b&uuml;r&uuml;n&uuml;p g&ouml;r&uuml;nmesi gibidir.  Bu y&uuml;zden kendisine <strong>&lsquo;&rsquo;RUH&rsquo;&rsquo;</strong> denmiştir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;Hakk&rsquo;ın boyutsal olarak g&ouml;r&uuml;nen ilk ve&ccedil;hi  Rahman&rsquo;dır. Hak ismi de Rahman ismi de Zat&rsquo;a işaret eder. Varlıklar &ouml;zleri  itibari ile Rahman&rsquo;a bağlıdırlar. Ancak varlık sahnesinde şekillenmeleri, Rahim  sıfatı iledir. Rahman isminin saltanat dairesi i&ccedil;indeki yaratılmışların t&uuml;m&uuml;,  Esmalardan m&uuml;teşekkildir. Her Esmanın manasının suret bulması yani a&ccedil;ığa &ccedil;ıkması  Rahim sıfatı iledir. Rahman isminin saltanatında Esmalar vardır ama suretler  yoktur. A&ccedil;ığa &ccedil;ıkan suretler, bu Esmaların manalarıdırlar ve bu manaların surete  b&uuml;r&uuml;nmesi Rahim ile olmaktadır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;Bizimkiler, okunmuş su ve ha&ccedil; işaretinin  olduğu k&acirc;ğıdı alarak, Hasan hocanın yanından ayrıldıktan sonra akşam ezanına az  bir zaman kalmış olduğundan, hızla tarif edilen eve doğru yol alırlar. Ayni  g&uuml;nlerde T&uuml;rkiye&rsquo;nin Urfa şehrinde de bir hareketlilik s&ouml;z konusuydu.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp; Yahudilerin, Urfa&rsquo;da kurmuş olduğu Kadın  Doğum hastanesi vardı. Y&ouml;re insanına sağlanan &uuml;cretsiz muayene ve kontrollerde,  hamilelik s&uuml;recinde hastaneye kontrol i&ccedil;in gelen kadınların, kontrolden  ge&ccedil;irilirken kozmik ışınların bir benzeri olan bir ışına maruz bırakıldığı ve  doğacak &ccedil;ocukların, daha ana karnında iken <strong>DNA</strong>&rsquo;larının programlanıp, zek&acirc;  &ouml;z&uuml;rl&uuml; ya da bir &ccedil;eşit <strong><u>tek&acirc;m&uuml;le kapalı</u></strong> bir nesil oluşturulmaya  &ccedil;alışıldığı s&ouml;yleniyordu. Bunun gibi daha bir&ccedil;ok s&ouml;ylentinin aslının  araştırılması i&ccedil;in Doktor &Ouml;mer Bey, bu hastanede g&ouml;revlendirilmişti.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fakat b&uuml;t&uuml;n bunların yanı sıra, İsrail&rsquo;den  turist olarak gelen kadınlar, bu hastanede doğum yapmakta ve &ccedil;ocuklarına T&uuml;rk  vatandaşlığı hakkını da kazandırmaktaydılar. İsrail bu hastaneyi, b&ouml;lgenin  geleceğine d&ouml;n&uuml;k planların, icra edildiği bir merkez gibi kullanmaktaydı. Doktor  &Ouml;mer, bu hastanede g&ouml;reve başladıktan sonra daha da karışık olayların i&ccedil;ine  girmiş oldu.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Zamana yayılmış bir şekilde, periyodik  olarak İsrailli kadınların bu hastanede doğum yapma oranı artıyordu. Uluslar  arası anlaşmalar gereği T&uuml;rkiye Cumhuriyeti bu &ccedil;ocuklara T&uuml;rk Vatandaşlığı  hakkını vermek zorundaydı.<span>&nbsp; </span>&Ouml;mer doktor bir doğum olayına m&uuml;dahale  ettikten sonra dinlenme odasına &ccedil;ekilirken hastaneye İsrail&rsquo;den bir yetkili  ziyarete gelmişti. Daha birka&ccedil; g&uuml;n &ouml;ncesine kadar herhangi bir resmi g&ouml;revi  olmayan birileri de gelmiş ve başhekim &ouml;zenle karşılamıştı. Son zamanlarda  esrarengiz ziyaret&ccedil;ilerin artması sıklaşmıştı. Bu hi&ccedil; iyiye işaret sayılmazdı.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ouml;mer bu hastaneye ilk getirildiği g&uuml;n,  başhekimin odasını alıcı bir g&ouml;zle incelemişti. Elektromanyetik tarayıcılarla  tespit edilemeyecek olan yeni bir dinleme cihazını, buraya yerleştirmesi  gerekiyordu. <strong><u>Bağlı olduğu birimin</u></strong>, &lsquo;<strong>&rsquo;proje &uuml;retim ve geliştirme  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n&rsquo;</strong>&rsquo;&uuml;rettiği bu cihaz da, metal alışım kullanılmıyordu. Alaşımında  metal olmadığı i&ccedil;in dinleme mesafesi de haliyle &ccedil;ok kısaydı. Daha geldiği ilk  g&uuml;n, başhekimin odasında ki akvaryumda karar kılmıştı.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İlerleyen g&uuml;nlerde akvaryumun temizlenmesi  ve suyunun değiştirilmesi esnasında, temizlik&ccedil;inin dalgınlığından yararlanarak  gemi maketinin i&ccedil;ine, cihazı yerleştirmişti. Ameliyattan yeni &ccedil;ıktığı i&ccedil;in  kendine &ouml;zel dinlenme odasına ge&ccedil;erek, gelenlerin başhekimle olan konuşmalarını  dinlemeye başladı.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; YETKİLİ: Bana bak doktor, yukarıdan  sıkıştırıyorlar. Hala b&ouml;lge insanının olası organ nakli i&ccedil;in, doku &ouml;rneklerinin  raporunu g&ouml;ndermemişsiniz&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; B.HEKİM: Uğraşıyoruz efendim ama elimizden  gelen bu kadar. B&ouml;lge insanı kadınlarını buraya getirmekte ve burada doğum  yaptırmakta &ccedil;ekingen davranıyorlar&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; YETKİLİ: Neden ki ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; B.HEKİM: B&ouml;lge insanı m&uuml;sl&uuml;man olduğundan,  kadınlarını bırakın kendi dinlerinden olmayan birine muayene ettirmeyi, erkek  doktora bile g&ouml;t&uuml;rmeyenlerin sayısı hayli fazla.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; YETKİLİ: O zaman kadın doktorlar isteyelim  yukarıdan&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; B.HEKİM: Onu bizde d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;k ama zaten  hakkımızdaki yayılan s&ouml;ylentileri biliyorsunuz. B&uuml;t&uuml;n bunların &uuml;st&uuml;ne İsrail&rsquo;den  kadın doktorlar getirirsek iyice ş&uuml;pheleri &uuml;zerimize &ccedil;ekmiş oluruz. Bu işi daha  farklı y&ouml;ntemlerle &ccedil;&ouml;zmeliyiz.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; YETKİLİ: Şu &Ouml;mer doktor, nasıl işimize  yarayacak mı ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; B.HEKİM: Ne demek efendim, yaradı bile.  T&uuml;rkiye&rsquo;nin her yerinden onun ismini duyanlar, atlayıp buraya geliyorlar muayene  i&ccedil;in.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; YETKİLİ: Bize T&uuml;rkiye&rsquo;nin her yerindeki doku  &ouml;rnekleri lazım değil, b&ouml;lge insanının doku &ouml;rnekleri lazım&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; B.HEKİM: O zaman bizimkiler biraz daha  sıkıştırsınlar, şu doktorlarla ilgili yasa konusunu. Bu sayede yeni mezun  doktorlardan bir&ccedil;oğunu burada istihdam edebiliriz ve <strong><u>&ouml;zel muayeneler  sayesinde bu işi hızlandırabiliriz.&rsquo;&rsquo;</u></strong></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; YETKİLİ: Tamam ben yukarısı ile konuşurum.  &lsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1206" title="1" title="16 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2353-isa%e2%80%99nin-sirri-bolum-3-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KUR&#8217;AN ve MANALARI HAKKINDA&#8230;.</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2348-kuran-ve-manalari-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2348-kuran-ve-manalari-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Apr 2010 15:37:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[KUR'AN ve MANALARI HAKKINDA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2348</guid>
		<description><![CDATA[KUR&#8217;AN ve MANALARI HAKKINDA.... Kuran&#8217;ı Kerim&#8217;in hem zahir, hem batın, hem de Led&#252;nni manaları vardır buyrulmaktadır. Zahir manaların bir kısım sofiler tarafından &#246;nemsiz g&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; ve asıl olanın Batın manası olduğu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center" class="ha"><font face="Tahoma" size="3"> <span class="hP" id=":8p">KUR&#8217;AN ve MANALARI HAKKINDA..<wbr></wbr>..</span></font></h1>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="604" height="323" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/besmeledenturkiye.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in hem zahir, hem batın, hem de Led&uuml;nni manaları vardır  buyrulmaktadır. Zahir manaların bir kısım sofiler tarafından &ouml;nemsiz g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;  ve asıl olanın Batın manası olduğu ileri s&uuml;r&uuml;lmektedir. Ancak zahir ve batın  kavramı, kişi ve kişilere g&ouml;re değişmektedir. Sana zahir olan, bana batındır ya  da bana zahir olan, sana batındır. Erebildiğin, idrak edebildiğin ve sana  a&ccedil;ıldığı kadar,&nbsp; sana zahirdir, kalanı ise batındır. Oysaki bu t&uuml;r sohbet ve  yazılarımızda &ouml;yle &ccedil;ok zahir- batın kavramları kullanmaktayız ki;<span>&nbsp; </span> gelişi g&uuml;zel kullandığımız bu kavramlar, meselenin &ouml;z&uuml;nden bizi perdelemektedir.  Evvela Zahir nedir ve Batın nedir, kavram olarak bunu idrak etmeli, ondan sonra  Kuran&rsquo;ın manalarını bunlarla etiketlemeliyiz.</font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; B&acirc;tıni manaların hem KEŞİF yollu, hem de tahsil edilen  İLİM ve bu İLME dayalı tefekk&uuml;r sebebi ile kişiye a&ccedil;ıldığı malumdur. Tahsil  edilerek elde edilen, İlim yollu erişilen mana genelde akla hitap ettiği i&ccedil;in,  herkes tarafından anlaşılabilir ve kabul edilebilir seviyededir. Ancak KEŞİF  yollu erişilen mana ise, keşif sahibinden gayrisi i&ccedil;in delil değildir.</font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan aklının, tahsil ettiği ilme ve beş duyu sayesinde  elde ettiği verilere g&ouml;re, bir sınırı vardır. İşte bu sınırdan sonra KEŞİF  başlamaktadır. Salih r&uuml;yalar da bu keşif dairesinde yer almaktadır. Maddi  bedenimiz zahir, zihin ve d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyamız ise batın olarak &ouml;rneklendirilebilir.  Beden olmadan ne d&uuml;ş&uuml;ncemiz ve zihnimiz bir işe yarar ne de d&uuml;ş&uuml;nce ve zihin  olmadan bedenimiz bir işe yarar. Tabi burada d&uuml;ş&uuml;nce ve zihin diye verdiğim  &ouml;rneklerin aslında bir İLİM (<span style="color: blue;">program</span>) olduğunu  s&ouml;ylememe gerek yoktur herhalde?</font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="424" height="303" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/soru.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir kısım Allah kulu, g&uuml;nd&uuml;z vakti Zahir ilminden, gece  vakti ise Batın ilminden s&ouml;z ederler. Gece yokluk haline misaldir. Cenabı  Allah&rsquo;ın Zat&rsquo;ından Zat&rsquo;ına tecelli etmediği ve hi&ccedil;bir yaratılmışın v&uuml;cut bulmadı  ama halidir. Bu hali hi&ccedil;bir yaratılmışın bilemeyeceği, hayal dahi edemeyeceği ve  mutlak gayba girdiğini işaret i&ccedil;in (GECE) ismiyle insanların idrakine  sunulmuştur. İnsanın (5) duyu algısına g&ouml;re yokluk halinden d&uuml;nya sahnesinde  v&uuml;cut bulması yani varlık sahnesine gelmesi ve kendini bilmesi onun g&uuml;nd&uuml;z&uuml;d&uuml;r,  evveli ise gecesidir. <span style="color: blue;">H&acirc;lbuki ne yokluk vardır ne de  varlık vardır, var olan sadece Cenabı Allah&rsquo;tır</span>. Bunu b&ouml;ylece bildikten  sonra eğer konumuza d&ouml;necek olursak,&nbsp; g&uuml;nd&uuml;z &ndash;zahir isminin tecellisi, gece ise  batın isminin tecellisidir. Bedenimiz de ayni şekilde zahir isminin tecellisi,  d&uuml;ş&uuml;nce, his ve duygularımız da batın isminin tecellisidir. Şimdi diyeceksiniz  ki; Batın isminin tecellisi Ruh&rsquo;umuzdur. H&acirc;lbuki zahir dediğimiz bedenimiz ve  batın dediğimiz his, d&uuml;ş&uuml;nce ve duygularımızda ruhumuzun bir tecellisi,  yansımasıdır. </font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="color: blue;"> <img width="400" height="357" border="0" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/12111.jpg" alt="" /></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="color: blue;">İnsan somuttan soyuta doğru bir  algılama ve tanıma kabiliyetine sahiptir. </span>Beden yapımızı tanıdık&ccedil;a,  ruhumuzu da tanıma yolunda b&uuml;y&uuml;k adımlar atmış olacağız. İnsanın bedeni, muazzam  bir şekilde şifrelenmiş kitaptır. Bu kitabı okuyabildiğimiz &ouml;l&ccedil;&uuml;de her iki  &acirc;lemin sırları bize a&ccedil;ılacaktır.<span style="color: blue;"><img width="242" height="243" border="0" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/zahirbatin.jpg" alt="" /></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="color: blue;">İnsanın beden yapısı, Kuran&rsquo;ı  Kerim gibi peyder pey, harf harf, ayet ayet yazılmıştır. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="color: blue;">İnsanın beden yapısının dili,  Kuran&rsquo;ın yazılış dili gibidir. Mana d&uuml;nyamız yani his, akıl, d&uuml;ş&uuml;nce ve  duygularımız ise Kuran&rsquo;ın manaları gibi,</span><span style="color: blue;"> beden  kitabının manalarıdır</span>. Her insanın zahir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;, Kuran&rsquo;ın zahir  manalarından bir mana, her insanın i&ccedil; yani mana &acirc;lemi Kuran&rsquo;ın batıni  manalarından bir manadır. Hi&ccedil;bir insan ne zahir olarak ne de batın olarak  birbirine benzemediği gibi bundan sonra kıyamete dek gelecek olanlarda birbirine  benzemeyeceği i&ccedil;in, Kuran&rsquo;ın zahir ve batın manalarının, nasıl kıyısı ve dibi  olmayan bir derya olduğunu varın siz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n&hellip;!</font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her kavim, Kuran&rsquo;ın surelerinden bir sure gibidir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k  toplulukların her bir ferdi, ayetlerdeki harfler misalincedir. Fertler harfler  misalince bir araya gelerek ayetleri, ayetler misalince olan bu topluluklar bir  araya gelince Sureleri oluştururlar. B&uuml;t&uuml;n insanlık &acirc;lemi ise Surelerin  toplamından m&uuml;teşekkil Kuran&rsquo;ı oluştururlar.<span>&nbsp; </span>Senin harf olarak  d&acirc;hil olduğun ayetin haricinde, başka bir ayetin harflerinden olan biriyle bir  araya gelip anlaşman ve uzlaşman sana zor olabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o başka bir mana  ihtiva eden ayetin harflerinden biri sen ise başka bir mana ihtiva eden ayetin  harflerinden birisin. Ayni Surenin ve ayni ayetin harfleri &ccedil;ok &ccedil;abuk anlaşır,  tanışır ve DOST olurlar. </font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Bu sırrı iyi bilesin.</font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="300" height="450" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/zahir.jpg" alt="" /></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="558" title="1" title="18 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2348-kuran-ve-manalari-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın Dokusu (11. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2337-zamanin-dokusu-11-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2337-zamanin-dokusu-11-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 19:45:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Dokusu (11. Bölüm)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2337</guid>
		<description><![CDATA[&#160;Zamanın Dokusu (11. B&#246;l&#252;m) &#160;&#160;&#160; Hamdi amca ve gen&#231;ler b&#246;yle konuşurlarken bir anda i&#231;eride garip bir elektriklenme hissedildi. Gen&#231;lerin v&#252;cutları &#252;rpererek, t&#252;yleri diken diken oldu. Hamdi amca yani papaz, g&#246;zlerini...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;</span><span style="text-decoration: none; font-family: Verdana;">Zamanın  Dokusu (11. B&ouml;l&uuml;m)</span></strong></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Hamdi  amca ve gen&ccedil;ler b&ouml;yle konuşurlarken bir anda i&ccedil;eride garip bir elektriklenme  hissedildi. Gen&ccedil;lerin v&uuml;cutları &uuml;rpererek, t&uuml;yleri diken diken oldu. Hamdi amca  yani papaz, g&ouml;zlerini boşluğa &ccedil;evirerek <strong>&lsquo;&rsquo; Hoş geldiniz, ge&ccedil;in ş&ouml;yle bakalım.  Diğer kardeşiniz nerede?&rsquo;&rsquo;</strong> diye sordu.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gen&ccedil;ler, papazın b&ouml;yle boşluğa konuşmasına  bir anlam verememişlerdi ama i&ccedil;erideki elektriklenmeyi de hissetmişlerdi. Odanın  diğer k&ouml;şesinde (3) siluet belirmeye başladı. Siluetler bir insan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne  benziyorlardı ama insan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;nden ayrılan yerleri belli oluyordu. Hamdi  amcanın <strong>&lsquo;&rsquo; Tamamen insan şekline girin ki, misafirlerimizi korkutmayalım&rsquo;&rsquo;</strong>  demesinden sonra ortaya biri kadın (3) insan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; &ccedil;ıktı. Bu &uuml;&ccedil; kişinin  g&ouml;zleri &ccedil;akmak &ccedil;akmak bakıyordu ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerinde, durgun bir suyun hafiften  dalgalanması gibi dalgalanma vardı.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Papaz&rsquo;ın <strong>&lsquo;&rsquo; Evet; kardeşiniz nerede&rsquo;&rsquo;</strong>  diye sormasından sonra gelenlerin i&ccedil;inden kadın olan cevap verdi.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: Efendim; Hatay b&ouml;lgesinde bir  saldırıya uğradık. Malum şahsa, uyarılarınızı ilettikten sonra bizim oradan  ayrılmamıza izin vermedi. Emrindeki cinleri &uuml;zerimize saldı. Yaptığımız m&uuml;cadele  de kardeşimiz şehit oldu. Kahraman Maraş b&ouml;lgesindeki olayda g&ouml;rev alanlar da  oradaydı.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; PAPAZ: Yusuf&rsquo;un kavminden size yardıma gelen  olmadı mı ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: Efendim; Nusaybin y&ouml;resinde onlarda  bir saldırıya uğramışlar. Yusuf&rsquo;un kavminden &ccedil;ok zayiat verilmiş.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; PAPAZ: Yusuf kardeşimize bir şey olmuş mu  ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: İki eşinden birini &ouml;ld&uuml;r&uuml;p, diğerini  ka&ccedil;ırmışlar efendim&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Papaz&rsquo;ın kaşları &ccedil;atılmış, y&uuml;z&uuml;n&uuml;n şekli  değişmişti. Hem &ccedil;ok sinirlendiği hemde &ccedil;ok &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; belliydi. Allah dostları  hiddetlenince, Cenabı Allah&rsquo;ın, Celal sıfatı tecelli ettiği i&ccedil;in, g&uuml;&ccedil;  getirilemeyecek bir heybete b&uuml;r&uuml;n&uuml;yorlardı. Papaz bir anda ortadan kayboldu ve  kilisenin bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k odasında, &uuml;&ccedil; insan ve &uuml;&ccedil; cin bir arada kaldı. &Ouml;nce bir m&uuml;ddet  sessizlik olduktan sonra ilk konuşan Hakan oldu</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; HAKAN: Şey; acaba tanışsak diyorum &lsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: Merhaba ey insanoğlu, elbette  tanışalım. Bizler &lsquo;<strong>&rsquo;&rsquo;TEYKEL&rsquo;&rsquo; </strong>kabilesinden olan cinleriz. Siz  insanoğlunun maddi bedenini oluşturan (4) elementten, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; sırada olandan  yaratıldık. Yoğunlaşarak &ccedil;eşitli suretlerde g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale gelme &ouml;zelliğimiz  vardır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; HAKAN: Kahraman Maraş b&ouml;lgesindeki suikastta  g&ouml;rev alanlarda, sizin gibi cin taifesinden mi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: Oradaki suikastta <strong>&lsquo;&rsquo;SE&rsquo;NİK&rsquo;&rsquo; </strong> isimli kabileye mensup <strong>&lsquo;&rsquo;İFRİTLER&rsquo;&rsquo;</strong>&nbsp; kullanıldı. Bu cinleri kullanan  kişi, <strong>Hatay</strong> y&ouml;resinde ikamet etmektedir. Yarı cin yarı insan olduğu i&ccedil;in  her iki &acirc;leme de n&uuml;fuz edebilmektedir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ALPER: Yarı cin, yarı insan mı ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: Bunlar iki &ccedil;eşittir. Erkek cinlerden  olursa, kadın ise insan neslinden olursa bu ikisinin &ccedil;ocuğu insan bedeninde ve  g&ouml;r&uuml;n&uuml;r olur. Erkek insan neslinden, kadın cin neslinden olursa bu ikisinin  &ccedil;ocuğu, annesinin mensup olduğu cin neslinin bedeninde olur ve insanların  g&ouml;z&uuml;nden gayb olur yani g&ouml;r&uuml;nmez. &Ccedil;ocuğa şeklini veren annedir. Hatay y&ouml;resinde  ki adamında annesi insan, babası cinlerdendi. Babası &lsquo;<strong>&rsquo;İFRİT&rsquo;&rsquo; </strong>soyundan  olan &lsquo;<strong>&rsquo;SE&rsquo;NİK&rsquo;&rsquo;</strong> kabilesindendi. Adamın annesi, b&uuml;y&uuml; ilmi ile uğraştığı  i&ccedil;in yardım aldığı ifritlerle karşılığında cinsi m&uuml;nasebete giriyordu. Y&uuml;zlerce  ifrit ile beraber olduğu s&ouml;yleniyor.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; HAKAN: Bu cinler mi, suikast olayında g&ouml;rev  aldı?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: Fizik &acirc;lem ile Berzah &acirc;lemi arasında  bir ara &acirc;lem var. G&ouml;lge ile aydınlık arasındaki ince bir &ccedil;izgiden ibaret olan  bir &acirc;lem. Burası zulmanilerin boyutudur. Onlar ne berzahtadır ne de fizik  &acirc;lemdedir. İşte bu ara &acirc;lemi, gizlenmek, suikast yapmak, bilgi toplamak ve d&uuml;nya  &uuml;zerinde bir yerden bir yere hızlı bir şekilde gitmek i&ccedil;in kullanırlar. Normal  insanlardan da &ouml;zel olarak yetiştirilenler bu ara &acirc;lemi kullanmaktadır. Yalnız  insanın et ve kemik v&uuml;cudu, bu ara &acirc;lemin şartlarına uygun olmadığı i&ccedil;in i&ccedil;  organlarda ağır tahribatlar olmaktadır. Birka&ccedil; sefer bu ara &acirc;lemi kullanan  insanların, organ nakli yaptırması gerekmektedir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; YAHYA: Bize biraz daha bilgi verebilir  misiniz?&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: Cinler esasen Mars gezegeninin  etkisindedir. D&uuml;nya &uuml;zerinde Mars&rsquo;ın en etkili olduğu d&ouml;nem, g&uuml;n itibari ile <strong> &lsquo;&rsquo;SALI&rsquo;&rsquo;</strong> g&uuml;n&uuml;d&uuml;r. <strong>&lsquo;&rsquo;RUH&rsquo;&rsquo;</strong> iki kısımdır. Biri &lsquo;<strong>&rsquo;CAN&rsquo;&rsquo;</strong> diğeri <strong> (&hellip;)</strong>&rsquo;dir. &lsquo;<strong>&rsquo;CAN&rsquo;</strong>&rsquo; bu bedene, damarlardaki kan ile n&uuml;fuz edip,  h&uuml;kmeder. Can&rsquo;ın aslı ateştir, dolayısı ile kan sıvısının mevcut sıcaklığı,  Can&rsquo;ın ateş olmasından ileri gelmektedir. Kan sıvısına verilen diğer bir isim  ise &lsquo;<strong>&rsquo;SIVI ATEŞ&rsquo;TİR&rsquo;&rsquo;</strong>&nbsp; Bu ateşin sıcaklığı artar veya eksilirse, insanın  fizik bedeninin hayatı tehlikeye girer.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu ateş, bir &ccedil;eşit elektromanyetik dalga  boyunda bir enerjidir. Nur&rsquo;un bir alt tecellisidir. Maddenin aslı zulmettir yani  karanlıktır. Ruh&rsquo;un nurunu direkt olarak alırsa yanar, k&uuml;l olur. Bu y&uuml;zden  Ruh&rsquo;un nurunu, bu bedene sirayet ettirecek olan ve santral<span>&nbsp; </span>( <strong> d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml;</strong>)&nbsp; g&ouml;revi yapan <strong>CAN</strong>&rsquo; dır.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Can, Ay ışığına benzer. Ay&rsquo;ın G&uuml;neş&rsquo;ten,  Nur alış verişi kesildiğinde s&ouml;nmesi gibi can&rsquo;ında Ruh&rsquo;tan nur alış verişi  kesilirse s&ouml;ner ve fizik bedendeki h&uuml;km&uuml;n&uuml; yitirip, bedenin &ouml;lmesine sebep olur.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kan sıvısındaki bu ateşe bir &ccedil;eşit enerji  demiştik. İşte bu enerji (i&ccedil;inde nur ihtiva etmektedir) habis cinlerin iştahını  kabartmaktadır. Cinlerde enerji bedenli olduğu i&ccedil;in insan kanındaki bu enerji,  habis olanlar i&ccedil;in bulunmaz fırsattır. Vampir diye bilenen insanların bir kısmı  yarı cin yarı insan olan habislerdendir ve diğer bir kısmı ise musallat olduğu  kişilerin bedenlerine n&uuml;fuz ederek, bu insanlara hem cinslerinin yani diğer  insanların kanlarını i&ccedil;me konusunda telkin verenlerdir.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daha az tehlikeli olanlar ise bir insanın  bedenine yerleşerek, kan sıvısındaki, can&rsquo;a ait olan enerjiye ortak olurlar. Bu  insanların mevcut enerjileri yarı yarıya emildiği i&ccedil;in hareketleri  dengesizleşir, iradeleri zayıflar ve &ccedil;eşitli hastalıklar baş g&ouml;sterir.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; HAKAN: Hamdi amcanın sorduğu <strong>&lsquo;&rsquo;Yusuf&rsquo;&rsquo;</strong>  kim?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: &lsquo;&rsquo;Yusuf&rsquo;&rsquo; bir cin padişahının  ismidir. Asrısaadet d&ouml;neminden beri yaşamaktadır. İlk Sahabeler gibi, ilk  M&uuml;sl&uuml;man cinlerdendir. İlk adı <strong>&lsquo;&rsquo;</strong></span><strong><span style="font-family: Tahoma;"> </span><span style="font-family: Tahoma;">Abdullah el-Hiyem ibni  Ehlim M&uuml;rre&#8217;dir. </span></strong></font><font face="Tahoma" size="3"> <span style="font-family: Tahoma;">M&uuml;sl&uuml;man olduktan sonra ismi <strong>&lsquo;Yusuf&rsquo;&rsquo;</strong>  olarak değişmiştir. Mardin y&ouml;resinin sakinlerindendir. Alper&rsquo;in b&uuml;y&uuml;k dedesinin,  Şehitler k&ouml;y&uuml;nden evlenmek i&ccedil;in bir kadını g&ouml;r&uuml;p gelirlerken, ormanda  rastladıkları <strong>sakalları g&ouml;beğine, sa&ccedil;ları beline kadar her tarafı bembeyaz  olan ihtiyar bu cin&rsquo;in kardeşidir&rsquo;&rsquo;</strong></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ALPER: Dedemin anlattığına g&ouml;re, o gece  orada gayb ehli toplanmış ve onlara g&ouml;r&uuml;nen o cin, gayb ehlinin hizmetini g&ouml;ren  cinlerdenmiş. Gayb ehlinin toplandığı yerlerin farklı zamanlarda, farklı  mek&acirc;nlarda olduğunu duymuştum. Gayb ehlinin toplantısına, cinlerde katılabiliyor  mu ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KADIN: Bu gayb ehlinin toplantısına  cinlerden <strong>KEMAL</strong> mertebesinde bulunanlar da katılır ki onlara <strong>RUHANİLER</strong>  denmektedir. Toplantının en gerisinde saf olup dururlar. Bu toplantıya  ruhanilerin yanı sıra Melekler de katılmaktadır. Gayb ehlinin zat&rsquo;larının g&uuml;&ccedil;  getiremediği hususlarda, Melekler ve Ruhanilerden istifade edilir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ALPER: Anladığım kadarı ile mevcut bir  savaşın i&ccedil;indesiniz ve sizlerinde ge&ccedil;irilen bu değişim s&uuml;recinde, maddi d&uuml;nyaya  etki etme &ouml;zellikleri kazananmış olduğunuz aşik&acirc;r.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>S&ouml;z&uuml;n burasında Papaz, odanın  kapısından tekrar i&ccedil;eri gelerek, halkada yerini aldı. Allah dostlarının  zat&rsquo;larında, ruhlarındaki mevcut kudret ve kuvvet a&ccedil;ığa &ccedil;ıktığı i&ccedil;in dağları,  mek&acirc;nları ve duvarları delip ge&ccedil;ebilmektedirler. Ruh&rsquo;un nuru, zat&rsquo;larının her  bir zerresine n&uuml;fuz ettiğinden, şuur ve bilin&ccedil;lerindeki mevcut perdeler  kalktığından <span>bu d&uuml;nya hayatının bir r&uuml;ya olduğunun idraki ve M&Uuml;ŞAHEDESİ  i&ccedil;inde olduklarından, diledikleri ayni r&uuml;y&acirc;daymış&ccedil;asına v&uuml;cuda gelmektedir.  Ancak gidişata tesir etmemek ve konulmuş olan Hikmet &ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml; kaldırmamak i&ccedil;in  avama karşı dikkatli olurlar. Eğer bizlerinde uyku esnasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z r&uuml;ya  i&ccedil;erisinde r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; bilip, bir şeyi dileme imk&acirc;nımız olsaydı, dilenen  her ne ise g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; a&ccedil;tığımızda ger&ccedil;ekleştiğini g&ouml;recektik. Normal şartlarda  hikmet &ouml;rt&uuml;s&uuml; altında ve sebepler dairesinde dilenen ve istenilen şey v&uuml;cuda  gelir iken, r&uuml;yada sebepler kalkmış yani Hikmet &ouml;rt&uuml;s&uuml; kalkmış, Kudret sıfatı  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmıştır.</span></strong></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; PAPAZ: Sorduğunuz soruya ben cevap vereyim  &ccedil;ocuklar. Ge&ccedil;irilen değişim s&uuml;reci sadece cinler ile alakalı olmayıp, evrenin  b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; kapsayan ve atom boyutundan başlamak &uuml;zere galaksiler boyutuna kadar  etkili olan bir değişim ve gelişim s&uuml;recidir ve varlık &acirc;leminde her ne varsa  canlıdır. Canlı olmasını, varlık &acirc;lemindeki her şeyin Allah&rsquo;ı hamd ile teşbih  etmesinden anlıyoruz. Canlı olan bir şey ancak hamd edebilir ve teşbih edebilir. <strong>&lsquo;&rsquo;HAY&rsquo;&rsquo;</strong> sırrı b&uuml;t&uuml;n varlıklara sirayet etmiştir. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Canlı olan hayat sahibi olan her zerre,  s&uuml;rekli tek&acirc;m&uuml;l, gelişim ve değişim halindedir. Y&uuml;ce Allah bir ayette ş&ouml;yle  buyurmuştur: &quot;<u><span style="color: blue;">Ve cealna</span></u></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><u><span style="font-family: Tahoma; color: blue;">mine&#8217;l mai k&uuml;lle şey&#8217;in hay-ya  I</span></u><span style="font-family: Tahoma;"> (Her şeyi sudan canlı kıldık.&quot;(Enbiy&acirc;,  30). Su ise İLİMDİR ve ilmin nuru (12) kanaldan indirilmektedir. (12) Bur&ccedil;  dediğimiz d&ouml;nemler, ilmin nurunun, atom boyutundan galaksiler boyutuna kadar  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkış d&ouml;nemlerinin değişim g&ouml;sterdiği d&ouml;nemlerdir. <strong><u>Bu değişim,  Cenabı Allah&rsquo;ın nurunu tamamlayacağını bildirmesinin manasına paralel olarak,  Kamil mertebeye doğru tek&acirc;m&uuml;l şeklindedir.</u></strong></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong><u>İlmin nuru arttık&ccedil;a aklın da nuru  artar. Aklın nuru arttık&ccedil;a Ruh&rsquo;un da nuru artar. Ruh&rsquo;un nuru arttık&ccedil;a Zat&rsquo;ın da  nuru artar. İşte bunun gibi manadan başlayan tek&acirc;m&uuml;l, madde boyutunda kendini  tamamlar.</u></strong></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in (16) suresi olan NAHL  suresinin ilk ayetinde &lsquo;&rsquo;</span><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Allah&#8217;ın  emri geldi. Artık onu istemekte acele etmeyin. Allah, onların koştukları  ortaklardan uzak ve y&uuml;cedir. O Subhandır.&rsquo;&rsquo; </span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Buyurmaktadır. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kıyamet &ouml;ncesi ahir zaman  s&uuml;recinde, k&acirc;firlere inecek olan azabın Hak olduğunu, takdir edilip, Allah&rsquo;ın  bunu vaat ettiğini ama M&uuml;minlerin, bunu istemede acele etmemesi gerektiğini ikaz  etmektedir. D&ouml;nem olarak bu ayetin işaret ettiği d&ouml;nemin başında bulunuyoruz. Bu  d&ouml;nem <strong><u>Hazreti Mehdi (a.s.)</u></strong> ortaya &ccedil;ıkışı ile kendini  tamamlayacaktır.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yine ayni surenin (2)  ayetinde &lsquo;<strong>&rsquo; O kendi emriyle melekleri, kullarından dilediği kimseye vahiy ile  indirir&rsquo;&rsquo; </strong>buyrulmaktadır.&nbsp; Cenabı Allah, kullarından dilediği bir takım  kimselere, bizzat kendi emriyle, melekleri vasıtasıyla vahiy indirir deniliyor.  Nitekim Salih r&uuml;yalar ve kalbe ilham olunan bilgiler, vahyin şubelerindendir. Bu  d&ouml;nemde maddi ve manevi ilhamlar, gelecekle ya da ge&ccedil;mişle ilgili bilgiler,  saklı sırlar ve metafizik istihbarat bilgileri, insanlara r&uuml;ya, yakaza ve ilham  şeklinde bildirilir.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu d&ouml;nemde, &Acirc;demoğulları  suretinde bir takım melekler yery&uuml;z&uuml;ne iner ve insan suretinde aramızda  dolaşırlar.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; HAKAN: Efendim s&ouml;z&uuml;n&uuml;z&uuml;  kesiyorum ama <strong>&lsquo;&rsquo; &Acirc;demoğulları suretinde ve İnsan suretinde&rsquo;&rsquo;</strong> olmak &uuml;zere  iki ayrı ifade kullandınız. Bu ikisi arasındaki fark nedir acaba?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PAPAZ: Sanırım bu sorunun  cevabını Mustafa Efendi ile yapmış olduğunuz bir sohbette &ouml;ğrenmiştiniz.  Herhalde hatırlayamadınız? K&acirc;inatta,<span>&nbsp; </span>&Acirc;demoğullarının yaşadığı tek  G&uuml;neş sistemi ve tek gezegen biz değiliz &ccedil;ocuklar. </span><span style="font-family: Tahoma;">G&uuml;neş sistemi gibi nice sistemler ve  Galaksiler mevcuttur. G&uuml;n gelecek bu sistemlere ve galaksilere seyahat  edilebilecektir. Yalnız G&uuml;neş sistemi değil, genel olarak yıldızların bulunduğu <strong><u>cisim olan c&uuml;mle saha, &uuml;&ccedil; boyut sahasıdır</u></strong>. Bunların fizik yapısı,  &uuml;zerinde yaşayan insan ırkları i&ccedil;in, bu d&uuml;nyalarını oluştururken, ikiz yapıları  olan manyetik alanları, &ouml;l&uuml;m sonrası berzahlarını oluşturmaktadır.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Her G&uuml;neş sistemindeki ortam, yaşam koşulları, yer &ccedil;ekimi, zaman ve yaşam  s&uuml;reci birbirinden farklıdır. &Uuml;zerinde yaşanılan arzın elementleri, bitkileri ve  canlı t&uuml;rleri de birbirinden farklıdır. Dolayısıyla oralarda yaşayan &Acirc;dem  neslinin fizik bedenlerinin yapısı, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; ve kabiliyetleri de birbirinden  farklıdır. Ayrıca sahip oldukları teknolojide birbirine g&ouml;re farklılık arz eder.</span></font><font face="Tahoma" size="3"><br />
</font><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bizim fizik bedenimizi oluşturan,  d&uuml;nyamızdaki mevcut elementlerdir. Onların fizik bedenlerini oluşturan yine  kendi d&uuml;nyalarının elementleridir. Yani biz &lsquo;<strong>&rsquo;İnsan&rsquo;</strong>&rsquo; ifadesinin i&ccedil;ini şu  et ve kemik beden ile doldurduğumuz i&ccedil;in <strong>&lsquo;&rsquo;insan suretine</strong>&rsquo;&rsquo; girerler  dedim. Yoksa <strong>&lsquo;&rsquo;İnsan&rsquo;&rsquo;</strong> ne bu et ve kemik bir bedendir ne de başka bir  arz&rsquo;ın &uuml;zerinde yaşayan &Acirc;demoğullarıdır. Ayrıca <u>&lsquo;<strong>&rsquo;Melek&rsquo;</strong>&rsquo;</u> ifadesi  tam tasarrufa sahip, &ouml;l&uuml; veya diri olan evliyaları da i&ccedil;ine almaktadır. Başka  sistemlerden gelmiş olan veya halen gelmekte olanların <strong>&lsquo;&rsquo;Salihlerine de&rsquo;&rsquo;</strong>  melek denmektedir. Bu konu, avam tabakasının anlayıp, kaldırabileceği bir konu  değildir. Bunu size s&ouml;ylememdeki maksat, artık avam tabakasından olmadığınızı ve  buna g&ouml;re kendinize bir &ccedil;eki-d&uuml;zen vermenizi ikaz i&ccedil;indir. Bu son s&ouml;ylediğim bir  &lsquo;&rsquo;Sır&rsquo;dır ve bu sırrı s&ouml;ylemeye yetkiniz yoktur, bunu b&ouml;yle bilesiniz.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Neyse, nerede kalmıştık?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; HAKAN: &lsquo;<strong>&rsquo;</strong></span><strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">  &Acirc;demoğulları suretinde bir takım melekler yery&uuml;z&uuml;ne iner ve insan suretinde  aramızda dolaşırlar.&rsquo;&rsquo;</span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: black;">  Demiştiniz efendim&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PAPAZ: İşte bu Melekler, Fetih  sahibi Velilerin tasarruf dairesine girerek M&uuml;minlerin, maddi ve manevi olarak  terakki etmesine yardım ederler. Yine bu surenin (2) ayetinde buyrulduğu &uuml;zere,  inen vahiy yani ilhamın, ilim kuvvetinin artmasına vesile olacağını, olgunlaşan  İlmin, kişileri <strong>TEVHİD </strong>inancının son noktasına </span></font> <font face="Tahoma" size="3"><span style="">ulaştıracağını,<strong> Hakkel Yakin</strong> halinin yaşanacağını, <strong>Allah  korkusunun</strong> artacağını ve M&uuml;minlerin, İbadet, İlim ve Cihad gibi ameli  hususlarda son olgunluk noktasına geleceğini <strong>( insanlara bildiriniz, şu şanlı  ger&ccedil;eği ki)</strong> ayet ifadesi ile s&ouml;ylenir.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tabi ki, bu ayetlerin Hazreti Peygamberin  (s.a.v.) Efendimize ve onun yaşadığı d&ouml;neme bakan manası vardır. Biz, bizim  d&ouml;nemimize bakan mana y&ouml;n&uuml;n&uuml; tahsil etmeliyiz.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cenabı Mevla, An&rsquo;dan konuşmaktadır.  Aslında vaad edilen her ne var ise b&uuml;t&uuml;n bunlar yaratılmıştır ama insanların  sebeplere sarılarak &ccedil;alışmaları neticesinde verilecektir. Cenabı Allah, semaları  ve arz&rsquo;ı hikmet ile yaratmıştır yani sebeplere dayandırmıştır. K&acirc;inat <strong> edilgendir</strong>, İnsan <strong>etkendir,</strong> k&acirc;inat <strong>edilebilirdir</strong>, insan <strong> edebilir </strong>olarak yaratılmıştır. Burada insanın, Cenabı Allah&rsquo;ın halifesi  olmasının sırrı tezah&uuml;r etmektedir. Sebepler ve hikmetler, insanlar tarafından  keşfedilip, &ccedil;&ouml;z&uuml;ld&uuml;k&ccedil;e vaad edilenler bir bir ger&ccedil;ekleşecektir.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanın &uuml;st&uuml;nde (7) yol vardır  buyrulmuştur. İnsan (4) ana element&rsquo;in &uuml;&ccedil;&uuml;nde (3) yolculuk etmeyi başarmıştır.  Havada, toprakta, suyun &uuml;st&uuml;nde ve i&ccedil;inde. Yakın zamanda ise ateşin i&ccedil;inde de  yolculuk edecektir. Madde &acirc;leminde bir takım bineklerle, yine maddeden &ccedil;ıkan bir  takım şeylerle yapılmış ara&ccedil;larla yolculuk etmektedir ve bu imk&acirc;nlar daha da  gelişecektir. Bu gelişme uzay gemileriyle seyahat etmeye kadar ilerleyecektir.  Hoş, ger&ccedil;i bazı &Acirc;demoğulları bu teknolojinin de &ccedil;ok &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nde ama neyse, biz  bize bakalım. Boyut kapıları ve ışınlanma, enerji bedenler ile seyahat. Toplam  insan &uuml;zerinde (7) yol vardır.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yine ayni surenin (9) ayetinde <strong>&lsquo;&rsquo;</strong></span></font><font face="Tahoma" size="3"><strong><span style=""> Yolun doğrusu Allah&#8217;ındır. Yolun eğrisi de vardır. Allah  dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.&rsquo;&rsquo; </span></strong></font> <font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">Buyrulmaktadır. T&uuml;m gelişmeler  ve imk&acirc;nlara, Cenabı Allah&rsquo;ın işaret ettiğini ve işaret ettiği istikamette,  &ccedil;alışarak amel etmemiz gerektiğini ve neticeye kesin ulaşacağımızı, yolun  doğruluğunu &uuml;zerine alarak Cenabı Allah vaad ediyor.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ancak Cenabı Allah&rsquo;ın  bildirdiği doğru yolun dışında <strong>( onun eğrisi de vardır</strong>) diyerek Şeytani  yollardan bu gelişmelerin bir kısmına kapı olduğunu da ikaz etmektedir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp;&nbsp; HAKAN: Efendim; bizim mağara  arayışımızla başlayan yolculuğumuz, g&ouml;rm&uuml;ş olduğum bir r&uuml;ya sonrasında farklı  bir renge b&uuml;r&uuml;n&uuml;p, bug&uuml;nlere ve sizinle tanışmamıza kadar geldi. İlk zamanlar,  bu r&uuml;yanın manasını hi&ccedil; anlayamamıştım.<span>&nbsp; </span>Hele meczup bir kadının  r&uuml;yam hakkında yaptığı ilgin&ccedil; yorumu ise anlamam m&uuml;mk&uuml;n dahi değildi&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PAPAZ: Hele anlat bakalım şu  r&uuml;yanı, hayır ola&hellip;.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; HAKAN: R&uuml;yamda,</span></font><font face="Tahoma" size="3"><span style="color: blue;"> </span></font><font face="Tahoma" size="3"><strong> <span style="font-family: Tahoma; color: blue;">Kırklareli&rsquo;nin sorumlu Kutbunu  g&ouml;rerek elini &ouml;pt&uuml;m ve bana 16&rsquo;nın sırrını araştırmamızı s&ouml;yledi.</span></strong></font><font face="Tahoma" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong><span style="">16&rsquo;nın sırrını, meczup bir kadına sorduğumuzda verdiği  cevap &ccedil;ok enteresandı. Cevabı şu oldu:</span></strong></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; &lsquo;<u><span style="color: fuchsia;">&rsquo;16  asıl 17&rsquo;dir.1 eklersen 17 eder. 16 kafatasıdır, bunda hayvanla insan  birdir.17&rsquo;de insanla hayvan birbirinden ayrılır&rsquo;&rsquo;</span></u></span></strong></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; PAPAZ: Hay Maşaallah evlat. Sonrasında bu  s&ouml;z&uuml;n manasını araştırdınız tabi değil mi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; HAKAN: Biz meczup kadının bu cevabı  istikametinde araştırmaya ve tefekk&uuml;r etmeye koyulduk&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; PAPAZ: Neler buldunuz?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; HAKAN: </span><u> <span style="color: blue;">1</span><span style="font-family: Tahoma; color: blue;">-)</span></u></font><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">  Kuran&rsquo;daki sıralamada (16)cı sırada Davud (a.s.) vardır. Davud (a.s.),Zahirin  gerektirdiği &ouml;l&ccedil;&uuml; ve bi&ccedil;imde h&uuml;kmetmiştir. H&uuml;k&uuml;mde vacip olan, onun zahiri ile  amel etmektir. Zaten bir h&acirc;kime, kendisine getirilen bir davada zahirden ayrılıp  başka bir cihetle h&uuml;kmetmesi caiz değildir.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><u><span style="font-family: Tahoma; color: blue;">&nbsp; 2-)</span></u><span style="font-family: Tahoma;">Kuran&rsquo;daki  sıralamada (17)ci sırada S&uuml;leyman (a.s.) vardır. S&uuml;leyman (a.s.),zahiri-batına  yani olaylarda konuyu batıni cihetine &ccedil;evirerek, ona g&ouml;re h&uuml;k&uuml;m verirdi.(Bir  olayın h&uuml;km&uuml; yani zahire g&ouml;re verilen h&uuml;km&uuml;n, batıni ciheti, zahir olduğunda  bozulması gerekir.)</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kafatası, ayni zamanda k&acirc;inata işaret  eder. K&acirc;inatın yaratılış hikmeti <strong>İNSAN&rsquo;DIR.</strong> S&uuml;leyman peygambere verilen <strong>HİKMET İLMİDİR</strong>. Hikmet ise Batının-Zahire &ccedil;ıkışıdır yani zahir ayni  zamanda, Batının-zahire &ccedil;ıkmış hali oluyor. Yani 16&rsquo;nın esas 17 olması Zahirin  aslında Batın olmasıdır.16&rsquo;da yani Zahirde, insanla &ndash; hayvan birdir. Fakat 17&rsquo;de  yani Batında insan, hayvandan ayrılır.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bildiğimiz gibi hayvan binektir,  kendisinden bir s&uuml;re istifade edilendir, kullanılandır. K&acirc;inat ve şu  kullandığımız beden hem bineğimiz, hem kendisinden istifade ettiğimiz ve  kullandığımızdır. K&acirc;inatı kullanan(istifade anlamında),&uuml;zerinde yaşayan <strong> İNSAN&rsquo;DIR.</strong></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peki..! Zahir olan şu insan bedenini, yani  k&uuml;&ccedil;&uuml;k k&acirc;inatı kullanan, onunla zahiri ameller işleyip, ahiret i&ccedil;in istifade eden  ve onu &ouml;l&uuml;m anına dek, binek olarak kullanan batın olan insan yani <strong>RUH</strong>  değilmidir. O zaman Hz. S&uuml;leyman da a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan ve kullanmak &uuml;zere zahirinde  tasarrufuna verilen ilim <strong>(RUH) ilmi</strong> olmuyor mu? <strong>Yani Hikmet ilmi =Ruh  ilmi oluyor.&rsquo;&rsquo;</strong></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; PAPAZ: Yani <strong><u> <span style="color: blue;">RUHUN varlığında saklı olan bu ilahi ilim, Zahir olan  bedenin tasarrufuna verildiğinde HİKMET ismini alıyor.&rsquo;&rsquo;</span></u></strong></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; HAKAN:</span></font><font face="Tahoma" size="3">&nbsp; <span style="">3-)Ayrıca ahir zamanın başlangı&ccedil; s&uuml;reci olduğu s&ouml;ylenen Hicri(1430)  yılında, Peygamber (s.a.v) Efendimizin doğumlarının (1483) nc&uuml; yılına denk  geliyor. Bu tarihteki rakamların toplamı <u>(16)</u> sayısını veriyor. <u>Hicri  (1430) yılına girerken g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde ay, T&uuml;rk Bayrağında olduğu gibi AYYILDIZ  oluşturdu ve hemen akabinde Filistin&rsquo;deki katliam ger&ccedil;ekleşti.&rsquo;&rsquo;</u></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; PAPAZ<strong>:&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peygamber (s.a.v) Efendimizin  doğumundan &ouml;ncede bir takım alametler g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş ve Fil vakası meydana  gelmiştir.&rsquo;&rsquo;</strong></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; </span></strong><span style="font-family: Tahoma;">HAKAN: Bursalı İsmail Hakkı Hazretleri (bu  Zat, İbni Arab&icirc; efendimizin eserlerini a&ccedil;ıklamaktadır) &Acirc;demi takvim adı  altında(tafsilatını eserlerinde bulabilirsiniz)&Acirc;dem (a.s.) d&uuml;nyaya geldiği(<span style="color: blue;">ama  ka&ccedil;ıncı &Acirc;dem</span>) tarihi (6163) olarak a&ccedil;ıklıyor ve yine bu tarihe ait olan  rakamların toplamı <u><span style="color: blue;">(16)</span></u> sayısını  vermektedir.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yine bu Zat&rsquo;ın İbni Arab&icirc; efendimizden  bildirdiğine g&ouml;re &Acirc;dem (a.s.) bin (1000) sene yaşamıştır. Hz. Muhammed (s.a.v)  Efendimiz (6163) senesinde d&uuml;nyaya geldi,(6226) senesinde (63) yaşında iken  ahirete d&ouml;nd&uuml;. Verilen bu tarihlerin hem doğum hemde vefat tarihindeki rakamları  toplarsak ikisinin de toplamı (16) sayısını vermektedir.</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; <u><span style="color: blue;">4-)</span></u>  İslam şemsi takvimine g&ouml;re <strong>ilk inen ayet İlk Ramazanın 16&rsquo;sını 17&rsquo;ye bağlayan  gece</strong> indiği bilinmektedir. Yine ayni takvime g&ouml;re <strong>son inen ayet</strong><em><span style="color: blue;">,</span></em>  İslam şemsi takvimine g&ouml;re hicretin onuncu yılında <strong>16 Hutay g&uuml;n&uuml;n&uuml; 17&rsquo;sine  bağlayan gece </strong>olmuştur.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; PAPAZ:</span></font><font face="Tahoma" size="3"> </font> <font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Kuran&rsquo;ı Kerim (114)  suredir<em>. Levhi Mahfuzda (6666) ayettir</em>. Halen elimizde mevcut tilavet  okunuşlu Kuran&rsquo;da <em><u>(6245)</u></em> ayet vardır<em><u>.(421) ayet, Levhi  Mahfuz&rsquo;dan d&uuml;nyaya inmemiştir</u></em> <u>Kuran&rsquo;daki bu ayetlerin rakam toplamı  (17) sayısını vermektedir.&rsquo;&rsquo;</u></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; HAKAN: Buraya kadar ki; tefekk&uuml;r ve  edindiğimiz bilgiler ışığında, insanın bir tarafının Hak, diğer tarafının halk  olduğunu, halk tarafının (<u>16)</u> zahir ve diğer mahl&ucirc;katla ayni unsurlardan  oluşmaktadır.&nbsp; Meczup kadının dediği gibi bu noktada insanla-hayvanın bir  olduğunu AMA insanın Hak <u>(17)</u> olan tarafı ile batın olup bu noktada diğer  mahl&ucirc;kattan ayrıldığını ve ayrılmakla kalmayıp HİKMET olması babında Halife  olduğu sonucuna vardık.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font><font face="Tahoma" size="3"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">(Bu yazı dizisindeki olaylar ve kişiler tamamen  hayal kurgusudur.)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <a href="http://www.zamanindokusu.com/" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.zamanindokusu.com/?referer=');"> http://www.zamanindokusu.com</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="903" title="1" title="20 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2337-zamanin-dokusu-11-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 2.Bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2315-isa%e2%80%99nin-sirri-2-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2315-isa%e2%80%99nin-sirri-2-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 14:52:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI 2.Bölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2315</guid>
		<description><![CDATA[İKİ G&#220;N SONRA Marangoz verilen kalıpları hazırlamış olduğundan, d&#246;kme taş hazırlama işlemi başlamıştı. Taş yapımında kullanılacak toprak i&#231;in, b&#246;lgenin toprak yapısı uygun olmadığından, civar k&#246;ylerden birinden, belediyenin trakt&#246;r&#252; ile toprak...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><u> <span style="font-family: Tahoma;">İKİ G&Uuml;N SONRA</span></u></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Marangoz  verilen kalıpları hazırlamış olduğundan, d&ouml;kme taş hazırlama işlemi başlamıştı.  Taş yapımında kullanılacak toprak i&ccedil;in, b&ouml;lgenin toprak yapısı uygun  olmadığından, civar k&ouml;ylerden birinden, belediyenin trakt&ouml;r&uuml; ile toprak getirmek  gerekmişti. Kilisenin, bilgisayar ortamında hazırlanan &uuml;&ccedil; boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne  g&ouml;re d&ouml;rt cepheden ve &uuml;stten planları &ccedil;ıkarılıp, ger&ccedil;eğine uygun olarak  &ouml;l&ccedil;eklendirildikten sonra, işe koyulmuşlardı.<br />
İşin takibi a&ccedil;ısından, Turizm il m&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n g&ouml;revlendirdiği bir mimar, g&ouml;revi  devir alacaktı ama &Uuml;niversite bir m&uuml;ddet daha kalmalarını istemişti.<br />
ELİSSA: Cam bardakların elimizde patlaması sence normal miydi ?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: &Uuml;&ccedil; bardağın ayni anda patlaması, sence normal olabilir mi ?&rsquo;&rsquo;<br />
EŞİSSA: Hi&ccedil; sanmıyorum, &uuml;stelik ihtiyarın g&ouml;zlerindeki korkuyu g&ouml;rd&uuml;n m&uuml; ?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Daha &ouml;nce de korkan bir insan g&ouml;rd&uuml;m ama b&ouml;ylesini hi&ccedil; g&ouml;rmedim&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Altın şehre girenlerden birinin, kendi kendine yanmasının, sence de bir  a&ccedil;ıklaması olabilir mi?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Bilmiyorum ama bir a&ccedil;ıklaması vardır herhalde?&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Hatırlıyor musun? Mısır uygarlığında, ruhun manyetik bir kılıf i&ccedil;inde  olduğu kabul edilir.&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Eğer bu manyetik kılıf zarar g&ouml;r&uuml;rse, ruhun enerjisinin kişiye ve &ccedil;evreye  zarar verdiği s&ouml;ylenir. Ne yani bu adamın ruhunun, manyetik kılıfı a&ccedil;ıldı ve  ruhundaki ateş, kendisini mi yaktı ?&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Tamam sa&ccedil;ma geliyor ama burada bir a&ccedil;ıklama bulmaya &ccedil;alışıyoruz. Eğer  senin parlak bir fikrin varsa, sen s&ouml;yle&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: İnternetten bakalım, belki b&ouml;yle benzer bir olay vardır&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Hadi bakalım&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Şuna baksana, bunun gibi daha bir s&uuml;r&uuml; kendi kendine yanma vakası mevcut.  Dinle şunu:<br />
&lsquo;&rsquo; &rsquo;D&uuml;nyadaki en b&uuml;y&uuml;k esrarlardan bir tanesi de hi&ccedil;bir sebep yokken yanıp k&uuml;l  olan insanlardır. Evet, bu size &ccedil;ok tuhaf gelebilir ancak y&uuml;zyıllardan beri  hi&ccedil;bir sebep yokken durduğu yerde yanıp &ouml;len insan vakaları oluşmakta ve bunun  nedeni de bug&uuml;ne kadar &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen bir esrardır. İşin en anlaşılmaz tarafı da  insanın yanıp kemiklerinin bile k&uuml;l haline geldiği bir ortamda, etrafta bulunan  eşyaların hatta bazı vakalarda yananın &uuml;zerindeki elbiselerin bile hi&ccedil;bir hasar  g&ouml;rmediğidir.<br />
1731 Yılında, akşam yatağına yatan ve uykuya dalan bir kadın ertesi g&uuml;n&uuml; sabah,  odasına kendisini uyandırmaya gelen hizmet&ccedil;isi tarafından feci bir şekilde  yanarak bir k&uuml;l yığını haline gelmiş olarak bulunmuştur. Odanın her yeri is ve  kurum i&ccedil;indeydi ve k&uuml;ller her tarafa u&ccedil;uşmaktaydı. Fakat yatağından 1,5 metre  &ouml;tede yanan kadın k&uuml;l yığını haline geldiği halde ne yatağı ve &ccedil;arşafları ne de  odanın mobilyaları hasar g&ouml;rmemişti. Yukarıdaki olayların benzerine daha  y&uuml;zlerce misal verebiliriz.&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Hakikaten &ccedil;ok tuhaf. Demek ki b&ouml;yle bir şey var ve burada da bir &ouml;rneği  yaşanıyor&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Hayır tam olarak değil&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Fark neresinde ?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Yanmanın şeklinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım. Bizim adam resmen tutuşuyor ve  s&ouml;nd&uuml;r&uuml;lemiyor. Ne kendisi kalıyor nede &uuml;zerindeki eşyalar. H&acirc;lbuki burada yazan  yanma olayı, i&ccedil;ten i&ccedil;e ger&ccedil;ekleşiyor ve yanan şahsın eşyaları dahi zarar  g&ouml;rm&uuml;yor&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Evet haklısın, &ouml;yleyse ne olabilir ?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Bilmiyorum ama b&uuml;t&uuml;n bu işlerin sekiz k&ouml;şeli yıldız ile bağlantısı  olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Taşı, Yunanistan&rsquo;dan gelenler de bulamamış anlaşılan.&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Ne bekliyorlardı ki? Hem bunu bilmeleri lazımdı.&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Nasıl bileceklerdi ki?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Burası inşa edileli neredeyse iki bin yıl olacak ve geriye sadece  yıkıntılık kalmış. Y&ouml;re halkı yıllarca bu yapının taşlarını kendi inşaatlarında  kullanmak &uuml;zere s&ouml;k&uuml;p g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şler. &Uuml;zerinde kabartma olan taş, şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n  beldedeki evlerin her birinde de olabilir, daha &ouml;nce bulunmuş da olabilir&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Daha &ouml;nce bulunmuş olsaydı, bir şekilde ortaya &ccedil;ıkardı ve bu adamlar  bunu aramazdı canım.&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: O zaman buradaki evlerin birinin duvarında mı duruyor o zaman?&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Neden olmasın ki ?&rsquo;&rsquo;Denemeye değer&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Haklısın denemeye değer&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: &Ouml;yleyse nerden başlayacağız ?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Beldenin b&uuml;t&uuml;n evlerinin, bah&ccedil;e duvarlarını gezip kontrol edeceğiz&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Bence eski sayılabilecek evlerden başlayalım. Eğer bu evlerden  birindeyse, muhtemelen &ccedil;ok eski yapıların birindedir.&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Kendimi birden kutsal hazine avcılarındaki kahraman gibi hissettim, sen  ne diyorsun buna ?&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Eğer bu olay doğruysa, hakikaten kahraman oluruz o zaman&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: D&uuml;ş&uuml;nsene; sen ve ben, muhteşem arkeologlar. Ha bu arada seninde benim  sevgilim olman gerekiyor ama&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Seninle mi? Hayatta olmaz, unut bunu&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Kızma canım, mesela dedik yani&rsquo;&rsquo;<br />
Yaklaşık (3)saat boyunca, beldenin eski g&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml; evlerini kontrol etmişler ama  bir sonu&ccedil; elde edememişlerdi. Bu işin b&ouml;yle olmayacağını anladıklarında Belediye  başkanına giderek, beldedeki evlerin, en eskisinden başlamak &uuml;zere hangileri  olduğunu ve adreslerini istediler. Belediye başkanı, restore olan kilise ile bu  evlerin ne alakası olduğunu ısrarla sorgulayınca, kilisenin kayıp taşlarını  aradıklarını s&ouml;ylediler. Eğer bu taşlar, evlerin bah&ccedil;e duvarlarında mevcut ise  s&ouml;kmeleri gerektiğini ve &ouml;denekten parasının da &ouml;deneceğini s&ouml;ylediler.<br />
Bu konuda mutabakat sağlanınca, Belediye başkanı eski evlerin adreslerinin  listesini verdiği gibi yanlarına, adresleri bulabilmeleri i&ccedil;in bir g&ouml;revli  tahsis etmişti. İki g&uuml;n boyunca bu işle uğraştılar ama bir sonu&ccedil; elde  edemediler. Zira y&ouml;re halkı, bu kilisenin taşlarını en son (50) sene &ouml;nce  evlerinin inşasında kullanmış olduğundan, var olan bah&ccedil;e duvarları yıkılmıştı.  Evler ise kat kat sıva olduğundan, duvarlarında b&ouml;yle bir taş olduğunu tespit  etmek m&uuml;mk&uuml;n değildi. Belediye başkanının yanlarına verdiği g&ouml;revliden ilgin&ccedil;  bir teklif geldi.<br />
G&Ouml;REVLİ: Kenan Bey, size bir şey s&ouml;yleyeceğim ama nasıl karşılayacağınızı  bilmediğim i&ccedil;in, iki g&uuml;nd&uuml;r teredd&uuml;tte kaldım&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Eğer aradığımızı bulmak konusunda yardımı olacaksa, s&ouml;yleyin l&uuml;tfen&rsquo;&rsquo;<br />
G&Ouml;REVLİ: Bizim buranın k&ouml;ylerinde Hasan hoca var. Hani sizde buralısınız, b&ouml;yle  tipleri bilirsiniz &lsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Bakımcıya mı gidelim diyorsun yani ?&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Bakımcı nedir Kenan ?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Sahi siz bilmezsiniz bunları değil mi? Şey k&acirc;hin gibi bir şey ama &ccedil;oğu  sahtek&acirc;rdır. Halkın dini duygularını ve saflığını s&ouml;m&uuml;r&uuml;r dururlar&rsquo;&rsquo;<br />
G&Ouml;REVLİ: Kenan Bey; bu Hasan hoca bahsettiğiniz tiplerden değil. Hem para filan  da almıyor. Bizim hanımın bir akrabası, doğumdan sonra hastalanınca gezmedik  hastane, g&ouml;t&uuml;rmedik doktor kalmadı. Şifa bulamayınca bu Hasan hocaya getirdiler.  Allah&rsquo;ın izni ile iyi olup, ayağa kalktı. Hem kayıp olanı da s&ouml;yl&uuml;yor&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Elissa ne diyorsun? Gidelim mi ?&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Ben &ccedil;ok merak ettim bu adamı, ne olursun gidelim&rsquo;&rsquo;<br />
G&Ouml;REVLİ: Yalnız, benim sizi oraya g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; başkana s&ouml;ylemeyin, sonra yanlış  anlarlar malum.&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Tamam tamam s&ouml;ylemeyiz. Hele sen bizi bir g&ouml;t&uuml;r bakalım&rsquo;&rsquo;<br />
Hasan hoca&rsquo;nın yaşadığı k&ouml;y, (45) hanelik k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerdi. Ormanlık bir alandan  ge&ccedil;tikten sonra, &ccedil;ok y&uuml;ksek bir tepeden aşağı inilerek gidiliyordu. K&ouml;yl&uuml;n&uuml;n  hayvancılıkla ge&ccedil;indiği belliydi. Zira her taraf b&uuml;y&uuml;k baş hayvanlarla doluydu.  K&ouml;y &ccedil;eşmesinin başında toplanmış olan kadınların yanından arabayla ge&ccedil;erek,  kerpi&ccedil; işlemeli ve basık tavanlı bir evin yanında durdular. İ&ccedil;eri girdiklerinde  (80) yaşlarında bir ihtiyar ile karşılaştılar. İhtiyar, evin sokağa bakan odanın  penceresinde oturmuş, elinde bir tespihle bir şey mırıldanıyordu. İ&ccedil;eri  girdiklerinde g&ouml;revli selam vererek, ihtiyarın elini &ouml;pt&uuml;. G&ouml;revli, ihtiyarın  elini &ouml;p&uuml;nce, bizimkiler de &ouml;pmek zorunda kaldı. &Ouml;pme sırası Elissa&rsquo;ya gelince  ihtiyar ona d&ouml;nerek:<br />
İHTİYAR: Kızım, sizin adetlerinizde el &ouml;pme yoktur ama olsun. Seninde el  &ouml;penlerin &ccedil;ok olur İnşaallah&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Benim M&uuml;sl&uuml;man olmadığımı nasıl bildiniz amca ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Her dinin mensubunun nuru, farklıdır kızım&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Nur derken neyi kast ettiniz ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Siz buna, bedenin aurası diyorsunuz&rsquo;&rsquo; Hem merak etme, bende size yakın  sayılırım&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Yine anlamadım efendim &lsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Biz Bulgaristan g&ouml;&ccedil;meniyiz kızım. T&uuml;rkiye&rsquo;ye (1915) senesinde gelmiş  bizimkiler. Annem, Bulgaristan&rsquo;da bir papazın kızıymış. Memlekette, T&uuml;rkler ile  Bulgarlar hep bir arada yaşarmış. Annem, babama &acirc;şık olunca, papaz olan dedem  &lsquo;&rsquo;olmaz&rsquo;&rsquo; demiş. Babam, annemi de alarak T&uuml;rkiye&rsquo;ye ka&ccedil;mış. Papaz olan dedem &ccedil;ok  b&uuml;y&uuml;k bir &acirc;limmiş. &Ouml;leceğine yakın, T&uuml;rkiye&rsquo;ye gelip annemi g&ouml;rmek istemiş ama  geri d&ouml;nememiş ve buralarda &ouml;lm&uuml;ş. &lsquo;Hele s&ouml;yleyin bakalım, siz niye geldiniz?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Biz, bir taş arıyoruz da, onun i&ccedil;in gelmiştik&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Nasıl bir taş ?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: &Uuml;zerinde sekiz k&ouml;şeli bir yıldız kabartması olan bir taş&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Delikanlı, aradığın şeyin başına neler getireceğini biliyor musun?&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Demek b&ouml;yle bir taş var &ouml;yle mi ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Var kızım ama bu taşın arkasında başka kimler var bir bilsen?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: &Uuml;&ccedil; ay &ouml;nce Yunanistan gelenler olmuş, bu taşı aramak i&ccedil;in&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Papaz olan dedem, &ouml;l&uuml;rken anneme bu taştan bahsetmiş, hatta resmini  dahi &ccedil;izmiş&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: O resim hala elinizde mi ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Elbette elimde, biz hi&ccedil;bir şeyi atmaz, saklarız. Bir g&uuml;n gelir sahibi  &ccedil;ıkagelir kızım&rsquo;&rsquo;<br />
İhtiyar, oturduğu sedirin hemen &uuml;st&uuml;nde bulunan dolaptan, eski bir kitap  indirerek, i&ccedil;ini a&ccedil;tı. D&ouml;rde katlanmış ve sararmış, eski bir k&acirc;ğıt &ccedil;ıkardı.  K&acirc;ğıdın &uuml;zerine, b&uuml;y&uuml;k bir ha&ccedil; ve ha&ccedil;ın ortasına da sekiz k&ouml;şeli bir yıldız  &ccedil;izilmişti.&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Sekiz k&ouml;şeli yıldızın, bir ha&ccedil;ın ortasında olduğunu s&ouml;ylememişlerdi&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Değil zaten&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Ama buraya b&ouml;yle &ccedil;izilmiş&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Dedemin dediğine g&ouml;re, sırrın tamamı bu şekil &uuml;zereymiş&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Peki siz bu konuda daha fazla bir şey biliyor musunuz ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Tek bildiğim bu taşın ilk sır olduğu. Geride daha &uuml;&ccedil; tane sır var&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Onlar ne olabilir ki ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: İlk sırrı bulan, bu sırrı &ccedil;&ouml;zd&uuml;kten sonra ikinci sırrı da bulacak.  İkinci sırrı da &ccedil;&ouml;zd&uuml; m&uuml;, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sırrı bulacak&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Peki biz ilk sırrı bulabilecek miyiz?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Bunu istediğine emin misin, sonu&ccedil;larına katlanmaya hazırmısın ?&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Evet istiyorum, sonucundan da korkmuyorum. Hele sen yerini s&ouml;yle&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Yalnız ne bulursanız bulun, hi&ccedil; kimseye s&ouml;ylemeyin ama hi&ccedil; kimseye&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Tamam s&ouml;ylemeyiz&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Bah&ccedil;esinde ezan &ccedil;i&ccedil;eği olan bir ev var. Bu &ccedil;i&ccedil;ek, sabah ve akşam  ezanını okurken a&ccedil;ılır ve kapanır. &Ccedil;i&ccedil;ek, ezan okunurken a&ccedil;tığı sırada dibine  beyaz bir yılan gelir. Bu yılanı yakalayıp, konuşturmanız i&ccedil;in, &ccedil;i&ccedil;eğin dibine  okunmuş su d&ouml;kmeniz gerekiyor. Size taşın yerini, bu yılan s&ouml;yleyecek&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Okunmuş su nerden bulacağız ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Ben size, buradan vereceğim kızım. Bu arada başka sormak istediğiniz  bir şey varmı ?&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Ben bir şey daha sormak istiyorum, olur mu ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Sor kızım, biliyorsak s&ouml;yleriz&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Kıyı k&ouml;y denen yerin altındaki altın şehri bulanlardan birisi, kendi  kendine alev alıp yanmış galiba. Bu t&uuml;r veya buna benzer yanma olayları,  d&uuml;nyanın başka yerlerinde de g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş. Altın şehrin lanetli olduğu da s&ouml;yleniyor  ancak benim bildiğim kadarı ile İslam dini i&ccedil;erisinde lanet ve uğursuzluk yoktur  ve siz b&ouml;yle şeylere inanmazsınız. Ama ortada olan bir takım şeylerde var. Bu  konuda bir şey s&ouml;yleyebilecek misiniz ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Bak kızım, Tanrı yani Allah, insanı &lsquo;&rsquo;&Ccedil;ift elle yaratım&rsquo;&rsquo;  buyurmaktadır. İsa peygamber ise &lsquo;&rsquo;Tanrı, beni tek el, sağ elle yarattı&rsquo;&rsquo;  demiştir. İsa peygamberin yaratılışında letafet vardır yani maddi unsurlardan  ziyade ruhanilik baskındır. İsa peygambere &lsquo;&rsquo;RUH&rsquo; denmektedir ki ruhun sırrı,  İsa peygamberle maddi &acirc;lemde zuhur etmiştir.<br />
Gelelim &lsquo;&rsquo;&Ccedil;ift elle yaratılan&rsquo;&rsquo; &Acirc;dem peygambere. &Acirc;dem peygamberin yaratılışının  zahirinde, maddi unsurlar baskındır. &Acirc;dem&rsquo;in bedeni, İsa peygamberin bedeni gibi  letafet yani ruhani değildi.&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Ruhani derken tam olarak neyi kast ettiniz?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: İsa peygamberin bedeni, tamamen nurdan yaratılmış olan Meleklerin,  insan suretine b&uuml;r&uuml;nmelerindeki beden gibidir. &Acirc;dem&rsquo;in yaratılan maddi v&uuml;cudunun  iki ucuna yerleştirilen (-) negatif ve (+) pozitif kutuplar vardır. (+) olan  kutup, Ruh&rsquo;a bağlıdır, (-) olan kutup, nefse bağlıdır. Bu iki ucun arasına (7)  temel enerji merkezi konmuştur. Karşılığı ise &lsquo;&rsquo;Nefsin 7 mertebesi olarak&rsquo;&rsquo;  isimlendirilmiştir.<br />
KENAN: (7) kat g&ouml;k katlarına misal gibi değil mi ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Zaten &acirc;lemler, insanın v&uuml;cuduna resmedilmiştir &ccedil;ocuklar. Yalnız sır  maddi beden de değil, madde bedeni bir elbise gibi giyen Ruh&rsquo;ta gizlidir. Ruh,  titreşim olarak &ccedil;ok y&uuml;ksek bir frekansa sahiptir. İnsan ruhunda KUDRET sıfatının  tezah&uuml;r&uuml; mevcuttur. Ruh&rsquo;tan &ccedil;ıkan nurun yıkıcı ve yakıcı bir etkisi vardır. Daha  iyi anlaşılması i&ccedil;in misalen bir &ouml;rnek verecek olursak, G&uuml;neş&rsquo;in g&uuml;c&uuml;nden hi&ccedil;bir  şey kaybetmeden, bir kiraz meyvesinin boyutlarına k&uuml;&ccedil;&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. İşte bu  kiraz meyvesi k&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde hayal ettiğiniz G&uuml;neş&rsquo;i biraz daha k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;rsek,  karşımıza atomun yapısı &ccedil;ıkar. B&ouml;ylesine muazzam bir g&uuml;c&uuml;n elbette bir şekilde  muhafaza altına alınması gerekmektedir. İşte bu y&uuml;zden, ruhumuz manyetik bir  kılıf i&ccedil;indedir. Bu kılıf bir nevi, zat&rsquo;ımız ile ruhumuz arasında bir perde, bir  kalkan g&ouml;revi g&ouml;rmektedir.&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Zat&rsquo;ımız dediğiniz şey, bu bedenimiz mi ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Elbette kızım, ancak bu beden perdesi &Acirc;dem&rsquo;in yaratılışında &ccedil;ok kalın  olduğu i&ccedil;in ardındaki Ruh&rsquo;un nuru ve g&uuml;c&uuml; a&ccedil;ığa &ccedil;ıkamamaktadır. İsa peygamberin  beden yapısı biraz daha ince yani letafet olduğu i&ccedil;in, ardındaki Ruh, neredeyse  aşik&acirc;r olacaktı. Ama insanlar Ruh&rsquo;un nuruna g&uuml;&ccedil; getiremeyecekleri i&ccedil;in, yine de  bir bedenle &ouml;rt&uuml;lmesi gerekiyordu.<br />
KENAN: Az &ouml;nce atomun yapısını &ouml;rnek verdiniz ve doğrusunu s&ouml;ylemek gerekirse  &ccedil;ok etkilendim. Ben sizi farklı d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m ne bileyim&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Zan&rsquo;larımız yani &ouml;n yargılarımız, her zaman yanıltır evlat. Neyse  atomun yapısını siz anlatın ben devam edeyim olmaz mı ?&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: &rsquo;Atomun yapısı i&ccedil;inde yani merkezinde &ccedil;ekirdek bulunmaktadır. İşte bu  &ccedil;ekirdek, pozitif y&uuml;kl&uuml; oluşu sebebi ile &ldquo;0&rdquo; noktasını teşkil eder. Bu  &ouml;zelliğinden dolayı adına&ldquo;N&ouml;tron&rdquo; denilmektedir. Bu &ccedil;ekirdeğin dış sınırında ise  s&uuml;rekli d&ouml;nen elektronlar bulunmaktadır.&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Atomun &ccedil;ekirdeğini ruha misal tutarsak, Ruh&rsquo;dan &ccedil;ıkan ışık demetlerinin  &acirc;leme Kudret ile yıkıcı bir etki ile yayılması, dışta bulunan ve &ccedil;ok y&uuml;ksek bir  hızla &ccedil;ekirdek etrafında d&ouml;nen elektronlar sayesinde engellenmektedir. İnsanın  hakikatinde bu yapının neredeyse aynısı mevcuttur. Burada atom &ccedil;ekirdeği ile  elektronların arasındaki durum ne ise Ruh ile beden arasındaki durum da aynidir  ki bunun adına &ldquo;Fıtrat&rdquo; denir. &ldquo;Arş&rdquo;(Beden)ın koruması ve de &ldquo;Ruh&rdquo;un idaresi  altındadır.&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: O zaman herhangi bir şekilde manyetik kılıfın kalkması ger&ccedil;ekleşirse,  Ruh&rsquo;un nurunun &ouml;nce o kişinin fizik bedenine ve daha sonra &ccedil;evreye zarar  verebilme ihtimali bulunmaktadır değil mi ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: &Ccedil;ok doğru kızım&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Peki bu manyetik kılıf nasıl kalkar veya herkeste kalkma ihtimali varmı?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Hangi inan&ccedil; sistemine mensup olursa olsun, bir takım insanlar rehbersiz  ya da ehliyet sahibi olmayan rehberler eşliğinde &ccedil;ilehaneye kapanmışlar ve  akabinde kapatıldıkları &ccedil;ilehanede ortadan kaybolmuşlardır. Riyazet ve s&uuml;rekli  zikir sonucu &ccedil;ilehanede ge&ccedil;irilen s&uuml;re&ccedil;, 7 enerji merkezinin en &uuml;stte yer alan  yedinci enerji seviyesine &ccedil;ıkılmasına sebebiyet vermektedir.<br />
Bu noktada ortaya &ccedil;ıkan frekans, ruhun manyetik kılıfının kalkmasına, yanmasına  sebep olduğundan serbest kalan ruhun nuru, i&ccedil;ten i&ccedil;e fizik bedeni yakıp k&uuml;l  eder. Tabii ki burada i&ccedil;ten i&ccedil;e dediysek, ruhu bir mek&acirc;n olarak bedenin i&ccedil;inde  olduğunu kast etmedik. Fizik bedenimizi oluşturan atomlarımız zaten  hayatiyetlerini, Ruh&rsquo;ta mevcut olan &lsquo;&rsquo;HAYY&rsquo;&rsquo; sıfatının uzantısından  almaktadırlar. Yanma dediğimiz olay, atom boyutunda meydana gelmektedir. Fizik  beden yanıp k&uuml;l olur, serbest kalan atomlar aslına d&ouml;ner de, geride hi&ccedil;bir iz ve  emare g&ouml;remezsin.&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Ama altın şehrin girişini bulan adam, elbiseleri ile birlikte yanmış be  amca&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: İnsan bir manyetik alan i&ccedil;erisine girdiği zaman manyetik alan, ruhun  manyetik kılıfını yok ettiğinden bu t&uuml;r olaylar meydana gelebilmektedir. Bunu  bir insana yıldırım isabet etmesine de benzetebiliriz&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: O adama, yıldırım mı isabet etmiş demek istiyorsunuz?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Tam olarak değil ama ona benzer bir şey&rsquo;&rsquo;<br />
ELİSSA: Tam anlamadım ama bunun altın şehirle bir bağlantısı varmı ?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Elbette var kızım&rsquo;&rsquo;<br />
KENAN: Biraz daha a&ccedil;ık konuşur musun be amca?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="2114" title="1" title="20 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2315-isa%e2%80%99nin-sirri-2-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSA’NIN SIRRI 1.Bölüm</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2309-isa%e2%80%99nin-sirri.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2309-isa%e2%80%99nin-sirri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Apr 2010 09:04:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İsa'nın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İsanın Sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[İSA’NIN SIRRI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2309</guid>
		<description><![CDATA[İSA&#8217;NIN SIRRI 1.b&#246;l&#252;m D&#252;nya tarihi bir bakıma, gizli &#246;rg&#252;tlerin de tarihidir. D&#252;nyanın efendiliğine soyunmuş olan bu &#246;rg&#252;tlerin, &#252;zerinde ittifak ettikleri ve g&#252;&#231;lerini birleştirdikleri bir d&#246;n&#252;m noktası vardır. MAYIS 2000 YILI&#8230;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><strong> <font face="Tahoma">İSA&rsquo;NIN SIRRI</font></strong></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><img width="600" height="334" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/isaninsirri.jpg" /></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><strong> <font face="Tahoma">1.b&ouml;l&uuml;m</font></strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><strong> <font face="Tahoma"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font></strong><span style="font-family: Tahoma;">D&uuml;nya  tarihi bir bakıma, gizli &ouml;rg&uuml;tlerin de tarihidir. D&uuml;nyanın efendiliğine soyunmuş  olan bu &ouml;rg&uuml;tlerin, &uuml;zerinde ittifak ettikleri ve g&uuml;&ccedil;lerini birleştirdikleri bir  d&ouml;n&uuml;m noktası vardır. <strong>MAYIS 2000 YILI&hellip;</strong></span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">D&uuml;nya n&uuml;fusuna g&ouml;re bir avu&ccedil; sayılabilecek  olan bu g&uuml;ruh, d&uuml;nyanın kaderini değiştirmek i&ccedil;in &lsquo;&rsquo;<strong>Pensilvanya Genetik  Araştırmalar laboratuarında, </strong>yerin &nbsp;(280) metre altında bir araya  gelmişlerdi.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Mayıs ayına girilmesine saatler kala,  Vatikan&rsquo;ın ikinci adamı, İsrail&rsquo;de d&uuml;zenlenen <strong>&lsquo;&rsquo; Psişik ve Rasyonel Bilimler,  &Ouml;ğretiler ve Dinler&rsquo;&rsquo;</strong> konulu toplantıya katılmak i&ccedil;in İsrail&rsquo;de bulunuyordu.  Toplantının tek M&uuml;sl&uuml;man konuğu, İran k&ouml;kenli ve <strong>&lsquo;&rsquo;El- Ezher&rsquo;&rsquo;</strong>  &uuml;niversitesinde, felsefe profes&ouml;r&uuml; olan <strong>(&hellip;)&rsquo;dı. </strong>(1999) yılının Ramazan  ayında t&uuml;m İslam &acirc;lemi, bu profes&ouml;r&uuml;n a&ccedil;ıklamaları ile &ccedil;alkalanmıştı. &lsquo;<strong>&rsquo;Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;in, beşer kelamı, Hazreti Muhammed&rsquo;in (s.a.v.) kelamı olduğ</strong>unu&rsquo;&rsquo;  s&ouml;ylediğinde, b&uuml;y&uuml;k tartışmalar yaşanmıştı.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Toplantının a&ccedil;ılış konuşmasında, toplantıya ev  sahipliği yapan İsrail&rsquo;li bir yetkili &lsquo;<strong>&rsquo;Mevcut &Uuml;&ccedil; İlahi dinin, akılcı olarak  yeniden ele alınması gerektiğini&rsquo;&rsquo;</strong> dile getirmişti.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">D&uuml;nya kamuoyunun ilgisi ve dikkati, yoğun bir  enformasyon bombardımanı ile bu toplantıya odaklanmıştı. Ustaca bir plan ile <strong> Mayıs ayının sırrı, </strong>g&ouml;zlerden ka&ccedil;ırılmış, Pesilvanya&rsquo;daki Genetik  Araştırmalar Laboratuarında ki (3) doğum, heyecanla beklenmekteydi. D&uuml;nyanın  kaderini değiştireceğine inandıkları doğumu ger&ccedil;ekleştirecek olan <strong>(3) bakire</strong>,  Mardin&rsquo;den Almanya&rsquo;ya ve oradan da kuzey Amerika&rsquo;ya g&ouml;&ccedil; eden, se&ccedil;ilmiş (3)  S&uuml;ryani k&ouml;kenli ailenin kızlarıydılar. Aileler <strong>&lsquo;&rsquo;&rsquo;Altın Şafak&rsquo;&rsquo;</strong> isimli  ok&uuml;lt bir &ouml;rg&uuml;t&uuml;n de mensubuydular.</span></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">***</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Doğum yapmalarına sayılı saatler kalan (16)  yaşındaki bu (3) bakire, Mardin topraklarında doğmuş, dış d&uuml;nyadan, hayvansal  gıdalardan korunmuş ve &ouml;zenle yetiştirilmişlerdi. Ge&ccedil;en sene &lsquo;<strong>&rsquo;K&ouml;k H&uuml;creden  Sperm&rsquo;&rsquo;</strong> elde edilmesi ile kızlardan alına <strong>k&ouml;k h&uuml;creden, </strong>elde edilen  sperm ile yine ayni kızların yumurtaları, dış ortamda d&ouml;llenmiş, Mayıs ayındaki  hesaplanan saate g&ouml;re, rahimlerine konularak gebelik s&uuml;reci başlatılmıştı.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Kayıp tarihi yeniden canlandıracaklar ve  tarihi yeniden başlatıp, d&uuml;nyanın efendileri olacaklardı. <strong>Y&uuml;ksek Konsey</strong>,  bu tarihi an&rsquo;a tanıklık etmek i&ccedil;in, doğumun yapılacağı &ouml;zel b&ouml;lmenin tam  karşısında bulunuyorlardı.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">(16) yaşındaki &uuml;&ccedil; bakire, gebelik s&uuml;reci  başlatıldıktan sonra uyutularak, cihaza bağlanmış, &ouml;zel ila&ccedil; ve serumlarla  beslenmişti. Yerin (280) metre altında, zaman daha yavaş akmaktaydı. Yerin  &uuml;st&uuml;nde (9) ay (10) g&uuml;n ge&ccedil;mesine rağmen buradaki ge&ccedil;en s&uuml;re daha kısaydı.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Beklenen vakit gelmişti. (6000) yıl sonra  G&uuml;neş sistemindeki t&uuml;m gezegenler ve uydular, bir ipe dizilmiş&ccedil;esine tek sıra  SAF d&uuml;zeni olmuşlardı. Bu kozmik olayın ger&ccedil;ekleştiği s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde, doğumların  muhakkak ger&ccedil;ekleştirilmesi gerekiyordu. Doğumun biri başarısızlıkla  sonu&ccedil;lanmış, diğer iki doğum, bir oğlan ve bir kız olarak ger&ccedil;ekleşmişti.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;"><strong><u>OLAYDAN (11) YIL SONRA&hellip;&hellip;</u></strong></span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">İstanbul &uuml;niversitesi, arkeoloji b&ouml;l&uuml;m  başkanlığı b&uuml;nyesinde g&ouml;rev yapan Kenan, Pınarhisar b&ouml;lgesinde onarılarak,  restore edilecek olan tarihi kiliseyi incelemek i&ccedil;in g&ouml;revlendirildiğinde &ccedil;ok  sevinmişti. Zira g&ouml;rev b&ouml;lgesi olarak se&ccedil;ilen yer, kendi memleketiydi. Trakya  b&ouml;lgesi; mağaraları, yer altı ge&ccedil;itleri ve Longoz ormanları ile adeta bir kadim  uygarlıklar beşiği sayılırdı. Daha oniki yaşındayken bulundukları y&ouml;rede yapılan  bir kazıda, <strong>(4700) yıllık bir yerleşim yerinin</strong> bulunmasına şahit olmuştu.  Kazı sorumlusundan izin isteyerek, toprak taşıma işinde &ccedil;alıştığını  hatırlıyordu. Bu (4700) yıllık tarihi yerleşim yeri g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkarıldığında,  yurt dışından da bir takım kimseler gelerek incelemede bulunmuşlardı. Kenan bu  hareketliliğin sebebini o g&uuml;nlerde pek anlayamamıştı. Zira bu yurt dışından  gelen ziyaret&ccedil;ilerden sonra kazı durdurulmuş ve b&ouml;lge kapatılmıştı.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Daha sonra &ouml;ğrendiğine g&ouml;re, kazı esnasında  som altından, <strong><u>Hıristiyanlığın dini simgesi olan bir Ha&ccedil; bulunmuştu</u></strong><u>.</u>  Oysaki <strong>Hıristiyanlığın tarihinin iki bin yıllık olduğu </strong>bilinen bir  ger&ccedil;ekti. <strong><u>Peki, bu ha&ccedil;, (4700) yıllık bir medeniyetin kalıntıları arasında  ne arıyordu?</u></strong> Bu oniki yaşındaki bir &ccedil;ocuğun zihninde yer etmiş ve bu  soruyla b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;. Neticede ise arkeoloji b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;mesine sebep olmuştu.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Uuml;niversitenin kendine tahsis ettiği ara&ccedil;la  yola &ccedil;ıkmadan &ouml;nce <strong>Elissa&rsquo;</strong>yı da almalıydı. Pek anlaşamazlardı ama yine de  her g&ouml;reve birlikte giderlerdi. Daha &ouml;nce bu b&ouml;lge ve buralardaki kiliseler  hakkında dok&uuml;man araştırması yapmış olduğundan &ccedil;ok şanslıydı.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">B&ouml;lgeye vardıklarında neredeyse akşam olmak  &uuml;zereydi ve Kenan&rsquo;ın ailesinin yanında kalacaklardı. O gece, Kenan&rsquo;ın eski  arkadaşlarından bazıları, geldiğini haber alıp hemen damlamışlardı. &Ccedil;ocukluğu bu  arkadaşlarla ge&ccedil;miş, k&ouml;şe bucak define aramışlardı.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Vay dostum hoş geldiniz&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Esas sen hoş geldin hayırsız, Ulan  ne arıyorsun ne de soruyorsun&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Tanıştırayım, ortağım Elissa&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Merhaba efendim hoş geldiniz&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Hoş bulduk sağ olun&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Duyduğumuza g&ouml;re, Pınarhisar&rsquo;daki  kiliseyi onaracaklarmış, yoksa sende onun i&ccedil;in mi geldin?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Yurt dışından muazzam bir kaynak  aktarımı var bu konuda. Adamlar Trakya b&ouml;lgesindeki tarihi yerlerin g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne  &ccedil;ıkarılması ve restore edilerek d&uuml;nyaya tanıtılması i&ccedil;in &ccedil;ok para harcıyorlar  &ccedil;ok&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Desene size de g&uuml;n doğdu. Bu sayede  bol parayı da buldunuz?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Yok be dostum ne parası? Hi&ccedil; bize  koklatırlar mı? Neyse siz ne durumdasınız, herhangi bir gelişme var mı?</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Sizde mi arkeoloji ile  ilgileniyorsunuz?</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Yok be hanımefendi, biz daha &ccedil;ok  hazine ile ilgileniyoruz ama buda arkeoloji sayılır herhalde?</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Nasıl yani ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Siz nasıl toprağı kazıp bir şeyler  arıyorsanız, bizde sizin gibi toprağı kazıp, define arıyoruz&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Ama beyefendi bu ayni şey değil ki,  Sizin yaptığınız d&uuml;ped&uuml;z korsanlık. Hem biz tarih adına, bilim adına  &ccedil;alışıyoruz, siz ise tarih hırsızlığı yapıyorsunuz&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Burada duracaksın hanımefendi. Bir  zamanlar bende, onlar gibi korsandım. Eski mesleğime laf s&ouml;yletmem&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Tamam işte kendi ağzınla itiraf ettin.  Ben sana her zaman s&ouml;yledim, sen arkeolog değil resmen korsansın&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: İltifatın i&ccedil;in &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim  g&uuml;zel hanım&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Ukala şey&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Bana baksanıza siz, kavgayı  bırakında s&ouml;yleyeceklerimi dinleyin&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Hayırdır &ouml;nemli bir şey mi var?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Bundan &uuml;&ccedil; ay &ouml;nce, Yunanistan  h&uuml;k&uuml;metinden bu kiliseyi birilerinin ziyaret ettiğini s&ouml;yl&uuml;yorlar&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Dediğiniz gibi olmuş olsa, bu konuda  bilgimiz olurdu&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Resmi bir ziyaret değil herhalde, &ouml;yle  olsaydı Elissa hanım&rsquo;ın dediği gibi bilgimiz olurdu&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Siz nereden &ouml;ğrendiniz?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Bu b&ouml;lgede Vatikan&rsquo;a &ccedil;alışan daha  doğrusu onların adamlarına rehberlik yapan biri var..&Uuml;sk&uuml;p kalesine d&uuml;zenlenen  bir geziye katıldığımızda karşılaştık. O zaman anlatmıştı.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: <strong>&Ccedil;etin&rsquo;i</strong> ge&ccedil;en sene vurmadılar  mı?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Vurdular vurmasına da herif &ouml;lmedi.  Bir m&uuml;ddet ortadan kaybolduktan sonra gene ortaya &ccedil;ıktı.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Bu &Ccedil;etin dediğiniz adamı kim veya  kimler, ni&ccedil;in vurdular ki?</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ARKADAŞI: Bu herif kıyı k&ouml;y&uuml;n altındaki, altın  şehrin girişini biliyor ama kimseye s&ouml;ylemiyor. Herifi vurdular gene  s&ouml;ylettiremediler&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Kıyı k&ouml;y&uuml;n altında, altın şehir  olduğunu ilk defa sizden duyuyorum. Tipik defineci hayali gibi geldi bana&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Hayal filan değil k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım, bu  b&ouml;lgedeki herkes bu konuyu bilir ama hik&acirc;ye g&ouml;z&uuml;yle bakarlar. Bug&uuml;ne kadar Kıyı  k&ouml;y&uuml;n altındaki altın şehrin girişini bulan (4) kişi oldu. Bu d&ouml;rt kişiden &uuml;&ccedil;&uuml;  feci şekilde &ouml;ld&uuml;. Hatta biri durup dururken alev alıp yanmaya başlamış ve t&uuml;m  &ccedil;abalara rağmen s&ouml;nd&uuml;rememişler. D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; adam ise &Ccedil;etin abi.<span>&nbsp; </span> Altın şehre girip &ccedil;ıktığı s&ouml;yleniyor. Adamın hi&ccedil; ailesi yok, hepsi &ouml;lm&uuml;ş&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ELİSSA: Nasıl yani ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ARKADAŞI: Altın şehre girip &ccedil;ıktıktan sonra,  ailesi topluca ortadan kaybolmuş. Her şey bir gecede ve ansızın ger&ccedil;ekleşmiş.  B&uuml;t&uuml;n olanları g&ouml;rm&uuml;ş ama kimseye anlatmamış, ayni altın şehrin girişini  anlatmadığı gibi&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ELİSSA: Belki ailesini filan kendi  &ouml;ld&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r ve g&ouml;mm&uuml;şt&uuml;r ya da ne bileyim onu terk etmişlerdir. Muhakkak bir  a&ccedil;ıklaması vardır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KENAN: Elissa, adamın sadece ailesi değil  ailesi ile birlikte i&ccedil;inde oturdukları ev de ortadan kaybolmuş. &Ccedil;etin abiyi  bulduklarında, evin bomboş arsasında &ouml;ylece donmuş bir vaziyette oturuyormuş.  Adam uzun s&uuml;re konuşamamış bile&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ARKADAŞI: Kekemeliği de o g&uuml;nlerden kalmış  zaten&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ELİSSA: Peki bu olayı kimse araştırmamış mı,  bir a&ccedil;ıklama ya da bir sonu&ccedil; elde edilememiş mi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ARKADAŞI: Bu &ccedil;etin ağabey (70) yaşında  ihtiyar bir adam ama &ccedil;ok gence taş &ccedil;ıkartır. Bizim gibi &ouml;mr&uuml; define aramakla  ge&ccedil;miş. Defineci birinin s&ouml;zlerine pek inanılmaz ve ciddiye alınmaz. &Ccedil;etin abi o  g&uuml;nden sonra b&ouml;lgeye araştırma yapmaya gelenlere rehberlik yaparak hayatını  kazanmaya başlamış. Kendisinin s&ouml;ylediğine g&ouml;re Vatikan&rsquo;dan gelenlere  &ccedil;alışıyormuş. Adamlar kendisine d&uuml;zenli bir maaş bile bağlamışlar.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; KENAN: &Ccedil;etin ağabeyin telefon numarası var  mı elinde?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp; ARKADAŞI: Hayır yok, adam telefon taşımıyor  zaten. &Uuml;sk&uuml;p&rsquo;&uuml;n asmalı kahvesine takılır &ccedil;oğu zaman. Ararsan belki orada  bulursun&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;</span><u><span style="font-family: Tahoma;">ERTESİ  G&Uuml;N&Uuml;</span></u></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;Kiliseye vardıklarında, yanlarına belediyeden  de birini almışlardı. Kenan daha &ouml;nceleri de bu kiliseye gidip gelmişti. Burası  akşamları sarhoşların makamı olurdu ve bu y&uuml;zden de pislik i&ccedil;indeydi. Belediye  başkanı, beldeye maddi gelir olsun diye kiliseyi ve &ccedil;evresini temizletmiş, birde  bek&ccedil;i koyarak ziyarete a&ccedil;mıştı. Y&ouml;re insanı tarafından pek gelen giden yoktu ama  yurt dışından &ccedil;ok ziyaret eden oluyordu. Buranın tarihi pek bilinmemekle  birlikte ilk inşa edilen Kiliselerden biri olduğu s&ouml;yleniyordu. Her tarafı  defineciler tarafından delik deşik edilmişti. Elissa <span>&nbsp;</span>&lsquo;&rsquo;Korsanlar&rsquo;&rsquo;  diye s&ouml;ylendi.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Ne dedin pek duyamadım?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Korsanlar dedim, baksana şuranın  haline. Kazılmadık yeri kalmamış&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Hakikaten, ortalığı berbat etmişler, bu  sefer haklısın korsanlar demekte&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Buranın neresini restore edeceğiz ki?  Sağlam bir yeri kalmamış. Hem yapının taşları &ccedil;ok eksik&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: B&ouml;lge halkı zamanında ev yapmak i&ccedil;in  taşların &ccedil;oğunu s&ouml;k&uuml;p kullanmış&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Mecburen d&ouml;kme taş kullanacağız&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Belediye başkanına s&ouml;yleyelim de bize  &ccedil;alışacak adam ve marangoz bulsun.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Hadi o zaman yanına gidelim&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Kilisenin &uuml;&ccedil; boyutlu fotoğrafları &ccedil;ıkarılıp,  bilgisayar ortamında eksik yerleri tamamlanmıştı. Kullanılacak d&ouml;kme taş sayısı  hesaplanıp, şekil ve ebatları da belli olduktan sonra, marangoza kalıplar  ısmarlanmıştı. Kalıplar imal edilene kadar (2) g&uuml;nl&uuml;k bir s&uuml;releri vardı.  &Uuml;sk&uuml;p&rsquo;e giderek asmalı kahvede, &Ccedil;etin abiyi bulmaları gerekiyordu. Şansları  varmış ki adam oradaydı. Uzun boylu ve atletik bir yapısı vardı. Y&uuml;z&uuml;nde derin  acıların bıraktığı izler olmasaydı (70) yaşında bir ihtiyar olduğunu  anlaşılmazdı. Kenan ile Elissa, kahveye girip &Ccedil;etin abinin masasına  oturduklarında, insanlar şaşkınlıkla kendilerine bakmaya başlamışlardı. Zira  b&ouml;lge halkı, kahvehaneye bir kadının girmesine alışık değillerdi</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: &Ccedil;etin bey merhaba efendim, oturabilir  miyiz ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Buyur oğlum ne demek, sizde hoş  geldiniz hanım kızım &lsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Hoş bulduk efendim, adım Elissa&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: &Ccedil;etin bey; benim adım Kenan. Siz beni  tanımazsınız ama ben sizi tanıyorum&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Buyur Kenan oğlum size nasıl yardımcı  olabilirim? Ha bu arada ne i&ccedil;ersiniz? Hanım kızım; siz ne alırsınız ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Sıcak bir &ccedil;ay iyi giderdi &Ccedil;etin Bey&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Oğlum, bize &uuml;&ccedil; tane &ccedil;ay verir misin ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KAHVECİ: Hemen geliyor &Ccedil;etin abi &lsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: &Ccedil;etin bey, bizler İstanbul &uuml;niversitesi  arkeoloji b&ouml;l&uuml;m&uuml;ndeniz. Vize&rsquo;de bulunan kilisenin restorasyonu i&ccedil;in geldik.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Benden ne istiyorsunuz ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Arkadaşlar, sizinle &Uuml;sk&uuml;p kalesine  yapılan gezide karşılaşmışlar ve onlara Yunanistan&rsquo;dan bu kilise i&ccedil;in bir heyet  geldiğini s&ouml;ylemişsiniz&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Doğrudur, hatta rehberlik g&ouml;revlerini  de ben yaptım&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: &Ccedil;etin Bey; Yunanistan h&uuml;k&uuml;metinden  gelenler, resmi bir g&ouml;revle gelmiş olsalardı bizim de haberimiz olurdu. Bunların  ne i&ccedil;in geldiğini ve nereleri incelediğini biliyor musunuz ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Hanım kızım, ben bilmem &ouml;yle resmi ya  da gayri resmi g&ouml;rev filan, herifler geldi, kiliseyi gezip inceledi ve  gittiler&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Onları ben gezdirdim demiştiniz,  restorasyon i&ccedil;in mi inceleme yaptılar&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Hayır sanmıyorum, adamlar bir taş  arıyorlardı&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Nasıl yani, sadece bir taş i&ccedil;in mi  gelmişler ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Bakın bu adamlar, &uuml;zerinde <strong><u>sekiz  k&ouml;şeli yıldız kabartması olan bir taşı arıyorlar&rsquo;&rsquo;</u></strong></span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Kayıp ırk&rsquo;ın simgesini mi arıyorlar?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Sekiz k&ouml;şeli yıldız, Atlantis&rsquo;in  simgesi ama bu kilise ile ne alakası var ki&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Adamlar kayıp ırktan filan  bahsetmediler ama bu taşın <strong>İsa&rsquo;nın sırrı</strong> ile alakalı olduğunu  s&ouml;ylediler&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: İsa&rsquo;nın sırrı mı? Bu kilisede mi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: İsa&rsquo;nın (12) havarisinden birinin Rum  diyarına geldiği s&ouml;yleniyor Kenan. Bu kilisenin tam olarak yapılış tarihi belli  mi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Hayır tam olarak belli değil sanırım&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Adamlar, <strong><u>Hazreti İsa&rsquo;nın g&ouml;ğe  &ccedil;ıkarılmasından (8) sene sonra</u></strong> <strong>S&uuml;ryani lisanı ile yazılan bir  İncil&rsquo;den</strong> bahsettiler&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Bu (12) Havariden olan Matta&rsquo;nın  yazdığı İncil. Ama bu Filistin&rsquo;de yazılmıştı.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Yok yok, zaten adı ge&ccedil;en İncil burada  değilmiş. Bu b&ouml;lgeye yani Rum diyarına gelen Yuhanna adında bir havariymiş. O  g&uuml;nk&uuml; ismi Efsus olan Rum şehrinde Yuhanna İncil&rsquo;ini derlemiş.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Ben bu işten hi&ccedil;bir şey anlamadım ki  ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Hanım kızım olay gayet net&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Nasıl yani ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Filistin diyarındaki havari yani Matta,  (4) &ouml;ğrencisine birer tane mektup bırakmış. Dikkat ederseniz Hazreti İsa&rsquo;nın  g&ouml;ğe &ccedil;ekilmesinden sonra <strong>ilk İncil&rsquo;i derleyen </strong>bu havari. Yalnız bunun  yazdığı asıl kitap kayıpmış. Şu an Matta incili diye okuna gelen kitap, bu  havari&rsquo;nin vefatından sonra inananlarının derlediği s&ouml;zleridir.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: <strong>Ger&ccedil;ek İncil&rsquo;in, S&uuml;ryani lisanı  olduğu</strong> zaten biliniyor ama &ouml;ğrencilerine bıraktığı mektup neyin nesi ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Bu mektupların, aslında <strong><u>Hazreti  İsa&rsquo;nın vasiyeti</u></strong> olduğu s&ouml;yleniyor&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİİSA: Matta&rsquo;nın kendi elleri ile S&uuml;ryani  lisanı &uuml;zere yazdığı İncil n&uuml;shasının kayıp olduğunu s&ouml;ylediniz&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Evet Hanım kızım, ancak nerede olduğu  bilinmiyor&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Matta&rsquo;nın &ouml;ğrencilerine bıraktığı  mektup, Yuhanna&rsquo;ya ulaşmış mı peki ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Hayır ulaşmamış. Efsus şehrine gelen  &ouml;ğrencisi Yuhanna&rsquo;nın &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;nce kendini gizlemiş. Zaten Yuhanna&rsquo;nın  talebelerini de &ccedil;ok işkence etmişler. Matta&rsquo;nın &ouml;ğrencisi, şimdiki Vize diyarına  gelerek yerleşmiş. Gizliden gizliye İseviliği yaymak i&ccedil;in &ccedil;alışmış.<span>&nbsp; </span>Vefatından sonra, evinin olduğu yere bir&nbsp; kilise yaptırılmış. İşte sizin  restore edeceğiniz ve kilisenin tarihi b&ouml;yle bildiğim kadarı ile&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Taşıdığı mektup da ne vardı acaba ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Yunanistan&rsquo;dan gelen<span>&nbsp; </span> adamlar, sekiz k&ouml;şeli yıldız kabartmalı bir taş aradıklarına g&ouml;re, bu mektubun,  aranan taşla bir alakası vardır herhalde ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Adamlar, kalıntıları iyice aradılar mı  ?&rsquo;&rsquo; </span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Yanlarında elektronik cihazda vardı.  Daha &ouml;nce hi&ccedil; b&ouml;ylesini g&ouml;rmemiştim. Cihaz nereye tutulsa, tutulduğu yerin i&ccedil;ini  dışını bir g&uuml;zel g&ouml;steriyordu&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Dur bir dakika; bu kilisenin inşasında  kullanılan taşlar, bu civardaki taş ocaklarından &ccedil;ıkarılan taşlar. Ancak  aradıkları taş, yekpare bir taş değil demek ki<span>&nbsp;&nbsp; </span>Eğer &ouml;yle olsaydı,  taşların i&ccedil;lerine bakmazlardı&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: Bizim yaptığımız gibi d&ouml;kme bir taş  kullanmış olabilirler ve mektup, bu taşın i&ccedil;ine gizlenmiştir o zaman&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Ama sekiz k&ouml;şeli simge, kayıp ırk&rsquo;ın  simgesi. Matta&rsquo;nın &ouml;ğrencisinin bu simgeyi kullanmasındaki sebep neydi acaba ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Belki de taşıdığı mektubun &uuml;zerinde  b&ouml;yle bir simge vardı&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">KENAN: O zaman iş daha karışıyor demektir.  Bizzat Hazreti İsa&rsquo;nın havarisi, bir diğer havariye g&ouml;nderdiği mektuba, niye  b&ouml;yle bir simge koysun ki? Hem bu mektubun Hazreti İsa&rsquo;nın vasiyeti olduğunu  s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. O zaman bu simgenin hikayesi Hazreti İsa&rsquo;ya kadar uzanır.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: İsa&rsquo;nın, Matta&rsquo;ya s&ouml;yledi ama diğer  havarilerin bilmediği şey ne olabilir&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Bilmiyorum kızım ama adamların peşinde  oldukları y&uuml;zyılların sırrı bu olsa gerek&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Yunan h&uuml;k&uuml;metinin g&ouml;revlendirdiği  kişiler, bu işin peşindeyse anlattıklarınız galiba ger&ccedil;ek olabilir &Ccedil;etin bey&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Ger&ccedil;ek ne demek kızım, &ouml;mr&uuml;m&uuml; verdim  ben bu işlere&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: Akşam Kenan&rsquo;ın arkadaşları, başınıza  gelen &uuml;z&uuml;c&uuml; olayları anlattı &Ccedil;etin bey. Bunlardan bahsedip, sizi tekrar &uuml;zmek  istemem ama Kıyı k&ouml;ydeki, altın şehre girdiğiniz doğrumu ?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Hi&ccedil; girmez olaydım kızım, orası lanetli  bir yer. Ailemi kaybettim onların y&uuml;z&uuml;nden&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: &Ccedil;etin Bey; onların y&uuml;z&uuml;nden dediniz,  yoksa altın şehrin i&ccedil;inde yaşayan birileri<span>&nbsp; </span>mi var?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Bu konuya hi&ccedil; girmesek hanım kızım &lsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ELİSSA: &Ouml;z&uuml;r dilerim ama anlatılanlar ve  anlattıklarınız o kadar detaylı ve ger&ccedil;ek&ccedil;i ki, sormadan duramıyor insan. Sizin  bu kilise ve mektup hakkında, bize anlattığınız şeylerin hepsini, Yunanistan&rsquo;dan  gelen adamlardan &ouml;ğrenmediğinizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bir&ccedil;oğu, zaten kendi bilginiz  d&acirc;hilinde olmalı sanırım&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">O sırada &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n de ellerinde bulunan &ccedil;ay  bardakları kendiliğinden patlayıp tuz-buz olmuştu. &Ccedil;ay bardaklarının  patlamasıyla Elissa &ccedil;ığlık atmış, &Ccedil;etin ise birden bire oturduğu yerden ayağa  fırlamıştı. Bu olay karşısında kahvede olanlar da ayaklanmış, ortamın tansiyonu  birden bire y&uuml;kselmişti. İhtiyar adamın g&ouml;zlerini korku b&uuml;r&uuml;m&uuml;şt&uuml;. Elissa ve  Kenan, ihtiyarın g&ouml;zlerindeki korku ifadesine şaşkınlıkla bakıyorlardı.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&Ccedil;ETİN: Bu konuda hi&ccedil; konuşmamam lazımdı hi&ccedil;,  anladınız mı? Her an takipteyim, beni hep takip ediyorlar, ağzımdan &ccedil;ıkan her  bir s&ouml;z&uuml; biliyorlar. Konuşamam kahretsin, konuşamam işte&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">İhtiyar bu şekilde s&ouml;ylenerek, hızla uzaklaşıp  gitti. Elissa ve Kenan ise, ihtiyarın arkasından birbirlerine &ouml;ylece  bakakaldılar. Elissa&rsquo;nın patlayan cam bardak sebebi ile eli yaralanmış olduğu  i&ccedil;in kahvehanede bulunan ecza dolabından eline pansuman yapıldı. O g&uuml;n daha  fazla bir şey &ouml;ğrenemeyeceklerini anladıkları i&ccedil;in, arabalarına binip  uzaklaştılar.</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><u> <span style="font-family: Tahoma;">İKİ G&Uuml;N SONRA</span></u></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Tahoma" size="3">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="2379" title="1" title="20 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2309-isa%e2%80%99nin-sirri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın Dokusu (10 Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2305-zamanin-dokusu-10-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2305-zamanin-dokusu-10-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 22:16:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Dokusu (10 Bölüm)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2305</guid>
		<description><![CDATA[Zamanın Dokusu (10 B&#246;l&#252;m) Kalabalık turist grup uğurlandıktan sonra, Papaz onları i&#231; tarafta olan bir odaya aldı. Odanın kıbleye bakan tarafında b&#252;y&#252;k bir ha&#231; işareti bulunmaktaydı. Gen&#231;ler bu ha&#231;&#8217;ı g&#246;r&#252;nce,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="text-decoration: none; font-family: Tahoma;"><font size="3"> Zamanın Dokusu (10 B&ouml;l&uuml;m)</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Kalabalık  turist grup uğurlandıktan sonra, Papaz onları i&ccedil; tarafta olan bir odaya aldı.  Odanın kıbleye bakan tarafında b&uuml;y&uuml;k bir ha&ccedil; işareti bulunmaktaydı. Gen&ccedil;ler bu  ha&ccedil;&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;nce, şaşkınlıkla birbirlerine bakıştılar. Papaz, gen&ccedil;lerin  şaşkınlığından istifade ederek, &ouml;nce &uuml;st&uuml;ndeki c&uuml;bbeyi &ccedil;ıkardı. C&uuml;bbenin altında  bembeyaz bir elbisesi vardı. Ha&ccedil;&rsquo;ın altında ise beyaz bir koyun postu seriliydi.  Odanın &uuml;&ccedil; duvarı sırasınca, i&ccedil;i saman ile doldurulmuş minderler bulunmaktaydı.  Gen&ccedil;leri, minderlerin &uuml;st&uuml;ne oturması i&ccedil;in buyur ettikten sonra kendisi de,  ha&ccedil;&rsquo;ın altındaki koyun postunun &uuml;st&uuml;ne, bağdaş kurarak oturdu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: Hoş geldiniz gen&ccedil;ler&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; GEN&Ccedil;LER: Hoş bulduk efendim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; HAKAN: Edirne&rsquo;den size selam  getirdik efendim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: Selamınızı aldık ve  başımızın tacı yaptık yarenler. Sizlerden, &Acirc;dem efendinin, ummanın kokusu  gelmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; HAKAN: Edirne&rsquo;deki m&uuml;barekte  ayni kokuyu duyduğunu s&ouml;ylemişti. Bu nasıl bir kokudur ki, her m&uuml;barek bu kokuyu  almakta ve tanımaktadır?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: &Acirc;dem efendinin yani  ummanın kokusu, &uuml;&ccedil; bin yıllık bir kokudur. Ayni kokunun bir eşi, şu an kendisi  ahirette olan hanımı Meryem annemizden de gelmektedir.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; HAKAN: &Acirc;dem efendinin eşi  Meryem Hanım, İstanbul&rsquo;daki b&uuml;y&uuml;k depremde şehit olmuş. Ama kabrini sormak  aklımıza gelmedi&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: &Acirc;dem Efendi, eşinin  m&uuml;barek v&uuml;cudunu,(16) y&uuml;zyıla geri g&ouml;t&uuml;r&uuml;p, kendi toprağına defnetti &ccedil;ocuklar.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YAHYA: Rahmetlinin kokusu,  ge&ccedil;mişten mi gelmektedir?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: Şu ha&ccedil;&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;yor  musunuz ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ALPER: Elbette efendim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: İnsan, yatay ve dikey  iki doğrunun tam olarak kesiştiği noktada durmaktadır. Durduğu nokta itibari ile  bir taraf EVVEL yani ge&ccedil;miş, diğer taraf AHİR yani gelecek, bir taraf BATIN yani  gizli, kapalı, &ouml;rt&uuml;l&uuml;, bilinmeyen veya hen&uuml;z bilinemeyen, diğer taraf ise ZAHİR  yani bilinen, g&ouml;r&uuml;nen ve duyulandır. Aslında ne ge&ccedil;miş vardır nede gelecek, ne  gizli vardır nede her şey olduğu veya g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; gibidir. Sen durduğun nokta  itibari ile bunların tanımını yaparsın. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan bulunduğu noktadan,  dikey olarak y&uuml;kselirse, b&uuml;t&uuml;n bu saydıklarımız yukarıdan baktığın zaman bir  b&uuml;t&uuml;n olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;r ve algılanır. İşte o zaman ge&ccedil;miş ile geleceğin kokusunu da  duyarsın, bir takım işlerine de vakıf olursun&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; HAKAN: İ&ccedil;eri girdiğimizde  ha&ccedil;&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;nce &ouml;nce &ccedil;ok şaşırmıştık. Meseleye hi&ccedil; b&ouml;yle bakmak aklımıza gelmedi  bu g&uuml;ne kadar.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; HAKAN: Şaşırdığınızı  biliyorum &ccedil;ocuklar. Zaten buraya gelmenizin sebeplerinden biri de bu zaten&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ALPER: Nasıl yani?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: Yani benden  &ouml;ğreneceğiniz hususlardan biri de bu ha&ccedil;&rsquo;ın sırrıdır. Sizinde bildiğiniz &uuml;zere  insanın bedeni (4) unsurdan meydana gelmiştir ve dolayısı ile ha&ccedil; işaretine  benzemektedir. <span>&nbsp;</span>HAVARİYYUN mertebesinde olan Veli&rsquo;ler, RUH&rsquo; un  beden ha&ccedil;&rsquo;ına &ccedil;akıldığını s&ouml;ylerler. İnsanın cevheri yani ruhu, ateş-hava-su ve  toprak &ccedil;ivileriyle mıhlanmıştır. Mutmainne makamında, ruh beden &ccedil;armıhından  kurtulup, diğer &uuml;&ccedil; mertebede g&ouml;ğe y&uuml;kselir denmektedir.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YAHYA: Az &ouml;nce &lsquo;&rsquo; <strong> Havariyyunlar&rsquo;&rsquo;</strong> dediniz. Biraz a&ccedil;ıklar mısınız?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: Asıl olarak Hazreti  İsa (a.s.) ilk iman eden (12) kişiye <strong>&lsquo;&rsquo;Havariyyun&rsquo;&rsquo;</strong> denir. İsa (a.s.) bu  (12) sahabesi, İsa (a.s.) getirdiği dini yaymak i&ccedil;in d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir tarafına  dağılmışlardır. Hazreti İsa (a.s.) meşrebi &uuml;zere olan Veli&rsquo;lere de <strong>&lsquo;&rsquo;Havariyyun&rsquo;</strong>&rsquo;denir.  Bu Velilerin sayılarının (12) kişi olduğu s&ouml;ylenmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 7.5pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birde her d&ouml;nem <strong>Hazreti  Meryem&rsquo;in meşrebinde kadın bir Veli</strong> bulunmaktadır. &nbsp;Hazreti İsa (a.s.)  meşrebinde olan (12) Veli ki bunlara Havariler de denmektedir, bu hazreti Meryem  makamında olan kadın Velinin etrafında toplanmaktadırlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 7.5pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;<span>&nbsp; </span>Bu Velilerin  tenleri ve elbiseleri beyazdır. Hazreti Meryem&rsquo;in makamında olan kadın Velinin  de başındaki, baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; de beyazdır. Bu (12) Havariyyun denen Velilerin  kerametleri, Hazreti İsa (a.s.) gibi hastalıkları iyileştirme ve &ouml;l&uuml;leri  diriltme şeklindedir. Tıp bilgileri &ccedil;ok y&uuml;ksektir Bu veliler bilgi sahibi  olmadıkları bir konuda kendilerine soru sorulduğunda, soru sorulduğu anda,  cevabı Rableri tarafından kendilerine ilham edilir. Kim ki bunlara rastlar ise  hayır sorsun, hayrı talep etsin.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ahir zaman s&uuml;recine  girildiğinde, Hazreti İsa(a.s.) hangi kavme gelecekse,o d&ouml;nemin Hazreti Meryem  makamında olan kadın Velisi, o kavimden olur..Yalnız kendisine Fetih m&uuml;yesser  olana değin bir &ouml;nceki, ahirete intikal etmiş olsa da g&ouml;reve devam eder..Bu  Velilerin ahiret hakkında &ccedil;ok teferruatlı bilgileri vardır..</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp; HAKAN: Havariyyun  mertebesinde olan Veli&rsquo;lerin, bilgi sahibi olmadıkları konu hakkında soru  sorulduğunda, cevabı kendilerine ilham mı edilir?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: &Ccedil;ocuklar; b&uuml;t&uuml;n  kitaplar ilk s&ouml;zleşme kapsamında bilinmiştir ve istidat gaybında saklıdır. İlham  edilir derken, bir manada, sorulan soru sayesinde hatırlar demek istedim.  İnsanın aklı CEM makamına y&uuml;kseldik&ccedil;e ki bu makama Kur&rsquo;an&rsquo;i akıl denmektedir. Bu  y&uuml;kselişte &ccedil;ıkılan her bir merdiven, maddeden manaya ve ilk s&ouml;zleşme zamanına  bir yolculuktur. Nasıl ki; Kur&rsquo;an &Ouml;z&rsquo;den g&ouml;ze, manadan maddeye peyderpey n&uuml;zul  olduysa, insan&rsquo;da Kur&rsquo;an&rsquo;i akla y&uuml;kseldik&ccedil;e, istidat gaybında saklı olan ve ilk  s&ouml;zleşme de tahsil edilen TEVHİD İLMİNE ve manalarına vakıf olmaktadır, yani  kendi kitabını okumaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsana &Ouml;z&rsquo;&uuml;nden yani  Rabbinden her daim el&ccedil;iler gelmektedir. Akıl baliğ olduğu g&uuml;nden itibaren  suretten manaya olan tek&acirc;m&uuml;l s&uuml;reci i&ccedil;inde bu el&ccedil;ilerin tebliğleri, zahirden  kendine yansımaktadır. Hen&uuml;z daha &Ouml;z&rsquo;&uuml;ndeki <strong>SESİ </strong>yani tebliği duyacak  kıvama gelmediği i&ccedil;in, uyarı ve tebliğleri kendisine iletecek zahir suretlere  gereksinim duymaktadır. Ancak! İlmi, İrfanı arttık&ccedil;a, manaya doğru tek&acirc;m&uuml;l  ettik&ccedil;e, zahirdeki suretlerden, &Ouml;z&rsquo;&uuml;ndeki SESLENİŞE y&ouml;nelecektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu sese y&ouml;nelişi (5) duyu  algısından oluşan dağlar gibi veri tabanını sarsmaya, bildiğini ZAN ettiği  meseleler değişim g&ouml;stermeye başlar. &Ouml;z&rsquo;&uuml;nden yani Rabbinden gelen el&ccedil;iler, ona  ger&ccedil;eği a&ccedil;ıkladık&ccedil;a ve kişi bu SESE kulak verip y&ouml;neldik&ccedil;e, <strong>Hakikat  deryasından, kıyıya vuran dalgaları hissetmeye başlar</strong>.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu dalgalar kıyıya vurduk&ccedil;a  (5) duyu algısına dayalı dağlar misali bilgiyi de eritmeye başlar. Bu bilgi  yığını eriyip, Hakikat deryasının sularına karıştık&ccedil;a, sular y&uuml;kselmeye başlar.  İnsan, bu ilim deryasında y&uuml;zen kayığa benzer adeta. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bilincinin a&ccedil;ılmasıyla  semadan yağmur misali manalarda yağmaya başlar. &Ouml;z&rsquo;&uuml;nden y&uuml;kselen mana deryası  ve bilincinin a&ccedil;ılmasıyla yağmur misali yağan mana yağmurları adeta <strong>NUH  TUFANINA</strong> benzer. İlk anlarda, akıl b&uuml;t&uuml;n bunlar olurken acze d&uuml;şer,  panikleyerek bu tufanda boğulacağını sanır.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; HAKAN: Efendim; benim  &Ccedil;orlu&rsquo;da bir Mustafa abim var. Bir ara bana <strong>&lsquo;&rsquo;SAD&rsquo;&rsquo;</strong> <strong>deryasından</strong>  bahsetmişti. Kendileri M. İbni ARAB&Icirc; efendimizin yolundandır&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: İşte bahsettiğim bu  deryanın adı &lsquo;<strong><u>&rsquo;SAD DENİZİDİR&rsquo;&rsquo;</u></strong>. İnsan bu denizi, cismani yetiyle  ge&ccedil;mektedir. Bu deniz, insanın ruhudur. <span style="color: rgb(68, 68, 68);"> İLHAM edilen her bilgi, g&ouml;z ve kulakla tahsil edilen ilmin her bir şubesi,  aslında ruhtaki bilginin kademe kademe a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışıdır. Ancak bu a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışlar!  Cismani yetimizin algı d&uuml;zeyi ve boyutu ile algılanmakta ve deneyimlenmektedir.  &Ccedil;ok az insan, yaşadıklarının perde gerisinin farkındadır.</span></font></span></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 16.2pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu  denizdeki mevcut potansiyelin, Hikmetin ve ilmin a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışı, dalgaların kıyıya  vurması şeklindedir yani <strong>KUVVEDEN-FİİLE</strong> &ccedil;ıkması i&ccedil;in bu suyu &ccedil;epe&ccedil;evre  saran suyun zıddı olan bir mek&acirc;n lazımdır. BU kıyı ve bu mek&acirc;n cismaniye  timizdir</span></font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-bottom: 16.2pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan kesinlikle cisimler &acirc;leminden değildir. M. İbni  ARAB&Icirc; efendimiz, İnsanın, KAF dağının dibinden akan bir nehir olduğunu da  s&ouml;yler. Yani bedensellik ve beş duyu boyutunda hissettiğimiz her bir olayın  ardında &ouml;te &acirc;lemlerin, ruh&rsquo;ta cereyan eden bir takım hadiselerin sırrı ve manası  gizlidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  İnsanın Allah&rsquo;ı tanıması, &ouml;nce cismani yetimize hitap eden başka bir insanın  cismani yetiyle olmaktadır. İnsanın AŞK&rsquo;I tanıması, &ouml;nce başka bir insanın  cismani yetine &acirc;şık olması ile BAŞLAMAKTADIR. B&uuml;t&uuml;n bunların asıl sebebi, &lsquo;<strong>&rsquo;SAD&rsquo;&rsquo;  denizinin dalgalarının kıyıya vurmasıdır</strong> yani ruhta cereyan eden bir takım  olayların, cismani yetimizde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışıdır. İnsanların &ccedil;oğu, bedensellik  boyutunda kaldıklarından, nefislerini bedenleri ve bedenlerinin ihtiya&ccedil;ları ile  &ouml;zdeşleştirdiklerinden, perde gerisine vakıf olamazlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);"><font size="3">&nbsp;ALPER:  Efendim;<span>&nbsp; </span>cismani yetimizin, ruhumuzda cereyan eden bir takım  hadiselerin a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışına mek&acirc;n ve tecelli yeri olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. Bu ise  bedensel yapımızın, ruhumuzdan izler taşıması anlamına gelmektedir. Bir insanın  bedenine bakarak, o insanın ruhu hakkında bilgi sahibi olmamız m&uuml;mk&uuml;n m&uuml; acaba?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);"><font size="3">&nbsp;  PAPAZ: İnsanın siması yani y&uuml;z&uuml;, i&ccedil; d&uuml;nyasının sergi yeridir, Ay&rsquo;ın G&uuml;neş&rsquo;in  ışığını yansıttığı gibi, ruhun nurunun yansıma yeridir. Ancak! Ay tutulması  hadisesinde olduğu gibi d&uuml;nya, Ay ile G&uuml;neş&rsquo;in arasına girdiği vakit nasıl ki  Ay&rsquo;ın y&uuml;z&uuml; karanlığa b&uuml;r&uuml;n&uuml;yorsa, bir takım insanlarında tasavvufta anlatılan  d&uuml;nya misali olan nefisleri, ruhları ile y&uuml;zlerinin yani Ay&rsquo;ın arasına girdiği  i&ccedil;in, siması karanlıktır y&uuml;zlerinde nur&rsquo;un ışığı bulunmamaktadır.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  HAKAN: Efendim; G&ouml;zlerin, ruhun penceresi olduğu s&ouml;yleniyor. Bu pencereden  bakıldığında, acaba i&ccedil;eriden bakanı g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n olur mu ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);"><font size="3">&nbsp;  PAPAZ: Bir insanın g&ouml;zlerine dikkatlice bakıldığı zaman, G&ouml;z penceresinden  dışarı sızan ruhun nuru, yine bakan kişinin ruhu ile algılanabilmektedir. Ancak  dediğim gibi Ay tutulması misali nefis tutulması olan bir insanın g&ouml;zlerinden  hi&ccedil;bir şey g&ouml;remezsiniz. G&ouml;r&uuml;p g&ouml;receğiniz sadece nefsinin narı yani negatif  enerjisidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Mevlana hazretleri g&ouml;zler hakkında ş&ouml;yle demektedir &ccedil;ocuklar:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);"><font size="3">&nbsp;&lsquo;<strong><u>&rsquo;Ey  g&ouml;zlerde gizlenmiş olan İsa, sende şu g&ouml;k kubbenin &uuml;st&uuml;nden bir g&ouml;r&uuml;n, g&ouml;z&uuml;m&uuml;n  &ouml;n&uuml;ne gel&rsquo;&rsquo;</u></strong></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);"><font size="3">&nbsp;</font></span><font size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">Bu  s&ouml;z&uuml; ile Mevlana hazretleri, g&ouml;zbebeğinden bakan ruhun sırrını dediği gibi İsa  (a.s.) sırrını da demiş olmaktadır. Hani i&ccedil;eride demiştim &lsquo;&rsquo; </span><strong> <span style="font-family: Tahoma; color: black;">İsa peygamberin beden yapısı  biraz daha ince yani latif olduğu i&ccedil;in, ardındaki Ruh, neredeyse aşik&acirc;r  olacaktı. Ama insanlar Ruh&rsquo;un nuruna g&uuml;&ccedil; getiremeyecekleri i&ccedil;in, yine de bir  bedenle &ouml;rt&uuml;lmesi gerekiyordu.&rsquo;&rsquo;</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanların  İsa (a.s.) tanıması i&ccedil;in &ouml;nce kendi g&ouml;zbebeklerinin ardından bakanı tanımaları  lazım. Kendimizde olanı tanıyamadıktan sonra, onun zahirdeki tecellisini tanımak  ve anlamak m&uuml;mk&uuml;n değildir. İsa (a.s.) ruhun sırrı, apa&ccedil;ık aşik&acirc;r oldu ama  Yahudiler, ruh ilminden yoksun olduğu i&ccedil;in O&rsquo;na d&uuml;şman kesildiler ve ger&ccedil;ek  İseviliği dejenere ederek bug&uuml;nk&uuml; Hıristiyanlığa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rd&uuml;ler. Şu altında  oturduğumuz ha&ccedil; işaretinin de anlamını değiştirerek, s&ouml;zde Hıristiyanlığa  yamadılar.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp; ALPER: Ger&ccedil;ek  İsevilikte, kiliselerin olmadığını &ouml;ğrenmiştim. Bu kiliseler dahi Yahudilerin  bir &ccedil;eşit uyarlamasıdır değil mi ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ:  Yahudiler g&ouml;rkemli yapı ve Mabedlere, S&uuml;leyman (a.s.) zamanından itibaren  d&uuml;şk&uuml;nd&uuml;rler. Adına d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanında kiliseler yapılmış olan <strong>St.  Paul</strong> ya da esas ismiyle <strong>Saul,</strong> Hıristiyanlığı başlatan aziz olarak  bilinir. Hıristiyanlığın doğuşu ve yayılışındaki rol&uuml; b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r ve aslen  Yahudi&rsquo;dir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hıristiyan  kaynaklarında İsa (a.s.) kardeşi olarak ge&ccedil;en <strong>James</strong> isimli bir İsevi&rsquo;nin  &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesine şahit olmuştur diye bilinir. Aslen İsevilere yapılan suikastlardan  sorumludur. Yeni bir suikast i&ccedil;in <strong>Şam</strong> diyarına giderken g&uuml;ya g&ouml;klerden  İsa (a.s.) sesini duymuştur ve b&uuml;y&uuml;k bir değişim ge&ccedil;irmiştir. Şam&rsquo;da &uuml;&ccedil; yıl  kaldıktan sonra Kud&uuml;s&rsquo;e geri d&ouml;ner ancak ger&ccedil;ek İseviler arasında kabul ve  itibar g&ouml;rmez. Daha sonra Tarsus ve Antakya civarında verdiği vaazlar ile yeni  bir İsa portresi &ccedil;izer. İşte bug&uuml;nk&uuml; Hıristiyanlık adı altındaki sapkın inancın  temellerini atan bu kişidir. Neyse bu konuyu incelemenin bizce fazla bir &ouml;nemi  yoktur. Nasılsa b&uuml;t&uuml;n bunlar, g&uuml;n g&uuml;n aşik&acirc;r olmakta ve ger&ccedil;ekler ortaya  &ccedil;ıkmaktadır.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tahrif  edilmemiş ger&ccedil;ek İncil&rsquo;de, Mevlana hazretlerinin dediğine g&ouml;re Hazreti  Peygamberin (s.a.v.) anlatıldığı b&ouml;l&uuml;me gelince, İncil&rsquo;i okuyan Hazreti İsa  (a.s.) kavmi, sevap kazanmak i&ccedil;in o b&ouml;l&uuml;m&uuml; &ouml;per ve y&uuml;zlerine s&uuml;rerlerdi. Hazreti  İsa (a.s.) kavmi, <strong>&lsquo;&rsquo;AHMED&rsquo;&rsquo;</strong> isminin y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine sığınarak,  k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerden korunurlardı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp; YAHYA: &lsquo;<strong>&rsquo;AHMED&rsquo;&rsquo;</strong>  isminin sırrı ne ola ki acaba?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: Hazreti <strong>Muhammed</strong> (s.a.v.) ismiyle g&ouml;r&uuml;nen, beden g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;r&uuml;nendir. <strong>AHMED </strong>ismiyle g&ouml;r&uuml;nen ise kalp g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;r&uuml;lebilendir.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp; HAKAN: Nasıl  yani? Hazreti Peygamberin (s.a.v.) efendimizin iki bedeni mi vardı?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ:  &lsquo;&rsquo;Semalarda <strong>AHMED</strong>, yerlerde <strong>MUHAMMED</strong>&rsquo;&rsquo; kasidesini bilirsiniz değil  mi &ccedil;ocuklar?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&nbsp; HAKAN: Elbette  efendim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: black;">&nbsp; PAPAZ: <strong> Muhammed (s.av.)</strong> d&uuml;nya tarafında yer alır iken,&rsquo;&rsquo;<strong>AHMED&rsquo;&rsquo;,</strong>ahiret  tarafında risaletini s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yordu. Hazreti Peygamberin bazı s&ouml;zleri yani  hadisleri &lsquo;<strong>&rsquo;AHMEDİ&rsquo;&rsquo;</strong> h&uuml;viyetiyle s&ouml;ylenmiştir, bazı s&ouml;zleri ise &lsquo;<strong>&rsquo;MUHAMMEDİ&rsquo;&rsquo;</strong>  h&uuml;viyetiyle s&ouml;ylenmiştir. Birine <strong><u>HADİS</u> </strong>diğerine ise <strong><u>KUDSİ  HADİS</u></strong> denmektedir. Kuran ayetlerinin ve peygamberimizin s&ouml;zlerinin her  birinin manasında bir nur mevcuttur. Kuran ayetlerindeki nur, </span> <span style="font-family: Tahoma;">Cenabı-ı Hakk&rsquo;ın Zat&rsquo;ından gelmedir ve  &ouml;ncesizdir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Allah kelamı &ouml;ncesizdir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kudsi(<strong>Rabbani)</strong>  hadiste bulunan nur, <strong>&lsquo;&rsquo;AHMEDİ&rsquo;&rsquo;</strong> h&uuml;viyetten, Rasulullah (s.a.v.)  Efendimizin ruhundan gelmedir. Ruh <strong>Mele-i A&rsquo;la&rsquo;</strong>dan gelmedir.<strong> Mele-i  A&rsquo;la </strong>ise Cenabı-ı Hakk&rsquo;ı en iyi bilenlerdir. Dikkat ederseniz burada &ccedil;oğul  bir kelime <strong>&lsquo;&rsquo;Bilenler&rsquo;&rsquo;</strong> kelimesi kullandım. İstanbul&rsquo;daki &Acirc;dem efendinin  elindeki <strong>&lsquo;&rsquo;ZAMANIN DOKUSU &lsquo;&rsquo;</strong> isimli Kitapta ş&ouml;yle yazmaktadır:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &lsquo;&rsquo;</span></font><font face="Tahoma"> <strong><span style="">Yaratılan b&uuml;t&uuml;n &acirc;lemler, Ahmedi Nur&rsquo;dan, k&uuml;recikler yani zerreler halinde  yansıyan saf nurun, bir g&uuml;l goncası gibi a&ccedil;ılmasından meydana gelmiştir. Bu  Ahmedi Nur, nokta i&ccedil;inde noktadır. Yansıması bir, algılanması farklıdır. T&uuml;m  zaman ve mek&acirc;nlara yansıyan AHMED&rsquo;İN, d&uuml;nyada son peygamber Muhammed (s.a.v.)  olarak algılanması gibi.</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><strong><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &lsquo;&rsquo;AHMED&rsquo;&rsquo; </span></strong> <span style="font-family: Tahoma;">isminin a&ccedil;ılımı ş&ouml;yledir: <strong><u>AH</u></strong>-AD  ve SA-<strong><u>MED </u></strong>yani İhl&acirc;s suresinden. Bunları hatırlıyorsunuz değil  mi?&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YAHYA: Evet efendim&hellip; Hatta  derler ki; Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;de sadece ihl&acirc;s suresi inzal olsaydı, tek başına  yeterdi.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; PAPAZ: İhl&acirc;s suresi, İncil&rsquo;e  bedeldir. Ayet&uuml;lk&uuml;rsi, Tevrat&rsquo;a bedeldir. Fatiha suresi ise hem İncil&rsquo;e hemde  Tevrat&rsquo;a bedeldir. Besmele ise b&uuml;t&uuml;n hepsine bedeldir &ccedil;ocuklar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şimdi gelelim i&ccedil;inde  bulunduğumuz d&ouml;nemin sırrına ki, sizlerde bu d&ouml;nemde g&ouml;rev alacak  olanlardansınız. Bir mağaranın sırını araştırmak i&ccedil;in &ccedil;ıktığınız yolculukta, hem  manadan hemde zahirden yetiştirilmektesiniz. &Acirc;dem efendiden, Mustafa efendiden,  Edirne&rsquo;deki m&uuml;barekten ve benden aldığınız derslerden sonra buradan gideceğiniz  Hazreti Meryem makamındaki kadın Veli&rsquo;den alacağınız ders ile g&ouml;reve hazır hale  gelmiş olacaksınız ve gelmesi beklenen o b&uuml;y&uuml;k ve kutlu insan ile tanışacaksınız  İnşaallah. Hazreti Meryem makamında olan <strong>Meryem Bacının</strong> sırrını, siz daha  &ouml;nce &ouml;ğrendiniz zaten: Hani Yunus Emre gibi bir dağın sırrından dem vurmuştu?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Bir dağ ki; erenlerin mek&acirc;nı<br />
Sır i&ccedil;inde sırdır, her bir yanı<br />
Kim bilirse cem oldukları An&rsquo;ı<br />
Oradadır, iki cihanın sultanı</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&Uuml;st&uuml;nde korku, kol gezer<br />
Bir sır ki; bu korkuyla kendini gizler<br />
Nefsini pak edene, g&ouml;r&uuml;n&uuml;r izler<br />
S&ouml;z i&ccedil;inde s&ouml;z, Mana i&ccedil;inde mana gizler</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Gen&ccedil;lerin t&uuml;yleri diken diken  olmuş ve g&ouml;zleri, yaş ile dolmuştu. &lsquo;&rsquo;Allah&rsquo;ım! Bu ne b&uuml;y&uuml;k l&uuml;tuf ve ne b&uuml;y&uuml;k  ihsandı? G&uuml;nahlarının y&uuml;z&uuml;ne bakmadan onlara, kapıları ardına kadar a&ccedil;mış ve  nurun ala nur olan sırlarını sa&ccedil;mıştı. Aradıkları mağara, adeta ASHABI KEHF  MAĞARASI olmuş, Ashabı Kehf misali DOSTLARI ile DOST olmuşlardı. &lsquo;<strong>&rsquo;Dostlara  dost olmak ne g&uuml;zeldi Allah&rsquo;ım, sana ş&uuml;k&uuml;rler olsun Allah&rsquo;ım, sen ne b&uuml;y&uuml;ks&uuml;n  Allah&rsquo;ım, sana ş&uuml;k&uuml;rler olsun, sana ş&uuml;k&uuml;rler olsun, sana ş&uuml;k&uuml;rler olsun  Allah&rsquo;ım&rsquo;</strong>&rsquo; Gen&ccedil;lerin, o pırıl pırıl g&ouml;zlerinden yaşlar d&ouml;k&uuml;l&uuml;rken, Papaz  s&ouml;ze devam eder</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PAPAZ: &Ccedil;ocuklar; Murad eden  vardır, Murad edilen vardır. Se&ccedil;en vardır, se&ccedil;ilen vardır. Sizlerde Meryem  Bacı&rsquo;nın elinin uzandığı, Murad edilenlerdensiniz ve aramıza hoş geldiniz.  Herkesin tenhalarda anıldığı bir isim vardır. Tenhalarda bendenize s&ouml;ylenen isim  ise <strong>Hamdi&rsquo;dir.&rsquo;&rsquo;</strong></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">ALPER: Yahya arkadaşım bir gece  vakti, Meryem bacının hik&acirc;yesini anlattıktan sonra ş&ouml;yle demiştim, hatırladığım  kadarıyla:<strong>&lsquo;&rsquo; Kardeş; bu gece anlattıklarınla, bizi aldın ve başka bir zamana  yolladın. Sen anlatırken; bazen Meryem oldum, bazen Selman. Meryem olup  Selman&rsquo;a, Selman olup Meryem&rsquo;e &acirc;şık oldum. Sanki kabire konan Meryem ve  başucunda mektubu okuyan Selman, ben oldum. Bu gecenin sessizliğinde,  g&ouml;zyaşlarına ve aşklarına ortak oldum ve zaman perdesi kalkıp, onlarla dost  oldum.&rsquo;&rsquo;</strong></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">YAHYA: Sen b&ouml;yle s&ouml;yleyince,  bende ş&ouml;yle demiştim. &lsquo;&rsquo; <strong>Sen bir de bizim gibi; Remzi amcanın kelamından  dinleseydin, yanıp tutuşurdun herhalde. O anlatırken herkes kendini tutamayıp,  g&ouml;zyaşlarına boğulmuştu. Ama anlatacaklarım bu kadar değil. Bir de Remzi amcanın  tanık olduğu bir olay var.&rsquo;&rsquo;</strong></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">PAPAZ: Hay Maşaallah ve m&uuml;barek  olsun Remzi amcaya. Meryem bacıdan nasiplenen, nice nasipli kullardan biriymiş.  Delikanlı; Remzi amcanın dilinden, o gece anlattığın olayı bir kez daha anlatır  mısın? Senden Rahmetli Remzi amcayı, Remzi amcadan da Meryem bacıyı  dinleyelim&hellip;&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">YAHYA: </font><strong> <font size="3">&lsquo;&rsquo;Toprağın yeşile boyandığı ve dalların, &ccedil;i&ccedil;eğe dolandığı bir  bahar akşamıydı. Sanırım nisan ayının son g&uuml;nleriydi. Orman bek&ccedil;iliği yaptığım  bu g&uuml;nlerde, yine her zaman ki gibi, Meryem bacının kabrinin yanı başındaki, eve  girip yatmıştım. Yatmadan &ouml;nce, gece serin olduğu i&ccedil;in ormandan topladığım  odunlarla ateş yakmıştım. Gece ilerleyen saatlerde, ateş s&ouml;nm&uuml;ş olduğundan,  &uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m i&ccedil;in uyandım. Baktım ki, dışarıdan ışık geliyor. Merak edip cama  yaklaştım. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m manzara karşısında hayretlere d&uuml;şt&uuml;m. Mezarın az ilerisinde,  bir &ccedil;ınar ağacının dibinde, gayet nurlu bir takım kimseler oturmuş, sohbet  ediyorlardı. Ağacın her bir yaprağı, bir kandil gibi ışık sa&ccedil;maktaydı. Sohbet  eden bu insanlar, T&uuml;rk bayrağında olduğu gibi hilal şeklinde dizilmişler ve  ortalarında, başında ak yazması olan bir kadın oturmaktaydı. Bu halleri ile Ay  yıldızı anımsatıyorlardı. Sesleri gayet net geliyordu. Varlığımdan haberleri  olmadığını d&uuml;ş&uuml;nerek, camın kenarında, onları dinledim. Başındaki, parlayan ak  yazmasıyla, kadın şunları anlatıyordu:<br />
&lsquo;&rsquo;Batın zahir ile tamam olur, Zahir ise Batın ile kemal bulur. C&uuml;mle &acirc;lemlerin  sırrı, insanın manasına yazılmıştır. Bu mananın tamam olması i&ccedil;in, beden  kalıbına asılmıştır. İnsanın beden y&ouml;n&uuml; ile diğer mahl&ucirc;kattan ayrıldığı husus,  bu mana ile kemal bulmasıdır.<br />
Beden bir kitap, manası ise bu kitabın s&ouml;zleridir. Kitabın değeri, i&ccedil;indeki  s&ouml;zler ile &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Lakin s&ouml;zler de bir kap misalidir. S&ouml;zlerin taşıdığı manaya,  mana i&ccedil;inde mana denir. Lakin bu mana da, taşıdığı sırra g&ouml;re bir kap sayılır.  Sır ise bir kapıdır ve bu kapının a&ccedil;ılmasıyla, kişiye Fetih m&uuml;yesser olur. Bu  kapının, iki tokmağı vardır. Biri CELAL, diğeri CEMAL&rsquo;dir. Kişi hangi tokmakla  bu kapıyı a&ccedil;arsa, Fetih, tokmağın taşıdığı sıfat &uuml;zere olur.<br />
&Acirc;şıklar, aşk ile yanıp, k&uuml;lleri savrulduğu i&ccedil;in, Fetih yapılacak varlıkları  yoktur. &Acirc;şıkların bizatihi kendisi, kapının ardındaki sır&rsquo;dır. O y&uuml;zden; &acirc;şıklar  ile bu &acirc;lemde, SIR a&ccedil;ık&ccedil;a ortadadır. Lakin insanlar, nefis perdelerinin ardından  baktıkları i&ccedil;in, bu SIR, ayni zamanda saklıdır. G&uuml;neş b&uuml;t&uuml;n nuruyla ayandır ama  k&ouml;rler i&ccedil;in gecedir. Gece ise, kişiye bir perdedir. Perde ise dışarıdan değil,  i&ccedil;eriden a&ccedil;ılır.<br />
Allah&rsquo;ın bir takım kulları vardır ki; g&ouml;kteki yıldızlar gibidir. Nefisleri,  zulmet perdesi ile &ouml;rt&uuml;l&uuml;p, karanlıklar i&ccedil;erisine g&ouml;m&uuml;len kişilere, ayni yıldız  misali, bu kulların ışığı değer. Bu ışığın değmesi ile kişi, karanlıklar  i&ccedil;erisinde olduğunu idrak ve fark eder. Eğer bu ışıktan istifade eder ve y&ouml;n&uuml;n&uuml;  tayin ederse, selamet bulur, gecesi aydınlanır, nur olur.<br />
Cenabı Allah, &acirc;lemi ervah&rsquo;ta, ruhları kendi nefislerine şahit tutmuştur.  Allah&rsquo;ın &ouml;ncesiz olan s&ouml;z&uuml;n&uuml;n şiddeti ile ruhlar dehşete kapılıp, &uuml;zerindeki  hicap &ouml;rt&uuml;s&uuml; kaldırılınca, verdikleri cevap &uuml;zere &uuml;&ccedil; kısım olmuşlardır.<br />
Bu &uuml;&ccedil; kısımdan, Muhabbetle cevap verenler, o &acirc;lemde mertebe mertebe olmuşlar.  Leyla ile Mecnun, Meryem ile Selman, M&uuml;rşit ile M&uuml;rid, G&uuml;l ile B&uuml;lb&uuml;l, o g&uuml;nde  birbiriyle tanışmış, aşinalık kazanmışlardır.<br />
Eğer bir b&ouml;lgeye, ahir zaman s&uuml;recinde, bu Muhabbet ehli ruhlar inerse yani iman  ehli ve Hakikat bilgisi artarsa, o yerin durumu, bu hal &uuml;zere bağlanmış olur.<br />
Ahir zaman bir s&uuml;re&ccedil;tir ki; Ay yıldızın manası ile kemal bulur. Bu diyarda,  evliya z&uuml;mresi &ccedil;ok olur ama deryada y&uuml;zen balıklar misali, niceleri deryadan  habersiz olur.&rsquo;&rsquo;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PAPAZ: &lsquo;&rsquo;<strong>Ahir zaman bir  s&uuml;re&ccedil;tir ki; Ay yıldızın manası ile kemal bulur. Bu diyarda, evliya z&uuml;mresi &ccedil;ok  olur ama deryada y&uuml;zen balıklar misali, niceleri deryadan habersiz olur.&rsquo;&rsquo; </strong> &Ccedil;ocuklar; anlatılan bu olayı, Remzi amca gibi yakinen g&ouml;rmek ister misiniz?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">HAKAN: Elbette efendim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Papazın sırtını verdiği duvarın  &uuml;st&uuml;ndeki ha&ccedil;&rsquo;ın d&ouml;rt ucu, merkeze doğru kapanmaya başlayınca gen&ccedil;lerin  bakışları, duvara y&ouml;neldi. Bakışlar bu ha&ccedil;&rsquo;ın hareketliliğine y&ouml;nelince Papaz  g&ouml;zden kayboldu. Gen&ccedil;ler, korkuyla karışık bir heyecana kapıldılar. Ha&ccedil;&rsquo;ın  u&ccedil;ları, merkeze doğru kapanarak &ouml;nce <strong>K&acirc;be</strong> gibi &nbsp;d&ouml;rt k&ouml;şe bir şekil  oluşturdu. Sonrasında <strong>K&acirc;be</strong> gibi olan şeklin kenarları da kendi i&ccedil;ine  kapanarak bir <strong>nokta</strong> şeklini aldı. Bu nokta adeta, bir insanın g&ouml;z  bebeğine benziyordu. G&ouml;z bebeği misali olan bu nokta, bir kara delik misali  kendi i&ccedil;inde d&ouml;nmeye başlayınca, &ouml;nce odada bulunan her şeyi ve devamında b&uuml;t&uuml;n  k&acirc;inatı i&ccedil;ine &ccedil;ekiyordu sanki. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Gen&ccedil;lerin bedenleri titremeye  başlamış, sanki &ouml;l&uuml;m hali gelmiş gibi canları boğazlarına dayanmıştı. Odadaki  eşyalar, tuhaf bir şekilde değişim g&ouml;stermekte ve g&ouml;zden kaybolmaktaydı. Sonra  birden bire odanın ortasında &ouml;ylece oturan bedenlerine bakmaya başladılar.  Bedenleri hareketsiz durmakta ve g&ouml;zleri korkuyla, duvardaki <strong>noktaya</strong>  bakmaktaydı. Yeni bedenleri ile noktanın i&ccedil;ine doğru, sonsuz bir hızla  &ccedil;ekildiler adeta.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Ormanlık bir alanda ve bir  mezarın yanı başındaki eski bir evin i&ccedil;indeydiler. Yahya, camdan bakan Remzi  amcayı hemen tanımıştı. Remzi amcanın baktığı camdan bakacaklardı ama buna gerek  yoktu. G&ouml;rmek i&ccedil;in cama ihtiya&ccedil;ları yoktu ve bakışları duvarı delip, ardını  g&ouml;rebiliyorlardı. Ayni rahmetli Remzi amcanın anlattığı gibi bir &ccedil;ınar ağacının  altında AY YILDIZ misali toplanmışlardı. Ağacın her bir yaprağı, dolunay misali  ışıl ışıl yanıyordu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Sonra birden Meryem bacının  hemen sağ tarafında oturan Papazı yani Hamdi amcayı g&ouml;rd&uuml;ler. Bembeyaz elbiseler  i&ccedil;indeydi ve başını kaldırıp kendilerine bakmaya başladı. Bakışları, gen&ccedil;lerin  bakışları ile &ccedil;akışınca, g&ouml;z bebeklerinin siyahını g&ouml;rd&uuml;ler. G&ouml;zbebeğindeki  siyah noktaya bakarken, kendilerini odanın ortasında, Papazın yani Hamdi  amcanın, g&ouml;zlerine bakarken buldular. Her şey eski haline d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. Hakan&rsquo;ın  sorduğu sorunun cevabını da, <strong>Hakkel Yakin</strong> şeklinde almışlardı b&ouml;ylece. Ne  sormuştu Hakan : <strong>&rsquo;&rsquo; <span style="color: rgb(68, 68, 68);">Efendim; G&ouml;zlerin, ruhun penceresi olduğu s&ouml;yleniyor. Bu  pencereden bakıldığında, acaba i&ccedil;eriden bakanı g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n olur mu ?&rsquo;&rsquo;</span></strong></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(68, 68, 68);">HAKAN<strong>: </strong>Efendim; ben daha &ouml;nce bir <strong>YAKAZA</strong> şeklinde</span></font><font face="Tahoma">, <span style="">&uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z&uuml; bir mağaranın ağzında ve bir kadının karşısında, namazdaki oturuş  şekli ile g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m. Az &ouml;nce yaşadığımız hadisede bu kadının Meryem Bacı  olduğunu fark ettim. Yakaza halinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadın ile az &ouml;nce g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadın  ayni kişilerdi&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PAPAZ: Peki; o yakaza halinde  sana bir şey s&ouml;ylendi mi ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">HAKAN: Tam olarak s&ouml;ylendi  denemez, sadece g&ouml;nl&uuml;me bazı s&ouml;zler d&ouml;k&uuml;ld&uuml;&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PAPAZ: Deyiver o s&ouml;zleri  bakalım&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">HAKAN:</span></font><font face="Tahoma"> <strong><span style="">&rsquo;&rsquo;Ge&ccedil;miş yok olmuyor ge&ccedil;miş her zaman var. Orada, daime mevcut ve aynen  gelecekte.&rsquo;&rsquo;</span></strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PAPAZ: Az &ouml;nce ge&ccedil;mişten bir  sahneyi yaşadınız ve oradaydınız. Demek ki ge&ccedil;miş yok olmuyor &ccedil;ocuklar. Peki, bu  yakaza halinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z hadiseyi hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;, birilerine sordunuz mu ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">HAKAN: Ben &Ccedil;orlu&rsquo;daki Mustafa  abiye sormuştum&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PAPAZ: Nasıl a&ccedil;ıkladı ve ne  cevap verdi?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">HAKAN: Anlattığım yani sorduğum  hadisenin iki değişik manası ve a&ccedil;ıklaması olduğunu s&ouml;yledi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&lsquo;&rsquo; Bir kişi, herhangi bir şeyi  iki g&ouml;z&uuml; arasına getirir ve g&ouml;n&uuml;lden onu ge&ccedil;irirse, Ruh bu g&ouml;n&uuml;lden ge&ccedil;irilen  şeyi, surete b&uuml;r&uuml;nd&uuml;r&uuml;r. Herkesin mağarasında bir dervişi vardır Bu derviş onun  ruhudur. Lakin ruh, kişinin nefis mertebelerine g&ouml;re surete b&uuml;r&uuml;nmektedir.  Kimine aksakallı ihtiyar, kimine ise ak yazmalı bir kadın olarak kendini  g&ouml;stermektedir.<br />
Zahir ve Batın olarak isimlendirilen c&uuml;mle &acirc;lemler, yine insanın zahirinde ve  batınında mevcuttur. Her ne var ki; bir kitapta toplanmış ve bu kitabın son  sayfasına bir nokta konmuştur. İşte bu nokta insandır. Eğer bu noktadan i&ccedil;eri  girilebilirse ki; ayni zamanda bu nokta mağaranın ağzıdır, girişi dar ama  i&ccedil;erisinin derinliği ve a&ccedil;ılımı sonsuzluğa uzanır.<br />
Bu sonsuzluğun i&ccedil;erisinde ge&ccedil;mişte vardır, gelecekte vardır. T&uuml;m kitaplar ve  hazineler bu noktanın ardındadır. Mağaranın yani bu noktanın arkası, derinliğine  ulaşılması m&uuml;mk&uuml;n olmayan, genişliğine erişilemeyen, &ccedil;ok derin ve geniş bir  &acirc;lemdir.<br />
İnsan bir MABEDDİR, insan bir Camidir.(7) frekans ve (33) şerefeli, &Ouml;zle ve Ruh  ile cem olan insan, bu manada camidir. Ruhumuz bizim &ouml;z&uuml;m&uuml;zd&uuml;r. Bu &ouml;z, kendisine  teslim olanın hastalığına doktor, ilim arayana m&uuml;rşit, sır arayana derviş olur.  Erenlerin s&ouml;z&uuml; ile ruh, beden mabedimizin imamıdır.<br />
İşte bu Ruh tarafından g&uuml;nl&uuml;k, hatta anlık liyakatimize g&ouml;re olaylar şeklinde,  simgesel olarak bazı Sır&rsquo;lar yazılıp g&ouml;nderilebilir. Olaylar, fizik-metafizik  olarak gelişebilir.<br />
Evrende her şey bilgidir. Her birim, b&uuml;t&uuml;n&uuml;n yansımasıdır. Dolayısıyla b&uuml;t&uuml;n&uuml;n  i&ccedil;indeki bilgiler, uygun y&ouml;ntemlerle ya da direkt olarak birimden a&ccedil;ığa  &ccedil;ıkabilir. Birim bu bilgiyi algıladığı duyu organları sayesinde, &uuml;&ccedil; boyutlu  olarak hayal melekesinde suretlendirir.&rsquo;&rsquo;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PAPAZ: Maşaallah ne g&uuml;zel  anlatmış ve a&ccedil;ıklamış. Evet delikanlı; ikinci yorumu ve manası neymiş?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">HAKAN: O g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kadının,  bizlerden &ccedil;ok &ouml;nce gelip ge&ccedil;enlerden, Cenabı Hakk&rsquo;ın rahmetinin eriştiği bir  kimse olduğunu s&ouml;ylemişti. Devamında ise ş&ouml;yle demişti: &lsquo;&rsquo; </font><strong> <font size="3">B&ouml;yle kimseler ahiret yurduna sefer edince, dereceleri nispetinde  bir takım g&ouml;revlere tayin edilirler. Kudret yurdunda bulundukları i&ccedil;in, biz  hikmet yurdundakilere nazaran, tasarrufları daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r. İşte bu kişiler  Allah&rsquo;ın rahmetinin ulaşması dilenen kişilere, kudret yurdundan el verirler.<br />
Allah&rsquo;ın kaderinin bir cilvesidir ki; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n Salihlerden olan o kadın, aşk  merdiveni ile arifler makamına &ccedil;ıkmış bir Veli&rsquo;dir.<br />
Allah&rsquo;ın bazı kulları, ezelden basiret sahibi olarak gelmiştir, anadan &acirc;lim  olarak doğmuştur. Allah&rsquo;ın bazı kulları ise, ezelde takdir edilen s&uuml;renin  sonunda, noktanın arkasındaki &acirc;leme vukuf edebilmiş ve o &acirc;lemin, kendisine  sunulan tesirli şarabından i&ccedil;miştir. O &acirc;lemden g&ouml;r&uuml;lenler s&ouml;ze sığmaz, &ouml;l&ccedil;&uuml;ye  vurulmaz.<br />
Bulut nasıl ki; yağmura işaret ederse, bu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n şeyde size erişecek, &ccedil;ok  b&uuml;y&uuml;k rahmete işaret eder.&rsquo;&rsquo;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PAPAZ: Kardeşim Mustafa  Efendinin son s&ouml;zleri, her şeyi apa&ccedil;ık anlatıyor zaten. Aslında ilk m&uuml;jdeyi  size, Mustafa efendi vermiş ama a&ccedil;ıklamasını l&uuml;tfedip, bendenize bırakmışlar.  Mustafa efendiyi &ccedil;ok severim, canım kardeşimdir benim. D&uuml;nyaya gelir iken ayni  kapıdan ge&ccedil;miş, ruhlar &acirc;leminde ayni safta el bağlamış ve ayni halkada yer  almıştık. Bana, Hazreti İsa (a.s.) sırrı verilirken ona Muhammedi sır  verilmişti. G&ouml;rev ve mek&acirc;nlar ayrı ayrı takdir edilmişti. Selam olsun, mek&acirc;nlar  ve zamanlar &ouml;tesinden dost olduğum kardeşime&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Papaz b&ouml;yle selam edince, &ccedil;ok  yakından ama &ccedil;ok &ccedil;ok uzaktan bir ses yankılandı, i&ccedil; &acirc;lemlerinde. Ş&ouml;yle diyordu &lsquo;<strong>&rsquo;  Selamınızı aldık ve başımızın tacı yaptık efendim&rsquo;&rsquo;</strong>&nbsp; Bu sesin ardından  Papazın y&uuml;z&uuml;nde tatlı bir tebess&uuml;m belirmişti. Gen&ccedil;ler, &ccedil;ok yakından ama bir o  kadarda uzaktan gelen sesi tanımışlardı. Mustafa efendinin sesiydi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">YAHYA: Efendim, Hakan  kardeşimizin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; yakazanın manasını anlatıyorsunuz&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">PAPAZ: Sizin yakaza halinde ve  bir mağaranın &ouml;n&uuml;nde, Meryem bacının &ouml;n&uuml;nde namazdaki oturuş şekli ile (3) kişi  olarak <strong>SAF</strong> olmanız, <strong>İSRA SURESİNİN</strong> (3) ayetinin manasına  işarettir. Bu ayette Cenabı Allah, &ccedil;oğula yani genele hitap ederken: <strong><u>&lsquo;&lsquo;&rsquo;Ey  Nuh&rsquo;la beraber gemiye taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar&rsquo;&rsquo; </u> </strong>ifadesi kullanmaktadır.&nbsp; Şu anki insan nesli, o tufandan kurtulanlardan  t&uuml;remiştir. <strong>Nuh</strong> (a.s.) &uuml;&ccedil; oğlu vardı ve (<strong>3</strong>) oğlundan &uuml;&ccedil; nesil  t&uuml;redi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Ahir zaman s&uuml;recinde vuku  bulacak b&uuml;y&uuml;k tufandan, b&uuml;y&uuml;k fitneden yine <strong>Nuh</strong> (a.s.) gibi, inananları  ve kendine tabi olacak olanları kurtaracak olan <strong>ZAT</strong> geldiği zaman,  tufanda gemiye binenler gibi, bu <strong>Zat&rsquo;ın &rsquo;ın</strong> karşısında saf saf olup, ona  tabi olanlar kurtulacaklardır İnşaallah.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><strong><span style="font-family: Tahoma;">&lsquo;&rsquo;Ey Nuh&rsquo;la beraber gemiye  taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Doğrusu o &ccedil;ok ş&uuml;kredici bir  kuldu&rsquo;&rsquo;</span></strong><span style="font-family: Tahoma;"> (İsra suresi/3)</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Burada dikkat &ccedil;eken &ccedil;ok &ouml;nemli  bir husus vardır. Ahir zaman da, insanları Nuh (a.s.) gibi tufandan kurtaracak  olan <strong>Zat</strong>, evvelinde <strong>(Kutsal Tabutu)</strong> bulup &ccedil;ıkaracak ve ger&ccedil;ek <strong> Tevrat&rsquo;ı, </strong>insanlara a&ccedil;ıklayacaktır. B&ouml;ylece Yahudilerin, Allah&rsquo;ı ve  Peygamberini bırakıp, batıla saptıkları ve batıldan bir takım kimseleri vekil  edindikleri ortaya &ccedil;ıkacaktır. S&ouml;z konusu ayetten bir &ouml;nceki ayette, Cenabı  Allah, Musa (a.s.) verilen kitaptan ve onu İsrail oğulları i&ccedil;in hidayet rehberi  kıldığından bahseder, ne tevafuk değil mi?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&lsquo;<strong>&rsquo;Musa&rsquo;ya da kitap verdik ve  beni bırakıp başkasını vekil edinmeyiniz diye onu, İsrail oğulları i&ccedil;in bir  hidayet rehberi kıldık&rsquo;&rsquo;</strong> (İsra suresi /2)</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">En doğrusunu Cenabı Allah&rsquo;ın  bilmesi ile beraber, <strong>(32 ya da 33</strong>)&uuml;nc&uuml; <strong>Mira&ccedil; </strong>d&ouml;neminde  bulunuyoruz. &nbsp;Cenabı Peygamber (s.a.v) Efendimiz,(<strong>33</strong>) defa Ruhani Mira&ccedil;  etmiştir. <strong>(34)c&uuml; Miracı,</strong> hem bedenen, hemde Ruhen olmuştur. Bu Mira&ccedil;  hadisesinde, <strong>Muhammed</strong> (s.a.v) ile <strong>AHMED</strong>, cem olmuştur. Yani Finale<strong> </strong>yaklaşmış bulunuyoruz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Lakin Hazreti Muhammed (s.a.v)  Efendimizin <strong>(17)ci surede</strong> anlatıldığı &uuml;zere, yaptığı esas Mira&ccedil; hadisesi  &ouml;ncesinde, ne b&uuml;y&uuml;k sıkıntılara maruz kalındığını, bir takım Yec&uuml;c kılıklı  heriflerin, Mec&uuml;c&rsquo;lere (kendi d&ouml;llerine) iki cihan Sultanını, taşa tutturduğunu  da biliyoruz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Hazreti Muhammed (s.a.v.)  Efendimiz, &uuml;st&uuml; başı kan olmuş ve &ouml;ylesine &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml; ki; <strong> <span style="color: blue;">(Allah&rsquo;ım; acizliğimi Sana şik&acirc;yet ediyorum)</span></strong><span style="color: blue;"> </span>diye, Cenabı Allah&rsquo;a niyaz eylemişti. O&rsquo;nun &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; kendisi değildi,  taşların isabet ettiği yerlerden akan kan, kendi kanı değildi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">O&rsquo;nun &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;, ahir zaman  s&uuml;recinde, finalden &ouml;nce yani (32 ya da 33)&uuml;nc&uuml; Ruhani Mira&ccedil; d&ouml;nemine denk gelen  bir d&ouml;nemde <strong><u><span style="color: blue;">(KARDEŞLERİM)</span></u></strong> dediği insanların, uğrayacağı ağır  sıkıntılardı. Onların y&uuml;reklerine ve bedenlerine isabet edecek olan taşların,  akıtacağı kanlaraydı. İşte bu sıkıntılardan sonra &Uuml;mmeti Muhammed&rsquo;e (17)ci  suredeki <strong>M&Uuml;JDE</strong> ve ilahi yardım gelecek, &Uuml;mmeti Muhammed, Ay Yıldızın  bayrağı altında, mana ve madde olarak MİRA&Ccedil; EDECEKTİR.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Sizler buradan sonra Meryem  bacı ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;kten sonra, b&uuml;y&uuml;k bir fitne başlayacak &ccedil;ocuklar. Diyarbakır&rsquo;da,  halkın dini duyguları istismar edilerek ve bir takım cahil ve s&ouml;zde M&uuml;sl&uuml;manlar  da kullanılarak, hatta g&ouml;zdeki g&ouml;zl&uuml;k misali, manevi ve ilim g&ouml;z&uuml; k&ouml;r olan  ger&ccedil;ekleri g&ouml;remeyen ya da g&ouml;rmek istemeyen bir cemaat ya da tarikat da,  kullanılarak bir Fitneye sebep olunacak. Ne yazık ki; bir zamanlar, devletin  makamlarında bulunmuş ve g&ouml;rev yapmış olan kişilerde bunların yanında ve bu  olayların i&ccedil;inde olacak</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Diyarbakır&rsquo;da vuku bulacak  fitnenin, bu seferki İLK MALZEMESİ ne yazık ki; DİN ve TARİKAT eksenli olacak.  Metafizik g&uuml;&ccedil;ler, bu fitnede AŞİK&Acirc;RE g&ouml;rev alacaklar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">Bu metafizik g&uuml;&ccedil;ler, daha  &ouml;ncede Kahraman Maraş&rsquo;ta, bir yarenimizin, Şehit edilmesi harek&acirc;tında g&ouml;rev  almışlardı. Lakin Hakk&acirc;ri dağlarında, Konya ovalarında ve Şırnak dağlarında,  karakol kuran manevi ordu, Kahraman Maraş tarafında bir şey beklemediği i&ccedil;in,  olaya m&uuml;dahale edilemedi. <strong><u>Sanırım; kader bazen TASARRUF&rsquo;UN &ouml;n&uuml;ne  ge&ccedil;ebiliyor&hellip;</u></strong></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Bu bahsettiğim yerlerde kurulan  manevi ordu karakolları, Diyarbakır&rsquo;da beklenen fitnenin b&uuml;y&uuml;meden engellenmesi  i&ccedil;in hazır bekliyorlar İnşaallah. Tekrar bu karakolda g&ouml;rev alan komutanı  selamlıyorum Efendim. Cenabı Allah m&uuml;barek T&uuml;rk Milletini ve c&uuml;mle İslam &acirc;lemini  muhafaza buyursun&hellip; &Acirc;MİN </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3"><strong>CAHİLLİK, İLAHİ İHANETE  D&Ouml;N&Uuml;ŞT&Uuml;Ğ&Uuml;NDE NE BEKLENİR Kİ.</strong></font></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Tahoma" size="3">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font><font size="3"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Tahoma" size="3">(Bu yazı dizisindeki olaylar ve kişiler tamamen  hayal kurgusudur.)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.zamanindokusu.com/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.zamanindokusu.com/?referer=');"> http://www.zamanindokusu.com</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="535" title="1" title="08 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2305-zamanin-dokusu-10-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AŞK’IN DİLİNDEN (Sözün muhatabı ayrıdır, Öz’ün muhatabı ayrıdır.)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2252-ask%e2%80%99in-dilinden-sozun-muhatabi-ayridir-oz%e2%80%99un-muhatabi-ayridir.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2252-ask%e2%80%99in-dilinden-sozun-muhatabi-ayridir-oz%e2%80%99un-muhatabi-ayridir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 20:48:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[AŞK’IN DİLİNDEN (Sözün muhatabı ayrıdır]]></category>
		<category><![CDATA[Öz’ün muhatabı ayrıdır.)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2252</guid>
		<description><![CDATA[AŞK&#8217;IN DİLİNDEN (S&#246;z&#252;n muhatabı ayrıdır, &#214;z&#8217;&#252;n muhatabı ayrıdır. ) Mana, s&#246;z kalıplarının, &#214;z&#8217;&#252;n saklandığı suretlerin ardına &#246;yle bir gizlenmiştir ki Şems&#8217;i Tebrizi hazretlerinin dediği gibi&#8217;&#8217;Bir mağara i&#231;ine saklanmış ve dışarı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 align="center" class="entry-title"><font face="Tahoma">AŞK&rsquo;IN DİLİNDEN  (S&ouml;z&uuml;n muhatabı ayrıdır, &Ouml;z&rsquo;&uuml;n muhatabı ayrıdır. )</font></h3>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></span><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Mana,  s&ouml;z kalıplarının, &Ouml;z&rsquo;&uuml;n saklandığı suretlerin ardına &ouml;yle bir gizlenmiştir ki  Şems&rsquo;i Tebrizi hazretlerinin dediği gibi<strong>&rsquo;&rsquo;Bir mağara i&ccedil;ine saklanmış ve  dışarı &ccedil;ıkmayan kaplan </strong>&lsquo;&rsquo; misalidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Nice sırlar vardır ki aşik&acirc;re  s&ouml;ylenir anlaşılmaz, sırrı sır edip gizli s&ouml;ylesen, hi&ccedil; anlaşılmaz. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">S&ouml;z&uuml;n  muhatabı ayrıdır, &Ouml;z&rsquo;&uuml;n muhatabı ayrıdır. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">G&ouml;zyaşının manasını anlamayan kişiye,  nice manaları sarıp sarmalayıp, s&ouml;z olarak versen ne olur? &nbsp;Manayı fark edemeyen  biri i&ccedil;in s&ouml;zler, i&ccedil;inde ruh bulunmayan cesetler gibidir. Karşıdaki sanır ki; bu  s&ouml;zler birer &ouml;l&uuml;d&uuml;r. Onun zevklendiği cesetler misali, nefsine ve arayışlarına  g&uuml;zel gelen s&ouml;zlerdir. H&acirc;lbuki! Asıl zevk, ruh &acirc;leminin manasına erebilmektir.  Yani işlerin ve bu işleri deyiveren s&ouml;zlerin manasına erebilmektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Mana kapısını nice &ccedil;alarsın da  a&ccedil;an olmaz.&nbsp; Aşk ile bir kez baktın mı &acirc;leme, nice kapılar a&ccedil;ılır ve g&uuml;zel  s&ouml;zler meydana sa&ccedil;ılır. H&acirc;lbuki! O g&uuml;zel s&ouml;zler, o kapılardan hep sa&ccedil;ılmaktaydı  ve o kapılar hep a&ccedil;ıktı, sen g&ouml;remiyordun. Aşk ile g&ouml;rd&uuml;n, Aşk&rsquo; g&ouml;rd&uuml;n.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;</span><strong><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Ger&ccedil;ek  &Acirc;şıklar suskundur ve durgundur, &ouml;l&uuml; denizler gibi. Ama enf&uuml;slerinde &ouml;yle bir  fırtına kopmaktadır ki, eğer zahire &ccedil;ıkıp, r&uuml;zg&acirc;r misali esmiş olsaydı &acirc;lemler  yıkılırdı. &Acirc;şık konuşmaz dostlar &ccedil;&uuml;nk&uuml; &Acirc;şıktan konuşan maşukudur.&nbsp; Aşığın sireti,  maşukunun sureti olduğundan &acirc;şıktan duyulan s&ouml;zler maşukundandır, maşukunadır.  Aşığın sevdalandığı, sevda beslediği kişi aşığın mana &acirc;leminin sultanı olmuştur.  Ayni Şems&rsquo;in, Mevlana Hazretlerinin mana d&uuml;nyasının, G&uuml;neş&rsquo;i ve sultanı olduğu  gibi.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">İki G&ouml;n&uuml;l&uuml; birbirine &ccedil;eken ve  cezbeden, bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n surette ayrı d&uuml;şm&uuml;ş c&uuml;zleri olmalarındandır. İki g&ouml;n&uuml;l  birbirlerinde yine birbirlerini g&ouml;r&uuml;rler ve g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e de erirler dostlar erirler.  Bu sevdanın hararetinin eritici olması G&ouml;n&uuml;lden yansıyan hakikattir, Hak&rsquo;tır.  Eğer bu s&ouml;z&uuml;m ağır gelirse ş&ouml;yle s&ouml;yleyeyim: &lsquo;&rsquo;G&ouml;n&uuml;l bizatihi Hakk&rsquo;ın kendisi  değildir ama Hak&rsquo;tan da ayrı değildir.&rsquo;&rsquo; </font><span style="color: blue;"> <font size="3">Suret Leyla olsa da, manası Hak&rsquo;tır.</font></span></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Zahirde G&uuml;neşimiz ve Şems&rsquo;imiz  tek amma mana &acirc;leminde nice G&uuml;neşler ve Şems&rsquo;ler var dostlar. Maharet bu  Şems&rsquo;lere g&ouml;n&uuml;l verecek, ben sende Hakk&rsquo;ı g&ouml;rd&uuml;m diyecek Mevlana olmakta.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">İnsanın nefsi, bedenselliğinin  etkisi ile &ouml;yle &ccedil;ok hatalar ve isyanlarda bulunmaktadır ki, g&ouml;n&uuml;l g&ouml;zlerimiz  sessiz sesiz ağlayıp, nefsin bu işlerinden dolayı Hakk&rsquo;a niyaz edip, bağışlanma  dilemektedir. G&ouml;nl&uuml;m&uuml;z&uuml;n bu niyazını Hak Te&acirc;l&acirc; duyduğu gibi Meleklerine de  dinletmektedir. Ey kişi; ne zamana değin g&ouml;nl&uuml;n&uuml;n sesini duymamak i&ccedil;in g&ouml;nl&uuml;n&uuml;n  sesine kulaklarını tıkayacaksın?</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3" color="#ff0000">Bilmez misin ki  beden kulağını tıkayana sağır, g&ouml;n&uuml;l kulağını tıkayana k&acirc;fir derler, niye mi? </font></span></strong></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><img width="500" height="505" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/04/ozkulak3.jpg" /></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3" color="#ff0000">Duyduğunun  &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in dostum evet &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Nice Aşk&rsquo;ın s&ouml;z&uuml;n&uuml; edip, diline  Mevlana&rsquo;yı ve Şems&rsquo;i dolayanlardır vardır da ne s&ouml;ylediğinden ne de adını  zikrettiklerinden haberi vardır. &lsquo;&rsquo;Sen benim Şems&rsquo;imsin&rsquo;&rsquo; der, &lsquo;&rsquo;ben sende  Hakk&rsquo;ı g&ouml;rd&uuml;m&rsquo;&rsquo; der, der ama duymak istediğinden başkasını duyunca &lsquo;&rsquo;k&uuml;st&uuml;m&rsquo;&rsquo;  der. Hani Şems&rsquo;indi, Hani onda Hakk&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;yordun ve duyuyordun, ne oldu? Madem  Hakk&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;yordun da Hakk&rsquo;ın s&ouml;zlerine niye k&uuml;st&uuml;n? Duymak istediklerini  s&ouml;yleseydi&rsquo;&rsquo;HAK&rsquo;&rsquo; olacaktı ama farklı konuşunca &lsquo;&rsquo;SEN&rsquo;&rsquo; mi oldu? Bilmezmisin  Mevlana, Şems&rsquo;e az yalvarmadı, az sızlanmadı?</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma; color: blue;"><font size="3">İnsanın g&ouml;nl&uuml;nde  ger&ccedil;ek Aşk olduktan sonra, ger&ccedil;ek Aşk&rsquo;ın kime ve kimin suretine b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;  bildikten sonra, hala suretlerin ızdırabını &ccedil;ekenlere yazıklar olsun.  Bilmezmisin ki ger&ccedil;ek Aşk, iki cihan sultanının Hazreti Muhammed&rsquo;in (s.a.v.)  suretine b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r. Sen hala suretlerden bir surette takılıyorsan?</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Her a&ccedil;ılan kapının ardında <span style="color: blue;">&lsquo;&rsquo;O&rsquo;&rsquo;</span> vardır. Eğer kapı kapandıysa ardında  sadece <span style="color: blue;">boşluk</span> vardır. Bir g&ouml;n&uuml;l ki, kapısını  a&ccedil;mışsa sana, uzatıp g&ouml;nl&uuml;n&uuml; bakıver, kim var kapının ardında? &lsquo;&rsquo;O&rsquo;&rsquo; her an yeni  bir Şan&rsquo;dadır, her han yeni yeni suretlere b&uuml;r&uuml;nmektedir. Kapalı kapılar ardında  aradığını bulamazsın &ccedil;&uuml;nk&uuml; HAK, o kapıyı kapatmıştır sana. Var git a&ccedil;ık kapılar  ara dostum.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Ger&ccedil;ek sevgilinin merhameti ve  sevgisi coşarsa, sana nice kapılar a&ccedil;ar. Suretlerden, manalardan ve d&uuml;nyalardan  nice kapılar a&ccedil;ar. A&ccedil;ar ama a&ccedil;tığı bu kapıların biri sadece AŞK kapısıdır.  Arayışın ve aradığın suretse suretlerin kapısına meyledersin, aradığın mana ise  manalara meyledersin. Eğer AŞK&rsquo;I arıyorsan, sana &Acirc;ŞIK olana meyledersin.  Bilmezmisin ki o sultanın s&ouml;z&uuml;n&uuml; ş&ouml;yle der:<span style="color: blue;">&rsquo;&rsquo;D&uuml;n d&uuml;nde  kaldı cancağızım, bug&uuml;n artık yeni şeyler s&ouml;ylemek lazım&rsquo;&rsquo; </span>D&uuml;n&uuml;  bırakamadığın m&uuml;ddet&ccedil;e, sonsuzluk yolculuğunda yenilenemezsin, kanatlarını  &ccedil;ırpmadığın m&uuml;ddet&ccedil;e sonsuzluğa u&ccedil;amazsın. Yapılan her t&ouml;vbe d&uuml;n i&ccedil;in değil  midir? D&uuml;nde bırakıp ta ağladıkların i&ccedil;in değilmidir? &nbsp;Rabbim &ouml;nce &Acirc;dem&rsquo;i  g&ouml;nderdi ardında nice Nebileri g&ouml;nderdi. Hepsi Rabbinin eliydi ama suretler  değişti, mana değişti. Bak Aşk&rsquo;ın sultanı Mevlana ne diyor, dinle ve anla?</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&lsquo;&lsquo;</font></span></strong><span style="font-family: Tahoma; color: blue;"><font size="3">İ&ccedil;imizde  senin aşkın el &ccedil;ırpmada, y&uuml;zlerce başka &acirc;lemler yaratmada, g&ouml;klerden de  dışarıda, &ouml;telerde yepyeni y&uuml;zlerce asırlar meydana gelmede.</font><strong><font size="3">&rsquo;&rsquo;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma; color: blue;"><font size="3">&nbsp;</font></span><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Ger&ccedil;ek  sevgilinin kokusunu duymak i&ccedil;in, sana s&ouml;ylenen s&ouml;zlerde O&rsquo;nun kokusunu koklamak  i&ccedil;in Mevlana&rsquo;nın dediği gibi g&ouml;nl&uuml; <span style="color: fuchsia;">uyanık bir CAN</span>  bulman lazım, ondan sonra da <span style="color: blue;">CAN&rsquo;ından CAN bulman</span>  lazım. &Ouml;l&uuml;den can bulamazsın ve &ouml;l&uuml;ye de can veremezsin. &Ouml;l&uuml;n&uuml;n arkasından  ağlayanlar kendine yazık eder. Diri canların hem s&ouml;zleri hemde bakışları,  y&uuml;reğindeki yarayı iyi eder. &Ouml;l&uuml;den tabip olmaz dostum.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;Eşyaya v&uuml;cut veren ve  kullarını rahmeti ile imtihan edip yine rahmet eden Cenabı Allah&rsquo;a hamdolsun. O  Allah ki t&uuml;m ilimleri ve &acirc;lemleri Besmelede cem etmiş, bu Besmelenin başına da  kulunu nokta eylemiş. Her ne var ki noktadan başlar ve noktaya uzanır.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Nice zamandır <span style="color: blue;">&Ouml;z</span>&uuml;m&uuml;zde Hakk&rsquo;ı ararız,<span style="color: blue;">  &Ouml;z</span>&uuml;m&uuml;z Hak&rsquo;tır deriz, deriz ama bu s&ouml;zleri <span style="color: blue;">&Ouml;z</span>&uuml;m&uuml;zden  habersiz s&ouml;yleriz. Oysaki <span style="color: blue;">&Ouml;</span>z&uuml;m&uuml;zden kasıt  nefsimizdir aradığımız ve tanımaya &ccedil;alıştığımız nefsimizdir. <span style="color: blue;">Nefsimiz Rabbimizdir</span>, <u> <span style="color: fuchsia;">Rabbimizi bilene kadar</span>.</u> Bu s&ouml;z&uuml;m  kimilerine ağır gelebilir ama işin ger&ccedil;eği maalesef b&ouml;yledir.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Nefsin her bir hali, anlatıla  gelen b&uuml;t&uuml;n ge&ccedil;tiği mertebeleri, senin idrakindir, enf&uuml;ste ve afaktaki  se&ccedil;imlerinin belirleyicisidir. Yani seni bir m&uuml;ddet alnından &ccedil;ekip g&ouml;t&uuml;ren  nefsindir. Tasavvuf ehli, nefsin halini (7) mertebe olduğunu ve yedinci  mertebeden sonrasını &lsquo;&rsquo;Hİ&Ccedil;LİK&rsquo;&rsquo; olduğunu anlatır.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Hİ&Ccedil; olmanın bir manası da, İ&Ccedil;  ve DIŞIN BİR olmasıdır, enf&uuml;s ve afak anlayışının CEM olmasıdır. Hakk&rsquo;ı &ouml;z&uuml;nde  arayanlar hala nefsiyledir, Hakk&rsquo;ı afakta arayanlar da hala nefsiyledir. Oysaki  Hakk&rsquo;ın hem &ouml;z&uuml;m&uuml;zde hemde afakta v&uuml;cudu mevcuttur. O&rsquo;nu g&ouml;rmek i&ccedil;in İ&Ccedil; ve DIŞ  aramak, k&ouml;r ve ama birinin G&uuml;neşe bakması gibidir.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Hİ&Ccedil; olanın bakışında ve  m&uuml;şahedesinde, ne İ&Ccedil; vardır nede DIŞ vardır, ne Zahir vardır ne de Batın vardır,  sadece ve sadece &lsquo;&rsquo;O&rsquo;&rsquo; vardır. Hi&ccedil;&rsquo;lik makamı CEM makamıdır, t&uuml;m isimlerin  toplandığı saltanat ve taht makamıdır yani RAHMAN isminin tecellisine mazhar  olmuş ve bir kara delik gibi t&uuml;m Esmaların manalarını, kendinde CEM edip nokta  olmuş kulun makamıdır.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Bir zamanlar, zamana tabi  olmayan, zamanın tabi olduğu iki G&uuml;neş var idi Biri bir m&uuml;ddet, zahir &acirc;lemin  G&uuml;neş&rsquo;i oldu ve insanlar, soğuk bir kış g&uuml;n&uuml; &uuml;ş&uuml;yormuş&ccedil;asına etrafında pervane  oldu. İnsanları aydınlatan ve ısıtan bu G&uuml;neş, kendini ısıtamıyordu, kendini  aydınlatamıyordu ve eksik olduğunu bildiği bir şeyleri arıyordu. Bir g&uuml;n mana  &acirc;leminin G&uuml;neş&rsquo;i &ccedil;ıkageldi. Biri zahir &acirc;lemin G&uuml;neş&rsquo;i, biri Mana &acirc;leminin  G&uuml;neş&rsquo;iydi.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Biri b&uuml;t&uuml;n&uuml;n İ&Ccedil;İ diğeri ise  b&uuml;t&uuml;n&uuml;n DIŞIYDI. Biri &Acirc;dem&rsquo;in toprak bedeni biri bu toprak bedene &uuml;flenen Ruh&rsquo;un  kendisiydi. Şu et ve kemik bedenden m&uuml;teşekkil beden &acirc;lemimizin varlığı, bir  kara deliğin &ccedil;ekim g&uuml;c&uuml; misali, Ruh&rsquo;un &ccedil;ekim g&uuml;c&uuml; ile ayakta durabilmektedir.  Vade dolduğunda bedende ki uygulanan &ccedil;ekim g&uuml;c&uuml;, h&uuml;crelerimizin her birinden  &ccedil;ekilerek beden i&ccedil;in hayatiyet son bulacaktır.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><strong> <span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Mana &acirc;leminin G&uuml;neş&rsquo;i ayni Ruh  misali, diğer G&uuml;neş&rsquo;in manasına aksetti ve bir kara delik misali o G&uuml;neş&rsquo;i,  &ouml;z&uuml;nden kendine esir etti. Dışarıdan bakanlar Mevlana&rsquo;yı g&ouml;rd&uuml;, İ&ccedil;eriden  bakanlar Şems&rsquo;i g&ouml;rd&uuml;. Oysaki ne Şems var ortada nede Mevlana. Sadece Cenabı  Allah&rsquo;ın, HAK isminin tecellisi olan G&uuml;neş vardı..Alemde Hak isminin yazılış  şekli G&uuml;neş&rsquo;e misaldir der.</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3"><strong> <span style="font-family: Tahoma;">ERENLER..C&uuml;mlesine selam olsun</span></strong></font>.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><strong> <font size="3" face="Tahoma">Bu yazı ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');">www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde  yayınlanmaktadır.</font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="504" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2252-ask%e2%80%99in-dilinden-sozun-muhatabi-ayridir-oz%e2%80%99un-muhatabi-ayridir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (13.Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2245-kapinin-arkasi-13-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2245-kapinin-arkasi-13-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 20:19:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2245</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (13.B&#246;l&#252;m) Tahsin, ailesine kavuşunca onların yanına taşınmıştı. Annesi ile babası gayet varlıklı insanlardı ve bah&#231;e i&#231;inde, iki katlı villa&#8217;da oturuyorlardı. Yetimhane k&#246;şelerinde ge&#231;en &#231;ocukluk, barlarda fedailik, cezaevi ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Kapının Arkası (13.B&ouml;l&uuml;m)</span></strong></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></span><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Tahsin,  ailesine kavuşunca onların yanına taşınmıştı. Annesi ile babası gayet varlıklı  insanlardı ve bah&ccedil;e i&ccedil;inde, iki katlı villa&rsquo;da oturuyorlardı. Yetimhane  k&ouml;şelerinde ge&ccedil;en &ccedil;ocukluk, barlarda fedailik, cezaevi ve askerlik derken terhis  olmasının ardından Necati amca ile tanışınca, hayatı &ccedil;ok kısa bir zaman  diliminde hem maddi hemde manevi olarak değişmişti. &Ouml;nce manevi anlamda bir  değişim ge&ccedil;irmiş, Şebnem sayesinde aşk&rsquo;ı tatmış ve akabinde her yetimin &ouml;zlemi,  hayali olan ailesine kavuşmuştu. Tahsin b&uuml;t&uuml;n bu olanlara hala inanamıyordu.  Sanki &ccedil;ok &ouml;nceden yazılmış bir senaryo vardı ve kendisi, Necati amca, Şebnem  kısaca herkes bu senaryonun i&ccedil;indeki oyunculardı. Kimisi rol&uuml;n&uuml;n farkında iken  kimisi farkında olmadan rol&uuml;n&uuml; oynuyordu.</span></strong></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Ya kendisinin rol&uuml; neydi?  Şebnem&rsquo;e bir eş, kavuştuğu ailesine evlat, olursa &ccedil;ocuklarına bir baba olmak  mıydı? Evet, hepsi ama hepsi rol&uuml;n&uuml;n bir par&ccedil;asıydı. Ya diğer par&ccedil;aları neydi bu  hayat rol&uuml;n&uuml;n? &Ccedil;oğu insanın g&ouml;rmediği, g&ouml;remediği şeyleri g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Mesela  Yemliha denen yarı cin yarı insan olan sarışın ve mavi g&ouml;zl&uuml; g&uuml;zel kız, bu hayat  rol&uuml;n&uuml;n neresindeydi? Hızır mescidinde oturduğu (16) sıranın anlamı neydi? Kabri  başında, ailesi ile kendisinin buluşmasının takdir edildiği şehit arkadaşının  rol&uuml; neydi? Geride kalan ihtiyar babası ile k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızının ve gen&ccedil; karısının rol&uuml;  neydi? Evet neydi?</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Bu d&uuml;ş&uuml;nceler i&ccedil;inde  g&ouml;zlerini yumdu ve i&ccedil;inden bir ses bekledi. Hani daha &ouml;nce olurdu, Necati amca  sessizce g&ouml;n&uuml;l kulağına fısıldardı. Ama bu sefer kimse fısıldamadı ve hi&ccedil;bir ses  duyulmadı. Sonra birden kapalı olan g&ouml;zlerinin derinliklerinde, sanki sonsuzluğa  uzanan tatlı yeşil bir renk g&ouml;rd&uuml;. Renk, kendi etrafında d&ouml;n&uuml;yor ve kendisine  i&ccedil;ine &ccedil;ekiyordu. Bıraktı kendini, y&uuml;ksek bir yerden aşağı bırakırcasına.  Devamında yeşil renk, tatlımsı sarı bir renge b&uuml;r&uuml;nd&uuml;. Bu seferde sarı rengin  i&ccedil;inde uzun bir yolculuk yaptı. Merak ediyordu, acaba arkasından ne &ccedil;ıkacaktı?</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&Ccedil;ıka &ccedil;ıka nurani, t&uuml;l bir  perdenin ardından, bir &ccedil;ift g&uuml;zel g&ouml;z &ccedil;ıktı. G&ouml;zlerin ikisi de kapalıydı ve &ccedil;ok  g&uuml;zel bir y&uuml;z&uuml;n g&ouml;zleriydiler. Bayan g&ouml;zlerine benziyorlardı ama y&uuml;z&uuml;  tanıyamamıştı. G&ouml;zlerin a&ccedil;ılmasını istedi,i&ccedil;inden sessizce..</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Simsiyah g&ouml;z kirpikleri  hafiften kıpırdar gibi oldu ve g&ouml;z kapakları yarıya kadar aralandı. Aman  Allah&rsquo;ım! Masmavi ve &ccedil;ok parlak ama &ccedil;ok parlak bir ışık &ccedil;ıkıyordu g&ouml;zlerden.  Tahsin &ouml;mr&uuml;nde hi&ccedil; bu kadar parlak ve derin mavi bir renk g&ouml;rmemişti. İ&ccedil;i  titreyince, g&ouml;zler tekrar kapandı. Tahsin tekrar g&ouml;zlerin a&ccedil;ılmasını  istedi,i&ccedil;inden sessizce..</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Bu sefer g&ouml;z kapakları  tamamen a&ccedil;ılınca masmavi bir ışığın yayıldığı yine masmavi g&ouml;zler aşik&acirc;re &ccedil;ıktı  ortaya. Tahsin bu g&ouml;zlere bakmaya g&uuml;&ccedil; getiremeyip <strong>&lsquo;&rsquo;ALLAH&rsquo;&rsquo;</strong> diyerek  bağırdı ve g&ouml;zlerini a&ccedil;tı. &lsquo;<strong>&rsquo;Aman Allah&rsquo;ım! Ne oluyor?&rsquo;&rsquo;</strong> dedi kendi  kendine. Kalp atışları hızlanmış, heyecanla karışık bir titreme sarmıştı  v&uuml;cudunu.&nbsp; Kalkıp abdest aldı ve iki rek&acirc;t namaz kıldı. İkinci rek&acirc;tta Fatiha  suresini okur iken, g&ouml;rd&uuml;klerinin ne olduğu s&ouml;ylendi, g&ouml;n&uuml;l kulağına.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">İlk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; yeşil  renk,AKLIN rengiydi. İkinci g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; sarı renk, NEFSİN rengiydi ve son g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; o  g&ouml;zlerdeki mavi renk, RUH&rsquo;UN rengiydi<strong>. &lsquo;&rsquo;Aman Allah&rsquo;ım!&rsquo;&rsquo;</strong> dedi yine kendi  kendine. Yoksa g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ruhumuydu? O g&ouml;zler ruhunun g&ouml;zlerimiydi? Eğer &ouml;yleyse  &ccedil;ok g&uuml;zeldi ama bir o kadarda heybetliydi ki, bakmaya g&uuml;&ccedil; getirememişti. Ama  neden bir kadın simasına benziyordu, ruhun siması?</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Tahsin o gece bir r&uuml;ya  g&ouml;rd&uuml;. R&uuml;yasında bah&ccedil;esinin i&ccedil;inde t&uuml;rbe olan bir camiye gitmişti. İnsanlar akın  akın, t&uuml;rbenin ziyaretine geliyorlardı. &Ouml;ylesine kalabalık bir ziyaret&ccedil;i akını  vardı ki, neredeyse adım atmaya yer yoktu. T&uuml;rbeye gelenler yanlarında k&uuml;&ccedil;&uuml;k  k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &ccedil;ocuklarını da getirmişlerdi. Kalabalıktan sıkılan k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar,  sırayla ağlamaya başlamışlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Tahsin, caminin giriş  kapısının yanındaki ağa&ccedil;ların altındaki banklardan birine oturdu ki, kalabalık  seyrekleşince, t&uuml;rbeyi ziyaret edebilsin. Ağa&ccedil;ların dallarına, caminin  sa&ccedil;aklarına ve t&uuml;rbenin &ccedil;atısına kumru kuşları konmuştu. Ziyaret&ccedil;ilerin &ccedil;oğu  kadınlardan oluşmaktaydı ve &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erken hi&ccedil; biri Tahsin&rsquo;i fark etmiyordu  bile. Neden sonra ağlayan kız &ccedil;ocuklarından biri, annesinin elini bırakarak  Tahsin&rsquo;e doğru yaklaştı ve tam &ouml;n&uuml;nde durup, yaşlı g&ouml;zlerle &ouml;ylece Tahsin&rsquo;e  bakmaya başladı. K&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;n yaşlı g&ouml;zlerine bakınca, ona bir şeyler vermek istedi  ama &uuml;zerinde de hi&ccedil;bir şey yoktu ki.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Sonrasında b&uuml;t&uuml;n kumru  kuşları, hep birden havalandılar ve &ouml;yle bir kanat &ccedil;ırpmaya başladılar ki, her  kesin dikkati,&nbsp; bir anda kuşlara y&ouml;neldi. Kuşlar havalandı, havalandı ve  g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir daire oldular. Sonra i&ccedil;lerinden biri hızla Tahsin&rsquo;e doğru  s&uuml;z&uuml;lerek gelip, başının &uuml;st&uuml;nde kanat &ccedil;ırpmaya başladı. Kuşun gagasında bir  tane G&uuml;l vardı. Sanki Tahsin elini uzatsın da avu&ccedil;larının i&ccedil;ine G&uuml;l&rsquo;&uuml; bıraksın  istiyordu. Tahsin &ouml;nce tek elini uzattı ama kuş, G&uuml;l&rsquo;&uuml; bırakmadı. Tahsin daha  sonra iki elini birden uzattı, dua eder gibi. İşte o anda kuş, gagasında  taşıdığı G&uuml;l&rsquo;&uuml;, Tahsin&rsquo;in avu&ccedil;larının i&ccedil;ine bırakıverdi.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Kalabalığın şaşkın  bakışları altında, ağlayan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kıza doğru G&uuml;l&rsquo;&uuml; uzattı. Kız &ccedil;ok sevindiği  gibi, ağlaması da kesilmişti. G&uuml;l&rsquo;&uuml; aldığı gibi annesinin yanına koştu. Bu  seferde diğer &ccedil;ocuklar, Tahsin&rsquo;in &ouml;n&uuml;nde sıra oldular ve <strong>&lsquo;&rsquo;bize de&rsquo;&rsquo;</strong> diye  haykıran g&ouml;zlerle, beklemeye başladılar.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Tahsin, tekrar bakışlarını,  g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirdi ve kuşlara bakmaya başladı. Kuşlar sırayla Tahsin&rsquo;e doğru  s&uuml;z&uuml;l&uuml;yorlar ve başının &uuml;st&uuml;nde daire &ccedil;izip, dua eder gibi ellerini uzatan  Tahsin&rsquo;in avu&ccedil; i&ccedil;lerine, gagalarında taşıdıkları G&uuml;lleri bırakıyorlardı.  Avu&ccedil;larının i&ccedil;ine d&uuml;şen G&uuml;lleri, sırasıyla bekleyen k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &ccedil;ocuklarına  veriyordu Tahsin.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Sonrasında ne annesi nede  yanında bir başkası olan k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız geldi, Tahsin&rsquo;in yanına. Sa&ccedil;ları  dağılmış, g&ouml;zyaşları yanaklarına akmıştı. Simsiyah g&ouml;z bebekleri ile ne kadarda  masum bir şekilde Tahsin&rsquo;e bakıyordu. Beklediler ama kuşlar gelmez olmuştu.  Tahsin, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne doğru baktı ama hi&ccedil; kuş yoktu, haliyle k&uuml;&ccedil;&uuml;k kıza verecek  G&uuml;l&rsquo;de yoktu. Delikanlının y&uuml;reği acıdı ve &ouml;ylece bekleyen k&uuml;&ccedil;&uuml;k kıza, kollarını  a&ccedil;arak sımsıkı sarıldı.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Kalabalık kaybolmuş ve  sarıldığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız, birden b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;. Kendilerini birden t&uuml;rbenin i&ccedil;inde  buldular. Sarıldığı kıza bakınca Şebnem olduğunu g&ouml;rd&uuml;. &Ouml;ylesine sımsıkı  sarılmışlardı ki, iki v&uuml;cut, tek bir beden olmuştu sanki! T&uuml;rbenin i&ccedil;i yemyeşil  ve bir &ccedil;i&ccedil;ek bah&ccedil;esiydi. Karşılarında birden Necati amcayı g&ouml;rd&uuml;ler.  Birbirlerine sarılı olduklarından utanarak hemen ayrıldılar. Necati amca, iki  adet kırmızı G&uuml;l vererek, tekrar ellerini birbirlerine bağladı. İki sevgili g&ouml;z  g&ouml;ze gelmişti tekrar ama bir araya gelen g&ouml;zler değil RUH&rsquo; lardı.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Tahsin, telefonun  &ccedil;almasıyla bir anda bu g&uuml;zel r&uuml;yadan uyandı. Arayan Şebnem&rsquo;di.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ŞEBNEM: Aşkım; rahatsız  ettim ama sabahı bekleyemedim, kusura bakma. Seni seviyorum hemde &ccedil;ok  seviyorum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">TAHSİN: Belli belli, bunu  s&ouml;ylemek i&ccedil;in gecenin bir yarısı uyandıracak kadar &ccedil;ok seviyorsun&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ŞEBNEM: Aşkım; cevabın bu  kadar değil herhalde?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">TAHSİN: Başka ne demem  gerekiyor ki ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ŞEBNEM; &Ccedil;ok k&ouml;t&uuml;s&uuml;n, hadi  ama!&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">TAHSİN: Tamam, tamam bende  seni &ccedil;ok seviyorum hem &ouml;yle &ccedil;ok seviyorum ki uyandırdığında, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m r&uuml;yada  sana sarılmıştım. Uyandırmasaydın az daha dudaklarından &ouml;p&uuml;yordum kız. Biraz  bekleyemedin mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ŞEBNEM: Ger&ccedil;ekten beni  r&uuml;yanda mı g&ouml;r&uuml;yordun?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">TAHSİN: Dur kız niye  bağırdın hemen &ouml;yle? Niye şaşırdın ki, g&ouml;remez miyim, yasak mı ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ŞEBNEM: Aşkım, hi&ccedil; yasak  olur mu? Şaşırdım &ccedil;&uuml;nk&uuml;! Bende seni r&uuml;yamda g&ouml;rd&uuml;m ve r&uuml;yanın tadı ile hemen  seni aramıştım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">TAHSİN: Anlatsana kız?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ŞEBNEM: Hayır &ouml;nce sen  anlat&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">TAHSİN:R&uuml;yanın b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml;  sabahleyin anlatırım ama r&uuml;yanın sonunda bir &ccedil;i&ccedil;ek bah&ccedil;esinde birbirimize  sarılmıştık ve..&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ŞEBNEM: Dur dur, gerisini  ben anlatayım. Sonra babam gelince utanıp ayrıldık. Sonrasında babam, bize iki  tane kırmızı G&uuml;l verip, ellerimizi tekrar birleştirdi ve g&ouml;z g&ouml;ze bakarken  uyandık&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">TAHSİN: Uyandık !&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ŞEBNEM: Aşkım anlamadın mı?  Bu r&uuml;ya değildi, ikimizde ayni şeyleri g&ouml;rd&uuml;k. Bu başka bir &acirc;lemde, ruhların bir  araya gelmesiydi. Babam anlatırdı ama hi&ccedil; yaşamamıştım. Seninle ilk defa yaşadım  bu olayı. Ben seni &ccedil;ok seviyorum ve beni hep ama hep sevmeni istiyorum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">TAHSİN: Kız ben seni bu  d&uuml;nyada seviyorum, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n gibi ruh&rsquo;a ait &acirc;lemde de sarıp kucaklıyorum. Daha  nasıl seveyim? Deli miyim seni bırakır mıyım hi&ccedil;? Sen benim canımdan bir  par&ccedil;asın be aşkım. Hi&ccedil; insan, canından, canının bir par&ccedil;asından vazge&ccedil;er mi?  Rabbim; ilk ve son aşk&rsquo;ım eylesin seni&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ŞEBNEM: &Acirc;MİN, aşkım &acirc;min.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Tahsin ve Şebnem&rsquo;in  hayatları, birbirlerini bulmalarının ardından &ccedil;ok değişmiş adeta yeni bir hayata  başlamışlardı. Necati amcanın tasarrufu ile Tahsin&rsquo;e manevi aşı yapılmış ve bu  aşı tutarak &ccedil;ok kısa zamanda yeşermişti. Şebnem ise konmak i&ccedil;in, kendine yeşil  bir dal arayan kuşlar gibiydi. Tahsin&rsquo;in g&ouml;n&uuml;l dalına yapılan aşı ile yeşeren  g&ouml;n&uuml;l dalına konuvermişti g&uuml;zel kız.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Ger&ccedil;i senaryo, ilahi bir el  tarafından &ccedil;ok &ouml;nceden yazılmıştı. Tahsin, daha &ouml;nce cezaevinde kaldığı g&uuml;nlerde  g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; Şebnem&rsquo;i. G&ouml;zleri s&uuml;rmeli, bembeyaz bir g&uuml;vercin olarak ama nerden  bilirdi bu g&uuml;vercinin, &ouml;mr&uuml;nde hi&ccedil; gitmediği bir şehir olan Kahraman Maraş&rsquo;ta,  g&uuml;zel bir kız olacağını. Hayat s&uuml;rprizlerle doluydu hemde &ouml;yle s&uuml;rprizler ki  Şebnem&rsquo;i, hayatının aşkını bulduğu gibi &ouml;mr&uuml;nde hi&ccedil; g&ouml;rmediği ailesini de  bulmuştu beraberinde. Bilenler ne demişti? <strong><u>&lsquo;&rsquo;Rabbim neylerse g&uuml;zel eyler,  Arif olan An&rsquo;ı seyir eyler&rsquo;</u></strong>&rsquo;. Evet, dostlar; Tahsin&rsquo;in terhis olduğu  an&rsquo;dan itibaren hep beraber seyir eyledik. Bazen, Necati amcanın eski g&uuml;nlerine  uzandık, bazen &ouml;l&uuml;m &ouml;tesi hakkında kapının arkasına ş&ouml;yle bir baktık, bazen  soframıza cenabı Allah&rsquo;ın &ccedil;eşit &ccedil;eşit yaratmış olduğu Meleklerden birini konuk  aldık, Hızır mescidinde oturup ders aldık, Yemliha denen sarışın ve mavi g&ouml;zl&uuml;,  cinlerden olan bir kızın, Tahsin&rsquo;e olan aşkına şahit olup, anlattıkları hakkında  adeta donup kaldık. En sonunda Necati amcayı da bir kabire bırakarak, emaneti  teslim aldık.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Batın ehli olan bir insanı  bulmak, onunla dost olmak, ilminden istifade etmek, bir insana &ccedil;ıkabilecek en  b&uuml;y&uuml;k ikramiyelerden biridir. Lakin! Batın ehli olan insanlar, gizli bir  hazineye benzerler. Onların s&ouml;zleri de, g&ouml;r&uuml;n&uuml;şleri de zahir g&ouml;z ile bakanlar  i&ccedil;in yanıltıcıdır. Herkes, i&ccedil;inde hazine g&ouml;m&uuml;l&uuml; viranelerin yanından ge&ccedil;er,  herkes yerin iki metre altında bulunan bir k&uuml;p altının &uuml;st&uuml;ne basıp ge&ccedil;er ama  sadece nasiplisi, o altını fark ederek, &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışır. Bazen de Batın ehli  biri &ccedil;ıkar, sana bakar ve elinden tutar. Sen hi&ccedil; fark etmesen de &uuml;zerine  bastığının, &uuml;zerine bastığın seni fark eder. Fark edenlerden ve fark  edilenlerden olmak dileği ile biz hik&acirc;yemize kaldığımız yerden devam edelim,  İnşaallah.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Tahoma"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><strong> <font size="3" face="Tahoma">Bu b&ouml;l&uuml;m ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');">www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde  yayınlanmaktadır.</font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="408" title="1" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2245-kapinin-arkasi-13-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın Dokusu (9 Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2243-zamanin-dokusu-9-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2243-zamanin-dokusu-9-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 20:12:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2243</guid>
