<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İnsani Gelişim Hareketi &#187; insanigelisim</title>
	<atom:link href="http://www.insanigelisim.com.tr/author/insanigelisim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.insanigelisim.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 29 Oct 2011 12:42:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim her geçen gün ilgi çekiyor</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/167-insani-gelisim-her-gecen-gun-ilgi-cekiyor.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/167-insani-gelisim-her-gecen-gun-ilgi-cekiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Oct 2011 15:24:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başka Nerelerde Olacak]]></category>
		<category><![CDATA[Gazeteler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-TV]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet İnan]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Antrenörü]]></category>
		<category><![CDATA[Güzin Osmancık]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim her geçen gün ilgi çekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Koçak]]></category>
		<category><![CDATA[MPL Tv]]></category>
		<category><![CDATA[Niçin Ortaya çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgipolog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=167</guid>
		<description><![CDATA[MPL Tv de Güzin Osmancık Hanımefendi ile Kurucu Başkanımız BeyinAntrenörü Sevgipolog Kemal Koçak&#8217;ın yaptığı  programın tamamı Başkent Televizyonunda Ahmet İnan tarafından icra edilen Neva perdesi isimli programa konuk olarak katılımımızdan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MPL Tv de Güzin Osmancık Hanımefendi ile Kurucu Başkanımız BeyinAntrenörü Sevgipolog Kemal Koçak&#8217;ın yaptığı  programın tamamı<br />
<object width="420" height="315" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/d0eO62qE5Ek?version=3&amp;hl=en_US" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed width="420" height="315" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.youtube.com/v/d0eO62qE5Ek?version=3&amp;hl=en_US" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" /></object></p>
<p id="description_4580332" class="desc" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; line-height: 150%;"><span style="font-family: Verdana;">Başkent Televizyonunda Ahmet İnan tarafından icra edilen Neva perdesi isimli programa konuk olarak katılımımızdan dolayı şahsımız ile İnsani Gelişim Gönül Akortları ve notaları konusu hakkında yapılan şöyleşinin içerik görüntüleri&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana; font-size: small;"><object id="VideoPlayback0" style="width: 400px; height: 326px;" width="320" height="240" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="quality" value="1" /><param name="wmode" value="Window" /><param name="loop" value="loop" /><param name="scale" value="NoScale" /><param name="src" value="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=1774575114441915803&amp;hl=tr&amp;fs=true" /><embed id="VideoPlayback0" style="width: 400px; height: 326px;" width="320" height="240" type="application/x-shockwave-flash" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=1774575114441915803&amp;hl=tr&amp;fs=true" quality="1" wmode="Window" loop="loop" scale="NoScale" /></object><span class="Apple-style-span" style="font-family: Consolas, Monaco, monospace; font-size: 12px; line-height: 18px; white-space: pre;"> </span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="606" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/167-insani-gelisim-her-gecen-gun-ilgi-cekiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nerelerde İnsani Gelişim öncelikli olmalı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/193-nerelerde-insani-gelisim-oncelikli-olmali.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/193-nerelerde-insani-gelisim-oncelikli-olmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Jan 2011 08:10:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başka Nerelerde Olacak]]></category>
		<category><![CDATA[Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani]]></category>
		<category><![CDATA[ncelikli]]></category>
		<category><![CDATA[Nerelerde]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>
		<category><![CDATA[olmal]]></category>
		<category><![CDATA[öncelikli]]></category>
		<category><![CDATA[Takdir]]></category>
		<category><![CDATA[Veren]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=193</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde ve dünyada kişisel yeteneği ile kariyer mücadelesini veren pek çok insan kendisine ait potansiyelini kullanarak mevcut hayat standardını yükseltmek, korumak için mücadele vermek zorundadır. Hayatın akışı içerisinde bu mücadelelerine...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ülkemizde ve dünyada kişisel yeteneği ile kariyer mücadelesini veren pek çok insan kendisine ait potansiyelini kullanarak mevcut hayat standardını yükseltmek, korumak için mücadele vermek zorundadır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Hayatın akışı içerisinde bu mücadelelerine devam ederken ise çalışma ve üretme arkadaşlarıyla ya rakip olma durumundadır, yada birlikte takım oyunu oynamak zorundadır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gelişen dünyada hem rakiplerinize karşı hem de takım arkadaşlarınıza karşı donanımlarımızı ve kullandığımız araçları maksimum verimde kullanmak zorunluluğu çağımızın zaruri gereksinimlerinin başında gelmektedir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Her nerde olursak olalım nerde üretirsek üretelim kişi denilen personel; göstereceği yaklaşımla ilgili olarak ya mutlu olarak devam edecektir yada stres üretecektir.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bilinen en reel gerçek ise bir kişinin ürettiği stres tüm sistemi etkileyebilmektedir. Çünkü sistemin bütün parçaları bütünün verimliliğini kapsamaktadır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Dolayısıyla kişi, yani personel hayat içerisinde ya kendi kişisel egosuna hizmet ederek diğerlerini küçümseyen ve hiçe sayan bir anlayışla yaşamına devam ederken; yada beraber olduğu diğer insanları önemseyen ve takdir eden bir paylaşımla verimliliğe bir nebzede olsa katkıda bulunacaktır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kişisel davranışlarla egoyu öne çıkaran bireylerden oluşmuş her türlü organizasyonun verimliliği ise zaman içerisin de güç kaybetmekten kendisini kurtaramayacaktır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kısaca; kişisellikten bunalmış her sistemin İnsani gelişime olan ihtiyacı kaçınılmaz bir realitedir.</span></span></p>
<p><img src="http://photos-d.ak.fbcdn.net/hphotos-ak-snc1/hs245.snc1/9235_1187147729301_1546536470_496515_8117819_n.jpg" alt="" /></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="27977" title="1" title="08 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/193-nerelerde-insani-gelisim-oncelikli-olmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim Paradigma İnşasının İlkeleri</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2893-insani-gelisim-paradigmasi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2893-insani-gelisim-paradigmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Oct 2010 13:20:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Davet]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[bireysel gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[insan gibi]]></category>
		<category><![CDATA[insan odaklı]]></category>
		<category><![CDATA[insana dair]]></category>
		<category><![CDATA[insandan]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Hizmetkarlar birliği]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Paradigma İnşasının İlkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[insanın]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığa yakışan]]></category>
		<category><![CDATA[insanlığa yakışmayan]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel gelişim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2893</guid>
		<description><![CDATA[Önce seni görmezden gelirler, sonra alay ederler, sonra seninle savaşırlar, sonra sen kazanırsın&#8230; ! (Gandhi) İşte bizde insani gelişim yolculuğumuzda aynı süreçleri yaşamaktayız&#8230; Bakalım “Mevlam neyler neylerse güzel eyler” Diyerek...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><html xmlns=""></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/gandi.jpg" border="0" alt="" width="58" height="57" align="left" />Önce  seni görmezden gelirler, sonra alay ederler, sonra seninle savaşırlar, sonra sen  kazanırsın&#8230; ! </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: left; line-height: normal; margin-bottom: 6.0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">(Gandhi)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal; text-align: center;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <img class="aligncenter" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/gandhi3.jpg" border="0" alt="" width="475" height="339" /><br /> İşte bizde insani gelişim  yolculuğumuzda aynı süreçleri yaşamaktayız&#8230;<br /> Bakalım </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: right; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“Mevlam  neyler neylerse güzel eyler”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Diyerek  azcık kenara çekilmiş olsak bile yolumuzdan bir adım bile geri çekilmeden İnsani  Gelişimin önündeki tüm engelleri kaldırmak gayretiyle insani gelişim paradigması  inşasına devam ederken kurumsal yapımızın iskeletini yavaş yavaş da olsa  hazırlamaya devam etmekteyiz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Dolayısıyla </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> bilgi  üretme yolunda başarıya ulaşmak için neye ihtiyaçları olduğunu tanımlamak  amacıyla üretilmiş ve geliştirilmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> öğrenenleri bilgi toplumuna hazırlamak için iyi bir nokta yakalamış, öğrenmeye  yönelik bir yaklaşımdır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> inşası topluluğunun bir üyesi olarak aktif bir şekilde; beyin fırtınası  fikirlerini, problem tanımlamalarını, çözüm yolları veya kanıt araştırmalarını,  akranlarıyla tartışma ve ele almada birbirine bağlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> üyeleri,  toplulukların veya organizasyonlarının bilgisinin ilerlemesi için işbirliği  içerisinde birlikte çalışırlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> ileri  seviyede bilgi üretmenin limiti olan kişiselliğe karşı, yeni ezber bozan şeyler  üretmeye yardımcı açıkça görülen bir amaca sahiptir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> öğrenmede  motivasyona neden olmakta ve öğrenenlerin düzenli (sıralı) düşünmelerini  geliştirmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Örneğin  Kritik düşünme, kara verebilme problem çözme ve ve insani gelişimi besler.  İnsani gelişimi beslemesine örnek olarak da haberleşme becerileri, insanlar  arası iletişim becerileri ve yaşam boyu öğrenme ve ahde vefa empati duyarlılığı  görüşü verilebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> Küçük  yaştaki çocukların bile <strong>insani gelişim</strong> modeliyle verilmiş işlere yatkın  olduğu bulunmuştur. Yeter ki onlara uygun konular, yeterli zaman ve destek  sağlansın.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ortaya çıkan  bazı araştırma sonuçları gösteriyor ki; <strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> akademik performansı, okul ve sınavlar ile biçimsel (resmi) olarak ölçülebilecek  seviyede gözlemlenebilmektedir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Diğer  açıdan; <strong>İnsani Gelişim  Paradigması</strong> doğuştan her  insanın kazanabileceği bir fıtrat kodu olduğu bir kenara not edilebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Daha açık  ifadeyle insanlığı zora sokan ve soyan her türlü eylemlerin kişisel yeteneklerle  ortaya çıktığı gizlenemez bir hakikattir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> Demokratik  bilgiyi  Eşzamanlı (simetrik) bilgi ilerlemesini,  Yayılması kolay bilgi  oluşturma ve güvenilir kaynakları yapıcı olarak <strong>faydalıya</strong> <strong>hizmetkâr</strong> olma yolunda kullanır. <strong> İnsani Gelişim Paradigması</strong> oluşturma  sırasında iletişim  Eşzamanlı, katıştırılmış ve dönüştürülebilir fikirlerden  oluşan ilkeleri aşağıdaki gibidir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal; text-align: center;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><img class="aligncenter" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/insanigelisim_paradigma.jpg" border="0" alt="" width="339" height="331" /></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 1. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: right; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“İnsanı yaşat  ki devlet yaşasın” </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; text-align: right; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şeyh Edeb Ali</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gerçek fikirler ve gerçek  problemler Sosyo-bilişsel dinamikler bilgi problemleri dünyayı anlama çabasından  kaynaklanır. Üretilen veya birisine mal edilen fikirler dokunduklarımız ve  hissettiklerimiz kadar gerçektir. Öğrenenler buradaki problemleri gerçekten  dikkate alırlar, merak ederler ve genellikle bu merak puzzle ve bulmacadakinden  farklıdır. Teknolojik dinamikler fikirlerle üretim işi için bir kültür  oluşturur. İnsani gelişim değerler dizisine eklenen notlar ve fikirler,  organizasyonun ve üreticilerin fikirlerine, yani işin doğrudan özüne ve insan  hizmet ederler. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 2. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Geliştirilebilir fikirler, Sosyo-bilişsel  dinamikler tüm fikirler geliştirilebilir olarak ele alınır. Katılımcılar sürekli  olarak bilginin kalitesini, tutarlılığını ve yararlılığını arttırmak için  çalışırlar. Bu işte başarılı olmak için, bahsedilen kültürün sevgipolojik bir  güven içinde olması şarttır. Bu yüzden bu insanlar risk alırken yani  cahilliklerini açığa vururken, az pişmiş düşüncelerini dillendirirken, eleştiri  alırken ve başkalarının düşüncelerine kritik yaparken kendilerini güvende  hissetmeliler. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Geliştirilebilir fikirler  Teknolojik dinamikler İnsani Gelişim Paradigması girilen bilginin yenilenmesine  her zaman destek olur. Her zaman bir üst seviye vardır. Her zaman yeniden gözden  geçirmek için fırsat vardır. Arka plan işlemleri değişikliği fark ettirir:  sürekli gelişme, yenileme, teori saflığına(temiz)Maksimum dikkat gösterir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 3. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Fikir çeşitliliği Sosyo-bilişsel  dinamikler Aynen bioçeşitliliğin ekosistemde ana nokta olması gibi, bu da bilgi  ilerlemesinin gelişiminde esas olan noktadır. Bir fikri anlamak, onu saran diğer  fikirleri de anlamaktır ki buna karşıt olan fikirler de dâhildir.(Kişisel  gelişim, NLP,Reiki, Meditasyon, Yoga gibi)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Fikir farklılıkları, yeniliklere  ve saf kalıplara evrim geçirtmek için fikirlere zengin bir ortam yaratır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Fikir çeşitliliği Teknolojik  dinamikler bildiri panoları, tartışma forumları ve bunun gibi daha fazlası  fikirlerin çeşitliliği için fırsat sunar fakat bunlar fikirlerin birbirini  etkilemesi için yalnızca gerektiği kadar destek verir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani gelişim fikirleri birbirine  bağlamak için fikirlerin farklı kombinasyonlarını farklı notlar ve görüşlerin  içinden birlikte getirerek, yani fikir çeşitliliğinin üretken kullanılıp  fikirlerin birleşmesine destek olmasına olanak verir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 4. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Üst seviyelere yükselme Sosyo-bilişsel  dinamikler yaratıcı ve üretici bilgi inşası daha kapsayıcı ilkelerle ve  problemlerin yüksek seviyede çözüm yollarıyla çalışmayı gerektirir. Bunun anlamı  çeşitlilikle, karmaşıklıkla, dağınıklıkla ve bunların dışındaki yeni  sentezlenenlerle birlikte çalışmayı öğrenmektir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Üst seviyelere yükselme Teknolojik  dinamikler Uzman ve usta olan insani gelişim değerler dizisi inşası  takımlarındakileri çevrelerindeki başarılı insanların sonucuna bağlı olarak  değişime adapte olmaya koşullanıyorlar olmalıdırlar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Adapte olmanın anlamı, şartların  ilerletici bir uyuma bağlı olmasından kaynaklanır. Bu da çıtamızı yüksek tutmaya  yarar. Notlar ve fikirlerle üst seviyelere yükselme, limitsiz katıştırılmış  fikirlerin gitgide artarak yapılara ilerlemesini destekler ve belirlenmiş  hedeflerden çok, gelişmekte olanı destekler. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 5. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kendi kendine ilerleyebilme Sosyo-bilişsel  dinamikler katılımcılar benzer fikirlerini ayarlar ve kendi fikirleriyle  diğerlerinin fikirleri arasında zıtlıkları da kullanarak harekete geçerler ve  bilgi ilerleyişini kendilerinin ders çizelgelerine göre yaparlar. Onlar amacın  problemleriyle ilgilenirler, motivasyon, değerlendirme ve uzun zamanlı planlama  normal olarak öğretmenlere veya yöneticilere kalır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kendi kendine ilerleyebilme  Teknolojik dinamikler insani gelişimin  içeriğindeki bağlantılı fikirlerin fakat  farklı fikirlerin görünümü için, yenileme ve oluşturma teorisi için destek  sağlar. Yapı iskeleleri gibi yüksek seviyede bilgi işleme, bilgi kuramının  çeşitliliği (bağlantı, merak, hipotez vb.) ve karşılığı olan kavramsal içeriğin  gelişimi içindir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 6. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Topluluk bilgisi, ortak sorumluluk  Sosyo-bilişsel dinamikler İnsani Gelişim Paradigmasının ortak, üst düzey  hedefleri için katkıları, bireysel başarı gibi ödüllendirilir. Takım üyeleri  diğerlerine değerli fikirler üretir ve ortak ilerleyen bilginin sorumluluğunu  toplum içinde paylaşır. Teknolojik dinamikler Bilgi Forumu açıktır, işbirlikçi  çalışma ortamları insan eliyle oluşturulan kavramları tutar ki bunlar topluluk  üyelerinin katkılarıdır. Topluluk üyeliği kuralları okuma açısından,  başkalarının notlarının inşası temelinde ve fikirlerin toplum için bilgi verici  ve yardımcı oluşunu sağlamak olarak tanımlanmıştır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Örneğin: İşçilerinin maaşını  zamanında veren işverenler İnsani gelişim hizmet Beratı belgesi ile  ödüllendirilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 7. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani Gelişim Birliğine katılan  bütün katılımcılar kabul edilmiş kurallara uygun olarak topluluğun paylaştığı  konulara katkıda bulunabilirler. Hepsi bilgi arşivinin grup tarafından  ilerletilmesinden Onur duyabilir. Çeşitlilik ve bölünme farklılıklar  gösterebilir fakat hiçbir organizasyonda bilgi boyunca ayrıma gerek yoktur /  vardır veya yenilikçi / yenilikçi olmayan diye çizgiler yönetici olmaz. Tamamı  bilgi yenilikleriyle birleşmek için izinlidir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani Gelişim Birliğine katılan  katılımcılar için bilginin merkezindeki alana bir yol vardır. Analitik araçlar  kullanıcıların yazılanları tarafsızca değerlendirir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 8.</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Eşzamanlı (simetrik) bilgi  ilerlemesi Sosyo-bilişsel dinamikler Uzmanlık ve ustalık kendi içinde ve  toplumlar arasında dağıtılır. Simetri bilginin ilerleyişinde, bilginin  değişiminde ve bilgi vermenin bilgi alma amacında sonuçlanır. insani gelişim  katılımcıların güvenilir kaynakları diğer bilgi kaynakları olan kendi bilgi  inşaları ve fikir gelişim süreçlerinde kullanmalarını teşvik eder. Katılımcılar  merkezi kaynaklara bilgi katkısında bulunmak için, güvenilir kaynaklara  referanslar verir ve kaynakça genellikle otomatik olarak referans verilmiş  kaynaklardan üretilmiştir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 9. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Yayılması kolay bilgi oluşturma  İnsani Gelişim Paradigma inşası özel durumlar veya konularla sınırlanmamıştır.  Zihinsel yaşamda ve okul dışında da yayılır. İnsani gelişim toplumun misyonunun  merkezi ve temel gücü olarak bilgi inşasını teşvik eder. Toplu kaynaklara  katkılar, bilginin eserini tüm yönleriyle yansıtır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 10. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Güvenilir kaynakları yapıcı  kullanır. İnsani Gelişim Bir disiplini bilmek için, sunduğu durumla ve bilginin  alanda gelişen açısıyla temas halinde olur. Bu objektif bir duruşla yetkili  kaynakları anlamayı ve saygı duymayı gerektirir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani Gelişim, katılımcıların  güvenilir kaynakları diğer bilgi kaynakları olan kendi bilgi inşaları ve fikir  gelişim süreçlerinde kullanmalarını teşvik eder. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani gelişim birliğine katılan  katılımcılar merkezi kaynaklara bilgi katkısında bulunmak için, güvenilir  kaynaklara referanslar verir ve kaynakça genellikle otomatik olarak referans  verilmiş kaynaklardan üretir.. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 11. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani Gelişim Paradigma oluşturma  sırasında iletişim topluluklarının kendi aralarında iletişimlerinin sonuçları  bilgi paylaşımından daha fazladır. Bilgi, topluluğun sohbet ile pratik  yapmasıyla değişebilir ve bu sırada kendiliğinden yeniden tanımlanabilir. Pratik  yapma bilgi ilerlemesinin sahip olduğu belirgin bir amaçtır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani Gelişim Paradigma oluşturma  sırasında iletişim zengin içerik, takım içi notları, görüşleri ve gelişmeleri  önceden tanımlanmış hedefler ve çalışma alanlarından daha fazla destekler. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gözden geçirme, referans ve ek not  daha katılımcı anlayış ve ortak sorun ve boşlukları tanımlamak için, en bilgili  bireyin düzeyini aşan anlayış geliştirmeyi önerir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 12. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Eşzamanlı, katıştırılmış ve  dönüştürülebilir fikir İnsani Gelişim ilerlemesi çabalarının bir parçasıdır. Bu  problemlerin iş yürürken tanımlanmasını ve İnsani gelişim birliğinin günden güne  çalışmasını görmek için tanımlanmıştır. İnsani gelişim birliğinin kendi içinde  yaptığı iç değerlendirme, dış değerlendirmelerden daha ince ayarlı ve sıkı  olmakta ki bu da; piyasada istenenleri sağlayan işler çıkmasını sağlar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri 13. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani Gelişim Paradigma İnşasının  İlkeleri belirli bir sayı da sınırlandırılamaz.Gelişime ve ilerleme sürecinde  insani gelişim birliğine katılan katılımcıların sayısıyla doğru orantılı olarak  bu sayı her zaman değişkenlik gösterecektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><br /> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; line-height: normal;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani Gelişim Hizmetkârları Birliği</span></p>
<p></html></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="32416" title="1" title="29 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2893-insani-gelisim-paradigmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin Gücü Ve Geri Bildirim (Neurofeedback)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2812-beyin-gucu-ve-neurofeedback.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2812-beyin-gucu-ve-neurofeedback.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2010 15:51:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Neurofeedback]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2812</guid>
		<description><![CDATA[Beyin Gücü Ve Neurofeedback “Neurofeedback” denilen yöntem sayesinde kişinin vücudunu ve zihnini kontrol etmesi sağlanabilmekte ve bazı rahatsızlıklar tedavi edilmektedir… Bu program sayesinde kişi hangi durumda ne tür dalga yaydığını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Beyin Gücü Ve Neurofeedback</span></span></h1>
<div class="post-content-single" style="text-align: justify;">
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <img class="alignleft size-full wp-image-11110" title="neurofeedback" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/neurofeedback.jpg" alt="" width="72" height="100" align="left" />“<em>Neurofeedback</em>”    denilen yöntem sayesinde kişinin vücudunu ve zihnini kontrol etmesi    sağlanabilmekte ve bazı rahatsızlıklar tedavi edilmektedir…</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu program sayesinde kişi hangi durumda ne tür dalga    yaydığını görerek, <strong>istediği dalgaları arttırıp istemediklerini    azaltabilir</strong>…</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Kişi, zamanla beyin dalgalarını, dolayısıyla    davranışlarını kontrol etmeyi başarır</strong>…</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kısaca, sık tekrarlanan   <span style="text-decoration: underline;">beyin egzersizleriyle, doğru    durumlarda doğru beyin dalgalarını üretmeyi öğrenir</span> ve bu da kalıcı    hale gelince daha işlevsel çalışan bir beyne sahip olur.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>B</strong>u gün insan beyni genelde 87- 98 farklı    cinste dalga yayınlamakta ve bunların karşıtlarını da kabul edip    yanıtlamaktadır. Genelde beyin dalgaları her insan beyni için aşağıda    yazıldığı üzere 4 tür dalgadır. Bunlar genel olarak her insan beyninin    yayınladığı ve kabul ettiği dalga guruplarıdır.<br />
 Ancak IQ’su 86/100  olan insan beyinleri de bu 4 dalga türünden başka bir de    “OMEGA DALGALARI” YAYINLAR VE ALIRLAR.  Bu dalgaların diğerlerinden farkı çok    kısa dalgalı ve çok uzun mesafeli olmalarıdır. IQ değeri  100/100 ve üzeri    olan beyinlerde bu dalgaların boyu 700 – 880.000 km. arasında değişir. Yanıt    güçleri ise çok şiddetli ve serttir. Kesindir. </span></span></p>
<h2 style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Beyin Dalgaları</strong></span></span></h2>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em>Beyin    vücudun ana kumanda merkezidir</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsanın en iyi korunan organı olan beyin, kafatasının    içerisinde bulunur ve yaklaşık 1,5 kilogram ağırlığındadır. Vücuttaki birçok    sistemin kontrolü temelde beyin tarafından sağlanır. Kısaca, beyin vücudun ana    kumanda merkezidir. Beyin, devre dışı kalırsa, yani beyin ölümü durumunda kas    kontrolü yok olur, solunum durur ve tüm refleksler kaybolur. Buna ek olarak    kısa süre içerisinde kalbin çalışması da durur. Yani, beynin ölmesi demek    kişinin ölmesi demektir.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em> Milyarlarca sinir hücresi birbirleriyle sürekli iletişim halindedir</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Beynin içerisinde milyarlarca sinir hücresi birbirleriyle    ve uzaktaki sinir hücreleriyle sürekli iletişim halindedir. Beyinde oluşan bir    sinyal büyük bir hızla vücudun en uzak köşesine gönderilir. Sinir hücreleri,    sinaps denilen bağlantılar sayesinde birbiriyle haberleşir. Hücrede oluşan    elektrokimyasal sinyal, sinaps aralığına gelince burada çok özel kimyasal    moleküllerin salınmasına yol açar. “<em>Nörotransmiter</em>” denilen bu    moleküller sayesinde sinyaller diğer sinire iletilir.</span></span></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <img class="aligncenter" style="border: 0pt none;" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/b-631962-beyin_2.jpg" border="0" alt="" hspace="0" width="500" height="215" align="baseline" /></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em> Elektrokimyasal sinyaller yayıyoruz</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sinir hücrelerinin ürettikleri elektrokimyasal sinyaller    çevreye değişik frekanslarda dalgaların yayılmasına yol açar. Elle tutulmayan,    gözle görülmeyen bu dalgalar bazı elektronik cihazlarca algılanabilmektedir.    Kafatasına<img style="min-height: 221px;" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/o-631963-beyin_7.jpg" border="0" alt="" hspace="0" width="227" height="221" align="right" /> bağlanan elektrotlar aracılığıyla beynin yaydığı dalgalar <em> elektroansefalogram</em> (EEG) denen bir cihaza gönderilir. Bu cihaz, beynin    gönderdiği en zayıf dalgaları dahi algılar.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em>Beyin,    farklı dalgalar yayar </em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Beyin, saniyedeki titreşim sayısına (frekans) göre    değişen, <strong>alfa, delta, gama, teta</strong> ve <strong>beta</strong> denilen farklı dalgalar yayar.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em>Alfa Dalgaları</em>:<em> </em>Fiziksel ve zihinsel    rahatlama durumunda yayılan alfa dalgaları saniyede 7-13 kez salınır.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em>Beta Dalgaları</em>:<em> </em>Saniyede 13-60 kez    salınan beta dalgaları, kişinin kendisini gergin hissettiğinde, stresli    olduğunda veya korktuğunda, yani alarm durumlarında yayılır.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em>Teta Dalgaları</em>: Teta dalgaları saniyede 4-7 atım    yapar ve bilincin zayıfladığı durumlarda, uykuya geçerken veya uykunun ilk    evrelerinde oluşur.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em>Delta Dalgaları</em>: Uykunun derin evresinde ortaya    çıkan dalgaysa delta’dır. Saniyede 0,1-4 atım yapan bu dalgalar çok yavaş    iletilir ve bilinç tam olarak kaybolduğunda oluşur.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em>Gama Dalgaları</em>: Gama dalgaları saniyede 30-50 kez    titreşir. Bu dalganın, algılama, bilinç ve düşünce sırasında ortaya çıktığı    düşünülmektedir.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong><br />
 <img class="alignleft" style="margin: 5px; border: 3px solid black;" title="Beyin Dalgaları" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/o-631964-beyin_5.jpg" border="0" alt="" hspace="0" width="295" height="305" /></strong></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em>Beyin    dalgaları bilgisayara aktarılarak kişinin görebileceği şekle getirilebilir</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Beyin dalgalarının daha iyi anlaşılması ve ölçülebilmesi    sayesinde son yıllarda bu dalgalara olan ilgi yoğun bir şekilde arttı.    Bilgisayar yardımıyla beyin dalgalarının çözümlenmesi, bu dalgaların somut    hareketlere dönüştürülmesi ve insan vücudunun yararına kullanılması son    yıllardaki araştırmaların odağını oluşturmaktadır. Kafaya yerleştirilen hassas    elektrotlar sayesinde algılanan beyin dalgaları bilgisayara aktarılarak    kişinin görebileceği şekle getirilebilir.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em> <span style="text-decoration: underline;">Hangi durumda hangi tür dalga    yaydığını gören kişi bunları kontrol ederek davranışlarını    yönlendirebilmektedir</span></em> </strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“<em>Neurofeedback</em>” denilen bu yöntem sayesinde    kişinin vücudunu ve zihnini kontrol etmesi sağlanabilmekte ve bazı    rahatsızlıklar tedavi edilmektedir. Uzun süreli stres, aşırı sinirlilik, uyku    bozuklukları, unutkanlık gibi durumların tedavisinde bu yöntem    kullanılmaktadır. Saçlı deri üzerine yapıştırılan elektrotlar aracılığı ile    bilgisayara gönderilen beyin dalgaları ekranda renkli barlara ve sayısal    değerlere dönüşür. Bu program sayesinde kişi hangi durumda ne tür dalga    yaydığını görerek, <strong>istediği dalgaları arttırıp istemediklerini    azaltabilir</strong>. Bu konuda bilgisayar kişiye yardımcı olur. Kişinin,    belirli bir davranış veya duygulanım durumunda yaydığı beyin dalgaları    bilgisayara gönderildiğinde, eğer olumluysa bilgisayar puan verir veya güzel    bir müzik çalarak bunları onaylar. Böylece kişi hem görsel hem işitsel hem de    sayısal olarak bilgilendirilir. Ancak bilgisayarın onaylamadığı sinyaller    algılanırsa alarm çalar veya kişi sözel olarak uyarılır.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em> <span style="text-decoration: underline;">Bu sayede kişinin, daha önce farkına    varmadığı olumsuz düşünce ve hareketlerinin farkına varması sağlanır</span></em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kişi, ödüllendirilen beyin dalgalarını artırmaya,    cezalandırılan beyin dalgalarınıysa baskılamaya çalışır. Tekrarlanan seanslar    sayesinde <strong>kişi, zamanla beyin dalgalarını, dolayısıyla davranışlarını    kontrol etmeyi başarır</strong>. Kısaca, sık tekrarlanan   <span style="text-decoration: underline;">beyin egzersizleriyle, doğru    durumlarda doğru beyin dalgalarını üretmeyi öğrenir</span> ve bu da kalıcı    hale gelince daha işlevsel çalışan bir beyne sahip olur.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em> <span style="text-decoration: underline;">Neurofeedback tedavi yöntemi ile… </span></em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em> <span style="text-decoration: underline;">Vücudun tepkilerini kontrol etmeyi    öğrenmek mümkün</span>…  El ısısı, kalp atışı vs…</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em>Neurofeedback</em> tedavi yöntemi, beyin dalgalarının    kalıcı olarak düzenlenmesini, buna bağlı olarak da beynin daha iyi çalışmasını    sağlamaktadır. Bilgisayar, esas olarak bir aracıdır ve kalıcı değişikliği    belirleyen kişinin kendi gayretidir. Bu tedavi yöntemiyle sadece düşünce ve    davranışları değil, vücudun tepkilerini kontrol etmeyi öğrenmek de mümkün    olabilmektedir. Geri bildirim sağlayan bu cihazların yardımı ile kişi daha    önce kontrol edemediği el ısısını arttırıp azaltmayı, kalp hızını ayarlamayı    dahi öğrenebilir.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em>Beyin    Dalgalarını Kullanmak</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Beyinden yayılan dalgaları algılayan cihazlar ve buna    bağlı olan bilgisayar programları aracılığıyla bu dalgaları şekillere veya    sese dönüştürmek mümkün olabilmektedir. Bunun da ötesinde, <strong>bu    dalgaları kullanarak bilgisayarda şekil çizmek, yazı yazmak hatta eşyaları    hareket ettirmek de artık başarılabilmektedir</strong>. Yirmi birinci yüzyılın    başlarında geliştirilen <em>“Beyin-Bilgisayar İnterfaz Projesi”</em> (Brain-Computer    Interface Project-BCI), beyinden yayılan dalgaları kullanarak mekanik bir    kumanda kolunu hareket ettirmeyi hedeflemiştir. Bu mekanik kumanda kolu,    tekerlekli sandalye, bilgisayar klavyesi, hatta elektronik cihazları dahi    kullanmak için düzenlenmiştir. Projenin hedefi, konuşma, yürüme, hareket etme    gibi fiziksel engeli olan insanların başka insanlara ihtiyacı olmadan    ihtiyaçlarını karşılamalarını sağlamak ve yaşam standartlarını arttırmaktır.</span></span></p>
<h2 style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Düşünce Gücü</strong></span></span></h2>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/o-631968-beyin_1.jpg" border="0" alt="" width="452" height="611" /></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em> Bilgisayarı düşünce ile yönlendirmek</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu amaçla geliştirilen cihazlar EEG elektrotlarıyla    hareket sinyallerini bilgisayara iletir. Örneğin, kişi bir düğmeye parmağıyla    bastığında beyinden yayılan dalgalar bilgisayarda algılanır. Her düğmeye    bastığında yayılan aynı frekanstaki beyin dalgaları bilgisayar tarafından    belirli bir ölçüye uydurularak bir komut haline getirilir. Bir sonraki    aşamada, kişi düğmeye basmayıp sadece basmayı düşündüğünde oluşan dalgalar    bilgisayarda doğrudan “düğmeye bas” komutunun oluşmasını sağlar. Bilgisayarda    oluşan bu komut, mekanik bir kumanda koluna iletildiğinde bu kol düğmeye    basar. Yani, kişinin bizzat düğmeye basmasına gerek kalmadan, diğer bir    deyişle elini bile kımıldatmadan sadece <strong>düşünce gücüyle düğmeye    basılabilir</strong>.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em>Düşünce    gücü kullanılarak %70-80 komutlar yerine getirildi</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Fiziksel engeli bulunmayan kişilerle yapılan ilk    çalışmalarda, düşünce gücü kullanılarak %70-80 arasında bir doğrulukla    komutlar yerine getirildi. Fiziksel engelli kişilerde yapılan çalışmalarda ise    %55’e varan doğrulukta sonuçlar elde edildi.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Gelişen teknolojiyle birlikte beyin dalgalarını kullanarak    birçok işlevi yerine getirmek mümkün hale geldi. Beyin dalgaları sayesinde,    felçli ve konuşamayan insanların bilgisayarda yazı yazarak çevreyle iletişim    kurması sağlandı. Kişinin, bilgisayar ekranında gördüğü harfleri    “doğru-yanlış” şeklinde düşünmesi yeterli olabilmektedir. Doğru veya yanlış    durumunda <strong>yayılan dalgalar bilgisayar tarafından algılanır</strong>.    Ekranda kendisine gösterilen harfler, doğruysa ekranda kalır, yanlışsa    silinir. Bu sayede kelimeler ve cümleler oluşturulabilmektedir.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em>Beyin    dalgalarıyla kumanda edilen tekerlekli sandalyeler</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ek olarak, bu teknoloji sayesinde, fiziksel engelli    kişilerin hiçbir güç harcamadan, sadece <strong>beyin dalgalarıyla kumanda    edebildikleri</strong> tekerlekli sandalyeler geliştirilmiştir. Araştırmacılar    son yıllarda daha da ileri giderek <strong>üç boyutlu hareketleri algılayan ve    bunu robota aktaran sistemler</strong> geliştirdi. Kafaya yerleştirilen küçük    elektrotlar, beynin hareket merkezlerinden yayılan dalgaları algılar.    Parmaklarımızı veya ellerimizi hareket ettirdiğimizde meydana gelen sinyaller    bilgisayar tarafından algılandığında, ona bağlı bir robot kola gönderilir.    Robotun mekanik el ve parmakları da aynı şekilde hareket eder. Oluşan    sinyaller standart şekle dönüştürüldükten sonra elimizi veya parmağımızı    hareket ettirmeyi düşünmemiz bile robot kolu harekete geçirir.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em> <span style="text-decoration: underline;">Çok uzaktaki bir robotu düşünce    gücüyle hareket ettirmek mümkün olacak</span></em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Fiziksel engelli insanların yaşam kalitesini arttıracak bu    teknolojinin geliştirilmesi sayesinde çok uzaktaki bir robotu dahi sadece    düşünce gücüyle hareket ettirmek mümkün olacaktır. Beyin dalgalarını algılayan    cihazların çözünürlük düzeylerinin arttırılması sayesinde bu sinyaller çok    daha yüksek doğruluk derecesinde anlaşılacaktır.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em> <span style="text-decoration: underline;">İnsan beyni adeta bir kitap gibi    okunabilecek</span></em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Beyinde aynı anda oluşan sayısız sinyalin çözümlenmesi ve    hangisinin ne anlama geldiğinin belirlenmesi sayesinde insan beyni adeta bir    kitap gibi okunabilecektir. <strong>Beyin dalgalarının algılanmasının yanı    sıra, bunların diğer insanlara iletilmesi de artık mümkündür</strong>.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <img class="alignleft" style="margin: 5px; border: 3px solid black;" title="Bir kitap gibi okunan insan beyni" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/o-631965-beyin_8.jpg" border="0" alt="" hspace="0" width="315" height="215" align="left" /></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0000ff;"><strong><em>Gerileyen    telepati yeteneğimiz</em></strong></span></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kısaca, beyin dalgaları sayesinde haberleşme gündeme    gelmiştir. <strong>Beyin gücüyle haberleşme</strong>, diğer bir deyişle   <strong>telepatinin</strong>, konuşma yetisi olmayan ilk insanlarda mevcut    olan bir yetenek olduğuna dair görüşler vardır. İnsanlar konuşmaya başladıktan    sonra bu yeteneğin gerileyerek kaybolduğu düşünülmektedir. Konuşmadan    haberleşmek, diğer insanların düşüncelerini okuyabilmek günümüzde belki de    birçok insanın hayallerinden birisidir. Gelişen teknoloji sayesinde yakın bir    gelecekte bu hayalin de gerçekleşmesi oldukça yüksek bir olasılık olarak    görünmektedir.</span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"> </p>
<p style="text-align: right; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"> </p>
<p style="text-align: left; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"> </p>
<p style="text-align: left; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"> </p>
<p style="text-align: left; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Doç. Dr. Ferda Şenel</strong></span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em>Kaynak : Bilim ve Teknik -TÜBİTAK / Temmuz 2010,    “Beyin dalgaları” başlıklı yazı</em></span></span></p>
</div>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Editörden Not <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/beyin-dalgalarini-algilayabilen-baslik-tan-le" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/beyin-dalgalarini-algilayabilen-baslik-tan-le?referer=');"> şu videoyu</a> izleyerek konu hakkında daha net fikir sahibi olabilirsiniz</span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="560" title="2" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2812-beyin-gucu-ve-neurofeedback.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin Dalgalarını Algılayabilen Başlık : Tan Le</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2815-beyin-dalgalarini-algilayabilen-baslik-tan-le.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2815-beyin-dalgalarini-algilayabilen-baslik-tan-le.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2010 15:44:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beyin Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-TV]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Dalgalarını Algılayabilen Başlık : Tan Le]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2815</guid>
		<description><![CDATA[Beyin Dalgalarını Algılayabilen Başlık : Tan Le &#160; Videodaki Konuşma Metninin tamamı &#160; Şu ana kadar, makineler ile olan iletişimimiz hep kasıtlı ve direk yapılarla kısıtlandı. İster ışıkları a&#231;mak i&#231;in...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 align="center"><font face="Tahoma" size="3">Beyin Dalgalarını Algılayabilen Başlık : Tan Le</font></h2>
<p align="center"><font size="3"><img width="400" height="600" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Tan-Le1.jpg" alt="" /></font></p>
<p><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p align="center"><object width="320" height="237"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xf5qzn?width=320&#038;theme=eggplant&#038;foreground=%23CFCFCF&#038;highlight=%23834596&#038;background=%23000000&#038;additionalInfos=1&#038;autoPlay=1&#038;start=2&#038;animatedTitle=&#038;iframe=0&#038;hideInfos=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xf5qzn?width=320&#038;theme=eggplant&#038;foreground=%23CFCFCF&#038;highlight=%23834596&#038;background=%23000000&#038;additionalInfos=1&#038;autoPlay=1&#038;start=2&#038;animatedTitle=&#038;iframe=0&#038;hideInfos=0" width="320" height="237" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font size="3"><strong><font face="Tahoma">Videodaki Konuşma Metninin tamamı</font></strong></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font size="3"> &nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font size="3"><strong> <img width="240" height="160" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Le-Tan-photo.jpg" alt="" /></strong></font><font face="Tahoma" size="3">Şu ana kadar, makineler ile olan iletişimimiz hep kasıtlı ve  direk yapılarla kısıtlandı. İster ışıkları a&ccedil;mak i&ccedil;in kullandığımız anahtarlar  gibi basit yapılar, isterse robotları programlamak gibi karmaşık yapılar olsun,  makinelere bir şey yaptırabilmek i&ccedil;in her zaman bir komut veya komutlar zinciri  vermemiz gerekti. Diğer yandan, insanlar arasındaki iletişim, &ccedil;ok daha karmaşık  ve ilgin&ccedil; &ccedil;&uuml;nk&uuml; bizler g&ouml;r&uuml;nenin ifade edilenin haricinde &ccedil;ok daha fazlasını  hesaba katıyoruz&hellip;</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Bir başkası ile yaptığımız konuşmada y&uuml;z mimiklerini, v&uuml;cut  dilini g&ouml;zlemliyor, duyguları ve heyecanları sezinleyebiliyoruz. Aslında bu  karar verme s&uuml;recimizin b&uuml;y&uuml;k bir kısmını oluşturuyor. Hedefimiz, insanlar  arasındaki bu tamamen yeni etkileşim alanını insan-bilgisayar etkileşimine  tanıtmak, b&ouml;ylece de, bilgisayarlar sadece onlara verdiğiniz komutları  anlamayacaklar aynı zamanda sizin mimiklerinize ve duygusal deneyimlerinize de  karşılık verebilecekler. Bunu yapmak i&ccedil;in, doğal yollarla beynimiz tarafından  &uuml;retilen bu sinyalleri terc&uuml;me etmekten daha iyi olan y&ouml;ntem de kontrol ve  deneyim i&ccedil;in bulunan merkezimiz.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Kulağa &ccedil;ok iyi bir fikir gibi geliyor, ama bu g&ouml;rev  Bruno&rsquo;nun da bahsettiği gibi iki sebepten &ouml;t&uuml;r&uuml; &ccedil;ok kolay değil: İlki, algılama  algoritması. Beynimiz milyarlarca aktif n&ouml;rondan ibarettir, sinir h&uuml;crelerini u&ccedil;  uca eklediğinizde 170,000 km. oluyor. Bu n&ouml;ronlar birbiri ile etkileşime  ge&ccedil;tiğindeki kimyasal tepkime, g&ouml;zlemlenebilir &ouml;l&ccedil;&uuml;de elektriksel vurular ortaya  &ccedil;ıkarıyor. Beyin fonksiyonlarımızın b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; beynimizin dış katmanından  dağıtılmaktadır. Beynimizin y&uuml;zeyi, zeka kapasitemizi m&uuml;mk&uuml;n olabildiğince  arttırmak i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de katlı bir yapıya sahiptir. Bu kortikal katlanma  elektriksel vuruların y&uuml;zeyinin yorumlanması konusunda &ouml;nemli bir sorun teşkil  ediyor. Herbir kişinin korteksi farklı bir şekilde katlanmıştır, sanki parmak  izlerimiz gibi. Yani, sinyaller beynin aynı kısmından geliyor olsalar bile,  zamanla beynin yapısı katlandığından, bunun bireyler arasındaki fiziksel konumu  &ccedil;ok farklı olabiliyor, hatta tek yumurta ikizlerinde bile. Y&uuml;zey sinyallerinde  geriye hi&ccedil;bir tutarlılık kalmıyor.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">En b&uuml;y&uuml;k atılımımız korteksleri yeniden d&uuml;z hale getirebilen  bir algoritma yaratmamızdı, b&ouml;ylece sinyalleri kaynaklarına daha yakın bir  şekilde g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leyebiliyoruz, bu da kalabalık bir toplumda &ccedil;alışabilmemizi  m&uuml;mk&uuml;n kılıyor. İkinci b&uuml;y&uuml;k zorluk da beyin dalgalarını &ouml;l&ccedil;mek i&ccedil;in kullanılan  alet. EEG (beyin akım grafiği) &ouml;l&ccedil;&uuml;mleri genellikle sens&ouml;rl&uuml; oklardan oluşan bir  sa&ccedil; ağı i&ccedil;erir, bu resimde de g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z gibi. Bir teknisyen ge&ccedil;irgen bir jel  veya tutkal yardımı ile elektrotları kafa derisine yerleştiriyor ve bu  genellikle kafa derisinin aşınmaya karşı hazırlayan bir s&uuml;re&ccedil;ten sonra  yapılıyor. Bu s&uuml;re&ccedil;ler &ccedil;ok zaman alıyor ve de uygulanması en rahat s&uuml;re&ccedil;ler  değiller. Daha da &ouml;nemlisi, bu sistemler on binlerce dolara mal oluyor.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Bununla birlikte, sahneye ge&ccedil;en senenin konuşmacılarından  olan Evan Grant&rsquo;i davet ediyorum, kendisi bu geliştirmekte olduğumuz aleti  sizlere g&ouml;stermem i&ccedil;in bana yardımcı olmayı kabul etti.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Bu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z alet 14 kanallı, y&uuml;ksek ses duyarlılığı olan  EEG elde etme sistemi. Kafa derisini hazırlamak i&ccedil;in bir s&uuml;re&ccedil; gerektirmiyor, ya  da ge&ccedil;irgen jel veya tutkal. Kafaya yerleştirmek ve sinyallari alabilmeye  başlamak sadece birka&ccedil; dakikamızı alıyor. Aynı zamanda kablosuz, b&ouml;ylece size  hareket etme &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; sunuyor. Ve de geleneksel EEG sistemlerinin on binlerce  dolarlık maliyetini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde, bu başlık sadece birka&ccedil; y&uuml;z dolara mal  oluyor. Şimdi algılama algoritması. Y&uuml;z mimikleri &mdash; daha &ouml;nce duygusal  deneyimlerde de bahsettiğim gibi &mdash; şimdilik, bazı hassasiyet ayarlamaları ile  kişiselliştirmeye m&uuml;sait olacak şekilde &ccedil;alışmaya uygun olarak dizayn edildi.  Ama elimizdeki kısıtlı zamanda, sizlere, zihninizde sanal nesneleri hareket  ettirme yeteneğiniz olan kasti d&uuml;ş&uuml;nceleri g&ouml;stermek istiyorum.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Şimdi, Evan bu sisteme yabancı olduğu i&ccedil;in, yapmamız gereken  ilk şey onun i&ccedil;in bir profil yaratmak. Tabi ki Joanne değil &mdash; &ldquo;yeni kullanıcı&rdquo;  ekleyelim. Evan. Tamam. Bu kasti d&uuml;ş&uuml;nceler ile yapmamız gereken ilk şey n&ouml;tr  bir sinyal ile &ccedil;alışmaya başlamak. N&ouml;tr ile Evan&rsquo;ın &ouml;zellikle yapması gereken  hi&ccedil;bir şey yok. Sadece takılıyor, rahatlamış bir durumda. Bunu yapmamızın sebebi  bir temel ya da beyninin normal durumunu belirlemek, &ccedil;&uuml;nk&uuml; her beyin farklıdır.  Bunu yapmak sekiz saniye s&uuml;r&uuml;yor. Bu yapıldığına g&ouml;re, hareket-bazlı bir olay  se&ccedil;ebiliriz. Evan aklında kolaylıkla canlandırabileceğin bir şey se&ccedil;.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3"><em>Evan Grant: &ldquo;&Ccedil;ekmek&rdquo; se&ccedil;eneği.</em></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Tan Le: Tamam, o zaman k&uuml;p&uuml; &ccedil;ekelim. Buradaki fikir ş&ouml;yle;  Evan&rsquo;ın, objenin ekranın &ouml;n kısmına geldiğini hayal etmesi gerekiyor. Ve ekranda  da bir gelişim &ccedil;ubuğu var, o bunu yaparken ekran boyunca ilerleyecek. İlk  seferinde, hi&ccedil;bir şey olmayacak, &ccedil;&uuml;nk&uuml; sistemin onun &ldquo;&ccedil;ekme&rdquo;yi nasıl d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;  konusunda bir fikri yok. Ama bu d&uuml;ş&uuml;nceyi t&uuml;m sekiz saniye boyunca devam ettir.  Şimdi, bir, iki, &uuml;&ccedil;, başla. Tamam. Bunu kabul ettiğimizde, k&uuml;p canlanacak. Şimdi  bakalım, Evan ger&ccedil;ekten onu &ccedil;ektiğini hayal edebilmiş mi. Oh, bravo!&hellip; Bu &ccedil;ok  şaşırtıcıydı.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">&Ccedil;ok fazla zamanımız yok, o y&uuml;zden Evan&rsquo;dan ger&ccedil;ekten zor bir  şey yapmasını isteyeceğim. Bu isteyeceğim ger&ccedil;ekten zor, &ccedil;&uuml;nk&uuml; fiziksel d&uuml;nyada  varolmayan bir şeyi canlandırmasını isteyeceğim. &ldquo;Kaybolma&rdquo;. Yani istenen, en  azından hareket bazlı olaylarda, bunu s&uuml;rekli yapıyoruz, o y&uuml;zden  canlandırabilirsin. Ama &ldquo;kaybolma&rdquo; ile hi&ccedil;bir benzerlik yok. Şimdi Evan, burada  yapman gereken k&uuml;p&uuml;n yavaş&ccedil;a kaybolduğunu hayal etmek. Az &ouml;ncekinin benzeri.  Bir, iki, &uuml;&ccedil;, başla. Tamam, bunu dene şimdi. Aman Allahım, ger&ccedil;ekten &ccedil;ok iyi.  Bunu bir daha deneyelim.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3"><em>EG: Konsantrasyonumu kaybediyorum.</em></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">TL: Ama ger&ccedil;ekten işe yaradığını g&ouml;r&uuml;yoruz, hem de &ccedil;ok kısa  bir s&uuml;re kafasında tutmasına rağmen. S&ouml;ylediğim gibi, bunu hayal etmek &ccedil;ok zor  bir s&uuml;re&ccedil;. Bunun en g&uuml;zel yanı da bu yazılıma sadece onun &ldquo;kaybolma&rdquo;yı nasıl  d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bir kez &ouml;rnek olarak vermiş olmamız. Sanki burada algoritmayı  &ouml;ğrenen bir makine var.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Teşekk&uuml;rler. &Ccedil;ok iyi iş &ccedil;ıkardın.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Teşekk&uuml;rler Evan, teknolojiyi tanıtmak i&ccedil;in m&uuml;kemmel bir  &ouml;rnek oldun.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Fark etmiş olabileceğiniz gibi, bu yazılımda bir aşama  sistemi mevcut, yani Evan veya bir başka kullanıcı sistem ile daha aşina  olduğunda algılamalarını eklemeye devam edebilirler, b&ouml;ylece sistem farklı  d&uuml;ş&uuml;nceleri ayırt edebilmeye başlayabiliyor. Ve de bu algıları &ouml;ğrettiğiniz  zaman, bu d&uuml;ş&uuml;nceler herhangi başka bir bilgisayar platformuna, uygulamasına ya  da aletine devredilebilir veya eşlenebilir.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Sizlere birka&ccedil; &ouml;rnek g&ouml;stermek istiyorum, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu aray&uuml;z  i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;n olan bir&ccedil;ok uygulama mevcut. Oyunlarda ve sanal d&uuml;nyada, mesela, y&uuml;z  mimikleriniz doğal olarak ve sezgisel olarak bir avatarı veya sanal bir  karakteri kontrol etmek i&ccedil;in kullanılabilir. Tabii ki, sihrin fantezisini  tecr&uuml;be edebilir zihniniz ile d&uuml;nyayı kontrol edebilirsiniz. Aynı zamanda,  renkler, ışıklar, sesler ve efektler, o an yaşadığınız deneyimleri y&uuml;kseltmek  i&ccedil;in duygusal durumunuza eş zamanlı olarak karşılık verebilirler. Ve de d&uuml;nyadan  bazı araştırmacı ve geliştiricilerin geliştirdikleri uygulamalar, robotlar ve  basit makineler ile, &ouml;rneğin &mdash; bu &ouml;rnekte, oyuncak bir helikopteri zihninizde  havalandırdığınızı d&uuml;ş&uuml;nerek u&ccedil;urmak.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Teknoloji aynı zamanda ger&ccedil;ek yaşama uygulamalarına da  uygulanabilir&ndash; bu &ouml;rnekte, akıllı bir ev. Kontrol sisteminin kullanıcı  aray&uuml;z&uuml;nden perdeleri a&ccedil;mak ya da kapamak. Ve tabi ki ışıklar &mdash; a&ccedil;mak ya da  kapamak. Ve son olarak, ger&ccedil;ekten yaşam değiştirecek uygulamalar, &ouml;rneğin  elektrikli tekerlekli sandalyeyi kontrol etmek gibi. Bu &ouml;rnekte, y&uuml;z mimikleri  hareket komutları olarak kullanıldılar.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Man: Sağa gitmek i&ccedil;in sağ g&ouml;z&uuml;n&uuml; kırp. Sola d&ouml;nmek i&ccedil;in, sol  g&ouml;z&uuml;n&uuml; kırp D&uuml;z gitmek i&ccedil;in g&uuml;l&uuml;mse.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">TL: Ger&ccedil;ekten &mdash; &ccedil;ok teşekk&uuml;rler.</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 7px;"><font face="Tahoma" size="3">Şu an sadece m&uuml;mk&uuml;n olan şeylerin y&uuml;zeyini tırmalıyoruz.  Toplumun katkısıyla, ve d&uuml;nyanın her tarafından araştırmacıların ve  geliştirmecilerin dahil olması ile, umarız teknolojinin buradan yola &ccedil;ıkarak  gittiği y&ouml;n&uuml; şekillendirmemize yardım edeceksiniz. &Ccedil;ok teşekk&uuml;rler.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="237" title="1" title="20 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2815-beyin-dalgalarini-algilayabilen-baslik-tan-le.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ankara Kazan İlçesi İnsani Gelişim Eğitimine Ne dediler</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2822-ankara-kazan-ilcesi-insani-gelisim-egitimine-ne-dediler.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2822-ankara-kazan-ilcesi-insani-gelisim-egitimine-ne-dediler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Oct 2010 14:49:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Öğrenci Eğitimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kazan İlçesi İnsani Gelişim Eğitimine Ne dediler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2822</guid>
		<description><![CDATA[ ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><html xmlns=""></p>
<p $1$2$3$4$5$6> </p>
<p></html></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="228" title="1" title="09 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2822-ankara-kazan-ilcesi-insani-gelisim-egitimine-ne-dediler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Bizden ne istiyor</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2008-allah-bizden-ne-istiyor.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2008-allah-bizden-ne-istiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 08:57:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya-TV]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Karaaslan]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Allah Bizden ne istiyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2008</guid>
		<description><![CDATA[Allah Bizden ne istiyor &#220;lkemizin değerli &#214;z kaynaklarından (&#246;zg&#252;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu a&#231;ıklamalarını adeta kitap &#246;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230; bu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma">Allah Bizden ne  istiyor</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma"><embed width="425" height="343" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#090909" wmode="window" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQlZOXBI="></embed></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma">&Uuml;lkemizin  değerli &Ouml;z kaynaklarından (&ouml;zg&uuml;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan  Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu  a&ccedil;ıklamalarını adeta kitap &ouml;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma">bu t&uuml;r  &ccedil;alışmaları </font> <font size="3" face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 12pt;"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz" target="_blank" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font><font size="3" face="Tahoma" style="font-size: 12pt;">  olarak <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz?referer=');"> Misyonumuz</a> gereği olarak sizlerle paylaşmaktan Onur duyarız</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma">Ekleyeceğiniz  yorumlarınız ise Bu ortak onura eşlik etmenizden başka daha ne olabilir ki&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma">İyi Seyirler  zihniniz a&ccedil;ık Aklınız nurla dolsun&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma">Diğer İzlemeleri <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan?referer=');"> Muzaffer Karaaslan</a> kategorisinden takip edebilirsiniz</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="200" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2008-allah-bizden-ne-istiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Nasıl Tarif Edilebilir Hakkında</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2006-allah-nasil-tarif-edilebilir-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2006-allah-nasil-tarif-edilebilir-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 08:54:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya-TV]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Karaaslan]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Allah Nasıl Tarif Edilebilir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2006</guid>
		<description><![CDATA[Allah Nasıl Tarif Edilebilir Hakkında &#220;lkemizin değerli &#214;z kaynaklarından (&#246;zg&#252;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu a&#231;ıklamalarını adeta kitap &#246;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Allah Nasıl  Tarif Edilebilir Hakkında</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><embed width="425" height="343" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#090909" wmode="window" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQlZPXxI="></embed></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">&Uuml;lkemizin  değerli &Ouml;z kaynaklarından (&ouml;zg&uuml;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan  Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu  a&ccedil;ıklamalarını adeta kitap &ouml;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">bu t&uuml;r  &ccedil;alışmaları </font> <font size="3" face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 12pt;"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz" target="_blank" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font><font size="3" face="Tahoma" style="font-size: 12pt;">  olarak <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz?referer=');"> Misyonumuz</a> gereği olarak sizlerle paylaşmaktan Onur duyarız</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Ekleyeceğiniz  yorumlarınız ise Bu ortak onura eşlik etmenizden başka daha ne olabilir ki&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İyi Seyirler  zihniniz a&ccedil;ık Aklınız nurla dolsun&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Diğer İzlemeleri <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan?referer=');"> Muzaffer Karaaslan</a> kategorisinden takip edebilirsiniz</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="136" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2006-allah-nasil-tarif-edilebilir-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne karnındaki insan ve Kuran</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2019-anne-karnindaki-insan-ve-kuran.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2019-anne-karnindaki-insan-ve-kuran.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2010 04:12:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya-TV]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Karaaslan]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Anne karnındaki insan ve Kuran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2019</guid>
		<description><![CDATA[Anne karnındaki insan ve Kuran &#220;lkemizin değerli &#214;z kaynaklarından (&#246;zg&#252;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu a&#231;ıklamalarını adeta kitap &#246;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Anne karnındaki  insan ve Kuran</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><embed width="425" height="343" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#090909" wmode="window" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQ19HXRI="></embed></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">&Uuml;lkemizin  değerli &Ouml;z kaynaklarından (&ouml;zg&uuml;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan  Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu  a&ccedil;ıklamalarını adeta kitap &ouml;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">bu t&uuml;r  &ccedil;alışmaları </font> <font size="3" face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 12pt;"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz" target="_blank" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font><font size="3" face="Tahoma" style="font-size: 12pt;">  olarak <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz?referer=');"> Misyonumuz</a> gereği olarak sizlerle paylaşmaktan Onur duyarız</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Ekleyeceğiniz  yorumlarınız ise Bu ortak onura eşlik etmenizden başka daha ne olabilir ki&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İyi Seyirler  zihniniz a&ccedil;ık Aklınız nurla dolsun&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Diğer İzlemeleri <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan?referer=');"> Muzaffer Karaaslan</a> kategorisinden takip edebilirsiniz</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="4888" title="1" title="29 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2019-anne-karnindaki-insan-ve-kuran.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim paradigması tarihinde ilk adım PHINEAS P. GAGE</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2510-insani-gelisim-paradigmasi-tarihinde-ilk-adim-phineas-p-gage.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2510-insani-gelisim-paradigmasi-tarihinde-ilk-adim-phineas-p-gage.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 30 Sep 2010 14:32:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Antonio Damassio]]></category>
		<category><![CDATA[Descartesin Yanilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Edvvard Williams]]></category>
		<category><![CDATA[Eleştirilere cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim paradigması tarihinde ilk adım PHINEAS P. GAGE]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Çözüm Olacağız]]></category>
		<category><![CDATA[Niçin Ortaya çıktı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2510</guid>
		<description><![CDATA[İnsani Gelişim paradigması tarihinde ilk adım PHINEAS P. GAGE Vermont&#8217;ta Tatsız Bir Vaka 1948 yılının yazı. New England&#8217;dayız. Yirmi beş yaşındaki inşaat usta başısı Phineas P. Gage&#8217;in talihi dönmek üzere....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>İnsani Gelişim paradigması  tarihinde ilk adım PHINEAS P. GAGE</strong></span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Vermont&#8217;ta Tatsız Bir Vaka<br />
 <span style="line-height: 150%;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/0.jpg" border="0" alt="" width="326" height="245" align="left" /></span>1948  yılının yazı. New England&#8217;dayız. Yirmi beş yaşındaki inşaat usta başısı Phineas  P. Gage&#8217;in talihi dönmek üzere. Yüz elli yıl sonra, onun bahtsızlığı hâlâ anlam  taşıyor olacak.<br />
 Gage, Rutland &amp; Burlington Demiryolları şirketinde çalışıyor ve oldukça büyük  bir işçi grubunun, özgün deyimiyle &#8220;çete&#8221;nin ustabaşı. İşleri, Vermont eyaleti  boyunca uzatılacak demiryolunun yeni raylarını döşemek. Son iki hafta boyunca  işçiler Cavendish kentine doğru yavaşça ilerlemişler, şimdi Black River  kryısındalar. iş, hiç de kolay değil. Arazinin her yanı engebeli ve sert  katmanlı kayalıklarla dolu. Uyguladıkları yöntem, her kaya kütlesinin  çevresinden dolanıp geçmek yerine, daha düz ve doğrudan hat döşeyebilmek için  bazı kayaları patlayıcıyla parçalamak. Gage bütün işlerine nezaret ediyor ve  hepsinin üstesinden geliyor. Kendisi, 1.80 cm boyunda, atletik yapılı, çabuk ve  isabetli hareketleri olan biri. Genç bir Jimmy Cagney&#8217;e benziyor, sanki travers  ve rayların üzerinde tap dans pabuçlarıyla enerji ve zarafetle dans ediyor.  Patronların gözündeyse Gage, yetenekli bir bedenden çok daha fazlası. Onlar  Gage&#8217;in &#8220;en verimli ve becerikli&#8221; adamları olduğunu belirtiyorlar. Bu iyi bir  şey; çünkü yapılan iş, özellikle de patlatmaların hazırlanması, fiziksel gücün  yanı sıra çok keskin bir konsantrasyon gerektiriyor. Sırayla izlenmesi gereken  birkaç aşama var. Önce kayanın içinde bir delik açılıyor. Sonra yarısına kadar  patlayıcı toz ile dolduruluyor, içine bir fitil sokulup barutun üstü kumla  kapatılıyor. Sonra kumun &#8220;sıkıştırılması&#8221; ya da bastırılması gerekiyor, bu iş  demir bir çubukla dikkatlice vurularak yapılıyor. Sonunda fitil ateşleniyor.  Eğer her şey iyi giderse, barut kayanın içine doğru patlıyor. Kum şart, çünkü  onsuz, patlama kayanın dışına vururdu. Demir çubuğun şekli ve nasıl kullanıldığı  da çok önemli. Gage bir demirciye özel olarak yaptırdığı bu aleti kullanmakta  bir virtüöz.<br />
 Şimdi neler olacağına bakalım. <br />
 <span style="line-height: 150%; color: black; letter-spacing: -0.2pt;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/untitled.jpg" border="0" alt="" width="147" height="224" align="left" /></span>Sıcak  bir öğle sonrası, saat dört buçuk. Gage deliğe barut ve fitili koyduktan sonra  yardımcısına kumla kapatmasını söyledi. O sırada arkadan biri adını çağırınca,  Gage yalnızca bir an için sağ omzunun üzerinden arkasına baktı. Dikkati  dağılmıştı ve yardımcısı henüz kumu dökmeden, demir çubukla doğrudan barutu  sıkıştırmaya başladı. O anda kıvılcım çaktı ve barut bir anda yüzüne doğru  patladı.<br />
 Patlama o kadar korkunçtu ki, bütün vardiya olduğu yerde donakaldı. Neler olup  bittiğini anlamak birkaç saniye aldı; alışıldık bir patlama değildi bu ve  üstelik kaya dağılmamıştı, bir roketin havadaki ıslığına benzer ses de  alışılmadık türdendi. Ama bu havai fişek gösterisinden öte bir şey, bir  saldırıydı. Demir, Gage&#8217;in sol yanağından girmiş, kafatasının altını delmiş,  beyninin ön kısmından geçmiş ve büyük bir hızla kafasının tepesinden dışarı  çıkmıştı. Çubuk otuz metre kadar ileri düşmüştü, üzeri kan ve beyinle kaplıydı.  Phineas Gage yere devrilmiş, günbatımının kızıllığında, afallamış bir şekilde  sessiz ve uyanık, yatıyordu. Çaresiz izleyiciler olarak, bizler de öyle  afallamış durumdayız. <br />
 &#8220;Korkunç Kaza&#8221; bir hafta sonra 20 Eylül tarihli Boston Daily Courier ve Daily  Journal gazetelerinin tahmin edilebilecek manşetleriydi. İki gün sonra Vermont  Mercury&#8217;nin atacağı garip başlık, &#8220;Harika Kaza&#8221; idi. &#8220;Demir bir Çubuğun Kafa  İçinden Geçmesi&#8221; ise Boston Medical and Surgical Journal&#8217;daki tam doğru başlık  olacaktı. Olayın anlatılış biçimindeki sıradanlığa bakılırsa, yazanların Edgar  Allan Poe&#8217;nun garip ve korkunç olayları anlatımını iyi bildikleri  düşünülebilirdi. Pek mümkün değil ama neden olmasın; o zaman Poe&#8217;nun gotik  öyküleri henüz popüler olmamıştı ve Poe o tarihten bir yıl sonra, tanınmamış ve  etki yaratmamış biri olarak ölecekti. Belki de dehşet havada kol geziyordu.<br />
 Gage&#8217;in hemen o an ölmemesine insanların ne denli şaşırdıklarını belirttikten  sonra, Bostonlu tıp dergisinin makalesi şunları belgeliyordu: &#8220;patlamadan hemen  sonra hasta sırtüstü düştü&#8221;, kısa süre sonra &#8220;kol ve bacak uzantılarında birkaç  kasılma hareketi oldu&#8221; ve &#8220;bir iki dakika içinde konuştu&#8221;; &#8220;adamları (kendisi  çok sevdikleri biriydi) onu kollarına alıp 15-20 metre ötedeki yola taşıdılar,  bir öküz arabasına oturttular, yaklaşık bir kilometre ötedeki Mr. Joseph  Adams&#8217;ın oteline götürülen Gage, dimdik oturduğu arabadan adamlarının ufak bir  yardımıyla kendi indi.&#8221;<br />
 Size Mr. Adams&#8217;ı tanıtayım. O, Cavendish kentinin sulh hâkimi, kent otelinin ve  meyhanesinin sahibidir. Ga.ge&#8217;den daha uzun, en az iki katı kadar şişman ve (Shakespeare&#8217;in  komedi kahramanı) Falstaffı çağrıştıran gövdesinden beklenecek kadar da  vesveseli biridir. Gage&#8217;e yaklaşır yaklaşmaz hemen kentteki doktorlardan biri  olan John Harlow&#8217;un çağrılması için emir verir. Beklerken sanırım şöyle demiş  olmalı: &#8220;Haydi gelin Mr. Gage, ne olmuş size bakayım?&#8221; ya da &#8220;Aman Tanrım, nedir  bu başımıza gelen felaket!&#8221; İnanamayan gözlerle kafasını sallar ve Gage&#8217;i otel  verandasının gölgeli kısmına doğru yönlendirir. Bu veranda &#8220;piazza&#8221; olarak  anılır, bu isim açık, geniş, büyük bir yeri çağrıştırsa da, burası belki  geniştir ama üstü açık değildir, sadece bir verandadır. Belki Mr. Adams orada  Gage&#8217;e şimdi limonata ya da soğuk elma şırası ikram ediyordur.<span style="line-height: 150%; color: black; letter-spacing: -0.25pt;"><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/pgnews.gif" border="0" alt="" width="301" height="350" align="right" /></span><br />
 Patlamadan bu yana bir saat geçmiştir. Güneş alçalmakta ve sıcaklık daha  dayanılır bir hal almaktadır. Dr. Harlow&#8217;dan daha genç olan meslektaşı Dr.  Edvvard Williams gelir. Yıllar sonra Dr.Williams manzarayı şöyle anlatacaktır:  &#8220;O sırada Cavendish&#8217;deki Mr. Adams&#8217;ın otelinin piazzasında oturuyordu. Ben  yaklaşınca şöyle dedi: &#8216;Doktor, burada sizin için epey iş var&#8217;. Ben daha  arabadan inmeden kafadaki yarayı fark ettim, beynin atışları açıkça  görülebiliyordu. Kafayı muayene etmeden, açıklayamadığım bir görüntü vardı:  sanki ters çevrilmiş bir huniyi andırıyordu, sonra anla­dım ki, bunun nedeni  kemiğin her yönde yaklaşık beş santimetreye kadar kırılmış olmasıydı. Şunu da  belirtmem gerekir; kafatasına ve deri tabakalarına açılmış deliğin çapı yaklaşık  üç buçuk santimetreydi, kenarları dışa doğru dönüktü ve yaranın genel görüntüsü,  sanki kama şeklinde bir şey aşağıdan yukarıya doğru çıkmış gibiydi. Ben bu  yarayı incelerken Mr. Gage, çevredekilere nasıl yaralandığını anlatıyordu, o  kadar mantıklı konuşuyordu ve soruları yanıtlamaya o kadar istekliydi ki, olay  esnasında onun yanında bulunan tanıkları sorgulamak yerine, sorularımı doğrudan  kendisine yönelttim. Mr. Gage bana, o zamandan beri yaptığı gibi, olayın nasıl  cereyan ettiğini aktardı. Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, gerek o anda gerek  daha sonraki karşılaşmalarımızda aklı tamamen yerindeydi. Sadece, kazadan iki  hafta kadar sonra, bir keresinde bana ısrarla John Kirvvin diye hitap etti,  ancak gene tüm sorularımı kusursuz biçimde yanıtladı.&#8221;"<br />
 Demir çubuğun boyutlarını ve şeklini dikkate aldığımızda, Gage&#8217;in sağ  kalabilmesi çok daha inanılmaz gelecektir. Harvard&#8217;tan cerrahi profesörü Henry  Bigelow aleti şöyle betimler: &#8220;Kafatasından geçen demirin ağırlığı altı  kilogram. Boyu bir metre, çapı üç santim, kafaya ilk giren sivri ucun uzunluğu  on yedi buçuk santim ve çapı altı milimetre. Belki de hasta hayatta kalmasını bu  ölçülere borçlu. Demir başka hiçbir örneğe benzemiyor. Sahibinin arzusuyla,  komşu bir demirci ustaya özel olarak yaptırılmış.&#8221; Gage yaptığı işi ciddiye  alıyordu ve kullandığı alet konusunda çok titizdi. <br />
 Bir insanın kafasında bu kadar büyük bir yara ile infilaktan sağ çıkması, hemen  ardından konuşup yürümesi ve tutarlı kalabilmesi çok şaşırtıcı. Aynı derecede  şaşırtıcı olan bir diğer şey de, Gage&#8217;in yarasında oluşacak olan iltihaplanmayı  atlatacak olmasıdır. Gage&#8217;in doktoru Harlow iltihaplanmanın rolünün farkındadır,  antibiyotik gibi bir yardımcısı da yoktur ama o zamanki ilaçlarla yarayı düzenli  aralıklarla ve çok iyi temizleyecektir. Hastayı yarı yatmış bir pozisyonda  tutarak drenajın kolay ve doğal biçimde olmasını sağlar. Gage&#8217;de yüksek ateş ve  en az bir kere apse oluşacak, Harlow bunu hemen bıçağıyla kazıyarak alacaktır.  Sonunda genç ve kuvvetli bir bünyesi olmasının yanı sıra, Harlow&#8217;un &#8220;Ben  pansuman yaptım, Tanrı iyileştirdi&#8221; diye ifade ettiği ilahi yardımla, Gage bütün  zorlukları yener.<br />
 Phineas Gage iki aydan kısa bir sürede iyileşmiş olarak taburcu edilir. Ancak bu  şaşırtıcı sonuç, Gage&#8217;in kişiliğinde meydana gelecek olağanüstü değişimin  yanında çok gölgede kalır. Gage&#8217;in huyu, hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları,  düşleri ve emelleri hep değişecektir. Vücudu canlı ve iyi olabilir ama onu  hareket ettiren yeni, başka bir ruhu vardır.</span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">GAGE  ARTIK GAGE DEĞİLDİ </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/Phineas_Gage.jpg" border="0" alt="" width="225" height="381" align="left" />Tam  olarak ne olduğunu, bugün, Dr. Harlow&#8217;un kazadan yirmiyıl sonra hazırladığı  değerlendirmelerden öğrenebiliyoruz. Bu, bol verinin yanı sıra, yorumun asgari  tutulduğu güvenilir bir metindir. Hem insani hem de nörolojik açıdan anlamlı  olan bu metinden yalnızca Gage değil, doktoru hakkında da fikir edinebiliriz.  John Harlow, Philadelphia&#8217;da Jefferson Medical College&#8217;e girmeden önce bir  öğretmendi. Gage&#8217;e baktığı sırada henüz mesleğinde birkaç yıllıktı. Bu vaka  yaşamı boyunca ilgi odağı oldu ve sanırım, Harlow&#8217;un akademisyenliği tercihine  yol açtı. Vermont&#8217;ta muayenehanesini açtığı sırada, belki de planları arasında  yer almayan bir icydi bu. Gage&#8217;i başarıyla tedavi etmesi ve sonuçları Bostonlu  meslektaşlarına aktarması kariyerinin en parlak anları olmuştu belki; ayrıca  Gage&#8217;in tedavisini gölgeleyen hususlar onu oldukça rahatsız etmiş olmalıydı.<br />
 Harlow&#8217;un anlatısı Gage&#8217;in kuvvetini nasıl kazandığını ve fiziksel olarak nasıl  tamamen iyileştiğini aktarıyor; Gage dokunuyor, duyuyor, görüyordu ve hiçbir  organı ya da konuşması felce uğramış değildi. Sol gözü görmüyor olmasına rağmen  sağ gözü tam olarak görüyordu. Sağlam yürüyor, ellerini beceriyle  kullanabiliyordu, konuşma ve dil becerilerinde fark edilir hiçbir aksama yoktu.  Ne var ki Harlovv&#8217;un belirttiği gibi &#8220;zihinsel yetisi ile hayvansal eğilimleri  arasındaki denge&#8221; yok olmuştu. Bu değişim beyin yarasının akut safhası geçer  geçmez belirginleşmişti. O artık &#8220;düzensiz, düşüncesiz, eskiden asla  kullanmadığı en kaba küfürlere düşkün, adamlarına karşı davranışları saygısız,  istekleriyle çakıştığı zaman sınırlara ve öğütlere tahammülü olmayan, bazen  sonuna kadar inatçı, bir yandan da kaprisli ve kararsız, gelecekle ilgili  planlar kurup hemen ardından vazgeçen&#8230;&#8221; biri olmuştu. &#8220;Akıl yetisi ve bunun  tezahürleri bakımından bir çocuk gibiyken, kuvvetli bir erkeğin hayvansı  tutkularına sahipti.&#8221; Açık saçık sözleri o kadar kabaydı ki, kadınlara  incinmemeleri için onun yanında uzun süre kalmamaları öneriliyordu. Harlow&#8217;un  bizzat yaptığı en sert ihtarlar bile, kazazedemizi iyi davranmaya  yöneltememişti.<br />
 Bu kişilik özellikleri Gage&#8217;in kazadan önce sahip olduğu bilinen &#8220;ılımlı  alışkanlıkları&#8221; ile &#8220;hayli enerjik karakteri&#8221;ne tümüyle ters düşüyordu. Önceleri  &#8220;gayet dengeli bir zihni vardı ve onu ya­kından tanıyanlar, enerjik ve yaptığı  planlan kararlılıkla uygulayan kurnaz bir iş adamı olduğunu söylüyorlardı.&#8221; Hiç  şüphesiz, zamanı­na ve yaptığı işe göre, başarılı biriydi. Ortaya çıkan bu  kökten de­ğişim yüzünden yakınları ve arkadaşları onu tanıyamaz olmuşlardı.  Üzülerek, &#8220;Gage artık eski Gage değil&#8221; diyorlardı. O kadar değişmişti ki, işine  döndükten kısa bir süre sonra patronları onu kovmak zorunda kaldılar; &#8220;geçirdiği  zihinsel değişiklik, ona eski işini veremeyecekleri kadar belirgindi.&#8221; Sorun  fiziksel yetenek ya da beceri yoksunluğu değil, onun yeni karakterindeydi.<br />
 Çözülme dinmeden devam etti. Ustabaşı olarak çalışamayan Gage, at çiftliklerinde  iş buldu. Bir yerde ancak kısa süre dayanıyor, ya kaprisleri yüzünden ayrılıyor  ya da disiplinsizlik nedeniyle atılıyordu. Harlovv&#8217;un yazdığı gibi, &#8220;her zaman  kendisine uymayan bir şey buluyordu.&#8221; Sonra sirkte atraksiyon olarak  gösterilmeye başlandı. New York City&#8217;deki Barnum&#8217;s Museum&#8217;da yara izlerini ve  demir çubuğunu gururla sergiliyordu. (Harlow, çubuğun onun ayrılmaz yoldaşı  olduğunu belirtiyor ve Gage&#8217;in nesnelere ve hayvanlara karşı kuvvetli  bağlılığına, bunun onun için yeni ve sıradışı bir davranış olduğuna dikkat  çekiyor. &#8220;Koleksiyoncu davranışı&#8221; diye adlandırabileceğimiz bu özelliği,  Gage&#8217;inkine benzer yaralar almış başka hastalarda, ayrıca otistik kişilerde de  gördüm.)<br />
 O zamanlarda sirkler, doğanın acımasızlığından şimdikinden çok daha fazla çıkar  sağlardı. İç salgı bozukluğundan doğan çeşitlemeler arasında cüceler, dünyanın  en şişman kadını, en uzun adamı, en geniş çeneli insan vardı. Nörolojik  çeşitlemeler ise fil derili çocukları, nörofıbromatoz kurbanlarını ve şimdi de  Gage&#8217;i kapsıyordu. Onu bu Fellini&#8217;yi anımsatan ortamda, sefaletini altın  karşılığında satarken hayal edebiliriz. <br />
 Kazadan dört yıl sonra yine dramatik bir gelişme oldu. Gage Güney Amerika&#8217;ya  gitti. At çiftliklerinde çalıştı ve sonunda Santiago ile Valparaiso&#8217;da at  arabası sürücülüğü yaptı. Gurbetteki yaşamı hakkında, 1859 yılında sağlığının  bozulduğu dışında pek bir şey bilinmiyor.<br />
 Gage 1860&#8242;da ABD&#8217;ye geri döndü, annesi ve kız kardeşiyle yaşamaya başladı. Önce  Santa Clara&#8217;da bir çiftlikte çalıştı, ama bu uzun sürmedi. Aslında San Fransisco  körfez bölgesi boyunca oldukça sık yer değiştirdi ve arada bir amele olarak iş  buldu. Açıkçası bağımsız biri değildi ve bir zamanlar yapabildiği gibi, sürekli  ve geçimini sağlamaya yetecek kadar kazançlı işlerde tutunamıyordu. Düşüşün sonu  yakındı.<br />
 1860&#8242;ların San Fransisco&#8217;su madencilik, tarım ve denizcilikle uğraşan maceracı  girişimcilerle dolu, hareketli bir yer olarak canlanıyor zihnimde. Burada,  Gage&#8217;in annesini ve zengin bir San Fransisco&#8217;lu ticaret adamıyla (D.D. Shattuck)  evlenen kız kardeşini buluyoruz. Phineas&#8217;ın ait olduğu yer de burası olabilirdi.  Ama geriye yolculuk yapabilseydik onu tüccar beyefendilerle sohbet ederken  değil, batak semtlerde içki içerken, itişip dalaşırken bulurduk. Gage, on yıllar  sonra ve birkaç yüz mil güneyde Nathanael West&#8217;in söylediği gibi, &#8220;California&#8217;ya  ölmeye gelen çaresiz insanların arasına katılmıştı.&#8221; <br />
 Eldeki yetersiz belgeler Gage&#8217;in sara krizleri geçirdiğini yazıyor. Hayatı 21  Mayıs 1861&#8242;de, bir günden kısa süren bir hastalığın ardından sona erdi. Gage,  bilincini yitirmesine neden olan şiddetli bir kasılma krizi geçirdi. Bunu  birbirini izleyen kasılma dalgalan izledi ve bir daha bilinci açılmadı. Status  epilepticııs denilen, art arda gelen ve ölümle sonuçlanan bir dizi nöbetin  kurbanıydı. Otuz sekiz yaşındaydı. San Fransisco gazetelerinde ölüm ilanı  çıkmadı.<br />
 NEDEN PHINEAS GAGE ? <br />
 Neden bu üzücü öykü anlatılmaya değer olsun? Böylesi bir öykünün önemi ne  olabilir ki? Yanıtı basit. Aynı zamanlarda meydana gelen, nörolojik hasarlar  yaratan ve daha kesin sonuçlar veren başka vakalar, beynin, dil, algılama ve  motor işlevlerinin temeli olduğunu ortaya çıkarmıştı. Ne var ki Gage&#8217;in öyküsü  müthiş bir gerçeğin ipucunu veriyordu: Bir biçimde beyinde, her şeyden çok akıl  yürütmeye, özellikle de aklın kişisel ve sosyal boyutlarına adanmış sistemler  vardı. Beyin zedelenmesinin sonucu, temel akıl ya da dil öğelerinde bozulma  görülmediği halde, daha önceleri edinilmiş olan sosyal âdetler ve etik kurallar  yok olabiliyordu. Farkında olmadan Gage örneği, beyindeki bir şeyin insana özgü  eşsiz yetilerle özellikle ilgili olduğunu işaret ediyordu; bunların arasında,  karmaşık bir sosyal çevrede geleceği öngörerek ona göre plan yapma, kendine ve  başkalarına karşı sorumluluk duygusu, isteyerek ve özgür iradesiyle yaşam  mücadelesini yönetme yeteneği de var.<br />
 Bu tatsız öykünün en çarpıcı yanı, kazadan önceki normal kişilik yapısı ile  kazadan sonra, ölüme kadar süren korkunç çirkin kişilik özellikleri arasındaki  muazzam farklılıktır. Gage bir zamanlar, kendi yararına olacak seçimleri yapmak  için ihtiyaç duyduğu her şeyi biliyordu. Kişisel ve sosyal bir sorumluluk  duygusu vardı; bu, mesleğini güvence altına almasından, işini iyi yapmasından ve  iş arkadaşları tarafından takdir edilmesinden anlaşılıyordu. Toplumsal törelere  gayet saygılıydı ve ilişkilerinde etik kurallarını gözetiyordu. Kazadan sonra  örf ve âdetlere hiç saygı göstermez oldu, etik kurallarını çiğniyor, aldığı  kararlar kendi çıkarlarını gözetmiyordu, dahası Harlovv&#8217;un deyişiyle &#8220;hayalinden  başka hiçbir temele dayanmayan hikâyeler&#8221; uyduruyordu. Kendi geleceğini  düşündüğünü ve ileri görüşlü olduğunu gösteren hiçbir belirti yoktu.<br />
 Gage&#8217;in kişiliğindeki değişim belirsiz değildi. İyi kararlar veremiyordu,  üstelik verdiği kararlar hiç de akli melekeleri zayıflamış ve eylemden korkan  birinin vereceği ihtiyatlı, zararsız türden kararlar değildi. Tam tersine etkin  biçimde kendi zararınaydılar. Gage canla başla kendini çökertmeye çalışıyordu.  Değerler sisteminin değişmiş olduğu, ya da değişmemiş olsa bile, eski  değerlerinin yeni kararlarını kesinlikle etkileyemediği öne sürülebilir. Hangi  varsayımın doğru olduğunu bilmemizi sağlayacak bir delil olmasa da, Gage gibi  beyin hasarlı hastalarla yaptığım araştırmalar, bu tip durumlarda her iki  varsayımın da gerçeği tam olarak yansıtamadığına ikna olmamı sağladı. Değerler  sisteminin bir bölümü kalıyor ve soyut anlamda kullanılabiliyor, ama gerçek  yaşam koşullarıyla bağlantısı olmuyor. Phineas Gage gibi insanlar gerçek dünyada  bir şey yapacakları zaman, karar verme mekanizmaları eski bilgilerinden hemen  hiç etkilenmiyor. <br />
 Gage&#8217;in öyküsünün bir diğer ilginç özelliği, dejenere olmuş karakteri ile hiç  etkilenmeden kalabilmiş bazı zihinsel yetilerinin dikkat, algılama, bellek, dil,  zekâ- arasındaki farktır. Nöropsikolojide dissoclation (kişilik çözülmesi)  olarak adlandırılan bu tip farklılaşmalarda, genel bir faaliyet profilinde yer  alan bir ya da birkaç icraat, işlemlerin geri kalan bölümüyle tutarsızlık   gösterir Gage&#8217;in vakasında bozulan karakter, başka açıdan sağlam kalan biliş ve  davranıştan çözülmüştü. Beyinlerinin başka bölgelerinde hasar olan hastalarda,  bozulan öğe dil olabilir ve karakter dahil diğer tüm bilişsel öğeler sağlam  kalabilir. O zaman &#8216;çözülen&#8221; öğe dildir Gage&#8217;e benzer hastalarla tekrarlanan  çalışmalar ona özgü çözülme profilinin tutarlı olarak meydana geldiğini  kanıtlamıştır<br />
 Bu karakter değişikliğinin kendi kendine düzelmeyeceğine inanmak herhalde  oldukça zor olmuştur; Harow bile önceleri değişikliğin geçici olduğunda ısrar  etmiştir. Bu anlayışla karşılanabilir, çünkü her şeyden önce Gage&#8217;in hayatta  kalmış olması ilk bakışta görünen hiçbir engelinin olmaması zaten bu öykünün en  dramatik öğeleridir; örneğin felç, konuşma bozukluğu yada bellek kaybı yoktu&#8230;  Bir anlamda, Gage&#8217;in yeni gelişen sosyal yetersizliklerinin üzerinde durmak,  Tanrı&#8217;ya ve tıp alemine nankörlük olacaktı. Ancak 1868 yılına gelindiğinde.  Dr.Harlow hastasının kişilik değişimini tam olarak kabullenmeye hazırdı.<br />
 Gage&#8217;in hayatta kalmış olması gereğince dikkkate alınmakla beraber, anormal  fenomenlere karşı takınılan ihtiyatlı bir tavırla yaklaşılmaktaydı. Davranışsal  değişimindeki anlam büyük ölçüde gözden kaçırılmıştı, ama bu ihmalin geçerli  nedenleri vardı. O zamanki beyin biliminin küçük dünyasında bile iki farklı  görüş oluşmaya başlamıştı. Biri, bellek ya da dil gibi psikoloji, işlevlerin  beynin belirli bir bölgesinden kaynaklanamayacağını savunuyordu İstemeyerek de  olsa, beynin zihni yarattığı kabul edilecekse beyin bunu bir bütün olarak  yapıyordu, farklı işler gören parçaların bir toplamı olarak değil. Diğer görüş  ise tam tersine, beynin ayrı ayrı zihinsel işlevler üreten uzmanlaşmış bölgeleri  olduğunu savunuyordu. İki görüş arasındaki bu ayrılık yalnızca beyin  araştırmalarının ne kadar yeni olduğunu göstermekle kalmıyor; Çünkü bu tartışma  daha yüzyıl devam etti, bugün bile kısmen sürüyor.<br />
 Phineas Gage vakası birtakım bilimsel tartışmaları başlattı; ancak, odak  noktasını dil ve hareketin beyindeki yerini belirlemek oluşturdu. Tartışma asla,  frontal lob (alın yumrusu) hasarı örselenen sosyal davranışlar arasındaki  ilişkiye Gelmedi. Burada aklıma Warren McCulloch&#8217;un bir deyişi geliyor. &#8220;ben  işaret ettiğim zaman parmağıma değil, işaret ettiğim yer. bakın.&#8221; (Efsanevi  birnörofızyolog olan McCulloch, gelecekteki sayısal bilimin öncüsü olmanın yanı  sıra bir bilge ve şairdi. Bu deyiş bir bilgelik içeriyordu.) Gage&#8217;in bilmeden  işaret ettiği yere pek az kişi baktı. Gage&#8217;in zamanında, işaret edilen doğru  yöne bakmak için gereken bilgi ve cesarete sahip birini hayal etmek elbette çok  zordur. Gage&#8217;in kalbinin atmasını ve ciğerlerinin nefes almasını sağlayan beyin  kısımlarının demir çubuktan zarar görmediği kabul edilebilirdi. Bilinci sağlayan  bölgenin çubuğun yolu üzerinde olmadığı, hatta yaralanmanın Gage&#8217;i uzun süre  bilinçsiz bırakmadığı da kabul edilebilirdi. (Olay, kafa yaralanmaları konusunda  bugünkü bilgilerimizi öngörüyordu: Yaralanmanın tarzı çok önemli bir  değişkendir. Hiçbir kemik kırılmasa ve beyne bir nesne girmese de, şiddetli bir  darbe bilincin uzun bir süre yitirilmesine neden olabilir ve çarpmanın yarattığı  kuvvetle beyin işlevlerini derinden bozabilir. Kuvvetlerin düz ve dar bir çizgi  üzerinde yoğunlaştığı bir yara beyne nüfuz ettiğinde, beyni kafatasına doğru  hızla iterek, yalnızca dokusunun tahrip olduğu bölümdeki işlevlerin yitmesine  neden olur ve başka yerlerdeki beyin işlevleri bozulmayabilir.) <br />
 Ancak Gage&#8217;in davranışsal değişimini anlamak için, normal sosyal davranışın  beynin belirli bir bölgesiyle ilgili olduğunu kabul etmek gerekiyordu. Bu  kavramın düşünülebilmesi, hareket, duyular ve hatta dil yetisi gibi öğelerle  ilgili benzerine kıyasla, çok daha zordu. Aslında Gage&#8217;in vakası, zihinsel  işlevlerin beynin belirli alanlarına bağlı olabileceğine inanmayanlar tarafından  kullanıldı. Tıbbi delilleri gelişigüzel yorumlayarak, Gage&#8217;inki gibi bir yara  felç ya da konuşma bozukluğu yaratamıyorsa, açıkça motor kontrolün de, dilin de,  nörologların belirlemiş oldukları kısmen küçük merkezlerde kaynaklanamayacağını  öne sürdüler. Tam bir yanılgıya düşerek, Gage&#8217;in yarasının tam olarak bu  merkezlere hasar verdiğini iddia ettiler.7<br />
 İngiliz fizyolog David Ferrier, verileri ustalıkla ve bilgece analiz etmeye  çabalayan birkaç kişiden biriydi.8 Davranış bozukluğu olan diğer beyin hasarlı  vakaları bilmesi ve kendisinin öncülüğünü yaptığı, elektrik uyarısı verilen  beyin korteksinden parça çıkartılan hayvan deneylerinden kaynaklanan bilgisi,  Ferrier&#8217;i, Harlow&#8217;un bulgularını değerlendirebileceği, benzersiz bir konuma  getirmişti. Ferrier; yaranın, motor ve dil &#8220;merkezlerine&#8221; zarar vermediği,  beynin bizzat kendisinin prefrontal korteks adını verdiği bölgesini tahrip  ettiği ve bu hasarın, renkli bir ifadeyle &#8220;zihinsel yozlaşma&#8221; olarak  betimlediği, Gage&#8217;in garip kişilik değişimiyle ilintili olabileceği sonucuna  vardı. Harlow ve Ferrier&#8217;in duymuş olabilecekleri yegâne destekleyici ses,  frenoloji akımını izleyenlerden gelmişti!<br />
 SONRADAN ANLAŞILAN BİR DÖNÜM NOKTASI ,<br />
 <span style="line-height: 150%; color: black; letter-spacing: 0.15pt;"> <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/phineas_gage_mcmillan.jpg" border="0" alt="" width="325" height="480" align="left" /></span>Hiç  kuşkusuz, Gage&#8217;in kişilik değişimi belirli bir alanla sınırlı beyin hasarından  kaynaklanıyordu. Ancak olayın bu açıklaması kazadan tam yirmi yıl sonrasına  kadar belli değildi ve ancak bu yüzyılda, o da müphem bir şekilde, kabul  edilebilir hale geldi. Uzun bir süre, John Harlow dahil olmak üzere, herkes şuna  inanmıştı: &#8220;Söz konusu beyin bölümü, bazı nedenlerden dolayı, serebral maddenin  yaralanmayı en zararsız atlatabilecek kısmıydı.&#8221;12 Başka bir deyişle; hiçbir işe  yaramayan ve gözden çıkarılabilecek bir beyin bölümüydü. Ancak hiçbir şey,  Harlovv&#8217;un da bizzat kabullendiği gibi, gerçekten bu kadar uzak olamazdı.  1868&#8242;de, Gage&#8217;in zihinsel iyileşmesi hakkında; &#8220;Yalnızca kısmiydi, zihinsel  yetileri tümüyle kaybolmasa da kesin olarak bozulmuştu; bunama gibi bir durum  yoktu ama etkinlikleri zayıflamıştı. Zihinsel işlemleri nitelik olarak kusursuz,  ancak derecesi ve niceliği bakımından eksikti.&#8221; diye yazmıştı <br />
 Gage vakası bilmeden şu mesajı vermişti: Sosyal kuralları izlemek, etiğe uygun  davranışlarda bulunmak ve kendi yaşamı için avantajlı kararlar almak hem  kuralların ve stratejilerin bilinmesini hem de belirli beyin sistemlerinin  bütünlüğünü gerektirmektedir. Bu mesajın sorunu, kesin ve anlaşılabilir  olabilmesi için gerekli delilleri sunmamış olmasıydı. Tersine, mesaj bir gizeme  dönüştü ve bize, frontal [alın] lobu işlevinin &#8220;muamma&#8221;sı olarak ulaştı. <br />
 Gage vakası yanıt getirmekten çok, soru doğurmuştu. Bir kere, hepimiz Gage&#8217;in  beynindeki hasarın büyük olasılıkla frontal lobda olduğunu biliyoruz ama bu  biraz da, Chicago büyük olasılıkla ABD&#8217;dedir demek gibi bir şey; doğru, ama  özgül ve işe yarar türden değil. Hasarın frontal lobda bulunduğu kesin, ama tam  olarak hangi bölümdeydi? Sol lobda mı? Sağda mı? Her ikisinde mi? Başka bir  yerde de mi? Bir sonraki kısımda göreceğiniz gibi, yeni görüntüleme teknolojisi  bu bilmeceyi çözmemize yardımcı oldu.<br />
 Bir de Gage&#8217;in karakter bozukluğunun niteliği sorunu vardı. Anormallik nasıl  gelişmişti? Birincil neden, tabu ki, kafadaki bir delikti, ama bu bozukluğun  nedenini söylüyor, nasıl olduğunu değil. Acaba frontal lobdaki herhangi bir  delik aynı sonucu yaratır mıydı? Yanıt ne olursa olsun, bir beyin bölgesindeki  tahribatın kişilik değişikliği doğurması hangi akla yakın nedenlerle olabilir?  Eğer frontal lobda belirli bölümler varsa, bunlar nelerden oluşmuştur ve sağlam  bir beyinde nasıl çalışırlar? Bunlar sosyal davranışı yöneten bir tür &#8220;merkez&#8221;  midir? Evrim sürecinde seçilmiş, nasıl akıl yürütüp karar vereceğimizi  bildirmeye hazır, sorun çözücü algoritmalarla dolu modüller midir? Öyleyse, bu  modüller, gelişim süresince normal akıl yürütme ve karar vermeyi sağlamak için  çevreyle nasıl bir etkileşim içindedirler? Yoksa bu tür modüller yok mudur?<br />
 Gage&#8217;in karar vermekteki başarısızlığının altında hangi mekanizmalar yatıyordu?  Bir sorunu akıl yürüterek çözmek için gerekli olan bilgi yok olmuş ya da  erişilmez hale gelmiş olabilirdi, belki de bu yüzden doğru karar veremiyordu.  Diğer olasılık da gerekli bilgilerin yerinde durduğu ve erişilebilir olduğu, ama  akıl yürütme stratejilerinden fire verildiğidir. Böyle olduysa, akıl yürütmenin  hangi aşamaları yitirilmiştir? Bundan da öte, normal denilen insanlarda olması  gereken aşamalar nelerdir? Eğer bu aşamaların bazılarının doğasına göz  atabilecek kadar şanslıysak, bunların sinir dokuları nelerdir? <br />
 Bu sorular ne kadar ilginç olursa olsun, bir insan olarak Gage&#8217;in konumuyla  ilgili sorulardan daha önemli olamazlar. Acaba özgür iradesi olduğu söylenebilir  mi? Acaba bir doğru-yanlış anlayışı var mıydı? Yoksa yeni beyin tasarımının bir  kurbanı olarak, kararlar ona zorla dayatılmış ve kaçınılmaz mıydı?  Davranışlarından sorumlu muydu? Eğer olmadığını savunursak, bu bize sorumluluk  konusunda daha genel anlamda bir şeyler ifade eder mi? <br />
 Çevremizde pek çok Gage var; toplumun gözünden düşmelerindeki benzerlik rahatsız  edici boyuttadır. Bazılarının beyin urlarından kaynaklanan beyin zedelenmeleri  var, bazıları kafalarından yaralanmış ya da başka nörolojik hastalıklara  yakalanmışlardır. Ancak belirgin bir nörolojik hastalığı olmasa bile, ya  beyinleriyle, ya da doğup büyüdükleri toplumda ilgili nedenlerden, Gage gibi  davrananlar da vardır. <br />
 Eğer yarattığı sorunları insani bir biçimde çözmek istiyorsak, davranışlarıyla  kendilerine ya da başkalarına zarar verebilecek bu insanların doğasını anlamamız  gerekir. Şimdilik toplumun bu insanlara gösterdiği tepkilerden hapis de, idam da  bu sorunu çözmemize ya da anlamamıza yardım edemez. Aslında, soruyu daha da  genişleterek, biz &#8220;normal&#8221; insanlar, Gage&#8217;in büyük düşüşünün nedeni olan  mantıksızlığa kapıldığımız zamanki kendi sorumluluğumuzu sorgulamalıyız.<br />
 Gage insanlara özgü bir şeyini, sosyal bir varlık olarak geleceğini planlama  yetisini yitirmişti. Bu kaybının ne kadar bilincindeydi? Sizin ve benim sahip  olduğumuz anlamda bir öz bilinci olduğu söylenebilir mi? Ruhunun alçaldığını, ya  da ruhunu kaybettiğini söylemek âdil midir? Eğer öyleyse; Descartes Gage&#8217;i bilse  ve bugünkü nörobiyoloji bilgimize sahip olsaydı, ne düşünürdü? Acaba Gage&#8217;in  epifiz bezini inceler miydi?<br />
 <strong>Gage&#8217;in Beyni Açığa Çıkıyor</strong><br />
 <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/GAGE02.jpg" border="0" alt="" width="238" height="295" align="left" />SORUN<br />
 Phineas Gage olayıyla hemen hemen aynı dönemde, Fransa&#8217;da Paul Broca ve  Almanya&#8217;da Cari Wernicke adlarında iki nörolog, beyin hasarlı nöroloji  hastalarıyla yaptıkları çalışmalarla tıp dünyasının dikkatini çektiler.  Birbirlerinden bağımsız olarak çalışan Broca ve Wemicke&#8217;ye göre, beyindeki tam  olacak tanımlanmış sınırlı bir bölgenin zedelenmesi, hastalarda yeni edilmiş,  dil bozukluklarına neden oluyordu.1 Dil bozukluklarına teknik olarak afazi (sözyitimi)  adı verildi. Broca ve Wernicke&#8217;ye göre bu hasarlı bölge, normal insanlardaki dil  sürecinin iki farklı yanının sinir dokularını ortaya koyuyordu. Önerileri  çelişkiliydi, onları desteklemeye hevesli olan da pek yoktu, ama yine de dünyaya  kendilerini dinlettiler Biraz isteksizce karşılamalar da, birçok düzeltme  sonucunda zaman içinde kabul gördüler. Oysa ne Harlow&#8217;un Gage üzerine çalışması,  ne de Ferrier&#8217;in yorumları aynı ilgiyi görmüş ve meslektaşlarının ufkunu aynı  şekilde açmıştı.<br />
 Bunun çeşitli nedenleri vardı. Felsefi  bir eğilim, zihnin temelinin beyin  olduğunu düşünmeye izin verse de, etik yargılar kadar insan ruhuna yakın ya da  sosyal davranış kadar kültürle ilgili kavramların beynin belirli bir bölgesine  önemli ölçüde bağlı olabileceğini kabullenmek zordu. Profesör Broca ve Wernicke  ile karşılaştırıldığında, Harlow&#8217;un amatör kaldığını unutmamak gerekir; o tezini  savunmak için inandırıcı deliller toparlayamamıştı. Bunun en açık göstergesi,  beyin hasarının tam olarak yerini saptayamamış olmasıydı. Oysa Broca,  hastalarında afaziye neden olan beyin hasarının tam olarak hangi bölgede  olduğunu kesin biçimde açıklayabiliyordu. Onların beyinlerini otopsi masasında  incelemişti. Aynı biçimde Wernicke de, otopside sol temporal [şakak] lobun  arkasındaki bir kesimin dil bozukluğu olan hastalarda tahrip olduğunu görmüş ve  dil yetisinin etkilenen yanlarının Broca&#8217;nın saptadıklarından farklı olduklarını  belirtmişti. Harlow bu tip gözlemler yapamamıştı. Gage&#8217;in beyin hasarı ile  davranış bozukluğu arasında bir ilişki bulunduğunu öne sürmenin yanı sıra, ilk  başta hasarın yerini tahmin etmesi gerekiyordu. Herhangi bir konuda haklı  olduğunu herkesi tatmin edebilecek biçimde kanıtlayamamıştı.<br />
 Harlow&#8217;un durumu, Broca&#8217;nın yakın tarihte yayınlanan bulgularıyla daha da  zorlaşmıştı. Broca, sol frontal lobun üçüncü ön kıvrımındaki hasarın hastalarda  dil işlevi bozukluklarına neden olduğunu gösteriyordu. Demir çubuğun girişi ve  çıkışı Gage&#8217;in beynindeki hasarın sol frontal lobda olabileceğini gösteriyordu,  ama Gage&#8217;de hiçbir dil bozukluğu, buna karşılık Broca&#8217;nın hastalarında da  karakter bozukluğu yoktu. Nasıl bu kadar farklı sonuçlar olabilirdi? O zamanlar  işlevsel sinir anatomisine dair çok kısıtlı bilgileriyle, bazı kişiler hasarın  hemen hemen aynı yerde olduğunu sanmışlardı. Farklı sonuçlar ise, beyinde  işlevsel uzmanlaşma bulmaya çalışanların çılgınlığını gösteriyordu.<br />
 Gage 1861 yılında öldüğünde otopsi yapılmadı. Harlow, Gage&#8217;in ölümünü ancak beş  yıl sonra öğrenebildi. Aradaki yıllarda iç savaş ortalığı kasıp kavuruyordu ve  bu tür haberler hızlı yayılmıyordu. Harlow, Gage&#8217;in ölümünden büyük üzüntü  duymanın ötesinde, beynini inceleme fırsatını kaçırdığı için yıkılmış olmalıydı.  Aslında o denli yıkılmıştı ki, <br />
 Gage&#8217;in kız kardeşine bir mektup yazarak garip bir ricada bulunmuştu. Mezarın  açılarak kafatasının alınmasını ve vakanın bir kaydı olarak saklanabilmesi için  izin istemişti.<br />
 Phineas Gage bir kez daha iradesi dışında kasvetli bir sahnenin kahramanı  olmuştu. Kız kardeşi, eniştesi D.D. Shattuck, Dr. Coon (San Fransisco valisi) ve  aile doktorlarıyla birlikte, mezarın açılıp kafatasının alınmasında hazır  bulundular. Mezarda Gage&#8217;in yanına konulan demir çubuk da çıkarıldı ve tekrar  doğuya, Dr. Harlow&#8217;a yollandı. O zamandan beri kafatası ve çubuk, Boston&#8217;daki  Harvard Tıp Okulu&#8217;nun Warren Tıp Müzesi&#8217;nde sergilenmektedir.<br />
 Harlow için kafatasını ve çubuğu sergilemek, vakasının hayali olmadığını ve bu  tür yarası olan bir adamın gerçekten yaşamış olduğunu göstermenin en akla yakın  yoluydu. Yaklaşık yüz yirmi yıl sonra, Hanna Damasio&#8217;nun dedektiflik çabasında,  bu kafatası atlama tahtası oldu; Harlovv&#8217;un bitmemiş işi tamamlanarak, Gage ile  frontal lob işlevinin çağdaş araştırmaları arasında bir köprü kuruldu.<br />
 Hanna işe, çubuğun geçiş yolunu saptamakla başladı; bu kendi başına çok ilginç  bir çalışmaydı zaten. Sol yanaktan yukarı doğru kafatasına giren demir, tam  üstte bulunan sol göz çukurunun arkasını tümüyle kırmıştı. Yukarı doğru giderken  beynin orta çizgiye yakın bir yerde ön kısmına girmiş olmalıydı ama tam yerini  söylemek zordu. Sağa doğru bir açı yaptığı için önce sol tarafa, sonra yukarı  doğru seyrederken sağ tarafın bir kısmına girmiş olmalıydı. Hasarın birincil  yeri ön orbital bölge, göz çukurlarının tam üstüydü. Yoluna devam ederken, sol  frontal lobun bazı iç yüzeylerini ve belki de sağ lobu da tahrip etmiş, sonunda  dışarı çıkarken, frontal lobun dorsal [arka] kısmının soluna ve belki sağma da  zarar vermişti.<br />
 Bu tahminlerin belirsizlikleri, kesin olarak ortadaydı. Demirin ideal bir  &#8220;standart&#8221; beyin örneğinde izleyebileceği birkaç güzergâh mevcuttu. Ancak bu  beynin Gage&#8217;inkine ne kadar benzediğini bilmemiz imkânsızdı. İşin kötüsü;  nöroanatomi, parçaları arasındaki topolojik ilişkileri kıskançlıkla muhafaza  ederken, beyinlerimiz bireyleri aynı model arabalara kıyasla çok daha farklı  kılan topoğrafık bir çeşitliliğe sahiptir. Bu noktaya en iyi örnek oluşturan  olgu, insan yüzlerinin paradoksal aynılık ve farklılıklarıdır. Yüzlerin değişmez  sayıda unsurları ve bunların da değişmez bir uzamsal yerleşimi vardır, yani bir  yüzdeki unsurların topolojik yerleşim ilişkileri her yüz için aynıdır. Yine de  yüzler sonsuz çeşitlilikte ve bireyden bireye ayırt edilebilir niteliktedir,  çünkü o değişmez parçaların ve konfıgürasyonun büyüklüğü, dış hatları ve  konumunda küçük anatomik farklılıklar vardır (kesin topoğrafi, bir yüzden  ötekine değişir). Dolayısıyla bireylerin beyinlerindeki farklılıklar, yukarıda  yapılan tahminin hata olasılığını artırmaktaydı. <br />
 Hanna Damasio, çağdaş sinir anatomisi ile en ileri sinir görüntüleme tekniğinin  avantajlarını kullanarak işe girişti.2 Özellikle, yaşayan insan beyninin üç  boyutlu görüntüsünü tam olarak elde etmesini sağlayan, kendi geliştirdiği yeni  bir görüntüleme tekniğini kullandı. Brainvox3 adlı bu teknik, beynin yüksek  çözülümlü manyetik rezonans (MRI) yöntemi kullanılarak taranmasıyla elde edilen  ham verilerin bilgisayarla yönlendirilmesi temeline dayanıyor. Yaşayan normal  insanlarda ya da nöroloji hastalarında, ancak otopsi masasında görebileceğimiz  bir beyin görüntüsünü elde edebiliyor. Bu ürkütücü, huzur kaçıran bir harikadır.  Bir düşünün, Prens Hamlet, mezar kazıcının verdiği boş kafatası yerine, kendi  bir buçuk kiloluk, derin düşünceli ve kararsız beynini seyredebilseydi, neler  yapardı?<br />
 <img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/GAGE01.jpg" border="0" alt="" width="175" height="256" align="left" />ÇÖZÜM <br />
 Beyin taraması için Phineas Gage ortada olmadığından, Hanna Damasio onun beynine  dolaylı bir yöntemle yaklaşmayı düşündü. Yardım istediği Harvard Tıp Okulu&#8217;ndan  nörolog Albert Galaburda, Warren Tıp Müzesi&#8217;ne giderek Gage&#8217;in kafatasının  değişik açılardan özenle fotoğraflarını çekip kemik hasarının bulunduğu bölgeler  ve çeşitli standart kemik işaretlerinin arasındaki uzaklıkların ölçülerini aldı.<br />
 Bu fotoğrafların analiziyle yaranın betimlemelerinin birleştirilmesi sonucunda,  demir çubuğun geçmiş olabileceği güzergâhların seçenekleri en aza indirildi.  Ayrıca bu fotoğraflar Hanna Damasio ve nörolog meslektaşı Thomas Grabowski&#8217;ye,  Gage&#8217;in kafatasını üç boyutlu koordinatlar ile yeniden yaratma ve bundan, bu tür  bir kafatasına en çok uyacak bir beynin en olası koordinatlarını türetme  olanağını verdi. Birlikte çalıştığı mühendis Randall Frank&#8217;ın yardımı ile  Damasio, yüksek kapasiteli bir bilgisayar iş istasyonunda bir simulasyon  gerçekleştirdi. Gage&#8217;in tampon demirinin tam  ölçüleriyle üç boyutlu bir çubuk  yarattılar ve onu, Gage&#8217;inkine şekil ve boyut olarak çok benzeyen bir beynin  içinden, kaza sırasında çubuğun -artık azalmış olan olasılıklara göre- geçmiş  olabileceği güzergâhlardan &#8220;geçirdiler&#8221;. Sonuçlar Şekil 2-7 ve 2-8&#8242;de Gage&#8217;in  kafatasının 1992de çekilmiş fotoğrafı gösterilmiştir.<br />
 Artık David Ferrier&#8217;in iddiasını doğrulayabiliriz; beyin kaybı miktarına  rağmen, demir çubuk motor ve dil işlevleri için gerekli beyin bölgelerine zarar  vermemiştir. (Her iki yarıkürenin zarar görmemiş alanları motor ve premotor  korteksleriyle, sol taraftaki Broca alanı olarak bilinen, ön operkulumu  kapsamaktadır.) Sol yarıküredeki hasarın sağa oranla daha fazla olduğunu,  frontal bölgenin bir bütün olarak ön kısmının arkaya göre daha çok zarar  gördüğünü güvenle belirtebiliriz.<img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/09/6a00e398c9ee4a000500fad6942a710004-320pi.jpg" border="0" alt="" width="320" height="271" align="right" /> Hasar her iki yarıkürenin, orta (ventral) ve iç yüzeylerindeki prefrontal  korteksleri etkilerken, prefrontal kortekslerin, yan [lateral] veya dış  yanlarına dokunmamıştı.<br />
 Son zamanlardaki araştırmalarımızın, karar mekanizmasının normal işlemesi için  hayati bir bölge olarak öne çıkardığı ventromedyal prefrontal bölgenin Gage&#8217;de  gerçekten örselendiği görülmektedir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şekil 2-8. ÜSTTE; Gage&#8217;in kafatasının ve beyninin yeniden yaratılmış tasannu.  Koyu gri renkli demir çubuğun olası güzergâhını gösteriyor. ALTTA; sağ ve sol  yarıkürelerin içerden görünüşleri, her iki tarafta da çubuğun frontal lob  yapılarına vermiş olduğu zararı gösteriyor.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">(Nöroanatomi terminolojisinde orbital bölge aynı zamanda ventromedyal bölge  olarak da bilinir ve ben kitapta bu adı kullanacağım, &#8220;ventral/ventro-&#8221; Latince  veriler, [göbek, karın] anlamına gelen bir kökten gelir ve bu bölge de frontal  lobun bir anlamda karın altıdır; &#8220;medyal&#8221; kelimesi orta çizgiye ya da bir  yapının iç yüzeyine yakınlığı anlatır.) Gage&#8217;in beyninin yeniden yaratımı  sayesinde, nöropsikolojik işlevin diğer yanları için yaşamsal olduğu sanılan  bölgelerin zedelenmediği anlaşıldı. Örneğin, zedelenmesi halinde, dikkati  kontrol etme, hesap yapma ve bir dürtüden diğerine uygun biçimde geçme  yetilerinde bozukluğa neden olan frontal lobun yan tarafındaki korteksler sağlam  kalmıştı. Bu modern araştırma, bazı sonuçlara varılmasına yol açtı. Hanna  Damasio ve meslektaşları belli bir temele dayanarak, Gage&#8217;in beyninin prefrontal  [önalın] kortekslerindeki belirli hasarlar sonucunda, geleceği planlama,  öğrenmiş olduğu sosyal kurallara göre davranma ve sonuçta kendi yaşamını  sürdürmesine yararı olacak kararlar alıp uygulama yetilerinin kaybolduğunu  söyleyebildiler. Şimdi eksik olan bilgi, Gage o denli iç karartıcı bir davranış  içindeyken beyninin nasıl çalışmış olabileceğiydi. Bu bilgi için Gage&#8217;in çağdaş  benzerlerini araştırmamız gerekiyor.</p>
<p> Kaynak: Antonio R. Damasio ‘nun “dercartesin yanılgısı” duygu akıl ve insan  beyni isimli kitabından 17-27 , 30 – 36 , 43 – 45 inci sayfaları VARLIK / BİLİM  YAYINLARI 1994<br />
 </span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="2324" title="1" title="05 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2510-insani-gelisim-paradigmasi-tarihinde-ilk-adim-phineas-p-gage.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ülkemizde “İnsani Gelişim” ve “Hizmetkâr”lığımızın temelleri</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/119-ulkemizde-%e2%80%9cinsani-gelisim%e2%80%9d-ve-%e2%80%9chizmetkar%e2%80%9dligimizin-temelleri.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/119-ulkemizde-%e2%80%9cinsani-gelisim%e2%80%9d-ve-%e2%80%9chizmetkar%e2%80%9dligimizin-temelleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Aug 2010 11:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Burada]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Ey]]></category>
		<category><![CDATA[Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani]]></category>
		<category><![CDATA[lkemizde]]></category>
		<category><![CDATA[Mali]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>
		<category><![CDATA[Patent]]></category>
		<category><![CDATA[Reiki]]></category>
		<category><![CDATA[temelleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=119</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde “İnsani Gelişim” ve “Hizmetkâr”lığımızın temelleri “İnsani Gelişim”  değerleri şahsiyetin yükselmesi esasına bağlanmıştır. “İnsani Gelişim” Kişi başına düşen Milli gelirin artışından çok kişi başına düşen özgüvenin artışıyla ilgilidir. “Bir birey mali gücünü sistemin(Ülkesinin) daha etkili...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> Ülkemizde “İnsani Gelişim” ve “Hizmetkâr”lığımızın temelleri</strong></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“İnsani Gelişim”  değerleri <strong>şahsiyetin yükselmesi esas</strong>ına bağlanmıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“İnsani Gelişim” <strong>Kişi başına düşen Milli gelirin artışından çok kişi başına  düşen özgüvenin artışıyla ilgilidir</strong>.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“<em>Bir birey mali gücünü sistemin(Ülkesinin) daha etkili olmasına bağlamışsa,  sistemin çalışmasından yararlanmayı değil de, sistemin daha ekili olmasına  hizmet etmeyi mali gücünün dayanağı hali getirmişse burada bir çıkış yolu olamaz  ve gelişimden söz edilemez…”</em></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Söz konusu “İnsani Gelişim” kavramı T. C Devleti Yasalarının hükmünce Türk  Patent Enstitüsü’ nün 2005/36989 sayılı tescili ile koruma altına alınmıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> Çünkü</strong>;  “…<strong>uluslar arası geçerlidir</strong>” gibi içi boş laflarla doldurulmuş hiçbir yurt  dışı kaynaklı sertifikasyon sürecinin ülke insanımızı aydınlatması mümkün  olmayacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Diğer yanda Amerikan değerleri ile yaygınlaşan. “Kişisel Gelişim Uzmanı”, “Reiki  Masteri” “Yaşam koçu”,”NLP Uzmanı”, ”Siyasi koç”, ”Doğum koçu” ibareleri sadece  servetin yükselmesi esasına dayandırılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Denetimden uzak olmadan daha düzeyli, daha organizeli, daha ilkeli olabilecek “<strong>İnsani  Gelişim Hizmetkârı</strong>” ismi altında bütünleştirerek Çalışmalarımızı devam  ettirme çabası ve gayreti içindeyiz.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Çünkü insanlığa hizmet eden bir neslin yaşadığı ve şehit kanlarıyla suladığı  topraklar üzerinde yaşadığımızın farkında olan bir bilince sahibiz.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ey… Kişiler, Bireyler ve İnsanlar</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><br />
 Sorular, sorular, sorular… Olmasa da cevaplar sorulara sorular</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> “Gelişim” Sektörel bir Yetenek mezarılığı mı ?</strong></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong> “Gelişim” Vektörel bir Seçenek pazarlığı mıdır?</strong></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="177" title="1" title="05 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/119-ulkemizde-%e2%80%9cinsani-gelisim%e2%80%9d-ve-%e2%80%9chizmetkar%e2%80%9dligimizin-temelleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>27 Mayıs Darbesi, TSK’ ya Yönelik Bir Operasyon muydu?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2396-27-mayis-darbesi-tsk%e2%80%99-ya-yonelik-bir-operasyon-muydu.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2396-27-mayis-darbesi-tsk%e2%80%99-ya-yonelik-bir-operasyon-muydu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 22:41:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[27 Mayıs Darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[TSK’ ya Yönelik Bir Operasyon muydu?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2396</guid>
		<description><![CDATA[27 Mayıs Darbesi, TSK&#8217; ya Y&#246;nelik Bir Operasyon muydu? 27 Mayıs askeri darbesi genellikle T&#252;rk siyasi hayatı ve demokratikleşme a&#231;ısından ele alınıp değerlendirile gelmektedir. Halbuki, bu darbenin bir de T&#252;rk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">27 Mayıs  Darbesi, TSK&rsquo; ya Y&ouml;nelik Bir Operasyon muydu?<br />
<img width="380" height="501" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/menderesinidami.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">27 Mayıs askeri darbesi  genellikle T&uuml;rk siyasi hayatı ve demokratikleşme a&ccedil;ısından ele alınıp  değerlendirile gelmektedir. Halbuki, bu darbenin bir de T&uuml;rk Silahlı  Kuvvetleri&rsquo;ne y&ouml;nelik boyutu vardı ve belki de en k&ouml;kl&uuml; ve kalıcı tesiri T&uuml;rk  Silahlı Kuvvetleri &uuml;zerinde olmuştu. Darbeci subayların teşkil ettiği Milli  Birlik Komitesi tarafından yayınlanan 2 Ağustos 1960 g&uuml;nl&uuml; 42 sayılı kanunla,  T&uuml;rk ordusundan 275 general ve 7.000 subay emekliye sevk edilmişti. Bu emsali az  g&ouml;r&uuml;len bir tasfiye operasyonuydu. ABD B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isi Fletcher Warren&rsquo;in 11 Ağustos  tarihli raporuna g&ouml;re, generallerin % 90&rsquo;ı, albayların % 55&rsquo;i, yarbayların %  40&rsquo;ı, binbaşıların da % 5&rsquo;i emekliye sevk edilmişti.</p>
<p>Ordu subaylarının gen&ccedil;leştirilmesi, r&uuml;tbe enflasyonun &ouml;nlenmesi, kadro  fazlalığının giderilmesi ve orduda piramidin yeniden kurulması 42 sayılı kanunun  gerek&ccedil;eleri olarak sıralanıyordu. Emekliye sevk edilen generallerin yerine  albaylar atanmış, ordunun &uuml;st kademesi şu şekilde d&uuml;zenlenmişti; Genelkurmay  Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay, Genelkurmay İkinci Başkanı Tuğgeneral Şefik  İlter, Kara Kuvvetleri Komutanı T&uuml;mgeneral İrfan Tansel, Jandarma Genel Komutanı  T&uuml;mgeneral Nurettin Onur, Birinci Ordu Kumandan Vekili T&uuml;mgeneral Cemal Tural,  İkinci Ordu Kumandan Vekili T&uuml;mgeneral Ali Keskiner ve &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Ordu Kumandan  Vekili Korgeneral Celal Alko&ccedil;.</p>
<p>27 Mayıs darbesinden sonra tasfiyeye uğrayan subaylar, Emekli İnkıl&acirc;p Subayları  Derneği kurarak orduya tekrar d&ouml;nme m&uuml;cadelesi verdiler. Ancak, Dernek 6 Eyl&uuml;l  1961 tarihinde s&uuml;resiz olarak kapatıldı. Bu tasfiye hareketi Emekli İnkıl&acirc;p  Subayları (EMİNSU) olarak tarihte yerini aldı.</p>
<p>Darbeci subaylar, g&ouml;r&uuml;n&uuml;şte anti-amerikancı bir &ccedil;izgiye sahip olmakla birlikte,  bu tasfiye operasyonu, tamamı Amerika Birleşik Devletleri&rsquo;nden hibe olarak temin  edilen para ile ger&ccedil;ekleştirilmişti. Gerek kendileriyle yapılan r&ouml;portajlarda,  gerekse yayınladıkları hatıratlarda pek &ccedil;ok Milli Birlik Komitesi mensubu,  1947&rsquo;lerden itibaren Amerika ile kurulan aşırı ilişkiden rahatsız olduklarını  ifade ediyor, Amerika&rsquo;ya mesafeli durmaya &ccedil;alışıyorlardı. 1960 Haziranında  yapılan ABD Ulusal G&uuml;venlik Konseyi Toplantılarında da bu hoşnutsuzluk tespit  edilmiş, Milli Birlik Komitesi&rsquo;nin 38 mensubunun ABD&rsquo;deki askeri okula gitmiş  olmalarına rağmen, ABD&rsquo;li yetkililerin yeni rejimle yakın ilişkiler kurmada  başarılı olamadıkları toplantı notlarında belirtilmişti. (1)</p>
<p>Amerika, Milli Birlik Komitesi ile iyi ilişkileri NATO &uuml;zerinden kurmaya  &ccedil;alışmış ve bunda başarılı olmuştur. NATO Başkomutanı Norstad, bu hususta &ouml;nemli  fonksiyonlar icra etmiştir. Norstad 24 Temmuz 1960 tarihinde T&uuml;rkiye&rsquo;ye yaptığı  bir g&uuml;nl&uuml;k gezide, 38 kişilik komitenin b&uuml;t&uuml;n &uuml;yeleri ile tanışmayı başarmış,  &ldquo;Hepsini &ccedil;ok parlak, sadık ve heyecanlı subaylar bulmuştur.&rdquo; Ziyaretinde, TSK&rsquo;da  yapılacak geniş kapsamlı tasfiye operasyonu da ele alınmış, General Norstad  Ge&ccedil;ici H&uuml;k&uuml;met&rsquo;in emeklilik konusundaki planına ABD&rsquo;nin yardım edeceği s&ouml;z&uuml;n&uuml;  vermiştir. Norstad &rdquo;Planın sorumluluğunu &uuml;stlenen gen&ccedil; subayların ABD&rsquo;ye karşı  tavrı iyidir; ABD&rsquo;de eğitim g&ouml;rd&uuml;kleri i&ccedil;in, &ccedil;oğu İngilizce bilir. &Ccedil;oğu bir  Amerikan &ouml;nderliği umduğu, beklediği izlenimini veriyor ve bu aşamada devreye  girmek &ccedil;ok &ouml;nemlidir.&rdquo; ifadesiyle, darbeci subaylar hakkındaki kanaatini  bildirmiştir. (2)</p>
<p>ABD B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isi Warren, Cemal G&uuml;rsel&rsquo;in daveti &uuml;zerine 13 Temmuzda askeri  danışmanlarla birlikte MBK &uuml;yelerinin ziyaretine gider. G&ouml;r&uuml;şmede emekliye sevk  edilecek subayların durumu ve bu hususta Amerikan yardımı ele alınır. B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;i  Warren, bu tasfiyenin siyasi ama&ccedil;lı olduğunu, aynı zamanda T&uuml;rk Ordusunun savaş  g&uuml;c&uuml;n&uuml; azaltacağını, Amerika&rsquo;nın bu işe karışmaması gerektiği d&uuml;ş&uuml;ncesini 13  Temmuz tarihli telgrafıyla Washıngton&rsquo;a bildirir.(3) Ama Washıngton bu g&ouml;r&uuml;şe  katılmaz. Bunu bir fırsat olarak değerlendiren Washıngton y&ouml;netimi, General  Norstad&rsquo;ın &ldquo;bu aşamada devreye girilmesi gerektiği&rdquo; g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne katılarak, tasfiye  i&ccedil;in gerekli parayı sağlar.</p>
<p>1958&ndash;61 yılları arasında Ankara&#8217;da ABD B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;iliği&rsquo;nde yarbay r&uuml;tbesiyle  askeri ataşelik g&ouml;revini yapan Fred Haynes&rsquo;ın, 10 Temmuz 2000 tarihinde  H&uuml;rriyet&rsquo;te yayımlanan r&ouml;portajında, emekliye sevk işlemleri ile ilgili olarak  anlattıkları bu tasfiyeye ilişkin ilgin&ccedil; ipu&ccedil;ları veriyordu. Darbenin hemen  ertesi g&uuml;n&uuml; (28 Mayıs), saat 09.00 sularında MBK Başkanı Cemal G&uuml;rsel&#8217;in isteği  &uuml;zerine Haynes ve ABD B&uuml;y&uuml;kle&ccedil;isi Warren birlikte, MBK Başkanı&#8217;nı g&ouml;rmek &uuml;zere  başbakanlığa gitmişlerdi. Haynes r&ouml;portajında, kendilerini başbakanlıkta Albay  Alparslan T&uuml;rkeş&rsquo;in karşıladığını, T&uuml;rkeş&rsquo;in Ordu&#8217;dan d&ouml;rt bin subayı emekliye  ayıracaklarını ve yeterli miktarda paraya gerek duyduklarını s&ouml;ylediğini  kaydeder. (B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;i Warren, MBK &uuml;yeleriyle yapılan 13 Temmuzlu g&ouml;r&uuml;şmede, Cemal  G&uuml;rsel&rsquo;in 2.900 civarında albay ve daha &uuml;st r&uuml;tbeli subayın emekliye sevk  edileceğini s&ouml;ylediğini belirtir.)</p>
<p>Haynes, &#8221;T&uuml;rkeş, sonra para talebinde bulunduklarını ink&acirc;r etti. Ama istedi. Ve  bu para onlara verildi. Hi&ccedil;bir resmi kayıtta yer almıyor. Paranın hangi kalemden  aktarıldığı belli değil. Ama c&ouml;mert bir para yardımını kesinlikle verdik.  G&ouml;r&uuml;şmeden sonra B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;i Washington&#8217;u aradı ve resmen para istedi. Para  verildi ve subaylar emekliye sevk edildi.&#8221; s&ouml;zleri ile TSK da yapılan tasfiye  operasyonunun finansal boyutunu a&ccedil;ıklamıştı. Haynes, r&ouml;portajın devamında  başbakanlıkta yapılan g&ouml;r&uuml;şmeyi aşağıdaki gibi anlatmıştı.</p>
<p>&ldquo;MBK Başkanı Cemal G&uuml;rsel ile d&ouml;rtl&uuml; bir g&ouml;r&uuml;şme ger&ccedil;ekleşti.</p>
<p>Cemal G&uuml;rsel, ABD ile m&uuml;ttefik olunduğunu s&ouml;yledi ve Ankara&#8217;nın Amerikan  politikasının kesinlikle değişmeyeceğinin g&uuml;vencesini verdi. Aynı g&ouml;r&uuml;şmede, ABD  B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isi, s&uuml;varilerin el&ccedil;ilik &ccedil;evresinden &ccedil;ekilmesini istedi. &Ouml;ğleden sonra  s&uuml;vari birliği &ccedil;ekildi.&rdquo; (4)</p>
<p>Albay Alparslan T&uuml;rkeş&rsquo;in ihtilalin hemen ertesi g&uuml;n&uuml;, tasfiye operasyonu i&ccedil;in  Amerikalılardan para istemesi ve tasfiye edilecek subay rakamı telaffuz etmesi,  bu konuda ihtilal &ouml;ncesi &ouml;n bir hazırlığın bulunduğunu ortaya koymaktadır.  Ancak, emekliye sevk edilecek subay sayısı 2.900&ndash;4.000 olarak konuşulurken, daha  sonra hangi sebeple bu sayının 275 general ve 7.000 subay olarak  ger&ccedil;ekleştirildiği me&ccedil;hul&uuml;m&uuml;zd&uuml;r. 13 Temmuzda 2.900 olarak belirlenen sayının  hemen 20 g&uuml;n sonra yedi binin &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkarılması ya emekliye sevk işleminin bir  plana bağlı olmadan keyfi olarak ger&ccedil;ekleştirildiğini, ya da başka bir  m&uuml;dahalenin olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;rtmektedir.</p>