		<description><![CDATA[Zamanın Dokusu (9 B&#246;l&#252;m) Sohbet kısmına ara verilmiş ve bu y&#246;reye ait &#8216;&#8217;tandır&#8217;&#8217; ekmeği denen sıcacık ekmek eşliğinde yemekler yenmişti. Vakit &#246;ğlen olduğu i&#231;in yemekten sonra &#246;ğlen namazı eda edilecekti....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="text-align: center; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Zamanın Dokusu (9 B&ouml;l&uuml;m)</span></strong></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Sohbet  kısmına ara verilmiş ve bu y&ouml;reye ait &lsquo;<strong>&rsquo;tandır&rsquo;&rsquo;</strong> ekmeği denen sıcacık  ekmek eşliğinde yemekler yenmişti. Vakit &ouml;ğlen olduğu i&ccedil;in yemekten sonra &ouml;ğlen  namazı eda edilecekti. Profes&ouml;r Ahmed Bey, t&uuml;rbedara imam olmasını teklif  ettiğinde t&uuml;rbedar ş&ouml;yle karşılık verdi:</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&lsquo;<strong>&rsquo; Doktor bey; ben Şafi  mezhebindenim, siz ise Hanefi mezhebindensiniz. K&acirc;be&rsquo;de diğer mezhepler, Hac  boyunca Hanefi mezhebine uyarak, onu taklit ederler. İmamı Azam Ebu Hanife&rsquo;nin  mezhebine ait biri olduğu zaman, cemaatle kılınan namazlarda ona uymak gerekir.  Buyurun siz imam olun&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Profes&ouml;r Ahmed beyin  imamlığında &ouml;ğlen namazını eda ederlerken, Rose ise dışarıda, evin diğer  sakinleri ile vaktini değerlendirmekte idi. B&ouml;lgede, fakirlik g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lecek  kadar aşik&acirc;rdı. Ama bu fakirliğin ve ter&ouml;r&uuml;n yıllarca s&ouml;m&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;, yıprattığı  insanları &ccedil;ok candan, samimi ve mazlumdular. Rose bu insanları seyrederken, bu  zor koşullar altında bile hallerinden memnun olduklarını, var olanla  yetindiklerini g&ouml;r&uuml;nce, İsrail ve Amerika&rsquo;da yaşadığı l&uuml;ks hayatı geldi  g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;ne. Bir kendine baktı, birde bu insanlara baktı. Kendi hayatı ne  kadar da yavandı ve gereksiz bir s&uuml;r&uuml; şeyle doluydu. Hayatında gereksiz olan  şeyleri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce, hepsinin sırtında yani bilincinde birer y&uuml;k olduğunun farkına  vardı. Oysa bu insanlar ne kadar da hafiftiler. Kadınlar ka&ccedil;ak &ccedil;ay demlemişlerdi  ve namaz bittiği i&ccedil;in, bizimkiler Rose&rsquo;yi tekrar i&ccedil;eri &ccedil;ağırdılar. Sohbet  kaldığı yerden devam edecekti.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;T&Uuml;RBEDAR: Cenabı Allah,  k&acirc;inatı yarattığı zaman yarattığı her bir şeye kendine has lisan, kendine has  ilim takdir etmiştir. Bizim lisanımız gibi, bizim ilmimiz gibi hayvanların,  taşların ve ağa&ccedil;ların dahi lisanları ve ilimleri vardır, değil mi doktor bey?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: Haklısınız efendim,  canlı cansız her şeyin bir dili, ilmi ve bu ilimle Rabbini bilmesi vardır. Her  şey sevilmeye layıktır, her şey insana sevgi ile hizmet etmektedir. Lakin insan  denen varlık &ouml;ylesine zalim, &ouml;ylesine gaddar davranmaktadır ki, cenabı Allah&rsquo;ın  yarattığı hi&ccedil;bir şey ama hi&ccedil;bir şey insanın bu davranışını hak etmiyor maalesef.  İnsanlık olarak sevmesini &ouml;ğrenemedik, paylaşmasını &ouml;ğrenemedik, ş&uuml;kretmesini  &ouml;ğrenemedik, &ouml;ğrenemedik&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Nasıl ki insanın  bir Hakk&rsquo;a bakan y&ouml;n&uuml; birde halka bakan y&ouml;n&uuml; var ise yaratılmış her şeyin b&ouml;yle  iki y&ouml;n&uuml; vardır&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ROSE: Cansız olanlarında mı  ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Canlı ya da  cansız hepsi <strong>&lsquo;&rsquo;Varlık&rsquo;&rsquo;</strong> adı altında birleşir. Varlıklar, canlı ve cansız  diye iki t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r der b&uuml;y&uuml;klerimiz. Bu denilenlerden cansız olanların iki y&uuml;z&uuml;  vardır. Bir y&uuml;z&uuml; Yaratana d&ouml;n&uuml;kt&uuml;r ki bu y&uuml;z&uuml; ile O&rsquo;nu bilirler, ibadet ederler  ve ona &uuml;mit bağlarlar. Diğer y&uuml;zleri, biz insanoğluna d&ouml;n&uuml;kt&uuml;r. Biz, onların  bize bakan y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z i&ccedil;in bizim nazarımızda, cansız h&uuml;km&uuml;ndedirler.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">YUSUF: O zaman bu cansız  varlıkların dili ve ilmi, Yaratanlarına d&ouml;n&uuml;k olan diğer y&uuml;z&uuml;nde mevcuttur.  İnsan da, Hakk&rsquo;a bakan y&ouml;n&uuml; ile bunlara baktığında o lisanı duyacak ve o ilmi  bilecek midir ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Cansız  varlıkların dillerini, beden kulağı ile değil, zat&rsquo;ımız ile duyarız evlat.  Mesela yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n bir ilmi vardır ki bu ilimle &uuml;zerinde seni taşır, bu ilimle  bilir ve tanır. B&uuml;t&uuml;n bu dediklerimin a&ccedil;ılımı, insanların idrakine ve  istifadesine fen ilmi ile sunulmaktadır.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">YUSUF: İstanbul&rsquo;daki &Acirc;dem  efendi, <strong>&Acirc;LİM</strong> ve <strong>NUR</strong> esmalarının, insanda a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışı ile insanın,  İlahi ilme bağlanacağını ve bu ilmin dairesinde diğer mahl&ucirc;katın lisanlarına ve  ilimlerine vakıf olabileceğini s&ouml;ylemişti&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Eyvallah! Zaten  zat&rsquo;ımızla duyarız dememde ki kasıt, varlığımızın, Cenabı Allah&rsquo;ın esmalarından  oluşmuş bir yapı olmasından dolayıdır. İnsan ayni aşureye benzer evlat. Ama her  aşurenin i&ccedil;ine konanlar ayni oranda değildir. Bunun gibi bazılarımızda, bazı  esmalar baskın iken bazıları zayıftırlar.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: &Ccedil;orlu&rsquo;daki Mustafa  abi ş&ouml;yle derdi: <strong>&lsquo;&rsquo;Herkes esma zikri veremez. Zikir vermek, bir doktorun ila&ccedil;  i&ccedil;in re&ccedil;ete yazmasına benzer. Sana esma zikri verecek olan kişinin, senin  terkibinde baskın olan esmalar ile zayıf olanları bir g&ouml;r&uuml;şte anlaması ve  bilmesi gereklidir, ayni hastasını bir g&ouml;r&uuml;şte anlayan doktor misali&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Eyvallah! Doğru  s&ouml;ylemiş doktor bey. Allah, ondan razı olsun ve ilminin bereketini arttırsın.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: &Acirc;min efendim, Allah  razı olsun&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ROSE: Bir takım isim ve  kelime tekrarlarının, insan beyinlerinde sebep olduğu a&ccedil;ılım neticesinde, cep  telefonu misali başka varlıklarla veya mesafe olarak uzak olan biriyle irtibata  ge&ccedil;tiğini ve konuştuğunu biliyorsunuz. Sanırım anlatmaya &ccedil;alıştığınız bunun gibi  bir şey?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: Tam olarak değil ama  bir bilim adamı olarak, konuya yabancı değilsiniz.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Aslında  bahsettiğimiz her şey <strong>HAKİKAT </strong>dairesinde yer almaktadır. Ama sahip  olduğumuz bilgi, bakış a&ccedil;ımız ve kapasitemiz bu hakikati algılama da farklılık  algılatır. Bu farklılığın en etkili se&ccedil;ici unsuru,<strong>İMAN&rsquo;</strong> dır. İman ise  inanmaktır ve bu inan&ccedil; doğrusunda hikmetleri doğru anlamaktır.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ROSE: Hikmet ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Hikmet ikiye  ayrılır hanımefendi.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">1-) İlmin hikmeti</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">2-) Yapılan işlerin hikmeti</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">İlim, hakikatleri ve  onların gerektirdiklerini anlamaktır. Marifet ise bu ilimle &ouml;ğrendiğinin  zihninde şekillenmesidir. Hikmetine ermek i&ccedil;in illa beden g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;rmek lazım  değildir. Zaten beden g&ouml;z&uuml; her şeyi g&ouml;remez, g&ouml;remeyeceği i&ccedil;inde burada en  etkili se&ccedil;ici unsur İMAN olmaktadır&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: Maşaallah mahfuz  amca, ne g&uuml;zel anlattın. Hay ağzına sağlık, Allah razı olsun.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ROSE: Bir bilim adamı  olarak beden g&ouml;z&uuml;n&uuml;n g&ouml;ren değil, g&ouml;rmede bir ara&ccedil; olduğunu biliyorum. Esas  g&ouml;rme olayı, beyinde ger&ccedil;ekleşmektedir. G&ouml;zler birer tarayıcı ve alıcıdır. G&ouml;rme  işlemi elektromanyetik dediğimiz dalga boyunun, g&ouml;zler tarafından beyindeki  g&ouml;rme merkezine iletilmesiyle, iletilen bu frekansın burada &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmesi sonucu  oluşur.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: Keza duyma işlemi de  b&ouml;yle ger&ccedil;ekleşmektedir. Ancak beyin, g&ouml;z ya da kulak olmadan da g&ouml;r&uuml;p  duyabilir. Yeter ki o dalga boylarını algılayıp, &ccedil;&ouml;z&uuml;mleyecek h&uuml;creleri a&ccedil;ılmış  ve faal olsun&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ROSE: O zaman siz  M&uuml;sl&uuml;manların, manevi g&ouml;z dediğiniz olay, bizim beden formundaki algılama  kapasitemize g&ouml;re soyut bir kavramdır. Ancak her şey kendi boyutuna g&ouml;re  somuttur ve o boyuta g&ouml;re bir işleyiş sistemi ve a&ccedil;ıklaması vardır.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Ha yaşayasın  hanım kızım, ağzına sağlık ne de g&uuml;zel dedin. İnsan kendini geliştirdik&ccedil;e ve  ilme y&ouml;nelip, zikir &ccedil;alışması yaptık&ccedil;a beyninde bir takım a&ccedil;ılımlar olur. Az  &ouml;nce &ouml;rnek verdiğin cep telefonu misali, kablosuz yani (5) duyusuz başka  &acirc;lemlere ve AN i&ccedil;inde bulunan ge&ccedil;miş ve geleceğe bağlanarak bilgi aktarımı  yapabilir.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Bu bilgi aktarımı, kişinin  kapasitesine g&ouml;re s&ouml;z, ses ya da g&ouml;r&uuml;nt&uuml; olarak değişebilmektedir. İnsan, Cenabı  Allah&rsquo;ın yery&uuml;z&uuml;nde yarattığı halifesidir ama c&uuml;mle &acirc;lemlerin <strong>&Ouml;z&rsquo;&uuml;n&uuml;, &Ouml;z&rsquo;&uuml;nde</strong>  barındırmaktadır. Bu sebeple, Cenabı Allah&rsquo;ın m&uuml;saade ettiği &ouml;l&ccedil;&uuml;ler i&ccedil;erisinde  nesneleri, zamanı ve mek&acirc;nı etkileyebilmekte ve &uuml;zerinde tasarruf  edebilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Melekler,  yaratılışlarındaki esma terkibinin elverdiği &ouml;l&ccedil;&uuml;de tasarrufta bulunur iken  Halife olan insan, varlığındaki mevcut esmaların a&ccedil;ılımı ile Melekler &uuml;zerinde  dahi tasarrufta bulunabilir. Burada tecelli eden İRADE, insandan a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan  Allah&rsquo;ın iradesidir. İnsan, c&uuml;zi iradesini Cenabı Allah&rsquo;ın iradesine teslim  ettiğinde oluşlar ve a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışlar hep Allah&rsquo;ın iradesidir.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Eğer insanın varlığında  mevcut olan yani a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan irade,<strong>ALİM</strong> ve <strong>NUR </strong>esmaları ile  tasarruf edebilirse,İlahi ilme bağlanarak mevcut olan <strong>NUR</strong>&rsquo; dan, <strong>KUDRET</strong>  sıfatı ile bir şehri bile ortaya &ccedil;ıkarır veya gayb edebilir.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: On İkinci y&uuml;zyıl  evliyalarından olan şeyh Abd&uuml;l Aziz Debbağ hazretlerinin, El İbriz isimli  kitabında okumuştum bu hadiseyi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: O bahsettiğin,  kendi zamanın fetih ehli zat&rsquo;larından ve kendi zamanının Gavs&rsquo;larındandır. B&ouml;yle  Fetih ehli bir&ccedil;ok Veli, sırrını ahir zamanda g&ouml;rev alacak olanlara verilmek  &uuml;zere, kimseye devretmeden emanet bırakmışlardır. Ahir zaman s&uuml;recine  girildiğinde ki girildi, bu sırlar dağıtılmaya başlandı. Lakin uyanış ve  sırların a&ccedil;ılması yavaş, yavaş, alıştıra alıştıra olmaktadır. Dağıtılan bu  sırlar ve se&ccedil;ilen insanlar, bir şekilde bir araya gelmektedirler. Kimisi arkadaş  olarak, kimisi birbirine &acirc;şık olarak, kimisi &ccedil;eşitli nedenlerle bir araya  toplanmaktadır. Her şey &ouml;nce ilan edilir ve sonrasında bir şekilde duyurulur. Ne  ilan edenin haberi vardır bu işten, ne de duyuranın haberi vardır bu işten.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">YUSUF: Nasıl ilan edilir,  mesela?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Bazen bir hik&acirc;ye  olur,&nbsp; bazen bir ecnebinin &ccedil;ektiği film olur, bazen g&ouml;r&uuml;len r&uuml;yalarla olur. Ne  hik&acirc;yeyi yazanın, ne filmi &ccedil;ekenin, ne de r&uuml;yayı g&ouml;renin haberi vardır. Uyanık  olmak lazımdır.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Cenabı Allah, kullarıyla  (3) t&uuml;rl&uuml; konuşur. Birincisinde, ağzından &ccedil;ıkanın haberi olur, dinleyenin haberi  olmaz. İkincisinde, dinleyenin haberi olur, s&ouml;yleyenin haberi olmaz.  &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;nde, ne s&ouml;yleyenin ne de dinleyenin haberi olur. Derler ki! Neye niyet  edersen, onu duyarsın ve illa y&uuml;z&uuml;ne s&ouml;ylenmesi gerekmez.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">YUSUF: Mahfuz amca; bu  g&ouml;rev alacak olanları kim bir araya getirmekte ve g&ouml;rev dağılımı nasıl  yapmaktadır ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: Mustafa abinin  sohbetlerine iştirak ettiğim g&uuml;nlerde meczup Raşid abinin bu konuda anlattıkları  hayli ilgin&ccedil;. Mahfuz amca; m&uuml;saade edersen Yusuf&rsquo;un bu sorusunu ben  cevaplayayım?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Buyur doktor  bey&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: &Acirc;lem de besmelenin  sırrını tastamam &uuml;zerinde CEM eden kullar vardır. Bu kullar her devrin &Ccedil;oban  yıldızıdırlar. İşte bunlar, her geceye ve g&uuml;nd&uuml;ze ayrı ayrı olmak &uuml;zere  besmelenin sırrını &uuml;&ccedil;e b&ouml;lerek, &uuml;&ccedil; ayrı kişiye paylaştırırlar. Besmelenin  paylaştırıldığı bu kişiler, farkında olmadan, maddi ve manevi olarak birliktelik  oluştururlar. Fakat bu birliktelik o g&uuml;n&uuml;n ve gecesinde, o b&ouml;lgede besmelenin  sırrının tamam olması i&ccedil;indir. Yoksa o b&ouml;lge varlığını s&uuml;rd&uuml;remez.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Bunun gibi, ahir zaman  s&uuml;reci i&ccedil;in, besmelenin paylaştırıldığı kişiler de vardır. Fakat bunlar,  herhangi bir b&ouml;lge ya da kısa zaman aralığı i&ccedil;in değil, ahir zaman s&uuml;reci i&ccedil;in  takdir edilirler ve se&ccedil;ilirler.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Hazreti Rasulullah&rsquo;a  (s.a.v.) hem zahiren, hem de batından HALİFE olan, d&ouml;nemin &ccedil;oban yıldızı, ZAT  tarafından se&ccedil;ilirler ve g&ouml;reve hazır hale gelene kadar yetiştirilirler.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&Uuml;&ccedil; kişinin, &uuml;&ccedil;&uuml; de farklı  yapı karakter ve kabiliyete sahiptirler. B&ouml;yle olması gerekir. Zira Besmelenin  sırrı &uuml;&ccedil;t&uuml;r. <strong>ALLAH-RAHMAN-RAHİYM.</strong> İşte bahsettiğimiz bu 3 kişi, HAYY  isminin sırrını taşırlar ve d&ouml;nemin zat&rsquo;ının &ccedil;ektiği nice besmeleden sadece  biridirler.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Peki bu zat&rsquo;ın  kim olduğunu biliyor musunuz?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">YUSUF: Nereden bileceğiz?  B&ouml;yle zat&rsquo;lar, kendini gizler diye biliyorum ben&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: Elbette gizler  ama size &ccedil;oktan sırrını a&ccedil;mış, en azından doktorla ikinize. Bu hanım kızımda,  İnşaallah &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişi olacaktır&rsquo;&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: Mahfuz amca, yoksa  tahmin ettiğim kişi mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&Uuml;RBEDAR: &Acirc;dem efendiden  bahsettiğinizde, size ne dedim? İnsanlar onun sırrını bilmiş olsa, akılları  oynar. Sizler &uuml;&ccedil; kişisiniz ve &Acirc;dem efendinin &ccedil;ektiği nice besmelelerden  birisiniz İnşaallah. Sizin gibi daha nice se&ccedil;ilmiş olanlar var. &Ouml;mr&uuml;m yeteydi  de, bende g&ouml;rev alaydım. Ama en azından, emanetleri teslim edeceğim sizleri  tanıdım Elhamd&uuml;lillah&hellip;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Bu &Acirc;dem Efendi denilen zat,  nişansız ve mek&acirc;na bağlı olmayan illerin sakinlerindendir. B&ouml;yle zat&rsquo;ların b&uuml;t&uuml;n  varlıkları aynen RUH olmuştur. (&hellip;) Baba &ouml;rneğinde olduğu gibi vefatları dahi  kendi ellerindedir. Zamanlar ve mek&acirc;nlar &ouml;tesine uzanarak, ister cisim, isterse  ruh şeklinde tecelli ederler. Diri olan ve seninle konuşan, beraber oturup yemek  yiyen birini g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. H&acirc;lbuki g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n o zat, y&uuml;zyıllar &ouml;nce vefat etmiştir.  Ertesi g&uuml;n&uuml; ayni yere tekrar geldiğinde, yerin başka bir şekil aldığını ve  konuşup, hoş beş ettiğin zat&rsquo;ın y&uuml;zyıllar &ouml;ncesinden sana uzandığını anlarsın&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">T&uuml;rbedarın s&ouml;z&uuml;n&uuml;n  burasında Profes&ouml;r Ahmed Bey, dikkatlice ihtiyarın g&ouml;zlerine bir bakış attı. Ne  demek istediğini anlamıştı ama ihtiyar, g&ouml;zleriyle &ouml;yle şeyler anlattı ki,  susmak zorunda kaldı. İhtiyarın bakışlarından her azası &ouml;yle bir titredi ki,  neredeyse olduğu yere yığılacaktı. T&uuml;rbedar ile Profes&ouml;r Ahmed beyin arasında  sessiz ve s&ouml;zs&uuml;z bir konuşma oldu. İhtiyar, &Ouml;z&rsquo;den &Ouml;z&rsquo;e ve g&ouml;zden g&ouml;ze şunları  s&ouml;yledi:</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&lsquo;&rsquo; Mevlana hazretleri ş&ouml;yle  buyurmuştur <strong>&rsquo;&rsquo; Hocalar ders okumak &uuml;zere koşardı yanına, azıcık anlamış olsan  bu g&ouml;n&uuml;l dersinden&rsquo;&rsquo;</strong> Ey Ahmed! Kendine gel, gayri uyan, uyandı bu &ccedil;ağrımızı  her duyan&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Profes&ouml;r Ahmed Bey, zangır  zangır titriyordu ve buram buram terlemeye başlamıştı. İhtiyar manadan konuşmaya  devam etti, sessizce:</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&lsquo;&rsquo; Ger&ccedil;ek M&uuml;rşitler, bir  bakışta M&uuml;ritlerini kemale erdirirler. M&uuml;rşitten M&uuml;ride ge&ccedil;en ışık huzmesi,  k&acirc;inatı aydınlatan bir G&uuml;neş haline gelir&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Profes&ouml;r Ahmed beyin,  i&ccedil;inde &ouml;yle bir ateş yanmaya başlamıştı ki, sanki G&uuml;neş&rsquo;i alıp, i&ccedil;ine  koymuşlardı. O g&uuml;n, oradan ayrıldıklarında kitapları ve teknedeki yılanın  kusmuğunu almışlardı. Kurumuş olan kusmuğu, toz haline getirerek, incelenmesi  i&ccedil;in acilen, u&ccedil;akla İsrail&rsquo;e ve T&uuml;rkiye&rsquo;nin tanınmış en b&uuml;y&uuml;k ila&ccedil; fabrikasına,  numune g&ouml;ndermişlerdi. </span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Cevabı ve yeni gelişmeleri  beklerken aradan iki g&uuml;n ge&ccedil;mişti. Tekrar Mahfuz amcayı g&ouml;rmek i&ccedil;in t&uuml;rbenin  olduğu yere gittiklerinde ne Mahfuz amca vardı ne de ev vardı. T&uuml;rbeye en yakın  ev, yaklaşık iki kilometre uzaktaydı. Profes&ouml;r Ahmed Bey hari&ccedil;, diğer ikisi &ccedil;ok  şaşırmışlardı. Daha iki g&uuml;n &ouml;nce burada bir ev vardı ve i&ccedil;inde oturup, yemek  yemişler, namaz kılmışlardı. Kitaplar evet kitapları vermişti ihtiyar. Ne  olduğunu anlayamadılar ve şaşkınlıkla toprağın &uuml;st&uuml;ne &ouml;ylece oturup kaldılar.  K&ouml;y&uuml;n olduğu taraftan bir &ccedil;oban geliyordu, oldukları tarafa. &Ccedil;obanı durdurup,  Şehmuz efendinin torunu ve t&uuml;rbedarı Mahfuz amcayı sordular. &Ccedil;oban, tuhaf tuhaf  y&uuml;zlerine bakmıştı, bizimkilerin ve ş&ouml;yle demişti:</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&lsquo;&rsquo; <strong>Beyim, yanlışınız  var herhalde. Mahfuz diye biri yoktur buralarda. Hem Şehmuz Efendi, hi&ccedil;  evlenmemiş ki, nasıl torunu olsun? Bu garip ve kimsesiz bir t&uuml;rbedir. Sadece  hamile bayanlar ziyaret gelirler, hepsi o kadar. Ne hizmetlisi vardır, ne de  t&uuml;rbedarı. Ben, doğma b&uuml;y&uuml;me buralıyam, size kim dediyse yanlış demiş. Hadi size  kolay gelsin&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Bizimkiler,  birbirlerine bakakaldılar. Profes&ouml;r Ahmed Bey, bizimkilere ş&ouml;yle seslendi:</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">AHMED: T&uuml;rbedarın, bize  kitapları vermeden &ouml;nceki son s&ouml;zlerini hatırlıyor musunuz, ne demişti?</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;&lsquo;&rsquo; <strong>Bu &Acirc;dem Efendi  denilen zat, nişansız ve mek&acirc;na bağlı olmayan illerin sakinlerindendir. B&ouml;yle  zat&rsquo;ların b&uuml;t&uuml;n varlıkları aynen RUH olmuştur. (&hellip;) Baba &ouml;rneğinde olduğu gibi  vefatları dahi kendi ellerindedir. Zamanlar ve mek&acirc;nlar &ouml;tesine uzanarak, ister  cisim, isterse ruh şeklinde tecelli ederler. Diri olan ve seninle konuşan,  beraber oturup yemek yiyen birini g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. H&acirc;lbuki g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n o zat, y&uuml;zyıllar  &ouml;nce vefat etmiştir. Ertesi g&uuml;n&uuml; ayni yere tekrar geldiğinde, yerin başka bir  şekil aldığını ve konuşup, hoş beş ettiğin zat&rsquo;ın y&uuml;zyıllar &ouml;ncesinden sana  uzandığını anlarsın&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Cenabı  Allah, c&uuml;mlemizi anlayan ve perde arkasında ilmek ilmek dokunan ZAMANIN  DOKUSUNU, idrak edebilmeyi ve bu ilmekleri atan şişleri, hangi ellerin tuttuğunu  anlamayı nasip etsin İnşaallah. Zamanın ilk ilmeği, iki cihan Sultanı Hazreti  Muhammed (s.a.v.) Efendimizdir. Rahman ve Rahim şişleri ile bu ilmekleri atan  eller, Celal ve Cemal sıfatlarıdır. Zamanın Dokusu, AN denen mek&acirc;nsız ve  zamansız, akla, hayale, m&uuml;şahedeye gelmeyen bir yerde &ouml;r&uuml;lmektedir. Bizim  yaptığımız, atılan bu ilmeklerin arasında bir tefekk&uuml;r ve d&uuml;ş&uuml;nce yolculuğudur.  Buyurun yola beraber devam edelim..</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;Profes&ouml;r Ahmed beyi,  Yusuf&rsquo;u ve Rose&rsquo;yi, Mardin&rsquo;de bırakarak, Pınarhisar&rsquo;a giden &uuml;&ccedil; gencin yanına  d&ouml;nelim isterseniz. Bizimkiler &Acirc;dem Efendi ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;kten sonra Edirne&rsquo;de bir  cami de Musa (a.s.) meşrebi &uuml;zere olan bir Veli&rsquo;yi ziyaret etmişler, oradan da  İsa (a.s.) meşrebi &uuml;zere olan bir Veli&rsquo;yi ziyarete gidiyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Gittikleri yer, Pınarhisar  il&ccedil;esinde bulunan tarihi bir kiliseydi. Mek&acirc;na vardıklarında, kalabalık bir  turist topluluğunun, bu tarihi mek&acirc;nı gezdiklerini g&ouml;rd&uuml;ler. Kalabalığa  karışarak hep beraber gezmeye başladılar. Kalabalığı gezdiren ve kilisenin  tarihini anlatan papaz, s&ouml;zde İsa (a.s.) tasviri olan &ccedil;armıha gerilmiş heykelin  &ouml;n&uuml;nde, bu hadiseyi anlatırken bizimkiler, Musa (a.s.) meşrebi &uuml;zere olan  Veli&rsquo;nin ısmarladığı gibi, m&uuml;saade isteyip şu soruyu sordular:</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">HAKAN: Musa (a.s.) İsrail  oğullarına &lsquo;&rsquo;Ey Kavmim derken, İsa (a.s.) &lsquo;&rsquo;Ey İsrail oğulları diye hitap  etmiştir. İkisi de İsrail oğullarına gelmiş olan Peygamberken neden farklı hitap  tarzı kullanmışlardır ?&rsquo;&rsquo; </span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Bir anda kalabalık turist  grubunun ilgisi, bizim gen&ccedil;lere doğru y&ouml;nelmişti. Bu soru karşısında ise  Papaz&rsquo;ın g&ouml;zleri parlamıştı adeta..Kalabalık heyecanla,papazın cevabını  bekliyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">PAPAZ: Musa peygamber, baba  tarafından İsrail oğullarından olduğu i&ccedil;in onlara <strong>&lsquo;&rsquo;Ey kavmim&rsquo;&rsquo;</strong> diye  hitap etmişti. İsa peygamberin ise insanoğlundan bir babası olmadığı i&ccedil;in &lsquo;<strong>&rsquo;Ey  İsrail oğulları&rsquo;&rsquo;</strong> diye hitap etmişti.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">HAKAN: Papaz Efendi;  Yuhanna İncilinin (15) b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde, İsa peygamberin dilinden, siz İsevilerin <strong> <u>&lsquo;&rsquo;yetim&rsquo;&rsquo;</u></strong> olduğunuz s&ouml;yleniyor. Bu tam olarak ne demektir? Sizler  neden yetim bir &uuml;mmetsiniz?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">PAPAZ: İsa peygamber, g&ouml;ğe  &ccedil;ekildiği i&ccedil;in biz İseviler, yetim bir &uuml;mmetiz. Bahsettiğin &uuml;zere Yuhanna  İncilinin (15) b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde ş&ouml;yle yazar:</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&lsquo;<strong>&rsquo;Eğer siz beni  seviyorsanız, benim tavsiyelerimi ezberleyiniz ve ben Pederden, ebediyen  beraberinizde kalacak diğer bir &lsquo;<u>&rsquo;Faraklit&rsquo;&rsquo;</u> vermesini dileyeyim. O hak  Ruh&rsquo;unu ki, &acirc;lem onu kabul etmeye g&uuml;&ccedil; yetirmedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! O&rsquo;nu tanımadılar. Ben,  sizi yetim bırakmam. En yakın zamanda size geleceğim&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">HAKAN: Peki! Siz Ehli kitap  yani İseviler, Peygamberiniz g&ouml;ğe &ccedil;ekildiği i&ccedil;in yetim bir &uuml;mmetsiniz. Asıl  yetim bir &uuml;mmetin yani sizlerin, yetim olan bir peygambere tabi olmaları  gerekiyordu ki, İsa (a.s.) bu yetim Peygamberi onlara <strong><u>&lsquo;&rsquo;Faraklit ve hak  Ruh&rsquo;u&rsquo;&rsquo;</u></strong> olarak bildirmiştir&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Bir anda kalabalık turist  grubundan bu s&ouml;zlere hem itiraz hemde merak i&ccedil;inde papaza y&ouml;nelen sorular,  s&ouml;zler y&uuml;kselmeye başlamıştı. Y&uuml;kselen bu itirazların karşısında gen&ccedil;lerden  Yahya, y&uuml;ksek sesle şunları haykırdı:</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">&nbsp;YAHYA: Her Peygamber,  kendisinden &ouml;nce geleni doğrulayıcı ve kendisinden sonra gelecek olanı  m&uuml;jdeleyici değil midir? Hazreti İsa (a.s.),Tevrat&rsquo;ta yazdığı &uuml;zere Mesih&rsquo;in  gelişi &uuml;zere olan haberleri doğrulayıcı olduğu halde ve Musa (a.s.) tasdik  ettiği halde Yahudiler, Hazreti İsa (a.s.) kin ve d&uuml;şmanlık duymuşlar, Hazreti  Meryem&rsquo;e iftira etmişlerdir. Hazreti İsa (a.s.) peygamberliğini ve İncil&rsquo;i de  ink&acirc;r etmişledir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &lsquo;<strong>&rsquo;FARAKLİT&rsquo;&rsquo;</strong> ismi ile ahir zamanda geleceği  m&uuml;jdelenen ve İsa (a.s.) dileği olan zat, m&uuml;jdelenmiştir o İncil&rsquo;de.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">ALPER: Ey papaz efendi;  S&ouml;ylenip duran şu kalabalığa &lsquo;<strong>&rsquo;FARAKLİT&rsquo;İN &lsquo;&rsquo;</strong> sırrını ve manasını ayrıca <strong>İsa (a.s.) sırrını</strong> deyiver&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">Kalabalık bu s&ouml;zlerin  &uuml;zerine susmuş ve g&ouml;zler papaza d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. Adamcağız nice zamandır b&ouml;yle bir  fırsat beklemekteydi.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">PAPAZ: Sizin sorduğunuz ve  İsa peygamberin m&uuml;jdelediği &uuml;zere <strong>&lsquo;&rsquo;FARAKLİT&rsquo;İN&rsquo;&rsquo;</strong> manası &lsquo;&rsquo; Hamdi  g&ouml;steren bir kelimedir. Yani &ouml;v&uuml;lmek, &uuml;st&uuml;nl&uuml;k, en fazla hamd eden <strong><u>AHMED </u></strong>manasına gelmektedir. <strong>&lsquo;&rsquo;Hakikat Ruhu&rsquo;&rsquo;</strong> diye de tabir  edilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma;">(1920) yılında İstanbul&rsquo;da <strong><u>&lsquo;&rsquo;Matyosyan Agop&rsquo;&rsquo;</u></strong> Matbaasında basılan İncil n&uuml;shalarında <strong>&lsquo;&rsquo;FARAKLİT&rsquo;İN&rsquo;&rsquo;</strong>  manası &lsquo;<strong>&rsquo;Hakikat Ruhu&rsquo;&rsquo;</strong> diye ge&ccedil;mektedir. Fatih k&uuml;t&uuml;phanesinde bulunan  bir Risale&rsquo;de; İncillerde ki Faraklit m&uuml;jdelerinin, Kuran&rsquo;ın i&ccedil;indeki &lsquo;&rsquo;SAFF&rsquo;&rsquo;  suresinin (6) ayetinde ge&ccedil;en <strong>&lsquo;&rsquo;Benden sonra gelecek olan Ahmed isimli bir  peygamberi m&uuml;jdeleyici olarak&rsquo;&rsquo; </strong>m&uuml;jdesi olduğu yazmaktadır. Bu Risaleyi  yazan papaz, bu m&uuml;jde y&uuml;z&uuml;nden M&uuml;sl&uuml;man olmuştur.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma; color: black;">İsa  peygamberin bedeni, tamamen nurdan yaratılmış olan Meleklerin, insan suretine  b&uuml;r&uuml;nmelerindeki beden gibidir. Beden perdesi &Acirc;dem&rsquo;in yaratılışında &ccedil;ok kalın  olduğu i&ccedil;in ardındaki Ruh&rsquo;un nuru ve g&uuml;c&uuml; a&ccedil;ığa &ccedil;ıkamamaktadır. İsa peygamberin  beden yapısı biraz daha ince yani letafet olduğu i&ccedil;in, ardındaki Ruh, neredeyse  aşik&acirc;r olacaktı. Ama insanlar Ruh&rsquo;un nuruna g&uuml;&ccedil; getiremeyecekleri i&ccedil;in, yine de  bir bedenle &ouml;rt&uuml;lmesi gerekiyordu.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma; color: black;">Kalabalık  turist ve ziyaret&ccedil;i gurubu, bu konuşmalardan bir hayli etkilenmişe  benziyorlardı. Zihinlerinde bir s&uuml;r&uuml; soru işareti oluşmuştu. Bu sorular, onları  araştırmaya ve sorgulamaya y&ouml;nlendirecekti muhtemelen. Bu konuların bir şekilde  Hıristiyanların g&uuml;ndemine girmesi gerekiyordu. Papaz olarak bilinen birinin  dilinden ve tarihi bir kilisede bunların konuşulması &ccedil;ok isabetli olmuştu.  Turistlerin hemen hemen hepsi, bu konuşmaları videoya &ccedil;ekmişlerdi. &Ccedil;ok yakında  d&uuml;nya kamuoyunun g&uuml;ndemine geleceği kesindi&hellip;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3"> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma;">&nbsp;</span></font><font size="3" face="Tahoma">(Bu  yazı dizisindeki olaylar ve kişiler tamamen hayal kurgusudur.)</font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"> <a href="http://www.zamanindokusu.com/" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.zamanindokusu.com/?referer=');"> http://www.zamanindokusu.com</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="479" title="1" title="20 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2243-zamanin-dokusu-9-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın Dokusu (8. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2184-zamanin-dokusu-8-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2184-zamanin-dokusu-8-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2010 08:18:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Dokusu (8. Bölüm)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2184</guid>
		<description><![CDATA[Zamanın Dokusu (8. B&#246;l&#252;m) Ahmed bey, heyecanla hemen ekmek teknesinin olduğu yere doğru koşarak, tekneyi boşaltmak &#252;zere olan kadınlara m&#252;dahale etti. Onun bu davranışına bir anlam veremeyenler ise şaşkınlıkla bakıyorlardı....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3"><strong><font face="Tahoma">Zamanın  Dokusu (8. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img height="105" width="100" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Ahmed  bey, heyecanla hemen ekmek teknesinin olduğu yere doğru koşarak, tekneyi  boşaltmak &uuml;zere olan kadınlara m&uuml;dahale etti. Onun bu davranışına bir anlam  veremeyenler ise şaşkınlıkla bakıyorlardı. Profes&ouml;r Ahmed Bey, meczup Raşid  abinin dediklerini anlatınca herkesin şaşkınlığı bir kat daha artmış oldu. Ekmek  teknesindeki hamura ve kusmuğa hi&ccedil; dokunmadan, G&uuml;neş&rsquo;in altına kuruması i&ccedil;in  bıraktılar. İ&ccedil;eri ge&ccedil;tiklerinde bizimkilerin şaşkınlığı bir kat daha artmış  oldu. İ&ccedil;eri ge&ccedil;tikleri odanın bir duvarı, g&ouml;mme dolap gibi taşlarla işlenmiş,  taşlardan oluşan duvarın rafları, tahta ile kaplanmış ve tahtalarda, deri ile  kaplanmıştı. G&ouml;mme dolap baştan aşağı, el yazması kitaplar, yaprakları sararmış  &uuml;zeri Arap&ccedil;a yazılı defterlerle doluydu.<br />
Bizimkiler m&uuml;saade isteyip kitapları karıştırdıklarında, Kiminin Fars&ccedil;a,  İbranice ve S&uuml;ryanice olduğunu g&ouml;rd&uuml;ler.</p>
<p>AHMED: Mahfuz amca, bu kitapların hepsi senin mi? Bunlar hep el yazması, hatta şu  yaprakları sararmış defterler bile &ccedil;ok &ouml;nceden yazılmış gibi?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Şimdilik benimdir doktor bey. Dedem Şehmuz&rsquo;dan babama, babamdan da  bana kalmıştır.&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: Bu &uuml;zeri yazılı defterler ve kitapların kenarındaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k notlar  hepsi dedeniz Şehmuz&rsquo;un eli ile mi yazılmış?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Evet hepsi, onun el yazısıdır.&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Şu dedenizin hik&acirc;yesi yarım kaldı, anlatır mısınız?&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Dedem Şehmuz&rsquo;un annesi, dedeme hamileyken gece vefat edince sabaha  kalmadan g&ouml;mm&uuml;şler. Devam eden g&uuml;nlerde kocasının r&uuml;yasına s&uuml;rekli (&hellip;) baba  giriyormuş. R&uuml;yasında &lsquo;&rsquo;<strong>Mezarı kazmasını ve varisi olacak &ccedil;ocuğu oradan  almasını, adını da Şehmuz koymasını</strong>&rsquo;&rsquo; s&ouml;yl&uuml;yormuş.<br />
Adamcağız, r&uuml;yalar sıklaşmaya ve ardı ardına gelmeye başlayınca b&ouml;lgede bulunan  bir şeyhin yanına giderek, durumu anlatır. Toparlanıp mezarı kazmaya giderler.  Mezarı a&ccedil;tıklarında, g&ouml;rd&uuml;kleri manzara karşısında hayrette kalırlar. Kadıncağız  mezarda doğum yapmış ve doğan &ccedil;ocuk, annesinin sağ g&ouml;ğs&uuml;nden s&uuml;t emmekteymiş.  Kadının kefenleri nasıl a&ccedil;ılmış, cansız bedenden ve sağ g&ouml;ğs&uuml;nden o s&uuml;t nereden  gelmekteymiş, hala bilinmeyen sırlardan biridir.&rsquo;&rsquo;</p>
<p>Rose başta olmak &uuml;zere odadakilerin t&uuml;yleri diken diken olmuştu. Profes&ouml;r Ahmed  Bey&rsquo;in, Cenabı Allah&rsquo;ın bu kudreti karşısında g&ouml;zleri yaşarmış, ağlamaklı bir  hal almıştı. Rose ise dinledikleri karşısında bir kez daha şaşkınlığa d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;.</p>
<p>ROSE: &Ccedil;ocuğu bulduklarına ne kadarlıkmış? Ne zaman doğmuş?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Orada hazır bulunan Şeyh&rsquo;in dediğine g&ouml;re (3) aylıkmış. &Uuml;&ccedil; ay, o  mezarda, annesinin cansız bedeni ile yaşamış ve hikmete bakın ki annesinin  cansız bedeninin g&ouml;ğs&uuml;nden s&uuml;t emmiş&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: Acaba cansız mıydı?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Allah bilir evlat, dediğin gibi acaba cansız mıydı?&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Sonrasında ?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: &Ccedil;ocuk (7) yaşına kadar hi&ccedil; konuşmamış ve diğer &ccedil;ocuklar gibi oyun  nedir bilmemiş. Yedi yaşına geldiği zaman şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z kitaplardaki lisanların  hepsini bir anda konuşmaya başladığı s&ouml;ylenir. Şehmuz dedemin anlattığına g&ouml;re  yedi yaşında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir r&uuml;yadan sonra dili a&ccedil;ılmış ve bu lisanların hepsini  birden konuşmaya başlamış&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Yaaaa !&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: <u><strong>Allah&rsquo;&uuml; Te&acirc;l&acirc; b&uuml;t&uuml;n &uuml;mmet-i Muhammed&rsquo;e, Evliyaullah himmetini  m&uuml;yesser kılıp c&uuml;mlemizi sadık kulları z&uuml;mresine ilhak eylesin; bizlere can&uuml;  g&ouml;n&uuml;lden onlara muhabbet besleyen Salih kimseler olmayı nasip buyursun. &Acirc;min, ya  Rabbel &acirc;lemin</strong></u>&rsquo;&rsquo;<br />
AHMED: &Acirc;min, &acirc;min. İnşaallah!&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Dedenizin (7) yaşında konuşmaya başladığı şu r&uuml;yayı anlatsanıza&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: R&uuml;yasında, annesinin mezarının başında oturur iken gayet heybetli ve  uzun boylu biri yanına gelmiş. Gelen kişinin heybetinden &ccedil;ok korktuğunu s&ouml;yl&uuml;yor  Şehmuz dedem. Yanına geldiğinde &lsquo;&rsquo;&rsquo; <strong>Ya Şehmuz, hadi gidiyoruz </strong>&lsquo;&rsquo; demiş. O  &ouml;nde, dedem arkada yola koyulmuşlar. Neden sonra yollarının &uuml;st&uuml;ne bir nehir  &ccedil;ıkmış. O heybetli adam, nehrin &uuml;st&uuml;nden, y&uuml;r&uuml;y&uuml;p ge&ccedil;miş ama dedem beri tarafta  kalmış. Adam geri d&ouml;nerek&rsquo;&rsquo; <strong>Korkma! Y&uuml;r&uuml; ge&ccedil;</strong> &lsquo;&rsquo; deyince dedem, nehrin  &uuml;zerinin ayna gibi d&uuml;md&uuml;z, p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z ve katı olduğunu g&ouml;rm&uuml;ş. Suya basarak,  adamın ardınca sudan ge&ccedil;miş.<br />
(&hellip;) Babanın huzuruna geldiklerinde, sevin&ccedil; ve tebess&uuml;mle karşılanmışlar.  G&ouml;rd&uuml;kleri ihtiyar yanlarına gelip, selam vermiş ve &lsquo;&rsquo; <strong>Hoş geldiniz</strong> &lsquo;&rsquo;  demiş. Dedemi oraya getiren o heybetli adam,(&hellip;) Babanın huzurunda su&ccedil;lu gibi,  iki kat duruyormuş. Başını kaldırmadan (&hellip;) Babaya ş&ouml;yle seslenmiş:<br />
&lsquo;&rsquo;<strong>Efendim, uzaktan geliyorum. Nice dağlar, nice vadiler aştım ve sizi ziyaret  etme şerefine eriştim. Sizin himmetiniz ile verilecek bir hacetim vardır</strong>&rsquo;&rsquo;</p>
<p>(&hellip;)Baba: Haberimiz vardır, geleceğiniz bildirilmişti. İnşaallah arzunuz h&acirc;sıl  olacaktır&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Dedemin anlattığına g&ouml;re o heybetli adam ile (&hellip;) Baba bayağı bir uzun  konuşmuşlar. Adam izin alarak kalktıktan sonra (&hellip;) Babanın g&ouml;sterdiği istikamete  doğru y&uuml;r&uuml;meye ve (&hellip;) Babanın işareti ile havalanıp u&ccedil;maya başlıyor.<br />
YUSUF: U&ccedil;maya mı başlıyor?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Dedemin daha sonra bu r&uuml;ya hakkında anlattıklarına g&ouml;re, kendisini  alıp,(&hellip;) Babanın huzuruna g&ouml;t&uuml;ren kişi <u><strong>erbab-ı ahvalden</strong></u>  biriymiş.&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: O ne demek ki ?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Yani KAF dağının arkasından gelenlerdenmiş.&rsquo;&rsquo;<br />
AHMED: Mahfuz amca; şu KAF dağının arkasından gelenler hakkında dedeniz  Şehmuz&rsquo;un bıraktığı ya da yazdığı isim ya da isimler varmı ?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Doktor Bey; Dedem, Kaf dağının ardındakilerle g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, oralardan  buralara ve buralardan oralara giden ve gelenler olduğunu s&ouml;ylerdi. Bir  keresinde sohbet esnasında (11) tane isim demişti. Sonrasında bu isimleri dediği  i&ccedil;in azarlandığını s&ouml;yledi. Bu Kaf dağının ardındaki sırrı ifşa etmeye  Evliyaullah arasından sadece Muhiddin İbni ARAB&Icirc;&rsquo;YE m&uuml;saade edilmiş dediğine  g&ouml;re.&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: Ama İstanbul orta k&ouml;yde ki &Acirc;dem efendi ve bazı Evliyaullah bu konudan  bahsetmişlerdir ve dahi isimde vermişlerdir.&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Doğrudur delikanlı. Amma onların bahsettiği sırlar &ccedil;ok dar bir sınır  i&ccedil;indedir ve &ouml;l&uuml;m&uuml; tatmış olanların isimleridir. Dedem Şehmuz, hali hazırda  g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; meclistekilerin isimlerini demişti. Sonrasında hem bu isimler  dinleyenlere unutturuldu hemde dedem azarlandı&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Şu İstanbul&rsquo;daki &Acirc;dem Efendi dediğiniz kişinin bu konuda s&ouml;ylediklerini  anlatabilir misin Yusuf?&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: &Acirc;dem efendinin s&ouml;ylediğine g&ouml;re bu fani &acirc;lemde, Kaf dağının ardında  yaşayan &uuml;mmetlerden, <strong>CABELKA, CABERSA, HUR, KALBA</strong> isimli d&ouml;rt tane &acirc;lim  varmış. Bunlar &ouml;yle bir ilme sahiptiler ki, bu ilimle nice &acirc;lemleri gezmişler.  K&acirc;inatın yaratılış sırrına ilmen vakıf olup, hikmetler planında, k&acirc;inatın ham  maddesi sayılan unsurları, tasarruf dairelerine almışlar. Letafet kazanıp,  havaya karışmışlar, ateş olup, ateş i&ccedil;inde yanmamışlar. Bunun gibi daha nice  hayret edilecek işleri, hep sahip oldukları ilim sayesinde başarmışlar.<br />
İşte bu zat&rsquo;ların eserleri ve kitapları, binlerce yıldır, Demirk&ouml;y ormanlarında  bir mağarada saklı durmaktaymış. &lsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Bunlar ne zaman yaşamış?&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: &Acirc;dem (a.s.) &ouml;nce yaşamış &uuml;mmetlerdenmiş. Bunların zamanında, d&uuml;nya  gezegeninde hen&uuml;z insan nesli yokmuş.<br />
T&Uuml;RBEDAR: Şu &Acirc;dem Efendi dediğin kişinin sarışın ve mavi g&ouml;zl&uuml; bir oğlu varmı,  ayrıca bu yavrunun annesi sağ mı?&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: Evet, sarışın ve mavi g&ouml;zl&uuml; bir evladı var, ayrıca annesi, İstanbul&rsquo;daki  depremde vefat etmiş&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: &Ccedil;ocuğun g&ouml;zlerini g&ouml;rd&uuml;n m&uuml; ?&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: &Ccedil;ocukta tuhaf bir şeyler vardı, sanki b&uuml;y&uuml;m&uuml;şte k&uuml;&ccedil;&uuml;lm&uuml;ş gibiydi.  G&ouml;zlerindeki bakış olabildiğine derin ve y&uuml;zyılların bilgeliğini haykırırcasına  mana doluydu.&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Şu &Acirc;dem efendinin elinde ZAMANIN DOKUSU isimli bir kitap ve bir  kristal olacak değil mi?&rsquo;&rsquo;</p>
<p>Yusuf ile Ahmed Bey birbirlerine şaşkınlıkla bir bakış attılar. Bu ihtiyar bu  kadar &ccedil;ok şeyi nereden biliyordu. Cevap vermediler ama ihtiyar anlamıştı  anlayacağını&hellip;&rsquo;&rsquo;</p>
<p>T&Uuml;RBEDAR: Demek onlar sizsiniz ?&rsquo;&rsquo;<br />
AHMED: Anlamadım, kimler biziz?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Dedem Şehmuz&rsquo;un anlattığına g&ouml;re ahir zamana girilmeden &ouml;nce  İstanbul&rsquo;da vuku bulacak b&uuml;y&uuml;k bir depremden sonra &uuml;zerinden dokuz ile on yıl  ge&ccedil;ince, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde AY YILDIZ g&ouml;r&uuml;lecek. Bu AY YILDIZ&rsquo;IN g&ouml;r&uuml;nmesi ahir zamanın  fiilen başladığının işaretidir demişti. (16)&rsquo;nın sırrına ait d&ouml;nemin sonları  (17)&rsquo;nin sırrına ait d&ouml;nemin başlangıcıymış.<br />
Bu AY YILDIZ g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; g&uuml;n bu topraklar &uuml;zerinde devlet reisinin değiştiği g&uuml;n  olacakmış. İstanbul&rsquo;a ge&ccedil;mişten &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir İlim Deryası&rsquo;nın geleceğini ama  insanların onu tanımayacağını, bu deryanın sarışın ve mavi g&ouml;zl&uuml; bir oğlu  olacağını s&ouml;yledi. Bu oğlan normalde (17) y&uuml;zyılın Kutbu olacakken bu ahir zaman  s&uuml;reci ile değiştirilmiş&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Siz ne diyorsunuz Tanrı aşkına? Ge&ccedil;mişten gelenler, değiştirilenler,  inanın hi&ccedil;bir şey anlamadım&rsquo;&rsquo;<br />
AHMED: Rose Hanım, bunları duymanıza m&uuml;saade edildiyse bir hikmeti vardır,  sadece dinleyin l&uuml;tfen&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Ge&ccedil;miş ile gelecekte vuku bulacak bir olayın değiştirilmesinde Cenabı  Allah&rsquo;ın izni ile &ouml;nceki devrin MAKAM sahibi olan ZAT ile ahir zamanda beklenen  MEHDİ&rsquo;DEN &ouml;nce, ahir zaman devrinin MAKAM sahibi Zat&rsquo;ın tasarrufları olabilir.  Onların iştirak ettikleri ve kararların alındığı meclisin sırrı, bizim  anlayamayacağımız zaman ve mek&acirc;n kavramından &ouml;tedir demişti dedem.&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Makam sahibi zat ne demek?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Bu makamın sahibi, zahirde anladığımız itikatların, herhangi biriyle  bağlanıp kalmaz. O tam bir MUHTARDIR. Bu makamdan bir &ouml;nceki makamın adı Gavs-ı  Azam ya da Eb&rsquo;&uuml;l VAKİT adıyla bilinir. Ama bunlardan sonrası i&ccedil;in ancak MAKAM  sahibi diyebiliyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisinden başkasının bu konuda bilgisi yoktur.&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: Bu konuda &Acirc;dem efendinin anlattığı birka&ccedil; mesele var ama&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: &Acirc;dem Efendi, &ouml;yle bir engin deryadır ki; insanlar onun sırrını bilse  bu sırdan dolayı akılları oynar. De bakalım bu konuda ne buyurmuş?&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: Cenabı Allah&rsquo;ın şu k&acirc;inat sarayında nice &acirc;lemler mevcuttur. Her &acirc;lemin de  nice Esmalarının tecellileri mevcuttur. Her &acirc;lemin sultan olan Esması, o &acirc;lemin  kendine g&ouml;redir, i&ccedil;inde bulunduğu devrine g&ouml;redir. Ama insanlık &acirc;leminin sahip  olduğu &ouml;yle bir Esma var ki ve bu Esmanın menziline ermiş olan &ouml;yle bir Zat var  ki; b&uuml;t&uuml;n bu &acirc;lemler, bu Zat&rsquo;ın menzilinde bir nokta h&uuml;km&uuml;ndedir. &Ouml;l&uuml;ler,  diriler ve daha neler neler, bu Zat&rsquo;ın &ouml;n&uuml;nde dizilirler.<br />
Bu anlatılan menzili, her devirde ancak ve ancak BİR kişi aşabilir. İşte bu BİR  kişinin varlığının &ouml;z&uuml;n&uuml; oluşturan &ccedil;ekirdek Esma, her devirde BİR kez filiz  verip &ccedil;i&ccedil;ek olup a&ccedil;ar. Bu &ccedil;i&ccedil;eğin, &ouml;z&uuml;ndeki Esmaya d&ouml;n&uuml;k olan y&ouml;n&uuml;n&uuml;n sol  tarafında yani Celal dalında başka bir &ccedil;i&ccedil;ek daha vardır ve bunun adına İmam  derler. &Acirc;lemin işlerini g&ouml;r&uuml;r, anahtarlar onun elindedir ve kılı&ccedil; gibi  keskindir.<br />
Sağ tarafta yani Cemal tarafında ki İmam, M&uuml;lk ve Saltanata vek&acirc;let eder, emir  makamındadır. Muhiddin İbni Arab&icirc; Efendimiz bu İmam hakkında ş&ouml;yle buyurur:<br />
&lsquo;&rsquo; Boyun eğdirilmiş suretlerden m&uuml;cerret ruhlar &acirc;leminin anahtarları onun<br />
Elindedir.&rsquo;&rsquo;<br />
Devamında soldaki İmamın &lsquo;&rsquo;iki y&uuml;z&uuml; olduğunu&rsquo;&rsquo; s&ouml;ylemektedir. &lsquo;&rsquo;Bir y&uuml;z&uuml;n&uuml;n  &acirc;leme diğer y&uuml;z&uuml;n&uuml;n de Kutba baktığını&rsquo;&rsquo; ifade eder. Zaten soldaki, işleri  yerine getiren &lsquo;&rsquo;KILI&Ccedil;&rsquo;&rsquo; misali denmişti ve bilindiği gibi kılıcın, iki y&uuml;z&uuml; de  keskindir. Sağdaki imamın bir y&uuml;z&uuml; vardır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; emir makamıdır, denmektedir.<br />
T&Uuml;RBEDAR: Bunları o zat dediyse, dedemin işaret ettiği &Acirc;dem efendi kesinlikle bu  kişidir. Dedem, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde Ay Yıldız g&ouml;r&uuml;ld&uuml;kten sonra bu b&ouml;lgede tuhaf bir  hastalığın ortaya &ccedil;ıkacağını ve &ccedil;ok can alacağını s&ouml;ylemiş. Kendisine &lsquo;&rsquo;&rsquo; <strong>Bu  hastalık ortaya &ccedil;ıktığında ne yapalım</strong>&rsquo;&rsquo; diye sorulduğunda, &ouml;ncelikle hamile  kadınların, gebeliğin (3) ayında t&uuml;rbesini yani mezarını ziyaret etmelerini  s&ouml;ylemiş. Bu ziyaret sebebiyle h&acirc;sıl olacak neticeden o d&ouml;nemde doğan  &ccedil;ocukların, bu hastalıktan emin olacaklar demiş. Devamında ise biri kadın &uuml;&ccedil;  kişinin geleceğini ve bu hastalığın şifasının, bunlar t&uuml;rbeyi ziyaret ettikten  sonra verileceğini de s&ouml;ylemiş&rsquo;&rsquo;<br />
AHMED: S&uuml;bhanallah !&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Aman Allah&rsquo;ım! Bu nasıl bir şey b&ouml;yle? Aklım, fikrim ve mantığım resmen  durdu inanın. Siz M&uuml;sl&uuml;manlar ne g&uuml;zel insanlarsınız ve ben ne g&uuml;zel insanlar  ile berabermişim !&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: Mahfuz amca; Allah dostlarının kabirlerini ziyaretten, ziyaret edenlerin  manevi olarak istifade ettiğine inanıyorum ama bir a&ccedil;ıklama getiremiyorum&rsquo;&rsquo;<br />
AHMED: Mahfuz amca, m&uuml;saade edersen delikanlının bu sorusunun cevabını tanıdığım  bir Allah dostundan dinlediğim kadarı ile ben vereyim&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: De hele doktor bey, m&uuml;saade ne demek?&rsquo;&rsquo;<br />
AHMED: Led&uuml;nni ilim sahiplerine, Cenabı Allah, evvelinde bu ilme uygun bir ruh  ve fıtrat ihsan eder. A&ccedil;ık bir vasıta olmaksızın, gizli bir şekilde terbiye  edermiş. Bu zatların v&uuml;cutları, G&uuml;l gibi kokar. Vefat edip, kabre kondukları  zaman, kabirleri de G&uuml;l gibi kokarmış. Bu zat&rsquo;ın bedeninin, her bir zerresine,  Led&uuml;n ilminin G&uuml;l kokan Nuru sindiği i&ccedil;in, bu kabri ziyaret edenlerin ruhları  dirilir, şuurları a&ccedil;ılır ve hastalıkları bu nurla iyileşirmiş. Led&uuml;n ilmi sahibi  zat&rsquo;ların kabirlerindeki G&uuml;l kokulu Nur, maddi ve manevi dirilmeye VESİLE  olurmuş.&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Ama ana karnındaki (3) aylık bebeğin, kabir ziyaretiyle vuku bulan bir  hastalıktan emin olması, korunması, tıbben nasıl a&ccedil;ıklanabilir ki ?&rsquo;&rsquo; <br />
T&Uuml;RBEDAR: Kızım; her kabir ziyareti bu neticeyi vermez. Sadece bu konuda ilk  ağızdan bildirildiği i&ccedil;in insanlar buraya gelip, bu ziyareti yapmaktalar. Dikkat  edersen dedem Şehmuz&rsquo;un, kapalı bir mezarda ve &ouml;l&uuml; bir kadından doğması, &uuml;&ccedil; ay  mezarın i&ccedil;inde yaşaması ve annesinin sağ g&ouml;ğs&uuml;nden s&uuml;t emmesi, ne tıbbın nede  bizim a&ccedil;ıklayamayacağımız şeylerin c&uuml;mlesindendir.<br />
İnsan hem d&uuml;nya hemde ahiret &acirc;lemlerinin sırrını barındıran bir varlıktır.  Varlığımızın en k&uuml;&ccedil;&uuml;k zerresi dahi her iki &acirc;lemi, &ouml;z&uuml;nde CEM etmektedir. D&uuml;nya  tarafına &lsquo;&rsquo;<strong>YASİN</strong>), ahiret tarafına (<strong>TAHA</strong>) denmektedir. İnsanda da  her iki &acirc;leme a&ccedil;ılan bir kapı vardır ve bu kapı menteşelidir&rsquo;&rsquo;<br />
AHMED: Evet Mahfuz amca dediğin gibi insanoğlu, maddenin en k&uuml;&ccedil;&uuml;k yapı taşının  i&ccedil;ine b&uuml;t&uuml;n boyutsallığı ile resmedilen &acirc;lemlerden bu tarafın yani (YASİN)  tarafının boyutlarından birine ulaşmakla kitlesel &ouml;l&uuml;mlere ve b&uuml;y&uuml;k tahribatlara  sebebiyet vermiştir. Eğer (TAHA) tarafının yani ahiretin boyutlarından (YASİN)  tarafına yani d&uuml;nya diye genel isimle ifade edilen tarafa en yakın boyutun  bilgisine ulaşıp, oradaki sırrı bu tarafta a&ccedil;ığa &ccedil;ıkara bilselerdi, kim bilir  neler olurdu ?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: O dediğinde olacak doktor bey, o dediğinde olacak. Zaten siz bunun  i&ccedil;in buradasınız&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: Aman Allah&rsquo;ım! Mahfuz amca sen diyorsun &ouml;yle ?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Ben sadece bırakılan emaneti, ehline vereceğim diyorum. Gerisini zaten  bu d&uuml;nya g&ouml;z&uuml;yle g&ouml;remem&rsquo;&rsquo;<br />
YUSUF: Ne emaneti Allah aşkına?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: Şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z el yazması kitapları ve sahifeleri, siz alacaksınız.  &Uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;z&uuml;n de uzmanlık alanı, burada yazılanları &ccedil;&ouml;zerek, &uuml;mmeti Muhammed&rsquo;in ve  t&uuml;m insanlığın istifadesine sunmak i&ccedil;indir.&rsquo;&rsquo;<br />
ROSE: Ne var ki bu kitaplarda?&rsquo;&rsquo;<br />
T&Uuml;RBEDAR: (<strong>TAHA</strong>) tarafının yani ahiretin boyutlarından (<strong>YASİN</strong>)  tarafına yani d&uuml;nya diye genel isimle ifade edilen tarafa en yakın boyutun  bilgisi var kızım. Hazreti İsa (a.s.) ve Hazreti Musa (a.s.) gibi, &ouml;l&uuml;lerin bir  m&uuml;ddet i&ccedil;in diriltilmesinin sırları var mesela kızım&rsquo;&rsquo;</p>
<p>Odadaki herkes bir anda şaşkına d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. &Ouml;nce birbirlerine sonra ihtiyara ve  kitaplara doğru bakakaldılar. Sonra kendini toplayan ve devam eden Profes&ouml;r  Ahmed Bey oldu</p>
<p>AHMED: Hi&ccedil;bir şey Cenabı Allah&rsquo;ın bilgisi dışında değildir. İmtihan hikmetine  binaen bu kadarı m&uuml;saade edilmektedir. İnsanoğlunun, fen ilmi ile ara &acirc;lem olan  cem &acirc;leminden, TAHA(ahiret) tarafının ilk boyutlarından birine ait sırra  ulaşacağı ki; bu sır Hz. İsa (a.s.)&rsquo;da mucize olarak zuhur etmişti &ouml;l&uuml;lerin bir  m&uuml;ddet diriltilmesidir.<br />
Bir g&uuml;n gelecek ki; Cenabı Hakk&rsquo;ın izni ile insan bedenlerinde tamirat ve  ta&rsquo;dilat ile &ouml;m&uuml;rlerin &ccedil;ok seneler uzatılması m&uuml;mk&uuml;n olacaktır. Hazreti Musa&rsquo;nın  &ouml;l&uuml;y&uuml; konuşturması, Hazreti İsa&rsquo;nın par&ccedil;alanmış kuşa, can vermesi, Hazreti  S&uuml;leyman&rsquo;ın cinlere h&acirc;kimiyeti; Allah&rsquo;ın insanlara bahşettiği imk&acirc;nlara birer  misaldir.<br />
T&Uuml;RBEDAR: Cenabı Hakk&rsquo;ın izni ile &ouml;l&uuml;lerin bir m&uuml;ddet dirilmesi ve insanların  cinlere h&acirc;kim olarak onlardan zahir &acirc;lemde faydalar g&ouml;rmesi de m&uuml;mk&uuml;n olacaktır.<br />
Allah&rsquo;ın, Veli kulları, bunun gibi daha nice sırlara ve imk&acirc;nlara sahip olmakla  beraber, bunları zaten kullanabilmekteler. Sizin Fen ilminiz bu konuda &ccedil;ok  geriden gelmektedir. &Uuml;mmeti Muhammed&rsquo;in Velileri, Allah&rsquo;ın izni ile &ouml;l&uuml;y&uuml;  dirilttiği gibi birilerinin hidayetine vesile olması i&ccedil;in kendisi &ouml;l&uuml;p, bir  m&uuml;ddet sonra dirilmektedir (&hellip;) Baba gibi! Ama bu nasıl bir &ouml;l&uuml;md&uuml;r ve nasıl bir  dirilmedir biz bilemiyoruz o ayrı olay&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">&nbsp;</span></font><font face="Verdana" size="3">(Bu  yazı dizisindeki olaylar ve kişiler tamamen hayal kurgusudur.)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.zamanindokusu.com/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.zamanindokusu.com/?referer=');"> http://www.zamanindokusu.com/</a> </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="309" title="1" title="25 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2184-zamanin-dokusu-8-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (12. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2169-kapinin-arkasi-12-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2169-kapinin-arkasi-12-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 19:14:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>
		<category><![CDATA[Kapının Arkası (12. Bölüm)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2169</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (12. B&#246;l&#252;m) Necati amcayı, ahirete yolcu edeli iki hafta olmuştu. Bu iki hafta gayet monoton ve sıradan ge&#231;mişti. Şebnem i&#231;inde Tahsin i&#231;inde Necati amcanın yokluğu, &#231;ok b&#252;y&#252;k bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 align="center" class="entry-title"><font face="Tahoma">Kapının Arkası (12.  B&ouml;l&uuml;m)</font></h3>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Necati  amcayı, ahirete yolcu edeli iki hafta olmuştu. Bu iki hafta gayet monoton ve  sıradan ge&ccedil;mişti. Şebnem i&ccedil;inde Tahsin i&ccedil;inde Necati amcanın yokluğu, &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k  bir eksiklikti.&nbsp; Necati amcanın eksikliği haliyle Tahsin ile Şebnem&rsquo;in  ilişkilerine de yansımıştı. Tahsin, her g&uuml;n normal olarak işine gidiyor, &ouml;ğlen  arası Şebnem&rsquo;e uğruyor ve akşam evine d&ouml;n&uuml;yordu. Yemliha&rsquo;da ortalıklarda  g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yordu. Hayat bir anda t&uuml;m anlamını yitirmişti sanki!</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Elif hanım g&uuml;n i&ccedil;erisinde  Şebnem&rsquo;in &ccedil;alıştığı okula uğrayıp, gen&ccedil; kızla g&ouml;r&uuml;şmek istemişti.</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Hoş geldiniz Elif  Hanım&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Hoş bulduk Şebnem  Hanım, biraz vaktinizi alabilir miyim?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Ne demek? Ş&ouml;yle  buyurun &ouml;ğretmenler odasına ge&ccedil;elim, daha rahat konuşuruz&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Başınız sağ olsun,  babanıza &ccedil;ok &uuml;z&uuml;ld&uuml;m Şebnem hanım&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Sağ olun Allah razı  olsun, hi&ccedil; beklemiyorduk bayağı yıkıldık&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Tahsin ile g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yor  musunuz?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Babam &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nden beri  ikimizde acayip durgunlaştık. &Ouml;ğlenleri yanıma uğruyor hepsi o kadar. Bu arada  Tahsin ile yakından ilgilenmenizin &ouml;zel bir sebebi varmı acaba?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Elbette, zaten bende  buraya onun i&ccedil;in geldim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Yaaa! Buyurun sizi  dinliyorum&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Tahsin size hi&ccedil;  annesinden bahsetti mi ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Elbette&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Ne anlatıyor, elinde  annesine dair somut bir delili varmıymış?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Sanmıyorum, tek  bildiğim bu y&ouml;nde &ccedil;ocukluğundan beri devam eden r&uuml;yalar sadece. Hep gen&ccedil; bir  kadını g&ouml;r&uuml;yormuş ve s&uuml;rekli ayni kadın r&uuml;yalarına geliyormuş. Elif hanım  hayırdır? Neden b&uuml;t&uuml;n bunları soruyorsunuz?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Ben yıllar &ouml;nce  İstanbul&rsquo;da &uuml;niversitede okurken, bir cahilliğimiz oldu. Sevdiğim gen&ccedil;ten hamile  kalıp, bir bebek doğurdum. Babası beni o g&uuml;nlerde y&uuml;z &uuml;st&uuml; bırakınca, aileme de  s&ouml;yleyemedim. &Ccedil;ocuğu doğurduktan sonra bir cami avlusuna bıraktım. Aradan belli  bir zaman ge&ccedil;ince sevdiğim gen&ccedil;, bensiz yapamayınca tekrar birleştik ve  evlendik. &Ccedil;ocuğumu &ccedil;ok aradım ama bir daha bulamadım. &Ccedil;ok uzun zaman kocamla  yurt dışındaydık. T&uuml;rkiye&rsquo;ye d&ouml;n&uuml;p, Kahraman Maraş&rsquo;a yerleşeli bir yıl oldu.</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tahsin ile tanışmamız, bir  hafta ardı ardına g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m r&uuml;yalar neticesinde ger&ccedil;ekleşti. İ&ccedil;imden bir ses,  Tahsin&rsquo;in benim oğlum olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor, &uuml;mit işte&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Peki bunları Tahsin&rsquo;e  s&ouml;ylediniz mi?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: S&ouml;yleyemedim, nasıl bir  tepki vereceğini bilemedim. Herhalde bunca yıl yetimhane k&ouml;şelerinde ge&ccedil;en  zamandan sonra, nefret ve kızgınlıkla karşılayabilirdi. Eğer oğlum oysa bulduğum  g&uuml;n kaybetmek istemedim.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Sizi anladım, bu  konuda haklısınız. Yalnız Tahsin &ccedil;ok farklı bir insan, &ouml;yle farklı ki istese de  kızamaz. Cenabı Allah, onu &ouml;yle bir hale koydu ki, g&ouml;zlerinden K&acirc;be&rsquo;yi g&ouml;rd&uuml;m  ben. Ayni babam gibi i&ccedil;inde muazzam bir sevgi var. Bu sevgi insanları bir  mıknatıs gibi &ccedil;ekiyor&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Şebnem Hanım, ne olur  bana yardım edin Allah rızası i&ccedil;in. Ne yapalım, nerden başlayalım?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Siz, bizi bir akşam  yemeğe &ccedil;ağırın ve eski fotoğraflarınızı, g&ouml;r&uuml;necek şekilde ortaya serin. Belki  r&uuml;yalarındaki o gen&ccedil; kadını, fotoğraflardan tanıyabilir eğer oğlunuz Tahsin  ise&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: peki gelir mi acaba?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Siz orasını bana  bırakın, beni hayatta kıramaz. Tabi bende onu kıramam orası ayrı..&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Maşaallah, Allah  muhabbetinizi ve aşkınızı arttırsın. Ne zaman gelirsiniz?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ŞEBNEM: Hemen bu akşam  İnşaallah&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: &Ccedil;ok sağ ol kızım, Allah  senden razı olsun&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;Elif hanım, sevincinden  Şebnem&rsquo;e &ouml;yle bir sarılmıştı ki, g&ouml;ren kırk yıllık dost sanırdı. Şebnem, &ouml;ğlen  vakti Tahsin&rsquo;i yemeğe gitmeye razı etmişti bile. Tahsin &ccedil;ok seviyordu Şebnem&rsquo;i  &ccedil;ok. Gen&ccedil; kızın abisinin gelmesini bekliyorlardı, nişanlanmak i&ccedil;in. O akşam  yemeğe gittiklerinde, Tahsin ge&ccedil; okunan akşam namazını eda etmek &uuml;zere, m&uuml;saade  isteyerek yan odaya ge&ccedil;ti.</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Namazı eda edip tam selam  vermişti ki; duvardaki resmi g&ouml;rd&uuml;. Hızla yerinden kalkarak,resme yaklaştı ve  &ouml;ylece bakakaldı..Resimdeki gen&ccedil; kadın,Tahsin&rsquo;in &ccedil;ocukluğundan beri g&ouml;r&uuml;p  durduğu r&uuml;yalarındaki annesiydi. En son Necati amcanın cenazesini ambulans ile  g&ouml;t&uuml;r&uuml;rken, uyuyakaldığı kısa bir s&uuml;rede g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yada daha net g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; ve bu  resim,r&uuml;yalarındaki kadınla ayni kişiydi.</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">Tahsin i&ccedil;eri d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde hali  değişmişti ama bir t&uuml;rl&uuml; karar veremiyordu. Sevinse miydi yoksa &uuml;z&uuml;lse miydi?  Adını koyamadığı, tuhaf duygular i&ccedil;indeydi. Bir anda suskunluğa b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;,  &ouml;ylece d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Odadaki herkes onu izliyor ve halinin neden değiştiğini  s&ouml;ylemesini bekliyorlardı. Umdukları gibi, resimler işe yaramıştı galiba. Herkes  heyecan i&ccedil;indeydi, herkes Tahsin&rsquo;in ağzından &ccedil;ıkacak s&ouml;z&uuml; bekliyordu.</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Tahoma">&nbsp;</font><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">TAHSİN:  Elif hanım; yan odada namazı eda ederken duvarda bir resim dikkatimi &ccedil;ekti. O  resimdeki siz misiniz acaba?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;Elif hanımın neredeyse kalbi  durmak &uuml;zereydi. Hi&ccedil; bu kadar heyecanlandığını hatırlamıyordu. &lsquo;<strong>&rsquo;Allah&rsquo;ım!  Yoksa oğluma kavuşuyor muyum</strong>?&rsquo;&rsquo; dedi i&ccedil;inden.</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;ELİF: Evet benim Tahsin Bey,  gen&ccedil; kızlığımda &ccedil;ekilmiştim. Neden sordunuz? Tanıdık mı geldi?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Tahoma">&nbsp;<span style="">TAHSİN: O resimdeki gen&ccedil; kız, benim r&uuml;yalarımdaki annem, Elif  hanım.&rsquo;&rsquo;</span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;Elif hanımın, eli ayağı  boşanmıştı bir anda sanki kendini zor tutuyordu. Şebnem&rsquo;de heyecanlanmıştı.</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;ELİF: Peki r&uuml;yalarınızda  hatırladığınız başka objeler varmı ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;TAHSİN: R&uuml;yamı değil mi ne  olduğunu tam olarak bilmediğim bir sahne var. Necati amcanın cenazesini  g&ouml;t&uuml;r&uuml;rken birden g&ouml;zlerim kapandı ve kendimi İstanbul&rsquo;da buldum. İstanbul eski  İstanbul&rsquo;du. Sahile yakın bir yerde ve yağmurlu havada, duvarda asılı olan  resimdeki kadın, kucağında bebeği ile bir camiye yaklaştı. Kadının y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rmek  isteyince, sahne gizli bir el tarafından yaklaştırıldı. Kadının y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;m ve  bebeği de g&ouml;rd&uuml;m. Kadın, bebeği caminin kapısına bırakıp giderken, ardından  bebek ağlıyordu. Sonra tuhaf bir şey oldu. Bebek beni g&ouml;rd&uuml; ve sustu, bu seferde  ben ağlamaya başladım. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m bebek bendim ve bana g&uuml;l&uuml;yordu ama Tahsin olan  şimdiki ben, onun yerine ağlıyordum.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;Tahsin ağlamaya başlayınca,  Elif hanımda daha fazla dayanamayıp, ağlayarak Tahsin&rsquo;e sarıldı. Şebnem&rsquo;de  ağlamaya başlamıştı. Kadın hem ağlıyor hemde &lsquo;<strong>&rsquo;oğlum oğlum</strong> &lsquo;&rsquo; diye  bağırıyordu. <strong><u>&Ouml;telere, gayba a&ccedil;ılan birer kapı olan r&uuml;yalar sayesinde biri  annesini, diğeri evladını bulmuştu, O KAPININ ARKASINDA. </u>Ama o kapıyı a&ccedil;an  bir EL vardı, Necati amcanın ELİ. Allah dostları hem zahirden hem batından iş  g&ouml;r&uuml;rde, kimseler bilmez. Onların d&uuml;nyadaki yaşamları da rahmettir, vefat edip  ahirete intikal etmeleri de rahmettir.&nbsp; Her kime b&ouml;yle bir Allah dostunu nazarı  değer ve ELİ dokunursa, o kimseye Cenabı Allah &ouml;yle kapılar a&ccedil;ar ki, akıl ve  mantık o kapının &ouml;n&uuml;nde diz &ccedil;&ouml;k&uuml;p aciz kalır, diller suskun, boyunlar eğik  kalır. Ne demişti Allah dostu olan Necati amca&rsquo;&rsquo; <u>Niceleri o kapıya gelirle de  buyur edilirler ama girmeden giderler, niceleri de kapının kendisi olmuştur amma  ne kendisi bilir, nede o kapıdan ge&ccedil;en bilir. Allah&rsquo;ım! Kapılarını ardına kadar  a&ccedil; Allah&rsquo;ım a&ccedil; ki; Nice kulların o kapılardan ge&ccedil;ebilsin, ge&ccedil;meyen hi&ccedil; kimse  kalmasın ve kapıların hi&ccedil;bir zaman, kimseye kapanmasın&rsquo;&rsquo;</u></strong></font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><strong><u><span style="text-decoration: none; font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;</font></span></u></strong><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">TAHSİN:  Allah&rsquo;ım! Necati amca en başından s&ouml;ylemişti:<strong>&rsquo;&rsquo; İnsanın her zaman kavuşacağı  bir ailesi vardır delikanlı. Ama bug&uuml;n ama yarın.<u><span style="color: rgb(86, 86, 86);">&rsquo;</span></u></strong><span style="color: rgb(86, 86, 86);">&rsquo; O yarın bug&uuml;nm&uuml;ş ey g&uuml;zel Allah&rsquo;ım! Sana sonsuz ş&uuml;k&uuml;rler  olsun. Bu mutlu g&uuml;n&uuml;n haberini, dostun Necati amcanın dilinden duyuran Sana  sonsuz ş&uuml;k&uuml;rler olsun. Kulunun dilinden konuşan, Senmişsin de, kul g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; suret  sanırmış.&rsquo;&rsquo;</span></font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;O  akşam, Tahsin, annesi, babası ve Şebnem yepyeni, pırıl pırıl bir aile oldular.  Gecenin ge&ccedil; saatlerine kadar &ouml;zlem giderip, konuştular, muhabbet ettiler. Elif  hanım, bir bebek iken bıraktığı oğlunu, kocaman bir delikanlı olarak b&uuml;t&uuml;n gece  bağrına bastı, sarıp kucakladı, &ouml;p&uuml;p kokladı, muhteşem bir manzaraydı. Sabaha  karşı tam m&uuml;saade isteyip kalkacaklardı ki, Kahraman Maraş&rsquo;ın semalarında sabah  ezanı yankılanmaya başladı. &Ouml;yle bir ezan okunuyordu ki! Sesin dalga dalga  yayılıp &ccedil;arptığı duvarlardan, binalardan, ağa&ccedil;lardan &lsquo;<strong><u>&rsquo;Allah Allah&rsquo;&rsquo;</u></strong>  sesleri geliyordu. Kuşlar cıvıl cıvıl bu sese eşlik ediyorlardı.</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Tahsin, babası ile ilk defa namaza, sabah namazına gidecekti. Evden &ccedil;ıkıp sakin  ve ağır adımlarla, ezan sesinin altında camiye doğru yola koyuldular. Sokaklarda  bir ka&ccedil; ihtiyar, ellerinde bastonlarla ağır ağır sabah namazına yetişmeye  &ccedil;alışıyorlardı. O ihtiyarların arasında pırıl pırıl bir gen&ccedil;, Tahsin hemen g&ouml;ze  &ccedil;arpıyordu.</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Sabah namazını eda ettikten sonra adet olduğu &uuml;zere, imam kısa bir sohbet yaptı.  Buyurun beraber dinleyelim:</font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &lsquo;<strong>&rsquo;  Cenabı Allah, yery&uuml;z&uuml;n&uuml; insan i&ccedil;in emin bir belde olarak yarattıktan sonra,  hayat i&ccedil;in gerekli olan maddi ve manevi gıdaların temini a&ccedil;ısından sebepleri de  d&uuml;zenleyip, tedbir eylemesinin ardından, insanı yery&uuml;z&uuml;nde isk&acirc;n etmiştir.</strong></font></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  İnsan, beden olarak yery&uuml;z&uuml;nde isk&acirc;n edildiği gibi RUH denen &Ouml;z&rsquo;&uuml;m&uuml;zde, beden  arzında isk&acirc;n edilmiştir. Nasıl ki! İnsan denen şerefli misafir ile yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n  kıymeti, değeri ve &ouml;nemi arttıysa, RUH denen şerefli misafir ile de beden  arzının değeri artmıştır.</font></span></strong></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Yery&uuml;z&uuml;, insanın madde ve manasına hitap etmek &uuml;zere, en g&uuml;zel bi&ccedil;imde  yaratılıp, kıvamına getirildiği gibi, beden arzımızda Ruh&rsquo;taki mevcut  g&uuml;zelliklerin ortaya &ccedil;ıkabilmesi i&ccedil;in en g&uuml;zel bi&ccedil;iminde yaratılıp, kıvamına  getirilmiştir. Cenabı Allah, g&uuml;&ccedil;l&uuml; kitabında bu konuda ş&ouml;yle buyurmaktadır:</font></span></strong></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;<u>&lsquo;&rsquo;Biz  insanı en g&uuml;zel bi&ccedil;imde yarattık&rsquo;&rsquo;</u> (Tin suresi (4) ayet) </font></span></strong></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;Bu  ayetin ifadesinden anladığımız kadarı ile bi&ccedil;imlendirmenin, madde ve manasıyla  bir b&uuml;t&uuml;n olarak ele alındığı ve maddi manevi her t&uuml;rl&uuml; g&uuml;zelliği kapsadığıdır.  Bi&ccedil;imin g&uuml;zelleşmesi, kuvvet melekelerinin y&uuml;kselmesi, akıl, irfan ve ahlaken,  ilahi g&uuml;zelliğe ermesine kadar gider denmektedir. Bu ise suretten manaya doğru  olan bir tek&acirc;m&uuml;l ile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</font></span></strong></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  İnsan, g&ouml;r&uuml;nen ve g&ouml;r&uuml;nmeyen &acirc;lemlerin bir nehir misali birbirine doğru aktığı  ve bu akıntının kesişme, birleşme noktasıdır yani CEM makamıdır.</font></span></strong></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Ruhumuz, G&uuml;neş misali, bedenimiz Ay misalidir. Ay&rsquo;ın nuru nasıl ki kendinden  değil, G&uuml;neş&rsquo;tendir. Ayni bunun gibi beden kalıbımızın g&uuml;zelliği ruhumuzdandır.  G&uuml;zelliği maddi şekil ve kıyafetlerde arayan hata etmiş olur.</font></span></strong></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma; color: rgb(86, 86, 86);"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Her ne kadar y&uuml;zdeki g&uuml;zelliği g&ouml;ren bir &ccedil;ift g&ouml;z ise de AŞK ile yaratılmış  Ruh&rsquo;u sezen &Ouml;Z&rsquo; d&uuml;r. Beden g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ardındaki esas g&uuml;zelliği  g&ouml;remediysen, senin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n toprağa g&ouml;m&uuml;lmeye mahk&ucirc;m bir g&ouml;lgedir.&rsquo;&rsquo;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><strong> <font face="Verdana">Bu b&ouml;l&uuml;m ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');"> www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde yayınlanmaktadır.</font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="341" title="1" title="03 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2169-kapinin-arkasi-12-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZAMANIN DOKUSU (7)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2085-zamanin-dokusu-7.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2085-zamanin-dokusu-7.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 09:47:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[ZAMANIN DOKUSU (7)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2085</guid>
		<description><![CDATA[ZAMANIN DOKUSU (7) Mardin&#8217; deki Profes&#246;r Ahmed Bey ve ekibi hararetli bir &#231;alışma i&#231;indeydiler T&#252;m uğraşıları salgının tedavisinden &#231;ok yayılmasını engellemek i&#231;indi ve bunda da b&#252;y&#252;k &#246;l&#231;&#252;de başarılı olmuşlardı. B&#246;lgenin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 12pt 0cm 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" />ZAMANIN DOKUSU (7)</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin: 12pt 0cm 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;"> Mardin&rsquo; deki Profes&ouml;r Ahmed Bey ve ekibi hararetli bir &ccedil;alışma i&ccedil;indeydiler T&uuml;m  uğraşıları salgının tedavisinden &ccedil;ok yayılmasını engellemek i&ccedil;indi ve bunda da  b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de başarılı olmuşlardı. B&ouml;lgenin kayalık ve kıra&ccedil; topraklara sahip  olması vahşi hayvanlar ve kuşlar tarafından salgının yayılmasını engellemişti.  Devletin havadan yaptığı ila&ccedil;lama sayesinde, kuşlar ve vahşi hayvanlar telef  edilmiş, bulunabilinenler yakılarak imha edilmişti.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> Yaklaşık d&ouml;rt aydır Mardin&rsquo;e kısmi olarak, Darge&ccedil;it il&ccedil;esine ise genel olarak  giriş &ccedil;ıkışlar yasaklanmış olduğundan, İnsanlara bulaşması da b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de  engellenmişti. Tek sorun, olaya m&uuml;dahale eden sağlık ekiplerinin ve g&uuml;venlik  g&uuml;&ccedil;lerinin, bu hastalığın tedavisi bulunana kadar b&ouml;lgede kalmalarının zorunlu  olmasıydı. Hastalar konteynırlar i&ccedil;inde g&ouml;zetim altında tutuluyor, vir&uuml;s&uuml;n v&uuml;cut  i&ccedil;indeki seyri inceleniyor ve beyin faaliyetlerini nasıl kilitlediği &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye  &ccedil;alışılıyordu. Daha &ouml;nce &uuml;retilen serum, hi&ccedil;bir şekilde işe yaramıyordu ve  vir&uuml;s, &ccedil;ok hızlı bir şekilde değişim g&ouml;sterebiliyordu. Tıp tarihinde g&ouml;r&uuml;lmemiş  bir olaydı.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu s&uuml;re zarfında kadın hastalardan doğum yapanlar olmuştu. Normal olarak  bebeğin, anneden bu hastalığı kapması gerekiyordu. Oysaki bebeklerin yapılan  muayenesinde hastalığın izine rastlanmamıştı. H&acirc;lbuki insanın gen yapısının,  atadan oğla ge&ccedil;tiği ve bazı hastalıkların, genetik olarak kalıtsal olduğu  biliniyordu. &nbsp;Acaba vir&uuml;s&uuml;n, birinci kuşak olan bebeğin DNA sarmalında  saklandığı yani kayıt altına alındığı ve sonraki kuşaklarda mutasyon ge&ccedil;irerek  ortaya &ccedil;ıkması mı s&ouml;z konusuydu. ?</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Bebeklerden alınan DNA ve kan &ouml;rnekleri tekrar tekrar kontrol ediliyor ama  bir t&uuml;rl&uuml; vir&uuml;s&uuml;n izine rastlanamıyordu. Bu olay, bazı hastalıkların genetik  olarak kalıtsal olduğu fikrini &ccedil;&uuml;r&uuml;t&uuml;yordu. D&uuml;nya kamuoyu ve bilim d&uuml;nyası, bu  olayın &uuml;st&uuml;ne odaklanmıştı. Ebeveynlerin yakalandığı salgına &ccedil;are bulunamıyor,  vir&uuml;s&uuml;n v&uuml;cuttaki seyri durdurulamıyor ama ayni kişilerden d&uuml;nyaya gelen  bebeklerde bu hastalığın ve vir&uuml;s&uuml;n izine bile rastlanamıyordu.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: İnsan DNA&rsquo;sı, protein &uuml;retmek i&ccedil;in mevcut potansiyelinin (%10)  kullanmaktadır. Kalan (%90)&rsquo;lık potansiyelin ne işe yaradığı veya kullanılıp  kullanılmadığı hen&uuml;z tespit edilemedi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Bebeğin mevcut DNA sının bu vir&uuml;s&uuml; yendiğini mi s&ouml;ylemek istiyorsunuz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Hayır tam olarak değil ama bunu başka t&uuml;rl&uuml; nasıl izah edebiliriz?  Verdiğimiz ila&ccedil;lar ve kullandığımız serum hastalarda dahi işe yaramazken,  bağışıklık sistemi hen&uuml;z gelişmemiş olan bebeklerde işe yaradığını d&uuml;ş&uuml;nmek &ccedil;ok  sa&ccedil;ma olur bence&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Tedavi y&ouml;ntemlerimizin dışında bir etken sayesinde mi bu bebeklerin  vir&uuml;s&uuml; yendiğini s&ouml;yl&uuml;yorsunuz? Eğer &ouml;yleyse ayni etkenin, anneleri &uuml;zerinde de  kendini g&ouml;stermesi gerekmez mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Ben sadece bir a&ccedil;ıklama bulmaya &ccedil;alışıyorum, l&uuml;tfen m&uuml;nakaşaya girmeden  durum değerlendirmesi yapalım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Haklısınız Ahmed Bey, kusura bakmayın bu olay hepimizin sinirlerini  biraz yıprattı da.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Haklısın Rose Hanım, hepimizin sinirleri yıprandı ama bu işi de &ccedil;&ouml;zmek  zorundayız&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: B&ouml;lge teknolojiden yoksun olduğu i&ccedil;in elektromanyetik dalga kirliliği  hemen hemen yok gibi. İnsanları tamamen doğal besleniyorlar ve topraktan yapılma  evlerde yaşıyorlar. Dolayısı ile v&uuml;cutlarındaki negatif elektrik,&nbsp; toprakla  s&uuml;rekli temas sağlandığı i&ccedil;in v&uuml;cuttan atılmakta. G&uuml;neş ışığından da sağlıklı  bir şekilde istifade ediyorlar&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Bu saymış olduğunuz etkenlerin hepsi, b&ouml;lge insanının DNA yapısını  pozitif y&ouml;nde etkilemesi muhtemeldir.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: İhtimal ne demek Ahmed Bey? Bu salgınla karşı karşıya kalana kadar b&ouml;lge  insanı gayet sağlıklı bir yaşama sahipti. Devletimizin yaptığı araştırmalar  bunun b&ouml;yle olduğunu g&ouml;steriyor.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Kusura bakmayın ama sizin devletinizin bu b&ouml;lge &uuml;zerinde yapmış olduğu  bu araştırmanın niyeti ne kadar sağlıklı ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Ahmed Bey; b&uuml;t&uuml;n bu olanlar i&ccedil;in bizi su&ccedil;ladığınızı biliyorum, tipik bir  Yahudi d&uuml;şmanlığı var bu coğrafyada. Ancak bir bilim adamı olarak, sizin daha  tarafsız d&uuml;ş&uuml;neceğinizi umuyorum.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Atom bombasını yapan kişide, saygın bir bilim adamıydı hanımefendi.  &Uuml;stelik burada bilim adamlarını değil, devletlerin birbirleriyle olan gayri  resmi m&uuml;cadelesini sorguluyorum. Bu b&ouml;lgede yapmış olduğunuz araştırmanın ger&ccedil;ek  niyetini s&ouml;yleyecek misiniz yoksa ben, sizin &uuml;zerinizden bir tahminde bulunayım  mı ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Benim &uuml;zerimden tahminde mi bulunacaksınız ama nasıl ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Sizin ger&ccedil;ek bir Yahudi olmadığınızı biliyorum. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kızken &ccedil;ok  kuvvetli olan psişik yetenekleriniz sayesinde keşfedildiniz ve bir şekilde &ouml;zel  olarak koruma ve eğitime alındınız.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Bakıyorum da hakkımda bayağı bilgi toplamışsınız. Lakin benim &uuml;zerimden  herhangi bir neticeye ulaşamazsınız Ahmed Bey&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Haklısınız hanımefendi, kusura bakmayın. B&uuml;t&uuml;n bu yaşananlar hepimizin  sinirlerini yıprattığı i&ccedil;in birbirimize &ccedil;atıyoruz.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Bu bebeklerin, salgına yakalanmamalarını nasıl a&ccedil;ıklayabiliriz? Hala bir  fikir &uuml;zerinde yoğunlaşamadık&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: M&uuml;saade ederseniz, benim bu konuda bir fikrim var efendim&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Buyur delikanlı, seni dinliyoruz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Amerika&rsquo;da ki bir &uuml;niversitenin, &lsquo;<strong><u>&rsquo;İnsan DNA&rsquo;sında ki genetik  kodlamanın &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;&rsquo;</u></strong>&rsquo;ile ilgili kurmuş olduğu, Uluslar arası araştırma  ekibinde g&ouml;rev yapmış olan bir Hocam vardı, Filiz hocam&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Ben Filiz Hocayı tanıyorum, ger&ccedil;i şahsen değil ama Zamanda &uuml;&ccedil; g&uuml;n  &ouml;ncesinin, g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ve ses kayıtlarını &ccedil;&ouml;z&uuml;mleyebildiğini hatta zaman kapısı  &ccedil;alışmaları olduğunu da duydum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Filiz hocamın dediğine g&ouml;re &lsquo;&rsquo;<strong> &rsquo;Gezegenimizin hem kendi G&uuml;neş&rsquo;inden  hemde diğer G&uuml;neş sistemlerinden gelen kozmik ışınlara maruz kaldığını ve bu  kozmik ışınların, İnsan DNA&rsquo;sına etki ederek tek&acirc;m&uuml;l s&uuml;recini tetiklemektedir</strong></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Canlı DNA&rsquo;sını bir bilgisayar yazılımına benzemektedir ve kozmik ışınlar  sayesinde bu yazılımın g&uuml;ncellenmektedir.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Filiz hocanın dillendirdiği bu g&ouml;r&uuml;ş şekilci ve gelenek&ccedil;i m&uuml;sl&uuml;manlar  tarafından tepki ile karşılanmıştı. Zira M&uuml;sl&uuml;man bir bilim adamı olarak ileri  s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;, uzaylıların varlığını savunan &ccedil;evreler i&ccedil;in dayanak teşkil  etmişti.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Peki sizce uzaylılar varmı efendim?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Evrende bizim dışımızda, sayısını ve&nbsp; durumlarını ancak Cenabı Allah&rsquo;ın  bildiği nice bilin&ccedil;ler var efendim. İnsan denilen varlık, bu et ve kemik bir  beden değil ki! Bin odalı k&acirc;inat sarayı diye ifade edilen şu &acirc;lemde, &uuml;zerinde  yaşadığımız şu boyut bile tek bir d&uuml;zlemden oluşmuyor. Yaşadığımız şu boyutun  bile sayısız d&uuml;zlemleri ve bu d&uuml;zlemlerde yaşayan nice bilin&ccedil;leri var. Ancak bu  bilin&ccedil;ler, yaşadıkları d&uuml;zlemin &ouml;zelliğine g&ouml;re surete b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şlerdir. Bizim (5)  duyumuz ise her sureti algılayacak kapasitede değildir maalesef. Ancak bilin&ccedil;  d&uuml;zeyinde bunlarla her daim etkileşim ve iletişim i&ccedil;indeyiz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: O zaman daha başka başka boyutlar ve bu boyutlara ait d&uuml;zlemlerde var  diyorsunuz? Tabi&icirc; ki bu d&uuml;zlemlerde yaşayan bilin&ccedil;lerde haliyle&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Elbette ancak insanların uzaylı sandığı bir takım değişik olaylarda yok  değil hani&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Cinler gibi mi efendim?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Ben başka bir şey s&ouml;yleyecektim ama madem bu konuya da s&ouml;z geldi, evet  cinler gibi. Cinlerin değişik t&uuml;rleri ve t&uuml;rlerin kendi &ouml;zelliklerine g&ouml;re  insanoğlunu kandırma y&ouml;ntemleri vardır. Uzaylı aldatmacası da bu y&ouml;ntemlerden  biridir sadece&hellip; &Ccedil;oğu insan, uzaylı g&ouml;rd&uuml;klerini sanırken bunların oyununa  gelmektedir aslında&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Siz ne s&ouml;yleyecektiniz az &ouml;nce ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Evrenin maddesel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml;n altında enerji yumağı şeklinde dalgasal  muazzam bir okyanus var. Bu okyanusun i&ccedil;indeki t&uuml;m nesneler ve bilin&ccedil;lerle,  radyo dalgaları misali i&ccedil; i&ccedil;e yaşıyoruz. İşte bu radyo dalgaları gibi, sayısını  dahi bilemeyeceğimiz frekanslar mevcuttur. Her frekans farklı bir boyut farklı  bir &acirc;lemdir. Her boyutun ve &acirc;lemin varlıkları da ancak kendi frekanslarında  olanları algılayabilir. Her bilin&ccedil; algıladığını madde olarak kabul eder ve  &lsquo;&rsquo;D&uuml;nyam&rsquo;&rsquo; der.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; <span style="color: rgb(86, 86, 86);">Bazen d&uuml;nyanın manyetik alanında b&ouml;lgesel ya da  genel olarak değişimler olur. Bu değişimlerin neticesinde, ruhumuza ve  bedenimize uygulanan manyetik &ccedil;ekim kuvveti, maddenin titreşimini etkileyerek,  doğal dalgasında iniş ve &ccedil;ıkışlara sebep olur. Bu iniş ve &ccedil;ıkışlar farklı  evrenlerin frekanslarının birbirine karışmasına ve etkileşime girmesine sebep  olur. İşte tam bu anlarda bir takım a&ccedil;ıklayamadığımız olaylar yaşarız. İşte bu  anlarda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z ya da g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; sandığımız bir takım g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri cin,  uzaylı veya batılı &uuml;lkelerin insanlarının inanışında bulunan hayalet sanırız.  Ama kimse farklı bir evren ve o evrene ait yaşamdan sahneler g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; akıl  edemez.&rsquo;&rsquo;</span></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(86, 86, 86);"> &nbsp; ROSE: Ahmed Bey bakıyorum da, doktorluğunuzun yanı sıra ilgi ve bilgi alanınız  bayağı geniş. A&ccedil;ık&ccedil;ası bir M&uuml;sl&uuml;manın bu derece geniş bir bilgiye sahip  olabileceğini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmemiştim. Ancak! Şu batılı &uuml;lkelerin k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde  bulunduğunu s&ouml;ylediğiniz hayalet olayının da aslı olduğunu biliyorsunuz değil mi  ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(86, 86, 86);"> &nbsp; AHMED:</span><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> </span></strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> Kişi ila&ccedil; ya da başka bir y&ouml;ntemle hipnoz edildiği zaman, ruh&rsquo;un koruyucu  &ccedil;emberi kalkar. Bu koruyucu &ccedil;ember kalktıktan sonra kişiye cin ya da hayalet  denen mahl&ucirc;kat musallat olur. Hayalet denen şeyin aslı, kişinin enerji  bedeninin, tamamen cinni olmuş halidir. </span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; K&acirc;fir ve zulmet i&ccedil;inde yaşayan ve sadece g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de insan olan kişilerde olur  bu olay. Bunların enerji bedenleri, tamamen Narani olup, karanlıklarla kaplı  olduğu i&ccedil;in cinnidir. Hangi hayvanın sıfatı &uuml;zereyse, enerji beden, o hayvanın  suretindedir. İşte bu kişi hipnoz olduğu zaman, ruhun koruma kalkanı kalkar ve  bu mahl&ucirc;k serbest kalır.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; ROSE: İnsan beyinlerinin molek&uuml;llerinin titreşimi eğer belli bir d&uuml;zeyin  &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkabilirse, ilk etapta y&uuml;ksek d&uuml;zeyde titreşen beyinlerin frekansı ile  bir etkileşime girer. Bu etkileşim &ouml;nceleri bir takım fenomenlere sebep olur.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Y&uuml;ksek d&uuml;zeyde titreşen beyinler ile etkileşime giren gelişmekte olan  beyinlerin g&ouml;rd&uuml;kleri fenomenler nereden kaynaklanıyor?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Y&uuml;ksek d&uuml;zeyde titreşen beyinlerin frekansı, insanların, hayvanların,  elementlerin ve t&uuml;m G&uuml;neş sisteminin titreşim frekansını i&ccedil;ermektedir. B&ouml;yle  yoğun ve kapsayıcı beynin frekansı ile etkileşime ge&ccedil;en gelişmekte olan  beyinlerde, bu yoğun titreşim i&ccedil;inden algıladıkları kendisinde &uuml;&ccedil; boyutlu  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye veya sese sebep olabilir. Kişi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ya da duyduklarını, kendi  dışında zan ettiğinden hayalet g&ouml;rd&uuml;m, hayvan konuştu ve ya ağa&ccedil; konuştu  diyebilir.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: O zaman insanların beyinlerinin titreşim farklılığı, insanları  birbirine &ccedil;ekerken, itebilir de. Frekansı ve titreşimi daha kuvvetli olanlar,  kendilerinden daha alt seviyede olanları etkileyebilir ve &uuml;zerinde tasarruf dahi  edebilirler değil mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Evet haklısınız Ahmed Bey; Ancak birbirini itme ve &ccedil;ekme meselesi sadece  beyin titreşimi ile değil t&uuml;m v&uuml;cudun titreşimi de buna d&acirc;hildir.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Peki b&uuml;t&uuml;n bu titreşimlerin veya frekansların, kişinin yaşadığı ortamla  bir alakası varmı Rose hanım?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Elbette var Yusuf Bey. B&ouml;lgenin oksijen oranı, yeraltındaki madenlerin  &ccedil;eşitliliği, elektronik kirlilikten korunmuş olması, kişinin beslenmesi ve  beraber yaşadığı insanların d&uuml;ş&uuml;nce şekilleri, hep tetikleyici ve belirleyici  &ouml;zelliklerdir. B&uuml;t&uuml;n bu saydıklarım ve insan, bir piyanonun tuşları gibidir. Her  biri kendine &ouml;zg&uuml; sese sahiptir ama hepsinin birbiriyle olan kombinasyonları,  sonsuz &ccedil;eşitlilikte sesleri meydana getirir.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Ama b&uuml;t&uuml;n bu seslerin birleştiği ortak bir ses, ortak bir anahtarda  var. Biz o sese, o anahtara &lsquo;&rsquo;HU&rsquo;&rsquo; diyoruz, değil mi Yusuf?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Evet hocam&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Biraz a&ccedil;armısınız Ahmed Bey?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Bunu da sen anlat delikanlı&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> YUSUF: <span style="color: black;">Cenabı Allah&rsquo;ın Zat&rsquo;ına &ldquo;HU&rdquo; diye işaret  edilir. Burada &ldquo;U&rdquo; harfi sesli ektir. Geriye sadece &ldquo;H&rdquo; kalır. &ldquo;H&rdquo; harfi  Hidrojen atomunun simgesidir. &Acirc;leme şekil veren sestir. O ses kesildiği zaman,  &acirc;lem dağılır, toz duman olur. Evren SES ile ayakta durmaktadır ve tek bir SES  ile yıkılacaktır. </span></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;"> Hidrojen atomu, yaratılan her şeyin aslı ve temelidir. Bildiğimiz b&uuml;t&uuml;n  elementler ve atomlar, Hidrojen atomunun farklı kombinasyonlarla bir araya  gelmesidir. Elementler ve atom cetvelinde de ilk sırada yer alır. Yani varlık,  BİR olanın farklı olarak algılanmasından başka bir şey değildir. &Ccedil;okluk ve  &ccedil;eşitlilik algılayana g&ouml;redir.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif; color: black;"> AHMED: Yani kısaca anahtar ses, ortak ses NEFESTİR efendim. Esas olan NEFESTİR  geri kalan her şey bu nefesle v&uuml;cut bulan nefislerdir efendim&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> Bu s&ouml;z &uuml;zerine Rose Hanım susmuş daha doğrusu susmak zorunda kalmıştı.  Yusuf&rsquo;a d&ouml;nerek az &ouml;nce anlatmaya başladığı şeyin yarım kaldığını ve kaldığı  yerden devam etmesini s&ouml;yledi</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> YUSUF: Filiz hocama yani dillendirdiği bilimsel bulgulara g&ouml;re t&uuml;m  hastalıkların ve insan &ouml;mr&uuml;n&uuml; uzatmanın tek &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;, DNA sarmalında gizliydi.  İleri s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; teorisine g&ouml;re;<strong>&rsquo;&rsquo; Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;deki temel (28) harf, nasıl  değişik şekillerde ve sayılarda farklı kombinasyonlarla bir araya gelip  Ayetleri, Ayetler bir araya gelerek Sureleri ve Sureler de bir araya gelerek  Kuran&rsquo;ı Kerim kitabını oluşturuyorsa ve bu kitabın, İlahi bir Kelam olması  a&ccedil;ısından t&uuml;m &acirc;lemlerin sırrını ve işleyişini i&ccedil;ine alıyorsa ayni şekilde insan  DNA&rsquo;sında bulunan (4) temel harfin farklı kombinasyonlarla bir araya gelmesi de  ayni şeydi.&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; </span></strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> AHMED: &Ccedil;ok enteresan bir tespit bu, daha &ouml;nce hi&ccedil; duymadım. Ah! Rahmetli Filiz  hocayı yakinen tanımak isterdim&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Siz M&uuml;sl&uuml;manların kutsal kitabınızın alfabesinde bulunan (28) harfin  sadece (4) harfinin, insan DNA&rsquo;sına misal olduğunu s&ouml;ylediniz. Peki, geri kalan  (24) harf neyin nesi oluyor ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: İnsan bedenlerinin varlığı ve varlığını s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; şu alem, b&uuml;t&uuml;n  alemler i&ccedil;inde bir alem sadece..Buradan başka daha nice alemler ve o alemlerde  yaşayan bilin&ccedil;ler ve bu bilin&ccedil;lerin giydiği bedenler var. Onlarda Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;in (28) harfinden bir takım harflerin, değişik kombinasyonlarla bir araya  gelmesinden oluşmaktadır. Yani bir bakıma DNA yapısı farklıdır.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: İnsan, madde bedeni ile aşağıların en aşağısında olduğu i&ccedil;in (4) harfle  başlayıp, (28) harfe doğru, tek&acirc;m&uuml;l edecektir o zaman. &lsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Tabi ki bu tek&acirc;m&uuml;l, sadece bu d&uuml;nya hayatı ile sınırlı değildir. &Ouml;l&uuml;m  ve sonrasında i&ccedil;inde bulunacağımız boyutlar ve bu boyutların durumuna g&ouml;re (28)  harfin farklı harflerinin, farklı kombinasyonlarla bir araya gelmesinden  m&uuml;teşekkil bedenlere b&uuml;r&uuml;neceğiz.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: İyi de bu anlatmış olduklarının, bebeklerin salgına yakalanmaması ile  alakası ne ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Bu y&ouml;rede hamile kalan kadınların, hamileliğinin &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ayında ziyaret  ettiği bir t&uuml;rbe var.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: İyi de, bu işin t&uuml;rbe ile ne alakası var?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Tam olarak bende bilmiyorum ama bir şeyler &ccedil;ıkar diye anlatıyorum  sadece&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Buyurun Yusuf Bey, devam edin&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: İsterseniz bu ben anlatmayayım. T&uuml;rbeye gidelim ve oradaki g&ouml;revli  anlatsın&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: G&ouml;revli mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Tam olarak g&ouml;revli sayılmaz, sadece bir ihtiyar. T&uuml;rbede yatan zat&rsquo;ın,  torunuymuş.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Hadi gidelim bakalım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> Gidecekleri t&uuml;rbe, Darge&ccedil;it il&ccedil;esine bağlı Kara Hamza k&ouml;y&uuml;n&uuml;n hemen girişinde  bulunmaktaydı. K&ouml;y&uuml;n az ilerisinde nehrin &uuml;st&uuml;ne kurulmuş bir k&ouml;pr&uuml; vardı ama  b&ouml;lgede ki ter&ouml;r, bu k&ouml;pr&uuml;y&uuml; vurmuş olduğundan, kullanılamaz duruma gelmişti.&nbsp;  B&ouml;lgede devam eden bu salgın hastalık y&uuml;z&uuml;nden ter&ouml;r faaliyetleri de durmuş,  ter&ouml;ristler b&ouml;lgeden uzak durmaktaydılar. T&uuml;rbenin yanına vardıklarında (70)  yaşlarında bir ihtiyar ile karşılaştılar. İhtiyarın evi, t&uuml;rbenin az ilerisinde  bulunmaktaydı. K&ouml;y&uuml;n, Osmanlı&rsquo;dan kalma camisi, ter&ouml;ristler tarafından sığınak  olarak kullanıldıktan sonra havaya u&ccedil;urulmuştu. S&ouml;zde camiyi bombalama su&ccedil;unu  devletin &uuml;zerine atacaklardı ama bomba vaktinden &ouml;nce patlayınca, s&ouml;zde ter&ouml;rist  gurubun b&ouml;lge lideri ve birka&ccedil; ter&ouml;rist &ouml;l&uuml;nce, b&uuml;t&uuml;n foyaları ortaya &ccedil;ıkmış  oldu.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Selam&uuml;n Aleyk&uuml;m amca, Merhaba&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Ve Aleyk&uuml;m Selam doktor bey, Merhaba&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Amca, doktor olduğumu nereden bildiniz?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR. Siz, Allah&rsquo;ın Selamını verir iken, Muhammed&rsquo;i olduğumu nereden  bildiyseniz, bende oradan bildim doktor bey&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Amca, ben Yusuf, bu hanımefendi de Doktor Rose. Sizin adınız nedir  acaba?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Adım Mahfuz&rsquo;dur, Yusuf oğlum. Hanım kızım sizde hoş geldiniz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Nasıl diyordunuz? Hoşbulduk ve merhaba&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR:Merhaba,merhaba..Hele ş&ouml;yle oturun bakalım,ne derdiniz varsa  konuşalım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Biz şu t&uuml;rbede yatmakta olan zat&rsquo;ın hik&acirc;yesini dinlemeye geldik, Mahfuz  amca&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Dedem Şehmuz&rsquo;u &ouml;ğrenmeye geldiniz demek. Dedemin annesi, (&hellip;) Baba  diye bilinen bir Şeyh&rsquo;in manevi m&uuml;ritlerindenmiş.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: (&hellip;.) Babamı ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: &rsquo;Mardin&rsquo;e bağlı Habur&rsquo;da oturan ve (&hellip;) Baba diye bilinen bir Şeyh  varmış. M&uuml;ritlerinden ve onu sevenlerinden oluşan kalabalık bir cemaat&rsquo;i varmış.  Bunun yanında, onu ink&acirc;r eden ve aleyhinde konuşan avam da &ccedil;okmuş. Bu  ink&acirc;rcılardan birisi de Mardin h&uuml;k&uuml;mdarıymış. Bir g&uuml;n ikisi bir araya  geldiklerinde, &nbsp;H&uuml;k&uuml;mdar:</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp; (Ben mazurum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; zahire g&ouml;re, senden ve m&uuml;ritlerinden ink&acirc;r edilmesi ve  k&ouml;t&uuml;lenmesi gereken işler zuhur ediyor. Doğru yolda olduğunuzu kabul etmemizi  istiyorsan, bize a&ccedil;ık bir keramet g&ouml;ster) demiş. Bunun &uuml;zerine şeyh:</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp; (Ben Allah&rsquo;ın emriyle şimdi &ouml;leceğim. Beni istediğin yere defnet. Beş ay  sonra dirilip &ccedil;ıkacağım)der. H&uuml;k&uuml;mdar:</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp; (Bu kerameti g&ouml;sterirsen mesele kalmaz) der. Ondan sonra şeyh &ouml;ld&uuml; ve  h&uuml;k&uuml;mdar, derin bir kuyu kazdırıp onun cenazesini oraya g&ouml;md&uuml;rd&uuml;. Aklınca,  şeyhin &ccedil;ıkmasını &ouml;nlemek i&ccedil;in de, kuyuyu taş ve har&ccedil;la doldurttu ve &uuml;st&uuml;ne bir  kubbe yaptırarak &ouml;n&uuml;ne gece-g&uuml;nd&uuml;z n&ouml;bet&ccedil;i bıraktı. Beş ay dolduğunda şeyhin  &ccedil;ıkmadığını g&ouml;ren h&uuml;k&uuml;mdar, onun m&uuml;ritlerini toplayarak kendilerine s&ouml;vd&uuml;,  hakaret etti ve ağır s&ouml;zler s&ouml;yledi. Fakat şeyh yirmi g&uuml;n sonra ortaya &ccedil;ıktı.  Bunun &uuml;zerine yaptığı k&ouml;t&uuml;l&uuml;klere pişman olup utanan h&uuml;k&uuml;mdar, ondan,  gecikmesinin sebebini sorduğunda. Şeyh:</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp; (Gecikmemin sebebi, &ccedil;ıkmamı engellemek ve kendi inadını başa vardırmak i&ccedil;in o  yere yaptığın fuzuli ve haram masraflardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o masrafları milletin sendeki  malından yapmıştın) demiş.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; İşte dedemin annesi, bu şeyh&rsquo;in manevi m&uuml;ritlerindenmiş. Dedeme hamile iken  bir gece &ouml;lm&uuml;ş. Burada adettir, gece &ouml;l&uuml;nce sabaha, g&uuml;nd&uuml;z &ouml;l&uuml;nce geceye  bırakmazlar. Kadıncağızı gece gece hemen g&ouml;mm&uuml;şler.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: İnanılmaz bir şey bu; cahilliğin bu kadarına da pes doğrusu&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Size katılıyorum Rose Hanım, b&ouml;yle bir cahillik olabilir mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Yalnız anlamadığım bir şey var. Bu anlattığınız rivayetin doğruluğu ne  kadar g&uuml;venilir. Bir insanın (5) ay sonra dirilip, tekrar &ccedil;ıkması tıbben  imk&acirc;nsız bir durum.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Hanım kızım, sizin tıp dediğiniz de sonu&ccedil;ta insanoğlunun  deneme-yanılma metodu ile elde ettiği bilgiler değil mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Evet ama&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: İnsanoğlunun bildiği, bilmediklerinin yanında deryada bir damla bile  değil be kızım.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: İyi ama&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Hele bir dinleyelim bakalım ne anlatacak? Siz devam edin l&uuml;tfen.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: İnsanın kalbinde siyah bir nokta vardır. Adına FUAD denir. Bu siyah  nokta insanın ilk h&uuml;cresidir. Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizin, Mira&ccedil;  hadisesinde Hakk&rsquo;a bu noktadan baktığı s&ouml;ylenmektedir. Burası (7) uyurun  mağarasıdır der evliyayı kiram hazretleri.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Şu Ashab-ı Kehf mağarası gibi mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Ateş-hava-su-toprak,kalbe ait (4) unsurdur. Allah-Muhammed-Ali ise  FUAD denen &uuml;&ccedil;&uuml;zd&uuml;r. İşte bu saydıklarıma (7) uyurlar denir.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; YUSUF: Mecazen mi denmektedir?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Yusuf oğlum, ben &ouml;yle mecazen, ne&ccedil;azen bilmem. Ne &ouml;ğrendiysem onu  derim. Sen ister sahih anlarsın ister mecazen&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Dur hele Mahfuz amca, ben biraz farklı izah edeyim&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Buyur doktor bey; de hele&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: İnsan denen et-kemik bedenin rengi, Kırmızı-Turun&ccedil;-Yeşil ve Mor olmak  &uuml;zere (4) ayrı renkten oluşur. İ&ccedil; boyutumuzun ki bunun bir adı &Acirc;dem&rsquo;dir. İşte bu  &Acirc;dem&rsquo;in rengi, Mavi, Sarı, &Ccedil;ivit olmak &uuml;zere (3) ayrı renktir. Rose hanım sizin  bu konularda bilginiz var sanırım. Lakin siz farklı bir a&ccedil;ıdan bakıyorsunuz  herhalde?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Yeşil rengin Akıl olduğunu, Sarı rengin nefis olduğunu, Mavi rengin Ruh  olduğunu ve &ccedil;ivit renginin &Uuml;st bilinci temsil ettiğini biliyorum. Ger&ccedil;i siz &ccedil;ok  farklı izah ettiniz ve ger&ccedil;ekten &ccedil;ok şaşırdım. Yusuf&rsquo;un anlattığı şu (28) harf  meselesinden beri m&uuml;thiş bir merak i&ccedil;indeyim, adeta şaşkına d&ouml;nd&uuml;m&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Bahsettiğimiz bu noktadan, ışık beden ile uzaya &ccedil;ıkılarak gizli  &acirc;lemler gezilir. Kalp &ccedil;&uuml;r&uuml;yene kadar CAN, bu FUAD noktasında kalabilir.  Evliyaullah belli bir s&uuml;re kalbini durdurarak FUAD ile yeniden &ccedil;alıştırabilir.  Anlattığım zat&rsquo;ı kiramda bu şekilde yapmış olsa gerek. İşte Şehmuz dedemin  annesi b&ouml;yle bir zat&rsquo;ın manevi m&uuml;ridiymiş.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: M&uuml;rid dediğiniz talebesi oluyor herhalde ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Doğru Hanım kızım, bir anlamda talebesi oluyor&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: İyi ama aralarında y&uuml;zyıllar var bunların. Bu nasıl m&uuml;mk&uuml;n oluyor ki ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Hanımefendi; siz İsrailli idiniz değil mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Evet ama konuyla ne ilgisi var?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR:&nbsp; Siz Yahudilerin, bu gibi konulardan haberi olması ve bilgisi olması  lazım. Davut (a.s.) verilen ZEBUR&rsquo; DA (11)&nbsp; &ccedil;eşit ilim vardı der Evliyaullah&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: (11) &ccedil;eşit ilim mi varmış ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: 1-)Mutlak v&uuml;cuda dair ilimler</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 2-)Y&uuml;ce Hakk&rsquo;ın yaptığı tecellilere dair ilim</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 3-)Bir şeyi emre hazır ve amade kılmak, ayrıca tedbir ilmi</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 4-)Mevcudat hakikatlerine dair ilim</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 5-)Kabiliyetler ve istidatlar ilmi</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 6-)Tabiiyet ilmi</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 7-)Riyazet ilmi</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 8-)Konuşmak ilmi</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 9-)Hilkat ilmi</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 10-) Hikmet ilmi</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; 11-) Feraset ilmi</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: Ben size demedim mi? Siz ger&ccedil;ek bir Yahudi değilsiniz hanımefendi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Beni bu sefer fena sıkıştırdınız Ahmed Bey. Doğru, ben ger&ccedil;ek bir Yahudi  değilim ama tam olarak Hıristiyan da değilim. Yalnız bu anlattıklarınız  karşısında şaşkına d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; ve Kuran&rsquo;ı Kerim kitabını &ccedil;ok merak ettiğimi  s&ouml;yleyebilirim. Şu işlerin &uuml;stesinden bir gelelim, ilk işim bir Kuran&rsquo; okumak  olacak&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; AHMED: İnşaallah&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Arada y&uuml;zyıllar olduğu halde, kadın nasıl onun talebesi oluyor hala  demediniz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Geceleyin kişi uyuduğu zaman, ışık bedeni yani Berzah &acirc;leminde  giyeceği enerji bedeni, fizik bedenden ayrılır. M&uuml;min kişilere bu enerji  bedenleri ile g&ouml;rev verilir. Bir kısmı ise halen Hayatta olan Velilerin ya da  Berzahtaki meclislerin halkasında eğitime alınır. Bu kişiler hayatta olan bir  Veliye ya da Berzah&rsquo;ta olan bir Veliye intisaplıdırlar. &Ccedil;oğu ertesi sabah  uyandığında ya hatırlamaz ya da hatırladıklarını r&uuml;ya sanmaktadırlar. </span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Dedemin annesinin okuma-yazması olmadığı gibi Kuran okumayı da bilmezmiş.  Ama akşamları r&uuml;yasında s&uuml;rekli Kuran okumaktaymış. İşte bu okuduğu Kuran  ayetleri, diğer boyutta, kendisine verilen Kuran dersidir. Bu kişi, d&uuml;nyadan  berzah &acirc;lemine intikal ettiği zaman, Kuran&rsquo;ı &ouml;ğrenmiş olarak gider. Eğitim  s&uuml;reci orada da devam etmektedir. Berzah &acirc;leminde de bir takım hayat mertebeleri  ve vazifeleri vardır.&nbsp; Ahir zamandaki b&uuml;y&uuml;k m&uuml;cadelede, berzah kapıları a&ccedil;ılacak  ve bu &acirc;leme yardıma gelenler olacaktır.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Peki bu anlattıklarınız, kutsal kitabınızda var mı? Oradan da  kanıtlayabilir misiniz?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Hanım kızım, Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in manaları, mana i&ccedil;inde manaları,  Led&uuml;nni manaları ve Sırları, dibi olmayan bir kuyu gibidir. Aradığın ve sorduğun  her şey bu kitapta mevcuttur. Ama her kes o manayı &ccedil;ıkarıp alamaz.  Anlattıklarımın hepsi, elbette kitapta mevcuttur ama zahir dairesinde anlamak  pek zordur.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in Nahl suresinin (5-6) ayet meali ş&ouml;yledir:</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&lsquo;&rsquo; Ve hayvanları da yarattı; Sizin i&ccedil;in onlarda ısınma ve yararlar vardır  ve onlardan yemektesiniz. Akşamları getirir, sabahları g&ouml;t&uuml;r&uuml;rken onlarda sizin  i&ccedil;in bir g&uuml;zellik vardır&rsquo;&rsquo;</span></strong></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> Bu ayetin zahiri manasının ardında &ouml;yle gizli bir mana var ki, akıllara  durgunluk verir. &nbsp;Bu ayetlerde ge&ccedil;en hayvanlar ifadesi, insanın fizik bedenine  işaret eder. D&uuml;nya bir otlaktır ve bu otlaktan, bedenin ihtiyacı olan nasip  alındıktan sonra akşam evlere d&ouml;nerken sevin&ccedil; i&ccedil;inde d&ouml;neriz. Evlerimizde bizi  bekleyen zevklendiğimiz eşlerimiz ve neşelendiğimiz &ccedil;ocuklarımız vardır. Ama bu  manadan da &ouml;te, fizik beden uyku ile bağlanarak istirahata &ccedil;ekilir ve  dinlendirilir. Lakin kişinin ruhu uyumadığı i&ccedil;in, enerji bedene b&uuml;r&uuml;nerek somut  ve soyut &acirc;lemlerde gezintiye &ccedil;ıkar. Ruh bu &acirc;lemlerin g&uuml;zellikleri ve sırları  i&ccedil;inde, sabah uyanıncaya kadar zevklenir.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Sabah olunca, dinlenmiş olan fizik beden, bu seferde d&uuml;nya g&uuml;zelliklerinden  zevk almak &uuml;zere salıverilir.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Ahiret, g&uuml;&ccedil;l&uuml;kle varılabilecek bir memlekettir. Bu memlekete g&ouml;t&uuml;receğimiz  g&uuml;nah ya da sevap gibi y&uuml;kleri, bu d&uuml;nyada bunlarla ilgili amelleri işleyerek bu  bedenler taşır. Devam eden (7) ayet meali ş&ouml;yledir:</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;<strong>&lsquo;&rsquo;Kendisine ulaşmadan canlarınızın yarısının telef olacağı şehirlere  onlar, ağırlıklarınızı da taşımaktadırlar. Ş&uuml;phesiz sizin Rabbiniz şefkatli ve  merhametlidir&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;Bu ayet mealinde fizik beden <strong><u>muhatap olmaktan d&uuml;ş&uuml;yor, direkt olarak  Ruh&rsquo;a hitap ediliyor.</u></strong> Hitap ruh&rsquo;a olunca, fizik bedenin aslı misal  veriliyor ve hayvan deniyor.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Hayvan ise ya binektir ya da kendisinden başka y&ouml;nlerden istifade edilendir.  Fizik bedeni muhatap alan ayetlerin hikmeti ise Ruh&rsquo;un fizik bedene  b&uuml;r&uuml;nmesinden dolayıdır. Uykuda, fizik beden muhatap olmaktan d&uuml;şer. (7) ci  ayetin bir de bug&uuml;nk&uuml; zamane şartlarına bakan y&ouml;n&uuml; vardır. Hayvanların binek  olduğu nazara verilirken, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki mevcut şartlarla bu ifadenin i&ccedil;ini  doldurur isek; Binek olan hayvanların yerini bu g&uuml;n arabalar, u&ccedil;aklar almıştır.  &Ccedil;ok yakın bir zamanda ise uzay mekikleri, ışınlanma, boyut kapıları, uzay  gemileri ve enerji beden yolculukları alacaktır.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&nbsp; Araba bug&uuml;n hem binektir, hemde evinin &ouml;n&uuml;nde konu-komşuya, eşe-dosta  sergilenen bir ziynettir.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp; AHMED: Hay Allah senden razı olsun Mahfuz amca. Biz ne i&ccedil;in geldik,  nasibimize neler &ccedil;ıktı&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; ROSE: Hakikaten şok &uuml;st&uuml;ne şok yaşıyorum yaa. Allah&rsquo;ım ben bug&uuml;ne kadar hi&ccedil;  yaşamamışım, resmen k&ouml;rm&uuml;ş&uuml;m&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; T&Uuml;RBEDAR: Evim şuracıkta, haydi gelin bir şeyler yiyelim. Sohbete evde devam  ederiz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;İhtiyar t&uuml;rbedar, bizimkileri alarak evine g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Kalın taşlarla &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş  duvarlar ve toprak damı olan y&ouml;renin tipik evlerinden biriydi, ihtiyarın evi.  Bah&ccedil;enin bir kısmı yine taşlarla &ccedil;evrilmiş, kalanı ise ağa&ccedil; dalları ile  tamamlanmıştı. Yaz olduğu i&ccedil;in birka&ccedil; baş b&uuml;y&uuml;k hayvan, bah&ccedil;eye salıverilmişti.  Bizimkiler daha bah&ccedil;e kapısından i&ccedil;eri girerken, ihtiyarın en k&uuml;&ccedil;&uuml;k kızı &lsquo;&rsquo;Baba,  baba&rsquo;&rsquo; diyerek koşarak geldi.</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;T&Uuml;RBEDAR: Hele dur hayırdır ne bu telaş ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp; KIZ: Baba, annemle ekmek yoğuracaktık. Bir tane yılan, kırlangı&ccedil; yuvasından  yumurtaları yemiş ve bizim hamur teknesinin &uuml;zerindeki ekşi hamurun &uuml;st&uuml;ne  kusmuş. Onu diyecektim&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Tahoma,sans-serif;"> &nbsp;Kız b&ouml;yle s&ouml;yleyince Ahmed Bey adeta şok olmuştu. Yolculuğa &ccedil;ıkmadan &ouml;nce  meczup Raşid abi ne demişti?&rsquo;&rsquo; <strong>Bir yılan kırlangı&ccedil; yumurtasını yiyecek ve  ekşi hamurun &uuml;st&uuml;ne kusacak. Aradığınız ve arayacağınız şifa ondadır&rsquo;&rsquo;</strong></span></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> &nbsp;</span><font face="Verdana">(Bu yazı dizisindeki olaylar ve kişiler  tamamen hayal kurgusudur.)</font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">http://www.zamanindokusu.com/</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="638" title="1" title="20 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2085-zamanin-dokusu-7.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (11. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2066-kapinin-arkasi-11-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2066-kapinin-arkasi-11-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 09:15:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2066</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (11. B&#246;l&#252;m) Necati amcanın konuşmasından sonra nik&#226;h kıyılmış ve mevlit okunmaya başlanmıştı. Salonda bayanlar ve erkekler ayrı ayrı oturdukları i&#231;in Şebnem ile Tahsin&#8217;in y&#252;zleri birbirine d&#246;n&#252;kt&#252;. Necati amca,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></span></strong></p>
<p align="center" style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Kapının  Arkası (11. B&ouml;l&uuml;m)</span></strong></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Necati amcanın  konuşmasından sonra nik&acirc;h kıyılmış ve mevlit okunmaya başlanmıştı. Salonda  bayanlar ve erkekler ayrı ayrı oturdukları i&ccedil;in Şebnem ile Tahsin&rsquo;in y&uuml;zleri  birbirine d&ouml;n&uuml;kt&uuml;. Necati amca, kadın ve erkeğin hakkında konuşma yaparken,  Tahsin başını, sahneden Şebnem&rsquo;in olduğu tarafa &ccedil;evirince Şebnemle, g&ouml;z g&ouml;ze  geldiler. Zira gen&ccedil; kız, babasının konuşmasının etkisiyle, Tahsin&rsquo;i hayranlıkla  seyretmekteydi. &Ouml;yle ki Tahsin&rsquo;le g&ouml;z g&ouml;ze geldiğini dahi fark etmemişti.  Farkına vardığında ise aceleyle bakışlarını ka&ccedil;ırdı.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Tahsin, Şebnem  hanımın kendisine bu şekilde uzun uzun bakmasıyla mest olmuştu. Zira beklediği  ufacık bir &uuml;mit ışığı idi ve bu bakışlar, kendisine yeterince &uuml;mit vermekteydi.  Mevlit okunmaya başlayınca Necati amca sahneden inip, Tahsin&rsquo;in yanına oturdu.  Tahsin&rsquo;e d&ouml;nerek&rsquo;&rsquo; <strong>Beklediğin &uuml;mit ışığı doğdu mu ?&rsquo;</strong>&rsquo; diye sordu. Bu soru  &uuml;zerine Tahsin, kıpkırmızı kesilip başını dahi kaldıramadı, &ccedil;ok utanmıştı hemde  &ccedil;ok.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İHTİYAR: Evladım  asla ama asla, sevdiğin i&ccedil;in ve sevildiğin i&ccedil;in utanma. Sevmek ve sevilmek,  &acirc;lemlerin yaratılış sebebi ve vesilesidir. Her şey olacağına varır ama her şey.  Eninde sonunda birine &acirc;şık olacaktın ve birinin suretine kapılacaktın. Bu bir  başkası da ola birdi, benim g&uuml;zel kızımda olabilirdi. Kısmet bizim kızaymış.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Efendim  ben b&ouml;yle olsun istemedim ama dediğiniz gibi oldu maalesef&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İHTİYAR: Bu  arada benden utanman ve &ccedil;ekinmende hoşuma gitti evlat&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Tahsin&rsquo;in  y&uuml;reğine biraz su serpilmişti, rahatlamıştı adeta. Necati amcanın bu şekilde  karşılayacağını hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmemişti. &lsquo;<strong>&rsquo;Şu ihtiyar ne g&uuml;zel insandı Ya Rabbi&rsquo;&rsquo;</strong>  diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Birden sarılıp, elini &ouml;pmek geldi i&ccedil;inden. Necati amca yavaş&ccedil;a  başını Tahsin&rsquo;e doğru &ccedil;evirerek g&uuml;l&uuml;msedi ve elini uzattı. Tahsin hi&ccedil; şaşırmadı  ve usulca Necati amcanın elini, iki eliyle kavrayıp &ouml;pt&uuml;. Ne g&uuml;zel, sessiz ve  s&ouml;zs&uuml;z anlaşıyorlardı. Tahsin&rsquo;in i&ccedil;inden bir sevin&ccedil; dalgası kabardı &ouml;yle ki  &lsquo;&rsquo;ALLAH&rsquo;&rsquo; diye bağırası geldi. İlk defa &lsquo;&rsquo;ALLAH&rsquo;&rsquo; diye bağırmak ve haykırmak  istiyordu. Tahsin&rsquo;in i&ccedil;inde fokur fokur bir şeyler kaynamaya başlamıştı ve bu  duygular, kaynayan her neyse, buharıydı.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İHTİYAR: Evlat,  bug&uuml;n bizim eve Elif &Ouml;ZLEM hanım geldi ve seni sordu. Sanırım bu akşam burada,  seninle g&ouml;r&uuml;şmek istiyor haberin olsun.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Tahsin <strong> &lsquo;&rsquo;Mevlit bitince salonun dışında g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z&rsquo;&rsquo;</strong> diyerek g&ouml;zleri ile Elif hanımı  aramaya başladı. Nasılda g&ouml;rmemişti? Tamda aşkının, Şebnem&rsquo;in yanında  oturuyordu. <strong>&lsquo;&rsquo;Nasıl g&ouml;reyim ki ?&rsquo;&rsquo;</strong> diye s&ouml;ylendi. Zira g&ouml;zleri Şebnem&rsquo;den  başkasını g&ouml;rm&uuml;yordu.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Mevlit bitince,  yerinden kalkarak Elif hanımın yanına gitti ve selam vererek <strong>&lsquo;&rsquo;Merhaba  hanımefendi, benimle g&ouml;r&uuml;şmek istemişsiniz&rsquo;&rsquo;</strong> dedi.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ELİF: Merhaba  delikanlı şimdi g&ouml;r&uuml;şebilir miyiz, m&uuml;sait misin?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Elbette  buyurun&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Tahsin ile Elif  Hanım, salonun dışına &ccedil;ıktılar. Elif hanım &ouml;ylesine hayranlıkla bakıyordu ki  Tahsin&rsquo;e, bu bakışı s&ouml;z ile tarif etmek aciz kalırdı. Tahsin&rsquo;inde daha ilk g&uuml;n,  Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n mezarının başında y&uuml;reği yanmıştı bu kadını g&ouml;r&uuml;nce. Nedenini bilmiyordu  ama Elif Hanım &ccedil;ok tanıdık geliyordu hemde &ccedil;ok.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ELİF: Rahmetli  arkadaşınızın mezarının başında buluştuk seninle ama bu buluşma tesad&uuml;f değildi,  en azından ben &ouml;yle diyorum.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Hayatta  hi&ccedil;bir şey tesad&uuml;f değildir Elif hanım ama hi&ccedil;bir şey. Mutlaka bir plan  d&acirc;hilinde ve bir sebebe binaendir.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ELİF: B&ouml;yle  d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;ze sevindim. Zira ben, rahmetli arkadaşınızı bir hafta boyunca  r&uuml;yamda g&ouml;rd&uuml;m ve her seferinde beni kabrinin başına &ccedil;ağırıyordu&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: H&acirc;lbuki  siz bu r&uuml;yaları g&ouml;r&uuml;r iken, daha vefat bile etmemişti&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ELİF: Bu kadarla  kalsa iyi, dahası var be Tahsin&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Ne gibi  Elif hanım?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ELİF: Hani beni  kabrinin başına davet ediyordu ya? Bende her seferinde kabrinin başına  gidiyordum ve seni g&ouml;r&uuml;yordum. O g&uuml;n seni, o kabrin başında ger&ccedil;ekten g&ouml;r&uuml;nce,  d&uuml;ş&uuml;p bayılacaktım nerdeyse. Bir hafta boyunca ardı arda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m r&uuml;ya, birebir  &ccedil;ıkıyordu&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Ne  diyebilirim ki? Bende ayni sizin gibi garip r&uuml;yalar ve olaylar i&ccedil;indeyim. Neler  oluyor anlamaya &ccedil;alışıyorum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ELİF: Siz, doğup  b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z yer olarak İstanbul&rsquo;u hatırlıyorsunuz değil mi? &lsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Nerede  doğduğumu bilmem ama b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m yer olarak, bir İstanbul&rsquo;u birde yetimhaneyi  hatırlıyorum.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ELİF: Aileniz  hakkında hi&ccedil;bir bilgi ge&ccedil;medi mi elinize? Ya da hi&ccedil; araştırmadınız mı ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Hayır  hi&ccedil; araştırmadım ama onların sağ olduklarını ve bir g&uuml;n beni almaya  geleceklerini hayal ederek b&uuml;y&uuml;d&uuml;m. R&uuml;yalarımda bir kadın gelerek, annem  olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor ve beni kucaklıyordu. Bu r&uuml;yalarla ve bunun hayaliyle b&uuml;y&uuml;d&uuml;m.  Ama ne gelen oldu, ne de sarıp kucaklayan&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Tahsin&rsquo;in  s&ouml;z&uuml;n&uuml;n burasında g&ouml;zleri nemlenmişti. Dudağını ısırarak, ağlamasına engel olmak  istedi lakin başarılı olamadı. Boncuk gibi yaşlar, g&ouml;zlerinden aşağı  yuvarlanmaya başlamıştı. Tahsin b&ouml;yle ağlamaya başlayınca, Elif hanımın da  g&ouml;zleri yaşarmış ve ağlamaya başlamıştı. O sırada yanlarına Şebnem geldi ve  ikisini de bu şekilde ağlamaklı g&ouml;r&uuml;nce &lsquo;<strong>&rsquo;&ouml;z&uuml;r dilerim yanlış bir zamanda  geldim galiba&rsquo;</strong>&rsquo; diyerek geri d&ouml;nd&uuml;. Tahsin arkasından koşarak omzuna dokundu  ve <strong>&lsquo;&rsquo;dur gitme, yanlış anladın&rsquo;&rsquo;</strong> diyerek Şebnem&rsquo;i durdurdu.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Şebnem tebess&uuml;m  ederek Tahsin&rsquo;e doğru d&ouml;nd&uuml; ve <strong>&lsquo;&rsquo;Hayır yanlış anlamadım sadece &ouml;zel bir  şeyler paylaşıyordunuz, rahatsız etmek istemedim&rsquo;&rsquo;</strong> dedi.&nbsp;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Benim  tek &ouml;zelim sensin Şebnem, inan buna&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Gen&ccedil; kız sanki  b&ouml;yle bir cevap bekliyormuş&ccedil;asına g&uuml;l&uuml;mseyerek, Tahsin&rsquo;in y&uuml;z&uuml;ne baktı.  Birbirlerine olan mesafeleri &ccedil;ok yakın olduğu i&ccedil;in delikanlının g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine  &ouml;ylesine baktı. Daha &ouml;nce Tahsin&rsquo;in g&ouml;zlerinin bu kadar g&uuml;zel olduğunu hi&ccedil; fark  etmemişti. Yeşil rengin i&ccedil; halkasında G&uuml;neş&rsquo;i andırırcasına sarı renkte bir ta&ccedil;  vardı ve ta&ccedil;&rsquo;ın ortasında simsiyah bir g&ouml;zbebeği.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Şebnem hanım  birden hayrete d&uuml;şt&uuml; ve g&ouml;zleri iri iri a&ccedil;ıldı. Aman Allah&rsquo;ım! Yoksa yanlış mı  g&ouml;r&uuml;yordu? Biraz daha dikkatli bakınca, yanlış g&ouml;rmediğini anladı. Tahsin&rsquo;in  g&ouml;zbebeklerinde, Kabe&rsquo;nin resmi vardı..&rsquo;&rsquo;Allah&rsquo;ım &lsquo;&rsquo; dedi, b&ouml;yle bir şey  olabilir miydi? Tahsin, gen&ccedil; kızın bu haline şaşırmış ve bir anlam verememişti.  &lsquo;&rsquo;Ne oldu, ne var?&rsquo;&rsquo; diye soracaktı ki Şebnem&rsquo;in arkadaşları gelip, gen&ccedil; kızı  i&ccedil;eri &ccedil;ağırdılar. Gen&ccedil; kız i&ccedil;eri giderken, başını geri &ccedil;evirip Tahsin&rsquo;e hayretle  bakmaya devam etti. Elif hanım hayran hayran, gen&ccedil; kızın ardından bakan  Tahsin&rsquo;in omzuna dokunarak <strong>&lsquo;&rsquo;&Ccedil;ok mu seviyorsun?&rsquo;&rsquo;</strong> diye sordu.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Daha  &ouml;nce hi&ccedil; &acirc;şık olmamıştım. Şebnem benim ilk aşkım ve son aşkım olsun istiyorum.  Sahi siz benimle bu akşam, tam olarak ne konuşacaktınız ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ELİF: Şey bu  akşamlık bu kadar, başka zaman inşallah&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Peki siz  bilirsiniz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">O akşam  delikanlı, ihtiyarı ve Şebnem hanımı evlerine bırakmış kapıdan &ccedil;ıkarken, Şebnem  telaş i&ccedil;inde kapıdan dışarı &ccedil;ıkarak <strong>&lsquo;&rsquo; Babam &lsquo;&rsquo; </strong>diye bağırdı. Tahsin,  ihtiyara bir şey olduğunu anlayarak aceleyle geri d&ouml;nd&uuml;. İhtiyar elini kalbinin  &uuml;st&uuml;ne koymuş, rengi sararmış ve nefes almakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekiyordu. Gen&ccedil; kızın  telaştan eli ayağı birbirine dolaşmıştı ve ne yapacağını şaşırmıştı. Tahsin  hemen hastaneyi arayıp, ambulans istedi. Telefondaki g&ouml;revlinin talimatlarına  uyarak, ihtiyara da m&uuml;dahale etti ama ihtiyar &ccedil;oktan şehadet getirmeye  başlamıştı. Tahsin&rsquo;e yaklaş diye işaret edince delikanlı, ihtiyarın başucuna  &ouml;ylece &ccedil;&ouml;kt&uuml;.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Buraya  kadar mı, Necati amca ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İHTİYAR: Elimde  olsa, biraz daha kalır ve d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n&uuml;z&uuml; g&ouml;rmek isterdim ama ne &ccedil;are evlat&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ŞEBNEM: B&ouml;yle  s&ouml;yleme babacım, dayan biraz. Şimdi ambulans gelecek, ne olur dayan biraz.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İHTİYAR: Kızım,  g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ve g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n nuru; ambulans gelse ne olacak? Vade dolduktan sonra? Hem  ben, seni b&ouml;yle yetiştirmedim, metanetli ol, sakin karşıla. Tahsin evladım sana,  sende Tahsin evladıma emanetsin. Sizlere vasiyetim budur&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Şebnem,  babasının &uuml;st&uuml;ne kapanmış hı&ccedil;kırıklarla ağlıyordu. İhtiyar, elleriyle gen&ccedil; kızın  başını son bir defa okşayıp, bağrına bastırdıktan sonra bakışlarını Tahsin&rsquo; e  y&ouml;neltti. Tahsin, ihtiyarın g&ouml;z bebeklerinde K&acirc;be&rsquo;nin resmini g&ouml;r&uuml;nce hayrete  d&uuml;ş&uuml;p, dondu kaldı. İşte tam bu sırada ihtiyarın ağzından yemyeşil bir nur  &ccedil;ıkıp, Tahsin&rsquo;in ağzından i&ccedil;eri girdi.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Bu yeşil nurun,  Tahsin&rsquo;in ağzından i&ccedil;eri girmesi ile ilk &ouml;nce başı d&ouml;nmeye başladı delikanlının.  Eli ayağı titremeye ve midesi bulanmaya başladı. Boyu adeta bulutlara kadar  uzamıştı sanki. Hızır mescidinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; imam, ayni kıyafetlerle gelmiş,  arkasında da bir s&uuml;r&uuml; kalabalık vardı. Necati amca yattığı yerden doğrulup,  kalabalığın i&ccedil;ine d&acirc;hil olduktan sonra Tahsin kendine geldi. İhtiyarın g&ouml;zleri  kapanmış, başı kıble y&ouml;n&uuml;ne d&ouml;nm&uuml;ş ve y&uuml;z&uuml;nde bir tebess&uuml;m ifadesi kalmıştı.  Kızcağız neredeyse ağlama krizine girmişti. Tahsin, Şebnem&rsquo;i babasının &uuml;zerinden  zor kaldırdı. Şebnem, başını delikanlının omuzlarına yaslayarak ağlamaya devam  etti.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Ambulans  gelmişti ama &ccedil;ok ge&ccedil;ti. Konu komşu toplanmış <strong>&lsquo;&rsquo;ah&rsquo;lar, vah&rsquo;lar&rsquo;&rsquo;</strong> ayyuka  &ccedil;ıkmıştı. Bunca kalabalığın boşu boşuna ağlayıp, d&ouml;v&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e, y&uuml;reği  par&ccedil;alanıyordu Tahsin&rsquo;in. &lsquo;<strong>&rsquo;Ne olaydı kendisinin g&ouml;rd&uuml;klerini, onlarda  g&ouml;reydi&rsquo;</strong>&rsquo; diye i&ccedil; ge&ccedil;irdi.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">O gece, Necati  amcanın cansız bedenini morga koymuşlardı. Şırnak&rsquo;taki astsubay oğlunu da  aramışlardı ama sınır &ouml;tesi bir operasyonda olduğu i&ccedil;in ulaşamamışlardı. Zira  sınır &ouml;tesinde &ccedil;ok kapsamlı bir operasyon ve &ccedil;atışma vardı. Anlaşılan ihtiyarın  cesedini, Kastamonu&rsquo;ya g&ouml;t&uuml;rmek Tahsin ve Şebnem&rsquo;e kalacaktı.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Hastanenin alt  katında, morgun olduğu koridorda &ouml;ylece beklerken, duyduğu sesler ile irkildi  delikanlı. Zira morgun olduğu yerden sesler geliyordu ve <strong>&lsquo;&rsquo;bizi bu soğuk  yerden &ccedil;ıkarın&rsquo;&rsquo;</strong> diye yalvarıyorlardı. Delikanlının g&ouml;zleri fal taşı gibi  a&ccedil;ılmıştı. Aklına rahmetli Necati amcanın, ilk tanıştıklarında s&ouml;yledikleri  gelmişti</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&lsquo;&rsquo; Evlat,  d&uuml;nyada yaşarken uyanamayanlar, esas uyanış olan &ouml;l&uuml;mden sonra, bedenleri  tamamıyla &ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;p toprak olana kadar, bedenleri ile irtibat halindedirler.  &Ccedil;&uuml;r&uuml;yen bedenin her bir h&uuml;cresi, her bir molek&uuml;l&uuml;, atomlara ayrılmadık&ccedil;a bu  irtibat kopmaz. Bu da bir &ccedil;eşit azaptır. Ruh, d&uuml;nyada iken &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;&rsquo; dediği  kalıbının &ccedil;&uuml;r&uuml;mesine, b&ouml;cekler ve yılanlar tarafından yenmesine, atomlarına  ayrılmasına şahit olur, seyreder. Bu hali seyreden ruh, sanki canlıymış&ccedil;asına  ızdırap ve azap duyar. Buna kabir azabının ilk evresi denir.&rsquo;&rsquo;</span></strong></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&lsquo;<strong>&rsquo;Aman  Allah&rsquo;ım&rsquo;&rsquo;</strong> dedi kendi kendine. Bu insanların kabir azabı, daha şimdiden  morgun soğuk &ccedil;ekmecelerinde başlamıştı demek. Sesleri duymamak i&ccedil;in elleriyle  kulaklarını tıkadı ama duymamak m&uuml;mk&uuml;n değildi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; duyan, beden kulağı  değildi ki, duymasın. Ne demişti rahmetli Necati amca?</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&lsquo;&rsquo; İnsan  kulağı sadece belli dalga boylarındaki ses frekanslarını duyabilir. Bu frekansın  altında ve &uuml;st&uuml;nde olan frekanslar i&ccedil;in, kulak zarı gerekli hassasiyet ve sağlam  bir yapıya sahip değildir. Ayetin sonunda &lsquo;&rsquo;<em>G&ouml;n&uuml;ller</em> &lsquo;&rsquo; ifadesi &ouml;zellikle  belirtiliyor. Fizik sahada, fizik kulağın duyamadığı o kadar &ccedil;ok ses &ccedil;eşidi var  ki; b&uuml;t&uuml;n bunları duyabilecek olanın, g&ouml;n&uuml;l kulağı olduğu nazara veriliyor.&rsquo;&rsquo;</span></strong></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;&lsquo;&rsquo;G&ouml;n&uuml;l  kulağım&rsquo;&rsquo; </span></strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">dedi delikanlı.  Necati amca &ouml;lm&uuml;şt&uuml; ama hala sorularının yanıtlarını, g&ouml;n&uuml;l kulağına  fısıldıyordu ihtiyar. &lsquo;<strong>&rsquo;Baba, babacığım&rsquo;&rsquo;</strong> dedi ve g&ouml;zlerinden yaşlar  boşanarak ağlamaya başladı ve yine tekrar i&ccedil; &acirc;leminde ihtiyarın sesi yankılandı:</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&lsquo;&rsquo; Evlat  kendini serbest bırak, i&ccedil;indeki sesi bastırma. Ağlayacaksan ağla ve g&uuml;leceksen  g&uuml;l. Bunlar birer zaaf değil, insan olmanın, insanlığa d&acirc;hil olmanın birer  gereği&rsquo;&rsquo;</span></strong></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Şebnem oturduğu  yerden kalkarak Tahsin&rsquo;in yanına oturdu ve elleriyle ellerini sımsıkı  kavrayarak, bu seferde kendisi delikanlıyı teselli etmeye &ccedil;alıştı. İkisinin de  elleri sıcacıktı ve bu sıcaklık ellerden ele ve oradan g&ouml;n&uuml;llere akınca, gen&ccedil;  kız başını Tahsin&rsquo;in g&ouml;ğs&uuml;ne yasladı. Tahsin ne diyeceğini bilemiyordu, ne  deseydi nasıl teselli etseydi Şebnem&rsquo;i? Hayatının aşkını ve hakikate a&ccedil;ılan  kapıyı bulmuştu ama Necati amcayı kaybetmişti. Demek biri gitmeden, diğeri  gelmiyordu. Necati amca gitmişti ama Şebnem gelmişti. Gen&ccedil; kız i&ccedil;in ise babası  gitmişti, Tahsin gelmişti. Ne diyordu &acirc;şıklar sultanı Mevlana&rsquo;&rsquo; <strong>&Uuml;z&uuml;lme,  kaybettiğin her şey başka bir surette geri d&ouml;ner&rsquo;&rsquo;</strong> Bu s&ouml;z&uuml; biraz sesli  s&ouml;yleyince Şebnem&rsquo;de gayri ihtiyari cevap verdi <strong>&rsquo;&rsquo; Ama ne geri d&ouml;nen seni  tanır nede sen onu tanırsın. Sistem b&ouml;yle işler değil mi?&rsquo;&rsquo; </strong></span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&rsquo;&rsquo;Evet, ama  ben seni tanıdım, inan buna&rsquo;&rsquo; </span></strong> <span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">diye cevap verdi  delikanlı. Bu cevabın &uuml;zerine gen&ccedil; kız <strong>&lsquo;&rsquo; Bu akşam g&ouml;z bebeklerinde K&acirc;be&rsquo;yi  g&ouml;r&uuml;nce bende seni tanıdım&rsquo;&rsquo; </strong>diye mukabele etti. S&ouml;ze devam eden Tahsin  oldu..</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;TAHSİN: Askere  gitmeden &ouml;nce cezaevindeki son g&uuml;n&uuml;mde bir r&uuml;ya g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m Nedense şimdi onu  hatırladım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ŞEBNEM: Anlatır  mısın ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Ara  yolların birinden ana caddeye &ccedil;ıkmak &uuml;zereydim. Lakin ana caddeden karşıya  ge&ccedil;emiyordum. Yol bomboştu ama ben yine de ge&ccedil;emiyordum Sonra yanımda iki tane  adam belirdi ve bana <strong>&lsquo;&rsquo; Musa (a.s.) duasın oku ve u&ccedil;&rsquo;&rsquo;</strong> dediler. Ben <strong> &lsquo;&rsquo;Okusam da u&ccedil;amam ki &lsquo;&rsquo;</strong> diye cevap verdim. Onlar ısrar ettik&ccedil;e ben ayni  şekilde cevap veriyordum. Sonra g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden bir ip uzandı. Ben o ipi tutunca  birden beni havalandırdı ve &ccedil;ok &ccedil;ok y&uuml;kseğe &ccedil;ıkardı. Nice memleketler ayağımın  altında kaldı ve beni gezdirdik&ccedil;e gezdirdi. Sonra beni siyah deriden bir makam  koltuğuna oturttular. Her yeri tufan kaplamıştı, sel almıştı. Nice arabalar &uuml;st  &uuml;ste telef olmuştu, sonra İstanbul&rsquo;u g&ouml;rd&uuml;m mahvolmuştu. Siyah koltukla da  bayağı bir memleket gezdirdiler ve sonra getirip bir evin &ouml;n&uuml;nde indirdiler.  Bembeyaz bir g&uuml;vercin beni bekliyordu ve g&ouml;zleri s&uuml;rmeliydi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ŞEBNEM: O  g&ouml;zleri s&uuml;rmeli beyaz g&uuml;vercin ben miyim ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN:  G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nden uzanan o ip ise Necati amcaydı, bunu daha iyi anlıyorum şimdi.  Galiba o g&uuml;vercinde sensin bir tanem ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Şebnem bu s&ouml;z&uuml;n  &uuml;zerine daha sıkı sarıldı Tahsin&rsquo;e. Delikanlıyı daha yakın hissediyordu hemde  hi&ccedil; olmadığı kadar. &lsquo;<strong>&rsquo;Peki, bu r&uuml;yayı hi&ccedil; kimseye anlattın mı?&rsquo;&rsquo;</strong> diye  sordu gen&ccedil; kız.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: &Ouml;nce  askerdeki y&uuml;zbaşıma anlattım ama bunu tabir edecek ben değilim Tahsin, İnşaallah  terhis olduktan sonra o ipin kendisi tabir edecektir sana diye cevap verdi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ŞEBNEM: Yaaa!  Peki, babam nasıl tabir etti?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Bir  kısmını a&ccedil;ıkladı bir kısmını ise <strong>&lsquo;&rsquo;g&uuml;n&uuml; gelince kendin &ouml;ğrenirsin &lsquo;&rsquo; </strong> dedi. Ayni bug&uuml;n o g&ouml;zleri s&uuml;rmeli g&uuml;vercinin sen olduğunu &ouml;ğrendiğim gibi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">ŞEBNEM: Anlatır  mısın?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">TAHSİN: Nefsinin  ve nefsinin hoşlandığı d&uuml;nya nimetlerine esir olan kişi, Bedir savaşında esir  d&uuml;şenlerin i&ccedil;indeki iman edecek olan kimselere benzer.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Hak ve hakikate  g&ouml;z&uuml;n&uuml; kapayan ve duymak istemeyen o esirlerin elleri ve ayakları bağlandığı  gibi bağlanmıştır adeta. Nefsin d&uuml;nyaya meyletmesi, işlediği g&uuml;nahlarla  kirlenmesine rağmen, bu kişilerin kalplerinde her zaman hayır vardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her  kalp&rsquo;ten, Hakk&rsquo;a giden bir yol ve her kalbe, Hak&rsquo;tan uzanan bir ip vardır  Dolayısı ile kalpler her daim Cenabı Allah ile irtibat halindedir.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İnsan denen  yaratılmış varlığın kalp &acirc;leminin, g&ouml;n&uuml;l evinin tek sahibi Cenabı Allah&rsquo;tır.  Ancak; bu g&ouml;n&uuml;l evine, nefsin y&ouml;neldiği helal ya da haram olan bir takım  meselelerin g&ouml;lgesi d&uuml;şebilir ve bu g&ouml;lge, kişinin idrakinden ev sahibini yani  Hakk&rsquo;ı perdeleyebilir.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Bu ge&ccedil;ici  g&ouml;lgeler yani perdeler, Hakk&rsquo;ın nuru imdat edince canın yanarak, canın acıyarak  silinir. Eğer bu can yanma olayında idrakin a&ccedil;ılır ve sabredersen yani asi  olmazsan Allah, senden aldığının ve g&ouml;nl&uuml;nden sildiğinin yerine daha hayırlısını  verir ve g&uuml;nahını bağışlar.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Nice zamandır  eğer sağ iseler anneme ve babama dargındım, onlardan nefret ediyordum, beni  bıraktıkları i&ccedil;in, yetimhane k&ouml;şelerinde b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m i&ccedil;in ve beklediğim halde hi&ccedil;  gelmedikleri i&ccedil;in. Ama şimdi &ccedil;ıkıp gelirler diye bekliyorum. Allah, onları  benden aldı ama daha g&uuml;zel bir şekilde geri verecek ve beni onlardan aldı, beni  de daha g&uuml;zel bir şekilde, seninle birlikte geri verecek. Bunu hissediyorum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Ertesi g&uuml;n&uuml; İl  sağlık M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;nden bir ambulans kiralanmış, Necati amcanın tabutu y&uuml;klenmiş,  Tahsin ve Şebnem &ccedil;alıştıkları yerden izin almışlar ve Kastamonu&rsquo;ya doğru yola  &ccedil;ıkmışlardı. Şebnem arka tarafta, babasının tabutunun başında gitmek isteyince  Tahsin&rsquo;de arkaya oturmuştu. Yolculuğun ilk safhalarında ortama sessizlik  h&acirc;kimdi, hi&ccedil; konuşmuyorlardı. Şebnem, bakışlarını babasının tabutuna y&ouml;neltmiş  &ouml;ylece bakıyordu. Tahsin&rsquo;in bakışları ilk başlarda Şebnem&rsquo;in &uuml;zerinde  yoğunlaşırken belli bir s&uuml;re sonra gen&ccedil; kız g&ouml;zlerinden silindi gitti. Delikanlı  bu durumun farkında değildi. Bakışları boşluğa, sanki sonsuzluğa uzanıyordu.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Ambulansın  yanından ge&ccedil;tiği ağa&ccedil;lardan, &ccedil;alılardan, dağdan ve taştan Selam verildiğini  duyuyordu. Ama dalıp gittiği i&ccedil;in ne duyduğunun farkındaydı nede duyurulduğunun.  Gittik&ccedil;e ağırlaşan g&ouml;z kapakları kapanmaya başlayınca daha fazla dayanamayıp,  uykuya daldı.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">İstanbul&rsquo;daydı  ama bildiği İstanbul değildi sanki! Gen&ccedil; bir kız g&ouml;r&uuml;yordu hemde &ccedil;ok gen&ccedil;.  Kucağında bir bebekle, İstanbul sokaklarında ağlayarak &ouml;ylece dolaşıyordu. Hava  yağmurlu olduğu i&ccedil;in, bebeğini sımsıkı sarıp kucaklamıştı, ıslanmasın diye. Yan  taraflarında deniz ve tarihi yalılar vardı. Az ileride k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir cami  g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Gen&ccedil; kız camiye doğru ilerliyordu, maksadı belliydi. Tahsin gen&ccedil;  kızı ve bebeği daha yakından g&ouml;rmek isteyince, &nbsp;sahne gizli bir el tarafından  yakınlaştırılmıştı. Gen&ccedil; kızın y&uuml;z&uuml;ne bakınca, r&uuml;yalarında kendisini almaya  gelen, annem dediği kadını g&ouml;rd&uuml;.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Kadın, bebeği  caminin bah&ccedil;e girişine bırakarak, hızla uzaklaştı. Kadın uzaklaşırken, bebeğin  ağlama sesi y&uuml;rekleri burkuyordu. Tahsin, bebeğin yanına yaklaşarak, y&uuml;z&uuml;ne  bakınca dondu kaldı. Bebek, Tahsin&rsquo;i g&ouml;r&uuml;nce susmuş, g&uuml;lmeye başlamıştı ama bu  seferde Tahsin ağlamaya başlamıştı. Annesinin ardından bir bebek gibi ağlıyordu  delikanlı hemde bir bebek gibi.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Cemaatten  &ccedil;ıkanlardan biri, yağmurun altında ıslanmakta olan bebeği fark edip hemen aldı.  Kucağına aldığında bebek hala g&uuml;l&uuml;yordu ama Tahsin&rsquo;in ağlama sesleri hala  duyuluyordu sanki! Cemaat sağa sola bakıyordu, ağlama sesleri nereden geliyor  diye. Şebnem&rsquo;in <strong>&lsquo;&rsquo;Tahsin, Tahsin&rsquo;&rsquo;</strong> diye seslenip kendisini sarsmasıyla,  uyku olmayan bir uykudan uyandı delikanlı.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Necati amcanın  cenazesi &ccedil;ok kalabalık olmuştu. Tahsin &ouml;mr&uuml;nde ilk defa bir cenazeye katılıyordu  ama yıllarca cenazeye katılanlardan &ccedil;ok farkı şeyler yaşıyordu. Cesedi mezarın  i&ccedil;ine Tahsin indirmişti. Tahtaları dizerken mezarın i&ccedil;i &ccedil;i&ccedil;eklerle bezenmeye  başlamıştı. Mis gibi kokuyorlardı, dayanamayıp sağ elinin ser&ccedil;e parmağı ile  hafiften dokundu birine.</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Cenazeden sonra  tekrar Kahramanmaraş&rsquo;a d&ouml;nerken yan koltukta oturan Şebnem <strong>&lsquo;&rsquo; Allah aşkına,  senden gelen bu koku da ne? &Ccedil;ok g&uuml;zel, nasıl bir parf&uuml;m kullanıyorsun?&rsquo;&rsquo; </strong> diye sordu. Tahsin tam cevap verecekti ki sesi &ccedil;ıkmadı, bir daha zorladı yine  sesi &ccedil;ıkmadı. Meseleyi anlayıp, tebess&uuml;m ederek sustu. Gen&ccedil; kız, Tahsin cevap  vermeyince sormaktan vazge&ccedil;ip, başını delikanlının g&ouml;ğs&uuml;ne koyarak, uykuya  daldı. Otob&uuml;s&uuml;n a&ccedil;ık olan radyosunda, bir şiir programı vardı ve şair şu  dizeleri okuyordu, ney m&uuml;ziğinin eşliğinde:</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Yine h&uuml;z&uuml;nlendi  g&ouml;nl&uuml;m ve titredi &ouml;z&uuml;m</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Nemlendi, Seni  afakta arayan iki g&ouml;z&uuml;m</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Nice s&ouml;yledim  ama duyan olmadı ki s&ouml;z&uuml;m</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Gayri sustum,  anladım ki susmak tek &ccedil;&ouml;z&uuml;m</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0.0001pt 21.3pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Hep seni  anlattım, senden anlattım</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0.0001pt 21.3pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Ama duyan  olmadı, sadece kendime anlattım</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0.0001pt 21.3pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Surette beni  g&ouml;rd&uuml;ler, bilemediler Sen anlattın</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0.0001pt 21.3pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Gayri sustum,  benden a&ccedil;tığın kapıları kapattım</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0.0001pt 21.3pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">&nbsp;</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0.0001pt 21.3pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Kapadım  g&ouml;zlerimi, Seninle baş başa kalmak i&ccedil;in</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0.0001pt 21.3pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Kendimi  dinledim, kendimden Seni duymak i&ccedil;in</span></p>
<p style="line-height: 200%; margin: 0cm 0cm 0.0001pt 21.3pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Beni  &ccedil;ağırıyordun, bende buluşmak i&ccedil;in</span></p>
<p style="text-indent: 21.3pt; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Tahoma,sans-serif;">Gayri sustum,  Seni dinleyip, duymak i&ccedil;in</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><strong> <font face="Verdana">Bu b&ouml;l&uuml;m ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');"> www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde yayınlanmaktadır.</font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="442" title="2" title="27 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2066-kapinin-arkasi-11-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Celal Ve Cemal Üzerine</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2052-celal-ve-cemal-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2052-celal-ve-cemal-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 22:50:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Celal Ve Cemal Üzerine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2052</guid>
		<description><![CDATA[Celal Ve Cemal &#220;zerine BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM Rahman zikrine herkes g&#252;&#231; getiremez, herkesin fizik b&#252;nyesi ve manevi olgunluğu bu zikrin y&#252;kleyeceği nuru ve a&#231;ılan manaları taşıyamaz. Rahman ismi şerifi, Cenabı Allah&#8217;ın Celal...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 3.75pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><img height="105" width="100" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /><strong><span style="color: rgb(154, 51, 52); text-decoration: none; font-family: Tahoma;"><font size="3">Celal Ve Cemal &Uuml;zerine</font></span></strong></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style=""><font face="Tahoma" size="3">BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Rahman zikrine  herkes g&uuml;&ccedil; getiremez, herkesin fizik b&uuml;nyesi ve manevi olgunluğu bu zikrin y&uuml;kleyeceği  nuru ve a&ccedil;ılan manaları taşıyamaz. Rahman ismi şerifi, Cenabı Allah&rsquo;ın Celal  sıfatına uzanmaktadır. Bir takım &acirc;limlerimiz Cenabı Allah&rsquo;ın Celal sıfatının  bizdeki karşılığının Heybet olduğunu, Cemal sıfatının bizdeki karşılığının  &Uuml;nsiyet olduğunu s&ouml;ylemektedirler. Ama Muhiddin İbni Arab&icirc; Efendimiz, &lsquo;&rsquo;Celal ve  Cemal&rsquo;&rsquo; kitabında ş&ouml;yle buyurmaktadır:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&lsquo;&rsquo;Celal ve Cemal  Allah&rsquo;ın sıfatları, &uuml;nsiyet ve heybet ise insanın sıfatlarıdır. Allah&rsquo;ın Celal  sıfatının bir anlamı var ki; bu y&uuml;ce Allah&rsquo;a d&ouml;n&uuml;kt&uuml;r ve Allah&rsquo;ı bilmemizi  engelleyen de bu anlamdır. Cemal ise bizden ona d&ouml;nen bir anlam ifade  etmektedir.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Burada kast  edilen mana yine İbni Arab&icirc; Efendimize g&ouml;re Cemal sıfatının Cemali ve  Celali&rsquo;dir. Bu Cemal sıfatının Cemali&rsquo;nin ve Celali&rsquo;nin bizdeki karşılığı  &uuml;nsiyet ve heybettir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Cemal&rsquo;in  Celal&rsquo;inde bizde bir &uuml;nsiyet oluşur ki; tecelli eden bu hale, bu &uuml;nsiyet  sayesinde g&uuml;&ccedil; getirebilelim. Eğer Cemal&rsquo;in Celal&rsquo;i karşısında bizde &uuml;nsiyet  değil de heybet oluşsaydı, Celal ve Heybetin karşısında hi&ccedil;bir şey duramaz, biz  de Helak olurduk. Cemal&rsquo;in Cemal&rsquo;inde ise tam tersi olarak bizde heybet hali  oluşur. Cemal&rsquo;in Cemal&rsquo;i, Hakk&rsquo;ın bize a&ccedil;ılması- yayılmasıdır. Bizim ise bu  hale, heybet hırkasına b&uuml;r&uuml;nerek EDEPLE karşılık vermemiz gerekmektedir. İlahi  huzurda edepsizlik, rahmetten uzaklaştırılmanın sebebidir. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><img height="349" width="450" border="0" align="center" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/askerlikcelp1.jpg" alt="" /></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Nasıl ki;  &ldquo;askerlik hayatında komutan sana, samimi davranıp şakalaşsa bile sen ciddiyetini  ve mesafeni koruyacaksın&rdquo; derler, işte onun gibi bir şey. Aslında askerliğin  temel felsefesi, ilahi k&ouml;kenlidir. Belki de bu y&uuml;zden KUTSALLAŞTIRILAN tek  kurumdur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Allah (c.c.)  insanı &lsquo;&rsquo;iki elimle yarattım&rsquo;&rsquo; buyurmaktadır. Bu iki elden kast edilen mana  F&uuml;sus&rsquo;&uuml;l Hikem&rsquo;de; &ldquo;&Acirc;dem kelimesindeki ilahi hikmet&rdquo; a&ccedil;ıklamasında, Cemal ve  Celal sıfatları olarak anlatılmaktadır.&nbsp; Muhiddin İbni Arab&icirc; Efendimiz yine  &lsquo;&rsquo;Celal ve Cemal&rsquo;&rsquo; kitabında misal yollu anlatılan bu iki elin, yine Cemal  sıfatının Cemali ve Celal&rsquo;i olduğunu s&ouml;yler. İnsan bedenlerinin yaratılışındaki  hikmet, sonsuz Allah isimlerinin zahiri manalarını seyri i&ccedil;indir. Bilin&ccedil;lerin  yaratılmasındaki hikmet yine Allah isimlerinin batıni m&acirc;n&acirc;larını seyir i&ccedil;indir.  Zahiri bedenimizin iki ucuna yerleştirilen (-) negatif ve (+) pozitif kutuplar,  bir ucuyla Celal ismine diğer ucuyla Cemal ismine uzanmaktadır. Bunu batında  olan karşılığı ise Nefs ve Ruh&rsquo;tur. Bu iki ucun arasındaki 7 temel enerji  merkezinin karşılığı ise &lsquo;&rsquo;Nefsin 7 mertebesi olarak&rsquo;&rsquo; isimlendirilmiştir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3"> <img height="595" width="164" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/minare.jpg" alt="" />Belkemiğimiz,  beden mabedimizin 33&nbsp; şerefeli minaresidir. Bu beden mabedinin minaresinden  okunan ezan,&nbsp; 7 enerji merkezinin karşılığı olan nefsin 7 mertebesinin her  birinde farklı &lsquo;&rsquo;FREKANSLARDA&lsquo;&rsquo; okunmaktadır.&nbsp; Her frekansın karşılığı, dalga  boyu ve titreşimi, insan bilincinin farklı boyutları algılamasına sebeptir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Ben, &lsquo;&rsquo;Bir Varmış  Bir Yokmuş&rsquo;&rsquo; isimli hik&acirc;yemin </font><strong><span style="color: rgb(154, 51, 52);"> <font size="3"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 20. b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde</a></font></span></strong><font size="3"> &lsquo;&rsquo;Rahman ve Rahiym sıfatı  &uuml;zere olan bu Veliler, ister kadın olsun isterse erkek olsun, başka bir bedene  b&uuml;r&uuml;nebilirler ve o bedende tasarruf edebilirler&rsquo;&rsquo; diye yazdığım zaman;  Varlığındaki Cemal (+) ve Celal (-) sıfatları ile Cenabı Allah&rsquo;ın Cemal sıfatına  uzanan bir Velinin, kesintisiz m&uuml;şahede halinde iken &lsquo;&rsquo;OL&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n meydana  getirdiği oluşların, bu s&ouml;z&uuml;n manasında olduğunu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlatmak istedim. Bu  noktada yani bu m&uuml;şahede halinde, bu s&ouml;z&uuml; s&ouml;ylediklerini ama Kudretin ne Veli&rsquo;de  ne de s&ouml;ylenen s&ouml;zde olduğunu, aksine bu s&ouml;z&uuml;n manasında olup, oluşların yani  Kudretin Cenabı Allah&rsquo;a ait olduğunun idraki i&ccedil;inde olduklarını bilesin. Bu  idrak hali Cennetliklerin idrak halidir. Bu y&uuml;zden Rahman ve Rahiym sıfatı  &uuml;zeredirler, diye bir ifade kullandım. Bir de oluşları &lsquo;&rsquo;S&Ouml;Z&rsquo;&rsquo;de g&ouml;renler vardır  ki; bu kesim Muhiddin İbni Arab&icirc; Efendimizin s&ouml;z&uuml;yle &lsquo;&rsquo;HAKİKATE&rsquo;&rsquo;  eremeyenlerdir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Yine hik&acirc;yenin  ayni b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde &lsquo;&rsquo;&Ouml;z&uuml;ndeki, her iki yarısı da a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmış olan Besmelenin  sırrıyla, normal zamanda hikmetler &ccedil;er&ccedil;evesinde 280 g&uuml;nde oluşan ve b&uuml;y&uuml;mesi  yıllar alan bir insanı, bir anda, Cenabı Allah&rsquo;ın izni ile v&uuml;cuda getirirler.  Bunları bir takım işlerde isk&acirc;n edip, bir takım g&ouml;revler g&ouml;rd&uuml;r&uuml;rler. Bunlar 6.  hayat mertebesi &uuml;zere olup, berzah bedenleri yoktur, yani insani ruhu olmayan  bir &ccedil;eşit biyolojik robot sayılırlar&rsquo;&rsquo; diye yazdım. Aslında burada anlatılan  haller ve oluşlar, Cennet ortamına ait oluşlar ve hallerdir. Ancak &lsquo;&rsquo;Hakikat&lsquo;&rsquo;  mertebesinde olan bir Veli&rsquo;de, bu haller g&ouml;r&uuml;lebilmektedir ve g&ouml;r&uuml;lmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Bu oluşların  kendisinde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan Veli&rsquo;de, nefsten- ruha doğru yani Celal&rsquo;den (-) Cemal&rsquo;e  (+)&nbsp; doğru sıralanmış bulunan ve nefsin 7 mertebesi diye isimlendirilen, 7  enerji merkezinin en &uuml;st&uuml;nde yer alan 7.&nbsp; enerji merkezinin frekansında-  boyutunda okunan ezanın, madde ve manaya hitap etmesi sebebi iledir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Bu mertebedeki  bir Veli&rsquo;de kendi varlığı d&uuml;şm&uuml;ş, geriye sadece Hakk&rsquo;ın varlığı kalmıştır.  Varlık Hakk&rsquo;ın varlığı olunca, hitap (emir) Hak&rsquo;tan gelmektedir. Ateş-hava-su ve  toprak gibi elementlerin bir araya gelerek bir surete b&uuml;r&uuml;nmeleri, bu emre boyun  eğmeleri sebebi iledir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Burada kısaca  anlatmaya &ccedil;alıştığım olayı &ldquo;Bir Varmış Bir Yokmuş&rdquo; isimli hik&acirc;yemin yine </font> <strong><span style="color: rgb(154, 51, 52);"><font size="3"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 20. b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde</a></font></span></strong><font size="3"> ş&ouml;yle ifade etmiştim:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&lsquo;&rsquo; Allah&rsquo;ın fetih  sahibi bir takım kulları, &ouml;z&uuml;ndeki kudret sıfatının tasarrufu ile yani Allah&rsquo;ın  izni ile Rahmani işlerde kullanmak &uuml;zere, biyolojik robot sayılan ama ahiret  bedeni olmayan, işi ve g&ouml;revi bittiğinde, tekrar geldiği yere yani, Hava-Su-Ateş  ve Toprak haline geri d&ouml;nen kişiler İCAD ediyorlar. Ana karnında gelişen s&uuml;re&ccedil;  ve dış ortamdaki b&uuml;y&uuml;me s&uuml;reci, Cenabı Allah&rsquo;ın Veli Kullarının &ouml;z&uuml;ndeki Kudret  sıfatından seslenen ALLAH&rsquo;IN, &ldquo;K&Uuml;N&rdquo; demesidir bu olay. Ayni &ldquo;K&Uuml;N&rdquo; emri, erkek  ile kadının birleşme s&uuml;recinde de verilmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3"> <img height="329" width="500" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/mineral.jpg" alt="" /></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Madde y&ouml;n&uuml;,  toprakta bir takım madenler, nebatat ve hayvanat halinde bulunan, mana y&ouml;n&uuml;  &acirc;lemi Emirde olan insanın, soyut ve somut her iki yarısının, Cenabı Allah&rsquo;ın  &ldquo;K&Uuml;N&rdquo; emri ile ana rahminde CEM olmasıdır, insanın yaratılması. İnsanı burada  varlık sahnesine &ccedil;ağıran ve hikmetler perdesi arkasından seslenen, Cenabı  Allah&rsquo;tır. Veli Kulundan da, Kudret sıfatı ile seslenen ve tasarruf eden, yine  Cenabı Allah&rsquo;tır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Allah&rsquo;ın Veli  kulu da İCAD etmiş, ama Cenabı Allah (c.c.) yaratmış oluyor. Birinde Hikmet  perdesi ile diğerinde Kudret sıfatı ile olay vuku buluyor. Zaten; Hikmet, Kudret  sıfatının &uuml;zerindeki &ouml;rt&uuml;d&uuml;r. Biri Rahman&rsquo;dır, diğeri Rahiym&rsquo;dir. Yani  besmelede, hem Kudret vardır, hem de hikmet vardır. &Ouml;z&uuml;nde her iki sıfatı birden  bulunduran Allah&rsquo;ın veli kulları, bazen &ouml;rt&uuml;l&uuml; olarak, yani hikmetler  &ccedil;er&ccedil;evesinde iş g&ouml;r&uuml;r, bazen de besmelenin Rahman tarafı ile &ouml;rt&uuml;s&uuml;z iş g&ouml;r&uuml;r.  Bunlar hep besmelenin SIR&rsquo;larındandır. Onun i&ccedil;in besmele sesli değil, İ&Ccedil;İMİZDEN  sessiz okunur. Bunu ileriki g&uuml;nlerde, daha etraflıca anlatırız inşallah.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Ama burada  bilinmesi gereken şey şudur. Yaratılıştaki &uuml;st&uuml;nl&uuml;k; bir kadın ile bir erkeğin  nik&acirc;h dairesi i&ccedil;inde, hikmetler &ccedil;er&ccedil;evesinde bir araya gelerek, &ccedil;ocuk sahibi  olmasıdır. Veli&rsquo;nin İCAD ettiği, insana benzeyen mahl&ucirc;k, sadece biyolojik bir  robottur. Ne i&ccedil;in İCAD edildiyse, o g&ouml;revin bitimine m&uuml;teakip, tekrar aslına  d&ouml;ner. Yani; hava-su-toprak ve ateş haline geri d&ouml;ner.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Burada  bahsettiğimiz olay RUH&rsquo; un sırlarındandır. Ruh, titreşim olarak &ccedil;ok y&uuml;ksek bir  frekansa sahiptir. İnsan ruhunda KUDRET sıfatının tezah&uuml;r&uuml; mevcuttur. Ruh&rsquo;tan  &ccedil;ıkan nurun yıkıcı ve yakıcı bir etkisi vardır. Daha iyi anlaşılması i&ccedil;in &ouml;rnek  verecek olursak G&uuml;neş&rsquo;in g&uuml;c&uuml;nden hi&ccedil;bir şey kaybetmeden, bir kiraz meyvesinin  boyutlarına k&uuml;&ccedil;&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">B&ouml;ylesine muazzam  bir g&uuml;c&uuml;n elbette bir şekilde muhafaza altına alınması gerekmektedir. İşte bu  y&uuml;zden, ruhumuz manyetik bir kılıf i&ccedil;indedir. Bu kılıf bir nevi, zat&rsquo;ımız ile  ruhumuz arasında bir perde, bir kalkan g&ouml;revi g&ouml;rmektedir. Değerli yazar Şakir  YILDIZ , &lsquo;&rsquo;FITRAT&rsquo;&rsquo; isimli yazısında bu durumu atomun yapısına benzetmiştir ve  isabet etmiştir:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3"> <img height="293" width="390" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/atom1.gif" alt="" />&lsquo;&rsquo;Atomun yapısı  i&ccedil;inde merkezde, yani &ccedil;ekirdekte, pozitif y&uuml;kl&uuml; &ldquo;Proton&rdquo; ve &ldquo;0&rdquo; noktası oluşu  itibarı ile n&ouml;tr &ouml;zellikteki &ldquo;N&ouml;tron&rdquo; bulunmakta, dış sınırında ise s&uuml;rekli  d&ouml;nen elektronlar bulunmaktadır. Atom &ccedil;ekirdeğindeki Ruh&rsquo;dan &ccedil;ıkan ışık  demetlerinin &acirc;leme&nbsp; Kudret ile yıkıcı bir etki ile yayılması, dışta bulunan ve  &ccedil;ok y&uuml;ksek bir hızla merkez &ccedil;ekirdek etrafında d&ouml;nen elektronlar sayesinde  engellenmekte ve b&ouml;ylece de sistem tarafından bir atomik terkip  oluşturulmaktadır. Madde planda insan, hakikati itibarı ile mana olarak bu  yapının işleyişinin nerede ise aynı ile yaşamını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;r. Burada atom &ccedil;ekirdeği  ile elektronların arasındaki alanın ismi &ldquo;Fıtrat&rdquo; dır. Bu alan &ldquo;Arş&rdquo;(Beden)ın  koruması ve de &ldquo;Ruh&rdquo;un idaresi altındadır.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Eğer herhangi bir  şekilde manyetik kılıfın kalkması ger&ccedil;ekleşirse, Ruh&rsquo;un nurunun &ouml;nce o kişinin  fizik bedenine ve daha sonra &ccedil;evreye zarar verebilme ihtimali bulunmaktadır.  Hangi inan&ccedil; sistemine mensup olursa olsun, bir takım insanlar rehbersiz ya da  ehliyet sahibi olmayan rehberler eşliğinde &ccedil;ilehaneye kapanmışlar ve akabinde  kapatıldıkları &ccedil;ilehanede ortadan kaybolmuşlardır. Riyazet ve s&uuml;rekli zikir  sonucu &ccedil;ilehanede ge&ccedil;irilen s&uuml;re&ccedil;, 7 enerji merkezinin en &uuml;stte yer alan yedinci  enerji seviyesine &ccedil;ıkılmasına sebebiyet vermektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Bu noktada ortaya  &ccedil;ıkan frekans, ruhun manyetik kılıfının kalkmasına, yanmasına sebep olduğundan  serbest kalan ruhun nuru, i&ccedil;ten i&ccedil;e fizik bedeni yakıp k&uuml;l eder. Tabii ki burada  i&ccedil;ten i&ccedil;e dediysek, ruhu bir mek&acirc;n olarak bedenin i&ccedil;inde olduğunu kast etmedik.  Fizik bedenimizi oluşturan atomlarımız zaten hayatiyetlerini, Ruh&rsquo;ta mevcut olan  &lsquo;&rsquo;HAYY&rsquo;&rsquo; sıfatının uzantısından almaktadırlar. Yanma dediğimiz olay, atom  boyutunda meydana gelmektedir. Fizik beden yanıp k&uuml;l olur, serbest kalan atomlar  aslına d&ouml;ner de, geride hi&ccedil;bir iz ve emare g&ouml;remezsin.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">Bilim adamları  anlatmaya &ccedil;alıştığım bu olayın benzerlerinin manyetik alanlarda da g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;  s&ouml;ylemektedirler. Manyetik alan, ruhun manyetik kılıfını yok ettiğinden bu t&uuml;r  olaylar meydana gelebilmektedir. Değerli Hocam Ahmet AKG&Uuml;L, &lsquo;&rsquo;Ruhlar-Sırlar ve  Uzaylılar&rsquo;&rsquo; isimli kitabında &uuml;nl&uuml; Phildelphia deneyin sonu&ccedil;larını anlatırken,  başarısızlıkla sonu&ccedil;lanan deneyin ardından 4 personelin kendiliğinden alev alıp  yandığını ve k&uuml;l olduğunu aktarır.&nbsp; Bu kendiliğinden yanma olayları sadece  bunlarla da sınırlı değildir. İnternet &uuml;zerinden yaptığım kısa bir araştırma  neticesinde elde ettiğim bilgilerden kısa bir b&ouml;l&uuml;m aktarmak istiyorum:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">&lsquo;&rsquo;D&uuml;nyadaki en  b&uuml;y&uuml;k esrarlardan bir tanesi de hi&ccedil;bir sebep yokken yanıp k&uuml;l olan insanlardır.  Evet, bu size &ccedil;ok tuhaf gelebilir ancak y&uuml;zyıllardan beri hi&ccedil;bir sebep yokken  durduğu yerde yanıp &ouml;len insan vakaları oluşmakta ve bunun nedeni de bug&uuml;ne  kadar &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen bir esrardır. İşin en anlaşılmaz tarafı da insanın yanıp  kemiklerinin bile k&uuml;l haline geldiği bir ortamda, etrafta bulunan eşyaların  hatta bazı vakalarda yananın &uuml;zerindeki elbiselerin bile hi&ccedil;bir hasar  g&ouml;rmediğidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt; background: none repeat scroll 0% 0% rgb(248, 248, 248);"><span style="font-family: Tahoma; color: black;"><font size="3">1731 Yılında,  akşam yatağına yatan ve uykuya dalan bir kadın ertesi g&uuml;n&uuml; sabah, odasına  kendisini uyandırmaya gelen hizmet&ccedil;isi tarafından feci bir şekilde yanarak bir  k&uuml;l yığını haline gelmiş olarak bulunmuştur. Odanın her yeri is ve kurum  i&ccedil;indeydi ve k&uuml;ller her tarafa u&ccedil;uşmaktaydı. Fakat yatağından 1,5 metre &ouml;tede  yanan kadın k&uuml;l yığını haline geldiği halde ne yatağı ve &ccedil;arşafları ne de odanın  mobilyaları hasar g&ouml;rmemişti. Yukarıdaki olayların benzerine daha y&uuml;zlerce misal  verebiliriz.</font></span></p>
<p align="justify" style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en </strong></font></p>
<p align="justify" style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Tahoma" size="3">SAYGILARIMLA </font></p>
<p align="justify" style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><strong><font face="Verdana">Bu Yazı ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');">www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde  yayınlanmaktadır</font></strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1116" title="1" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2052-celal-ve-cemal-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitabullah’ı Okumak</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2038-kitabullah%e2%80%99i-okumak.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2038-kitabullah%e2%80%99i-okumak.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 00:12:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kitabullah’ı Okumak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2038</guid>
		<description><![CDATA[Kitabullah&#8217;ı Okumak &#160; K&#226;inat bir kitaptır ve insan bu kitabı okuyacak olan talebedir. Her insan Rahman isminin talebesidir. M&#252;derris Rahman ve talebe de insan olunca, bu ikisine bir okul lazımdır....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /><strong>Kitabullah&rsquo;ı  Okumak </strong></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">K&acirc;inat bir kitaptır ve insan bu  kitabı okuyacak olan talebedir. Her insan Rahman isminin talebesidir. M&uuml;derris  Rahman ve talebe de insan olunca, bu ikisine bir okul lazımdır. İkisi diye  s&ouml;ylenmesindeki gaye, varlığımızdaki mevcut boyutların, beş duyu algılamasına  g&ouml;re izah edilmesi sebebi iledir. Okulumuz, Cenabı Allah&rsquo;ın sonsuz Esma&rsquo;larından  mevcut olan K&acirc;inat kitabıdır. İşte bu k&acirc;inat, hem okuyacağımız kitaptır hem de  her sayfası, ayrı bir sınıf ve derslik olan okulumuzdur.<br />
Şu &uuml;zerinde et ve kemik bir beden i&ccedil;inde yaşadığımız Arz, bu k&acirc;inat kitabının  sayfalarından bir sayfa, sınıflarından bir sınıftır. Arz &uuml;zerinde yaşam  deneyimleyen her insan, hem birey olarak hem de insanlık &acirc;lemi olarak s&uuml;rekli  tek&acirc;m&uuml;l etmektedir. Kuran&rsquo;ı Kerim kitabına kadar g&ouml;nderilen t&uuml;m kitaplar,  insanlık &acirc;leminin tek&acirc;m&uuml;l seviyesine g&ouml;redir. Birey olarak ise, hala ge&ccedil;miş  &uuml;mmetlerin seviyesinde bulunan kişiler ve dahi kavimler, Kuran kitabından,  insanlık &acirc;leminin tek&acirc;m&uuml;l seviyesini yakalamış olanların anladığını anlayamaz ve  idrak edemez.<br />
Cenabı Allah&rsquo;ın, Hazreti Muhammed&rsquo;e (s.a.v.) &ouml;z&uuml;nden inzal ettiği Kuran kitabı,  bu k&acirc;inat kitabının bir numunesidir. K&acirc;inatta (maddi ve manevi &acirc;lemlerin  c&uuml;mlesinde) her ne var ise bu Kuran kitabında cem edilmiştir. Kitap, ilim  demektir. İlim ise Cenabı Allah&rsquo;ındır ve dilediği kuluna, dilediği kadarını  ihsan eder.<br />
&lsquo;&rsquo;İlminden, dilediği kadarını dilediğine ihsan eder&rsquo;&rsquo; denmesindeki gaye;  İnsanların farklı bakış a&ccedil;ıları ile farklı cihetlerden bakmaları sebebi iledir.  Hangi bakış a&ccedil;ısı ve hangi cihetten bakarsa baksın, g&ouml;rd&uuml;klerini bir b&uuml;t&uuml;nsellik  i&ccedil;erisinde ele alabilenler, insanlık &acirc;leminin tek&acirc;m&uuml;l seviyesini yakalamış  d&uuml;ş&uuml;nenlerdir ve d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rebilenlerdir. </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Eğer &ccedil;ok kısa bir &ouml;rnek verecek  olursak: </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="223" height="169" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/ari.jpg" alt="" /></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Bal deyince kimi, sarı renkte  ve petek i&ccedil;inde tatlı bir sıvı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r, kimi de arıların hayatını, renk renk  &ccedil;i&ccedil;ekleri ve balın yapılışını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r, kimi de kavanozdaki etiketli halini  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Yani kişi,<img width="174" height="268" border="0" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/aribali.jpg" alt="" />  bilgi derecesine (veri tabanı) ve d&uuml;ş&uuml;nebildiği kadarı ile ifadelerin ve  s&ouml;zlerin i&ccedil;ini doldurabilir.</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Her insan, Cenabı Allah&rsquo;ın  sonsuz Esmasından, farklı Esma kombinasyonları ile yaratıldığı i&ccedil;in, hepsi ayrı  bir mana ihtiva etmektedir. Her insanın &ouml;z&uuml;ndeki mana farklı olduğundan dolayı,  Kuran kitabından kendine s&ouml;ylenenlere, işittiği seslere ve g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; suretlere,  kendindeki mevcut mana istikametinde mana verecektir. Yani farklı bakış a&ccedil;ısı ve  farklı cihetlerden bakmış olacaktır.<br />
Bakış a&ccedil;ımızın pozitif bir şekilde, tek bir noktada odaklanmasını talep  ediyorsak ki buna TEVHİD denmektedir, sevmek zorundayız. Kişi ancak tanıdığını,  bildiğini ve kendine yakin hissettiğini sevebilir. Dolayısı ile sevmek i&ccedil;in  bilmek zorundayız, bilmek i&ccedil;in ise ilim merdivenlerini &ccedil;ıkmak zorundayız.  Merdivenin her bir basamağı idrak ve m&uuml;şahede kapasitemizin artması demektir.  İdrak ve m&uuml;şahede ettik&ccedil;e, sevdiğimizi daha yakin tanımış olacağımızdan,  sevgimiz de ayni orantıda artacaktır. Sevgi arttık&ccedil;a, tanımak i&ccedil;in daha bir  gayret sarf etmeye &ccedil;alışacağız ve b&ouml;ylece her yeni An&rsquo;ımız, bir &ouml;nceki An&rsquo;ımıza  denk olmayacaktır ki, denk olursa ziyanda olduğumuz, en yetkili ağızdan  bildirilmiştir. Buna bazı b&uuml;y&uuml;klerimiz &lsquo;&rsquo;Vel talebi, Vel Arz&rsquo;ı&rsquo;&rsquo; demektedirler.  Yani &lsquo;&rsquo;İlim; talepk&acirc;r ve nasipk&acirc;r olana verilir&hellip;&rsquo;&rsquo;</p>
<p>İlim arttık&ccedil;a, cehaletimizin sınırları daralacaktır. Yani biri genişleyecek,  diğeri k&uuml;&ccedil;&uuml;lecektir. Cehalet bir kabuk gibi, d&uuml;ş&uuml;ncelerimizin, fikirlerimizin  dolayısı ile hislerimizin etrafını &ccedil;epe&ccedil;evre sarmıştır. Bu kabuğun yani kozanın  dışında sonsuz bir &acirc;lem vardır. Ama bizim &acirc;lemimiz ya da evrenimiz bu kozanın  i&ccedil;idir. İlim bu kabuğu kırmamıza, kozamızı par&ccedil;alamamıza yardım eder. Tahsil  ettiğimiz ilimden her bir şube, kozamızın i&ccedil;inden sonsuzluğa bir delik, bir  pencere a&ccedil;acaktır. A&ccedil;ılan bu deliklerden i&ccedil;eri sızan, sonsuzluğa ait nur  ışımaları, o g&uuml;ne kadar nasıl bir kabuk ve koza i&ccedil;inde yaşadığımızı bize  g&ouml;sterecek ve bu halden kurtulmak i&ccedil;in daha bir gayret sarf etmeye teşvik  edecektir.</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="500" height="250" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/titildankelebege.jpg" alt="" /></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Tek&acirc;m&uuml;l ettiğimiz &ouml;l&ccedil;&uuml;de,  kabiliyetimiz ve istidadımız oranında, Cenabı Allah, peyderpey ilminden ve  manalarından ilham edecektir. Bu olay bireysel planda da b&ouml;yledir, &Acirc;dem (a.s.)  zamanından bug&uuml;ne değin, t&uuml;m insanlık &acirc;lemi i&ccedil;in de b&ouml;yledir. Cenabı Allah,  insanlık &acirc;leminin tek&acirc;m&uuml;l&uuml; i&ccedil;in gerekli olan her ne ise, Peygamberlerine par&ccedil;a  par&ccedil;a inzal etmiştir. Bu konuyu en g&uuml;zel bir şekilde izah eden Muhiddin İbni  Arab&icirc; ş&ouml;yle buyurmaktadır:</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">&lsquo;&rsquo;<strong>Her bir asırda yaşayan  kavimlerin idrak ve istidatları birbirinden farklıdır. Bu y&uuml;zden her bir Nebi&rsquo;ye  verilen Risalet ilmi, &uuml;mmetinin istidadına g&ouml;redir. Ne eksik, ne de noksandır.</strong><br />
<strong>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ilim onların istidatlarından fazla olursa, ilmi a&ccedil;ıklamak esnasında g&uuml;&ccedil;  olur ve anlayamazlar. Eğer noksan olursa, herkese kendi hakkı verilmemiş olur,  bu ise zul&uuml;md&uuml;r. H&acirc;lbuki Hak Te&acirc;l&acirc; Hazretleri H&acirc;kimdir, her şeyi en g&uuml;zel  şekilde tertip buyurur ve herkese kendi hakkını verir. İşte dinler ve  mezheplerin ihtilafındaki hikmet (farklılık) sırrı budur</strong>.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Tek&acirc;m&uuml;l s&uuml;reci, suretten manaya  doğru olan bir idrak yolculuğudur. </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="345" height="417" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/tirtil-kelebek-olur-1.jpg" alt="" /></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İnsanlık &acirc;leminin tarihi  i&ccedil;erisinde bir takım kavimlerin suretlere tapması, bu insanların idraklerinin ve  tek&acirc;m&uuml;l seviyelerinin bir g&ouml;stergesidir. Bireysel planda da bu hakikat b&ouml;yle  işlemektedir. İslam denen evrensel sistemden anladığımız kadarı ile yaşadığımız  M&uuml;sl&uuml;manlık dini i&ccedil;erisinde, şekil ile gaye arasında ne kadar fark var ise, s&ouml;z  ile mana arasında ne kadar fark var ise, bir zamanlar bir takım suretlere tapan  insanların anlayışı ile bug&uuml;n manaya y&ouml;nelmiş insanlar arasında ayni fark  vardır. Namazın şekline takılan kişi, ayni suretlere tapan insanlara misaldir.  &Ouml;yleyse namazı b&uuml;t&uuml;n manaları ile yaşamaya &ccedil;alışan insanoğlunun durumunu, var  sen kıyas et.</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Tek&acirc;m&uuml;l, suretten-manaya,  somuttan-soyuta doğrudur. Bunu iyi d&uuml;ş&uuml;nmek lazımdır. Suretler mecazdır, birer  kapıdır. G&ouml;r&uuml;nen bu suretlerin, kapıların ardında hakikatler vardır. D&uuml;nyada  karşılaştığımız her bir nesnenin, her bir olayın ve durumun, ayni r&uuml;yada olduğu  gibi bir manası vardır. Beş duyu ile algıladığımız durum, nesne ve olayların  ardındaki MANA, esas olandır. İşte bu mananın kişiye a&ccedil;ılabilmesi i&ccedil;in &lsquo;&rsquo;Bir  zaman g&ouml;z, kulak, dil kapılarını kapa ki, Cenabı Hakk kendisine, senin g&ouml;nl&uuml;nden  bir kapı a&ccedil;sın&rsquo;&rsquo; buyrulmuştur. </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">G&ouml;nl&uuml;nde a&ccedil;ılan kapı, manaya  vakıf olman ve idrak etmen demektir.</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İnsanoğlunun define arar gibi  arayıp durduğu altınlar ve hazineler, işte bu manalardır. Lakin aradığının  kendinde olduğundan habersiz olan nice gafiller, yıllardır toprağı eşeleyip  dururlar. İnsan, Cenabı Allah&rsquo;ın ilahi hazinelerinin hem kapısı hem de  hazinedarı kılınmıştır ama bundan da habersizdir&hellip;</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Neden haberimiz var ki  dostlarım? Suretler, beş duyumuzun algılayabileceği uyarıcılardır. Nasıl ki;  r&uuml;yamızda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z suretlerin arka planında bir mana ve yorum var ise, &ouml;l&uuml;mden  sonraki hayata g&ouml;re bir r&uuml;ya sayılan bu d&uuml;nya hayatındaki durum, olay ve  nesnelerin de bir manası ve yorumu vardır. Bu &acirc;lemde algıladığımız her durum,  her olay ve nesnelerin ve dahi suretlerin ardındaki ilahi manayı g&ouml;rmek ve  duymak lazımdır. Beşeri Aşk dahi İlahi Aşk&rsquo;a a&ccedil;ılan bir kapıdır dostlarım. Kişi  eşinin, sevdiğinin suretinde &ouml;zellikle de y&uuml;z&uuml;nde, Cemalullahı seyreder. Y&uuml;z,  Cemalullah&rsquo;a misaldir. Tasavvufta m&uuml;rşidini rabıta etmenin bir hikmeti de bu  olsa gerektir. İnsanoğlunun iki kaşının arasına &lsquo;&rsquo;Kab-ı Kavseyn&rsquo;&rsquo; denilmiştir  ehlince. Ehlinin bu s&ouml;z&uuml;n&uuml;, suretten-manaya form&uuml;l&uuml; i&ccedil;inde tekrar d&uuml;ş&uuml;nmek  lazımdır. D&uuml;ş&uuml;nmek &lsquo;&rsquo;Kitabullah&rsquo;ı Okumaktır&rsquo;&rsquo; dostlarım. </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font size="3" face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">SAYGILARIMLA</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font size="3"><strong><font face="Verdana">Bu Yazı ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');">www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde  yayınlanmaktadır</font></strong></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="text-align: center; line-height: 200%;"><font size="3"><img width="500" height="462" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/tirtil.jpg" alt="" /></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="10700" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2038-kitabullah%e2%80%99i-okumak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anahtar</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1994-anahtar.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1994-anahtar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 20:06:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Anahtar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1994</guid>
		<description><![CDATA[Anahtar BİSMİLLAH İR RAHMAN İR RAHİM (ELİF LAM MİM -YA SİN- NUN) Besmeledir g&#246;klerin sihirli anahtarı. Zahir ile Batının, &#8220;Sırrı K&#220;N&#8221;de muhtarı. Mevlana Hazretlerinin G&#252;neşi, Şems-i Tebriz&#8217;i bir s&#246;z&#252;nde ş&#246;yle...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><strong>Anahtar</strong></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"> <img width="100" height="105" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />BİSMİLLAH İR RAHMAN İR RAHİM<br />
</font> <font size="3"><img width="477" height="355" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/anahtar02.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">(ELİF LAM MİM -YA SİN- NUN)</p>
<p>Besmeledir g&ouml;klerin sihirli anahtarı. Zahir ile Batının, &ldquo;Sırrı K&Uuml;N&rdquo;de muhtarı.<br />
Mevlana Hazretlerinin G&uuml;neşi, Şems-i Tebriz&rsquo;i bir s&ouml;z&uuml;nde ş&ouml;yle demiştir:<br />
&lsquo;&rsquo;T&uuml;m k&acirc;inat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın i&ccedil;inde gizlenmiştir.&rsquo;&rsquo;  Zahir ve batın her ne varsa insanın kendisinde, &ouml;z&uuml;nde vardır. Dışımızda olan  her şey, i&ccedil;tekinin ve &ouml;z&uuml;ndekinin, perdeye yansımasıdır.<br />
T&uuml;m oluşlar, senin sesinin tekrar sana yankılanmasıdır. Senden evrene yayılacak  olan titreşim hangi frekans &uuml;zere senden &ccedil;ıkarsa, yine ayni frekansta ama bir  kartopunun dağdan aşağı yuvarlanırken d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; bir &ccedil;ığ gibi sana d&ouml;necektir.<br />
İşte bu y&uuml;zden evrene yaydığımız titreşimin frekansının, pozitif olmasına &ouml;zen  g&ouml;stermeliyiz. Eğer negatif olursa sen, senden &ccedil;ıkanların sana d&ouml;nerken  d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ığın altında kalabilirsin. İşte bu noktada Besmelenin sırrı ortaya  &ccedil;ıkmaktadır. Besmele senin &ouml;z&uuml;nde saklı olan &acirc;lemlerden, dışarıya (perdeye)  yansıtacağın SESİN titreşimini, istenilen frekans d&uuml;zeyine y&uuml;kseltmektedir ya da  d&uuml;ş&uuml;rmektedir. İnsanın i&ccedil;inde muazzam bir g&uuml;&ccedil; gizlidir. Nefis terbiyesinden  ge&ccedil;meden bu g&uuml;c&uuml; fark edenler, evrene yaydığı SESİN titreşiminin frekansını  d&uuml;ş&uuml;rmekte, bu g&uuml;c&uuml;n farkında olmayan aciz bir insan da, evrene yaydığı SESİN  titreşiminin frekansını y&uuml;kseltmektedir.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="400" height="298" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/mercek-dalga1.jpg" alt="" /></font><font size="3" face="Tahoma"><br />
1-) Lisan-ı İnsani olarak &ccedil;ekilen Besmele, avamın &ccedil;ektiği (okuduğu) Besmeledir,<br />
2-) Lisan-ı Ruhani olarak &ccedil;ekilen Besmele, Havassın &ccedil;ektiği (okuduğu)  Besmeledir,<br />
3-) Lisan-ı Rabbani olarak &ccedil;ekilen Besmele ki, bunda &lsquo;&rsquo;K&Uuml;N&rsquo;&rsquo; emrinin sırrı zuhur  eder.<br />
Lisan-i Ruhani olarak &ccedil;ekilen Besmele ile &lsquo;&rsquo;envar-ı m&uuml;kaşefat&lsquo;&rsquo;a nail olunur.  Yani Allah&rsquo;ın sevdiği kullarına ikram edip, a&ccedil;tığı Hakikat nurları seyredilir.  Hepsi bir kitabın sayfaları olan &acirc;lemlerin kapıları, bir bir sana a&ccedil;ılır.<br />
Lisan-ı Rabbani olarak &ccedil;ekilen Besmele ile &lsquo;&rsquo;Cemal-i m&uuml;şahedat&rsquo;a nail olunur,  yani m&uuml;şahede g&uuml;zelliği. Yalnız burada yukarıda da belirttiğim &uuml;zere &lsquo;&rsquo;K&Uuml;N&lsquo;&rsquo;  emrinin sırrı zuhur eder. Cenabı Allah&rsquo;ın Cemal sıfatından uzanan iki el ile  yaratılmış olan insan, yani CEMAL sıfatının Cemal&rsquo;i ve Celal&rsquo;i ile yaratılan  insan, Lisan-ı Rabbani mertebesinde Besmeleyi &ccedil;ektiği zaman, Cennet mertebesi  seyrinde, m&uuml;şahedesindedir. Bu hale, kesintisiz m&uuml;şahede denmektedir, m&uuml;şahede  ettiği yine kendi i&ccedil; &acirc;lemleridir ama Cennet m&uuml;şahedesi denilen HAL&rsquo;de, OL (K&Uuml;N)  emrinin (s&ouml;z&uuml;n&uuml;n) sırrı ortaya &ccedil;ıkar.<br />
Mana tarafından madde tarafına s&uuml;rekli bir akış vardır, bu akış yaratılışın  devam ettiğinin g&ouml;stergesidir. Ayni şekilde maddeden de, manaya bir d&ouml;n&uuml;ş  vardır. İnsanoğlundan d&uuml;ş&uuml;nebilenler i&ccedil;in, Zahirden-Batın aşik&acirc;r olmaktadır,  g&ouml;rebilenler i&ccedil;in Batından-Zahire &ccedil;ıkışlar vardır. Yani zahirden-batına,  batından-zahire s&uuml;rekli bir akış vardır.<br />
Kişi Besmeleyi okuduğu zaman, Zahirden-Batına ve Batından&ndash;Zahire olan akışın tam  orta yerinde yer alır. Eğer m&uuml;şahedesi madde &acirc;lemine (zahire) d&ouml;n&uuml;k ise, bu  &acirc;lemdeki oluşlara Cenabı Allah&rsquo;ın izni ile etki eder. Bu etkilemenin bazen  farkındadır, bazen değildir.<br />
M&uuml;şahedesi Mana &acirc;lemine d&ouml;n&uuml;k olan kişi ise bu &acirc;lemlerdeki oluşlara etki eder.  Manadan-Maddeye s&uuml;rekli bir akış olduğundan, ister istemez madde &acirc;lemine de etki  etmiş olur. Ama bir takım Allah kulları da vardır ki; m&uuml;şahedesi hem madde  &acirc;lemine hem de mana &acirc;lemine d&ouml;n&uuml;kt&uuml;r. Besmelenin sırrı &uuml;zere hem manaya, hem de  maddeye etki ederler.<br />
Her iki &acirc;lemi de iki kaşı arasında toplayıp m&uuml;şahede eden Allah kulunun okuduğu  Besmelede &lsquo;&rsquo;K&Uuml;N&rsquo;&rsquo; emrinin sırrı zuhur eder. HAK tarafı ile mana &acirc;lemine n&uuml;fuz  eder, HALK tarafı ile madde &acirc;lemine n&uuml;fuz eder.<br />
İnsanda da her iki &acirc;leme a&ccedil;ılan bir kapı vardır. Besmele, bizdeki bu kapıların  ANAHTARIDIR.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="388" height="310" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/anahtar01.jpg" alt="" /></font><font size="3" face="Tahoma"><br />
RAHMAN, hikmet yurdunda, RAHİYM olarak tasarruf eder. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Baba, Rahman sıfatı &uuml;zeredir.  Anne ise Rahiym sıfatı &uuml;zeredir. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="402" height="223" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/annesevgisi.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Rahman&rsquo;da kudret vardır,  Rahiym&rsquo;de hikmet vardır. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="367" height="550" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/anneceylan.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Kadının karnındaki &ccedil;ocuğa,  rengini ve şeklini veren kadındır ama &ccedil;ocuğun sırrını, kadına yazan babadır.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="500" height="375" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/anneaslan.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Rahman, kudretiyle yani &ldquo;NUN&rdquo;  kalemi ile Rahiym&rsquo;e bir nokta koymuştur. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="500" height="375" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/annemaymun.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Rahiym ise o noktayı  hikmetiyle, belli bir zaman s&uuml;recinde, kitap haline getirmiştir. Her insan bir  kitaptır, her bitki bir kitaptır, h&uuml;lasa k&acirc;inat bir kitaptır. Dolayısıyla;  Rahman sıfatının kudretiyle ve Rahiym sıfatının hikmetiyle besmele tamam olup,  &acirc;lemdeki her şey bir besmeleden ibarettir. İnsan ise, Hazreti Ali efendimizin  buyurduğu &uuml;zere, bu besmeledeki &ldquo;B&rdquo;nin altındaki noktadır ve noktayı koyan kalem  &ldquo;NUN&rdquo; dur. Bu kalemi tutan el RAHMANDIR.<br />
İblisin asi olduğu, doğrudan Cenabı Allah değildir. Cenabı Allah&rsquo;ın, Rahman  olarak yani Rahman sıfatı ile &acirc;lemler besmelesinin başındaki &ldquo;B&rdquo;nin altına  koyduğu noktaya secde etmemekle, Rahman&rsquo;a asi olmuş oluyor. O y&uuml;zden iblis ve  soyunda, besmele eksiktir. Besmeleyi tamam eden o &ldquo;Nokta&rdquo;dır.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><br />
</font></p>
<div style="width: 437px; height: 368px;"><font size="3" face="Tahoma">  </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><object width="420" height="339"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xae7ua" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xae7ua" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"></embed></object><font size="3" face="Tahoma"><br />
&nbsp;</font></p>
</div>
<p><font size="3" face="Tahoma">  </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İnsana MANA olarak secde etmeyen, Rahman&rsquo;a asi olup, iblis konumuna d&uuml;şer ve  besmeleyi tamam etmemiş olur. Lakin İnsana ZAHİREN secde eden de Cenabı  Allah&rsquo;tan başkasına secde edeceği i&ccedil;in k&uuml;fre d&uuml;şer.<br />
Kadın meyve vermek i&ccedil;in, nasıl erkeğe muhta&ccedil; ise ve erkek te meyve verecek ağacı  ekmek i&ccedil;in, nasıl kadına muhta&ccedil; ise; &acirc;lemde bir takım kullar, kendilerindeki  ilmin, dal budak sarıp ağaca d&ouml;nmesi i&ccedil;in, bu ilmi ekebileceği birine ve o biri  de bu ilmi ekecek birine muhta&ccedil;tırlar. Bu ikisi bir araya gelince besmeleyi  oluştururlar. Biri m&uuml;rşittir, diğeri m&uuml;rittir.<br />
&Acirc;lemde, besmelenin her iki yarısı da, kendinde tamam olan bir takım kullar da  vardır. Bunlar m&uuml;rşit ya da m&uuml;ride ihtiya&ccedil; duymazlar. Bunların m&uuml;rşidi, doğrudan  Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimizdir. Bu kulların her biri bir G&uuml;neş&rsquo;tir. İki  G&uuml;neş bir arada olamayacağı i&ccedil;in, farklı yerleri aydınlatmak &uuml;zere, birinden  biri başka yerlere g&ouml;&ccedil; eder.<br />
Tarihte, besmeleyi tamam eden bir takım kimselerin, bir arada olduğu zamanlar da  olmuştur. Karşıdan bakıldığında, bunlar M&uuml;rşit ve M&uuml;rid ilişkisi i&ccedil;inde  sanılırlar. Fakat &ouml;yle değillerdir. Sahip oldukları ilmin nurları, G&uuml;neş gibi  &ouml;ylesine parlak ve yakıcıdır ki; ancak kendi seviyesinde olan biriyle bu ilmi ve  nurunu paylaşabilir. Diğer hi&ccedil;bir insan, bunların ilmini anlayamaz ve nuruna  dayanamaz, yanar.<br />
Hazreti Mevlana ve Şemsi Tebrizi hazretleri bunlara &ouml;rnektir. Hacı Bektaşi Veli  Hazretleri de bu kullardandır.<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3" face="Tahoma">SAYGILARIMLA</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font size="3"><strong>   <font face="Verdana">Bu Yazı ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');">   www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde yayınlanmaktadır</font></strong></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="353" height="280" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/anahtar031.jpg" alt="" /></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="753" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1994-anahtar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (10. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1971-kapinin-arkasi-10-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1971-kapinin-arkasi-10-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2010 08:54:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1971</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (10. B&#246;l&#252;m) &#160;&#160;&#160;&#160; Ertesi g&#252;n&#252; Tahsin&#8217;in yeni taşındığı evin temizliği yapılmış, eşyalar yerleştirilmiş ve ev oturulacak duruma getirilmişti. Şebnem hanım,&#160; canla başla &#231;alışmış, sanki kendi evi gibi &#246;zen...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 1.5pt; background: none repeat scroll 0% 0% white;"><strong><span style="font-family: Tahoma;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Kapının  Arkası (10. B&ouml;l&uuml;m)</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">&nbsp;</font><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Ertesi g&uuml;n&uuml; Tahsin&rsquo;in yeni taşındığı evin temizliği yapılmış, eşyalar  yerleştirilmiş ve ev oturulacak duruma getirilmişti. Şebnem hanım,<span>&nbsp; </span> canla başla &ccedil;alışmış, sanki kendi evi gibi &ouml;zen g&ouml;stermişti. Eve yerleşme işi  bitince, kızcağız daha &ouml;nce yapmış olduğu alış veriş &uuml;zere yemek hazırlamış ve  hep beraber Tahsin&rsquo;in yeni evinde, ilk yemeği yemişlerdi. Yemekten sonra &ccedil;aylar  demlenmiş ve g&uuml;n&uuml;n yorgunluğunu, g&uuml;zel bir sohbetle gidermişlerdi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tahsin devam eden g&uuml;n&uuml;n  sabahında erkenden kalkmış, Hızır mescidinde sabah namazını eda ederek sıcak bir  &ccedil;orba i&ccedil;in, &ccedil;arşının yolunu tutmuştu. G&uuml;neş daha yeni yeni nurunu, şehrin  &uuml;zerine serperken, Tahsin&rsquo;in g&ouml;nl&uuml;nde yeni bir G&uuml;neş &ccedil;oktan doğmuştu. </font> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eski kerpi&ccedil; evlerin olduğu  mahalleden dışarı &ccedil;ıkarken, daha &ouml;nce Yemliha&rsquo;yı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; evin kapısı &ouml;n&uuml;nde  durakladı. Bu mahalleye ilk geldiğinde ve Hızır mescidine giderken bu evin  kapısı a&ccedil;ılmış ve bah&ccedil;ede Yemliha&rsquo;yı &ccedil;amaşır asarken g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. O g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; acayip  r&uuml;yadan sonra, ilk defa canlı olarak burada g&ouml;rm&uuml;şt&uuml; mavi g&ouml;zl&uuml; kızı. Bir an  teredd&uuml;t etti &lsquo;&rsquo;acaba i&ccedil;eri girse miydi?&rsquo;&rsquo; Usulca kapıya dokundu ve dokunması  ile birlikte kapı ardına kadar a&ccedil;ıldı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tahsin etrafına ş&ouml;yle bir  bakındıktan sonra iki katlı evin bah&ccedil;esine, sessizce girdi. Bah&ccedil;enin ortasında  &uuml;zeri tahta bir kapakla &ouml;rt&uuml;l&uuml; bir kuyu ve hemen az ilerisinde kurumaya y&uuml;z  tutmuş bir ağa&ccedil; vardı. Evin &ccedil;er&ccedil;eveleri &ccedil;&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, sıvaları d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş ve camları  kırılmıştı. İnsana h&uuml;z&uuml;nle karışık, birazda korku veriyordu. H&acirc;lbuki o g&uuml;n,  Yemliha bu evin bah&ccedil;esinde &ccedil;amaşır asmıyor muydu? Yoksa yanlış mı g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;?  B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken arkasından bir sesle, y&uuml;reği ağzına geldi nerdeyse</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Hayır yanlış  g&ouml;rmedin, o g&uuml;n g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n bendim canım&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Allah senin iyiliğini  versin, sen geldiğini haber vermez misin? Hep b&ouml;yle pat diye ortaya &ccedil;ıkar ve  insanın y&uuml;reğini ağzına mı getirirsin ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: &Ccedil;ok &ouml;z&uuml;r dilerim,  artık bana alıştığını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m de.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Alıştım alışmasına  da, hi&ccedil; olmazsa geldiğini biz insanlar gibi haber versen diyorum&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Tamam ne olur kızma,  bak bir dahaki sefere s&ouml;z, geldiğimi siz insanlar gibi belli edeceğim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Yok canım kızmadım,  g&ouml;nl&uuml;n rahat olsun&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Seninde g&ouml;nl&uuml;n rahat  olsun ve nurla dolsun İnşaallah.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: &Acirc;min, Allah razı  olsun mavi g&ouml;zl&uuml; g&uuml;zel&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Beni ger&ccedil;ekten g&uuml;zel  buluyor musun ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: İlk başlarda senden  korkuyordum ama sonra alışmaya başladım ve alıştık&ccedil;a da, ne kadar g&uuml;zel olduğunu  da fark ettim. Evet, seni ger&ccedil;ekten g&uuml;zel buluyorum.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Ben bug&uuml;n senin  &uuml;zerinde farklı bir koku duyuyorum. Bu koku g&ouml;nl&uuml;ne ve bedeninin her zerresine  nakşedilmiş.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Allah Allah, hayırdır  İnşaallah. Ge&ccedil;en akşam bir dilenci ihtiyar geldi soframıza ve gece boyunca,  g&ouml;zlerini &uuml;zerimden ayırmadı. Onun gelişiyle ev daha da bir aydınlanıp, mis gibi  kokmuştu. O kokuyu duyuyor olmayasın ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Tam &uuml;st&uuml;ne bastın  yakışıklı, ama o gelen ihtiyarın kim olduğunu, sen biliyor musun ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Allah&rsquo;ın garip bir  kulu herhalde, nereden bileceğim ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: O akşam size bir  şeyler anlattı mı ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Meleklerden bahsetti,  meleklerin sırlarını anlattı&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Ve sen b&uuml;t&uuml;n  bunlardan, onun bir melek olduğunu anlamadın mı ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Ger&ccedil;ekten mi? O  ihtiyar bir Melek miydi? Aman Allah&rsquo;ım nasılda anlamadım. Peki, neden senin,  bana sırrını a&ccedil;ık ettiğin gibi oda a&ccedil;ık etmedi ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Herhalde m&uuml;saade  edilmedi? Benim sana sırrımı a&ccedil;ık etmem de zaten m&uuml;saade ile ger&ccedil;ekleşti. Ve sen  bug&uuml;n buraya benim sırrımı &ouml;ğrenmeye geldin&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Senin sırrını  &ouml;ğrenmeye mi geldim ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Evet g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ve  g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n nuru..Benim sana burada kendimi g&ouml;stermem ve seni meraka salmam, hep  bug&uuml;n i&ccedil;in bir hazırlıktı. Sen merak edecektin ki ve bu merakla buraya  gelecektin ki, bende sana sırrımı anlatayım&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Peki neden burası,  neden bu ev ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Ey g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ve  g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n nuru; bu ev benim doğup, b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m evdir&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Hani sen cin  taifesindendin? Biz insanlar gibi evlerde yaşayıp, bizler gibi bir hayat mı  s&uuml;r&uuml;yorsunuz ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Benim annem, Denaheş  cinlerindendir ve babam ise bir insandır. Babam aslen bu y&ouml;renin, Değirmendere  k&ouml;y&uuml;ndendir. K&ouml;ye adını veren değirmenin sahibiydi. Onun babası da  değirmenciymiş ve onun babası da:&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Nasıl yani sen şimdi  yarı cin, yarı insan mısın ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: &Ouml;yle de denebilir  g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ve g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n nuru&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Peki baban ile cin  taifesinden olan annen, nasıl evlenmişler ve buraya bu eve nasıl gelmişler ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Sana daha &ouml;nce  anlatmıştım. Bizler gezginci cinlerdeniz ve s&uuml;rekli bir yerde konaklamayız.  Annemin kabilesi, Değirmendere k&ouml;y&uuml;nde ve değirmenin yakınlarında konaklamış bir  zaman. Babam ayni senin gibi &ccedil;ok yakışıklıymış ve annem babama &acirc;şık olmuş. Babam  akşamları değirmenin yanında bulunan evde uyurken, gizlice onu g&ouml;rmeye gelirmiş.  Babam &ccedil;ok g&uuml;zel Kuran okuyormuş ve sesi de &ccedil;ok g&uuml;zelmiş. Melekler ve biz M&uuml;min  cinler g&uuml;zel ses ve g&uuml;zel kokuya bayılırız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Babam, el ayak &ccedil;ekilip  akşam olunca ve o g&uuml;zel sesiyle Kuran okumaya başlayınca, b&uuml;t&uuml;n kabile camının  &ouml;n&uuml;ne toplanır ve onu dinlerlermiş. Yine bir akşam, annem babamı g&ouml;rmeye  gelince, hususi olarak biraz fazla g&uuml;r&uuml;lt&uuml; yapmış&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Neden ki?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Babam uyansında,  kendisini g&ouml;rs&uuml;n diye&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Sonra&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Tabi&icirc; ki babam  uyanınca, g&uuml;r&uuml;lt&uuml;n&uuml;n nereden geldiğini merak edip değirmenin i&ccedil;inde, sesin  sahibini aramaya başlamış. Annem kendini g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılıp babama kendini g&ouml;stermiş.  Ayni benim gibi mavi g&ouml;zl&uuml;, d&uuml;nya g&uuml;zeli bir kızmış annem. Babam gecenin bir  vakti, değirmenin i&ccedil;indeki bu kızın kim olduğunu pek anlayamamış. &lsquo;&rsquo;Kimsin,  necisin, ne istiyorsun ?&rsquo;&rsquo; gibi sorular sormuş ama cevap alamamış&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Neden ki ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Eğer cevap verirse,  g&ouml;r&uuml;n&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; sona erer ve bir daha babama kendini g&ouml;steremezdi. Cinler, insanlar  gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r olup ve bir insan gibi yaşayabilmeleri i&ccedil;in susma orucu tutarlar.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Susma orucu mu ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Evet susma orucu  tutarlar, g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ve g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n nuru&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Ne zamana kadar s&uuml;rer  bu olay?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Eğer bir insanla  evlenip &ccedil;ocukları olursa, &ccedil;ocuk (7) yedi yaşına gelene kadar susmak  zorundadır.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Peki baban, anneni  bulduktan sonra ne yapmış, sonrasında neler olmuş?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Babam, annemi dilsiz  sanıp soru sormaktan vazge&ccedil;miş ve eve almış. Ertesi g&uuml;n değirmene gelen  insanlara, gece vakti bulduğu mavi g&ouml;zl&uuml; kızı g&ouml;sterip tanıyan var mı diye  sormuş. &Ccedil;evre k&ouml;ylerden de değirmene gelenler annemi tanımayınca, babam kim  olduğunu aramaktan vazge&ccedil;miş. Ama Allah&rsquo;tan korkan biri olduğu i&ccedil;in de bu kızla,  bir evde tek başına kalmak istememiş. İstememiş ama kızda &ccedil;ok g&uuml;zelmiş ve aklına  bin bir t&uuml;rl&uuml; şey geliyormuş. O gece anneme &lsquo;&rsquo;Benimle evlenir misin&rsquo;&rsquo; diye soru  sormuş.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Annen nasıl cevap  vermiş ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Tabi ki başıyla  &lsquo;&rsquo;evet&rsquo;&rsquo; anlamında sallayarak cevap vermiş.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Sonrasında ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Değirmendere k&ouml;y&uuml;n&uuml;n  imamı sayesinde evlenmişler ve değirmende hep beraber yaşamaya başlamışlar ve  g&uuml;nler g&uuml;nleri kovalamış. Annem, ayni bir insan gibi &ccedil;amaşır yıkıyor, yemek  yapıyor ve ekmek pişiriyormuş. Değirmende de babama yardım ediyormuş. Tek kusuru  sadece dilsiz olması, konuşamamasıymış. İlk başlarda &ccedil;ocukları olmamış&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Neden ki?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Annemin v&uuml;cudunun  tam bir insan v&uuml;cudu gibi değişim g&ouml;stermesi ve bir insan tohumunun, rahminde  tutunabilmesi i&ccedil;in biraz zaman gerekir. Evlendikten tam bir sene sonra  değirmenin suyu birdenbire kesilmiş ve değirmen işlemez duruma gelmiş&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Değirmenin suyu neden  ve nasıl kesilmiş ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: O sene suyun &ccedil;ıktığı  yatağın olduğu yerde bir deprem olmuş ve suyun y&ouml;n&uuml;, deprem dolayısı ile  değişmiş. Değirmen işlemeyince babam &ccedil;ok zor duruma d&uuml;şm&uuml;ş, zira bildiği tek iş  buymuş&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Peki sonrasında ne  yapmışlar ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Sonrasında annemin  ilk yaptığı hata vuku bulmuş&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Ne yapmış, konuşma  orucunu mu bozmuş ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Hayır ama  değirmenin, akan su olmadan kendi kendine d&ouml;nmesini sağlamış. Değirmen tekrar  &ccedil;alışmaya başlamış ama bu seferde babamın i&ccedil;ine kurt d&uuml;şm&uuml;ş. Evlendiği bu kızın,  pek tekin olmadığını d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamış. Zavallı anneciğim, kendisini &ccedil;ok  sevdiği i&ccedil;in b&ouml;yle bir şey yapmış ama sevdiği insanın da i&ccedil;ten i&ccedil;e kendisinden  ş&uuml;phelenmesine sebep olmuş. O g&uuml;nden sonra babam, annemi gizli gizli takip  etmeye başlamış. Karısını &ccedil;ok seviyormuş ama insanın i&ccedil;ine ş&uuml;phe denen kurt, bir  kere d&uuml;şmeye g&ouml;rs&uuml;n ey g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ve g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n nuru&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Neden bu s&ouml;zleri  h&uuml;z&uuml;n ile s&ouml;yledin?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Bilmiyorum, sadece  s&ouml;zlerimin burasında sen ve ben aklıma geldi, geldi ama g&ouml;nl&uuml;me de bir h&uuml;z&uuml;n  &ccedil;&ouml;kt&uuml;. Ben seni &ccedil;ok seviyorum ve senin i&ccedil;in ayni annemin, babam i&ccedil;in &ouml;lmesi gibi  &ouml;lmeye hazırım. Ne olaydı senin gibi bir insan olaydım da, karşına &ouml;yle  &ccedil;ıkaydım.&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yemliha; s&ouml;z&uuml;n burasında  ağlamaya başlamıştı. Tahsin bir cin&rsquo;in ağladığını ilk defa g&ouml;r&uuml;yordu ve niye  ağladığını da aslında biliyordu. Yemliha &lsquo;&lsquo;<strong>insanın i&ccedil;ine ş&uuml;phe denen kurt,  bir kere d&uuml;şmeye g&ouml;rs&uuml;n ey g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ve g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n nuru</strong>&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; s&ouml;ylerken,  aklından Şebnem hanım ge&ccedil;mişti. Yemliha, Tahsin&rsquo;in aklından ge&ccedil;enleri  okuyabiliyordu ve doğal olarak, Şebnem&rsquo;i de okumuştu ama bu sefer <strong> &lsquo;&rsquo;Bilmiyorum&rsquo;&rsquo;</strong> diyerek, okuduğunu gizlemişti. Yemliha ağlamaya başlayınca  s&ouml;z bitmiş, susmuştu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tahsin&rsquo;in de g&ouml;nl&uuml;ne bir  h&uuml;z&uuml;n &ccedil;&ouml;km&uuml;şt&uuml;. Bir yanda kendisini sevip, &acirc;şık olan bir cin, diğer tarafta ayni  kendisi gibi bir insan olan Şebnem hanım vardı. Ger&ccedil;i Şebnem&rsquo;in, kendisi  hakkındaki duygularını tam olarak bilmiyordu ama kendisinin Şebnem hakkındaki  duygularını &ccedil;ok iyi biliyordu. Yemliha&rsquo;da g&uuml;zel bir kızdı, ona da yakınlık  hissediyordu ama Şebnem hanıma hissettiği gibi değildi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tahsin ilk defa olarak  Yemliha&rsquo;ya sarılarak, ağlayan mavi g&ouml;zlerini g&ouml;ğs&uuml;ne bastırdı ve sımsıkı sardı.  Sa&ccedil;ları kadife gibi yumuşacıktı ve G&uuml;l kokuluydu. Sa&ccedil;larındaki bu g&uuml;l kokusunu,  derin derin i&ccedil;ine &ccedil;ekti. Yemliha&rsquo;nın v&uuml;cudu ateş gibi yanıyordu, sıcacıktı.  V&uuml;cudunun bu sıcaklığını saymazsa, bir insan bedeninden farkı yoktu Yemliha&rsquo;nın.  Usulca başını iki eliyle tutarak, y&uuml;z&uuml;n&uuml; y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;evirdi ve başparmakları ile  g&ouml;zlerindeki yaşları sildi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Bak g&uuml;zelim; benim  şimdilik gitmem lazım zira bug&uuml;n işimdeki ilk g&uuml;n. Hik&acirc;yeni bir başka zaman  devam ederiz olmaz mı? Hem zaten evimi biliyorsun, dilediğin zaman gelebilirsin  ama tek bir şartla&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Neymiş o şartın,  g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ve g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n nuru?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; TAHSİN: Ansızın değil, ayni  bizler gibi kapıyı &ccedil;alarak olmaz mı ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; YEMLİHA: Sen gel dersin de  ben gelmem mi, sen kapıyı &ccedil;al dersin de ben &ccedil;almam mı ey g&ouml;z&uuml;m&uuml;n ve g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n  nuru? Hadi Cenabı Allah, yolunu a&ccedil;ık etsin ve işini kolay eylesin&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;<span>&nbsp;</span>TAHSİN: &Acirc;min,  Allah razı olsun. Haydi, sonra g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;Tahsin&rsquo;in, Şehit arkadaşı  Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n mezarı başında karşılaştığı zengin &ccedil;ift, il&ccedil;eden Tahsin&rsquo;i kendi  arabaları ile getirirken, Maraş&rsquo;ta, Şebnem hanımın evinde misafir kaldığını  &ouml;ğrenmişlerdi. O g&uuml;n Elif Hanım, Şebnem hanımın evine gelmiş ve Tahsin&rsquo;i  sormuştu. Evde Necati amca vardı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Merhaba efendim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; İHTİYAR: Merhaba kızım,  buyurun ne istemiştiniz?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Ben bu evde misafir  olarak kalan bir genci bakmıştım efendim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; İHTİYAR: Anladım, siz  Tahsin&rsquo;i arıyorsunuz&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Evet evet, adı  Tahsin&rsquo;di herhalde ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; İHTİYAR: Tahsin oğlumuzu  kendi evine yerleştirdik kızım ve Sosyal Yardımlaşma Sandığı Kurumunda,  kendisine şof&ouml;rl&uuml;k işi bulduk. Bug&uuml;n işinde ilk g&uuml;n&uuml;, sanırım akşama kadar  kendisine ulaşamazsınız &lsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Kendisini aradığımı  s&ouml;ylermisiniz? Birde telefon numaramı bırakayım efendim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; İHTİYAR: Hanım kızım eğer  Tahsin oğlumuzu hemen g&ouml;rmen gerekiyorsa bu akşam Halk Eğitim Salonunda bir  nik&acirc;ha davetliyiz. Tahsin oğlumuzda gelecek, buyurun sizde gelin l&uuml;tfen&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Tabi amcacığım ne demek  geliriz, hem &ccedil;ok iyi olur. Bu arada delikanlıya s&uuml;rekli oğlum diyorsunuz, acaba  ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; İHTİYAR: Yok anladığınız  manada değil kızım. Tahsin pırıl pırıl bir delikanlı ve biz kendisini &ccedil;ok  seviyoruz. Tahsin oğlum benim manevi miras&ccedil;ımdır&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Manevi miras&ccedil;ınız mı  ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; İHTİYAR: Neyse bu sorunun  cevabını zamana bırakalım kızım olmaz mı ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Size bir s&ouml;yleyeceğim  m&uuml;saadenizle &lsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; İHTİYAR: Buyurun Hanım kızım,  m&uuml;saade ne demek?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Ben size hi&ccedil; kimseye  hissetmediğim kadar ısındım be amca, sanki sizi yıllarca tanıyor gibiyim.  Adınızı l&uuml;tfeder misiniz ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; İHTİYAR: Adım Necati AKG&Uuml;L  kızım, sizin ki neydi ?&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: Elif &Ouml;ZLEM efendim&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; İHTİYAR: Bak Elif kızım; bana  hissettiğin yakınlık ve beni yıllarca tanıyormuş sanman, bu d&uuml;nya &ouml;ncesi ya da  bundan sonrası ile alakalı bir durum. Ayak&uuml;st&uuml; anlatabileceğim bir mesele değil.  Ama şu kadarını s&ouml;yleyeyim; bu d&uuml;nya insanın oğlunun ge&ccedil;tiği tek kapı değil&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp; ELİF: İnşaallah m&uuml;sait bir  zamanda tekrar g&ouml;r&uuml;ş&uuml;r&uuml;z ve siz bana o kapıları anlatırsınız efendim,  M&uuml;saadenizle &lsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;Elif hanım uzaklaşırken Necati  amca arkasından bakarak, kendi kendine s&ouml;yleniyordu &lsquo;&rsquo; <strong>Niceleri o kapıya  gelirle de buyur edilirler ama girmeden giderler, niceleri de kapının kendisi  olmuştur amma ne kendisi bilir, nede o kapıdan ge&ccedil;en bilir. Allah&rsquo;ım! Kapılarını  ardına kadar a&ccedil; Allah&rsquo;ım a&ccedil; ki; Nice kulların o kapılardan ge&ccedil;ebilsin, ge&ccedil;meyen  hi&ccedil; kimse kalmasın ve kapıların hi&ccedil;bir zaman, kimseye kapanmasın&rsquo;&rsquo;</strong></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O akşam Halk Eğitim  salonunda, Şebnem hanımın &ccedil;alıştığı okuldan bir arkadaşı evleniyordu. Dindar bir  aile mensup olduğu i&ccedil;in d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; mevlit ve ilahilerle yapacaklardı. Nik&acirc;htan &ouml;nce  Necati amcayı konuşma yapmak &uuml;zere sahneye davet etmişlerdi. Buyurun Necati  amcayı beraber dinleyelim efendim:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp; İHTİYAR: C&uuml;mlenize hayırlı  akşamlar efendim. Malumunuz olduğu &uuml;zere bu akşam birbirini seven iki genci,<span>&nbsp; </span>sonsuzluğun ufkuna uzanan yolda hep beraber y&uuml;r&uuml;meleri i&ccedil;in, nik&acirc;h  dairesinde birleştirmek &uuml;zere bulunuyoruz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan kalbinin iki y&ouml;n&uuml;  vardır efendim. Bu y&ouml;nlerden biri zahir tarafı, biri batın tarafıdır. Kalbin  zahir tarafına yazılan her şey g&uuml;n gelir silinir ve unutulur. Aşk ve sevgilerde  b&ouml;yledir. Kalbin zahiri ile seven ve &acirc;şık olanlar, nik&acirc;h dairesi i&ccedil;inde bir  araya gelseler bile sadece bedenleri birleşmiştir ve bu birleşmenin sonsuzluğa  uzanması &ccedil;ok zordur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birde kalbin batın tarafı  var demiştik değil mi? Efendim; kalbin batın tarafı silinmeyi kabul etmez.  İnsanlar kalplerinin bu y&ouml;n&uuml; ile severlerse bu sevgi hem seveni, hemde sevileni  ebediyete taşır. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sevgiler, aşklar ve  bağlanmalar suretlere d&ouml;n&uuml;k olsa da, aslında bu suretlerin ardındaki manayadır.  Suretin ardındaki mana ise Hakk&rsquo;ın vecdidir, tecellilerinden bir tecellidir.  Eşler birbirlerine meylettiklerinde ve y&ouml;neldiklerinde, y&ouml;neldikleri sadece ve  sadece, karşısındakinden Hakk&rsquo;ın tecellisidir. Allah, c&uuml;mlemize bunun idrakinde  olabilmeyi nasip etsin.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma;">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Her evlilik, Besmelenin  tamam olması i&ccedil;indir efendim. Bildiğiniz &uuml;zere Besmelenin i&ccedil;inde Rahman ve Rahim  sıfatları mevcuttur. Erkek Rahman sıfatı &uuml;zere ve kadın ise Rahim sıfatı  &uuml;zeredir.</span><strong><font face="Tahoma"> </font></strong> <span style="font-family: Tahoma;">Besmelenin tamam olması i&ccedil;in <span style="color: blue;">Rahim</span> kendi başına yeterli değildir. <span style="color: blue;">Rahman Rahim&rsquo;e, </span><span style="color: fuchsia;"> Rahim Rahman&rsquo;a </span>muhta&ccedil;tır. Bu iki evladımızın g&ouml;n&uuml;llerini birbirine &ccedil;eken  ve cezbeden,</span><strong><span style="font-family: Tahoma;"> </span></strong> <span style="font-family: Tahoma;">bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n surette ayrı d&uuml;şm&uuml;ş c&uuml;zleri  olmalarındandır. İki g&ouml;n&uuml;l birbirlerinde yine birbirlerini g&ouml;r&uuml;rler ve g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e  de erirler dostlar erirler. Bu sevdanın hararetinin eritici olması G&ouml;n&uuml;lden  yansıyan hakikattir, Hak&rsquo;tır. Eğer bu s&ouml;z&uuml;m ağır gelirse ş&ouml;yle s&ouml;yleyeyim:  &lsquo;&rsquo;G&ouml;n&uuml;l bizatihi Hakk&rsquo;ın kendisi değildir ama Hak&rsquo;tan da ayrı değildir.&rsquo;&rsquo; <span style="color: blue;">Suret Leyla olsa da, manası Hak&rsquo;tır.</span></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma; color: blue;"><font size="3">&nbsp;</font></span><font size="3"><span><font face="Tahoma">&nbsp;</font></span><span style="font-family: Tahoma;">Cenabı  Allah&rsquo;ın saltanat dairesindeki şu muhteşem k&acirc;inatın, nazik, nazlı ve niyazkar  bir misafiri vardır. Bu misafirin adına İnsan denmiştir dostlar. B&ouml;yle bir  misafiri anlatmak ve anlamak, pek kolay bir iş değildir. Zira insanı anlamak ve  tanımak, Allah&rsquo;ı anlamak ve tanımakla eş değer tutulmuştur. Kim bu konuda ne  s&ouml;ylerse s&ouml;ylesin ve ne yazarsa yazsın, tam ve m&uuml;kemmel bir manada anlatmış  olamaz. Anlatacağı, anladığından başka bir şey değildir.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsan, Cenabı Allah&rsquo;ın  Sırrı, Cenabı Allah ise insanın Sırrı olduğundan, nasıl ki Cenabı Allah&rsquo;ı  tanımanın bir sınırı ve sonu yoktur, insanı tanımanın da bir sınırı ve sonu  yoktur. İnsan, hakikate a&ccedil;ılan bir kapıdır ve elbette, bu kapının g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde bir  &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; ve sınırı vardır. Lakin kapının ardında ise sonsuz bir &acirc;lem vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beden dilimiz bir vakit  konuşur ve bir vakit susar. Beden kulağımız bazen duyar bazen de duymaz. Ama  enf&uuml;s&uuml;m&uuml;zde hi&ccedil; susmayan ve susturulamayan, sessiz ve s&ouml;zs&uuml;z konuşan bir mana  var ki; ne elle tutulur ne de g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r dostlar. İşte bu ses nereden  gelmektedir, kimdir ve kime konuşmaktadır? Ge&ccedil;miş ve geleceğin olmadığı hatta  mek&acirc;nın dahi olmadığı r&uuml;yalar,<span>&nbsp; </span>hangi pencereden bakan g&ouml;zlerin  g&ouml;rd&uuml;kleridir ve bu g&ouml;zler kime aittir, hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Beden g&ouml;z&uuml;n&uuml; tanıtan nice  ilim var ama bu iki g&ouml;z&uuml; anlatabilen ilim nerede? Beden kulağını tanıtan ilim  var ama işitmeyi anlatan ilim nerede? İşitmek &ouml;yle bir şey ki; varlık işiterek  CAN buldu dostlar. Zira yaratılış SES iledir ve kıyamet dahi SES iledir.  İşitilen K&Uuml;N emri, Kudretin sesiydi dostlar ama işiten kimdi?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karşınızdaki insanın SES  ile konuştuğu bir s&ouml;z, bazen size CAN verir ve HAYAT verir. Bazen de ayni SES  ile s&ouml;ylenen bir s&ouml;z, CAN evinizden vurur ve sizi imha eder ve bir komutanın  SESİNE, y&uuml;zlerce asker İTAAT eder. Sanırım SESİN sırrına, bu misaller şimdilik  yeter.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanın zahiri halk, batını  ise Hak olan bir surettir. Bu manayı idrak eden, Rabbine arif olur denmektedir.  İnsanın manasına, AŞK denen bir Nur konmuştur ve her şey aslına intisap eder  kaidesince, manamızdaki bu Nur, aslına y&ouml;nelmektedir, aslını &ouml;zlemektedir. Bu  &ouml;yle bir &ouml;zlem ve &ouml;yle bir sevdadır ki; her &acirc;lem bir &ccedil;&ouml;l olmuş ve bir mecnun  misali &ccedil;&ouml;llerde aslını arayıp durmuş. Bilen bilmediğini değil, bildiğini ararmış  derler, bilene de ARİF derler. Bilmeyen susar, bilen konuşur derler. İnsan ise  konuşan bir varlıktır, hem beden dilinden hemde her daim &ouml;z&uuml;nden konuşan.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsana beden kulağından  duyurulmak &uuml;zere, se&ccedil;tiği bir kul ile g&ouml;nderdiği mektup vardır. İşte bu mektup  ile seninle konuşur, seni konuşturan. Birde terc&uuml;mansız ve aracısız  konuşmaktadır, konuşturan. Sessiz s&ouml;zs&uuml;z ve dahi perdesiz konuşmaktadır, perde  senin Zannındır. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gecenin karanlığında  g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki Ay&rsquo;dan yansıyan Nur, insana misaldir. Nasıl ki Ay&rsquo;ın Nuru kendine  ait değilse, şu beden kalıbının ardındaki SIR, insana ait değildir. Bu sır  alındığında geride ne insan kalır ne de Ay kalır dostlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanın fıtratında Aşk  vardır, aslına meyletmek vardır ve sonsuz bir arayış vardır. B&uuml;t&uuml;n arayışlar ve  Aşklar, hakikatte Allah&rsquo;adır. Lakin niceleri ismini koyamadığından, aradığını  suretlerde aramaktadır. İster bilerek isterse gafil olarak olsun insanın  muhabbeti, Cenabı Allah&rsquo;adır, şevki Cenabı Allah&rsquo;adır. Lakin Cenabı Allah&rsquo;ın da  insana şevki vardır, muhabbeti vardır dostlar. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cenabı Hak, insanı  kendisine meylettirerek yine kendisine delil kılmıştır. Burada bahsettiğimiz  insan biline ki &Acirc;dem&rsquo;dir. İşte bu &Acirc;dem&rsquo;e de delil olmak &uuml;zere KADINI halk  etmiştir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&Acirc;dem, kendisinden bir c&uuml;z olan  bu varlıkta, kendini m&uuml;şahede etti, kendini seyretti.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Erkeğin kadına olan  muhabbeti, kendi aslına olan muhabbetidir. Kadının da erkeğe olan muhabbeti,  kendi aslına iştiyakı demektir. Kadın, erkeğe delildir. Erkek, Hakk&rsquo;a delildir.  Erkek, kadını sevmemiştir dikkat edin SEVDİRİLMİŞTİR. İki cihan sultanının  s&ouml;z&uuml;nde b&ouml;yle buyrulmaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eğer Hakk&rsquo;ın kuluna  muhabbeti olmasaydı kul, Rabbine muhabbet edemezdi denmektedir. Hakk&rsquo;ın  muhabbeti k&uuml;llidir ama kulun muhabbeti c&uuml;zi&rsquo;dir. Beden ve bedenselliğimiz,  Rabbimizle aramızda bir perdedir. Ne zaman ki &ouml;l&uuml;m bu perdeyi kaldırır,  Rahman&rsquo;ın nefesinden halk edildiğimiz ger&ccedil;eği ile y&uuml;z y&uuml;ze geliriz dostlar. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Meleklerin yaratılışındaki  Esmalar, Rahman isminin saltanat dairesindedir. Her Melek, bir veya birden fazla  isimden halk edilmiştir. İnsan ise Rahman&rsquo;ın nefesinden, Rahman&rsquo;ın suretinden  yaratılmıştır. Dolayısı ile Meleklerin yaratıldığı Esmaların c&uuml;mlesi, insan da  mevcuttur. Melaikenin insana secde etmesinin bir sebebi de, varlıklarını  oluşturan Esmaların, insanda da mevcut olmasındandır. Esmalar ise Cenabı Allah&rsquo;a  ait olduğundan Meleklerin secdesi hakikatte Allah&rsquo;adır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height: 200%; margin-left: 0cm; margin-right: 0cm; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gayri bu akşam bu kadar  kelam yeter efendim, başınızı fazla ağrıtmayayım. Bu iki evladımıza hayırlı,  mutlu, huzurlu bir evlilik dilerim. Beraberlikleri ve birbirlerine olan  sevgileri, sevda olup bu sevdaları da daim olsun&rsquo;&rsquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><strong> <font face="Verdana">Bu b&ouml;l&uuml;m ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');"> www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde yayınlanmaktadır.</font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="673" title="1" title="26 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1971-kapinin-arkasi-10-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İLHAMLAR</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1912-ilhamlar.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1912-ilhamlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 05:09:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İLHAMLAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1912</guid>
		<description><![CDATA[İLHAMLAR BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM K&#226;inatta sarayında şu beş duyu ile algılayabildiğimiz ve algılayabildiğimiz her şey, ebedi &#226;leme bir misal teşkil etmektedir. G&#252;nd&#252;z vakti, d&#252;nya hayatını işaret ettiği gibi, gece vakti, &#246;l&#252;mle başlayan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />İLHAMLAR<br />
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">K&acirc;inatta  sarayında şu beş duyu ile algılayabildiğimiz ve algılayabildiğimiz her şey,  ebedi &acirc;leme bir misal teşkil etmektedir. G&uuml;nd&uuml;z vakti, d&uuml;nya hayatını işaret  ettiği gibi, gece vakti, &ouml;l&uuml;mle başlayan ebedi &acirc;lemi işaret eder. Kişi, g&uuml;nd&uuml;z  vakti &ouml;l&uuml;m&uuml; ve ahireti, cenneti, cehennemi hi&ccedil; hatırlamaz ya da nadiren  hatırlar. Oysa ayni kişi, gecenin &uuml;zerini &ouml;rtmesiyle kendisinin de sebebini  bilemediği bir burukluk yaşar, h&uuml;z&uuml;nlenir ve &ouml;l&uuml;m&uuml; hatırlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Gece olunca  k&acirc;inat, &ouml;l&uuml;m&uuml; anlatır, &ouml;l&uuml;mle başlayan ebediyeti haykırır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z  m&uuml;? Neden g&uuml;nd&uuml;zleri, ay g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor ve yıldızlar neden g&uuml;l&uuml;msemiyor.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><img width="500" height="352" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/allhmkonusbenimle.jpg" alt="" /></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">H&acirc;lbuki onlar  her zaman oldukları yerde bekliyorlar ki, &uuml;zerlerini &ouml;rten perde kalksın. Sessiz  gece, berzahla başlayan ebedi &acirc;leme bir misalse, semada ışıl ışıl yanan ay  Peygamberimizi ve yıldızlar da &ouml;l&uuml;p giden her birimizi anlatmaktadırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanların  hemen hemen hepsi, gece vakti yıldızları ve Ay&rsquo;ı seyretmeyi &ccedil;ok severler.  Sonsuzluğu hatırlatan, dostluğu hatırlatan b&uuml;y&uuml;l&uuml; bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;d&uuml;r ama bu  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n ardında g&ouml;remediğimiz ve beden kulağı ile duyamadığımız &ouml;yle bir mana  var ki, ne s&ouml;ze gelir ne de dile gelir dostlar, sadece hissedilir ama hissetmeyi  unutmayanlar tarafından.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;rebildiğimiz  ve hissedebildiğimiz kadarı ile bizi adeta b&uuml;y&uuml;leyen bu &acirc;lemi g&ouml;rebilmek i&ccedil;in  geceyi beklemek zorundayız. M&uuml;min kişi de g&uuml;nd&uuml;zden geceyi beklediği gibi,  d&uuml;nyadan asıl yurduna, ahirete g&ouml;&ccedil;meyi bekler. Beklediği M&uuml;min i&ccedil;in kavuşma  yurdudur ve biricik umududur. <br />
G&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n maviliği, m&uuml;jdeci ve haberci bulutlar, arkalarındaki u&ccedil;suz bucaksız  bir &acirc;lemi saklamaktalar ve b&uuml;t&uuml;n bunlara misal kabir kapısı da arkasında, ebedi  bir &acirc;lemi saklamaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahmet  bulutları olduğu gibi gazap bulutları da mevcuttur. &Ouml;len kişiye bazen m&uuml;jdeci  melekler, bazen de hak ettiği azabı haber veren gazap melekleri g&ouml;nderilir.  Kişinin bakışları nasıl bir anda bulutlara, yıldızlara ulaşıyorsa, ruh b&uuml;t&uuml;n  bunlara misal, bedenden ayrılınca &ouml;telere ulaşır.<br />
Semada bazen g&uuml;nd&uuml;zleri de Ay g&ouml;z&uuml;k&uuml;r. Eğer kişi, nefsini terbiye eder, arzu ve  isteklerinden sıyrılabilirse daha bu d&uuml;nyada, Peygamberimizi m&uuml;şahede edebilir  dostlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bulutlar birer  askerdir ve Semada n&ouml;bet beklerler. RABBİMİN emrettiği yerlere bazen rahmet  bazen de azap olarak inerler. R&uuml;zg&acirc;r, RABBİMİN isimlerinden hangi ismi  zikrediyorsa ona g&ouml;re bir hal alır. CELAL ismi şerifini zikreden, kasırgalar,  bize bunu anlatmıyor mu? </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Toprağın  bağrına hep g&ouml;meriz sevdiklerimizi ve bize kucak a&ccedil;ıp, gel diyen toprak korkutur  her birimizi. Bilmeyiz ki! O, bizim anamızdır, ziyafet soframızdır. Bağrında  bizi konuk eder evladım der ve bin bir nimetle besler, pisliğimizi toprak  temizler. Peki, karşılığında bizden ne ister? Sadece Rabbimize kulluk ve itaat  ister dostlar sadece bunları ister. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisi de Rabbine itaat ve kullu  eder. Kişi, anasını hi&ccedil; &ouml;zlemez mi? Anası, evladının yolunu g&ouml;zlemez mi? Her  şey, bir g&uuml;n aslına d&ouml;ner, beden kalıbımız toprağa, ruhumuz, Y&uuml;ce ALLAHA (c.c.).  Her bir hanenin vardır kapısı, kabir acaba nasıl bir &acirc;lemin kapısı? Bu &acirc;lemden,  beden d&acirc;hil ne varsa bırakarak her bir şeyi, ancak &ouml;yle ge&ccedil;eriz o kapıdan i&ccedil;eri.</font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><strong> <font face="Verdana">Bu Yazı ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');"> www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde yayınlanmaktadır</font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="313" title="2" title="01 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1912-ilhamlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MAHŞERİN ÜÇ ATLISI</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1763-mahserin-uc-atlisi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1763-mahserin-uc-atlisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 22:21:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[MAHŞERİN ÜÇ ATLISI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1763</guid>
		<description><![CDATA[MAHŞERİN &#220;&#199; ATLISI Besmeledir g&#246;klerin, sihirli anahtarı, Zahir ile Batının(Sırrı K&#220;N)de muhtarı! Besmeledir dertlere derman olacak neden Cehennem azabından kurtulur devam eden. EY! &#194;LEMLERİN RABBİ &#160;Sır olan &#226;lemlerde; sırra dalan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="margin: 12pt 0cm 3pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong><span style="line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <font size="3"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" />MAHŞERİN &Uuml;&Ccedil; ATLISI</font></span></strong></p>
<p align="center" style="margin: 12pt 0cm 3pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> <img width="300" height="155" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/besmele-.png" alt="" /></span></p>
<p align="center" style="margin: 12pt 0cm 3pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;">  <img width="119" height="111" border="0" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/besmele.jpg" alt="" /></span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Besmeledir g&ouml;klerin, sihirli anahtarı,</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Zahir ile Batının(Sırrı K&Uuml;N)de muhtarı!</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Besmeledir dertlere derman olacak neden</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Cehennem azabından kurtulur devam eden.</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> EY! &Acirc;LEMLERİN RABBİ</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"><img width="129" height="166" border="0" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/Besmele-meyve.jpg" alt="" /></span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> &nbsp;Sır olan &acirc;lemlerde; sırra dalan hayatı</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> B&uuml;t&uuml;n varlıkları ile arzı ve semavatı</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Yaratan ulu Allah&rsquo;ım! Sen her şeye Kadir-sin</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Kerem eyle bu kulun: Sırra, ihfaya ersin!</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> &nbsp;</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"><img width="108" height="205" border="0" align="right" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/besmele-kus1.jpg" /></span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Her nesne, iradenle; hemen yoktan var olur</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Sen dilersen bu &acirc;lem; bir anda mezar olur!</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> &nbsp;</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> B&uuml;t&uuml;n mukadderatı, elinde tutan sensin</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Yolum sen!.Varlığım sen!.Alemdeki can sensin!.</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Kudretinin yanında, bir noktadır cihanın</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> M&uuml;nezzehtir, y&uuml;cedir, Allah&rsquo;ım. Senin şanın!</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> &nbsp;</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> D&uuml;nyada, ahirette, buluşayım izin ver</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Gizli varlıklarınla; Bana ya Rabbel_Beşer</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Sonsuzluğa ereyim, tuttuğum yoldan emin!</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Dileğimi kabul et! Ya erhamer-rahimin</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> &nbsp;</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Bilmediğim şeyleri &ouml;ğreneyim, izin ver</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Bana ya Rab-bil kerim, ban ya Rab-bil Beşer!</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Allah&uuml; ekber, Allah&uuml; ekber</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> La ilahe illallah, H&uuml;valla-h&uuml; ekber</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; font-style: italic;"> Allah&uuml; ekber ve lillahil hamd!</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; font-style: italic;"> &nbsp;</span></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: red; font-style: italic;"> S&uuml;leyman SIRRI TIRPAN (Emekli Albay)</span></p>
<p align="center" style="margin: 12pt 0cm 3pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: blue;"> <font size="3">MAHŞERİN &Uuml;&Ccedil; ATLISI </font></span></p>
<p align="center" style="margin: 12pt 0cm 3pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">  <img width="314" height="118" border="0" align="middle" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/besmele-hat1.jpg" /></span></p>
<p align="center" style="margin: 12pt 0cm 3pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><img width="493" height="271" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/ucat.jpg" /></p>
<p align="center" style="margin: 12pt 0cm 3pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İm<span style="color: red;">AN</span> =&nbsp; <span style="color: blue;">Nur&nbsp;&nbsp; </span>Kur<span style="color: red;">AN</span> = <span style="color: blue;">&Acirc;lim&nbsp;&nbsp; </span>İns<span style="color: red;">AN</span> = <span style="color: blue;">M&uuml;rid</span>  yani İrade</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İm<span style="color: red;">AN</span><span style="color: red;"> </span>nurdur.  Yaratılan her şey ama her şey Allah&rsquo;ın, Nur isminden, nurundan yaratılmıştır  Rabbim, Nur suresindeki ayetlerinde mealen (Allah&rsquo;ın, yerin ve g&ouml;ğ&uuml;n nuru  olduğunu)buyurmaktadır. Ayrıca kudsi bir hadiste (Yere g&ouml;ğe sığmadım, m&uuml;min  kulumun g&ouml;nl&uuml;ne(kalbine) sığdım) mealen buyurmaktadır. Buradan anladığımız  kadarıyla İm<span style="color: blue;">AN</span>, Allah(c.c.) kendisidir yani  nurudur. Allah&rsquo;ın esma ve sıfatlarıyla tecelli ettiği ve yansıdığı en m&uuml;kemmel  mek&acirc;n ya da ayna Hz. Muhammed (s.a.v.) olduğuna g&ouml;re iman edilesi &ouml;nce Hz.  Muhammed (s.a.v.)dir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">  <img width="159" height="205" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/besmele-kus1.jpg" />Kur<span style="color: fuchsia;">AN</span>, &Acirc;lim olan Allah&rsquo;ın ilmidir.  Allah(c.c.)ilmi, ge&ccedil;miş ve geleceği ve dahi ahiretin sonsuzluğunu, her zerreyi  kapladığına g&ouml;re Kur<span style="color: fuchsia;">AN</span>, hi&ccedil;bir şey eksik  bırakılmamak &uuml;zere her şeyin sayıldığı, ahirette d&acirc;hil olmak &uuml;zere t&uuml;m zaman  dilimlerini kaplayan Allah ilmidir ve Rabbimiz, bizimle bu ilmini  paylaşmaktadır!</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İns<span style="color: blue;">AN</span>: Yaratılan her şey Allah&rsquo;ın Nur isminden  yaratıldığı i&ccedil;in aslı itibari ile melektir. Fakat Nur&rsquo;un da farklı farklı  yansımaları, tecellileri olduğu i&ccedil;in yapı olarak &ouml;ze yakın olanlar melek olarak  kalmıştır. Mesela cinler, Nur&rsquo;un sonraki bir boyutu olan Nar boyutundan  yaratılmışlardır. Cehennem dahi Nur&rsquo;un, Nar boyutundandır.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İns<span style="color: blue;">AN&rsquo;</span>da farklı olan, insanı farklı kılan,  insanı nar olan cehenneme sokan ya da Nur olan cennet boyutuna y&uuml;kselten bir şey  var, bir SIR var&hellip;</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Rabbim(Ben insanın sırrıyım, insanda benim sırrımdır)buyurmuştur. İnsanı  tasarruf sahibi kılan, sorumlu kılan, emredildiği &uuml;zere kullanılmadığında ceza  gerektiren, Kur&rsquo;an ve s&uuml;nnet &ccedil;er&ccedil;evesinde kullanıldığında HALİFE kılan İrade  acaba bu Sırrın hangi şubesidir?</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: blue;"> <font size="3">Bu beden, bu İradeye giydirilmiş bir elbisedir</font></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: center; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><img width="459" height="262" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/rahmet.jpg" /></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Ruh ise &ouml;l&uuml;m sonrası bu İradeye giydirilmiş elbisedir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: center; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><img width="460" height="346" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/ruhumuz.jpg" /></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Sayfanın başından beri iman,Kur&rsquo;an ve insan diye zikrederken (an) kısımlarını  b&uuml;y&uuml;k ve vurgulu olarak yazdım,dikkatinizi &ccedil;ekmek i&ccedil;in..</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Allah indinde bizim ge&ccedil;miş,şimdi yada gelecek diye isimlendirdiğimiz,kısaca  zaman dediğimiz şey tek bir (an)dan ibaret.Yani; ge&ccedil;miş,gelecek,kalubela ve dahi  ahiretin sonsuzluğu Allah ilminde tek bir (an)dır.İşte o (an)a DEHR  denir.Rabbim:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> (Dehre, zamana(an)a s&ouml;vmeyiniz, zira dehr benim) buyurmaktadır&hellip; Biraz dikkatli  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek, iyi ya da rezil (an)ımıza o hali işlediğimiz zaman dilimi şahittir.  B&uuml;t&uuml;n zaman dilim lerinin tek bir (<span style="color: blue;">an</span>) olduğunu  s&ouml;ylemiştik. Demek ki Allah(c.c.),bizim her halimize şahittir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Bizim genel adımız İNS olarak ge&ccedil;er Kuran&rsquo;da..İşte biz o (an)ın,İNS&rsquo;İ olursak  İns<span style="color: blue;">AN </span>olacağız.İnsandaki sırrın bir şubesi olan  İradeye,Allah&rsquo;ın,isim ve sıfatları emanet olarak verilmiştir.Ayni  iradenin,Kudret sıfatı ile bu d&uuml;nyada tasarruf edebilmesi i&ccedil;in o iradeye birde  beden verilmiştir.Verilen bu bedenimiz,Allah&rsquo;ın esmasının terkipleridir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Daha kolay anlayabilmek i&ccedil;in renklerden &ouml;rnek verelim: Allah&rsquo;ın (99) esması ayrı  bir renk olsun ve her bir rengin ayrı bir manası olsun. Bu renklerin karışımına  da terkip diyelim Herkesin terkibinde(kendisinde) farklı renkler baskındır. Her  bir rengin ayrı bir manası olduğuna g&ouml;re herkeste a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan mana farklıdır.  Kimisi merhametlidir, kimisi adildir, kimisi &acirc;limdir, kimisi halim yani yumuşak  başlıdır, kimisi sabırlıdır ve bunun gibi&hellip;</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İşte nefsi terbiye etmek dediğimiz olay bu renk karışımını,Kur&rsquo;an ve s&uuml;nnet  &ccedil;er&ccedil;evesinde dengelemektir.Bu denge sağlandığı zaman,yani &ndash;İrade- kendisine  verilen bu renklere hakim olup tasarruf ettiği zaman bu sefer kendisine SIFAT  mertebesi a&ccedil;ılır.Sıfat mertebesinde renkler ger&ccedil;ek tonunu,aslını bulmuş,renk  sayısı (7) ana renge inmiştir.İRADE artık (7) ana renkle tasarruf etmektedir.Her  biri farklı bir esmanın manası,zuhuru olan melekler de tasarruf sahasına  girmiştir,&ccedil;&uuml;nk&uuml;!..Artık İRADE,sıfat mertebesinden iş g&ouml;rmektedir.S&ouml;z&uuml; burada  ehline bırakıp kaldığımız yerden devam edelim&hellip;.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">  <img width="217" height="215" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/beyin.jpg" />İrade,bu bedene BEYİN ile h&uuml;kmeder.Bu bedenin her bir azası beyne  bağlıdır.İRADENİN BU BEDENDEKİ ARŞ-I BEYİNDİR::Taht,bu Arş&rsquo;ın &uuml;st&uuml;ne  kurulmuştur.İrade,başlı başına bir alem olan bu bedeni ve kendi i&ccedil;inde hepsi bir  alem olan azalarımızı ve yine bir alem olan her bir h&uuml;cremizi bu Arş&rsquo;ın  &uuml;zerinden g&ouml;rmektedir,duymaktadır ve y&ouml;netmektedir,kelam etmektedir&hellip;.!!!!!!..???</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Dile gelen kelam vahiy gibidir. Azalara gelen emir(kelam) o azanın dilincedir, </span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> H&uuml;cremize gelen emir(kelam) o h&uuml;crenin dilincedir,</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Yapı taşlarımız olan atomlara gelen emir(kelam) o atomun dilincedir..</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Her bir aleme inen vahyi yani emri diğer alem duymaz ve anlamaz.Nasıl ki biz  arıya gelen vahyi duyup anlamadığımız gibi(Kur&rsquo;anda ayetle sabittir)  azalarımızda,h&uuml;creye gelen emri,h&uuml;cre kendisine gelen emrin dışında atom  boyutuna gelen emri anlamadığı gibi&hellip;.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> B&uuml;t&uuml;n bu &acirc;lemler yani azalar, h&uuml;creler ve h&uuml;crelerin atom boyutu kalpten  beslenir, kalbin varlığı ve işleyişiyle hayat bulur. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Kalpte bu &acirc;lemin KABESİDİR&hellip; </span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Oraya inen emir ve kelam yani vahiy İradenin Zat&rsquo;ındandır. İrade de mevcut her  ne varsa kalbimizde suret bulmaktadır.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> BU BEDEN,İRADENİN ESMA VE SIFATLAR MERTEBESİNDEN G&Ouml;R&Uuml;NMESİ G&Ouml;N&Uuml;L İSE ZATINDAN  G&Ouml;R&Uuml;NMESİDİR.SURETİ,SİRETİNDENDİR NE DEMEK!&#8230;</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Hz. Muhammed&rsquo;in(s.a.v.)sireti, manası Allah&rsquo;ın, ZAT&rsquo;INDAN, sureti ise esma ve  sıfatlarının yansımasındandır.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: blue;"> Eğer; İrade, imana yani Hz. Muhammed(s.a.v.) y&ouml;nelirse, İrade&rsquo;den, g&ouml;nle  yansıyan Hz. Muhammed olacaktır. Siretimizde Suret bulan O(s.a.v.) olursa  suretimiz yani işlerimiz, fiillerimiz O olacaktır, O&rsquo;na benzeyecektir. İşte o  zaman sıfatlar yani(7) ana renk tek bir renge boyanacaktır, TEK BİR RENK  OLACAKTIR (G&uuml;neş gibi)</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Daha &ouml;nce s&ouml;ylediğimiz gibi bu beden, İRADEYE bu d&uuml;nya şartlarında giydirilmiş  bir elbisedir. Yunus Ermenin (Ete kemiğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml;m, Yunus diye g&ouml;r&uuml;nd&uuml;m) s&ouml;z&uuml; bu  ger&ccedil;eği ne g&uuml;zel ifade etmektedir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &Ouml;l&uuml;m sonrası İRADENİN o boyutun, o &acirc;lemin şartlarına g&ouml;re giyeceği elbise ise  RUH diye bildiğimiz IŞINSAL, HOLOGRAMİK bir bedendir&hellip;</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Bu d&uuml;nyadaki et ve kemik olan beden peşin verilmiştir ama RUH bedenimizi  oluşturmak ve şekillendirmek bu d&uuml;nya yaşamındaki s&uuml;re&ccedil;te ger&ccedil;ekleşmektedir. </span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">  <img width="309" height="236" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/beyin3.jpg" />Ş&ouml;yle ki:</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İnsan beyni bir cevher topudur. Konuşmamızdan g&ouml;rmeye, Kızmamızdan y&uuml;r&uuml;meye  d&uuml;ş&uuml;nmekten v&uuml;cudumuzun farkında olduğumuz ya da olmadığımız her bir faaliyeti  bu cevher topunda olmakta, bu cevher topuyla yapılmaktadır&hellip;</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Bu işlemler bir takım kimyasal işlemlerin bir &ccedil;eşit elektrik akımına d&ouml;n&uuml;şmesi  ile gelişir ve ger&ccedil;ekleşir..İşte ana karnındaki bebeğin (120) g&uuml;n&uuml;nde beyin bu  t&uuml;r faaliyetlere başlar&nbsp; &Uuml;rettiği elektro-manyetik dalgalarla,bedenini kontrol  ve idare ederken ayni zamanda &uuml;rettiği bu dalgalarla eskilerin RUH adını verdiği  ışınsal bedenini yapılandırmaya başlar.(Ruh &ccedil;ok değişik anlamlarda  kullanılmıştır.İnsanın,&ouml;l&uuml;m sonrası yaşamına devam edeceği ışınsal bedenine de  ruh denmiştir.)</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">  <img width="224" height="224" border="0" align="right" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/beyin2.jpg" />Buluğ &ccedil;ağına erene kadar beyin tamamen pozitif(Nurani) bir enerji &uuml;retir ve bu  enerji ile ruh beden y&uuml;klenir ve şekillenir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Buluğ &ccedil;ağına ermiş kişilerde bu enerji &uuml;retimi (2)  t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r.Pozitif(Nurani),Negatif (Narani) enerji..Kur&rsquo;an ve s&uuml;nnet &ccedil;er&ccedil;evesinde  yaşayış ve fiiliyatlar,pozitif enerji &uuml;retimine ve ruha y&uuml;klenmesine sebep  olurken,G&uuml;nah ve haram olarak bildiğimiz d&uuml;ş&uuml;nsel ve bedensel faaliyetler  negatif enerji &uuml;retimine ve ruha y&uuml;klenmesine sebep olur.Yani Ruh adlı bedenimiz  Nur&rsquo;dan olabildiği gibi Nar&rsquo;dan da olabilmektedir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Ruh bedenimizin, Nur yoğunluğu, bu et ve kemik bedenimizi de kaplayıp etkisine  almaktadır Allah&rsquo;ın bazı kulları daha bu d&uuml;nyada iken Ruh bedenini  kullanabilmekte, zaman ve mek&acirc;n kaydının dışına &ccedil;ıkabilmektedir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Mıknatısın demir tozlarını &ccedil;ekmesi gibi Nurani ruh bedenler,Cennet&rsquo;in &ccedil;ekim  alanına girerek cennet&rsquo;e girerler.Narani ruh bedenler ise Cehennem&rsquo;in &ccedil;ekim  alanına girerek cehennem&rsquo;e girerler..</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> G&uuml;neş, ay ve yıldızların parlaklık derecesi nasıl birbirinden farklı ise Ruh  bedenlerimizin Nur yoğunluğu da birbirinden farklıdır. İşte bu nurun  aydınlattığı alan, kişiye verilecek olan Cennet&rsquo;teki mek&acirc;ndır. Nasıl ki;  &Acirc;lemler, Allah&rsquo;ın Nur isminden yaratıldıysa, bizimde ruhumuzun, Nurunun  aydınlattığı ve yansıdığı alan nurumuzdan yaratılmıştır. &Ccedil;&Uuml;NK&Uuml;! NUR AYNİ  NUR&rsquo;DUR, HER ŞEY ALLAH&rsquo;IN, NUR İSMİNİN YANSIMALARI VE TECELLİLERİDİR.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Kendimizi et ve kemik beden olarak kabul ederken, &ouml;ğrendik ki Ruh&rsquo;ta bir beden.  İRADE şeriat &acirc;lemi olan bu d&uuml;nyada ete kemiğe b&uuml;r&uuml;n&uuml;p, Yunus diye g&ouml;r&uuml;n&uuml;rken,  g&ouml;z kapağının a&ccedil;ılmasıyla, g&ouml;z&uuml;n akı olan &ouml;l&uuml;m &ouml;tesi yolculuğun ilk boyutunda  Ruh bedene b&uuml;r&uuml;nerek yansıma ve tecelli yolculuğu devam eder.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">  <img width="188" height="143" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/gozkapagi.jpg" />Nasıl ki;G&ouml;z kapağı,g&ouml;z&uuml;n beyazını,g&ouml;z&uuml;n ortasındaki renkli olan kısmı ve g&ouml;z  bebeğini &ccedil;epe&ccedil;evre sarıp &ouml;rt&uuml;yorsa ve g&ouml;z kapağının a&ccedil;ılmasıyla,g&ouml;z&uuml;n beyazı  aşikare ortaya &ccedil;ıkıyorsa bu yaşadığımız şeriat aleminin,&ouml;l&uuml;mle kalkışından  sonrada Ruh beden olarak g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z alem ortaya &ccedil;ıkar..B&ouml;ylece yolculuğumuzun  ilk safhası tamamlanmış ikinci safhaya ge&ccedil;miş oluruz.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Bu ikinci devrede &ouml;yle sıkıntılar, &ouml;yle derin meseleler var ki bu d&uuml;nya kelamı  ile anlatılamaz Fakat bir o kadarda tarifi imk&acirc;nsız g&uuml;zellikler mevcuttur,  kişinin d&uuml;nyadaki yaşamına g&ouml;re&hellip;</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İNSANLAR UYKUDADIR,&Ouml;L&Uuml;NCE UYANIRLAR buyurmaktadır Hz. Muhammed (s.a.v.)  efendimiz.<span style="color: blue;">Bu d&uuml;nya,uykuda olan bizlerin g&ouml;z kapağıdır</span>.Nasıl  ki uyanınca yani g&ouml;z kapağını kaldırınca g&ouml;ky&uuml;z&uuml;,yery&uuml;z&uuml; ve g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n g&ouml;rme  kapasitesi kadar olan mekanlar ve değişik canlılar bir (an)da aşikare ortaya  &ccedil;ıkmaktadır,işte b&ouml;yle &ouml;l&uuml;m denen d&uuml;nya uykusundan uyanmakla,Berzah alemi denen  ahiretin ilk boyutu ortaya aşikare &ccedil;ıkmaktadır..</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: center; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><img width="240" height="277" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/gozkapagi2.jpg" /></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: blue;"> Fakat! Bu d&uuml;nyada hepimiz her şeyi g&ouml;remediğimiz gibi, bazılarımızda &ouml;l&uuml;m  sonrası diğer boyutta o boyutun her şeyini ve varlıklarını g&ouml;remeyecektir.</span></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><img width="463" height="321" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/uc-at.jpg" /></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><strong> <font face="Verdana">Bu Yazı ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');"> www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde yayınlanmaktadır</font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="2488" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1763-mahserin-uc-atlisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MAHŞERİN ÜÇ ATLISI</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1753-mahserin-uc-atlisi-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1753-mahserin-uc-atlisi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 12:18:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1753</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1753-mahserin-uc-atlisi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (9. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1722-kapinin-arkasi-9-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1722-kapinin-arkasi-9-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 04:29:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>
		<category><![CDATA[Kapının Arkası (9. Bölüm)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1722</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (9. B&#246;l&#252;m) Tahsin o g&#252;n&#252;n akşamında, yine Necati amcanın yanında kalmıştı. G&#246;nl&#252; h&#252;z&#252;n deryasına yelken a&#231;mış, sonsuzluğa k&#252;rek &#231;ekmek istercesine, bir şeyler yapmak arzusu ile yanmaktaydı. Ama ne...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Kapının Arkası (9. B&ouml;l&uuml;m)</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 1.5pt; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <img width="120" height="146" border="0" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/yelkenli3.jpg" alt="" />Tahsin  o g&uuml;n&uuml;n akşamında, yine Necati amcanın yanında kalmıştı. G&ouml;nl&uuml; h&uuml;z&uuml;n deryasına  yelken a&ccedil;mış, sonsuzluğa k&uuml;rek &ccedil;ekmek istercesine, bir şeyler yapmak arzusu ile  yanmaktaydı. Ama ne yapabilirdi, nasıl yapabilirdi ve nereden başlamalıydı. ?  İstanbul&rsquo;a d&ouml;nmek istemiyordu ve neden d&ouml;necekti ki? Kim vardı İstanbul&rsquo;da? </span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: Necati amca; ben İstanbul&rsquo;a bir m&uuml;ddet d&ouml;nmek istemiyorum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Neden ki ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: Rahmetli Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n geride bıraktığı ailesi, &ccedil;ok perişan durumdaydı, onlar  i&ccedil;in bir şey yapmak zorundayım. Ne bileyim buralarda &ccedil;alışıp, maddi olarak  destek olmalıyım en azından&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: İyice d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n m&uuml;? Buna mecbur değilsin biliyorsun&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: Mecburum Necati amca mecburum. Cenabı Allah, bana onların ihtiya&ccedil;  i&ccedil;indeki halini g&ouml;sterdikten sonra nasıl mecbur olmayayım? Hem<img width="162" height="186" border="0" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/kavusmak.jpg" alt="" />  beni buralarda kalmaya zorlayan sanki başka bir şey var&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Ne gibi bir şey ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: Bilmiyorum ama bunu hissediyorum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR; Sen bilirsin evlat, bakalım neler yaşayacaksın ve nelere kavuşacaksın&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: Necati amca; kavuşmak dedin de, sanki yıllardır kavuşmayı beklediğim ve  &ouml;zlediğim biriyle karşılaşıp, kucaklaşacak gibi bir duygu i&ccedil;indeyim. İ&ccedil;im kıpır  kıpır&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <img width="331" height="250" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/kavusmak2.jpg" alt="" /></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> ŞEBNEM: Bizim okuldaki m&uuml;dire hanımın eşi, Sosyal yardımlaşma ve dayanışma  sandığında m&uuml;d&uuml;r olarak &ccedil;alışıyor. Taşeron şirketlerden ihale ile araba  kiralıyorlar. O arabalardan birinde şof&ouml;r olarak &ccedil;alışmak ister misiniz ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: İstemek ne demek? Yeter ki iş olsun, olsun ki bir yerlerden başlayayım.  Gerisi Allah Kerim&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Hadi o zaman, sabah ola hayrola&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Şebnem hanım ertesi g&uuml;n&uuml;, m&uuml;dire hanımla konuşmuş ve delikanlıya iş konusunda  yardımcı olmasını istemişti. M&uuml;dire hanım, eşini arayarak durumu anlattıktan  sonra, Tahsin&rsquo;i eşinin yanına g&ouml;ndermişti. M&uuml;d&uuml;r bey kendisi ile yakinen  ilgilenmiş, firma ile g&ouml;r&uuml;şerek Tahsin&rsquo;in şof&ouml;rl&uuml;k işini bağlamıştı.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Tahsin artık Necati amcanın yanında kalmak istemiyordu. Evinde hem gen&ccedil; bir kızı  vardı, uygun olmazdı. M&uuml;d&uuml;rle <img width="210" height="281" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/tarihi-restorasyon.jpg" alt="" />g&ouml;r&uuml;şmesi  esnasında bu durumu kendisine izah edince, bu durumu da bir &ccedil;are bulundu..Sosyal  Yardımlaşma Sandığının fakir ve evsiz insanlar i&ccedil;in iki g&ouml;z odadan m&uuml;teşekkil  evleri vardı. Bu evler, fakirlere &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k bir kira ile kiralanarak, yardımcı  olunuyordu. Osmanlı zamanından kalma yolcu konaklama i&ccedil;in yapılan yerleri,  restore etmişler ve hizmete b&ouml;yle devam etmişlerdi. Tahsin&rsquo;e bu evlerden birini  verdiler.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Tahsin&rsquo;in kalacağı ev, şehrin arka mahallelerinden birindeydi. Hızır mescidinin  yanında ge&ccedil;ilerek gidiliyordu. Tahsin, Kahramanmaraş&rsquo;ta yeni bir hayata bu  mescit de başlamıştı. Demek ki buradan devam edecekti. Ev her ne kadar restore  edilip, elden ge&ccedil;irildiyse de iyi durumda değildi. Yatacak bir &ccedil;ekyat, yakacak  bir soba lazımdı. Elektrik sobası alacaktı ama m&uuml;d&uuml;r&uuml;n dediğine g&ouml;re bu semtte  sık sık elektrik kesilmekteydi. Tahsin, ikinci el eşya satılan eski Pazar  yerinden bir &ccedil;ekyat, bir soba ve birka&ccedil; par&ccedil;a mutfak eşyası almıştı. Halı ya da  kilim almaya parası yetişmemişti. Kalan parayı da eşyaları g&ouml;t&uuml;receği at  arabasına vermişti. &Ccedil;antasını almak i&ccedil;in Necati amcanın yanına d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde,  durumu anlatmış, artık bu yeni evinde kalacağını s&ouml;ylemişti.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Evlat, şimdi sana eşya da lazım olacak. Bir m&uuml;ddet daha burada  kalsaydın da ondan sonra yeni evine yerleşseydin &lsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: Sağ olun Necati amca, Allah sizden razı olsun ama kalamam biliyorsun.  Bir yerlerden başlamak zorundayım.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Tamam oğlum anladım ama en azından bu gece kalsaydın? Hem Şebnem gelsin  bakalım. Şimdi sana yorgan lazım, battaniye lazım &ouml;yle pat diye olur mu? Kış  ayındayız, yaz olsa neyse&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> ŞEBNEM: Hayırdır baba ne yazı ne kışı?</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Sen mi geldin kızım? Bu bizim misafir ille de gideceğim diye tutturmuş.  Ne yorganı var, ne yastığı. Zor razı ettim sen gelene kadar kalsın diye&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: Ben daha fazla rahatsızlık vermek istemiyorum Şebnem hanım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> ŞEBNEM: Rahatsızlık ne demek Tahsin Bey? Hem benimle yalnız kalmıyorsunuz ki,  babamda bizimle beraber, eğer &ccedil;ekindiğiniz buysa? Yarın size yorgan, battaniye  ve halı gibi bir şeyler vereceğim. Ayrıca m&uuml;dire hanımında size vereceği ev  eşyaları var. Evinizi bir insanın kalabileceği duruma getirdikten sonra m&uuml;saade  sizin.&nbsp; Yarın i&ccedil;in izin aldım, hem evinizi temizleyelim hem de eşyaları  yerleştirelim. Size yardım sandığından odun ve k&ouml;m&uuml;r verecekler, anlayacağınız  yarın işimiz &ccedil;ok&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN. Allah razı olsun sizden, ne diyeceğimi bilemiyorum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> ŞEBNEM: Siz oturun ş&ouml;yle, ben şimdi beş dakikada yemeği hazırlarım&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Yemek esnasında, sokağın başından, inceden inceye bir ses gelmekteydi. Yaşlı bir  amca, ilahi gibi bir şiir s&ouml;yl&uuml;yordu. R&uuml;zg&acirc;r sesi bazen boğuyor bazen de esiş  y&ouml;n&uuml; istikametinde &ccedil;ok net duyuruyordu.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><img width="343" height="210" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/aglamak.jpg" alt="" /></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Karanlık  gecelerde, ağlayan mı kalmadı?</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">G&ouml;n&uuml;l toprağı,  aşk ile yanan mı kalmadı?</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Bir mazlumun,  halini soran mı kalmadı?</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Yoksa bizde,  ger&ccedil;ek iman mı kalmadı?</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">&nbsp;<img width="342" height="197" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/dunyakuyusu.jpg" alt="" /></span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">D&uuml;şm&uuml;ş&uuml;z d&uuml;nya  denen dipsiz bir kuyuya</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Dalmışız, adı  gaflet denen bir uykuya</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Kapılmışız,  kendimizden emin bir duyguya</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Sanki! Hazırız,  O,b&uuml;y&uuml;k g&uuml;ndeki sorguya</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">&nbsp;<img width="331" height="177" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/limondakisevgi.png" alt="" /></span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Bir olanı  sevmeyen bini sevemez</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Bine g&ouml;n&uuml;l  veren, biri g&ouml;remez</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">&Ouml;m&uuml;r t&uuml;kenir  bir daha geri gelemez</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Bu s&ouml;zlerimi  d&uuml;nya ehli işitemez</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">&nbsp;<img width="327" height="194" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/balik.jpg" alt="" /></span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">A&ccedil; g&ouml;z&uuml;n&uuml;,  tefekk&uuml;r eyle</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Surete takılma,  mana &acirc;lemini seyir eyle</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">G&ouml;n&uuml;ller O  sultana sevda besler</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Kaldır nefis  bendini, aksın sular seller</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">&nbsp;</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">ALLAH deyince  deryalar, coşar </span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">ALLAH i&ccedil;in  m&uuml;minler &ouml;l&uuml;me koşar</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">A&ccedil;ılsın  hakikate kapalı g&ouml;zlerin</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="background: yellow none repeat scroll 0% 0%; font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"> Yetmez mi yazdığın bu s&ouml;zlerin</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: 'Times New Roman',serif;">&nbsp;</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"><img width="123" height="146" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/afis20071.jpg" alt="" /></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Dostlar seni  bekler&#8230; HADİ DER</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Gel boş duruyor  halkada bıraktığın yer</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana,sans-serif;">Gel, kapının  ardına gelmedi mi Sevgili Peygamber.</span></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; text-align: justify; line-height: normal;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Lokmalar boğazlarına dizilmişti, bu s&ouml;zleri duyunca bizimkilerin. Necati amca,  sofradan hemen sokağa fırladı. İnsanlar, bu s&ouml;zleri s&ouml;yleyen ihtiyarın yanından  ge&ccedil;iyor ama sanki onu duymuyorlardı ya da duymak istemiyorlardı. Demiyor muydu ?<u>&rsquo;&rsquo;Bu  s&ouml;zlerimi d&uuml;nya ehli işitemez&rsquo;&rsquo;</u>. Duymuyorlardı işte, duyamıyorlardı.</span></p>
<p style="text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><img width="450" height="346" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/tefekkur.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Selam&uuml;n Aleyk&uuml;m ey Allah&rsquo;ın kulu. Ş&uuml;k&uuml;r olsun ki duyduk s&ouml;zlerindeki  kokuyu&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: Aleyk&uuml;m selam ey Allah&rsquo;ın kulu. Senden başka duyanlar da var galiba?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Doğru dersin, bir kızım ve bir misafirimiz vardır&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: İşte ben o misafir i&ccedil;in buradayım ey ihtiyar. Allah onun niyetinden ve  amelinden &ouml;yle &ccedil;ok memnun oldu ki, iki cihan Sultanının kokusunu g&ouml;nderdi. &Ccedil;ok  ağladım &lsquo;&rsquo; Allah&rsquo;ım ben g&ouml;t&uuml;reyim, şu m&uuml;barek kulunu g&ouml;reyim diye&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Melekler de ağlar mı, ey Allah&rsquo;ın kulu&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: Ağlar ya ey Allah&rsquo;ın kulu, bunu sen benden daha iyi bilirsin&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Hadi gel o zaman, gel de g&ouml;r, onun i&ccedil;in ağladığın kulu&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <img width="118" height="153" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/dilenci.jpg" alt="" />Dilenci  gelmiş ve sofraya oturmuştu. &Ouml;n&uuml;ne konan tabaktan yemeğini yerken hayran hayran  Tahsin&rsquo;e bakıyordu. Tahsin; ihtiyarın bakışlarının, kendisinin &ccedil;ok derinlerine  indiğini hissediyor ama bir anlam veremiyordu. İhtiyar dilencinin eve  gelmesiyle, evin i&ccedil;i daha bir aydınlanmış ve mis gibi kokmaya başlamıştı. O  kadar g&uuml;zel kokuyordu ki, b&ouml;yle bir kokuyu daha &ouml;nce hi&ccedil; duymamışlardı. İhtiyar  dilenci &lsquo;&rsquo;Melekleri bilir misiniz&rsquo;&rsquo; diye soru y&ouml;neltince Şebnem hanımla Tahsin,  şaşkınlıkla birbirlerine bakıştılar. Necati amca ise hi&ccedil; istifini bozmadan  &lsquo;&rsquo;Bilmeyiz ama galiba senden &ouml;ğreneceğiz&rsquo;&rsquo; diyerek cevap verdi.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 7.5pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: Cenabı Allah, se&ccedil;tiği bir takım kullarının kalplerini arındırıp  aydınlatmış ve bu aydınlığın nuruyla, &acirc;lemleri ayan etmiştir. &Acirc;lemler nice  insanlara g&ouml;re gayb h&uuml;km&uuml;ndeyken, bu kullarının g&ouml;zlerine ve g&ouml;n&uuml;llerine zahir  eylemiştir. Bu &acirc;lemlerde her ne var ise Cenabı Allah&rsquo;ın bu kullarının dilinden  ve g&ouml;z&uuml;nden, bu &acirc;leme de yansımıştır. Hatta Cenabı Allah&rsquo;ın &ouml;yle kulları var ki,  nice &acirc;lemlerin manasını bir elbise gibi giyip yine bir elbise gibi &ccedil;ıkarırlar.  İşte bu kullar, g&ouml;klerin ve yerin miras&ccedil;ılarıdırlar ve bu kullar Sema&rsquo;yı ve  Arz&rsquo;ı enine boyuna dolaşırlar. Hakikat g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lmekten y&uuml;cedir dostlar &ccedil;&uuml;nk&uuml;  g&ouml;ren g&ouml;z, g&ouml;r&uuml;leni kendi istidat ve kabiliyeti &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde kat kat perdeli olarak  g&ouml;rmektedir. G&ouml;r&uuml;len, her g&ouml;z i&ccedil;in ayrı ayrı perdeler ardından g&ouml;r&uuml;nmektedir.  Madde bir perdedir ki, ilk perde budur, her g&ouml;z i&ccedil;in. İlk perde ardındaki  G&uuml;neş&rsquo;i gizlemek i&ccedil;in. Zira G&uuml;neş&rsquo;e perdesiz bakılıp g&ouml;r&uuml;lmez bilesin.</span></p>
<p style="text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 7.5pt;" class="MsoNormal"><img width="425" height="302" border="0" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/kapi1.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Dostlar nice sır vardır ki; avama kapılar kapatılıp, kapalı kapılar ardında  ehline anlatılır. Nice ehil insan vardır ki; sırrın kendisi olmuştur ama kendisi  bundan habersiz olmuştur. Melekler ve cinler kendisine hayran olmuştur da her  daim yanında olmuştur. Mana bir makamdır ki; her makamın Meleklerden ve  ruhanilerden hizmet edenleri, taşıyıcıları vardır. Her makamın da alameti ve  nişanı vardır ve her alametin de farklı farklı kokuları vardır. Bu kokuyu  duyanlara, duyurandan Selam taşıyan varlıklar vardır.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Aleyk&uuml;m Selam efendim Aleyk&uuml;m Selam&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: Melekler demiştiniz efendim&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ:&nbsp; Bilesin ki, varlığın hakikati Melektir ama varlık katmanları i&ccedil;inde  her boyutun ve katmanın &ouml;zelliklerine g&ouml;re suret bulurlar. M&uuml;lk ve Melek&ucirc;t  &acirc;lemlerinin melekleri, bu &acirc;lemlerin kuvvetleri manasındadır.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> ŞEBNEM: Nasıl yani? M&uuml;lk ve Melek&ucirc;t &acirc;lemlerinin Melekleri farklı farklı mı?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: Farklılık &ouml;zde değil, a&ccedil;ığa &ccedil;ıkış ve algılanıştadır hanım kızım. Zahiri  olgular ve varlıklar aslında bir perdedir. Biz burada sadece perdeyi anlatacağız  arkasını ise kendimiz bulacağız&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: İnşaallah ey Allah&rsquo;ın kulu İnşaallah&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: İşte size ilk perde &ccedil;ocuklar, varın ardını siz a&ccedil;ın. &Acirc;dem (a.s.) secde  eden Meleklerin zat&rsquo;ları &Acirc;dem&rsquo;e, SIR&rsquo;ları ise &Acirc;dem&rsquo;in yaratıcısına secde  etmiştir Tıpkı, namazı eda ederken y&uuml;z&uuml;n&uuml;z&uuml;n K&acirc;be&rsquo;ye, kalbinizin ise Hakk&rsquo;a  y&ouml;nelmesi gibi&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <img width="108" height="136" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/afis20071.jpg" alt="" />İHTİYAR:  Allah&uuml; Ekber ey Allah&rsquo;ın el&ccedil;isi, Allah&rsquo;&uuml; Ekber&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: Şu &uuml;zerinde yaşanan &acirc;lem, M&uuml;lk &acirc;leminden bir &acirc;lemdir sadece. İşte bu  &acirc;lem&rsquo;in (4) unsurdan oluşması sebebi ile her unsurun &ouml;zelliklerinde Melekler  halk edilmiştir. Toprak unsuru &uuml;zere olan Melek, farklı bir Esmanın tecellisi,  Su unsuru &uuml;zere olan Melek farklı bir Esmanın tecellisidir. Diğer iki unsur  &uuml;zere olan Melekler de bu minval &uuml;zeredir. Atom boyutundan, galaksiler boyutuna  bu iş b&ouml;yledir.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Hıristiyanların i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; Melek &ccedil;ıkmazı bu sebepledir &ccedil;ocuklar.  M&uuml;lk ve Melek&ucirc;t &acirc;lemlerinde, boyutsal ve katmansal a&ccedil;ığa &ccedil;ıkış meselesini, idrak  edemediler ve &uuml;zerinde ihtilafa d&uuml;şt&uuml;ler.&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> ŞEBNEM: Nasıl yani? &Ccedil;izilen o Melek tasvirlerinin aslı varmıydı?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Bazı insanlara istedikleri şekilde g&ouml;r&uuml;nebilirler hatta g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de yiyip  i&ccedil;ebilirler dahi. Ancak bu hususu bilenlerin ifşası doğru değildir&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: Veliyullah&rsquo;tan her beldenin bir sorumlusu vardır &ccedil;ocuklar. İşte bu Veli  o beldenin manevi Valisi ya da muhtarı h&uuml;km&uuml;ndedir. Bu velilerin yardımcıları  olarak, &ccedil;okluktan kinaye (70) kadar Melek vardır. Daha &ccedil;ok insan suretinde  bulunurlar. Kimiyle bir Hoca, kimiyle bir fakir suretinde karşılaşırsın. Bazen  de k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk şeklinde karşına &ccedil;ıkarlar. Halkın arasına karışarak onlarla  kaynaşmış durumdadırlar. Ancak! Hi&ccedil; kimse onları kolay kolay tanıyamaz&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Tanıyanlarda zaten sırrı a&ccedil;ığa vurmaz &ccedil;ocuklar&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> ŞEBNEM: En yakınına dahi demezler mi ?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Demezler kızım, diyemezler&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ:&nbsp;&nbsp;&nbsp; Keşif sahiplerince evrenin, Hakikat &acirc;lemi ve ahiret &acirc;lemi olarak  (21) boyut olduğu ifade ediliyor. On boyut ahirete, on boyut d&uuml;nyaya aittir  deniliyor. &nbsp;İkisinin tam ortası olan ara </span> <img width="298" height="231" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/elmas4.jpg" alt="" /><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">boyut,  yarı madde-yarı manadır. </span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="color: blue; font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);"> Mana tarafından madde </span><font color="#66ff33"> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);"> tarafına s&uuml;rekli</span></font><span style="color: blue; font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);"> </span><font color="#ff9900"> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);"> bir akış vardır</span></font><span style="color: blue; font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);">, </span><font color="#ff6600"> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);"> bu akış yaratılışın</span></font><span style="color: blue; font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);"> </span><font color="#ff66ff"> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);"> devam ettiğinin g&ouml;stergesidir</span></font><span style="color: blue; font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);">. </span> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; background-color: rgb(255, 255, 0);"> <span style="color: rgb(204, 0, 102);">Ayni şekilde maddeden de, manaya bir d&ouml;n&uuml;ş vardır</span><font color="#cc0066">. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İnsanoğlundan d&uuml;ş&uuml;nebilenler i&ccedil;in Zahirden-Batın aşik&acirc;r olmaktadır, g&ouml;rebilenler  i&ccedil;in Batından-Zahire &ccedil;ıkışlar vardır. Yani zahirden-batına, batından-zahire  s&uuml;rekli bir akış vardır.<a target="_blank" href="http://www.elmasteorisi.com/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.elmasteorisi.com/?referer=');"><img width="75" height="19" border="0" src="teorielmaz.jpg" alt="" /></a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.elmasteorisi.com/" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.elmasteorisi.com/?referer=');"> Okuyun</a></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Bahsedilen bu &acirc;lem (CEM) &acirc;lemidir. Her iki &acirc;lemin (YASİN ve TAHA) &ouml;z&uuml;n&uuml; ve  sırrını i&ccedil;ermektedir. Ayni; insanın tek bir bedende hem HAK tarafını hem de HALK  tarafını cem etmesi gibi. İnsanda da her iki &acirc;leme a&ccedil;ılan bir kapı vardır ve bu  kapı menteşelidir. Kuran&rsquo;da da ayni kapıdan vardır. Cenabı Allah, bizleri bu  kapıdan hayırlısı ile girmeyi nasip etsin.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: &Acirc;min efendim&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ:&nbsp; Askerlik yaptın değil mi evlat?&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> TAHSİN: Tam adamına sordunuz efendim, daha yeni terhis oldum&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: Terhis mi oldun? Hayır, aksine askere daha yeni alındın. Manevi  askerliğe tayin edildin&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İHTİYAR: Maşaallah evlat Maşaallah&rsquo;&rsquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİLENCİ: Gayemiz erenlerin ve erdirenlerin yolundan bu CEM &acirc;lemine ermektir. Bu  &acirc;lemin, ayni askeri kışlalarda olduğu gibi bir nizamiyesi ve n&ouml;bet&ccedil;ileri vardır.  Girenlerin manevi &acirc;leme ait r&uuml;tbelerinin ve hangi komutana bağlı olduklarının  yazılı olduğu kimlik kontrol edildikten sonra, kimlikte yazan r&uuml;tbenin n&uuml;fuz  alanı kadar yerleri gezmene ve g&ouml;zlemlemene m&uuml;saade ederler ve r&uuml;tbene g&ouml;re  muamele ederler. Yine ayni şekilde Kurmayların ve garnizon komutanının girdiği  nizamiye ve g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; muamelenin farklı olması gibi maneviyatta ki b&uuml;y&uuml;k  r&uuml;tbelilerin bu CEM &acirc;lemine girdiği nizamiye ve m&uuml;saade edilen yerler ile  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; muamele farklıdır. </span></p>
<p style="text-align: center; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><img width="499" height="281" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/kablumbaga.jpg" alt="" /></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-bottom: 0.0001pt;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Zahirde olduğu gibi garnizonun, tel &ouml;rg&uuml;s&uuml;n&uuml;n dışından, i&ccedil;eriyi g&ouml;zetleyenler ya  da tel &ouml;rg&uuml;den atlayarak, ka&ccedil;ak olarak i&ccedil;eri girenlerde vardır. Bunların g&ouml;r&uuml;p  g&ouml;rebileceği yerler sınırlıdır ve yakalandıklarında başlarına neler  gelebileceğini Allah bilir. Bu &acirc;leme ka&ccedil;ak olarak girmeye &ccedil;alışanlar elbette  Cenabı Allah&rsquo;ın bilgisi dışında değildir. İmtihan hikmetine binaen bu kadarı  m&uuml;saade edilmektedir.</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;" class="MsoNormal"><strong> <font face="Verdana">Bu b&ouml;l&uuml;m ilk defa <a href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');"> www.insanigelisim.com</a>&nbsp; sitemizde yayınlanmaktadır</font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1305" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1722-kapinin-arkasi-9-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSTEMEDEN VERİLMEZ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1631-istemeden-verilmez.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1631-istemeden-verilmez.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:16:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[İSTEMEDEN VERİLMEZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1631</guid>
		<description><![CDATA[İSTEMEDEN VERİLMEZ Bu zamanın &#252;mmetinin saadeti ve selameti, manevi zenginliğin yanı sıra maddi olarak ta zenginleşmeye bağlıdır. Bu zamanda hacca gitmek, zek&#226;t vermek, kurban kesmek gibi bir takım farz ibadetler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />İSTEMEDEN  VERİLMEZ</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu zamanın  &uuml;mmetinin saadeti ve selameti, manevi zenginliğin yanı sıra maddi olarak ta  zenginleşmeye bağlıdır.<br />
Bu zamanda hacca gitmek, zek&acirc;t vermek, kurban kesmek gibi bir takım farz  ibadetler ve nafile olarak yapılabilecek hayır ve hasenatlar kişinin maddi  imk&acirc;nlarına bağlı olduğu gibi devlet bazında da uluslar arası ortamda s&ouml;z sahibi  olmak, yaptırım gibi bir takım ekonomik siyasal ve askeri alanlarda etkili  olmak, kendi milletini koruyup kollamanın yanı sıra &Uuml;mmeti Muhammed&rsquo;e (s.a.v.)  sahip &ccedil;ıkmak, mazlumların ve zayıfların yanında olmak, o devletin zenginliğine  bağlıdır.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><img width="430" height="357" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/istemek04.jpg" alt="" /></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İlimde ve  fen&rsquo;de ileri gitmek, &acirc;limler ve bilim adamları yetiştirmek, Kur&rsquo;an-ı Kerim  g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; ile &uuml;mm&uuml;l kitabı (k&acirc;inat kitabını) okumak, Kur&rsquo;an-ı Kerim&rsquo;deki bir takım  bilimsel sır ve esrarı ortaya &ccedil;ıkarıp insanlığın hizmetine sunmak ve bu kitabın  m&uuml;kemmelliğini, Allah kelamı olduğunu c&uuml;mle &acirc;leme ispat etmek maddi imk&acirc;nlara ve  bu maddi imk&acirc;nların, doğru yerlerde kullanılmasına bağlıdır.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="430" height="188" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/rebirthem1as6.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">A.B.D. etiketi  altında bir elin parmakları sayısı kadar SİYONİST ailenin elinde toplanan  uluslar arası sermayenin k&ouml;lesi ve s&ouml;m&uuml;rgesi olmamak ya da bu g&uuml;c&uuml;n s&ouml;m&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; ve  a&ccedil;lığa mahk&ucirc;m ettiği insanlara yardım etmek maddi g&uuml;ce bağlıdır.<br />
Petrol denizinin &uuml;zerinde y&uuml;zen, madenler bakımından zengin ve tarihin i&ccedil;inde  unutulup giden medeniyetlerin(ama birilerinin unutmadığı) yer altında kalmış  hazinelerine sahip bir neslin torunları olan bizleri bir takım cahil ve hain din  adamlarının, d&uuml;nyayı ve zenginliği k&ouml;t&uuml;leyen vaaz ve fetvalarıyla uyutarak,  ağzımızdan lokmayı alır gibi, Allah&rsquo;ın bize bahşettiği bu zenginlikleri,  Allah&rsquo;ın d&uuml;şmanlarına bırakmak ne derece akıl işidir, ne derece doğrudur?  M&uuml;sl&uuml;man akıllıdır, akıllı olmak zorundadır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Kuran&rsquo;ın muhatabı akıl  sahibi olanlardır.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="423" height="261" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/istemek.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Semada ve  arzda ve arzın i&ccedil;indekilerinin insanoğlu i&ccedil;in yaratıldığını, Hz.Muhammed (a.s.)  &uuml;st&uuml;ne basa basa ticareti &ouml;ğ&uuml;tlediğinin ve kendisinin de ticaretle uğraştığının  bilinmesine rağmen bu g&uuml;n ticarette, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki bilimsel arayışlarda ve arzın  i&ccedil;indeki madenler konusunda ve yery&uuml;z&uuml;nde k&uuml;fr&uuml;n s&ouml;z&uuml;n&uuml;n ge&ccedil;mesi, M&uuml;sl&uuml;manların  ve M&uuml;sl&uuml;manlara ait toprakların s&ouml;m&uuml;r&uuml;lmesi i&ccedil;ler a&ccedil;ısı bir durumdur.<br />
Yıllarca bir lokma bir hırka felsefesi ile uyutulan, zenginliğin ve d&uuml;nyanın tu  kakalığına inandırılan, bir k&uuml;p altının &uuml;zerinde oturup ta dilencilik yapan kişi  misali, kıyamete kadar yeteceği s&ouml;ylenen zenginliğe sahip bu toprakların sahibi  olan biz M&uuml;sl&uuml;manları, fakirliğe kader g&ouml;z&uuml;yle baktıran ve fakirliğe alıştıran  i&ccedil; ve dış şer odaklarının, din adamı maskesi altında bizi kandırdıklarını ne  zaman anlayacağız&hellip;<br />
Yery&uuml;z&uuml;nde ganimetin bile tek helal olduğu &uuml;mmet biziz ve Ahir zaman i&ccedil;indeyiz.  Ge&ccedil;miş &uuml;mmetlerin ganimetlerini, yerin &uuml;st&uuml;nde ve altındaki zenginlikleri Ahir  zaman &uuml;mmeti olarak biz değerlendirmeyeceğiz de kim değerlendirecek. </font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="400" height="154" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/kardelen.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İstemeden  verilmez, Verilmeden alınmaz. Herkese istediği kadar verilecek, paylaştığı kadar  sevilip, verilen artacak. Her nimet kendi cinsinden ş&uuml;k&uuml;r gerektirir. Malın  ş&uuml;kr&uuml; malı paylaşmakla, insan olmanın ş&uuml;kr&uuml; Kamil manada insan olmakla yapılır.<br />
Niyet hayır Akıbet hayır diyen Ali Semerkandi hazretleri bize burada ilahi bir  sır sunmaktadır. Yapılan ya da yapılmak istenen bir işin neticesi niyete g&ouml;re  şekillenecektir. Hayır ve şer Allah&rsquo;tandır, şer olanlar, hayırlı niyetlerle  hayra d&ouml;necektir. İşin sırrı niyettedir bu sırrı bilen felakette bile  selamettedir. Allah&rsquo;ın Selamı &uuml;zerinize olsun&hellip; &Acirc;min</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="474" title="2" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1631-istemeden-verilmez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HER KUŞ KENDİ SÜRÜSÜYLE UÇAR</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1629-her-kus-kendi-surusuyle-ucar.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1629-her-kus-kendi-surusuyle-ucar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 22:14:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[HER KUŞ KENDİ SÜRÜSÜYLE UÇAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1629</guid>
		<description><![CDATA[BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM HER KUŞ KENDİ S&#220;R&#220;S&#220;YLE U&#199;AR İnsanoğlu yaratılışındaki Esmaların etkisi ve h&#252;km&#252; altındadır. Durum b&#246;yle olunca kişide baskın olan Esmalar, o kişinin karakterini, kabiliyetlerini ve eğilimlerini belirler. Dolayısı ile kişinin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM<br />
HER KUŞ KENDİ S&Uuml;R&Uuml;S&Uuml;YLE U&Ccedil;AR</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İnsanoğlu  yaratılışındaki Esmaların etkisi ve h&uuml;km&uuml; altındadır. Durum b&ouml;yle olunca kişide  baskın olan Esmalar, o kişinin karakterini, kabiliyetlerini ve eğilimlerini  belirler. Dolayısı ile kişinin beraber olacağı ve yakınlaşacağı insanlar da,  kendisi ile ayni &ouml;zellikleri paylaşan kişiler olacaktır.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="400" height="269" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/o-an-kuslar.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Konuyu biraz  daha a&ccedil;acak olursak, kişi ya hidayet ehlidir ya da şekavet ehlidir. Ancak yaşam  s&uuml;resi i&ccedil;inde, &ccedil;ok farklı insan ve insan grupları ile bir arada bulunmak  zorundayız, yani kendi fıtratımıza uygun olanlarla ya da fıtratımıza tam olarak  zıt olanlarla. Fıtratımıza zıt olanlar bizi iter, fıtratımıza uygun olanlar ise  bir mıknatıs gibi bizi &ccedil;ekerler. Ancak fıtratımıza zıt olan kişilerin manyetik  alanı, beyin dalgaları ve d&uuml;ş&uuml;nce g&uuml;c&uuml; kuvvetli olanlar, zamanla bizi  kendilerine benzeteceklerinden, bizi kendi boyaları ile boyayacaklarından onlara  karşı bir yakınlık hissederiz.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="300" height="250" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/istemek02.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İman ehli olan  her insanda Velilik damarı bulunmaktadır. Bu damar kiminde baskın, kiminde ise  siliktir ama sonu&ccedil;ta her iman ehlinde bu damar bulunmaktadır. Bu damarın  kendisinde bulunduğu kişi, Şekavet (Dalalet) ehli ile bir arada olsa bile,  yakınından bir Evliya ge&ccedil;tiği zaman veya bu damarın kendisinde kuvvetli bulunan  biri ile herhangi bir şekilde irtibata ge&ccedil;tiği zaman, Allah&rsquo;ın izni ile Velilik  damarı dirilmeye başlar. Akabinde ise b&uuml;y&uuml;k bir sevin&ccedil; ve rahatlık duyar, kalbi  a&ccedil;ılır. Eğer o kişi ile tanışıp dost olursa gerisini siz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kendisi  şekavet (Dalalet) ehli olan kişi ise, ne kadar Veliler ve Arifler meclisinde  bulunursa bulunsun, ne kadar onlara hizmet ederse etsin, kendisi gibi bir  şekavet ehli ile bir araya geldiği zaman ya da bir şekilde irtibata ge&ccedil;tiği  zaman Şer damarı uyanıp dirilir. O insandan o muhitten bir rahatlama, heyecan ve  sevin&ccedil; duyar. Eş Şeyh Abd&uuml;laziz DEBBAĞ Hazretlerinin dediği gibi &lsquo;&rsquo;Bundan  Allah&rsquo;a sığınırız. Her şey ne i&ccedil;in yaratılmışsa ona yatkın olur, yolları  kolaylaşır&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="300" height="356" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/kuslar.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Nice insan  vardır tarikatların, cemaatlerin &ccedil;atısı altında bir &ouml;m&uuml;r ge&ccedil;irirler, sohbet  dinlerler, hizmet ederler ve zikir &ccedil;ekerler. Ancak bir g&uuml;n gelir BATIL ehli ile  kaynaştıklarında bir &ouml;m&uuml;r verdikleri Bina yıkılıverir. Ancak nice insan da  vardır, bir tarikatın ya da cemaatin kapısından bile girmemiştir ama Hak ve  Hakikat ehli ile bir araya geldiklerinde, sohbetini dinlediklerinde halleri  başkalaşır, kalpleri huzur s&uuml;k&ucirc;n bulur ve can&uuml; g&ouml;n&uuml;lden davaya bağlanıp,  g&ouml;n&uuml;lden dost olur. &Ouml;l&uuml;m, beden kabrinden diriliştir. İnsan sonsuzluk yolcusudur  ve bu yolculukta her aşamada yeni yeni dirilişler yaşayacaktır. Perdelerin bir  kısmı bu &acirc;lemde, diğer perdeler ise &ouml;l&uuml;m sonrası yaşanacak olan CEBRİ arınma  s&uuml;recinde kalkacaktır. Ama bu d&uuml;nyada diğer perdeleri kalkan Kullar da vardır.  Cenabı Allah, bizleri perdeleri kalkan ve dirilen Kullarından eylesin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1039" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1629-her-kus-kendi-surusuyle-ucar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SEÇİMLERİMİZDEN SORUMLUYUZ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1594-secimlerimizden-sorumluyuz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1594-secimlerimizden-sorumluyuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 08:04:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[SEÇİMLERİMİZDEN SORUMLUYUZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1594</guid>
		<description><![CDATA[SE&#199;İMLERİMİZDEN SORUMLUYUZ İnsanoğlu c&#252;zi irade sahibi olarak yaratılması sebebi ile her zaman i&#231;in se&#231;me hakkına sahip kılınmıştır. Se&#231;imi yapan insanın kendisidir, se&#231;tiği yolu kolaylaştıran ve bu yol &#252;zere neticeleri yaratan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana"> SE&Ccedil;İMLERİMİZDEN SORUMLUYUZ</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana"> <img width="320" height="320" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/secimlerimiz02.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font></strong><font face="Verdana">İnsanoğlu  c&uuml;zi irade sahibi olarak yaratılması sebebi ile her zaman i&ccedil;in se&ccedil;me hakkına  sahip kılınmıştır. Se&ccedil;imi yapan insanın kendisidir, se&ccedil;tiği yolu kolaylaştıran  ve bu yol &uuml;zere neticeleri yaratan Cenabı Allah&rsquo;tır.<img width="263" height="396" border="0" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/secimlerimiz01.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Yaşadığımız  d&uuml;nya hayatı, iki yol &uuml;zeredir. Her yolun kavmi, amelleri, ahlaki yapısı ve  neticesi, gece ile g&uuml;nd&uuml;z, erkek ile dişi gibi birbirinden farklıdır. Yolların  ve kavimlerinin farklı farklı olmasının sebebi, bu d&uuml;nyanın insan i&ccedil;in bir  imtihan yeri olması sebebi iledir. Bir imtihan i&ccedil;inde olduğumuz, bize  unutturulmamış ve &ccedil;eşitli vesilelerle, her daim hatırlatılmıştır. Allah&rsquo;ın emir  ve yasaklarına isyan eden, zalim olarak zul&uuml;m i&ccedil;inde yaşayan biri dahi, bu  imtihanın ve gittiği yolun yanlış olduğunun farkındadır. Allah hem beden  kulağımızdan hemde g&ouml;n&uuml;l kulağımızdan her daim doğruyu ve yanlışı tebliğ  etmektedir, duyurmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;da  işitme fiili i&ccedil;in kulak ifadesi kullanılmamıştır. Zira insanoğlu, beden kulağı  ile belli frekans aralığındaki sesleri algılayabilir ki, bu kapasite &ccedil;ok  sınırlıdır. Oysaki her yaratılmışın bir zikri ve sesi vardır. İnsanoğlu, Cenabı  Allah&rsquo;ın, Allah ismi &ccedil;atısının altındaki esmalardan m&uuml;teşekkil, maddi ve manevi  yapıya sahip bir varlıktır. Kendi varlığında cem olmuş Esmalardan m&uuml;teşekkil  somut ve soyut &acirc;lemlerin de sesini duyabilecek kapasiteye sahiptir. Buna kısaca  g&ouml;n&uuml;l g&ouml;z&uuml; ya da g&ouml;n&uuml;l kulağı denilmektedir. Netice itibari ile beden kulağı ile  algıladığı seslerden, beden g&ouml;z&uuml;yle g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; renklerden ve cisimlerden de  kendisine doğru olan duyurulduğu gibi, soyut &acirc;lemin varlıklarından da her daim  g&ouml;n&uuml;l d&uuml;nyasına ayni doğru duyurulmaktadır. </font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="436" height="317" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/secimlerimiz06.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">K&acirc;fir  s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n kelime manası &lsquo;&rsquo;&Ouml;RTEN&rsquo;&rsquo; olarak bilinmektedir. Duyduğunu duymazlıktan  gelen kişi duyduğunun &uuml;zerini &ouml;rteceği i&ccedil;in K&acirc;fir h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;er. Ancak; burada  şu &ouml;nemli noktayı da belirtmek gereklidir. Hakk&rsquo;ı duyduğu halde Hakk&rsquo;ın &uuml;zerini  &ouml;rten, Allah&rsquo;a karşı kulağını tıkamış olacağından nefsine zulmetmiş ve isyan  etmiş olmaktadır. Bunun ise yanlış olduğu ve ahirette ceza gerektirdiği  malumdur. Ama kişi daha ahirete kalmadan rahmet ile arasına mesafe koyduğu i&ccedil;in,  bulacağını burada bulmuştur zaten.<br />
Birde SIR h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;en ve mahrem olanı duyup, duymazlıktan gelen kişi vardır.  Buda duyduğunun &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;rtm&uuml;şt&uuml;r ama &ouml;rt&uuml;lmesi gerekenin &uuml;st&uuml;n&uuml; &ouml;rtt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in  Hakk&rsquo;ı yerine getirmiştir. Tasavvuf ehlince k&acirc;fir s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;, bu iki mana &uuml;zere  kullanılmaktadır. Hakk&rsquo;ın &uuml;zerini &ouml;rten ve Hakk&rsquo;ın &uuml;zerini &ouml;rt&uuml;lmesini  emrettiğinin &uuml;zerini &ouml;rten. Bu ikinci şıkta &uuml;zeri &ouml;rt&uuml;lmesi gereken sırrın  &uuml;zerini a&ccedil;an kişi de, sırrı a&ccedil;ığa &ccedil;ıkaracağı i&ccedil;in zalim h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;er ki, Cenabı  Allah, c&uuml;mlemizi muhafaza buyursun.<img width="145" height="160" border="0" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/secimlerimiz03.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Takip  ettiğimiz yolun ve ait olduğumuz kavmin &ouml;zellikleri, bir gece gibi &uuml;zerimizi  sarıp, sarmalamıştır. Batıl olan yolu se&ccedil;enler ve bu yol &uuml;zere olan kavmin  &ouml;zelliklerine b&uuml;r&uuml;nenler, kendilerini gece sarmış gibi karanlıktırlar. İnsanlara  ne maddi y&ouml;nden nede manevi y&ouml;nden hi&ccedil;bir yararları dokunmaz ve insanlar bu  kişilerden emin olmayıp, korku i&ccedil;indedirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Birde g&uuml;nd&uuml;z  gibi insanların maddi ve manevi d&uuml;nyalarına ışık olan, ışık tutan insanlar  vardır. Bu kişiler, Allah&rsquo;ın kendine verdiklerinden insanlara yardım etmek i&ccedil;in  sarf ederler, sosyal ilişkilerinde ve kendileri ile baş başa kaldıklarında,  Allah&rsquo;ın hoşnut olmadığı her şeyden sakınırlar. <br />
Her kim, bu iki yol ve kavimden birini se&ccedil;erse Cenabı Allah, se&ccedil;tiğini kendisine  kolaylaştıracaktır. LEYL suresinin (7) ayetinin mealinde, bu konuda ş&ouml;yle  buyrulmuştur:<br />
&lsquo;&rsquo;Biz de onu kolay olan i&ccedil;in başarılı kılacağız&rsquo;&rsquo;<br />
<img width="248" height="221" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/secimlerimiz04-a.jpg" alt="" />İnsanın  yaratılış fıtratına uygun olan yol, Cenabı Allah&rsquo;ın razı olduğu, vicdanımızın  onayladığı ve g&uuml;nd&uuml;z gibi apa&ccedil;ık aşik&acirc;r olan yoldur. Allah bu yol &uuml;zere olan  kişi ve kavim i&ccedil;in, bu yolu kolaylaştırmaktadır. G&uuml;nah işlemesini zorlaştırdığı  gibi, iyilik etmesini de kolaylaştırmaktadır. Haramdan ve zinadan sakınması i&ccedil;in  hem beden kulağına hemde g&ouml;n&uuml;l kulağına seslenmektedir. Nefsi ve şeytanla olan  m&uuml;cadelesinde kendisine yardım etmektedir. Yani kişi Hak olanı, doğrun olanı  se&ccedil;tiği zaman se&ccedil;tiği kendisine kolaylaştırılmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Diğer yol yani  batıl olan yol, insanın yaratılış fıtratına terstir ve dolayısı ile zor bir  yoldur aslında. Bu yolun kavmi d&uuml;nya lezzetlerine ve maddiyata tamah ettiği i&ccedil;in  fıtratına ve vicdanına aykırı olarak yaşar ve bu sebeple de, i&ccedil; &acirc;lemi her zaman  huzursuzdur. İ&ccedil; &acirc;lemindeki bu huzursuzluk, amelleri ve davranışları ile zahire  yansıyacağından, konulmuş olan bir takım dini ve sosyal sınırları &ccedil;iğneyecektir.  Eğer zayıf ve n&uuml;fuzlu biri değilse, durmadan cezaya &ccedil;arptırılır. Eğer maddi  olarak g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve n&uuml;fuzlu biriyse kendisine dokunulamayacağından, insanların  nefretini kazanacaktır. Bu nefret, nefret edilen toplumun ve bireyin dengesini  &ouml;yle bir yıkar ki; bir g&uuml;n gelir, silinip giderler ve isimleri lanet edilerek  anılır. Cenabı Allah bizi ve toplumumuzu bu yol &uuml;zere olmaktan ve bu yol &uuml;zere  olanlardan muhafaza buyursun.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><img width="450" height="253" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/secimlerimiz05.jpg" alt="" /></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">D&uuml;nyanın da  ahiretin de sahibi Allah&rsquo;tır. Batıla sapan ancak kendisine zulmetmiştir. Hak  olana tabi olan da ancak kendisine yardım etmiştir. Kişi ve toplumlar sadece ve  sadece, kendi se&ccedil;imlerinin neticelerini yaşamaktadırlar. Hem bu d&uuml;nya da, hemde  ahiret boyutunda. Se&ccedil;imlerimize dikkat edelim ve her zerreden seslenen, sesin  sahibini duyalım İnşaallah. Allah&rsquo;a emanet olun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="243" title="1" title="28 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1594-secimlerimizden-sorumluyuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MEHDİ (A.S.) HAKKINDA</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1521-mehdi-a-s-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1521-mehdi-a-s-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 17:24:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[MEHDİ (A.S.) HAKKINDA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1521</guid>
		<description><![CDATA[MEHDİ (A.S.) HAKKINDA Bilindiği üzere ‘’Velayet’’ makamı ve ilmi, ‘’Risalet’’ deryasından akan bir pınardır Dolayısı ile velayet ilmi öncelikle ahireti, Cennet ve Cehennemi ve akabinde dünyayı kapsamaktadır. Peygamberlik nuru ile...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 200%;" align="center"><strong><span style="font-family: Verdana;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" width="100" height="105" align="left" border="0" />MEHDİ (A.S.) HAKKINDA</span></strong></p>
<p style="line-height: 200%;" align="justify"><span style="font-family: Verdana;">Bilindiği üzere ‘’Velayet’’ makamı ve ilmi, ‘’Risalet’’ deryasından akan bir pınardır Dolayısı ile velayet ilmi öncelikle ahireti, Cennet ve Cehennemi ve akabinde dünyayı kapsamaktadır. Peygamberlik nuru ile Velayet nuru arasında ince bir çizgi vardır. Velayet nuru ancak ‘’keşif’’ yoluyla hakikati idrak edebilir ama Peygamberlerde bulunan nur ve idrak ettiği hakikatler asıldır, yaratılıştan vardır.<br />
Mehdi (a.s.) olarak görev alacak olan şahıs, kendisine ‘’FETİH’’ yapılmış olan bir Velidir Kendisine fetih müyesser olduktan sonra melekleri bulundukları hal ve zat üzere müşahede eder denmektedir. O meleklerle, meleklerde O’nun la karşılıklı konuşmaktadır.<br />
Şimdi dikkat: Eş Şeyh Abdül Aziz Debbağ hazretleri, EL İBRİZ isimli eserin (1) cilt (468) sayfasında şöyle buyurur:<br />
‘’… <strong>Çünkü Veliye de melek emir ve nehiyle iner, bundan dolayı da o Velinin şeriat sahibi olması gerekmez. Nitekim Meryem kıssası buna bir örnek teşkil etmektedir. Çünkü melek Meryem’e emirle inmiştir, hâlbuki Meryem peygamber değildir</strong>’’<br />
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ isimli hikâyemin (19) bölümünde kendisine FETİH yapılacak kişinin evveli hakkında şöyle bir bilgi vermiştim.</span></p>
<p style="line-height: 200%;" align="center"><span style="font-family: Verdana;"> <img src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/imammehdiqi111.jpg" alt="" width="400" height="300" border="0" /></span></p>
<p style="line-height: 200%;" align="justify"><span style="font-family: Verdana;">‘’ Ancak fethi zulmani sahiplerini ayrı olarak zikretmem, bu fethin, bizzat baş düşmanımızın müdahalesi ve tasarrufu ile olmasıdır. Bir Zat’a, fetih yapılmadan önce Cebrail (a.s.) üç gün onunla bir arada bulunur. Rasulullah (s.a.v) Efendimizin Zat’ında bulunan muhabbete onu alıştırır ve daha başka sırlar istikametine doğru onu çeker ve fetih konusunda gereken hazırlığı sağlar. Ayni bunun gibi şeytan da, şeytanlaşmış bir takım kimselerle bir müddet bir arada bulunur ve onu kendindeki karanlık enerjiye, zulmete ve Nara alıştırarak, şeytani bir takım sırlar istikametine çeker.’’<br />
Yani kendisine Fetih yapılan Veli ile Cebrail (a.s.) arkadaşlık etmektedirler ve Cebrail (a.s.) Rasulullah (s.a.v.) efendimiz ile o Veli arasında ayni zamanda bir irtibattır.<br />
<img src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/mehdi11.jpg" alt="" width="250" height="335" align="left" border="0" />Muhiddin İbni Arabî’ye ait olan ‘’TEFSİR-İ KEBİR TE’VİLAT ‘’ isimli eserde, Kuran’ Kerim’in (9) ayeti olan Bakara Suresinin (2) ayeti hakkında yapılan açıklamada şöyle buyrulmaktadır:<br />
‘’ Kuran’ı Kerim’in (9) ayeti, Bakara suresinin (2) ayeti olan O KİTAB diye geçer.<br />
O vaat edilen Kitap..Yani ‘’Kitabul cifr’’ (Cifir Kitabı) ve ‘’Kitabul camia’’ (her şeyi kapsayan) ve ahir zamanda Mehdi’nin yanında olacağı VAAT edilen o kitabı..Ondan başkası hakiki anlamda okuyamaz. Cifir, Aklı Kül denilen Kaza Levhidir<br />
El Camia ise, Nefsi Kül denen Kader Levhidir. Dolayısı ile Cifir ve Camia Kitabının anlamı Olanı ve olacakları ihtiva eden İKİ KİTAB’ TIR. Bakara suresi ve Neml suresi gibi.<br />
Elif Lam Mim, Kitabın Allah katında ismidir.’’<br />
Şimdi SİZ söyleyin kendisine KİTAP verilmiş olan kişiye ne denir ve nasıl HİTAP edilir?<br />
Tabi burada bahsedilen KİTAP, üzeri ciltlenmiş olan ve üst üste konmuş olan kâğıt parçaları değildir. Hazreti Mehdi (a.s.) yapılan bu HİTAP, verilen Bu iki KİTAP sebebi iledir.<br />
SAYGILARIMLA</span></p>
<p style="line-height: 200%;" align="justify"><span style="font-family: Verdana;">Bülent Gökçen</span></p>
<p style="line-height: 200%;" align="justify">
<p style="line-height: 200%;" align="justify"><span style="font-family: Verdana;">BU yazı ilkdefa www.insanigelisim.com  sitesinde yayınlanmaktadır&#8230;. Kul hakkı billine</span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="609" title="3" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1521-mehdi-a-s-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KURAN VE İNSAN BİRBİRİNE BENZER</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1508-kuran-ve-insan-birbirine-benzer.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1508-kuran-ve-insan-birbirine-benzer.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 09:32:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[KURAN VE İNSAN BİRBİRİNE BENZER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1508</guid>
		<description><![CDATA[KURAN VE İNSAN BİRBİRİNE BENZER Kuran&#8217;ı Kerim&#8217;in hem zahir, hem batın, hem de Led&#252;nni manaları vardır buyrulmaktadır. Zahir manaların bir kısım sofiler tarafından &#246;nemsiz g&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; ve asıl olanın, Batın manası...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />KURAN  VE İNSAN BİRBİRİNE BENZER </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><br />
Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in hem zahir, hem batın, hem de Led&uuml;nni manaları vardır  buyrulmaktadır. Zahir manaların bir kısım sofiler tarafından &ouml;nemsiz g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;  ve asıl olanın, Batın manası olduğu ileri s&uuml;r&uuml;lmektedir. Ancak zahir ve batın  kavramı, kişi ve kişilere g&ouml;re değişmektedir. Sana zahir olan, bana batındır ya  da bana zahir olan, sana batındır. Erebildiğin, idrak edebildiğin ve sana  a&ccedil;ıldığı kadar, sana zahirdir, kalanı ise batındır. Oysaki bu t&uuml;r sohbet ve  yazılarımızda &ouml;yle &ccedil;ok zahir- batın kavramları kullanmaktayız ki; gelişi g&uuml;zel  kullandığımız bu kavramlar, meselenin &ouml;z&uuml;nden bizi perdelemektedir. Evvela Zahir  nedir ve Batın nedir, kavram olarak bunu idrak etmeli, ondan sonra Kuran&rsquo;ın  manalarını bunlarla etiketlemeliyiz.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><img src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/12111.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><br />
B&acirc;tıni manaların hem KEŞİF yollu, hemde tahsil edilen İLİM ve bu İLME dayalı  tefekk&uuml;r sebebi ile kişiye a&ccedil;ıldığı malumdur. Tahsil edilerek elde edilen, İlim  yollu erişilen mana genelde akla hitap ettiği i&ccedil;in, herkes tarafından  anlaşılabilir ve kabul edilebilir seviyededir. Ancak KEŞİF yollu erişilen mana  ise, keşif sahibinden gayrisi i&ccedil;in delil değildir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><br />
İnsan aklının, tahsil ettiği ilme ve beş duyu sayesinde elde ettiği verilere  g&ouml;re, bir sınırı vardır. İşte bu sınırdan sonra KEŞİF başlamaktadır. Salih  r&uuml;yalar da bu keşif dairesinde yer almaktadır. Maddi bedenimiz zahir, zihin ve  d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyamız ise batın olarak &ouml;rneklendirilebilir. Beden olmadan ne  d&uuml;ş&uuml;ncemiz ve zihnimiz bir işe yarar ne de d&uuml;ş&uuml;nce ve zihin olmadan bedenimiz  bir işe yarar. Tabi burada d&uuml;ş&uuml;nce ve zihin diye verdiğim &ouml;rneklerin aslında bir  İLİM (program) olduğunu s&ouml;ylememe gerek yoktur herhalde?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><br />
Bir kısım Allah kulu, g&uuml;nd&uuml;z vakti Zahir ilminden, gece vakti ise Batın ilminden  s&ouml;z ederler. Gece yokluk haline misaldir. Cenabı Allah&rsquo;ın Zat&rsquo;ından Zat&rsquo;ına  tecelli etmediği ve hi&ccedil;bir yaratılmışın v&uuml;cut bulmadı ama halidir. Bu hali  hi&ccedil;bir yaratılmışın bilemeyeceği, hayal dahi edemeyeceği ve mutlak gayba  girdiğini işaret i&ccedil;in (GECE) ismiyle insanların idrakine sunulmuştur. İnsanın  (5) duyu algısına g&ouml;re yokluk halinden d&uuml;nya sahnesinde v&uuml;cut bulması yani  varlık sahnesine gelmesi ve kendini bilmesi onun g&uuml;nd&uuml;z&uuml;d&uuml;r, evveli ise  gecesidir. H&acirc;lbuki ne yokluk vardır ne de varlık vardır, var olan sadece Cenabı  Allah&rsquo;tır. Bunu b&ouml;ylece bildikten sonra eğer konumuza d&ouml;necek olursak, g&uuml;nd&uuml;z  &ndash;zahir isminin tecellisi, gece ise batın isminin tecellisidir. Bedenimiz de ayni  şekilde zahir isminin tecellisi, d&uuml;ş&uuml;nce, his ve duygularımız da batın isminin  tecellisidir. Şimdi diyeceksiniz ki; Batın isminin tecellisi Ruh&rsquo;umuzdur.  H&acirc;lbuki zahir dediğimiz bedenimiz ve batın dediğimiz his, d&uuml;ş&uuml;nce ve  duygularımızda ruhumuzun bir tecellisi ve yansımasıdır. İnsan somuttan soyuta  doğru bir algılama ve tanıma kabiliyetine sahiptir. Beden yapımızı tanıdık&ccedil;a,  ruhumuzu da tanıma yolunda b&uuml;y&uuml;k adımlar atmış olacağız. İnsanın bedeni, muazzam  bir şekilde şifrelenmiş kitaptır. Bu kitabı okuyabildiğimiz &ouml;l&ccedil;&uuml;de her iki  &acirc;lemin sırları bize a&ccedil;ılacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><br />
<img align="left" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/48_311.jpg" alt="" />İnsanın beden yapısı, Kuran&rsquo;ı Kerim gibi peyder pey, harf harf ve ayet ayet  yazılmıştır. İnsanın beden yapısının dili, Kuran&rsquo;ın yazılış dili gibidir. Mana  d&uuml;nyamız yani his, akıl, d&uuml;ş&uuml;nce ve duygularımız ise Kuran&rsquo;ın manaları gibi,  beden kitabının manalarıdır. Her insanın zahir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;, Kuran&rsquo;ın zahir  manalarından bir mana, her insanın i&ccedil; yani mana &acirc;lemi Kuran&rsquo;ın batıni  manalarından bir manadır. Hi&ccedil;bir insan ne zahir olarak ne de batın olarak  birbirine benzemediği gibi bundan sonra kıyamete dek gelecek olanlarda birbirine  benzemeyeceği i&ccedil;in, Kuran&rsquo;ın zahir ve batın manalarının, nasıl kıyısı ve dibi  olmayan bir derya olduğunu varın siz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n&hellip;!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><br />
Her kavim, Kuran&rsquo;ın surelerinden bir sure gibidir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k toplulukların her bir  ferdi, ayetlerdeki harfler misalincedir. Fertler harfler misalince bir araya  gelerek ayetleri, ayetler misalince olan bu topluluklar bir araya gelince  Sureleri oluştururlar. B&uuml;t&uuml;n insanlık &acirc;lemi ise Surelerin toplamından m&uuml;teşekkil  Kuran&rsquo;ı oluştururlar. Senin harf olarak d&acirc;hil olduğun ayetin haricinde, başka  bir ayetin harflerinden olan biriyle bir araya gelip anlaşman ve uzlaşman sana  zor olabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o başka bir mana ihtiva eden ayetin harflerinden biri sen  ise başka bir mana ihtiva eden ayetin harflerinden birisin. Ayni Surenin ve ayni  ayetin harfleri &ccedil;ok &ccedil;abuk anlaşır, tanışır ve DOST olurlar. Bu sırrı iyi  bilesin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><br />
SAYGILARIMLA</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">BU yazı ilkdefa www.insanigelisim.com&nbsp; sitesinde yayınlanmaktadır&#8230;. Kul hakkı billine</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="652" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1508-kuran-ve-insan-birbirine-benzer.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (22. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1296-bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1296-bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 23:30:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1296</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (22. B&#246;l&#252;m) Gen&#231;ler, Mustafa efendiyi bırakıp gidemiyorlardı. O g&#252;n&#252;n gecesinde de orada kalmışlardı. Sohbet uzadık&#231;a uzuyor ve derin mevzular konuşuluyordu. Akşam namazından sonra &#199;orlu&#8217;nun meczuplarından, Raşit...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> </font><strong><font face="Verdana" size="3">Bir Varmış, Bir Yokmuş (22. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><font face="Verdana">Gen&ccedil;ler,  Mustafa efendiyi bırakıp gidemiyorlardı. O g&uuml;n&uuml;n gecesinde de orada kalmışlardı.  Sohbet uzadık&ccedil;a uzuyor ve derin mevzular konuşuluyordu. Akşam namazından sonra  &Ccedil;orlu&rsquo;nun meczuplarından, Raşit abi gelmişti. Bu adam, g&uuml;n boyu meydanlarda  gezer, elinde bir defle, acayip s&ouml;zler s&ouml;ylerdi. İnsanlar deli diyerek, bunun  s&ouml;zlerine kulak asmazlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;ADIM REŞİT,  HAKK&rsquo;A EŞİT,&rdquo; diye sokak sokak bağırarak gezerdi. Mustafa Efendi, Raşit&rsquo;i, Raşit  Abi de, Mustafa efendiyi &ccedil;ok severdi. Hakan daha &ouml;nce, yine Mustafa efendinin  evinde, Raşit abiyi g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Adam sokaktaki garip ve deliliğe benzeyen  hallerinden sıyrılmış Hakan&rsquo;a perdesini kaldırmıştı. İşte o g&uuml;n, Ay Yıldızlı bir  &ccedil;akmak hediye etmişti Hakan&rsquo;a&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Raşit abi,  cebinden bir portakal, bir elma ve bir hurma &ccedil;ıkardı. Portakalı Yahya&rsquo;ya, Elmayı  Hakan&rsquo;a ve Hurmayı da Alper&rsquo;e verdi ve şu şiiri okudu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Geceler bir  &ouml;rt&uuml;d&uuml;r, o dostlara<br />
Melekler selam getirir Rablerinden onlara<br />
G&ouml;remezsin perdelenmiştir g&ouml;zlerin<br />
Dostlarla muhabbet ettiğini meleklerin</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Zaman ve  mek&acirc;n, onların tasarrufunda<br />
İnanmazsan &ouml;rneği, Peygamberimizin Miracında<br />
Beş vakit K&acirc;be&rsquo;ye giderler onlar namaza<br />
Hızır(a.s) d&uuml;nyayı dolaştığına bir baksana</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mana &acirc;leminden  konuşurlar kimi zaman<br />
Can kulağı ile dinle sus! O an<br />
Hazineler değerinde bir incidir s&ouml;zleri<br />
O anda perde kalkmıştır onlara<br />
&Ouml;telerden &ouml;tesini, seyreder g&ouml;zleri</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yanlarında  sakın edepsizlik etme<br />
Kızsalar da sakın d&ouml;n&uuml;p gitme<br />
Nedir hikmeti diye oturup bekle<br />
&Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Kızdıkları sen değil, nefsindir<br />
Ayrılma kapılarından, nefsine ağır gelse de</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">K&acirc;inat  ağacının bir meyvesisin sen<br />
Y&ouml;nel G&uuml;neşe olgunlaşmak i&ccedil;in, ham isen<br />
Olgun meyve konulur cennet sepetine<br />
&Ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;p bozulduysan yazık. Cehennemin dibine&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Buğday misali,  ana rahmine ekilirsin<br />
Topraktan &ccedil;ıkar gibi d&uuml;nyaya g&ouml;nderilirsin<br />
Yağmur damlaları gibi sevgiyle beslenirsin<br />
Bir ekin gibi boy verip, g&ouml;ğe y&uuml;kselirsin</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Gen&ccedil;sin, bir  ekin gibi her şeye diksin<br />
Başak misali en verimli &ccedil;ağında eğilirsin<br />
Buğday taneleri gibi &ccedil;ocukların ile sevinirsin<br />
Ve bir g&uuml;n&hellip; Azrail&rsquo;in kılıcıyla<br />
Harman misali, bi&ccedil;ilirsin</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bazı desteler,  Cennet ambarına<br />
Bazı desteler, Cehennem ambarına<br />
Bu s&ouml;zlerim d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p anlayana<br />
Haydi, sende var Allah dostlarına</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Reşit  abim ve Hakk&rsquo;a eşit abim, hoş geldin dostum benim. Bu akşam hem eli, hem de  g&ouml;nl&uuml;n dolu geldin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP: Bu  akşam hoşluk sizdedir, g&ouml;n&uuml;l demi sizdedir. Ben sadece, demlenen bu g&ouml;n&uuml;l  &ccedil;ayına, şeker olmaya geldim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: O  zaman, ş&ouml;yle g&ouml;nl&uuml;m&uuml;z&uuml; tatlandıracak bir şiir daha okursun her halde ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Andık&ccedil;a  RABBİMİN, ALLAH ismi şerifini<br />
Bir titreme sarar g&uuml;nahk&acirc;r bedenimi<br />
ALLAH&rsquo;IM derim, bizler senin kulunuz<br />
Hak yolun g&ouml;z&uuml; yaşlı yolcusuyuz<br />
&Acirc;lemlere rahmet bir Peygamberin &uuml;mmeti<br />
Ve bilc&uuml;mle &uuml;mmetlerin sonuncusuyuz</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALLAHIM! S&ouml;z&uuml;n  vardı, Cennete ilk bu &uuml;mmet girecek<br />
Ve Peygamberimiz ilk bize şefaat edecek<br />
Mahşer yerinin dayanılmaz sıcağında<br />
G&ouml;lgelendir bizi Livai hamd sancağında</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ya RESULULLAH!  Bize kardeşlerim demiştin<br />
Ve &ouml;telerden bizi g&ouml;rmek istemiştin<br />
Biz seni g&ouml;remedik ya RESULULLAH<br />
O m&uuml;barek elini &ouml;pemedik ya RESULULLAH<br />
Ama kardeşlerim hitabına nail olduk<br />
Ve &acirc;şıkların ordusuna d&acirc;hil olduk</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ağlarız hep  gecelerde seni andık&ccedil;a<br />
Ağlarız hasretinle her yanımız yandık&ccedil;a<br />
RABBİM bile ismini isminle anmış<br />
Bizi de unutmayıp anar mısın ya RESULULLAH</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bizler senin  g&uuml;nahk&acirc;r &uuml;mmetiniz<br />
Sen el vermezsen biz neyleriz<br />
İki cihanda sensin rehberimiz<br />
Kevser&rsquo;inden su verir misin ya RESULULLAH</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sen yetimdin  &ccedil;&uuml;nk&uuml; babana eremedin<br />
Bizde yetimiz &ccedil;&uuml;nk&uuml; sana eremedik<br />
Uzanıp zaman denen duvarı delemedik<br />
Ashabın gibi senin yolunda &ouml;lemedik</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Arş titrerken  sen ellerini a&ccedil;ınca<br />
C&uuml;mle melekler &acirc;min derken duana<br />
Sen bilmiyorlar dedin ve onlar adına af diledin<br />
Sen rahmet PEYGAMBERİYDİN<br />
&Ouml;yle merhametliydin ki her duanda &uuml;mmetim derdin</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Uuml;mmetim derdin  RABBİNE ağlayarak<br />
Melekler seninle beraber ağlardı<br />
&Ouml;yle ki Arşı Alayı bir titreme sarardı<br />
G&ouml;zyaşların yanaklarından toprağa akarken<br />
Bir m&uuml;jde geldi HAK TEALADAN<br />
&ldquo;HABİBİM! heder etme kendini<br />
Al sana verdim &uuml;mmetini&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALLAHIN  sevgilisi g&ouml;zler, ağlayarak bizi istemişti<br />
&Ouml;telerden bize kardeşlerim demişti<br />
Tek kardeşi Cebrail (a.s.) iken<br />
ALLAHIM bu ne şeref, ne b&uuml;y&uuml;k nimetti</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Varlığın  &acirc;lemlere rahmetti<br />
Ve &acirc;lemler sana hasretti<br />
RABBİN, seni Miraca y&uuml;kseltti<br />
&Ccedil;&uuml;nk&uuml;! &Acirc;lemler RABBİNDEN, seni istedi</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biz, seni,  onlar gibi isteyemedik<br />
Dua ederken seni değil, d&uuml;nyalık diledik<br />
Sen, RABBİNDEN, bizi isterken<br />
Bu duana bile &acirc;min diyemedik</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ya RESULULLAH,  şimdi &acirc;min diyoruz bu duana<br />
&Acirc;min diyoruz kıldığımız her namazda<br />
RABBİM, seni y&uuml;kseltsin Makamı-Mahmud&rsquo;a<br />
Sal&acirc;t ve selam olsun sana</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu akşam,  sohbet meclisinizin ilk konusu besmele olsun ve dinleyin bakalım da Raşit abiniz,  size besmeleyi okusun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;lem de  besmelenin sırrını tastamam &uuml;zerinde CEM eden kullar vardır. Bu kullar her  devrin &Ccedil;oban yıldızıdırlar. İşte bunlar, her geceye ve g&uuml;nd&uuml;ze ayrı ayrı olmak  &uuml;zere besmelenin sırrını &uuml;&ccedil;e b&ouml;lerek, &uuml;&ccedil; ayrı kişiye paylaştırırlar. Besmelenin  paylaştırıldığı bu kişiler, farkında olmadan, maddi ve manevi olarak birliktelik  oluştururlar. Fakat bu birliktelik o g&uuml;n&uuml;n ve gecesinde, o b&ouml;lgede besmelenin  sırrının tamam olması i&ccedil;indir. Yoksa o b&ouml;lge varlığını s&uuml;rd&uuml;remez.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ocak denen her  aile yapısı bir besmeledir. Lakin besmelenin ZAHİR bedenidir. Eğer i&ccedil;ine  manasını koymaz ve yaşamazsan, kuru bir s&ouml;z gibi değersizdir. Bu haneden ne  vatana, ne de millete hayır gelmez. Rahmetli Akif&rsquo;in, İstiklal marşımızdaki  vurguladığı ocak, besmelenin zahir bedeni olan aile yapısının i&ccedil;ine, manasının  da konulduğu ocaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bunun gibi,  ahir zaman s&uuml;reci i&ccedil;in, besmelenin paylaştırıldığı kişiler de vardır. Fakat  bunlar, herhangi bir b&ouml;lge ya da kısa zaman aralığı i&ccedil;in değil, ahir zaman  s&uuml;reci i&ccedil;in takdir edilirler ve se&ccedil;ilirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hazreti  Rasulullah&rsquo;a (s.a.v.) hem zahiren, hem de batından HALİFE olan, d&ouml;nemin &ccedil;oban  yıldızı, ZAT tarafından se&ccedil;ilirler ve g&ouml;reve hazır hale gelene kadar  yetiştirilirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Uuml;&ccedil; kişinin,  &uuml;&ccedil;&uuml; de farklı yapı karakter ve kabiliyete sahiptirler. B&ouml;yle olması gerekir.  Zira Besmelenin sırrı &uuml;&ccedil;t&uuml;r. ALLAH-RAHMAN-RAHİYM.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yine  besmelenin (19) sırrının SIR&rsquo;larından olan, d&ouml;nemin SIRRINA sahip olan kimsenin  tasarrufunda bulunurlar. Hayatiyet, besmele ile tamam olur ve varlık bulur.  Allah&rsquo;ın adı ile Rahman sıfatına sahip erkek, Rahiym sıfatına sahip kadın bir  araya gelir ve varlık sahnesine HAYY sahibi, hayat sahibi, yeni bir varlık  &ccedil;ıkar. Bu &ccedil;ıkan yavru, besmeledeki HAYY isminin sırrı ile hayat bulmuştur. Ama  bu besmeleyi &ccedil;eken biri ve birileri vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte  bahsettiğimiz bu 3 kişi HAYY isminin sırrını taşırlar ve d&ouml;nemin zat&rsquo;ının  &ccedil;ektiği nice besmeleden sadece biridirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sizlerin,  &acirc;lemi ervah&rsquo;tan, arz&rsquo;a iniş sıranıza g&ouml;re isimlerinizin baş harflerinizi  alırsak, HAY &ccedil;ıkar. Ne tevafuk değil mi? Biriniz elma, biriniz portakal ve  biriniz de hurma, Maşallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Fetih sahibi  bir&ccedil;ok Veli, sırrını ahir zaman da g&ouml;rev alacak olanlara verilmek &uuml;zere kimseye  devretmeden, emanet bırakmışlardır. Ahir zaman s&uuml;reci başladığında, bu SIR&rsquo;LAR  dağıtılmaya başlanacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Raşit  abi; Veliler sırlarını, bir başkasına devredebiliyor mu ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP: Her  SIR mirastır ve her mirasın bir varisi vardır. Hele anlatayım da dinle:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hazreti  Mevlana bir g&uuml;n fukarası ile birlikte, bir davete giderken bir cell&acirc;da rast  gelir. O cell&acirc;da o kadar iltifat g&ouml;sterir, o kadar ilgi ile karşılar ki, yanında  bulunan yaran ve fukarası taacc&uuml;p edip, Mevlana hazretlerine sorarlar:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;<em>Sultanımız,  malumunuz olduğu &uuml;zere, bu bir cell&acirc;ttır. Bu cell&acirc;da, kemal mertebe tazim edip,  iltifat g&ouml;stermenize, bununla bu kadar ilgilenmenize sebep nedir</em> ?&rdquo; derler.  Mevlana hazretleri onlara tebess&uuml;m ederek cevap verir ve der ki:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;<em>Bu  cell&acirc;t, Cenabı Allah&rsquo;ın kubab-ı izzetinde gizli olan velilerindendir.  Evliyaullah&rsquo;dan birine her hangi bir sebeple siyaset h&uuml;kmolundu. Huda&rsquo;nın  hikmetiyle bu cell&acirc;dın elinde şehit oldu ve şehit olan, aziz mertebesini bu  cell&acirc;da bağışladı. Fakat cell&acirc;dın kendisi bilmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kendine haber verilmedi.  İşte benim o tazim edip iltifat g&ouml;stermeme, onunla ilgilenmeme sebep budur</em>,&rdquo;  der.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hazreti  Mevlana&rsquo;nın fukarası ve yaranı varıp o cell&acirc;dı, bu halden haberdar ederler ve  ehlullah&rsquo;dan olduğunu ona bildirirler. O da derecesiz memnun ve mesrur olarak  Hazreti Mevlana&rsquo;ya gelir ve sıdk ile ona bağlanır, &ccedil;ok ihl&acirc;slı bir M&uuml;rid olur.  Hazreti Mevlana da ona b&uuml;t&uuml;n gizli sırları ve b&uuml;t&uuml;n cihan sırlarının lisanı  haliyle tespihlerini bildirir. Onu kuvvetli deliller ile malumat sahibi eyler.&nbsp;&nbsp;  (Arifler ve Menkıbeleri, Cilt/3)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: D&uuml;n  akşam, Fatiha gemisiyle sefere &ccedil;ıkmışsın duyduğuma g&ouml;re&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Fatiha  gemisiyle sefere mi &ccedil;ıkmış?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP: D&uuml;n  gece el ayak &ccedil;ekildikten, insanların &uuml;zerine perde, Melekler Arz&rsquo;a indikten  sonra S&uuml;leymaniye Camii&rsquo;nde namaza durmuştum. Namazda Fatiha suresinin &ldquo;Bizi  doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet,&rdquo; ayetine gelince,  g&ouml;nl&uuml;mden bu ayetin y&uuml;zyıllar &ouml;ncesindeki Salihleri de kapsayıp kapsamadığı  ge&ccedil;ti. Acaba bu (BİZ) ifadesi i&ccedil;ine b&uuml;t&uuml;n insanlık tarihindeki inananlar giriyor  muydu, diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu ayeti  okurken, birden g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;ne Mısır&rsquo;daki piramitler gibi dev piramitler  geldi. Hangi devir ve hangi &uuml;lkedeydim bilmiyorum ama bir adamın elindeki  sopasında, &uuml;zerinde kırmızı damarlar bulunan, yeşil bir taş vardı. Etrafında,  c&uuml;bbelerinin etekleri yerlerde s&uuml;r&uuml;nen ve g&ouml;zlerinden melunluk d&ouml;k&uuml;len &uuml;&ccedil; tane  tuhaf kılıklı adam vardı. &Ccedil;evrede n&ouml;bet tutan askerler, b&uuml;y&uuml;lenmiş gibi  duruyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Krallarına  G&uuml;neş&rsquo;in oğlu diyorlardı. G&uuml;neş&rsquo;in her doğuşunda ve batışında, bir oğlan ve bir  kız kurban ediyorlardı. Kurban edilen bu insanların akan kanları, g&uuml;m&uuml;ş bir  k&acirc;sede toplanıyor, &ouml;zel bir t&ouml;renle, kralın &ouml;zel ordusu ve b&uuml;y&uuml;c&uuml;ler tarafından  i&ccedil;iliyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sonra kralın  oğlunu g&ouml;rd&uuml;m. Taze bir delikanlıydı. Y&uuml;z&uuml; bu melunlara benzemiyor ve dolunay  gibi parlıyordu. G&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde AY Yıldız g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; g&uuml;n d&uuml;nyaya gelmiş olduğunu  &ouml;ğrendim. Odasına girip, kıyafetini değiştirdi. Ben onu izlerken, S&uuml;leymaniye  Camii&rsquo;nde hem namazdaydım, hem de kimsenin g&ouml;rmediği bir bedenle, y&uuml;zyıllar  &ouml;ncesi bir mek&acirc;ndaydım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nur y&uuml;zl&uuml; o  &ccedil;ocuk, birden başını kaldırıp bana bakıp &lsquo;&rsquo;Hoş geldin,&rsquo;&rsquo;&nbsp;dedi. Beni g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;.  Ben de &lsquo;&rsquo;Hoş bulduk,&rsquo;&rsquo; dedim. Kendisini takip etmemi işaret ederek, odasının  zemininde bulunan bir t&uuml;nelden i&ccedil;eri girdi. T&uuml;nel ancak bir kişinin ge&ccedil;ebileceği  b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte olduğu i&ccedil;in o &ouml;nde, ben arkada gidiyorduk. Belli bir mesafeye kadar,  elindeki meşale ile devam ettik. Ancak bir yere geldikten sonra meşaleyi  s&ouml;nd&uuml;rerek, parmağındaki y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n, k&uuml;&ccedil;&uuml;k kapağını a&ccedil;tı. Y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n &uuml;st&uuml;nde k&uuml;&ccedil;&uuml;k  mavi bir taş, renk c&uuml;mb&uuml;ş&uuml;n&uuml; andırırcasına her yeri aydınlatıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">T&uuml;nel, şehrin  dışında susuz bir &ccedil;&ouml;le &ccedil;ıkıyordu. Bir zamanlar i&ccedil;inde bol su olduğu anlaşılan  bir kuyudan yukarı &ccedil;ıktık. &Ccedil;ocuk, y&uuml;z&uuml;k olan eliyle, kuyuya işaret ederek &ldquo;HATLA  MATLA&rdquo; dedi ve kuyu, hi&ccedil; yokmuş gibi g&ouml;zden kayboldu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">U&ccedil;suz bucaksız  &ccedil;&ouml;l&uuml;n ortasında bir m&uuml;ddet y&uuml;r&uuml;d&uuml;kten sonra yine y&uuml;z&uuml;k olan elini kaldırarak  &ldquo;HATLA MATLA,&rdquo; dedi. Birden &ouml;n&uuml;m&uuml;zde cama benzer saydam bir kapı belirdi.  Kapıdan i&ccedil;eri girdiğimizde, renksiz, kokusuz, sessiz ve desensiz bir boşlukta  bulduk kendimizi. Tek g&ouml;r&uuml;len şey, menteşesi kendi boyunca olan ahşap işlemeli  bir kapıydı. O kapıyı ge&ccedil;ince yemyeşil bir sahraya &ccedil;ıktık.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu yemyeşil  sahranın bir tarafı ormanlarla, diğer tarafı dağlar ile &ccedil;evriliydi. İnsanları  uzun boylu, geniş omuzlu ve buğday tenliydiler. Tarlalar olabildiğince &ccedil;eşit  &ccedil;eşit mahsul ekiliydi. Ayrıca &ouml;zel seralarda ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k saksılarda, y&uuml;zlerce &ccedil;eşit  bitki t&uuml;r&uuml; vardı. Evleri tek katlı ve kerpi&ccedil;tendi&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">46 Basamakla  &ccedil;ıkılan bir tepenin &uuml;st&uuml;ndeki kul&uuml;beye girdik. Nur y&uuml;zl&uuml; tonton bir ihtiyar bizi  karşıladı. İhtiyarın sa&ccedil; ve sakalları, hi&ccedil; beyazlamamıştı. &Ccedil;ocuk, ihtiyarın  elini &ouml;p&uuml;nce ben de &ouml;pt&uuml;m. Bize &ouml;zel bir şerbet ikram etti. Daha &ouml;nce b&ouml;yle bir  şey hi&ccedil; i&ccedil;memiştim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şerbeti daha  bitirmemiştim ki kul&uuml;benin dışından, tuhaf bir kalabalığın sesi gelmeye başladı.  İhtiyar bizi dışarı alınca birde ne g&ouml;reyim, vadi baştanbaşa cinlerle ve latif  varlıklarla dolmuştu. İhtiyar bana d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Bunlar seni g&ouml;rmeye geldi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP: Neden  ki?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Sen  ahir zaman Peygamberinin, kardeşlerim dediği ahir zaman &uuml;mmetindensin de o  y&uuml;zden. Sizler besmelenin sırrı verilecek olan son sahabelersiniz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP: Peki  ya siz kimsiniz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Ben,  g&ouml;rm&uuml;ş olduğun bu kavme, g&ouml;nderilmiş olan bir uyarıcıyım. B&uuml;t&uuml;n bu insanlar,  Cenabı Allah&rsquo;ın emrine teslim olup, boyun kestikleri ve şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n &Uuml;LKER  yıldızına ait bitkilerden beslendikleri ve etten, m&uuml;mk&uuml;n mertebe uzak durdukları  i&ccedil;in, iman ehli olan cinlerle ve latif varlıklarla aşik&acirc;re i&ccedil; i&ccedil;e yaşıyoruz.  Korunmak i&ccedil;in askerimiz yoktur. Bu vazifeyi m&uuml;min cinler yerine getirmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ayni bunun  gibi, ahir zamanda da, soyut ve somut varlıklar, birbirleri dost olacaklar.  K&acirc;fir cinler ile k&acirc;fir insanlar, M&uuml;min cinler ile M&uuml;min insanlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sonra &ccedil;ocuğa  d&ouml;n&uuml;p &ldquo;sen kimsin,&rdquo; dedim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;OCUK: Ben de,  bu zat&rsquo;ın emrinde olan m&uuml;min bir cin tarafından yetiştirildim. &Ouml;yle ki  sarayımızda bulunan hi&ccedil;bir b&uuml;y&uuml;c&uuml;, kendisini Allah&rsquo;ın izni ile g&ouml;remezdi.  Babamın elindeki kan taşına karşılık, şu parmağımda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n mavi taşı, bana  vererek, y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;m&uuml;n i&ccedil;ine sakladı. Bu sayede, babamın elindeki kan taşının ve  şeytanilerin yaptığı b&uuml;y&uuml;n&uuml;n, manyetik alanından hep korundum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu taş  sayesinde senin de g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n yollardan ge&ccedil;erek, sık sık buraya gelirim. Fakat  taşı, y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;mde taşımaya başladığımdan beri, her gece r&uuml;yamda ahir zaman  Peygamberini g&ouml;rmeye başladım. Bu r&uuml;yaların birinde bana &ouml;yle bir s&ouml;z &ouml;ğretildi  ki, bunu hem g&ouml;nl&uuml;me hem de altın bir levhaya yazdım. Senin şu an okuyup  durduğun Fatiha suresiydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yine b&ouml;yle  r&uuml;yaların birinde, bir grup m&uuml;min, hurma ikram etti. Uyanınca hurmaları avucumun  i&ccedil;inde buldum. Hepsinin &uuml;zerinde isim yazıyordu. Birinde benim ismin, diğerinde  bu zat&rsquo;ın ismi yazıyordu. Ama birinde hi&ccedil; bilmediğimiz bir isim yazıyordu. Bu  hurmayı, birinin almaya geleceğini biliyorduk. Gelen sen oldun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP:  Hurmada yazan isme baktım, ben değildim. Alper yazıyordu. Sana verdiğim hurma bu  hurmadır. Portakal ile elmayı, o kavme uyarıcı olarak gelen Zat&rsquo;tan aldım. &Ccedil;ocuk  daha sonra anlatmaya devam etti&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;OCUK:  Doğduğum g&uuml;ndeki Ay Yıldız olayından dolayı, b&uuml;y&uuml;c&uuml;ler beni kral yapmayacaklar.  23. Yaş g&uuml;n&uuml;mde, zehirleyerek &ouml;ld&uuml;recekler. Fakat nereye g&ouml;m&uuml;leceğimi daha  &ouml;nceden, r&uuml;yadan da &ouml;te bir yolla g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m i&ccedil;in Fatiha suresinin yazılı olduğu  altın tableti ve y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;, oraya saklayacağım. Ahir zaman s&uuml;recinde, &ccedil;ekik g&ouml;zl&uuml;  bir milletin &acirc;limi, mezarımla birlikte, altın tableti ve y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; bularak, bu  sırrı ifşa edecek.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Bu  &uuml;zerinde bulunduğun tepe SAD tepesidir. Beni vefatımdan sonra, buranın altında  bulunan bir mağaraya defnedecekler. Bu mağarada &Uuml;LKER yıldızından gelenlere ait  bir takım emanetler var. Mağaranın i&ccedil;inde hi&ccedil;bir şey &ccedil;&uuml;r&uuml;mez ve zaman  dışarıdakinden daha yavaş akar. Benden sonra insanların yoldan &ccedil;ıkmasından  dolayı, bir avu&ccedil; inanan ile Rahmaniler ve m&uuml;min cinler buraya &ccedil;ekilecekler.  Saklanırken b&uuml;t&uuml;n bu bitkilerin tohumlarını da beraber yanlarına alacaklar. Ahir  zamanda vuku bulan &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir olaydan sonra, bu mağara &uuml;&ccedil; kişi tarafından  bulunarak, i&ccedil;eride yaşayanlar, buradaki sırlar ve tohumlar ortaya &ccedil;ıkarılacak.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP: Namazı  bitirip selam verdiğimde, seccadenin hemen sağ ucunda, elma, portakal ve hurmayı  g&ouml;rd&uuml;m. Size verdiklerim işte bunlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar ruh, mek&acirc;n ve zamanla kayıtlı değildir. Uzak ve yakın onun i&ccedil;in birdir.  D&uuml;nya hayatı, Mira&ccedil; hadisesinde olduğu gibi AN i&ccedil;erisine sığdırılmış bir zaman  dilimidir. Bize g&ouml;re Evvel ile Ahir arasında kurulmuş olan Sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml;ndeki  yolculuğumuzda, zaman i&ccedil;inde zaman yaratılarak, bu hayatı yaşıyoruz. İnsan  evvelki devirlerin zamanına uzanabildiği gibi, bu g&uuml;n paralel evrenler denen,  kendisinin bir başka zamanındaki haline de uzanabilir. B&uuml;y&uuml;k Veliler, gelecekten  kendi ge&ccedil;mişlerine uzanıp, hen&uuml;z daha yetişme &ccedil;ağında olan kendine yardım  edebilir ve tasarrufta bulunabilir. Ama kendini, kendine g&ouml;stermez.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Son  nefesimizde perdeler kalkıp, ger&ccedil;ekler g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde bizim bir &ouml;m&uuml;r dediğimiz  s&uuml;recin 5-6 saniyelik bir zaman dilimi i&ccedil;ine sıkıştırılmış olan bir s&uuml;re&ccedil;  olduğunu g&ouml;receğiz. &ldquo;Her şey bir AN&rsquo; dan ibaretmiş&rdquo; s&ouml;z&uuml;, son nefeste idrak  edilecek olan bir ger&ccedil;eği ifade ediyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Her devirde  karanlık d&ouml;nemler, batıl &uuml;zere olan y&ouml;reler ve k&uuml;fr&uuml;n h&acirc;kim olduğu b&ouml;lgeler  olmuştur. İşte b&ouml;yle karanlık d&ouml;nemlerde ve b&ouml;lgelerde, insanları aydınlatmak ve  Cenabı Allah&rsquo;ın nurunu yansıtmak i&ccedil;in, el&ccedil;iler g&ouml;nderilmiştir. G&ouml;nderilen son  el&ccedil;i ve son Nebi Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hazreti  Muhammed (s.a.v.) Efendimizin, ahirete intikali ile Nebilik g&ouml;revi bu G&uuml;neş  sisteminde son bularak, bu kapı kapanırken, Risalet g&ouml;revi, Huzuru Peygamber&rsquo;den  c&uuml;mle &acirc;lemler &uuml;zerinde devam etmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Arz&rsquo;ın her  gecesinde, d&uuml;nya semasından, G&uuml;neş&rsquo;in nurunu yansıtan Ay, Hazreti peygamberin  Risalet y&ouml;n&uuml;ne işaret etmektedir. G&uuml;neş, bizim &acirc;lemimizde Cenabı Allah&rsquo;ın HAK  isminin karşılığı ve tecellisidir. Ay ise bu tecelliden Risalet nurlarının  yansımasıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Her ne kadar  Hazreti Peygamber ile Hak Din, yani bir G&uuml;neş gibi olan İSLAM, kemale ermiştir  ve g&uuml;nd&uuml;z misali Nuru her yere ermiştir. Lakin gece misali, bulunduğu b&ouml;lge ve  y&ouml;re itibari ile k&uuml;fr&uuml;n h&acirc;kim olduğu yerlerde bu G&uuml;neş&rsquo;ten mahrum kalanlar da  olmuştur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ana babasının,  kendi dinlerini (inan&ccedil;larını) telkin etmesi, toplumun bu istikamette  y&ouml;nlendirmesi ve h&acirc;kim olan otoritenin,&nbsp; dini kendine g&ouml;re şekillendirmesi gibi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte karanlık  misali olan bu b&ouml;lgelerde, Hazreti Peygamberin Risalet tarafına işaret eden Ay,  Hakk&rsquo;ın nurunu yansıtmaya devam etmektedir. Yıldızlar, onlara bakan insanlar  i&ccedil;in nurlarını Ay&rsquo;dan alırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hazreti  Peygamberin Risalet tarafından, bazı insanlar yıldızlar misali ışıklanır,  nurlanır ve aydınlanırlar. İşte k&uuml;f&uuml;r karanlığında kalmış y&ouml;relerde, b&ouml;lgelerde  ve zaman dilimlerinde Allah&rsquo;ın bazı kulları, yıldızlar misali, Risalet nurları  ile hidayet bulurlar ve &ouml;ze ererler. &Ouml;ze eren bu insanlar, karanlık gecede bir  yıldız kadar da olsa etrafına ışık sa&ccedil;arlar. Kim ki bu ışığa dikkat kesilip,  g&ouml;z&uuml;n&uuml; ve g&ouml;nl&uuml;n&uuml; ona &ccedil;evirirse, ayette işaret edildiği &uuml;zere y&ouml;nlerini bulurlar  ve hidayete ererler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;<em>Daha bir  &ccedil;ok alametler yarattı. İnsanlar geceleyin de Allah&rsquo;ın yarattığı yıldızlarla  y&ouml;nlerini bulurlar</em>&rdquo; (Nahl suresi/16 Ayet)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocuklar, her  devirde zahiren ve batınen, Hazreti Peygambere varis olan kişiler vardır.  Risalet nurundan, en fazla ışık alan ve bu ışıkla parlayan bu kişiler DEVRİN  &Ccedil;OBAN YILDIZIDIRLAR. Kuran&rsquo;ın (16) suresi ve (16)cı ayeti, bu sıralamada devrin  &ccedil;oban yıldızına işaret eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim, Raşit abinin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; o G&uuml;neş&rsquo;e tapan kavmin simgelerinde, piramit ve  G&uuml;neş var. Acaba &ouml;ğretisi gereği, insan kurban eden o kavimlerin, cinlerle bir  ilgisi olabilir mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar, yery&uuml;z&uuml;nde insan nesli yaratılmadan &ouml;nce cinler yaşamaktaydı. O  zamanlar, D&uuml;nyanın iki G&uuml;neşi vardı. Biri bizim bildiğimiz şu anki G&uuml;neş diğeri  ise s&ouml;nd&uuml;r&uuml;l&uuml;p d&uuml;r&uuml;len Ay&rsquo;dır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İsra suresi  12. ayeti kerime de a&ccedil;ık&ccedil;a ifade edilir:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;<em>Biz  geceyi ve g&uuml;nd&uuml;z&uuml; varlığımıza delalet eden birer delil kıldık. Sonra Rabbinizden  bir l&uuml;tuf aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz i&ccedil;in, gecenin  karanlığını silip, eşyayı aydınlatan g&uuml;nd&uuml;z&uuml;n aydınlığını getirdik. İşte biz her  şeyi uzun uzadıya anlattık</em>.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yine  peygamberimizin ş&ouml;yle bir hadisi vardır:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;<em>İkisi de  G&uuml;neş idi. Y&uuml;ce Allah &lsquo;&rsquo;Biz geceyi ve g&uuml;nd&uuml;z&uuml; iki ayet kıldık ve gece ayetini  sildik&rsquo;&rsquo; buyurdu. Şimdi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n karaltı o silintidir</em>.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ay&rsquo;ın G&uuml;neş  gibi olduğu devirler, cin imparatorluklarının ve uygarlıklarının devridir.  Cinlerin yery&uuml;z&uuml;nde hayatiyet bulması, bedenlerinin ısı ve ışık ile beslenmesi,  latif olan bedenlerinin yoğunlaşıp, kendilerine &ouml;zel fizik bir yapıya d&ouml;n&uuml;şmesi  hep G&uuml;neşleri olan Ay iledir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tabi&icirc; ki o  d&ouml;nemlerde yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n bitki ve hayvan &ccedil;eşitliliği şimdikinden &ccedil;ok farklıydı.  Hemen birinci kat semada, bir G&uuml;neş&rsquo;in olması, ısı, ışık ve radyasyon oranını da  farklı kılıyordu. Sihirli fasulye masalını hatırlarsanız ne demek istediğimi  anlarsınız. O masaldaki s&ouml;z konusu kahramanlar, insan değil, asıl olarak cin  neslidir. Dolayısıyla masalın ge&ccedil;tiği devir, iki G&uuml;neşli devirdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Bin bir  gece masalları gibi yani ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar, &ldquo;ARZ&rdquo; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ebced değeri 1001 sayısı etmektedir. BİNBİR GECE  MASALLARI s&ouml;z&uuml; buradan gelmektedir. Bin bir gece masalları ACABA MASAL (MI) ?  Yoksa &ccedil;ok eski devirlerin ve nesillerin, hatta CİN UYGARLIKLARININ aktarılan  s&uuml;re&ccedil;lerinden kesitler mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cinler,  Allah&rsquo;ın, &ldquo;arz&rdquo; &uuml;zerinde tecelli ettirdiği birka&ccedil; isimle sınırlıdırlar. &nbsp;1001  İsme gelene kadar daha neler var neler. Bin bir gece masalları Arz&rsquo;da tecelli  eden her ismin, yaşam s&uuml;re&ccedil;lerinden kesitler aktarılmasıdır. Anlatılanlar,  Cenabı Hakk&rsquo;ın 1001 isminin manalarının suret bulmasıdır ve bir &ccedil;i&ccedil;ek gibi bu  arz&rsquo;da a&ccedil;masıdır. Led&uuml;nni ilim sahibi zat, arı misali b&uuml;t&uuml;n bu &ccedil;i&ccedil;eklerden &Ouml;Z  alıp, Kudret Balını yapar Allah&rsquo;ın izni ile..</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Efendim  G&uuml;l&uuml;ver&rsquo;in Maceraları denen masal da acaba bu anlattığınız gibi mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: O  masaldaki olayların bir kısmı zaman yolculuğu, bir kısmı ise başka d&uuml;nyalara  tayyı mek&acirc;ndır. Masalın kahramanı aslen, eski &uuml;mmetlerin evliyasıdır. Lakin o  g&uuml;nlerden bu g&uuml;nlere anlatılagelirken bu ger&ccedil;ek unutulmuş ve sıradan bir masal  kahramanı olmuştur. B&ouml;yle masal ve destan olarak bilinen nice ger&ccedil;ekler vardır  ki, insanlar bunlardan habersizdirler. &nbsp;Cenabı Allah, bizlere s&ouml;zlerin ardındaki  manayı, KAF dağının ardını g&ouml;rmeyi nasip etsin&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Neyse, biz  kaldığımız yerden anlatalım. Nasıl ki, bizim sistemimizde Cenabı Allah&rsquo;ın HAK  isminin karşılığı yani tecellisi G&uuml;neş ise, cin uygarlıklarının yaşadığı  devirlerde, cinler i&ccedil;in HAK isminin karşılığı, o zamanlar G&uuml;neş olan Ay&rsquo;dı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanlık  tarihi i&ccedil;erisinde bu hakikatten saparak, G&uuml;neş&rsquo;i tanrı olarak kabul edip  tapanlar olduğu gibi, cinlerin i&ccedil;inden de Ay&rsquo;ı tanrı olarak kabul edip tapanlar  olmuştur. Yery&uuml;z&uuml; bir&ccedil;ok defa b&uuml;y&uuml;k değişiklik ge&ccedil;irmiştir. O zamanlar d&uuml;nyanın  en y&uuml;ksek dağına bir piramit inşa etmişlerdi. Piramidin en tepesine, cinlerin  kendi g&ouml;zlerine benzeyen dev bir mercek koymuşlardı. Mercek otomatik olarak  Ay&rsquo;ın y&ouml;r&uuml;ngesini takip ediyordu. G&uuml;neş&rsquo;in ışıkları mercekten ge&ccedil;erek Piramidin  bulunduğu dağın eteklerine ulaşıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Aslında bazı  kavimlerin simgelerindeki piramidin tepesindeki her şeyi g&ouml;ren g&ouml;z, bu g&ouml;ze  benzemektedir. Şeytanın telkin ettiği yola uyan bazı kavimlerin kutsallaştırdığı  da bu g&ouml;z ve ardındaki Ay belki de sadece bir tesad&uuml;ft&uuml;r. Hakikati Allah bilir,  biz bilmeyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cinlerin kralı  bu piramitte yaşar ve tanrının her şeyi g&ouml;ren g&ouml;z&uuml; olarak kabul edilirdi. Ayette  belirtildiği &uuml;zere bu G&uuml;neş&rsquo;in s&ouml;nd&uuml;r&uuml;lmesi yani gece ayetinin silinmesi ve  akabinde &Acirc;dem neslinin yaratılması ile yery&uuml;z&uuml; sultanlığı kendilerinden alınan  cinler, tekrar yery&uuml;z&uuml;ne h&acirc;kim olmak i&ccedil;in şeytanın liderliğinde bir takım  insanları kullanmaktalar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n  piramidin nerede olduğu bilinmiyor ama eski Babil&rsquo;deki kesme taşları, &uuml;st &uuml;ste  koyduğun zaman, Babil&rsquo;den Ay&rsquo;a kadar bir merdiven olduğu s&ouml;yleniyor. Bu g&uuml;n  Mısır&rsquo;daki piramitler, bu anlattığım piramidin yanında adeta maket gibi  kalmaktaydı. Harut ile Marut isimli iki Meleğin, Babil&rsquo;e indiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek,  sanırım olayları biraz anlayabiliriz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte  bahsettiğim bu devirler ve Kuran&rsquo;dan &ouml;nceki kitaplar, d&uuml;r&uuml;l&uuml;p kaldırılmış ve  gece ayetleri gibi silinip, neshedilmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bundan sonra  yery&uuml;z&uuml;nde bir cin imparatorluğu kurulamayacağı gibi &ouml;nceki kitaplar ve onlara  tabi olanlar da, Kuran&rsquo;a uyup, boyun eğmedik&ccedil;e g&uuml;nd&uuml;ze &ccedil;ıkamayıp, karanlıklarda  kalmaya mahk&ucirc;mdurlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şeytan kendine  tapan insansılar &uuml;zerinden, kendi &uuml;topyasını kurmaya &ccedil;alışıyor. Lakin Cenabı  Allah, onların ateşini, Ay misali &ccedil;oktan s&ouml;nd&uuml;rm&uuml;ş, o devirler bir kitap misali  d&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş ve karanlıklara g&ouml;m&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kuran bir  G&uuml;neş gibi hem zahir &acirc;lemi, hem de mana &acirc;lemini nuruyla aydınlatarak ve ayette  ge&ccedil;tiği &uuml;zere (Ve her şeyi geniş olarak a&ccedil;ıkladık) a&ccedil;ıklayarak, g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılmış  ve insanların İDRAKİNE SUNMUŞTUR.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ahir zaman  s&uuml;recinde ilahi davayı omuzlayacak iki t&uuml;rl&uuml; insan vardır. Bunların bir kısmı  MANA ehlidir ki, manadan destek verirler. Dava esas olarak bunlar tarafından  omuzlanmıştır. Bu insanlar, asrın bilgi ve ihtiya&ccedil; seviyesine g&ouml;re Kuran&rsquo;ı  yorumlayarak, imanın kalplerde tekrar dirilmesine vesile olurlar. Bunlar  bulundukları &ccedil;ağın, hakikat ve dava erleridir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı Allah,  bunlara &uuml;st&uuml;n bir feraset, engin bir hikmet, derin bir anlayış, Rabbani bir  iltifat ve Led&uuml;nni ilim vermiştir. Bunlar Hızır (a.s.) gibi perde gerisinden  gizli olarak, vazife g&ouml;r&uuml;rler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İkinci grup  ise davayı fizik planda &uuml;stlenirler. Bunlar kendi aralarında ikiye ayrılırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">1. Grup:  Bunlar davayı omuzlarken İsra suresinin 18. ayetinde ge&ccedil;tiği &uuml;zere emeklerinin  karşılığını, d&uuml;nyada isterler. Onlar bu davayı omuzlarken, bir takım d&uuml;nyevi  &ccedil;ıkar g&ouml;zetirler. Bunlara HUD suresi 15. ayetinde işaret edildiği &uuml;zere hepsinin  amelinin karşılığı peşin olarak verilir. Ama ahirette mahrum edilirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">2. Grup: Bu  grup, davayı omuzlarken, d&uuml;nyevi hi&ccedil;bir &ccedil;ıkar g&ouml;zetmezler. İsra suresinin 19.  ayetinde bildirildiği &uuml;zere, sadece ahireti dilerler. Davayı sırf ahiret i&ccedil;in  omuzlamış olan bu insanlar, Cenabı Allah&rsquo;ın l&uuml;tf&uuml; ile d&uuml;nyadan da mahrum  edilmezler. İsra suresinin 20. ayetinde bildirildiği &uuml;zere d&uuml;nyada da  nimetlendirilirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı Allah,  &uuml;cretini peşin isteyenlere d&uuml;nyada verdiği gibi, ahireti dileyenlere de, hem  d&uuml;nyada hem de ahirette nimetlendirir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İlahi bir  davayı, sırf bir takım d&uuml;nya &ccedil;ıkarları i&ccedil;in destekleyen kişiler, insanların en  aptalıdırlar. Kendilerini yıkılıp, yok olacak şeye bağladığı i&ccedil;in, yaptığı işten  ne kendisine fayda dokunur, ne de yaptığı işe, dişe dokunur bir faydası olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan fanidir.  Fani olan Baki olana bağlanmalıdır. İşte bu bağlanma ger&ccedil;ekleştikten sonra kişi  kendini zahiren ve batınen Allah yoluna hazırlarsa, ne yok olur, ne de halkın  anladığı manada &ouml;l&uuml;r. Bu kişiler vefat ettiklerinde KENDİ KENDİLERİNİ YIKARLAR&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tam bu sırada  Mustafa abinin kızı, odaya girerek, televizyonda yayınlanan bir katliam haberini  verdi. Hemen salona ge&ccedil;erek izlemeye başladılar. Spiker ş&ouml;yle diyordu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Sayın  seyirciler; bu gece tam bir katliam yaşandı. Katliamın yaşandığı bu yer, D&uuml;nya  g&uuml;ndeminde ilk defa adını bu olayla duyurdu. Olaya m&uuml;dahale eden &uuml;lkenin yerel  g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;lerinden, saldırganlarca yaralananlar, kısa s&uuml;rede &ccedil;ıldırarak ayni  şekilde sağa sola saldırmaya başladılar. Onlarca g&uuml;venlik g&ouml;revlisi ve bir o  kadar da sivil halk ancak &ouml;ld&uuml;r&uuml;lerek etkisiz hale getirilebildi. Sabaha kadar,  b&ouml;lge tam bir vahşete sahne oldu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sabahleyin  G&uuml;neş&rsquo;in doğuşundan sonra, karanlık ve kuytu k&ouml;şelerde ele ge&ccedil;irilen  saldırganların, g&ouml;z bebeklerinin değişikliğe uğradığı ve ışıktan aşırı derece  rahatsız olduğu s&ouml;ylendi. Derilerinin de değişime uğradığı ve morarmaya  başladığı g&ouml;zlendi. B&ouml;lge karantina altına alındı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sayın  seyirciler; Yine başka bir &uuml;lkenin en g&ouml;zde şehrinin g&ouml;beğinde &uuml;&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r devam  eden ayaklanma ve &ccedil;atışmalar durdurulamıyor. B&ouml;lgeye &ccedil;ok sayıda takviye polis  ekipleri g&ouml;nderildi. &Uuml;lkenin silahlı kuvvetleri duruma el koyarak &ccedil;ok sayıda  komanda birlikleri ile olaya m&uuml;dahale etti.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: En  sonunda bir yerlerden d&uuml;ğmeye bastılar demek ki.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Efendim  ne oluyor, neyin d&uuml;ğmesine bastılar?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar adı bile duyulmayan o kasaba civarında bir &ccedil;ocuk saklıyorlardı. Bu  &ccedil;ocuğu Hazreti İsa diye, d&uuml;nyaya ilan edeceklerdi. Oradaki insanların  &ccedil;ıldırması, laboratuar ortamında veba ve kuduz mikrobunun geliştirilmesidir.&nbsp;  Diğer olay; cep telefonları vericileri ve uydular &uuml;zerinden ger&ccedil;ekleştirilen bir  zihin kontrol operasyonudur. Daha &ouml;nce kısa s&uuml;reli olarak provasını yapmışlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MECZUP: Cenabı  Allah, yardımcımız olsun &ccedil;ocuklar vakit geldi gayri&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent  G&ouml;k&ccedil;en</font></p>
<p align="right" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');"> 6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');"> 7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');"> 8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');"> 9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');"> 10.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;<font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');"> 11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');"> 16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 20.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum?referer=');"> 21.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; 22.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="370" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1296-bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (21. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1293-bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1293-bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 23:25:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1293</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (21. B&#246;l&#252;m) &#160; Aşk ateşi, g&#246;n&#252;l K&#226;be&#8217;sinde yanmaya başladığı zaman, beden arzından bir duman y&#252;kselir. Y&#252;kselen bu duman, Arşı Ala&#8217;dan seyredilir. Uzaklardan bakan i&#231;in, o ateş,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> </font><strong><font face="Verdana" size="3">Bir Varmış, Bir Yokmuş (21. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"><img align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Aşk ateşi,  g&ouml;n&uuml;l K&acirc;be&rsquo;sinde yanmaya başladığı zaman, beden arzından bir duman y&uuml;kselir.  Y&uuml;kselen bu duman, Arşı Ala&rsquo;dan seyredilir. Uzaklardan bakan i&ccedil;in, o ateş,  sadece bir yıldız, bir ışıktır.<br />
Musa (a.s.) gibi merak edip te, yanına sefer edersen ve İdris (a.s.) gibi kelam  edersen, o ateşten sana HAK tecelli eder. Hakk&rsquo;ın tecelli ettiği sana, Vahiy  gibi nice manalar iner.<br />
Sakın deme, peygamberlerden başkasına Vahiy mi iner? Bilmez misin ki o  Peygamber, salih r&uuml;yalar vahyin şubelerindendir, der. Kuran; Rabbin bal arısına  vahyetti, der. Erenler, ilhamın bir &uuml;st&uuml; olan Led&uuml;n ilmine, bal arısına inen  vahyin aynısı, der.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Her derde  derman olan bal, arıdaki Led&uuml;n ilmine işaret eder. Allah dostlarındaki, kudret  balı ise, YA NEYE İŞARET EDER?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir gece  ansızın kapın &ccedil;alınır, gayb erenleri tarafından ismin anılır ve ZAMAN perdesi  kaldırılır. Bir noktadır &acirc;lemlerin aslı, o noktadan sana, &acirc;lemler yazdırılır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Her şey bir  nokta ile başladı. Cenabı Allah, bu noktanın ardına, c&uuml;mle &acirc;lemleri sakladı. Ey!  Allah Kulu; İşte bu nokta var ya, bu nokta sensin, &acirc;lemlerin ardına gizlendiği  ve g&ouml;z bebeğinden, &acirc;lemlerin izlendiği bu nokta SENSİN. &Acirc;lemler bir Besmele ve  bu Besmelenin altındaki nokta SENSİN.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">RAHMAN&rsquo;IN, NUN  kalemi ile koyduğu ilk nokta ve bu noktadan, bir G&Uuml;L goncası gibi a&ccedil;ılıp,  &acirc;lemlerin v&uuml;cuda geldiği, Hazreti MUHAMMED (s.a.v.) Efendimizdir. &Acirc;lemler bir  &Ccedil;INAR ağacı ve bu ağacın &ccedil;ekirdeği, Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizin aslı  AHMED&rsquo;İ NURDUR:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">K&ouml;k&uuml; ne ise,  meyvesi de O&rsquo;dur. Bil ki; O meyve, her &acirc;lemde de bulunur. Cenabı Allah Adili  Mutlaktır. Bu meyveden, her &acirc;leme de sunulur. Bu &acirc;lemde ismi, Hazreti Muhammed  (s.a.v) konulur, başka bir &acirc;lemde, belki başka bir isim konulur. Ama konulan her  isim, BİR kişiye konulur. O BİR olan kişi, konulan isimlerle tecelli eder, her  &acirc;lemde bulunur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bak sen de  birsin ve tek &ouml;zel isimlisin. Ama sıfatlarınla, her &acirc;lemde &ccedil;eşitlisin. Baban,  evladım der, Eşin, kocam der, falanca komşum der, komutanın askerim der.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ok s&ouml;ze gerek  yoktur, arif olan i&ccedil;in, &ccedil;ok s&ouml;z s&ouml;ylemek, bilmeyenlere MASAL okumak i&ccedil;in. &Ccedil;INAR  ağacında vardır alemin sırrı, &ccedil;ınar ağacının &ouml;z suyu ise İNSANIN HER SIRRI.!!!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">G&Uuml;L&rsquo;de ise  vardır, İlmi Led&uuml;n kokusu, Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizdendir, bu kokunun  DOKUSU. Buyurun, bu kokudan beraber koklayalım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Artık g&ouml;kteki  yıldızlar insin yere<br />
&Ccedil;ıksın batındaki manalar, Zahire<br />
Ruh ile Zat&rsquo;ın arasındaki perdeler kalksın<br />
Ruh&rsquo;un G&Uuml;L kokulu nuru, &acirc;lemlere sa&ccedil;ılsın</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Gayri karanlık  bitti, şafak s&ouml;kmek &uuml;zere<br />
Mağaradaki yatırlar, dirilip &ccedil;ıkmak &uuml;zere<br />
A&ccedil;ıldı Berzah&rsquo;ın kapıları, Ruhlar inmek &uuml;zere<br />
Bir Ay Yıldız doğuyor, Allah&rsquo;ın EMRİ &uuml;zere</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">G&ouml;kten su  iniyor, yery&uuml;z&uuml;n&uuml; diriltmek i&ccedil;in<br />
Kitabın sırları a&ccedil;ılıyor, Ruhları diriltmek i&ccedil;in<br />
Bir ordu kuruluyor, cihana h&uuml;kmetmek i&ccedil;in<br />
İki cihan Sultanının, bıraktığı s&ouml;z&uuml; y&uuml;celtmek i&ccedil;in</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Gen&ccedil;ler,  sohbetin b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; bu samimi atmosferden ve zaman i&ccedil;inde ge&ccedil;miş zamanlara kadar  gidip, yaratılışın sırlarına, g&ouml;z ucuyla da olsa bakmalarından,  baktırılmalarından &ouml;yle &ccedil;ok etkilenmişlerdi ki; &nbsp;sanki Esrar denizine yelken  a&ccedil;mış gemiciler gibi, farklı d&uuml;nyaları keşfetmeye &ccedil;ıkmışlardı. G&ouml;n&uuml;lleri bu g&uuml;n  ve gecesinde, burada kalmayı arzuluyor ve Mustafa efendinin kaptanlığında, bu  seyahate devam etmeyi arzu ediyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu arada  Mustafa efendinin hanımı, hazırladığı yemekleri, bah&ccedil;edeki ağacın altına masa  a&ccedil;arak, buyur etti. Yemeklerin yenmesinden sonra, kılınan ikindi namazına  m&uuml;teakip, sohbet kaldığı yerden devam etmeye başladı. Bah&ccedil;enin hemen k&ouml;şesinde,  bağlı duran bir koyunun yanında, &ccedil;ocuklar etrafına toplanmışlar, onunla  oynuyorlardı. Mustafa Efendi, okumaya ve okuduğunu anlatmaya, bu koyundan  başlamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar, bu koyun var ya; Allah&rsquo;ın &ouml;yle m&uuml;barek bir mahl&ucirc;katı ki, genelde  geceleri otlar ve otladığını ete, s&uuml;te ve y&uuml;ne &ccedil;evirir. Bu hayvanın etinden,  direkt fayda temin edersin. Y&uuml;n&uuml; ise işleyip bir takım evrelerden sonra  insanların istifadesine sunarsın. Ama SIR olan bembeyaz o s&uuml;t&uuml;, direkt olarak da  i&ccedil;ebilirsin, ya da mayalayıp farklı farklı hallere d&ouml;nd&uuml;r&uuml;p, fayda temin  edersin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İşte bu koyun  gibi, Cenabı Allah&rsquo;ın &ouml;yle gece kulları vardır ki; onlar g&uuml;nd&uuml;z vakti, sıradan  insanlar gibi gezerler ve &ccedil;oluk &ccedil;ocuğunun nafakasını temin ederler. Ama akşam  olup ta, el ayak &ccedil;ekilince ve melekler yere inince, Cenabı Allah&rsquo;a g&ouml;n&uuml;llerini,  m&uuml;barek K&acirc;be&rsquo;ye y&uuml;zlerini d&ouml;nerler ve &ldquo;Rabbim: Ben geldim, gece denen &ouml;rt&uuml;n&uuml;n  altına gizlendim, g&ouml;zlerimden akan yaşlar ile s&uuml;slendim, nefsimin işlediği ağır  g&uuml;nahlar ile y&uuml;klendim, Rahmet deryanda yıkanmaya geldim,&rdquo; diye niyaz ederler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İşte bu  kulların g&ouml;n&uuml;l toprağında bir &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;ar. A&ccedil;an bu &ccedil;i&ccedil;ek, &ouml;nce o g&ouml;nle, g&uuml;zel  kokular sa&ccedil;ar ve g&ouml;n&uuml;l g&uuml;zel kokmaya başlarsa, beden arzına semadan, melekler  inmeye başlar. Her melek bir mana indirir. İşte bu manalara İLHAM denir. Cenabı  Allah, b&ouml;yle kullarının g&ouml;nl&uuml;ne girmeyi, hepimize nasip etsin &ccedil;ocuklar&hellip; &Acirc;MİN.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İşte  bahsettiğim bu kullardan, h&acirc;ş&acirc; huzurdan, bu m&uuml;barek hayvandan &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; istifade  edildiği gibi istifade edilir. Her şeyleri ile fayda verirler. Bilgi ve  tecr&uuml;beleri ve tahsil ettikleri ilimleri, batıni ilhamlarla s&uuml;slendiği i&ccedil;in, ruh  ve akıl melekelerinden s&uuml;z&uuml;l&uuml;p, dile kelam olarak gelenler, &uuml;&ccedil; t&uuml;rl&uuml; nimete  d&ouml;nerler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir takım  zahiri s&ouml;zleri ve eserleri vardır ki, ayni koyunun eti gibi, direkt olarak fayda  g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. Her şey ayan beyandır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir takım  zahir gibi g&ouml;r&uuml;nen s&ouml;zleri ve eserleri de vardır ki; Ayni koyunun y&uuml;n&uuml; misali,  ancak biraz işledikten sonra, yani zahir ilimlerle ve fen bilimlerine vakıf  olduktan sonra, bu ilimlerle, o s&ouml;zleri ve eserleri tetkik ettikten sonra,  istifade edersin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir takım da,  batıni ve mana i&ccedil;re mana olan s&ouml;zleri de vardır ki, ayni koyunun s&uuml;t&uuml; misali  direkt olarak i&ccedil;sen de faydası var, tefekk&uuml;r etsen de faydası var, g&ouml;n&uuml;l  mayandan katıp okusan da faydası var. Fen ilimleri ile tetkik etsen de faydası  var. Vel h&acirc;sıl, kattığın mayaya g&ouml;re istifade edersin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu gibi  kimselerin s&ouml;zlerini hafife almamak lazımdır, akıllı olmak lazımdır. Bunlar  Cenabı Allah&rsquo;ın gizli dostlarıdırlar. Cenabı Allah, dostlarına, sırrından SIR  verir. Onların h&uuml;rmetine, kararmış g&ouml;n&uuml;llere nur verir. &Acirc;lemi İslam&rsquo;ı, rahmet  deryasına daldırır ve zulmet karanlığından kurtarır. Muhabbetleri dilden değil,  g&ouml;n&uuml;ldendir. S&ouml;z&uuml;n Manası, S&Ouml;Z&Uuml; S&Ouml;YLETENDENDİR.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">A&Ccedil; G&Ouml;Z&Uuml;N&Uuml;,  SIRLAR &Acirc;LEMİNE<br />
SIRLARDAN, NİCE HİKMET DOĞSUN Y&Uuml;REĞİNE<br />
BİR BALIK GİBİ, DAL RAHMET DENİZİNE<br />
AŞKLA Y&Uuml;ZEREK, SEN DE VAR MENZİLE</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">SEVGİ DALIN  TOMURCUĞA DURSUN<br />
&Ccedil;İCEK A&Ccedil;IP, TATLI BİR ELMA OLSUN<br />
ETRAFIN, &Ccedil;OLUK &Ccedil;OCUK İLE DOLSUN<br />
DALLARINDAN KOPARIP YESİNLER, AFİYET OLSUN.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Sohbetin  burasında, Mustafa efendi, kızından bir Kuran meali istedi. Her zaman yaptığı  gibi herhangi bir sayfasını a&ccedil;tırır, ilk &ccedil;ıkan ayetin manasından anlatırdı. Bu  şekilde olunca, dile gelen mananın, semadan yağmur misali indiğini s&ouml;ylerdi.  Kuran&rsquo;ın mealini, Hakan&rsquo;a uzatarak herhangi bir sayfasını a&ccedil;masını ve ilk &ccedil;ıkan  ayeti okumasını s&ouml;yledi. Hakan, tam Kuran&rsquo;ı a&ccedil;mıştı ki; &uuml;zerlerinden ge&ccedil;mekte  olan bir bahar bulutundan, kitabın &uuml;st&uuml;ne, tek bir yağmur damlası d&uuml;şt&uuml;. Mustafa  Efendi, o tek damlanın ıslattığı ayeti okumasını s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">HAKAN:<br />
&lsquo;&rsquo;Allah g&ouml;kten bir su indirdi&hellip; Ve onunla yery&uuml;z&uuml;ne &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra hayat verdi.  Ş&uuml;phesiz ki; bunda dinleyen bir millet i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir ibret vardır&rsquo;&rsquo; (Nahl  suresi/65)&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Mustafa  efendinin g&ouml;zleri yaşarmıştı. Yaşanan hadiseye denk bir ayetin &ccedil;ıkması ve Cenabı  Allah&rsquo;ın, d&ouml;rd&uuml;n&uuml; buna şahit tutması&hellip; Bize Şah damarımızdan daha yakın olduğunun  bir g&ouml;stergesiydi. Bir m&uuml;ddet g&ouml;zlerini kapayarak ağladı. Sessizliğin h&acirc;kim  olduğu bu s&uuml;re i&ccedil;erisinde, altında oturdukları ağaca bir &ccedil;ift kumru konmuştu.  İ&ccedil;in i&ccedil;in ağlayan Mustafa efendiye, m&uuml;jde verircesine &ouml;tmekteydiler. Bu kuşların  seslerini duyabildiğimiz gibi, g&ouml;n&uuml;llerimizle dillerini de anlayabilseydik, ne  sırlara nail olurduk Allah Bilir&hellip; Mustafa efendi, g&ouml;zyaşları ile ıslanan  cemalini, bardaktaki suyla yıkayarak anlatmaya başladı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Bismillahirrahmanirrahiym&hellip; &Ccedil;ocuklar; bu ayette, &ouml;l&uuml;mden sonra dirilmeye sebep  olan suyun, indirilmesi ifade edilirken &ldquo;dinleyen bir millet&rdquo; ifadesi  kullanılıyor. Burada ince bir n&uuml;kte ve ayetin Led&uuml;nni manasına a&ccedil;ılan bir kapı  vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ayetin zahiri  manasını ele alacak olursak, suyun inmesine uygun olan &ldquo;dinlemek&rdquo; değil, g&ouml;rmek  ve d&uuml;ş&uuml;nmektir. Demek ki burada zikredilen, su değil ama su gibi hayat veren ve  dirilten ve g&ouml;kten inen, dinlenen bir şeydir. Burada zikredilen su, Kuran&rsquo;dır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;a misal  olarak verilen &ouml;rneğin &ldquo;SU&rdquo; olması, Kuran ile suyun sırrının, bir olmasındandır.  Herkesin bildiği ama akıl denen ip ile birbirine bağlayıp, ikisini kıyas  ettiğinizde fark edilebilecek olan ger&ccedil;ek, ikisinin de (3) &uuml;&ccedil; hal &uuml;zere  bulunmasıdır. Bildiğiniz gibi, suyun katı, sıvı ve gaz olmak &uuml;zere, toplam &uuml;&ccedil;  hali vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ında,  zahiri, batıni ve Led&uuml;nni olmak &uuml;zere, toplam (3) &uuml;&ccedil; ana manası vardır. Kuran&rsquo;ın  zahiri manası, ayni suyun katı hali gibi yani buz gibi soğuk ve kendisinden,  diğer manalara NAZARAN, kısıtlı olarak istifade edilebilen y&ouml;n&uuml;d&uuml;r. Ancak!  B&acirc;tıni ve Led&uuml;nni manaları, bir cevher gibi muhafaza ettiğinden ve bu manalara  bir kap teşkil ettiğinden dolayı da &ouml;nemlidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ın  batıni manaları, ayni suyun sıvı halidir. Fakat ayette &ldquo;G&ouml;kten inen suya&rdquo; işaret  edilmektedir. G&uuml;neşin nuru, denizlerden, g&ouml;llerden ve akarsulardan mevcut suyu  buharlaştırıp, d&uuml;nya semasında belli bir seviyede ve y&uuml;kseklikte tutar. Buhar  yani gaz halinde bulunan bu su, yerdeki suya nazaran daha saf, katıksız ve  &ouml;zd&uuml;r. İşte bu su, yery&uuml;z&uuml;ne indiğinde &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra hayat verir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ayni bunun  gibi, Ruh ile Zat arasındaki perdeler kalkmaya başladık&ccedil;a, Ruh&rsquo;un Nuru, beden  kitabından, k&acirc;inat kitabından ve Kuran&rsquo;ın hem zahiri hemde batıni manalarından,  buharlaştırdıklarını, yakın g&ouml;k denilen yıldızlarla donatılmış bu &acirc;lemin,  semasına y&uuml;kseltir. Bu manalar, ağa&ccedil;lar misali, elleri ve g&ouml;n&uuml;lleri ile bu  semaya y&ouml;nelenlerin g&ouml;n&uuml;llerine bir yağmur gibi iner. Kuran&rsquo;ın Led&uuml;nni manası,  batını manasından da &ouml;te, yağmur suyu misali, arıtılmış, saf ve temiz halidir.  İşte bu Led&uuml;nni mananın, yery&uuml;z&uuml;ne yani kişiye ve girdiğimiz d&ouml;nemin HİKMETİNDEN  dolayı, KİŞİLERE indirilmesi, hayat vermektedir. Burada &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra ifadesi,  Led&uuml;nni manaya nail olanların, artık DİRİLENLERDEN olduğudur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ın  Led&uuml;nni manasının sırrı, G&Uuml;L&rsquo; de ve G&Uuml;L&rsquo; &uuml;n kokusunda saklıdır.<br />
Kuran&rsquo;ın B&acirc;tıni manalarının sırrı, &Ccedil;ınar ağacının, &ouml;z suyunda saklıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ın  zahiri manaları, Zemzem suyunda saklıdır. Lakin Kuran&rsquo;ın zahirinin, hem Batın  hem de Led&uuml;nni manalarının kabı olması ve i&ccedil;inde mevcut olması gibi, Zemzem suyu  da, hakiki G&uuml;l suyunun ve &Ccedil;ınar ağacının &ouml;z suyunun &ouml;zelliklerini i&ccedil;erisinde  taşımaktadır. Ama insan, b&uuml;t&uuml;n bu sayılanların da &Ouml;Z&Uuml;D&Uuml;R.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Led&uuml;nni ilim  sahibi zatların v&uuml;cutları, g&uuml;l gibi kokar. Vefat edip, kabre kondukları zaman,  kabirleri de g&uuml;l gibi kokar. Bu zatın bedeninin, her bir zerresine, Led&uuml;n  ilminin g&uuml;l kokan nuru sindiği i&ccedil;in, bu kabri ziyaret edenlerin ruhları dirilir,  şuurları a&ccedil;ılır ve hastalıkları bu nurla iyileşir. Vel h&acirc;sıl; Led&uuml;n ilmi sahibi  zatların kabirlerindeki g&uuml;l kokulu nur, maddi ve manevi dirilmeye VESİLE olur.  B&ouml;yle zatların kabirlerini ziyaret edenler, bu şekilde istifade ediyorlarsa,  hen&uuml;z hayatta iken bu zatları bulup, ilminden ve tasarrufundan istifade edenler,  nelere nail olmaz ki..? Bir D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n..</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Led&uuml;nni ilim  sahiplerine, Cenabı Allah, evvelinde bu ilme uygun bir ruh ve fıtrat ihsan eder.  A&ccedil;ık bir vasıta olmaksızın, gizli bir şekilde terbiye eder. Dikkat edilirse; bu  durumun aynisi, yine Nahl suresinin 68. &nbsp;ayetinde, bal arısı nazara verilerek,  dikkat &ccedil;ekilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Senin Rabbin  bal arısına ş&ouml;yle vahyetti: Dağlardan, ağa&ccedil;lardan ve insanların kuracakları  kovanlardan kendine evler edin.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Burada  gereklilik ve mecburiyet ifadesi vardır. Eğer burada s&ouml;z&uuml; edilen vahiy, ilham  olsaydı gereklilik ve mecburiyet olmazdı. İlham, kalbe atılan manalardır. Y&uuml;ce  Allah; arıya, bal yapmak zorunluluğu, yani &ouml;zel bir fıtrat vermiştir. Arıya  y&uuml;klenen misyonun kuvvet ve isabetine, dikkat &ccedil;ekmek i&ccedil;in vahiy denmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ayni bunu  gibi, led&uuml;nni ilim verilen zatlara, bir misyon ve misyona uygun kuvvet takdir  edilmiştir. Ayrıca bu ayette s&ouml;z&uuml; edilen &ldquo;dağlardan, ağa&ccedil;lardan ve insanların  kuracakları kovanlardan&rdquo; bahsederken sayılan bu &uuml;&ccedil; yerin, led&uuml;n ilmine sahip  olan zata bakan manası da farklıdır. Burada s&ouml;z&uuml; edilen, bu &uuml;&ccedil; yerin ne  olduğunu, nerelerde olduğunu ve hangi manalara geldiğini, daha sonra anlatırız  inşaallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ayetin  devamında ki 69. ayette ise ş&ouml;yle buyurulmuştur:<br />
&lsquo;&rsquo;Sonra meyvelerin hepsinden ye de, Rabbinin kolay kıldığı yollara gir, diye  ilham etti. Onların karınlarından renkleri &ccedil;eşitli bir bal &ccedil;ıkar ki; onda  insanlar i&ccedil;in şifa vardır. Ş&uuml;phesiz ki bunda d&uuml;ş&uuml;nen bir millet i&ccedil;in, b&uuml;y&uuml;k bir  ibret vardır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocuklar,  burada s&ouml;z&uuml; edilen meyveler sizce ne ya da neler olabilir. Ayetin bu kısmı  hakkında, tefekk&uuml;r edip, kelam edin bakalım&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Efendim, en doğrusunu Cenabı Allah&rsquo;ın bilmesi ile beraber, ayetin bu kısmından,  anlattığınız paralellikte, g&ouml;nl&uuml;me doğan mana şudur:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">S&ouml;z&uuml; edilen  meyve, Kuran&rsquo;dır. Kuran&rsquo;ın her suresi, her ayeti ve her bir harfi, başlı başına  bir &acirc;lemdir. B&acirc;tıni ve Led&uuml;nni manaları ise, bu &acirc;lemlerde a&ccedil;an &ccedil;i&ccedil;eklerin, meyve  misali &ouml;z&uuml;ndeki baldır. Led&uuml;nni ilim sahibi zatlar, bu balı yani manaları, arı  misali emerek, insanlara şifa olacak esas Bal&rsquo;a &ccedil;evirirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim, bana g&ouml;re Yahya arkadaşım isabet etmekle birlikte, biraz eksik  s&ouml;ylemiştir. Buradaki meyvelerden kasıt, sadece Kuran değil, beden ve K&acirc;inat  kitabıdır. Led&uuml;nni ilim sahibi zat, Kuran&rsquo;daki manaları emdiği gibi,  bedenlerimizin yaratılışındaki hikmetleri de okuyarak Bal&rsquo;a &ccedil;evirir. Ayni  şekilde, k&acirc;inat kitabını da, az &ouml;nce sizin koyunu okuduğunuz gibi okuyarak, bize  bir Bal misali sunduğunuz gibi, insanlara sunarlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim, her iki arkadaşa katılmakla beraber ben, biraz daha geniş bir a&ccedil;ıdan  bakmak istiyorum. S&ouml;z&uuml; edilen meyve, k&acirc;inat ağacının meyveleridir. Arının envai  &ccedil;eşit ve hepsi bir &acirc;lem olan &ccedil;i&ccedil;ekleri gezip, o &ccedil;i&ccedil;eklerinden &ouml;z&uuml;nden topladığı  gibi, Led&uuml;nni ilim sahibi olan zatlar da, bir &ccedil;ınar ağacı misali olan, k&acirc;inatın  her bir yerine giderler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">K&acirc;inat  dediğimiz b&uuml;t&uuml;n bu &acirc;lemlerde, ayni &ccedil;i&ccedil;ekler gibi farklı farklı renk ve kokularda  a&ccedil;mış olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizin, o &acirc;lemdeki renginden ve  kokusundan alarak, kalplerine Cenabı Allah&rsquo;ın melekler ile isabet ettirdiği yani  ihsan ettiği ilham ile KUDRET BALINI yaparlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Lakin arının  ayaklarına, &ccedil;i&ccedil;eklerden bulaşan polenler gibi, Allah&rsquo;ın bu kullarına, o  &acirc;lemlerden bir takım şeyler bulaşır. D&uuml;nyaya d&ouml;nerken, o &acirc;lemden bazen maddi ya  da manevi şeyler getirirler. Bunlar bizim &acirc;lemimiz i&ccedil;in SIR&rsquo;dır. Y&uuml;zyıllardır,  sırrı &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen bir&ccedil;ok maddi ya da manevi olayın arkasındaki ger&ccedil;ek, bana g&ouml;re  budur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Fakat Huzuru  Peygamber tektir. Buraya giden Velilerin, buradan alacağı &ouml;z ve polen de tektir.  Lakin b&uuml;t&uuml;n &acirc;lemlerdeki mevcut &ouml;z, BU &Ouml;Z&rsquo; &uuml;n i&ccedil;indedir. &Acirc;lemlerde b&ouml;yle kokan  başka bir &ccedil;i&ccedil;ek yoktur. İşte Huzuru Peygamberdeki hususi koku ve sır, bu &acirc;lemde  sadece G&Uuml;L&rsquo; de vardır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">G&uuml;l  şerbetinden i&ccedil;meye geldim<br />
İ&ccedil;ip de, &acirc;lemlerden ge&ccedil;meye geldim<br />
&Acirc;lemleri ge&ccedil;ip, Hakk&rsquo;a ermeye geldim<br />
Deryaya kavuşup, deryadan olmaya geldim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir damlayım,  deryayı arayan<br />
İki s&uuml;rmeli g&ouml;z&uuml;m, bu damlayı ağlayan<br />
Bir aşığım, G&ouml;nl&uuml;n&uuml; Hakk&rsquo;a bağlayan<br />
Bir sarhoşum, G&uuml;l&rsquo;&uuml;n kokusu ile bayılan</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İ&ccedil;tim AŞK  şarabını ve a&ccedil;tım bağrımı<br />
Bir nara koy verdim, Sevgilim; Al canımı<br />
Bir koku kapladı birden, her yanımı<br />
Kaldırınca başımı, g&ouml;rd&uuml;m iki cihan Sultanını</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Sultanım dedim  ve başımı edeple eğdim<br />
Affet, haddimi aşan, s&ouml;zler s&ouml;yledim<br />
İ&ccedil;tiğim şerbetin, sarhoşluğundandır dedim<br />
Bu sarhoşlukla, daha nice s&ouml;zler s&ouml;yledim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Aşığın dilinde  s&ouml;z&uuml;, g&ouml;z&uuml;nde yaşı bol olurmuş<br />
Yanar, yanar da, k&uuml;lleri hasretle savrulurmuş<br />
&Acirc;şık, susuz &ccedil;&ouml;llerde, su bulurmuş<br />
Kim ki bu suyu buldu, Ebedi hayat bulurmuş</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar maşallah. &Uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;z de ayrı ayrı mana denizine dalarak, inciler  &ccedil;ıkardınız. Eğer ki; ayetin bu kısmını, size, ben manalandırsaydım, benim  verdiğim mana ile şartlanıp, daha &ouml;tesine ge&ccedil;emezdiniz. Sizin ufkunuza ve  d&uuml;ş&uuml;nce genişliğinize SET &ccedil;ekmiş olurdum. Şimdi anladınız mı, Hazreti Muhammed  (s.a.v.) Efendimizin, kendi sağlığında s&ouml;zlerinin yani Hadis&rsquo;lerin yazılmasına  niye m&uuml;saade etmediğini?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hi&ccedil; kimse  Hazreti Peygamberin, s&ouml;z&uuml;n&uuml;n &uuml;st&uuml;ne s&ouml;z s&ouml;ylemeyeceği i&ccedil;in, &uuml;mmetinin, Kuran&rsquo;ın  mana r&uuml;zg&acirc;rlarına, tefekk&uuml;r yelkeni a&ccedil;masına ve &ldquo;Hİ&Ccedil; D&Uuml;Ş&Uuml;NMEZ MİSİNİZ&rdquo; ilahi  emrine g&ouml;re d&uuml;ş&uuml;nce ufuklarına set &ccedil;ekmiş olmak istemedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Elbette ki; O  m&uuml;barek s&ouml;zler yani Hadisler, bizim verdiğimiz manalar i&ccedil;in, bir mihenk taşıdır.  Ola ki verdiğimiz mana da yanılmış olabiliriz. İşte o zaman, doğruluğunu test  i&ccedil;in Hadislere ve b&uuml;y&uuml;klerin eserlerine m&uuml;racat ederiz. Lakin bu Hadisler de ve  b&uuml;y&uuml;klerin s&ouml;zleri de mana i&ccedil;inde mana taşırlar ve bunlarında derinlikleri  vardır. Kuran&rsquo;ın manaları &uuml;zerinde D&Uuml;Ş&Uuml;ND&Uuml;Ğ&Uuml;M&Uuml;Z gibi, Hadislerin ve b&uuml;y&uuml;klerin  s&ouml;zlerinin de &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bilmelisiniz  ki; s&ouml;zler bir testinin, i&ccedil;inde suyu muhafaza etmesi gibi mana suyunu muhafaza  ederler. Değerli olan testinin kendisi değil i&ccedil;inde taşıdığıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ın Veli  kullarının, ağzından &ccedil;ıkan s&ouml;zlerin her bir harfine, noktasına ve virg&uuml;l&uuml;ne,  kulak denen rahimden, g&ouml;nle ulaşan sesine dahi; nice sır y&uuml;kl&uuml; manalar, suyun,  ağacın her tarafına sirayet etmesi gibi sirayet etmiştir. Lakin s&ouml;z denen kabuğu  kıramayıp, i&ccedil;indekine eremeyenler &ccedil;oktur. Cenabı Allah, bizleri, s&ouml;ze değil  i&ccedil;indeki &ouml;ze vakıf kılsın inşallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo; Kerim,  tıpkı yery&uuml;z&uuml; gibidir. G&ouml;rebildiğimiz kadar y&uuml;zeysel bir inceliğe ama kazarak  inebildiğimiz kadar derinlemesine bir gizeme sahiptir. Cenabı Allah&rsquo;ın Veli  kullarından biri, Kuran&rsquo;ı bir deryaya benzetirken, bu deryanın sahiline  ulaşılamayacağını ifade etmektedir. Kendi adıma sonsuzluğun bir sahili ve dibi  olabilir mi bilmiyorum ama &ouml;ğrendiğimiz kadarı ile bu sonsuzluğa a&ccedil;ılan kapının  m&uuml;hr&uuml;, insanın kendisidir. Kim ki; bu hazine dairesinin m&uuml;hr&uuml;n&uuml; kırıp ta, kapıyı  a&ccedil;arsa, kendini tam olarak o deryanın ortasında bulur.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p align="right" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');"> 6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');"> 7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');"> 8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');"> 9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');"> 10.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;<font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');"> 11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');"> 16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 20.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; 21.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; &nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum?referer=');"> 22.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="385" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1293-bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (21. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3320-bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum-2-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3320-bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum-2-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 23:25:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1293</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (21. B&#246;l&#252;m) &#160; Aşk ateşi, g&#246;n&#252;l K&#226;be&#8217;sinde yanmaya başladığı zaman, beden arzından bir duman y&#252;kselir. Y&#252;kselen bu duman, Arşı Ala&#8217;dan seyredilir. Uzaklardan bakan i&#231;in, o ateş,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> </font><strong><font face="Verdana" size="3">Bir Varmış, Bir Yokmuş (21. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"><img align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Aşk ateşi,  g&ouml;n&uuml;l K&acirc;be&rsquo;sinde yanmaya başladığı zaman, beden arzından bir duman y&uuml;kselir.  Y&uuml;kselen bu duman, Arşı Ala&rsquo;dan seyredilir. Uzaklardan bakan i&ccedil;in, o ateş,  sadece bir yıldız, bir ışıktır.<br />
Musa (a.s.) gibi merak edip te, yanına sefer edersen ve İdris (a.s.) gibi kelam  edersen, o ateşten sana HAK tecelli eder. Hakk&rsquo;ın tecelli ettiği sana, Vahiy  gibi nice manalar iner.<br />
Sakın deme, peygamberlerden başkasına Vahiy mi iner? Bilmez misin ki o  Peygamber, salih r&uuml;yalar vahyin şubelerindendir, der. Kuran; Rabbin bal arısına  vahyetti, der. Erenler, ilhamın bir &uuml;st&uuml; olan Led&uuml;n ilmine, bal arısına inen  vahyin aynısı, der.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Her derde  derman olan bal, arıdaki Led&uuml;n ilmine işaret eder. Allah dostlarındaki, kudret  balı ise, YA NEYE İŞARET EDER?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir gece  ansızın kapın &ccedil;alınır, gayb erenleri tarafından ismin anılır ve ZAMAN perdesi  kaldırılır. Bir noktadır &acirc;lemlerin aslı, o noktadan sana, &acirc;lemler yazdırılır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Her şey bir  nokta ile başladı. Cenabı Allah, bu noktanın ardına, c&uuml;mle &acirc;lemleri sakladı. Ey!  Allah Kulu; İşte bu nokta var ya, bu nokta sensin, &acirc;lemlerin ardına gizlendiği  ve g&ouml;z bebeğinden, &acirc;lemlerin izlendiği bu nokta SENSİN. &Acirc;lemler bir Besmele ve  bu Besmelenin altındaki nokta SENSİN.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">RAHMAN&rsquo;IN, NUN  kalemi ile koyduğu ilk nokta ve bu noktadan, bir G&Uuml;L goncası gibi a&ccedil;ılıp,  &acirc;lemlerin v&uuml;cuda geldiği, Hazreti MUHAMMED (s.a.v.) Efendimizdir. &Acirc;lemler bir  &Ccedil;INAR ağacı ve bu ağacın &ccedil;ekirdeği, Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizin aslı  AHMED&rsquo;İ NURDUR:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">K&ouml;k&uuml; ne ise,  meyvesi de O&rsquo;dur. Bil ki; O meyve, her &acirc;lemde de bulunur. Cenabı Allah Adili  Mutlaktır. Bu meyveden, her &acirc;leme de sunulur. Bu &acirc;lemde ismi, Hazreti Muhammed  (s.a.v) konulur, başka bir &acirc;lemde, belki başka bir isim konulur. Ama konulan her  isim, BİR kişiye konulur. O BİR olan kişi, konulan isimlerle tecelli eder, her  &acirc;lemde bulunur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bak sen de  birsin ve tek &ouml;zel isimlisin. Ama sıfatlarınla, her &acirc;lemde &ccedil;eşitlisin. Baban,  evladım der, Eşin, kocam der, falanca komşum der, komutanın askerim der.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ok s&ouml;ze gerek  yoktur, arif olan i&ccedil;in, &ccedil;ok s&ouml;z s&ouml;ylemek, bilmeyenlere MASAL okumak i&ccedil;in. &Ccedil;INAR  ağacında vardır alemin sırrı, &ccedil;ınar ağacının &ouml;z suyu ise İNSANIN HER SIRRI.!!!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">G&Uuml;L&rsquo;de ise  vardır, İlmi Led&uuml;n kokusu, Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizdendir, bu kokunun  DOKUSU. Buyurun, bu kokudan beraber koklayalım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Artık g&ouml;kteki  yıldızlar insin yere<br />
&Ccedil;ıksın batındaki manalar, Zahire<br />
Ruh ile Zat&rsquo;ın arasındaki perdeler kalksın<br />
Ruh&rsquo;un G&Uuml;L kokulu nuru, &acirc;lemlere sa&ccedil;ılsın</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Gayri karanlık  bitti, şafak s&ouml;kmek &uuml;zere<br />
Mağaradaki yatırlar, dirilip &ccedil;ıkmak &uuml;zere<br />
A&ccedil;ıldı Berzah&rsquo;ın kapıları, Ruhlar inmek &uuml;zere<br />
Bir Ay Yıldız doğuyor, Allah&rsquo;ın EMRİ &uuml;zere</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">G&ouml;kten su  iniyor, yery&uuml;z&uuml;n&uuml; diriltmek i&ccedil;in<br />
Kitabın sırları a&ccedil;ılıyor, Ruhları diriltmek i&ccedil;in<br />
Bir ordu kuruluyor, cihana h&uuml;kmetmek i&ccedil;in<br />
İki cihan Sultanının, bıraktığı s&ouml;z&uuml; y&uuml;celtmek i&ccedil;in</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Gen&ccedil;ler,  sohbetin b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; bu samimi atmosferden ve zaman i&ccedil;inde ge&ccedil;miş zamanlara kadar  gidip, yaratılışın sırlarına, g&ouml;z ucuyla da olsa bakmalarından,  baktırılmalarından &ouml;yle &ccedil;ok etkilenmişlerdi ki; &nbsp;sanki Esrar denizine yelken  a&ccedil;mış gemiciler gibi, farklı d&uuml;nyaları keşfetmeye &ccedil;ıkmışlardı. G&ouml;n&uuml;lleri bu g&uuml;n  ve gecesinde, burada kalmayı arzuluyor ve Mustafa efendinin kaptanlığında, bu  seyahate devam etmeyi arzu ediyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu arada  Mustafa efendinin hanımı, hazırladığı yemekleri, bah&ccedil;edeki ağacın altına masa  a&ccedil;arak, buyur etti. Yemeklerin yenmesinden sonra, kılınan ikindi namazına  m&uuml;teakip, sohbet kaldığı yerden devam etmeye başladı. Bah&ccedil;enin hemen k&ouml;şesinde,  bağlı duran bir koyunun yanında, &ccedil;ocuklar etrafına toplanmışlar, onunla  oynuyorlardı. Mustafa Efendi, okumaya ve okuduğunu anlatmaya, bu koyundan  başlamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar, bu koyun var ya; Allah&rsquo;ın &ouml;yle m&uuml;barek bir mahl&ucirc;katı ki, genelde  geceleri otlar ve otladığını ete, s&uuml;te ve y&uuml;ne &ccedil;evirir. Bu hayvanın etinden,  direkt fayda temin edersin. Y&uuml;n&uuml; ise işleyip bir takım evrelerden sonra  insanların istifadesine sunarsın. Ama SIR olan bembeyaz o s&uuml;t&uuml;, direkt olarak da  i&ccedil;ebilirsin, ya da mayalayıp farklı farklı hallere d&ouml;nd&uuml;r&uuml;p, fayda temin  edersin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İşte bu koyun  gibi, Cenabı Allah&rsquo;ın &ouml;yle gece kulları vardır ki; onlar g&uuml;nd&uuml;z vakti, sıradan  insanlar gibi gezerler ve &ccedil;oluk &ccedil;ocuğunun nafakasını temin ederler. Ama akşam  olup ta, el ayak &ccedil;ekilince ve melekler yere inince, Cenabı Allah&rsquo;a g&ouml;n&uuml;llerini,  m&uuml;barek K&acirc;be&rsquo;ye y&uuml;zlerini d&ouml;nerler ve &ldquo;Rabbim: Ben geldim, gece denen &ouml;rt&uuml;n&uuml;n  altına gizlendim, g&ouml;zlerimden akan yaşlar ile s&uuml;slendim, nefsimin işlediği ağır  g&uuml;nahlar ile y&uuml;klendim, Rahmet deryanda yıkanmaya geldim,&rdquo; diye niyaz ederler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İşte bu  kulların g&ouml;n&uuml;l toprağında bir &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;ar. A&ccedil;an bu &ccedil;i&ccedil;ek, &ouml;nce o g&ouml;nle, g&uuml;zel  kokular sa&ccedil;ar ve g&ouml;n&uuml;l g&uuml;zel kokmaya başlarsa, beden arzına semadan, melekler  inmeye başlar. Her melek bir mana indirir. İşte bu manalara İLHAM denir. Cenabı  Allah, b&ouml;yle kullarının g&ouml;nl&uuml;ne girmeyi, hepimize nasip etsin &ccedil;ocuklar&hellip; &Acirc;MİN.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İşte  bahsettiğim bu kullardan, h&acirc;ş&acirc; huzurdan, bu m&uuml;barek hayvandan &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; istifade  edildiği gibi istifade edilir. Her şeyleri ile fayda verirler. Bilgi ve  tecr&uuml;beleri ve tahsil ettikleri ilimleri, batıni ilhamlarla s&uuml;slendiği i&ccedil;in, ruh  ve akıl melekelerinden s&uuml;z&uuml;l&uuml;p, dile kelam olarak gelenler, &uuml;&ccedil; t&uuml;rl&uuml; nimete  d&ouml;nerler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir takım  zahiri s&ouml;zleri ve eserleri vardır ki, ayni koyunun eti gibi, direkt olarak fayda  g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. Her şey ayan beyandır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir takım  zahir gibi g&ouml;r&uuml;nen s&ouml;zleri ve eserleri de vardır ki; Ayni koyunun y&uuml;n&uuml; misali,  ancak biraz işledikten sonra, yani zahir ilimlerle ve fen bilimlerine vakıf  olduktan sonra, bu ilimlerle, o s&ouml;zleri ve eserleri tetkik ettikten sonra,  istifade edersin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir takım da,  batıni ve mana i&ccedil;re mana olan s&ouml;zleri de vardır ki, ayni koyunun s&uuml;t&uuml; misali  direkt olarak i&ccedil;sen de faydası var, tefekk&uuml;r etsen de faydası var, g&ouml;n&uuml;l  mayandan katıp okusan da faydası var. Fen ilimleri ile tetkik etsen de faydası  var. Vel h&acirc;sıl, kattığın mayaya g&ouml;re istifade edersin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu gibi  kimselerin s&ouml;zlerini hafife almamak lazımdır, akıllı olmak lazımdır. Bunlar  Cenabı Allah&rsquo;ın gizli dostlarıdırlar. Cenabı Allah, dostlarına, sırrından SIR  verir. Onların h&uuml;rmetine, kararmış g&ouml;n&uuml;llere nur verir. &Acirc;lemi İslam&rsquo;ı, rahmet  deryasına daldırır ve zulmet karanlığından kurtarır. Muhabbetleri dilden değil,  g&ouml;n&uuml;ldendir. S&ouml;z&uuml;n Manası, S&Ouml;Z&Uuml; S&Ouml;YLETENDENDİR.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">A&Ccedil; G&Ouml;Z&Uuml;N&Uuml;,  SIRLAR &Acirc;LEMİNE<br />
SIRLARDAN, NİCE HİKMET DOĞSUN Y&Uuml;REĞİNE<br />
BİR BALIK GİBİ, DAL RAHMET DENİZİNE<br />
AŞKLA Y&Uuml;ZEREK, SEN DE VAR MENZİLE</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">SEVGİ DALIN  TOMURCUĞA DURSUN<br />
&Ccedil;İCEK A&Ccedil;IP, TATLI BİR ELMA OLSUN<br />
ETRAFIN, &Ccedil;OLUK &Ccedil;OCUK İLE DOLSUN<br />
DALLARINDAN KOPARIP YESİNLER, AFİYET OLSUN.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Sohbetin  burasında, Mustafa efendi, kızından bir Kuran meali istedi. Her zaman yaptığı  gibi herhangi bir sayfasını a&ccedil;tırır, ilk &ccedil;ıkan ayetin manasından anlatırdı. Bu  şekilde olunca, dile gelen mananın, semadan yağmur misali indiğini s&ouml;ylerdi.  Kuran&rsquo;ın mealini, Hakan&rsquo;a uzatarak herhangi bir sayfasını a&ccedil;masını ve ilk &ccedil;ıkan  ayeti okumasını s&ouml;yledi. Hakan, tam Kuran&rsquo;ı a&ccedil;mıştı ki; &uuml;zerlerinden ge&ccedil;mekte  olan bir bahar bulutundan, kitabın &uuml;st&uuml;ne, tek bir yağmur damlası d&uuml;şt&uuml;. Mustafa  Efendi, o tek damlanın ıslattığı ayeti okumasını s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">HAKAN:<br />