<p>Hulusi Turgut&#8217;un kaleme aldığı &ldquo;Şahinlerin Dansı Alparslan T&uuml;rkeş Anlatıyor&rdquo;  isimli kitapta Alparslan T&uuml;rkeş, T&uuml;rk Silahlı Kuvvetleri&rsquo;nin y&uuml;ksek r&uuml;tbeli  subaylarının &ccedil;ok arttığını, piramidin altının tıkandığını, sağlığı elverişsiz,  mesleki bilgileri yetersiz y&uuml;ksek r&uuml;tbeli subayları tasfiye ederek, orduyu  gen&ccedil;leştirmek ve modernleştirmek istediklerini anlatır.</p>
<p>Kitabın &ldquo;İhtilalciler de Amerika&rsquo;dan Para Aldı&rdquo; başlıklı b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde T&uuml;rkeş, Milli  Birlik Komitesinin subayların dosyalarını incelemeye alarak sağlık durumları,  askerlik san&rsquo;atına yeterlilikleri ve ahlaki durumları itibariyle tek tek  değerlendirdiğini anlatır. Neticede, 275 general ve amiralle, 7.000 albay,  yarbay ve binbaşının ordudan tasfiyesine karar verilir. T&uuml;rkeş, bu araştırma ve  tespit yapılırken, muhtemelen y&uuml;zde &uuml;&ccedil;, y&uuml;zde beş hata yapılmış olunabileceğini  yahut bir takım nefret ve kıskan&ccedil;lıkların da rol oynamış olabileceğini s&ouml;zlerine  ilave eder. Aslında, MBK &uuml;yelerinin bir kısmı, b&uuml;t&uuml;n generallerin tasfiye  edilmesini, orduda komuta kademesinin gen&ccedil; albay ve yarbaylardan oluşmasını  istemekteydi. Ancak, Cemal G&uuml;rsel&rsquo;in &ldquo;Generalsiz ordu mu olur?&rdquo; itirazı  karşısında, 30 general ve amiral hizmette bırakılmıştı.</p>
<p>Alparslan T&uuml;rkeş tasfiye planının finansman boyutunu aşağıdaki gibi anlatır.  Anlattıkları, Fred Haynes&rsquo;ın a&ccedil;ıklamaları ile &ouml;rt&uuml;şmektedir.</p>
<p>&ldquo;Ordunun, gen&ccedil;leştirme hareketinde de yine paraya ihtiya&ccedil; vardı. O sırada,  NATO&rsquo;nun Paris&rsquo;teki Başkomutanı Hava Orgenerali Norstad, T&uuml;rkiye&rsquo;ye gelmişti.  Projemizi kendisine anlattık. Bize yardım edin, dedik. Bu iş i&ccedil;in 12 milyon  dolara ihtiya&ccedil; vardı.</p>
<p>Para, Amerika Birleşik Devletleri&rsquo;nden temin edildi. Bu, NATO parası değildi.  Bundan sonra, tasfiye hareketine girişildi. O g&uuml;n i&ccedil;in y&uuml;ksek sayılan bir  ikramiye verildi. Bu arkadaşlar kişi başına 36&rsquo;şar bin lira ikramiye aldılar.  Ayrıca, kendilerini y&uuml;ksek maaşla emekliye sevk ettik.&rdquo;</p>
<p>Emekli edilen subayların ikramiyesinin ni&ccedil;in Amerika Birleşik Devletleri&rsquo;nden  geldiği sorusuna Alparslan T&uuml;rkeş, &ldquo;Dost ve m&uuml;ttefiktik. &Ccedil;ok yakın m&uuml;nasebet  i&ccedil;indeydik.&rdquo; cevabını vermiştir. R&ouml;portajında Amerikalıların bu tasfiyeye karşı  olduğunu ifade eden T&uuml;rkeş, Amerikalıların karşı oldukları bir iş i&ccedil;in ni&ccedil;in  para g&ouml;nderdikleri sorusuna karşılık olarak, General Norstad&rsquo;ın &ldquo; Madem b&ouml;yle  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz, bu sizin bileceğiniz iştir. Ama&ccedil;, Silahlı Kuvvetlerinizi  g&uuml;&ccedil;lendirmek olduğuna g&ouml;re, biz size her hususta yardımcı olmak isteriz.&rdquo;  dediğini aktarır.</p>
<p>NATO Başkomutanı Norstad&rsquo;ın 1960 yılının ağustos ayında yaptığı bir  değerlendirmede, bu tasfiye operasyonuyla ilgili olarak, &ldquo;Ruslar, bir atom  bombası atsaydı, bir hamlede, bu kadar T&uuml;rk Generalini saf dışı bırakamazdı.&rdquo;  dediği rivayet edilmektedir.</p>
<p>Milli Birlik Komitesi&rsquo;nin darbe bildirisinde NATO ve CENTO&rsquo;ya bağlılıklarını  ilan etmesi, diğer taraftan Cemal G&uuml;rsel&rsquo;in darbenin hemen ertesi g&uuml;n&uuml; ABD  B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isi ile yaptığı g&ouml;r&uuml;şmede, ABD ile m&uuml;ttefik olunduğunu s&ouml;ylemesi ve  Ankara&#8217;nın Amerikan politikasının kesinlikle değişmeyeceğinin g&uuml;vencesini  vermesi ABD ve NATO bakımından &ccedil;ok &ouml;nemli taahh&uuml;tlerdi. Zira devrilen Menderes  h&uuml;k&uuml;meti, ABD ve NATO&rsquo;nun izni ve bilgisi dışında, Sovyetlerle ilişkilerini  geliştirmeye teşebb&uuml;s etmekle kalmamış, 15 Temmuzda bir de Moskova ziyareti  planlamıştı. NATO, CENTO ve ABD&rsquo;ye bağlılık a&ccedil;ıklamaları, darbecilerin 30 Mayıs  1960 tarihinde ABD tarafından tanınmasıyla &ouml;d&uuml;llendirilmişti.</p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;nin ABD &ccedil;izgisi dışına &ccedil;ıkması ve Sovyetlerle bağımsız ilişki  geliştirmesi, ABD tarafından kabullenilemeyecek bir durumdu. Nitekim 5 Ekim 1960  tarihli ABD&rsquo;nin T&uuml;rkiye Politikası konulu, ABD Ulusal G&uuml;venlik Raporunda bu  &ccedil;izgiler net şekilde belirtilmişti (5). Raporda;</p>
<p>&ldquo;ABD&rsquo;nin ekonomik savunma politikasına uygun olarak, Sino-Sovyet bloku i&ccedil;in  gerekli stratejik mallarının ihracını sınırlandırma ve yasaklama konusunda  T&uuml;rkiye&rsquo;yi zorlamak ve T&uuml;rkiye&rsquo;yi;</p>
<p>a) Belli bazı duyarlı alanlarda Sino-Sovyet blokunun yardımını kabul etmeme,</p>
<p>b) Bu bloka ekonomik bağlılık yaratacak şekilde Sino-Sovyet bloku ile ticari  ilişkiler geliştirme ya da ABD &ccedil;ıkarlarını ciddi bi&ccedil;imde tehdide y&ouml;nelik  ilişkiler geliştirmeme konusunda uyarmak.&rdquo; gerektiği belirtilmişti.</p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;nin NATO inisiyatifi dışına &ccedil;ıkmaması i&ccedil;in, ordunun NATO konseptine  bağlanması, Amerikan harp doktrinlerine g&ouml;re bi&ccedil;imlendirilmesi gerekiyordu. 18  Şubat 1952&rsquo;de resmen NATO&rsquo;ya &uuml;ye olan T&uuml;rkiye&rsquo;nin ordusu, hem teşkilat yapısı  bakımından, hem de tarih ve d&uuml;şman algısı bakımından NATO standartlarına uygun  değildi. NATO Başkomutanı Norstad&rsquo;ın aracılık etmesiyle ABD, T&uuml;rk Silahlı  Kuvvetleri&rsquo;ndeki tasfiye operasyonunu karşılıksız finanse etmiş, 27 Mayıs&ccedil;ılar  T&uuml;rk Ordusu&rsquo;nun NATO ordusu haline getirilmesi i&ccedil;in yapılması gereken her şeyi  yapmışlardı.</p>
<p>NATO ordusu olmanın ne demek olduğunu, Emekli Binbaşı İsmail Tansu &ldquo;Aslında Hi&ccedil;  Kimse Uyumuyordu?&rdquo; adlı hatıra kitabında en g&uuml;zel bi&ccedil;imde anlatıyordu.</p>
<p>&ldquo;Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n &ldquo;T&uuml;rk&uuml; Koru&rdquo; anlamında soyadı verdiği Korut&uuml;rk, bizim a&ccedil;ımızdan bu  soyadına uygun bir davranışta bulunmamıştır. Kıbrıs milli davamız i&ccedil;in  &ouml;rg&uuml;tlenen gizli teşkilatımızı silahlandırmak i&ccedil;in &ccedil;ırpınan T.M.T. (T&uuml;rk  Mukavemet Teşkilatı) m&uuml;cahitlerini, Akdeniz dalgaları ile boğuşurken ve şehit  olurken onları korumamış, yalnız bırakmıştır. T.M.T.&rsquo; nin kuruluşunda en &ouml;nemli  konumuz olan silah sevkiyatı operasyonlarında donanması ile uzaktan yakından  destek vermemiştir. Hem de; Başbakan&rsquo;ın, Genelkurmay Başkanı&rsquo;nın, Milli Savunma  ve Dışişleri Bakanlarının yardım etmesi i&ccedil;in telefonla ricada bulunmalarına  rağmen Korut&uuml;rk destekten ka&ccedil;ınmıştır. Korut&uuml;rk; bağlı olduğu &uuml;st makam  Genelkurmay Başkanlığı ile kendi h&uuml;k&uuml;metine karşı olan sorumluluklarına duyarlı  olmak yerine, NATO başkomutanına karşı olan sorumluluğunda duyarlı olmayı tercih  etmiştir. Bu nedenle de, Korut&uuml;rk bizi hayal kırıklığına uğratmıştır.&rdquo; (shf. 98)</p>
<p>NATO başkomutanına karşı sorumluluğuna sadık kalan zamanın Donanma Komutanı  Fahri Korut&uuml;rk, 42 sayılı kanunla tasfiye edilen generaller arasından sıyrılmış,  bilahare, 1973 yılında T&uuml;rkiye Cumhuriyeti&rsquo;nin 6. Cumhurbaşkanı se&ccedil;ilmiştir.</p>
<p>(1) C&uuml;neyt Akalın, &ldquo;Askerler ve Dış G&uuml;&ccedil;ler-Amerikan Belgeleriyle 27 Mayıs  Olayları&rdquo;, Cumhuriyet Kitapları, 2000, shf.348. (Belge No.35)</p>
<p>(2) A.g.e, shf.349 (Belge No.36)</p>
<p>(3) Prof. Dr. Fahir Armaoğlu, Amerikan Belgelerinde 27 Mayıs Olayı, Belleten  Sayı: 227, shf.219-220.</p>
<p>(4) &ldquo;İdamlar &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k hataydı etkileri bug&uuml;ne dek geldi&rdquo;, H&uuml;rriyet Gazetesi,  Kasım CİNDEMİR, Fred Haynes&rsquo; la Rop&ouml;rtaj; http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/07/10/221797.asp</p>
<p>(5) Hulusi Turgut, &ldquo;Şahinlerin Dansı Alparslan T&uuml;rkeş Anlatıyor&rdquo;, ABC Yayınları,  1995.</p>
<p>(6) İsmail Tansu, &ldquo;Aslında Hi&ccedil; Kimse Uyumuyordu?&rdquo;, 2001.</p>
<p>sinantavukcu@yahoo.com.tr</font></p>
<p style="line-height: 200%;">&nbsp;</p>
<p style="line-height: 200%;">
<title></title><br />
<font face="Tahoma"> <a target="_blank" style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/andan-menderes-bir-gemi-silah-ile-cennet-biletini-nasil-kazanmis-ibret-dolu-bir-tarih-sayfasi" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/andan-menderes-bir-gemi-silah-ile-cennet-biletini-nasil-kazanmis-ibret-dolu-bir-tarih-sayfasi?referer=');"> <font size="3">İlgili diğer yazı i&ccedil;in tıklayın l&uuml;tfen</font></a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="819" title="1" title="25 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2396-27-mayis-darbesi-tsk%e2%80%99-ya-yonelik-bir-operasyon-muydu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Adnan Menderes bir gemi silah ile Cennet Biletini nasıl kazanmış&#8221; ibret dolu bir tarih sayfası</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2392-andan-menderes-bir-gemi-silah-ile-cennet-biletini-nasil-kazanmis-ibret-dolu-bir-tarih-sayfasi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2392-andan-menderes-bir-gemi-silah-ile-cennet-biletini-nasil-kazanmis-ibret-dolu-bir-tarih-sayfasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 22:22:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA["Andan Menderes bir gemi silah ile Cennet Biletini nasıl kazanmış" ibret dolu bir tarih sayfası]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Medrese Cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa bin Halim]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Silah İslam dünyası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2392</guid>
		<description><![CDATA[&#34;Adnan Menderes bir gemi silah ile Cennet Biletini nasıl kazanmış&#34; ibret dolu bir tarih sayfası Asılmadan &#246;nce Adnan Menderes bir gemi silahı kime g&#246;nderdi? Menderes bir gemi silahı kime g&#246;nderdi?...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><strong><font face="Tahoma">&quot;Adnan Menderes bir gemi  silah ile Cennet Biletini nasıl kazanmış&quot; ibret dolu bir tarih sayfası</font></strong></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><strong><font face="Tahoma">Asılmadan &ouml;nce Adnan  Menderes bir gemi silahı kime g&ouml;nderdi?</font></strong></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><strong><font face="Tahoma">Menderes bir gemi  silahı kime g&ouml;nderdi?</font></strong></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Eski Başbakan  Adnan Menderes, 1957 yılında bir gemi silahı hangi &uuml;lkenin m&uuml;cahitlerine  g&ouml;nderdi? </font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">İşte o olayı asıl  tanığı Libya eski Başbakanı Mustafa bin Halim yıllar sonra Timeturk&rsquo;te </font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>R&ouml;portaj: Turan  Kışlak&ccedil;ı / TİMETURK</strong><br />
Timeturk, Adnan Menderes d&ouml;neminin gizli kalmış bir sahifesini aydınlatıyor.  Eski Başbakan Adnan Menderes&rsquo;in gemiyle Libya &uuml;zerinden Cezayirli m&uuml;cahitlere  g&ouml;nderdiği silahların asıl tanığı sitemize konuştu. </font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">İşte, eski Libya  Başbakanı Mustafa bin Halim ile telefon ile yaptığımız &ccedil;arpıcı r&ouml;portaj&hellip;<br />
<strong>Mustafa Bey &ouml;ncelik bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?</strong> <br />
</font><font size="3"><strong><font face="Tahoma"> <img width="250" height="205" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/Mustafa-bin-Halim.jpg" /></font></strong></font><font face="Tahoma" size="3">1921  yılında Mısır&rsquo;ın İskenderiye şehrinden doğdum. İlk, orta ve lise eğitimimi  İskenderiye&rsquo;de tamamladım. 1945 yılında Mısır &Uuml;niversitesinden M&uuml;hendislik  b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden mezun oldum. Mezun olduktan sonra inşaat işleriyle uğraştım. Libya&rsquo;ya  d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde 1950 yılında Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı olarak se&ccedil;ildim. 11  Nisan 1954 yılında 32 yaşında iken Kral (Melik) İdris Senusi tarafından Libya  Başbakanı olarak 3. h&uuml;k&uuml;meti kurmak ile g&ouml;revlendirildim. 1957 yılında kadar  başkana olarak g&ouml;rev yaptım. Mayıs 1957 yılına kadar başbakan olarak g&ouml;revde  kaldım. 1957-1958 yılları arasında ise Kral İdris Senusi&rsquo;nin &ouml;zel danışmanı  olarak g&ouml;rev aldım. 58 ve 60 yılları arasında ise Fransa&rsquo;da Libya b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isi  olarak bulundum. Daha sonra 1969 darbesine kadar kendi kurduğum ve Libya&rsquo;nın alt  yapısına hizmet edecek işlerde bulundum. Darbe sonrası Libya dışına &ccedil;ıktım ve o  g&uuml;n bug&uuml;nd&uuml;r dışarıdayım. <br />
<strong>Peki, ge&ccedil;miş siyasi d&ouml;neminizi konu edinen bir kitap yazdınız mı?</strong><br />
Evet, 1992 yılında &ldquo;Safahatun Matviyetun Min Tariği Libya&rsquo;s Siyasi&rdquo; (Libya  Siyasi Tarihinin Kapalı Sayfaları&rdquo; adıyla hatıratımı neşrettim.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="276" height="419" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/cazairvemenderes-5.jpg" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Hangi tarihlerde T&uuml;rkiye&rsquo;yi  ziyaret ettiniz?</strong><br />
T&uuml;rkiye&rsquo;yi 1954 ve 1956 yıllarından başbakan sıfatıyla ziyaret ettim. 1958  yılında da Kral İdris Senusi&rsquo;nin &ouml;zel danışmanı olarak ziyarette bulundum. <br />
<strong>Adnan Menderes ile ka&ccedil; kez g&ouml;r&uuml;şt&uuml;n&uuml;z?</strong><br />
Her &uuml;&ccedil; ziyaretimde de Adnan Menderes bey ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;m ve her g&ouml;r&uuml;şmemiz  saatlerce s&uuml;rd&uuml;. G&ouml;r&uuml;şmelerimizde d&uuml;nyadaki gidişattan ve İslam d&uuml;nyasının  ahvalinden konuşurduk&hellip;<br />
<strong>T&uuml;rkiye&rsquo;yi ziyaretinizin sebebi neydi?</strong><br />
Kral İdris Senusi&rsquo;nin teşvikiyle T&uuml;rkiye&rsquo;yi ziyaret ettim. Adnan Menderes ve  Celal Bayar bey ile bir araya geldim. &Ccedil;ok sıcak ve i&ccedil;ten bir buluşmaydı doğrusu.  Amerika konusunda bize &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k yardımları oldu. Bunu Adnan Menderes&rsquo;le bir  fırsat olarak değerlendirdim. Adnan bey ile İslami konularda konuşulabileceğini  g&ouml;rd&uuml;m, onun buna hazır olduğunu g&ouml;rd&uuml;m. Dedim ki; &ldquo;Adnan Bey, siz İslam  Hilafetinin halefi T&uuml;rkiye&rsquo;nin Başbakan&rsquo;ısınız, Hıristiyan olan Yunanistan  devletinin İsrail&rsquo;i tanımadığı bir d&ouml;nemde İsrail&rsquo;i tanımanız, İsrail&rsquo;le  işbirliği yapmanız sizce kabul edilir bir şey mi?&rdquo; </font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="553" height="402" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/cazairvemenderes-2.jpg" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Libya Kralı İdris Senusi bir  ziyaret esnasında&#8230;</strong><br />
Buna cevabı sert oldu. İkna edici olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Dedi ki; &ldquo;Biz BM  &uuml;yesiyiz. Bizim ABD ile b&uuml;y&uuml;k ilişkimiz var. ABD&rsquo;yi sevdiğimizden değil, ancak  Rusya&rsquo;ya olan korkumuz bizi Amerika&rsquo;yla b&uuml;y&uuml;k bir işbirliği yapmamıza sevk  ediyor. İsrail&rsquo;i tanımamız her iki &ouml;rg&uuml;t&uuml; yani hem ABD hem BM&rsquo;yi &ccedil;ok memnun  etmektedir. İsrail&rsquo;i tanımamıza rağmen tanımamız maslahatg&uuml;zarlık  seviyesindedir. İsraille olan ticaretimiz demin bahsettiğiniz Yunanistan&rsquo;ın onda  biri kadardır. Yalnız sevgili kardeşim eğer İsrail konusunda konuşmamızı  istiyorsan Arap-İslam konusunu konuşalım o zaman. Arap liderlerle oturup İslami  sorunları dile getirmeye hazırım. İsrail meselesi, Kıbrıs Meselesi, Keşmir  Meselesi&hellip; vs. Bir m&uuml;zakere y&ouml;ntemi olarak bu konuları a&ccedil;ık ve pozitif bir  şekilde konuşabiliriz.&rdquo; <br />
Ona dedim ki; &ldquo;Bu hususta en &ouml;nemli şey Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdunnasır&rsquo;la  buluşmamızdır.&rdquo; Birka&ccedil; g&uuml;n sonra onunla buluşmaya giderken, ben d&ouml;n&uuml;ş  yolundayken konuyu Cemal Abdunnasır&rsquo;a getirdi ve ş&ouml;yle dedi: &ldquo;Libya&rsquo;da senin ve  Kral İdris&rsquo;in de bulunduğu bir ortamda Cemal Abdunnasır&rsquo;la buluşup İslam  d&uuml;nyasındaki problemleri masaya yatırmaya hazırım.&rdquo;<br />
<img width="180" height="319" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/cazairvemenderes-6.jpg" /><strong>Mustafa  bin Halim&#8230;</strong><br />
<strong>Yani Adnan Menderes bununla bir şekilde İslam D&uuml;nyası&rsquo;na a&ccedil;ılmak mı  istiyordu?</strong> <br />
Elbette Adnan Menderes ve Celal Bayar İslam d&uuml;nyası ile ilişkileri d&uuml;zeltmek  istiyordu. Hatta bunun i&ccedil;in asıldılar diyebilirim. Her neyse Cemal Abdunnasır  ile ilk buluşmamızdan sonra ona dedim ki; &ldquo;Cemal kardeşim, Adnan Menderes&rsquo;le  konuştum. Sizinle şu şu konularda g&ouml;r&uuml;şmek istiyor&hellip;&rdquo; Ancak Nasır bana bu konuyu  sonra konuşalım, dedi. Kibarca ertelemek istediğini g&ouml;rd&uuml;m.<br />
<strong>Cemal Abdunnasır T&uuml;rkiye&rsquo;yle ilişkilere sıcak bakmadı?</strong><br />
Dedim ya bir &ccedil;eşit kibarca erteleme, bana hayır, demedi. Evet de demedi. Tabii  iki &uuml;&ccedil; ay sonra Adnan Menderes&rsquo;e başka bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m yolu olduğu s&ouml;yledim. Ona,  &ldquo;Belki de Cemal Abdunnasır, sizinle Libya dışında başka bir yerde buluşmak  istiyordur.&rdquo; Adnan bey hemen şu cevabı verdi; &ldquo;Ben bizzat Kahire&rsquo;ye Cemal  Abdunnasır&rsquo;a gitmeye hazırım.&rdquo;<br />
<strong>Adnan Menderes bu derece istekli miydi?</strong><br />
Bu y&uuml;ce Allah huzurunda tanıklığımdır. Adnan bey bana, &ldquo;Senin ya da senden başka  birisinin hazır olduğu bir ortamda, &uuml;zerinde anlaştığımız İslam d&uuml;nyasındaki  sorunları ele alacağız.&rdquo; Tabii &ndash;Allah rahmet eylesin- Cemal Abdunnasır bu konuya  erteleyince biz de bu mevzuları bıraktık. Bir fayda g&ouml;rmediğimiz i&ccedil;in bunu bir  daha konuşmadık. Ta ki 56 yılında S&uuml;veyş Kanalı millileştirilinceye kadar. Ben o  sırada İstanbul&rsquo;daydım. &ndash;Allah rahmet eylesin- Kral İdris&rsquo;le birlikte resmi bir  ziyaretteydik.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="440" height="250" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/cazairvemenderes-3.jpg" /></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Libya eski  Kralı İdris Senusi</strong></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Kahire&rsquo;deki  b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;iliğimizden acil kodlu şifreli bir telgraf geldi. O zaman  maslahatg&uuml;zarımız Vehbi el-Buri idi, kendisi şu an Bingazi&rsquo;de, kendisine bu  konuyu sorabilirsiniz. Telgrafta ş&ouml;yle yazıyordu: &ldquo;Devlet Başkanı Cemal  Abdunnasır beni makamına &ccedil;ağırdı, şunu s&ouml;yledi; Bu mesajı filan adama (beni  kastediyor) ulaştır, ben senin T&uuml;rklerle iyi ilişkilerinin olduğunu biliyorum.  İngiltere&rsquo;de bir konferans d&uuml;zenlenecek. Hatırlarsanız bu konferans 16 Ağustos  1956 yılında Londra&rsquo;da yapılmıştı. İngiltere, Fransa ve İsrail ile S&uuml;veyş  Kanal&rsquo;ından dolayı Mısır&rsquo;a saldırmıştı. Tabi İngiltere bu konferans ile  uluslararası destek arıyordu. T&uuml;rkiye esas &uuml;lkelerden biri, s&ouml;zleşmeler, kanal  s&ouml;zleşmesi T&uuml;rkiye&rsquo;de yapılmıştı, hilafet d&ouml;neminde, ş&ouml;yle umuyorum, en azından  tarafsız kalmalarını umuyorum&hellip;&rdquo; Tabii ben durumun zor olduğunu g&ouml;rd&uuml;m.<br />
<strong>Peki, siz ne yaptınız?</strong><br />
Karmakarışık duygular i&ccedil;indeydim, Kral İdris&rsquo;e sordum dedim ki b&ouml;yle telgraf  var&hellip; Biz de o sırada Cuma namazı i&ccedil;in Eyy&uuml;b Camii&rsquo;ne gidiyorduk. İdris Senusi  bana dedi ki; &ldquo;Mısır&rsquo;a yardımcı olman İstanbul&rsquo;da Ebu Eyy&uuml;b el-Ensari Camii&rsquo;nde  namaz kılmaktan daha &ouml;nemlidir.&rdquo;<br />
Yine de teredd&uuml;t ettim ve dedim ki efendim, bence &ouml;zel bir silah kullanmam  lazım. Bana nasıl bir silah bu? Dedim ki bu &ccedil;abanın sizin adınızla, sizin  desteğinizle olmalı, davetinize icabet ederlerse m&uuml;teşekkir olursunuz. Bana  sadece şunu s&ouml;yledi; &ldquo;Benimle oynuyor musun? Ne yaparsan yap. Yeter ki Mısır&rsquo;a  yardımcı ol.&rdquo;<br />
Aynı akşam Adnan Bey&rsquo;i aradım, boğazda bulunan Dolmabah&ccedil;e Sarayı&rsquo;nda buluşmak  &uuml;zere anlaştık. Cuma g&uuml;n&uuml; saat 10&rsquo;da anlaştık. Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı  ve Dışişleri Bakan Vekili, bir tarafta da bizim Kahire b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;imiz-Allah rahmet  eylesin- Ali Es&rsquo;ad el-Caribi ki kendisi en deneyimli diplomatlarımızdan biridir,  vardı, kardeşi Dışişleri daimi vekili S&uuml;leyman el-Caribi, benimle birlikte  Maliye Vekili Abdunnasır Şagluf ve adını şu an hatırlamadığım başka biri daha  vardı, ve uzun bir g&ouml;r&uuml;şme yapık siyasi hayatımın en zor konuşmalarından biriydi  bu. Boğazdaki g&ouml;r&uuml;şmemiz tam 5 saat s&uuml;rd&uuml;.<br />
<strong>Zorluğu neydi?</strong><br />
Zorluğu şu; her alanda bize karşı olan bir devlete nasıl yardımcı olmamızı  istersiniz? O zaman Bağdat Paktı krizi patlak vermişti, T&uuml;rkiye ve Mısır  arasındaki ilişkiler en k&ouml;t&uuml; d&ouml;nemindeydi. T&uuml;m yollardı denedim. Sonunda ona  şunu dedim; &ldquo;Bakınız, Adnan Bey, size ilk başta bu s&ouml;z&uuml; s&ouml;ylemek istemezdim,  ancak şu an bir yol ayrımına gelmiş durumdayız. Bu girişim Kral İdris Senisi&rsquo;nin  sizden bir talebi ile ger&ccedil;ekleşiyor. Senusiliğin size y&ouml;nelik tutumunu  yanılmıyorsam hatırlıyorsunuz, M&uuml;sl&uuml;manların halifesine yardımcı olmak i&ccedil;in  bağımsızlığını tehlikeye atan Libya&rsquo;nın tutumunu&hellip; Bize yardımcı olma sırası,  M&uuml;sl&uuml;manlara yardımcı olma sırası sizde.&rdquo; Bu şekilde İslami konulara atıfta  bulunuyordum. <br />
<strong>Onun buna cevabı ne oldu?</strong><br />
Yumuşamaya başladı, ancak her şeyde bir problem &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışan T&uuml;rk Dışişleri  vekiliydi. Sonunda Adnan bey ona &ldquo;sus!&rdquo; dedi. Ondan şeytan kelimesi dışında bir  şey duymadım&hellip; </font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="422" height="394" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/cazairvemenderes-4.jpg" /><br />
<strong>Mustafa bin Halim Cemal Abdunnasır ile birlikte&#8230;</strong></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
<strong>Dışişleri vekilinin adını hatırlıyor musunuz?</strong><br />
Adını hatırlamıyorum, ancak ajandamda var. Yani sonu&ccedil;ta T&uuml;rkiye&rsquo;yi Mısır&rsquo;a karşı  a&ccedil;ık ve gizli bir d&uuml;şmanlık beslemeden tarafsız kalmasını sağlayacak bir takım  şeylere ulaştık. İkinci g&uuml;n u&ccedil;ağa atladım, Kahire&rsquo;ye gittim. Durumu Cemal&rsquo;e  bildirdim, &ccedil;ok teşekk&uuml;r etti&hellip;<br />
<strong>ADNAN MENDERES CEZAYİRLİ DİRENİŞ&Ccedil;İLERE SİLAH G&Ouml;NDERİYOR</strong><br />
<strong>Adnan Menderes Libya&rsquo;ya ne zaman geldi? Ve Cezayir&rsquo;e yardımı nasıl oldu?</strong><br />
Adnan Menderes&rsquo;in Libya ziyareti geldi. O d&ouml;nemde Cezayirliler silaha &ccedil;ok fazla  ihtiya&ccedil; duyuyorlardı. Konuyu, Adnan Menderes&rsquo;in Kral İdris&rsquo;i Tubrok (Derne)&rsquo;ta  ziyareti sonrasına bıraktım. Ziyafet ve ziyaretlerden sonra akşam&uuml;zeri uyumak  i&ccedil;in Derne&rsquo;ye gittik. Bize deniz kenarında bir villa hazırlamalarını istedim.  Adnan bey ile başbaşa kalmak istiyordum. Başbaşa kalınca dedim ki; &ldquo;Adnan Bey,  siz Osmanlı Halifesi&rsquo;nin haleflerisiniz, bazı Araplar hakkında g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;z ne  olursa olsun, bu İslami bir meseledir, M&uuml;sl&uuml;man kardeşlerinize yardım etmekten  ka&ccedil;ınmanız caiz değildir. Kaldı ki bu insanlar bir d&ouml;nem, başkenti İstanbul olan  İslam İmparatorluğunun bir par&ccedil;asıydılar. Ben, b&uuml;y&uuml;k kardeş M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rkiye&rsquo;nin  M&uuml;cahid Cezayir halkına bu zor g&uuml;nlerinde yardımcı olacağına dair b&uuml;y&uuml;k bir &uuml;mit  besliyorum&rdquo;<br />
Bunun &uuml;zerine Adnan Menderes; bir M&uuml;sl&uuml;man olarak b&uuml;t&uuml;n kurumlarıyla t&uuml;m  M&uuml;sl&uuml;man halklara &ouml;zellikle de Kuzey Afrika halklarına sempati duyduğunu,  bağımsızlık savaşında Cezayir halkının &ccedil;ektiği acıların tamamen bilincinde  olduğunu s&ouml;yledikten sonra şunu s&ouml;yledi: &ldquo;T&uuml;rkiye Paris h&uuml;k&uuml;meti nezdinde  s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; gizli ve iyi niyet girişimlerinde Cezayir sorunun g&uuml;&ccedil; ve kaba  kuvvetle &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyeceğini, aksine siyasi &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerle ve Cezayir halkının  temsilcileriyle m&uuml;zakere etmekle &ccedil;&ouml;z&uuml;lebileceğini tavsiye ettiğini ve  &ouml;ğ&uuml;tlediğini, bu t&uuml;r &ccedil;abaları ABD, İngiltere ve İtalya gibi NATO &uuml;yesi &uuml;lkelere  dost&ccedil;a baskıyı da i&ccedil;ine alacak şekilde artırma ve yaygınlaştırmaya hazır  olduğunu ilave etti.<br />
Dedim ki; &ldquo;B&uuml;t&uuml;n bu t&uuml;r iyi niyetli diplomatik &ccedil;abalardan dolayı size teşekk&uuml;r  ederim. Ancak beni enterese eden bu değildir. Beni ilgilendiren sizin maddi  yardımda bulunmanız&rdquo; ne demek istediğimi anlamadı. <br />
Dedi ki: &ldquo;Maddi olarak onlara şu veya bu kredileri vermemizi mi kastediyorsun&hellip;&rdquo;<br />
Dedim ki; &ldquo;Hayır, hayır, bunu kastetmiyorum. Benim kasettiğim onlara silah  vermeniz, onların paraya ihtiyacı yok, Fransızlara karşı savaşacak silahlara  ihtiya&ccedil;ları var.&rdquo; <br />
Bundan &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; bir şekilde rahatsız oldu. Y&uuml;z&uuml;n&uuml;n ifadesi değişmiş, y&uuml;z&uuml;nden  hi&ccedil;bir zaman kesik olmayan g&uuml;l&uuml;msemesi kaybolmuştu. Adamın şok ge&ccedil;irdiğini  hissettim. Bana dedi ki; &ldquo;Aziz kardeşim Mustafa Bey, bunun ne demek olduğunu  biliyor musun? Bizden bir NATO &uuml;yesi olarak başka bir NATO &uuml;lkesine karşı  kullanılmak &uuml;zere silah vermemizi mi istiyorsun?&rdquo; <br />
Dedim ki ona; &ldquo;Adnan Bey, ben İslam hilafetinin halefi Adnan Bey&rsquo;i istiyorum.  Ben biliyorum ki T&uuml;rkiye en g&uuml;&ccedil;l&uuml; İslam &uuml;lkelerinden biridir. Y&uuml;zyıllar boyunca  İslam &uuml;mmetine liderlik etmiştir. Fransız kuvvetlerinin eliyle bağımsızlığına  kavuşmak uğruna her t&uuml;rl&uuml; katliama, s&uuml;rg&uuml;ne ve en ağır işkencelere maruz kalan  M&uuml;sl&uuml;man masum Cezayirlilere T&uuml;rkiye yardım elini uzatmayacak mı? Fransız hem  onları Hıristiyanlaştırıyor hem de Fransızlaştırıyor. Toprakları k&acirc;firler  tarafından işgal edilen kardeşlerimize silah vermeliyiz. Bu ikisi arasında fark  var.&rdquo; Bu hususu o kadar vurguladım ki g&ouml;zlerinin yaşardığı belli oluyordu.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="284" height="425" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/cazairvemenderes-7.jpg" /></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Adnan  Menderes&#8230;</strong></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Menderes,  T&uuml;rkiye&rsquo;nin Cezayir Devrimi&rsquo;ne maddi herhangi bir yardım verdiğine dair herhangi  bir kuşkunun ortaya &ccedil;ıkmasının getireceği sonu&ccedil;lardan son derece korktuğunu  tekrarladı. B&ouml;yle bir durumda T&uuml;rkiye&rsquo;nin NATO&rsquo;dan kovulacağını birka&ccedil; kez  tekrarladı. Bu b&uuml;y&uuml;k Rus tehlikesine karşı T&uuml;rkiye savunmasının dayandığı temel  dayanak NATO&rsquo;dur.<br />
Menderes&rsquo;in endişelerinin ger&ccedil;ek olduğunu hissediyordum. Onu biraz olsun teselli  etmeye &ccedil;alıştım. Ona dedim ki; &ldquo;Cezayir Devrimi&rsquo;nin modern silahlara b&uuml;y&uuml;k bir  ihtiya&ccedil; duymaktadır, bu silahlar da sizde vardır.&rdquo; <br />
Bana dedi ki; &ldquo;Peki, diyelim ki onlara silah verdik, Fransa bunu ortaya  &ccedil;ıkarırsa ne yaparsın?&rdquo;<br />
Dedim ki ona, &ldquo;Bu konuyu biz hallederiz. Biz &uuml;&ccedil; yıldır Cezayir&rsquo;e silah  ka&ccedil;ırıyoruz. O zaman da onun &uuml;&ccedil; yıllık ya da o civarda bir s&uuml;resi vardır.&rdquo;<br />
<strong>54 ve 57 yılları arasında mı Cezayirli m&uuml;cahidlere silah ka&ccedil;ırıyordunuz?</strong><br />
Evet&hellip; Fransa bizim bu işe m&uuml;dahil olduğumuza dair en ufak bir delil bulamadı.  Bizim &ouml;zel bir y&ouml;ntemimiz vardı. Sonra Adnan bey dedi ki; &ldquo;Ancak bu silahların  &uuml;zerinde belli işaretler var.&rdquo; Dedim ki, &ldquo;Biz onları sileriz. Aynı zamanda bize  ka&ccedil;ırmak i&ccedil;in par&ccedil;a verirsiniz, b&ouml;ylece detaylara girmeye başladık. Bu  silahların detaylı bir listesini size versem siz de bunları kardeş &uuml;lkeniz  Libya&rsquo;ya hediye etseniz, bu durumda Fransa nezdinde herhangi bir kuşku ya da  ş&uuml;phe uyandıracak bir şey olmayacak.&rdquo;<br />
Bunun &uuml;zerine Adnan Menderes şunları s&ouml;yledi; &ldquo;Size silah hediye edeceğiz  İnşallah&hellip; Allah, dinlerini savunmak i&ccedil;in ihtiya&ccedil; duydukları bu silahları  inşallah onlara ulaştırma konusunda sizi muvaffak eyler. Bizler T&uuml;rkiye&rsquo;de  yalnızca Libyalı kardeşlerimize silah hediye ederiz.&rdquo; Ve konunun &ccedil;ok gizli  kalmasını vurguladı. <br />
<strong>Peki, Menderes silah g&ouml;nderdi mi? </strong><br />
Adnan bey d&ouml;ner d&ouml;nmez birka&ccedil; hafta sonra gemiyle bize silah g&ouml;nderdi. Biz de  onları direniş&ccedil;ilere sızdırdık. Bunların bir kısmını Trablus sokaklarında  sergiledik ve fotoğrafladık. <br />
<strong>Neden?</strong><br />
Libya ordusuna verilmiş T&uuml;rk silahı demek i&ccedil;in&hellip; <br />
<strong>Bu silahlar Cezayirli m&uuml;cahidlere ulaştı mı?</strong><br />
Tabii bu silahların &ccedil;oğu onlara gitti, ancak topları vermedik, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlar  b&uuml;y&uuml;k silahlar. Cezayir direnişinin &uuml;nl&uuml; simalarından olan Ahmet bin Bela da  bundan haberdar. Bu arada, Libya&rsquo;da T&uuml;rk b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isiyle birlikte silahları  sergilerken &ccedil;ekilmiş meşhur resimlerimiz var.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="400" height="320" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/cazairvemenderes-8.jpg" /></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Yani, 1957&rsquo;de  Libya&rsquo;ya T&uuml;rkiye&rsquo;den bir hediye olarak takdim edilen T&uuml;rk silahı birinci  derecede Cezayirli M&uuml;cahitlere takdim edildi, dimi?</strong><br />
Libya&rsquo;ya takdim edilmemişti, yani Libya&rsquo;yı bir kamuflaj olarak kullandık.<br />
<strong>Peki, bu durum daha sonra ortaya &ccedil;ıktı mı?</strong><br />
Yıllar sonra bir gazeteye verdiğim beyanatla ortaya &ccedil;ıktı, tabii kıyamet koptu.<br />
<strong>Hatıratınız yayımlandıktan sonra mı, &ouml;nce mi?</strong><br />
Yanılmıyorsam kitabım &ccedil;ıkmıştı, bana bir gazeteci sormuştu, T&uuml;rkiye&rsquo;den bir  gazeteden, Adnan Menderes&rsquo;in taraftarı bir gruptan beni aramışlardı. T&uuml;rkiye&rsquo;ye  davet etmişlerdi beni. Dedim ki, &ldquo;sayın arkadaşlar bu tarih, olmuş bitmiş,  ancak&hellip;&rdquo;<br />
<strong>Siz Libya başbakanı iken Adnan Menderes d&ouml;neminde Libya vasıtasıyla Cezayir  devrimine yani bağımsızlığına b&uuml;y&uuml;k destek olacak silah desteği verildi. </strong> <br />
Evet, silah desteği verildi. Cezayir bağımsızlığında T&uuml;rkiye&rsquo;nin b&uuml;y&uuml;k desteği  var. Bunu gurur duyduğum başarılardan biri olarak kabul ediyorum&hellip;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">  <img width="600" height="846" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/05/cennetbileti3.jpg" /></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">  <strong>Son olarak Adnan Menderes hakkında neler s&ouml;ylemek istersiniz?</strong><br />
&Ccedil;ok iyi bir insandı. Onunla ve Celal Bayar bey ile ilişkilerimiz &ccedil;ok iyiydi. Her  ikisi de İslam d&uuml;nyasının sorunları ile ilgilenmek istiyordu. Eğer Adnan bey  bug&uuml;n yaşıyor olsa idi, T&uuml;rkiye 20 yıl daha ileride olacaktı.<br />
<strong>Uzun bir telefon g&ouml;r&uuml;şmesi oldu. Sizi daha fazla yormak istemiyorum. T&uuml;rkiye  sizi davet etsek gelir misiniz?</strong><br />
Olabilir. Şu anda Dubai&rsquo;de ikamet ediyorum. Ağustos ya da Eyl&uuml;l ayında bir  vesileyle g&uuml;zelim İstanbul&rsquo;u bir daha g&ouml;rmek isterim.<br />
<strong>İnşaallah sizi davet edeceğiz. Bu yorucu r&ouml;portaj i&ccedil;in teşekk&uuml;rler&hellip;</strong><br />
Ben teşekk&uuml;r ederim&hellip;</font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Kaynak :<a href="http://www.timeturk.com/menderes-bir-gemi-silahi-kime-gonderdi-_126387-haberi.html" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.timeturk.com/menderes-bir-gemi-silahi-kime-gonderdi-_126387-haberi.html?referer=');">Time T&uuml;rk</a></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/27-mayis-darbesi-tsk%E2%80%99-ya-yonelik-bir-operasyon-muydu" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/27-mayis-darbesi-tsk_E2_80_99-ya-yonelik-bir-operasyon-muydu?referer=');"> <font size="3">İlgili diğer yazı i&ccedil;in tıklayın l&uuml;tfen</font></a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1109" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2392-andan-menderes-bir-gemi-silah-ile-cennet-biletini-nasil-kazanmis-ibret-dolu-bir-tarih-sayfasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Geçmiş ve geleceğin tüm bilgisi zihnimizde</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2182-gecmis-ve-gelecegin-tum-bilgisi-zihnimizde.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2182-gecmis-ve-gelecegin-tum-bilgisi-zihnimizde.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 21:23:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilişsel Bilimler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Atlantic Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Dedi]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmiş ve geleceğin tüm bilgisi zihnimizde]]></category>
		<category><![CDATA[Halde]]></category>
		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Mu]]></category>
		<category><![CDATA[Parapsikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Renk]]></category>
		<category><![CDATA[Stephan A. Schwartz]]></category>
		<category><![CDATA[Stephan Schwartz]]></category>
		<category><![CDATA[Tabi]]></category>
		<category><![CDATA[Telepati]]></category>
		<category><![CDATA[Testine]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>
		<category><![CDATA[Zira]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2182</guid>
		<description><![CDATA[Geçmiş ve geleceğin tüm bilgisi zihnimizde 2. İstanbul Parapsikoloji Konferansı, 23-24 Mayıs tarihlerinde Harbiye Askeri Müze&#8217;de gerçekleştiriliyor. Konferansta Şamanlardan rüyalara, telepatiden kuantuma, kolektif bilinçten şifacılığa birçok konu, uzmanları tarafından masaya...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 style="line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Geçmiş  ve geleceğin tüm bilgisi zihnimizde</span></h1>
<div></div>
<p style="line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"> </span></p>
<div></div>
<p style="line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>2. İstanbul  Parapsikoloji Konferansı, 23-24 Mayıs tarihlerinde Harbiye Askeri Müze&#8217;de  gerçekleştiriliyor. Konferansta Şamanlardan rüyalara, telepatiden kuantuma,  kolektif bilinçten şifacılığa birçok konu, uzmanları tarafından masaya  yatırılacak. İlginç konuklardan biri olan Stephan Schwartz ile &#8216;uzaktangörü&#8217;yü  konuştuk.</strong></span></p>
<div></div>
<p style="line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"> <img title="zihin" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/03/zihin.jpg" border="0" alt="zihin" hspace="10" vspace="10" width="509" height="372" /></span></p>
<div></div>
<p style="line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Parapsikolojik yetenekler ne  demek? </span></p>
<div></div>
<p style="line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Telepati var mı? </span></p>
<div></div>
<p style="line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">Başka bir yerde olan bir olayı  ya da bir yeri uzaktan algılamak mümkün mü? </span></p>
<div></div>
<p style="line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;">İnsan geçmişi ya da geleceği  bilebilir mi? Bu soruların cevabını alabilmek için Atlantic Üniversitesi öğretim  görevlisi olan, uzaktangörü ve olağandışı insan işleyişi konularında dünyanın  sayılı uzmanlarından biri olarak kabul gören Stephan A. Schwartz ile röportaj  yapmaya giderken bir telepati testine tabi tutulacağımı hiç bilmiyordum. Zira  Stephan Schwartz&#8217;a &#8216;uzaktangörü&#8217;nün ne olduğunu sorduğumda, &#8216;bu her insanda var  olan bir yetenektir&#8217; diyerek kendimi denememi istedi. &#8216;Avucumda bir cisim  tutuyorum ve sen onun ne olduğunu algılamaya çalışacaksın, hazır mısın?&#8217; diyen  Schwartz yapmam gerekenleri şöyle sıraladı: &#8216;Önüne bir kağıt-kalem al. Gözlerini  kapa ve birkaç derin nefes al. Kafandan bütün düşünceleri çıkart ve konsantre  ol.&#8217; Bu noktada avucumu açmamı söyleyen Schwartz, gözüm kapalı olduğu halde  avucuma bir anlık bir şey değdirdi ve &#8216;gözlerini aç&#8217; dedi. Avucumda bir şey  yoktu ama onu tuttuğumu düşünerek sorularını yanıtlamamı söyledi: &#8216;Sert mi  yumuşak mı; köşeli mi yuvarlak mı (basit bir şekil çiz), pürüzlü mü pürüzsüz mü,  tek renk mi karışık renkli mi, kokusu var mı yok mu, tek bir malzemeden mi  yapılmış karışık bir yapıda mı? Ne olabileceğini tahmin etmeye çalışma sadece bu  cisimle ilgili ne hissediyorsan onları yaz.&#8217; Sonunda avucunda tuttuğu yüzüğü  gösterdiğinde ilginç bir şekilde büyük oranda doğru tanımladığımı gördüm. Yani &#8216;uzaktangörü&#8217;  yapmayı başarmıştım. Sonrasında Schwartz tüm detayları anlattı&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>Uzaktangörüyü nasıl açıklıyorsunuz? Bu özel bir yetenek mi yoksa <br />
 herkesin yapabileceği bir şey mi?<br />
 </strong>Uzaktangörü, başka bir yerde olan ve bilmemizin mümkün olmadığı bir  olayı ya da yeri, uzaktan algılamak anlamına geliyor. Bu özel bir güç değildir,  hepimizde olan bir yetenektir. Ama biz kültürel anlamda bunu farkına varmamak  üzerine eğitilmişiz. Oysa bu yeteneği ortaya çıkarmak ve kullanmak az önce  yaptığımız test kadar basit. Elbette tıpkı müzik veya dil konusunda yetenekli  olmak gibi bazı insanlarda bu yetenek daha fazla bazılarında daha az olabilir.  Ama çoğumuz bu konuda orta düzeyde bir yeteneğe doğal olarak sahibiz. Ve tıpkı  bir enstrüman çalmayı öğrenmek gibi uzaktangörü yeteneğini de çalışarak  geliştirebiliriz. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>YETENEĞİ GELİŞTİRMEK MÜMKÜN <br />
 Bu yeteneğimizi nasıl harekete geçirebiliriz?<br />
 </strong>Bunu zihinsel yoga gibi düşünebilirsiniz. Kendimizi zaman ve mekanın  dışına açmak ve zihnimizde olanın ötesinde daha üst bir bilince ulaşmak  gerekiyor. Zira herkesin bilincinin birbiriyle bağlantıya geçtiği üst bilinç  ortamında geçmiş, şimdi ve gelecek fark etmeksizin her anı, her yeri algılamak  mümkün. Böylece ani ruhsal bir açılım, bir aydınlanma yaşanıyor. Dokunma,  koklama, tatma gibi duyularınızla algıladıklarınızı kullanarak bir bilme hali  kazanıyorsunuz. &#8216;Nasıl olduğunu bilmiyorum ama biliyorum&#8217; diyorsunuz. Bu beyin  gücüyle, aurayla, enerjiyle ya da elektromanyetik alanla alakalı bir şey değil.  Bu insanın sahip olduğu doğal bir yetenek ve harekete geçirmek için bunun bizim  doğal bir parçamız olduğunu fark etmemiz yeterli. Odaklanma ve meditasyon da  yardımcı olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>Siz bu konu üzerine çalışmaya nasıl başladınız?<br />
 </strong>Bazı kişisel deneyimler yaşadım ve konuyu incelemeye başladım. Tarih  boynunca baktığımızda Mozart&#8217;tan Brahms&#8217;a sanatçıların büyük yaratıcılık  anlarında, &#8216;Tanrı benimle konuştu, bana mesaj verdi, geleceği gösterdi&#8217;  diyenlerin yaşadığı ruhani deneyimlerde ya da medyum ve büyücü olarak tanınan  kişilerin uzaktaki olayları veya geleceği görmelerinde hep aynı şeylerin  yaşandığını fark ettim. Farklı yollardan bu noktaya gelmiş olsalar da hepsi  yaşadığı deneyimi aynı şekilde dile getiriyordu: Çok daha büyük bir bütünlükle  bağlantıya geçtiklerini, zamanın durduğunu, her şeyi birden aynı anda görüp  hissedebildiklerini söylüyorlardı. Bu da bana, bunun insanın fonksiyonlarının  normal bir parçası olabileceğini düşündürdü. Böylece insanların cisimleri  görmeden ve dokunmadan tanımlayabilmeleri tekniğini geliştirerek uzaktangörü  çalışmalarını başlattım. Şimdi bu testler aracılığıyla yeteneğini ortaya çıkaran  insanlarla gruplar oluşturarak uzaktangörü çalışmaları yapıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>Uzaktangörüyü nerede kullanıyorsunuz?<br />
 </strong>Kimsenin önceden bilmesinin mümkün olmadığı yerlerdeki şeyleri bulmak  açısından en uygun alan arkeoloji olduğu için bu alanda çalışmalar yürütüyorum.  Zira birisi size &#8217;3000 km doğuya git, orada yüksek bir tepe var, tepede büyük  bir ağaç, yanında sivri bir kaya var; o kayanın altını 20 metre kazarsan gömülü  antik şehri bulabilirsin&#8217; dediğinde bu bilgiye başka bir yerden ulaşması mümkün  olamaz. Biz uzun zamandır arkeolojik alanların yerlerinin tespiti konusunda  uzaktangörü çalışmaları yapıyoruz ve bulgular da başarılı olduğumuzu kanıtlıyor.  Çünkü bugüne kadar bu şekilde Cleopatra ve Marcus Antonius&#8217;un İskenderiye&#8217;deki  sarayının, Christof Kolomb&#8217;un Bahamalar&#8217;da batan gemisinin, dünyanın 7  harikasından biri olan İskenderiye Feneri&#8217;nin kalıntılarının nerede olduğunu  bilmeyi başardık.</span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>SADDAM&#8217;IN YERİNİ BİZ BULDUK<br />
 Bir de Saddam projesi yaptınız değil mi?<br />
 </strong>Evet üniversitede uzaktangörü dersleri verirken öğrencilerim önemli bir  konuda yer belirleme denemesi yapmayı istediler. O sırada herkesin aradığı  Saddam Hüseyin&#8217;i seçtik. Sınıfımda bulunan ve özel güçler gibi şeylere sahip  olmayan 47 öğrenci ile birlikte çalışmayı yaptık. Zaman ve mekanın dışına çıkıp  Saddam&#8217;ı ve özellikle yakalanma anını algılamaya giriştiler. Nasıl görünüyor, ne  giyiyor, nerede yakalanıyor, yanında kimler var, nasıl bir tavır sergiliyor&#8230;  bana tarif edin dedim. Öğrencilerin büyük çoğunluğu uzaktangörü deneyinin  ardından Saddam&#8217;ı sokakta yaşayan evsizler gibi tarif etti. Üzerinde siyah bir  giysi olduğunu, saç ve sakalının birbirine karışmış olduğunu söylediler.  Saklandığı ev ise Tikrit şehri yakınlarında bir köydeydi. Evi ise yanında bir  dere akan tek katlı bir bina olarak çizdiler. Yanında iki-üç adam olduğunu,  silahlı olduğunu ama yakalanırken direnmediğini söylediler. Sonra Saddam  yakalandığında bu anlatılanların hepsi gerçekle tamamen uyuşuyordu! </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>Bu tarz deneylerin sonuçlarını askeri yetkililere bildirmiyorsunuz değil  mi?<br />
 </strong>Hayır. Ama bu deneyi izleyenler arasında askerler de bulunuyordu. Bu  bilgileri kullanıp kullanmadıklarını ise bilmiyorum. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>Bu yetenek geliştirilerek pekala bir silah veya bir güç olarak da  kullanılabilir, bir ülkenin gizli nükleer silahlarının yeri, petrol yatakları,  altın madenleri veya gizli hazineler bu şekilde bulunabilir değil mi?<br />
 </strong>Evet, hepsi yapılabilir. Nitekim uzaktangörüyü cinayetleri çözmek için  kullananlar olduğunu biliyorum. Doğal kaynakları bulmak için de bu şekilde  çalışan gruplar var. Ama hükümetin şu anda bu tür çalışmalar yaptırıp  yaptırmadığını açıkçası bilmiyorum. Soğuk Savaş döneminde CIA ve ordunun  desteklediği böyle çalışmalar vardı, Rusya&#8217;da da yapılıyordu. Ama ben yer  almadım çünkü bilincin işleyişi konusunda yapılan her türlü çalışmanın tüm  insanları ilgilendirdiği için gizlice değil herkese açık olarak yapılması  gerektiğine inanıyorum. </span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>Hepimiz zaman ve mekandan bağımsız olarak tüm insanların bilincinin  birbiriyle bağlantı içinde olduğu ve tüm bilgiyi paylaştığı üst bilince  açılabildiğimizde dünya nasıl bir yer olur dersiniz?<br />
 </strong>Çok daha iyi bir yer olur. Çünkü hayatın birbirimize bağlı ve  birbirimize bağımlı olduğunu fark ettiğimizde her konuda bakış açımız  değişecektir. Birimize olanın aslında hepimize oluğunu anladığımızda, hepimizin  aynı gemide olduğunu fark ettiğimizde tüm seçimlerimiz farklı olur; daha az  kavga, daha az savaş olur. Herkes aynı dürtüyle hareket ettiğinde dünyayı  değiştirmek de mümkün olacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>PEKİ, ATLANTİS NEREDE?<br />
 </strong>Schwartz herkesin konuştuğu ama asla bulunamayan kayıp kıta Atlantis&#8217;in  yerini sorduğumuzda beklenmedik bir cevap veriyor: &#8216;Atlantis bize önceden  anlatılmış bir mittir. Çünkü Atlantis şu anda yaşadığımız dünyadır. Efsane,  Atlantis&#8217;in çok gelişmiş, uçan gemilere sahip olan ve bunlarla yıldızlara giden  ileri teknolojiye sahip bir uygarlık olduğunu söyler. Ama Atlantis bu  teknolojiyi yanlış kullanır ve felaketi yaşar, suların altına gömülür. Bu hikaye  şu anda bizim yaşadıklarımızdır. Teknolojiyi doğru kullanmayarak küresel  ısınmaya sebep olduk ve dünya giderek sular altında kalıyor. Üst bilinçte zaman  ve mekan yoktur, her an her yere gidebilir ve bilgiye ulaşabiliriz. İşte bu  yüzden henüz yaşanmamış olan Atlantis felaketinin bilgisini de önceden  biliyoruz. Yani Atlantis bizim şu anda sahip olduğumuz uygarlığın ta kendisi.&#8217;</span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>MİNE AKVERDİ</strong></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="658" title="1" title="07 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2182-gecmis-ve-gelecegin-tum-bilgisi-zihnimizde.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ünlüler yogayla Budizm pazarlıyor!</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2151-unluler-yogayla-budizm-pazarliyor.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2151-unluler-yogayla-budizm-pazarliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 18:16:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gazeteler]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ünlüler yogayla Budizm pazarlıyor!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2151</guid>
		<description><![CDATA[Ünlüler yogayla Budizm pazarlıyor! Budist felsefenin devamı olan yoga ve meditasyon, sağlıklı yaşam vaadiyle yurdum insanının temiz kanını zehirliyor Sinsi bir tehdit! Sözde, &#8216;Stresten Arınma&#8217;, &#8216;Kültürel Etkinlik&#8217;, &#8216;Spor&#8217;, &#8216;Fizik Tedavi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><strong>Ünlüler yogayla Budizm pazarlıyor!</strong></span></p>
<p><strong><span style="font-size: small;">Budist felsefenin devamı olan yoga ve meditasyon, sağlıklı yaşam vaadiyle yurdum insanının temiz kanını zehirliyor</span></strong></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/03/do-yoga-home-800X8001.jpg" border="0" alt="" width="501" height="334" /></span></p>
<p><span style="font-size: small;">Sinsi bir tehdit! </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Sözde, &#8216;Stresten Arınma&#8217;, &#8216;Kültürel Etkinlik&#8217;, &#8216;Spor&#8217;, &#8216;Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon&#8217; metodu.</p>
<p>Asıl amaç başka.</p>
<p>Budizm&#8217;in pazarlaması yapılıyor.</p>
<p>İnsanlarımız dininden uzaklaştırılmak isteniyor.</p>
<p>İbadet yerine, yoga yaptırmak istiyorlar.</p>
<p>Özellikle Yahudiler yoga ve meditasyonu çok destekliyor.</p>
<p>Bu öğretileri Yahudi inanışlarıyla birleştirip manevi ihtiyaçlarını gideriyorlar.</p>
<p>İslam dinini yıkıma uğratmak için bunları kullanıyorlar.</p>
<p>Misyonerlerden de destek alıyorlar.</p>
<p>Avrupa ve Amerika&#8217;da ise Budizm&#8217;in yaygın olmasının sebebi, kendi dinlerindeki büyük eksiklikler&#8230;</p>
<p>Dikkat edin, gazete ve televizyonlarda yoga ve meditasyonla rahatlayıp huzura kavuştuğunu söyleyenler kim?</p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>Budizm&#8217;in gönüllü reklamını kimler yapıyor? </strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong> </strong><strong>Parayla bile yapılması zor olan propagandayı içimizdeki hangi şahsiyetler sırtlanmış?<br />
</strong><br />
Bir cevap bulmak için, dahi olmaya gerek yok.</p>
<p><strong>Elbette ünlüler ve sos-yetikler!</strong></p>
<p>&#8216;<strong>Moda</strong>&#8216; yalanıyla kandırılıyorlar.</p>
<p>Birçoğu, <strong>Uzakdoğu</strong> zırvasına heveslenip inanmış&#8230;</p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/03/yoga11.jpg" border="0" alt="" width="347" height="358" /></strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>Hac ya da umreye gitmiyorlar, kutsal gördükleri Hindistan&#8217;a gidiyorlar. </strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;">Gruplar halinde ülkenin meditasyon kamplarıyla ünlü şehri <strong>Puna&#8217;</strong>da 1 ay boyunca <strong>Budist </strong>rahipleriyle birlikte vakit geçiriyorlar.</p>
<p>Maneviyatlarını güçlendirip ruhlarını temizliyorlarmış!</p>
<p><strong>Tansa Mermerci, Arzu Yanardağ, Tarkan, Sertap Erener, Demir Demirkan, Tuğçe Kazaz, Mazhar Alanson, Siren Ertan, Fulya Eyilik, Şebnem Çapa vs&#8230; </strong></p>
<p>Bunlar sözüm ona, hep Budha&#8217;nın mistik gücüyle arınmış tipler&#8230;</p>
<p>Bir de her fırsatta yoga ve meditasyon yaparak huzur bulduğunu deklare eden, yoga yapıp, bu öğretinin bedava reklamını yapan ünlüler var ki onların durumu çok daha kötü.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de yoga denilince ilk akla gelen isim herhalde Ebru Şallı&#8217;dır. </strong></p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>Bu hanım yoga ticaretinden para kazanır. </strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>Televizyon programı yapar, CD&#8217;ler çıkartır, kitaplar piyasaya sürer.</p>
<p></strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>Yıllardır azim ve inatla Hint dinindeki ibadet şeklini çılgınca topluma yayıyor.<br />
</strong><br />
<img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/03/health-spa1.jpg" border="0" alt="" width="623" height="272" /></span></p>
<p><span style="font-size: small;">Güzel ve ince bedenini yogaya borçlu olduğunu söyleyip, genç yaşlı bir dolu insanı bu inanışa ısındırıyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;">Sinan Çetin&#8217;in eşi <strong>Rebekka Haas Çetin</strong>&#8216;in de Cihangir&#8217;de kendi yoga merkezi var.</p>
<p>Çetin, bununla da yetinmeyip, çok faydasını gördüğünü söylediği DVD&#8217;sini çekti ve yoganın her eve girmesini sağladı.</p>
<p>Ve tabii Gülben Ergen&#8217;i de unutmayalım; Ergen Hanım hamilelik yogasıyla doğuma hazırlanmıştı.</p>
<p>Üstelik yoga egzersizleri yaparken fotoğraflarını çektirip bu deneyimini bir gazeteyle paylaşmıştı.</p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>Fazla kilolarını yoga sayesinde verdiğini hep gururla söyleyip durur.<br />
</strong><br />
Bilin diye yazdım. </span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>Yoksa siz boş verin yogayı mogayı! </strong></p>
<p></span></p>
<p><span style="font-size: small;">Şebnem Özcan/Bugün Gazetesi<br />
</span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="543" title="1" title="22 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2151-unluler-yogayla-budizm-pazarliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin Dua Ederken Fark ettiler&#8230; Bilimin Darwincileri hala Çark Etmediler</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2076-beyin-dua-ederken-fark-ettiler-bilimin-darwincileri-hala-cark-etmediler.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2076-beyin-dua-ederken-fark-ettiler-bilimin-darwincileri-hala-cark-etmediler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Feb 2010 11:18:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Dua Ederken Fark ettiler... Bilimin Darwincileri hala Çark Etmediler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2076</guid>
		<description><![CDATA[Beyin Dua Ederken Fark ettiler&#8230; Bilimin Darwincileri hala &#199;ark Etmediler AMERİKALI ARAŞTIRMACI BEYNİN DUA EDERKEN&#160; KENDİNİ YENİDEN PROGRAMLADIĞINI KEŞFETTİ Araştırmacı Dr.Newberg dua ederken beyine ne olduğunun, aktivitesinin, muhakemesinin ve performansının...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Beyin Dua Ederken Fark ettiler&#8230; Bilimin Darwincileri hala &Ccedil;ark Etmediler</strong></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>AMERİKALI  ARAŞTIRMACI BEYNİN DUA EDERKEN&nbsp; KENDİNİ YENİDEN PROGRAMLADIĞINI KEŞFETTİ<img width="189" height="124" border="0" align="right" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/beyindua.jpg" /></strong></font></p>
<p class="style5" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Araştırmacı  Dr.Newberg dua ederken beyine ne olduğunun, aktivitesinin, muhakemesinin ve  performansının &uuml;zerinde &ccedil;alıştı. &lsquo;İslami olmayan&rsquo; duanın beynin &uuml;zerinde s&uuml;rekli  etkilere sahip olduğunu keşfetti.</font></p>
<p class="style5" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&Ouml;yleyse  farzedelim aynı denemeyi M&uuml;sl&uuml;man bir kişide, o namaz kılarken/dua ederken,  Allah&rsquo;ı &ouml;verken ve tevazu halindeyken yapsak, ne olur? &nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Dua etmeye, ruh ve bedenin  iyileştiricisi g&ouml;z&uuml;yle bakılmaktadır. Bu manevi olguya inanıyoruz, fakat  bazıları onun sadece boyun eğme, aşağılanma ve &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n ele ge&ccedil;irilmesi  olduğunu iddia ederek ş&uuml;pheci olabilirler. Bu maksatla zihinlerimizi, dua  etmenin beyin (beynin aktivitesi) ve sağlığı &uuml;zerindeki etkisi hakkında batılı  alimlerin biri tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;len bir &ccedil;alışmaya yoracağız. Dikkat edilmelidir  ki &ccedil;alışma, İslam&rsquo;a ait namaz kılma/dua etme &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmemiştir ve o eğer  m&uuml;sl&uuml;manlar &uuml;zerinde yapılsaydı, sonu&ccedil;lar o zaman olağan&uuml;st&uuml; olurdu. &nbsp;&nbsp; </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Budist rahiplerin zihinleri  &uuml;zerinde meditasyonun etkisini inceleyen bazı bilimadamları, diğer atıl kısımlar  meditasyondan &ouml;nce aktif hale gelirken; beyinde aktif olan kısımların da  meditasyon halinde atıl olduklarını keşfettiler. BBC Haberleri websitesi  tarafından yayınlanan bir makalede, Amerika Birleşik Devletleri Pennsylvania  &Uuml;niversitesi&rsquo;nde bir radyolojist olan Andrew Newberg, &quot;Daha &ouml;nce olasılığını  kimsenin d&uuml;ş&uuml;nmediği dinleri ve manevi konuları keşfetmeye başladığımızda  tarihimizde harika bir zaman deneyimlemek &uuml;zere olduğumuza inanıyorum&rsquo;&rsquo;  demiştir. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Dr. Newberg ve takımı, beyin  imajlama teknikleri kullanarak Tibet&rsquo;teki bir grup Budist rahipler &uuml;zerinde  onlar meditasyon yaparlarken bir saat kadar &ccedil;alıştı. Newberg; rahiplerin  meditasyonun en y&uuml;ksek haline eriştikleri zaman elleriyle ince bir &ccedil;izgi  &ccedil;izmelerini istedi, bu işlem aracılığıyla beyinde kopya edilebilen kanlarına  k&uuml;&ccedil;&uuml;k miktarda bir radyoaktif madde enjekte edildi. Bu radyoaktif madde,  beyinlerdeki aktif alanlar hareket ettik&ccedil;e bilimadamlarının &ccedil;&ouml;zeltiyi g&ouml;rmesine  olanak sağlamaktadır. Rahipler meditasyonu bitirdikten sonra, beyinlerin yeni  bir imajlaması y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml; ve daha sonra normal halin durumu ve meditasyonlu  olanın karşılaştırılması m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;. İmajlar, beyne meditasyon esnasında ne olduğu  hakkında &ouml;nemli sinyaller g&ouml;sterdi. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="350" height="240" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/beyindua2.jpg" /></font><font size="2"><em><font face="Tahoma">İnan&ccedil;  Biyolojisi: Psikon&ouml;roimmunoloji adı verilen yeni bir bilimle ilgili yeni  araştırma, dua etmenin hastalıkları tedavi etmenin muazzam g&uuml;c&uuml;ne sahip olduğunu  doğrulamaktadır. Ayrıca bilimadamları, inan&ccedil;ların etkilerini ve diğer insanların  beyinleri ile mezheplerin etkileri &uuml;zerinde &ccedil;alışmayı deniyorlar ve d&uuml;ş&uuml;ncelerin  belleğinde ne d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml; teyit ediyorlar.<br />
&Uuml;st Alan: Dua ederken aktif olmaya başlıyor.<br />
Arka Alan: Arka alan, endişeler ve Epilepsi&rsquo;den sorumlu. Ve en &ouml;nemlisi, dua  ederken d&uuml;ş&uuml;k aktif hale geliyor!<br />
Prefrontal Lob: Dua ederken aktif hale geliyor, bu da iyi kararlar almaya  yardımcı oluyor.&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Beyin sapı:Dua ederken karmaşık kimyasal işlemler meydana geliyor.</font></em></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Dr. Newberg, birisi belirli bir  aktivite &uuml;zerinde odaklanmak istediğinde her insanda aktif hale gelen bir b&ouml;lge  olan beynin &ouml;n&uuml; Frontal Lob&rsquo;daki aktivite artışını g&ouml;sterdiğini s&ouml;yleyerek  resimlerin ne olduğunu a&ccedil;ıklıyor. Oysa beynin arkası olan Paryetal Lob; Paryetal  Lob&rsquo;un aktivitesinde g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r bir azalma g&ouml;sterdi ve o, bir kişinin yer  hissinden sorumlu. Bu, &lsquo;meditasyonun yer hissini kaybetmeye y&ouml;nelttiği&rsquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml;  teyit etmekte. Dr.Newberg s&ouml;z&uuml;: &lsquo;&rsquo; Meditasyon esnasında insanlar kendilerinin  algılarını yitirirler ve ger&ccedil;ekten de mekan ve zaman hissini yitirirler ve bu,  tam olarak ne g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z.&rsquo;&rsquo;&nbsp;&nbsp; &nbsp;</font></p>
<p class="style4" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Dua  Etmenin G&uuml;c&uuml; </strong></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Benzer karmaşık etkileşimler,  ruhani veya mistik deneyimler olarak adlandırılanlar da meditasyon esnasında  meydana gelenlerle birlikte beynin farklı alanlarında oluşmaktadır. Dr.Newberg  tarafından y&uuml;r&uuml;t&uuml;len daha &ouml;nceki &ccedil;alışmalarda &lsquo;&rsquo;odak noktası&rsquo;&rsquo; duası olarak  bilinen yapılırken Francisca rahibelerinin beyinlerinin aktivitesi y&uuml;r&uuml;t&uuml;ld&uuml;.  Ger&ccedil;ek şu ki duanın s&ouml;zl&uuml; olan kısmı beynin kısımlarını aktif hale getiriyor,  fakat Dr. Newberg; onun beyinde dikkat alanını aktif hale getirdiğini ve yer  hissinden sorumlu olanının aktivitesini azalttığını keşfetti. Bu,  bilimadamlarının ruhani meseleleri incelemelerinin ilk seferi değildi.1998&rsquo;de  Amerika Birleşik Devletleri&rsquo;ndeki bilimadamları kalp hastalığı olan bir grup  hasta &uuml;zerinde &ccedil;alışınca tedavisel dua etmenin &ouml;nemi su y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıktı. Eşi  benzeri olmayan bir sonucu keşfettiler, hastalar kısa s&uuml;reli yapılan bir duadan  sonra daha az komplikasyondan acı &ccedil;ektiler.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="300" height="239" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/beyindua3.jpg" /></font><font size="2"><em><font face="Tahoma">Taban  &ccedil;izgisindeki ve meditasyon esnasındaki SPECT İmajları.</font></em></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="2"><em><font face="Tahoma">Beyin İmajlama, yeni  konulara pek &ccedil;ok inceleme sağlamıştır. Bu imaj, normal hal (soldaki) ve  meditasyon esnasında (sağdaki) yeni beyin imajlama tekniği SPECT veya Tek Foton  Emisyon Hesaplanmış Tomografisi tarafından &ccedil;ekilmiştir. Frontal alandaki  aktivitenin nasıl olduğunu farkettiler. Beynin Frontal Lob&rsquo;u, meditasyon halinde  beyin aktivitesinin boyutunu yansıtan kırmızı noktalar şeklinde artmıştır. <br />
Referans: <a href="http://www.andrewnewberg.com/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.andrewnewberg.com/?referer=');">www.andrewnewberg.com</a></font></em></font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div align="center">
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><em><font face="Tahoma">   </font></em></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font size="3"><em><font face="Tahoma"><img width="300" height="210" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/beyindua4.jpg" /></font></em></font><font size="2"><em><font face="Tahoma">Taban &ccedil;izgisindeki ve  meditasyon esnasındaki SPECT İmajları.</font></em></font></p>
</div>
<div align="left">&nbsp;</div>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font size="2"><em><font face="Tahoma">Bu ikinci resim, normal hali  (soldaki) ve meditasyon hali (sağdaki) arasındaki bir karşılaştırmadır.</font></em></font></p>
<div align="left">&nbsp;</div>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font size="2"><em><font face="Tahoma">Buradaki odak noktası,  meditasyon esnasında bu alanın aktivitesinde belirgin bir azalma farkettiğimiz  beynin Paryetal Lob&rsquo;unadır. </font></em></font></p>
<div align="left">&nbsp;</div>
<p align="left" style="line-height: 200%;"><font size="2"><em><font face="Tahoma">Bu b&ouml;lgenin yer hissinden  sorumlu olduğu farkedilmelidir. <a href="http://www.andrewnewberg.com/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.andrewnewberg.com/?referer=');"> www.andrewnewberg.com</a></font></em></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&nbsp;Bu araştırmacı (Dr.Newberg)  insanoğlunun varoluşu i&ccedil;in inancın &ccedil;ok &ouml;nemli olduğunu; &ccedil;&uuml;nk&uuml; onun, onları  kadere daha adapte ettiğini ve beyin tarafından ortaya atılan sorulara cevap  verdiğini teyit etmekte. Budist dua etmenin kan basıncını azalttığı, depresyonu  ve endişeyi ortadan kaldırdığı ve kalp atışını azalttığı keşfedilmiştir. Bundan  dolayı ve birka&ccedil; Batılı araştırmacıya g&ouml;re; insanlığın iyi sağ salim olması i&ccedil;in  dindar olmak ateist olmaktan daha iyidir.&nbsp; </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">N&ouml;robilimde bir uzman olan Dr.  Andrew Newberg&rsquo;in websitesinde de teyit ettiği gibi t&uuml;m evrenin Tanrı&rsquo;sına  inanma; psikolojik ve fiziksel sağlık i&ccedil;in kesinlikle gereklidir. Newberg,  &lsquo;&rsquo;Tanrı, Beyninizi Nasıl Değiştirir&rsquo;&rsquo; adlı, kendisi ve bir grup araştırmacı  tarafından yazılan ve Amerika&rsquo;da dikkate değer bir satış başarısı elde eden  kitabında &lsquo;&rsquo;Yaratıcıya ne kadar derin bağlanırsanız, beyniniz o kadar iyi  olacaktır!&rsquo;&rsquo; demiştir. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">G&uuml;nde 12 dakika dua etme ve  meditasyon yapma, yaşlanmanın hastalıklarını geciktirir ve stres ve endişeyi  azaltır. Teslim olma, ibadet ve dua etme uygulamaları insanoğluna bir nebze  huzur, daha fazla sevgi ve sevecenlik verirken; ateizmdeki kadere karşı olan  kızgınlık ve isyan beyini s&uuml;rekli olarak tahrip etmektedir.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3"><em><font face="Tahoma"> <img width="250" height="376" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/beyindua5.jpg" /></font></em></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="2"><em><font face="Tahoma"><span class="style4">Mart  2009&rsquo;da &ccedil;ıkıyor.</span><br />
&Ouml;nde gelen bir n&ouml;robilimadamından &ccedil;ığır a&ccedil;an buluşlar. <br />
&lsquo;&rsquo;TANRI, BEYNİNİZİ NASIL DEĞİŞTİRİR&rsquo;&rsquo;<br />
&nbsp;Yazanlar: Dr. Andrew Newberg (&lsquo;Tanrı Niye Gitmeyecek&rsquo; kitabının ortak yazarı)  ve Mark Robert Waldman.<br />
N&ouml;robilim uzmanları tarafından yazılan, yakın zamanda Amerika Birleşik  Devletleri&rsquo;nde yayımlanan yeni bir kitap; Pennsylvania &Uuml;niversitesi&rsquo;nde Asistan  Profes&ouml;r, araştırmacı Newberg&rsquo;e deneyler ve &ccedil;alışmaların kısa ve detaylı bir  &ouml;zetini veriyor. <br />
Araştırmacı, Tanrı&rsquo;ya inancın &ccedil;ok &ouml;nemli olduğunu, onun beynin performansını  arttırmak i&ccedil;in muazzam bir huzur hissi olduğunu keşfetti.İnan&ccedil;, Alzheimer&rsquo;a mani  olduğu gibi; beynin mekanizmasında da kalıcı değişiklikler yapıyor ve kişinin  daha iyi bir hayat i&ccedil;in etrafındakilere adapte olmasına yardımcı oluyor. <br />
Dikkat edilmesi gereken, araştırmacının M&uuml;sl&uuml;man olmadığı. Fakat o, kendi  deneyimlerinin sonu&ccedil;larını SPECT teknolojisi aracılığıyla olan beyin  &ccedil;alışmasında tarafsız bir sonu&ccedil;la yayımlıyor. Referans: <a href="http://www.andrewnewberg.com/change.asp" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.andrewnewberg.com/change.asp?referer=');"> www.andrewnewberg.com/change.asp</a> </font></em></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="2">Araştırmacılar bu kitap boyunca  Tanrıya inanmanın insan beyninde daimi değişiklikler yaptığını ve nasıl  &ccedil;alıştığını keşfettiler. Daha da fazlası; inan&ccedil;, beyin h&uuml;crelerinin b&uuml;y&uuml;k  sayısının aniden &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonu&ccedil;lanan bunamayla da savaşıyor. Zihinsel  hastalıklara ilaveten, Parkinson hastalığını da iyileştiriyor. </font></p>
<p class="manset_baslik style3" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"> </font></p>
<p class="manset_baslik style3" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>İslami Namaz Kılmaya Ne Dersiniz? &nbsp;</strong> </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Ne yazık ki, M&uuml;sl&uuml;manların  sağlık durumu &uuml;zerinde dua etmenin etkisi hakkında benzer hi&ccedil;bir &ccedil;alışma yok,  fakat Allah&rsquo;ın uygulamamız i&ccedil;in bize buyurduğu, Kur&rsquo;&acirc;n okumadan meydana gelen  namaz kılma; tevazu ve sakinlik olarak nitelendirilmektedir ve bilimadamları  tarafından bildirilene g&ouml;re, kaslar ve kemikler i&ccedil;in uygun hareketlere sahiptir. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">İslam&rsquo;daki namaz kılma,  Budizm&rsquo;deki gibi sadece uygulanan bir dini t&ouml;ren değildir. Birisi &ouml;zellikle  secde pozisyonunda Allah&rsquo;a &ccedil;ok yakın hale gelirken; manalar, ifadeler, hedefler  ve Allah&rsquo;a yakınlık hissine sahiptir. Arka taraf sakin hale gelirken, o dua  ederken aktif hale gelene, Frontal Lob olarak adlandırılana, &ouml;nemli bir konuya  dikkati &ccedil;ekmek istiyorum. &Ouml;yleyse, bu ne manaya geliyor?</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Frontal Lob alanı, yaratıcı  d&uuml;ş&uuml;nme ve karar vermeden sorumludur. Bu sebeple tevazuyla namaz kılma/dua etme,  insanın kararlarını d&uuml;zg&uuml;n bir şekilde almasına yardımcı olur ve bu da namaz  kılmanın/dua etmenin işinizdekileri halletmenize ve başarılı olmanıza yardım  ettiği manasına gelir. Namaz kılmaktan ve onu uygulamaya devam etmekten  kaynaklanan değişiklikler beyinde muazzam derin d&uuml;ş&uuml;nceleri (tefekk&uuml;r&uuml;) doğurur.  Kişisel olarak ben bu değişikliği deneyimliyorum ve hissediyorum ve eğer birine  namaz kılmanın faydaları ve ona ne hissettiği hakkında sorarsanız; o size  psikolojik rahatlık, ağrıların iyileşmesi, denge, huzur ve sakinlik hissi  hakkında &ccedil;ok şey anlatacaktır.&nbsp;&nbsp; </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Hi&ccedil; kuşkusuz ki araştırmacılar  Tanrıya inanmanın &ouml;nemini &ccedil;ok iyi bilirler, fakat gerekli olan ne t&uuml;r bir  inan&ccedil;tır? Onlar bunu bilmezler ve Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;dan başka bir yerde de bunu  bulamayacaklardır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; GER&Ccedil;EK TEK DİN İSLAM&rsquo;DIR ve diğer b&uuml;t&uuml;n dinler  &ccedil;arpıtılmış, insanca kelimelerle &ccedil;evrilmiş ve boş inan&ccedil;larla  karıştırılmışlardır. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Ger&ccedil;ek şu ki, bazı M&uuml;sl&uuml;man  araştırmacılar namaz kılmanın zihinsel ve fiziksel sağlık &uuml;zerindeki etkisi  hakkında &ccedil;alışmalar yaptılar ve namaz kılmanın &ouml;zellikle camilerde kılınırsa en  iyi egzersizlerden biri olduğunu keşfettiler. Daha da fazlası, camilere doğru  y&uuml;r&uuml;me ve tevazuyla namaz kılma; eklem hastalıklarından koruyor, şeker  hastalığını tedavi ediyor, damar sertliğini ve kalp krizini &ouml;nleme gibi pek &ccedil;ok  iyileştirici faydaya ilaveten, kan basıncını azaltıyor. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Bir kere daha tekrarlıyorum,  İslami namaz kılma, beyin mekanizmasına en &ccedil;ok etkiye sahip ve eğer  bilimadamları namaz kılma esnasındaki tevazu etkisini g&ouml;z&ouml;n&uuml;ne alsalardı,  &ccedil;arpıcı sonu&ccedil;ları g&ouml;r&uuml;rlerdi. Diğer yandan Budist veya rahiplerin dua etmesi  b&uuml;y&uuml;k bir etkiye sahip değil, &ccedil;&uuml;nk&uuml; o, bir inananın Tanrıya yakın olmasını  sağlayan ger&ccedil;ek tevazudan yoksun ve Kur&rsquo;&acirc;n Kelamı&rsquo;nın taşıdığı muazzam  manalardan da yoksun. Bu da İslami namaz kılmanın inananın huzur, tatmin olma ve  mutluluk duygusunu arttırdığı manasına gelmektedir. </font></p>
<p class="style4" style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Son S&ouml;z: </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Değerli dostlarım! Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı  okuma ve Allah&rsquo;ın buyurduğunu uygulama ve kendimize karşı ve Peygamberimiz  Muhammed&rsquo;in (s.a.v) ne bildirdiğine karşı itaat etme miskinleriyiz. Neden  Dr.Newberg&rsquo;e namaz kılmanın, nesillere tevazuyu anlatmanın, Peygamber&rsquo;e dua  etmenin ve Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı dinlemenin etkisi &uuml;zerinde deneyler y&uuml;r&uuml;tmesi i&ccedil;in bir  &ccedil;ağrıda bulunmuyoruz? Bu, ş&uuml;phesiz d&uuml;nyaya İSLAM&rsquo;IN HAKİKAT DİNİ olduğunu  kanıtlamanın muhteşem bir testi olacaktır. Peygamber Muhammed&rsquo;in (s.a.v)  ardından sloganlar atmak yeterli değildir, insanlarla onların idrak ettiği  şekilde konuşmalıyız ve Batı, bilimsel araştırmanın lisanına g&uuml;venmeli. </font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">Bu makale <a href="http://www.kaheel7.com/eng/index.php/secrets-of-quran-a-sunnah/282'den" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.kaheel7.com/eng/index.php/secrets-of-quran-a-sunnah/282_den?referer=');"> <span class="style5"> http://www.kaheel7.com/eng/index.php/secrets-of-quran-a-sunnah/282</span>&rsquo;den</a>  &ccedil;evrilmiştir.</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3">&Ccedil;eviren: <span class="style5"> Esin Tezer</span></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font face="Tahoma" size="3"><strong class="style4"> Referanslar:</strong><br />
<span class="yazi1">1.&nbsp; Tibetli Meditat&ouml;rlerdeki Beyin Aktivitesinde Meditasyon  Etkisi: Frontal Lob&rsquo;lar, http://www.andrewnewberg.com/research.asp <br />
2.&nbsp; http://news.bbc.co.uk/hi/arabic/news/newsid_1849000/1849897.stm <br />
3.&nbsp; Mark Waldman, Andrew Newberg, Ne İnandığımıza Neden İnanıyoruz,&nbsp; 2006. <br />
5.&nbsp; Eugene d&rsquo;Aquili,&nbsp; Andrew Newberg, Tanrı Ni&ccedil;in Gitmeyecek: Beyin Bilimi ve  İnancın Biyolojisi, 2001. <br />
6.&nbsp; Andrew Newberg, Tanrı Beyninizi Nasıl Değiştirir, 2009. <br />
7.&nbsp; Daniel G. Amen, Beyninizi Değiştirin, Hayatınızı Değiştirin. <br />
8.&nbsp; http://serendip.brynmawr.edu/bb/neuro/neuro01/web3/Farrenkopf.html <br />
9. Dua, Beyninizi&hellip; Ve Realitenizi Yeniden Şekillendirebilir,&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; http://www.npr.org/templates/story/story.php?storyId=104310443&amp;ft=1&amp;f=1001 </span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="802" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2076-beyin-dua-ederken-fark-ettiler-bilimin-darwincileri-hala-cark-etmediler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdestli Kapitalist olur da&#8230; Allahlı Komünist olmaz mı?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3383-abdestli-kapitalist-olur-da-allahli-komunist-olmaz-mi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3383-abdestli-kapitalist-olur-da-allahli-komunist-olmaz-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 13:16:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Abdestli Kapitalist olur da... Allahlı Komünist olmaz mı?]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Eliaçık]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2031</guid>
		<description><![CDATA[Abdestli Kapitalist olur da&#8230; Allahlı Kom&#252;nist olmaz mı? İhsan Elia&#231;ık Solun değerleri Kuran&#8217;da var&#8230; Savunduğu g&#246;r&#252;şler nedeniyle İslami ve sol &#231;evrelerce yakından takip edilen İhsan Elia&#231;ık, İslam&#8217;ın politik duruşunun sol...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><strong>Abdestli  Kapitalist olur da&#8230; Allahlı Kom&uuml;nist olmaz mı?</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İhsan Elia&ccedil;ık<br />
<img width="320" height="240" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/ihsaneliacik.jpg" alt="Solun değerleri Kuran'da var..." /><strong>Solun  değerleri Kuran&#8217;da var&#8230;</strong><br />
Savunduğu g&ouml;r&uuml;şler nedeniyle İslami ve sol &ccedil;evrelerce yakından takip edilen  İhsan Elia&ccedil;ık, İslam&#8217;ın politik duruşunun sol olduğunu ve adalet, eşitlik,  &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k gibi kavramların Kuran&#8217;a ait tabirler olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor<br />
T&uuml;rkiye kamuoyunun b&uuml;y&uuml;k kısmı İhsan Elia&ccedil;ık ismiyle, ge&ccedil;tiğimiz g&uuml;nlerde  M&Uuml;SİAD&#8217;ın eski Başkanı Erol Yarar&#8217;la yaptığı tartışmayla tanıştı. O tartışmada  İslam ve kapitalizm hakkında &ccedil;arpıcı g&ouml;r&uuml;şlerini ortaya koyan, M&uuml;sl&uuml;manların  kapitalizme karşı olması gerektiğini s&ouml;yleyen ve zenginlikle İslam&#8217;ın yan yana  gelemeyeceğini savunan Elia&ccedil;ık; aslında 30 yıldır İslami &ccedil;evrelerde tanınan,  bilinen bir isim. Bir&ccedil;ok dergide yazılar yazan, g&ouml;r&uuml;şlerini sayısı 30&#8242;u bulan  kitaplarında toplayan Elia&ccedil;ık, &#8216;farklı&#8217; ve &#8216;yeni&#8217; g&ouml;r&uuml;şleri nedeniyle &#8216;yeşil  kom&uuml;nist&#8217;, &#8216;Allahlı kom&uuml;nist&#8217; diye niteleniyor. M&uuml;davimleri onu, adını taşıyan  blog&#8217;undan takip ediyor, bir de yazdığını bildikleri aylık dergilerden.  Ger&ccedil;ekten de hayli ilgin&ccedil; biri Elia&ccedil;ık, &ouml;yle ki randevumuza o g&uuml;n b&uuml;t&uuml;n  T&uuml;rkiye&#8217;de yapılan iş&ccedil;i eyleminden geliyor olması bile bu farklılığı anlatmaya  yeter herhalde. Fatih&#8217;teki b&uuml;rosunda buluştuğumuz Elia&ccedil;ık&#8217;la hayli uhrevi, hayli  d&uuml;nyevi, hayli tarihsel ve hayli &ccedil;ağdaş bir sohbet yaptık..<br />
<strong> </strong></font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Tahoma"><strong><embed width="500" height="400" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" name="mediaplayer" bgcolor="#000000" quality="high" src="http://www.gencturkhaber.com/video/mediaplayer.swf?settings=http://www.gencturkhaber.com/video/assets/config.php?file=20091112123727123.flv%26id=9176" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" play="true" loop="true" menu="true"></embed></strong></font></div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"> <strong> . &#8211; İslam&#8217;ın yeniden inşasından bahsediyorsunuz, ne demek bu?</strong><br />
- Yazılarımı okuyanlar beni dinde reform yapmakla su&ccedil;luyor. H&acirc;lbuki dinde reform  yapılmış, peygamberimizin vefatından sonra İslamiyet aşama aşama Emevi ve Abbasi  imparatorluklarının dini haline getirilmiş zaten. O g&uuml;nlerden bu yana İslam  iktidarla ve malla ilişki konusunda sinirleri alınmış, Kuran-ı Kerim zararsız  bir tapınak metni haline getirilmiş ve ger&ccedil;ek hayatla bağları koparılmış  durumda. Ben İslam&#8217;ın &ouml;z&uuml;ndeki saflığı ortaya koyuyorum. Ama s&ouml;ylediklerim,  klasik M&uuml;sl&uuml;man zihni tarafından tedirginlikle ve endişeyle karşılanıyor.</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Tahoma"><strong><embed width="500" height="400" align="middle" allowfullscreen="true" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" allowscriptaccess="sameDomain" bgcolor="#363a40" quality="high" flashvars="image=http://www.seyret.gen.tr/video_images/28046.jpg&amp;link=http://www.seyret.gen.tr/&amp;title=video klip izle&amp;description=İhsan Elia&ccedil;ık-Erol Yarar/1&amp;backcolor=FF8A00&amp;frontcolor=FFFFFF&amp;&amp;volume=60&amp;file=http://www.seyret.gen.tr/videos/xbc2az.flv&amp;&amp;type=flv" src="http://www.seyret.gen.tr/player.swf" type="application/x-shockwave-flash" play="true" loop="true" menu="true"></embed></strong></font></div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"> <strong> &#8211; A&ccedil;tığınız bu bir tartışma T&uuml;rkiye&#8217;de destek buluyor mu?</strong><br />
- Buluyor tabii, biraz evvel iş&ccedil;ilerin eylemine katıldım. Oradaki iş&ccedil;ilerden  bir&ccedil;oğu İslami &ccedil;evrelerden birinin iş&ccedil;i eylemine destek vermesini &ccedil;ok  sevindirici ve enteresan buldu. D&uuml;ş&uuml;ncelerime bir de dini &ccedil;evreler y&uuml;z&uuml;nden  dinden soğumuş &ccedil;evreler destek veriyor.<br />
<strong>- Biraz &ccedil;elişik bir durum&#8230;</strong><br />
- Ama bu saf bir dinden uzaklaşma değil, dini &ccedil;evreler y&uuml;z&uuml;nden dinden  uzaklaşmış &ccedil;evreler bunlar. Mesela bir ateist, &quot;Ben Allah&#8217;a inanmıyorum,  adalete, eşitliğe, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe, hakka, hukuka, sevgiye, merhamete inanıyorum,&quot;  diyor. Ben de ona &quot;Sen aslında Allah&#8217;a inanıyorsun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu s&ouml;ylediklerin  Allah&#8217;ın isim ve sıfatlarıdır, sen yoksulun sesi olan Allah&#8217;ı değil, mollanın  Allah&#8217;ını ink&acirc;r ediyorsun,&quot; diyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; eşitlik, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, kardeşlik, emek,  adalet Kuran kavramlarıdır ve Allah bunları s&uuml;rekli ister ve talep eder.<br />
<strong>- G&ouml;r&uuml;şlerinizin şimdi tartışılmaya başlanmasının nedeni nedir?</strong><br />
- Bunları 15-20 senedir konuşuyorduk, sesimiz fazla duyulmuyordu. Artık i&ccedil;inde  bulunduğumuz dini-muhafazak&acirc;r &ccedil;evreler yaklaşık 15 senedir T&uuml;rkiye&#8217;yi y&ouml;netiyor.  Gen&ccedil;lik yıllarımızda &#8216;Sınırsız ve Sınıfsız İslam Toplumuna Doğru&#8217; diye duvarlara  birlikte yazı yazdığımız arkadaşlar sınıf atladı. Bizim de bir burjuvazimiz  oluştu, bu yeni sınıfın ideolojisi kariyerizm ve konformizm. Bir&ccedil;ok idealist  arkadaşım g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nde değişmeye başlayınca, feveran etmeye, ses  y&uuml;kseltmeye, yazılar yazmaya başladım. Ve zamanın ruhunun değiştiğini s&ouml;yledim.<br />
<strong>- Nasıl bir ruh değişikliği peki bu? Eskiden zamanın ruhu nasıldı, şimdi  nasıl oldu?</strong><br />
- Bir d&uuml;ş&uuml;nce adamı olarak d&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n devrimlerinin iktidara gelinceye  kadarki sloganlarını benimsiyorum ve savunuyorum. İran devrimininin &#8216;Azadi&#8217;  sloganını, Rus devrimin &#8216;Emek&#8217;, Fransız devriminin &#8216;Eşitlik, kardeşlik,  &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k&#8217; ile Amerikan devriminin &#8216;İnsan hakları&#8217; kavramlarını. Dinler ve  devrimler iktidara gelinceye kadar insanlık vicdanının patlamalarıdır, saftır;  ama iktidara gelince bozulurlar. Bence iktidarlar sıkı bir hukuk ve halk  denetimiyle g&ouml;zetim altında bulundurulmalı. Bizim &uuml;lkemizde muhafazak&acirc;r  iktidarla beraber fethetme, ele ge&ccedil;irme, iktidara gelme d&ouml;nemi bitti. Halk  muhafazak&acirc;r iktidara istediği her şeyi verdi. Şimdi eleştireceğimiz kişiler  kendi i&ccedil;imizden &ccedil;ıkan kişilerdir. Bundan sonra biz muhalefette olacağız ve fakat  bu muhalefeti yıkıcı ve hesap&ccedil;ı bir tarzda yapmayacağız, yapıcı olacağız.  T&uuml;rkiye&#8217;deki mevcut iktidarın kendisiyle aynı iklimden gelen, aynı tarihsel  bilince sahip, aynı dini ve geleneksel eserlerden beslenmiş insanların  muhalefetine ihtiyacı var.<br />
<strong>- Bu muhalif ruh g&uuml;&ccedil;lenmeye gebe mi?</strong><br />
- Şu anda kulu&ccedil;ka d&ouml;neminde fakat g&ouml;receksiniz &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki 5-10 yıl i&ccedil;inde  T&uuml;rkiye&#8217;nin en g&uuml;&ccedil;l&uuml; muhalefet damarı bu olacak.<br />
<strong>- Dine karşı din diyorsunuz ve T&uuml;rkiye&#8217;nin geleceğinde de bunun olduğunu  s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. Ne demek dine karşı din?</strong><br />
- Dine karşı din, İranlı sosyolog Ali Şeriati&#8217;ye ait bir tabir. Ali Şeriati,  Muhammed İkbal, Mehmet Akif, Cemalattin Afgani ve Aliya İzzetbegovi&ccedil;&#8217;i &uuml;stadım  olarak g&ouml;r&uuml;yorum. Tarihte b&uuml;t&uuml;n peygamberler dinsizliğe karşı değil, dine karşı  m&uuml;cadele etmişlerdir. Bu anlamda peygamberimiz bir ruhban değildi, onun  karşısındaki m&uuml;şrikler dindar kişilerdi. Hz. İsa&#8217;yı hahamlar &ccedil;armıha gerdi,  Buddha Hindistan&#8217;da Brahmanlara karşı &ccedil;ıktı, Zerd&uuml;şt, Mani, Hz. Musa din  adamlarına karşı m&uuml;cadele etti. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise dindar zihinle yetişmiş insanlar  zengin oluyor ve İslam&#8217;ın ruhuna aykırı olan durumlarını &quot;Allah bizi  zenginlikle, onları da yoksullukla imtihan ediyor. Allah kulları &uuml;zerinde  nimetlerini g&ouml;rmek ister,&quot; diye a&ccedil;ıklıyorlar. Bu bakış a&ccedil;ısı, sınıflar  arasındaki u&ccedil;urumu dinle meşrulaştırmaktır.<br />
<strong>- Din bu kadar hayatın i&ccedil;inde olursa din ve devlet işleri birbirinden nerede  ayrılacak?</strong><br />
- Size birka&ccedil; tane din kuralı s&ouml;yleyeyim: Adalet, doğruluk, d&uuml;r&uuml;stl&uuml;k, hak,  &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, eşitlik, kardeşlik&#8230; Devlet bunları esas almasın mı? Dinin  kurallarını hırsızın elini kesmek, t&uuml;rban takmak, zina edeni cezalandırmak,  mirası erkeğe iki kadına bir şekilde vermek, d&ouml;rt kadınla evlenmek şeklinde  anlıyorsanız bunlar dinin evrensel değerleri değildir. Bunlar dinin evrensel  değerlerinin Arap toplumunda nasıl hayata ge&ccedil;eceğine dair verilmiş &ouml;rneklerdir.<br />
<strong>- Ve bunlar değişebilir mi?</strong><br />
- Zaman i&ccedil;erisinde d&ouml;n&uuml;şebilir, yerlerine yenileri uygulanabilir. Değişimci ve  dinamik bir din anlayışıyla bunlardan kurtulmak m&uuml;mk&uuml;n.<br />
T&uuml;rk yerine &#8216;gurur&#8217;, K&uuml;rt yerine &#8216;onur&#8217; demeliyiz<br />
-<strong> K&uuml;rt sorununa ilişkin bakış a&ccedil;ınız da ilgin&ccedil;. T&uuml;rk yerine &#8216;gurur&#8217;, K&uuml;rt  yerine de &#8216;onur&#8217; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ikame etmeyi &ouml;neriyorsunuz &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak&#8230;</strong><br />
- Bazen insanların dilinde s&ouml;zc&uuml;kler fetişleşerek normal ve asli anlamlarını  kaybederler. Sosyolojinin veya siyaset bilimin konusu olmaktan &ccedil;ıkar, psikolojik  birer fenomene d&ouml;n&uuml;ş&uuml;rler. T&uuml;rk veya K&uuml;rt s&ouml;zc&uuml;klerinin başına gelen de bundan  başkası değil. T&uuml;rk yerine &#8216;gurur&#8217;, K&uuml;rt yerine &#8216;onur&#8217; diyebiliriz rahatlıkla  &ccedil;&uuml;nk&uuml; altlarında yatan psikoloji bu. Gurur, Arap&ccedil;a &#8216;aldanmak&#8217; k&ouml;k&uuml;nden gelir. Bu  nedenle ucu ka&ccedil;mış, abartılı bir gurur daima aldatıcıdır. &#8216;T&uuml;rkl&uuml;k gururu&#8217; sizi  etrafınızı g&ouml;remez hale getirerek k&ouml;reltebilir. Hatta &ccedil;evrenize zarar verir hale  gelirsiniz haberiniz bile olmaz. Onur ise Arap&ccedil;a haysiyet s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n  T&uuml;rk&ccedil;esidir. &#8216;Nerede&#8217; demek olan &#8216;haysu&#8217; k&ouml;k&uuml;nden gelir. Demek ki onur yani  haysiyet &#8216;nerede duracağını bilmekle ilgilidir. K&uuml;rd&uuml;n onur yani haysiyet  arayışı nerede duracağını bilemezse birilerinin oyuncağı haline gelir ve  haysiyetini t&uuml;mden kaybeder.<br />
<strong>- T&uuml;rkiye&#8217;deki laik-dinci ayrımının, dinde zorlama meselesiyle &ccedil;ok ilgisi  var. Nedir dinde zorlama yoktur tabirinin anlamı sizce?</strong><br />
- Kişi dinin i&ccedil;erisine girer, dini yaşar ve isterse &ccedil;ıkar. Din tamamen g&ouml;n&uuml;ll&uuml;  bir şeydir.<br />
Kimse M&uuml;sl&uuml;man olmaya, dine girdikten sonra da namaz kılmaya, oru&ccedil; tutmaya,  &ouml;rt&uuml;nmeye ve dinde kalmaya zorlanamaz. Din tehdit değil, tekliftir.<br />
<strong>- Alevilik hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong><br />
- Ben tarihsel anlamda S&uuml;nniliği İslam&#8217;ın klasik aklı, Aleviliği de ruhu olarak  g&ouml;r&uuml;yor<br />
<strong>Asgari &uuml;cretle iş&ccedil;i &ccedil;alıştıran bir M&uuml;sl&uuml;man boşuna namaz kılıyor</strong><br />
<strong>- İslam&#8217;ın politik duruşunun sol, metafizik duruşunun da sağ olduğunu  s&ouml;yl&uuml;yorsunuz&#8230;</strong><br />
- Sağ ve sol tabirlerini aslında kullanmak biraz riskli. Ama İslam&#8217;ın &ccedil;ağın  idraki i&ccedil;inde anlaşılmasını sağlamak i&ccedil;in bu riski g&ouml;ze alıyorum. &quot;Yerleri  g&ouml;kleri bir yaratan vardır, yaratana itaat etmeliyiz, onun g&ouml;sterdiği &ccedil;izgiden  &ccedil;ıkmamalıyız,&quot; dediğiniz zaman, muhafaza etmeyi &ouml;ne &ccedil;ıkarıyor oluyorsunuz ve bu  sağ bir temadır. Fakat Allah&#8217;ın kurduğu doğal d&uuml;zeni bozanlara karşı m&uuml;cadele  ettiğiniz, onun emrettiği gibi k&ouml;leleri &ouml;zg&uuml;rleştirdiğiniz, malı m&uuml;lk&uuml;  b&ouml;l&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z zaman da sol bir dille konuşmuş olursunuz.<br />
<strong>- Bir M&uuml;sl&uuml;man i&ccedil;in ortalama bir yaşam standardı tarifiniz de var ve bunları  sahih hadislerden, rivayetlerden yola &ccedil;ıkarak oluşturmuşsunuz.<br />
</strong>- İslam, b&uuml;y&uuml;k m&uuml;lkiyetlerin ortaklaşa, k&uuml;&ccedil;&uuml;k m&uuml;lkiyetlerin de şahsen  sahiplenilmesine izin verir. Mesela bir fabrikayı kuracak devasa bir sermaye tek  bir kişinin olamaz. Bug&uuml;n i&ccedil;in bir M&uuml;sl&uuml;man&#8217;ın bir evi, bir arabası, bir ailesi,  &ccedil;ocukları ve ailesini ge&ccedil;indirecek kendi &ccedil;apında bir işi olabilir. Bundan  fazlasına sahip olmaya kalkmak, ateştir.<br />
<strong>- Yakar mı, diyorsunuz..<br />
</strong>- Evet aynen &ouml;yle, yakar onu. Bir insan malı ve metayı kendine k&ouml;le yapamaz,  onun k&ouml;lesi olur. Ne kadar az metaya sahip olursan, o kadar &ouml;zg&uuml;rleşirsin. Kuran  der ki, &quot;Sizler fukarasınız, Allah&#8217;tır zengin olan.&quot; Kuran&#8217;a g&ouml;re bir  M&uuml;sl&uuml;man&#8217;ın kendisine zengin demesi bile edebe mugayirdir. Bir de Kuran-ı  Kerim&#8217;de &#8216;mesakin&#8217; kavramı vardır, ge&ccedil;im sıkıntısı &ccedil;eken ve bunu kimseye  s&ouml;yleyemeyen kişiler i&ccedil;in kullanılır. Maun Suresi&#8217;nde, &ouml;ks&uuml;z&uuml; ve mesakini  g&ouml;zetmeyen kişilerin kıldıkları namazın boş olduğu s&ouml;ylenir. Bug&uuml;n T&uuml;rkiye  toplumunun y&uuml;zde 70&#8242;i b&ouml;yledir. Bu sureye g&ouml;re yanında asgari &uuml;cretle iş&ccedil;i  &ccedil;alıştıran kişi, boşuna namaz kılıyordur. Maun suresi, kapitalizmin  panzehiridir, orucun ve namazın bile emekle, m&uuml;lkle doğrudan ilişkisi vardır.<br />
<strong>- Bu y&uuml;zden mi abdestli kapitalizm diyorsunuz?</strong><br />
- Emek ilişkilerini d&uuml;zeltmeden, b&ouml;l&uuml;şmeden, paylaşmadan sadece dini rit&uuml;elleri  yerine getirenleri kast ediyorum o tabirle. İslamiyet abdestli kapitalizm i&ccedil;in  &uuml;retmek i&ccedil;in var olmamıştır. Yery&uuml;z&uuml;nde kom&uuml;nizm &ccedil;&ouml;kt&uuml;, İslam&#8217;ın sosyalizmle  farkının ne olduğu değil, aslında kapitalizmle farkının ne olduğu &ouml;nemlidir.<br />
Ebu Zer&#8217;i herkes tanımalı<br />
<strong>- Yazılarınızda bir Ebu Zer var. Ebu Zer kim?</strong><br />
- Ebu Zeri Gılfari, peygamberin ilk M&uuml;sl&uuml;man olmuş sahabelerinden biridir ve  onun &ccedil;ok yakın dostudur. Hz. Osman&#8217;ın iktidarında onun mal ve m&uuml;lkle ilgili  politikalarını eleştirmiştir. Peygamberimiz zamanında Medine&#8217;de bir kardeşlik  iktisadı kurulmuştu, yar yanağından gayrı her şey ortaktı.<br />
<strong>- Bir t&uuml;r kom&uuml;n gibi&#8230;</strong><br />
- Kom&uuml;n zaten cemaat demektir. İngilizcedeki kom&uuml;n ile cemaatteki cem aynı  k&ouml;kten gelir. Ta Fenike dilinden bug&uuml;ne gelmiş bir s&ouml;zc&uuml;kt&uuml;r. Peygamberimiz de  Medine&#8217;de bir t&uuml;r kom&uuml;n kurmuştu, &ouml;yle ki kimse ayrı yemek yemezdi, herkes  birbirinin sorunlarıyla ilgilenirdi ve yardımlaşma esastı. Hz. Osman d&ouml;neminde  M&uuml;sl&uuml;manlar arasında zenginleşmeler başladı. Ebu Zer buna muhalefet edince Hz.  Osman da onu susturmak i&ccedil;in Rebeze &ccedil;&ouml;l&uuml;ne s&uuml;rg&uuml;ne g&ouml;nderdi ve Ebu Zer orada  &ouml;ld&uuml;. Ebu Zer, iktidarın bozan etkisine karşı İslam&#8217;ın vicdanını temsil eder.<br />
<strong>- Klasik İslam anlayışı Ebu Zer&#8217;i nasıl niteliyor?</strong><br />
- Aşırı g&ouml;r&uuml;ş sahibi bir sahabe olarak niteliyorlar. Halbuki Ebu Zeri Gılfari  tıpkı Hz. Ebubekir, Hz. &Ouml;mer, Hz. Ali gibi peygamberimizin ideallerine &ccedil;ok bağlı  biriydi.<br />
İtirazım dine bi&ccedil;ilen role<br />
<strong>- Siz dinlerin uhrevilik bir yana, ekonomiyle, politikayla ve g&uuml;nl&uuml;k hayatla  ilgili olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz yani&#8230;</strong><br />
- Evet, İslam bir tapınak dini değildir, ger&ccedil;ek hayat dinidir. Kuran mezarda  &ouml;l&uuml;lere okunan bir kitap değildir, hayatın atardamarı siyasi, ekonomik ve askeri  olarak neredeyse orada okunması ve anlaşılması gereken bir kitaptır, bunun i&ccedil;in  g&ouml;nderilmiştir. Peygamberimiz bir din adamı değildir. Ben T&uuml;rkiye toplumunda  dine bi&ccedil;ilen role esastan itiraz ediyorum. Bu modern burjuvazinin, aydınlanmanın  din tanımıdır.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><object width="480" height="365"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xbc5e3"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xbc5e3" width="480" height="365" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><font size="3" face="Tahoma"><br />
Sabah &#8211; Pazar</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="936" title="1" title="13 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3383-abdestli-kapitalist-olur-da-allahli-komunist-olmaz-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Abdestli Kapitalist olur da&#8230; Allahlı Komünist olmaz mı?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2031-abdestli-kapitalist-olur-da-allahli-komunist-olmaz-mi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2031-abdestli-kapitalist-olur-da-allahli-komunist-olmaz-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 13:16:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Abdestli Kapitalist olur da... Allahlı Komünist olmaz mı?]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Eliaçık]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2031</guid>
		<description><![CDATA[Abdestli Kapitalist olur da&#8230; Allahlı Kom&#252;nist olmaz mı? İhsan Elia&#231;ık Solun değerleri Kuran&#8217;da var&#8230; Savunduğu g&#246;r&#252;şler nedeniyle İslami ve sol &#231;evrelerce yakından takip edilen İhsan Elia&#231;ık, İslam&#8217;ın politik duruşunun sol...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><strong>Abdestli  Kapitalist olur da&#8230; Allahlı Kom&uuml;nist olmaz mı?</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İhsan Elia&ccedil;ık<br />
<img width="320" height="240" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/02/ihsaneliacik.jpg" alt="Solun değerleri Kuran'da var..." /><strong>Solun  değerleri Kuran&#8217;da var&#8230;</strong><br />
Savunduğu g&ouml;r&uuml;şler nedeniyle İslami ve sol &ccedil;evrelerce yakından takip edilen  İhsan Elia&ccedil;ık, İslam&#8217;ın politik duruşunun sol olduğunu ve adalet, eşitlik,  &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k gibi kavramların Kuran&#8217;a ait tabirler olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor<br />
T&uuml;rkiye kamuoyunun b&uuml;y&uuml;k kısmı İhsan Elia&ccedil;ık ismiyle, ge&ccedil;tiğimiz g&uuml;nlerde  M&Uuml;SİAD&#8217;ın eski Başkanı Erol Yarar&#8217;la yaptığı tartışmayla tanıştı. O tartışmada  İslam ve kapitalizm hakkında &ccedil;arpıcı g&ouml;r&uuml;şlerini ortaya koyan, M&uuml;sl&uuml;manların  kapitalizme karşı olması gerektiğini s&ouml;yleyen ve zenginlikle İslam&#8217;ın yan yana  gelemeyeceğini savunan Elia&ccedil;ık; aslında 30 yıldır İslami &ccedil;evrelerde tanınan,  bilinen bir isim. Bir&ccedil;ok dergide yazılar yazan, g&ouml;r&uuml;şlerini sayısı 30&#8242;u bulan  kitaplarında toplayan Elia&ccedil;ık, &#8216;farklı&#8217; ve &#8216;yeni&#8217; g&ouml;r&uuml;şleri nedeniyle &#8216;yeşil  kom&uuml;nist&#8217;, &#8216;Allahlı kom&uuml;nist&#8217; diye niteleniyor. M&uuml;davimleri onu, adını taşıyan  blog&#8217;undan takip ediyor, bir de yazdığını bildikleri aylık dergilerden.  Ger&ccedil;ekten de hayli ilgin&ccedil; biri Elia&ccedil;ık, &ouml;yle ki randevumuza o g&uuml;n b&uuml;t&uuml;n  T&uuml;rkiye&#8217;de yapılan iş&ccedil;i eyleminden geliyor olması bile bu farklılığı anlatmaya  yeter herhalde. Fatih&#8217;teki b&uuml;rosunda buluştuğumuz Elia&ccedil;ık&#8217;la hayli uhrevi, hayli  d&uuml;nyevi, hayli tarihsel ve hayli &ccedil;ağdaş bir sohbet yaptık..<br />
<strong> </strong></font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Tahoma"><strong><embed width="500" height="400" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" name="mediaplayer" bgcolor="#000000" quality="high" src="http://www.gencturkhaber.com/video/mediaplayer.swf?settings=http://www.gencturkhaber.com/video/assets/config.php?file=20091112123727123.flv%26id=9176" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" play="true" loop="true" menu="true"></embed></strong></font></div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"> <strong> . &#8211; İslam&#8217;ın yeniden inşasından bahsediyorsunuz, ne demek bu?</strong><br />
- Yazılarımı okuyanlar beni dinde reform yapmakla su&ccedil;luyor. H&acirc;lbuki dinde reform  yapılmış, peygamberimizin vefatından sonra İslamiyet aşama aşama Emevi ve Abbasi  imparatorluklarının dini haline getirilmiş zaten. O g&uuml;nlerden bu yana İslam  iktidarla ve malla ilişki konusunda sinirleri alınmış, Kuran-ı Kerim zararsız  bir tapınak metni haline getirilmiş ve ger&ccedil;ek hayatla bağları koparılmış  durumda. Ben İslam&#8217;ın &ouml;z&uuml;ndeki saflığı ortaya koyuyorum. Ama s&ouml;ylediklerim,  klasik M&uuml;sl&uuml;man zihni tarafından tedirginlikle ve endişeyle karşılanıyor.</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Tahoma"><strong><embed width="500" height="400" align="middle" allowfullscreen="true" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" allowscriptaccess="sameDomain" bgcolor="#363a40" quality="high" flashvars="image=http://www.seyret.gen.tr/video_images/28046.jpg&amp;link=http://www.seyret.gen.tr/&amp;title=video klip izle&amp;description=İhsan Elia&ccedil;ık-Erol Yarar/1&amp;backcolor=FF8A00&amp;frontcolor=FFFFFF&amp;&amp;volume=60&amp;file=http://www.seyret.gen.tr/videos/xbc2az.flv&amp;&amp;type=flv" src="http://www.seyret.gen.tr/player.swf" type="application/x-shockwave-flash" play="true" loop="true" menu="true"></embed></strong></font></div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"> <strong> &#8211; A&ccedil;tığınız bu bir tartışma T&uuml;rkiye&#8217;de destek buluyor mu?</strong><br />
- Buluyor tabii, biraz evvel iş&ccedil;ilerin eylemine katıldım. Oradaki iş&ccedil;ilerden  bir&ccedil;oğu İslami &ccedil;evrelerden birinin iş&ccedil;i eylemine destek vermesini &ccedil;ok  sevindirici ve enteresan buldu. D&uuml;ş&uuml;ncelerime bir de dini &ccedil;evreler y&uuml;z&uuml;nden  dinden soğumuş &ccedil;evreler destek veriyor.<br />
<strong>- Biraz &ccedil;elişik bir durum&#8230;</strong><br />
- Ama bu saf bir dinden uzaklaşma değil, dini &ccedil;evreler y&uuml;z&uuml;nden dinden  uzaklaşmış &ccedil;evreler bunlar. Mesela bir ateist, &quot;Ben Allah&#8217;a inanmıyorum,  adalete, eşitliğe, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe, hakka, hukuka, sevgiye, merhamete inanıyorum,&quot;  diyor. Ben de ona &quot;Sen aslında Allah&#8217;a inanıyorsun. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu s&ouml;ylediklerin  Allah&#8217;ın isim ve sıfatlarıdır, sen yoksulun sesi olan Allah&#8217;ı değil, mollanın  Allah&#8217;ını ink&acirc;r ediyorsun,&quot; diyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; eşitlik, &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, kardeşlik, emek,  adalet Kuran kavramlarıdır ve Allah bunları s&uuml;rekli ister ve talep eder.<br />
<strong>- G&ouml;r&uuml;şlerinizin şimdi tartışılmaya başlanmasının nedeni nedir?</strong><br />
- Bunları 15-20 senedir konuşuyorduk, sesimiz fazla duyulmuyordu. Artık i&ccedil;inde  bulunduğumuz dini-muhafazak&acirc;r &ccedil;evreler yaklaşık 15 senedir T&uuml;rkiye&#8217;yi y&ouml;netiyor.  Gen&ccedil;lik yıllarımızda &#8216;Sınırsız ve Sınıfsız İslam Toplumuna Doğru&#8217; diye duvarlara  birlikte yazı yazdığımız arkadaşlar sınıf atladı. Bizim de bir burjuvazimiz  oluştu, bu yeni sınıfın ideolojisi kariyerizm ve konformizm. Bir&ccedil;ok idealist  arkadaşım g&ouml;zlerimin &ouml;n&uuml;nde değişmeye başlayınca, feveran etmeye, ses  y&uuml;kseltmeye, yazılar yazmaya başladım. Ve zamanın ruhunun değiştiğini s&ouml;yledim.<br />
<strong>- Nasıl bir ruh değişikliği peki bu? Eskiden zamanın ruhu nasıldı, şimdi  nasıl oldu?</strong><br />
- Bir d&uuml;ş&uuml;nce adamı olarak d&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n devrimlerinin iktidara gelinceye  kadarki sloganlarını benimsiyorum ve savunuyorum. İran devrimininin &#8216;Azadi&#8217;  sloganını, Rus devrimin &#8216;Emek&#8217;, Fransız devriminin &#8216;Eşitlik, kardeşlik,  &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k&#8217; ile Amerikan devriminin &#8216;İnsan hakları&#8217; kavramlarını. Dinler ve  devrimler iktidara gelinceye kadar insanlık vicdanının patlamalarıdır, saftır;  ama iktidara gelince bozulurlar. Bence iktidarlar sıkı bir hukuk ve halk  denetimiyle g&ouml;zetim altında bulundurulmalı. Bizim &uuml;lkemizde muhafazak&acirc;r  iktidarla beraber fethetme, ele ge&ccedil;irme, iktidara gelme d&ouml;nemi bitti. Halk  muhafazak&acirc;r iktidara istediği her şeyi verdi. Şimdi eleştireceğimiz kişiler  kendi i&ccedil;imizden &ccedil;ıkan kişilerdir. Bundan sonra biz muhalefette olacağız ve fakat  bu muhalefeti yıkıcı ve hesap&ccedil;ı bir tarzda yapmayacağız, yapıcı olacağız.  T&uuml;rkiye&#8217;deki mevcut iktidarın kendisiyle aynı iklimden gelen, aynı tarihsel  bilince sahip, aynı dini ve geleneksel eserlerden beslenmiş insanların  muhalefetine ihtiyacı var.<br />
<strong>- Bu muhalif ruh g&uuml;&ccedil;lenmeye gebe mi?</strong><br />
- Şu anda kulu&ccedil;ka d&ouml;neminde fakat g&ouml;receksiniz &ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki 5-10 yıl i&ccedil;inde  T&uuml;rkiye&#8217;nin en g&uuml;&ccedil;l&uuml; muhalefet damarı bu olacak.<br />
<strong>- Dine karşı din diyorsunuz ve T&uuml;rkiye&#8217;nin geleceğinde de bunun olduğunu  s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. Ne demek dine karşı din?</strong><br />
- Dine karşı din, İranlı sosyolog Ali Şeriati&#8217;ye ait bir tabir. Ali Şeriati,  Muhammed İkbal, Mehmet Akif, Cemalattin Afgani ve Aliya İzzetbegovi&ccedil;&#8217;i &uuml;stadım  olarak g&ouml;r&uuml;yorum. Tarihte b&uuml;t&uuml;n peygamberler dinsizliğe karşı değil, dine karşı  m&uuml;cadele etmişlerdir. Bu anlamda peygamberimiz bir ruhban değildi, onun  karşısındaki m&uuml;şrikler dindar kişilerdi. Hz. İsa&#8217;yı hahamlar &ccedil;armıha gerdi,  Buddha Hindistan&#8217;da Brahmanlara karşı &ccedil;ıktı, Zerd&uuml;şt, Mani, Hz. Musa din  adamlarına karşı m&uuml;cadele etti. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise dindar zihinle yetişmiş insanlar  zengin oluyor ve İslam&#8217;ın ruhuna aykırı olan durumlarını &quot;Allah bizi  zenginlikle, onları da yoksullukla imtihan ediyor. Allah kulları &uuml;zerinde  nimetlerini g&ouml;rmek ister,&quot; diye a&ccedil;ıklıyorlar. Bu bakış a&ccedil;ısı, sınıflar  arasındaki u&ccedil;urumu dinle meşrulaştırmaktır.<br />
<strong>- Din bu kadar hayatın i&ccedil;inde olursa din ve devlet işleri birbirinden nerede  ayrılacak?</strong><br />
- Size birka&ccedil; tane din kuralı s&ouml;yleyeyim: Adalet, doğruluk, d&uuml;r&uuml;stl&uuml;k, hak,  &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k, eşitlik, kardeşlik&#8230; Devlet bunları esas almasın mı? Dinin  kurallarını hırsızın elini kesmek, t&uuml;rban takmak, zina edeni cezalandırmak,  mirası erkeğe iki kadına bir şekilde vermek, d&ouml;rt kadınla evlenmek şeklinde  anlıyorsanız bunlar dinin evrensel değerleri değildir. Bunlar dinin evrensel  değerlerinin Arap toplumunda nasıl hayata ge&ccedil;eceğine dair verilmiş &ouml;rneklerdir.<br />
<strong>- Ve bunlar değişebilir mi?</strong><br />
- Zaman i&ccedil;erisinde d&ouml;n&uuml;şebilir, yerlerine yenileri uygulanabilir. Değişimci ve  dinamik bir din anlayışıyla bunlardan kurtulmak m&uuml;mk&uuml;n.<br />
T&uuml;rk yerine &#8216;gurur&#8217;, K&uuml;rt yerine &#8216;onur&#8217; demeliyiz<br />
-<strong> K&uuml;rt sorununa ilişkin bakış a&ccedil;ınız da ilgin&ccedil;. T&uuml;rk yerine &#8216;gurur&#8217;, K&uuml;rt  yerine de &#8216;onur&#8217; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ikame etmeyi &ouml;neriyorsunuz &ccedil;&ouml;z&uuml;m olarak&#8230;</strong><br />
- Bazen insanların dilinde s&ouml;zc&uuml;kler fetişleşerek normal ve asli anlamlarını  kaybederler. Sosyolojinin veya siyaset bilimin konusu olmaktan &ccedil;ıkar, psikolojik  birer fenomene d&ouml;n&uuml;ş&uuml;rler. T&uuml;rk veya K&uuml;rt s&ouml;zc&uuml;klerinin başına gelen de bundan  başkası değil. T&uuml;rk yerine &#8216;gurur&#8217;, K&uuml;rt yerine &#8216;onur&#8217; diyebiliriz rahatlıkla  &ccedil;&uuml;nk&uuml; altlarında yatan psikoloji bu. Gurur, Arap&ccedil;a &#8216;aldanmak&#8217; k&ouml;k&uuml;nden gelir. Bu  nedenle ucu ka&ccedil;mış, abartılı bir gurur daima aldatıcıdır. &#8216;T&uuml;rkl&uuml;k gururu&#8217; sizi  etrafınızı g&ouml;remez hale getirerek k&ouml;reltebilir. Hatta &ccedil;evrenize zarar verir hale  gelirsiniz haberiniz bile olmaz. Onur ise Arap&ccedil;a haysiyet s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n  T&uuml;rk&ccedil;esidir. &#8216;Nerede&#8217; demek olan &#8216;haysu&#8217; k&ouml;k&uuml;nden gelir. Demek ki onur yani  haysiyet &#8216;nerede duracağını bilmekle ilgilidir. K&uuml;rd&uuml;n onur yani haysiyet  arayışı nerede duracağını bilemezse birilerinin oyuncağı haline gelir ve  haysiyetini t&uuml;mden kaybeder.<br />
<strong>- T&uuml;rkiye&#8217;deki laik-dinci ayrımının, dinde zorlama meselesiyle &ccedil;ok ilgisi  var. Nedir dinde zorlama yoktur tabirinin anlamı sizce?</strong><br />
- Kişi dinin i&ccedil;erisine girer, dini yaşar ve isterse &ccedil;ıkar. Din tamamen g&ouml;n&uuml;ll&uuml;  bir şeydir.<br />
Kimse M&uuml;sl&uuml;man olmaya, dine girdikten sonra da namaz kılmaya, oru&ccedil; tutmaya,  &ouml;rt&uuml;nmeye ve dinde kalmaya zorlanamaz. Din tehdit değil, tekliftir.<br />
<strong>- Alevilik hakkında ne d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsunuz?</strong><br />
- Ben tarihsel anlamda S&uuml;nniliği İslam&#8217;ın klasik aklı, Aleviliği de ruhu olarak  g&ouml;r&uuml;yor<br />
<strong>Asgari &uuml;cretle iş&ccedil;i &ccedil;alıştıran bir M&uuml;sl&uuml;man boşuna namaz kılıyor</strong><br />
<strong>- İslam&#8217;ın politik duruşunun sol, metafizik duruşunun da sağ olduğunu  s&ouml;yl&uuml;yorsunuz&#8230;</strong><br />
- Sağ ve sol tabirlerini aslında kullanmak biraz riskli. Ama İslam&#8217;ın &ccedil;ağın  idraki i&ccedil;inde anlaşılmasını sağlamak i&ccedil;in bu riski g&ouml;ze alıyorum. &quot;Yerleri  g&ouml;kleri bir yaratan vardır, yaratana itaat etmeliyiz, onun g&ouml;sterdiği &ccedil;izgiden  &ccedil;ıkmamalıyız,&quot; dediğiniz zaman, muhafaza etmeyi &ouml;ne &ccedil;ıkarıyor oluyorsunuz ve bu  sağ bir temadır. Fakat Allah&#8217;ın kurduğu doğal d&uuml;zeni bozanlara karşı m&uuml;cadele  ettiğiniz, onun emrettiği gibi k&ouml;leleri &ouml;zg&uuml;rleştirdiğiniz, malı m&uuml;lk&uuml;  b&ouml;l&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z zaman da sol bir dille konuşmuş olursunuz.<br />
<strong>- Bir M&uuml;sl&uuml;man i&ccedil;in ortalama bir yaşam standardı tarifiniz de var ve bunları  sahih hadislerden, rivayetlerden yola &ccedil;ıkarak oluşturmuşsunuz.<br />
</strong>- İslam, b&uuml;y&uuml;k m&uuml;lkiyetlerin ortaklaşa, k&uuml;&ccedil;&uuml;k m&uuml;lkiyetlerin de şahsen  sahiplenilmesine izin verir. Mesela bir fabrikayı kuracak devasa bir sermaye tek  bir kişinin olamaz. Bug&uuml;n i&ccedil;in bir M&uuml;sl&uuml;man&#8217;ın bir evi, bir arabası, bir ailesi,  &ccedil;ocukları ve ailesini ge&ccedil;indirecek kendi &ccedil;apında bir işi olabilir. Bundan  fazlasına sahip olmaya kalkmak, ateştir.<br />
<strong>- Yakar mı, diyorsunuz..<br />
</strong>- Evet aynen &ouml;yle, yakar onu. Bir insan malı ve metayı kendine k&ouml;le yapamaz,  onun k&ouml;lesi olur. Ne kadar az metaya sahip olursan, o kadar &ouml;zg&uuml;rleşirsin. Kuran  der ki, &quot;Sizler fukarasınız, Allah&#8217;tır zengin olan.&quot; Kuran&#8217;a g&ouml;re bir  M&uuml;sl&uuml;man&#8217;ın kendisine zengin demesi bile edebe mugayirdir. Bir de Kuran-ı  Kerim&#8217;de &#8216;mesakin&#8217; kavramı vardır, ge&ccedil;im sıkıntısı &ccedil;eken ve bunu kimseye  s&ouml;yleyemeyen kişiler i&ccedil;in kullanılır. Maun Suresi&#8217;nde, &ouml;ks&uuml;z&uuml; ve mesakini  g&ouml;zetmeyen kişilerin kıldıkları namazın boş olduğu s&ouml;ylenir. Bug&uuml;n T&uuml;rkiye  toplumunun y&uuml;zde 70&#8242;i b&ouml;yledir. Bu sureye g&ouml;re yanında asgari &uuml;cretle iş&ccedil;i  &ccedil;alıştıran kişi, boşuna namaz kılıyordur. Maun suresi, kapitalizmin  panzehiridir, orucun ve namazın bile emekle, m&uuml;lkle doğrudan ilişkisi vardır.<br />
<strong>- Bu y&uuml;zden mi abdestli kapitalizm diyorsunuz?</strong><br />
- Emek ilişkilerini d&uuml;zeltmeden, b&ouml;l&uuml;şmeden, paylaşmadan sadece dini rit&uuml;elleri  yerine getirenleri kast ediyorum o tabirle. İslamiyet abdestli kapitalizm i&ccedil;in  &uuml;retmek i&ccedil;in var olmamıştır. Yery&uuml;z&uuml;nde kom&uuml;nizm &ccedil;&ouml;kt&uuml;, İslam&#8217;ın sosyalizmle  farkının ne olduğu değil, aslında kapitalizmle farkının ne olduğu &ouml;nemlidir.<br />
Ebu Zer&#8217;i herkes tanımalı<br />
<strong>- Yazılarınızda bir Ebu Zer var. Ebu Zer kim?</strong><br />
- Ebu Zeri Gılfari, peygamberin ilk M&uuml;sl&uuml;man olmuş sahabelerinden biridir ve  onun &ccedil;ok yakın dostudur. Hz. Osman&#8217;ın iktidarında onun mal ve m&uuml;lkle ilgili  politikalarını eleştirmiştir. Peygamberimiz zamanında Medine&#8217;de bir kardeşlik  iktisadı kurulmuştu, yar yanağından gayrı her şey ortaktı.<br />
<strong>- Bir t&uuml;r kom&uuml;n gibi&#8230;</strong><br />
- Kom&uuml;n zaten cemaat demektir. İngilizcedeki kom&uuml;n ile cemaatteki cem aynı  k&ouml;kten gelir. Ta Fenike dilinden bug&uuml;ne gelmiş bir s&ouml;zc&uuml;kt&uuml;r. Peygamberimiz de  Medine&#8217;de bir t&uuml;r kom&uuml;n kurmuştu, &ouml;yle ki kimse ayrı yemek yemezdi, herkes  birbirinin sorunlarıyla ilgilenirdi ve yardımlaşma esastı. Hz. Osman d&ouml;neminde  M&uuml;sl&uuml;manlar arasında zenginleşmeler başladı. Ebu Zer buna muhalefet edince Hz.  Osman da onu susturmak i&ccedil;in Rebeze &ccedil;&ouml;l&uuml;ne s&uuml;rg&uuml;ne g&ouml;nderdi ve Ebu Zer orada  &ouml;ld&uuml;. Ebu Zer, iktidarın bozan etkisine karşı İslam&#8217;ın vicdanını temsil eder.<br />
<strong>- Klasik İslam anlayışı Ebu Zer&#8217;i nasıl niteliyor?</strong><br />
- Aşırı g&ouml;r&uuml;ş sahibi bir sahabe olarak niteliyorlar. Halbuki Ebu Zeri Gılfari  tıpkı Hz. Ebubekir, Hz. &Ouml;mer, Hz. Ali gibi peygamberimizin ideallerine &ccedil;ok bağlı  biriydi.<br />
İtirazım dine bi&ccedil;ilen role<br />
<strong>- Siz dinlerin uhrevilik bir yana, ekonomiyle, politikayla ve g&uuml;nl&uuml;k hayatla  ilgili olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz yani&#8230;</strong><br />
- Evet, İslam bir tapınak dini değildir, ger&ccedil;ek hayat dinidir. Kuran mezarda  &ouml;l&uuml;lere okunan bir kitap değildir, hayatın atardamarı siyasi, ekonomik ve askeri  olarak neredeyse orada okunması ve anlaşılması gereken bir kitaptır, bunun i&ccedil;in  g&ouml;nderilmiştir. Peygamberimiz bir din adamı değildir. Ben T&uuml;rkiye toplumunda  dine bi&ccedil;ilen role esastan itiraz ediyorum. Bu modern burjuvazinin, aydınlanmanın  din tanımıdır.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><object width="480" height="365"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xbc5e3"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xbc5e3" width="480" height="365" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object><font size="3" face="Tahoma"><br />
Sabah &#8211; Pazar</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="960" title="1" title="26 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2031-abdestli-kapitalist-olur-da-allahli-komunist-olmaz-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ateistler nerde hata ediyor</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2026-ateistler-nerde-hata-ediyor.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2026-ateistler-nerde-hata-ediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 12:15:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Medya-TV]]></category>
		<category><![CDATA[Muzaffer Karaaslan]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Ateistler nerde hata ediyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2026</guid>
		<description><![CDATA[Ateistler nerde hata ediyor &#220;lkemizin değerli &#214;z kaynaklarından (&#246;zg&#252;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu a&#231;ıklamalarını adeta kitap &#246;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230; bu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Ateistler nerde  hata ediyor</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3"><embed width="425" height="343" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#090909" wmode="window" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQ19FWhI="></embed></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">&Uuml;lkemizin  değerli &Ouml;z kaynaklarından (&ouml;zg&uuml;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan  Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu  a&ccedil;ıklamalarını adeta kitap &ouml;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">bu t&uuml;r  &ccedil;alışmaları </font> <font size="3" face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 12pt;"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz" target="_blank" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font><font size="3" face="Tahoma" style="font-size: 12pt;">  olarak <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz?referer=');"> Misyonumuz</a> gereği olarak sizlerle paylaşmaktan Onur duyarız</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Ekleyeceğiniz  yorumlarınız ise Bu ortak onura eşlik etmenizden başka daha ne olabilir ki&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İyi Seyirler  zihniniz a&ccedil;ık Aklınız nurla dolsun&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Diğer İzlemeleri <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan?referer=');"> Muzaffer Karaaslan</a> kategorisinden takip edebilirsiniz</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="72" title="1" title="18 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2026-ateistler-nerde-hata-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allah Bir-Tek&#8217;tir ve Kobe uydusu</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2014-allah-bir-tektir-ve-kobe-uydusu.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2014-allah-bir-tektir-ve-kobe-uydusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 12:07:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muzaffer Karaaslan]]></category>
		<category><![CDATA[Allah Bir-Tek'tir ve Kobe uydusu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2014</guid>
		<description><![CDATA[Allah Bir-Tek&#8217;tir ve Kobe uydusu &#220;lkemizin değerli &#214;z kaynaklarından (&#246;zg&#252;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu a&#231;ıklamalarını adeta kitap &#246;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Allah  Bir-Tek&#8217;tir ve Kobe uydusu</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3"><embed width="425" height="343" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#090909" wmode="window" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQ19GWBI="></embed></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">&Uuml;lkemizin  değerli &Ouml;z kaynaklarından (&ouml;zg&uuml;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan  Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu  a&ccedil;ıklamalarını adeta kitap &ouml;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">bu t&uuml;r  &ccedil;alışmaları </font> <font size="3" face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 12pt;"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz" target="_blank" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font><font size="3" face="Tahoma" style="font-size: 12pt;">  olarak <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz?referer=');"> Misyonumuz</a> gereği olarak sizlerle paylaşmaktan Onur duyarız</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Ekleyeceğiniz  yorumlarınız ise Bu ortak onura eşlik etmenizden başka daha ne olabilir ki&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İyi Seyirler  zihniniz a&ccedil;ık Aklınız nurla dolsun&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Diğer İzlemeleri <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan?referer=');"> Muzaffer Karaaslan</a> kategorisinden takip edebilirsiniz</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="34" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2014-allah-bir-tektir-ve-kobe-uydusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika da içki yasağı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3380-amerika-da-icki-yasagi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3380-amerika-da-icki-yasagi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 11:59:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muzaffer Karaaslan]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika da içki yasağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2011</guid>
		<description><![CDATA[Amerika da i&#231;ki yasağı &#220;lkemizin değerli &#214;z kaynaklarından (&#246;zg&#252;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu a&#231;ıklamalarını adeta kitap &#246;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230; bu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Amerika da i&ccedil;ki  yasağı</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><embed width="425" height="343" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#090909" wmode="window" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQ19GWxI="></embed></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">&Uuml;lkemizin  değerli &Ouml;z kaynaklarından (&ouml;zg&uuml;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan  Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu  a&ccedil;ıklamalarını adeta kitap &ouml;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">bu t&uuml;r  &ccedil;alışmaları </font> <font size="3" face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 12pt;"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz" target="_blank" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font><font size="3" face="Tahoma" style="font-size: 12pt;">  olarak <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz?referer=');"> Misyonumuz</a> gereği olarak sizlerle paylaşmaktan Onur duyarız</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Ekleyeceğiniz  yorumlarınız ise Bu ortak onura eşlik etmenizden başka daha ne olabilir ki&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İyi Seyirler  zihniniz a&ccedil;ık Aklınız nurla dolsun&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Diğer İzlemeleri <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan?referer=');"> Muzaffer Karaaslan</a> kategorisinden takip edebilirsiniz</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="45" title="1" title="03 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3380-amerika-da-icki-yasagi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahiret Ve Dünya Hakkında Yorumlar</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1996-ahiret-ve-dunya-hakkinda-yorumlar.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1996-ahiret-ve-dunya-hakkinda-yorumlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Feb 2010 11:33:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Muzaffer Karaaslan]]></category>
		<category><![CDATA[Ahiret Ve Dünya Hakkında Yorumlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1996</guid>
		<description><![CDATA[Ahiret Ve D&#252;nya Hakkında Yorumlar &#220;lkemizin değerli &#214;z kaynaklarından (&#246;zg&#252;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu a&#231;ıklamalarını adeta kitap &#246;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Ahiret Ve D&uuml;nya  Hakkında Yorumlar</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><embed width="425" height="343" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" bgcolor="#090909" wmode="window" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.vidivodo.com/VideoPlayerShare.swf?u=BFdAQlZPXBI="></embed></font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">&Uuml;lkemizin  değerli &Ouml;z kaynaklarından (&ouml;zg&uuml;ven-madeni) Olan Saygıdeğer Muzaffer Karaaslan  Hocamızın Dardin-cilerden de Darwin-cilerden de uzak olarak ortaya koyduğu  a&ccedil;ıklamalarını adeta kitap &ouml;zetleri gibi takip edebilirsiniz&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Bu t&uuml;r  &ccedil;alışmaları </font> <font size="3" face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 12pt;"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz" target="_blank" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font><font size="3" face="Tahoma" style="font-size: 12pt;">  olarak <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/misyonumuz-ve-kimiz-biz?referer=');"> Misyonumuz</a> gereği olarak sizlerle paylaşmaktan Onur duyarız</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Ekleyeceğiniz  yorumlarınız ise Bu ortak onura eşlik etmenizden başka daha ne olabilir ki&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">İyi Seyirler  zihniniz a&ccedil;ık Aklınız nurla dolsun&#8230;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">Diğer İzlemeleri <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/category/bilim/muzaffer-karaaslan?referer=');"> Muzaffer Karaaslan</a> kategorisinden takip edebilirsiniz</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="48" title="1" title="13 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1996-ahiret-ve-dunya-hakkinda-yorumlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaratılış Ekseninde “Ruh Ve Beden” Sorunu</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1934-yaratilis-ekseninde-%e2%80%9cruh-ve-beden%e2%80%9d-sorunu.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1934-yaratilis-ekseninde-%e2%80%9cruh-ve-beden%e2%80%9d-sorunu.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 09:04:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yaratılış Ekseninde “Ruh Ve Beden” Sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1934</guid>
		<description><![CDATA[Yaratılış Ekseninde &#8220;Ruh Ve Beden&#8221; Sorunu Allah yaratılmamıştır. Allah bir başkası tarafından yaratılmadığı gibi ilminde &#8220;ben&#8221;i (yani &#194;dem&#8217;i/Havva&#8217;yı) &#8220;ruh&#8221; ve &#8220;enerji/nur beden&#8221; olarak ilminde ezelde yaratmıştır. Allah yaratılmamıştır. Allah bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font face="Verdana"> <img height="100" width="72" border="0" align="left" src="http://www.yorumsuzblog.org/wp-content/uploads/kemal-gokdogan1.jpg" alt="" />Yaratılış  Ekseninde &ldquo;Ruh Ve Beden&rdquo; Sorunu</font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah  yaratılmamıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah bir  başkası tarafından yaratılmadığı gibi ilminde &ldquo;ben&rdquo;i (yani &Acirc;dem&rsquo;i/Havva&rsquo;yı)  &ldquo;ruh&rdquo; ve &ldquo;enerji/nur beden&rdquo; olarak ilminde ezelde yaratmıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah  yaratılmamıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah bir  başkası tarafından yaratılmadığı gibi ilminde dahi &ldquo;ben&rdquo;i (yani &Acirc;dem&rsquo;i/Havva&rsquo;yı)  ne &ldquo;ruh&rdquo; olarak ne &ldquo;beden&rdquo; olarak ne de &ldquo;nur/enerji beden&rdquo; olarak yaratmamıştır. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Evet</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">En  &ccedil;etrefilli konulardan bir konu, en zor sorulardan bir soru daha.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Ve bu konuya  ve bu soruya bazı d&uuml;ş&uuml;nceler ve bazı sorular ekleyerek biraz daha genişletmek  istiyorum.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah&rsquo;ın  ilmine ister &ldquo;Elest Bezmi&rdquo; ister &ldquo;K&acirc;l&ucirc; Bel&acirc;&rdquo; istersek &ldquo;big bang &ouml;ncesi ve  sonrası evren/boyut&rdquo; diyelim her ne der isek diyelim Allah &ldquo;biz&rdquo;im dışımızda  incir yemişinin dış kabuğu gibi bir zarf değildir, &ldquo;biz&rdquo; de o zarfın  i&ccedil;inde/&ouml;z&uuml;nde/zatında incir &ccedil;ekirdekleri değiliz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah h&acirc;l&acirc;  ne &ldquo;sen&rdquo;i ne &ldquo;ben&rdquo;i ne de &ldquo;biz&rdquo;i yaratmamıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah h&acirc;l&acirc;  &ldquo;&acirc;m&acirc;&rdquo;dadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah h&acirc;l&acirc;  &ldquo;sen&rdquo;siz, &ldquo;ben&rdquo;siz ve &ldquo;biz&rdquo;sizdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah  yalnızdır, yalnızlığı sever</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Allah  yalnızdır ve yalnızları sever.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Allah  yaratılmamıştır&rdquo; demek bir iddiadır ve bu iddianın kanıtlanması gerekir.  Kanıtlamak i&ccedil;in ileri s&uuml;r&uuml;len ilk kanıt; &ldquo;Allah&rsquo;ı yaratacak başka bir varlık  yoktur&rdquo; akl&icirc; &ccedil;ıkarımıdır. Bu &ccedil;ıkarım kendi mantık silsilesi i&ccedil;inde &ldquo;ge&ccedil;erli ve  tutarlı&rdquo;dır fakat bir &uuml;st mantık silsilesinde &ccedil;ok da değerli bir bilgi değildir.  &Ccedil;&uuml;nk&uuml;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Allah&rsquo;ı  yaratacak başka varlık yoktur&rdquo; denildiğinde &ldquo;Allah&rdquo; bir &ldquo;şey&rdquo; y&acirc;ni bir &ldquo;varlık&rdquo;  olarak kabul edilir &ldquo;Yaratılmamış olmak&rdquo; bir şey olmayı; yaratılmamış bir varlık  olmayı gerektirir. Allah ne &ldquo;şey&rdquo;dir ne de &ldquo;varlık&rdquo;tır. &ldquo;Allah ill&acirc; Allah&rdquo;dır.  Bir &ldquo;şey&rdquo; ve bir &ldquo;varlık&rdquo; olmaktan gan&icirc; olan Allah&rsquo;ı tenzih i&ccedil;in ve teşbih  kirinden kurtarmak i&ccedil;in &ldquo;yaratılmamıştır&rdquo; demek mantıksal bir hata olmaktan &ouml;te  bu konuda &ldquo;bilgisizliğin&rdquo; de belirtisidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Allah  yaratmıştır&rdquo; iddiasını kanıtlamaya &ccedil;alışmak&nbsp; &ldquo;Allah yaratılmamıştır&rdquo; iddiasını  kanıtlamaya &ccedil;alışmak &ccedil;abasından &ccedil;ok daha vahim bir &ldquo;bilgisizlik&rdquo; h&acirc;lidir.Allah;  yaratmasında veya&nbsp; kendisinin yaratılmamış olmasında bizim gibi aciz kullarının  kanıtlarına ihtiyacı yoktur.&nbsp;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">***</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Allah&rdquo;  basit manada anladığımız &ldquo;bir şey ; bir varlık yarattı&rdquo; ise &ldquo;yarattıklarını  nereye veya neresine koydu?&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">İ&ccedil;ine mi?  İ&ccedil;inde miyiz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Dışına mı?  Dışında mıyız?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&Ouml;z&uuml;ne mi?  &Ouml;z&uuml;nde miyiz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">İlmine mi?  İlminde miyiz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Vehmine mi?  Vehminde miyiz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Kudretine  mi? Kudretinde miyiz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">(H&acirc;ş&acirc;) Esm&acirc;  torbasına mı? Esm&acirc; torbasında mıyız?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">(H&acirc;ş&acirc;) Yan  cebine mi? Yan cebinde miyiz?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Elest bezmi  nerede? Ne zaman? Kim elestlemiş, kim bezmlemiş? Kim g&ouml;rm&uuml;ş? Kim duymuş?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Bu sorularım  Kur&rsquo;an&rsquo;daki &ldquo;Elest Bezmi&rdquo;ne değildir. Allah&rsquo;dan ve Kur&rsquo;an&rsquo;dan hi&ccedil; bir şik&acirc;yetim  yok Şikayetim zamanı ve mekanı &ccedil;&ouml;zemeyeceğim şekle b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ren beynimdendir.  Kur&rsquo;an beynimdeki kargaşayı gidermek i&ccedil;in kendisini bize duyurmak istiyor,  okutmak istiyor ve</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Kur&rsquo;an&rsquo;ın  &ldquo;Elesti birabbik&uuml;m&rdquo; beyanını/&ouml;rneklemesini en yalın formuyla Sadece Kur&rsquo;an&rsquo;dan  duydum, Kur&rsquo;an&rsquo;dan okudum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Duyum  tarihim milyarlarca yıl evvel ruhumla veya enerji bedenimle değil. 1970&rsquo;li  yıllarda et-kemik-kan vs. bedenimdeki y&uuml;z&uuml;m&uuml;n iki yan tarafında yapışık kaşığa  benzeyen iki kulağımladır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Okuyuş  tarihim milyarlarca yıl evvel değil 1970&rsquo;li yıllardır ve meallerden kafamdaki  g&ouml;zlerimle okudum h&acirc;l&acirc; kaşığa benzeyen kulaklarımın ve cam boncuğa benzeyen  g&ouml;zlerimin &ouml;tesine ge&ccedil;emedim. Ge&ccedil;mem de. Allah kulağımı ve g&ouml;z&uuml;m&uuml; terk etmem  i&ccedil;in değil ebed&icirc; kullanmam i&ccedil;in vermiş.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&nbsp;Bu  durumdayken Allah&rsquo;dan ve Kur&rsquo;an&rsquo;dan nasıl şikayetim olabilir ki? Asla olamaz.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">***</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Kur&rsquo;an  &ldquo;Allah yaratılmamış fakat yaratmıştır&rdquo; bilgisini ısrarla vurgulamaktadır.  Yukarıdaki, aşağıdaki ve her yerdeki suallerim Kur&rsquo;an&rsquo;a değildir. Allah&rsquo;a  değildir. Allah&rsquo;ın ve Kur&rsquo;an&rsquo;ın &ldquo;Allah yaratılmamıştır fakat yaratmıştır&rdquo;  beyanını derin ilm&icirc; tefekk&uuml;rleriyle tefekk&uuml;r eden siz değerli gen&ccedil; beyinleredir.  Hi&ccedil; kimseyi sınamak gibi bir hadsizliğim ve bir densizliğim de asla yoktur.  Suallerimin cevabını kendi i&ccedil;imde ve dış &ccedil;evrelerde hen&uuml;z bulamadım samimice  &ouml;ğrenmek i&ccedil;in soruyorum. Bilgime sizlerin de eşsiz bilgilerini eklemek i&ccedil;in  soruyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Bu sefer  biraz serzenişli yazdım. Bu seferlik &uuml;slubumu derdimin dermansızlığına  bağlayarak kusurumu hoş g&ouml;r&uuml;n.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Sakın ola ki  verilecek yanıtlara &ldquo;Cen&acirc;bı Allah y&uuml;ce kitabı Kur&rsquo;an&rsquo;da ş&ouml;yle buyuruyor  inanmıyor musun?&rdquo; diye başlama zahmetine girmeyin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sualim Cen&acirc;bı Allah&rsquo;a  ve y&uuml;ce kitabı Kur&rsquo;an&rsquo;a değildir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&nbsp;Sakın ola ki  verilecek yanıtlara &ldquo;Allah&rsquo;ın habibi; Allah yaratılmamıştır fakat her şeyi  yaratmıştır sen h&acirc;l&acirc; neye ve kime itiraz ediyorsun?..&rdquo; diyerek başlamayın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;  benim sualim h&acirc;ş&acirc; ve s&uuml;mme h&acirc;ş&acirc; h&acirc;l&acirc; ilminden bir zerre dahi koklayamadığım o  &ldquo;Muhteşem İlim Kaynağı&rdquo; Hz. Muhammed Mustafa a.s.&rsquo;a değildir. Eğer O&rsquo;nun  zamanında &ldquo;YARATILSAYDIM&rdquo;, su&acirc;limi O&rsquo;na sorma c&uuml;retine edepsizce katlanırdım.  Demek ki O&rsquo;na l&acirc;yık değilmişim ki O&rsquo;nun saadetli asrında yaratılmamışım. Demek  ki ona l&acirc;yık değilmişim ki soğan kabuğuna benzeyen zaman katmanlarını delip de  O&rsquo;nun huzuruna giremiyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Sakın ola ki  yanıtınıza &ldquo;Zaman boyutlarını aşarak Rasulullah&rsquo;ın huzuruna m&acirc;nen ulaşıyoruz,  biz bu ilmi direk O&rsquo;ndan alıyoruz&rdquo; diyen kaynakları kaynak g&ouml;stererek başlamayın  o kaynakları ben de okuyorum, dinliyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Sakın ola ki  yanıtınıza &ldquo;Bu ilim bize kesintisiz silsile-i s&acirc;dat vasıtasıyla ulaşıyor,  sadatın ağzından konuşan Rasulullah&rsquo;dır&rdquo; s&ouml;zleri ile başlayan z&acirc;tların s&ouml;zlerini  aktararak başlamayın onlara densizce sorum ve itirazım olamaz. (S&acirc;dat; seyit  kelimesinin &ccedil;oğuludur, efendiler, b&uuml;y&uuml;kler, şeyhler, evliyalar, p&icirc;rler anlamına  gelir C&uuml;mlesinin ellerinden saygı ve edeple &ouml;p&uuml;yorum KG) [(Seyyid. C.) Seyyidler.  Hazret-i Peygamber Aleyhissal&acirc;t&uuml; Vessel&acirc;m'ın soyundan gelenler ve onun izinden  gidenler. Hususen Hazret-i Hasan neslinden gelenlere seyyid; Hazret-i H&uuml;seyin  neslinden gelenlere de Şerif denmektedir. (Osmanlıca-T&uuml;rk&ccedil;e S&ouml;zl&uuml;k )]</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&nbsp;Sakın ola ki  yanıtınıza &ldquo;Hz. Hızır&rsquo;dan aldığım ilme g&ouml;re&rdquo;, &ldquo;Hızırla, Meleklerle, İs&acirc;&rsquo;yla,  M&ucirc;s&acirc;&rsquo;yla ve bilhassa Hz. Muhammed&rsquo;le g&ouml;r&uuml;şen falanca zattan aldığım manevi  ilimlerle derim ki&rdquo; gibi kanıt getiren kişileri de referans vererek başlamayın.  &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o referanslar artık her yerde &acirc;şikar, duyuyoruz, dinliyoruz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Sakın ola ki  yanıtınıza &ldquo;Allah bu ilimleri ezelde benim/ bizim DNA&rsquo;larımıza, ruhlarımıza,  enerji bedenlerimize, ikiz bedenlerimize yazdı bu yazıya senin aklın ermez gel  sana ş&ouml;yle izah edeyim&rdquo; gibi Homeros tarzı destansı hik&acirc;ye anlatanlardan  bahsederek başlamayın &Ccedil;&uuml;nk&uuml; internet ortamı tıka basa bu dok&uuml;manlarla dolu.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Ben bu  konuda şunları s&ouml;yleyebilirim&rdquo; diyerek başlayın ki gizli hazinelerinizden  yararlanılsın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&rsquo;ın her hazinesi eşsiz ve benzersizdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">. . .</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">. .</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Ben Allah&rsquo;ı,  Kur&rsquo;an&rsquo;ı, Rasulullah&rsquo;ı, Hızır&rsquo;ı, M&ucirc;s&acirc;&rsquo;yı, İs&acirc;&rsquo;yı g&ouml;klerde, destanlarda,  hik&acirc;yelerde aramak istemiyorum. Onların hepsini ger&ccedil;eklerde aramak istiyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Ve onlara  karşı kuru veya yaş veya kalb&icirc; tutkum da yoktur Onların c&uuml;mlesinin a&ccedil;ığa  &ccedil;ıkardıkları ilmin bir harfine de olsa &ldquo;Kıtmir&rdquo; gibi kulaklarımla ve burnumla  tutkum vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Onlara  &acirc;şığım, onları seviyorum, onların yolundayım&rdquo; vb. gibi şeyleri aşkla şevkle  s&ouml;yleyemiyorum. Ancak, Kıtmir misali Onların ilminden kaptığım bir harf k&acirc;rımdır  diyebiliyorum. (TİLMİZ; acemi &ccedil;ırak, ham kalfa, yeni &ouml;ğrenci, kısaca talebe. KG)</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Kur&rsquo;an&rsquo;ın;  &ldquo;Allah yaratılmamıştır fakat yaratmıştır&rdquo; benzerindeki beyanı/ &ouml;rneklemesi/  beyin besini hakkında acemice diyorum ki:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Hz. Allah,  Kur&rsquo;an ve Hz. Rasul &ldquo;Allah&rsquo;ın bir şey ve bir varlık olmadığını ve el an / h&acirc;l&acirc;  hi&ccedil; bir şey de yaratmadığını&rdquo; benim gibi kısır bir akla ve &ccedil;orak bir kalbe  anlatabilmek i&ccedil;in,</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Allah&rsquo;ın  yaratılmamışlığını ve her şeyi yaratmışlığını&rdquo; d&uuml;ş&uuml;nmem i&ccedil;in her şeyi &ldquo;yaratmak&rdquo;  kavramıyla &ouml;rnekliyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Ben&rdquo; ise  yani &ldquo;kısır akıl ve &ccedil;orak kalp sahibi bir birim olarak&rdquo; ne yapıyorum? Bu  d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; &ldquo;&Acirc;yet ve hadis&rdquo; &ouml;rneklemelerini evirip &ccedil;evirip &ldquo;Allah&rsquo;ın yaratma  &acirc;yetini&rdquo; &ldquo;tanrının yaratma destanı&rdquo;na d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;yorum. Ve bunlardan da Rasul&rsquo;&uuml;n  &ldquo;Allah ismi ile beyan ettiği hakikati&rdquo; ve &ldquo;yaratış sistemini&rdquo; evirip &ccedil;evirip  Homeros destanlarındaki baş tanrı Zeus&rsquo;un ve Zeus&rsquo;un yaratış hik&acirc;yelerinin  İsl&acirc;m&icirc; versiyonlarını t&uuml;retiyorum.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">İ&ccedil;imdeki  derdimi, &ouml;z&uuml;mdeki yaramı anlatabildim mi sevgili dostlar? Anlatamadımsa bir de  bir fıkra ile anlatmayı deneyeyim.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Birisinin  oğlu olmuş. Bizim yerli evliyamız ve halk filozofumuz Nasrettin Hocamız, &ldquo;Adını  ne koydunuz?&rdquo; demiş. &ldquo;Ey&uuml;p&rdquo; demişler. Hoca derinden bir &ldquo;Eyv&acirc;h!&rdquo; &ccedil;ekince,  &ldquo;Hayrola Hocam Ey&uuml;p k&ouml;t&uuml; bir isim mi?&rdquo; diye sormuşlar. Hoca; &ldquo;Hayır hayır! Ey&uuml;p  k&ouml;t&uuml; bir isim değil Allah&rsquo;ın bir Rasul&uuml;n&uuml;n adı ama bu ad zamanla halkın ağzında  kısala kısala &ldquo;İP;e d&ouml;ner&rdquo; diye cevap vermiş. (T&uuml;rkiye&rsquo;nin &ccedil;eşitli y&ouml;relerinde  halkımızın &ldquo;Ey&uuml;p&rdquo; ismini hızlı konuşma esnasında &ldquo;&Icirc;p&rdquo; olarak s&ouml;ylediğine  defalarca ş&acirc;hit olmuşumdur)</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&nbsp;Ne yazık ki  Rasullerin &ldquo;Allah&rdquo; ismi ile beyan ettikleri &ldquo;Tek Hakikat&rdquo; zamanla bizim  beynimizde evrile &ccedil;evrile Kur&rsquo;an&rsquo;ın &ldquo;Elest Bezmi&rdquo; ile ilgisi olmayan tanrısal  bir &ldquo;Elest Bezmi&rdquo; tezg&acirc;hında ruh, enerji beden ve beden dokuyan &ldquo;bir tanrı&rdquo;  motifine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş ve h&acirc;l&acirc; d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmeye devam ediyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Ne yazık ki  Rasullerin &ldquo;Yaratmak&rdquo; formunda d&uuml;ş&uuml;nmemiz i&ccedil;in beynimize attıkları &ldquo;D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml;  Besinler&rdquo; yani &ldquo;&Acirc;yetler&rdquo; &ldquo;İ&ccedil;inde mi? Dışında mı? Orasında mı? Burasında mı?&rdquo;  yarattığına cevap veremeyen bir s&uuml;r&uuml; &ldquo;yaratma&rdquo; destanlarına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;l&uuml;yor. Ve  sonra</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;Haydi gel  bu destanlardan ibret alarak Allah&rsquo;a kul, habibine &uuml;mmet ol&rdquo; deniliyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Yine de  Bunda k&ouml;t&uuml; ve art niyet sezmiyorum Tam aksine iyi niyet ve Allah&rsquo;a ve Rasul&uuml;ne  yaklaştırıcı gayret seziyorum ama</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Ben kalp  krizi ge&ccedil;irmişim hastanedeyim ve kalp doktoru kalbime şok vermek yerine  h&uuml;sn&uuml;niyetle g&ouml;klerdeki elektrik y&uuml;klerinin şiddetini anlatıyor. O anda bana  g&ouml;klerdeki milyarlarca voltluk şimşeklerin hik&acirc;yesi l&acirc;zım değil beş-on voltluk  Keban &uuml;retimi elektrik şoku l&acirc;zım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&nbsp;Ben Allah&rsquo;ı  arıyorum diyorum Allah&rsquo;ı bulduğunu iddia edenler g&ouml;klerdeki tanrısının  g&ouml;klerdeki destanlarını anlatıyor. Ne olursunuz bana yerlerdeki bir harften  bahsedin. G&ouml;klerdeki milyonlarca destan bana l&acirc;zım değil. &Ccedil;in&rsquo;de bir ilim var  deyin &Ccedil;in&rsquo;e gideyim, &Ccedil;inli bilgeye kırk yıl k&ouml;lelik edeyim. Patagonya&rsquo;da bir  ilim var deyin Patagonya&rsquo;ya gideyim, Patagonyalı&rsquo;ya kırk yıl bulaşık&ccedil;ılık  yapayım</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Sakın ola ki  bana g&ouml;klerdeki &uuml;lkelerin ve g&ouml;klerdeki yolların ve g&ouml;klerdeki &acirc;limlerin,  g&ouml;klerdeki &acirc;lemlerin giriş kapısının yery&uuml;z&uuml;nde falanca memlekette filanca zatın  huzurunda esas duruştan ge&ccedil;tiği masalını anlatmayın.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Bana  g&ouml;klerdeki hik&acirc;yeler l&acirc;zım değil yerlerdeki ger&ccedil;ekler l&acirc;zım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Sevgili  dostlar</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Sevgi ve  muhabbet duyulan &ccedil;ok değerli z&acirc;tların ne dediklerine ister kulak verelim,  okuyalım, dinleyelim, beğenelim İstersek kulak vermeyelim, okumayalım,  beğenmeyelim, dinlemeyelim fakat kendimiz, kendi aklımızın ne dediğine de  birazcık terc&uuml;man olalım.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Yaratıldık  mı? Yaratılmadık mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&nbsp;&ldquo;Ruhumuz  evvelde yaratıldı da sonra bedenimize mi giriyor?&rdquo; yoksa &ldquo;Ruhumuz evvelde  yaratılmadı da ana rahminde bedenle birlikte mi oluştu?&rdquo; soru ve sorununa  acemice diyorum ki:</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana"><img height="337" width="450" align="middle" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/ruhumuz.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Bu su&acirc;lin  cevabını d&uuml;ş&uuml;nmeye &ccedil;alıştık&ccedil;a &ldquo;ruh&rdquo;um. D&uuml;ş&uuml;nmek istemiyorsam &ldquo;beden&rdquo;im.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Ne zamandan  beri &lsquo;ruh&rsquo;um ne zamandan beri &lsquo;beden&rsquo;im sorusuna ise verecek cevap hen&uuml;z  bulamadım.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Sevgili gen&ccedil;  beyinler, i&ccedil;ine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bu dipsiz bilmece hakkında; başkaları değil</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">&ldquo;SİZ NE  DİYORSUNUZ?&rdquo;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Not:  İnternet ortamlarında farklı bilgi denizlerini yan yana getirerek hi&ccedil; bir zaman  bayatlamayan &ldquo;ruh ve beden&rdquo; konusunda bizleri yeniden d&uuml;ş&uuml;nmeye tetikleyen  Sevgili E. K.&rsquo;a dosta bir kez daha teşekk&uuml;r ediyorum.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font face="Verdana">Selam, sevgi  ve saygılar</font></p>
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana"><strong>Kemal G&Ouml;KDOĞAN</strong></font></p>
<p><font face="Verdana"> <a href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com" style="text-decoration: none;"> kemalgokdogan@gmail.com</a></font></p>
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana"> <a href="http://www.yorumsuzblog.org/yaratilis-ekseninde-&acirc;&euro;&oelig;ruh-ve-beden&acirc;&euro;-sorunu/" target="_blank" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.yorumsuzblog.org/yaratilis-ekseninde-_acirc_euro_oelig_ruh-ve-beden_acirc_euro_-sorunu/?referer=');"> Bu d&ouml;k&uuml;man Yorumsuz Blog&rsquo;dan alınmıştır</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="458" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1934-yaratilis-ekseninde-%e2%80%9cruh-ve-beden%e2%80%9d-sorunu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken çıkan yol alır&#8230; Ergen çıkan oyalanır</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3378-erken-cikan-yol-alir-ergen-cikan-oyalanir-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3378-erken-cikan-yol-alir-ergen-cikan-oyalanir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 23:09:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Erken çıkan yol alır... Ergen çıkan oyalanır]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Koçak]]></category>
		<category><![CDATA[Konferanslar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1878</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Erken &#231;ıkan yol alır, Ergen &#231;ıkan oyalanır&#8221; BOLU &#214;ZEL MİMAR SİNAN KIZ &#214;ĞRENCİ YURDU S&#252;mer Mah.Alaca Sok.No:23 BOLU Tel:0374 2128618 (M&#252;d&#252;riyet) 05385695338 (Yurt cep) Konferans Tarihi:10.01.2010 Konferans Saati : 19:30]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"> <a target="_blank" href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikanyolalir-Ergen-cikan-Oyalanir.jpg" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikanyolalir-Ergen-cikan-Oyalanir.jpg?referer=');"> &ldquo;Erken &ccedil;ıkan yol alır, Ergen &ccedil;ıkan oyalanır&rdquo;</a></font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><a target="_blank" href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikanyolalir-Ergen-cikan-Oyalanir.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikanyolalir-Ergen-cikan-Oyalanir.jpg?referer=');"> <img width="176" height="249" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikmak3.jpg" /></a></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">BOLU &Ouml;ZEL  MİMAR SİNAN KIZ &Ouml;ĞRENCİ YURDU</font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">S&uuml;mer  Mah.Alaca Sok.No:23 BOLU</font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">Tel:0374  2128618 (M&uuml;d&uuml;riyet) </font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">05385695338  (Yurt cep)</font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">Konferans  Tarihi:10.01.2010</font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">Konferans  Saati : 19:30</font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="956" title="1" title="29 November 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3378-erken-cikan-yol-alir-ergen-cikan-oyalanir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken çıkan yol alır&#8230; Ergen çıkan oyalanır</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1878-erken-cikan-yol-alir-ergen-cikan-oyalanir.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1878-erken-cikan-yol-alir-ergen-cikan-oyalanir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 23:09:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Erken çıkan yol alır... Ergen çıkan oyalanır]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Koçak]]></category>
		<category><![CDATA[Konferanslar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1878</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Erken &#231;ıkan yol alır, Ergen &#231;ıkan oyalanır&#8221; BOLU &#214;ZEL MİMAR SİNAN KIZ &#214;ĞRENCİ YURDU S&#252;mer Mah.Alaca Sok.No:23 BOLU Tel:0374 2128618 (M&#252;d&#252;riyet) 05385695338 (Yurt cep) Konferans Tarihi:10.01.2010 Konferans Saati : 19:30]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"> <a target="_blank" href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikanyolalir-Ergen-cikan-Oyalanir.jpg" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikanyolalir-Ergen-cikan-Oyalanir.jpg?referer=');"> &ldquo;Erken &ccedil;ıkan yol alır, Ergen &ccedil;ıkan oyalanır&rdquo;</a></font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><a target="_blank" href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikanyolalir-Ergen-cikan-Oyalanir.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikanyolalir-Ergen-cikan-Oyalanir.jpg?referer=');"> <img width="176" height="249" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/erkencikmak3.jpg" /></a></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">BOLU &Ouml;ZEL  MİMAR SİNAN KIZ &Ouml;ĞRENCİ YURDU</font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">S&uuml;mer  Mah.Alaca Sok.No:23 BOLU</font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">Tel:0374  2128618 (M&uuml;d&uuml;riyet) </font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">05385695338  (Yurt cep)</font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">Konferans  Tarihi:10.01.2010</font></span></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0pt 0.9pt 0pt 17.6pt; text-indent: -9pt;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">Konferans  Saati : 19:30</font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="956" title="1" title="15 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1878-erken-cikan-yol-alir-ergen-cikan-oyalanir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklar attığınız her adımın fotoğrafını çekiyor.</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1808-cocuklar-attiginiz-her-adimin-fotografini-cekiyor.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1808-cocuklar-attiginiz-her-adimin-fotografini-cekiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 11:58:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuklar attığınız her adımın fotoğrafını çekiyor.]]></category>
		<category><![CDATA[Sait Çamlıca]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1808</guid>
		<description><![CDATA[&#199;ocuklar attığınız her adımın fotoğrafını &#231;ekiyor. &#160; &#199;ocukların kendilerine has bir d&#252;nyası vardır. Bakarken bizim gibi bakarlar, fakat bizden farklı şeyler g&#246;r&#252;rler. Anlama, algılama ve yorumlama bi&#231;imleri bizlerden &#231;ok daha...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="3"> <img width="85" height="121" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/saitcamlica.jpg" alt="" />&Ccedil;ocuklar  attığınız her adımın fotoğrafını &ccedil;ekiyor.</font></h2>
<div class="entry">
<div id="resim">
<p style="line-height: 150%;">&nbsp;</p>
</div>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocukların kendilerine has    bir d&uuml;nyası vardır. Bakarken bizim gibi bakarlar, fakat bizden farklı şeyler    g&ouml;r&uuml;rler. Anlama, algılama ve yorumlama bi&ccedil;imleri bizlerden &ccedil;ok daha    farklıdır. Hafızaları bizden &ccedil;ok daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r. <em>&Uuml;&ccedil; yaşındaki bir &ccedil;ocuğun    beyni, etrafındaki olayları, bir fotoğraf makinesinden &ccedil;ok daha hızlı    kopyalar.</em>&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>G&ouml;rd&uuml;klerini,    duyduklarını</strong> anlasa da kopyalar &ccedil;ocuklar, anlamasa da. <strong>   Faydalı</strong> da olsa kopyalar <strong>zararlı</strong> da olsa. <strong>   Her fotoğraf karesi, &ccedil;ocukların geleceğini, karakterini, ahlakını,    davranışlarını oluşturan tuğlalar gibidir. </strong></font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><img width="387" height="184" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/cocuklarfotografceker.jpg" alt="" /></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Anne baba &ccedil;alışmak zorunda    kalınca, &ccedil;ocuklar ya kreşlere ya da bakıcılara teslim edilir. Kreşte g&ouml;revli    veya eve gelen bakıcıların kişiliği, karakteri, alışkanlıkları, konuşma    &uuml;slupları da, &ccedil;ocukların kişilik temellerini oluşturan tuğlalar arasına    giriyor.&nbsp;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">* * * * * * *    *</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&uuml;neydoğu da bir Doktor    anlatıyor;</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yeni evli ve hen&uuml;z bir    &ccedil;ocukları var. Anne baba &ccedil;alışıyor, &ccedil;ocuk hen&uuml;z kreş yaşında, mesai saatleri    arasına sıkışmış anne babanın tek istediği &ccedil;ocuklarına bakacak iyi bir bakıcı    bulmak. Yaşadıkları b&ouml;lgede kreş olmadığı i&ccedil;in gen&ccedil; bir kızı bakıcı olarak    tutar anne baba.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir akşam gen&ccedil; anne ve    babayı b&uuml;y&uuml;k bir s&uuml;rpriz beklemektedir. G&uuml;n boyu &ouml;zlemekle ge&ccedil;irdikleri    &ccedil;ocukları akşam evde y&uuml;r&uuml;yememektedir. Annenin iki g&ouml;z&uuml; iki &ccedil;eşme, dener    olmaz, kocaya sorar olmaz, eşe dosta telefonla akıl danışır ama nafile. &Ccedil;ocuk    y&uuml;r&uuml;yemiyor. Alır &ccedil;ocuğu doktora g&ouml;t&uuml;r&uuml;rler. Doktor b&uuml;t&uuml;n testleri, filmleri    (r&ouml;ntgenleri), muayeneleri yapar, ancak bir şey &ccedil;ıkmaz.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocukta herhangi bir anormal    durum olmadığı gibi fazlasıyla da sağlıklıdır. Gelgelelim y&uuml;r&uuml;meye gelince,    bir ayağı aksayarak neredeyse koltuk değneği desteğiyle y&uuml;r&uuml;yebilecek    durumdadır. Doktor elle muayene eder.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Buraya dokunduğumda    herhangi bir yerin ağrıyor mu?</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yok doktor amca    ağrımıyor.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayağını b&ouml;yle    tuttuğumda, ya elimle bastırdığımda?</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yok doktor amca.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ya b&ouml;yle?</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yok doktor amca.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Peki şimdi.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">-&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yok doktor amca.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Doktor da şaşkın, anne baba    da&hellip; &ldquo;Bir yerden d&uuml;şt&uuml;n m&uuml;? Oynarken ayağını bir yere &ccedil;arptın mı?&rdquo; diye    sorarlar, cevap hep aynıdır; &ldquo;Yok, yok.&rdquo;</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Annenin iki g&ouml;z&uuml; iki &ccedil;eşme,    doktor teskin etmeye &ccedil;alışır. Doktor i&ccedil;in son bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m, psikolojik    olabileceği y&ouml;n&uuml;ndedir. Baba doktoru onaylar. Babaya g&ouml;re de &ccedil;ocuğu g&uuml;n i&ccedil;inde    anne babasını &ccedil;ok &ouml;zlemekte ve b&ouml;ylece belki de, bir şekilde dikkat &ccedil;ekmek    istemektedir. Bu kez de psikiyatri testleri yapılmaktadır. Ancak, &ccedil;ocuk &ccedil;ok    sağlıklı olduğu gibi, &ccedil;ok da akıllı ve psikolojisi de sağlam &ccedil;ıkar. Anne    ağlamaya başlamıştır.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Hepsi benim y&uuml;z&uuml;mden&rdquo; der.    &ldquo;&Ccedil;ocuğuma bakamadım&rdquo;. Annenin ki i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel bir i&ccedil; muhakemedir ş&uuml;phesiz.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Doktor:</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Neden &ccedil;ocuğuma bakamadım    diyorsunuz?&rdquo; diye sorar. Anneye g&ouml;re, &ccedil;ocuğunu bakıcıya bırakması, yanında    olamaması, tamamen kendi su&ccedil;udur ve bu d&uuml;ş&uuml;ncelerini doktorla paylaşır.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Doktorun aile dostları    olması, yaşadıkları şehrin de, doğunun k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yeri olması, annenin    g&ouml;zyaşlarına dayanamayan doktoru, işin izini s&uuml;rmeye y&ouml;nelmiştir ve sorunu    &ccedil;&ouml;zmeye kararlıdır. Anneyi &ccedil;ocukla birlikte eve g&ouml;nderir, doktor ve baba.    Ardından doktor, &ccedil;ocuğun bakıcısının yanına gelmesini ister. Amacı, bakıcıya    birtakım sorular sorarak, sorunu &ccedil;&ouml;zmeye &ccedil;alışmaktır.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ve sıkı durun, olanlar olur.    Doktor, meslek hayatının en unutulmaz anlarından birine şahit olacak, baba da    &ccedil;ocuğunun yaşamındaki yerini ve &ouml;nemini, en kalıcı ve canlı bir &ouml;rnekle    tadacaktır. Baba ve doktorun beyin fırtınası ve durum değerlendirmesi    s&uuml;redursun, kapı &ccedil;alınır ve hemşire i&ccedil;eri girer.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&ldquo;Doktor bey, k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;n    bakıcısı geldi&rdquo; diye haber verir.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Baba ve doktorun g&ouml;zleri    kapıya &ccedil;evrilmiştir ve işte o zaman olanlar olur.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>Bakıcı bir ayağı    aksayarak, g&uuml;&ccedil;l&uuml;kle i&ccedil;eri girer. </strong>Baba ve doktor, akıllarına daha &ouml;nce    gelmeyen bu manzara karşısında, her ikisinin de şimdi aynı şeyi d&uuml;ş&uuml;nmenin    verdiği şaşkınlıkla, birbirlerine bakakalırlar.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">(Yaşamın kara kutusu &ndash; Tuba    &Ccedil;elik &ndash; Ares Kitap)&nbsp;&nbsp;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">* * * * * * *    *</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Anne baba &ccedil;ocuk sahibi    olduktan sonra attıkları her adıma dikkat etmeli. Attıkları her adımın    fotoğrafını &ccedil;eken &ccedil;ocukları, o fotoğraf kareleriyle oluşturdukları tuğla    par&ccedil;alarıyla, kendi evlerini inşa ediyor.&nbsp; O tuğla par&ccedil;aları &ccedil;&uuml;r&uuml;k olursa,    evin temelleri &ccedil;&uuml;r&uuml;k atılır. &Ccedil;&uuml;r&uuml;k temeller &uuml;zerine inşa edilmiş bir bina    yıkıldığı zaman, altında sadece &ccedil;ocuklar / gen&ccedil;ler kalmıyor. Genelde t&uuml;m aile,    bazen birka&ccedil; aile yıkılan binanın altında kalıyor.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;ocuklarınız karşısında    bedeniniz topallarsa bu sorunu &ccedil;&ouml;zmek kolay olur.</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ya ruhunuz, karakteriniz,    kişiliğiniz, ahlakınız topallıyorsa?</font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Unutmayın; <strong>&Ccedil;ocuklar    attığınız her adımın fotoğrafını &ccedil;ekiyor.</strong></font></p>
<p style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>Sait    &Ccedil;AMLICA</strong></font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eğitimci &ndash;    Yazar</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">   <a href="http://www.saitcamlica.com/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.saitcamlica.com/?referer=');">www.saitcamlica.com</a></font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">   <a href="mailto:saitcamlica@gmail.com">saitcamlica@gmail.com</a></font></p>
</div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="234" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1808-cocuklar-attiginiz-her-adimin-fotografini-cekiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>öğlen namazına nasıl kalkılır?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1733-oglen-namazina-nasil-kalkilir.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1733-oglen-namazina-nasil-kalkilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 06:56:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Akyürek]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[öğlen namazına nasıl kalkılır?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1733</guid>
		<description><![CDATA[Hayrola, namazlar d&#246;rt vakte mi indirildi, diye i&#231;inizde bir teredd&#252;t varsa boşuna sevinmeyin, yok b&#246;yle bir şey. Kimse kızmasın, kitaptan kaynaklı işareti en sona nakşedelim ki işin mizahi cenderede konuşlandırıldığını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><img width="350" height="534" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/oglennamazna.jpg" alt="" /></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hayrola,  namazlar d&ouml;rt vakte mi indirildi, diye i&ccedil;inizde bir teredd&uuml;t varsa boşuna  sevinmeyin, yok b&ouml;yle bir şey. Kimse kızmasın, kitaptan kaynaklı işareti en sona  nakşedelim ki işin mizahi cenderede konuşlandırıldığını anlamayanlara karşı  gardımız olsun. İşaret bu: ☺</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent  Aky&uuml;rek, yine yaşadığına bizi tanık etmek adına fincan yayınlarından telvesi  kuvvetli bir kitaba iftitah tekbiri aldırdı. Eee, namazı anlatan bir kitaba da  bırakın iftitah eyleyelim değerli okurlar&#8230;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Şunu itiraf  edeyim, bu adamın kitapları benim zihnimi a&ccedil;ıyor, ruhumu sivriltiyor, dilimde  buruk, mayhoşumsu lezaizi burnumun deliklerinden aklıma telezz&uuml;z ettiriyor.  Allah, gani gani &ouml;m&uuml;r nasip eylesin B&uuml;lent abimize. Zihnimi a&ccedil;ıyor dedim, bu ara  piyasada bulunan kitabımı okuyanlar, ş&ouml;yle diyorlar. &ldquo;Kardeşim, sen de kitabın  adını tutmuş B&uuml;lent Aky&uuml;rek&rsquo;in kitabından aşırmışsın.&rdquo; Emin olun, konuda  paralellik olmamasına rağmen kitabımda neden bu ismi tercih ettiğimi a&ccedil;ıkladım.  Bir de &ouml;n&uuml;m&uuml;zde b&uuml;y&uuml;klerimizin yaptıklarından nasipd&acirc;r olmak adına &ldquo;İ&ccedil;inizdeki  Eşeğe &Ccedil;&uuml;ş Deyin(Akiskitap,2009,İstanbul)&rdquo; diyerek &ouml;k&uuml;zlerin hışmına uğramaktan  korkan eşeklerin varlığını ancak bu adla duyurabilirdim. Tevess&uuml;l&uuml;m&uuml;z hoş  g&ouml;r&uuml;le&#8230;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> Gelelim Namaza</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Namaz, dinin  direğidir. Direği olmayan mevkiler m&uuml;stahkem olamaz. Birilerinin namazı  kılmaması birileri i&ccedil;in fetva olamaz. &ldquo;G&uuml;ndelik hayatın debdebesiyle bir sonraki  namaza hazırlanamayan insanlar&rdquo;a d&uuml;nyevi yaşamın ge&ccedil;iciliğini derhatır etme  hususunda topyek&uuml;n bir uhrevileşme manifestosu olan bu kitap, galiba yine &ccedil;ok  konuşulacak. Yaşından mıdır yoksa eski t&uuml;fek ateistliğinden midir nedir bu adam,  Cem Yılmaz gibi şerbeti verecek zaman ve zemini iyi tespit ediyor☺ (Nokta yerine  g&uuml;l&uuml;mseyen mizah.) Nasılsa B&uuml;lent abi bizi anlar. (Ankara&rsquo;ya inşallah d&ouml;nem  arası Ahmet İnam Hoca&rsquo;yı ziyarete gideceğim. Akiskitap&rsquo;tan &ccedil;ıkan son kitabım  İ&ccedil;inizdeki Eşeğe &Ccedil;&uuml;ş Deyin&rsquo;in sunuş yazısını yazan değerli Hoca&rsquo;yı ziyarete  gittiğimi duyarsa B&uuml;lent abi herhalde beni kovalar.☺ Canım olsun, vaktini  ka&ccedil;ırdığımız sabah namazları i&ccedil;in zebanilerin kovalamasındansa varsın B&uuml;lent  Aky&uuml;rek kovalasın.) </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent  Aky&uuml;rek, kitapta modernitenin ilgin&ccedil; başlıklarıyla okuru deneme-eleştiri  dehlizinde namaz manyağına &ccedil;eviriyor. Canım namazı kılmasak ne olur? Ne yani  sadece namazı kılmadık diye Allah&rsquo;ın daha işi yok, tutup b&uuml;t&uuml;n zebanileri bizim  &uuml;st&uuml;m&uuml;ze mi salacak? Hem ne ihtiyacı var ki Allah&rsquo;ın bizim ibadetimize? Benim  kıldığım namaz (h&acirc;ş&acirc; t&ouml;vbe h&acirc;ş&acirc;) Allah&rsquo;ın başını g&ouml;ğe mi erdirecek? Evet,  kitaptan benim penceremden s&uuml;z&uuml;lebilecek daha buna benzer bir s&uuml;r&uuml; damlama usul&uuml;  c&uuml;mle d&ouml;k&uuml;lebilir. Ama d&ouml;kmeyeceğim. Ee, ne de olsa bizim de namaza dair bir  kitap projemiz var. Adı bende saklı kalsın. Devam efendim. Neye? Tabii ki  namaza. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> Essalatu Hayrun Minel Kitabul-Kişisel Gelişim</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Okumanın  &ouml;nemine vurgu, bizim kutsal kitabımızda hemen dikkati &ccedil;eker. Artık bunu  kutupların sağır sultanı da duydu. Namazı uykudan hayırlı g&ouml;ren bir dinin  m&uuml;ntesibi olarak buna dikkat &ccedil;ekmek isterim. İlk emir oku. Tamam. Baş g&ouml;z  &uuml;st&uuml;ne. Bunu, baz alarak namazı yabana atan modern &ccedil;ağın sek&uuml;ler bireyleri,  &ccedil;alışmayı da ibadet mevkiine terfi ettirerekten milenyum asrından namazın  hakikatini azaltma yoluna zehab ettiler, sonu hak getire. Hadi hayırlısı. Namaza  vakit bulamamaktan şikayet&ccedil;i toplum bireyleri, i&ccedil;lerindeki &ouml;k&uuml;ze oha, eşeğe de  &ccedil;&uuml;ş diyemedikleri i&ccedil;in kişisel gelişim vadilerindeki nefis atı koşturmalarına  devam etmekteler. Bir namaz kitabı alıp okumaktan acziyet demi vuranlar, başka  kitaplara para akıtmakta, mahir hırsız teşbihine gıpta aralamaktalar. Ve tabii  bu kadar kişisel gelişen toplum bireyleri, cemaat gelişiminde sınıfta, hatta  yatakta kalıyorlar. Ve bu y&uuml;zdendir ki &ouml;ğle namazına kalkmakta zorlanıyorlar.  &Ccedil;&uuml;nk&uuml; efendim, Yahya Kemal merhumun tespitinde değinildiği &uuml;zre, frenk  gecelerinin sabahı olmaz, &ouml;ğleni olur. Haliyle bu zat-ı er ve hatun kimesneleri  de yazarın dediği gibi &ouml;ğle namazına kaldırmak l&uuml;zumu doğar. İşte kitabın bizim  penceremizden &ccedil;ıkma, &ccedil;ıkarılma amacı budur! Yalan mı? </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yazar,  kitabının 15. sahifesinde meleklerin ş&ouml;yle dediğini yazmış: &ldquo;Ey salihler, kalkıp  namaz kılın&#8230;&rdquo; Bunu kitap&ccedil;ı dostum Salih&rsquo;e s&ouml;ylesem &ldquo;ben zaten kılıyorum, sen  kılmayan salihlere s&ouml;yle&rdquo; diyerek işi mizaha d&ouml;kecektir. Ama bu dediğimde  aslında haklıyım. Evet, galiba bu gidişle namazı sadece salihler kılacak. Peki,  Olcaylar, Işınsular, Biriciksudeler, Tanjular&#8230; Onlar ne olacak? Hıdır mı?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hıdır, kişisel  gelişime devam ediyor!</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ha bu arada,  &ldquo;Ey salihler namaz kılın&#8230;&rdquo; ifadesine ense k&ouml;k&uuml;mden bir ses geldi. Ne mi dedi?<br />
&ldquo;Kim lan bu Salihler?&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>Devam</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kapitalist  d&uuml;nya bize namaz kıldıracak mı? Kimbilir belki yarın, belki de hi&ccedil;&#8230;<br />
Tamam. Gelelim şu dumansız hava sahası meselesine. Namazla ne alakası var? Canım  kurarız bir alaka. Hani diyorum ki kahveler sigara yasağından sonra dumansız  hava sahasına d&ouml;nd&uuml; ya, hee! Sonra. Sonrası, canım camiler de dumansız hava  sahasına girmiyor mu? Evet. O halde. Buyurun o zaman. Nereye? &Ouml;ğlen namazına&#8230;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong>S&ouml;z&uuml;n  Pişmiş Hali</strong></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Daha fazlasını  kitaptan okursunuz. Benim amacım, anlatırken mizahi olarak ele almaya &ccedil;alıştığım  meselenin zırt dediği yerdir. Yani, m&uuml;sl&uuml;manın hep aynı delikten defalarca  sokulduğu hadisesi. Yazar B&uuml;lent Aky&uuml;rek, bunu anlatmaya gayret etmiştir. Namaza  dair davette bulunuyor gibi g&ouml;r&uuml;nse de aslında d&uuml;nyanın Allah indinde hi&ccedil;bir  değer taşımadığına dair &ccedil;ıkarımlar sergilediğidir. Ne var ki d&uuml;nya, ahiretin  tarlası olma &ouml;zelliğini sadece ve sadece insan adına g&ouml;stermektedir. Ve insan,  ilk hesaba &ccedil;ekileceği namazı, yazıktır ki &ouml;nemsememek ile y&uuml;z y&uuml;ze durmaktadır.  İşte işin asıl ironik tarafı budur. Haydi şimdi g&uuml;lme zamanı. Neye? Ağlanacak  halimize tabii ki&#8230;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Unutmadan!<br />
Saatler bir saat geri alındı, &ouml;ğlen namazı i&ccedil;in cemaati ka&ccedil;ırmayın!</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="640" title="1" title="24 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1733-oglen-namazina-nasil-kalkilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Psikolojik Tehlike</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1729-psikolojik-tehlike.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1729-psikolojik-tehlike.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 06:46:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Psikoloji Mağduru Olmayın]]></category>
		<category><![CDATA[Mücahit Gültekin]]></category>
		<category><![CDATA[Psikolojik Tehlike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1729</guid>
		<description><![CDATA[Psikoloji son g&#252;nlerde hemen her kesimin en fazla rağbet ettiği bilgi alanlarından birisi olarak g&#246;r&#252;n&#252;yor. Yayınevleri okuyucularına psikoloji dizileri sunmakta, TV&#8217;lerde psikologlar programlar yapmakta, insana ve eğitime dair konularda psikologların...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="363" height="576" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/psikolojik-tehlike.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Psikoloji son  g&uuml;nlerde hemen her kesimin en fazla rağbet ettiği bilgi alanlarından birisi  olarak g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Yayınevleri okuyucularına psikoloji dizileri sunmakta,  TV&#8217;lerde psikologlar programlar yapmakta, insana ve eğitime dair konularda  psikologların g&ouml;r&uuml;şleri alınmakta. Bu noktada kendi değerlerimize ve kırmızı  &ccedil;izgilerimize azam&icirc; riayet &ccedil;abasında olan psikologlarımıza &ouml;nemli sorumluluklar  d&uuml;ş&uuml;yor. Psikoloji biliminin verdiği formasyonu kendi değerler filtresinden  ge&ccedil;irmeden aktarmama sorumluluğu. Aksi takdirde bir psikolog farkında olmadan  kendi değerleriyle &ccedil;atışan bir paradigmayı destekliyor ve besliyor olabilir.  Maalesef bug&uuml;n bu tehlike ve tehdidin ya &ccedil;ok farkında olunmadığına ya da bu  konuda yeterli hassasiyetin g&ouml;sterilmediğine şahit oluyoruz. Daha da k&ouml;t&uuml;s&uuml;  modern psikolojik bilginin &uuml;rettiği kavramlara daha fazla itibar ediyor  oluşumuza ne demeli? Modern ideolojilerin &uuml;rettiği sinsi ve s&uuml;fli bilgiye karşı  kendi k&uuml;lt&uuml;r ve değerlerimizi ayakta tutabilmek i&ccedil;in uzun bir tefekk&uuml;r &ccedil;ilesine  katlanmak zorundayız. İşte bu kitap her şeyden &ouml;nce bu &ccedil;ileyi &ccedil;ekenlerin  &ccedil;ilesine ortak olmak ve hayat&icirc; &ouml;nem taşıyan bir uyarıyı seslendirmek i&ccedil;in kaleme  alındı: </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Sakın sakın  &ldquo;Modern Psikoloji Mağduru Olmayın!&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana">Kitap  hakkında yazılan bir yazı</font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <img width="50" height="50" src="http://www.habervaktim.com/y/resim102_1.jpg" class="hbrm" alt="" /> </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <span class="mtnp"><strong>H&uuml;seyin &Ouml;zt&uuml;rk</strong></span> <span class="mtni">-  Vakit</span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana"> <span class="mnb">Bu haftaki kitabımız; &ldquo;Psikolojik Tehlike&rdquo; adını taşıyor.  Nesil Yayınları&rsquo;ndan &ccedil;ıkan eserin yazarı, Danışman Psikolog M&uuml;cahit G&uuml;ltekin.<br />
Psikoloji adına nihayet adam gibi bir kitapla karşılaştım. M&uuml;cahit G&uuml;ltekin,  yazdığı eserinde akademik davranmayıp, psikoloji bilimine ait kalıplaşmış  s&ouml;zlerin dışına &ccedil;ıkarak, her seviyeden okuyucusu ile samimi şekilde bilgi,  tecr&uuml;be ve d&uuml;ş&uuml;ncelerini paylaşmış. <br />
Kitabın birinci b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde; resmi psikoloji tarihinin &ccedil;ok kısa bir &ouml;zeti  sunulmakta.<br />
İkinci b&ouml;l&uuml;mde; psikolojinin &uuml;rettiği bilginin g&uuml;venirliği, kendi bilgi &uuml;retme  s&uuml;reci ele alınarak tartışmaya a&ccedil;ılmış.<br />
&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; b&ouml;l&uuml;m de; &ldquo;Modern Psikoloji Evrensel mi, K&uuml;lt&uuml;rel mi?&rdquo; başlığını taşıyor.  Bu b&ouml;l&uuml;mde, Amerika&rsquo;da &uuml;retilen psikoloji bilgisinin d&uuml;nyaya nasıl evrensel bir  bilgiymiş gibi sunulduğu &uuml;zerinde duruluyor. Ayrıca T&uuml;rkiye&rsquo;de kullanılan  psikolojik testlerin k&uuml;lt&uuml;rel uyumu sorgulanıyor.<br />
D&ouml;rd&uuml;nc&uuml; b&ouml;l&uuml;mde; modern psikoloji biliminin dayandığı paradigma ile genelde  Doğu k&uuml;lt&uuml;rlerinin, &ouml;zelde ise İslam medeniyetinin sahip olduğu paradigmalar  arasındaki &ccedil;atışma noktaları ele alınıyor. Bu &ccedil;atışma noktalarından hareketle  modern psikoloji bilgisinin İslam&rsquo;ın insan g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yle arasındaki uyuşmazlığına  vurgu yapılıyor.<br />
Beşinci b&ouml;l&uuml;mde; psikoloji ve psikiyatrinin iddia ettiği amacın dışında bir  işleve sahip olduğunun &ccedil;ok &ccedil;eşitli &ouml;rnekleri sunuluyor. Ayrıca  psikolojinin/psikiyatrinin ni&ccedil;in bir tehlike olarak algılanması gerektiğine  verilen cevabın &ouml;nemli bir kısmını oluşturuyor bu b&ouml;l&uuml;m.  Psikolojinin/psikiyatrinin askeri, siyasi ve ekonomik &ccedil;evrelerce pragmatik  ama&ccedil;lar doğrultusunda kullanıldığına dair &ccedil;ok &ccedil;eşitli kanıtların sunulduğu bu  kısımda, &uuml;lkemizde &ccedil;ok fazla g&uuml;ndeme gelmemiş bir konu; psikolojinin bir işkence  aracı olarak kullanılması mevzuu ele alınıyor.<br />
Altınca b&ouml;l&uuml;m; &ldquo;Batılı İnsanın Psikolojik Dramı&rdquo; başlığını taşıyor. Bu b&ouml;l&uuml;mde  modern psikolojik bilgiyle amel eden Batılı insanın yaşadığı sorunlar, &ccedil;eşitli  istatistiklerle anlatılıyor. Bug&uuml;ne kadar s&uuml;rekli batının teknolojik  gelişmişliğine vurgu yapan &ouml;yk&uuml;nmeci yaklaşımın hep g&ouml;z ardı ettiği Batı&rsquo;nın  sosyal-psikolojik d&uuml;nyasının, nasıl bir yıkıma maruz kaldığı anlatılıyor.<br />
Dolayısıyla bu kitap, temel olarak modern psikoloji/psikiyatri biliminin &ouml;zelde  &uuml;lkemiz ve genelde de b&uuml;t&uuml;n insanlık i&ccedil;in taşıdığı tehlikeleri &ccedil;eşitli kanıtlara  dayalı olarak vurgulamayı hedefliyor.<br />
Bir tehlike yahut tehdide karşı yapılacak bir savunma, bu tehdit veya tehlikenin  varlığından haberdar olmakla başlar. Bizim gibi daha &ccedil;ok Batı&rsquo;dan gelen bilgiyi  aktarmayı maharet sayan &uuml;lkelerde, ithal edilen bilginin &ldquo;tehdit&rdquo; taşıdığını  anlatmak bile başlı başına bir iştir. Tabii ki haklı olarak şu soru dile  getirilebilir.<br />
&ldquo;Bir tehlikenin varlığından haber vermek yeterli değildir, o tehlikeye karşı  atılacak somut adımlar neler olmalıdır?&rdquo; Bu kitabın yazılma sebeplerinden bir  diğeri de bu soruya cevap verme yolunda k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir katkı sağlamaktır.<br />
Batı; bilgiyi, hakikati keşfetmek i&ccedil;in değil, evrene h&acirc;kim olmak i&ccedil;in &uuml;retiyor  ve kullanıyor. Hikmetten yoksun olarak &uuml;retilmiş bu bilgi, zamanla her şeyi  suiistimal ediyor. İ&ccedil;inde yaşadığımız d&uuml;nyayı her ge&ccedil;en g&uuml;n daha fazla  yaşanılmaz kılıyor. Bu sebeple hikmeti kaybetmiş bir bilimin elindeki bilgi,  kendini bile yok edebilecek n&uuml;kleer silaha d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor.<br />
Batılı materyalist, pragmatist, kontrol ama&ccedil;lı paradigmanın elinde yetişen  psikoloji bilimi insanlığa ne sunacaktır? Fen bilimleri, ait olduğu ideolojiyle  doğaya uyumlu bir bilim &uuml;retemedi. Bilakis doğanın dengesini bozdu, ona zarar  verdi.<br />
Peki, psikoloji ger&ccedil;ekten insanın doğasına uygun bir bilgi &uuml;retebilir mi?  Psikolojinin &uuml;rettiği bilgi insanlığa faydalı olabilecek mi? İnsanın sorunlarına  &ccedil;&ouml;z&uuml;m olabilecek mi?<br />
Bu sebeple genelde sosyal bilimlerin, &ouml;zelde ise psikoloji/psikiyatrinin insana  faydalı olmaktan &ccedil;ok, s&ouml;z&uuml; edilen ideoloji tarafından bir ifsat aracı olarak  kullanılmaya daha m&uuml;sait olduğunu s&ouml;ylemek abartılı bir ifade olmayacaktır.</span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="706" title="1" title="11 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1729-psikolojik-tehlike.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutluluğun Sırrı İyilik Yapmak ; Mutsuzluğun Sırrı Maddeye tapmak</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3376-mutlulugun-sirri-iyilik-yapmak-mutsuzlugun-sirri-maddeye-tapmak-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3376-mutlulugun-sirri-iyilik-yapmak-mutsuzlugun-sirri-maddeye-tapmak-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 17:22:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Matthieu Ricard]]></category>
		<category><![CDATA[Matthieu Ricard'dan mutluluk alışkanlıkları üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluğun Sırrı İyilik Yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuzluğun Sırrı Maddeye tapmak]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1700</guid>
		<description><![CDATA[&#160;Mutluluğun Sırrı İyilik Yapmak ; Mutsuzluğun Sırrı Maddeye tapmak Matthieu Ricard&#8217;dan mutluluk alışkanlıkları &#252;zerine Mutluluk nedir ve nasıl hepimiz ondan bir par&#231;a alabiliriz? Biyokimyagerlikten Budist keşişliğe ge&#231;en Matthieu Ricard, mutluluk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="3">&nbsp;Mutluluğun  Sırrı İyilik Yapmak ; </font><strong><font face="Verdana" size="3">Mutsuzluğun Sırrı  Maddeye tapmak</font></strong></h1>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><img width="475" height="273" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/matthieuRicard.jpg" alt="" /></p>
<h1 align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="3"> <span id="altHeadline">Matthieu Ricard&#8217;dan mutluluk alışkanlıkları &uuml;zerine</span></font></h1>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/MatthieuRicard_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/MatthieuRicard-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=191&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=matthieu_ricard_on_the_habits_of_happiness;year=2004;theme=how_the_mind_works;theme=what_makes_us_happy;theme=the_creative_spark;event=TED2004;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/MatthieuRicard_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/MatthieuRicard-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=191&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=matthieu_ricard_on_the_habits_of_happiness;year=2004;theme=how_the_mind_works;theme=what_makes_us_happy;theme=the_creative_spark;event=TED2004;"></embed></object> </font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mutluluk nedir  ve nasıl hepimiz ondan bir par&ccedil;a alabiliriz? Biyokimyagerlikten Budist keşişliğe  ge&ccedil;en Matthieu Ricard, mutluluk alışkanlıkları konusunda zihinlerimizi eğiterek  ger&ccedil;ek bir huzur ve tatmin hissi yaratabileceğimizi s&ouml;yl&uuml;yor.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Alt yazıyı  T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere  tıklayarak &quot;turkish&quot; b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="813" title="1" title="24 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3376-mutlulugun-sirri-iyilik-yapmak-mutsuzlugun-sirri-maddeye-tapmak-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutluluğun Sırrı İyilik Yapmak ; Mutsuzluğun Sırrı Maddeye tapmak</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1700-mutlulugun-sirri-iyilik-yapmak-mutsuzlugun-sirri-maddeye-tapmak.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1700-mutlulugun-sirri-iyilik-yapmak-mutsuzlugun-sirri-maddeye-tapmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 17:22:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Matthieu Ricard]]></category>
		<category><![CDATA[Matthieu Ricard'dan mutluluk alışkanlıkları üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[Mutluluğun Sırrı İyilik Yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[Mutsuzluğun Sırrı Maddeye tapmak]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1700</guid>
		<description><![CDATA[&#160;Mutluluğun Sırrı İyilik Yapmak ; Mutsuzluğun Sırrı Maddeye tapmak Matthieu Ricard&#8217;dan mutluluk alışkanlıkları &#252;zerine Mutluluk nedir ve nasıl hepimiz ondan bir par&#231;a alabiliriz? Biyokimyagerlikten Budist keşişliğe ge&#231;en Matthieu Ricard, mutluluk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="3">&nbsp;Mutluluğun  Sırrı İyilik Yapmak ; </font><strong><font face="Verdana" size="3">Mutsuzluğun Sırrı  Maddeye tapmak</font></strong></h1>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><img width="475" height="273" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/matthieuRicard.jpg" alt="" /></p>
<h1 align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="3"> <span id="altHeadline">Matthieu Ricard&#8217;dan mutluluk alışkanlıkları &uuml;zerine</span></font></h1>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/MatthieuRicard_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/MatthieuRicard-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=191&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=matthieu_ricard_on_the_habits_of_happiness;year=2004;theme=how_the_mind_works;theme=what_makes_us_happy;theme=the_creative_spark;event=TED2004;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/MatthieuRicard_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/MatthieuRicard-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=191&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=matthieu_ricard_on_the_habits_of_happiness;year=2004;theme=how_the_mind_works;theme=what_makes_us_happy;theme=the_creative_spark;event=TED2004;"></embed></object> </font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mutluluk nedir  ve nasıl hepimiz ondan bir par&ccedil;a alabiliriz? Biyokimyagerlikten Budist keşişliğe  ge&ccedil;en Matthieu Ricard, mutluluk alışkanlıkları konusunda zihinlerimizi eğiterek  ger&ccedil;ek bir huzur ve tatmin hissi yaratabileceğimizi s&ouml;yl&uuml;yor.</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Alt yazıyı  T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere  tıklayarak &quot;turkish&quot; b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="838" title="1" title="09 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1700-mutlulugun-sirri-iyilik-yapmak-mutsuzlugun-sirri-maddeye-tapmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cern Deneyiyle Aradıkları (Atom altı) Higs parçacıkları Bulamazlar Batının Küçük Tanrıcıkları</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3375-cern-deneyiyle-aradiklari-atom-alti-higs-parcaciklari-bulamazlar-batinin-kucuk-tanriciklari.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3375-cern-deneyiyle-aradiklari-atom-alti-higs-parcaciklari-bulamazlar-batinin-kucuk-tanriciklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 16:59:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Cox]]></category>
		<category><![CDATA[Cern Deneyiyle Aradıkları (Atom altı) Higs parçacıkları Bulamazlar Batının Küçük Tanrıcıkları]]></category>
		<category><![CDATA[CERN'deki Süper Çarpıştırma Üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1695</guid>
		<description><![CDATA[Cern Deneyiyle Aradıkları (Atom altı) Higs par&#231;acıkları Bulamazlar Batının K&#252;&#231;&#252;k Tanrıcıkları Brian Cox: CERN&#8217;deki S&#252;per &#199;arpıştırma &#220;zerine &#34;Rock-star fizik&#231;i&#34; Brian Cox CERN&#8217;in B&#252;y&#252;k Hadron &#199;arpıştırıcısı&#8217;ndaki g&#246;revi &#252;zerine konuşuyor. Bu b&#252;y&#252;k...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3">Cern Deneyiyle Aradıkları (Atom  altı) Higs par&ccedil;acıkları</font></h1>
<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3">Bulamazlar Batının K&uuml;&ccedil;&uuml;k  Tanrıcıkları</font></h1>
<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3"> <img width="458" height="238" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/braincox.jpg" alt="" /></font></h1>
<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3"><span id="altHeadline">Brian  Cox: CERN&#8217;deki S&uuml;per &Ccedil;arpıştırma &Uuml;zerine</span></font></h1>
<p align="center"><font face="Verdana">&quot;Rock-star fizik&ccedil;i&quot; Brian Cox CERN&#8217;in  B&uuml;y&uuml;k Hadron &Ccedil;arpıştırıcısı&#8217;ndaki g&ouml;revi &uuml;zerine konuşuyor. Bu b&uuml;y&uuml;k bilimsel  olayı cazip ve anlaşılır bir şekilde tartışarak Cox bizleri dev proje etrafında  bir tura &ccedil;ıkarıyor.</font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BrianCox_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BrianCox-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=253&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=brian_cox_on_cern_s_supercollider;year=2008;theme=what_s_next_in_tech;theme=to_boldly_go;theme=technology_history_and_destiny;event=TED2008;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BrianCox_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BrianCox-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=253&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=brian_cox_on_cern_s_supercollider;year=2008;theme=what_s_next_in_tech;theme=to_boldly_go;theme=technology_history_and_destiny;event=TED2008;"></embed></object> </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="620" title="1" title="29 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3375-cern-deneyiyle-aradiklari-atom-alti-higs-parcaciklari-bulamazlar-batinin-kucuk-tanriciklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cern Deneyiyle Aradıkları (Atom altı) Higs parçacıkları Bulamazlar Batının Küçük Tanrıcıkları</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1695-cern-deneyiyle-aradiklari-atom-alti-higs-parcaciklari-bulamazlar-batinin-kucuk-tanriciklari.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1695-cern-deneyiyle-aradiklari-atom-alti-higs-parcaciklari-bulamazlar-batinin-kucuk-tanriciklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 16:59:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Brian Cox]]></category>
		<category><![CDATA[Cern Deneyiyle Aradıkları (Atom altı) Higs parçacıkları Bulamazlar Batının Küçük Tanrıcıkları]]></category>
		<category><![CDATA[CERN'deki Süper Çarpıştırma Üzerine]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1695</guid>
		<description><![CDATA[Cern Deneyiyle Aradıkları (Atom altı) Higs par&#231;acıkları Bulamazlar Batının K&#252;&#231;&#252;k Tanrıcıkları Brian Cox: CERN&#8217;deki S&#252;per &#199;arpıştırma &#220;zerine &#34;Rock-star fizik&#231;i&#34; Brian Cox CERN&#8217;in B&#252;y&#252;k Hadron &#199;arpıştırıcısı&#8217;ndaki g&#246;revi &#252;zerine konuşuyor. Bu b&#252;y&#252;k...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3">Cern Deneyiyle Aradıkları (Atom  altı) Higs par&ccedil;acıkları</font></h1>
<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3">Bulamazlar Batının K&uuml;&ccedil;&uuml;k  Tanrıcıkları</font></h1>
<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3"> <img width="458" height="238" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/braincox.jpg" alt="" /></font></h1>
<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3"><span id="altHeadline">Brian  Cox: CERN&#8217;deki S&uuml;per &Ccedil;arpıştırma &Uuml;zerine</span></font></h1>
<p align="center"><font face="Verdana">&quot;Rock-star fizik&ccedil;i&quot; Brian Cox CERN&#8217;in  B&uuml;y&uuml;k Hadron &Ccedil;arpıştırıcısı&#8217;ndaki g&ouml;revi &uuml;zerine konuşuyor. Bu b&uuml;y&uuml;k bilimsel  olayı cazip ve anlaşılır bir şekilde tartışarak Cox bizleri dev proje etrafında  bir tura &ccedil;ıkarıyor.</font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BrianCox_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BrianCox-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=253&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=brian_cox_on_cern_s_supercollider;year=2008;theme=what_s_next_in_tech;theme=to_boldly_go;theme=technology_history_and_destiny;event=TED2008;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BrianCox_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BrianCox-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=253&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=brian_cox_on_cern_s_supercollider;year=2008;theme=what_s_next_in_tech;theme=to_boldly_go;theme=technology_history_and_destiny;event=TED2008;"></embed></object> </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="655" title="1" title="18 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1695-cern-deneyiyle-aradiklari-atom-alti-higs-parcaciklari-bulamazlar-batinin-kucuk-tanriciklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern Psikoloji Mağduru Olmayın</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1691-modern-psikoloji-magduru-olmayin.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1691-modern-psikoloji-magduru-olmayin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 14:08:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Psikoloji Mağduru Olmayın]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji 130 yıldır zanni bilgi üretmektedir.]]></category>
		<category><![CDATA[PSİKOLOJİ BİR BİLİM DEĞİLDİR!]]></category>
		<category><![CDATA[Psikoloji bir bilim midir?]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj Haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1691</guid>
		<description><![CDATA[Modern Psikoloji Mağduru Olmayın PSİKOLOJİ BİR BİLİM DEĞİLDİR! Psikoloji 130 yıldır zanni bilgi &#252;retmektedir. www.kadinhaberleri.com yazarlarından, hem akademisyen olarak hem de g&#246;n&#252;ll&#252; &#231;ok &#246;nemli &#231;alışmalara imza atmış uzman psikolog M&#252;cahit...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Modern Psikoloji Mağduru Olmayın</span></strong></font></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> PSİKOLOJİ BİR BİLİM DEĞİLDİR! Psikoloji 130 yıldır zanni bilgi &uuml;retmektedir.</span></strong></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2">    <img width="106" height="114" align="left" class="std" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/21381.jpg" alt="Modern Psikoloji Mağduru Olmayın" /></font><font face="Verdana" size="2"><strong><span style="font-size: 18pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: blue; text-decoration: none;">www.kadinhaberleri.com</span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">  yazarlarından, hem akademisyen olarak hem de g&ouml;n&uuml;ll&uuml; &ccedil;ok &ouml;nemli &ccedil;alışmalara imza  atmış uzman psikolog M&uuml;cahit G&uuml;ltekin ve &ccedil;ok &ccedil;ok ilgi &ccedil;ekici kitabı `Psikolojik  Tehlike` `Modern Psikoloji Mağduru Olmayın`&nbsp;&ccedil;er&ccedil;evesinde &ccedil;ok &ouml;nemli  sorunlarımızı konuştuk.&nbsp; </span></strong></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Sorularımıza olduk&ccedil;a kapsamlı cevaplar verdiği i&ccedil;in kendisine teşekk&uuml;r  ediyoruz. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> PSİKOLOJİ BİR BİLİM DEĞİLDİR! Psikoloji 130 yıldır zanni bilgi &uuml;retmektedir.</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"> <img width="210" height="315" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/rodin20thinker1.jpg" /></font><font face="Verdana" size="2"><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">Psikoloji  bir bilim midir?</span></strong></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Bildiğiniz gibi &ldquo;bilim&rdquo; kelimesi g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &uuml;retilen bilginin meşruluğunu,  evrenselliğini ve g&uuml;venilirliğini ifade etmek i&ccedil;in kullanılmaktadır. Bu noktadan  baktığımızda elbette ki psikolojiye bilim dememiz m&uuml;mk&uuml;n değildir. Kaldı ki,  modern psikoloji literat&uuml;r&uuml;n&uuml;n %80&rsquo;ini APA oluşturmaktadır. <br />
Diğer taraftan bilimin kendini tanımlamasını esas aldığımızda ise; g&ouml;zlenebilir,  deneylenebilir, tekrar edilebilir kontroll&uuml; bir bilgi &uuml;retme y&ouml;nteminden  bahsediyoruz demektir. Eğer kastedilen şey bu ise psikoloji 130 yıllık tarihinde  bunu yapmaya &ccedil;alışmıştır. Hatta bunu &ouml;ylesine bir hırsla yapmaya &ccedil;alışmıştır ki,  bu uğurda kendi araştırma nesnesinden &ldquo;insan&rdquo;dan bile vazge&ccedil;miş, kendi araştırma  alanına ihanet eder bir yola sapmıştır. Psikolojinin kuruluş yılına bakalım.  Ni&ccedil;in 1879&rsquo;tur? Bunun tek bir cevabı var. O yıl Wundt&rsquo;un psikoloji laboratuarını  kurduğu ve insanı laboratuar ortamında araştırmaya başladığı tarihtir. Bu  sebeple psikoloji insanın laboratuar ortamında araştıramayacağı y&ouml;nlerini yok  sayarak insanı araştırmaya &ccedil;alışmıştır. İnsanın ilahi ve aşkın y&ouml;n&uuml;n&uuml; yok  sayarak bilgi &uuml;retmiştir. Diğer bir ifade ile psikoloji &ldquo;<strong>neyi araştırabilirim</strong>?&rdquo;  sorusundan &ccedil;ok, &ldquo;<strong>neyi laboratuar ortamında araştırabilirim</strong>&rdquo; sorusundan  yola &ccedil;ıkarak bilgi &uuml;retmiştir. <br />
Peki b&uuml;t&uuml;n bunlara rağmen psikolojinin &uuml;rettiği bilgi bilimsel midir? Eğer  bilimsel bilgiden kastımız zanni bilgiyse, evet. Psikoloji 130 yıldır zanni  bilgi &uuml;retmektedir. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> BİR İLA&Ccedil; İ&Ccedil;İYORSUN &ldquo;AR&rdquo;SIZ&nbsp; OLUYORSUN!</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Psikolojinin bu kadar rağbet g&ouml;rmesinde k&uuml;lt&uuml;r emperyalizmiNİN katkısı var mı?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <br />
Psikoloji ve psikiyatri normalin ve anormalin kriterlerini belirlemektedir. Bir  başka deyişle nasıl bir insan olmamız gerektiğini s&ouml;ylemektedir. Burası,  psikolojinin ideolojik ama&ccedil;lı kullanımına işaret etmektedir. Bu noktada  psikolojinin olumlu ve olumsuz değer y&uuml;klediği kavramlara bakmak gerekir. Burada  bir &ouml;rnek vermekle yetinelim; modern psikoloji utanma duygusunu engelleyici,  hastalıklı bir duygu olarak g&ouml;rmektedir. Hatta ilacı bile var şimdi. <strong>İlacı  i&ccedil;iyorsun ve arsız oluyorsun</strong>&hellip; Hem paranızı alıyor, hem de sizi  şekillendiriyor. Bir bakıma psikoloji, ar ve haya medeniyeti olan bizim  medeniyetimizin insanına, s&uuml;fli emellerin şerrinden koruyacak bu duygudan nasıl  kurtulacağının yollarını g&ouml;steriyor. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İNSANLAR KONTROL ALTINA ALINMAYA &Ccedil;ALIŞILIYOR</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif;"> &nbsp;</span><img width="450" height="232" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/post-11821-11404636391.jpg" /></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> İnsanın i&ccedil; d&uuml;nyasını &ccedil;&ouml;zmek aslında onu y&ouml;nlendirmenin anahtarı mıdır?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <br />
Bilimin &uuml;&ccedil; temel amacı tanımlama, a&ccedil;ıklama ve kontrol altına alma olarak  belirtilmektedir. Elbette ki psikoloji 55 alt alanıyla birlikte <em>insanı nihai  noktada y&ouml;nlendirmenin de &ouml;tesinde kontrol altına almaya &ccedil;alışmaktadır</em>.  Bunun i&ccedil;in de insanın i&ccedil; d&uuml;nyasını &ccedil;&ouml;zmek, onu y&ouml;nlendirmek i&ccedil;in bir &ouml;n adımdır.  Asıl hedeflenen burada insanın i&ccedil; d&uuml;nyasını psikolojinin dayandığı temel  paradigmalar &ccedil;er&ccedil;evesinde belirlemektir. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Bizim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zde &ouml;zel hayatın gizliliği esastır. Bu nedenle hatırat bile pek  yazılmamıştır. İnsanların psikolog olsa bile en mahrem olayları ve duyguları  ifşa etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><img width="173" height="184" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/112244sapik1.jpg" /><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">Modern  psikolojik &ouml;ğretiler insanın i&ccedil; d&uuml;nyasında kendisine sıkıntı veren her ne varsa  bunu bir uzmanla paylaşmasını &ouml;ğ&uuml;tler. Hatta kişi bunların farkında değilse bile  bir uzman tarafından bunların a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarılmasının gerekliliğini vurgular.  Burada ama&ccedil; kişinin rahatlaması ve kimi zaman da kişinin i&ccedil; d&uuml;nyasında yaşadığı  sorunların normalleştirilmesidir. Bunun i&ccedil;in grup terapilerinin verimliliğine  atıfta bulunulur.&nbsp; Burada a&ccedil;ıklanan duygular psikolojinin dayandığı temel  paradigmalarla uyumluysa bunları kabullenmesi, eğer uyumlu değilse değiştirmesi  ama&ccedil;lanır. <br />
Tabi ki Tanrıyı yaşamın dışına itmeyi ve insanı evrenin merkezine koymayı  ama&ccedil;layan modern &ouml;ğretilerin literat&uuml;r&uuml;nde dua, <strong>sabır, tevekk&uuml;</strong>l gibi <strong> ilahi kavramlara</strong> yer yoktur. Bu sebeple modern psikoloji bilimi &ldquo;<strong><em>Derdini  yalnızca gecenin s&uuml;kunetinde Rabbine anlat. G&ouml;zyaşlarınla ve titreyen bir kalple  yalnızca O&rsquo;ndan iste</em></strong>&rdquo; d&uuml;sturunu anlayamaz. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &ldquo;Psikoloji ve kendini ger&ccedil;ekleştiren kehanet&rdquo; tezinizle bizim halk  s&ouml;yleyişindeki &ldquo;bir adama kırk g&uuml;n deli dersen, deli olur&rdquo; kabul&uuml;n&uuml; m&uuml; kast  ediyorsunuz?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <br />
Hemen hemen aynı şey. Kastettiğim psikolojik araştırmalarda psikoloğun insanda  var olanı değil, psikoloğun bulmayı umduğu şeyi buluyor olmasıdır. Yani psikolog  belirli hipotezler &uuml;retir ve bunları araştırma alanına giderek bulmaya &ccedil;alışır.  Bir araştırmadan bulamasa da bir diğer araştırmadan bu hipotezi doğrulayan bir  bulgu bulur. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Modern psikoloji sapkınlıklardan kurtulmaya &ccedil;alışanlara NEDEN&nbsp;&ldquo;kabullenişi&rdquo;  telkin ediyor?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2">   <img width="122" height="200" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/13111.jpg" /></font><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">Bilindiği  gibi 1973 yılına kadar eşcinsellik DSM&rsquo;de (Psikiyatrik hastalıkların  tanımlandığı tanı kitabı) bir hastalık olarak tanımlanıyordu. O tarihten sonra  eşcinsellik hastalık sınıflandırmasından &ccedil;ıkarıldı. İlk zamanlar eşcinsellik bir  &ldquo;cinsel tercih&rdquo; olarak sunuldu. Sonraları bu kişileri &ldquo;cinsel tercih&rdquo;  tanımlaması da tatmin etmedi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; burada sanki hemcinsini değil de karşı cinsi  de tercih edebilme insiyatifi olmasına rağmen, iradi olarak kendi cinsini  se&ccedil;mesi anlamı vardı. Şimdi ise eşcinselliğin bir &ldquo;cinsel y&ouml;nelim&rdquo; olduğu  savunuluyor. Yani bu ikinci tanımlama ile eşcinselliğin doğuştan geldiği  anlatılmaya &ccedil;alışılıyor. Genetik&ccedil;iler eşcinsellik geni olduğu y&ouml;n&uuml;nde  spek&uuml;lasyonlar ortaya atıyorlar. Eşcinselliğe karşı &ccedil;ıkanlar cinsel ayrımcılık  yapmakla su&ccedil;lanıyor. Eşcinselliğe karşı &ccedil;ıkmak psikoloji literat&uuml;r&uuml;nde  &ldquo;Homofobi&rdquo; olarak isimlendiriliyor. Son yıllarda T&uuml;rkiye&rsquo;de bile eşcinsellik  yanlısı bir &ccedil;ok dernek, kul&uuml;p kuruldu. S&ouml;z&uuml;m ona bilimsel sempozyumlar  d&uuml;zenlendi. Biliyorsunuz basına da yansıdı, Wolfowitz&rsquo;in başkanı olduğu D&uuml;nya  Bankası T&uuml;rkiye&rsquo;deki Kaos GL isimli eşcinsellik yanlısı &ouml;rg&uuml;te para yardımında  bulundu. Bu konu o kadar &ouml;nemsenmektedir ki, AB&rsquo;ye aday &uuml;lkelerin yasalarını  eşcinsel tercihlere y&ouml;nelik cezalardan arındırmaya y&ouml;nelik d&uuml;zenlemeleri  istenmektedir. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> PEDOFİLİ HASTALIKTIR DEMEK ONU KABULLENMEYİ&nbsp; GETİRİR</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> M&uuml;cahit Bey, işiN bir de duygusal ayağı var.</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Evet olmaz mı? 2005 yılı yapımı olan ve T&uuml;rkiye&rsquo;de de g&ouml;sterime giren &ldquo;Brokeback  Dağı&rdquo; adlı film eşcinsel iki erkeğin ilişkisini romantik ve dramatik bir uslupla  işleyerek, seyirciyi eşcinsel bir aşk (!) i&ccedil;in ağlatmayı ama&ccedil;lıyordu. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Kitabınızda &ldquo;Eşcinsellik Normalleşti, Sıra Pedofili de mi?&rdquo; diye bir başlık  var. Beni dehşete d&uuml;ş&uuml;rd&uuml; biraz bahsedebilir misiniz?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Pedofili DSM&rsquo;de bir hastalık olarak tanımlanmaktadır (Hastalık tanımı bile  i&ccedil;inde zaten bir normalleştirme &ccedil;abasını taşır); eşcinselliğin bir zamanlar  hastalık olarak kabul edildiği gibi.&nbsp; İleride pedofilinin de cinsel bir tercih  olarak kabul edildiğini &ouml;ğrenirsek şaşırmamalıyız. Hatta istenildiği takdirde  bir genetik&ccedil;i de &ldquo;pedofili geni&rdquo; bulacak ve pedofilinin cinsel bir y&ouml;nelim  olduğu iddia edilecektir. Ondan sonrası kolaydır; Sempozyumlar d&uuml;zenlenir,  filmler yapılır, dernekler kurulur. Pedofiliye karşı &ccedil;ıkanlar ise bilimsel (!)  sonu&ccedil;lara dayanılarak cinsel ayrımcılık yapmakla su&ccedil;lanır. Etiket bile hazırdır:  &ldquo;Pedofobi&rdquo; <br />
Ben kitabı yayınevine g&ouml;nderdikten sonra peşpeşe iki haber yer aldı basında.  Birisi Pedofililerin beyinlerinin farklı &ccedil;alıştığı, erotik materyale daha az  tepki verdiği y&ouml;n&uuml;ndeydi. Bu haberi g&ouml;r&uuml;nce yayınevine bu haberi g&ouml;nderdim,  kitapta yer aldı. İkinci habere ise kitap yayınlandıktan sonra rastladım. Bu  haberde, Hollanda&rsquo;da bir pedofili partisi (PNVD) kurulduğu ve bu partinin  mahkeme kararıyla yasallaştığı bildiriliyordu.&nbsp; PNVD 12-16 yaş arası &ccedil;ocuk  pornografisinin ve hayvanlarla ilişkinin legalleşmesini savunuyor. Parti, &ccedil;ocuk  pornosu bulundurmanın ve televizyondan yayınının serbest bırakılmasını istiyor. <br />
Daha &ouml;ncede belirttiğim gibi psikoloji bunları &ouml;zellikle haz merkezlilik ve  birey merkezlilik paradigmalarıyla uyumlu olarak &uuml;retmektedir. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Modern psikiloji nasıl bir insan hedefliyor?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <br />
Şunu belirtmeliyim ki bana g&ouml;re psikolojinin kendine ait bir insan modeli  yoktur; psikoloji biliminin temel paradigmalarını oluşturan modernizm  ideolojisinin bir insan modeli vardır. Ki o da sek&uuml;ler bir insan modelidir. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> BATILI PSİKOLOJİNİN YARDIM ETME AMA&Ccedil;LI OLDUĞUNU S&Ouml;YL&Uuml;YOR İSLAMCILAR DA İNANIYOR</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> 28 şubattan sonra muhafazakar &ccedil;evrelerde psikolojiye m&uuml;thiş&nbsp; bir y&ouml;nelme oldu.  Belediyelerde en &ccedil;ok psikologlar-psikiyatristler rağbet g&ouml;rd&uuml;. Herkes birbirini  bu normal bu anormal olarak tanimladi/ sizce neden?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Aslında bu ilginin farklı y&ouml;nlerden et&uuml;d edilmesi gerekir. Şunu s&ouml;yleyeyim:  Batılı bir bilim olarak modern psikolojinin insana yardım etmeyi ama&ccedil;ladığını  iddia etmesi şaşırtıcıdır. Ancak daha şaşırtıcı olan bu iddianın bizim  tarafımızdan ciddiye alınmasıdır. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Ben tabii ki bu ilginin kendiliğinden oluşmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Ancak son 15-20  yıldır T&uuml;rkiye&rsquo;deki M&uuml;sl&uuml;man kesimin yaşadığı sosyal s&uuml;re&ccedil;lerden bağımsız bir  şey değil bu. Kendi değerlerine, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne, geleneğine, kendi kavram ve d&uuml;nyayı  algılama bi&ccedil;imine duyulan g&uuml;venin kırılmasının bunda &ouml;nemli bir payı var diye  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. D&uuml;nyayı değiştirmek i&ccedil;in yola &ccedil;ıkan kişiler kendi evlerini bile  değiştiremediklerini g&ouml;rd&uuml;klerinde bir hayal kırıklığı yaşadılar. Hayal  kırıklığı pişmanlıkla birlikte bir &ouml;fkeyi de i&ccedil;inde taşır. &Ouml;fkeyle yoğrulan bir  pişmanlık maksadı aşan sorgulamaları beraberinde getiriyor ve kişi dış etkilere  daha a&ccedil;ık hale geliyor. Ben &ldquo;psikolojiye&rdquo; b&ouml;yle bir durumda yakalandığımızı  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> DİNDARLAR PSİKOLOJİYE HAK ETMEDİĞİ G&Uuml;VENİ KAZANDIRDILAR <br />
&nbsp;Etkilerle normali bozuluyor ve iyi bir m&uuml;şteri oluyor &ouml;yle mi?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Artık İslami kesim psikolojinin sadece m&uuml;şterisi değil. Moda tabirle sadece  hizmeti alan değil aynı zamanda hizmeti veren durumunda. Bu da psikolojiye hak  etmediği bir g&uuml;veni kazandırıyor. Bu bilimin uzmanı olmak &ccedil;eşitli avantajları da  beraberinde getiriyor. Asıl tehlike de burada başlıyor. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Hocam hi&ccedil; mi dikkatli yaklaşan uzmanımız yok?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Eleştirel bakan uzmanlar var. Ancak bunlar &ccedil;ok az sayıda. Batı&rsquo;da b&ouml;ylesi bir  muhalefet &ccedil;ok daha fazla. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar uzun yıllardır ve daha yoğun olarak bu  mağduriyeti yaşıyorlar. Bizim &uuml;lkemizde ise &ldquo;uzmanlar&rdquo; bizi daha &ccedil;ok psikoloji  ve psikiyatrinin g&uuml;venilirliğine inandırmaya &ccedil;alışıyorlar. Ancak bana g&ouml;re  ger&ccedil;ek sorun, İslami bir perspektife sahip olan psikolog ve psikiyatristlerin  kendi mesleklerine eleştirel bakmamaları, bakamamaları&hellip; Hatta bazen okuyorum ya  da dinliyorum, baş&ouml;rt&uuml;l&uuml; bir psikolog ya da İslami kesime hitap eden bir  psikiyatrist bizim insanımıza var g&uuml;c&uuml;yle psikololoji ve psikiyatriyi propaganda  ediyor. Batılı psikologlar bile artık bunları b&ouml;yle rahat yapamıyorlar&hellip;&nbsp; Tabii  mesleğini eleştirel bir duyarlılıkla icra eden ve mevcut psikiyatrik  uygulamaların en azından bazılarını i&ccedil;ine sindiremeyen psikiyatrist ya da  psikologlar da var. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<strong>Ne sakıncası var ki!!!!</strong> <br />
</span></font><font face="Verdana" size="2">   <img width="125" height="179" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/11231.jpg" /></font><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">Yani  şimdi televizyonda bir psikoloğumuz &ccedil;ıkıp bize DSM&rsquo;den ezberlediği hastalıkları  anlatıyor. Hi&ccedil; ş&uuml;phe duymuyor. Hi&ccedil; rahatsızlık hissetmiyor. Bu ger&ccedil;ekten &uuml;z&uuml;c&uuml;  bir şey.&nbsp; Bize Amerikan Psikiyatristler Birliği&rsquo;nin &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; insan modelini  anlatıyor. Evet, batı bize belki şu makinenin nasıl &ccedil;alıştığını, yapıldığını  anlatabilir. Ancak nasıl bir insan olmamız gerektiği konusunda en son  bakacağımız yerdir orası. Batı &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; insan modeliyle bug&uuml;n tam bir trajedi  yaşıyor ve yaşatıyor. Bunu bir yığın istatistiki bilgiyle kitapta aktardım. Yani  bizim insanımız psikolog/psikiyatrist unvanını alıverince bir de bakıyorsunuz ki  bize &ccedil;ocuklarımızı koşulsuz sevmemiz gerektiğini, benliğimize (nefsimize yani)  olumlu bakmamız gerektiğini falan filan anlatmaya başlıyor&hellip; </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> PSİKOLOGLAR BU SIFATLA KONUŞMA HAKKI ELDE EDİYOR! BİNDİĞİ DALI KESMEK  İSTEMİYORLAR </span></strong></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Peki ni&ccedil;in b&ouml;yle yapıyorlar?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <br />
Ben a&ccedil;ık&ccedil;ası sorumlu olduklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Psikoloji ya da psikiyatrinin  tehlikeli y&uuml;z&uuml;n&uuml; insanlara g&ouml;stermek zorundalar. Bilmemek bu noktada kabul  edilebilir bir mazeret değil. Ancak dediğim gibi bazıları psikolojinin şatafatlı  kavramlarının b&uuml;y&uuml;s&uuml;ne kapılıyor, bazıları bindiği dalı kesmek istemiyor vs. Her  şeyden &ouml;nce bu unvanla para kazanıyoruz. Buna bizim işimiz g&ouml;z&uuml;yle bakıyoruz. Bu  unvanla konuşma hakkı kazanıyoruz. Bu da kendi mesleğimize karşı hakkaniyet  &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde hareket etmemizi engelliyor diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<strong>Dışarıdan hazırlanıp sonra bize ihra&ccedil; edildiğini ima ediyor veya iddia  ediyorsunuz sanki? </strong></span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> D&uuml;nyadaki psikologların b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; ya Amerika&rsquo;da eğitim g&ouml;rm&uuml;ş ya da  Amerika&rsquo;da eğitim g&ouml;ren psikologlar tarafından yetiştirilmiştir. Yukarıda da  ifade ettiğim gibi APA psikolojide standart koyucu bir g&uuml;ce sahiptir. &Ouml;zetle  a&ccedil;ıktır ki, psikolojik bilgi neredeyse tamamen dışarıdan ithal bir bilgidir. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> ENFORMATİK BOMBARDIMANINDAN KURTULUN VE D&Uuml;Ş&Uuml;N&Uuml;N!</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Bu&nbsp; propagandalardan korunma yolu var mI?</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <br />
Y&uuml;ce kitabımız &ldquo;De ki: &#8216;Size bir tek &ouml;ğ&uuml;t veriyorum: &ldquo;Allah i&ccedil;in ikişer ikişer  ve teker teker kıyam etmeniz, sonra d&uuml;ş&uuml;nmeniz. Sizin sahibiniz (veya  arkadaşınız olan Peygamber)de hi&ccedil; bir delilik yoktur. O, yalnızca sizi, şiddetli  bir azabın &ouml;ncesinde uyarandır.&rdquo; buyuruyor. Medya, siyaset, bilim adamları  eliyle estirilen toplumsal atmosferin dışına &ccedil;ıkarak d&uuml;ş&uuml;nebilmek ve hakikati  idrak edebilmek kolay bir şey değil. Bunun i&ccedil;in Rabbimiz, teker teker ve ikili  olarak enformatik bombardımanın dışına &ccedil;ıkarak, kalkarak/kıyam ederek (benim  yorumuma g&ouml;re bunun i&ccedil;in &ouml;zel bir &ccedil;aba harcayarak, azmederek) d&uuml;ş&uuml;nmek  gerekiyor. </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> PSİKOLOJİNİN &Ouml;NG&Ouml;RD&Uuml;Ğ&Uuml; İNSAN TİPİ D&Uuml;NYAYI CEHENNEME &Ccedil;EVİRDİ</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Psikoloji bir ihtiya&ccedil;tan doğmuştur iddiaları var&hellip;</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> <br />
Psikoloji/psikiyatri bir ihtiya&ccedil;tan doğmuştur iddiası doğru; ama insanların i&ccedil;  d&uuml;nyalarından kaynaklanan ihtiya&ccedil;lardan değil, evreni sek&uuml;ler/materyalist/kapitalist  temelde d&uuml;zenlemek isteyen&nbsp; d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;n ihtiya&ccedil;larını karşılamak i&ccedil;in ortaya  &ccedil;ıkmıştır. <br />
Bunu g&ouml;rebilmek i&ccedil;in psikolojinin/psikiyatrinin modern bir disiplin haline  geldiği yıllardan sonra d&uuml;nyanın şu noktaya geldiği seyri takip etmek gerekir.  İlgin&ccedil;tir ki, psikoloji/psikiyatri bilimi ve bu bilimlerin ait olduğu d&uuml;nya  g&ouml;r&uuml;ş&uuml; kısa bir s&uuml;rede d&uuml;nyayı bir cehenneme &ccedil;evirmeyi başarmıştır.&nbsp; </span></font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="2"> <a target="_blank" href="http://www.aktuelpsikoloji.com/haber.php?haber_id=3679" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.aktuelpsikoloji.com/haber.php?haber_id=3679&amp;referer=');"> kaynak</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1568" title="1" title="15 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1691-modern-psikoloji-magduru-olmayin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir ben var bende Girmez bir türlü içeri</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1571-bir-ben-var-bende-girmez-bir-turlu-iceri.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1571-bir-ben-var-bende-girmez-bir-turlu-iceri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 17:32:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Bir ben var bende Girmez bir türlü içeri]]></category>
		<category><![CDATA[Bob Thurman]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1571</guid>
		<description><![CDATA[Bob Thurman &#8216;Bir ben var bende Girmez bir t&#252;rl&#252; i&#231;eri&#34; diyor Bob Thurman&#8217;a g&#246;re hepimiz Buda olabiliriz diyor demesine de Ya bir de Hz Muhammed SAV efendimizi tanısalar kim bilir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Verdana" size="3"><span id="altHeadline0">Bob  Thurman &#8216;</span></font><font face="Verdana">Bir ben var bende Girmez bir t&uuml;rl&uuml;  i&ccedil;eri&quot; diyor</font></p>
<p align="center"><font face="Verdana"> <img width="389" height="270" border="0" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/Bob-Thurman1.jpg" alt="" /></font></p>
<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3"><span id="altHeadline">Bob  Thurman&#8217;a g&ouml;re hepimiz Buda olabiliriz diyor demesine de Ya bir de Hz Muhammed  SAV efendimizi tanısalar kim bilir nasıl huzuru bulacaklar ama gel g&ouml;r ki kendi  dediği gibi ben ben ben demekten kurtulmalarına bağlı</span></font></h1>
<p align="center"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BobThurman_2006S-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BobThurman-2006S.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=130&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=bob_thurman_says_we_can_be_buddhas;year=2006;theme=is_there_a_god;event=TEDSalon+2006;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BobThurman_2006S-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BobThurman-2006S.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=130&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=bob_thurman_says_we_can_be_buddhas;year=2006;theme=is_there_a_god;event=TEDSalon+2006;"></embed></object> </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>
<p align="center">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="481" title="1" title="15 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1571-bir-ben-var-bende-girmez-bir-turlu-iceri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beynimiz Nasıl Hayal üretiyor ve kesilmiş bir kolun Acısını nasıl hissediyor?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3374-beynimiz-nasil-hayal-uretiyor-ve-kesilmis-bir-kolun-acisini-nasil-hissediyor-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3374-beynimiz-nasil-hayal-uretiyor-ve-kesilmis-bir-kolun-acisini-nasil-hissediyor-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 17:07:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Beynimiz Nasıl Hayal üretiyor ve kesilmiş bir kolun Acısını nasıl hissediyor?]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>
		<category><![CDATA[Vilayanur Ramachandran]]></category>
		<category><![CDATA[Vilayanur Ramachandran'dan zihnimiz üzerine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1568</guid>
		<description><![CDATA[Beynimiz Nasıl Hayal &#252;retiyor ve kesilmiş bir kolun Acısını nasıl hissediyor? Vilayanur Ramachandran&#8217;dan zihnimiz &#252;zerine Alt yazıyı T&#252;rk&#231;e izlemek i&#231;in Wiev Subtitles yazılı yere tıklayarak &#34;turkish&#34; b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; se&#231;erek T&#252;rk&#231;e takip...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3">Beynimiz Nasıl Hayal &uuml;retiyor  ve kesilmiş bir kolun Acısını nasıl hissediyor?</font></h1>
<p align="center"><font face="Verdana"> <img width="450" height="284" border="0" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/Vilayanur-Ramachandran1.jpg" alt="" /></font></p>
<h1 align="center"><span id="altHeadline"><font face="Verdana" size="3"> Vilayanur Ramachandran&#8217;dan zihnimiz &uuml;zerine</font></span></h1>
<p align="center"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/VilayanurRamachandran_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/VilayanurRamachandran-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=184&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=vilayanur_ramachandran_on_your_mind;year=2007;theme=medicine_without_borders;theme=how_the_mind_works;event=TED2007;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/VilayanurRamachandran_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/VilayanurRamachandran-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=184&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=vilayanur_ramachandran_on_your_mind;year=2007;theme=medicine_without_borders;theme=how_the_mind_works;event=TED2007;"></embed></object> </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>
<p align="center">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="540" title="1" title="28 January 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3374-beynimiz-nasil-hayal-uretiyor-ve-kesilmis-bir-kolun-acisini-nasil-hissediyor-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beynimiz Nasıl Hayal üretiyor ve kesilmiş bir kolun Acısını nasıl hissediyor?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1568-beynimiz-nasil-hayal-uretiyor-ve-kesilmis-bir-kolun-acisini-nasil-hissediyor.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1568-beynimiz-nasil-hayal-uretiyor-ve-kesilmis-bir-kolun-acisini-nasil-hissediyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 17:07:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Beynimiz Nasıl Hayal üretiyor ve kesilmiş bir kolun Acısını nasıl hissediyor?]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>
		<category><![CDATA[Vilayanur Ramachandran]]></category>
		<category><![CDATA[Vilayanur Ramachandran'dan zihnimiz üzerine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1568</guid>
		<description><![CDATA[Beynimiz Nasıl Hayal &#252;retiyor ve kesilmiş bir kolun Acısını nasıl hissediyor? Vilayanur Ramachandran&#8217;dan zihnimiz &#252;zerine Alt yazıyı T&#252;rk&#231;e izlemek i&#231;in Wiev Subtitles yazılı yere tıklayarak &#34;turkish&#34; b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; se&#231;erek T&#252;rk&#231;e takip...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3">Beynimiz Nasıl Hayal &uuml;retiyor  ve kesilmiş bir kolun Acısını nasıl hissediyor?</font></h1>
<p align="center"><font face="Verdana"> <img width="450" height="284" border="0" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/Vilayanur-Ramachandran1.jpg" alt="" /></font></p>
<h1 align="center"><span id="altHeadline"><font face="Verdana" size="3"> Vilayanur Ramachandran&#8217;dan zihnimiz &uuml;zerine</font></span></h1>
<p align="center"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/VilayanurRamachandran_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/VilayanurRamachandran-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=184&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=vilayanur_ramachandran_on_your_mind;year=2007;theme=medicine_without_borders;theme=how_the_mind_works;event=TED2007;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/VilayanurRamachandran_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/VilayanurRamachandran-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=184&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=vilayanur_ramachandran_on_your_mind;year=2007;theme=medicine_without_borders;theme=how_the_mind_works;event=TED2007;"></embed></object> </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>
<p align="center">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="546" title="2" title="09 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1568-beynimiz-nasil-hayal-uretiyor-ve-kesilmis-bir-kolun-acisini-nasil-hissediyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyin tek taraflı iflas ederse Allah&#8217;ı nasıl bulur?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1564-beyin-tek-tarafli-iflas-ederse-allahi-nasil-bulur.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1564-beyin-tek-tarafli-iflas-ederse-allahi-nasil-bulur.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 17:03:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin tek taraflı iflas ederse Allah'ı nasıl bulur?]]></category>
		<category><![CDATA[Jill Bolte Taylor]]></category>
		<category><![CDATA[Jill Bolte Taylor'a inen müthiş iç görü darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1564</guid>
		<description><![CDATA[Beyin tek taraflı iflas ederse Allah&#8217;ı nasıl bulur? Jill Bolte Taylor&#8217;a inen m&#252;thiş i&#231; g&#246;r&#252; darbesi Alt yazıyı T&#252;rk&#231;e izlemek i&#231;in Wiev Subtitles yazılı yere tıklayarak &#34;turkish&#34; b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; se&#231;erek T&#252;rk&#231;e...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3">Beyin tek taraflı iflas ederse  Allah&#8217;ı nasıl bulur?</font></h1>
<p align="center"><img width="450" height="251" border="0" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/Jill-Bolte-Taylor1.jpg" alt="" /></p>
<h1 align="center"><span id="altHeadline"><font face="Verdana" size="3">Jill  Bolte Taylor&#8217;a inen m&uuml;thiş i&ccedil; g&ouml;r&uuml; darbesi</font></span></h1>
<p align="center"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/JillBolteTaylor_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/JillBolteTaylor-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=229&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=jill_bolte_taylor_s_powerful_stroke_of_insight;year=2008;theme=top_10_tedtalks;theme=medicine_without_borders;theme=master_storytellers;theme=how_the_mind_works;event=TED2008;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/JillBolteTaylor_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/JillBolteTaylor-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=229&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=jill_bolte_taylor_s_powerful_stroke_of_insight;year=2008;theme=top_10_tedtalks;theme=medicine_without_borders;theme=master_storytellers;theme=how_the_mind_works;event=TED2008;"></embed></object> </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>
<p align="center">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="547" title="2" title="13 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1564-beyin-tek-tarafli-iflas-ederse-allahi-nasil-bulur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;nın korkulu rüyası Sputnik</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1561-amerikanin-korkulu-ruyasi-sputnik.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1561-amerikanin-korkulu-ruyasi-sputnik.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 16:57:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'nın korkulu rüyası Sputnik]]></category>
		<category><![CDATA[David Hoffman]]></category>
		<category><![CDATA[David Hoffman Sputnik çılgınlığını sizinle paylaşıyor]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1561</guid>
		<description><![CDATA[Amerika&#8217;nın korkulu r&#252;yası Sputnik David Hoffman Sputnik &#231;ılgınlığını sizinle paylaşıyor Alt yazıyı T&#252;rk&#231;e izlemek i&#231;in Wiev Subtitles yazılı yere tıklayarak &#34;turkish&#34; b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; se&#231;erek T&#252;rk&#231;e takip edebilirsiniz &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><font face="Verdana"></font><font size="3">Amerika&#8217;nın korkulu  r&uuml;yası </font><span id="altHeadline0"><font size="3">Sputnik</font></span></h1>
<h1 align="center"><font face="Verdana"><span id="altHeadline0"><font size="3"><img src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/Sputnik1.jpg" alt="" /></font></span></font></h1>
<h1 align="center"><span id="altHeadline"><font face="Verdana" size="3">David  Hoffman Sputnik &ccedil;ılgınlığını sizinle paylaşıyor</font></span></h1>
<p align="center"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/DavidHoffman_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DavidHoffman-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=239&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=david_hoffman_shares_his_sputnik_mania;year=2007;theme=peering_into_space;theme=tales_of_invention;theme=master_storytellers;theme=technology_history_and_destiny;event=TED2007;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/DavidHoffman_2007-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DavidHoffman-2007.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=239&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=david_hoffman_shares_his_sputnik_mania;year=2007;theme=peering_into_space;theme=tales_of_invention;theme=master_storytellers;theme=technology_history_and_destiny;event=TED2007;"></embed></object> </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>
<p align="center">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="478" title="1" title="10 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1561-amerikanin-korkulu-ruyasi-sputnik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Stephen Hawking kainat hakkında büyük sorular soruyor</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1558-stephen-hawking.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1558-stephen-hawking.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 16:50:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Hawking]]></category>
		<category><![CDATA[Stephen Hawking kainat hakkında büyük sorular soruyor]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1558</guid>
		<description><![CDATA[Stephen Hawking kainat hakkında b&#252;y&#252;k sorular soruyor Alt yazıyı T&#252;rk&#231;e izlemek i&#231;in Wiev Subtitles yazılı yere tıklayarak &#34;turkish&#34; b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; se&#231;erek T&#252;rk&#231;e takip edebilirsiniz &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3"><span id="altHeadline">Stephen  Hawking kainat hakkında b&uuml;y&uuml;k sorular soruyor</span></font></h1>
<h1 align="center"><font face="Verdana" size="3"><span id="altHeadline"><img src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/Stephen-Hawking1.jpg" alt="" /></span></font></h1>
<p align="center"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/StephenHawking_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/StephenHawking-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=242&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=stephen_hawking_asks_big_questions_about_the_universe;year=2008;theme=how_the_mind_works;theme=to_boldly_go;theme=peering_into_space;event=TED2008;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/StephenHawking_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/StephenHawking-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=242&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=stephen_hawking_asks_big_questions_about_the_universe;year=2008;theme=how_the_mind_works;theme=to_boldly_go;theme=peering_into_space;event=TED2008;"></embed></object> </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="685" title="1" title="10 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1558-stephen-hawking.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genleriniz alınyazınız değil</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1549-genleriniz-alinyaziniz-degil.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1549-genleriniz-alinyaziniz-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 16:40:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Dean Ornish]]></category>
		<category><![CDATA[genleriniz alınyazınız değil]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1549</guid>
		<description><![CDATA[Dean Ornish genleriniz alınyazınız değil diyor Alt yazıyı T&#252;rk&#231;e izlemek i&#231;in Wiev Subtitles yazılı yere tıklayarak &#34;turkish&#34; b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; se&#231;erek T&#252;rk&#231;e takip edebilirsiniz &#160;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><span id="altHeadline"><font face="Verdana" size="3">Dean  Ornish genleriniz alınyazınız değil diyor</font></span></h1>
<h1 align="center"><span id="altHeadline"><font face="Verdana" size="3"><img width="450" height="286" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/deanornish1.jpg" alt="" /></font></span></h1>
<p align="center"><font face="Verdana"><object width="446" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/DeanOrnish_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DeanOrnish-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=252&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=dean_ornish_says_your_genes_are_not_your_fate;year=2008;theme=might_you_live_a_great_deal_longer;theme=medicine_without_borders;event=TED2008;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="446" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/DeanOrnish_2008-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/DeanOrnish-2008.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=432&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=252&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=dean_ornish_says_your_genes_are_not_your_fate;year=2008;theme=might_you_live_a_great_deal_longer;theme=medicine_without_borders;event=TED2008;"></embed></object> </font></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="503" title="1" title="18 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1549-genleriniz-alinyaziniz-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Papazın 1998 de İnsanlık Çağrısı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1541-billy-grahamin-teknoloji-din-ve-aci-cekme-uzerine-konusmasi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1541-billy-grahamin-teknoloji-din-ve-aci-cekme-uzerine-konusmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 16:17:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsani Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Billy Graham]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Papazın 1998 de İnsanlık Çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Papazın İnsanlık Çağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[Nevrotik Lawrens Papazları]]></category>
		<category><![CDATA[TED]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1541</guid>
		<description><![CDATA[Bir Papazın İnsanlık &#199;ağrısı &#160; Billy Graham&#8217;ın teknoloji, din ve acı &#231;ekme &#252;zerine konuşması &#160; Alt yazıyı T&#252;rk&#231;e izlemek i&#231;in Wiev Subtitles yazılı yere tıklayarak &#34;turkish&#34; b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; se&#231;erek T&#252;rk&#231;e takip...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<meta content="tr" http-equiv="Content-Language">  </meta>
</p>
<h1 align="center"><font size="3">Bir Papazın İnsanlık &Ccedil;ağrısı</font></h1>
<h1 align="center"><img alt="" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/billygraham1.jpg" /></h1>
<h1 align="center">&nbsp;</h1>
<h1 align="center"><span id="altHeadline"><font size="3">Billy Graham&#8217;ın  teknoloji, din ve acı &ccedil;ekme &uuml;zerine konuşması</font></span></h1>
<p align="center">&nbsp;</p>
<p align="center"><object width="400" height="326"><param name="movie" value="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf"></param><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="wmode" value="transparent"></param><param name="bgColor" value="#ffffff"></param><param name="flashvars" value="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BillyGraham_1998-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BillyGraham-1998.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=320&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=308&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=billy_graham_on_technology_faith_and_suffering;year=1998;theme=technology_history_and_destiny;theme=is_there_a_god;theme=what_s_next_in_tech;theme=bold_predictions_stern_warnings;event=TED1998;&#038;preAdTag=tconf.ted/embed;tile=1;sz=512x288;" /><embed src="http://video.ted.com/assets/player/swf/EmbedPlayer.swf" pluginspace="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" bgColor="#ffffff" width="400" height="326" allowFullScreen="true" flashvars="vu=http://video.ted.com/talks/dynamic/BillyGraham_1998-medium.flv&#038;su=http://images.ted.com/images/ted/tedindex/embed-posters/BillyGraham-1998.embed_thumbnail.jpg&#038;vw=320&#038;vh=240&#038;ap=0&#038;ti=308&#038;introDuration=16500&#038;adDuration=4000&#038;postAdDuration=2000&#038;adKeys=talk=billy_graham_on_technology_faith_and_suffering;year=1998;theme=technology_history_and_destiny;theme=is_there_a_god;theme=what_s_next_in_tech;theme=bold_predictions_stern_warnings;event=TED1998;"></embed></object></p>
<p align="center"><font face="Verdana">Alt yazıyı T&uuml;rk&ccedil;e izlemek i&ccedil;in </font><font color="#ff0000">Wiev Subtitles</font> yazılı yere tıklayarak &quot;turkish&quot;  b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; se&ccedil;erek T&uuml;rk&ccedil;e takip edebilirsiniz</p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="679" title="1" title="11 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1541-billy-grahamin-teknoloji-din-ve-aci-cekme-uzerine-konusmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim Hizmetkarını Muvaffak edecek 40 değişmez nitelik</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1526-insani-gelisim-hizmetkarini-muvaffak-edecek-40-degismez-nitelik.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1526-insani-gelisim-hizmetkarini-muvaffak-edecek-40-degismez-nitelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 18:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Başka Nerelerde Olacak]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişim Hizmetkârları]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Marka ve Logomuz]]></category>
		<category><![CDATA[Misyon/Hedef/Amaç]]></category>
		<category><![CDATA[Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Neden Kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim Kurulumuz]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Ele]]></category>
		<category><![CDATA[Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Hizmetkarını Muvaffak edecek 40 değişmez nitelik]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Kendi]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Çözüm Olacağız]]></category>
		<category><![CDATA[Niçin Ortaya çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[Risk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1526</guid>
		<description><![CDATA[İnsani Gelişim Hizmetkârını başarılarında Muvaffak edecek 40 değişmez nitelik İnsani Gelişim Hizmetkârlarının aşağıda sıralanan özellikleri her toplumda, her ülkede geçerli, açık, anlaşılabilir ve yalındır. Bu nitelikleri taşıyan İnsani Gelişim Hizmetkârları...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>İnsani Gelişim Hizmetkârını  başarılarında Muvaffak edecek 40 değişmez nitelik</strong><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/SEMAZEN.jpg" border="0" alt="" width="150" height="148" align="right" /></span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani  Gelişim Hizmetkârlarının aşağıda sıralanan özellikleri her toplumda, her ülkede  geçerli, açık, anlaşılabilir ve yalındır. Bu nitelikleri taşıyan İnsani Gelişim  Hizmetkârları kendi yol haritalarını kendileri hazırlarlar.</span></span></p>
<p style="line-height: 200%;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>1.</strong> Dürüstlük, dünyanın her yerinde bir İnsani Gelişim Hizmetkarının en önemli ve  vazgeçilmez sermayesidir.<br />
 <strong>2.</strong> Yalnızca, risk almasını bilebilen bir İnsani Gelişim Hizmetkarı, ilerleyebilir.<br />
 <strong>3.</strong> Yenilik peşinde koşabilen bir İnsani Gelişim Hizmetkarı, en büyük  zenginlik kaynağı olan verimliliği arttırabilir.<strong><img src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/ilkeler11.jpg" alt="" width="150" height="188" align="right" /></strong><br />
 <strong>4.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkarı ordu gibi değil, orkestra gibi  örgütlenmesini bilmeli ve ekip çalışmasına yatkın olmalıdır.<br />
 <strong>5.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkarı sorunları ele alırken, kayaya değil, suya  benzemeli, su gibi uyumlu, sabırlı, sinerji ve hayat kaynağı olmalıdır.<br />
 <strong>6. </strong>İnsani Gelişim Hizmetkarı güzellikte sınır olmadığını bilmeli ve  yaptığı her işi güzel yapmalıdır.&#8221;Her ne iş yaparsa yapsın her işte yapacağı tek  hakikati şudur eğriyi doğrunun altına koyar günü geldiğinde doğrulur(kemal  koçak) &#8221; prensibine sıkı sıkıya bağlıdır.<br />
 <strong>7. </strong>İnsani Gelişim Hizmetkarı zamana egemen olmazsa, zaman ona egemen  olur. O zamanın çırağı değil, ustası olmalıdır. İnsani Gelişim Hizmetkarı &#8220;Ne  geçmişle kahrolur ne gelecekten kaygılanır An&#8217;ı yaşar nefes alır yaşadığımı  anlarım(kemal koçak)&#8221; diyebilendir.<br />
 <strong>8. </strong>Savurgan İnsani Gelişim Hizmetkarı savurganlığın kaynağı olur.Bereketi  dilemeyen İnsani Gelişim Hizmetkarı israfta kaybolacağını çok iyi bilir.<br />
 <strong>9.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkarının dünyasında ümitsizliğe kesinlikle yer  yoktur. Ümitsizliğin olduğu yerde üretim olmaz.İnsani Gelişim Hizmetkarı  ümitsizlerin ümidi olmasını bilir.<img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/ilkeli_olmak5.jpg" border="0" alt="" width="150" height="193" align="right" /><br />
 <strong>10.</strong> Adalet odaklı olan bir İnsani Gelişim Hizmetkarının çalışması, adil  yönetimin örneği olur.<br />
 <strong>11.</strong> Paylaşmasını bilmeyen İnsani Gelişim Hizmetkarının kaynakları  paylaşmasını bilenler tarafından paylaşılır.<br />
 <strong>12.</strong> Öğrenebilmesini öğrenen İnsani Gelişim Hizmetkârı dünya  standartlarında üretmesini de başarır.<br />
 <strong>13.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı inceliklerin ayrıntıda olduğunu bilir.  Ancak ayrıntıda boğulmaz.<br />
 <strong>14.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı birlikte çalıştığı kimsenin inancını  küçümsemediği gibi, kimseyi inancını değiştirmeye zorlamaz.<br />
 <strong>15.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı çalışma hayatında birbirine yabancı  insanları arkadaşa, arkadaşları kardeşe dönüştürmeyi başarandır.<br />
 <strong>16.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı gelen günü, geçen günden daha üretken  kılmasını bilendir.<br />
 <strong>17.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı yerin altında da olsa, mezarı güzel  yapmaktan geri durmayandır.<br />
 <strong>18.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı çekirdekte meyveyi, meyvede da ağacı  görebilendir.<img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/nasrettinhoca.png" border="0" alt="" width="150" height="189" align="right" /><br />
 <strong>19.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı olduğu gibi görünecek ve göründüğü gibi de  olacak kadar şeffaf olandır.<br />
 <strong>20.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı hayatın uyum ve düzenindeki şiirin  coşkusunu yaptığı işe yansıtabilendir.<br />
 <strong>21.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı sevdiklerini paylaşmasını öğrenendir. O  kendisi için istediğini başkası için de isteyebilendir.<br />
 <strong>22.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı çöküşte yükselişi görebilendir.<br />
 <strong>23.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı özgürlüğün olmadığı yerde, özgünlüğün  olmayacağını bilir.<br />
 <strong>24.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı misyonu olmayanın vizyonu olmayacağının  bilincindedir.<br />
 <strong>25.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı dünyadaki gelişmelere ayak uydurmada  sorumluluğu başkalarına yüklemez.<br />
 <strong>26.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkarı inisiyatif kullanmadan hiçbir zaman  kaçınmaz.<img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/misyon.bmp" border="0" alt="" width="150" height="107" align="right" /><br />
 <strong>27.</strong> Evrensel etik ve hukuk ilkelerine bağlılıkta İnsani Gelişim  Hizmetkârı en ön saftadır. İnsani Gelişim Hizmetkârının en büyük düşmanı  ilkesizliktir.<br />
 <strong>28.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı kültür ve ekonomiyi bir paranın iki yüzü  gibi birbirinden ayırmaz.<br />
 <strong>29.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı çözüm üretmeyenin sorun ürettiğini unutmaz.  İnsani Gelişim Hizmetkarı Sorunları çözmeyenin kendisi çözülecek bir sorun  haline geleceğini bilendir.<br />
 <strong>30.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı değişmeden değiştiremeyeceğini görür.<img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/lorenz2.jpg" border="0" alt="" width="150" height="107" align="right" /><br />
 <strong>31. </strong>İnsani Gelişim Hizmetkârı zorlaştırmanın değil, kolaylaştırmanın  öncüsüdür.Korkutmanın değil sevdirmenin izcisidir.<br />
 <strong>32.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârı denizi arayan nehir gibi, kıvrılarak da  olsa amacına uygu akmasını bilir.<br />
 <strong>33.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkârının başarıya ve muvaffakiyete götüren tek  bir yol haritası yoktur. İnsani Gelişim Hizmetkârı gelen günü, geçen günden daha  üretken kılmasını bilendir. <br />
 <strong>34. </strong>İki gününü eşit geçiren birey İnsani Gelişim Hizmetkarından  değildir&#8230;<img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/maskeler.jpg" border="0" alt="" width="150" height="118" align="right" /><br />
 <strong>35.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkarı Bilimi dar çerçeveden takip edenler ile  Dini ilimsiz çerçeveden takip edenlere yani kısaca Dar-Din&#8217;cilikten de  Darwin&#8217;cilikten de uzak durmasını bilir.<br />
 <strong>36.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkarı &#8220;bana dokunmayan yılan&#8230;&#8221; bir başkasına  dokunmadan kafası koparılmalıdır azminden kaçmaz.<br />
 <strong>37.</strong> İnsani Gelişim Hizmetkarının Psikolojisi Bozulmaz Sevgipolojisi  kaybolmaz.<br />
 <strong>38. </strong>İnsani Gelişim Hizmetkarı At olamayacak tayın gidip eşşeklerle  otlayacağını bilir.<br />
 <strong>39. </strong>İnsani Gelişim Hizmetkarı &#8220;Kimi at vardır yularla tanıştığı gün ya  koşacaktır ya taşıyacaktır. kimi insanda vardır kendisiyle barıştığı gün ya<img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/01/etik_komisyonu-copy.jpg" border="0" alt="" width="150" height="146" align="right" /> coşacaktır yada taşacaktır.(kemal koçak)&#8221; Metaforunun bilincindedir.<br />
 <strong>40. </strong>İnsani Gelişim Hizmetkarı <strong><em>Aklın yürekle buluştuğu Nokta da  İsyani değil insafi gelişmeli İNSAN Faydalıya mecburi tek yönde Yaşadığı zamanın  Nakış&#8217;ını Bırakacağı issse değil izzze işlemeli İNSAN</em></strong> sloganından  ayrılmadan <strong><em>Gelişime aday olacaksa eğer insan Kişisel Gelişimi Çelişim  olamaz Onurlu olacaksa Birey, Kişisel değil İnsani Gelişen kalamaz</em></strong>,  ilkesinden kopamaz.</span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="63156" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1526-insani-gelisim-hizmetkarini-muvaffak-edecek-40-degismez-nitelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ASRIN GEREĞİ GİBİ DÜŞÜNMEK</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1517-asrin-geregi-gibi-dusunmek.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1517-asrin-geregi-gibi-dusunmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 17:20:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ASRIN GEREĞİ GİBİ DÜŞÜNMEK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1517</guid>
		<description><![CDATA[ASRIN GEREĞİ GİBİ D&#220;Ş&#220;NMEK Hz. Ali&#8217;nin buyurduğu gibi(&#199;ocuklarınızı kendi yaşayacakları zamana g&#246;re yetiştiriniz)&#8230; Bizde bu zaman diliminde yaşadığımız i&#231;in, bu zamanın şartlarına bu zamanın bilimsel gelişmelerine uygun olarak kendimizi yetiştirmeliyiz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><strong><font face="Verdana"> <img width="100" height="105" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" />ASRIN  GEREĞİ GİBİ D&Uuml;Ş&Uuml;NMEK</font></strong><font face="Verdana"><img width="138" height="169" border="0" align="right" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/aglayan_bebek_41.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Hz. Ali&rsquo;nin  buyurduğu gibi(&Ccedil;ocuklarınızı kendi yaşayacakları zamana g&ouml;re yetiştiriniz)&hellip;<br />