&lsquo;&rsquo;Allah g&ouml;kten bir su indirdi&hellip; Ve onunla yery&uuml;z&uuml;ne &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra hayat verdi.  Ş&uuml;phesiz ki; bunda dinleyen bir millet i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir ibret vardır&rsquo;&rsquo; (Nahl  suresi/65)&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Mustafa  efendinin g&ouml;zleri yaşarmıştı. Yaşanan hadiseye denk bir ayetin &ccedil;ıkması ve Cenabı  Allah&rsquo;ın, d&ouml;rd&uuml;n&uuml; buna şahit tutması&hellip; Bize Şah damarımızdan daha yakın olduğunun  bir g&ouml;stergesiydi. Bir m&uuml;ddet g&ouml;zlerini kapayarak ağladı. Sessizliğin h&acirc;kim  olduğu bu s&uuml;re i&ccedil;erisinde, altında oturdukları ağaca bir &ccedil;ift kumru konmuştu.  İ&ccedil;in i&ccedil;in ağlayan Mustafa efendiye, m&uuml;jde verircesine &ouml;tmekteydiler. Bu kuşların  seslerini duyabildiğimiz gibi, g&ouml;n&uuml;llerimizle dillerini de anlayabilseydik, ne  sırlara nail olurduk Allah Bilir&hellip; Mustafa efendi, g&ouml;zyaşları ile ıslanan  cemalini, bardaktaki suyla yıkayarak anlatmaya başladı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Bismillahirrahmanirrahiym&hellip; &Ccedil;ocuklar; bu ayette, &ouml;l&uuml;mden sonra dirilmeye sebep  olan suyun, indirilmesi ifade edilirken &ldquo;dinleyen bir millet&rdquo; ifadesi  kullanılıyor. Burada ince bir n&uuml;kte ve ayetin Led&uuml;nni manasına a&ccedil;ılan bir kapı  vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ayetin zahiri  manasını ele alacak olursak, suyun inmesine uygun olan &ldquo;dinlemek&rdquo; değil, g&ouml;rmek  ve d&uuml;ş&uuml;nmektir. Demek ki burada zikredilen, su değil ama su gibi hayat veren ve  dirilten ve g&ouml;kten inen, dinlenen bir şeydir. Burada zikredilen su, Kuran&rsquo;dır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;a misal  olarak verilen &ouml;rneğin &ldquo;SU&rdquo; olması, Kuran ile suyun sırrının, bir olmasındandır.  Herkesin bildiği ama akıl denen ip ile birbirine bağlayıp, ikisini kıyas  ettiğinizde fark edilebilecek olan ger&ccedil;ek, ikisinin de (3) &uuml;&ccedil; hal &uuml;zere  bulunmasıdır. Bildiğiniz gibi, suyun katı, sıvı ve gaz olmak &uuml;zere, toplam &uuml;&ccedil;  hali vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ında,  zahiri, batıni ve Led&uuml;nni olmak &uuml;zere, toplam (3) &uuml;&ccedil; ana manası vardır. Kuran&rsquo;ın  zahiri manası, ayni suyun katı hali gibi yani buz gibi soğuk ve kendisinden,  diğer manalara NAZARAN, kısıtlı olarak istifade edilebilen y&ouml;n&uuml;d&uuml;r. Ancak!  B&acirc;tıni ve Led&uuml;nni manaları, bir cevher gibi muhafaza ettiğinden ve bu manalara  bir kap teşkil ettiğinden dolayı da &ouml;nemlidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ın  batıni manaları, ayni suyun sıvı halidir. Fakat ayette &ldquo;G&ouml;kten inen suya&rdquo; işaret  edilmektedir. G&uuml;neşin nuru, denizlerden, g&ouml;llerden ve akarsulardan mevcut suyu  buharlaştırıp, d&uuml;nya semasında belli bir seviyede ve y&uuml;kseklikte tutar. Buhar  yani gaz halinde bulunan bu su, yerdeki suya nazaran daha saf, katıksız ve  &ouml;zd&uuml;r. İşte bu su, yery&uuml;z&uuml;ne indiğinde &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra hayat verir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ayni bunun  gibi, Ruh ile Zat arasındaki perdeler kalkmaya başladık&ccedil;a, Ruh&rsquo;un Nuru, beden  kitabından, k&acirc;inat kitabından ve Kuran&rsquo;ın hem zahiri hemde batıni manalarından,  buharlaştırdıklarını, yakın g&ouml;k denilen yıldızlarla donatılmış bu &acirc;lemin,  semasına y&uuml;kseltir. Bu manalar, ağa&ccedil;lar misali, elleri ve g&ouml;n&uuml;lleri ile bu  semaya y&ouml;nelenlerin g&ouml;n&uuml;llerine bir yağmur gibi iner. Kuran&rsquo;ın Led&uuml;nni manası,  batını manasından da &ouml;te, yağmur suyu misali, arıtılmış, saf ve temiz halidir.  İşte bu Led&uuml;nni mananın, yery&uuml;z&uuml;ne yani kişiye ve girdiğimiz d&ouml;nemin HİKMETİNDEN  dolayı, KİŞİLERE indirilmesi, hayat vermektedir. Burada &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra ifadesi,  Led&uuml;nni manaya nail olanların, artık DİRİLENLERDEN olduğudur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ın  Led&uuml;nni manasının sırrı, G&Uuml;L&rsquo; de ve G&Uuml;L&rsquo; &uuml;n kokusunda saklıdır.<br />
Kuran&rsquo;ın B&acirc;tıni manalarının sırrı, &Ccedil;ınar ağacının, &ouml;z suyunda saklıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ın  zahiri manaları, Zemzem suyunda saklıdır. Lakin Kuran&rsquo;ın zahirinin, hem Batın  hem de Led&uuml;nni manalarının kabı olması ve i&ccedil;inde mevcut olması gibi, Zemzem suyu  da, hakiki G&uuml;l suyunun ve &Ccedil;ınar ağacının &ouml;z suyunun &ouml;zelliklerini i&ccedil;erisinde  taşımaktadır. Ama insan, b&uuml;t&uuml;n bu sayılanların da &Ouml;Z&Uuml;D&Uuml;R.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Led&uuml;nni ilim  sahibi zatların v&uuml;cutları, g&uuml;l gibi kokar. Vefat edip, kabre kondukları zaman,  kabirleri de g&uuml;l gibi kokar. Bu zatın bedeninin, her bir zerresine, Led&uuml;n  ilminin g&uuml;l kokan nuru sindiği i&ccedil;in, bu kabri ziyaret edenlerin ruhları dirilir,  şuurları a&ccedil;ılır ve hastalıkları bu nurla iyileşir. Vel h&acirc;sıl; Led&uuml;n ilmi sahibi  zatların kabirlerindeki g&uuml;l kokulu nur, maddi ve manevi dirilmeye VESİLE olur.  B&ouml;yle zatların kabirlerini ziyaret edenler, bu şekilde istifade ediyorlarsa,  hen&uuml;z hayatta iken bu zatları bulup, ilminden ve tasarrufundan istifade edenler,  nelere nail olmaz ki..? Bir D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n..</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Led&uuml;nni ilim  sahiplerine, Cenabı Allah, evvelinde bu ilme uygun bir ruh ve fıtrat ihsan eder.  A&ccedil;ık bir vasıta olmaksızın, gizli bir şekilde terbiye eder. Dikkat edilirse; bu  durumun aynisi, yine Nahl suresinin 68. &nbsp;ayetinde, bal arısı nazara verilerek,  dikkat &ccedil;ekilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Senin Rabbin  bal arısına ş&ouml;yle vahyetti: Dağlardan, ağa&ccedil;lardan ve insanların kuracakları  kovanlardan kendine evler edin.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Burada  gereklilik ve mecburiyet ifadesi vardır. Eğer burada s&ouml;z&uuml; edilen vahiy, ilham  olsaydı gereklilik ve mecburiyet olmazdı. İlham, kalbe atılan manalardır. Y&uuml;ce  Allah; arıya, bal yapmak zorunluluğu, yani &ouml;zel bir fıtrat vermiştir. Arıya  y&uuml;klenen misyonun kuvvet ve isabetine, dikkat &ccedil;ekmek i&ccedil;in vahiy denmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ayni bunu  gibi, led&uuml;nni ilim verilen zatlara, bir misyon ve misyona uygun kuvvet takdir  edilmiştir. Ayrıca bu ayette s&ouml;z&uuml; edilen &ldquo;dağlardan, ağa&ccedil;lardan ve insanların  kuracakları kovanlardan&rdquo; bahsederken sayılan bu &uuml;&ccedil; yerin, led&uuml;n ilmine sahip  olan zata bakan manası da farklıdır. Burada s&ouml;z&uuml; edilen, bu &uuml;&ccedil; yerin ne  olduğunu, nerelerde olduğunu ve hangi manalara geldiğini, daha sonra anlatırız  inşaallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ayetin  devamında ki 69. ayette ise ş&ouml;yle buyurulmuştur:<br />
&lsquo;&rsquo;Sonra meyvelerin hepsinden ye de, Rabbinin kolay kıldığı yollara gir, diye  ilham etti. Onların karınlarından renkleri &ccedil;eşitli bir bal &ccedil;ıkar ki; onda  insanlar i&ccedil;in şifa vardır. Ş&uuml;phesiz ki bunda d&uuml;ş&uuml;nen bir millet i&ccedil;in, b&uuml;y&uuml;k bir  ibret vardır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocuklar,  burada s&ouml;z&uuml; edilen meyveler sizce ne ya da neler olabilir. Ayetin bu kısmı  hakkında, tefekk&uuml;r edip, kelam edin bakalım&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Efendim, en doğrusunu Cenabı Allah&rsquo;ın bilmesi ile beraber, ayetin bu kısmından,  anlattığınız paralellikte, g&ouml;nl&uuml;me doğan mana şudur:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">S&ouml;z&uuml; edilen  meyve, Kuran&rsquo;dır. Kuran&rsquo;ın her suresi, her ayeti ve her bir harfi, başlı başına  bir &acirc;lemdir. B&acirc;tıni ve Led&uuml;nni manaları ise, bu &acirc;lemlerde a&ccedil;an &ccedil;i&ccedil;eklerin, meyve  misali &ouml;z&uuml;ndeki baldır. Led&uuml;nni ilim sahibi zatlar, bu balı yani manaları, arı  misali emerek, insanlara şifa olacak esas Bal&rsquo;a &ccedil;evirirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim, bana g&ouml;re Yahya arkadaşım isabet etmekle birlikte, biraz eksik  s&ouml;ylemiştir. Buradaki meyvelerden kasıt, sadece Kuran değil, beden ve K&acirc;inat  kitabıdır. Led&uuml;nni ilim sahibi zat, Kuran&rsquo;daki manaları emdiği gibi,  bedenlerimizin yaratılışındaki hikmetleri de okuyarak Bal&rsquo;a &ccedil;evirir. Ayni  şekilde, k&acirc;inat kitabını da, az &ouml;nce sizin koyunu okuduğunuz gibi okuyarak, bize  bir Bal misali sunduğunuz gibi, insanlara sunarlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim, her iki arkadaşa katılmakla beraber ben, biraz daha geniş bir a&ccedil;ıdan  bakmak istiyorum. S&ouml;z&uuml; edilen meyve, k&acirc;inat ağacının meyveleridir. Arının envai  &ccedil;eşit ve hepsi bir &acirc;lem olan &ccedil;i&ccedil;ekleri gezip, o &ccedil;i&ccedil;eklerinden &ouml;z&uuml;nden topladığı  gibi, Led&uuml;nni ilim sahibi olan zatlar da, bir &ccedil;ınar ağacı misali olan, k&acirc;inatın  her bir yerine giderler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">K&acirc;inat  dediğimiz b&uuml;t&uuml;n bu &acirc;lemlerde, ayni &ccedil;i&ccedil;ekler gibi farklı farklı renk ve kokularda  a&ccedil;mış olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizin, o &acirc;lemdeki renginden ve  kokusundan alarak, kalplerine Cenabı Allah&rsquo;ın melekler ile isabet ettirdiği yani  ihsan ettiği ilham ile KUDRET BALINI yaparlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Lakin arının  ayaklarına, &ccedil;i&ccedil;eklerden bulaşan polenler gibi, Allah&rsquo;ın bu kullarına, o  &acirc;lemlerden bir takım şeyler bulaşır. D&uuml;nyaya d&ouml;nerken, o &acirc;lemden bazen maddi ya  da manevi şeyler getirirler. Bunlar bizim &acirc;lemimiz i&ccedil;in SIR&rsquo;dır. Y&uuml;zyıllardır,  sırrı &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen bir&ccedil;ok maddi ya da manevi olayın arkasındaki ger&ccedil;ek, bana g&ouml;re  budur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Fakat Huzuru  Peygamber tektir. Buraya giden Velilerin, buradan alacağı &ouml;z ve polen de tektir.  Lakin b&uuml;t&uuml;n &acirc;lemlerdeki mevcut &ouml;z, BU &Ouml;Z&rsquo; &uuml;n i&ccedil;indedir. &Acirc;lemlerde b&ouml;yle kokan  başka bir &ccedil;i&ccedil;ek yoktur. İşte Huzuru Peygamberdeki hususi koku ve sır, bu &acirc;lemde  sadece G&Uuml;L&rsquo; de vardır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">G&uuml;l  şerbetinden i&ccedil;meye geldim<br />
İ&ccedil;ip de, &acirc;lemlerden ge&ccedil;meye geldim<br />
&Acirc;lemleri ge&ccedil;ip, Hakk&rsquo;a ermeye geldim<br />
Deryaya kavuşup, deryadan olmaya geldim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir damlayım,  deryayı arayan<br />
İki s&uuml;rmeli g&ouml;z&uuml;m, bu damlayı ağlayan<br />
Bir aşığım, G&ouml;nl&uuml;n&uuml; Hakk&rsquo;a bağlayan<br />
Bir sarhoşum, G&uuml;l&rsquo;&uuml;n kokusu ile bayılan</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İ&ccedil;tim AŞK  şarabını ve a&ccedil;tım bağrımı<br />
Bir nara koy verdim, Sevgilim; Al canımı<br />
Bir koku kapladı birden, her yanımı<br />
Kaldırınca başımı, g&ouml;rd&uuml;m iki cihan Sultanını</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Sultanım dedim  ve başımı edeple eğdim<br />
Affet, haddimi aşan, s&ouml;zler s&ouml;yledim<br />
İ&ccedil;tiğim şerbetin, sarhoşluğundandır dedim<br />
Bu sarhoşlukla, daha nice s&ouml;zler s&ouml;yledim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Aşığın dilinde  s&ouml;z&uuml;, g&ouml;z&uuml;nde yaşı bol olurmuş<br />
Yanar, yanar da, k&uuml;lleri hasretle savrulurmuş<br />
&Acirc;şık, susuz &ccedil;&ouml;llerde, su bulurmuş<br />
Kim ki bu suyu buldu, Ebedi hayat bulurmuş</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar maşallah. &Uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;z de ayrı ayrı mana denizine dalarak, inciler  &ccedil;ıkardınız. Eğer ki; ayetin bu kısmını, size, ben manalandırsaydım, benim  verdiğim mana ile şartlanıp, daha &ouml;tesine ge&ccedil;emezdiniz. Sizin ufkunuza ve  d&uuml;ş&uuml;nce genişliğinize SET &ccedil;ekmiş olurdum. Şimdi anladınız mı, Hazreti Muhammed  (s.a.v.) Efendimizin, kendi sağlığında s&ouml;zlerinin yani Hadis&rsquo;lerin yazılmasına  niye m&uuml;saade etmediğini?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hi&ccedil; kimse  Hazreti Peygamberin, s&ouml;z&uuml;n&uuml;n &uuml;st&uuml;ne s&ouml;z s&ouml;ylemeyeceği i&ccedil;in, &uuml;mmetinin, Kuran&rsquo;ın  mana r&uuml;zg&acirc;rlarına, tefekk&uuml;r yelkeni a&ccedil;masına ve &ldquo;Hİ&Ccedil; D&Uuml;Ş&Uuml;NMEZ MİSİNİZ&rdquo; ilahi  emrine g&ouml;re d&uuml;ş&uuml;nce ufuklarına set &ccedil;ekmiş olmak istemedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Elbette ki; O  m&uuml;barek s&ouml;zler yani Hadisler, bizim verdiğimiz manalar i&ccedil;in, bir mihenk taşıdır.  Ola ki verdiğimiz mana da yanılmış olabiliriz. İşte o zaman, doğruluğunu test  i&ccedil;in Hadislere ve b&uuml;y&uuml;klerin eserlerine m&uuml;racat ederiz. Lakin bu Hadisler de ve  b&uuml;y&uuml;klerin s&ouml;zleri de mana i&ccedil;inde mana taşırlar ve bunlarında derinlikleri  vardır. Kuran&rsquo;ın manaları &uuml;zerinde D&Uuml;Ş&Uuml;ND&Uuml;Ğ&Uuml;M&Uuml;Z gibi, Hadislerin ve b&uuml;y&uuml;klerin  s&ouml;zlerinin de &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bilmelisiniz  ki; s&ouml;zler bir testinin, i&ccedil;inde suyu muhafaza etmesi gibi mana suyunu muhafaza  ederler. Değerli olan testinin kendisi değil i&ccedil;inde taşıdığıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ın Veli  kullarının, ağzından &ccedil;ıkan s&ouml;zlerin her bir harfine, noktasına ve virg&uuml;l&uuml;ne,  kulak denen rahimden, g&ouml;nle ulaşan sesine dahi; nice sır y&uuml;kl&uuml; manalar, suyun,  ağacın her tarafına sirayet etmesi gibi sirayet etmiştir. Lakin s&ouml;z denen kabuğu  kıramayıp, i&ccedil;indekine eremeyenler &ccedil;oktur. Cenabı Allah, bizleri, s&ouml;ze değil  i&ccedil;indeki &ouml;ze vakıf kılsın inşallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo; Kerim,  tıpkı yery&uuml;z&uuml; gibidir. G&ouml;rebildiğimiz kadar y&uuml;zeysel bir inceliğe ama kazarak  inebildiğimiz kadar derinlemesine bir gizeme sahiptir. Cenabı Allah&rsquo;ın Veli  kullarından biri, Kuran&rsquo;ı bir deryaya benzetirken, bu deryanın sahiline  ulaşılamayacağını ifade etmektedir. Kendi adıma sonsuzluğun bir sahili ve dibi  olabilir mi bilmiyorum ama &ouml;ğrendiğimiz kadarı ile bu sonsuzluğa a&ccedil;ılan kapının  m&uuml;hr&uuml;, insanın kendisidir. Kim ki; bu hazine dairesinin m&uuml;hr&uuml;n&uuml; kırıp ta, kapıyı  a&ccedil;arsa, kendini tam olarak o deryanın ortasında bulur.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p align="right" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');"> 6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');"> 7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');"> 8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');"> 9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');"> 10.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;<font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');"> 11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');"> 16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 20.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; 21.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; &nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum?referer=');"> 22.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="374" title="1" title="01 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3320-bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum-2-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (20. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1290-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1290-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 23:21:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1290</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (20. B&#246;l&#252;m) Bu sıra dışı sohbet, sırlarla bezenmiş olan muhabbet devam ederken, Alper ile Yahya, &#231;ayların servis yapılıp, ikram edildiği zaman aralığında, dışarıda sigara i&#231;ebilmek i&#231;in...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> </font><strong><font face="Verdana" size="3">Bir Varmış, Bir Yokmuş (20. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="100" height="105" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><font face="Verdana">Bu sıra dışı  sohbet, sırlarla bezenmiş olan muhabbet devam ederken, Alper ile Yahya, &ccedil;ayların  servis yapılıp, ikram edildiği zaman aralığında, dışarıda sigara i&ccedil;ebilmek i&ccedil;in  m&uuml;saade istediler. Mustafa Efendi, nezaketen istenen bu m&uuml;saadeye evet anlamında  başını sallayarak karşılık verdi. Gen&ccedil;ler dışarıda sigaralarını i&ccedil;tikten sonra  i&ccedil;eri girdiler. &Ccedil;ayların tazelenmesiyle birlikte tekrar sohbete başlamışlardı.  Fakat Mustafa Efendi bu sefer başka bir konuya değinmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar; kişi kendi iradesini, Hakk&rsquo;ın iradesine teslim ettiği &ouml;l&ccedil;&uuml;de, &ouml;z&uuml;ndeki  Ademiyet makamına y&uuml;kselir. Ne gariptir ki; Tasavvuf davasında olduğunu ileri  s&uuml;ren bir takım kişiler, yani iradelerini, Hakk&rsquo;a teslim etmesi gereken esas bu  kişiler, bu illete m&uuml;ptela olmuşlardır. Nefsini sigara illetinden kurtaramayan  ya da bu y&ouml;nde g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r bir &ccedil;aba sarf etmeyen kişi, nasıl olur da Allah&rsquo;a  teslim olduğunu s&ouml;yler, iradesini Hakk&rsquo;ın iradesine teslim ettiğini iddia  edebilir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu kişilere  sorulmuş olsa, bazı tasavvuf b&uuml;y&uuml;klerinin de bu &ccedil;ubuğu i&ccedil;tiğini ileri s&uuml;rerek,  kendilerini temize &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışırlar. Ancak; bu yolda bilinmesi gereken en  &ouml;nemli şey, herkesin makamına g&ouml;re hareket etmesidir. Şeriat ehli şeriat&rsquo;a g&ouml;re,  tarikat ehli tarikata g&ouml;re yaşamalıdır. Ancak; hakikat ehlinin kendilerine &ouml;zel  bir takım durumları, ne şeriat ehline ne de tarikat ehline, haram olan bir şeyi  mubah kılmaz. İ&ccedil;inde bulunduğun yanlışa, hakikat ehlinin kendilerine &ouml;zel  durumlarını, kıyas edemezsin. Herkes haddini ve yerini bilmelidir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">M&uuml;sl&uuml;man  olduğunu, Allah Resul&uuml;ne tabi olduğunu s&ouml;ylemek samimiyet testi gerektirir.<br />
Peki; bu y&ouml;nde hala nefsin istediğini yapmak ve bu nefis belasını hafife almak,  samimiyet &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; m&uuml;d&uuml;r, yoksa boş bir iddia i&ccedil;erisinde olduğunun g&ouml;stergesi  midir?<br />
Bu y&ouml;nde, daha iradesini bile ortaya koyamayan kişi, nerede kaldı nefis  m&uuml;cadelesi yaptığının iddiası i&ccedil;erisinde bulunsun&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nefsine h&acirc;kim  olan kişi, Akıllı insandır. Bunun i&ccedil;in bu illeti terk etmelidir, nefsi kendi  emri altına almalıdır. Helal dairesi dışındaki, d&uuml;nya zevklerinden uzaklaşmalı,  nefsinin zevk ve arzularının peşinden koşmamalıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan &ouml;l&uuml;mle  birlikte, elli (50) kapıdan ge&ccedil;eceği uzun bir yolculuğa &ccedil;ıkacaktır. Gideceği  yolun haydudu, insanı k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe ve &ccedil;irkin illetlere teşvik eden nefsidir. Biz bu  &acirc;leme, tek&acirc;m&uuml;l etmek ve Ademiyet makamına y&uuml;kselmeye geldik. Hayvanlar gibi,  nefsin illetlerine tabi olup, al&ccedil;almak i&ccedil;in gelmedik. Ey M&uuml;sl&uuml;man kardeşim; Ya  nefsin kulusun ya da Allah&rsquo;ın kulusun. Allah&rsquo;ın kuluyum diyorsan, o zaman  Allah&rsquo;ın ahlakıyla ahlaklan ve SAFINI se&ccedil;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Anaları, Rahim  sıfatının nuruyla sulayıp, şefkat ve merhamet abidesi haline getiren ve  merhametlilerin en merhametlisi, şefkat edenlerin en şefkatlisi olan Cenabı  Allah, m&uuml;min kullarına daha g&uuml;zel bir &acirc;lem vermek i&ccedil;in, onları &ouml;l&uuml;m biletiyle,  ahiret sarayına davet ediyor.<br />
O saraya, ağzında sigara ile mi gireceksin, bu kadarcık olsun, iradeni  zorlamayacak mısın? Sen, Allah ve Resul&uuml;n&uuml; sevmiyor musun?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İ&ccedil;imizdeki  sevme duygusunu, Allah ve Resul&uuml;n&uuml; ve sevdiklerini sevmekle tatmin eden  m&uuml;minleri, başta Peygamberimiz (s.a.v.) efendimiz ve c&uuml;mle peygamberlerin,  sahabelerin, imamların, evliyaların ve &uuml;statların toplandığı meclislere, &ouml;l&uuml;m&uuml;  bir bilet olarak g&ouml;nderen Cenabı Allah; &ldquo;Sevdiklerinizle buluşun,&rdquo; diyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sen, ey yola  revan olan kişi; Bu yola revan olmakla bir iddiada bulunuyorsun, bir talepte  bulunuyorsun. İddianı, ağzında sigara ile mi ispatlayacaksın, talep ettiğin o  m&uuml;barek meclise Kuran yolu olan ağzını, pis ve necis şeyler de kullanarak mı  gireceksin?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tasavvuf &ouml;nce  nefis m&uuml;cadelesidir. Bu da Hazreti Rasulullah&rsquo;ın (s.a.v.) &ldquo;k&uuml;&ccedil;&uuml;k cihaddan b&uuml;y&uuml;k  cihada d&ouml;n&uuml;yoruz,&rdquo; ifadesinde a&ccedil;ıklanmıştır. Ayrıca; cinlerin en &ccedil;ok sevdiği  şeylerin başında, sigara dumanı gelmektedir. Bu mahl&ucirc;kat, sigara i&ccedil;en birine  musallat olduktan sonra kolay kolay, onun yanından ayrılmazlar. Kişinin sigara  bağımlılığının artmasının en b&uuml;y&uuml;k fakt&ouml;rlerden biri cinlerdir.<br />
Cinler, sigara i&ccedil;en şahsın beynine, kendi frekanslarında bir takım ses dalgaları  yollarlar ve kişiye sıkıntı verirler. Kişi bu sıkıntı ile hemen bir sigara  yakar. Dumanını &uuml;flemeye başladığı zaman, sıkıntı kesilir. Cin bu esnada,  &uuml;flenen dumandan gıdalandığı i&ccedil;in, kişinin beynine g&ouml;nderdiği etkileri  kesmiştir.<br />
Daha sonra ayni cin, tekrar sigara kokusu istedi mi, kişinin beynine etki ederek  sıkıntı verir ve kişi elinde olmayarak tekrar bir sigara yakar. Durum b&ouml;yle  s&uuml;r&uuml;p gider.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ortam biraz  soğumuştu. Alper ve Yahya, sohbetin başında ne kadar nazik ve m&uuml;layim olan bu  Zat&rsquo;ın, birden bire sert bir şekilde konuşmasının sebebini anlamışlardı ama yine  de nefislerine ağır gelmişti. Az &ouml;nceki s&ouml;zler kendilerine değil, direkt olarak  nefislerine idi. Soğuyan ortamı, tekrar ısıtmak i&ccedil;in Mustafa efendi, Hakan&rsquo;dan  bir şiir okumasını istedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ağlamak  istedim, g&ouml;zyaşlarım yağmurcasına<br />
R&uuml;zg&acirc;r olmak istedim, G&uuml;l&uuml; okşarcasına<br />
Yanmak istedim, savrulup, k&uuml;l olurcasına<br />
Sevmek istedim, bağrıma basarcasına</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sevmek  istedim, her zerremle her zerreyi<br />
G&ouml;rmek istedim, kaldırıp g&ouml;zlerimden perdeyi<br />
Bırak dediler, artık sen, şu g&ouml;r&uuml;nen maddeyi<br />
&Ouml;zlemedin mi? Meleklerle s&ouml;yleşip, selam vermeyi</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">A&ccedil;ılır sana,  &ldquo;arş-ı ala&rdquo;nın kapıları<br />
Selamlar seni, meleklerin, nurdan kanatları<br />
Bak g&ouml;kteki yıldızlar gibi Allah&rsquo;ın dostları<br />
Haydi can! Takip et, onları</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nice canlar  &uuml;rperir, ismini duyunca<br />
Sevdalanır, o cana g&uuml;l kokunca<br />
Sevgiliye kavuşmaktır &ouml;l&uuml;m, vade dolunca<br />
Dosta dost olur, o canlar, dosta kurban olunca</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kardeş! G&ouml;z  g&ouml;rmez, sevda kalbe konunca<br />
Başka ses duymaz g&ouml;n&uuml;l, O&rsquo;nu duyunca<br />
Neylesin d&uuml;nyayı, can, Rabbini bulunca<br />
Rabbine kavuşmaktır, ten kafesinde, can solunca</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ortam bu  şiirle tekrar ısınmış, nefisler perde gerisine atılmış ve ruhların titreşimi  arttırılmıştı. Şimdi sıra, g&ouml;n&uuml;l almaya ve tekrar sırlardan konuşmaya gelmişti.  İşte tam bu esnada, Mustafa efendi ayağa kalkarak, kimsenin g&ouml;rmediği ve  duymadığı bir &acirc;lemden gelen selamı almış ve y&uuml;ksek sesle mukabele etmişti.  Hakan, Mustafa abisinin b&ouml;yle sık sık uzaklardan selam almasına alışıktı, ama  diğerleri şaşırmıştı. Alper ile Yahya&rsquo;nın şaşkın bakışları arasında, Mustafa  efendi, Yahya&rsquo;ya d&ouml;nerek ş&ouml;yle dedi:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Şu  raftan bir kitap se&ccedil;er misin?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yahya oturduğu  yerden kalkarak, tavana kadar olan kitaplıktan, herhangi bir kitap se&ccedil;ti. &Ccedil;ok  merak ediyorlardı. Az &ouml;nceki garip selam faslı ile se&ccedil;ilen kitabın ne alakası  vardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Herhangi bir sayfasını a&ccedil;ar mısın ?<br />
YAHYA: A&ccedil;tım efendim.<br />
MUSTAFA: A&ccedil;tığın sayfadaki yazıyı, y&uuml;ksek sesle bize okur musun ?<br />
YAHYA:<br />
Nefsine sahip olmayan, demesin ki aleviyim<br />
&Ouml;l&uuml; değilim ben, bilin ki diriyim<br />
Hakk&rsquo;ın, varlık aynasındaki, konuşan diliyim<br />
Kudretinin, hikmet yurdundaki, ELİYİM</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Soranlara  Hakkım, bakanlara Hacı Bektaşi Veliyim<br />
&Acirc;lemlerdeki, sonsuz tecellilerinden biriyim<br />
Bir noktayım, Hz. Ali&rsquo;nin dediği gibi<br />
Sırlar kuyusuyum, ama g&ouml;r&uuml;nmez dibi</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">18 Bin &acirc;lem,  yol olmuştur bize<br />
Herkes takdir edileni se&ccedil;er, kendisine<br />
Hidayet olunan biner, kurtuluş gemisine<br />
Bu dediklerim, masal gelir kimisine</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yolumuz  sevmektir, bineğimiz sabretmektir<br />
Azığımız, her halimize ş&uuml;kretmektir<br />
Zikrimiz, Hz. Muhammed&rsquo;in potasında erimektir<br />
Gayemiz, bu yolla Hakk&rsquo;a ermektir</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sen  &acirc;lemlerdesin, &acirc;lemler sende<br />
İnsan, şu &acirc;lemde emin bir belde<br />
Yerde y&uuml;r&uuml;yen, havada u&ccedil;an hayvanat<br />
Sokulsun, g&uuml;ven bulsun sende</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Elinden,  belinden ve dilinden emin olunan<br />
Ve dahi, emin kimselerle bulunan<br />
Yolcu olup, bir Hak yola koyulan<br />
Bilsin ki! ELİMİZDİR ONA SUNULAN</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kadın toprak  gibidir, erkek su gibi<br />
Nefsine sahip ol, olma hayvan gibi<br />
Hayvanlara şehvet verilmiş, &uuml;remek i&ccedil;in<br />
Sen hayvan mısın, bu hal ni&ccedil;in&hellip;?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sırlar  hazinesiyim ben, gizliyim<br />
Hakk&rsquo;ın kulu, Hacı Bektaşi Veliyim<br />
Erenlerin, uzanıp &ouml;p&uuml;len eliyim<br />
Bazen, &acirc;şıkların konuşan diliyim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar az &ouml;nce aldığım selam, bu Zat&rsquo;tandı. Sigara konusunda da, benden zuhur  eden Celal, yine bu m&uuml;barektendi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim; selamı g&ouml;nderenin, Hacı Bektaşi Veli olduğunu biliyordunuz. Buna  rağmen, herhangi bir kitabı a&ccedil;tırarak, anlatmayı yeğlediniz. Doğrudan da  s&ouml;yleyebilirdiniz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Evladım; Kişiye &ouml;zel sırlar, doğrudan s&ouml;ylenmez. Ben, selamı g&ouml;nderenin, kendi  ağzından, kimliğini a&ccedil;ıklamasını arzu ettim.<br />
ALPER: Pek anlayamadım efendim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar; selamı g&ouml;nderen de, kitabı se&ccedil;tiren de, se&ccedil;tiğin kitapta, okunan  sayfayı isabet ettiren de O zattı. Zaten kendisinin de şiirde buyurduğu &uuml;zere,  &ldquo;Kudretinin, Hikmet yurdundaki Eliyim,&rdquo; diyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yapa  geldiğimiz bir&ccedil;ok iş, davranış ve ortaya koyduğumuz eserler, hep bu zat&rsquo;ların  tasarruf dairesi i&ccedil;inde olmaktadır. Mesela; sen bir kitap yazarsın ya da bir  şiir yazarsın, ben yazdım ZANNI i&ccedil;erisinde olursun. H&acirc;lbuki senin &uuml;zerinde  tasarruf edilerek, o kitap, sana yazdırılmıştır. Tabi; bu işin Rahmani bir  boyutu olduğu gibi, şeytani bir boyutu da vardır. Bug&uuml;n yazılan bir&ccedil;ok kitap,  &ccedil;ekilen bir&ccedil;ok filmin senaryosu ve kitlesel &ouml;l&uuml;mlere sebebiyet veren bir&ccedil;ok  buluş, şeytanın ve şeytanilerin, uygun insanlar &uuml;zerinde tasarrufudur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nice yazar  vardır, şeytanın kalemleridirler ve nice yazar vardır &ldquo;NUN&rdquo; sırrı &uuml;zeredirler,  yani RAHMAN&rsquo;IN kalemidirler. RAHMAN, hikmet yurdunda, RAHİYM olarak tasarruf  eder. Baba, Rahman sıfatı &uuml;zeredir. Anne ise Rahiym sıfatı &uuml;zeredir. Rahman&rsquo;da  kudret vardır Rahiym&rsquo;de hikmet vardır. Kadının karnındaki &ccedil;ocuğa, rengini ve  şeklini veren kadındır ama &ccedil;ocuğun sırrını, kadına yazan babadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman  kudretiyle yani &ldquo;NUN&rdquo; kalemi ile Rahiym&rsquo;e bir nokta koymuştur. Rahiym ise o  noktayı hikmetiyle, belli bir zaman s&uuml;recinde, kitap haline getirmiştir. Her  insan bir kitaptır her bitki bir kitaptır, h&uuml;lasa k&acirc;inat bir kitaptır.  Dolayısıyla; Rahman sıfatının kudretiyle ve Rahiym sıfatının hikmetiyle besmele  tamam olup, &acirc;lemdeki her şey bir besmeleden ibarettir. İnsan ise, Hazreti Ali  efendimizin buyurduğu &uuml;zere, bu besmeledeki &ldquo;B&rdquo;nin altındaki noktadır ve noktayı  koyan kalem &ldquo;NUN&rdquo;dur. Bu kalemi tutan el RAHMANDIR.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İblisin asi  olduğu direkt olarak Cenabı Allah değildir. Cenabı Allah&rsquo;ın, Rahman olarak yani  Rahman sıfatı ile &acirc;lemler besmelesinin başındaki &ldquo;B&rdquo;nin altına koyduğu noktaya  secde etmemekle, Rahmana asi olmuş oluyor. O y&uuml;zden iblis ve soyunda, besmele  eksiktir. Besmeleyi tamam eden o noktadır. İnsana MANA olarak secde etmeyen,  Rahman&rsquo;a asi olup, iblis konumuna d&uuml;şer ve besmeleyi tamam etmemiş olur. Lakin  İnsana ZAHİREN secde eden de Cenabı Allah&rsquo;tan başkasına secde edeceği i&ccedil;in k&uuml;fre  d&uuml;şer.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kadın meyve  vermek i&ccedil;in, nasıl erkeğe muhta&ccedil; ise ve erkek te meyve verecek ağacı ekmek i&ccedil;in,  nasıl kadına muhta&ccedil; ise; &acirc;lemde bir takım kullar, kendilerindeki ilmin, dal  budak sarıp ağaca d&ouml;nmesi i&ccedil;in, bu ilmi ekebileceği birine ve o biri de bu ilmi  ekecek birine muhta&ccedil;tırlar. Bu ikisi bir araya gelince besmeleyi oluştururlar.  Biri m&uuml;rşittir, diğeri m&uuml;rittir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;lemde,  besmelenin her iki yarısı da, kendinde tamam olan bir takım kullar da vardır.  Bunlar m&uuml;rşit ya da m&uuml;ride ihtiya&ccedil; duymazlar. Bunların m&uuml;rşidi, direkt olarak  Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimizdir. Bu kulların her biri bir G&uuml;neş&rsquo;tir. İki  G&uuml;neş bir arada olamayacağı i&ccedil;in, farklı yerleri aydınlatmak &uuml;zere, birinden  biri başka yerlere g&ouml;&ccedil; eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tarihte,  besmeleyi tamam eden bir takım kimselerin, bir arada olduğu zamanlar da  olmuştur. Karşıdan bakıldığında, bunlar m&uuml;rşit ve m&uuml;rid ilişkisi i&ccedil;inde  sanılırlar. Fakat &ouml;yle değillerdir. Sahip oldukları ilmin nurları, G&uuml;neş gibi  &ouml;ylesine parlak ve yakıcıdır ki; ancak kendi seviyesinde olan biriyle bu ilmi ve  nurunu paylaşabilir. Diğer hi&ccedil;bir insan, bunların ilmini anlayamaz ve nuruna  dayanamaz, yanar.<br />
Hazreti Mevlana ve Şemsi Tebrizi hazretleri bunlara &ouml;rnektir. Hacı Bektaşi Veli  Hazretleri de bu kullardandır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Efendim; biraz daha basit bir şekilde anlatır mısınız?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar; d&ouml;rt t&uuml;rl&uuml; insan vardır.<br />
1- Rahman sıfatında olan erkek<br />
2- Rahman ve Rahiym sıfatında olan erkek<br />
3- Rahiym sıfatında olan kadın<br />
4- Rahman ve Rahiym sıfatında olan kadın</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman  sıfatında olan erkek, &ccedil;ocuk sahibi olmak i&ccedil;in Rahiym sıfatında olan kadına  ihtiya&ccedil; duyar. Rahiym sıfatında olan kadın, &ccedil;ocuk sahibi olmak i&ccedil;in, Rahman  sıfatında olan bir erkeğe ihtiya&ccedil; duymakla beraber, fen ilminin ve tıbbın  ilerlemesi ile kendi v&uuml;cudundan alınan bir DNA ile yine &ccedil;ocuk sahibi olabilir.  Ama doğuracağı her &ccedil;ocuk, kız &ccedil;ocuğu olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman ve  Rahiym sıfatında olan bir kadın, adetullah &ouml;l&ccedil;&uuml;leri i&ccedil;erisinde &ccedil;ocuk sahibi  olmak i&ccedil;in bir erkeğe ihtiya&ccedil; duyarken, yine fen ilminin ve tıbbın gelişmesi  sonucu, kendisinden alınacak bir DNA &ouml;rneği ile hem erkek, hem de kız &ccedil;ocuğuna  sahip olabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman ve  Rahiym sıfatında olan erkekten alınacak bir DNA &ouml;rneği ile hi&ccedil;bir kadının  yumurtasına gerek kalmadan, tamamen dış bir ortamda yani uygun bir laboratuar  ortamında erkek, ya da kız &ccedil;ocuğu sahibi olunabilir. İşte bu; şeytanilerin  peşinde olduğu &ouml;nemli sırdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu  anlattıklarım işin zahiri olmakla beraber, manada ise Hacı Bektaşi Veli  Hazretleri de Rahman ve Rahiym sıfatını &ouml;z&uuml;nde cem etmiş olan, Allah  kullarındandır. Vefat ettiğinde başka bir bedene b&uuml;r&uuml;n&uuml;p, kendi cenazesini kendi  defnetmiştir. &Ouml;z&uuml;nden yeni bir beden halk etmiştir, besmelenin sırrı &uuml;zere.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman ve  Rahiym sıfatı &uuml;zere olan bu Veliler, ister kadın olsun isterse erkek olsun,  başka bir bedene b&uuml;r&uuml;nebilirler ve o bedende tasarruf edebilirler. &Ouml;z&uuml;ndeki her  iki yarısı da a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmış olan Besmelenin sırrıyla, normal zamanda hikmetler  &ccedil;er&ccedil;evesinde 280 g&uuml;nde oluşan ve b&uuml;y&uuml;mesi yıllar alan bir insanı, bir anda,  Cenabı Allah&rsquo;ın izni ile v&uuml;cuda getirirler. Bunları bir takım işlerde isk&acirc;n  edip, bir takım g&ouml;revler g&ouml;rd&uuml;r&uuml;rler. Bunlar 6. hayat mertebesi &uuml;zere olup,  berzah bedenleri yoktur yani insani ruhu olmayan bir &ccedil;eşit biyolojik robot  sayılırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı  Allah&rsquo;ın, Kudret sıfatının tasarrufunda, Veli kuluna verdiği bu imk&acirc;nı,  şeytaniler sebepler dairesinde, laboratuar ortamında, kendilerine asker olarak  kullanmak &uuml;zere, yetişkin bir insanı, bebek gibi d&uuml;nyaya getirme modeli &uuml;zerinde  &ccedil;alışıyorlar. Bu daha &ouml;nceki devirlerde, şeytanın bu işin bilgisini vermesiyle  ger&ccedil;ekleşti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tarihte, &uuml;lke  insanın n&uuml;fusundan bile daha fazla sayıda ordusu olan, hatta iri kıyım bir v&uuml;cut  yapısına bile sahip, kavimler vardı. Tarih&ccedil;iler bu ordunun, &uuml;lke insanının  sayısından bile fazla olmasını, paralı asker olabileceği ihtimaline  bağlamışlardır. Ancak ger&ccedil;ek, onların dediği gibi değildir.<br />
İnsanlardan &ouml;nce yery&uuml;z&uuml;nde yaşayan cin kavimlerinin, helak olma sebepleri buydu  zaten.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim; Allah&rsquo;ın fetih sahibi bir takım kulları, &ouml;z&uuml;ndeki kudret sıfatının  tasarrufu ile yani Allah&rsquo;ın izni ile Rahmani işlerde kullanmak &uuml;zere, biyolojik  robot sayılan ama ahiret bedeni olmayan, işi ve g&ouml;revi bittiğinde, tekrar  geldiği yere yani, Hava-Su-Ateş ve Toprak haline geri d&ouml;nen, kişiler mi İCAD  ediyorlar.?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Sorduğun sorunun i&ccedil;inde, cevabını zaten kendin veriyorsun evlat. Ana karnında  gelişen s&uuml;re&ccedil; ve dış ortamda ki b&uuml;y&uuml;me s&uuml;reci, Cenabı Allah&rsquo;ın Veli kullarının,  &ouml;z&uuml;ndeki Kudret sıfatından seslenen ALLAH&rsquo;IN, &ldquo;K&Uuml;N&rdquo; demesidir bu olay. Ayni  &ldquo;K&Uuml;N&rdquo; emri, erkek ile kadının birleşme s&uuml;recinde de verilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Madde y&ouml;n&uuml;  toprakta bir takım madenler, nebatat ve hayvanat halinde bulunan, mana y&ouml;n&uuml;  &acirc;lemi Emirde olan insanın, soyut ve somut her iki yarısının, Cenabı Allah&rsquo;ın  &ldquo;K&Uuml;N&rdquo; emri ile ana rahminde CEM olmasıdır, insanın yaratılması. İnsanı burada  varlık sahnesine &ccedil;ağıran ve hikmetler perdesi arkasından seslenen, Cenabı  Allah&rsquo;tır. Veli kulundan da, kudret sıfatı ile seslenen ve tasarruf eden, yine  Cenabı Allah&rsquo;tır.<br />
Bir kadın, bir &ccedil;ocuk d&uuml;nyaya getirdiğinde, onu yaratmış mı oluyor, yoksa; İCAD  mı etmiş oluyor.?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: H&acirc;ş&acirc;  efendim. Hi&ccedil; yaratmış olur mu? İCAD etmiş oluyor, ama yaratan Cenabı Allah&rsquo;tır.  (c.c.)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: İşte;  Allah&rsquo;ın Veli kulu da İCAD etmiş, ama Cenabı Allah (c.c.) yaratmış oluyor.  Birinde Hikmet perdesi ile diğerinde Kudret sıfatı ile olay vuku buluyor. Zaten;  Hikmet, Kudret sıfatının &uuml;zerindeki &ouml;rt&uuml;d&uuml;r. Biri Rahman&rsquo;dır, diğeri Rahiym&rsquo;dir.  Yani besmelede, hem Kudret vardır, hemde hikmet vardır. &Ouml;z&uuml;nde her iki sıfatı  birden bulunduran Allah&rsquo;ın veli kulları, bazen &ouml;rt&uuml;l&uuml; olarak, yani hikmetler  &ccedil;er&ccedil;evesinde iş g&ouml;r&uuml;r, bazen de besmelenin Rahman tarafı ile &ouml;rt&uuml;s&uuml;z iş g&ouml;r&uuml;r.  Bunlar hep besmelenin SIR&rsquo;larındandır. Onun i&ccedil;in besmele sesli değil, İ&Ccedil;İMİZDEN  sessiz okunur. Bunu ileriki g&uuml;nlerde, daha etraflıca anlatırız inşallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ama burada  bilinmesi gereken şey şudur; Yaratılıştaki &uuml;st&uuml;nl&uuml;k; bir kadın ile bir erkeğin  nik&acirc;h dairesi i&ccedil;inde, hikmetler &ccedil;er&ccedil;evesinde bir araya gelerek, &ccedil;ocuk sahibi  olmasıdır. Veli&rsquo;nin İCAD ettiği, insana benzeyen mahl&ucirc;k, sadece biyolojik bir  robottur. Ne i&ccedil;in İCAD edildiyse, o g&ouml;revin bitimine m&uuml;teakip, tekrar aslına  d&ouml;ner. Yani; hava-su-toprak ve ateş haline geri d&ouml;ner.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim; şeytanların ve şeytanilerin, sebepler dairesi i&ccedil;inde, laboratuar  ortamında yapmaya &ccedil;alıştıkları bir insan modeli, nasıl m&uuml;mk&uuml;n oluyor? İlim bu  kadar ilerleyebilir mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Şu  anda g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, ruhu olmayan ama konuşabilen, hareket edebilen ve daha bir&ccedil;ok  &ouml;zelliği yerine getirebilen robotlar, yani demirden ve madenden insan  prototipleri yapıyor muyuz? Ben cevap vereyim, evet yapıyoruz. İnsanlar bu  konuda, fizik &acirc;lemde mevcut 7 hayat &ccedil;eşidinden, Cemadi olan, toprakta ki hayatı  kullanıyorlar.<br />
İnsan&rsquo;da 7 hayat mertebesi vardır:<br />
Hava-Su-Ateş-Toprak-nebatat-hayvanat-insan<br />
Cemadat d&ouml;rt hayat evresini de b&uuml;nyesinde barındırır. D&uuml;nyamızdan gezegenlere ve  galaksilere kadar her şey CEMADAT ifadesinin i&ccedil;ine girer. İşte bu cemadat 4  hayatın da mertebesine sahiptir. &Acirc;lem bu d&ouml;rt 4 hayat &uuml;zere ayakta durur ve  canlılığını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;r. Bunlara d&ouml;rt ana element de denmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ateş, Azrail  (a.s.) sırrındandır. Bu b&uuml;y&uuml;k melek, kendisine ait olan ateşi alırsa, aldığı  şeyin hayatı biter ve &ouml;l&uuml;m ger&ccedil;ekleşir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Toprak,  İsrafil (a.s.) sırrındandır. Yaratılış ve kıyamet SES iledir. Azrail (a.s.)  ateşi almasından sonra, İsrafil (a.s.) kendine ait sırrı alır ve bedenimizin her  bir zerresi, kopan kıyametle, atomlarına kadar dağılır. Dağılan bu atomlar,  başka bir insanın ya da varlığın bedenini oluşturmak &uuml;zere, yine İsrafil (a.s.)  toplan borusunun sesi ile cem olup, yeniden bir varlığın bedeni olurlar. Kimisi  bir testi olur, kimisi ağa&ccedil; olur, kimisi ise hayvan bedeninde kendine bir yer  bulur. Kalan diğer iki hayat &ccedil;eşidi Cebrail (a.s.) ve Mikail (a.s.)  sırrındandır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bitki, beşinci  (5) hayat evresine sahiptir. B&uuml;nyesinde, Cemadi hayatı da bulundurduğu i&ccedil;in  kendisi ile birlikte beşinci hayattır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hayvan,  altıncı (6) hayat evresine sahiptir. B&uuml;nyesinde, Cemadi ve bitki hayat  mertebeleri de bulunduğu i&ccedil;in, kendisi ile birlikte altıncı hayattır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Buraya kadar  saydığım, yaratılan insanoğlunun, kendisine şeref verilmeden &ouml;nce yani RUH  &uuml;flenmeden &ouml;nce ayetin ifadesinde de ge&ccedil;tiği &uuml;zere, ge&ccedil;irdiği tesviye  s&uuml;recindeki hayat &ccedil;eşitleridir. Yani insan bedeninin bir tesviye s&uuml;reci vardır.  Ama bu s&uuml;re&ccedil;te, bu hayat mertebelerine sahip olan bedene, hen&uuml;z RUH  &uuml;flenmemiştir. Onun i&ccedil;in bunlar insan değil İNSANSIDIRLAR.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Efendim; bu dediğiniz Kuran&rsquo;ın hangi ayetleridir ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &rsquo;&rsquo;Yarattı ve tesviye etti&rsquo;&rsquo; (A&rsquo;la 87/2) ve &lsquo;&rsquo;Onu tesviye edip, d&uuml;zeltip de  ruhumdan ona &uuml;fledim mi derhal ona secdeye kapanın&rsquo;&rsquo; (Sad/72) ayetlerinde  bildirildiği &uuml;zere tesviye, yaratmadan sonra olmaktadır. Yalnız bazılarının  dediği gibi, insan gelişerek, tek&acirc;m&uuml;l ederek, bedenen maymundan gelmiştir  şeklinde değil, hayat mertebeleri olarak ge&ccedil;irdiği s&uuml;re&ccedil; ve bilin&ccedil; mertebeleri  kast edilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;lemi Ervah&rsquo;ta  b&uuml;t&uuml;n insanların ruhları, bedenlerin yaratılış ve tesviye s&uuml;re&ccedil;lerine şahit  tutulmuştur. Maddeden ibaret olan insanın bedeninde, ilk hayat mertebesi  CEMADAT&rsquo;IN hayat mertebesidir. Bu mertebe, kendi i&ccedil;inde Hava-Su-Toprak-Ateş gibi  d&ouml;rt hayat mertebesini bulundurmaktadır. NEBATİ olan hayat mertebesinde, fizik  beden canlıdır, kan dolaşımı ve solunum başlamıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAYVANİ olan  hayat mertebesinden sonra, ruhlar bedenlere indirilerek, zihin ve ilim hayatının  başlangıcı olan şuur ve nefsin konuşma s&uuml;reci başlamıştır. &ldquo;&Acirc;dem&rsquo;e isimleri  &ouml;ğretti&rdquo; ifadesi, cisim &acirc;lemi ile ruh &acirc;leminin bir araya gelişinden sonraki  s&uuml;re&ccedil;te, ruh&rsquo;taki bilginin hatırlanmasıdır. İşte o g&uuml;nden bu g&uuml;ne tahsil  ettiğimiz her ilim ve bilgi, ESASINDA ruhumuzdaki mevcut bilginin, kademe kademe  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışıdır. Tabi, istisnai olarak Allah&rsquo;ın bir takım kulları, Ruhları  bedenlere konurken, mevcut bilgiyi UNUTMADAN, UNUTTURULMADAN gelirler. C&uuml;mlesine  Selam olsun&hellip; Amin</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ana karnında  ge&ccedil;irdiğimiz ilk 40 g&uuml;n, Cemadi hayat evresidir. Bunun her 10 g&uuml;n&uuml;, Hava Su,  Ateş ve Toprak denilen, 4. hayat evresine aittir.<br />
İkinci 40 g&uuml;n, Nebati hayat evresidir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; 40 g&uuml;n, Hayvani hayat evresidir.  Yani toplam 120 g&uuml;n&uuml;n sonunda, ana karnındaki bebeğe RUH indirilir. Geri kalan  toplam kırkar g&uuml;nl&uuml;k &uuml;&ccedil; evre, &Uuml;&ccedil; İlim t&uuml;r&uuml;ne işaret eder. Zahir ilmine, Batın  ilmine ve Led&uuml;n ilmine&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şeytaniler, şu  anda 4 hayat mertebesinin de i&ccedil;inde mevcut olduğu Cemadat&rsquo;tan, bir takım  madenleri kullanarak, bir takım insan prototipleri yaptılar. Bilinci olmayan bu  yapıya, mikro bilgisayarlarla işlev kazandırdılar. Yine, asıl olarak Hava, Su,  Ateş ve topraktan olan et ve kemikten insan prototipleri i&ccedil;in; &Ouml;zel olarak  hamile bırakılan kadınların, belli bir s&uuml;re sonra k&uuml;rtaj edilmesiyle, alınan  ceninlerden, laboratuar ortamında canlı doku &uuml;retilerek, bu maddeden et ve kemik  bir insan prototipi &uuml;retmeyi de başardılar. YALNIZ; bu MAHL&Ucirc;KLAR şu an i&ccedil;in  beşinci hayat mertebesine yani Nebati hayat mertebesine sahiptirler ve hareket  kabiliyetleri yoktur. &Ouml;zel bir ortamda, bitkilerin sudan beslenmesi gibi  beslenmektedirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bilimin  elindeki b&uuml;t&uuml;n İMK&Acirc;NLARINI, insan beyninin araştırılmasına ve işleyiş sisteminin  anlaşılmasına ve sırrının &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesine, seferber etmesinin TEK AMACI, yapay bir  beyin modeli ger&ccedil;ekleştirerek, NEBATİ hayat mertebesine sahip olan, et ve  kemikten v&uuml;cuda gelmiş, insan prototiplerini HAYVANİ hayat mertebesine  y&uuml;kseltmektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eğer bunu  başarabilirlerse ki, daha &ouml;nce başardılar ve bunlardan bir ordu kurdular. (Lakin  ruhsuz oldukları i&ccedil;in, insan değillerdir.) İnsanlığın g&ouml;r&uuml;p g&ouml;rebileceği en  b&uuml;y&uuml;k fitnelerden biridir bu olay. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu şekilde yarı hayvan, yarı insan  g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; ve &Uuml;RK&Uuml;T&Uuml;C&Uuml; kabiliyetlere sahip mahl&ucirc;klardan, ordular kuracaklar.  Bizlerden &ouml;nce Cinlerin, helak edilme sebeplerinden biri de, bu seviyeye  geldikten sonra, arzda fitneye sebep olmuşlar ve Allah&rsquo;a ortak koşarak, (H&acirc;ş&acirc; !)  yaratma iddiasında bulunmuşlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Gen&ccedil;lerin,  adeta kanı donmuştu. Bu duydukları, şeytanilerin yaptığı sinema filmlerinden,  kendilerine yabancı değildi ama apa&ccedil;ık ger&ccedil;eklerin ve şeytanilerin geldikleri  seviyenin ya da hedeflerinin, sinema bağlamında ilan edilmesine ve g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n  i&ccedil;ine sokulmasına rağmen, hala MASAL dinler gibi bir halde olmamız, hem acınacak  bir durumdu hem de korkulacak bir durumdu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> Yıllarca, geniş halk kitlelerince, İslam dini takke ile takunya arasına  sıkıştırılmış, esas AMACA varmak i&ccedil;in ARA&Ccedil; olan ibadetler, AMA&Ccedil; haline  getirilmiş, falanca efendinin filanca efendiden &uuml;st&uuml;n olduğu iddia edilerek,  efendiler yarıştırılmış, Kuran duvarlara asılmış ve Cuma gecesinden Cuma  gecesine &Ouml;L&Uuml;LERE okunmuştu. H&acirc;lbuki DİRİLERE gelmiş olan ve g&ouml;kten inen suyun,  arzı diriltmesi gibi Kuran da, bizleri DİRİLTMEK i&ccedil;indi&hellip;</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p align="right" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');">1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;<font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');">15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana">20.B&ouml;l&uuml;m</font><font face="Verdana">&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum?referer=');">21.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum?referer=');">22.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="443" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1290-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (20. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3319-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3319-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 23:21:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1290</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (20. B&#246;l&#252;m) Bu sıra dışı sohbet, sırlarla bezenmiş olan muhabbet devam ederken, Alper ile Yahya, &#231;ayların servis yapılıp, ikram edildiği zaman aralığında, dışarıda sigara i&#231;ebilmek i&#231;in...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> </font><strong><font face="Verdana" size="3">Bir Varmış, Bir Yokmuş (20. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="100" height="105" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><font face="Verdana">Bu sıra dışı  sohbet, sırlarla bezenmiş olan muhabbet devam ederken, Alper ile Yahya, &ccedil;ayların  servis yapılıp, ikram edildiği zaman aralığında, dışarıda sigara i&ccedil;ebilmek i&ccedil;in  m&uuml;saade istediler. Mustafa Efendi, nezaketen istenen bu m&uuml;saadeye evet anlamında  başını sallayarak karşılık verdi. Gen&ccedil;ler dışarıda sigaralarını i&ccedil;tikten sonra  i&ccedil;eri girdiler. &Ccedil;ayların tazelenmesiyle birlikte tekrar sohbete başlamışlardı.  Fakat Mustafa Efendi bu sefer başka bir konuya değinmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar; kişi kendi iradesini, Hakk&rsquo;ın iradesine teslim ettiği &ouml;l&ccedil;&uuml;de, &ouml;z&uuml;ndeki  Ademiyet makamına y&uuml;kselir. Ne gariptir ki; Tasavvuf davasında olduğunu ileri  s&uuml;ren bir takım kişiler, yani iradelerini, Hakk&rsquo;a teslim etmesi gereken esas bu  kişiler, bu illete m&uuml;ptela olmuşlardır. Nefsini sigara illetinden kurtaramayan  ya da bu y&ouml;nde g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r bir &ccedil;aba sarf etmeyen kişi, nasıl olur da Allah&rsquo;a  teslim olduğunu s&ouml;yler, iradesini Hakk&rsquo;ın iradesine teslim ettiğini iddia  edebilir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu kişilere  sorulmuş olsa, bazı tasavvuf b&uuml;y&uuml;klerinin de bu &ccedil;ubuğu i&ccedil;tiğini ileri s&uuml;rerek,  kendilerini temize &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışırlar. Ancak; bu yolda bilinmesi gereken en  &ouml;nemli şey, herkesin makamına g&ouml;re hareket etmesidir. Şeriat ehli şeriat&rsquo;a g&ouml;re,  tarikat ehli tarikata g&ouml;re yaşamalıdır. Ancak; hakikat ehlinin kendilerine &ouml;zel  bir takım durumları, ne şeriat ehline ne de tarikat ehline, haram olan bir şeyi  mubah kılmaz. İ&ccedil;inde bulunduğun yanlışa, hakikat ehlinin kendilerine &ouml;zel  durumlarını, kıyas edemezsin. Herkes haddini ve yerini bilmelidir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">M&uuml;sl&uuml;man  olduğunu, Allah Resul&uuml;ne tabi olduğunu s&ouml;ylemek samimiyet testi gerektirir.<br />
Peki; bu y&ouml;nde hala nefsin istediğini yapmak ve bu nefis belasını hafife almak,  samimiyet &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; m&uuml;d&uuml;r, yoksa boş bir iddia i&ccedil;erisinde olduğunun g&ouml;stergesi  midir?<br />
Bu y&ouml;nde, daha iradesini bile ortaya koyamayan kişi, nerede kaldı nefis  m&uuml;cadelesi yaptığının iddiası i&ccedil;erisinde bulunsun&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nefsine h&acirc;kim  olan kişi, Akıllı insandır. Bunun i&ccedil;in bu illeti terk etmelidir, nefsi kendi  emri altına almalıdır. Helal dairesi dışındaki, d&uuml;nya zevklerinden uzaklaşmalı,  nefsinin zevk ve arzularının peşinden koşmamalıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan &ouml;l&uuml;mle  birlikte, elli (50) kapıdan ge&ccedil;eceği uzun bir yolculuğa &ccedil;ıkacaktır. Gideceği  yolun haydudu, insanı k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe ve &ccedil;irkin illetlere teşvik eden nefsidir. Biz bu  &acirc;leme, tek&acirc;m&uuml;l etmek ve Ademiyet makamına y&uuml;kselmeye geldik. Hayvanlar gibi,  nefsin illetlerine tabi olup, al&ccedil;almak i&ccedil;in gelmedik. Ey M&uuml;sl&uuml;man kardeşim; Ya  nefsin kulusun ya da Allah&rsquo;ın kulusun. Allah&rsquo;ın kuluyum diyorsan, o zaman  Allah&rsquo;ın ahlakıyla ahlaklan ve SAFINI se&ccedil;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Anaları, Rahim  sıfatının nuruyla sulayıp, şefkat ve merhamet abidesi haline getiren ve  merhametlilerin en merhametlisi, şefkat edenlerin en şefkatlisi olan Cenabı  Allah, m&uuml;min kullarına daha g&uuml;zel bir &acirc;lem vermek i&ccedil;in, onları &ouml;l&uuml;m biletiyle,  ahiret sarayına davet ediyor.<br />
O saraya, ağzında sigara ile mi gireceksin, bu kadarcık olsun, iradeni  zorlamayacak mısın? Sen, Allah ve Resul&uuml;n&uuml; sevmiyor musun?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İ&ccedil;imizdeki  sevme duygusunu, Allah ve Resul&uuml;n&uuml; ve sevdiklerini sevmekle tatmin eden  m&uuml;minleri, başta Peygamberimiz (s.a.v.) efendimiz ve c&uuml;mle peygamberlerin,  sahabelerin, imamların, evliyaların ve &uuml;statların toplandığı meclislere, &ouml;l&uuml;m&uuml;  bir bilet olarak g&ouml;nderen Cenabı Allah; &ldquo;Sevdiklerinizle buluşun,&rdquo; diyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sen, ey yola  revan olan kişi; Bu yola revan olmakla bir iddiada bulunuyorsun, bir talepte  bulunuyorsun. İddianı, ağzında sigara ile mi ispatlayacaksın, talep ettiğin o  m&uuml;barek meclise Kuran yolu olan ağzını, pis ve necis şeyler de kullanarak mı  gireceksin?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tasavvuf &ouml;nce  nefis m&uuml;cadelesidir. Bu da Hazreti Rasulullah&rsquo;ın (s.a.v.) &ldquo;k&uuml;&ccedil;&uuml;k cihaddan b&uuml;y&uuml;k  cihada d&ouml;n&uuml;yoruz,&rdquo; ifadesinde a&ccedil;ıklanmıştır. Ayrıca; cinlerin en &ccedil;ok sevdiği  şeylerin başında, sigara dumanı gelmektedir. Bu mahl&ucirc;kat, sigara i&ccedil;en birine  musallat olduktan sonra kolay kolay, onun yanından ayrılmazlar. Kişinin sigara  bağımlılığının artmasının en b&uuml;y&uuml;k fakt&ouml;rlerden biri cinlerdir.<br />
Cinler, sigara i&ccedil;en şahsın beynine, kendi frekanslarında bir takım ses dalgaları  yollarlar ve kişiye sıkıntı verirler. Kişi bu sıkıntı ile hemen bir sigara  yakar. Dumanını &uuml;flemeye başladığı zaman, sıkıntı kesilir. Cin bu esnada,  &uuml;flenen dumandan gıdalandığı i&ccedil;in, kişinin beynine g&ouml;nderdiği etkileri  kesmiştir.<br />
Daha sonra ayni cin, tekrar sigara kokusu istedi mi, kişinin beynine etki ederek  sıkıntı verir ve kişi elinde olmayarak tekrar bir sigara yakar. Durum b&ouml;yle  s&uuml;r&uuml;p gider.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ortam biraz  soğumuştu. Alper ve Yahya, sohbetin başında ne kadar nazik ve m&uuml;layim olan bu  Zat&rsquo;ın, birden bire sert bir şekilde konuşmasının sebebini anlamışlardı ama yine  de nefislerine ağır gelmişti. Az &ouml;nceki s&ouml;zler kendilerine değil, direkt olarak  nefislerine idi. Soğuyan ortamı, tekrar ısıtmak i&ccedil;in Mustafa efendi, Hakan&rsquo;dan  bir şiir okumasını istedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ağlamak  istedim, g&ouml;zyaşlarım yağmurcasına<br />
R&uuml;zg&acirc;r olmak istedim, G&uuml;l&uuml; okşarcasına<br />
Yanmak istedim, savrulup, k&uuml;l olurcasına<br />
Sevmek istedim, bağrıma basarcasına</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sevmek  istedim, her zerremle her zerreyi<br />
G&ouml;rmek istedim, kaldırıp g&ouml;zlerimden perdeyi<br />
Bırak dediler, artık sen, şu g&ouml;r&uuml;nen maddeyi<br />
&Ouml;zlemedin mi? Meleklerle s&ouml;yleşip, selam vermeyi</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">A&ccedil;ılır sana,  &ldquo;arş-ı ala&rdquo;nın kapıları<br />
Selamlar seni, meleklerin, nurdan kanatları<br />
Bak g&ouml;kteki yıldızlar gibi Allah&rsquo;ın dostları<br />
Haydi can! Takip et, onları</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nice canlar  &uuml;rperir, ismini duyunca<br />
Sevdalanır, o cana g&uuml;l kokunca<br />
Sevgiliye kavuşmaktır &ouml;l&uuml;m, vade dolunca<br />
Dosta dost olur, o canlar, dosta kurban olunca</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kardeş! G&ouml;z  g&ouml;rmez, sevda kalbe konunca<br />
Başka ses duymaz g&ouml;n&uuml;l, O&rsquo;nu duyunca<br />
Neylesin d&uuml;nyayı, can, Rabbini bulunca<br />
Rabbine kavuşmaktır, ten kafesinde, can solunca</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ortam bu  şiirle tekrar ısınmış, nefisler perde gerisine atılmış ve ruhların titreşimi  arttırılmıştı. Şimdi sıra, g&ouml;n&uuml;l almaya ve tekrar sırlardan konuşmaya gelmişti.  İşte tam bu esnada, Mustafa efendi ayağa kalkarak, kimsenin g&ouml;rmediği ve  duymadığı bir &acirc;lemden gelen selamı almış ve y&uuml;ksek sesle mukabele etmişti.  Hakan, Mustafa abisinin b&ouml;yle sık sık uzaklardan selam almasına alışıktı, ama  diğerleri şaşırmıştı. Alper ile Yahya&rsquo;nın şaşkın bakışları arasında, Mustafa  efendi, Yahya&rsquo;ya d&ouml;nerek ş&ouml;yle dedi:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Şu  raftan bir kitap se&ccedil;er misin?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yahya oturduğu  yerden kalkarak, tavana kadar olan kitaplıktan, herhangi bir kitap se&ccedil;ti. &Ccedil;ok  merak ediyorlardı. Az &ouml;nceki garip selam faslı ile se&ccedil;ilen kitabın ne alakası  vardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Herhangi bir sayfasını a&ccedil;ar mısın ?<br />
YAHYA: A&ccedil;tım efendim.<br />
MUSTAFA: A&ccedil;tığın sayfadaki yazıyı, y&uuml;ksek sesle bize okur musun ?<br />
YAHYA:<br />
Nefsine sahip olmayan, demesin ki aleviyim<br />
&Ouml;l&uuml; değilim ben, bilin ki diriyim<br />
Hakk&rsquo;ın, varlık aynasındaki, konuşan diliyim<br />
Kudretinin, hikmet yurdundaki, ELİYİM</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Soranlara  Hakkım, bakanlara Hacı Bektaşi Veliyim<br />
&Acirc;lemlerdeki, sonsuz tecellilerinden biriyim<br />
Bir noktayım, Hz. Ali&rsquo;nin dediği gibi<br />
Sırlar kuyusuyum, ama g&ouml;r&uuml;nmez dibi</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">18 Bin &acirc;lem,  yol olmuştur bize<br />
Herkes takdir edileni se&ccedil;er, kendisine<br />
Hidayet olunan biner, kurtuluş gemisine<br />
Bu dediklerim, masal gelir kimisine</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yolumuz  sevmektir, bineğimiz sabretmektir<br />
Azığımız, her halimize ş&uuml;kretmektir<br />
Zikrimiz, Hz. Muhammed&rsquo;in potasında erimektir<br />
Gayemiz, bu yolla Hakk&rsquo;a ermektir</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sen  &acirc;lemlerdesin, &acirc;lemler sende<br />
İnsan, şu &acirc;lemde emin bir belde<br />
Yerde y&uuml;r&uuml;yen, havada u&ccedil;an hayvanat<br />
Sokulsun, g&uuml;ven bulsun sende</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Elinden,  belinden ve dilinden emin olunan<br />
Ve dahi, emin kimselerle bulunan<br />
Yolcu olup, bir Hak yola koyulan<br />
Bilsin ki! ELİMİZDİR ONA SUNULAN</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kadın toprak  gibidir, erkek su gibi<br />
Nefsine sahip ol, olma hayvan gibi<br />
Hayvanlara şehvet verilmiş, &uuml;remek i&ccedil;in<br />
Sen hayvan mısın, bu hal ni&ccedil;in&hellip;?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sırlar  hazinesiyim ben, gizliyim<br />
Hakk&rsquo;ın kulu, Hacı Bektaşi Veliyim<br />
Erenlerin, uzanıp &ouml;p&uuml;len eliyim<br />
Bazen, &acirc;şıkların konuşan diliyim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar az &ouml;nce aldığım selam, bu Zat&rsquo;tandı. Sigara konusunda da, benden zuhur  eden Celal, yine bu m&uuml;barektendi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim; selamı g&ouml;nderenin, Hacı Bektaşi Veli olduğunu biliyordunuz. Buna  rağmen, herhangi bir kitabı a&ccedil;tırarak, anlatmayı yeğlediniz. Doğrudan da  s&ouml;yleyebilirdiniz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Evladım; Kişiye &ouml;zel sırlar, doğrudan s&ouml;ylenmez. Ben, selamı g&ouml;nderenin, kendi  ağzından, kimliğini a&ccedil;ıklamasını arzu ettim.<br />
ALPER: Pek anlayamadım efendim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar; selamı g&ouml;nderen de, kitabı se&ccedil;tiren de, se&ccedil;tiğin kitapta, okunan  sayfayı isabet ettiren de O zattı. Zaten kendisinin de şiirde buyurduğu &uuml;zere,  &ldquo;Kudretinin, Hikmet yurdundaki Eliyim,&rdquo; diyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yapa  geldiğimiz bir&ccedil;ok iş, davranış ve ortaya koyduğumuz eserler, hep bu zat&rsquo;ların  tasarruf dairesi i&ccedil;inde olmaktadır. Mesela; sen bir kitap yazarsın ya da bir  şiir yazarsın, ben yazdım ZANNI i&ccedil;erisinde olursun. H&acirc;lbuki senin &uuml;zerinde  tasarruf edilerek, o kitap, sana yazdırılmıştır. Tabi; bu işin Rahmani bir  boyutu olduğu gibi, şeytani bir boyutu da vardır. Bug&uuml;n yazılan bir&ccedil;ok kitap,  &ccedil;ekilen bir&ccedil;ok filmin senaryosu ve kitlesel &ouml;l&uuml;mlere sebebiyet veren bir&ccedil;ok  buluş, şeytanın ve şeytanilerin, uygun insanlar &uuml;zerinde tasarrufudur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nice yazar  vardır, şeytanın kalemleridirler ve nice yazar vardır &ldquo;NUN&rdquo; sırrı &uuml;zeredirler,  yani RAHMAN&rsquo;IN kalemidirler. RAHMAN, hikmet yurdunda, RAHİYM olarak tasarruf  eder. Baba, Rahman sıfatı &uuml;zeredir. Anne ise Rahiym sıfatı &uuml;zeredir. Rahman&rsquo;da  kudret vardır Rahiym&rsquo;de hikmet vardır. Kadının karnındaki &ccedil;ocuğa, rengini ve  şeklini veren kadındır ama &ccedil;ocuğun sırrını, kadına yazan babadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman  kudretiyle yani &ldquo;NUN&rdquo; kalemi ile Rahiym&rsquo;e bir nokta koymuştur. Rahiym ise o  noktayı hikmetiyle, belli bir zaman s&uuml;recinde, kitap haline getirmiştir. Her  insan bir kitaptır her bitki bir kitaptır, h&uuml;lasa k&acirc;inat bir kitaptır.  Dolayısıyla; Rahman sıfatının kudretiyle ve Rahiym sıfatının hikmetiyle besmele  tamam olup, &acirc;lemdeki her şey bir besmeleden ibarettir. İnsan ise, Hazreti Ali  efendimizin buyurduğu &uuml;zere, bu besmeledeki &ldquo;B&rdquo;nin altındaki noktadır ve noktayı  koyan kalem &ldquo;NUN&rdquo;dur. Bu kalemi tutan el RAHMANDIR.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İblisin asi  olduğu direkt olarak Cenabı Allah değildir. Cenabı Allah&rsquo;ın, Rahman olarak yani  Rahman sıfatı ile &acirc;lemler besmelesinin başındaki &ldquo;B&rdquo;nin altına koyduğu noktaya  secde etmemekle, Rahmana asi olmuş oluyor. O y&uuml;zden iblis ve soyunda, besmele  eksiktir. Besmeleyi tamam eden o noktadır. İnsana MANA olarak secde etmeyen,  Rahman&rsquo;a asi olup, iblis konumuna d&uuml;şer ve besmeleyi tamam etmemiş olur. Lakin  İnsana ZAHİREN secde eden de Cenabı Allah&rsquo;tan başkasına secde edeceği i&ccedil;in k&uuml;fre  d&uuml;şer.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kadın meyve  vermek i&ccedil;in, nasıl erkeğe muhta&ccedil; ise ve erkek te meyve verecek ağacı ekmek i&ccedil;in,  nasıl kadına muhta&ccedil; ise; &acirc;lemde bir takım kullar, kendilerindeki ilmin, dal  budak sarıp ağaca d&ouml;nmesi i&ccedil;in, bu ilmi ekebileceği birine ve o biri de bu ilmi  ekecek birine muhta&ccedil;tırlar. Bu ikisi bir araya gelince besmeleyi oluştururlar.  Biri m&uuml;rşittir, diğeri m&uuml;rittir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;lemde,  besmelenin her iki yarısı da, kendinde tamam olan bir takım kullar da vardır.  Bunlar m&uuml;rşit ya da m&uuml;ride ihtiya&ccedil; duymazlar. Bunların m&uuml;rşidi, direkt olarak  Hazreti Peygamber (s.a.v.) Efendimizdir. Bu kulların her biri bir G&uuml;neş&rsquo;tir. İki  G&uuml;neş bir arada olamayacağı i&ccedil;in, farklı yerleri aydınlatmak &uuml;zere, birinden  biri başka yerlere g&ouml;&ccedil; eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tarihte,  besmeleyi tamam eden bir takım kimselerin, bir arada olduğu zamanlar da  olmuştur. Karşıdan bakıldığında, bunlar m&uuml;rşit ve m&uuml;rid ilişkisi i&ccedil;inde  sanılırlar. Fakat &ouml;yle değillerdir. Sahip oldukları ilmin nurları, G&uuml;neş gibi  &ouml;ylesine parlak ve yakıcıdır ki; ancak kendi seviyesinde olan biriyle bu ilmi ve  nurunu paylaşabilir. Diğer hi&ccedil;bir insan, bunların ilmini anlayamaz ve nuruna  dayanamaz, yanar.<br />
Hazreti Mevlana ve Şemsi Tebrizi hazretleri bunlara &ouml;rnektir. Hacı Bektaşi Veli  Hazretleri de bu kullardandır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Efendim; biraz daha basit bir şekilde anlatır mısınız?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar; d&ouml;rt t&uuml;rl&uuml; insan vardır.<br />
1- Rahman sıfatında olan erkek<br />
2- Rahman ve Rahiym sıfatında olan erkek<br />
3- Rahiym sıfatında olan kadın<br />
4- Rahman ve Rahiym sıfatında olan kadın</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman  sıfatında olan erkek, &ccedil;ocuk sahibi olmak i&ccedil;in Rahiym sıfatında olan kadına  ihtiya&ccedil; duyar. Rahiym sıfatında olan kadın, &ccedil;ocuk sahibi olmak i&ccedil;in, Rahman  sıfatında olan bir erkeğe ihtiya&ccedil; duymakla beraber, fen ilminin ve tıbbın  ilerlemesi ile kendi v&uuml;cudundan alınan bir DNA ile yine &ccedil;ocuk sahibi olabilir.  Ama doğuracağı her &ccedil;ocuk, kız &ccedil;ocuğu olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman ve  Rahiym sıfatında olan bir kadın, adetullah &ouml;l&ccedil;&uuml;leri i&ccedil;erisinde &ccedil;ocuk sahibi  olmak i&ccedil;in bir erkeğe ihtiya&ccedil; duyarken, yine fen ilminin ve tıbbın gelişmesi  sonucu, kendisinden alınacak bir DNA &ouml;rneği ile hem erkek, hem de kız &ccedil;ocuğuna  sahip olabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman ve  Rahiym sıfatında olan erkekten alınacak bir DNA &ouml;rneği ile hi&ccedil;bir kadının  yumurtasına gerek kalmadan, tamamen dış bir ortamda yani uygun bir laboratuar  ortamında erkek, ya da kız &ccedil;ocuğu sahibi olunabilir. İşte bu; şeytanilerin  peşinde olduğu &ouml;nemli sırdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu  anlattıklarım işin zahiri olmakla beraber, manada ise Hacı Bektaşi Veli  Hazretleri de Rahman ve Rahiym sıfatını &ouml;z&uuml;nde cem etmiş olan, Allah  kullarındandır. Vefat ettiğinde başka bir bedene b&uuml;r&uuml;n&uuml;p, kendi cenazesini kendi  defnetmiştir. &Ouml;z&uuml;nden yeni bir beden halk etmiştir, besmelenin sırrı &uuml;zere.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahman ve  Rahiym sıfatı &uuml;zere olan bu Veliler, ister kadın olsun isterse erkek olsun,  başka bir bedene b&uuml;r&uuml;nebilirler ve o bedende tasarruf edebilirler. &Ouml;z&uuml;ndeki her  iki yarısı da a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmış olan Besmelenin sırrıyla, normal zamanda hikmetler  &ccedil;er&ccedil;evesinde 280 g&uuml;nde oluşan ve b&uuml;y&uuml;mesi yıllar alan bir insanı, bir anda,  Cenabı Allah&rsquo;ın izni ile v&uuml;cuda getirirler. Bunları bir takım işlerde isk&acirc;n  edip, bir takım g&ouml;revler g&ouml;rd&uuml;r&uuml;rler. Bunlar 6. hayat mertebesi &uuml;zere olup,  berzah bedenleri yoktur yani insani ruhu olmayan bir &ccedil;eşit biyolojik robot  sayılırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı  Allah&rsquo;ın, Kudret sıfatının tasarrufunda, Veli kuluna verdiği bu imk&acirc;nı,  şeytaniler sebepler dairesinde, laboratuar ortamında, kendilerine asker olarak  kullanmak &uuml;zere, yetişkin bir insanı, bebek gibi d&uuml;nyaya getirme modeli &uuml;zerinde  &ccedil;alışıyorlar. Bu daha &ouml;nceki devirlerde, şeytanın bu işin bilgisini vermesiyle  ger&ccedil;ekleşti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tarihte, &uuml;lke  insanın n&uuml;fusundan bile daha fazla sayıda ordusu olan, hatta iri kıyım bir v&uuml;cut  yapısına bile sahip, kavimler vardı. Tarih&ccedil;iler bu ordunun, &uuml;lke insanının  sayısından bile fazla olmasını, paralı asker olabileceği ihtimaline  bağlamışlardır. Ancak ger&ccedil;ek, onların dediği gibi değildir.<br />
İnsanlardan &ouml;nce yery&uuml;z&uuml;nde yaşayan cin kavimlerinin, helak olma sebepleri buydu  zaten.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim; Allah&rsquo;ın fetih sahibi bir takım kulları, &ouml;z&uuml;ndeki kudret sıfatının  tasarrufu ile yani Allah&rsquo;ın izni ile Rahmani işlerde kullanmak &uuml;zere, biyolojik  robot sayılan ama ahiret bedeni olmayan, işi ve g&ouml;revi bittiğinde, tekrar  geldiği yere yani, Hava-Su-Ateş ve Toprak haline geri d&ouml;nen, kişiler mi İCAD  ediyorlar.?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Sorduğun sorunun i&ccedil;inde, cevabını zaten kendin veriyorsun evlat. Ana karnında  gelişen s&uuml;re&ccedil; ve dış ortamda ki b&uuml;y&uuml;me s&uuml;reci, Cenabı Allah&rsquo;ın Veli kullarının,  &ouml;z&uuml;ndeki Kudret sıfatından seslenen ALLAH&rsquo;IN, &ldquo;K&Uuml;N&rdquo; demesidir bu olay. Ayni  &ldquo;K&Uuml;N&rdquo; emri, erkek ile kadının birleşme s&uuml;recinde de verilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Madde y&ouml;n&uuml;  toprakta bir takım madenler, nebatat ve hayvanat halinde bulunan, mana y&ouml;n&uuml;  &acirc;lemi Emirde olan insanın, soyut ve somut her iki yarısının, Cenabı Allah&rsquo;ın  &ldquo;K&Uuml;N&rdquo; emri ile ana rahminde CEM olmasıdır, insanın yaratılması. İnsanı burada  varlık sahnesine &ccedil;ağıran ve hikmetler perdesi arkasından seslenen, Cenabı  Allah&rsquo;tır. Veli kulundan da, kudret sıfatı ile seslenen ve tasarruf eden, yine  Cenabı Allah&rsquo;tır.<br />
Bir kadın, bir &ccedil;ocuk d&uuml;nyaya getirdiğinde, onu yaratmış mı oluyor, yoksa; İCAD  mı etmiş oluyor.?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: H&acirc;ş&acirc;  efendim. Hi&ccedil; yaratmış olur mu? İCAD etmiş oluyor, ama yaratan Cenabı Allah&rsquo;tır.  (c.c.)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: İşte;  Allah&rsquo;ın Veli kulu da İCAD etmiş, ama Cenabı Allah (c.c.) yaratmış oluyor.  Birinde Hikmet perdesi ile diğerinde Kudret sıfatı ile olay vuku buluyor. Zaten;  Hikmet, Kudret sıfatının &uuml;zerindeki &ouml;rt&uuml;d&uuml;r. Biri Rahman&rsquo;dır, diğeri Rahiym&rsquo;dir.  Yani besmelede, hem Kudret vardır, hemde hikmet vardır. &Ouml;z&uuml;nde her iki sıfatı  birden bulunduran Allah&rsquo;ın veli kulları, bazen &ouml;rt&uuml;l&uuml; olarak, yani hikmetler  &ccedil;er&ccedil;evesinde iş g&ouml;r&uuml;r, bazen de besmelenin Rahman tarafı ile &ouml;rt&uuml;s&uuml;z iş g&ouml;r&uuml;r.  Bunlar hep besmelenin SIR&rsquo;larındandır. Onun i&ccedil;in besmele sesli değil, İ&Ccedil;İMİZDEN  sessiz okunur. Bunu ileriki g&uuml;nlerde, daha etraflıca anlatırız inşallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ama burada  bilinmesi gereken şey şudur; Yaratılıştaki &uuml;st&uuml;nl&uuml;k; bir kadın ile bir erkeğin  nik&acirc;h dairesi i&ccedil;inde, hikmetler &ccedil;er&ccedil;evesinde bir araya gelerek, &ccedil;ocuk sahibi  olmasıdır. Veli&rsquo;nin İCAD ettiği, insana benzeyen mahl&ucirc;k, sadece biyolojik bir  robottur. Ne i&ccedil;in İCAD edildiyse, o g&ouml;revin bitimine m&uuml;teakip, tekrar aslına  d&ouml;ner. Yani; hava-su-toprak ve ateş haline geri d&ouml;ner.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim; şeytanların ve şeytanilerin, sebepler dairesi i&ccedil;inde, laboratuar  ortamında yapmaya &ccedil;alıştıkları bir insan modeli, nasıl m&uuml;mk&uuml;n oluyor? İlim bu  kadar ilerleyebilir mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Şu  anda g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, ruhu olmayan ama konuşabilen, hareket edebilen ve daha bir&ccedil;ok  &ouml;zelliği yerine getirebilen robotlar, yani demirden ve madenden insan  prototipleri yapıyor muyuz? Ben cevap vereyim, evet yapıyoruz. İnsanlar bu  konuda, fizik &acirc;lemde mevcut 7 hayat &ccedil;eşidinden, Cemadi olan, toprakta ki hayatı  kullanıyorlar.<br />
İnsan&rsquo;da 7 hayat mertebesi vardır:<br />
Hava-Su-Ateş-Toprak-nebatat-hayvanat-insan<br />
Cemadat d&ouml;rt hayat evresini de b&uuml;nyesinde barındırır. D&uuml;nyamızdan gezegenlere ve  galaksilere kadar her şey CEMADAT ifadesinin i&ccedil;ine girer. İşte bu cemadat 4  hayatın da mertebesine sahiptir. &Acirc;lem bu d&ouml;rt 4 hayat &uuml;zere ayakta durur ve  canlılığını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;r. Bunlara d&ouml;rt ana element de denmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ateş, Azrail  (a.s.) sırrındandır. Bu b&uuml;y&uuml;k melek, kendisine ait olan ateşi alırsa, aldığı  şeyin hayatı biter ve &ouml;l&uuml;m ger&ccedil;ekleşir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Toprak,  İsrafil (a.s.) sırrındandır. Yaratılış ve kıyamet SES iledir. Azrail (a.s.)  ateşi almasından sonra, İsrafil (a.s.) kendine ait sırrı alır ve bedenimizin her  bir zerresi, kopan kıyametle, atomlarına kadar dağılır. Dağılan bu atomlar,  başka bir insanın ya da varlığın bedenini oluşturmak &uuml;zere, yine İsrafil (a.s.)  toplan borusunun sesi ile cem olup, yeniden bir varlığın bedeni olurlar. Kimisi  bir testi olur, kimisi ağa&ccedil; olur, kimisi ise hayvan bedeninde kendine bir yer  bulur. Kalan diğer iki hayat &ccedil;eşidi Cebrail (a.s.) ve Mikail (a.s.)  sırrındandır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bitki, beşinci  (5) hayat evresine sahiptir. B&uuml;nyesinde, Cemadi hayatı da bulundurduğu i&ccedil;in  kendisi ile birlikte beşinci hayattır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hayvan,  altıncı (6) hayat evresine sahiptir. B&uuml;nyesinde, Cemadi ve bitki hayat  mertebeleri de bulunduğu i&ccedil;in, kendisi ile birlikte altıncı hayattır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Buraya kadar  saydığım, yaratılan insanoğlunun, kendisine şeref verilmeden &ouml;nce yani RUH  &uuml;flenmeden &ouml;nce ayetin ifadesinde de ge&ccedil;tiği &uuml;zere, ge&ccedil;irdiği tesviye  s&uuml;recindeki hayat &ccedil;eşitleridir. Yani insan bedeninin bir tesviye s&uuml;reci vardır.  Ama bu s&uuml;re&ccedil;te, bu hayat mertebelerine sahip olan bedene, hen&uuml;z RUH  &uuml;flenmemiştir. Onun i&ccedil;in bunlar insan değil İNSANSIDIRLAR.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Efendim; bu dediğiniz Kuran&rsquo;ın hangi ayetleridir ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &rsquo;&rsquo;Yarattı ve tesviye etti&rsquo;&rsquo; (A&rsquo;la 87/2) ve &lsquo;&rsquo;Onu tesviye edip, d&uuml;zeltip de  ruhumdan ona &uuml;fledim mi derhal ona secdeye kapanın&rsquo;&rsquo; (Sad/72) ayetlerinde  bildirildiği &uuml;zere tesviye, yaratmadan sonra olmaktadır. Yalnız bazılarının  dediği gibi, insan gelişerek, tek&acirc;m&uuml;l ederek, bedenen maymundan gelmiştir  şeklinde değil, hayat mertebeleri olarak ge&ccedil;irdiği s&uuml;re&ccedil; ve bilin&ccedil; mertebeleri  kast edilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;lemi Ervah&rsquo;ta  b&uuml;t&uuml;n insanların ruhları, bedenlerin yaratılış ve tesviye s&uuml;re&ccedil;lerine şahit  tutulmuştur. Maddeden ibaret olan insanın bedeninde, ilk hayat mertebesi  CEMADAT&rsquo;IN hayat mertebesidir. Bu mertebe, kendi i&ccedil;inde Hava-Su-Toprak-Ateş gibi  d&ouml;rt hayat mertebesini bulundurmaktadır. NEBATİ olan hayat mertebesinde, fizik  beden canlıdır, kan dolaşımı ve solunum başlamıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAYVANİ olan  hayat mertebesinden sonra, ruhlar bedenlere indirilerek, zihin ve ilim hayatının  başlangıcı olan şuur ve nefsin konuşma s&uuml;reci başlamıştır. &ldquo;&Acirc;dem&rsquo;e isimleri  &ouml;ğretti&rdquo; ifadesi, cisim &acirc;lemi ile ruh &acirc;leminin bir araya gelişinden sonraki  s&uuml;re&ccedil;te, ruh&rsquo;taki bilginin hatırlanmasıdır. İşte o g&uuml;nden bu g&uuml;ne tahsil  ettiğimiz her ilim ve bilgi, ESASINDA ruhumuzdaki mevcut bilginin, kademe kademe  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışıdır. Tabi, istisnai olarak Allah&rsquo;ın bir takım kulları, Ruhları  bedenlere konurken, mevcut bilgiyi UNUTMADAN, UNUTTURULMADAN gelirler. C&uuml;mlesine  Selam olsun&hellip; Amin</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ana karnında  ge&ccedil;irdiğimiz ilk 40 g&uuml;n, Cemadi hayat evresidir. Bunun her 10 g&uuml;n&uuml;, Hava Su,  Ateş ve Toprak denilen, 4. hayat evresine aittir.<br />
İkinci 40 g&uuml;n, Nebati hayat evresidir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; 40 g&uuml;n, Hayvani hayat evresidir.  Yani toplam 120 g&uuml;n&uuml;n sonunda, ana karnındaki bebeğe RUH indirilir. Geri kalan  toplam kırkar g&uuml;nl&uuml;k &uuml;&ccedil; evre, &Uuml;&ccedil; İlim t&uuml;r&uuml;ne işaret eder. Zahir ilmine, Batın  ilmine ve Led&uuml;n ilmine&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şeytaniler, şu  anda 4 hayat mertebesinin de i&ccedil;inde mevcut olduğu Cemadat&rsquo;tan, bir takım  madenleri kullanarak, bir takım insan prototipleri yaptılar. Bilinci olmayan bu  yapıya, mikro bilgisayarlarla işlev kazandırdılar. Yine, asıl olarak Hava, Su,  Ateş ve topraktan olan et ve kemikten insan prototipleri i&ccedil;in; &Ouml;zel olarak  hamile bırakılan kadınların, belli bir s&uuml;re sonra k&uuml;rtaj edilmesiyle, alınan  ceninlerden, laboratuar ortamında canlı doku &uuml;retilerek, bu maddeden et ve kemik  bir insan prototipi &uuml;retmeyi de başardılar. YALNIZ; bu MAHL&Ucirc;KLAR şu an i&ccedil;in  beşinci hayat mertebesine yani Nebati hayat mertebesine sahiptirler ve hareket  kabiliyetleri yoktur. &Ouml;zel bir ortamda, bitkilerin sudan beslenmesi gibi  beslenmektedirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bilimin  elindeki b&uuml;t&uuml;n İMK&Acirc;NLARINI, insan beyninin araştırılmasına ve işleyiş sisteminin  anlaşılmasına ve sırrının &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesine, seferber etmesinin TEK AMACI, yapay bir  beyin modeli ger&ccedil;ekleştirerek, NEBATİ hayat mertebesine sahip olan, et ve  kemikten v&uuml;cuda gelmiş, insan prototiplerini HAYVANİ hayat mertebesine  y&uuml;kseltmektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eğer bunu  başarabilirlerse ki, daha &ouml;nce başardılar ve bunlardan bir ordu kurdular. (Lakin  ruhsuz oldukları i&ccedil;in, insan değillerdir.) İnsanlığın g&ouml;r&uuml;p g&ouml;rebileceği en  b&uuml;y&uuml;k fitnelerden biridir bu olay. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu şekilde yarı hayvan, yarı insan  g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; ve &Uuml;RK&Uuml;T&Uuml;C&Uuml; kabiliyetlere sahip mahl&ucirc;klardan, ordular kuracaklar.  Bizlerden &ouml;nce Cinlerin, helak edilme sebeplerinden biri de, bu seviyeye  geldikten sonra, arzda fitneye sebep olmuşlar ve Allah&rsquo;a ortak koşarak, (H&acirc;ş&acirc; !)  yaratma iddiasında bulunmuşlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Gen&ccedil;lerin,  adeta kanı donmuştu. Bu duydukları, şeytanilerin yaptığı sinema filmlerinden,  kendilerine yabancı değildi ama apa&ccedil;ık ger&ccedil;eklerin ve şeytanilerin geldikleri  seviyenin ya da hedeflerinin, sinema bağlamında ilan edilmesine ve g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n  i&ccedil;ine sokulmasına rağmen, hala MASAL dinler gibi bir halde olmamız, hem acınacak  bir durumdu hem de korkulacak bir durumdu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> Yıllarca, geniş halk kitlelerince, İslam dini takke ile takunya arasına  sıkıştırılmış, esas AMACA varmak i&ccedil;in ARA&Ccedil; olan ibadetler, AMA&Ccedil; haline  getirilmiş, falanca efendinin filanca efendiden &uuml;st&uuml;n olduğu iddia edilerek,  efendiler yarıştırılmış, Kuran duvarlara asılmış ve Cuma gecesinden Cuma  gecesine &Ouml;L&Uuml;LERE okunmuştu. H&acirc;lbuki DİRİLERE gelmiş olan ve g&ouml;kten inen suyun,  arzı diriltmesi gibi Kuran da, bizleri DİRİLTMEK i&ccedil;indi&hellip;</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p align="right" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');">1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;<font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');">15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana">20.B&ouml;l&uuml;m</font><font face="Verdana">&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum?referer=');">21.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum?referer=');">22.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="422" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3319-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Din ile Bilim</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3317-din-ile-bilim-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3317-din-ile-bilim-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ledün İlmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Din ile Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1268</guid>
		<description><![CDATA[Din ile Bilim Din ile bilim en başta evrenin yaratılışı gibi ortak bir noktada buluşmaktadır. Buna rağmen Ortadoğu coğrafyasında ve M&#252;sl&#252;man diye anılan milletlerin g&#252;ndeminde, yaklaşık iki y&#252;zyıldır din anlayışı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font><strong><font face="Verdana">Din  ile Bilim</font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Din ile bilim  en başta evrenin yaratılışı gibi ortak bir noktada buluşmaktadır. Buna rağmen  Ortadoğu coğrafyasında ve M&uuml;sl&uuml;man diye anılan milletlerin g&uuml;ndeminde, yaklaşık  iki y&uuml;zyıldır din anlayışı ile bilimin &ccedil;atıştığı s&ouml;ylenebilir. Belli bir kesim  peygamberlerin mucizeleri ve anlatılagelen evliyaların kerametlerini, bilimin  a&ccedil;ıklayamayacağını, insanoğlunun bunlara aklının ermeyeceğini s&ouml;ylemekte, diğer  kesim ise bilimin ispatlamadığı s&uuml;rece, bu gibi olaylara ya &ccedil;ekimser kalmakta ya  da inanmamaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada esas  sorun, peygamberlerin mucizelerine ve evliyaların kerametlerine bakış a&ccedil;ısında  kilitlenmektedir. Bu gibi olaylar, bir tanrı tarafından ger&ccedil;ekleştirilen  olağan&uuml;st&uuml;, doğa&uuml;st&uuml; olaylar olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml;k&ccedil;e, sanırım taraflar ortak bir payda  da bulaşamayacaklardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bu  anlatılagelen olayların bir insandan, belli bir zaman ve mek&acirc;nda a&ccedil;ığa &ccedil;ıkması  g&ouml;z ardı edilmektedir. Fizik planda g&ouml;r&uuml;len yani algılanan, &ouml;zne olan insandır.  O zaman araştırmaya, incelemeye ve d&uuml;ş&uuml;nmeye, zuhur eden olaydan &ouml;nce insanı ele  alıp, Cenabı Allah&rsquo;ın, Allah ismi &ouml;zeli &ccedil;atısının altındaki esmalarından,  &ccedil;eşitli kombinasyonlarla yarattığı insanı tanımakla başlamak lazımdır. Varlığını  oluşturan esmaların manalarının, kişinin iradesi ile ya da iradesi dışında suret  bulması, belli bir mek&acirc;n ve zamanda a&ccedil;ığa &ccedil;ıkması, olayın insan y&ouml;n&uuml;nden en  basit a&ccedil;ıklanabilir bir ifadesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ancak biz  algılayalım ya da algılamayalım, işlemekte olan muazzam bir evrensel sistem  vardır. Yaptığımız ibadet adı altındaki t&uuml;m &ccedil;alışmalar ve Peygamberimizin  s&uuml;nneti diye taklit etmekte olduğumuz t&uuml;m davranışlar, bu evrensel sistem ile  birebir alakalıdır. Belli kesimlerin &ldquo;Hikmetinden sual olunmaz,&rdquo; deyip  ge&ccedil;iştirdiği ve a&ccedil;ıklayamadığı t&uuml;m olaylar bir hikmete dayanmakta, işleyen  sistemin bir par&ccedil;ası ile sebep-sonu&ccedil; bakımından ilişkilenmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı Allah,  her şeyi bir &ouml;l&ccedil;&uuml; ve sistem i&ccedil;erisinde yaratmıştır. Biz bu &ouml;l&ccedil;&uuml; ve sistemden  eğer haberdar değil isek, ne anlatılanları anlayabiliriz ne de bir başkasına  inandığımız değerleri anlatabiliriz. Soyut ve hayali kavramlar, &ouml;l&uuml;m anına kadar  yaşamak zorunda olduğumuz ve madde diye algıladığımız şu &acirc;lemde, yeterince  insanları doygunluğa ulaştırmıyor; &ouml;zellikle de sorgulayan, araştıran ve gelişen  fen ilmini takip eden g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanlarını.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n bile  hala yağmur duasını tartışanlar, sa&ccedil;ma bulanlar ve &ldquo;dua ettik, Tanrı da yağmuru  yağdırdı,&rdquo; diyerek a&ccedil;ıklama getirenler var. Bir bilim dergisinde okuduğum kadarı  ş&ouml;yle bir a&ccedil;ıklama vardı:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bilim en  geniş şekliyle, zaman ve mek&acirc;n d&uuml;nyasında yer alan şeylerin, olgu ve olayların  yapılarını, onlar arasındaki sebep-sonu&ccedil; bağlantılarının oluşturduğu d&uuml;zeni  keşfetmeyi, elde ettiği verileri bir sistem i&ccedil;inde toplamayı ve olup bitenlerin  hangi temel yasalara g&ouml;re cereyan ettiğini gaye edinen, beşeri faaliyetlerin  b&uuml;t&uuml;n&uuml;d&uuml;r.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yağmur duasına  yukarıdaki tarif edilen bir pencereden bakar isek, işleyen evrensel sistem  i&ccedil;indeki, cereyan eden olayları şu şekilde a&ccedil;ıklayabiliriz:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bilindiği gibi  bir atom, atom &ccedil;ekirdeği i&ccedil;inde yer alan n&ouml;tron ve protondan ve bu &ccedil;ekirdek  etrafında belli y&ouml;r&uuml;ngelerle hareket eden elektronlardan oluşur. Elektron ve  protonların her biri elektrik y&uuml;kl&uuml;d&uuml;r. Proton (+), elektron ise (-) y&uuml;kl&uuml;d&uuml;r.  Dışarıdan yapılacak bir darbe elektronun y&ouml;r&uuml;ngeden &ccedil;ıkmasına sebep olabilir.  Bilindiği gibi sıcaklık, atomların daha hızlı hareket etmelerine sebep olur.  Atomlar &ouml;yle hızlı hareket ederler ki, atom par&ccedil;acıkları ana atomdan ayrılırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yağmurun  yağabilmesi i&ccedil;in ana atomlardan ayrılan atom par&ccedil;acıklarını &ccedil;ekecek bir işleve  ihtiya&ccedil; vardır. Yağmur yağmadan &ouml;nce bulutların arasındaki sıcaklığın artması,  atomların yer değiştirmesine sebep olur. Pozitif y&uuml;kl&uuml; iyonların yukarı, negatif  y&uuml;kl&uuml; iyonların ise aşağı halde kalması gerekir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yağmur  duasında, dua eden topluluğun yaydığı y&ouml;nlendirilmiş beyin dalgaları &ouml;nce ısı  farkını oluşturarak, iyon ayrımını meydan getirir ve &ccedil;ekim g&uuml;c&uuml; ile negatif  iyonları, bulunduğu alana doğru &ccedil;eker. Ana atomlardan kopan negatif iyonlar,  farklı ısılarda yağmur denen yoğunluğu oluşturur ve mevcut yer&ccedil;ekimi sebebi ile  de yağmur yağar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Okuduğum  kadarı ile teferruatlı olarak anlatmadım ama bu kısaca yapılan izah bile sanırım  yeterli bir &ouml;rnektir. Her insan, &lsquo;&rsquo;Allah&rsquo;&rsquo; ismiyle işaret edilen Sınırsız  TEK&rsquo;in, evrende ortaya &ccedil;ıkan sistem ve d&uuml;zeninden ancak algılayabildiği kadarını  fark eder ve kavrar. Bizim basit manada &ldquo;s&uuml;nnet&rdquo; diye ge&ccedil;iştirdiğimiz ve  &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nme zahmetine girmediğimiz oluşlar, bir anlamda, sistemin &ccedil;alışma  tarzına karşılık verebilme ve kendini tanıma amacıyla yapılmaktadır, denmektedir  ehlince.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mesela verilen  bir &ouml;rneğe g&ouml;re, Efendimizin (s.a.v.) giyeceklerde beyaz rengi tercih etmesi, bu  rengin menfi (-) ışınları yansıtması, &uuml;zerine &ccedil;ekmemesi dolayısıyla, doğrudan  sistemin &ccedil;alışma tarzıyla alakalıdır. Yani hikmetinden sual eder isek, bir  zamanlar Yahudilerin d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; duruma d&uuml;şmekten de, kendimizi kurtarmış oluruz.  Eğer dini, sadece namaz ve oru&ccedil; gibi yani bir takım rit&uuml;eller zinciri olarak  kabul edersek, M&uuml;sl&uuml;man toplumlar &uuml;zerinde oynanan bir oyuna ve tuzağa d&uuml;şm&uuml;ş,  din anlayışımızda g&uuml;d&uuml;kleşmiş oluruz. M&uuml;barek ve kutsal &ouml;rt&uuml;leri ile &ouml;rt&uuml;lm&uuml;ş  hakikatlere, bu &ouml;rt&uuml;leri kaldırmadan hi&ccedil;bir zaman ulaşamayız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Peygamberlerin  mucizeleri ve evliyaların kerametleri ya da diğer inan&ccedil; sistemlerindeki  kişilerde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan ve adına istidra&ccedil; denilen garip haller, doğa&uuml;st&uuml; diye  tanımlanmaktadır. Yani zuhur eden bu olaylarda, doğa kanunları askıya alınmış  olmaktadır. Bildiğiniz gibi askıya alındığı iddia edilen bu doğa olayları,  bilimin araştırma alanına girmektedir. Peki, doğa kanunları dediğimiz şeyler  nelerdir?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu sorunun  cevabı, insanlık ilim ve fen noktasında terakki ettik&ccedil;e, ayni paralellikte de  değişecektir. Bir zamanlar atomun par&ccedil;alanamayacağı bir doğa kanunu olarak kabul  g&ouml;r&uuml;r iken, ilerleyen zaman diliminde atomun par&ccedil;alanmasıyla bu kabul  değişmiştir. Bin d&ouml;rty&uuml;z yıl &ouml;nce, Hazreti Peygamber (s.a.v.) tarafından  ayrıntıları ile anlatılan altın &ccedil;ağ, bilim ve teknolojinin en &uuml;st d&uuml;zeye  ulaşacağı bir &ccedil;ağdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;rneğin bug&uuml;n  bilim adamları, adına halk arasında fel&ccedil; denen ve sinir sistemi ile alakalı duyu  kaybı rahatsızlıklarını, geliştirdikleri bilgisayar &ccedil;iplerini, hastanın sinir  sistemiyle birleştirerek duyuların tedavi edilmesini başardılar. Bu olay,  Peygamberlerin mucizelerinde ve evliyaların kerametlerinde zaten sık&ccedil;a rastlanan  bir olaydı. Bunu ortaya koyan bilim adamları, eğer bizler gibi, m&uuml;barekliğe,  kutsallığa takılıp, hikmetinden sual olunmaz demiş olsalardı, bunu  başaramazlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><img width="445" height="825" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/din-bilim1.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n hala  Tasavvufa, sarık-sakal-c&uuml;bbe anlayışı ile bakan z&uuml;mreler var, başkalarının  kitaplarının okunmasını yasaklayan zihniyetler var, tarikata girmek deyince, bir  topluluğa &uuml;ye olmak, diye algılayanlar var. H&acirc;lbuki bir M&uuml;sl&uuml;man, araştırmaya,  sorgulamaya ve incelemeye başladığında zaten tarikat denen bir yola girmiş  olmaktadır. Tasavvufu en basit ifadeyle izah edecek olursak, &acirc;lemleri, beyin  laboratuarında anlamak diyebiliriz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Evrende  tesad&uuml;fe yer olmadığını biliyor ve inanıyoruz. Peki, o zaman Peygamberlerin  mucizelerini ve evliyaların kerametlerini ya da istidra&ccedil; denilen halleri nasıl  a&ccedil;ıklayacağız. Bunlar, bizim beş duyu kaydı ile algılamakta olduğumuz doğa  kanunlarına uymayan olaylar mıdır? Ya da kabul ettiğimiz doğa kanunlarını kıran  oluşlar mıdır, ya da bir doğa kanunun yerini başka bir doğa kanunun alması  mıdır? Bunlar &ouml;tedeki bir Tanrının yaptığı işler midir yoksa işlemekte olan bir  sistemin, birimden a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışıyla seyredilmesi midir?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada  tartıştığımız olay, sınırsız diye izah edilen ahirete ait oluşlar değildir.  Bizim et ve kemik bir beden i&ccedil;ersinde yaşadığımız bir boyutun, kendi i&ccedil;inde vuku  bulan olaylarıdır. Yoksa insanoğlu sınırlı bir varlıktır ve sınırlı olanın ilmi  de sınırlı olur. Bu oluşların a&ccedil;ığa &ccedil;ıktığı birimi &ouml;zne olarak kabul edersek ve  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan olayları, bilimin ulaştığı en son haliyle incelersek, tam a&ccedil;ıklama  getiremezsek bile, bize insanlığın ilerleme noktasında &ccedil;ok şey kazandıracağı  kesindir. Bunu biz yapmazsak, yapan birileri zaten mevcut olduğu i&ccedil;in her zaman  onların kapısında, teknoloji, ila&ccedil;, şifa ve bilgi dilenmeye muhtacız demektir.  &Ccedil;&uuml;nk&uuml; BİLGİ g&uuml;&ccedil; demektir. Bug&uuml;n en g&uuml;&ccedil;l&uuml; silah bilgidir, artık değişen dengeleri  g&ouml;rmek zorundayız, kafamızı deve kuşu misali, kuma g&ouml;mmemiz bize &ccedil;ok şey  kaybettirir. Gelişen d&uuml;nyada, neslimizin hem maddi hem manevi planda dimdik  ayakta durması i&ccedil;in bu ger&ccedil;eği &ccedil;ok iyi algılamalıyız. Ortodoks bir zihniyetle  hem kendimize hemde neslimize &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir zul&uuml;m yapmaktayız&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada  mucizeleri, kerametleri kanıtlamak gibi bir problemim olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesin.  Bilimsel olarak kanıtlansa da, kanıtlanmasa da, bunlar ilk &ouml;nce iman dairesine  girmektedir ve iman etmek gereklidir. Ama iman etmek, araştırmaya, sorgulamaya  ve tefekk&uuml;r etmeye engel değil, bilakis y&ouml;nlendiricidir. Veri tabanımızdaki  artış, tefekk&uuml;r yelpazemizin sınırlarını da genişletecektir. Bu ise, birey ve  toplumlar i&ccedil;in, hem maddi hem de manevi anlamda yeni yeni a&ccedil;ılımlar demektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bu  bilimsel gelişmelere ve &ccedil;alışmalara g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; kapamak, iman ettiğimiz halde iman  ettiğimiz şeyi g&ouml;rmemekte ısrar etmemiz anlamına gelmektedir. G&ouml;rmenin imanımızı  mı sarsacağını, zannımızda kurguladığımız m&uuml;barek-kutsal perdesini mi  yırtacağından korkuyoruz. Bu soruları &ccedil;oğaltabiliriz. Eğer b&ouml;yle bir korku ve  endişemiz var ise, var sandığımız o imanımız, &ccedil;&uuml;r&uuml;k temeller &uuml;zerine bina  edilmiş olacağından, yıkılması zaten muhtemeldir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;deki y&uuml;ksek bilime işaret eden ayetlerin g&ouml;sterdiği hedeften ve k&acirc;inat  kitabındaki, Allah&rsquo;ın esmalarını incelemekten geri duran M&uuml;sl&uuml;manlar, bilim ve  fen alanındaki h&acirc;kimiyeti, maalesef batıya kaptırmıştır. Kuran&rsquo;ın başlı başına  bir bilim kitabı olduğunu iddia etmiyorum ama Kuran, bilim kitabı değildir diye  de, bahsi ge&ccedil;en ilmi noktalara &ouml;nem vermemek, marifetullah konusunda bize &ccedil;ok  şey kaybettirmiştir. M&uuml;sl&uuml;man toplumlar, olarak bunun sonucunda gelişmişlik  d&uuml;zeyimiz ortadadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sonu&ccedil; olarak,  ayetlerin ve hadislerin vermek istediği mananın ve mesajın yanı sıra, işaret  ettiği bilimsel ger&ccedil;ekleri de değerlendirmeye almalıyız. Yani Zahir ve Batın  ilimlerinde dengeli bir yaklaşım i&ccedil;erisinde olmalıyız. Mana d&uuml;nyamızı inşa  ederken, i&ccedil;inde yaşadığımız ve neslimize miras olarak bırakacağımız madde  d&uuml;nyamızı da inşa etmeliyiz. Bilim gibi bir nimet, manadan yoksun toplumların  elinde en tehlikeli silah olabileceğinden, en yakın zamanda, mana toplumlarının  bu nimetin tasarrufuna sahip olmaları gerekmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">SAYGILARIMLA</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="224" title="1" title="28 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3317-din-ile-bilim-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zahir Ve Batın İlmine Dair Bir Bakış</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1266-zahir-ve-batin-ilmine-dair-bir-bakis.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1266-zahir-ve-batin-ilmine-dair-bir-bakis.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:35:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Zahir Ve Batın İlmine Dair Bir Bakış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1266</guid>
		<description><![CDATA[Zahir Ve Batın İlmine Dair Bir Bakış Evvela halk arasında zahir ehli ve batın ehli denen kesimlerin, birbirlerine genel bakış a&#231;ılarını ele alalım. Sufiler, zahir ilmine pek değer vermezler. Onlara...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><strong><font face="Verdana">Zahir  Ve Batın İlmine Dair Bir Bakış</font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Evvela halk  arasında zahir ehli ve batın ehli denen kesimlerin, birbirlerine genel bakış  a&ccedil;ılarını ele alalım. Sufiler, zahir ilmine pek değer vermezler. Onlara g&ouml;re, bu  ilim insanın değerini arttırmaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; herkes okuyup &ouml;ğrenebilir. Asıl &ouml;nemli  olan, kişinin kalbine doğan manevi ilim ve ilhamdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu kitap okumakla  değil, Allah&rsquo;a taat ve ibadet etmekle kazanılır. Onun i&ccedil;in de, yalnız Allah  yanında makbul olan kimselere verilir. Sufilerin bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml; zaman zaman,  &acirc;limlerle arasını a&ccedil;mış ve iki tarafı karşı karşıya getirmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu ayrılık ve  ihtilaf iki tarafa da zarar vermiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; taraflar birbirinden istifade  edemeyince, sufiyye diye anılan kesimde, cehalet &ccedil;oğalmış, zahir ehli diye  anılan &acirc;limler kesiminde ise maneviyat azalmıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">H&acirc;lbuki hem  ulema sufiyyenin kalp ilmine ve ilhamına muhta&ccedil;tır, hem de sufiyye, ulemanın  kitap bilgisine ve zahir ilmine muhta&ccedil;tırlar. İfrat ve tefrit &ouml;l&ccedil;&uuml;lerine dikkat  ederek aradaki dengeyi iyi sağlamak lazımdır. Cenabı Hak, değişik insan  kesimlerini, karşılıklı ihtiya&ccedil; bağlarıyla birbirine bağlamış iken, bu işin tek  taraflı olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi, bir tarafın diğer tarafa &uuml;st&uuml;nl&uuml;k taslama ve dışlama  sınırına dayanmıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanlık,  Muhiddin İbni Arab&icirc;&rsquo;nin &lsquo;&rsquo;Cevher Topu&rsquo;&rsquo; dediği beynin sırlarını keşfettik&ccedil;e  &acirc;lemlerin ve ruhun sırrına, Cenabı Allah&rsquo;ın m&uuml;saade ettiği kadarı ile erecektir.  Bug&uuml;n insanlık bu yolda, dev adımlarla ilerlemektedir. Madde, enerjiye &ccedil;evrilmiş  ve muazzam bir g&uuml;&ccedil; a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmıştır. Her ne kadar, bu a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan g&uuml;&ccedil;, insanlığın  bir kısmını yok etmek i&ccedil;in kullanılmış olsa da,&nbsp; yakın bir zamanda insanlığın  g&uuml;nl&uuml;k enerji ihtiyacını karşılayacak olan bir buluştur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><img width="500" height="375" alt="" src="http://www.jamalrecords.com/allahknows/wallpaper/wp2_1024x768.jpg" /></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şimdi sıra, &ldquo;<strong>enerjinin  maddeye &ccedil;evrilmesi</strong>&ldquo;ne gelmiş bulunmaktadır. İşte sufiyye ehli, keramet  denilen bir a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışla, bu konuda &ccedil;ok &ouml;ndedir. Biz Velilerin kerametlerini  bir masal ya da Allah&rsquo;ın kudreti diyerek, hi&ccedil; sorgulamadan, araştırmadan,  derinliğine-hikmetine inmeden okuyup dinlersek, ne bize anlatılmak istenen şeyi  anlayabiliriz, ne de d&uuml;nya &uuml;zerinde hızla değişen ve gelişen dengede yerimizi  alabiliriz. Atlantis diye anılan bir medeniyet, enerjiyi maddeye &ccedil;evirebilmişti.  Bug&uuml;n insanlık bu sınıra gelip dayanmıştır. Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;e felsefi yorumlar  getirirken, artık bilimsel bir bakış a&ccedil;ısıyla tetkik etmenin ve Velilerin  hayatlarını incelemenin zamanı da gelmiştir. Zira bizim dışımızda, bir&ccedil;ok kesim  buna &ccedil;oktan başlamış bulunmaktadır. Şimdi gelin, enerjinin maddeye &ccedil;evrilmesini,  &ouml;nce bir veli&rsquo;de seyredelim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;<em>D&uuml;n gece  oturmuş, virdimi okuyordum. Mevsim yaz, hava da sıcak olduğu i&ccedil;in şafağa doğru  susadım. &Ccedil;ocuklarımın annesi uykudaydı ve onu uyandırmaya g&ouml;nl&uuml;m razı olmadı.  Fakat canım su istiyordu. Birden &ouml;n&uuml;mdeki hava, su g&ouml;lc&uuml;ğ&uuml; haline geldi ve  kabarıp kanıncaya kadar i&ccedil;tim. Hayatımda hi&ccedil; b&ouml;ylesine lezzetli bir su i&ccedil;medim&hellip;  Bir sefer de kış gecesi virdimi okuyordum. &Ouml;rt&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m battaniye d&uuml;şt&uuml; ve &uuml;ş&uuml;meye  başladım. (Şeyhin elleri sakat olduğu i&ccedil;in, onlarla bir şeyi tutamıyordu.)  &Ccedil;ocukların annesini uyandırmak istemedim. Bunun &uuml;zerine, &ouml;n&uuml;mde ateş dolu bir  ocak belirdi ve beni ısıttı. Ateşin yanması devam ederken, kendi kendime &lsquo;&rsquo;Bu  ger&ccedil;ek mi, yoksa bir hayal midir&rsquo;&rsquo; dedim ve denemek i&ccedil;in parmağımı ona uzattım.  Ateşin artan hararetini hissedince, artık onun Allah&rsquo;tan bir keramet olduğundan  ş&uuml;phem kalmadı</em>&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yukarıda  keramet denilen a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışlarını okuduğunuz Veli, Mahmud el-K&uuml;rdi el-Gurani (rahimeh&uuml;llah)  ismiyle anılan bir zattır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada g&ouml;r&uuml;len  olay, enerjinin maddeye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;d&uuml;r. Bir M&uuml;sl&uuml;mandan a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarsa adına  keramet, diğer inan&ccedil; sistemlerine mensup birinden a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarsa istidra&ccedil;  diyoruz. Adına ne derseniz deyin, sonu&ccedil;ta bir insandan a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmaktadır. Demek  ki, Cenabı Allah&rsquo;ın, halife olarak yarattığı insanlarda bu potansiyel vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n  Avrupa&rsquo;da, araştırma ve buna dayalı ilerleme hızla yol almaktadır. K&acirc;inat  kitabını biz M&uuml;sl&uuml;manlardan daha iyi okudukları malumunuzdur. Şimdi ise insan  beyninin sırlarına y&ouml;nelmiş bulunmaktalar ve bu y&ouml;neliş, hi&ccedil; kuşkusuz tarihin  akışını da değiştirecektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Onlar  OKUYARAK, ARAŞTIRARAK VE SORGULAYARAK, Nur&rsquo;a yani İslam&rsquo;a kavuşacaklar, bizde  ise bir takım &ccedil;evreler &lsquo;&rsquo;aman ha sakın okuma, sorgulama, arkasını araştırma&rsquo;&rsquo;  diyerek, insanları Nur&rsquo;dan yani İslam&rsquo;dan uzaklaştırmaktalar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n klasik  fizik, yerini kuantum fiziğine bırakmışken ve Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;de anlatılan  olayların bir&ccedil;oğu, gelişen fen ilmiyle incelendiğinde ortaya &ccedil;ok y&uuml;ksek bilimsel  veriler &ccedil;ıkmışken, bir takım Ortodoks zihniyetli insanların &lsquo;&rsquo;Bu dediğin  Kuran&rsquo;da yok, kabul edilemez&rsquo;&rsquo; diye feryat etmeleri beyhudedir. Her şeyin  Kuran&rsquo;da en ince ayrıntısıyla anlatıldığını iddia etmiş olsan bile, senin  anlatılanları, en ince ayrıntısına kadar anlamış olman m&uuml;mk&uuml;n değildir. O zaman  neden hemen karşı &ccedil;ıkıyorsun?<br />
&Ouml;rneğin Nuh (a.s.) gemisini &ouml;rnek alalım. Hem Nuh tufanı, d&uuml;nya genelinde bir  tufandır diyorsun, hem de Nuh (a.s.) canlıların b&uuml;t&uuml;n t&uuml;rlerinden, gemiye  &ccedil;iftler halinde aldı diyorsun. Bir kere, yery&uuml;z&uuml;ndeki b&uuml;t&uuml;n canlıların &ccedil;iftler  halinde bir gemiye sığması, değişik t&uuml;rlerin bir arada (KARDEŞCE) barınması ve  beslenmesi mantıken m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bug&uuml;n adı ge&ccedil;en bu geminin, n&uuml;kleer bir  reakt&ouml;r ile &ccedil;alıştığı hatta uranyum reakt&ouml;r&uuml; ile &ccedil;alıştığı s&ouml;ylenmekte ve akla  daha yatkın gelmektedir. Gemiye alınan canlı t&uuml;rlerinin, DNA&rsquo;larının gemiye  alındığı ve laboratuar b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde muhafaza edildiği s&ouml;ylenmekte ve akla daha  yatkın gelmektedir. Ve aynı DNA&rsquo;ların daha sonra laboratuar ortamında &uuml;retilip,  t&uuml;rlerin salıverildiği s&ouml;ylenmekte ve akla daha yatkın gelmektedir.<br />
Bug&uuml;n k&ouml;k h&uuml;creden, sperm elde edildiğini biliyorsunuz. Yani babasız doğum artık  mucize olmaktan &ccedil;ıkmış ve m&uuml;mk&uuml;n dairesine girmiştir. Yakın bir zamanda anne  olmadan da, Nuh (a.s.) gibi, canlıları tekrar DNA&rsquo;larından, laboratuar ortamında  &uuml;rettiği gibi laboratuar ortamında, insan d&uuml;nyaya gelecektir. Ana rahmindeki,  Cenabı Allah&rsquo;ın, etten kemikten yarattığı sistemin hikmeti &ccedil;&ouml;z&uuml;lerek, laboratuar  ortamında yapay olarak yapılacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">M&uuml;sl&uuml;man  ilerlemeye a&ccedil;ık ve geniş fikirli olmalıdır. Y&uuml;zyıl &ouml;nce uzay yolculuğu, hayal  bile edilemezdi ve hatta bunu iddia edenler k&uuml;fre girmiş sayılırlardı ve her  zaman olduğu gibi Kuran&rsquo;da yok denmekteydi. Her şeyi Kuran&rsquo;a g&ouml;re ele alacaksak,  &ouml;nce Kuran&rsquo;ı iyi anlamalıyız, şekilcilikten uzaklaşmalı ve Kuran&rsquo;ı kendi  anlayışımızla sınırlandırmamalıyız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;de ve diğer k&uuml;lt&uuml;rlerin kaynaklarında anlatılan &ldquo;Ashabı Kehf&rdquo; olayı,  insanların g&uuml;ndemine, &ldquo;zamanda yolculuğun&rdquo; girmesine sebep olmuştur. Bir&ccedil;ok  Veli&rsquo;nin menkıbesinde ise sık&ccedil;a rastlanan bir olaydır, &ldquo;tayyı zaman&rdquo;. Zamanda  yolculuk yapmak artık efsane ya da Velilerin menkıbelerinde kalmayıp, bilim  d&uuml;nyasının hummalı araştırmasının i&ccedil;ine d&acirc;hil edilmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mağara i&ccedil;inde  manyetik bir &ccedil;ekim alanına girdikleri ve bu manyetik alanın etkisiyle  uyudukları, bu uyku sırasında manyetik alan dolayısıyla &ldquo;zamanda sı&ccedil;rama&rdquo;  yaptıkları s&ouml;ylenmektedir. Ya da beyin, bioelektrik faaliyetleri sonucu bedenin  etrafında manyetik alanlar oluşturur. Bu faaliyet, &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir konuma  ulaştığında ise v&uuml;cut etrafındaki &ldquo;uzay-zamanın b&uuml;k&uuml;lmesi&rdquo;ni meydana getirerek,  zaman genişlemesini oluşturur. Ashabı Kehf olarak isimlendirilen kişilerde bu  g&uuml;&ccedil;, melekler tarafından oluşturulmuş olabilir ya da onlardaki meleki g&uuml;c&uuml;n  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkması ile meydana gelmiş olabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">D&uuml;ş&uuml;nmeye,  sorgulamaya ve araştırmaya değer. Zihnimizde &ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z &ldquo;kutsal-m&uuml;barek&rdquo;  kozasından &ccedil;ıkabilirsek ve AYASOFYA gibi batının fenni ile doğunun hikmetini  buluşturabilirsek yani zahir ilmi ile batın denen ilmi birleştirebilirsek,  ger&ccedil;ek Nur&rsquo;a yani İslam&rsquo;a kavuşmuş oluruz. SAYGILARIMLA</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&Ouml;K&Ccedil;EN</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="213" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1266-zahir-ve-batin-ilmine-dair-bir-bakis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasavvuf Üzerine Bir Düşünce Egzersizi</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1264-tasavvuf-uzerine-bir-dusunce-egzersizi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1264-tasavvuf-uzerine-bir-dusunce-egzersizi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:33:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf Üzerine Bir Düşünce Egzersizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1264</guid>
		<description><![CDATA[Tasavvuf &#220;zerine Bir D&#252;ş&#252;nce Egzersizi Yazıma başlamadan &#246;nce şu ger&#231;eği ifade etmek zorundayım. Bizim gibi insanların tasavvuf hakkında konuşması, hayatında hi&#231; futbol oynamamış ve sahaya &#231;ıkmamış birinin ekranlardan seyrettiği kadarıyla,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><strong><font face="Verdana">Tasavvuf  &Uuml;zerine Bir D&uuml;ş&uuml;nce Egzersizi</font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yazıma  başlamadan &ouml;nce şu ger&ccedil;eği ifade etmek zorundayım. Bizim gibi insanların  tasavvuf hakkında konuşması, hayatında hi&ccedil; futbol oynamamış ve sahaya &ccedil;ıkmamış  birinin ekranlardan seyrettiği kadarıyla, futbolu anlatmasına benzer. Hi&ccedil; y&uuml;zme  bilmeyen birinin, deryadan ve derinliklerinden ya da derinliklerindeki  g&uuml;zelliklerinden bahsetmesine benzer. &Ouml;nce bu ger&ccedil;eği itiraf edip, haddimizi  bildiğimizi s&ouml;ylemeliyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;a giden  yollar, nefislerin adedincedir. Herkes farklı esma kombinasyonlarında  yaratıldığı i&ccedil;in, her insanda baskın olan esma ve a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan mana farklı  farklıdır. Mana farklı olunca, birimlerin eğilimleri, tercihleri, anlayış  kapasiteleri ve idrak seviyeleri de farklı olmaktadır. Kişiye kendi eğiliminin  ve kapasitesinin dışında bir şeyi zorla telkin etmek, o kişiye zul&uuml;md&uuml;r.  Sistemde herkes, kendine uygun olanı algılar ve idrak eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde  olduğu şekilde algılanan bir tasavvuf anlayışı, hicri 3. ile 4. asırda ortaya  &ccedil;ıkıp şekillenmiştir. D&uuml;nyaya ait değerlerin, toplum ve fert bazında baskın  olması, insanların d&uuml;nya yaşamına aşırı d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;k g&ouml;stermesi neticesinde, belli  bir kesimin, toplumdan kendini soyutlayarak, i&ccedil; d&uuml;nyasına y&ouml;nelmesiyle başlayan  bir s&uuml;re&ccedil;tir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ancak b&ouml;yle  bir s&uuml;re&ccedil;, sadece M&uuml;sl&uuml;man toplumlarda değil, diğer inan&ccedil; sistemlerinde de  g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. &Ouml;rneğin, Hıristiyanlık inancındaki, kendini dış d&uuml;nyadan soyutlayan  keşişler gibi. M&uuml;sl&uuml;man olsun olmasın, b&uuml;t&uuml;n insanların derunlarında saklı olan  ve adını bir t&uuml;rl&uuml; koyamadığı bir arayış vardır. Bu arayış, her inan&ccedil; sisteminde  kendini farklı şekillerde surete b&uuml;r&uuml;nd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Felsefe dahi bu arayışın, bir  d&uuml;ş&uuml;nsel neticesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tasavvuf  yolculuğu 4 ana evreden ge&ccedil;erek bug&uuml;nk&uuml; şeklini almıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">1- Z&uuml;hd devri</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">2- Tasavvuf  devri</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">3- Vahdet-i  v&uuml;cut devri</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">4- Tarikatlar  devri</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İfade edildiği  &uuml;zere b&uuml;t&uuml;n bu anlatılanlar, hakikat yolunun nazari y&ouml;n&uuml;n&uuml;, dervişlik ise ameli  y&ouml;n&uuml;n&uuml; teşkil eder. Ana gaye Allah&rsquo;ı bilmek ve Allah&rsquo;ın halife olarak yaratmış  olduğu insanın, yaratılış sebebini idrak edebilmesi ve hayata ge&ccedil;irebilmesidir.  Bu ise dinin emir ve yasaklarına sımsıkı sarılarak, nefis terbiyesinden ge&ccedil;mek  ile olur denmektedir. Netice itibari ile insandaki gizli kabiliyetlerin ortaya  &ccedil;ıkması ve zahiri olarak bilinen şeylerin, hakikatlerinin bilinmesi ile hedefe  yolculuk devam eder. Bu yolculuğa ise kulluk adı verilmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kulluk,  genelin anladığı bir takım amellerin ortaya konması değildir ve sadece  M&uuml;sl&uuml;manları i&ccedil;ine alan bir anlayış tarzı da değildir. Allah&rsquo;ın birliği i&ccedil;inde  yer alan ne kadar mahl&ucirc;kat varsa, ge&ccedil;mişi ve geleceği ile yani melekler, cin  nesli ve &acirc;demoğlu nesli, hayvanat, nebatat ve madenler gibi, canlı cansız olan  her şey bu kulluğun kapsamındadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bunları  anlayabilecek bir ilim ise, b&uuml;nyesinde b&uuml;t&uuml;n ilimlerin &ouml;z&uuml;n&uuml; barındırabilecek  bir ilim olmalıdır. Buna &ouml;telerden, batından coşup gelen ve kalpte inkişaf eden  marifet denmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu kalpte  inkişaf eden ilim ya da marifet, d&uuml;nyayı, ahireti, Allah&rsquo;ın cennetini kapsamına  alan hudutsuz bir deryadır. &Ouml;yle ki bunda zevk vardır, şifa vardır, kanat  zenginliği vardır ve Hakk&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;rcesine; Allah sevgisini, Allah korkusunu canlı  olarak yaşamak duygusu vardır. Bu ilimden elde edilen bilgi, insanı Ahiretin  &ouml;tesine taşıyacak derinliktedir, denmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bu  anlatılanlar, bireyin i&ccedil; d&uuml;nyasında kendisine telkin edilen d&uuml;ş&uuml;nsel ve bedensel  &ccedil;alışmaların neticesinde, yaşadığı a&ccedil;ılımlardır. Bu a&ccedil;ılımların ger&ccedil;ekleşmesi  i&ccedil;in bireylere ve toplumlara telkin edilen sistemlerde farklı farklıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Muhiddin İbni  Arab&icirc;&rsquo;ye g&ouml;re, her bir asırda yaşayan kavimlerin idrak ve istidatları  birbirinden farklıdır. Bu y&uuml;zden her bir Nebi&rsquo;ye verilen Risalet ilmi, &uuml;mmetinin  istidadına g&ouml;redir. Ne eksik, ne de noksandır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ilim  onların istidatlarından fazla olursa, ilmi a&ccedil;ıklamak esnasında g&uuml;&ccedil; olur ve  anlayamazlar. Eğer noksan olursa, herkese kendi hakkı verilmemiş olur, bu ise  zul&uuml;md&uuml;r. H&acirc;lbuki Hak Te&acirc;l&acirc; Hazretleri; H&acirc;kimdir, her şeyi en g&uuml;zel şekilde  tertip buyurur ve herkese kendi hakkını verir. İşte dinler ve mezheplerin  ihtilafındaki hikmet (farklılık) sırrı budur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n gelişen  ve değişen d&uuml;nyaya, bireysel ve toplumsal bazda ayak uydurmak hatta g&uuml;nbeg&uuml;n  yetişmek zorunda olan insan i&ccedil;in, Tasavvuf anlayışını ve tarikatlar sistemini  yeniden yapılandırmak gerekmektedir. İhtiya&ccedil;ların artmış ve değişmiş, gelişen  teknoloji ile d&uuml;nyanın k&uuml;&ccedil;&uuml;lm&uuml;ş ve mahremiyet tehlikeye girmiştir. Bir lokma bir  hırka felsefesinin, bireyleri ve toplumları &ouml;zellikle de bu &ccedil;ağda, helake  s&uuml;r&uuml;kleyebilecek olması, bilimin g&uuml;nden g&uuml;ne yeni sırlar keşfedip, g&uuml;nl&uuml;k hayata  ge&ccedil;irmesi ve bunu kendi &ccedil;ıkarları i&ccedil;in kullanmaları enf&uuml;si seyir i&ccedil;in, i&ccedil;ine  kapanan biz M&uuml;sl&uuml;manlar i&ccedil;in tehdit oluşturmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yani, değersiz  g&ouml;r&uuml;len zahiri ilimlerin de hakkı verilmeli, i&ccedil; d&uuml;nyamızda kapasitemizce  a&ccedil;ılımlar yaşar iken, dış d&uuml;nyada olup bitenlerin de farkına varılarak, gelişen  ve değişen dengede yerimizi almalıyız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Zahir ilmi  şeriatın kapsamına, batından gelen ilim ise marifet kapsamına girer. Şeriat, dış  &acirc;lemimizi d&uuml;zenler, marifet ise i&ccedil; &acirc;lemimizi d&uuml;zenler. Hakikat bu ikisinin  birleştiği noktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir kuşun iki  kanadı vardır. Zahir ilimlerde arif olmak, kuşun bir kanadına, kalp aynasına  akseden batın yani manevi ilimlerde arif olmak, kuşun diğer kanadına işaret  eder. Zahir ilimlerle, Allah&rsquo;&uuml; Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın sıfatlarına karşı arif olmakta, d&uuml;nyada  ve ahirette cismin alacağı lezzet vardır, manevi ilhamlarda ise, ruhumuzun &ouml;b&uuml;r  &acirc;lemde alacağı haz vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Dolayısıyla  her iki ilimde de, d&uuml;nya hayatında ilmini-irfanını ve basiretini ne kadar  arttırırsan, ahirette de, o mertebelerin gereğini yaşarsın. SAYGILARIMLA.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent  G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="314" title="1" title="28 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1264-tasavvuf-uzerine-bir-dusunce-egzersizi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçmişe Ve Geleceğe Müdahale</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1262-gecmise-ve-gelecege-mudahale.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1262-gecmise-ve-gelecege-mudahale.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:31:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmişe Ve Geleceğe Müdahale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1262</guid>
		<description><![CDATA[Ge&#231;mişe Ve Geleceğe M&#252;dahale Evrende her sistemin zaman algısı, kendi i&#231;inde bir b&#252;t&#252;nd&#252;r. Dolayısı ile bir b&#252;t&#252;n&#252;n herhangi bir diliminde vuku bulan bir olay, diğer dilimleri de etkilemektedir. Ge&#231;mişte yaşanan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><strong><font face="Verdana" size="3">Ge&ccedil;mişe  Ve Geleceğe M&uuml;dahale</font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Evrende her  sistemin zaman algısı, kendi i&ccedil;inde bir b&uuml;t&uuml;nd&uuml;r. Dolayısı ile bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n  herhangi bir diliminde vuku bulan bir olay, diğer dilimleri de etkilemektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> Ge&ccedil;mişte yaşanan bir olay, negatif ya da pozitif olma durumuna g&ouml;re, zincirleme  olarak gelecekteki bir olaya etki ediyorsa, gelecekte yaşanacak bir olay da,  ge&ccedil;mişe etki edebilmektedir.</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu b&uuml;t&uuml;nsellik  i&ccedil;erisinde, ge&ccedil;miş olarak isimlendirdiğimiz zaman diliminde, her ne olduysa  muhakkak gelecekten etkilenmiştir. Gelecek denen zaman dilimine ge&ccedil;ildiğinde,  etki eden o olay, yaşanacaktır. Ama ge&ccedil;mişte etki ettiği o olay, yaşanmıştır ve  etkileme işi ger&ccedil;ekleşmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>Nasıl  ki; r&uuml;yada, zaman engeli kalkmakta ve kendimizden &ccedil;ok &ouml;nce yaşanmış, zaman  dilimlerindeki biriyle, tınlaşıma, iletişime ve etkileşime girebiliyorsak, yoğun  manyetik alanlar oluşturularak, a&ccedil;ılan boyut kapılarından, ge&ccedil;miş zamana  uzanabilir, etkileşime girebilir bedenimizin ya da her hangi bir nesnenin  transferi yapılabilir.</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu anlatılan  şey, iki zaman dilimi ve mek&acirc;nı arasında bir nevi k&ouml;pr&uuml; kurulması olayıdır. Bu  k&ouml;pr&uuml;, r&uuml;yada ya da Veli mertebesinde olan kişilerin tasarrufunda, Allah&rsquo;ın izni  ile zaten kurulmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Diyelim ki  zaman makinesi ile ge&ccedil;mişe gittik ve bazı olayları değiştirdik. Ama ge&ccedil;mişte bu  olay, zaten &ccedil;oktan yaşanmıştı. Sen hen&uuml;z ge&ccedil;mişe gitmediğin i&ccedil;in, ge&ccedil;mişteki o  olayı, Zaten SENİN YAŞADIĞINI bilmiyorsun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> Dolayısı ile ge&ccedil;miş ya da gelecek zaman diye isimlendirilen dilimlerde,  yaşanılan her olay, her d&uuml;ş&uuml;nce, yapılan dualar ya da beddualar, kendisinden  &ouml;nceki dilimleri de, kendisinden sonraki dilimleri de etkilemektedir.</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Arı peteği  gibi 6 y&ouml;n&uuml; olan şu &uuml;&ccedil; boyutlu d&uuml;nyada yaşayan bir insana, bir &uuml;st boyuttan  seslendiğinizde, sizi duymasına karşılık, g&ouml;remez. Ancak siz isterseniz 3  boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;z&uuml; değişik ebatlarda, bu &uuml;&ccedil; boyutlu mek&acirc;na yansıtabilirsiniz.  Sizi g&ouml;ren kişi, size karşı elini sallayacak olsa, eli boşluğu avu&ccedil;layacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>Vefat  edip Berzah &acirc;lemine ge&ccedil;en Allah&rsquo;ın Veli kulları ve hen&uuml;z d&uuml;nyada yaşayan  Allah&rsquo;ın Veli kulları, bulundukları boyuttan ve zaman diliminden, şu &uuml;&ccedil; boyutlu  d&uuml;nyanın herhangi bir zaman dilimine, m&uuml;dahale yapabilmekteler.</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Uygun enerji  (manyetik) alanları oluşturulduğu takdirde, bu enerji alanından ge&ccedil;miş ya da  geleceğe bir boyut kapısı a&ccedil;ılarak, seslenilmesi, herhangi bir şey g&ouml;nderilmesi,  ya da &uuml;&ccedil; boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n, yansıtılması ve bedenen gidilmesi, oralardan  birinin getirilmesi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu ilme ve  teknolojiye sahip birinin, bedenen ait olduğu zaman diliminin insanlarınca  anlaşılması ve normal karşılanması &ccedil;ok zordur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sahip olduğu bilgi ve  imk&acirc;nlar &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde, ge&ccedil;mişteki ve gelecekteki olaylara bir &uuml;st boyuttan bakması  neticesinde, hep &uuml;st perdeden g&ouml;recek ve &uuml;st bilin&ccedil; seviyesinde olacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu bakış  a&ccedil;ısına g&ouml;re, kısıtlı kalan diğer insanlarca, ya dahi denilecektir, ya da zındık  denilecektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yery&uuml;z&uuml;nde,  beş duyusunun verileri ve şartlanmışlığı dışına &ccedil;ıkamayan bir insan, d&uuml;nyanın  kendi ekseni etrafında d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml;, gece ile g&uuml;nd&uuml;z, G&uuml;neşin etrafındaki d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml;  ise mevsimler olarak algılarken, &uuml;st boyuttan bakan kişi, d&uuml;nyanın da d&acirc;hil  olduğu G&uuml;neş sisteminin, ait olduğu Galaksinin merkezi etrafında d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;  g&ouml;r&uuml;r. Hatta bu galaksinin de ve başka galaksilerin de bir merkez etrafında  d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; algılar ve seyreder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu ikinci  kişinin zaman algısı ve olaylara bakışı, tabi&icirc; ki; sıradan bir insana g&ouml;re &ccedil;ok  &ccedil;ok farklı olacaktır.,</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>İşte  anlatılan bu b&uuml;t&uuml;n&uuml;n bilgisi, insanda mevcuttur. Eğer onu a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarabilirse,  b&uuml;t&uuml;ne ait herhangi bir dilimin bilgisini ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; yansıtabilir. Evrende  her şey bilgidir. Bilgi ise kendisini birimsel olarak algılayacak duyu  organlarınca, &uuml;&ccedil; boyutlu bir bi&ccedil;imde, ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; olarak algılanır. Ayni  bilgi, bu duyu organlarının hikmetleri taklit edilerek, icat edilen cihazlarla,  ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; olarak algılanabilir.</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>Ahir  zamanda, bu cihaz yapılacaktır. Ge&ccedil;mişin sesini ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; geleceğe,  geleceğin sesini ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; ge&ccedil;mişe yansıtmak ve iki zaman dilimi arasında  k&ouml;pr&uuml; kurmak m&uuml;mk&uuml;n olacaktır.</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>Ge&ccedil;miş  zamana ait bilgiler, direkt ya da uygun y&ouml;ntemlerle kişilerde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkabildiği  gibi, teknik cihazlarla yakalanıp deşifre edilecektir.</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <span style="color: rgb(51, 51, 51);"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="226" title="1" title="28 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1262-gecmise-ve-gelecege-mudahale.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZAMANIN DOKUSU (4. ve 5. BÖLÜM)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1260-zamanin-dokusu-4-ve-5-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1260-zamanin-dokusu-4-ve-5-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 22:27:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1260</guid>
		<description><![CDATA[ZAMANIN DOKUSU (4. ve 5. B&#214;L&#220;M) &#8220;Zahir &#226;limlerine a&#231;ık olan kapı İtidal kapısıdır yani orta yol. Bunlar bu kapıdan girerek ayetleri a&#231;ıklamaktadırlar, bu ise şeriattır ve dinin temelidir. Ancak diğer...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /><strong>ZAMANIN DOKUSU (4. ve  5. B&Ouml;L&Uuml;M)</strong></font></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"> <em>&ldquo;Zahir &acirc;limlerine a&ccedil;ık olan kapı İtidal kapısıdır yani orta yol. Bunlar bu  kapıdan girerek ayetleri a&ccedil;ıklamaktadırlar, bu ise şeriattır ve dinin temelidir.  Ancak diğer iki kapıdan, Cenabı Allah&rsquo;ın m&uuml;saade ettiği Veli kulları  girebilmekte ve ardındaki sırların bir kısmını, &ccedil;ok az bir kimseyle  paylaşmaktadırlar. Ama her iki kapıdan giren Veli kullar da sayılıdır. </em>Bir  kısım Veliler, Celal kapısından, bir kısım Veliler ise Cemal kapısından  girmekteler.<em>&ldquo;</em></font></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><em><br />
***</em></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yolculuk,  salgın olan b&ouml;lgeye varılmasıyla son bulmuştu. Yol boyunca bir&ccedil;ok şeyden  bahsetmişler ve birbirlerini tamamlamışlardı. Şimdi ise Kader onları, bu olayda  da bir arada tutacağa benziyordu. B&ouml;lgeye vardıklarında, profes&ouml;r Ahmet bey,  delikanlıyı asistanı olarak tanıtmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;lgedeki bir  kamu binası boşaltılmış, m&uuml;dahale ve araştırma ekibi, buraya yerleştirilmişti.  İnsanların &ccedil;oğu, burun ve ağızlarında maske ile geziyorlardı. B&ouml;lgeye olan giriş  ve &ccedil;ıkışlar kontrol altına alınmış ve b&ouml;lgeden kimsenin ayrılmasına izin  verilmiyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sivil toplum  kuruluşu ve devlet nezdinde, g&ouml;zlemci olarak gelen yabancılar, b&ouml;lgenin en l&uuml;ks  oteline yerleşmişlerdi. Profes&ouml;r Ahmet Bey, delikanlıya, ekip i&ccedil;inde bulunduğu  s&uuml;re i&ccedil;erisinde, d&uuml;ş&uuml;ncelerini bir noktaya odaklamasını, yanında taşıdığı  kristali d&uuml;ş&uuml;nmemesini s&ouml;yledi. Bu şekilde ekip i&ccedil;indeki İsrail&rsquo;den veya diğer  gelenlerin d&uuml;ş&uuml;nce okumalarına karşın &ouml;nlemini almış olacaktı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Araştırma ve  m&uuml;dahale ekibi, ertesi g&uuml;n&uuml; askeri bir helikopterle, salgının başladığı il&ccedil;eye  g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;ler.&nbsp; B&ouml;lgede bulunan askeri karakolların bağlı olduğu ana karakol bu  il&ccedil;edeydi. Ger&ccedil;i pek il&ccedil;e denemezdi. Daha ziyade yıkık d&ouml;k&uuml;k bir k&ouml;ye  benziyordu. B&ouml;lge S&uuml;ryanilerin yoğunlukta yaşadığı bir yerdi. B&ouml;lgedeki binalar,  toprak damlı, b&uuml;y&uuml;k ve geniş taşlarla inşa edilmişlerdi. B&ouml;lgede &ccedil;ok sayıda  manastır ya da kilise vardı ve hemen yanı başlarında okul bulunmaktaydı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;lge  insanının, &ouml;zellikle de k&ouml;ylerde yaşayanların su ihtiyacı,&nbsp; kilise ve  manastırlardan ya da askerlerin tankerle su taşımaları ile karşılanıyordu.  Yıllardır s&uuml;re gelen anarşi ve coğrafi koşullar, b&ouml;lgeye k&ouml;kl&uuml; bir yatırım  yapılmasını hep engellemişti. Hatta k&ouml;ylere elektrik ve telefon &ccedil;eken ekipler,  jandarmanın ve &ouml;zel harek&acirc;tın koruması altında &ccedil;alışıyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Araştırma ve  m&uuml;dahale ekibi, b&ouml;lgeye vardığı zaman, Almanya&rsquo;dan da S&uuml;ryaniler i&ccedil;in sağlık  ekibi geldiklerini g&ouml;rd&uuml;ler. Ger&ccedil;i şu ana kadar, b&ouml;lgede yaşayan S&uuml;ryanilerden  hasta olana rastlanmamıştı ama K&uuml;rt k&ouml;kenli vatandaşlardan ve olaya m&uuml;dahale  eden g&uuml;venlik kuvvetlerinden bir&ccedil;ok kişi, bu hastalığa yakalanmış ve &ccedil;ok zayiat  verilmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;lgeye  helikopterlerle taşınan konteynırların i&ccedil;ine kapatılan vir&uuml;s bulaşmış kişiler,  bu şekilde dış d&uuml;nyadan tecrit ediliyorlardı. Her ne hikmetse bu konteynırlar,  bundan bir sene &ouml;nce b&ouml;lgeye kurulması planlanan, portatif hastane projesi i&ccedil;in  &uuml;retilmişlerdi. Finansmanı ise Vatikan&rsquo;dan idi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">T&uuml;rkiye&rsquo;de  faaliyet g&ouml;steren bir cemaatin, Vatikan ile olan yakınlaşmasının sonucu s&ouml;zde  bir jest olarak, bu portatif hastane projesi başlatılmıştı. Bir Alman firmasının  yapımını &uuml;stlendiği ve yine Alman sağlık ekiplerinin &ccedil;alıştığı bir projeydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Konteynırların  i&ccedil;i loş bir ışıkla aydınlatılıyordu. Zira vir&uuml;s kapan kişiler, aşırı derecede  ışıktan rahatsız oluyorlardı. Konteynırların i&ccedil;inde, kurşunge&ccedil;irmez camdan imal  edilmiş h&uuml;crelerde, ellerinden ve ayaklarından yatağa kelep&ccedil;elenmiş bir şekilde  hastalar tutuluyordu. Yataklarda ayni şekilde zemine, sağlam bir şekilde  sabitlenmişlerdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Profes&ouml;r Ahmet  Bey, ekipteki diğer kişilerle birlikte, &ouml;zel elbiseleri giyerek konteynırların  i&ccedil;ine girdiler. Hastaların derileri morarmaya başlamış ve sa&ccedil;ları d&ouml;k&uuml;lmekteydi.  S&uuml;rekli &ouml;fke i&ccedil;inde ve aşırı derecede stresliydiler. G&ouml;zlerinin beyazı  kanlanmış, g&ouml;z bebekleri aşırı derecede b&uuml;y&uuml;m&uuml;şt&uuml;. El ve ayak bilekleri,  kendilerini zorlamalarından dolayı kan ve yara i&ccedil;erisindeydi. Belli ki acı  duymuyorlardı. Bu y&uuml;zden s&uuml;rekli iğneyle uyuşturuluyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hastalardan  alınan kan &ouml;rneklerinin, b&ouml;lge dışına &ccedil;ıkarılmadan incelenmesi gerekiyordu. Zira  bu kanın, tahlil i&ccedil;in bile olsa dışarı &ccedil;ıkarılması &ccedil;ok tehlikeli olabilirdi.  İsrail&rsquo;den gelen ekip bunun da &ccedil;aresini bulmuştu. Yanlarında getirdikleri, uydu  bağlantılı bir bilgisayar yardımı ile bunu halledebileceklerini s&ouml;ylediler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Alınan kan  &ouml;rneği, bir laboratuar g&ouml;revi yapan bu bilgisayarın, ilgili g&ouml;z&uuml;ne konuyor ve  elektromanyetik bir tarama sistemi ile taranıyor, elde edilen veriler otomatik  olarak uydu yoluyla İsrail&rsquo;e g&ouml;nderiliyor ve orada ana laboratuvarın  bilgisayarlarında bu veriler, daha geniş &ccedil;aplı olarak değerlendiriliyordu.  Sonu&ccedil;lar yine ayni şekilde, ayni bilgisayara tekrar geri d&ouml;n&uuml;yordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ekibin başına  s&ouml;zde, profes&ouml;r Ahmet Bey atanmıştı ama İsrail&rsquo;den gelen ekibin i&ccedil;indeki 52  yaşında olan Rose isimli kadın, kendinden emin ve ne yaptığını iyi bilen bir eda  ile kontrol&uuml; kendi inisiyatifine almaya &ccedil;alışıyordu. Olayın ilk etapta bir kuduz  vakasına benzediğini ama emin olmak i&ccedil;in İsrail&rsquo;den gelecek olan veri  sonu&ccedil;larından sonra belli olacağını s&ouml;yl&uuml;yordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ahmet Bey,  bildiklerini geri planda tutarak, b&ouml;lgede k&ouml;pek beslenmediğini ve bu kuduz  vakası ise, hangi hayvanla bulaşabileceğini sorduğunda, kadın direkt olarak  &ldquo;fareler ile olabilir&rsquo;&rsquo; cevabını verdi.&nbsp; Zaten hastalığın ve vahşetin  başlamasından &ouml;nce b&ouml;lgede aşırı derecede fare artışı olmuştu. Bu fareleri  avlayan kediler ve avcı kuşlar da hastalık kapmışlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ekip, ayni bu  hastalar gibi farelerden de, kan &ouml;rneği alınması gerektiğine karar verdi.  Askerlerin daha &ouml;nce &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; farelerden alınan kan &ouml;rneklerinin verileri de  İsrail&rsquo;e g&ouml;nderildi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Gelen veri  sonu&ccedil;ları dehşetti. Hem farelerden hem de insanlardan alınan kan &ouml;rneklerinde  kuduz ve veba mikrobuna rastlanmıştı. Yalnız Rose&rsquo;nin, ekibin diğer &uuml;yelerine  s&ouml;ylemediği bir ger&ccedil;ek vardı. Gizli ve şifreli olarak gelen bir başka veri  belgesinde, farelerdeki vir&uuml;s ile insanlardaki vir&uuml;s ayni olmasına karşın,  insanlarda daha da g&uuml;&ccedil;lenerek, değişim ge&ccedil;irmişti. Yani vir&uuml;s girdiği b&uuml;nyeye  g&ouml;re, değişim ge&ccedil;iriyordu. İsrailli ekip adeta şok olmuştu. &Uuml;rettikleri serum bu  durumda, pek g&uuml;venilir sonu&ccedil;lar vermeyebilirdi.&nbsp; Bu b&ouml;lgelerde parasal ama&ccedil;lı  planladıkları proje kendi kontrollerinin dışına &ccedil;ıkabilir ve bir felakete sebep  olabilirdi. Tıbb&icirc; ila&ccedil; pazarlamasıyla elde edecekleri kazan&ccedil; i&ccedil;in bu topraklar  &ccedil;ok değerliydi ve b&ouml;yle kontrol edilemeyen bir hastalık kazan&ccedil;larına engel  olabilirdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;lgede  yaşayanların tahliyesi s&ouml;z konusu olamazdı, zira hastalık yayılırdı.  S&uuml;ryanilerin tahliyesi s&ouml;z konusu olamazdı, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu sefer de b&ouml;lgede, K&uuml;rt  k&ouml;kenlilerin n&uuml;fusu otomatik olarak artmış olacağından, azınlıklar &uuml;zerinden  oynanan oyun i&ccedil;in KİLİSE kozunu kaybetmiş olurdu. Eğer bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulunamaz ise  hızla yayılabilecek bu hastalığı durdurmak i&ccedil;in n&uuml;kleer g&uuml;&ccedil; kullansalar, b&ouml;lge  toprağı tarımsal olarak kullanılamaz bir duruma gelecek ve &ccedil;ok değerli olan suyu  da kirlenmiş olacaktı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">K&ouml;şeye  sıkışmışlardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; jeopolitik s&uuml;re&ccedil;, buraların yaşanabilen ve en verimli b&ouml;lge  olacağı şeklinde gelişmekteydi. İşte bu y&uuml;zden Vatikan&rsquo;ın g&uuml;d&uuml;m&uuml;nde olduğu iddia  edilen g&uuml;&ccedil;lerle İsrail topraklarında yerleşmiş yeraltı g&uuml;&ccedil;leri, kapalı kapılar  ardında işbirliği yapmış ve her biri bir b&ouml;lgeyi kapmıştı. Trakya b&ouml;lgesi,  İngiltere&rsquo;nin de g&ouml;z koyduğu ve Vatikan&rsquo;ın kendine ayırdığı bir b&ouml;lgeydi.  G&uuml;neydoğu ise s&ouml;zde vaat edilmiş topraklar olduğundan, İsrail&rsquo;de yerleşmiş  karanlık g&uuml;&ccedil;lerindi ve kimseyle paylaşamazdı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Vatikan ve  İngiltere, Trakya toprakları &uuml;zerinde, kısmen istediklerini elde etmişlerdi.  Ekonomik olarak zayıflatılan &ccedil;ift&ccedil;iden, y&uuml;ksek fiyatlarla, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahıslar  &uuml;zerinden bayağı toprak alımı yapılmıştı. Bankalar bir d&ouml;nem nerdeyse sokaktaki  dilenciye bile, kefilsiz kredi vermeye başlamışlardı. Her &ccedil;ift&ccedil;iye hem kredi,  hem de kredi kartı veriyorlardı. &Uuml;rettiğini uygun fiyatla satamayan ve  destekleme primi, t&uuml;y&uuml; yolunmuş kuşa benzetilen &ccedil;ift&ccedil;i, &ouml;nce hayvanını, sonra  ise tarlasını satmaya başlamıştı. Daha sonra ge&ccedil;irilen bir yasa ile her k&ouml;yden  kadastro ge&ccedil;irilmiş, en verimli araziler, s&ouml;zde hazineye &ccedil;evrilmişti. Bu hazine  arazileri i&ccedil;in k&ouml;yl&uuml;den y&uuml;ksek icar alınmış ve bir&ccedil;ok k&ouml;yl&uuml;, hazineyi işlemeyi  kendisi bırakmıştı. Bırakmayanların elinden de, en sonunda devletin g&uuml;c&uuml;n&uuml; şahsi  menfaatleri doğrultusunda kullanan siyaset&ccedil;iler s&ouml;zde devlete almış ve bir takım  şahıs ve kuruluşlara yeniden kiralamış ya da satmıştı. Patlayan Armağanlı  barajının verdiği zarar ise, k&ouml;yl&uuml;ye vurulan son darbeydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu olaydan  sonra, Yunanistan ve Bulgaristan &uuml;zerinden gelen s&ouml;zde kurtarma ve yardım  ekipleri, Demirk&ouml;y ormanlarındaki mağarayı ve tonlarca altını aramakla  meşguld&uuml;ler. Bu işin arkasında da Vatikan&rsquo; ın olduğu iddiaları vardı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;  burada bulunan altınlar, dağılan Roma imparatorluğuna ait olan hazinelerdi ve  Vatikan&rsquo;ın sayılırdı. Zaten uzun s&uuml;re &ouml;nce Amerika&rsquo;nın girişimiyle, b&ouml;lge  birinci b&ouml;lge SİT alanı ilan edilmişti. İzinsiz kazı yapmak &ccedil;ok ağır su&ccedil;  sayılıyordu. Demirk&ouml;y ormanlarına, uydu bağlantılı vericiler konmuş ve s&uuml;rekli  uydudan g&ouml;zetlenmekteydi. Her t&uuml;rl&uuml; hareketlilik takip ediliyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">On altıncı  (16) y&uuml;zyılda, b&ouml;lgeye balkanlar &uuml;zerinden bir&ccedil;ok Hıristiyan aile gelip  yerleşmişti. Ger&ccedil;i b&ouml;lgede yaşayan, Yahudilerle, Hıristiyanlar zaten vardı.  Gelenler Katoliklerin zulm&uuml;nden ka&ccedil;anlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Buradaki bir  kasabaya g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;ya &uuml;zerine gelen keşiş de, ayni y&uuml;zyılın i&ccedil;inden gelmişti.  İşte bu keşiş, bizim &Acirc;dem efendiydi. &Ouml;nceleri yaşadığı manastırdan kafalarını  bile &ccedil;ıkarmayan bu keşişler ile kiliseler arasında b&uuml;y&uuml;k g&ouml;r&uuml;ş ayrılığı vardı.  Hatta ateizmin kaynağı, Roma kilisesiydi. O yıllarda Hıristiyanlıktan d&ouml;nen ve  ateist olan, &ccedil;ok ateşli ve cesurca &ccedil;ıkışları olan bir papazın yazdığı kitapları  okuyarak, insanoğlunun maymundan geldiğini iddia eden ve bir&ccedil;ok insanın beynini  yıkayan s&ouml;zde bir profes&ouml;r de, bizim keşişle gizli gizli g&ouml;r&uuml;şerek, ayni  fikirlerle onun da beynini yıkamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sonu&ccedil;ta bizim  keşiş de aforoz edilmiş ve manastırdan kovulmuştu. Daha sonra Cenabı Allah&rsquo;ın  hidayet etmesi ile Ay Yıldızı ve Ayasofya&rsquo;yı aramak i&ccedil;in yollara d&uuml;şm&uuml;ş ve yolu  Trakya&rsquo;da, Demirk&ouml;y ormanlarında bir kasabaya uğramıştı. 16. Y&uuml;zyılın sonlarında  ve 17. y&uuml;zyılın başlarında yaşanan bir olaydı. &Acirc;dem efendi olması ve zaman  mağarasından &uuml;&ccedil; bin yıl &ouml;nceye gidip, bir dervişten ZAMANIN DOKUSU isimli kitabı  almasıyla ve bizim y&uuml;zyılımıza gelmesiyle sonu&ccedil;lanmıştı. Şu an İstanbul  Ortak&ouml;y&rsquo;de fırıncılık yapmaktaydı. Bizim gen&ccedil;ler, Mustafa efendiden adresini  alır almaz, bir hafta sonu otob&uuml;se atlayarak hemen ziyarete giderler. Biz  profes&ouml;r Ahmet beyi ve fizik m&uuml;hendisi Yusuf&rsquo;u şimdilik salgın olan b&ouml;lgede  bırakarak, gen&ccedil;lerle birlikte, &Acirc;dem efendiyi ziyaret edelim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar hoş geldiniz. Ş&uuml;k&uuml;r kavuşturana.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Hoş  bulduk efendim. Biz de ayni şekilde Allah&rsquo;a ş&uuml;krediyoruz ki, bizi sizinle  tanıştırdı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Efendim  şu Allah&rsquo;ın işine bakın, zaman ve mek&acirc;n perdesi kaldırılıyor ve bizden ka&ccedil;  y&uuml;zyıl &ouml;nce yaşamış biriyle karşılıklı g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yor ve konuşuyoruz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Cenabı Allah&rsquo;a zor olan bir şey yoktur delikanlı. Ol der ve olur. G&ouml;z&uuml;n&uuml;zde  b&uuml;y&uuml;t&uuml;p, hayretler i&ccedil;erisinde kaldığınız bu olay, bu ahir zaman d&ouml;neminde  insanoğluna sebepler ve hikmetler &ccedil;er&ccedil;evesinde verilecektir ve verilmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim, Hacı Bayram Veli hazretlerinin, T&uuml;rkiye Cumhuriyetinin kurulması  aşamasında, Atat&uuml;rk ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlatırlardı. Bu anlatılan olayın benzerini,  bizzat yaşıyoruz şu an.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Bahsettiğin Hacı Bayram Veli hazretleri, velayet keşfine sahip ve Allah&rsquo;ın  Zat&rsquo;ının verdiği g&uuml;&ccedil; ile Fetih kemal atını, kendisinde bulunduran bir kişiydi.  Sadece Atat&uuml;rk ile değil, tarih i&ccedil;inde pek &ccedil;ok kimseyle g&ouml;r&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Cenabı  Allah&rsquo;ın Veli kullarının bilmediğimiz pek &ccedil;ok işleri ve hususi g&ouml;revleri vardır.  Na&ccedil;izane bize de bu d&ouml;nemde ve geldiğim y&uuml;zyıl i&ccedil;inde, g&ouml;revler tayin  edilmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim, Mustafa efendi, sizin Mehdi(a.s.)&rsquo;yi yakinen tanıdığınızı ve emirleri  bizzat ondan aldığınızı s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Az kaldı, &ccedil;ok yakında siz de tanıyacaksınız. Ger&ccedil;i insanlar onu g&ouml;r&uuml;p duruyorlar  ama Mehdi (a.s.) olduğunu bilmiyorlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Efendim, y&ouml;nelip durduğumuz mağara ve r&uuml;yalar bizi nerelere getirdi, kimlerle  tanıştırdı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Herkes başka bir tuzakla avlanır. Sizi de bu tuzakla avladık. Hem zaten  dualarınız da kabul olmuş oldu. Beni bulmuş olmanız demek, mağarayı da bulmuş  olmanız demektir. Ger&ccedil;ekte aramızda bir alış veriş vardır. Siz SAD tepesi denen  bir yerin altındaki mağarayı bulacaksınız ve oradaki kapalı olan ruhanilerle,  Rahmani varlıkları, kendi zamanımda zuhur eden bir olay i&ccedil;in, zaman mağarasından  ge&ccedil;mişe g&ouml;ndereceğim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Ge&ccedil;mişe  mi g&ouml;ndereceksiniz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Evet ge&ccedil;mişe g&ouml;ndereceğim. Cenabı Allah&rsquo;ın, celalinden cemaline, cemalinden  celaline, nasıl ki s&uuml;rekli bir akış varsa, ge&ccedil;mişten geleceğe ve gelecekten de  ge&ccedil;mişe b&ouml;yle s&uuml;rekli bir akış vardır &ccedil;ocuklar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim, bizim arayıp durduğumuz, Zaman Mağarasından geldiniz. Biz mağarayı  bulmadan &ouml;nce, sizi bulduk. Biz de bu zaman mağarasına girip, ge&ccedil;mişe ve  geleceğe gidebilecek miyiz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Tabii ki gidebileceksiniz. Zaten siz ve sizler gibi daha nice gen&ccedil;, belli bir  g&ouml;rev i&ccedil;in se&ccedil;ildiniz. Ge&ccedil;mişe ya da geleceğe gitmek, karşılaşacağınız daha  bir&ccedil;ok şeyin yanında, &ccedil;ok basit kalacak.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: &Ccedil;ok  basit mi kalacak ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Evet &ccedil;ok basit kalacak. Evvela, ge&ccedil;miş &uuml;mmetlerin Evliyalarına ait &ccedil;ok y&uuml;ksek  SIRLAR i&ccedil;eren kitapları siz bulacaksınız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Ge&ccedil;miş  &uuml;mmetlerin Evliyalarına ait, kitaplar mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Bu fani &acirc;lemde, Kaf dağının ardında yaşayan &uuml;mmetlerden, CABELKA, CABERSA, HUR,  KALBA isimli d&ouml;rt tane &acirc;lim vardı. Bunlar bize keşif yoluyla bildirilenlerden  sadece birka&ccedil; tanesi. Bunlar &ouml;yle bir ilme sahiptiler ki, bu ilimle nice  &acirc;lemleri gezdiler. K&acirc;inatın yaratılış sırrına ilmen vakıf olup, hikmetler  planında, k&acirc;inatın ham maddesi sayılan unsurları, tasarruf dairelerine aldılar.  Letafet kazanıp, havaya karıştılar, ateş olup, ateş i&ccedil;inde yanmadılar. Bunun  gibi daha nice hayret edilecek işleri, hep sahip oldukları ilim sayesinde  başardılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte bu  zat&rsquo;ların eserleri ve kitapları, binlerce yıldır, Demirk&ouml;y ormanlarında bir  mağarada saklı duruyor. Bu kitaplarda &ouml;yle ilimler var ki; yery&uuml;z&uuml;ndeki t&uuml;m  bilim ve teknoloji, bu kitaplardaki ilmin yanında, adeta taş devri gibi  kalmaktadır. Bu ilimden bir kısmına sahip olan bir medeniyet, şu an beş kat  altımızda yaşamaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Efendim  bu saydığınız &uuml;mmetler, hangi y&uuml;zyılda yaşamış ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Evlat; bunlar, &Acirc;dem(a.s.)&rsquo;den &ouml;nce yaşamış &uuml;mmetlerdendir. Bunların zamanında,  d&uuml;nya gezegeninde hen&uuml;z insan nesli yoktu. Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimiz,  Mira&ccedil;&rsquo;a &ccedil;ıktığı zaman bunlarla g&ouml;r&uuml;şt&uuml; ve bunlar Hazreti Peygamberimize iman  ettiler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Nasıl  yani, daha &ouml;nce yaşamış &uuml;mmetler, Hazreti Muhammed(a.s.)&rsquo;i canlı olarak g&ouml;r&uuml;p,  ona iman mı ettiler. Yani &uuml;mmet oldular.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Evlat, Mira&ccedil; hadisesi, yaratılışı, b&uuml;y&uuml;k kıyameti ve ahiretin sonsuzluğunu i&ccedil;ine  alan bir s&uuml;re&ccedil;tir. Bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde, Peygamber Efendimiz, t&uuml;m zaman  dilimlerini ve t&uuml;m &uuml;mmetleri, sadece insanları değil, yaratılan her ne varsa,  hepsini g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; her ne var ise, onlar da O&rsquo;nu g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r. Ancak! &Ccedil;oğu  ne g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve kimi g&ouml;rd&uuml;klerini fark edememiştir. Fark edenler ve fark  ettirilenler ise kendisine biat ederek, O&rsquo;nun &uuml;mmeti olmuşlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bizim  zaman dilimine de uğrayıp bizleri g&ouml;rd&uuml; ve g&ouml;r&uuml;nd&uuml; m&uuml; ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Elbette bu zaman dilimine de uğrayıp g&ouml;r&uuml;nd&uuml; ve g&ouml;r&uuml;ld&uuml;. Kimisi onu tanıdı,  kimisi ise tanıyamadı. Herkes nasibi kadar g&ouml;r&uuml;r ve işitir evlat.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim, deccalın şu an hayatta olduğu s&ouml;yleniyor. Bunun hakkında bilgi verir  misiniz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Deccal, gayb bilici k&acirc;hin olarak tanınır. Ancak burada s&ouml;z&uuml; edilen gayb, gelecek  manasında kullanılmıştır. Gayb isminin sırları &ccedil;ok geniştir. Gaybı, gelecek  olarak tanımlamak, gaybı &ccedil;ok basite indirgemek olur. Bir kişi &ccedil;ıkar da,  gelecekte vuku bulacak bir şeyleri s&ouml;yler ve s&ouml;ylediği aynen &ccedil;ıkarsa, bu adam  gaybı bildi denir. Herhangi bir insan r&uuml;ya ya da yakaza yoluyla, gelecekte vuku  bulacak bir şeyi g&ouml;rebilir. Bu gaybı bilmek değildir. İnsanlar GAYBIN daha ne  olduğunu bilmiyorlar. Kaldı ki; bu Zaman Mağarasından geleceğe giden bir kişi  ge&ccedil;mişe d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde, gitmiş olduğu geleceği, haliyle bilmiş olacak. Şimdi bu  gaybı bilmek mi oluyor. Zamanın Dokusu isimli bir kitaptan verdiğim bilgilerle,  rahmetli Filiz hoca ve ekibi, bir boyut kapısı a&ccedil;mayı başararak, ge&ccedil;miş ve  geleceğin bilgisine ulaşabildiler. Yakın zamanda, nesne aktarımı ve bir insanın,  o boyut kapısından ge&ccedil;işi de m&uuml;mk&uuml;n olacak. Az kaldı. Şu zor g&uuml;nleri bir  atlatalım. Neyse, deccal denen kişi ergenlik &ccedil;ağına geldiği zaman, kafasında  Peygamberlik davası hayal etmeye başladı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Deccal,  bizim zamanımızda mı doğup b&uuml;y&uuml;d&uuml; ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Hayır, deccal, Hazreti Peygamberin(s.a.v.) zamanından beri vardır. Baba ismi  SAYYAD&rsquo; dır. Deccalı ilk &ouml;ld&uuml;rmek isteyen Hazreti &Ouml;mer (r.a.) dır. Fakat Hazreti  Peygamber (s.a.v.) Efendimiz izin vermemiştir ve ş&ouml;yle buyurmuştur:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Onun  &ouml;ld&uuml;r&uuml;lme işi, son zamanda, yery&uuml;z&uuml;ne inecek olan İsa (a.s.) eliyledir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Deccal  şimdi bin d&ouml;rt y&uuml;z k&uuml;sur yaşında mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Hayır, Cebrail (a.s.) onu bir bulutun i&ccedil;ine koyarak Hindistan&rsquo;da bulunan bir  adaya bıraktı. Ama onu adaya g&ouml;t&uuml;r&uuml;rken, zamanda da atlama yaptı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Peygamberimizin zamanından, bu zamana mı getirdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar, deccal aslen Yahudi asıllıdır ve Medine-i M&uuml;nevvere şehrinde yaşardı.  Hazreti &Ouml;mer ve daha nice sahabe, ayni Peygamberimiz gibi, onun deccal olduğunu  biliyorlardı. İşte bu y&uuml;zden Hazreti &Ouml;mer, onu &ouml;ld&uuml;rmek istiyordu. Cebrail  (a.s.) vasıtasıyla Hindistan&rsquo;a ve bu zamana g&ouml;nderilirken, alametleri de  Peygamberimiz tarafından bizlere s&ouml;ylenmiştir. Bu melun, şu anda fizik beden  olarak y&uuml;z k&uuml;sur yaşındadır. Ama GEN tedavisi olduğu i&ccedil;in &ccedil;ok gen&ccedil; durmaktadır.  Para karşılığı, &ouml;zel olarak hamile bırakılan gen&ccedil; kadınların, belli bir s&uuml;re  sonra k&uuml;rtaj edilmesiyle alınan ceninden, &uuml;retilen bir serumla bu GEN tedavisini  olmaktadır. Y&uuml;zyıllar &ouml;nce doğduğu Medine şehrine girmesi yasaktır. Melekler,  onu oraya sokmazlar. Herkesin molla dediği ama aslen kendilerini gizlemiş olan  fanatik Yahudilerden oluşan &ouml;zel ordusu İran&rsquo;ın, Isfahan şehrindedir. Zaten şu  an, n&uuml;kleer araştırmaların yapıldığı yer de Isfahan&rsquo;dır. Hadislerde Şam ile Irak  arasında g&ouml;r&uuml;leceği bildirilmektedir. Burada ikamet eden 70 bin Taylasanlı,  deccalın peşine takılacaklar ve ortalığı fesada vereceklerdir.<br />
İstanbul bir kez daha elden &ccedil;ıkacaktır ve tekrar İslam tarafından fetih  edilecektir. İşte bundan sonra deccal y&uuml;z&uuml;n&uuml; ve kimliğini aşik&acirc;re a&ccedil;ık  edecektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  İstanbul elden mi &ccedil;ıkacak?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  İstanbul zaten elden &ccedil;ıkmıştır. Sadece ger&ccedil;ekleşmesi beklenen birka&ccedil; şey  kalmıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Ne gibi  efendim ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar, İstanbul&rsquo;un elden &ccedil;ıkması, zaten 1930&prime;lu yıllarda başlamıştır.  Vatikan&rsquo;ın koruyup kolladığı ve finanse ettiği bir&ccedil;ok insan ve kuruluş, o  g&uuml;nlerden beri T&uuml;rkiye&rsquo;de faaliyet g&ouml;stermektedir. T&uuml;rkiye&rsquo;de, iş adamı olarak,  siyaset&ccedil;i ve b&uuml;rokrat olarak, iyi eğitim g&ouml;rm&uuml;ş, elit bir kadro oluşturdular. Şu  son yıllarda onarılıp, restore edilen Hıristiyanlara ait, o kadar &ccedil;ok kilise var  ki, şaşarsınız. Tam aksine ise camilerimiz bakımsızlıktan d&ouml;k&uuml;lmektedir.  Camilerin t&uuml;m masrafları, cemaatlerin &uuml;zerine yıkılmıştır. Birka&ccedil; g&uuml;n sonra,  Yunanlı askerlerin beklediği, devlet i&ccedil;inde devlet olan bir Vatikan &ouml;rneğinde  olduğu gibi İstanbul&rsquo;un g&ouml;beğinde, bir devlet g&ouml;receksiniz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Devlet  i&ccedil;inde devlet mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar kurulmaya &ccedil;alışılan devlet aslında, TEK D&Uuml;NYA DEVLETİDİR. Başkenti ise  İstanbul&rsquo;dur. Ayasofya burada olduğu i&ccedil;in, buranın başkent olması fikrinden asla  vazge&ccedil;mediler. İşte bu y&uuml;zden Ayasofya&rsquo;yı dini bir kurum yani ibadethane tipinde  bir yapı gibi g&ouml;rmeyip bir y&ouml;netim binası gibi g&ouml;rmek istiyorlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Son depremden  sonra, satın aldıkları araziler bir hayli arttı. Şu an inşa etmeye başladıkları  katedrali, daha &ouml;nce inşa edeceklerdi ama arazi alımları i&ccedil;in bu depremi  beklediler. Yıllardır cami yapılmasına izin verilmeyen ve b&uuml;y&uuml;k tantanalar  koparılan o yere şimdi katedral inşa ediyorlar. Yazık, bir avu&ccedil; Hıristiyanın  oyununa gelen ve bayramdan bayrama cami g&ouml;ren vatandaşlarımız, onlarla ayni  safta yer aldılar, &ccedil;ok yazık.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim, T&uuml;rkiye&rsquo;deki Hıristiyanlar, Ortodoks değiller mi? Katedraller  Katoliklerde olmaz mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar, d&uuml;şman, deccalın emri altında birleşerek artık tek bir G&Uuml;&Ccedil; oldular.  Ama&ccedil; TEK D&Uuml;NYA DEVLETİ olduktan sonra, bu saydıkların &ouml;nemsizdir onlar i&ccedil;in.  İstanbul&rsquo;u tekrar Hıristiyanların B&Uuml;Y&Uuml;K R&Uuml;YASI haline getirmek, ancak b&ouml;yle  m&uuml;mk&uuml;nd&uuml; ve bunu başardılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Ortodokslar i&ccedil;in Ayasofya, Katolikler i&ccedil;in katedral. &Ccedil;ok akıllıca bir plan.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ok doğru evlat. Bu Katedral&rsquo;in a&ccedil;ılışını da zenci bir Papa yapacak. K&acirc;be&rsquo;yi  yıkacağı s&ouml;ylenen zenci, işte bu Papa&rsquo;dır. Yani &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k karışıklıkların  eşiğine gelmiş bulunuyoruz. Zaten şu anki Papa, anarşizmi destekleyen g&uuml;&ccedil;  odaklarını ziyarete geliyor.&nbsp;&nbsp; Bu ziyaretin ardından, &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir fitne  kopacak ve vatandaşların bir kısmı bu fitneye alet ve taraftar olacaklar. &Ccedil;ok  yazık i&ccedil; huzursuzluklar iyice artmak &uuml;zere. Cenabı Allah yardım etsin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim, İstanbul&rsquo;un g&ouml;beğine kurulacak olan katedral&rsquo;in, kurulacağı yerin  altından pozitif ley hatlarının ge&ccedil;tiği ve Ayasofya&rsquo;nın i&ccedil;indeki bir kuyudan  aşağı inildiğinde birbirlerine bir labirent gibi bağlı olan t&uuml;nellerin, bir  kısmının Katedralin kurulacak yerin altında kesiştiği doğru mu ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar, hem Ayasofya&rsquo;nın altında, hem de katedralin kurulacağı yerin altında,  &ccedil;ok eski tarihlerden kalma mabedler var. Bu mabedlerin hepsinin birer koruyucusu  var. Bu Mabetlerde bulunan d&uuml;nya dışı gezegenlerden gelen, değişik bir  elementten bazı taşlar var. Bu taşlar, zihinsel titreşimlere karşı duyarlı  frekans yaymaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu taşların  titreşimleri ve renkleri, yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n devrelerine g&ouml;re değişir. Tibet  efsanelerinde bu gibi taşların adı, sık&ccedil;a ge&ccedil;mektedir. Bu taşların varlığı  doğrudur ve ger&ccedil;ektir. Ama şu anki M&uuml;sl&uuml;manların seviyesi, ehlis&uuml;nnet  itikadından sapacak kadar zayıf olduğundan, son d&ouml;nemlerde, bu bilgi &uuml;zeri  &ouml;rt&uuml;lerek gizlenmiştir. Fakat son girdiğimiz d&ouml;nem &ldquo;Bilgi &Ccedil;ağı&rdquo; olduğu i&ccedil;in,  &uuml;zeri &ouml;rt&uuml;len sırların &ouml;rt&uuml;leri, yavaş yavaş kaldırılmaktadır. Her ne kadar  M&uuml;sl&uuml;manların bilgiye ulaşması, diğer uygarlıklara g&ouml;re yavaş ta olsa, gidişat  bizim lehimize sonu&ccedil;lanacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Adı  ge&ccedil;en bu taşların yaydığı frekanslar sayesinde, ruhani varlıklarla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;  falan doğru mu ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Eski Mısır&rsquo;da yaşayan rahiplerin kullandığı taşlar, şeytan ve şeytanilerle  bağlantı sağlamaktaydı. Mavi ya da yeşil olduğu s&ouml;ylenen taşlar ise Rahmani ve  nurani varlıklarla temas kurulmasını sağlamaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahmetli Filiz  hocaya verdiğim taşın yani kristalin yaydığı &ccedil;ok kuvvetli frekanslar, yoğun bir  elektromanyetik alan oluşturmaktaydı. Takviye cihazlarla bu alan  kuvvetlendirilip, boyut kapısı a&ccedil;ılabilmesi m&uuml;mk&uuml;n olmaktaydı. Ayni bu kristal  gibi, yery&uuml;z&uuml;nde, nice farklı &ouml;zelliklere sahip elementler ve bu elementleri  kullanan nice insanlar var. Bunları sıradan bir insana anlatmış olsan, masal  anlatıyorsun der ge&ccedil;er. Bilmez ki; her masal, ger&ccedil;ekler &uuml;zerine bina edilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Efendim  bu taşlar ya da elementler, y&uuml;zyıllardır kullanılmakta o zaman. Bunları  kullanıp, boyut kapısı a&ccedil;an insanların, farklı gezegenlere, farklı evrenlere ve  zamanlara gitmiş olması, gayet normal o zaman ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar, bu gibi olaylar zaten y&uuml;zyıllardır vardı ve hala var. Ancak insanların  b&uuml;y&uuml;k bir kısmı, bir takım ger&ccedil;eklerden perdelidir, bir takım sırlar, avam  kalabalıklarına kapalıdır. B&ouml;yle de olması gereklidir. Bu SIR&rsquo;ların uluorta her  yerde aşik&acirc;r olması tehlikelidir. Bazı sırlara belli bir eğitim ve terbiyeden  ge&ccedil;medik&ccedil;e erişilemez. G&uuml;&ccedil;, kuvvet, yetki ve emanet ancak ehline verilir.  Kuran&rsquo;da da &ouml;yle sırlar vardır ki, yery&uuml;z&uuml;ndeki b&uuml;t&uuml;n insanlar bir araya gelse,  yine bu sırları &ccedil;&ouml;zemezler. Ancak, Cenabı Allah&rsquo;ın dilediği ve m&uuml;saade ettiği  kulları hari&ccedil;. Mesela Kuran&rsquo;da makam olarak 3 makam vardır. Biri CELAL makamı,  biri CEMAL makamı, diğeri ise İTİDAL makamı yani orta yol.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bunlara ayni  zamanda &ldquo;3 kapı&rdquo; da denmektedir. Zahir &acirc;limlerine a&ccedil;ık olan kapı İtidal  kapısıdır yani orta yol. Bunlar bu kapıdan girerek ayetleri a&ccedil;ıklamaktadırlar,  bu ise şeriattır ve dinin temelidir. Ancak diğer iki kapıdan, Cenabı Allah&rsquo;ın  m&uuml;saade ettiği Veli kulları girebilmekte ve ardındaki sırların bir kısmını, &ccedil;ok  az bir kimseyle paylaşmaktadırlar. Ama her iki kapıdan giren Veli kullar da  sayılıdır. Bir kısım Veliler, Celal kapısından, bir kısım Veliler ise Cemal  kapısından girmekteler. Bu Velilerin Cemal kapısından girenlerin yaklaşımı ve  a&ccedil;ıklamaları bu makam &uuml;zereyken, Celal kapısından girenlerin yaklaşımı,  a&ccedil;ıklamaları ve uygulamaları bu ismin makamıncadır. Karşıdan bakan biri i&ccedil;in,  ayni konuda farklı iki g&ouml;r&uuml;ş ve davranış ortaya konmaktadır ve birbirlerine  muhalif ZAN edilmektedirler. Ama ger&ccedil;ek &ouml;yle değildir. Her ikisi de DOĞRUYU  s&ouml;ylemektedir ama farklı makamlardan.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Muhiddin İbni  Arab&icirc; ve bunun gibi bazı Zat&rsquo;lar, her &uuml;&ccedil; makam &uuml;zerede konuşabilirler. Lakin bu  konuda kendileri ş&ouml;yle buyurmaktadırlar:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; padding-left: 30px;"><em> <font face="Verdana" size="2">&lsquo;&rsquo;Her kişinin Kuran&rsquo;da bir suresi vardır Allah&rsquo;ın  kitabında bana ait olan sure ise Tenzil(Z&uuml;mer)&rsquo;dir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; n&uuml;zul olunan şeyi yani  ilahi kitap olan &acirc;lemin surelerini, ayetlerini Okumak bana nasip oldu. Ben de  her ayete ilişkin a&ccedil;ıklamaları &uuml;&ccedil; makam şeklinde tertip ettim: Birincisi Celal  makamı, sonra Cemal makamı, sonra İtidal makamı. Bu, k&acirc;mil Muhammedi varis  a&ccedil;ısından berzah h&uuml;km&uuml;ndedir ki burası Kemal makamıdır. Ayeti celal ve heybet  makamında ele alıyor, hakkında konuşuyorum, ta ki en latif işaretlerle ve en  g&uuml;zel ibarelerle bu makama ulaşıncaya kadar&hellip;&nbsp; Sonra aynı ayeti bu sefer cemal  makamında ele alıyor ve &uuml;zerinde konuşuyorum. Burası birinci makamın  karşısındadır. Nihayet &ouml;zellikle bu makam i&ccedil;in nazil olmuş gibi s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yorum  a&ccedil;ıklamaları. Sonra aynı ayeti kemal makamında, ilk iki ve&ccedil;he benzemeyen bir  s&ouml;zle ele alıyorum. Bu makamda harflerin, kelimelerin, hareke ve s&uuml;k&ucirc;nlardan  ibaret olan k&uuml;&ccedil;&uuml;k harflerin sırları hakkında konuşuyorum. Eğer bunlarda b&ouml;yle  sırlar varsa onları ele alıyorum, yoksa nispetleri, izafeleri ve işaret gibi  unsurları ele alıyorum. Bu işlemi tamamlayınca, yanındaki ayeti ele alıyorum. Bu  ayetlerden birinde bulunup da asıl olma &ouml;zelliğine sahip kelimeyi şahit olarak  değerlendiririm, ancak bunun da &ouml;rnekleri azdır.&rdquo;</font></em></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><em> &ldquo;Bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız ger&ccedil;ekler, bilgiye ulaştık&ccedil;a değişim  g&ouml;stermektedir. Ger&ccedil;ek tektir ama bu ger&ccedil;eği algılayan kişinin, algılamasından  doğan farklılıklar kişi ya da toplumları yanıltmaktadır. O y&uuml;zden asıl olan  ger&ccedil;eğe ulaşmak i&ccedil;in s&uuml;rekli sorgulamalı ve yeni bilgilere a&ccedil;ık olmalıyız.&rdquo;</em></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Uuml;lkede  muazzam bir hareketlilik g&ouml;zlemlenmekteydi. Hıristiyan d&uuml;nyasının dini lideri  olan Papa, &uuml;&ccedil; g&uuml;n sonra &uuml;lkeyi ve anarşizmin karanlık g&uuml;&ccedil; odaklarını ziyarete  gelecekti. B&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyanın g&uuml;ndemini teşkil eden ve en &ccedil;ok konuşulan konu buydu.  &Uuml;lkede milliyet&ccedil;i guruplar her yerde bu olayı protesto etmekteydiler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&uuml;neydoğunun  &ccedil;eşitli illerinde, Papa ile anarşizmi k&ouml;r&uuml;kleyenlerin dev posterleri yan yana  asılmış, b&uuml;y&uuml;k halk kitleleri toplanmış, g&ouml;steri d&uuml;zenliyorlardı. &Uuml;lkede  tansiyon iyice y&uuml;kselmişti. Bu arada anarşist propagandacılar, Papa&rsquo;nın ziyareti  sebebi ile anarşiye, bir s&uuml;reliğine ara verdiklerini a&ccedil;ıklamış, anarşinin tekrar  başlaması ya da başlamaması halinin devam etmesinin, bu g&ouml;r&uuml;şmenin akabinde  belli olacağını ifade etmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&uuml;venlik  g&uuml;&ccedil;leri, g&uuml;neydoğudaki g&ouml;sterileri uzaktan izleyip temkinli davranıyorlardı.  Asılan posterlerde, Papa&rsquo;nın da resmi olduğu i&ccedil;in indiremiyorlardı. Buna mukabil  ise batıdaki milliyet&ccedil;i kesimlerin g&ouml;sterilerine, &ccedil;ok sert m&uuml;dahaleler  yapılmaktaydı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Milliyet&ccedil;ilere  yapılan sert m&uuml;dahale, g&uuml;venlik kuvvetlerinin de arasında huzursuzluğa sebep  olmuş ve d&ouml;nemin İstanbul İl Emniyet M&uuml;d&uuml;r&uuml;, Valinin verdiği sert m&uuml;dahale  emrine muhalefet ederek, istifa etmişti. İstifasını kameralar karşısında, bir  kamuoyu a&ccedil;ıklaması yaparak duyuran Emniyet M&uuml;d&uuml;r&uuml;, milliyet&ccedil;ileri desteklediğini  ve onlara karşı verilen sert uygulama emrini kabul etmediğini ve bu y&uuml;zden  istifa ettiğini ifade etti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ali (&hellip;.)  ismindeki&nbsp; bu emniyet M&uuml;d&uuml;r&uuml;, bir anda sadece milliyet&ccedil;ilerin kahramanı olmuş ve  batı b&ouml;lgesinin hemen hemen her yerinde, Atat&uuml;rk ile beraber posterleri  asılmıştı. G&ouml;rev s&uuml;resince mahiyetindeki emniyet camiasınca da sevilen bir  insandı. H&uuml;k&uuml;met bu posterleri toplatma emrini vermeye cesaret edemedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu topraklar,  tarihinde hi&ccedil; g&ouml;rmediği, milli ve dini bir hıyanetle karşı karşıyaydı.  Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n gen&ccedil;liğe hitabesindeki&nbsp; <em>&ldquo;Memleketin d&acirc;hilinde, iktidara sahip  olanlar gaflet ve dal&acirc;let ve hatta hıyanet i&ccedil;inde bulunabilirler. Hatt&acirc; bu  iktidar sahipleri şahs&icirc; menfaatlerini, m&uuml;stevlilerin siyasi emelleriyle tevhit  edebilirler. Millet, fakr &uuml; zaruret i&ccedil;inde harap ve b&icirc;tap d&uuml;şm&uuml;ş olabilir&rsquo;&rsquo; </em> s&ouml;zleriyle işaret ettiği g&uuml;nler her halde bu g&uuml;nlerdi ya da bu g&uuml;nlerin  başlangıcıydı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kaynayan  d&uuml;nyadan, &uuml;lkemizin durumuna kısaca bir g&ouml;z attıktan sonra, biz yine &Acirc;dem efendi  ve gen&ccedil;lerin sohbetine d&ouml;nelim. &Acirc;dem efendi, İstanbul&rsquo;un Ortak&ouml;y semtinde, iki  katlı m&uuml;tevazı bir evde yaşıyordu. Alt katı fırın olarak inşa edilmiş evin &uuml;st  katında oturulmaktaydı &ccedil;aylar i&ccedil;ilirken, &Acirc;dem efendi sohbete devam ediyordu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar, insan bu d&uuml;nya hayatında bir tutsaktır. Beden ve bedenselliğinin  getirdiği şartlanmalar ve bedene &ouml;zg&uuml; kısıtlamalar, bu tutsağı bağlamış olan  zincirin halkalarıdır. Bu tutsaklıktan ve bu esaretten kurtulmak i&ccedil;in ilk adım  BİLGİYE ulaşmak ve bu bilginin getirisini yaşamaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bilgi  evrenseldir, ancak a&ccedil;ığa &ccedil;ıktığı veya tahsil edildiği makamın kapasitesince,  kısıtlı olarak algılanmaktadır. Evrensel bilginin yery&uuml;z&uuml; ser&uuml;veni,  bilebildiğimiz kadarı ile &uuml;&ccedil; değişik medeniyet i&ccedil;erisinde kendini  g&ouml;stermektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hazreti Musa  (a.s.) vefatından 568 yıl sonra ortaya &ccedil;ıkan ve Yunan medeniyeti diye bilinen  ama aslen Mısır, Hitit ve T&uuml;rk uygarlığı olan uygarlık, &Ccedil;in diyarı (eydi SİN) ve  Hazreti Muhammed&rsquo;in (s.a.v.) ortaya &ccedil;ıktığı Arap diyarı. Hazreti Peygamberin  &lsquo;&rsquo;İlim &Ccedil;in&rsquo;de dahi olsa alınız&lsquo;&rsquo; mealindeki s&ouml;z&uuml;, bu &uuml;&ccedil; medeniyetten ikincisine  dikkati &ccedil;ekmektedir. &Ccedil;in, k&ouml;kleri &ccedil;ok derinde olan ve &ccedil;ok gizli ilimlerin  diyarıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Evrensel  bilgi, evrene ve evrenlere y&ouml;n vermekte, mevcut dengeyi dile getirmektedir.  Fakat bu bilgi ağına ulaşmak, &ouml;yle kolay bir iş değildir. Ulaşabilenler ise bu  bilgiyi gizlemekte, kendilerine &ouml;zg&uuml; olarak şifreleyip, kendi aralarında  birbirlerine aktarmaktadırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu bilgilere  ulaşan sıradan insanlar ve meraklı araştırmacılar, sembolleri ve ardındaki derin  manaları anlamakta aciz kalırlar. Y&uuml;zeydeki yalın mana ile yetinirler ya da bu  yalın manaya kendi vehimlerince bir takım sırlar isnat ederler. Ama asıl SIR  olan, sembol&uuml;n ve yalın mananın altına ve arkasına gizlenmiş olandır. Bu gizleme  işlemi, g&ouml;r&uuml;n&uuml;rde &ccedil;ok karışık ama &ccedil;ok m&uuml;kemmel bir sistem i&ccedil;erisinde  şifrelemedir.&nbsp; Bu t&uuml;r gizlenmiş bilgiler, kimi zaman karşımıza bir Mit ya da  efsane olarak ta &ccedil;ıkabilmektedir. İnsanların bir&ccedil;oğu hatta &acirc;lim olan bir takım  insanlar bile, bu evrensel sırları, hik&acirc;ye ya da efsane olarak elinin tersiyle  bir kenara itmektedirler. B&uuml;t&uuml;n bunlar SIR olarak tabir edilen evrensel bilginin  bir kısmının, &ccedil;ok iyi gizlenmesindendir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bildiğimiz ya  da bildiğimizi sandığımız ger&ccedil;ekler, bilgiye ulaştık&ccedil;a değişim g&ouml;stermektedir.  Ger&ccedil;ek tektir ama bu ger&ccedil;eği algılayan kişinin, algılamasından doğan  farklılıklar kişi ya da toplumları yanıltmaktadır. O y&uuml;zden asıl olan ger&ccedil;eğe  ulaşmak i&ccedil;in s&uuml;rekli sorgulamalı ve yeni bilgilere a&ccedil;ık olmalıyız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mesela bir  takım s&ouml;zler ve s&ouml;zc&uuml;kler vardır. Bu s&ouml;zler s&ouml;ylendiği zaman bulunduğumuz evren  ile başka evrenler arasında irtibat kurulabilir, Meleklerden yardım alınabilir  ve bir takım g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler oluşturulabilmektedir. Hemen yanı başımızda ve i&ccedil; i&ccedil;e  yaşadığımız Berzah &acirc;lemine bir kapı a&ccedil;ılabilmekte ve o &acirc;lemde bulunanlarla  g&ouml;r&uuml;ş&uuml;lebilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bu  &acirc;lemlerle g&ouml;r&uuml;şmemizi ve harikulade şeyleri a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarmamızı sağlayan bu s&ouml;zler  değildir. Bu s&ouml;zlerle beynimizin ilgili b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n uyarılması neticesinde  ger&ccedil;ekleşen bir olaydır. İnsan beyni tam bir SIR&rsquo;DIR. Başından beri bahsettiğim  SIR, bu cevher topudur ve cevher topunda gizlenmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Beynimizde  saklı ve kilitli nice kapılar vardır ve bu s&ouml;zler, bu kapıların  anahtarlarıdırlar. Her kapı farklı bir bilincin a&ccedil;ılması, her yeni a&ccedil;ılan BİLİN&Ccedil;  ise farklı &acirc;lemlerin KAPISIDIR.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim, eğer ortada bir takım sırlar var ise bu sırları muhafaza eden ve  &ouml;ğreten gizli cemiyetler de olması gereklidir, kanaatimce.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Doğrudur evlat, ancak bu cemiyetler de Rahmani ve şeytani olmak &uuml;zere ikiye  ayrılırlar. İyi ile k&ouml;t&uuml;n&uuml;n, siyah ile beyazın m&uuml;cadelesidir bu. Şu an d&uuml;nyada  ve &uuml;lkemizde g&ouml;zlemlediğiniz gelişmeler, hep bu iki tarafın, birbiri ile olan  kapışmasıdır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim,&nbsp; Atat&uuml;rk, bu g&uuml;nleri bazen a&ccedil;ık bazen ise şifreli ve &uuml;zeri kapalı  olarak konuşmalarında haber vermişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  İhv&acirc;n&uuml;s-Saf&acirc; ismiyle bildiğimiz bir gizli cemiyet vardır ve bu cemiyet klasik  Sufilerden ayrılmaktadır. Din, tasavvuf, bilim, gizli ilimler evrensel sırlar,  bu cemiyetin genel &ouml;ğretisidir. Klasik din anlayışında, klasik tasavvuf ve  sufizm anlayışında olanlar, bu cemiyetin &ouml;ğretileri kendilerine g&ouml;re  şifrelendiği i&ccedil;in &ouml;zel sırlarına eremezler ve anlayamazlar&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ancak bu  cemiyet hakkında ileri s&uuml;r&uuml;len bir itham vardır; Tenas&uuml;h ve reenkarnasyona  inandıkları s&ouml;ylenir. Aslen bu doğru değildir. Y&uuml;ksek evrensel sırlara sahip  olduklarından yanlış anlaşılmışlar ve gizli oldukları i&ccedil;in bilerek ya da  bilmeyerek karalanmışlardır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Efendim  o zaman bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız bazı ger&ccedil;eklerin renkleri ve  kokuları farklı olabilir, bize yanlış ve eksik anlatılmış ya da &ouml;ğretilmiş  olması ihtimali y&uuml;ksektir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar, bize yanlış ve eksik anlatılan İLK BİLGİ TARİHTİR. Zaten tarihi eksik  ve yanlış anlattığın zaman, kişi ve toplumları ele ge&ccedil;irmen, kullanman ve  istediğin şekilde tasarruf etmen, &ccedil;ok kolaydır. Atat&uuml;rk, tarih bilgisine ve  i&ccedil;inde saklı, &ouml;rt&uuml;l&uuml; gizemlere meraklı bir insandı. Zaten uzun yıllar, bunun  eğitimini almıştı. Mesela T&uuml;rklerin Anadolu&rsquo;ya (1071) Malazgirt zaferi ile  yerleştiği &ouml;ğretisi, bilin&ccedil;li bir yalan ve d&uuml;zmecedir. T&uuml;rkler, &ccedil;ok daha eski  zamanlarda da Anadolu topraklarında yaşamışlar ve y&uuml;ksek medeniyetler  kurmuşlardır. Anadolu&rsquo;daki T&uuml;rk k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n varlığı, Uzak Doğulu Tokar T&uuml;rklerine  kadar dayanmaktadır.&nbsp; Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n bu konudaki bir s&ouml;z&uuml; ş&ouml;yledir:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><em>&lsquo;&rsquo;Anadolu  7000&nbsp; yıldır T&uuml;rk&rsquo;t&uuml; ve &Ccedil;anakkale&rsquo;de İngilizleri yendikten sonra Truvalıların  intikamını aldık.&rsquo;&rsquo; </em></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">T&uuml;rklere  &ldquo;İnsanlığın 5. Irkı&rdquo; da denmektedir.&nbsp; Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n kozmoloji, astronomi, jeoloji,  mitolojiye &ouml;zel ilgisinin yanı sıra, Kutsal kitaplardaki metinleri inceleme ve  araştırmayla da ayrıca ilgilenmekteydi. Yaratılıştan gelen yetenekleri sayesinde  KEMAL mertebesine erişmiş olup, adının sonuna bu mertebeyi ifade eden, KEMAL  ismi eklenmiştir. Bu ikinci ismin verilişinin ger&ccedil;ek sebebi budur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sohbetin tam  burasında i&ccedil;eriye &Acirc;dem efendinin oğlu girdi. Dokuz ile on yaşlarında, mavi g&ouml;zl&uuml;  ve sarışın, pırıl pırıl bir &ccedil;ocuktu. G&ouml;zlerinin maviliği o kadar &ccedil;ok belli  oluyordu ki, adeta ışıl ışıl yanıyorlardı. &Ccedil;ocuğun y&uuml;z&uuml;ndeki nur, i&ccedil;erisini  biraz daha aydınlatmıştı sanki!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocuk, tek tek  gen&ccedil;lerin elini &ouml;p&uuml;p, hoş geldiniz dedikten sonra, babasının yanına oturdu.  &Ccedil;ocukta tuhaf bir şeyler vardı, sanki b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş te k&uuml;&ccedil;&uuml;lm&uuml;ş gibiydi. G&ouml;zlerindeki  bakış olabildiğine derin ve y&uuml;zyılların bilgeliğini haykırırcasına mana doluydu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Delikanlı, ismini &ouml;ğrenebilir miyiz ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;OCUK: İsmim  Hasan efendim&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Maşaallah Hasan &ccedil;ok g&uuml;zel bir isim.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;OCUK:  Teşekk&uuml;r ederim. Sizler Kırklareli&rsquo;nden geldiniz değil mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet  Hasan sen oraları bilir misin?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;OCUK: Evet  efendim. Annem ile babamın geldikleri zaman mağarasının bulunduğu yer.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Hasan,  sen anneni hatırlıyor musun?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocuk burada  cevap vermekte teredd&uuml;t edip, babasına doğru bir bakış attı. Hakan, &ccedil;ocuğun  yaşadığı bu teredd&uuml;tten dolayı, yanlış bir soru sorduğunu sandı. Tam &ouml;z&uuml;r  dileyecekti ki &Acirc;dem Efendi s&ouml;ze girdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Hadi oğlum, sen aşağı fırına inip, bize bir &ccedil;ay demlemelerini s&ouml;yler misin?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;OCUK: Tabii  babacım&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Gen&ccedil;ler&hellip; &Ccedil;ocuğun, annesini hatırlayıp hatırlamadığı sorusuna cevap vermedeki  teredd&uuml;d&uuml; şundan kaynaklanıyor. Hasan, sıra dışı bir &ccedil;ocuk ve vakti geldiğinde  zamanın Kutbu olacak inşallah. Zaten normal olarak benim gibi, Hasan da bu  zamana ait bir insan değil. Biliyorsunuz, 16. y&uuml;zyıldan bu zamana gelmiş  bulunuyoruz. Eğer o zamanda d&uuml;nyaya gelmiş olsaydı, şu an tarih kitaplarında  ismi ge&ccedil;iyor olacaktı. Hasan berzah &acirc;leminden annesi ile g&ouml;r&uuml;şebilmektedir. Her  &ccedil;ocuk, anne s&uuml;t&uuml;nden kesilinceye kadar keşif ehlidir. Ayan beyan, manevi  &acirc;lemleri g&ouml;rmektedir. Ancak anne s&uuml;t&uuml;nden başka gıdalar almaya başladıktan perde  inmeye başlar, manevi &acirc;lemleri sadece r&uuml;yada g&ouml;rmeye devam ederler. Bu hal  genellikle &uuml;&ccedil; yaşına kadar devam eder. Hasan&rsquo;da bu keşif hali hala devam  etmektedir ve bu y&uuml;zden berzah &acirc;leminde annesini g&ouml;r&uuml;p, g&ouml;r&uuml;şebilmektedir. İşte  bu y&uuml;zden &lsquo;&rsquo;hatırlıyor musun?&rsquo;&rsquo; sorunuza cevap vermekte teredd&uuml;t etti.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim, Hasan gibi daha başka sıra dışı &ccedil;ocuklar var mı?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Elbette var, &uuml;stelik her devirde bu t&uuml;r &ccedil;ocuklar bulunmaktadır. Bu t&uuml;r &ccedil;ocuklar  b&uuml;y&uuml;d&uuml;klerinde bir kısmı inan&ccedil;, bir kısmı bilim ya da toplumların liderliği gibi  konularda, insanoğluna ışık ve &ouml;nder olmuşlar, insanoğlunun tek&acirc;m&uuml;l&uuml;ne katkıda  bulunmuşlardır. &Ccedil;ocuklar&hellip; İnsanoğlunun varlık yani yaşam ser&uuml;veni bu d&uuml;nya  gezegeninde başlayıp, burada bitmiyor ki. Burası insanoğlunun ilk durağı  olmadığı gibi, son durağı da değildir. Hatta Cennet bile son durak değildir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Cennet  bile son durak değil mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Bu konuyu, sizin veri tabanınızı yaz-boz tahtasına &ccedil;evirmeden ya da d&uuml;ş&uuml;nce  melekenizi bloke etmeden ş&ouml;yle anlatayım:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu d&uuml;nya ilk  durak olmadığı gibi Cennet te son durak değildir. Cennet&rsquo;in ardında Muhiddin  İbni Arab&icirc;&rsquo;nin bildirdiği &uuml;zere &lsquo;&rsquo;KUM TEPELERİ&rsquo;&rsquo; vardır. Ancak şu anda ne ben  size bunu anlatabilirim, ne de siz bunu anlayabilirsiniz ama İnşaallah  &ouml;ğreneceksiniz. Biraz sabır, hepsi sırayla &ccedil;ocuklar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ge&ccedil;enlerde  bizim sohbet meclisimize katılanlardan biri, &ccedil;ocuklarının bir takım garip şeyler  hatırladığını s&ouml;yleyerek, bunun olasılık d&acirc;hilinde olup olmadığını sordu.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Ne gibi  şeyler hatırlıyormuş ve hangi zamana ait?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ocuklar babalarına gelip &lsquo;&rsquo;Baba, hepimiz uzun boyluyduk ve birbirinden farklı  renklerde bir s&uuml;r&uuml; kapı vardı. D&uuml;nyanın kapısı, beyaz renkli ve birinci kapıydı.  Hepimiz giysilerimizi giymeden &ouml;nce beyaz renkli ve ışıklıydık. Herkes  birbirinden farklı giysiler giyerek, farklı kapıların &ouml;n&uuml;nde sıra oluyorlardı.  Kapıdan ge&ccedil;erken bembeyaz ve &ccedil;ok parlak bir ışık hatırlıyorum ve son  hatırladığım bu beyaz ışık&rsquo;&rsquo; diye s&ouml;yleyince, adam da koşup benim yanıma gelmiş.  Bu &ccedil;ocukların bunu bu kadar net hatırlaması ve bu sorunun bize sorulması, artık  ger&ccedil;eğin a&ccedil;ıklanmasının vaktinin geldiğini g&ouml;sterir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocuklar; Her  insan İslam fıtratı &uuml;zerine doğar, ancak bu doğma ruhlar &acirc;lemine yani ilk  yaratıldığımız An&rsquo;a doğmaktır. Her insan, Efendimizin(s.a.v.) bir kopyasıdır ve  Efendimiz, her Fıtratıyla, Allah (c.c.) ahlakı &uuml;zeredir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">En doğrusunu  Rabbimiz olan Allah (c.c.) bilir ve bize de bildirir. Ruhlar &acirc;lemine doğan  insan, bu &acirc;lemde &ccedil;eşitli mertebelerde gezdirilir. Yani bir hayatı, Rabbini  tanımak ve bilmek i&ccedil;in, bir &ouml;ğrenim ve se&ccedil;im d&ouml;nemi ge&ccedil;irir. Bu &acirc;lemde (ruhlar  alemi) 40 mertebe vardır ve bu 40 mertebeyi yaşar. Bu mertebelerdeki yaşam ve  se&ccedil;imleri ile ilgili 41. mertebe olan d&uuml;nya &acirc;lemine g&ouml;nderilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanın bu  d&uuml;nyaya, kadın ya da erkek olarak gelmesi, ailesinin kimler olması, malı-m&uuml;lk&uuml;  ve Rabbini tanıması yani bu d&uuml;nyada doğuştan sahip olduğu her şeyi kendi se&ccedil;er  ve ONAYI m&uuml;teakip buraya gelir. Yani şu d&uuml;nyada her şey, aslında bizim  se&ccedil;imimizdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bazıları bu  d&uuml;nyaya şaki gelir, şaki giderler, bazıları ise Sait gelir, Sait giderler. İnsan  Rabbinden razı olmalı, kul ne istedi ise RAB onu yarattı, o şekilde yarattı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ruh, Allah&rsquo;ın  İlminde vardır. Allah&rsquo;ın ilmi kadim olduğuna g&ouml;re Ruh da kadimdir. Yalnız burada  &ccedil;ok ince ve hassas noktalar var, onlara dikkat. İnsan hangi zamana yakınsa, o  zamanı daha iyi hatırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;ğretilen şey  unutulmaz ve insanla beraber bu &acirc;leme gelir. Bug&uuml;n bilin&ccedil;altı denilen aslına  hen&uuml;z kimsenin eremediği ve insanda saklı olan depolama biriminde saklanır bu  haller ve yaşananlar. Ancak insan &ouml;ğrendiği ya da yaşadığı An&rsquo;lara birtakım  haller i&ccedil;erisine girdiğinde, o depolama birimindeki benzeri, ona kılavuz olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">O depolama  biriminin bir kısmını zaten akıl ve vicdan olarak kullanıyoruz. D&uuml;ş&uuml;nsene,  bunlar nereye başvuruyorlar da, bizde rahatlama ya da i&ccedil;eride bir sıkıntı  oluyor. İnsan buraya &ldquo;hard disk&rdquo;inde işletim sistemi ile y&uuml;kl&uuml; geliyor. Ama bu  işletim sisteminin bazı dosyaları okunamamakta, hatta erişim engellenmektedir.  Peki neden?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;&uuml;nk&uuml; sende  olan her şeye erişebilseydin, bu bedende duramaz, bu &acirc;lemde yaşayamazdın ve  doğruluktan imtihan edilmezdin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İ&ccedil;ine  girdiğimiz d&ouml;nem, insanoğlunun varlığında kayıtlı olan bilginin hızla a&ccedil;ığa  &ccedil;ıkması ile hızlanmış bir tek&acirc;m&uuml;l s&uuml;recidir. Her yeni doğan &ccedil;ocuk, bir &ouml;nceki  nesilden daha fazla bilgi i&ccedil;eren yani hatırlayan ve y&uuml;ksek bilince sahip  &ccedil;ocuklardır. Varlığımızı oluşturan atomların b&uuml;nyesindeki elektronların y&uuml;k&uuml;,  g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e artmaktadır. Sizde biliyorsunuz ki sadece biz değil, t&uuml;m evren  atomlardan oluşmuştur. Bu da demektir ki değişim sadece bizde değil evrenin her  bir noktasında meydana gelmektedir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim, y&uuml;ksek bilince sahip &ccedil;ocukların artacağını ve bu &ccedil;ocukların bilgi alış  verişi bakımından, evrensel sistemle ayni paralelde gelişeceğini ve geliştiğini  s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. Bu &ccedil;ocuklar, bir &ouml;nceki nesle g&ouml;re farklı davranışlar da  sergileyeceklerdir o zaman?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Beyin kapasitesi ve bilin&ccedil; olarak hızlı bir b&uuml;y&uuml;me s&uuml;recinden ge&ccedil;en bu &ccedil;ocuklar,  doyumsuz ve her şeyden &ccedil;abuk bıkan ayni zamanda &ccedil;ok hareketli bir nesildir.  Beraberinde dikkat eksikliği de g&ouml;r&uuml;lmektedir.&nbsp; Bug&uuml;nk&uuml; insanların s&ouml;z&uuml;yle  &ldquo;hiperaktif&rdquo; bir nesil diyebiliriz.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim; Bu anlattığınız konular &ccedil;ok sıradışı ve genelin anlayamayacağı  bilgiler. Bu bilgilerin genele kapalı olmasındaki hikmet nedir acaba?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  &Ccedil;ok &ccedil;ok eski zamanlarda, arz &uuml;zerindeki insanlık ikiye b&ouml;l&uuml;nd&uuml; &ccedil;ocuklar. Bir  kısım insanlar, farklı şer boyutlarının bilgisine vakıf olarak bunu zahir planda  b&uuml;y&uuml; adı altında, insanoğluna zarar vermek i&ccedil;in kullandılar. Aslen b&uuml;y&uuml; adı  altında maskelenen bu bilgiler, y&uuml;ksek bilimsel verilerden başka bir şey  değildi. Siz bug&uuml;n lazer silahı ile ya da uzay teknolojinizle, ilkel bir kavmin  arasında faaliyet g&ouml;sterseniz size b&uuml;y&uuml;c&uuml;, teknolojinize de b&uuml;y&uuml; olarak  bakarlar. Bu bakış a&ccedil;ısı yıllardır b&ouml;yle s&uuml;r&uuml;p gitmektedir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim; b&uuml;y&uuml; denen şeyin y&uuml;ksek ilim olduğunu mu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Hayır hayır, yanlış anladınız. Burada b&uuml;y&uuml;y&uuml; anlatmıyorum, elbette b&uuml;y&uuml; vardır  ve yasaklanmıştır. Yasaklanmasında bir takım hikmetler vardır. Benim anlattığım  evrensel sistem i&ccedil;erisinde, sistemin işleyişinin &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesiyle elde edilen  bilgilerin, sadece belli bir z&uuml;mre tarafından bilinmesi ve kullanılmasıdır. İşte  bu z&uuml;mreye y&uuml;zyıllardır b&uuml;y&uuml;c&uuml; ve ulaştıkları ilme de b&uuml;y&uuml; olarak bakılmıştır.  Bu y&uuml;ksek bilgileri insanoğlunun faydası i&ccedil;in kullananlar ve gizleyenler olduğu  gibi, ayni ilmi insanoğlunun zararı i&ccedil;in kullananlar ve gizleyenler de vardır.  Bu ilim bazen aşik&acirc;r edilir ama kimisi insanlığın faydasına yapar bu işi, kimisi  ise, insanlığın zararına yapar bu işi.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: O zaman  bazı insanlar şeytanın tarafında bazı insanlar ise Rahman&rsquo;ın tarafında faaliyet  g&ouml;stermekteler diyebiliriz değil mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  İsabet ettiğin gibidir evlat. Bu olay iyi ile k&ouml;t&uuml;n&uuml;n m&uuml;cadelesidir ama işin  hakikatine vakıf olduğunda her şeyin yerli yerince olduğunu g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Nasıl  yani efendim?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Burada anlattığımız b&uuml;t&uuml;n bu oluşlar, Cenabı Allah&rsquo;ın esmalarının surete  b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş hallerinin, birbirleri ile olan m&uuml;cadelesidir. Siyah fon olmazsa Beyaz  renk nasıl belli olur, ağlamak olmazsa g&uuml;lmenin ne anlamı olur. İşte bu  m&uuml;cadelenin aslı &lsquo;&rsquo;Hadi&rsquo;&rsquo; esması ile &lsquo;&rsquo;Mudil&rsquo;&rsquo; esmasının tecellisinden başka bir  şey değildir. Herkes gibi, sizler de bu m&uuml;cadelenin i&ccedil;inde yer almaktasınız.  Size, r&uuml;yanızda ya da yakaza halinde, Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;den, sure ya da ayet  g&ouml;sterildi mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:&nbsp; Evet  efendim g&ouml;sterildi ama sebebini ve hikmetini bilemedik.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Hangi tarihlerde ve hangi sırayla g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z bu r&uuml;yaları, anlatır mısın?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  10.11.2008 Tarihinde Kartal kayalığının (&hellip;) y&ouml;n&uuml;ndeki bir noktada Saffat suresi  s&ouml;ylendi. 15.11.2008 Tarihinde ise Rad Suresinin son 3 ayeti g&ouml;sterildi. Yine  ayni gece devam eden r&uuml;yada Sad suresi g&ouml;sterildi.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Maşallah &ccedil;ocuklar, tam beklediğimiz gibi.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Biz  hi&ccedil;bir şey anlamadık, biraz a&ccedil;ar mısınız konuyu?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;DEM EFENDİ:  Arz &uuml;zerinde jeopolitik ve manyetik kutupların 114 defa değişime uğrayacağı ve  yery&uuml;z&uuml;nde 114 ayrı d&ouml;nem yaşanacağı s&ouml;ylenmektedir. Yine ayni s&ouml;ylentiye g&ouml;re,  i&ccedil;inde bulunduğumuz son ya da son d&ouml;nemlerden birisidir. İ&ccedil;inde yaşadığımız  d&ouml;nemin son d&ouml;nemlerden birisi olduğunu kuvvetli kılan delillerden biri de  Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in 23 yılda inmesidir. 22 Sayısının işaret ettiği d&ouml;nem bitmiştir.  23 Sayısının işaret ettiği d&ouml;neme girmek &uuml;zereyiz, yani insanlık yeni bir  tek&acirc;m&uuml;l&uuml;n ve değişimin eşiğindedir. Bu yaşanan &uuml;z&uuml;c&uuml; olaylar hep bu değişimin  ger&ccedil;ekleşmesindeki ara s&uuml;re&ccedil;lerdir. Saffat ve Sad sureleri, Kuran&rsquo;ın ka&ccedil;ıncı  sureleri ise d&uuml;nyanın da ayni d&ouml;nemlerinin bilgisini ve sırrını i&ccedil;ermektedir.&nbsp;  Rad Suresinin son 3 ayeti de ayni surenin işaret ettiği d&ouml;nemin, sırlarından  birini i&ccedil;ermektedir. Bu arada size bu Sureleri s&ouml;yleyenler ka&ccedil; kişiydiler ve tam  olarak nerenizde duruyorlardı?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Bu yazı  dizisindeki olaylar ve kişiler tamamen hayal kurgusudur.)</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p align="left" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent  G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="278" title="1" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1260-zamanin-dokusu-4-ve-5-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZAMANIN DOKUSU (2. ve 3. BÖLÜM)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1258-zamanin-dokusu-2-ve-3-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1258-zamanin-dokusu-2-ve-3-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:24:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1258</guid>
		<description><![CDATA[ZAMANIN DOKUSU (2. ve 3. B&#214;L&#220;M) Unutmayalım ki; İnsan ve k&#226;inat, bir b&#252;t&#252;n&#252;n par&#231;alarıdır. İnsanı k&#226;inattan, k&#226;inatı da insandan ayrı olarak ele alamıyorsak, Kuran&#8217;ı da sadece bir ibadet kitabı olarak...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /><strong>ZAMANIN DOKUSU (2. ve  3. B&Ouml;L&Uuml;M)</strong></font></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><strong> <font size="2" face="Verdana"><em>Unutmayalım ki; İnsan ve k&acirc;inat, bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n  par&ccedil;alarıdır. İnsanı k&acirc;inattan, k&acirc;inatı da insandan ayrı olarak ele alamıyorsak,  Kuran&rsquo;ı da sadece bir ibadet kitabı olarak g&ouml;remeyiz. Bir b&uuml;t&uuml;n olarak ele  almalı, hikmet ve kudret y&ouml;n&uuml;yle anlamalı, d&uuml;nya ve ahiret eksenli yaşamalı,  kendi zamanımızın birer şahitleri olarak, bu Sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml;nde yerimizi  almalıyız.</em></font></strong></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><em><br />
***</em></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yolculuk  bayağı keyifli ge&ccedil;iyordu. İki koltuk arkadaşının ilgi ve bilgi alanlarının  uyuşması birbirlerine olan &ccedil;ekim g&uuml;c&uuml;n&uuml; arttırıyor, kelam ettikleri konular,  başka konuları a&ccedil;ıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  sizin de bildiğiniz &uuml;zere, şu an i&ccedil;inde bulunduğumuz kaos ortamı, aslında kendi  ellerimizle yapıp ettiklerimiz y&uuml;z&uuml;ndendir. Şu an d&uuml;nya, 30 hertz civarında bir  titreşim i&ccedil;inde yani şiddet, savaş, bencillik, paylaşımsızlık frekansında.  Bizden &ccedil;ıkan duygular bunlar olunca, başımıza gelenler de bunlar oluyor tabi ki.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Beyin  dalgalarımız, atmosferdeki molek&uuml;lleri etkileyip, belli frekans aralığında  titreşmelerine sebep olurlar. Pozitif ya da negatif olarak &uuml;rettiğimiz beyin  dalgalarımız, bu molek&uuml;ller sayesinde, enine ve boyuna olmak &uuml;zere yayılırlar ve  bulutlar gibi, belli yoğunluk alanları oluştururlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Tabii  ki felaket bulutları olduğu gibi, rahmet bulutları da vardır hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Dua,  tevekk&uuml;l, iyi niyet ve teslimiyet gibi, kişiye uygun zikirler gibi hallerin,  oluşturduğu pozitif alanlar yani bulutlar, elbette ki rahmet bulutlarıdır. Senin  de saydığın &uuml;zere bencillik, paylaşımsızlık, haset ve daha nice şeytani fikir ve  d&uuml;ş&uuml;ncelerin oluşturduğu negatif alanlar yani bulutlar da, felaket bulutlarıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  siz doktorsunuz. Rahmetli Dr. Haluk Nurbaki hocamızın, kanser tedavisinde,  y&uuml;ksek moral g&uuml;c&uuml;n&uuml;n ve motivasyonun, duanın ve inancın, ila&ccedil;lardan daha etkili  olduğu y&ouml;n&uuml;ndeki s&ouml;zlerini bilirsiniz. Hatta hastalarında, sıra dışı yani olağan  dışı iyileşmeleri, herkes tarafında da bilinmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Filiz  hocanızın projesine sebep olan nokta da bunlar dı değil mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Biz  Rahmetli Filiz hocanın, kanser olduğunu bilmiyorduk. Yurt dışına giderken vefat  edeceği otob&uuml;se, binmeden &ouml;nce &ouml;ğrendik. Onu da kendisi s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Filiz  hoca, sizlerin moral g&uuml;c&uuml;n&uuml;n, kendi hastalığı sebebi ile zayıflamasını ve  hevesinizin kırılmasını istememiş. D&uuml;şerek vefat edeceği otob&uuml;se binerken  s&ouml;ylemesi ise Allah&rsquo;ın izni ile &ouml;leceğini bildiği i&ccedil;indir herhalde.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  Haluk hocamın da dediği gibi, pozitif duygular ve sevgi, insanın kendi DNA&rsquo;sını  bile değiştirebiliyor. İnsan beyni, sırları &ccedil;&ouml;z&uuml;lememiş değişik dalga boylarında  titreşmektedir. Bu titreşim enf&uuml;s ve afaka olmak &uuml;zere, ayrı dalga boylarında  yani frekanslarda yayılmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Titreşim ve  bundan yayılan fotonlar, pozitif ya da negatiflilik durumuna g&ouml;re DNA &uuml;zerinde  değişiklik yaratabilmektedir. Dua ettiğimizde, &uuml;mitvar hal i&ccedil;erisinde  olduğumuzda, Allah&rsquo;a karşı teslimiyet ve tevekk&uuml;l halinde, samimiyetle  durduğumuzda, ruhumuzdan ve beynimizden yayılan titreşim ve ışımalar,  bedenimizin en k&uuml;&ccedil;&uuml;k yapı taşına kadar etkileyebildiği gibi, i&ccedil;inde bulunduğumuz  &acirc;lemi ve &acirc;lemleri bile etkilemektedir. Hatta yaratılış s&uuml;recine bile etki  etmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı ka&ccedil; t&uuml;r dalga vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  &uuml;&ccedil; t&uuml;r ana dalga vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">1-Ses  dalgaları, su dalgaları, mekanik dalgalar gibi dalgalar</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> 2-Elektromanyetik dalgalar yani E-M dalgaları</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">3-Olasılık  dalgaları</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ses, su ve  mekanik gibi dalgaların yayılması i&ccedil;in bir ortam şart olmakla beraber  elektromanyetik ya da olasılık dalgaları i&ccedil;in herhangi bir ortama gerek yoktur.  Bu saydıklarımızdan ses dalgaları, havada k&uuml;resel olarak yayılırlar. En hızlı  katı ortamlarda en yavaş ise gaz hali olan ortamlarda hareket ederler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı yanlış hatırlamıyorsam, ses dalgaları da kendi arasında ayrılmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Doğrudur hocam. İşitilebilir olan frekansı (yani bir saniyedeki dalga sayısı) 20  ile 20.000 aralığındaki değerin altında kalan ses dalgalarına İNFRASONİC  dalgalar, &uuml;st&uuml;nde bir değerde titreşim yapan dalgalara da ULTRASONİC ses  dalgaları denilmektedir.&nbsp; 17 Ağustos depreminin hemen &ouml;ncesinde duyulan, uğultu  ve g&uuml;mb&uuml;rt&uuml; şeklindeki sesler İnfrasonic ses dalgalarına &ouml;rnektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı, eğitimi olmayan, bu gibi konuları hi&ccedil; okumamış birine, ses dalgaları  ile deprem oluşturulabilir olduğunu nasıl ifade edersin ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Sesin  şiddeti, ses dalgasının sahip olduğu ya da taşıdığı enerjinin, birim alana  uyguladığı kuvvet ile &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Ses dalgalarını, denizdeki dalgalar gibi  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek, taban ve tavan aralığı vardır. Bu iki u&ccedil; arasındaki mesafeye dalga  boyu ve bu mesafe arasında, bir saniyede ge&ccedil;en dalga sayısına da, o dalganın  frekansı denir. Toprak katı bir ortamdır ve ses dalgaları katı ortamlarda daha  &ccedil;abuk yayılırlar. Deprem oluşturulacak b&ouml;lgede, &ouml;nce bir fay hattı tespit edilir  ve anlattığım &uuml;zere dalga boyu ve frekansı arttırılarak, fay hattının kırılması  i&ccedil;in, istenilen b&ouml;lgeye kuvvet uygulanır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı, &acirc;leme şekil veren aslında sestir biliyor musun? O ses kesildiği  zaman, &acirc;lem dağılır, toz duman olur. Evren SES ile ayakta durmaktadır ve tek bir  SES ile yıkılacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  atomun &ccedil;ekirdeğinin etrafında d&ouml;nen elektronlar, yedi tam ses ve on iki yarım  ton &ccedil;ıkarırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Bunları  topladığın zaman19 sayısı &ccedil;ıkar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Yani  besmelenin SIRRI &ccedil;ıkar hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Varlığın suretini bozan, Azrail (a.s.) sesidir ve varlığa ikinci şekli veren ise  İsrafil (a.s.) sesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Mevlevilerin kullandığı &ldquo;Ney&rdquo;in sesinin sırrı da buradan geliyor olsa gerek  hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı, Ney ruhumuza nakşedilmiş olan Kuran&rsquo;ın, notaları ile ses vermektedir.  İslam olsun olmasın, hangi dilden ve dinden olursa olsun, Mevlana&rsquo;nın Ney&rsquo;ini  dinleyen kişilerin ruhu, hazla ve hasretle titremektedir. Kuran&rsquo;ın her bir  harfi, ilahi bir notadır ve ney bu notalarla &ccedil;almaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  Hidrojen atomu, yaratılan her şeyin aslı ve temelidir. Bildiğimiz b&uuml;t&uuml;n  elementler ve atomlar, Hidrojen atomunun farklı kombinasyonlarla bir araya  gelmesidir. Elementler ve atom cetvelinde de ilk sırada yer alır. Yani varlık,  BİR olanın farklı olarak algılanmasından başka bir şey değildir. &Ccedil;okluk ve  &ccedil;eşitlilik algılayana g&ouml;redir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: İşte bu  y&uuml;zden bir teneke par&ccedil;asıyla ya da bir taş par&ccedil;asıyla, altının değeri, tasavvuf  ehlinin g&ouml;z&uuml;nde birdir. &ldquo;H&rdquo; harfi Hidrojen atomunun simgesidir. Cenabı Allah&rsquo;ın  Zat&rsquo;ına &ldquo;HU&rdquo; diye işaret edilir. Burada &ldquo;U&rdquo; harfi sesli ektir. Geriye sadece &ldquo;H&rdquo;  kalır. Bilmem bir şey anlatabildim mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  &ldquo;H&rdquo;, alıp verdiğimiz nefesin de sesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı &ldquo;H&rdquo; harfinin ebced değeri 5 eder. Ehli beyt&rsquo;in sayısı da beştir, farz  namazların sayısı da beştir. &ldquo;H&rdquo; ayni zamanda &Acirc;lemlerdeki tek Ruh&rsquo;un simgesidir.  İdris (a.s.) zamanından ve onun &ouml;ğretisinden devam edenlerin yaptıkları  m&acirc;bedlerin girişlerinde, bu &ldquo;H&rdquo; harfi muhakkak bulunurmuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  evrende de 7 ana temel renk vardır. Benim gibi bir fizik m&uuml;hendisinin dediği  &uuml;zere:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Varlıktaki t&uuml;m  renkler, bu ana frekansların yani 7 rengin, &ccedil;eşitli g&uuml;&ccedil;lerde (şiddette) bir  karışımı sonucu ortaya &ccedil;ıkan, sonsuz sayıdaki &ccedil;eşitli şiddet ve frekanstaki  dalgalardır. Ayni şekilde duyduğumuz sayısız t&uuml;m m&uuml;zik &ccedil;eşitleri de (ki bu da  sonsuz sayıda olmaktadır) yedi ana notanın yani frekansların, &ccedil;eşitli g&uuml;&ccedil;lerde  (şiddetlerde) ve s&uuml;reler i&ccedil;inde (oranlarda) yan yana ya da aynı anda sıralı  dizilmesiyle oluşan frekanssal yapılardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı, Cenabı Allah&rsquo;ın halifesi olarak yaratılmış olan insana verilen 7  sıfatın mahiyeti, ne kadar da akıl almaz &ouml;l&ccedil;&uuml;de değil mi? Evrenin yaratılışının  sırrına sahip olan insanoğlu, ne m&uuml;barek bir varlık değil mi? Ne yazık ki;  &uuml;zerinde oturduğu bir k&uuml;p altından habersiz, dilenen biri misali, sahip  olduğumuz ilahi Hazineden habersiz olarak, d&uuml;nyadan d&uuml;nyalık dilenmekteyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  kısıtlı algılama ara&ccedil;ları olan 5 duyunun &ouml;tesine ge&ccedil;ebilseydik, evreni  algılamamız daha farklı olacaktı. Ger&ccedil;i Tasavvuf ehli, bu 5 duyunun &ouml;tesine  ge&ccedil;ebilmiş ve daha &ouml;tesinde algıladıklarını ve g&ouml;rd&uuml;klerini, ya da duyduklarını,  diğer insanlara MİSAL ya da BENZETME yollu anlatmışlardır. Bilim bu g&uuml;n bu  tasavvuf ehlinin anlattıklarını, yaptıkları cihazlarla, daha yeni keşfetmeye ve  anlamaya başladı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;i, Hazreti Rasulullah&rsquo;ın (s.a.v.) s&ouml;zlerini ve Tasavvuf ehlinin eserlerini  anlamak i&ccedil;in, meseleye ezberci ve taklit&ccedil;i bir zihniyetle değil, İLİM ve FEN  noktasında yaklaşmalıyız. Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n yaptığı en b&uuml;y&uuml;k değişimlerden biri de,  bunu sağlamaya &ccedil;alışmak oldu. Ne yazık ki; Kuran&rsquo;ı anlama noktasında, kendini  sabitlemiş olan ve &ccedil;ağın gerektirdiği şekilde kendini yenileyemeyen, bir takım  z&uuml;mrelerce yanlış anlaşıldı ve yanlış ANLATILDI.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: H&acirc;lbuki  Hazreti Ali efendimiz ş&ouml;yle buyurmuştur:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> &ldquo;&Ccedil;ocuklarınızı, kendi yaşayacakları zamana g&ouml;re yetiştiriniz.&rdquo; Kişi evvela kendi  bulunduğu zaman diliminin şartlarına ve bilimsel gelişmelerine uygun olarak,  kendini yetiştirmelidir ki, &ccedil;ocuklarını, kendisinden sonraki zaman dilimine  hazırlayabilsin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ayrıca Cenabı  Allah, bizi bu zaman diliminde yarattı ise, biz de bu zaman diliminin, ilmi  fenni gelişmeleri ışığında, mukaddes kitabımız Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;i ve k&acirc;inat  kitabını okumalı ve bu zamanın m&uuml;spet anlayışı i&ccedil;erisinde, idrak etmeye  &ccedil;alışmalıyız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ı Kerim,  b&uuml;t&uuml;n zamanların h&acirc;kimi olan Allah (c.c.) tarafından g&ouml;nderildiği i&ccedil;in zaman  &uuml;st&uuml; bir kitaptır. B&uuml;t&uuml;n zamanlara hitap ve h&uuml;kmeder. Her zamana, o asrın  anlayışı i&ccedil;erisinde konuşur, deliller sunar ve ikaz eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Yani  kısaca ZAMAN, Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;i TEFSİR eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Maalesef &ccedil;ok uzun zamandır, İslam &acirc;leminde, Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in manasına inmek  ikinci plana atıldığı i&ccedil;in, anlaşılamamış, anlaşılamadığı i&ccedil;in gereği gibi  yaşanılamamış, taklidi bir iman seviyesinden, şuurlu ve yaptıklarının,  okuduklarının idraki i&ccedil;erisinde olan bir m&uuml;sl&uuml;man seviyesine, erişilememiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Elbette ki;  samimiyet ve ihl&acirc;s, kulluğun ana gayelerinden biridir. Ancak; d&uuml;nya hikmet yurdu  olduğu i&ccedil;in, perdeleri aralayıp, ibadetlere ve Allah&rsquo;ın emir ve yasaklarına ve  olaylara, hikmet penceresinden bakmak ta, samimiyetimizi ve ihl&acirc;sımızı  per&ccedil;inleştirir. Tahkiki iman sahiplerinden kılar. İman derecemiz İLMEL YAKİN  mertebesine &ccedil;ıkmış olur ki, şahadetimiz o zaman, ş&uuml;phesiz ve ger&ccedil;ek&ccedil;i olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir şeyi  bilmek onu g&ouml;rmektir. İlim bilmektir, bilmek g&ouml;rmektir, g&ouml;rmek şahit olmaktır.  Şahit olmakta, şahitliği yani şahadeti gerektirir. İşte bu noktada herkes  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kadar Allah ve Resul&uuml;n&uuml; (s.a.v.) tanıyacak, Kuran ve s&uuml;nneti anlayacak,  bu doğrultuda yaşayarak, kendi zaman diliminin şahitleri arasında yerini  alacaktır. Tefekk&uuml;r&uuml;n, nafile ibadetlerden &uuml;st&uuml;n tutulmasının sebebi,  hikmetlerin d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;p, kudretinin g&ouml;r&uuml;lmesi değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Evet  delikanlı. Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in bir&ccedil;ok yerinde, kişiler d&uuml;ş&uuml;nmeye, akletmeye ve  anlamaya &ccedil;ağırılmıyorlar mı? Hatta Rabbimiz: Semaya g&ouml;zlerimizi kaldırıp, tekrar  tekrar bakmamızı ve d&uuml;ş&uuml;nmemizi emretmiyor mu? Hi&ccedil; bilenle, bilmeyen bir olur mu  diye ikaz etmiyor mu?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte biz de  g&uuml;n&uuml;m&uuml;z ilminin ve fendeki gelişmelerin ışığında d&uuml;ş&uuml;nmeli, tefekk&uuml;r etmeliyiz.  Tefekk&uuml;r g&ouml;z&uuml;m&uuml;zle ve ilim g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zle, her biri birer tefsir olan hikmetleri  seyretmeliyiz ve seyrettirmeliyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Unutmayalım  ki; İnsan ve k&acirc;inat, bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n par&ccedil;alarıdır. İnsanı k&acirc;inattan, k&acirc;inatı da  insandan ayrı olarak ele alamıyorsak, Kuran&rsquo;ı da sadece bir ibadet kitabı olarak  g&ouml;remeyiz. Bir b&uuml;t&uuml;n olarak ele almalı, hikmet ve kudret y&ouml;n&uuml;yle anlamalı, d&uuml;nya  ve ahiret eksenli yaşamalı, kendi zamanımızın birer şahitleri olarak, bu Sırat  k&ouml;pr&uuml;s&uuml;nde yerimizi almalıyız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>İLMEL  YAKİN, AYNEL YAKİN, İNŞAALLAH HAKKEL YAKİN</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  farklı zaman dilimlerinin yani boyutlarının t&uuml;m bilgisi, t&uuml;m k&acirc;inatı kaplayan  evrensel bir titreşim ağında saklıdır. Her insanda, bu frekanslarla ayni dalga  boyunda tınlaşıma girerek, ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; bilgilerine (kayıtlarına) ulaşabilecek  potansiyel vardır. Lakin &ouml;z&uuml;ne d&ouml;nmesi, tuzlu su misali bedenini ve nefsini  arıtarak, Ruhunun nuruna ulaşması gerekmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biz Filiz  hocamızla, &uuml;zerinde &ccedil;alıştığımız projede, teknik olarak bunu başardık. Ge&ccedil;miş  zaman dilimlerinin bir kısmının, ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kayıtlarının, frekanslarını  yakalayıp, teknik olarak &ccedil;&ouml;z&uuml;mledik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Bu  devrim yaratacak bir buluş. Hi&ccedil; kayıt altına aldığınız oldu mu?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Filiz  hocamın yanında, bu kayıtların bir kısmı bulunmaktaydı. Otob&uuml;s kazasından sonra  bunların mevcut olduğu &ccedil;anta bulunamadı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı projenizden biraz bahsetsene.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  sizin de bildiğiniz &uuml;zere, v&uuml;cudumuzdaki bioelektrik akış, v&uuml;cudumuzun dışına  &ccedil;eşitli frekanslarda yayılan Elektromanyetik dalgaların oluşmasını sağlar. Bu  yayılan Elektromanyetik dalgalar, algılayalım ya da algılamayalım &ccedil;eşitli  ışınlar şeklinde yayılır. Bu g&uuml;n Kirlian Fotoğraf&ccedil;ılığı denen bir teknikle,  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;rneğin; bir  insan bulunduğu odayı terk ettikten sonra, v&uuml;cudundan ve beyninden yayılan  &ccedil;eşitli frekanslardaki E-M dalgalar, odanın mevcut atmosferinde bulunan atom ve  molek&uuml;llere y&uuml;klendiğinden, &uuml;&ccedil; g&uuml;n boyunca kendini muhafaza etmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: O  zaman, insanın dile getirmediği d&uuml;ş&uuml;nceleri de bu şekilde, ortam molek&uuml;lleri ve  atomlarınca emilmekte ve muhafaza edilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Doğrudur hocam. Ayrıca cansız maddeler i&ccedil;in de b&ouml;yledir.&nbsp; Cansız nesnelerde de  ortaya &ccedil;ıkan bu alan, o cismi meydana getiren atomlardan kaynaklanmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">O y&uuml;zden, bu  g&uuml;n herhangi bir mek&acirc;nda, &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;ncesine ait bilgilere, gerekli teknik  cihazlarla ulaşılabilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Peki  cihaz, ortam molek&uuml;llerine ve atomlara y&uuml;klenen bu dalgaları ve frekansları,  g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ve ses gibi, &uuml;&ccedil; boyutlu vizyona d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rebiliyor mu ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam;  bilim, insan beyninin sırlarını araştırmaya başladığından beri &ccedil;ok mesafe aldı.  Bu g&uuml;n g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri ne t&uuml;r bir elektromanyetik bir frekansa &ccedil;evirip,  beynin g&ouml;rme merkezine ilettiği ve kulağımızın, sesleri ne t&uuml;r bir  elektromanyetik bir frekansa &ccedil;evirip, beynin duyma merkezine ilettiği keşfedilip  &ccedil;&ouml;z&uuml;mlendi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Biliyorum, &Ccedil;inli profes&ouml;rler, bir g&ouml;z&uuml; k&ouml;r olan adamın diğer g&ouml;z&uuml;n&uuml;n g&ouml;rmesi  i&ccedil;in icat ettikleri bir g&ouml;zl&uuml;k sayesinde bunu başardılar. G&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n, k&ouml;r olan  tarafında bir mikro kamera yerleştirdiler. Adamın beline bir mini bilgisayar  bağladılar. Kafasının arkasından delip, beyninin g&ouml;rme merkezi ile bilgisayar  arasında, bilim d&uuml;nyasına a&ccedil;ıklamadıkları bir maddeden olan kablo ile bağlantı  oluşturdular. Kamera g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri, bağlı olduğu bilgisayara iletiyor, bilgisayar  da bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri, diğer g&ouml;z&uuml;n &ccedil;evirdiği elektromanyetik frekansa &ccedil;evirip beynin  g&ouml;rme merkezine iletiyordu. Yalnız projenin sahibi olan profes&ouml;r &ouml;l&uuml;nce, &ccedil;alışma  yarım kaldı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  ayni şekilde, doğuştan duyma &ouml;z&uuml;rl&uuml; olan bir &ccedil;ocuğa ayni sistemle bir mikro  duyma cihazı takılıp, kafasının arka tarafından delinip, beline takılan mini  bilgisayarla, duyma merkezi arasında bir bağlantı kuruldu. İşitme cihazı  sesleri, belindeki bilgisayara iletiyor, bilgisayar da diğer kulak gibi, ayni  şekilde elektromanyetik bir frekansa &ccedil;eviriyor ve beynin duyma merkezine  iletiyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı, b&uuml;t&uuml;n bunlar g&ouml;steriyor ki; duyan da, g&ouml;ren de, hisseden de aslında  beyindir. Tabii b&uuml;t&uuml;n bunların arkasında asıl olan RUH&rsquo; tur. Ama bilim d&uuml;nyası,  hen&uuml;z somut olarak bunu ispatlayamadığı i&ccedil;in, beynin sırları &uuml;zerinde  durmaktadırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  buradan yola &ccedil;ıkarak, yapılan deneylerde, se&ccedil;ilen ortamın, &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;ncesine ait  bilgilerine ulaşılabildi. Ulaşılan bu frekanslar, ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye  d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lebilecek şekilde &ccedil;&ouml;z&uuml;mlendi. Hatta kişilerin, o anki d&uuml;ş&uuml;nceleri dahi  okunabildi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Bu  mahremiyet a&ccedil;ısından sakıncalı değil mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Her ne  kadar mahremiyet a&ccedil;ısından sakıncalı olsa dahi, &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;ncesinin bilgilerine  ulaşmak yani bir nevi zamanda &uuml;&ccedil; g&uuml;n geri gitmek, adli vakalarda ve su&ccedil;ların  araştırılmasında yeni bir &ccedil;ığır a&ccedil;acaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Peki;  bunu ilk başaran sizler misiniz, yoksa ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hayır  hocam biz değiliz. Bu deneyi ilk başaranlar Amerikan bilim adamları. Ama biz  onların yapamadığını yapıp daha &ouml;tesine de ge&ccedil;tik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Nasıl  yani ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Biz  daha da gerilere gidebildik. Bir ailenin yanarak &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; bir ahşap evin  kalıntılarında yaptığımız deney bunun ilkiydi. İnanın &ccedil;ok korkun&ccedil;tu. İnsanların  cayır cayır yanmasını g&ouml;r&uuml;yor ve feryatlarını duyuyorsunuz ama bir şey  yapamıyorsunuz. Filiz hocam &ccedil;ok etkilenmişti. G&uuml;nlerce kendine gelemedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Peki  bunu, kayıt altına alabildiniz mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Aldık  hocam. Evin şimdiki halini ve kayıt altına aldığımız ge&ccedil;mişteki halini, Filiz  hocam bir sinevizyon sunumu olarak bazı ilgili kişilere izletti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Siz kim  olduklarınızı bilmiyor musunuz ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hayır  bizi g&ouml;t&uuml;rmedi. Kim olduklarını bilmiyoruz. Bize de s&ouml;ylemedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Yusuf;  bahsettiğin &uuml;zere, herhangi bir ortama giren kişi, ortamdaki mevcut bu  dalgaların pozitif ya da negatif durumuna g&ouml;re algılayarak, olumlu ya da olumsuz  şekilde etkilenmesi m&uuml;mk&uuml;n m&uuml; ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam 3  g&uuml;n boyunca bu dedikleriniz m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bu etkilenme kişinin fikir ve  davranışlarında, kişi farkında olmadan y&ouml;nlendirici olmaktadır. Hatta dolmuşta  oturduğunuz koltukta, sizden &ouml;nce oturan birinin bıraktığı negatif ya da pozitif  alan, sizi etkilemekte ve beyninizi parazitlendirmektedir. &Ouml;yle ki; bu parazit,  ruh bedeninize kadar sirayet etmekte ve kayıt altına alınmaktadır. Bu kayıt ise  &ouml;l&uuml;m sonrası Berzah ortamında kişinin karşısına &ccedil;ıkmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Tasavvufu halk dili ile anlatan bazı kişiler, bu dolmuş ilk &ccedil;ıktığında ş&ouml;yle  demişlerdi: &ldquo;Bir erkek ya da kadın, kendisinden &ouml;nce, karşı cinsin oturduğu  koltuğa oturursa, zina işlemiş gibi olurlar.&rdquo; Onlar zina benzetimi yapmışlar ama  karşı cinsin kalktığı yere oturana zina işlemiş g&ouml;z&uuml;yle bakamayız. Belki  &ldquo;birbirlerine negatif enerji y&uuml;kleyebilirler&rdquo; diyebiliriz. G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, bilim  geliştik&ccedil;e bu s&ouml;z&uuml;n mahiyeti daha iyi anlaşılıyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:&nbsp; Hocam,  ge&ccedil;mişe ait t&uuml;m bilgiler (E-M) dalga olarak atmosfer i&ccedil;inde kayıtlıdır. Gerekli  enerji alanları oluşturularak, bu kayıtlara ulaşılabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Bermuda  şeytan &uuml;&ccedil;geni gibi, manyetik alanlar mı oluşturularak ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hayır  hocam, Bermuda şeytan &uuml;&ccedil;geninde manyetik alan d&uuml;zensizliği vardır. Hem bu  d&uuml;zensizlik &ccedil;ok yoğun şekildedir. B&ouml;yle manyetik alan d&uuml;zensizliğinin olduğu  yerlerde ZAMAN KAYMASI olmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Zaman  Kayması mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Evet  hocam bir &ccedil;eşit zaman kayması olmaktadır. Dolmabah&ccedil;e Sarayında yaptığımız bir  deneyde, b&ouml;yle bir zaman kayması olayına şahit olduk. Yalnız aynı anda birden  fazla zaman, i&ccedil; i&ccedil;e girdiği i&ccedil;in, net bir şey anlayamadık. Mustafa Kemal&rsquo;i  huzuru kalb ile Allah&rsquo;a dua ederken g&ouml;rd&uuml;k ama daha eskiye ait g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler de  olduğu i&ccedil;in, net bir veri elde edemedik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Bundan  başkalarının haberi var mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: M&uuml;ze  m&uuml;d&uuml;r&uuml;, Filiz hocanın eski arkadaşı olduğu i&ccedil;in, deneyi gece yaptık. Ondan  başkasının haberi yoktu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Yusuf,  benim &ccedil;ocukluğum k&ouml;yde ge&ccedil;ti. O zamanlar trakt&ouml;rler daha yeni &ccedil;ıkmıştı. Kırmızı  renkli Masseyy Fergusson&rsquo; lar vardı. K&ouml;yden Kemal amca diye biri trakt&ouml;r  almıştı. K&ouml;y&uuml;n ilk trakt&ouml;r&uuml; idi. Bir gece k&ouml;y&uuml;n merasını s&uuml;r&uuml;p, kendine tarla  a&ccedil;tıktan sonra d&ouml;nerken, tepeden aşağı, bir g&ouml;l&uuml;n i&ccedil;ine yuvarlanmış. Ka&ccedil; g&uuml;n  sonra g&ouml;l&uuml;n &ccedil;amurlu suyundan cesedini &ccedil;ıkardılar. &Ccedil;obanlar akşam k&ouml;ye d&ouml;nerken,  g&ouml;lden, bağıran, imdat isteyen birinin seslerini duyuyorlarmış. Ben de bir akşam  amcamla birlikte, s&uuml;r&uuml;ye &ccedil;ıktım. Hakikaten g&ouml;l&uuml;n yanından ge&ccedil;erken, sesler  duyuluyordu. Bu sence ne olabilir?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  bu adam, &ouml;l&uuml;rken &ouml;ylesine &ccedil;ok korkmuş ve &uuml;mitsiz bir şekilde etrafına  elektromanyetik dalgalar yaymış ki, gece vakti oradan ge&ccedil;en herhangi birinin  beyni bile bu frekansları algılayıp, &ccedil;&ouml;z&uuml;mleyebiliyormuş. Biliyorsunuz gece,  insanların uykuda olduğu, makinelerin susup, atmosferin, insan beyinlerinden  yayılan dalgaların ve mekanik dalgaların kirliliğinden temizlendiği bir  vakittir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ayrıca su  molek&uuml;lleri, atmosfere g&ouml;re daha uzun s&uuml;reli bir hafızaya sahiptir. O adamın  sesi ve korkusunun yaydığı elektromanyetik dalgalar hem su molek&uuml;lleri, hem de  g&ouml;l&uuml;n hemen &uuml;st&uuml;n&uuml; kaplayan atmosfer ortamınca emilmiş ve muhafaza edilmiş. Su  molek&uuml;llerinin tutucu &ouml;zelliği, ortam molek&uuml;llerince emilen frekanslarında, daha  yukarı tabakalara y&uuml;kselmesini engellemiş ve gece vakti oradan ge&ccedil;en herhangi  birinin beyni, bunları algılayıp, &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemiş. Tabii bu işin bir diğer tarafı  ise, ayni elektromanyetik dalga yapılı olan cinlerin de, bu ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri  oluşturabilmesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Peki  g&uuml;&ccedil;l&uuml; elektromanyetik alanı nasıl oluşturuyordunuz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  İstanbul Ortak&ouml;y&rsquo;deki fırıncı &Acirc;dem efendinin verdiği mavi bir kristal sayesinde.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Mavi  bir kristal mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Fırıncı  &Acirc;dem efendi, Demirk&ouml;y ormanlarındaki o mağaradan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze gelirken, beraberinde  bu kristali de getirmiş. &Uuml;&ccedil; bin yıl &ouml;ncesine ait bir d&ouml;nemden, bir dervişe ait  mescitten aldığını s&ouml;yl&uuml;yor. Ayrıca elinde ZAMANIN DOKUSU isimli İbranice bir  kitap da vardı. Filiz hocam, bizi kendisi ile tanıştırdığında, kitabı g&ouml;rd&uuml;m.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Peki&hellip;  Filiz hoca, otob&uuml;s kazasında vefat etti. Kristal şimdi nerede ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  kristal şu an elimde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z &ccedil;antanın i&ccedil;inde. Zaten diğer iki arkadaşımdan  biri, trafik kazası ge&ccedil;irip, bitkisel hayata girdi. Diğerini Ankara&rsquo;daki  olayların olduğu b&ouml;lgede ve olayların i&ccedil;inde olduğu iddiası ile g&ouml;zaltına  alındı. Ben de kristali alarak, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n gibi ka&ccedil;ıyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Peki  neden, &ouml;zellikle G&uuml;neydoğu&rsquo;ya doğru ka&ccedil;ıyorsun ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Fırıncı  &Acirc;dem efendi, bu şekilde yapmamı s&ouml;ylediği i&ccedil;in.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Şimdi  anlaşıldı Mustafa efendinin, niye kara yoluyla gitmemi istediği.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Ne  dediniz hocam ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Yok bir  şey demedim. Sen bana şu &Acirc;dem efendiyi bir anlatsana.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Devam edecek)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Bu yazı  dizisindeki olaylar, mekanlar ve kurumlar tamamen hayal kurgusudur.)</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><font size="2" face="Verdana"> <em>&ldquo;Uygun enerji (manyetik) alanları oluşturulduğu takdirde, bu enerji  alanından ge&ccedil;miş ya da geleceğe bir boyut kapısı a&ccedil;ılarak, seslenilmesi,  herhangi bir şey g&ouml;nderilmesi, ya da &uuml;&ccedil; boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n, yansıtılması ve  bedenen gidilmesi, oralardan birinin getirilmesi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</em></font></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><font size="2" face="Verdana"> <em>Bu ilme ve teknolojiye sahip birinin, bedenen ait olduğu zaman diliminin  insanlarınca anlaşılması ve normal karşılanması &ccedil;ok zordur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sahip olduğu  bilgi ve imk&acirc;nlar &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde, ge&ccedil;mişteki ve gelecekteki olaylara bir &uuml;st boyuttan  bakması neticesinde, hep &uuml;st perdeden g&ouml;recek ve &uuml;st bilin&ccedil; seviyesinde  olacaktır.&rsquo;&rsquo;</em></font></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><br />
***</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">S&ouml;z d&ouml;nm&uuml;ş  dolaşmış, hik&acirc;yemizin ger&ccedil;ek kahramanı olan &Acirc;dem Efendiye gelmişti. Ger&ccedil;i O, her  zaman yanımızdaydı ve aklımızdaydı. Onu nasıl unutabiliriz ki; Ayasofya&rsquo;yı,  onunla beraber aramaya &ccedil;ıkmadık mı? Onunla beraber, ormandan odun kesmedik mi?  Onunla beraber, ihtiyarla sohbet edip, ders almadık mı? Onunla beraber  sabahlamadık mı? Onunla beraber Meryem&rsquo;e &acirc;şık olmadık mı? Onun beraber, ezanın  manasını duymadık mı? K&acirc;be&rsquo;nin i&ccedil;inde, d&ouml;rt tarafa da namaz kılmadık mı? Adının  &Acirc;dem olarak konmasına şahit olmadık mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">S&ouml;yleyin &Acirc;dem  efendiyi nasıl unutabiliriz. Onu bir mağarada, Meryem&rsquo;le birlikte, bir dervişin  yanında bırakmıştık. Yıllar yıllar sonra İstanbul, Ortak&ouml;y&rsquo;de bulacakmışız  meğer. O tatlı, utanga&ccedil; ve d&uuml;nyalar g&uuml;zeli Meryem, ayni g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yada olduğu  gibi, geldiği bu zaman diliminde (17) Ağustos depreminde vefat etmişti.  İhtiyarın s&ouml;yleyemediği, tabir edemediği yer meğerse bu depremmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İki kişi  olarak bıraktık, tek kişi olarak bulacakmışız diyeceksiniz değil mi? Hayır,  pırıl pırıl, m&uuml;barek bir erkek evlat bırakarak, g&ouml;&ccedil;t&uuml; bu d&uuml;nyadan, ahiret  yurduna. Cenabı Allah, rahmet eylesin. Onu tekrar bu d&uuml;nyada g&ouml;rmek nasip  değilmiş. Ne yapalım kader. Biliyorum ağlıyorsunuz. Ağlayın dostlar, ağlayın.  B&ouml;yle g&uuml;zel insanlara ağlanır. Elinden az sıcacık &ccedil;ay i&ccedil;medik. &Uuml;zerimizde hakkı  vardır. Ağlayın da hakkı, bir nebze olsun &ouml;densin. İhtiyar da ağlamıştı. Biz  niye ağlamayalım ki?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şimdi  diyeceksiniz ki; Olan Meryem&rsquo;e mi oldu. Onun ne g&uuml;nahı vardı? &Ouml;yle demeyin,  Mevlana&rsquo;nın dediği gibi, &ouml;yle insanlar vardır ki, bu &acirc;lemdeki varlığı da  rahmettir, bu &acirc;lemden gidişi de rahmettir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Meryem, altı  &ccedil;amur, &uuml;st&uuml; yağmur olan bu yar hanesinde, aşk makamına nail oldu. Bu &ouml;yle bir  aşk ki; Meryem&rsquo;i, mutlak teslimiyete g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Meryem Hanım da, Cenabı Allah&rsquo;ın  esmasının tezah&uuml;rlerinden biriydi. O&rsquo;nun esmasının tezah&uuml;r&uuml; olmayan ne var ki?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;dem efendi  de, rahmetli Meryem hanım da, sevilenin hakikatini bildikleri i&ccedil;in, aşklarının  asıl neye olduğunu &ccedil;ok iyi biliyorlardı. Aşk, Cenabı Allah&rsquo;ın g&uuml;zel esmasınadır&nbsp;  ger&ccedil;ekte.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sevdiğin ya da  karşı cins olarak &acirc;şık olduğun kişi, Leyla ya da Meryem adı altında, bu isimlere  b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş bir suret olarak kendini sana tanıtmasıdır, Cenabı Allah&rsquo;ın. Sebebi  ise, insanın sevmeyi, ancak beşeri bir AŞK vesilesi ile &ouml;ğrenebilmesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sevmeyi  &ouml;ğrenip, sevdiğini tanımaya başlayınca sevgin ve aşkın daha da artar. Sonunda  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n her y&ouml;nde, onun ve&ccedil;hini seyretmeye ve bundan sonsuz zevk almaya  başlarsın. Seyrettiğin ve sonsuz zevk aldığın, aslında Allah&rsquo;ın yansıyan sonsuz  tecellilerinden, SADECE BİRİDİR.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan,  yery&uuml;z&uuml;n&uuml; kaplayan nebatat &ouml;rt&uuml;s&uuml; gibi, bahar misali bu hayata g&ouml;zlerini a&ccedil;tığı  zaman, yeşile boyanır ve &ouml;l&uuml;m yolculuğuna &ccedil;ıktığı zaman, bir yaprak gibi  sararır. Ruhun penceresi olan bir &ccedil;ift g&ouml;z kararır. Meryem de bir gece ansızın  sararıvermiş ve bizim d&uuml;nyamıza, g&ouml;zlerini kapayıvermiş dostlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kabir&rsquo;e koydum  başımı<br />
Yazdılar mezar taşına yaşımı<br />
&Ccedil;ok gen&ccedil;miş dediler okuyanlar<br />
Bir Fatiha ne olur. Ey! Beni duyanlar</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Gen&ccedil;liğime  doyamadım, neden diye soramadım<br />
Nice yolar y&uuml;r&uuml;d&uuml;m, menzile varamadım<br />
D&uuml;nyada ger&ccedil;ek mutluluk tadamadım<br />
Bir Fatiha ne olur. Ey! Beni duyanlar</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nice ağladım  hep O&rsquo;nu aradım<br />
Geceler sırdaşım oldu, zikri yoldaşım<br />
Ey! Mezar taşını okuyan arkadaşım<br />
İbret olsun sana bu gen&ccedil; yaşım</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&uuml;n doğar, g&uuml;n  batar &uuml;zerime<br />
Nem sızar, ıslak topraktan kefenime<br />
Bir ışık Ya RAB! Şu karanlık h&uuml;creme<br />
Bir Fatiha ne olur. Ey! Beni duyanlar</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Boylu boyunca  sarılıdır kefenim<br />
Uzanmış yatıyor, cansız bedenim<br />
Hani nerede dostlarım, sevenlerim<br />
Bir Fatiha ne olur. Ey! Geriden gelenlerim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şimdi ağlasam,  kim duyar sesimi<br />
Ağlayamam, &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Verdim son nefesimi<br />
Keşke dinlemeseydim, d&uuml;nyadayken nefsimi<br />
Bir Fatiha ne olur. Ey! Beni duyanlar</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir Allah  Dostu bulunuz<br />
O dostun yoluna, baş koyunuz<br />
Nefsinizi, daha şimdiden kabre koyunuz<br />
Ey beni duyanlar, bunları okuyanlar<br />
Ne olur bana bir Fatiha okuyunuz</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam;  sohbetimizin başında da anlattığım gibi, &Acirc;dem efendi, ge&ccedil;mişten g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze gelen  birisi. Demirk&ouml;y ormanlarındaki mağaradan, &ouml;nce kendi zamanından, &uuml;&ccedil; bin yıl  &ouml;ncesine gidiyor ve oradan da bu zaman dilimine geliyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: &Acirc;dem  efendi, neden direkt olarak, SAD tepesinin altındaki mağaranın a&ccedil;ılacağı zamana  değil de, bundan on yıl &ouml;ncesine gelip oradan başlıyor ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: &Acirc;dem  efendinin dediğine g&ouml;re, b&uuml;y&uuml;k değişim i&ccedil;in sadece d&uuml;nyalılar değil, d&uuml;nya dışı  varlıklar da hizmet ve hazırlık i&ccedil;indedirler. Ayrıca, onları bundan on yıl  &ouml;ncesine g&ouml;nderen Derviş, g&ouml;klere &ccedil;ekilen Asri uygarlığındanmış. &Acirc;dem efendi ile  eşi Meryem hanım&rsquo;da, Dervişin soyundan geldikleri i&ccedil;in, aslen onlar da Asri  uygarlığının torunlarından olmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;dem efendinin  geldiği yıl i&ccedil;erisinde, Asri uygarlığından, d&uuml;nyaya gelenler olmuş. &Acirc;dem efendi  ile Meryem hanımın nik&acirc;hını da zaten onlar kıymış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Hakikaten ilgin&ccedil; bir durum ve sıradan insanların ( Hadi canım sende )  diyebileceği ve &ccedil;ok rahat ink&acirc;r edebilecekleri bir bilgi. Eğer Mustafa Efendi  gibi bir Allah dostunun tedrisatından ve meclisinden ge&ccedil;memiş olsaydım, bu  anlattıkların karşısında (Hadi canım sende) diyebilir ve ink&acirc;r edebilirdim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: &Acirc;dem  efendinin dediğine g&ouml;re, d&uuml;nyamızda sadece d&uuml;nyalıların bulunduğu  zannedilmemelidir. D&uuml;nya dışı sistemlerden de, hem tecr&uuml;be edinmek, hem de bir  takım hizmetlerde vazife almak &uuml;zere, pek &ccedil;ok ruhani varlık, şu an  yery&uuml;z&uuml;ndedir. Ama bunlar, bir beden i&ccedil;erisinde ve g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;ndedirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İ&ccedil;ine  girdiğimiz şu yeni d&ouml;nemde, insanların idraklerinde &ccedil;ok geniş bir a&ccedil;ılma  olacağı, iflas eden maddeci g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n yerini, manevi ve ruhi bir tek&acirc;m&uuml;le  bırakacağı, bunun yanında gelişen teknolojinin yardımı ile diğer d&uuml;nyalar ve  d&uuml;nyalılar arasında, ilişkiler kurulup geliştirileceğini de s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir takım  badireler atlattıktan sonra, insanoğlunun kendi aslının ve ruhunun sırlarına  vakıf olacağını ve şimdiye kadar, sadece r&uuml;yalarda, ruhanilerden aldığımız bilgi  alışverişinin, doğrudan olacağını, ruhun sırları keşfedilmeye başlandığı bu  d&ouml;nemde, &ouml;l&uuml;lerin bir m&uuml;ddet diriltilebileceğini ve TIP ilminde doruk noktaya  ulaşılacağını s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  &Ouml;l&uuml;lerin bir m&uuml;ddet diriltilmesi m&uuml;mk&uuml;n olacaktır s&ouml;z&uuml;, aslında biraz kapalı  s&ouml;ylenmiştir. Ger&ccedil;i; Cenabı Allah&rsquo;ın Peygamberlerinin mucizelerinde ve Evliya  zat&rsquo;ların kerametlerinde bu zaten ger&ccedil;ekleşmiştir ve ger&ccedil;ekleşmektedir. Ama  &Uuml;stadın dediği gibi, FEN ilmi ile yani teknik y&ouml;ntemlerle, bunu siz zaten  başarma aşamasına gelmişsiniz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Nasıl  yani ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Birincisi: Ge&ccedil;mişin bilgisini, teknik olarak tespit ediyor, ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;  şeklinde &ccedil;&ouml;z&uuml;mleyebiliyorsunuz. Hatta o anki d&uuml;ş&uuml;ncelerini bile, deşifre  edebiliyorsunuz. Bu bir nevi &ouml;l&uuml;y&uuml; konuşturmak gibidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İkincisi:  D&uuml;nyanın şakralarınca kayıt altına alınmış ge&ccedil;mişe ait bilgileri, ses ve  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ye &ccedil;evirdiğiniz gibi, &uuml;&ccedil; boyutlu olarak ta bu zamana ve mek&acirc;na  yansıtabiliyorsunuz. Bu şekilde daha &ouml;nce &ouml;lm&uuml;ş olan, herhangi birinin  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri, sesli ve ger&ccedil;eğini aratmayacak şekilde &uuml;&ccedil; boyutlu olarak karşımıza  gelebiliyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ise;  Oluşturduğunuz manyetik alan sayesinde, ge&ccedil;mişe a&ccedil;ılan boyut kapıları. Bu  kapılardan, kendiniz ge&ccedil;mişe gidebildiğiniz gibi, şu an &ouml;l&uuml; olan birinin de,  ayni kapıdan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze gelmesi de, bir nevi &ouml;l&uuml;lerin diriltilmesi olmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ge&ccedil;mişte  yaşamış ve dahi olarak bilinen nice insan vardır ki; bu şekilde gelecekten  haberdar olmuşlar, hatta bizzat geleceğe gitmişlerdir. Şu &uuml;&ccedil; boyutlu d&uuml;nyada,  ge&ccedil;miş ve gelecek denen t&uuml;m zamanlar, aslında zaten GE&Ccedil;MİŞTİR.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF. &Acirc;dem  efendi ile birlikte olduğumuz d&ouml;nemlerde, elindeki ZAMANIN DOKUSU isimli  İbranice kitaptan, bu konu ile ilgili &ccedil;ok &ouml;nemli şeyler anlatmıştı. Zaten  projemizin &ccedil;ıkış noktası ve ana fikri de, bu anlattıkları olmuştu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Hele  anlat bakalım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Evrende  her sistemin zaman algısı, kendi i&ccedil;inde bir b&uuml;t&uuml;nd&uuml;r. Dolayısı ile bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n  herhangi bir diliminde vuku bulan bir olay, diğer dilimleri de etkilemektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ge&ccedil;mişte  yaşanan bir olay, negatif ya da pozitif olma durumuna g&ouml;re, zincirleme olarak  gelecekteki bir olaya etki ediyorsa, gelecekte yaşanacak bir olay da, ge&ccedil;mişe  etki edebilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu b&uuml;t&uuml;nsellik  i&ccedil;erisinde, ge&ccedil;miş olarak isimlendirdiğimiz zaman diliminde, her ne olduysa  muhakkak gelecekten etkilenmiştir. Gelecek denen zaman dilimine ge&ccedil;ildiğinde,  etki eden o olay, yaşanacaktır. Ama ge&ccedil;mişte etki ettiği o olay, yaşanmıştır ve  etkileme işi ger&ccedil;ekleşmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nasıl ki;  r&uuml;yada, zaman engeli kalkmakta ve kendimizden &ccedil;ok &ouml;nce yaşanmış, zaman  dilimlerindeki biriyle, tınlaşıma, iletişime ve etkileşime girebiliyorsak, yoğun  manyetik alanlar oluşturularak, a&ccedil;ılan boyut kapılarından, ge&ccedil;miş zamana  uzanabilir, etkileşime girebilir bedenimizin ya da her hangi bir nesnenin  transferi yapılabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu anlatılan  şey, iki zaman dilimi ve mek&acirc;nı arasında bir nevi k&ouml;pr&uuml; kurulması olayıdır. Bu  k&ouml;pr&uuml;, r&uuml;yada ya da Veli mertebesinde olan kişilerin tasarrufunda, Allah&rsquo;ın izni  ile zaten kurulmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Diyelim ki  zaman makinesi ile ge&ccedil;mişe gittik ve bazı olayları değiştirdik. Ama ge&ccedil;mişte bu  olay, zaten &ccedil;oktan yaşanmıştı. Sen hen&uuml;z ge&ccedil;mişe gitmediğin i&ccedil;in, ge&ccedil;mişteki o  olayı, Zaten SENİN YAŞADIĞINI bilmiyorsun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Dolayısı ile  ge&ccedil;miş ya da gelecek zaman diye isimlendirilen dilimlerde, yaşanılan her olay,  her d&uuml;ş&uuml;nce, yapılan dualar ya da beddualar, kendisinden &ouml;nceki dilimleri de,  kendisinden sonraki dilimleri de etkilemektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Arı peteği  gibi (6) y&ouml;n&uuml; olan şu &uuml;&ccedil; boyutlu d&uuml;nyada yaşayan bir insana, bir &uuml;st boyuttan  seslendiğinizde, sizi duymasına karşılık, g&ouml;remez. Ancak siz isterseniz (3)  boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;z&uuml; değişik ebatlarda, bu &uuml;&ccedil; boyutlu mek&acirc;na yansıtabilirsiniz.  Sizi g&ouml;ren kişi, size karşı elini sallayacak olsa, eli boşluğu avu&ccedil;layacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Vefat edip  Berzah &acirc;lemine ge&ccedil;en Allah&rsquo;ın Veli kulları ve hen&uuml;z d&uuml;nyada yaşayan Allah&rsquo;ın  Veli kulları, bulundukları boyuttan ve zaman diliminden, şu &uuml;&ccedil; boyutlu d&uuml;nyanın  herhangi bir zaman dilimine, m&uuml;dahale yapabilmekteler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Uygun enerji  (manyetik) alanları oluşturulduğu takdirde, bu enerji alanından ge&ccedil;miş ya da  geleceğe bir boyut kapısı a&ccedil;ılarak, seslenilmesi, herhangi bir şey g&ouml;nderilmesi,  ya da &uuml;&ccedil; boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n, yansıtılması ve bedenen gidilmesi, oralardan  birinin getirilmesi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu ilme ve  teknolojiye sahip birinin, bedenen ait olduğu zaman diliminin insanlarınca  anlaşılması ve normal karşılanması &ccedil;ok zordur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sahip olduğu bilgi ve  imk&acirc;nlar &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde, ge&ccedil;mişteki ve gelecekteki olaylara bir &uuml;st boyuttan bakması  neticesinde, hep &uuml;st perdeden g&ouml;recek ve &uuml;st bilin&ccedil; seviyesinde olacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu bakış  a&ccedil;ısına g&ouml;re, kısıtlı kalan diğer insanlarca, ya dahi denilecektir, ya da zındık  denilecektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yery&uuml;z&uuml;nde,  beş duyusunun verileri ve şartlanmışlığı dışına &ccedil;ıkamayan bir insan, d&uuml;nyanın  kendi ekseni etrafında d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml;, gece ile g&uuml;nd&uuml;z, G&uuml;neşin etrafındaki d&ouml;n&uuml;ş&uuml;n&uuml;  ise mevsimler olarak algılarken, &uuml;st boyuttan bakan kişi, d&uuml;nyanın da d&acirc;hil  olduğu G&uuml;neş sisteminin, ait olduğu Galaksinin merkezi etrafında d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;  g&ouml;r&uuml;r. Hatta bu galaksinin de ve başka galaksilerin de bir merkez etrafında  d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; algılar ve seyreder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu ikinci  kişinin zaman algısı ve olaylara bakışı, tabi&icirc; ki; sıradan bir insana g&ouml;re &ccedil;ok  &ccedil;ok farklı olacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte anlatılan  bu b&uuml;t&uuml;n&uuml;n bilgisi, insanda mevcuttur. Eğer onu a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarabilirse, b&uuml;t&uuml;ne ait  herhangi bir dilimin bilgisini ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; yansıtabilir. Evrende her şey  bilgidir. Bilgi ise kendisini birimsel olarak algılayacak duyu organlarınca, &uuml;&ccedil;  boyutlu bir bi&ccedil;imde, ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; olarak algılanır. Ayni bilgi, bu duyu  organlarının hikmetleri taklit edilerek, icat edilen cihazlarla, ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;  olarak algılanabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ahir zamanda,  bu cihaz yapılacaktır. Ge&ccedil;mişin sesini ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; geleceğe, geleceğin sesini  ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml; ge&ccedil;mişe yansıtmak ve iki zaman dilimi arasında k&ouml;pr&uuml; kurmak  m&uuml;mk&uuml;n olacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ge&ccedil;miş zamana  ait bilgiler, direkt ya da uygun y&ouml;ntemlerle kişilerde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkabildiği gibi,  teknik cihazlarla yakalanıp deşifre edilecektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Demek  ZAMANIN DOKUSU isimli İbranice bir kitaptan bunlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  kitap tam anlamıyla bir SIRLAR kitabı. Kim bilir daha neler vardır neler?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  &Uuml;niversitede rahmetli bir hocamız vardı. Evladım derdi: &ldquo;G&uuml;n gelecek canlı ile  cansız arasındaki fark bile kalkacak, insanoğlu, mikro organizmaların genlerine,  BİLGİ y&uuml;kleyecek ve muhafaza edecek.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  bu yapıldı biliyorsunuz. Amerika&rsquo;nın en b&uuml;y&uuml;k araştırma laboratuarlarından  birinde &ccedil;alışan bir Rus bilim adamı, &uuml;zerine &ccedil;alışılan projenin t&uuml;m verilerini,  grip mikrobunun genlerine y&uuml;klemiş ve sonra vir&uuml;s&uuml; kendine enjekte etmiş. Bu  olay duyulduğunda, bilim d&uuml;nyası ayağa kalkmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı şu Mardin&rsquo;de ortaya &ccedil;ıkan garip hastalığın sebebi de buna benzer bir  şey zaten. Kuduz mikrobu ile Veba mikroplarının genleri ile hem oynanmış, hem de  v&uuml;cuda bulaştıktan sonra, beyinde ve v&uuml;cudun belli yerlerinde, ne gibi  tahribatlar yapacağının bilgisi ayni genlere y&uuml;klenmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  Amerika&rsquo;da geliştirilen bakteri b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde, mikro&ccedil;ipler sayesinde SARA  hastalığının tedavisinde &ouml;nemli yol alınmış. Yanık deri ve dokuların tedavisinde  de bu mikro&ccedil;ipler kullanılıyormuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Biliyorum. Rahmetli Turgut &Ouml;ZAL, kalp ameliyatı olduğu zaman, ge&ccedil;ireceği kalp  krizi riskine karşılık, m&uuml;dahale ve &ouml;nceden uyarıcı olmak &uuml;zere b&ouml;yle bir  mikro&ccedil;ip takılmıştı. Ancak, &ouml;l&uuml;m&uuml; de bu mikro&ccedil;ip sayesinde oldu.&rsquo;&rsquo; tarzında  iddialar var.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  bu iddia artık sokaktaki sıradan bir vatandaşın duyabileceği kadar yayıldı ama  her ne hikmetse, bilmesi ve araştırması gerekenlerden toplumu ikna edici  a&ccedil;ıklamalar gelmiyor. Nasıl bir d&uuml;nyada yaşıyoruz bilmiyorum. Teknoloji &ouml;yle &ccedil;ok  ilerledi ki, en ağır hastalığa bile şifa olan bir buluş, yine &ouml;ld&uuml;rmek i&ccedil;in en  tehlikeli bir silah olarak kullanılabiliyor. Devir değişti, d&uuml;şman gelişti ve  tehlike sınırları gelişti ama biz hala değişemedik hocam. Bunun bedelini &ccedil;ok  ağır &ouml;deyeceğiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:&nbsp;  ATAT&Uuml;RK, bu milletin &ouml;dediği bedel gibi bir bedel daha &ouml;dememesi i&ccedil;in &ccedil;ok  uğraştı ama onu anlayamadık ve anlatamadık. Kimisi onun &uuml;zerinden makam, mevki  ve servet kaptı, kimisi ise YOBAZLIĞINA malzeme yaptı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  yobaz dediniz de aklıma geldi. Atat&uuml;rk esas en başta, Kuran&rsquo;ın anlaşılması ve bu  istikamette terakki edip, yaşanması hususunda &ccedil;ok &ccedil;aba sarf etti.&nbsp; Kuran&rsquo;ı  anlama babında şu s&ouml;zleri ne kadar da a&ccedil;ık:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;in i&ccedil;erdiği manalar, işaret ettiği evrensel ger&ccedil;ekler, misal ya da  benzetme yolu ile anlattıkları ve anlatmak istedikleri, herhangi bir d&ouml;nemin  anlayışıyla kayıt altına alınamayacak ve sabitlenemeyecek, zaman &uuml;st&uuml;  bilgilerdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kuran gibi  Cenabı Allah&rsquo;ın eşsiz kelamını anlamada, kendi zamanımızın evrensel bakış  a&ccedil;ısını yakalamak istiyorsak, bu g&uuml;n&uuml;n bilgisi, m&uuml;spet bilimsel verileri ve  değerlendirmeleri ışığında, ele almalı ve anlamaya &ccedil;alışmalıyız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Dindar olmak  ya da inan&ccedil;lı olmak, &ouml;nceki nesillerin, bize ulaşan eserlerindeki mecazi  anlatımları, olduğu gibi kabul etmek değildir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:&nbsp;  Atat&uuml;rk daha ne desin. Anlaşılamayan nice insanlardan biri daha geldi ge&ccedil;ti.  Anlaşılamadan daha nice insan, gelip ge&ccedil;ecek. Hep kayıptayız, hep zarardayız.  Bazen kendi kendime d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum da; acaba diyorum, d&uuml;ş&uuml;nmek, anlamaya &ccedil;alışmak  ve aklıselim olmak bu kadar mı zor ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  İki cihan Sultanı olan Hazreti Muhammed (s.a.v.) bile, bu d&uuml;nyadan anlaşılamadan  gitti. Sanırım O b&uuml;y&uuml;k sultanı anlayanların ya da anlamaya &ccedil;alışanların ortak  kaderi, O&rsquo;nun gibi anlaşılamamak.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Sanırım  haklısın. İnsan biraz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce, O &acirc;lemler Sultanının nasıl bir &ccedil;ile &ccedil;ektiğini,  anlatmak ve uyarmak i&ccedil;in nasıl kendini heba ettiğini, anlaşılamayınca ne kadar  &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, bir nebze olsun idrak edebiliyorsun. Cenabı Allah, c&uuml;mlemize  anlatılanları anlamayı, anladığımız kadarı bile olsa, yaşamayı nasip etsin &Acirc;MİN.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam;  insan etrafla yani fuzuli işlerle pek meşgul olmadığı ve d&uuml;ş&uuml;ncelerini b&ouml;lmediği  zaman, y&ouml;neldiği konuyu yoğunlaştırıp, şekillendirebiliyor. Bu g&uuml;n T&uuml;rkiye&rsquo;mizde  ve Orta doğuda yaşayan M&uuml;sl&uuml;manlar ve insanlar &uuml;zerinde oynanan bu oyun  sayesinde, İslam&rsquo;ın ve Kuran&rsquo;ın &ouml;n&uuml;m&uuml;ze koyduğu, ger&ccedil;ek hedeflere y&ouml;nelemiyoruz.  Her g&uuml;n başka bir olay g&uuml;ndemimize servis ediliyor ve fuzuli işler ile  ger&ccedil;eklerden ve gelişmelerden perdeleniyoruz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ne yazık ki,  bu g&uuml;n ezici bir &ccedil;oğunluk, perdeli ve vurdumduymaz bir şekilde yaşıyor. Bir  kısmı futbol ile bir kısmı magazin ve dizi filimler ile bir kısmı siyasi g&uuml;ndem  ile ve bir kısmı ise İslam &uuml;zerine &uuml;retilen bir kısır d&ouml;ng&uuml;n&uuml;n i&ccedil;inde heba olup  gidiyor. İlerleyen zamanın ve bilimsel gelişmelerin apa&ccedil;ık ortaya koyduğu  Kuran&rsquo;daki sırları takip edemiyoruz. Bir&ccedil;oğumuz hala, hayali bir SIR peşindeyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: İnsanın  &ouml;z&uuml;ne olan yolculuğundaki keşfettiği sırları, bu g&uuml;n bilimin b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle ortaya  koymasını bekleyemezsin ama değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hayır  hocam &ouml;yle bir şey kastetmedim ama bilimin de Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;den tefsir ettiği ve  keşfettiği sırlar, k&uuml;&ccedil;&uuml;msenecek bir d&uuml;zeyde değil. Hangi &ccedil;ağda yaşıyoruz? Adam  bu g&uuml;n yapay deprem oluşturup, milyonların &ouml;l&uuml;m&uuml;ne sebep oluyor. Bir vir&uuml;s  &uuml;retiyor, binlerce insanın hem &ouml;l&uuml;m&uuml;ne, hem de ekonomik &ccedil;&ouml;k&uuml;şe sebep oluyor.  Televizyon ve uydularla ya da daha başka y&ouml;ntemlerle, beynimizi elektromanyetik  dalga boyunda etkileyip, &ouml;zellikle se&ccedil;im zamanı, kitlelerin iradesini elinden  alıyor ya da ayaklanmalara sebep oluyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biz bilimsel  olarak, bug&uuml;n bu yukarıda saydıklarımdan &ccedil;ok geri kaldık. Tedbir alacak ve  kendimizi koruyacak kadar bile imk&acirc;na sahip değiliz. &Ccedil;ıkıp bunları anlatıyorsun,  sana deli sa&ccedil;ması g&ouml;z&uuml;yle ya da komplo teorileri g&ouml;z&uuml;yle bakıyorlar. Bazı  tarikatlarda okumak yasak, d&uuml;ş&uuml;nmek yasak, sorgulayıp hikmetine ermek yasak, ne  olacak bu milletin hali?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Adam bir  parf&uuml;m &uuml;retmiş, &uuml;rettiği parf&uuml;m&uuml; kullandığın zaman, karşıdaki kadının beyninde  oluşturduğu etki ile cinsel duygularını ve &acirc;şık olma ile ilgili b&ouml;l&uuml;mlerini  direk uyarıyor ve kadın iradesi elinden alınmış bir şekilde, kendini adama  teslim ediyor. Daha d&uuml;ne kadar, cin taifesinin, elektromanyetik dalgalarla  uyarma, yani adına vesvese, fısıldama denen şekilde ger&ccedil;ekleştirdiği işi, bu g&uuml;n  insan, insana &ccedil;ok rahat yapabiliyor. Ne yediğimizi, ne i&ccedil;tiğimizi ya da parf&uuml;m  olarak ne kullandığımızı biliyor muyuz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Pek  &ccedil;oğumuzun bildiğini zannetmiyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  mesele bilmemek değil, bilmek i&ccedil;in &ccedil;alışmamakta, araştırmamakta, verilenle  yetinip, bununla şartlanmış bir şekilde yaşamakta, kendini sabitlemekte. Oysa  b&uuml;t&uuml;n bu haller, hayvani aklı, insani akıldan ayıran unsurlardır. Akıl kendisine  verilenlerle bir kıyas yapar ve sonuca varır. Bu işlem aklın tek&acirc;m&uuml;l&uuml;d&uuml;r. İlmel  yakin denen hal, aklın veri tabanının arttırılması ve bunlar &uuml;zerinde tefekk&uuml;r  edip, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi ile ilgili bir haldir. M&uuml;sl&uuml;man akıllıdır, akıllı olmak  zorundadır. Allah&rsquo;a imandan sonra, &uuml;zerimize d&uuml;şen, ilim tahsili ve bunun  getirisi ile amel etmektir. İşte bu noktada ibadet kavramı &ccedil;ok geniş bir alanı  kapsamış olmaktadır. Bazıları i&ccedil;in ibadet, beş vakit namaz iken, bilenler i&ccedil;in  her doğruluk &uuml;zere ortaya konan ya da konmaya &ccedil;alışılan her fikir ve iş ibadet  h&uuml;km&uuml;ndedir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Doğru  s&ouml;ylemektesin. Hi&ccedil; bilenlerle, bilmeyenler bir olur mu?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam;  bilmek g&ouml;rmektir, g&ouml;rmek şahit olmaktır. Şahit olmak ise şahitliği gerektirir  yani şahadeti gerektirir. İşte bu noktada herkes g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kadar, kendi zaman  diliminin şahitleri arasında yer alacaktır. Ben bana aktarılan bilgi kadar,  benden &ouml;nceki devirlerin (bilgi) bakımından şahidiyim. Kendi zaman diliminin  şahitleri arasında yer almam i&ccedil;in, bundan &ouml;nceki devirlerin zihniyetine sahip  olanlardan ve kendi zaman diliminde, bakışını geleceğe kapayanlardan ayrılarak,  ahirete uzanan sonsuzluk yolcusu olarak, d&uuml;ş&uuml;ncelerimi ve ufkumu, ayni  sonsuzluğun OLASILIKLARINA a&ccedil;ık tutmalıyım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı sen bayağı dolmuşsun. Biliyorsun ki b&uuml;t&uuml;n insanların ger&ccedil;eği anlaması  ve bilmesi m&uuml;mk&uuml;n değildir. Sen bu şekilde ancak kendine zarar verirsin. Neden  anlamıyorlar, neden d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorlar, neden kabul etmiyorlar diye kendine  zulmediyorsun. Esas anlamayan sensin. Anlamadıklarını anlamayan sensin. Sen  &uuml;zerine d&uuml;şeni yap, gerisi herkesin kendi se&ccedil;imi ve Allah&rsquo;ın takdiri.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şu zaman  olayını anlatıyordun. Sanırım bir yerde okumuştum. Yolcu u&ccedil;ağının biri, hava  alanına yaklaşırken, hava kontrol merkezinin radarlarından on dakika kadar  kaybolur. Tekrar bu s&uuml;renin sonunda, g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale gelerek, inişini  ger&ccedil;ekleştirir. Yolcuların saatleri ve u&ccedil;ağın zaman g&ouml;stergeleri, normal saate  g&ouml;re on dakika geri olduğu tespit edilir. H&acirc;lbuki hava alanına yaklaşırken,  yirmi dakika &ouml;nce pilot, normal zaman kontrol&uuml;n&uuml; yapmış ve t&uuml;m g&ouml;stergelerin  doğru olduğunu saptamıştı. U&ccedil;ak on dakika kadar kaybolduktan sonra yolcuların  saatinde ve u&ccedil;ağın g&ouml;stergelerinde, o on dakika hi&ccedil; ge&ccedil;memişti. Bu s&uuml;re zarfında  harcanması gereken yakıtta, depoda durmaktaydı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">U&ccedil;ağın,  i&ccedil;indeki yolcuları ile birlikte on dakikalık bir geleceğe sı&ccedil;rama yaptığı iddia  edildi. Daha sonra, g&uuml;&ccedil;l&uuml; elektromanyetik alana denk geldiğini ya da b&ouml;yle bir  manyetik fırtına i&ccedil;inden ge&ccedil;tiğini s&ouml;ylediler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  dediğin olay doğrudur. Atmosfer tabakasında ya da yerin derinliklerinde  karşılaşılan yoğun manyetik alanlar sayesinde bu t&uuml;r şeyler yaşanmaktadır. Ama  bu olay bir deneydir. Bunun gibi bir&ccedil;ok deney yapılmaktadır. Başarısız olan  deneylerde, u&ccedil;ak ya kaybolmakta, ya da d&uuml;şerek sonu&ccedil;lanmaktadır. Sağlam ve  istikrarlı bir gelişme tutturamadılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Nasıl  yani, sizden başka bu teknolojiyi bilen ve kullanan var mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  bu deneyler &ccedil;ok uzun s&uuml;reden beri yapılmakta. Şu an hangi aşamada olduklarını  bilmiyoruz. Dolmabah&ccedil;e sarayında yaptığımız deneyin sonu&ccedil;ları,bizi Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n  zamanına şahit olacak kadar bir noktaya getirdi. Ama frekans ayrıştırmasını  yapamadık ve zamanlar i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;ti ve net bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; elde edemedik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hocam farklı  zamanlar, farklı boyutlardır. Ge&ccedil;miş, şimdinin i&ccedil;inde saklı ve aktif durumdadır.  Farklı boyutlar, farklı frekanslar yani radyo dalgaları gibidir. Mesela hangi  radyo ya da televizyon kanalını izlemek ve dinlemek isterseniz, o frekansa  girmek zorundasınız. İşte farklı zamanlara ya da boyutlara ulaşmak i&ccedil;in bu  frekansları bilmek ve girip g&ouml;rmek gereklidir. Zaten frekansı tutturabilirseniz,  g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ya da sesini duyar, kayda alabilirsiniz. İşte tam bu anda, yoğun bir  manyetik alan oluşturabilirseniz, boyut kapısı a&ccedil;ılmasıyla bulunduğunuz zamandan  o zaman ge&ccedil;iş yapabilirsiniz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mesela  Allah&rsquo;ın Veli kulları, beyinlerinin bioelektrik faaliyetleri sonucu, bedeninin  etrafında oluşan manyetik alanı, &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir konuma y&uuml;kselttiğinde, v&uuml;cut  etrafındaki uzay-zamanın b&uuml;z&uuml;lmesini meydana getirerek, zaman genişlemesine  sebep olurlar. Tabi&icirc; ki b&uuml;t&uuml;n bunları yapıp edip eden Allah&rsquo;ın izni ile ruhtur.  Ama hikmetler &ccedil;er&ccedil;evesinde işleyiş b&ouml;yledir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hocam madde ve  madde de h&uuml;k&uuml;m s&uuml;ren zaman bir perdedir. Cenabı Allah&rsquo;ın sayısız isimlerinden  meydana gelmişlerdir. Asılları basit olarak enerjidir. Yoğunlaştığı zaman  değişik isimler alırlar. Bu g&uuml;n maddeye ve zamana, bu enerji boyutundan m&uuml;dahale  yapılmaktadır Enf&uuml;s ve afak yani algıladığımız t&uuml;m evren, işte bu enerji  boyutunda titreşen, frekans okyanusudur. İnsanoğlu, Cenabı Allah&rsquo;ın kendisine  vermiş olduğu esmaları, eğer kendisinde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkartabilirse, bir noktaya kadar  beyniyle bu frekans okyanusuna, bir noktadan sonra ise ruhuyla m&uuml;dahale  yapabilir. Bug&uuml;n bilim, Allah&rsquo;ın Veli kullarının bu sırrına doğru koşmaktadır.  İşte bu y&uuml;zden bilimi takip etmeli ve gelişmelerini izlemeliyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı,bu Adem efendinin geldiği,Fatih Sultan Mehmed&rsquo;in bildiği,ve  Kırklareli&rsquo;nde ki,&uuml;&ccedil; tane gencin arayıp durduğu mağara,senin bu bahsettiğin bu  enerji alanlarınla ilgili bir potansiyele falan mı sahip?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  bu mağaranın bulunduğu alan eğer gerekli cihazlarla incelenirse, b&ouml;lgede zaman  zaman değişen bir manyetik alanın varlığı tespit edilebilir. Biz Dolmabah&ccedil;e  sarayında ve Ey&uuml;p sultan t&uuml;rbesinin bulunduğu mek&acirc;nda, manyetik &ouml;l&ccedil;erle  yaptığımız &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerde bu b&ouml;lgelerin İstanbul&rsquo;un normal değerlerine g&ouml;re &ccedil;ok  y&uuml;ksek olduğunu tespit ettik. Zaten deneylerimizi ilk olarak, b&ouml;yle y&uuml;ksek  manyetik alanların bulunduğu yerlerde ger&ccedil;ekleştirdik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Ge&ccedil;en  sene Eyl&uuml;l ayında, Ey&uuml;p Sultan&rsquo;ın kabrini ziyaret etmiştim. Baş d&ouml;nmesi ile  birlikte, heyecanlanmaya, titremeye ve garip sesler duymaya başladım. Alanı terk  ettiğimde bu hal &uuml;zerimden gitti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  bu yaşadığınız haller, sadece oralarda değil, İstanbul&rsquo;daki dikili taşlara  dokunanlarda ve Mısır&rsquo;daki Piramitlerin i&ccedil;ine girenlerde de yaşanmaktadır. Bu  Piramitler ve dikili taşlar, LEY hatları denen pozitif enerji damarlarının d&uuml;ğ&uuml;m  noktaları &uuml;zerine kondurulmuştur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;zellikle bu  dikilitaşların etrafında ve Mısır&rsquo;daki piramitlerin i&ccedil;inde yapılan ayinlerde  &ouml;l&uuml;ler diyarı diye bilinen Berzah &acirc;lemiyle ve başka &acirc;lemlerle ilişki  kurulabilmektedir. Buradaki pozitif enerji alanları, beyin a&ccedil;ılımına sebebiyet  verdiğinden, adı ge&ccedil;en bu boyutlarla iletişime ge&ccedil;ilebilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Mağaradaki manyetik alan yoğunluğu nereden kaynaklanıyor ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Sanırım  o civarda bir yer altı nehri ya da g&ouml;l&uuml; var. Biliyorsunuz g&ouml;l dahi olsa, g&ouml;l&uuml;n  beslendiği bir takım akıntılar vardır. Sonu&ccedil;ta toprak altında bir su  hareketliliği var. İşte bu suyun hareketliliği, manyetik &ouml;zelliğe sahip, demir,  nikel, kobalt, altın gibi maden yataklarının ve b&ouml;lgeye yakın fay  hareketlenmelerinin yol a&ccedil;tığı toprak s&uuml;rt&uuml;nmelerinden kaynaklanan  elektriklenmelerin meydana getirdiği, durgun ya da hareketli manyetik alanlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: İ&ccedil;eride  tonlarca altın olduğu s&ouml;yleniyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Zaten  bu kadar altının olması bile, başlı başına bu manyetik alan i&ccedil;in yeterlidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı, senin anlattıklarından anladığım kadarı ile manyetik alanlar, pozitif  ya da negatif olma durumuna g&ouml;re, kişilerin ve toplumların hareketlerini ve  davranışlarını etkilemektedir. Yani kendi iradesi dışında, i&ccedil;inde bulunduğu  ortam itibari ile bazı şeyler yaşamaktadır. &Ouml;yleyse bu alanlar, kişilerin ve  toplumların kaderlerini de etkilemektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: İşte bu  y&uuml;zden, ev değiştirmekle, şehir ya da &uuml;lke değiştirmekle, kişi bir nevi kaderini  değiştirmiş olmaktadır. Yani Hicret etmenin, bir başka hikmeti de budur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Ben,  Mustafa efendinin sohbetlerine ilk katıldığımda kader konusunda, kişinin kendi  iradesine bırakılan tarafını anlatmıştı. O zamanlar, kişinin kendi kaderini  değiştiremeyeceğine inanırdım ve bunu s&ouml;ylemenin k&uuml;f&uuml;r olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rd&uuml;m. Ama  &ouml;ğrendim ki, kendi iradene bırakılanlarda sonu&ccedil;ta ayni kaderin i&ccedil;indeydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  biraz a&ccedil;ar mısınız ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Kaderin  bir ucu Hakk&rsquo;a, diğer ucu Halk&rsquo;a bağlıdır. Hakk&rsquo;a bağlı olan tarafın adı İrade-i  k&uuml;lliye&rsquo;dir ve Kaderi M&uuml;brem denir. Bu değişmeyen kaderdir. Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;de  belirtildiği &uuml;zere:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;&Ouml;m&uuml;r ne bir  saat uzar, ne de bir saat kısalır&rsquo;&rsquo; h&uuml;km&uuml;d&uuml;r.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Diğeri ise  Halk&rsquo;ın irade-i c&uuml;ziye tarafına bağlı olan Kaderi Muall&acirc;ktır. Yani değişen  kaderdir. Kişinin ilmi, ameli, tedbiri ile yani kısaca yaşayışına paralel olarak  değişen kaderdir. Bu iki &ccedil;eşit kadere verilecek en g&uuml;zel &ouml;rnek, insana verilen  &ouml;m&uuml;rd&uuml;r.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: İnsana  verilen &ouml;m&uuml;r m&uuml; ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı, Cenabı Allah; yarattığı her insana genelde &ccedil;ift &ouml;m&uuml;r vermiştir. Pek  nadir olarak, bazılarına tek &ouml;m&uuml;r vermiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Nasıl  hocam anlamadım ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Her  insana verilen &ouml;m&uuml;r i&ccedil;inde, hem kaderi m&uuml;bremden hem de kaderi muall&acirc;ktan &ouml;m&uuml;r  vardır. Diyelim ki 75&nbsp; yıl &ouml;mr&uuml; olan bir insana, Cenabı Allah, 40 sene kaderi  m&uuml;bremden, 35&nbsp; sene ise kaderi muall&acirc;ktan &ouml;m&uuml;r vermiştir. Bu kişi 40 seneyi hi&ccedil;  hasta olmadan yaşar. Tedbiri elden bırakmaz ve yaşantısına dikkat ederse,  muall&acirc;kta olan &ouml;mr&uuml;nden tıbbın gelişmesiyle ve kendini kazalardan korumasıyla,  &ouml;m&uuml;r koparabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Yani  tıbbın uzattığı s&ouml;ylenen &ouml;m&uuml;r, kaderi muall&acirc;ktandır. Cenabı Allah, her kişi i&ccedil;in  bunu tayin etmiştir. Tıp ancak, tayin ve takdir edilen bu &ouml;m&uuml;rden &ouml;m&uuml;r  koparabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Muall&acirc;k  demek, boşlukta serbest kalan, kullanıma hazır bulunan kaderin adıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  o zaman iki t&uuml;rl&uuml; &ouml;l&uuml;m vardır. Birisi kesin &ouml;mr&uuml;n bitiminde olan &ouml;l&uuml;m, diğeri  ise muall&acirc;ktan koparılan &ouml;mr&uuml;n bitimi olan &ouml;l&uuml;m.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Eceli  m&uuml;semma diye bilinen &ouml;l&uuml;m, kaderi m&uuml;bremden gelen &ouml;mr&uuml;n sona ermesidir. Eğer  kişiye kaderi muall&acirc;ktan &ouml;m&uuml;r verilmediyse, ne yapılırsa yapılsın, o kişi hayata  d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lemez ve kurtarılamaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eceli kaza  ise, kaderi muall&acirc;ktan, kişiye eklenen &ouml;mr&uuml;n bir olay sonucu sona ermesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam o  zaman, kaderi m&uuml;bremden olan &ouml;mr&uuml;n&uuml; hen&uuml;z tamamlamamış olan kişiyi &ouml;ld&uuml;rmekte  pek m&uuml;mk&uuml;n değildir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Herkesin &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; bir u&ccedil;ak kazasında kurtulan kişinin &ouml;mr&uuml; kaderi m&uuml;bremdendir ve  daha bitmemiştir. &Ouml;len kişilerin &ouml;m&uuml;rleri ise &ccedil;oğunun kaderi muall&acirc;ktandı,  kurtulabilirlerdi ve ya &ouml;lebilirlerdi. Burada &ouml;mr&uuml;m varsa &ouml;lmem denen olay,  kaderi m&uuml;breme ait olan &ouml;m&uuml;rd&uuml;r İnsanların &ccedil;oğu bunu yanlış anlıyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:&nbsp; Trafik  kazalarının en &ccedil;ok yaşandığı bir &uuml;lke T&uuml;rkiye&rsquo;dir. Bu kazalarda &ouml;lenlere KADER  g&ouml;z&uuml;yle bakılıp, teselli yoluna gidilmektedir. Bu kazaların sorumluluğu kader  denilip, Cenabı Allah&rsquo;a yıkılmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Kazaya  tedbirsizliği, kurallara uymaması ve aşırı hız neticesinde sebep olan kişi  &ouml;l&uuml;m&uuml;ne sebep olduğu insanların, neslinden gelecek olanları da katletmiş  olmaktadır. Bu ağır bir vebaldir. Bu olayı kader, ya da mukadderat diyerek  Cenabı Allah&rsquo;a mal edenler, cahil iftiracılardır. Bu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir iftiradır ve  vebali de ağırdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  toplumların kaderini, &uuml;zerinde yaşadığı coğrafi b&ouml;lgelerin sahip olduğu  &ouml;zelliklerde etkiler ve değiştirir demiştik ve bu y&uuml;zden HİCRET etmenin  &ouml;zelliklerine değinmiştik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Yani  toplumların ve kişilerin her zaman se&ccedil;me hakkı vardır. Tabi&icirc; ki maddi imk&acirc;nları  ve inanmaları kapasitesince.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  Phill Collahan adındaki bir araştırmacı, Bosna ve Orta Doğudan aldığı toprak  numunelerini, başka b&ouml;lgelerden aldığı numunelerle kıyaslayarak bir araştırma  yapmış Savaşların ve gerilimlerin olduğu b&ouml;lge olan Bosna ve Ortadoğu&rsquo;dan alınan  toprak numunelerinde, g&uuml;&ccedil;l&uuml; manyetik alanların bulunduğunu tespit etmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hocam bug&uuml;n  insanoğlunun dayandığı son sınır ENERJİ ALANLARI ger&ccedil;eği ile y&uuml;z y&uuml;ze  gelmesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  İnsanoğlu &ouml;yle bir d&uuml;zeye geldi ki; gen ilminin geldiği nokta ve yapılanlar ya  da yapılmak istenenler de, &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; boyutlardadır. Veteriner olan bir profes&ouml;r  arkadaşımın s&ouml;ylediği gibi, insanoğlunun ahlaki olgunluğu, GEN ilmini  kaldırabilecek, taşıyabilecek d&uuml;zeyde değildir.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Bu yazı  dizisindeki olaylar ve kişiler tamamen hayal kurgusudur.)</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="267" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1258-zamanin-dokusu-2-ve-3-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZAMANIN DOKUSU (Giriş ve 1. BÖLÜM)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1256-zamanin-dokusu-giris-ve-1-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1256-zamanin-dokusu-giris-ve-1-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:22:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1256</guid>
		<description><![CDATA[Değerli Yazarımız Sn. B&#252;lent G&#246;k&#231;en, &#8220;Bir Varmış, Bir Yokmuş&#8221; başlıklı hayal kurgu dizisinin 22 b&#246;l&#252;m s&#252;ren birinci kısmını tamamlamış bulunmaktadır. İkinci kısmın b&#246;l&#252;mlerini de, &#8220;Zamanın Dokusu&#8221; başlığıyla, değerli İnsani gelişim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Değerli  Yazarımız Sn. B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en, </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;<strong><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/gelsim-yazilari/dizi-yazilar/bir-varmis-bir-yokmus" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/gelsim-yazilari/dizi-yazilar/bir-varmis-bir-yokmus?referer=');">Bir  Varmış, Bir Yokmuş</a></strong>&rdquo; başlıklı hayal kurgu dizisinin 22 b&ouml;l&uuml;m s&uuml;ren  birinci kısmını tamamlamış bulunmaktadır. İkinci kısmın b&ouml;l&uuml;mlerini de, &ldquo;<strong>Zamanın  Dokusu</strong>&rdquo; başlığıyla, değerli İnsani gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği  OKURTA&Ccedil;&#8217;larına saygıyla sunuyoruz.&nbsp; </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> ZAMANIN DOKUSU Giriş <br />
</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Evrende  her şey bilgidir. Her birim, b&uuml;t&uuml;n&uuml;n yansımasıdır. Dolayısıyla b&uuml;t&uuml;n&uuml;n i&ccedil;indeki  bilgiler, uygun y&ouml;ntemlerle ya da direkt olarak birimden a&ccedil;ığa &ccedil;ıkabilir. Birim  bu bilgiyi algıladığı duyu organları sayesinde, holografik bi&ccedil;imde 3 boyutlu  olarak hayal melekesinde suretlendirir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yoğun zikir  &ccedil;alışmaları neticesinde algılama kapasitesi 5 duyunun &ouml;tesine ge&ccedil;en,  bilin&ccedil;altından ve dışarıdan gelen parazitleri gideren bir bilin&ccedil;; r&uuml;yada olduğu  şekilde bir nevi trans haline b&uuml;r&uuml;n&uuml;r. B&ouml;yle bir bilin&ccedil;, bu &ccedil;alışmaların  &ouml;ncesinde her neye odaklandıysa, odaklandığı şey ile arasında zaman engeli  kalkar, odaklandığı kişi ya da olayların dalga boyu tınlaşıma girerek, bilginin  zaman ve mek&acirc;n kaydı olmaksızın, g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ve ses gibi haline ulaşır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan  d&uuml;ş&uuml;ncelerinde, b&uuml;t&uuml;n boyutları hayal melekesinde suretlendirebilecek bir yapıya  sahiptir. İnsanda potansiyel olarak farklı yaşam boyutlarına a&ccedil;ılan pencereler  bulunmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hayal  melekesi, yarı madde-yarı mana olan yani zahiri ile halka, batını ile Hakk&rsquo;a  bakan İnsanoğluna verilmiş olan CEVHER TOPUNUN, en b&uuml;y&uuml;k sırlarından biridir.  Varlık deryasında, dalgalanarak suret bulan her şey, birimin AN&rsquo; dan algıladığı  ve adına zaman denen yansımalarla, hayal melekesinde suret bulmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu yansımalar  &lsquo;&rsquo;Bir Varmış Bir Yokmuş&rsquo;&rsquo; (sonsuz kere sonsuz &acirc;lem ve boyutları bir AN&rsquo; da var  olup, yok olur) şeklindedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanoğlunun  &ouml;z&uuml;ndeki Kudret sıfatı, hikmet &ouml;rt&uuml;s&uuml; ile &ouml;rt&uuml;lerek, tasarrufuna verilmiştir.  Eğer r&uuml;yalarımızı kontrol edebilseydik, hikmet &ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml;n altındaki, Kudret  sıfatı ile neler yapabileceğimizi g&ouml;r&uuml;rd&uuml;k. ZAMAN &ouml;rt&uuml;s&uuml; altında An&rsquo;daki  oluşları yaşamaktayız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;z&uuml;m&uuml;ze olan  yolculuğumuzda, Hakikat G&uuml;neşi doğduktan sonra, karanlıkta el feneri ile  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z ya da g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; sandığımız bir takım meselelerin, aslında &ouml;yle  olmadığı, el fenerinin ışığının, o meselelerden bize yansıdığı ve bu yansıyan  ışığın, algılayabildiğimiz kadarı olduğu g&ouml;r&uuml;lecektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sadece  bilimsel verileri esas alan ya da salt felsefi bir yaklaşım, zihinleri  bulandıracak ve kuşkuları arttıracaktır. Kuşkuların arttığı bir zihin ise,  şeytanın &ccedil;ok kolay avlayabileceği bir yem olacaktır. &rsquo;&rsquo;Bilimsel verilere EVET,  felsefi yaklaşıma EVET, ama Kuran ve S&uuml;nnet &ccedil;er&ccedil;evesinde&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Deryadan bir  damladır, insanoğlunun &acirc;lemler dediği,<br />
Daha nice deryalar var, insanoğlunun bilmediği&hellip;<br />
Bir damla bile değil, &uuml;zerine bir &ouml;m&uuml;r bindiği<br />
Kumsalda bir kum tanesi, şu d&uuml;nyam dediği&hellip;&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">H&acirc;lbuki esas  incelenecek olan insanın kendisidir. Keşfedilecek olan insanın kendi  mağarasıdır. İnsan bir MABEDDİR, insan bir Cami&rsquo;dir. Yedi frekans, otuz &uuml;&ccedil;  şerefeli &ouml;zle ve Ruh ile cem olunan insan bu manada Cami&rsquo;dir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan  bedenlerinin yaratılışındaki hikmet, sonsuz Allah isimlerinin, zahiri manalarını  seyir i&ccedil;indir. Bilin&ccedil;lerin yaratılmasındaki hikmet, yine Allah isimlerinin  Batıni manalarını seyir i&ccedil;indir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İlahi yasalar,  soyut planların yanında somut madde aleminde de bu g&uuml;c&uuml; h&uuml;k&uuml;mdar yapmak amacıyla  işlemektedir. Bu g&uuml;&ccedil; ilahi bir hazinedir. Ge&ccedil;miş ve gelecek, Cemal ve Celal, i&ccedil;  boyutumuzda yani mağaramızda saklıdır. Bilenlerin dediği gibi; İblis, aslında bu  hazinenin, ilahi yasa tarafından Cennet&rsquo;ten &ccedil;ıkarılarak tayin edilmiş  bek&ccedil;isidir. Emaneti ehil olanlar alsın diye&hellip; L&uuml;tfen s&ouml;yler misiniz; hangi  padişah, hazinesini yağma ettirir ki ?!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Derecesi d&uuml;ş&uuml;k  olan Veliler, başka bir boyuta ge&ccedil;tiklerinde ya da başka bir beldeye  gittiklerinde ya da DİVAN toplantısına katıldıklarında Zatları (bedenleri) ile  giderler. Bu s&uuml;re zarfında, kendi beldesinde ya da evinde değildir. B&uuml;y&uuml;k  Veliler, Bir An&rsquo;da 366 zat (beden) olarak bulunabilirler. Bu Ruh&rsquo;un 366  sırrından kaynaklanır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n K&acirc;inat 3  boyutlu bir mağaradır, der Erenler. İnsanın asıl kimliği bu 3 boyutun ardında  saklıdır, der &Ouml;ze Ermişler. İnsanın Seması Ruh&rsquo;tur, Arzı ise Bedendir. Ruh,  kalpteki &Acirc;dem&rsquo;dir. Beden bu &Acirc;dem&rsquo;in bineğidir. Bu bineğe CAN derler, Ruh&rsquo;a ise  &Acirc;DEM derler. Birbirine karışmayan iki denizin sırrı budur. CAN arınıp &Acirc;DEME  kavuştuğu zaman, d&uuml;nyaya bakıldığında yaşamaya mecbur olduğun yerin aslında  &Ouml;L&Uuml;LERLE dolu bir mezarlık olduğunu g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. Yaşayan insan denen &ouml;l&uuml;lerin  toplanma yeri. Biz d&uuml;nyaya &ouml;lmeye değil dirilmeye geldik&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Velhasıl bu  hik&acirc;yeyi dirilecek olanlara ithaf ettik&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>ZAMANIN  DOKUSU (1. B&Ouml;L&Uuml;M)</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Gelecek bir  zaman boyutunda, T&uuml;rkiye&rsquo;nin G&uuml;neydoğusunda ve diğer b&ouml;lgelerinde vuku bulan  etnik k&ouml;kenli olmayan tuhaf anarşi olayları, kısa zamanda d&uuml;nya kamuoyunda  duyulmuştu. Ankara&rsquo;daki olaylara odaklanan h&uuml;k&uuml;met, Mardin Darge&ccedil;it&rsquo;teki  gelişmelere hazırlıksız yakalanmış, olayları d&uuml;nya kamuoyundan gizleyememişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Meclisteki  b&ouml;lge milletvekilleri, zehir zemberek a&ccedil;ıklamalar yapıyor, bu olayda h&uuml;k&ucirc;metin  yeterli &ouml;nlemler almadığını iddia ediyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bundan iki yıl  &ouml;nce, bir kara yolunda, b&ouml;lgenin ileri gelen tarikatlarından birinin şeyhi  &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş, yerine İran k&ouml;kenli biri ge&ccedil;mişti. Tarikatın kurduğu yerel  televizyon kanalı şeyh sempatizanlarını ayaklanmaya &ccedil;ağırıyor ve adaletin yerine  getirilmesini istiyorlardı. Beklenen Mehdi&rsquo;nin, G&uuml;ney Doğu&rsquo;dan &ccedil;ıkacağını &ccedil;ok  yakında Yusuf peygamber gibi, &uuml;lke y&ouml;netiminde s&ouml;z sahibi makama geleceğini  haykırıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Anarşistler,  tarihin g&ouml;r&uuml;p g&ouml;rebileceği en b&uuml;y&uuml;k bir ihanete hazırlanıyorlardı. İran ve  Suriye sınır kapılarını, T&uuml;rkiye&rsquo;ye kapatmıştı. &Ccedil;ok bereketli olması beklenen  turizm sezonu i&ccedil;in t&uuml;m rezervasyonlar iptal edilmiş, bir&ccedil;ok &uuml;lke T&uuml;rkiye&rsquo;ye olan  u&ccedil;uşları askıya almıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Edirne  civarında bir barajın patlamasıyla, y&uuml;zlerce d&ouml;n&uuml;m arazi ve bir o kadar da k&ouml;y  sular altında kalmıştı. Yunanistan ve Bulgaristan, h&uuml;k&uuml;metimizden izin alarak,  b&ouml;lgeye &ccedil;ok sayıda acil yardım ekibi g&ouml;ndermişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ankara&rsquo;daki  izinli protesto mitinglerinde &ccedil;ıkan olaylar &ccedil;ok zor kontrol altına alınıyordu.  Olaylara m&uuml;dahale eden g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;leri de, kısa s&uuml;rede gittik&ccedil;e sertleşiyor,  neticede olaylar daha da b&uuml;y&uuml;yordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mardin  b&ouml;lgesinin karantinaya alınmasından sonra, b&ouml;lgede yaşayan S&uuml;ryaniler bahane  edilerek, yurt dışından bir&ccedil;ok Hıristiyan propagandası ama&ccedil;lı sivil toplum  kuruluşu ve devlet nezdinde g&ouml;zlemci, b&ouml;lgeye akın etmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu olayların  başlamasından &ouml;nce, s&ouml;zde ilahiyat profes&ouml;rleri, ekranlarda boy g&ouml;sterip,  hadisleri ve mezhepleri tartışmaya a&ccedil;mışlardı. Bir&ccedil;ok sahih hadis ayıklanmış,  adeta mezhepsizlik furyası başlamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n İslam  d&uuml;nyasının dikkatini ve nefretini &ccedil;eken bir gelişme de İran&rsquo;da yaşanmıştı.  İran&rsquo;da s&ouml;zde bir &acirc;lim, Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in beşer kelamı olduğunu iddia ediyor,  s&ouml;zlerini adeta bir sihirbaz gibi kullanıyor, FELSEFİ ve BİLİMSEL bir derinlik  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; veriyordu. Halk panik halindeydi. B&ouml;lgede askerlik yapanların aileleri  ve g&ouml;rev yapanların yakınları, endişeli bekleyiş i&ccedil;erisindeydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mustafa abinin,  g&ouml;n&uuml;l dostu olan ve Edirne Tıp Fak&uuml;ltesinde g&ouml;rev yapan Profes&ouml;r Ahmet bey,  Mardin&rsquo;deki olayla ilgili kurulan araştırma ve m&uuml;dahale ekibinde  g&ouml;revlendirilmişti. Mardin&rsquo;e gitmeden &ouml;nce &Ccedil;orlu&rsquo;ya gelerek, g&ouml;n&uuml;l dostuna  uğramıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Kardeşim demek vazifeye tayin edildin ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: &Ccedil;ok ani  oldu ama.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Doğru  dersin, &ccedil;ok ani oldu. Şerefsizler d&ouml;rt koldan saldırıya ge&ccedil;tiler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Bu  Mardin&rsquo;deki olay&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Evet  Kardeşim Mardin&rsquo;deki olay. Daha &ouml;nce konuştuğumuz gibi uzak komşumuz sayılan bir  devletin dahi kontrol edemediği bir takım gizli yeraltı şer &ouml;rg&uuml;tlerinin  geliştirdiği bir vir&uuml;s. Lakin İran &uuml;zerinden bir TIR dolusu fare ile soktular bu  vir&uuml;s&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Bilim  adamı kimliğimizle daha &ouml;nce İ&ccedil;işleri Bakanlığına bu konuda bilgi verdik ama  bizi yeteri kadar ciddiye almadılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Kurulan ekipte diğer devletlerden veya diğer dinlerden uzmanlar da var mı?  G&ouml;reviniz gizlilik arz ediyorsa, devlet sırrı kapsamına giriyorsa bu soruma  cevap vermemek senin i&ccedil;in mill&icirc; bir g&ouml;revdir. Cevap vermeyebilirsin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Hayır  Mustafa abi. Gizli değil. İsrail devleti bu gibi konularda uzman sayıldığı i&ccedil;in  sadece dış &uuml;lkelerden İsrail bilim adamlarından biri kadın iki kişi davet  edildi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Aman  kardeşim dikkat et. Zira adamlar son zamanda zihin okumayı da başardılar.  G&ouml;nderilen bu iki kişinin, kendi devletlerinden dahi gizleyebilecekleri başka  bir takım g&ouml;revleri ve art niyetleri de olabilir. G&ouml;z&uuml;n&uuml; onlardan ayırma.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Tamam  ayırmam da, d&uuml;n yanıma Raşit abi geldi. Odamın kapısını kilitlemiş, tam namaz  kılacaktım, pat diye yanımda belirdi. &ldquo;Bir yılan, kırlangı&ccedil; yumurtasını yiyecek,  sonra teknede ki ekşi hamurun &uuml;st&uuml;ne kusacak. Aradığınız ŞİFA ondadır&rdquo; dedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Daha  ne desin. Sen beklemede kal ve d&uuml;ş&uuml;ncelerini perde gerisinde korumaya al. Sahi  sen, yarın &ouml;ğleye mi u&ccedil;ak bileti aldın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: &Ouml;ğlen  bir bu&ccedil;uk u&ccedil;ağına bilet aldım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Sen  şimdi beni dinle. U&ccedil;ağı filan boş ver. Yedek telefon kartımı al, hemen bu akşam,  karayoluyla hareket et.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Neden  ki ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Kardeşim Ahmet, var bir bildiğimiz. Sen bizi dinle.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Tamam o  zaman. Sen &ouml;yle diyorsan.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İsrail  devletinin h&uuml;k&uuml;metimizin isteği &uuml;zerine g&ouml;revlendirdiği ekipteki bir kişi,  psişik g&uuml;&ccedil;leriyle tanınmış, Amerika&rsquo;da yaşayan İsrail asıllı bir kadındı. Uzun  s&uuml;redir basında, İsrail gizli servisinde g&ouml;rev yaptığı iddiaları vardı ama bu  resmen doğrulanmadık&ccedil;a zan h&uuml;km&uuml;nde kalır ve kabul edilemezdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yine bazı  basın kaynaklarının resmen doğrulanmamış iddialarına g&ouml;re, devletlerin  denetiminden gizlenen şer g&uuml;&ccedil;ler, yeraltı laboratuarlarında veba ve kuduz  mikroplarının genleri ile oynayarak yeni bir t&uuml;r vir&uuml;s &uuml;retmişlerdi. Vir&uuml;s&uuml;n  bulaştığı kişinin, beynindeki n&ouml;ron &uuml;retimi hızla d&uuml;şmeye başlıyor, beynin  hafıza ve bilin&ccedil; b&ouml;l&uuml;mlerinde hızla h&uuml;cre &ouml;l&uuml;m&uuml; ger&ccedil;ekleşiyor, buna karşın  adrenalin salgılanan b&ouml;l&uuml;m, vir&uuml;s&uuml;n salgıladığı enzim sayesinde uyarılarak,  kişide zapt edilemeyen bir g&uuml;&ccedil; ve &ouml;fke ortaya &ccedil;ıkıyordu. Bu t&uuml;r şer g&uuml;&ccedil;lerinin  insanlık dışı &ccedil;alışmalarına hi&ccedil; bir devletin izin vermeyeceğine inanmamız  gerekir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kuduz  vakasındaki sudan korkma olayının aynısı, vir&uuml;s&uuml;n bulaştığı kişide, ışıktan  aşırı derecede rahatsız olma şeklinde kendini g&ouml;steriyordu. G&ouml;z bebeklerindeki  değişiklik dolayısıyla, sadece geceleri ortaya &ccedil;ıkıyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Vir&uuml;s&uuml;  geliştiren şer g&uuml;&ccedil;ler, g&ouml;z bebeklerindeki bu değişimi hesaplayamamıştı. Yerin  altındaki mahzenlere Filistinli masum vatandaşları ve İsrailli masum insanları  ayrım yapmadan ka&ccedil;ıran şer g&uuml;&ccedil;ler, o zavallı insanlar &uuml;zerinde yapılan  deneylerde bunu fark edememişti. Zira zavallılar uzun s&uuml;re, karanlık ortamda  tutulduklarından, vir&uuml;s verilmeden &ouml;nce de, ışığa &ccedil;ıkarıldıklarında ayni tepkiyi  g&ouml;steriyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İsrail ve  Filistin topraklarında yerin epey altındaki şer g&uuml;&ccedil;lerin laboratuarlarında, &ouml;zel  mahzenlere ka&ccedil;ırılan Filistinlilere ve İsraillilere vir&uuml;s direkt olarak enjekte  ediliyordu. Denemeler bu şekilde oluyordu. Ama Mardin&rsquo;deki olay fareler  &uuml;zerinden, insanlara bulaşmıştı. Vir&uuml;s, &uuml;retilen seruma, bu şekilde bağışıklık  kazanmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;lgede  yaşayan S&uuml;ryaniler, Almanya &uuml;zerinden s&ouml;zde turist olarak gelen ekipler  tarafından daha &ouml;nce aşılanmıştı ama vir&uuml;s&uuml;n, bu seruma bağışıklık kazanacağı  hesaplanamamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Profes&ouml;r Ahmet  Bey, İstanbul &uuml;zerinden bir otob&uuml;sle yola &ccedil;ıkmıştı. Koltuk arkadaşı 25 ile 30  yaşları arasında bir gen&ccedil;ti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Hayırlı  yolculuklar delikanlı. Ben Ahmet.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">GEN&Ccedil;: Hayırlı  yolculuklar efendim. Benim adım da Yusuf.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: &Ouml;ğrenci  misiniz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hayır 3  sene &ouml;nce mezun oldum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Hangi  b&ouml;l&uuml;m ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Fizik  m&uuml;hendisliği.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Maşallah delikanlı. Ben de doktorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Profes&ouml;r Ahmet  beyin, gencin elindeki kitaba g&ouml;z&uuml; takıldı. Kitabın arka kapağında ş&ouml;yle  yazıyordu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Dilden &ccedil;ıkan  s&ouml;z&uuml;, kulak dinler. Akıl s&uuml;zgecinden ge&ccedil;erse kalbe iner. Ama g&ouml;zlerdeki mana,  direkt olarak kalbe tesir eder. S&ouml;z kalıpları, g&ouml;zdeki bu manayı taşıyamaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;zden gelen  S&Ouml;Z olursa, SIR olur gizlenir<br />
&Ouml;zden gelen G&Ouml;ZE olursa, bunu ancak ehli bilir<br />
Hakikat deryasında y&uuml;zer balıklar<br />
Y&uuml;zd&uuml;kleri derya i&ccedil;lerindedir, bilmez alıklar<br />
Akıl maddeyi anlar, kalp ise manayı<br />
Ruha versen, bir yudumda i&ccedil;er deryayı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cahile Hakk&rsquo;ı  sorsan, der ki; &ouml;tede<br />
&Acirc;lime Hakk&rsquo;ı sorsan, der ki; &ouml;z&uuml;mde<br />
Arife Hakk&rsquo;ı sorsan, der ki; g&ouml;z&uuml;mde<br />
Ehline Hakk&rsquo;ı sorsan, der ki; c&uuml;bbemin i&ccedil;inde</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kimi g&ouml;z  vardır, yataklara yatırır<br />
Kimi g&ouml;z vardır, g&ouml;nl&uuml;ne rahmet yağmurları yağdırır.<br />
Kimi s&ouml;zler vardır, i&ccedil;i bomboş<br />
Kimi s&ouml;zler vardır, dinleyince olursun bir hoş</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bulutlar  toplanır, yağmur yağdırmak i&ccedil;in<br />
Melekler dua eder, &ouml;mr&uuml;n&uuml; uzatmak i&ccedil;in<br />
D&uuml;nya ağlar, der ki; biraz daha kalsın<br />
Rabbim, onun y&uuml;z&uuml; suyuna, rahmet nazarı ile baksın</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sığ sularda  y&uuml;zmek, her kişinin harcı (işi)<br />
Hakikat deryasına dalmak, ER kişinin harcı (işi)<br />
Yedi mertebe dedikleri aslında BİR adım<br />
İkinci adımı atamazsın, &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Kalmaz varlığın</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ne sen var, ne  ben, ne de onlar<br />
Bakarsın ki; bir hayalmiş bunlar<br />
S&ouml;zler bir bulut, mana yağmurlarını taşır<br />
Hakikat diyenlere, b&uuml;t&uuml;n y&uuml;k&uuml;n&uuml; boşaltır</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hakikat ehli  bazen &ouml;zden konuşur, bazen kabuktan<br />
Dinleyenler sanır ki; konuşan, konuştuğu gruptan<br />
Kimisi &Acirc;lim der, kimisi Arif<br />
Hakikat ehlini anlatamaz, hi&ccedil;bir tarif</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Bakıyorum da, fizikten başka şeylere de merakınız var.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Kitabı  kast ediyorsunuz her halde? &Ccedil;ok g&uuml;zel bir kitap. Kitabın yazarı, Tasavvuf  ehlinin s&ouml;zlerini ve sıra dışı hallerini, bir bilim adamı ve g&ouml;n&uuml;l adamı g&ouml;z&uuml;yle  ele almış, akıcı bir &uuml;slupla, okuyucuya aktarmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Demek  beğendin ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Okumak  isterseniz buyurun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Sağ ol  delikanlı. Daha &ouml;nce defalarca okudum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Defalarca mı okudunuz ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Evet  defalarca okudum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Kitabın yazarı benim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Şu  Allah&rsquo;ın işine bakın, en sevdiğim kitabın yazarı ile yan yana yolculuk  yapıyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı bahsettiğin o şeref bana ait. İnsanın birine duyduğu sevgi ya da  nefret, dua h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;er de, bir g&uuml;n karşısında buluverir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  ayni kitapta bahsettiğiniz gibi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Yusuf  memleketin neresi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Kastamonu hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Evliyalar diyarındansın yani? Kastamonu ilimizin 18 bin kayıtlı evliyası ve 5  tane peygamber kabri vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Doğru  hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Biraz  kendinden bahsetsene.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  biz &uuml;niversite son sınıfta &uuml;&ccedil; arkadaş, ortak olarak bir tez hazırladık.  Tezimizin konusu 17 Ağustos G&ouml;lc&uuml;k depremiydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Tehlikeli bir konu se&ccedil;mişsiniz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Depremi, kimyasal, biyolojik, &ccedil;evresel, iklimsel ve tektonik silahlar kapsamında  ve y&uuml;ksek irtifa, &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k frekans silahları kapsamında, ayrıca G&uuml;&ccedil;l&uuml;  Elektromanyetik Dalgaların Etkisi ile Uzaydan Sismik Değişim Oluşturma ana  başlıkları altında ele aldık.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Sanırım  MHD jenerat&ouml;rlerinin silah olarak kullanılma olasılığı sonsuzdur. Etkili bir MHD  savunması kurulduğu takdirde ve sadece atmosferin g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullanarak 8 ile 10  tane TESLA Coil&rsquo;i (Yay) ve mıknatıslar aracılığı ile &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; elektrik alanları  yaratmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. &Uuml;niversitenizin internet sitesinden tezinizi okumuştum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Depremin doğal yollar ile mi yoksa bu saydığımız y&ouml;ntemlerin biri ile mi  oluşturulduğu araştırırken, bambaşka şeyler ile karşılaştık.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Ne gibi  ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: En  başta bu deprem sayesinde, toplum &uuml;zerinde psikolojik bir baskı uyguladılar.  Deprem sonrası, b&ouml;lgede yaşanan sosyal buhran ortamında misyonerler cirit atmaya  başladı. B&ouml;lge istihbarat &ouml;rg&uuml;tlerinin ajanları ile doldu taştı. Depremden sonra  fiziki, sosyal ve siyasi &ccedil;&ouml;k&uuml;ş hızlandı. B&ouml;lgeden, yabancılara aşırı derecede  emlak satışı ve sigorta işlemi ger&ccedil;ekleşti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;yle korkun&ccedil;  boyutlarda can ve mal kaybına sebep veren depremin, sismografi kayıtlarının  saklandığı iddiaları var. Daha sonra a&ccedil;ıklanılanları ise bazı &ccedil;evreler ger&ccedil;ek&ccedil;i  bulamadı. D&ouml;nemin Cumhurbaşkanı, depremden hemen sonra, Kandilli&rsquo;de Deprem  Profes&ouml;r&uuml; ile basına kapalı g&ouml;r&uuml;şmede bulundu. Bu g&ouml;r&uuml;şme hakkında da basında  &ccedil;ok ilgin&ccedil; teoriler geliştirildi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;lc&uuml;k&rsquo;de  yaşadığımız felaketin doğal ya da suni yollardan olup olmadığı bir yana,  d&uuml;nyanın değişik yerlerinde bir&ccedil;ok depremle benzerliği ve başka jeopolitik  s&uuml;re&ccedil;leri tetiklemesiydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Siz  tezi bayağı bir geniş olarak ele almışınız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Ulaştığımız son bir bilgi ise, bizi şok etti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Ne gibi  bir bilgi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  1990&rsquo;ların başında, sınırlarındaki adalar sorunu nedeni ile teknik olarak halen  savaşta olan Rusya ile Japonya arasında barış r&uuml;zg&acirc;rları esmeye başlamış. AUM  Tarikatı lideri, eski Sovyet Başkanı Gorba&ccedil;ov ve KGB şefi arasında Moskova&rsquo;da  bir g&ouml;r&uuml;şme ger&ccedil;ekleşmiş. İddialara g&ouml;re, toplantıda Sovyetlerin elindeki  tektonik silah teknolojisine karşılık, Japonların elindeki &ldquo;S&uuml;per Bilgisayar&rdquo;  teknolojisinin değiş tokuşu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ld&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu g&ouml;r&uuml;şmenin  hemen sonrasında, Moskova&rsquo;da, Rus-Japon &uuml;niversitesi kuruldu ve AUM tarikatının  y&ouml;nettiği bu &uuml;niversitede, Rus-Japon fizik&ccedil;iler &ccedil;alışmaya başladı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">1993 Yılında  AUM tarikatı liderinin yardımcılarından biri, Avustralya &lsquo;ya gitmeden &ouml;nce  Rusya&rsquo;ya uğradı. Daha sonra Avustralya&lsquo;ya ge&ccedil;en başkan yardımcısı, batı  Avustralya&rsquo;da Banjawarn b&ouml;lgesinde 200 bin hektarlık devasa bir koyun &ccedil;iftliği  aldı. İddia edildiğine g&ouml;re AUM tarikatı, bu &ccedil;iftlikte S&Acirc;RİN gazı denemiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">28 Mayıs 1993  tarihinde merkezi Banjawarn&rsquo;deki koyun &ccedil;iftliğine &ccedil;ok yakın olan, 3.7 şiddetinde  bir deprem meydana geldi. İşin ilginci; bu deprem Avustralya&rsquo;nın o b&ouml;lgesinin  tarihinde kaydedilen, TEK DEPREMDİ.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;rg&uuml;  tanıkları, deprem &ouml;ncesinde, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde bir ışık &ccedil;izgisinin ya da topunun  ilerlediğini ve daha sonra yere doğru mavi bir şimşek olarak &ccedil;akmasının hemen  akabinde depremin meydana geldiğini belirtmişler. Patlamanın olduğu b&ouml;lgenin  &uuml;zerinde daha sonra, turuncu yarım k&uuml;re şeklinde bir ışıma belirmiş. Yarım k&uuml;re  şeklinde bu ışık, havada iki saat asılı kalmış ve daha sonra tanıkların  ifadesine g&ouml;re &ldquo;birinin d&uuml;ğmeyi kapaması gibi&rsquo;&rsquo; ortadan kayboluvermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: 17  Ağustos depreminde yaşanılanların aynısı. Ama burada dikkatimi &ccedil;eken daha başka  bir konu var.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Nedir  hocam?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Avustralya&rsquo;da b&uuml;y&uuml;k miktarda toprak alımı olmuş ve akabinde bu deprem vuku  bulmuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Evet  hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Ben  Edirne tıp fak&uuml;ltesinde g&ouml;rev yaptığım i&ccedil;in, Trakya b&ouml;lgesinin her yerinden  hastalarım gelir. Hastalar ile yaptığımız sohbetler esnasında şunları &ouml;ğrendim:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Trakya  b&ouml;lgesinde hemen hemen her k&ouml;yden, y&uuml;ksek fiyatlarla, tarla toplayan simsarlar  varmış. &Uuml;&ccedil; ile d&ouml;rt yıldan beri yurt dışı temsilcilikleri bulunan bu simsarlar,  k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n, izlenen tarım politikaları y&uuml;z&uuml;nden ekonomik olarak &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;n&uuml; fırsat  bilip, bayağı arazi toplamışlar. B&ouml;lgede g&ouml;rev yapan bir tarım uzmanı hanımı ile  k&ouml;y k&ouml;y gezip, halkı bu konuda uyarmaya ve bilin&ccedil;lendirmeye &ccedil;alışmışlar. Bu  konuda epey bir başarılı olmuşlar ama tayini &ccedil;ıkartılarak, gittiği yerde  emekliye sevk edilmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">K&ouml;yl&uuml;n&uuml;n  bilin&ccedil;lenmesiyle, toprak satışları yavaşlamış ama &ccedil;ıkarılan bir yasa değişikliği  ile her k&ouml;yden, minareyi kılıfına uyduranların planlarıyla tekrar kadastro  ge&ccedil;irmişler. Yeni kadastro &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;nden sonra işler daha da karışmış. Senin tarlan  bana, benim tarlam sana ve bir&ccedil;ok tapulu tarla da, hazineye &ccedil;ıkmış. Yıllardır  ekip bi&ccedil;tiği tapulu arazisi, hazineye &ccedil;ıkan k&ouml;yl&uuml;den, y&uuml;ksek fiyatlarla icar  almışlar. K&ouml;yl&uuml; kazandığından fazla icar parası &ouml;deyince iyice zor duruma  d&uuml;şm&uuml;ş. En son 2009 Haziran ayında s&ouml;zde hazine olan bu araziler, k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n  elinden alınmış ve bir takım mafya kılıklı, yabancı insanlara kiralama ya da  satışı yapılmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Patlayan  Armağanlı barajının sebep olduğu zarardan dolayı, ekonomik olarak iyice &ccedil;&ouml;ken  k&ouml;yl&uuml;, tekrar arazilerini satmaya başlamışlar.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  anlattığınız bu olayların arkasında, muazzam bir plan olduğunu g&ouml;r&uuml;yorum Bunlar  Avustralya&rsquo;daki arazi gibi Trakya&rsquo;nın b&uuml;t&uuml;n&uuml;ne el koymuşlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Allah  sonumuzu hayırlı kılsın!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: &Acirc;min  hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  B&ouml;lgeden &uuml;&ccedil; tane gen&ccedil; arkadaşımız, Demirk&ouml;y ormanlarında 12500 yıllık bir mağara  arıyorlardı. Bir de Malipetra Kayalığı denen yerde, tonlarca altın olduğu  s&ouml;yleniyordu. Barajın patlamasından sonra, b&ouml;lgeye gelen Yunanistan ve  Bulgaristan kurtarma ekiplerinin, asıl niyetlerinin, bu yerleri araştırmak  olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Demir  k&ouml;y ormanlarında ki 12500 yıllık mağara mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Evet</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Şu  Allah&rsquo;ın işine bakın Hocam. 6 Ay &ouml;nce bir otob&uuml;s kazasında &ouml;len, &uuml;niversiteden  bir bayan hocamız vardı, Filiz hoca. Kendisiyle bir proje &uuml;zerinde &ccedil;alışıyorduk.  Bizi İstanbul Ortak&ouml;y&rsquo;de fırıncı &Acirc;dem efendi denen bir zat ile tanıştırdı. O zat  ta bize buradaki bir mağaradan bahsetti. İnanmayacaksınız ama kendisinin bir  başka zamandan bu zamana, bu mağaradan geldiğini s&ouml;yl&uuml;yordu. Filiz hoca &Acirc;dem  efendiyi ilgin&ccedil; bir kişilik olarak kabul ediyordu. &Acirc;dem efendinin zaman ve mekan  hakkındaki keramet anlatımlarıyla modern fizik arasında benzerlikler kurmaktan  b&uuml;y&uuml;k zevk alıyordu ama &Acirc;dem efendinin bir zaman gezmeni olduğunu kabul edip  etmediği hakkında bir yargıda bulunamam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı niye inanmayayım? Hem o mağarayı Fatih Sultan Mehmet Han da buldu ama  kimseye s&ouml;ylemedi. Mağara, ahir zaman s&uuml;recinde &ccedil;ok &ouml;nemli g&ouml;revlere mek&acirc;n  olacak.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Zaten  rahmetli Filiz hocama, &ccedil;alıştığımız proje ile ilgili bilgileri, bu fırıncı &Acirc;dem  efendi vermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Siz,  atmosferdeki ge&ccedil;mişe ait ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kayıtlarına ulaşmak ve &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemek  &uuml;zerine &ccedil;alışıyordunuz. Daha sonra bir boyut kapısı a&ccedil;mayı başardınız değil mi  ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  bu projeyi, Filiz hocam, &Acirc;dem efendi ve biz &uuml;&ccedil; arkadaştan başka bilen yoktu Siz  nasıl &ouml;ğrendiniz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı, hepimiz şer g&uuml;&ccedil;lerin karşısında hayır g&uuml;&ccedil;lere g&ouml;n&uuml;l vermiş bir  milletin askerleriyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Bu yazı  dizisindeki olaylar ve kurumlar tamamen hayal kurgusudur.)</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="334" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1256-zamanin-dokusu-giris-ve-1-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZAMANIN DOKUSU (Giriş ve 1. BÖLÜM)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3315-zamanin-dokusu-giris-ve-1-bolum-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3315-zamanin-dokusu-giris-ve-1-bolum-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:22:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1256</guid>
		<description><![CDATA[Değerli Yazarımız Sn. B&#252;lent G&#246;k&#231;en, &#8220;Bir Varmış, Bir Yokmuş&#8221; başlıklı hayal kurgu dizisinin 22 b&#246;l&#252;m s&#252;ren birinci kısmını tamamlamış bulunmaktadır. İkinci kısmın b&#246;l&#252;mlerini de, &#8220;Zamanın Dokusu&#8221; başlığıyla, değerli İnsani gelişim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Değerli  Yazarımız Sn. B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en, </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;<strong><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/gelsim-yazilari/dizi-yazilar/bir-varmis-bir-yokmus" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/gelsim-yazilari/dizi-yazilar/bir-varmis-bir-yokmus?referer=');">Bir  Varmış, Bir Yokmuş</a></strong>&rdquo; başlıklı hayal kurgu dizisinin 22 b&ouml;l&uuml;m s&uuml;ren  birinci kısmını tamamlamış bulunmaktadır. İkinci kısmın b&ouml;l&uuml;mlerini de, &ldquo;<strong>Zamanın  Dokusu</strong>&rdquo; başlığıyla, değerli İnsani gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği  OKURTA&Ccedil;&#8217;larına saygıyla sunuyoruz.&nbsp; </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> ZAMANIN DOKUSU Giriş <br />
</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Evrende  her şey bilgidir. Her birim, b&uuml;t&uuml;n&uuml;n yansımasıdır. Dolayısıyla b&uuml;t&uuml;n&uuml;n i&ccedil;indeki  bilgiler, uygun y&ouml;ntemlerle ya da direkt olarak birimden a&ccedil;ığa &ccedil;ıkabilir. Birim  bu bilgiyi algıladığı duyu organları sayesinde, holografik bi&ccedil;imde 3 boyutlu  olarak hayal melekesinde suretlendirir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yoğun zikir  &ccedil;alışmaları neticesinde algılama kapasitesi 5 duyunun &ouml;tesine ge&ccedil;en,  bilin&ccedil;altından ve dışarıdan gelen parazitleri gideren bir bilin&ccedil;; r&uuml;yada olduğu  şekilde bir nevi trans haline b&uuml;r&uuml;n&uuml;r. B&ouml;yle bir bilin&ccedil;, bu &ccedil;alışmaların  &ouml;ncesinde her neye odaklandıysa, odaklandığı şey ile arasında zaman engeli  kalkar, odaklandığı kişi ya da olayların dalga boyu tınlaşıma girerek, bilginin  zaman ve mek&acirc;n kaydı olmaksızın, g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ve ses gibi haline ulaşır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan  d&uuml;ş&uuml;ncelerinde, b&uuml;t&uuml;n boyutları hayal melekesinde suretlendirebilecek bir yapıya  sahiptir. İnsanda potansiyel olarak farklı yaşam boyutlarına a&ccedil;ılan pencereler  bulunmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hayal  melekesi, yarı madde-yarı mana olan yani zahiri ile halka, batını ile Hakk&rsquo;a  bakan İnsanoğluna verilmiş olan CEVHER TOPUNUN, en b&uuml;y&uuml;k sırlarından biridir.  Varlık deryasında, dalgalanarak suret bulan her şey, birimin AN&rsquo; dan algıladığı  ve adına zaman denen yansımalarla, hayal melekesinde suret bulmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu yansımalar  &lsquo;&rsquo;Bir Varmış Bir Yokmuş&rsquo;&rsquo; (sonsuz kere sonsuz &acirc;lem ve boyutları bir AN&rsquo; da var  olup, yok olur) şeklindedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanoğlunun  &ouml;z&uuml;ndeki Kudret sıfatı, hikmet &ouml;rt&uuml;s&uuml; ile &ouml;rt&uuml;lerek, tasarrufuna verilmiştir.  Eğer r&uuml;yalarımızı kontrol edebilseydik, hikmet &ouml;rt&uuml;s&uuml;n&uuml;n altındaki, Kudret  sıfatı ile neler yapabileceğimizi g&ouml;r&uuml;rd&uuml;k. ZAMAN &ouml;rt&uuml;s&uuml; altında An&rsquo;daki  oluşları yaşamaktayız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;z&uuml;m&uuml;ze olan  yolculuğumuzda, Hakikat G&uuml;neşi doğduktan sonra, karanlıkta el feneri ile  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z ya da g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; sandığımız bir takım meselelerin, aslında &ouml;yle  olmadığı, el fenerinin ışığının, o meselelerden bize yansıdığı ve bu yansıyan  ışığın, algılayabildiğimiz kadarı olduğu g&ouml;r&uuml;lecektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sadece  bilimsel verileri esas alan ya da salt felsefi bir yaklaşım, zihinleri  bulandıracak ve kuşkuları arttıracaktır. Kuşkuların arttığı bir zihin ise,  şeytanın &ccedil;ok kolay avlayabileceği bir yem olacaktır. &rsquo;&rsquo;Bilimsel verilere EVET,  felsefi yaklaşıma EVET, ama Kuran ve S&uuml;nnet &ccedil;er&ccedil;evesinde&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Deryadan bir  damladır, insanoğlunun &acirc;lemler dediği,<br />
Daha nice deryalar var, insanoğlunun bilmediği&hellip;<br />
Bir damla bile değil, &uuml;zerine bir &ouml;m&uuml;r bindiği<br />
Kumsalda bir kum tanesi, şu d&uuml;nyam dediği&hellip;&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">H&acirc;lbuki esas  incelenecek olan insanın kendisidir. Keşfedilecek olan insanın kendi  mağarasıdır. İnsan bir MABEDDİR, insan bir Cami&rsquo;dir. Yedi frekans, otuz &uuml;&ccedil;  şerefeli &ouml;zle ve Ruh ile cem olunan insan bu manada Cami&rsquo;dir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan  bedenlerinin yaratılışındaki hikmet, sonsuz Allah isimlerinin, zahiri manalarını  seyir i&ccedil;indir. Bilin&ccedil;lerin yaratılmasındaki hikmet, yine Allah isimlerinin  Batıni manalarını seyir i&ccedil;indir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İlahi yasalar,  soyut planların yanında somut madde aleminde de bu g&uuml;c&uuml; h&uuml;k&uuml;mdar yapmak amacıyla  işlemektedir. Bu g&uuml;&ccedil; ilahi bir hazinedir. Ge&ccedil;miş ve gelecek, Cemal ve Celal, i&ccedil;  boyutumuzda yani mağaramızda saklıdır. Bilenlerin dediği gibi; İblis, aslında bu  hazinenin, ilahi yasa tarafından Cennet&rsquo;ten &ccedil;ıkarılarak tayin edilmiş  bek&ccedil;isidir. Emaneti ehil olanlar alsın diye&hellip; L&uuml;tfen s&ouml;yler misiniz; hangi  padişah, hazinesini yağma ettirir ki ?!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Derecesi d&uuml;ş&uuml;k  olan Veliler, başka bir boyuta ge&ccedil;tiklerinde ya da başka bir beldeye  gittiklerinde ya da DİVAN toplantısına katıldıklarında Zatları (bedenleri) ile  giderler. Bu s&uuml;re zarfında, kendi beldesinde ya da evinde değildir. B&uuml;y&uuml;k  Veliler, Bir An&rsquo;da 366 zat (beden) olarak bulunabilirler. Bu Ruh&rsquo;un 366  sırrından kaynaklanır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n K&acirc;inat 3  boyutlu bir mağaradır, der Erenler. İnsanın asıl kimliği bu 3 boyutun ardında  saklıdır, der &Ouml;ze Ermişler. İnsanın Seması Ruh&rsquo;tur, Arzı ise Bedendir. Ruh,  kalpteki &Acirc;dem&rsquo;dir. Beden bu &Acirc;dem&rsquo;in bineğidir. Bu bineğe CAN derler, Ruh&rsquo;a ise  &Acirc;DEM derler. Birbirine karışmayan iki denizin sırrı budur. CAN arınıp &Acirc;DEME  kavuştuğu zaman, d&uuml;nyaya bakıldığında yaşamaya mecbur olduğun yerin aslında  &Ouml;L&Uuml;LERLE dolu bir mezarlık olduğunu g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. Yaşayan insan denen &ouml;l&uuml;lerin  toplanma yeri. Biz d&uuml;nyaya &ouml;lmeye değil dirilmeye geldik&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Velhasıl bu  hik&acirc;yeyi dirilecek olanlara ithaf ettik&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>ZAMANIN  DOKUSU (1. B&Ouml;L&Uuml;M)</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Gelecek bir  zaman boyutunda, T&uuml;rkiye&rsquo;nin G&uuml;neydoğusunda ve diğer b&ouml;lgelerinde vuku bulan  etnik k&ouml;kenli olmayan tuhaf anarşi olayları, kısa zamanda d&uuml;nya kamuoyunda  duyulmuştu. Ankara&rsquo;daki olaylara odaklanan h&uuml;k&uuml;met, Mardin Darge&ccedil;it&rsquo;teki  gelişmelere hazırlıksız yakalanmış, olayları d&uuml;nya kamuoyundan gizleyememişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Meclisteki  b&ouml;lge milletvekilleri, zehir zemberek a&ccedil;ıklamalar yapıyor, bu olayda h&uuml;k&ucirc;metin  yeterli &ouml;nlemler almadığını iddia ediyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bundan iki yıl  &ouml;nce, bir kara yolunda, b&ouml;lgenin ileri gelen tarikatlarından birinin şeyhi  &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş, yerine İran k&ouml;kenli biri ge&ccedil;mişti. Tarikatın kurduğu yerel  televizyon kanalı şeyh sempatizanlarını ayaklanmaya &ccedil;ağırıyor ve adaletin yerine  getirilmesini istiyorlardı. Beklenen Mehdi&rsquo;nin, G&uuml;ney Doğu&rsquo;dan &ccedil;ıkacağını &ccedil;ok  yakında Yusuf peygamber gibi, &uuml;lke y&ouml;netiminde s&ouml;z sahibi makama geleceğini  haykırıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Anarşistler,  tarihin g&ouml;r&uuml;p g&ouml;rebileceği en b&uuml;y&uuml;k bir ihanete hazırlanıyorlardı. İran ve  Suriye sınır kapılarını, T&uuml;rkiye&rsquo;ye kapatmıştı. &Ccedil;ok bereketli olması beklenen  turizm sezonu i&ccedil;in t&uuml;m rezervasyonlar iptal edilmiş, bir&ccedil;ok &uuml;lke T&uuml;rkiye&rsquo;ye olan  u&ccedil;uşları askıya almıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Edirne  civarında bir barajın patlamasıyla, y&uuml;zlerce d&ouml;n&uuml;m arazi ve bir o kadar da k&ouml;y  sular altında kalmıştı. Yunanistan ve Bulgaristan, h&uuml;k&uuml;metimizden izin alarak,  b&ouml;lgeye &ccedil;ok sayıda acil yardım ekibi g&ouml;ndermişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ankara&rsquo;daki  izinli protesto mitinglerinde &ccedil;ıkan olaylar &ccedil;ok zor kontrol altına alınıyordu.  Olaylara m&uuml;dahale eden g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;leri de, kısa s&uuml;rede gittik&ccedil;e sertleşiyor,  neticede olaylar daha da b&uuml;y&uuml;yordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mardin  b&ouml;lgesinin karantinaya alınmasından sonra, b&ouml;lgede yaşayan S&uuml;ryaniler bahane  edilerek, yurt dışından bir&ccedil;ok Hıristiyan propagandası ama&ccedil;lı sivil toplum  kuruluşu ve devlet nezdinde g&ouml;zlemci, b&ouml;lgeye akın etmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu olayların  başlamasından &ouml;nce, s&ouml;zde ilahiyat profes&ouml;rleri, ekranlarda boy g&ouml;sterip,  hadisleri ve mezhepleri tartışmaya a&ccedil;mışlardı. Bir&ccedil;ok sahih hadis ayıklanmış,  adeta mezhepsizlik furyası başlamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n İslam  d&uuml;nyasının dikkatini ve nefretini &ccedil;eken bir gelişme de İran&rsquo;da yaşanmıştı.  İran&rsquo;da s&ouml;zde bir &acirc;lim, Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in beşer kelamı olduğunu iddia ediyor,  s&ouml;zlerini adeta bir sihirbaz gibi kullanıyor, FELSEFİ ve BİLİMSEL bir derinlik  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; veriyordu. Halk panik halindeydi. B&ouml;lgede askerlik yapanların aileleri  ve g&ouml;rev yapanların yakınları, endişeli bekleyiş i&ccedil;erisindeydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mustafa abinin,  g&ouml;n&uuml;l dostu olan ve Edirne Tıp Fak&uuml;ltesinde g&ouml;rev yapan Profes&ouml;r Ahmet bey,  Mardin&rsquo;deki olayla ilgili kurulan araştırma ve m&uuml;dahale ekibinde  g&ouml;revlendirilmişti. Mardin&rsquo;e gitmeden &ouml;nce &Ccedil;orlu&rsquo;ya gelerek, g&ouml;n&uuml;l dostuna  uğramıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Kardeşim demek vazifeye tayin edildin ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: &Ccedil;ok ani  oldu ama.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Doğru  dersin, &ccedil;ok ani oldu. Şerefsizler d&ouml;rt koldan saldırıya ge&ccedil;tiler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Bu  Mardin&rsquo;deki olay&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Evet  Kardeşim Mardin&rsquo;deki olay. Daha &ouml;nce konuştuğumuz gibi uzak komşumuz sayılan bir  devletin dahi kontrol edemediği bir takım gizli yeraltı şer &ouml;rg&uuml;tlerinin  geliştirdiği bir vir&uuml;s. Lakin İran &uuml;zerinden bir TIR dolusu fare ile soktular bu  vir&uuml;s&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Bilim  adamı kimliğimizle daha &ouml;nce İ&ccedil;işleri Bakanlığına bu konuda bilgi verdik ama  bizi yeteri kadar ciddiye almadılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Kurulan ekipte diğer devletlerden veya diğer dinlerden uzmanlar da var mı?  G&ouml;reviniz gizlilik arz ediyorsa, devlet sırrı kapsamına giriyorsa bu soruma  cevap vermemek senin i&ccedil;in mill&icirc; bir g&ouml;revdir. Cevap vermeyebilirsin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Hayır  Mustafa abi. Gizli değil. İsrail devleti bu gibi konularda uzman sayıldığı i&ccedil;in  sadece dış &uuml;lkelerden İsrail bilim adamlarından biri kadın iki kişi davet  edildi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Aman  kardeşim dikkat et. Zira adamlar son zamanda zihin okumayı da başardılar.  G&ouml;nderilen bu iki kişinin, kendi devletlerinden dahi gizleyebilecekleri başka  bir takım g&ouml;revleri ve art niyetleri de olabilir. G&ouml;z&uuml;n&uuml; onlardan ayırma.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Tamam  ayırmam da, d&uuml;n yanıma Raşit abi geldi. Odamın kapısını kilitlemiş, tam namaz  kılacaktım, pat diye yanımda belirdi. &ldquo;Bir yılan, kırlangı&ccedil; yumurtasını yiyecek,  sonra teknede ki ekşi hamurun &uuml;st&uuml;ne kusacak. Aradığınız ŞİFA ondadır&rdquo; dedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Daha  ne desin. Sen beklemede kal ve d&uuml;ş&uuml;ncelerini perde gerisinde korumaya al. Sahi  sen, yarın &ouml;ğleye mi u&ccedil;ak bileti aldın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: &Ouml;ğlen  bir bu&ccedil;uk u&ccedil;ağına bilet aldım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Sen  şimdi beni dinle. U&ccedil;ağı filan boş ver. Yedek telefon kartımı al, hemen bu akşam,  karayoluyla hareket et.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Neden  ki ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Kardeşim Ahmet, var bir bildiğimiz. Sen bizi dinle.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Tamam o  zaman. Sen &ouml;yle diyorsan.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İsrail  devletinin h&uuml;k&uuml;metimizin isteği &uuml;zerine g&ouml;revlendirdiği ekipteki bir kişi,  psişik g&uuml;&ccedil;leriyle tanınmış, Amerika&rsquo;da yaşayan İsrail asıllı bir kadındı. Uzun  s&uuml;redir basında, İsrail gizli servisinde g&ouml;rev yaptığı iddiaları vardı ama bu  resmen doğrulanmadık&ccedil;a zan h&uuml;km&uuml;nde kalır ve kabul edilemezdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yine bazı  basın kaynaklarının resmen doğrulanmamış iddialarına g&ouml;re, devletlerin  denetiminden gizlenen şer g&uuml;&ccedil;ler, yeraltı laboratuarlarında veba ve kuduz  mikroplarının genleri ile oynayarak yeni bir t&uuml;r vir&uuml;s &uuml;retmişlerdi. Vir&uuml;s&uuml;n  bulaştığı kişinin, beynindeki n&ouml;ron &uuml;retimi hızla d&uuml;şmeye başlıyor, beynin  hafıza ve bilin&ccedil; b&ouml;l&uuml;mlerinde hızla h&uuml;cre &ouml;l&uuml;m&uuml; ger&ccedil;ekleşiyor, buna karşın  adrenalin salgılanan b&ouml;l&uuml;m, vir&uuml;s&uuml;n salgıladığı enzim sayesinde uyarılarak,  kişide zapt edilemeyen bir g&uuml;&ccedil; ve &ouml;fke ortaya &ccedil;ıkıyordu. Bu t&uuml;r şer g&uuml;&ccedil;lerinin  insanlık dışı &ccedil;alışmalarına hi&ccedil; bir devletin izin vermeyeceğine inanmamız  gerekir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kuduz  vakasındaki sudan korkma olayının aynısı, vir&uuml;s&uuml;n bulaştığı kişide, ışıktan  aşırı derecede rahatsız olma şeklinde kendini g&ouml;steriyordu. G&ouml;z bebeklerindeki  değişiklik dolayısıyla, sadece geceleri ortaya &ccedil;ıkıyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Vir&uuml;s&uuml;  geliştiren şer g&uuml;&ccedil;ler, g&ouml;z bebeklerindeki bu değişimi hesaplayamamıştı. Yerin  altındaki mahzenlere Filistinli masum vatandaşları ve İsrailli masum insanları  ayrım yapmadan ka&ccedil;ıran şer g&uuml;&ccedil;ler, o zavallı insanlar &uuml;zerinde yapılan  deneylerde bunu fark edememişti. Zira zavallılar uzun s&uuml;re, karanlık ortamda  tutulduklarından, vir&uuml;s verilmeden &ouml;nce de, ışığa &ccedil;ıkarıldıklarında ayni tepkiyi  g&ouml;steriyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İsrail ve  Filistin topraklarında yerin epey altındaki şer g&uuml;&ccedil;lerin laboratuarlarında, &ouml;zel  mahzenlere ka&ccedil;ırılan Filistinlilere ve İsraillilere vir&uuml;s direkt olarak enjekte  ediliyordu. Denemeler bu şekilde oluyordu. Ama Mardin&rsquo;deki olay fareler  &uuml;zerinden, insanlara bulaşmıştı. Vir&uuml;s, &uuml;retilen seruma, bu şekilde bağışıklık  kazanmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;lgede  yaşayan S&uuml;ryaniler, Almanya &uuml;zerinden s&ouml;zde turist olarak gelen ekipler  tarafından daha &ouml;nce aşılanmıştı ama vir&uuml;s&uuml;n, bu seruma bağışıklık kazanacağı  hesaplanamamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Profes&ouml;r Ahmet  Bey, İstanbul &uuml;zerinden bir otob&uuml;sle yola &ccedil;ıkmıştı. Koltuk arkadaşı 25 ile 30  yaşları arasında bir gen&ccedil;ti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Hayırlı  yolculuklar delikanlı. Ben Ahmet.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">GEN&Ccedil;: Hayırlı  yolculuklar efendim. Benim adım da Yusuf.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: &Ouml;ğrenci  misiniz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hayır 3  sene &ouml;nce mezun oldum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Hangi  b&ouml;l&uuml;m ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Fizik  m&uuml;hendisliği.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Maşallah delikanlı. Ben de doktorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Profes&ouml;r Ahmet  beyin, gencin elindeki kitaba g&ouml;z&uuml; takıldı. Kitabın arka kapağında ş&ouml;yle  yazıyordu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Dilden &ccedil;ıkan  s&ouml;z&uuml;, kulak dinler. Akıl s&uuml;zgecinden ge&ccedil;erse kalbe iner. Ama g&ouml;zlerdeki mana,  direkt olarak kalbe tesir eder. S&ouml;z kalıpları, g&ouml;zdeki bu manayı taşıyamaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;zden gelen  S&Ouml;Z olursa, SIR olur gizlenir<br />
&Ouml;zden gelen G&Ouml;ZE olursa, bunu ancak ehli bilir<br />
Hakikat deryasında y&uuml;zer balıklar<br />
Y&uuml;zd&uuml;kleri derya i&ccedil;lerindedir, bilmez alıklar<br />
Akıl maddeyi anlar, kalp ise manayı<br />
Ruha versen, bir yudumda i&ccedil;er deryayı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cahile Hakk&rsquo;ı  sorsan, der ki; &ouml;tede<br />
&Acirc;lime Hakk&rsquo;ı sorsan, der ki; &ouml;z&uuml;mde<br />
Arife Hakk&rsquo;ı sorsan, der ki; g&ouml;z&uuml;mde<br />
Ehline Hakk&rsquo;ı sorsan, der ki; c&uuml;bbemin i&ccedil;inde</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kimi g&ouml;z  vardır, yataklara yatırır<br />
Kimi g&ouml;z vardır, g&ouml;nl&uuml;ne rahmet yağmurları yağdırır.<br />
Kimi s&ouml;zler vardır, i&ccedil;i bomboş<br />
Kimi s&ouml;zler vardır, dinleyince olursun bir hoş</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bulutlar  toplanır, yağmur yağdırmak i&ccedil;in<br />
Melekler dua eder, &ouml;mr&uuml;n&uuml; uzatmak i&ccedil;in<br />
D&uuml;nya ağlar, der ki; biraz daha kalsın<br />
Rabbim, onun y&uuml;z&uuml; suyuna, rahmet nazarı ile baksın</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sığ sularda  y&uuml;zmek, her kişinin harcı (işi)<br />
Hakikat deryasına dalmak, ER kişinin harcı (işi)<br />
Yedi mertebe dedikleri aslında BİR adım<br />
İkinci adımı atamazsın, &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Kalmaz varlığın</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ne sen var, ne  ben, ne de onlar<br />
Bakarsın ki; bir hayalmiş bunlar<br />
S&ouml;zler bir bulut, mana yağmurlarını taşır<br />
Hakikat diyenlere, b&uuml;t&uuml;n y&uuml;k&uuml;n&uuml; boşaltır</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hakikat ehli  bazen &ouml;zden konuşur, bazen kabuktan<br />
Dinleyenler sanır ki; konuşan, konuştuğu gruptan<br />
Kimisi &Acirc;lim der, kimisi Arif<br />
Hakikat ehlini anlatamaz, hi&ccedil;bir tarif</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Bakıyorum da, fizikten başka şeylere de merakınız var.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Kitabı  kast ediyorsunuz her halde? &Ccedil;ok g&uuml;zel bir kitap. Kitabın yazarı, Tasavvuf  ehlinin s&ouml;zlerini ve sıra dışı hallerini, bir bilim adamı ve g&ouml;n&uuml;l adamı g&ouml;z&uuml;yle  ele almış, akıcı bir &uuml;slupla, okuyucuya aktarmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Demek  beğendin ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Okumak  isterseniz buyurun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Sağ ol  delikanlı. Daha &ouml;nce defalarca okudum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Defalarca mı okudunuz ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Evet  defalarca okudum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Kitabın yazarı benim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Şu  Allah&rsquo;ın işine bakın, en sevdiğim kitabın yazarı ile yan yana yolculuk  yapıyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı bahsettiğin o şeref bana ait. İnsanın birine duyduğu sevgi ya da  nefret, dua h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;er de, bir g&uuml;n karşısında buluverir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  ayni kitapta bahsettiğiniz gibi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Yusuf  memleketin neresi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Kastamonu hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Evliyalar diyarındansın yani? Kastamonu ilimizin 18 bin kayıtlı evliyası ve 5  tane peygamber kabri vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Doğru  hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Biraz  kendinden bahsetsene.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  biz &uuml;niversite son sınıfta &uuml;&ccedil; arkadaş, ortak olarak bir tez hazırladık.  Tezimizin konusu 17 Ağustos G&ouml;lc&uuml;k depremiydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Tehlikeli bir konu se&ccedil;mişsiniz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Depremi, kimyasal, biyolojik, &ccedil;evresel, iklimsel ve tektonik silahlar kapsamında  ve y&uuml;ksek irtifa, &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k frekans silahları kapsamında, ayrıca G&uuml;&ccedil;l&uuml;  Elektromanyetik Dalgaların Etkisi ile Uzaydan Sismik Değişim Oluşturma ana  başlıkları altında ele aldık.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Sanırım  MHD jenerat&ouml;rlerinin silah olarak kullanılma olasılığı sonsuzdur. Etkili bir MHD  savunması kurulduğu takdirde ve sadece atmosferin g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullanarak 8 ile 10  tane TESLA Coil&rsquo;i (Yay) ve mıknatıslar aracılığı ile &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; elektrik alanları  yaratmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. &Uuml;niversitenizin internet sitesinden tezinizi okumuştum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Depremin doğal yollar ile mi yoksa bu saydığımız y&ouml;ntemlerin biri ile mi  oluşturulduğu araştırırken, bambaşka şeyler ile karşılaştık.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Ne gibi  ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: En  başta bu deprem sayesinde, toplum &uuml;zerinde psikolojik bir baskı uyguladılar.  Deprem sonrası, b&ouml;lgede yaşanan sosyal buhran ortamında misyonerler cirit atmaya  başladı. B&ouml;lge istihbarat &ouml;rg&uuml;tlerinin ajanları ile doldu taştı. Depremden sonra  fiziki, sosyal ve siyasi &ccedil;&ouml;k&uuml;ş hızlandı. B&ouml;lgeden, yabancılara aşırı derecede  emlak satışı ve sigorta işlemi ger&ccedil;ekleşti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;yle korkun&ccedil;  boyutlarda can ve mal kaybına sebep veren depremin, sismografi kayıtlarının  saklandığı iddiaları var. Daha sonra a&ccedil;ıklanılanları ise bazı &ccedil;evreler ger&ccedil;ek&ccedil;i  bulamadı. D&ouml;nemin Cumhurbaşkanı, depremden hemen sonra, Kandilli&rsquo;de Deprem  Profes&ouml;r&uuml; ile basına kapalı g&ouml;r&uuml;şmede bulundu. Bu g&ouml;r&uuml;şme hakkında da basında  &ccedil;ok ilgin&ccedil; teoriler geliştirildi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;lc&uuml;k&rsquo;de  yaşadığımız felaketin doğal ya da suni yollardan olup olmadığı bir yana,  d&uuml;nyanın değişik yerlerinde bir&ccedil;ok depremle benzerliği ve başka jeopolitik  s&uuml;re&ccedil;leri tetiklemesiydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Siz  tezi bayağı bir geniş olarak ele almışınız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  Ulaştığımız son bir bilgi ise, bizi şok etti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Ne gibi  bir bilgi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF:  1990&rsquo;ların başında, sınırlarındaki adalar sorunu nedeni ile teknik olarak halen  savaşta olan Rusya ile Japonya arasında barış r&uuml;zg&acirc;rları esmeye başlamış. AUM  Tarikatı lideri, eski Sovyet Başkanı Gorba&ccedil;ov ve KGB şefi arasında Moskova&rsquo;da  bir g&ouml;r&uuml;şme ger&ccedil;ekleşmiş. İddialara g&ouml;re, toplantıda Sovyetlerin elindeki  tektonik silah teknolojisine karşılık, Japonların elindeki &ldquo;S&uuml;per Bilgisayar&rdquo;  teknolojisinin değiş tokuşu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ld&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu g&ouml;r&uuml;şmenin  hemen sonrasında, Moskova&rsquo;da, Rus-Japon &uuml;niversitesi kuruldu ve AUM tarikatının  y&ouml;nettiği bu &uuml;niversitede, Rus-Japon fizik&ccedil;iler &ccedil;alışmaya başladı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">1993 Yılında  AUM tarikatı liderinin yardımcılarından biri, Avustralya &lsquo;ya gitmeden &ouml;nce  Rusya&rsquo;ya uğradı. Daha sonra Avustralya&lsquo;ya ge&ccedil;en başkan yardımcısı, batı  Avustralya&rsquo;da Banjawarn b&ouml;lgesinde 200 bin hektarlık devasa bir koyun &ccedil;iftliği  aldı. İddia edildiğine g&ouml;re AUM tarikatı, bu &ccedil;iftlikte S&Acirc;RİN gazı denemiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">28 Mayıs 1993  tarihinde merkezi Banjawarn&rsquo;deki koyun &ccedil;iftliğine &ccedil;ok yakın olan, 3.7 şiddetinde  bir deprem meydana geldi. İşin ilginci; bu deprem Avustralya&rsquo;nın o b&ouml;lgesinin  tarihinde kaydedilen, TEK DEPREMDİ.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;rg&uuml;  tanıkları, deprem &ouml;ncesinde, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde bir ışık &ccedil;izgisinin ya da topunun  ilerlediğini ve daha sonra yere doğru mavi bir şimşek olarak &ccedil;akmasının hemen  akabinde depremin meydana geldiğini belirtmişler. Patlamanın olduğu b&ouml;lgenin  &uuml;zerinde daha sonra, turuncu yarım k&uuml;re şeklinde bir ışıma belirmiş. Yarım k&uuml;re  şeklinde bu ışık, havada iki saat asılı kalmış ve daha sonra tanıkların  ifadesine g&ouml;re &ldquo;birinin d&uuml;ğmeyi kapaması gibi&rsquo;&rsquo; ortadan kayboluvermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: 17  Ağustos depreminde yaşanılanların aynısı. Ama burada dikkatimi &ccedil;eken daha başka  bir konu var.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Nedir  hocam?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Avustralya&rsquo;da b&uuml;y&uuml;k miktarda toprak alımı olmuş ve akabinde bu deprem vuku  bulmuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Evet  hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Ben  Edirne tıp fak&uuml;ltesinde g&ouml;rev yaptığım i&ccedil;in, Trakya b&ouml;lgesinin her yerinden  hastalarım gelir. Hastalar ile yaptığımız sohbetler esnasında şunları &ouml;ğrendim:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Trakya  b&ouml;lgesinde hemen hemen her k&ouml;yden, y&uuml;ksek fiyatlarla, tarla toplayan simsarlar  varmış. &Uuml;&ccedil; ile d&ouml;rt yıldan beri yurt dışı temsilcilikleri bulunan bu simsarlar,  k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n, izlenen tarım politikaları y&uuml;z&uuml;nden ekonomik olarak &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml;n&uuml; fırsat  bilip, bayağı arazi toplamışlar. B&ouml;lgede g&ouml;rev yapan bir tarım uzmanı hanımı ile  k&ouml;y k&ouml;y gezip, halkı bu konuda uyarmaya ve bilin&ccedil;lendirmeye &ccedil;alışmışlar. Bu  konuda epey bir başarılı olmuşlar ama tayini &ccedil;ıkartılarak, gittiği yerde  emekliye sevk edilmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">K&ouml;yl&uuml;n&uuml;n  bilin&ccedil;lenmesiyle, toprak satışları yavaşlamış ama &ccedil;ıkarılan bir yasa değişikliği  ile her k&ouml;yden, minareyi kılıfına uyduranların planlarıyla tekrar kadastro  ge&ccedil;irmişler. Yeni kadastro &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;nden sonra işler daha da karışmış. Senin tarlan  bana, benim tarlam sana ve bir&ccedil;ok tapulu tarla da, hazineye &ccedil;ıkmış. Yıllardır  ekip bi&ccedil;tiği tapulu arazisi, hazineye &ccedil;ıkan k&ouml;yl&uuml;den, y&uuml;ksek fiyatlarla icar  almışlar. K&ouml;yl&uuml; kazandığından fazla icar parası &ouml;deyince iyice zor duruma  d&uuml;şm&uuml;ş. En son 2009 Haziran ayında s&ouml;zde hazine olan bu araziler, k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n  elinden alınmış ve bir takım mafya kılıklı, yabancı insanlara kiralama ya da  satışı yapılmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Patlayan  Armağanlı barajının sebep olduğu zarardan dolayı, ekonomik olarak iyice &ccedil;&ouml;ken  k&ouml;yl&uuml;, tekrar arazilerini satmaya başlamışlar.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam,  anlattığınız bu olayların arkasında, muazzam bir plan olduğunu g&ouml;r&uuml;yorum Bunlar  Avustralya&rsquo;daki arazi gibi Trakya&rsquo;nın b&uuml;t&uuml;n&uuml;ne el koymuşlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Allah  sonumuzu hayırlı kılsın!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: &Acirc;min  hocam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  B&ouml;lgeden &uuml;&ccedil; tane gen&ccedil; arkadaşımız, Demirk&ouml;y ormanlarında 12500 yıllık bir mağara  arıyorlardı. Bir de Malipetra Kayalığı denen yerde, tonlarca altın olduğu  s&ouml;yleniyordu. Barajın patlamasından sonra, b&ouml;lgeye gelen Yunanistan ve  Bulgaristan kurtarma ekiplerinin, asıl niyetlerinin, bu yerleri araştırmak  olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Demir  k&ouml;y ormanlarında ki 12500 yıllık mağara mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Evet</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Şu  Allah&rsquo;ın işine bakın Hocam. 6 Ay &ouml;nce bir otob&uuml;s kazasında &ouml;len, &uuml;niversiteden  bir bayan hocamız vardı, Filiz hoca. Kendisiyle bir proje &uuml;zerinde &ccedil;alışıyorduk.  Bizi İstanbul Ortak&ouml;y&rsquo;de fırıncı &Acirc;dem efendi denen bir zat ile tanıştırdı. O zat  ta bize buradaki bir mağaradan bahsetti. İnanmayacaksınız ama kendisinin bir  başka zamandan bu zamana, bu mağaradan geldiğini s&ouml;yl&uuml;yordu. Filiz hoca &Acirc;dem  efendiyi ilgin&ccedil; bir kişilik olarak kabul ediyordu. &Acirc;dem efendinin zaman ve mekan  hakkındaki keramet anlatımlarıyla modern fizik arasında benzerlikler kurmaktan  b&uuml;y&uuml;k zevk alıyordu ama &Acirc;dem efendinin bir zaman gezmeni olduğunu kabul edip  etmediği hakkında bir yargıda bulunamam.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı niye inanmayayım? Hem o mağarayı Fatih Sultan Mehmet Han da buldu ama  kimseye s&ouml;ylemedi. Mağara, ahir zaman s&uuml;recinde &ccedil;ok &ouml;nemli g&ouml;revlere mek&acirc;n  olacak.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Zaten  rahmetli Filiz hocama, &ccedil;alıştığımız proje ile ilgili bilgileri, bu fırıncı &Acirc;dem  efendi vermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET: Siz,  atmosferdeki ge&ccedil;mişe ait ses ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kayıtlarına ulaşmak ve &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemek  &uuml;zerine &ccedil;alışıyordunuz. Daha sonra bir boyut kapısı a&ccedil;mayı başardınız değil mi  ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YUSUF: Hocam  bu projeyi, Filiz hocam, &Acirc;dem efendi ve biz &uuml;&ccedil; arkadaştan başka bilen yoktu Siz  nasıl &ouml;ğrendiniz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">AHMET:  Delikanlı, hepimiz şer g&uuml;&ccedil;lerin karşısında hayır g&uuml;&ccedil;lere g&ouml;n&uuml;l vermiş bir  milletin askerleriyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Bu yazı  dizisindeki olaylar ve kurumlar tamamen hayal kurgusudur.)</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="349" title="1" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3315-zamanin-dokusu-giris-ve-1-bolum-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (7.ve 8. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1254-kapinin-arkasi-7-ve-8-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1254-kapinin-arkasi-7-ve-8-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 22:17:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1254</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (7.ve 8. B&#246;l&#252;m) &#8220;Fizik bedeni terk ederek ge&#231;eceğiniz berzah boyutunda, d&#252;nyadaki her bir An&#8217;ın yorumunu yapacak, manasını yaşayacaksınız ve bu b&#246;ylece s&#252;r&#252;p gidecek. Berzah boyutu da bir &#252;st...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font><strong><font face="Verdana" size="3">Kapının Arkası (7.ve  8.  B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"> <em>&ldquo;<strong>Fizik bedeni terk ederek ge&ccedil;eceğiniz berzah boyutunda, d&uuml;nyadaki  her bir An&rsquo;ın yorumunu yapacak, manasını yaşayacaksınız ve bu b&ouml;ylece s&uuml;r&uuml;p  gidecek.<br />
Berzah boyutu da bir &uuml;st boyuta g&ouml;re, r&uuml;ya h&uuml;km&uuml;ndedir. Hakikatte r&uuml;ya i&ccedil;inde  r&uuml;ya g&ouml;rmektesiniz. Bir &ouml;nceki r&uuml;yanız, bir sonraki r&uuml;yanızı hazırlamaktadır. O  y&uuml;zden d&uuml;nya denen bu boyutta g&ouml;r&uuml;lecek r&uuml;ya ilk r&uuml;yadır ve &ccedil;ok &ouml;nemlidir&hellip;</strong>&ldquo;</em></font></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><em> <font face="Verdana" size="2">***</font></em></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin ertesi  g&uuml;n&uuml; erkenden kalkıp il&ccedil;eye gitmişti. Kahramanmaraş&rsquo;ın bu il&ccedil;esi d&uuml;zl&uuml;k bir  ovaya kurulmuştu. Aslında pek il&ccedil;e denemezdi, daha &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir k&ouml;ye  benziyordu. Maraş&rsquo;ın i&ccedil;inden kalkan otob&uuml;sler, bu g&uuml;zerg&acirc;htan ge&ccedil;erken il&ccedil;enin  girişindeki bir s&uuml;t toplama ve hayvan sulama &ccedil;eşmesinin &ouml;n&uuml;nde yolcu indiriyor  ve yollarına devam ediyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sabahın erken  saatinde, il&ccedil;edeki sakinler, s&uuml;tlerini bu &ccedil;eşmenin başına getirdikleri i&ccedil;in,  Tahsin&rsquo;in indiği yerde biraz kalabalık vardı. Delikanlı otob&uuml;sten indiği vakit,  yabancı olduğu i&ccedil;in hemen kalabalığın dikkatini &ccedil;ekti. Yaşlı bir teyze, Tahsin&rsquo;e  &lsquo;&rsquo;hoş geldin oğlum&rsquo;&rsquo; diyerek ilgilendi. Tahsin asker arkadaşı Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n adını  vererek, onu ziyarete geldiğini s&ouml;yleyince b&uuml;y&uuml;k bir sessizlik oldu.  Kalabalıktan bir gen&ccedil;, Tahsin&rsquo;i oradan biraz uzaklaştırarak Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n, tedavi  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; askeri hastanede vefat ettiğini ve d&uuml;n defnedildiğini s&ouml;yledi. Tahsin  beyninden vurulmuşa d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;. Acemi birliğinden itibaren beraber olduğu ve  koğuşta yan yana yattığı arkadaşı, bastığı mayının v&uuml;cudunda a&ccedil;tığı yaralar  sebebi ile kaldırıldığı hastaneden, sağ &ccedil;ıkamamıştı demek. Peki, d&uuml;n Hızır  mescidine kendisini g&ouml;t&uuml;ren Ey&uuml;p değil miydi? Ger&ccedil;i mescidin girişinde birden  bire ortadan kaybolmuştu ve bir daha g&ouml;z&uuml;kmemişti. Gen&ccedil; daha sonra Tahsin&rsquo;i  yanına alarak, Şehidin evine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Rahmetli  Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n, ihtiyar bir babası, gen&ccedil; bir eşi ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir oğlan &ccedil;ocuğu vardı.  Oğlan, ayni rahmetli babasına benziyordu. Tahsin bunları g&ouml;r&uuml;nce ağlamaya  başladı ve ağlayarak Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n babasına sarıldı. Eğer yaşasaydı Tahsin gibi d&uuml;n  terhis olmuş olacaktı ama rahmetli, d&uuml;nyadan beka &acirc;lemine terhis olmuştu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n  babası, Tahsin&rsquo;i kabrin başına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;nde, hı&ccedil;kırıklarla karışık bir şekilde  ağlama başladı. Ağlarken birden bire g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nde, Necati amcanın sureti  belirdi. &lsquo;&rsquo;Ağladığının arkadaşı olmadığını, sadece arkadaşı ile ilgili  anılarından dolayı ağladığını&rsquo;&rsquo; s&ouml;yl&uuml;yordu. &lsquo;&rsquo;Hatırla&lsquo;&rsquo; dedi, &lsquo;&rsquo;sana &ouml;l&uuml;m ve  &ouml;tesi hakkında anlattıklarımı hatırla&rsquo;&rsquo;. Necati amcanın sureti kayboluncaya  kadar Tahsin susmuş ve sakinleşmişti. Hafiflediğini hissetti, sanki &uuml;zerinden  tonlarca y&uuml;k kalkmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kahvaltı i&ccedil;in  rahmetlinin evine ge&ccedil;mişlerdi. İhtiyar adam, uzun yıllar Arabistan&rsquo;da &ccedil;alışmış,  eşi ve oğluna oradan bakmıştı. Daha sonra ge&ccedil;irdiği bir iş kazası sebebi ile  mecburi d&ouml;n&uuml;ş yapmış, hayvancılık yaparak ge&ccedil;imlerini sağlamaya &ccedil;alışmıştı. Ey&uuml;p  liseyi bitirirken, annesinin yakalandığı kanser hastalığı ilerleyince d&uuml;nya  g&ouml;z&uuml;yle oğlunun m&uuml;r&uuml;vvetini g&ouml;rmek istemişti. Ey&uuml;p annesinin bu isteğini yerine  getirmek i&ccedil;in, g&ouml;r&uuml;c&uuml; usul&uuml; evlenmeyi kabul ederek, daha askere gitmeden  evlenmişti. Ailenin maddi durumu iyi değildi. Ne Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n ne de babasının  sigortası vardı. Rahmetli hastanede yatarken bile yanına &ccedil;ok sık gidememişlerdi.  Tahsin&rsquo;in bu durum karşısında y&uuml;reği burkulduk&ccedil;a burkuldu ve bir şeyler yapmak  i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nmeye başladı. Ne yapabilirdi ki? Kendisi de askerden daha yeni  gelmişti, ne işi vardı ne de gideceği yeri.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin &ouml;ğleye  doğru, rahmetlinin oğlunu bah&ccedil;ede gezdirirken birden karşılarında Yemliha  belirdi. Mavi g&ouml;zl&uuml;, sarışın bir kızdı ve insanoğluna &ccedil;ok benziyordu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k  &ccedil;ocuk &lsquo;&rsquo;Abi sen bu kadını tanıyor musun&rsquo;&rsquo; diye sorunca Tahsin anladı ki  Yemliha&rsquo;yı, &ccedil;ocuk ta g&ouml;r&uuml;yor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Bana  bak Yemliha; hadi ben seni g&ouml;r&uuml;yorum ama &ccedil;ocuğa niye g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorsun?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA: Bu  &ccedil;ocuğun babası ve babaannesi, benim arkadaşım. Ben onların s&ouml;z&uuml; ile bu &ccedil;ocukla  ilgileniyorum.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ya  benimle ni&ccedil;in ilgileniyorsun?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA: Hızır  mescidindeki Zat&rsquo;ın emri ile peşinde dolanıyorum. Ger&ccedil;i bu g&ouml;revi ben istedim  yani seninle ilgilenmeyi ben istedim ve kabul edildi.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Neden  b&ouml;yle bir şeye talip oldun?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA: Sana  yakın olmak i&ccedil;in&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Zaten  terhis olduğumdan beri, bir s&uuml;r&uuml; akıl almaz şeyler oluyor ve bunlardan biri de  sensin. Rahmetli Ey&uuml;p ve annesi, nasıl senin arkadaşın oluyor anlatsana şunu &lsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  &Ccedil;ocuğu eve bırak ve mezarın başına gel, orada anlatacağım&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;OCUK: Madem  siz babamın arkadaşısınız, ona s&ouml;yler misiniz bu akşamda gelsin&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl  yani? Baban akşamları eve mi geliyor?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;OCUK: Evet  geliyor ama ne annem g&ouml;r&uuml;yor ne de dedem g&ouml;r&uuml;yor. Sadece ben g&ouml;r&uuml;yorum. D&uuml;n  mezarın i&ccedil;ine birine koyarlarken, babam da oradaydı ama hi&ccedil; kimse onu g&ouml;rmedi&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin&rsquo;in  t&uuml;yleri diken diken olmuş, biraz &uuml;rpermişti. Yemliha&rsquo;nın kendisini mezarın  başına &ccedil;ağırmasından da korkmuştu. &Ccedil;ok tuhaf şeyler oluyordu ve bunları nasıl  kaldıracağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Mezarın başına gittiğinde Yemliha orada bekliyordu.  Kız,&nbsp; ışıl ışıl yanan masmavi g&ouml;zleri ile Tahsin&rsquo;in g&ouml;zlerinin i&ccedil;ine bakıyordu.  Tahsin bu bakışlardaki manayı seziyordu ama karşısındakinin insan değil de bir  cin olmasından dolayı da &uuml;rperiyordu. Aklına ne getirse, kızdan gizli  kalmıyordu. &Ccedil;ok g&uuml;zel bir kızdı Yemliha. Eğer insan olsaydı kesinlikle &acirc;şık  olurdum diyordu kendi kendine.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA: Ama  ben, sen insan olduğun halde, sana &acirc;şık oldum. Demek ki olabiliyormuş değil  mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sen,  benim d&uuml;ş&uuml;ncelerimi okumayı bırakmadığın m&uuml;ddet&ccedil;e, sana &acirc;şık filan olamam. Biz  insanlar, birbirimizin d&uuml;ş&uuml;ncelerini okumayız g&uuml;zel hanım&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  İltifatın i&ccedil;in teşekk&uuml;r ederim&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Şimdi  anlatır mısın? &Ouml;len biri nasıl senin arkadaşın oluyor ve bu &ccedil;ocuk, babasını  nasıl g&ouml;r&uuml;yor?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA: Şunu  bil ki; Evrenin maddesel g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; aldatıcıdır. Bu katı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;n&uuml;n altında,  enerji yumağı şeklinde dalgasal muazzam&nbsp; bir okyanus var. Bu okyanusun i&ccedil;inde  sizler, bizler, &ouml;l&uuml;ler ve nice farklı boyutların varlıkları i&ccedil; i&ccedil;e yaşıyoruz.  Radyo dalgalarını bilirsin değil mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:  Elbette bilirim&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA: İşte  bu radyo dalgaları gibi, sayısını dahi bilemeyeceğimiz frekanslar mevcuttur. Her  frekans farklı bir boyut, farklı bir &acirc;lemdir. Her boyutun ve &acirc;lemin varlıkları  da, bu frekansları algılayacak radyolar misalincedir. Ama her radyo her  frekansın yayınını alıp, &ccedil;&ouml;z&uuml;mleyemediği gibi, her varlık sadece belli frekans  aralığını algılar ve algıladığını madde olarak kabul ederek &lsquo;&rsquo;D&uuml;nyam&rsquo;&rsquo; der.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte  &lsquo;&rsquo;D&uuml;nyam&rsquo;&rsquo; dediğiniz frekansa en yakın frekans bizim boyutumuzdur. Bizim  algılayıcılarımız hem kendi boyutumuzu hem de sizin boyutunuzu algılayabildiği  i&ccedil;in biz, sizlerle ayni mek&acirc;nı paylaşır ve aranıza karışırız.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Şimdi  sen, ben ve b&uuml;t&uuml;n varlıklar hatta b&uuml;t&uuml;n &acirc;lemler, sadece bir frekans yumağı ve  her birimiz farklı frekansları algılayan varlıklarız &ouml;yle mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  Hepimiz enerjiden oluşuyoruz. Katı bir k&uuml;tle gibi g&ouml;r&uuml;nen v&uuml;cutlarınız ve bizim  v&uuml;cutlarımız, s&uuml;rekli hareket halinde bulunan &ccedil;ok miktardaki enerji  par&ccedil;acıklarından başka bir şey değildir. Biz d&acirc;hil &acirc;lemler, Allah&rsquo;ın Nur isminin  nurundan yaratılmıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sende  biliyorsun ki fizik bedenin &ouml;tesinde bir de enerji bedenin vardır. İşte bu  enerji bedenin titreşim frekansı, bizim yaşadığımız boyutun frekansı ile bir  birine &ccedil;ok yakındır. Sizler &ouml;l&uuml;m denen olayla birlikte, fizik bedeni terk edip  enerji bedenle,&nbsp; &ouml;l&uuml;m &ouml;tesi denen farklı bir frekansta yaşamınızı s&uuml;rd&uuml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;l&uuml;m olayı bir  nevi nefsin, fizik bedeni terk edip, enerji bedeni ile &ouml;l&uuml;m &ouml;tesi yaşamda  varlığını s&uuml;rd&uuml;rmesidir. Ancak burada CEBRİ bir olayla karşı karşıyadır. Her  &ouml;len kişinin Ruhu, Berzah &acirc;lemine ge&ccedil;emez. İnsanlardan &ouml;yleleri var ki  &ouml;ld&uuml;klerinde ruhları Berzah &acirc;lemine y&uuml;kselmekten men edilir. Şeytanlar ona  musallat olur, vesvese veren İBLİSLER etrafını &ccedil;evirir ve onunla eğlenmeye ve  oynamaya başlarlar. Tıpkı &ccedil;ocukların topla oynadığı gibi onlar da, d&uuml;nyada  şeytanlara oyuncak olan ruhlarını hapsedip &ouml;ylece eğlenirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İş bununla da  bitmez, Allah&rsquo;ın azabından g&uuml;&ccedil; getirilmeyecek &ouml;l&ccedil;&uuml;de onlara azap ederler, yerden  yere &ccedil;arpıp, topraktaki bedenleri &ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;nceye kadar, topraklaşıp silininceye dek  buna devam ederler. Bedenler &ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;p toprak olunca, ruhları artık Berzah&rsquo;ın alt  kısmına gidip yerleşmek &uuml;zere y&uuml;kselirler. K&acirc;firin ruhu, d&uuml;nya semasında  olduğunda, Berzah&rsquo;ın en alt tabakasında bulunuyordur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Peki  iyilerin ruhları yani enerji bedenleri nasıl bir muamele g&ouml;r&uuml;yorlar?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  Onların enerji bedenlerinin elektronlarının devir (zikir) sayısı şeytani  cinlerin frekansından y&uuml;ksektir. Bu sebep ile hem bizim hem de bu şeytaniler  &uuml;zerinde tasarruf ederler. Şeytaniler &uuml;zerinde tasarruf etmeleri, titreşim  frekanslarının, şeytanilerin frekanslarından y&uuml;ksek olduğu i&ccedil;in, onlardan emin  olmalarıdır. Bizim gibi M&uuml;min cinlerin &uuml;zerinde tasarruf etmeleri ise bizimle  arkadaşlık etmeleri şeklindedir. Bulunduğumuz boyutun yani frekansın ayni olması  ile ayni &acirc;lemin varlıkları oluyoruz ve birbirimizi g&ouml;rerek, iletişime ge&ccedil;erek  yaşıyoruz&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN; Peki  neden &ouml;len insanların ruhları ya da enerji bedenleri, sizin gibi surete b&uuml;r&uuml;n&uuml;p,  bu &acirc;lemde g&ouml;r&uuml;nemiyorlar?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  Sadece mertebesi y&uuml;ksek olanlar ve şehitler bunu yapabilir. Diğerleri ise bu  kemalata sahip olmadığı i&ccedil;in yani sizin boyutunuzun frekansını algılayamadığı  i&ccedil;in, bizlerle olan arkadaşlıkları sayesinde ya da bahsettiğim kemalata sahip  olanların sayesinde, bu d&uuml;nya boyutunda olup-bitenlerden haberdar olurlar.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:&nbsp;  Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n annesi ve kendisi ile nasıl arkadaş oldun k&uuml;&ccedil;&uuml;k hanım?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  İnsanoğlu bulunduğu et-kemik beden i&ccedil;erisinde, d&uuml;nyadaki yaşam s&uuml;resince s&uuml;rekli  &ouml;ğrenme ve tek&acirc;m&uuml;l etmektedir. &Ouml;l&uuml;m denen olayla birlikte ge&ccedil;ilen berzah  boyutunda da bu &ouml;ğrenim ve tek&acirc;m&uuml;l devam etmektedir. Ancak yeni bir bilgi değil,  d&uuml;nyada &ouml;ğrendiklerinin değerlendirilmesi ve hazmedilmesi şeklindedir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sizin,  b&uuml;t&uuml;n bu anlattıklarının i&ccedil;inde yeriniz nedir?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA: Dedim  ya; &ouml;l&uuml;m olayından sonra ge&ccedil;ilen ilk boyut bizim boyuttur. M&uuml;min cinler, bu  eğitim ve tek&acirc;m&uuml;l s&uuml;recine eşlik ederler. Nasıl ki iblis denen k&acirc;fir cinler yine  k&acirc;fir olan insanların, bedenleri &ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;nceye kadar ona azap etmek i&ccedil;in eşlik  ediyorlarsa&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: &ldquo;Bu  tek&acirc;m&uuml;l s&uuml;recinde yeni bir bilgi &ouml;ğrenilmiyor, sadece d&uuml;nyadaki bilginin  değerlendirilmesi yapılıyor&rdquo; ne demek?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  D&uuml;nyadaki yaşam s&uuml;resi, berzah boyutu i&ccedil;in sadece bir r&uuml;ya h&uuml;km&uuml;ndedir. B&uuml;t&uuml;n  oluşlar ve yok oluşlar, bir takım manaların, bir takım suretlerle  anlatılmasıdır. Nasıl ki r&uuml;yada g&ouml;rd&uuml;kleriniz yoruma ihtiya&ccedil; g&ouml;sterirse burada  yaşadığınız oluşlar ve yok oluşlar, berzah boyutunda r&uuml;ya h&uuml;km&uuml;ndedir ve yoruma  ihtiya&ccedil; g&ouml;sterir. Fizik bedeni terk ederek ge&ccedil;eceğiniz berzah boyutunda,  d&uuml;nyadaki her bir An&rsquo;ın yorumunu yapacak, manasını yaşayacaksınız ve bu b&ouml;ylece  s&uuml;r&uuml;p gidecek.<br />
Berzah boyutu da bir &uuml;st boyuta g&ouml;re, r&uuml;ya h&uuml;km&uuml;ndedir. Hakikatte r&uuml;ya i&ccedil;inde  r&uuml;ya g&ouml;rmektesiniz. Bir &ouml;nceki r&uuml;yanız, bir sonraki r&uuml;yanızı hazırlamaktadır. O  y&uuml;zden d&uuml;nya denen bu boyutta g&ouml;r&uuml;lecek r&uuml;ya ilk r&uuml;yadır ve &ccedil;ok &ouml;nemlidir&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sen  ayni bir &acirc;lim gibi konuşuyorsun. Cinlerden &acirc;lim ya da Evliya var mı?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  Elbette var ancak bizim kapasitemiz, insanoğluna g&ouml;re yaratılıştan eksiktir.  Bizim &acirc;limlerimiz, sizin &acirc;limlerinizin yanında cahil kalır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sen  hi&ccedil; te cahile benzemiyorsun ama&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA: Sen  nasıl ki; Sizin ve bizim hocamız olan Hızır (a.s.) tarafından se&ccedil;ilip, Hızır  mescidine getirilip, 16. sıraya oturtulduysan, bizlerden de senin gibi  se&ccedil;ilenler ve eğitilenler vardır. Ben de onlardan biriyim. Aslında cin taifesi  insanoğlu i&ccedil;in tehlikelidir. Cinlerle uğraşan bir insanın akıbeti pek hayırlı  olmaz.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ama  sende cin&rsquo;sin, o zaman benden uzak durman gerekmiyor mu?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  Bizler de sizler gibi farklı karakter ve inanca sahip varlıklarız. Cin deyince  sadece tek bir t&uuml;r aklına gelmesin. Cin ismi genel bir isimdir. Bilinmeyeni,  g&ouml;r&uuml;nmeyeni ifade eder. Nasıl ki; hayvan deyince binlerce &ccedil;eşit hayvan genel  olarak zikredilmiş oluyor, Cin deyince de binlerce t&uuml;r&uuml;m&uuml;z zikredilmiş oluyor.  İnsanlar arasında fizik bedenle yaşayan t&uuml;rlerimiz de vardır ve beden olarak  normal bir insandan hi&ccedil; farkları yoktur. Bizler de insana en &ccedil;ok benzeyenlerden  biriyiz.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Vay  be; demek aramızda insan g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;nde yaşayan t&uuml;rleriniz de var&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA: Daha  neler var bir bilsen. İnsanoğlunun bilmediği o kadar &ccedil;ok şey var ki! Mesela bir  kısmı bizi ink&acirc;r eder ve &ouml;l&uuml;m anında boyut değiştirirken bizleri g&ouml;r&uuml;nce dehşete  kapılır. Bir kısmı ise bizi &ccedil;ok merak eder ve aramıza karışır. Eğer ehlini bulup  kurtulamazsa, iki d&uuml;nyasını da harap eder. Bir kısmı ise &ccedil;ok korkar ve bu  korkusu, cinlerin eline d&uuml;şmesine sebep olur. Biz m&uuml;min cinler, insanlara  musallat olanlar ile s&uuml;rekli m&uuml;cadele ederiz. Bizim de aramızda kurulu bir  d&uuml;zenimiz vardır. Hocalarımız, &acirc;limlerimiz ve evliyalarımız vardır. Ancak hepsi  insanoğlundan bir Veli&rsquo;ye bağlıdır ve onun direktifleri ile hareket ederler.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Beni  neden bu mezarın başına getirdin?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YEMLİHA:  Bilmiyorum, ben sadece bana s&ouml;yleneni yaptım&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Kim  s&ouml;yledi, ne s&ouml;yledi, sen ne diyorsun!?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yemliha, daha  Tahsin&rsquo;in sorusuna cevap vermeden, bulundukları mezarın başına gayet pahalı l&uuml;ks  bir araba yanaştı. Arabanın gelmesi ile Yemliha ortadan kaybolmuştu. Arabanın  i&ccedil;inden kırk yaşlarında g&uuml;zel ve alımlı bir bayan ve kocası inerek, mezara  yaklaştılar. Kadın, mezarın başına doğru ilerlerken Tahsin&rsquo;e alıcı g&ouml;zlerle  bakıyor ve baştan aşağı s&uuml;z&uuml;yordu. Mezarın başına geldiklerinde kadının kocası  selam vererek, şehit askerin mezarının burası olup olmadığını sordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Burası  efendim. Siz kendisini tanıyor muydunuz?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KADIN: Hayır  delikanlı, kendisini şahsen tanımıyoruz ama bizi buraya kendisi &ccedil;ağırdı.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl  yani anlamadım?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KOCASI:  Delikanlı, eşim son bir haftadır s&uuml;rekli ayni r&uuml;yayı g&ouml;r&uuml;yor ve her seferinde,  Ey&uuml;p adında şehit bir asker, kendisini buraya &ccedil;ağırıyordu.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Yani  buraya, bu il&ccedil;eye ve bu mezarın başına mı?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KOCASI: Eşim  her şeyi o kadar &ccedil;ok net g&ouml;r&uuml;yormuş ki, burasını hi&ccedil; kimseye sormadan bulduk.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Allah,  Allah neler oluyor b&ouml;yle yahu? Bir t&uuml;rl&uuml; anlamadım!&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KADIN:  Delikanlı siz kim oluyorsunuz? Bir yakını filan mısınız?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ben,  rahmetlinin asker arkadaşıyım. Daha yeni terhis oldum ve ancak bug&uuml;n gelebildim.  Geldim ama yetişemedim.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KADIN: Siz  nerelisiniz delikanlı?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nereli  olduğumu bilmiyorum efendim. Sadece İstanbul&rsquo;da bir yetimhanede b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m&uuml;  biliyorum.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin,  yetimhanede b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;yleyince kadının g&ouml;zleri iri iri a&ccedil;ılmış ve Tahsin&rsquo;e  daha bir alıcı g&ouml;zlerle bakmaya başlamıştı. Şehidin ailesini sorarak,  kendilerini cenaze evine g&ouml;t&uuml;rmelerini rica ettiler. Bu zengin &ccedil;ift, rahmetli  Ey&uuml;p&rsquo;&uuml;n ailesine y&uuml;kl&uuml; bir miktar para yardımı yaptıktan sonra geri  d&ouml;neceklerini, eğer gelecekse kendisini g&ouml;t&uuml;rebileceklerini s&ouml;ylediler. Zaten  burada yapabilecek pek bir şey kalmamıştı. Tahsin arabaya binerek,  Kahramanmaraş&rsquo;a doğru hareket ettiler.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="317" title="1" title="28 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1254-kapinin-arkasi-7-ve-8-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (5.ve 6. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1252-kapinin-arkasi-5-ve-6-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1252-kapinin-arkasi-5-ve-6-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 22:15:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1252</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (5.ve 6. B&#246;l&#252;m) &#8220;İnsan hem alan hem de veren konumundadır. &#214;ğreticinin bile &#246;ğrencisinden &#246;ğrenebileceği şeyler muhakkak vardır. Ancak &#246;ğretici konumundaki kişi kutsallaştırılırsa ve &#246;ğretici bunu kabul edip ses...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font><strong><font size="3" face="Verdana">Kapının Arkası (5.ve  6.  B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><strong> <font size="2" face="Verdana">&ldquo;<em>İnsan hem alan hem de veren konumundadır.  &Ouml;ğreticinin bile &ouml;ğrencisinden &ouml;ğrenebileceği şeyler muhakkak vardır. Ancak  &ouml;ğretici konumundaki kişi kutsallaştırılırsa ve &ouml;ğretici bunu kabul edip ses  &ccedil;ıkarmazsa, bu alış-veriş kanalı kapanır.&rsquo;&rsquo;</em><br />
&ldquo;KİM SANIRSA KENDİNİ, SAHİBİ İLMİ İRFAN; FAHRİ &Acirc;LEM BUYURDU, BİL Kİ CAHİL O  İNSAN.<em>&rsquo;&rsquo;</em></font></strong></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><em>***</em></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şehrin  b&uuml;t&uuml;n sokaklarında kar ve soğuk var iken, burası gayet sakin, temiz ve ılık bir  havaya sahipti. Tahsin, cemaatten yeni tanıştığı iki kişi ile &ccedil;ay ocağının hemen  &ouml;n&uuml;ne oturup tavşankanı &ccedil;ay s&ouml;ylediler. &Ccedil;ay ocağını işleten ihtiyar bir amcaydı  ve kendilerinden başka m&uuml;şteri da yoktu. İhtiyar, &ccedil;ayları oturdukları masaya  bırakırken ortama uygun &ccedil;ok g&uuml;zel bir s&ouml;z etmişti:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Gen&ccedil;ler,  şeker &ccedil;ayı tatlandırır, &ccedil;ay ise muhabbeti tatlandırır. Muhabbetiniz de tatlı  olsun&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sağ  olasın be amca, g&uuml;zel dua ettin ve i&ccedil;imizi ısıttın. Senin bu s&ouml;zlerin, bize  verdiğin &ccedil;aydan daha tatlı geldi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Tatlılık ne &ccedil;ayda ne de dildedir evlat, tatlılık y&uuml;reğindedir. Y&uuml;reği tatlı  olanın duyduğu da tatlı, s&ouml;z&uuml; de tatlı olur, hadi afiyet olsun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Benim  adım Tahsin ve burada misafirim. Hayatımda ilk defa camiye geldim ve ilk defa  namaz kıldım. İmam da bayağı uzun konuştu değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Hayır  bilakis bayağı kısa konuştu ama g&uuml;zel bir hik&acirc;ye anlattı, &ccedil;ok hoşuma gitti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Hik&acirc;ye  mi anlattı? Yanlış duymuş olmayasın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin&rsquo;in bu  sorusu &uuml;zerine ihtiyar ocak&ccedil;ı i&ccedil;eriden ş&ouml;yle seslendi:<br />
&lsquo;&rsquo;Kimin neyi duyması gerekiyorsa onu duydu, kimin neyi duymaya ihtiyacı varsa,  ona ihtiyacı olan duyuruldu.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ben  biraz ge&ccedil; geldim ve pek dinleyemedim de, biraz anlatır mısınız?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Benim  adım Ferhat ve marangozluk yapıyorum. Bu sene kırk yaşına girdim. Bu yaşa kadar  bayramdan bayrama camiye gelen bir insandım. Ağzımdan ilk &ccedil;ıkan s&ouml;z k&uuml;f&uuml;r olurdu  ve &ccedil;ok i&ccedil;erdim. Allah razı olsun bizim hanımdan, bizim hanım &ccedil;ok sabretti bana,  inanın ki hakkı &ouml;denmez, &ccedil;ok sabretti. Bu sene Umreye gitmemiz i&ccedil;in &ccedil;ok uğraştı  ve ben hep olmaz dedim. Benden habersiz gidip, bizi Umreye yazdırmış. Bir g&uuml;n  d&uuml;kk&acirc;nda &ccedil;alışırken diyanetten bir k&acirc;ğıt geldi, baktım Umre filan yazıyor,  belgeleriniz tamamlayın filan diyor, anlamayınca kalktım m&uuml;ft&uuml;l&uuml;ğe gittim. İşin  aslını &ouml;ğrenince, sinir k&uuml;p&uuml; olarak eve d&ouml;nd&uuml;m ve hanıma bir ton laf ettim. O  g&uuml;n&uuml;n gecesinde, şu camide g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z hoca r&uuml;yama girdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: R&uuml;yada  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z hoca ile camideki hoca ayni kişiler mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">FERHAT: He ya,  ayni kişiler. Ben r&uuml;yamda uyuyordum, sonra bu hoca gelip sert bir sesle beni  kaldırdı. &Ccedil;ok korkmuştum, hi&ccedil; itiraz etmeden kalktım ve dediklerini aynen yerine  getirdim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ne  dedi ki ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">FERHAT: &Ouml;nce  abdest aldırdı ve kendi elleriyle başıma, beyaz bir namaz takkesi giydirdi sonra  beraberce namaz kıldık. Namazdan sonra bana elini &ouml;pt&uuml;rd&uuml; ve&nbsp; &lsquo;&rsquo;Umre d&ouml;n&uuml;ş&uuml;,  seni burada bekliyorum&lsquo;&rsquo; dedi. O g&uuml;n&uuml;n sabahında bambaşka bir insan olmuştum.  K&uuml;fr&uuml; ve i&ccedil;kiyi bıraktım, namaza da başladım. Hanım sağ olsun bana eski yazı ile  Kuran&rsquo;ı okumayı da &ouml;ğretti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ne yaptıysam  r&uuml;yamda ki hocanın verdiği bu caminin adresini hatırlayamadım. Umre d&ouml;n&uuml;ş&uuml;, her  nasılsa hatırlayınca hemen buraya geldim ve işte şimdi buradayım. Yalnız g&uuml;zel  ama garip bir hik&acirc;ye anlattı:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Kadının biri  ilk hamileliğinde, &ccedil;ocuğu sağlıklı olarak doğarsa başka bir kadına namaz  t&uuml;lbendi vereceğini adamış. &Ccedil;ocuk doğunca da o telaş i&ccedil;erisinde unutulup gitmiş.  Gel zaman git zaman t&uuml;lbendi vereceği kadın da &ouml;lm&uuml;ş. Ara sıra r&uuml;yalarında  kendisine hatırlatılmış ama adadığı kadın &ouml;l&uuml;nce, verme imk&acirc;nı olmamış. Kadının  oğlu sarhoş ve problemli bir insanmış. Evlenene kadar annesine, evlendikten  sonra ise hanımına zulmeder olmuş. Kadının eski mahallesinden olan komşularından  biri s&uuml;rekli Hac&rsquo;ca gitmeye niyetlenir ama bir t&uuml;rl&uuml; nasip olmazmış. Bu kadın  bir g&uuml;n r&uuml;yasında kendisine, kenarları işlemeli bir t&uuml;lbent ve tespih  verildiğini g&ouml;rm&uuml;ş. Tam da bizim iflah olmaz adamın hanımının, kocasını ve  kendisini Umreye yazdırdığı d&ouml;neme denk gelmekteymiş bu r&uuml;ya. Hanım, kocasının  annesine eğer bir problem &ccedil;ıkmadan şu Umreye gidip gelebilmek i&ccedil;in, bir adak  adamak istediğini s&ouml;ylemiş. Kadın daha oğluna hamileyken bir t&uuml;lbent adadığını  ama bu adağı yerine getiremediğini, dolayısıyla adak &uuml;st&uuml;ne adak olamayacağını  s&ouml;ylemiş. Eğer oğlu problem &ccedil;ıkarmadan Umreye gider ve gelirse, ilk adağı yerine  getirmeleri gerektiğini s&ouml;ylemiş. Neyse adam kırk yaşına bastığı yıl i&ccedil;erisinde,  hanımı ile birlikte umreye gitmiş. D&ouml;n&uuml;şlerinde adamın anacığı, eve ilk ziyarete  gelen bir kadına t&uuml;lbendi vermeye niyetlenmiş. O g&uuml;nde r&uuml;yasında kendisine  kenarları işlemeli bir t&uuml;lbent ve tespih verildiğini g&ouml;ren kadın misafirliğe  gelmiş. Adamın annesi, gelen kadını yedirip i&ccedil;irdikten sonra &ccedil;ıkarıp t&uuml;lbendi  hediye etmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu hediye  karşısında kadın &ccedil;ok şaşırmış zira verilen t&uuml;lbent, r&uuml;yasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; t&uuml;lbendin  aynisi imiş. Ama t&uuml;lbendi kendisine veren r&uuml;yadaki kadın, eski mahallerinden &ccedil;ok  &ouml;nce &ouml;lm&uuml;ş bir kadınmış. Bunu s&ouml;ylediğinde adamın annesi de &ccedil;ok şaşırmış, zira  t&uuml;lbendi vermeyi adadığı rahmetli, bu kadına r&uuml;yasında t&uuml;lbent veren kadınmış.  T&uuml;lbendi alan kadına da o sene hacca gitmek nasip olmuş&hellip;<br />
Vel h&acirc;sılı kelam, g&ouml;rd&uuml;klerimizin veya g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; sandıklarımızın ardında nice  saklı hikmet ve sebep vardır. Kapıyı aralayan insan i&ccedil;in, kapının ardında  muazzam bir sistem ve denge vardır. Arif olup g&ouml;rebilene ne mutlu.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Arif  olup g&ouml;rebilene ne mutlu, Cenabı Allah, bizleri kapının arkasını g&ouml;rebilenlerden  ve gereği gibi amel edenlerden eylesin.<br />
Sebepler ve hikmetler, hepsi birbirine bir zincirin halkaları gibi i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş  vaziyetteler. Bu halkaların neresinden ve hangisinden tutarsan tut, sıralı  olarak &ouml;ncesine ya da sonrasına ulaşabilirsin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Tahsin diğer  adama d&ouml;nerek, bu sefer de ona sorular sorar)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sizin  hik&acirc;yeniz nedir abi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Ben  sıradan ve sade bir insanım. &Ouml;mr&uuml;m arayış i&ccedil;erisinde ge&ccedil;ti. Hem &ouml;yle bir arayış  ki, ne aradığımı biliyordum ne de, nerede arayacağımı. Bir&ccedil;ok cemaate ve  tarikata katıldım, katıldım ama fayda yerine hep zarar g&ouml;rd&uuml;m. Hi&ccedil; biri i&ccedil;imdeki  boşluğu dolduramıyordu. Bu &ouml;yle bir boşluk ki, ne dibi vardı ne de genişliği.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Abi bu  nasıl bir boşlukmuş b&ouml;yle, hi&ccedil; kimsenin dolduramadığı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Adınız  Tahsin di değil mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Evet  abi buyur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Bak  Tahsin; İnsanlar bazen kendilerine verilenler ile yetinmeyip, farklı  kaynaklardan kendi imk&acirc;nları ile farklı ve daha ileri d&uuml;zeyde bilgiler temin  edip, kendilerini geliştirebilirler veya i&ccedil;inde bulunduğu cemaatteki  arkadaşlarından eğitim, yetenek ve ilmi konulara yatkın zek&acirc; d&uuml;zeyi olarak eşit  olmayabilirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu kişiye  i&ccedil;inde bulunduğu cemaatte verilenler, yeterli doyumu vermeyebilir. Kendini  geliştirmiş olan bir kişinin cemaatten ve cemaatte verilen bilgilerden beklenti  d&uuml;zeyi, her zaman y&uuml;ksek olacaktır. İşte bu noktada bir uyumsuzluk problemi baş  g&ouml;sterir. Bu uyumsuzluğu gidermenin en iyi yolu, cemaatteki &ouml;ğretici konumunda  olan kişinin, karşı tarafa kendini ifade etmesi, bildiklerini paylaşması  a&ccedil;ısından fırsat tanımasıdır. Ayni fırsat, diğer bireylere de tanınmalıdır. Hi&ccedil;  kimseden, emme-basma tulumba gibi her şeye eyvallah deyip, başını sallaması  beklenmemelidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kişilere  kendini ifade etme fırsatı verilmesi ve &ouml;ğretim s&uuml;reci i&ccedil;erisinde cemaatteki  bireylerin yorum ve g&ouml;r&uuml;şlerini de &ouml;rnek olarak kullanılması, onları motive  edecek, mutlu kılacaktır. Kendi fikir ve g&ouml;r&uuml;şlerine değer verildiğini g&ouml;ren ya  da hisseden kişi cemaate daha da bağlanarak, daha fazla paylaşım i&ccedil;in,  &ouml;ğretilenlere daha dikkatli ve hevesli olarak odaklanacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ayrıca bu  y&ouml;ntem, cemaatteki her bireyin gelişimini yakından g&ouml;zlemlemek imk&acirc;nı  verecektir. Herkes her konuya farklı yaklaşır ve farklı algılar. Bir kısım insan  anlattıklarınıza duygusal bir zek&acirc; ile bakarken, diğer bir kısmı mantıksal  a&ccedil;ıdan bakar. Dolayısı ile her iki tip insanın da anlatılanları anlaması ve  kabul etme &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; farklı olacaktır. &Ouml;ğretici olan kişi, bu her iki tip insanın  da kendini ifade etmesine fırsat tanırsa, &ouml;ğreticinin bile anlatılanlardan  kendisinin farkına varmadığı, mesajlar ve ayrıntılar ortaya &ccedil;ıkabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan hem alan  hem de veren konumundadır. &Ouml;ğreticinin bile &ouml;ğrencisinden &ouml;ğrenebileceği şeyler  muhakkak vardır. Ancak &ouml;ğretici konumundaki kişi kutsallaştırılırsa ve &ouml;ğretici  bunu kabul edip ses &ccedil;ıkarmazsa, bu alış-veriş kanalı kapanır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:  Anlaşılan sizin katıldığınız her ortamda, &ouml;ğretici konumunda olan kişi  kutsallaştırılıp, bu kanal kapatılmış, doğal olarak size de o cemaatten yol  g&ouml;r&uuml;nm&uuml;ş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Dedim  ya; hi&ccedil; birinde aradığımı bulamadım, hi&ccedil; birinde uzun soluklu duramadım, hi&ccedil;  birinde a&ccedil;lığımı doyuramadım. Allah&rsquo;ım dedim; ben ne arıyorum ki bir t&uuml;rl&uuml;  bulamıyorum. Allah&rsquo;ım bana aradığımı buldur, diye yalvardım. &Ouml;yle i&ccedil;ten ve  yanarak yalvardım ki bu halime g&ouml;zyaşlarımla cevap geldi. Daha sonra kalkıp  &ouml;ylesine gezmeye &ccedil;ıktım ve adımlarım beni bu camiye getirdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Peki  i&ccedil;eride sen ne duydun, sana ne anlatıldı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Hoca  Efendi şu s&ouml;zlerle vaaza başladı:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KİM SANIRSA  KENDİNİ; SAHİBİ İLMİ İRFAN<br />
FAHRİ &Acirc;LEM BUYURDU; BİL Kİ CAHİL O İNSAN</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;oğumuz  farkında olarak ya da farkında olmayarak, kendimizi maddi ya da manevi bir  konumda g&ouml;rerek, ne yazık ki, insanlar hakkında yargıya varabilmekte, h&uuml;k&uuml;m  vermekteyiz. Karşımızdaki insanı tanımadan ya da tanımaya bile gerek g&ouml;rmeden,  y&uuml;zeysel g&ouml;zlemlerimiz neticesinde, hakkında &ccedil;ok &ccedil;abuk &ouml;zellikle de olumsuz bir  karar verip hemen bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m&uuml;ze uygun etiketi yapıştırmaktayız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada  g&ouml;z&uuml;m&uuml;zden ka&ccedil;an ve ısrarla g&ouml;rmek istemediğimiz, nefsimizin &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;LİK&rsquo;&rsquo;  davasının s&ouml;zde şekil değiştirmiş hali, bizi yanıltmaktadır. Hele bir de biraz  ilim tahsil etmişsek, arada sırada biraz g&ouml;zyaşı d&ouml;km&uuml;şsek, kendimizi &ouml;yle bir  makamda g&ouml;r&uuml;r&uuml;z ki, Allah&rsquo;ın kulları hakkında, h&acirc;ş&acirc;, Allah (c.c.) adına karar ve  h&uuml;k&uuml;m verebilmekteyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biliriz ki  gaybı ancak Allah (c.c.) bilmekte, bizler sadece bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n &ccedil;ok az bir kısmını  nefsimizin, bin bir &ccedil;eşit perdeli hali ile g&ouml;rebilmekteyiz. B&uuml;t&uuml;n&uuml; g&ouml;remediğimiz  halde daha kendi nefsimizin hastalıklarını tedavi edemediğimiz halde, yarın esen  bir r&uuml;zg&acirc;rla ne tarafa savrulacağımız belli olmadığı halde, neden bir başkasının  zahirine bakıp, hakkında olumsuz karar veririz anlamış değilim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şeytan,  &Acirc;dem(a.s.)&rsquo;e bakıp ta, kendindeki mevcut bilgiyle hakkında h&uuml;k&uuml;m verdiği i&ccedil;in  huzurdan kovuldu ve lanetlendi. Dikkat edelim kardeşlerim, insanlara, şeytanın  baktığı yerden bakmayalım, kendimizdeki mevcut maddi ya da manevi bilgiye g&ouml;re  h&uuml;k&uuml;m vermeyelim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nefsimizin  b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; melek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne kanmayalım, aynada s&uuml;rekli kendi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;m&uuml;z&uuml; izleyip  kendi yanlışlarımız hakkında h&uuml;k&uuml;m verelim. Biz kendimizi ne kadar &ouml;zel  g&ouml;r&uuml;yorsak, karşımızdaki insan da, Allah (c.c.) i&ccedil;in o kadar &ouml;zeldir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;.  Allah&rsquo;ın kuludur. G&uuml;nahk&acirc;r da olsa, cahil de olsa, bize g&ouml;re İslam&rsquo;ın emirlerine  uymada zayıf da olsa sonu&ccedil;ta Allah&rsquo;ın kuludur. Onu yaratan, rızıklandıran,  halden hale koyan ve su&ccedil;larını bağışlayıp, hidayet verecek olan yine  Allah(c.c.)tır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biz kim  oluyoruz ki, &uuml;zerinde tasarruf yetkisi Allah&rsquo;a ait olan ve her bir insanın,  yaratandan birer mektup olduğu ve hidayetin sadece Allah&rsquo;a ait olduğunu bile  bile, Allah&rsquo;ın yarattığı bir insanı beğenmiyor ve kendimizi yargılama mevkiinde  g&ouml;r&uuml;p, hakkında h&uuml;k&uuml;m veriyoruz. Bazı arkadaşlarımız, bir cemaatin b&uuml;nyesine  d&acirc;hil olduktan sonra maalesef kendilerini diğer insanlardan farklı ve &ouml;zel  g&ouml;rmeye başlıyorlar. Kendileri bu durumu fark edemeyebilirler. Nefislerinin  sureti Hak&rsquo;tan g&ouml;r&uuml;n&uuml;p, sağdan vurmasını tespit edemeyebilirler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan  hi&ccedil;bir zaman kendine karşı adil olamaz, eğer bu m&uuml;mk&uuml;n olsaydı nefis m&uuml;cadelesi  dediğimiz şey &ouml;l&uuml;m anına kadar s&uuml;rmezdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu  arkadaşlarımız, Kur&rsquo;an ve S&uuml;nneti anlayamadıklarından, İslam tarihini okuyup,  İslam&rsquo;ın evrensel sistemini anlamaya yeterli gayret i&ccedil;erisinde olmadıklarından,  hemen hemen b&uuml;t&uuml;n meseleleri, &ouml;ğrendikleri yetersiz bilgilerle değerlendirip,  maalesef haddi aşarak, kendi cahilliklerini ortaya koyacak kararlar  vermektedirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bilmezler mi?  Allah Resul&uuml; (s.a.v.), kimin dil ile kimin kalp ile iman ettiğini, m&uuml;nafıkların  kim olduğunu ve kimin iman edip etmeyeceğini bildiği halde yine de onlar  hakkında h&uuml;k&uuml;m vermemiş, h&uuml;k&uuml;m konusunu Allah&rsquo;a bırakarak emredildiği vazifeyi  ifa etmiştir. Biz hi&ccedil;bir zaman Allah adına yargı&ccedil; olamayız ve birbirimizi  yargılamakla da y&uuml;k&uuml;ml&uuml; veya yetkili değiliz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hi&ccedil; olalım  kardeşlerim, hi&ccedil; olalım. Hi&ccedil; olmadan aradığını bulamazsın, boşluğunu  dolduramazsın.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir hi&ccedil; olmanın, takdiri ilahi karşısında &ccedil;aresiz kalmanın, şu  fani d&uuml;nyada nefes almanın, &ouml;l&uuml;nce kabirde yalnız kalmanın, Y&uuml;ce Rabbimin  yarattığı &acirc;lemlerde, sadece bir nokta olmanın, o noktayı bile koyacak birinin  olması gerektiğinden, o nokta kadar aciz olmanın ve acizliğini anlayıp, korkudan  ağlamanın, son bir umutla &ccedil;ırpınıp yanmanın ve sonunda secdeye kapanıp teslim  olmanın, ne olduğunu bilir misin kardeş?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ben demenin  vebalini taşıyabilecek misin, &ccedil;aresiz bir derde, derman bulabilecek misin ve bu  g&uuml;nahlarla huzura varabilecek misin? Evladım diye sarıldığını, ateşten  koruyabilecek misin? Kılmadığın namazlarını kılabilecek misin, son nefeste Allah  diyebilecek misin, kabirde soruları bilebilecek misin, mahşerde hesabı  verebilecek misin ve sırattan ge&ccedil;ebilecek misin? S&ouml;yle, orada da b&ouml;yle  g&uuml;lebilecek misin?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;zlerini alsa  g&ouml;rebilecek misin, kulaklarını alsa duyabilecek misin, ciğerlerini alsa, nefes  alıp&ndash;verebilecek misin?&nbsp; &Ouml;yle ise nasıl &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;&rsquo; dersin, ben derken nasıl  korkudan titremezsin? Rabbime &lsquo;&rsquo;SEN&rsquo;&rsquo; derken, &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;&rsquo; demek ne c&uuml;ret, sorulur  bunun hesabı elbet.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ım,  &lsquo;&rsquo;SEN&rsquo;&rsquo; bizi bu halden uzak tut, Rahmetinle bizi, kendine yakın et,  g&uuml;nahlarımızı bağışlayıp affet. Biz cahiliz, &lsquo;&rsquo;&Acirc;LİM&rsquo;&rsquo; olan sensin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biz  cahilliğimizi bildik, aciz ve garip boynumuzu eğdik, merhametinden af dilenmeye  geldik, affet Allah&rsquo;ım, biz bilmeden &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;&rsquo; dedik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sen nimet  verdin- biz yedik, sen rahmet verdin- biz i&ccedil;tik, Sen emir verdin- biz &ccedil;iğnedik,  helali bırakıp harama y&ouml;neldik. Şimdi ise y&uuml;z&uuml;m&uuml;z kara, huzuruna geldik,  gen&ccedil;liğimiz gitti ihtiyarlığa erdik, bilemedik &ouml;mr&uuml;m&uuml;z&uuml; yele verdik ve kalan  &ouml;mr&uuml;m&uuml;zle, huzuruna geldik. Bağışla Allah&rsquo;ım af dilenmeye geldik, bağışla  Allah&rsquo;ım, sana geldik&hellip; &Acirc;MİN</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">D&uuml;nya hayatı,  bir nevi denizdir, ummandır. Ruhumuzun bineği olan bedenimiz ise bir limandan  diğer limana sefere &ccedil;ıkarılmış, bir gemidir. Bu gemide bir&ccedil;ok yolcu vardır.  Ruhumuz, nefsimiz, bize musallat kılınan cin ve buna karşılık, yardım eden ve  m&uuml;rettebat g&ouml;revi yapan melekler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu geminin  varacağı ana, iki liman vardır. Biri Cennet diğeri Cehennem&rsquo;dir. Ara limanlara  ise (50 tane) kapı denmektedir. Ruhumuz ve melekler, yaratılışları itibari ile  bu geminin Cennet limanına ulaşmasını dilerler. Fakat nefsimiz, kendisine cinin  de verdiği telkinlerle, bu gemiyi Cehennem limanına y&ouml;nlendirirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ruhumuzla  aramızda kat kat perde vardır. Her perdenin bir ucu, nefse tutturulmuştur. Bu  perdelerin a&ccedil;ılması i&ccedil;in, nefsin bunlarla olan bağının koparılması gereklidir.  A&ccedil;ılan her bir perde, ruhumuzdaki mevcut nurdan biraz daha istifade etmemiz  demektir. Ruhumuz Hazreti Rasulullah&rsquo;ın (s.a.v.) nurundan yaratıldığına g&ouml;re,  ruhumuzla- zat&rsquo;ımız arasındaki perdelerin kalkması demek, bizim Hazreti  Rasulullah&rsquo;ın nuruna, vasıl olmamız demektir. Onun nuruyla nurlanıp, aydınlığa  kavuşmuş oluruz ve bizden yansıyan, Onun nuru olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Biz bir ayna  ve aynadan yansıyan O olursa, her şey aslına d&ouml;ner&rdquo; s&ouml;z&uuml;nce aslımıza d&ouml;nm&uuml;ş ve  turumuzu tamamlamış oluruz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir gece  ansızın kapım &ccedil;alındı<br />
Gayb erenleri tarafından, ismim anıldı<br />
Baktım ki zaman perdesi kaldırıldı<br />
C&uuml;mle &acirc;lemler, bir noktada yazılıydı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nokta da bir  &acirc;lem dediler<br />
&Acirc;lem i&ccedil;ine &acirc;lemler gizlediler<br />
Bir Burak verip, noktayı gezdirdiler<br />
Sonra d&ouml;n&uuml;p, o nokta sensin dediler</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bildim ki  kendi &acirc;lemlerimi gezmekteyim<br />
Nefsimi Burak edip, &uuml;st&uuml;ne binmekteyim<br />
Bu s&ouml;zleri, gezdiğim &acirc;lemlerden s&ouml;ylemekteyim<br />
Her &acirc;lemde, başka bir surete b&uuml;r&uuml;nmekteyim<br />
G&ouml;n&uuml;l g&ouml;z&uuml;m, hakikate a&ccedil;ıldı<br />
Mana &acirc;lemini, seyre daldı<br />
Bir el uzanıp, beni i&ccedil;eri aldı<br />
Anlamayana bunlar, hep sır kaldı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir kapı  a&ccedil;ıldı, arkasında deniz<br />
Dediler ki bundan her isteyene veririz<br />
Hayretle sordum, nedir acaba<br />
Dediler ki; bu denizin adı d&uuml;nya</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sonra bir dağ  g&ouml;rd&uuml;m, nurdan<br />
Dediler ki; istediğimize veririz bundan<br />
Acaba nedir diye bakarken, şaşkınlıktan<br />
Hikmetini sor dediler, ALLAH dostlarından</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sonra bir ağa&ccedil;  g&ouml;rd&uuml;m, yemişleri kurtlu<br />
Dediler ki bu ağa&ccedil;; ALLAHIN zikrini unuttu<br />
Bir ağa&ccedil; g&ouml;rd&uuml;m, al al yemişleri vardı<br />
Dediler ki; her daim RABBİNİ anardı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir bulut  g&ouml;rd&uuml;m, katran yağmakta<br />
Dediler ki; zina g&uuml;nahına ağlamakta<br />
Bir bulut g&ouml;rd&uuml;m, nur yağdırmakta<br />
Dediler ki; M&uuml;minler, ALLAH korkusundan ağlamakta</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nice harabeler  g&ouml;rd&uuml;m, hazineler g&ouml;m&uuml;l&uuml;<br />
Nice saraylar g&ouml;rd&uuml;m, temeli &ccedil;&uuml;r&uuml;kt&uuml;<br />
Dediler ki; altın harabelerde aranır<br />
Saraylarda arayanın eli, boş kalır</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kuşlar g&ouml;rd&uuml;m,  gagalarında inci<br />
A&ccedil;ınca kanatlarını, g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu Şehit ismi<br />
Her inci, bir Şehidin canı<br />
Kuşlarla gezdirmekte idi, RABBİM onları</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir pınar  g&ouml;rd&uuml;m, baldan tatlı<br />
Başında, eli kadehli kızlar vardı<br />
Dediler ki; muhabbettir bunun kaynağı<br />
MUHAMMED&rsquo;E (s.a.v) muhabbetten almaktadır tadını</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir g&uuml;l  g&ouml;sterdiler, bana<br />
Bırakın dedim koklayayım doyasıya<br />
Olmaz zamanı var dediler<br />