Bizde bu zaman diliminde yaşadığımız i&ccedil;in, bu zamanın şartlarına bu zamanın  bilimsel gelişmelerine uygun olarak kendimizi yetiştirmeliyiz ki. &Ccedil;ocuklarımızı,  bizden sonraki zaman dilimine hazırlayabilmeliyiz. Ayrıca Allah (c.c.),bizi bu  zaman diliminde yarattı ise bizde bu zaman diliminin, ilmi ve fenni gelişmeleri  ışığında mukaddes kitabımız Kur&rsquo;an-ı Kerim&rsquo;i ve k&acirc;inat kitabını okumalı ve bu  zamanın m&uuml;spet anlayışı i&ccedil;erisinde anlamaya &ccedil;alışmalıyız.</font></p>
<div align="center"><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-admin/admin-ajax.php?action=imgedit-preview&amp;_ajax_nonce=9117bf01e6&amp;postid=1513&amp;rand=51106" alt="" /></div>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Kuran&rsquo;ı Kerim,  b&uuml;t&uuml;n zamanların h&acirc;kimi olan Allah(c.c.) tarafından g&ouml;nderildiği i&ccedil;in zaman &uuml;st&uuml;  bir kitaptır. B&uuml;t&uuml;n zamanlara hitap ve h&uuml;kmeder. Her zamana o zamanın, o asrın  anlayışı i&ccedil;erisinde konuşur, deliller sunar ve ikaz eder. Zaman, Kuran-ı tefsir  eder s&ouml;z&uuml; kısaca bunu anlatmaktadır.<br />
Maalesef bazı M&uuml;sl&uuml;man kardeşlerimiz, Kuran&rsquo;ın lafzına takılıp, manasına inmeyi  ikinci plana attıkları i&ccedil;in onu anlayamamış, taklidi bir iman seviyesinden,  şuurlu ve yaptıklarının idraki i&ccedil;erisinde olan bir m&uuml;sl&uuml;manın iman seviyesine  erememişlerdir.<br />
Elbette ki, samimiyet ve ihl&acirc;s kulluğun ana gayelerinden biridir. Ancak! D&uuml;nya,  hikmet yeri olduğundan perdeleri aralayıp, ibadetlerimize, ilahi emir ve  yasaklara, olaylara hikmet penceresinden bakmakta samimiyetimizi ve ihlasımızı  per&ccedil;inleştirir,tahkiki iman sahiplerinden kılar.İman derecemiz İLMEL YAKİN  mertebesine &ccedil;ıkmış olur ki..</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Şehadetimiz o  zaman ş&uuml;phesiz ve ger&ccedil;ek&ccedil;i olur.<br />
Bir şeyi bilmek, onu g&ouml;rmektir. İlim bilmektir, bilmek g&ouml;rmektir, g&ouml;rmek şahit  olmaktır. Şahit olmakta şahitliği yani şehadeti gerektirir. İşte bu noktada  herkes g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; kadar Allah ve Resul&uuml;n&uuml; tanıyacak, Kuran&rsquo;ı ve S&uuml;nneti anlayacak,  bu doğrultuda yaşayarak kendi zaman diliminin şahitleri arasında yerini  alacaktır.<br />
<img width="400" height="267" border="0" align="middle" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/allah_1011.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">Ben,  Kuran&rsquo;ı, Allah rızası i&ccedil;in okuyorum bana tefsiri lazım değil demek, okuduğu  Kuran&rsquo;ı anlamadığının, anlamadığından dolayı da amel edemediğini g&ouml;steriyorsa,  Kıldığı namazın birer tefsiri olan hikmetlerini &ouml;ğrenmemek ayni şeydir. Bir  m&uuml;sl&uuml;manın, ibadetlerini, Allah Rızası i&ccedil;in yapması, o ibadetlerin hikmetlerini  &ouml;ğrenmesine bir engel değil bilakis y&ouml;nlendirici olmalıdır. Tefekk&uuml;r&uuml;n, nafile  ibadetlerden &uuml;st&uuml;n tutulmasının sebebi hikmetlerin d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;p Allah&rsquo;ın kudretini  g&ouml;rmek değil mi?<br />
Kuran&rsquo;ın bir&ccedil;ok yerinde kişiler d&uuml;ş&uuml;nmeye, akletmeye, anlamaya &ccedil;ağırılmıyorlar  mı?<br />
Hatta Rabbimiz, semaya g&ouml;zlerimizi kaldırıp tekrar, tekrar bakmamızı ve  d&uuml;ş&uuml;nmemizi emretmiyor mu? Hi&ccedil; bilenle,bilmeyen bir olur mu diye ikaz etmiyor  mu?<br />
İşte bizde g&uuml;n&uuml;m&uuml;z ilminin ve fendeki gelişmelerin ışığında, d&uuml;ş&uuml;nmeli ve  tefekk&uuml;r Etmeliyiz. Tefekk&uuml;r g&ouml;z&uuml;m&uuml;zle, ilim g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zle her biri birer tefsir  olan hikmetleri seyretmeliyiz ve seyrettirmeliyiz.<br />
Unutmayalım ki. İnsan ve k&acirc;inat bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n par&ccedil;alarıdır. İnsanı, k&acirc;inattan,  k&acirc;inatı da insandan ayrı olarak ele alamıyorsak, Kuran&rsquo;ı da sadece bir ibadet  kitabı olarak g&ouml;remeyiz.<br />
Bir b&uuml;t&uuml;n olarak ele almalı, hikmet ve kudret y&ouml;n&uuml;yle anlamalı, d&uuml;nya ve ahiret  eksenli yaşamalı, kendi zamanımızın birer şahitleri olarak bu sırat k&ouml;pr&uuml;s&uuml;nde  yerimizi almalıyız.<br />
İLMEL YAKİN-AYNEL YAKİN, İNŞAALLAH HAKKEL YAKİN<br />
Unutmayalım ki, zahir perdedir, batın mertebedir, gayemiz hakikati Muhammedidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">BU yazı ilkdefa www.insanigelisim.com&nbsp; sitesinde yayınlanmaktadır&#8230;. Kul hakkı billine</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="166" title="1" title="13 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1517-asrin-geregi-gibi-dusunmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;varışa giden yarış&#8221; Her insanı ilgilendiren belgesel</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1502-varisa-giden-yaris.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1502-varisa-giden-yaris.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 22:31:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Varışa giden Yarış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1502</guid>
		<description><![CDATA[Varışa giden Yarış Yazan ve Prod&#252;ksiyon Kemal Ko&#231;ak Seslendiren Sedat &#214;zdemir yorumlarınızı eklemisiniz l&#252;tfen]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font size="3"><strong><font face="Verdana">Varışa giden Yarış</font></strong></font></p>
<p align="center"><font face="Verdana" size="3">Yazan ve Prod&uuml;ksiyon Kemal Ko&ccedil;ak Seslendiren </font><font size="3">Sedat &Ouml;zdemir</font></p>
<p align="center"><object width="480" height="325"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xae7ua&#038;related=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xae7ua&#038;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="325" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
<p align="center"><font face="Verdana" size="3">yorumlarınızı eklemisiniz l&uuml;tfen </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="624" title="1" title="19 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1502-varisa-giden-yaris.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Müslümanlar neden perişan?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1499-muslumanlar-neden-perisan.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1499-muslumanlar-neden-perisan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 22:28:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1499</guid>
		<description><![CDATA[M&#252;sl&#252;manlar neden perişan? yorumlarınızı eklemisiniz l&#252;tfen]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font face="Verdana">M&uuml;sl&uuml;manlar neden perişan?</font></strong></p>
<p align="center"><object width="480" height="365" align="middle"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xbcxwy&#038;related=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xbcxwy&#038;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="365" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
<p align="center"><font face="Verdana">yorumlarınızı eklemisiniz l&uuml;tfen </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="389" title="1" title="11 December 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1499-muslumanlar-neden-perisan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zamanın Dokusu (6)</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1470-zamanin-dokusu-6.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1470-zamanin-dokusu-6.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 21:27:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Dokusu]]></category>
		<category><![CDATA[Zamanın Dokusu (6)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1470</guid>
		<description><![CDATA[Zamanın Dokusu (6) &#8220;Tek&#226;m&#252;l suretten &#8211; manaya, somuttan &#8211; soyuta doğrudur &#231;ocuklar. &#194;lem suret, &#194;dem ise manadır. &#194;lem ceset, &#194;dem ise Ruh&#8217;tur. Sen ki, kendi mananı bulamazsan, Kuran&#8217;ı anlayamazsın ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana" size="3">         <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font><strong><font face="Verdana">Zamanın  Dokusu (6)</font></strong></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><br />
</font><font size="2">&ldquo;Tek&acirc;m&uuml;l suretten &ndash; manaya, somuttan &ndash; soyuta doğrudur &ccedil;ocuklar.  &Acirc;lem suret, &Acirc;dem ise manadır. &Acirc;lem ceset, &Acirc;dem ise Ruh&rsquo;tur. Sen ki, kendi mananı  bulamazsan, Kuran&rsquo;ı anlayamazsın ve okuyamazsın. Aynanın ardındaki SIR olmazsa,  ayna neyi g&ouml;sterir. &Acirc;lem bir ayna, &Acirc;dem ise bu aynanın SIRRI&rsquo;DIR. Manalar senden  yansıyacaktır ama senden, yine sen yansıyacaksın&hellip;&rdquo;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">* * *</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 200%;"><font face="Verdana">HAKAN: Efendim  tam olarak bir insan boyu, sağ ve sol omuz hizamızın arkasında duruyorlardı ve  sayıları her seferinde iki kişiydi.&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: &Ccedil;ocuklar; Her insanın beraberinde Cemal ve Celal sıfatları ile  yaratılmış iki melek bulunur. Cemal sıfatlı olan melek, kişinin ruhaniyeti ile  alakalı olup, onun ahiret tarafı ile olan irtibatını sağlar. İlham ettiği şeyler  ahirete d&ouml;n&uuml;k bilgilerdir.<br />
Celal sıfatlı olan melek, kişinin zahiri ile alakalıdır. İlham ettiği şeyler  Hikmet (Bilim, fen vs.) ilmidir. Kişiler birbirleri ile bir araya gelip sohbet  ettiklerinde bu melekler de bilgi alışverişinde bulunurlar. Bazen kişi  istikametten ayrılırsa Celal sıfatlı melek, o kişiyi ya bedensel olarak ya da  i&ccedil;sel bir sıkıntı ile sıkar. Ya da girdiğimiz ortamların durumuna ve beraber  olduğumuz insanların negatif durumlarına g&ouml;re bizi oralardan ve onlardan  uzaklaştırmak i&ccedil;in ayni şekilde yine sıkar.<br />
ALPER: Efendim; ben daha &ouml;nce Elmacık k&ouml;y&uuml; mevkiinde garip olay yaşamıştım.&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: Biliyorum delikanlı, Mustafa efendi anlatmıştı. Elmacık k&ouml;y&uuml;ne,  ceviz almaya giderken, k&ouml;y&uuml;n yolu &uuml;zerinde, kestirme olur diye sağ tarafa  saparak, patika bir yola girmişsin. Yol Elmacık k&ouml;y&uuml;ne değil ama başka bir k&ouml;ye  &ccedil;ıkmış. Namaz kıldığın k&ouml;y&uuml;n camisinin ne cemaati ne de imamı varmış. Koca  camide &ouml;ğlen namazını tek başıma kılmışsın. K&ouml;yde birka&ccedil; tane ihtiyar, seninle  sohbet edip, 12 bin yıllık bir medeniyetin sırlarını anlatmışlar. Daha sonra bu  k&ouml;y&uuml; aramaya gittiğinde k&ouml;y&uuml;n yerinde sadece eski bir mezarlık bulmuşsunuz.&rsquo;&rsquo;<br />
ALPER: Evet efendim, ayni dediğiniz şekilde.&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: Bunları Mustafa efendiye anlattığında, size ne s&ouml;yledi?&rsquo;&rsquo;<br />
ALPER: Bu k&ouml;yde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m insanların melek olduğunu ve Cenabı Allah&rsquo;ın saf saf  meleklerinin olduğunu s&ouml;yledi. Cemaat ehli, cihad ehli ve ilim ehli gibi değişik  mertebelerde, melekler varmış.&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: M&uuml;minler de &uuml;&ccedil; mertebe halinde bulunurlar &ccedil;ocuklar. Ya cemaat  ehlidirler, ya cihad ehlidirler veyahut ilim ehlidirler. Sizlerde &uuml;&ccedil; kişisiniz.  Biriniz Cemaat ehli, biriniz Cihad ehli ve diğeriniz İlim ehlisiniz&hellip; Neyse devam  et.&rsquo;&rsquo;<br />
ALPER: Cenabı Allah&rsquo;ın, Veli kulları bir sahrada, bir şehir kurulmasını ve  i&ccedil;inde Cenabı Allah&rsquo;a ibadet edilmesini ister ve temenni ederse, Cenabı Allah,  meleklerine emreder ve melekler, &acirc;demoğulları suretinde yere inerler ve o  sahraya bir şehir kurarlarmış. Cenabı Allah&rsquo;ın, Veli kulunun, sırf g&ouml;nl&uuml;n&uuml;n  hoşnut edilmesi i&ccedil;in kurulan bu şehir, yine o kulun isteği ya da vefatıyla eski  haline d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lerek, yokluğa karışırmış. Tarih, ayni bunun gibi birden bire  ortaya &ccedil;ıkan ve tekrar kaybolan şehirlere, bir&ccedil;ok defa şahitlik etmiştir, dedi.<br />
Yalnız, bu şehirlerin tekrar eski haline d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lmesi sırasında, orada hazır  bulunan bir kimse de, onlarla birlikte fizik &acirc;lemden kaldırılırmış. Ayni  meleklerin bir başka zaman ve mek&acirc;nda kuracağı, yine b&ouml;yle bir şehirde ortaya  &ccedil;ıkarak yaşamına devam edermiş. Eğer ben de o g&uuml;n, orada kalsaydım, Allah bilir  hangi zaman ve mek&acirc;nda kurulacak olan şehirde kendimi bulacaktım ve yaşamıma  orada devam edecektim.&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: Aynı, mağaranın sırlarını sakladığı o kavmin kralları gibi.&rsquo;&rsquo;<br />
YAHYA: Nasıl yani efendim?&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: &Ccedil;ocuklar size anlatılan o kavmin kralı da, aynı bu arkadaşınız gibi  Meleklerin kurduğu bir şehre uğramıştı. Uğradığı şehirde uzun s&uuml;re konaklayınca,  şehir ortadan kaldırılıp başka bir &acirc;lemde ve başka bir zamanda kurulunca,  kendini orada buldu.&rsquo;&rsquo;<br />
HAKAN: Efendim; Mustafa abi bu kralın, bulunduğumuz arz&rsquo;ın &Acirc;dem&rsquo;lerinden  olmadığını s&ouml;yledi.&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: Fizik v&uuml;cudu, başka bir arzın elementlerinden oluştuğu i&ccedil;in,  kendini bu d&uuml;nyada bir &ccedil;eşit karantinaya almıştı. Oralardan buraya gelince, bir  takım kabiliyetleri gelişerek, camı elmasa, metalleri altına &ccedil;evirebiliyordu ama  sa&ccedil;ının d&ouml;k&uuml;lmesi gibi ya da bilemediğimiz yan etkiler gibi sebepler y&uuml;z&uuml;nden,  yine kendini karantinaya almıştı.&rsquo;&rsquo;<br />
ALPER: Efendim; bunları ihtiyar kılığında bana anlatan melekler, kralın  parmağında, bu G&uuml;neş sisteminde olmayan elementten yapılmış bir y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n olduğunu  ve bu y&uuml;z&uuml;ğ&uuml;n &uuml;st&uuml;nde RUKKA &acirc;leminin 4 b&uuml;y&uuml;k meleğinin ismini yazdığını  s&ouml;ylemişlerdi.&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: &Ccedil;ocuklar, ben şimdi sizi bu kralın olduğu yere g&ouml;ndereceğim. Hem bu  kralın parmağındaki y&uuml;z&uuml;ğ&uuml; hem de kralın hemen &ouml;n tarafında bulunan havuzdaki  beyaz suyu, toprak bir testiye doldurup alacaksınız. Yalnız hi&ccedil;bir şekilde,  kralın yanındaki taşlaşmış olan kadının g&ouml;zlerine bakmayacaksınız. Alper  evladım; senden hurma kokusu alıyorum. Bu konuda bana s&ouml;yleyebileceğin bir şey  var mı?&rsquo;&rsquo;<br />
ALPER: Efendim; Dedemlerin anlattığına g&ouml;re, Kırklareli&rsquo;ne g&ouml;&ccedil;men olarak  gelmişler. Dedemin annesi, Bedre k&ouml;y&uuml;nde, g&ouml;&ccedil;menlerin toplu halde misafir olarak  isk&acirc;n edildiği g&uuml;nlerde vefat etmiş. Daha sonra devletin yer-yurt verip, onları  yerleştirmesiyle, hepsi başka k&ouml;ylere paylaştırılmış. Yerleşik d&uuml;zene  ge&ccedil;ilmesiyle birlikte dedemin babası, Şehitler k&ouml;y&uuml;nden, evlenmek i&ccedil;in dul bir  kadın istemeye gitmiş. Beraberinde k&ouml;y&uuml;n imamı, molla Salim efendi ve dedem  varmış.<br />
D&ouml;nerlerken, ormanın i&ccedil;inde, arabanın tekerleği kırılır. Kırılan tekerleği,  onaralım derken vakit epey ge&ccedil; olur ve geceye kalırlar. Dedem o g&uuml;nlerde dokuz  ila on yaşlarında imiş. Babası ile molla Salim Efendi, arabayla uğraşırken,  dedem az ileride, bir ağacın dibinde, sakalları g&ouml;beğine, sa&ccedil;ları beline kadar  her tarafı bembeyaz bir ihtiyar g&ouml;r&uuml;r. Babasına haber vermesiyle babası korkmaya  başlar. Fakat molla Salim Efendi;<br />
&lsquo;&rsquo;Hele dur; hayvanlar &uuml;rkmediğine g&ouml;re Rahmani olsa gerek&hellip;&rsquo;&rsquo; diyerek  sakinleştirir. Ayet el K&uuml;rsi ve hıfz ayetlerini okuyarak, aksakallı ve g&ouml;zleri  &ccedil;akmak &ccedil;akmak bakan bu ihtiyara yaklaşır:<br />
&lsquo;&rsquo;Selam, Allah Resul&uuml; ve ona uyup, tabi olanların &uuml;st&uuml;ne olsun&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Ey &Acirc;demoğlu! Selamını aldık ve kabul ettik. Allah&rsquo;ın Selam isminin Selamet  dairesinde olun inşallah.&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Adım Salim, molla Salim derler. Bedre k&ouml;y&uuml;nde imamım&hellip;&lsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Salim efendi; hakkını helal et. Biz cinler, insanlara ismimizi pek s&ouml;ylemeyiz.  &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bizi esir eden, ismimizin bilinmesidir. Benden korkmanıza gerek yoktur.  M&uuml;min cinlerdenim ve gayb ehlinin sırdaşıyım.&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Ey Allah&rsquo;ın m&uuml;barek kulu; Bize g&ouml;r&uuml;nmekteki muradın nedir?&rsquo;&rsquo;<br />
&lsquo;&rsquo;Ey Salim Efendi; Ben, Pirimiz efendimizin vefatından sonra burada bulunan bir  mağaraya &ccedil;ekildim. Pirim hayatta iken Gayb ehli ile bu mağarada toplanırdık. Ben  Pirimizin emri &uuml;zere, vefatından beri burada toplanan Gayb ehline hizmet ederim.  Bu akşam yine toplanmışlardı. Sizin vasıtanız bozulunca, ormanın sırrından sizi  korumam ve şu elimde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n hurmayı, &ccedil;ocuğa yedirmem i&ccedil;in g&ouml;nderdiler. Zira  hurmadaki sır, bu &ccedil;ocuğun neslinde zahir olacaktır.&rsquo;&rsquo; Demiş.<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: Tamam şimdi anladım sendeki hurmanın kokusunun nerden geldiğini.  Delikanlı sen cemaat ehlisin, Hakan sende İlim ehlisin ve Yahya evladım sende  Cihad ehlisin İnşaallah.&rsquo;&rsquo;<br />
HAKAN: O mağaraya girmek i&ccedil;in nereden başlayacağız, nereden ve nasıl  gireceğiz?&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: &Ccedil;ocuklar; Cenabı Allah nasip ederse yarın ilk iş olarak Edirne  Selimiye camiinde, sabah namazını kılmaya gideceksiniz. Yola biraz erken &ccedil;ıkın  ki Caminin minarelerinin birinde, minareyi tavaf yapan iki beyaz kuş  g&ouml;receksiniz.<br />
Bu kuşlar hangi minarenin &uuml;st&uuml;nde tavaf yapıyorlarsa, o g&uuml;n&uuml;n sabah namazında  Allah&rsquo;ın Veli Kullarından bir Kul, o minarenin altında namaz kılmaktadır. Yarın  orada namaz kılacak olan Veli, Musa (a.s.) Nebinin meşrebindendir. Namazı o  minarenin olduğu tarafta ve o Velinin ardında kılın. Namazdan hemen sonra yanına  yaklaşarak &lsquo;&rsquo;&Acirc;dem efendinin Selamını getirdik efendim&rsquo;&rsquo; deyin. Elini uzattığında  Musa (a.s.) eli niyeti ile &ouml;p&uuml;n evlatlarım. Zira Musa (a.s.) Nebinin meşrebi  &uuml;zere olan Velilerin, sağ elleri nurludur, parlaktır ve kadife gibi  yumuşacıktır.&rsquo;&rsquo;<br />
HAKAN: Efendim; Velilerin her biri, farklı peygamberlerin meşrebinden midir?&rsquo;&rsquo;<br />
&Acirc;DEM EFENDİ: Evlat, her Veli bir Nebinin meşrebindendir. Musa (a.s.) Nebinin  meşrebinden olan Veli, Musa (a.s.) sırrına mazhar olduğu i&ccedil;in Rabbiyle konuşur,  Rabbi, o veliden konuşur. Diğer peygamberlerin meşrebi &uuml;zere olan Velilerde de o  peygamberlerin sırrı zuhur eder.&rsquo;&rsquo;<br />
Gen&ccedil;ler, İstanbul&rsquo;dan ayrıldıktan sonra o gecenin sabahında Edirne&rsquo;ye yolculuk  ederler. Sabah namazına yarım saat kala, caminin minarelerinin etrafını gezmeye  başlarlar. &Ouml;n tarafta ana yola bakan cephede bulunan minarelerden, kapının sağ  tarafında olan minarenin tam &uuml;st&uuml;nde, iki tane beyaz kuş hi&ccedil; kanat &ccedil;ırpmadan  s&uuml;z&uuml;lerek, minareyi tavaf ediyorlardı. Ama kuşların bir tanesi daireyi geniş  tutuyor ve sağdan sola doğru d&ouml;n&uuml;yordu. Diğer kuş tam aksi istikamette ve diğer  kuşun yaptığı dairenin i&ccedil;inde d&ouml;n&uuml;yordu. Gen&ccedil;ler tam yarım saat bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;y&uuml;  izlediler. Yahya, cep telefonu ile bu olayı g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerken sabah namazı okunmaya  başladı. M&uuml;ezzinin sesi duyulmaya başlar başlamaz kuşlar tavafı bırakarak g&ouml;zden  kayboldular. Hemen ardından siyah ve ufak bir s&uuml;r&uuml; kuş gelerek, bunlar tavaf  yapmaya başladılar. Gen&ccedil;ler sabah namazını, o minarenin altında, yaşlı bir  amcanın arkasında eda ettiler. Kılınan namazın hemen ardından ihtiyarın etrafını  sararak sırayla elini &ouml;pt&uuml;ler. İhtiyarın eli bembeyaz ve nurluydu, &Acirc;dem  efendinin dediği şekilde kadife misali yumuşacıktı. İhtiyarın elini &ouml;perken,  elinin mis gibi kokusu ciğerlerine kadar işlemişti. Daha &ouml;nce hi&ccedil; bu kadar g&uuml;zel  bir koku koklamamışlardı.<br />
HAKAN: Efendim, size &Acirc;dem efendinin Selamını getirdik.&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Ummandan gelen selamı aldık ve başımızın tacı yaptık efendim. Buyurun  delikanlılar, size ne gibi bir hizmetim olabilir efendim?&rsquo;&rsquo;<br />
HAKAN: Estağfurullah efendim, bize hizmet ne demek? Asıl biz size hizmet edelim.  Bizler engin bir deryada gezinti yapmaya geldik.&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Peki evladım, o zaman emaneti, emanet sahiplerine iletelim. Ş&ouml;yle &ccedil;&ouml;k&uuml;n  bakalım ve dinleyin konuşandan konuşturanı&hellip;<br />
Bakın dışarıda ne g&uuml;zel rahmet yani yağmur yağıyor değil mi? Yağmur AŞK  makamından Arz&rsquo;a tenezz&uuml;l edip inmektedir &ccedil;ocuklar. Yağmur damlaları Rab&rsquo;lerine  en yakın zaman i&ccedil;inde bulunmaktadırlar. K&Uuml;N emrinin tecelli edip, Rabbim sensin  diyerek Ahidname&rsquo;de bulunduktan hemen sonra arz&rsquo;a inmektedirler. Her yağmur  damlası birer vahiydir. Hazreti peygamber (s.a.v.) yağmur yağar iken m&uuml;barek  başlarını a&ccedil;arlarmış ki, birer vahiy misali olan yağmur damlaları isabet edip  ıslatsın.<br />
Hi&ccedil; dikkat ettiniz mi? Bu sene Hacıların Arafat&rsquo;a &ccedil;ıktığı g&uuml;n, m&uuml;barek beldeyi  yani MEKKE&rsquo;Yİ sular bastı, yağmur yağdı. Bu senenin &ouml;zellikle de Hac zamanında  zuhur eden olayın H&Uuml;RMETİNE yağdı bu yağmur. C&uuml;mle İslam &acirc;leminin yeni başlayan  d&ouml;nemi ve zuhur eden ZAT kutlu ve m&uuml;barek olsun. Allah&rsquo;ım sen ne b&uuml;y&uuml;ks&uuml;n ya  Rabbi, Meryem&rsquo;den doğar gibi bir m&uuml;jde geldi. M&uuml;jdeler olsun ama her doğum  sancılıdır, sancılar bizleri &uuml;mitsizliğe d&uuml;ş&uuml;rmesin. Bu bayram HAKİKATEN BAYRAM  oldu &ccedil;ocuklar&hellip;<br />
Derviş Yunus&rsquo;u bilirsiniz değil mi gen&ccedil;ler?&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
YAHYA: Elbette efendim&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: İşte bu derviş Yunus demiş ki: &lsquo;&rsquo;Zahir ile ey fakih; Kur&rsquo;&acirc;n&rsquo;ı  arzularsın.&rsquo;&rsquo;<br />
Manasını bildiniz mi?&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
YAHYA: Siz daha iyisini bilirsiniz efendim&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Tek&acirc;m&uuml;l suretten&ndash;manaya, somuttan-soyuta doğrudur &ccedil;ocuklar. &Acirc;lem suret,  &Acirc;dem ise manadır. &Acirc;lem ceset, &Acirc;dem ise Ruh&rsquo;tur. Sen ki, Kendi mananı bulamazsan,  Kuran&rsquo;ı anlayamazsın ve okuyamazsın. Aynanın ardındaki SIR olmazsa, ayna neyi  g&ouml;sterir. &Acirc;lem bir ayna, &Acirc;dem ise bu aynanın SIRRI&rsquo;DIR. Manalar senden  yansıyacaktır ama senden yine sen yansıyacaksın. Sen, seni bulmak zorundasın.  Bulacaksınız değil mi?&rsquo;&rsquo;<br />
HAKAN: İnşaallah efendim&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Bulmak i&ccedil;in &ouml;nce kendi kitabını okuyacaksın, kendini okuyacaksın, bu  kitabı okumadan perdeler kalkmaz, aranan bulunmaz, kutsal sandık a&ccedil;ılıp sırlar  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmaz.&rsquo;&rsquo;<br />
ALPER: Okumayı &ouml;ğretir misiniz efendim? Bizler sizden okumaya geldik, ne olur&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Hadi madem biraz okuyalım bakalım, &Acirc;dem efendinin, ummanın talebeleri&hellip;  İnsanın madde bedeni, i&ccedil;inde &ccedil;ok değerli yolcu taşıyan bir gemi, k&acirc;inatın en  değerli hazinesini saklayan bir sandık, b&uuml;t&uuml;n ilimlerin yazılıp cem edildiği bir  kitap misalincedir. Sonsuz Esma deryasında y&uuml;zmekte olan bu gemi ya da sandığa,  ayrıca tabut ismi de verilmektedir. Bilindiği gibi tabut i&ccedil;inde cenaze yani &ouml;l&uuml;  taşınır. Varlığımızı oluşturan her bir esma, toprağa ekilmiş birer &ccedil;i&ccedil;ek tohumu  misalincedir. Bu tohumlar can bulup, filiz verip dirilinceye kadar &ouml;l&uuml;  h&uuml;km&uuml;ndedirler. Beden kalıbımıza bir kitap misalince yazılmış olan bu Esmalar da  dirilip, bir &ccedil;i&ccedil;ek misali a&ccedil;ıncaya kadar &ouml;l&uuml; h&uuml;km&uuml;ndedir. Asılları Cenabı  Allah&rsquo;a ait olan bu Esmaların, varlık aynasında kendini g&ouml;stermesi ve zahir  olması bu beden sayesindedir. Ehli bu y&uuml;zden TIP ilmine &ccedil;ok &ouml;nem vermişlerdir.  G&uuml;n gelecek bu beden dediğimiz &lsquo;&rsquo;Kutsal Hazine Sandığının yani Kutsal Tabutun  Sırları&rsquo;&rsquo; &ccedil;&ouml;z&uuml;lecek ve insan bedenlerinin, -Hazreti Musa (a.s.) &ouml;l&uuml;y&uuml; bir  s&uuml;reliğine diriltip, konuşturması gibi- bir s&uuml;reliğine diriltilmesi m&uuml;mk&uuml;n  olacaktır. Her ne var ki Kuran&rsquo;da zikredilmiş, HALİFE olan insanoğlunun &ouml;n&uuml;ne  bir hedef olarak konmuştur.<br />
İnsanın bedeni y&ouml;n&uuml; bir kitap misalidir. Bu &ouml;yle bir kitaptır ki, her sayfası ve  her noktası mevcut &acirc;lemlerin bir numunesi ve fihristidir. Kitap ise İlim  demektir, ilim ise bir deryadır. Bu deryaya bırakılan sandık, insanın ruhudur.  İlimden m&uuml;teşekkil, bir derya misali olan beden kalıbımıza bırakılan ruh, i&ccedil;inde  ilahi emanetleri ve Sırları saklayan bir sandık misalincedir. Beden  kalıbımızdaki ruhun tasarrufu ne ise, Hak Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın yaratmış olduğu &acirc;lemlerdeki  tasarrufu ve y&ouml;netimi, bu misal &uuml;zeredir.<br />
Ruh, beden &uuml;lkesini yine beden &uuml;lkesinin birer c&uuml;z&uuml; olan i&ccedil; ve dış kuvvelerle  nasıl y&ouml;netir, iş g&ouml;rd&uuml;r&uuml;r ve tasarruf ederse, Hak Te&acirc;l&acirc;&rsquo;da bu &acirc;lemi yine bu  &acirc;lemden olan şeyler ile y&ouml;netir, iş g&ouml;rd&uuml;r&uuml;r ve tasarruf eder. Bu işleyen sistem  i&ccedil;erisinde g&ouml;revli olan her Meleğin, yerde bulunan ruhanilerden bir hizmet&ccedil;isi  vardır. O hizmet&ccedil;iler, emrinde bulunduğu Meleğin tasarruf işlerini y&uuml;r&uuml;t&uuml;rler.  Arz &uuml;zerinde g&ouml;revli olan bu 4 ruhani varlığın isimleri ş&ouml;yledir.<br />
TAYKEL, KASVERE, KEMTAM, MAREZ<br />
Adını verdiğim 4 Ruhani varlığın ki bunlar diğer ruhanilerin reisi konumundadır,  tasarruf alanları b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyayı kapsamaktadır. Yapılan tasarrufların tamamı bu  ruhanilere ulaşır ve bunlar tarafından Semavattaki diğer ruhanilere ulaştırılır.  Onlar da derece derece bir &uuml;st ruhani varlığa ulaştırır, istekler kabul g&ouml;rerek,  yerine getirilir.<br />
Hicri 12 y&uuml;zyıl Evliyalarından olan Eş Şeyh ABD&Uuml;LAZİZ DEBBAĞ hazretleri,  K&acirc;be&rsquo;nin canlı olduğunu, arz&rsquo;dan semavatın &uuml;st katlarına kadar bir Nur s&uuml;tunu  şeklinde y&uuml;kselen Ruhunun bulunduğunu s&ouml;yler. Derecesi y&uuml;ksek Velilerin,  K&acirc;be&rsquo;nin bu ruhu ile konuştuğunu, bilgi alış-verişinde bulunduğunu da s&ouml;yler.  Tasavvufta M&uuml;rid, M&uuml;rşidi eğer ahirete intikal eder ise ruhu i&ccedil;in, hen&uuml;z sağ ise  ruhaniyeti i&ccedil;in dua eder. Edilen bu dua sebebi ile M&uuml;rid, M&uuml;rşidinin frekansına  girerek, onunla iletişime ge&ccedil;er. İnsanın beden yapısında da ayni sistemin  işleyişi mevcuttur. Cismani yetimizin her bir işinin ardında muhakkak, beş duyu  ile algılanmayan hissi kuvveler vardır, İşte bu hissi kuvveler, ruhanilere  misaldir.<br />
K&acirc;be&rsquo;nin d&ouml;rt duvarı, Tasavvuf ehlince farklı manalarda a&ccedil;ıklana gelmiştir.  Zahir-Batın, Evvel-Ahir denmiştir. Cebrail-Azrail, Mikail-İsrafil denmiştir.  Hava-Su, Ateş-Toprak da denmiştir. Acaba arz &uuml;zerindeki b&uuml;t&uuml;n ruhanilerin reisi  h&uuml;km&uuml;nde olan az &ouml;nce adını zikrettiğim 4 ruhani, K&acirc;be&rsquo;nin 4 duvarına misal  olamaz mı? Ehli her şeyi a&ccedil;ık a&ccedil;ık s&ouml;ylemiyor, ilim muhatabın seviyesine g&ouml;re  a&ccedil;ıklanıyor deniyor. Burada muhatap olduğumuz aslında ehli dediğimiz şahıs  değildir, ilmin bizatihi kendisidir. Sınırların ne kadarsa, kabın ne kadarsa,  İlim sana ayni oranda muhatap olur ve sırlarını a&ccedil;ar &ccedil;ocuklar.<br />
&Acirc;lem i&ccedil;re &acirc;lemler, Zat&rsquo;ı Mutlak&rsquo;ın (kayıtsız Zat&rsquo;ın) esma ve sıfatlarının, her  boyutun farklı varlıkları tarafından, algılama kapasitelerince g&ouml;r&uuml;n&uuml;r  yerlerinin yoğunlaşıp, v&uuml;cuda gelmesi yani surete b&uuml;r&uuml;nmesidir. Ama her boyutun  varlığı, kendi boyutuna g&ouml;re bu yoğunlaşmayı algılar ve anlar. Bize somut olan  başka bir varlığa g&ouml;re soyut olabilir. Nitekim i&ccedil; i&ccedil;e yaşadığımız halde berzah  &acirc;lemi, nasıl bize soyut ise, berzahtaki varlıklara g&ouml;re bizler ve beş duyumuza  hitap eden oluşlarda soyut h&uuml;km&uuml;ndedir. Gayri bu kadar s&ouml;z yeter, artık emaneti  verelim değil mi?&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
HAKAN: Emaneti mi efendim?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: &Ccedil;ocuklar Meryem bacıyı hepiniz biliyorsunuz. Bu sene Hicri yeni yıla  ayın 16&rsquo;sını 17&rsquo;sine bağlayan gece gireceğiz. 17 Sayısı Kuran&rsquo;da İsra yani Mira&ccedil;  suresine denk gelmektedir. Ayni zamanda ayın 17&rsquo;si Mevlana Hazretlerinin Hakk&rsquo;a  ve Hakikate kavuştuğu, Mira&ccedil; ettiği g&uuml;n&uuml;n yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml;d&uuml;r. Muhtemeldir ki bu sene  Hakk&rsquo;a ve Hakikate Mira&ccedil; edenler &ccedil;ok ola&hellip;<br />
Ayın 16&rsquo;sını 17&rsquo;sine bağlayan gece, şehitler k&ouml;y&uuml;n&uuml;n girişindeki Meryem bacı  t&uuml;rbesinin yanındaki &ccedil;ınar ağacının altına oturacaksınız. Meryem bacı ve gayb  erenleri, o gece yine T&uuml;rk bayrağı şeklinde bu ağacın altında toplanacaklar.  Size vereceğim ayeti okuyarak, az &ouml;nce anlattığım &uuml;zere gayb erenlerinin  nazarında soyut h&uuml;km&uuml;ne ge&ccedil;eceksiniz ve sizi g&ouml;rmeyecekler. S&ouml;z sırası Hilal  şeklinde oturanlardan ortada olana gelince Besmele &ccedil;ekerek &lsquo;&rsquo;Ummandan selam  getirdik&rsquo;&rsquo; diyeceksiniz ve sizi g&ouml;recekler. Ondan sonra soracağınızı  sorarsınız&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
HAKAN: Efendim ne soracağız?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: &Ouml;nce 1617&prime;nin sırrını soracaksınız ve sizi &Acirc;dem efendinin g&ouml;nderdiği  mağaraya g&ouml;t&uuml;rmelerini isteyeceksiniz&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
YAHYA: 1617&prime;nin sırrı mı?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Evet &ccedil;ocuklar, şimdi yazın bakalım şu ayeti: &lsquo;&rsquo;Ve h&uuml;vellezi yakbel&uuml;t  tevbete an ibadihi ve ya&rsquo;f&uuml; anisseyyiati ve ya&rsquo;lem&uuml; ma tef&rsquo;al&uuml;n&rsquo;&rsquo; Yalnız b&uuml;t&uuml;n  bunlardan &ouml;nce ziyaret etmeniz gereken başka bir Veli var. Bu Veli, İsa(a.s.)  meşrebi &uuml;zeredir&hellip;&rsquo;&rsquo;<br />
HAKAN: Efendim bu Veli nerededir?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Pınarhisar tarafında tarihi bir kilise var. Bu kilisenin cemaati yok  denilecek kadar az. Sakinlerinin &ccedil;oğunu dışarıdan gelen turistler oluşturuyor.  Bu kilisenin Papazını ziyaret edeceksiniz&rsquo;&rsquo;<br />
ALPER: Efendim, bir papaz ile ne işimiz ola ki?&rsquo;&rsquo;<br />
İHTİYAR: Bu papaz, İsa (a.s.) meşrebi &uuml;zerine olan velilerdendir &ccedil;ocuklar.  Yanına vardığınızda şu soruyu sorun ve cevabını aldıktan sonra benden selam  s&ouml;yleyin:<br />
&lsquo;&rsquo;Musa (a.s.) İsrail oğullarına &lsquo;&rsquo;Ey Kavmim&lsquo;&rsquo; derken, İsa (a.s.) &lsquo;&rsquo;Ey İsrail  oğulları&lsquo;&rsquo; diye hitap etmiştir. İkisi de İsrail oğullarına gelmiş olan  Peygamberken neden farklı hitap tarzı kullanmışlardır?&rsquo;&rsquo;<br />
Hadi bakalım, yolunuz a&ccedil;ık olsun, uğurlar ola..&rsquo;&rsquo;<br />
(Bu yazı dizisindeki olaylar ve kişiler tamamen hayal kurgusudur.)<br />
B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en<br />
&nbsp; http://www.zamanindokusu.com/</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="367" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1470-zamanin-dokusu-6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kan Ara-ma Kan Bul</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1375-kan-arama.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1375-kan-arama.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 15:19:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1375</guid>
		<description><![CDATA[Aranan kan sizin sevdikleriniz arasında olsaydı siz ne yapardınız&#8230; Kan anonsu duyduğunuzda tepkiniz ne olurdu&#8230; veya siz hi&#231; kan aradınız mı?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aranan kan sizin sevdikleriniz arasında olsaydı siz ne yapardınız&#8230; Kan anonsu duyduğunuzda tepkiniz ne olurdu&#8230; veya siz hi&ccedil; kan aradınız mı?</p>
<p><iframe width="523" height="345" frameborder="0" scrolling="no" src="http://www.kanbankasi.com/IFrameSearchBloodMember.aspx"></iframe></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="215" title="1" title="21 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1375-kan-arama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İLİM: Varlıkların iç yüzünü aydınlatan manevî ışık</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1306-ilim-varliklarin-ic-yuzunu-aydinlatan-manevi-isik.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1306-ilim-varliklarin-ic-yuzunu-aydinlatan-manevi-isik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 23:36:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[İLİM: Varlıkların iç yüzünü aydınlatan manevî ışık]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr.Yunus Çengel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1306</guid>
		<description><![CDATA[İLİM: Varlıkların i&#231; y&#252;z&#252;n&#252; aydınlatan manev&#238; ışık Prof. Dr. Yunus &#199;engel Nevada &#220;niversitesi, ABD İ&#231;inde bulunduğumuz &#231;ağa haklı olarak bilgi &#231;ağı deniyor. Bilişim ve iletişim, &#231;ağımıza damgasını vuran y&#252;ksek değerler....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-family: Verdana;">İLİM: Varlıkların i&ccedil; y&uuml;z&uuml;n&uuml; aydınlatan manev&icirc;  ışık</span></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="105" height="175" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/yunuscengel.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Prof. Dr.  Yunus &Ccedil;engel<br />
Nevada &Uuml;niversitesi, ABD</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İ&ccedil;inde  bulunduğumuz &ccedil;ağa haklı olarak bilgi &ccedil;ağı deniyor. Bilişim ve iletişim, &ccedil;ağımıza  damgasını vuran y&uuml;ksek değerler. Bilişim ve iletişim teknolojilerinin d&uuml;nyayı  bir ağ gibi sardığı &ccedil;ağımızda, y&uuml;kselen bilim g&uuml;neşi iletişim ışınlarıyla her  akıl sahibine ulaşıyor. Bilim değişimi tetikliyor ve teknoloji bu değişimin  motorluğunu yapıyor. Eskiden zenginliğin &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; sahip olunan toprak ve doğal  kaynaklardı ve zenginleşmenin yolu daha &ccedil;ok toprağa h&uuml;kmetmekten ge&ccedil;iyordu.  Mekanik bilimlerin ve sanatların gelişimi ve sonrasındaki sanayi devrimi bu  anlayışı değiştirdi ve hammaddenin değerini kat kat arttıran sanayileşme  zenginliğin yeni &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; oldu. Yirminci asrın ikinci yarısından itibaren ise  eğitime ve bilimsel araştırmalara y&ouml;nelinmesiyle mamul madde yerine bilgi  &uuml;retimi &ouml;n plana ge&ccedil;ti ve bilgi en kıymetli meta oldu. O kadar ki y&uuml;ksek  teknoloji &uuml;r&uuml;nlerinde hammaddenin kıymeti bilginin yanında &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k kaldı.  Mesel&acirc; iki tonluk bir uydunun değeri 200 milyon dolar cıvarındadır. Yani kilosu  100 bin dolar. Kullanılan malzemenin kilosunun sadece bir ka&ccedil; dolar olduğu  dikkate alınırsa, bilgi ve becerinin kıymeti kolayca g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Zaten bu y&uuml;zden  zamanın akıl ve bilim zamanı olduğunu g&ouml;ren &uuml;lkeler bilgi-tabanlı ekonomiye bir  an evvel ge&ccedil;mek i&ccedil;in gayret g&ouml;stermektedirler. Bilim ve teknolojiye h&acirc;kim  olanlar refah, kuvvet ve itibara sahip olmaktadırlar. Artık en zengin &uuml;lkeler en  &ccedil;ok doğal kaynağa sahip olanlar değil, en y&uuml;ksek beyin g&uuml;c&uuml;ne sahip olanlardır.  En g&uuml;&ccedil;l&uuml; firmalar da araştırma ve geliştirmeye y&ouml;nelip teknoloji geliştiren  firmalardır. Zamanın değişen değerlerini iyi okuyan &uuml;lkeler, net beyin g&ouml;&ccedil;&uuml;  almak i&ccedil;in gerekli altyapıyı oluşturup bir cazibe merkezi olmakta ve b&ouml;ylelikle  bilgiyle donanımlı kişileri ve dolayesi ile bilgiyi kendilerine &ccedil;ekmektedirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bilgi, &uuml;lkeler  ve firmalar i&ccedil;in olduğu kadar kişiler i&ccedil;in de bir gelişmişlik &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml; ve bir  zenginliktir. Bu y&uuml;zden &ccedil;ocuklar erken yaşlarda eğitime başlamakta ve  hayatlarının &ouml;nemli bir kısmını okullarda ge&ccedil;irmektedirler. Yıllar s&uuml;ren bu  zahmetli s&uuml;recin sonucu, aklın bilgi gıdasıyla gelişip b&uuml;y&uuml;mesi, sağlam bir  bilgi altyapısının oluşması ve bilimsel bir bakış a&ccedil;ısının kazanılmasıdır.  Varlıklara ve olaylara bildiğimiz madd&icirc; ışıkla bakıp sadece dış y&uuml;zeylerini  g&ouml;rme yerine onların derinliklerine n&uuml;fuz eden manev&icirc; bilgi ışığıyla bakıp  i&ccedil;lerini g&ouml;rebilmenin verdiği memnuniyet ve haz, g&ouml;rme &ouml;z&uuml;rl&uuml; bir kişinin  g&ouml;zlerinin a&ccedil;ılıp &acirc;lemi temaşa edebilmesinden doğan haz ve heyecandan aşağı  değildir. Cehalet karanlığından &ccedil;ıkıp bilgi aydınlığına ulaşmanın verdiği  ferahlık, karanlık bir bodrum katından &ccedil;ıkıp aydınlık bir &uuml;st daireye taşınmanın  verdiği ferahlıktan geri kalmaz. Toplumları aydınlatmada ilim g&uuml;neşi  m&uuml;nevverlerin yaydığı ilim ışığı, g&ouml;kteki g&uuml;neşin verdiği ışıktan &ouml;nemsiz  değildir. O y&uuml;zden ilim tahsilinin temel gayesi ve neticesi, kişinin akıl ve  fikir &acirc;leminin inşası, imarı ve aydınlatılmasıdır. Akıl unsuruyla, kendine k&uuml;&ccedil;&uuml;k  bir ev yapmak yerine, modern tesislerle donatılmış nezih bir mega site  yapmaktır. Bu sırrı anlamıyanlar, &uuml;niversiteye gitmenin gayesini bir meslek  sahibi olmaya indirgerler ve hatta iyi gelir getiren bir meslekleri varsa y&uuml;ksek  &ouml;ğretime gerek bile g&ouml;rmezler. H&acirc;lbuki insanları diğer varlıklardan ayıran en  m&uuml;him &ouml;zellik ilimdir ve insanlığa layık en ulv&icirc; faaliyet ilim ile  meşguliyettir. İnsanların en y&uuml;cesi ise boyu en uzun olan değil ilmen (ve  ahlaken) en y&uuml;ksek seviyede olandır. En nezih geziler ise fikir &acirc;lemi gibi m&acirc;n&acirc;  &acirc;lemlerinde yapılan gezilerdir. O kadar ki ABD&rsquo;li filozof Ralph Emerson&rsquo;a g&ouml;re  &ldquo;Seyahat, aptalların cennetidir.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnsan fıtraten  meraklı ve heyecanlı bir varlıktıır ve yeni şeyler &ouml;ğrenmeye ve y&uuml;kselmeye meyli  ve şevki vardır. Hayvanlardan farklı olarak insanlarda bildiğimiz madd&icirc; mide ile  beraber &ccedil;ok sayıda m&acirc;n&acirc; mideleri vardır ve akıl bu midelerin &ouml;nde  gelenlerindendir. Akıl midesinin gıdası ilimdir ve aklen gelişkin bir insanın  aklıyla ilim yemekten aldıği haz, ağzıyla yediği lezzetli bir yemekten aldığı  hazdan daha az değildir. Beden midesi belli bir miktar yemek yendikten sonra  doyar ve yemeğin miktarı biraz ka&ccedil;ırılırsa rahatsız olur. Akıl midesi i&ccedil;in ise  bir sınır s&ouml;z konusu değildir. &Ouml;m&uuml;r boyu ilim yese yine doymaz. Hatta yedik&ccedil;e  daha da gelişir ve daha &ccedil;ok yemek ister. B&ouml;ylelikle hayat bir ilim ziyafeti olur  ve kişi kalpte hissedilen nezih bir haz ile apaydınlık bir i&ccedil; &acirc;lemde yaşar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Herkeste olan  biyolojik g&ouml;z, bildiğimiz madd&icirc; ışık vasıtasıyla varlıkların sadece g&ouml;r&uuml;nen yani  dış y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;r. Bu g&ouml;z karanlıkta g&ouml;remez ve ışık olmasaydı g&ouml;z&uuml;n varlığı  anlamsız olurdu. G&ouml;zden en fazla istifade, bol ışıklı yerlere giderek ve g&ouml;r&uuml;len  &acirc;lemdeki g&uuml;zel manzaraları seyrederek edilir. Işık vasıtasıyla olan bu g&ouml;rsel  ziyafetler yaygın bir ışık &acirc;leminin varlığını g&ouml;sterir ve onun kaynağına işaret  eder. G&uuml;nd&uuml;zleri dışarıdaki her şeyi a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;rmemiz, g&uuml;neşten gelen ışığın her  yere ulaşıyor ve herşey tarafından alınıp yansıtılıyor olmasındandır. Yani  varlıkların dışlarının g&ouml;r&uuml;lebiliyor olması, etrafta yaygın bir ışık katmanının  varlığını g&ouml;sterir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; lamba ve bazı radyoaktif maddeler gibi ışık sa&ccedil;anlar  dışında varlıkların yapılarında ışık yoktur ve kendilerinde olmayan şeyi  veremezler. Dolayesi ile g&uuml;neş batınca veya lambalar s&ouml;nd&uuml;r&uuml;l&uuml;nce t&uuml;m varlıklar  adeta karanlığa g&ouml;m&uuml;l&uuml;rler. Doğuştan g&ouml;rme &ouml;z&uuml;rl&uuml;ler i&ccedil;in ise t&uuml;m varlıklar bir  muammadır. G&ouml;rmenin ne b&uuml;y&uuml;k bir haz ve nimet olduğu g&ouml;rme duyusu kaybedilince  anlaşılır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&ouml;rmenin diğer  bir t&uuml;r&uuml; g&ouml;z yerine akıl ile g&ouml;rmektir ve bu da madd&icirc; ışıkla hi&ccedil; alakası olmayan  manev&icirc; ilim ışığı ile olur. Normal ışık varlıkların dış y&uuml;z&uuml;n&uuml; ve dışa d&ouml;n&uuml;k  fiziksel &ouml;zelliklerini, ilim ışığı ise varlıkların i&ccedil; y&uuml;z&uuml;n&uuml; ve mahiyetini  g&ouml;sterir. Evet, &ccedil;ağımız bilgi &ccedil;ağıdır ve bilimsel araştırmalar sonucu varlıklar  ve olaylar hakkındaki bilgimiz her ge&ccedil;en g&uuml;n artmaktadır. Pozitif bilimlerin  kaynağı g&ouml;zlemdir ve bilimsel araştırmalar varlıklar ve olaylar g&ouml;zlenerek  yapılır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; atomdan galaksilere her şeyin madde-dışı sağlam bir ilm&icirc; yapısı  vardır ve herşey &acirc;deta bir ilim ağı ile &ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Bilimsel &ccedil;alışma denen şey  varlıkların bu ilm&icirc; v&uuml;cudunu tam ve doğru olarak ortaya &ccedil;ıkarma gayretlerinden  ibarettir. Bu da varlıkların yapısındaki ilim pırıltılarını g&ouml;zlemliyerek,  pırıltıların kaynağı olan evrensel ilim g&uuml;neşini akıl g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;rmek ve  g&ouml;stermekle yapılır. Tabi bu pırıltılar ancak dikkat ile algılanır. Mesel&acirc; bir  h&uuml;crenin k&uuml;tlesi bir gramın milyarda biri kadardır. Ama yok denecek kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k  olan o h&uuml;crede g&ouml;zlenen ilim ciltler dolusu kitapları doldurmuştur. Bilim  insanları i&ccedil;in t&uuml;m evren bir laboratuvar veya bir g&ouml;zlem evidir. Başka bir bakış  a&ccedil;ısıyla evren bir bilim sofrası veya okunmayı ve anlaşılmayı bekleyen gizemli  bir kitaptır. Veya gezmekle bitmeyen zengin ve renkli bir m&acirc;n&acirc;lar &acirc;lemi.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cep telefonu  denince akla par&ccedil;aları hassas &ouml;l&ccedil;&uuml;lerle ve uyumlu bir şekilde yapılmış olan ve  iletişimi sağlıyan bir teknoloji harikası gelir &ndash; yoksa o telefonun temel yapı  taşları olan karbon, hidrojen, bakır, vs atomları değil. Bilginin m&acirc;n&acirc; olduğunu  anlamak i&ccedil;in birbirinin tamamen aynı olan iki cep telefonu alalım ve bunlardan  birisini iyice ezerek toz haline getirelim. Sonra da bu iki telefon arasında bir  fark olup olmadığını soralım. Herhalde b&ouml;yle bir soru &ccedil;ok tuhaf bulunur ve  telefonun bir toz yığını ile mukayese edilemiyeceği s&ouml;ylenir. Ancak telefon ile  onun toz yığını ikizi bir kimya laboratuvarına g&ouml;nderilecek olursa, her ikisinin  eşdeğer olduğu raporu gelecektır. Yani madde olarak, bir cep telefonu ile onun  ezilmesinden oluşan toz yığını ikizi arasında hi&ccedil; bir fark yoktur. Ama bunlar  farklıdır ve aralarındaki fark madde olmadığına g&ouml;re tamamen madde dışı yani  manadır. Demek ezilmiş telefonun toz yığınında olmayan her &ouml;zellik ve h&acirc;siyet  m&acirc;n&acirc; ile alakalıdır ve m&acirc;n&acirc;sı yanında telefonun maddesinin kıymeti bir hi&ccedil; gibi  kalır. Yani telefonu telefon yapan maddesi değil, o maddede tezah&uuml;r eden ilim  gibi manalardır. Telefon adeta manev&icirc; ilim iplikleriyle dokunmuş bir varlığın  cisimleşmiş halidir. Bir &ccedil;ocuk bile deneme yanılma ile telefonun yapımında  kullanılan bir&ccedil;ok bilgiyi keşfedebilir. Kişi araştırdık&ccedil;a aklıyla telefondaki  bilgiyi yemeye devam eder, ama telefondan hi&ccedil;bir şey eksilmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yediği  bilgi madde değil, m&acirc;n&acirc;dır. Telefonu satın alan kişi de onun maddesini değil  maddeye nakşedilmiş olan madde-dışı foksiyonelliğini ve faydalılığını  almaktadır. Telefon d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; zaman madd&icirc; varlığı par&ccedil;a par&ccedil;a olabilir, ama onun  m&acirc;n&acirc; olan ilm&icirc; varlığına hi&ccedil;bir şey olmaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cep telefonunu  bir teknoloji harikası yapan herhalde atomlarındaki harikalık değildir. Zira  telefondaki bir karbon veya bakır atomu ile ezilip toz haline getirilmiş bir  telefondaki karbon veya bakır atomu tamamen aynıdır. Par&ccedil;alarında olmayan bir  şey b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde olamıyacağına g&ouml;re, telefonda varlığı g&ouml;r&uuml;len bilgi ışığı  telefonun maddesinden değil, dışarıdan gelir &ndash; aynen elmasın g&ouml;z kamaştıran  pırıltılarının elmasın atomlarından değil dışarıdaki bir ışık kaynağından  geldiği gibi. Telefon ve diğer teknoloji harikalarının &ouml;zelliği, bilgi  kullanarak yapılmaları, ve neticede bu bilgiyi yansıtmalarıdır. Bu da evrende  madde (ve zaman) ile ilgisi olmayan yaygın bir ilmin, ve dolayesi ile bir ilim  katmanının, olmasını gerektirir. Eski Yunanlılar bile bu m&acirc;n&acirc;yı hissetmişler ki  bu katmanı &ldquo;bilim ve bilgelik tanrı&ccedil;ası&rdquo; Metis olarak kutsallaştırmışlardır.<br />
&Ccedil;evremizi ve varlıkları algılamamızda genellikle beş temel duyumuza (g&ouml;rme,  işitme, koklama, tatma, ve dokunma) dayanırız. Bu beş duyu da maddeyle  ilişkilidir. Yani maddesi olmayan bir şeyi (akıl ve sevgi gibi) g&ouml;remeyiz, ve  yine maddesi olmayan şeylere dokunamayız. Bunun sonucu olarak maddeyi ger&ccedil;ek  varlık, maddesi olmayan şeyleri de adeta hayal&icirc; varlıklar veya madd&icirc;  etkileşimlerin tezah&uuml;rleri olarak g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Aslında madde olarak algıladığımız  herşey &ndash; atomaltı par&ccedil;acıklardan galaksilere, mikroplardan insana kadar &ndash; madde  ve m&acirc;n&acirc; karışımıdır, ve adeta madde ve m&acirc;n&acirc; iplikleriyle dokunmuş bir kumaştır.  Ve esas olan madde değil, m&acirc;n&acirc;dır. Madde sadece m&acirc;n&acirc;ların aslında kendileri de  m&acirc;n&acirc; olan beş duyumuz tarafından algılanmasını m&uuml;mk&uuml;n kılan kılıf veya  elbisedir. Yani m&acirc;n&acirc; &ouml;z, madde is kabuktur. M&acirc;n&acirc; zaman ve mek&acirc;n &uuml;st&uuml;, madde is  zaman ve mek&acirc;na ve dolayesi ile fizik kanunlarına tabidir.<br />
Cep telefonunda a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;len yapısal incelik, &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; d&uuml;zg&uuml;nl&uuml;k, par&ccedil;alardaki  hassaslık, par&ccedil;alar arasındaki m&uuml;kemmel uyumluluk, uyumlu fonksiyonellik,  kullanıcıyı dikkate alan ergonomiklik, elektromanyetik dalgaları alıp verme  kabiliyeti, ve &uuml;retimdeki d&uuml;zen ve intizam y&uuml;ksek ve kapsamlı bir ilmi g&ouml;sterir,  ve cep telefonunun bir y&uuml;ksek teknoloji yani y&uuml;ksek teknik bilgi &uuml;r&uuml;n&uuml; olduğu  konusunda ş&uuml;phe bırakmaz. Telefonun fonksiyonelliği ve faydalılığı yine bir ilmi  g&ouml;sterir. G&ouml;r&uuml;n&uuml;şteki zerafet, sanattaki harikalık, anten gibi g&ouml;z&uuml; rahatsız  eden &ccedil;ıkıntıların saklanmasındaki maharet, ve estetiğe g&ouml;sterilen itina yine bir  ilmi g&ouml;sterir. Keza &uuml;retimin olabilecek en kolay, en verimli, ve en israfsız  şekilde yapılması yine bir ilmi g&ouml;sterir. Hatta sadece fabrikadan &ccedil;ıkan &uuml;r&uuml;nlere  bakarak cep telefonunun duvarlar arkasındaki araştırma, geliştirme, ve &uuml;retim  tesislerinde yaygın bir ilmin olduğu s&ouml;ylenebilir.<br />
Benzer şekilde etrafımıza dikkatle baktığımız zaman g&ouml;r&uuml;r&uuml;z ki her şey ilimle  yapılmıştır. Atomaltı par&ccedil;acıklardan galaksilere kadar herşeyde yaygın bir ilim  vardır, ve bu ilimleri keşfetmekle uğraşan &ldquo;par&ccedil;acık fiziği&rdquo;nden &ldquo;astronomi&rdquo;ye  kadar sayısız bilim dallarının varlığı bunu ispatlar. Hepsini bilmesek de her  bir varlık ekolojik denge i&ccedil;inde bir boşluğu doldurmakta ve faydalı bir g&ouml;rev  yerine getirmektedir. Zaman i&ccedil;inde hayretle keşfettiğimiz bu faydalılık ve işe  yararlılık kapsamlı bir ilmi g&ouml;sterir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir gayeye y&ouml;nelik şeyler ilim ile  olur. &Ccedil;ocuk mamasının nasıl bilenler tarafından ilim ile yapıldığı konusunda  ş&uuml;phe yoksa, mamadan &ccedil;ok daha harika olan ve biliminsanlarınca yeni faydaları  keşfedilmeye devam edilen anne s&uuml;t&uuml;n&uuml;n de ilim ile olduğu konusunda ş&uuml;phe  olamaz. Varlıkların her birinin tam bir nizam ve intizam i&ccedil;inde en hassas  &ouml;l&ccedil;&uuml;lerle yapılmış olmaları bir ilmi g&ouml;sterir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; intizam ile, &ouml;l&ccedil;&uuml; ile,  tartı ile iş g&ouml;rmek kuvvetli bir ilim ile olur. Mesela firavunların mezarları  olarak inşa edilen piramitlerdeki geometrik m&uuml;kemmellik, bir &ccedil;ok uzmanın eski  Mısır&rsquo;da o tarihlerde y&uuml;ksek bir ilm&icirc; gelişmişlik olduğu sonucuna varmasına  sebep olmuştur. Bir u&ccedil;ağın ilim ile yapıldığı ve u&ccedil;ağın motorlarının ve kanat  &ouml;l&ccedil;&uuml;lerinin ağırlığına uygun olarak bilgili uzmanlar tarafından belirlendiği  konusunda nasıl bir ş&uuml;phe yoksa u&ccedil;ak m&uuml;hendislerinin hayret ve hayranlıkla  seyredip anlamaya &ccedil;alıştıkları bir sineğin de ilimle yapıldığı konusunda ş&uuml;phe  olamaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Einstein,  geliştirdiği yer&ccedil;ekim alan denklemlerinin cazibesinin de etkisiyle evrendeki  d&uuml;zenle alakalı sarsılmaz bir inan&ccedil; sergilemiş ve bu inan&ccedil; onun hem fenci hem de  dindar tarafları i&ccedil;in bir temel oluşturmuştur. Evrendeki nizamın m&uuml;kemmelliğini  1929&rsquo;da şu kelimelerle ifade etmiştir: &ldquo;Fen bilimleriyle uğraşan bir kişinin en  y&uuml;ksek hazzı, Allah&rsquo;ın kendisinin 4&rsquo;&uuml; bir asal sayı yapmasının m&uuml;mk&uuml;n olmadığı  kesinliğinde bu bağlantıları da mevcut hallerinden başka bir tarzda d&uuml;zenlemiş  olabilmesinin m&uuml;mk&uuml;n olmadığı kanaatına varmasıdır.&rdquo; Stephen Hawking de aynı  kanaati paylaşmaktadır: &ldquo;T&uuml;m bilim tarihi, olayların rastgele meydana  gelmediğinin, ancak ilah&icirc; veya gayri ilah&icirc; olarak ilham edilen arka plandaki  belirli bir d&uuml;zenin varlığını yansıttığının kademe kademe anlaşılması olmuştur.&rdquo;  Bedi&uuml;zzaman ise bilim dallarını d&uuml;zenin varlığına ve d&uuml;zenin varlığını da bir  d&uuml;zenleyinin varlığına delil olarak g&ouml;r&uuml;r: &ldquo;&Acirc;lemin herbir nev&rsquo;ine dair bir fen  teşekk&uuml;l etmiş ve etmektedir. Fen ise, kavaid-i k&uuml;lliyeden [genel kaidelerden]  ibarettir. K&uuml;lliyet-i kaide ise, o nev&rsquo;de olan h&uuml;sn-&uuml; intizamına keşşaftır  [keşfeden]. Demek cemi&rsquo; f&uuml;nun, h&uuml;sn-&uuml; intizama birer şahid-i sadıktır [t&uuml;m  bilimler d&uuml;zenin g&uuml;zelliğine birer doğru şahittirler].&rdquo; &ldquo;İşte aynen b&uuml;t&uuml;n  zihayat ve enva&rsquo;-ı mahl&ucirc;kat, zerrattan t&acirc; manzume-i şemsiyedeki seyyarata kadar  [par&ccedil;acıklardan g&uuml;neş sistemindeki gezegenlere kadar]; &ouml;yle tam bir m&uuml;vazene ve  zerre kadar şaşırmaz bir d&uuml;zg&uuml;n &ouml;l&ccedil;&uuml; h&uuml;kmetmesi, ihatalı [kapsamlı] bir ilme  kat&rsquo;&icirc; delalet ve parlak şehadet eder. Demek ilmin her delili, Z&acirc;t-ı Al&icirc;m&rsquo;in  mevcudiyetine dahi delildir. Sıfat mevsufsuz olması muhal ve imk&acirc;nsız olmasından  b&uuml;t&uuml;n h&uuml;ccetleri Al&icirc;m-i Ezel&icirc;&rsquo;nin v&uuml;cub-u v&uuml;cuduna kuvvetli ve gayet kat&rsquo;&icirc; bir  h&uuml;ccet-i k&uuml;bradır [başlangıcı olmayan Alim bir Zat&rsquo;ın varlığının gerekliliğine  kuvvetli ve olduk&ccedil;a kesin bir b&uuml;y&uuml;k delildir].&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Keza her biri  bir sanat harikası olan varlıkların sanatlarındaki itina ve s&uuml;slendirilip en  g&uuml;zel şekle sokulmalarındaki ustalık yine yaygın bir ilmi g&ouml;sterir; &ccedil;&uuml;nk&uuml;  sayısız muhtemel durumlar i&ccedil;inde en d&uuml;zenli, en sanatlı ve en g&uuml;zel durumun  se&ccedil;ilmesi ilim ile olur. B&uuml;t&uuml;n eşyadaki bu hal, yaygın bir ilmi g&ouml;sterir. Sanat  okullarında i&ccedil; tasarım, tekstil desen ve aga&ccedil; işleme gibi sanat bilimlerinin  &ouml;ğretildiği konusunda nasıl bir ş&uuml;phe yoksa, bir sanat harikasi ve renk  manzumesi olan bir kelebeğin de ilimle yapıldığı konusunda ş&uuml;phe olamaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kapadokya  vadisinde nefes kesici bir manzara oluşturan y&uuml;zlerce peri bacalarına bakan bir  kişi, bunların yağmur, dolu, ve r&uuml;zgar gibi bilgi ile alakası olmayan k&ouml;r tabi&icirc;  olayların etkisiyle oluştuğu kanaatine varabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; peri bacaları arasında  hi&ccedil;bir nizam ve intizam yoktur, hi&ccedil; bir gaye ve faydalılık g&ouml;zetilmemiştir,  hi&ccedil;biri bir &ouml;zenle yapılmamıştır ve yapımlarında hi&ccedil;bir kural ve kaide  kullanılmamıştır. Aynı şey yeraltındaki mağaralar i&ccedil;in de s&ouml;ylenebilir. Ama  peribacalarının altındaki yeraltı şehirlerine inen ve oradaki evleri,  merdivenleri, s&uuml;tunları, duvar ve tavanlardaki resimleri ve sanatlı işlemeleri  ve hatta havalandırma bacalarını g&ouml;ren kişi derhal bunların akıl ve ilim sahibi  varlıklar yani insanlar tarafından yapıldığını anlar &ndash; etrafta hi&ccedil; bir insan  g&ouml;rmese bile. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; gaye g&ouml;zeterek, &ouml;zenerek, &ouml;l&ccedil;erek, faydalılığı esas alarak  ve sanatla yapmak ancak ilimle olur. Bu ev ve eşyalarda g&ouml;zlenen ilme bakarak da  o &ccedil;ağdaki insanların bilim seviyesi kolaylıkla tespit edilebilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Varlıkların  meydana gelmesindeki harika kolaylık m&uuml;kemmel bir ilme işaret eder, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir  işin kolayca yapılması ilim ve beceri ile olur. Hatta evrende herşey o kadar  kolaylikla olmaktadır ki insan adeta &ldquo;kendi kendine oluveriyor&rdquo; zannına kapılır.  Mesela bir kişi tavukların yediği ot, hububat, vs gibi şeylerden bir yumurta  yapmayı keşfetse, herhalde kendisi takdir ve hayranlıkla anılır ve g&uuml;nlerce  iftiharla ilmin ulaştığı y&uuml;ksek seviyeden ve insan aklının harikalığından  bahsedilirdi &ndash; bunu yapmak i&ccedil;in kocaman ve pahalı bir fabrika kurmak gerekse  bile. Ama nedense akıl ve ilim konusunda hi&ccedil; bir iddiası olmayan tavukların  sanat ve ilim harikası olan yumurtayı k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k v&uuml;cutlarında ışıksız bir ortamda  hem de el değmeden ve de hijyen olarak yapıyor olmaları nedense kimsenin  dikkatini &ccedil;ekmiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o kadar kolay yapılıyor ki adeta aniden hi&ccedil; yoktan  varoluveriyor. Hele belli sıcaklıkta tutulan yumurtanın karanlık kabuk i&ccedil;inde  hi&ccedil; el değmeden cisimleşmiş bir sanat ve bilim abidesi olan bir civcive  d&ouml;n&uuml;vermesi yine akılları aciz bırakan derin bir ilme işaret eder. Keza toprağa  ekilen bir &ccedil;ekirdeğin sonsuz bir kolaylık i&ccedil;inde bir ağa&ccedil; olması ve toprak  hammaddesinden yapraklar dokunup meyveler yapılması &ndash; mesela nar tanelerinin hi&ccedil;  de hijyen olmayan şartlarda inci taneleri gibi pak ve temiz olarak tam bir nizam  i&ccedil;inde yerlerine dizilmeleri, ve beyaz t&uuml;llerle ayrılmış k&uuml;melerin biyolojik  olarak par&ccedil;alanabilen (biodegradable) bir malzemeyle ambalajlanıp dallarda  teşhir edilmeleri &ndash; hayalinden bile aciz olduğumuz sonsuz bir ilmin varlığı  konusunda ş&uuml;phe bırakmaz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Acaba bir kişi  evdeki artık yemekleri ve bozulmaya y&uuml;z tutmuş sebze ve meyveleri alıp bunlardan  yumurta yapan ve arda kalan malzemeyi de &ccedil;i&ccedil;eklere koyabileceğimiz g&uuml;breye  &ccedil;eviren karpuz b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde bir makine yapsaydı &ndash; &uuml;stelik de maliyeti bir karpuz  fiatını aşmasaydı ve biblo gibi mutfağın bir k&ouml;şesine koyabileceğimiz bir  g&uuml;zellikte olsaydı &ndash; biliminsanları dahil t&uuml;m insanlık bu kişideki sanat ve  estetikle bezenmiş harika ilmi tam bir hayret ve hayranlıkla ayakta alkışlamaz  mıydı? Bunun nasıl yapıldığını g&ouml;rmek i&ccedil;in başta biliminsanları olmak &uuml;zere  herkes b&uuml;y&uuml;k bir merak i&ccedil;inde sıraya girmez miydi? Hele bu yumurtalar belli bir  sıcaklıkta 21 g&uuml;n bekletilince kabuğun i&ccedil;inde bir yumurta makinesine d&ouml;nse ve bu  makine yine yemek artıklarıyla b&uuml;y&uuml;y&uuml;p bir s&uuml;re sonra kendisi yumurta yapmaya  başlasa acaba &ldquo;olamaz&rdquo; diye haykırmaz mıydık? Hele hele bu makine bir de g&ouml;r&uuml;yor  olsaydı ve arasıra dışarıya gezmeye &ccedil;ıksaydı &ldquo;r&uuml;ya g&ouml;r&uuml;yor olmalıyım&rdquo; deyip  kendimizi cimcirmez miydik? Bu mucit kişiyi baştacı etmez miydik ve kendisine en  y&uuml;ksek bilim madalyalarını vermez miydik? Eğer evhamlı tipler isek, aklımızı  aciz bırakan ve bilim seviyemizi komik hale d&uuml;ş&uuml;ren bu kişi hakkında &ldquo;mutlaka  teknolojinin bizden kat kat ileri olduğu bir gezegenden gelmiş olan bir uzaylı&rdquo;  spek&uuml;lasyonlarına itibar etmez miydik? Ama ne yazık ki herşeyin &uuml;zerine adeta  kara bir bulut gibi sinen &uuml;lfet perdesi &ccedil;evremizdeki binlerce bu t&uuml;r teknoloji  harikalarını &ndash; hem de canlılarını &ndash; g&ouml;rmemize engel olmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yukarıda  verilen bir ka&ccedil; &ouml;rnek d&acirc;hil evrende herşeyin ilim ile yapılıyor olması ve adeta  varlıklardan ilim ışıldaması evrende herşeye n&uuml;fuz eden yaygın bir ilim ışığının  varlığını g&ouml;sterir &ndash; aynen elmastaki ışık pırıltılarının &ccedil;evrede yaygın bir ışık  aleminin varlığını g&ouml;stermesi gibi. Ancak varlıkların yapıtaşlarında &ldquo;ilim&rdquo; diye  madd&icirc; bir unsur yoktur ve dolayesiyle varlığı konusunda hi&ccedil;bir ş&uuml;phe bulunmayan  ilim madde değil m&acirc;n&acirc;dır. Ve evrende yer&ccedil;ekimi kuvveti gibi herşeye n&uuml;fuz eden  ve zaman ve zemin &uuml;st&uuml; yaygın bir ilim katmanı vardır. Bu madde-dışı (m&acirc;n&acirc;) ilim  katmanından gelen ilim ışığı bildiğimiz ışıktan farklı olarak madd&icirc; beden g&ouml;z&uuml;  ile değil manev&icirc; kalp ve akıl g&ouml;zleri ile algılanabilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bildiğimiz  ışık g&ouml;z&uuml;m&uuml;ze iki şekilde ulaşır: ya kaynağından direk olarak ya da varlıklardan  yansıyıp indirek olarak. Birinci durumda ışık saf ve asl&icirc; mahiyetini muhafaza  ederek gelir; ikinci durumda ise g&ouml;z&uuml;m&uuml;ze ulaşan ışık pırıltıları eşyanın ışık  ile etkileşimine bağlı olarak değişiklik g&ouml;sterebilir. Mesela bir portakala  &ccedil;arptıktan sonra g&ouml;z&uuml;m&uuml;ze gelen ışıkta karışımını renksiz olarak algıladığımız  yedi renk değil, ağırlıklı olarak turuncu rengi vardır. Dolayesi ile  varlıklardan yansıyarak gelen ışığı irdeliyerek kaynaktan &ccedil;ıkan ışığın  mahiyetini anlamaya kalkmak yanıltıcı olabilir. Bu analojiden hareketle  denilebilir ki ilim ışığını da algılamanın iki yolu vardır. Birincisi, ilim  ışığının vasıtasız olarak insanın m&acirc;n&acirc; merkezi olan kalp g&ouml;z&uuml; ile massedilmesi,  ikincisi ise varlıklardan yansıyan ilim ışığı pırıltılarının akıl g&ouml;z&uuml; ile  alınması. Birincisi i&ccedil;ten gelen saf bir ilmin menbaı, ikincisi ise dıştan gelen  dağınık bilginin kaynağı. Birincisi saf bir şeker gibidir ve hemen emilir,  ikincisi ise ke&ccedil;iboynuzu veya şeker kamışı gibidir ve &ouml;nce iyice &ouml;ğ&uuml;t&uuml;l&uuml;p  posalardan arındırılması gerekir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Varlıklardan  gelen dağınık bilim ışığının akıl tarafından en etkin bir şekilde  algılanabilmesi i&ccedil;in aklın yeterince işlenmiş olması gerekir &ndash; aynen elmasın  ışığı b&uuml;y&uuml;leyici bir g&uuml;zellikte yansıtabilmesi i&ccedil;in &ouml;nce bir&ccedil;ok zor işlemden  ge&ccedil;mesi gerektiği gibi. Aklın işlenmesi, gelişmesi ve parlamasının yolu da ilme  y&ouml;nelmek ve ilimle meşgul olmaktır ve hazma &ouml;nem vermektir. Sonra da ilim  pırıltılarını tasnif edip muhakeme değirmeni ile &ouml;ğ&uuml;terek &ouml;z&uuml; kabuktan ve madeni  c&uuml;ruftan ayırmaktır. Bu şekilde arındırılıp hazma uygun hale gelen ilim ışığı  aklı aydınlatır ve kişiyi ilmen y&uuml;celtir. Dağınık bilim ışığını almaya y&ouml;nelik  varlıkları ve olayları g&ouml;zleme yolu herkese a&ccedil;ıktır ve herkes kabiliyeti  elverdiği &ouml;l&ccedil;&uuml;de aklını parlatabilir ve parlatmaya devam edebilir &ndash; yeter ki  gerekli gayreti g&ouml;stersin. Madeleine L&rsquo;Engle&rsquo;ın ifadesiyle &ldquo;İlham, genellikle  &ccedil;alışırken gelir, &ccedil;alışmaya başlamadan evvel değil.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İlmin direk  olarak algılanması ise, onun an&icirc; olarak kalpte yansıması ve hissedilmesidir. Beş  duyudan farklı olarak madd&icirc; aracısı olmayan ve varlığını herkesin farkettiği bu  hisse altıncı his veya ilham denir ve halk arasında &ldquo;i&ccedil;ime doğdu&rdquo; olarak ifade  edilir. Bu his muhtelif derecelerde herkeste vardır ve kalbin saflığına,  hassasiyetine ve gelişmişliğine bağlı olarak gayet sağlam bir bilgi kaynağı  olabilir &ndash; yeter ki kişi kendini etkin bir alıcı konumuna getirsin ve o konumda  tutsun. Hayvanların ink&acirc;rı m&uuml;mk&uuml;n olmayan ve &ldquo;i&ccedil;g&uuml;d&uuml;&rdquo; (İngilizce ve bilim  d&uuml;nyasında &ldquo;instinct&rdquo;) olarak vasıflandırılan ilimleri tamamen bu cinstendir,  yani ilhamdır. İlhama en parlak şekilde mazhar olan hayvanlar ise arı ve ipek  b&ouml;ceği gibi maddeleri ve enaniyetleri k&uuml;&ccedil;&uuml;k ama marifetleri b&uuml;y&uuml;k olanlardır.  Jim Rohn&rsquo;a g&ouml;re &ldquo;Başarının sırlarından biri, ilhamla karışık fikirlerdir.&rdquo;  Bahtiyar insan odur ki hem akıl hem de kalp g&ouml;z&uuml; a&ccedil;ık olsun, ve ilmi tek değil  &ccedil;ift kanaldan birden alsın. Yani akıl ve kalbini her zaman uyanık ve alıcı  konumunda tutsun. B&ouml;ylelikle ilmin şahikalarına tek kanatla zorlanarak değil,  &ccedil;ift kanatla s&uuml;z&uuml;lerek u&ccedil;sun.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yeni bilginin  kaynağı mevcut bilgi veya beyin değil, ilhamdır. O y&uuml;zden yeni bilgi &uuml;retmek &ccedil;ok  şey &ouml;ğrenmenin doğal bir sonucu değildir. Yani mevcut bilgi yeni bilgi &uuml;retemez.  &Ouml;yle olsaydı, yeni bilgileri en &ccedil;ok bilginin y&uuml;kl&uuml; olduğu bilgisayarlar veya  y&uuml;ksek teknoloji &uuml;r&uuml;n&uuml; robotlar &uuml;retirdi. Başka bir tabirle, mevcut bilgi yeni  bilginin kaynağı olamaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bilinen bilginin bilinmiyen bir kısmı yok ki  bilinen bilgi o kısmın kaynağı olsun (eğer olsaydı, zaten o kısım da bilinen  bilginin bur par&ccedil;ası olarak biliniyor olacaktı). Bilginin kaynağının beyin  olduğunu zannedenlere şunu s&ouml;ylemek gerekir ki beyindeki karbon k&ouml;m&uuml;rdeki  karbondan, beyindeki hidrojen sudaki hidrojenden ve beyindeki elektrik akımını  sağlayan elektronlar evlerdeki elektrik tesisatında akan elektronlardan hi&ccedil;  farklı değildir ve bu atom veya par&ccedil;acıklarda bilgi diye bir unsur yoktur.  Par&ccedil;alarında olmıyanın b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde olamıyacağına g&ouml;re, insan beyninin bilginin  kaynağı olduğu iddiası abestir. Yeni bilgileri keşfedip ifade edenlerin  genellikle iyi eğitim g&ouml;rm&uuml;ş kişiler olmasının sebebi beynin eğitimle değişmesi  değil, kişilerin ilimle meşgul olarak ilim ışınını alma kabiliyetlerini  geliştirmiş olmalarıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bilinen bir  şeyi veya yaşanan bir olayı d&uuml;ş&uuml;nmek denen şey aslında &ldquo;irade&rdquo; h&uuml;zmesinin  &ldquo;hafıza&rdquo; sabitdiskinde kayıtlı olan o şey veya olaya y&ouml;nelerek okuyucusuyla onu  &ldquo;hayal&rdquo; ekranına yansıtması ve dikkatin ona &ccedil;evrilmesidir. Bilmediğimiz bir şey  hakkında d&uuml;ş&uuml;nmek denen şey ise beş duyunun başka konularla ilgisini kesip  dikkati o şey &uuml;zerine toplamak ve bilinmeyen şeyle ilgili bilgi ışığını almaya  ve onu soyutlamaya odaklanmaktır &ndash; aynen bir televizyonun antenlerini belli bir  yayını en iyi şekilde alacak şekilde değişik y&ouml;nlere &ccedil;evirmek ve ayarlamak gibi.  Birlikte ve sesli d&uuml;ş&uuml;nmek yeni ve doğru bilgiye ulaşmada gayet etkindir ve  yaratıcı d&uuml;ş&uuml;nce ve fikir &uuml;retme ağırlıklı faaliyetlerde uyumlu kişilerin bir  gurup olarak &ccedil;alışması olduk&ccedil;a yaygındır. Beyin fırtınası denen şey ise adeta  imece usul&uuml;yle bir&ccedil;ok zihnin bir konuyla ilgili bilgi edinmeye &ccedil;alışması ve  sonra alınan bu bilgi ışınlarının muhakeme filtrelerinden ge&ccedil;irilerek ayıklanıp  saflaştırılmasıdır. &ldquo;D&uuml;ş&uuml;n&uuml;verdim&rdquo; veya &ldquo;aklıma geliverdi&rdquo; veya &ldquo;i&ccedil;ime doğdu&rdquo;  gibi tabirler, insanın kuvvetli bir ilham almasını ifadeden başka bir şey  değildir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Evrensel kanun  ve prensipler değişimleri kural altına alan genel ilimlerdir ve belli alanlara  has ilimler i&ccedil;in bir &ccedil;er&ccedil;eve oluştururlar. Evrende herşey ilimle olur ve ilim  ışığı olayların daha olmadan evvel nasıl olacağını g&ouml;rmemizi sağlar. Bu y&uuml;zden  geleceği en doğru olarak g&ouml;renler ilim ışığı ile bakanlardır ve en doğru hareket  edenler ilmi rehber edinenlerdir. İlmin olduğu yerde birlik, kuvvet ve aydınlık,  olmadıği yerde ise ayrılık, zayıflık ve karanlık vardır. Yeni bir şey yaparken  kullanılabilecek en kıymetli unsur madde dışı olup maddeye n&uuml;fuz eden ilimdir.  Bir şey yaparken en iyisini yapmak ilim ile olur ve ilim arttık&ccedil;a herşeyin daha  iyisi yapılır. O y&uuml;zden modern toplumlarda eğitime, yani y&uuml;zlerce yıllık bilgi  birikiminin gen&ccedil; dimağlara aktarılmasına, b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem verilir. Kişinin bilgiyle  ne yaptığı elbette &ouml;nemlidir; ancak bilgiyle ne olduğu daha &ouml;nemlidir.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="518" title="1" title="20 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1306-ilim-varliklarin-ic-yuzunu-aydinlatan-manevi-isik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Değişmek Ve Gelişmek Zorundayız</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1270-degismek-ve-gelismek-zorundayiz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1270-degismek-ve-gelismek-zorundayiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:40:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Değişmek Ve Gelişmek Zorundayız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1270</guid>
		<description><![CDATA[Değişmek Ve Gelişmek Zorundayız S&#246;z ve kelimelere y&#252;klenen anlam zenginliği ve mana derinliği, birey ve toplumların k&#252;lt&#252;r zenginliği ve gelişmişlik d&#252;zeyi ile ayni orantılıdır. Bu a&#231;ıdan bakılınca s&#246;zler, i&#231;ine konan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font><strong><font face="Verdana">Değişmek  Ve Gelişmek Zorundayız</font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">S&ouml;z ve  kelimelere y&uuml;klenen anlam zenginliği ve mana derinliği, birey ve toplumların  k&uuml;lt&uuml;r zenginliği ve gelişmişlik d&uuml;zeyi ile ayni orantılıdır. Bu a&ccedil;ıdan  bakılınca s&ouml;zler, i&ccedil;ine konan manayı taşıyan birer kap g&ouml;revi g&ouml;rmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sizin s&ouml;z  kalıplarına y&uuml;klediğiniz manayı fark edip alabilecek olan kişi, sizinle ayni ya  da daha &uuml;st seviyede bilgi birikimine ve k&uuml;lt&uuml;r d&uuml;zeyine sahip olmalıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">S&ouml;z&uuml;n y&uuml;zeysel  manası ile s&ouml;z&uuml; s&ouml;yleyenin kast ettiği mana, birbirinden farklı olabildiği gibi,  s&ouml;z&uuml;n iletildiği kişinin ya da kişilerin, kişisel ve toplumsal &ouml;zellikleri, o  anki ruh halleri, &ouml;rf ve adetleri ve bilgi d&uuml;zeyi, s&ouml;z&uuml;n manasını farklı  kılabilmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bazen de tek  bir mananın birden fazla s&ouml;z &ccedil;eşidi ile ifade edilmesi m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bir konuyu  anlatırken ya da i&ccedil;eriğini a&ccedil;arken, evvelkilerin s&ouml;zlerini hi&ccedil; değiştirmeden  kullananlar, s&uuml;r&uuml;p giden bir geleneği bozmamış bir gelenek&ccedil;i durumuna d&uuml;şt&uuml;kleri  gibi, kendilerinden de konuya bir katkıda bulunmuş olmazlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ancak ayni  konuyu, gelişen ve değişen k&uuml;lt&uuml;r farkı ve bilgi d&uuml;zeyi ile yeni bir a&ccedil;ılım  getirerek anlatan kişi, hem konuya bireysel bir katkıda bulunmuş olur hem de  kendi kapasitesince, o g&uuml;n&uuml;n idrak d&uuml;zeyine g&ouml;re anlatmış olur. Ancak bu ikinci  t&uuml;r yaklaşım, gelenek&ccedil;iler diye anılan kesimde b&uuml;y&uuml;k bir tepki ile  karşılanmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">S&ouml;z&uuml; dinleyen  ya da okuyan kişinin, s&ouml;z&uuml;n &ccedil;ıktığı kaynak hakkındaki &ouml;nyargısı ve d&uuml;ş&uuml;ncesi,  s&ouml;z&uuml;n yanlış anlaşılmasına sebebiyet verebilir. Ya toptan reddeder, ya da  yanlışı ve doğrusu ile birlikte kabul eder. Kişinin anlatılan konu hakkındaki  &ouml;nbilgisi ve şartlanmışlığı neticesinde &lsquo;&rsquo;İnsanlar g&ouml;rmek istediklerini  g&ouml;r&uuml;rler,&rsquo;&rsquo; atas&ouml;z&uuml;nce, s&ouml;z doğru olsa bile kabul g&ouml;rmeyebilir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">M&uuml;sl&uuml;man diye  anılan toplumlarda, kalıplaşmış ve gelenek haline gelmiş bir M&uuml;sl&uuml;manlık  anlayışı vardır. Bu anlayış i&ccedil;erisinde olan kişiler, ister &acirc;lim olsun isterse  cahil olsun, s&ouml;z konusu din olunca, &ouml;nyargılı ve sınırlı d&uuml;ş&uuml;nce yapısına  sahiptirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu d&uuml;ş&uuml;ncede  olan insanlar, Kuran ve Hadislerin yorumlanması hakkında, akıl y&uuml;r&uuml;tme ve  felsefe s&ouml;z konusu olduğunda, daha sizi dinlemeden karşı &ccedil;ıkarlar ya da  s&ouml;zlerinizi anlamak i&ccedil;in uğraşmak yerine, hemen &ccedil;&uuml;r&uuml;tmeye &ccedil;alışırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Atomun dahi  par&ccedil;alanabileceğini fakat yery&uuml;z&uuml;nde par&ccedil;alanamayan tek şeyin &ouml;nyargı olduğunu&lsquo;&rsquo;  s&ouml;yleyen Aristo, bu ger&ccedil;eği en g&uuml;zel şekilde ifade etmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">M&uuml;sl&uuml;man  toplumlarda Kuran&rsquo;ı yorumlama ve hadisleri aktarma yetkisi, nedense din &acirc;limi  denen ilahiyat&ccedil;ılarda g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. &Ouml;yle d&ouml;nemler olmuştur ki, bilim ve felsefe  adeta k&uuml;f&uuml;r olarak itham edilmiştir. Tabi bunun b&ouml;yle olmasının sebeplerinden  &ouml;nde geleni de, o g&uuml;nk&uuml; mevcut rejimlerdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">H&acirc;lbuki bilim  ve felsefe, k&acirc;inatın işleyişindeki kanunları, var oluşun nedenlerini, insanın  yaratılıştaki yerini tartışmakta ve a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alışmaktadır. Kuran, inzal  olduğu &ccedil;ağı da g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alarak, manada derin ama y&uuml;zeyde sade bir &uuml;slup ile  hitap etmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Hi&ccedil;bir eğitimi  olmayan sıradan insanların, Kuran&rsquo;ın y&uuml;zeyselliğindeki sadelikten anladığı ile;  derin tefekk&uuml;r, felsefe ve bilimsel verilerle Kuran&rsquo;ı anlamaya &ccedil;alışan kişinin,  fark ettiği mana ve manalar farklılık arz eder. İnsanlar, Kuran&rsquo;ın evrensel  mesajı ve hitabı karşısında, bilgi bakımından eşit değillerdir. İşte bu y&uuml;zden  İbni R&uuml;şd&rsquo;&uuml;n dediği gibi &lsquo;&rsquo;İnsanların bir kısmı ger&ccedil;eği reddeder, bir kısmı  g&uuml;&ccedil;l&uuml;kleri reddeder, diğer kısmı ise &ccedil;alışmayı reddeder.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Farklı  d&uuml;ş&uuml;ncelere, farklı seslere kapalı olmak, İslam&rsquo;ın evrenselliğine ve Kuran&rsquo;ın  i&ccedil;eriğine ters d&uuml;şmektedir. Cenabı Allah, İnsanoğluna d&uuml;ş&uuml;nebilecek bir akıl,  somuttan soyuta doğru ger&ccedil;eğe ulaştıracak sistemli bir veri tabanı olan, bilimi  vermiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İnanan bir  insanın, yukarıda saydığım sebeplerden dolayı kendince, Kuran&rsquo;da fark edemediği  bir ger&ccedil;ek, farklı inan&ccedil;lara mensup olan ya da inan&ccedil;sız olan biri tarafından  bilimsel ve felsefi olarak ortaya konduğu zaman, onu reddetmesi, inandığı dinin  emri midir yoksa kendi cahilliği midir?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Eğer bir &ouml;rnek  vermek gerekirse bu cahillik ond&ouml;rt asırdır s&uuml;nnet anlayışında kendini  g&ouml;stermektedir. Sosyal ve teknolojik a&ccedil;ıdan gelişen ve değişen d&uuml;nyada  yaşıyoruz. Bazı şeyler değişmek, anlayış kapasitemiz gelişmek zorunda.  SAYGILARIMLA&hellip;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="294" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1270-degismek-ve-gelismek-zorundayiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Din ile Bilim</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1268-din-ile-bilim.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1268-din-ile-bilim.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:38:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ledün İlmi]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Din ile Bilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1268</guid>
		<description><![CDATA[Din ile Bilim Din ile bilim en başta evrenin yaratılışı gibi ortak bir noktada buluşmaktadır. Buna rağmen Ortadoğu coğrafyasında ve M&#252;sl&#252;man diye anılan milletlerin g&#252;ndeminde, yaklaşık iki y&#252;zyıldır din anlayışı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" /></font><strong><font face="Verdana">Din  ile Bilim</font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Din ile bilim  en başta evrenin yaratılışı gibi ortak bir noktada buluşmaktadır. Buna rağmen  Ortadoğu coğrafyasında ve M&uuml;sl&uuml;man diye anılan milletlerin g&uuml;ndeminde, yaklaşık  iki y&uuml;zyıldır din anlayışı ile bilimin &ccedil;atıştığı s&ouml;ylenebilir. Belli bir kesim  peygamberlerin mucizeleri ve anlatılagelen evliyaların kerametlerini, bilimin  a&ccedil;ıklayamayacağını, insanoğlunun bunlara aklının ermeyeceğini s&ouml;ylemekte, diğer  kesim ise bilimin ispatlamadığı s&uuml;rece, bu gibi olaylara ya &ccedil;ekimser kalmakta ya  da inanmamaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada esas  sorun, peygamberlerin mucizelerine ve evliyaların kerametlerine bakış a&ccedil;ısında  kilitlenmektedir. Bu gibi olaylar, bir tanrı tarafından ger&ccedil;ekleştirilen  olağan&uuml;st&uuml;, doğa&uuml;st&uuml; olaylar olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml;k&ccedil;e, sanırım taraflar ortak bir payda  da bulaşamayacaklardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bu  anlatılagelen olayların bir insandan, belli bir zaman ve mek&acirc;nda a&ccedil;ığa &ccedil;ıkması  g&ouml;z ardı edilmektedir. Fizik planda g&ouml;r&uuml;len yani algılanan, &ouml;zne olan insandır.  O zaman araştırmaya, incelemeye ve d&uuml;ş&uuml;nmeye, zuhur eden olaydan &ouml;nce insanı ele  alıp, Cenabı Allah&rsquo;ın, Allah ismi &ouml;zeli &ccedil;atısının altındaki esmalarından,  &ccedil;eşitli kombinasyonlarla yarattığı insanı tanımakla başlamak lazımdır. Varlığını  oluşturan esmaların manalarının, kişinin iradesi ile ya da iradesi dışında suret  bulması, belli bir mek&acirc;n ve zamanda a&ccedil;ığa &ccedil;ıkması, olayın insan y&ouml;n&uuml;nden en  basit a&ccedil;ıklanabilir bir ifadesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ancak biz  algılayalım ya da algılamayalım, işlemekte olan muazzam bir evrensel sistem  vardır. Yaptığımız ibadet adı altındaki t&uuml;m &ccedil;alışmalar ve Peygamberimizin  s&uuml;nneti diye taklit etmekte olduğumuz t&uuml;m davranışlar, bu evrensel sistem ile  birebir alakalıdır. Belli kesimlerin &ldquo;Hikmetinden sual olunmaz,&rdquo; deyip  ge&ccedil;iştirdiği ve a&ccedil;ıklayamadığı t&uuml;m olaylar bir hikmete dayanmakta, işleyen  sistemin bir par&ccedil;ası ile sebep-sonu&ccedil; bakımından ilişkilenmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Cenabı Allah,  her şeyi bir &ouml;l&ccedil;&uuml; ve sistem i&ccedil;erisinde yaratmıştır. Biz bu &ouml;l&ccedil;&uuml; ve sistemden  eğer haberdar değil isek, ne anlatılanları anlayabiliriz ne de bir başkasına  inandığımız değerleri anlatabiliriz. Soyut ve hayali kavramlar, &ouml;l&uuml;m anına kadar  yaşamak zorunda olduğumuz ve madde diye algıladığımız şu &acirc;lemde, yeterince  insanları doygunluğa ulaştırmıyor; &ouml;zellikle de sorgulayan, araştıran ve gelişen  fen ilmini takip eden g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanlarını.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n bile  hala yağmur duasını tartışanlar, sa&ccedil;ma bulanlar ve &ldquo;dua ettik, Tanrı da yağmuru  yağdırdı,&rdquo; diyerek a&ccedil;ıklama getirenler var. Bir bilim dergisinde okuduğum kadarı  ş&ouml;yle bir a&ccedil;ıklama vardı:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&lsquo;&rsquo;Bilim en  geniş şekliyle, zaman ve mek&acirc;n d&uuml;nyasında yer alan şeylerin, olgu ve olayların  yapılarını, onlar arasındaki sebep-sonu&ccedil; bağlantılarının oluşturduğu d&uuml;zeni  keşfetmeyi, elde ettiği verileri bir sistem i&ccedil;inde toplamayı ve olup bitenlerin  hangi temel yasalara g&ouml;re cereyan ettiğini gaye edinen, beşeri faaliyetlerin  b&uuml;t&uuml;n&uuml;d&uuml;r.&rsquo;&rsquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yağmur duasına  yukarıdaki tarif edilen bir pencereden bakar isek, işleyen evrensel sistem  i&ccedil;indeki, cereyan eden olayları şu şekilde a&ccedil;ıklayabiliriz:</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bilindiği gibi  bir atom, atom &ccedil;ekirdeği i&ccedil;inde yer alan n&ouml;tron ve protondan ve bu &ccedil;ekirdek  etrafında belli y&ouml;r&uuml;ngelerle hareket eden elektronlardan oluşur. Elektron ve  protonların her biri elektrik y&uuml;kl&uuml;d&uuml;r. Proton (+), elektron ise (-) y&uuml;kl&uuml;d&uuml;r.  Dışarıdan yapılacak bir darbe elektronun y&ouml;r&uuml;ngeden &ccedil;ıkmasına sebep olabilir.  Bilindiği gibi sıcaklık, atomların daha hızlı hareket etmelerine sebep olur.  Atomlar &ouml;yle hızlı hareket ederler ki, atom par&ccedil;acıkları ana atomdan ayrılırlar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yağmurun  yağabilmesi i&ccedil;in ana atomlardan ayrılan atom par&ccedil;acıklarını &ccedil;ekecek bir işleve  ihtiya&ccedil; vardır. Yağmur yağmadan &ouml;nce bulutların arasındaki sıcaklığın artması,  atomların yer değiştirmesine sebep olur. Pozitif y&uuml;kl&uuml; iyonların yukarı, negatif  y&uuml;kl&uuml; iyonların ise aşağı halde kalması gerekir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yağmur  duasında, dua eden topluluğun yaydığı y&ouml;nlendirilmiş beyin dalgaları &ouml;nce ısı  farkını oluşturarak, iyon ayrımını meydan getirir ve &ccedil;ekim g&uuml;c&uuml; ile negatif  iyonları, bulunduğu alana doğru &ccedil;eker. Ana atomlardan kopan negatif iyonlar,  farklı ısılarda yağmur denen yoğunluğu oluşturur ve mevcut yer&ccedil;ekimi sebebi ile  de yağmur yağar.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Okuduğum  kadarı ile teferruatlı olarak anlatmadım ama bu kısaca yapılan izah bile sanırım  yeterli bir &ouml;rnektir. Her insan, &lsquo;&rsquo;Allah&rsquo;&rsquo; ismiyle işaret edilen Sınırsız  TEK&rsquo;in, evrende ortaya &ccedil;ıkan sistem ve d&uuml;zeninden ancak algılayabildiği kadarını  fark eder ve kavrar. Bizim basit manada &ldquo;s&uuml;nnet&rdquo; diye ge&ccedil;iştirdiğimiz ve  &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nme zahmetine girmediğimiz oluşlar, bir anlamda, sistemin &ccedil;alışma  tarzına karşılık verebilme ve kendini tanıma amacıyla yapılmaktadır, denmektedir  ehlince.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Mesela verilen  bir &ouml;rneğe g&ouml;re, Efendimizin (s.a.v.) giyeceklerde beyaz rengi tercih etmesi, bu  rengin menfi (-) ışınları yansıtması, &uuml;zerine &ccedil;ekmemesi dolayısıyla, doğrudan  sistemin &ccedil;alışma tarzıyla alakalıdır. Yani hikmetinden sual eder isek, bir  zamanlar Yahudilerin d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; duruma d&uuml;şmekten de, kendimizi kurtarmış oluruz.  Eğer dini, sadece namaz ve oru&ccedil; gibi yani bir takım rit&uuml;eller zinciri olarak  kabul edersek, M&uuml;sl&uuml;man toplumlar &uuml;zerinde oynanan bir oyuna ve tuzağa d&uuml;şm&uuml;ş,  din anlayışımızda g&uuml;d&uuml;kleşmiş oluruz. M&uuml;barek ve kutsal &ouml;rt&uuml;leri ile &ouml;rt&uuml;lm&uuml;ş  hakikatlere, bu &ouml;rt&uuml;leri kaldırmadan hi&ccedil;bir zaman ulaşamayız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Peygamberlerin  mucizeleri ve evliyaların kerametleri ya da diğer inan&ccedil; sistemlerindeki  kişilerde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan ve adına istidra&ccedil; denilen garip haller, doğa&uuml;st&uuml; diye  tanımlanmaktadır. Yani zuhur eden bu olaylarda, doğa kanunları askıya alınmış  olmaktadır. Bildiğiniz gibi askıya alındığı iddia edilen bu doğa olayları,  bilimin araştırma alanına girmektedir. Peki, doğa kanunları dediğimiz şeyler  nelerdir?&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu sorunun  cevabı, insanlık ilim ve fen noktasında terakki ettik&ccedil;e, ayni paralellikte de  değişecektir. Bir zamanlar atomun par&ccedil;alanamayacağı bir doğa kanunu olarak kabul  g&ouml;r&uuml;r iken, ilerleyen zaman diliminde atomun par&ccedil;alanmasıyla bu kabul  değişmiştir. Bin d&ouml;rty&uuml;z yıl &ouml;nce, Hazreti Peygamber (s.a.v.) tarafından  ayrıntıları ile anlatılan altın &ccedil;ağ, bilim ve teknolojinin en &uuml;st d&uuml;zeye  ulaşacağı bir &ccedil;ağdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ouml;rneğin bug&uuml;n  bilim adamları, adına halk arasında fel&ccedil; denen ve sinir sistemi ile alakalı duyu  kaybı rahatsızlıklarını, geliştirdikleri bilgisayar &ccedil;iplerini, hastanın sinir  sistemiyle birleştirerek duyuların tedavi edilmesini başardılar. Bu olay,  Peygamberlerin mucizelerinde ve evliyaların kerametlerinde zaten sık&ccedil;a rastlanan  bir olaydı. Bunu ortaya koyan bilim adamları, eğer bizler gibi, m&uuml;barekliğe,  kutsallığa takılıp, hikmetinden sual olunmaz demiş olsalardı, bunu  başaramazlardı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"><img width="445" height="825" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/12/din-bilim1.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n hala  Tasavvufa, sarık-sakal-c&uuml;bbe anlayışı ile bakan z&uuml;mreler var, başkalarının  kitaplarının okunmasını yasaklayan zihniyetler var, tarikata girmek deyince, bir  topluluğa &uuml;ye olmak, diye algılayanlar var. H&acirc;lbuki bir M&uuml;sl&uuml;man, araştırmaya,  sorgulamaya ve incelemeye başladığında zaten tarikat denen bir yola girmiş  olmaktadır. Tasavvufu en basit ifadeyle izah edecek olursak, &acirc;lemleri, beyin  laboratuarında anlamak diyebiliriz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Evrende  tesad&uuml;fe yer olmadığını biliyor ve inanıyoruz. Peki, o zaman Peygamberlerin  mucizelerini ve evliyaların kerametlerini ya da istidra&ccedil; denilen halleri nasıl  a&ccedil;ıklayacağız. Bunlar, bizim beş duyu kaydı ile algılamakta olduğumuz doğa  kanunlarına uymayan olaylar mıdır? Ya da kabul ettiğimiz doğa kanunlarını kıran  oluşlar mıdır, ya da bir doğa kanunun yerini başka bir doğa kanunun alması  mıdır? Bunlar &ouml;tedeki bir Tanrının yaptığı işler midir yoksa işlemekte olan bir  sistemin, birimden a&ccedil;ığa &ccedil;ıkışıyla seyredilmesi midir?</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada  tartıştığımız olay, sınırsız diye izah edilen ahirete ait oluşlar değildir.  Bizim et ve kemik bir beden i&ccedil;ersinde yaşadığımız bir boyutun, kendi i&ccedil;inde vuku  bulan olaylarıdır. Yoksa insanoğlu sınırlı bir varlıktır ve sınırlı olanın ilmi  de sınırlı olur. Bu oluşların a&ccedil;ığa &ccedil;ıktığı birimi &ouml;zne olarak kabul edersek ve  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan olayları, bilimin ulaştığı en son haliyle incelersek, tam a&ccedil;ıklama  getiremezsek bile, bize insanlığın ilerleme noktasında &ccedil;ok şey kazandıracağı  kesindir. Bunu biz yapmazsak, yapan birileri zaten mevcut olduğu i&ccedil;in her zaman  onların kapısında, teknoloji, ila&ccedil;, şifa ve bilgi dilenmeye muhtacız demektir.  &Ccedil;&uuml;nk&uuml; BİLGİ g&uuml;&ccedil; demektir. Bug&uuml;n en g&uuml;&ccedil;l&uuml; silah bilgidir, artık değişen dengeleri  g&ouml;rmek zorundayız, kafamızı deve kuşu misali, kuma g&ouml;mmemiz bize &ccedil;ok şey  kaybettirir. Gelişen d&uuml;nyada, neslimizin hem maddi hem manevi planda dimdik  ayakta durması i&ccedil;in bu ger&ccedil;eği &ccedil;ok iyi algılamalıyız. Ortodoks bir zihniyetle  hem kendimize hemde neslimize &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir zul&uuml;m yapmaktayız&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Burada  mucizeleri, kerametleri kanıtlamak gibi bir problemim olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesin.  Bilimsel olarak kanıtlansa da, kanıtlanmasa da, bunlar ilk &ouml;nce iman dairesine  girmektedir ve iman etmek gereklidir. Ama iman etmek, araştırmaya, sorgulamaya  ve tefekk&uuml;r etmeye engel değil, bilakis y&ouml;nlendiricidir. Veri tabanımızdaki  artış, tefekk&uuml;r yelpazemizin sınırlarını da genişletecektir. Bu ise, birey ve  toplumlar i&ccedil;in, hem maddi hem de manevi anlamda yeni yeni a&ccedil;ılımlar demektir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bu  bilimsel gelişmelere ve &ccedil;alışmalara g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; kapamak, iman ettiğimiz halde iman  ettiğimiz şeyi g&ouml;rmemekte ısrar etmemiz anlamına gelmektedir. G&ouml;rmenin imanımızı  mı sarsacağını, zannımızda kurguladığımız m&uuml;barek-kutsal perdesini mi  yırtacağından korkuyoruz. Bu soruları &ccedil;oğaltabiliriz. Eğer b&ouml;yle bir korku ve  endişemiz var ise, var sandığımız o imanımız, &ccedil;&uuml;r&uuml;k temeller &uuml;zerine bina  edilmiş olacağından, yıkılması zaten muhtemeldir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n Kuran&rsquo;ı  Kerim&rsquo;deki y&uuml;ksek bilime işaret eden ayetlerin g&ouml;sterdiği hedeften ve k&acirc;inat  kitabındaki, Allah&rsquo;ın esmalarını incelemekten geri duran M&uuml;sl&uuml;manlar, bilim ve  fen alanındaki h&acirc;kimiyeti, maalesef batıya kaptırmıştır. Kuran&rsquo;ın başlı başına  bir bilim kitabı olduğunu iddia etmiyorum ama Kuran, bilim kitabı değildir diye  de, bahsi ge&ccedil;en ilmi noktalara &ouml;nem vermemek, marifetullah konusunda bize &ccedil;ok  şey kaybettirmiştir. M&uuml;sl&uuml;man toplumlar, olarak bunun sonucunda gelişmişlik  d&uuml;zeyimiz ortadadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Sonu&ccedil; olarak,  ayetlerin ve hadislerin vermek istediği mananın ve mesajın yanı sıra, işaret  ettiği bilimsel ger&ccedil;ekleri de değerlendirmeye almalıyız. Yani Zahir ve Batın  ilimlerinde dengeli bir yaklaşım i&ccedil;erisinde olmalıyız. Mana d&uuml;nyamızı inşa  ederken, i&ccedil;inde yaşadığımız ve neslimize miras olarak bırakacağımız madde  d&uuml;nyamızı da inşa etmeliyiz. Bilim gibi bir nimet, manadan yoksun toplumların  elinde en tehlikeli silah olabileceğinden, en yakın zamanda, mana toplumlarının  bu nimetin tasarrufuna sahip olmaları gerekmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">SAYGILARIMLA</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><strong> B&uuml;lent G&ouml;k&ccedil;en</strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="221" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1268-din-ile-bilim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasavvuf Üzerine Bir Düşünce Egzersizi</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3316-tasavvuf-uzerine-bir-dusunce-egzersizi-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3316-tasavvuf-uzerine-bir-dusunce-egzersizi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 20 Dec 2009 21:33:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bulent Gökçen]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf Üzerine Bir Düşünce Egzersizi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1264</guid>
		<description><![CDATA[Tasavvuf &#220;zerine Bir D&#252;ş&#252;nce Egzersizi Yazıma başlamadan &#246;nce şu ger&#231;eği ifade etmek zorundayım. Bizim gibi insanların tasavvuf hakkında konuşması, hayatında hi&#231; futbol oynamamış ve sahaya &#231;ıkmamış birinin ekranlardan seyrettiği kadarıyla,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana"> <img width="150" height="158" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yazarlar/bulentgokcen3.jpg" alt="" /></font><strong><font face="Verdana">Tasavvuf  &Uuml;zerine Bir D&uuml;ş&uuml;nce Egzersizi</font></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yazıma  başlamadan &ouml;nce şu ger&ccedil;eği ifade etmek zorundayım. Bizim gibi insanların  tasavvuf hakkında konuşması, hayatında hi&ccedil; futbol oynamamış ve sahaya &ccedil;ıkmamış  birinin ekranlardan seyrettiği kadarıyla, futbolu anlatmasına benzer. Hi&ccedil; y&uuml;zme  bilmeyen birinin, deryadan ve derinliklerinden ya da derinliklerindeki  g&uuml;zelliklerinden bahsetmesine benzer. &Ouml;nce bu ger&ccedil;eği itiraf edip, haddimizi  bildiğimizi s&ouml;ylemeliyiz.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Allah&rsquo;a giden  yollar, nefislerin adedincedir. Herkes farklı esma kombinasyonlarında  yaratıldığı i&ccedil;in, her insanda baskın olan esma ve a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan mana farklı  farklıdır. Mana farklı olunca, birimlerin eğilimleri, tercihleri, anlayış  kapasiteleri ve idrak seviyeleri de farklı olmaktadır. Kişiye kendi eğiliminin  ve kapasitesinin dışında bir şeyi zorla telkin etmek, o kişiye zul&uuml;md&uuml;r.  Sistemde herkes, kendine uygun olanı algılar ve idrak eder.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde  olduğu şekilde algılanan bir tasavvuf anlayışı, hicri 3. ile 4. asırda ortaya  &ccedil;ıkıp şekillenmiştir. D&uuml;nyaya ait değerlerin, toplum ve fert bazında baskın  olması, insanların d&uuml;nya yaşamına aşırı d&uuml;şk&uuml;nl&uuml;k g&ouml;stermesi neticesinde, belli  bir kesimin, toplumdan kendini soyutlayarak, i&ccedil; d&uuml;nyasına y&ouml;nelmesiyle başlayan  bir s&uuml;re&ccedil;tir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Ancak b&ouml;yle  bir s&uuml;re&ccedil;, sadece M&uuml;sl&uuml;man toplumlarda değil, diğer inan&ccedil; sistemlerinde de  g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. &Ouml;rneğin, Hıristiyanlık inancındaki, kendini dış d&uuml;nyadan soyutlayan  keşişler gibi. M&uuml;sl&uuml;man olsun olmasın, b&uuml;t&uuml;n insanların derunlarında saklı olan  ve adını bir t&uuml;rl&uuml; koyamadığı bir arayış vardır. Bu arayış, her inan&ccedil; sisteminde  kendini farklı şekillerde surete b&uuml;r&uuml;nd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Felsefe dahi bu arayışın, bir  d&uuml;ş&uuml;nsel neticesidir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Tasavvuf  yolculuğu 4 ana evreden ge&ccedil;erek bug&uuml;nk&uuml; şeklini almıştır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">1- Z&uuml;hd devri</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">2- Tasavvuf  devri</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">3- Vahdet-i  v&uuml;cut devri</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">4- Tarikatlar  devri</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">İfade edildiği  &uuml;zere b&uuml;t&uuml;n bu anlatılanlar, hakikat yolunun nazari y&ouml;n&uuml;n&uuml;, dervişlik ise ameli  y&ouml;n&uuml;n&uuml; teşkil eder. Ana gaye Allah&rsquo;ı bilmek ve Allah&rsquo;ın halife olarak yaratmış  olduğu insanın, yaratılış sebebini idrak edebilmesi ve hayata ge&ccedil;irebilmesidir.  Bu ise dinin emir ve yasaklarına sımsıkı sarılarak, nefis terbiyesinden ge&ccedil;mek  ile olur denmektedir. Netice itibari ile insandaki gizli kabiliyetlerin ortaya  &ccedil;ıkması ve zahiri olarak bilinen şeylerin, hakikatlerinin bilinmesi ile hedefe  yolculuk devam eder. Bu yolculuğa ise kulluk adı verilmiştir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Kulluk,  genelin anladığı bir takım amellerin ortaya konması değildir ve sadece  M&uuml;sl&uuml;manları i&ccedil;ine alan bir anlayış tarzı da değildir. Allah&rsquo;ın birliği i&ccedil;inde  yer alan ne kadar mahl&ucirc;kat varsa, ge&ccedil;mişi ve geleceği ile yani melekler, cin  nesli ve &acirc;demoğlu nesli, hayvanat, nebatat ve madenler gibi, canlı cansız olan  her şey bu kulluğun kapsamındadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bunları  anlayabilecek bir ilim ise, b&uuml;nyesinde b&uuml;t&uuml;n ilimlerin &ouml;z&uuml;n&uuml; barındırabilecek  bir ilim olmalıdır. Buna &ouml;telerden, batından coşup gelen ve kalpte inkişaf eden  marifet denmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bu kalpte  inkişaf eden ilim ya da marifet, d&uuml;nyayı, ahireti, Allah&rsquo;ın cennetini kapsamına  alan hudutsuz bir deryadır. &Ouml;yle ki bunda zevk vardır, şifa vardır, kanat  zenginliği vardır ve Hakk&rsquo;ı g&ouml;r&uuml;rcesine; Allah sevgisini, Allah korkusunu canlı  olarak yaşamak duygusu vardır. Bu ilimden elde edilen bilgi, insanı Ahiretin  &ouml;tesine taşıyacak derinliktedir, denmektedir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;t&uuml;n bu  anlatılanlar, bireyin i&ccedil; d&uuml;nyasında kendisine telkin edilen d&uuml;ş&uuml;nsel ve bedensel  &ccedil;alışmaların neticesinde, yaşadığı a&ccedil;ılımlardır. Bu a&ccedil;ılımların ger&ccedil;ekleşmesi  i&ccedil;in bireylere ve toplumlara telkin edilen sistemlerde farklı farklıdır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Muhiddin İbni  Arab&icirc;&rsquo;ye g&ouml;re, her bir asırda yaşayan kavimlerin idrak ve istidatları  birbirinden farklıdır. Bu y&uuml;zden her bir Nebi&rsquo;ye verilen Risalet ilmi, &uuml;mmetinin  istidadına g&ouml;redir. Ne eksik, ne de noksandır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">&Ccedil;&uuml;nk&uuml; ilim  onların istidatlarından fazla olursa, ilmi a&ccedil;ıklamak esnasında g&uuml;&ccedil; olur ve  anlayamazlar. Eğer noksan olursa, herkese kendi hakkı verilmemiş olur, bu ise  zul&uuml;md&uuml;r. H&acirc;lbuki Hak Te&acirc;l&acirc; Hazretleri; H&acirc;kimdir, her şeyi en g&uuml;zel şekilde  tertip buyurur ve herkese kendi hakkını verir. İşte dinler ve mezheplerin  ihtilafındaki hikmet (farklılık) sırrı budur.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bug&uuml;n gelişen  ve değişen d&uuml;nyaya, bireysel ve toplumsal bazda ayak uydurmak hatta g&uuml;nbeg&uuml;n  yetişmek zorunda olan insan i&ccedil;in, Tasavvuf anlayışını ve tarikatlar sistemini  yeniden yapılandırmak gerekmektedir. İhtiya&ccedil;ların artmış ve değişmiş, gelişen  teknoloji ile d&uuml;nyanın k&uuml;&ccedil;&uuml;lm&uuml;ş ve mahremiyet tehlikeye girmiştir. Bir lokma bir  hırka felsefesinin, bireyleri ve toplumları &ouml;zellikle de bu &ccedil;ağda, helake  s&uuml;r&uuml;kleyebilecek olması, bilimin g&uuml;nden g&uuml;ne yeni sırlar keşfedip, g&uuml;nl&uuml;k hayata  ge&ccedil;irmesi ve bunu kendi &ccedil;ıkarları i&ccedil;in kullanmaları enf&uuml;si seyir i&ccedil;in, i&ccedil;ine  kapanan biz M&uuml;sl&uuml;manlar i&ccedil;in tehdit oluşturmaktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Yani, değersiz  g&ouml;r&uuml;len zahiri ilimlerin de hakkı verilmeli, i&ccedil; d&uuml;nyamızda kapasitemizce  a&ccedil;ılımlar yaşar iken, dış d&uuml;nyada olup bitenlerin de farkına varılarak, gelişen  ve değişen dengede yerimizi almalıyız.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Zahir ilmi  şeriatın kapsamına, batından gelen ilim ise marifet kapsamına girer. Şeriat, dış  &acirc;lemimizi d&uuml;zenler, marifet ise i&ccedil; &acirc;lemimizi d&uuml;zenler. Hakikat bu ikisinin  birleştiği noktadır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Bir kuşun iki  kanadı vardır. Zahir ilimlerde arif olmak, kuşun bir kanadına, kalp aynasına  akseden batın yani manevi ilimlerde arif olmak, kuşun diğer kanadına işaret  eder. Zahir ilimlerle, Allah&rsquo;&uuml; Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın sıfatlarına karşı arif olmakta, d&uuml;nyada  ve ahirette cismin alacağı lezzet vardır, manevi ilhamlarda ise, ruhumuzun &ouml;b&uuml;r  &acirc;lemde alacağı haz vardır.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;"><font face="Verdana">Dolayısıyla  her iki ilimde de, d&uuml;nya hayatında ilmini-irfanını ve basiretini ne kadar  arttırırsan, ahirette de, o mertebelerin gereğini yaşarsın. SAYGILARIMLA.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%;"><font face="Verdana">B&uuml;lent  G&ouml;k&ccedil;en</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="300" title="0" title="18 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3316-tasavvuf-uzerine-bir-dusunce-egzersizi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk’ün soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1100-ataturk%e2%80%99un-soyagaci-85-yil-sonra-yayimlandi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1100-ataturk%e2%80%99un-soyagaci-85-yil-sonra-yayimlandi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 01:43:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1100</guid>
		<description><![CDATA[Atat&#252;rk&#8217;&#252;n soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı &#160; Soyağacı, başta Rıza Nur olmak &#252;zere pek &#231;ok kişi tarafından Atat&#252;rk hakkında &#246;ne s&#252;r&#252;len iddiaların ni&#231;in ciddiye alınmaması gerektiğini bir kez daha seriyor...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı</font></h1>
<p style="text-align: center; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"> <img width="595" height="644" align="middle" alt="" src="http://i.milliyet.com.tr/HaberAnaResmi/2009/11/02/fft17_mf414331.Jpeg" /></font></p>
<div id="divAdnetKeyword2">
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Soyağacı, başta Rıza Nur olmak &uuml;zere pek &ccedil;ok kişi    tarafından Atat&uuml;rk hakkında &ouml;ne s&uuml;r&uuml;len iddiaların ni&ccedil;in ciddiye alınmaması    gerektiğini bir kez daha seriyor g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">85 yıldır ortada g&ouml;r&uuml;lmeyen ve Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n akrabalarından    Ahmet Esmen&rsquo;in elinde bulunan bu soyağacı, NTVTarih tarafından yayımlandı.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Mustafa Kemal&rsquo;in ailesi hakkında &ouml;teden beri, neredeyse    tamamı dedikodu niteliğinde olan ve itibarını zedelemeyi ama&ccedil;layan s&ouml;ylentiler    ortaya atılmıştır. Mustafa Kemal&rsquo;in, 1924 yılında Bayındırlık Bakanı olan    kuzeni S&uuml;leyman Sırrı Bey ile birlikte hazırladığı soyağacı, b&uuml;t&uuml;n bu    iddialara cevap niteliği de taşıyor.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><span class="tag">T&uuml;rkiye</span>&lsquo;de &ouml;teden beri    Atat&uuml;rk&rsquo;le uğraşmanın en ucuz yollarından birisi, ailesi ile ilgili iddialar    ortaya atmaktır. Bunlardan en &uuml;nl&uuml;s&uuml; ise Sağlık ve Eğitim Bakanlığı da yapan    Dr. Rıza Nur tarafından &lsquo;Hatıratım&rsquo;da dile getirilmiştir. Cumhuriyet d&ouml;nemi    &ccedil;alışan tarih&ccedil;iler doğal olarak g&uuml;l&uuml;p ge&ccedil;mişlerdir bu t&uuml;rden iddialara ama    Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml; yıpratmayı yahut ismini zedelemeyi ama&ccedil;layanlar da bundan bir t&uuml;rl&uuml;    vazge&ccedil;memişlerdir.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">İşte NTVTarih Dergisi&rsquo;nin Kasım sayısında ilk kez    yayımlanan Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n soyağacı, bu t&uuml;rden iddialara da cevap niteliği taşıyor.    Derya Tulga ile Ayşeg&uuml;l Parlayan&rsquo;ın imzasını taşıyan haber, Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n    soyağacı konusunda yapılan &ccedil;alışmaların genel bir &ouml;zetini de veriyor. Ancak,    asıl &ouml;nemli olan, 85 yıl sonra ilk kez yayımlanan bu soyağacının doğrudan    Mustafa Kemal tarafından hazırlanması. Dergide yer alan bilgilere g&ouml;re,    Mustafa Kemal, kendisi gibi Hacı Abdullah Ağa&rsquo;nın torununun torunu olan ve    Cumhuriyet&rsquo;in ilk Bayındırlık Bakanlığı g&ouml;revini y&uuml;r&uuml;ten S&uuml;leyman Sırrı Bey    ile birlikte oturup soyağacını hazırlamaya başlıyor.<br />
<img width="233" height="201" align="left" style="padding: 5px; margin-top: 5px; margin-right: 5px;" src="http://i.milliyet.com.tr/GazeteHaberIciResim/2009/11/02/fft16_mf414330.Jpeg" alt="" />Dergiden takip ediyoruz: <strong><span style="color: rgb(255, 0, 0);">   <span class="HaberBaslik">MUSTAFA KEMAL HAZIRLADI </span></span></strong>   &ldquo;Z&uuml;beyde Hanım dahil aile b&uuml;y&uuml;klerinin peşpeşe hayata veda etmeleri, belki de    bu kararın alınmasını etkilemiştir. &Ccedil;alışmada diğer kağıtlara g&ouml;re katlamaya    biraz daha dayanıklı olan ve tuval olarak da kullanılan beyaz keten resim    kağıdı se&ccedil;ilir. İş bittikten sonra Gazi, S&uuml;leyman Sırrı&rsquo;ya kendisinden sonra    bu şecereyi muhafaza etmesini tembihler. Fakat o sırada zor şartlarda &ccedil;alışan    S&uuml;leyman Sırrı Bey, 51 yaşında <span class="tag">vefat</span> eder. B&ouml;ylece    şecere, S&uuml;leyman Sırrı&rsquo;nın ilk evliliğinden olan kızı G&uuml;lseren Hanım&rsquo;la oğlu    Fikri Ziya Aral&rsquo;a miras kalır. Yeni kuşakların eski yazıdan anlamadıkları i&ccedil;in    şik&acirc;yet etmeleri &uuml;zerine Aral, 1987&rsquo;de bunu <span class="tag">Latin</span>    alfabesine &ccedil;evirir, yeni kuşakları ekler ve kısa s&uuml;re sonra vefat eder.    G&uuml;lseren Hanım&rsquo;a kalan aile emaneti 2009&rsquo;da onun da vefatıyla tek &ccedil;ocuğu Ahmet    Esmen&rsquo;in eline ge&ccedil;er.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
</div>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><span style="color: rgb(255, 0, 0);"><strong>   <span class="HaberBaslik">SOYAĞACI AHMET ESMEN&rsquo;DE </span></strong></span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><span style="color: rgb(255, 0, 0);"><strong><br />
</strong></span>Peki ama bu kadar kıymetli bir belge, nasıl olmuş da bug&uuml;ne    kadar k&uuml;t&uuml;phane raflarında kalmıştır? Ahmet Esmen ş&ouml;yle diyor: &ldquo;Durumu    anlayabilecek yaşa geldiğimde annemle babam beni karşılarına alıp, &lsquo;Tesad&uuml;fler    bu kıymetli insanla aynı soydan gelmene sebep oldu. Senin bunda hi&ccedil;bir    marifetin yok. Ayrıca hepsinden &ouml;nemlisi, akrabalığın verdiği bir mesuliyet    var&rsquo; dediler.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><span style="color: rgb(255, 0, 0);"><strong>   <span class="HaberBaslik">SOYAĞACI HANGİ YALANLARI &Ccedil;&Uuml;R&Uuml;T&Uuml;YOR </span></strong></span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><span style="color: rgb(255, 0, 0);"><strong><br />
</strong></span>Dergideki yazıda, 85 yıl sonra ortaya &ccedil;ıkan soyağacının bug&uuml;ne    kadar ortalıkta dolaşan pek &ccedil;ok iddiayı &ccedil;&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; de belirtiliyor: &ldquo;Pek &ccedil;ok    yerde ortaya atılan Z&uuml;beyde Hanım&rsquo;ın Hacı Sofiler&rsquo;den olduğu iddiası bu    şecereyle &ccedil;&uuml;r&uuml;yor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu aile Mustafa Kemal&rsquo;in değil, şecerede g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;    gibi Hacı Sofilere gelin giden G&uuml;ls&uuml;m Molla yoluyla S&uuml;leyman Sırrı&rsquo;nın    s&uuml;lalesi. Bazı kaynaklar, Z&uuml;beyde Hanım&rsquo;ın babasının tam &uuml;&ccedil; kere evlendiğini    kaydetmesine rağmen şecerede bunu g&ouml;remiyoruz. Israrla Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n teyzesinin    oğlu iddia edilen eski <span class="tag">TKP</span> liderlerinden Reşat Fuad    Baraner de şecerede g&ouml;z&uuml;km&uuml;yor, zaten şecereye g&ouml;re Atat&uuml;rk&rsquo;&uuml;n teyzesi yok,    iki dayısı var.&rdquo;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><em>   <a rel="nofollow" target="_blank" href="http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&amp;ArticleID=1157197&amp;Date=02.11.2009&amp;b=Ataturkun soyagaci 85 yil sonra yayimlandi&amp;KategoriID=17" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika_amp_ArticleID=1157197_amp_Date=02.11.2009_amp_b=Ataturkun_soyagaci_85_yil_sonra_yayimlandi_amp_KategoriID=17&amp;referer=');">   Kaynak</a></em></font></p>
</div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="278" title="1" title="15 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1100-ataturk%e2%80%99un-soyagaci-85-yil-sonra-yayimlandi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MASONLARIN ACI KAYBI</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1096-masonlarin-aci-kaybi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1096-masonlarin-aci-kaybi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 21:04:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[MASONLARIN ACI KAYBI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1096</guid>
		<description><![CDATA[&#160; MASONLARIN ACI KAYBI ! 17 Aralık 2009 Bir gazetenin ilan sayfasında, sol &#252;st k&#246;şede mason işaretli taziye haberi&#8230;Emekli General b&#252;y&#252;k &#252;stat vefat etti&#8230; Subayların derneklere &#252;ye olması yasak T&#252;rk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="NewsDetailDate">
<div align="center">&nbsp;</div>
<p align="center"><strong><font face="Verdana" size="3">MASONLARIN ACI KAYBI !</font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">17 Aralık 2009 <br />
</font></p>
</div>
<div class="NewsDetailTop">
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Bir gazetenin ilan sayfasında, sol &uuml;st    k&ouml;şede mason işaretli taziye haberi&#8230;Emekli General b&uuml;y&uuml;k &uuml;stat vefat etti&#8230;</font></p>
</div>
<div class="NewsDetailContent">
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3"><strong>Subayların derneklere &uuml;ye olması    yasak</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">T&uuml;rk Silahlı Kuvvetleri her t&uuml;rl&uuml;    siyasi tesir ve d&uuml;ş&uuml;ncelerin dışında ve &uuml;st&uuml;ndedir. Bundan &ouml;t&uuml;r&uuml; Silahlı    Kuvvetler mensuplarının siyasi parti veya derneklere girmeleri bunların siyasi    faaliyetleri ile m&uuml;nasebette bulunmaları, her t&uuml;rl&uuml; siyasi g&ouml;steri, toplantı    işlerine karışmaları ve bu maksatla nutuk ve beyanat vermeleri ve yazı    yazmaları yasaktır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Subayların mason derneklerine, lions    ve rotary kul&uuml;plerine &uuml;ye olması da yasak. Aksi hareket eden subaylar hakkında    ise, yasal işlem yapılması gerektiği vurgulanıyor. TSK&#8217;da subay ve    astsubayların, mason derneklerinin dışında da bazı vakıf, dernek ve kul&uuml;plere    &uuml;ye olması da yasaklanmış.</font></p>
</div>
<p align="center"><font face="Verdana" size="3"> <img width="475" height="528" src="http://image.samanyoluhaber.com/Images/Resim/Images/News/20091217/ilan002.jpg" alt="" /> </font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">H&uuml;rriyet gazetesinde yayınlanan taziye  ilanındaki ayrıntılar &ccedil;ok ilgin&ccedil;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Bir General Masonlukta &#8216;B&uuml;y&uuml;k &Uuml;stad&quot; ve  &#8216;En Muhterem&quot; olabiliyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">İlk savunma ama o emekli paşa, d&uuml;nyada  emeklilikten başlayan ve bu makama &ccedil;ıkabilen bir tane &ouml;rnek bulunamaz&#8230;&#8230;</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Taziyede masonik sembollere yer  verildiği gibi yine masonluğa has kavramlar kullanılmış. &#8216;B&uuml;y&uuml;k &Uuml;stat&#8217; ve  &#8216;Evrenin Ulu Mimarı&#8217; gibi s&ouml;zc&uuml;kler buna &ouml;rnektir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3"><strong>Masonların dereceleri</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Masonların daha &uuml;st derecelere  y&uuml;kselebilmesi i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;zverilerde bulunmaları, bol miktarda bağış yapmaları  gerekir. Locaya sıkı bağlılık sırların &ouml;zenle korunması ve kardeşliğe saygı  &ouml;nemlidir. Loca i&ccedil;inde itaat ve bunun ortaya konulması istenir. Elbette  y&uuml;kselinilen her derece şan, para ve makamı beraberinde getirmektedir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Masonluğa tekris edilerek alınan bir  kimse, Remz&icirc; ve felsef&icirc; dereceler i&ccedil;inde y&uuml;kselerek masonluğun en &uuml;st seviyesine  (33. derece ve &ouml;tesi&#8230;) &ccedil;ıkabilir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">&Ccedil;ırak olarak masonluğu alınan birisi,  sırasıyla &ldquo;Kalfa&rdquo;lığa ve sonra da Usta-&Uuml;stad&rsquo;lığa y&uuml;kselir ki, buna Nafak  artırımı ismi verilir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">1. dereceden 33. dereceye y&uuml;kselmek i&ccedil;in  7 sene gerekmekte olduğu zannedilmektedir. Bu rakam, kesin değildir elbette; ama  aşağı yukarı bu kadar sene i&ccedil;inde 33. dereceye y&uuml;kselme ger&ccedil;ekleştirilir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Herhangi bir ritte, d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; derece ve  yukarısına devam edebilmek i&ccedil;in B&uuml;y&uuml;k Loca&#8217;ya bağlı olarak &ccedil;alışan d&uuml;zenli bir  Locada &Uuml;stat derecesine sahip olmuş olmanın yanı sıra, bu ana Loca ile  ilişkilerinin herhangi bir d&ouml;nemde d&uuml;zensiz olmaması ve y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;klerinin  aksatılmadan yerine getirilmesi gerekir. Kendi Locasında d&uuml;zensiz ilan edilen  bir &uuml;yenin, y&uuml;ksek derecelerdeki &uuml;yeliği de otomatik olarak d&uuml;şer.</font></p>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Kaynak:Aktifhaber</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="208" title="1" title="15 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1096-masonlarin-aci-kaybi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam’ı Kurtarmayı bırak İslam’la Kurtulmaya bak</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1091-islami-kurtarmayi-birak-islamla-kurtulmaya-bak.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1091-islami-kurtarmayi-birak-islamla-kurtulmaya-bak.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Dec 2009 14:41:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Akıncı Ovası]]></category>
		<category><![CDATA[Behçet Ayaz]]></category>
		<category><![CDATA[Din Sevgiroindir]]></category>
		<category><![CDATA[İçören Kuran Kursu]]></category>
		<category><![CDATA[İslam'ı Kurtarmayı bırak İslam'la Kurtulmaya bak]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Çözüm Olacağız]]></category>
		<category><![CDATA[Neden Kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Niçin Ortaya çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1091</guid>
		<description><![CDATA[İslam&#8217;ı Kurtarmayı bırak İslam&#8217;la Kurtulmaya bak &#160; İnsani gelişim Hizmetk&#226;rları Birliği Y&#246;netim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Kurucu Başkan Beyin Antren&#246;r&#252; Sevgipolog Kemal Ko&#231;ak Ankara ili Kazan il&#231;esinde İ&#231;&#246;ren Kuran Kursu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><strong><font face="Verdana">İslam&#8217;ı Kurtarmayı bırak İslam&#8217;la Kurtulmaya bak</font></strong></font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">İnsani gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu Başkan  Yardımcısı ve Kurucu Başkan Beyin Antren&ouml;r&uuml; Sevgipolog Kemal Ko&ccedil;ak Ankara ili  Kazan il&ccedil;esinde İ&ccedil;&ouml;ren Kuran Kursu M&uuml;d&uuml;r&uuml; San Beh&ccedil;et Ayaz&#8217;ın talepleri  doğrultusunda verdiği &quot;Din Sevgiroindir&quot; isimli 75 saatlik eğitiminde  Kazan&#8217;lıların y&uuml;reğini kazandı&#8230;</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Eğitim i&ccedil;eriklerinde aşağıdaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerle anlaşılabilmesi  kolaylaştıran yaklaşık 500 değişik prod&uuml;ksiyon &ccedil;alışmalarıyla konuların daha iyi  anlaşılabilmesi i&ccedil;in tam 6 yıldır profesfonel olarak hazırladığı &ccedil;alışmalarında  &quot;<strong><em>&ouml;nce raflarımı doldurdum hen&uuml;z vitrinimiz yok ama Allahın izniyle  Nevrotik Lawrens Papalarına karşı &ccedil;alışmalarımızı daha da hızlandıracağız</em></strong>&quot;  ifadesine yer verdi.</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><object width="480" height="365"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xbcxwy&#038;related=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xbcxwy&#038;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="365" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object> </font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Konu ile ilgili haberi Kazan Beypazarı il&ccedil;elerinde ve  &ccedil;evresinde ayda bir yayınlanan &#8216;Son Dakika&#8217; ve &#8216;Akıncı Ovası&#8217; Mahalli  gazetelerinin kendisiyle yaptığı haberleri inceleyebilirsiniz.</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"> <img width="480" height="360" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/haber/kazan02.jpg" /></font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><object width="480" height="365"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xb22my&#038;related=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xb22my&#038;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="365" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object> </font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"> <img width="480" height="360" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/haber/kazan03.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><object width="480" height="398"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xb3e1c&#038;related=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xb3e1c&#038;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="398" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object> </font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"> <img width="480" height="360" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/haber/kazan01.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"> <a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/haber/kazan-bsndan.pdf" target="_blank" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/haber/kazan-bsndan.pdf?referer=');"> Haberi PDF formatında daha b&uuml;y&uuml;k okumak i&ccedil;in tıklayınız</a></font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Kemal Ko&ccedil;ak Kimdir daha yakından tanımak i&ccedil;in Aşağıdaki  videoyu incelemenizi &ouml;neririz</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><object width="480" height="302"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xaq4uv&#038;related=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xaq4uv&#038;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="302" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object> </font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Her insanı ilgilendiren insani gelişim arzusunda olan her  insanın izlemesi gereken bir &ccedil;alışma</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><object width="480" height="325"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xae7ua&#038;related=0"></param><param name="allowFullScreen" value="true"></param><param name="allowScriptAccess" value="always"></param>
  <embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xae7ua&#038;related=0" type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="325" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object> </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="831" title="1" title="15 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1091-islami-kurtarmayi-birak-islamla-kurtulmaya-bak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“GÖZLER RUHUN PENCERELERİDİR”</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1064-%e2%80%9cgozler-ruhun-pencereleridir%e2%80%9d.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1064-%e2%80%9cgozler-ruhun-pencereleridir%e2%80%9d.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:21:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ledün İlmi]]></category>
		<category><![CDATA[GÖZLER RUHUN PENCERELERİDİR]]></category>
		<category><![CDATA[hakan yılmaz çebi]]></category>
		<category><![CDATA[PENCERELER]]></category>
		<category><![CDATA[RUHUN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1064</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;G&#214;ZLER RUHUN PENCERELERİDİR&#8221; &#160; Şahsen başlı başına bu meseleyle ilgili okuduğum ilk kitaplardan biri Erzurumlu m&#252;tefekkir Mehmet Kırkıncı&#8217;nın Ruh nedir ve Kader Nedir? İsimli eserleriydi. &#160; Daha sonra İstanbul&#8217;dan bazı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: center; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &ldquo;G&Ouml;ZLER RUHUN PENCERELERİDİR&rdquo;</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: center; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font size="3"><strong><span style="font-family: Arial Black;"> <img width="482" height="180" alt="" src="http://img157.imageshack.us/img157/8483/greenlz9.jpg" /></span></strong></font></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Şahsen başlı başına bu meseleyle ilgili okuduğum ilk kitaplardan biri Erzurumlu  m&uuml;tefekkir Mehmet Kırkıncı&rsquo;nın <strong>Ruh nedir ve Kader Nedir?</strong> İsimli  eserleriydi. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Daha sonra İstanbul&rsquo;dan bazı sebeplerle ayrılıp memleketim S&uuml;rmene&rsquo;ye gitmiş,  dağların ve yeşilliklerin arasında araştırmalarımı derine g&ouml;t&uuml;rm&uuml;şt&uuml;m. <strong><u> Yine b&ouml;yle bir g&uuml;n&uuml;n sabaha yakın kısmında uyuya kaldığım bir sırada sakin ama  g&ouml;nl&uuml;mde ani bir ferahlıkla kalktığımı hatırlıyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kulağımda &ldquo;bir ses &ldquo;  fısıtıyla ama &ccedil;ok yakın, &ldquo;G&Ouml;Z RUHUN PENCERESİDİR&rdquo; </u></strong>demişti. Detaylarını  şiir ve nazım olarak bir başka kitabımızda anlattığım bu konunun bu kitabımızda  da yararlı olacağına inandığım kısmını paylaşmak istiyorum:</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Sanki &ccedil;ok yakınımda ancak fiziki g&ouml;zlerle g&ouml;remediğim birisi bu s&ouml;z&uuml; y&uuml;ksek  sesle kulağıma fısıldayıp gitmişti. Ses &ccedil;ok dost tınılıydı. Ayrıca kalbimde  b&uuml;y&uuml;k bir ferahlık da hissediyordum. Bir an &ouml;nce ara sıra bu mevzuları  paylaştığım kendisinin de bir takım metafizik &ouml;tesi yetenekleri olan kız  kardeşim Belma&rsquo;yı uyandırıp bu hadiseyi anlatmak istedim. Ancak hen&uuml;z  uyanmamıştı ve ben uyanmasını sabırsızlıkla bekledim. O&rsquo;na da anlattığımda &ccedil;ok  sevinmişti, zira o d&ouml;nemler o da birbirinden g&uuml;zel m&uuml;jdeli r&uuml;yalar g&ouml;r&uuml;yordu.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype;"><img width="165" height="192" align="left" alt="" src="http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2000/07/24/simages/hur/turk/00/07/24/turkiye/03tur.jpg" /></span></font><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">Merhum  Cenk Koray&rsquo;la bir hatıra&hellip;</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">İstanbul&rsquo;daki  ev arkadaşlarımın ısrarı, biraz da d&ouml;nmeme dair kalbi hislerimle İstanbul&rsquo;a  d&ouml;nm&uuml;şt&uuml;m&hellip; Aksiyon Dergisinden Arkadaşım Muhsin&rsquo;in de teklifiyle can dostum  Ş&uuml;kr&uuml; Kılı&ccedil;&rsquo;la birlikte Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı&rsquo;nın Cumartesi&nbsp; g&uuml;nleri  ger&ccedil;ekleşen toplantılarından birine katılmıştım. G&uuml;zel bir tevafuk konuşmacı  &ccedil;ocukluğumuzdan beri TRT ekranlarından tanıdığımız babacan sunucu Cenk Koray  Ağabeyimizdi. Kendileri hayatındaki ilgin&ccedil; metafizik olaylardan, o d&ouml;nem &ccedil;ok&ccedil;a  konuşulan Kuran&rsquo; daki &ldquo;<strong><u>19 mucizesinden</u></strong>&rdquo;, maalesef <strong>oğlunu 19  yaşında kaybedişi</strong> gibi kader ve ruh ilişkisine dayanan mevzulardan  bahsediyordu. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype;"> <img width="200" height="285" align="right" alt="" src="http://www.ilknokta.com/urun/K/9754054940.jpg" /></span></font><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">Konuşmasının  bir yerinde Reenkarnasyon&rsquo;a da inandığından bahsetti. Kendisini dinlediğimde  hasıl olan kanaat; aslında Reenkarnasyonla Ruh Seyri&rsquo;ni karıştırdığı oldu. Yani  sevgili b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;m belki bu mevzuda kavramlar &uuml;zerindeki tanımlamaları hen&uuml;z yerli  yerine oturtamamıştı. Demek ki; bu iki kavramı birbirinden ayırt edecek kadar  mevzuyu iyi incelememiş olmalıydı. Maalesef Reenkarnasyoncuların da bir&ccedil;ok  kişiyi tabiri caizse avladıkları <em>&ldquo;psikolojik av sahası&rdquo;</em> da &ccedil;oğunlukla  burasıydı; yani ruhun seyriyle, bedenden bedene ge&ccedil;ip hizmetini bir beden de  tamamlamaması&hellip;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Reenkarnasyon mevzusuna kadar herkesi dinleyip sonra da paşa paşa eve d&ouml;nmeyi  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. Lakin konu nacizhane sapıtmaya başlayınca susmanın doğru  olamayacağına inandığım i&ccedil;in merhum Cenk Bey&rsquo;in konuşmasını bitirmesini biraz  heyecanla da olsa sabırsızlıkla bekledim.. Takdimci soru veya eklemek  isteyenlere s&ouml;z hakkı verdiğinde kendime aceleci olmamam gerektiğini telkin  ettim ve diğer arkadaşlarımın da ilavelerini ve sorularını dinledim. Mevzu tam  istediğim y&ouml;ne gelince izin isteyip giriş yaptım. &Ouml;nce kendisinin de zaman zaman  televizyon programlarında g&uuml;ndeme getirdiği ismiyle ilgili mevzuyu bir kezde  Vakıfta anlatması i&ccedil;in ricada bulundum.Eksik olmasınlar kırmadılar, doğmadan  evvel sonradan Hazreti Hızır olduğuna kanaat getirdikleri bir adamın gelip  validesini uyardığını, doğacak &ccedil;ocuğun hayırlı bir &ccedil;ocuk olup, doğduğunda  isminin Cenk konulması gerektiği şeklinde uyardığını s&ouml;yledi. Bu bir &ccedil;ok insanın  başına gelmiş &ccedil;ok g&uuml;zel bir m&uuml;jdeydi ancak, İmam Rabbani&rsquo;nin bu konudaki  uyarısını kendisine hatırlatmak gereği hissettim. Zira eksik olmasınlar  dostlarımız da bizlere bir &ccedil;ok şeyi hatırlattılar ve hatırlatıyorlar.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Cenk  Bey&rsquo;e d&ouml;nerek, &ldquo;Efendim bu &ccedil;ok g&uuml;zel bir m&uuml;jde ama sizi kurtarmaya yetmez diye  biliyorum&rdquo; dedim. Evladı yaşında olmama rağmen hi&ccedil;bir k&uuml;&ccedil;&uuml;mseme işareti  g&ouml;stermeden dinlemeye devam ettiler: </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &ldquo;<em>Efendim İmam Rabbani Hazretleri bu işin sonu başında g&ouml;sterildi diyor.&nbsp; Eğer  hayatınız denen bir &ouml;m&uuml;rl&uuml;k&nbsp; filmi size m&uuml;jdelenen şekilde yani arzulanan bir  sonla&nbsp; bitirmezseniz cezanızın da iki kat olacağını hatırlatıyor. Yani siz  m&uuml;jdelenmişsiniz haliyla diğer insanlardan Allah&rsquo;ın hikmetine binaen daha  l&uuml;tuflu tutulmuşsunuz ancak bu l&uuml;tfun hakkını vermezseniz bu defa keşke  m&uuml;jdelenmeseydim demek durumunda kalabilirsiniz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; daha yolun başındayken  m&uuml;jdelediğimiz halde niye mjdelediğimiz gibi yaşamadın diyerekten cezanızı  ikiyle &ccedil;arpabilirler hi&ccedil; bunu da hesap ettiniz mi dedim</em>&hellip;&rdquo; Merhum bu a&ccedil;ıklama  &uuml;zerine, &ldquo;<em>Allah razı olsun canım kardeşim demek m&uuml;jde kafi değilmiş &ouml;nemli  olan m&uuml;jdeye g&ouml;re yaşamakmış, bu işin teşviki olsa gerek. Bundan sonra daha  dikkatli olayım &ouml;yleyse&hellip;</em>&rdquo; şeklinde b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;steren ifadeler  kullandılar. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: center; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><font size="3"><span style="font-family: Palatino Linotype;"> <img width="452" height="171" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/image/hizirigozler.jpg" /></span></font></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Ardından da biraz daha s&ouml;z alıp belki d&uuml;ş&uuml;ncesi bulananlar vardır diyerekten  Reenkarnasyon kavramını ifade etmeye &ccedil;alıştım. S&ouml;zlerimi bitirirken de&nbsp; &ldquo;<em>Efendim  Ruh mevzusu İmam Rabbani&rsquo;nin teşhisleriyle alemi sugra/k&uuml;&ccedil;&uuml;k alem&nbsp; makamının  &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sırrıdır. Yeri ve zamanı dışında &ccedil;ok tartışılamaz. İlmi ve araştırmaya  dayalı a&ccedil;ıklamaların dışında Herkesin ı Allah&rsquo;a yakınlığına g&ouml;re daha geniş bir  a&ccedil;ıklaması olabilir. Bu sebeple ben kendime g&ouml;re şu &uuml;&ccedil; kelimeyle konuyu  bitiriyorum:&ldquo;<strong>G&ouml;z Ruhun Penceresidir</strong></em>&rdquo;. Rahmetli de ve diğer bir kısım  arkadaşlarda da &ldquo;G&ouml;z Ruhun Penceresidir&rdquo; s&ouml;z&uuml; ciddi bir tesir uyandırmıştı ki;  bu s&ouml;z&uuml; ifade ettiğim s&uuml;renin &uuml;zerinden hen&uuml;z yarım dakikalık bir s&uuml;re  ge&ccedil;memişti ki (bu olay &uuml;zerine daha sonra samimiyet kuracağım)&nbsp; Eğitimci-Yazar  Arif Arslan; &ldquo;<em>Evet, g&ouml;zler Ruhun Pencereleridir</em>&rdquo; şeklinde bir c&uuml;mleyle  son s&ouml;ylediğim bu c&uuml;mleyi tasdik etmesin mi?..&nbsp; </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Bu tasdik beni &ccedil;ok mutlu ettiği gibi inanılmaz derecede de şaşırttı. Zira Arif  Arslan Bey&rsquo;in s&ouml;yleyiş tarzından bu sır dolu &uuml;&ccedil; kelimelik c&uuml;mleyi daha &ouml;nceden  bildiği anladım. Akabinde de biraz muzip&ccedil;e bir tavırla yoksa her Ruh olayını  inceleyen insana bu &ldquo;<em>fısıltıcı kardeş&rdquo; </em>geliyor mu diye d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Hem  ortamın m&uuml;sait olmaması hem de o g&uuml;n itibariyle yeterince samimi olmadığımızdan  &ouml;t&uuml;r&uuml; bu durumu kendisine soramadım. Ancak ilk fırsatta sormak i&ccedil;inde o g&uuml;nden  sonra yandım tutuştum diyebilirim.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Uzun s&uuml;ne Arif Hocaya ulaşmak i&ccedil;in bir vesile bulmaya &ccedil;alıştım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şahsım&nbsp; &ldquo;<em>G&ouml;z  ruhun penceresidir</em>&rdquo; demiş; kendileri ise o <strong><u>&ldquo;<em>G&ouml;zler Ruhun  pencereleridir</em>&rdquo;</u></strong> demişti. Şimdi arada ne fark var diyeceksiniz! Evet,  arada (ler, lar) gibi &ccedil;oğul olma durumundan başka bir fark yok ama meselenin  &uuml;zerine uzun s&uuml;re d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; bu &ccedil;oğul kelimeden anlaşılıyor. Yani kaynağından  &ccedil;ıktıktan sonra işlene işlene &ccedil;oğullaşmış. Bu da uzun s&uuml;re birileri tarafından  kullanılarak &uuml;zerine eklemeler yapıldığını g&ouml;steriyor sevgili okuyucu.  Tabiatıyla bu durum beni bayağı d&uuml;ş&uuml;nmeye s&uuml;r&uuml;kledi. Sonra da herhalde haddince  sırları bulmak isteyenler aynı &ccedil;eşmelerden ge&ccedil;iyorlar deyip işi sahibine havale  ettim.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &ldquo;Gelecek, Altın Nesli Bekliyor!..&rdquo;</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong><em> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></em></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">Arif  Bey&rsquo;le tekrar buluşmamızın vesilesi olan r&ouml;portajın başlığı buydu<em>. </em> &nbsp;Samimiyetimiz de bu r&ouml;portaj vesileyle iyice ilerleyince aylardır i&ccedil;imde  sakladığım konuyu a&ccedil;tım. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<img align="left" src="http://www.turktime.com/pictures/saidinursi.jpg" alt="" />Hi&ccedil; şaşırmadı gayet rahat ve doğal bir şekilde bu s&ouml;z, Bedi&uuml;zzaman mahlasıyla  meşhur Said Nursi&rsquo;nin eserlerinde ge&ccedil;er, &ouml;zellikle Ruhla ilgili mevzularda aynen  bu izaha yer verilir. Ben de oradan biliyorum dedi. Bu a&ccedil;ıklamaya &ccedil;ok sevindim  sebebi de &ccedil;ok zaman kendisinin ifade ettiği; &ldquo;<em>Bu risaleyi ben yazmadım na&ccedil;iz  şahsıma yazdırıldı</em>&rdquo; s&ouml;zlerinin sade bir al&ccedil;ak g&ouml;n&uuml;ll&uuml;ğ&uuml; ifade etmediği aynı  zamanda b&uuml;y&uuml;k bir hakikati taşıdığını anlamamdı ki, kitabı &ouml;nceki b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde bir  takım parapsikolojik g&uuml;&ccedil;ler tarafından yazdırılan kitap hik&acirc;yelerinden  bahsetmiştik.</span><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"><img width="223" height="183" align="right" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_CjGIWI38_fw/SkZCvX3jR5I/AAAAAAAABFc/Ibk7uQzW4Mc/s320/g%C3%B6z+muayenesi.jpg" /></span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Dilerseniz bunca kifayetsiz kelamla a&ccedil;ıklamaya &ccedil;alıştığım bu mevzuyu, k&uuml;lli  irade adamı Mevlana Hazretleriyle &ouml;zetleyeyim:</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong>&nbsp; <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &ldquo;<em>Parmağını g&ouml;z&uuml;nden kaldır ilkin g&ouml;r dilediğini &ouml;ylece&hellip;</em></span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong><em> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;İnsan g&ouml;zden ibarettir aslında, geri kalan ceseddir&hellip;</span></em></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong><em> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> G&ouml;z ise ancak dostu g&ouml;rene denir&hellip;&rdquo;</span></em></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong><em> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></em><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">MUTASSAVVUFLARIN  &Uuml;STADI&nbsp; RUHU NASIL ANLATIYOR?&hellip;</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<strong><span style="color: black;">Ruh mevzusunda en kapsamlı &ccedil;alışma Tasavvuf  aleminin kendisine bağlanmaktan şeref duyduğu Abd&uuml;lkadir Geylani&rsquo;ye nasip olan  keşiflerdir. Şahsen bu konuda yaptığım &ccedil;alışmalarda az sonra bahsedeceğim eser,  şahsen i&ccedil;imde sakladığım ger&ccedil;eği ortaya &ccedil;ıkarıp i&ccedil; d&uuml;nyama ait taşları yerli  yerine oturtmamı sağladı.</span></strong></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> &nbsp;Geylani, Asıl ismi &ldquo;Sırr&uuml;l Esrar Fima Tehtac&uuml; İleyhil Ebrar&rdquo; bug&uuml;nk&uuml; manada  &ldquo;Dostlar Z&uuml;mresinin İhtiya&ccedil; Hissettiği Sırların Sırrı&rdquo; olan kısaca &ldquo;SIRRUL  ESRAR&rdquo; isimli eserde&nbsp; bilinenin dışında insanın başka ruhlar taşıdığından da  bahsetmektedir.</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Bu eser yukarıda da belirttiği gibi ebrar z&uuml;mresine y&ouml;nelik kılavuz bilgiler  kitabı olup makamı ve sırları hen&uuml;z olgunlaşmamış talebeye sunulmaz. Zira bu  bilgiyi anlayacak ve de hazmedecek bir deneyimden ge&ccedil;mediği i&ccedil;in zaten kendisi  de okuduklarından pek bir şey anlamayacaktır.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<span style="color: black;">Biz şimdi kitabımızın konularından olan Ruhi degajman  yoluyla istihbarat mevzusuna girmeden &ouml;nce bu &ouml;nemli eserden Ruh&rsquo;la ilgili başka  eserlerde rastlayamayacağımız bilgiler alalım. Ayrıca Değerli okuyucumuza konu  iyice anlaşılsın diye parentez i&ccedil;i c&uuml;mlelerin bana ait olduğunu hatırlatmak  isterim.</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> &nbsp;</span><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">&ldquo;Y&uuml;ce  Allah cemal nurundan ilk defa Hazreti Muhammedin Nurunu yarattı. Bu durum şu  kutsi hadiste ş&ouml;yle anlatılır:</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="background: lime none repeat scroll 0% 0%; font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"> &ldquo;</span><em><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">Muhammed&rsquo;in  ruhunu y&uuml;z&uuml;m&uuml;n nurundan yarattım</span></em><span style="background: lime none repeat scroll 0% 0%; font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;">&rdquo;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Bu durumu Allah&rsquo;ın El&ccedil;isi ise ş&ouml;yle a&ccedil;ıklamıştır:</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &ldquo; <em>Allah &ouml;nce ruhumu yarattı, Allah &ouml;nce nurumu yarattı. Allah &ouml;nce kalemi  yarattı. Allah &ouml;nce &lsquo;aklı&rsquo; yarattı</em>.&rdquo;</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Haliyle ortada &ldquo;<strong>Ruh-Nur-Kalem/ilim-akıl&rdquo;</strong> şeklinde sıralanan birbirini  b&uuml;t&uuml;nleyen tek bir yaradılış zinciri var/hy&ccedil;)</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Muhammedin Ruhu yaratılanların mayası, k&acirc;inatın evveli ve aslıdır. Allah&rsquo;ın  Resul&uuml; bu durumun akabindeki gelişmeyi:</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &ldquo;Ben Allah&rsquo;tan m&uuml;minler de benden&hellip;&rdquo; c&uuml;mleleriyle anlatır</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;(&hellip;)</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Geylani Hazretleri daha sonra</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Ruh&rsquo;un &ouml;z&uuml;n&uuml;n &ldquo;Nur&rdquo; (yani ilahi kudrete has enerji) olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor. Daha  sonra bu Ruh&rsquo;un &ccedil;eşitli işlemlerden ge&ccedil;erek &ldquo;ceset alemi&rdquo;ne girme aşamasına  kadar geldiğini ise şu ayetle a&ccedil;ıklıyor:</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &ldquo;Sonra onu aşağıların en aşağısına/esfeli safiline g&ouml;nderdik.&rdquo;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<strong>RUH&rsquo;UN SEYRİ/TEKAM&Uuml;L&Uuml; </strong></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<span style="color: black;">Geylani Hazretleri bu defa Ruh&rsquo;un &ouml;yle ham halde  bırakılmadığını &ccedil;eşitli işlemlerden ge&ccedil;tiğiyle ilgili o g&uuml;nk&uuml; benzetmelerle  bilgiler veriyor: </span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;&nbsp;&ldquo;Yani o nur, ilk &ouml;nce Lahut aleminden ceberut (b&uuml;y&uuml;kl&uuml;k,azamet) alemine  g&ouml;nderdi. O nurdan olan ruhlara iki harem arasında ceberut nurundan kisveler  gidirdi. Buna <strong>SULTANİ RUH</strong> denilir. </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Sonra bu kisveler ile &ldquo;Melekut Alemi&rdquo;ne saldı. Buna da Orada da melekut  nurundan kisveler giydirildi (yeni sistemler y&uuml;klenildi). Buna da (Bu işlemden  ge&ccedil;en Ruha&rsquo;da) <strong>RUHANİ/NURANİ RUH</strong> denilir.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Sonra (yeni bir işlem i&ccedil;in) ;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> (Bu defa) <strong>M&Uuml;LK ALEMİ&rsquo;ne</strong> g&ouml;nderildi. Burada M&Uuml;LK kisvesine b&uuml;r&uuml;nd&uuml;. Buna  da <strong>CİSMANİ RUH</strong> (Halk arasındaki ismi &ldquo;Can&rdquo; olup; insanoğlunun&nbsp; bildiği  sadece bu ruhtur) dendi.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Sonra;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Sonra da Allah (&ccedil;eşitli sistemler y&uuml;klenen) o ruhlara (bu ceset denen) cisme  girmeleri i&ccedil;in emir verdi. Onlar da Allah&rsquo;ın emriyle girdiler. Bu durumu şu ayet  haber vermektedir:</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;&ldquo;Ona Ruhumdan &uuml;fledim&rdquo; (Sad, 72)</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Zaman oldu o Ruhlar; bu cesetle olan ilgisini (cesede ait arzulara takılı  kalıp) artırdılar. Bu y&uuml;zden de ahdi (İnsanların ve cinlerin Ruhlar halindeyken  Allah&rsquo;la yaptıkları s&ouml;zleşme) yi unuttular. H&acirc;lbuki Allah onları yarattı ve:</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;_ Sizin Rabbiniz değil miyim? Buyurdu</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Onlar da (hep birlikte):</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;EVET&hellip;&nbsp;&nbsp; Cevabını verdiler&hellip;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;İşte bu s&ouml;zlerini unuttular. Asli vatanı (Ruhlar aleminde s&ouml;zleşmenin yapıldığı  anı ve yemini) unuttular.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Fakat&hellip; Rahman onlara acıdı. Bu sebeple el&ccedil;iler ve&nbsp; ilahi kitaplar g&ouml;nderdi.  Bununla (geldikleri ve d&ouml;necekleri) asli/asıl vatanı hatırlatmak istedi. Bu  durum şu ayetlerle haber verilir:</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;&ldquo;<strong>Onlara Allah&rsquo;ın g&uuml;nlerini hatırlat</strong>&rdquo; (İbrahim, 5)</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Yani, Allah&rsquo;la s&ouml;zleştikleri o g&uuml;nleri hatırlat&hellip;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<strong>RUHLARIN CESETTEKİ YERLERİ VE DONANIMLARI&hellip;</strong></span></p>
<p align="center" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></strong><font size="3"><span style="color: black; font-family: Palatino Linotype;"><img width="575" height="317" align="absMiddle" src="http://www.dunyabulteni.net/images_1/other/filistin-kadin-direnis.jpg" alt="" /></span></font></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> Abd&uuml;lkadir Geylani Hazretleri yine kısaca &ldquo;SIRR&Uuml;L ESRAR&rdquo; isimli eserde yukarıda  bahsettiği Ruhların cesedlerin (bedenlerin) hangi b&ouml;lgesine yerleştirildiğini de  a&ccedil;ıklıyor :</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<strong><u>CİSMANİ RUH: </u></strong></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<span style="color: black;">Bedendeki yeri sinedir. Bedeni-fiziki duygularla  beraberdir. Sorumluluğu Allah&rsquo;ın sosyal hayattaki kurallarına uymaktır. Eğer  ibadetleri g&ouml;steriş yapmayacak şekilde has yaparsa keramet tabir edilen  ruhbanlara ait işlere kavuşabilir, ş&ouml;yle ki: &ldquo;<strong>suda y&uuml;r&uuml;mek, havada u&ccedil;mak, az  zamanda &ccedil;ok yer katetmek, uzaktan s&ouml;yleneni duymak ve i&ccedil; &acirc;lemdeki gizli şeyleri  haber vermek gibi&rdquo;</strong></span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong><u> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> REVANİ /NURANİ RUH:</span></u></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;">Revani  Ruh&rsquo;un yeri kalptir. Kazancı <strong>manevi sahaya ait ilimdir. Bu ruhun kendini  geliştirme kuvveti ve &ccedil;abası Allah&rsquo;ın zatına ait isimlerin ilk d&ouml;rd&uuml; iledir.  Diğer on iki isimde olduğu gibi bu d&ouml;rt isimde de harfle dahi olsa sesli  yakarışlar, davetler olmaz. </strong></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"><strong><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/image/afkangozleri.jpg" alt="" /></strong></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;&ldquo;G&uuml;zel isimler O&rsquo;nundur, onunla &ccedil;ağırınız.&rdquo; (Araf, 180)</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;ON İKİ İLAHİ İSİM ise &ldquo;LA İLAHE İLLALLLAH&rdquo; c&uuml;mlesinin esasına dayanır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu  c&uuml;mlenin harfleri &ldquo;on iki&rdquo;dir.</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Revani/Nurani Ruh melekler alemine şahitlik eder. G&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; şeylerin bir kısmı  cennetler ve i&ccedil;inde bulunan nimetlerle meleklerdir. Konuşması i&ccedil; aleme dair  olur. İlahi isimlerin derin anlamını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. &Ouml;telerden haber verir. Ahiretteki  yeri ise Naim cennetidir.</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<u>SULTANİ RUH:</u></span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Bu Ruhun kendini geliştirdiği yer kalp&rsquo;te &ldquo;Fuad/Y&uuml;celik&rdquo; denilen yerdir. Bu  Ruhun marifeti varlıkların, &ldquo;yaratılanların ve olayların i&ccedil;inde saklı olan  ger&ccedil;ek nedenleri, hakikatleri bilmesidir.&rdquo; Bu ruhun&nbsp; g&uuml;c&uuml;n&uuml; aldığı kendini  geliştirdiği işe gelince &ldquo;kalb dili&rdquo; ile yalvarılan ilahi isimlerin hepsidir.  &Ouml;b&uuml;r alemdeki mekanı FİRDEVS cennetidir.</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<u>Ve &ldquo;KUDSİ RUH&rdquo;</u></span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Bu ruh&rsquo;u hali şu kutsi hadisle anlatılır:</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &ldquo;İnsan benim sırrım ben de insanın sırrıyım.&rdquo;Bu Ruh&rsquo;un g&uuml;c&uuml;n&uuml; aldığı kaynak  &ldquo;hakikat ilmidir&rdquo;. Bu ilim aynı zamanda Allah&rsquo;ın tekliği ile ilgili sırlara  ulaşmakla ilgili ilimdir. Kendini geliştirdiği işe gelince Allah&rsquo;n Birliğini ve  tekliğini anlatan isimlere devamdır. Burada gizli yakarışlar esastır. Bu ruhun  &ouml;telere bakışı &ldquo;sır g&ouml;z&uuml;&rdquo; iledir. Allah&rsquo;ın &ldquo;cemal&rdquo; ve &ldquo;celal&rdquo; sıfatlarını g&ouml;r&uuml;r.</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Durak yerine gelince o da &ldquo;SIR&rdquo;dır.</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Değerli okuyucularımızın bu konuya kitabımızın dışında&nbsp; ilgi g&ouml;stermeleri  halinde bu Ruh&rsquo;un Kuran&rsquo;ı Kerim&rsquo;de pek az kişiye verildiği ilgili ayetlere  dikkat etmelerini ve bir &ccedil;ok tefsircinin bu Ruhla kastedilenin d&ouml;rt b&uuml;y&uuml;k  melekten Cebrail olduğunu s&ouml;ylemelerine rağmen nacizhane Hz. İsa ile ilgili  ayette de O&rsquo;na &ldquo;Ruh&rsquo;&uuml;l Kud&uuml;s&rdquo; verdik ifadesine dikkat etmelerini ona g&ouml;re  d&uuml;ş&uuml;nmelerini &ouml;neririz.</span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;Ayrıca değerli okurlarımıza şu d&uuml;ş&uuml;ncemi de iletmek isterim: Kitle  psikolojisinde Milli ve manevi konularda zaman zaman atalarımızın &ldquo;Hissi  M&uuml;şterek&rdquo; dediği şekilde &ldquo;ortak tavır&rdquo; alma hali belirir. Bendeniz bu durumun  yukarıda adı ge&ccedil;en Ruh&rsquo; sayesinde oluştuğunu sanıyorum. Yani ortada bir mıknatıs  ve &ccedil;evresinde toplanan milyonlarca toplu iğne. İnşaallah teşbih te hata  olmamıştır(!)</span></strong></p>
<p align="center" style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong> <span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<img align="middle" src="http://tr.netlogstatic.com/p/oo/052/778/52778761.jpg" alt="" /></span></strong></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> Şimdi Ruh konusuna diğer kaynaklardan istifade ederek devam edebiliriz: </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif;"> &nbsp;<span style="color: black; letter-spacing: -0.15pt;">Felsefe ve din bilginlerinden William Hamilton&rsquo;a g&ouml;re,  Ruh terimi, hemen hemen b&uuml;t&uuml;n dillerde &ldquo;<em>nefes, r&uuml;zg&acirc;r, hava ve koku&rdquo;</em>  anlamına ge</span><span style="color: black; letter-spacing: 0.1pt;">len kelimelerden  alınmıştır. Nitekim L&acirc;tincede <strong>Spritus</strong>: teneff&uuml;s et</span><span style="color: black; letter-spacing: 0.05pt;">mek,  İbranicede <strong>Nefes:</strong> nefes almak, Arap&ccedil;ada ruh kelimesinin aslı </span> <span style="color: black;">olan &ldquo;<strong>Rayiha&rdquo;</strong>, koku ve hava anlamına  gelmektedir&hellip;</span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> HAKAN YILMAZ &Ccedil;EBİ</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> HALK BİLİMCİ- GAZETECİ/YAZAR</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> &nbsp;</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: Verdana,sans-serif; color: black;"> KAYNAK: GİZLİ G&Uuml;&Ccedil;LER VE METAFİZİK İSTİHBARAT</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt 14.2pt; text-align: justify; text-indent: 7.1pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">&nbsp;</span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="379" title="1" title="05 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1064-%e2%80%9cgozler-ruhun-pencereleridir%e2%80%9d.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NLP İLE TUVALETE GİTMEK</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1034-nlp-ile-tuvalete-gitmek.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1034-nlp-ile-tuvalete-gitmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Dec 2009 12:44:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ama]]></category>
		<category><![CDATA[Bana]]></category>
		<category><![CDATA[Bir]]></category>
		<category><![CDATA[Diye]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Euro]]></category>
		<category><![CDATA[Hepsi]]></category>
		<category><![CDATA[Ingilizce]]></category>
		<category><![CDATA[Inir]]></category>
		<category><![CDATA[Internette]]></category>
		<category><![CDATA[Ki]]></category>
		<category><![CDATA[Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Melik Duyar]]></category>
		<category><![CDATA[Nin]]></category>
		<category><![CDATA[NLP]]></category>
		<category><![CDATA[NLP bir Hızlı Okuma Tekniği Değildir]]></category>
		<category><![CDATA[NLP bir İngilizce Öğrenme veya Öğretme Tekniği Değildir]]></category>
		<category><![CDATA[NLP bir Matematik Eğitim Tekniği Değildir]]></category>
		<category><![CDATA[NLP Çocukların Zekasını Geliştirme Tekniği Değildir]]></category>
		<category><![CDATA[NLP ile Anlayarak Hızlı Okuma]]></category>
		<category><![CDATA[NLP ile Beyni Etkin Kullanmak]]></category>
		<category><![CDATA[NLP ile Çocuğunuzun Zekasını Geliştirmek]]></category>
		<category><![CDATA[NLP ile Matematik]]></category>
		<category><![CDATA[NLP ile ÖSS Hazırlık Kursları]]></category>
		<category><![CDATA[NLP İLE TUVALETE GİTMEK]]></category>
		<category><![CDATA[Okuma]]></category>
		<category><![CDATA[TUVALETE]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1034</guid>
		<description><![CDATA[NLP İLE TUVALETE GİTMEK&#8230; NLP NEDİR? NE DEĞİLDİR?   &#8220;NLP&#8221; İngilizce &#8220;Neuro-Linguistic Programming&#8221; ifadesinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Her nedense bu ifadeyi Türkçe&#8217;leştirmeye çalışan birileri &#8220;Sinir Dili Programlaması&#8221; diye...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- .style1 { 				text-align: center; } --></p>
<p class="zemin_kirmizi" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP İLE TUVALETE  GİTMEK&#8230;<span style="color: #0000ff;"><br />
 </span>NLP NEDİR? NE DEĞİLDİR?</strong></span></p>
<p class="zemin_kirmizi" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"> </p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><img src="http://www.nlpmerkezi.com/images/melikduyar.jpg" border="0" alt="" width="100" height="140" align="left" /><span style="font-family: Verdana;">&#8220;</span><span style="color: #ff0000;"><strong>NLP</strong></span>&#8221; İngilizce &#8220;<strong><span style="color: #ff0000;">N</span>euro-<span style="color: #ff0000;">L</span>inguistic <span style="color: #ff0000;">P</span>rogramming</strong>&#8221; ifadesinin baş harflerinden oluşan  bir kısaltmadır. Her nedense bu ifadeyi Türkçe&#8217;leştirmeye çalışan birileri &#8220;<strong><span style="color: #ff0000;">S</span>inir <span style="color: #ff0000;">D</span>ili <span style="color: #ff0000;">P</span>rogramlaması</strong>&#8221;  diye tercüme etmişler. Açıkçası bu Türkçe açıklama bana hiçbir şey ifade  etmiyor.</p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">İnternette biraz dolaşıp baktım. Anladığım kadarıyla bu  Türkçe ifade bu işle uğraşanlara da birşey ifade etmiyor ki, hepsi de web  sitelerinde &#8220;<em><strong>&#8216;<span style="color: #ff0000;">N</span>euro-<span style="color: #ff0000;">L</span>inguistic <span style="color: #ff0000;">P</span>rogramming&#8217; ifadesinin Türkçe&#8217;si ‘<span style="color: #ff0000;">S</span>inir <span style="color: #ff0000;">D</span>ili <span style="color: #ff0000;">P</span>rogramlaması&#8217;dır</strong></em>&#8221;  diyor, ama bu ifadenin Türkçe&#8217;sinin kısaltması olan &#8220;SDP&#8221;yi değil de hala  İngilizce ifadenin kısaltması olan &#8220;<strong><span style="color: #ff0000;">NLP</span></strong>&#8220;yi  kullanıyorlar.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Bilmiyorum, belki de &#8220;<strong>NLP</strong>&#8221; ifadesinde bir <strong> <span style="color: #ff0000;">mistiklik</span></strong> oluşturmaya ve çekiciliğini artırmaya  çalışıyorlar.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Bugüne kadar &#8220;NLP&#8221; ile ilgili hiçbir yazı yazmadım.  Ancak NLP&#8217;nin ne olduğunu öğrendiğim yılların 1980&#8242;li yıllara, yani çok eskiye  dayandığını ve bu konuyu Türkiye&#8217;deki hemen hemen hiç kimsenin bilmediği  yıllarda öğrendiğimi söyleyebilirim. Doğrusunu söylemem gerekirse NLP hiç ilgimi  çekmemişti. Çünkü mevcut bildiğim şeylerden farklı birşey değildi. Ve düşünme  sistemime bir katkısı olmamıştı.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">İşin ilginç tarafı Türkiye&#8217;de NLP&#8217;yi öğrendiğini iddia  edenlerin çoğu NLP&#8217;yi öğretmeye çalışmıyor. Büyük bir çoğunluk &#8220;NLP ile başka  birşeyi öğrettiklerini&#8221; iddia ediyorlar. Birkaç örnek vermem gerekirse, bu  iddialar şu şekilde sıralanıp gidiyor;</span></p>
<ul>
<li>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP ile 7 Günde İngilizce,</strong></span></p>
</li>
<li>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP ile Matematik,</strong></span></p>
</li>
<li>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP ile Çocuğunuzun Zekasını Geliştirmek,</strong></span></p>
</li>
<li>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP ile Anlayarak Hızlı Okuma,</strong></span></p>
</li>
<li>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP ile ÖSS Hazırlık Kursları,</strong></span></p>
</li>
<li>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP ile Beyni Etkin Kullanmak,</strong></span></p>
</li>
<li>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: #ffffff;"><strong> <span style="background-color: #ff0000;">NLP ile Tuvalete Gitmek&#8230;</span></strong></span></p>
</li>
</ul>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">(Hepinizden özür diliyorum. Aslında son maddede yazan &#8220;</span><span style="color: #ffffff;"><em><span style="font-weight: 700; background-color: #ff0000;">NLP  ile Tuvalete Gitmek</span></em></span>&#8221; gibi birşey öğrettiğini iddia eden hiç  kimse yok. Bu maddeyi ben ekledim. &#8220;<strong>NLP ile herşey yapılabiliyorsa, NLP ile  tuvalete gitmek de olabilir</strong>&#8221; diye düşündüğüm için. &#8220;<strong>NLP ile</strong>&#8221;  ifadesinin yanına ne koyarsan gidiyor anlaşılan).</p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Yukarıdaki başlıklardan NLP&#8217;yi öğrenenlerin NLP&#8217;yi  öğretmek yerine, NLP ile başka birşeyleri öğretmeye çalıştıkları açıkça  görülüyor. Yani yukarıdaki başlıklardan çıkarttığım şey, NLP bir sihirli değnek  ve onunla herşeyi yapabiliyorsunuz. <strong> <span style="background-color: #ffff00;">Örneğin aylar, hatta yıllar  süren İngilizce eğitimini, NLP&#8217;yi öğrenen kişi hemen size 7 günde öğretebiliyor!  Kişi NLP eğitimcisi olmuyor da, hemen başka birşeyin yani İngilizce&#8217;nin  eğitimcisi oluveriyor!</span></strong> </span><span style="color: #ff0000;"><strong>İlginç değil mi?</strong></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">NLP&#8217;nin kurucularından olan John Grinder da bir  röportajında NLP&#8217;yi öğrenenlerin % 99&#8242;unun NLP&#8217;nin özünü öğretmekle  uğraşmadıklarını, aksine bu işi paraya dönüştürmek için NLP&#8217;nin başka alanlarda  uygulanması paketleri&#8221; oluşturma çabası içinde olduklarını, bunun ise NLP&#8217;nin  özü olmadığını ifade etmektedir.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Eminim yukarıdaki başlıkları görseydi, temelini attığı  NLP ile neler yapılabildiğine kendisi de şaşıp kalırdı. Ben bir adım daha ileri  gidip, yukarıda başlıklar halinde verilen iddiaların John Grinder&#8217;in söylediği  NLP&#8217;nin uygulama paketleri kapsamında da olmadıklarını açıkça ifade etmeliyim.  Bunu bir örnekle açıklayacağım. Ancak örnekten önce &#8220;<strong>NLP&#8217;nin Özü</strong>&#8220;nün ne  olduğunu John Grinder&#8217;in kendisinden öğrenelim.</span></p>
<p class="style1" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; width: 436px;">
<object style="width: 441px; height: 323px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="100" height="100" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/oBqb1-4pXKU&amp;rel=0&amp;hl=en_US&amp;feature=player_embedded&amp;version=3" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed style="width: 441px; height: 323px;" type="application/x-shockwave-flash" width="100" height="100" src="http://www.youtube.com/v/oBqb1-4pXKU&amp;rel=0&amp;hl=en_US&amp;feature=player_embedded&amp;version=3" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true"></embed></object><br />
<span style="font-family: Verdana;">Y<strong>oğunluk  nedeniyle yukarıdaki filmi izliyemiyorsanız lütfen <a href="http://www.nlpmerkezi.com/nlpmerkezi.asp" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.nlpmerkezi.com/nlpmerkezi.asp?referer=');">buraya tıklayın.</a></strong></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">NLP neymiş? John Grinder&#8217;den öğrendiğimize göre, NLP bir  modelleme prosesi imiş. Özet olarak söylenen şu; </span><span style="color: #ff0000;"><strong>Bir  kişi başarabiliyorsa, sen de başarabilirsin</strong></span>. Peki bunu nasıl yaparım?  Başarılı olmak istediğin konuda başarılı olan bir kişiyi modelleyerek. Peki bu  modelleme nasıl olacak? İşte bu sorunun cevabını veriyor veya öğretiyor NLP.  Biraz daha açıklarsak;</p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Model olarak aldığın kişi ile senin arandaki  derinlerdeki düşüncel, zihinsel ve uygulama farklılıklarını inceleyeceksin.  Senin başarılı olamamana sebep olan şeyin psikolojik bir saplantı veya eski bir  negatif tecrübeye mi dayandığını tespit edeceksin. Varsa bu saplantı veya  saplantıları NLP&#8217;nin öğrettiği tekniklerle yok etmeye çalışacaksın. Bu arada  model olarak aldığın kişinin senden farklı olarak neler yaptığını belirleyip,  onları sen de yapacaksın. İşin özeti şu; <strong><em>Model aldığın kişi ile farklı  olan taraflarınızı ne kadar yok edersen, model aldığın kişinin başarısına o  derece yaklaşacaksın.</em></strong></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Biraz daha basite indirgersek. Örneğin zeka seviyesi  sizle aynı olan bir arkadaşınız var diyelim. Her ikiniz de ÖSS sınavına  hazırlanıyorsunuz. Son iki yıldır aynı sınıftasınız ve başarı seviyeniz de  aynıydı (yani bu özel örnekte beynin derinliklerindeki bilinçaltında düşünsel  farklılıkların olmadığını kabul ediyoruz). Ancak son zamanlarda onun matematik  derslerinde sizden daha başarılı olmaya başladığını fark ettiniz diyelim. NLP  ile bu sorunu nasıl çözersiniz?</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">NLP bu sorunu çözmek için, &#8220;<em><strong><span style="background-color: #ffff00;">Arkadaşınız  son zamanlarda matematikle ilgili sizden farklı neler yapıyor tespit edin ve  onun yaptıklarını siz de yapın</span></strong></em>&#8221; diyor. Diyelim ki bu  farklılıkları incelediniz ve şunları buldunuz; Eskiden sizinle sinemaya  giderken, son zamanlarda gelmiyor; Eskiden sizinle top oynamaya gelirken, şimdi  gelmiyor. Eskiden akşamları daha erken yatarken, artık geç yatıyor. Peki ne  yapıyor. Tabii ki bu sürelerde sadece matematik çalışıyor. NLP size; &#8220;siz de  modellediğiniz kişiyle aynı zamanlarda aynı şeyleri yapmaya çalışırsanız aynı  başarıya ulaşırsınız&#8221; diyor. Bu doğru bir tespit mi? Kesinlikle, EVET. </span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Peki şimdi siz matematik dersinde arkadaşınızla aynı  başarıyı elde etmek için bir model bulmadınız mı? Bunun cevabı da, EVET. Öyleyse  bu modeli başkalarına da öğreterek para kazanabilir misiniz? Bunun cevabı hem  EVET, hem HAYIR.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Yaptığınız uygulamadan öğrendiklerinizi öğreterek para  kazanmak için iki farklı şey yapabilirsiniz;</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"> </span><span style="color: #ff0000;"><strong>1-) </strong></span>&#8220;<strong><span style="background-color: #ffff00;">Sizden  daha başarılı olan bir öğrenciyi nasıl modellersiniz?</span></strong>&#8221; deyip, kişiye  modellediği kişi ile kendisini arasındaki farklılıkları nasıl tespit edip, bu  farklılıklar için neler yapması gerektiğini öğretebilirsiniz. <span style="color: #ff0000;"><strong>Bu kesinlikle NLP&#8217;nin özünü öğretmektir veya NLP&#8217;nin  özel bir alanda &#8211; öğrenci başarısı modelleme uygulama paketi &#8211; öğretilmesidir.</strong></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"> </span><span style="color: #ff0000;"><strong>2-)</strong></span> &#8220;<strong><span style="background-color: #ffff00;">NLP  ile Matematik</span></strong>&#8221; deyip, sizin matematik dersiyle ilgili kendi  arkadaşınızı modellerken elde ettiğiniz uygulama sonucunu bir eğitim paketi  yapıp, bunu hazır bir &#8220;<strong>uygulama paketi</strong>&#8221; olarak da satmaya  çalışabilirsiniz. <strong><span style="color: #ff0000;">Ancak bunun NLP&#8217;nin özü ile bir  ilgisi olmadığı gibi, çok özel bir durum olmadıkça, NLP&#8217;nin bir uygulama paketi  olması dahi mümkün değildir</span> (özel durum, bu paketin sadece sizinle bire  bir aynı şartlara ve farklara sahip olan bir öğrenciye uygulanabilir olmasıdır,  ki böyle bir özel durumu bulmak oldukça güçtür)</strong>.</p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Sizin arkadaşınızın matematik başarısına ulaşmak için  elde ettiğiniz uygulama paketiniz şudur; &#8220;<em>Arkadaşlarınız sizi top oynamaya  çağırdığı zaman gitme ve o sürede matematik çalış; Arkadaşlarınız sizi sinemaya  gitmeye çağırdığı zaman gitme ve o sürede matematik çalış; Ayrıca eskisine göre  biraz daha geç yat ve bu sürede matematik çalış</em>&#8220;. Çünkü sizin arkadaşınızı  modellemeniz sonucu elde ettiğiniz &#8220;çözüm paketi&#8221;niz buydu. </span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Şimdi sizin para kazanmak için &#8220;<strong><span style="background-color: #ffff00;">NLP  ile Matematik</span></strong>&#8221; deyip, bunu yıllardır temeli eksik kalmış, matematikte  hiç başarılı olamamış, hep kötü not almış, matematik dersinde sınıfın en kötüsü  olmuş, hatta sizden biraz I.Q. seviyesi de düşük olan bir öğrencinin ailesine  çözüm olarak önermeniz doğru mu? Kesinlikle bu doğru bir davranış değil. Ancak  bu öğrenciye &#8220;<strong><span style="background-color: #ffff00;">Sizden daha  başarılı olan bir öğrenciyi nasıl modellersiniz?</span></strong>&#8221; eğitimini  satmanızda bir sakınca yok. Bu eğitimin onun matematik konusunda başarısını  garanti edeceğini kesinlikle söyleyemem. Ancak belki kısmen faydasının  olabileceğini söyleyebilirim. Bu öğrencinin öncelikle ihtiyacı olan şey &#8220;</span><span style="color: #ff0000;"><strong>İYİ  BİR MATEMATİK ÖĞRETMENİ</strong></span>&#8221; ve &#8220;<span style="color: #ff0000;"><strong>İYİ BİR  MATEMATİK EĞİTİMİ</strong></span>&#8220;dir.</p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>Buradan çıkartılacak ders şudur; </strong></span></p>
<div>
<table id="table8" style="border: 2px solid #000000; padding: 8px; background-color: #f5f5f5; width: 500px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: #ff0000;"><strong>NLP NE DEĞİLDİR?</strong></span></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP bir İngilizce Öğrenme veya Öğretme Tekniği        Değildir,</strong></span></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP bir Matematik Eğitim Tekniği Değildir,</strong></span></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP bir Hızlı Okuma Tekniği Değildir,</strong></span></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt; line-height: 150%;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP Çocukların Zekasını Geliştirme Tekniği        Değildir,</strong></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana;">&#8230;</span></strong></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: #ff0000;"><strong>PEKİ, NLP NEDİR?</strong></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP SADECE VE SADECE BİR        MODELLEME TEKNİĞİDİR.</strong></span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"> </span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Yukarıdaki filmdeki açıklamalardan ve altında buraya  kadar izah edilenlerden, artık NLP&#8217;nin ne olup, ne olmadığını biliyoruz. Şimdi  gelelim &#8220;</span><span style="color: #ff0000;"><strong>NLP ile &#8230;</strong></span>&#8221; diye başlayan  ifadelerin nasıl bir iddia olduğuna. Örnek olarak an baştaki iddiayı ele alalım;</p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>NLP ile 7 Günde İngilizce&#8230;</strong></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Bu başlığı seçmemin özel bir nedeni var. Bir süre önce  İstanbul&#8217;da verdiğim bir eğitimden Ankara&#8217;ya dönerken uçakta yanımdaki koltuk  boştu. Önlerden bir kişi gelip, &#8220;<em><strong>Hocam yanınıza oturabilir miyim? Birkaç  soru sormak istiyorum</strong></em>&#8221; dedi. Oturdu, Ankara&#8217;da bir kurumda orta seviyede  bir yönetici olduğunu belirterek şunları sordu;</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">&#8220;<em><strong>Hocam yedi günde İngilizce öğrenmek mümkün mü?  Ben şu anda ‘<span style="color: #ff0000;">NLP ile 7 Günde İngilizce</span>&#8216; kursundan  geliyorum. Hem de çok yüksek bir ücret ödedik. Hiçbir şey öğrenemedim. Paramız  da boşa gitti. Problem bende mi acaba? Başkaları 7 günde öğrenebiliyor da, ben  mi öğrenemiyorum? Ya da, gerçekten dünyada 7 günde İngilizce öğrenebilen var mı?</strong></em>&#8220;</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Kursu veren kişilerin iddia ettikleri şeyi  sağlayamadılarsa, bunu neden onlara sormadığını ve parasını geri istemediğini  sordum. 7 günde İngilizce öğrenemediğini onlara da söylediğini, buna karşılık  grubun kendisine bu kursun devamı olan yine çok pahalı yeni bir eğitime daha  katılması gerektiğini söylediklerini ifade etti. Evet, konu anlaşılmıştı&#8230;</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">&#8220;<em><strong>Peki, o zaman paranızı neden geri istemediniz?</strong></em>&#8221;  diye sordum. </span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">&#8220;<em><strong>Hocam kurs paramızı kişisel ödemedik, kurumumuz  ödedi. Ayrıca İngilizce öğrenemedik, ama bu arkadaşlar bize iyi ve çok  misafirperver davrandı. Bu kurs sayesinde biz de iş ortamından biraz uzaklaşmış  olduk ve dinlenmiş olduk. Parayı geri istemeye yüzümüz tutmadı</strong></em>&#8221; diye  cevap verdi.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">&#8220;<em><strong>Bu kadar parayı ödedikten sonra, size çok iyi ve  misafirperver davranacak çok kişi bulabilirsiniz</strong></em>&#8221; dedim.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Daha sonra da bu eğitime katılma sürecini şöyle  özetledi;</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">&#8220;<strong>NLP ile 7 Günde İngilizce</strong>&#8221; ilanı ile internette  karşılaşıp, bilgi almak için aynı kurumdan bir arkadaşıyla telefonla İstanbul&#8217;u  aramışlar. Böyle bir talepleri olmadığı halde, hemen aynı hafta içinde  İstanbul&#8217;dan iki kişi bunları kursa katılmaya ikna etmek için Ankara&#8217;ya iş  yerlerine gelmiş. NLP ile İngilizce öğrenmenin kolaylıklarından ve bu harika  buluştan bahsetmişler. Hatta kurumun üst yönetimine de çıkmışlar ve onları da bu  arkadaşları kursa göndermeleri için ikna etmeye çalışmışlar. Arkadan birkaç  hafta daha İstanbul&#8217;dan Ankara&#8217;ya gelerek ikna seanslarına devam etmişler. Ve  sonunda kurum üç orta seviye yöneticiyi bu kursa göndermeye karar vererek  ödemeyi yapmış. Her bir kişi için yaklaşık 4000.- TL olmak üzere 7 günlük eğitim  için toplam 12.000.- TL ödenmiş. Bu 7 gün içinde yabancı hocalar gelmiş, bir gün  &#8220;Fransız aksanıyla İngilizce&#8221; öğrenmişler, diğer bir gün İspanyol aksanıyla  İngilizce öğrenmişler. Söylendiğine göre farklı aksanlı İngilizce öğrenimi bu  eğitimin olmazsa olmazı imiş. Neden böyle olması gerektiğini anlayabilmiş  değilim.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Neyse amacım size &#8220;7 Günde İngilizce&#8221; kursunun nasıl  olduğunu izah etmek değil. Bu iddianın ne demek istediği. İddia şunu söylüyor;</span></p>
<div>
<table id="table9" style="border: 2px solid #000000; padding: 8px; background-color: #ffffc4; width: 650px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: #ff0000;"><strong>&#8220;NLP ile 7 Günde        İngilizce&#8221; İfadesinin Açıklaması</strong></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>Biz NLP ile öyle bir modelleme yaptık ki,        hiçkimsenin keşfedemediği bir metot keşfettik. 7 günde İngilizce        öğrenebilen kişileri (varsa lütfen bana da haber verin) inceledik! Bir yıl        çalıştıkları halde İngilizce öğrenemeyenlerle 7 günde İngilizce        öğrenenlerin arasındaki farkı tespit ettik. Bu modelleme sonucunda aynı        şeyi biz de başardık. Aynı modelle size de 7 günde İngilizce öğreteceğiz.</strong></span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">İkinci bir lisan olarak hem İngilizce öğrenme, hem de  İngilizce öğretme teknikleriyle ilgili çok sayıda bilimsel çalışma ve  araştırmalar vardır. Bu bilimsel araştırmaların çoğu nasıl öğretilmeli ve nasıl  öğrenmeli metotları üzerinde çalışmaktadır. Şüphesiz bilimsel çalışmalar çok  sayıda denek üzerinde denenmekte ve aynı sonuç alınırsa kabul görmekte, hakemli  bilimsel dergilerde yaynlanmakta ve sonuç olarak uygulamaya koyulmaktadır.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">İyi bir İngilizce öğretmeni olmak istiyorsam, İngilizce  veya ikinci lisan öğretme teknikleriyle ilgili bilimsel çalışma sonuçlarını  takip etmem, bu konuda formal bir eğitim almam ve bunları uygulamam gerekir.  Daha iyi ve kolay İngilizce öğrenmek istiyorsam, bu konuyla ilgili olarak  yapılan bilimsel çalışma sonuçlarını takip etmem gerekir.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>İşin ilginç tarafı, hiçbir bilimsel çalışma bugüne  kadar bırakın bir ayı, 7 günde İngilizce öğrenilebileceğini keşfedemedi.</strong></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">&#8220;</span><span style="color: #ff0000;"><strong>7 Günde İngilizce</strong></span>&#8221;  mümkünse, &#8220;<em><strong>Peki o zaman neden üniversitelerin hazırlık okullarında  öğrenciler İngilizce öğrenmek için bir yıllarını harcıyorlar?</strong></em>&#8221; diye  sormazlar mı?</p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Peki cevap ne? Cevap yok&#8230;</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;">Tabii, bu arada NLP konusuyla, bu konuyu istismar  etmeden, hakkıyla ilgilenen ve eğitim veren kurumlar ve şahıslar da var. Onların  hakkını yemeyelim. Onları kesinlikle bu sınıfa koymuyorum. Onlar NLP ile bunu  veya şunu öğretiyorum veya öğretiyoruz demiyorlar. Onlar sadece NLP&#8217;yi  öğretiyorum diyorlar ve &#8220;NLP Practitioner&#8221;, &#8220;NLP Master Practitioner&#8221;, &#8220;NLP  Trainer&#8221; ve &#8220;NLP Master Trainer&#8221; gibi eğitimler veriyorlar. Ayrıca  öğrendiklerini ve tecrübelerini &#8220;Yaşam Koçluğu&#8221; veya &#8220;Yaşam Koçu&#8221; başlığı  altında başkalarına öğretmeye ve uygulatmaya çalışıyorlar.</span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana;"><strong>Tüm hayallerinizin gerçekleşmesi dileklerimle&#8230;</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana;"><strong>Melik Duyar<br />
 Dünya Hafıza Şampiyonu<br />
 Dünya Hafıza Olimpiyatları Başkanı<br />
 © 2009 – Melik Duyar – Mega Hafıza Ltd.</strong></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana;">NOT: </span></strong><span style="font-family: Verdana;"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');">www.insanigelisim.com</a> sitemizde yayınladığımız aynı konuya ilişkin </span> <span style="font-family: Verdana; font-size: small;"> <a style="text-decoration: none; font-weight: 400;" title=" Linguistic Terörizmi ve Teröristleri için kalıcı bağlantı" rel="bookmark" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/linguistic-terorizmi-ve-teroristleri-2" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/linguistic-terorizmi-ve-teroristleri-2?referer=');"> Linguistic Terörizmi ve Teröristleri </a>, <a style="text-decoration: none; font-weight: 400;" title=" N içindir ki  L üzumsuz P ezevenklik için kalıcı bağlantı" rel="bookmark" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/n-icindir-ki-l-uzumsuz-p-ezevenklik" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/n-icindir-ki-l-uzumsuz-p-ezevenklik?referer=');"> N  içindir ki L üzumsuz P ezevenklik </a>, </span><span style="font-family: Verdana;"><em> <a style="text-decoration: none;" title="NLP Gribi mi Bird Gribi mi?" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/nlp-gribi-mi-bird-gribi-mi" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/nlp-gribi-mi-bird-gribi-mi?referer=');"> NLP Gribi mi Bird Gribi mi? </a>yazılarımızda okuyabilirsiniz</em></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="311" title="2" title="30 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1034-nlp-ile-tuvalete-gitmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçinizdeki Öküze Oha Deyin!</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1013-icinizdeki-okuze-oha-deyin.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1013-icinizdeki-okuze-oha-deyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Dec 2009 00:00:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Akyürek]]></category>
		<category><![CDATA[Deyin]]></category>
		<category><![CDATA[İçinizdeki Öküze Oha Deyin!]]></category>
		<category><![CDATA[inizdeki]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1013</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel Gelişim Kitapları tersinden bir Kuran gibi! Kuran&#8217;ı tersten okuyan her insan bu kitaplardan yazabilir! Şeytan, Kişisel Gelişimi kullanarak damarlarımıza sızıyor. Bu kitaplar &#8220;Şeytanın İlmihal Kitapları&#8221; olmaya başladı. &#199;ok satan,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Verdana" size="3"><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/icinizdeki_okuze.jpg" alt="" /></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Kişisel Gelişim Kitapları tersinden bir Kuran gibi!  </p>
<p>Kuran&rsquo;ı tersten okuyan her insan bu kitaplardan yazabilir!  </p>
<p>Şeytan, Kişisel Gelişimi kullanarak damarlarımıza sızıyor.  </p>
<p>Bu kitaplar &ldquo;Şeytanın İlmihal Kitapları&rdquo; olmaya başladı. </p>
<p>&Ccedil;ok satan, &ccedil;ok okunan ve tartışılan &ldquo;Yılgın T&uuml;rkler&rsquo;in Antimodernist yazarı B&Uuml;LENT AKY&Uuml;REK&rsquo;ten bir kavga kitabı daha! AKY&Uuml;REK, bu kitabında Kişisel Gelişim Kitaplarının şeytana, kapitalizme hizmet ettiğini ve Kişisel Gelişim Kitaplarının bir nevi Satanist, Kapitalist kuşatması olduğunu ayet ayet Kuran-ı Kerim ile karşılaştırarak ispatlıyor. Ayrıca yazarın bu eseri, Neo-tasavvuf olma &ouml;zelliğiyle de bir ilk&#8230; </p>
<p>İnsanın nefsini kışkırtan Kişisel Gelişim, hepimizi bir t&uuml;ketim nesnesi haline getiriyor. Dinimizde &ldquo;Kazanmak&rdquo; ya da Kaybetmek&rdquo; değil &ldquo;Sevap&rdquo; veya &ldquo;G&uuml;nah&rdquo; vardır! &Ouml;yleyse başarıya endeksli bu kitaplar ni&ccedil;in &ccedil;ok satıyor anlamış değilim, din elden gitti mi yoksa? </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="362" title="1" title="13 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1013-icinizdeki-okuze-oha-deyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elektomanyetik Enerji Ve Ruh</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/1006-elektomanyetik-enerji-ve-ruh.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/1006-elektomanyetik-enerji-ve-ruh.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 03:37:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Elektomanyetik]]></category>
		<category><![CDATA[Elektomanyetik Enerji Ve Ruh]]></category>
		<category><![CDATA[Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Nevzat Tarhan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=1006</guid>
		<description><![CDATA[&#160;Elektomanyetik Enerji Ve Ruh &#160; Prof. Dr. Nevzat Tarhan Ruh Nedir? Modern tıbbın kurucusu olarak bilinen Patolog Rudolf Wirchof, &#8216;Hayatımda binlerce ceset kestim, ruh denen bir şeye rastlamadım&#8217; demişti. Fakat...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h5 align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">&nbsp;Elektomanyetik Enerji Ve Ruh </font></h5>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<table width="152" height="215" cellspacing="4" cellpadding="4" border="0" align="left">
<tbody>
<tr>
<td>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">     <img width="129" height="142" alt="" src="http://www.yazete.com/pics/yazar/yb25.jpg" />     </font></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td bgcolor="#f1f1f1" align="center">
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><strong>Prof. Dr. Nevzat Tarhan</strong></font></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div id="divAdnetKeyword">
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><strong>Ruh Nedir? </strong><br />
Modern tıbbın kurucusu olarak bilinen Patolog Rudolf Wirchof, &#8216;Hayatımda    binlerce ceset kestim, ruh denen bir şeye rastlamadım&#8217; demişti. Fakat amacı    insanı anlamak olan pek &ccedil;ok bilim adamı, bu yargının &ouml;tesine ge&ccedil;erek insandaki    bedenin dışında psikolojik terimle &#8216;self&#8217; şeklinde ifade edebileceğimiz,    geleneksel terminolojimizde ise &lsquo;nefs&rsquo; diye bilinen &#8216;kendilik&#8217; yani &#8216;&ouml;z&#8217;&uuml;n    farkına varmıştır. &lsquo;Nefs&rsquo; ya da &lsquo;&ouml;z&rsquo; diye tanımlanan kavramla, sprit&uuml;el olarak    tartışılan &lsquo;ruh&rsquo; arasında nasıl bir bağlantı olduğu ve bu kavramların    sınırlarının neye dayanarak belirleneceği &ouml;nemlidir. <br />
Materyalist pozitivizme g&ouml;re, nasıl karaciğerin salgısı safra ise, beynin    salgısı da davranışlardır ve bunlar adeta beynin birer sonucudur. Buna g&ouml;re    beyin, davranış, duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerimizin kaynağıdır; Bunun &uuml;zerinde bir g&uuml;&ccedil;    ve varlık yoktur. Ancak bu g&ouml;r&uuml;ş tartışmaya a&ccedil;ıktır. Zira b&uuml;t&uuml;n duygu, d&uuml;ş&uuml;nce    ve davranışlar insan beyninin &uuml;r&uuml;n&uuml; olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde, &lsquo;a&ccedil;ıklanamayan    bilgiler&rsquo;in kaynağının ne olduğu sorusuna cevap veremeyiz. &lsquo;Sembolik, soyut ya    da sanatsal d&uuml;ş&uuml;nce nasıl ortaya &ccedil;ıkmaktadır?&rsquo; &lsquo;Beyin bu kadar m&uuml;kemmel bir    d&uuml;ş&uuml;nce grubunu nasıl bir araya getirmekte ve tek başına hi&ccedil;bir aklı olmayan    h&uuml;creler buluşup, akıllı bir h&uuml;creyi nasıl ortaya &ccedil;ıkarmaktadır?&rsquo; Bu sorulara    pozitif bilimin bilin&ccedil; kavramıyla a&ccedil;ıklama getirmesi, konuyu yeterince    aydınlatamamaktadır. </p>
<p><strong>Ruh Nasıl Bir Programdır?</strong><br />
İnsanın doğumuyla beraber varlığını g&ouml;steren ve yaşanan ger&ccedil;ekler karşısında    gelişebilen ruh programı; yaratıcı iradenin insanoğluna ikramıdır. Bilindiği    &uuml;zere insan dışındaki hi&ccedil;bir varlık yaratılışına ve sonrasındaki s&uuml;rece dair    sorgulama, hatta itiraz etme &ouml;zelliklerine sahip değildir. İnsanlık alemi, Hz.    Adem&rsquo;den beri, bu y&ouml;n&uuml;yle Yaratıcıya muhatap olmuştur. <br />
Ruhu somut olarak bilgisayar programlarına benzetebiliriz; bilgisayar    programları, bilgisayara i&ccedil;i boş olarak y&uuml;klenir ve biz ona kendi ilgi    alanlarımız, zevklerimiz, yeteneklerimiz doğrultusunda programlar kaydedip;    yine bunlara uygun dosyaları arşivleyerek genişletiriz. Programı ne kadar &ccedil;ok    kullanırsak, o kadar zenginleşip geliştiğini de bu sayede fark ederiz. İnsan    da ruhunu ne &ouml;l&ccedil;&uuml;de geliştirirse, ona bu ruhu yazanla arasında o kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml;    bir ilişki kurulacaktır. Şuuru yerinde olan b&uuml;t&uuml;n insanların ruh programı    genetik olarak aynı olmasına rağmen, az sayıdaki insan bu programa bilgi    y&uuml;kleyip gerektiği gibi kullanabilmektedir.</p>
<p><strong>Radyoya İlham Veren Ruh Programı</strong> <br />
Bilgisayarın yazılım ve donanım &ouml;zelliklerinin yanı sıra &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; bir &ouml;zelliği    de &lsquo;bağlanabilir&rsquo; olmasıdır. Hesap makinesiyle internete girme imkanı yoktur    ancak bir bilgisayar, bağlantı kurduğunda, internete girerek pek &ccedil;ok bilgi    kaynağına ulaşabilir. İnsandaki ruh programının da &lsquo;bağlanabilirlik&rsquo; &ouml;zelliği    vardır. Bu vasıf, belli bir salınım ve titreşim gerektirir. İnsanda titreşimi    sağlayan unsur, duyguların gerektiği şekilde yaşanması ve bu yolla ruhun    inceliklerinin keşfedilmesidir. Yapılan araştırmalar, insanda &uuml;&ccedil; &ccedil;eşit temel    duyunun olduğunu tespit etmiştir. Bunlardan birincisi dokunmak, fiziksel    temas, ışık gibi mekanik duyular; ikincisi, tat, koku gibi kimyasal duyular;    &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ise, manyetik duyulardır. &lsquo;Manyetik duyu&rsquo; hayvanlarda da vardır.    &lsquo;Altıncı his&rsquo; gibi ifadelerle anlatmaya &ccedil;alıştığımız bu duyu, olacakları    hissedebilme yetisinin hayvanlarda da olduğunu g&ouml;stermektedir. Bu arada şu    soru da akıllardan uzak tutulamaz: Manyetik duyuların insandaki y&uuml;ksek    duyguların kapısı, onların algılama kısmı olup olamayacağına dair sorulması    muhtemel soruyu bir duyumuzu modelleyerek cevaplandırabiliriz: Ses titreşimini    mekanik kulakta algılarız; i&ccedil; kulağımızda &lsquo;quartz kristalleri&rsquo; vardır.    Titreşimler, &lsquo;piezo-elektrik&rsquo; denilen bir olayla, kulağımızdaki ses enerjisini    elektrik enerjisine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;r. İşitme duyusu olarak kulak, işitme enerjisini    elektrik enerjisine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmekle g&ouml;revlidir. İşte insanda da sevgi, nefret,    &ouml;fke gibi duygular mevcuttur. Bu duygular, beyindeki elektrik enerjisini radyo    enerjisine &ccedil;evirir. Yahut da &ccedil;evreden gelen sevgi gibi manyetik enerjiyi    beynimizin bir b&ouml;lgesi elektrik enerjisi haline getirerek, beynin algılamasını    sağlar. Manyetik duyguyu, duyu ve enerjiye &ccedil;eviren beyin, onu kimyasal ve    elektriksel olarak &lsquo;proses&rsquo; eder ve biz de bu yolla algılamaya başlarız. Bu    durum, hen&uuml;z kanıtlanmış olmasa da akl&icirc; veriler ışığında beynimizdeki manyetik    enerjiyi elektrik enerjisine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren mekanizmanın varlığını ve kablosuz    bağlantılarımızın ger&ccedil;ekleşme halini g&ouml;stermektedir. </p>
<p><strong>Sevgi, Foton Enerjisi Gibidir</strong> <br />
İnsanı kendi i&ccedil;inde bir radyo istasyonuna benzetirsek, elektrik enerjisinde    saklı olan egosunu g&ouml;rebiliriz. Bu radyo istasyonunun i&ccedil;inde teybe kaydedilmiş    olanlara benzer bilgiler yer almakta ve bu da insana yetmektedir. Ancak    bağlanabilirlik &ouml;zelliğinin aktif olması i&ccedil;in, &uuml;zerindeki &lsquo;a&ccedil;ma&rsquo; tuşunun    anahtarıyla oynanması gerekir. Aksi halde insan, i&ccedil;indeki mevcut bilgilerle    yaşadığında bir hesap makinesinin sınırlarında yaşamış olacaktır. Fakat i&ccedil;inde    televizyon kartı da bulunan bir bilgisayarımız olduğunda; internete bağlanmak    bir yana d&uuml;nyadaki diğer kanalları da izleyeceğimiz bir g&uuml;ce kavuşuruz. <br />
Hayvanlar insanlardan farklı olarak tıpkı bir radyo ya da teyp gibi, elektrik    olduğu s&uuml;rece &ccedil;alışan ve i&ccedil;ine kaydedilmiş bilgileri kullanan bir yapıdadır;    yiyip i&ccedil;erler, cinselliklerini yaşarlar ve temel ihtiya&ccedil;larını karşılarlar.    Ama evrendeki bilgiyi alabilecek bir FM bantları yoktur. Oysa insan, megahertz    &uuml;zerinden gelen titreşimle RF, Radyo Frekansı dalgaları ile ilahi radyoya    bağlanır. Bu bağı oluşturan sevgidir. Sevgi g&ouml;nl&uuml;n enerjisi, kalbin &ouml;z&uuml;d&uuml;r.    Buradaki kalpten kasıt, bir uzuvdan &ouml;te g&ouml;n&uuml;l boyutudur. Tıpkı foton ışınları    gibi&#8230; <br />
Elektronlar, k&uuml;tlesi olan ışınlardır ve elektrik bu ışınlardan &uuml;retilir.    Fotonlar da ışık benzeri her tarafa yayılabilen k&uuml;tlesiz ışınlardır. Sevgi,    foton enerjisinden oluşmuş gibidir. Hatta son yıllarda ışık hızından daha    hızlı bir enerji par&ccedil;acığından s&ouml;z edilmekte ve ismine &lsquo;psikon&rsquo; denilmektedir.    V&uuml;cudumuzdaki elektrik devrelerini &ccedil;alıştıran elektron &ouml;zellikli bir    enerjiyken; sevgi, foton &ouml;zellikli k&uuml;tlesiz bir enerjidir. Kalp ise bir &lsquo;baz    istasyonu&rsquo; gibi vericilerle bağlantı kurar. İ&ccedil;indeki duyguları ve fikirleri    g&ouml;nderir; yahut dışarıdan gelen bilgileri alır. Bu &ouml;zelliği ile uyduya &ccedil;ıkma    imkanı doğar. Hayvanlar sadece elektronik bir alete benzerken; insan bilin&ccedil;li    belleği olan, elektromanyetik bir cihaz gibidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayvanlar i&ccedil;lerindeki    programa birebir uysalar da, onlarla &lsquo;online&rsquo; bağlantı kuramazlar. Zira    onların yaratılışları ancak bu kadarına izin vermiştir. Yaratılışın sınırlı    tutulduğu yerde, gelişim de yavaştır. Oysa imkanlar verildiği &ouml;l&ccedil;&uuml;de,    programın i&ccedil;i doldurulur, geliştirilir ve iyi yolda kullanılırsa, sistemin iyi    tarafları &ouml;n plana &ccedil;ıkar. <br />
İnsanda biri sabit biri değişken olmak &uuml;zere iki program vardır. Hayvanlarda    ve diğer canlılarda geliştirilme &ouml;zelliği bulunan ikinci bir programdan s&ouml;z    edilemez. İnsanın ayrıcalığı, beyninde doğuştan var olan işletim sistemindeki    bu programın, y&uuml;klenebilir halde bulunmasıdır. Bu durum diğer canlıların    yoksun oldukları, kabiliyetleri ve sınırları &ccedil;ok geniş bir işletim sisteminin,    insan beyninde mevcut olduğuna işarettir. <br />
İnsanın yeteneklerini keşfederek kendini geliştirmeye &ccedil;alışması, onu yaratanın    dikkatini &ccedil;eker ve kişi Yaratıcı ile muhatap olma melekesini ilerletir. Zaten    insanı insan yapan &ouml;zelliklerin başında; kendisini, hayatı, yaratılanları    sorgulayabilme ve cevaba ulaşma &ouml;zelliği vardır. Mesela, psikiyatri alanında    &ccedil;alışan hekimler olarak beyindeki h&uuml;creleri birbirine bağlayan elektronik    devreleri inceleyip, bu devrelerdeki arızaları d&uuml;zeltmeye uğraşırken;    insandaki sabit programın varlığı ve buna yeni programlar ekleme &ouml;zelliğimizin    olduğu ger&ccedil;eğiyle tekrar tekrar karşılaşmamız s&ouml;z konusudur. &lsquo;İnsan    bilgisayarına neden ruh programı y&uuml;klenmiştir ve daha da &ouml;nemlisi ruhu    y&uuml;kleyen dış g&uuml;&ccedil; kimdir?&rsquo; sorusu, İlahiyat alanının cevaplayacağı bir sorudur.    Pozitif bilimler ise, &lsquo;mevcut işleyişin nasıl v&uuml;cuda geldiğini ve ne şekilde    &ccedil;alıştığını&rsquo; izlemeye yoğunlaşır. </p>
<p><strong>Ruh ve G&uuml;neş İlişkisi</strong> <br />
Ruh insanda bir &ouml;zellik olarak g&ouml;r&uuml;len, k&uuml;tlesiz bir enerjidir. G&uuml;neş,    s&ouml;nd&uuml;kten ancak sekiz dakika sonra kaybolur. Işığı d&uuml;nyaya, saniyede 300.000    km hızla gelir. Onun dışındaki farklı bir enerji t&uuml;r&uuml; de ruhtur. Ruh, zaman ve    mekan kavramından uzaktır. G&uuml;neş bu anlamda yarı nurani diyebileceğimiz bir    &ouml;zelliğe sahipken ruh, tam anlamıyla nuranidir; hi&ccedil;bir maddesel kayda -zaman    kaydı da dahil- tabii değildir. Oysa foton enerjisi, k&uuml;tlesi olmasa da ve &ccedil;ok    minimal d&uuml;zeyde kalsa da, g&uuml;neş zaman ve mekandan kopuk değildir.<br />
İnsan beynindeki bir b&ouml;lge, evrendeki dalgalarla etkileşen bir &ouml;zellik    g&ouml;stermektedir. Her enstr&uuml;manın bağımsız olduğu bir orkestrada orkestra    şefinin bulunması halinde b&uuml;t&uuml;n enstr&uuml;manlar, şefin komutlarıyla &ccedil;alar.    Mesela, ayrı &uuml;&ccedil; gitar &ccedil;alınıp, &uuml;&ccedil;&uuml; de aynı sesi verdiğinde bu &uuml;&ccedil;&uuml;n&uuml;n    os&uuml;lasyonu birbiriyle &ouml;rt&uuml;ş&uuml;r ve b&uuml;y&uuml;k bir ses ortaya &ccedil;ıkar. Ama gitarlardan    birisi farklı bir ses verdiği zaman orkestradaki ahenge uymadığı i&ccedil;in onun    sesi, diğerlerinin arasında sırıtacaktır. İnsan beyninde de evrendeki salınım    ve titreşim vardır. O titreşimle buluştuğumuzda, beynimiz adeta Yaratıcıya    ulaşır. Hayatın anlamını kavramaya &ccedil;alışan insanın beyinde Yaratıcının    beklentisine uygun olan osilasyon &uuml;retimini başarmak i&ccedil;in, evrendeki akılla    ortak bir etkileşime girmesi gerekir. Dindar insanlar, bunu başarmışlardır.    Beyinde evrendeki dalgalarla etkileşen b&ouml;lge, aslında ruh denilen akıllı bir    enerjinin, evrendeki akılla etkileşime girmesi sonucunda, bir anlamda otonom    yani kendi başına &ccedil;alışan, yemek i&ccedil;mek, &uuml;remek ve korunmak i&ccedil;in yaşayan bir    varlığın &ouml;tesine ge&ccedil;erek, bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n par&ccedil;asına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;sterir. Bu,    insanın kendisini g&uuml;vende ve rahat hissetmesine yardımcı olur. <br />
İnsan, yaratıcıyla etkileşime girmediği ve beyin b&ouml;lgesi onu hissedemediği    takdirde kendisini yalnız hisseder. Yalnız bu noktada şu soru bir tartışma    konusu olmuştur: İnsandaki bu g&uuml;ven duygusu mu beyindeki o b&ouml;lgeyi aktif hale    getirmektedir, yoksa evrendeki enerji ile etkileşime girdiği zaman mı beyin bu    duyguyu aktif kılar? Bu bilimsel tartışma konusu, ne derece sebep sonu&ccedil;    ilişkisiyle değerlendirilir bilinmez ama insan beyninin bir b&ouml;lgesi harekete    ge&ccedil;tiği zaman, kişinin kendisini mutlu ve g&uuml;vende hissettiği a&ccedil;ık bir    ger&ccedil;ektir. Bunu başarabilmek i&ccedil;in akıl, duygu ve ruh arasındaki tanımlamaları    iyi bilmek gerekir. Ruh, insandaki i&ccedil; ger&ccedil;eği araştırırken, akıl daha &ccedil;ok dış    ger&ccedil;eklerle uğraşır. Ruh, insanın i&ccedil;inden gelen duygu ve heyecanlara karşı    daha duyarlıdır. Sonu&ccedil;ta insana yaşama sevinci veren şey, bu &uuml;&ccedil; melekenin    ortak sonucudur. </p>
<p><strong>RUH AKIL KALB HİYERARŞİSİ</strong></p>
<p><strong>Mevlana kalb akla, akıl ruha esirdir diyor. Bu bilgi yeni psikoloji    teorisine tam uyuyor. Hatta ruh i&ccedil;in beynimize paralel bir kuantum paralel    beyin var mı? Bu beyine psikon beyni diyebilirmiyiz? sorusuna cevap aranıyor.</strong><br />
İnsan evrende okyanusun ortasındaki bir gemi gibidir. İ&ccedil;indeki duygusal    enerji, onu ayakta tutar; akıl enerjisi ne yapacağını planlar ve ruhsal    enerjisi karayla bağlantısını sağlar. Kimi zaman mutlu olduğu halde, okyanusun    ortasında nereye gideceğini bilemez bir halde bulunabilir. Ya da denizde    ilerlerken ge&ccedil;ici bir mutluluk yaşasa da, aklını kullanmadığı takdirde nereye    gideceğini bilemeyeceğinden mutluluğu ge&ccedil;ici bir mutluluk haline gelebilir.   <br />
Ruh karadaki radyo istasyonuyla bağlantı kuran bir telsiz gibidir. İnsan    kendini yalnız hissetse de &#8216;benim evrende bir Yaratıcım var&#8217; d&uuml;ş&uuml;ncesi ona    kainatta yalnız olmadığı hatırlatacaktır. Ruhsal ger&ccedil;eklik, insanın b&uuml;t&uuml;n    evrenle bağlantı kurmasını sağladığı gibi, kişiye evrendeki b&uuml;t&uuml;n&uuml;n bir    par&ccedil;ası olduğunu da hissettirir. <br />
Ruhun dışında akıl, insanın rotasını belirleyen bir başka &ouml;ğedir; duygu ise    onu ayakta tutar ve ona enerji verir. &Uuml;&ccedil;&uuml; bir arada olmadığı zaman, o kişi    mutlu olamaz. Eğer bir kimse duygusal enerjisinin yardımıyla kendisini motive    edebiliyor ve aynı zamanda aklını da kullanarak problemlere karşı &ccedil;&ouml;z&uuml;m    &uuml;retebiliyorsa, ruhu da ona yardım edecek ve ondan gelen sinyallerle hayatta,    olması gerektiği gibi ilerleyecektir. Kişinin duygu ve aklında bir problem    olmadığı halde, ruhuyla bağlantısı yoksa hayat rotasını şaşırma ihtimali    y&uuml;ksektir. Bu sebeple diyebiliriz ki; semavi dinlerle bağlantısı olan kişiler    daha az hata yapmaktadırlar. Ruh bağlantısını kurmamış olanlar da doğru yolu    bulurlar; ancak onlar yollarında tamamen deneme yanımla y&ouml;ntemi ile    ilerlerler. Semavi kaynaklardan ilham almayı ancak ruh başardığı i&ccedil;in ruhsal    bağlantısı g&uuml;&ccedil;l&uuml; olanlar, b&uuml;y&uuml;k yerle alışveriş yaparlar. Akıl ise, ancak    kendi kaynaklarıyla yetinir. </p>
<p><strong>Ruh Hastalanır mı?</strong><br />
Psikiyatrik hastalıklar uzun s&uuml;re &lsquo;ruh hastalığı&rsquo; şeklinde tarif edilmiştir.    Bunun sebebi, bilgisayardaki devrelerde sorun olduğu zaman işlevinin    kaybolması ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin karışması gibi; insanda da sevgi, nefret, &ouml;fke ya    da diğer duyguların gizli kalması veya gereğinin &uuml;zerinde varlık    g&ouml;stermesiyle, beyindeki elektronik ve kimyasal devrelerin bozularak ruhun    varlığını gizlemesi sonucu bir nevi şizofrenik, akıl sağlığı bozuk    davranışların ortaya &ccedil;ıkmasıdır. Burada ruhun kendisinden &ouml;te, ruh programı    bozulmuştur. Yazılımda hata olmadığı halde elektronik devrelerdeki hata, ruh    hastalığı şeklinde algılanmaktadır. Hekimlerin tavsiyesiyle alınan ila&ccedil;lar,    beyindeki elektronik devreleri d&uuml;zelttiğinde, program yeniden &ccedil;alışır hale    gelir. <br />
Tıpkı bilgisayarların zaman zaman &lsquo;reset&rsquo;lenmesi gibi, insanın da kimi zaman    yeniden yapılanması gerekmektedir. Bu yenilenme, kişinin evrendeki kozmik    enerjiyle devamlı bağlantı kurması ve bağlantı sırasında, programda oluşacak    vir&uuml;sleri temizlemesiyle m&uuml;mk&uuml;n olur. Vir&uuml;slerin bilgisayardaki programları    sabote etmesi gibi, insanın ruh programını da sabote eden vir&uuml;sler vardır.    Yalan s&ouml;ylemek, hile yapmak, haksızlıkta bulunmak, saldırganlık gibi &ccedil;evreye    zarar veren her şey, bir vir&uuml;st&uuml;r. Vir&uuml;slerin en k&ouml;t&uuml; &ouml;zelliği, amaca giden    yolda insanı geri planda bırakmasıdır. Belli bir hedefe y&ouml;nelik olarak    ger&ccedil;ekleşen hayat yolculuğunda, şeytani vir&uuml;sler bir engelleyici niteliği    taşır ve hatta hayatı bloke eder. Vir&uuml;tik d&uuml;ş&uuml;nceler, kişiyi zevk tuzaklarına    d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. Bitmez t&uuml;kenmez arzular ve bencil bir yaşam tarzı olarak    &ouml;zetlenebilecek vir&uuml;sler, ana programın d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışmasını engellediğinden,    temizlenmesine ihtiya&ccedil; vardır. Fakat temizlik bir defaya mahsus değildir. Tek    defalık temizlik, insanın b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle kurtulması anlamına gelmez. Doğru olan,    koruma programları ve antikorlar geliştirerek bundan sonraki s&uuml;re&ccedil;te    gelebilecek saldırılara karşı da tedbir almaktır. Dinamik bir varlık olan    insan bu &ccedil;abasını devam ettirebilirse, kendisine ve yaratıcısına karşı    g&ouml;revini yapmış ve insan olmanın gereğini yerine getirmiş olur. Aynı zamanda    bu durum, &lsquo;B&uuml;y&uuml;k İrade&rsquo; tarafından da &ouml;d&uuml;llendirilir.</p>
<p><strong>BİLİN&Ccedil; VE YAYILAN ENERJİ</strong><br />
Bilin&ccedil;, insanın varoluşunun farkında olma &ouml;zelliği şeklinde a&ccedil;ıklanabilir.    Kuantum fiziğinin tartıştığı bir alan olarak bilin&ccedil; konusu, son yıllarda temel    bilin&ccedil; kavramıyla birlikte değerlendirilmektedir. Kuantum fiziği ile sinir    bilimi arasındaki ilişkiyi araştıran bu bilim dalı; evrenin enerji    bantlarından oluşan bir sistem olduğunu, bilin&ccedil;li olma halinin ise ayrı bir    frekans olarak insana verilmiş bir &ouml;zellik olarak ortaya &ccedil;ıktığını    belirtmektedir. Bu &ouml;zellik, beyindeki metakognisyon genleriyle ifade edilen    kişinin kendisinin ve zamanın farkına varmasını sağlar. <br />
Evrende yayılan bir enerji vardır ve bunun dışındaki sabit enerjiler madde    şeklinde &ouml;zetlenebilecek ısı, ışık, radyo frekansı ve ruh gibi yayılan    enerjilerdir. İnsanda ise diğer canlılarda olmayan bazı ruhsal yetenekler    vardır. Bu yetenekler insanı diğer canlılardan ayırmaktadır. B&ouml;ylelikle soyut    m&uuml;cerret diye adlandırdığımız kavramların yayılan ve kuşatan bir enerjinin    uzantısı olduğunu g&ouml;rebiliriz. <br />
Bilgisayarın elektrik fişinin &ccedil;ekilmesi ne ise, ruhun bedenden ayrılması da    odur. Kalp &ouml;l&uuml;m&uuml; ile beyin &ouml;l&uuml;m&uuml; arasındaki fark işte bu noktada ortaya &ccedil;ıkar.    İnsanda kalp &ouml;l&uuml;m&uuml; olmamasına rağmen beyin &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n ger&ccedil;ekleşmesi, bitkisel,    otonomik hayat diye tarif ettiğimiz durumdur. Yiyen, i&ccedil;en ama hareketsiz    şekilde yaşayan bu insan, hareket edebilirse; hayvansal t&uuml;rde yaşamış    olacaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; harekette bir irade vardır; beynin orta kısımlarının    &ccedil;alışması hayvansal hayatın devam ettiğini g&ouml;stermektedir.<br />
Evreni kuşatan enerjinin ruhsal enerji kısmını d&ouml;n&uuml;şt&uuml;remeyen otistik    &ccedil;ocuklarda da sınırlı bir yaşam s&ouml;z konusudur. Bu &ccedil;ocukların beyindeki    d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;c&uuml;ler &ccedil;alışmadığı i&ccedil;in enerjilerinin gereken b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; aktif hale    getirmeleri zordur. İnsanın zaman, mek&acirc;n kavramı, varoluşu ile ilgili    soruları, neşe, sevin&ccedil; gibi duyguları yaşadığı alan beyindir ve kişi bu    bilinci sağlanamadığı takdirde yalnızca yiyen, i&ccedil;en ve boşaltan bir varlığa    d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. Yaşadığımız hayat tarzının devam etmesi i&ccedil;in, beyin kabuğu ve    beyindeki limbik sistemin &ccedil;alışması gerekmektedir. <br />
Beyin kabuğunun dışında ve beyinde duygu s&uuml;re&ccedil;lerini y&ouml;neten alanlar vardır.    Bunlar, duygu boyutu olan soyut bilgilerin kaydedildiği b&ouml;lgelerdir. Anlam ve    duygu boyutu olan kararlar vermek, s&ouml;zc&uuml;k &uuml;retmek, s&ouml;zc&uuml;klere anlam katmak ve    anlam katılan s&ouml;zc&uuml;kleri dillendirmek; limbik sistemde beynin yerine getirdiği    fonksiyonlardandır. Beyindeki bu b&ouml;l&uuml;mlerde eksiklik meydana geldiği takdirde,    &lsquo;ruh hastalığı&rsquo; dediğimiz hastalıklar ortaya &ccedil;ıkar. <br />
Esasında ruh hastalığı, evreni kuşatan enerjinin beyinde bir enerjiye    d&ouml;n&uuml;şememesiyle ilgilidir. Beyinde bu konuya ilişkin bağlantı ve devreler    &ccedil;alışmadığı takdirde; onun &uuml;rettiği sinyallerin, evrensel ilişkiye    bağlanabilirliği bozulmakta ve hastalık ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bu sebeple    evrendeki &ccedil;ekim kanunu ve enerji bağlanabilirliği oluşmakta ve sonu&ccedil;ta ruh ile    beden ilişkisi arasında fark ortaya &ccedil;ıkmaktadır. </p>
<p><strong>Rahmanın Nefesi Olarak Ruh</strong><br />
İnsanın yaratılışına baktığımızda, soyut anlamda dinler aracılığıyla gelen    &ldquo;ideal insan&rdquo; modeli vardır. Bu modele uygun olmaya &ccedil;alışmak &ouml;nemlidir.    Evrendeki dengeyi incelediğimizde evreni yaratanın bir amacı olduğu    g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bize tevhidi &ouml;neren dinler, bu tezle hareket etmektedirler.<br />
İbrahim&icirc; dinlerin orijinal tezlerine baktığımızda, insanın &ldquo;nefes&rdquo; olduğunu    s&ouml;ylediklerini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. İnsan ruhunu ilahi nefes olarak adlandıran tasavvufi    bakış, İslam Peygamberinin varlık, &lsquo;nefha-i rahmandır&rsquo; diye adlandırdığı ruhun    ifadesidir. Allah tarafından insana &uuml;flendiği s&ouml;ylenen ruh da, insana    aktarılan bir enerji transferinden bahsetmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. İnsan &uuml;f&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; zaman    bile i&ccedil;indeki bir şeyi karşısındakine aktarmaktadır. Hz. Muhammed, kendisine    peygamberliğin geldiği ilk yıllarda, bir damla su da milyonlarca canlı    olduğunu s&ouml;ylese, ruhun evrendeki salınım ve titreşimlerle m&uuml;nasebetini dile    getirse buna kimse inanmazdı. Allah madd&icirc; bir varlık olmadığı ve ciğerleri de    olmadığı i&ccedil;in, &lsquo;&uuml;f&uuml;rme&rsquo; denildiğinde Allah&rsquo;ın bazı &ouml;zelliklerini kullarına    aktardığı anlaşılmaktadır. &Uuml;f&uuml;rme kavramını, bilgi ve &ouml;zelde de vahiy olarak    d&uuml;ş&uuml;nebiliriz. </p>
<p><strong>Vahiy, Bilgi Transferidir</strong> <br />
Evren aslında bilgi ve bilginin &ccedil;eşitli şekillere b&uuml;r&uuml;nmesi demektir. Mesela,    bilginin madde şekli olduğu gibi enerji şekli de vardır ve bu dijital format    bi&ccedil;iminde kendini g&ouml;sterir. Evrende bilginin elektromanyetik bi&ccedil;imi, y&uuml;ksek    frekans boyu ve g&ouml;rme bandındaki şekilleri, kızıl&ouml;tesi dediğimiz ısıları    okuyan bi&ccedil;imi ya da mikrodalga şekli, radyo frekansı şekli ve en sonunda da    ruh enerjisi şekilleri vardır. B&uuml;t&uuml;n bu bilgiler, evren eşittir bilgi, tezini    doğurmaktadır. <br />
Allah&rsquo;ın kendi bilgisinden evrene ilettiği bilginin somut &ouml;rneğini bilgisayar    gibi d&uuml;ş&uuml;nebiliriz. Bilgisayar, bilgiyi işleyen bir makinedir. Dijital formata    &ccedil;evrilebilen her bilgi, nakledilebilir ve bilgisayarda g&ouml;r&uuml;n&uuml;r hale d&ouml;n&uuml;şerek    okunabilir. Hayata dair bilgi de, &ldquo;var&rdquo; ve &ldquo;yok&rdquo; noktalardan ibarettir. Bu    şifrelerdeki varlık ve yokluk, pozitif ile negatif olanın aynı yerde    bulunduğunu g&ouml;steren bir dualite ger&ccedil;eğidir. <br />
Evrenin bilgisi otuz katlı bir inşaat yapacak olan mimarın, inşaata başlamadan    &ouml;nce iki sene proje &ccedil;izmeye uğraşmasına benzer. Projenin uygulanması i&ccedil;in    sırasıyla ilim, irade, para ve zamanın olması gerekir. İlim tek başına    yetmeyeceğinden buna eşlik eden, uygun yerde, uygun zamanda ve uygun şekilde    yapma manasını ifade eden; hikmet gerekir. <br />
Evrendeki bilginin yaratılışa dair bir dili vardır. Buradaki enerji bandı da    bir dalga fonksiyonudur. Titreşimler hızlı olduğundan ve dalga boylarının    bizim algılayamayacağımız s&uuml;ratte ilerlemesinden dolayı, &lsquo;var-yok&rsquo; şeklinde    g&ouml;z&uuml;ken dalga boylarını algılamak, insan i&ccedil;in zordur. Bu şekliyle evrenin    noktalardan ibaret olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. <br />
Gama r&ouml;ntgen ışınları, &ccedil;ok yoğun ışınlardır. Madde de bir titreşimdir ama gama    ışınları gibi ışınlar maddeyi ge&ccedil;mektedirler. G&ouml;r&uuml;nen ışınlar yedi renk    aralığındaki ışınlardır. Biz diğerlerini g&ouml;remediğimiz i&ccedil;in; etrafımızdan ses,    g&ouml;r&uuml;nt&uuml; ve renk ge&ccedil;miş olmasına rağmen onları &lsquo;yok&rsquo; olarak kabul ederiz.    R&ouml;ntgen ışınları, ultraviyole adını verdiğimiz mor&ouml;tesi ışınlardır. <br />
Varoluşun ger&ccedil;ekleşmesi i&ccedil;in varlığa devamlılık ve sonsuzluk katılması    gerekir. İnsanın mutluluk arayışı bile bu sebeple sonsuzluk arzusu. </p>
<p><strong>Ruh ve &Ouml;l&uuml;m</strong> <br />
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi isteyen okuyuculara &lsquo;İnan&ccedil; Psikolojisi&rsquo;    kitabımı hatırlatarak ruh ve &ouml;l&uuml;m konusuyla yazıya son vermek istiyorum.    Evren, kuşatan, b&uuml;y&uuml;k bir enerji; varlıklar ise bu enerji i&ccedil;erisinde birer    sinyaldir. Oksijen, karbon, kedi, k&ouml;pek ya da insan; yani varlığını devam    ettiren her şey, birer sinyaldir. Sinyallerin parmak izi gibi iyon y&uuml;kleri ve    birer tanımlaması vardır.<br />
Ruh ise iyon y&uuml;k&uuml;n&uuml;n dışında, radyo frekansı şeklinde bir sinyaldir. &Ouml;l&uuml;m    dediğimiz şey, ruh ile bedenin ortak olarak &ccedil;alıştığı s&uuml;renin sonlanması    demektir. <br />
Ruh, yetenekler k&uuml;mesidir ve bu k&uuml;medeki kimi yetenekler, kişinin kendisi    tarafından geliştirilmekte ya da yarım kalmaktadır. İnsanın kendisine    bahşedilmiş nimetleri hakkıyla kullanması &ouml;nemlidir. <br />
Sonsuzluğa inanan kişi, d&uuml;nyanın ezelden gelip ebede giden hayat &ccedil;izgisinde    bir dilim olduğuna inanır. Bu dilimde kendisine sorular sorulur; o, bu    sorulara verdiği cevaplara g&ouml;re değerlendirilir. <br />
İnsandaki b&uuml;t&uuml;n bilgiler, bir bilgisayarın hard diski gibi, uzun bellekte    mevcuttur. Bu konuda literat&uuml;re girmiş ş&ouml;yle bir vakıa vardır; Trafik kazası    ge&ccedil;iren bir insanın başında bulunan meraklı bir n&ouml;rolog, hasta koma    halindeyken onunla uzun uzun konuşup, b&uuml;t&uuml;n konuştuklarını kaydetmiş; hastası    komadan &ccedil;ıktıktan sonra ona konuşmalarının kaydını dinletmiştir. Kayıtlarda    İtalyanca konuştuğunu duyan hasta, İtalyanca bilmediğini s&ouml;ylemiştir. Bu    bilgiye, ilk &ouml;nce kendi d&uuml;ş&uuml;ncelerine delil oluşturacağını d&uuml;ş&uuml;nen    reenkarnasyoncular sahip &ccedil;ıkmışlardır. Ancak hastanın ge&ccedil;mişi    araştırıldığında; babasının diplomat olduğu ve İtalya&rsquo;da kaldıkları &ccedil;ocukluk    yıllarında kendisiyle İtalyan bir bakıcının ilgilendiği, bakıcının kimi zaman    &ccedil;ocukla İtalyanca konuştuğu ortaya &ccedil;ıkmıştır. <br />
Hayatın ilk yıllarında &ouml;ğrenilenler, belleğin alt katmanlarında, ileride    &ouml;ğrenilenler ise daha &uuml;st kademelerde yer bulurlar. Edindiği bilgileri    muhafaza eden insan &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde, sadece enerji bandını değiştirmiş olur. İnsan    i&ccedil;in enerji bandının &ouml;nceliği hayat devam ettiği s&uuml;rece madd&icirc; boyutta,    &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde ise anlam boyutunda seyreder. <br />
Evreni kuşatan sonsuz enerji, sinyal &uuml;reten bu varlığa yani yaratılmışa;    d&uuml;nyadaki dolaşımını bitirdikten sonra başka bir yaşamda varlığını devam    ettirmesi i&ccedil;in izin vermektedir. Bu sebeple hi&ccedil;bir canlı, sinyali s&ouml;nmedik&ccedil;e    yok olmayacaktır. Bu duruma en iyi &ouml;rnek son yılların icatlarından GPRS    sistemidir. Arabalara yerleştirilen bu cihazla frekans kodundan o arabanın    nereye gittiğinin bulunması m&uuml;mk&uuml;n olmaktadır; teknolojinin bu imkanı insan    i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. <br />
İnsanın sinyali, parmak izi gibidir ve onu evrendeki enerjiden bağımsız    d&uuml;ş&uuml;nmek m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bu sebeple, her bilim dalı ve her disiplin birbirini    tamamlamaktadır. Evren bir bilgi k&uuml;mesidir ve bu bilgi t&uuml;m evrene    yayılmaktadır. Maddenin yaratılışı da matematik ifadeyle programlanmıştır;    kişi bunları &ccedil;&ouml;zd&uuml;k&ccedil;e evrenin nasıl yaratıldığını da &ccedil;&ouml;zm&uuml;ş olacaktır. </p>
<p><a href="mailto:ntarhan@gmail.com">ntarhan@gmail.com</a></font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"><br />
<img width="633" height="842" align="middle" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/image/dalgafonksiyonuveruh.jpg" /></font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p align="left" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3">Kaynak :<a href="http://www.yazete.com/Elektomanyetik-Enerji-Ve-Ruh_30170.html" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.yazete.com/Elektomanyetik-Enerji-Ve-Ruh_30170.html?referer=');">www.yazete.com</a></font></p>
</div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="207" title="1" title="24 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/1006-elektomanyetik-enerji-ve-ruh.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sempatizan ve Cenneti Dışından Yalamak</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3308-sempatizan-ve-cenneti-disindan-yalamak-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3308-sempatizan-ve-cenneti-disindan-yalamak-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:33:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Cenneti]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal GÖKDOĞAN]]></category>
		<category><![CDATA[Sempatizan]]></category>
		<category><![CDATA[Sempatizan ve Cenneti Dışından Yalamak]]></category>
		<category><![CDATA[Yalamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=968</guid>
		<description><![CDATA[Sempatizan ve Cenneti Dışından Yalamak Muttakıylere va&#8217;dolunan cennetin misali ş&#246;yledir: Orada, bozulmayan/bayatlamayan SUdan nehirler, tadı bozulmayan S&#220;Tten nehirler, i&#231;enlere lezzet veren ŞARAPtan nehirler, s&#252;zme-saf BALdan nehirler vardır&#8230; Onlar i&#231;in orada...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="main">
<div id="content">
<div id="post-entry">
<div id="post-409" class="post-meta-single">
<div id="main">
<div id="content">
<div id="post-entry">
<div id="post-415" class="post-meta-single">
<h1><font face="Verdana" size="3">Sempatizan ve Cenneti Dışından                  Yalamak</font></h1>
<div class="post-content-single">
<p style="text-align: right;"><font face="Verdana">                   <img width="77" height="102" align="left" alt="" src="http://www.yorumsuzblog.org/wp-content/images/kemal-gokdogan.jpg" title="Kemal G&ouml;kdoğan" />Muttakıylere                    va&rsquo;dolunan cennetin misali ş&ouml;yledir: Orada,                    bozulmayan/bayatlamayan SUdan nehirler, tadı bozulmayan S&Uuml;Tten                    nehirler, i&ccedil;enlere lezzet veren ŞARAPtan nehirler, s&uuml;zme-saf                    BALdan nehirler vardır&hellip; Onlar i&ccedil;in orada her &ccedil;eşit meyve ve                    Rablerinden mağfiret &ouml;rtme; azabsızlık) vardır&hellip;<br />
(MUHAMMED S&Ucirc;RESİ 15. &Acirc;YET)</font></p>
<p><font face="Verdana">Bedeviler: &ldquo;İman ettik&rdquo; dedi&hellip; De ki:                    &ldquo;İman etmediniz!&hellip; Fakat &lsquo;İslam/m&uuml;sl&uuml;man olduk&rsquo; deyin&hellip; İman                    hen&uuml;z kalblerinize dahil olmamıştır&hellip; Eğer Allah&rsquo;a ve O&rsquo;nun                    Ras&ucirc;l&uuml;&rsquo;ne itaat ederseniz, (Allah) amellerinizden hi&ccedil;bir şey                    eksiltmez&hellip; Muhakkak ki Allah Ğafur&rsquo;dur, Rahıym&rsquo;dir&rdquo;.<br />
(HUCURAT S&Ucirc;RESİ 14. &Acirc;YET)<br />
O&rsquo;nu sancısız doğuran &ldquo;anne&rdquo;, O&rsquo;nu emzirirken kurumuş s&uuml;t&uuml;                    aniden &ccedil;oğalan &ldquo;s&uuml;t anne&rdquo;, O&rsquo;nunla oynarken ameliyat&ccedil;ı                    melekleri g&ouml;ren &ldquo;s&uuml;t kardeş&rdquo;, O&rsquo;nun otlattığı mutlu                    &ldquo;koyunlar&rdquo;, O&rsquo;nun &uuml;zerine bindiğinde Burak&rsquo;a d&ouml;n&uuml;şen                    &ldquo;develer&rdquo;, O&rsquo;nun altına oturduğunda yeşeren &ldquo;ağa&ccedil;lar&rdquo;, O&rsquo;nun                    &uuml;zerine bastığında dillenen &ldquo;kuru k&uuml;t&uuml;kler&rdquo;, O&rsquo;nu işitince arı                    gibi vızıldyan &ldquo;&ccedil;akıl taşları&rdquo;&hellip;</font></p>
<p><font face="Verdana">O&rsquo;nunla &ldquo;dişediş&rdquo; &ccedil;arpışan en b&uuml;y&uuml;k                    d&uuml;şmanlarından olan bazı &ouml;z amcaları, O&rsquo;nu &ldquo;kıskanan&rdquo; ve                    kıskan&ccedil;lıktan dolayı ortadan ikiye yarılacak h&acirc;le gelen                    İsr&acirc;iloğulları &acirc;limleri, O&rsquo;nu &ldquo;ilk defa g&ouml;ren&rdquo; &ccedil;&ouml;l bedevileri,                    O&rsquo;nu &ldquo;bir tek kez izleyen&rdquo; Habeş-Bizans-Mısır papazları&hellip;</font></p>
<p><font face="Verdana">Ve daha, ve daha niceleri&hellip; hepsi de                    tek bir ağızdan;</font></p>
<p><font face="Verdana">&ldquo;O&rsquo;nun iki dudağının arasından bir tek                    kelime &lsquo;YALAN S&Ouml;Z&rsquo; &ccedil;ıkmamıştır. Kalbinden hi&ccedil;bir &lsquo;SAHTE DUYGU&rsquo;                    ge&ccedil;memiştir. Beyni de asla &lsquo;&Ccedil;ARPIK FREKANS&rsquo; &uuml;retmemiştir&rdquo;                    anlamına gelen; &ldquo;MUHAMMED EL-EM&Icirc;N&rdquo; demişlerdir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Her şey bu kadar &ldquo;ap a&ccedil;ık&rdquo;&hellip; &ldquo;kesin ve                    net&rdquo;&hellip; &ldquo;tarihen s&acirc;bit&rdquo; olduğu halde iken siz h&acirc;l&acirc; neden O&rsquo;nun                    &ldquo;SON NEB&Icirc; ve GER&Ccedil;EK BİR RASUL&rdquo; olduğunu kabul etmiyorsunuz?                    Diye bir misyonere sormuştum.</font></p>
<p><font face="Verdana">Misyoner bana tebes&uuml;m ederek baktı ve                    birka&ccedil; şey sordu ben de cevapladım:</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Eb&ucirc; Cehil de O&rsquo;nun MUHAMMED EL-EM&Icirc;N olduğuna inanıyor muydu?&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">BEN:<br />
&ldquo;Evet, O&rsquo;nun en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanı idi fakat O&rsquo;nun yalan                    s&ouml;ylemediğine inanıyordu.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Eb&ucirc; Cehil O&rsquo;nu g&ouml;rm&uuml;ş, O&rsquo;nu duymuş ve O&rsquo;nun ilmini-                    bilgisini-iddialarını araştırmış mı?&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">BEN:<br />
&ldquo;Evet&hellip; Eb&ucirc; Cehil&rsquo;in y&acirc;n&icirc; &lsquo;cehalet kaynağı&rsquo; olarak k&uuml;nyelenenin                    İsl&acirc;m&rsquo;dan &ouml;nceki ger&ccedil;ek lak&acirc;bı Ebul Hakem&rsquo;dir. Ebul Hakem                    &lsquo;Hikmet S&acirc;hibi&rsquo; anlamına gelir. O zamanın en BİLGE, en FİLOZOF                    ve en AKILLI kişilerindendir. Kur&rsquo;an &acirc;yetlerindeki matematik                    sırları dahi hesaplamış ve insan s&ouml;z&uuml; olamayacağını tasdik                    etmiş bir bilgindir.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Peki siz Eb&ucirc; Cehil kadar Muhammed&rsquo;i &ouml;l&ccedil;&uuml;p bi&ccedil;ebiliyor                    musunuz? Anlayabiliyor musunuz? Araştırabiliyor musunuz?                    Kur&rsquo;an dilini Eb&ucirc; Cehil gibi inceleyebiliyor musunuz?                    Muhammed&rsquo;i Kabul&uuml;n&uuml;z neye dayanıyor?&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">BEN:<br />
&ldquo;Eb&ucirc; Cehil aklı ile O&rsquo;nu kavramaya &ccedil;alıştı. Aklı O&rsquo;nu                    kavramakta yetersiz kalınca da O&rsquo;nu yine aklıyla ink&acirc;r etti.                    Biz O&rsquo;nu kalbimizle kabul ediyoruz. Taa i&ccedil;imizden gelen iman                    ile O&rsquo;nu tasdik ediyoruz. Akıl yanılabilir ama kalb asla                    yanılmaz.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Eb&ucirc; Cehil Muhammed&rsquo;in iki dudağı arasından &ccedil;ıkan her kelime                    ve kavramın ger&ccedil;ek olmadığını s&ouml;yledi mi?&rdquo;<br />
BEN:<br />
&ldquo;Hayır s&ouml;ylemedi. Sırf inat ve kıskan&ccedil;lık, &ccedil;ıkar ve ş&ouml;hret                    adına O&rsquo;na karşı geldi.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Bu durumda Eb&ucirc; Cehil&rsquo;e nasıl bir sıfat verebiliriz? Eb&ucirc;                    Cehil.. &lsquo;MUHAMMED OLAYININ GER&Ccedil;EK ŞAHİDİ&rsquo; diyebilir miyiz?&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">BEN:<br />
&ldquo;Evet, Eb&ucirc; Cehil Hz. Muhammed a.s.&rsquo;ın s&ouml;ylediği her şeyin                    ger&ccedil;ek olduğuna ş&acirc;hit olmuş fakat O&rsquo;nu bilerek ink&acirc;r etmiştir.                    Y&acirc;ni Eb&ucirc; Cehil MUHAMMED&Icirc; HAKİKATİN &lsquo;M&Uuml;NKİRİDİR&rsquo;.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Bu durumda Eb&ucirc; Cehil&hellip; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;, duyduğu ve doğruluğunu test                    ettiği bir olayı İNK&Acirc;R EDEN GER&Ccedil;EK BİR Ş&Acirc;HİT oluyor. Doğru                    mu?&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">BEN:<br />
&ldquo;Evet, doğru.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Siz Muhammed&rsquo;i g&ouml;rmediniz, duymadınız ve doğruluğunu test                    edecek kapasitede olmaktan &acirc;ciz olduğunuzu s&ouml;yl&uuml;yorsunuz.                    Kur&rsquo;an&rsquo;ı&nbsp; tam olarak anlayabilecek akıl ve bilgi d&uuml;zeyine hi&ccedil;                    kimsenin asl&acirc; ulaşamayacağını ancak herkesin aklı kadar                    anlayacağını iddia ediyorsunuz. Anlamasanız da her harfinin                    doğru olduğunu, her haberinin ger&ccedil;ek olduğunu, meleklerin,                    cinlerin, &acirc;hiretin ve diğer g&ouml;r&uuml;nmezlerin Kur&rsquo;an&rsquo;da ge&ccedil;tiği                    i&ccedil;in kesin var olduğunu iddia ediyorsunuz.Buna da &lsquo;GER&Ccedil;EK                    ŞAHİTLİK&rsquo; diyorsunuz.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">BEN:<br />
&ldquo;Evet, iman budur. G&ouml;rmediğine fakat duyduğuna ve başkasının                    inandığına&nbsp; iman edersin.&nbsp; Biz Allah ve Rasul&uuml;n&uuml;n inan dediği                    her şeye inanırız. G&ouml;rmesek de, duymasak da, dokunmasak da                    inanırız. Bu inancın lezzetini ancak bizim gibi inanan bilir&hellip;                    İnanmayan nereden bilsin?&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Sizin inandığınız Rasul &lsquo;CENNETTE BALDAN BİR IRMAK VAR&rsquo;                    diyor. Siz hen&uuml;z &ouml;lmediniz, cennete de gitmediniz fakat o                    ırmaktaki balın d&uuml;nyadaki baldan daha tatlı olduğuna                    inanıyorsunuz. Y&acirc;ni &lsquo;İ&Ccedil;İNDE BAL OLAN KAVANOZU DIŞINDAN YALAR                    GİBİ&hellip; İ&Ccedil;İNDE BAL OLAN CENNETİ DIŞINDAN YALIYORSUNUZ&rsquo;&hellip;                    Kavanozdaki bal dışından da olsa g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor ama ne cenneti ne                    de cennetteki bal ırmağını g&ouml;remiyorsunuz ve benim de sizin                    gibi KELİME-İ ŞEHADET getirmemi teklif ediyorsunuz. Ve bu                    kelime-i şehadetle bana cenneti ve cennetteki balı vaad                    ediyorsunuz.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">BEN:<br />
&ldquo;&hellip;&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Sizin MUHAMMED&Icirc; OLAY&rsquo;a olan&nbsp; &lsquo;TASDİK&Ccedil;İ ŞAHİTLİĞİNİZİN&rsquo;&hellip; Eb&ucirc;                    Cehil&rsquo;in &lsquo;İNK&Acirc;RCI ŞAHİTLİĞİ&rsquo; kadar ge&ccedil;erli ve değerli                    olmadığını ve sizlerin ger&ccedil;ek ş&acirc;hit değil sadece tarihi bir                    kitaba ve tarihi muhteşem bir z&acirc;ta &lsquo;SEMPATİZAN&rsquo; olduğunuzu                    s&ouml;ylemek zorundayım.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">BEN:<br />
&ldquo;&hellip;&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">MİSYONER:<br />
&ldquo;Ben g&ouml;rmediğim, duymadığım ve test edemediğim tarihsel                    İs&acirc;&rsquo;nın ve tarihsel İncil&rsquo;in sempatizanı olmaktan memnunum.                    Sizin de Muhammed&rsquo;in ve Kur&rsquo;an&rsquo;ın sempatizanı olmaktan memnun                    olmanızı dilerim.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">BEN:<br />
&ldquo;&hellip; Yiğidi &ouml;ld&uuml;r ama hakkını yeme&hellip;&rdquo; demek zorunda kaldım, tam                    da &lsquo;İSL&Acirc;M&Icirc; TEBLİĞ&rsquo; farz g&ouml;revimi icr&acirc; etmek &uuml;zereyken.</font></p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p align="left"><font face="Verdana">4 Eyl&uuml;l 2008</font></p>
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana"><strong>Kemal G&Ouml;KDOĞAN</strong></p>
<p><a style="text-decoration: none;" href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com"> kemalgokdogan@gmail.com</a></font></p>
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana"> <a href="http://www.yorumsuzblog.org/sempatizan-ve-cenneti-disindan-yalamak/" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.yorumsuzblog.org/sempatizan-ve-cenneti-disindan-yalamak/?referer=');">Bu d&ouml;k&uuml;man Yorumsuz Blog&rsquo;dan alınmıştır</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="146" title="1" title="04 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3308-sempatizan-ve-cenneti-disindan-yalamak-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dedikodu Enerjileri</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/964-dedikodu-enerjileri.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/964-dedikodu-enerjileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:27:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Dedikodu]]></category>
		<category><![CDATA[Dedikodu Enerjileri]]></category>
		<category><![CDATA[Enerjileri]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal GÖKDOĞAN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=964</guid>
		<description><![CDATA[Dedikodu Enerjileri &#8220;İKİNCİ ERGENLİK &#199;AĞI&#8221; başlıklı yazımızda ge&#231;en &#8220;GIYBET&#8221; kavramıyla ilgili olarak aşağıdaki soru ve yorum yapılmıştır. Bu değerli soru ve g&#252;zel yoruma cevap olarak DEDİKODU ENERJİLERİ başlıklı m&#252;stakil bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><font face="Verdana" size="3">Dedikodu Enerjileri</font></h1>
<div class="post-content-single">
<p style="text-align: right;"><font face="Verdana">   <img width="77" height="102" align="left" alt="" src="http://www.yorumsuzblog.org/wp-content/images/kemal-gokdogan.jpg" title="Kemal G&ouml;kdoğan" />&ldquo;<a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/ikinci-ergenlik-cagi" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/ikinci-ergenlik-cagi?referer=');">İKİNCİ    ERGENLİK &Ccedil;AĞI</a>&rdquo; başlıklı yazımızda ge&ccedil;en &ldquo;GIYBET&rdquo; kavramıyla ilgili olarak    aşağıdaki soru ve yorum yapılmıştır. Bu değerli soru ve g&uuml;zel yoruma cevap    olarak DEDİKODU ENERJİLERİ başlıklı m&uuml;stakil bir yazımız ile katılıyoruz.</font></p>
<p><font face="Verdana">(((&hellip;Gıybet konusuna da sıklıkla değinmişsiniz ama    benim sizden ricam, bu konuda m&uuml;stakil bir yazı..</font></p>
<p><font face="Verdana">Merakım ise şu hususta: &ldquo;Ameller niyetlere g&ouml;redir&rdquo;    esası burada da ge&ccedil;erli mi? Yani g&ouml;zlenen ya da &ouml;ğrenilen bir olay ve bu olayı    yaşayanlar hakkındaki yapılan olumsuz yorumlar gıybet mi oluyor? Başkalarının    yaşamından alınacak dersler ya da ucu bize dokunan ve canımızı acıtan    hadiseleri kimseyle paylaşmayacak mıyız? Niyet, hakir g&ouml;rme değilse; durum    değişir mi yoksa bu da mı gıybet olur</font></p>
<p><font face="Verdana">A&Ccedil;IKCASI NEDİR BU GIYBET, ANLATIN L&Uuml;TFEN. &ldquo;Duyduğunda    hoşuna gitmeyen ifadeler..&rdquo; demeyin nolur. Biri canımı yakmış, tabi hakkında    iltifat edemem değil mi? Dolayısıyla hoşuna gitmiyecek s&ouml;ylediklerim. O HALDE    G&Uuml;NDELİK HAYATTAN &Ouml;RNEKLERLE BU KONU DA BENİ AYDINLATIRSANIZ SEVİNİRİM. &hellip;)))</font></p>
<p><font face="Verdana">***</font></p>
<p><font face="Verdana">Dedikodunun/GIYBETİN k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sadece sevap ve g&uuml;nah    mantığı ile değerlendirerek anlatmak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde etkisini yitirmiş durumdadır.    İnsanlar dinsel s&ouml;ylemlerle dedikoduyu anlatanları dikkate almamaktadırlar.</font></p>
<p><font face="Verdana">Fakat dedikodunun sevap ve g&uuml;nah h&uuml;km&uuml; g&uuml;n&uuml;m&uuml;z    kabul&uuml;ne bağlı değildir. Allah&rsquo;ın değişmeyen sisteminde dedikodunun a&ccedil;ığa    &ccedil;ıktığı nokta/noktalar hi&ccedil; kimseye ayrıcalık tanınmadan işleme tabi    tutulmaktadır. S&ouml;z ağızdan &ccedil;ıktığı anda Allah&rsquo;ın işlemi de olmuş ve bitmiştir.    Kim nasıl d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rse d&uuml;ş&uuml;ns&uuml;n, kimler nasıl yorum yaparsa yapsın Allah&rsquo;ın    sistem ve d&uuml;zeni tavizsiz ve torpilsiz olarak işlemektedir.</font></p>
<p><font face="Verdana">***</font></p>
<p><font face="Verdana">Dedikoduya cevaz (olabilirlik/hel&acirc;llik) verebilecek    her şey h&icirc;le-i şer&rsquo;iye (Allah&rsquo;ı aldatmak mantığı ile haramı hel&acirc;l g&ouml;sterecek    hukuksal &ccedil;ıkarım) kapsamındadır.</font></p>
<p><font face="Verdana">Şahsımıza zarar vermiş ve diğer insanlara da aynı    zararı verebilecek karakterdeki kişi ve ya kişiler hakkında uyarı ama&ccedil;lı    konuşmalar yapamayacak mıyız? Buna cevaz yok mu? Var. Fakat &ccedil;ok hassas    kurallar i&ccedil;inde var.</font></p>
<p><font face="Verdana">Mesel&acirc;:</font></p>
<p><font face="Verdana">&ldquo;İsmi şu olan insan beni aldattı. Sizi de aldatabilir.    Dikkatli olun!&rdquo; diyebiliriz.</font></p>
<p><font face="Verdana">Fakat uyarıda kullanamayacağımız bir konuşma tarzı    vardır&hellip; mesel&acirc;, ş&ouml;yle bir uyarı tarzı yanlıştır:</font></p>
<p><font face="Verdana">&ldquo;İsmi &acirc;di, şerefsiz olan şu sahtekar adam beni    aldattı. Sizi de aldatabilir. Ona insan denilemez o &hellip;. birisidir.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">K&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml; tanımlarken k&ouml;t&uuml; olan y&ouml;nteme de bu şekilde    d&uuml;ş&uuml;lmemelidir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Uyarı bir ve ya birka&ccedil; kez yapılmalı&hellip; her g&uuml;n,    aylarca, yıllarca, bir &ouml;m&uuml;r boyunca uyarı paranoyasına da girilmemelidir.&nbsp; Her    zaman aynı şarkıyı s&ouml;ylemek&hellip; karşımızdaki insanı ve ya insanları bıktırabilir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Uyarıyı sizinle paylaşan dostunuzla bu uyarıdan zevk    alıyorsanız ve her t&uuml;rl&uuml; aşağılayıcı ifadeyi bıkmadan, usanmadan zevk ve    keyifle kullanmakta sakınca g&ouml;rm&uuml;yorsanız bu konuşmalar sizin bilincinize    negatif enerjiler y&uuml;klemeye başlar. Aşağılayıcı olarak konuşmanın C&Acirc;İZ olduğu    fetv&acirc;sını h&icirc;le-i şer&rsquo;iye olarak verirsiniz. B&ouml;ylece UYARI konuşmanız da    DEDİKODU moduna d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. UYARI niyetli ameliniz iyi niyet istikametinden hi&ccedil;    fark ettirmeden &ccedil;ıkmış olur.</font></p>
<p><font face="Verdana">Karşımızdan ve arkamızdan bize ve topluma zarar    veren/verebilecek olan kişilerden uzaklaşmak, kendimizi ezdirmemek ve    haklarında resmi dil ile a&ccedil;ıklamada bulunmak ve uyarıyı paranoyaya    d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmemek en uygun davranıştır.</font></p>
<p><font face="Verdana">****</font></p>
<p><font face="Verdana">Bir olay:</font></p>
<p><font face="Verdana">Hz. Eb&ucirc; Bekir&rsquo;e bir adam hakaretlerle sataşır. Eb&ucirc;    Bekir &ouml;nce normal s&ouml;zlerle karşılık verir. Sonra o da hakaretlerle konuşmaya    başlar. Olayı uzaktan takip eden Rasulullah a.s. &ouml;nce tebess&uuml;m ediyorken&hellip;    sonra, Ebu Bekir de k&ouml;t&uuml; s&ouml;zler s&ouml;ylemeye başlayınca y&uuml;z&uuml; &uuml;zg&uuml;n bir ifade    alır.</font></p>
<p><font face="Verdana">Y&uuml;z ifadesinin değişme nedenini mealen ş&ouml;yle a&ccedil;ıklar.    &ldquo;Ebu Bekir normal konuşurken melekler o adamın sevaplarını (pozitif    enerjisini) Ebu Bekire aktarmaktadır. Fakat Ebu Bekir de k&ouml;t&uuml; konuşmaya    başlayınca melekler Ebu Bekir&rsquo;in sevaplarını (pozitif enerjisini) tekrar o    adama aktarmaya başlamışlardır.&rdquo;</font></p>
<p><font face="Verdana">***</font></p>
<p><font face="Verdana">Dedikodu kapsamından uzak konuşma, uyarı,    değerlendirme, eleştiri yapabilen bir insan var. Onun konuşma tekniği il&acirc;hiyat    ve edebiyat fak&uuml;ltelerinde tez olarak incelenebilecek değerdedir. Her insanın    isminin başına &ldquo;Sayın&rdquo; hitabını koyardı. Siyasi rakipleriyle kesinlikle alay    etmezdi. Bu devlet adamını zannedersem tanımış olmalısınız&hellip; O kişi Rahmetli    B&uuml;lent Ecevit&rsquo;tir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Yine&nbsp; SAYGIN KONUŞAN bir başka &ouml;rnek devlet adamı da    rahmetli Alparslan T&uuml;rkeş&rsquo;tir.</font></p>
<p><font face="Verdana">***</font></p>
<p><font face="Verdana">Rasullerin GIYBETİ yasaklama nedeni sadece sevap ve    g&uuml;nah transferi değildir. Bu gıybeti a&ccedil;ıklayan en genel tanımlamadır.</font></p>
<p><font face="Verdana">Gıybetin vereceği en b&uuml;y&uuml;k zarar kişinin kendi    OTORİTESİNİ yıkması şeklinde tecelli edecektir. Kişi kendi otoritesini nasıl    yıkar?</font></p>
<p><font face="Verdana">Ş&ouml;yle yıkar:</font></p>
<p><font face="Verdana">Bir hırsız, bir dedikoducu, bir alaycı, bir komedyen,    bir şovmen&hellip; birisi ile uğraşmaya başlar. Onlara onların &uuml;sl&ucirc;buyla karşılık    vereni de toplum zevk ve dikkatle takip etmeye başlar.</font></p>
<p><font face="Verdana">Seviyesini onların &uuml;sl&ucirc;buna d&uuml;ş&uuml;rerek karşılık veren    PAPARAZİNİN bir devresi haline gelir. Kendi OTORİTESİNİ yani SAYGINLIĞINI    kendisi yıkmış olur.</font></p>
<p><font face="Verdana">Saygınlığımızı kendimiz h&acirc;ri&ccedil; hi&ccedil; kimse yıkamaz.</font></p>
<p><font face="Verdana">Gıybetin bir tarafı da biz olursak kendi    saygınlığımızı kendimiz yıkarız.</font></p>
<p><font face="Verdana">***</font></p>
<p><font face="Verdana">Rasullerin gıybeti men etme nedenlerinin başında KENDİ    SAYGINLIĞIMIZI KORUMAK esası yatmaktadır.</font></p>
<p><font face="Verdana">Saygınlığımız yıkılırsa ne olur?</font></p>
<p><font face="Verdana">Topluma ve &ccedil;evremize LİDER olamaz mıyız? Tam tersi    daha kolay lider ve &ouml;nder pozisyonlarına y&uuml;kselebiliriz&hellip; ama kuru    kalabalıklara &ouml;nder ve lider zincirinde bir halka oluruz.</font></p>
<p><font face="Verdana">SAYGINLIĞIMIZI KORUMAK AMACI topluma lider olmak,    &ccedil;evremizde &ouml;nder olmak değildir.</font></p>
<p><font face="Verdana">&Ccedil;evremize baktığımız zaman kendi saygınlığını yıkmış    olan siyasilerin, iş adamlarının, yazarların, şovmenlerin, sporcuların,    sanat&ccedil;ıların VE S&Acirc;DE VATANDAŞLARIN daha &ccedil;ok populer olduğunu ve bu t&uuml;r    LİDERLERİN&nbsp; daha &ccedil;ok olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. Peşlerinde de koşturan KALABALIKLAR    olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz.</font></p>
<p><font face="Verdana">Saygınlığımızı korumak amacı;</font></p>
<p><font face="Verdana">KALABALIKLAR mantığından ve FAYDASIZ İLİMLERDEN /    BİLGİLERDEN / OLAYLARDAN ve etkilerinden&nbsp; uzak kalmak ve SE&Ccedil;KİNLERLE birlikte    olmak i&ccedil;indir.</font></p>
<p><font face="Verdana">***</font></p>
<p><font face="Verdana">Bedenimiz yiyeceklerle beslenerek yaşamını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;r.    Dışarıdan aldığımız yiyecekler insan bedeninde kan, et, kemik, su, ve POSA    gibi &ccedil;eşitli bileşiklere d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r.</font></p>
<p><font face="Verdana">POSA v&uuml;cut tarafından belirli sınırlar i&ccedil;inde tutulur,    direk olarak kana karıştırılmaz. Fakat bazı bağırsak hastalıklarında bağırsak    &ccedil;eperinde oluşan bir yaradan kana posa karışmaya başlar. Sınır g&uuml;venliği    kalktığı i&ccedil;in kan zehirlenir, diğer organlar da hasar g&ouml;rmeye başlar.</font></p>
<p><font face="Verdana">Kan mikroplarla bozulur. Bozulan kana antibiyotik    tedavisi gerekir.</font></p>
<p><font face="Verdana">İnsanın RUHU/KALBİ yani insanın &ouml;z varlığı da    beslenerek varlığını s&uuml;rd&uuml;rmek zorundadır. Fakat kalbin/ruhun gıdası    (yiyecekleri) bedensel besinler gibi maddi şeyler değildir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Ruh&hellip; beynimizde oluşturduğumuz m&acirc;n&acirc;lardan &ccedil;ıkan enerji    titreşimleriyle beslenir. Beynimizin &uuml;rettiği enerji titreşimleri POZİTİF    bazda ise RUHUMUZ &hellip;İNS&Acirc;N&Icirc; RUH&hellip; sıfatlarıyla donanmaya başlar. &Uuml;retim NEGATİF    bazda ise RUH negatif baz ile beslenmeye başlar ve &hellip; HAYVANLARDAN DAHA DA    AŞAĞI&hellip; sıfatlarla sıfatlanmaya başlar.</font></p>
<p><font face="Verdana">Ruhumuz bir başkasının beyninde &uuml;retilen pozitif    enerji ile beslenemez. Ruh kendi bedeninin ve beyninin &uuml;rettiği m&acirc;n&acirc;ların,    s&ouml;zlerin, eylemlerin enerjisiyle beslenir. Nasıl ki benim mideme giden yemek    borusu ayrı, sizin yemek borunuz ayrı ise ruhlarımızın enerji alım T&Uuml;NELLERİ    de ayrıdır.</font></p>
<p><font face="Verdana">Siz hasta olsanız. Sizin yerinize ben ila&ccedil; kullansam.    Siz iyileşir misiniz? Hayır. Benim yuttuğum hap benim hastalığımı tedavi eder.    Her hasta kendi ilacını kendisi yutmak zorundadır.</font></p>
<p><font face="Verdana">Ruhların tedavisinde de aynı Allah sistemi ge&ccedil;erlidir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Bilincimize dedikodu ve benzeri m&acirc;n&acirc;lar y&uuml;klersek    posanın kana karışması gibi ruhumuzda da DEDİKODU NEGATİF ENERJİSİ ile POZİTİF    ENERJİ karışır. Psikolojik hastalıklar başlar. Hi&ccedil; kirlenmeyen ruhumuz saf    kalsa da ortaya koyduğu eylemler KİRLENMİŞ EYLEM olarak tecelli eder.</font></p>
<p><font face="Verdana">Ruhumuzdaki dedikodu posasının etkisini hi&ccedil; kimse    temizleyemez&hellip; a&ccedil;ık&ccedil;a s&ouml;yleyeyim&hellip;</font></p>
<p><font face="Verdana">Hz. İs&acirc; hi&ccedil;bir insanın g&uuml;nahını sırtına y&uuml;klenip de    temizleyemez.</font></p>
<p><font face="Verdana">Hz. M&ucirc;s&acirc; sana ancak denizde yol a&ccedil;ar fakat senin    yerine y&uuml;r&uuml;yemez.</font></p>
<p><font face="Verdana">Hz. Muhammed&rsquo;in bedeni kimseye şefaat edemez&hellip; Hz.    Muhammed&rsquo;in İLMİ HERKESİN ŞEFAAT&Ccedil;İSİDİR. Fakat o ilmi yaşamak şartıyla&hellip;</font></p>
<p><font face="Verdana">Hi&ccedil;bir şeyh hi&ccedil;&nbsp; bir m&uuml;ridi yerine hap i&ccedil;mez. Her    m&uuml;rid kendi hapını kendi yutmak zorundadır. Şeyh kendi ruhunu besler. Kendi    ruhunu besleme tekniğini &ouml;ğretir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Başkasının beyninden bizim beynimize, başkasının    kalbinden bizim kalbimize gelen ruhsal enerjiler kendi beyin ve kalb yapımızın    &ouml;zelliklerine g&ouml;re d&ouml;n&uuml;ş&uuml;me uğrar. Rasulullah&rsquo;dan dahi gelen nur kişinin beyin    ve kalb yapısına g&ouml;re d&ouml;n&uuml;ş&uuml;me uğrayarak ruha besin olur. Risalet nuru Hz.    &Acirc;li&rsquo;nin beynine ve kalbine pozitif etki yaparken,&nbsp; &ldquo;SAYIN&rdquo; Eb&ucirc; Cehil&rsquo;in    beynine ve kalbine negatif etki yapmıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ldquo;SAYIN&rdquo; Eb&ucirc; Cehil&rsquo;in beyin ve    kalb yapısı beyninin &uuml;rettiği negatif m&acirc;n&acirc;larla donanmış idi.</font></p>
<p><font face="Verdana">Dedikodu ve benzeri şeylerin Rasulullah tarafından    ni&ccedil;in yasak edildiğini&hellip; ni&ccedil;in sevap ve g&uuml;nah kavramlarıyla izah edildiğini    tekrar d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz.</font></p>
<p><font face="Verdana">(NOT: Yazıda kullanılan sen, ben, senin, benim&hellip; gibi    belirte&ccedil;ler kişisel işaret amacıyla kullanılmamıştır.)</font></p>
</div>
<p align="left"><font face="Verdana">4 Eyl&uuml;l 2008</font></p>
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana"><strong>Kemal G&Ouml;KDOĞAN</strong></p>
<p><a style="text-decoration: none;" href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com"> kemalgokdogan@gmail.com</a></font></p>
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana"> <a href="http://www.yorumsuzblog.org/dedikodu-enerjileri/" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.yorumsuzblog.org/dedikodu-enerjileri/?referer=');">Bu d&ouml;k&uuml;man Yorumsuz Blog&rsquo;dan alınmıştır</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="195" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/964-dedikodu-enerjileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İkinci Ergenlik Çağı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/962-ikinci-ergenlik-cagi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/962-ikinci-ergenlik-cagi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:23:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ergenlik]]></category>
		<category><![CDATA[İkinci Ergenlik Çağı]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal GÖKDOĞAN]]></category>
		<category><![CDATA[kinci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=962</guid>
		<description><![CDATA[İkinci Ergenlik &#199;ağı Allah&#8217;ın İSL&#194;M isimli tek dininde (SİSTEMİNDE) iki tip &#252;mmet (iki t&#252;r bilin&#231; boyutu) vardır. 1. M&#252;sl&#252;manlar, 2. M&#252;sl&#252;man olmayanlar.. M&#252;sl&#252;manlar: Allah&#8217;ın İsl&#226;m ismindeki tek dinini (tek sistem...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><font face="Verdana" size="3">İkinci Ergenlik &Ccedil;ağı</font></h1>
<div class="post-content-single">
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana">   <img width="77" height="102" align="left" alt="" src="http://www.yorumsuzblog.org/wp-content/images/kemal-gokdogan.jpg" title="Kemal G&ouml;kdoğan" />Allah&rsquo;ın    İSL&Acirc;M isimli tek dininde (SİSTEMİNDE) iki tip &uuml;mmet (iki t&uuml;r bilin&ccedil; boyutu)    vardır.</font></p>
<p><font face="Verdana">1. M&uuml;sl&uuml;manlar,</font></p>
<p><font face="Verdana">2. M&uuml;sl&uuml;man olmayanlar.. M&uuml;sl&uuml;manlar:</font></p>
<p><font face="Verdana">Allah&rsquo;ın İsl&acirc;m ismindeki tek dinini (tek sistem ve    d&uuml;zenini) İLİM VE BİLGİ ile tanımışlar ve tam anlamıyla teslim olmuşlardır..</font></p>
<p><font face="Verdana">Teslim olanlara M&Uuml;SLİM (teslim olmuş) denilir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Hen&uuml;z Allah&rsquo;ın İsl&acirc;m isimli sistemini tanıyamamış    olanlara da GAYRİ M&Uuml;SLİM y&acirc;ni hen&uuml;z ALLAH&rsquo;A TESLİM OLAMAMIŞ denilir. ( Gayri    m&uuml;slim ve m&uuml;slim kavramlarını yeniden g&ouml;zden ge&ccedil;irmemiz gerekir.)</font></p>
<p><font face="Verdana">M&uuml;slim olmak aynı anda İMTİHAN olunacak olan R&Uuml;ŞD&rsquo;e    ermek (ergenlik &ccedil;ağına girmek) demektir. Bedenlerimiz&hellip; cinsiyetlerimize ve    iklim şartlarına g&ouml;re on, on beş yaşları arasında REŞİT olmaktadır (ergenliğe    girmektedir).</font></p>
<p><font face="Verdana">Bedensel olarak REŞİT olanlar akıl/bilin&ccedil; olarak da    olgunlaşmış&nbsp; kabul edilir&hellip; iyiyi k&ouml;t&uuml;den, sevabı g&uuml;nahdan kendi &Ouml;ZG&Uuml;R İRADESİ    ile ayırt edebilecek (temyiz edebilecek) &ccedil;ağa girmiş kabul edilir. Ve isl&acirc;m&rsquo;ın    şartlarını yani Allah&rsquo;ın sistem ve d&uuml;zenini TANIYABİLECEK KAPASİTEDE olduğu    i&ccedil;in İB&Acirc;DETLER de o kişiye ZORUNLU olur.</font></p>
<p><font face="Verdana">Hz. Muhammed a.s.&rsquo;ın tatbikatında durum b&ouml;yledir.    Rasulullah a.s. BEDENSEL olarak REŞİT OLMUŞ her insana şunları &ouml;nermektedir:</font></p>
<p><font face="Verdana">1. Allah&rsquo;dan başka ilah olmadığını ve Muhammed&rsquo;in    Rasul ve kul olduğunu s&ouml;ylemek.<br />
2. Namaz kılmak.<br />
3. Oru&ccedil; tutmak.<br />
4. Zekat vermek.<br />
5. Hacca gitmek.</font></p>
<p><font face="Verdana">Bir kısmını yazabildiğimiz İSL&Acirc;M&rsquo;ın bu temel&nbsp; bedensel    ibadet esaslarını İK&Acirc;ME ETMEMİZİ ve&nbsp; bazı şeylerden de &Ouml;ZELLİKLE UZAK    DURMAMIZI ısrarla istemektedir:</font></p>
<p><font face="Verdana">1. Yalan, gıybet, hırsızlık, cinayet, zin&acirc; ve    iftiradan uzak durmak.<br />
2. Alkol ve sarhoşluk veren her şeyden bir damla dahi i&ccedil;memek.<br />
3. İnsanları kandırmamak.<br />
4. Helal kazan&ccedil; elde etmek i&ccedil;in &ccedil;alışmak&hellip; ve diğer g&uuml;zel huylar.</font></p>
<p><font face="Verdana">Bunlar BEDENSEL olarak REŞİT olanlardan ni&ccedil;in    istenilmektedir?</font></p>
<p><font face="Verdana">Ama&ccedil; nedir?</font></p>
<p><font face="Verdana">Ama&ccedil;; t&uuml;m bu tavsiye ve ya yasaklar sadece EZİYET    OLSUN insanlar bıksın, tembellik yapsınlar da g&uuml;naha girsinler ya da&nbsp; yaparak    sevap kazansınlar ve SINAV OLSUN diye mi?</font></p>
<p><font face="Verdana">Hayır! Ama&ccedil; bu değil. Kim ibadet ediyor, kim ibadet    etmiyor diye fişlemek i&ccedil;in de değil. İbadet edenler Allah&rsquo;ın sevgili kulu    olsun, ibadet etmeyenler Allah&rsquo;ın l&acirc;netli kulu olsun diye bir ayırım yapmak    i&ccedil;in de değil.</font></p>
<p><font face="Verdana">Tek ama&ccedil;; bedensel ve akıl olarak R&Uuml;ŞTE ERMİŞ    (ergenleşmiş) olanları İKİNCİ R&Uuml;ŞTE ( ikinci ergenliğe) hazırlamaktır.</font></p>
<p><font face="Verdana">İKİNCİ ERGENLİK de ne demek? Yeni mi &ccedil;ıktı bu kural?</font></p>
<p><font face="Verdana">Hayır yeni bir kavram değil. Rasulullah a.s.&rsquo;dan beri&hellip;    hatta İLK İNSAN &Acirc;DEM ve HAVV&Acirc;&rsquo;dan beri bazı &ouml;zellikleriyle hep vardır.</font></p>
<p><font face="Verdana">Birinci ergenlik &ccedil;ağı bedenin ve aklın    olgunlaşmasıdır. İkinci ergenlik &ccedil;ağı kişinin ALLAH&rsquo;I ve KENDİSİNİ    tanımasıdır.</font></p>
<p><font face="Verdana">Kişi birinci ergenlik &ccedil;ağına girer. Yalanı, gıybeti,    zinayı, alkol&uuml; ve diğer k&ouml;t&uuml; huyları terk etmeyebilir. Temel ibadetleri    yapmayabilir. Aynı zamanda; vergisini vermeyebilir, ka&ccedil;ırabilir, kanunlara    saygılı olmayabilir ve K&Ouml;T&Uuml; VATANDAŞ olabilir&hellip; Ya da vergisini veren ve    kanunlara saygılı olan, insanlarla g&uuml;zel ve hoş ge&ccedil;inen&nbsp; İYİ BİR VATANDAŞ    olabilir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Kişi&nbsp; birinci ergenlik &ccedil;ağına girer. Yalanı, gıybeti,    zin&acirc;yı, alkol&uuml; ve diğer k&ouml;t&uuml; huyları işlemeyebilir. Temel ibadetleri    yapabilir, diğer g&uuml;zel ahlakı yaşamaya &ccedil;alışır, kanunlara saygılı olabilir&hellip;    vergisini verebilir ve b&ouml;ylece hem İYİ VATANDAŞ hem de İYİ DİNDAR olabilir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Kişinin dindar olması, dindar olmaması, iyi vatandaş,    k&ouml;t&uuml; vatandaş, dindar ya da dindar olmaması BİRİNCİ ERGENLİK &Ccedil;AĞI ile ilgili    konulardır.</font></p>