&Ouml;nce sevmesini &ouml;ğren dediler</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Beyaz bir  duman kapladı her yeri<br />
Dumandan g&ouml;r&uuml;nmez oldu her biri<br />
Ağlayarak yumdum g&ouml;zlerimi<br />
İnşallah &ouml;ğrenirim ben de sevmesini.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><font size="2" face="Verdana"> <em>Aşk ateşinin mek&acirc;nı ve makamı kalp&rsquo;tir. İnsan saf ateşten yaratılmıştır  fakat bu ateşin farkına varabilmesi i&ccedil;in, kendi cinsinden bir ateşle birleşmesi  lazımdır. Beşeri Aşk, İlahi Aşk&rsquo;a a&ccedil;ılan bir kapıdır. Herkes yaratılıştan saf  aşk ateşini, varlığının her zerresinde taşımaktadır. İnsan saf ateşten canı ile  toprak tene b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r. İşte bu ateşin farkına vardığın g&uuml;n Hakk&rsquo;ın, Musa  (a.s.) ile ateşten konuşması gibi, sana sendeki ateşten konuşacaktır&hellip;</em></font></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Akşam  yemeğinden sonra Şebnem hanım &ccedil;ay demlemiş, sıcak sobanın başında sohbet  ediliyorlardı. Tahsin, Necati amcaya g&uuml;n i&ccedil;erisinde yaşadıklarını anlatırken,  emekli imam gayet sakin bir şekilde dinlemişti. Tahsin yaşadığı olayları, hayret  ve merak i&ccedil;erisinde anlatmaya &ccedil;alışırken, Necati amcanın hi&ccedil;bir heyecan ve  meraklanma belirtisi g&ouml;stermemesi Tahsin&rsquo;i daha da heyecanlandırmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Maşallah Tahsin evladım, &ccedil;ok şanslı ve &ccedil;ok&ccedil;a hayır dua almış birisin galiba.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:  Hayırdır Necati amca, neden b&ouml;yle s&ouml;ylediniz ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Hızır  (a.s.), arz &uuml;zerinde senede bir defa ziyaret ettiği mek&acirc;nlar ve mescitler  vardır. Bunların kiminde imam olarak, kiminde ise cemaat olarak bulunur. Diğer  mek&acirc;nlarda ise ya k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk ya da aciz bir ihtiyar olarak kendini  g&ouml;sterir. Kahramanmaraş&rsquo;ın bu b&ouml;lgesinde Hicri 12. y&uuml;zyıldan kalma k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir  cami var. Bu caminin adına Hızır Camisi derler. Rivayetlere g&ouml;re Hızır (a.s.) bu  camide, senede bir kez imam olarak bulunurmuş. Hızır (a.s.) imam olduğu g&uuml;n,  caminin cemaati, beş vakit namazın farzları sayısınca, saf olurmuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bir yıl  i&ccedil;erisinde bu 17 sıra saf oluşturacak kişiler, &ouml;zenle se&ccedil;ilir, bir şekilde  Kahramanmaraş&rsquo;a getirilir ve camiye zincirle &ccedil;ekilir gibi &ccedil;ekilirmiş. Buraya  gelenlerin hepsinin hangi safta ve kimin yanında duracağı &ouml;nceden tayin  edilirmiş. Kimse kimsenin yerinde oturmazmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Evet  Necati amca, tam da dediğiniz gibi oldu. Ben camiye en son girmeme rağmen, 16.  safta ve 16. sıradaki yer boş bırakılmıştı. Ben de varıp, o boş yere oturmuştum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Tabii  herkesin oturduğu saf&rsquo;ın ve sıranın da bir hikmeti ve sebebi vardır, bu ise ayrı  bir konudur evlat.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl  yani anlamadım ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Zamanı geldiğinde anlarsın.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Yine  mi zamanı var diyorsun be Necati amca ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Elbette evlat, her şey vaktini bekler. Vakitsiz hi&ccedil;bir iş olmaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ben  şimdi Hızır(a.s.)&rsquo;ı g&ouml;rd&uuml;m &ouml;yle mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Her  bir olayın aslı, Ruh&rsquo;ta cereyan eder, beyin ise onu yansıtır. İnsan ise &lsquo;&rsquo;Dışta  g&ouml;rd&uuml;m&rsquo;&rsquo; der evlat. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n ve duyduğun her ne ise m&uuml;barek ola.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM:  Babacığım; g&ouml;rmek dediniz de aklıma geldi. Sizin geleceğiniz g&uuml;n&uuml;n gecesinde,  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m r&uuml;yadan etkilenip dua ettikten sonra biraz Kuran okumuştum. Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;den Nahl suresini okurken, ayetin birinde takıldım. Takıldığım ayetin  mealinin ne olduğunu &ouml;ğrenmek i&ccedil;in baktığımda daha da bir şaşırdım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Hangi  ayet kızım ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Nahl  suresi 78. ayetinde Cenabı Allah ş&ouml;yle buyuruyor:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Allah sizi  annelerinizin karnından &ccedil;ıkardığı zaman hi&ccedil;bir şey bilmiyordunuz. Ş&uuml;kredesiniz  diye size işitme, g&ouml;zler ve g&ouml;n&uuml;ller verdi&rsquo;&rsquo; Bu ayette g&ouml;rme olayı g&ouml;z ile ifade  edilirken, işitme fiili i&ccedil;in kulak ifadesi kullanılmıyor. Doğrudan, &ldquo;işitme&rdquo;  diyor, neden acaba?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Kızım; buradaki kapılardan biri Ses&rsquo;in sırrına a&ccedil;ılır. Biliniz ki; yaratma ve  kıyamet ses iledir. İnsan kulağı sadece belli dalga boylarındaki ses  frekanslarını duyabilir. Bu frekansın altında ve &uuml;st&uuml;nde olan frekanslar i&ccedil;in,  kulak zarı gerekli hassasiyet ve sağlam bir yapıya sahip değildir. Ayetin  sonunda &lsquo;&rsquo;G&ouml;n&uuml;ller&lsquo;&rsquo; ifadesi &ouml;zellikle belirtiliyor. Fizik sahada, fizik kulağın  duyamadığı o kadar &ccedil;ok ses &ccedil;eşidi var ki; b&uuml;t&uuml;n bunları duyabilecek olanın,  g&ouml;n&uuml;l kulağı olduğu nazara veriliyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan  beynindeki sırlardan biri de, Cenabı Allah&rsquo;ın yarattığı b&uuml;t&uuml;n &acirc;lemlere a&ccedil;ılan  kapıları ihtiva etmesidir. Bu kapılardan, kapının arkasındaki &acirc;lemlere ait  sesler duyulabildiği gibi, o &acirc;lemler dahi g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Yalnız beyin  &uuml;zerinde tasarruf eden ruhtur. İnsanın bedeni maddi ve manevi &acirc;lemlerin bir  minyat&uuml;r&uuml; ve modelidir. Ruh i&ccedil;in beyin &lsquo;&rsquo;ARŞ&rsquo;&rsquo; misalincedir. Tahsin oğlumuzun,  Hızır mescidinde, imamın namaz kıldırdığı yerin hemen &uuml;st&uuml;nde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &lsquo;&rsquo;K&Uuml;RE&rsquo;&rsquo;  işte bu Arş&rsquo;a misaldir. Her ne var ise bu cevher topunda cem olmuştur. İnsanın  beyni, ruhun arş&rsquo;ıdır, tahtıdır ve beden &acirc;leminin y&ouml;netildiği saltanat  makamıdır. Her insan kendi &acirc;leminin padişahıdır. Bu beden b&uuml;t&uuml;n mevcut &acirc;lemlerin  bir modeli olduğuna g&ouml;re, beden &acirc;leminin maddi ve manevi boyutlarına  h&uuml;kmedebilen&nbsp; S&uuml;leyman (a.s.) gibi, dışımızda ZAN ettiğimiz &acirc;lemlerde de  tasarruf edebilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kişinin nefis  perdelerinin kalkması denilen şeyin, beyindeki mevcut potansiyelin, zikir ve  ilim ile arttırılması ve Zat&rsquo;tan-Ruh&rsquo;a kapı ya da kapılar a&ccedil;ılmasıdır. Esas  işiten ve g&ouml;ren ruh&rsquo;tur.&nbsp; Kişinin ilk Mira&ccedil;&rsquo;ı, kendi ruhuna, &ouml;z&uuml;nedir. Kişi  &ouml;z&uuml;ne ne kadar inerse değil, y&uuml;kselebilirse, o kadar sırra erer.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ruh b&uuml;t&uuml;n  c&uuml;zleri ile g&ouml;r&uuml;r, işitir, tadar ve hisseder. &Acirc;lemdeki b&uuml;t&uuml;n dilleri konuşur ve  Led&uuml;nni ilim, ruh&rsquo;ta saklıdır. Ruh ayni anda başka zaman ve mek&acirc;nlarda  bulunabilir. Bu zamanda seninle beraber iken, Ashab-ı Kehf&rsquo;in zamanında mağarada  n&ouml;bet bekleyebilir, Peygamberin (s.a.v.) huzuruna varıp, Sahabe olabilir.  Bulunduğu zamandan farklı bir zamana ait sesi duyabilir ve olayları g&ouml;rebilir.  B&uuml;t&uuml;n mesele ruhumuz ile zat&rsquo;ımız arasındaki perdeleri kaldırabilmektir. Soyut  ve somut &acirc;lemlerin t&uuml;m seslerini duyan ruh&rsquo;tur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati  amca; Ruh, beden &uuml;lkesinin padişahıdır ve beynimiz bu padişahın saltanat  tahtıdır, denir. Cebrail (a.s.) Peygamberlere Vahyi, arş&rsquo;tan getirmekteydi değil  mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Doğrudur evlat, Cebrail (a.s.) vahyi, arş&rsquo;ı ala&rsquo;dan getirmektedir. Fakat gelen  vahiy, sadece peygamberlere değil, her zerreyedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Nasıl  yani baba? Biraz a&ccedil;ar mısın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Yine  insan bedeninden &ouml;rnek verecek olursak,&nbsp;&nbsp; İrade, bu bedene BEYİN ile h&uuml;kmeder,  bu bedenin her bir azası beyne bağlıdır ve İRADENİN BU BEDENDEKİ ARŞ-I,  BEYİNDİR. Taht, bu Arş&rsquo;ın &uuml;st&uuml;ne kurulmuştur. İrade, başlı başına bir alem olan  bu bedeni ve kendi i&ccedil;inde hepsi bir alem olan azalarımızı ve yine bir alem olan  her bir h&uuml;cremizi bu Arş&rsquo;ın &uuml;zerinden g&ouml;rmektedir, duymaktadır ve y&ouml;netmektedir,  kelam etmektedir!&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Dile gelen  kelam vahiy gibidir. Azalara gelen emir (kelam) o azanın dilincedir,</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">H&uuml;cremize  gelen emir (kelam) o h&uuml;crenin dilincedir,</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yapı  taşlarımız olan atomlara gelen emir (kelam) o atomun dilincedir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Her bir &acirc;leme  inen vahyi yani emri diğer &acirc;lem duymaz ve anlamaz. Nasıl ki biz, arıya gelen  vahyi duyup anlamadığımız gibi (Kur&rsquo;anda ayetle sabittir) azalarımız da, h&uuml;creye  gelen emri, h&uuml;cre kendisine gelen emrin dışında atom boyutuna gelen emri  anlamadığı gibi&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Şimdi  anladım Necati amca, Allah, senden razı olsun. Bir kitabın sayfaları gibi c&uuml;mle  &acirc;lemleri, şu bedenimizde &ouml;rneklendirip izah ettin. Anlattıkların hem g&ouml;nl&uuml;me hem  de aklımda yer etti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Ne  zaman ki; g&ouml;n&uuml;l ile akıl bir noktada buluştu, Hazreti Musa (a.s.) ile Hazreti  Hızır (a.s.) bir araya gelip, konuştu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl  yani efendim ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Akıl,  Hazreti Musa (a.s.) misalidir. G&ouml;n&uuml;l, Hızır (a.s.) misalidir. Biri zahire g&ouml;re  h&uuml;k&uuml;m verir, diğeri batına g&ouml;re h&uuml;k&uuml;m verir. Akıl, g&ouml;nl&uuml;n her dediğini anlayamaz  ve sık sık itiraz eder. Bu ikisini tek bir noktada buluşturdun mu, Hazreti Musa  (a.s.) ile Hazreti Hızır&rsquo;ı konuşturdun demektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM:  Babacığım; Tahsin beyin, Hızır mescidinde, imamın namaz kıldırdığı yerin hemen  &uuml;st&uuml;nde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &lsquo;&rsquo;K&Uuml;RE&rsquo;&rsquo; işte bu Arş&rsquo;a misaldir ve her ne var ise bu cevher  topunda cem olmuştur dedin. Biraz a&ccedil;ar mısın?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Cenabı Allah&rsquo;ın, Allah ismi &ouml;zeli ile yaratıp, tasarruf ettiği c&uuml;mle &acirc;lemlerin  haritası, insanın beyin yapısına nakşedilmiştir. İnsanın bedeni, bu &acirc;lemlerin  yazılıp bir kitap haline getirilmiş halidir. İşte bu kitabın sayfalarında,  &acirc;lemlerin hi&ccedil;likten- noktaya, noktadan bir k&uuml;re misali genişleyerek varlık  sahnesinde suret bulmasına kadar her şey yazılıdır ve misali vardır.&nbsp; İnsanoğlu  eğer kendi kitabını okur ise, okuduğu kadar afakta zan ettiği &acirc;lemleri tanımış,  tanıdığı kadar bu &acirc;lemlere de kapılar a&ccedil;ılmış olur. Aradığımız kapı ve kapılar  yine kendimizdedir. Beden kitabımızın her sayfası, her harfi ve noktası bir  kapıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: O  zaman kapı ve kapılar biziz, kapının ardındaki de biziz, değil mi babacığım?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Evet  kızım isabet ettiğin gibidir. İnsanlar ne zaman ki sırrı, manayı ve gizem  kapılarını afakta aramaktan vazge&ccedil;ip, kendilerindeki kapıyı araladıklarında,  kapının ardındaki sırlara vakıf olacaklardır. İnsan cisim olarak k&uuml;&ccedil;&uuml;k, mana  olarak b&uuml;y&uuml;k bir &acirc;lemdir. Hatta Hazreti Ali efendimizin dediği gibi &lsquo;&rsquo;En b&uuml;y&uuml;k  &acirc;lem sende saklıdır&rsquo;&rsquo;, dolayısı ile perdeleri aralamak, Allah&rsquo;ın sonsuz Esma  deryasına, bir damla misali karışmak ve hayalin bile uğrayamadığı, uğramadığı  susuz &ccedil;&ouml;llere ve kum tepelerine bir yağmur gibi yağmak ve her biri bir &acirc;lem olan  sonsuz kum taneciklerinde, hayat bulmak nasip olacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Kum  tepeleri nedir baba?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Herkes, istek ve kalbinin hedefine doğru u&ccedil;ar kızım. Arzusunun en &uuml;st noktasına  vardığında durur ve daha ileri gidemez. İnsanların en son gayesi ve hedefi  Cennet&rsquo;tir. Fakat Muhyiddin İbni ARAB&Icirc; efendimizin bildirdiğine g&ouml;re, Cennet&rsquo;ten  de &ouml;tede &lsquo;&rsquo;Kum tepeleri&rsquo;&rsquo; vardır ve insan sonsuzluk yolcusudur. Bu sonsuzluk  yolculuğunda Cennet dahi bir duraktır kızım. Bunu sana ne ben anlatabilirim ne  de sen anlayabilirsin. Herkes kendi sonsuzluğuna a&ccedil;ılan kapıyı, kendisi  aralamalıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ahiretle devam  eden sınırsız yaşam, d&uuml;ş&uuml;ncede de sınırsız olmayı gerektirir. Evrende  d&uuml;ş&uuml;nebildiğimiz her şey vardır. Akıl, insanlarda b&uuml;y&uuml;k bir gizemdir. Yeter ki  akıl, ruhtaki g&uuml;zelliklere y&ouml;nelsin. Her şey bir zincir halkası gibi birbirini  takip ederek &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye başlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan i&ccedil;in,  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilen her şey m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; d&uuml;ş&uuml;nceyi veren Allah&rsquo;tır, Cenabı Allah  vermek istediği zaman insana, arzu, sebep ve istek verir. Ama maalesef, b&uuml;t&uuml;n  insanların (hakikati) g&ouml;rmelerine imk&acirc;n yoktur. &Ouml;zellikle, cesur olarak  d&uuml;ş&uuml;nemeyenler ve zamanın gelişim r&uuml;zg&acirc;rına yelken a&ccedil;amayanlar, kendi  kendilerini sınırlandırmış olanlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan  yery&uuml;z&uuml;nde Cenabı Allah&rsquo;ın halifesi olup, idrake sığmayan imk&acirc;nlara sahip bir  halde yaratılmıştır. Bu imk&acirc;nların, zahir planda zuhur etmesi i&ccedil;in, &ccedil;alışmak,  zaman ve mek&acirc;n şarttır. Takdir ise Cenabı Allah&rsquo;ındır. Ufku dar olan kişiler,  kendilerinden habersizdir. Bunlar, toplumun, &ouml;rf, adet ve gelenek şartlanmasının  dışına &ccedil;ıkamamışlardır. Kendilerinden farklı d&uuml;ş&uuml;nenleri anlayamamış ve her  zaman karşı &ccedil;ıkmışlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sınırlı  d&uuml;ş&uuml;nen bir akıl, sınırsızlık yoluna ulaşamaz. &Ccedil;evre ve aile yapısından aldığı  bilgiler ile değişik bilimsel bilgiler &ccedil;atışınca, bulunduğu durumdan kişi  kurtulamaz. D&uuml;ş&uuml;ncesi sadece yaşamak ve kurallar i&ccedil;erisinde davranmaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Erdemli olan  ve bizden istenen hayatı anlamak, ışık veren, g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lmeyen, elle tutulmayan  ve dokunulmayan d&uuml;ş&uuml;nceyi yakalayarak, bu d&uuml;ş&uuml;ncenin sınırlarını kaldırmaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">D&uuml;ş&uuml;nmek her  kapıyı a&ccedil;an bir anahtardır. Kur&rsquo;an, d&uuml;ş&uuml;nen insanlar i&ccedil;indir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">D&uuml;ş&uuml;ncesine  h&acirc;kim olan insanın her şey kontrol&uuml; altındadır. Allah&rsquo;a daima yakındır. Ger&ccedil;eğin  peşinde olan ve insanlığa ışık tutandır. D&uuml;ş&uuml;nerek ulaştığı ger&ccedil;ekleri,  insanlara aktarandır. Sonsuz ilim sahibinin, ilim denizinden aldıklarını diğer  insanlara verendir. Yani hem alandır hem verendir. Hakk&rsquo;a g&ouml;n&uuml;l verenler  arasındaki b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; sağlayan bir bağdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biz insanların  beyni muazzam bir g&uuml;ce sahiptir. Fakat sınırlı d&uuml;ş&uuml;ncelerimizle v&uuml;cudun  sigortası olan beynimizin %3&rsquo;&uuml; ancak &ccedil;alışmaktadır. Geriye kalan %97&rsquo;si neden  devreye girmemektedir? Sınırlı d&uuml;ş&uuml;ncelerde kalarak hedefini saptıran ve kendi  aklının doğru yolda olduğunu sananlar i&ccedil;in yanılgı vardır. Bu d&uuml;ş&uuml;nceler &ouml;ze  &ccedil;ıkamayan d&uuml;ş&uuml;ncelerdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:  Efendim; d&uuml;ş&uuml;ncelerin sonsuzluğa uzanması ve geriye kalan aklımızın %97&rsquo;sini  kullanmamız nasıl olacak ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Sana  zamanı var derken, sende eksik olan bir şeyi kast ediyordum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Neyi  efendim ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Aşk  evlat Aşk.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Aşk  mı&nbsp; ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Beynimizin bir sıvı i&ccedil;erisinde y&uuml;zmesi neye benzer hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Hayır  Necati amca, neye benzer ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: İşte  o sıvı, akıla misaldir evlat. İ&ccedil;inde y&uuml;zen beyin ise c&uuml;mle &acirc;lemler ve sonsuzluğa  a&ccedil;ılan Mira&ccedil; kapısına misaldir. Yani akıl esasen suya benzer ve Aşk ateşi ile  kaynayıp buhar haline geldiğinde, &ccedil;epe&ccedil;evre sarmaladığı beynin her zerresine  n&uuml;fuz eder. B&uuml;y&uuml;k Zat&rsquo;lardan biri bunu ne g&uuml;zel ifade etmiş : &ldquo;Akıl bir suya  benzer ki; aşk ateşi ile buhar haline gelir. Buhar ise her yere n&uuml;fuz eder.  Keşif, buhar haline gelmiş akıldan başka bir şey değildir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati  amca; Aklı, beynin i&ccedil;inde y&uuml;zd&uuml;ğ&uuml; sıvıya benzettin, beynimizi de c&uuml;mle maddi ve  manevi &acirc;lemlere misal verdin. Peki; Ateş olarak tanımladığın Aşk&rsquo;ın mek&acirc;nı  neresi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: İlahi  evlat, bunu bilmeyecek ne var yahu? Aşk ateşinin mek&acirc;nı ve makamı kalp&rsquo;tir.  İnsan saf ateşten yaratılmıştır fakat bu ateşin farkına varabilmesi i&ccedil;in, kendi  cinsinden bir ateşle birleşmesi lazımdır. Beşeri Aşk, İlahi Aşk&rsquo;a a&ccedil;ılan bir  kapıdır. Herkes yaratılıştan saf aşk ateşini, varlığının her zerresinde  taşımaktadır. İnsan saf ateşten canı ile toprak tene b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r. İşte bu ateşin  farkına vardığın g&uuml;n Hakk&rsquo;ın, Musa (a.s.) ile ateşten konuşması gibi, sana  sendeki ateşten konuşacaktır. Cenabı Allah, Aşk ateşini yakanlardan ve o ateşin  ardından konuşulanlardan eylesin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: &Acirc;min  efendim.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="311" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1252-kapinin-arkasi-5-ve-6-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (5.ve 6. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3318-kapinin-arkasi-5-ve-6-bolum-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3318-kapinin-arkasi-5-ve-6-bolum-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 22:15:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1252</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (5.ve 6. B&#246;l&#252;m) &#8220;İnsan hem alan hem de veren konumundadır. &#214;ğreticinin bile &#246;ğrencisinden &#246;ğrenebileceği şeyler muhakkak vardır. Ancak &#246;ğretici konumundaki kişi kutsallaştırılırsa ve &#246;ğretici bunu kabul edip ses...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font><strong><font size="3" face="Verdana">Kapının Arkası (5.ve  6.  B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><strong> <font size="2" face="Verdana">&ldquo;<em>İnsan hem alan hem de veren konumundadır.  &Ouml;ğreticinin bile &ouml;ğrencisinden &ouml;ğrenebileceği şeyler muhakkak vardır. Ancak  &ouml;ğretici konumundaki kişi kutsallaştırılırsa ve &ouml;ğretici bunu kabul edip ses  &ccedil;ıkarmazsa, bu alış-veriş kanalı kapanır.&rsquo;&rsquo;</em><br />
&ldquo;KİM SANIRSA KENDİNİ, SAHİBİ İLMİ İRFAN; FAHRİ &Acirc;LEM BUYURDU, BİL Kİ CAHİL O  İNSAN.<em>&rsquo;&rsquo;</em></font></strong></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><em>***</em></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şehrin  b&uuml;t&uuml;n sokaklarında kar ve soğuk var iken, burası gayet sakin, temiz ve ılık bir  havaya sahipti. Tahsin, cemaatten yeni tanıştığı iki kişi ile &ccedil;ay ocağının hemen  &ouml;n&uuml;ne oturup tavşankanı &ccedil;ay s&ouml;ylediler. &Ccedil;ay ocağını işleten ihtiyar bir amcaydı  ve kendilerinden başka m&uuml;şteri da yoktu. İhtiyar, &ccedil;ayları oturdukları masaya  bırakırken ortama uygun &ccedil;ok g&uuml;zel bir s&ouml;z etmişti:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Gen&ccedil;ler,  şeker &ccedil;ayı tatlandırır, &ccedil;ay ise muhabbeti tatlandırır. Muhabbetiniz de tatlı  olsun&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sağ  olasın be amca, g&uuml;zel dua ettin ve i&ccedil;imizi ısıttın. Senin bu s&ouml;zlerin, bize  verdiğin &ccedil;aydan daha tatlı geldi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Tatlılık ne &ccedil;ayda ne de dildedir evlat, tatlılık y&uuml;reğindedir. Y&uuml;reği tatlı  olanın duyduğu da tatlı, s&ouml;z&uuml; de tatlı olur, hadi afiyet olsun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Benim  adım Tahsin ve burada misafirim. Hayatımda ilk defa camiye geldim ve ilk defa  namaz kıldım. İmam da bayağı uzun konuştu değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Hayır  bilakis bayağı kısa konuştu ama g&uuml;zel bir hik&acirc;ye anlattı, &ccedil;ok hoşuma gitti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Hik&acirc;ye  mi anlattı? Yanlış duymuş olmayasın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin&rsquo;in bu  sorusu &uuml;zerine ihtiyar ocak&ccedil;ı i&ccedil;eriden ş&ouml;yle seslendi:<br />
&lsquo;&rsquo;Kimin neyi duyması gerekiyorsa onu duydu, kimin neyi duymaya ihtiyacı varsa,  ona ihtiyacı olan duyuruldu.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ben  biraz ge&ccedil; geldim ve pek dinleyemedim de, biraz anlatır mısınız?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Benim  adım Ferhat ve marangozluk yapıyorum. Bu sene kırk yaşına girdim. Bu yaşa kadar  bayramdan bayrama camiye gelen bir insandım. Ağzımdan ilk &ccedil;ıkan s&ouml;z k&uuml;f&uuml;r olurdu  ve &ccedil;ok i&ccedil;erdim. Allah razı olsun bizim hanımdan, bizim hanım &ccedil;ok sabretti bana,  inanın ki hakkı &ouml;denmez, &ccedil;ok sabretti. Bu sene Umreye gitmemiz i&ccedil;in &ccedil;ok uğraştı  ve ben hep olmaz dedim. Benden habersiz gidip, bizi Umreye yazdırmış. Bir g&uuml;n  d&uuml;kk&acirc;nda &ccedil;alışırken diyanetten bir k&acirc;ğıt geldi, baktım Umre filan yazıyor,  belgeleriniz tamamlayın filan diyor, anlamayınca kalktım m&uuml;ft&uuml;l&uuml;ğe gittim. İşin  aslını &ouml;ğrenince, sinir k&uuml;p&uuml; olarak eve d&ouml;nd&uuml;m ve hanıma bir ton laf ettim. O  g&uuml;n&uuml;n gecesinde, şu camide g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z hoca r&uuml;yama girdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: R&uuml;yada  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z hoca ile camideki hoca ayni kişiler mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">FERHAT: He ya,  ayni kişiler. Ben r&uuml;yamda uyuyordum, sonra bu hoca gelip sert bir sesle beni  kaldırdı. &Ccedil;ok korkmuştum, hi&ccedil; itiraz etmeden kalktım ve dediklerini aynen yerine  getirdim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ne  dedi ki ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">FERHAT: &Ouml;nce  abdest aldırdı ve kendi elleriyle başıma, beyaz bir namaz takkesi giydirdi sonra  beraberce namaz kıldık. Namazdan sonra bana elini &ouml;pt&uuml;rd&uuml; ve&nbsp; &lsquo;&rsquo;Umre d&ouml;n&uuml;ş&uuml;,  seni burada bekliyorum&lsquo;&rsquo; dedi. O g&uuml;n&uuml;n sabahında bambaşka bir insan olmuştum.  K&uuml;fr&uuml; ve i&ccedil;kiyi bıraktım, namaza da başladım. Hanım sağ olsun bana eski yazı ile  Kuran&rsquo;ı okumayı da &ouml;ğretti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ne yaptıysam  r&uuml;yamda ki hocanın verdiği bu caminin adresini hatırlayamadım. Umre d&ouml;n&uuml;ş&uuml;, her  nasılsa hatırlayınca hemen buraya geldim ve işte şimdi buradayım. Yalnız g&uuml;zel  ama garip bir hik&acirc;ye anlattı:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Kadının biri  ilk hamileliğinde, &ccedil;ocuğu sağlıklı olarak doğarsa başka bir kadına namaz  t&uuml;lbendi vereceğini adamış. &Ccedil;ocuk doğunca da o telaş i&ccedil;erisinde unutulup gitmiş.  Gel zaman git zaman t&uuml;lbendi vereceği kadın da &ouml;lm&uuml;ş. Ara sıra r&uuml;yalarında  kendisine hatırlatılmış ama adadığı kadın &ouml;l&uuml;nce, verme imk&acirc;nı olmamış. Kadının  oğlu sarhoş ve problemli bir insanmış. Evlenene kadar annesine, evlendikten  sonra ise hanımına zulmeder olmuş. Kadının eski mahallesinden olan komşularından  biri s&uuml;rekli Hac&rsquo;ca gitmeye niyetlenir ama bir t&uuml;rl&uuml; nasip olmazmış. Bu kadın  bir g&uuml;n r&uuml;yasında kendisine, kenarları işlemeli bir t&uuml;lbent ve tespih  verildiğini g&ouml;rm&uuml;ş. Tam da bizim iflah olmaz adamın hanımının, kocasını ve  kendisini Umreye yazdırdığı d&ouml;neme denk gelmekteymiş bu r&uuml;ya. Hanım, kocasının  annesine eğer bir problem &ccedil;ıkmadan şu Umreye gidip gelebilmek i&ccedil;in, bir adak  adamak istediğini s&ouml;ylemiş. Kadın daha oğluna hamileyken bir t&uuml;lbent adadığını  ama bu adağı yerine getiremediğini, dolayısıyla adak &uuml;st&uuml;ne adak olamayacağını  s&ouml;ylemiş. Eğer oğlu problem &ccedil;ıkarmadan Umreye gider ve gelirse, ilk adağı yerine  getirmeleri gerektiğini s&ouml;ylemiş. Neyse adam kırk yaşına bastığı yıl i&ccedil;erisinde,  hanımı ile birlikte umreye gitmiş. D&ouml;n&uuml;şlerinde adamın anacığı, eve ilk ziyarete  gelen bir kadına t&uuml;lbendi vermeye niyetlenmiş. O g&uuml;nde r&uuml;yasında kendisine  kenarları işlemeli bir t&uuml;lbent ve tespih verildiğini g&ouml;ren kadın misafirliğe  gelmiş. Adamın annesi, gelen kadını yedirip i&ccedil;irdikten sonra &ccedil;ıkarıp t&uuml;lbendi  hediye etmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu hediye  karşısında kadın &ccedil;ok şaşırmış zira verilen t&uuml;lbent, r&uuml;yasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; t&uuml;lbendin  aynisi imiş. Ama t&uuml;lbendi kendisine veren r&uuml;yadaki kadın, eski mahallerinden &ccedil;ok  &ouml;nce &ouml;lm&uuml;ş bir kadınmış. Bunu s&ouml;ylediğinde adamın annesi de &ccedil;ok şaşırmış, zira  t&uuml;lbendi vermeyi adadığı rahmetli, bu kadına r&uuml;yasında t&uuml;lbent veren kadınmış.  T&uuml;lbendi alan kadına da o sene hacca gitmek nasip olmuş&hellip;<br />
Vel h&acirc;sılı kelam, g&ouml;rd&uuml;klerimizin veya g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; sandıklarımızın ardında nice  saklı hikmet ve sebep vardır. Kapıyı aralayan insan i&ccedil;in, kapının ardında  muazzam bir sistem ve denge vardır. Arif olup g&ouml;rebilene ne mutlu.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Arif  olup g&ouml;rebilene ne mutlu, Cenabı Allah, bizleri kapının arkasını g&ouml;rebilenlerden  ve gereği gibi amel edenlerden eylesin.<br />
Sebepler ve hikmetler, hepsi birbirine bir zincirin halkaları gibi i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş  vaziyetteler. Bu halkaların neresinden ve hangisinden tutarsan tut, sıralı  olarak &ouml;ncesine ya da sonrasına ulaşabilirsin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Tahsin diğer  adama d&ouml;nerek, bu sefer de ona sorular sorar)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sizin  hik&acirc;yeniz nedir abi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Ben  sıradan ve sade bir insanım. &Ouml;mr&uuml;m arayış i&ccedil;erisinde ge&ccedil;ti. Hem &ouml;yle bir arayış  ki, ne aradığımı biliyordum ne de, nerede arayacağımı. Bir&ccedil;ok cemaate ve  tarikata katıldım, katıldım ama fayda yerine hep zarar g&ouml;rd&uuml;m. Hi&ccedil; biri i&ccedil;imdeki  boşluğu dolduramıyordu. Bu &ouml;yle bir boşluk ki, ne dibi vardı ne de genişliği.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Abi bu  nasıl bir boşlukmuş b&ouml;yle, hi&ccedil; kimsenin dolduramadığı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Adınız  Tahsin di değil mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Evet  abi buyur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Bak  Tahsin; İnsanlar bazen kendilerine verilenler ile yetinmeyip, farklı  kaynaklardan kendi imk&acirc;nları ile farklı ve daha ileri d&uuml;zeyde bilgiler temin  edip, kendilerini geliştirebilirler veya i&ccedil;inde bulunduğu cemaatteki  arkadaşlarından eğitim, yetenek ve ilmi konulara yatkın zek&acirc; d&uuml;zeyi olarak eşit  olmayabilirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu kişiye  i&ccedil;inde bulunduğu cemaatte verilenler, yeterli doyumu vermeyebilir. Kendini  geliştirmiş olan bir kişinin cemaatten ve cemaatte verilen bilgilerden beklenti  d&uuml;zeyi, her zaman y&uuml;ksek olacaktır. İşte bu noktada bir uyumsuzluk problemi baş  g&ouml;sterir. Bu uyumsuzluğu gidermenin en iyi yolu, cemaatteki &ouml;ğretici konumunda  olan kişinin, karşı tarafa kendini ifade etmesi, bildiklerini paylaşması  a&ccedil;ısından fırsat tanımasıdır. Ayni fırsat, diğer bireylere de tanınmalıdır. Hi&ccedil;  kimseden, emme-basma tulumba gibi her şeye eyvallah deyip, başını sallaması  beklenmemelidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kişilere  kendini ifade etme fırsatı verilmesi ve &ouml;ğretim s&uuml;reci i&ccedil;erisinde cemaatteki  bireylerin yorum ve g&ouml;r&uuml;şlerini de &ouml;rnek olarak kullanılması, onları motive  edecek, mutlu kılacaktır. Kendi fikir ve g&ouml;r&uuml;şlerine değer verildiğini g&ouml;ren ya  da hisseden kişi cemaate daha da bağlanarak, daha fazla paylaşım i&ccedil;in,  &ouml;ğretilenlere daha dikkatli ve hevesli olarak odaklanacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ayrıca bu  y&ouml;ntem, cemaatteki her bireyin gelişimini yakından g&ouml;zlemlemek imk&acirc;nı  verecektir. Herkes her konuya farklı yaklaşır ve farklı algılar. Bir kısım insan  anlattıklarınıza duygusal bir zek&acirc; ile bakarken, diğer bir kısmı mantıksal  a&ccedil;ıdan bakar. Dolayısı ile her iki tip insanın da anlatılanları anlaması ve  kabul etme &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; farklı olacaktır. &Ouml;ğretici olan kişi, bu her iki tip insanın  da kendini ifade etmesine fırsat tanırsa, &ouml;ğreticinin bile anlatılanlardan  kendisinin farkına varmadığı, mesajlar ve ayrıntılar ortaya &ccedil;ıkabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan hem alan  hem de veren konumundadır. &Ouml;ğreticinin bile &ouml;ğrencisinden &ouml;ğrenebileceği şeyler  muhakkak vardır. Ancak &ouml;ğretici konumundaki kişi kutsallaştırılırsa ve &ouml;ğretici  bunu kabul edip ses &ccedil;ıkarmazsa, bu alış-veriş kanalı kapanır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:  Anlaşılan sizin katıldığınız her ortamda, &ouml;ğretici konumunda olan kişi  kutsallaştırılıp, bu kanal kapatılmış, doğal olarak size de o cemaatten yol  g&ouml;r&uuml;nm&uuml;ş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Dedim  ya; hi&ccedil; birinde aradığımı bulamadım, hi&ccedil; birinde uzun soluklu duramadım, hi&ccedil;  birinde a&ccedil;lığımı doyuramadım. Allah&rsquo;ım dedim; ben ne arıyorum ki bir t&uuml;rl&uuml;  bulamıyorum. Allah&rsquo;ım bana aradığımı buldur, diye yalvardım. &Ouml;yle i&ccedil;ten ve  yanarak yalvardım ki bu halime g&ouml;zyaşlarımla cevap geldi. Daha sonra kalkıp  &ouml;ylesine gezmeye &ccedil;ıktım ve adımlarım beni bu camiye getirdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Peki  i&ccedil;eride sen ne duydun, sana ne anlatıldı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">DİĞERİ: Hoca  Efendi şu s&ouml;zlerle vaaza başladı:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KİM SANIRSA  KENDİNİ; SAHİBİ İLMİ İRFAN<br />
FAHRİ &Acirc;LEM BUYURDU; BİL Kİ CAHİL O İNSAN</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;oğumuz  farkında olarak ya da farkında olmayarak, kendimizi maddi ya da manevi bir  konumda g&ouml;rerek, ne yazık ki, insanlar hakkında yargıya varabilmekte, h&uuml;k&uuml;m  vermekteyiz. Karşımızdaki insanı tanımadan ya da tanımaya bile gerek g&ouml;rmeden,  y&uuml;zeysel g&ouml;zlemlerimiz neticesinde, hakkında &ccedil;ok &ccedil;abuk &ouml;zellikle de olumsuz bir  karar verip hemen bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;m&uuml;ze uygun etiketi yapıştırmaktayız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada  g&ouml;z&uuml;m&uuml;zden ka&ccedil;an ve ısrarla g&ouml;rmek istemediğimiz, nefsimizin &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;LİK&rsquo;&rsquo;  davasının s&ouml;zde şekil değiştirmiş hali, bizi yanıltmaktadır. Hele bir de biraz  ilim tahsil etmişsek, arada sırada biraz g&ouml;zyaşı d&ouml;km&uuml;şsek, kendimizi &ouml;yle bir  makamda g&ouml;r&uuml;r&uuml;z ki, Allah&rsquo;ın kulları hakkında, h&acirc;ş&acirc;, Allah (c.c.) adına karar ve  h&uuml;k&uuml;m verebilmekteyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biliriz ki  gaybı ancak Allah (c.c.) bilmekte, bizler sadece bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n &ccedil;ok az bir kısmını  nefsimizin, bin bir &ccedil;eşit perdeli hali ile g&ouml;rebilmekteyiz. B&uuml;t&uuml;n&uuml; g&ouml;remediğimiz  halde daha kendi nefsimizin hastalıklarını tedavi edemediğimiz halde, yarın esen  bir r&uuml;zg&acirc;rla ne tarafa savrulacağımız belli olmadığı halde, neden bir başkasının  zahirine bakıp, hakkında olumsuz karar veririz anlamış değilim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şeytan,  &Acirc;dem(a.s.)&rsquo;e bakıp ta, kendindeki mevcut bilgiyle hakkında h&uuml;k&uuml;m verdiği i&ccedil;in  huzurdan kovuldu ve lanetlendi. Dikkat edelim kardeşlerim, insanlara, şeytanın  baktığı yerden bakmayalım, kendimizdeki mevcut maddi ya da manevi bilgiye g&ouml;re  h&uuml;k&uuml;m vermeyelim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nefsimizin  b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; melek g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;ne kanmayalım, aynada s&uuml;rekli kendi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;m&uuml;z&uuml; izleyip  kendi yanlışlarımız hakkında h&uuml;k&uuml;m verelim. Biz kendimizi ne kadar &ouml;zel  g&ouml;r&uuml;yorsak, karşımızdaki insan da, Allah (c.c.) i&ccedil;in o kadar &ouml;zeldir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;.  Allah&rsquo;ın kuludur. G&uuml;nahk&acirc;r da olsa, cahil de olsa, bize g&ouml;re İslam&rsquo;ın emirlerine  uymada zayıf da olsa sonu&ccedil;ta Allah&rsquo;ın kuludur. Onu yaratan, rızıklandıran,  halden hale koyan ve su&ccedil;larını bağışlayıp, hidayet verecek olan yine  Allah(c.c.)tır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biz kim  oluyoruz ki, &uuml;zerinde tasarruf yetkisi Allah&rsquo;a ait olan ve her bir insanın,  yaratandan birer mektup olduğu ve hidayetin sadece Allah&rsquo;a ait olduğunu bile  bile, Allah&rsquo;ın yarattığı bir insanı beğenmiyor ve kendimizi yargılama mevkiinde  g&ouml;r&uuml;p, hakkında h&uuml;k&uuml;m veriyoruz. Bazı arkadaşlarımız, bir cemaatin b&uuml;nyesine  d&acirc;hil olduktan sonra maalesef kendilerini diğer insanlardan farklı ve &ouml;zel  g&ouml;rmeye başlıyorlar. Kendileri bu durumu fark edemeyebilirler. Nefislerinin  sureti Hak&rsquo;tan g&ouml;r&uuml;n&uuml;p, sağdan vurmasını tespit edemeyebilirler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan  hi&ccedil;bir zaman kendine karşı adil olamaz, eğer bu m&uuml;mk&uuml;n olsaydı nefis m&uuml;cadelesi  dediğimiz şey &ouml;l&uuml;m anına kadar s&uuml;rmezdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu  arkadaşlarımız, Kur&rsquo;an ve S&uuml;nneti anlayamadıklarından, İslam tarihini okuyup,  İslam&rsquo;ın evrensel sistemini anlamaya yeterli gayret i&ccedil;erisinde olmadıklarından,  hemen hemen b&uuml;t&uuml;n meseleleri, &ouml;ğrendikleri yetersiz bilgilerle değerlendirip,  maalesef haddi aşarak, kendi cahilliklerini ortaya koyacak kararlar  vermektedirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bilmezler mi?  Allah Resul&uuml; (s.a.v.), kimin dil ile kimin kalp ile iman ettiğini, m&uuml;nafıkların  kim olduğunu ve kimin iman edip etmeyeceğini bildiği halde yine de onlar  hakkında h&uuml;k&uuml;m vermemiş, h&uuml;k&uuml;m konusunu Allah&rsquo;a bırakarak emredildiği vazifeyi  ifa etmiştir. Biz hi&ccedil;bir zaman Allah adına yargı&ccedil; olamayız ve birbirimizi  yargılamakla da y&uuml;k&uuml;ml&uuml; veya yetkili değiliz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hi&ccedil; olalım  kardeşlerim, hi&ccedil; olalım. Hi&ccedil; olmadan aradığını bulamazsın, boşluğunu  dolduramazsın.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir hi&ccedil; olmanın, takdiri ilahi karşısında &ccedil;aresiz kalmanın, şu  fani d&uuml;nyada nefes almanın, &ouml;l&uuml;nce kabirde yalnız kalmanın, Y&uuml;ce Rabbimin  yarattığı &acirc;lemlerde, sadece bir nokta olmanın, o noktayı bile koyacak birinin  olması gerektiğinden, o nokta kadar aciz olmanın ve acizliğini anlayıp, korkudan  ağlamanın, son bir umutla &ccedil;ırpınıp yanmanın ve sonunda secdeye kapanıp teslim  olmanın, ne olduğunu bilir misin kardeş?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ben demenin  vebalini taşıyabilecek misin, &ccedil;aresiz bir derde, derman bulabilecek misin ve bu  g&uuml;nahlarla huzura varabilecek misin? Evladım diye sarıldığını, ateşten  koruyabilecek misin? Kılmadığın namazlarını kılabilecek misin, son nefeste Allah  diyebilecek misin, kabirde soruları bilebilecek misin, mahşerde hesabı  verebilecek misin ve sırattan ge&ccedil;ebilecek misin? S&ouml;yle, orada da b&ouml;yle  g&uuml;lebilecek misin?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;zlerini alsa  g&ouml;rebilecek misin, kulaklarını alsa duyabilecek misin, ciğerlerini alsa, nefes  alıp&ndash;verebilecek misin?&nbsp; &Ouml;yle ise nasıl &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;&rsquo; dersin, ben derken nasıl  korkudan titremezsin? Rabbime &lsquo;&rsquo;SEN&rsquo;&rsquo; derken, &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;&rsquo; demek ne c&uuml;ret, sorulur  bunun hesabı elbet.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ım,  &lsquo;&rsquo;SEN&rsquo;&rsquo; bizi bu halden uzak tut, Rahmetinle bizi, kendine yakın et,  g&uuml;nahlarımızı bağışlayıp affet. Biz cahiliz, &lsquo;&rsquo;&Acirc;LİM&rsquo;&rsquo; olan sensin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biz  cahilliğimizi bildik, aciz ve garip boynumuzu eğdik, merhametinden af dilenmeye  geldik, affet Allah&rsquo;ım, biz bilmeden &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;&rsquo; dedik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sen nimet  verdin- biz yedik, sen rahmet verdin- biz i&ccedil;tik, Sen emir verdin- biz &ccedil;iğnedik,  helali bırakıp harama y&ouml;neldik. Şimdi ise y&uuml;z&uuml;m&uuml;z kara, huzuruna geldik,  gen&ccedil;liğimiz gitti ihtiyarlığa erdik, bilemedik &ouml;mr&uuml;m&uuml;z&uuml; yele verdik ve kalan  &ouml;mr&uuml;m&uuml;zle, huzuruna geldik. Bağışla Allah&rsquo;ım af dilenmeye geldik, bağışla  Allah&rsquo;ım, sana geldik&hellip; &Acirc;MİN</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">D&uuml;nya hayatı,  bir nevi denizdir, ummandır. Ruhumuzun bineği olan bedenimiz ise bir limandan  diğer limana sefere &ccedil;ıkarılmış, bir gemidir. Bu gemide bir&ccedil;ok yolcu vardır.  Ruhumuz, nefsimiz, bize musallat kılınan cin ve buna karşılık, yardım eden ve  m&uuml;rettebat g&ouml;revi yapan melekler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu geminin  varacağı ana, iki liman vardır. Biri Cennet diğeri Cehennem&rsquo;dir. Ara limanlara  ise (50 tane) kapı denmektedir. Ruhumuz ve melekler, yaratılışları itibari ile  bu geminin Cennet limanına ulaşmasını dilerler. Fakat nefsimiz, kendisine cinin  de verdiği telkinlerle, bu gemiyi Cehennem limanına y&ouml;nlendirirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ruhumuzla  aramızda kat kat perde vardır. Her perdenin bir ucu, nefse tutturulmuştur. Bu  perdelerin a&ccedil;ılması i&ccedil;in, nefsin bunlarla olan bağının koparılması gereklidir.  A&ccedil;ılan her bir perde, ruhumuzdaki mevcut nurdan biraz daha istifade etmemiz  demektir. Ruhumuz Hazreti Rasulullah&rsquo;ın (s.a.v.) nurundan yaratıldığına g&ouml;re,  ruhumuzla- zat&rsquo;ımız arasındaki perdelerin kalkması demek, bizim Hazreti  Rasulullah&rsquo;ın nuruna, vasıl olmamız demektir. Onun nuruyla nurlanıp, aydınlığa  kavuşmuş oluruz ve bizden yansıyan, Onun nuru olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Biz bir ayna  ve aynadan yansıyan O olursa, her şey aslına d&ouml;ner&rdquo; s&ouml;z&uuml;nce aslımıza d&ouml;nm&uuml;ş ve  turumuzu tamamlamış oluruz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir gece  ansızın kapım &ccedil;alındı<br />
Gayb erenleri tarafından, ismim anıldı<br />
Baktım ki zaman perdesi kaldırıldı<br />
C&uuml;mle &acirc;lemler, bir noktada yazılıydı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nokta da bir  &acirc;lem dediler<br />
&Acirc;lem i&ccedil;ine &acirc;lemler gizlediler<br />
Bir Burak verip, noktayı gezdirdiler<br />
Sonra d&ouml;n&uuml;p, o nokta sensin dediler</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bildim ki  kendi &acirc;lemlerimi gezmekteyim<br />
Nefsimi Burak edip, &uuml;st&uuml;ne binmekteyim<br />
Bu s&ouml;zleri, gezdiğim &acirc;lemlerden s&ouml;ylemekteyim<br />
Her &acirc;lemde, başka bir surete b&uuml;r&uuml;nmekteyim<br />
G&ouml;n&uuml;l g&ouml;z&uuml;m, hakikate a&ccedil;ıldı<br />
Mana &acirc;lemini, seyre daldı<br />
Bir el uzanıp, beni i&ccedil;eri aldı<br />
Anlamayana bunlar, hep sır kaldı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir kapı  a&ccedil;ıldı, arkasında deniz<br />
Dediler ki bundan her isteyene veririz<br />
Hayretle sordum, nedir acaba<br />
Dediler ki; bu denizin adı d&uuml;nya</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sonra bir dağ  g&ouml;rd&uuml;m, nurdan<br />
Dediler ki; istediğimize veririz bundan<br />
Acaba nedir diye bakarken, şaşkınlıktan<br />
Hikmetini sor dediler, ALLAH dostlarından</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sonra bir ağa&ccedil;  g&ouml;rd&uuml;m, yemişleri kurtlu<br />
Dediler ki bu ağa&ccedil;; ALLAHIN zikrini unuttu<br />
Bir ağa&ccedil; g&ouml;rd&uuml;m, al al yemişleri vardı<br />
Dediler ki; her daim RABBİNİ anardı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir bulut  g&ouml;rd&uuml;m, katran yağmakta<br />
Dediler ki; zina g&uuml;nahına ağlamakta<br />
Bir bulut g&ouml;rd&uuml;m, nur yağdırmakta<br />
Dediler ki; M&uuml;minler, ALLAH korkusundan ağlamakta</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nice harabeler  g&ouml;rd&uuml;m, hazineler g&ouml;m&uuml;l&uuml;<br />
Nice saraylar g&ouml;rd&uuml;m, temeli &ccedil;&uuml;r&uuml;kt&uuml;<br />
Dediler ki; altın harabelerde aranır<br />
Saraylarda arayanın eli, boş kalır</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kuşlar g&ouml;rd&uuml;m,  gagalarında inci<br />
A&ccedil;ınca kanatlarını, g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu Şehit ismi<br />
Her inci, bir Şehidin canı<br />
Kuşlarla gezdirmekte idi, RABBİM onları</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir pınar  g&ouml;rd&uuml;m, baldan tatlı<br />
Başında, eli kadehli kızlar vardı<br />
Dediler ki; muhabbettir bunun kaynağı<br />
MUHAMMED&rsquo;E (s.a.v) muhabbetten almaktadır tadını</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir g&uuml;l  g&ouml;sterdiler, bana<br />
Bırakın dedim koklayayım doyasıya<br />
Olmaz zamanı var dediler<br />
&Ouml;nce sevmesini &ouml;ğren dediler</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Beyaz bir  duman kapladı her yeri<br />
Dumandan g&ouml;r&uuml;nmez oldu her biri<br />
Ağlayarak yumdum g&ouml;zlerimi<br />
İnşallah &ouml;ğrenirim ben de sevmesini.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><font size="2" face="Verdana"> <em>Aşk ateşinin mek&acirc;nı ve makamı kalp&rsquo;tir. İnsan saf ateşten yaratılmıştır  fakat bu ateşin farkına varabilmesi i&ccedil;in, kendi cinsinden bir ateşle birleşmesi  lazımdır. Beşeri Aşk, İlahi Aşk&rsquo;a a&ccedil;ılan bir kapıdır. Herkes yaratılıştan saf  aşk ateşini, varlığının her zerresinde taşımaktadır. İnsan saf ateşten canı ile  toprak tene b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r. İşte bu ateşin farkına vardığın g&uuml;n Hakk&rsquo;ın, Musa  (a.s.) ile ateşten konuşması gibi, sana sendeki ateşten konuşacaktır&hellip;</em></font></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Akşam  yemeğinden sonra Şebnem hanım &ccedil;ay demlemiş, sıcak sobanın başında sohbet  ediliyorlardı. Tahsin, Necati amcaya g&uuml;n i&ccedil;erisinde yaşadıklarını anlatırken,  emekli imam gayet sakin bir şekilde dinlemişti. Tahsin yaşadığı olayları, hayret  ve merak i&ccedil;erisinde anlatmaya &ccedil;alışırken, Necati amcanın hi&ccedil;bir heyecan ve  meraklanma belirtisi g&ouml;stermemesi Tahsin&rsquo;i daha da heyecanlandırmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Maşallah Tahsin evladım, &ccedil;ok şanslı ve &ccedil;ok&ccedil;a hayır dua almış birisin galiba.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:  Hayırdır Necati amca, neden b&ouml;yle s&ouml;ylediniz ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Hızır  (a.s.), arz &uuml;zerinde senede bir defa ziyaret ettiği mek&acirc;nlar ve mescitler  vardır. Bunların kiminde imam olarak, kiminde ise cemaat olarak bulunur. Diğer  mek&acirc;nlarda ise ya k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir &ccedil;ocuk ya da aciz bir ihtiyar olarak kendini  g&ouml;sterir. Kahramanmaraş&rsquo;ın bu b&ouml;lgesinde Hicri 12. y&uuml;zyıldan kalma k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir  cami var. Bu caminin adına Hızır Camisi derler. Rivayetlere g&ouml;re Hızır (a.s.) bu  camide, senede bir kez imam olarak bulunurmuş. Hızır (a.s.) imam olduğu g&uuml;n,  caminin cemaati, beş vakit namazın farzları sayısınca, saf olurmuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bir yıl  i&ccedil;erisinde bu 17 sıra saf oluşturacak kişiler, &ouml;zenle se&ccedil;ilir, bir şekilde  Kahramanmaraş&rsquo;a getirilir ve camiye zincirle &ccedil;ekilir gibi &ccedil;ekilirmiş. Buraya  gelenlerin hepsinin hangi safta ve kimin yanında duracağı &ouml;nceden tayin  edilirmiş. Kimse kimsenin yerinde oturmazmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Evet  Necati amca, tam da dediğiniz gibi oldu. Ben camiye en son girmeme rağmen, 16.  safta ve 16. sıradaki yer boş bırakılmıştı. Ben de varıp, o boş yere oturmuştum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Tabii  herkesin oturduğu saf&rsquo;ın ve sıranın da bir hikmeti ve sebebi vardır, bu ise ayrı  bir konudur evlat.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl  yani anlamadım ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Zamanı geldiğinde anlarsın.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Yine  mi zamanı var diyorsun be Necati amca ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Elbette evlat, her şey vaktini bekler. Vakitsiz hi&ccedil;bir iş olmaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ben  şimdi Hızır(a.s.)&rsquo;ı g&ouml;rd&uuml;m &ouml;yle mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Her  bir olayın aslı, Ruh&rsquo;ta cereyan eder, beyin ise onu yansıtır. İnsan ise &lsquo;&rsquo;Dışta  g&ouml;rd&uuml;m&rsquo;&rsquo; der evlat. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n ve duyduğun her ne ise m&uuml;barek ola.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM:  Babacığım; g&ouml;rmek dediniz de aklıma geldi. Sizin geleceğiniz g&uuml;n&uuml;n gecesinde,  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m r&uuml;yadan etkilenip dua ettikten sonra biraz Kuran okumuştum. Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;den Nahl suresini okurken, ayetin birinde takıldım. Takıldığım ayetin  mealinin ne olduğunu &ouml;ğrenmek i&ccedil;in baktığımda daha da bir şaşırdım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Hangi  ayet kızım ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Nahl  suresi 78. ayetinde Cenabı Allah ş&ouml;yle buyuruyor:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Allah sizi  annelerinizin karnından &ccedil;ıkardığı zaman hi&ccedil;bir şey bilmiyordunuz. Ş&uuml;kredesiniz  diye size işitme, g&ouml;zler ve g&ouml;n&uuml;ller verdi&rsquo;&rsquo; Bu ayette g&ouml;rme olayı g&ouml;z ile ifade  edilirken, işitme fiili i&ccedil;in kulak ifadesi kullanılmıyor. Doğrudan, &ldquo;işitme&rdquo;  diyor, neden acaba?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Kızım; buradaki kapılardan biri Ses&rsquo;in sırrına a&ccedil;ılır. Biliniz ki; yaratma ve  kıyamet ses iledir. İnsan kulağı sadece belli dalga boylarındaki ses  frekanslarını duyabilir. Bu frekansın altında ve &uuml;st&uuml;nde olan frekanslar i&ccedil;in,  kulak zarı gerekli hassasiyet ve sağlam bir yapıya sahip değildir. Ayetin  sonunda &lsquo;&rsquo;G&ouml;n&uuml;ller&lsquo;&rsquo; ifadesi &ouml;zellikle belirtiliyor. Fizik sahada, fizik kulağın  duyamadığı o kadar &ccedil;ok ses &ccedil;eşidi var ki; b&uuml;t&uuml;n bunları duyabilecek olanın,  g&ouml;n&uuml;l kulağı olduğu nazara veriliyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan  beynindeki sırlardan biri de, Cenabı Allah&rsquo;ın yarattığı b&uuml;t&uuml;n &acirc;lemlere a&ccedil;ılan  kapıları ihtiva etmesidir. Bu kapılardan, kapının arkasındaki &acirc;lemlere ait  sesler duyulabildiği gibi, o &acirc;lemler dahi g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Yalnız beyin  &uuml;zerinde tasarruf eden ruhtur. İnsanın bedeni maddi ve manevi &acirc;lemlerin bir  minyat&uuml;r&uuml; ve modelidir. Ruh i&ccedil;in beyin &lsquo;&rsquo;ARŞ&rsquo;&rsquo; misalincedir. Tahsin oğlumuzun,  Hızır mescidinde, imamın namaz kıldırdığı yerin hemen &uuml;st&uuml;nde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &lsquo;&rsquo;K&Uuml;RE&rsquo;&rsquo;  işte bu Arş&rsquo;a misaldir. Her ne var ise bu cevher topunda cem olmuştur. İnsanın  beyni, ruhun arş&rsquo;ıdır, tahtıdır ve beden &acirc;leminin y&ouml;netildiği saltanat  makamıdır. Her insan kendi &acirc;leminin padişahıdır. Bu beden b&uuml;t&uuml;n mevcut &acirc;lemlerin  bir modeli olduğuna g&ouml;re, beden &acirc;leminin maddi ve manevi boyutlarına  h&uuml;kmedebilen&nbsp; S&uuml;leyman (a.s.) gibi, dışımızda ZAN ettiğimiz &acirc;lemlerde de  tasarruf edebilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kişinin nefis  perdelerinin kalkması denilen şeyin, beyindeki mevcut potansiyelin, zikir ve  ilim ile arttırılması ve Zat&rsquo;tan-Ruh&rsquo;a kapı ya da kapılar a&ccedil;ılmasıdır. Esas  işiten ve g&ouml;ren ruh&rsquo;tur.&nbsp; Kişinin ilk Mira&ccedil;&rsquo;ı, kendi ruhuna, &ouml;z&uuml;nedir. Kişi  &ouml;z&uuml;ne ne kadar inerse değil, y&uuml;kselebilirse, o kadar sırra erer.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ruh b&uuml;t&uuml;n  c&uuml;zleri ile g&ouml;r&uuml;r, işitir, tadar ve hisseder. &Acirc;lemdeki b&uuml;t&uuml;n dilleri konuşur ve  Led&uuml;nni ilim, ruh&rsquo;ta saklıdır. Ruh ayni anda başka zaman ve mek&acirc;nlarda  bulunabilir. Bu zamanda seninle beraber iken, Ashab-ı Kehf&rsquo;in zamanında mağarada  n&ouml;bet bekleyebilir, Peygamberin (s.a.v.) huzuruna varıp, Sahabe olabilir.  Bulunduğu zamandan farklı bir zamana ait sesi duyabilir ve olayları g&ouml;rebilir.  B&uuml;t&uuml;n mesele ruhumuz ile zat&rsquo;ımız arasındaki perdeleri kaldırabilmektir. Soyut  ve somut &acirc;lemlerin t&uuml;m seslerini duyan ruh&rsquo;tur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati  amca; Ruh, beden &uuml;lkesinin padişahıdır ve beynimiz bu padişahın saltanat  tahtıdır, denir. Cebrail (a.s.) Peygamberlere Vahyi, arş&rsquo;tan getirmekteydi değil  mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Doğrudur evlat, Cebrail (a.s.) vahyi, arş&rsquo;ı ala&rsquo;dan getirmektedir. Fakat gelen  vahiy, sadece peygamberlere değil, her zerreyedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Nasıl  yani baba? Biraz a&ccedil;ar mısın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Yine  insan bedeninden &ouml;rnek verecek olursak,&nbsp;&nbsp; İrade, bu bedene BEYİN ile h&uuml;kmeder,  bu bedenin her bir azası beyne bağlıdır ve İRADENİN BU BEDENDEKİ ARŞ-I,  BEYİNDİR. Taht, bu Arş&rsquo;ın &uuml;st&uuml;ne kurulmuştur. İrade, başlı başına bir alem olan  bu bedeni ve kendi i&ccedil;inde hepsi bir alem olan azalarımızı ve yine bir alem olan  her bir h&uuml;cremizi bu Arş&rsquo;ın &uuml;zerinden g&ouml;rmektedir, duymaktadır ve y&ouml;netmektedir,  kelam etmektedir!&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Dile gelen  kelam vahiy gibidir. Azalara gelen emir (kelam) o azanın dilincedir,</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">H&uuml;cremize  gelen emir (kelam) o h&uuml;crenin dilincedir,</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yapı  taşlarımız olan atomlara gelen emir (kelam) o atomun dilincedir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Her bir &acirc;leme  inen vahyi yani emri diğer &acirc;lem duymaz ve anlamaz. Nasıl ki biz, arıya gelen  vahyi duyup anlamadığımız gibi (Kur&rsquo;anda ayetle sabittir) azalarımız da, h&uuml;creye  gelen emri, h&uuml;cre kendisine gelen emrin dışında atom boyutuna gelen emri  anlamadığı gibi&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Şimdi  anladım Necati amca, Allah, senden razı olsun. Bir kitabın sayfaları gibi c&uuml;mle  &acirc;lemleri, şu bedenimizde &ouml;rneklendirip izah ettin. Anlattıkların hem g&ouml;nl&uuml;me hem  de aklımda yer etti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Ne  zaman ki; g&ouml;n&uuml;l ile akıl bir noktada buluştu, Hazreti Musa (a.s.) ile Hazreti  Hızır (a.s.) bir araya gelip, konuştu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl  yani efendim ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Akıl,  Hazreti Musa (a.s.) misalidir. G&ouml;n&uuml;l, Hızır (a.s.) misalidir. Biri zahire g&ouml;re  h&uuml;k&uuml;m verir, diğeri batına g&ouml;re h&uuml;k&uuml;m verir. Akıl, g&ouml;nl&uuml;n her dediğini anlayamaz  ve sık sık itiraz eder. Bu ikisini tek bir noktada buluşturdun mu, Hazreti Musa  (a.s.) ile Hazreti Hızır&rsquo;ı konuşturdun demektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM:  Babacığım; Tahsin beyin, Hızır mescidinde, imamın namaz kıldırdığı yerin hemen  &uuml;st&uuml;nde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; &lsquo;&rsquo;K&Uuml;RE&rsquo;&rsquo; işte bu Arş&rsquo;a misaldir ve her ne var ise bu cevher  topunda cem olmuştur dedin. Biraz a&ccedil;ar mısın?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Cenabı Allah&rsquo;ın, Allah ismi &ouml;zeli ile yaratıp, tasarruf ettiği c&uuml;mle &acirc;lemlerin  haritası, insanın beyin yapısına nakşedilmiştir. İnsanın bedeni, bu &acirc;lemlerin  yazılıp bir kitap haline getirilmiş halidir. İşte bu kitabın sayfalarında,  &acirc;lemlerin hi&ccedil;likten- noktaya, noktadan bir k&uuml;re misali genişleyerek varlık  sahnesinde suret bulmasına kadar her şey yazılıdır ve misali vardır.&nbsp; İnsanoğlu  eğer kendi kitabını okur ise, okuduğu kadar afakta zan ettiği &acirc;lemleri tanımış,  tanıdığı kadar bu &acirc;lemlere de kapılar a&ccedil;ılmış olur. Aradığımız kapı ve kapılar  yine kendimizdedir. Beden kitabımızın her sayfası, her harfi ve noktası bir  kapıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: O  zaman kapı ve kapılar biziz, kapının ardındaki de biziz, değil mi babacığım?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Evet  kızım isabet ettiğin gibidir. İnsanlar ne zaman ki sırrı, manayı ve gizem  kapılarını afakta aramaktan vazge&ccedil;ip, kendilerindeki kapıyı araladıklarında,  kapının ardındaki sırlara vakıf olacaklardır. İnsan cisim olarak k&uuml;&ccedil;&uuml;k, mana  olarak b&uuml;y&uuml;k bir &acirc;lemdir. Hatta Hazreti Ali efendimizin dediği gibi &lsquo;&rsquo;En b&uuml;y&uuml;k  &acirc;lem sende saklıdır&rsquo;&rsquo;, dolayısı ile perdeleri aralamak, Allah&rsquo;ın sonsuz Esma  deryasına, bir damla misali karışmak ve hayalin bile uğrayamadığı, uğramadığı  susuz &ccedil;&ouml;llere ve kum tepelerine bir yağmur gibi yağmak ve her biri bir &acirc;lem olan  sonsuz kum taneciklerinde, hayat bulmak nasip olacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Kum  tepeleri nedir baba?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Herkes, istek ve kalbinin hedefine doğru u&ccedil;ar kızım. Arzusunun en &uuml;st noktasına  vardığında durur ve daha ileri gidemez. İnsanların en son gayesi ve hedefi  Cennet&rsquo;tir. Fakat Muhyiddin İbni ARAB&Icirc; efendimizin bildirdiğine g&ouml;re, Cennet&rsquo;ten  de &ouml;tede &lsquo;&rsquo;Kum tepeleri&rsquo;&rsquo; vardır ve insan sonsuzluk yolcusudur. Bu sonsuzluk  yolculuğunda Cennet dahi bir duraktır kızım. Bunu sana ne ben anlatabilirim ne  de sen anlayabilirsin. Herkes kendi sonsuzluğuna a&ccedil;ılan kapıyı, kendisi  aralamalıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ahiretle devam  eden sınırsız yaşam, d&uuml;ş&uuml;ncede de sınırsız olmayı gerektirir. Evrende  d&uuml;ş&uuml;nebildiğimiz her şey vardır. Akıl, insanlarda b&uuml;y&uuml;k bir gizemdir. Yeter ki  akıl, ruhtaki g&uuml;zelliklere y&ouml;nelsin. Her şey bir zincir halkası gibi birbirini  takip ederek &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye başlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan i&ccedil;in,  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilen her şey m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; d&uuml;ş&uuml;nceyi veren Allah&rsquo;tır, Cenabı Allah  vermek istediği zaman insana, arzu, sebep ve istek verir. Ama maalesef, b&uuml;t&uuml;n  insanların (hakikati) g&ouml;rmelerine imk&acirc;n yoktur. &Ouml;zellikle, cesur olarak  d&uuml;ş&uuml;nemeyenler ve zamanın gelişim r&uuml;zg&acirc;rına yelken a&ccedil;amayanlar, kendi  kendilerini sınırlandırmış olanlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan  yery&uuml;z&uuml;nde Cenabı Allah&rsquo;ın halifesi olup, idrake sığmayan imk&acirc;nlara sahip bir  halde yaratılmıştır. Bu imk&acirc;nların, zahir planda zuhur etmesi i&ccedil;in, &ccedil;alışmak,  zaman ve mek&acirc;n şarttır. Takdir ise Cenabı Allah&rsquo;ındır. Ufku dar olan kişiler,  kendilerinden habersizdir. Bunlar, toplumun, &ouml;rf, adet ve gelenek şartlanmasının  dışına &ccedil;ıkamamışlardır. Kendilerinden farklı d&uuml;ş&uuml;nenleri anlayamamış ve her  zaman karşı &ccedil;ıkmışlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sınırlı  d&uuml;ş&uuml;nen bir akıl, sınırsızlık yoluna ulaşamaz. &Ccedil;evre ve aile yapısından aldığı  bilgiler ile değişik bilimsel bilgiler &ccedil;atışınca, bulunduğu durumdan kişi  kurtulamaz. D&uuml;ş&uuml;ncesi sadece yaşamak ve kurallar i&ccedil;erisinde davranmaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Erdemli olan  ve bizden istenen hayatı anlamak, ışık veren, g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lmeyen, elle tutulmayan  ve dokunulmayan d&uuml;ş&uuml;nceyi yakalayarak, bu d&uuml;ş&uuml;ncenin sınırlarını kaldırmaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">D&uuml;ş&uuml;nmek her  kapıyı a&ccedil;an bir anahtardır. Kur&rsquo;an, d&uuml;ş&uuml;nen insanlar i&ccedil;indir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">D&uuml;ş&uuml;ncesine  h&acirc;kim olan insanın her şey kontrol&uuml; altındadır. Allah&rsquo;a daima yakındır. Ger&ccedil;eğin  peşinde olan ve insanlığa ışık tutandır. D&uuml;ş&uuml;nerek ulaştığı ger&ccedil;ekleri,  insanlara aktarandır. Sonsuz ilim sahibinin, ilim denizinden aldıklarını diğer  insanlara verendir. Yani hem alandır hem verendir. Hakk&rsquo;a g&ouml;n&uuml;l verenler  arasındaki b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; sağlayan bir bağdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Biz insanların  beyni muazzam bir g&uuml;ce sahiptir. Fakat sınırlı d&uuml;ş&uuml;ncelerimizle v&uuml;cudun  sigortası olan beynimizin %3&rsquo;&uuml; ancak &ccedil;alışmaktadır. Geriye kalan %97&rsquo;si neden  devreye girmemektedir? Sınırlı d&uuml;ş&uuml;ncelerde kalarak hedefini saptıran ve kendi  aklının doğru yolda olduğunu sananlar i&ccedil;in yanılgı vardır. Bu d&uuml;ş&uuml;nceler &ouml;ze  &ccedil;ıkamayan d&uuml;ş&uuml;ncelerdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:  Efendim; d&uuml;ş&uuml;ncelerin sonsuzluğa uzanması ve geriye kalan aklımızın %97&rsquo;sini  kullanmamız nasıl olacak ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Sana  zamanı var derken, sende eksik olan bir şeyi kast ediyordum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Neyi  efendim ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Aşk  evlat Aşk.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Aşk  mı&nbsp; ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Beynimizin bir sıvı i&ccedil;erisinde y&uuml;zmesi neye benzer hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n&uuml;z m&uuml;?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Hayır  Necati amca, neye benzer ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: İşte  o sıvı, akıla misaldir evlat. İ&ccedil;inde y&uuml;zen beyin ise c&uuml;mle &acirc;lemler ve sonsuzluğa  a&ccedil;ılan Mira&ccedil; kapısına misaldir. Yani akıl esasen suya benzer ve Aşk ateşi ile  kaynayıp buhar haline geldiğinde, &ccedil;epe&ccedil;evre sarmaladığı beynin her zerresine  n&uuml;fuz eder. B&uuml;y&uuml;k Zat&rsquo;lardan biri bunu ne g&uuml;zel ifade etmiş : &ldquo;Akıl bir suya  benzer ki; aşk ateşi ile buhar haline gelir. Buhar ise her yere n&uuml;fuz eder.  Keşif, buhar haline gelmiş akıldan başka bir şey değildir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati  amca; Aklı, beynin i&ccedil;inde y&uuml;zd&uuml;ğ&uuml; sıvıya benzettin, beynimizi de c&uuml;mle maddi ve  manevi &acirc;lemlere misal verdin. Peki; Ateş olarak tanımladığın Aşk&rsquo;ın mek&acirc;nı  neresi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: İlahi  evlat, bunu bilmeyecek ne var yahu? Aşk ateşinin mek&acirc;nı ve makamı kalp&rsquo;tir.  İnsan saf ateşten yaratılmıştır fakat bu ateşin farkına varabilmesi i&ccedil;in, kendi  cinsinden bir ateşle birleşmesi lazımdır. Beşeri Aşk, İlahi Aşk&rsquo;a a&ccedil;ılan bir  kapıdır. Herkes yaratılıştan saf aşk ateşini, varlığının her zerresinde  taşımaktadır. İnsan saf ateşten canı ile toprak tene b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r. İşte bu ateşin  farkına vardığın g&uuml;n Hakk&rsquo;ın, Musa (a.s.) ile ateşten konuşması gibi, sana  sendeki ateşten konuşacaktır. Cenabı Allah, Aşk ateşini yakanlardan ve o ateşin  ardından konuşulanlardan eylesin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: &Acirc;min  efendim.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="318" title="1" title="27 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3318-kapinin-arkasi-5-ve-6-bolum-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (3.ve 4. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1250-kapinin-arkasi-3-ve-4-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1250-kapinin-arkasi-3-ve-4-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:12:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1250</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (3.ve 4. B&#246;l&#252;m) İnsan beyni hakikaten &#246;yle bir cevherdir ki, yarınımızı ve ahiretimizi şekillendiren d&#252;ş&#252;ncelerin &#252;retildiği merkezdir. Korkularımız, beklentilerimiz, &#252;mitlerimiz ve niyetlerimiz hep beynimiz tarafından d&#252;ş&#252;nce olarak &#252;retilirler....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center" style="line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana">Kapının Arkası (3.ve  4.  B&ouml;l&uuml;m)</font></h1>
<h1 align="right" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /><strong><em><font size="2">İnsan beyni hakikaten &ouml;yle bir cevherdir ki, yarınımızı ve  ahiretimizi şekillendiren d&uuml;ş&uuml;ncelerin &uuml;retildiği merkezdir. Korkularımız,  beklentilerimiz, &uuml;mitlerimiz ve niyetlerimiz hep beynimiz tarafından d&uuml;ş&uuml;nce  olarak &uuml;retilirler. Devamında bu d&uuml;ş&uuml;nceler evrensel sistem gereği suret  bulurlar.</font></em></strong></font></h1>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Otob&uuml;s sabahın  ilk ışıkları ile Kahraman Maraş&rsquo;ın otogarına giriş yapmış, g&uuml;nlerden pazar  olduğu i&ccedil;in Necati amcanın &ouml;ğretmen olan kızı, babasını karşılamaya gelmişti.  Tahsin&rsquo;in yanına gideceği asker arkadaşı, yakınlarda bir il&ccedil;ede oturuyordu.  İl&ccedil;eye pazar g&uuml;nleri ara&ccedil; &ccedil;alışmadığı s&ouml;ylenince, Necati amca, Tahsin&rsquo;i  kendileri ile birlikte gelmesi i&ccedil;in davet etti. Zaten yapabileceği fazla bir şey  olmadığından Necati amcanın davetini memnuniyetle kabul etmekle, mukabele etti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin ile  kızın ayak&uuml;st&uuml; tanışma faslından sonra, beraberce kızın kaldığı eve gitmişlerdi.  Kızın adı Şebnem&rsquo;di. Şebnem hanım, babası erken geleceği i&ccedil;in kahvaltıyı  hazırlamış, &ccedil;ayı demlemiş, otogara &ccedil;ıkarken hafiften kaynaması i&ccedil;in de altını  kısmıştı. Kahvaltı masasında, geceden hazırlanmış olan b&ouml;reklerin kokusu, ocakta  kaynayan &ccedil;ayın kokusuyla birleşince iştah a&ccedil;ıyordu. Kahvaltı yaptıkları masa,  hemen camın kenarında olduğu i&ccedil;in G&uuml;neş&rsquo;in ışıkları ortama ayrı bir canlılık  katıyordu. Zaten soğuk bir kış ayında en &ccedil;ok aranan ve &ouml;zlenen şey, camdan  s&uuml;z&uuml;lerek ruhumuzu ve bedenimizi okşarcasına ısıtan G&uuml;neş ışığı değil midir?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kahvaltıdan  sonra i&ccedil;inde sobanın yandığı k&uuml;&ccedil;&uuml;k ama sıcacık bir odaya ge&ccedil;tiler. Sobanın  &uuml;zerinde k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir g&uuml;ğ&uuml;mde bulunan suyun fokurdaması, Tahsin&rsquo;in i&ccedil;ini biraz daha  ısıtmıştı. &Ccedil;ok uzun zamandır b&ouml;yle bir ortamda bulunmadığı ve b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;  yetiştirme yurdunun bir t&uuml;rl&uuml; yeterince ısınmayan kaloriferlerinden sonra belki  de ona &ouml;yle hissettirmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Yeni  terhis oldum demiştiniz değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Evet  hanım efendi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: O  zaman size ge&ccedil;miş olsun diyelim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sağ  olun teşekk&uuml;r ederim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM:  Sanırım Maraşlı değilsiniz, aslen nerelisiniz ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Tam  olarak nereli olduğumu ve ailemin kimler olduğunu bilmiyorum. Tek bildiğim  İstanbul&rsquo;da bir yetimhanede b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m. Bir yakınım ya da akrabam yani hi&ccedil; kimsem  yok.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin&rsquo;in bu  s&ouml;z&uuml;nden sonra ortalık biraz sessizleşmişti. Karşı duvarda Necati amca ile  rahmetli eşinin beraber &ccedil;ektirdikleri, siyah beyaz bir fotoğraf asılıydı. Resim  hem siyah beyaz hem de biraz solmuş olduğu i&ccedil;in insana tatlı bir h&uuml;z&uuml;n  veriyordu. &lsquo;&rsquo;Anneniz mi?&lsquo;&rsquo; diye sordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Biz  &ccedil;ocukken vefat etti. Elimizde kalan tek resim bu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: O  zamanlar nerede resim &ccedil;ektireceksin evlat? Zaten k&ouml;ylerde g&ouml;rev yaptığımız i&ccedil;in,  şehire pek inmezdik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati  amca, imamlık yaptığın b&uuml;t&uuml;n s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde hep k&ouml;ylerde miydin? &Ccedil;ocukları  nasıl okuttun ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Abimle  birlikte ikimiz de, ilkokuldan sonra devletin yatılı okullarında okuduk. Yazdan  yaza babamın imamlık yaptığı k&ouml;ye gelirdik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şebnem hanımın  bu s&ouml;z&uuml;nden sonra Necati amcanın g&ouml;zleri buğulanmış, yaşlı adam ağlamaklı  olmuştu. Babası ağlamaklı bir hal alınca, kızcağızın da g&ouml;zleri yaşarmış ve bir  iki damla yaş d&ouml;k&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Tahsin bu duygusal manzara karşısında kendi yetim ve  &ouml;ks&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n verdiği ayni duyguyla, mevcut atmosferi paylaşmış, ihtiyara ve  kızına karşı daha da bir yakınlık hissetmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Soğuk bir kış  g&uuml;n&uuml; tek sobalı bir evde, benzer kaderi paylaşmış ya da yaşamış olan &uuml;&ccedil; kişi,  hatıraların verdiği ayni duygusallığı paylaşıyorlardı. &lsquo;&rsquo;İnsanların ne &ccedil;ok ortak  yanları ve paylaşacak şeyleri var&rsquo;&rsquo; diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. H&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir duygu olmasına  karşın ortak yanlar olması ile ilk defa kendini bir ailenin ferdi gibi  hissetmişti gen&ccedil; adam. Ağlamak istemiyordu ama kendini zor tutuyordu. Belki de  ağlamak istiyordu. En son ne zaman ağladığını hatırlamıyordu, evet ağlamak  istiyordu. İnsan olması i&ccedil;in buna ihtiyacı vardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Evlat  kendini serbest bırak, i&ccedil;indeki sesi bastırma. Ağlayacaksan ağla ve g&uuml;leceksen  g&uuml;l. Bunlar birer zaaf değil, insan olmanın, insanlığa d&acirc;hil olmanın birer  gereği.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Yok be  amca, siz &ouml;yle h&uuml;z&uuml;nlenince ben de ister istemez etkilendim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: &Ouml;yle  olsun delikanlı, h&uuml;zn&uuml;m&uuml;z&uuml; paylaştığın i&ccedil;in sağ ol, Allah razı olsun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Size  bir kahve yapayım mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Bir  tanedir benim kızım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Tahsin  Bey, siz nasıl i&ccedil;ersiniz kahvenizi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:  Bilmem, fark etmez, şey orta şekerli olsun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin,  beraber yolculuk yaptıkları sırada ihtiyarın s&ouml;ylediği bir s&ouml;z&uuml; hatırladı.  &lsquo;&rsquo;İnsanın her zaman kavuşacağı bir ailesi vardır delikanlı. Ama bug&uuml;n ama  yarın.&rsquo;&rsquo; Kahveleri getiren Şebnem hanıma biraz daha dikkatli bakınca, &ccedil;ok g&uuml;zel  bir kız olduğunu fark etti. G&ouml;zleri ışıl ışıl bakıyor, incecik beline kadar inen  siyah sa&ccedil;ları g&uuml;zelliğini bir kat daha arttırıyordu. Acaba ihtiyar ne demek  istemişti? Sonra kendisine yakınlık g&ouml;steren bu insanlar hakkında, &ouml;zellikle de  kızının hakkında b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in kendinden utandı. Kızın g&uuml;zelliğine dair  olan d&uuml;ş&uuml;nceleri kovmaya &ccedil;alıştı ama başarılı olamadı. Bir an i&ccedil;in ihtiyarın  d&uuml;ş&uuml;ncelerini okuyabileceğini zannederek y&uuml;z&uuml; kızardı. İhtiyar i&ccedil;tiği kahvenin  fincanını, tabağa ters kapamasını s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati  amca bunun adına fal derler, ka&ccedil; yıllık imamsın, sen de mi fal baktırıyorsun,  yapma Allah aşkına!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Merak  etme, sandığın gibi fal değil bu olay, hele sen bir kapa anlatacağım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Tahsin  Bey, babam &ccedil;ok sıra dışı bir adamdır. Bildiğin klasik imam tiplerinden değildir.  Yakanı kaptırdın mı bir daha kendini kurtaramazsın.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Delikanlı, insan beynine &lsquo;&rsquo;cevher topu&rsquo;&rsquo; derler. İnsan beyni hakikaten &ouml;yle bir  cevherdir ki, yarınımızı ve ahiretimizi şekillendiren d&uuml;ş&uuml;ncelerin &uuml;retildiği  merkezdir. Korkularımız, beklentilerimiz, &uuml;mitlerimiz ve niyetlerimiz hep  beynimiz tarafından d&uuml;ş&uuml;nce olarak &uuml;retilirler. Devamında bu d&uuml;ş&uuml;nceler evrensel  sistem gereği suret bulurlar. Yani kaderimizi şekillendiren d&uuml;ş&uuml;ncelerimiz ve  niyetlerimizdir. Niyetlerimiz ne kadar sağlam ve d&uuml;ş&uuml;ncelerimiz ne kadar  kuvvetli ise, madde d&uuml;nyasına da o derece etki edecektir. Neticede madde  dediğimiz şey de temelde enerjiden oluşmuştur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">D&uuml;ş&uuml;ncelerimiz  de bir &ccedil;eşit enerjidir yani maddeyi oluşturan enerji ile d&uuml;ş&uuml;ncelerimiz ortak  yapıdan, ayni frekanstan meydana gelmektedirler. Sen fal adı altında kahve  fincanını kapadığında, otomatikman geleceğe dair bir takım şeyler d&uuml;ş&uuml;nmeye  başlıyorsun. Bunlar beklediğin bir haber, arzuladığın bir nesne, sevdiğin bir  kız veya bir takım korkular olabilir. Kahve fincanında bunların &ccedil;ıkacağına  odaklandığın i&ccedil;in, d&uuml;ş&uuml;ncelerin ters olarak kapanmış fincanın i&ccedil;inde kahve  tortusunu şekillendirmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Her  d&uuml;ş&uuml;ncenin, bilin&ccedil;altında belli bir işareti, simgesi vardır. Bilin&ccedil;altındaki bu  işaretler ya da simgeler, odaklandığın fincanın i&ccedil;indeki tortuda, d&uuml;ş&uuml;ncenin  g&uuml;c&uuml;yle şekillenirler. Kişi burada farkında olmadan d&uuml;ş&uuml;nce g&uuml;c&uuml;n&uuml;  kullanmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Yani  bir t&uuml;r r&uuml;ya gibi, değil mi baba? R&uuml;yamızda da korkularımız, duygularımız ve  beklentilerimiz bilin&ccedil;altındaki eşleştiği simgelerle a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Dediğin doğrudur kızım. Hakikatinde fal bakan kişi, bir t&uuml;r r&uuml;ya yorumu  yapmaktadır aslında. Orada beliren şekilleri yorumlamak, yorumlayanın  kabiliyetine kalmıştır ama iş bu kadarla bitmiyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl  yani ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Fal  baktığı s&ouml;ylenen ama hakikatinde yorum yapan kişi, o anda kendisi de farkında  olmadan, fincan sahibinin d&uuml;ş&uuml;ncelerini okumaktadır. Fal bakma esnasında aşırı  şekilde heyecanlanan kişinin d&uuml;ş&uuml;nceleri, daha bir kuvvetli olarak yayılmaya  başlar. Hatta fal bakan kişiye odaklandığı i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nceleri direkt olarak fal  bakanın beynine ulaşır. Fal bakan kişinin beyni, bu d&uuml;ş&uuml;nceleri algılayarak  fincandaki şekillerle eşleştirir ve sana anlatır. Burada sana anlatılan her şey,  d&uuml;ş&uuml;ncelerinin, beklentilerinin ve korkularının karşındakinden sana  yansımasıdır. Akabinde falcının s&ouml;zlerine itimat edip inanırsan, inandığın  şekilde olay suret bulur. Buna da &lsquo;&rsquo;falancanın baktığı fal &ccedil;ıkıyor&rsquo;&rsquo; derler.  Onlar zaten senin d&uuml;ş&uuml;ncelerin, beklentilerin ve niyetlerindi. Karşındakinden  yansıyınca, ger&ccedil;ekleşeceğine olan inancın kuvvet bularak, d&uuml;ş&uuml;nce g&uuml;c&uuml;nle madde  &acirc;lemini enerji boyutundan etkilemiş oluyorsun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Falın  hakikati ne kadar da sıradışı bir olaymış. Zaten seninle tanıştığımızdan beri  her şey, sıradışı zaten.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Yalnız  babamın bu sıra dışılığı kendisine bir t&uuml;rl&uuml; rahat y&uuml;z&uuml; g&ouml;stermedi Tahsin Bey.  G&ouml;rev yaptığı yerlerde işin hakikatini anlatmaya başlayınca, klasik bir din  anlayışında olanlar tarafından kabul g&ouml;rmedi, s&uuml;rekli tayin g&ouml;rd&uuml;. Babacım,  annemin vefat ettiği sene tayin olduğun k&ouml;ydeki olayı anlatsana.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: O  sene yeni bir k&ouml;ye tayin olmuştum. Bu k&ouml;y&uuml;n &ccedil;ok uzun zamandır kadrolu bir imamı  olmadığı i&ccedil;in imamlık g&ouml;revini kendisine Hasan hoca dedikleri altmış yaşlarında,  k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n sayıp sevdiği biri ifa etmekteymiş. Benim gelmemden pek hoşlanmadığı  gibi, bu hoşnutsuzluğunu da ilk g&uuml;nden belli etmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">K&ouml;ye  vardığımda yetiştiğim ilk &ouml;ğlen namazını, Hasan hocanın ardında kıldım. Namazın  bitmesini m&uuml;teakip cami cemaati, tek tek hocanın elini &ouml;pmeye başladılar. Ben  i&ccedil;erideki bu fasıla katılmayıp, sessizce dışarı &ccedil;ıktım. Yabancı olduğum i&ccedil;in  camiden dışarı &ccedil;ıkan cemaat hemen yanıma geliyordu. Cemaatin hepsi &ccedil;ıkınca k&ouml;y&uuml;n  yeni imamı olduğumu s&ouml;yleyip kendimi tanıttım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Başında namaz  takkesi, elinde iri taneli siyah bir tespihi ile Hasan hoca da yanıma  gelip&nbsp;&lsquo;&rsquo;Hoş geldin&rsquo;&rsquo; diyerek, &ouml;pmem i&ccedil;in elini uzattı. Ben ise &ouml;pmem i&ccedil;in  uzatılan eli sadece sıkmakla yetinmiştim. Daha ilk g&uuml;nden, adamın k&ouml;yl&uuml; &uuml;zerinde  din eksenli bir otorite kurduğunu anlamıştım. Zaten kendisi de kurduğu bu  otoritenin, benim gelişimle bozulacağını anlamıştı. Vakit ge&ccedil;irmeden hemen bir  sonraki namazda karşı savunmaya ge&ccedil;ti. O g&uuml;n&uuml;n ikindi namazında, cemaat i&ccedil;eride  toplandığı halde, namaza başlamak i&ccedil;in Hasan hocayı bekledik.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Neden  ki ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Muhterem, caminin şadırvanında abdest almakla meşguld&uuml;, &uuml;stelik m&uuml;ezzinlik  yapacak olan genci de alıkoymuş, ibrikle eline su d&ouml;kt&uuml;r&uuml;yordu. Şadırvanda akan  &ccedil;eşme olduğu halde, muhtereme ibrikle su d&ouml;k&uuml;yorlardı. Senin anlayacağın işi  ağırdan alıp, etkisini cemaat &uuml;zerinde korumak ve bana da hissettirmek  istiyordu. Bu hal birka&ccedil; g&uuml;n b&ouml;yle devam etti. İlerleyen g&uuml;nlerde cemaatten bir  &ccedil;ocuğa m&uuml;ezzinlik yaptırarak, onu beklemeden namazı kıldırmaya başladım. Haliyle  namaza yetişmek i&ccedil;in koşarak gelmeye başlayınca, ister istemez bize uymak  zorunda kaldı. B&ouml;ylece ilk m&uuml;cadeleyi ben kazanmış oldum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Tahsin  Bey &ouml;ğrencilik yıllarımda en &ccedil;ok sevdiğim ders, psikoloji ve halkla  ilişkilerdi.&nbsp; İnsan davranışları, bireysel ve toplumsal etkileşim &ccedil;er&ccedil;evesinde  incelendiğinde, &ouml;zellikle kendilerini dindar olarak tanımlayan &ccedil;evrelerde ş&ouml;yle  bir tablo ortaya &ccedil;ıkmaktadır:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bazı insanlar  inandıkları dinin &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; ya da &ouml;yle s&ouml;ylendiği ve &ouml;ğretildiği i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nce  bi&ccedil;iminde ve bu d&uuml;ş&uuml;nceye uygun yaşam bi&ccedil;iminde, kendilerine belirli kalıplar ve  sınırlar koymuşlardır. D&uuml;ş&uuml;ncelerini ve yaşam bi&ccedil;imlerini &ccedil;epe&ccedil;evre saran bu  sınırı zorlayıcı bilgilerle karşılaştıkları zaman, hemen bu bilgileri  reddederler. Bu insanlar, kendilerini hapsettikleri bu şekil ve d&uuml;ş&uuml;nce alanı  i&ccedil;inde &lsquo;&rsquo;DİNDAR&rsquo;&rsquo; olduklarını var sayarak, gruplaşmaya ve paylaşıma başlarlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu grup  i&ccedil;inden zamanla farklı d&uuml;ş&uuml;ncelerden etkilenenler veya farklı d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;retenler  bunu a&ccedil;ık&ccedil;a dile getirdiklerinde, tenkit edilirler ve dışlanırlar. Zamanla  farklı d&uuml;ş&uuml;nenler de bu şekilde elenince, geriye d&uuml;ş&uuml;nce ve yaşam bi&ccedil;iminde  kendini sabitlemiş bir &ccedil;oğunluk kalır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bireysel  olarak zaten yeni fikirlere, d&uuml;ş&uuml;ncelere ve bilimin gelişmesine paralel yeni  yorumlara kapalı olan bu insanlar, toplu olarak bu olguyu paylaştıklarında,  d&uuml;ş&uuml;ncelerini ve yaşam bi&ccedil;imlerini saran duvar, daha da bir sağlamlaşır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu grubun  i&ccedil;inden, grubun d&uuml;ş&uuml;nce ve yaşam bi&ccedil;imine farklı g&ouml;r&uuml;ş ve yaşam bi&ccedil;imlerini  sesli olarak en &ccedil;ok tenkit eden ve eleştiren, etkileyici konuşmaları ile zamanla  grubun diğer &uuml;yeleri arasında sivrilirler ve diğerleri &uuml;zerinde etkileyici bir  g&uuml;ce sahip olurlar. Artık grubun bir lideri vardır. S&ouml;z konusu beraberlik din  eksenli olduğu i&ccedil;in bu lider zamanla y&uuml;celtilerek kutsanır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte bu  noktada oluşan atmosfer, grubun b&uuml;t&uuml;n &uuml;yelerinin d&uuml;ş&uuml;nce melekelerini bloke  ederek, s&ouml;z konusu liderlerinin her s&ouml;z&uuml;n&uuml;n doğru, her hareketinin hikmetli  olduğu kabul&uuml;ne yol a&ccedil;ar. Artık kutsadıkları yeni liderlerinin telkinleri  istikametinde d&uuml;ş&uuml;nce ve fiiliyatlar ortaya koyarlar. Artık fikirler ya da  d&uuml;ş&uuml;nceler değil, kişiler &ouml;n plana &ccedil;ıkmıştır. Siz, bağlı oldukları ya da takip  etmekte oldukları bu şahsın fikir ve s&ouml;ylemlerini tartışmaya a&ccedil;tığınız zaman,  genellikle adı ge&ccedil;en şahsı eleştirdiğiniz sanısına kapılmaktalar ve &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k  bir tepki ile karşılık vermekteler. Onun i&ccedil;in bunların nezdinde, şahsı da  eleştirseniz ayni, fikirlerini de eleştirseniz aynidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kişilerin  kendilerini en başta d&uuml;ş&uuml;nce olarak sabitlemesi yani d&uuml;ş&uuml;nce ve yorumları tetkik  edip incelemeden reddetmesi, devamında da Cenabı Allah&rsquo;ın, insanoğluna  bahşettiği en değerli nimet ve emanet olan İRADESİNİ, yine kendi gibi bir insana  teslim etmeye kadar g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Zaten iradenizi teslim ettiğiniz zaman, beraberinde  malınızı, canınızı, hatta namusunuzu dahi teslim etmiş sayılırsınız. B&ouml;yle bir  tablo biraz değişiklik g&ouml;stermekle birlikte, siyasi ya da kurumsal olarak ta  karşımıza &ccedil;ıkabilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Fikren ve  vicdanen bloke olmuş bu t&uuml;r bireylerle ya da topluluklarla sağlıklı ilişkiler  kurmak, lider kabul ettikleri insanların fikir ve s&ouml;ylemlerini, pozitif bir  gelişim ve değişim a&ccedil;ısından dahi olsa eleştirmek, kısaca iletişim kurmak pek  m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bu t&uuml;r insanlar &ccedil;evreleri ile iletişimden &ccedil;ok &ccedil;atışma  halindedirler. Kendilerini s&uuml;rekli pozitif konumda, &ouml;tekiler diye  etiketledikleri kişileri negatif konumda g&ouml;r&uuml;rler. Bunlarla arkadaş olsanız dahi  alttan almak zorunda kalan hep siz olursunuz. Yoksa bu arkadaşlığın s&uuml;resi,  karşılıklı paylaşım olamayacağı i&ccedil;in, &ccedil;ok kısa olmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Şebnem&rsquo;in tarif ettiği bu g&uuml;ruh, kendilerine dindar diyen ama dindar olmaktan  &ccedil;ok dinci olan insan ve topluluklardır. Ger&ccedil;i dindar kavramı dahi, kullanım ve  ifade edenin amacına g&ouml;re değişmektedir ya, neyse.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:  Maşallah b&ouml;yle bir babaya b&ouml;yle bir kız. Ben daha &ouml;ncesinde din hakkında  konuşanları ya da imamları hep farklı g&ouml;zle g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Yani  yobaz g&ouml;z&uuml;yle bakıyordunuz değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Doğal  olarak i&ccedil;inde bulunduğum &ccedil;evrenin genel bakış a&ccedil;ısıydı bu. Benim de onlar gibi  d&uuml;ş&uuml;nmem gayet normal olmalı değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM:  Haklısınız Tahsin Bey. Zaten insanın d&uuml;ş&uuml;ncelerini ve değer yargılarını en &ccedil;ok  şekillendiren fakt&ouml;r &ccedil;evredir. Hi&ccedil; farkında olmadan &ccedil;evrenizin değer yargılarını  kabullenip bu kabulle yaşarsınız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Yani  &ccedil;evrendeki insanların boyası ile boyanırsın evlat.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Sizin  başınızdaki yara daha yeni galiba, ne zaman ve nasıl oldu ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Tam  olarak ben de bilmiyorum, nasıl anlatsam bilmem ki. Bir kaza ge&ccedil;irdim yani  ge&ccedil;irdik ama ger&ccedil;ek mi değil mi h&acirc;l&acirc; anlamış değilim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  Ger&ccedil;ek onu algılayana g&ouml;re değişir evlat &ouml;yle değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Beni  kazadan kurtaran kız da &ouml;yle s&ouml;ylemişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Ne  kazası Allah aşkına? Siz neden bahsediyorsunuz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Soru  sorulan, soruyu soran kadar bile bilmiyor Şebnem hanım. Yalnız bildiğim bir şey  var, o da babanızın bunu a&ccedil;ıklayabileceği.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Daha  değil evlat, hen&uuml;z daha vakti var.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ŞEBNEM: Siz  kaza dediniz ya şimdi aklıma geldi. Akşam bir r&uuml;ya g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m. R&uuml;yamda baban kaza  ge&ccedil;irdi, bindiği otob&uuml;s devrildi, demişlerdi. Bana haberi veren sarışın ve mavi  g&ouml;zl&uuml; bir kızdı. Sonra benim elimden tutarak kaza yerine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Otob&uuml;s yolun  sağ tarafına u&ccedil;uruma yuvarlanmıştı ve babam d&acirc;hil herkes &ouml;lm&uuml;şt&uuml;. Oracıkta  oturup ağlamaya başladım ama nasıl ağlamak, sanki ger&ccedil;ek gibiydi. Daha sonra  kendi ağlama sesime uyanmışım. Hemen abdest alıp iki rek&acirc;t gece namazı kıldım ve  dua ettim. Sonrasında bir t&uuml;rl&uuml; uyuyamadığım i&ccedil;in sabah namazına kadar oturdum.  Sabah namazını kıldıktan sonra &ccedil;ayı demleyip, kahvaltı masasını hazır ettim ve  babamı karşılamaya &ccedil;ıktım. Tuhaf bir r&uuml;ya değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Tuhaf  ta ne kelime, bu işin i&ccedil;inde bir iş var ya neyse.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Hele  sabret evlat zamanla&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: &Ouml;yle  olsun Necati amca, şey ben m&uuml;saadenizi istesem. Gidip bir otel bulmam lazım da.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Olur  mu evlat? Bu gece burada benimle kalırsın, sen bizim misafirimizsin. Sabah  olunca zaten il&ccedil;eye gideceksin. Olmaz seni bir yere salmayız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: &Ouml;yle  ise ben biraz &ccedil;ıkıp dolaşayım, şehri g&ouml;reyim. Siz de baba-kız laflarsınız biraz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR:  M&uuml;saade senin evlat, sen nasıl istersen.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><strong> <font size="2" face="Verdana"><em>Sana s&ouml;ylenmedi mi ger&ccedil;ek algılayana g&ouml;re  değişmektedir ve herkesin ger&ccedil;eği kendine g&ouml;redir? Hatta bug&uuml;n buradaki herkes  farklı şeyler duydu, farklı konular dinledi. Kimin neyi duyması gerekiyorsa onu  duydu, kimin neyi duymaya ihtiyacı varsa, ona ihtiyacı olan duyuruldu. Camiden  &ccedil;ıkınca sor bakalım, onların duyduğu ile senin duyduğun aynı mı?&rsquo;&rsquo;</em></font></strong></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><em>***</em></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin karla  kaplı şehrin sokaklarında, &uuml;ş&uuml;memek i&ccedil;in paltosuna sıkıca sarılmış olarak elleri  cebinde dolaşıyordu.<br />
&lsquo;&rsquo;Hayret&rsquo;&rsquo; dedi kendi kendine, daha birka&ccedil; g&uuml;n &ouml;ncesine kadar n&ouml;bete bile  paltosuz gidiyordu ve hi&ccedil; &uuml;ş&uuml;m&uuml;yordu. Sivil hayata adım atar atmaz &uuml;ş&uuml;meye  başlamıştı. Sonra bir şeyi fark etti, askerlik g&uuml;nlerinde bir yerlere ait  olmanın, g&uuml;n&uuml;n 24 saatini birileriyle paylaşmanın, &ouml;l&uuml;m korkusu altında  kaynaşmanın verdiği bir g&uuml;ven ve dostluk duygusu vardı. Şimdi ise bu duygunun  yerini yalnızlık, geleceğe dair endişeler ve &ouml;zlem almıştı. Demek ki soğuk  dışarıda değil, i&ccedil;imizdeymiş diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;l&uuml;k  komutanları olan y&uuml;zbaşı, insanlar arılara benzer, demişti. Arıların bal yaptığı  peteğin her bir h&uuml;cresinin birden fazla kenarı olduğunu ve her bir kenarın başka  başka h&uuml;crelerle bitişik, yani etkileşim ve iletişim i&ccedil;inde olduğunu s&ouml;ylerdi.  Her h&uuml;cre var olmak i&ccedil;in, başka h&uuml;crenin varlığına ihtiya&ccedil; duymaktaydı, zira  birinin duvarı ayni zamanda diğerinin de duvarıydı ve petek bu şekilde &ouml;r&uuml;l&uuml;p  genişlemekteydi. Her insan, arı peteğinin ayrı bir h&uuml;cresiydi ve var olmak i&ccedil;in  ayni o h&uuml;cre gibi diğer insanların varlığına ihtiyacı vardı. Ya kendisinin neye  ihtiyacı vardı? Bir zamanlar kimseye ihtiyacı olmadığını ve &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğunu  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. &lsquo;&rsquo;Yalan&lsquo;&rsquo; dedi, &lsquo;&rsquo;kendine s&ouml;ylediğin koca bir yalan.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hafızasındaki  anılarından biri seslendi kendisine, seslenen y&uuml;zbaşıydı. &lsquo;&rsquo;Evet, &ccedil;ocuklar  hayatımızda s&ouml;ylediğimiz en b&uuml;y&uuml;k yalanlar, kendimize s&ouml;ylediğimiz yalanlardır,  bunu sakın unutmayın. İnsan kendisine s&ouml;ylediği yalanlarla y&uuml;zleşmeye  başladığında kendini bulmaya başlayacak, yani ger&ccedil;eği.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Peki, ger&ccedil;ek  neydi? Başındaki yara ger&ccedil;ekti ama r&uuml;yada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kaza ger&ccedil;ek miydi veya g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;  hakikaten r&uuml;ya mıydı? Ya Şebnem hanımın ayni paralelde g&ouml;rd&uuml;klerine ne  demeliydi, ne demekti daha zamanı var? Bu d&uuml;ş&uuml;nceler i&ccedil;inde y&uuml;r&uuml;rken, yerde  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir ekmek kırıntısını kenara almak i&ccedil;in eğildiğinde, ekmek kırıntısının  &uuml;st&uuml;nde durduğu bir gazete k&acirc;ğıdında ş&ouml;yle bir yazı vardı. &lsquo;&rsquo;Ger&ccedil;ek dışımızda  değil, ger&ccedil;ek i&ccedil;imizdedir.&lsquo;&rsquo;&nbsp; Bu kadar tesad&uuml;fe de &lsquo;&rsquo;pes &lsquo;&rsquo; diye s&ouml;ylendi  delikanlı. Acaba tesad&uuml;f m&uuml;yd&uuml;? Aklındaki soruya hemen anında ve ayaklarının  hemen &ouml;n&uuml;nde bir k&acirc;ğıt par&ccedil;asından cevap gelmesi, tesad&uuml;f olamazdı. Demek ki  kendisini her zaman duyan ve g&ouml;zetleyen biri vardı. O anda yanından ge&ccedil;mekte  olan bir adam &lsquo;&rsquo;Allah Alla &lsquo;&rsquo; diye s&ouml;yleniyordu. Yine sorusuna cevap gelmişti ve  bu sefer yanından ge&ccedil;en birinden gelmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Allah&rsquo;ım,  beni duyuyorsun, Allah&rsquo;ım beni g&ouml;ren sensin, her zerreden bana seslenen sensin.  Demek ki yalnız değilmişim, yalnız değilmişim. Allah&rsquo;ım benim, Allah&rsquo;ım Seni &ccedil;ok  seviyorum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Sen, beni seviyorsun.&rsquo;&rsquo;<br />
Delikanlı sevin&ccedil;le karışık ağlamaya başlamıştı. Hem ağlıyor hem de y&uuml;r&uuml;yordu.  Yanından ge&ccedil;en insanların kendisine tuhaf tuhaf bakmasına aldırmıyor, ağlıyordu.  Ağlamak &ccedil;ok g&uuml;zeldi, daha &ouml;nce hi&ccedil; bu kadar g&uuml;zel olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nmemişti.  İhtiyar ne demişti:<br />
&lsquo;&rsquo;Evlat kendini serbest bırak, i&ccedil;indeki sesi bastırma. Ağlayacaksan ağla ve  g&uuml;leceksen g&uuml;l. Bunlar birer zaaf değil, insan olmanın, insanlığa d&acirc;hil olmanın  birer gereği.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanlığa  d&acirc;hil olmanın birer gereği. Evet artık kendisi de insanlığa d&acirc;hil olmuştu ve her  insan gibi sıradan ve sade. H&acirc;lbuki daha &ouml;ncesinde kendisini g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve &ouml;zel kabul  ediyordu. Ama artık her insan gibi, kendini farklı ve &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmeden, diğer  insanlara tepeden bakmadan sıradan ve sade olmak&hellip; Rahatlamıştı ve omuzlarından  tonlarca y&uuml;k kalkmıştı sanki. Demek ki nice zamandır kendine s&ouml;ylediği yalanları  bir y&uuml;k gibi omuzlarında taşımıştı, şimdi ise bu y&uuml;k&uuml; &uuml;zerinden atmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin bu  d&uuml;ş&uuml;nceler i&ccedil;inde y&uuml;r&uuml;rken, bir hamamın &ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;tiğini fark etti. İ&ccedil;inden bir  ses, yeni bir başlangı&ccedil; yapması gerektiğini ve bunun i&ccedil;in de &ouml;nce dışını  temizleyip, gus&uuml;l abdesti almasını s&ouml;yl&uuml;yordu.<br />
&lsquo;&rsquo;Ben dışımı temizleyeyim, Rabbim de i&ccedil;imi temizler&rsquo;&rsquo; diye s&ouml;ylendi. Doğruca  hamama girip yıkandı. Rahatlamıştı, kendisini bir kuş gibi hissediyordu ve hi&ccedil;  bu kadar huzurlu olmamıştı. G&ouml;zleri yakınlarda bir cami aradı ama her hangi bir  minare g&ouml;rememişti. Ama iki y&uuml;z metre kadar ileride, yarın ziyaretine gideceği  asker arkadaşını g&ouml;rd&uuml;. Acaba doğru mu g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;? Ey&uuml;p mayına basmamış mıydı?  Nasıl bu kadar &ccedil;abuk iyileşmişti?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kişi  bir an i&ccedil;in duraklayarak, gerisin geriye Tahsin&rsquo;e bakmıştı. Evet, Ey&uuml;p&rsquo;t&uuml; bu!  Tahsin adımlarını hızlandırarak arkadaşına yetişmek istedi ama arkadaşı tekrar  y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş istikametine d&ouml;nerek, onu beklemeden ilerlemeye başladı. Neden durup  kendini beklemiyordu yoksa kendisi ile oyun mu oynuyordu? Tahsin bir an  durakladı. Tahsin&rsquo;in duraklamasıyla arkadaşı da duraklamış, tekrar gerisin  geriye d&ouml;nerek &lsquo;&rsquo;GEL GEL&rsquo;&rsquo; demişti. Tahsin arkadaşının &lsquo;&rsquo;GEL&rsquo;&rsquo; diyen sesini,  sessiz ve s&ouml;zs&uuml;z olarak duymuştu. İ&ccedil;i garip bir şekilde &uuml;rpererek ve aradaki  mesafeyi koruyarak takip etmeye koyuldu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şehrin y&uuml;ksek  binalarından oluşan merkezinden uzaklaşıp, kerpi&ccedil; evlerin bulunduğu mahallelere  girmişlerdi. G&ouml;r&uuml;nt&uuml; olarak sanki bu y&uuml;zyıla ait bir mek&acirc;n değildi burası,  yollar asfalt değil kesme taş &ouml;r&uuml;l&uuml;yd&uuml;. Y&uuml;r&uuml;rken bir şey fark etti, ses evet hi&ccedil;  ses yoktu ve tam bir s&uuml;k&ucirc;net h&acirc;kimdi her yere. İ&ccedil;i biraz daha &uuml;rpermişti ve  acaba diye soru soracak iken, karşılarına k&uuml;&ccedil;&uuml;k tarihi minaresi olan bir Osmanlı  camisi &ccedil;ıkmıştı. Yanından ge&ccedil;tiği evin kapısı a&ccedil;ık olduğu i&ccedil;in gayri ihtiyari  olarak, avlunun i&ccedil;ine bakmıştı. Birden şok olmuş&ccedil;asına durdu. Avluda &ccedil;amaşır  asan bir kız vardı ama bu kız, kendisini kazadan kurtaran Yemliha adındaki  kişiydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin  şaşkınlıkla kıza doğru bakarken, Yemliha yavaş&ccedil;a başını kaldırıp, delikanlıya  doğru baktı. Ayni r&uuml;yada olduğu gibi masmavi g&ouml;zleri ve ışıl ışıl sarı sa&ccedil;ları  vardı. Kız hafiften g&uuml;l&uuml;mseyerek, Tahsin&rsquo;i selamladı ve tekrar başını &ouml;ne eğip,  işine koyuldu. Tahsin&rsquo;in kalp atışları hızlanmış, merak i&ccedil;erisinde ve korkuyla  karışık, binlerce soruya boğulmuştu. Avlunun kapısı kendiliğinden &ouml;rt&uuml;l&uuml;nce,  arkadaşına doğru d&ouml;nerek tekrar takip etmeye başladı&hellip;<br />
Arkadaşının, k&uuml;&ccedil;&uuml;k tarihi caminin i&ccedil;erisine girmesiyle hemen ardından i&ccedil;eriye  girdi. İlk dikkatini &ccedil;eken şey, mihrabın hemen &uuml;st&uuml;nde, imamın namaz kıldırdığı  yerin ekseninde, bir futbol topu iriliğinde, g&uuml;m&uuml;şe benzeyen bir k&uuml;re asılıydı.  G&ouml;zlerini yavaş&ccedil;a k&uuml;reden aşağı indirince cemaatin 17 sıra saf olduğunu, 16.  sırada tek bir kişilik yerin boş olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Hayret etti, nasıl bu kadar  kısa s&uuml;rede safları saydığına.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin&rsquo;in  camiye girmesiyle k&uuml;rs&uuml;den vaaz eden hoca, vaazını kesmiş ve i&ccedil;erisi bir an i&ccedil;in  s&uuml;k&ucirc;nete b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Tahsin boş olan yerin kendisine ayrıldığını anlayarak hemen  oturdu. Delikanlı oturunca, hoca tekrar vaaz etmeye başladı. Tahsin hocanın  sesini duyar duymaz başını kaldırıp k&uuml;rs&uuml;ye baktı ve &lsquo;&rsquo;aman Allah&rsquo;ım&lsquo;&rsquo; dedi.  K&uuml;rs&uuml;den vaaz eden az &ouml;nce yanından ayrıldığı Necati amcaydı. K&uuml;rs&uuml;deki Necati  amca ile delikanlı g&ouml;z g&ouml;ze geldiler. Necati amcanın başında bir sarık ve  &uuml;zerinde altın sarısı,&nbsp;işlemeli bir c&uuml;bbe vardı. Sanki siması da biraz  değişmişti ve daha heybetli bir hale b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Tahsin cemaatteki herkesin  başının &ouml;ne doğru eğik olduğunu ve kimsenin, vaaz eden hocaya bakmadığını fark  etti. Necati amcanın g&ouml;zlerinde tarif edemediği bir heybet vardı. Daha fazla  bakmaya g&uuml;&ccedil; getiremeyince, cemaatin diğer &uuml;yeleri gibi, Tahsin de başını &ouml;ne  eğdi ve anlatılanları kaldığı yerden dinlemeye başladı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HOCA EFENDİ:  İnsanlar yaratılış anından itibaren bir takım sınırlarla &ccedil;evrelenmiştir. En  başta &uuml;zerinde yaşadığımız gezegen,&nbsp; kısa bir s&uuml;reliğine yaşam alanı olarak  takdir edilmiş bir sınırdır. Devamında fizik beden cinsiyetimiz, doğuştan gelen  bedensel &ouml;zelliklerimiz, ailemiz i&ccedil;inde bulunduğumuz toplum ve kullandığımız dil  dahi bizim i&ccedil;in bir sınırdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yaşam s&uuml;reci  i&ccedil;erisinde bu sınırların bir kısmını hi&ccedil;bir zaman kaldıramaz veya  değiştiremeyiz. Mesela cinsiyetimiz ve g&ouml;z rengimiz gibi&hellip; Bir takım sınırları  ise biraz genişletebiliriz. Mesela kazanca bağlı olarak ekonomik durumun  genişlemesi, yeni bir dil &ouml;ğrenmekle iletişimin genişlemesi, farklı toplumlara  g&ouml;&ccedil; edilmesi gibi&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İster kendi  &ccedil;abamızla isterse başkalarının desteği ile olsun b&uuml;t&uuml;n bu saydıklarım neticede  bir yere kadar genişler ve biter. İnsanın sınırlanmayan, sınır takdir edilmeyen  tek y&ouml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nce yeteneğidir. Beş duyu ile algıladıklarından oluşan bir veri  tabanı, d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyasının sınırlarını tayin eder. Ama Kuran&rsquo;ı Kerim, insanı beş  duyusunun da &ouml;tesine ge&ccedil;mesini, veri tabanını genişletmesini, sonsuzluğa  uzanabilmesi i&ccedil;in nafile ibadetlerden daha &uuml;st&uuml;n olan tefekk&uuml;re y&ouml;nelmesini  ister.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı Allah  d&uuml;ş&uuml;nmemizi ister ve insanın evreni, d&uuml;ş&uuml;nebildiği kadar genişler. Fakat bu  d&uuml;ş&uuml;ncede bir a&ccedil;ılım noktası olması gerekmektedir. Kuran&rsquo;ı Kerim ve Hazreti  Muhammed (s.a.v.) Efendimiz, &uuml;zerinde tefekk&uuml;r edip yani d&uuml;ş&uuml;nerek a&ccedil;ılıma  başlayacağımız noktaları da bize sunmuşlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kardeşlerim;  L&uuml;tfen kendinize biraz zaman ayırarak, Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;in T&uuml;rk&ccedil;e bir mealini  okuyun ve okuduklarınızı da biraz d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, d&uuml;ş&uuml;nmekten korkmayın. Bir takım  insanların &lsquo;&rsquo;Hadi canım sana mı kaldı bu işler&lsquo;&rsquo; gibi s&ouml;zlerine kulak asmayın.  Hatta Kuran&rsquo;ı daha iyi anlamak i&ccedil;in imk&acirc;nlarınız &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde felsefi, bilimsel ve  edebi eserler de okuyun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Veri tabanınız  ne kadar genişlerse, Kuran&rsquo;ı o genişlik &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde daha iyi anlar ve anladığınız  kadar sonsuzluğa a&ccedil;ılan kapıları zorlarsınız. Her insanın, sınırlarının &ouml;tesine  uzanacak g&uuml;c&uuml; vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hepiniz bug&uuml;n  burada ortak bir kaderi ve birlikteliği paylaşıyorsunuz. Bazılarınız bir  tanıdığının peşine d&uuml;şerek buraya geldi, bazılarınız ise r&uuml;yasında g&ouml;r&uuml;p geldi  ve bazılarınız ise hala nasıl geldiğini anlamış bile değil. Hepinizin hayata  dair bir takım sıkıntıları, bunalımları ve taşkınlıkları oldu. Hatta bazılarınız  meyhaneden kalkıp, bazılarınız intihardan kurtulup geldi, ama sonu&ccedil;ta geldi.  Cenabı Allah&rsquo;ın her g&uuml;n&uuml; yeni bir &ouml;m&uuml;r, yeni bir kaderdir. Cenabı Allah&rsquo;ın  s&uuml;nnetullah&rsquo;ında tekrar olmaz, O her AN yeni bir şandadır. M&uuml;him olan &lsquo;&rsquo;GEL&lsquo;&rsquo;  &ccedil;ağrısını duyabilmektir. Bu &ccedil;ağrı &ouml;yle bir &ccedil;ağrı ki, her an ve her &acirc;lemde, her  boyutta durmadan tekrarlanmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bazen hayatın  ağır y&uuml;k&uuml; altında ezildik&ccedil;e ezilir, kendimizi &ccedil;aresiz bir hal i&ccedil;erisinde  hissedebiliriz. Bu hal bizi &ouml;fke seline boğabileceği gibi, olaylara ve kişilere  karşı da duyarsızlaştırabilir. Bu gibi durumlarda d&uuml;ş&uuml;nce bulanıklığı, dikkat  eksikliği ve duyularda zafiyet oluşabilir. Hi&ccedil; sigara ve alkol kullanmayan biri,  bu hal i&ccedil;erisindeyken bunları kullanmayı, evli biri boşanmayı ve daha ileri  seviyede intiharı bile d&uuml;ş&uuml;nebilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&ouml;ylesi bir  durumda v&uuml;cudun kimyasal yapısı bozulmakta ve v&uuml;cudu saran manyetik alan  parazitlenmektedir. Kan basıncı veya kan şekerinin değerleri değişmekte,  v&uuml;cudumuz kasılmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">V&uuml;cudumuzda ki  manyetik alan parazitlenmesini gidermek i&ccedil;in suyla temas etmeli, m&uuml;mk&uuml;nse abdest  ya da boy abdesti almalıyız. Uzmanların &ouml;nerdiği egzersiz &ouml;rneğine misal hemen  iki rek&acirc;t namaz kılmalıyız. Eğer i&ccedil;imizden namaz kılmak gelmiyorsa, y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe  &ccedil;ıkmalıyız. Kuran okumalı ya da daha evvelinde bizi dinlendirdiğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z  bir m&uuml;zik t&uuml;r&uuml; dinlemeliyiz. Mesela ben şahsen NEY sesini dinlemeyi &ccedil;ok severim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">M&uuml;sl&uuml;man olsun  ya da olmasın, her &ccedil;eşit inan&ccedil; mensubu olan insanlar, temiz ve bakımlı bir halde  bulunan mezarlıklara gittiklerinde, b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyevi sıkıntılar ve endişelerden  sıyrıldıklarını, v&uuml;cutlarının bir kuş gibi hafiflediğini ve &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir huzur  duyduklarını s&ouml;ylerler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mezar  taşlarında yazan her bir ismin, kendilerine selam verip konuştuğunu da  s&ouml;ylerler. &Ouml;l&uuml;mden korkan insanların bile mezarlıktaki bu mevcut atmosfer  i&ccedil;erisinde, bu korkularının yok olduğunu ve &ouml;l&uuml;m &ouml;tesi &acirc;lemlerin &ccedil;ok uzakta  olmadığını hissettikleri bilinmektedir. &Ouml;l&uuml;m &ouml;tesi &acirc;lemlerin &ccedil;ok uzakta olduğunu  d&uuml;ş&uuml;nenler, d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerinin aksine hemen yanı başlarında hatta i&ccedil; i&ccedil;e  bulunduklarını hissederler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kardeşlerim;  mezarlıkların bu sırrı nedir? Kabirler sadece &ouml;lenlerin ge&ccedil;tiği bir kapı mıdır?  Biz yaşayanlar i&ccedil;in de başka &acirc;lemlere a&ccedil;ılan bir KAPI olamaz mı ne dersiniz?  Şimdi gelin hep birlikte bir dua edelim ve akabinde namazımızı da eda edelim  buyurun:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ım;  sevmek bu kadar mı g&uuml;zeldi?<br />
Arş&rsquo;a a&ccedil;ılan ellerimizle<br />
Huzurunda &ccedil;&ouml;ken dizlerimizle<br />
Sen, Sen diye ağlayan g&ouml;zlerimizle<br />
Sevmek bu kadar mı g&uuml;zeldi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ya Rabbi! Af  kapına geldik, beklemekteyiz<br />
Pişman ve mahcup, merhametinden dilenmekteyiz<br />
Ya Rabbi! Bizi kabul et, su&ccedil;larımızı affet<br />
Sonsuz merhametinden, biz kullarına da ikram et</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ım;  bizi, Sensiz bırakma<br />
Kararmış kalplerimize, zikrini unutturma<br />
Sana varmak istiyoruz, al bizi<br />
Y&uuml;z &ccedil;evirdik d&uuml;nyadan<br />
Sana &ccedil;evir kalplerimizi&hellip; El Fatiha&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin &ouml;mr&uuml;nde  ilk defa namaz kılacaktı ve hi&ccedil; sure bilmiyordu. Namaz boyunca s&uuml;rekli besmele  &ccedil;ekerek, g&ouml;zyaşları i&ccedil;erisinde namazı eda etti. Namazın bitmesine m&uuml;teakip hemen  imamla yani Necati amca ile konuşmalıydı. Namazın kılınmasından sonra cemaat tek  tek imamla tokalaşarak ya da bir kısmı imamın elini &ouml;perek dışarı &ccedil;ıktı.  Tahsin&rsquo;in kalp atışları hızlanmış olarak, başını kaldırmadan imamın yanına  vardı. Başını kaldırmadan eğilip imamın elini &ouml;pmesiyle, imam da sağ eliyle  Tahsin&rsquo;i kucaklayıp başını okşayıp &ouml;pt&uuml;. Necati amca diyecekti ki şaşkınlıkla  durakladı. &lsquo;&rsquo;Ama Siz&rsquo;&rsquo; dedi, &lsquo;&rsquo;Siz Necati amca değilsiniz.&lsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İMAM: İnsanlar  kimi g&ouml;rmek istiyorlarsa ben o kimseyim evlat.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ama  ben camiye girdiğim an&rsquo;dan itibaren Necati amcayı g&ouml;rd&uuml;m ve Necati amcayı  dinledim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İMAM:  Delikanlı dedim ya, beni kim olarak g&ouml;rmek istiyorsan ben o kimseyim. Sen beni  Necati amca olarak g&ouml;rd&uuml;n, bir başkası r&uuml;yasındaki aksakallı bir ihtiyar olarak  ve bir başkası da Şehit olan arkadaşı olarak g&ouml;rd&uuml; ama herkes kendi ger&ccedil;eğini  g&ouml;rd&uuml;. Sana s&ouml;ylenmedi mi ger&ccedil;ek algılayana g&ouml;re değişmektedir ve herkesin  ger&ccedil;eği kendine g&ouml;redir? Hatta bug&uuml;n buradaki herkes farklı şeyler duydu, farklı  konular dinledi. Kimin neyi duyması gerekiyorsa onu duydu, kimin neyi duymaya  ihtiyacı varsa, ona ihtiyacı olan duyuruldu. Camiden &ccedil;ıkınca sor bakalım,  onların duyduğu ile senin duyduğun aynı mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin camiden  &ccedil;ıktığında cemaatten kalan iki kişi, hen&uuml;z ayakkabılarını daha yeni  giyiyorlardı. Yanlarına yaklaşıp &lsquo;&rsquo;Allah kabul etsin&lsquo;&rsquo; dedi. Diğerleri de  &lsquo;&rsquo;Senin de Allah kabul etsin&lsquo;&rsquo; diyerek mukabele ettiler. Aralarında bu şekilde  başlayan diyalog, az &ouml;tede &ouml;n&uuml;ne birka&ccedil; sandalye ve eski masa atılmış &ccedil;ay  ocağında devam etti&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="536" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1250-kapinin-arkasi-3-ve-4-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kapının Arkası (1.ve 2. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1248-kapinin-arkasi-1-ve-2-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1248-kapinin-arkasi-1-ve-2-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:09:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kapının Arkası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1248</guid>
		<description><![CDATA[Kapının Arkası (1.ve 2. B&#246;l&#252;m) Babamın &#246;l&#252;m haberi gelince alelacele yola &#231;ıktım. Ankara karayolunda seyir halinde iken bir kaza yaptım. Arabanın &#246;n camından yola fırlamışım. Yolda y&#252;z&#252;st&#252; &#246;ylece yatıyordum. Sonra...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font><font size="3" face="Verdana">Kapının Arkası (1.ve  2.  B&ouml;l&uuml;m)</font></h1>
<div class="post-content-single">
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><strong>   <font size="2" face="Verdana"><em>   Babamın &ouml;l&uuml;m haberi gelince alelacele yola &ccedil;ıktım. Ankara karayolunda seyir    halinde iken bir kaza yaptım. Arabanın &ouml;n camından yola fırlamışım. Yolda    y&uuml;z&uuml;st&uuml; &ouml;ylece yatıyordum. Sonra bir şeyi fark ettim. Yerde yatan bedenimi    seyreden yine bendim. Yerde yatan kendimi g&ouml;r&uuml;yor, ama onu seyreden beni    g&ouml;remiyordum. Kendime yukarıdan bakıyordum.<br />
Yoldan ge&ccedil;en arabaların durduğunu, insanların başucuma toplandığını,    ambulansın gelip sedyeye konduğumu, hastaneye g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m&uuml; ve ameliyat    masasına yatırıldığımı hep g&ouml;r&uuml;yordum. İnsanların konuşmalarını duyuyor ve    olan biten her şeyi g&ouml;rebiliyordum.&nbsp;</em></font></strong></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">Artısı ve    eksisi ile askerlik bitmiş, 18 ay &ouml;nce geldiği hayatına geri d&ouml;n&uuml;yordu. G&uuml;zel    g&uuml;nlerdi diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Yetimhane g&uuml;nlerinden sonra, b&ouml;l&uuml;k komutanı ve    arkadaşları, kendisi i&ccedil;in bir aile olmuştu sanki. Asker arkadaşı ve operasyon    timinde beraber olduğu Ey&uuml;p, hayatında tek dostuydu. Acemi birliği, Şırnak    Milli karakolu ve Mardin Darge&ccedil;it operasyon g&uuml;nleri, hep beraberdiler.    Mardin&rsquo;in Kara Hamza k&ouml;y&uuml;nde, Ey&uuml;p mayına basana kadar beraberdiler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">O g&uuml;nden sonra, arkadaşını    bir daha g&ouml;rememiş, s&uuml;rekli operasyonda oldukları i&ccedil;inde herhangi bir haber    alamamıştı. Bir iki telefon g&ouml;r&uuml;şmesinden sonra, sesini de duyamamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Terhis olmasına 3 g&uuml;n kala    Ey&uuml;p&rsquo;&uuml; r&uuml;yasında g&ouml;rm&uuml;ş ve &ccedil;ok etkilenmişti. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;ya, can dostuna karşı    i&ccedil;indeki hasret ve &ouml;zlem ateşini k&ouml;r&uuml;klemiş, İstanbul&rsquo;a d&ouml;nmeden &ouml;nce Maraş&rsquo;a    giderek, can dostunu ziyaret etmeye karar vermişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tam da kış mevsiminde terhis    olmuş, karla kaplı dağlardan ve ovalardan, Kahraman Maraş&rsquo;a gidiyordu. Uzun    otob&uuml;s yolculuklarında uyumayı sevmez, en &ouml;n koltukta oturur, yolu ve ge&ccedil;tiği    yerleri seyretmeyi pek severdi. Asker olduğu i&ccedil;in muavin kendisini kıramamış,    en &ouml;n koltukta yer vermişlerdi. Koltuk arkadaşı ihtiyar bir amcaydı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Delikanlı ge&ccedil;miş    olsun. Cenabı Allah, hayırlısı ile anana ve babana kavuştursun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Amca sağ olasın ama    kavuşacak bir ailem yoktur benim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: İnsanın her zaman    kavuşacağı bir ailesi vardır delikanlı. Ama bug&uuml;n ama yarın. Neyse Maraşlı    mısın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Hayır değilim,    mayına basarak gazi olan bir arkadaşımı ziyarete gidiyorum. Hayırdır, siz de    mi Maraşlısınız ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Değilim evlat.    Şırnak&rsquo;ta astsubay bir oğlum, Maraş&rsquo;ta ise &ouml;ğretmen bir kızım var. Oğlum daha    yeni tayin oldu. Onu bıraktım şimdi ise kızımın yanına gidiyorum. Kendimiz    aslen Ankaralıyız, ben de emekli imamım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin hayatında hi&ccedil; namaz    kılmamıştı. B&uuml;y&uuml;y&uuml;p yetiştiği yetimhanenin m&uuml;d&uuml;r&uuml;, kom&uuml;nist d&uuml;ş&uuml;ncede bir    insandı. Yetimhane&rsquo;de &lsquo;&rsquo;ALLAH&rsquo;&rsquo; bile demek yasaktı. Yetimhane&rsquo;den ayrıldıktan    sonra, bir barda fedailik yapmaya başlamış, başka bir &acirc;lemin i&ccedil;ine dalmıştı.&nbsp;    Bir ağır yaralama olayından sonra hapse girmiş, hapisten &ccedil;ıkınca da doğru    askere gelmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Otob&uuml;s, konaklama    tesislerinden birinde durduğunda, tam da akşam namazı vaktiydi. İhtiyar akşam    namazını kılacağını, akabinde ise beraber yemek yemelerini teklif etti. Tahsin    doğruca restorana giderken, ihtiyar mescide y&ouml;neldi. Namazdan sonra ihtiyarda    gelmiş, beraber yemek yemekteydiler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Delikanlı,    arkadaşını ziyaret ettikten sonra nereye d&ouml;neceksin ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: İstanbul&rsquo;a    d&ouml;neceğim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Belli bir işin var    mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Askere gelmeden &ouml;nce    bir barda, fedailik yapıyordum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Aileni hi&ccedil;    tanımadın mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Hayır, zaten tanımak    ta istemiyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İhtiyar, Tahsin&rsquo;i baştan    aşağı s&uuml;zerek, s&ouml;z&uuml;ne devam eder:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">- &nbsp;&Ouml;l&uuml;mden korkar mısın    delikanlı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Kaybedecek bir şeyim    yok ki, niye korkayım ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Evlat, sen ge&ccedil;mişe    bakarak konuşuyorsun. Geleceğe dair umutların, hayallerin yok mu, sevdiğin    dostların, kendin ve insanlar i&ccedil;in hayata dair planların yok mu ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin cevap vermedi. Daha    doğrusu veremedi. İ&ccedil;inden bir ses, ihtiyarın doğru s&ouml;ylediğini onaylıyordu.    Sadece &lsquo;&rsquo;Bilemem,&rsquo;&rsquo; dedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Evlat, insanın    hayatında her zaman fırsatlar vardır, her zaman a&ccedil;ık kapılar vardır. Bu    fırsatları değerlendirme ve kapılardan ge&ccedil;mek, insanın iradesine    bırakılmıştır. Bu o kadar zor bir iş değildir, sadece bir niyete bakar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Amca adınız nedir?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Adım Necati    delikanlı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati amca, &ouml;l&uuml;m    hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsun, bana ne anlatabilirsin ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: G&uuml;n&uuml;n herhangi bir    vaktinde, ansızın &ouml;lebilirsin. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n anda artık ana-baba, eş-&ccedil;ocuk, iş-para,    mal-m&uuml;lk gibi değerlerin hi&ccedil; ge&ccedil;erliliği kalmayacak. Tek başına başka bir    &acirc;lemde ve ortamda olacaksın.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu yeni ortamına, d&uuml;nyada    y&uuml;klendiğin t&uuml;m beşeri y&uuml;kler ve g&uuml;nahlarla gideceksin ya da b&uuml;t&uuml;n beşeri    yaşamdaki g&uuml;nahlarından arınarak, temizlenerek gideceksin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Yani demek    istiyorsun ki, &ouml;l&uuml;m bir ge&ccedil;iş kapısı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Doğru delikanlı,    &ouml;l&uuml;m bir kapıdır. Lakin bu kapıdan, Cenabı Allah&rsquo;a boyun eğerek girmemiz    lazımdır. Şu &uuml;&ccedil; g&uuml;nl&uuml;k d&uuml;nya hayatında, Cenabı Allah&rsquo;a boyun eğmesini    &ouml;ğrenemeyenler, &ouml;l&uuml;m kapısında mecburen boyun eğeceklerdir. Fakat bu son boyun    eğişin bir faydası yoktur. Bunun i&ccedil;in Musa (a.s.) Kud&uuml;s kalesini yaptırır iken    k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir kapı yaptırmış. Kavmi o kadar dik başlı imiş ki, hi&ccedil; değilse bu    kapıdan ge&ccedil;erken, boyunlarını eğsin istemiş. Biz, Cenabı Allah&rsquo;a g&ouml;n&uuml;ll&uuml;    olarak boyun eğip &ldquo;Rab sensin, biz de kuluz demedik&ccedil;e&rdquo; bir şekilde birileri,    bizim boynumuzu eğecektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: G&uuml;zel konuştun be    Necati amca, s&ouml;zlerin hoşuma gitti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Dahası var evlat.    Cenabı Allah, h&uuml;k&uuml;mdarları kendisine boyun eğmeyen k&uuml;stah kullara, boyun    eğdirsin diye yaratmıştır. İnsanın ge&ccedil;mişindeki bir takım olaylar, kendi    se&ccedil;imi olmayabilir ama geleceğinin şekillenmesi tamamen kendi se&ccedil;imine    bağlıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati amca, ayni    bizim b&ouml;l&uuml;k komutanı gibi konuştun. Y&uuml;zbaşı da sık sık bize b&ouml;yle nasihat    ederdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Estağfurullah    evlat, nasihat ettiğimiz filan yok. Şunun şurasında biraz laflıyoruz. Benim    gibi emekli bir imamın da anlatacağı şeyler, na&ccedil;izane bunlardır. Alışkanlık    işte.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Yok be Necati amca    bir şey dediğim yok, aksine hoşuma gidiyor. Bu yolculuk bayağı zevkli olacağa    benziyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Otob&uuml;s&uuml;n verdiği mola    bitmiş, yola koyulmuşlardı. Necati amca, Tahsin&rsquo;e bir kitap verip okumasını    istemişti. Kitabın daha ilk sayfasında &ouml;l&uuml;mden bahsediyordu buyurun beraber    okuyalım:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Dinleyin ve &ouml;ğrenin,    d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ve anlayın. Geceler serin, g&uuml;nd&uuml;zler sıcaktır. Yer bir beşik, g&ouml;k bir    &ccedil;atı, dağlar direk, yıldızlar bayraktır. Son insanlar da ilk insanlar gibi,    gen&ccedil;ler de ihtiyarlar gibi &ouml;lmeye mahk&ucirc;mdurlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Onun i&ccedil;in taşkınlığı    bırakın, akrabalığı g&ouml;zetin, evlilik m&uuml;nasebetlerinizi temiz tutun, meşru ve    helal işler i&ccedil;in &ccedil;alışın. Gidenin geldiğini, &ouml;lenin dirildiğini hi&ccedil; g&ouml;ren    olmuş mu?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Asıl yurt &ouml;n&uuml;m&uuml;zdedir.    Ger&ccedil;ek sizin d&uuml;ş&uuml;nmek istediğiniz gibi değildir. Kalbinizi temiz tutun ve    ALLAH&rsquo;ı anmakla onu tazim edin, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ALLAH (c.c.) tecelligahıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ey insanlar. Dinleyin,    anlayın ve doğru s&ouml;zlerle amel edin. Bilin ki yaşayan &ouml;l&uuml;r ve &ouml;l&uuml;nce bu d&uuml;nya    ile ilişkisi kesilir. &Ouml;l&uuml;m uzak değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Gelecek şey &ccedil;abuk gelir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Etrafınıza, &uuml;st&uuml;n&uuml;ze,    altınıza bakın. G&ouml;klerde ve yerde ne kadar delil ve işaretler vardır. Karanlık    gece, bur&ccedil;lu sema, yollarla kaplı yerler, dalgalı deniz, yağmur, bitki,    &ccedil;eşitli gıdalar, babalar, anneler, diriler, &ouml;l&uuml;ler, toplanmalar ve dağılmalar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bunlar d&uuml;ş&uuml;nmek    isteyene mana y&uuml;kl&uuml; delil ve işaretlerdir. Sizlere soruyorum? İnsanlar ni&ccedil;in    &ouml;l&uuml;yor ve &ouml;l&uuml;p gidenler neden bir daha d&ouml;nm&uuml;yorlar, kendilerimi d&ouml;nmek    istemiyor yoksa zorla mı tutuluyorlar?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Gafletten burnunu    kaldırmayanlara yazıklar olsun! Ey insanlar; Ger&ccedil;ekleri &ouml;rtmeye ve    hadiselerden ibret almaya mani olan gaflet nereden &ccedil;ıkıyor, gafillere    soruyorum?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Babalar ve dedeler    neredeler? Hastalara ve onları ziyaret eden sağlamlara ne oldu? G&uuml;&ccedil;l&uuml;    firavunlar nereye gitti, surlar yapan ve onların i&ccedil;inde korunmaya &ccedil;alışanlar    neredeler, sarayları y&uuml;kseltip s&uuml;sleyenler nerede, mallar ve evlad-u iyaller    neredeler, taşkınlık yapıp zulmedenler neredeler, hazineler toplayanlar    neredeler, ben en b&uuml;y&uuml;k rabbinizim diyen o b&uuml;y&uuml;k gafil nerede?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ge&ccedil;miş bunca millet nerede,    onların malları sizden &ccedil;ok, &ouml;m&uuml;rleri sizden uzun, hırsları sizden fazlaydı. Bu    şeyler onları hayatta tutabildi mi, toprak onları doğramadı mı ge&ccedil;en zaman    onları par&ccedil;alayıp dağıtmadı mı, kendileri &ccedil;ukurlarda &ccedil;&uuml;r&uuml;rken evlerinde kurt,    kuş barınmadı mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HER YAŞAYAN &Ouml;L&Uuml;R, HER YENİ    &Ccedil;&Uuml;R&Uuml;R, HER MEVCUD T&Uuml;KENİR. &lsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin, kitabın kapağını    kapatarak okuduklarından rahatsız olduğunu g&ouml;steren bir tavır sergiledi.    &Ouml;l&uuml;m&uuml;n bu şekilde anlatılmasından hi&ccedil; hoşlanmamıştı, adeta i&ccedil;i kararmıştı.    Okumak istemediğini s&ouml;yleyerek, kitabı ihtiyara geri iade etti. İhtiyar zaten    b&ouml;yle bir tepki vermesini bekliyordu. Hususi olarak bu kitabı ona vermişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin, okuduklarından    karabulutlar kaplayan d&uuml;ş&uuml;ncelerinden kurtulmak i&ccedil;in yolculuklarda hi&ccedil; &acirc;deti    olmadığı halde, başını cama yaslayarak uyumaya &ccedil;alıştı. Konuşmak    istemediğinden ve yorgun olduğundan hemen uyumuştu. Zaten hayatındaki    sorunlardan da, uyuyarak kurtulmayı se&ccedil;en bir insandı. Yine aynisi olmuştu,    vicdanından y&uuml;kselen ve kızgın bir ateş gibi benliğini saran sesten kurtulmak    i&ccedil;in yine uyumayı se&ccedil;mişti. Yetimhane g&uuml;nlerinden itibaren, hep sorunları ile    karşılaşmaktan ka&ccedil;mış, uyuyarak kendisini avutmuştu. Birazdan r&uuml;ya bile    g&ouml;rmeye başlamıştı. İki saat kadar uyumuş, uyandıktan sonra sohbete devam    etmeye başlamışlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Delikanlı hepimiz    akvaryumda yaşayan balıklar gibiyiz. Sudan dışarı &ccedil;ıkmak, dışarısını hayal    etmek ve anlamaya &ccedil;alışmak, genelde insanları korkutur. Korkularını yenip,    akvaryumdaki balığın sudan dışarı sı&ccedil;raması gibi sı&ccedil;rayabilen insanlar,    dışarısının hi&ccedil;te korkulduğu gibi olmadığını g&ouml;r&uuml;rler ve bir kez g&ouml;rd&uuml;kten    sonra daha yukarı, daha yukarı sı&ccedil;ramaya &ccedil;alışırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl yani ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Okuduğun kitaptan    rahatsız olduğunu biliyorum. Kitabın &ouml;l&uuml;m&uuml; anlatış şekli, eskilerin klasik    &ouml;l&uuml;m anlayışıdır. Ben de uzun yıllar, k&uuml;rs&uuml;den insanlara &ouml;l&uuml;m&uuml; b&ouml;yle anlattım,    ta ki anlattığım &acirc;lemi g&ouml;resiye kadar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: &Ouml;l&uuml;m &ouml;tesini    g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; m&uuml; s&ouml;yl&uuml;yorsun amca ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Uzun yıllar &ouml;nce,    Kastamonu y&ouml;resinde imamlık yapıyordum. K&ouml;yde g&ouml;rev yaptığım i&ccedil;in, k&ouml;yl&uuml; sağ    olsun hi&ccedil;bir şeyimizi eksik bırakmazdı. Caminin lojmanında kalıyorduk, bah&ccedil;esi    bayağı genişti. Bah&ccedil;eyi ekip bi&ccedil;iyor, birka&ccedil; kuzu ve tavuk bakıyorduk. Maaşa    dokunmadığımız i&ccedil;in kısa zamanda kendime bir araba aldım. &Ouml;yle ahım-şahım bir    şey değildi ama yine de bir araba işte, ilk g&ouml;z ağrım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Babamın &ouml;l&uuml;m haberi gelince    alelacele yola &ccedil;ıktım. Ankara karayolunda seyir halinde iken bir kaza yaptım.    Arabanın &ouml;n camından yola fırlamışım. Yolda y&uuml;z&uuml;st&uuml; &ouml;ylece yatıyordum. Sonra    bir şeyi fark ettim. Yerde yatan bedenimi seyreden yine bendim. Yerde yatan    kendimi g&ouml;r&uuml;yor, ama onu seyreden beni g&ouml;remiyordum. Kendime yukarıdan    bakıyordum. Yoldan ge&ccedil;en arabaların durduğunu, insanların başucuma    toplandığını, ambulansın gelip sedyeye konduğumu, hastaneye g&ouml;t&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m&uuml; ve    ameliyat masasına yatırıldığımı hep g&ouml;r&uuml;yordum. İnsanların konuşmalarını    duyuyor ve olan biten her şeyi g&ouml;rebiliyordum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Baş tarafından ağır bir    hasar aldığım i&ccedil;in, doktorlar telaş i&ccedil;indeydi. Ben duvarların ve insanların    i&ccedil;inden ge&ccedil;ebiliyor, cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaları    g&ouml;rebiliyordum. İnsanların v&uuml;cudunu bir g&ouml;k kuşağı gibi saran reng&acirc;renk bir    kuşak g&ouml;r&uuml;yordum ama herkesin renk kuşağının tonları farklı farklıydı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tam olarak ne olduğunu    anlayamamış, şaşkınlığımı &uuml;zerimden atamamıştım. Sonra aklıma babam geldi. Ben    babamı, aklıma getirdiğim anda birden kendimi cenaze evinde buldum. &Ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;    biliyordum ve her zaman yattığı rahat d&ouml;şeğinde, &ccedil;enesi ve ayakları bağlı,    &uuml;st&uuml; &ouml;rt&uuml;l&uuml; olarak bulacağımı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Hakikaten de eski kerpi&ccedil; evin ilk    giriş odasında, cesedini boylu boyunca yatarken buldum. Etrafına insanlar    toplanmış, annem ile ablam başucunda ağlaşıyorlardı. Sonra odanın i&ccedil;inde    babamı g&ouml;rd&uuml;m, bana bakıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Size mi bakıyordu ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: &Ouml;nce afalladım,    sonra &ouml;lenin babam olmadığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m ve bu d&uuml;ş&uuml;nceyle, yerde yatan &ouml;l&uuml;n&uuml;n    &uuml;st&uuml;ndeki &ouml;rt&uuml;y&uuml; kaldırmak istedim, ama ellerim i&ccedil;inden ge&ccedil;ip boşluğu    avu&ccedil;ladım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati amca,    t&uuml;ylerim diken diken oldu yahu!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Ellerim boşluğu    avu&ccedil;layınca, karşımda bana bakan babam, konuşmaya başladı&hellip;<br />
&ldquo;Evladım Necati; orada yatan sadece bir kalıptır. Bu kalıbı 80 yıldır giydik,    şimdi ise terk ettik. Yedi uyurlar gibi bu beden mağarası i&ccedil;inde 80 yıldır    gizlendik ve uyuduk. Şimdi ise uyandırıldık. Ben kalıbımdan temelli ayrıldım,    sen ise hala kalıbındasın,&rsquo;&rsquo; dedi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Babam b&ouml;yle deyince,    hastanede yatan ben, aklıma geldim. Hastanedeki halimi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;nce, birden    kendimi, kendimin başucunda buldum. Yatakta yoğun bakımda yatan bana bakarken,    arkamdan babamın geldiğini g&ouml;rd&uuml;m.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl yani,    arkanızdan gelenleri g&ouml;rebiliyor muydunuz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Evlat, ruhun her    bir zerresi g&ouml;zd&uuml;r, kulaktır. Ruh bir cevherdir ve bu cevherin g&ouml;rmek, duymak,    koklamak ve tatmak i&ccedil;in azalara ihtiyacı yoktur. Ben yatakta sargılar i&ccedil;inde    yatan bedenimden dolayı, ızdırap duyuyordum. Babam ise bedenini temelli terk    ettiği i&ccedil;in &ouml;zg&uuml;r ve zevk i&ccedil;indeydi. Babam, yatakta yatan bedenime yaklaşıp,    bedenimi bir g&ouml;kkuşağı gibi saran bulutumsu yapıya, elleri ile sıvazlayarak    muazzam bir nur takviyesi yaptı. Ellerinden bembeyaz bir ışığın bulutumsu g&ouml;k    kuşağının i&ccedil;ine aktığını g&ouml;rd&uuml;m. Renk tonları zayıf olan g&ouml;kkuşağının,    renkleri canlanmaya başladı. Renkler canlandık&ccedil;a, bedenime doğru hızla    &ccedil;ekildiğimi hissettim ve ondan sonrasını hatırlamıyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Baba bu    anlattıkların r&uuml;ya filan olmasın?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Hastanede 10 g&uuml;n    kaldım ve bunun i&ccedil;in cenazeye yetişemedim. Hastaneden &ccedil;ıktıktan sonra eve    gittiğimde, cenazeyi &ccedil;oktan g&ouml;mm&uuml;şlerdi. Tabi ge&ccedil;miş olsuna gelenler, bana    tekrar baş sağlığına gelenler oldu. Onlarla konuşurken, r&uuml;ya sandığım bu olayı    anlattığım zaman herkes şaşırdı. Cenazenin yatırıldığı oda, başucunda    toplananlar ve konuştukları, giydikleri elbiselerine kadar her şey birebir    tutuyordu. R&uuml;ya mı ger&ccedil;ek mi olduğunu iyice merak etmiştim. Mezarlığa babamın    kabri başına gittim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Sonra ne oldu?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Tam mezarlığa    girerken b&uuml;y&uuml;k bir uğultu ile başım d&ouml;nmeye başladı. Uğultu &ouml;yle &ccedil;ok    şiddetlendi ki, bir an g&ouml;zlerim karardı. Kendime gelip uğultu dindiğinde, bazı    sesler duymaya başladım. Fısıltı şeklinde idi ama acı ve ızdırap y&uuml;kl&uuml;yd&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Nasıl yani?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Mezarlığın giriş    tarafında, bir ay &ouml;nce kocası &ouml;lm&uuml;ş bir kadın, mezarın başucunda oturmuş,    kontrols&uuml;zce ağlıyordu. Buna mukabil, kocasının mezarından zayıf bir ışık ve    fısıltı şeklinde konuşan bir ses geliyordu. O ses ş&ouml;yle diyordu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nermin, artık &ouml;lmeme izin    ver, bana verdiğin acıdan beni kurtar artık. Senin duyduğun acı, bir ateş gibi    ruhumu sarıp, bedenimden kurtulmamı engelliyor.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Birden gayri ihtiyari olarak    kadına bağırdım. &lsquo;&rsquo;Yeter be hanım duymuyor musun? Sen ağlayıp sızladık&ccedil;a,    kocan feryat ediyor, &ouml;lmesine izin vermiyorsun. Ağlayacağın yerde, dua edip te,    rahmetliye yardımcı olsana.&rsquo;&rsquo;&nbsp; Kadın şaşırmış bir şekilde y&uuml;z&uuml;me bakmaya    başladı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kadın ağladık&ccedil;a, v&uuml;cudunu    saran g&ouml;kkuşağının tepe noktasından, siyahımsı ince bir ışık huzmesi, kabrin    i&ccedil;ine giriyor ve kabirdekine ızdırap veriyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati amca, hani    &ouml;l&uuml;m bir kapıydı ve mezarda yatan sadece bir kalıptı, ruh başka &acirc;lemdeydi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Evlat, d&uuml;nyada    yaşarken uyanamayanlar, esas uyanış olan &ouml;l&uuml;mden sonra, bedenleri tamamıyla    &ccedil;&uuml;r&uuml;y&uuml;p toprak olana kadar, bedenleri ile irtibat halindedirler. &Ccedil;&uuml;r&uuml;yen    bedenin her bir h&uuml;cresi, her bir molek&uuml;l&uuml;, atomlara ayrılmadık&ccedil;a bu irtibat    kopmaz. Bu da bir &ccedil;eşit azaptır. Ruh, d&uuml;nyada iken &lsquo;&rsquo;BEN&rsquo;&rsquo; dediği kalıbının    &ccedil;&uuml;r&uuml;mesine, b&ouml;cekler ve yılanlar tarafından yenmesine, atomlarına ayrılmasına    şahit olur, seyreder. Bu hali seyreden ruh, sanki canlıymış&ccedil;asına ızdırap ve    azap duyar. Buna kabir azabının ilk evresi denir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Necati amca, daha    sonra neler oldu?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Kadının ve o    mezarın yanından ayrıldım ve babamın mezarını aramaya başladım. Mezarlıktaki    kabirlerin bir&ccedil;oğundan zayıf, bir&ccedil;oğundan kuvvetli bir ışık geliyordu. Hi&ccedil;    ışık gelmeyen kabirler de vardı. Babamın mezarından ise kuvvetli bir ışık    geliyordu. Bu ışık, hen&uuml;z taze olan bedenin, molek&uuml;l ve atomlarından yayılan    elektromanyetik dalgalardır. Beden &ccedil;&uuml;r&uuml;d&uuml;k&ccedil;e, h&uuml;creler kimyasal olarak değişim    ge&ccedil;irdik&ccedil;e, h&uuml;crelerin canlılığını sağlayan FOTONLAR boşluğa salındığı i&ccedil;in,    ışıma buradan ileri geliyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Babamın mezarının başucuna    oturup bir m&uuml;ddet Kuran okuduktan sonra, kendisi ile biraz konuştum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Babanızla konuştunuz    mu?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İHTİYAR: Bir nevi konuşmak    sayılır. Ben &ouml;l&uuml;m&uuml; nasıl bulduğunu sormayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, d&uuml;ş&uuml;ncelerime birden    cevabı geldi. Yani sessiz ve s&ouml;zs&uuml;z bir konuşmaydı. G&ouml;zlerimi kapayıp, kendimi    bu akışa teslim ettim. Boşlukta altın renginde parlayan, b&uuml;y&uuml;k bir enerji    k&uuml;resi g&ouml;rd&uuml;m. K&uuml;renin i&ccedil;inden vakumlanır gibi ge&ccedil;tiğimi hissettim. &Ouml;b&uuml;r    tarafta, buraya benzer başka bir &acirc;lem vardı ama insanların ve diğer    varlıkların bedenleri, farklı farklı renklerde ışık sa&ccedil;ıyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İ&ccedil;lerinden biri gelerek,    eliyle bana dokunduğunda elektriğe &ccedil;arpılmış gibi oldum. Karşımda &uuml;st tarafını    g&ouml;remediğim y&uuml;ksek&ccedil;e bir binanın merdivenlerinden babam aşağı indi. Bana    i&ccedil;inden ge&ccedil;tiğim o altın rengindeki enerji k&uuml;resinin, d&uuml;nyaya doğum, d&uuml;nyadan    da buraya doğum kapısı olduğunu s&ouml;yledi. Yani her iki halde de bu k&uuml;renin    i&ccedil;inden ge&ccedil;iyormuşuz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Omzuma birinin dokunması ile    irkilerek g&ouml;z&uuml;m&uuml; a&ccedil;tım. Baktım ki arkadaşlar gelmiş, onlar beni d&uuml;rt&uuml;yorlar.    Senin anlayacağın mezarlıkta da b&ouml;yle bir hal yaşadım&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">***</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">UYKUYA DAİR<strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en&rsquo;in    Bilgi Notu:</strong></font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">Hik&acirc;yemin birinci b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde,    yetimhanede b&uuml;y&uuml;yen kahramanımızın sorunlardan ka&ccedil;mak i&ccedil;in uykuyu tercih    etmesi, ge&ccedil;irmiş olduğu &ccedil;ocukluk evresinde bilin&ccedil;altına yerleşen bir olgudur.    Ger&ccedil;i ilerleyen yaşlarda da, her insan b&ouml;yle bir y&ouml;nteme başvurabilir. Ama    Tahsin isimli kahramanımız da bunu anlamak i&ccedil;in, &ccedil;ocukluğuna inmemiz    gereklidir. </font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">Bilindiği &uuml;zere toplum,    ekonomik ve k&uuml;lt&uuml;rel olarak farklı camialardan ve bireylerden oluşmuştur. Her    kesimin (genelde) sorunlardan ka&ccedil;ış şekli de, c&uuml;zdanına ve k&uuml;lt&uuml;r d&uuml;zeyine    g&ouml;re farklılık arz eder.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">Takdir edersiniz ki,    annesini ve babasını hi&ccedil; tanımamış bir &ccedil;ocuğun, kendisi gibi onlarca &ccedil;ocukla    beraber şefkat ve sevgiye muhta&ccedil; olarak, sınırlandırılmış ve disipline edilmiş    bir ortamda b&uuml;y&uuml;mesi, psikolojisine etki ederek, kendi soyut &acirc;lemine    &ccedil;ekilmesine sebebiyet verebilir ya da bunun tam tersi olarak, dışa d&ouml;n&uuml;k bir    kişilik geliştirebilir.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">Sizce, yetimhanede b&uuml;y&uuml;yen    bir &ccedil;ocuğun en b&uuml;y&uuml;k &ouml;zlemi ve hayali ne olabilir? Annesinin ve babasının bir    g&uuml;n &ccedil;ıkıp geleceği, kendisini buradan alıp g&ouml;t&uuml;receği gibi d&uuml;ş&uuml;ncelerdir.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">Bu d&uuml;ş&uuml;nceler, &ccedil;ocuğun    bilin&ccedil;altını şekillendireceği i&ccedil;in r&uuml;yalarında s&uuml;rekli bu y&ouml;nde vizyonlar    g&ouml;recektir. Uykusunda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bu vizyonlar, &ccedil;ocuğu mutlu edecek ve tekrar    tekrar g&ouml;rmek i&ccedil;in, uykuya y&ouml;nlendirecektir.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">İnsanlar kendilerini dış    d&uuml;nyadan soyutlamak i&ccedil;in tabiatla baş başa kalmayı, eve kapanmayı, mistikler    gibi karanlık bir h&uuml;creye &ccedil;ekilmeyi veya kitap okumayı se&ccedil;erler. &Ouml;rnekler    &ccedil;oğaltılabilir. Bu insanın doğasında vardır. &Ccedil;ocukluk yıllarımızın en sevilen    romanı olan ve tropikal bir ada da, tek başına yaşayan Robinson&rsquo;u bir    hatırlayın. Yediden yetmişe herkes bu romanı sever, NEDEN?</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">Ayrıca uyku esnasında, fizik    beden bağlanarak istirahata &ccedil;ekilip, dinlendirilir. Kişinin ruhu uyumadığı    i&ccedil;in enerji bedene b&uuml;r&uuml;nerek, soyut ve somut &acirc;lemlerde gezintiye &ccedil;ıkar. Siz    buna beynin her hangi bir işlevi de diyebilirsiniz. Ruh bu &acirc;lemlerin    g&uuml;zellikleri i&ccedil;inde uyanıncaya kadar zevklenir. Dolayısı ile uyku, ruhun r&uuml;ya    vasıtası ile hakikat &acirc;lemine vukuf etmesi, a&ccedil;ılan pencereden olmuş ve olacak    hadiselerin, aynen veya bir kısım sembollerle m&uuml;şahede etmesi demektir. İnsan    zihni, değişik baskı ve şartlanmalardan uzak kaldığı &ouml;l&ccedil;&uuml;de, her bir r&uuml;ya,    &ouml;telerden birer ışık birer işarettir.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">Hik&acirc;yemde, uykuyu    sorunlardan ka&ccedil;ış olarak işlerken, ilerleyen b&ouml;l&uuml;mlerde başka &acirc;lemlere a&ccedil;ılan    KAPI olarak işlemeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Bira SABIR. İlginiz ve Eksiğimi    g&ouml;sterdiğiniz i&ccedil;in &Ccedil;ok Teşekk&uuml;r ederim.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">SAYGILARIMLA</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana" color="#666666">***</font></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%;"><strong><font size="2" face="Verdana"><em>Otob&uuml;ste beraber yolculuk yaptığın    ihtiyarı hatırlıyor musun? Hani sana &lsquo;&rsquo; İnsanın her zaman kavuşacağı bir    ailesi vardır ama bug&uuml;n ama yarın&rsquo;&rsquo; demişti. Sence bir tahmin miydi ya da    ge&ccedil;mişteki sana, gelecekteki senden bir haber miydi? Veya sana ş&ouml;yle sorayım;    uyuduğu sırada r&uuml;yada kendini g&ouml;ren bir adam d&uuml;ş&uuml;n. O anda r&uuml;yayı g&ouml;ren mi    ger&ccedil;ek, yoksa r&uuml;yada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kendi mi ger&ccedil;ek ?&rsquo;&rsquo;</em></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin,    ihtiyarın anlattıklarından &ccedil;ok etkilenmişti. Bug&uuml;ne kadar hi&ccedil; b&ouml;yle bir şey    dinlememiş veya duymamıştı. Nasıl duysun ki; yetimhane g&uuml;nlerinden sonra i&ccedil;ine    girdiği ortam, bambaşka bir ortamdı. Devamında ise hapse girmiş oradan da    askere gelmişti. İlk defa askerlik hayatında, sıcacık ve dostane ilişkileri    olmuş, şimdi ise ayni sıcaklığı, beraber yolculuk yaptığı bu ihtiyarın yanında    hissetmişti. Anlatılanları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu, &ouml;zellikle de ihtiyarın mezarlıkta    yaşadığına dair anlattıklarını. Dinlerken, v&uuml;cudunu soğuk bir &uuml;rperti    kaplamıştı. İhtiyarın anlattıklarına inanıyor ama yine de aklının bir    k&ouml;şesinde &lsquo;&rsquo;acaba&rsquo;&rsquo; soruları dolaşıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yolculuğun    ilerleyen saatlerinde, yorgunluğa dayanamayıp her ikisi de uyumuştu. Tahsin&rsquo;in    aklı karmakarışıktı. Arkadaşını g&ouml;rd&uuml;kten sonra İstanbul&rsquo;a d&ouml;necekti ama ya    sonrası? Yine ayni ortama girmek istemiyordu ama cezaevinden &ccedil;ıktığı i&ccedil;in    doğru d&uuml;r&uuml;st bir işe de giremezdi. Annesi ve babası var mıydı, yaşıyorlar    mıydı? Eğer yaşıyorlarsa, r&uuml;yalarda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kişiler olabilir miydi veya onları    bulabilir miydi? İşte bu sorularla uyumuştu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mevsim kış,    hava ise hafiften kar yağışlı olduğu i&ccedil;in otob&uuml;s temkinli ve ağır gidiyordu.    Otob&uuml;s&uuml;n ağır gitmesinden bir&ccedil;ok kişi sıkılmış, &ccedil;areyi ise uyumakta    bulmuşlardı. Bir ara şof&ouml;r de uyuklar gibi olmuş ve tam o sırada direksiyon    h&acirc;kimiyeti kaybedip, yolun sağ tarafına u&ccedil;uruma yuvarlanmışlardı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin    kendine geldiğinde uzun boylu, sarışın ve mavi g&ouml;zl&uuml; bir kız, otob&uuml;s&uuml;n i&ccedil;inden    kendisini s&uuml;r&uuml;kleyerek &ccedil;ıkarmaktaydı. Otob&uuml;s&uuml;n yuvarlandığını hatırlıyordu ama    her şey bir anda olup bitmişti. Başı &ccedil;ok şiddetli ağrıyordu, elini başına    koymak istedi fakat elini kıpırdatamadığını fark etti. Kıza d&ouml;n&uuml;p diğer    yolcuları soracaktı ki, kız ondan &ouml;nce davranıp hepsinin &ouml;lm&uuml;ş olduğunu    s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin&rsquo;i    kurtaran sarışın kızın yanında, iki tane siyah iri k&ouml;pek vardı. Kız, &ccedil;evre    ağa&ccedil;ların dallarından hemen bir sedye yaparak, Tahsin&rsquo;i sedyeye koydu ve    sedyeyi k&ouml;peklere bağlayarak, gecenin karanlığında, ormanın i&ccedil;lerine doğru    g&ouml;t&uuml;rmeye başladı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin&rsquo;in    şuuru tam olarak a&ccedil;ık değildi, sesleri duyabiliyor ama g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri silik ve    sisli olarak algılıyordu. Bir ara kız ile k&ouml;peklerin konuştuğunu duyar gibi    oldu ve sonra tekrar şuurunu kaybedip uykuya daldı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kendine    geldiğinde, silindir şeklinde topraktan bir kul&uuml;benin i&ccedil;inde yattığını ve baş    ağrısının ge&ccedil;miş olduğunu fark etti. Kolu g&uuml;zel bir şekilde, omuz hizasından    aşağı doğru sarılmıştı. Kul&uuml;benin hi&ccedil; penceresi yoktu, dolayısı ile i&ccedil;eri ışık    girmediğinden karanlıktı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir s&uuml;re    sonra g&ouml;zleri karanlığa alışarak i&ccedil;eriyi g&ouml;zlemlemeye başladı. Kul&uuml;benin    i&ccedil;inde, tam olarak hangi hayvanın kılından yapıldığını bilemediği, &uuml;zerinde    yattığı yataktan başka bir şey yoktu ve kul&uuml;be bomboştu. Sonra dışarıdan bazı    konuşmalar ve sesler geldiğini fark etti. Sesin birini tanımıştı, d&uuml;n    kendisini kurtaran sarışın kıza aitti ama diğer sesler boğuk ve fısıltı    halinde &ccedil;ıkıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sesler    kesildikten sonra kul&uuml;benin kapısı a&ccedil;ıldı ve sarışın kız i&ccedil;eri girdi. Kız    kendisine doğru yaklaşınca Tahsin garip bir şekilde &uuml;rperiyor, v&uuml;cudundaki    b&uuml;t&uuml;n t&uuml;yler, elektrik akımı almış&ccedil;asına diken diken oluyordu. Kızın sa&ccedil;ları,    belinden aşağı kadar uzanıyor ve g&ouml;zleri ışıl ışıl bakıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ:    Nasılsın ey insanoğlu, kendine gelebildin mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin bu    sorudan &uuml;rpermişti, ne demekti insanoğlu? Kendisi insan değil miydi? &lsquo;&rsquo;Hadi    canım sende,&lsquo;&rsquo; dedi kendi kendine.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Evet    doğru d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n ey insanoğlu, bizler insan değiliz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:    Bakın bayan; beni bir kazadan kurtarmış olabilirsiniz ama bu yaptığınız,    benimle bu şekilde alay etme hakkını size vermez.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Hayır    sizinle alay etmiyorum. Benim adım Yemliha, padişahımız Şemharuş&rsquo;a bağlı    Denaheş cinlerindenim, bize gezginci cinler de derler. Cinler arasında    insanoğluna en &ccedil;ok benzeyen bizleriz, sıradan insanlar bizim cin olduğumuzu    anlayamazlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:    Nasıl yani, siz şimdi bu altın sarısı sa&ccedil;larınıza, masmavi g&ouml;zlerinize ve    muhteşem g&uuml;zelliğinize rağmen, bir cin mi olduğunuzu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ:    Teşekk&uuml;r ederim insanoğlu, ger&ccedil;ekten beni g&uuml;zel buluyor musun?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin,    kızın bu sorusuna kadar b&uuml;t&uuml;n bu konuşulanların sadece bir şaka olduğunu    varsayıyordu ama kızın s&uuml;rekli kendisine &lsquo;&rsquo;insanoğlu,&rsquo;&rsquo; diye hitap etmesi    karşısında, olayın ciddiyetinin farkına vardı. Ama bu nasıl olurdu? Bir cin,    insanoğluna bu kadar benzeyebilir miydi? &lsquo;&rsquo;Yok, yok ben uykudayım ve r&uuml;ya    g&ouml;r&uuml;yorum,&rsquo;&rsquo; dedi kendi kendine.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Zaten    her şey bir r&uuml;ya değil mi insanoğlu? Hayatımızın uyanık dediğimiz anları dahi    r&uuml;ya i&ccedil;inde r&uuml;ya değil mi? Bu manada, evet r&uuml;ya g&ouml;r&uuml;yorsun ve uyandığında    başka bir r&uuml;ya g&ouml;rmeye başlayacaksın. Bu arada geldiğin boyuttaki adını hala    s&ouml;ylemedin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Bana    bakın Yemliha hanım, aklım iyice karıştı. D&uuml;ş&uuml;ncelerimi okuyorsunuz, r&uuml;yada    olduğumu ve uyanınca başka bir r&uuml;ya g&ouml;receğimi ayrıca başka bir boyuttan    geldiğimi s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. Hem şaşırdım, hem de korkuyorum. L&uuml;tfen bana şu işin    doğrusunu anlatır mısınız?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Hen&uuml;z    daha adını bile s&ouml;ylemedin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Adım    Tahsin tamam mı? Şimdi şu işin doğrusunu anlatacak mısınız?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Sizler    ve bizler, yery&uuml;z&uuml;n&uuml; ortaklaşa paylaşan ama asla birbirimize karışmayan    d&uuml;nyanın varlıklarıyız. Nasıl gece ile g&uuml;nd&uuml;z, yer ile g&ouml;k hep bir arada ama    birbirine karışmadan ayrı ise, sizin d&uuml;nyanız ile bizim d&uuml;nyamız da ayni    şekilde bir arada ama ince bir sınır &ccedil;izgisi ile bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n iki ayrı par&ccedil;ası    gibi ayrıyız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Uuml;zerinde    yaşadığımız d&uuml;nyanın yer &ccedil;ekimi, farklı boyutları birbirinden ayırmaktadır.    Sizler bedensel olarak daha yoğun olduğunuz i&ccedil;in, yer&ccedil;ekimine daha &ccedil;ok maruz    kalmaktasınız.&nbsp; Bizler ise daha ziyade latif yani enerji bedenli olduğumuz    i&ccedil;in, sizin kadar yer &ccedil;ekimine bağlı değiliz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Yani    bizler u&ccedil;amayız ama sizler u&ccedil;abilirsiniz &ouml;yle mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Hayır    bu işin u&ccedil;makla falan alakası yok. Olay tamamen yer&ccedil;ekiminin paralel    evrenlerin ve varlıklarının, birbirlerine karışmasını engellemesi ile ilgili.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ne    yani? Yer&ccedil;ekimi dediğimiz kuvvet, farklı evrenlerin ve varlıkların    birbirlerine karışmasını engelleyen bir duvar, bir etken mi ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Yer    &ccedil;ekimi, ruh ve bedenlerimize uyguladığı kuvvet ile hemen yanı başımızdaki    paralel evrenlere, boyut atlamamızı engellemektedir. Bizler ayni dalga    boyundan oluşmuş bir evrenin farklı iki boyutunun varlıklarıyız. Yanı    başımızda daha nice farklı dalga boylarında yapıları itibari ile farklı    boyutlarda yaşam s&uuml;ren varlıklar bulunmaktadır. Bunların bir kısmı ge&ccedil;mişteki    biz ve bir kısmı da gelecekteki biziz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:    Ge&ccedil;mişteki ben ile gelecekteki ben şu anda var mı, varsa neredeler?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Bazen    d&uuml;nyanın manyetik alanında b&ouml;lgesel ya da genel olarak değişimler olur. Bu    değişimlerin neticesinde, ruhumuza ve bedenimize uygulanan manyetik &ccedil;ekim    kuvveti maddenin titreşimini etkileyerek, doğal dalgasında iniş ve &ccedil;ıkışlara    sebep olur. Bu iniş ve &ccedil;ıkışlar farklı evrenlerin frekanslarının birbirine    karışmasına ve etkileşime girmesine sebep olur. İşte tam bu anlarda bir takım    a&ccedil;ıklayamadığımız olaylar yaşarız. Siz insanlar ya hayalet g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml; ya da    cin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml; filan zan edersiniz. Ama kimse farklı bir evren ve o evrene    ait yaşamdan sahneler g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; akıl edemez. Hatta farklı evrene g&ouml;re normal    ama yaşadığımız evrene g&ouml;re anormal yani doğa&uuml;st&uuml; olaylar dediğimiz şeyler    g&ouml;r&uuml;r ve algılarız. B&uuml;t&uuml;n bunlar, paralel evrenlerden g&ouml;r&uuml;lenler ve    algılananlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Şu    paralel evren dediğin yerde ben gibi başka bir ben var mı? Varsa hangimiz    ger&ccedil;ek sayılırız ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Ey    insanoğlu, her biri kendi ger&ccedil;ekliğini yaşar. Ayni şekilde o evrendeki sana    g&ouml;re, şu andaki sen ya ge&ccedil;mişsin ya da geleceksin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ama    sadece biri ger&ccedil;ek olabilir &ouml;yle değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Kendini    ger&ccedil;ek olarak algılayana g&ouml;re değişmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN:    Nasıl yani? Şimdi ben, paralel evrenlerin birinde yaşayan ama kendini ger&ccedil;ek    olarak algılayan biri olabilir miyim?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ: Daha    &ouml;nce hi&ccedil; tanımadığın birini ya da g&ouml;rmediğin bir yeri tanıdığını hissetmedin    mi? Kendini &ccedil;ok gen&ccedil; ya da &ccedil;ok yaşlı hissettiğin olmadı mı? Bir işin sonunu    merak ettiğin ama i&ccedil;inden bir sesin, bu işin olmayacağını s&ouml;ylediğini veya    olması m&uuml;mk&uuml;n g&ouml;r&uuml;nmeyen bir işin olacağını s&ouml;ylediğini duymadın mı? Neden    bazı insanlar bazı şeyleri hemen kabul ederler veya &ccedil;ok zor kabul ederler?    Bazıları niye hemen dost olurlar veya sebepsiz d&uuml;şman olurlar? Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;n    m&uuml;?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">TAHSİN: Ama    ben ger&ccedil;ek olan olmalıyım, başka t&uuml;rl&uuml; olamaz bu &ccedil;ok sa&ccedil;ma.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">KIZ:    Otob&uuml;ste beraber yolculuk yaptığın ihtiyarı hatırlıyor musun? Hani sana    &lsquo;&rsquo;İnsanın her zaman kavuşacağı bir ailesi vardır ama bug&uuml;n ama yarın,&rsquo;&rsquo;    demişti. Sence bir tahmin miydi ya da ge&ccedil;mişteki sana, gelecekteki senden bir    haber miydi? Veya sana ş&ouml;yle sorayım; uyuduğu sırada r&uuml;yada kendini g&ouml;ren bir    adam d&uuml;ş&uuml;n. O anda r&uuml;yayı g&ouml;ren mi ger&ccedil;ek yoksa r&uuml;yada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kendi mi ger&ccedil;ek    ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tahsin    &lsquo;&rsquo;R&uuml;yayı g&ouml;ren mi ger&ccedil;ek yoksa r&uuml;yada g&ouml;r&uuml;len mi ger&ccedil;ek,&rsquo;&rsquo; diye tekrar ederken    otob&uuml;s&uuml;n ani bir şekilde fren yapması ile kendine gelir. Necati amca, şof&ouml;r&uuml;n    uyukladığını fark edip anında m&uuml;dahale yaparak, otob&uuml;s&uuml;n feci bir kaza    yapmasına son anda engel olmuştu. Herkes şaşkın bir şekilde ne olduğunu    anlamaya &ccedil;alışarak birbirlerine sorular soruyordu. Tam da u&ccedil;urum kenarında    durmuşlardı, eğer Necati amca m&uuml;dahale etmeseydi şimdi &ccedil;oktan gecenin    karanlığında aşağı yuvarlanmışlardı. Biraz hava almak i&ccedil;in yolcular otob&uuml;sten    aşağı indiler. Tahsin, yolun kenarından aşağı bakarken ayni r&uuml;yada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;    şekilde, tam olarak otob&uuml;s&uuml;n aşağı yuvarlandığı yer olduğunu g&ouml;rd&uuml;. Sonra    r&uuml;yada yaralanan kolunun ağrıdığını hissetti, eliyle başını yokladı. Başında    da ayni r&uuml;yada olduğu şekilde yara vardı, bu nasıl olurdu? Adeta aklı    durmuştu, d&uuml;ş&uuml;nemiyordu. Kız ne demişti: &lsquo;&rsquo;R&uuml;yayı g&ouml;ren mi ger&ccedil;ek yoksa r&uuml;yada    g&ouml;r&uuml;len mi ger&ccedil;ek?&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Necati amca    usulca Tahsin&rsquo;e yaklaşarak &lsquo;&rsquo;sence hangisi ger&ccedil;ek,&rsquo;&rsquo; diye sordu. Tahsin daha    b&uuml;y&uuml;k bir şaşkınlıkla ihtiyarın y&uuml;z&uuml;ne bakakaldı.</font></p>
</div>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>   B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en<br />
&nbsp;</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="695" title="1" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1248-kapinin-arkasi-1-ve-2-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş-22 bölüm Yazı Dizisi</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1171-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum-yazi-dizisi-bulent-gokcen.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1171-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum-yazi-dizisi-bulent-gokcen.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 15:15:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1171</guid>
		<description><![CDATA[B&#252;lent G&#246;k&#231;en&#8217;in hazırlayıp sunduğu &#34; Bir Varmış, Bir Yokmuş&#34; yazı dizisinin t&#252;m b&#246;l&#252;mlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz 1.B&#246;l&#252;m&#160; 2.B&#246;l&#252;m&#160; 3.B&#246;l&#252;m&#160; 4.B&#246;l&#252;m&#160; 5.B&#246;l&#252;m&#160; 6.B&#246;l&#252;m&#160; 7.B&#246;l&#252;m&#160; 8.B&#246;l&#252;m&#160; 9.B&#246;l&#252;m&#160; 10.B&#246;l&#252;m&#160; 11.B&#246;l&#252;m 12.B&#246;l&#252;m 13.B&#246;l&#252;m 14.B&#246;l&#252;m&#160;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Verdana" size="3"><img align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en&#8217;in hazırlayıp sunduğu &quot; <strong>Bir Varmış, Bir  Yokmuş</strong>&quot; yazı dizisinin t&uuml;m b&ouml;l&uuml;mlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz </font></p>
<div align="left">
<p><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');">1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;<font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');">15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana">&nbsp; </font></p>
<p><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum?referer=');">21.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum?referer=');">22.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
</div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="193" title="1" title="02 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1171-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum-yazi-dizisi-bulent-gokcen.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş-22 bölüm Yazı Dizisi</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3314-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum-yazi-dizisi-bulent-gokcen-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3314-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum-yazi-dizisi-bulent-gokcen-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 15:15:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı Dizisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1171</guid>
		<description><![CDATA[B&#252;lent G&#246;k&#231;en&#8217;in hazırlayıp sunduğu &#34; Bir Varmış, Bir Yokmuş&#34; yazı dizisinin t&#252;m b&#246;l&#252;mlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz 1.B&#246;l&#252;m&#160; 2.B&#246;l&#252;m&#160; 3.B&#246;l&#252;m&#160; 4.B&#246;l&#252;m&#160; 5.B&#246;l&#252;m&#160; 6.B&#246;l&#252;m&#160; 7.B&#246;l&#252;m&#160; 8.B&#246;l&#252;m&#160; 9.B&#246;l&#252;m&#160; 10.B&#246;l&#252;m&#160; 11.B&#246;l&#252;m 12.B&#246;l&#252;m 13.B&#246;l&#252;m 14.B&#246;l&#252;m&#160;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Verdana" size="3"><img align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en&#8217;in hazırlayıp sunduğu &quot; <strong>Bir Varmış, Bir  Yokmuş</strong>&quot; yazı dizisinin t&uuml;m b&ouml;l&uuml;mlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz </font></p>
<div align="left">
<p><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');">1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;<font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');">15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana">&nbsp; </font></p>
<p><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum?referer=');">21.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum?referer=');">22.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
</div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="179" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3314-bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum-yazi-dizisi-bulent-gokcen-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (19. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1143-bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1143-bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:13:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1143</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (19. B&#246;l&#252;m) Gayet g&#252;zel, g&#252;neşli, pırıl pırıl bir hafta sonuydu. İnsanlar parklara h&#252;cum etmiş, bir kısmı kırlara piknik yapmaya &#231;ıkmıştı. Bahar ayı, hakikaten yeniden doğuşu andırıyordu....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (19. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="480" height="259" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><font face="Verdana">Gayet g&uuml;zel,  g&uuml;neşli, pırıl pırıl bir hafta sonuydu. İnsanlar parklara h&uuml;cum etmiş, bir kısmı  kırlara piknik yapmaya &ccedil;ıkmıştı. Bahar ayı, hakikaten yeniden doğuşu  andırıyordu. Tabiat, Levhi Mahfuz&rsquo;un, Cennet&rsquo;e bakan y&ouml;n&uuml; olan yeşil renge  b&uuml;r&uuml;n&uuml;yor, insanlar Cennet bah&ccedil;elerine girmiş&ccedil;esine, sevin&ccedil; ve neşe ile yeniden  hayat buluyorlardı. Ruhlardaki olan değişim, dış &acirc;lemin her zerresine yansıyor,  i&ccedil; ve dış birlikte diriliyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan ne kadar  hassas bir varlıktı. Dış &acirc;lemden kendisine yansıyan her şey psikolojisini,  hayata bakışını ve sosyal ilişkilerini nasıl da etkiliyordu. İnsan, renklerden,  ortamın ısı ve ışık durumundan ve ses tonlarından, m&uuml;spet ya da negatif olarak  etkilenebiliyordu. Osmanlı bu sırrı bildiği i&ccedil;in, hastaları değişik renk  tonlarının bulunduğu bir ortamda, su sesi ve o g&uuml;zelim musikisi ile tedavi  etmiyor muydu.?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Osmanlı;  bakışı g&uuml;zel, fikri g&uuml;zel ve eserleri g&uuml;zel, g&ouml;n&uuml;l insanlarının, bir g&ouml;n&uuml;l  birliği oluşturduğu topluluk değil miydi? Bu g&ouml;n&uuml;l topluluğunun, c&uuml;mlesinin  g&ouml;n&uuml;llerinde a&ccedil;mış olan, ortak bir G&uuml;l yok muydu? İşte bu G&uuml;l, iki cihan sultanı  Hazreti Muhammed (s.a.v.) Efendimizdi. İnsanlar ne zaman ki bu G&uuml;l&rsquo;e g&ouml;n&uuml;llerini  a&ccedil;arlarsa ve g&ouml;n&uuml;llerinde a&ccedil;masını sağlarlarsa, insanlık tarihine yine Osmanlı  gibi bir g&ouml;n&uuml;l topluluğunu, hediye edebilirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu &uuml;&ccedil; arkadaş,  bu hafta sonu yine b&ouml;yle bir g&ouml;n&uuml;l insanını ziyarete gitmişti. Hakan&rsquo;ın g&ouml;n&uuml;l  d&uuml;nyasında bir &ccedil;i&ccedil;ek gibi a&ccedil;an Mustafa abisine ziyarete gitmişlerdi. &Ccedil;orlu&rsquo;nun  kenar bir semtinde, m&uuml;tevazı ve iki katlı bir evde yaşıyordu. Yaşadığı semt ve  evi, ayni kendi gibi sade ve g&ouml;sterişten uzaktı. Kendilerini &ccedil;ok candan ve  samimi bir şekilde karşılamış, her misafirine ilk ikram ettiği kahveden ikram  etmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Osmanlı adedi  derdi, kahve i&ccedil;in. Kim bilir ne sırları vardı bu nimetin. Odada tavana kadar  y&uuml;kselen bir kitaplık ve sıra sıra dizilmiş tefsirler, tasavvufi eserler ve el  yazması birka&ccedil; kitap dikkat &ccedil;ekiyordu. Kapının &uuml;st&uuml;nde, g&ouml;zl&uuml;kl&uuml; ve tonton bir  ihtiyarın resmi vardı. Hemen onun yanına asılmış bir baston ve ayet yazan deri  levhalar odayı s&uuml;sl&uuml;yordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Efendim; şu kapının &uuml;st&uuml;ndeki resim kimin acaba?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: O,  benim nurumdur, g&ouml;n&uuml;l bah&ccedil;emin g&uuml;l&uuml;d&uuml;r, şu fakirin hanesinin s&uuml;s&uuml;d&uuml;r. Cenabı  Allah, berzahtaki makamını nurlandırsın inşallah. Bu baston da onundur. Vefat  etmeden &ouml;nce, bana verilmesi i&ccedil;in vasiyet etmişti. Ondan devraldığımız mirasın  sembol&uuml;d&uuml;r</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Nasıl  bir sembol efendim?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  &Ccedil;ocuklar; bastonun bir&ccedil;ok manası vardır. Zahir ilme, Batın ilmi bir bastondur.  İnsanın fizik bedeni, nasıl ki bundan g&uuml;&ccedil; alıp yıkılmadan y&uuml;r&uuml;yorsa, i&ccedil;imizdeki  &Acirc;dem de Kuran ve S&uuml;nneti seniyyeden beslenerek, ilim ve amel bastonuna  dayanarak, ahiret yolunda y&uuml;r&uuml;mektedir. İ&ccedil;imizdeki &Acirc;dem, bizim Ruh&rsquo;umuzdur. Şu  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z fani bedenimiz, bu &Acirc;dem&rsquo;e giydirilmiş olan bir elbisedir. Bu y&uuml;zden  insanları, elbiselerine yani dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;şlerine bakıp da sakın ola yargılamayın.  M&uuml;him olan i&ccedil;teki &acirc;dem&rsquo;dir, esas insan ve g&uuml;zel olan odur. Nice harabe vardır,  i&ccedil;inde hazineler g&ouml;m&uuml;l&uuml;d&uuml;r, nice saraylar vardır, i&ccedil;i &ouml;r&uuml;mcek ağı &ouml;r&uuml;l&uuml;d&uuml;r.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim; sizi ziyaret sebebimiz, hem hayır duanızı almak, hem arkadaşların sizi  tanımalarını sağlamak, hem de r&uuml;yalarımızı yorumlatmak arzusuyladır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Hem  ziyaret, hem ticaret yani&hellip;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: &Ouml;yle de  denebilir efendim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Buyurun, anlatın bakalım &ccedil;ocuklar..</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim; ben r&uuml;yadan &ouml;nce daha garip bir şey sormak istiyorum</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Zaten  geldiğinden beri, yerinde duramıyorsun, y&uuml;reğin kıpır kıpır. Hele anlatıver de  rahatla bakalım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim; bu arkadaşlarla tanışmamızdan sonra, bir mağarayı hatta birka&ccedil; tane  mağarayı aramaya başladık.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Haberim var g&uuml;zel kardeşim, biz de takipteyiz inşaallah. Cenabı Allah, muaffak  etsin ve &acirc;lemi İslam&rsquo;ı bu sebeple nimetlendirsin&hellip; AMİN</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bu  arayış s&uuml;recinin başlamasından yaklaşık d&ouml;rt ay sonra, Elmacık k&ouml;y&uuml; denen bir  yere ceviz almaya gidiyordum. K&ouml;y&uuml;n yolu &uuml;zerinde kestirme olur diye sağ tarafa  sapan bir patika yola girdim. Yol Elmacık k&ouml;y&uuml;ne değil ama başka bir k&ouml;ye &ccedil;ıktı.  Yemyeşil bah&ccedil;esi ve i&ccedil;inde şadırvanı olan tarihi bir camisi vardı. &Ouml;ğlen namazı  vakti olduğu i&ccedil;in burada kılmak istedim. Abdest alıp, camide imam ve cemaati  beklememe rağmen kimse gelmedi. Ben de ezanı okuyup, namazımı tek başıma kıldım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Tek  başına değildin evlat. Sadece arkandaki cemaati g&ouml;remiyordun o kadar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Camiden  &ccedil;ıktıktan sonra &uuml;&ccedil; beş tane ihtiyarın, g&ouml;lgesinde oturduğu bir s&ouml;ğ&uuml;t ağacı  bulunan, kerpi&ccedil; bir kahvehaneye uğradım. Bana odun ateşinde pişmiş olan &ccedil;ay  ikram ettiler. Yabancı olduğum i&ccedil;in, ihtiyarlar etrafıma toplanıp benimle hoş  beş etmeye başladılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ortamın  ısınmasıyla, şekerin &ccedil;ayı tatlandırdığı gibi muhabbetimiz tatlanmaya başlamıştı.  Bana &ccedil;ayı ısmarlayan ihtiyar, ben sormadan 12000 yıllık bir medeniyetin  sırlarını anlatmaya başladı. Yaklaşık bir saat muhabbet ettik. Ben oradan  ayrılarak, eski bir mezarlığın yanından ge&ccedil;erek, patikadan ana yola &ccedil;ıktım.  Fakat daha sonra &ouml;ğrendik ki, orada &ouml;yle bir k&ouml;y yoktu. Hatta arkadaşlarla ayni  yere giderek kontrol ettik. Hakikaten şok olmuştum. Eski bir mezarlıktan başka,  hi&ccedil;bir şey yoktu. Hatta bir zamanlar k&ouml;y olabileceğini g&ouml;steren basit emareler  bile yoktu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim; bu arkadaşın g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; neydi? Abdest aldığı şadırvan, namaz kıldığı cami,  i&ccedil;tiği &ccedil;ay ve o ihtiyarlar sadece bir hayal miydi? Eğer hayal olsa, mezarlık  ger&ccedil;ek olmazdı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Sen,  o konuştuğun ihtiyarlarla, ayrılırken el sıkıştın mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Evet  efendim. Hepsinle el sıkıştım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: O  g&uuml;nden sonra, ka&ccedil; g&uuml;n tuvalet ihtiyacı hissetmedin?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Beş g&uuml;n  tuvalete hi&ccedil; &ccedil;ıkmadım ve &ccedil;ıkma ihtiyacı hissetmedim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Onlarla konuşurken, g&ouml;zlerine hi&ccedil; dikkatli baktın mı? Bizim gibi g&ouml;zlerini  kırpıyorlar mıydı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Evet  dikkatimi &ccedil;ekmişti. Hi&ccedil; g&ouml;z kırpmıyorlardı ve g&ouml;zlerinin beyaz kısmı olduk&ccedil;a  b&uuml;y&uuml;kt&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Elleri, bizim gibi sıcak mıydı yoksa soğuk muydu?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Biraz  soğuktu, sanki hi&ccedil; kan yok gibiydi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Doğrudur hi&ccedil; kanları yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sıcak kan, sadece insana has bir &ouml;zelliktir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Yani  bunlar insan değil miydiler.?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Hayır  değillerdi. İkram ettikleri &ccedil;ay bile bu &acirc;lemden değildi. O y&uuml;zden beş vakit  namaza denk gelen beş g&uuml;n boyunca, tuvalet ihtiyacı hissetmedin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: O  zaman, bunlar kimdi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Meleklerdi evlat&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Melekler miydi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: En  doğrusunu Cenabı Allah bilir ama anlattıklarına g&ouml;re bunlar melekti. Cenabı  Allah&rsquo;ın saf saf melekleri vardır. Cemaat ehli, cihad ehli ve ilim ehli gibi  değişik mertebelerde, melekler vardır. Mertebe ayrıdır, g&ouml;rev ayrıdır. Eğer  g&ouml;rev &ccedil;eşitlerine g&ouml;re anlatacak olursak, &ouml;mr&uuml;m&uuml;z kifayet etmez. Ama &ccedil;oğula haiz  mertebe olarak, dediğim gibi bu &uuml;&ccedil; mertebede olduklarını bilelim yeter. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;  m&uuml;minler de &uuml;&ccedil; mertebe halinde bulunurlar. Ya cemaat ehlidirler, ya cihad  ehlidirler veyahut ilim ehlidirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hakk&rsquo;ın bir  kısım melekleri, Hak&rsquo;tan vahiy, kitap, Kuran indirir ve m&uuml;minlere ilim ve  marifet telkin ederler. Meleklerin saf saf olduğuna, Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;deki Saffat  suresinin ilk ayetinde, and i&ccedil;ilerek işaret edilir. Cenabı Allah&rsquo;ın  h&uuml;k&uuml;mranlığında &ccedil;eşitli mertebelerde tam bir d&uuml;zen ile dizilip, vazife g&ouml;ren  meleklere yemin edilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu ayetin  ifadesi; Cenabı Allah&rsquo;ın arşın etrafını donatmış olan meleklerden, d&uuml;nya g&ouml;ğ&uuml;n&uuml;  s&uuml;sleyen g&ouml;k cisimlerinde, G&uuml;neş sistemlerinde ve galaksilerde, vazife yapmakta  olan b&uuml;t&uuml;n melekleri i&ccedil;ine alır. Ayni surenin &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ayetinde, b&uuml;t&uuml;n bu  meleklerin kendine has zikirleri olduğundan bahseder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şimdi; bu  surede ifade edilen &ouml;yle bir mana var ki; İnsanlar bunu g&ouml;zden ka&ccedil;ırdıkları ve  tefekk&uuml;r edip yoğunlaşamadıkları i&ccedil;in, d&uuml;nyadan başka yerlerde yaşayanlar  olabileceğini, G&uuml;neş sistemi gibi nice sistemlerin ve Galaksilerin, insanoğlunun  seyahat edebileceği şekilde tasarrufuna verildiğini anlayamıyorlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu surenin  altıncı ayetinde, b&uuml;t&uuml;n yıldızların, en yakın g&ouml;kte olduğu buyruluyor. Bu yakın  g&ouml;k denilen &acirc;lem, bizim hem fizik &acirc;lemimiz, hem de kıyamete kadar tutulacağımız  Berzah alemimiz olmaktadır&hellip; Ayni surenin 21. ayetine kadar, kıyamet s&uuml;recinde  değişime uğrayacak olan, bu alem tanıtılmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu &acirc;lemin, bu  yıldızların ve bu galaksilerin &ouml;tesinde, y&uuml;ksek heyetler, y&uuml;ce cemiyetler ve  Melekler topluluğu vardır. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) &ccedil;ıktığı Mira&ccedil;&rsquo;ın  sınırı, &uuml;&ccedil; boyutlu bu &acirc;lemin bittiği yerden başlar. İşte bu sınırdan &ouml;tesi,  cinlere, her &ccedil;eşit şeytana ve fethi zulmani sahiplerine yasaktır. Sanıldığı gibi  yakın g&ouml;k denilen ve tasarruf imk&acirc;nı verilen &acirc;lem, d&uuml;nyanın etrafında, yalnız  Ay&rsquo;ın ya da gezegenlerin y&ouml;r&uuml;nge sahasından ibaret değildir. Yalnız G&uuml;neş  sistemi değil, genel olarak yıldızların bulunduğu cisim olan c&uuml;mle saha, &uuml;&ccedil;  boyut sahasıdır. Bunların fizik yapısı, &uuml;zerinde yaşayan insan ırkları i&ccedil;in, bu  d&uuml;nyalarını oluştururken, ikiz yapıları olan manyetik alanları, &ouml;l&uuml;m sonrası  berzahlarını oluşturmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nasıl ki;  g&ouml;r&uuml;nen şu fizik beden, bizim d&uuml;nyamızı oluştururken, enerji bedenimiz berzah  boyutumuzdur. Ayni bunu gibi galaksilerin ve yıldızların fizik yapısı, bu  d&uuml;nyadır ve insanların tasarrufuna verilmiştir. Manyetik alanları yani manyetik  ikizleri de, &uuml;zerinde yaşayan insan ve cin ırkları i&ccedil;in berzahlarını  oluşturmaktadır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Her  G&uuml;neş sisteminin, fizik yapısının ayrı olması gibi, berzah boyutu da ayrı ayrı  demek?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Elbette ki; ayrı ayrıdır. Bu G&uuml;neş sisteminde, d&uuml;nyanın birinci seması, bize  ardını d&ouml;nmeyen şu Ay&rsquo;dır. Başka G&uuml;neş sistemlerinde bulunan ve &uuml;zerinde &Acirc;dem  nesli yaşayan arzın seması, kendi Ay&rsquo;ıdır. Dolayısıyla her arzın, berzah  boyutları da ayrı ayrıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Lakin her &Acirc;dem  neslinin salihleri i&ccedil;in, berzah boyutunda, geniş tasarruf ve seyahat imk&acirc;nları  vardır. Makamları, kendi G&uuml;neş sistemlerinin manyetik ikizleri olmasına karşın,  başka sistemlerin berzahına ya da bu &acirc;lemin sınırından &ouml;te, melekler &acirc;lemine  gidebilirler. Yalnız derecelerine g&ouml;re.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim; o zaman fizik bedenimiz, g&ouml;r&uuml;nen yıldızlara ve galaksilere işaret  ederken, enerji bedenimiz, bu d&uuml;nyanın, yıldızların ve galaksilerin ikizine yani  manyetik alanına işaret etmektedir. Ruhumuz ise b&uuml;t&uuml;n bunların &ouml;tesinde, y&uuml;ce  melekler topluluğu ile başlayan bir &acirc;leme ait o zaman.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Evlat, ruhumuzun işaret ettiği &acirc;lem ve sırrı, dediğin gibi buranın &ouml;tesinde  başlamakla birlikte, şu an sizin kavrayamayacağınız sır ve makamlara sahiptir.  Yalnız şunu hemen belirteyim; Her G&uuml;neş sistemindeki ortam, yaşam koşulları, yer  &ccedil;ekimi, zaman ve yaşam s&uuml;reci birbirinden farklıdır. &Uuml;zerinde yaşanılan arzın  elementleri, bitkileri ve canlı t&uuml;rleri de birbirinden farklıdır. Dolayısıyla  oralarda yaşayan &Acirc;dem neslinin fizik bedenlerinin yapısı, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; ve  kabiliyetleri de birbirinden farklıdır. Ayrıca sahip oldukları teknolojide  birbirine g&ouml;re farklılık arz eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bizim fizik  bedenimizi oluşturan, d&uuml;nyamızdaki mevcut elementlerdir. Onların fizik  bedenlerini oluşturan yine kendi d&uuml;nyalarının elementleridir. O y&uuml;zden oralardan  getirilecek olan farklı bir element, bizim fizik bedenimize ya da enerji  bedenimize zarar verebilir veya olağan &uuml;st&uuml; bir şekilde fayda verip,  g&uuml;&ccedil;lendirebilir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  K&acirc;be&rsquo;deki Hacer&uuml;l Esved taşının, enerji bedenlerimizdeki g&uuml;nah olarak  isimlendirilen, negatif y&uuml;kleri n&ouml;tr edip silmesi ve beyinlerimizde y&uuml;ksek  a&ccedil;ılım meydana getirmesi gibi mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Evlat; o taşın sırrı bunlar olmakla birlikte başka sırları da vardır. O taşın  sırrı Ruhumuza kadar sirayet etmektedir. K&acirc;be&rsquo;nin ruhu ve bu d&uuml;nya &uuml;zerinde  yaşayan insanların ruhlarının sırrı, bir nokta gibi bu taşa saklanmıştır ve bu  taşın i&ccedil;inde korunmaktadır. Bu taş &ouml;yle g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve &ccedil;etin eller tarafından  korunmaktadır ki ne ben anlatabilirim, ne de siz anlayabilirsiniz. Yalnız  kıyamet s&uuml;recine girildiği zaman, bu taşın korunmasının kalkacağı ve i&ccedil;indeki  sırrın a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarılacağı s&ouml;yleniyor. En doğrusunu Cenabı Allah bilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yine senin  k&ouml;yde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n kişilere gelince; Onların g&ouml;zlerinin beyazının b&uuml;y&uuml;k olması, bu  &acirc;lemin g&ouml;revli meleklerinden olduğunu g&ouml;sterir. İnsanın g&ouml;z kapağı, g&ouml;r&uuml;nen şu  fizik &acirc;lemdir. G&ouml;z&uuml;n beyazı, g&ouml;r&uuml;nen &acirc;lemin melek&ucirc;t boyutuna işaret eder. Bu  &acirc;lemden sorumlu ve bu &acirc;lemde g&ouml;revleri meleklerin boyutudur. G&ouml;z&uuml;n beyazının  bittiği ve renkli kısmın başladığı b&ouml;lge, arşın etrafında saf tutmuş olan ve  y&uuml;ksek heyetlerin bulunduğu melekler topluluğuna yani Mira&ccedil;&rsquo;ın başladığı sınırın  hemen &uuml;st&uuml;ne işaret eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanların  g&ouml;zlerinin bu renkli kısmı, birbirlerine nazaran farklılık g&ouml;sterir. Bunun  farklı olmasının sebebi, bu &acirc;leminde, kendi i&ccedil;inde mertebeleri ve makamları  vardır. G&ouml;zlerdeki her değişik renk, bu makamlardan ve mertebelerden birine  işaret etmekle birlikte, kişinin ruhunun hangi makam tarafından indirildiğinin  ve hangi makamın tasarruf dairesinde olduğunu g&ouml;sterir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Dediğim gibi  bu makam berzahtan da &ouml;tedir. Her &ccedil;eşit şeytandan, cinlerden ve fethi zulmani  sahibi kişilerden korunmuştur. Gaybi sırların, derin meselelerin, y&uuml;ce  meclislerin ve tarifi imk&acirc;nsız g&uuml;zelliklerin boyutudur. Bu makamların ve  boyutların, insanın g&ouml;z yapısına resmedilmesi, g&ouml;z bebeğine kadar devam eder.  G&ouml;z bebeği ise Cenabı Allah&rsquo;ın, Zat&rsquo;ının sırrındandır. Buradan &ouml;te, bizim gibi  fakirlerin ilmi biter ve s&ouml;z&uuml; d&uuml;şer.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Efendim; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m o k&ouml;y ve camisi, şadırvanı ve kahvehanesi, sırf benim i&ccedil;in mi  kuruldu da, ben gittikten sonra birden bire hayal oldu, hi&ccedil; var olmamış oldu ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Evlat, her şey tek bir K&Uuml;N emrine bakar. C&uuml;mle &acirc;lemleri ve &acirc;lemler i&ccedil;inde  &acirc;lemleri yaratan Cenabı Allah i&ccedil;in, bir k&ouml;y&uuml; ve sakinlerini yaratmak O&rsquo;na zor  değildir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı  Allah&rsquo;ın, Veli kulları bir sahrada, bir şehir kurulmasını ve i&ccedil;inde Cenabı  Allah&rsquo;a ibadet edilmesini ister ve temenni ederse, Cenabı Allah, meleklerine  emreder ve melekler, &acirc;demoğulları suretinde yere inerler ve o sahraya bir şehir  kurulur. Cenabı Allah&rsquo;ın, Veli kulunun, sırf g&ouml;nl&uuml;n&uuml;n hoşnut edilmesi i&ccedil;in  kurulan bu şehir, yine o kulun isteği ya da vefatıyla eski haline d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lerek,  yokluğa karışır. Tarih, ayni bunun gibi birden bire ortaya &ccedil;ıkan ve tekrar  kaybolan şehirlere, bir&ccedil;ok defa şahitlik etmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yalnız, bu  şehirlerin tekrar eski haline d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lmesi sırasında, orada hazır bulunan bir  kimse de, onlarla birlikte fizik &acirc;lemden kaldırılır. Ayni meleklerin bir başka  zaman ve mek&acirc;nda kuracağı, yine b&ouml;yle bir şehirde ortaya &ccedil;ıkarak yaşamına devam  eder. Eğer sen de o g&uuml;n, orada kalsaydın, Allah bilir hangi zaman ve mek&acirc;nda  kurulacak olan şehirde kendini bulacaktın ve yaşamına orada devam edecektin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu k&ouml;y&uuml;n, bir  mezarlığın yanına kurulmasının sebebi, surete b&uuml;r&uuml;necek olan meleklerin bir  zamanlar orada yaşamış ve mezarlıkta yatan insanların suretine b&uuml;r&uuml;nmeleri  i&ccedil;indir. Bunun ise ayrı bir hikmeti ve gayba ait bir takım sırları vardır. Sizi  hedefe g&ouml;t&uuml;recek olan bazı bilgilerin bu şekilde ulaştırılması, ilahi bir  m&uuml;dahalenin olduğunu ve &uuml;zerinizde Allah&rsquo;ın Veli kullarının tasarruflarının  olduğunu g&ouml;sterir. Bu g&ouml;reve layık olun inşallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Efendim, sizin de az &ouml;nce buyurduğunuz gibi, d&uuml;nyadan başka yerlerde, yani  galaksilerde ve i&ccedil;indeki G&uuml;neş sistemlerinde, ayni bizler gibi &Acirc;dem&rsquo;ler  yaşamaktadır. Bu sahanın komple &uuml;&ccedil; boyutlu saha olduğunu s&ouml;ylediniz ve buradan  &ouml;tesinin de Arş&rsquo;ın sınırı olduğunu ve bu sınıra, her &ccedil;eşit şeytanın, cinlerin ve  fethi zulmani sahibi olan kişilerin yaklaştırılmadığını s&ouml;ylediniz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Her &ccedil;eşit  şeytanın ifadesi i&ccedil;ine fethi zulmani sahipleri de girmiş olmuyor mu?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Maşallah evlat. Mana avcılığın, hakikaten takdir edilecek kadar keskin ve  isabetli. Dediğin gibi her &ccedil;eşit şeytan ifadesi i&ccedil;ine, fethi zulmani sahipleri  de girmektedir. Ancak bu z&uuml;mre, bir takım hususlarda diğerlerinden  ayrılmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">SAD suresinin  10. ayetinde Cenabı Allah, mealen ş&ouml;yle buyurmaktadır:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><em>Yoksa  g&ouml;klerin ve yerin ve aralarındakilerin m&uuml;lk&uuml;, onlar i&ccedil;in midir ?-&ouml;yle ise-  sebepler i&ccedil;inde y&uuml;kseliversinler.</em></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı Allah,  m&uuml;şriklere hitap ederken &ldquo;g&ouml;klerin ve yerin&rdquo; ifadesini kullanıyor. Eğer G&Ouml;Ğ&Uuml;N  ifadesini kullanmış olsaydı, yakın g&ouml;k dediğimiz ve Arş&rsquo;ın altında kalan  yıldızları G&uuml;neş sistemlerini ve galaksileri kast etmiş olurdu. G&Ouml;KLERİN  ifadesi, Arş ve &uuml;zerini işaret etmektedir. Ayette ge&ccedil;en, g&ouml;klere y&uuml;kselme  sebepleri &ccedil;oğul kullanılmıştır. Bu sebepler insanların enerji bedenlerini  kullanması ve uzay gemileri gibi vasıtalarla y&uuml;kselmesi ya da BOYUT kapıları  gibi ge&ccedil;iş yollarını kullanmasıdır. Bu saydıklarım, her d&uuml;zlemde yaşayan c&uuml;mle  ehli iman i&ccedil;in veya iman ehli olmayan kişiler i&ccedil;in de m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Cenabı Allah&rsquo;ın  ilminden, kullarına bağışladıklarının kapsamındadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İman ehli  olsun olmasın, bu sebepleri kullananların NİYETLERİ, eğer insanlar &uuml;zerinde ama  bu d&uuml;nyada ama başka d&uuml;nyalarda h&uuml;k&uuml;mranlık kurmak, Risalet ya da N&uuml;b&uuml;vvet  makamı iddia etmek, hatta Arş &uuml;zerinde h&uuml;k&uuml;m kurmak gibi şeyler olursa, işte o  zaman her &ccedil;eşit şeytan ifadesinin i&ccedil;ine girer. Yoksa art niyet olmadan, &acirc;lemi  tanımak, ilmen terakki etmek ve insanoğluna bağışlanan ilmin sağladığı ve  sağlayacağı imk&acirc;nları kullanmak, gayet normal ve herkesin en doğal hakkıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ancak fethi  zulmani sahiplerini ayrı olarak zikretmem, bu fethin, bizzat baş d&uuml;şmanımızın  m&uuml;dahalesi ve tasarrufu ile olmasıdır. Bir Zat&rsquo;a, fetih yapılmadan &ouml;nce Cebrail  (a.s.) &uuml;&ccedil; g&uuml;n onunla bir arada bulunur. Rasulullah (s.a.v.) Efendimizin Zat&rsquo;ında  bulunan muhabbete onu alıştırır ve daha başka sırlar istikametine doğru onu  &ccedil;eker ve fetih konusunda gereken hazırlığı sağlar. Ayni bunun gibi şeytan da,  şeytanlaşmış bir takım kimselerle bir m&uuml;ddet bir arada bulunur ve onu kendindeki  karanlık enerjiye, zulmete ve nara alıştırarak, şeytani bir takım sırlar  istikametine &ccedil;eker.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı Allah,  Hakk ve Nuru yarattığı gibi, batılı ve karanlığı da yaratmıştır. Fethi zulmani  sahibi olan kişiler batıl ve karanlık ehlidir. K&uuml;f&uuml;r i&ccedil;indedirler. Her ne kadar  bu &acirc;lemin kapıları bunlara a&ccedil;ılsa da, sadece fani olan şeyleri g&ouml;rebilirler.  Esrardan her hangi bir şey m&uuml;şahede edemezler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim; bu arkadaşın, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; k&ouml;yde anlatılan hususları, sizinle daha &ouml;nce  telefonda konuşmuştuk. Ben bu g&uuml;n anlattıklarınızdan şunu anladım: Bir zamanlar  b&ouml;lgede yaşayan bu kavim, dışarıdan bir m&uuml;dahale ya da tamamen kendilerini  geliştirip, ilmen terakki ettikten sonra, sahip oldukları imk&acirc;nları, fizik ve  metafizik sahada kullanmışlar. &Ouml;nce metafizik yollarla ve daha sonra kendi  enerji bedenlerini kullanarak başka G&uuml;neş sistemlerine gitmişler, başka insan  nesilleri ile irtibata ge&ccedil;mişler ve oralardaki daha y&uuml;ksek kapasitedeki, bilgiyi  &ouml;ğrenerek, d&ouml;n&uuml;şlerinde bunu teknolojiye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;şler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> Geliştirdikleri bu teknoloji sayesinde, uzay gemileri ile yine ayni yerlere  gitmişler ve değişik bitki ve hayvan &ccedil;eşitleri ve d&uuml;nyada olmayan elementler  getirmişler.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Dediklerinin bir kısmı doğru olmakla birlikte, biraz eksiktir. Değişik element  ve hayvan ya da bitki &ccedil;eşitlerini, uzay gemileriyle değil, boyut kapıları ile  nakil etmişlerdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Dikkat  ederseniz, krallarının bulunduğu odanın girişi bile, bir boyutsal kapıdır. Demek  ki kralları, bu d&uuml;nyanın neslinden değildi. Fizik v&uuml;cudu, başka bir arzın  elementlerinden oluştuğu i&ccedil;in, kendini bu d&uuml;nyada bir &ccedil;eşit karantinaya almış.  Oralardan buraya gelince, anlattığınız gibi bir takım kabiliyetleri gelişerek,  camı elmasa, metalleri altına &ccedil;evirebiliyormuş ama sa&ccedil;ının d&ouml;k&uuml;lmesi gibi ya da  bilemediğimiz yan etkiler gibi sebepler y&uuml;z&uuml;nden, yine kendini karantinaya  almış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;de 114 sure vardır. Bu d&uuml;nyada ya da başka G&uuml;neş sistemlerinde mevcut  element sayısı da 114 tanedir. Şimdi sıkı durun; B&uuml;t&uuml;n bu elementleri sırrı,  &ccedil;ınar ağacının, &ouml;z suyunda saklıdır. &Ccedil;ınar ağacının &ouml;z suyu, sadece bizim  d&uuml;nyamızdaki insan neslinin değil, diğer G&uuml;neş sistemlerindeki insan  nesillerinin de GEN şifresini ve sırrını i&ccedil;ermektedir. Her &acirc;lemin bir &Ccedil;ınar  ağacı vardır. Osmanlının ve Erenlerin bu ağaca niye bu kadar değer verdiğini  sanıyorsunuz?&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp;  </font><font color="#ff0000">19.B&ouml;l&uuml;m</font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="565" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1143-bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (18. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1141-bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1141-bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:12:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1141</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (18. B&#246;l&#252;m) Aradan ge&#231;en &#252;&#231; g&#252;n i&#231;inde, gen&#231;ler yaptıkları bu hararetli sohbeti d&#252;ş&#252;n&#252;p, tefekk&#252;r etmişler ve anlamaya &#231;alışmışlardı. &#220;&#231;&#252; de her akşam d&#252;zenli olarak, bir takım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (18. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="480" height="259" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><font face="Verdana">Aradan ge&ccedil;en  &uuml;&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;inde, gen&ccedil;ler yaptıkları bu hararetli sohbeti d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p, tefekk&uuml;r  etmişler ve anlamaya &ccedil;alışmışlardı. &Uuml;&ccedil;&uuml; de her akşam d&uuml;zenli olarak, bir takım  zikirler &ccedil;ekerek mağaraya y&ouml;neliyor, hacet namazı kılarak, Cenabı Allah&rsquo;tan  mağaranın yerini g&ouml;rmek ve sırlarına ermek konusunda yardım istiyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yoğun zikir  &ccedil;alışmaları ve dualarla tek bir noktaya y&ouml;nelmek, o noktanın i&ccedil; ve dış  sırlarının kişiye a&ccedil;ılmasına sebep olduğu gibi, mağaranın da sırları, bu &uuml;&ccedil;  arkadaşa a&ccedil;ılmaya başlamıştı. Alper ve Hakan&rsquo;ın g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yalar, birbiriyle ayni  denecek kadar benzerlik g&ouml;sterirken, Yahya&rsquo;nın g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yalar, bu ikisinden  tamamen farklı ve ahir zaman s&uuml;reci ile ilgiliydi. &nbsp; Kişinin zihin  menfezlerinin, geleceğe ya da ge&ccedil;mişe a&ccedil;ık olmasından dolayı, bu farklılığın  olduğunu biliyorlardı. Kendilerine verilecek olan sırrın da, bu &ouml;zelliklere g&ouml;re  olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu akşam,  Hakan&rsquo;ın evinde toplanmışlar yine hararetli bir şekilde konuşuyor ve durum  değerlendirmesi yapıyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Arkadaşlar; ge&ccedil;en akşam konuştuğumuz, Ay g&uuml;nleri konusunu, Mustafa abiye sordum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Ne  dedi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Doğru  olduğunu ve bu anlatılan şeylerin, Ay&rsquo;ın ve insanın sırlarından sadece birka&ccedil;  tanesi olduğunu s&ouml;yledi. Hakikaten insanın d&ouml;rt ayrı bilinci ve yedi ayrı evresi  varmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanın ana  rahminde ge&ccedil;irdiği ilk 40 g&uuml;n maden bilincine, ikinci 40 g&uuml;n bitki bilincine ve  &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; 40 g&uuml;n hayvan bilincine denk gelmekteymiş. Hayvan bilincinin bittiği ve  insan bilincinin başladığı g&uuml;n, ana rahmindeki 120. g&uuml;n oluyor. Dikkat  ederseniz, ana rahmindeki bebeğin beyninin, enerji beden &uuml;retimi, bu g&uuml;nde  başlıyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Yani  ruh &uuml;flenmesi denen şey, bu g&uuml;n oluyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet,  tam olarak anlatılmak istenen sanırım bu. Ayrıca Ay&rsquo;ın birinci kat sema  olduğunu, Allah&rsquo;ın Veli kullarına ve fen ilminin sağladığı teknik imk&acirc;nlarla,  uzaya &ccedil;ıkan ve inenlere bir istasyon g&ouml;revi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnenler arza  g&ouml;re, &ccedil;ıkanlar g&ouml;klere g&ouml;re uygun bir bedeni, Ay&rsquo;da giyerlermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Nasıl  yani? Allah&rsquo;ın veli kulları da mı, başka alemlere giderken, Ay&rsquo;da beden  değiştirip, istasyon olarak kullanıyorlar?