<p><font face="Verdana">İkinci ergenlik &ccedil;ağı ise yaşa, &ccedil;evreye ve ibadetlere    bağlı değildir. Mesel&acirc; Rasulullah a.s. doğuştan İKİNCİ ERGENLİK &Ccedil;AĞI    bilinciyle doğmuştur. Bedensel ergenliği y&acirc;ni birinci ergenlik &ccedil;ağı sonradan    normal &ccedil;ocuklar gibi oluşmuştur.</font></p>
<p><font face="Verdana">O&rsquo;nun İKİNCİ ERGENLİĞİ, İB&Acirc;DET VE &Ccedil;ALIŞMA ile    gelmemiştir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Ger&ccedil;i bu durum sadece Rasullere ve birka&ccedil; &ccedil;ok y&uuml;ce    mertebeli Veliye &ouml;zg&uuml;d&uuml;r. Normal insanlar genellikle belirli bir &ccedil;alışma ve    aşamadan sonra&nbsp; taktirlerinde var ise&hellip; birinci ergenlik &ccedil;ağından sonraki    İKİNCİ ERGENLİK &Ccedil;AĞI&rsquo;na ulaşabilirler.</font></p>
<p><font face="Verdana">Rasulullah a.s. İKİNCİ ERGENLİK &Ccedil;AĞI bilinci ile    doğduğu i&ccedil;in bebeklik, &ccedil;ocukluk, ergenlik, gen&ccedil;lik, olgunluk ve yaşlılık    d&ouml;nemlerinde kesinlikle&hellip; &ldquo; ge&ccedil;miş ve gelecek g&uuml;nahlarının afolmuş&rdquo; olmasına    rağmen;</font></p>
<p><font face="Verdana">1. Yalan, gıybet, hırsızlık, cinayet, zin&acirc; ve    iftiradan uzak durmuştur.<br />
2. Alkol ve sarhoşluk veren her şeyden bir damla dahi i&ccedil;memiştir.<br />
3. İnsanları kandırmamıştır.<br />
4. Helal kazan&ccedil; elde etmek i&ccedil;in &ccedil;alışmış&hellip; ve diğer g&uuml;zel huyları icra    etmiştir.</font></p>
<p><font face="Verdana">Aynı zamanda&hellip; bizim gibi bir insan olmasına rağmen;</font></p>
<p><font face="Verdana">1. Allah&rsquo;dan başka tanrı olmadığını ve Muhammed&rsquo;in    Rasul ve kul olduğunu s&ouml;ylemiş ve YAŞAMIŞTIR.</font></p>
<p><font face="Verdana">2. Namazı bedensel olarak kılmış ve selamdan sonra da    sanki namazda imiş gibi&nbsp; BİLİN&Ccedil;TE SAL&Acirc;T H&Acirc;LİNİ MUHAFAZA ETMİŞTİR.</font></p>
<p><font face="Verdana">3. Orucu bedensel olarak tutmuş ve iftardan sonra da    BİLİN&Ccedil;TE SAVM(oru&ccedil;) H&Acirc;LİNİ MUHAFAZA ETMİŞTİR. (O&rsquo;nun orucu hi&ccedil; başlamayan ve    hi&ccedil; bitmeyen bir SAVM halidir.)</font></p>
<p><font face="Verdana">4. Zekatını&nbsp; madd&icirc; olarak kırkta bir vermiş asıl    m&acirc;nev&icirc; malı olan HAKİKAT İLMİNİ ise TAMAMEN DAĞITMIŞTIR. B&acirc;zı insanların    anlayabileceği şekilde ya da sadece kendi neslinin tekelinde kalmak &uuml;zere bir    ilim mirası bırakmamıştır. Onun ilmi herkese a&ccedil;ıktır. Her insan akıl    seviyesine g&ouml;re O&rsquo;nun mirasına v&acirc;ris h&uuml;km&uuml;ndedir.</font></p>
<p><font face="Verdana">5. Hacca bedensel olarak gitmiş fakat VAKFE H&Acirc;LİNDEN    BİLİN&Ccedil;TE Hİ&Ccedil; BİR ZAMAN &Ccedil;IKMAMIŞTIR.</font></p>
<p><font face="Verdana">Rasulullah a.s.&rsquo;a benzer şekilde&hellip; MUHAMMED&Icirc; G&Uuml;ZEL    HUYLARI İCR&Acirc; ETMEK, İB&Acirc;DETLERİ BEDENSEL VE BİLİN&Ccedil;SEL OLARAK YAPMAK (ik&acirc;me    etmek)&hellip; İKİNCİ ERGENLİK &Ccedil;AĞI&rsquo;nın BAŞLANGICI ve belirtileridir. (O&rsquo;na benzemek    sadece kılık&nbsp; ve kıyafet ve sadece bedensel ibadet&nbsp; taklidi değildir&hellip; asıl    benzeyiş&nbsp; GER&Ccedil;EK S&Uuml;NNETİNE UYMAK, olaylara ve varlığa bakış tekniğini    yakalamaktır.)</font></p>
<p><font face="Verdana">***</font></p>
<p><font face="Verdana">Birinci ergenlik &ccedil;ağına girenler birden bire iki    OTORİTE ile karşılaşırlar:</font></p>
<p><font face="Verdana">1. Devlet otoritesi.<br />
2. Tanrı otoritesi.</font></p>
<p><font face="Verdana">K&ouml;t&uuml; vatandaş olursan devletin kanunları vardır,    g&uuml;venlik g&uuml;&ccedil;leri vardır, cez&acirc; evi vardır. Devlet İMTİHAN etmez&hellip; sadece t&acirc;kip    ve kontrol eder, ceza verir.</font></p>
<p><font face="Verdana">G&uuml;nahk&acirc;r kul olursan Y&uuml;ce Tanrı&rsquo;nın şeriat kanunları    vardır, el-kol kesen kadıları vardır, cehennemi vardır. Y&uuml;ce Tanrı İMTİHAN    eder&hellip; ge&ccedil;ici olarak t&acirc;kip ve kontrol etmez. Ergenliğe ulaştırdığım, akıl ve    irade verdiğim kullarım ne yapacak, imtihanı başaracak mı diyerek uzaktan    g&ouml;zetler.</font></p>
<p><font face="Verdana">***</font></p>
<p><font face="Verdana">İkinci ergenlik &ccedil;ağına girenler ise&nbsp; BİR ANDA&hellip; BİRDEN    BİRE&hellip; tek bir OTORİTE ile karşılaşırlar: &hellip;ALLAH.</font></p>
<p><font face="Verdana">Ve ALLAH bizi uzaktan &ouml;teden g&ouml;zetleyen bir ilah    değildir. Bu a&ccedil;ılımın getirdiği HAŞYET ile&hellip; o anda İKİNCİ KEZ REŞİT OLUNUR.</font></p>
<p><font face="Verdana">ALLAH hakikatine erenler i&ccedil;in artık&hellip; ALLAH&rsquo;ın b&ouml;l&uuml;k    p&ouml;r&ccedil;&uuml;k kanunları ve devletleri yoktur. T&uuml;m k&acirc;nunlar ve t&uuml;m devletler O&rsquo;nundur.    T&uuml;m koruyucular, g&ouml;zetleyiciler, takip ediciler O&rsquo;nundur&hellip; O&rsquo;dur.</font></p>
<p><font face="Verdana">İkinci ergenlerin vatanı, yeri, yurdu, kimliği,    inancı, ismi ve resmi sınırları belirli yasalarla kayıt altına alınamaz. Onlar    belli bir mek&acirc;nda yaşıyor izlenimi veren zamansız ve mek&acirc;nsız evrensel    vatandaşlardır, her yer onlarındır, onlar i&ccedil;in her yurt aynıdır,&nbsp; ve her isim    ile isimlenebilirler, g&ouml;r&uuml;nen resimleri ise sınırlı algılayıcıların    g&ouml;rebildiği kadarıdır.</font></p>
<p><font face="Verdana">Onlar yersiz, yurtsuz ALLAH GARİPLERİ&rsquo;dir. Onlar    YETİMLER&rsquo;dir. Onlar FAKİR&rsquo;lerdir.</font></p>
<p><font face="Verdana">İKİNCİ ERGENLİK &Ccedil;AĞI&rsquo;na girenler i&ccedil;in ALLAH&rsquo;ın    İMTİHANI t&acirc;kibi, kontrol&uuml;, cehennemi, zeb&acirc;nisi yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ikinci ergenler    İMTİHAN&rsquo;dan &Ouml;ZG&Uuml;R bırakılmışlardır. Onlar diledikleri gibi yaşarlar. ONLAR    TANRILARININ İMTİHANLI DİNİNDEN, ALLAH&rsquo;IN sistem ve d&uuml;zeni olan İSL&Acirc;M&rsquo;ın    imtihansız fakat KURALLARI ASLA İHL&Acirc;L OLUNAMAYAN HAKİKATİNE ge&ccedil;iş yaparak    teslim olmuşlardır. Sanki DİN DEĞİŞTİRMİŞLERDİR.</font></p>
<p><font face="Verdana">İmtihandan &ouml;zg&uuml;r oldukları halde imtihan olanlardan    &ccedil;ok daha disiplinli, hel&acirc;l ve ib&acirc;detli bir yaşam s&uuml;rerler.</font></p>
<p><font face="Verdana">***</font></p>
<p><font face="Verdana">İSL&Acirc;M&rsquo;daki İMTİHAN kavramının işaret ettiği hakikat    SINANMAK değildir&hellip; ilmi artırmak i&ccedil;in aşılacak olan engellerden haber    vermektir. Ya engelleri aşarak ikinci r&uuml;şte doğru ilerlenir ya da engellere    takılarak &ccedil;ocuklar gibi oyun ve eğlence boyutunda ve birinci ergenliğin SINAV    BOYUTUNDA kalınır.</font></p>
<p><font face="Verdana">İmtihanı, sınavı ge&ccedil;ememek&hellip;ilk&ouml;ğretim birinci sınıfa    başlamak ve seksen sene &ouml;l&uuml;nceye kadar aynı sınıfın derslerini ve bilgilerini    ezberden aynısıyla tekrar etmeye benzer.</font></p>
<p><font face="Verdana">Engelleri aşanların&hellip; imtihan sorularının neye iş&acirc;ret    ettiğini anlayanların, sınıfları ge&ccedil;enlerin ise dilemeleri aynı&nbsp; Allah&nbsp; ve&nbsp;    Rasul&uuml;&rsquo;n&uuml;n dilemeleri gibi olmuştur&hellip;</font></p>
<p><font face="Verdana">Onlar;</font></p>
<p><font face="Verdana">1. Yalan, gıybet, hırsızlık, cinayet, zin&acirc; ve    iftiradan uzak durmayı tercih ederler &Ccedil;&Uuml;NK&Uuml; bu fiilleri işleyeni affediverecek    bir tanrıları yoktur, ALLAH&rsquo;ın anında cezalandırıcı ve anında hesap g&ouml;r&uuml;c&uuml;    olarak NEFİSLERİNDE &hellip;TEK VARLIK&hellip; sırrıyla MEVCUT olduğunu bilirler.</font></p>
<p><font face="Verdana">2. Alkol ve sarhoşluk veren her şeyden&hellip; ve NİKOTİNDEN    de&hellip; bir damla dahi İ&Ccedil;MEMEYİ tercih ederler &Ccedil;&Uuml;NK&Uuml; bedensel bilinci    bulanıklaşanın zamanla GER&Ccedil;EK BİLİNCİNİN de bulanıklaşarak MUHAMMED&Icirc; İLMİN    YAŞAMINDAN uzaklaşacaklarını bilirler.</font></p>
<p><font face="Verdana">(Gıybet/dedikodu da bilinci bulandırıp uyuşturan EN    BEDAVA NARKOTİK grubundandır. &Ccedil;ok kolay ulaşılır. İm&acirc;latı keyifli ve kolaydır.    Malzemesi boldur. Kullanımı yasalarla &ouml;zg&uuml;r kılınmıştır. Kanuni bir cezası    yoktur.)</font></p>
<p><font face="Verdana">3. İnsanları kandırmazlar &Ccedil;&Uuml;NK&Uuml; insanları kandırınca    &ouml;teki d&uuml;nyada birka&ccedil; cennet k&ouml;şk&uuml; ile hakkını hel&acirc;l ettireceğine inandıkları    ARABULUCU/&Ccedil;&Ouml;P&Ccedil;ATAN bir tanrı İNAN&Ccedil;LARI yoktur. İnsanları kandırmanın ALLAH&rsquo;ı    ve Rasul&uuml;n&uuml; kandırmak olduğunu bunun da cezasının KUL HAKLARINI aşarak    tel&acirc;fisi olmayan bir şey olduğunu bilirler.</font></p>
<p><font face="Verdana">İnsaniyetten giden par&ccedil;alar bir daha geri gelmez.    Belki insan kendisini tam insan zanneder, sonunda CENNETİN B&Uuml;HL KATMANINA    GİRER fakat neyi kaybettiğini bilemez. İşte neyi kaybettiğini bilememek&hellip; y&acirc;ni    AHMAKLIK&hellip; insan i&ccedil;in verilen EN B&Uuml;Y&Uuml;K ALLAH CEZ&Acirc;SIDIR. Onlar bu cez&acirc;dan HAŞYET    DUYARLAR.</font></p>
<p><font face="Verdana">4. Helal kazan&ccedil; elde etmek i&ccedil;in &ccedil;alışırlar&hellip; ve diğer    g&uuml;zel huyları icra ederler &Ccedil;&Uuml;NK&Uuml; &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k hel&acirc;l kazanca ve ALLAH İ&Ccedil;İN    KARŞILIKSIZ dayanışmaya bağlıdır. Maddiyatı, sevgiyi, ilmi, bilgiyi ve ya her    şeyi&hellip; bir karşılık bekleyerek verenler seni k&ouml;le olarak kullanmaya    niyetlenenlerdir. ALLAH gibi KARŞILIK BEKLEMEDEN VERENLER ise&hellip; senin ve t&uuml;m    insanların, t&uuml;m varlığın k&ouml;le edilemeyecek &Acirc;LEMLERDEN GAN&Icirc; olan ALLAH&rsquo;ın    G&Ouml;LGESİ olduğunu bilirler.</font></p>
<p><font face="Verdana">İKİNCİ ERGENLER bu ve benzeri kuralları bildikleri    i&ccedil;in İSL&Acirc;M&rsquo;ın temel esasları onlara YENİDEN FARZ olmuştur.</font></p>
<p><font face="Verdana">Onlar &ldquo;&ldquo;EY İMAN EDENLER, İMAN EDİN &ldquo;ALLAH&rdquo;a &ldquo;B&rdquo; SIRRI    KAPSAMIYLA&rdquo;! (Nis&acirc;: 136) uyarısını duyunca ikinci ergenlikten sonra &ldquo;YENİDEN B    SIRRI İLE İMAN ETMİŞLER&rdquo;dir&hellip; D&Uuml;NY&Acirc; &Ccedil;AĞI&rsquo;nı kapatıp &Acirc;HİRET/SONSUZLUK &Ccedil;AĞI&rsquo;na    girmişlerdir. Yaşayan &ouml;l&uuml;ler olmuşlardır.</font></p>
<p><font face="Verdana">İkinci ergenliğin belirli bir yaşı yoktur. İnsanlar ya    Rasuller ve Hz. Eb&ucirc; Bekir, Hz. Geyl&acirc;n&icirc;, Hz. Nakşibend&icirc; gibi ya doğuştan    REŞİT/ERGEN olurlar ya da;</font></p>
<p><font face="Verdana">Beş, on, on beş, yirmi, elli, altmış, seksen&hellip; gibi her    hangi bir yaşta &ldquo;İKİNCİ ERGENLİĞE&rdquo; girerler.</font></p>
<p><font face="Verdana">Bu d&uuml;nyada pek &ccedil;ok insan ise asl&acirc; &ldquo;İKİNCİ ERGENLİĞE&rdquo;    giremeden&hellip; B SIRRI İLE YENİDEN İMAN edemeden hangi yaşta olursa olsun    &ldquo;S&Uuml;BYAN/BEBEK (İsl&acirc;m&rsquo;ı tanıyamamış bilin&ccedil;)&rdquo; h&uuml;km&uuml; ile ge&ccedil;er gider.</font></p>
<p><font face="Verdana">İKİNCİ R&Uuml;ŞTE ERENLER,&nbsp; birinci r&uuml;şt boyutunda    kalanların hatalarına sevaplarına&hellip; zerre kadar değer vermedikleri i&ccedil;in GIYBET    ve DEDİKODULARINDAN da uzak kalırlar. B&ouml;ylece &ouml;lmeden evvelki yaşamlarını    cehenneme &ccedil;evirmezler&hellip; &ouml;lmeden evvel cennete girmiş olmayı tercih ederler.</font></p>
<p><font face="Verdana">Allah&rsquo;ın bizleri İKİNCİ ERGENLİK bilgisinden İKİNCİ    ERGENLİK &Ccedil;AĞININ İLMİNE VE YAŞAMINA y&uuml;kseltmesini B&Uuml;HL/C&Acirc;HİLLERİN cennet    boyutundan MUHAMMED&Icirc; İLİM VE YAŞAM CENNET BOYUTUNA&nbsp; komşu etmesini diliyoruz.</font></p>
</div>
<p align="left"><font face="Verdana">4 Eyl&uuml;l 2008</font></p>
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana"><strong>Kemal G&Ouml;KDOĞAN</strong></p>
<p><a style="text-decoration: none;" href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com"> kemalgokdogan@gmail.com</a></font></p>
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana"> <a href="http://www.yorumsuzblog.org/ikinci-ergenlik-cagi/" style="text-decoration: none;" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.yorumsuzblog.org/ikinci-ergenlik-cagi/?referer=');">Bu d&ouml;k&uuml;man Yorumsuz Blog&rsquo;dan alınmıştır</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="331" title="1" title="15 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/962-ikinci-ergenlik-cagi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Basit Akılın İnsan ve Hayvan Doğasındaki Değeri</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3307-basit-akilin-insan-ve-hayvan-dogasindaki-degeri-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3307-basit-akilin-insan-ve-hayvan-dogasindaki-degeri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Nov 2009 17:08:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Basit]]></category>
		<category><![CDATA[Basit Akılın İnsan ve Hayvan Doğasındaki Değeri]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[ndaki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=958</guid>
		<description><![CDATA[Basit Akılın İnsan ve Hayvan Doğasındaki Değeri &#160; Akıl kavramı Arap&#231;a k&#246;kenlidir. Deveyi bir ip ile sağlam ve sabit bir yere bağlama işlemine &#8220;akl&#8221; denilmektedir. Deve, sabit yer ve bağlama...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="justify"><font face="Verdana" size="3">Basit Akılın İnsan ve Hayvan  Doğasındaki Değeri</font></h1>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p style="text-align: left;"><font face="Verdana" size="3">   <img width="77" height="102" align="left" alt="" src="http://www.yorumsuzblog.org/wp-content/images/kemal-gokdogan.jpg" title="Kemal G&ouml;kdoğan" />Akıl    kavramı Arap&ccedil;a k&ouml;kenlidir. Deveyi bir ip ile sağlam ve sabit bir yere bağlama    işlemine &ldquo;akl&rdquo; denilmektedir. Deve, sabit yer ve bağlama işleminden de bir    sonu&ccedil; elde edilmektedir. Sonu&ccedil; &ldquo;devenin bağlandığı yerde kalması, ka&ccedil;amaması    ve &ccedil;&ouml;l yolcusu Arap&rsquo;ın hurma ağacı g&ouml;lgesinde g&ouml;n&uuml;l rahatlığı ile ferah ferah    uyuması&rdquo;dır.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Deve, ip ve sabit yer (ağa&ccedil;, kazık, kaya    vs olabilir) somut şeylerdir. Bu işlemi de yine beynimizin kesintisiz devamı    olan v&uuml;cut organlarımızla tutarak yaparız..</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">İki ya da &uuml;&ccedil; ayrı somut şeyi biri birine    bağlamayı veya ilişkilendirmeyi her canlı t&uuml;r&uuml; yapmaktadır. &Ouml;rneğin, terzi    kuşu ipe benzer bir lifi gagasına alarak ağa&ccedil; yaprağını kıvırıp u&ccedil;larını    dikişle birleştirebilmektedir. Şempanzeler eline &ccedil;ubuk alıp karınca yuvasına    sokmakta ve &ccedil;ubuğun &uuml;zerine tırmanan karıncaları afiyetle yemektedir. Su    samurları kollarını kullanarak kabuklu deniz canlılarının kabuklarını iki taş    arasında kırabilmekte, i&ccedil;ini &ccedil;ıkarıp yiyebilmektedir.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Hayvanların ve insanların iki-&uuml;&ccedil; ayrı    somut şeyi birbiri ile ilgilendirip bir sonu&ccedil; elde etme işleminin genel adı    &ldquo;akletme&rdquo;dir. Hayvanların akletme işlemine biyoloji ve hayvan davranışları    bilimi &ldquo;i&ccedil;g&uuml;d&uuml;&rdquo; demektedir. Bazı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler ve bilim adamları &ldquo;i&ccedil;g&uuml;d&uuml;&rdquo;    kavramını kabul etmemekte ve yerine &ldquo;Allah&rsquo;ın verdiği ilham&rdquo; anlamında &ldquo;il&acirc;h&icirc;    program&rdquo; demektedir. Kullanılan kavram ne olursa olsun sonu&ccedil; olarak hayvanlar    da aklın en basit işlemi olan &ldquo;&ccedil;ıkarım&rdquo;ı kullanmaktadır.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">İnsan ve hayvan bu noktaya kadar &ccedil;ıkarım    işleminde aynı beyin mekanizmasını kullanır.&nbsp; Fakat insanın beyin, kas ve    parmak yapıları daha &ccedil;ok &ldquo;somut &ccedil;ıkarım&rdquo; işlemine imk&acirc;n sağlamaktadır. İnsanın    burada hayvanlara karşı işlem &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; vardır. Ve bu somut işlem    &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;nden de &ldquo;somut uygarlık&rdquo; dediğimiz bilim, sanat ve teknoloji    doğmuştur.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">İnsanın fiziksel evrenine ait &ldquo;somut    uygarlık&rdquo; basit aklın binlerce yıl i&ccedil;inde birikim sağlayarak ulaştığı bir    sonu&ccedil;tur. İnsan; bilim, sanat ve teknoloji ile Ay&rsquo;a, Mars&rsquo;a, Ven&uuml;s&rsquo;e ulaşmış    ve g&uuml;neş sisteminin sınırlarını insansız ara&ccedil;la aşmak &uuml;zeredir. Yine insan    atomun derinliklerini ağırlıksız ve hacimsiz par&ccedil;acıklara kadar g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemiş    ve denetlemiştir.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Hi&ccedil;bir hayvan uzayın derinliklerine ara&ccedil;    g&ouml;ndermedi, atomun derinliklerini incelemedi. &Ouml;l&uuml;lerine mermer mezarlar    yapmadı, mumyalamadı, kefenleyip defin t&ouml;reni yapmadı. Monaliza portresi,    &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;k Anıtı ve Manş T&uuml;neli de yapmadı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayvanlar basit aklın    &ccedil;ıkarımlarını sadece yaşamlarını devam ettirecek kadarıyla kullanırlar.    Yarını, gelecek yılı ve &ouml;l&uuml;m sonrasını hesap ederek aklın verilerini    biriktirerek yeni nesillere aktarmazlar. Bunun i&ccedil;in basit akıl hayvanlarda    birikerek teferruata d&ouml;n&uuml;şmemiştir.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Somut Bilim, Somut Sanat ve Somut    Teknoloji insanın teferruatıdır. G&uuml;nl&uuml;k ihtiya&ccedil; fazlası &uuml;retim ve t&uuml;ketim    d&uuml;ş&uuml;ncesinden doğmuştur. İnsanın &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; akılda değil, aklın &ccedil;ıkarımlarını    biriktirerek yeni nesillere aktarmaktadır. Fazla teferruat fazla akıl gibi    kabul g&ouml;rmektedir.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Fakat dengeli &uuml;retim, dengeli kullanım ve    dengeli t&uuml;ketim konusunda hayvanlar insandan daha &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. Hatta Somut    &Ccedil;ıkarım işleminde biz hatalıyız. Zararsız &ccedil;ıkarım yapmayı bilmiyoruz. Hatasız    ve hatalı işlemin her ikisini de yapmaya m&uuml;sait olarak programlanmış beynimizi    tek y&ouml;nl&uuml; kullanıyoruz. Kendimizi, hayvanları, &ccedil;evreyi kısaca d&uuml;nyayı yok    edecek dengesiz somut &ccedil;ıkarımlar i&ccedil;in kullanıyoruz.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Biz Somut Bilimde, Somut Sanatta ve Somut    Teknolojide &uuml;st&uuml;n olsaydık &ldquo;ozon tabakası&rdquo;nı delmez, &ldquo;kutup buzulları&rdquo;nı    eritmeye başlamaz ve teknolojik intiharın sonucuna yaklaşmazdık.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Şimdi doğru &ccedil;ıkarım yapmak zorundayız.    &ldquo;Akletme&rdquo; ya da &ldquo;aklı kullanma&rdquo; a&ccedil;ısından insan mı &uuml;st&uuml;n yoksa hayvan mı    &uuml;st&uuml;n?</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">&ldquo;Ozon tabakası&rdquo;nı delmek mi &uuml;st&uuml;nl&uuml;k?</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">&ldquo;Ozon tabakası&rdquo;nı delmemek mi &uuml;st&uuml;nl&uuml;k?</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">&ldquo;Doğal yaşam d&ouml;ng&uuml;s&uuml;&rdquo;n&uuml; devam ettirmek mi    &uuml;st&uuml;nl&uuml;k?</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">&ldquo;Doğal yaşam d&ouml;ng&uuml;s&uuml;&rdquo; n&uuml; bozarak kendi    geleceğini yok etmek mi &uuml;st&uuml;nl&uuml;k?</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Mağarada yaşayıp avcılık ve    toplayıcılıkla karnını doyuran, nergis, s&uuml;mb&uuml;l ve yasemin &ccedil;i&ccedil;ekleriyle    kokulanan atalarımız mı daha uygar? . .</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Fay hatlarının &uuml;zerine şehirler kuran,    besin zincirini denetimsiz hormonlarla bozan, parf&uuml;m ve losyon zevki i&ccedil;in    atmosferi seraya &ccedil;eviren, ozon tabakasını delen &ccedil;ağdaş insanlar mı daha uygar?    . .</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Aklı kullanabilmek, doğru &ccedil;ıkarım    yapabilmek sadece deveyi sağlam bir yere bağlayıp ağa&ccedil; g&ouml;lgesinde uyumak ve    teferruatı değildir.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Hayvanlarda akıl olmadığını i&ccedil;g&uuml;d&uuml;    olduğunu &ouml;ğrendik. İnsanı hayvandan &uuml;st&uuml;n kılan mefhumun da akıl olduğunu    ezberledik.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">İ&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;n&uuml; kullanan hayvanların &ccedil;evreyi    yok etmek i&ccedil;in değil &ccedil;evrenin dengesini korumak i&ccedil;in yaşadığını şimdi    g&ouml;rebiliyoruz.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Artık şunu da g&ouml;rmeliyiz. İnsan    şeklindeki organizma &ldquo;akıl&rdquo;ı kullanmıyor. &Ccedil;evreyi ve dengeyi yok edecek olan    bir t&uuml;r &ldquo;i&ccedil;g&uuml;d&uuml;&rdquo; kullanıyor.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Akıl&rsquo;ın bir anlamı fiziksel doğayı    değiştirmek ve kullanmaksa bu işi en m&uuml;kemmel şekilde hayvanlar yapıyor.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">İ&ccedil;g&uuml;d&uuml;n&uuml;n bir anlamı fiziksel doğayı    dengesizce değiştirip kullanılamaz hale getirmekse bu işi en g&uuml;zel şekilde    insansı (organizması insana benzeyen canlı t&uuml;r&uuml;) yapıyor.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Akıl kavramının bilimsel analizini Prof.    Dr. İsmail Yakıt&rsquo;ın Kur&rsquo;an&rsquo;ı Anlamak isimli kitabından orijinal alıntı olarak    aşağıda veriyoruz.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">(((&hellip; Mesela Arap&ccedil;a&rsquo;dan dilimize ge&ccedil;en    &ldquo;akıl&rdquo; kavramı semantik (s&ouml;zc&uuml;k anlam bilimi) analize m&uuml;sait olan bir    kavramdır. Arap&ccedil;a &ldquo;ukl&rdquo; k&ouml;k&uuml;nden gelen bu kelime semantik olarak &ldquo;bağlamak&rdquo;    anlamındadır. Etimolojik olarak Arap&ccedil;a&rsquo;da &ldquo;deve k&ouml;steği&rdquo;nin adıdır. Devenin &ouml;n    ve arka ayaklarını &ccedil;aprazlama olarak bağlayan k&ouml;steğin adıdır. B&ouml;ylece    bağlanmış deve belli bir mek&acirc;ndan pek fazla uzaklaşamaz. Zamanla bu kelime    devenin ayağından insanın başına kadar bir evrim ge&ccedil;irmiş ve semantik anlamını    orada da g&ouml;stermiştir. Nitekim biz akıl dediğimiz zaman &ldquo;duygu ve d&uuml;ş&uuml;nceleri,    kavramları, olayları, fikirleri vs. birbirine bağlayan ruh&icirc; melekeyi&rdquo;    kastediyoruz. Keza Batı dillerinde bu kelime &ldquo;Intelligence&rdquo; kelimesiyle    karşılanmaktadır. L&acirc;tince &ldquo;Intellectus&rdquo; olan bu kelime, Grek&ccedil;e &ldquo;Selectus&rdquo; dan    gelmedir. &ldquo;Se&ccedil;im ve tercih etme&rdquo; anlamındadır. O halde Batı dillerinin    kullandığı &ldquo;Intelligence&rdquo;ın semantik anlamı &ldquo;iyi ile k&ouml;t&uuml;, b&uuml;y&uuml;kle k&uuml;&ccedil;&uuml;k,    faydalı ile zararlı vs. arasında se&ccedil;im yapan ve ayıklayan melekeye&rdquo; akıl    denmektedir. &Ouml;z T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;de &ldquo;us&rdquo;la karşılanan bu kelime&ldquo;davranışları kontrol    eden melekeye&rdquo; denmektedir. Kısaca Arap&ccedil;a &ldquo;bağlama&rdquo; &ouml;zelliği dikkate    alınırken, Grek&ccedil;e ve L&acirc;tince&rsquo;de &ldquo;ayıklama&rdquo; y&ouml;n&uuml; esasa alınmış ve T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;de de    &ldquo;kontrol etme&rdquo; &ouml;zelliği &ouml;ng&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Şu halde insandaki aynı ruh&icirc; meleke    farklı dillerde farklı semantik &ouml;zellikleriyle tanımlanmıştır&hellip;)))</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Bu a&ccedil;ıklamalar ışığında doğayı ve evreni    kullanmakta insanların; &ldquo;İnsanlar hayvanlardan daha akıllıdır&rdquo; tezini yeniden    g&ouml;zden ge&ccedil;irmek gereğine inanıyorum.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Evreni ve doğayı tahrip etme i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;nden    (?) doğan bilime &ldquo;bilim&rdquo;, sanata &ldquo;sanat&rdquo; ve teknolojiye &ldquo;teknoloji&rdquo; diyebilir    miyiz?</font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Yoksa şimdiki &ccedil;ağdaş uygarlığa &ldquo;binlerce    yıllık akıl &ccedil;ıkarım &ccedil;&ouml;pl&uuml;k yığını&rdquo; demek daha mı doğru olur?</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">4 Eyl&uuml;l 2008</font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="text-align: left;"><font face="Verdana" size="3"><strong>Kemal G&Ouml;KDOĞAN</strong></p>
<p><a style="text-decoration: none;" href="mailto:kemalgokdogan@gmail.com"> kemalgokdogan@gmail.com</a></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" style="text-align: left;"><font face="Verdana" size="3"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.yorumsuzblog.org/basit-akilin-insan-ve-hayvan-dogasindaki-degeri/" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.yorumsuzblog.org/basit-akilin-insan-ve-hayvan-dogasindaki-degeri/?referer=');"> Bu d&ouml;k&uuml;man Yorumsuz Blog&rsquo;dan alınmıştır</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="176" title="1" title="08 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3307-basit-akilin-insan-ve-hayvan-dogasindaki-degeri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reiki Tuzağından Kurtulan Hanımın İtirafları</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/924-reiki-tuzagindan-kurtulan-hanimin-itiraflari.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/924-reiki-tuzagindan-kurtulan-hanimin-itiraflari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 01:03:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[iblisin öğretisi reiki]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtulan]]></category>
		<category><![CDATA[meditasyon]]></category>
		<category><![CDATA[reenkarnasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Reiki]]></category>
		<category><![CDATA[reiki aldatmacası]]></category>
		<category><![CDATA[reiki sahtekarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Reiki Tuzağından Kurtulan Hanımın İtirafları]]></category>
		<category><![CDATA[şeytani şifa reiki]]></category>
		<category><![CDATA[tiraflar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=924</guid>
		<description><![CDATA[Reiki Tuzağından Kurtulan Hanımın İtirafları O sene, &#231;ok yalnızdım. G&#246;kdelendeki işimde kendimi bir fare gibi hissediyordum. Havasız, g&#252;neşsiz labirent binada ay sonundaki peynir maaş i&#231;in bir oraya, bir buraya koşan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="line-height: 115%; font-family: Verdana; font-weight: 700;"> <font size="3">Reiki Tuzağından Kurtulan Hanımın İtirafları</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> <img width="299" height="216" border="0" align="right" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/reiki5-zilleti.jpg" />O  sene, &ccedil;ok yalnızdım. G&ouml;kdelendeki işimde kendimi bir fare gibi hissediyordum.  Havasız, g&uuml;neşsiz labirent binada ay sonundaki peynir maaş i&ccedil;in bir oraya, bir  buraya koşan bir fare&hellip; Hayatım bu labirent, uyku ve evde ge&ccedil;irilen kısa bir  zamandan ibaretti. Eve gidip ağlıyordum.</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">B&ouml;yle bir  haleti ruhiye i&ccedil;indeyken birka&ccedil; senedir g&ouml;rmediğim bir arkadaşımla karşılaştım.  Annesiyle beraber bir vakıfta reiki yaptıklarını, &ccedil;ok mutlu olduklarını, hayatla  ne kadar da barışık olduklarını anlattı. Vakfın seminerlerine beni de &ccedil;ağırdı.  Unutur giderdim ama telefonla arayıp hatırlattı. Ben de hemen beni d&uuml;ş&uuml;nen bu  insan gibilerinin bolca bulunacağı, bana mutluluk verecek seminere koştum. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Beyoğlu&rsquo;nda  bir binanın &uuml;st katlarında kocaman bir salonda en az 100-150 kişilik bir grup  toplanmış, bir beyin anlattıklarını dinliyordu. Gelenler bakımlı, şık, kendine  g&uuml;venli g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. Herkes bolca g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yordu etrafına.</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">İlk başta  seminerde duyduklarım &ccedil;ok sa&ccedil;ma geldi. O ana kadar hi&ccedil;bir yerde işitmediğim,  bambaşka bir ahiret hayatı tasvir ediliyordu. Semineri veren kişi kendinden ve  s&ouml;ylediklerinin doğru olduğundan son derece emin konuşuyordu ama ger&ccedil;ekten &ccedil;ok  sa&ccedil;maydı. Etraftaki insanlara baktım. Bu s&ouml;ylenenlere en az konuşan kadar  inanmış; ona sorular soruyor, kafalarını sallıyor, sa&ccedil;ma bilgilerini biraz daha  pekiştiriyorlardı. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Beni eve  bırakırlarken reikinin ne olduğunu sordum. Verilen cevaptan hi&ccedil;bir şey  anlamadım. Sistem, teknik, iyilik, şifa kelimelerinin ge&ccedil;tiği bir cevaptı.  Anladığım şuydu; arkadaşımın annesi uzun yıllardır reiki yapıyordu ve halinden  memnundu. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Dediğim gibi  aklıma yatmadı ama her nasılsa d&uuml;zenli olarak vakfa gider oldum. Seminerlerde  anlatılanları onaylayan 100 kişiyle birlikte ben de kafamı sallamaya başladım.  Reiki kurslarına katıldım. Anlamını tam olarak kavrayamasam da şifa, teknik,  insanlar i&ccedil;in iyilik kelimeleri benim de dilime oturdu. Etraftan midesi  ağrıyanın midesine; ayağı titreyenin ayağına ellerimi tutuyordum. İyi geldi  diyorlardı. Arkadaşlarımı akrabalarımı seminerlere davet ediyordum ben de artık. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">T&uuml;ts&uuml;  ve Eski Mısır</font></span></strong></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> <img width="285" height="204" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/reiki-tutsu.gif" />Devamlı  t&uuml;ts&uuml; yakılan seminerlerde farklı ahiret tasvirlerinden başka anlatılan konular  da vardı. Et yemenin k&ouml;t&uuml; olduğu anlatılıyordu. Değişik semboller &ouml;ğretiliyor;  bunları kimse g&ouml;rmeden evde saklamamız, kimse g&ouml;rmeden havada &ccedil;izmemiz  &ouml;ğ&uuml;tleniyordu. Toplu meditasyonlar yapılıyordu. Meditasyonda aramıza &ldquo;b&uuml;y&uuml;k  enerjilerin geldiği&rdquo;; &ldquo;&ccedil;eşitli renklerde bir şeyler g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;&rdquo; s&ouml;yleniyordu.  Devamlı enerjilerden, auralardan, kristal &ccedil;ocuklardan bahsediliyordu. G&ouml;zleri  kapalı olduğu halde kapıdan i&ccedil;eri giren birini &ldquo;g&ouml;renler&rdquo; vardı. Kimden, nereden  geldiğini bilmediğimiz &ldquo;tebliğler&rdquo; vakfın &ccedil;ekirdek kadrosundan bir kişiye  geliyor; o da seminerlere katılanlara bildiriyordu. Bunlar dışında tebliğler ve  seminerlerde anlatılanlar k&uuml;&ccedil;&uuml;k dergiler gibi kağıda basılıyor; sindire sindire  okuyabilmemiz i&ccedil;in bizlere veriliyordu. E-posta kutumuza mesaj olarak da  geliyordu. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Eski Mısır &ccedil;ok  imrenilecek bir uygarlık olarak tanıtılıyordu. Yok olan muhteşem eski  uygarlıklarda insanların &ccedil;ok daha bilgili oldukları, kendileri i&ccedil;in bug&uuml;n mucize  veya b&uuml;y&uuml; diyebileceğimiz şeyler yapabildikleri anlatılıyordu. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Salon  dışındaki, bu ayrıcalıklı bilgilerden habersiz insan &ldquo;sokaktaki insan&rdquo;dı. Biz  sokaktaki insanla bir değildik. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> &Ccedil;ekirdek kadro</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Vakıftaki  b&uuml;t&uuml;n seminerler, meditasyonlar, kurslar hassas bir saatin işleyişi gibi tıkır  tıkır organize ediliyordu. Vakfın &ccedil;ekirdek kadrosu her zaman g&uuml;l&uuml;mseyen, her  zaman yardıma hazır, her konuda bilgili, sivri y&uuml;ksek topuklu, sivri tırnakları  ojeli, her zaman f&ouml;nl&uuml; ve makyajlı kadınlardı. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Reiki dışında  bir s&uuml;r&uuml; konuda kurslar vardı. Taşlar, renkler gibi konularda. Herkes her kursa  katılamıyordu. Oradaki derecenize bağlıydı katılmanız. Anlatılanları da gizli  bir bilgi olarak herkesten saklayacaktınız. Reikinin &uuml;&ccedil; kursuna da katıldıysanız  şu kursa; ona da katıldıysanız bu kursa girebiliyordunuz. Tabii bunların hepsi  ufak bir meblağ karşılığında. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">&Ccedil;ekirdek kadro  b&uuml;t&uuml;n zamanını insanlığın hayrı i&ccedil;in faaliyetlere harcıyordu. Para kazanmak i&ccedil;in  &ccedil;alışan yoktu ama hafta sonları kayak yapmaya gidiyorlardı. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Ben ise  halimden &ccedil;ok memnundum. Labirentteki fare g&ouml;revimden vakfa gittiğimde burada  tanıştığım arkadaşlarım bana sarılıyorlardı. B&uuml;y&uuml;k bir grubun par&ccedil;ası olmuştum,  beni seviyorlardı. &Ccedil;ok iyi insanların arasındaydım. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Kursta  &ouml;ğrendiğim sembolleri mide ağrıları dışında bolluk bereket i&ccedil;in, t&uuml;rl&uuml; sebepler  i&ccedil;in tavanlara duvarlara da &ccedil;iziyordum. Kimseye g&ouml;stermeden, gizli gizli, bize  tembih edildiği gibi. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Haftada bir  g&uuml;n gittiğim vakıfta defalarca duyduğum &ldquo;et yemeyin&rdquo; telkinlerinden sonra et  yemez oldum. Farklı kurslara gitmeye başlamış; labirentteki işimden istifa  etmiştim. Artık ben de vaktimin &ccedil;oğunu vakıftaki hayır işlerine ayırabilecektim.  Son gittiğim kursta &ldquo;om&hellip;&rdquo; diye başlayan bir mantrayı ezberlemem istenmişti.  Sabah g&uuml;neş doğmadan kalkıyor; mantrayı belli sayıda tekrar ediyor, &ccedil;eşitli  sembolleri havaya &ccedil;iziyordum. DNA&rsquo;mı &ccedil;ift sarmaldan &uuml;&ccedil;l&uuml; sarmala &ccedil;ıkarmaya  y&ouml;nelik idi bu sembol ve mantralar. Yeni &ccedil;ağda yeni insanın &uuml;&ccedil; sarmallı DNA&rsquo;sı  olacağı ve buna bir an &ouml;nce uyum sağlamamız gerektiği s&ouml;ylenmişti. </font> </span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> Kur&#8217;an&#8217;ı okuyunca&#8230;</font></span></strong></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> <img width="510" height="344" border="0" align="middle" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/kurrn.jpg" alt="" /></font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Sonra,  beni bu k&acirc;bustan uyandırdılar. Allah razı olsun&hellip;</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Hayatımda ilk  kez okuduğum Kur&rsquo;an-ı Kerim meali, o vakıfta nasıl bir u&ccedil;uruma doğru  s&uuml;r&uuml;klendiğimi g&ouml;sterdi:</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Yalnız  sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz. Dosdoğru giden yola ilet  bizi.</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">&nbsp;  (Fatiha Suresi, 5 ve 6. ayetler)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> Kendilerine yardım edilir &uuml;midiyle Allah&rsquo;tan başka ilahlar edindiler. Oysa ki, o  ilahlar bunlara yardım edemezler. Tam aksine bunlar, o ilahlara hizmet eden  ordular durumundadır.</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Y&acirc;sin Suresi, 74 ve 75. ayetler)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Hani  bir zaman Lokman, oğluna &ouml;ğ&uuml;t vererek demişti ki: &quot;Yavrucuğum! Allah&#8217;a ortak  koşma, &ccedil;&uuml;nk&uuml; Allah&#8217;a ortak koşmak (şirk), elbette b&uuml;y&uuml;k bir zul&uuml;md&uuml;r.&quot;</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Lokman Suresi 13. ayet)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">De ki:  Hakikat birtakım cinnin Kur&#8217;&acirc;n dinleyip de ş&ouml;yle dedikleri bana vahyedildi:  &ldquo;Ş&uuml;phesiz biz, hayret verici bir Kur&#8217;&acirc;n dinledik. O Kur&#8217;&acirc;n hidayete erdiriyor,  biz de ona iman ettik. Rabbimize hi&ccedil;bir şeyi ortak koşmayacağız. Doğrusu,  Rabbimizin şanı &ccedil;ok y&uuml;ksektir. Ne bir arkadaş edinmiştir, ne de bir &ccedil;ocuk. Meğer  bizim beyinsiz (İblis), Allah hakkında sa&ccedil;ma şeyler s&ouml;yl&uuml;yormuş. Doğrusu biz  insanları ve cinleri Allah&#8217;a karşı asla yalan s&ouml;ylemez sanmışız. Doğrusu  insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların  şımarıklıklarını artırırlardı.&rdquo;</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Cin Suresi 1-6. ayetler)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Allah  i&ccedil;in, O&#8217;na eş koşmayan, O&#8217;nun birliğine inanmış kimseler olun. Allah&#8217;a ortak  koşan kimse, g&ouml;kten d&uuml;ş&uuml;p de kuşların kaptığı veya r&uuml;zg&acirc;rın bir u&ccedil;uruma  s&uuml;r&uuml;klediği şeye benzer.</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Hac Suresi 31. ayet)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> Allah&#8217;ı bırakır da kendine ne zarar, ne menfaat veremeyecek şeylere yalvarır.  İşte derin sapıklık budur.</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Hac Suresi 12. ayet)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Ger&ccedil;ek  dua O&#8217;nadır. O&#8217;nun dışında yalvarıp durdukları ise onlara hi&ccedil;bir şeyle cevap  veremezler. Onlar olsa olsa ağzına su gelsin diye iki avucunu a&ccedil;ana benzer ki,  o, ona gelmez. K&acirc;firlerin duası hep bir sapıklık i&ccedil;indedir. Oysa g&ouml;klerde ve  yerde kim varsa ister istemez kendileri de g&ouml;lgeleri de sabah akşam Allah&#8217;a  secde ederler. De ki: &quot;G&ouml;klerin ve yerin Rabbi kimdir?&quot; De ki: &quot;Allah&#8217;dır&quot;. De  ki: &quot;Allah&#8217;dan başkalarını, o kendi kendilerine ne bir fayda, ne de bir zarar  verebilenleri dostlar mı ediniyorsunuz?&quot; De ki: &quot;Hi&ccedil; k&ouml;r ile g&ouml;ren bir olur mu?  Hi&ccedil; karanlıklarla aydınlık bir olur mu?&quot; Yoksa Allah&#8217;a, O&#8217;nun gibi yaratan  birtakım ortaklar buldular da, bu yaratış kendilerince birbirine benzer mi  g&ouml;r&uuml;nd&uuml;? De ki: &quot;Allah, her şeyi yaratandır. O, birdir. Her şeye &uuml;st&uuml;n ve  kahredicidir.&quot;</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Ra&rsquo;d Suresi 14-16. ayetler)</font></span></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> <img width="567" height="348" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/namaz.jpg" /></font></span></p>
<p style="text-align: left; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> Ş&uuml;phesiz ki iman edip de Rablerine tevekk&uuml;l edenler &uuml;zerinde o şeytanın hi&ccedil;bir  n&uuml;fuzu yoktur. Şeytanın n&uuml;fuzu, ancak onu dost edinenlere ve Allah&#8217;a ortak  koşanlaradır.</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Nahl Suresi 99 ve 100. ayetler)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">De ki:  &quot;Rabbim, sadece fuhşiyatı, onun a&ccedil;ık ve gizli olanını, g&uuml;nahları, haksız yere  isyanı, haklarında hi&ccedil;bir delil indirmediği şeyleri Allah&#8217;a ortak koşmanızı ve  Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri s&ouml;ylemenizi yasaklamıştır&quot;.</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Araf Suresi 33. ayet)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Ey  insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi ona iyi kulak verin: Sizin Allah&#8217;ı  bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır.  Sinek onlardan bir şey kapsa onu kurtaramazlar. İsteyen de, istenen de &acirc;cizdir.</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Hac Suresi 73. ayet)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">De ki:  &quot;Allah&#8217;tan başka, il&acirc;h olduğunu sandığınız şeyleri &ccedil;ağırın, size yardım  etsinler. Onlar, ne sizden sıkıntıyı kaldırabilirler, ne de değiştirebilirler.</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (İsra Suresi 56. ayet)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">De ki:  Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir s&ouml;ze geliniz. Allah&#8217;tan  başkasına kulluk etmeyelim, O&#8217;na hi&ccedil;bir şeyi eş tutmayalım ve Allah&#8217;ı bırakıp da  kimimiz kimimizi il&acirc;hlaştırmasın. Eğer onlar yine y&uuml;z &ccedil;evirirlerse, deyin ki:  &quot;Şahit olun biz m&uuml;sl&uuml;manlarız&quot;.</font></span></strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">  (Al-i İmran Suresi 64. ayet)</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Tuzak  b&uuml;y&uuml;k</font></span></strong></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> <img width="215" height="300" border="0" align="right" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/reiki3-zilleti.jpg" />Vakıfta  yaşadıklarımın nasıl bir kabus olduğu bu ayet-i kerimelerle anlaşılmış olsa  gerek. Biraz daha yardıma ihtiyacı olanlar i&ccedil;in a&ccedil;alım. Dilimiz d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;nce,  aklımız erdiğince&#8230; </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Yalnızlığına  &ccedil;are, hastalığına derman ararken veya t&uuml;rl&uuml; vesilelerle bu t&uuml;r grupların i&ccedil;ine  d&uuml;şen insanlar var. Kendi iyiliği, insanlığın iyiliği i&ccedil;in bir şeyler  yapıldığını sanıyorlar. Oysa, tam olarak ne olduğunu bilemedikleri bir şeyden  medet umuyorlar. Bu şeyin, nasıl bir şey olduğu kendilerine hi&ccedil;bir zaman  s&ouml;ylenmiyor. Yukarıda Cin Suresi&rsquo;nin ayetlerini tekrar tekrar okursanız belki  anlaşılır. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Medet umulan  şey veya şeylerden geldiği s&ouml;ylenen &ldquo;tebliğler&rdquo; değerli bir bilgiymiş gibi  hayatın kılavuzu yapılıyor. Hayat bu tebliğlere g&ouml;re yaşanıyor. İyiliğe mi,  k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe mi hizmet ettiği, neye aracı olduğu bilinmeyen bir şey bu. Mesela bu  vakıf gibi, sahte dinlerin pazarlandığı b&uuml;t&uuml;n yerlerde et yenilmemesi şiddetle  tavsiye ediliyor. Oysa sadece et, karaciğer, yumurta gibi hayvansal besinlerde  bulunan hemoglobin v&uuml;cudumuzun demir ihtiyacını karşılayan en &ouml;nemli kaynak.  Binaları nasıl demir &ccedil;ubuklar ayakta tutuyorsa insanları da demir zırhları  ayakta tutuyor. Bu zırh zayıflarsa insan maddi-manevi kuvvetten d&uuml;ş&uuml;yor. Bir  şeylerin saldırısına, telkinlere, kandırılmaya, etki altına girmeye daha a&ccedil;ık  oluyor. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> Semboller</font></span></strong></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> <img border="0" align="right" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/reiki4-zilleti.jpg" /></font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Bu t&uuml;r  gruplarda &ccedil;eşitli semboller &ouml;ğretiliyor. B&uuml;y&uuml;c&uuml;l&uuml;k yapmış Eski Mısır gibi  kavimlerin veya Mu, Atlantis&rsquo;in b&uuml;y&uuml; sembolleri midir? Bir şeyleri &ccedil;ağırma  sembolleri midir? Defalarca tekrarlatılan, anlamını bilmediğimiz mantralar ne  anlama geliyor? Bilmeden ne tekrar edilip duruyor? Neye aracı olunuyor? Başını  sallaya sallaya seminerlere katılanlar bunların hi&ccedil;birini bilmiyor. Aklına gelip  de sorsa sessiz, manidar bir g&uuml;l&uuml;msemeden başka bir cevap alamaz zaten. Bu  sembolleri hi&ccedil; kimseye g&ouml;stermemek gerektiği s&ouml;yleniyor. Belki ne t&uuml;r bir  sa&ccedil;malıkla uğraştığınızı g&ouml;r&uuml;p de uyandıranlar olur&hellip;</font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Bu t&uuml;r  gruplarda her şeye g&uuml;l&uuml;msemeye koşullandırılıyorsunuz. Mesela ayrıcalıklı  grubunuzun dışındaki bir sokaktaki insan &ldquo;reiki pek tekin bir şey değil&rdquo; derse  g&uuml;l&uuml;p ge&ccedil;iyorsunuz. En doğrusunu vakıftaki &ouml;ğretmeninizin bildiğini sanıyorsunuz  &ccedil;&uuml;nk&uuml;. Size etli yaprak sarması ikram edenlere, et yemenin ne kadar hayati  olduğunu anlatanlara da g&uuml;l&uuml;p ge&ccedil;iyorsunuz (i&ccedil;inizden &ldquo;Ben sizin bilmediğiniz  şeyleri biliyorum. Et yemediğim s&uuml;rece kendimi y&uuml;celtiyorum&rdquo; diye ge&ccedil;irerek).  G&uuml;l&uuml;p ge&ccedil;iyorsunuz g&uuml;l&uuml;p ge&ccedil;iyorsunuz. Kendinizle ilgili, hayatla ilgili ciddi  hi&ccedil;bir iş yapmaksızın. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> <img width="250" height="285" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/reiki6-zilleti.jpg" />Paranız  varsa son kuruşuna kadar vakfa bağışlıyorsunuz. Eşiniz varsa onunla zaman  ge&ccedil;irmek yerine vakıfta zaman ge&ccedil;iriyorsunuz. Eşiniz yalvarıyor, bana da biraz  zaman ayır diye. Dinlemiyorsunuz. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Seminerlerde  anlatılan hayat tasvirleri, ahiret tasvirleri ger&ccedil;ekle olan bağlarınızı bir bir  koparıyor. Başta inanmasanız da bilgisayardan, dergilerden, seminerlerden,  vakıftaki herkesten aynı şeyleri duya duya kendinizi kaptırıyorsunuz. Ne amaca  hizmet ettiği bilinemeyen kişilerin telkinleriyle plastik bir d&uuml;nyada yaşamaya  başlıyorsunuz. Kendinizi diğer insanlardan ayrıcalıklı ve &uuml;st&uuml;nm&uuml;ş  zannediyorsunuz. Kibir doluyor her yanınız. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3"> Robotlaşmak</font></span></strong></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">İnsanlığın  iyiliği i&ccedil;in reiki, meditasyon yaptığınızı zannederken insanlıktan &ccedil;ıkıyorsunuz.  Annenizin y&uuml;z ifadesinden neye ne kadar &uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlamaz oluyorsunuz. Ger&ccedil;ek  acılara, hayattaki ger&ccedil;eklere karşı duyarsızlaşıyorsunuz. Ne derlerse onu  yapıyorsunuz. Ne anlama geldiğini bilmeden, daha da k&ouml;t&uuml;s&uuml;, anlamını hi&ccedil; merak  etmeden g&ouml;z&uuml; kapalı yapıyorsunuz s&ouml;ylenenleri. O kadar bağlanıyor basiretiniz.  Bir şeyin, şeylerin, birka&ccedil; kişinin telkinlerine g&ouml;re hareket eden robotlar  oluyorsunuz. Bol bol g&uuml;l&uuml;c&uuml;k atan robotlar&hellip;</font></span><font face="Verdana" size="3"><span style="color: rgb(51, 51, 51);"><img width="331" height="266" border="0" align="right" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/reiki2-zilleti.jpg" /></span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Sizin  kendinizi kaptırdığınız gibi bu korkun&ccedil; vir&uuml;s&uuml; etrafınıza da yaymaya  &ccedil;alışıyorsunuz. İş arkadaşlarınızı, akrabalarınızı, komşularınızı davet  ediyorsunuz seminerlere. Her fırsatta reikiden meditasyondan bahsediyorsunuz.  Daha &ccedil;ok insan sizin gibi olsun istiyorsunuz. Kandırıldığınızın  kullanıldığınızın farkına varmadan başka insanların g&ouml;n&uuml;ll&uuml; cellatlığına  soyunuyorsunuz. </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"><span style="color: rgb(51, 51, 51);">Sizi doğru  yolda y&uuml;r&uuml;mekten saptırıyorlar. Allah&rsquo;a edilecek en g&uuml;zel dualardan biri <br />
</span></font><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: rgb(51, 51, 51);"> <strong><span style="font-family: Verdana;">&ldquo;Dosdoğru giden yola ilet bizi.</span></strong></span><font face="Verdana"><span style="color: rgb(51, 51, 51);">&nbsp;  (Fatiha, 6)&rdquo; olsa gerek. Bu gruplar, vakıflar, sahte dinler nursuz yollara, k&ouml;t&uuml;  girdaplara doğru s&uuml;r&uuml;kl&uuml;yor sizi. G&uuml;zel bir yolda ilerlemek yerine pis bir  &ccedil;amurun i&ccedil;inde oyalanıyorsunuz. Daha k&ouml;t&uuml;s&uuml;, dipsiz kuyulara d&uuml;ş&uuml;yorsunuz.  Kılavuzunuzun kim veya ne olduğunu bilmeden y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z karanlık yolda d&uuml;nyanın  en b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nahını işliyorsunuz; Allah&rsquo;a şirk koşuyorsunuz. </span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(51, 51, 51);"><font size="3">Bu tuzaklara  d&uuml;şen herkes kurtulsun ve affedilenlerden olsun inşallah&#8230; </font></span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="line-height: 115%; font-family: Verdana;"><font size="3">http://www.netpano.com/haber/3209/Reiki/Tuzağından/Kurtulan/Hanımın/İtirafları</font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="730" title="1" title="12 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/924-reiki-tuzagindan-kurtulan-hanimin-itiraflari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ARAF’IN RİCALLERİ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/870-araf%e2%80%99in-ricalleri.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/870-araf%e2%80%99in-ricalleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 13:01:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[ARAF’IN RİCALLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Antrenörü]]></category>
		<category><![CDATA[CALLER]]></category>
		<category><![CDATA[hakan yılmaz çebi]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=870</guid>
		<description><![CDATA[KİTABIN &#214;NS&#214;Z&#220;: Başlarken&#8230; İstihbarat teşkilatlarına mahsus bir deyim vardır, &#8220;&#246;rt&#252;l&#252; harp&#8221;. Akla ziyan bir&#231;ok hadisenin arkasında akla ziyan bir&#231;ok insanı değişik zamanlar, mek&#226;nlar daha da &#246;nemlisi kimlikler altında g&#246;r&#252;rs&#252;n&#252;z. Tabii...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"> <img width="383" height="596" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/arafinricalleri_ktp.jpg" class=" " onload="var img = this; onloadRegister(function() { adjustImage(img); });" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" size="3"></p>
<p>KİTABIN &Ouml;NS&Ouml;Z&Uuml;:</p>
<p>
Başlarken&hellip;</p>
<p>İstihbarat teşkilatlarına mahsus bir deyim vardır, &ldquo;&ouml;rt&uuml;l&uuml; harp&rdquo;.</p>
<p>Akla ziyan bir&ccedil;ok hadisenin arkasında akla ziyan bir&ccedil;ok insanı değişik zamanlar,  mek&acirc;nlar daha da &ouml;nemlisi kimlikler altında g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n&uuml;z. Tabii g&ouml;rebilirseniz (!)</p>
<p>Yery&uuml;z&uuml;ne ait oluşumlar i&ccedil;in bu kadar derin, o kadar da hassas yapılanan bu  &ouml;rt&uuml;l&uuml; harp kurumları, insanlık tarihi boyunca adeta şeytanlar ve melekler gibi  savaşırlar. Kimileri şeytandan daha şeytan kimileri meleklerden daha melek  eşref-i mahl&ucirc;k olarak bu savaşın i&ccedil;indedir.</p>
<p>Bu savaşı verenler bazen verilen g&ouml;revin bulmacasını &ccedil;&ouml;zerken bazen kendi kimlik  bulmacalarını da &ccedil;&ouml;zd&uuml;klerini fark ederler. &Ouml;yle ki verilen vazifenin  bulmacasını &ccedil;&ouml;zen eğer kendi bulmacasını &ccedil;&ouml;zm&uuml;şse ancak oyunun tamamlandığı da  olmuştur!</p>
<p>Yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n onca karmaşık bu harbi, b&ouml;yle suretten sırete ge&ccedil;işler, formatlar arz  ederken; ya İLAHİ &Ouml;RT&Uuml;L&Uuml; HARBİN i&ccedil;inde olanlar ne yapsın?!</p>
<p>
V&uuml;cudum bir değil yedi insanım,<br />
Yedi yerde zikir etmektedir lisanım,<br />
Her v&uuml;cudum bir ilde eder seyranım,<br />
Enf&uuml;s&uuml; g&ouml;r&uuml;nce afak az geldi.</p>
<p>
Hz. Ali&rsquo;ye ait olan Hızır makamının 16. Emanet&ccedil;isi Seyyid Ahmed Turan Hocamız,  yukarıdaki mısralara gizlenmiş bu harp modelini, kıyamet &ouml;ncesi altın nesli  yetiştirecek evlatlarına emanet ederken; </p>
<p>&ldquo;2010&ndash;15 yıllarını yaşayacaklar i&ccedil;in&hellip;&rdquo;</p>
<p>&ldquo;2015&rsquo;den sonra yaşayacaklar i&ccedil;in&hellip;&rdquo; </p>
<p>&ldquo;DEĞİRMENCİ&rdquo;ye bir takım anahtarlar emanet ediyordu&hellip;</p>
<p>
Dakikada otuz yıllık iş g&ouml;rd&uuml;m<br />
Dakikada otuz yıllık kış g&ouml;rd&uuml;m<br />
Tayyi zamanı mek&acirc;n ile kuş oldum<br />
Değirmenci kurban bu dahi sana az geldi.. </p>
<p>
Bu kitap belki de o anahtarlardan biridir&hellip;</p>
<p>
Hakan Yılmaz &Ccedil;EBİ</p>
<p>Yeşil ışık/2009<br />
&nbsp;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="475" title="2" title="16 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/870-araf%e2%80%99in-ricalleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Büyük Adam Koca Bir Kitap</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/890-bir-buyuk-adam-koca-bir-kitap.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/890-bir-buyuk-adam-koca-bir-kitap.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 06:24:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Kİtap Tavsiye]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa gözlüklü dünya tarihinde sorun var]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Büyük Adam Koca Bir Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Fuat Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[Wissenschaft und Technik im Islam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=890</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Bir B&#252;y&#252;k Adam Koca Bir Kitap B&#252;y&#252;k bilim adamı Fuat Sezgin&#8217;in İslam&#8217;da Bilim ve Teknik isimli beş ciltlik muhteşem bir eseri var. Eser son olarak K&#252;lt&#252;r AŞ&#8217;den &#231;ıktı. &#160;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Verdana">   <img width="250" height="188" align="left" alt="" src="http://www.dunyabizim.com/images/news/3205.jpg" />   </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p><strong><font face="Verdana">Bir B&uuml;y&uuml;k Adam Koca Bir Kitap</font></strong> <br />
<font face="Verdana">B&uuml;y&uuml;k bilim adamı Fuat Sezgin&rsquo;in İslam&rsquo;da Bilim ve      Teknik isimli beş ciltlik muhteşem bir eseri var. Eser son olarak K&uuml;lt&uuml;r      AŞ&rsquo;den &ccedil;ıktı.</font></p>
<p>&nbsp;</p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     Modern Bilimin k&ouml;keni ve İslam dininin s&ouml;z konusu bilime etkileri bilim      insanları arasında her ne kadar ciddi bir tartışma konusu olarak ağırlığını      korumaya devam etse de M&uuml;sl&uuml;man bilim adamlarının d&uuml;nya bilim mirasına      katkıları tartışma kabul etmez bir hakikattir. Ancak bilim tarihi yazılırken      bu hakikat Karanlık Orta &Ccedil;ağ İnancının da etkisiyle yok sayılmış ve      g&ouml;rmezlikten gelinmiştir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasının ulaştığı uygarlık d&uuml;zeyi,      insanlığın asırlar boyu s&uuml;ren etkileşimi, t&uuml;m medeniyetlerin bir katkısı      olarak değil de batının bir sı&ccedil;raması olarak kabul edilmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     <img width="230" height="323" align="right" alt="" src="http://www.dunyabizim.com/images/news/3200.jpg" />Oysa     <span class="h3">Orta&ccedil;ağda yaratılan İslam bilimi Antikite ile modern &ccedil;ağ      arasında &ouml;nemli bir k&ouml;pr&uuml;d&uuml;r. İslam bilimi 8.-15. y&uuml;zyıllar arasında      -ağırlığı 9.-13. y&uuml;zyıllar olmak &uuml;zere- d&uuml;nya bilim tarihinin ikinci      aşamasını oluşturur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 150%;"><strong style="">     <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     Darbe ile uzaklaştırılan 147&#8242;liklerden!</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 150%;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">          <span style="color: windowtext;">24 Ekim</span>          <span style="color: windowtext;">1924</span>&#8216;te          <span style="color: windowtext;">Bitlis</span>&#8216;te doğan Fuat Sezgin,      1943-1951 yılları arasında          <span style="color: windowtext;">İstanbul &Uuml;niversitesi Edebiyat Fak&uuml;ltesi</span>      Şarkiyat Enstit&uuml;s&uuml;&#8217;nde İslami Bilimler ve Şarkiyat alanında &ouml;nc&uuml; bir yere      sahip olan          <span style="color: windowtext;">Alman</span> oryantalist          <span style="color: windowtext;">Hellmut Ritter</span>&#8216;in yanında          <span style="color: windowtext;">&ouml;ğrenim</span> g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r. Hocasının,      tavsiye ve teşvikleriyle İslam&icirc; bilimler Tarihini araştırmaya y&ouml;neldi.          <span style="color: windowtext;">1954</span>&#8216;te          <span style="color: windowtext;">Arap Dili ve Edebiyatı</span> b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde     <em>Buhari&#8217;nin Kaynakları</em> adlı doktora          <span style="color: windowtext;">tezini</span> tamamladı. Bu tezde ileri      s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; fikirler Avrupa merkezli oryantalist &ccedil;evrelerde hala      tartışılmaktadır. 27 Mayıs 1960 askeri darbesiyle &uuml;niversiteden      uzaklaştırılan 147 akademisyenden biri oluncaya kadar İslam Araştırmaları      Enstit&uuml;s&uuml;&#8217;nde Zeki Velidi Togan ile &ccedil;alıştı.          <span style="color: windowtext;">1961</span> yılında          <span style="color: windowtext;">Almanya</span>&#8216;ya giden Fuat Sezgin          <span style="color: windowtext;">Frankfurt &Uuml;niversitesi</span>&#8216;nde &ouml;nce      misafir          <span style="color: windowtext;">do&ccedil;ent</span> olarak dersler verdi ve      daha sonra <span style="">&nbsp;</span>(<span style="color: windowtext;">1965</span>      yılında) Frankfurt &Uuml;niversitesi&#8217;nde profes&ouml;r oldu. Oradaki bilimsel      &ccedil;alışmalarının ağırlık noktası Arap-İslam k&uuml;lt&uuml;r &ccedil;evresinde tabii bilimler      tarihi alanı olmuştur. Hen&uuml;z İstanbul&#8217;da iken başladığı Doğu Bilimi ve      T&uuml;rkoloji<strong> </strong>&uuml;zerine &ccedil;alışmalar yaparken, <span style="">Alman</span>     <span style="">Carl Brockelmann</span>&#8216;ın &quot;<strong>Arap Edebiyatı Tarihi&quot; </strong>ve <strong>     &quot;İslam Milletleri ve Devletleri Tarihi&quot;</strong> gibi &ccedil;alışmalarındaki      eksiklikleri fark etmiş ve bunları tamamlamak maksadıyla, 1954 yılında <strong>     İslam Bilim Tarihi </strong>ile ilgilenmeye başlamıştır.</span></p>
<p align="center" style="background: rgb(248, 252, 255) none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><strong style="">     <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     <img width="470" height="246" alt="" src="http://www.dunyabizim.com/images/news/3201.jpg" /></span></strong></p>
<p style="background: rgb(248, 252, 255) none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><strong style="">     <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     Kurucu bir bilim adamı!</span></strong></p>
<p style="background: rgb(248, 252, 255) none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">7-14.      y&uuml;zyıldan itibaren gelişen Arap-İslam edebiyatı tarihi &ccedil;alışmasına (Geschichte      des Arabischen Schrifttums) Almanya&#8217;da da devam ederek, oryantalist      &ccedil;alışmalar i&ccedil;in kaynak eser haline gelmiş ve hala aşılamamış 13 ciltlik      eserinin ilk cildini 1967 son cildini ise 2000 yılında yayınladı. Geschichte      des Arabischen Schrifttums İslam&#8217;ın ilk d&ouml;neminde uğraşılmış, dini ve tarihi      edebiyattan coğrafya ve haritacılığa kadar b&uuml;t&uuml;n ana ve yan bilim dallarını      konu edinmektedir. Prof. Sezgin Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı&#8217;nın İslami      bilimler &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; 1978 yılında ilk alan kişidir. Bu ve başka desteklerle      Sezgin,          <span style="color: windowtext;">1982</span> yılında J.W.Goethe      &Uuml;niversitesi&#8217;ne bağlı          <span style="color: windowtext;">Arap</span>-<span style="color: windowtext;">İslam</span>      Bilimleri Tarihi Enstit&uuml;s&uuml;&#8217;n&uuml; ve          <span style="color: windowtext;">1983</span>&#8216;de buranın m&uuml;zesini kurdu,      buranın halen direkt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; y&uuml;r&uuml;tmektedir. Enstit&uuml;ye bağlı olarak kurduğu      m&uuml;zede Sezgin, İslam k&uuml;lt&uuml;r &ccedil;evresinde M&uuml;sl&uuml;man bilginler tarafından      yapılmış aletlerin ve bilimsel ara&ccedil; ve gere&ccedil;lerin yazılı kaynaklara      dayanarak yaptırdığı numunelerini sergilemektedir. M&uuml;zede bulunan objeleri      tanıtmak ve İslam k&uuml;lt&uuml;r &ccedil;evresindeki bilimsel gelişmeyi g&ouml;stermek i&ccedil;in      hazırladığı <strong style="">Wissenschaft und Technik im Islam</strong> isimli katalogu      2003 yılında yayınladı. Fransızcaya terc&uuml;me edilen bu eserin Arap&ccedil;a ve          <span style="color: windowtext;">İngilizce</span>den sonra nihayet          <span style="color: windowtext;">T&uuml;rk&ccedil;esi</span> de yayınlandı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%;">     <img width="200" height="160" align="right" alt="" src="http://www.dunyabizim.com/images/news/3202.jpg" />Uzun      araştırmalar sonucu hazırlanan ve &ldquo;İslam&#8217;da Bilim ve Teknik&rdquo; adıyla Almanca      aslından dilimize &ccedil;evrilen bu değerli &ccedil;alışma, d&uuml;nya bilimler tarihinde      İslam biliminin oynadığı rol&uuml; incelemektedir. Eser, i&ccedil;eriği ve irdelediği      d&uuml;ş&uuml;ncelerle Batı odaklı bilim tarihi yazımının eleştirel bir &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemesini      yapmakta, İslam ve Orta &Ccedil;ağ bilimine <span style="">yeni</span> bir bakış a&ccedil;ısı      sunarak İslam biliminin eski Yunan, ayrıca Hint, Bizans ve İran      d&ouml;nemlerinden devraldığı bilimsel mirası korumak ve yaymakla yetinmeyip,      onu, eklediği &ouml;zg&uuml;n eserlerle ileri g&ouml;t&uuml;rm&uuml;ş olduğu değerlendirmesini      yapmaktadır</span></font><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: 'Arial','sans-serif';"><a target="_blank" title="" style="" href="http://www.dunyabizim.com/CM/rte/rte.php?dir=#_ftn1" name="_ftnref1" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dunyabizim.com/CM/rte/rte.php?dir=_ftn1&amp;referer=');"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%; font-family: Verdana;"><font color="#0000ff">[1]</font></span></span></a></span><font face="Verdana"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%;">.      Yazar, bu değerlendirmelerden hareketle, bilimsel gelişmeleri ara durağan      d&ouml;nemleri izleyen sı&ccedil;ramalarla ger&ccedil;ekleşen bir s&uuml;re&ccedil; yerine, s&uuml;regelen      b&uuml;t&uuml;nleşik bir evrilme s&uuml;reci olarak yorumlamaktadır. Buna g&ouml;re, İslam      biliminin gerileme s&uuml;recine girdiği d&ouml;nemde devrettiği miras, onu izleyen      Batı bilimine feyiz ve mesnet oluşturmuştur.</span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; line-height: 150%;"><font face="Verdana"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%;">     <img width="200" height="245" align="left" alt="" src="http://www.dunyabizim.com/images/news/3203.jpg" />T&uuml;rkiye      Bilimler Akademisi&#8217;nin, K&uuml;lt&uuml;r Bakanlığının ve K&uuml;lt&uuml;r AŞ&#8217;nin değerli      katkılarıyla beş cilt h&acirc;linde yayımlanan <span style="color: red;">eser</span>;      İslam bilginlerinin astronomi, tıp, geometri, coğrafya, optik, kimya ve      denizcilik gibi alanlarda d&uuml;nya bilim tarihine yaptığı katkıları aynı      zamanda zengin g&ouml;rsel malzemeyle de g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne sermektedir</span></font><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: 'Arial','sans-serif';"><a target="_blank" title="" style="" href="http://www.dunyabizim.com/CM/rte/rte.php?dir=#_ftn2" name="_ftnref2" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dunyabizim.com/CM/rte/rte.php?dir=_ftn2&amp;referer=');"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%; font-family: Verdana;"><font color="#0000ff">[2]</font></span></span></a></span><font face="Verdana"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%;">.</span></font></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><strong style="">     <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     Avrupa g&ouml;zl&uuml;kl&uuml; d&uuml;nya tarihinde sorun var!</span></strong></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     Kitap, İslam bilim tarihinin &ccedil;ok iyi ve yararlı bir &ouml;zetini vermekte ise de,      daha &ccedil;ok Frankfurt&#8217;taki değerli ve &ouml;ğretici m&uuml;zenin i&ccedil;eriğini tanıtmak      amacını taşımaktadır. Fakat Avrupa g&ouml;zl&uuml;kl&uuml; bir d&uuml;nya tarihi yorumunun eksik      ve belki de başkalarını bulanık g&ouml;ren yanlarını g&ouml;stermekte ve bu vesile ile      M&uuml;sl&uuml;man toplumlara ve bu arada T&uuml;rklere, kendi mazilerini hatırlama imk&acirc;nı      vermektedir.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: 'Arial','sans-serif';">     </span></p>
<table width="277" height="350" cellspacing="0" cellpadding="5" bordercolor="#000000" border="1" bgcolor="#ffffcc" background="" align="right" class="" style="">
<tbody>
<tr>
<td><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif';">         <strong>         <span style="font-size: 9pt; color: rgb(127, 127, 127); line-height: 115%; font-family: Verdana;">         <img width="250" height="238" align="left" alt="" src="http://www.dunyabizim.com/images/news/3199.jpg" /></span></strong></span><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%;"></p>
<p><font face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p>            <font face="Verdana">        </font></p>
<p><font face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p>            <font face="Verdana">        </font></p>
<p><font face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p>            <font face="Verdana">        </font></p>
<p><font face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p>            <font face="Verdana">        </font></p>
<p><font face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p>            <font face="Verdana">        </font></p>
<p><font face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p>            <font face="Verdana">        </font></p>
<p><font face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p>            </span>         <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: 'Arial','sans-serif';">             </span></p>
<div align="justify"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: 'Arial','sans-serif';"></p>
<p><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%; font-family: 'Arial','sans-serif';">         <strong>         <span style="font-size: 9pt; color: rgb(127, 127, 127); line-height: 115%; font-family: Verdana;">         Prof. Dr. Fuat Sezgin ve uzun araştırmalar sonucu hazırlayabildiği,          dilimize T&uuml;rkiye Bilimler Akademisi&#8217;nin katkılarıyla &ccedil;evrilen 5 ciltlik          &quot;İslam&#8217;da Bilim ve Teknoloji (Wissenchaft und Technik im Islam)&quot; isimli          eseri son olarak K&uuml;lt&uuml;r Bakanlığı ve İstanbul B&uuml;y&uuml;kşehir Beld. K&uuml;lt&uuml;r AŞ          yayını olarak basıldı.</span></strong></span></p>
<p>            </span></div>
<p>            <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: 'Arial','sans-serif';">             </span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">Ancak      bunu yaparken, bug&uuml;nk&uuml; Avrupa bilim ve medeniyetinin temelinin sadece      M&uuml;sl&uuml;man bilginlere dayandırmanın da yanlış olacağını belirtmektedir. Ona      g&ouml;re bilim t&uuml;m insanlığın ortak malıdır. Bilime 8-9. asırlara kadar      Yunanlılar, Bizanslılar<span style="">,</span> İranlılar ve Hintliler gibi      &ccedil;eşitli milletler katkı sağlarken <strong>9. asırdan 17. asra kadar M&uuml;sl&uuml;manlar      katkı sağlamış ve hatta b&uuml;y&uuml;k oranda geliştirmiştir.</strong> 17. asırdan sonra      ise bilime hizmet sırası Batılı &uuml;lkelere ge&ccedil;miştir. Dolayısıyla bilim t&uuml;m      insanlığın ortak malıdır. Fakat, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde insanlığın bu ortak mirasında      M&uuml;sl&uuml;manların yaptığı katkıların &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k oranda k&uuml;&ccedil;&uuml;msendiği veya      bilinmediği de bir ger&ccedil;ektir.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><span style="font-size: 10pt; color: black; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     Sezgin&#8217;in d&uuml;ş&uuml;ncesine g&ouml;re<span style="">,</span> İslam bilginlerinin d&uuml;nya      bilimine yaptığı katkılar olduğundan &ccedil;ok az olarak g&ouml;sterilmektedir. Oysa      onlar astronomi başta olmaz &uuml;zere fizik<span style="">,</span> kimya<span style="">,</span>      matematik<span style="">,</span> coğrafya ve tıp gibi alanlarda yaptığı      katkılarla bug&uuml;nk&uuml; modern bilimin kurulmasına &ouml;nc&uuml;l&uuml;k etmişlerdir. Daha a&ccedil;ık      bir ifadeyle<span style="">,</span> bug&uuml;nk&uuml; Avrupa medeniyet ve biliminin      temelini Yunan medeniyeti değil<span style="">,</span> İslam medeniyeti      atmıştır. Prof. Dr. Sezgin bu konuda<span style="">,</span> Aksiyon dergisine      verdiği r&ouml;portajda      şu ilgin&ccedil; yorumu yapıyor: &ldquo;16. y&uuml;zyılın sonlarında İslam bilim ve medeniyeti      duraklama i&ccedil;ine girmeseydi insanlık 20. asırda yakaladığı bilimsel seviyeye      iki y&uuml;zyıl &ouml;nce ulaşırdı. İnsanlık n&uuml;kleer enerjiyle de 200 yıl &ouml;nce      tanışırdı. Ama atomun daha erken icadı insanlık i&ccedil;in iyi mi olurdu k&ouml;t&uuml; m&uuml;      olurdu bilemem.&rdquo;</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><strong style="">     <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     Kuru bir &ouml;vg&uuml; i&ccedil;in yazılmadı!</span></strong></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><font face="Verdana"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%;">Fuat      Sezgin&#8217;in &ldquo;İslam&#8217;da Bilim ve Teknik&rdquo; kitabı İslam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml; &ouml;vmek i&ccedil;in      yazılmış bir methiye de değildir. Bilim tarihi &uuml;zerindeki b&uuml;y&uuml;k bilgisine      dayanarak yıllardır s&ouml;ylenegelen yalanların ve yalancıların mumunu s&ouml;nd&uuml;ren      ve ağzından ateş sa&ccedil;ıp kı&ccedil;ından şimşekler &ccedil;ıkaran batılı bilim adamlarının      maskelerini d&uuml;ş&uuml;ren Sezgin&#8217;in en temel arzusu ger&ccedil;eği ifade ve hakkı      teslimdir. </span></font>     <span style="font-size: 10pt; color: red; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     <img width="200" height="160" align="left" alt="" src="http://www.dunyabizim.com/images/news/3204.jpg" /></span><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%;"><font face="Verdana">Leonardo      da Vinci&#8217;nin icadından &ccedil;ok &ouml;nce &ccedil;izdiği bazı teknik ve motor ara&ccedil;      gere&ccedil;lerine ait eskizleri, yaptığı matematik hesaplamaları hayrete değer      bulan ve onun dehasıyla a&ccedil;ıklayan batılı bilim cambazlarına, aslında hayrete      değer hi&ccedil;bir şey olmadığını t&uuml;m bunların İslam Bilginlerinden bir alıntı ve      nakilden ibaret olduğunu a&ccedil;ık&ccedil;a ifade ederken bize yaptığı işin bir &ouml;rneğini      de sunar</font><strong><span style="color: red;"><font face="Verdana">.</font></span></strong></span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">     Hararetle Bu eserin okunmasını ve &uuml;stat Fuat Sezgin&#8217;e gerekli ilginin      g&ouml;sterilmesini tavsiye edeyorum. Bu arada &Uuml;lke TV ya da eski adıyla Haber 7      Olarak tanıdığımız televizyon kanalında Sefer Turanla birlikte tecr&uuml;belerini      paylaşan değerli bilim adamımızın s&ouml;yleşilerinin de eserleri kadar derin ve      bucaksız olduğunu bitirirken s&ouml;ylemiş olayım.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><strong style="">     <span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">Ekşi      s&ouml;zl&uuml;kten</span></strong><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">:      Rivayete g&ouml;re başında olduğu kurumun telefonuna bazen kendisi &ccedil;ıkıyormuş.      Fuat Sezgin&#8217;le g&ouml;r&uuml;şmek istediğinizi s&ouml;ylediğiniz zaman &ouml;nce bir g&uuml;zel      telefondakini konuşturuyor, dinliyor ve eğer sizde bir cevher g&ouml;rd&uuml;yse      &quot;yavrucum Fuat benim&quot; diyip şoke ediyor, kekelettiriyor, ayağa kaldırıp      telefona saygı duruşu yaptırtıyormuş.</span></p>
<p style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 150%; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 150%; font-family: Verdana;">&nbsp;</span></p>
<p><strong style="">     <span style="font-size: 10pt; line-height: 115%; font-family: Verdana;">     Zekeriya ŞENER</span></strong><font face="Verdana"> </font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoFootnoteText" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><a target="_blank" title="" style="" href="http://www.dunyabizim.com/CM/rte/rte.php?dir=#_ftnref1" name="_ftn1" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dunyabizim.com/CM/rte/rte.php?dir=_ftnref1&amp;referer=');"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-size: 10pt; line-height: 115%; font-family: Verdana;"><font color="#0000ff">1)</font></span></span></a><font face="Verdana" size="2">&nbsp;<a target="_blank" href="http://kitap.antoloji.com/islam-da-bilim-ve-teknik-1-5-cilt-takim-kitabi" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/kitap.antoloji.com/islam-da-bilim-ve-teknik-1-5-cilt-takim-kitabi?referer=');">http://kitap.antoloji.com/islam-da-bilim-ve-teknik-1-5-cilt-takim-kitabi</a></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;"><a target="_blank" title="" style="" href="http://www.dunyabizim.com/CM/rte/rte.php?dir=#_ftnref2" name="_ftn2" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dunyabizim.com/CM/rte/rte.php?dir=_ftnref2&amp;referer=');">         <span class="MsoFootnoteReference">         <span style="font-size: 10pt; line-height: 115%; font-family: Verdana;">         <font color="#0000ff">2)</font></span></span></a><font face="Verdana">         </font>         <a target="_blank" href="http://www.kultur.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF3562477F0F09B0DCD4E0E8C92CD73B10&amp;Vurgulanacak=fuat%20sezgin" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.kultur.gov.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF3562477F0F09B0DCD4E0E8C92CD73B10_amp_Vurgulanacak=fuat_20sezgin&amp;referer=');">         <span style="font-size: 10pt; color: windowtext; line-height: 115%;">         <font face="Verdana">http://www.kultur.gov.tr</font></span></a></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt;">&nbsp;<a target="_blank" href="http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=753" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=753&amp;referer=');">haber kaynağı</a></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="221" title="1" title="02 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/890-bir-buyuk-adam-koca-bir-kitap.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DA VİNCİ&#8217;NİN ŞİFRESİ İSLAM BİLİMİNDE SAKLI! PROF. FUAT SEZGİN&#8217;DEN ŞOK İDDİA</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/887-da-vincinin-sifresi-islam-biliminde-sakli-prof-fuat-sezginden-sok-iddia.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/887-da-vincinin-sifresi-islam-biliminde-sakli-prof-fuat-sezginden-sok-iddia.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 05:16:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[DA VİNCİ'NİN ŞİFRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[DA VİNCİ'NİN ŞİFRESİ İSLAM BİLİMİNDE SAKLI! PROF. FUAT SEZGİN'DEN ŞOK İDDİA!]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Fuat Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[SAKLI]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=887</guid>
		<description><![CDATA[DA VİNCİ&#8217;NİN ŞİFRESİ İSLAM BİLİMİNDE SAKLI! PROF. FUAT SEZGİN&#8217;DEN ŞOK İDDİA! İslam bilim tarihi uzmanı Prof. Fuat Sezgin, d&#252;nya bilimler tarihinin tekrar yazılmasının şart olduğunu s&#246;yl&#252;yor. Bakın neden? &#160; İslam...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt;"><strong> <span style="font-family: Verdana; color: rgb(205, 0, 0);"><font size="3">DA VİNCİ&#8217;NİN  ŞİFRESİ İSLAM BİLİMİNDE SAKLI! PROF. FUAT SEZGİN&#8217;DEN ŞOK İDDİA!</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt;"><font face="Verdana"> <img width="250" align="left" alt="" src="http://www.medyahane.com/img/1184TC9N.jpg" /></font><span style="font-family: Verdana;"><font size="3">İslam  bilim tarihi uzmanı Prof. Fuat Sezgin, d&uuml;nya bilimler tarihinin tekrar  yazılmasının şart olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor. Bakın neden?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 0pt; text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">İslam bilim tarihi  konusunda yaşayan en b&uuml;y&uuml;k &acirc;lim olan <strong> <a style="color: blue; text-decoration: none;" target="_blank" href="http://www.ilknokta.com/urun/97070/Yitik-Hazinenin-Ksifi-FUAT-SEZGIN--Irfan-Yilmaz.html" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.ilknokta.com/urun/97070/Yitik-Hazinenin-Ksifi-FUAT-SEZGIN--Irfan-Yilmaz.html?referer=');"> <span style="color: rgb(189, 50, 50);">Prof. Fuat Sezgin</span></a></strong> i&ccedil;in bir biyografi  denemesi yayınlandı. Prof. Dr. İrfan Yılmaz&#8217;ın hazırladığı &ccedil;alışmada, yaptığı  &ccedil;alışmalarla İslam medeniyetini &ouml;ğrenmemiz hususunda bir &ccedil;ığır a&ccedil;an Fuat  Sezgin&#8217;in gen&ccedil; nesillere tanıtılması hedefleniyor.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">Fuat Sezgin&#8217;in ismini  şimdiye kadar duymayanlar i&ccedil;in kısa bir hatırlatma yapalım. Sezgin ge&ccedil;tiğimiz  yıl, Arap-İslam Bilimleri Enstit&uuml;s&uuml; i&ccedil;in hazırladığı bilimsel ara&ccedil; ve gere&ccedil;lerin  benzerlerini yaptırarak, İstanbul İslam, Bilim ve Teknoloji M&uuml;zesi&#8217;nin  a&ccedil;ılmasına &ouml;nayak olmuştu. Medyadaki en yakın tarihli haber bu. Hocayı daha  yakından tanımak isteyenler i&ccedil;in kısaca &ouml;zge&ccedil;mişinden bahsetmekte yarar var. 24  Ekim 1924&#8242;te Bitlis&#8217;te doğan Sezgin, İlkokulu Doğubayazıt&#8217;ta, Ortaokul ve  Lise&#8217;yi Erzurum&#8217;da tamamladıktan sonra, 19 yaşındayken İstanbul &Uuml;niversitesi  Arap Dili ve Edebiyatı b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne ( Şarkiyat Enstit&uuml;s&uuml;) girdi ve burada d&uuml;nyanın  en b&uuml;y&uuml;k oryantalistlerinden kabul edilen Alman Hellmut Ritter&#8217;in talebesi oldu.  Ritter&#8217;in matematikle meşgul olmasını ve modern matematiğin temelinde İslam  &acirc;limlerinin bulunduğunu s&ouml;ylemesi &uuml;zerine Şarkiyat okumaya karar veren Sezgin,  Ritter ile &ccedil;alışmaya başladı.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">İslam bilim tarihi ve  medeniyetine ait eline ge&ccedil;en her yazılı nesneyi b&uuml;y&uuml;k bir ihtimam ve dikkatle  inceleyerek onu bug&uuml;n&uuml;n &ouml;l&ccedil;&uuml;lerinde tanıtan, terc&uuml;me eden ve dip notlarla izah  ederek yayınlayan Fuat Sezgin Hoca&#8217;nın en &ouml;nemli &ccedil;alışması GAS şeklindeki  kısaltılmış sembol&uuml;yle tanınan &quot;Geschichte des Arabischen Schrifttums&quot;dur. GAS  İslam İlimler tarihinin vazge&ccedil;ilmez en temel m&uuml;racaat eseridir. Sezgin&#8217;in;  S&uuml;leymaniye K&uuml;t&uuml;phanesinde ki binlerce el yazması arasından ilim d&uuml;nyasına  tanıttığı en değerli eserler arasında Ebu&#8217;l İz&#8217;el Cezeri&#8217;nin daha sonra  T&uuml;rk&ccedil;e&#8217;ye &ccedil;evrilen &quot;Olağan&uuml;st&uuml; Mekanik Ara&ccedil;ların Bilgisi Hakkında Kitap&quot; isimli  &ccedil;alışması ise d&uuml;nya teknoloji tarihinin en &ouml;nemli kitaplarından biri. Fuat  Sezgin, uzun yıllar uğraşarak İslam &acirc;limlerinin kimi kaybolmuş, kimi sadece  kitaplarda teorik olarak kalmış icatlarını &acirc;letleştirmeyi başararak bu konuda da  bir ilke imza attı. Prof. Sezgin Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı&#8217;nın İslami  bilimler &ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; 1978 yılında ilk alan &acirc;lim. Bu ve başka desteklerle Sezgin,  1982 yılında J.W.Goethe &Uuml;niversitesi&#8217;ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi  Enstit&uuml;s&uuml;&#8217;n&uuml; ve 1983&#8242;de buranın m&uuml;zesini kurdu, buranın halen direkt&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;  y&uuml;r&uuml;t&uuml;yor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">M&uuml;zedeki aletler arasında  Halife Me&#8217;mun&#8217;un meşhur d&uuml;nya haritasının yer aldığı yerk&uuml;resi. Sufi&#8217;nin &uuml;nl&uuml;  g&ouml;kk&uuml;resi, Osmanlı &acirc;limi Takiyy&uuml;ddin&#8217;in su pompası ve saatleri, d&uuml;nyanın ilk  tankı gibi eserler yer alıyor. Fuat Sezgin kitabı bu gibi buluşların  detaylarının yer aldığı bir kitap aynı zamanda. Bilim tarihimizden, matematik,  geometri, coğrafya, denizcilik ve astronomi sahasındaki gelişmeler  ayrıntılandırılarak anlatılmış kitapta. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong> <span style="font-family: Verdana; color: red;"><font size="3">AVRUPALILAR  İNTİHALCİ</font></span></strong><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><img width="200" height="319" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/fuatsezgin02.jpg" /><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">Sezgin&#8217;in  gen&ccedil;lik yılları, tahsil hik&acirc;yesi ve yaşamından detayların yanı sıra d&uuml;ş&uuml;nce  d&uuml;nyası ve tavsiyeleri de &ouml;nemli bir yer tutuyor &ccedil;alışmada. Medeniyetlerin  birbirine tesiri ve Avrupa Birliği hakkındaki d&uuml;ş&uuml;nceleri bu minvalde dikkate  değer. B&uuml;y&uuml;k &acirc;limin d&uuml;nya bilimler tarihi konusunda s&ouml;yledikleri de &ouml;nemli. Fuat  Sezgin d&uuml;nya bilimler tarihinin tekrar yazılmasının gerekli olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen bir  &acirc;lim: &quot;Avrupalılar; Sicilya ve End&uuml;l&uuml;s&#8217;te terc&uuml;me edilen İslam bilginlerinin  eserlerini kaynak g&ouml;stermeden intihal etmişler. Bu y&uuml;zden bug&uuml;n Batı uygarlık ve  biliminin temeli arasındaki İslam bilimi atlanarak ondan &ouml;nceki y&uuml;ksek medeniyet  olan Eski Yunan&#8217;a izafe ediliyor. Bug&uuml;n bilinenin aksine &ccedil;oğu modern bilim  dalının kuruluşu bundan y&uuml;z, iki asır &ouml;ncesine değil, 9 ile 16. y&uuml;zyıllarda  yaşamış İslam bilginlerine dayanıyor.&quot; </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><strong> <span style="font-family: Verdana; color: rgb(187, 34, 34);"><font size="3">Da Vinci&#8217;nin  şifresi İslam biliminde saklı</font></span></strong><span style="font-family: Verdana;"><font size="3"> </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">İşte kitapta yer alan  bilim tarihimizin bazı &ouml;nemli &ouml;rnekleri: </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">&nbsp;İbn&#8217;&uuml;l Heysem&#8217;den  &ouml;ğrendiğimiz &ccedil;ok enteresan bir pergel ile kubbelerin daire şeklindeki  temellerini &ccedil;izmek m&uuml;mk&uuml;n olmuştur.&nbsp;&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">Leonardo da Vinci&#8217;nin  resimlerini &ccedil;izdiği aletler ve matematik hesapları, İslam alimlerinin buluşudur.  Leonardo&#8217;nun İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini kullandığı kabul edilse,  resimlerinin &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen sırları aydınlanmış olacaktır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">B&icirc;r&ucirc;n&icirc;&#8217;nin, boylam  derecelerini hesaplamak i&ccedil;in bulduğu metodun hata derecesi, 6 ile 40 derece  arasında değişmekte olup, ancak 20. y&uuml;zyılda d&uuml;zeltilebildi. Bu metod, bug&uuml;n de  bilinen &#8216;Triang&uuml;lasyon&#8217;dan başka bir şey değildir. Fakat maalesef, modern  coğrafya tarihi triang&uuml;lasyonun ilk tatbikinin Hollandalı alim Willebrord  Sinellius&#8217;a dayandırır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">Engin denizlerde koordinat  hesaplamalarını M&uuml;sl&uuml;manlar 15. asırda yapabiliyordu. Kuzey ve doğu &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerini,  kuzey ve g&uuml;ney &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerini ve en zoru da Ekvator&#8217;a paralel &ouml;l&ccedil;&uuml;leri  yapabiliyorlardı. Avrupalılar M&uuml;sl&uuml;manlardan ilk iki &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; &ouml;ğrendi. Fakat  trigonometri bilgileri yeterli olmadığından Ekvator&#8217;a paralel &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerin nasıl  yapıldığını anlayamadılar. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">950 yılında Ebu Cafer el  H&acirc;z&icirc;n&icirc; adlı matematik&ccedil;i ve astronom, parabol konstr&uuml;ksiyonu kullanmak suretiyle  &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; dereceden bir denklemi &ccedil;&ouml;zd&uuml;. 11. asrın ilk yarısında optik hususundaki  &ccedil;alışmalarıyla tanınan İbn&#8217;&uuml;l Heysem, bir optik problemini d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; dereceden  bir denklemle &ccedil;&ouml;zd&uuml;. Avrupalılar İbn&#8217;&uuml;l Heysem&#8217;in &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; ancak 19. y&uuml;zyılda  kavrayabildi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">9. asırda g&uuml;neşle d&uuml;nyanın  yıllık en uzak mesafesinin sabit olmayıp değişken olduğunu fark eden  M&uuml;sl&uuml;manlar, y&ouml;r&uuml;ngedeki ilerlemenin 12,09 saniye olduğunu tespit ettiler.  G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bu değer 11,46 saniye olarak biliniyor. Avrupa&#8217;da Johannes Kepler, 17.  asırda hen&uuml;z M&uuml;sl&uuml;manların kitaplarında g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bu sonuca nasıl ulaştıklarını  anlayabilmek i&ccedil;in &ccedil;ağdaşı bilim adamlarıyla yazışıyordu. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 12pt; font-family: Verdana;">(Yeni Şafak)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana"> <a target="_blank" href="http://www.insanigelisim.com/wp/?p=883" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?p=883&amp;referer=');">Konuyla ilgili videolarımızı izleyiniz</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="335" title="1" title="27 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/887-da-vincinin-sifresi-islam-biliminde-sakli-prof-fuat-sezginden-sok-iddia.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fuat Sezgin Hoca`dan Uygarlık Kitabı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/883-fuat-sezgin-hocadan-uygarlik-kitabi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/883-fuat-sezgin-hocadan-uygarlik-kitabi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 05:30:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Kİtap Tavsiye]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Sezgin Hoca`dan Uygarlık Kitabı]]></category>
		<category><![CDATA[kitab]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sezgin]]></category>
		<category><![CDATA[uygarl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=883</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın önde gelen İslam Bilim Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Fuat Sezgin, insanlığın Rönesans ninnileri ile büyüdüğünü, kendilerine Müslümanların dünyayı öküzün boynuzunda sandığının öğretildiğini belirtti.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">&#8212;Alıntıdır&#8230; </font></p>
<div align="center">
<p style="line-height: 150%;">&nbsp;<img width="200" height="319" border="0" align="middle" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/fuatsezgin02.jpg" /></p>
</div>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">D&uuml;nyanın &ouml;nde gelen İslam Bilim Tarihi Uzmanı Prof. Dr.  Fuat Sezgin, insanlığın R&ouml;nesans ninnileri ile b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, kendilerine  M&uuml;sl&uuml;manların d&uuml;nyayı &ouml;k&uuml;z&uuml;n boynuzunda sandığının &ouml;ğretildiğini belirterek,  &#8220;Halbuki M&uuml;sl&uuml;manlar 10. y&uuml;zyılda g&ouml;ğ&uuml;n ve yerin eğiminin sabit mi değişken mi  olduğunu hesaplamak i&ccedil;in rasathane kurdu&#8220; dedi. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Prof. Dr. Sezgin, Boyut Yayınları tarafından yayımlanan  &#8220;İslam Uygarlığında Astronomi, Coğrafya ve Denizcilik&#8220; eserinin, G&uuml;lhane  Parkı`nda kendisinin de kurucularından olduğu İslam ve Teknoloji Tarihi M&uuml;zesi`ndeki  tanıtım toplantısında basın mensuplarıyla bir araya geldi. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">M&uuml;sl&uuml;man bilim adamlarının 9-16. y&uuml;zyıllar arasında, diğer  k&uuml;lt&uuml;rlerden alıp geliştirdiği ve kendilerinin icat ettiği alet ve d&uuml;zenekler  &uuml;zerine yaptığı &ccedil;alışmalarla tanınan, 1982`de Frankfurt`ta Goethe  &Uuml;niversitesi`ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstit&uuml;s&uuml; ve 1983`de buranın  m&uuml;zesini kuran Prof. Sezgin, bilimler tarihini t&uuml;m insanlığın m&uuml;şterek mirası  kabul ettiğini, bilim tarihindeki eksik halkalardan birini yerine koymak i&ccedil;in  &ccedil;alıştığını ifade etti. R&ouml;nesans`ı doğrudan Orta &Ccedil;ağa bağlayan yanlış d&uuml;ş&uuml;nceyle  oluşan boşluklara dikkati &ccedil;eken Prof. Dr. Sezgin, Avrupa`yı R&ouml;nesans`a İslam  bilim k&uuml;lt&uuml;r &ccedil;evresinden bir alma ve &ouml;z&uuml;msenme d&ouml;neminin hazırladığını, Avrupa`daki  yaratıcılığa zemin oluşturan, kendisinin de İslam d&uuml;nyasında 9-16. y&uuml;zyıl  arasında g&ouml;sterilen bu başarıyı eserleriyle ortaya koymak istediğini dile  getirdi. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Avrupa`da İslam k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n başarılarını yok sayma ve  reddetmenin b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de yaygın olduğa işaret eden Prof. Dr. Sezgin, ş&ouml;yle  konuştu: &#8220;Avrupalılar 10. y&uuml;zyıldan itibaren M&uuml;sl&uuml;man bilim adamlarının  eserlerini Latinceye &ccedil;evirmeye başladılar. Bu &ccedil;alışmalar İspanya &uuml;zerinden  Fransa ve İngiltere rotasını takip etti. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Arap&ccedil;a bilen Yahudi tanıdıklarına &ouml;nce İbraniceye oradan da  Latinceye &ccedil;evirtiyorlardı. Bu alma ve asimilasyon s&uuml;reci 500 yıl s&uuml;rd&uuml;. Bu  s&uuml;rede hangi kitapların terc&uuml;me edildiği biliniyor. Avrupalılar 16. y&uuml;zyıldan  sonra &uuml;retken olmaya başladılar. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><img width="279" height="400" border="0" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/fuatsezgin.jpg" alt="" /><font face="Verdana">Bu  y&uuml;zde y&uuml;z bir realitedir.&#8220; -&#8220;R&Ouml;NESANS NİNNİLERİYLE B&Uuml;Y&Uuml;D&Uuml;K&#8220;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">G&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanının İslam k&uuml;lt&uuml;r ve bilim tarihinden haberdar  olmadığını, R&ouml;nesans tanımlamalarının sarsılmadan varlığını s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne işaret  eden Prof. Dr. Sezgin, &#8220;Siz de benim gibi R&ouml;nesans ninnileri ile b&uuml;y&uuml;d&uuml;n&uuml;z.  `M&uuml;sl&uuml;manlar d&uuml;nyayı &ouml;k&uuml;z&uuml;n boynuzunda sanıyordu` diye &ouml;ğretildi. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Halbuki M&uuml;sl&uuml;manlar 10. y&uuml;zyılda g&ouml;ğ&uuml;n ve yerin eğiminin  sabit mi değişken mi olduğunu hesaplamak i&ccedil;in rasathane kurdu&#8220; şeklinde  konuştu. Prof. Dr. Sezgin, G&uuml;lhane Parkı`nda kendisinin de kurucularından olduğu  İslam ve Teknoloji Tarihi M&uuml;zesi`nin bu ger&ccedil;ek dışı tarihsel bakışı  d&uuml;zelteceğini &uuml;mit ettiğini dile getirdi. T&uuml;rkiye ve yurt dışında m&uuml;zenin  tanıtımı i&ccedil;in &ccedil;ok az şey yapıldığını belirten Prof. Dr. Sezgin, &#8220;M&uuml;zenin  T&uuml;rkiye`de tanıtımı i&ccedil;in hemen hemen hi&ccedil; bir şey yapılmadı&#8220; serzenişinde  bulundu. -&#8220;MATEMATİK COĞRAFYA M&Uuml;SL&Uuml;MANLARIN İŞİ&#8220;- Hayatını adadığı  araştırmaları sonucu matematik coğrafya tarihinin Avrupalılar tarafından bug&uuml;ne  kadar yazılmadığını dile getiren Prof. Dr. Sezgin, kaynakların y&uuml;zde 20`sinin  Yunan, Hint ve modern Avrupa`ya y&uuml;zde 80`inin ise M&uuml;sl&uuml;manlara dayandığına  dikkati &ccedil;ekti. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Avrupalıların elinde 18. y&uuml;zyıla kadar İslam d&uuml;nyasındaki  enlem boylam haritalarının olduğunu s&ouml;yleyen Prof. Dr. Sezgin, &#8220;Matematik  coğrafya M&uuml;sl&uuml;manların işi. Biruni, matematik coğrafyayı m&uuml;stakil bir bilim  olarak kurdu&#8220; dedi. M&uuml;sl&uuml;manların enlem boylam derecelerini &ouml;l&ccedil;meyi Yunan ve  Hintlilerden aldıklarını ancak bu &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerde hata payının 22 derece olduğunu  s&ouml;yleyen Prof. Dr. Sezgin, Biruni`nin geliştirdiği metotla bu hata payını 6  dereceye d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; anlattı. Prof. Dr. Sezgin, okyanusta boylam derecelerini  bulmayı M&uuml;sl&uuml;man bilginlerin 15. y&uuml;zyılda tamamıyla başarmışken, Avrupa`da bunun  20. y&uuml;zyılın başında m&uuml;mk&uuml;n olduğunu kaydetti. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Beşeri coğrafya alanında ise İslam bilgini Makdisi`yi &ouml;rnek  g&ouml;steren Prof. Dr. Sezgin, &#8220;M&uuml;sl&uuml;manlar 10. y&uuml;zyılda beşeri coğrafyanın en  y&uuml;ksek noktasına ulaştı. 20. y&uuml;zyıl seviyesini biz 10. y&uuml;zyılda bulduk&#8220; diye  konuştu. -&#8220;T&Uuml;RKLERİN DAHA &Ccedil;OK MESAFE KAT ETMESİ LAZIM&#8220;- Prof. Dr. Sezgin,  bug&uuml;ne kadar T&uuml;rk&ccedil;e`ye &ccedil;evrilen eserinin olmadığını ancak T&uuml;rk bilim adamlarının  kendisini arayarak kaynak olarak eserlerini istediklerini s&ouml;yledi. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Kendisinden sonra bir halefi olup olmayacağının&#8220; sorulması  &uuml;zerine, enstit&uuml;s&uuml; ve orada birlikte &ccedil;alıştığı insanlar olduğunu s&ouml;yleyen Prof.  Dr. Sezgin, &#8220;85 yaşındayım, faal olarak idare ettiğim bir enstit&uuml;m var. Evet  aralarında Hollandalı &ccedil;ok iyi bir halef var&#8220; dedi. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Prof. Sezgin, &#8220;T&uuml;rk yok mu?&#8220; şeklindeki soru &uuml;zerine  &#8220;T&uuml;rklerin daha &ccedil;ok mesafe kat etmesi lazım&#8220; diye konuştu. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Prof. Dr. Sezgin, 1960 ihtilalinde T&uuml;rkiye`den ayrılmak  durumunda kalmasına rağmen, &uuml;lkesine bağlılığının sebebinin sorulması &uuml;zerine,  &#8220;Gittim ama, `&ccedil;alışacağım, memleketime faydalı olacağım` dedim. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Cidde`de vatandaşlık teklif edildi. `Bırakın T&uuml;rk kalayım`  dedim. Almanya`da da milletimi hi&ccedil; unutmadım daima kalbim bu millet i&ccedil;in &ccedil;arptı </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Kaynak: star gazetesi &#8212;2009-11-16</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana">Konuyla ilgili videolarımızı izleyiniz</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">&nbsp;</p>
<p style="line-height: 150%;"><object width="512" height="322"><param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="flashVars" value="id=10795367&#038;vid=3982552&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/6188/75561582.jpeg&#038;embed=1" /><embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=10795367&#038;vid=3982552&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/6188/75561582.jpeg&#038;embed=1" ></embed></object><br />
<a href="http://video.yahoo.com/watch/3982552/10795367" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/video.yahoo.com/watch/3982552/10795367?referer=');">Ha&ccedil;lı Zihniyetinin Bitmez T&uuml;kenmez HIrsı Ve Batı Zebaniyetinin Temelindekiler 01</a></p>
<div align="justify">
<p style="line-height: 150%;">&nbsp;</p>
</div>
<p style="line-height: 150%;"><object width="512" height="322"><param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="flashVars" value="id=10794563&#038;vid=3982060&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/6187/75558504.jpeg&#038;embed=1" /><embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=10794563&#038;vid=3982060&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/6187/75558504.jpeg&#038;embed=1" ></embed></object><br />
<a href="http://video.yahoo.com/watch/3982060/10794563" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/video.yahoo.com/watch/3982060/10794563?referer=');">Ha&ccedil;lı Zihniyetinin Bitmez T&uuml;kenmez HIrsı Ve batı Zebaniyetinin Temelindekiler 02</a>&nbsp;</p>
<p style="line-height: 150%;"><object width="512" height="322"><param name="movie" value="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="AllowScriptAccess" VALUE="always" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="flashVars" value="id=10794653&#038;vid=3982063&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/6187/75558846.jpeg&#038;embed=1" /><embed src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.2.46" type="application/x-shockwave-flash" width="512" height="322" allowFullScreen="true" AllowScriptAccess="always" bgcolor="#000000" flashVars="id=10794653&#038;vid=3982063&#038;lang=en-us&#038;intl=us&#038;thumbUrl=http%3A//l.yimg.com/a/p/i/bcst/videosearch/6187/75558846.jpeg&#038;embed=1" ></embed></object><br />
<a href="http://video.yahoo.com/watch/3982063/10794653" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/video.yahoo.com/watch/3982063/10794653?referer=');">Ha&ccedil;lı Zihniyetinin Bitmez T&uuml;kenmez HIrsı Ve batı Zebaniyetinin Temelindekiler 03</a></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1119" title="1" title="20 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/883-fuat-sezgin-hocadan-uygarlik-kitabi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNSANDA PREFRONTAL KORTEKS (İNSANİ GELİŞİM BÖLGESİ) NE İŞE YARAR</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/863-insanda-prefrontal-korteks-insani-gelisim-bolgesi-ne-ise-yarar.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/863-insanda-prefrontal-korteks-insani-gelisim-bolgesi-ne-ise-yarar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 11:30:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[DOÇ. DR. SEFA SAYGILI]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANDA PREFRONTAL KORTEKS]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANDA PREFRONTAL KORTEKS (İNSANİ GELİŞİM BÖLGESİ) NE İŞE YARAR]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANİ GELİŞİM BÖLGESİ]]></category>
		<category><![CDATA[KORTEKS]]></category>
		<category><![CDATA[NSANDA]]></category>
		<category><![CDATA[PREFRONTAL]]></category>
		<category><![CDATA[PREFRONTAL KORTEKS]]></category>
		<category><![CDATA[YARAR]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=863</guid>
		<description><![CDATA[İNSANDA PREFRONTAL KORTEKS (İNSANİ GELİŞİM B&#214;LGESİ) NE İŞE YARAR &#160; DO&#199;. DR. SEFA SAYGILI &#160; İnsan beyni 1400 gr.&#8217;dır. Evrimcilerin insanın en yakın atası olarak tanımladıkları şempanzenin beyni ise yalnızca...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">İNSANDA PREFRONTAL KORTEKS (İNSANİ GELİŞİM  B&Ouml;LGESİ) NE İŞE YARAR</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">DO&Ccedil;. DR. SEFA SAYGILI </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">İnsan beyni 1400 gr.&rsquo;dır. Evrimcilerin insanın en  yakın atası olarak tanımladıkları şempanzenin beyni ise yalnızca 400 gr.&rsquo;dır.  Şempanze beyni ile insan beyni arasındaki fark sadece ağırlıktan ibaret  değildir. Asıl dikkat &ccedil;ekici ayrıcalık, beynin &ouml;n kısmındaki Prefrontal  Korteksin(İnsani Gelişim B&ouml;lgesinin) insanda gelişmiş olmasıdır. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Bu &ouml;n alın lobu insana has bir &ouml;zelliktir.  Prefrontal Korteksin(İnsani Gelişim B&ouml;lgesinin) ne işe yaradığı &ouml;nceleri  bilinmiyordu. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Bilim adamları ona &ldquo;suskun b&ouml;lge&rdquo; diyorlardı.  Beynin başka b&ouml;lgeleri beyin ameliyatları sırasında elektrotlarla uyarıldığında  v&uuml;cudun ilgili kısımları hareket etmekteydi. Ama bu &ldquo;suskun b&ouml;lge&rdquo; hi&ccedil;bir uyarı  karşısında ne işe yaradığına dair bir ipucu vermiyordu. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Ne kadar uyarılırsa uyarılsın v&uuml;cuttan &ldquo;&ccedil;ıt&rdquo;  &ccedil;ıkmıyordu. Yalnızca araştırmayı yapan bilim adamlarından bazı sesler  &ccedil;ıkmaktaydı &ldquo;<strong><em>tanrım &ccedil;ıldırmak &uuml;zereyim, ne işe yarar bu Prefrontal  Korteks!</em></strong>&rdquo; </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Sağ ve sol frontal (alın) loblarından biri veya  ikisi zedelenmiş kişileri kadın erkek demeden inceleyen doktorlar, herhangi bir  arıza belirtisine rastlayamamanın şaşkınlığını yaşıyorlardı. Hastalar eskisi  gibi, hesap yapabiliyor, okuyup yazabiliyor, mesleklerini en ufak bir zorluk  &ccedil;ekmeden yapabiliyorlardı. Tekrar tekrar yapılan testlerde, anormal hi&ccedil;bir  bulguya rastlanmadı. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Evrimcilere g&uuml;n doğmuştu. Hemen a&ccedil;ıklama &uuml;st&uuml;ne  a&ccedil;ıklama yapmaya başladılar. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Prefrontal Korteks Evrimin en ge&ccedil; ve en son  &uuml;r&uuml;n&uuml;yd&uuml;. Ve tesad&uuml;f bu ya, Prefrontal Kortekse yapacak bir iş d&uuml;şmemişti.  D&uuml;ş&uuml;nebiliyor musunuz, Evrimcilere g&ouml;re beyin gibi, milyarlarca n&ouml;ronun  aralıksız faaliyetini s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; bir organda l&uuml;z&uuml;msuz bir par&ccedil;a vardı! Zaten  beynimizin hepsini kullanmıyorduk. Evrim bu b&ouml;lgeyi geliştirmişti ama daha taze  olduğundan hen&uuml;z kullanamıyorduk. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Belki ileriki bir ka&ccedil; milyon yılsonunda hem  beynimizin tamamını kullanabilecek hem de şu baş belası Prefrontal  Korteksin(İnsani Gelişim B&ouml;lgesinin) ne işe yaradığını &ouml;ğrenebilecektik. Fakat  Evrimi bir t&uuml;rl&uuml; i&ccedil;lerine sindiremeyen bazı bilim adamları vardı ki, onlar pes  etmediler. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Araştırmalarına devam ettiler. Elde edilen ilk  bulgu şuydu: &Ouml;n beyin loblarının &ccedil;ok ağır zedelenmesi durumunda, hastada kişilik  değişimlerinin izlerine rastlanıyordu. B&ouml;yle bir hastanın yakınları şunları  s&ouml;yl&uuml;yordu: </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3"><strong>&ldquo;<em>Kazadan sonra bambaşka biri oldu.&rdquo; </em></strong> </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3"><strong><em>Ağırlaştı, huysuzlaştı, suskunlaştı, her  şeye kayıtsız biri oldu &ccedil;ıktı. &ldquo;</em></strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3"><strong><em>&ldquo;&Ccedil;evresiyle ilgilendiği bile yok. &Uuml;stelik  edebsizleşti, ayıp nedir bilmiyor</em>.&rdquo; </strong></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Bu araştırmalar sonunda denilebilirdi ki;  Prefrontal Korteks alın loblarının en &ldquo;insana has&rdquo; b&ouml;lgesiydi. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Duygusallık, &ouml;zeleştiri melekesi, ahl&acirc;k&icirc;  kriterlere karşı hassasiyet, fedak&acirc;rlık, başkalarının kederine kayıtsız kalmama  gibi ancak bir insanda g&ouml;r&uuml;lebilecek ruhsal melekelerin Prefrontal Korteks ile  mutlaka bir ilintisi olmalıydı. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Lobotemili Hastalar Psikiyatrik hastaların  tedavisinde kullanılan bu g&uuml;nk&uuml; modern ila&ccedil;lar hen&uuml;z geliştirilmeden &ouml;nce, bu  t&uuml;r hastalar cerrah&icirc; yollarla tedavi edilmeye &ccedil;alışılırdı. Lobotomi ameliyatları  bu y&ouml;ntemlerden biriydi. Hastanın frontal loblarını beynin geri kalan  kısımlarına bağlayan beyaz sinir liflerini kesme şeklinde yapılıyordu. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><img width="593" height="465" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/themes/channel_tr/channel/images/beyinharitasi3.png" /></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Prefrontal Korteksin(İnsani Gelişim B&ouml;lgesinin)  &ouml;nemi bu şekilde tedavi edilmeye &ccedil;alışılan hastalar &uuml;zerinde yapılan  araştırmalar sonucunda daha iyi anlaşıldı. 1960&rsquo;lara kadar frontal lobotomi;  depresyon, anksiyete, fobiler ve saldırganlık gibi geniş yelpazeli, &ccedil;ok yoğun ve  ısrarlı duygusal reaksiyonların tedavisinde tercih edilen bir metoddu. 1936 ile  1978 yılları arasında ABD&rsquo;de 35.000 kişi bu cerrah&icirc; m&uuml;dahaleden ge&ccedil;irildi. Bu  hastalar &uuml;zerinde daha sonra yapılan değerlendirmeler, hastalarda şu &ouml;nemli  zihn&icirc; değişikliklerin ortaya &ccedil;ıktığını g&ouml;sterdi ve bu tip ameliyatlardan  katiyetle vazge&ccedil;ildi: </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; text-indent: -18pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoListParagraphCxSpFirst"><font face="Verdana" size="3">1-</font><span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-family: Verdana;"><font size="3">&nbsp;</font></span><font face="Verdana" size="3">Hastalar  karmaşık problem &ccedil;&ouml;zme yeteneklerini kaybediyorlardı. </font></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: -18pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font face="Verdana" size="3">2-</font><span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-family: Verdana;"><font size="3">&nbsp;</font></span><font face="Verdana" size="3">Belirli  hedeflere ulaşmak i&ccedil;in gerekli g&ouml;rev sıralamasını yapamıyorlardı. </font></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: -18pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font face="Verdana" size="3">3-</font><span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-family: Verdana;"><font size="3">&nbsp;</font></span><font face="Verdana" size="3">Aynı  anda birden fazla g&ouml;revi paralel bir şekilde y&uuml;r&uuml;tmeyi &ouml;ğrenemiyorlardı. </font></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: -18pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font face="Verdana" size="3">4-</font><span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-family: Verdana;"><font size="3">&nbsp;</font></span><font face="Verdana" size="3">Bazılarında  saldırganlık aşırı şekilde azalıyordu. Hırslarını tamamen yitirenler oluyordu. </font></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: -18pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font face="Verdana" size="3">5-</font><span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-family: Verdana;"><font size="3">&nbsp;</font></span><font face="Verdana" size="3">Ahlak&icirc;  değerlerini kaybetmelerine bağlı olarak, cinsellik ve tuvalet davranışları ile  ilgili konularda &ccedil;ekingenliklerinin azalmasıyla birlikte, bulundukları  ortamlarda problemler ve uyumsuzluklar yaşıyorlardı. </font></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: -18pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font face="Verdana" size="3">6-</font><span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-family: Verdana;"><font size="3">&nbsp;</font></span><font face="Verdana" size="3">Konuşulanı  anlayabilmelerine ve s&ouml;ylenenleri kavrayabilmelerine rağmen, uzun bir d&uuml;ş&uuml;nce  zincirini s&uuml;rd&uuml;remiyorlardı. Ruh halleri &acirc;ni değişimler g&ouml;steriyor,  sevecenlikten kızgınlığa, coşkudan deliliğe doğru değişimler yaşıyorlardı. </font></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: -18pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoListParagraphCxSpLast"><font face="Verdana" size="3">7-</font><span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; font-family: Verdana;"><font size="3">&nbsp;</font></span><font face="Verdana" size="3">Daha  &ouml;nceki hayatlarından kalma fonksiyonlarını iş hayatlarını s&uuml;rd&uuml;rebildikleri  halde, bunları yaparken ama&ccedil;sızdılar. Anlaşıldığı kadarıyla alnımızdaki beyin  par&ccedil;ası, h&uuml;r irademizin organıydı. </font></p>
<p style="text-align: justify; text-indent: -18pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoListParagraphCxSpLast">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Beyin kabuğunun (korteks) &ouml;teki b&ouml;lgelerindeki  doluluğun aksine hemen hemen boş ve belli bir fonksiyona ayrılmamış oluşu,  organlarımız i&ccedil;inde insan&icirc; niteliklere en &ccedil;ok karşılık gelen olmasındandır.  Hi&ccedil;bir belli amaca hizmet etmediği i&ccedil;in, her amaca a&ccedil;ıktır. Belli bir g&ouml;reve  tahsis edilmemiş bu beyin par&ccedil;asının esnekliği ve uyum sağlama yeteneği &ouml;ylesine  b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r ki, hasara uğramış beyin b&ouml;lgelerinin fonksiyonları şaşırtıcı oranda,  alnımızın arkasındaki beyin b&ouml;lgesinin faal durumu koruyan b&ouml;lgelerince  devralınabilmektedir. Bu suskun zannedilen beyin par&ccedil;ası, birka&ccedil; milyar sinir  h&uuml;cresiyle birlikte, insan davranışlarının o geniş yelpazesindeki &ccedil;eşitli  imk&acirc;nların madd&icirc; temelini oluşturur. </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Yaratıcıya inanmaktan, </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">puta tapmaya, </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">b&uuml;t&uuml;n &ccedil;&uuml;r&uuml;t&uuml;lm&uuml;şl&uuml;ğ&uuml;ne rağmen evrim teorisinin  peşinde s&uuml;r&uuml;klenmekten, </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">d&uuml;r&uuml;st bir bilim adamı olmaya, cinayet işlemekten,  sanat eseri ortaya koymaya, </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">bir ideal uğruna kendini feda etmekten, </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">binlerce insanın hakkını gasp etmeye kadar </font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">hemen hemen sınırsız bir zemin &uuml;zerinde hareket  edebilme yeteneğimizi de alnımızın i&ccedil;ine yerleştirilmiş bu beyin par&ccedil;ası ile  ger&ccedil;ekleştiririz.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">&nbsp;</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3"><strong>Not</strong>: <em>İnsani Gelişim B&ouml;lgesi</em> ifadeleri ve  konuya ait resim konunun daha iyi anlaşılması i&ccedil;in sitemiz edit&ouml;r&uuml; tarafından  eklenmiştir.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3"><strong>Konuyu takip eden ve Resmi hazırlayan</strong>:  İnsani gelişim hizmetk&acirc;rı Beyin Antren&ouml;r&uuml; Sevgipolog Kemal Ko&ccedil;ak</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;" class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3"><strong>Kaynak</strong>: <a style="color: blue; text-decoration: underline;" target="_blank" href="http://www.zaferdergisi.com/makale-227-prefrontal-korteks-ne-ise-yarar.html" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.zaferdergisi.com/makale-227-prefrontal-korteks-ne-ise-yarar.html?referer=');"> Zafer Dergisi</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1058" title="1" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/863-insanda-prefrontal-korteks-insani-gelisim-bolgesi-ne-ise-yarar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TARİH BOYUNCA BRÜTÜSLER</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/103-tarih-boyunca-brutusler.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/103-tarih-boyunca-brutusler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 10:58:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[BOYUNCA]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Sen de mi Br&#252;t&#252;s! &#160;Dostlarını, davalarını, saflarını terk edenler d&#252;şmanların ağına d&#252;ş&#252;yor. Grubunu terk eden eski g&#252;nlerine, eski b&#252;y&#252;klerine, eski kutsallarına saldırıyor. Tarih boyunca Br&#252;t&#252;sler hep var oldu, bundan sonra...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0px 5px;"><font face="Arial" size="4">Sen de mi Br&uuml;t&uuml;s! </font><br />
&nbsp;<font face="Verdana" class="content" style="font-size: 10pt;">Dostlarını, davalarını, saflarını terk edenler d&uuml;şmanların ağına d&uuml;ş&uuml;yor. Grubunu terk eden eski g&uuml;nlerine, eski b&uuml;y&uuml;klerine, eski kutsallarına saldırıyor. Tarih boyunca Br&uuml;t&uuml;sler hep var oldu, bundan sonra da olacak. Sahi kimdir g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n Br&uuml;t&uuml;sleri? </font></p>
<p style="margin: 0px 5px;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font face="Verdana" class="content" style="font-size: 10pt;">Shakespeare, Julius Sezar adlı eserinin o en bilinen sahnesinde &quot;Et tu Brutus?&quot; (Sen de mi Br&uuml;t&uuml;s?) dedirtir Sezar&#8217;a. Sonra elbisesini başına &ccedil;ekip &quot;&Ouml;yleyse &ouml;l Sezar!&quot; diyerek kaderini m&uuml;h&uuml;rleyecek 23 han&ccedil;er darbesine bırakır kendini. Psikologlar, edebiyat tarihinin bu en meşhur satırlarında bir hastalık ve bir travmanın bulgularını g&ouml;r&uuml;rler. Tıp literat&uuml;r&uuml;ne Br&uuml;t&uuml;s Kompleksi diye giren hastalık, hastanın kendini b&uuml;y&uuml;ten, koruyan, kendine bakan kişiye karşı kin besleme, onu ortadan kaldırma, onun g&ouml;lgesinde kalmaktan kurtulma arzusu olarak tanımlanabilir. Buna karşılık &quot;&Ouml;yleyse &ouml;l Sezar!&quot; c&uuml;mlesi 1991 yılında Prof. Jenifer J. Freyd&#8217;in literat&uuml;re kazandırdığı &#8216;İhanet Travması&#8217;nın temel bulgusu. Freyd, &ouml;zellikle kendisini korumasını beklediği kişilerin ihanetine uğrayanların sonu intihara kadar varabilen bir travma ge&ccedil;irdiklerini kaydediyor. </p>
<p><strong>TARİH BOYUNCA BR&Uuml;T&Uuml;SLER</strong></p>
<p>Marcus Junius Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml;n hik&acirc;yesi Voltaire ve Shakespeare&#8217;in kalemlerinden &ccedil;ıkmamış olsaydı &#8216;en yakınından gelen ihanete&#8217; verilecek &ouml;zel bir ad olmayacaktı. Br&uuml;t&uuml;sler, tarih boyunca oldukları &uuml;zere hep var olacaklar, ama adları hain, d&ouml;nek, satılmış gibi kelimelerin arasında kaynayıp gidecekti. Oysa Br&uuml;t&uuml;sler nitelikli birer ter&ouml;risttirler. Sadece ihanet ettikleri eski dostlarını değil, dostluğa, kardeşliğe, davaya inanan herkesi hedef alır ve herkese zarar verirler. Br&uuml;t&uuml;slerin &#8216;ilk han&ccedil;eri vurdukları&#8217; o ihanet anı eski dostların, dava arkadaşlarının arasında sosyal-psikoloji uzmanlarının &quot;Kennedy Etkisi&quot; dedikleri bir patolojiye yol a&ccedil;ar.</p>
<p>Bu patoloji ihanetin o anını unutulmaz kılar ve yaşayanların hafızasına donuk bir kare olarak kazır. John F. Kennedy vurulduğu g&uuml;n, o beklenmedik ihanetin şahitleri i&ccedil;in zaman durmuştur. Yıllar sonra bile herkes o anda nerede olduğunu, ihanetin haberini nasıl aldığını, neler hissettiğini en ince ayrıntısına kadar hatırlar. Bu t&uuml;r donuklaşmış kareler toplulukların hayatında arttık&ccedil;a kardeşlik ve vifak duyguları zedelenir, soyut idealler geliştirememiş ruhlar &uuml;mitsizliğe ve ye&#8217;se kapılır. Bu anlamda Br&uuml;t&uuml;sler tıpkı ter&ouml;ristler gibi toplumu hedef alır; kargaşa, dağılma ve g&uuml;vensizlik atmosferini yaymaya &ccedil;alışır; tıpkı ter&ouml;ristler gibi medyayı kullanır; tıpkı ter&ouml;ristler gibi kendi amellerini kutsal veya &uuml;st&uuml;n bir davanın fiiliyata d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş hali gibi sunarlar.</p>
<p>Tıpkı b&uuml;t&uuml;n nitelikli ter&ouml;ristler gibi Br&uuml;t&uuml;sler de sevilmezler. Bunun en &ccedil;arpıcı &ouml;rneği Romalı Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml;n kendisidir. Senat&ouml;r arkadaşları ile birlikte Sezar&#8217;ın sert ve haris politikalarının Roma&#8217;yı yıkmakta olduğuna ve halk i&ccedil;in en iyi y&ouml;netimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanan Br&uuml;t&uuml;s, kendisini evlat edinmiş Sezar&#8217;a ilk han&ccedil;eri indirdikten sonra halka seslenmiş ve &quot;Ulu Roma&#8217;nın insanları! Bir kez daha &ouml;zg&uuml;r&uuml;z!&quot; demişti. Ancak Sezar b&uuml;t&uuml;n diktat&ouml;r eğilimlerine rağmen halk tarafından seviliyordu. Dahası onu &ouml;ld&uuml;renlerin arasında bizzat kendi evlatlığının bulunması halkın duygularını galeyana getirmişti. Bir kurtarıcı değil, hain katiller olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ler. Doğuya ka&ccedil;ıp b&uuml;t&uuml;n bir Roma İdeali&#8217;ni terk ettiler. Br&uuml;t&uuml;s kendisini felsefeye adadı ve bir yıl i&ccedil;inde de intihar etti. </p>
<p><strong>GİZLİ G&Uuml;NDEM BR&Uuml;T&Uuml;SLEŞTİRİYOR</strong></p>
<p>Kişilik bozukluklarının s&ouml;m&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; psikolojik harp taktikleri &uuml;zerine uzman Psikiyatr Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Br&uuml;t&uuml;slerin b&uuml;y&uuml;k bir kısmının gizli g&uuml;ndemi olan kişilerden &ccedil;ıktığı kanaatinde. Kurumsal ve grupsal sadakat oluşumu &uuml;zerine yapılan &ccedil;alışmalar bu sadakatin kaybının &ouml;zellikle kurum veya grup i&ccedil;inde kendine ait bir g&uuml;ndemi olan &#8216;liderlik tutkulu&#8217; insanlarda g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ortaya koymuş. Nevzat Tarhan, bu kişilerin gruba bağlanma nedenlerinin muğlak ilkelere değil mutlak faydaya bağlı olduğunu, dolayısıyla da bu kişilerin şartlara g&ouml;re durum değiştirebileceklerini s&ouml;yl&uuml;yor. Tarhan&#8217;ın baş &ouml;rneği de yine tarihsel Br&uuml;t&uuml;s.</p>
<p>Ger&ccedil;ekten de mevcut tarih&icirc; ve edeb&icirc; malzeme Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml; daha en erken d&ouml;nemlerde maddi &ccedil;ıkarlarına birinci planda &ouml;nem vermiş, kendisi en g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmadığı d&ouml;nemlerde muhakkak g&uuml;&ccedil;l&uuml; birinin g&ouml;lgesinde palazlanmayı beklemiş, ka&ccedil;ınılmaz g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; devrimlere destek vermiş bir faydacı olarak g&ouml;steriyor. Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml;n gen&ccedil;lik yıllarında tefecilik yaptığı, Pompey adlı ordu komutanının g&uuml;&ccedil;lenmesi &uuml;zerine Sezar&#8217;a karşı girişilen savaşta Pompey&#8217;in yanında yer aldığı, Pompey&#8217;in yenilmesinden sonra Sezar&#8217;ın kendi annesiyle olan evlilik dışı ilişkisini kullanarak affedilmeyi başardığı ve bundan sonra Sezar&#8217;ın yanında &ccedil;alışmaya başladığı biliniyor.</p>
<p>Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml;n, Sezar tarafından evlatlık edinilmesi ve senatoda &ouml;nemli bir g&ouml;reve getirilmesine karşın i&ccedil;ten i&ccedil;e bacanağı Cassius ile birlikte kurduğu komplo da tam bir &#8216;gizli g&uuml;ndem&#8217; g&ouml;stergesi. Br&uuml;t&uuml;s ve Cassius&#8217;un başını &ccedil;ektiği klik kendisine &#8216;Liberaller&#8217; adını vermiş ve Sezar&#8217;ın gittik&ccedil;e diktat&ouml;rleşen y&ouml;netimine karşı &ouml;rg&uuml;tlenmiş olsa da Br&uuml;t&uuml;s kendisine &#8216;oğlum&#8217; diye hitap eden Sezar&#8217;a bu g&uuml;ndemini sezdirmemiş. Shakespeare gibi yazarlar Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml; y&uuml;ksek idealleri olan bir kahraman olarak lanse etse de tarih Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml; bir &quot;baba katili ve ideallerinden &ccedil;ok kendi liderlik hayallerine kilitlenmiş bir makam d&uuml;şk&uuml;n&uuml;&quot; olarak hatırlar.</p>
<p>Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml;n Sezar cinayetinden sonra halka yaptığı konuşma aslen bacanağı Cassius&#8217;un kaleminden &ccedil;ıkmış olsa gerektir. Br&uuml;t&uuml;s, Sezar&#8217;la dost olduklarını, onu &ccedil;ok sevdiğini ama Roma&#8217;yı Sezar&#8217;dan ve Sezar&#8217;ın Roma&#8217;yı sevdiğinden daha &ccedil;ok sevdiğini s&ouml;yler. Kendince Helen şehir devletlerinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; demokrasiyi Roma&#8217;ya taşımak, Roma insanının mutluluğunu sağlamak istemiştir. Br&uuml;t&uuml;s, tarihin b&uuml;t&uuml;n Br&uuml;t&uuml;sleri gibi resmin tamamını g&ouml;rmekten aciz bir fıtrattır. Sezar&#8217;ın ortadan kaldırılmasının cumhuriyet rejimini geri getireceğini zanneder. Oysa Br&uuml;t&uuml;s&#8217;ten sonra halka bir konuşma yapan General Mark Antony, halkın Sezar&#8217;a olan sevgisini kullanarak Br&uuml;t&uuml;s ve ekibinin planlarını alt&uuml;st eder.</p>
<p><strong>İNTİKAM HİSSİNE KURBAN EDİLEN EBEDİ SAADET</strong></p>
<p>Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml;n iplerini elinde tutan ger&ccedil;ek komplocunun Cassius olduğu s&ouml;ylenir. Kendisi Sezar&#8217;ın yerine ge&ccedil;mek ihtirası ile yanıp tutuşur, ama bunun i&ccedil;in gerekli hamleyi kendi başına yapamayacak kadar korkaktır. Bu sebeple Sezar&#8217;a olan bağlılığının g&ouml;stermelik olduğunu keşfettiği Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml; kullanır. Aslında uyumlu, s&uuml;r&uuml;y&uuml; takip eden bir kuzu g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml; sergileyen Br&uuml;t&uuml;s, Cassius&#8217;un cinayet fikrini ilk duyduğunda &ccedil;ekimser kalmıştır. Ama zamanla Cassius&#8217;un etki alanına girer ve yaptığı işin tarihin seyrini değiştirecek &ccedil;ok hayırlı bir şey olduğuna inanmaya başlar. Gariptir ki yaptığı her şeyi Roma&#8217;nın iyiliği i&ccedil;in yaptığına inanan Br&uuml;t&uuml;s, tarih mahkemesinde baba katili olarak h&uuml;k&uuml;m giyerken hain ve kurnaz Cassius&#8217;un komplonun mimarı olduğu unutulmuştur. Yine de Mark Antony, Cassius&#8217;a tarih kadar merhametli olmamış, o da bir savaş sırasında ele ge&ccedil;irileceğini anlayınca intihar etmiştir.</p>
<p>Gizli g&uuml;ndemleri dolayısıyla i&ccedil;inde bulundukları gruba sur&icirc; bir bağlılık g&ouml;sterenlerin Br&uuml;t&uuml;sleşmesi Roma k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne has bir şey değildir. Hz. Resulullah&#8217;ın ashabının i&ccedil;ine sızmış &ouml;yle kimseler vardır ki bunlar Ashab-ı Resulullah&#8217;dan olma şansını k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kan davasına veya kavim asabiyesine feda etmişlerdir. Mikyas ibn Sub&acirc;be bu talihsizlerden biridir. Kardeşi Hişam b. Sub&acirc;be kendisinden &ouml;nce M&uuml;sl&uuml;man olmuş, ancak bir gazvede onu m&uuml;şriklerden zanneden bir M&uuml;sl&uuml;man tarafından &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. Bu olaydan sonra M&uuml;sl&uuml;man olduğunu s&ouml;yleyerek Medine&#8217;ye gelen Mikyas, kardeşinin kanı i&ccedil;in kısas istedi. Ancak Hz. Peygamber Aleyhisselam &ouml;ld&uuml;rmenin hata ile olduğu i&ccedil;in diyet &ouml;denmesine karar verdi. Diyet kendisine &ouml;dendiği halde Mikyas bir yolunu bularak kardeşini &ouml;ld&uuml;ren kişiyi &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Bundan sonra da Mekke&#8217;ye ka&ccedil;arak irtidad eyledi. </p>
<p>Gizli g&uuml;ndemleri dolayısıyla Kur&#8217;an&#8217;ın levmettiği Abdullah b. &Uuml;beyy ve onu takip eden Evs ve Hazrec m&uuml;nafıklarının hik&acirc;yesi de İslam tarihi boyunca Br&uuml;t&uuml;s fıtratlılar hakkında &uuml;mmete ibret olmuştur. Bakara Suresi 8-16 ayetlerinde bu insanların kalbinde bir hastalık olduğundan bahsedilir. </p>
<p>Prof. Nevzat Tarhan, Br&uuml;t&uuml;slerin bir kısmının hakikaten hasta olduğu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde. Bazı kişilerin tıpta siklotimik kişilik denilen manik depresif bir iki u&ccedil;lu duygu durum bozukluğu sergilediğini belirten Tarhan, bu kişilerin ifratla tefrit arasında gelip giden bir karaktere sahip olduklarını s&ouml;yl&uuml;yor. Siklotimik kişiler beyinleri ile kalplerini aynı anda kullanamıyor ve davalarına sadece hislerle bağlanıyor. Tarhan, bu a&ccedil;ıdan grup sadakati &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;rken sadakatte aşırıya giden kişilere dikkat etmek gerektiğini, bunların sarka&ccedil; gibi bir anda &ouml;te uca ge&ccedil;ebileceklerini s&ouml;yl&uuml;yor. </p>
<p><strong>HACI MURAT&#8217;IN İHANETİ</strong></p>
<p>Kişiliği iki kutup arasında gidip gelen, bu arada b&uuml;y&uuml;k dava &ouml;nderliğinden hainliğe ge&ccedil;iş yapan meşhur bir isim Kuzey Kafkasya kahramanı Hacı Murat. Dağıstanlı Hacı Murat&#8217;ın adı &uuml;nl&uuml; yazarların eserlerine isim olmuş. &Ccedil;oğunluk birbiriyle &ccedil;elişen halk hik&acirc;yelerinin arasından sağlıklı bir Hacı Murat &ouml;yk&uuml;s&uuml; &ccedil;ıkarmak hemen hemen imk&acirc;nsız. Onun muhteşem bir savaş&ccedil;ı olduğu muhakkak. Ama kan davalısı Hamzat Beg&#8217;i &ouml;ld&uuml;rtmesi daha erken yaşlarda isminin yanına bir soru işareti koydurdu.</p>
<p>Ruslarla işbirliği yapan Avar Hanı Ahmet&#8217;in komplosuyla tutuklanmış, esir edilmiş, esaretten ka&ccedil;mış ve Şeyh Şamil&#8217;e katılarak dillere destan bir direniş savaşı başlatmıştı. Ama 1851 yılında Ruslara karşı zafer &uuml;zerine zafer kazandığı bir d&ouml;nemde birden, bire Rusların tarafına ge&ccedil;tiğini bildirdi. Bu o kadar beklenmedik bir olaydı ki &ccedil;oğu yandaşı bunun Şeyh Şamil ile birlikte yaptıkları bir plan olduğuna inanmayı tercih etti. Hacı Murat iki yıl kadar bir Rus kalesinde yaşadı. 4 Nisan 1893&rsquo;te bulunduğu kaleden ka&ccedil;maya &ccedil;alışırken kendisini takip eden Rus askerleriyle giriştiği &ccedil;arpışmada &ouml;ld&uuml;. Bazıları kaleden ka&ccedil;ışının, hatasını anlaması &uuml;zerine Şeyh Şamil&#8217;e katılmak &uuml;zere girişilmiş bir macera olduğu kanaatindedir. Başkaları da tek derdinin Şeyh Şamil&#8217;in hapishanelerinde bulunan ailesini kurtarmak olduğunu s&ouml;ylerler. Her durumda Hacı Murat Ruslara sığınmanın yanlış olduğunu anlamıştı. Ama geri d&ouml;n&uuml;ş yolu gidiş yolu kadar p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z değildi. </p>
<p><strong>BUNAMA SALDIRGANLAŞTIRIYOR</strong></p>
<p>1851 yılında Rus ordusuna yazılan Lev Tolstoy, &Ccedil;e&ccedil;enistan cephesinde savaşmaya g&ouml;nderilmişti. Cephedeki yıllarında Hacı Murat&#8217;ı yakinen tanıma, onunla ilgili b&uuml;t&uuml;n halk hik&acirc;yelerini dinleme imk&acirc;nı buldu. 1904 yılında yazdığı Hacı Murat adlı eseri 1912 senesinde yayımlandı. Hacı Murat, Rusların &Ccedil;e&ccedil;enistan ve Dağıstan cephelerinde yaydıkları dehşeti ve bunun karşısında direnmeye &ccedil;alışan gururlu bir halkın kendi gururuna yenilen bir liderinin hik&acirc;yesini anlatır. Hacı Murat dağların iki aslana dar geldiği bir zamanda aslanca &ouml;lmeyi kendine yedirememiş, Rusların bilemediğimiz teklifleri karşısında Şeyh Şamil&#8217;in Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml; olmuştu. </p>
<p>Prof. Nevzat Tarhan genellikle belli yaşın &uuml;st&uuml;ndeki Br&uuml;t&uuml;slerde g&ouml;r&uuml;len bir hastalığın da gizli bir bunama &ccedil;eşidi olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor. Bu insanlar sağlıklı iken davaları uğruna b&uuml;y&uuml;k fedak&acirc;rlıklarda bulunurken birdenbire sapma g&ouml;steriyorlar. Tarhan, bunların bir kısmında Gizli Demark denilen ve unutkanlık emaresi g&ouml;stermeyen bir t&uuml;r bunamanın olduğunu, bu insanların utanma ve acıma duygularını kaybettiğini s&ouml;yl&uuml;yor. Bu hastalarda anatomik olarak beynin &ouml;n b&ouml;lgesinde k&uuml;&ccedil;&uuml;lme ve erime yaşanıyor. Bunun paralelinde o g&uuml;ne kadar kontroll&uuml;, edepli, &ccedil;alışkan, d&uuml;r&uuml;st ve ilkeli bir kişilik sergileyen hasta birdenbire grubuna, davasına veya şirket ideallerine olan inancını kaybediyor. Bu hastalar tutunacakları yeni bir ideal oluşturamadıklarından eski dostlarına saldırmayı bir varlık gayesi haline getiriyorlar. Tarhan, ilerlemiş yaş kadar şeker hastalığı, damar sertliği ve kafa travmalarının da bu hastalığa sebep olabileceğini ifade ediyor. </p>
<p>İster bunama sonucunda olsun isterse basit bir &#8216;su&ccedil;luluk duygusunun bastırılması mekanizması olsun&#8217; Br&uuml;t&uuml;slerin sıradan d&ouml;neklerden en &ouml;nemli farkları davalarını terk etmekle kalmayıp, eski dava arkadaşlarına saldırmaya başlamaları. İnsanlık tarihi &ccedil;eşitli sebeplerle davalarına ihanet edenlerin karşı cephenin &#8216;uşağı&#8217; ve &#8216;konuşan ağzı&#8217; olduğu &ouml;rneklerle dolu. İslam tarihinin b&ouml;ylesi Br&uuml;t&uuml;slerle tanışması ne yazık ki olduk&ccedil;a erken olmuş. Hayatının bir d&ouml;nemini Ashab-ı Resulullah i&ccedil;inde zek&acirc;t memuru olarak ge&ccedil;iren Abd&uuml;luzza b. Hatal bunlardan biri. </p>
<p>İbn Hatal M&uuml;sl&uuml;man olduktan sonra Resulullah Aleyhisselam ona Abdullah adını vermiş ve onu zek&acirc;t memuru olarak g&ouml;revlendirmişti. Bu g&ouml;revi sırasında kendisine yardım etmesi i&ccedil;in bir k&ouml;le de tahsis edilmişti. İbn Hatal bir g&uuml;n bu k&ouml;lesiyle zek&acirc;t toplamak i&ccedil;in yolculuğa &ccedil;ıkmıştı. K&ouml;lesi uyuyakalıp kendisine yemek hazırlamadığı i&ccedil;in zavallı adamı d&ouml;verek &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Bundan sonra da yaptığı işten &uuml;rkerek Mekke&#8217;ye ka&ccedil;tı ve eski dinine geri d&ouml;nd&uuml;. İbn Hatal yaptığı işten &ouml;ylesine utanmıştı ki bunu bastırmak i&ccedil;in Resulullah&#8217;ı hicveden şiirler yazmaya başladı. Hatta iki şarkıcı kadın tutup bunlara yazdığı şiirleri şarkı olarak s&ouml;yletiyor ve bununla kendi su&ccedil;luluk duygusunu bastırmaya &ccedil;alışıyordu. </p>
<p><strong>VAHİY KATİPLİĞİNDEN İFTİRA HATİPLİĞİNE</strong></p>
<p>Resulullah&#8217;ı tanıma şerefine nail olmuş, ama fıtratındaki kendini beğenme ve beğendirme arzusundan dolayı b&uuml;y&uuml;k bir imtihan atlatmış isimlerden biri de Abdullah b. Sa&#8217;d b. Eb&icirc; Serh. İbn Eb&icirc; Serh Mekke&#8217;de M&uuml;sl&uuml;man olmuş ve Medine&#8217;ye hicret etmişti. Eli kalem tutan zeki bir insandı. Vahiy k&acirc;tipleri arasında yer almıştı. Vahiy nazil olurken Arap&ccedil;a&#8217;nın kendine has i&ccedil; uyumu İbn Eb&icirc; Serh gibi eğitimli insanların vahyin geri kalan kısmını tahmin etmelerini sağlardı. Fakat İbn Eb&icirc; Serh bunu kendisine has bir kabiliyet olarak g&ouml;rd&uuml;. Daha Medine&#8217;de iken vahiy hakkında Hz. Peygamber Aleyhisselamı kıracak iftiralar uydurdu. Bunların duyulduğunu fark edince de Mekke&#8217;ye ka&ccedil;tı. Orada kendisine bir yer edinebilmek i&ccedil;in eski dinine geri d&ouml;nd&uuml; ve vahiy k&acirc;tipliği yaparken bazı kısımları kendisinin kasten değiştirdiği gibi yalanlar s&ouml;yleyerek m&uuml;şrikleri eğlendirmeye &ccedil;alıştı. Mekke&#8217;nin fethinden sonra s&uuml;t kardeşi Hz. Osman&#8217;a sığındı ve yeniden M&uuml;sl&uuml;man oldu. Bundan sonra hayatı boyunca samimi bir M&uuml;sl&uuml;man olarak yaşamış olsa da Mısır&#8217;a vali tayin edildiğinde halk onu kabullenmek istemedi. Hz. Osman&#8217;ın şehit edilmesinden sonra da Filistin sahillerine yerleşerek yalnız bir şekilde &ouml;ld&uuml;. </p>
<p>Modern d&ouml;nemde inancını kaybedip İslam karşıtı bir s&ouml;ylem benimseyen isimlerden biri de İbn Warraq&#8217;dır. Hindistanlı M&uuml;sl&uuml;man bir ailenin &ccedil;ocuğu olan İbn Warraq İngiltere&#8217;deki eğitimi sırasında dinini kaybetmekle kalmamış, azılı bir İslam eleştirmenine d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. &quot;Why I am not a Muslim? &#8211; Neden M&uuml;sl&uuml;man değilim?&quot; adlı eseri İngilizce konuşan d&uuml;nyada en &ccedil;ok satanlar listesine girmiştir. </p>
<p>İbn Warraq&#8217;ın İslam ve Hz. Muhammed Aleyhisselam hakkındaki iftiraları modern d&ouml;nem anti-İslamcı s&ouml;ylemin bulduğu hemen her iftirayı son noktasına kadar g&ouml;t&uuml;r&uuml;r: İftiralarında Efendimiz Aleyhisselam eski kitapları incelemiş ve bunların &uuml;zerine kendi dogmatizmini kurgulamış bir d&acirc;hiye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. M&uuml;sl&uuml;manlar dinlerini sorgularlarsa inan&ccedil;larını kaybedecekleri korkusuyla ger&ccedil;eklerden ka&ccedil;an bir cahil adamlar g&uuml;ruhu, namaz İran&#8217;dan alınmış bir rit&uuml;el, hac ve s&uuml;nnet Cahiliye Araplarının geleneği, baş&ouml;rt&uuml;s&uuml; ve el a&ccedil;arak dua etme k&ouml;t&uuml; ruhları kovmaya y&ouml;nelik primitif dinlerin geliştirdiği mekanizmalar&#8230; Hasılı Warraq&#8217;ın sunduğu İslam hemen her y&ouml;n&uuml;yle kendinden &ouml;nceki kaynaklardan alınmış bir uydurmalar silsilesidir. </p>
<p>İbn Warraq&#8217;ın satırlarında İslam şiddetle, Bin Ladin&#8217;le, ırk&ccedil;ılıkla, Yahudi d&uuml;şmanlığıyla, anti-demokratik eğilimlerle, dogmayla, k&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne anlaşılamayan bir kutsal kitaba bağlanmakla eşdeğerdir. İbn Warraq i&ccedil;in İslam&#8217;ı benimsememek yeterli değildir. Ayağa kalkıp ona karşı aktif m&uuml;cadele etmek gerekir. Karikat&uuml;r krizi sırasında bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; net bir şekilde ifade eden İbn Warraq, bu konuda susmanın dahi &quot;İslam&#8217;ın d&uuml;nyanın umumuna dayatmaya &ccedil;alıştığı totaliter ideolojiye hizmet etmek olacağını&quot; iddia etmiştir. </p>
<p><strong>TEHLİKE SİNYALİ VERİYORLAR</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nevzat Tarhan grup sadakatinin kırılması sonrasında saldırgan ve aşırı eleştirel politikalar benimseyenlerin genellikle grup i&ccedil;indeyken de sinyal verdiklerini s&ouml;yl&uuml;yor. Ona g&ouml;re davasını veya grubunu terk eden kişilerin eski dostlarına veya ideolojilerine acımasız eleştiriler y&ouml;neltmeleri, hatta arada iftiraya başvurmaları kişilikleriyle alakalı. Bu kişilerin yalan s&ouml;ylemeye yatkın kişilik yapılarına sahip olduklarını s&ouml;yleyen Tarhan, &ccedil;ıkara bağlı, ilke ve y&uuml;ksek ideallere değil kendi menfaatlerine &ouml;nem veren, egosentrik, sahtecilik eğilimli kişilerin daha grup i&ccedil;indeyken &#8216;her masada farklı hik&acirc;ye anlatan&#8217; kişiler olduğunu kaydediyor. Bu insanlar kendi eksikliklerini kişilikleri etrafında uydurdukları hik&acirc;yelerle kapatıyor, sıklıkla yemin ediyor, periyodik olarak namus ve d&uuml;r&uuml;stl&uuml;k konferansları veriyorlar. </p>
<p>Tarhan bu kişilerin ben-merkezcil yapılarından dolayı kendilerini sorgulayamadıklarını, bu sebeple de sağlıklı değişim g&ouml;steremediklerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. İnsan doğası değişen şartlarla birlikte d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; gerekli kılıyor. Ama kendilerini sorgulayamayanlar d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m yerine başkalaşma yaşıyorlar. Başkalaşma beraberinde su&ccedil;luluk duygusunu, bu da bir bastırma mekanizması olarak saldırganlığı getiriyor. &quot;Ben de iyi, o da iyi ama ben bunu se&ccedil;tim.&quot; diyemeyen bu Br&uuml;t&uuml;sler, eskiyi k&ouml;t&uuml;lemeyi tek yol olarak g&ouml;r&uuml;yorlar. </p>
<p>Br&uuml;t&uuml;sl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; eskinin acımasız eleştirileri &uuml;zerine kurgulamış tarih&icirc; şahsiyetlerden biri &uuml;nl&uuml; Fransız devrimcisi Danton&#8217;dur. Fransız İhtilali&#8217;nin bu kritik ismi devrimin en &ouml;nemli ayaklanmalarında yer almış, kralın idam edilmesinde s&ouml;z sahibi olmuştu. Monarşiye olan tepkisini ifadede kullandığı ağır dil onu Jakobenlerin etkin s&ouml;zc&uuml;lerinden biri haline getirmişti. S&ouml;ylemi Adalet Bakanı olduktan sonra da devam etti ve meşhur 2 Eyl&uuml;l Katliamı&#8217;nda hapishanelerde yatan kişilerin rejim aleyhtarı olsun olmasın &ouml;ld&uuml;r&uuml;lmelerini sağladı. </p>
<p>Danton kendisi gibi avukat olan Roberspierre&#8217;in y&ouml;netimi ele ge&ccedil;irmesinde etkin oldu. Fransız tarihine &#8216;Ter&ouml;r&uuml;n H&uuml;k&uuml;mranlığı&#8217; d&ouml;nemi olarak ge&ccedil;en ve bizzat &#8216;ter&ouml;r&#8217; kelimesinin &uuml;retilmesine yol a&ccedil;an bu d&ouml;nemde Danton&#8217;un adı bir dizi kirli işe karıştı. Siyasetten bir m&uuml;ddet uzaklaşmak zorunda kalan Danton, Paris&#8217;te tekrar boy g&ouml;sterdiğinde bu kez yeni rejimin eleştirmeniydi. Kendi kurguladığı Roperspierre rejimini &#8216;aşırıya gitmekle&#8217; su&ccedil;layan Danton, bu tutumuyla hem radikal devrimcilerin hem de Roberspierre y&ouml;netiminin d&uuml;şmanı haline geldi. Sonunda da y&ouml;netim tarafından giyotine g&ouml;nderildi. Danton tarihe &#8216;d&ouml;neklerin kahramanı&#8217; olarak ge&ccedil;ti. </p>
<p><strong>EN Y&Uuml;ZS&Uuml;Z BR&Uuml;T&Uuml;SLER SOLDAN &Ccedil;IKTI</strong></p>
<p>Sovyet Rusya&#8217;da Br&uuml;t&uuml;s adının yerine Kautsky adı kullanılırdı. Kautsky bir zamanlar 2. Sosyalist Enternasyonel&#8217;i y&ouml;netmiş, d&ouml;neminin bir numaralı Marksist otoritesi kabul edilen bir kişiydi. Ancak &ouml;zellikle Lenin y&ouml;netiminin g&ouml;sterdiği diktat&ouml;r eğilimler karşısında Marksizm&#8217;e olan inancını kaybetti. Fakat tarafsız da kalmadı. Bir anda burjuva parlamentarizminin, Avrupa Birleşik Devletleri idealinin, liberal demokrasinin savunucusuna d&ouml;n&uuml;şt&uuml;. Bu arada Marksist s&ouml;yleme ağır eleştiriler getirmeye başladı. &Ouml;yle ki Marks ve Lenin&#8217;in b&uuml;t&uuml;n devrimci g&ouml;r&uuml;şlerini yerden yere vuruyordu. Lenin&#8217;in ifadesiyle Marks ve Engels&#8217;in kırk yıl boyunca anlattığı her şeyi denize atmış, bir burjuva uşağına d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. </p>
<p>Sovyetlerde Kautsky neyse &Ccedil;in&#8217;de Wang Jingwei odur. 1920&#8242;lerde &Ccedil;in Kuomintang Partisi&#8217;nin liderliğini yapan ve &Ccedil;in Kom&uuml;nist Partisi ve Komintern ile beraber &ccedil;alışan Wang Jingwei, kom&uuml;nizm ile faşizm arasında gelip giden bir kafa yapısı sergiler. Asıl d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n&uuml; ise &Ccedil;in-Japon savaşı sırasında yaşar. &Ccedil;in, Shanghai Savaşını kaybedince Japonlarla ilişkiye ge&ccedil;er ve Japonlar tarafından Nanjing&#8217;de kurulan Japon ve Nazi yanlısı bir kukla devletin başına ge&ccedil;er. &Ccedil;in n&uuml;fusunun y&uuml;zde 92&#8242;sini oluşturan Han &Ccedil;inlileri Wang&#8217;ı &Ccedil;in&#8217;in Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml; olarak hatırlar. </p>
<p>İrlanda&#8217;da Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml;n ismi Dennis Martin Donaldson&#8217;dur. Yıllarca IRA&#8217;nın ikinci başkanlığını yapmış, İrlanda milliyet&ccedil;iliğinin modern d&ouml;nem ideologlarından biri olan Donaldson, sonradan yaptığı a&ccedil;ıklamaya g&ouml;re İngilizler tarafından hayatının hassas bir d&ouml;neminde &#8216;devşirilmiş&#8217; ve İngiliz h&uuml;k&uuml;meti adına casusluk yapmaya başlamıştır. IRA tarihinin bu en utan&ccedil; verici Br&uuml;t&uuml;s vakası, Donaldson&#8217;un karışmış olduğu ter&ouml;r su&ccedil;ları, finansal sahtek&acirc;rlıklar ve şantaj gibi faaliyetlerin &ccedil;oğunun aslında MI5 kararg&acirc;hında planlandığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;nce daha dramatikleşmektedir. Donaldson, İngiltere adına casusluk yaptığı a&ccedil;ıklandıktan sonra kayıplara karışmış, hayatının sonuna doğru bir gazeteci onu su ve elektriğin bile bulunmadığı ilkel şartlarda yaşarken bulmuş. Donaldson, İngiltere&#8217;den biraz para aldığını ifade etse de ger&ccedil;ekte bu ihaneti neden yaptığını hi&ccedil;bir zaman a&ccedil;ıklamamış. Yaşadığı ilkel şartlar i&ccedil;inde esrarengiz bir şekilde &ouml;l&uuml;p gitmiş. </p>
<p>Nevzat Tarhan, &ouml;zellikle liyakatı olmayan makamlara getirilen kişilerde bu başkalaşma riskinin g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hatırlatıyor. Bu insanların kendilerinin &ouml;zel, farklı, &ccedil;ağının &ouml;tesinde olduklarını zannettiklerini s&ouml;yleyen Tarhan zamanla egoları b&uuml;y&uuml;yen bu insanların kendi kusurlarını g&ouml;rmeyen, başkalarının g&uuml;zelliklerini takdir edemeyen, kendisini kutsallaştıran insanlarla &ccedil;evrelenmek isteyen bir kişilik geliştirecekleri uyarısında bulunuyor. Son d&ouml;nemlerde moda olan &#8216;kişisel gelişim&#8217; projelerinden NLP modelinin temelde kişinin kendisini &ouml;zel g&ouml;rmesine dayandırıldığını da hatırlatan Tarhan, bu modelin &ouml;zellikle iş d&uuml;nyasında Br&uuml;t&uuml;s fıtratlıların ortaya &ccedil;ıkmasına yol a&ccedil;acağından endişeli. </p>
<p><strong>YALANCI PEYGAMBER M&Uuml;SEYLİME&#8217;NİN BR&Uuml;T&Uuml;SL&Uuml;Ğ&Uuml;</strong></p>
<p>Grup sosyolojisi &uuml;zerine yapılan &ccedil;alışmalar b&ouml;l&uuml;nmelerin veya kopmaların baş sebebi olarak liyakati olmayan şahısların liderlik arzusunu g&ouml;steriyor. Tarhan da temelde egoları g&uuml;&ccedil;l&uuml; olan bu kişilerin o grup veya şirketin d&uuml;şmanlarınca tespit edilip, bir psikolojik harp taktiği olarak kullanıldıklarını s&ouml;yl&uuml;yor. &Ouml;zellikle bir ideoloji etrafında &ouml;rg&uuml;lenmiş insanların i&ccedil;inden karakter zaafı olan, kendine tapan, &ccedil;ıkarını kutsallaştırmış veya zaaflarının ifadesi olarak toplum tarafından bilinmesini istemedikleri hatalar işlemiş olan kişiler rakip veya d&uuml;şman taraf&ccedil;a kullanılmaya a&ccedil;ık oluyor. </p>
<p>İslam tarihinin kaydettiği ilgin&ccedil; Br&uuml;t&uuml;slerden biri de M&uuml;seylime adlı yalancı peygamberdir. Peygamberimiz Hicret&#8217;in 7. senesinde Bizans İmparatoru da d&acirc;hil olmak &uuml;zere civar &uuml;lke liderlerine onları ve halklarını İslam&#8217;a &ccedil;ağıran mektuplar g&ouml;ndermişti. Bu mektuplar &uuml;zerine Medine&#8217;yi ziyarete gelen Ben&icirc; Hanife Kabilesi&#8217;nin temsilcileri arasında M&uuml;seylime adlı bir adam vardı. Bu adam edeb&icirc; y&ouml;n&uuml; olduk&ccedil;a kuvvetli bir hatipti. Ancak M&uuml;sl&uuml;manları ve onların Hz. Peygamber&#8217;e olan saygısını g&ouml;r&uuml;nce y&uuml;reğini bir kıskan&ccedil;lık kapladı. Kavminin Efendimiz Aleyhisselama değil de kendisine t&acirc;bi olmasını istedi. Bunun &uuml;zerine kendi peygamberliğini il&acirc;n etti ve bu iddiası bazı m&uuml;nafıkların da desteğiyle Ben&icirc; Hanife arasında kuvvet buldu.</p>
<p>Taberi&#8217;nin naklettiğine g&ouml;re M&uuml;seylime Hz. Muhammed&#8217;in peygamberliğini ink&acirc;r etmemişti. O kendince peygamberliği paylaşmak istiyordu. Nitekim Peygamberimizin vefatından bir m&uuml;ddet &ouml;nce g&ouml;nderdiği bir mektupta Hz. Muhammed&#8217;e d&uuml;nyayı paylaşmayı teklif ediyordu. Mektupta M&uuml;seylime hem kendisinden hem de Hz. Muhammed Aleyhisselam&#8217;dan peygamber diye bahsediyor ve &quot;Ben, seninle birlikte peygamberlik vazifesinde ortağım. Yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n yarısı bize, yarısı da Kureyş Kabilesi&#8217;ne aittir. Ancak Kureyş haddini aşan bir kavimdir.&quot; diyordu. Peygamber Efendimizin cevab&icirc; mektubu bug&uuml;n Topkapı Sarayı&#8217;ndaki Mukaddes Emanetler b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde durmaktadır.</p>
<p>Efendimiz mektubunda A&#8217;raf Suresi&#8217;nin 128. ayetine atfen ş&ouml;yle buyurdu: &quot;Bismillahirrahmanirrahim&hellip; Allah&#8217;ın Resul&uuml; Muhammed&#8217;den yalancı M&uuml;seyleme&#8217;ye&hellip; Selam hidayete t&acirc;bi olanlara olsun. Bilesin ki yery&uuml;z&uuml; Allah&#8217;ındır. Kullarından dilediğini ona v&acirc;ris kılar. Zafer erdemli davrananlarındır.&quot;</p>
<p><strong>FİLİSTİN&#8217;İN İŞBİRLİK&Ccedil;İ BR&Uuml;T&Uuml;SLERİ</strong></p>
<p>Olanca kutsallığına ve b&uuml;y&uuml;k dava adamları yetiştirmiş olmasına karşın Filistin Davası&#8217;nın da hainleri var. İsrail, ihanete meyilli Br&uuml;t&uuml;s adaylarını bir dizi y&ouml;ntemle belirliyor ve bunları işbirlik&ccedil;i olarak kullanıyor. Uzmanlar bug&uuml;n İsrail&#8217;in 15 bin kadar Filistinli işbirlik&ccedil;iyi s&uuml;rekli olarak kullandığını s&ouml;yl&uuml;yor. İsrail Ordusu&#8217;nun Filistinli Br&uuml;t&uuml;sleri devşirme y&ouml;ntemlerinin başında ahl&acirc;k ve namus duygusunun s&ouml;m&uuml;r&uuml;lmesi geliyor. Kadın zaafı olan Filistinliler İsrail ajanlarınca baştan &ccedil;ıkarılıyor ve fotoğraflanarak şantaja maruz bırakılıyorlar. Kadın giyim mağazalarında elbise değişim yerlerinde &ccedil;ekilen fotoğraflar şantaj malzemesi olarak kullanılıyor. Uzun s&uuml;re hapiste kalmakla işbirlik&ccedil;i olmak arasında tercihte bulunmaya zorlanan Filistinliler de var, İsrail&#8217;in barışı sağlamak i&ccedil;in ter&ouml;ristlere karşı kendilerine ihtiyacı olduğuna inanan saf delikanlılar da. Bazılarının ise para karşılığı satın alındığı biliniyor. </p>
<p>Filistinlilerin en iyi hatırladığı Br&uuml;t&uuml;slerden biri &#8216;Bombacı&#8217; adıyla bilinen Yahya Ayyaş&#8217;ın &ouml;l&uuml;m&uuml;ne yol a&ccedil;an Kemal Hamed. 1996&rsquo;da &Uuml;same Hamed adlı arkadaşının evinde saklanan Ayyaş&#8217;ın cep telefonu birdenbire &ccedil;alışmamaya başlar. İsraillilerin telefonu bloke etmiş olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nemeyen Ayyaş, &Uuml;same&#8217;nin amcası Kemal&#8217;in kendisine verdiği yeni cep telefonunu memnuniyetle alır. Mossad&#8217;ın telefonun i&ccedil;ine yerleştirdiği bomba patladığında kafasının b&uuml;y&uuml;k bir kısmı v&uuml;cudundan kopar. Bu arada Kemal de kayıplara karışır. </p>
<p>Utan&ccedil; duygusunun kullanıldığı i&ccedil;ler acısı bir durum da Cefal ve Vedad&#8217;ın hen&uuml;z ge&ccedil;tiğimiz ay ortaya &ccedil;ıkan hik&acirc;yeleri. Gazze&#8217;nin Balata kampında yaşayan saygın bir ailenin oğlu Cefal, iki yıl &ouml;nce kız kardeşinin &ccedil;ıplak fotoğraflarıyla karşısına &ccedil;ıkan bir Filistinli tarafından bu fotoğrafları b&uuml;t&uuml;n Balata&#8217;ya dağıtmak tehdidi ile İsrail adına &ccedil;alışmaya zorlanır. İsrail pek &ccedil;ok Filistinli ile &ccedil;alışmaktadır ama Cefal &ouml;zel olarak se&ccedil;ilmiştir. Hedef Aksa Şehitleri Tugayı&#8217;nın Balata reisi Hamm&ucirc;de İşteyv&icirc;&#8217;dir. İsrail Cefal&#8217;i İşteyv&icirc;&#8217;nin yakın adamlarından Muhammed Hamis Ammar&#8217;ın karısı olan Vedad ile gizli bir ilişkisi olduğunu keşfettiği i&ccedil;in se&ccedil;miştir. B&ouml;ylece Vedad da Cefal &uuml;zerinden İsrail&#8217;e bilgi vermeye başlar.</p>
<p>İsrail Ordusu İşteyv&icirc;&#8217;yi &ouml;ld&uuml;recektir ama Cefal bu sayede Muhammed Hamis&#8217;in de &ouml;leceğini, b&ouml;ylelikle Vedad ile evlenebileceğini &uuml;mit etmektedir. Nitekim İsrail ordusu Cefal ve Vedad&#8217;ın verdiği bilgilere dayanarak giriştiği operasyonda hem İşteyv&icirc;&#8217;yi hem de Hamis&#8217;i &ouml;ld&uuml;r&uuml;r. Ancak Aksa Tugayı olduk&ccedil;a iyi saklanan İşteyv&icirc;&#8217;nin yerinin nasıl bulunduğunu kısa zamanda keşfeder. Cefal Ayiş, Balata&#8217;nın ortasında sokakta idam edilir. Vedad Mustafa ise kendi kardeşleri tarafından &ouml;ld&uuml;r&uuml;l&uuml;r. </p>
<p><strong>MUTLU BR&Uuml;T&Uuml;S YOK</strong></p>
<p>Prof. Nevzat Tarhan&rsquo;a g&ouml;re Br&uuml;t&uuml;sler ihanet sonrasında iki yoldan birini se&ccedil;iyorlar: Su&ccedil;luluk duygusunun ittiği saldırganlık ve kişilik kaybının yol a&ccedil;tığı yeni &ccedil;evresine yaranma endeksli doyumsuzca tekrarlanan yalanlar&#8230; Psikolog Frank Pittman evliliklerde yapılan ihanetlerin de benzer bir rota izlediği g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde. İhanet eden eş nadiren su&ccedil;luluk hissederek affedilme yollarını aramaya ve &ouml;z&uuml;r dilemeye kalkışıyor. Daha &ccedil;oğunlukla kendisini bu su&ccedil;a itenin ger&ccedil;ekte &ouml;b&uuml;r eşin duyarsızlığı olduğu gibi yalanlarla mevcut ilişkiyi karşı tarafın bitirmesini sağlamaya &ccedil;alışıyor. Bazı durumlarda da evlilik dışı ilişkiyi bir hayat tarzına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rerek su&ccedil;u sıradanlaştırmaya &ccedil;alışıyorlar. </p>
<p>Frank Pittman ihanet eden eşin su&ccedil;luluk duygusu altında başka kişilerin de aynı su&ccedil;u işlemesini arzu ettiğini anlatıyor. Bazı durumlarda ihanet eden eş, bizzat kendi eşinin aynı su&ccedil;u işlemesini sağlamaya &ccedil;alışarak su&ccedil;luluk duygusunu hafifletme yolu arıyor. Sosyal grup ihanetlerinde de benzer bir arayışa girişiyor Br&uuml;t&uuml;sler: Eski dostlarının arasında bir Br&uuml;t&uuml;s daha &ccedil;ıkarabilmek veya eski dava arkadaşlarının kendisine saldırmasını sağlayarak su&ccedil;un tek &#8216;hammal&#8217;ı olmaktan kurtulmak sevdası&#8230;</p>
<p>Sosyal psikologlar &ouml;zellikle ideolojilerini terk eden Br&uuml;t&uuml;slerin asla itiraf edemedikleri bir arzuyla geriye d&ouml;nebilmek, &ouml;z&uuml;r dilemek, affedilmek ve hi&ccedil; ihanet etmemiş gibi davasının mutlu bir ferdi olarak yaşayabilmek istediklerini, ancak utan&ccedil; duygusunun buna kalkışmalarına engel olduğunu s&ouml;yl&uuml;yorlar. Br&uuml;t&uuml;s bir defa bu duyguya kapıldı mı etrafını değil, kendisini ikna edebilmek i&ccedil;in eski ideolojine veya inancına saldırmaya başlıyor. Bu durumdaki Br&uuml;t&uuml;slerin en belirgin &ouml;zelliği sadece kamusal alanda değil, yalnız başlarına kaldıklarında bile &#8216;ge&ccedil;miş&#8217; hakkında saldırgan i&ccedil;-konuşmalar yapmaları. S&uuml;rekli olarak ge&ccedil;mişi yeniden yazan bu kişiler kendilerini o ge&ccedil;mişin yapraklarından silmeye başlıyorlar. Bu da beraberinde bir dizi kişilik problemine davetiye &ccedil;ıkarıyor. Br&uuml;t&uuml;sler asla mutlu olamıyor, asla mutlu &ouml;lemiyorlar&#8230;</p>
<p>
<strong>HİD&Acirc;YETİ VERİP DAL&Acirc;LETİ SATIN ALDILAR</strong></p>
<p>&Ouml;yle insanlar vardır ki &quot;Allah&#8217;a ve &acirc;hiret g&uuml;n&uuml;ne inandık.&quot; derler; Oysa iman etmemişlerdir. Akılları sıra Allah&#8217;ı ve iman edenleri aldatmayı kurarlar. Kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında değiller. Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını daha da ilerletti. Bu yalancılık ve samimiyetsizlikleri sebebiyle bunlara gayet acı bir ceza vardır. Ne zaman onlara: &quot;Yery&uuml;z&uuml;ne fesat sa&ccedil;mayın!&quot; denilse &quot;Biz sadece barış&ccedil;ıyız, ortalığı d&uuml;zeltmekten başka işimiz yok!&quot; derler. G&ouml;z&uuml;n&uuml;z&uuml; a&ccedil;ın, bunlar bozguncuların ta kendileridir, l&acirc;kin şuurları yok, farkında değiller. Ne zaman onlara: &quot;Şu g&uuml;zel insanların iman ettiği gibi siz de iman edin.&quot; denilse &quot;Yani o beyinsizlerin inandıkları gibi mi inanalım?&quot; derler. Asıl beyinsizler kendileridir de farkında değiller. Bunlar iman edenlerle karşılaştıkları vakit &quot;Biz de m&uuml;miniz&quot; derler. Fakat şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında da: &quot;Emin olun, biz sizinle beraberiz, biz onlarla alay ediyoruz.&quot; derler. Allah da kendileriyle alay eder ve azgınlıklarında onlara m&uuml;hlet verir; b&ouml;ylece onlar bir m&uuml;ddet başıboş dolaşırlar. İşte onlar hid&acirc;yeti verip, dal&acirc;let satın aldılar. Ama bu, k&acirc;rlı bir ticaret olmadı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; k&acirc;r yolunu tutmadılar.<br />
Bakara Suresi 2:8-16, (Suat Yıldırım Meali)<br />
[Bakara Suresi 8-16 ayetleri Abdullah b. &Uuml;beyy ve onu takip eden Evs ve Hazrec m&uuml;nafıkları hakkında nazil oldu.]</p>
<p>
<strong>AYAAN ALİ HIRSİ: YALANLAR &Uuml;ZERİNE KURULU BİR İSLAM D&Uuml;ŞMANLIĞI</strong></p>
<p>1969 Somali doğumlu Ayaan Ali Hırsi babası tarafından Kanada&#8217;daki kuzeniyle evlendirilmek istenince &ouml;nce Almanya&#8217;ya daha sonra da Hollanda&#8217;ya iltica eder. Hollanda&#8217;da politika dersleri alır ve &uuml;lkesindeki i&ccedil; savaşın nedenlerini ve kadının konumunu araştırmaya başlar. İslamiyet&#8217;te kadının yeri hakkında yaptığı eleştiriler Hollanda&#8217;da ona b&uuml;y&uuml;k bir &uuml;n kazandırır ve yapılan bir ankette &uuml;lkenin en &ouml;nemli ikinci politikacısı olduğu ortaya &ccedil;ıkar. Bu &uuml;n onu milletvekilliğine kadar y&uuml;kseltecektir. Bu arada &uuml;niversitede ders aldığı bir filozoftan etkilenerek İslam&#8217;dan d&ouml;ner ve ateist olduğunu a&ccedil;ıklar.</p>
<p>İlk olarak &#8216;&Ccedil;ocuk Fabrikası&#8217; isimli bir kitap yazar ve tepki alır ve yaptığı Trouw r&ouml;portajı M&uuml;sl&uuml;manlara saygı duymadığı gerek&ccedil;esiyle yayımlanmaz. Daha sonra Theo Van Gough tarafından y&ouml;netilen &#8216;İtaat&#8217; isimli bir filmin senaryosunu yazar. Kişisel inan&ccedil;lara saygı duymadan Kuran&#8217;ı Kerim&#8217;in kadın ve cinsellik hakkında koyduğu h&uuml;k&uuml;mleri sert&ccedil;e eleştiren ve Hz. Muhammed hakkında hakarete varan karikat&uuml;rleri de destekleyen Ali, b&uuml;t&uuml;n bu s&ouml;ylemini insan hakları &ccedil;er&ccedil;evesine sığıştırmıştır. Ali, hakaret i&ccedil;in &ouml;z&uuml;r dilenmemesi ve karikat&uuml;rlerin her yanda yayımlanması gerektiğini, bunun ifade &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; olduğunu s&ouml;yler.</p>
<p>Ali&#8217;nin bu s&ouml;ylemi aslında Somali&#8217;deki hayatında &ccedil;ektiği sıkıntılara karşı isyanın bir ifadesidir. 5 yaşından itibaren İslamiyet&#8217;te yeri olmayan bazı rit&uuml;ellere maruz kalmış, evlere kapatılmış ve istemediği birisiyle evlendirilmeye &ccedil;alışılmıştır. Baskılı yaşamından sıyrılmaya &ccedil;alışan ve bu sayede farkında olmadan Hollanda tarafından desteklenen Ali, zamanla &#8216;yeni efendileri&#8217;nin s&ouml;zc&uuml;s&uuml; haline gelmiştir. Yeni ortamında İslam&#8217;a saldırdık&ccedil;a y&uuml;kseldiğinin farkına varan Ali, yazdığı kitaplarla alakalı olarak &ouml;l&uuml;m tehditleri aldığını duyurarak daha da &uuml;n kazanır. Saldırganlığı arttık&ccedil;a yalana başvurmaya başlar. Sonunda Hollanda&#8217;ya iltica ederken yaptığı başvurunun da d&uuml;zmece olduğu ortaya &ccedil;ıkacak ve vatandaşlığını kaybettiği i&ccedil;in otomatik olarak milletvekilliği de d&uuml;şecektir.</p>
<p>1969 Somali doğlumlu Ayaan Ali Hırsi, yalanlarının anlaşılması &uuml;zerine milletvekilliğini ve Hollanda vatandaşlığını kaybetti.</p>
<p>
<strong>ALBERT CAMUS VE D&Ouml;NEK</strong></p>
<p>Zaman s&uuml;r&uuml;klerken insanoğlunu peşi sıra her yeni g&uuml;nde, her ge&ccedil;en g&uuml;ne nazaran bir nefes daha taze olmak uğruna değişmek gelişimin muştusudur aslında. Bu değişim sırasında d&ouml;n&uuml;şmemek bir olgunluk ifadesidir. Zira &ouml;ylesi değişimler vardır ki tarihte, kahramanları &quot;bug&uuml;nlerini&quot; tesis eden d&uuml;nlere kara bir &ouml;fkeyle, &ccedil;ılgın bir d&uuml;şmanlıkla bakar ve hatta zamanın o demlerine k&uuml;frederler.</p>
<p>Edebiyatta fikirsel d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m &ouml;rneklerinden birini Albert Camus&#8217;un S&uuml;rg&uuml;n ve Krallık eserindeki &quot;D&ouml;nme ya da Karışık Bir Kafa&quot; isimli &ouml;yk&uuml;s&uuml;nde bulmak m&uuml;mk&uuml;n. &quot;&Ccedil;orba, &ccedil;orba! Kafamın i&ccedil;ini d&uuml;zene sokmalıyım.&quot; diyerek &ouml;yk&uuml;n&uuml;n ana karakterinin hissiyatına kalem tutan Camus, betimsel &ouml;ğelerle giriş yapar &ouml;yk&uuml;ye ve fikri bir yolculuğa &ccedil;ıkarır okuyucuyu&hellip;</p>
<p>Batı Afrika&#8217;nın kızıl topraklarla bezenmiş suya hasret şehirlerinden birinde, Taghasa&#8217;da, &ouml;yk&uuml;n&uuml;n ana karakteri &ccedil;aresizlik girdabında boğulurken yaşadığı kimlik buhranları kum kokan topraklarda sessiz bir &ccedil;ığlık olarak yankılanır. &Ccedil;ocukluğunda Katolik bir papazdan din&icirc; eğitim almış olan geleceğin &#8216;d&ouml;nmesi&#8217; zamanla iyiliğin, g&uuml;zelliğin aslında bir hayalden ibaret olduğu vehmine kapılır. Hocalarının, &ccedil;evresinin hatta anne-babasının bile kendisini aldattığı d&uuml;ş&uuml;ncesi bir fikr-i sabit haline gelir ve d&uuml;ş&uuml;nde bir k&ouml;t&uuml;l&uuml;k krallığı kurar. Sonunda da kendi yarattığı k&ouml;t&uuml;l&uuml;k Tanrı&#8217;sının k&ouml;lesi olur.</p>
<p>Albert Camus&#8217;un &ouml;yk&uuml;de temel &ouml;ge olarak kullandığı g&uuml;neş, vicdan azabına eş bir yangını simgelerken, tuz acıyı ve &ccedil;aresizliği betimliyor. Bu &ouml;gelerin g&ouml;lgesinde &ccedil;ırpınan ana karakter &ouml;nce Firavunvari bir edepsizlikle kendi Tanrı&#8217;sının, yani k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğunu t&uuml;m d&uuml;nyaya il&acirc;n etmek &uuml;lk&uuml;s&uuml;ne kaptırır kendini. Sonra siz satır satır ilerlerken hal&uuml;sinasyonlarla zihnen yorulmuş olan &#8216;k&ouml;t&uuml;l&uuml;k misyonerini&#8217; bir boşlukta bulursunuz. Artık kendisinin bile kim olduğunu bilmemektedir. Kimlik bunalımıdır bu yaşadığı. İlerleyen sayfalarda kahraman &ouml;l&uuml;m&uuml; umutla bekleyecek bir duruma d&uuml;şse de kendi mutlak doğrusundan vazge&ccedil;mez ve şu c&uuml;mlelerle avutur kendini; &quot;İyilik bir d&uuml;ş, hep ertelenen ve t&uuml;ketici bir &ccedil;abayla s&uuml;rd&uuml;r&uuml;len bir tasarı, hi&ccedil;bir zaman erişilemeyen bir sınırdır, krallığı olanaksızdır. Yalnızca k&ouml;t&uuml;l&uuml;k, sınırlarına dek gidebilir ve kesinlikle h&uuml;k&uuml;m s&uuml;rebilir, g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r krallığını yerleştirmek &uuml;zere ona hizmet etmek gerekir, sonrasını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;z.&quot;</p>
<p>Kinin g&ouml;lgesinde şekillendirdiği k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n mutlak g&uuml;c&uuml;ne iman eden karakter, bu satırlardan sonra ge&ccedil;miş zamanlardaki Tanrı&#8217;sına ihanet edeceğine s&ouml;z verir ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n krallığının gelişini geciktiren her şeye lanet eder. Yaşadığı o &ouml;l&uuml;mc&uuml;l buhranın nihayetinde Camus&#8217;un Br&uuml;t&uuml;s&#8217;&uuml; kindarlığı bırakıp yeniden başlamak ister hayata. &quot;Eskiden kendisine kardeş olan insanlara&quot; seslenişidir bu kez sizi alıp &#8216;k&ouml;t&uuml;l&uuml;k d&ouml;nmesi&#8217;nin d&uuml;nyasına g&ouml;t&uuml;ren. D&ouml;nme yardım eli beklerken &ccedil;aresiz, inlemektedir; &quot;Şimdi iyi ol, aldandık, yeniden başlayacağız, bağışlama &uuml;lkesini yeniden kuracağız, ben evime d&ouml;nmek istiyorum. Evet, yardım et bana, elini uzat, ver&hellip;&quot;</p>
<p>Lakin, Albert Camus bu zavallı Br&uuml;t&uuml;s&#8217;e karşı hi&ccedil; de merhametli değildir. Perişan halde yalvarırken Br&uuml;t&uuml;s, biri o feryat eden ağza &quot;tuz&quot; basar ve &ouml;yk&uuml; biter.</p>
<p><em>Katkı yapanlar: Ebru Birtane, K&uuml;bra Avcı, Yasemin İvacık, Yurdanur Yılmaz, Celil Taşkın</em><br />
kaynak:http:/<a href="http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=24755" style="text-decoration: none;" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=24755&amp;referer=');">/www.aksiyon.com.tr</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="216" title="1" title="05 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/103-tarih-boyunca-brutusler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TARİHİ DEĞİŞTİRENLER İNSANIN KENDİSİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİ DEĞİŞTİRENLERDİR!</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3372-tarihi-degistirenler-insanin-kendisi-hakkindaki-dusuncelerini-degistirenlerdir-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3372-tarihi-degistirenler-insanin-kendisi-hakkindaki-dusuncelerini-degistirenlerdir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 10:52:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[HAKKINDAK]]></category>
		<category><![CDATA[NCELER]]></category>
		<category><![CDATA[NSANIN]]></category>
		<category><![CDATA[RENLER]]></category>
		<category><![CDATA[RENLERD]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[TARİHİ DEĞİŞTİRENLER İNSANIN KENDİSİ HAKKINDAKİ D&#220;Ş&#220;NCELERİNİ DEĞİŞTİRENLERDİR! Kelebek Etkisi Yaratmaya Hazırlanın Malcolm X bir keresinde ş&#246;yle demişti: &#8220;Tarihi değiştirebilenler, ancak ve ancak insanın kendi hakkındaki d&#252;ş&#252;ncesini değiştirmiş olanlardır. İsa kadar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font color="#ff6600" face="Verdana">TARİHİ DEĞİŞTİRENLER İNSANIN KENDİSİ HAKKINDAKİ D&Uuml;Ş&Uuml;NCELERİNİ DEĞİŞTİRENLERDİR!</font></p>
<p align="center"><strong><font size="2" face="Verdana">Kelebek Etkisi Yaratmaya Hazırlanın</font></strong></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Malcolm X bir keresinde ş&ouml;yle demişti: &ldquo;Tarihi değiştirebilenler, ancak ve ancak insanın kendi hakkındaki d&uuml;ş&uuml;ncesini değiştirmiş olanlardır. İsa kadar Hitler de, Buda kadar Stalin de değiştirmiştir tarihi&#8230;&rdquo; Ger&ccedil;ekten de tarihi değiştiren insanlardan s&ouml;z ettiğimiz olur. Bunlardan bazılarını olumlu &ouml;rnekler olarak anımsarız, bazılarınıysa anımsamak dahi istemeyiz. Ama yine de y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; devasa projesini merak ederiz. </p>
<p>Bazen bir kahramanın ya da bir tipin peşine takılmaktan s&ouml;z ederiz. Biz onun ister yazar, bilim adamı, sanat&ccedil;ı olsun isterse bir işadamı veya politik lider olsun yaşamının i&ccedil;erisine bunca şeyi nasıl sığdırdığını merak ederiz. Eninde sonunda bir kadın ya da bir adamdır bu. Ama aynı zamanda vizyonu, tutkusu, g&uuml;c&uuml; ve enerjisiyle bir&ccedil;ok insan i&ccedil;in harekete ge&ccedil;irici olmuştur. D&uuml;nyanın b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne bakıldığında, d&uuml;nyanın n&uuml;fusuna bakıldığında bunu bir &ldquo;Kelebek Etkisi&rdquo; olarak yorumlamamız gerekir. </p>
<p>Bu durumda aklıma şu soru geliyor. Bazıları kendi kişisel yaşamlarını bile değiştirme g&uuml;c&uuml; bulamazken bazıları nasılda d&uuml;nyanın kendisini izleyeceği, saygı duyacağı ve nesiller boyu anımsayacağı birisi oluyor. Burada ikincilerin d&uuml;nyanın tamamıyla kendileri arasındaki ilişkiyi derinden kavradıkları sonucunu &ccedil;ıkarıyorum. Burada ikincilerin sistem d&uuml;ş&uuml;ncesini yakaladıklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Burada duruyor ve ikincilerin Kelebek Etkisi yaratma konusunda bir se&ccedil;im yaptıklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. </p>
<p>Son olarak bu insanların sadece kendi kişisel yaşamlarıyla yetinmediklerini, d&uuml;nyanın tamamıyla ilgilendiklerini g&ouml;r&uuml;yorum. Tutkularının b&uuml;y&uuml;k olduğunun farkındayım. Ş&ouml;yle ya da b&ouml;yle, iyi veya k&ouml;t&uuml; hangi y&ouml;nde olursa olsun bu tutku onları harekete ge&ccedil;iriyor. </p>
<p>Bir insanın kendisi nerede biter? V&uuml;cudunun bittiği yerde değil elbette. Bir insanın kendisinin ger&ccedil;ekten nerede bittiğini kestirmek g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. Ger&ccedil;ekten de b&ouml;yle bir şeyi tam olarak g&ouml;zlemlememiz son derece zordur. </p>
<p>İnsan &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde bile, bir insan &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde bile g&uuml;c&uuml;n&uuml;n nereye uzandığını tam olarak yorumlayamayız. Bir insanın kendisinin bittiği yer onun etkisinin, g&uuml;c&uuml;n&uuml;n bittiği yerdir. B&ouml;yle olunca da &ouml;rneğin Kopernik&rsquo;in sınırını &ouml;yle kolaylıkla bulamam. Hala onun adı anıyor olmamız, onun hakkında araştırmalar yapıyor olmamız, onun d&uuml;ş&uuml;ncelerine hangi yoldan ulaştığını tespit etmeye &ccedil;alışıyor olmamız bile beni onun bizi hala etkileyebildiği sonucuna g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. </p>
<p>Gilles Deleuze &ldquo;Spinoza &Uuml;zerine On Bir Ders&rdquo; adıyla dilimize kazandırılmış olan kitapta bir turnusol taneciğinin, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir tohumun bir duvarı yıkmaya g&uuml;c&uuml;n&uuml;n yettiğini s&ouml;yler. Şimdi kalkıp biz bu turnusol taneciğini k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyebilir miyiz? Ama belki ilk bakışta onun g&uuml;c&uuml;n&uuml;n farkında olmayacaktık. Onun g&uuml;c&uuml;n&uuml; y&uuml;zeyinden ibaret kabul edecektik. Deleuze ş&ouml;yle diyor &ldquo;Bir şeyin sınırı, onun eyleminin sınırıdır. Yoksa hudutlarının sınırı değil.&rdquo; </p>
<p>Kelebek etkisi yaratmak i&ccedil;in ilk adım d&uuml;nyanın bizim tarafımızdan da değiştirilebileceğine inanmaktır. Bu inan&ccedil; olmaksızın yapabileceğimiz hi&ccedil;bir şey yoktur. Hah, burada d&uuml;nyayı değiştirmekten s&ouml;z ettiğimizde sakın olan ille de d&uuml;nyanın tamamını kastettiğimiz anlaşılmasın. &Ouml;nemli olan sizin d&uuml;nyada herhangi bir eyleminizin g&uuml;c&uuml; &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde d&uuml;nya da bir iz bırakmanızdır. Siz kendi &ccedil;evrenizde, ailenizde ve iş yaşamınızda bir değişiklik yapmakla yetinmek istiyor olabilirsiniz. Ama aklınızdan &ccedil;ıkarmamanız gereken şey şudur bir se&ccedil;im yapmalı ve harekete ge&ccedil;melisiniz. </p>
<p>B&uuml;y&uuml;k bir kelebek etkisi yaratmış Gandhi, pasif direniş y&ouml;ntemi ve inan&ccedil;lı kararlılığı sayesinde vizyonunun yaşama ge&ccedil;mesini sağlamıştır. Gandhi, bu ufak tefek adam Hindistan&rsquo;nın &ouml;zg&uuml;rleşmesini bir se&ccedil;im yapıp harekete ge&ccedil;erek sağlamıştır. O ne bir politik liderdi ne de asker. Ama kesinlikle vizyoner ve kararlı bir adamdı. Bunun &ouml;tesinde d&uuml;nyayı etkileyebileceğinin farkına varmıştı. Kendi g&uuml;c&uuml;n&uuml;n, etinin ve derisinin bittiği yerle sınırlı olmadığını anlamıştı. Kendi g&uuml;c&uuml;n&uuml;n eyleminin bittiği yerde olduğunu anlamıştı.</p>
<p>Dr.Martin Luther King &quot;Gandhi, yaşadığı s&uuml;re i&ccedil;inde, d&uuml;nya tarihinde başka hi&ccedil; kimsenin seferber edemediği sayıda insanı harekete ge&ccedil;irebilmiştir. Yalnızca biraz sevgi ve anlayışla, iyi niyetle ve k&ouml;t&uuml; bir yasaya uymayı redederek, B&uuml;y&uuml;k Britanya imparatorluğunun direncini kırabilmiştir.&rdquo; demişti</p>
<p>***</p>
<p>Kaosta ilerlerken <br />
Yanına cesaretini almayı unutma<br />
Cılız bir ışıkta bile devam etmeyi bilmek i&ccedil;in</p>
<p>Ve bir sanat&ccedil;ının i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;ne ve y&ouml;n bulma kabiliyetine<br />
İhtiya&ccedil; duyacaksın<br />
Her şey belirsizken bile y&uuml;r&uuml;yebilmek i&ccedil;in</p>
<p>Haritalar y&ouml;n g&ouml;sterir<br />
Stratejiler hayat kurtarır<br />
Her şey yolunda giderken<br />
Ama ikisi de zenginleştirmez<br />
Sen bir kasırganın ortasındayken</p>
<p>Kaosta ilerleyeceksin<br />
Başka se&ccedil;eneğin yok! <br />
Planlarını &ccedil;&ouml;pe at, yeteneğini geliştir<br />
Az sonra u&ccedil;mayı &ouml;ğreneceksin!</p>
<p>Unutma!<br />
Sen &ouml;l&uuml; bir insan <br />
Ya da cansız bir eşya değilsin<br />
Kanadını &ccedil;ırpıp t&uuml;m d&uuml;nyayı değiştirebilirsin!<br />
&nbsp;</font></p>
<p align="left"><font size="2" face="Verdana">Yazan: Onur Hın&ccedil;er</font></p>
<p><font face="Verdana"></font><font size="2">Kaynak : </font><a style="text-decoration: none" href="http://www.ogrencisleri.com/archive/index.php/blog/26/TARİHİ_DEĞİŞTİRENLER_İNSANIN_KENDİSİ_HAKKINDAKİ_D&Uuml;Ş&Uuml;NCELERİNİ_DEĞİŞTİRENLERDİR!.html" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.ogrencisleri.com/archive/index.php/blog/26/TAR_H_DE_T_RENLER_NSANIN_KEND_S_HAKKINDAK_D_Uuml_Uuml_NCELER_N_DE_T_RENLERD_R_.html?referer=');"><font size="2">Kelebek Etkinizi Yaratın</font></a></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="149" title="1" title="12 December 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3372-tarihi-degistirenler-insanin-kendisi-hakkindaki-dusuncelerini-degistirenlerdir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TARİHİ DEĞİŞTİRENLER İNSANIN KENDİSİ HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİ DEĞİŞTİRENLERDİR!</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/99-tarihi-degistirenler-insanin-kendisi-hakkindaki-dusuncelerini-degistirenlerdir.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/99-tarihi-degistirenler-insanin-kendisi-hakkindaki-dusuncelerini-degistirenlerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 10:52:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[HAKKINDAK]]></category>
		<category><![CDATA[NCELER]]></category>
		<category><![CDATA[NSANIN]]></category>
		<category><![CDATA[RENLER]]></category>
		<category><![CDATA[RENLERD]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=99</guid>
		<description><![CDATA[TARİHİ DEĞİŞTİRENLER İNSANIN KENDİSİ HAKKINDAKİ D&#220;Ş&#220;NCELERİNİ DEĞİŞTİRENLERDİR! Kelebek Etkisi Yaratmaya Hazırlanın Malcolm X bir keresinde ş&#246;yle demişti: &#8220;Tarihi değiştirebilenler, ancak ve ancak insanın kendi hakkındaki d&#252;ş&#252;ncesini değiştirmiş olanlardır. İsa kadar...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font color="#ff6600" face="Verdana">TARİHİ DEĞİŞTİRENLER İNSANIN KENDİSİ HAKKINDAKİ D&Uuml;Ş&Uuml;NCELERİNİ DEĞİŞTİRENLERDİR!</font></p>
<p align="center"><strong><font size="2" face="Verdana">Kelebek Etkisi Yaratmaya Hazırlanın</font></strong></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Malcolm X bir keresinde ş&ouml;yle demişti: &ldquo;Tarihi değiştirebilenler, ancak ve ancak insanın kendi hakkındaki d&uuml;ş&uuml;ncesini değiştirmiş olanlardır. İsa kadar Hitler de, Buda kadar Stalin de değiştirmiştir tarihi&#8230;&rdquo; Ger&ccedil;ekten de tarihi değiştiren insanlardan s&ouml;z ettiğimiz olur. Bunlardan bazılarını olumlu &ouml;rnekler olarak anımsarız, bazılarınıysa anımsamak dahi istemeyiz. Ama yine de y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; devasa projesini merak ederiz. </p>
<p>Bazen bir kahramanın ya da bir tipin peşine takılmaktan s&ouml;z ederiz. Biz onun ister yazar, bilim adamı, sanat&ccedil;ı olsun isterse bir işadamı veya politik lider olsun yaşamının i&ccedil;erisine bunca şeyi nasıl sığdırdığını merak ederiz. Eninde sonunda bir kadın ya da bir adamdır bu. Ama aynı zamanda vizyonu, tutkusu, g&uuml;c&uuml; ve enerjisiyle bir&ccedil;ok insan i&ccedil;in harekete ge&ccedil;irici olmuştur. D&uuml;nyanın b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne bakıldığında, d&uuml;nyanın n&uuml;fusuna bakıldığında bunu bir &ldquo;Kelebek Etkisi&rdquo; olarak yorumlamamız gerekir. </p>
<p>Bu durumda aklıma şu soru geliyor. Bazıları kendi kişisel yaşamlarını bile değiştirme g&uuml;c&uuml; bulamazken bazıları nasılda d&uuml;nyanın kendisini izleyeceği, saygı duyacağı ve nesiller boyu anımsayacağı birisi oluyor. Burada ikincilerin d&uuml;nyanın tamamıyla kendileri arasındaki ilişkiyi derinden kavradıkları sonucunu &ccedil;ıkarıyorum. Burada ikincilerin sistem d&uuml;ş&uuml;ncesini yakaladıklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Burada duruyor ve ikincilerin Kelebek Etkisi yaratma konusunda bir se&ccedil;im yaptıklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. </p>
<p>Son olarak bu insanların sadece kendi kişisel yaşamlarıyla yetinmediklerini, d&uuml;nyanın tamamıyla ilgilendiklerini g&ouml;r&uuml;yorum. Tutkularının b&uuml;y&uuml;k olduğunun farkındayım. Ş&ouml;yle ya da b&ouml;yle, iyi veya k&ouml;t&uuml; hangi y&ouml;nde olursa olsun bu tutku onları harekete ge&ccedil;iriyor. </p>
<p>Bir insanın kendisi nerede biter? V&uuml;cudunun bittiği yerde değil elbette. Bir insanın kendisinin ger&ccedil;ekten nerede bittiğini kestirmek g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. Ger&ccedil;ekten de b&ouml;yle bir şeyi tam olarak g&ouml;zlemlememiz son derece zordur. </p>
<p>İnsan &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde bile, bir insan &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde bile g&uuml;c&uuml;n&uuml;n nereye uzandığını tam olarak yorumlayamayız. Bir insanın kendisinin bittiği yer onun etkisinin, g&uuml;c&uuml;n&uuml;n bittiği yerdir. B&ouml;yle olunca da &ouml;rneğin Kopernik&rsquo;in sınırını &ouml;yle kolaylıkla bulamam. Hala onun adı anıyor olmamız, onun hakkında araştırmalar yapıyor olmamız, onun d&uuml;ş&uuml;ncelerine hangi yoldan ulaştığını tespit etmeye &ccedil;alışıyor olmamız bile beni onun bizi hala etkileyebildiği sonucuna g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. </p>
<p>Gilles Deleuze &ldquo;Spinoza &Uuml;zerine On Bir Ders&rdquo; adıyla dilimize kazandırılmış olan kitapta bir turnusol taneciğinin, k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir tohumun bir duvarı yıkmaya g&uuml;c&uuml;n&uuml;n yettiğini s&ouml;yler. Şimdi kalkıp biz bu turnusol taneciğini k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyebilir miyiz? Ama belki ilk bakışta onun g&uuml;c&uuml;n&uuml;n farkında olmayacaktık. Onun g&uuml;c&uuml;n&uuml; y&uuml;zeyinden ibaret kabul edecektik. Deleuze ş&ouml;yle diyor &ldquo;Bir şeyin sınırı, onun eyleminin sınırıdır. Yoksa hudutlarının sınırı değil.&rdquo; </p>
<p>Kelebek etkisi yaratmak i&ccedil;in ilk adım d&uuml;nyanın bizim tarafımızdan da değiştirilebileceğine inanmaktır. Bu inan&ccedil; olmaksızın yapabileceğimiz hi&ccedil;bir şey yoktur. Hah, burada d&uuml;nyayı değiştirmekten s&ouml;z ettiğimizde sakın olan ille de d&uuml;nyanın tamamını kastettiğimiz anlaşılmasın. &Ouml;nemli olan sizin d&uuml;nyada herhangi bir eyleminizin g&uuml;c&uuml; &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde d&uuml;nya da bir iz bırakmanızdır. Siz kendi &ccedil;evrenizde, ailenizde ve iş yaşamınızda bir değişiklik yapmakla yetinmek istiyor olabilirsiniz. Ama aklınızdan &ccedil;ıkarmamanız gereken şey şudur bir se&ccedil;im yapmalı ve harekete ge&ccedil;melisiniz. </p>
<p>B&uuml;y&uuml;k bir kelebek etkisi yaratmış Gandhi, pasif direniş y&ouml;ntemi ve inan&ccedil;lı kararlılığı sayesinde vizyonunun yaşama ge&ccedil;mesini sağlamıştır. Gandhi, bu ufak tefek adam Hindistan&rsquo;nın &ouml;zg&uuml;rleşmesini bir se&ccedil;im yapıp harekete ge&ccedil;erek sağlamıştır. O ne bir politik liderdi ne de asker. Ama kesinlikle vizyoner ve kararlı bir adamdı. Bunun &ouml;tesinde d&uuml;nyayı etkileyebileceğinin farkına varmıştı. Kendi g&uuml;c&uuml;n&uuml;n, etinin ve derisinin bittiği yerle sınırlı olmadığını anlamıştı. Kendi g&uuml;c&uuml;n&uuml;n eyleminin bittiği yerde olduğunu anlamıştı.</p>
<p>Dr.Martin Luther King &quot;Gandhi, yaşadığı s&uuml;re i&ccedil;inde, d&uuml;nya tarihinde başka hi&ccedil; kimsenin seferber edemediği sayıda insanı harekete ge&ccedil;irebilmiştir. Yalnızca biraz sevgi ve anlayışla, iyi niyetle ve k&ouml;t&uuml; bir yasaya uymayı redederek, B&uuml;y&uuml;k Britanya imparatorluğunun direncini kırabilmiştir.&rdquo; demişti</p>
<p>***</p>
<p>Kaosta ilerlerken <br />
Yanına cesaretini almayı unutma<br />
Cılız bir ışıkta bile devam etmeyi bilmek i&ccedil;in</p>
<p>Ve bir sanat&ccedil;ının i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;ne ve y&ouml;n bulma kabiliyetine<br />
İhtiya&ccedil; duyacaksın<br />
Her şey belirsizken bile y&uuml;r&uuml;yebilmek i&ccedil;in</p>
<p>Haritalar y&ouml;n g&ouml;sterir<br />
Stratejiler hayat kurtarır<br />
Her şey yolunda giderken<br />
Ama ikisi de zenginleştirmez<br />
Sen bir kasırganın ortasındayken</p>
<p>Kaosta ilerleyeceksin<br />
Başka se&ccedil;eneğin yok! <br />
Planlarını &ccedil;&ouml;pe at, yeteneğini geliştir<br />
Az sonra u&ccedil;mayı &ouml;ğreneceksin!</p>
<p>Unutma!<br />
Sen &ouml;l&uuml; bir insan <br />
Ya da cansız bir eşya değilsin<br />
Kanadını &ccedil;ırpıp t&uuml;m d&uuml;nyayı değiştirebilirsin!<br />
&nbsp;</font></p>
<p align="left"><font size="2" face="Verdana">Yazan: Onur Hın&ccedil;er</font></p>
<p><font face="Verdana"></font><font size="2">Kaynak : </font><a style="text-decoration: none" href="http://www.ogrencisleri.com/archive/index.php/blog/26/TARİHİ_DEĞİŞTİRENLER_İNSANIN_KENDİSİ_HAKKINDAKİ_D&Uuml;Ş&Uuml;NCELERİNİ_DEĞİŞTİRENLERDİR!.html" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.ogrencisleri.com/archive/index.php/blog/26/TAR_H_DE_T_RENLER_NSANIN_KEND_S_HAKKINDAK_D_Uuml_Uuml_NCELER_N_DE_T_RENLERD_R_.html?referer=');"><font size="2">Kelebek Etkinizi Yaratın</font></a></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="150" title="1" title="22 December 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/99-tarihi-degistirenler-insanin-kendisi-hakkindaki-dusuncelerini-degistirenlerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇAĞDAŞ PSİKİYATRLARIN ÇOĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3364-cagdas-psikiyatrlarin-cogu-meditasyonla-ugrasir-2-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3364-cagdas-psikiyatrlarin-cogu-meditasyonla-ugrasir-2-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 15:59:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Çelişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[ÇAĞDAŞ PSİKİYATRLARIN ÇOĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Kerem Doksat]]></category>
		<category><![CDATA[TASYONLA]]></category>
		<category><![CDATA[YATRLARIN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=818</guid>
		<description><![CDATA[&#199;AĞDAŞ PSİKİYATRLARIN &#199;OĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR &#160; Prof.Dr. Kerem Doksat İ.&#220;. Cerrahpaşa Tıp Fak&#252;ltesi Psikiyatri A.B.D. &#160; Cerrahpaşa Tıp Fak&#252;ltesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı &#246;ğretim &#252;yelerinden&#160; prof.Dr. Kerem Doksat, Psikiyatri-mistik-dini deneyimler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Arial" size="5">&Ccedil;AĞDAŞ  PSİKİYATRLARIN &Ccedil;OĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR</font></span></h1>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<h1 align="justify"><font face="Arial"><strong><span style="font-size: 12pt;">Prof.Dr.  Kerem Doksat<br />
İ.&Uuml;. Cerrahpaşa Tıp Fak&uuml;ltesi Psikiyatri A.B.D.</span></strong></font></h1>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2"> <img width="80" vspace="3" height="100" border="0" align="left" alt="" src="http://www.genetikbilimi.com/genbilim/kdoksat.gif" style="border-style: double; border-width: 3px;" />Cerrahpaşa  Tıp Fak&uuml;ltesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı &ouml;ğretim &uuml;yelerinden<span style="">&nbsp; </span> prof.Dr. Kerem Doksat, Psikiyatri-mistik-dini deneyimler konusundaki  araştırmalarıyla, alanının &uuml;lkemizdeki en &ouml;nemli ismi olarak biliniyor. Doksat,  bu &ouml;zelliğinin getirdiği farklı bakışla, şu ana kadar &ccedil;ok sayıda yazı yazmış,  araştırmalar yapmış, konferanslar vermiş, tv proğramlarına katılmış, &uuml;nl&uuml; bir  bilimadamımız&hellip;</font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">Bizzat kendi ifadesine g&ouml;re,  dini &ccedil;evreler onu &ldquo;ateist-zındık&rdquo;diye tanımlarken, ateist &ccedil;evrelerde, &ldquo;dinci&rdquo;  olarak vasıflandırıyormuş&hellip;O ise b&uuml;t&uuml;n bunlara kulak asmadığını belirterek, ş&ouml;yle  diyor;<br />
<strong>&ldquo;Ben, bir bilimadamıyım. Bilimin y&uuml;klediği sorumluluğumu biliyorum. Bununla  beraber dinin de, bilimin de yobazlığına karşıyım. Muayenehaneme geldiğimde,  bilim ile b&uuml;t&uuml;n ideolojilerin yolunu ayırır, duvara asarım. Elhamd&uuml;lillah  m&uuml;sl&uuml;manım. Ama her şeyi kuşatan, kucaklayan, Evrensel bir anlayışa sahibim&rdquo;&hellip;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="2"><span lang="EN-AU">Prof.Dr. Doksat, Esra  Ceyhan&rsquo;ın sunduğu A&rsquo;dan Z&rsquo;ye programında ilahiyat Hocası Prof. Dr. Bayraktar  Bayraklı ile tartışıp, <strong>&ldquo;Siz dinde anlatılan sembol anlatımı birebir  kabullenmişsiniz. Kur&#8217;an&#8217;daki M&uuml;teşabih anlatımı &ccedil;&ouml;zemeşsiniz. Bu bakışla  peygamber &ouml;teden vahiy almıştır, melekler g&ouml;klerde u&ccedil;uşur, dıştan gelip insanın  i&ccedil;ine giren şeytanlar vardır derseniz, ancak cahil-c&uuml;helayı tatmin eder, d&uuml;ş&uuml;nen  insanlara yazık edersiniz&rdquo;&hellip;</strong> demesiyle pek &ccedil;ok kişinin ilgisini &ccedil;ekmiş.  Doksatı, proğramdan sonra her g&uuml;n onlarca kişi aramış.. Bizide yoğun proğramına  rağmen kırmayarak, bu ay Web Sitemizin misafiri oldu. Kendisiyle son g&uuml;nlerin <span style="">&nbsp;</span>pop&uuml;ler konusu &ldquo;Mistik hezeyan&rdquo; &uuml;zerine konuştuğumuz,  Prof.Dr. Kerem Doksat&#8217;a, pek &ccedil;ok kişinin kafasını kurcalayan, &rdquo;acaba,  mistiklerin bazı s&ouml;zleri neden hezeyan olarak tanımlanmak isteniyor ve b&ouml;yle bir  tanımlama ne derece bilimsel&rdquo; sorusunu y&ouml;nelttik&hellip;</span></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">Prof.Dr.Kerem Doksat  s&ouml;yleşimize hezeyanların ve mistik hezeyanın tanımını yaparak giriş yapıyor.<br />
<strong>&ldquo;Tek taraflı bakış yanlış noktaya g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&rdquo;<br />
Son g&uuml;nlerde mistik konulara bağlı olarak &ccedil;eşitli yazarlar tarafından g&uuml;ndeme  getirilen <span style="">&nbsp;</span>&ldquo;mistik hezeyan,&rdquo;aslında &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; Kompleks bir  terim&hellip;<br />
Burada en azından &ccedil;ağdaş psikiyatrinin &ldquo;normal&rdquo; diye tanımlanan, 5 duyu yaşamını  esas alan, belli &ldquo;&ouml;l&ccedil;&uuml;tlere&rdquo; uyan kişiyi kriter kabul edip, buna g&ouml;re h&uuml;k&uuml;mler  &ccedil;ıkardığını g&ouml;z ardı etmemek gerekiyor&hellip;</strong> </font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">&quot;<strong>Hezeyan&rsquo;a 3 aşamalı  tanımlama&quot;<br />
Hezeyan, sadece kişinin i&ccedil;inde bulunduğu inan&ccedil; sistemi ile izah edilemeyen, ikna  yolu ile değiştirilmesi m&uuml;mk&uuml;n olmayan, sapmış-hatalı-yanlış inan&ccedil; demektir. Bu  bile tabi yeterli bir tarif değil, ama genel de &ccedil;ok ş&uuml;mull&uuml; bir tariftir  diyebilirim.<br />
Bunun din-mistik kaynaklı olanına mistik hezeyan adını veriyoruz&#8230;<br />
Biz hezeyanları kabaca 2&rsquo;ye ayırırız; 1.olabilecek olupta hezeyan vasfını  taşıyan d&uuml;ş&uuml;nceler&hellip;2.Gayri m&uuml;mk&uuml;n hezeyanlar&hellip;<br />
Birinci hezeyana devamlı takip edildiğini s&ouml;yleyen, herkesin kendisinin peşinde  olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen birisini, ikincisine, &ldquo;Beni uzaylı varlıklar galaktik ışınlarla  hamile bıraktı&rdquo; diyen bir erkeği &ouml;rnek verebiliriz&hellip;<br />
Bu ikisinde de karmakarışık bir durum s&ouml;z konusu. Ama ikisinde de hezeyan<span style=""> </span>var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, aslı-astarı olmayan, ger&ccedil;ekdışı birşeye inanma var&hellip;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2"><strong>Şimdi meseleyi mistik  hezeyan, dini hezeyan boyutuna &ccedil;ektiğiniz zaman iyice karışıyor ortalık!..  Neden?.. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; mistik alanların kapsamı &ccedil;ok geniş ve &ccedil;ok k&ouml;şeli&hellip; Buna bağlı  olarak konu &ccedil;ok daha karışık bir hale geliyor..&rdquo;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="2"><span lang="EN-AU">Mistik sistemlere nasıl  bakılmalı?..&nbsp;<br />
Psikiyatri alanında s&ouml;z sahibi ve otorite bir isim olmasının yanında, konusunun  son yıllarda g&uuml;ndeme getirilen &ldquo;değişik y&ouml;nlerine&rdquo;de vakıf olan Doksat, bu  tanımlamayı yaptıktan sonra s&ouml;z&uuml; konunun, en &ouml;nemli noktasına getiriyor, mistik  sistemlere tek y&ouml;nl&uuml; bakışın yanlışlığını <span style="">&nbsp;</span>vurguluyor ve  devam ediyor, <strong>&ldquo;&ccedil;ok ortodoks, bilimsel bir bakış diye tek taraflı, bir anlamda  şartlı bakarsanız, b&uuml;t&uuml;n peygamberlere, velilere, seyitlere, mistiklere, sadece  İsl&acirc;miyet değil, binlerce dinin saliklerine deli demeniz gerekiyor.<br />
&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hepsinin, hal&uuml;sinasyonları var, bize g&ouml;re olmayanları g&ouml;r&uuml;yorlar,  duyulmayan şeyleri duyuyorlar. Melekler geliyor, şeytanlar gidiyor. Ermişlik  hisleriyle doluyorlar. Şu an serviste ikitane peygamberimiz var. Tabi, bunu  tırnak i&ccedil;inde ve &uuml;nlem işaretli s&ouml;yl&uuml;yorum. Ama teşhis paronoya-şizofreni!..<br />
Amaa&hellip; bakıyorsunuz bu kişilerin hayatına, yani mistiklerin hayatına&hellip; &Ouml;rnek Hz.  Muhammed&rsquo;in hayatına bakıyorsunuz; daha 13 yaşında Emin ismiyle anılıyor,  hayatında bir tek tutarsızlık yok&hellip;<br />
K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k yaşından itibaren hi&ccedil; bir zaman putlara<span style=""> </span>inanmıyor.  Hira dağına &ccedil;ıkıp her g&uuml;n ibadet ediyor. Ta 40 yaşına kadar. Ne yapıyor?..  Beynindeki temporo limbik denen b&ouml;lgeyi devamlı uyarıyor. Biz bu g&uuml;n biliyoruz  ki, dini-mistik yaşantıların kaynaklandığı beyin b&ouml;lgesi orasıdır. 40 yaşına  kadar, herg&uuml;n ibadet ediyor. Uyarıyor, uyarıyor ve sonunda bir g&uuml;n aradığıyla  irtibatı kuruyor. <br />
Evet bu Deskritif Psikiyatri a&ccedil;ısından bir hal&uuml;sinasyon olarak tamımlanabilir.  Ama hangi deli bu g&uuml;ne kadar bir Kur&rsquo;an mucizesi yaratmıştır?.. Hangi şizofren  hayatında bu kadar tutarlı yaşayıp, bu kadar doğru mesajlar verip, olayları  yerli yerine oturtmuştur?..<br />
Olayları at g&ouml;z&uuml;yle bakıp değerlendirirseniz, tek taraflı bakışta saplanıp  kalır, oradan &ouml;tesine adım atamazsınız. Oysa bilim adamlarından istenen,  objektif bakış a&ccedil;ısıdır. Burada da objektif bakabilirseniz, konu zaten kendini  a&ccedil;ıklıyor&hellip; Yani, psikiyatride mistik hezeyan diye anlatılan ile bu t&uuml;r mistik  liderlerin s&ouml;z ve yaşamları arasında &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k farklar vardır. 7 askı şairlerini  secdeye getiren Hz. Muhammed&rsquo;e İtalyan yazar<span style=""> </span>Koytani&#8217;nin  mistik hezeyan yakıştırması, onun atg&ouml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nden kaynaklanıyor.&rdquo;</strong></span></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="2"><span lang="EN-AU"><strong>&ldquo;Beyindeki aktivitenin  Allah&rsquo;tan gayrılığı yok&rdquo;</strong><br />
</span></font><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">Kendine &ouml;zg&uuml;,  değişik a&ccedil;ıklamalarıyla dikkatleri &uuml;zerine &ccedil;eken Prof.Dr. Kerem Doksat, İsl&acirc;m  Vahded-i V&uuml;cut teorisinde anlatılan &ldquo;TEK&rdquo;lik<span style="">&nbsp; </span>anlayışındaki  bazı s&ouml;z ve hallerin, &ccedil;ağdaş Psikiyatristlerce iyi tahlil edilemediğini  belirterek, s&ouml;z lerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor; <strong>&rdquo;Burada, tek yanlı bakışa sahip  Psikiyatrların yanında, Tasavvuftan nasibini almamış dinci &ccedil;evrelerin de  d&uuml;şt&uuml;kleri bir hata var. Allah onu, onun beynine g&ouml;nderdi deyip, işi  bitirdiklerini sanıyorlar. Allah&rsquo;ı g&ouml;kteki sakallı dede gibi g&ouml;renlerin  yanlışıdır bu!.. Allah benim varlığımda&nbsp; mevcutsa, ondan gayrı yoksa, benim  beynimde olan hiperaktivitenin Allah&rsquo;tan gayrılığı yoktur ki zaten&hellip; Olaya b&ouml;yle  baktığınız zaman, din ile bilim bir noktada buluşuyor; efendim buna bu g&uuml;nk&uuml;  Psikiyatri ne der gibi &ccedil;elişkilerde ortadan kalkar. B&uuml;t&uuml;n dava hastalıkla  ger&ccedil;eği ayırt etmek&rdquo;&hellip;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><strong><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">&ldquo;&Ccedil;ağdaş psikiyatrların  &ccedil;oğu meditasyon yapar&rdquo;<br />
</font></span></strong><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2"><strong>Veli ve  diğer adlarla anılan mistik şahsiyetlere ait, normal kriterlerin dışına taşan  bir takım s&ouml;zlere, bazı Psikiyatrislerin hezeyan demelerinin tamamen, &ldquo;Sorunu  anlamadan teşhis&rdquo; hatasıdan kaynaklandığını</strong><span style="">&nbsp;</span>ifade eden  Prof.Dr. Kerem Doksat, tam aksine, <strong>akli melekeleri konu alan Psikiyatrların  &ccedil;oğunun, Meditasyon gibi manevi konularla uğraştığından bahsediyor ve konuya  yıllarını veren tecr&uuml;beli hocanın ağzından şu &ccedil;arpıcı tespitler d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor,<br />
&ldquo;Mistiklerin bu t&uuml;r s&ouml;zlerine, fenomenlere g&ouml;re baktığınızda, tamamen mistik  hezeyan, bir nevi nevroz<span style=""> </span>gibi gelebilir. Nitekim, Freud b&ouml;yle  bir a&ccedil;ıklama mantığı ortaya koymuştur&hellip;<br />
Ama kesinlikle b&ouml;yle değildir. En azından dinamik psikiyatri diye bir şey var.  &Ccedil;ok Farklı noktalar vardır buralarda..<br />
Size şunu ifade etmek istiyorum; Bu g&uuml;n d&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n &ouml;nde gelen psikiyatrları,  bir iki istisna dışında, meditasyon veya benzeri konularla uğraşmaktadırlar.  Namaz ise, meditasyonun şahıdır. Meditasyon, Evrensel Birliğe ulaşma hissini  yaşamak i&ccedil;in<span style=""> </span>uğraşmak demektir. Nedir o?.. Vahdet-i v&uuml;cut  değil midir zaten!.. o kendinden ge&ccedil;ip, kendi i&ccedil;ine dalıp, bir Ben Var, ben de,  Benden İ&ccedil;eru diyen Yunus&rsquo;un dediği gibi i&ccedil;in deki &Ouml;z&rsquo;&uuml; yaşamak!.. &Ouml;z&rsquo;&uuml; dediğimiz  Allah&rsquo;tır zaten!.. Mesela Karl Gustov Jung psikiyatriye bunu, Tanrı arketipi  diye, kendi psişik fenomenine sokmuştur. Amerikalı &uuml;nl&uuml; psikiyatri m&uuml;tehassısı  Prof.Dr. Abraham Maslow&rsquo;da bunu vurgulamıştır. &Ccedil;ok&ccedil;a &uuml;zerinde durmuştur bu &uuml;nl&uuml;  bilimadamı; dini ve mistik deneyimlerin&hellip;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="2"><strong><span lang="EN-AU">Sonu&ccedil;ta şunu belirtmek  istiyorum; Bakın ben Allah&rsquo;ı i&ccedil;imde hissediyorum, O&rsquo;nu &ouml;z&uuml;mde yaşıyorum; Ona o  kadar yakınım, bu manada Enel Hak&rsquo;ım diyen o hoş, o g&uuml;zel erimişliği, yok  olmuşluğu, Fenafillah hissini yaşayan insana bizim delidir demeye hakkımız  yoktur. Ama biri durup dururken &ccedil;ıkar ve ben Allah&rsquo;ım derse, onu alır, yatı</span><span lang="EN-AU" style="">rır  ve tedavi ederiz!..</span></strong></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><strong><font face="Verdana" size="2"><span style="">İstanbul &#8211; 30 Ocak  2000</span></font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="142" title="1" title="20 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3364-cagdas-psikiyatrlarin-cogu-meditasyonla-ugrasir-2-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇAĞDAŞ PSİKİYATRLARIN ÇOĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/818-cagdas-psikiyatrlarin-cogu-meditasyonla-ugrasir-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/818-cagdas-psikiyatrlarin-cogu-meditasyonla-ugrasir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 15:59:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Çelişim]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[ÇAĞDAŞ PSİKİYATRLARIN ÇOĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Kerem Doksat]]></category>
		<category><![CDATA[TASYONLA]]></category>
		<category><![CDATA[YATRLARIN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=818</guid>
		<description><![CDATA[&#199;AĞDAŞ PSİKİYATRLARIN &#199;OĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR &#160; Prof.Dr. Kerem Doksat İ.&#220;. Cerrahpaşa Tıp Fak&#252;ltesi Psikiyatri A.B.D. &#160; Cerrahpaşa Tıp Fak&#252;ltesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı &#246;ğretim &#252;yelerinden&#160; prof.Dr. Kerem Doksat, Psikiyatri-mistik-dini deneyimler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Arial" size="5">&Ccedil;AĞDAŞ  PSİKİYATRLARIN &Ccedil;OĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR</font></span></h1>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<h1 align="justify"><font face="Arial"><strong><span style="font-size: 12pt;">Prof.Dr.  Kerem Doksat<br />
İ.&Uuml;. Cerrahpaşa Tıp Fak&uuml;ltesi Psikiyatri A.B.D.</span></strong></font></h1>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2"> <img width="80" vspace="3" height="100" border="0" align="left" alt="" src="http://www.genetikbilimi.com/genbilim/kdoksat.gif" style="border-style: double; border-width: 3px;" />Cerrahpaşa  Tıp Fak&uuml;ltesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı &ouml;ğretim &uuml;yelerinden<span style="">&nbsp; </span> prof.Dr. Kerem Doksat, Psikiyatri-mistik-dini deneyimler konusundaki  araştırmalarıyla, alanının &uuml;lkemizdeki en &ouml;nemli ismi olarak biliniyor. Doksat,  bu &ouml;zelliğinin getirdiği farklı bakışla, şu ana kadar &ccedil;ok sayıda yazı yazmış,  araştırmalar yapmış, konferanslar vermiş, tv proğramlarına katılmış, &uuml;nl&uuml; bir  bilimadamımız&hellip;</font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">Bizzat kendi ifadesine g&ouml;re,  dini &ccedil;evreler onu &ldquo;ateist-zındık&rdquo;diye tanımlarken, ateist &ccedil;evrelerde, &ldquo;dinci&rdquo;  olarak vasıflandırıyormuş&hellip;O ise b&uuml;t&uuml;n bunlara kulak asmadığını belirterek, ş&ouml;yle  diyor;<br />
<strong>&ldquo;Ben, bir bilimadamıyım. Bilimin y&uuml;klediği sorumluluğumu biliyorum. Bununla  beraber dinin de, bilimin de yobazlığına karşıyım. Muayenehaneme geldiğimde,  bilim ile b&uuml;t&uuml;n ideolojilerin yolunu ayırır, duvara asarım. Elhamd&uuml;lillah  m&uuml;sl&uuml;manım. Ama her şeyi kuşatan, kucaklayan, Evrensel bir anlayışa sahibim&rdquo;&hellip;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="2"><span lang="EN-AU">Prof.Dr. Doksat, Esra  Ceyhan&rsquo;ın sunduğu A&rsquo;dan Z&rsquo;ye programında ilahiyat Hocası Prof. Dr. Bayraktar  Bayraklı ile tartışıp, <strong>&ldquo;Siz dinde anlatılan sembol anlatımı birebir  kabullenmişsiniz. Kur&#8217;an&#8217;daki M&uuml;teşabih anlatımı &ccedil;&ouml;zemeşsiniz. Bu bakışla  peygamber &ouml;teden vahiy almıştır, melekler g&ouml;klerde u&ccedil;uşur, dıştan gelip insanın  i&ccedil;ine giren şeytanlar vardır derseniz, ancak cahil-c&uuml;helayı tatmin eder, d&uuml;ş&uuml;nen  insanlara yazık edersiniz&rdquo;&hellip;</strong> demesiyle pek &ccedil;ok kişinin ilgisini &ccedil;ekmiş.  Doksatı, proğramdan sonra her g&uuml;n onlarca kişi aramış.. Bizide yoğun proğramına  rağmen kırmayarak, bu ay Web Sitemizin misafiri oldu. Kendisiyle son g&uuml;nlerin <span style="">&nbsp;</span>pop&uuml;ler konusu &ldquo;Mistik hezeyan&rdquo; &uuml;zerine konuştuğumuz,  Prof.Dr. Kerem Doksat&#8217;a, pek &ccedil;ok kişinin kafasını kurcalayan, &rdquo;acaba,  mistiklerin bazı s&ouml;zleri neden hezeyan olarak tanımlanmak isteniyor ve b&ouml;yle bir  tanımlama ne derece bilimsel&rdquo; sorusunu y&ouml;nelttik&hellip;</span></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">Prof.Dr.Kerem Doksat  s&ouml;yleşimize hezeyanların ve mistik hezeyanın tanımını yaparak giriş yapıyor.<br />
<strong>&ldquo;Tek taraflı bakış yanlış noktaya g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&rdquo;<br />
Son g&uuml;nlerde mistik konulara bağlı olarak &ccedil;eşitli yazarlar tarafından g&uuml;ndeme  getirilen <span style="">&nbsp;</span>&ldquo;mistik hezeyan,&rdquo;aslında &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; Kompleks bir  terim&hellip;<br />
Burada en azından &ccedil;ağdaş psikiyatrinin &ldquo;normal&rdquo; diye tanımlanan, 5 duyu yaşamını  esas alan, belli &ldquo;&ouml;l&ccedil;&uuml;tlere&rdquo; uyan kişiyi kriter kabul edip, buna g&ouml;re h&uuml;k&uuml;mler  &ccedil;ıkardığını g&ouml;z ardı etmemek gerekiyor&hellip;</strong> </font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">&quot;<strong>Hezeyan&rsquo;a 3 aşamalı  tanımlama&quot;<br />
Hezeyan, sadece kişinin i&ccedil;inde bulunduğu inan&ccedil; sistemi ile izah edilemeyen, ikna  yolu ile değiştirilmesi m&uuml;mk&uuml;n olmayan, sapmış-hatalı-yanlış inan&ccedil; demektir. Bu  bile tabi yeterli bir tarif değil, ama genel de &ccedil;ok ş&uuml;mull&uuml; bir tariftir  diyebilirim.<br />
Bunun din-mistik kaynaklı olanına mistik hezeyan adını veriyoruz&#8230;<br />
Biz hezeyanları kabaca 2&rsquo;ye ayırırız; 1.olabilecek olupta hezeyan vasfını  taşıyan d&uuml;ş&uuml;nceler&hellip;2.Gayri m&uuml;mk&uuml;n hezeyanlar&hellip;<br />
Birinci hezeyana devamlı takip edildiğini s&ouml;yleyen, herkesin kendisinin peşinde  olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen birisini, ikincisine, &ldquo;Beni uzaylı varlıklar galaktik ışınlarla  hamile bıraktı&rdquo; diyen bir erkeği &ouml;rnek verebiliriz&hellip;<br />
Bu ikisinde de karmakarışık bir durum s&ouml;z konusu. Ama ikisinde de hezeyan<span style=""> </span>var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, aslı-astarı olmayan, ger&ccedil;ekdışı birşeye inanma var&hellip;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2"><strong>Şimdi meseleyi mistik  hezeyan, dini hezeyan boyutuna &ccedil;ektiğiniz zaman iyice karışıyor ortalık!..  Neden?.. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; mistik alanların kapsamı &ccedil;ok geniş ve &ccedil;ok k&ouml;şeli&hellip; Buna bağlı  olarak konu &ccedil;ok daha karışık bir hale geliyor..&rdquo;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="2"><span lang="EN-AU">Mistik sistemlere nasıl  bakılmalı?..&nbsp;<br />
Psikiyatri alanında s&ouml;z sahibi ve otorite bir isim olmasının yanında, konusunun  son yıllarda g&uuml;ndeme getirilen &ldquo;değişik y&ouml;nlerine&rdquo;de vakıf olan Doksat, bu  tanımlamayı yaptıktan sonra s&ouml;z&uuml; konunun, en &ouml;nemli noktasına getiriyor, mistik  sistemlere tek y&ouml;nl&uuml; bakışın yanlışlığını <span style="">&nbsp;</span>vurguluyor ve  devam ediyor, <strong>&ldquo;&ccedil;ok ortodoks, bilimsel bir bakış diye tek taraflı, bir anlamda  şartlı bakarsanız, b&uuml;t&uuml;n peygamberlere, velilere, seyitlere, mistiklere, sadece  İsl&acirc;miyet değil, binlerce dinin saliklerine deli demeniz gerekiyor.<br />
&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hepsinin, hal&uuml;sinasyonları var, bize g&ouml;re olmayanları g&ouml;r&uuml;yorlar,  duyulmayan şeyleri duyuyorlar. Melekler geliyor, şeytanlar gidiyor. Ermişlik  hisleriyle doluyorlar. Şu an serviste ikitane peygamberimiz var. Tabi, bunu  tırnak i&ccedil;inde ve &uuml;nlem işaretli s&ouml;yl&uuml;yorum. Ama teşhis paronoya-şizofreni!..<br />
Amaa&hellip; bakıyorsunuz bu kişilerin hayatına, yani mistiklerin hayatına&hellip; &Ouml;rnek Hz.  Muhammed&rsquo;in hayatına bakıyorsunuz; daha 13 yaşında Emin ismiyle anılıyor,  hayatında bir tek tutarsızlık yok&hellip;<br />
K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k yaşından itibaren hi&ccedil; bir zaman putlara<span style=""> </span>inanmıyor.  Hira dağına &ccedil;ıkıp her g&uuml;n ibadet ediyor. Ta 40 yaşına kadar. Ne yapıyor?..  Beynindeki temporo limbik denen b&ouml;lgeyi devamlı uyarıyor. Biz bu g&uuml;n biliyoruz  ki, dini-mistik yaşantıların kaynaklandığı beyin b&ouml;lgesi orasıdır. 40 yaşına  kadar, herg&uuml;n ibadet ediyor. Uyarıyor, uyarıyor ve sonunda bir g&uuml;n aradığıyla  irtibatı kuruyor. <br />
Evet bu Deskritif Psikiyatri a&ccedil;ısından bir hal&uuml;sinasyon olarak tamımlanabilir.  Ama hangi deli bu g&uuml;ne kadar bir Kur&rsquo;an mucizesi yaratmıştır?.. Hangi şizofren  hayatında bu kadar tutarlı yaşayıp, bu kadar doğru mesajlar verip, olayları  yerli yerine oturtmuştur?..<br />
Olayları at g&ouml;z&uuml;yle bakıp değerlendirirseniz, tek taraflı bakışta saplanıp  kalır, oradan &ouml;tesine adım atamazsınız. Oysa bilim adamlarından istenen,  objektif bakış a&ccedil;ısıdır. Burada da objektif bakabilirseniz, konu zaten kendini  a&ccedil;ıklıyor&hellip; Yani, psikiyatride mistik hezeyan diye anlatılan ile bu t&uuml;r mistik  liderlerin s&ouml;z ve yaşamları arasında &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k farklar vardır. 7 askı şairlerini  secdeye getiren Hz. Muhammed&rsquo;e İtalyan yazar<span style=""> </span>Koytani&#8217;nin  mistik hezeyan yakıştırması, onun atg&ouml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nden kaynaklanıyor.&rdquo;</strong></span></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="2"><span lang="EN-AU"><strong>&ldquo;Beyindeki aktivitenin  Allah&rsquo;tan gayrılığı yok&rdquo;</strong><br />
</span></font><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">Kendine &ouml;zg&uuml;,  değişik a&ccedil;ıklamalarıyla dikkatleri &uuml;zerine &ccedil;eken Prof.Dr. Kerem Doksat, İsl&acirc;m  Vahded-i V&uuml;cut teorisinde anlatılan &ldquo;TEK&rdquo;lik<span style="">&nbsp; </span>anlayışındaki  bazı s&ouml;z ve hallerin, &ccedil;ağdaş Psikiyatristlerce iyi tahlil edilemediğini  belirterek, s&ouml;z lerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor; <strong>&rdquo;Burada, tek yanlı bakışa sahip  Psikiyatrların yanında, Tasavvuftan nasibini almamış dinci &ccedil;evrelerin de  d&uuml;şt&uuml;kleri bir hata var. Allah onu, onun beynine g&ouml;nderdi deyip, işi  bitirdiklerini sanıyorlar. Allah&rsquo;ı g&ouml;kteki sakallı dede gibi g&ouml;renlerin  yanlışıdır bu!.. Allah benim varlığımda&nbsp; mevcutsa, ondan gayrı yoksa, benim  beynimde olan hiperaktivitenin Allah&rsquo;tan gayrılığı yoktur ki zaten&hellip; Olaya b&ouml;yle  baktığınız zaman, din ile bilim bir noktada buluşuyor; efendim buna bu g&uuml;nk&uuml;  Psikiyatri ne der gibi &ccedil;elişkilerde ortadan kalkar. B&uuml;t&uuml;n dava hastalıkla  ger&ccedil;eği ayırt etmek&rdquo;&hellip;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><strong><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2">&ldquo;&Ccedil;ağdaş psikiyatrların  &ccedil;oğu meditasyon yapar&rdquo;<br />
</font></span></strong><span lang="EN-AU"><font face="Verdana" size="2"><strong>Veli ve  diğer adlarla anılan mistik şahsiyetlere ait, normal kriterlerin dışına taşan  bir takım s&ouml;zlere, bazı Psikiyatrislerin hezeyan demelerinin tamamen, &ldquo;Sorunu  anlamadan teşhis&rdquo; hatasıdan kaynaklandığını</strong><span style="">&nbsp;</span>ifade eden  Prof.Dr. Kerem Doksat, tam aksine, <strong>akli melekeleri konu alan Psikiyatrların  &ccedil;oğunun, Meditasyon gibi manevi konularla uğraştığından bahsediyor ve konuya  yıllarını veren tecr&uuml;beli hocanın ağzından şu &ccedil;arpıcı tespitler d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor,<br />
&ldquo;Mistiklerin bu t&uuml;r s&ouml;zlerine, fenomenlere g&ouml;re baktığınızda, tamamen mistik  hezeyan, bir nevi nevroz<span style=""> </span>gibi gelebilir. Nitekim, Freud b&ouml;yle  bir a&ccedil;ıklama mantığı ortaya koymuştur&hellip;<br />
Ama kesinlikle b&ouml;yle değildir. En azından dinamik psikiyatri diye bir şey var.  &Ccedil;ok Farklı noktalar vardır buralarda..<br />
Size şunu ifade etmek istiyorum; Bu g&uuml;n d&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n &ouml;nde gelen psikiyatrları,  bir iki istisna dışında, meditasyon veya benzeri konularla uğraşmaktadırlar.  Namaz ise, meditasyonun şahıdır. Meditasyon, Evrensel Birliğe ulaşma hissini  yaşamak i&ccedil;in<span style=""> </span>uğraşmak demektir. Nedir o?.. Vahdet-i v&uuml;cut  değil midir zaten!.. o kendinden ge&ccedil;ip, kendi i&ccedil;ine dalıp, bir Ben Var, ben de,  Benden İ&ccedil;eru diyen Yunus&rsquo;un dediği gibi i&ccedil;in deki &Ouml;z&rsquo;&uuml; yaşamak!.. &Ouml;z&rsquo;&uuml; dediğimiz  Allah&rsquo;tır zaten!.. Mesela Karl Gustov Jung psikiyatriye bunu, Tanrı arketipi  diye, kendi psişik fenomenine sokmuştur. Amerikalı &uuml;nl&uuml; psikiyatri m&uuml;tehassısı  Prof.Dr. Abraham Maslow&rsquo;da bunu vurgulamıştır. &Ccedil;ok&ccedil;a &uuml;zerinde durmuştur bu &uuml;nl&uuml;  bilimadamı; dini ve mistik deneyimlerin&hellip;</strong></font></span></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="2"><strong><span lang="EN-AU">Sonu&ccedil;ta şunu belirtmek  istiyorum; Bakın ben Allah&rsquo;ı i&ccedil;imde hissediyorum, O&rsquo;nu &ouml;z&uuml;mde yaşıyorum; Ona o  kadar yakınım, bu manada Enel Hak&rsquo;ım diyen o hoş, o g&uuml;zel erimişliği, yok  olmuşluğu, Fenafillah hissini yaşayan insana bizim delidir demeye hakkımız  yoktur. Ama biri durup dururken &ccedil;ıkar ve ben Allah&rsquo;ım derse, onu alır, yatı</span><span lang="EN-AU" style="">rır  ve tedavi ederiz!..</span></strong></font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><strong><font face="Verdana" size="2"><span style="">İstanbul &#8211; 30 Ocak  2000</span></font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="146" title="1" title="23 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/818-cagdas-psikiyatrlarin-cogu-meditasyonla-ugrasir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3363-duygunun-merkezi-kalp-mi-beyin-mi-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3363-duygunun-merkezi-kalp-mi-beyin-mi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 12:05:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Duygunun]]></category>
		<category><![CDATA[Duygunun Merkezi Kalp mi]]></category>
		<category><![CDATA[Merkezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=804</guid>
		<description><![CDATA[Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi? &#160; Y&#252;zyıllardan beri insan v&#252;cudunda duygulara ev sahipliği yapan yerin kalp olduğu d&#252;ş&#252;n&#252;l&#252;yordu. Ancak sonradan g&#246;r&#252;ld&#252; ki, kalp sembolik bir kavram. Bir insanın kan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi? </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3"><br />
</font> <font face="Verdana" size="3"><img width="300" height="427" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/duygu01.jpg" /></font><font face="Verdana" size="3">Y&uuml;zyıllardan  beri insan v&uuml;cudunda duygulara ev sahipliği yapan yerin kalp olduğu  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yordu. Ancak sonradan g&ouml;r&uuml;ld&uuml; ki, kalp sembolik bir kavram. Bir insanın  kan dolaşımı ve solunum &ccedil;alışsa da beyin &ouml;l&uuml;m&uuml; ger&ccedil;ekleştiğinde, o kimse ne  korkuyor, ne seviyor ne de duyabiliyor. Eğer duyguların merkezi kalp olarak  kabul edilirse kalbi &ccedil;alışan kimsenin bunları yaşamaya devam etmesi gerekirdi. </p>
<p>İşte bu noktada duyguların y&ouml;netiminden sorumlu beyin alanlarının varlığı ortaya  &ccedil;ıkıyor. Mesela, konuşma sırasında gramer ile ilgili &ouml;zellikler beynin sol  tarafında işlenirken, anlam &ouml;zellikleri sağ tarafta ger&ccedil;ekleşiyor. Kalem  dediğimizde, kalemin hangi harflerden oluştuğu beyindeki sol loba yazılırken,  fonksiyonları sağ loba yazılıyor. Kalemle alakalı duygular ise beynin amigdala  b&ouml;lgesine, yani daha i&ccedil; ve daha derin taraflarına kaydediliyor. Demek oluyor ki  insan bir şey konuşurken, beyninin her alanı harekete ge&ccedil;iyor. İşte aslı beynin  sağ tarafına kaydedilmiş duyguların analizi de yine bu b&ouml;l&uuml;mde ger&ccedil;ekleşiyor.  Bazı epilepsi hastalarında beyindeki amigdala b&ouml;lgesi &ccedil;ıkarıldığında bu  hastalarda duygusal k&ouml;rl&uuml;k oluşuyor. B&ouml;yle kimseler &ccedil;ok g&uuml;zel c&uuml;mleler kursalar  da, robot gibi hi&ccedil;bir şey hissetmeyen insanlar olup &ccedil;ıkıyorlar. </p>
<p></font><font face="Verdana" size="3"><strong>Sezgiler </strong></p>
<p>Bir insanı doğruya g&ouml;t&uuml;ren d&ouml;rt tane yol vardır. Birincisi pozitif bilim, deney  ve g&ouml;zlem yani ampirik yaklaşımdır. &#8216;Ateş yakar, arsenik zehirler&#8217; gibi. Bundan  sonra akıl y&uuml;r&uuml;tme y&ouml;ntemleri gelir. Bu y&ouml;ntemlerde dağın ardından &ccedil;ıkan ateşi  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde &#8216;ateş olmayan yerden duman &ccedil;ıkmaz. Duman &ccedil;ıktığına g&ouml;re ateşte  vardır&#8217; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;z. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; sezgilerdir ki; bu doğuştan kadınlarda daha  g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r. Kadınların bazı şeyleri sezebilmesi, duygusal farkındalık ile  ilgilidir. Mesel&acirc;, romatizmalı bir kişi eklemlerindeki duyarlılıkla yağmurun  geleceğini birg&uuml;n &ouml;nceden nasıl hissederse, duygusal farkındalığı olan  kadınlarda bazı sıkıntıları, i&ccedil; sesleriyle daha erken ve daha fazla  hissedebilirler. Mesel&acirc;, erkek bazen bir riske girer ve eşi bununla al&acirc;kalı  korku hisseder. &Ccedil;oğu zamanda korktuğu konuda haklı &ccedil;ıkar. </font> <font face="Verdana" size="3"><img width="196" height="233" border="0" align="right" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/duygu02.jpg" /></font><font face="Verdana" size="3"></p>
<p><strong>Teknoloji ve Duygular</strong></p>
<p></font><font face="Verdana" size="3">İnsandaki duyguların g&ouml;z ardı edilmesi, ruhsal  hastalıkların ortaya &ccedil;ıkmasına sebep oluyor. Bu &ccedil;ağın en b&uuml;y&uuml;k &ouml;zelliği olan  vakit sıkıntısı ve insanların kendilerini zaman fakiri gibi hissetmeleri, onları  duygusal bakımdan mekanikliğe itiyor. Bazı kimseler duygularını moda, sergi,  sanat faaliyetleri gibi değişik y&ouml;ntemlerle ifade etmeye &ccedil;alışsalar da bunu  herkes yapamıyor. Elektriğin bulunmasıyla beraber gecelerin kullanılır olması ve  gelişmiş teknoloji dahi hi&ccedil;birimizi zaman yoksunu olmaktan kurtaramıyor. Eskiden  işlediği kilimin desenlerine, bir oyanın motiflerine, &ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir kazağın  ilmeklerine duygularını aktaran kadın şu anda bunlardan uzak bir şekilde  kendisine terapi yolları arıyor. </p>
<p><strong>Duyguların Uyarılması </strong></p>
<p>İnsan beyninde yeniliği arama geni vardır. </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3"><img width="190" height="261" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/duygu.jpg" /></font><font face="Verdana" size="3">Bu  gen fizik&icirc; g&ouml;r&uuml;n&uuml;m noktasında da ge&ccedil;erlidir. Yenilik ihtiyacı kadındaki estetik  kaygı ve beğenilme hissiyle birleştiğinde ortaya moda denilen kavram &ccedil;ıkmıştır.  Kadının duygusallığını okuyup, analiz eden modacılar duyguları modanın bir  unsuru olarak kabul etmişlerdir. Tabii burada, kent k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n etkisinden de  bahsetmek gerekecektir. K&ouml;y k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde yetişmiş kimse i&ccedil;in estetik kaygılar &ccedil;ok  fazla &ouml;nemli değilken şehirli kadın i&ccedil;inde yaşadığı sosyal &ccedil;evrenin de etkisiyle  işlevsellikten &ouml;te bir g&uuml;zellik endişe taşır. Bu d&uuml;ş&uuml;nce satın aldığı bir  mendilde dahi kendini g&ouml;sterir. Ancak k&ouml;yl&uuml; kadında tıpkı şehirde yaşayan kadın  gibi her şeye </font><font face="Verdana" size="3">zevkini yansıtmak ister. Yani yaratılış  gereği erkek g&uuml;zellik, kadın işlevsellik duygusundan uzaktır. Kadınlar birşey  alırken. &#8216;ne kadar işe yarar, amaca ne derece hizmet eder?&#8217; d&uuml;ş&uuml;ncesinden ziyade  hangi oranda g&uuml;zel olduğuna bakarlar. B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri i&ccedil;inde alıp  kullanılmadıkları pek&ccedil;ok eşyaları vardır. Erkekler ise, beyinlerindeki mod&uuml;l&uuml;n  uyarımı gereği, &#8216;G&uuml;zellik de neymiş? M&uuml;him olan bir şeyin ucuz ve kaliteli  olması, işe yaramasıdır&#8217; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler. Erkek aldığı bir nesnenin rengine,  kadın da fiyatına bakmayı bilmez. Oysa duygusal farkındalığın oluşabilmesi i&ccedil;in  her ikisinin de bu &ouml;ğelere dikkat etmesi gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayatta sahip olduğumuz  şeylerin fonksiyonel, kaliteli ve estetik olması esastır. Akıllı erkek yaptığı  işe g&uuml;zellik katmayı, akıllı kadında mantık katmayı becerebilirse durum  dengelenmiş olacaktır. </p>
<p>
Memory center</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="290" title="2" title="24 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3363-duygunun-merkezi-kalp-mi-beyin-mi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/804-duygunun-merkezi-kalp-mi-beyin-mi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/804-duygunun-merkezi-kalp-mi-beyin-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 12:05:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Duygunun]]></category>
		<category><![CDATA[Duygunun Merkezi Kalp mi]]></category>
		<category><![CDATA[Merkezi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=804</guid>
		<description><![CDATA[Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi? &#160; Y&#252;zyıllardan beri insan v&#252;cudunda duygulara ev sahipliği yapan yerin kalp olduğu d&#252;ş&#252;n&#252;l&#252;yordu. Ancak sonradan g&#246;r&#252;ld&#252; ki, kalp sembolik bir kavram. Bir insanın kan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Verdana" size="3">Duygunun Merkezi Kalp mi, Beyin mi? </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3"><br />
</font> <font face="Verdana" size="3"><img width="300" height="427" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/duygu01.jpg" /></font><font face="Verdana" size="3">Y&uuml;zyıllardan  beri insan v&uuml;cudunda duygulara ev sahipliği yapan yerin kalp olduğu  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yordu. Ancak sonradan g&ouml;r&uuml;ld&uuml; ki, kalp sembolik bir kavram. Bir insanın  kan dolaşımı ve solunum &ccedil;alışsa da beyin &ouml;l&uuml;m&uuml; ger&ccedil;ekleştiğinde, o kimse ne  korkuyor, ne seviyor ne de duyabiliyor. Eğer duyguların merkezi kalp olarak  kabul edilirse kalbi &ccedil;alışan kimsenin bunları yaşamaya devam etmesi gerekirdi. </p>
<p>İşte bu noktada duyguların y&ouml;netiminden sorumlu beyin alanlarının varlığı ortaya  &ccedil;ıkıyor. Mesela, konuşma sırasında gramer ile ilgili &ouml;zellikler beynin sol  tarafında işlenirken, anlam &ouml;zellikleri sağ tarafta ger&ccedil;ekleşiyor. Kalem  dediğimizde, kalemin hangi harflerden oluştuğu beyindeki sol loba yazılırken,  fonksiyonları sağ loba yazılıyor. Kalemle alakalı duygular ise beynin amigdala  b&ouml;lgesine, yani daha i&ccedil; ve daha derin taraflarına kaydediliyor. Demek oluyor ki  insan bir şey konuşurken, beyninin her alanı harekete ge&ccedil;iyor. İşte aslı beynin  sağ tarafına kaydedilmiş duyguların analizi de yine bu b&ouml;l&uuml;mde ger&ccedil;ekleşiyor.  Bazı epilepsi hastalarında beyindeki amigdala b&ouml;lgesi &ccedil;ıkarıldığında bu  hastalarda duygusal k&ouml;rl&uuml;k oluşuyor. B&ouml;yle kimseler &ccedil;ok g&uuml;zel c&uuml;mleler kursalar  da, robot gibi hi&ccedil;bir şey hissetmeyen insanlar olup &ccedil;ıkıyorlar. </p>
<p></font><font face="Verdana" size="3"><strong>Sezgiler </strong></p>
<p>Bir insanı doğruya g&ouml;t&uuml;ren d&ouml;rt tane yol vardır. Birincisi pozitif bilim, deney  ve g&ouml;zlem yani ampirik yaklaşımdır. &#8216;Ateş yakar, arsenik zehirler&#8217; gibi. Bundan  sonra akıl y&uuml;r&uuml;tme y&ouml;ntemleri gelir. Bu y&ouml;ntemlerde dağın ardından &ccedil;ıkan ateşi  g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde &#8216;ateş olmayan yerden duman &ccedil;ıkmaz. Duman &ccedil;ıktığına g&ouml;re ateşte  vardır&#8217; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;z. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; sezgilerdir ki; bu doğuştan kadınlarda daha  g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r. Kadınların bazı şeyleri sezebilmesi, duygusal farkındalık ile  ilgilidir. Mesel&acirc;, romatizmalı bir kişi eklemlerindeki duyarlılıkla yağmurun  geleceğini birg&uuml;n &ouml;nceden nasıl hissederse, duygusal farkındalığı olan  kadınlarda bazı sıkıntıları, i&ccedil; sesleriyle daha erken ve daha fazla  hissedebilirler. Mesel&acirc;, erkek bazen bir riske girer ve eşi bununla al&acirc;kalı  korku hisseder. &Ccedil;oğu zamanda korktuğu konuda haklı &ccedil;ıkar. </font> <font face="Verdana" size="3"><img width="196" height="233" border="0" align="right" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/duygu02.jpg" /></font><font face="Verdana" size="3"></p>
<p><strong>Teknoloji ve Duygular</strong></p>
<p></font><font face="Verdana" size="3">İnsandaki duyguların g&ouml;z ardı edilmesi, ruhsal  hastalıkların ortaya &ccedil;ıkmasına sebep oluyor. Bu &ccedil;ağın en b&uuml;y&uuml;k &ouml;zelliği olan  vakit sıkıntısı ve insanların kendilerini zaman fakiri gibi hissetmeleri, onları  duygusal bakımdan mekanikliğe itiyor. Bazı kimseler duygularını moda, sergi,  sanat faaliyetleri gibi değişik y&ouml;ntemlerle ifade etmeye &ccedil;alışsalar da bunu  herkes yapamıyor. Elektriğin bulunmasıyla beraber gecelerin kullanılır olması ve  gelişmiş teknoloji dahi hi&ccedil;birimizi zaman yoksunu olmaktan kurtaramıyor. Eskiden  işlediği kilimin desenlerine, bir oyanın motiflerine, &ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir kazağın  ilmeklerine duygularını aktaran kadın şu anda bunlardan uzak bir şekilde  kendisine terapi yolları arıyor. </p>
<p><strong>Duyguların Uyarılması </strong></p>
<p>İnsan beyninde yeniliği arama geni vardır. </font></p>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<p align="justify"><font face="Verdana" size="3"><img width="190" height="261" border="0" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/duygu.jpg" /></font><font face="Verdana" size="3">Bu  gen fizik&icirc; g&ouml;r&uuml;n&uuml;m noktasında da ge&ccedil;erlidir. Yenilik ihtiyacı kadındaki estetik  kaygı ve beğenilme hissiyle birleştiğinde ortaya moda denilen kavram &ccedil;ıkmıştır.  Kadının duygusallığını okuyup, analiz eden modacılar duyguları modanın bir  unsuru olarak kabul etmişlerdir. Tabii burada, kent k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n etkisinden de  bahsetmek gerekecektir. K&ouml;y k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nde yetişmiş kimse i&ccedil;in estetik kaygılar &ccedil;ok  fazla &ouml;nemli değilken şehirli kadın i&ccedil;inde yaşadığı sosyal &ccedil;evrenin de etkisiyle  işlevsellikten &ouml;te bir g&uuml;zellik endişe taşır. Bu d&uuml;ş&uuml;nce satın aldığı bir  mendilde dahi kendini g&ouml;sterir. Ancak k&ouml;yl&uuml; kadında tıpkı şehirde yaşayan kadın  gibi her şeye </font><font face="Verdana" size="3">zevkini yansıtmak ister. Yani yaratılış  gereği erkek g&uuml;zellik, kadın işlevsellik duygusundan uzaktır. Kadınlar birşey  alırken. &#8216;ne kadar işe yarar, amaca ne derece hizmet eder?&#8217; d&uuml;ş&uuml;ncesinden ziyade  hangi oranda g&uuml;zel olduğuna bakarlar. B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri i&ccedil;inde alıp  kullanılmadıkları pek&ccedil;ok eşyaları vardır. Erkekler ise, beyinlerindeki mod&uuml;l&uuml;n  uyarımı gereği, &#8216;G&uuml;zellik de neymiş? M&uuml;him olan bir şeyin ucuz ve kaliteli  olması, işe yaramasıdır&#8217; diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler. Erkek aldığı bir nesnenin rengine,  kadın da fiyatına bakmayı bilmez. Oysa duygusal farkındalığın oluşabilmesi i&ccedil;in  her ikisinin de bu &ouml;ğelere dikkat etmesi gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hayatta sahip olduğumuz  şeylerin fonksiyonel, kaliteli ve estetik olması esastır. Akıllı erkek yaptığı  işe g&uuml;zellik katmayı, akıllı kadında mantık katmayı becerebilirse durum  dengelenmiş olacaktır. </p>
<p>
Memory center</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="291" title="1" title="07 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/804-duygunun-merkezi-kalp-mi-beyin-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyinde aşk nerededir?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3362-beyinde-ask-nerededir-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3362-beyinde-ask-nerededir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 09:30:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Beyinde]]></category>
		<category><![CDATA[Beyinde aşk nerededir?]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Helen Fisher]]></category>
		<category><![CDATA[nerededir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=798</guid>
		<description><![CDATA[Beyinde aşk nerededir? Beyinde aşk nerededir? sorusuna cevap beyinde sex sorusuna cevabın bulunduğu b&#246;lgede bulundu. Aşk i&#231;in bir &#231;ok tarif yapılıyor, aşkın &#246;mr&#252; saptanmaya , kimyası &#231;&#246;z&#252;lmeye &#231;alışılıyor. Peki aşk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<p><font face="Verdana" size="3"><strong>Beyinde aşk nerededir?</strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><strong>Beyinde aşk nerededir? sorusuna cevap beyinde  sex sorusuna cevabın bulunduğu b&ouml;lgede bulundu.</strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Aşk i&ccedil;in bir &ccedil;ok tarif yapılıyor, aşkın &ouml;mr&uuml; saptanmaya  , kimyası &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye &ccedil;alışılıyor. Peki aşk beyninizde nasıl oluşuyor? </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Aşkın beyindeki yeri nerede?</p>
<p>Amerikalı antropolog Dr. Helen Fisher, beyinde aşkın yerini belirlemek i&ccedil;in  beyin taramaları &uuml;zerinde bir &ccedil;alışma yapmıştır. Araştırması daha başlangı&ccedil;  aşamasındayken, beyinde &uuml;&ccedil; t&uuml;r duygunun yerini tespit etmiştir:</p>
<p>Şehvet, tutku ve bağlılık. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Her duygunun, kişi birinden etkilendiğinde beyni  aydınlatan, kendine &ouml;zg&uuml; bir beyin kimyası vardır. (hayvani gelişim b&ouml;lgesinde)  Biyolojik anlamda, aşkın bu &uuml;&ccedil; bileşeni, &uuml;remeyi garanti altına almak &uuml;zere  gelişmiştir. Gebelik ger&ccedil;ekleştikten sonra, sistem faaliyetini durdurur ve aşk  s&uuml;reci tamamlanır. İlk aşama, yani şehvet, fiziksel bir &ccedil;ekimdir. Tutkunun amacı  partner adayı ile aranızda bağ oluşturmaktır.</p>
<p></font><font face="Verdana"></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 3pt; line-height: normal; text-indent: 14.2pt;"><font face="Verdana" color="#ff6600" size="3"> <img width="389" height="304" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/themes/channel_tr/channel/images/beyinharitasi3.png" alt="" /></font></p>
<p></font><font face="Verdana" size="3">Tutku, doğanın erkeklerle kadının &uuml;remeye yetecek kadar bir s&uuml;re birlikte  kalmalarını sağlamak i&ccedil;in geliştirdiği biyolojik bir tuzaktır.</p>
<p>Aşk</p>
<p>Aşkın kafa karıştırdığı s&ouml;ylenir; bu &ouml;zellikle erkekler i&ccedil;in doğrudur. Erkekler  testosteron sayesinde, aşık olma s&uuml;recinin şehvet aşamasına kolayca ge&ccedil;erler.  Tutku aşamasında, testosteronun &ouml;ylesine etkisindedirler ki, ne olup bittiğini  anlayamazlar. Ger&ccedil;eklerle y&uuml;zleşmeleri sert olur.</p>
<p>&Ouml;nceki gece yarısı son derece heyecan verici olan kadın, sabahleyin g&uuml;n  doğduğunda hi&ccedil; de &ccedil;ekici g&ouml;r&uuml;nmez. Kadın, beyninde duygu ve akıl y&uuml;r&uuml;tme  merkezlerinin bağlantıları daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğundan, ayrıca testosteron y&uuml;z&uuml;nden  kontrol&uuml;n&uuml; kaybetmediğinden, erkeğin kendisi i&ccedil;in doğru partner olup olmadığını  daha iyi değerlendirebilir. Bir&ccedil;ok ilişkinin kadınlar tarafından bitirilmesinin  ve erkeklerin neler olup bittiğini anlayamamasının nedeni budur. Kadınlar,  ayrılık s&uuml;recinde daha yumuşak davranırlar. Bir veda mektubu yazarlar, sonuna  bir g&uuml;len y&uuml;z koyarlar ve &ldquo; Seni hep seveceğim&rdquo; derler.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="476" title="1" title="14 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3362-beyinde-ask-nerededir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyinde aşk nerededir?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/798-beyinde-ask-nerededir.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/798-beyinde-ask-nerededir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Nov 2009 09:30:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Beyinde]]></category>
		<category><![CDATA[Beyinde aşk nerededir?]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Helen Fisher]]></category>
		<category><![CDATA[nerededir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=798</guid>
		<description><![CDATA[Beyinde aşk nerededir? Beyinde aşk nerededir? sorusuna cevap beyinde sex sorusuna cevabın bulunduğu b&#246;lgede bulundu. Aşk i&#231;in bir &#231;ok tarif yapılıyor, aşkın &#246;mr&#252; saptanmaya , kimyası &#231;&#246;z&#252;lmeye &#231;alışılıyor. Peki aşk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<p><font face="Verdana" size="3"><strong>Beyinde aşk nerededir?</strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><strong>Beyinde aşk nerededir? sorusuna cevap beyinde  sex sorusuna cevabın bulunduğu b&ouml;lgede bulundu.</strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Aşk i&ccedil;in bir &ccedil;ok tarif yapılıyor, aşkın &ouml;mr&uuml; saptanmaya  , kimyası &ccedil;&ouml;z&uuml;lmeye &ccedil;alışılıyor. Peki aşk beyninizde nasıl oluşuyor? </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Aşkın beyindeki yeri nerede?</p>
<p>Amerikalı antropolog Dr. Helen Fisher, beyinde aşkın yerini belirlemek i&ccedil;in  beyin taramaları &uuml;zerinde bir &ccedil;alışma yapmıştır. Araştırması daha başlangı&ccedil;  aşamasındayken, beyinde &uuml;&ccedil; t&uuml;r duygunun yerini tespit etmiştir:</p>
<p>Şehvet, tutku ve bağlılık. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="3">Her duygunun, kişi birinden etkilendiğinde beyni  aydınlatan, kendine &ouml;zg&uuml; bir beyin kimyası vardır. (hayvani gelişim b&ouml;lgesinde)  Biyolojik anlamda, aşkın bu &uuml;&ccedil; bileşeni, &uuml;remeyi garanti altına almak &uuml;zere  gelişmiştir. Gebelik ger&ccedil;ekleştikten sonra, sistem faaliyetini durdurur ve aşk  s&uuml;reci tamamlanır. İlk aşama, yani şehvet, fiziksel bir &ccedil;ekimdir. Tutkunun amacı  partner adayı ile aranızda bağ oluşturmaktır.</p>
<p></font><font face="Verdana"></p>
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 3pt; line-height: normal; text-indent: 14.2pt;"><font face="Verdana" color="#ff6600" size="3"> <img width="389" height="304" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/themes/channel_tr/channel/images/beyinharitasi3.png" alt="" /></font></p>
<p></font><font face="Verdana" size="3">Tutku, doğanın erkeklerle kadının &uuml;remeye yetecek kadar bir s&uuml;re birlikte  kalmalarını sağlamak i&ccedil;in geliştirdiği biyolojik bir tuzaktır.</p>
<p>Aşk</p>
<p>Aşkın kafa karıştırdığı s&ouml;ylenir; bu &ouml;zellikle erkekler i&ccedil;in doğrudur. Erkekler  testosteron sayesinde, aşık olma s&uuml;recinin şehvet aşamasına kolayca ge&ccedil;erler.  Tutku aşamasında, testosteronun &ouml;ylesine etkisindedirler ki, ne olup bittiğini  anlayamazlar. Ger&ccedil;eklerle y&uuml;zleşmeleri sert olur.</p>
<p>&Ouml;nceki gece yarısı son derece heyecan verici olan kadın, sabahleyin g&uuml;n  doğduğunda hi&ccedil; de &ccedil;ekici g&ouml;r&uuml;nmez. Kadın, beyninde duygu ve akıl y&uuml;r&uuml;tme  merkezlerinin bağlantıları daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğundan, ayrıca testosteron y&uuml;z&uuml;nden  kontrol&uuml;n&uuml; kaybetmediğinden, erkeğin kendisi i&ccedil;in doğru partner olup olmadığını  daha iyi değerlendirebilir. Bir&ccedil;ok ilişkinin kadınlar tarafından bitirilmesinin  ve erkeklerin neler olup bittiğini anlayamamasının nedeni budur. Kadınlar,  ayrılık s&uuml;recinde daha yumuşak davranırlar. Bir veda mektubu yazarlar, sonuna  bir g&uuml;len y&uuml;z koyarlar ve &ldquo; Seni hep seveceğim&rdquo; derler.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="488" title="1" title="23 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/798-beyinde-ask-nerededir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahudilikle budizmi birleştirdiler</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3360-yahudilikle-budizmi-birlestirdiler-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3360-yahudilikle-budizmi-birlestirdiler-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 12:02:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[birle]]></category>
		<category><![CDATA[budizmi]]></category>
		<category><![CDATA[tirdiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudilikle]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudilikle budizmi birleştirdiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=766</guid>
		<description><![CDATA[Yahudilikle budizmi birleştirdiler Yahudilikle Uzakdoğu &#246;ğretisi Budizm birleşince adı JUBU oldu. ABD&#8217;de 3 milyon JUBU olduğu sanılıyor. Amerikan Yahudileri arasında Uzak Doğu&#8217;nun Buddha ve Zen &#246;ğretisi hızla yayılıyor. Bu yeni...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<div id="news_content" class="content content_12">
<div class="title"><font face="Tahoma" color="#000000" size="3">Yahudilikle budizmi birleştirdiler</font></div>
<div class="short_content">
<p><font face="Tahoma" size="3">     </font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3"><img width="160" height="212" border="0" align="left" alt="" src="http://images.exoticindiaart.com/books/judaism_idd046.jpg" />Yahudilikle      Uzakdoğu &ouml;ğretisi Budizm birleşince adı JUBU oldu. ABD&#8217;de 3 milyon JUBU      olduğu sanılıyor.</font></p>
</div>
<p><font face="Tahoma" size="3">Amerikan Yahudileri arasında Uzak Doğu&rsquo;nun Buddha ve Zen &ouml;ğretisi hızla    yayılıyor. Bu yeni dinin adı, &ldquo;Judaism&rdquo; ile &ldquo;Buddhism&rdquo; s&ouml;zc&uuml;klerinden    t&uuml;retilmiş, JUBU olarak literat&uuml;re ge&ccedil;ti. Jubu&rsquo;ya bağlananların sayısı    şimdiden 3 milyona ulaştı. </p>
<p>Ortadoğu k&ouml;kenli kitab&icirc; din Yahudilikle, Uzakdoğu &ouml;ğretisi Budizm ABD&rsquo;de    birleşti. On yıl kadar &ouml;nce, ilk kez California Eyaleti&rsquo;ndeki San Francisco    Kenti&rsquo;nde başlayan amalgam din-&ouml;ğretisi hızla taraftar topluyor. ABD&rsquo;de    sayılarının, şimdiden 3 milyonu aştığı savlandı. </p>
<p>Jubu&rsquo;ya, &ouml;zellikle aydın, eğitimli ve orta yaş d&ouml;nemini ge&ccedil;iren Yahudilerin    eğilim g&ouml;sterdiği a&ccedil;ıklandı. Jubu taraftarı Yahudi hahamlar Budist rahiplerden    &ouml;ğrendiklerini, &ldquo;Yoga Evi&rdquo; benzeri mek&acirc;nlarda dindaşlarına vaaz edip sonra    &ldquo;meditasyon&rdquo; yaptırıyorlar. Jubu&rsquo;ya bağlanan Yahudilerin ortak g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yse, bu    yolla &ldquo;yahudiliği, kabala ve hasetik anlayışı&rdquo; daha iyi kavradıkları y&ouml;n&uuml;nde    birleşiyor. B&ouml;ylece ana dinlerini bırakmadan, bir yandan Budist oluyorlar. </p>
<p><img width="135" height="156" border="0" align="left" alt="" src="http://joi.org/blog/uploads/thumb-jubu.jpg" />&Ouml;te yandan, Jubu&rsquo;nun salt Yahudi olarak doğmuş bulunanlara a&ccedil;ık olması kuralı,    aslında Budizm ve Zen &ouml;ğretileriyle &ccedil;eliştiğinden, bu yeni karışımın bir    &ldquo;dinsel reform&rdquo; ge&ccedil;irmeye gereksinmesi olduğu ileri s&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Budistler dindar    ya da dinsiz her t&uuml;rden insana kapılarını a&ccedil;ık tutarken, Jubu&rsquo;ların kapalı bir    cemaat gibi ibadet ve yoga yaptıkları biliniyor. Jubu&rsquo;nun Zen-Hahamı olan Davıd Gottlieb&rsquo;in vaaza başlarken, &ldquo;Yahudilik acı &ccedil;ekmeyi &ouml;ğretir, Budizm ve    Zen ise acıdan kurtulmayı g&ouml;sterir&rdquo; diye Jubu&rsquo;yu tanıtması dikkati &ccedil;ekiyor.   </p>
<p>Bu arada, Hollywood k&ouml;kenli sinema ve oyunculuk d&uuml;n</font><font face="Tahoma" size="3"><img width="150" height="132" border="0" align="right" alt="" src="http://www.buddhistchannel.tv/picture/upload/buddha-menorah.jpg" /></font><font face="Tahoma" size="3">yasından dedikodular </font><font face="Tahoma" size="3">veren    kimi k&ouml;şe yazarlarına g&ouml;re, aralarında Sharon</font><font face="Tahoma" size="3"> Stone&rsquo;nun da bulunduğu &ccedil;ok    sayıda akt&ouml;r ve aktristin Jubu&rsquo;ya merak saldığı &ouml;ğrenildi. </font><font face="Tahoma" size="3">&ldquo;Temel İ&ccedil;g&uuml;d&uuml;&rdquo; adlı    fırtınalar koparmış filmin seksi kadın oyuncusu Sharon Stone&rsquo;un arka planda    anlatıcı-seslendirici olarak bulunduğu, &ldquo;İnan&ccedil; Değişti, İman Belirdi&rdquo; adlı    Jubu&rsquo;yu tanıtan bir belgesel, Oskar dağıtımında en iyi film &ouml;d&uuml;l&uuml; almıştı.    Film Akademisi &Ouml;d&uuml;l&uuml; olan Oskar&rsquo;ın ardında, &ccedil;ok sayıda Yahudi y&ouml;netmen ve    yapımcı bulunuyor. </font><br />
<font face="Tahoma" size="3"> <br />
A&ccedil;ık Gazete </font></p>
</div>
<p><script type="text/javascript">changeTarget(document.getElementById("news_content"))
</script></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="470" title="1" title="08 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3360-yahudilikle-budizmi-birlestirdiler-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahudilikle budizmi birleştirdiler</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/766-yahudilikle-budizmi-birlestirdiler.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/766-yahudilikle-budizmi-birlestirdiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 12:02:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[birle]]></category>
		<category><![CDATA[budizmi]]></category>
		<category><![CDATA[tirdiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudilikle]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudilikle budizmi birleştirdiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=766</guid>
		<description><![CDATA[Yahudilikle budizmi birleştirdiler Yahudilikle Uzakdoğu &#246;ğretisi Budizm birleşince adı JUBU oldu. ABD&#8217;de 3 milyon JUBU olduğu sanılıyor. Amerikan Yahudileri arasında Uzak Doğu&#8217;nun Buddha ve Zen &#246;ğretisi hızla yayılıyor. Bu yeni...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<div id="news_content" class="content content_12">
<div class="title"><font face="Tahoma" color="#000000" size="3">Yahudilikle budizmi birleştirdiler</font></div>
<div class="short_content">
<p><font face="Tahoma" size="3">     </font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3"><img width="160" height="212" border="0" align="left" alt="" src="http://images.exoticindiaart.com/books/judaism_idd046.jpg" />Yahudilikle      Uzakdoğu &ouml;ğretisi Budizm birleşince adı JUBU oldu. ABD&#8217;de 3 milyon JUBU      olduğu sanılıyor.</font></p>
</div>
<p><font face="Tahoma" size="3">Amerikan Yahudileri arasında Uzak Doğu&rsquo;nun Buddha ve Zen &ouml;ğretisi hızla    yayılıyor. Bu yeni dinin adı, &ldquo;Judaism&rdquo; ile &ldquo;Buddhism&rdquo; s&ouml;zc&uuml;klerinden    t&uuml;retilmiş, JUBU olarak literat&uuml;re ge&ccedil;ti. Jubu&rsquo;ya bağlananların sayısı    şimdiden 3 milyona ulaştı. </p>
<p>Ortadoğu k&ouml;kenli kitab&icirc; din Yahudilikle, Uzakdoğu &ouml;ğretisi Budizm ABD&rsquo;de    birleşti. On yıl kadar &ouml;nce, ilk kez California Eyaleti&rsquo;ndeki San Francisco    Kenti&rsquo;nde başlayan amalgam din-&ouml;ğretisi hızla taraftar topluyor. ABD&rsquo;de    sayılarının, şimdiden 3 milyonu aştığı savlandı. </p>
<p>Jubu&rsquo;ya, &ouml;zellikle aydın, eğitimli ve orta yaş d&ouml;nemini ge&ccedil;iren Yahudilerin    eğilim g&ouml;sterdiği a&ccedil;ıklandı. Jubu taraftarı Yahudi hahamlar Budist rahiplerden    &ouml;ğrendiklerini, &ldquo;Yoga Evi&rdquo; benzeri mek&acirc;nlarda dindaşlarına vaaz edip sonra    &ldquo;meditasyon&rdquo; yaptırıyorlar. Jubu&rsquo;ya bağlanan Yahudilerin ortak g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yse, bu    yolla &ldquo;yahudiliği, kabala ve hasetik anlayışı&rdquo; daha iyi kavradıkları y&ouml;n&uuml;nde    birleşiyor. B&ouml;ylece ana dinlerini bırakmadan, bir yandan Budist oluyorlar. </p>
<p><img width="135" height="156" border="0" align="left" alt="" src="http://joi.org/blog/uploads/thumb-jubu.jpg" />&Ouml;te yandan, Jubu&rsquo;nun salt Yahudi olarak doğmuş bulunanlara a&ccedil;ık olması kuralı,    aslında Budizm ve Zen &ouml;ğretileriyle &ccedil;eliştiğinden, bu yeni karışımın bir    &ldquo;dinsel reform&rdquo; ge&ccedil;irmeye gereksinmesi olduğu ileri s&uuml;r&uuml;ld&uuml;. Budistler dindar    ya da dinsiz her t&uuml;rden insana kapılarını a&ccedil;ık tutarken, Jubu&rsquo;ların kapalı bir    cemaat gibi ibadet ve yoga yaptıkları biliniyor. Jubu&rsquo;nun Zen-Hahamı olan Davıd Gottlieb&rsquo;in vaaza başlarken, &ldquo;Yahudilik acı &ccedil;ekmeyi &ouml;ğretir, Budizm ve    Zen ise acıdan kurtulmayı g&ouml;sterir&rdquo; diye Jubu&rsquo;yu tanıtması dikkati &ccedil;ekiyor.   </p>
<p>Bu arada, Hollywood k&ouml;kenli sinema ve oyunculuk d&uuml;n</font><font face="Tahoma" size="3"><img width="150" height="132" border="0" align="right" alt="" src="http://www.buddhistchannel.tv/picture/upload/buddha-menorah.jpg" /></font><font face="Tahoma" size="3">yasından dedikodular </font><font face="Tahoma" size="3">veren    kimi k&ouml;şe yazarlarına g&ouml;re, aralarında Sharon</font><font face="Tahoma" size="3"> Stone&rsquo;nun da bulunduğu &ccedil;ok    sayıda akt&ouml;r ve aktristin Jubu&rsquo;ya merak saldığı &ouml;ğrenildi. </font><font face="Tahoma" size="3">&ldquo;Temel İ&ccedil;g&uuml;d&uuml;&rdquo; adlı    fırtınalar koparmış filmin seksi kadın oyuncusu Sharon Stone&rsquo;un arka planda    anlatıcı-seslendirici olarak bulunduğu, &ldquo;İnan&ccedil; Değişti, İman Belirdi&rdquo; adlı    Jubu&rsquo;yu tanıtan bir belgesel, Oskar dağıtımında en iyi film &ouml;d&uuml;l&uuml; almıştı.    Film Akademisi &Ouml;d&uuml;l&uuml; olan Oskar&rsquo;ın ardında, &ccedil;ok sayıda Yahudi y&ouml;netmen ve    yapımcı bulunuyor. </font><br />
<font face="Tahoma" size="3"> <br />
A&ccedil;ık Gazete </font></p>
</div>
<p><script type="text/javascript">changeTarget(document.getElementById("news_content"))
</script></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="5210" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/766-yahudilikle-budizmi-birlestirdiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdandan kaçış yok</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3359-vicdandan-kacis-yok-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3359-vicdandan-kacis-yok-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 11:57:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[ALKOL ÇÖZÜM DEĞİL]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdan azabı]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdandan]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdandan kaçış yok!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=764</guid>
		<description><![CDATA[Vicdandan ka&#231;ış yok! &#160; 17 Haziran 2009 &#199;arşamba, 08:51 &#160; D&#220;NYA Rus bilimcilerin &#160;yaptığı araştırma, her insanın bilimsel olarak vicdan sahibi olduğunu ortaya koydu. Rusya&#8217;daki Beyin Araştırmaları Enstit&#252;s&#252;&#8217;nden uzmanlar, insan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<title></title><br />
<meta content="Microsoft FrontPage 5.0" name="GENERATOR" /><br />
<meta content="FrontPage.Editor.Document" name="ProgId" /></div>
<div align="justify"><font face="Verdana" size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Vicdandan  ka&ccedil;ış yok! &nbsp;<br />
17 Haziran 2009 &Ccedil;arşamba, 08:51 &nbsp; D&Uuml;NYA<br />
</span></font><font face="Verdana" size="3"> <img width="143" height="87" align="left" src="http://91.93.103.35/haber/090617-085746-194773-C.jpg" alt="Bilim ispatladı: Vicdandan ka&ccedil;ış yok!" /></font><font face="Verdana" size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><br />
Rus bilimcilerin &nbsp;yaptığı araştırma, her insanın bilimsel olarak vicdan sahibi  olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Rusya&#8217;daki Beyin Araştırmaları Enstit&uuml;s&uuml;&#8217;nden uzmanlar, insan  beyninin&nbsp;s&ouml;zgelimi&nbsp;kişi yalan s&ouml;ylediğinde tepki verdiğini ve bu durumu protesto  ettiğini ortaya koydu. Araştırmacılar ayrıca, vicdanın bilgisayar ekranında  izlenebileceğini de belirtiyor. Rus bilim insanlarının araştırması, vicdansız  insan olmadığını &ouml;ne s&uuml;r&uuml;yor. Hatta uzmanlar, vicdanın oluşumunu da g&ouml;zlemlemeyi  başardı. Araştırmanın en ilgin&ccedil; taraflarından biri uzmanların, yalan s&ouml;yleme  &uuml;zerinde &ccedil;alışırken, vicdan olgusuyla tesad&uuml;fen karşılaşmış olmaları.</p>
<p>&Ouml;zel bir bilgisayar programıyla, bu programa &ouml;zel bağlantılarla bağlı insan  beyninin faaliyetlerini değişik durumlarda izleyen araştırmacı ekipten Maxim  Kireev, deneylerden birini ş&ouml;yle anlatıyor: &quot;Monit&ouml;rde aşağı ve yukarı oklar  g&ouml;r&uuml;yorsunuz. G&ouml;reviniz basit bir bilgisayar oyunu oynamak. Yapmanız gereken tek  şey yalan s&ouml;yleyemek. Ekranda yukarı doğru bir ok g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde aşağı doğru bir  ok g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml; s&ouml;ylemek ve yukarı doğru bir ok g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde ise tam tersini.  B&ouml;ylece &ouml;zel bir bilgisayar programı sayesinde beynin reaksiyonları  algılanabiliyor ve beynin yalan s&ouml;ylerken ya da doğru s&ouml;ylerken ne durumda  olduğunu bilgisayar &uuml;zerinden g&ouml;rebiliyoruz. Bir insan yalan s&ouml;ylemek &uuml;zereyken  bile beyni, aynı anda protestoya başlıyor.</p>
<p>O anda vicdan uyanıyor. Ancak bu durum &ccedil;ıplak g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lemiyor. Kişi herhangi  bir acı hissetmiyor, terlemiyor ya da elleri titremiyor. Beynin protestosu ancak  &ouml;zel bir bilgisayar programı aracılığıyla izlenebiliyor.&quot;</p>
<p>ALKOL &Ccedil;&Ouml;Z&Uuml;M DEĞİL</p>
<p>Rus Bilimler Akademisi Beyin Araştırmaları Merkezi m&uuml;d&uuml;r&uuml; Svjatoslav Medvedev,  &quot;Beynimizde bizi bir şeyi yanlış yaptığımız konusunda bilgilendiren bir  mekanizma var. Bu mekanizma vicdan azabı ya da pişmanlık olarak bilinan olguyu  devreye sokuyor ve ger&ccedil;ekten de vicdanımızdan nefret etmemize yol a&ccedil;an  pişmanlığımız. Bir&ccedil;ok insan bu y&uuml;zden bundan kurtulmaya &ccedil;alışıyor. Ve bunun en  pop&uuml;ler yolu da alkol t&uuml;ketimidir. Ancak genelde pişmanlık i&ccedil;ki mahmurluğu  sırasında &ccedil;ok daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r&quot; diyor.&nbsp;</p>