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Dediğim  gibi, Ay birinci kat sema olduğu i&ccedil;in sadece bunlar değil, &ouml;len bir kimsenin  ruhu da buraya uğramak zorunda. Ay, &ouml;len bir kimse i&ccedil;in, en riskli sırat  k&ouml;pr&uuml;s&uuml;d&uuml;r. Ay&rsquo;ın karanlık y&uuml;z&uuml; i&ccedil;in, Cehennem&rsquo;dendir denilmektedir. Ayrıca  &ccedil;oğumuzun dilinde olan ve &ccedil;ocuklarımıza &ouml;ğrettiğimiz Ay dede s&ouml;z&uuml;, &ccedil;ok &ouml;nemli  bir ger&ccedil;eğe işaret etmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Ay dede  s&ouml;z&uuml; m&uuml; ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Hazreti  Muhammed (s.a.v.) Efendimiz, Mira&ccedil;&rsquo;a &ccedil;ıkarken birinci kat semada kimi g&ouml;rd&uuml;?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: &Acirc;dem  peygamberi g&ouml;rd&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Birinci  kat sema Ay&rsquo;dır ve &Acirc;dem peygamber bizim dedemizdir. Dolayısıyla Ay dede s&ouml;z&uuml;,  &Acirc;dem peygamberin, berzahtaki makamı olmasından dolayıdır. B&ouml;yle nice s&ouml;z vardır,  i&ccedil;inde taşıdığı ger&ccedil;eklerden, tamamen habersiziz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ayrıca Ay&rsquo;ın  istasyon g&ouml;revi g&ouml;rmesi konusunda, &Uuml;stat Said Nursi Bedi&uuml;zzaman Hazretleri 15.  s&ouml;z, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; basamakta ş&ouml;yle buyurmaktadır:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Elbette,  cesedi misali giyen ve manevi hafiflik ve letafete erişen bir kısım ehli d&uuml;nya  (enbiya-evliya) uzaya gidebildikleri gibi, cesedi zahiri giyen bazı g&ouml;k ehli de  d&uuml;nyaya gelebilirler ve gelmektedirler.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Uuml;stad yine 29.  s&ouml;zde ş&ouml;yle buyurur:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bazı  madensel taşıma ara&ccedil; &ccedil;eşitleri, bir kısım g&ouml;k ehlinin uzay gemisi ve bineğidir  ki, Allah&rsquo;ın izniyle bunlara binerek, d&uuml;nyayı ve g&ouml;r&uuml;nen &acirc;lemleri g&ouml;zetleyip  gezerler. Gezegen olan yıldızlardan, yağmur damlalarına kadar &ccedil;eşitli  varlıklarda yine meleklerin binekleridirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Balık suda,  b&ouml;cek toprakta yaşadığı gibi yıldızların ateşinde bile varlıklar bulunur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mustafa abi,  eski ismi Babil&rsquo;de, Ay tanrısına SİN dendiğini s&ouml;yledi ve Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;de,  Hazreti Muhammed (s.a.v),YA SİN diye hitap edildiğine dikkat &ccedil;ekti. Yine eski  Mısır&rsquo;da, Ay ile kedinin kutsal sayıldığını, bunların ikisinin de, arkalarını  yani sırtlarını yery&uuml;z&uuml;ne d&ouml;nmediklerini s&ouml;yledi. Kediyi ne kadar y&uuml;ksekten  atarsan at, yine de d&ouml;rt ayak&uuml;st&uuml;ne d&uuml;şmekte ve sırtı yere gelmemektedir. Ay da  ayni bu kedi gibi arka y&uuml;z&uuml;n&uuml; hi&ccedil;bir zaman d&uuml;nyaya d&ouml;nmemekte ve biz insanlara  g&ouml;stermemektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Hakikaten tuhaf bir benzerlik var. İnsan bu gibi şeyleri &ouml;ğrenmeye başlayınca,  kafası biraz karışmaya başlıyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Klasik  din bilgileriyle yetiştiğimiz ve beş duyu ile algıladığımız verilerle kendimizi  şartlandırdığımız i&ccedil;in her &ouml;ğrenilen sır, ilk başlarda insanı biraz ş&uuml;pheye  d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  &nbsp;Arkadaşlar, akşam mağara ile ilgili, gayet net bir r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Hayırdır inşallah anlat bakalım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Gece  vakti, Demirk&ouml;y ormanlarında, Malipetra denen kayalığın olduğu civarda, kuzey  istikametine doğru y&uuml;r&uuml;yordum. Arkamdan, y&uuml;zlerini g&ouml;remediğim iki kişi  geliyordu. Sağımda ve solumda olmak &uuml;zere, bir insan boyu gerideydiler. Ormanlık  olmasına rağmen sanki bana &ouml;zel bir yol a&ccedil;ılmış ve ben o yolda, bildiğim bir  yere doğru gidiyordum. Arkamdan gelen o iki kişi, bana Saffat suresini  anlatıyorlardı. Tam o sırada sağ tarafta bir mağara ağzı g&ouml;rd&uuml;m&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mağaranın  ağzında, y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;remediğim ak yazmalı bir kadının peşine takıldım. Kadın, beni  doğruca 12 tane t&uuml;nel ve demir bir kapının olduğu yere getirdi. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; t&uuml;nelin  ağzında, adamın biri, yere yeşil bir seccade sermiş, namaz kılıyordu. Ben  geldikten sonra sağa-sola selam vererek namazdan &ccedil;ıktı ve g&uuml;l&uuml;mseyerek bana  d&ouml;nd&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Seccadesinin  altından iki tane kitap &ccedil;ıkardı. Kitabın birini o kadına verdi, diğerinin ise  sayfalarını a&ccedil;arak okumaya başladı. Mağaranın i&ccedil;inde soldan sağa 13 t&uuml;nel vardı  ama sadece 13. t&uuml;nelin ağzı, demir bir kapı ile kapatılmış ve kalın zincirlerle,  asma kilitlerle kilitlenmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kapının  &uuml;zerinde biri yuvarlak, biri d&ouml;rt k&ouml;şe, diğeri ise sekiz k&ouml;şeli olmak &uuml;zere  toplam &uuml;&ccedil; tane tokmak vardı. Adam anlatmaya daha doğrusu kitaptan okumaya,  bunların sırlarından başladı:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu kapının  yuvarlak olan tokmağı, kalpteki FUAD denen ve &acirc;lemlere a&ccedil;ılan noktaya işaret  eder. Eğer bu kapı bu tokmakla a&ccedil;ılırsa, gireceğin &acirc;lem, sonsuz &acirc;lemlerden  herhangi biri olabilir. Bu tokmağın a&ccedil;ıldığı &acirc;lem, a&ccedil;an kişiye ve d&uuml;nyanın  i&ccedil;inde bulunduğu &ccedil;ağa ve bur&ccedil;a g&ouml;re değişir. O y&uuml;zden, kapı bu tokmakla  a&ccedil;ılırsa, kişi sonsuz &acirc;lemlerde kaybolabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eğer kapı,  d&ouml;rt k&ouml;şe olan tokmakla a&ccedil;ılırsa, d&ouml;rt b&uuml;y&uuml;k meleğin ve &Acirc;dem (a.s.) sırrına  erersin. K&acirc;be&rsquo;deki kara taşın geldiği &acirc;leme gidersin. &nbsp;Ayrıca bu d&ouml;rt k&ouml;şe  tokmak, suyun sırrına da işarettir. Su her halinde secde vaziyetinde, yerde ve  d&ouml;rtgendir. Ateşin sırrı ise &uuml;&ccedil;gendir. Ateş şeytanın simgesi, su ise meleğin  simgesidir. Varlık sahnesinde ilk savaş, suyun &ouml;ze inmesiyle, suyun zıddı olan  ateş arasında olmuştur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eğer sekiz  k&ouml;şeli tokmakla kapıyı a&ccedil;arsan, sekiz Cennet&rsquo;e a&ccedil;ılan bir boyuta ge&ccedil;ersin. Bil  ki; K&acirc;be de sekiz k&ouml;şelidir ve sekiz k&ouml;şede, toplam 24 a&ccedil;ı vardır. Bir g&uuml;n ise  24 saattir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;lemde, bu  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n 12 t&uuml;nel gibi yine 12 t&uuml;nel vardır. Bu t&uuml;neller geceleyin bir başka  zamana ve boyuta, g&uuml;nd&uuml;zleyin bir başka zamana ve boyuta &ccedil;ıkar. Her t&uuml;nel, gece  ve g&uuml;nd&uuml;z olmak &uuml;zere &ccedil;ift işlevlidir. G&uuml;nd&uuml;z, zahiri zaman ve boyutlara a&ccedil;ılır,  gece ise manevi zaman ve boyutlara a&ccedil;ılır. 12 T&uuml;neli, gece ve g&uuml;nd&uuml;z ile yani  iki ile &ccedil;arptığın zaman 24 eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ana rahmine  d&uuml;şen insanın ruhu, bu 12 t&uuml;nellerin birinden gelir. İnsana &uuml;flenen ruh, g&uuml;n&uuml;n  hangi saatine denk geliyorsa ve hangi t&uuml;nelden geliyorsa, kişi bedenen bulunduğu  zamana ait olmakla birlikte, ruhlar farklı zaman ve boyutların bilgisine  sahiptir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ruh, ge&ccedil;tiği  t&uuml;nelin, manevi ya da zahiri olmak &uuml;zere, boyut ve zamanın t&uuml;m bilgilerini ve  &ouml;zelliklerini kuşanır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kişi, ahir  zamana ait boyuttan ve zamandan da ge&ccedil;ebilir, Atlantis ve Mu uygarlığının  zamanından da ge&ccedil;ebilir ya da insanlardan &ouml;nce yery&uuml;z&uuml;nde yaşayan, Cin  uygarlıklarına ait her hangi bir zamandan da ge&ccedil;ebilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bizler  hepimiz, bedenen bulunduğumuz zamana aitiz ama ruhen farklı bir zamanın ve  boyutun bilgisini kuşanmış varlıklarız. Herkesin zihin menfezleri, ruhunun  kuşandığı boyut istikametinde a&ccedil;ıktır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Adam bunları  okuduktan sonra, kitabın kapağını kapattı ve bana ş&ouml;yle dedi:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu  dediklerimi iyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ve &ccedil;evrenizi &ccedil;ok iyi g&ouml;zlemleyin. Ne demek istenildiğini  anlayacaksınız.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Daha sonra  kendimi mağaranın ağzında buldum. Yine arkamdan beni takip eden iki kişi ile  birlikte y&uuml;r&uuml;meye başladım. Arkamdan gelenler, adamın bana okuduğu kitabın  isminin ZAMANIN DOKUSU olduğunu s&ouml;ylediler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mağaranın doğu  tarafına doğru y&uuml;r&uuml;meye devam ettik ve kerpi&ccedil; evlerden oluşan ama kimsenin  yaşamadığı &ccedil;ok eski bir k&ouml;ye geldik. Arkamdaki o iki kişi, bu k&ouml;y&uuml;n nebi ya da  resul g&ouml;rm&uuml;ş bir k&ouml;y olduğunu s&ouml;ylediler. Bana Saffat, Saffat diye  zikrederlerken uyandım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kardeş  maşallah ve hayır olsun. Nasıl bir r&uuml;ya bu b&ouml;yle ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Hakikaten &ccedil;ok garip bir r&uuml;ya kardeşim. Cenabı Allah, hayırla neticelendirsin  inşallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kardeş,  r&uuml;yanda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n ZAMANIN DOKUSU isimli kitabı, ben de r&uuml;yamda g&ouml;rd&uuml;m. Acaba sır  olan bu kitap mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Sen  nasıl g&ouml;rd&uuml;n, anlatsana.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Bir  odada, kızımla beraber televizyon programı seyrediyorduk. &Ccedil;ok sevdiğim bir  abinin, devamlı takip ettiğim bir programıydı. Programın konuğu, sa&ccedil;ları hafif  &ouml;nden d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş M&uuml;sl&uuml;man bir profes&ouml;rd&uuml;. Zamanın Dokusu adlı kalın bir kitap  yazmış ve bu konuda &ccedil;alışmaların devam ettiğini s&ouml;yl&uuml;yordu. Elinde g&ouml;sterdiği  kitabını da, anam-babam bastırdı diyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bulunduğumuz  odanın, bah&ccedil;eye a&ccedil;ılmış bir kapısı vardı. Kapının dışında masa &uuml;zerinde ve yerde  olmak &uuml;zere iki tane pelerin vardı. Masa &uuml;zerindeki pelerin, İslam tasavvuf  tarihinde &ouml;nemli yeri olan, Hicri 12. asırda Afrika&rsquo;nın kuzey &uuml;lkelerinden  Fas&rsquo;ta yetişen, b&uuml;y&uuml;k Velilerden, &uuml;nl&uuml; ariflerden ve kendi zamanının kutbu olan  bir zata aitti. Yerdeki pelerin ise programdaki profes&ouml;re aitmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">O b&uuml;y&uuml;k veli,  sağ elini uzatarak, profes&ouml;r&uuml;n pelerini uzaktan havalandırdı ve masanın &uuml;zerine  koydu. Bana sağ elini &ouml;pt&uuml;rd&uuml;kten sonra, kapıyı a&ccedil;mamla birlikte kızımın ve  televizyonun olduğu odaya girdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">O b&uuml;y&uuml;k veli,  avucuna biraz &ccedil;akıl taşı aldı ve kerameti ile ısıtarak, benim iki avucuma  bıraktı. Taşların sıcaklığından canım yandığı i&ccedil;in bağırmaya başladım. O ise  bana, &ouml;ylece bakıyordu. Daha sonra fark ettim ki; elim yanmıyordu, ben yandığını  sanıp, o ZAN ile bağırmışım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu mealde bir  r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m, r&uuml;yam devam ediyordu ama kitapla ilgili kısmı bu kadardı. Daha  sonra programın sunucusu olan değerli abime, yazarak bu r&uuml;yamı anlattım. Dilerse  geri kalan kısmını da anlatabilirim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Hakikaten sizin r&uuml;yalarınızın, sır i&ccedil;inde sır olan ortak noktaları var. Benim  ise b&uuml;t&uuml;n r&uuml;yalarım, ahir zaman s&uuml;reci ile ilgili.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  R&uuml;yamdaki kitapta yazdığı gibi, ruhun ge&ccedil;tiği t&uuml;nelle ilgili bir durum demek ki;  Senin ruhun, ahir zaman s&uuml;recine ait zaman ve boyuttan ge&ccedil;tiği i&ccedil;in, zihin  menfezlerinin o istikamette a&ccedil;ık. Bizim r&uuml;yalarımız ise hep ge&ccedil;mişle ilgili,  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n gibi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Sen  ge&ccedil;en g&uuml;n mağaranın bağrında sakladığı medeniyet ile ilgili bir şeyler  anlatıyordun. Devam etsene.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Mağaranın 8 kat olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorlar. Her katı ayrı ayrı sırlarla doluymuş ve 12  bin yıldan eski olan bu medeniyetin insanları, başlarını s&uuml;rekli tıraş  ettiriyormuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Eski  Mısır&rsquo;da, Firavun ailesinin yaptığı gibi yani.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp; Evet  dediğin gibi, eski Mısır&rsquo;da, Firavun ailesi de başını tıraş ediyormuş ama bunun  muhakkak bir sırrı olmalı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Nasıl  bir sır ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp; S&ouml;z  konusu bu kavmin başındaki kralın, diğer insanlardan daha uzun yaşadığı ve  başında sa&ccedil; &ccedil;ıkmadığını s&ouml;yl&uuml;yorlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kralın  tahtının tam karşısında ve odanın ortasında, beyaz mermerden bir havuz varmış.  Havuzdaki su, s&uuml;t gibi bembeyazmış. Havuzun i&ccedil;inde bir tane bembeyaz, kaza  benzeyen iri bir kuş, yanında ise irili ufaklı siyah kuşlar varmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kralın  bulunduğu yerin giriş kapısı, bildiğimiz kapılardan değilmiş. Dışarıdan bakan  yabancı biri i&ccedil;in, hi&ccedil; kapısı yokmuş. Sadece bı&ccedil;ağın keskin tarafı kadar ince  bir aralık olduğu ve bu aralıktan ge&ccedil;erken, elips şeklinde ve bir insanın  ge&ccedil;ebileceği kadar genişlediğini s&ouml;yl&uuml;yorlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Yani  bir nevi BOYUTSAL bir kapı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Herhalde &ouml;yle olmalı. İlk anlatıldığında, ben de &ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m zaten.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kralın  diğer insanlardan daha uzun yaşamasının sırrı, şimdi anlaşıldı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Nasıl  yani ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Eğer bu  boyutsal bir kapı ise, kapının ardı farklı bir boyut o halde. Dolayısıyla zaman  s&uuml;reci, d&uuml;nya boyutundan farklı oluyor. B&ouml;yle olunca, diğer insanlardan daha  uzun s&uuml;re yaşamış olması gayet normal.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Kralın  bulunduğu bu has odanın, boyutsal bir kapı ile saklanmış olması, bulunmasını &ccedil;ok  zorlaştırıyor. Zaten sekiz katın her biri, birka&ccedil; futbol sahası  b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ndeymiş. Tabii ki bu bir tahmin, daha da b&uuml;y&uuml;k olabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bu  kral, yeşil g&ouml;zl&uuml; bir kadın tarafından, bir &ccedil;eşit b&uuml;y&uuml; ile &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş. Kral  &ouml;lmeden &ouml;nce tahtında oturmuş, sabit g&ouml;zlerle, havuzdaki kuşları seyrediyormuş.  &Ouml;l&uuml;m olayı ger&ccedil;ekleştiğinde yine ayni şekilde kalmış. Yalnız kral &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; zaman  şu garip olay ger&ccedil;ekleşmiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Hangi  olay ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Kralın  &ouml;lmesini m&uuml;teakip, havuzda y&uuml;zen beyaz kuş ve arkasındaki siyah kuşların u&ccedil;arak,  g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde kaybolduğunu s&ouml;yl&uuml;yorlar. Kralın bedeni, hi&ccedil; bozulmadan hala &ouml;ylece  durmaktaymış. Onu &ouml;ld&uuml;ren yeşil g&ouml;zl&uuml; kadının ise g&ouml;zleri hari&ccedil; b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cudu  taşlaşmış ve bir daha o odadan dışarı &ccedil;ıkamamış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Sadece  g&ouml;zleri mi kalmış ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp; Zaten  sadece g&ouml;zleri kaldığı i&ccedil;in g&ouml;zlerinin yeşil olduğu biliniyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Peki bu  beyaz havuzdaki, beyaz suyun ve kuşların sırrı neymiş ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bu  havuzun bulunduğu nokta, hayat sıfatının sırrı olan Cebrail (a.s.), fizik bedene  b&uuml;r&uuml;nerek, arza indiği ve ayağını bastığı yerden &ccedil;ıkan suymuş. O y&uuml;zden buradaki  suya, hayat suyu diyorlarmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Cebrail  (a.s.)&rsquo;in fizik bedene b&uuml;r&uuml;nmesi mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  &nbsp;Cebrail (a.s.), Peygamberimizin devrinde, sahabeden birinin suretine b&uuml;r&uuml;nm&uuml;yor  muydu? Hazreti Hasan ile Hazreti H&uuml;seyin Efendilerimiz, onu o sahabe sanarak,  onunla oynamıyorlar mıydı? Hazreti Musa (a.s.) zamanında yine fizik bedene  b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml; de, Samiri denilen kişi, onu tanıyarak, ayağının bastığı yerin  toprağını, yaptığı bir buzağı heykeline katmamış mıydı? Daha sonra o buzağı  canlanıp, bir takım sesler &ccedil;ıkarmış ve İsrail oğullarının bir kısmı o buzağıya  tapmamış mıydılar?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet  doğru s&ouml;yl&uuml;yorsun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Peki;  ya kuşların sırrı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Kuşların sırrını bilmiyorum, anlatan kişi bunu s&ouml;ylemedi. Yalnız kralın  parmağında, d&uuml;nyada hatta G&uuml;neş sisteminde olmayan bir elementten yapılmış bir  y&uuml;z&uuml;k varmış. Bu y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n &uuml;st&uuml;nde RUKKA &acirc;leminin, d&ouml;rt b&uuml;y&uuml;k meleğinin ismi  yazıyormuş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Rukka  &acirc;lemi mi? İlk defa duyuyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Ben de  aynen b&ouml;yle s&ouml;yledim anlatan kişiye. Meğerse bu &acirc;lem d&uuml;nyadan 70 hicab ve 70  hicab daha &ouml;tede, Arş&rsquo;ın &uuml;st&uuml;nde bulunan bir &acirc;lemmiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Hakikaten &ccedil;ok tuhaf şeyler. Acaba bu kral insan mı ki?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Bu  medeniyetin başına gelenler, kral &ouml;ld&uuml;kten sonra daha da tuhafmış zaten&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Bu  kralın başka &ouml;zellikleri, dikkat &ccedil;eken başka tarafları falan var mıymış ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  &nbsp;D&uuml;nyadaki b&uuml;t&uuml;n dilleri, ana dili gibi konuşurmuş. Camı elmasa, metalleri  altına &ccedil;evirebiliyormuş. Bu kralın zamanında fizik ve metafizik ilmi &ccedil;ok ileri  d&uuml;zeydeymiş. Tarihin i&ccedil;inden her olayı ya da kişileri ve geleceği, sanki kendi  yaşamış gibi, gayet net ve ayrıntısına kadar anlatıyormuş.F izik beden olarak  diğer insanlar gibi yaşlanmıyormuş. Esas garip tarafı, adam hi&ccedil; uyumuyormuş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Hayat  suyu dedin, &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k suyu gibi bir şey mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Hayır  &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k suyu filan değil. Bu suyu i&ccedil;en kişilerin, ruhlarının nuru artar ve  enerji bedenlerinin titreşimi hızlanırmış. Bu sudan i&ccedil;en kişilerin fizik  bedenleri, mavi renkli, cam bir t&uuml;p&uuml;n i&ccedil;ine yatırılır, baş kısmı hari&ccedil; t&uuml;p &ouml;zel  karışımlı bir suyla doldurulur, suyun i&ccedil;ine hakiki g&uuml;l suyu katılır ve kişinin  tamamen bilincini kaybetmesi beklenirmiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şeffaf beden,  fizik bedenden ayrılınca, t&uuml;p&uuml;n suyu boşaltılır ve &uuml;st&uuml; sarı renkli bir &ouml;rt&uuml; ile  &ouml;rt&uuml;l&uuml;rm&uuml;ş. Eğer şeffaf beden &uuml;&ccedil; g&uuml;ne kadar geri gelmezse, &ouml;l&uuml;m olayı  ger&ccedil;ekleşebileceği i&ccedil;in t&uuml;p tekrar suyla doldurulur, i&ccedil;ine &ccedil;ınar ağacının &ouml;z  suyu katılarak kristal odasına g&ouml;t&uuml;r&uuml;rlermiş. Mavi bir kristalin altında, şeffaf  beden mecburi olarak fizik bedene geri d&ouml;nermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">T&uuml;pteki suyun  i&ccedil;ine katılan karışım ve hakiki g&uuml;l suyu, fizik bedenin yapı taşları olan  atomların, titreşimini d&uuml;ş&uuml;r&uuml;rm&uuml;ş. Cam t&uuml;p&uuml;n mavi renkli olması da ruhun  titreşimini arttırırmış. Zaten mavi renk, ruhun rengidir. Daha &ouml;nce i&ccedil;ilen  havuzdaki su ve hakiki g&uuml;l suyu, şeffaf bedenin titreşimini maksimum seviyeye  &ccedil;ıkarır, b&ouml;ylece fizik bedenden ayrılmasını sağlarmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">T&uuml;p&uuml;n i&ccedil;inde  bekleyen fizik bedenin &uuml;st&uuml;ne, sarı renkli bir &ouml;rt&uuml;n&uuml;n &ouml;rt&uuml;lme sebebi ise  cinlerin ve kem g&ouml;zlerin saldırılarından korumak ve başka birinin şeffaf  bedeninin, bir başkasının fizik bedenine girmesini engellemek i&ccedil;inmiş. Zira sarı  renk, bedenin kendi ruhu hari&ccedil; cinlerin ve bu frekansta olanların titreşimine  negatif etki yaparak uzak tutar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şeffaf bedeni  yani enerji bedeni geri getirirken suya katılan &ccedil;ınar ağacının &ouml;z suyu, fizik  bedenin atomlarının titreşimini arttırarak, bu sefer fizik bedenin enerji  bedene, titreşim olarak &uuml;st&uuml;n gelmesine ve geri d&ouml;nmesine sebep olurmuş. Zaten  &ccedil;ınar ağacında uzun yaşamanın, gen&ccedil; kalmanın ve gen tedavisinin sırları  mevcuttur&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Peki bu  insanların hepsi mi, bu işlemi ger&ccedil;ekleştiriyorlarmış ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Hayır  hepsi değil. Belli bir &ouml;ğretiyi tamamlayıp, se&ccedil;kinler sınıfına d&acirc;hil olanlar  bunu yapabiliyorlarmış. Zaten belli bir &ouml;ğretiden ge&ccedil;meyen kişinin enerji  bedeni, ge&ccedil;tiği boyutun ilk olarak cinlerin boyutu olması sebebi ile bu  mahl&ucirc;katın hemen saldırılarına maruz kalır. Enerji bedenin titreşim boyutunda,  cinlerden daha tehlikeli mahl&ucirc;klar da varmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Enerji  bedenin, fizik bedenden ayrılmasıyla bu insanlar nerelere gidiyorlarmış, neler  yapıyorlarmış?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bu  kişiler zaten evvelinde, mistik bir &ouml;ğretiden ge&ccedil;tikleri i&ccedil;in enerji bedenleri  ile cinler &acirc;lemine n&uuml;fuz edebiliyorlar, Berzah &acirc;lemi denen boyutta ki &ouml;l&uuml;lerin  ruhlarının bir kısmı ile g&ouml;r&uuml;şebiliyorlar ve başka G&uuml;neş sistemlerine  gidebiliyorlarmış. Zaten başka G&uuml;neş sistemlerinden getirdikleri değişik  bilgileri, fiziksel boyutta değerlendirip, geliştirdikleri teknik imk&acirc;nlarla  yine ayni gezegenlere gitmeye başlamışlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Oralardan,  d&uuml;nyada olmayan maden ve elementler getirmeye, d&uuml;nyada yetişmeyen bitki  &ccedil;eşitleri ve hayvanlar getirmeye başlamışlardı. Teknolojileri akıl almaz bir  &ouml;l&ccedil;&uuml;ye ulaşmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Herhangi bir  nesnenin i&ccedil; kısmını, dışını kesmeden işleyebiliyorlardı, maddeyi enerjiye  d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;p, başka bir zamana ve mek&acirc;na iletebiliyorlardı, tek par&ccedil;a gemiler ve  uzay ara&ccedil;ları yapabiliyorlardı. Bu kavmin en tehlikeli gelişmesi ise, gelişmiş  bir beyin yapısına sahip olan, insanla hayvan arası bir canlı t&uuml;r&uuml;n&uuml;n, bunların  zamanında ortaya &ccedil;ıkmasıydı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Yani bu  insanlar, başka bir boyutun ve d&uuml;zlemin ilmine ve bilgisine ulaşmışlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Yalnız ilk olarak teknik imk&acirc;nlarla bu yolculuğu yaptıklarında, kullandıkları  d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutun, sayısız d&uuml;zlemlerine kaybolmuşlar, bir kısmı geri  getirilememiş ya da geri gelenlerden bir kısmı &ouml;lm&uuml;ş ya da insan formundan  &ccedil;ıkmıştı. Bu yolculuklar sırasında, kavim i&ccedil;in d&ouml;n&uuml;m noktası denebilecek bir  olay yaşanmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Nedir  bu d&ouml;n&uuml;m noktası olan olay ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  &nbsp;Yaptıkları en son yolculuklarında, geri gelen sekiz kişi, insan&uuml;st&uuml; g&uuml;&ccedil;lerle  d&ouml;nm&uuml;şler ve beraberlerinde gittikleri &acirc;lemden, bir mahl&ucirc;kat getirmişler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sekiz kişinin  beraberinde getirdikleri o mahl&ucirc;k, &ouml;nce cinlerin daha sonra insanların  kontrol&uuml;n&uuml; ele ge&ccedil;irmiş. O mahl&ucirc;kun beraberinde taşıdığı bir cam k&uuml;re ve bu cam  k&uuml;renin i&ccedil;inde pis kokulu, kırmızı bir taş varmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu taş  sayesinde, emrindeki cinlerin enerji bedenlerini, fizik bedene d&ouml;n&uuml;şecek kadar  yoğunlaştırabiliyor ve g&uuml;&ccedil;lendirebiliyormuş. Ama ayni taş, insan ruhunun  tahribatına sebep olmakta ve ruha acı vermekte, kendi &ccedil;ekim alanı i&ccedil;inde tutsak  edip, beyinleri bloke etmekteymiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Bu bir  nevi, kabir azabı gibi bir şey o zaman.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Zaten  kabir azabı da, enerji bedenin acı ve ızdırap duyması, cebri bir yaşam i&ccedil;ine  girmesi değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Farkında mısınız? Şu an, insanların soyut ya da manevi olarak bildiği ve bir  kısmının da ink&acirc;r ettiği, &ouml;l&uuml;m sonrası i&ccedil;ine gireceğimiz &acirc;lemin, somut olarak  algılanan halini konuşuyoruz. Bu konuştuklarımız d&uuml;ped&uuml;z, &ouml;l&uuml;m &ouml;tesi bir alemin,  beş duyumuza g&ouml;re a&ccedil;ıklanması yahu&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Arkadaşlar artık biliyoruz ki; &ouml;l&uuml;m sonrası i&ccedil;ine gireceğimiz berzah &acirc;lemi ve  sırları, şu g&ouml;zlerle g&ouml;rebileceğimiz kadar yakın aslında. Ay dedeyi her akşam  g&ouml;rm&uuml;yor muyuz ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Sır  denilen şeylerle i&ccedil; i&ccedil;e ve y&uuml;z y&uuml;ze yaşıyoruz da haberimiz yok yahu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Peki  mağara hakkında başka şey biliyor musun?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Kralın  odasının tam karşısında, K&acirc;be duvarı gibi d&ouml;rt k&ouml;şe ve &uuml;st&uuml; a&ccedil;ık 2 metre  y&uuml;ksekliğinde bir yapı varmış. Bu yapının &uuml;st&uuml; camla kaplı ve i&ccedil;i aydınlıkmış.  Bunun &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkan kişi, aşağı baktığında, aydınlık ama dipsiz bir kuyunun  &uuml;st&uuml;nde olduğunu g&ouml;r&uuml;yormuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte bu kuyu  ile Ayasofya camisinin i&ccedil;indeki kuyunun sırrı ve a&ccedil;ıldığı &acirc;lem ayni imiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Sen bu  anlattıklarını nereden &ouml;ğrendin, bu bilgilere nasıl ulaştın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Sizinle bu mağarayı aramaya başlamamızdan d&ouml;rt ay sonra, Elmacık k&ouml;y&uuml;ne, ceviz  almaya gidiyordum. K&ouml;y&uuml;n yolu &uuml;zerinde, kestirme olur diye sağ tarafa sapan,  patika bir yola girdim. Yol Elmacık k&ouml;y&uuml;ne değil ama başka bir k&ouml;ye &ccedil;ıktı. &Ouml;ğlen  vakti olduğu i&ccedil;in durup camisinde namaz kıldım. Yalnız caminin ne cemaati vardı  ne imamı. Koca camide &ouml;ğlen namazını tek başıma kıldım. Namazdan sonra &ouml;n&uuml;nde  s&ouml;ğ&uuml;t ağacı olan, basık tavanlı kerpi&ccedil; bir kahvehanede, k&ouml;z &uuml;st&uuml;nde ısıtılmış  bir bardak &ccedil;ay i&ccedil;tim&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: K&ouml;z  &uuml;st&uuml;nde mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp; Evet  dediğim gibi. Zaten k&ouml;y&uuml;n ne elektrik direği vardı ne de kahvehanede t&uuml;pl&uuml; ocak  vardı. &Uuml;&ccedil; beş tane ihtiyardan başka kimseyi g&ouml;rmedim zaten. &Ccedil;ayın parasını da  almadılar. Bana &ccedil;ayı ısmarlayan ihtiyar, ben sormadan bunları anlattı bana.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Sen  sormadan mı anlattı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kardeş  ben daha &ouml;nce, k&ouml;ylere pazar kurmaya giderken, d&ouml;n&uuml;şte Elmacık k&ouml;y&uuml;ne uğrayıp su  alırdım. Bahsettiğin o patika yoldan ka&ccedil; defa gittim. O yol, eski bir mezarlığın  yanından ge&ccedil;ip, doğruca ana yola &ccedil;ıkar. Orada k&ouml;y filan yok!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Tamam  k&ouml;y&uuml;n yanında gayet eski bir mezarlık var ve patika, doğruca ana yola &ccedil;ıkıyor.  K&ouml;y de zaten mezarlığın yanında.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kardeş  orada k&ouml;y filan yok, ka&ccedil; defa gittim ben oradan!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Orada  k&ouml;y filan yoksa benim g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m neydi o zaman ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Senin  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n k&ouml;y, zaten tuhaf kardeşim. Bana bakın, bu işte biraz gariplik var.  İkiniz de ayni yoldan gittiğinizi ve eski bir mezarlık g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml;  s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. Ama biriniz k&ouml;y vardı diyorsunuz, diğeriniz yok diyorsunuz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Abi be.  &nbsp;Benim g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m neydi o zaman ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a>18.B&ouml;l&uuml;m<a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');">19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="962" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1141-bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (18. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3313-bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3313-bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:12:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1141</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (18. B&#246;l&#252;m) Aradan ge&#231;en &#252;&#231; g&#252;n i&#231;inde, gen&#231;ler yaptıkları bu hararetli sohbeti d&#252;ş&#252;n&#252;p, tefekk&#252;r etmişler ve anlamaya &#231;alışmışlardı. &#220;&#231;&#252; de her akşam d&#252;zenli olarak, bir takım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (18. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="480" height="259" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><font face="Verdana">Aradan ge&ccedil;en  &uuml;&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;inde, gen&ccedil;ler yaptıkları bu hararetli sohbeti d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p, tefekk&uuml;r  etmişler ve anlamaya &ccedil;alışmışlardı. &Uuml;&ccedil;&uuml; de her akşam d&uuml;zenli olarak, bir takım  zikirler &ccedil;ekerek mağaraya y&ouml;neliyor, hacet namazı kılarak, Cenabı Allah&rsquo;tan  mağaranın yerini g&ouml;rmek ve sırlarına ermek konusunda yardım istiyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yoğun zikir  &ccedil;alışmaları ve dualarla tek bir noktaya y&ouml;nelmek, o noktanın i&ccedil; ve dış  sırlarının kişiye a&ccedil;ılmasına sebep olduğu gibi, mağaranın da sırları, bu &uuml;&ccedil;  arkadaşa a&ccedil;ılmaya başlamıştı. Alper ve Hakan&rsquo;ın g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yalar, birbiriyle ayni  denecek kadar benzerlik g&ouml;sterirken, Yahya&rsquo;nın g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yalar, bu ikisinden  tamamen farklı ve ahir zaman s&uuml;reci ile ilgiliydi. &nbsp; Kişinin zihin  menfezlerinin, geleceğe ya da ge&ccedil;mişe a&ccedil;ık olmasından dolayı, bu farklılığın  olduğunu biliyorlardı. Kendilerine verilecek olan sırrın da, bu &ouml;zelliklere g&ouml;re  olacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu akşam,  Hakan&rsquo;ın evinde toplanmışlar yine hararetli bir şekilde konuşuyor ve durum  değerlendirmesi yapıyorlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Arkadaşlar; ge&ccedil;en akşam konuştuğumuz, Ay g&uuml;nleri konusunu, Mustafa abiye sordum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Ne  dedi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Doğru  olduğunu ve bu anlatılan şeylerin, Ay&rsquo;ın ve insanın sırlarından sadece birka&ccedil;  tanesi olduğunu s&ouml;yledi. Hakikaten insanın d&ouml;rt ayrı bilinci ve yedi ayrı evresi  varmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsanın ana  rahminde ge&ccedil;irdiği ilk 40 g&uuml;n maden bilincine, ikinci 40 g&uuml;n bitki bilincine ve  &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; 40 g&uuml;n hayvan bilincine denk gelmekteymiş. Hayvan bilincinin bittiği ve  insan bilincinin başladığı g&uuml;n, ana rahmindeki 120. g&uuml;n oluyor. Dikkat  ederseniz, ana rahmindeki bebeğin beyninin, enerji beden &uuml;retimi, bu g&uuml;nde  başlıyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Yani  ruh &uuml;flenmesi denen şey, bu g&uuml;n oluyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet,  tam olarak anlatılmak istenen sanırım bu. Ayrıca Ay&rsquo;ın birinci kat sema  olduğunu, Allah&rsquo;ın Veli kullarına ve fen ilminin sağladığı teknik imk&acirc;nlarla,  uzaya &ccedil;ıkan ve inenlere bir istasyon g&ouml;revi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnenler arza  g&ouml;re, &ccedil;ıkanlar g&ouml;klere g&ouml;re uygun bir bedeni, Ay&rsquo;da giyerlermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Nasıl  yani? Allah&rsquo;ın veli kulları da mı, başka alemlere giderken, Ay&rsquo;da beden  değiştirip, istasyon olarak kullanıyorlar?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Dediğim  gibi, Ay birinci kat sema olduğu i&ccedil;in sadece bunlar değil, &ouml;len bir kimsenin  ruhu da buraya uğramak zorunda. Ay, &ouml;len bir kimse i&ccedil;in, en riskli sırat  k&ouml;pr&uuml;s&uuml;d&uuml;r. Ay&rsquo;ın karanlık y&uuml;z&uuml; i&ccedil;in, Cehennem&rsquo;dendir denilmektedir. Ayrıca  &ccedil;oğumuzun dilinde olan ve &ccedil;ocuklarımıza &ouml;ğrettiğimiz Ay dede s&ouml;z&uuml;, &ccedil;ok &ouml;nemli  bir ger&ccedil;eğe işaret etmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Ay dede  s&ouml;z&uuml; m&uuml; ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Hazreti  Muhammed (s.a.v.) Efendimiz, Mira&ccedil;&rsquo;a &ccedil;ıkarken birinci kat semada kimi g&ouml;rd&uuml;?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: &Acirc;dem  peygamberi g&ouml;rd&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Birinci  kat sema Ay&rsquo;dır ve &Acirc;dem peygamber bizim dedemizdir. Dolayısıyla Ay dede s&ouml;z&uuml;,  &Acirc;dem peygamberin, berzahtaki makamı olmasından dolayıdır. B&ouml;yle nice s&ouml;z vardır,  i&ccedil;inde taşıdığı ger&ccedil;eklerden, tamamen habersiziz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ayrıca Ay&rsquo;ın  istasyon g&ouml;revi g&ouml;rmesi konusunda, &Uuml;stat Said Nursi Bedi&uuml;zzaman Hazretleri 15.  s&ouml;z, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; basamakta ş&ouml;yle buyurmaktadır:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Elbette,  cesedi misali giyen ve manevi hafiflik ve letafete erişen bir kısım ehli d&uuml;nya  (enbiya-evliya) uzaya gidebildikleri gibi, cesedi zahiri giyen bazı g&ouml;k ehli de  d&uuml;nyaya gelebilirler ve gelmektedirler.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Uuml;stad yine 29.  s&ouml;zde ş&ouml;yle buyurur:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bazı  madensel taşıma ara&ccedil; &ccedil;eşitleri, bir kısım g&ouml;k ehlinin uzay gemisi ve bineğidir  ki, Allah&rsquo;ın izniyle bunlara binerek, d&uuml;nyayı ve g&ouml;r&uuml;nen &acirc;lemleri g&ouml;zetleyip  gezerler. Gezegen olan yıldızlardan, yağmur damlalarına kadar &ccedil;eşitli  varlıklarda yine meleklerin binekleridirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Balık suda,  b&ouml;cek toprakta yaşadığı gibi yıldızların ateşinde bile varlıklar bulunur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mustafa abi,  eski ismi Babil&rsquo;de, Ay tanrısına SİN dendiğini s&ouml;yledi ve Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;de,  Hazreti Muhammed (s.a.v),YA SİN diye hitap edildiğine dikkat &ccedil;ekti. Yine eski  Mısır&rsquo;da, Ay ile kedinin kutsal sayıldığını, bunların ikisinin de, arkalarını  yani sırtlarını yery&uuml;z&uuml;ne d&ouml;nmediklerini s&ouml;yledi. Kediyi ne kadar y&uuml;ksekten  atarsan at, yine de d&ouml;rt ayak&uuml;st&uuml;ne d&uuml;şmekte ve sırtı yere gelmemektedir. Ay da  ayni bu kedi gibi arka y&uuml;z&uuml;n&uuml; hi&ccedil;bir zaman d&uuml;nyaya d&ouml;nmemekte ve biz insanlara  g&ouml;stermemektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Hakikaten tuhaf bir benzerlik var. İnsan bu gibi şeyleri &ouml;ğrenmeye başlayınca,  kafası biraz karışmaya başlıyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Klasik  din bilgileriyle yetiştiğimiz ve beş duyu ile algıladığımız verilerle kendimizi  şartlandırdığımız i&ccedil;in her &ouml;ğrenilen sır, ilk başlarda insanı biraz ş&uuml;pheye  d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  &nbsp;Arkadaşlar, akşam mağara ile ilgili, gayet net bir r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Hayırdır inşallah anlat bakalım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Gece  vakti, Demirk&ouml;y ormanlarında, Malipetra denen kayalığın olduğu civarda, kuzey  istikametine doğru y&uuml;r&uuml;yordum. Arkamdan, y&uuml;zlerini g&ouml;remediğim iki kişi  geliyordu. Sağımda ve solumda olmak &uuml;zere, bir insan boyu gerideydiler. Ormanlık  olmasına rağmen sanki bana &ouml;zel bir yol a&ccedil;ılmış ve ben o yolda, bildiğim bir  yere doğru gidiyordum. Arkamdan gelen o iki kişi, bana Saffat suresini  anlatıyorlardı. Tam o sırada sağ tarafta bir mağara ağzı g&ouml;rd&uuml;m&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mağaranın  ağzında, y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;remediğim ak yazmalı bir kadının peşine takıldım. Kadın, beni  doğruca 12 tane t&uuml;nel ve demir bir kapının olduğu yere getirdi. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; t&uuml;nelin  ağzında, adamın biri, yere yeşil bir seccade sermiş, namaz kılıyordu. Ben  geldikten sonra sağa-sola selam vererek namazdan &ccedil;ıktı ve g&uuml;l&uuml;mseyerek bana  d&ouml;nd&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Seccadesinin  altından iki tane kitap &ccedil;ıkardı. Kitabın birini o kadına verdi, diğerinin ise  sayfalarını a&ccedil;arak okumaya başladı. Mağaranın i&ccedil;inde soldan sağa 13 t&uuml;nel vardı  ama sadece 13. t&uuml;nelin ağzı, demir bir kapı ile kapatılmış ve kalın zincirlerle,  asma kilitlerle kilitlenmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kapının  &uuml;zerinde biri yuvarlak, biri d&ouml;rt k&ouml;şe, diğeri ise sekiz k&ouml;şeli olmak &uuml;zere  toplam &uuml;&ccedil; tane tokmak vardı. Adam anlatmaya daha doğrusu kitaptan okumaya,  bunların sırlarından başladı:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu kapının  yuvarlak olan tokmağı, kalpteki FUAD denen ve &acirc;lemlere a&ccedil;ılan noktaya işaret  eder. Eğer bu kapı bu tokmakla a&ccedil;ılırsa, gireceğin &acirc;lem, sonsuz &acirc;lemlerden  herhangi biri olabilir. Bu tokmağın a&ccedil;ıldığı &acirc;lem, a&ccedil;an kişiye ve d&uuml;nyanın  i&ccedil;inde bulunduğu &ccedil;ağa ve bur&ccedil;a g&ouml;re değişir. O y&uuml;zden, kapı bu tokmakla  a&ccedil;ılırsa, kişi sonsuz &acirc;lemlerde kaybolabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eğer kapı,  d&ouml;rt k&ouml;şe olan tokmakla a&ccedil;ılırsa, d&ouml;rt b&uuml;y&uuml;k meleğin ve &Acirc;dem (a.s.) sırrına  erersin. K&acirc;be&rsquo;deki kara taşın geldiği &acirc;leme gidersin. &nbsp;Ayrıca bu d&ouml;rt k&ouml;şe  tokmak, suyun sırrına da işarettir. Su her halinde secde vaziyetinde, yerde ve  d&ouml;rtgendir. Ateşin sırrı ise &uuml;&ccedil;gendir. Ateş şeytanın simgesi, su ise meleğin  simgesidir. Varlık sahnesinde ilk savaş, suyun &ouml;ze inmesiyle, suyun zıddı olan  ateş arasında olmuştur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eğer sekiz  k&ouml;şeli tokmakla kapıyı a&ccedil;arsan, sekiz Cennet&rsquo;e a&ccedil;ılan bir boyuta ge&ccedil;ersin. Bil  ki; K&acirc;be de sekiz k&ouml;şelidir ve sekiz k&ouml;şede, toplam 24 a&ccedil;ı vardır. Bir g&uuml;n ise  24 saattir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;lemde, bu  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n 12 t&uuml;nel gibi yine 12 t&uuml;nel vardır. Bu t&uuml;neller geceleyin bir başka  zamana ve boyuta, g&uuml;nd&uuml;zleyin bir başka zamana ve boyuta &ccedil;ıkar. Her t&uuml;nel, gece  ve g&uuml;nd&uuml;z olmak &uuml;zere &ccedil;ift işlevlidir. G&uuml;nd&uuml;z, zahiri zaman ve boyutlara a&ccedil;ılır,  gece ise manevi zaman ve boyutlara a&ccedil;ılır. 12 T&uuml;neli, gece ve g&uuml;nd&uuml;z ile yani  iki ile &ccedil;arptığın zaman 24 eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ana rahmine  d&uuml;şen insanın ruhu, bu 12 t&uuml;nellerin birinden gelir. İnsana &uuml;flenen ruh, g&uuml;n&uuml;n  hangi saatine denk geliyorsa ve hangi t&uuml;nelden geliyorsa, kişi bedenen bulunduğu  zamana ait olmakla birlikte, ruhlar farklı zaman ve boyutların bilgisine  sahiptir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ruh, ge&ccedil;tiği  t&uuml;nelin, manevi ya da zahiri olmak &uuml;zere, boyut ve zamanın t&uuml;m bilgilerini ve  &ouml;zelliklerini kuşanır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kişi, ahir  zamana ait boyuttan ve zamandan da ge&ccedil;ebilir, Atlantis ve Mu uygarlığının  zamanından da ge&ccedil;ebilir ya da insanlardan &ouml;nce yery&uuml;z&uuml;nde yaşayan, Cin  uygarlıklarına ait her hangi bir zamandan da ge&ccedil;ebilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bizler  hepimiz, bedenen bulunduğumuz zamana aitiz ama ruhen farklı bir zamanın ve  boyutun bilgisini kuşanmış varlıklarız. Herkesin zihin menfezleri, ruhunun  kuşandığı boyut istikametinde a&ccedil;ıktır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Adam bunları  okuduktan sonra, kitabın kapağını kapattı ve bana ş&ouml;yle dedi:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu  dediklerimi iyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ve &ccedil;evrenizi &ccedil;ok iyi g&ouml;zlemleyin. Ne demek istenildiğini  anlayacaksınız.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Daha sonra  kendimi mağaranın ağzında buldum. Yine arkamdan beni takip eden iki kişi ile  birlikte y&uuml;r&uuml;meye başladım. Arkamdan gelenler, adamın bana okuduğu kitabın  isminin ZAMANIN DOKUSU olduğunu s&ouml;ylediler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mağaranın doğu  tarafına doğru y&uuml;r&uuml;meye devam ettik ve kerpi&ccedil; evlerden oluşan ama kimsenin  yaşamadığı &ccedil;ok eski bir k&ouml;ye geldik. Arkamdaki o iki kişi, bu k&ouml;y&uuml;n nebi ya da  resul g&ouml;rm&uuml;ş bir k&ouml;y olduğunu s&ouml;ylediler. Bana Saffat, Saffat diye  zikrederlerken uyandım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kardeş  maşallah ve hayır olsun. Nasıl bir r&uuml;ya bu b&ouml;yle ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Hakikaten &ccedil;ok garip bir r&uuml;ya kardeşim. Cenabı Allah, hayırla neticelendirsin  inşallah.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kardeş,  r&uuml;yanda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n ZAMANIN DOKUSU isimli kitabı, ben de r&uuml;yamda g&ouml;rd&uuml;m. Acaba sır  olan bu kitap mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Sen  nasıl g&ouml;rd&uuml;n, anlatsana.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Bir  odada, kızımla beraber televizyon programı seyrediyorduk. &Ccedil;ok sevdiğim bir  abinin, devamlı takip ettiğim bir programıydı. Programın konuğu, sa&ccedil;ları hafif  &ouml;nden d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş M&uuml;sl&uuml;man bir profes&ouml;rd&uuml;. Zamanın Dokusu adlı kalın bir kitap  yazmış ve bu konuda &ccedil;alışmaların devam ettiğini s&ouml;yl&uuml;yordu. Elinde g&ouml;sterdiği  kitabını da, anam-babam bastırdı diyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bulunduğumuz  odanın, bah&ccedil;eye a&ccedil;ılmış bir kapısı vardı. Kapının dışında masa &uuml;zerinde ve yerde  olmak &uuml;zere iki tane pelerin vardı. Masa &uuml;zerindeki pelerin, İslam tasavvuf  tarihinde &ouml;nemli yeri olan, Hicri 12. asırda Afrika&rsquo;nın kuzey &uuml;lkelerinden  Fas&rsquo;ta yetişen, b&uuml;y&uuml;k Velilerden, &uuml;nl&uuml; ariflerden ve kendi zamanının kutbu olan  bir zata aitti. Yerdeki pelerin ise programdaki profes&ouml;re aitmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">O b&uuml;y&uuml;k veli,  sağ elini uzatarak, profes&ouml;r&uuml;n pelerini uzaktan havalandırdı ve masanın &uuml;zerine  koydu. Bana sağ elini &ouml;pt&uuml;rd&uuml;kten sonra, kapıyı a&ccedil;mamla birlikte kızımın ve  televizyonun olduğu odaya girdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">O b&uuml;y&uuml;k veli,  avucuna biraz &ccedil;akıl taşı aldı ve kerameti ile ısıtarak, benim iki avucuma  bıraktı. Taşların sıcaklığından canım yandığı i&ccedil;in bağırmaya başladım. O ise  bana, &ouml;ylece bakıyordu. Daha sonra fark ettim ki; elim yanmıyordu, ben yandığını  sanıp, o ZAN ile bağırmışım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu mealde bir  r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m, r&uuml;yam devam ediyordu ama kitapla ilgili kısmı bu kadardı. Daha  sonra programın sunucusu olan değerli abime, yazarak bu r&uuml;yamı anlattım. Dilerse  geri kalan kısmını da anlatabilirim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Hakikaten sizin r&uuml;yalarınızın, sır i&ccedil;inde sır olan ortak noktaları var. Benim  ise b&uuml;t&uuml;n r&uuml;yalarım, ahir zaman s&uuml;reci ile ilgili.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  R&uuml;yamdaki kitapta yazdığı gibi, ruhun ge&ccedil;tiği t&uuml;nelle ilgili bir durum demek ki;  Senin ruhun, ahir zaman s&uuml;recine ait zaman ve boyuttan ge&ccedil;tiği i&ccedil;in, zihin  menfezlerinin o istikamette a&ccedil;ık. Bizim r&uuml;yalarımız ise hep ge&ccedil;mişle ilgili,  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n gibi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Sen  ge&ccedil;en g&uuml;n mağaranın bağrında sakladığı medeniyet ile ilgili bir şeyler  anlatıyordun. Devam etsene.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Mağaranın 8 kat olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorlar. Her katı ayrı ayrı sırlarla doluymuş ve 12  bin yıldan eski olan bu medeniyetin insanları, başlarını s&uuml;rekli tıraş  ettiriyormuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Eski  Mısır&rsquo;da, Firavun ailesinin yaptığı gibi yani.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp; Evet  dediğin gibi, eski Mısır&rsquo;da, Firavun ailesi de başını tıraş ediyormuş ama bunun  muhakkak bir sırrı olmalı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Nasıl  bir sır ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp; S&ouml;z  konusu bu kavmin başındaki kralın, diğer insanlardan daha uzun yaşadığı ve  başında sa&ccedil; &ccedil;ıkmadığını s&ouml;yl&uuml;yorlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kralın  tahtının tam karşısında ve odanın ortasında, beyaz mermerden bir havuz varmış.  Havuzdaki su, s&uuml;t gibi bembeyazmış. Havuzun i&ccedil;inde bir tane bembeyaz, kaza  benzeyen iri bir kuş, yanında ise irili ufaklı siyah kuşlar varmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kralın  bulunduğu yerin giriş kapısı, bildiğimiz kapılardan değilmiş. Dışarıdan bakan  yabancı biri i&ccedil;in, hi&ccedil; kapısı yokmuş. Sadece bı&ccedil;ağın keskin tarafı kadar ince  bir aralık olduğu ve bu aralıktan ge&ccedil;erken, elips şeklinde ve bir insanın  ge&ccedil;ebileceği kadar genişlediğini s&ouml;yl&uuml;yorlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Yani  bir nevi BOYUTSAL bir kapı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Herhalde &ouml;yle olmalı. İlk anlatıldığında, ben de &ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m zaten.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kralın  diğer insanlardan daha uzun yaşamasının sırrı, şimdi anlaşıldı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Nasıl  yani ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Eğer bu  boyutsal bir kapı ise, kapının ardı farklı bir boyut o halde. Dolayısıyla zaman  s&uuml;reci, d&uuml;nya boyutundan farklı oluyor. B&ouml;yle olunca, diğer insanlardan daha  uzun s&uuml;re yaşamış olması gayet normal.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Kralın  bulunduğu bu has odanın, boyutsal bir kapı ile saklanmış olması, bulunmasını &ccedil;ok  zorlaştırıyor. Zaten sekiz katın her biri, birka&ccedil; futbol sahası  b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ndeymiş. Tabii ki bu bir tahmin, daha da b&uuml;y&uuml;k olabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bu  kral, yeşil g&ouml;zl&uuml; bir kadın tarafından, bir &ccedil;eşit b&uuml;y&uuml; ile &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş. Kral  &ouml;lmeden &ouml;nce tahtında oturmuş, sabit g&ouml;zlerle, havuzdaki kuşları seyrediyormuş.  &Ouml;l&uuml;m olayı ger&ccedil;ekleştiğinde yine ayni şekilde kalmış. Yalnız kral &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; zaman  şu garip olay ger&ccedil;ekleşmiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Hangi  olay ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Kralın  &ouml;lmesini m&uuml;teakip, havuzda y&uuml;zen beyaz kuş ve arkasındaki siyah kuşların u&ccedil;arak,  g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde kaybolduğunu s&ouml;yl&uuml;yorlar. Kralın bedeni, hi&ccedil; bozulmadan hala &ouml;ylece  durmaktaymış. Onu &ouml;ld&uuml;ren yeşil g&ouml;zl&uuml; kadının ise g&ouml;zleri hari&ccedil; b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cudu  taşlaşmış ve bir daha o odadan dışarı &ccedil;ıkamamış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Sadece  g&ouml;zleri mi kalmış ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp; Zaten  sadece g&ouml;zleri kaldığı i&ccedil;in g&ouml;zlerinin yeşil olduğu biliniyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Peki bu  beyaz havuzdaki, beyaz suyun ve kuşların sırrı neymiş ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bu  havuzun bulunduğu nokta, hayat sıfatının sırrı olan Cebrail (a.s.), fizik bedene  b&uuml;r&uuml;nerek, arza indiği ve ayağını bastığı yerden &ccedil;ıkan suymuş. O y&uuml;zden buradaki  suya, hayat suyu diyorlarmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Cebrail  (a.s.)&rsquo;in fizik bedene b&uuml;r&uuml;nmesi mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  &nbsp;Cebrail (a.s.), Peygamberimizin devrinde, sahabeden birinin suretine b&uuml;r&uuml;nm&uuml;yor  muydu? Hazreti Hasan ile Hazreti H&uuml;seyin Efendilerimiz, onu o sahabe sanarak,  onunla oynamıyorlar mıydı? Hazreti Musa (a.s.) zamanında yine fizik bedene  b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml; de, Samiri denilen kişi, onu tanıyarak, ayağının bastığı yerin  toprağını, yaptığı bir buzağı heykeline katmamış mıydı? Daha sonra o buzağı  canlanıp, bir takım sesler &ccedil;ıkarmış ve İsrail oğullarının bir kısmı o buzağıya  tapmamış mıydılar?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet  doğru s&ouml;yl&uuml;yorsun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Peki;  ya kuşların sırrı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Kuşların sırrını bilmiyorum, anlatan kişi bunu s&ouml;ylemedi. Yalnız kralın  parmağında, d&uuml;nyada hatta G&uuml;neş sisteminde olmayan bir elementten yapılmış bir  y&uuml;z&uuml;k varmış. Bu y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n &uuml;st&uuml;nde RUKKA &acirc;leminin, d&ouml;rt b&uuml;y&uuml;k meleğinin ismi  yazıyormuş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Rukka  &acirc;lemi mi? İlk defa duyuyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Ben de  aynen b&ouml;yle s&ouml;yledim anlatan kişiye. Meğerse bu &acirc;lem d&uuml;nyadan 70 hicab ve 70  hicab daha &ouml;tede, Arş&rsquo;ın &uuml;st&uuml;nde bulunan bir &acirc;lemmiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Hakikaten &ccedil;ok tuhaf şeyler. Acaba bu kral insan mı ki?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Bu  medeniyetin başına gelenler, kral &ouml;ld&uuml;kten sonra daha da tuhafmış zaten&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Bu  kralın başka &ouml;zellikleri, dikkat &ccedil;eken başka tarafları falan var mıymış ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  &nbsp;D&uuml;nyadaki b&uuml;t&uuml;n dilleri, ana dili gibi konuşurmuş. Camı elmasa, metalleri  altına &ccedil;evirebiliyormuş. Bu kralın zamanında fizik ve metafizik ilmi &ccedil;ok ileri  d&uuml;zeydeymiş. Tarihin i&ccedil;inden her olayı ya da kişileri ve geleceği, sanki kendi  yaşamış gibi, gayet net ve ayrıntısına kadar anlatıyormuş.F izik beden olarak  diğer insanlar gibi yaşlanmıyormuş. Esas garip tarafı, adam hi&ccedil; uyumuyormuş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Hayat  suyu dedin, &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k suyu gibi bir şey mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Hayır  &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k suyu filan değil. Bu suyu i&ccedil;en kişilerin, ruhlarının nuru artar ve  enerji bedenlerinin titreşimi hızlanırmış. Bu sudan i&ccedil;en kişilerin fizik  bedenleri, mavi renkli, cam bir t&uuml;p&uuml;n i&ccedil;ine yatırılır, baş kısmı hari&ccedil; t&uuml;p &ouml;zel  karışımlı bir suyla doldurulur, suyun i&ccedil;ine hakiki g&uuml;l suyu katılır ve kişinin  tamamen bilincini kaybetmesi beklenirmiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şeffaf beden,  fizik bedenden ayrılınca, t&uuml;p&uuml;n suyu boşaltılır ve &uuml;st&uuml; sarı renkli bir &ouml;rt&uuml; ile  &ouml;rt&uuml;l&uuml;rm&uuml;ş. Eğer şeffaf beden &uuml;&ccedil; g&uuml;ne kadar geri gelmezse, &ouml;l&uuml;m olayı  ger&ccedil;ekleşebileceği i&ccedil;in t&uuml;p tekrar suyla doldurulur, i&ccedil;ine &ccedil;ınar ağacının &ouml;z  suyu katılarak kristal odasına g&ouml;t&uuml;r&uuml;rlermiş. Mavi bir kristalin altında, şeffaf  beden mecburi olarak fizik bedene geri d&ouml;nermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">T&uuml;pteki suyun  i&ccedil;ine katılan karışım ve hakiki g&uuml;l suyu, fizik bedenin yapı taşları olan  atomların, titreşimini d&uuml;ş&uuml;r&uuml;rm&uuml;ş. Cam t&uuml;p&uuml;n mavi renkli olması da ruhun  titreşimini arttırırmış. Zaten mavi renk, ruhun rengidir. Daha &ouml;nce i&ccedil;ilen  havuzdaki su ve hakiki g&uuml;l suyu, şeffaf bedenin titreşimini maksimum seviyeye  &ccedil;ıkarır, b&ouml;ylece fizik bedenden ayrılmasını sağlarmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">T&uuml;p&uuml;n i&ccedil;inde  bekleyen fizik bedenin &uuml;st&uuml;ne, sarı renkli bir &ouml;rt&uuml;n&uuml;n &ouml;rt&uuml;lme sebebi ise  cinlerin ve kem g&ouml;zlerin saldırılarından korumak ve başka birinin şeffaf  bedeninin, bir başkasının fizik bedenine girmesini engellemek i&ccedil;inmiş. Zira sarı  renk, bedenin kendi ruhu hari&ccedil; cinlerin ve bu frekansta olanların titreşimine  negatif etki yaparak uzak tutar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şeffaf bedeni  yani enerji bedeni geri getirirken suya katılan &ccedil;ınar ağacının &ouml;z suyu, fizik  bedenin atomlarının titreşimini arttırarak, bu sefer fizik bedenin enerji  bedene, titreşim olarak &uuml;st&uuml;n gelmesine ve geri d&ouml;nmesine sebep olurmuş. Zaten  &ccedil;ınar ağacında uzun yaşamanın, gen&ccedil; kalmanın ve gen tedavisinin sırları  mevcuttur&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Peki bu  insanların hepsi mi, bu işlemi ger&ccedil;ekleştiriyorlarmış ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Hayır  hepsi değil. Belli bir &ouml;ğretiyi tamamlayıp, se&ccedil;kinler sınıfına d&acirc;hil olanlar  bunu yapabiliyorlarmış. Zaten belli bir &ouml;ğretiden ge&ccedil;meyen kişinin enerji  bedeni, ge&ccedil;tiği boyutun ilk olarak cinlerin boyutu olması sebebi ile bu  mahl&ucirc;katın hemen saldırılarına maruz kalır. Enerji bedenin titreşim boyutunda,  cinlerden daha tehlikeli mahl&ucirc;klar da varmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Enerji  bedenin, fizik bedenden ayrılmasıyla bu insanlar nerelere gidiyorlarmış, neler  yapıyorlarmış?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bu  kişiler zaten evvelinde, mistik bir &ouml;ğretiden ge&ccedil;tikleri i&ccedil;in enerji bedenleri  ile cinler &acirc;lemine n&uuml;fuz edebiliyorlar, Berzah &acirc;lemi denen boyutta ki &ouml;l&uuml;lerin  ruhlarının bir kısmı ile g&ouml;r&uuml;şebiliyorlar ve başka G&uuml;neş sistemlerine  gidebiliyorlarmış. Zaten başka G&uuml;neş sistemlerinden getirdikleri değişik  bilgileri, fiziksel boyutta değerlendirip, geliştirdikleri teknik imk&acirc;nlarla  yine ayni gezegenlere gitmeye başlamışlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Oralardan,  d&uuml;nyada olmayan maden ve elementler getirmeye, d&uuml;nyada yetişmeyen bitki  &ccedil;eşitleri ve hayvanlar getirmeye başlamışlardı. Teknolojileri akıl almaz bir  &ouml;l&ccedil;&uuml;ye ulaşmıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Herhangi bir  nesnenin i&ccedil; kısmını, dışını kesmeden işleyebiliyorlardı, maddeyi enerjiye  d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;p, başka bir zamana ve mek&acirc;na iletebiliyorlardı, tek par&ccedil;a gemiler ve  uzay ara&ccedil;ları yapabiliyorlardı. Bu kavmin en tehlikeli gelişmesi ise, gelişmiş  bir beyin yapısına sahip olan, insanla hayvan arası bir canlı t&uuml;r&uuml;n&uuml;n, bunların  zamanında ortaya &ccedil;ıkmasıydı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Yani bu  insanlar, başka bir boyutun ve d&uuml;zlemin ilmine ve bilgisine ulaşmışlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Yalnız ilk olarak teknik imk&acirc;nlarla bu yolculuğu yaptıklarında, kullandıkları  d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutun, sayısız d&uuml;zlemlerine kaybolmuşlar, bir kısmı geri  getirilememiş ya da geri gelenlerden bir kısmı &ouml;lm&uuml;ş ya da insan formundan  &ccedil;ıkmıştı. Bu yolculuklar sırasında, kavim i&ccedil;in d&ouml;n&uuml;m noktası denebilecek bir  olay yaşanmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Nedir  bu d&ouml;n&uuml;m noktası olan olay ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  &nbsp;Yaptıkları en son yolculuklarında, geri gelen sekiz kişi, insan&uuml;st&uuml; g&uuml;&ccedil;lerle  d&ouml;nm&uuml;şler ve beraberlerinde gittikleri &acirc;lemden, bir mahl&ucirc;kat getirmişler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sekiz kişinin  beraberinde getirdikleri o mahl&ucirc;k, &ouml;nce cinlerin daha sonra insanların  kontrol&uuml;n&uuml; ele ge&ccedil;irmiş. O mahl&ucirc;kun beraberinde taşıdığı bir cam k&uuml;re ve bu cam  k&uuml;renin i&ccedil;inde pis kokulu, kırmızı bir taş varmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu taş  sayesinde, emrindeki cinlerin enerji bedenlerini, fizik bedene d&ouml;n&uuml;şecek kadar  yoğunlaştırabiliyor ve g&uuml;&ccedil;lendirebiliyormuş. Ama ayni taş, insan ruhunun  tahribatına sebep olmakta ve ruha acı vermekte, kendi &ccedil;ekim alanı i&ccedil;inde tutsak  edip, beyinleri bloke etmekteymiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Bu bir  nevi, kabir azabı gibi bir şey o zaman.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Zaten  kabir azabı da, enerji bedenin acı ve ızdırap duyması, cebri bir yaşam i&ccedil;ine  girmesi değil mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Farkında mısınız? Şu an, insanların soyut ya da manevi olarak bildiği ve bir  kısmının da ink&acirc;r ettiği, &ouml;l&uuml;m sonrası i&ccedil;ine gireceğimiz &acirc;lemin, somut olarak  algılanan halini konuşuyoruz. Bu konuştuklarımız d&uuml;ped&uuml;z, &ouml;l&uuml;m &ouml;tesi bir alemin,  beş duyumuza g&ouml;re a&ccedil;ıklanması yahu&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Arkadaşlar artık biliyoruz ki; &ouml;l&uuml;m sonrası i&ccedil;ine gireceğimiz berzah &acirc;lemi ve  sırları, şu g&ouml;zlerle g&ouml;rebileceğimiz kadar yakın aslında. Ay dedeyi her akşam  g&ouml;rm&uuml;yor muyuz ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Sır  denilen şeylerle i&ccedil; i&ccedil;e ve y&uuml;z y&uuml;ze yaşıyoruz da haberimiz yok yahu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Peki  mağara hakkında başka şey biliyor musun?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Kralın  odasının tam karşısında, K&acirc;be duvarı gibi d&ouml;rt k&ouml;şe ve &uuml;st&uuml; a&ccedil;ık 2 metre  y&uuml;ksekliğinde bir yapı varmış. Bu yapının &uuml;st&uuml; camla kaplı ve i&ccedil;i aydınlıkmış.  Bunun &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkan kişi, aşağı baktığında, aydınlık ama dipsiz bir kuyunun  &uuml;st&uuml;nde olduğunu g&ouml;r&uuml;yormuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte bu kuyu  ile Ayasofya camisinin i&ccedil;indeki kuyunun sırrı ve a&ccedil;ıldığı &acirc;lem ayni imiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Sen bu  anlattıklarını nereden &ouml;ğrendin, bu bilgilere nasıl ulaştın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;  Sizinle bu mağarayı aramaya başlamamızdan d&ouml;rt ay sonra, Elmacık k&ouml;y&uuml;ne, ceviz  almaya gidiyordum. K&ouml;y&uuml;n yolu &uuml;zerinde, kestirme olur diye sağ tarafa sapan,  patika bir yola girdim. Yol Elmacık k&ouml;y&uuml;ne değil ama başka bir k&ouml;ye &ccedil;ıktı. &Ouml;ğlen  vakti olduğu i&ccedil;in durup camisinde namaz kıldım. Yalnız caminin ne cemaati vardı  ne imamı. Koca camide &ouml;ğlen namazını tek başıma kıldım. Namazdan sonra &ouml;n&uuml;nde  s&ouml;ğ&uuml;t ağacı olan, basık tavanlı kerpi&ccedil; bir kahvehanede, k&ouml;z &uuml;st&uuml;nde ısıtılmış  bir bardak &ccedil;ay i&ccedil;tim&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: K&ouml;z  &uuml;st&uuml;nde mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp; Evet  dediğim gibi. Zaten k&ouml;y&uuml;n ne elektrik direği vardı ne de kahvehanede t&uuml;pl&uuml; ocak  vardı. &Uuml;&ccedil; beş tane ihtiyardan başka kimseyi g&ouml;rmedim zaten. &Ccedil;ayın parasını da  almadılar. Bana &ccedil;ayı ısmarlayan ihtiyar, ben sormadan bunları anlattı bana.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Sen  sormadan mı anlattı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kardeş  ben daha &ouml;nce, k&ouml;ylere pazar kurmaya giderken, d&ouml;n&uuml;şte Elmacık k&ouml;y&uuml;ne uğrayıp su  alırdım. Bahsettiğin o patika yoldan ka&ccedil; defa gittim. O yol, eski bir mezarlığın  yanından ge&ccedil;ip, doğruca ana yola &ccedil;ıkar. Orada k&ouml;y filan yok!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Tamam  k&ouml;y&uuml;n yanında gayet eski bir mezarlık var ve patika, doğruca ana yola &ccedil;ıkıyor.  K&ouml;y de zaten mezarlığın yanında.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Kardeş  orada k&ouml;y filan yok, ka&ccedil; defa gittim ben oradan!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: &nbsp;Orada  k&ouml;y filan yoksa benim g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m neydi o zaman ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Senin  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n k&ouml;y, zaten tuhaf kardeşim. Bana bakın, bu işte biraz gariplik var.  İkiniz de ayni yoldan gittiğinizi ve eski bir mezarlık g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml;  s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. Ama biriniz k&ouml;y vardı diyorsunuz, diğeriniz yok diyorsunuz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Abi be.  &nbsp;Benim g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m neydi o zaman ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a>18.B&ouml;l&uuml;m<a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');">19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="953" title="1" title="05 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3313-bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (17. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1139-bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1139-bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:10:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1139</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (17. B&#246;l&#252;m) İlerleyen g&#252;nlerde bu &#252;&#231; arkadaş, kasabanın parklar caddesinde ki kafede, akşam namazına m&#252;teakiben buluşmuşlardı. Yine her zaman olduğu gibi, sıra dışı konulardan bahsederken, s&#246;z...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (17. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="500" height="270" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><font face="Verdana">İlerleyen  g&uuml;nlerde bu &uuml;&ccedil; arkadaş, kasabanın parklar caddesinde ki kafede, akşam namazına  m&uuml;teakiben buluşmuşlardı. Yine her zaman olduğu gibi, sıra dışı konulardan  bahsederken, s&ouml;z Hakan&rsquo;a geldi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Arkadaşlar; d&uuml;n gece acayip bir durum yaşadım</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Ne gibi  ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Yatmadan evvel, devam ettiğim &uuml;zere zikirlerimi &ccedil;ekip, sağ yanım &uuml;zere  uzanmıştım ki; &uuml;&ccedil;&uuml;m&uuml;z&uuml; bir mağaranın ağzında ve bir kadının karşısında,  namazdaki oturuş şekli ile g&ouml;rd&uuml;m.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Nasıl  yani, hemen r&uuml;ya mı g&ouml;rd&uuml;n ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  G&ouml;zlerimi daha yeni yummuştum, uyumamıştım ki r&uuml;ya g&ouml;reyim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Kardeş;  senin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n, yakaza hali o zaman.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Bilmiyorum ama g&ouml;zlerimi a&ccedil;ıp kapamama rağmen, g&ouml;rmeye devam ettim. Kadının  başında bembeyaz bir &ouml;rt&uuml; vardı. O&rsquo;da bizim gibi oturmuş, sessiz s&ouml;zs&uuml;z bir  şeyler anlatıyordu. Ben bu hali m&uuml;şahede ederken, g&ouml;nl&uuml;me şu s&ouml;zler d&ouml;k&uuml;ld&uuml;:  &ldquo;Ge&ccedil;miş yok olmuyor, ge&ccedil;miş her zaman var. Orada, daime mevcut ve aynen  gelecekte&hellip;&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Acayip  bir hadise ve acayip bir s&ouml;z.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Sanki  bir kapının ardını tarif eder gibi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Eğer bu  bir kapıysa, ge&ccedil;miş ve gelecek bu kapının arkasında o zaman.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Yalnız  bazı kapılardan giriş vardır, &ccedil;ıkış ise yoktur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Nasıl  yani ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Sen  girdikten sonra, kapı ardından kapanır ve bir daha a&ccedil;ılmaz. Girdiğin yerden  ancak, başka bir kapıdan, başka bir yere &ccedil;ıkarsın.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bu  senin anlattığın d&uuml;ped&uuml;z &ouml;l&uuml;m kapısı yahu&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Senin  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n mağaranın ağzı aydınlık mıydı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet,  gayet nurlu ve aydınlıktı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Mağara  bir sırdır. Senin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re, mağaranın ağzında bulunuyorduk yani giriş  kapısında. Mağaranın i&ccedil;i başka bir &acirc;lem, dışı ise başka bir &acirc;lem. Mağaranın ağzı  ise bu &acirc;lemle, diğer &acirc;lem arasında kapıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: &Ouml;yleyse  o kadın, diğer alemden olabilir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Biz bu  &acirc;lemden olduğumuza g&ouml;re, kadının diğer &acirc;lemden olması muhtemel.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Arkadaşlar; ge&ccedil;en akşam Meryem bacı&rsquo;dan bahsetmiştik. Acaba yakaza halinde  g&ouml;r&uuml;len onun ruhaniyeti olabilir mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Arkadaşlar; ben telefonla, Mustafa abime bir danışayım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Şeyhine  mi danışacaksın?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Bildiğiniz gibi değil. Mustafa abi; hi&ccedil;bir zaman şeyh olmadı. Kimisine arkadaş,  kimisine dost, kimisine abi oldu. Bana da hep kardeşim diye hitap ettiği i&ccedil;in,  benim de, Mustafa abim oldu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Bu  konuyu telefonda mı soracaksın ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Onu  tanısaydın, değil bir şeyler sormak, sırf sesini duymak i&ccedil;in bile arardın.  İnşallah bir g&uuml;n tanıştırırım sizi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  İnşallah<br />
* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Alo;  Hayırlı akşamlar efendim. Nasılsınız, iyisiniz inşallah ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Hayırlı akşamlar g&uuml;zel kardeşim benim. Sağ olasın, Allah&rsquo;a ş&uuml;k&uuml;r iyiyiz. Sen  nasılsın, &ccedil;ocuklar nasıl?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Bizler  de iyiyiz efendim. Sizi aramamın sebebi, bir sualimiz olacaktı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: Hele  deyiver bakalım neymiş?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Efendim; d&uuml;n akşam uyumadan &ouml;nce, bir yakaza g&ouml;rd&uuml;m. Burada ki iki arkadaşımla  beraber, bir mağaranın ağzında ve bir kadının &ouml;n&uuml;nde, namazda ki gibi  oturuyorduk. Kadın, bize sessiz s&ouml;zs&uuml;z bir şeyler anlatıyordu. Ben g&ouml;zlerimi  a&ccedil;ıp kapadım ama yine g&ouml;rmeye devam ettim. Bu hali m&uuml;şahede ederken, g&ouml;nl&uuml;me  bazı manalar d&uuml;şt&uuml;.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Neymiş o manalar g&uuml;zel kardeşim benim?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Ge&ccedil;miş  yok olmuyor, ge&ccedil;miş her zaman var. Orada, daima mevcut ve aynen gelecekte.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  G&uuml;nl&uuml;k zikirlerinden &ouml;nce korunma dualarına devam ediyor musun?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Ediyorum efendim, &uuml;stelik o an abdestli bulunuyordum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  Maşallah, maşallah. Allah, hayırlı neticelere kavuştursun. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n kadını  tanıyor musun?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Tanımıyorum ama arkadaşlarla g&ouml;nl&uuml;m&uuml;ze d&uuml;şen Meryem bacı diye biri olabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA:  İsabet ettiğiniz gibidir inşallah. Şunun i&ccedil;in sordum; Bu anlattığınızın iki  değişik hali ve tefsiri vardır. Biri şudur ki:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bir kişi,  herhangi bir şeyi iki g&ouml;z&uuml; arasına getirir ve g&ouml;n&uuml;lden onu ge&ccedil;irirse, Ruh bu  g&ouml;n&uuml;lden ge&ccedil;irilen şeyi, surete b&uuml;r&uuml;nd&uuml;r&uuml;r. Herkesin mağarasında bir dervişi  vardır. Bu derviş onun ruhudur. Lakin ruh, kişinin nefis mertebelerine g&ouml;re  surete b&uuml;r&uuml;nmektedir. Kimine aksakallı ihtiyar, kimine ise ak yazmalı bir kadın  olarak kendini g&ouml;stermektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Zahir ve Batın  olarak isimlendirilen c&uuml;mle &acirc;lemler, yine insanın zahirinde ve batınında  mevcuttur. Her ne var ki; bir kitapta toplanmış ve bu kitabın son sayfasına bir  nokta konmuştur. İşte bu nokta insandır. Eğer bu noktadan i&ccedil;eri girilebilirse  ki; ayni zamanda bu nokta mağaranın ağzıdır, girişi dar ama i&ccedil;erisinin derinliği  ve a&ccedil;ılımı sonsuzluğa uzanır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu sonsuzluğun  i&ccedil;erisinde ge&ccedil;miş te vardır, gelecek te vardır. T&uuml;m kitaplar ve hazineler bu  noktanın ardındadır. Mağaranın yani bu noktanın arkası, derinliğine ulaşılması  m&uuml;mk&uuml;n olmayan, genişliğine erişilemeyen, &ccedil;ok derin ve geniş bir &acirc;lemdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan bir  MABEDDİR, insan bir Camidir. 7 Frekans ve 33 şerefeli, &Ouml;zle ve Ruh ile cem olan  insan, bu manada camidir. Ruhumuz bizim &ouml;z&uuml;m&uuml;zd&uuml;r. Bu &ouml;z, kendisine teslim  olanın hastalığına doktor, ilim arayana m&uuml;rşit, sır arayana derviş olur.  Erenlerin s&ouml;z&uuml; ile ruh, beden mabedimizin imamıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İşte bu Ruh  tarafından g&uuml;nl&uuml;k, hatta anlık liyakatimize g&ouml;re olaylar şeklinde, simgesel  olarak bazı sırlar yazılıp g&ouml;nderilebilir. Olaylar, fizik-metafizik olarak  gelişebilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Evrende her  şey bilgidir. Her birim, b&uuml;t&uuml;n&uuml;n yansımasıdır. Dolayısıyla b&uuml;t&uuml;n&uuml;n i&ccedil;indeki  bilgiler, uygun y&ouml;ntemlerle ya da doğrudan birimden a&ccedil;ığa &ccedil;ıkabilir. Birim bu  bilgiyi algıladığı duyu organları sayesinde, &uuml;&ccedil; boyutlu olarak hayal melekesinde  suretlendirir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yoğun zikir  &ccedil;alışmaları neticesinde, algılama kapasitesi 5 duyunun &ouml;tesine ge&ccedil;en,  bilin&ccedil;altından ve dışarıdan gelen parazitleri gideren bir bilin&ccedil;, r&uuml;yada olduğu  şekilde, bir nevi trans haline b&uuml;r&uuml;n&uuml;r. B&ouml;yle bir bilin&ccedil;, bu &ccedil;alışmalar  &ouml;ncesinde her neye odaklandıysa, odaklandığı şey ile arasında, zaman engeli  kalkar, odaklandığı kişi ya da olayların, ayni dalga boyu tınlaşıma girerek,  bilginin zaman ve mek&acirc;n kaydı olmaksızın, g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ve ses gibi hallerine ulaşır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan  d&uuml;ş&uuml;ncelerinde, b&uuml;t&uuml;n boyutları, hayal melekesinde suretlendirebilecek bir  yapıya sahiptir. İnsanda potansiyel olarak, farklı yaşam boyutlarına a&ccedil;ılan  pencereler bulunmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kişi bu  bahsettiğim hale ulaşınca, g&ouml;rd&uuml;klerinin i&ccedil;inde g&ouml;remediklerini g&ouml;rmeye başlar.  Bu, yolun başlangı&ccedil; kapısıdır. &Ouml;z&uuml; tarafından, Erenler yoluna, aday olduğunun  bir işaretidir. Kişi mağaranın i&ccedil;indeki, soyut mabedin kapısına kadar gelmiştir.  Bu safhadan sonra kişide şu değişiklikler g&ouml;r&uuml;l&uuml;r:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">1- Sezgileri  artar.<br />
2- Hisleri kuvvetlenir.<br />
3- Yakaza şeklinde, k&uuml;&ccedil;&uuml;k vizyonlar g&ouml;r&uuml;r.<br />
4- Zihin menfezlerinin a&ccedil;ık olduğu tarafa g&ouml;re, ge&ccedil;mişten ya da gelecekten  g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler g&ouml;r&uuml;r.<br />
5- Olaylardan &ccedil;ok &ouml;nce, olacakları bilmeye ve g&ouml;rmeye başlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İlk başlarda  kişi, biraz yıpranır ve korkar. Bundan sonraki basamak, beden kabrindeki &ouml;l&uuml;n&uuml;n  dirilmesi yani erenlerin s&ouml;z&uuml; ile mağaradaki yatırın kalkmasıdır. İnsan denen bu  et ve kemik kabirde, &ouml;z&uuml; olan yatır, derviş yatmaktadır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Anladım  efendim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MUSTAFA: O  zaman ikincisini anlatayım&hellip;<br />
O g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n kadın, bizlerden &ccedil;ok &ouml;nce gelip ge&ccedil;enlerden, Cenabı Hakk&rsquo;ın  rahmetinin eriştiği bir kimsedir. B&ouml;yle kimseler ahiret yurduna sefer edince,  dereceleri nispetinde bir takım g&ouml;revlere tayin edilirler. Kudret yurdunda  bulundukları i&ccedil;in, biz hikmet yurdundakilere nazaran, tasarrufları daha  g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r. İşte bu kişiler Allah&rsquo;ın rahmetinin ulaşması dilenen kişilere, kudret  yurdundan el verirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ın  kaderinin bir cilvesidir ki; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n Salihlerden olan o kadın, aşk merdiveni  ile arifler makamına &ccedil;ıkmış bir Veli&rsquo;dir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ın bazı  kulları, ezelden basiret sahibi olarak gelmiştir, anadan &acirc;lim olarak doğmuştur.  Allah&rsquo;ın bazı kulları ise, ezelde takdir edilen s&uuml;renin sonunda, noktanın  arkasındaki &acirc;leme vukuf edebilmiş ve o &acirc;lemin, kendisine sunulan tesirli  şarabından i&ccedil;miştir. O &acirc;lemden g&ouml;r&uuml;lenler s&ouml;ze sığmaz, &ouml;l&ccedil;&uuml;ye vurulmaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bulut nasıl  ki; yağmura işaret ederse, bu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n şey de size erişecek &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k rahmete  işaret eder. Cenabı Allah, hayırla neticelendirsin inşallah&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: &Ccedil;ok  teşekk&uuml;r ederiz efendim, Allah razı olsun. &Uuml;zerimizden duanızı eksik etmeyin</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu konuşmadan  sonra bu &uuml;&ccedil; arkadaş, g&ouml;r&uuml;len yakazanın, Meryem bacıya ait olduğuna karar  verdiler. Ama neden &uuml;&ccedil;&uuml; de, namazdaki oturuş şekli ile kadının &ouml;n&uuml;nde saf  olmuşlardı. Kendilerine ulaşacak her ne ise, anlaşıldığı kadarı ile &uuml;&ccedil;&uuml; bu  konuda ortaktı. Ya tek bir sır, &uuml;&ccedil;e b&ouml;l&uuml;necekti ya da ayrı ayrı, &uuml;&ccedil; sır  verilecekti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Arkadaşlar artık gafletten uyanma zamanı, ger&ccedil;ekleri g&ouml;r&uuml;p hakikati anlamanın  zamanı geldi. Nice zamandır bal diye zikrettik, yani mağara dedik, sır dedik ve  sonunda kapıya geldik. Cenabı Allah, hayırlısıyla bu kapıdan girmeyi ve bu  baldan yemeyi nasip etsin.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER:  Arkadaşlar, eğer bu mağaranın yerini bulabilirsek, akla, hayale gelmeyen bir  d&uuml;nyanın kapıları, bize a&ccedil;ılacak. Bu dağın altında 12 bin yıldan daha eski bir  medeniyet olduğu s&ouml;yleniyor. &Ccedil;ok y&uuml;ksek bir teknoloji ve sırlara sahip bir  medeniyetmiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu medeniyet,  insan ruhunun sırlarına ulaşabilmiş, ondaki bir takım esrarı keşfedebilmiş ve  ilk insan ırkları gibi şeffaf bedene, ge&ccedil;ici bir s&uuml;re b&uuml;r&uuml;nebilmişler. Kimse  bunların, bu ilme nasıl sahip olduğunu bilmiyor. Yalnız Tevrat&rsquo;ın ilk suresi,  bug&uuml;n anlaşıldığı &uuml;zere Gen ile ilgiliymiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Yalnız  bu kavmin, şeffaf bedene b&uuml;r&uuml;nmesi 3 g&uuml;n&uuml; ge&ccedil;miyormuş. &Uuml;&ccedil; g&uuml;nden sonra &ouml;l&uuml;m  ger&ccedil;ekleştiği i&ccedil;in, et kemik bedenin b&uuml;t&uuml;n kayıtları, şeffaf bedene nakledilip  aradaki kordon bağı kopuyormuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Nasıl  yani? Şeffaf beden ile et-kemik beden arasında kordon mu var? Ayrıca bu şeffaf  beden dediğiniz, bizatihi Ruh&rsquo;un kendisi mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Ruh&rsquo;un  bizatihi kendisi olduğunu sanmam. Ruh, &Acirc;lem-i Emir&rsquo;den olduğu i&ccedil;in, onun sırrına  ermek, bence m&uuml;mk&uuml;n değil. Onların sırrını &ccedil;&ouml;zd&uuml;ğ&uuml; ve Ruh sandıkları şey enerji  beden olabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Enerji  beden ile Ruh ayrı ayrı yapılar mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Mustafa  abiden &ouml;ğrendiğime g&ouml;re Ruh tamamen Nur&rsquo;dur. Nasıl ki; G&uuml;neş sistemindeki b&uuml;t&uuml;n  gezegenler, G&uuml;neş&rsquo;ten meydana gelmişlerdir ama G&uuml;neş değillerdir. Ayni bunun  gibi toprak bedenimiz ve Can dediğimiz bedenimiz, Ruh&rsquo;umuzdan meydana gelmiştir  ama Ruh&rsquo;umuz bunlara benzemez.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Biraz  daha a&ccedil;ar mısın l&uuml;tfen?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Arkadaşlar, Ruh dediğimiz şey bu &acirc;lemin incisidir. B&uuml;y&uuml;k &acirc;lemde, Cenabı  Allah&rsquo;ın, Hakk ismi nasıl ki; G&uuml;neş&rsquo;le yazılmıştır ve G&uuml;neş, Hakk isminin  tecelli olarak karşılığıdır. Aynı bunun gibi beden &acirc;lemimiz de, Hakk isminin  karşılığı ruh&rsquo;umuzdur. Bu Ruh&rsquo;un iki kutbu vardır. Bir ucu, Cenabı Allah&rsquo;ın,  Hakk ismine bağlıdır, diğer ucu ise nefsimizi oluşturmaktadır. Nefsimiz ise d&ouml;rt  ayrı şubeden meydana gelmektedir. Bunlar:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">1- Ruhu İnsani<br />
2- Ruhu Hayvani<br />
3- Ruhu Nebati<br />
4- Ruhu Cemadi</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada Ruhu  İnsani olan şey bizim beka v&uuml;cudumuzdur. Fakat bu saydığımız şubelerin bağlı  olduğu ve Hakk isminin tecellisi olan v&uuml;cudumuz, aslımız, &ouml;z&uuml;m&uuml;z olan Ruh, bizim  kevni v&uuml;cudumuzdur. Bu v&uuml;cut ahiret tarafında bulunur ve değişim g&ouml;rmez, Hakk  yanında sabittir. Sır olan işte bu ruh&rsquo;tur. Bunun yansıması ya da buna a&ccedil;ılan  kapı, kalpte bulunan ve adına FUAD denen siyah bir noktadır. Mustafa abinin  bahsettiği mağaranın ağzı bu noktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Peki  insani ruh dediğiniz şey nedir, nasıldır?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Arkadaşlar; yaratılan her şey ama her şey Allah&rsquo;ın Nur isminden, nurundan  yaratılmıştır. Rabbim, Nur suresindeki ayetlerinde mealen &ldquo;Allah&rsquo;ın, yerin ve  g&ouml;ğ&uuml;n nuru&rdquo; olduğunu buyurmaktadır. Ayni bunun gibi bizim varlığımızın  mevcudiyeti, nurumuz olan ruhumuzdur. İnsanın &ouml;z varlığı, nura dayandığı i&ccedil;in,  insan aslı itibari ile bir melektir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu beden,  melek denen bu &ouml;ze giydirilmiş bir elbisedir. Yunus Emre&rsquo;nin dediği gibi &ldquo;Ete  kemiğe b&uuml;r&uuml;nd&uuml;m Yunus diye g&ouml;r&uuml;nd&uuml;m,&rdquo; bu sırra işaret eder. İnsani ruh dediğimiz  enerji beden ise biyolojik &ouml;l&uuml;m sonrası giyeceğimiz bir elbisedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ın bazı  kulları bu sırra erdikleri i&ccedil;in daha bu d&uuml;nyada hem ruh bedene hem de enerji  bedene b&uuml;r&uuml;nerek, zaman ve mek&acirc;n kaydının dışına &ccedil;ıkabilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Her insanın  &ouml;l&uuml;m sonrası giyeceği enerji bedene de ruh adı verilmiştir. Berzah &acirc;leminin  şartlarına g&ouml;re giyeceğimiz bu elbise, bu g&uuml;n&uuml;n diliyle ışınsal, hologramik bir  bedendir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu d&uuml;nyada et  ve kemik olan beden peşin verilmiştir ama berzahta giyeceğimiz ve eskilerin  adına ruh dedikleri enerji bedeni oluşturmak ve şekillendirmek bu d&uuml;nya  yaşamındaki s&uuml;re&ccedil;te ger&ccedil;ekleşmektedir. Ş&ouml;yle ki;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan beyni  bir cevher topudur. Konuşmamızdan, g&ouml;rmeye, kızmamızdan y&uuml;r&uuml;meye ve d&uuml;ş&uuml;nmekten,  v&uuml;cudumuzun farkında olduğumuz ya da olamadığımız her bir faaliyeti, bu cevher  topunda olmakta, bu cevher topuyla yapılmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu işlemler  bir takım kimyasal işlemlerin, bir &ccedil;eşit elektrik akımına d&ouml;n&uuml;şmesi ile gelişir  ve ger&ccedil;ekleşir. İşte ana karnındaki bebeğin 120. g&uuml;n&uuml;nde, beyin bu t&uuml;r  faaliyetlere başlar. &Uuml;rettiği elektro-manyetik dalgalarla, bedenini kontrol ve  idare ederken ayni zamanda &uuml;rettiği bu dalgalarla, eskilerin ruh adını verdiği  ışınsal bedeni yapılandırmaya başlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Buluğ &ccedil;ağına  erene kadar beyin tamamen pozitif (Nurani) bir enerji &uuml;retir ve bu enerji ile  ruh beden y&uuml;klenir ve şekillenir. Buluğ &ccedil;ağına eren kişilerde bu enerji &uuml;retimi  2 t&uuml;rl&uuml;d&uuml;r. Pozitif (Nurani), Negatif (Narani) enerji.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kuran ve  s&uuml;nnet &ccedil;er&ccedil;evesinde ki fiiliyat, pozitif enerji &uuml;retimine ve ruha y&uuml;klenmesine  sebep olurken, g&uuml;nah ve haram olarak bildiğimiz, d&uuml;ş&uuml;nsel ve bedensel  faaliyetler negatif enerji &uuml;retimine ve ruha y&uuml;klenmesine sebep olur. Yani  enerji bedenimiz, nur&rsquo;dan olabildiği gibi nar&rsquo;dan da olabilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ahiret denen  s&uuml;re&ccedil;te, mıknatısın demir tozlarını &ccedil;ekmesi gibi nurani olan enerji bedenler,  Cennet&rsquo;in &ccedil;ekim alanına girerek Cennet&rsquo;in kapısında, kevni v&uuml;cudu olan Hakk  isminin tecellisi olan Ruh&rsquo;uyla cem olarak Cennet&rsquo;e girerler. Narani enerji  bedenler ise Cehennem&rsquo;in &ccedil;ekim alanına girerek Cehennem&rsquo;e girerler. Fakat Ruh,  Cehennem&rsquo;e girmez.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Ruh,  Cehennem&rsquo;e girmez mi ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet  Ruh, Cehennem&rsquo;e girmez. İnsanda &uuml;&ccedil; beden, iki kişilik vardır. Her insan &ccedil;ift  kişiliklidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Her  insan &ccedil;ift kişilikli midir?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet  &ccedil;ift kişilik, dedim. İnsanın bir ruhu, bir enerji bedeni ve et-kemik bedeni  vardır. İnsanda bir &ldquo;ben&rdquo; bilinci bir de Hakk&rsquo;a ait &ldquo;Biz&rdquo; bilinci vardır. Benlik  bilinci nefsimize, dolayısıyla beynimize ait bilin&ccedil;tir. Biz bilinci, ruhumuza  ait olan Hakk bilin&ccedil;tir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nefsi emmare  d&uuml;zeyinde kişide tamamen &ldquo;ben&rdquo; bilinci baskındır. Nefsi levvame d&uuml;zeyinde  mağaradaki yatır uyanmaya başlamış, ruhumuza ait bilin&ccedil; ile nefsimize ait  bilin&ccedil;, &ccedil;atışmaya başlamıştır. İşte bu durumda olan bir insanın i&ccedil; d&uuml;nyasında,  b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;atışma vardır, bir nevi cihad vardır. G&uuml;n i&ccedil;erisinde, kişide sık sık  tutarsız davranışlar g&ouml;r&uuml;lebilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Hani  yabancı korku filmlerinde, &ccedil;ift kişilikli karakterler var. Aslında anlatılmak  istenen bu değil mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Tam  olarak değil. O korku filmlerinin biraz ger&ccedil;eklik payı vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Hadi  canım, sende&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet  doğru s&ouml;yl&uuml;yorum, o filmler aslında bir ger&ccedil;eği anlatıyor. Ama &ccedil;oğumuz klasik  din anlayışı ile yetiştiğimiz i&ccedil;in, perde akasındaki olaylar bize masal gibi  geliyor. Mesela; kişi ila&ccedil; ya da başka bir y&ouml;ntemle hipnoz edildiği zaman,  ruh&rsquo;un koruyucu &ccedil;emberi kalkar. Bu koruyucu &ccedil;ember kalktıktan sonra kişiye cin  ya da hortlak denen mahl&ucirc;kat musallat olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Hortlak  mı musallat olur? Hortlak denen şey varmıdır ki ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Arkadaşlar bu hortlak denen şeyin aslı, kişinin enerji bedeninin, tamamen cinn&icirc;  &ouml;zellikler g&ouml;sterme halidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Cinn&icirc;  &ouml;zellikler g&ouml;sterme hali mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Evet  cinn&icirc; &ouml;zellikler g&ouml;sterme hali. Bu dediğim olay, ruhunu g&uuml;zelliklerle donatmış  insanlarda olması zaten m&uuml;mk&uuml;n değil. Ger&ccedil;eği bilerek &ouml;rten ve zulmet i&ccedil;inde  yaşayan insanlarda olur. Bunların enerji bedenleri, tamamen Narani olup  karanlıklarla kaplı olduğu i&ccedil;in cinlerin &ouml;zelliklerini g&ouml;sterirler. Hangi  hayvanın &ouml;zellikleri baskınsa enerji beden o hayvanın huylarıyla huylanmıştır.  İşte bu kişi hipnoz olduğu zaman, ruhun koruma kalkanı kalkar ve bu mahlukun  huylarına benzer davranışlar o insanda serbest&ccedil;e a&ccedil;ığa &ccedil;ıkar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Aman  Allah&rsquo;ım! Bu nasıl şey b&ouml;yle ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN: Ayrıca  bu olay, &ccedil;ocuklarına yeterince insan&icirc; değerleri kazandıramamış ailelerin  eğitimsiz kalmış şanssız &ccedil;ocuklarında, cinlerin k&ouml;t&uuml;l&uuml;k &ouml;zelliklerine benzer  davranışlar şeklinde daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.<br />
* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Peki bu  kavim, ruh&rsquo;un hangi sırrına erdi de, fizik bedenden ışık bedeni, &uuml;&ccedil; g&uuml;n s&uuml;reyle  ayırabildi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Bilmiyorum ama Mustafa abinin anlattığına g&ouml;re k&acirc;inatta her bir G&uuml;neş sisteminde  sadece bir gezegende, fizik bedenliler yaşar, kalanlarında ise şeffaf bedenliler  yaşarmış. Bu kavmin ulaştığı medeniyetin bilgi kaynağı, sanırım bu d&uuml;nyadan  değil.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Abi be;  ne kadar &ccedil;ok bilmediğimiz şey var b&ouml;yle. Ge&ccedil;en g&uuml;n bir sohbete gitmiştim. Orada  insanın d&ouml;rt y&uuml;z&uuml; ve d&ouml;rt ayrı bilinci olduğunu s&ouml;ylemişlerdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Nasıl  yani ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Az &ouml;nce  Hakan abinin de saydığı gibi maden bilincinden, insan bilincine kadar d&ouml;rt  bilin&ccedil; ve d&ouml;rt y&uuml;z&uuml; varmış. İnsanın 7 kat seması ve bu 4 bilinci, birbiri ile  &ccedil;arptığın zaman 28 sayısı &ccedil;ıkıyor. Bu sayı tam olarak Ay g&uuml;nlerini veriyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Ne  olmuş Ay g&uuml;nlerini veriyorsa ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: İnsanın  iki elinin, toplam on parmağında 28 boğum var ve bunu parmak sayısı yani onla  &ccedil;arptığın zaman 280 &ccedil;ıkıyor. Bu s&uuml;re, insanın ana rahminde ge&ccedil;irdiği toplam  s&uuml;redir. Anlattıklarına g&ouml;re, kişi ana rahminde 7 evre ve her evrede 40 g&uuml;n  ge&ccedil;irirmiş. Bu evreler, birinci kat sema olan Ay melekleri tarafından, Allah&rsquo;ın  izni ger&ccedil;ekleştirilirmiş. Adam bize bunları anlattıktan sonra tekrar ederek  ş&ouml;yle dedi:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;İnsanın iki  elinde toplam 10 parmak vardır. Bu parmaklardaki boğum sayısı 28 adettir.  Bebeğin ana rahminde kaldığı s&uuml;re 280 g&uuml;nd&uuml;r. Ay g&uuml;nleri 28 &ccedil;eker. 280 G&uuml;n&uuml;, Ay  g&uuml;n&uuml; olan 28 sayısına b&ouml;lersen, parmakların sayısı &ccedil;ıkar yani on sayısı &ccedil;ıkar.  D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n burada hangi SIR saklı ?&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a>  17.B&ouml;l&uuml;m <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="277" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1139-bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (16. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1137-bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1137-bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:08:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1137</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (16. B&#246;l&#252;m) Selman evlendikten sonra askere gider. Askerlik g&#246;revini yapmakta iken patlak veren savaş nice hane gibi Selman&#8217;ın da hanesini perişan eder. Anacığı, o askerdeyken vefat...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3">Bir Varmış, Bir Yokmuş (16. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="480" height="259" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><font face="Verdana">Selman  evlendikten sonra askere gider. Askerlik g&ouml;revini yapmakta iken patlak veren  savaş nice hane gibi Selman&rsquo;ın da hanesini perişan eder. Anacığı, o askerdeyken  vefat eder. Sağ haberi gelmediği i&ccedil;in, eşinin ailesi, kızlarını da yanlarına  alarak başka diyarlara g&ouml;&ccedil; eder. Aradan ge&ccedil;en zaman &ccedil;ok şeyi değiştirir.  Selman&rsquo;ın eşi, bir başkası ile evlenmiştir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Meryem, ilahi  aşkın b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; suret olan ve g&ouml;nl&uuml;nde a&ccedil;an ilk g&uuml;l olan Selman&rsquo;ı unutmamıştır.  Selman&rsquo;ın cephede d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; zor durumlarda, ansızın belirerek yardımına koşmuştur.  Bu durumlarda Selman ne kadar seslense de, y&uuml;z&uuml;ne bakıp konuşmamıştır, ama her  başı sıkıştığında, Meryem orada bulunmuştur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&uuml;n gelir her  şey gibi, bu savaşta sona erer ve terhis olan Selman, memleketine geri d&ouml;ner.  D&ouml;ner ama ne anacığı kalmıştır ne de eşi. K&ouml;yde ve civar k&ouml;ylerde evliya mı,  deli mi olduğu pek bilinmeyen bir kızdan s&ouml;z edilir. Meğerse Selman&rsquo;a g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;  gibi, daha nicelere cephede g&ouml;r&uuml;nm&uuml;ş ve yardım etmiştir. Şehitler k&ouml;y&uuml;nden,  Meryem bacı derlermiş ona.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Selman bunları  duyar da durur mu? Adı ge&ccedil;en k&ouml;ye doğru yola koyulur. Bu arada Meryem, Bayram  efendiye gelerek şunları s&ouml;yler:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bayram  efendi; Gayri bizim &ccedil;ilemiz dolmuştur, başaklarımız sararıp solmuştur. Bi&ccedil;ilme  zamanımız yakın olmuştur, G&uuml;l bah&ccedil;esi ayan olmuştur ve g&ouml;nle hasret ateşi  konmuştur. Senden Allah razı olsun ve sen de Allah&rsquo;ından razı olasın. Sana bir  emanetim olacak, bir mektubum var sahibine ulaşacak. Yarın cenazem  kaldırılırken, bir gen&ccedil; gelecek. İşte bu mektup ona verilecek&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bayram efendi;  kızı gibi sevdiği bu garibin s&ouml;zlerine dayanamaz, ağlamaya başlar. Nasıl  ağlamasın ki? Elinde b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş, halden hale girdiğini bu g&ouml;zlerle g&ouml;rm&uuml;ş. Şimdi de  &ouml;leceğini mi g&ouml;recekti?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">MERYEM:<br />
Kişi bilse &ouml;z&uuml;n&uuml;, &acirc;şık olur<br />
Cennet, Cehennem hep bir olur<br />
Bu beden, giyip &ccedil;ıkardığı don olur<br />
18 Bin &acirc;lem, Rabbine giden yol olur</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Nicedir  bekleriz, a&ccedil;ılsın perdeler<br />
Bu fakir, huzura tecellin ile erer<br />
Kul, Rabbini dilerse eğer<br />
Rabbim, 18 bin &acirc;lemi &ouml;n&uuml;ne serer</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Semalar kat  kat yaratılmış<br />
Sanma ki; hepsi kendi haline bırakılmış<br />
Kişi bedenlenip, d&uuml;nyaya bırakılmış<br />
G&uuml;n&uuml; gelince, başka başka &acirc;lemlerden &ccedil;ağırılmış</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kulak verirsen  g&ouml;nl&uuml;ne, s&ouml;z&uuml; bol olur<br />
Allah dersen, yanar kor olur<br />
Yanar benlik dağın, yok olur<br />
Daha s&ouml;yleyemem, sana zor olur</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Meryem bu  s&ouml;zleri s&ouml;yledikten sonra Bayram efendinin yanından &ccedil;ıkıp gider. Ertesi sabah,  vasiyet &uuml;zere, Bayram efendi k&ouml;y ahalisini de alarak Meryem&rsquo;in evine giderler.  Eve yaklaştıklarında, bah&ccedil;ede kaynayan bir kazan su ve hemen yanı başında bir  top kefen hazır durmaktadır. Kadınlar i&ccedil;eri girerler. Aman Allah&rsquo;ım! O ne g&uuml;zel  koku &ouml;yle; Meryem&rsquo;in cansız bedeni, seccadenin &uuml;zerinde, secde vaziyetinde  &ouml;ylece durmaktadır. Ahaliden bir haykırış, kadınlardan &ouml;yle bir ağlayış y&uuml;kselir  ki; var sen d&uuml;ş&uuml;n!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenaze  yıkanıp, yine vasiyeti &uuml;zere evinin bah&ccedil;esine g&ouml;m&uuml;lecekken, Selman gelir.  Cemaatle birlikte, gen&ccedil; kızın bedenini kabre koyarlar. Kabir dahi g&uuml;l bah&ccedil;esi  gibi kokmaktadır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bayram Efendi,  Meryem&rsquo;in bıraktığı mektubu, Selman&rsquo;a verir. Selman, cemaat dağıldıktan sonra  sevgilisinin başucuna oturup mektubu okur. Şunlar yazmaktadır:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Rahman,  senden tecelli etti; Rahiym, benden. Lakin! Kavuşmak imk&acirc;nsızdı, varken; bu et  kemik beden. Sen ben oldun, ben sen oldum, senin aşkın ile halden hale kondum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;nce sevgilim  oldun, sonra ıstırabım. Yokluğunda, tutuştum-yandım. G&ouml;zyaşlarım, bu yangına  yağmur oldu, g&ouml;n&uuml;l toprağım ıslanıp, &ccedil;amur oldu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Meryem&rsquo;in ham  idi, aşkının G&uuml;neşi ile olgun oldu. Bir yeşil başak idi, yokluğunun g&uuml;z&uuml;nde  sararıp soldu ve her danesinden, nice Meryemler oldu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sen; &ouml;z&uuml;me bir  ayna oldun ve ilahi bir elle g&ouml;nl&uuml;me kondun. Karanlık d&uuml;nyamı aydınlatan ilk  nurum sen oldun. Hakikate a&ccedil;ılan kapıda aşkın ile elimden tuttun. G&uuml;nd&uuml;z&uuml;m olup  aydınlattın, gecem olup kararttın. Duam oldun, Hakk&rsquo;a ellerimi a&ccedil;arken, bir  merdiven oldun Hakk&rsquo;ın derg&acirc;hına &ccedil;ıkarken, ateşim oldun, fırınlarda yanarken.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n benim  i&ccedil;in bayramdır, sevgilime kavuşacağım an&rsquo;dır, gayri &ccedil;ilem tamamdır. Gayri beden  perdesi kalkmıştır, varlık libasını atmıştır. Hak, bende-seni, sende-beni  seyretti. Seyreden de O, seyredilen de O. HU..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Selman mektubu  okuduktan sonra mezarın başında, şu şiiri s&ouml;yleyerek sırra kadem basar. Kimse  bir daha ne Selman&rsquo;ı g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r, ne de haber almıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">SELMAN:<br />
Bu gece g&ouml;zyaşım ile ağladım<br />
G&ouml;nl&uuml;m&uuml;, zincirler ile sana bağladım<br />
Seni, ellerim ile Hakk&rsquo;a yolladım<br />
Dost bağına, senin ile selam yolladım</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir şarkı, bir  dua oldun dilimde<br />
Bir &ouml;zlem oldun, ufka bakan g&ouml;zlerimde<br />
Seni g&ouml;rd&uuml;m, sana koştum d&uuml;şlerimde<br />
Bir par&ccedil;am oldun etimde, kemiğimde</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir başka  &acirc;lemde, BİR idik<br />
Ama bu &acirc;lemde, ayrı idik<br />
Birimiz b&uuml;lb&uuml;l, diğerimiz g&uuml;l idik<br />
G&ouml;nl&uuml;n bah&ccedil;esinde, hep beraber idik</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu işin  sırrına &ouml;nce sen erdin<br />
Erdiğin yerden, bana el verdin<br />
Cennet bah&ccedil;esinden koparıp, g&uuml;l verdin<br />
Verdiğin g&uuml;l ile nice sırlara erdim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sır verilir  de, gayri durulur mu?<br />
Artık neden diye sorulur mu?<br />
EY &Acirc;ŞIKLARA MEK&Acirc;N SORANLAR<br />
Hİ&Ccedil; &Acirc;ŞIKLARA. MEK&Acirc;N BULUNUR MU?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir nur indi,  gece vakti semadan<br />
Bir nida geldi, kuluna, y&uuml;ce Mevla&rsquo;dan<br />
G&ouml;nl&uuml;ne d&uuml;şenler, hep rahmet deryamdan<br />
D&ouml;n, d&ouml;n de bana gel kulum, d&uuml;nyadan</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;şıklarımın  sırları, a&ccedil;ılır sana<br />
Sırrı tadanlar, koşarak gelir bana<br />
Ey kulum; gayri d&ouml;n, bana<br />
D&ouml;n diye, aşkın sırrını a&ccedil;tım sana&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu Meryem  bacının anlatılan pek &ccedil;ok hik&acirc;yesi vardır. Bunlardan hatırımda kalan iki  tanesini deyiverem size:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Şehitler  k&ouml;y&uuml;nden yeni doğum yapmış loğusa bir kadın, gece ge&ccedil; vakit, ihtiya&ccedil; g&ouml;rmeye  &ccedil;ıkar. O esnada; cinnilerin derneğine denk gelir. Gen&ccedil; kadını alıp, bir ke&ccedil;i  &uuml;zerine bindirirler ve oynata oynata, ormanın i&ccedil;lerine g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler. Sabah vakti  horozlar &ouml;terken cinniler dağılır ve gen&ccedil; kadın, ormanın ortasında &ouml;ylece kalır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sabah olunca,  kocası ve babası aramaya başlarlar ama bulamazlar. Doğruca Meryem&rsquo;in yanına  giderler. Meryem; bunları dinledikten sonra, kapının &ouml;n&uuml;nde yatmakta olan &ccedil;oban  k&ouml;peğine d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Akşam  sizinkilerin g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; kadın nerede ?&rsquo;&rsquo;diye sert bir şekilde sorar.  &Ccedil;evredekilerin şaşkın bakışları arasında, k&ouml;pek yattığı yerden kalkar ve ormana  doğru y&uuml;r&uuml;meye başlar. Meryem ve ahali, peşi sıra takip ederler. K&ouml;pek onları,  kadının olduğu yere g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Kadıncağızın, cinniler y&uuml;z&uuml;nden g&ouml;zleri k&ouml;r olduğu  i&ccedil;in eve d&ouml;nememiş, o y&uuml;zden burada kalmıştır. Başından ge&ccedil;enleri anlattıktan  sonra Meryem, besmele &ccedil;ekerek, elini kadının g&ouml;zlerine s&uuml;rer. Allah&rsquo;ın izni ile  kadının g&ouml;zleri a&ccedil;ılır. Daha sonra Meryem, k&ouml;peğe d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ettiğiniz  kusur b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Eğer bir daha olursa, sizi hapsederim ve b&uuml;t&uuml;n k&ouml;yl&uuml;ye g&ouml;sterip  sırrınızı a&ccedil;ık ederim&rsquo;&rsquo; diyerek &ccedil;ıkışır. O g&uuml;nden sonra, ne k&ouml;peği g&ouml;ren olmuş  ne de k&ouml;yde, b&ouml;yle bir olay olmuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Anlatılan  ikinci olay ise ş&ouml;yle:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu b&ouml;lgede,  uzun s&uuml;re yağmur yağmadığı i&ccedil;in, ahali yağmur duasına &ccedil;ıkmış. Yağmur duası i&ccedil;in  uzak&ccedil;a bir yerden, duası makbul bir hoca efendi &ccedil;ağırmışlar. Adamcağız, katır  &uuml;zerinde b&ouml;lgeye gelirken, tenha bir yerde, bir başına namaz kılan gen&ccedil; bir kız  g&ouml;r&uuml;r. Varıp yanına oturur. Kız namazını bitirdikten sonra ellerini a&ccedil;ıp:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Vahşi  hayvanların, &ccedil;&ouml;llerde kendisini tespih ettiği Allah&rsquo;ı tespih ederim,&lsquo;&rsquo; der.  Bunun &uuml;zerine; her taraftan vahşi hayvanlar &ccedil;ıkıp gelerek, kadının &ouml;n&uuml;nde,  mırıltılarla zikretmeye başlarlar. Ondan sonra:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Kuşların  yuvalarında, kendisini tespih ettiği Allah&rsquo;ı tespih ederim,&rsquo;&rsquo; der. B&ouml;yle  demesiyle, kuşlar havada toplanıp bir bulut oluştururlar ve cıvıltılarla  zikretmeye başlarlar. Ondan sonra:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Esen  r&uuml;zg&acirc;rların, kendisini tespih ettiği Allah&rsquo;ı tespih ederim,&lsquo;&rsquo; der. Bunu  m&uuml;teakiben, r&uuml;zg&acirc;rlar esmeye ve uğultularla zikretmeye başlarlar. Yine devamla:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Y&uuml;ksek  dağların, kendisini tespih ettiği Allah&rsquo;ı tespih ederim,&rsquo;&rsquo; der. Hoca efendi fark  eder ki; yer sallanmaya başlamış, kayalar bulunduğu yerden yuvarlanmaktadır. Kız  daha sonra duasını ş&ouml;yle bitirir:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ey daima var  olan, Ey bitkileri yetiştiren! Ey sesleri duyan ve Ey dualar cevap veren !&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Gen&ccedil; kız, hoca  efendiye d&ouml;nerek:&rsquo;&rsquo;Eğer b&ouml;yle dua ederseniz, inşallah; her duanızda yağmur  yağacaktır&rsquo;&rsquo; der. Hoca efendi katıldığı yağmur duasında, bu s&ouml;zlerle dua eder  etmez, yağmur yağmaya başlar. O g&uuml;nden sonra bu hoca efendinin katıldığı her  yağmur duasının akabinde mutlaka yağmur yağarmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hoca efendinin  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; o kızın, Şehitler k&ouml;y&uuml;nden, Meryem olduğu s&ouml;yleniyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Kardeş;  bu gece anlattıklarınla, bizi aldın ve başka bir zamana yolladın. Sen  anlatırken; bazen Meryem oldum, bazen Selman. Meryem olup Selman&rsquo;a, Selman olup  Meryem&rsquo;e &acirc;şık oldum. Sanki kabire konan Meryem ve başucunda mektubu okuyan  Selman, ben oldum. Bu gecenin sessizliğinde, g&ouml;zyaşlarına ve aşklarına ortak  oldum ve zaman perdesi kalkıp, onlarla dost oldum.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">YAHYA: Sen bir  de bizim gibi; Remzi amcanın kelamından dinleseydin, yanıp tutuşurdun herhalde.  O anlatırken herkes kendini tutamayıp, g&ouml;zyaşlarına boğulmuştu. Ama  anlatacaklarım bu kadar değil. Bir de Remzi amcanın tanık olduğu bir olay var.  Hele onu dinleyin:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Toprağın  yeşile boyandığı ve dalların, &ccedil;i&ccedil;eğe dolandığı bir bahar akşamıydı. Sanırım  nisan ayının son g&uuml;nleriydi. Orman bek&ccedil;iliği yaptığım bu g&uuml;nlerde, yine her  zaman ki gibi, Meryem bacının kabrinin yanı başındaki, eve girip yatmıştım.  Yatmadan &ouml;nce, gece serin olduğu i&ccedil;in ormandan topladığım odunlarla ateş  yakmıştım. Gece ilerleyen saatlerde, ateş s&ouml;nm&uuml;ş olduğundan, &uuml;ş&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m i&ccedil;in  uyandım. Baktım ki, dışarıdan ışık geliyor. Merak edip cama yaklaştım. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m  manzara karşısında hayretlere d&uuml;şt&uuml;m. Mezarın az ilerisinde, bir &ccedil;ınar ağacının  dibinde, gayet nurlu bir takım kimseler oturmuş, sohbet ediyorlardı. Ağacın her  bir yaprağı, bir kandil gibi ışık sa&ccedil;maktaydı. Sohbet eden bu insanlar, T&uuml;rk  bayrağında olduğu gibi hilal şeklinde dizilmişler ve ortalarında, başında ak  yazması olan bir kadın oturmaktaydı. Bu halleri ile Ay yıldızı anımsatıyorlardı.  Sesleri gayet net geliyordu. Varlığımdan haberleri olmadığını d&uuml;ş&uuml;nerek, camın  kenarında, onları dinledim. Başındaki, parlayan ak yazmasıyla, kadın şunları  anlatıyordu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Batın zahir  ile tamam olur, Zahir ise Batın ile kemal bulur. C&uuml;mle &acirc;lemlerin sırrı, insanın  manasına yazılmıştır. Bu mananın tamam olması i&ccedil;in, beden kalıbına asılmıştır.  İnsanın beden y&ouml;n&uuml; ile diğer mahl&ucirc;kattan ayrıldığı husus, bu mana ile kemal  bulmasıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Beden bir  kitap, manası ise bu kitabın s&ouml;zleridir. Kitabın değeri, i&ccedil;indeki s&ouml;zler ile  &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r. Lakin s&ouml;zler de bir kap misalidir. S&ouml;zlerin taşıdığı manaya, mana  i&ccedil;inde mana denir. Lakin bu mana da, taşıdığı sırra g&ouml;re bir kap sayılır. Sır  ise bir kapıdır ve bu kapının a&ccedil;ılmasıyla, kişiye Fetih m&uuml;yesser olur. Bu  kapının, iki tokmağı vardır. Biri CELAL, diğeri CEMAL&rsquo;dir. Kişi hangi tokmakla  bu kapıyı a&ccedil;arsa, Fetih, tokmağın taşıdığı sıfat &uuml;zere olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Acirc;şıklar, aşk  ile yanıp, k&uuml;lleri savrulduğu i&ccedil;in, Fetih yapılacak varlıkları yoktur. &Acirc;şıkların  bizatihi kendisi, kapının ardındaki sır&rsquo;dır. O y&uuml;zden; &acirc;şıklar ile bu &acirc;lemde,  SIR a&ccedil;ık&ccedil;a ortadadır. Lakin insanlar, nefis perdelerinin ardından baktıkları  i&ccedil;in, bu SIR, ayni zamanda saklıdır. G&uuml;neş b&uuml;t&uuml;n nuruyla ayandır ama k&ouml;rler i&ccedil;in  gecedir. Gece ise, kişiye bir perdedir. Perde ise dışarıdan değil, i&ccedil;eriden  a&ccedil;ılır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ın bir  takım kulları vardır ki; g&ouml;kteki yıldızlar gibidir. Nefisleri, zulmet perdesi  ile &ouml;rt&uuml;l&uuml;p, karanlıklar i&ccedil;erisine g&ouml;m&uuml;len kişilere, ayni yıldız misali, bu  kulların ışığı değer. Bu ışığın değmesi ile kişi, karanlıklar i&ccedil;erisinde  olduğunu idrak ve fark eder. Eğer bu ışıktan istifade eder ve y&ouml;n&uuml;n&uuml; tayin  ederse, selamet bulur, gecesi aydınlanır, nur olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı Allah,  &acirc;lemi ervah&rsquo;ta, ruhları kendi nefislerine şahit tutmuştur. Allah&rsquo;ın &ouml;ncesiz olan  s&ouml;z&uuml;n&uuml;n şiddeti ile ruhlar dehşete kapılıp, &uuml;zerindeki hicap &ouml;rt&uuml;s&uuml;  kaldırılınca, verdikleri cevap &uuml;zere &uuml;&ccedil; kısım olmuşlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu &uuml;&ccedil;  kısımdan, Muhabbetle cevap verenler, o &acirc;lemde mertebe mertebe olmuşlar. Leyla  ile Mecnun, Meryem ile Selman, M&uuml;rşit ile M&uuml;rid, G&uuml;l ile B&uuml;lb&uuml;l, o g&uuml;nde  birbiriyle tanışmış, aşinalık kazanmışlardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eğer bir  b&ouml;lgeye, ahir zaman s&uuml;recinde, bu Muhabbet ehli ruhlar inerse yani iman ehli ve  Hakikat bilgisi artarsa, o yerin durumu, bu hal &uuml;zere bağlanmış olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ahir zaman bir  s&uuml;re&ccedil;tir ki; Ay yıldızın manası ile kemal bulur. Bu diyarda, evliya z&uuml;mresi &ccedil;ok  olur ama deryada y&uuml;zen balıklar misali, niceleri deryadan habersiz olur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:  Arkadaşlar; vakit epey ge&ccedil; oldu ve kabımız taşacak kadar doldu. İsterseniz bu  akşamı, &acirc;şıklara ait bir şiirle tamamlayalım&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">ALPER: Buyur  kardeş</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">HAKAN:<br />
Aşk makamından dem vurma<br />
G&ouml;n&uuml;l dayanmaz b&uuml;t&uuml;n bunlara<br />
A&ccedil;ma sakın &acirc;şıkların sırlarını<br />
Sus; s&ouml;yleme sakın, onların mek&acirc;nını</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;nl&uuml;n&uuml; a&ccedil;tın  bize, buyur ettik i&ccedil;imize<br />
Dostlardan dost bildik, komşu ettik kalbimize<br />
S&ouml;z olduk dilinden, yaş olduk g&ouml;zlerinden d&ouml;k&uuml;ld&uuml;k<br />
Bilsen; biz &acirc;şıklar, nice hallere b&uuml;r&uuml;nd&uuml;k</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&uuml;n geldi,  zamanın Velisi olduk<br />
G&uuml;n geldi, mek&acirc;nın Delisi olduk<br />
Ham idik, piştik, olgun olduk<br />
Zamanların &ouml;tesinden, g&ouml;nl&uuml;n&uuml;ze konuk olduk</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana">16.B&ouml;l&uuml;m <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="339" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1137-bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (15. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1135-bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1135-bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:06:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1135</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (15. B&#246;l&#252;m) YAHYA: O bahsettiğin şehitler k&#246;y&#252;n&#252;n &#231;ıkışında, eski mermer ocaklarına sapan tarafta Meryem bacı t&#252;rbesi var. Mezar, ormanın i&#231; kısımlarına kaldığı i&#231;in, pek bilen yok....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (15. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong><font face="Verdana"><img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">YAHYA: O  bahsettiğin şehitler k&ouml;y&uuml;n&uuml;n &ccedil;ıkışında, eski mermer ocaklarına sapan tarafta  Meryem bacı t&uuml;rbesi var. Mezar, ormanın i&ccedil; kısımlarına kaldığı i&ccedil;in, pek bilen  yok. T&uuml;rbenin yanı başında, eskiden bir ev varmış. Ama şimdi yıkıldığı  s&ouml;yleniyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">HAKAN: Bu  bahsettiğin Meryem bacı t&uuml;rbesini ilk defa duyuyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">YAHYA: Ben de  bilmiyordum. Eşimin k&ouml;y&uuml;nde doksan yaşlarında bir ihtiyar Remzi amca var.  Zamanında o taraflarda &ccedil;obanlık ve orman bek&ccedil;iliği yapmış. Kış aylarında,  t&uuml;rbenin yanındaki eve girip, ateş yakar ve ısınırmış. Ge&ccedil;en bayram onun da  elini &ouml;pmeye gittik, o zaman anlattı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">ALPER: Hele şu  &ccedil;ayları tazeliyim de, &ouml;yle anlat.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">YAHYA:  Arkadaşlar; Şehitler &ccedil;ok eski bir k&ouml;ym&uuml;ş. Esas yerlilerinin gayri m&uuml;slim  oldukları, zamanla Balkanlar &uuml;zerinden Avrupa&rsquo;ya g&ouml;&ccedil; ettikleri s&ouml;yleniyor.  Giderlerken topraklarını satarak gitmişler. Yalnız bir dede ile torunu kalmış.  K&ouml;ye m&uuml;sl&uuml;manlar taşınınca, dede ile torunu, k&ouml;y&uuml;n biraz dışında oturmaya  başlamışlar. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın adını, kendileri i&ccedil;in kutsal olan Meryem koymuşlar.  Meryem&rsquo;in annesi doğumda, babası ise hastalıktan &ouml;lm&uuml;ş. Birazda bu y&uuml;zden, bu  toprakları terk etmemişler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">ALPER: Meryem  bacı, bir Hıristiyan mı ?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">YAHYA: İlk  zamanlar &ouml;yle. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın, dedesinden ve annesi ile babasının mezarından başka  kimsesi yokmuş. Haliyle k&ouml;y&uuml;n dışında yaşadıklarından ve dinleri başka  olduğundan gelen gidenleri de yokmuş. Meryem, bu yalnızlığın i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Sabahları,  k&ouml;y&uuml;n camisinden okunan ezan sesi ile uyanan Meryem, sebebini bilemediği bir  şekilde ağlar, ancak g&uuml;n ışığınca bu hali &uuml;zerinden atarmış. Yaşlı dedesi ise;  onun, anne ve babasını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p, ağladığını sanırmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;  r&uuml;yalarda, &ccedil;ok g&uuml;zel bir kadın, onu elinden tutarak bir g&uuml;l bah&ccedil;esine g&ouml;t&uuml;r&uuml;r,  g&uuml;l bah&ccedil;esinin en nadide g&uuml;l&uuml;ne konmuş bir b&uuml;lb&uuml;l&uuml;n nağmelerini, birlikte  dinlerlermiş. Kadının y&uuml;z&uuml;, o kadar g&uuml;zelmiş ki; b&uuml;lb&uuml;l&uuml; dinlerken, kadının  y&uuml;z&uuml;ne bakar, baktık&ccedil;a da derinlere dalar gidermiş. Kadının kendisine s&ouml;ylediği  s&ouml;zler, ayni kendisi kadar g&uuml;zelmiş ama uyandığında bir t&uuml;rl&uuml; hatırlayamazmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Gen&ccedil; kız  olduğunda, dedesi iyice yaşlanıp, bakıma muhta&ccedil; hale gelmiş. Dedesinin hizmetini  g&ouml;r&uuml;r, hayvanları yemler ve s&uuml;tleri almaya gelen Bayram efendiyi beklermiş.  S&uuml;tleri toplayan Bayram Efendi, arada sırada kasabadan, ihtiya&ccedil;larını alıp  getirir, gereksinimlerini b&ouml;yle karşılarlarmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Gen&ccedil; kız, yine  bir sabah, okunan ezan sesiyle uyanır ve odasının penceresinden dışarı bakarken,  cama konmuş olan bir &ccedil;ift kumruyu g&ouml;r&uuml;r. Erkek kuş, kanatlarını a&ccedil;arak eşine kur  yapmakta, kınalı başlarındaki, boncuk boncuk g&ouml;zleriyle birbirlerine bakmakta ve  bu bakışlardan, Meryem&rsquo;in g&ouml;nl&uuml;ne incecik bir sızı akmaktadır. Meryem, ilk defa  i&ccedil;indeki yalnızlığın sessiz &ccedil;ığlığını duymuş. G&uuml;nler g&uuml;nleri kovalamış ve  toprak, yaşlı dedesini de almış. Meryem, k&ouml;y&uuml;n dışında kerpi&ccedil; bir evin hemen  yanı başında, &uuml;&ccedil; mezarla kalakalmış&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Dedesi &ouml;l&uuml;nce,  Bayram efendi, Meryem&rsquo;i alarak kendi evine g&ouml;t&uuml;rm&uuml;ş. Ama &ccedil;ok g&uuml;zel bir kız  olduğundan, eşinin kıskan&ccedil;lığı ile kısa zamanda evde huzursuzluk baş g&ouml;stermiş.  Bayram efendi, karısına:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Hanım; etme  eyleme, yazıktır, g&uuml;nahtır. Bu garibi, bir başına oralarda mı bıraksaydım.  Kimsesi yoktur, Allah&rsquo;ın garip bir kulu işte. Sana ne zararı var ki; Yediği bir  dilim ekmek. Bak, sana da ev işlerinde yardım ediyor&hellip;&rsquo;&rsquo; dese de; karısına bir  t&uuml;rl&uuml; dinletemez. K&ouml;yden de, kimse bu gayri m&uuml;slim kızcağızı kabul etmeyince,  &ccedil;aresiz yine eski evine g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. G&ouml;t&uuml;r&uuml;r ama yine eskisi gibi s&uuml;t toplarken  uğrayıp, ihtiya&ccedil;larını giderir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Meryem&rsquo;in  g&uuml;nleri b&ouml;yle ge&ccedil;erken, yine eski r&uuml;yalarını g&ouml;rmeye başlar. Fakat bu sefer, g&uuml;l  bah&ccedil;esinde yakışıklı bir oğlan da vardır. Aynı kadın, Meryem&rsquo;in elinden tutarak  g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; bah&ccedil;ede, onu, oğlanın yanına oturtmaktadır. R&uuml;yada isminin Selman  olduğunu &ouml;ğrendiği bu gence &acirc;şık olmuştur. R&uuml;yalar arka arkaya gelince, bu  gencin ger&ccedil;ek olduğuna karar verir, verir ama d&uuml;nya g&ouml;z&uuml;yle g&ouml;rmediği bu oğlana,  yanıp tutuşur ve g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e erir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ne tuhaftır  ki; Bedre k&ouml;y&uuml;nde, adı Selman olan bir gen&ccedil;, r&uuml;yalarında Meryem isminde &ccedil;ok  g&uuml;zel bir kız g&ouml;rmekte ve r&uuml;yasındaki bu kızı sevmektedir. Kimdir, nerededir,  ger&ccedil;ek midir? Bilmez ama yanıp tutuşmaktadır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">S&ouml;ylendiğine  g&ouml;re gayb ehlinin toplandığı zamana denk gelen bir gecede, ikisi de g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde  ki Ay&rsquo;a bakarken, Ay&rsquo;ın nurlu &ccedil;ehresinde, birbirlerinin y&uuml;zlerini g&ouml;rm&uuml;şler.  İşte o geceden sonra ne zaman birbirlerini d&uuml;ş&uuml;nseler, mesafeler aradan kalkar,  uzaklar yakın olur ve birbirlerine ayan olurlarmış. &Ouml;yle ki; birbirlerinin  seslerini dahi duyarlarmış.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir Cuma  akşamı g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yada, g&uuml;l bah&ccedil;esindeki b&uuml;lb&uuml;l; &rsquo;&rsquo;Lailaheillallah Muhammed en  Rasulullah&rsquo;&rsquo; diyerek &ouml;tmeye başlamış. Meryem uyandığında, ayni s&ouml;zleri  tekrarlamakta ve h&uuml;ng&uuml;r h&uuml;ng&uuml;r ağlamaktadır. Oturduğu yerden kalkmadan,  lisanından şu s&ouml;zler d&ouml;k&uuml;l&uuml;r:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Uzun &ccedil;ok  uzun bir yolculuğa var mısın, g&ouml;nl&uuml;n&uuml;n baharla bezenmiş bah&ccedil;esini, g&uuml;z  mevsimiyle gelen rahmet yağmurlarına bırakıp, kopup geldiğin &ouml;telerin &ouml;tesi,  Cennet bah&ccedil;elerine uzanan bir yolculuğa var mısın?<br />
Hazır mısın? &Ouml;telerden uzanan, o eli tutmaya ve Cennet&rsquo;in g&uuml;l&uuml;n&uuml; koklamaya hazır  mısın?<br />
Dostlarıyla dost olmaya, dizinin dibine &ccedil;&ouml;k&uuml;p, o m&uuml;barek eli &ouml;pmeye, &ouml;p&uuml;p  y&uuml;z&uuml;ne-g&ouml;z&uuml;ne s&uuml;rmeye ve hı&ccedil;kırıklarla ağlamaya hazır mısın?<br />
Ayrılığın acısı yetmedi mi? Ten kafesindeki s&uuml;ren bitmedi mi? Mum ışığı yetmez,  onu bu karanlıklarda aramaya. Aydınlat nurunla, ziyanı sa&ccedil; her yana. Unuttun mu  yoksa? Sen nursun, mum ışığınla ne arayıp durursun?<br />
Yırtarak karanlığın bağrını, aydınlığa &ccedil;ıkmaya hazır mısın? Susuzluktan kurumuş  şu bağrı yanık g&ouml;n&uuml;llerin &ouml;zlemini &ccedil;ektiği ve Rabbimin tecelli ettiği, boynu  b&uuml;k&uuml;k &ccedil;i&ccedil;eklerin a&ccedil;mak i&ccedil;in beklediği Cennet bah&ccedil;esini, g&ouml;zyaşlarınla sulamaya  hazır mısın?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ay&rsquo;ın,  G&uuml;neş&rsquo;in ziyasını yansıttığı gibi, Rabbimin nurunu yansıtıp, ayna olmaya hazır  mısın? Sağnak sağnak yağan rahmet yağmurlarına &ccedil;anak tutup, kucak a&ccedil;an toprak  olmaya hazır mısın? Ayni toprak misali, baharla &ccedil;i&ccedil;ek a&ccedil;maya ve sonbahar  r&uuml;zg&acirc;rıyla savrulan, yaprak olmaya hazır mısın?<br />
Akan bir su misali, başını taştan taşa vurup, &ccedil;ağlayarak deryaya akmaya hazır  mısın? Uyanarak k&acirc;bus gibi bir r&uuml;yadan, ger&ccedil;eği ve ger&ccedil;ek sevgiliyi g&ouml;rmeye  hazır mısın? &Ouml;ğ&uuml;t&uuml;lerek değirmende, bembeyaz bir un olmaya, kudret eliyle  yoğrulup, aşkın ateşinde mis gibi bir ekmek olmaya ve nice a&ccedil; g&ouml;n&uuml;lleri  doyurmaya hazır mısın?<br />
Doya doya, Abı hayat suyundan i&ccedil;meye, ardına bile bakmadan &ccedil;ok uzak bir  yolculuğa gitmeye hazır mısın? Bir ah &ccedil;ekerek derinden ve &ouml;telere olan  &ouml;zleminden, vazge&ccedil;erek d&uuml;nya denen &ccedil;&ouml;pl&uuml;kten, dostlar meclisine d&ouml;nmeye hazır  mısın?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Meryem&rsquo;in bu  hadiseden sonra hali değişmiş, kendisinin de tarif edemediği bir korku  kaplamıştır y&uuml;reğini. &Ouml;yle ki; bu korku her bir azasını sarmış, &ccedil;aresini  bulamadığı bir hal almış. Ayni korku, Selman&rsquo;ın da y&uuml;reğine d&uuml;şm&uuml;ş. Selman&rsquo;ı  g&ouml;renler, onun bu garip haline &uuml;z&uuml;l&uuml;r olmuşlar. Artık kendi kendilerine konuşur  olmuşlar, zahirden bakanlar i&ccedil;in. Adları deliye &ccedil;ıkmış. Zahir ne bilsin? Onlar  aşkları, &ouml;zlerinden imiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">SELMAN:<br />
Bir g&uuml;ls&uuml;n, g&ouml;n&uuml;l bah&ccedil;emde a&ccedil;an<br />
Işığımsın, karanlık d&uuml;nyama, nurlar sa&ccedil;an<br />
Bir sevgi pınarısın, g&ouml;n&uuml;l deryama akan<br />
Sensin sevgilim, şu garibin g&ouml;nl&uuml;nde yatan</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MERYEM:<br />
G&ouml;n&uuml;l bah&ccedil;eme, bir g&uuml;l diye ektim seni<br />
G&ouml;zyaşlarımla suladım, solmasın diye k&ouml;klerini<br />
Sevdam bir G&uuml;neş olup, aydınlattı &uuml;zerini<br />
Hi&ccedil; ayırmadım inan ki; &uuml;zerinden g&ouml;zlerimi</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">SELMAN:<br />
Bu gece, yıldızları seyrettim sevgilim<br />
Seni anlattım, sevgimi haykırdım<br />
Hayalin belirdi bir an, yıldızlı semada<br />
Uzandım; belki dokunurum diye sana</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MERYEM:<br />
Sen g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n biricik g&uuml;l&uuml;s&uuml;n<br />
Ve g&ouml;n&uuml;l dilimin, s&ouml;ylediği s&ouml;z&uuml;s&uuml;n<br />
Şu sade hayatımın, tek s&uuml;s&uuml;s&uuml;n<br />
Dilerim hayatta, hep y&uuml;z&uuml;n g&uuml;ls&uuml;n</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Meryem ile  Selman, &ouml;zlerinden birbirlerine b&ouml;yle ilanı aşk ederlerken, ilahi aşktan da dem  vururlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MERYEM:<br />
Dostlar kitabında yazar &acirc;şıkların ismi<br />
M&uuml;barektir onların hem ismi, hem cismi<br />
Melekler bile &ouml;zenir onlara<br />
Rabbimiz; nice &acirc;şıklar daha kat bunlara</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">SELMAN:<br />
&Acirc;şık, aşığın halinden anlarmış<br />
G&uuml;l, her yaprağında &ccedil;iğ, ağlarmış<br />
B&uuml;lb&uuml;l ağlamak i&ccedil;in, g&uuml;le konarmış<br />
Bu ikisini g&ouml;r de, sende ağla, ey g&ouml;n&uuml;l</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">MERYEM:<br />
G&ouml;n&uuml;l bağımda bir b&uuml;lb&uuml;l &ouml;tmekte<br />
Dinledim, Onun ismini s&ouml;ylemekte<br />
Hem s&ouml;ylemekte, hem g&ouml;zyaşı d&ouml;kmekte<br />
Maharet, g&ouml;nl&uuml;nde o b&uuml;lb&uuml;l&uuml; g&ouml;rmekte</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Selman&rsquo;ın  askerlik &ccedil;ağı geldiğinden, yaşlı annesi, onun yokluğunda kendisine yoldaş olması  i&ccedil;in, k&ouml;ylerinden bir kızla evlendirmek ister. Biraz da bu garip halleri d&uuml;zelir  diye, belki bu derde &ccedil;are olur diye, &ccedil;ok ısrar eder. Analık hakkımı helal etmem,  diye tutturur. Analık hakkı bu, yabana atılır mı hi&ccedil;? Gen&ccedil; &ccedil;aresiz kabul eder,  eder ama Meryem&rsquo;in de g&ouml;nl&uuml;ne bir ateş d&uuml;şer. Sevda bu, g&ouml;nle d&uuml;şer de yakmaz  mı?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Meryem o  g&uuml;nden sonra, Selman&rsquo;dan haber alamaz olmuş, ne sesini duymuş, ne de kokusunu  duymuş. Sevgilisi g&ouml;nl&uuml;ndeymiş ama surete b&uuml;r&uuml;nemez olmuş. Yanmış, yanmış. &Ouml;yle  ki; sadece k&uuml;lleri kalmış, onlar da r&uuml;zg&acirc;rda savrulup dağılmış. Bir &ccedil;ift g&ouml;z,  semaya bakakalmış ve kapılar a&ccedil;ılıp, Meryem&rsquo;i sırlar dairesine almış. O g&ouml;zler  artık sırları g&ouml;rmekteymiş, dili bir başka &acirc;lemden s&ouml;ylemekteymiş, Leyla,  mecnuna d&ouml;nd&uuml; denmekteymiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ne bilsinler  Hakk&rsquo;a erdiğini, Mira&ccedil; edip te d&ouml;nemediğini. Ne bilsinler kimi sevdiğini, Kimin  sevdiğini&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Deli kadın  derlermiş adına, kimse sokulmazmış yanına. Mezarlarla konuşur, kim bilir  kimlerle buluşur. Bir g&uuml;n mezarlıktayken, başka k&ouml;yden iki tane gen&ccedil;, art  niyetli olarak arkasından sokulur. Meryem&rsquo;in, onlardan tarafa y&uuml;z&uuml;n&uuml;  &ccedil;evirmesiyle &ouml;yle bir hale gelirler ki; g&ouml;zlerinde ki bakış, onları &ouml;yle bir  delip ge&ccedil;er ki ve her azalarıyla &ouml;yle bir titrerler ki; Meryem y&uuml;z&uuml;n&uuml; diğer  tarafa &ccedil;evirdikten sonra yığılıp kalırlar. Zira dizlerinde derman, dillerinde  kelam kalmamıştır. Hatalarını anlayıp, d&ouml;n&uuml;p giderler. Giderler ama kızcağızı da  her yerde, evliya diye s&ouml;ylerler&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Meryem&rsquo;in  zaman zaman ortadan kaybolduğu s&ouml;ylenmektedir. Bu ormanda, gayb erenlerinin  toplandığı bir mağaradan s&ouml;z edilir. Zaten Meryem&rsquo;in dilinden de sık sık şu  dizeler d&ouml;k&uuml;lmektedir:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bir dağ ki;  erenlerin mek&acirc;nı<br />
Sır i&ccedil;inde sırdır, her bir yanı<br />
Kim bilirse cem oldukları An&rsquo;ı<br />
Oradadır, iki cihanın sultanı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Uuml;st&uuml;nde korku,  kol gezer<br />
Bir sır ki; bu korkuyla kendini gizler<br />
Nefsini pak edene, g&ouml;r&uuml;n&uuml;r izler<br />
S&ouml;z i&ccedil;inde s&ouml;z, Mana i&ccedil;inde mana gizler</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a>  15.B&ouml;l&uuml;m</font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="242" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1135-bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (14. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1133-bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1133-bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:05:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1133</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (14. B&#246;l&#252;m) Yer k&#252;&#231;&#252;k bir kasaba. Kasabanın sakinlerinden olan Hakan, &#231;ok enteresan bir r&#252;ya g&#246;r&#252;r. R&#252;yasında; gece g&#246;ky&#252;z&#252;ne bakarken, altın renginde ve &#231;ok parlak bir Ay...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (14. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong><font face="Verdana"><img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Yer k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir  kasaba. Kasabanın sakinlerinden olan Hakan, &ccedil;ok enteresan bir r&uuml;ya g&ouml;r&uuml;r.  R&uuml;yasında; gece g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne bakarken, altın renginde ve &ccedil;ok parlak bir Ay yıldız  belirir. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; Ay yıldız, birden bire &ccedil;oğalmaya ve g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; kaplamaya başlar.  Hakan; g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde ki bu garip hadiseyi, &ccedil;ok sevdiği ve g&ouml;n&uuml;lden bağlandığı bir  Allah dostuna haber vermeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, o kişi bir anda yanında belirir. Hakan  sağ elinin, şahadet parmağı ile g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde ki garip hadiseyi işaret eder. Adam,  tatlı bir tebess&uuml;mle karşılık verir. Hakan daha sonra, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne doğru sağ  eliyle uzanır ve Ay yıldızlardan birini yakalayarak kendine doğru &ccedil;eker. Bir  m&uuml;ddet iki eliyle tuttuktan sonra, Ay yıldız toprak olur ve ellerinin arasından,  kayıp gider.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu r&uuml;yanın  g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gecenin sabahında, ahir zaman uzantılı bir olay ger&ccedil;ekleşir. Hakan,  r&uuml;yasını anlatmak &uuml;zere, o Allah dostunun yanına gider. O zat, hi&ccedil; şaşırmadığı  gibi r&uuml;yada olduğu şekilde, tebess&uuml;m ederek mukabele eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Yaklaşık d&ouml;rt  yıldır, bu zat&rsquo;la ve diğer arkadaşlarıyla beraberdir. Ama bu zat&rsquo;ın, kendisi  i&ccedil;in &ouml;zel bir anlamı vardır. Onu, diğerlerinden daha fazla sevmekte ve hemen  hemen her fırsat bulduğunda, ziyaretine gitmektedir. Hakan bu arkadaşlarla, bir  Beraat gecesi tanışmış ve bu gece, Hakan&rsquo;ın hayatında d&ouml;n&uuml;m noktası olmuştur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kendisi ve  arkadaşları, sanki bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n ayrı ayrı c&uuml;zleri, bu Zat da, c&uuml;zlerin cem olduğu  b&uuml;t&uuml;n&uuml;n kendisidir. G&uuml;neş&rsquo;ten kopan par&ccedil;aların, hepsinin kendi i&ccedil;lerinde bir  sistem olmasına karşın, yine G&uuml;neş&rsquo;in etrafında d&ouml;nmesi gibi, kendileri de bu  zat&rsquo;ın etrafında d&ouml;nmekteydiler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Onun olduğu  mek&acirc;nda, adeta G&uuml;neş doğmakta, dili başka bir &acirc;lemden konuşmakta ve g&ouml;zleri,  dipsiz derinliklerden bakmakta idi. O g&ouml;zlere dikkatlice bakanlar, sonsuz  &acirc;lemlerde kaybolurum diye korkmaktaydılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hakan, bu  Allah dostuna duyduğu sevgiyi, s&ouml;z ile tarif edemeyeceğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Son  zamanlarda kendisine bazı haller olmuş, durmadan şiir yazmaktaydı. İnsanoğlunun  mana y&ouml;n&uuml; ile bir derya olduğu, bazen bu deryanın taşıp, dalgalarının kıyıya  vurduğu, hatta fırtınalar koptuğu, yazdığı şiirlerinde g&ouml;r&uuml;nmekteydi. O zat,  sohbetlerinden birinde bunu şu şekilde ifade etmişti:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Kişinin  g&ouml;zyaşları, g&ouml;n&uuml;l deryasının taşıp, dalgaların kıyıya vurmasıdır. O anda &ouml;yle  bir fırtına kopmaktadır ki; eğer bu g&ouml;zlerimizle, g&ouml;n&uuml;l deryasını g&ouml;rebilseydik,  d&uuml;nyadaki deryaların ve fırtınaların hi&ccedil; kaldığını ve k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir et par&ccedil;asına  nasıl olup da; u&ccedil;suz-bucaksız bir &acirc;lemin sığdığını, şaşkınlıkla seyir eylerdik.  Zahirde ki her &ccedil;ıkış, manadan maddeye olan akıştır. İnsan, mana olarak ve  algılayana g&ouml;re, madde olarak ta; her iki &acirc;lemin CEM makamıdır. İnsan, birbirine  karışmayan, iki denizin arasında ki sınırdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kendini  tanıma, şuurunu ve bilincini arındırma &ccedil;alışmaları ile afaktan-enf&uuml;se y&ouml;nelen  kişilerde, bazen kendilerinin de farkında olmadan, bu iki deniz birbirine  karışmaktadır. Yalnız bu karışıklık, kişinin algılamasındadır. En nadide bir  cevher olan insanoğlunun, s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğimiz bu gel-git olayında, sağ salim kıyıya  &ccedil;ekilebilmesi, d&uuml;nya ve ahirette ge&ccedil;erli bir m&uuml;cevher olarak işlenmesi i&ccedil;in,  usta ellere ihtiyacı vardır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> G&ouml;zlemleyebildiği kadarı ile bu zat&rsquo;ın yanına, her kesimden insanlar gelip  gitmekteydi. Sarhoşundan-&acirc;limine, fabrikat&ouml;r&uuml;nden-fakirine, &ccedil;eşit &ccedil;eşit  insanlar, sırf onun yanında kendilerini mutlu hissettikleri, onda kendilerinden  bir par&ccedil;a buldukları i&ccedil;in gelip giderlerdi. Bu zat; &ouml;yle bir b&uuml;t&uuml;nd&uuml; ki; b&uuml;t&uuml;n  bu c&uuml;zler, tekrar aslıyla b&uuml;t&uuml;nleştiği i&ccedil;in kendisiyle n&ouml;tr olmanın meydana  getirdiği zevki, yaşamaktaydılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Herhangi bir  isim ile zahirde g&ouml;r&uuml;nen bu insan, &ouml;z&uuml;nde Ademiyet makamına ermiş olan şuurun ve  bilincin bir &ouml;rt&uuml;s&uuml;yd&uuml;. Yine kendisinin dediği gibi:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;&Acirc;dem, ruhun  başka bir ismi ve insan da, &Acirc;demi kapsayan libastır.&rsquo;&rsquo;<br />
Allah dostları, bu d&uuml;nyada dibinde g&ouml;lgelenilecek olan birer ağa&ccedil; misalidir. Kim  bu ağa&ccedil;ların dalına-budağına yapışırsa, ona iki cihanda necat h&acirc;sıl olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hakan&rsquo;ın  ismini, yine b&ouml;yle bir zat&rsquo;ın koyduğu s&ouml;ylenmekteydi. Kulağına Ezanı  Muhammediye&rsquo;yi bir Allah dostu okumuştu. Hakan, Ezanın manasını, ilerleyen  zamanlarda bu Zat&rsquo;ın tasarrufu ile idrak edecekti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hakan&rsquo;ın, bu  Zat&rsquo;dan &ouml;ğrendiği ve bug&uuml;ne değin hep hatırında tuttuğu, bir kural vardı. Aslını  ve hakikatini bilmediği bir şeyi asla ink&acirc;r etmez, onu Hak Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın kudretine  havale ederdi. Allah&rsquo;&uuml; Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın mahl&ucirc;katına, ibret ve hikmet nazarı ile bakar,  etrafı bu g&ouml;zle seyrederdi. Bu zat&rsquo;a olan ziyareti, eğer geceye denk gelirse;  İlmi batın&rsquo;dan ve esrarı ilahi&rsquo;den bahseder, ziyaret g&uuml;nd&uuml;z vaktine denk  gelirse; ilmi zahir&rsquo;den bahsederdi. Bunun sebebini, ilk zamanlar anlayamamıştı.  Yine b&ouml;yle gecelerin birinde, bu Zat&rsquo;dan, ilmi batına ait bir sohbet dinlemişti.  Ş&ouml;yle diyordu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Allah  dostlarından olan bir zat, yine bir Allah dostunun kızıyla evlenmişti. Kız g&uuml;zel  olduğu kadar da, hal ehli bir hanımdı. Aradan uzun bir zaman ge&ccedil;mesine rağmen,  kıza el s&uuml;rmemişti. Hanımının bu konuda, kendisini sıkıştırmasından sonra,  murakabeye &ccedil;ekilip, Canibi Hakk&rsquo;a tevecc&uuml;h etti. &Acirc;lemi ervah&rsquo;ı seyretti. G&ouml;rd&uuml;  ki; Resul Aleyhisselam, y&uuml;ce bir makama oturmuş, Ashabı da etrafında saf tutmuş.  Zat, bu topluluğu g&ouml;r&uuml;nce Ashab&rsquo;tan birisine:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu topluluk  nedir ?&rsquo;&rsquo; diye sorar. Aldığı cevap ş&ouml;yle olur:<br />
&lsquo;&rsquo;Allah dostlarından bir zat&rsquo;a, yedi oğul verildi. Bu meclisten maksat onları  tayin etmektir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Daha sonra  d&uuml;nyada, bu zat&rsquo;ın evladı olacak yedi kişi belirlenir. Bu zat, Hazreti  Rasulullah&rsquo;ın (s.a.v.) huzuruna &ccedil;ağırılarak &ouml;nce el &ouml;pt&uuml;r&uuml;l&uuml;r. Evladı olacak  yedi kişinin birer elleri, Hz. Rasulullah&rsquo;ın sağ eline, diğer elleri, bu zat&rsquo;ın  beline konularak, o &acirc;lemde; baba-oğul ilan edilirler.&rsquo;&rsquo; (Kaynak: Ariflerin  Menkıbeleri, cilt:2)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hakan  dinlediği bu meselenin, mecaz mı yoksa olduğu gibi anlatılan bir olay mı  olduğunu ilerleyen g&uuml;nlerde, uzun uzun d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Bu zat&rsquo;ın g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; olay, fiziksel  yaratılışın başlamadığı ama fizik bedene b&uuml;r&uuml;nenler i&ccedil;in ge&ccedil;miş olarak ZAN  edilen ve herkesin beraber olarak yaratıldığı zamana mı ait, bir t&uuml;rl&uuml;  anlayamaz. Suya atılan taşın, yaydığı zaman halkalarından birinden, taşın  atıldığı An&rsquo;a bir bakış mı diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p durur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Eğer &ouml;yleyse;  ilk yaratılışta, herkes beraber ama d&uuml;nyaya gelişte biraderdi. Zaman, An&rsquo;daki bu  topluluğun, i&ccedil;indeki birimlerin deneyim s&uuml;reci miydi? Hakan; bu işin altından  kalkamayınca, zamanla a&ccedil;ılır diyerek, olayı anlamayı yine zamana bırakır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hakan&rsquo;ın bu  g&uuml;nlerde tanıştığı Alper ismindeki bir arkadaşı, Ve&ccedil;ina deresi ile Rapina deresi  arasında, kızılcık ağa&ccedil;larının olduğu mevkide, i&ccedil;inde farklı iki zamanın  bulunduğu mağaradan s&ouml;z eder. Bu mağara, sultan Mehmed&rsquo;in, İstanbul&rsquo;u fethi  &ouml;ncesi, topları d&ouml;kt&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yerdedir.<br />
Rivayetlere g&ouml;re, sultan Mehmed bu mağarayı uzun s&uuml;re aramış ama bulamamış!.  Yine bu b&ouml;lgede, sırf bu mağarayı arayanlar tarafından, bir zamanlar k&ouml;y  kurulmuş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hakan ile  Alper, mağarayı herkes gibi para ya da define i&ccedil;in değil, kimsenin bilmediği iki  farklı zamanın sırrına ve emanetlerine ulaşmak i&ccedil;in arıyorlardı. Bu zamanlardan  biri 12,500 yıl &ouml;ncesine, diğeri 1400 yıllık bir d&ouml;neme denk geliyordu. Burayla  ilgili bir başka konu ise, b&ouml;lgenin ormanlık olması ve ormanın sırrı denen garip  hadiselerin, hava kararmaya başlayınca vuku bulmasıydı. Bu y&uuml;zden geceleri,  kimse pek ormana inmezdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hakan ile  Alper&rsquo;in dostluğuna, daha sonraları Yahya isminde birinin d&acirc;hil olmasıyla s&uuml;nnet  olan &uuml;&ccedil; sayısı tamamlanır. Bu &uuml;&ccedil; arkadaşın, g&uuml;zel bir beraberlikleri, sıra dışı  sohbetleri ve birbirini tamamlayan, ayrı ayrı &ouml;zellikleri mevcuttu&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Ouml;yle ki;  &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p, sırrını &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alıştıkları meseleler, ancak; &uuml;&ccedil;&uuml; bir araya  gelince, &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye ve yeni yeni manalar a&ccedil;ılmaya başlıyordu. Bunu fark ettikleri  i&ccedil;in, m&uuml;mk&uuml;n mertebe &uuml;&ccedil; kişi olarak toplanıyorlardı. Bu toplantıların birinde,  mevzu yine ormanın sırrına gelmiş bu konuda konuşmaya başlamışlardı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">ALPER:  &rsquo;&rsquo;Dedemlerin anlattığına g&ouml;re, bu b&ouml;lgeye g&ouml;&ccedil;men olarak gelmişler. Dedemin  annesi, Bedre k&ouml;y&uuml;nde, g&ouml;&ccedil;menlerin toplu halde misafir olarak isk&acirc;n edildiği  g&uuml;nlerde vefat etmiş. Daha sonra devletin yer-yurt verip, onları  yerleştirmesiyle, hepsi başka k&ouml;ylere paylaştırılır. Yerleşik d&uuml;zene  ge&ccedil;ilmesiyle birlikte dedemin babası, Şehitler k&ouml;y&uuml;nden, evlenmek i&ccedil;in dul bir  kadın istemeye gider. Beraberinde k&ouml;y&uuml;n imamı, molla Salim efendi ve dedem  vardır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">D&ouml;nerlerken,  ormanın i&ccedil;inde, arabanın tekerleği kırılır. Kırılan tekerleği, onaralım derken  vakit epey ge&ccedil; olur ve geceye kalırlar. Dedem o g&uuml;nlerde dokuz ila on yaşlarında  imiş. Babası ile molla Salim Efendi, arabayla uğraşırken, dedem az ileride, bir  ağacın dibinde, sakalları g&ouml;beğine, sa&ccedil;ları beline kadar her tarafı bembeyaz bir  ihtiyar g&ouml;r&uuml;r. Babasına haber vermesiyle babası korkmaya başlar. Fakat molla  Salim Efendi;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Hele dur;  hayvanlar &uuml;rkmediğine g&ouml;re Rahmani olsa gerek&rsquo;&rsquo; diyerek sakinleştirir. Ayet el  K&uuml;rsi ve hıfz ayetlerini okuyarak, aksakallı ve g&ouml;zleri &ccedil;akmak &ccedil;akmak bakan bu  ihtiyara yaklaşır:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Selam, Allah  Resul&uuml; ve ona uyup, tabi olanların &uuml;st&uuml;ne olsun&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ey &Acirc;demoğlu!  Selamını aldık ve kabul ettik. Allah&rsquo;ın Selam isminin Selamet dairesinde olun  inşallah.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Adım Salim,  molla Salim derler. Bedre k&ouml;y&uuml;nde imamım.&lsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Salim  efendi; hakkını helal et. Biz cinler, insanlara ismimizi pek s&ouml;ylemeyiz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;  bizi esir eden, ismimizin bilinmesidir. Benden korkmanıza gerek yoktur. M&uuml;min  cinlerdenim ve gayb ehlinin sırdaşıyım.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ey Allah&rsquo;ın  m&uuml;barek kulu; Bize g&ouml;r&uuml;nmekteki muradın nedir?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ey Salim  Efendi; Ben, Pirimiz efendimizin vefatından sonra burada bulunan bir mağaraya  &ccedil;ekildim. Pirim hayatta iken Gayb ehli ile bu mağarada toplanırdık. Ben  Pirimizin emri &uuml;zere, vefatından beri burada toplanan Gayb ehline hizmet ederim.  Bu akşam yine toplanmışlardı. Sizin vasıtanız bozulunca, ormanın sırrından sizi  korumam ve şu elimde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n hurmayı, &ccedil;ocuğa yedirmem i&ccedil;in g&ouml;nderdiler. Zira  hurmada ki sır, bu &ccedil;ocuğun neslinde zahir olacaktır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Molla Salim  Efendi, hurmayı alıp dedeme yedirir. Cin, g&uuml;n ışıyıncaya kadar onları bekler.  Sabah olduğunda tekerlek te yapılmıştır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana">Diğer  B&ouml;l&uuml;mler</font></strong></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp;&nbsp;&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmushttp:/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmushttp_/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');"> 16.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');">17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 20.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="258" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1133-bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (13. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1131-bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1131-bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:03:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1131</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (13. B&#246;l&#252;m) &#8216;&#8217;Evlat, Mutlak gaybı ancak Allah (c.c.) bilir. Meydana gelen bu olayın ahir zaman s&#252;recinde beklenmesine karşılık daha &#246;nce vuku bulması sanırım devrin MAKAM sahibi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (13. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong><font face="Verdana"><img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat,  Mutlak gaybı ancak Allah (c.c.) bilir. Meydana gelen bu olayın ahir zaman  s&uuml;recinde beklenmesine karşılık daha &ouml;nce vuku bulması sanırım devrin MAKAM  sahibi olan ZAT ile ahir zamanda beklenen MEHDİ&rsquo;DEN &ouml;nce, ahir zaman devrinin  MAKAM sahibi Zat&rsquo;ın tasarrufları olabilir. Onların iştirak ettikleri ve  kararların alındığı meclisin sırrı, bizim anlayamayacağımız zaman ve mek&acirc;n  kavramından &ouml;tedir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Makam sahibi  Zat&rsquo;mı ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, bu  makam tam bir yokluk halidir, hi&ccedil;liğe erme noktasıdır. Bu noktadan sonrası beka  i&ccedil;inde bekadır. Artık onun i&ccedil;in, hal ve makam lafı edilemez. Orada ne m&uuml;şahede  kalır, ne de marifet kalır, izahı yapılamaz. Bu sırra eremeyenler tarafından  tarifi yapılamaz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu sırra eren, her devirde bir kişi olur. Bu Zat&rsquo;ın,  ahirete intikalinden sonra bir alt makamdan Hakk&rsquo;ın nasiplisi bir başkası ge&ccedil;er  ve O&rsquo;da ancak o makama ge&ccedil;ince bu sırra erer&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu makamın  sahibi, zahirde anladığımız itikatların, herhangi biriyle bağlanıp kalmaz. O tam  bir MUHTARDIR. Bu makamdan bir &ouml;nceki makamın adı Gavs-ı Azam ya da Eb&rsquo;&uuml;l VAKİT  adıyla bilinir. Ama bunlardan sonrası i&ccedil;in ancak MAKAM sahibi diyebiliyoruz  &ccedil;&uuml;nk&uuml; kendisinden başkasının bu konuda bilgisi yoktur&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu Zat,  yaptıklarından sorumlu değildir. Dilerse kendinden &ouml;nceki zat&rsquo;ın şeriatına uyar,  dilerse değiştirir. Ama ahir zaman Peygamberi olan ve &ouml;zel ismi bizim  kitaplarımızda BARAKLİT olarak ge&ccedil;en Hz. Muhammed (s.a.v.)&rsquo;den sonra yeni bir  şeriata gerek olmadığından Kuran&rsquo;a tabi olur. Ancak! Bu Zat&rsquo;ın bazen  iptidalarında yapmış olduğu işler nedeni ile yaşanan Şeriatta, sapmalar  olabilir. K&acirc;milen kendine irfanı olan zat&rsquo;lar isterlerse durumu yeniden  d&uuml;zeltirler.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim,  verdiğiniz bu bilgilerden sonra sanırım neden diye bir soru sormak beyhudedir.  Ama ne yapmamız lazım, bundan sonraki yolculuğumuz nereye ve hangi zamana olacak  ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, siz  gelmeden &ouml;nce bu konu ile ilgili kitapları okuyarak bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m aradım. Olayların  birbiri ile olan bağını araştırıp, kendi &uuml;zerime d&uuml;şeni yerine getirdim. Daha  sonra Hak Te&acirc;l&acirc;&rsquo;ya yalvararak bu işin ayan olmasını istedim. G&ouml;nl&uuml;me d&uuml;şeni ve  dilime geleni anlatmak i&ccedil;in sizi bekledim.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Buyurun  efendim sizi dinliyoruz.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat,  geldiğin zamanda vuku bulan olay, &Acirc;dem nesline y&ouml;nelik olmasına karşılık farklı  bir boyutun mahl&ucirc;katı tarafından bu boyuta yapılan bir m&uuml;dahaledir. Zamanın  velileri bu konuda ne yaparlar bilmiyorum ama mesele bizim &ouml;n&uuml;m&uuml;ze konduğu i&ccedil;in  bizim de bir şeyler yapmamız gerektiğini biliyorum. Bu olaya m&uuml;dahale edebilecek  olanlar yine kendi boyutlarından olmalı. Lakin bu m&uuml;dahaleyi yapacak olan  Rahmani cinler ve Ruhani varlıkların &ccedil;ok uzun yıllardır kendilerini, yerin  altına kapattıklarını, hi&ccedil;bir şekilde dışarısı ile bağlantı kurmadıklarını,  &uuml;zerlerine kapanan kapıların, ahir zamanda, Hicri (1433) yılında sadece &uuml;&ccedil;  kişiye a&ccedil;ılacağını &ouml;ğrendim.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim,  zaten ihtiyar da, bu olaya ancak gelecekten m&uuml;dahale yapılabilir demişti. Demek  ki; bunu kastetmişti.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Doğru  s&ouml;ylemiş. Bu tarihten &ouml;nce bunlara ulaşabilmek m&uuml;mk&uuml;n değil.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim,  bunlar kimdir ve neden kendilerini yerin altına kapatmışlar ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Kitaplarda  yazdığına g&ouml;re d&uuml;nyanın 38. evresinde yaşayan &Acirc;dem nesli i&ccedil;erisinde tarım ve  botanik ilminde aklın ve hayalin alamayacağı kadar gelişmiş bir kavim vardı. Bu  kavim, kendilerine birazdan bahsedeceğim Peygamber gelmeden &ouml;nce &Uuml;lker  yıldızında yaşadıklarına inandıkları, tanrılara taparlardı. Bu tanrıların, uzun  boylu, geniş omuzlu ve buğday tenli olduklarına inanırlardı. İnanışlarına g&ouml;re  &ccedil;ok uzun zaman &ouml;nce bu yıldızdan, yery&uuml;z&uuml;ne, Cennet&rsquo;teki bitkilerin tohumlarını  getirmişler ve tarım ile botanik ilmini &ouml;ğretmişlerdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Yaşadıkları  b&ouml;lge, sulak topraklar &uuml;zerinde olup, kuzey tarafındaki devasa ormanlardan  dolayı, yağmur hi&ccedil; eksik olmazdı. Bu y&uuml;zden halkın &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir kesimi tarım ve  botanik ilmi ile uğraşmakta idi. Toprağı ekip bi&ccedil;mek, onlar i&ccedil;in kutsaldı ve  &Uuml;lker yıldızındaki tanrıların mesleği idi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu kavmin  seksen bin kadar bitki t&uuml;r&uuml;n&uuml;, bir sistem i&ccedil;erisinde &ouml;zel olarak yetiştirdikleri  ve bu bitkilerin tohumlarının, yer altında hazırlanan &ouml;zel saklama  mahzenlerinde, muhafaza ettikleri sanılıyor. Kitaplarda yazdığına g&ouml;re, yaygın  olarak &uuml;&ccedil;bin &ccedil;eşit bitki t&uuml;r&uuml;n&uuml; yiyecek olarak kullanmışlar ve ticaretini  yapmışlar. Ancak! Ticaretini yaptıkları bu &ccedil;eşitlerin dışında sadece kendileri  i&ccedil;in birtakım bitkiler yetiştirdikleri ve bu &ouml;zel yetiştirdikleri bitkilerin  sırlarının &ccedil;&ouml;z&uuml;lemediğini s&ouml;yl&uuml;yorlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu kavmin  insanları, kendi zamanlarına g&ouml;re gayet sağlıklı bir v&uuml;cut yapısına sahip olup,  zihinleri a&ccedil;ık, beyinlerinin &ccedil;alışma kapasitesi y&uuml;ksek, &ouml;m&uuml;rleri uzun, ayni  zamanda yaşlıların, sa&ccedil; ve sakalları ağarmazdı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Yaşadıkları  topraklar, kuzeyden ormanlarla diğer taraftan dağlarla &ccedil;evrili olduğu i&ccedil;in doğal  korunaklı olup, başka kavimlerle pek irtibatları yoktu. Yetiştirdikleri  &uuml;r&uuml;nleri, i&ccedil;lerinden bir kısmı toplu halde başka b&ouml;lgelere g&ouml;t&uuml;rerek satar,  karşılığında sipariş edilen diğer gereksinimleri alarak b&ouml;lgelerine d&ouml;nerlerdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Her evin  altında, kendine ait bir mahzeni olup, depo ve &uuml;r&uuml;nlerin uzun s&uuml;re saklanması  i&ccedil;in kullanırlardı. Ayrıca toplu olarak kullandıkları yer altında b&uuml;y&uuml;k  mağaralar vardı. Etten ziyade &ouml;zel bitkilerle beslendiklerinden dolayı yumuşak  tabiatlı ve m&uuml;layim insanlardı. Kesinlikle aralarında kargaşa olmaz ve  bozgunculuk &ccedil;ıkmazdı. Bu tabiatta ve karakterde oldukları i&ccedil;in kendilerine gelen  Peygamberi ve davetini kabul etmeleri pekte zor olmadı. Kısa zamanda Allah&rsquo;ın bu  Peygamberine tabi olmuşlar ve getirdiği dinin inceliklerini kavrayıp yaşamlarına  ge&ccedil;irmişlerdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Ouml;yle ki;  Peygamberle ve bildirdikleri ile bu b&uuml;t&uuml;nleşme sonucu Ruhani varlıklar ve  Rahmani Cinler aşik&acirc;re g&ouml;z&uuml;k&uuml;r, halkın avam tabakası bile bunları zaman zaman  g&ouml;r&uuml;rd&uuml;. Velisi bol bir &uuml;mmetti. İşte bu devreden sonra b&ouml;lgeyi ve insanları,  Rahmani Cinler korumaya başlamıştı. Peygamberleri, Sad tepesi denilen bir yerde,  sade bir kul&uuml;bede yaşar, etrafında insanların yanı sıra Ruhani varlıklar ve  Rahmani cinler de olurdu. Yani denebilir ki; İnsanlarla Rahmani cinler beraber  yaşamakta idiler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Evlilik  sistemleri tek eşlilik &uuml;zerine olup, yaşadıkları binalar genelde tek katlı ve  basit yapılardı ama yerin altında muazzam yerleşim yerleri yapmışlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Sad tepesinde,  bu Peygamberin kul&uuml;besinin bulunduğu yere, tamamen cinler tarafından işlenmiş  olan doğal g&ouml;r&uuml;n&uuml;ml&uuml; &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k 46 basamakla &ccedil;ıkılıyor ve son basamağın bittiği  yerde, yine taştan işlenmiş, sedir şeklinde bir taht vardı. İnsanlar ve adı  ge&ccedil;en diğer mahl&ucirc;kat bu basamakları ve tepenin &ccedil;evresini doldurur, Peygamberin  buradan hitabını dinlerlerdi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu Peygamberin  aralarında ne kadar kaldığını bilmiyoruz. Fakat ahirete intikalinden sonra  vasiyeti &uuml;zerine Sad tepesinin altında bulunan bir mağaraya defnetmişlerdi. O  g&uuml;ne kadar kimse bu mağarayı g&ouml;rmemiş ve bilmiyordu. Ancak vefatından sonra  vasiyet ettiği &uuml;zere girişi bulunabilmişti. &Uuml;mmetin se&ccedil;kinleri ve adı ge&ccedil;en  diğer Rahmani mahl&ucirc;kat, Peygamberin vefatından sonra bu tepeyi ve mağarayı  mesken tutmuşlardı. Cinlerin ve Ruhanilerin diğer insanlara g&ouml;z&uuml;kmeleri bir  m&uuml;ddet daha devam etti. Ancak! Toplumda bozulma başlayınca bir daha g&ouml;r&uuml;nmez  oldular ve yapa geldikleri koruma g&ouml;revini bıraktılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Peygamberin  ahirete intikalinden sonra b&ouml;lge insanı yani &uuml;mmeti bir m&uuml;ddet daha onun  bıraktığı şeriat &uuml;zere olup, devlet y&ouml;netimleri de bu şeriata g&ouml;reydi. Y&ouml;netime  Peygamberin, oğlu ge&ccedil;miş fakat kısa bir s&uuml;re sonra vefat etmişti. Nasıl &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;  bilinmiyor. Fakat bu olayların hemen sonrasında, insanlar ticaret i&ccedil;in  gittikleri başka kavimlerle alışverişin yanı sıra onların yediklerinden yemeye  ve oralarda gizli, gizli başka kadınlarla ilişki kurmaya başladılar. Bu yabancı  kadınlarla evlenen erkeklerin, daha sonraları onları kendi b&ouml;lgelerine getirmeye  başlamasıyla diğer kavimler arasında kız alış verişi de başlamış oldu. Zamanla  toplumun bazı kesimlerine &ccedil;ok eşlilik yayılmaya, gittikleri b&ouml;lgelerden, kadın  k&ouml;leler satın alıp, kullanmaya başladılar. Artık başka b&ouml;lgelerden, yabancılarda  gelmeye ve buraya yerleşmeye başlamıştı</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Dışarıdan  gelen bu insanların b&uuml;y&uuml;k bir kısmı putperest idi. B&ouml;lge insanının m&uuml;layim  yapılı olmasından dolayı bu sapkın inanışlarını, korkusuzca a&ccedil;ıktan yerine  getiriyorlardı.<br />
Bu dışarıdan gelenlerin arasından &ccedil;ok g&uuml;zel bir kadınla evlenen &uuml;lkenin  y&ouml;neticisinin, &ccedil;ocuğu olmayınca, kadını azletmek istedi. Lakin bu kadın,  putperestler tarafından &ouml;zel olarak yetiştirilip saraya belli bir niyetle  sokulmuştu. Azledilmeden &ouml;nce kocasını zehirleyerek &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. &Uuml;lkenin  y&ouml;neticisinin &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmesiyle bu topraklarda ilk cinayet işlenmiş oldu. Su&ccedil;u  vezirlerden, Peygamberin getirdiği Hak din &uuml;zere olan birinin &uuml;st&uuml;ne atarak, bir  masumun hem iftiraya uğramasına ve de idam edilmesine sebep oldular.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kocasının  &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra, daha &ouml;nce akrabam diyerek saraya vezir olarak aldırdığı ve bu  ihaneti beraber ger&ccedil;ekleştirdikleri kişi ile evlenerek, kendisi sultan karısı  olmaya devam ettiği gibi, &uuml;lkenin başına putperest bir sultanda ge&ccedil;miş oldu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu putperestin  başa ge&ccedil;mesinden sonra Peygambere inananlar b&uuml;y&uuml;k eziyetler g&ouml;rmeye başladılar.  Y&uuml;ksek binalar yapılıyor, şehir meydanlarına devasa putlar dikiliyor, diğer  taraftan inananların ileri gelenleri ya hapsediliyor y&acirc;da idam ediliyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Rahmani  cinler, Sad tepesinin altındaki mağaraya, peygamberin mezarının yanına  &ccedil;ekilmişlerdi. O d&ouml;nemlerde g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde beliren ay yıldız, b&uuml;y&uuml;k bir felaketin  habercisi olduğundan bir avu&ccedil;, kadınlı erkekli m&uuml;min bu seksen bin bitkinin  tohumunu alarak ayni mağaraya &ccedil;ekildiler. Bunların tohumları alarak mağaraya  &ccedil;ekildiğini &ouml;ğrenen putperestler b&uuml;t&uuml;n girişimlerine rağmen mağaraya  giremediler. Mağaranın a&ccedil;ılması i&ccedil;in taptıkları b&uuml;y&uuml;k puta yani şeytana, k&uuml;&ccedil;&uuml;k  bir kızı kurban ederek, kanını giriş kapısının &ouml;n&uuml;ne akıttılar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu vahim  olaydan sonra bu kavmin &uuml;zerine &ouml;yle bir azap &ccedil;&ouml;kt&uuml; ki; semadan, Melei Ala&rsquo;dan  yery&uuml;z&uuml;ne saf saf melekler indi. &Ouml;yle ki; bu beldede &uuml;zerine azap meleği inmeyen  bir karış toprak kalmadı. O g&uuml;nd&uuml;r mağaranın kapısı kapanmış, belde &uuml;zerinde  hi&ccedil;bir şekilde burada bir zamanlar yaşam olduğuna dair emare kalmamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu kavmin  yetiştirdiği pamuğa benzer bir bitki vardı ki; bundan k&acirc;ğıt yapılırdı. İşte bu  bitki mağaranın a&ccedil;ılması ile ortaya &ccedil;ıkacak, yine ahir zamanda k&acirc;ğıt bu bitkiden  yapılacak Tabi bunun yanı sıra seksen bin bitkinin tohumu, ahir zaman &uuml;mmetinin  kullanımına verilmiş olacak&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim bu  mağaraya kapanan bir avu&ccedil; m&uuml;minle, cinler y&uuml;zyıllardır ayni yerde beraber mi  yaşıyorlar ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Elbette  beraber yaşamaktalar. O g&uuml;nden bug&uuml;ne, nesilleri s&uuml;r&uuml;p gelmektedir. Yalnız  mağaraya kapanan insanların arasında kadın sayısının az olması dolayısıyla  cinlerle aralarında evlilik yoluyla bir beraberlik olduğu yazıyor. Mağara  a&ccedil;ıldığında bunlardan t&uuml;reyen melez ırk, yery&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkmış olacak&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Peki,  insanlar bunları g&ouml;rebilecek mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Annesi  insan, babası cin olanlar zaten g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Ancak annesi cin olanlar, cin  boyutunda oldukları i&ccedil;in g&ouml;r&uuml;lemezler.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Seba  Melikesi, Belkıs&rsquo;ın da babasının cin, annesinin insan olması gibi mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet. Allah  (c.c.) Belkıs&rsquo;ı d&uuml;nyaya getirmekle ve Hikmet verdiği Peygamberi ile evlendirmek  suretiyle insanlara, cinni taifesini tanıtmıştır. Ayrıca Belkıs&rsquo;ın  yaratılmasındaki hikmetlerden biri kadının, yaratmadaki hikmetini g&ouml;stermekti.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nasıl yani  ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;İnsan  bedeninin kemiklerden maadası kadının eseridir. Belkıs kemikli bir bedene  sahipti. Maric isimli cinni neslin yaratılan ilk ataları, ayni &Acirc;dem Peygamber  gibi zati olarak kemikli idi. Ancak bu kemiklerin, ayni insandaki gibi ortaya  &ccedil;ıkması i&ccedil;in bu nesilden gelen tohumun insan neslinden bir kadında hayatiyet  bulması gerekmektedir. Bildiğiniz gibi insanın bedeni d&ouml;rt ana unsurdan  oluşmaktadır. Bunlar; Toprak-su, hava-ateştir. Toprakla su, g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Hava  ile ateş g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lmez. Yaratılışı ateşle havadan olan cinni neslin, toprak  gibi katı bir madde ile nasıl bir yaratılış işlemi i&ccedil;inde olabilecekleri Belkıs  meselesinde t&uuml;m insanların g&ouml;z&uuml; &ouml;n&uuml;ne serilmiş oluyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ayni zamanda  Sad tepesinin altındaki mağarada, zaman kavramı, dışarıda olduğundan  farklıdır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Burada  t&uuml;nellerde olduğu gibi farklı zamanlara a&ccedil;ılan yerler mi var ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Hayır, bu  anlamda değil evlat. Zamanın en &ouml;nemli etkenlerinden birisi k&uuml;tledir. K&uuml;tlenin  &ccedil;ekim alanı, zamanı yavaşlatmaktadır. D&uuml;nyanın merkezine doğru inildik&ccedil;e, k&uuml;tle  &ccedil;ekim alanının artmasıyla zamanda bir eğrilme olur ve buradaki zamanla,  yery&uuml;z&uuml;ndeki zaman arasında muazzam bir a&ccedil;ı oluşur. Bize g&ouml;re o g&uuml;nden bug&uuml;ne  y&uuml;zyıllar ge&ccedil;tiği halde o mağarada yaşayanlar i&ccedil;in daha az bir zaman ge&ccedil;miş  olur. Zaman yavaşladığı i&ccedil;in yaşlanma denen olayda yavaşlayacaktır. Zira  insanların yaşlanması, zaman enerjisini t&uuml;kettikleri i&ccedil;in olmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Evlat zamanın  kendisi soyut bir h&uuml;viyete sahiptir. Uzayıp kısalabildiği ve algılayana g&ouml;re  farklılık arz ettiği i&ccedil;in somut bir tanımı yapılamamıştır. Soyut olmasına karşın  somut eylemleri direk olarak etkilemektedir. Tek başına bir anlam ifade etmediği  s&ouml;ylenir. Ancak madde ile yani somut değerlerle birlikte bir anlam kazandığı  ifade edilir. Fakat &ouml;l&ccedil;&uuml;lebildiği, sayıldığı, kullanıldığı, algılandığı ve  kaydedildiği i&ccedil;in maddeyi oluşturan en k&uuml;&ccedil;&uuml;k yapı taşının zerrelerinden biri  olabileceği de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Bizim kavmimizin İsmi Azam bilen &acirc;limlerimize  ulaşan ve burada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n kitaplara yazılan bir bilgide ş&ouml;yle der:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">(Zaman  zerreleri, maddeyi oluşturan en k&uuml;&ccedil;&uuml;k yapı taşının, tam merkezinde  bulunmaktadır. K&uuml;tlesi yoktur. Atom denilen maddenin en k&uuml;&ccedil;&uuml;k yapı taşının salt  enerjiden oluştuğu ve bu salt enerjiyi, zaman zerrelerinin (k&uuml;relerinin)  taşıdığı, ancak; insanoğlunun bunu &ouml;l&ccedil;ebilecek imk&acirc;nlardan yoksun olması sebebi  ile soyut olarak farz edildiğidir. Bu zaman zerreleri ki; bunlar k&uuml;re  şeklindedir, saf NUR&rsquo; dur. İşte bu y&uuml;zden insanoğlu bunu &ouml;l&ccedil;ememekte soyut ve  k&uuml;tlesiz kabul etmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İnsanoğlu,  ahir zaman s&uuml;recinde, maddenin bu en k&uuml;&ccedil;&uuml;k yapı taşına hapsedilen salt enerjiyi  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkaracak ve &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k tahribatlara sebep olacaktır. Bu zaman k&uuml;releri,  s&uuml;rekli olarak atom altı evrenden, atom &uuml;st&uuml; evrene yansımaktadır. Hayatiyet bu  yansımada saklıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Allah  Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın Zat&rsquo;ından Zat&rsquo;ına olan ilk tecellisinde ki; oluşan Ahmedi Nur&rsquo;un  yansımasıdır. Yaratılan b&uuml;t&uuml;n &acirc;lemler, Ahmedi Nur&rsquo;dan, k&uuml;recikler yani zerreler  halinde yansıyan saf nurun, bir g&uuml;l goncası gibi a&ccedil;ılmasından meydana gelmiştir.  Bu Ahmedi Nur, nokta i&ccedil;inde noktadır. Yansıması bir, algılanması farklıdır. T&uuml;m  zaman ve mek&acirc;nlara yansıyan AHMED&rsquo;İN, d&uuml;nyada son peygamber Muhammed (s.a.v.)  olarak algılanması gibi. Varlığın &ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;z&uuml;d&uuml;r. Varlığın &ouml;z&uuml;ne yani salt enerji  deryasına ulaşacak olan insanoğlu varlık dediği şeylerin bu enerji denizinin  dalgalarının kıyıya vurmasından başka bir şey olmadığını anlayacaktır. Ama esas  dalgaların vurduğu o kıyının, KENDİSİ olduğunu yani ALGILAYAN olduğunu  anladığında,g&ouml;z&uuml;n&uuml; zaman zerrelerine dikecek ve gidebildiği yere kadar gidecek  Ta&rsquo;ki !&hellip;)&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Derviş burada  susmuştu. Elinde tuttuğu kitabı kapatarak, &Acirc;dem&rsquo;e uzattı. Kitabın kapağının  &uuml;st&uuml;nde İbranice (ZAMANIN DOKUSU) yazmaktaydı. Dervişin bu konudaki s&ouml;z&uuml;n&uuml;  bitirmesinin ne anlama geldiğini &Acirc;dem Efendi anlamıştı. Gideceği mağaranın neden  sadece &uuml;&ccedil; tane gence a&ccedil;ılacağını sordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu gen&ccedil;lerin  birine (Saffat)&rsquo;ın, diğerine (Sad)&rsquo;ın ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;ne de (Rad) suresinin son &uuml;&ccedil;  ayetinin sırrı verilecektir. Bu &uuml;&ccedil; gence aşik&acirc;r olan sır bu mağaranın kapısını  a&ccedil;acaktır. Zaten bundan sonra ahir zaman s&uuml;reci başlamış olacaktır.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a>  13.B&ouml;l&uuml;m <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="296" title="1" title="04 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1131-bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (12. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1129-bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1129-bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:02:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1129</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (12. B&#246;l&#252;m) İhtiyar bu konuşmadan sonra boynundan bir muska &#231;ıkarıp, &#194;dem efendiye verdi. Yan taraftaki masanın yanına &#231;&#246;kerek, beyaz bir k&#226;ğıda, &#246;zel bir karışımla hazırlanmış m&#252;rekkepten...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (12. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong><font face="Verdana"><img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İhtiyar bu  konuşmadan sonra boynundan bir muska &ccedil;ıkarıp, &Acirc;dem efendiye verdi. Yan taraftaki  masanın yanına &ccedil;&ouml;kerek, beyaz bir k&acirc;ğıda, &ouml;zel bir karışımla hazırlanmış  m&uuml;rekkepten ayni muskadan yazarak, Meryem&rsquo;in de boynuna taktı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim bu  taktığınız muska ne i&ccedil;indir ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu muskada  yazılan ayetler, sizin korunmanız i&ccedil;indir. Ayni zamanda bunları dil ile de  tekrar ederek daha &ccedil;ok istifade edebilirsiniz&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, ormana  giderken okumamızı istediğin ayetler bunlar mı?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet, &Acirc;dem  evladım. B&uuml;y&uuml;k Velilerden birinin k&ouml;y&uuml; ile başka bir k&ouml;y arasında d&uuml;şmanlık  vardı. D&uuml;şmanlar onun k&ouml;y&uuml;ne baskın yaptılar, k&ouml;y&uuml;n mallarını talan ettiler ve  bir&ccedil;ok kimseyi &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ler. K&ouml;yde onunla da karşılaştılar ve onu da &ouml;ld&uuml;rmek i&ccedil;in  kılı&ccedil;larla saldırdılar. Fakat vurdukları kılı&ccedil;lar onda hi&ccedil;bir iz yapmadı. Bunun  &uuml;zerine, onu tanıdılar ve kendisinden &ouml;z&uuml;r dilediler. Daha sonra kılı&ccedil;ların  neden kendisine işlemediği soruldu. O Veli ş&ouml;yle cevap verdi:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Onlar beni  vurmaya başlayınca şu ayet-i kerimeleri okudum: (G&ouml;kleri ve yeri korumak Allah&rsquo;a  ağırlık vermez. (Bakara 255)<br />
Allah en iyi koruyandır ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir (Yusuf 64)<br />
Onu, inat&ccedil;ı her t&uuml;rl&uuml; şeytandan koruduk (Saffat 7)<br />
Yıldızları bir d&uuml;zen i&ccedil;inde koruduk. Bu d&uuml;zen bilen ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; olan Allah&rsquo;ın  takdiridir (Fussilet 12)<br />
Herkesin &uuml;zerinde bir koruyucu vardır (Tarık 4)<br />
Doğrusu, Rabbinin yakalaması amansızdır. &Ouml;nce yaratıp sonra bunu tekrar eden  (d&uuml;nyada yaratıp ahirette tekrar iade eden) O&rsquo;dur. O, bağışlayan, seven, y&uuml;ce  Arş&rsquo;ın sahibi olan ve her istediğini yapandır. Fir&rsquo;avun ve Semud ordularının  başına geleni duymadın mı? Fakat k&acirc;firler yalanlaya gelmişlerdir. Allah, onları  ardlarından &ccedil;evirmiştir. Onların yalanlamasına rağmen, vahyedilen kitap Levh-i  Mahfuz&rsquo;da bulunan şanlı bir Kuran&rsquo;dır (Buruc 12-22) )</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu Veli,  ayetlerin sırrını şu vesile ile &ouml;ğrendiğini s&ouml;yl&uuml;yor:<br />
Bir g&uuml;n, birka&ccedil; kişiyle beraber &ccedil;&ouml;lde gezerken bir ke&ccedil;i g&ouml;rd&uuml;k. Onu yakalayan  bir kurt kendisini par&ccedil;alamak istiyordu. Fakat b&uuml;t&uuml;n hamleleri boşa &ccedil;ıkıyordu.  Kurt, bizi g&ouml;r&uuml;nce ka&ccedil;tı. Biz bu işe hayret ederek ke&ccedil;iyi yakından g&ouml;rmek  istedik. Yanına vardığımızda boynunda bir muska g&ouml;rd&uuml;k. Onu a&ccedil;ıp okuduk. İ&ccedil;inde  (Hıfz ayetleri) denilen bu ayetler yazılıydı. Bunun &uuml;zerine anladık ki, ke&ccedil;i bu  ayetler sayesinde kurdun saldırılarından muhafaza edilmiştir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba hava  kararmaya başladı, biz &ccedil;ıkalım ve bir an &ouml;nce yapılması gerekenleri yapmaya  başlayalım,..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Tamam Adem  evladım. Hadi g&uuml;ven i&ccedil;inde gidin, Allah, O&rsquo;nun Resul&uuml; ve bizim hatırımız sizi  koruyacaktır, Selametle&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Adem efendi  ile Meryem, evden &ccedil;ıkarak arka taraftan ormana doğru yola koyuldular. Kızıl  g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml;n, sessiz ve &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; karanlığında, kaderlerine doğru y&uuml;r&uuml;yorlardı.<br />
Nereden nereye..! Omuzlarında ağır bir y&uuml;k vardı ve bu y&uuml;k&uuml;n tam olarak ne  olduğunu kendileri de bilmiyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Acirc;dem efendi,  bir keşiş iken g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir r&uuml;ya sebebi ile Ayasofya mabedini ve ayyıldızlı  bayrağın sahibi olan bir milleti aramak i&ccedil;in yollara koyulmuştu. Cenabı Allah,  bu yolculuk ile onu k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kasabaya getirmiş ve bu kasabada, gizli  Velilerinden biri olan ihtiyarın hizmetinde ve sohbeti ile terbiyesinde pişirmiş  ve yanına Nisa deryasından bir damla olan Meryem&rsquo;i de katarak şimdi bambaşka  yerlere g&ouml;ndermekteydi. Kadının ahiret tarafındaki temiz tarafına Nisa  denmekteydi ki bu bir deryadır, bu deryayı, Meryem&rsquo;i ilk g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde m&uuml;şahede  etmişti&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İhtiyar ile  olan sohbetlerin birinde, ihtiyar bu olayı ş&ouml;yle anlatmıştı:<br />
&lsquo;&rsquo;Evlat, kadının iki ismi vardır. Birisi Nisa, &ouml;tekisi Miredir. Nisa ahiret  tarafıdır. Kadının bu tarafını ancak kalp g&ouml;z&uuml; a&ccedil;ık olanlar ve nefis  tezkiyesinden ge&ccedil;miş olanlar bilebilir ve g&ouml;rebilir. Peygamberimizin hadisinde  buyurduğu ve kendisine sevdirildiğini s&ouml;ylediği, kadının ahiret tarafı olan  Nisa&rsquo;dır. Mire ise kadının bu d&uuml;nyaya bakan tarafıdır. Avam tabakası şehvet  yollu, kadının ancak bu tarafından istifade etmektedirler.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Acirc;dem efendi  bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, ormandan y&uuml;kselen sesleri fark etmemiş, Meryem&rsquo;in eline  sıkıca sarılmasıyla, kendine gelmişti. Ormandan uğultular y&uuml;kselmekteydi.  Uğultuları dikkatlice dinleyince birbirine karışmış bir takım lisanlar ve bu  lisanlarla konuşanların seslerini ayırt etmişti. Ger&ccedil;i pek korkmuyordu ama  Meryem&rsquo;in korkmasından dolayı oluşan negatif enerji alanı ona da sirayet  etmekteydi. Bu mahl&ucirc;katın &ccedil;eşit &ccedil;eşit olduğunu biliyordu ve en tehlikeli  olanları bu ormanda idi. Bunlara halk dilinde ifrit deniyordu ama ihtiyar  bunların ger&ccedil;ek ismini ve mahiyetini kendisine anlatmıştı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kara Kuyuya  yaklaştık&ccedil;a uğultunun şiddeti biraz daha artmış ve Meryem&rsquo;in kulaklarında oluşan  baskı sonucu, y&uuml;r&uuml;mesi biraz g&uuml;&ccedil;leşmişti. &Acirc;dem, artan bu uğultunun i&ccedil;inden garip  lisanları ve bu lisanlarla, konuşulanları daha iyi duyabiliyordu. Tam bu sırada  nereden geldiğini bilemedikleri, yakıcı sıcaklıkta ve pis kokulu bir r&uuml;zg&acirc;r  kendilerini kaplamış, r&uuml;zg&acirc;rın sıcaklığından dolayı canları yandığı i&ccedil;in  kendilerini yere atmışlardı. &Uuml;zerlerinde sanki tonlarca ağırlıkta bir y&uuml;k vardı,  nefes almakta zorluk &ccedil;ekiyorlardı. G&ouml;r&uuml;nmeyen eller Meryem&rsquo;i, ormanın i&ccedil;lerine  doğru s&uuml;r&uuml;klemeye başlamıştı. &Acirc;dem&rsquo;in g&ouml;zleri bu kavurucu sıcaktan dolayı  yanmış, hi&ccedil;bir şey g&ouml;remiyordu. &Uuml;zerlerindeki g&ouml;r&uuml;nmez ağırlık y&uuml;z&uuml;nden, yerden  kalkamıyor, elleri ile &ccedil;evresini yoklayarak Meryem&rsquo;i arıyordu. İhtiyarın verdiği  duaları, ağzının i&ccedil;ine dolan toz toprakla beraber g&uuml;&ccedil; bela okuyabildi ve duanın  sonunda &ldquo;Yetiş Ya Ahmed&rdquo; diye bağırdı. Bağırmasıyla birlikte b&uuml;t&uuml;n ormanın  derinliklerinde acı acı feryatlar koptu. Normal bir insan bu feryatları duysa ya  aklını ka&ccedil;ırırdı ya da oracıkta &ouml;l&uuml;rd&uuml;&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Acirc;dem&rsquo;in  &uuml;zerinden o ağırlık kalkmış, yakıcı sıcaklık, yerini serinliğe bırakmıştı.  Yerden kalkarak Meryem&rsquo;i aramaya koyuldu. Az &ouml;tede bu ormanda nadir olarak  bulunan &ccedil;ınar ağacının dibinde otururken buldu. Meryem, onu g&ouml;r&uuml;nce koşarak  yanına geldi ve boynuna sarıldı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Meryem  nasılsın, bir şey oldu mu ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;&Acirc;dem, hemen  mağaraya gitmemiz lazım, Kara Kuyuya gitmek i&ccedil;in ge&ccedil; kaldık&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nasıl,  nereden biliyorsun ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Az &ouml;nce beni  s&uuml;r&uuml;klerlerken, beyaz bir at &uuml;zerinde, beyaz elbiseli fakat y&uuml;z&uuml; pe&ccedil;eli biri  geldi. Onun gelmesiyle, ne s&uuml;r&uuml;klenmem kaldı ne de s&uuml;r&uuml;kleyen. Yerden kalkmam  i&ccedil;in atının &uuml;zerinden elini uzattı ve ben de o eli tutarak ayağa kalktım. Fakat  elini tutunca v&uuml;cudumun her tarafına garip bir titreme yayıldı. V&uuml;cudumun,  g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne doğru y&uuml;kseldiğini, yery&uuml;z&uuml;ndeki memleketlerin hepsini hatta bir  kısmında g&uuml;nd&uuml;z iken diğer kısmında gece olduğunu g&ouml;rd&uuml;m. İnsanların bir kısmı  uyurken başka bir kısmı tarlada &ccedil;alışıyor, hayvanlar otlaklarda otluyor ve  otlayan bu hayvanların kopardığı otların zikrini duyuyordum&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Sonra garip  bir memleket g&ouml;rd&uuml;m. Bilemediğim kadar &ccedil;ok miktarda nurlu s&uuml;tunları vardı.  S&uuml;tunların parlaklığı, bakılamayacak kadar &ccedil;ok nurluydu. Sonra bu s&uuml;tunların her  birinden yery&uuml;z&uuml;ne inen nurları g&ouml;rd&uuml;m. Nurlardan biri i&ccedil;inden sema sesleri  gelen bir eve iniyordu. Sonra o evin i&ccedil;ini g&ouml;rd&uuml;m, evin i&ccedil;inde beni kurtaran, bu  atlı vardı. Bu Zat, nur s&uuml;tunundan semaya bu garip memlekete y&uuml;kseldi. Nur  s&uuml;tununun bu adamın &uuml;zerinde olduğunu ve o d&ouml;n&uuml;p yer değiştirdik&ccedil;e onunla  birlikte gittiğini g&ouml;rd&uuml;m. Atlı, elimi bırakınca birden kendimi yine burada  buldum. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m o şeyler bana &ccedil;ok uzun bir s&uuml;reymiş gibi geldi ama atlı elimi  bırakınca &ccedil;ok kısa bir zaman ge&ccedil;tiğini anladım. Bana, mağaraya gitmemizi artık  burada yapacak bir şeyimiz kalmadığını s&ouml;yledi. Hadi hemen gidelim&hellip;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&Acirc;dem,  Meryem&rsquo;in anlattıklarını hayretle dinledi. S&ouml;yleyecek bir kelime bulamıyordu.  Daha fazla soru sormadan Meryem&rsquo;in elinden tutarak, Kartal Kayaya doğru hızla  ilerlemeye başladılar. Meryem&rsquo;in aklında, o atlının kim olduğu vardı. Aklından  bu soru ge&ccedil;erken gayri ihtiyari olarak başını geri &ccedil;evirdi. Ayni atlı,  arkalarından onlara bakıyordu ve yavaş&ccedil;a pe&ccedil;esini a&ccedil;arak y&uuml;z&uuml;n&uuml; Meryem&rsquo;e  g&ouml;sterdi. Meryem bir kez daha şok olmuştu &ccedil;&uuml;nk&uuml;! G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; y&uuml;z &Acirc;dem&rsquo;in y&uuml;z&uuml;yd&uuml;.  Atlı elinin şahadet parmağını ağzına g&ouml;t&uuml;rerek, Meryem&rsquo;e sus işareti yaparak ve  tekrar pe&ccedil;esini &ouml;rterek g&ouml;zden kayboldu. Bu nasıl olurdu nasıl diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken  Kartal Kayanın &ouml;n&uuml;ne geldiler. &Acirc;dem&rsquo;in besmele &ccedil;ekmesi ile kayada bir yarık  a&ccedil;ıldı ve a&ccedil;ılan bu yarıktan i&ccedil;eri girdiler&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Mağaraya  girdiklerinde, ihtiyarın daha &ouml;nce anlattığı yerleri ve şekilleri g&ouml;r&uuml;p,  eğlenmeden dervişin yanına vardılar. İpten yapılmış asma k&ouml;pr&uuml;y&uuml; ge&ccedil;tiklerinde,  dervişi kendilerini beklerken buldular. &Acirc;dem&rsquo;in selamına mukabil derviş, iki  defa selam aldı ve bunu ş&ouml;yle izah etti:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Birisi senin  selamına karşılık, diğeri ise ihtiyarın selamına karşılık.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Derviş, onları  mağaranın i&ccedil; kısımlarında bulunan ve y&uuml;zlerce kitabın bulunduğu yere g&ouml;t&uuml;rd&uuml;.  Buraya gelirken ge&ccedil;tikleri yolun kenarlarında lahit mezarlar ve yolun sonunda  birbirine bakan iki yunus heykeli vardı. Yunus balığı heykellerinin altından  ge&ccedil;ince karşılarına ufak bir mescit &ccedil;ıkıyordu. Mescidin i&ccedil;ini aydınlatan ve  tavanına asılmış olarak duran mavi bir kristal vardı. Daha &ouml;nce hi&ccedil; b&ouml;yle bir  şey g&ouml;rmemişlerdi. Kitapların olduğu b&ouml;l&uuml;me ge&ccedil;ince derviş, sıkılmış meyve suyu  ile kırmızı bir ekmek ikram etti. Ne b&ouml;yle bir meyve suyu i&ccedil;mişlerdi ne de b&ouml;yle  kırmızı ekmek yemişlerdi. Fakat &ccedil;ok lezzetli olduğu i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir iştahla  yediler. &Acirc;dem, dervişe d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim,  niye geldiğimizi herhalde biliyorsunuzdur? Gelişen olaylar neticesinde ne  yapmamız lazım ve nasıl bir şeyle karşı karşıyayız!&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat dur  acele etme, hepsini anlatacağım. Evvela en başından başlayalım&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Buyurun  efendim&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat,  evvela şunu s&ouml;yleyeyim ki; Sen, benim soyumdansın yani benim torunlarımdansın.  Bu hanım kızımız da ayni şekilde benim soyumdan ve torunlarımdandır. Nasıl bir  &ccedil;ekirdekten &ccedil;ıkan filiz, dal&ndash;budak sarıp, y&uuml;zlerce şubeye ayrılırsa insan nesli  de ayni şekilde dal dal olup birbirinden ayrılır. Ama zamanla birbirinden  ayrılan bu &ouml;z, torunların evlenmesi ile tekrar bir araya gelir. Bu arada bu  &ouml;z&uuml;n, iki ayrı par&ccedil;ası, ge&ccedil;irdikleri bu zaman diliminde kazandıkları maddi ve  manevi deneyim ve tecr&uuml;beleri de beraberinde taşıyarak birleşirler. Bu birleşme  y&uuml;z yılda bir ve bin yılda bir gibi, değişik zamanlar neticesinde olur.<br />
Benden ayrılan &ouml;z, &uuml;&ccedil;bin yıl gibi bir zaman diliminden sonra sizde birleşecek  inşallah. Eğer bu birleşmeden bir &ccedil;ocuk olursa, bu &ccedil;ocuk b&uuml;t&uuml;n bu s&uuml;re&ccedil;te elde  edilen deneyim ve tecr&uuml;be birikimlerini kendinde bulur ve hatırlar. İşte bu  &ccedil;ocuk, bulunduğu zamanın kutbudur&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu şeytani  anlamda da b&ouml;yledir. Fakat bunlardan doğan &ccedil;ocuk ise zamanın baş şeytanisidir.  Yahudilerden bir kısmı bu bilgiye vakıftır ve bu şeytaninin soyunu, şeceresini  takip eder himayelerine alırlar. Kuran&rsquo;da ge&ccedil;en Hızır(a.s.)&rsquo;ın &ouml;ld&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ocuğun  olayı Hicri (1421) yılında ger&ccedil;ekleşmiştir. Hz. Musa ile Hz. Hızır&rsquo;ın  beraberlikleri değişik zamanlarda ve mek&acirc;nlarda olmuştur. Kuran&rsquo;da b&uuml;t&uuml;n bunlar  cem edilerek anlatılır. Kuran&rsquo;ı okuyanlarda bu anlatılanları ge&ccedil;mişte oldu  sanır. H&acirc;lbuki bir kısmı kendi zamanına denk gelmekte ve bir kısmı da gelecekte  olacaktır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Evlat, senin  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n r&uuml;ya vardı. Hani u&ccedil;suz bucaksız bir ovada y&uuml;r&uuml;rken, semadan &ouml;n&uuml;ne  camdan, elmastan ve g&uuml;m&uuml;şten yapılmış ağa&ccedil;lar d&uuml;ş&uuml;yordu ve arkandan iki kişi  &lsquo;&rsquo;Biz bunları &uuml;&ccedil;bin yıl &ouml;nce g&ouml;ğe fırlattık&rsquo;&rsquo;diyordu ya! İşte fırlatılan o  ağa&ccedil;lar hem &ouml;z&uuml;n birleşmesi i&ccedil;in yapılan duaların, dal-budak sararak kabul olma  vaktinin geldiğinin hem de g&ouml;ğe &ccedil;ekilen kavminin, her birinin neslinin &uuml;reyip, o  nesilden yery&uuml;z&uuml;ne inenlerin olacağıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! B&ouml;yle bir birleşmenin nik&acirc;hını,  ancak onlar kıyabilir&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim,  geldiğimiz zamandaki vuku bulan olay, sizin bildirdiğiniz &uuml;zere Hicri 1433  yılında beklenmekte iken ne oldu da bizim zamanımızda ger&ccedil;ekleşti ve biz bu  olaya nasıl gelecekten m&uuml;dahale yapacağız ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a>  12.B&ouml;l&uuml;m <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="234" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1129-bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (11. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1127-bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1127-bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 23:00:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1127</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (11. B&#246;l&#252;m) Eve d&#246;nd&#252;klerinde ihtiyar, hemen kapıları kapatarak onları karşısına alır. Meryem merakla sorar: &#8216;&#8217;Efendim; neden ani bir şekilde bizi tekrar eve d&#246;nd&#252;rd&#252;n&#252;z. Korktuğunuz bir durum...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (11. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong><font face="Verdana"><img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Eve  d&ouml;nd&uuml;klerinde ihtiyar, hemen kapıları kapatarak onları karşısına alır. Meryem  merakla sorar:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim;  neden ani bir şekilde bizi tekrar eve d&ouml;nd&uuml;rd&uuml;n&uuml;z. Korktuğunuz bir durum mu  g&ouml;zlemlediniz ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Meryem  kızım, taş etkisini g&ouml;stermeye ve insanlar şimdiden tuhaf davranışlar  sergilemeye başlamış. Yalnız kuyunun başında b&uuml;t&uuml;n bu gelişmelere g&ouml;re olması  gereken bir şey eksik, beni korkutan esas bu&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba;eksik  olan nedir ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Habis cinler  eksik evlat. Doğal olarak kuyunun suyu &ccedil;ekilip, depremle birlikte taşın saklı  olduğu saray ortaya &ccedil;ıkınca, onların da olması gerekiyordu.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Peki! Neden  yoklar?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Senin de  r&uuml;yanda m&uuml;şahede ettiğin gibi, Rahmani olanları tarafından kuyunun başı  korunmakta ama kaybolan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kız &ccedil;ocuğunu, hoca İbrahim ağa ka&ccedil;ırdıysa, habis  cinlerle birlikte Kara Kuyuya gitmişlerdir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Neden baba  ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;k kızın  kanını akıtarak, kara kuyunun sırrına kurban etmek i&ccedil;in.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim bu  &ccedil;ok korkun&ccedil;. Yapabileceğimiz bir şey yok mu.?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Eğer kıza  kıymadıysa, olacakların &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ebiliriz.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, ya  kıydıysa!?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat o  zaman iş bizi aşar, hatta bulunduğumuz zaman boyutunu bile aşar&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nasıl yani  ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Eğer k&uuml;&ccedil;&uuml;k  kızı kurban etti ise, bundan sonra olacaklara, gelecekten m&uuml;dahale yapılması  gerekir&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim,  neler s&ouml;yl&uuml;yorsunuz, gelecekten nasıl m&uuml;dahale yapılabilir?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bak Meryem  kızım, bizim bilmediğimiz ve b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğumuzun da hi&ccedil;bir zaman  bilemeyeceği &ouml;yle şeyler var ki; Alimi cahil kılar, yani insan alim de olsa,  cahil olduğu konular vardır&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, peki  ne yapalım?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Adem  evladım, sen bu akşam, ezandan sonra ormana gideceksin. Kartal Kayanın  arkasından dolaşıp, kara kuyuyu g&ouml;zetleyeceksin. Muhtemelen gece yarısı kızı  kurban edecekler. Habis varlıkların ve ormanın sırrının, zarar vermemesi i&ccedil;in  sana s&ouml;yleyeceğim ayetleri, s&uuml;rekli zikredeceksin&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, ya  kıza kıydıysa!?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;O zaman  Kartal Kayanın kıbleye bakan tarafından besmele &ccedil;ekerek, kayanın yarılması ile  mağaraya gireceksin&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Mağaraya mı  gireceğim?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet  mağaraya, o dervişin yanına gideceksin. Sana anlattığım gibi sağdan &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;  t&uuml;nelden gireceksin. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; t&uuml;nel, ge&ccedil;mişe, o dervişin yaşadığı zamana ve mekana  &ccedil;ıkıyor. Onunla buluşunca, benden selam s&ouml;yle ve yardım iste. Kitaplardan bana  haber verdiği olayın tarihi, Hicri 1433 olarak bildirilirken, ne oldu da bu  zamanda zuhura geldi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim, bu  olayın olacağı, &ouml;nceden biliniyordu ve sizin de bundan haberiniz mi vardı?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Meryem  kızım, bu olayın olacağını, s&ouml;z konusu kitaba yazan şahıs, OKUYABİLDİĞİ &ouml;l&ccedil;&uuml;de  m&uuml;şahede etmiş ve OKUYABİLDİĞİ kadarını anlatmış. Gaybı ancak Allah (c.c.) bilir  ve bildirdiğini de dilerse değiştirir. Mutlak olacak olanın bilgisi ancak  Allah&rsquo;a aittir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu konuşmadan  sonra odayı bir sessizlik kapladı. Herkes endişeli bir şekilde d&uuml;ş&uuml;nceye  dalmıştı. Meryem&rsquo;in g&ouml;nl&uuml;, Adem efendiyi tek başına g&ouml;ndermeye razı olmuyordu.  Uzun uzun Adem efendiyi s&uuml;zerken, onun da başını kaldırmasıyla g&ouml;z g&ouml;ze  geldiler. İkisinin de g&ouml;zleri birbirlerine her şeyi anlatıyordu ve anlattıkları,  enf&uuml;slerinden afaka akan sımsıcak bir sevgi idi&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Adem efendi,  ben de sizinle geleceğim, sizi yalnız bırakamam.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ama Meryem  hanım bu &ccedil;ok tehlikeli, ne ile karşılaşacağımızı hen&uuml;z bilmiyoruz.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;İşte bunun  i&ccedil;in sizinle geliyorum&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, bırak  Meryem kızım da seninle gelsin, bu onun kaderi&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İhtiyar,  Meryem&rsquo;in kendisine anlattığı r&uuml;yayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. R&uuml;yanın sonunda, gen&ccedil; kız gayba  &ccedil;ekiliyordu ve bunu, &ouml;lmesi olarak yorumlamıştı. Ama &ccedil;ekildiği gaybın, farklı  zaman ve mekan olabileceğini, her ne olacaksa oralarda olabileceğini  d&uuml;ş&uuml;nmemişti&hellip; Bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, g&ouml;z ucu ile de Meryem&rsquo;i s&uuml;z&uuml;yordu. İ&ccedil;inden  ağlamak, gen&ccedil; kızı, kızım diyerek bağrına basmak geliyordu. Cenabı Allah, bu  yavruya akıbetini, r&uuml;ya yolu ile bildirmiş ve sevdiği adamla, feci bir şekilde  ayrılacağı kaderine koşuyordu. İhtiyar ağlamaya başladı ve ağlarken ş&ouml;yle  diyordu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Allah&rsquo;ım sen  her şeye kadirsin, yetimlerin ve gariplerin sahibisin. Aşkı veren de sensin  kavuşturup ayıran da sensin. Kalplerde tatlı bir sızıyı var eden ve o sızıyla  yakıp k&uuml;l eden de sensin. G&ouml;n&uuml;l bah&ccedil;esinde g&uuml;ller a&ccedil;tıran sensin, a&ccedil;an g&uuml;lleri  sarartıp solduran da sensin. Seven de sensin sevilen de sensin, g&uuml;ld&uuml;ren de  sensin, ağlatanda sensin, sensin Allah&rsquo;ım sensin&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim ne  olur ağlamayın, ne olur ağlamayın&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;&Ccedil;ocuklar, Cenabı Allah&rsquo;ın, sizlerin kalbine ilham ettiği bu sevgi ve bu sevgi  ile birbirinize olan bağlılığınız, karanlıkların kapladığı ruhların  kurtarılmasına bir vesile olacak inşallah.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim  ruhları karanlık kaplar mı?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Kaplar ya,  d&uuml;nyevilik ve madde perestlik, ruhları kapsadığı zaman ruhun bulunduğu ortamı  karartır. Ruhun bu karanlık ortamdan kurtulup, manevi iklimlere kanat a&ccedil;ması  i&ccedil;in, acizane ışık tutan ve cesaret kazandıran birine ihtiyacı vardır.<br />
Gayri bundan sonra siz birbirinize ışık ve birbirinize cesaret olacaksınız,  birbirinizi tamamlayacaksınız&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, hoca  İbrahim ağa, b&uuml;t&uuml;n bu olacaklara nasıl taraf ve sebep olabiliyor?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat,  Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;de Enam suresi (121) ve (112)&rsquo;inci ayeti Kerimelerde bunun nasıl  olduğunu Rabbim bildirmiştir.<br />
(Ger&ccedil;ekten şeytanlar, sizinle m&uuml;cadele etmeleri i&ccedil;in kendi dostlarına  vahyederler) (B&ouml;ylece her Peygambere insan ve cin şeytanlarından bir d&uuml;şman  kıldık. B&ouml;ylece bazısı bazısını aldatmak i&ccedil;in yaldızlı s&ouml;zler vahyederler.  &rsquo;&rsquo;Yani fısıldar veya vesvese ederler&rsquo;&rsquo;) ayetleri şeytanların ve şeytanlaşmış  insanların vesvese ve telkinleri de bir nevi vahiy gibidir evlat. Hoca İbrahim  ağa da uzun zamandır, nefsini, bedenini ve bilincini zaten bunlara teslim  etmişti&hellip; Gayri bundan sonra ondan artık her t&uuml;rl&uuml; habislik beklenir&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">O g&uuml;n  ikindiden sonra g&ouml;ky&uuml;z&uuml;n&uuml; kızıla &ccedil;alan bir renk b&uuml;r&uuml;m&uuml;ş, hava bayağı  ağırlaşmıştı. Kuşlar sanki g&ouml;&ccedil; mevsimindeymiş&ccedil;esine kasabayı terk ediyorlardı.  Havlayan k&ouml;pekler susmuş, tabiatı sesleriyle şenlendiren kuşlar u&ccedil;muş, g&ouml;ky&uuml;z&uuml;  kırmızıya boyanmış ve kasaba değişik bir hal almıştı&hellip; S&ouml;ze yine ihtiyar devam  etti:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Siz şu  an&rsquo;dan itibaren, kaderinizde size bi&ccedil;ilen &ouml;nemli bir vazife ile karşı  karşıyasınız. Neler g&ouml;receğinizi, nerelere gideceğinizi ve ne ile  karşılaşacağınızı Allah bilir. Ama vazifenizin &ouml;nemine binaen size zahirinizden  ve batınınızdan ayrı, ayrı olmak &uuml;zere habisler yaklaşmak isteyecekler. Her ne  şekil ve suret ya da his halinde gelirlerse gelsinler, mutlaka solunuzdan  gelecekler. Unutmayın; hayır, hep sağ taraftan gelir. Cebrail (a.s.) daima  Peygamber (s.a.v.) Efendimize, sağ tarafından gelmiştir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nasıl  yani?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bedir ve  Uhud savaşlarında, Allah yolunda Şehit d&uuml;şenlerin naaşları, bakanlara dehşet  verirken, Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz sağ tarafına baktığında, onları &ouml;l&uuml;  değil, atlarına binmiş s&uuml;vari m&uuml;cahitler olarak g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;. Hulasa, Hak sağdan,  batıl soldan gelir evlatlar. M&uuml;minin iki aynası vardır, Cemal ve Celal aynaları.  Eğer Cemal aynası ile bakarsan umudunu yitirmez, en &ccedil;etin durumlarda dahi şevkin  ve g&uuml;c&uuml;n kırılmaz, her işin bu ismin nuruyla şekillenir ve neticelenir&hellip;<br />
Evlat, Ruh sağdan bakar yani nurdan yaratıldığı i&ccedil;in marifet sahibidir ve netice  itibari ile Cemal penceresi ile hakikatlere kapı a&ccedil;ar. Akıl, Zat&rsquo;a ait olduğu  i&ccedil;in Celal penceresinden bakar, Zat ise topraktan alınmadır yani birisi ulvi  biri s&uuml;fli iki zıt halin mevcuttur. Aklın ile g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bir kerede sağından, ruh  pencerenden g&ouml;rmeye &ccedil;alış ve ona g&ouml;re karar verip, yapman gerekeni yap&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  11.B&ouml;l&uuml;m <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="293" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1127-bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (10. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1125-bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1125-bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 22:57:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1125</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (10. B&#246;l&#252;m) Ertesi g&#252;n&#252; kahvaltıda, Adem efendi g&#246;rd&#252;ğ&#252; r&#252;yayı, ihtiyara anlatıyordu&#8230; &#8216;&#8217;Baba, Cenabı Allah (c.c.) hayırlara vesile kılsın, bu akşam sokağın başındaki kuyu ile ilgili bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (10. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong><font face="Verdana"><img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ertesi g&uuml;n&uuml;  kahvaltıda, Adem efendi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;yayı, ihtiyara anlatıyordu&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, Cenabı  Allah (c.c.) hayırlara vesile kılsın, bu akşam sokağın başındaki kuyu ile ilgili  bir r&uuml;ya g&ouml;rd&uuml;m&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Hayır olsun  evladım, hele anlatıver de dinleyelim.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, halk  kuyunun yanına toplanmıştı. Zahirde olduğu gibi kuyudan, gayet ağır bir koku  gelmekteydi ve koku dayanılacak gibi değildi. R&uuml;yamda geceydi ve g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde  dolunay vardı. Kuyunun başında, y&uuml;zlerini yukarı dolunaya &ccedil;evirmiş, insanlardan  daha uzun boylu, garip d&ouml;rt mahluk vardı. İnsanlar onları g&ouml;rm&uuml;yorlardı. Ben  kendilerine yaklaşıp kimlerden olduklarını sordum. Aramızda ş&ouml;yle bir diyalog  ge&ccedil;ti&hellip;<br />
Kimlerdensiniz?<br />
&lsquo;&rsquo;MARİC ve MARİCE&rsquo;nin soyundanız&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
Bu dedikleriniz kimdir, bilmiyorum.<br />
&lsquo;&rsquo;Bizler, cinlerin ibadet ehli olanlarındanız&rsquo;&rsquo;<br />
Cinler ka&ccedil; sınıftır?<br />
&lsquo;&rsquo;&Uuml;&ccedil; sınıftırlar&rsquo;&rsquo;<br />
Peki! İnsan ka&ccedil; sınıftır ?<br />
&lsquo;&rsquo;İnsan da &uuml;&ccedil; sınıftır&rsquo;&rsquo;<br />
Bu &uuml;&ccedil; nedir ki; bu kadar sırlı ola?<br />
&lsquo;&rsquo;Kim ki; &uuml;&ccedil;&uuml;n sırrı bilmedi, c&uuml;mle s&ouml;ylenenlerin sırrına ermedi.&rsquo;&rsquo;<br />
Burada ne bekliyorsunuz?<br />
&lsquo;&rsquo;N&ouml;bet bekliyoruz&rsquo;&rsquo;<br />
Neyin n&ouml;betini bekliyorsunuz?<br />
&lsquo;&rsquo;Kuyunun altındaki sırrın n&ouml;betini bekliyoruz&rsquo;&rsquo;<br />
O sır nedir ?<br />
&lsquo;&rsquo;İnip kendin g&ouml;r&rsquo;&rsquo; dediler. Bu konuşmadan sonra kendimi, kuyunun dibinde  buldum. Yukarıya kuyunun ağzına baktığımda &ccedil;ok derinde olduğumu ve g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki  dolunayın g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;n&uuml;n aynalarla aşağı yansıtıldığını g&ouml;rd&uuml;m. Aşağıda binlerce  k&ouml;lenin &ccedil;alıştığı, dev s&uuml;tunlarla y&uuml;kseltilmiş ve dev s&uuml;tunların &uuml;st&uuml;ne dev  kubbeler bindirilmiş bir inşaat vardı. Bu inşaat bir sarayı andırıyordu.  K&ouml;leleri &ccedil;alıştıran adamlar, iri g&ouml;zl&uuml; ve siyahi, ellerinde &ccedil;atal kam&ccedil;ılar  vardı. Ben bunları seyrederken, ensemde soğuk bir nefes hissettim. Korkuyla geri  d&ouml;n&uuml;p baktığımda, altından bir tahta kurulmuş, bedenen insan gibi ama insana  benzemeyen, iri kırmızı g&ouml;zlerle bana bakan birini g&ouml;rd&uuml;m. Tahtın sol tarafında,  cam bir k&uuml;re i&ccedil;inde, insan başı b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde kırmızı bir taş vardı. Koku bu  taştan geliyordu. R&uuml;yamın burasında, sabah ezanı ile uyandım efendim&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Adem efendi,  r&uuml;yasını anlattıktan sonra G&uuml;ls&uuml;m nine de, akşam sohbet esnasında, evi kuyunun  yanında olan bir kadının, geceleri kuyudan &ccedil;ığlık sesi geldiğini s&ouml;ylediğini  anlattı. İhtiyarın g&ouml;zleri, fal taşı gibi a&ccedil;ılmış, rengi atmıştı. Hasan&rsquo;ı  mektebe g&ouml;nderene kadar bir şey s&ouml;ylemedi. Hasan&rsquo;ın gitmesinden sonra Halid  efendiyi, G&uuml;ls&uuml;m nineyi ve Adem efendiyi karşısına alıp anlatmaya başladı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bakın size  anlatacaklarımı, sakın ama sakın kimseye anlatmayın. Ben bu meselenin bizim  zamanımızda değil, daha sonra ortaya &ccedil;ıkacağını sanıyordum. Evlat, g&ouml;rd&uuml;klerini  tabire gerek yoktur zira her şeyi olduğu gibi g&ouml;rm&uuml;şs&uuml;n. O d&ouml;rt kişi, cinlerin  m&uuml;minlerindendir. Cenabı Allah, cehennemin &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; evresinden sonra NAR-I SEMUM&rsquo;U  (zehirli ateşi) yarattı. O zehirli ateşten CANN (cin) kavmini yarattı. Hicir  suresi, yirmi yedinci ayeti kerimede bu a&ccedil;ık&ccedil;a beyan buyurulmuştur.<br />
Hak Teala, &ouml;nce ateşin yalınından bir er kişi yarattı. Adı MARİC&rsquo;di. Maric&rsquo;ten  sonra bir kadın yarattı. Adı MARİCE idi. Bu ikisinden bir oğlan oldu, adını CİNN  koydular. B&uuml;t&uuml;n cinler ondan &uuml;remiştir. Ondan &uuml;remiştir ama sana s&ouml;ylendiği gibi  &uuml;&ccedil; sınıftırlar. Ebuderda (r.anh.)&rsquo;dan rivayet edildiğine g&ouml;re: &rsquo;&rsquo;Hak Teala  Hazretleri cinnileri &uuml;&ccedil; b&ouml;l&uuml;k yarattı. Bir b&ouml;l&uuml;ğ&uuml; yılan ve k&ouml;pekler  suretindedir, yery&uuml;z&uuml;nde y&uuml;r&uuml;rler. Bir b&ouml;l&uuml;ğ&uuml; havada u&ccedil;arlar ve bir b&ouml;l&uuml;ğ&uuml; de  ibadet ederler. Eğer ibadet ederlerse sevapları vardır, eğer itaat etmezlerse  azapları vardır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba ya  insanlar ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, Hak  Teala, insanı da &uuml;&ccedil; b&ouml;l&uuml;k olarak yarattı. Bir b&ouml;l&uuml;ğ&uuml; BEHAYİM (hayvanlar)  gibidir. Bir b&ouml;l&uuml;ğ&uuml; de cisimleri Ademe benzer ve canları, şeytanların canına  benzer. Bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n ise cisimleri de, canları da Adem gibidir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; şu  cinleri biraz daha anlatsana.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Allah&rsquo;ın  lanetine uğrayan şeytan da cinlerdendir. İblisin, cin kavminden bir karısı  vardı, adı LEHYA idi. Cenabı Allah, cin kavmini, d&uuml;nya g&ouml;klerine ve yery&uuml;z&uuml;ne  oturttu. Nice zaman ibadetle vakit ge&ccedil;irdiler. Bir zaman geldi ki; Allah&rsquo;a asi  oldular. Cenabı Allah, onlara kendi cinslerinden sekiz y&uuml;z peygamber g&ouml;nderdi,  fakat hepsini şehit ettiler.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, ya  kuyunun dibinde g&ouml;rd&uuml;klerim?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat;  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n o sarayın inşaatında, putperest olan yedi bin insan, k&ouml;le olarak  &ccedil;alıştırılmış. Saray tamam olunca hepsi bir alt kattaki mahzenlerde, o cam k&uuml;re  i&ccedil;indeki pis kokulu taşın geldiği gezegen i&ccedil;in kurban edilmişlerdir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; nasıl  yani? Bu yedi bin kişi, bir g&ouml;k taşı i&ccedil;in mi katledildi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat; o  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n sıradan bir g&ouml;k taşı değil. Nasıl ki! Kabe&rsquo;de bulunan Hacer&rsquo;&uuml;l Esved  sıradan bir taş değilse&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Burada G&uuml;ls&uuml;m  nine hemen ortaya atılarak, Hacer&rsquo;&uuml;l Esved&rsquo;in Cennet&rsquo;ten geldiğini s&ouml;yledi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Tamam doğru,  Cennet&rsquo;ten gelmiştir, semavi bir taştır. Ama bu bilgi y&uuml;zyıllardır inananların  bilincine soyut bir mana olarak nakşedilmiştir. Yaşadığımız alem şu an itibari  ile somuttur ve soyut diye bildiğimiz başka alemler, kendi şartlarında  kendilerine g&ouml;re somuttur. İlmi olarak izah edilmesi gerekirse; semavattaki  herhangi bir yıldızdan kopan bir par&ccedil;anın arza d&uuml;şmesidir. Hangi yıldızdan  d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; ehlince bilinmektedir ama sırrının saklanması i&ccedil;in soyut bir ifade ile  Cennet&rsquo;ten d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; s&ouml;ylenmiştir. Bu taş, d&uuml;nya y&uuml;z&uuml;nde tektir ve Hac mevsimi,  d&uuml;nyaya d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; g&uuml;ne tesad&uuml;f eder. Bu taş, Allah&rsquo;ın kasem ettiği bir yıldızdan,  Cuma g&uuml;n&uuml; sabaha karşı d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Halid efendi,  Hacer&rsquo;&uuml;l Esved&rsquo;in, Adem (a.s.) hamuru olduğunu ve bu hamurdan artan başka bir  par&ccedil;adan da, hurmanın yaratıldığını, eski hocaların bunu b&ouml;yle anlattığını  s&ouml;yledi&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu dediğin  de doğrudur Halid efendi..! B&uuml;t&uuml;n bunlar bir sırdır ve ehlince bilinmektedir ama  bu sırlara insanoğlunun ulaşması i&ccedil;in Kaf dağını aşması gerekmektedir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Kaf dağı mı  ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ehli Kaf  dağı demiştir. Genelde mecazi bir anlamda kullanılsa da, vardır ve ger&ccedil;ektir.  İnsanoğlu ilmen terakki edip, g&ouml;z&uuml;n g&ouml;rebildiği mesafelere gidebilme imkanına  kavuşunca bu sır da ifşa olacaktır. Nasıl d&uuml;nya &uuml;zerinde bir yerden bir yere  g&uuml;venli ve en hızlı bir şekilde gitmek i&ccedil;in yerin &uuml;st&uuml;nde ve altında yollar  varsa, d&uuml;nyamızdan başka alemlere gitmek i&ccedil;in bir takım yollar vardır. Allah&rsquo;ın  veli kulları, ruh bedenleri ile bu yolları kullanarak nasıl oralara gidip  geliyorlarsa, diğer insanlar da, g&uuml;n gelecek bir takım bineklerle buralara  gidecek ve Allah&rsquo;ın veli kullarının, kendileri i&ccedil;in bıraktığı işaretleri ve  EMANETLERİ bulacaklardır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Halid efendi,  G&uuml;ls&uuml;m nine ve Adem efendi hayretler i&ccedil;erisinde kalmışlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu konuda  evliyanın b&uuml;y&uuml;klerinden Muhyiddin-i Arabi&rsquo;nin ş&ouml;yle bir beyanı vardır:<br />
&lsquo;&rsquo;İnsanoğlu bir g&uuml;n gelecek uzayda seyahat edecek, Merih&rsquo;e uğradıklarında benim  onlara bıraktığım izleri g&ouml;recek&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
Mağarada ki dervişin, kavminin g&ouml;klere &ccedil;ekilmesi, ilimsiz bir din ve dinsiz bir  ilim ehli i&ccedil;in bir masaldan ibaret olsa da g&uuml;n gelecek herkes, soyutun somuta  d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml; An&rsquo;ı yaşayacak.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kabe&rsquo;ye Hacca  giden m&uuml;minlerin, ruh bedenleri, nur diye ifade edilen bir &ccedil;eşit enerji ile  yıkanmakta, g&uuml;nah kirleri temizlenmekte ve ruh bedenleri bu enerji ile takviye  edilip g&uuml;&ccedil;lendirilmektedir. Ayrıca bu enerjinin, beden ve beyin &uuml;zerinde sebep  olduğu bir takım işlemleri ve a&ccedil;ılımları vardır. Yani; İnsan, Kabe&rsquo;de hem  bedenen hem ruhen g&uuml;&ccedil;lenmektedir. İşte o pis kokulu kırmızı taş ta, cinlerin  enerji bedenlerini g&uuml;&ccedil;lendirmekte ve onların bizim boyutumuzun madde bedenine  b&uuml;r&uuml;nmesine imkan vermektedir. Ama ayni taş, insanların ruh bedenlerini tahrip  etmekte ve beyinlerini adeta kilitleyerek bu habis varlıkların emrine teslim  etmektedir. D&uuml;nya sevgisi de ayni şekilde, insanın bilincini d&uuml;nyaya  kilitlemekte, ruhunu tahrip etmekte onu kendi &ccedil;ekim alanında tutsak etmektedir.  Bu &ouml;yle bir tutsaklıktır ki; D&uuml;nya, kıyamet denen s&uuml;re&ccedil;te cehennemin i&ccedil;ine  &ccedil;ekilirken bu insanlar, tutsak oldukları d&uuml;nyanın &ccedil;ekim g&uuml;c&uuml; ile birlikte,  cehennem&rsquo;i boylayacaklardır. (En doğrusunu Allah bilir.)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Konunun en  vahim tarafı ise bu taşın ayni D&uuml;nya gibi, o sarayın inşaatında &ccedil;alıştırılıp  daha sonra kurban edilen yedi bin insanın ruhunun tahribatına sebebiyet verdiği  gibi, ayni ruhları kendi &ccedil;ekim g&uuml;c&uuml; ile orada tutsak etmesidir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nasıl yani ?  B&uuml;t&uuml;n o kurban ediyoruz diye katledilen insanların ruhları, o sarayın i&ccedil;inde ve  o taş sayesinde tutsak mı..?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet Halid  efendi. O taşın &ouml;yle bir habis enerji alanı var ki; İnsanın, &ouml;l&uuml;m sonrası  kullanacağı ruh bedeni hem tahrip etmekte ve ona azap vermekte, hem de kendi  &ccedil;ekim alanı i&ccedil;inde onu tutsak etmektedir. Bu taşın diğer par&ccedil;aları,  Hindistan,Tibet ve Nemrut dağında bulunmaktadır. Mağarada, demir kapıyla  kapatılmış ve zincirlenmiş (13) on &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; t&uuml;nel, bu taşın geldiği aleme &ccedil;ıkan  bir boyut atlama yeridir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Evlat; bu yedi  bin kişi, sarayın inşaatında gece-g&uuml;nd&uuml;z &ccedil;alıştırılmış. G&uuml;n gelecek, insanlarda  tevekk&uuml;l, teslimiyet ve rıza hali kalmayacak ve nefislerinin bitmek bilmeyen  isteklerinin, hırs ve uzun emel kam&ccedil;ıları ile ayni o insanlar gibi gece-g&uuml;nd&uuml;z  &ccedil;alışacaklar ve &ccedil;alıştırılacaklar. Uzun emel, insanı yarınından korkuya sevk  eder ve birileri bu korkuyu &ccedil;ok iyi kullanarak dengeyi bozar.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nasıl bir  dengeyi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Cenabı  Allah; gece ve g&uuml;nd&uuml;z&uuml; ayrı ayrı hikmetlerle yaratmıştır. G&uuml;nd&uuml;z &ccedil;alışmak, gece  ise dinlenmek i&ccedil;indir. İnsanın beden kimyası ve i&ccedil; d&uuml;nyası buna g&ouml;re  d&uuml;zenlenmiştir. İnsanın ibadet saati vardır, muhabbet saati vardır, tefekk&uuml;r  saati vardır. G&uuml;n &uuml;&ccedil;e b&ouml;l&uuml;nerek, gece de &ccedil;alışma saatine dahil edilirse hem  tabiatın ahengi bozulur, hem de insanın ne ibadet saati kalır ne tefekk&uuml;r saati  kalır, ne de ailesine yeterli zamanı ayırabilir. Ortaya, d&uuml;ş&uuml;nmeyen ve d&uuml;ş&uuml;nmeye  zamanı olmayan bir g&uuml;ruh &ccedil;ıkar. Bu g&uuml;ruh, hi&ccedil; farkında olmadan, m&uuml;minlerin  Kabe&rsquo;yi tavaf etmeleri gibi yirmi d&ouml;rt (24) saat, d&uuml;nyayı tavaf ederler ve bir  t&uuml;rl&uuml; bitmek bilmeyen d&uuml;nya sarayını, inşa etmeye &ccedil;alışırlar ve  &ccedil;alıştırılırlar.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba &ccedil;ok acı  bir durum. Bireylerin s&uuml;r&uuml; haline getirilmesi ve daha sonra bu s&uuml;r&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;ne  &ccedil;eşitli yemler konularak, onların hem bedenen, hem de fikren bu yeme ulaşmak  i&ccedil;in &ccedil;alışması ve &ccedil;alıştırılması &ccedil;ok acı bir durum&hellip; İnsan, sonsuzluk yolcusudur,  bunun i&ccedil;in hedefleri de, d&uuml;ş&uuml;nceleri de sonsuza uzanmalıdır&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Doğrudur  evlat, insan sonsuzluk yolcusudur ve bu yolculuğun, gerekli t&uuml;m donanımları  kendisinde mevcuttur. Mevcuttur ama s&uuml;r&uuml; olmaktan kurtulup, d&uuml;ş&uuml;nce &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;ne  kavuşamazsa, bu sonsuzluk diyarında, kendini kendi eliyle, dar bir alana  hapseder ve iradesini bir takım y&uuml;celttiği ve etiketlediği bir takım insanlara  teslim eder. İradesini teslim ettiği insanların doğruları ve yanlışları, kendi  doğruları ve yanlışları olur. Bundan gayrisi, koyun s&uuml;r&uuml;s&uuml;nden bir koyun misali&hellip;  Anlayana evlat.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; Peki o  d&ouml;rt kişinin y&uuml;zleri neden dolunay&rsquo;a doğru bakıyordu?&hellip;<br />
&lsquo;&rsquo;Evlat; Ay, habis cin sultanlığıdır. Bunlar belli g&uuml;nlerde hem D&uuml;nya&rsquo;ya, hem de  manevi korunması olmayan insanlara m&uuml;dahale edebilirler&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nasıl  yani?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat; Hicri  takvim dediğimiz, Hazreti Muhammed (s.a.v.) efendimizin, d&uuml;nya boyutunda  Mekke&rsquo;den Medine&rsquo;ye hicret etmesiyle başlayan bir takvimdir. Kozmik boyuttaki  ilahi planlamalar da bu takvime g&ouml;re yapılır.<br />
Yery&uuml;z&uuml;nde, insanoğlu bir &ccedil;ok takvim kullanmıştır. Hz. Adem&rsquo;den (a.s.) beri  b&uuml;t&uuml;n nebiler ve resuller, kozmik plandaki ilahi takvime g&ouml;re hareket edip onu  esas almışlardır. Zaman zaman iblis ve habis cin taifesinin m&uuml;dahalesi ile  insanlar bu takvimden şaşmışlar, cin boyutunun takvimini kullanmışlardır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; o  zaman Hz. Muhammed (s.a.v.)&rsquo;in Medine&rsquo;ye hicreti, kozmik plandaki ilahi takvim  i&ccedil;erisinde olan bir s&uuml;re&ccedil;tir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet;  M&uuml;sl&uuml;manlar, hicreti esas alıp bu takvime tabi olduktan sonra kozmik plandaki,  ilahi d&ouml;ng&uuml;n&uuml;n i&ccedil;erisinde, kendilerine ait boyutun esas dairesinde yerlerini  almış olurlar.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; Peki  cinlerin, insanları bu takvimden koparıp, kendi boyutlarının takvimine uydurmaya  &ccedil;alışmaları, onlara ne gibi bir yarar sağlar?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;İnsanları  daha rahat kontrol edip, ellerinden alınan yery&uuml;z&uuml; sultanlığını ele ge&ccedil;irmek  i&ccedil;in, bir de&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bir de&hellip;  ne?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bir de,  kendi nesillerinin değişimini sağlayıp, insanlar arasında yerlerini almak; o  b&uuml;y&uuml;k g&uuml;n i&ccedil;in!&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Nasıl yani? Bizim gibi et ve kemik bir beden olarak mı?&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Yapma evlat!&hellip; Sen de biliyorsun ki; İnsan et ve kemik bir bedenden ibaret  değil, dediğimi anlamaya &ccedil;alış l&uuml;tfen&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bir cinin  insana d&ouml;n&uuml;şmesi m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Hayır, cin  cindir, asla insan olamaz. Bakın; Kozmik plan dedim ve kozmik plandaki, ilahi  takvimden bahsettim. Bu ilahi takvimde, her mahlukun kendi aleminin yani  boyutunun zamanı, olayları ve yaşam s&uuml;reci farklıdır. Her boyutun kapılarının,  belli zaman dilimlerinde kozmik boyuta a&ccedil;ıldığı anlar ve s&uuml;re&ccedil;ler vardır. İşte  bu kapıların a&ccedil;ıldığı s&uuml;re&ccedil;lerde, o boyutun varlıkları kozmik boyuta, oradan da  diğer boyutlara atlama yapabilirler ve atladıkları boyuta m&uuml;dahale  edebilirler&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim;  Kadir gecesi, biz insanların yaşadığı boyutun, kozmik boyuta a&ccedil;ıldığı gece  midir?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet Halid  efendi; Kadir gecesinin, en doğrusunu Allah bilir, afaktaki olan a&ccedil;ılımı budur.  Bunu bir de enf&uuml;ste olan a&ccedil;ılımı vardır&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Cinlerin  bizim boyutumuza atlamaları nasıl oluyor?&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bunu daha  sonra anlatırım inşallah. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Bu varlıkların  bizim boyutumuza m&uuml;dahale edebildikleri anda eğer insanlar manevi olarak gerekli  korunma tedbirlerini almamışlarsa, bedenen ve zihnen saldırıya maruz kalırlar.  Zihnen maruz kalanların bir kısmı, evliyalık iddiasında, resull&uuml;k iddiasında ve  bir takım değişik haller i&ccedil;erisinde bulunabilirler. Bedenen maruz kalanlardan  bir kısmı ise; mesela belli g&uuml;nler ve gecelerde cima etmek yasaktır. Bu yasak  olan zamanlarda eğer cima edilirse ve besmelesiz olursa, erkeğin d&ouml;l&uuml;, kadının  rahmine d&uuml;şerken, cinler de kendi d&ouml;llerini bırakırlar. Eğer kadın hamile  kalırsa o rahimde oluşan &ccedil;ocuk, bedenen adem, can olarak cindir. Ahir zamanda,  bu insan kılığındaki yaratıklar, ayan beyan ortaya &ccedil;ıkacaklardır&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Aman Ya  Rabbi! Ne korkun&ccedil; bir şey.. Şimdi etrafımızda, insan diye g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z kişilerin  bir kısmı cinni mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet&hellip;  Bunların belli d&ouml;nemlerinde cinni tarafı ağır basıp, olağan dışı ve bir insanın  yapamayacağı vahşet durumlarını ortaya koyduğu haller g&ouml;r&uuml;lebilir ve &ccedil;ok rahat  adam &ouml;ld&uuml;rebilirler. Ahir zamanda, boyutlar bir birine daha &ccedil;ok yaklaşacağı i&ccedil;in  bu m&uuml;dahaleler artacak, insanlar yoldan &ccedil;ıkacak, bebeklere tecav&uuml;z edilecek ve  cinayetlerin sayısı artacak ve bunun yanında da kendisini Mehdi yada Resul diye  ilan eden insanlar &ccedil;oğalacak&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Avrupa  k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde, dolunayda, kurt adamların &ccedil;ıkması vardır. Bunu iyi d&uuml;ş&uuml;nmek lazım.  Dolunaylı gecelerde işlenen k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin artması acaba bir tesad&uuml;f m&uuml;?&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba,  dolunaylı geceler, oradaki şeytani cinlerin, insanlara ve buradaki d&ouml;llerine en  yakın olduğu ve etki ettiği anları mı..?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat;  sadece insanlara değil, yerkabuğundaki bir takım hareketlendirmelere de m&uuml;dahale  ediyorlar. Bu depremin nasıl olduğunu sanıyorsun. İnsanlar, bu mahlukların,  d&uuml;nyanın atmosferini kullanarak sebep olduğu depremin sırrını &ouml;ğrendiklerinde en  az bu mahluklar kadar tehlikeli olacaklar. Bereket ki; Cenabı Allah&rsquo;ın, Rahmani  cinlerden, meleklerden ve g&ouml;revli veli kullarından bek&ccedil;ileri var ki,  korunuyoruz&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bunlar b&ouml;yle  konuşurken, kapıdan i&ccedil;eri soluk soluğa Meryem girdi ve insanların, kuyunun  başında toplandığını, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kız &ccedil;ocuğunun da d&uuml;n geceden beri kayıp olduğunu  ve en son hoca İbrahim ağa&rsquo;nın bah&ccedil;esine girerken g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, İbrahim ağanın da  kasabayı terk ettiğini s&ouml;yledi&hellip;<br />
Hemen toparlanıp, hep beraber kuyunun yanına gitmek i&ccedil;in evden &ccedil;ıktılar.<br />
Kuyunun başındaki insanlar, biraz tuhaf davranışlar sergiliyorlardı. Bunu fark  eden ihtiyar, kuyunun yanına gitmekten vazge&ccedil;ip, hepsini geri g&ouml;nderdi ve eve  geri d&ouml;nd&uuml;ler&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İhtiyar:<br />
&lsquo;&rsquo;Galiba korktuğum oldu &ccedil;ocuklar&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; 10.B&ouml;l&uuml;m</font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="427" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1125-bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (9. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1123-bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1123-bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 22:54:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1123</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (9. B&#246;l&#252;m) Ertesi g&#252;n&#252;, Adem efendi yine ormana odun kesmeye gidince, akşam sohbet esnasında misafirlere &#231;ay demleyen ve hizmetlenen gen&#231; kız, G&#252;ls&#252;m nineye gelerek bir şeyler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (9. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong><font face="Verdana"><img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ertesi g&uuml;n&uuml;,  Adem efendi yine ormana odun kesmeye gidince, akşam sohbet esnasında misafirlere  &ccedil;ay demleyen ve hizmetlenen gen&ccedil; kız, G&uuml;ls&uuml;m nineye gelerek bir şeyler s&ouml;yler.  G&uuml;ls&uuml;m nine, gen&ccedil; kızı, ihtiyarın yanına &ccedil;ıkartarak, bir derdi olduğunu s&ouml;yler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Buyur hanım  kızım, &ccedil;ekinme s&ouml;yle.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim;  ben, size bir r&uuml;yamı anlatmak istiyorum.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Cenabı Allah  (c.c.) hayırlara vesile kılsın, besmele &ccedil;ekerek anlat bakalım kızım.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim,  r&uuml;yamda yeşillikler i&ccedil;inde ve kırlarda y&uuml;r&uuml;yor ama ne tarafa gittiğimi  bilmiyordum, sadece y&uuml;r&uuml;yordum. Sonra ufukta, Adem efendi belirdi ve ben Adem  efendiye doğru y&uuml;r&uuml;meye başladım. Daha sonra nereden okunduğunu bilemediğim ama  her y&ouml;nden gelen bir ezan sesiyle Adem efendi ile y&uuml;z y&uuml;ze geldik. Elinde  kırmızı bir elma vardı. Besmele &ccedil;ekerek bana uzattı, ben de besmele &ccedil;ekerek  elmayı alıp ısırdım. Elmanın tadı, suyu ile birlikte i&ccedil;ime aktı. Sonra elimdeki  elma birden fidan oldu. Adem efendi elleriyle fidanı toprağa ekti. Fidan  b&uuml;y&uuml;yemeden, yaz mevsiminde bulunduğumuz halde kar yağmaya başladı. Kar, fidanı  &ouml;rtt&uuml;k&ccedil;e, ben de &ccedil;ok uzaklara, adeta gayba &ccedil;ekiliyordum. Ağlayarak uyandım ve  uyandığımda g&ouml;z yaşlarım, yanaklarımdan aşağı akıyordu.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İhtiyar, gen&ccedil;  kız r&uuml;yasını anlatırken, neşelenip g&uuml;l&uuml;msemişti ama r&uuml;yanın sonunda y&uuml;z&uuml;nde  h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir ifade belirdi. Bu h&uuml;z&uuml;nl&uuml; ifade kızın dikkatinden ka&ccedil;mamıştı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bak Meryem  kızım: Bu d&uuml;nya, ahiretin tarlası ve aynasıdır. Kişi, ahiretini bu d&uuml;nyada  yaşamaya başlar. Senin yeşillikler i&ccedil;inde y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n kırlar, senin d&uuml;nyandır.  Saf, temiz ve &uuml;mit dolu bir d&uuml;nya. Bardağın hep dolu tarafını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n ve hayata  s&uuml;rekli iyi bakabildiğin i&ccedil;in sevgi dolu bir d&uuml;nya. Ama sonsuzluk yolculuğunda  bu d&uuml;nya sadece bir evredir. İnsan daha nice evreler ge&ccedil;irecektir. İnsan ayni  zamanda bir aşıktır ve sonsuz bir aşkın sahibidir. Bu aşk, mutlak var olanadır  yani Allah&rsquo;adır.<br />
İnsanın, i&ccedil; d&uuml;nyasında ve zahirinde ge&ccedil;irdiği her evrede bu aşk, farklı bir  suret ve farklı bir isim alır. Ama her suretin ve resmin arkasında Cenabı Allah  vardır. O resimler ve suretler O&rsquo;nun tecellileridir. Cenabı Allah nasıl insan  aynasında, kendini seyretmeyi murat etti ise insanda bir ayna misali,  karşısındakinde O&rsquo;nu seyreder ama karşısındakinin ismi ve sureti altında.<br />
Kızım; saf niyetler, kalbin niyetleridir. Cenabı Allah, bu saf niyeti dikkate  alarak bu niyete en uygun olanı, karşımıza &ccedil;ıkarır ve bize bildirir. Ufuk, senin  kaderindir, geleceğindir ve sonsuzluk yolcusu olduğunun ifadesidir. Bu sonsuzluk  yolculuğunda, Adem efendi ile olan bir beraberliğiniz vardır. Sana, kırmızı bir  elma vermesi bu sevgi akışının ilk Adem efendiden olduğunu ve sana g&ouml;n&uuml;l  verdiğini g&ouml;sterir. Bu &ouml;yle g&uuml;&ccedil;l&uuml; ama bir o kadar da mana y&uuml;kl&uuml; bir akış olmuş  ki, ruhun bundan tat almış ve bu manalar, ruhuna sinerek, adete onu kaplamış.  Okunan ezan, cem olmanız, nikahlanmanız demektir. Ekilen fidan, mutlu bir yuva  kurmanız demektir kızım, gerisini Allah bilir&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İhtiyar  buradan &ouml;tesini tabir etmemiş, hayırdır diyerek gen&ccedil; kızı g&ouml;ndermişti. Meryem de  &uuml;stelememiş, teşekk&uuml;r edip ayrılmıştı&hellip;<br />
O g&uuml;n, &ouml;ğlen namazından &ccedil;ıkarken hoca İbrahim ağa, ihtiyarın evinde toplanıp,  sohbet edenlerden birine yaklaşarak ş&ouml;yle der:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Duyduk ki;  akşamları, kadınlı-erkekli toplanıp, g&uuml;ya sohbet edermişsiniz. Gavurdan d&ouml;nme  herifin biriyle, dilenci bir ihtiyarın s&ouml;zlerini dinlermişsiniz. Bilmez misiniz  ki; kadın, erkek bir arada olması caiz değildir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu s&ouml;zler  &uuml;zerine camiden &ccedil;ıkan kalabalık, etraflarına toplanır. Adam bu kalabalığı fırsat  bilerek, hoca İbrahim ağaya karşılık verir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;İbrahim  ağa!&hellip; Unuttun herhalde; İslam dini, t&uuml;m insanlığa gelmiştir, kimsenin tekelinde  değildir. Adem efendinin sonradan m&uuml;sl&uuml;man olması, bizim gibi bu nimeti hazır  bulmamızdan daha evladır. O dilenci dediğin ihtiyarın, bir zamanlar dilenmesi  ise bizim ayıbımızdır. &Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r, Adem efendinin sayesinde, bu ayıbımızın  farkına varmayı, Cenabı Allah nasip etti de şimdi o ihtiyarın ilminden istifade  ediyoruz. Yazık bize ki; ihtiyarın oğlu, &ouml;l&uuml;m d&ouml;şeğinde iken gelinini elinden  alıp, utanmadan kendine karı yapmana rağmen, sana saygı duyabildik. Şimdi de  kalkmış bu utan&ccedil; &uuml;zerinde iken, kadın-erkek bir arada bulunamaz diye havlayıp  duruyorsun.<br />
Efendi; İslam dini, kadını-erkekten ayrı g&ouml;rmez, kadını &ouml;telemez, toplum dışına  atmaz. Siz kendi yobazlığınızı, İslam&rsquo;a yamayamazsınız.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">S&ouml;z&uuml;n  burasında İbrahim ağanın adamları, garibi tartaklamaya başlarlar. Kalabalıktan  bir kısmı ise araya girerek, adamı yaka-pa&ccedil;a kurtarırlar. Adam, dayak yediğine  kızgın değildir. En azından, İbrahim ağanın y&uuml;z&uuml;ne karşı Hakkı haykırmış ve  camiye gelenlerin hangilerinin kalabalık, hangilerinin cemaat olduğunu ortaya  &ccedil;ıkarmıştır.<br />
Doğruca ihtiyarın evine gider ve olanları anlatır. İhtiyar bu gibi sataşmaların  olabileceğini ama şimdilik bunlara karşılık verilmemesini s&ouml;yler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, her  şeyin bir zamanı vardır. İbrahim ağanın, vali ile olan yakınlığı ve kasabanın en  zengini olması biraz tedbirli olmayı gerektirmektedir. Burası hikmet yurdudur  her şeyin bir sırası, her sebebin bir neticesi vardır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Adem efendi,  akşam eve d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nde, ihtiyar onu karşısına alıp konuşmaya başlar&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat,  Rabbimiz Teala Hazretleri bir g&uuml;nde ve gecede, kullarının kalbine, yetmiş iki  defa nazar eder. Bu nazar edişlerde acaba kalbinde, kendisinin farklı bir ismini  ve suretini g&ouml;rd&uuml; m&uuml;&hellip;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; birka&ccedil;  g&uuml;nd&uuml;r, g&ouml;nl&uuml;mde bir suret ve ismin hayali vardır ve ben o hayali silmeye  &ccedil;alıştık&ccedil;a daha da canlanmaktadır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat,  yakınlığa erip, ilahi bah&ccedil;eden nasibini almış olan kalp, şeffaf bir kandile  benzer ve i&ccedil;inde yanan fitilin nurunu, dışarı vurur. Kalbinde yanan sevda  ateşinin nuru, Meryem kızımızın kalbine aksetmiştir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Adem efendi,  g&ouml;zlerini ihtiyardan ka&ccedil;ırarak başını eğer&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, ceset  &uuml;&ccedil; kısımdır. Kalp, dil ve uzuvlar. Dil ile uzuvlar, meleklerin idaresi  altındadır. Kalbi ise bizzat Allah&rsquo;&uuml; Teala Hazretleri idare eder. Bizler melek  değiliz. Ruhumuzun hakkını verdiğimiz gibi nefsin ve bedenin de hakkını  vermeliyiz. Cenabı Allah, kendine y&ouml;nelen g&ouml;n&uuml;le, emrini bizzat kendi koyar.  Meryem kızımızın suretine b&uuml;r&uuml;nen aşk, Rabbimin idaresindendir.<br />
Erkek, Rahman sıfatındadır, kadın ise Rahim sıfatındadır. Bunlar Allah&rsquo;ın izni  ile nikahlanıp bir araya gelince besmele tamam olur. Şu alemi d&uuml;nyada,  besmelenin tamam olması i&ccedil;in iki tarafında birbirine ihtiyacı vardır. Demir,  halis olmak i&ccedil;in ateşe muhta&ccedil;tır ve ateş te, kendi cinsinden olmalıdır&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu s&ouml;zler,  Adem efendinin kalbinde, &ouml;yle bir dert peyda etti ve onu &ouml;yle bir aşka giriftar  etti ki; g&ouml;nl&uuml;n&uuml;n t&uuml;m kapıları kapanıp, karanlıklarda d&uuml;ş&uuml;nceye daldı&hellip; İhtiyar,  Adem efendiyi bu hal &uuml;zere bir m&uuml;ddet yalnız bırakarak, odadan &ccedil;ıktı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Yatsı  namazından sonra ihtiyarın evi yine dolmuştu. Meryem yine mutfakta, G&uuml;ls&uuml;m  nineye yardım ediyordu. Gen&ccedil; kız kahveleri dağıtırken, Adem efendi ile aynen  r&uuml;yada olduğu gibi g&ouml;z g&ouml;ze geldi. Gen&ccedil; kızın v&uuml;cudunu bir anda sıcaklık  kaplamıştı. Adem efendinin de hali değişmişti, oturduğu yere sığamaz olmuştu.  İkisinin de y&uuml;z&uuml; kızardı. Kahveleri i&ccedil;tikten sonra herkese meyve ikram edildi.  Meyveler yenirken, ihtiyar s&ouml;ze başladı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Canlar; bu  yediğiniz, Cenabı Allah&rsquo;ın nimetidir. Yenilecek bir gıda, gafletle veya  kerahetle yenirse o mekruhtur, onda hayır ve bereket yoktur. Zira ona nefs ile  şeytan yol bulmuştur. Onu yiyen kimsede mutlaka bir &ccedil;irkin netice zuhur eder.<br />
Eğer Allah (c.c.) d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lerek, helal gıda yenirse o kişiden hayır doğar. Ayrıca  yenilen nebatat, yiyenin v&uuml;cudunda, ademiyet makamına y&uuml;kselerek, bu d&uuml;nyadaki  turunu tamamlar ve alemi ahirete, teşrif eder.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim; bu  g&uuml;n camide ilmin ka&ccedil; t&uuml;rl&uuml; olduğu konusunda bir tartışma vardı&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu konuda  evliyanın b&uuml;y&uuml;klerinden Hazreti Z&uuml;nnun ş&ouml;yle buyurur: &rsquo;&rsquo;&Uuml;&ccedil; sefer ettim, &uuml;&ccedil; ilim  getirdim. Birinci seferde getirdiğim ilmi hem avam ve hem havas kabul etti.  İkinci seferde getirdiğim ilmi avam kabul etmedi. Yalnız havas kabul etti.  &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; seferde getirdiğim ilmi ise ne avam kabul etti ve ne de havas.<br />
Zamanın Şeyh&uuml;lislamı bu &uuml;&ccedil; ilmi ş&ouml;yle a&ccedil;ıklamıştır: Evvel ki ilim t&ouml;vbe ve  pişmanlık ilmi idi. Onu avam ve havas kabul etti.<br />
İkinci ilim: Tevekk&uuml;l, muamele ve muhabbet ilmi idi ki onu havas kabul etti,  avam kabul etmedi<br />
&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; ilim: Hakikat ilmi idi ki, buna kimsenin anlayışı kifayet etmedi&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim; bu  saydığınız ilimler, ge&ccedil;ici yarar sağlayan ilimler z&uuml;mresinden mi ya da ebedi  yarar sağlayan ilimler z&uuml;mresinden mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bu saydığım  &uuml;&ccedil; ilmin hepsi ebedi yarar sağlayan ilimlerdendir&hellip; Hakikat ilmine dair olan ilim  ise ger&ccedil;ek ilimdir. Mevcudatın &ouml;z&uuml;ndeki SIR&rsquo;dır. İnsan kendi acizliğini  &ouml;ğrenmedik&ccedil;e bu sırra ermesi m&uuml;mk&uuml;n değildir. Eğer bir insanın bu sırra ermesi  murat edilmişse, Cenabı Allah, onu bir m&uuml;rebbiye bağlar. Kişi yetiştiricisinin  elinde yavaş yavaş terakki ettik&ccedil;e ruh ile nefis birbirinden ayrılır ve  varlıklar d&uuml;şer. Nefis k&uuml;&ccedil;&uuml;lmeye başlar. O kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;r ki; ilk haline nutfe  haline iner.<br />
Nutfeye indikten sonra Var olan g&ouml;r&uuml;lmeye başladığı gibi, ulvi varlıklar ondan  sonra g&ouml;r&uuml;lmeye başlar. Kişinin ilk fark edeceği, Rasulullah efendimizi (s.a.v.)  kendi zannı ile, kendi g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; ile &ouml;l&ccedil;erken, nutfeye indikten sonra O&rsquo;nun  nurundan b&uuml;t&uuml;n alemlerin yaratıldığını d&uuml;ş&uuml;nmeye, O&rsquo;nu Allah&rsquo;&uuml; Teala&rsquo;nın  se&ccedil;tiğini, b&uuml;t&uuml;n tasavvurların fevkinde O&rsquo;nu donattığını g&ouml;rmeye başlar.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Yani insan,  varlığının ilk haline, başlangıcına inmedik&ccedil;e, sebebi mevcudat olan Rasulullah  (s.a.v.) nuru g&ouml;r&uuml;lmez ve muhabbeti ele ge&ccedil;mez.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet evlat;  bu &ouml;yle bir muhabbettir ki, baldan tatlıdır ve i&ccedil;inde t&uuml;m alemlerin sırrı  saklıdır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim, sır  dediniz de; d&uuml;n akşam anlattığınız o mağaranın i&ccedil;indeki havuzların sırrını bir  t&uuml;rl&uuml; kavrayamadık. Ayrıca on iki t&uuml;nelin, bir ve ikinci t&uuml;nelleri nereye  &ccedil;ıkıyormuş, sizin &ccedil;ıktığınız yer bir mağara mı yoksa a&ccedil;ık bir arazi mi,  kaldığınız yerden anlatsanız da merakımızı giderseniz. Bu merak i&ccedil;erisinde iken  anlattığınız diğer konuya odaklanamıyoruz efendim&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Canlar,  anlattıklarımı can kulağı ile dinleyip, insaf edip, hakkıyla d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Size bir  kısmını pek az izah edeceğim, pek az izah edeceğim ki; insana verilmiş en b&uuml;y&uuml;k  nimetlerden olan hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml;ze ve d&uuml;ş&uuml;nce ufkunuza set &ccedil;ekmiş olmayayım.  D&uuml;ş&uuml;nce ufkunuzu her zaman geniş tutmak i&ccedil;in, insanın k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir alem olduğunu,  aleminde b&uuml;y&uuml;k bir insan olduğunu aklınızdan &ccedil;ıkarmayın&hellip;<br />
Mağarada indiğim yirmi &uuml;&ccedil; basamaktan başlayalım. Bildiğiniz gibi Kuran&rsquo;ı Kerim,  yirmi &uuml;&ccedil; yılda tamam olmuştur ve Kuran ile insan ikiz kardeştir buyurulmuştur.  Kuran&rsquo;ı M&uuml;bin ve insan hikmetin membaıdır. Dervişin anlattığına g&ouml;re, insanın en  k&uuml;&ccedil;&uuml;k yapı taşı (22+1) yirmi iki artı bir sarmaldan oluşmaktaymış. (23) Yirmi  &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sarmal, erkeklik ve dişilik sarmalıymış. Yirmi &uuml;&ccedil; basamağın en sonu  hi&ccedil;liktir. İnsanın yaratılışında ise hi&ccedil;lik, nutfe halidir. Burada ince bir mana  vardır. Bu alemde, hakkı işitmek, hakikati g&ouml;rmek isteyen, bu manaları tahsil  etmelidir.<br />
Ayrıca yirmi iki (22) sayısının sırrı, İdris (a.s.)&rsquo;a dayanmaktadır ve yirmi &uuml;&ccedil;  (23) ahir zamana işaret etmektedir. &Uuml;&ccedil; bin yıllık, Ayasofya mabedinde, bir  &uuml;&ccedil;genin &ccedil;evresini saran yirmi iki (22) daire ve &uuml;&ccedil;genin bir piramit gibi olan  tepesinde yirmi &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; (23.) daire bulunan bir şekil vardır&hellip;<br />
Ayasofya mabedinin ikinci onarım ve yapımı, Hazreti Muhammed (a.s.) zamanına  denk gelmektedir. Mabedin kubbesini oturtamayan mimarın sırrı me&ccedil;huld&uuml;r. İşte bu  mimar, Hazreti Peygamberden(a.s.) bir avu&ccedil; toprak istetmiş ve Hazreti  Peygamberin (a.s.) g&ouml;nderdiği bir avu&ccedil; toprağı, kubbenin harcına katmış, ancak  ondan sonra kubbe tamamlanabilmiştir. İşte bu sebebe binaen Ayasofya mabedi,  ahir zamanda, sırrı a&ccedil;ığa &ccedil;ıkacak olan bir mekandır.<br />
Kuran&rsquo;ın ve insanın benzerliğinde, ezeli esrardan &ouml;yle şeyler vardır ki; akıl  denen meleke bunları kavramaktan acizdir. Ancak! Ruh ile Zat arasındaki perdenin  kalkması durumunda bu esrar m&uuml;şahede edilebilir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Daha sonra  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m yedi ayrı renkte, suyun aktığı ve birbirlerine karışınca suyu  berraklaşan, iki havuz ise Kuran&rsquo;ın manalarıdır. &Ouml;n&uuml;nde toprak kap olan havuz,  afaktaki yedi kat semadan inen manalar, &ouml;n&uuml;nde billur kap olan havuz,  enf&uuml;s&uuml;m&uuml;zdeki yani &ouml;z&uuml;m&uuml;zdeki semalardan inzal olan manalardır. Toprak kap, aklı  simgeler, billur kap ise kalbi simgeler. Kuran&rsquo;ın manaları, i&ccedil; ve dış yedi kat  semadan, havuzun suyu gibi Hazreti Rasulullah&rsquo;ın(a.s.) kalbine s&uuml;rekli  akmaktadır ve o kalp&rsquo;te, saflaşıp berraklaşmaktadır. O &ouml;yle bir kalp ki; t&uuml;m  zaman dilimleri ve alemler, feyzini ondan alır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Canlar; kimisi  akıl kabınla i&ccedil;er bu manaları, kimisi ise kalbinle i&ccedil;er bu manaları. Dil &ccedil;eşmesi  bazen kalp&rsquo;ten akar, bazen de akıldan akar. Sana gelip kalbini a&ccedil;ana, kalbinden  vereceksin, aklı ile sorana, akıl kabından ikram edeceksin. Akıl kabını uzatana,  kalbin suyundan verir isen kap &ccedil;atlayıp inkar eder&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Canlar, uzayan  s&ouml;z&uuml;n &ccedil;oğu boşa gider derler. Şimdilik bu anlattıklarımla kifayet edip, iyice  bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Bu arada bir şey sormak isteyen ya da paylaşmak isteyen var ise  buyursun&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim;  benim oğlum on iki yıl boyunca, valinin yanında askerdi. K&uuml;&ccedil;&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nden beri din  ve maneviyata d&uuml;şk&uuml;n bir yapısı vardı. Kitap okumayı &ccedil;ok sevdiğinden, zamanının  uzunca bir kısmını kitap okuyarak ge&ccedil;irirdi ve bu y&uuml;zden, geniş bir arkadaş  &ccedil;evresi olmadı. İ&ccedil; d&uuml;nyası ile yaptığı iş arasında bir uyum sağlayamayınca,  askerlikten ayrıldı. Şu an biraz sıkıntıda olduğu i&ccedil;in benden maddi ve manevi  anlamda bir a&ccedil;ılım olmasına bir vesile olsun diye, kendisine s&uuml;rekli Fetih  suresini okumamı istedi. Bende bir anne olarak, elimden geldiği kadarı ile  okumaya &ccedil;alışıyorum. Bu s&uuml;re&ccedil;te, g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m bir r&uuml;yanın sizden, tabirini  isteyecektim&hellip;..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Buyur hanım  anlat, g&ouml;nl&uuml;m&uuml;ze ne d&uuml;şerse onu s&ouml;yleriz inşallah&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim;  r&uuml;yamda kendimi bir kabristanlığın kapısında g&ouml;rd&uuml;m. Kabristanda yatanlara,  kapıdan on adet ihlas suresini okudum. Kabristanlığın tam ortasında, her tarafı  ışıl ışıl bir kıraathane vardı. Oğlum ile gelinim, el ele tutuşmuş bir vaziyette  kıraathaneye girdiler ve &ccedil;ıktılar. Daha sonra oğlum yanıma gelerek &rsquo;&rsquo;selam  s&ouml;ylediler&rsquo;&rsquo; dedi. Oradan kendimi evimde g&ouml;rd&uuml;m. Evimizin hemen yanında d&ouml;rt g&uuml;n  i&ccedil;inde, bize komşu olacak yeni bir ev yapılmış g&ouml;rd&uuml;m. R&uuml;yamdan  hatırlayabildiklerim bu kadar efendim..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Hayır olsun  hanım. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z r&uuml;yanın, bir kendinize bir de oğlunuza bakan y&ouml;n&uuml; mevcuttur.  Kendinize bakan y&ouml;n&uuml; ş&ouml;yledir: &rsquo;&rsquo;İnsanlar uykudadır, &ouml;l&uuml;nce uyanırlar&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n  manasınca g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z kabristanlık sizsiniz. Bedeninizle, nefsinizle ve  bilincinizle uykudasınız. İnsanın her bir h&uuml;cresi, her bir d&uuml;ş&uuml;ncesi farklı bir  alemdir ve bu alemlerde nice manalar g&ouml;m&uuml;l&uuml;d&uuml;r. İhlas suresi emirle başlar ve  mutlak varlığın sırrını, hakikati haykırır. Sizde g&ouml;m&uuml;l&uuml; bu manalar, kalp  kıraathanesinde dirilip size selam etmişlerdir. Amellerin oğlun suretinde, bu  amellerle tahsil ettiğin manevi ilim, gelinin suretinde, size g&ouml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r.  M&uuml;barek ola&hellip;<br />
R&uuml;yanızın, oğlunuza bakan y&ouml;n&uuml; ise, en doğrusunu Allah (c.c.) bilir, ş&ouml;yledir:  Kabir bu alem ile sonsuz alem arasında, insanların baş g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, ince  bir perdedir, sınırdır. Oradan &ouml;tesi, baş g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;r&uuml;lemez ve akıl ile  &ouml;l&ccedil;&uuml;lemez. Oğlunuzun y&ouml;nelişi ve sizin bir anne olarak okuduğunuz duanın  bereketi ile o alemden, oğlunuzun ruhuna ve nefsine bir takım manalar  fısıldanmıştır. Oğlunuzun aklına getirilen ve kalbine d&ouml;k&uuml;len her neyse, o  alemin tasarrufundandır. S&ouml;ylenen selam, hem d&uuml;nya hem de ahiret selametidir ve  oradakilerin selamıdır. Cenabı Allah&rsquo;a ş&uuml;k&uuml;rler olsun ki; o alemden gelen bir  selam, şu anda senin dilinle bize de ulaşmıştır. Selamlarını aldık ve bu selamla  uyandık elhamd&uuml;lillah. Bizden de c&uuml;mlesine selam olsun ve Allah&rsquo;ın rahmeti  &uuml;zerlerine olsun&hellip; Amin&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Canlar; bu  geceyi bir fatiha ile tamam edelim inşallah. Buyurun: Allah&rsquo;ım; senin rızan i&ccedil;in  Hazreti Muhammed (s.a.v.) efendimizin m&uuml;barek ruhu şerifleri i&ccedil;in, alemlerin  yaratılışından bu g&uuml;ne kadar g&ouml;nderdiklerinden, hak dine inanan ve bu inan&ccedil;la  ahirete intikal eden İns&rsquo;ten ve cinden ve bizim bilemediğimiz diğer kullarından  c&uuml;mlesinin ruhu i&ccedil;in, c&uuml;mle &uuml;mmeti Muhammed&rsquo;in ve m&uuml;min olan cin ve diğer  kullarının ve c&uuml;mle Melekut aleminin ve c&uuml;mle mevcudatın sağlık ve selametliği  ve Allah rızası i&ccedil;in el Fatiha&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; 9.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="240" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1123-bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (8. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1121-bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1121-bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 22:52:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1121</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (8. B&#246;l&#252;m) O g&#252;n&#252;n akşamında insanlar yine ihtiyarın evinde toplanmış, kadınlar bir tarafa, erkekler bir tarafa ge&#231;erek, sohbeti dinlemeye başlamışlardı. Gelen misafirlerden gen&#231; bir hanım, getirilenlerden...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (8. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong><font face="Verdana"><img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">O g&uuml;n&uuml;n  akşamında insanlar yine ihtiyarın evinde toplanmış, kadınlar bir tarafa,  erkekler bir tarafa ge&ccedil;erek, sohbeti dinlemeye başlamışlardı. Gelen  misafirlerden gen&ccedil; bir hanım, getirilenlerden &ouml;nce bir kahve yapmış ve daha  sonra &ccedil;ay demlemişti. Sohbetin daha ikinci gecesinde sıcacık, samimi bir ortam  vardı. Yine her zaman olduğu gibi s&ouml;ze besmele &ccedil;ekerek ihtiyar başladı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ey Allah&rsquo;ın  kulları: Zahir ulemasının bir kısmı, bu gibi sohbet meclisleri i&ccedil;in &lsquo;imanı biz  &ouml;ğretiyoruz; sizin bu &ccedil;abanız nedir?&rsquo; diye sual ederler. Erenler ise bu suale  &rsquo;sizin &ouml;ğrettiğiniz taklidi, biz tahkike &ccedil;eviririz&rsquo; diye cevap vermişlerdir.<br />
Burada anlatılanlar b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle iman bahsini kapsamaktadır. G&ouml;rebildiğinin ve  duyabildiğinin &ouml;tesini talep eden Hak yolcusuna hitap eder. Sizlere bir başka  alemin kapısını aralamaya &ccedil;alışıyoruz ve oraya girmenizi &uuml;mit ediyoruz. İmanını  tam bulmak isteyenler, a&ccedil;ılan bu alemden uzanan eli tutmalı ve bu alemin  dilinden d&ouml;k&uuml;leni anlamaya bakmalıdır. Bu bahsettiğim alem, bizim &ouml;z&uuml;m&uuml;zd&uuml;r,  d&ouml;k&uuml;lenler ise bu alemi yaşayanların dilleridir. O &ouml;yle bir alemdir ki; b&uuml;t&uuml;n  varlık onun i&ccedil;inde&hellip; Hatta siz de halen onun i&ccedil;indesiniz&hellip; Ama bilmiyorsunuz&hellip;<br />
Yaşadığımız bu alem bir mana okyanusudur. Bu okyanusun dalgaları ise bir kısım  manaların, suret bulmasıdır. Fakat her dalganın, tekrar okyanusa d&ouml;nmesi gibi  her suret, tekrar mana okyanusuna geri d&ouml;necektir ve akabinde yeni yeni manalar  surete b&uuml;r&uuml;necektir. Bu, gece ile g&uuml;nd&uuml;z&uuml;n, arka arkaya gelmesi, bir ışığın,  ardı ardına yanıp s&ouml;nmesi gibidir. Hani; masallara &lsquo;bir varmış, bir yokmuş&rsquo; diye  başlarlar ya, bu s&ouml;z aslında bunu anlatmaktadır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bizler de bu  okyanusta, surete b&uuml;r&uuml;nen ve varlık kıyısına vuran birer mana dalgasıyız ama  ayni okyanus, insan suretindeki bu mananın i&ccedil;inde de mevcuttur.<br />
İnsan, evrenin yaratılışının t&uuml;m aşamalarına şahit tutulmuştur. Bu şahitliğimiz  &uuml;&ccedil; aşamada ger&ccedil;ekleşmiştir. Işık bedenimiz, enerji bedenimiz ve cesedimiz bu  s&uuml;re&ccedil;te evrene hem şahittir, hem de model teşkil etmiştir. Neyse buna daha sonra  etraflıca değinirim. Nerede kalmıştık&hellip;<br />
Bu mana okyanusunun i&ccedil;inde, ge&ccedil;mişin ve geleceğin, cennet&rsquo;in ve cehennemin ve  c&uuml;mle alemin bilgisi mevcuttur. Algılayabildiklerimiz, bizim zahir diye  bildiklerimiz, algılayamadıklarımız ise batın diye etiketlediklerimizdir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu cihan  k&ouml;şk&uuml;nde nice işler olmaktadır ki, altı y&ouml;n ile bilinci sınırlanmış insanın  tasavvuruna bu işler sığmaz. Ama d&uuml;ş&uuml;nebilen ve d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rebilen insanlar,  erişilmez sanılan bu iklimlere kanat &ccedil;ırpan birer kelebek gibidirler. Alemde  kullar vardır ki naz eder, kullar vardır ki niyaz eder, kullar da vardır ki,  başı dumanlı dağlar gibi Hak aşkı ile sarhoşturlar. Takdir edersiniz ki; hepsine  a&ccedil;ılan mana, yapılan tecelli farklı farklıdır. İşte bu y&uuml;zden Adem evladım ile  Halid efendinin, tanık olduğu meseleler ve m&uuml;şahedeler farklı farklıdır&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">İnsanın  y&ouml;nelişi istikametinde ilmi arttık&ccedil;a evreni genişlemekte, cahilliği oranında ise  evreni k&uuml;&ccedil;&uuml;lmektedir. İnsanın evreni, et-kemik bir beden de olabilir, sonsuz  alemlere doğru da genişleyebilir.<br />
İnsanın sırlarından birisi, alemleri &ouml;z&uuml;nde cem etmesidir. Hem nasıl etmesin ki!  İnsan, alemlere bir model teşkil etmiştir. İşte bu y&ouml;n&uuml; ile insan &ouml;z&uuml;ne y&ouml;nelip,  kendi sırrını keşfettik&ccedil;e başka başka alemlere uzanabilir ve irtibat kurabilir.  Kimisi Halid efendi gibi Berzah alemiyle, kimisi İbrahim (a.s.) gibi Melekut  alemiyle ve kimisi de Ebu Turab Hazretleri gibi, dağın, taşın ve nebatatın  diliyle onlarla konuşabilir&hellip;<br />
Hz. Mevlana&rsquo;nın dediği gibi insanın bir ayağı An&rsquo;da, bir ayağı ise zamandadır.  Ş&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;ncelerimizi bir yoklarsak, ge&ccedil;mişin bilgisini ve geleceğin endişesini  buluruz. Ortada olan ve şimdiki zaman dediğimiz durum An&rsquo;dır. Bu An, bir  noktadır ve bu nokta insandır. Suya atılan bir taşın oluşturduğu halkalar,  zamanın birer misalidir, atılan o taş ise insandır. İnsanın, ge&ccedil;miş ve gelecek  denen halkalardan algılayabildikleri, o insanın şimdiki zamanını oluşturur&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ge&ccedil;mişte  olduğu gibi gelecekte de bir takım kavimler, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyut eksenini kullanarak  bu &uuml;&ccedil; boyutlu d&uuml;nyamızda, ge&ccedil;mişe ya da geleceğe giderek bir takım m&uuml;dahaleleri  ve bilgi aktarımı olaylarını ger&ccedil;ekleştirmişlerdir. Hatta kendilerinden sonra  gelecek nesiller i&ccedil;in bir takım bilgileri ve nesneleri belirli bir zamanda  a&ccedil;ılacak şekilde, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyut teknolojisi ile gizlemişlerdir. Bu zahiren  teknoloji ile m&uuml;mk&uuml;n iken, Halid efendinin, Adem evladımızın geleceği olan  berzah boyutundaki hali ile b&uuml;t&uuml;n teknolojilerden &uuml;st&uuml;n olan &ouml;z&uuml;ndeki kuvve ile  g&ouml;r&uuml;şmesi pek zor olmasa gerek&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">S&ouml;z&uuml;n  burasında Adem efendi, araya girerek ş&ouml;yle sorar:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, Halid  efendinin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; r&uuml;ya aynen zuhur etmiştir. Bu da r&uuml;yanın Hak olduğunu  g&ouml;sterir. Ancak; depremi haber veren, r&uuml;yada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kişi benim, ama benim  bundan haberim yoktur. Bunu biraz a&ccedil;abilir misiniz?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, Halid  efendinin, sana duyduğu muhabbet ve dualarla y&ouml;nelişi, sendeki sır sandığının  kapağını a&ccedil;mıştır. Zaman zaman senin de, yoğun d&uuml;ş&uuml;nce ve tefekk&uuml;r anında ayni  sandık, senden, sana da a&ccedil;ılmaktadır. İşte bu sandığın i&ccedil;indeki manalar, insanın  d&uuml;ş&uuml;ncelerinde ya da r&uuml;yalarında suret bulmaktadır. Halid efendinin r&uuml;yası,  senin sırrındandır. Kişi y&ouml;neldiği bir Allah dostunun sırrı &uuml;zerinden, gayb  alemine y&uuml;kselebilir ve bazı m&uuml;şahedeler g&ouml;rebilir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, bu  m&uuml;şahede baş g&ouml;z&uuml; ile değil, r&uuml;yada olmuştur. Bu da r&uuml;yanın sırlarından mıdır?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, Hak  r&uuml;ya zaten bu &uuml;&ccedil; boyutlu aleme ait değildir, alemi gayb&rsquo;tandır. Taatlarla  vasıflanıp, muhalefetlerden korunan bir kalp, bir &ccedil;ok sırrın zuhuruna menba  olur. Meydana gelmeden &ouml;nce olacak şeyleri bilmek, olup biten işlerin ilahi  hikmetlerini bilmek ve alemde gizlenen sırlara, Allah tarafından vakıf kılınmak  gibi&hellip; Ancak bu gibi halleri, y&uuml;ksek dereceli velilerin dışında kimse, uyanık  halde iken yaşayamaz ve kaldıramaz. Bu y&uuml;zden kalbin sırlarından olan bu  meseleler, kişiye r&uuml;yada a&ccedil;ılır&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba eğer  hakikat g&uuml;listanından renk g&ouml;rmek, koku almak istiyorsak, g&ouml;nl&uuml;m&uuml;zden perdeyi  a&ccedil;mak ve o taraftan esen tatlı havayı i&ccedil;imize &ccedil;ekmemiz lazım değil mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat; zaten  insanın bu aleme g&ouml;nderilişi bu sebebe binaendir. Gaye, bahsettiğin o perdeyi  kaldırıp, &ouml;z&uuml; bulmak, &ouml;ze ermektir. &Ccedil;ekilen dertler hep bu y&uuml;zdendir&hellip;  D&uuml;ş&uuml;nebiliyorsunuz, bu d&uuml;ş&uuml;nce g&uuml;c&uuml; sizde, &ouml;z&uuml;n&uuml;zde fakat bir t&uuml;rl&uuml;  bulamıyorsunuz. Ne ette var ne de kemikte&hellip;<br />
Aslımızdan ayrıldığımız andan itibaren bir hayal alemine dalmışız. Bu alemde,  aslımızın şahane manzarası ile karşı karşıyayız. G&ouml;nl&uuml;ndeki perdeyi kaldırdığın  an, yine karşına insan &ccedil;ıkıyor&hellip;.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Efendim;  s&uuml;rekli insan merkezli konuşuyor ve sıklıkla vurguluyorsunuz. G&uuml;l&uuml; b&uuml;lb&uuml;le,  b&uuml;lb&uuml;l&uuml; g&uuml;le katıyorsunuz. G&uuml;l ile B&uuml;lb&uuml;l&uuml;n bir olduğunu ve bu birin sırrının  yine insan olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Kardeşlerim:  Halla&ccedil; el-Mansur&rsquo;un ashabında, vahdet-&uuml;l v&uuml;cut hakkında s&ouml;z s&ouml;yleme iştiyakı,  Ebu Yezid el Bistami&rsquo;nin dostlarında, girift meselelere dalma ve derin konularda  konuşma iştiyakı, kimilerinde ise Allah ile baş başa kalmak ve insanlar arasında  boyun b&uuml;kme iştiyakı g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. Bizim de na&ccedil;izane iştiyakımız budur&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Herkesi  kendi makamında tutmak ve ona g&ouml;re konuşmak lazımdır. Bu kasabada insanlar,  aradıklarını hep bir başkasında aramaktadırlar. Kendilerindeki cevheri bulup,  işlemek yerine kişileri ululayıp, adeta putlaştırmışlardır. Eğer s&ouml;z&uuml; edilen bu  kişi Cenabı Allah&rsquo;ın velisi ise, onun ilminden ve tasarrufundan istifade etmek  ve onun terbiyesi ile yetişmek başka, onların b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; dedikodusu ile &ouml;mr&uuml;  harcamak başka&hellip;.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">S&ouml;z&uuml;n  burasında, demlenen &ccedil;ayı gen&ccedil; hanım, misafirlere dağıtarak araya girer.  Anlatılanlar, dinleyenlere enteresan ama biraz ağır gelmiştir. Bunun farkında  olan Adem efendi, ihtiyara, mağara konusunu kaldığı yerden anlatmasını ister.  İhtiyar, Adem efendiye anlattığı yere kadar ana hatlarıyla, bir kez daha tekrar  ederek kaldığı yerden anlatmaya başlar&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Koridor  boyunca ilerledikten sonra beyaz bir sisin i&ccedil;ine girdim. Sis &ccedil;ok yoğundu ve beni  sanki uyuşturmuştu. Sisin i&ccedil;indeyken yirmi &uuml;&ccedil; (23) basamaktan aşağı indim. İlk  basamak diğer yirmi iki (22) basamaktan &ccedil;ok farklı ve daha b&uuml;y&uuml;kt&uuml;. Sağımda ve  solumda iki havuz g&ouml;rd&uuml;m. Bu havuzların her birine, yedi (7) ayrı kanaldan su  akmaktaydı. Her kanaldan akan suyun ve kanalın rengi farklıydı. Havuza akan  sular, renkleri birbirine karışınca saflaşıyor ve berraklaşıyordu. Havuzların  birinin yanında toprak bir kase, diğerinin yanında billur bir kase vardı.  Havuzların etrafı mermerden, dibi ise billurdandı. Havuzların olduğu yeri  ge&ccedil;ince sis kaybolmuş, tekrar koridor başlamıştı. Koridor, aşağı doğru eğimli ve  d&ouml;neme&ccedil;liydi. Koridorun sonunda karşıma, değişik y&ouml;nlere giden on iki ayrı t&uuml;nel  &ccedil;ıktı. Bu t&uuml;nellerin girişlerinin &uuml;st&uuml;nde, kabarma resim olarak farklı geometrik  şekiller mevcuttu. Sağdan sola doğru sayıldığında on ikinci t&uuml;nelin yanında,  kalın zincirlerle ve asma kilitlerle kilitlenmiş olan bir demir kapı vardı.  Y&uuml;zyıllardır hi&ccedil; a&ccedil;ılmadığı belli oluyordu. Kapının &uuml;&ccedil; tane tokmağı vardı.  Tokmağın biri simsiyah ve yuvarlak, ikincisi yeşilimsi ve d&ouml;rt k&ouml;şe, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;  kahverengi ve sekiz k&ouml;şeliydi. Kapının ardından, &ccedil;ok şiddetli akan bir suyun  sesi gibi korkun&ccedil; bir uğultu gelmekteydi. Bu &ouml;yle bir ses ki; insanın kanını  donduruyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hangi t&uuml;nelden  gideceğimi şaşırmıştım ama i&ccedil;imden bana konuşan ses, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; t&uuml;nelden girmemi  s&ouml;yledi. T&uuml;nelin girişinden bakınca, simsiyah bir karanlıktan başka bir şey  g&ouml;z&uuml;km&uuml;yordu. Hemen bir adım &ouml;tesi, dipsiz bir kuyu da olabilirdi. Ben o sese  uyarak girdim.<br />
T&uuml;nele girdikten sonra yine ortalık, kendiliğinden aydınlanmıştı. T&uuml;nel &ouml;nce  sağa, sonra sola doğru kıvrılıp bir m&uuml;ddet d&uuml;z gidiyordu. İ&ccedil;imde korkuyla  karışık bir heyecan vardı. T&uuml;nelin ucu, yetişkin bir kavak ağacının derinliğinde  olan bir havuzun &uuml;zerine kurulmuş olan asma bir k&ouml;pr&uuml;n&uuml;n olduğu yere &ccedil;ıkıyordu.  İplerle birbirine bağlanmış olan tahtalardan oluşan k&ouml;pr&uuml;, yine sağlı sollu,  avu&ccedil;ladığın zaman ancak kavranabilen kalınlıktaki iplerle desteklenmişti.<br />
Havuzun suyu &ccedil;ok berraktı ve suyun dibinde bir tarafı par&ccedil;alanmış olan ve i&ccedil;i  altınlarla dolu bir gemi ve suda &ccedil;ok sayıda y&uuml;zen iri balıklar vardı. Gemi, &ouml;n  tarafından ve arkasından kalın zincirlerle mağaranın tavanına &ccedil;elik makaralarla  bağlanmıştı. Suyun karşısında adeta minik bir ormanı andıran k&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k meyve  ağa&ccedil;ları vardı ve &uuml;zerleri meyve y&uuml;kl&uuml;yd&uuml;. Asma k&ouml;pr&uuml;den dikkatlice karşıya  ge&ccedil;tim. Ağa&ccedil;ların yaprakları ve meyveleri, sanki &ouml;zenle yıkanmış ve parlatılmış  gibi duruyordu. Birini koparıp yemeseydim, ger&ccedil;ek olduğunu anlayamayacaktım.<br />
Ben meyveyi yerken, arkamdan bir el bana dokundu. Geri d&ouml;n&uuml;p baktığımda, bug&uuml;nk&uuml;  insanlardan daha uzun boylu, sa&ccedil;ları omuzlarına d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş, g&ouml;zleri iri ama  bizimkilerden daha &ccedil;ukur olan, sakalları g&ouml;beğine kadar uzun ama bakımlı,  sarışın birini g&ouml;rd&uuml;m. Elinde benim boyumda bir asası ve &uuml;zerinde siyah bir  pelerini vardı. Giyimi gayet sade idi. Bana &lsquo;hoş geldin evladım&rsquo; dedi.  Kendisinden korkmamıştım ama o an cevap veremedim.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba bana  anlattığın, derviş bu mu?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet evlat,  sana daha &ouml;nce anlattığım derviş bu. Buraya daha sonraları da gittim ve bu  dervişle &ccedil;ok sohbet ettim. Benim pirim, bu derviş diyebilirim&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Peki baba,  bu derviş kimmiş, kimin nesiymiş?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Odada bulunan  kalabalık bayağı meraklanmıştı. Bu ihtiyarın anlattıkları sanki bir masalı  andırıyordu&hellip; Cemaatin aklına gelen bu d&uuml;ş&uuml;nceyi, Adem efendi m&uuml;şahede etmiş ve  odada bulunanlara d&ouml;nerek ş&ouml;yle demişti:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Canlar; şu  an bir okyanusun i&ccedil;indeyiz ve bu okyanusun kıyıları, hoş kokulu bitkiler ve  b&uuml;t&uuml;n g&uuml;zellik &ccedil;eşitleriyle doludur. Ortasında ve adalarında t&uuml;rl&uuml; madenler  yerleştirilmiştir. Her anlatılanın hem zahiri, hem batıni y&ouml;n&uuml; ve kişinin  idrakinin &ouml;tesinde ufuk mahalli vardır. Unutmayın; sizlere bir başka alemin  kapısı a&ccedil;ılacak denmişti.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Dervişin  bana anlattığına g&ouml;re kendisi &uuml;&ccedil;bin yıl &ouml;nceki bir kavimdenmiş. Aynen onun  ağzıyla anlatıyorum, iyi dinleyin:<br />
&lsquo;Ben &uuml;&ccedil;bin yıl &ouml;nceki ASRİ kavmindenim. Musa (a.s.) bizimle, kendi kavminden  ayrı olarak g&ouml;r&uuml;ş&uuml;rd&uuml;. Hakikat ilminde ve g&uuml;n&uuml;n bilimine g&ouml;re &ccedil;ok ileri bir  d&uuml;zeydeydik. Alimlerimiz değişik alemlerle irtibat halindeydi. Fakat i&ccedil;imizden  bazıları, sahip olduğu ilme g&uuml;venerek, Musa Peygambere &uuml;st&uuml;nl&uuml;k tasladılar.  Allah&rsquo;ın, O&rsquo;na bildirdiklerine karşı &ccedil;ıktılar. Aramızdaki alimler, Allah&rsquo;ın ismi  azam&rsquo;ını biliyordu ve bu ismi azamla, sırlar aleminin kapıları a&ccedil;ılıp nice  ilimlere vakıf olunuyordu. Yalnız unuttuğumuz bir şey vardı. Biz yery&uuml;z&uuml;nde  yaşıyorduk ve yaşadığımız zaman dilimindeki Allah&rsquo;ın peygamberi Musa (a.s.) idi.  Başımızdaki alimler, sahip oldukları bu ilimle, Musa peygambere karşı geldiler  ve kendileri ile birlikte kavimlerinin de beddua almasına sebep oldular.<br />
Fakat; Cenabı Allah, kader planında bu kavmin &uuml;stleneceği misyonu, Musa&rsquo;ya  (a.s.) g&ouml;sterince ve eş zamanlı olarak, alimlerimiz de sahip oldukları ilimle,  beddua neticesinde uğrayacağımız akıbeti g&ouml;r&uuml;nce t&ouml;vbe ederek, Musa (a.s.)  kapısına vardık. T&ouml;vbe ettiğimizi ve bizi affetmesi i&ccedil;in yalvardık. O da  merhamete gelmiş ve bedduasından pişman olmuştu. Ama yazılan yazılmış, kalem  kırılmıştı. Bir peygamberin bedduası, yaydan fırlayan ok gibidir, geri  d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lemez. Musa (a.s.) kendisi ile birlikte hep beraber dua etmemizi,  Allah&rsquo;ın, hakkımızdaki akıbeti, yery&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ekilmek olarak değiştirmesini niyaz  etmemizi s&ouml;yledi.<br />
Cenabı Allah, bizi helak etmeyip, bir m&uuml;min olarak sizin deyiminizle g&ouml;ğe &ccedil;ekti.  Şu anda (&hellip;..) gezegeninde yaşıyoruz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ben, dervişe:  &ldquo;Siz şu anda başka bir gezegenden mi geldiniz,&rdquo; dedim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&ldquo;Hayır&hellip; Ben  g&ouml;ğe &ccedil;ekilenlerden değilim. Bazılarımız, Musa peygambere daha &ouml;nce iman etmiştik  ve aramızda bir cemaat kurup, O&rsquo;nun bildirdikleri ile amel ediyor ve kavmimizin  geri kalanını uyarmaya &ccedil;alışıyorduk.<br />
Cenabı Allah, yery&uuml;z&uuml;nden bu kavmi g&ouml;ğe &ccedil;ekerken, beddua&rsquo;dan &ouml;nce iman eden  bizleri diğerlerinden ayırdı. Biz d&uuml;nyada kaldık. Geride muhteşem bir medeniyet,  y&uuml;zlerce hatta binlerce kitap ve yazmalar kaldı. Bu kitaplarda &ouml;yle evrensel  bilgiler ve sırlar vardı ki; yery&uuml;z&uuml;ndeki diğer insanlar, hen&uuml;z bu bilgilere  hazır değildi. Bu kitapları, geride kalan bizler paylaşarak, d&uuml;nyanın değişik  b&ouml;lgelerine sakladık. Hi&ccedil; birimiz, diğerimizin sakladığı yeri bilmiyordu ve  herkes kendi sakladığından ve onun korunmasından sorumlu idi&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ben, &ccedil;ocuk  aklımla, kendisinin &uuml;&ccedil;bin yaşında mı olduğunu, sordum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Hayır evlat;  şu an y&uuml;z kırk (140) yaşındayım. Sen o sisin i&ccedil;inden ge&ccedil;erken, kendi zamanından  benim zamanıma atlama yaptın. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n on iki (12) ayrı t&uuml;nel farklı zamanlara  ve mekanlara &ccedil;ıkmaktadır. Seni buraya, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; t&uuml;nele y&ouml;nlendiren o sesi  hatırlıyor musun? İşte o ses, sana &uuml;&ccedil;bin yıl &ouml;ncesinden ulaşan bir &ccedil;ağrıydı&hellip; Sen  şu an ge&ccedil;miştesin ve farklı bir boyuttasın.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Odadakiler,  ihtiyarın ge&ccedil;mişe, &uuml;&ccedil; bin yıl &ouml;ncesine gittiğini duyunca hayrete d&uuml;şt&uuml;ler.  Kimileri buna inanmakta zorlanıyordu. Ama Kara Kuyu hakkında anlatılanlar,  bundan daha da inanılmazdı. &Uuml;stelik depremden sonra sokağın başındaki kuyunun  suyu &ccedil;ekilmiş ve kuyudan ağır bir koku gelmekteydi. İnsanlar, bu kuyu hakkında  geceleri, tuhaf şeyler olduğunu anlatıyorlardı. Sesler duyanlar, bununla ilgili  r&uuml;ya g&ouml;renler ve k&ouml;peklerin, gece boyunca bu kuyuya doğru havlaması, insanları  hayli meraklandırıyordu&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hoca İbrahim  ağa&rsquo;nın yaptıkları da en az bu ihtiyarın anlattıkları kadar garipti. Zaten garip  hikayelerle b&uuml;y&uuml;m&uuml;şlerdi ve kasabada olanlar ve hoca İbrahim&rsquo;im, insanlar  &uuml;zerindeki etkisi ve bu ihtiyarın babasının kaybolması da garipti&hellip; Bu kadar  garipliğin ayni mekanda ve zamanda toplanması, b&uuml;t&uuml;n bunların ger&ccedil;ek  olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;yordu insana&hellip; İ&ccedil; d&uuml;nyalarını keşfederken, dışarıda da  bazı şeyler değişmeye başlamıştı, &ouml;zellikle depremden sonra&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; 8.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="278" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1121-bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (7. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1119-bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1119-bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 22:49:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1119</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (7. B&#246;l&#252;m) &#160; Keşiş oturduğu yerde biraz sendelemiş, ağa&#231;taki kuşların hepsi birden havalanmış, g&#246;k y&#252;z&#252;nde daire oluşturup, d&#246;nmeye başlamışlardı. Daldığı derin d&#252;ş&#252;nce anında meydana gelen depremin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (7. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş oturduğu yerde biraz sendelemiş, ağa&ccedil;taki kuşların  hepsi birden havalanmış, g&ouml;k y&uuml;z&uuml;nde daire oluşturup, d&ouml;nmeye başlamışlardı.  Daldığı derin d&uuml;ş&uuml;nce anında meydana gelen depremin farkına bile varmamıştı.<br />
İnsanlar pijamaları ile sokağa fırlamış, az &ouml;nce bomboş olan sokaklar bir anda,  yarı &ccedil;ıplak insanlarla dolmuştu. Depremi fark eden Hasan uyanmış ve dedesini de  uyandırmıştı. Sarsıntının ge&ccedil;mesini beklemiş, ancak ondan sonra dışarıya  &ccedil;ıkmışlardı. Keşiş oturduğu yerden, yarı &ccedil;ıplak kalabalığı g&ouml;stererek ihtiyara  ş&ouml;yle dedi:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba bak;g&ouml;r&uuml;yor musun?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet evlat. İnsan sabah namazına kalkmaya bile erinirken,  can korkusuyla nasıl da sokakları yarı &ccedil;ıplak dolduruyor..?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, sabah ezanındaki davete uymayan insanları, Cenabı  Allah (c.c.) nasıl da bir askeri birlik misali meydanda topluyor..!&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş uyanık olduğu halde depremi fark etmemiş, halbuki  insanlar uykudayken, depremi fark edip, kendilerini sokağa atmışlardı&hellip; Ayni olay  ve ayni olaya iki farklı tepki&hellip; &Ouml;l&uuml;m de b&ouml;yle olsa gerek dedi. Bu son  s&ouml;ylediğini biraz sesli s&ouml;ylemişti&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat ne dedin ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;&Ouml;l&uuml;m dedim baba..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ne olmuş &ouml;l&uuml;me ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, ben uyanık olduğum halde depremi fark etmedim ama  bu insanlar, uykudayken fark edip, dehşetle kendilerini dışarı attılar.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, &ouml;l&uuml;m de aynen b&ouml;yle. &lsquo;&Ouml;lmeden &ouml;nce &ouml;lenler&rsquo; demek;  Şu d&uuml;nya uykusundan, Azrail (a.s.) uyandırmadan uyananlar demek. Bunlar zaten  uyandıkları i&ccedil;in ikinci uyanışı fark etmezler bile. Ama uyanamayanlar, Azrail  (a.s.)&rsquo;ın uyandırmasıyla dehşete kapılırlar. Allah, bize o g&uuml;n gelmeden,  uyananlardan olmayı nasip etsin inşallah..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Amin baba amin&lsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat hele sen, kasabayı bir dolaş istersen&hellip; Belki yaralı  ya da vefat eden vardır, yardımın dokunur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş, meydanda toplanan yarı &ccedil;ıplak kalabalığın arasından  ge&ccedil;memek i&ccedil;in sokağın başındaki kuyunun yanından dolaşarak, dere kenarındaki  evlerin olduğu yere indi. Kuyunun yanından ge&ccedil;erken burnuna, gayet ağır bir koku  gelmişti ama evleri dolaşması gerektiğinden &uuml;zerinde pek durmadı. Bu dere  kenarındaki evler, kasabanın dışında kalmakta ve insanları genelde b&ouml;lgenin en  fakir kesimiydi.<br />
Deprem, kasabaya pek zarar vermemiş sadece dere kenarındaki, kerpi&ccedil; bir ev ile  ahır yıkılmıştı. B&ouml;lge hem ormanlık hem de zemin olarak kayalık olduğu i&ccedil;in pek  zarar yoktu. Yıkılan evin etrafında insanlar toplanmış, Halid dede ile G&uuml;ls&uuml;m  nineyi arıyorlardı. Keşiş kalabalık ile birlikte yıkılan kerpi&ccedil; evin enkazını  kaldırmaya başladı&hellip;<br />
Evin bah&ccedil;e duvarı da dahil, bir &ccedil;ok yeri yıkılmıştı. Yalnız arka taraftaki  ahırla bitişik duvarı olan oda ve &uuml;st&uuml; sağlamdı. Yıkıntıları kaldırıp, odanın  kırılan camından i&ccedil;eri girdiklerinde G&uuml;ls&uuml;m nine ile Halid dedeyi, seccade  &uuml;zerinde &ouml;ylece otururken buldular. İ&ccedil;erisi sanki g&uuml;l suyu d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş&ccedil;esine, &ccedil;ok  g&uuml;zel kokmakta hatta sobaları dahi yanmaktaydı. Kişilerin i&ccedil;eri girmesiyle  oturduğu yerden, amin diyerek kalkan ihtiyarlar, keşişin ellerine sarıldılar.  Kalabalık ile birlikte keşiş te şaşırmıştı. Yıkılan evden dışarıda bekleyen  kalabalığın yanına &ccedil;ıkınca Halid dede, keşişin ellerinden tutarak kalabalığa  seslendi:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ey M&uuml;sl&uuml;manlar; şu keşiş dediğiniz, hor g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z Allah  kulu, bir m&uuml;min&rsquo;dir, adı da Adem&rsquo;dir. İsmi kendisine Kabe&rsquo;de konmuştur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Kalabalık ile birlikte keşiş te şaşırmıştı. G&ouml;zler keşişe  &ccedil;evrilmiş, dikkatler onun &uuml;zerinde toplanmıştı. Kasabada yıkılan tek ev olduğu  i&ccedil;in insanların &ccedil;oğu buraya y&ouml;nelmiş ve burada toplanmışlardı. Kalabalık  gittik&ccedil;e artmaktaydı, herkes keşişi merak ediyordu. Daha d&uuml;ne kadar odunculuk  yapan bir ihtiyar ile torununa bakan keşişti, onların g&ouml;z&uuml;nde. Bug&uuml;n ise adının  Adem olduğunu ve adının Kabe&rsquo;de konduğunu &ouml;ğreniyorlardı&hellip; Konuşan yine Halid  dede oldu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ey M&uuml;sl&uuml;manlar: Akşam g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m bir r&uuml;yada bu Adem  evladım, bana g&ouml;r&uuml;n&uuml;p sabahleyin deprem olacağını, bizim ve t&uuml;m kasaba ahalisi  i&ccedil;in En&rsquo;am suresi (75) yetmiş beşinci ayetini okumamı ve bu ayette, İbrahim  (a.s.)&rsquo;a g&ouml;sterilen, g&ouml;klerin ve yerin b&uuml;y&uuml;k melekutundan Allah&rsquo;ın izni ile  yardım istememi s&ouml;yledi. Biz de G&uuml;ls&uuml;m hatunla beraber bu gece b&ouml;yle dua ettik.  Allah&rsquo;a &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r sağ salim ayaktayız.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Halid dedenin bu s&ouml;zlerine, Adem efendi kalabalıktan daha  &ccedil;ok şaşırmıştı. Halid dede, kendisini r&uuml;yada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve yardım ettiğini  s&ouml;yl&uuml;yordu. Ayrıca adının Adem olduğunu ve bu ismin, r&uuml;yada, Kabe&rsquo;de konduğunu  bilen bir tek ihtiyar vardı. Halid dede bunları nasıl biliyordu?&hellip;<br />
Adem efendi, kalabalığın ilgisinden sıkılmıştı. G&uuml;ls&uuml;m nine ile Halid dedeyi,  birlikte yaşadığı ihtiyarın evine davet etti. Beraberce eve gittiler. Sıcacık  ocağın başında kahvaltılarını yaptılar&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Adem efendi bug&uuml;n odun kesmeye gitmemiş, Halid dedenin  yıkılan evinden, sağlam kalan eşyaları taşımaktaydı. Kasabada Halid dedenin,  Adem efendi hakkında s&ouml;ylediği s&ouml;zler, b&uuml;y&uuml;k bir hızla yayılmış hatta Adem  efendiyi, b&uuml;y&uuml;k bir evliya bile yapmışlardı. Adem efendinin b&uuml;y&uuml;k bir evliya  olduğu hoca İbrahim ağanın da kulağına gitmiş ve bundan hi&ccedil; hoşlanmamıştı.<br />
O g&uuml;n&uuml;n akşamında, ihtiyarın evinde bir hayli kalabalık vardı. İnsanlar hem Adem  efendiyi g&ouml;r&uuml;p sohbet etmek hem de G&uuml;ls&uuml;m nine ile Halid dedeye yemek getirip,  ge&ccedil;miş olsuna gelmişlerdi. Adem efendinin odun satarak, ihtiyarla torununa  baktığını ve &ccedil;ok kazanmadığını biliyorlardı. Gelenlerin getirdiği kuru erzak  odanın birini tamamen doldurmuştu. İnsanlar, Adem efendiye bakıyor ve bir şeyler  anlatmasını bekliyorlardı. Durumun farkında olan ihtiyar, Halid dedeye d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Halid efendi; deprem kasabada olmamış, g&ouml;r&uuml;n&uuml;şe g&ouml;re esas  kasabalıda olmuş galiba&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Halid dede etrafına ş&ouml;yle bir bakınarak, merakla  kendilerini izleyen insanları s&uuml;zerek, ihtiyarın ne demek istediğini anlamaya  &ccedil;alışır. S&ouml;ze yine ihtiyar devam eder:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Halid efendi; Keşişin sırrını torunumla benden başka bile  yoktu. Sen nasıl &ouml;ğrendin bu sırrı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bundan bir ay &ouml;nceydi. Ormana gittiğim bir zamanda, keşiş  diye bildiğim Adem efendiyi namaz kılarken g&ouml;rd&uuml;m, &ccedil;ok şaşırmıştım. Demek ki bu  keşiş m&uuml;sl&uuml;manmış, kendini halk&rsquo;tan gizlermiş, dedim. Sonra daha &ccedil;ok şaşırdığım  bir şey g&ouml;rd&uuml;m. Adem efendinin arkasında bir cemaat vardı ama g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri  silikti, tam net değildi, somutla soyut arasında bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;yd&uuml;. &Ouml;nce korktum ve  oradan ka&ccedil;mak istedim ama merakımı bastıramadığım i&ccedil;in gizlenip seyrettim. Adem  efendi, namazını bitirdikten sonra onlar da kayboldu..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">S&ouml;z&uuml;n burasında herkes Adem efendiye d&ouml;nm&uuml;ş, merakla ona  bakıyorlardı. Adem efendi, Halid dedeye d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bahsettiğin bu cemaatten, benim bir haberim yoktur.  Ormanda odun keserken, vakit girdi mi namazımı kılar, işime devam ederdim..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">İhtiyar, Halid dedeye d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Hele gerisini de anlat&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ben bu olaydan &ccedil;ok etkilenip hemen geri d&ouml;nd&uuml;m ve  g&ouml;rd&uuml;klerimi hanıma da anlattım. Adem efendinin sırrını &ccedil;ok merak ediyorduk,  ayni zamanda kendisine de b&uuml;y&uuml;k bir muhabbet duymaya başlamıştık. İşte bu  muhabbet ve merak neticesinde, kendisine s&uuml;rekli dua etmeye başladık. Bundan bir  hafta &ouml;nce, gece yarısı damda hayvanlar acı acı bağırmaya başlayınca hemen  dışarı &ccedil;ıktım. Dama y&ouml;neldiğimde, hafiften dalgalanan sudaki bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; gibi  Adem efendiyi karşımda g&ouml;rd&uuml;m. &Ouml;nce biraz &uuml;rperdim, benim korktuğumu anlamış  olacak ki; &lsquo;&rsquo;Korkma Halid kardeşim&rsquo;&rsquo; dedi. Ben, onun bu s&ouml;z&uuml;nden sakinlik  buldum. Kendisine, oğlum yaşında olduğunu, neden kardeşim dediğini sordum&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Adem efendi, s&ouml;z&uuml;n burasında merakla &lsquo;&rsquo;Ne dedim, Halid  dede&rsquo;&rsquo; dedi.<br />
&lsquo;&rsquo;İnsanların hilkatte beraber, yaratılışta birader olduğunu s&ouml;yledin. Ayrıca  kendisinin, berzah aleminden geldiğini, bizim hanımla ettiğimiz duaların ve  duyduğumuz muhabbetin kendisini &ccedil;ağırdığını s&ouml;yledi.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">İnsanlar şaşırmış, ortalık iyice sessizleşmişti. Kimseden  &ccedil;ıt &ccedil;ıkmıyordu. Halid dede devam etti&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Ben kendisinin sağ olduğunu, nasıl berzah&rsquo;tan geldiğini  sordum. O&rsquo;da anlatmaya başladı: &lsquo;&rsquo;Halid kardeşim; Şu d&uuml;nya hayatı yazılmış ve  son noktası konmuş bir kitaptır, Cenabı Allah&rsquo;ın indinde&hellip; Bizler, her birimiz  kendi kitabımızı okuyan birer &ouml;ğrenciyiz. Herkes okuduğu ya da okuyabildiği  kadarından sorumludur. Kozasını delip &ccedil;ıkamayan insanın bunu anlaması pek  g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. Senin bana duyduğun muhabbet, ruhundan ruhumadır. Burada s&ouml;z konusu bağ,  ruhlar arasına kurulmuştur. Durum b&ouml;yle olunca sana g&ouml;re gelecek olan ama benim  i&ccedil;inde bulunduğum zamana g&ouml;re An olan, berzah boyutundan yani gelecekten ge&ccedil;mişe  ve ge&ccedil;mişten geleceğe bir bağ kurulmuştur. Ben bulunduğum boyuttan, bu boyutun  ge&ccedil;mişine, beni d&uuml;nyada tanıdığın g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ile aksettirdim. Adım Adem&rsquo;dir ve  ismim, d&uuml;nyada g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m bir r&uuml;ya ile ama esasen bu boyutta konmuştur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Halid dede, s&ouml;z&uuml;n&uuml;n burasında susmuş, m&uuml;saade edilen buraya  kadar, der gibi Adem efendiye bakmıştı. Adem efendi de olanları pek anlayamamış  ve kalabalıktaki ayni merakla ihtiyara d&ouml;n&uuml;p bakmıştı. İhtiyar bu meraklı  bakışları daha fazla bekletmemek i&ccedil;in anlatmaya başladı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bakın burada anlatılanlar, g&ouml;rebildiğim kadarıyla zaman  konusunda bildiklerinizi alt &uuml;st etmiş, adeta zihinlerinizde bir deprem meydana  getirmiş. Şu an, zaman konusunda detaylı konuşsam da hen&uuml;z anlayamazsınız, onun  i&ccedil;in inşallah başka bir zaman bu konuyu etraflıca anlatırım. Yalnız şunu bilin  ki: Zaman mekanda yer tutmaz, sadece ona eşlik eder. Bug&uuml;n yaptıklarımız yarını  belirleyeceği gibi gelecekteki halimiz, ge&ccedil;mişimizi de etkilemektedir. Bunu bir  gecede anlamanızı beklemiyorum. Halid efendinin tanık olduğu olayların hem somut  hem de soyut sebepleri mevcuttur. Somut sebeplerden birisi, bu toprakların  altında g&ouml;m&uuml;l&uuml; olan on&uuml;&ccedil; bin yıllık bir medeniyetin sırlarıdır. Manevi sebepler  ise insanın sırlarındandır. Vakit &ccedil;ok ge&ccedil; olduğu i&ccedil;in kısaca izah edeyim&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">İnsan &uuml;&ccedil; kısımdan meydana gelir. Nefsimiz, bedenimiz ve  ruhumuz. Bu &uuml;&ccedil;&uuml;n sırı, besmeledir. Besmelenin sırrı, turdur. Turun sırrı  insandır. İnsanın sırrı, Allah&rsquo;tır (c.c.). Allah&rsquo;ın sırrı, alemlerin cem olduğu  insandır. İnsanda hususi bir sır vardır, bu sır bir noktadır. Bu &ouml;yle bir  noktadır ki; Alemleri cem eder, alemlere celbeder. Zat&rsquo;ından gayb olduğumuz O  Zat, işte bu noktada, Allah ismi &ouml;zeli ile tecelli eder. Allah ismi kapsamında  (mertebesinde) daha nice isimler vardır ki; O Zat&rsquo;ın, o isim altındaki  işleridir. İnsana, Allah ismi ile tecelli etti ve insan bu isimle kendini bildi.<br />
Bil ki; Cenabı Allah&rsquo;ın, bize g&ouml;re sonsuz alemleri, o alemlerde sonsuz farklı  isimleri ve o isimlerle tecelli ettiği nice halifeleri vardır. Ama Zat&rsquo;ı tektir  ve bu teklik, bizim bilemeyeceğimiz, idrak edemeyeceğimiz bir tekliktir. Bu  teklik dahi sadece bir s&ouml;zd&uuml;r, s&ouml;z kab&rsquo;tır ve bu kabın taşıdığı manayı ancak  kendi bilir. İnsanda sır olan o nokta, her şeyin başlangıcı ve bu başlangıcın  sonudur. Eğer başlangı&ccedil; ve son ayni noktada birleşiyorsa o nokta esastır, gerisi  teferruattır.<br />
Bizim alemimiz yani kainatımız, bu kainatın aklı olan insan ve Allah (c.c.),  insanın bakış a&ccedil;ısı ile yine &uuml;&ccedil;&uuml;n sırrını taşımaktadır. Kainat bir sıfattan yani  elbiseden ibarettir ve bedenimiz de bir elbisedir. İşte bu elbise, Allah&rsquo;ı  bilemez. Kainatta dağınık olarak bulunan akıl, Zati olarak latif olan insanda  toplanmıştır ve insan bu akılla hem kainatı, hem kendini, hem de Allah&rsquo;ı (c.c.)  bilmiştir. İnsan An, kainat zamandır ve kainat, insan etrafında d&ouml;nmektedir.<br />
D&uuml;nya &uuml;zerinde yalnız değiliz. İnsanlarla ayni ortamı paylaşan ama farklı  boyutlarda yaşayan varlıklar birer hayal değildir. İşte Adem efendinin, namaz  kılarken arkasında saf tutan o garip cemaat te bu varlıklardan m&uuml;min  olanlarıdır. Eğer insan, arazide bu varlıklardan namaz kılan bir gruba rastlarsa  cemaat olup ayni namazı kılmasında bir sakınca yoktur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Sohbet tadında kalmıştı ama vakit &ccedil;ok ge&ccedil; olduğu i&ccedil;in  insanlar dağılıştı. Adem efendi, ihtiyara bu insanların yine geleceklerini,  mağaradaki olayları da onların bulunduğu bir zamanda kaldığı yerden anlatmasını  s&ouml;yledi ve hep beraber istirahata &ccedil;ekildiler&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">
<title></title>
</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; 7.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="345" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1119-bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (6. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1117-bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1117-bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 22:42:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1117</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (6. B&#246;l&#252;m) &#160; &#8216;&#8217;Evlat bir kitap ve bu kitabı okuyan birini farz et. Sen bu kitabın i&#231;inde yazılanları, başını ve sonunu biliyorsun. Kitapta yazılanlar, senin bilgin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (6. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" />&lsquo;&rsquo;Evlat  bir kitap ve bu kitabı okuyan birini farz et. Sen bu kitabın i&ccedil;inde yazılanları,  başını ve sonunu biliyorsun. Kitapta yazılanlar, senin bilgin dahilinde olduğu  i&ccedil;in sana g&ouml;re ge&ccedil;miş fakat okuyana g&ouml;re, onun şimdiki zamanı sayılıyor. O her  sayfada, konunun akışına g&ouml;re &uuml;z&uuml;l&uuml;yor, seviniyor ve heyecanlanıyor. Yani orada  yazılanlar daha &ouml;nceden yazıldığı halde, onun &uuml;z&uuml;lmesiyle, ağlamasıyla ya da  heyecanlanmasıyla değişmeyeceği halde, kitabın ge&ccedil;miş sayfalarına &uuml;z&uuml;l&uuml;yor,  okuyacağı diğer sayfaları merak ediyor. Kendini olmuş, bitmiş bir hikayenin  akıntısına teslim ediyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Halbuki! Biraz d&uuml;ş&uuml;nse, başı ve sonu belli olan bu  hikayenin akışına kendini kaptırmaz; olayları olduğu gibi akışına bırakıp teslim  olur. İşte bu teslimiyetten sonra, maddenin &uuml;&ccedil; halde bulunduğu, bu &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;  boyutta olacak olanlar olur ve yaşanır. Ancak! O bir &uuml;st boyuttan yaşananlara  baktığı i&ccedil;in kitabı okuyan kendini seyreder&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, insan bu &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyuttan diğer bir boyuta  y&uuml;kseldiği zaman oradan kendini mi seyreder?..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Elbette evlat. İlk seyredeceği kendisidir. Yalnız &uuml;&ccedil;  boyutlu d&uuml;nyamız, arı peteğindeki gibi herkesin kendisine &ouml;zel ve kendine ait  olan g&ouml;zde yalnız olduğu halde, altı y&ouml;n ile petekteki diğer g&ouml;zlerle bir  etkileşim ve temas halindedir. Bundan dolayı, kendisini ne kadar seyrederse,  ayni oranda kendisi ile etkileşim ve temas halinde olanları da seyreder..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; o zaman &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutta, kişinin algılama ve bakış  a&ccedil;ısı BEN noktası iken yani BEN merkezli iken, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutta algılama ve bu  bakış a&ccedil;ısı BİZ olarak genişler.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, insan sonsuzluk yolcusudur yani An&rsquo;dadır. Şu d&uuml;nya  hayatı bir zamandır, zaman ise devamlı olan An&rsquo;dan, bizim  algılayabildiklerimizdir. Bilincin, &uuml;&ccedil; boyutlu d&uuml;nyanın şartlarından ve  şartlandırmasından oluşan Ben&rsquo;likten kurtulup, Biz a&ccedil;ılımına kavuşması, b&uuml;t&uuml;n&uuml;  g&ouml;rebilme &ccedil;abalarının bir neticesidir. Ancak; hen&uuml;z daha &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun zaman  algısına sahiptir. Adı ge&ccedil;en d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutta bilin&ccedil;, kitabı da, kitabı okuyan  kendisini de yine kendisi olarak seyreder, ama bir &uuml;st boyut zamandan&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, demek istiyorsun ki: D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutun zamanı,  &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun zamanını kuşatmıştır ve bu boyutun bakış a&ccedil;ısı, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun  t&uuml;m zamanını kapsamaktadır. O zaman d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyut varlıkları olan cinlerin,  bizim boyutumuza g&ouml;re gelecek sayılan olayları bilmesi gerekir. Halbuki;  Kuran&rsquo;da, cinlerin gaybı bilemeyecekleri s&ouml;yleniyor.!&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, Kuran&rsquo;da bahsedilen gayb &ccedil;ok geniş bir anlam  i&ccedil;ermektedir. Gaybın manasını sadece gelecekle sınırlamak olmaz. Ama dediğin  gibi cinler, insan oğlunun geleceğini bilemezler. Ş&ouml;yle ki:D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyut bir  ara d&uuml;zlemdir. Bilin&ccedil; olarak ta, mekan olarak ta bu b&ouml;yledir. Bilin&ccedil; olarak  d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyuta y&uuml;kselen kişi, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun &ouml;m&uuml;r kitabında yine bilin&ccedil; olarak,  sayfalar arası gezinti yapabilir. Bu &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutta, &ouml;m&uuml;r kitabını okumakta olan  birine g&ouml;re ge&ccedil;mişe ya da geleceğe gitti, diye algılanabilir&hellip;<br />
Fakat! D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; mekan boyutunun varlıkları olan cinler, bilin&ccedil; olarak BEN  merkezlidirler. Bilin&ccedil;leri, bizim &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun bilin&ccedil; seviyesinden bile daha  aşağıdadır. &Ouml;m&uuml;rleri, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; mekan boyutuna g&ouml;re normal ama &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; mekan  boyutunun zaman algısına g&ouml;re &ccedil;ok uzundur. &Ouml;rneğin; &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutta, insan &ouml;mr&uuml;n&uuml;  ortalama yetmiş yıl kabul edersek, yediy&uuml;z yıl yaşayan bir cinin &ouml;mr&uuml;, d&uuml;nya da  on insan nesline tanıklık etmektedir. Bu varlıklar, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyuttan &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;  boyuta m&uuml;dahale yapacakları zaman, bulundukları boyuttaki tabi oldukları  zamanın, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyuta olan iz d&uuml;ş&uuml;m&uuml;n&uuml;n denk geldiği zamana m&uuml;dahale  yapabilirler, yani o sayfanın bilgisine ve &ouml;mr&uuml; kadar &ouml;ncesine sahip  olabilirler. Bulundukları boyuttan, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun ge&ccedil;miş ya da gelecek olarak  kabul edilen sayfalarına yolculuk ve m&uuml;dahale yapma salahiyetleri yoktur&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, bilin&ccedil; ve mekan adı altında, iki farklı d&ouml;rd&uuml;nc&uuml;  boyut tabiri yaptın. Bunların arsındaki farkı izah eder misin?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, kişinin bilin&ccedil; olarak d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyuta y&uuml;kselmesi  i&ccedil;sel bir olaydır. &Ouml;z&uuml;ndeki katmanlara olan yolculuğudur. Kişinin &ouml;z&uuml;nde olan  katmanlarında yani t&uuml;m bilin&ccedil; seviyelerinde, afaktaki boyutların bilgisi  mevcuttur.<br />
Kişinin bilincindeki boyutlar, dıştan i&ccedil;e doğrudur. Fakat afakta, i&ccedil;ten dışarı  doğru algılanır. İşte bu i&ccedil;ten dışarı doğru algılanan afaktaki d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyut,  mekansal bir boyuttur. Bu boyutun varlıkları, rahmani ve zulmani olmak &uuml;zere iki  farklı ana t&uuml;rd&uuml;r. İnsanlar bu iki t&uuml;rden herhangi biriyle irtibat kurarak bu  boyutun bilgilerine, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyuta g&ouml;re akıl almaz imkanlara kavuşabilirler..<br />
Ancak! Allah dostları i&ccedil;in d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutun, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyuttan farkı yoktur.  Onların g&ouml;z&uuml;nde ikisi de birdir. Sonsuzluk yolculuğunda, algılananlardan bir  tecellidir sadece. Ancak!.. Var olan bir şey yok sayılamaz.<br />
İnsanlar tarih boyunca hep var olduğuna inandığı şeyi aramışlardır, hep daha  &ouml;tesini aramışlardır ve bundan (13) on &uuml;&ccedil; bin yıl &ouml;nce, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; mekansal boyutu  ve o boyutun sağladığı akıl almaz imkanları, teknoloji ve bilimsel gelişme  olarak &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutta kullanan bir kavim vardı. Yery&uuml;z&uuml;ndeki diğer kavimler,  onları d&uuml;nya dışı yani uzaylı sanıyorlardı. Teknolojileri akıl almaz  &ouml;l&ccedil;&uuml;deydi.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Mesela nasıl baba?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Mesela; herhangi bir şekilde olan nesnenin i&ccedil; kısmını,  dışını kesmeden işlemek gibi, tek par&ccedil;a gemiler, tek par&ccedil;a uzay ara&ccedil;ları gibi&hellip;  Ayrıca maddeyi enerjiye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;p, başka bir mekana iletmek ya da zaman  yolculuğu gibi&hellip; En tehlikeli gelişmeleri ise gelişmiş bir beyin kapasitesi olan  insanla, hayvan arası bir canlı t&uuml;r&uuml;n&uuml;n onların zamanında ortaya &ccedil;ıkması idi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, cinler bu saydığın şeylerin bilgisine mi sahip, bu  nasıl bir şey b&ouml;yle?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat; cin tabiri genel anlamda kullanılmıştır ve tabi  Kuran&rsquo;da adı ge&ccedil;en diğer insan ve melek isimleri gibi&hellip; Her boyut tek bir  d&uuml;zlemden oluşmuyor ki; mesela yaşadığımız şu &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun sayısız d&uuml;zlemleri  ve bu d&uuml;zlemlerde yaşayan sayısız varlıkları mevcut. Biz bunlardan sadece bir  z&uuml;mreyiz yani &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyut alemlerinden sadece bir alemiz.<br />
Ayni burada olduğu gibi d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutun da, sayısız d&uuml;zlemleri ve yaşam t&uuml;rleri  mevcut. Bahsettiğim o kavim, bulunduğumuz d&uuml;zlemin d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutunun değil,  d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutun sayısız d&uuml;zlemlerinden başka bir d&uuml;zlemin ilmine ve bilgisine  ulaşmışlardı.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nasıl yani ?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Sahip oldukları imkanlar &ccedil;er&ccedil;evesinde yaptıkları deneyle,  d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyuta ge&ccedil;iş yaparken kendi d&uuml;zlemimizin, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutuna değil;  d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyuttaki sayısız d&uuml;zlemlere &ccedil;ıkış yapmışlardı. O y&uuml;zden ilk  deneylerde, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutun &ccedil;ok farklı d&uuml;zlemlerinde kaybolmuşlar, bir kısmı  geri getirilememiş, bir kısmı da geri d&ouml;n&uuml;nce tuhaf bir şekilde &ouml;lm&uuml;ş ya da  insan formundan &ccedil;ıkmışlardı. Fakat o kavmin tarihinde bir d&ouml;n&uuml;m noktası olan bir  olay yaşanana dek&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Nedir bu tarihi olay baba?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Son deneylerinde, sayısız d&uuml;zlemlerin birinde  kaybettikleri sekiz kişi, insan &uuml;st&uuml; g&uuml;&ccedil;lerle ve yanlarında o alemden  getirdikleri bir mahlukatla d&ouml;nmeleri evlat&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba bu kavim, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutu niye kullanmak istiyordu,  ilk ama&ccedil;ları neydi, nereden yola &ccedil;ıkmışlardı?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat; şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun, sayısız alemleri  mevcut. Bu alemler yani farklı d&uuml;zlemlerin bizim d&uuml;zlemimize olan mesafeleri, bu  &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun imkanları ile aşılamaz.<br />
Binlerce yıl &ouml;mr&uuml;m&uuml;z de olsa m&uuml;mk&uuml;n değil. Ancak bir &uuml;st boyut kullanılarak  buralara gidilebilirdi. Yani o kavmin ilk amacı d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; boyutu kullanarak,  başka başka yıldızlara ve gezegenlere gitmekti&hellip; Ama bu s&uuml;re&ccedil; onları &ccedil;ok farklı  bir konuma getirdi. Yery&uuml;z&uuml;nde muazzam bir medeniyet kurdular. Takii, o sekiz  kişinin, yanlarında getirdikleri mahluk, b&uuml;t&uuml;n bunların bilgisini verip &ouml;nce  cinlerin sonra insanların kontrol&uuml;n&uuml; ele ge&ccedil;irene dek. Evlat, Kara Kuyu&rsquo;nun  sırrı, dervişin anlattığına g&ouml;re b&ouml;yleymiş..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Demek (13) on&uuml;&ccedil; bin yıllık bir sırrı saklıyor bu kuyu ve  burayı mesken tutan mahlukat bu sır i&ccedil;in buradalar baba?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Doğru evlat&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba bu hoca İbrahim ağa denen adamın, b&uuml;t&uuml;n bunlardan  haberi var mı acaba?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Dervişin anlattığına g&ouml;re olayların bir kısmına vakıfmış.  Cinlerin ve bu b&ouml;lgenin enerjisini kullanmayı iyi biliyor yani.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Vakit &ccedil;ok ge&ccedil; olmuştu. Sabah ezanına az bir zaman kalmıştı.  Sohbeti, hoca İbrahim ağa konusunda şimdilik noktalayarak istirahata &ccedil;ekildiler.  Ama keşişi uyku tutmuyordu. Bu kasabaya gelir gelmez, yaşadığı m&uuml;şahedelerin  sebebini şimdi daha iyi anlıyordu. Zaten kendisi de, &ccedil;ok kısa s&uuml;rede &ccedil;ok farklı  m&uuml;şahedeler yaşamasına bir anlam verememişti. Ayrıca arayış i&ccedil;erisinde olduğu  d&ouml;nemlerde &ccedil;ekildiği dağ hayatında, geceler boyu g&ouml;zlemlediği yıldızlarda ve  gezegenlerde, başka hayatlar olup olamayacağını kendine sormuş ve o sorulara  cevabını bu akşam, baba dediği ihtiyardan almıştı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş bunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, elinde iri taneli tespihi,  g&ouml;beğine kadar uzanan sakalı ve etrafında el pen&ccedil;e divan duran insanlarla, hoca  İbrahim ağa geldi g&ouml;z&uuml;n&uuml;n &ouml;n&uuml;ne. Anlatıldığına g&ouml;re birisi Hasan&rsquo;ın annesi olmak  &uuml;zere beş tane, gencecik karısı olan bir adammış. Kasabanın verimli arazisinin  yarısından fazlası ona aitti. Ziyaretine y&uuml;zlerce insan geliyordu. Valinin de  sık sık gelip gittiği s&ouml;yleniyordu&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş bu d&uuml;şenceler i&ccedil;indeyken, sabah ezanı okunmaya  başladı. Namazı ihtiyarla beraber kıldılar. Ancak ihtiyar, geceden yorgun olduğu  i&ccedil;in tekrar istirahata &ccedil;ekildi. Keşiş bah&ccedil;eden biraz odun getirerek, s&ouml;nmekte  olan ocağı tekrar alevlendirdi ve &ccedil;orbanın suyunu ısınması i&ccedil;in ateşe koydu.  Hava aydınlanmaya başlamış, kuşlar ağa&ccedil;larda cıvıldaşmaktaydılar. Bah&ccedil;eye &ccedil;ıkıp  bu sesleri dinlemeye koyuldu&hellip;<br />
Ağa&ccedil;lar, kuşlar, insanlar ve cinler dedi, kendi kendine. Sonra boyutları aklına  getirdi ve bu boyutlardaki var olduğuna, artık inandığı sayısız alemleri, iyi  ile k&ouml;t&uuml;n&uuml;n, siyah ile beyazın m&uuml;cadelesini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Siyahın var olması i&ccedil;in  beyazın, beyazın var olması i&ccedil;in siyah lazım dedi. Bah&ccedil;ede kuşları dinlerken,  kısacık bir zaman dilimine, sonsuz alemleri, cinleri, insanları ve varlık  aynasındaki iyi ile k&ouml;t&uuml;n&uuml;n seyredene g&ouml;re bir g&ouml;lge oyunu olduğunu  sığdırmıştı!&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Alemlerin ve bu alemlerde yaşayan t&uuml;m canlıların her  noktasında, b&uuml;y&uuml;k bir plan, d&uuml;zen mevcuttu.<br />
İnsan oğlunun, &uuml;&ccedil;-beş g&uuml;nl&uuml;k dediği d&uuml;nya hayatında b&uuml;t&uuml;n bunları fark etmesi ve  bunlar &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmesi, o alemlerde de ayni insanın d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi demekti.  İnsan sadece d&uuml;ş&uuml;nceyle, bilin&ccedil; olarak bu alemlerin kapısını &ccedil;alabilirdi ve yine  bilin&ccedil; olarak bu alemlerde gezebilirdi, bu alemlerden, insanlara bir şeyler  anlatabilirdi. Bunu yapması i&ccedil;in sadece &ouml;z&uuml;ne y&ouml;nelmesi gerekmekteydi. Oysa  insanların &ccedil;oğu, bedensellikle yani şu &uuml;&ccedil; boyutlu d&uuml;nyadan, bilincine  g&ouml;sterilen, g&ouml;lge oyunlarıyla o kadar meşguld&uuml;ler ki!&hellip;<br />
İnsanlar bu g&ouml;lge oyunun seyrinde her zaman bulunduğu durumun ya da sahip  olduğunu zannettiklerinin bir adım &ouml;tesini ister, o adıma ge&ccedil;ince bir adım daha,  bir adım daha ve &ouml;lene kadar tatmin olmayan isteklerle &ouml;m&uuml;r s&uuml;rerler.<br />
Elbetteki dedi kendi kendine; b&uuml;t&uuml;n bu arayışlar, koşuşturmalar, kişilere ya da  toplumlara, zahiri anlamda bir gelişme ve yenilik sağlayacaktır, bazı imkanların  kapısını a&ccedil;acaktır ama ya sonrası?&hellip; Tekrar koşuşturmaca, tekrar daha g&uuml;zelini ve  iyisini arama ve bir aşama sonrası yeninin de, eski duruma d&uuml;şmesi. Bu insanlık  tarihinin bir kısır d&ouml;ng&uuml;s&uuml;yd&uuml;&hellip;<br />
Halbuki aradıkları, kendilerindeydi, kendi i&ccedil;lerindeydi. NE ARADIĞINI BİLMEYEN  NEREDE ARAYACAĞINIDA BİLMEZDİ&hellip; Ya kendi ne arıyordu?&hellip; Bu yolculuğa Ayasofya&rsquo;yı  aramak i&ccedil;in &ccedil;ıkmamış mıydı, acaba aradığı sadece bir Mabed miydi?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">
<title></title>
</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; 6.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="285" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1117-bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (5. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1115-bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1115-bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 22:37:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1115</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (5. B&#246;l&#252;m) &#160; &#8216;&#8217;Baba anlattığın bu meseleler, y&#252;ksek din bilgileri denen ama halkın bir &#231;oğunun haberdar olmadığı sırların bir kısmı. Ben anladım ki; ilmin bir hududu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (5. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />&lsquo;&rsquo;Baba  anlattığın bu meseleler, y&uuml;ksek din bilgileri denen ama halkın bir &ccedil;oğunun  haberdar olmadığı sırların bir kısmı. Ben anladım ki; ilmin bir hududu vardır,  ilmin hududu bittiği zaman, ilahi ilim başlar. Bu ilahi ilim ya ilhamla olur ya  da Cenabı Allah&rsquo;ın dilediği bir şekilde olur. Belli bir noktadan sonra kuldan  sadır olan Rabbin ilhamıdır, ikramıdır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet evlat; işte bu ilham, insanı ilahi manalara  yaklaştıran en değerli yoldur. O şahıs bu ilahi ilimlerin, tecelli ettiği mekan  yani bu manaların kabıdır.&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Yani Ul&uuml;l-Elbab&rsquo;tandır.&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Evlat, o şahıs, esrarını &ouml;nce bana, benden de sana duyurmuştur. Ondan da,  benden de konuşan manadır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Eyvallah baba buyur; kulak rahmimiz ve g&ouml;n&uuml;l toprağımız,  mana sulb&uuml;ndeki hikmet tohumlarına a&ccedil;ıktır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, Allah&uuml; Teala, kalp g&ouml;z&uuml; ve kalp kulağı halk  etmiştir. Dilediği zaman bir kulun kalp g&ouml;z&uuml;n&uuml; a&ccedil;arsa, gayb alemi g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.  Kişinin kalbine ne d&ouml;kt&uuml;yse, kalp g&ouml;z&uuml;ne ne g&ouml;sterdiyse, kalp kulağına ne  duyurduysa o, onu bilir.<br />
Hakikat g&ouml;z&uuml; ile bakabilen, Allah&uuml; Teala dilerse, alemleri de seyreder, dilerse  Levhi Mahfuz&rsquo;daki esrarı da ona okutur. İ&ccedil; d&uuml;nya alemlerin, i&ccedil;ine a&ccedil;ılır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Maşallah baba; sohbetimizde daha kayanın i&ccedil;ine girmeden  neler d&ouml;k&uuml;ld&uuml;, acaba arkada daha ne tecelliler var?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, karşındaki hangi kulağınla dinliyorsa kişiye o  kulağına g&ouml;re istediği duyurulur. Sen şu an kalp kulağınla dinlediğin i&ccedil;in sana  istediğin duyuruluyor. Biz sadece emanetin taşıyıcısıyız ve manaların suret  bulduğu bir noktayız.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; o zaman sohbetlerde anlatandan sadır olan, onu  dinleyene g&ouml;redir. Keramet, g&ouml;r&uuml;nende değil onu g&ouml;rendedir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Maşallah evlat; tam bir mana avcısısın, yine bir mana  yakaladın. Biz de bu manayı, Allah&rsquo;ın izniyle surete b&uuml;r&uuml;nd&uuml;relim inşallah&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Evlat; M&uuml;sl&uuml;man toplumlarda kişilerin, maddi ve manevi  olarak olgunlaşmasının etkenlerinden biri de sohbettir. Sohbetin g&ouml;r&uuml;nen bir  y&ouml;n&uuml; olduğu gibi g&ouml;remediğimiz bir y&ouml;n&uuml; de mevcuttur. Sohbet esnasında kişiler,  birbirleriyle s&ouml;zle konuşurlar, g&ouml;zle konuşurlar, beden diliyle konuşurlar ve de  &ouml;zle konuşurlar. Sohbet esnasında dikkatlerin konuşan kişiye ve anlatılan konuya  odaklanması bir enerji alanı oluşturur. Beyindeki d&uuml;ş&uuml;nce dalgalarının ve  kalp&rsquo;teki mana atmosferinin oluşturduğu bu enerji şemsiyesi altında kişiler  ruhen, kalben ve bedenen nur alışverişinde bulunurlar. Tabii; birbirlerine olan  itimat ve imanları nispetince&hellip;<br />
Biz her ne kadar bu g&ouml;zle ve kulakla b&uuml;t&uuml;n bunları algılayamazsak bile, hen&uuml;z  sırrı &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen cevher topu olan beynimiz bu enerjileri (frekansları) ilgili  b&ouml;l&uuml;m&uuml;yle algılar, cevaplar ve mevcut bilgilerine(veri tabanına) g&ouml;re &ccedil;&ouml;z&uuml;mler.<br />
Sahabenin sırrı; bizzat Hz. Rasulullah&rsquo;ın (s.a.v.) sohbetinde yetişmiş  olmasından kaynaklanmaktadır. Sahabe, Hz.Rasulullah&rsquo;ın (s.a.v.)&rsquo;ın s&ouml;z&uuml;nden,  g&ouml;z&uuml;nden ve &ouml;z&uuml;nden istifade etmiştir. Madde ve manasında pişmiştir, bizzat  O&rsquo;nun boyasıyla boyanmışlardır. O y&uuml;zden kimse sahabenin derecesine erişemez&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; Ancak her devrin de bir sahabesi vardır&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Doğrudur evlat vardır ve sohbet te bu işin sırrıdır.  Sohbet meclisleri, taliplilerine fizik &ouml;tesi diye bilinen boyutların yani manevi  alemlerin kapısını a&ccedil;an, o alemlerden kokular sa&ccedil;an ve oralara hazırlayan, o  alemin, bu alemdeki şubeleridir. Bu şubelere devam edenlere bir sicil numarası  verilerek manevi aleme kaydı alınır.<br />
Sohbet meclislerine inen ilahi rahmet ve mana bir deryadır. Ancak bu deryadan  herkes kendi kabınca su i&ccedil;mektedir. Deryanın suyu hep ayni sudur ama i&ccedil;ine  girdiği kabın rengini ve şeklini aldığı i&ccedil;in farklı farklı algılanır. Herkes o  ortama inen manadan kendi kabınca aldığı ve aldığına, kendi rengini verdiği i&ccedil;in  herkesin anladığı ve anlattığı farklılık arz eder. İşte bu farklılık rahmettir.  &Ccedil;&uuml;nk&uuml;!. Bu sofraya herkes kendi kabındakini koyar ve herkes bu şekilde  birbirinden istifade ederek bir g&uuml;zel doyar, bir dahaki sohbete acıkmak &uuml;zere!&hellip;<br />
Sohbet ortamına katılan kişilerin, birbirlerine olan sevgi ve muhabbeti, nur  y&uuml;kl&uuml; (Pozitif enerji) &ouml;yle bir atmosfer oluşturur ki; has bel kader bu ortama  ilk defa giren biri bile kırk yıllık dostmuş&ccedil;asına hemen ortama uyum sağlar ve  nurdan istifade eder.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba hani derler ya; koku ve esans d&uuml;kkanına giren bir  kişi, hi&ccedil;bir şey satın almasa bile d&uuml;kkandan &uuml;zerine koku sinmiş olarak  &ccedil;ıkar..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Doğrudur evlat. Ayrıca beyin dalgaları kuvvetli olan  kişi, sohbet esnasında diğerlerinin beyinlerinde bilerek ya da bilmeyerek bir  a&ccedil;ılım meydana getirir. İşte bu a&ccedil;ılım neticesinde o g&uuml;ne kadar kavrayamadığı  konuları anlamaya, mana denizine tefekk&uuml;r yelkeni a&ccedil;maya başlar. Artık o  meclisin bir dalı olan kişi yine bir dal misali &ccedil;i&ccedil;eğe durmuştur ve &ccedil;i&ccedil;ek, bal  arayan arıları, renginden ve kokusundan dolayı koklamak isteyen insanları &ccedil;eker.  B&uuml;t&uuml;n bunlar a&ccedil;an &ccedil;i&ccedil;eğin, meyveye d&ouml;n&uuml;şmesi a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir ve gereklidir.<br />
Bir &ccedil;i&ccedil;eği, &ccedil;oban da sever, alim de sever, sultan da sever. Etrafında sana &uuml;lfet  eden, yanına gelip giden her mevkiden adam olması seni şaşırtmasın. Bunlar, sana  değil sendekine, sende a&ccedil;an &ccedil;i&ccedil;eğe gelirler&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, deryaya dalmış ve derinlerden inci &ccedil;ıkaran bir  dalgı&ccedil; misali, her s&ouml;z&uuml;n bir inci gibi&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, insanoğlunun &ouml;z&uuml;nde bir deniz var ki; Kişi bu  denize dalar ve Cenabı Hakk&rsquo;ın cevherlerini dipten alır ve dışarı &ccedil;ıkarır. Lakin  hepsini izah etmesi ve s&ouml;z kalıplarına d&ouml;kmesi m&uuml;mk&uuml;n değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;!&hellip; Halkın  ilmi ve aklı, onu kavrayacak kadar tekam&uuml;l etmemiştir. Sana ya deli derler ya da  zındık diye, k&uuml;frederler&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Doğrudur baba&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat; s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğim bu derya, kalptir. İnsan, Kuran&rsquo;ın  ikiz kardeşi olduğu i&ccedil;in, Kuran mucizelerinin en &ouml;nemli sırrı kalpte d&uuml;ğ&uuml;mlenir.  Kabe&rsquo;nin altında d&uuml;ğ&uuml;mlenen yollar gibi!&hellip;<br />
Kalp, aklın ve d&uuml;ş&uuml;ncenin kavramakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ektiği ger&ccedil;ekleri, s&uuml;ratle sezer.<br />
Sezgi ilahi bir ikramdır. İnsanların akılları birbirlerine nispeten farklı  olmasına rağmen, kalbe nazaran kapasitesi sınırlıdır. Akıl bir kaptır, kalp bir  deryadır. Kuran hazinesinden yağan yağmurdan elbette ki; kalp deryası, akıl  kabına g&ouml;re daha &ccedil;ok istifade edecektir&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, aklın nuru, bildikleri ve bu bildiklerinden  anladıkları kadardır. İnkar akıldadır ama kalp inkar edemez. Kuran okunduğunda,  inkarcıların bile mutlaka kalp sırrında, silik ve anlamsızca da olsa bir etki  bırakır&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, inkarcının, azgınlığının artmasının sebebi de  budur. Akıl, inkara bahane bulur ama kalbi, Kuran atmosferinden etkilenir. Bir  yaprağın titremesi gibi onun manasının r&uuml;zgarından titrer. İşte; İnkarcı bundan  rahatsız olarak Kuran&rsquo;a daha şiddetli karşı &ccedil;ıkar yani ger&ccedil;eğin &uuml;zerini &ouml;rter,  i&ccedil;indeki sesi susturur..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba sanırım, insanın kalbindeki sır sandığı kapalıdır.  Bu sandığın anahtarı da Kuran&rsquo;dır..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, kalp insana gizli bir hazine olarak verilmiştir.  Bu hazine, kırk haramiler mağarasında olduğu gibi sahibinin sesini tanır. Sahibi  konuşmadık&ccedil;a, mağara a&ccedil;ılmadığı gibi kalp hazinesi de a&ccedil;ılmaz. İşte Kuran, bu  g&ouml;n&uuml;l hazinesinin ve ardındaki sonsuz mana deryasının kapılarını a&ccedil;an, sahibinin  sesidir&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet baba; sahibinin sesini tanıyan, ormandaki Kartal  Kaya&rsquo;da, besmele &ccedil;ekmenizin neticesinde a&ccedil;ılıp sizi, i&ccedil;eri aldı&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Aldı evlat aldı. O&rsquo;nun isminin karşısında, kaya bile  yarılıp, bağrında sakladığı yılların gizemini şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n fakire ikram etti&hellip;<br />
Rabbimin izni ile a&ccedil;ılan yarıktan i&ccedil;eri girince ilk dikkatimi &ccedil;eken şey  zemindeki taşlar oldu. Taşlar, siyah ve beyaz olmak &uuml;zere altıgen şekillerden  oluşuyordu ve her siyah taşın ortasında beyaz bir nokta, her beyaz taşın  ortasında siyah bir nokta vardı. Ben bunlara bakarken a&ccedil;ılıp i&ccedil;eri girdiğim  yarık, sessizce kapanmıştı. İ&ccedil;erisi aydınlıktı ama herhangi bir ışık kaynağı  g&ouml;remiyordum. Siyah ve beyaz altıgen taşlardan, bal arısı peteği gibi d&ouml;şenmiş  bir zemin ve sanki cam kırıklarından &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş gibi parlayan bir koridordu..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Aman baba yavaş anlat. Meselenin &ouml;z&uuml;n&uuml; sindire sindire  dinleyelim.<br />
Mesela şu taşlar; Siyahın i&ccedil;inde beyaz, beyazın i&ccedil;inde siyah noktalar var ve  taşlar altıgen!&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet evlat; bunların ve daha nice karşılaşacağım bir &ccedil;ok  şeyin hikmetini ve manasını i&ccedil;eride Musa (a.s.) zamanına ait bir kavmin,  dervişinden zamanla &ouml;ğrendim&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Musa (a.s.) zamanına ait bir derviş mi?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evet bir derviş.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Demek sen, bu yere daha sonralar da gittin?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Oraya da geleceğim evlat, hele bir dinle; O siyah ve  beyaz taşların anlattığı mana şu:<br />
Ne saf bir siyah var, ne de saf bir beyaz. Hatta!&hellip; Siyahın i&ccedil;indeki beyaz  noktanın i&ccedil;inde siyah, beyazın i&ccedil;indeki siyah noktanın i&ccedil;inde beyaz var. Sonsuz  bir i&ccedil; i&ccedil;elik s&ouml;z konusu&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, siyahın i&ccedil;indeki beyaz nokta, bana g&ouml;re &ccedil;ok &ouml;nemli.  &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Zıddımızın i&ccedil;inde de bizden bir par&ccedil;a olduğunu g&ouml;steriyor..&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat; Ama beyazın i&ccedil;indeki siyah nokta &ccedil;ok daha &ouml;nemli.  Eğer biz kendimizi beyaz olarak kabul edersek, kendi i&ccedil;imizdeki siyahlıktan  arınmalıyız, kendimizi saflaştırmalıyız. Sen kendini az &ouml;nce beyaz olarak farz  edip, siyahın i&ccedil;indeki beyazı g&ouml;rd&uuml;n ve benim par&ccedil;am dedin yani hemen zıddında,  kendini g&ouml;rd&uuml;n. Elhamd&uuml;lillah beyaz olanlardanız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! Pak ve temiz olan bir  dinin mensubuyuz ama i&ccedil;imizdeki siyah noktayı unutmayalım&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Doğru baba; ancak şu var ki: Siyah olan, zıddı olan  beyazın i&ccedil;indeki siyah noktayı g&ouml;r&uuml;r yani kendini g&ouml;r&uuml;r ve g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;z&uuml;nde  b&uuml;y&uuml;t&uuml;r. Karşısındakinin siyahını b&uuml;y&uuml;tt&uuml;k&ccedil;e kendi &ouml;z&uuml;ndeki beyaz k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;r&hellip;<br />
Ancak! Beyaz olan, zıddı olan siyahın i&ccedil;indeki beyaz noktayı g&ouml;r&uuml;r yani kendini  g&ouml;r&uuml;r ve g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;z&uuml;nde b&uuml;y&uuml;lt&uuml;rse diğerinin tam tersine, &ouml;z&uuml;ndeki siyah  k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;r&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat; isabet ettiğin gibidir, ancak bu mesele uzar  gider. Rabbim bu meseleden bu kadar a&ccedil;tı ya, &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r. Hele gerisini dinle&hellip;&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Buyur baba.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Taşların altıgen ve bal arısının peteği gibi d&ouml;şenmiş  olmasının işaret ettiği mana, sence ne olabilir.?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba altıgen kenar, altı y&ouml;n&uuml; işaret sanırım. Yani  ileri-geri,sağa-sola, yukarı ve aşağı. Bu da &uuml;&ccedil; boyutlu bir alemde yaşadığımızı  g&ouml;sterir ki &ouml;yledir. İnsan, &uuml;&ccedil; boyutlu şu alemde, altı y&ouml;nle  sınırlandırılmıştır.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Peki evlat; taşların, arı peteği gibi olmasının sende  uyandırdığı mana ne?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba, Levhi Mahfuz, bal arısının peteğine benzermiş ve o  petek i&ccedil;inde her insanın bir g&ouml;z&uuml; varmış. Her insan, kendine ait g&ouml;zde, altı  y&ouml;nle sınırlandırılmış hayatını deneyimler. Ancak bu altı y&ouml;n diğer y&ouml;nlerle  iletişim ve etkileşim i&ccedil;indedir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat isabet ettiğin gibi ancak bu kadar değil; Altı y&ouml;n,  &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutu anlatır ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyut ge&ccedil;miştir. Bizim ge&ccedil;mişten  deneyimlediğimiz olayların sırası, zaman denen sıralamada bize g&ouml;re şimdidir.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba pek anlamadım, biraz a&ccedil;ar mısın?&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Evlat, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutun altı y&ouml;n&uuml; vardır yani sınırları  bellidir. Sınırları belli olan şey de takdir edilmiş yani yazılmıştır. Bu  yazılıp &ccedil;izilen, başı ve sonu belli olan bir hikayenin kahramanlarıyız. Bu  hikaye i&ccedil;erisindeki olaylar ise; Deneyimlediğimiz yani okuduğumuz zaman, ge&ccedil;miş  olan o zamanın i&ccedil;inde okuyana g&ouml;re şimdiki zamanı oluşturur.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Baba; bu her şeyin yaşanıp bittiğini, bizim de biten bu  hikayeyi bir manada okuduğumuzu, okuduğumuz sıradaki olaylar zincirinin bize  g&ouml;re şimdi olarak algılandığını mı s&ouml;yl&uuml;yorsun?&rsquo;&rsquo;<br />
SELAMLAR</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp;  5.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="374" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1115-bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (4. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1113-bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1113-bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 21:34:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1113</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (4. B&#246;l&#252;m) Dede ile keşiş b&#246;yle konuşup sohbet ederlerken, zamanın nasıl ge&#231;tiğini anlayamamışlar, sabahı etmişlerdi. M&#252;ezzin, yanık sesi ile ezanı okumaya başlamıştı. Ezanın manasındaki somut ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (4. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" />Dede  ile keşiş b&ouml;yle konuşup sohbet ederlerken, zamanın nasıl ge&ccedil;tiğini  anlayamamışlar, sabahı etmişlerdi. M&uuml;ezzin, yanık sesi ile ezanı okumaya  başlamıştı. Ezanın manasındaki somut ve soyut alemlerin, cem olması gibi bu gece  keşiş ile ihtiyar cem olmuş, bu cemden muhabbet doğmuştu. Cemaat olarak  namazlarını beraber kıldılar. İhtiyarın anlatacağı &ccedil;ok şey vardı ve bu  anlattıkları bile insanı merakla, ona bağlıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Sabah  ezanından sonra keşiş ocağı yakmış, kaynaması i&ccedil;in &ccedil;orbanın suyunu ateşe  koymuştu. Su ısınırken tekrar ihtiyarın yanına bağdaş kurup oturmuş,  anlatacaklarının gerisini dinlemeye başlamıştı.<br />
&lsquo;&rsquo;Ben o zamanlar, on-on iki yaşlarında bir &ccedil;ocuktum. Babam bana ezanın manasını  anlattıktan sonra kendisi odun kesmeye koyulmuş, bana da biraz mantar toplamamı  s&ouml;ylemişti. Hangi mantarın zehirli olup olmadığını iyi bilirdim, bunu da babam  &ouml;ğretmişti&hellip; İ&ccedil;inde &ouml;ğlen aşımız bulunan sepeti boşaltarak, topladığım  mantarları, sepete doldurmaya başladım. Ormanın i&ccedil; kısımlarında, se&ccedil;kin kayalık  denen bir b&ouml;lge vardı. Burada kayaların dibinden su kaynardı ve kaynayan bu su,  az &ouml;tedeki bir dereye karışıp giderdi. İşte bu dere yatağının olduğu yerde Kara  Kuyu vardı..<br />
&lsquo;&rsquo;Kara Kuyu mu? Neden bu ismi vermişler?&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Bu ismi veren babamdı, bu kuyuya herkes farklı bir isim takmıştır. Kimisi  Yılanlı Kuyu, kimisi Cin Kuyusu ya da Perili Kuyu falan derlerdi. Herkes buradan  korkardı.<br />
&lsquo;&rsquo;Verdikleri isimden, korktukları belli oluyor.&rsquo;&rsquo;&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Bu arada  &ccedil;orbanın suyu ısınmış, fokurdamaya başlamıştı. Keşiş oturduğu yerden kalkarak  başka bir kapta erittiği tarhanayı kaynayan suya boşaltıp, tahta bir kaşıkla  karıştırmaya başladı. Mis gibi tarhana kokusu evin i&ccedil;ine yayılmış,k okuyu alan  Hasan da uyanmıştı.<br />
Sofraya oturduklarında Hasan&rsquo;ın durgunluğunu dede fark etmiş&rsquo; &rsquo;Yine mi anneni  g&ouml;rd&uuml;n r&uuml;yada oğlum,&rsquo;&rsquo; demişti. Hasan evet manasında başını sallayarak cevap  vermişti&hellip; Bu zamana kadar keşiş bu mevzuyu hi&ccedil; sormamış, ihtiyar da  anlatmamıştı. Yemekten sonra Hasan&rsquo;ı mektebe bırakıp yine ormana odun kesmeye  gider&hellip;<br />
Akşam olduğunda ocağın başında yanan odunların &ccedil;ıtırtısı ve y&uuml;zlerine vuran  alevin sıcaklığı ile tekrar sohbete başlarlar. Keşiş, ihtiyara epey zamandır  baba demekte ihtiyar da ona, evlat demekteydi. Keşiş bir &ccedil;ok şeyin farkındaydı  ve bazı olayların i&ccedil; y&uuml;z&uuml;n&uuml; m&uuml;şahede edebiliyordu. Fakat HER SIR, SIR SAHİBİNİN  DİLİNDEN D&Ouml;K&Uuml;LMELİYDİ, edep bunu gerektiriyordu. Edep Ya HU&hellip;!<br />
&lsquo;&rsquo;Baba, Kara Kuyuda kalmıştık..&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Evet evlat, Kara Kuyu. Rahmetli babam, ormandayken yanından fazla uzaklaşmama  izin vermezdi, her ormana geldiğimizde &uuml;st&uuml;ne basa, basa Kara Kuyuya yaklaşmamam  gerektiğini tembih ederdi. Fakat ben o g&uuml;n, mantar toplarken farkında olmadan  yanından uzaklaşmıştım. Daha sonra yavru bir ceylanın peşine d&uuml;şt&uuml;m. Bir ayağı  sakat gibi sekerek koşuyordu, ben de yakalarım diye bir elimde sepet, ardından  koşturuyordum. En son hatırladığım, y&uuml;ksek&ccedil;e bir yerden aşağı yuvarlandığım ve  kafamın bir kayaya &ccedil;arpmasıyla bayılmış olduğum.<br />
Rahmetli babam, benim yokluğumu fark ettikten sonra aramaya başlamış, seslenmiş  bağırmış ama nafile, cevap alamayınca, Kara Kuyuya gittiğimi sanmış. Beni  ararken vaktin ikindiyi ge&ccedil;tiğini, havanın kararmaya başladığını fark etmemiş.  Ormanda gece &ccedil;abuk olur derler. Babam kara kuyunun başına geldiğinde, telaşla  i&ccedil;ine eğilip bakar. İşte ne olduysa bundan sonra olur.&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Ne olur baba&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Bilmiyorum evlat; fakat tek bildiğim bu olaydan kırk g&uuml;n sonra, bir gece  yarısı evimizin kapısı, &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; bir şekilde hızlı hızlı &ccedil;alındığı, rahmetli  annemin, kapıya y&ouml;nelen babama sarılıp, gitmesine engel olmaya &ccedil;alıştığı,  kapının kırılırcasına daha hızlı &ccedil;alınmaya başladığı ve evdeki eşyaların garip  bir şekilde titremeye başladığıdır. Annem daha fazla babamı tutamadı Babam,  annemin elinden kurtulup, kapıdan &ccedil;ıktı ve &ccedil;ıkış o &ccedil;ıkış, bir daha ondan haber  alamadık&hellip;<br />
İhtiyar s&ouml;z&uuml;n burasında sustu ve &ccedil;ıtırdayan alevleri seyretmeye başladı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Keşiş bu  anlatılanlardan garip bir şekilde &uuml;rpermiş ve etkilenmişti. İhtiyarın  anlattıklarını aynen zihninde canlandırmış ve m&uuml;şahede etmiş, kapıyı kimin  &ccedil;aldığını g&ouml;rmeye &ccedil;alışmış ama muvaffak olamamıştı. Bu &uuml;rperme halinde iken Kara  Kuyuya m&uuml;şahede ile y&ouml;nelmiş ama karanlıktan başka bir şey g&ouml;rememişti. Vardır  bir hikmeti deyip s&ouml;ylendi.<br />
&lsquo;&rsquo;Baba anladığım kadarı ile babanız, ilim sahibi bir zat imiş. Nasıl olur da  b&ouml;yle bir zamanda bu ilminden istifade edemez.?&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Evlat, mal canın yongasıdır, evlat ise canındandır, canın kendisidir. Babam,  Hz.İbrahim(a.s.) gibi evladıyla imtihan olmuştu. Kara Kuyunun sırrını bilirdi ve  bu sırrı bildiği i&ccedil;in benim akıbetimden, şiddetle korkup, endişe endişelendi.  İşte bu korku ve endişe, onu her şeyin sahibi olan ve her şeyin tasarrufu elinde  olandan bir an i&ccedil;in gaflete d&uuml;ş&uuml;rd&uuml; ve babam bu gaflet halinde iken kuyunun  sırrına kendini teslim etti.&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Peki baba; sen bayılıp kendine geldiğinde neler oldu?&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Kendime geldiğimde nerede olduğumu bilmiyordum. Fakat daha sonra &ouml;ğrendiğime  g&ouml;re, se&ccedil;kin kayalık b&ouml;lgesinin, Kartal Kaya denen, y&uuml;ksek&ccedil;e bir kayalığın  altında imişim. Hava kararmıştı ve ağa&ccedil;ların dalları, dolunayın ışıklarını  engellediği i&ccedil;in orman daha da karanlıktı. Dibinde olduğum kartal kayanın &ccedil;ıplak  zirvesinden, dolunayın ışıkları bulunduğum yeri biraz aydınlatıyordu. Ben  bulunduğum bu zayıf ışıktan ayrılamıyordum. Korku her azamı esir almıştı elim,  ayağım titriyordu. Korkumu bastırmak i&ccedil;in ezan okumak istedim fakat sesimin  duyulup o mahlukat tarafından fark edilirim diye korktum, okuyamadım. &Ccedil;ocukluk  işte&hellip;<br />
Daha sonra fısıltılar halinde sesler işitmeye başladım. Bu sesleri, garip bir  r&uuml;zgar sesi takip etti. Hava durgundu ama yine de r&uuml;zgar sesi geliyordu.  G&ouml;zlerimi kapadım ama birilerinin &uuml;st&uuml;me &ccedil;ullanacakmış gibi bir duyguya  kapıldığım i&ccedil;in tekrar a&ccedil;tım. G&ouml;zlerimi kapayamıyordum. Bir &ccedil;ocuk i&ccedil;in bundan  daha korkun&ccedil; bir durum olamazdı. Ağa&ccedil;lar sanki &uuml;st&uuml;me, &uuml;st&uuml;me geliyor,  karanlıktaki karaltıları zihnimde şekilden şekle giriyordu.&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Baba, sen zaten olacaklara zemin hazırlamışsın, kendini korkuya teslim  etmişsin..&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Evet evlat. Buraya kadar anlattıklarım, kendi zihnimde olan korkuya dayalı  olaylardı ama bundan sonra zahirde bir takım olaylar zuhura geldi ki; senin  dediğin gibi, kendimi korkuya teslim etmekten dolayı korkuyu kullanan o  mahlukatın marifetiydi.&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Baba, gecenin dolunaylı olmasının bunlarda bir etkisi olduğunu biliyorsun  değil mi?&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Evet evlat; Ay&rsquo;ın, habis cin sultanlığı olduğunu ve Ay&rsquo;ın, D&uuml;nya&rsquo;ya en yakın  olduğu dolunay d&ouml;nemlerinde bu habislerin, d&uuml;nya &uuml;zerinde daha etken olduğunu  biliyorum. Hele sabret, sıra buna da gelecek, bunu da anlatacağım&hellip;<br />
Karanlığın i&ccedil;inden &ouml;nce bir bebek ağlaması duydum. Ağlama sesi uzaklaşıp,  yakınlaşıyordu. Sonra birden karşımda y&uuml;z&uuml; olmayan bir &ccedil;ocuk belirdi. Benim  boylarımdaydı, benimle ayni elbiseleri vardı ama y&uuml;z&uuml; yoktu. &Ccedil;ocuk belirdiğinde,  ağlama sesi kesilmiş ama bu sefer de g&uuml;lmeye başlamıştı. G&uuml;lme sesi bir  &ccedil;ocuğunkinden &ccedil;ok; yetişkin bir insan sesi gibiydi. Daha sonra olmayan y&uuml;z&uuml;nde  iki kırmızı g&ouml;z belirdi. G&ouml;zlerine bakarken, beni kendine doğru &ccedil;ektiğini,  v&uuml;cudumu bir sıcaklık kapladığını ve boğazımın kuruduğunu hissedebiliyordum.  Besmele &ccedil;ekmek istedim ama sesim &ccedil;ıkmıyordu. Aklıma o &ccedil;aresizlik anımda Allah&rsquo;ın  evliya kullarından yardım istemek geldi ama sesim &ccedil;ıkmıyordu. Kendimi zorladım  ve i&ccedil;imden &ccedil;ok y&uuml;ksek bir sesle haykırarak ama dışımdan kısık bir ses &ccedil;ıkarak  &rsquo;&rsquo;Yetiş ya Allah&rsquo;ın kulları&rsquo;&rsquo; diyebildim&hellip;<br />
&lsquo;&rsquo;Maşaallah baba..&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Ben yetişin ya Allah&rsquo;ın kulları derken beyaz bir at &uuml;zerinde, başında beyaz  sarığınla, baştan aşağı beyazlar i&ccedil;inde ama y&uuml;z&uuml;n&uuml; gizleyen bir pe&ccedil;eyle biri  belirdi. Y&uuml;ksek sesle ezanı Muhammedi&rsquo;yi okuyarak, sesleri ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri yok  etti. Fakat sonradan farkına vardı ki; o şahıs, ezanı sesiyle yani ağzıyla  okumuyordu ama yine de okuduğunu duymuştum. Bana doğru bakıyordu, sessiz ve  s&ouml;zs&uuml;z konuşarak, beni yanına &ccedil;ağırdı. Ben, onun sessiz ve s&ouml;zs&uuml;z konuşmasını  duymuş, oturduğum yerden kalkarak yanına gitmiştim. Elini başımın &uuml;st&uuml;ne koydu,  eli sıcacıktı ve elinin sıcaklığından, kalbime bazı manaların aktığını hissettim  ve bu manaların daha sonra suret bularak a&ccedil;ığa &ccedil;ıkacağını s&ouml;yledi. &Ccedil;ok kısa bir  zamandı ama &ccedil;ok şey s&ouml;ylemişti. Adını sordum &lsquo;&rsquo;Adem&rsquo;&rsquo; dedi. Korkum dinince,  sakinleştim ve huzur buldum. Ben sakinleştikten sonra o şahıs kayboldu.<br />
Akabinde i&ccedil;imden bir ses, Kartal Kaya&rsquo;ya doğru y&uuml;r&uuml;memi ve kayanın yanına  gelince besmele &ccedil;ekmemi s&ouml;yledi ve ben de aynen &ouml;yle yaptım. Besmele &ccedil;ekince,  kaya bir insanın ge&ccedil;ebileceği şekilde ikiye yarıldı, yine i&ccedil;imden ayni ses,  başımı eğerek girmemi s&ouml;yledi ve bende başımı eğerek girdim..&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Baba i&ccedil;inden seni y&ouml;nlendiren o ses, o şahsın kalbine boşalttığı manaların ta  kendisi, surete b&uuml;r&uuml;nm&uuml;ş hali..&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Doğrudur evlat, aynen isabet ettiğin gibi..&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Baba, Allah&rsquo;ın kullarından yardım isterken bu s&ouml;z&uuml;n manasının o zamanlar ne  kadar farkındaydın?&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Evlat; bunu da babamdan &ouml;ğrenmiştim ve o bilgiyle b&ouml;yle bir yardım talep  ettim. Fakat daha sonra Rabbim bunu da &ouml;ğrenmeyi nasip etti &ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r..&rsquo;&rsquo;<br />
Keşiş &lsquo;&rsquo;baba, bize de anlatsan&rsquo;&rsquo; dedi, i&ccedil;ten i&ccedil;e ve hafiften bir tebess&uuml;m ederek  ve ihtiyar anlatmaya devam etti&hellip;<br />
&lsquo;&rsquo;Evlat; bu alemin, batını ve zahiri y&ouml;nleri vardır. Alemin zahiri nispetine  g&ouml;re zahiri memurları vardır ki bunların fiilleri hislerle anlaşılır. Alemin  batini nispetine g&ouml;re Batıni memurları vardır. Bunların fiil ve amellerini ancak  Allah (c.c.)&rsquo;ın temiz ve saf kulları hissedebilir.<br />
Tam tasarrufa sahip, &ouml;l&uuml; veya diri olan evliyaların mevcut olduğu ve onlardan  yardım istenildiğinde, yardımda bulundukları bilinmektedir. Y&uuml;ce Allah (c.c.)&rsquo;ın  vazifelendirdiği batıni memurların mevcudiyeti ve onlardan yardım istemenin  durumu hadislerle a&ccedil;ıklanmaktadır&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Baba; bazıları bu Hadislerin esas alınamayacağını s&ouml;yl&uuml;yorlar.&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Evlat; hayret edilir ki, Allah (c.c.)&rsquo;a ve M&uuml;sl&uuml;manlara d&uuml;şman kafirlerin  bazıları, y&uuml;ce Allah (c.c.)&rsquo;tan seslerini uzaklara duyurmak i&ccedil;in bir alet icat  etmeleri konusunda yardım istemişlerdir. Bu alet vasıtasıyla &ccedil;ok uzak mesafelere  seslerini duyurmak imkanını bulmuşlardır&hellip; İnsanların icat ettikleri vasıtalarla,  uzak mesafelere seslerini duyurdukları halde, Kudret ve imkanı her şeyin &uuml;st&uuml;nde  olan Y&uuml;ce Allah (c.c.)&rsquo;ın evliyalarına ve salih kullarına, batıni aletler  vasıtasıyla seslerini dilediklerine duyurması &ccedil;ok mu zor?&hellip;<br />
Şu bir hakikattir ki; batıni meydanların genişliği, zahiri darboğazların kat,  kat &uuml;zerindedir. Zahirin, batın ile farkı, ademin yani yokluğun, varlık ile  farkına benzer. Ulu kimseler vefat etseler dahi, ger&ccedil;ekten canlı kalırlar.  Bunları &ccedil;ağırmak ve yardımlarını istemek caizdir. Bedenleri &ccedil;&uuml;r&uuml;mediği gibi  ruhları da asılı kalır, derler mana ehli&hellip; &rsquo;&rsquo;Ey Allah&rsquo;ın kulları&rsquo;&rsquo; s&ouml;z&uuml;nden  maksat, &ouml;lm&uuml;ş veya hen&uuml;z hayatta olan yani gerek beşer ve gerekse melaike olsun  salih kişilerdir&hellip;&rdquo;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp;  4.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="317" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1113-bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (3. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1111-bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1111-bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 22:32:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1111</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (3. B&#246;l&#252;m) &#160; Keşiş kendine geldiğinde cemaat dağılmış, bir kısmı da cenazeyi defnetmek i&#231;in şehrin kabristanlığına gitmişlerdi. Caminin bah&#231;esindeki s&#246;ğ&#252;t ağacının dallarında bir b&#252;lb&#252;l ahenkli ahenkli...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (3. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Keşiş  kendine geldiğinde cemaat dağılmış, bir kısmı da cenazeyi defnetmek i&ccedil;in şehrin  kabristanlığına gitmişlerdi. Caminin bah&ccedil;esindeki s&ouml;ğ&uuml;t ağacının dallarında bir  b&uuml;lb&uuml;l ahenkli ahenkli &ouml;tmekteydi. Az &ouml;tede iki tane kumru yem i&ccedil;in yerleri  gagalamakta, &ccedil;atıya konmuş olan g&uuml;vercinler de meraklı bakışlarla onları  izlemekteydiler.<br />
Şehre geldiğinden beri hi&ccedil;bir şey yememişti. G&ouml;z&uuml;, &ouml;n&uuml;ne bırakılmış paralara  ilişti. Kendi kendine &ldquo;Kalk ya Adem,&rdquo; diyerek oturduğu yerden doğruldu ve  paraları kuşağının i&ccedil;ine koyarak, şehrin hamamına doğru y&ouml;neldi. Hamamcı başı,  bu &ouml;ğlen sıcağında girişe ve tam g&ouml;lgenin altına tabureyi atmış şekerleme  yapıyordu. Keşiş, hamama girecekken, hamamcı başı uyanarak oturduğu yerden  kalkar ve keşişin omuzlarından tutar&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <br />
- &ldquo;Bre keşiş efendi: Hele dur biraz, hamam beleş değildir, para var mı para?&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <br />
Keşiş, hamamcıya doğru d&ouml;ner ve kuşağından paraları &ccedil;ıkararak, &ldquo;işte&rdquo; der. Fakat  tam o sırada &uuml;zerleri gayet iyi giyimli bir grup, hamama girmektedir.  Aralarından en yaşlısı ve elinde iri taneli tespih olan, hamamcı başına d&ouml;nerek  ş&ouml;yle der:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <br />
- &ldquo;Bre ey cahil: Bilmez misin ki, M&uuml;sl&uuml;man olmayanlar, necistir, pistir. Onların  yıkandığı suyla yıkanacak değiliz herhalde! Onu buraya alamazsın.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <br />
Sonra keşişe d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <br />
- &ldquo;Bre gavur, &uuml;zerindeki necislikle bizimle ayni hamama giremezsin, t&ouml;vbe  t&ouml;vbe..&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş, elindeki paralarla oradan ayrılır. Az &ouml;tede fırından  taze ekmek kokusu gelmektedir. Bari ekmek alayım, karnımı doyurayım diyerek  fırına y&ouml;nelir. Fırıncı, &uuml;st&uuml; başı kir i&ccedil;inde olan bu adamın kendine doğru  geldiğini g&ouml;r&uuml;nce, i&ccedil;erideki m&uuml;şteriler rahatsız olmasın diye &ccedil;ırağının eline  bir ekmek verip keşişe g&ouml;nderir ve onu başından savar..</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
Keşiş bir elindeki paralara, diğer elindeki ekmeğe bakakalır. Az &ouml;tede bir dede  ile torun dilenmektedir. Elindeki paraları g&ouml;t&uuml;r&uuml;p ihtiyara verir ve ş&ouml;yle der:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
- &ldquo;Al baba senin olsun, &ccedil;&uuml;nk&uuml;! Benim değilmiş. Bunlarla hamama girip  yıkanamadım, ekmek alıp doyamadım&hellip;&rdquo;<br />
İhtiyar dilenci, &ouml;nce paralara sonra keşişe bakarak ş&ouml;yle der:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
- &ldquo;Her şey Cenabı Allah&rsquo;ın takdiri iledir ve nasip bir emanettir. Bunlar da size  bir emanetmiş ki; harcayamamışınız, emanet sahibini buldu evladım sağ olasın.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş bu ihtiyarın s&ouml;zlerinden &ccedil;ok etkilenir ve konuşmaya  devam eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
- &ldquo;Dede, torun senin mi?&rdquo;<br />
- &ldquo;Benimdir efendi. Oğlumun bir emanetidir.&rdquo;<br />
- &ldquo;Dede, oğlun nerededir? Gurbette filan mı?&rdquo;<br />
- &ldquo;Oğlum vefat etti, ben de yaşlandığım i&ccedil;in &ccedil;alışamıyorum. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n gibi  dilenerek ge&ccedil;inmeye &ccedil;alışıyoruz.&rdquo;<br />
- &ldquo;Evlat, senin adın ne?&rdquo;<br />
- &ldquo;&Ouml;nce Adem sonra Hasan&rdquo;<br />
- &ldquo;Allah, Allah! Niye &ouml;nce Adem sonra Hasan? S&ouml;yle bakayım.&rdquo;<br />
- &ldquo;Herkes babasının ismiyle anılırmış. Adem bizim babamız, biz de onun dalları  imişik. Ben Adem ağacının, Hasan isimli dalıyım.&rdquo;<br />
- &ldquo;Sana bunları kim &ouml;ğretti evladım?&rdquo;<br />
- &ldquo;Dedem &ouml;ğretti amca&hellip;&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş, ihtiyardan ve bu &ccedil;ocuktan &ccedil;ok etkilenmişti. Tarif  edemeyeceği bir şekilde bunlara yakınlık hissediyordu. İhtiyarı sanki doğduğu  g&uuml;nden beri tanıyordu. &ldquo;Tuhaf bir duygu,&rdquo; dedi kendi kendine&hellip; Yanlarına  oturarak, ekmeğini &uuml;&ccedil;e b&ouml;lerek onlara da verdi&hellip;<br />
Tam bu sırada bir k&ouml;pek kuyruğunu sallayarak yanlarına gelir, belli ki o da  a&ccedil;tır. Keşiş kendi payını ikiye b&ouml;lerek duvarın dibine, bir kağıdın &uuml;st&uuml;ne  bırakarak k&ouml;peğe de ekmek verir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">İhtiyarın da keşişe kanı ısınmıştır. Her halinden kalacak  yeri olmadığı bellidir. Allah&rsquo;ın, kendileri gibi bu garip kulunu kalması i&ccedil;in  fakirhanelerine davet eder.<br />
- &ldquo;Geleyim gelmesine ama; şu yavrucuğun anası rahatsız olmasın?&rdquo;<br />
- &ldquo;Annem bizimle değil ki; hoca İbrahim ağa ile yaşıyor.&rdquo;<br />
- &ldquo;Hoca İbrahim ağa ile mi yaşıyor?&rdquo;<br />
İhtiyarın y&uuml;z&uuml;, birden değişmiş ve g&ouml;zleri nemlenmiştir. Hiddetli bir şekilde  cevap verir:<br />
- &ldquo;Yok be efendi; hoca filan değil, cinlerle uğraşan ve halka muska filan yapan  herifin teki dedesi, gizli ilimlere vakıf ve Allah yolunda olan biriymiş.  Dedesinin b&uuml;t&uuml;n kitapları şimdi bunun elinde, yani anlayacağın emanet emin  ellerde değil&hellip; Seni hamamdan kovan, işte oydu&hellip;&rdquo;<br />
- &ldquo;Dede; vefat eden oğlun ya da sen daha &ouml;nce ne iş yapardınız, neyle  ge&ccedil;inirdiniz?&rdquo;<br />
- &ldquo;Ormandan odun keser ve şu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n fırın ile hamama satardık.&rdquo;<br />
- &ldquo;Dede be: Sizin fakirhanede kalmam karşılığında, ben de ormandan odun kesip  satsam, sen de dilenmesen ve beraber ge&ccedil;insek olur mu?&rdquo;<br />
- &ldquo;Gayri bizim i&ccedil;in dilenmek bitmiştir. Dilendiren de O, senin elinden  nimetlendiren de O. Benim, dilenmekle olan imtihanım bitmiştir, lakin; bu  beldenin M&uuml;sl&uuml;manları, benim &uuml;zerimden tecelli edecek rahmeti tepmiştir. Senin  bize bakman sebeptir ve rahmet bu sebeple tecelli edecektir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş, ihtiyarın koluna girerek hep beraber eve giderler.  İhtiyar &ouml;len oğlunun elbiselerini atmamış ya da birine vermemiş, sanki bug&uuml;n  i&ccedil;in saklamıştır. Keşiş bir g&uuml;zel banyo yaptıktan sonra bu elbiseleri giyerek  &uuml;st&uuml;n&uuml; değişir&hellip;<br />
O g&uuml;nden sonra; bizim ki her g&uuml;n ormana gider, odun keser, fırıncıya ve hamama  satarmış. Kazandıkları ile bu ihtiyara ve torununa bakar, hizmetlerini g&ouml;r&uuml;rm&uuml;ş.  Oğlana da yeni elbiseler alarak mektebe yollamaya başlamış.<br />
G&uuml;nler g&uuml;nleri, aylar ayları kovalamış. Kendisinin M&uuml;sl&uuml;man olduğunu bilen  yokmuş. Keşiş geldi-keşiş gitti, diye diye ismi, HALKIN nazarında keşiş  kalmış!!! Namazını gizli kılar, Kuran&rsquo;ı gizli okurmuş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Bir gece, ağlama sesiyle uyanmış. Ses, ihtiyarın odasından  geliyormuş. İhtiyar seccadesinin &uuml;zerinde hem ağlıyor hem dua ediyormuş&hellip;<br />
- &ldquo;Allah&rsquo;ım! Şu garip kulun şu aciz kulun, sana, seninle yalvarıyor. Allah&rsquo;ım!  Ben biliyorum ki hi&ccedil; kimse senden daha merhametli değildir. Zira; kullarındaki  merhamet te sendendir.<br />
Allah&rsquo;ım hidayet veren sensin ve senin, bizim hizmetimize memur ettiğin şu gayri  M&uuml;slim kuluna hidayet ver. Onu, &uuml;mmeti Muhammed&rsquo;e(s.a.v.) ve bu &uuml;mmetin evliya  z&uuml;mresine dahil eyle&rdquo;<br />
diye yalvarıyormuş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş, t&uuml;m tecellilerin ve oluşların tek bir AN&rsquo;da olduğunu  bildiği i&ccedil;in, zaman denen sıralamaya g&ouml;re ge&ccedil;mişte keşişken, gelecekteki bir  ihtiyarın yaptığı dua ile hidayet bulmuş, o duanın feyzi ile Adem olmuş ve garip  m&uuml;şahedelere nail olmuştu. AN&rsquo;ı yaşamıştı. Her şey ge&ccedil;mişten geleceğe doğru  akarken bu ihtiyarın duası ge&ccedil;mişe akmıştı. Allah&uuml; Ekber&hellip;<br />
Keşiş daha fazla dayanamayıp ihtiyarın ellerine sarılır ve kendisinin de  M&uuml;sl&uuml;man olduğunu, adının da Adem olduğunu s&ouml;yler ve beraberce ağlarlar&hellip; Neden  sonra ilk konuşan ihtiyar olur&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">- &ldquo;Her şeyi bilen, bildiğinden dilediği kadarını bildiren  O&rsquo;na hamd olsun. Demek bize zahir olan bu kadarmış&hellip;&rdquo;<br />
- &ldquo;Hayırdır baba! Zahir olan ve gizli kalan nedir?&rdquo;<br />
- &ldquo;Evlat; gayri zamanı geldi, anlatayım da dinle&hellip;<br />
Benim rahmetli babam da oduncuydu. Ormana odun kesmeye giderken &ccedil;oğu zaman beni  de yanında g&ouml;t&uuml;r&uuml;rd&uuml;. Babam odun keserken, ben ormanda oynar, hayvanları  kovalardım. Fakat akşam hava kararmadan ormandan &ccedil;ıkardık. Ormanın sırrı var  derlerdi ve &ccedil;ok enteresan şeyler anlatılırdı, &ccedil;ok tuhaf şeyler.<br />
- &ldquo;Doğrudur baba; Cenabı Allah&rsquo;ın tecellileri ve gaybının sırları bitmez.&rdquo;<br />
- &ldquo;Anlatıldığına g&ouml;re, bu ormana geceleyin yolu d&uuml;şen bir &ccedil;ok insan burada  kaybolmuş, bir &ccedil;oğu da hayvanların kendileri ile konuştuklarını ya da şekilden  şekle giren hayaletler g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; s&ouml;ylemiştir. İşte bu y&uuml;zden rahmetli babam,  hava kararmadan d&ouml;nerdi.<br />
- &ldquo;Baba bunların hangi mahluk olduğunu biliyorsun, sır dediğin bunlar mı?&rdquo;<br />
- &ldquo;Hayır evlat. Sır olan bunlar değil. Bunlar buradaki sırdan dolayı burayı  mesken tutmuşlar zaten ve bir &ccedil;oğu da bizim boyutumuza ait olan bildiğimiz  mahlukat değil.&rdquo;<br />
- &ldquo;Diğer alemlerin mahlukatını buraya bu ormana &ccedil;eken sır nedir baba?&rdquo;<br />
- &ldquo;Onu ben de bilmiyorum evlat. Yalnız tek bildiğim oniki ya da on&uuml;&ccedil; bin yıllık  bir sır olduğu. Rahmetli babam da bunların hangi mahluk olduğunu bilirdi ve bunu  i&ccedil;in her ormana geldiğimizde Ezanı Muhammediyi okurdu.&rdquo;<br />
- &ldquo;Rahmetli, ezanın sırrını biliyormuş demek ki.&rdquo;<br />
- &ldquo;Bilirdi ya; bana da anlatmıştı zaten.&rdquo;<br />
- &ldquo;Baba hele bir anlat da dinleyelim.&rdquo;<br />
- &ldquo;Babamla yine bir g&uuml;n ormana geldiğimizde, okuduğu ezanın bu mahlukatı niye  ka&ccedil;ırdığını ve manasının ne olduğunu ayrı ayrı anlatmıştı:<br />
&ldquo;Bak oğlum: İki ayrı davet d&uuml;ş&uuml;n&hellip; Her ikisi de ayni şeye davet ediyor olsun.  Bunlardan birinde davet edilen, bu davete icabet konusunda irade sahibi  kılınsın, diğerinde ise; davet edilen, bu davete icabet zorunda kılınsın.<br />
Burada davetin şekli, davet edilen kişi ve davet edildiği olay ayni olmasına  karşın davet iki ayrı makamdan yapılmaktadır. Bunlardan biri emir makamındandır,  diğeri ise davet makamındandır, yani biri Yaratandan diğeri yaratılandandır&hellip;  Davet eden &ouml;zne farklıdır.<br />
Allah&rsquo;ın s&uuml;nnetullahında bir değişme olmaz. Peygamberler, Allah&rsquo;ın s&uuml;nnetullahı  &uuml;zeredirler. Peygamberlerin yaptığı da davettir, Allah&rsquo;ın yaptığı da davettir.  Yalnız bu davet, Yaratan tarafından olunca icabet zorunludur, karşı konulamaz..<br />
Peygamberin(s.a.v.) makamı olan davet makamından beş vakit namaza, eğer yine  Allah(c.c.) davet etseydi hi&ccedil;bir irade buna g&uuml;&ccedil; getiremezdi ve boyun eğerdi. O  zaman imtihanın sırrı sona ererdi. Burası imtihan yurdu olduğu i&ccedil;in emir  makamından değil; davet makamından seslenilmektedir&hellip;<br />
Fakat!&hellip; Hayat namazını kılmak &uuml;zere d&uuml;nya camisine yani cem olma yerine madde ve  manamıza yapılan davet ya da diğer bir deyişle yapılan &ccedil;ağrı b&ouml;yle değildir,  icabet zorunluluğu vardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; burada bir yaratma s&ouml;z konusudur.<br />
Ezan, alemi gaybtandır. Alemi gaybtan olan bir davet ise madde ve mana olarak  YARATILAN her zerreye hitab eder. Burada davet sahibi Allah(c.c.), davet  makamındaki ise Hz. Muhammed (s.a.v.)dir. Ezanı Muhammed&rsquo;i denmesinin  sebeplerinden birisi okunan davetin, Peygamberimizin makamı olan davet  makamından okunmasıdır. Bu davete icabet edip etmemek, davet edilenin iradesine  bırakılmıştır. Adında anlaşılacağı &uuml;zere zorlama ya da mecbur etme değil; sadece  davet&hellip;<br />
B&ouml;yle bir davet, ancak yaratılarak varlık SAHNESİNE &ccedil;ıkmış ve icabet edip  etmemek konusunda irade sahibi kılınmış, şuurlu varlıklaradır&hellip; İşte bu manada  Ezanı Muhammed&rsquo;i, ilk Cebrail (a.s.) tarafından okunmuştur.<br />
Ancak!&hellip; Yaratılarak varlık SAHNESİNE hen&uuml;z &ccedil;ıkmamış, madde y&ouml;n&uuml; toprakta bir  takım madenler ve nebatat ya da hayvanat halinde bulunan, mana y&ouml;n&uuml; alemi emirde  olan insan i&ccedil;in s&ouml;z konusu olduğunda bu davet, davet sahibinden, b&uuml;t&uuml;n bunları  bir araya getirip, bunlardan irade sahibi bir insan yaratan Allah&rsquo;tan  olmaktadır.<br />
Rabbimiz: &ldquo;Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet(kulluk) etsinler diye  yarattım,&rdquo; buyurmaktadır. Bu da demektir ki; Bizler, d&uuml;nya denen camiye yani cem  olma yerine, hayat namazını kılmaya geldik. Ama kimin y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine  geldik?&hellip; Hz. Muhammed&rsquo;in(s.a.v.) h&uuml;rmetine geldik.<br />
Allah(c.c.) ruhumuzu (manamızı, sırrını) ve bedenimizi ayrı ayrı alemlerden, ana  rahminde cem olmaya yani cemaat olmaya &ccedil;ağırmadı mı, davet etmedi mi?<br />
YARATAN, YARATMAK İ&Ccedil;İN DAVET EDERSE BU BİR EMİR OLUR, DAVET EDİLENLER CEBREN  İTAAT EDİP CEM OLUR&hellip;<br />
Peki Rabbimiz, bizi neye davet etti? Kulluğa yani hayat namazını kılmaya&hellip; Peki  Rabbimiz bu daveti kimin y&uuml;z&uuml; suyu h&uuml;rmetine etti? Hz. Muhammed&rsquo;in(s.a.v.)  h&uuml;rmetine&hellip;<br />
Konuyu toplarsak&hellip; Varlık sahnesine &ccedil;ıkıp hayat namazını kılmak &uuml;zere Rabbimiz  davet ediyor, bu davet Ezandır.<br />
Rabbimiz bu daveti, Peygamberimizin h&uuml;rmetine, bizi yaratarak yapıyor, bu da  Ezanın Muhammed&rsquo;i olduğunu g&ouml;sterir. İŞTE BU MANADA EZANI MUHAMMEDİ&rsquo;Yİ İLK  OKUYAN CENABI ALLAH&rsquo;TIR.<br />
Daha sonra ana rahminden, d&uuml;nya denen camiye, hayat namazını kılmak &uuml;zere  giriyoruz. Bizim gibi daha &ouml;nce bu namazı kılmak i&ccedil;in gelenlerin ve hala namazı  devam edenlerin ve kılması beklenenlerin arasına katılıyoruz. Bu ikinci Ezan;  Madde ve manamıza cebren icabet ettiğimiz ilk ezanı hatırlatmak ve ge&ccedil;en s&uuml;re  i&ccedil;inde bizde oluşan gafleti kaldırmak i&ccedil;indir. Zira insan, nisyandadır yani  unutandır&hellip;<br />
&ldquo;Maşallah baba; Rabbim ilmini arttırdıklarının ilmini arttırsın]<br />
&ldquo;Amin evladım&rdquo;<br />
&ldquo;Baba&hellip; Bu anlattığın Ezanın manası fakat o mahlukatı ka&ccedil;ıran y&ouml;n&uuml;n&uuml; de bu cahile  anlatsan.&rdquo;<br />
&ldquo;Estağfurullah!&hellip; Evlat hi&ccedil; Allah&rsquo;ı bilen cahil olur mu? İlimden maksat Allah&rsquo;ı  bilmektir, gerisi sebeptir&hellip;&rdquo;<br />
&ldquo;Elbette baba. Ama sen şu sebebi deyiver bakalım.&rdquo;<br />
&ldquo;Ezanı Muhammed&rsquo;i okunduğu zaman okuyandan bir nur &ccedil;ıkar. Sesin ulaştığı yerdeki  b&uuml;t&uuml;n boşlukları doldurur. Nur soğuktur, şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Soğuk  ile sıcak birbirine zıttır. Cinlere cehennemde ateş ile azap edilmez, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ateş  onların tabiatında vardır. Onlar soğuk ile azap edilirler. Buna ZEMHERİR denir;  Soğuk ateş anlamını taşır. Bu nedenle cinler d&uuml;nyada soğuktan korkarlar, hatta  yaz mevsiminde serin bir r&uuml;zgarın esmesi bile onlara ızdırap verir. B&ouml;yle bir  r&uuml;zgar eserse yabani eşekler gibi ka&ccedil;arlar&hellip;&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp;  3.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="444" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1111-bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (2. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1108-bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1108-bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 21:26:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi yazılar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1108</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (2. B&#246;l&#252;m) &#160; Keşişin, Ayasofya&#8217;yı aramak i&#231;in yollara d&#252;şmesinden kısa bir s&#252;re sonra yolu bir M&#252;sl&#252;man beldesine uğrar. Bu belde de yaşayanların giyimi, başlarında sarık ya...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"> Bir Varmış, Bir Yokmuş (2. B&ouml;l&uuml;m)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><font face="Verdana" size="3"><img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Keşişin,  Ayasofya&rsquo;yı aramak i&ccedil;in yollara d&uuml;şmesinden kısa bir s&uuml;re sonra yolu bir  M&uuml;sl&uuml;man beldesine uğrar. Bu belde de yaşayanların giyimi, başlarında sarık ya  da kafalarını kaplayan beyaz bir takke, &uuml;stlerinde bol bir c&uuml;ppeyle dikkat  &ccedil;ekmektedir. Erkeklerin geneli temiz ve kısa sakallı, yaşlı olanların sakalı  gen&ccedil; olanlardan biraz daha uzun, kadınları ise baştan aşağı siyah &ccedil;arşaflı ve  y&uuml;zleri pe&ccedil;eliymiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşişin kıyafeti ise bu beldede ki M&uuml;sl&uuml;manlardan hem  farklı hem de M&uuml;sl&uuml;manların ifadesi ile gayri M&uuml;slim olduğunu g&ouml;stermekteymiş.  Sakalı da, kıyafeti de yaptığı uzun bir yolculuktan dolayı gayet kirli imiş&hellip;.  Keşiş bunları g&ouml;zlemler ve d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken, annesinin elinden tutarak yanından ge&ccedil;en  bir &ccedil;ocuğun şu ifadeleri ile kendine gelir:<br />
- Aa! Anne bak, bir Hıristiyan&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
Keşiş başını onlardan yana &ccedil;evirdiğinde, kadının bakışlarındaki kendisini  &ouml;tekileştiren, k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyen ifadeyi fark eder. Kadının y&uuml;z&uuml;ndeki bu ifade, bir  zamanlar kendisinin, hayvani sıfatlar yakıştırarak insanlara olan bakışın  aynisidir. R&uuml;yasında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; İsa peygamberin, ismini Allah olarak bildirdiği O  mutlak g&uuml;ce karşı ge&ccedil;mişindeki o halinden mahcup olur, y&uuml;reği sızlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocuk annesine, keşişi eliyle g&ouml;stererek ş&ouml;yle der:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
- Anne! Bunlar bizim peygamberimize inanmıyorlar değil mi?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
Annesi &ccedil;ocuğa evet diye kısa bir cevap vererek hızla onun yanından uzaklaşırlar.  Keşiş, bizim peygamberimiz ifadesine i&ccedil;ten i&ccedil;e sadece bir tebess&uuml;m eder&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş biraz su i&ccedil;mek ve elini y&uuml;z&uuml;n&uuml; yıkamak i&ccedil;in  meydandaki &ccedil;eşmeye doğru ilerler. &Ccedil;eşme başında, &ccedil;oluk &ccedil;ocuk ve kadınlar  ellerinde testi ile sıra olmuşlardır. Bizimki su i&ccedil;ebilmek i&ccedil;in m&uuml;saade ister,  kadınlar: Tabii keşiş efendi buyur, diyerek yer verirler. Keşiş, ellerini  yıkayıp, avu&ccedil;larıyla su i&ccedil;ecekken, yalağın kenarında atıl duran kırık bir  testinin, şiirimsi bir şekilde kendine seslendiğini duyar. &Ccedil;eşme başındakilerin  bu adam ne yapıyor diyen şaşkın bakışları arasında kırık testiye uzanarak suyu  onunla i&ccedil;er. Fakat su acıdır ve istemeden y&uuml;z&uuml;n&uuml; buruşturur. Testiye, suyu niye  acılaştırdığını sorar ve bakın testi nasıl cevap verir:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Bir zamanlar kudretli padişah idim<br />
&Ouml;l&uuml;m&uuml;n karşısında &ccedil;aresiz eğildim<br />
Cansız kara toprağa uzanıp, serildim<br />
Bir mezarlığa g&ouml;m&uuml;l&uuml;p, sonra terk edildim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Sarayımı, baykuşlar mekan tuttu<br />
En sevdiklerim dahi ismimi unuttu<br />
Etlerim d&ouml;k&uuml;l&uuml;p, g&ouml;zlerim oyuldu<br />
Yaptıklarımın hesabı bir bir soruldu</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Toprak olup r&uuml;zgarla savruldum<br />
&Ouml;l&uuml;m&uuml;n acısıyla yanıp, kavruldum<br />
Su katılıp, kerpi&ccedil; diye işlendim<br />
Fırınlara atılıp, pişsin diye beklendim</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&Ccedil;amurla sıvayıp, duvar diye &ouml;rd&uuml;ler<br />
Niceleri.. hep bu akıbeti g&ouml;rd&uuml;ler<br />
Zaman ge&ccedil;ti, duvar da artık eskidi<br />
Dediler ki, yıkalım, yerine yenisini yapalım</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Yıkıldım bin par&ccedil;aya dağılarak<br />
Hani padişah idin&hellip; dedim, halime bakarak<br />
Yıllarca r&uuml;zgarla oradan oraya savrularak<br />
Sonunda bir testi oldum,<br />
Yine fırınlarda yanarak</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Dediler ki! İ&ccedil;ime dolan su acı oluyormuş<br />
B&ouml;yle testiler, kırılıp atılıyormuş<br />
Kırdılar, yere &ccedil;alarak her bir yerimi<br />
Sonunda bir &ccedil;&ouml;pl&uuml;kte buldum kendimi<br />
İyi dinleyin, &ouml;ğrenin bu akıbetimi<br />
Unutmayın her şeyin tek SAHİBİNİ</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Ey Allah&rsquo;ın kulu: Ben bunları nice zamandır insanlara derim  de beni duymazlar, ama sen duydun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! davete uydun, var git yolun kutlu  olsun&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Bizimki, kadınlara d&ouml;nerek: Allah razı olsun s&ouml;z&uuml;yle  teşekk&uuml;r eder. Kadınlardan biri de: Senden de Allah razı olsun keşiş efendi,  diye cevap verir. Diğer kadınlar bunu s&ouml;yleyen kadına karşı &ccedil;ıkarlar. Bir gayri  m&uuml;slime, Allah razı olsun denemeyeceğini; sadece Allah hidayet versin,  denebileceğini tartışmaya başlarlar. Allah razı olsun diyen kadın tartışmaya şu  s&ouml;z&uuml;yle son noktayı koyar:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
-Allah&rsquo;ın hidayet vermesi, zaten ondan razı olması demek değil midir? Ha razı  olsun demişsin, ha hidayet versin demişsin, ne fark eder&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş, testinin dile gelip s&ouml;ylediklerini d&uuml;ş&uuml;nerek oradan  uzaklaşırken, m&uuml;ezzin, vakit ezanını okumaya başlar. Ezanın sesiyle birden dona  kalır, her azası titremeye başlamış, dizlerinin dermanı kesilmiş, insanlar,  hayvanlar, ağa&ccedil;lar ve şehir g&ouml;z&uuml;nden silinmiş, g&ouml;zleri, kulakları, elleri ve  ayakları her zerresi bu sese y&ouml;nelmiş, &ldquo;lebbeyk Allah&rsquo;ım lebbeyk&rdquo; diyerek  tespihe başlamışlardı. Keşiş, v&uuml;cudundaki her zerrenin tespihine iştirak ederek,  diliyle &ldquo;lebbeyk Allah&rsquo;ım lebbeyk&rdquo; diyerek zikre başlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">İnsanlar, koşarak yanından ge&ccedil;ip camiye gidiyorlardı.  Aralarından birinin kendisine seslenmesiyle kendine gelir gibi oldu. Seslenen  kişi ş&ouml;yle diyordu:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
- Keşiş efendi! Ne avare avare bakınıyorsun? Bu ezan ezan, bizi yani  M&uuml;sl&uuml;manları namaza &ccedil;ağırıyor. Hani siz kilisede &ccedil;an &ccedil;alıyorsunuz ya onun gibi  bir şey işte&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş bu &ccedil;ağrının, bu hitabın, bu seslenişin manasını  anlayamamış, sesini duyamamış, adamın niye ve nereye gittiğini bilmeden camiye  koşmasına bakıp sadece tebess&uuml;m etmişti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
Kalabalıkla birlikte caminin kapısına kadar gelerek, insanların, hayrola sen  nereye? Diyen bakışları arasında kapıda durur. Caminin bah&ccedil;esinde yerden  y&uuml;ksek&ccedil;e bir masanın &uuml;st&uuml;nde, &uuml;zeri yeşil &ouml;rt&uuml; ile &ouml;rt&uuml;lm&uuml;ş bir tabut vardır.  Tabutun iki başında iki kişi beklemektedir. Birden dikkatini &ccedil;eken bir manzara  m&uuml;şahede eder. Adamın biri, kalabalıkla konuşmaya &ccedil;alışmakta, aralarında  gezinmekte ve insanların i&ccedil;inden ge&ccedil;mektedir. Buna karşın hi&ccedil; kimse onu  duymamakta, g&ouml;rmemekte ve asıl tuhaf olanı; adamın, insanların i&ccedil;inden  ge&ccedil;tiğinin kendisinin dahi farkında olmayışı imiş&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
Keşiş hayret eder. Epey zamandır &ccedil;ok farklı şeyler m&uuml;şahede etmiştir ama b&ouml;yle  bir şeyi ilk defa g&ouml;rmektedir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">G&uuml;nlerden Cuma olduğu i&ccedil;in Cuma namazı kılınmaktadır. İmam  sesli olarak fatiha ve Kuran&rsquo;dan sure okumaya başlayınca keşişi, ezan sesinde  olduğu gibi ayni şevk, ayni cezbe sarmıştır. Caminin bah&ccedil;e kapısının dibine  &ccedil;&ouml;kerek, kendini imamın okuyuşuna, bir yaprağın kendini suyun akışına teslim  etmesi gibi teslim eder ve başını &ouml;ne eğerek hı&ccedil;kırıklarla ağlamaya başlar.  Ağlar&hellip; ağlar takii&hellip;.. İmam: &ldquo;Esselam&uuml; aleyk&uuml;m ve rahmetullah,&rdquo; diyerek sağına  selam veresiye kadar&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
Keşiş, gayri ihtiyari olarak kendinin de ayni şekilde selam vererek, başını sağa  &ccedil;evirdiğini fark etmez bile, fark ettiği tek şey; O anda g&ouml;rd&uuml;kleridir&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
Keşiş bu m&uuml;şahedeye dayanamaz ve oracıkta bayılır. Sırtını duvara verdiği i&ccedil;in  camiden &ccedil;ıkanlar, onun uyuduğunu sanırlar. &Ouml;n&uuml;nden ge&ccedil;erken bazıları para atar,  bazıları ise gayri m&uuml;slime sadaka verilemeyeceğini y&uuml;ksek sesle ifade ederler.  Sadaka verenler ise, bir gayri m&uuml;slimin kalbinin, İslam&rsquo;a ısındırılması i&ccedil;in  verilebileceğini s&ouml;ylerler ve tartışma b&ouml;yle s&uuml;r&uuml;p gider&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Keşiş bu baygın halde yatarken bir r&uuml;ya g&ouml;r&uuml;r. R&uuml;yasında,  ak sakallı, nur y&uuml;zl&uuml; bir ihtiyar: &ldquo;Ya Adem efendi,&rdquo; diyerek elinden tutmuş,  Kabe&rsquo;ye tay yi mekan yaparak g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şt&uuml;&hellip; Kabe&rsquo;nin etrafında mahşeri bir  kalabalık vardı. Şehrin dışına &ccedil;adırlar kurulmuş, her &ccedil;adırın &uuml;st&uuml;nde ay  yıldızlı bir al bayrak tutturulmuştu. Her tarafta kendilerine T&uuml;rk denen  milletin askerleri vardı&hellip; Onu getiren ihtiyar yine elinden tutarak, askerlerin,  &ccedil;adırların ve mahşeri kalabalığın i&ccedil;inden adeta s&uuml;z&uuml;lerek Kabe&rsquo;nin yanına kadar  getirdi. Kabe&rsquo;nin kapısında bir m&uuml;nadi y&uuml;ksek sesle bağırıyordu. Kalabalıktan  birisi de, o m&uuml;nadiye s&ouml;yleniyordu&hellip; &ldquo;Bu ge&ccedil;en sene de b&ouml;yle bağırıyordu,  kendisini Kabe&rsquo;nin m&uuml;davimi sanıyor,&rdquo; diyordu&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
Keşiş, onu getiren ihtiyar ve keşişin tanıdığı ama d&uuml;nya hayatında hi&ccedil; g&ouml;rmediği  fakat o anda onu tanıdığını bildiği biriyle, &uuml;&ccedil; kişi olarak Kabe&rsquo;nin i&ccedil;ine  girerler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
Kabe&rsquo;nin d&ouml;rt duvarının birer adım mesafesinde, sıralanan insanların ayaklarını  kaplayabilecek şekilde ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte, yaprak motifli, altından yerler  hazırlanmıştı. Bir m&uuml;nadi bunların hepsinin sahipli olduğunu yalnız şu karşı  k&ouml;şede ki s&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş, &uuml;&ccedil; kişilik yerlerin kendilerine verildiğini s&ouml;yler. &Uuml;&ccedil;&uuml; de  oraya giderek yıpranmış ama izleri belli ayak yerlerine ayaklarını koyarlar ve  dizilirler. Evet burası kendileri i&ccedil;in hazırlanmıştır ama hen&uuml;z altın işleme  yoktur&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
M&uuml;nadi, keşişe seslenerek Kabe&rsquo;nin d&ouml;rt cihetine, iki rekat namaz kılmasını  s&ouml;yler. Keşiş, Kabe&rsquo;nin tam ortasına gelerek d&ouml;rt cihete iki rekat namaz kılar&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><br />
M&uuml;nadi, keşişe: &ldquo;Ya Adem, Allah kabul etsin,&rdquo; diyerek tebrik eder ve daha sonra  bu &uuml;&ccedil;&uuml;ne Kabe&rsquo;nin sırlarından anlatmaya başlar. İşte m&uuml;nadinin anlattığı  Kabe&rsquo;nin sırlarından:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">KABE&rsquo;NİN SIRRINDAN A&Ccedil;ILANLAR</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Rabbim insanda, sıfatları ve esması ile zahirdir. Aslıyla  batındır, gizlidir. İnsan geldiği nokta itibari ile Evvel&rsquo;dir. Gittiği lamekan  itibari ile Ahir&rsquo;dir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;!&hellip; Yolculuğu evvel&rsquo;den başlamıştır, ahiret&rsquo;e  uzanmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Kabe&rsquo;nin d&ouml;rt duvarı vardır. Biri zahir&rsquo;dir, biri  batın&rsquo;dır, diğer ikisi evvel ve ahirdir. Kabenin g&ouml;r&uuml;n&uuml;şte i&ccedil;i boştur. Fakat bu  boş g&ouml;r&uuml;nen mekanda, evvel ile ahir arasında sonsuz zahir ve batın tecellileri  olmaktadır. Bu sonsuz tecellilerden, kişiye a&ccedil;ılanlar zahir h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;er,  a&ccedil;ılmayıp gizli kalanlar batın h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;er. O y&uuml;zden, her kişinin y&ouml;neldiği  zahir ve batın tecellileri farklı farklıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Kabe&rsquo;ye y&ouml;neldiğimizde, zahir olan bedenimiz ve sonsuz  tecellilerden bize zahir olanlarla ve batın olan aslımızla ve sonsuz  tecellilerden bize batın olanlarla, Rabbimizin, bize a&ccedil;ılan zahirine ve gizli  kalan batınına y&ouml;neliriz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Kimisi taş duvarlara d&ouml;ner y&ouml;n&uuml;n&uuml;, kimisi sonsuz  tecellilere a&ccedil;ar g&ouml;nl&uuml;n&uuml;. İşin aslına bakarsan; y&ouml;nelen de O, y&ouml;nelilen de O&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Kabe&rsquo;nin i&ccedil;inde namaz kılan biri, d&ouml;rt duvara da  y&ouml;nelebilir. Kabe&rsquo;nin dışında namaz kılan dışarıdan duvara y&ouml;nelir. Aradan  duvarı kaldırırsan bu iki insan, y&uuml;z y&uuml;ze y&ouml;nelmiş olur. Y&uuml;z Cemalullah&rsquo;tır, dil  kelamullah&rsquo;tır, el kudretullah&rsquo;tır. Y&ouml;neldiğin duvar nefsindir. &ldquo;Nefsini kaldır  aradan, g&ouml;r&uuml;ns&uuml;n Yaradan,&rdquo; s&ouml;z&uuml; sana neyi anlatmak istiyor?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Evvel ile Ahir arasında, sonsuz tecelli<br />
Bir g&ouml;n&uuml;l ki! Hak eder tecelli<br />
G&ouml;n&uuml;l Kabe&rsquo;sine tecelli olmadan<br />
Kabe&rsquo;ye varsan da boş, bunu anlamadan</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Zahirde y&ouml;neldiğin d&ouml;rt duvardır<br />
Batında olan sonsuz tecelliler vardır<br />
Gel sen, nefsini aradan kaldır<br />
O zaman g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n, duvarın ardında kim vardır</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">İnsan başlı başına bir alemdir. Bu alemde, kalbin bulunduğu  mekan Mekke, g&ouml;n&uuml;l ise Kabe&rsquo;dir, dil Medine&rsquo;dir. Davamız hen&uuml;z dilimizdedir. Bu  dava Hz. Resulullah&rsquo;ın(s.a.v.) Mekke&rsquo;nin fethi davasıdır. Yani; Hz. Resulullah  hen&uuml;z dilimizdedir, &ouml;z&uuml;m&uuml;ze indiğinde fetih m&uuml;jdesi ger&ccedil;ekleşmiş olacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">İşte ondan sonra g&ouml;n&uuml;l beldesinden, g&ouml;n&uuml;l Kabe&rsquo;sinden irşad  başlayacak ve bu belde İslam diyarı olacaktır. G&ouml;n&uuml;l Kabe&rsquo;si fethedilmiş, Hz.  Resulullah(s.a.v.) Kabe&rsquo;ye girmiş olacağından vahyi ilahi misali, manalarda  inzal olmaya başlayacaktır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Dil bir &ccedil;eşme misali bazen nefisten bulanık akmakta, bazen  de g&ouml;n&uuml;lden duru ve berrak akmaktadır. G&ouml;n&uuml;l Kabe&rsquo;miz fethedildikten ve bu belde  ahlakı Muhammadiye ile bezendikten sonra dil g&ouml;n&uuml;l Kabe&rsquo;sinden, zemzem akıtmaya  başlar ki! Duyup, i&ccedil;enlere şifa olur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"><strong> Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum?referer=');"> 1.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp;  2.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>
<p><font face="Verdana">  <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');"> 15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana"> &nbsp; </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1349" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1108-bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Varmış, Bir Yokmuş (1. Bölüm)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1103-bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1103-bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2009 21:21:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bulent Gokcen</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bir Varmış Bir Yokmuş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1103</guid>
		<description><![CDATA[Bir Varmış, Bir Yokmuş (1. B&#246;l&#252;m) &#160; Masal bu ya: Zamanın birinde, &#246;mr&#252;n&#252; dine adamış bir keşiş varmış. Mabed&#8217;deki her işe koşar, hizmette kusur etmez ve &#231;ok&#231;a dua edermiş. Ama...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3">Bir Varmış, Bir Yokmuş (1.  B&ouml;l&uuml;m)<img width="400" height="216" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/birvarmış-bir-yokmuş1.jpg" alt="" /></font></h1>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font><font face="Verdana" size="3"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />Masal  bu ya: Zamanın birinde, &ouml;mr&uuml;n&uuml; dine adamış bir keşiş varmış. Mabed&rsquo;deki her işe  koşar, hizmette kusur etmez ve &ccedil;ok&ccedil;a dua edermiş. Ama bu keşişin, kendisinde  kusur olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir huyu varmış ve bu y&uuml;zden de i&ccedil;ten i&ccedil;e &ccedil;ok rahatsız  olurmuş. Okuduğu kutsal kitabında, aklına takılan soruların ardı arkası  kesilmiyormuş, &ouml;zellikle de bir insanın nasıl &ldquo;tanrının oğlu&rdquo; olabileceği gibi,  aklın ve mantığın onay vermediği ama sahip olduğu inancın bunu sorgulamasına  izin vermemesi, sadece inanması gerektiğini s&ouml;ylemesiymiş. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Bu ş&uuml;pheler, keşişin beynini i&ccedil;ten i&ccedil;e kemirirken, kutsal  kitabın dışında da araştırma yapmaya karar verir.<br />
İlk olarak şehirde, herkesin profes&ouml;r dediği, tanrıyı kabul etmeyen adamla  g&ouml;r&uuml;şmeye gider. Ama bunu gizli yapar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;! dini otorite, profes&ouml;rle g&ouml;r&uuml;şmeyi  şiddetle yasaklamaktadır. Neyse bu g&ouml;r&uuml;şmede g&uuml;nler g&uuml;nleri kovalar, keşiş  aklındaki sorulara profes&ouml;rden, bilimsel ve tarihsel cevaplar alırmış. Profes&ouml;r  her seferinde s&ouml;ze, bir tanrının olmadığından, evrenin kendi kendine var  olduğundan, canlılığın doğal bir seleksiyon sonucu oluştuğundan, insan neslinin  bu doğal seleksiyon sonucu oluşan canlılığın, bir dizi evrim sonu&ccedil;u ortaya &ccedil;ıkan  bir t&uuml;r olduğundan bahsedermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Keşiş bu s&uuml;recin sonunda aklında daha da artan sorularla  mabedin bah&ccedil;esinde gezinirken şunları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r: Daha &ouml;nce bir tanrının var  olduğuna inanıyordu fakat bug&uuml;n bundan emin değildi, daha &ouml;nce bir insanın nasıl  &ldquo;tanrı oğlu&rdquo; olduğunu sorgularken, bug&uuml;n insanın, maymun t&uuml;r&uuml;n&uuml;n, evrim  basamağında bir &uuml;st basamak canlı t&uuml;r&uuml; olduğunu, dolayısıyla insanın &ouml;zel  yaratılmadığını, d&uuml;ş&uuml;nen bir hayvan olup olmadığını sorguluyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><br />
Kafasında bu sorular arı gibi vızıldarken birden g&ouml;zleri heyecanla fal taşı gibi  a&ccedil;ıldı. Evet dedi: İnsanlığın şimdiki hali eğer evrimin bir basamağı ise,  evrimleşme s&uuml;recinde ki bir sonraki basamak ya da basamaklarda insan ne  olacaktı, neye d&ouml;n&uuml;şecekti?<br />
Kalbi heyecanla atmaya başlamıştı. Evrimleşme s&uuml;reci devam ettik&ccedil;e insanın  konumu ne olacaktı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Keşiş bu duygular i&ccedil;erisinde gezinirken birden durdu ve  gayri ihtiyari olarak aman tanrım, diye bağırdı.Tanrının var olduğuna olan  inancı neredeyse inkar noktasındaydı ama o, aman tanrım diye bağırmıştı neden?  Bunun &uuml;zerinde fazla durmadı, &ccedil;&uuml;nk&uuml;! Aklına m&uuml;thiş bir soru gelmişti. Eğer dedi:  İnsanın evrimi s&uuml;r&uuml;yorsa bir alt basamak olan maymunların da evrimi s&uuml;recek  dolayısıyla onlar da ilkel insana d&ouml;n&uuml;şecekti.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><br />
Acaba dedi: Şu anda evrim s&uuml;recinde ilkel insan formunda olan ırklar var mıydı?  Acaba, şu anda evrimin en &uuml;st basamağında hangi ırk vardı? Evrimleşme s&uuml;recinde  geriden gelen ırklar hen&uuml;z insan değillerdi, ara basamak, hayvanla insan  arasında ara ırk sayılırlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Keşiş, aklındaki bu sorularla, mabedin k&uuml;t&uuml;phanesine inerek  eski azizlerin kitaplarından bu konuda araştırma yapmaya başladı. Evet eski  azizler de, insanın bu s&uuml;re&ccedil;ten ge&ccedil;tiğini s&ouml;yl&uuml;yorlardı. Dolayısıyla profes&ouml;r  yani bilim haklıydı. Keşişin, profes&ouml;rle olan g&ouml;r&uuml;şmelerinin sonunda tanrı  inancı tamamıyla iflas etmiş, y&ouml;nelecek bir tanrı olmadığı i&ccedil;in mucize de  olamayacağına karar vermişti. Tanrı yoksa, mucize yoksa, peygamber denen &ldquo;tanrı  oğlu&rdquo; da olamazdı. Artık keşişin nazarında sevap ve g&uuml;nah, cennet ve cehennem de  ge&ccedil;erliliğini yitirmiş, sadece evrimin en &uuml;st basamağında olanlar ve altta  olanlar vardı.<br />
&hellip;.<br />
..<br />
.<br />
Keşiş bu d&uuml;ş&uuml;ncesinden dolayı din otoritesi tarafından kovulup, aforoz  edilmişti. Artık insanlara bu yeni d&uuml;ş&uuml;ncesinin bakış a&ccedil;ısıyla, acıyarak biraz  da kovulduğu i&ccedil;in &ouml;fkeyle bakıyordu. Kendini en &uuml;st basamakta sayıyor,  diğerlerine insan olarak bakmıyordu. Nasıl baksın ki! Artık herkesin  davranışlarında, yemesinde ve i&ccedil;mesinde bir hayvanın sıfatını g&ouml;r&uuml;yor,  evrimleşme s&uuml;recinde, o hayvanın sıfatının kişide ya da ırklarda baskın  kaldığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Artık kendisi, hen&uuml;z insan olamamış bunların arasında  kalamazdı. Şehir dışındaki bir dağa &ccedil;ekilerek, yalnız yaşayıp evrimini orada  tamamlayacaktı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Keşiş, dağın başında, yalnız yaşadığı kul&uuml;bede uzun uzun  d&uuml;ş&uuml;ncelere dalar, geceleri ay&rsquo;ı, yıldızları saatlerce seyreder, g&uuml;nd&uuml;zleri ise  yabani yemişle beslenirdi. Neden sonra yabani yemiş ağa&ccedil;larını aşılamaya karar  verir&hellip;<br />
İşte ne olduysa bu aşılama işlemine karar verdiği zaman olur. Bu ağa&ccedil;lar  yıllardır burada ve yabani yemiş vermekteydiler. Kendisi daha &ouml;nce de bu dağa  gelmiş hatta &ccedil;ocukken bile arkadaşlarıyla gelip yabani yemiş toplamıştı. Bug&uuml;ne  kadar ağa&ccedil;larda bir değişme olmamıştı, hala yabani yemiş vermekteydiler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><br />
Kendisi bu ağa&ccedil;ları aşıladığı zaman ağa&ccedil; farklı meyve verecekti ve bu iş  dışarıdan bir m&uuml;dahale ile yapılacaktı, bilin&ccedil;li bir m&uuml;dahale ile&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Aklına birden Adem&rsquo;in, insanlığın ilk atası olmadığı,  kutsal kitapta da zaten ilk insan olarak bahsedilmediği gelir. Kendisinin,  yabani ağaca aşı yapması gibi var olan insan ırkına da acaba bir m&uuml;dahale  yapılmış olamaz mıydı? Peki bu m&uuml;dahaleyi kim ya da kimler yapmıştı?..<br />
O gece yıldızları seyrederken oralarda hayat olup olamayacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Neden  olmasın ki? D&uuml;nyadaki ortama g&ouml;re, buranın şartlarına g&ouml;re oluşan canlılık,  d&uuml;nya dışındaki yerlerde yani yıldızlarda da, o ortama g&ouml;re oluşabilirdi.  Oralarda da evrimleşme s&uuml;reci, d&uuml;nyaya g&ouml;re hızlı ya da yavaş olabilirdi. Keşiş  tekrar heyecanlanmaya başlamıştı. Bu sorularla yeniden canlanmıştı sanki. Ama  bir sorun vardı. Artık tanrının varlığına inanmıyordu ve d&uuml;nyadaki insan nesline  kim ya da kimler, niye m&uuml;dahale yapmışlardı. Bu m&uuml;dahaleyi yapanlar bu  m&uuml;dahaleyi yapabilecek kadar bizden &uuml;st&uuml;nd&uuml;ler. Tamam tanrı yoktu, oralarda da  ve d&uuml;nyada da tamamen doğal bir seleksiyon sonucu oluşan canlılık, bu canlılığın  evrimi ve bu evrimin sonunda d&uuml;nyada oluşan insan ırkı ve yıldızlarda insandan  da &ouml;te evrimleşmiş bir canlı t&uuml;r&uuml; vardı ama bu iş bu kadar basit olamazdı, daha  &ouml;tesi olmalıydı&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Keşiş, yıldızlardaki hayatın varlığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p buna  inandıktan sonra azizlerin kitabında bahsedilen bir olay aklına geldi. İsrail  oğullarının, peygamberi zamanında bir kavimin, peygambere asi olduğunu bu y&uuml;zden  de, o peygamber tarafından yery&uuml;z&uuml;nden silinmeleri i&ccedil;in beddua aldıklarını,  peygamberin daha sonra merhamete gelerek yery&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ekilmeleri şeklinde  duasını değiştirdiğini ve tanrıya, o kavimle birlikte dua ettiklerini, iman ehli  olarak g&ouml;ğe &ccedil;ekildiklerini iman ehli bir kavim olarak seyyarelerin (gezegen,  peyk) birinde yaşadıklarını, kıyamete yakın bir zamanda bu kavimle komşuluk  edecek kadar yakınlaşacağımızı, o g&uuml;n bizleri ara&ccedil;larına davet ettiklerinde hi&ccedil;  &ccedil;ekinmeden binmemiz gerektiğini okuduğunu hatırlar. Aziz, kitabında bu yazının  sonunda ş&ouml;yle bir c&uuml;mle sarf etmiştir:<br />
G&Ouml;KLERDE HAKİKATLER YERY&Uuml;Z&Uuml;NDE HİKAYELER VARDIR&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Bu s&ouml;z, keşişin beyninde bir şok etkisi yapar, beyni adeta  zonklamaya başlamıştır. Nasıl zonklamasın ki? Tanrı tarafından diğer canlılardan  ayrı olarak bir anda, &ouml;zel olarak yaratıldığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rken bunun b&ouml;yle  olmadığını, Adem&rsquo;den &ouml;nce yery&uuml;z&uuml;nde oluşan canlılığın bir dizi evrim sonucu,  şeklen bug&uuml;n ki insana benzeyen bir t&uuml;r&uuml;n ortaya &ccedil;ıktığını, tanrının,  &ldquo;yery&uuml;z&uuml;nde halife yaratacağım,&rdquo; dediği zaman, meleklerin, &ldquo;yery&uuml;z&uuml;nde kan  d&ouml;kecek birini mi yaratacaksın,&rdquo; diye soru sorduklarını ve bu sorudan da  yery&uuml;z&uuml;nde zaten var olan ve kan d&ouml;ken bir t&uuml;r&uuml;n yaşadığının anlaşıldığını, daha  da &ouml;tesi bu ifadelerden, insandan başka, adına melek denen canlı ve şuurlu  varlıkların olduğunu anlıyordu. Kendisinin var olan yabani ağa&ccedil;ları aşılaması  gibi melek denen bu varlıklar, tanrının emriyle o g&uuml;nk&uuml; insan t&uuml;r&uuml; &uuml;zerinde bir  nevi aşılama yaparak Adem neslini başlatmış olabilirlerdi. Tanrının m&uuml;dahalesi  meleklerin eliyle ger&ccedil;ekleşmişti. Kafasındaki tanrı inancı zaten daha &ouml;nce iflas  etmişti. Fakat insanları, melekleri, d&uuml;nyayı, yıldızları var eden sistemin bir  başlangı&ccedil; noktası olmalıydı, b&uuml;t&uuml;n bunların bir nedeni olmalıydı ve tabii ki bir  de neticesi olmalıydı. En &ouml;nemlisi ise b&uuml;t&uuml;n bunlara hakim, kapsayıcı ve  tasarruf eden bir g&uuml;&ccedil; olmalıydı. İşte bu g&uuml;&ccedil;, melekler ile bakire Meryem  &uuml;zerinde bir m&uuml;dahale yaparak İsa peygamberin, babasız d&uuml;nyaya gelmesini takdir  etmişti ve bunun adına mucize deniyordu&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><br />
Keşiş tekrar o y&uuml;ce g&uuml;c&uuml;n varlığı ile buluştuğu i&ccedil;in &ccedil;ok rahatlamıştı sanki,  yeniden doğmuştu ve birden ağlamaya başlamıştı. Seni buldum, seni buldum diye  ağlıyordu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">O gece r&uuml;yasında İsa peygamberi g&ouml;rd&uuml;. Onu kutluyordu,  kendisinin &ccedil;armıha gerilmediğini y&uuml;ce Allah&rsquo;ın, onu diri olarak Musa peygamber  zamanında, g&ouml;ğe &ccedil;ekilen ASRİ uygarlığı gibi, İdris peygamber gibi g&ouml;ğe  &ccedil;ektiğini, ahir zamanda işareti AYYILDIZ olan bir kavmin olduğu yere AYASOFYA  denen bir mabede, Ahir zaman Peygamberinin &uuml;mmeti olarak indirileceğini ve bunun  artık &ccedil;ok yakın olduğunu s&ouml;yledi.<br />
Keşiş, ahir zaman peygamberinin kim olduğunu İsa peygambere sorar. İsa  peygamber, O&rsquo;nun adının g&ouml;kte Ahmed, yerde Muhammed sallallah&uuml; aleyhi ve selem  olduğunu O&rsquo;na tabi olması gerektiğini s&ouml;yleyerek g&ouml;zden kaybolur.<br />
Keşiş sabahleyin uyandığında dağın, taşın ve ağa&ccedil;ların O peygamberin ismini  zikrettiklerini duyup m&uuml;şahede eder. İsa peygamberin r&uuml;yasında dediği gibi, O  peygambere tabi olmak ve bayrağı ay yıldızlı memlekete dolayısıyla o  memleketteki Ayasofya mabedini aramak i&ccedil;in yollara koyulur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><br />
Keşişin o gece g&ouml;remediği ya da dikkatini &ccedil;ekmeyen bir şey olmuştu. O gece her  y&uuml;zyılda bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml;nde g&ouml;r&uuml;nen AYYILDIZ bir kez daha g&ouml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml; ve keşiş o, ay  yıldızı aramaya gidiyordu&hellip;<br />
Biz de onunla birlikte arasak mı acaba?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><br />
SELAMLAR</font></p>
<p align="center" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en&nbsp; </strong></font></p>
<p align="right" style="text-align: justify; line-height: 200%;"><font face="Verdana"><strong>Diğer B&ouml;l&uuml;mler</strong></font></p>
<div align="center">&nbsp;</div>
<p align="center"><font face="Verdana">  1.B&ouml;l&uuml;m&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-2-bolum?referer=');"> 2.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-3-bolum?referer=');"> 3.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-4-bolum?referer=');"> 4.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-5-bolum?referer=');"> 5.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-6-bolum?referer=');">6.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-7-bolum?referer=');">7.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-8-bolum?referer=');">8.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-9-bolum?referer=');">9.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-10-bolum?referer=');">10.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;<font face="Verdana">  <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-11-bolum?referer=');">11.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-12-bolum?referer=');"> 12.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-13-bolum?referer=');"> 13.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-14-bolum?referer=');"> 14.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-15-bolum?referer=');">15.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp;</p>
<p align="center"><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-16-bolum?referer=');">16.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-17-bolum?referer=');"> 17.B&ouml;l&uuml;m</a> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-18-bolum?referer=');"> 18.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-19-bolum?referer=');"> 19.B&ouml;l&uuml;m</a></font>&nbsp; <font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-20-bolum?referer=');">20.B&ouml;l&uuml;m</a></font><font face="Verdana">&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-21-bolum?referer=');">21.B&ouml;l&uuml;m</a>&nbsp; </font><font face="Verdana"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/bir-varmis-bir-yokmus-22-bolum?referer=');">22.B&ouml;l&uuml;m</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="587" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1103-bir-varmis-bir-yokmus-1-bolum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Served from: www.insanigelisim.com.tr @ 2012-05-20 12:02:08 -->