<p>Moskova Dilbilimsel Programlama Merkezi&#8217;nden Andrey Kenig ise, &quot;<em>Vicdan  azabından kurtulmak i&ccedil;in bazı fikirler bulmak gerekir. S&ouml;zgelimi, kişi &uuml;lkesi  i&ccedil;in bir şey yaptığını s&ouml;yleyerek, yaptığı şeyden dolayı başkasının acı  &ccedil;ektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p &ccedil;ekeceği vicdan azabından kurtulmayı tercih edebilir. Bu  telkin, &ccedil;ok sayıda &uuml;lkenin ordularında yaygın olarak kullanılıyor. S&ouml;zgelimi ABD  ordusu yetkilileri, Amerikan askerlerinin Irak savaşında su&ccedil;luluk ve vicdan  azabı &ccedil;ekmemeleri i&ccedil;in telkin uygulamasına gitmiştir</em>&quot; diyor.</span></font></div>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<div align="justify"><font face="Verdana" size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">(<a style="color: blue; text-decoration: underline;" target="_blank" href="http://www.stargazete.com/dunya/bilim-ispatladi-vicdandan-kacis-yok-haber-194773.htm" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.stargazete.com/dunya/bilim-ispatladi-vicdandan-kacis-yok-haber-194773.htm?referer=');"><span style="text-decoration: none;">Gazeteport</span></a>)</span></font></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="350" title="1" title="06 November 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3359-vicdandan-kacis-yok-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vicdandan kaçış yok</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/764-vicdandan-kacis-yok.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/764-vicdandan-kacis-yok.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 11:57:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[ALKOL ÇÖZÜM DEĞİL]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdan azabı]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdandan]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdandan kaçış yok!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=764</guid>
		<description><![CDATA[Vicdandan ka&#231;ış yok! &#160; 17 Haziran 2009 &#199;arşamba, 08:51 &#160; D&#220;NYA Rus bilimcilerin &#160;yaptığı araştırma, her insanın bilimsel olarak vicdan sahibi olduğunu ortaya koydu. Rusya&#8217;daki Beyin Araştırmaları Enstit&#252;s&#252;&#8217;nden uzmanlar, insan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="justify">
<title></title><br />
<meta content="Microsoft FrontPage 5.0" name="GENERATOR" /><br />
<meta content="FrontPage.Editor.Document" name="ProgId" /></div>
<div align="justify"><font face="Verdana" size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Vicdandan  ka&ccedil;ış yok! &nbsp;<br />
17 Haziran 2009 &Ccedil;arşamba, 08:51 &nbsp; D&Uuml;NYA<br />
</span></font><font face="Verdana" size="3"> <img width="143" height="87" align="left" src="http://91.93.103.35/haber/090617-085746-194773-C.jpg" alt="Bilim ispatladı: Vicdandan ka&ccedil;ış yok!" /></font><font face="Verdana" size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><br />
Rus bilimcilerin &nbsp;yaptığı araştırma, her insanın bilimsel olarak vicdan sahibi  olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Rusya&#8217;daki Beyin Araştırmaları Enstit&uuml;s&uuml;&#8217;nden uzmanlar, insan  beyninin&nbsp;s&ouml;zgelimi&nbsp;kişi yalan s&ouml;ylediğinde tepki verdiğini ve bu durumu protesto  ettiğini ortaya koydu. Araştırmacılar ayrıca, vicdanın bilgisayar ekranında  izlenebileceğini de belirtiyor. Rus bilim insanlarının araştırması, vicdansız  insan olmadığını &ouml;ne s&uuml;r&uuml;yor. Hatta uzmanlar, vicdanın oluşumunu da g&ouml;zlemlemeyi  başardı. Araştırmanın en ilgin&ccedil; taraflarından biri uzmanların, yalan s&ouml;yleme  &uuml;zerinde &ccedil;alışırken, vicdan olgusuyla tesad&uuml;fen karşılaşmış olmaları.</p>
<p>&Ouml;zel bir bilgisayar programıyla, bu programa &ouml;zel bağlantılarla bağlı insan  beyninin faaliyetlerini değişik durumlarda izleyen araştırmacı ekipten Maxim  Kireev, deneylerden birini ş&ouml;yle anlatıyor: &quot;Monit&ouml;rde aşağı ve yukarı oklar  g&ouml;r&uuml;yorsunuz. G&ouml;reviniz basit bir bilgisayar oyunu oynamak. Yapmanız gereken tek  şey yalan s&ouml;yleyemek. Ekranda yukarı doğru bir ok g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde aşağı doğru bir  ok g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z&uuml; s&ouml;ylemek ve yukarı doğru bir ok g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zde ise tam tersini.  B&ouml;ylece &ouml;zel bir bilgisayar programı sayesinde beynin reaksiyonları  algılanabiliyor ve beynin yalan s&ouml;ylerken ya da doğru s&ouml;ylerken ne durumda  olduğunu bilgisayar &uuml;zerinden g&ouml;rebiliyoruz. Bir insan yalan s&ouml;ylemek &uuml;zereyken  bile beyni, aynı anda protestoya başlıyor.</p>
<p>O anda vicdan uyanıyor. Ancak bu durum &ccedil;ıplak g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lemiyor. Kişi herhangi  bir acı hissetmiyor, terlemiyor ya da elleri titremiyor. Beynin protestosu ancak  &ouml;zel bir bilgisayar programı aracılığıyla izlenebiliyor.&quot;</p>
<p>ALKOL &Ccedil;&Ouml;Z&Uuml;M DEĞİL</p>
<p>Rus Bilimler Akademisi Beyin Araştırmaları Merkezi m&uuml;d&uuml;r&uuml; Svjatoslav Medvedev,  &quot;Beynimizde bizi bir şeyi yanlış yaptığımız konusunda bilgilendiren bir  mekanizma var. Bu mekanizma vicdan azabı ya da pişmanlık olarak bilinan olguyu  devreye sokuyor ve ger&ccedil;ekten de vicdanımızdan nefret etmemize yol a&ccedil;an  pişmanlığımız. Bir&ccedil;ok insan bu y&uuml;zden bundan kurtulmaya &ccedil;alışıyor. Ve bunun en  pop&uuml;ler yolu da alkol t&uuml;ketimidir. Ancak genelde pişmanlık i&ccedil;ki mahmurluğu  sırasında &ccedil;ok daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;d&uuml;r&quot; diyor.&nbsp;</p>
<p>Moskova Dilbilimsel Programlama Merkezi&#8217;nden Andrey Kenig ise, &quot;<em>Vicdan  azabından kurtulmak i&ccedil;in bazı fikirler bulmak gerekir. S&ouml;zgelimi, kişi &uuml;lkesi  i&ccedil;in bir şey yaptığını s&ouml;yleyerek, yaptığı şeyden dolayı başkasının acı  &ccedil;ektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p &ccedil;ekeceği vicdan azabından kurtulmayı tercih edebilir. Bu  telkin, &ccedil;ok sayıda &uuml;lkenin ordularında yaygın olarak kullanılıyor. S&ouml;zgelimi ABD  ordusu yetkilileri, Amerikan askerlerinin Irak savaşında su&ccedil;luluk ve vicdan  azabı &ccedil;ekmemeleri i&ccedil;in telkin uygulamasına gitmiştir</em>&quot; diyor.</span></font></div>
<div align="justify">&nbsp;</div>
<div align="justify"><font face="Verdana" size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">(<a style="color: blue; text-decoration: underline;" target="_blank" href="http://www.stargazete.com/dunya/bilim-ispatladi-vicdandan-kacis-yok-haber-194773.htm" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.stargazete.com/dunya/bilim-ispatladi-vicdandan-kacis-yok-haber-194773.htm?referer=');"><span style="text-decoration: none;">Gazeteport</span></a>)</span></font></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="356" title="0" title="18 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/764-vicdandan-kacis-yok.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Simyacıların Rüyası Gerçek Oldu</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3358-simyacilarin-ruyasi-gercek-oldu-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3358-simyacilarin-ruyasi-gercek-oldu-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 14:03:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Simyac]]></category>
		<category><![CDATA[Simyacıların Rüyası Gerçek Oldu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=731</guid>
		<description><![CDATA[Simyacıların R&#252;yası Ger&#231;ek Oldu &#160; Yapay evrim denen bir y&#246;ntemle vir&#252;s ve bakteri proteinleri kullanılarak ger&#231;ekleştirilen &#231;alışma, Amerikan bilim &#231;evrelerinde b&#252;y&#252;k yankı uyandırdı. Altın yapmanın şifresine ulaşmanın bin yılları bulan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<div><font size="3"><br />
<meta content="Microsoft FrontPage 5.0" name="GENERATOR"><br />
</meta><meta content="FrontPage.Editor.Document" name="ProgId">     </meta></p>
<p></font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">Simyacıların R&uuml;yası Ger&ccedil;ek Oldu</font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><img align="left" src="http://www.insanigelisim.com//wp/wp-content/uploads/gold.jpg" alt="" />Yapay evrim denen bir y&ouml;ntemle vir&uuml;s ve bakteri proteinleri  kullanılarak ger&ccedil;ekleştirilen &ccedil;alışma, Amerikan bilim &ccedil;evrelerinde b&uuml;y&uuml;k yankı  uyandırdı. Altın yapmanın şifresine ulaşmanın bin yılları bulan zahmetli yolu,  yaşamın sırlarından biri olan doğal seleksiyondan ge&ccedil;iyor; yani molek&uuml;llerin  birbirlerini tanıyıp se&ccedil;ip ayırmayı bilmesinde yatıyor.</p>
<p>Harry Potter serisinin ilk filmini izleyenler hatırlar; Harry ve arkadaşları  okulda girilmesi yasak ulan &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; koridora girerler. Burada &uuml;&ccedil; başlı bir  canavarın koruduğu &quot;felsefe taşı&quot; saklanmaktadır. Harry&#8217;nin anne ve babasını  &ouml;ld&uuml;ren k&ouml;t&uuml; b&uuml;y&uuml;c&uuml; Voldemort da &quot;felsefe taşı&quot;nın peşindedir. Mistisizme  meraklı olanlar bu taşın, ge&ccedil;mişi 2500 yıl &ouml;ncesine kadar dayanan simya ilminin  efsanevi taşı olduğunu bilirler. &quot;Felsefe taşı&quot;, en bilinen anlamıyla, t&uuml;m  maddeleri altına &ccedil;eviren ve &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k veren taştır, maddenin en sat hali,  &ouml;z&uuml;d&uuml;r.</p>
<p>Y&uuml;zyıllar, bin yıllar boyunca Mezopotamya, Anadolu, Antik Mısır. İran, Hindistan  ve &Ccedil;in&#8217;de. Antik Yunan&#8217;da. Roma İmparatorluğumda. İslam coğrafyasında ve  Orta&ccedil;ağdan itibaren 19, y&uuml;zyıla kadar da Avrupa&#8217;da simyacılar hep bu taşı arayıp  durdular. Isaac Newton, Robert B&ouml;yle, Demokritus, Razi, Ibn Haldun, Cabir Ibn  Havyan, Nicolas Flamel, Platon, Pitagoras, Tales, Zosimus ve Paracelsus &quot;felsefe  taşı&quot;nı bulmaya &ccedil;alışan tanınmış simyacılardan yalnızca birka&ccedil;ı.</p>
<p>Simya bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m sanatıdır. Kirli olanı, hasta olanı bir&ccedil;ok s&uuml;re&ccedil;ten ge&ccedil;irerek  arınmış ve m&uuml;kemmel olana d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeyi ama&ccedil;lar. Simyacılara g&ouml;re madde hastadır  ve iyileştiğinde ortaya altın &ccedil;ıkacaktır. Simyanın, maddeden altını &ccedil;ıkarma  uğraşı, ezoterik olarak insandaki Tanrı &ouml;z&uuml;n&uuml;n ortaya &ccedil;ıkartılmasına denk gelir.  Bu anlamda &quot;felsefe taşı&quot; da mutlak olana kavuşturan bilin&ccedil; anlamını kazanır.  &quot;Felsefe taşı&quot; en g&uuml;zel ifadesini VITRIOL s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nde bulur. VIT-RIO1. Latince  bir c&uuml;mledeki s&ouml;zc&uuml;klerin baş harflerinden oluşmuştur. Bu c&uuml;mle &#8216;&quot;Visita  Interiora Terra; Rectificando Inv&ccedil;nies Oeeultum La-pidem&#8217;dirve &quot;&#8217;D&uuml;nyanın  derinliklerini ziyaret et gizli taşı bulacaksın&quot; anlamına gelir. Simya d&uuml;ş&uuml;ncesi  aslında Tanrı&#8217;nın birliğinden kaynaklanır. Evreni yaratan Tanrı. Ruh&#8217;a &ccedil;eşitli  formlar vermiş ve b&ouml;ylelikle madde oluşmuştur: yani madde Tek olanın farklı  g&ouml;r&uuml;n&uuml;şlerinden ibarettir. Simyacı ise bu formların arasında altın olanı arar.  Bu arayış tarih boyunca simyacıların kent meydanlarında yakılmasıyla bile  sonu&ccedil;lansa hi&ccedil;bir zaman bitmedi.</p>
<p>Yapay evrimle ger&ccedil;ek altın</p>
<p>Ancak sonunda insanlığın 2500 yıllık r&uuml;yası ger&ccedil;ek oldu. &quot;Felsefe taşı&quot; bulundu!  Washington &Uuml;niversitesi ve İstanbul Teknik &Uuml;niversitesi&#8217;nden iki T&uuml;rk profes&ouml;r  laboratuarda biyolojik ortamda altın par&ccedil;acığı &uuml;retmeyi başardı. Ama  simyacıların kutsal metinlerinde ge&ccedil;tiği gibi yakmayan ateş, ıslatmayan su ve  filozof yumurtasıyla değil; yapay evrimle, bir başka deyişle hızlandırılmış  evrimle altın &uuml;retiyorlar.</p>
<p>Washington &Uuml;niversitesi Genetik M&uuml;hendisliği Malzeme Bilimleri ve M&uuml;hendislik  Merkezi&#8217;nin (GEM-SEC) kurucusu ve y&ouml;neticisi Prof. Mehmet Sarıkaya ile İstanbul  Teknik &Uuml;niversitesi (İT&Uuml;) Molek&uuml;ler Biyoloji ve Genetik B&ouml;l&uuml;m Başkanı, İT&Uuml;  Molek&uuml;ler Biyoloji Genetik ve Biyoteknoloji Araştırmaları Merkezi&#8217;nin y&ouml;neticisi  Prof. Candan Tamerler&#8217;in birlikte y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; &ccedil;alışma, malzeme m&uuml;hendislikleri  i&ccedil;in bir devrim niteliğinde. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu &ccedil;alışma yalnız altın &uuml;retebilmenin değil,  savunma, tıp, ila&ccedil; sanayi ve end&uuml;strinin her alanı i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; malzemeyi  &uuml;retebilmenin yolunu a&ccedil;ıyor. S&ouml;z&uuml;n&uuml; eniğimiz malzemeler sentetik malzemeler  değil &uuml;stelik ger&ccedil;ek, doğadaki gibi malzemeler!</p>
<p>Sır, molek&uuml;llerin &quot;tanışma&quot;sıymış</p>
<p></font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="center"><font face="Tahoma" size="3"><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/GoldFrame.jpg" alt="" /></font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">Merak i&ccedil;inde &quot;Peki neymiş ger&ccedil;ekte bu felsefe taşı?&quot; diye sorduğunuzu duyar  gibiyim. &Ccedil;ok şaşıracaksınız ama altın &uuml;retmeye yarayan &quot;&#8217;felsefe taşı&quot; bir nesne  değil, bir kavram! Molek&uuml;llerin birbirlerini tanıması! Yani canlılığın, var  oluşun sırrı; doğal seleksiyon. Atomların, molek&uuml;llerin birbirlerini se&ccedil;mesi ve  ayırması. G&uuml;zeller g&uuml;zeli Ayşe Memed&#8217;i sever de Ahmet&#8217;e y&uuml;z vermez. Neden? &Ccedil;&uuml;nk&uuml;  Memed&#8217;inin yanında mutludur, Ahmet&#8217;in değil. Memed&#8217;in yanında kalbi kuş gibi  &ccedil;arpar, Ahmet&#8217;in değil. Memed&#8217;le muhabbet ister g&ouml;nl&uuml;, Ahmet&#8217;le değil. &quot;Ne  alakası var?&quot; dediğinizi duyuyorum ama aşkın neyle alakası yok ki! Birazdan  konuyu anlatırken niye aşktan s&ouml;z ettiğimi daha iyi anlayacaksınız. Zaten Prof.  Mehmet Sarıkaya konuyu anlamam i&ccedil;in kendisi verdi bana bu &ouml;rneği. Molek&uuml;ler  boyutta bir şeyleri anlatmanın zorluğunu fark edip &quot;Bu kız bu oğlanın elini  tutmak İster de &ouml;tekinin elini tutmak istemez, niye?&quot; deyiverdi en sonunda, ben  de anladım. Ama anlatmadan &ouml;nce hik&acirc;yeyi baştan, yani 1984 yılından alacağım  efendim.</p>
<p>Prof. Sarıkaya, 1984&#8242;te ABD Kaliforniya &Uuml;niversitesi&#8217;nde doktora &ccedil;alışması i&ccedil;in  &ccedil;eliğin yapısını incelerken, bir bilim dergisinde deniz kabuğunun elektron  mikroskobu altındaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; ilişir g&ouml;z&uuml;ne. Deniz kabuğunun i&ccedil;yapısı  &ccedil;eliğinkiyle aynıdır, tuğlayla &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş bir duvara benzemektedir. Yani insanoğlu  molek&uuml;ler boyutta ne yaptığının farkında olmadan, doğada bilinen en dayanıklı  malzeme olan deniz kabuğunu taklit eden bir madde &uuml;retmiştir demire karbon  katarak: &Ccedil;elik! O g&uuml;n Sarıkaya, bir malzeme bilimci olarak doğayı taklit ederek  m&uuml;kemmel malzemeler geliştirebileceğinin farkına varır. Biyomimelik (biyobenzetim)  denen bilim dalına ilk adımını b&ouml;ylece atar. Biyomimetik, canlılardaki protein  yapılarını nano &ouml;l&ccedil;ekte (atomik veya molek&uuml;ler boyutta) inceleyerek, m&uuml;hendislik  yoluyla bu yapılara benzer sentetik malzemeler &uuml;retmeye &ccedil;alışan bir bilim dalı.  Sarıkaya da 90&#8242;ların sonuna kadar geyik boynuzları, s&uuml;nger iskeletleri ve  bakteriler &uuml;zerinde &ccedil;alışmalarını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;r. 90&#8242;ların başında nanoteknoloji ve  nano-biyo-teknolojinin y&uuml;kselişi biyomimetik &ccedil;alışmalarına da ilgiyi arttırır.</p>
<p>Canlı ve cansız d&uuml;nya birleşti</p>
<p>Ancak tabiatı taklit etmenin zorlukları ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;z teknolojisinin  yetersizlikleri bir yana, bu alanda tek bir veriye ulaşmak bile onlarca yıl  alıyor. &Ouml;rneğin 30 yıllık &ccedil;alışmaların sonucunda diş minesinin oluşumunda etkin  olan 40 protein i&ccedil;inden bug&uuml;ne dek yalnızca bir tanesinin belirli bir b&ouml;lgesinin  ne işe yaradığı keşfedilmiş durumda. Prof. Sarıkaya 2000 yılında ş&ouml;yle der kendi  kendine: &quot;Niye tabiat anayı taklit etmek yerine malzemeleri onun yaptığı gibi  yapmayalım?&quot; Kendisine bu soruyu y&ouml;nelttiğinde d&uuml;nyada &quot;molek&uuml;ler biyomimetiğin&quot;  kurucusu olacağını bilemezdi herhalde. Bu &ccedil;ılgın fikrini hayata ge&ccedil;irmek i&ccedil;in  iyi bir molek&uuml;ler biyolog arayışına girer. Prof. Candan Tamerler ile işte bu  arayış sırasında, İstanbul&#8217;a 2001&#8242;de bir kongre i&ccedil;in geldiğinde tanışır.  Tamerler, o zaman i&ccedil;in son derece &ccedil;ılgınca g&ouml;r&uuml;nen bu fikre derhal sıcak bakar  ve &quot;Canlıların yapı taşı olan proteinler milyarlarca yıldır neyi nasıl  yapacaklarını &ccedil;ok iyi biliyorlar. Biz de proteinleri kullanabiliriz&quot; der.  &Ccedil;evresinde hayalperest damgası yer ama yılmaz.</p>
<p>İşte bu ikilinin tanıştığı g&uuml;n, biyo-mimetikte ilk kez canlı d&uuml;nyayla cansız  d&uuml;nya arasında bir k&ouml;pr&uuml; kurulur. Ama&ccedil;; az evvel s&ouml;z ettiğimiz gibi molek&uuml;llerin  birbirini tanıması, sevmesi, tercih etmesi prensiplerine g&ouml;re her t&uuml;rl&uuml;  malzemeyi &uuml;retmek. Başta ABD&#8217;de olmak &uuml;zere Nature gibi bir&ccedil;ok saygın bilim  dergisinde makaleleri yayımlanan Sarıkaya ve Tamerler artık bug&uuml;n g&uuml;m&uuml;ş, platin,  mika, titanyum, safir, silika, insan dişi dokuları ve altın &uuml;retebiliyorlar.  Şimdi neymiş bu yapay evrim, molek&uuml;llerin birbirini tanıması ve se&ccedil;mesi,  anlatalım.</p>
<p>Altın seven peptitler</p>
<p><img width="196" height="169" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/gold1.jpg" alt="" />&Ouml;ncelikle bir bardak suyun i&ccedil;ine (deney t&uuml;p&uuml;n&uuml;n yani) k&uuml;&ccedil;&uuml;k altın par&ccedil;acıkları  yerleştiriliyor. Sonra milyarlarca bakterinin ve vir&uuml;s&uuml;n bulunduğu &quot;bakteri ve  vir&uuml;s k&uuml;t&uuml;phanesi&quot; dedikleri b&ouml;l&uuml;me ge&ccedil;iliyor. Buradaki vir&uuml;s ve bakterilerin  kendilerine has yapılarını oluşturan proteinleri toplanıyor. Bu proteinlerin de  peptit denen k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kısmı alınıp altın par&ccedil;acıktı su dolu bardağa atılıyor.  Sonra da milyarlarca peptit i&ccedil;inden bazılarının altını suya tercih ederek altına  yapışması bekleniyor. Beklenen oluyor. Birka&ccedil; y&uuml;z tanesi altın par&ccedil;acıklarına  gidip yerleşiyor. Neden diye soruyorum. &quot;Bir peptitin altını suya tercih etmesi,  altın molek&uuml;l&uuml;n&uuml;n peptitin &uuml;&ccedil; boyutlu yapısına uyduğu anlamına geliyor. Peptit  altın molek&uuml;l&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinde kendini dengede ve rahat hissediyor. Evrimsel olarak  bakarsak, altın par&ccedil;acığının &uuml;zerine yapıştığında ortaya bir enerji &ccedil;ıkıyor ve  peptit enerjik olarak dengesini sağlıyor ve bu nedenle o maddeye bağımlı h&acirc;le  geliyor&quot; diye cevaplıyor Tamerler. Zaten sudan başka bir se&ccedil;eneği de yok  peptitin. İkisinden birini se&ccedil;mek zorunda, o da kendisine en uygun olan, en  rahat ettiği yeri se&ccedil;iyor. İşte buna molek&uuml;l boyutunda &quot;tanıma&quot; deniyor. Bir  anlamda hayata tutunmaya &ccedil;alışıyor. Peki peptit canlı mı ki buna karar  verebiliyor? Bu soruyu da Sarıkaya yanıtlıyor: &quot;Biz akıllı molek&uuml;l diyoruz.  Molek&uuml;l başka bir molek&uuml;l&uuml; tanıyor ve onunla birleşince bir fonksiyon, bir &ccedil;ıkar  elde ediyorsa bu akıldır işte. Peptitler de sanki canlı gibi&quot;. Peki, bir peptit  kendini altının &uuml;zerinde dengede hissedip hissetmediğine nasıl karar veriyor?  Sarıkaya hemen sandalyesinden kalkıp g&ouml;stererek anlatmaya başlıyor: &quot;Diyelim ben  peptitim, bu sandalye de altın. Ben geliyorum sandalyenin orasına burasına  oturuyorum ama bir t&uuml;rl&uuml; rahat edemiyorum. Benim &uuml;&ccedil; boyutlu yapıma yani v&uuml;cut  şeklime uygun değil diyelim ki bu sandalye. Diyelim &ccedil;ok şişmanım ve sığamıyorum  bu dar sandalyeye. İşte peptitler de &uuml;&ccedil; boyutlu yapılarına uygun yani ergonomik  olan yapıyı se&ccedil;iyorlar oturmak i&ccedil;in. Ya da onu bırak, bir kız bir oğlanın elini  tutar da &ouml;tekininkini tutmaz niye? Onun gibi işte&#8230;&quot; Bu hareketli anlatımla  konuyu iyice kavrıyorum. V&uuml;cudumuzdaki molek&uuml;llerin birbirini aynen bu şekilde  tanımasalar bir araya gelemeyeceklerini de &ouml;ğreniyorum. Biyolojinin temeli bu  tanıma kavramına dayanıyormuş.<br />
</font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">Denizlerdeki altın tuğlaları</p>
<p>Daha sonra suda kalmayı tercih eden peptitler ayıklanarak altını tercih edenler  toplanıyor. Ve vir&uuml;slerin, bakterilerin genetikleriyle oynanarak altını tercih  eden t&uuml;rdeki peptitler &uuml;retmeleri sağlanıyor. Şimdi gelelim altın yapmaya.  Denizde, okyanuslarda, g&ouml;llerde ve ırmaklarda altın iyonları (atomik boyutta)  bulunduğunu biliyoruz. Bu iyonlar altın değil ama bir araya getirilirlerse altın  olacaklar. İşte ikinci aşama burada başlıyor. Bir kova deniz suyu almıyor (yani  iyonlar sulu ortamda deney t&uuml;p&uuml;nde bir araya getiriliyor) ve i&ccedil;ine az evvel s&ouml;z  ettiğimiz &quot;altın sever&quot; peptitler bırakılıyor. Sonra bir bardak kahve almaya  gidiyorsunuz ve d&ouml;n&uuml;yorsunuz ki ne g&ouml;resiniz, kovanın i&ccedil;inde altın par&ccedil;acıkları  var! Hem de dakikalar i&ccedil;inde! Ama nasıl? Yaşam alanı olarak altını tercih eden  peptitler altın iyonlarını g&ouml;r&uuml;nce tanıyor. 3-5 dakika i&ccedil;inde iyonları bir araya  getirerek altın molek&uuml;lleri yani kendine yaşayacak bir ev yapıyor. Tıpkı  tuğlaları bir araya getirerek ev yapmak gibi. Sarıkaya: &quot;Bu, yapay evrimle  ortaya yeni bir akıllı biyolojik molek&uuml;l &ccedil;ıkması demek. Altın iyonuyla diğer  iyonlar arasındaki farkı bilen bir yapı. G&ouml;llerde, denizlerde, altın  madenlerindeki su birikintilerinde altın iyonları bulunur. Altın seven peptitler  bunların hepsini altına &ccedil;evirebilirler&quot; diyor. Tamerler t&uuml;m bu işlemlerin oda  sıcaklığında ve kimyasal kullanmadan yapılmasını &quot;İşte buna yeşil bilim denir&quot;  s&ouml;z&uuml;yle a&ccedil;ıklıyor. Peki peptitler iyonları bir araya getirmeyi nereden ve nasıl  biliyor? Sarıkaya cevap veriyor: &quot;Evrimsel s&uuml;re&ccedil;&quot;.</p>
<p>K&uuml;l&ccedil;e altın da yapılabilir</p>
<p>Altın tıpta, sens&ouml;rlerde, nanoteknolojide kullanılan &ouml;nemli madenlerden biri.  Tamerler, altının makro &ouml;l&ccedil;ekte de (k&uuml;l&ccedil;e k&uuml;l&ccedil;e) &uuml;retilebileceğini ancak  kendileri nano yapılar &uuml;zerine &ccedil;alıştıkları, nanoteknolojik par&ccedil;alarda da az  miktar altın kullanıldığı i&ccedil;in şimdilik makro &uuml;retime ge&ccedil;mek i&ccedil;in sistemlerini  hazırlamaya ihtiya&ccedil; duymadıklarını belirtiyor ve ekliyor: &quot;Ama kuyumculuk  sekt&ouml;r&uuml;nden bir &ccedil;alışma talebi gelirse değerlendirebiliriz. Şimdilik  montajlarında altın kullanan Amerikalı ve Kanadalı birka&ccedil; nanoteknoloji firması  ile ortaklık g&ouml;r&uuml;şmeleri yapıyoruz. Bir de diş&ccedil;ilerden &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k ilgi g&ouml;rd&uuml;k.  Peptitlerimiz istenen b&ouml;lgede doğal diş yapısı oluşturabiliyorlar ve bu diş&ccedil;ilik  i&ccedil;in bir devrim.&quot;</p>
<p>5-10 yıl sonra &uuml;zerinde &quot;dişler i&ccedil;in&quot;, &quot;kırık kemikler i&ccedil;in&quot;, &quot;altın i&ccedil;in&quot;,  &quot;g&uuml;m&uuml;ş i&ccedil;in&quot; yazan kutularda peptitler satıldığını g&ouml;r&uuml;rsek şaşırmamamız  gerekiyor. Etrafımızda somon zenginleri de g&ouml;rebiliriz pek&acirc;l&acirc;. Nasıl mı?  Sarıkaya&#8217;nın bu &ccedil;alışmayı &ouml;ğrenen bir arkadaşı m&uuml;thiş bir fikir atmış ortaya:  &quot;Biliyorsun somon balıkları bir nehirde doğduktan sonra okyanuslara a&ccedil;ılırlar.  Sonra da yumurtlamak i&ccedil;in 3-4 yıl sonra doğdukları nehre geri d&ouml;nerler. İşte bu  somonların i&ccedil;ine peptitleri yerleştirsek, okyanustaki altın iyonlarını altın  par&ccedil;acıklarına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rseler ve somonlar doğdukları nehre geri d&ouml;nd&uuml;klerinde  onları yakalayıp altınları toplasak olmaz mı?&quot;</font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">Kaynak:Akt&uuml;el Dergisi</font><font face="Tahoma" size="3"> </font></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="201" title="1" title="27 December 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3358-simyacilarin-ruyasi-gercek-oldu-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Simyacıların Rüyası Gerçek Oldu</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/731-simyacilarin-ruyasi-gercek-oldu.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/731-simyacilarin-ruyasi-gercek-oldu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 14:03:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Simyac]]></category>
		<category><![CDATA[Simyacıların Rüyası Gerçek Oldu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=731</guid>
		<description><![CDATA[Simyacıların R&#252;yası Ger&#231;ek Oldu &#160; Yapay evrim denen bir y&#246;ntemle vir&#252;s ve bakteri proteinleri kullanılarak ger&#231;ekleştirilen &#231;alışma, Amerikan bilim &#231;evrelerinde b&#252;y&#252;k yankı uyandırdı. Altın yapmanın şifresine ulaşmanın bin yılları bulan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<div><font size="3"><br />
<meta content="Microsoft FrontPage 5.0" name="GENERATOR"><br />
</meta><meta content="FrontPage.Editor.Document" name="ProgId">     </meta></p>
<p></font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">Simyacıların R&uuml;yası Ger&ccedil;ek Oldu</font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><img align="left" src="http://www.insanigelisim.com//wp/wp-content/uploads/gold.jpg" alt="" />Yapay evrim denen bir y&ouml;ntemle vir&uuml;s ve bakteri proteinleri  kullanılarak ger&ccedil;ekleştirilen &ccedil;alışma, Amerikan bilim &ccedil;evrelerinde b&uuml;y&uuml;k yankı  uyandırdı. Altın yapmanın şifresine ulaşmanın bin yılları bulan zahmetli yolu,  yaşamın sırlarından biri olan doğal seleksiyondan ge&ccedil;iyor; yani molek&uuml;llerin  birbirlerini tanıyıp se&ccedil;ip ayırmayı bilmesinde yatıyor.</p>
<p>Harry Potter serisinin ilk filmini izleyenler hatırlar; Harry ve arkadaşları  okulda girilmesi yasak ulan &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; koridora girerler. Burada &uuml;&ccedil; başlı bir  canavarın koruduğu &quot;felsefe taşı&quot; saklanmaktadır. Harry&#8217;nin anne ve babasını  &ouml;ld&uuml;ren k&ouml;t&uuml; b&uuml;y&uuml;c&uuml; Voldemort da &quot;felsefe taşı&quot;nın peşindedir. Mistisizme  meraklı olanlar bu taşın, ge&ccedil;mişi 2500 yıl &ouml;ncesine kadar dayanan simya ilminin  efsanevi taşı olduğunu bilirler. &quot;Felsefe taşı&quot;, en bilinen anlamıyla, t&uuml;m  maddeleri altına &ccedil;eviren ve &ouml;l&uuml;ms&uuml;zl&uuml;k veren taştır, maddenin en sat hali,  &ouml;z&uuml;d&uuml;r.</p>
<p>Y&uuml;zyıllar, bin yıllar boyunca Mezopotamya, Anadolu, Antik Mısır. İran, Hindistan  ve &Ccedil;in&#8217;de. Antik Yunan&#8217;da. Roma İmparatorluğumda. İslam coğrafyasında ve  Orta&ccedil;ağdan itibaren 19, y&uuml;zyıla kadar da Avrupa&#8217;da simyacılar hep bu taşı arayıp  durdular. Isaac Newton, Robert B&ouml;yle, Demokritus, Razi, Ibn Haldun, Cabir Ibn  Havyan, Nicolas Flamel, Platon, Pitagoras, Tales, Zosimus ve Paracelsus &quot;felsefe  taşı&quot;nı bulmaya &ccedil;alışan tanınmış simyacılardan yalnızca birka&ccedil;ı.</p>
<p>Simya bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m sanatıdır. Kirli olanı, hasta olanı bir&ccedil;ok s&uuml;re&ccedil;ten ge&ccedil;irerek  arınmış ve m&uuml;kemmel olana d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeyi ama&ccedil;lar. Simyacılara g&ouml;re madde hastadır  ve iyileştiğinde ortaya altın &ccedil;ıkacaktır. Simyanın, maddeden altını &ccedil;ıkarma  uğraşı, ezoterik olarak insandaki Tanrı &ouml;z&uuml;n&uuml;n ortaya &ccedil;ıkartılmasına denk gelir.  Bu anlamda &quot;felsefe taşı&quot; da mutlak olana kavuşturan bilin&ccedil; anlamını kazanır.  &quot;Felsefe taşı&quot; en g&uuml;zel ifadesini VITRIOL s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nde bulur. VIT-RIO1. Latince  bir c&uuml;mledeki s&ouml;zc&uuml;klerin baş harflerinden oluşmuştur. Bu c&uuml;mle &#8216;&quot;Visita  Interiora Terra; Rectificando Inv&ccedil;nies Oeeultum La-pidem&#8217;dirve &quot;&#8217;D&uuml;nyanın  derinliklerini ziyaret et gizli taşı bulacaksın&quot; anlamına gelir. Simya d&uuml;ş&uuml;ncesi  aslında Tanrı&#8217;nın birliğinden kaynaklanır. Evreni yaratan Tanrı. Ruh&#8217;a &ccedil;eşitli  formlar vermiş ve b&ouml;ylelikle madde oluşmuştur: yani madde Tek olanın farklı  g&ouml;r&uuml;n&uuml;şlerinden ibarettir. Simyacı ise bu formların arasında altın olanı arar.  Bu arayış tarih boyunca simyacıların kent meydanlarında yakılmasıyla bile  sonu&ccedil;lansa hi&ccedil;bir zaman bitmedi.</p>
<p>Yapay evrimle ger&ccedil;ek altın</p>
<p>Ancak sonunda insanlığın 2500 yıllık r&uuml;yası ger&ccedil;ek oldu. &quot;Felsefe taşı&quot; bulundu!  Washington &Uuml;niversitesi ve İstanbul Teknik &Uuml;niversitesi&#8217;nden iki T&uuml;rk profes&ouml;r  laboratuarda biyolojik ortamda altın par&ccedil;acığı &uuml;retmeyi başardı. Ama  simyacıların kutsal metinlerinde ge&ccedil;tiği gibi yakmayan ateş, ıslatmayan su ve  filozof yumurtasıyla değil; yapay evrimle, bir başka deyişle hızlandırılmış  evrimle altın &uuml;retiyorlar.</p>
<p>Washington &Uuml;niversitesi Genetik M&uuml;hendisliği Malzeme Bilimleri ve M&uuml;hendislik  Merkezi&#8217;nin (GEM-SEC) kurucusu ve y&ouml;neticisi Prof. Mehmet Sarıkaya ile İstanbul  Teknik &Uuml;niversitesi (İT&Uuml;) Molek&uuml;ler Biyoloji ve Genetik B&ouml;l&uuml;m Başkanı, İT&Uuml;  Molek&uuml;ler Biyoloji Genetik ve Biyoteknoloji Araştırmaları Merkezi&#8217;nin y&ouml;neticisi  Prof. Candan Tamerler&#8217;in birlikte y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; &ccedil;alışma, malzeme m&uuml;hendislikleri  i&ccedil;in bir devrim niteliğinde. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu &ccedil;alışma yalnız altın &uuml;retebilmenin değil,  savunma, tıp, ila&ccedil; sanayi ve end&uuml;strinin her alanı i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; malzemeyi  &uuml;retebilmenin yolunu a&ccedil;ıyor. S&ouml;z&uuml;n&uuml; eniğimiz malzemeler sentetik malzemeler  değil &uuml;stelik ger&ccedil;ek, doğadaki gibi malzemeler!</p>
<p>Sır, molek&uuml;llerin &quot;tanışma&quot;sıymış</p>
<p></font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="center"><font face="Tahoma" size="3"><img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/GoldFrame.jpg" alt="" /></font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">Merak i&ccedil;inde &quot;Peki neymiş ger&ccedil;ekte bu felsefe taşı?&quot; diye sorduğunuzu duyar  gibiyim. &Ccedil;ok şaşıracaksınız ama altın &uuml;retmeye yarayan &quot;&#8217;felsefe taşı&quot; bir nesne  değil, bir kavram! Molek&uuml;llerin birbirlerini tanıması! Yani canlılığın, var  oluşun sırrı; doğal seleksiyon. Atomların, molek&uuml;llerin birbirlerini se&ccedil;mesi ve  ayırması. G&uuml;zeller g&uuml;zeli Ayşe Memed&#8217;i sever de Ahmet&#8217;e y&uuml;z vermez. Neden? &Ccedil;&uuml;nk&uuml;  Memed&#8217;inin yanında mutludur, Ahmet&#8217;in değil. Memed&#8217;in yanında kalbi kuş gibi  &ccedil;arpar, Ahmet&#8217;in değil. Memed&#8217;le muhabbet ister g&ouml;nl&uuml;, Ahmet&#8217;le değil. &quot;Ne  alakası var?&quot; dediğinizi duyuyorum ama aşkın neyle alakası yok ki! Birazdan  konuyu anlatırken niye aşktan s&ouml;z ettiğimi daha iyi anlayacaksınız. Zaten Prof.  Mehmet Sarıkaya konuyu anlamam i&ccedil;in kendisi verdi bana bu &ouml;rneği. Molek&uuml;ler  boyutta bir şeyleri anlatmanın zorluğunu fark edip &quot;Bu kız bu oğlanın elini  tutmak İster de &ouml;tekinin elini tutmak istemez, niye?&quot; deyiverdi en sonunda, ben  de anladım. Ama anlatmadan &ouml;nce hik&acirc;yeyi baştan, yani 1984 yılından alacağım  efendim.</p>
<p>Prof. Sarıkaya, 1984&#8242;te ABD Kaliforniya &Uuml;niversitesi&#8217;nde doktora &ccedil;alışması i&ccedil;in  &ccedil;eliğin yapısını incelerken, bir bilim dergisinde deniz kabuğunun elektron  mikroskobu altındaki g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; ilişir g&ouml;z&uuml;ne. Deniz kabuğunun i&ccedil;yapısı  &ccedil;eliğinkiyle aynıdır, tuğlayla &ouml;r&uuml;lm&uuml;ş bir duvara benzemektedir. Yani insanoğlu  molek&uuml;ler boyutta ne yaptığının farkında olmadan, doğada bilinen en dayanıklı  malzeme olan deniz kabuğunu taklit eden bir madde &uuml;retmiştir demire karbon  katarak: &Ccedil;elik! O g&uuml;n Sarıkaya, bir malzeme bilimci olarak doğayı taklit ederek  m&uuml;kemmel malzemeler geliştirebileceğinin farkına varır. Biyomimelik (biyobenzetim)  denen bilim dalına ilk adımını b&ouml;ylece atar. Biyomimetik, canlılardaki protein  yapılarını nano &ouml;l&ccedil;ekte (atomik veya molek&uuml;ler boyutta) inceleyerek, m&uuml;hendislik  yoluyla bu yapılara benzer sentetik malzemeler &uuml;retmeye &ccedil;alışan bir bilim dalı.  Sarıkaya da 90&#8242;ların sonuna kadar geyik boynuzları, s&uuml;nger iskeletleri ve  bakteriler &uuml;zerinde &ccedil;alışmalarını s&uuml;rd&uuml;r&uuml;r. 90&#8242;ların başında nanoteknoloji ve  nano-biyo-teknolojinin y&uuml;kselişi biyomimetik &ccedil;alışmalarına da ilgiyi arttırır.</p>
<p>Canlı ve cansız d&uuml;nya birleşti</p>
<p>Ancak tabiatı taklit etmenin zorlukları ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;z teknolojisinin  yetersizlikleri bir yana, bu alanda tek bir veriye ulaşmak bile onlarca yıl  alıyor. &Ouml;rneğin 30 yıllık &ccedil;alışmaların sonucunda diş minesinin oluşumunda etkin  olan 40 protein i&ccedil;inden bug&uuml;ne dek yalnızca bir tanesinin belirli bir b&ouml;lgesinin  ne işe yaradığı keşfedilmiş durumda. Prof. Sarıkaya 2000 yılında ş&ouml;yle der kendi  kendine: &quot;Niye tabiat anayı taklit etmek yerine malzemeleri onun yaptığı gibi  yapmayalım?&quot; Kendisine bu soruyu y&ouml;nelttiğinde d&uuml;nyada &quot;molek&uuml;ler biyomimetiğin&quot;  kurucusu olacağını bilemezdi herhalde. Bu &ccedil;ılgın fikrini hayata ge&ccedil;irmek i&ccedil;in  iyi bir molek&uuml;ler biyolog arayışına girer. Prof. Candan Tamerler ile işte bu  arayış sırasında, İstanbul&#8217;a 2001&#8242;de bir kongre i&ccedil;in geldiğinde tanışır.  Tamerler, o zaman i&ccedil;in son derece &ccedil;ılgınca g&ouml;r&uuml;nen bu fikre derhal sıcak bakar  ve &quot;Canlıların yapı taşı olan proteinler milyarlarca yıldır neyi nasıl  yapacaklarını &ccedil;ok iyi biliyorlar. Biz de proteinleri kullanabiliriz&quot; der.  &Ccedil;evresinde hayalperest damgası yer ama yılmaz.</p>
<p>İşte bu ikilinin tanıştığı g&uuml;n, biyo-mimetikte ilk kez canlı d&uuml;nyayla cansız  d&uuml;nya arasında bir k&ouml;pr&uuml; kurulur. Ama&ccedil;; az evvel s&ouml;z ettiğimiz gibi molek&uuml;llerin  birbirini tanıması, sevmesi, tercih etmesi prensiplerine g&ouml;re her t&uuml;rl&uuml;  malzemeyi &uuml;retmek. Başta ABD&#8217;de olmak &uuml;zere Nature gibi bir&ccedil;ok saygın bilim  dergisinde makaleleri yayımlanan Sarıkaya ve Tamerler artık bug&uuml;n g&uuml;m&uuml;ş, platin,  mika, titanyum, safir, silika, insan dişi dokuları ve altın &uuml;retebiliyorlar.  Şimdi neymiş bu yapay evrim, molek&uuml;llerin birbirini tanıması ve se&ccedil;mesi,  anlatalım.</p>
<p>Altın seven peptitler</p>
<p><img width="196" height="169" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/gold1.jpg" alt="" />&Ouml;ncelikle bir bardak suyun i&ccedil;ine (deney t&uuml;p&uuml;n&uuml;n yani) k&uuml;&ccedil;&uuml;k altın par&ccedil;acıkları  yerleştiriliyor. Sonra milyarlarca bakterinin ve vir&uuml;s&uuml;n bulunduğu &quot;bakteri ve  vir&uuml;s k&uuml;t&uuml;phanesi&quot; dedikleri b&ouml;l&uuml;me ge&ccedil;iliyor. Buradaki vir&uuml;s ve bakterilerin  kendilerine has yapılarını oluşturan proteinleri toplanıyor. Bu proteinlerin de  peptit denen k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kısmı alınıp altın par&ccedil;acıktı su dolu bardağa atılıyor.  Sonra da milyarlarca peptit i&ccedil;inden bazılarının altını suya tercih ederek altına  yapışması bekleniyor. Beklenen oluyor. Birka&ccedil; y&uuml;z tanesi altın par&ccedil;acıklarına  gidip yerleşiyor. Neden diye soruyorum. &quot;Bir peptitin altını suya tercih etmesi,  altın molek&uuml;l&uuml;n&uuml;n peptitin &uuml;&ccedil; boyutlu yapısına uyduğu anlamına geliyor. Peptit  altın molek&uuml;l&uuml;n&uuml;n &uuml;zerinde kendini dengede ve rahat hissediyor. Evrimsel olarak  bakarsak, altın par&ccedil;acığının &uuml;zerine yapıştığında ortaya bir enerji &ccedil;ıkıyor ve  peptit enerjik olarak dengesini sağlıyor ve bu nedenle o maddeye bağımlı h&acirc;le  geliyor&quot; diye cevaplıyor Tamerler. Zaten sudan başka bir se&ccedil;eneği de yok  peptitin. İkisinden birini se&ccedil;mek zorunda, o da kendisine en uygun olan, en  rahat ettiği yeri se&ccedil;iyor. İşte buna molek&uuml;l boyutunda &quot;tanıma&quot; deniyor. Bir  anlamda hayata tutunmaya &ccedil;alışıyor. Peki peptit canlı mı ki buna karar  verebiliyor? Bu soruyu da Sarıkaya yanıtlıyor: &quot;Biz akıllı molek&uuml;l diyoruz.  Molek&uuml;l başka bir molek&uuml;l&uuml; tanıyor ve onunla birleşince bir fonksiyon, bir &ccedil;ıkar  elde ediyorsa bu akıldır işte. Peptitler de sanki canlı gibi&quot;. Peki, bir peptit  kendini altının &uuml;zerinde dengede hissedip hissetmediğine nasıl karar veriyor?  Sarıkaya hemen sandalyesinden kalkıp g&ouml;stererek anlatmaya başlıyor: &quot;Diyelim ben  peptitim, bu sandalye de altın. Ben geliyorum sandalyenin orasına burasına  oturuyorum ama bir t&uuml;rl&uuml; rahat edemiyorum. Benim &uuml;&ccedil; boyutlu yapıma yani v&uuml;cut  şeklime uygun değil diyelim ki bu sandalye. Diyelim &ccedil;ok şişmanım ve sığamıyorum  bu dar sandalyeye. İşte peptitler de &uuml;&ccedil; boyutlu yapılarına uygun yani ergonomik  olan yapıyı se&ccedil;iyorlar oturmak i&ccedil;in. Ya da onu bırak, bir kız bir oğlanın elini  tutar da &ouml;tekininkini tutmaz niye? Onun gibi işte&#8230;&quot; Bu hareketli anlatımla  konuyu iyice kavrıyorum. V&uuml;cudumuzdaki molek&uuml;llerin birbirini aynen bu şekilde  tanımasalar bir araya gelemeyeceklerini de &ouml;ğreniyorum. Biyolojinin temeli bu  tanıma kavramına dayanıyormuş.<br />
</font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">Denizlerdeki altın tuğlaları</p>
<p>Daha sonra suda kalmayı tercih eden peptitler ayıklanarak altını tercih edenler  toplanıyor. Ve vir&uuml;slerin, bakterilerin genetikleriyle oynanarak altını tercih  eden t&uuml;rdeki peptitler &uuml;retmeleri sağlanıyor. Şimdi gelelim altın yapmaya.  Denizde, okyanuslarda, g&ouml;llerde ve ırmaklarda altın iyonları (atomik boyutta)  bulunduğunu biliyoruz. Bu iyonlar altın değil ama bir araya getirilirlerse altın  olacaklar. İşte ikinci aşama burada başlıyor. Bir kova deniz suyu almıyor (yani  iyonlar sulu ortamda deney t&uuml;p&uuml;nde bir araya getiriliyor) ve i&ccedil;ine az evvel s&ouml;z  ettiğimiz &quot;altın sever&quot; peptitler bırakılıyor. Sonra bir bardak kahve almaya  gidiyorsunuz ve d&ouml;n&uuml;yorsunuz ki ne g&ouml;resiniz, kovanın i&ccedil;inde altın par&ccedil;acıkları  var! Hem de dakikalar i&ccedil;inde! Ama nasıl? Yaşam alanı olarak altını tercih eden  peptitler altın iyonlarını g&ouml;r&uuml;nce tanıyor. 3-5 dakika i&ccedil;inde iyonları bir araya  getirerek altın molek&uuml;lleri yani kendine yaşayacak bir ev yapıyor. Tıpkı  tuğlaları bir araya getirerek ev yapmak gibi. Sarıkaya: &quot;Bu, yapay evrimle  ortaya yeni bir akıllı biyolojik molek&uuml;l &ccedil;ıkması demek. Altın iyonuyla diğer  iyonlar arasındaki farkı bilen bir yapı. G&ouml;llerde, denizlerde, altın  madenlerindeki su birikintilerinde altın iyonları bulunur. Altın seven peptitler  bunların hepsini altına &ccedil;evirebilirler&quot; diyor. Tamerler t&uuml;m bu işlemlerin oda  sıcaklığında ve kimyasal kullanmadan yapılmasını &quot;İşte buna yeşil bilim denir&quot;  s&ouml;z&uuml;yle a&ccedil;ıklıyor. Peki peptitler iyonları bir araya getirmeyi nereden ve nasıl  biliyor? Sarıkaya cevap veriyor: &quot;Evrimsel s&uuml;re&ccedil;&quot;.</p>
<p>K&uuml;l&ccedil;e altın da yapılabilir</p>
<p>Altın tıpta, sens&ouml;rlerde, nanoteknolojide kullanılan &ouml;nemli madenlerden biri.  Tamerler, altının makro &ouml;l&ccedil;ekte de (k&uuml;l&ccedil;e k&uuml;l&ccedil;e) &uuml;retilebileceğini ancak  kendileri nano yapılar &uuml;zerine &ccedil;alıştıkları, nanoteknolojik par&ccedil;alarda da az  miktar altın kullanıldığı i&ccedil;in şimdilik makro &uuml;retime ge&ccedil;mek i&ccedil;in sistemlerini  hazırlamaya ihtiya&ccedil; duymadıklarını belirtiyor ve ekliyor: &quot;Ama kuyumculuk  sekt&ouml;r&uuml;nden bir &ccedil;alışma talebi gelirse değerlendirebiliriz. Şimdilik  montajlarında altın kullanan Amerikalı ve Kanadalı birka&ccedil; nanoteknoloji firması  ile ortaklık g&ouml;r&uuml;şmeleri yapıyoruz. Bir de diş&ccedil;ilerden &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k ilgi g&ouml;rd&uuml;k.  Peptitlerimiz istenen b&ouml;lgede doğal diş yapısı oluşturabiliyorlar ve bu diş&ccedil;ilik  i&ccedil;in bir devrim.&quot;</p>
<p>5-10 yıl sonra &uuml;zerinde &quot;dişler i&ccedil;in&quot;, &quot;kırık kemikler i&ccedil;in&quot;, &quot;altın i&ccedil;in&quot;,  &quot;g&uuml;m&uuml;ş i&ccedil;in&quot; yazan kutularda peptitler satıldığını g&ouml;r&uuml;rsek şaşırmamamız  gerekiyor. Etrafımızda somon zenginleri de g&ouml;rebiliriz pek&acirc;l&acirc;. Nasıl mı?  Sarıkaya&#8217;nın bu &ccedil;alışmayı &ouml;ğrenen bir arkadaşı m&uuml;thiş bir fikir atmış ortaya:  &quot;Biliyorsun somon balıkları bir nehirde doğduktan sonra okyanuslara a&ccedil;ılırlar.  Sonra da yumurtlamak i&ccedil;in 3-4 yıl sonra doğdukları nehre geri d&ouml;nerler. İşte bu  somonların i&ccedil;ine peptitleri yerleştirsek, okyanustaki altın iyonlarını altın  par&ccedil;acıklarına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rseler ve somonlar doğdukları nehre geri d&ouml;nd&uuml;klerinde  onları yakalayıp altınları toplasak olmaz mı?&quot;</font></div>
<div align="justify"><font size="3">&nbsp;</font></div>
<div align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">Kaynak:Akt&uuml;el Dergisi</font><font face="Tahoma" size="3"> </font></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="215" title="1" title="21 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/731-simyacilarin-ruyasi-gercek-oldu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Fıtratı &#8216;Allah’a İnanmaya Meyilli</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3357-cocuk-fitrati-allah%e2%80%99a-inanmaya-meyilli-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3357-cocuk-fitrati-allah%e2%80%99a-inanmaya-meyilli-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 13:36:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Fıtratı 'Allah’a İnanmaya Meyilli]]></category>
		<category><![CDATA[Meyilli]]></category>
		<category><![CDATA[nanmaya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=725</guid>
		<description><![CDATA[Batılı bilim adamları fıtratı keşfediyor. Oxford &#220;niversitesi Antropoloji ve Zihin Araştırmaları Merkezi&#8217;nde &#252;st d&#252;zey bir araştırmacı olan Dr. Justin Barrett, &#231;ocukların, doğuştan gelen bir i&#231;g&#252;d&#252;yle, daha b&#252;y&#252;k bir varlığa inandıklarını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> <img width="446" height="379" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/dua3.jpg" alt="" /></span></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
Batılı bilim adamları fıtratı keşfediyor. Oxford &Uuml;niversitesi Antropoloji ve  Zihin Araştırmaları Merkezi&rsquo;nde &uuml;st d&uuml;zey bir araştırmacı olan Dr. Justin  Barrett, &ccedil;ocukların, doğuştan gelen bir i&ccedil;g&uuml;d&uuml;yle, daha b&uuml;y&uuml;k bir varlığa  inandıklarını ve d&uuml;nyadaki her şeyin bir ama&ccedil; uğruna yaratıldığını  d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerini belirtti.</p>
<p>Dr. Barrett, &ccedil;ocukların aileden ya da okuldan her hangi bir şey &ouml;ğrenmediğinde  bile, belli bir inanca sahip olduklarını s&ouml;yledi ve ıssız bir &ccedil;&ouml;lde tek başına  b&uuml;y&uuml;yen bir &ccedil;ocuğun bile Tanrı&#8217;ya inanacağını ifade etti. BBC&#8217;ye yaptığı  a&ccedil;ıklamada Dr. Barrett:</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
</font><font size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> <img width="477" height="705" align="middle" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/fitrat.jpg" alt="" /></span></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">&quot;Ge&ccedil;en 10 yılın araştırma sonu&ccedil;larının &ccedil;oğunluğuna  baktığımızda d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zden &ccedil;ok daha fazlasının doğal gelişim s&uuml;recinde,  &ccedil;ocukların zihinlerinde var olduğunu, buna d&uuml;nyanın &#8216;belli bir ama&ccedil; i&ccedil;in  yaratıldığına&#8217; ve o amacın arkasında da &#8216;akıllı ve &uuml;st&uuml;n bir varlığın&#8217;, var  olduğuna inandıklarını g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Eğer bir avu&ccedil; &ccedil;ocuğu bir adaya atsak ve onlar da  kendi kendilerine b&uuml;y&uuml;se, eminim Tanrı&#8217;ya inanacaklardır.&quot;<br />
Cambridge &Uuml;niversitesi Faraday Enstit&uuml;s&uuml;&#8217;nde verdiği bir konferansta &ccedil;ocuklar  &uuml;zerinde ger&ccedil;ekleştirilen psikolojik deneylerden bahseden Dr. Barrett, s&ouml;z  konusu deneylerin &ccedil;ocukların i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel olarak her şeyin belli bir ama&ccedil; uğruna  yaratıldığına inandıklarını aktardı.</p>
<p>Bir &ccedil;alışmada altı ve yedi yaşındaki &ccedil;ocuklara neden ilk kuşun yaratıldığının  sorulduğunu, &ccedil;ocukların da &quot;g&uuml;zel sesler &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in&quot; ve &quot;d&uuml;nya daha g&uuml;zel  g&ouml;z&uuml;ks&uuml;n diye&quot; şeklinde cevaplar verdiğini bildiren Dr. Barrett, d&ouml;rt yaşındaki  &ccedil;ocukların da insanlar tarafından yapılan nesneler ile k&acirc;inatta yer alan doğal  varlıklar arasındaki farkı algılayabildiğini ortaya koyan bilimsel kanıtlar  olduğunu aktardı. &Ccedil;ocukların evrimden ziyade yaratılışa inanmaya meyilli olduğu,  anlaşılıyor.<br />
Dr. Barrett ayrıca antropologların bazı k&uuml;lt&uuml;rlerde &ccedil;ocukların kendilerine dini  bir &ouml;ğreti sunulmasa bile Tanrı&#8217;ya inandığı ger&ccedil;eğini keşfettiklerini ifade etti  ve ekledi:<br />
&quot;&Ccedil;ocukların doğal yollardan gelişen zihinleri onları ilahi bir yaratılışa ve  akıllı tasarıma inanmaya y&ouml;nlendiriyor. Evrim ise insan zihni i&ccedil;in doğal bir  ger&ccedil;eklik değil ve inanması olduk&ccedil;a zor.&quot;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> <img width="483" height="364" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/dua_cocuk.jpg" alt="" /></span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="150" title="1" title="14 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3357-cocuk-fitrati-allah%e2%80%99a-inanmaya-meyilli-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk Fıtratı &#8216;Allah’a İnanmaya Meyilli</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/725-cocuk-fitrati-allah%e2%80%99a-inanmaya-meyilli.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/725-cocuk-fitrati-allah%e2%80%99a-inanmaya-meyilli.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 13:36:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Fıtratı 'Allah’a İnanmaya Meyilli]]></category>
		<category><![CDATA[Meyilli]]></category>
		<category><![CDATA[nanmaya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=725</guid>
		<description><![CDATA[Batılı bilim adamları fıtratı keşfediyor. Oxford &#220;niversitesi Antropoloji ve Zihin Araştırmaları Merkezi&#8217;nde &#252;st d&#252;zey bir araştırmacı olan Dr. Justin Barrett, &#231;ocukların, doğuştan gelen bir i&#231;g&#252;d&#252;yle, daha b&#252;y&#252;k bir varlığa inandıklarını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> <img width="446" height="379" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/dua3.jpg" alt="" /></span></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
Batılı bilim adamları fıtratı keşfediyor. Oxford &Uuml;niversitesi Antropoloji ve  Zihin Araştırmaları Merkezi&rsquo;nde &uuml;st d&uuml;zey bir araştırmacı olan Dr. Justin  Barrett, &ccedil;ocukların, doğuştan gelen bir i&ccedil;g&uuml;d&uuml;yle, daha b&uuml;y&uuml;k bir varlığa  inandıklarını ve d&uuml;nyadaki her şeyin bir ama&ccedil; uğruna yaratıldığını  d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerini belirtti.</p>
<p>Dr. Barrett, &ccedil;ocukların aileden ya da okuldan her hangi bir şey &ouml;ğrenmediğinde  bile, belli bir inanca sahip olduklarını s&ouml;yledi ve ıssız bir &ccedil;&ouml;lde tek başına  b&uuml;y&uuml;yen bir &ccedil;ocuğun bile Tanrı&#8217;ya inanacağını ifade etti. BBC&#8217;ye yaptığı  a&ccedil;ıklamada Dr. Barrett:</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
</font><font size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> <img width="477" height="705" align="middle" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/fitrat.jpg" alt="" /></span></font></p>
<p align="left" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">&quot;Ge&ccedil;en 10 yılın araştırma sonu&ccedil;larının &ccedil;oğunluğuna  baktığımızda d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zden &ccedil;ok daha fazlasının doğal gelişim s&uuml;recinde,  &ccedil;ocukların zihinlerinde var olduğunu, buna d&uuml;nyanın &#8216;belli bir ama&ccedil; i&ccedil;in  yaratıldığına&#8217; ve o amacın arkasında da &#8216;akıllı ve &uuml;st&uuml;n bir varlığın&#8217;, var  olduğuna inandıklarını g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Eğer bir avu&ccedil; &ccedil;ocuğu bir adaya atsak ve onlar da  kendi kendilerine b&uuml;y&uuml;se, eminim Tanrı&#8217;ya inanacaklardır.&quot;<br />
Cambridge &Uuml;niversitesi Faraday Enstit&uuml;s&uuml;&#8217;nde verdiği bir konferansta &ccedil;ocuklar  &uuml;zerinde ger&ccedil;ekleştirilen psikolojik deneylerden bahseden Dr. Barrett, s&ouml;z  konusu deneylerin &ccedil;ocukların i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel olarak her şeyin belli bir ama&ccedil; uğruna  yaratıldığına inandıklarını aktardı.</p>
<p>Bir &ccedil;alışmada altı ve yedi yaşındaki &ccedil;ocuklara neden ilk kuşun yaratıldığının  sorulduğunu, &ccedil;ocukların da &quot;g&uuml;zel sesler &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in&quot; ve &quot;d&uuml;nya daha g&uuml;zel  g&ouml;z&uuml;ks&uuml;n diye&quot; şeklinde cevaplar verdiğini bildiren Dr. Barrett, d&ouml;rt yaşındaki  &ccedil;ocukların da insanlar tarafından yapılan nesneler ile k&acirc;inatta yer alan doğal  varlıklar arasındaki farkı algılayabildiğini ortaya koyan bilimsel kanıtlar  olduğunu aktardı. &Ccedil;ocukların evrimden ziyade yaratılışa inanmaya meyilli olduğu,  anlaşılıyor.<br />
Dr. Barrett ayrıca antropologların bazı k&uuml;lt&uuml;rlerde &ccedil;ocukların kendilerine dini  bir &ouml;ğreti sunulmasa bile Tanrı&#8217;ya inandığı ger&ccedil;eğini keşfettiklerini ifade etti  ve ekledi:<br />
&quot;&Ccedil;ocukların doğal yollardan gelişen zihinleri onları ilahi bir yaratılışa ve  akıllı tasarıma inanmaya y&ouml;nlendiriyor. Evrim ise insan zihni i&ccedil;in doğal bir  ger&ccedil;eklik değil ve inanması olduk&ccedil;a zor.&quot;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 200%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> <img width="483" height="364" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/dua_cocuk.jpg" alt="" /></span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="162" title="1" title="08 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/725-cocuk-fitrati-allah%e2%80%99a-inanmaya-meyilli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNSANLIĞIN BAŞLADIĞI YER TÜRKİYE-EY DÜNYA İNSANLARI HEPİNİZ TÜRK&#8217;SÜNÜZ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/721-insanligin-basladigi-yer-turkiye-ey-dunya-insanlari-hepiniz-turksunuz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/721-insanligin-basladigi-yer-turkiye-ey-dunya-insanlari-hepiniz-turksunuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 13:05:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[EY DÜNYA İNSANLARI HEPİNİZ TÜRK'SÜNÜZ]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANLIĞIN BAŞLADIĞI YER TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=721</guid>
		<description><![CDATA[Ge&#231;en hafta bir konferans vermek &#252;zere T&#252;rkiye&#8217;ye gelen Amerikalı araştırmacı yazar Gene D. Matlock, &#8216;Ey D&#252;nya İnsanları Hepiniz T&#252;rks&#252;n&#252;z&#8217; adlı kitabında da yer verdiği ilgin&#231; iddialarıyla &#8216;T&#252;m d&#252;nyanın k&#246;keninin aslında...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> <img width="326" height="480" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/turkkapak.jpg" alt="" /></span></strong></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Ge&ccedil;en hafta bir konferans vermek &uuml;zere T&uuml;rkiye&#8217;ye gelen Amerikalı araştırmacı yazar Gene D. Matlock, &#8216;Ey D&uuml;nya İnsanları Hepiniz T&uuml;rks&uuml;n&uuml;z&#8217; adlı kitabında da yer verdiği ilgin&ccedil; iddialarıyla &#8216;T&uuml;m d&uuml;nyanın k&ouml;keninin aslında T&uuml;rkler olduğu&#8217; tezini yeniden alevlendiriyor.<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">AKŞAM PAZAR&#8217;dan Mine Akverdi&#8217;ye konuşan Matlock, kitabında din, dil, tarih ve k&uuml;lt&uuml;r odaklı pek &ccedil;ok kaynak aracılığıyla tezine &ccedil;arpıcı kanıtlar da sunuyor. Kadim T&uuml;rkler, t&uuml;m insanların ataları olabilir mi? Maya ve Azteklerden Kızılderililere, Ruslardan Hintlilere, Araplardan İngiliz, İtalyan ve Kuzey Avrupalılara hepsinin k&ouml;kenlerinin T&uuml;rk olduğu s&ouml;ylense inanır mısınız? Peki, acaba Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed ve Buda da T&uuml;rk m&uuml;yd&uuml;? T&uuml;m dinler Kadim T&uuml;rklerin Tengri dininden mi t&uuml;redi?<br />
Bunlar kafa karıştıran ama bir o kadar da merak uyandıran, cevaplaması zor sorular. Ancak bir araştırmacı bu soruların hepsine &#8216;evet&#8217; cevabını veriyor. Ve iddiasının doğruluğuna dair kanıtları da &#8216;Ey D&uuml;nya İnsanları Hepiniz T&uuml;rks&uuml;n&uuml;z&#8217; adlı kitabında &ouml;n&uuml;m&uuml;ze sunuyor. İşin ilgin&ccedil; yanı, bu tezin sahibi T&uuml;rk değil, bir Amerikalı: Gene D. Matlock.<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong style=""><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">EY D&Uuml;NYA İNSANLARI HEPİNİZ T&Uuml;RK&#8217;S&Uuml;N&Uuml;Z<br />
</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Temmuz ayında Hermes Yayınları tarafından T&uuml;rk&ccedil;e olarak basılan &#8216;Ey D&uuml;nya İnsanları Hepiniz T&uuml;rks&uuml;n&uuml;z / Kayıp Bir Uygarlığın Sırları D&uuml;nyayı Nasıl Değiştirebilir&#8217; adlı kitabında Gene D. Matlock ilk insanların T&uuml;rklerle başlayıp daha sonra d&uuml;nyaya dağıldığını, ilk konuşulan dilin T&uuml;rk&ccedil;e olduğunu, bilimin, felsefe ve dinin yine T&uuml;rklerden doğduğunu s&ouml;yl&uuml;yor. 65 yıldır Meksika&#8217;da yaşayan ve hem Hıristiyanlığın k&ouml;kenleri hem de Meksika&#8217;daki Amerikan yerlilerinin k&ouml;kenleri &uuml;zerine uzun yıllar boyunca araştırmalar yapan Matlock&#8217;un dini kitaplar, mitolojiler, k&uuml;lt&uuml;r, gelenekler ve &ouml;zellikle de dil biliminin ışığında elde ettiği ipu&ccedil;larını birleştirerek sunduğu kanıtlar da hayli şaşırtıcı. 81 yaşındaki Matlock ile bir konferans vermek i&ccedil;in geldiği İstanbul&#8217;da buluştuk ve &ccedil;arpıcı iddiası &uuml;zerine konuştuk.<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong style=""><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">&nbsp;İNSANLIĞIN BAŞLADIĞI YER T&Uuml;RKİYE<br />
</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">D&uuml;nyadaki t&uuml;m insanların T&uuml;rklerden geldiğini s&ouml;yl&uuml;yorsunuz. Sizi bu konuda bir araştırma yapmaya y&ouml;nelten şey neydi?<br />
Yıllar &ouml;nce İsraillilerin Filistinlilere yaptığı k&ouml;t&uuml; muamele sebebiyle &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;m ve bu insanların bir t&uuml;rl&uuml; paylaşamadığı kutsal toprakların tarihi ve buradaki dinlerin k&ouml;kenleri &uuml;zerine araştırmalar yapmaya başladım. Bu araştırmalarımı bir yandan da yazıyordum. Araştırma ilerledik&ccedil;e her şey beni &ouml;nce Hindistan&#8217;a, daha da derinleştiğindeyse Hindistan&#8217;ın kuzeyine g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Elimi neye atsam &ouml;n&uuml;nde sonunda her şeyin kaynağı olarak karşıma T&uuml;rkler ve coğrafya olarak da T&uuml;rkiye ve Orta Asya &ccedil;ıkıyordu. Zira dikkatle incelediğimde Eski Ahit (Kitab-ı Mukaddes&#8217;in ilk b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; oluşturan, Tevrat ve Zebur&#8217;u da kapsayan 39 kitap) ve İncil&#8217;de İsrail&#8217;den bahsedilmediğini g&ouml;rd&uuml;m. Kutsal kitaplarda bahsedilenler aslında T&uuml;rkiye ile bağdaşıyordu. Nuh&#8217;un Gemisi efsanesi, B&uuml;y&uuml;k Tufan&#8230; hepsinin k&ouml;keni T&uuml;rkiye ve T&uuml;rklere dayanıyordu. Bu da bana şunu g&ouml;steriyordu: İnsanlığın başladığı yer T&uuml;rkiye idi. Biz insanlar t&uuml;m uygarlığın atası olarak S&uuml;mer, Yunanistan, Mısır ve &Ccedil;in&#8217;i g&ouml;rmeye yanlış bir şekilde şartlanmışız.<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong style=""><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">&nbsp;HERKES KENDİ NESLİNİN İZLERİNİ T&Uuml;RKLERE DEK S&Uuml;REBİLİR<br />
</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Peki, nasıl oluyor da T&uuml;rkler t&uuml;m insanlığın atası oluyor?<br />
Birka&ccedil; bin yıl &ouml;nce Kuzey Kutup b&ouml;lgesinde bir cennette, bolluk i&ccedil;inde yaşayan ileri derecede uygarlaşmış bir halk vardı&#8230; D&uuml;nyadaki b&uuml;t&uuml;n dinler hangi ulusa ait olursa olsun insanlığın beş k&ouml;kensel ırkı olduğunu s&ouml;yler. Bu beş ırka Kurus, Krishti ya da Krishtaya deniliyordu. Yaşadıkları yere ise Yahudilikte ve Hıristiyanlıkta Aden denir. Hindular buraya Uttura Kuru adını verir. Eski Yunan tarih&ccedil;ileri ve mitolojisi ise buraya Hiperborea olarak g&ouml;ndermede bulunur. Tibetli Budistlar ise Khedar Hand (Tanrı Şiva&#8217;nın &uuml;lkesi) ve Şambala der. Aynı zamanda buraya Tanrı Şiva&#8217;nın toprakları anlamında Sivariya ve Sibirya da denmektedir. Yeni ilk insanların yaşadığı cennet bah&ccedil;esi Sibirya bozkırlarıdır. Buradaki ilk insan olan Adem (İngilizcedeki yazılışıyla Adam) T&uuml;rk dilinde &#8216;insanoğlu&#8217; anlamında kullanılır. Nitekim buradaki y&uuml;ksek zeka ve uygarlığa sahip ari ırk (aryan) T&uuml;rk&#8217;t&uuml;r. T&uuml;rkler&#8217;in kendilerinden Kıp&ccedil;aklar, Kurular ya da Aryanlar diye bahsetmesi de bunun kanıtıdır. Ancak pek &ccedil;ok farklı din ve mitolojide ge&ccedil;tiği &uuml;zere bu insanlar lanetlenip bir doğal felaket yaşar, d&uuml;nya ekseninde meydana gelen ani bir sapma ile yaşadıkları yer donmuş, b&uuml;y&uuml;k seller olmuştur. Şimdi adına T&uuml;rkler dediğimiz Kurular g&uuml;neye, Orta Asya&#8217;ya ka&ccedil;mak zorunda kalmıştır. Bu anlatılan B&uuml;y&uuml;k Tufan&#8217;dı. Nuh ve insanlığın soyunu devam ettiren oğulları da işte bu k&ouml;kenden geldi yani T&uuml;rk&#8217;t&uuml;. Nuh&#8217;un gemisinin karaya oturduğu Ararat Dağı&#8217;nın T&uuml;rkiye&#8217;deki Ağrı Dağı olduğu inancı da bunu kanıtlıyor. B&ouml;ylece T&uuml;rk soyundan gelen insanlık T&uuml;rkiye&#8217;ye ve aşağıya Mezopotamya ve Hindistan&#8217;a dağıldı. Dolayısıyla S&uuml;merler, Hititler, Iraklılar, K&uuml;rtler, Hintliler, Mısırlılar hepsi aslında T&uuml;rk&#8217;t&uuml;. Kuzey Kutbu&#8217;ndan aşağı inerek Kuzey Avrupa&#8217;ya İsve&ccedil;, Finlandiya, İngiltere&#8217;ye ve t&uuml;m d&uuml;nyaya yayıldılar. Bug&uuml;n herkes kendi neslinin izlerini T&uuml;rklere dek s&uuml;rebilir.<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong style=""><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">&nbsp;Buna kanıt olarak neleri g&ouml;sterebiliyorsunuz?<br />
</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> <img width="288" height="282" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/Gene-D.-Matlock.jpg" />D&uuml;nyanın her k&ouml;şesinde kullanılan dilden inan&ccedil;lara ve tanrı isimlerine kadar her şeyin dil olarak aynı k&ouml;kenden geldiğini g&ouml;rebilirsiniz. Bu t&uuml;m dinlerin, dillerin de tek bir kaynaktan &ccedil;ıktığını g&ouml;steriyor: T&uuml;rklerden! İngiltere&#8217;den, Finlandiya&#8217;ya insan isimlerinden yer isimlerine T&uuml;rk&ccedil;e k&ouml;kenli kelimelere rastlayabilirsiniz. Finlandiya&#8217;da Kırkpınar diye bir yer var! Urdu dilinde binlerce T&uuml;rk&ccedil;e kelime var. Hintlilerin Kutsal Kitabı Mahabharata aslında T&uuml;rklerin tarihlerini anlatıyor. Yunanlıların b&uuml;y&uuml;k tanrısı Zeus&#8217;un ismi de T&uuml;rk&ccedil;e. Kud&uuml;s, İsa gibi kelimelerin k&ouml;keni de aslında T&uuml;rk&ccedil;e ve dahası bu bahsedilen yerler de aslında İsrail&#8217;de değil T&uuml;rkiye&#8217;de İsa da bu topraklarda yaşadı. &Ouml;te yandan yakın tarihte Keltlerin (İrlandalılar, Galiler, İsko&ccedil;yalılar) DNA&#8217;sı incelendi ve Altay&#8217;dan geldikleri kanıtlandı. Vikingler, Finikeliler ve İtalya&#8217;nın Roma İmparatorluğu&#8217;ndan yıllar &ouml;nce burada yaşayan ve Roma&#8217;nın kurucuları sayılan yerli halkı Etr&uuml;skler de T&uuml;rk&#8217;t&uuml;r. Estr&uuml;skler&#8217;in DNA&#8217;larının T&uuml;rklerinkiyle y&uuml;zde 97 aynı olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong style=""><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">&nbsp;EVET KIZILDERİLİLER DE T&Uuml;RKT&Uuml;R<br />
</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Amerika&#8217;daki Kızılderililerin de T&uuml;rk olduğu sık&ccedil;a dile getirilen bir iddiadır&#8230;.<br />
Evet, Kızılderililer T&uuml;rk&#8217;t&uuml;r, bunu kendileri de s&ouml;yler. K&uuml;lt&uuml;r ve geleneklerindeki benzerlik aşikar. &Ouml;zellikle Amerika&#8217;da T&uuml;rk soyundan geldiğini s&ouml;yleyen Meluncanlar&#8217;dan olan Cherokee&#8217;ler T&uuml;rkiye ile bug&uuml;n &ccedil;ok yakın ilişkiler i&ccedil;indedir.<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Bu iddialarınızı d&uuml;nyanın pek &ccedil;ok yerinde dile getiriyorsunuz. Peki, nasıl tepkiler alıyorsunuz?<br />
&Ouml;nceleri herkes bana g&uuml;lm&uuml;şt&uuml; ama şimdi durum değişiyor. Amerikanın yerli halkları, Kızılderililer, Meksikalılar bu teze &ccedil;ok pozitif tepki veriyor. &Ccedil;oğu kabul de ediyor. Ancak ABD&#8217;deki Amerikalıların veya İngilizlerin pek hoşuna gitmiyor.<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">D&uuml;nya bunu kabul etse ne olur sizce?<br />
Hepimizin kardeş olduğuna inanmak insanlığın sahip olduğu t&uuml;m sorunlar ve huzursuzluk &ccedil;&ouml;z&uuml;me ulaşır. D&uuml;nya daha iyi bir yer olur.<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><strong style=""><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">&nbsp;AMERİKA&#8217;YI İSPANYOLLAR DEĞİL T&Uuml;RKLER KEŞFETTİ<br />
</span></strong><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">&#8216;Amerika kıtasındaki pek &ccedil;ok yer ismi aslında T&uuml;rk&ccedil;e k&ouml;kenli. Meksika&#8217;daki Teotihuacan kalıntıları aslında T&uuml;rk&ccedil;e olan Tea (tanrı)+ Tiwa (Bir T&uuml;rk boyu olan Tuvaların bug&uuml;n bir cumhuriyeti de vardır) + Han (krallık anlamına gelen T&uuml;rk&ccedil;e kelime) kelimelerinden t&uuml;remiştir. Peru&#8217;daki Karal kalıntılarındaki piramitler Mısır&#8217;dakilerden daha eskidir ve T&uuml;rk&ccedil;e&#8217;de &#8216;h&uuml;k&uuml;mdar&#8217; anlamına gelen kral kelimesinden t&uuml;remiştir. Meksika&#8217;da bug&uuml;n de T&uuml;rk&ccedil;e k&ouml;kenli bir&ccedil;ok kelime kullanılıyor. &Ouml;rneğin dağ/tepelere Meksika&#8217;da tepek deniliyor Atatepek, &Ccedil;apultepek isminde şehirler bulunuyor. Havasu diye bir yer bile var. İspanyollar Meksika&#8217;ya ilk geldiklerinde Aztek&#8217;lere hangi tanrıya inandıklarını sorduğunda onlar &#8216;İnana&#8217; cevabını vermişti. Bu Antik S&uuml;mer&#8217;de de bir tanrı&ccedil;anın adı. Yani S&uuml;merler ile Aztekler aradaki onca mesafeye, okyanusa rağmen aynı adlı tanrıya inanıyor. Dahası Meksikalılar da Hintliler de T&uuml;rkleri aynı kelimeyle &#8216;Karaskus&#8217; diye adlandırıyordu. Demek ki Amerika&#8217;yı İspanyollar değil, &ouml;nce T&uuml;rkler keşfetmişti. Sonu&ccedil;ta bunlar gibi sayısız &ouml;rnek şunu g&ouml;steriyor: D&uuml;nyanın her k&ouml;şesindeki b&uuml;t&uuml;n uygarlıklar Orta Asya&#8217;dan ge&ccedil;miş ve her yerde ortak olarak karşımıza &ccedil;ıkan din, dil, k&uuml;lt&uuml;r ve inanışları buradan t&uuml;m d&uuml;nyaya taşımıştır.&#8217;<o :p=""></o></span></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">&nbsp;Kaynak: ensonhaber.com</span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="521" title="1" title="23 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/721-insanligin-basladigi-yer-turkiye-ey-dunya-insanlari-hepiniz-turksunuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlığı düşündüren soru: &#8220;Ben kimim?&#8221;</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/719-insanligi-dusunduren-soru-ben-kimim.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/719-insanligi-dusunduren-soru-ben-kimim.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 09:57:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığı düşündüren soru: "Ben kimim?"]]></category>
		<category><![CDATA[kimim]]></category>
		<category><![CDATA[nsanl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=719</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlığı d&#252;ş&#252;nd&#252;ren soru: &#34;Ben kimim?&#34; &#160; &#160;Doğuştan insanoğlunda varolan yaradılışa ait bazı deliller olduğu aşikar. İnsanın yaratılışında hem Allah&#8217;ın, hem dinin, hem ahiretin delilleri mevcuttur. Bir&#231;oğumuz &#34;Nereden geldim&#34;, &#34;Niye varım&#34;,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<meta content="text/html; charset=utf-8" http-equiv="Content-Type" /><br />
<meta content="Word.Document" name="ProgId" /><br />
<meta content="Microsoft Word 12" name="Generator" /><br />
<meta content="Microsoft Word 12" name="Originator" /></p>
<link href="file:///C:UsersBEYINA~1AppDataLocalTempmsohtmlclip1 1clip_filelist.xml" rel="File-List" />
<link href="file:///C:UsersBEYINA~1AppDataLocalTempmsohtmlclip1 1clip_themedata.thmx" rel="themeData" />
<link href="file:///C:UsersBEYINA~1AppDataLocalTempmsohtmlclip1 1clip_colorschememapping.xml" rel="colorSchemeMapping" />
<p><!--[if gte mso 9]><xml><br />
<w :WordDocument><br />
</w><w :View>Normal</w><br />
<w :Zoom>0</w><br />
<w :TrackMoves /><br />
<w :TrackFormatting /><br />
<w :HyphenationZone>21</w><br />
<w :PunctuationKerning /><br />
<w :ValidateAgainstSchemas /><br />
<w :SaveIfXMLInvalid>false</w><br />
<w :IgnoreMixedContent>false</w><br />
<w :AlwaysShowPlaceholderText>false</w><br />
<w :DoNotPromoteQF /><br />
<w :LidThemeOther>TR</w><br />
<w :LidThemeAsian>X-NONE</w><br />
<w :LidThemeComplexScript>X-NONE</w><br />
<w :Compatibility><br />
<w :BreakWrappedTables /><br />
<w :SnapToGridInCell /><br />
<w :WrapTextWithPunct /><br />
<w :UseAsianBreakRules /><br />
<w :DontGrowAutofit /><br />
<w :SplitPgBreakAndParaMark /><br />
<w :DontVertAlignCellWithSp /><br />
<w :DontBreakConstrainedForcedTables /><br />
<w :DontVertAlignInTxbx /><br />
<w :Word11KerningPairs /><br />
<w :CachedColBalance /><br />
</w><br />
<w :BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w><br />
<m :mathPr><br />
<m :mathFont m:val="Cambria Math" /><br />
<m :brkBin m:val="before" /><br />
<m :brkBinSub m:val="&#45;-" /><br />
<m :smallFrac m:val="off" /><br />
<m :dispDef /><br />
<m :lMargin m:val="0" /><br />
<m :rMargin m:val="0" /><br />
<m :defJc m:val="centerGroup" /><br />
<m :wrapIndent m:val="1440" /><br />
<m :intLim m:val="subSup" /><br />
<m :naryLim m:val="undOvr" /><br />
</m><br />
</xml>< ![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml><br />
<w :LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"<br />
DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"<br />
LatentStyleCount="267"><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid" /><br />
<w :LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light List" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"<br />
UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography" /><br />
<w :LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading" /><br />
</w><br />
</xml>< ![endif]--></p>
<p>
<style type="text/css">
<!--
 /* Font Definitions */
 @font-face
	{font-family:"Cambria Math";
	panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4;
	mso-font-charset:162;
	mso-generic-font-family:roman;
	mso-font-pitch:variable;
	mso-font-signature:-1610611985 1107304683 0 0 159 0;}
@font-face
	{font-family:Calibri;
	panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4;
	mso-font-charset:162;
	mso-generic-font-family:swiss;
	mso-font-pitch:variable;
	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;}
@font-face
	{font-family:Tahoma;
	panose-1:2 11 6 4 3 5 4 4 2 4;
	mso-font-charset:162;
	mso-generic-font-family:swiss;
	mso-font-pitch:variable;
	mso-font-signature:-520082689 -1073717157 41 0 66047 0;}
 /* Style Definitions */
 p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal
	{mso-style-unhide:no;
	mso-style-qformat:yes;
	mso-style-parent:"";
	margin-top:0cm;
	margin-right:0cm;
	margin-bottom:10.0pt;
	margin-left:0cm;
	line-height:115%;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:11.0pt;
	font-family:"Calibri","sans-serif";
	mso-ascii-font-family:Calibri;
	mso-ascii-theme-font:minor-latin;
	mso-fareast-font-family:Calibri;
	mso-fareast-theme-font:minor-latin;
	mso-hansi-font-family:Calibri;
	mso-hansi-theme-font:minor-latin;
	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
	mso-fareast-language:EN-US;}
span.postbody
	{mso-style-name:postbody;
	mso-style-unhide:no;}
.MsoChpDefault
	{mso-style-type:export-only;
	mso-default-props:yes;
	mso-ascii-font-family:Calibri;
	mso-ascii-theme-font:minor-latin;
	mso-fareast-font-family:Calibri;
	mso-fareast-theme-font:minor-latin;
	mso-hansi-font-family:Calibri;
	mso-hansi-theme-font:minor-latin;
	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
	mso-fareast-language:EN-US;}
.MsoPapDefault
	{mso-style-type:export-only;
	margin-bottom:10.0pt;
	line-height:115%;}
@page Section1
	{size:595.3pt 841.9pt;
	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt;
	mso-header-margin:35.4pt;
	mso-footer-margin:35.4pt;
	mso-paper-source:0;}
div.Section1
	{page:Section1;}
-->
</style>
</p>
<p><!--[if gte mso 10]></p>
<style>
/* Style Definitions */
table.MsoNormalTable
{mso-style-name:"Normal Tablo";
mso-tstyle-rowband-size:0;
mso-tstyle-colband-size:0;
mso-style-noshow:yes;
mso-style-priority:99;
mso-style-qformat:yes;
mso-style-parent:"";
mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
mso-para-margin-top:0cm;
mso-para-margin-right:0cm;
mso-para-margin-bottom:10.0pt;
mso-para-margin-left:0cm;
line-height:115%;
mso-pagination:widow-orphan;
font-size:11.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-font-family:Calibri;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-fareast-font-family:"Times New Roman";
mso-fareast-theme-font:minor-fareast;
mso-hansi-font-family:Calibri;
mso-hansi-theme-font:minor-latin;}
</style>
<p>< ![endif]--></p>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span class="postbody"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">İnsanlığı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ren soru: &quot;<span style="color: rgb(191, 0, 0);">Ben kimim?&quot; </span></span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><br />
<span class="postbody">&nbsp;</span><br />
<span class="postbody">&nbsp;<img width="191" height="286" align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/image/benkimim03.jpg" alt="" />Doğuştan insanoğlunda varolan yaradılışa ait bazı deliller olduğu aşikar. İnsanın yaratılışında hem Allah&#8217;ın, hem dinin, hem ahiretin delilleri mevcuttur. Bir&ccedil;oğumuz &quot;Nereden geldim&quot;, &quot;Niye varım&quot;, &quot;Nereye gidiyorum&quot; sorularına cevap arar ve bir t&uuml;rl&uuml; işin i&ccedil;inden &ccedil;ıkılamaz! İşte ayetlerle a&ccedil;ıklanan &ouml;nemli sorular&#8230; Onlara delillerimizi hem ufuklarda hem kendi benliklerinde g&ouml;stereceğiz. Ta ki onun ger&ccedil;ek olduğu kendilerine apa&ccedil;ık belli olsun. Efendinin her şeye tanık olması yetmez mi? </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;41 Fussilet Suresi 53 </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Kuran, &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde nefsimizin alınacağını s&ouml;yler. (T&uuml;rk&ccedil;e&#8217;de biz bunu ruhun alınması şeklinde ifade ediyoruz. Kuran&#8217;da ruh kelimesi ge&ccedil;mekle beraber T&uuml;rk&ccedil;e&#8217;de bizim kullandığımız ruh kelimesi Arap&ccedil;a&#8217;da nefis kelimesine karşılık gelmektedir.) Kuran nefsi anlatırken bizim bilin&ccedil; halimizi tasvir eder. &Ouml;yle ki uyuduğumuz zaman da nefis maddi v&uuml;cudumuzda değildir. Buna karşılık nefis, maddi v&uuml;cudumuzla tamamen b&uuml;t&uuml;nleşmiş olarak vardır; yaptığımız iyilik ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;kleri meydana getiren nefis denen benliğimiz, bilincimizdir. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;</span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Felsefede ontolojik deliller diye ifade edilen deliller, apriori diye ifade edilen duyu deneyine hi&ccedil; başvurmadan yalnız akıldan ve aklın etkinliğinden t&uuml;retilen bilgiler, Kuran&#8217;ın işaret ettiği benliklerimizdeki (nefislerimizdeki) delillere &ouml;rnektir. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Allah&#8217;ın g&ouml;nderdiği t&uuml;m dinlerin en temel mesajı, Allah&#8217;ın m&uuml;kemmel bir varlık oluşudur. Dış d&uuml;nyada Allah&#8217;ın yarattıklarının her birini incelediğimizde buna daha &ccedil;ok tanıklık ederiz. Ontolojik delilde ise farklı olarak Allah&#8217;ın varlığına dış d&uuml;nyadan değil, zihnimizde yaratılışımız gereği var olan &ldquo;m&uuml;kemmellik&rdquo; veya &ldquo;M&uuml;kemmel Varlık&rdquo; fikrinden ulaşılır. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Felsefe tarihinde ontolojik kanıtın ilk a&ccedil;ıklamalarına Farabi ve İbni Sina&#8217;da rastlıyoruz. Farabi, ontolojik delili, dış d&uuml;nyaya (kozmolojik) dayanan delillerle karıştırarak inceler. Buna g&ouml;re Allah&#8217;ın varlığı zorunludur, bir an i&ccedil;in Allah&#8217;ı yok kabul etmeye kalkarsak zihin &ccedil;elişkiye d&uuml;şer. Geri kalan t&uuml;m varlıklar m&uuml;mk&uuml;n varlıklardır; bu varlıkların varlığı gibi, yokluğu da d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. M&uuml;mk&uuml;n varlıklar, zorunlu varlıkta son bulmazsa, zihinsel &ccedil;elişki ortaya &ccedil;ıkar. </span><br />
<span class="postbody"><img width="152" height="231" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/image/benkimim.jpg" alt="" />Descartes benliğindeki (nefsindeki) delilleri inceleyerek Allah&#8217;ı bulur. Descartes insanın benliğine bu bilginin, bir esere sahibinin kendi markasını basması gibi, Allah tarafından işlendiğini s&ouml;yler: &quot;Zihnimin uydurması veya yapması da değildir. Zira ondan bir şey eksiltmek veya ona bir şey katmak elimde değildir. Dolayısıyla onun da yaratıldığım zaman benimle birlikte doğmuş ve meydana getirilmiş olduğunu s&ouml;ylemekten başka diyecek hi&ccedil;bir şeyim kalmıyor. Doğrusu Allah&#8217;ın bu fikri, beni yaratırken, sanatkarın eserine işlediği bir marka gibi, zihnime koymuş olmasını garip bulmamalıdır&#8230;&quot; </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Spinoza da Allah&#8217;ı zorunlu bir cevher olarak kabul eder ve O&#8217;nun yokluğunun mantıksal &ccedil;elişki doğuracağını s&ouml;yler. Leibniz ise Descartes&#8217;ın g&ouml;r&uuml;şlerine ilaveler yapılması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nerek, İbni Sina&#8217;ya benzerlikleri olan a&ccedil;ıklamalarıyla ontolojik delili form&uuml;le eder. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Kuran&#8217;ın benliklerimizde deliller olduğunu s&ouml;yleyen ayeti &quot;Allah&#8217;ın varlığı&quot; fikrinin zihnimizde olmasından daha geniş anlamda delillere de işaret etmektedir. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;<strong>Biz tek bir benliğe sahibiz ve tek bir mekanda yaşıyoruz</strong>. Yaşadığımız mekanı &ccedil;ok kompleks bir kapıya benzetebiliriz. Benliğimiz ise doğuştan sahip olduğumuz zaman ve mekan kategorileriyle tek anahtarımızdır. Bu &ccedil;ok kompleks kapıya, benliğimiz gibi &ccedil;ok kompleks bir anahtarı sokuyoruz ve karşımızdaki kapı a&ccedil;ılıyor. Bu anahtarın (benliğimizin) tesad&uuml;fen var olduğu hi&ccedil; s&ouml;ylenebilir mi? &ccedil;ok a&ccedil;ık&ccedil;a bellidir ki bu Evren&#8217;i, zamanı ve mekanı Yaratan kim ise insan benliğini t&uuml;m donanımıyla Yaratan da odur. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Dil &ouml;ğrenme yeteneğimiz de doğuştan apriori olarak benliğimizde, zihnimizde hazırdır. İnsanın bu en &ouml;nemli ihtiyacının zihninde hazır olarak yaratılması da, aynı zaman ve mekan kategorileri gibi Yaratıcımızın bizi m&uuml;kemmel yarattığının delilleridir. Dış d&uuml;nyada var olan ortama uyum sağlaması i&ccedil;in maddi bedenimiz gibi zihni yapımız da her t&uuml;rl&uuml; donanımla hazır olarak yaratılmıştır. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi doğuştan benliğimizde var olan apriori seziler bizi hi&ccedil; yanıltmamaktadır. Kant bu apriori sezilerin deney alanına uygunluğunu g&ouml;sterdi. Bu da aslında apriori sezilerin deney alanında deneylenmesi demektir. Buradan hareketle apriori sezgileri deney alanının dışına taşıracak g&uuml;veni elde edebiliriz. &ouml;rneğin bir İbni Sina, bir Descartes gibi; zihnimizde doğuştan var olan Allah fikrini bir delil olarak kabul edebiliriz. </span><br />
</span></p>
<div style="text-align: center;"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><span class="postbody">&nbsp;<img src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/image/benkimim2.jpg" style="width: 456px; height: 289px;" alt="" /></span></span></div>
<p style="margin-bottom: 0.0001pt; line-height: 150%;" class="MsoNormal"><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><span class="postbody">O halde sen y&uuml;z&uuml;n&uuml; Allah&#8217;ı birleyen olarak dine, Allah&#8217;ın yaratılıştan verdiğine &ccedil;evir ki, insanları onun &uuml;zerinde yaratmıştır. Allah&#8217;ın yaratışında değişiklik olmaz. Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların &ccedil;oğunluğu bilmemektedir. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;30 Rum Suresi 30 </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Benliklerimizde deliller olduğunu s&ouml;yleyen ayeti &quot;yaratılışa uygunluk&quot; olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek,Descartes&#8217;ın da savunduğu gibi &quot;doğuştan fikirler, yaratılıştan gelen fikirler&quot; şeklinde a&ccedil;ıklamayla olduk&ccedil;a &ouml;rt&uuml;ş&uuml;r. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Bir&ccedil;oğumuz <strong>&quot;Nereden geldim&quot;, &quot;Niye varım&quot;, &quot;Nereye gidiyorum&quot;</strong> sorularına cevap aramaktadır. Dikkatli d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek t&uuml;m bu soruları sorma nedenimiz bu soruları soracak şekilde yaratılmamızdır. Bir&ccedil;ok insan bu sorulardan ka&ccedil;tığı, d&uuml;ş&uuml;nmemeye uğraştığı ve kendi yaratılış &ouml;zelliklerini bastırdığı i&ccedil;in yaratılış gereği olan bu soruları sormaz. Kısacası bizi Yaratanın bize bu soruları sordurtması bizi &quot;dine inanacak şekilde yaratması&quot;, bu ise &quot;bir din g&ouml;nderecek olması&quot; demektir. &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu soruların din dışında cevabını veren hi&ccedil;bir sistem yoktur. Yani bir dinin olması gerektiğinin delili, bizim yaratılıştan bir dine inanacak şekilde yaratılmamızda gizlidir. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;<strong>Bizi susatan Allah, karşılığında su bulma imkanını da, suyu da yaratmıştır</strong>. Bizi acıktıran Allah, karşılığında sayısız yiyeceği yaratmıştır. Dikkat edilirse acıkma, susama hissi; dış d&uuml;nyada suyun, yemeklerin olmasından farklıdır. Canımız su yerine, yani hidrojen ve oksijen atomlarından oluşan bu molek&uuml;l yerine, D&uuml;nya&#8217;da hi&ccedil; olmayan, bize yararsız veya v&uuml;cudumuzla alakasız bir molek&uuml;l&uuml; de arzulayabilirdi. Fakat, hayır! V&uuml;cudumuz kendisi i&ccedil;in en gerekli olanı ve var olanı yaratılıştan isteyecek şekilde yaratılmıştır. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Hayatın devamı her t&uuml;rl&uuml; istekten, arzudan &uuml;st&uuml;nd&uuml;r. Yani Allah, bizi ahirete baştan muhta&ccedil; yaratmıştır. <strong>Eğer Allah vermek istemeseydi, bize bazı şeyleri istemeyi de vermezdi</strong>. Yaratılıştan bize verilen bu istek ise ahiretin bir delilidir. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;Bir&ccedil;ok insan, yaratılıştan kendisinde olan bu delilleri değerlendirememekte ve kendi kendilerini ink&acirc;r etmektedirler. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi bizim yaratılışımızda hem Allah&#8217;ın, hem dinin, hem ahiretin delilleri mevcuttur. </span><br />
<span class="postbody">&nbsp;(imedya ,Sinem K</span></span><span style="font-size: 12pt; line-height: 150%;"><o :p></o></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="696" title="1" title="04 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/719-insanligi-dusunduren-soru-ben-kimim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz insanız bizi kurtarın</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/713-biz-insaniz-bizi-kurtarin.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/713-biz-insaniz-bizi-kurtarin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 09:01:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Biz insanız bizi kurtarın]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[kurtar]]></category>
		<category><![CDATA[Niçin Ortaya çıktı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=713</guid>
		<description><![CDATA[&#160; biz insanız bizi kurtarın by sevgpolog]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<div align="center"><object width="420" height="339"><param name="movie" value="http://www.dailymotion.com/swf/xb3e1c" /><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><embed src="http://www.dailymotion.com/swf/xb3e1c" type="application/x-shockwave-flash" width="420" height="339" allowFullScreen="true" allowScriptAccess="always"></embed></object><br />
<strong><a href="http://www.dailymotion.com/swf/xb3e1c" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dailymotion.com/swf/xb3e1c?referer=');">biz insanız bizi kurtarın</a></strong><br />
<em>by <a href="http://www.dailymotion.com/sevgpolog" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dailymotion.com/sevgpolog?referer=');">sevgpolog</a></em></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="895" title="1" title="24 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/713-biz-insaniz-bizi-kurtarin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LAWRENCE&#8217;NİN GİZLİ HAYATI</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3356-lawrencenin-gizli-hayati-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3356-lawrencenin-gizli-hayati-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 18:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[HAYATI]]></category>
		<category><![CDATA[LAvRENs]]></category>
		<category><![CDATA[LAWRENCE]]></category>
		<category><![CDATA[LAWRENCE'NİN GİZLİ HAYATI]]></category>
		<category><![CDATA[Niçin Ortaya çıktı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=703</guid>
		<description><![CDATA[LAWRENCE&#8217;NİN GİZLİ HAYATI Derleyen: Mehmed Sakin İslam devleti Hilafetin yıkılışında &#246;ne &#231;ıkan iki isim&#8230; Veya bir yıkıntıyı hazırlamakta birbirini destekleyen iki şahsiyet. Atat&#252;rk &#252;zerinde bilinen veya a&#231;ığa &#231;ıkan y&#246;nleri hakkında...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<p><font size="3" face="Verdana"><strong>LAWRENCE&rsquo;NİN GİZLİ HAYATI</strong></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><strong><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Derleyen: Mehmed Sakin</span></strong></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><em><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> İslam devleti Hilafetin yıkılışında &ouml;ne &ccedil;ıkan iki isim&hellip; Veya bir yıkıntıyı  hazırlamakta birbirini destekleyen iki şahsiyet. Atat&uuml;rk &uuml;zerinde bilinen veya  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan y&ouml;nleri hakkında bir &ccedil;ok yazı ve makaleler yayınlanmıştır. Nedense  onunla aynı d&ouml;nemde faaliyet g&ouml;steren diğer şahsiyetler &uuml;zerinde yeterli  derecede bir araştırmaya gidilmemiştir. Bu sayımızda Atat&uuml;rk&rsquo;le aynı d&ouml;nem  değişik beldelerde faaliyet g&ouml;steren bir şahıs &uuml;zerinde durmak istiyoruz.</span></em></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><em><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Philip Knightley ve Colin Simpson&rsquo;nun kaleme aldığı, İngilizceden T&uuml;rk&ccedil;eye  C&uuml;neyd Emiroğlu tarafından terc&uuml;me edilen ve 1975 yılında Sebil Yayınevi  tarafından yayınlanan Lavrens&rsquo;in Gizli Hayatı adlı kitapdan alıntılar yaparak  okuyucularımıza tarihin karanlık kalan sayfaları arasından demetler sunmaya  devam edeceğiz.</span></em></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Kitabın dikkat &ccedil;ekici yanı, İslam beldelerinde yıkımın Milliyetcilik temelleri  &uuml;zerine dayandırıldığı, bu yıkımda İngilizlerin en b&uuml;y&uuml;k rol&uuml; &uuml;stlendiğidir.  Silah g&uuml;c&uuml;yle yıkılamayan Hilafet devleti, milliyetcilik fikri taassubcuları ve  yandaşlarına karşı yeterli direnci g&ouml;steremez ve yenik d&uuml;şer. Balkanlar ve  Anadolu&rsquo;da Atat&uuml;rk ve yandaşlarının &uuml;mmetin arasına yaydıkları k&uuml;fr&uuml;n  Milliyetcilik mikropları, araplar arasında da meşhur İngiliz casusu Lavrens ve  yandaşları tarafından ger&ccedil;ekleştirilir. Lavrens&rsquo;in yaptığı &ccedil;alışmalarda  İngilizlerin kalleş, hain ve sinsi y&ouml;nleride sayfalara yansımaktadır. Bu tuzağa  d&uuml;şen d&uuml;ş&uuml;ncesiz, kuklalar i&ccedil;inse s&ouml;ylenecek fazla bir s&ouml;z&uuml;m&uuml;z yoktur&hellip;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> D&ouml;rty&uuml;z seneye yakın zaman boyunca Cezayirden İran k&ouml;rfezine, Halepten Hind  Okyanusu&rsquo;na kadar uzanan b&ouml;lgede Osmanlı İmparatorluğu (!) tam bir dominyon  sistemi takip etti. 1876 tarihinde Sultan Abd&uuml;hamid Han tahta &ccedil;ıktığında,  karşısında B&uuml;y&uuml;k Britanya İmparatorluğunu buldu.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Sultan Abd&uuml;lhamid&rsquo;in şahsi kabiliyet ve diplomatik dehası dahi bu vaziyete mani  olamak i&ccedil;in yeterli değildi. Her yer casus ve haber u&ccedil;urucularla dolup  taşıyordu. Bu sebeble devlet aleyhine &ccedil;alışanlar tesbit edilir edilmez Osmanlı  H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;nin askeri mahkemelerine sevkediliyor ve &ouml;l&uuml;m cezasına  &ccedil;arptırılıyorlardı. (<em>Bunların aralarından hafif cazalarla kurtulan birisi vardı</em>.)</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o></span></font></p>
<p align="right" style="margin: 0pt 0cm; text-align: center; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><img width="501" height="531" align="absMiddle" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/lavrens.jpg" />&nbsp;&nbsp; </span></font></p>
<p align="right" style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> </span></font></p>
<p align="right" style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Lavrens&hellip;</span></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Ger&ccedil;ekten o (Lavrens), Ceziret&uuml;larab&rsquo;ı bizden kopararak bu &uuml;lkenin petrol&uuml;n&uuml;  istismar etmek isteyen İngilizlerin yetiştirip bu maksatla kullandıkları  şeytani, bir zekaya malik m&uuml;thiş bir casusudur. 1935 yılında &ouml;len, Arabistan&rsquo;da  ş&ouml;hret yapmış olan Lavrens, iki nesil boyunca Britanya İmparatorluğu&rsquo;nun  kahramanı olarak g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Hogarth, Lawrenc&rsquo;e esasları, Round Table denilen bir  teşkilatta hazırlanan emperyalizm ideallerini aşılıyordu. Hal terc&uuml;mesini yazan  Villars, Lavrens&rsquo;in &ldquo;homoseks&uuml;el&rdquo; olduğunu a&ccedil;ığa vurur. Lawrenc&rsquo;e Hogarth&rsquo;ın  ince eleyip sık dokuyan dikkatiyle yetiştirildi. Hi&ccedil; kimse Arap eyaletleri (!)  hakkında Hogarth&rsquo;ın sahip bulunduğu bilgi &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde bir bilgiye sahip değildi.  Aslında bir arkeolog olmasına rağmen, bilhassa b&ouml;lgedeki siyasi cereyanlar  &uuml;zerinde dikkate değer bilgisi vardı. Hogarth 1909 da onu korumak yolunda b&uuml;t&uuml;n  imkanları seferber ederek Lavrens&rsquo;i Ortadoğu&rsquo;ya g&ouml;nderme kararı vermişti.  Lavrens, elinde bir deste talimat ile kendisini hedefe g&ouml;t&uuml;recek gemiyle denize  a&ccedil;ıldı. Lavrens 6 Temmuz 1909&rsquo;da Beyrut&rsquo;a ulaşmıştır. Vazifelendirildiği plana  g&ouml;re Suriye toprakları i&ccedil;inden ge&ccedil;erek bin mil (ki bug&uuml;n bu yerler İsrail, &Uuml;rd&uuml;n  ve L&uuml;bnan toprakları olarak biliniyor) yol almış olacaktı. Kendisine bağlı  Araplara, T&uuml;rklere karşı bir zafer kazanmalarında yol g&ouml;sterdi. O, adeta Mekke  prensi ve Şam&rsquo;ın ta&ccedil;sız kralı olmuş beyaz bir Araptı. Oxford&rsquo;lu, Lavrens Arap  davasına bağlılığı ile baskıncıları bozguna uğratmayı başardı ve onları Şam&rsquo;ı  almağa kışkırttı. Lavrens&rsquo;in Filistin toprakları i&ccedil;in tavsiye ettiği, bu  topraklar &uuml;zerinde bir takım Yahudi &ccedil;iftlikleri kurulmasıydı.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Osmanlı İmparatorluğu (!) dini birlikti. &ldquo;Sultan&rdquo; İslam Aleminin &ldquo;Halife&rdquo; olarak  tanıdığı en mukaddes bir liderdi. Bu y&uuml;zden İngiltere h&uuml;k&uuml;metinin iğne &uuml;zerinde  oturur vaziyette olmasının sebebi de, hakimiyeti altında bulunan Hindistan&rsquo;da  yetmiş milyon civarında M&uuml;sl&uuml;man topluluğu bir işaretiyle harekete ge&ccedil;irerek  İngiltere&rsquo;ye karşı cihadı başlatma kabiliyet ve imkanına sahip bulunmasıydı.  Osmanlı Sultanı, bu kuvvetini kullanmak temay&uuml;l&uuml;nde değildi.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Hindistan, İngiltere&rsquo;nin hem bir &uuml;ss&uuml; hemde değerli m&uuml;şterisi olmak y&ouml;n&uuml;nden  ger&ccedil;ekten &ccedil;ok ehemmiyetli bir stratejik vaziyete sahipti. İngiltere askeri  g&uuml;c&uuml;n&uuml;n y&uuml;zde ellisi Hindistan&rsquo;da &uuml;slenmişti. İngilizlerin bir endişeside  &ldquo;S&uuml;veyş Kanalı&rdquo;nın kontrol&uuml;n&uuml;n, daha doğrusu korunmasının temini idi. Bunun  sağlanmasıyla Suriye ve Arabistan&rsquo;nın kontrol&uuml; işi de pratik bir yoldan  halledilmiş oluyordu. İngilizler, Osmanlı hakimiyeti altındaki topraklarda  rahat&ccedil;a dolaşıyor, adeta Ortadoğu seyahatlerinin keyfini &ccedil;ıkarıyorlardı.  Karkamış, Lavrens&rsquo;e, haber alma servisi i&ccedil;in, Ortadoğu&rsquo;da en faydalı  olabileceği, &ldquo;deliler ve ka&ccedil;aklar&rdquo; d&uuml;nyası olarak, en bulunmaz yer olarak  g&ouml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Karkamış, Fırat nehrinin batı kıyısıydı. Bu b&ouml;lgenin en y&uuml;ksek  yerine tırmanarak, şehrin b&uuml;t&uuml;n akışını, d&uuml;md&uuml;z vadiyi g&ouml;rmek &ccedil;ok kolaydı.  Lavrens şortunu &ccedil;ıkarıp soyunur ve g&uuml;neşin b&uuml;t&uuml;n yakıcılığına kendini terkeder.  Bu arada arap&ccedil;asını da s&uuml;ratle ilerletmektedir. Bundan b&ouml;yle yerli halk ona hi&ccedil;  bir zaman yabancı g&ouml;z&uuml;yle bakmayacaktır. Hatta Osmanlı resmi makamlarına bir  yerli olduğuna inandırmıştı bile. Dahoum ve Hamdudi ile yakın arkadaşlığı  sayesinde, Lavrens, Suriye ve onun cemiyetine ait &ccedil;ok faydalı bilgiler elde  etmişti. Lavrens Karkamış&rsquo;ta, D:G: Hogarth&rsquo;ın idaresinde &ldquo;Hitit Medeniyeti&rdquo; ile  ilgili kazılar yapıyor ve buldukları &ldquo;antikaları&rdquo; British Museum i&ccedil;in  İngiltereye g&ouml;nderiyorlardı. &ldquo;İsrail ilim vakfı&rdquo;ndan &ccedil;ok iyi bir m&uuml;daafakoruma  imkanını da elde ederek işe başlamışlardır.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Almanlar tarafından işinden atılan bir İtalyan m&uuml;hendis, d&ouml;şenmekte olan &ldquo;tren  hattının&rdquo; dağların arasından ge&ccedil;en b&ouml;lge planlarını bu İngiliz ajanlarına teslim  etmiştir.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Lavrens&rsquo;e g&ouml;re: &ldquo;Osmanlı H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;nin Sina &Ccedil;&ouml;l&uuml;&rsquo;nde yapılan harita  &ccedil;alışmalarından hi&ccedil; hoşlanmadığını, b&ouml;lgede vazifeli Osmanlı resmi makamlarının  davranışlarından anlamaktayım.&rdquo; (<em>Diye s&ouml;z ederek planlarının sezildiğinden  bahsetmekte.)</em></span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> T.E. Lavrens, hadiselerin patlak vermesi sırasında Karkamış&rsquo;ta, Bağdat-Berlin  demiryolunun can damarı olan bir noktadan vazifesi olan g&ouml;zleme ve haber alma  işini yerine getiriyordu. Araplara derin bir duygu ile bağlı olmayan Lavrens&rsquo;in  ırk olarakta onları d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; yoktu. O, Arap istiklalini ve h&uuml;rriyetini  sağlamaktan ziyade onları Britanya imparatorluğu&rsquo;nun bir par&ccedil;ası haline getirmek  niyetindeydi. 19 Mart 1924 &lsquo;de Charlotte Show&rsquo;a yazdığı mektupda:</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> &ldquo;Doğuda kazanacağımız hızlı ve ucuz zaferler i&ccedil;in zaruri bulunduğuna ve s&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;  tutmadan kazanmanın kaybetmekten daha iyi olduğuna inandığımdan &ouml;t&uuml;r&uuml;  hilebazlığı g&ouml;ze aldım.&rdquo; <em>diyor.<o :p=""></o></em></span></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Kendisinin rol almış olduğu isyan, dikkate değer miktarda T&uuml;rk kuvvetlerini (!)  ve techizatını Hicaz&rsquo;a saptırmış ve İngiliz ordusu sağ kanadının Filistin&rsquo;e  doğru ilerlemesini sağlamıştır.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Lavrens, İngiltere&rsquo;de yazdığı &ccedil;eşitli mektuplarda: &ldquo;Osmanlıların k&ouml;k&uuml;n&uuml;  Suriye&rsquo;den kazımak i&ccedil;in &ccedil;ok uğraştım&rdquo; diye bir ifade kullanmaktadır.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> 9 Aralık 1914 sabahı, Ortadoğuda daha kuvvetli bulunan Osmanlı &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;  yıkmak i&ccedil;in Kahire&rsquo;deki yeni vazifesine &ccedil;abucak intibak eder. Orada yaptığı  yazışmalarda; &ldquo;&Ouml;yle sanıyorum ki, bu ger&ccedil;ekten başlı başına bir eğlence  olacaktır&rdquo; ifadesini kullanır.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens, Osmanlı vatandaşı olan Boutagy&rsquo;e para karşılığında kendisiyle  &ccedil;alışmasını teklif eder. Boutagy Osmanlılar&rsquo;a ait her bilgiyi tesbit edilen  g&uuml;nde Lavrens&rsquo;e aktaracaktır. Kurulan teşkilat sayesinde &ccedil;ok kıymetli siyasi ve  stratejik vesikalar elde ediliyor, anında Lavrens&rsquo;e aktarılıyordu. Osmanlı  Devleti&rsquo;nin S&uuml;veyş b&ouml;lgesi&rsquo;ne asker &ccedil;ıkarmak isterken, bundan vaz ge&ccedil;ip  &Ccedil;anakkale&rsquo;yi daha kuvvetli bir şekilde m&uuml;dafaa edeceği &ouml;ğrenilmişti. Bu  haberleri getirenlere Lavrense fazlasıyla c&ouml;mert davranıyordu. Ve bilinmeyen  Lavrens&rsquo;in sonradan Gizli Teşkilat&rsquo;da haritalama işinde vazifeli olduğu  s&ouml;ylendi.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Lavrens, İngiliz kuvvetlerinin Osmanlı kuvvetleri tarafından tuzağa d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş  olduğu Mezopotamya&rsquo;daki &ldquo;Kut&rdquo;da denilen &ldquo;Kutal Amara &ldquo; b&ouml;lgesine g&ouml;nderilmiştir.  Vazife yerindeydi, Uzun zamandan beri aramakta olduğu, T&uuml;rklere(!) karşı  &ccedil;ıkarılacak bir isyanda liderliği yapabilecek bir <em>Arap Milliyetciliğini</em>  bulmaya &ccedil;alışması imkanını elde etme talihine erişmiştir ki bu da hayatındaki  ehemmiyetli noktalardan birisidir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Aldığı emirde, acele olarak, İngilizler&rsquo;in Mezopotamya&rsquo;daki seferi kuvvetlerini  abluka altına alan Osmanlı askeri kuvvetlerinin kumandanı ile temasa ge&ccedil;erek  İngilizleri serbest bırakması i&ccedil;in kendisine &ldquo;bir milyon Sterline&rdquo;e kadar  y&uuml;kseltebileceği bir teklif yapması istenmektedir. Telgraf metninde aynen şunlar  yazılmış bulunuyordu:</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> &ldquo;&Ccedil;ok gizli ve şahsen hareket et. 14895 hattını daha ucuza mal et. Y&uuml;zbaşı  Lavrens, Basra K&ouml;rfezi&rsquo;ndeki vaziyeti halletmek i&ccedil;in 30 Marttan itibaren  Mısır&rsquo;dan ayrıl ve Mezopotamya&rsquo;daki T&uuml;rk (!) liderlerden mesela Halil Paşa&rsquo;yı  veya Necib&rsquo;i satın almağa bak ki ancak bu şekilde Townshend ve askerleri serbest  kalabilir. Bu vazife i&ccedil;in sana r&uuml;şveti bir milyon Sterline kadar y&uuml;kseltmek  hakkı tanınmıştır. İşe yarayacağını kestirdiğin takdirde yanına bir yerli  alabilirsin, bu olmadığı takdirde acele Basra&rsquo;ya hareket et.&rdquo; Lavrens bu  vazifesinde başarısızlığa uğramıştı. &Ccedil;ok gizli olarak aldığı bir emirde  Kendisinden Kahire&rsquo;de bulunan bir b&uuml;ro ile temas etmesi isteniyordu. Bu b&uuml;ro  Albay Clayton tarafından kurulmuş, maksat Arap Milliyetcilerinide buraya  toplamak ve onlara gerekli yardımı temin ederek bir direnme teşkilatı meydana  getirmekti. Kahire b&uuml;rosu, Milliyetcilik anlayışları uyuşan kişileri tesbit  ederek bir araya getirmişti. Ayrıca i&ccedil;lerinden liderlik yapabilecek vasıfta  olanları aralarından &ccedil;ıkararak kısa bir kurstan sonra Basra&rsquo;ya gitmelerini temin  etmiştir. Lavrens&rsquo;e verilen emirde; &ldquo;İngiliz birlikleriyle Arap Milliyetcilerini  aynı istikamette sevkedebilmek imkanını ihdas edebilmendir&rdquo; deniliyordu. İngiliz  resmi &ccedil;evrelerinin ger&ccedil;ek Arap Milliyetciliğinin hareket noktasının &ldquo;para&rdquo;  olduğu dair inan&ccedil; hakimdir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens b&uuml;t&uuml;n bu tavsiyeler ışığında &ccedil;alışmalarına başlar. Osmanlı Meclisinde  mebus olan S&uuml;leyman Feyzi&rsquo;ye, kendisinden T&uuml;rklere karşı bir isyan tertiplemek  i&ccedil;in kuvvet toplaması isteğinde bulunmuştur. Bunu isterkende sınırsız altın  vereceğini s&ouml;ylemekten geri kalmamıştır.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Mezopotamya&rsquo;da Arap isyanının yeraltı faaliyetleri i&ccedil;in kendisine mahalli  elbiselerden derlenmiş bir kolleksiyon hazırlar. Lavrens&rsquo;in Arap isyanının  ateşini yakacak olan İngiliz İstihbarat Zabitinin mahalli kıyafetlerden bir  d&uuml;zine satın aldığı ve devamlı olarak bunları giydiği, kendi g&uuml;nl&uuml;k notlarından  &ouml;ğrenilmiştir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens, yeni bir fikirle tekrar sahnededir. Kahire b&uuml;rosuna &ccedil;ektiği telekste bu  fikrini belirtir: &ldquo;Şayet Osmanlı İmparatorluğu (!) yıkılır Sultanda ortadan  kaldırılırsa, ki Halifelik Yavuz Sultan Selim&rsquo;den beri Osmanlı hanedanının  tekelindedir, b&ouml;ylece Halifelik tekrar Hz. Muhammed&rsquo;in ailesine ge&ccedil;ebilecektir.  Halen Mekke Şerifi H&uuml;seyin, eğer yukarıda izah ettiğimiz hadiseler vukuu  bulursa, Halife olacak ilk namzettir.&rdquo;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Mekke şerifi Osmanlılara karşı isyan bayrağını kaldırır. Lavrens, amirlerine  İngiltere&rsquo;nin Mekke Şerifi&rsquo;ni siyasi ve iktisadi bakımdan desteklemesi  tavsiyesinde bulunur. Ayrıca bir mektupta yazdığı &ldquo;isyanın siyasi ve stratejik  manadaki anahtarlarının tatbiki şeklini&rdquo; Emir Faysal&rsquo;ın emir zabitine teslim  ederek Londra&rsquo;ya g&ouml;nderir. Lawrens&rsquo;in b&uuml;t&uuml;n isteği, İngiltere&rsquo;nin yardımıyla  isyanın b&uuml;y&uuml;yerek y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesidir. Bir yandan da Arapları savaşa &ccedil;ağırır. Bu  &ccedil;ağrıyı yaparken onlara bağımsızlık ve h&uuml;rriyet vadetmektedir. Artık Emir Faysal  ve beraberindeki isyancıları İngiltere&rsquo;nin Ortadoğu&rsquo;daki &ccedil;ıkarlarına hizmet  etmektedir. <strong>Mekke Şerifi H&uuml;seyin, evinin penceresinden namlusunu  &ccedil;ıkardığı t&uuml;fekle Osmanlı barakalarına ateş a&ccedil;ar. Bu davranışın manası, halkı  Osmanlılara karşı isyana &ccedil;ağırmaktadır. B&ouml;ylece, bu yoldan, arapların isyanı,  İngilizlerin Ortadoğu&rsquo;daki &ccedil;ıkarlarına alet edilmiş oluyordu. Artık Lavrens,  b&uuml;t&uuml;n inandırıcılığı ile oyununu sahneye koyar. Evvela &uuml;zerindeki &uuml;n&uuml;formasını  &ccedil;ıkararak mahalli elbiselerini giyer.</strong> Onların halkıyla yer i&ccedil;er, yatar  kalkar&hellip;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> En &ccedil;ok işe yarayacak adam H&uuml;seyin&rsquo;dir. Mekke Şerifi H&uuml;seyin, yaşlı bir din  adamıdır. H&uuml;seyin, Mekke Şerifi olmadan &ouml;nce Osmanlı İmparatorluğundaki (!)  vazife yeri İstanbul&rsquo;du. Ancak b&uuml;t&uuml;n dini liderler arasından kendisi se&ccedil;ilerek  Mekke Şerifliğine getirilmişti. Arabistan&rsquo;daki liderler i&ccedil;inde Arap asıllı tek  şahsiyet olmasıdır. Bu y&uuml;zden Mekke Şerifi H&uuml;seyin, Arap Milliyetcileri arasında  en az muhalifi bulunan lider olarak kabul ediliyordu. Zaten b&uuml;t&uuml;n bu  hususiyetlerinden dolayı da Arap isyanının lideri olarak sahnede H&uuml;seyin&rsquo;i  g&ouml;r&uuml;yoruz.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Tamamen Lavrens&rsquo;in şahsi kabiliyetinin bir eseri olarak, daha a&ccedil;ıkcası buna  dayanan bir hareketle &ldquo;isyan&rdquo; Mekke&rsquo;yi almış, Hicaz&rsquo;ın b&uuml;y&uuml;k bir kısmını ele  ge&ccedil;irmiş ve b&ouml;ylece &ldquo;B&uuml;y&uuml;k isyan&rdquo; haline gelerek Medine&rsquo;nin &ouml;n&uuml;ne gelip  dayanmıştır. Şimdi asıl mesele Hacca giden tren yolunu kesmekti. Bunu yapmaklada  &ldquo;Haremeyn&rdquo;i de kaybeden T&uuml;rklerin (!) b&ouml;lgedeki varlığına son vermek demekti.  Buda Deraa&rsquo;yı işgal etmekle m&uuml;mk&uuml;n olabilirdi. Hemen İngilizlere başvuran  H&uuml;seyin, Hicaz tren hattını bombalamak i&ccedil;in &ldquo;Hofitzer&rdquo; ve dağ topları almasına  rağmen, yinede hattı yarma imkanı bulamamıştı.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Lavrens şeyhlerle bir &ccedil;ok defa g&ouml;r&uuml;şmelerde bulunur. Maksadı bu adamların ne  dereceye kadar g&uuml;venilir olduklarını anlamaktır. Hatta sırf denemek i&ccedil;in,  kendilerine Hicaz demir yolunu bir ka&ccedil; yerden bombalamalarını teklifte bulunur.  Bu arada bir trenide havaya u&ccedil;urtur. Lavrens, artık kendini tanıyan araplar  tarafından &ccedil;ok y&uuml;ksek kimselere yapılan muamalenin benzerini g&ouml;r&uuml;yordu.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> B&uuml;t&uuml;n bunların yanında Mezopotamya raporlarında da rastladığımız &ldquo;Mekke siyaseti  Suriye&rsquo;nin fethi&rdquo; gibi b&ouml;l&uuml;mlerde, Lavrens, Ortadoğu&rsquo;daki tezgahın (İngiliz) en  ağır silahı, en selahiyetli ağzıdır. Hangi taş kaldırılırsa, altından mutlaka  Lavrens &ccedil;ıkmaktadır. Araplar gibi giyinerek ve davranarak yaşamasının sebebi bu  hissi insanları, kendi planının gerektirdiği şekilde &ldquo;kontrol&rdquo; edebilmek  isteğinin icabından başka ne olabilir? &ldquo;Ortadoğu&rsquo;da kontrol&uuml; elimizde  bulundurmak istiyorsak, evvel emirde Şam vilayetini sağlam ellere bırakmak  zorundayız.&rdquo; Demek suretiyle duruma gerektiği kadar aydınlık getirmektedir.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> &ldquo;Mekke Siyaseti&rdquo;ni ele aldığı raporunda a&ccedil;ıkladığına g&ouml;re, Kral H&uuml;seyin&rsquo;in uzun  vadeli tutumunda Hicaz&rsquo;daki Osmanlı H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;nin yerini alma temay&uuml;l&uuml; gittik&ccedil;e  belirli bir kuvvet kazanacaktır. B&ouml;yle bir siyasi değiş-tokuş, ş&uuml;phesiz b&ouml;lgede  &ccedil;ok kan akmasına sebep olacaktır. Bundan faydalanarak, İslam dayanışmasının  birleştirici mahiyetine vurulacak darbeyle istenilen b&ouml;l&uuml;c&uuml; taktik muvaffak  olacaktır. Neticede ortaya, iki ayrı İslam &uuml;lkesinde iki ayrı &ldquo;Halifelik&rdquo; makamı  meselesi &ccedil;ıkacaktır. Biri Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nda (!) diğeri ise Arabistan&rsquo;da.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens, Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nu par&ccedil;alayıcı &ldquo;Sykes-Picot&rdquo; planını iki yıl  m&uuml;ddetle Araplardan gizler. Ancak Rusyadaki Bolşevik hareketinden sora bu plan  ortaya &ccedil;ıkar.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens bir tarafatan Faysal&rsquo;la kendi arasında ortak hareket etmeği  ger&ccedil;ekleştirmeye &ccedil;alışırken, bir taraftan da Hogarth&rsquo;la birlikte Araplar  arasında bir i&ccedil; savaşın ana noktalarının tesbitine &ccedil;alışmaktadır.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Mezopotamya&rsquo;da İngiliz Savunma Bakanlığı adına faliyet g&ouml;steren Sykes b&ouml;lgenin  haritasını yapmak vazifesiyle g&ouml;revlendirilir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> İngilizler bir yandan Araplara h&uuml;rriyet istiklal masalı okurken, bir yandanda  Mezopotamya&rsquo;yı elege&ccedil;irmenin sağlayacağı faydaları tesbit etmekle meşguld&uuml;ler.  Bir taraftan petrol b&ouml;lgelerinde hemen &ccedil;alışmaya başlayarak elde edecekleri  petrol&uuml;n miktarını tesbit ederken, bir taraftanda b&ouml;lgede bir koloni teşkil  etmek maksadıyla &ccedil;alışmalara girişmiş bulunuyorlardı. B&ouml;ylece İngilizler tam bir  ikili oyun oynamanın &ouml;rneğini ortaya koydular.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Filistin o g&uuml;nlerde kendisine has bir rejimin takipcisi durumundaydı.  Yahudi-Siyonist inan&ccedil; ve teşkilat, o g&uuml;nlerde ellerine ge&ccedil;en b&uuml;y&uuml;k bir fırsatı  değerlendirerek Yahudilerin uzun zamandan beri r&uuml;yasını g&ouml;rd&uuml;kleri devlet kurma  şansını aniden ele ge&ccedil;irildiğinin farkına vardı. Araplara terkedilen b&ouml;lge, hi&ccedil;  bir kıymeti olmayan ufak bir toprak par&ccedil;asından başka bir şey değildi. Sulh  konferansında Yahudi kulisi kuvvetli ve tesirliydi. Weizman&rsquo;a g&ouml;re; &rdquo; Yahudi  Filistini alabilirdi, ama bunun i&ccedil;in İngiltere&rsquo;nin himayesi gerekliydi.&rdquo; Yoksa,  demokratik esaslara g&ouml;re tatbik edilecek idare şekli, azınlık olan Yahudi  kesimine faydadan ziyade zarar getirecekti. Bundan sonra Ortadoğu oyununda  &ldquo;Siyonistler&rsquo;de rol alacaktır. Ger&ccedil;ekten Lavrens&rsquo;in kitabında aynen işaret  ettiği gibi, Siyonistler m&uuml;thiş bir s&uuml;ratle Ortadoğu&rsquo;da rol&uuml; olan irili-ufaklı  b&uuml;t&uuml;n gerilla kuvvetleriyle Siyonizm arasında bir bağlantı şebekesi kurarak,  daha doğrusu varolanı işleterek, bu kuvvet merkezleriyle doğrudan doğruya veya  vasıtalı olarak hemen temasa başlarlar. &ldquo;Milletlerarası Siyonist Yahudi  Teşkilatı&rdquo; nın başında, onun diktat&ouml;r&uuml; olarak bilinen Weizman ve m&uuml;şavirleri  Faysala teklifte bulunurlar. Siyonizm fiili hareketinin ilk resmi teşebb&uuml;s&uuml;  yapılır, casusluk şebekesi m&uuml;kemmellikle &ccedil;alışmaya başlamıştır. Lavrens bu  mevzudaki g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; ş&ouml;yle belirtmektedir:</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> &ldquo;İngiliz imparatorluğu hızlı bir tempo ile gelişmektedir. 1914-1918&rsquo;de Afrika,  Avusturalya ve Asya&rsquo;da bir takım yerleri, Mezopotamya&rsquo;yı, Arabistan&rsquo;ı,  Suriye&rsquo;nin yarısını almış bulunuyoruz. B&uuml;t&uuml;n bu yenikondu evlerle aniden  &ccedil;&ouml;kebiliriz. Bu durumda en uygun olanı, Araplarla Siyonizm arasında bir ortak  &ccedil;alışma imkanı meydana getirmektir.&rdquo;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Faysal Irak tahtına; Abdullah &Uuml;rd&uuml;n tahtına sahip olmuşlardır. İbni Suud satın  alınmalıdır. Evet, hemen harekete ge&ccedil;en r&uuml;şvet mekanizması İbni Suud&rsquo;a senede  y&uuml;z bin İngiliz lirası &ouml;demeler yapacaktır&hellip;</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> 13 Mayıs Lavrens&rsquo;in hayatında bilmeden sona erdirdiği en k&ouml;t&uuml; g&uuml;nd&uuml;r. 6 g&uuml;n  komada yatmış ve sonunda &ouml;lm&uuml;şt&uuml;r&hellip;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><strong><u><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> DERLEYENİN G&Ouml;R&Uuml;Ş&Uuml;:</span></u></strong><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Ne acıdır ki; koskoca Osmanlı Devletini yıkanlar ya şarhoş veya homoseks&uuml;l  kişilerdir. Bunlar o kişilerin şahsiyetlerinin d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;stermesine rağmen  yaptıkları işler akıllara durgunluk verecek nisbettedir. Bug&uuml;nk&uuml; İslam  beldelerinin halini belirleyici kişiler olmuşlardır. Irk&ccedil;ılığın, vatancılığın  kolgezdiği beldelerde artık kafirler i&ccedil;in b&ouml;ylesi ajanlara gerek yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;  M&uuml;sl&uuml;manların başlarına dikdikleri hain idareciler bu vazifeyi fazlasıyla yerine  getirmektedirler. Acı olan taraf; m&uuml;sl&uuml;manların halen bunlara g&ouml;z yumması ve  onların c&uuml;r&uuml;mlerine ortak olmalarıdır. Bu şekilde yaşamaları haramdır. K&uuml;fr&uuml;  izale edip yerine İslam&rsquo;ı hakim kılmaları farzdır. Bu farzı edadan bir an geri  durmaları d&uuml;nya ve ahirette h&uuml;sranla neticelenecektir. Ger&ccedil;ek olan m&uuml;sl&uuml;man  zillet altında yaşamayı kabullenen değil ona baş kaldırandır. Allah (cc)dan  dileğimiz İslam &uuml;mmetinin bir an &ouml;nce bug&uuml;nk&uuml; betbaht, zillet dolu bu halden  kurtulmasıdır&hellip; Bu kurtuluşta ancak Hilafet devletinin tekrar yery&uuml;z&uuml;ne hakim  olması ile ger&ccedil;ekleşecektir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Peygamber Efendimiz (sav) ş&ouml;yle buyurmuştur:</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><em><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> &ldquo;Halife kalkandır, ancak onunla korunulur ve onunla savaşılır&rdquo;</span></em></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: center; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><strong> <em style="font-style: normal;">Buyurunuz neler  yaptığını daha yakından izleyiniz    </em></strong></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: center; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">1</font></strong><br />
&nbsp;</font></div>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11768839&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">2</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11770345&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">3</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11774293&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">4</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11789408&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">5</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11810356&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">6</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11811305&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">7</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11818666&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">8</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11819859&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">9</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11820679&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">FİNAL</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11829144&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="616" title="1" title="12 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3356-lawrencenin-gizli-hayati-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LAWRENCE&#8217;NİN GİZLİ HAYATI</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/703-lawrencenin-gizli-hayati.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/703-lawrencenin-gizli-hayati.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 18:09:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[HAYATI]]></category>
		<category><![CDATA[LAvRENs]]></category>
		<category><![CDATA[LAWRENCE]]></category>
		<category><![CDATA[LAWRENCE'NİN GİZLİ HAYATI]]></category>
		<category><![CDATA[Niçin Ortaya çıktı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=703</guid>
		<description><![CDATA[LAWRENCE&#8217;NİN GİZLİ HAYATI Derleyen: Mehmed Sakin İslam devleti Hilafetin yıkılışında &#246;ne &#231;ıkan iki isim&#8230; Veya bir yıkıntıyı hazırlamakta birbirini destekleyen iki şahsiyet. Atat&#252;rk &#252;zerinde bilinen veya a&#231;ığa &#231;ıkan y&#246;nleri hakkında...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<p><font size="3" face="Verdana"><strong>LAWRENCE&rsquo;NİN GİZLİ HAYATI</strong></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><strong><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Derleyen: Mehmed Sakin</span></strong></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><em><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> İslam devleti Hilafetin yıkılışında &ouml;ne &ccedil;ıkan iki isim&hellip; Veya bir yıkıntıyı  hazırlamakta birbirini destekleyen iki şahsiyet. Atat&uuml;rk &uuml;zerinde bilinen veya  a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan y&ouml;nleri hakkında bir &ccedil;ok yazı ve makaleler yayınlanmıştır. Nedense  onunla aynı d&ouml;nemde faaliyet g&ouml;steren diğer şahsiyetler &uuml;zerinde yeterli  derecede bir araştırmaya gidilmemiştir. Bu sayımızda Atat&uuml;rk&rsquo;le aynı d&ouml;nem  değişik beldelerde faaliyet g&ouml;steren bir şahıs &uuml;zerinde durmak istiyoruz.</span></em></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><em><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Philip Knightley ve Colin Simpson&rsquo;nun kaleme aldığı, İngilizceden T&uuml;rk&ccedil;eye  C&uuml;neyd Emiroğlu tarafından terc&uuml;me edilen ve 1975 yılında Sebil Yayınevi  tarafından yayınlanan Lavrens&rsquo;in Gizli Hayatı adlı kitapdan alıntılar yaparak  okuyucularımıza tarihin karanlık kalan sayfaları arasından demetler sunmaya  devam edeceğiz.</span></em></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Kitabın dikkat &ccedil;ekici yanı, İslam beldelerinde yıkımın Milliyetcilik temelleri  &uuml;zerine dayandırıldığı, bu yıkımda İngilizlerin en b&uuml;y&uuml;k rol&uuml; &uuml;stlendiğidir.  Silah g&uuml;c&uuml;yle yıkılamayan Hilafet devleti, milliyetcilik fikri taassubcuları ve  yandaşlarına karşı yeterli direnci g&ouml;steremez ve yenik d&uuml;şer. Balkanlar ve  Anadolu&rsquo;da Atat&uuml;rk ve yandaşlarının &uuml;mmetin arasına yaydıkları k&uuml;fr&uuml;n  Milliyetcilik mikropları, araplar arasında da meşhur İngiliz casusu Lavrens ve  yandaşları tarafından ger&ccedil;ekleştirilir. Lavrens&rsquo;in yaptığı &ccedil;alışmalarda  İngilizlerin kalleş, hain ve sinsi y&ouml;nleride sayfalara yansımaktadır. Bu tuzağa  d&uuml;şen d&uuml;ş&uuml;ncesiz, kuklalar i&ccedil;inse s&ouml;ylenecek fazla bir s&ouml;z&uuml;m&uuml;z yoktur&hellip;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> D&ouml;rty&uuml;z seneye yakın zaman boyunca Cezayirden İran k&ouml;rfezine, Halepten Hind  Okyanusu&rsquo;na kadar uzanan b&ouml;lgede Osmanlı İmparatorluğu (!) tam bir dominyon  sistemi takip etti. 1876 tarihinde Sultan Abd&uuml;hamid Han tahta &ccedil;ıktığında,  karşısında B&uuml;y&uuml;k Britanya İmparatorluğunu buldu.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Sultan Abd&uuml;lhamid&rsquo;in şahsi kabiliyet ve diplomatik dehası dahi bu vaziyete mani  olamak i&ccedil;in yeterli değildi. Her yer casus ve haber u&ccedil;urucularla dolup  taşıyordu. Bu sebeble devlet aleyhine &ccedil;alışanlar tesbit edilir edilmez Osmanlı  H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;nin askeri mahkemelerine sevkediliyor ve &ouml;l&uuml;m cezasına  &ccedil;arptırılıyorlardı. (<em>Bunların aralarından hafif cazalarla kurtulan birisi vardı</em>.)</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o></span></font></p>
<p align="right" style="margin: 0pt 0cm; text-align: center; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><img width="501" height="531" align="absMiddle" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/lavrens.jpg" />&nbsp;&nbsp; </span></font></p>
<p align="right" style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> </span></font></p>
<p align="right" style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;">Lavrens&hellip;</span></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Ger&ccedil;ekten o (Lavrens), Ceziret&uuml;larab&rsquo;ı bizden kopararak bu &uuml;lkenin petrol&uuml;n&uuml;  istismar etmek isteyen İngilizlerin yetiştirip bu maksatla kullandıkları  şeytani, bir zekaya malik m&uuml;thiş bir casusudur. 1935 yılında &ouml;len, Arabistan&rsquo;da  ş&ouml;hret yapmış olan Lavrens, iki nesil boyunca Britanya İmparatorluğu&rsquo;nun  kahramanı olarak g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Hogarth, Lawrenc&rsquo;e esasları, Round Table denilen bir  teşkilatta hazırlanan emperyalizm ideallerini aşılıyordu. Hal terc&uuml;mesini yazan  Villars, Lavrens&rsquo;in &ldquo;homoseks&uuml;el&rdquo; olduğunu a&ccedil;ığa vurur. Lawrenc&rsquo;e Hogarth&rsquo;ın  ince eleyip sık dokuyan dikkatiyle yetiştirildi. Hi&ccedil; kimse Arap eyaletleri (!)  hakkında Hogarth&rsquo;ın sahip bulunduğu bilgi &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde bir bilgiye sahip değildi.  Aslında bir arkeolog olmasına rağmen, bilhassa b&ouml;lgedeki siyasi cereyanlar  &uuml;zerinde dikkate değer bilgisi vardı. Hogarth 1909 da onu korumak yolunda b&uuml;t&uuml;n  imkanları seferber ederek Lavrens&rsquo;i Ortadoğu&rsquo;ya g&ouml;nderme kararı vermişti.  Lavrens, elinde bir deste talimat ile kendisini hedefe g&ouml;t&uuml;recek gemiyle denize  a&ccedil;ıldı. Lavrens 6 Temmuz 1909&rsquo;da Beyrut&rsquo;a ulaşmıştır. Vazifelendirildiği plana  g&ouml;re Suriye toprakları i&ccedil;inden ge&ccedil;erek bin mil (ki bug&uuml;n bu yerler İsrail, &Uuml;rd&uuml;n  ve L&uuml;bnan toprakları olarak biliniyor) yol almış olacaktı. Kendisine bağlı  Araplara, T&uuml;rklere karşı bir zafer kazanmalarında yol g&ouml;sterdi. O, adeta Mekke  prensi ve Şam&rsquo;ın ta&ccedil;sız kralı olmuş beyaz bir Araptı. Oxford&rsquo;lu, Lavrens Arap  davasına bağlılığı ile baskıncıları bozguna uğratmayı başardı ve onları Şam&rsquo;ı  almağa kışkırttı. Lavrens&rsquo;in Filistin toprakları i&ccedil;in tavsiye ettiği, bu  topraklar &uuml;zerinde bir takım Yahudi &ccedil;iftlikleri kurulmasıydı.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Osmanlı İmparatorluğu (!) dini birlikti. &ldquo;Sultan&rdquo; İslam Aleminin &ldquo;Halife&rdquo; olarak  tanıdığı en mukaddes bir liderdi. Bu y&uuml;zden İngiltere h&uuml;k&uuml;metinin iğne &uuml;zerinde  oturur vaziyette olmasının sebebi de, hakimiyeti altında bulunan Hindistan&rsquo;da  yetmiş milyon civarında M&uuml;sl&uuml;man topluluğu bir işaretiyle harekete ge&ccedil;irerek  İngiltere&rsquo;ye karşı cihadı başlatma kabiliyet ve imkanına sahip bulunmasıydı.  Osmanlı Sultanı, bu kuvvetini kullanmak temay&uuml;l&uuml;nde değildi.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Hindistan, İngiltere&rsquo;nin hem bir &uuml;ss&uuml; hemde değerli m&uuml;şterisi olmak y&ouml;n&uuml;nden  ger&ccedil;ekten &ccedil;ok ehemmiyetli bir stratejik vaziyete sahipti. İngiltere askeri  g&uuml;c&uuml;n&uuml;n y&uuml;zde ellisi Hindistan&rsquo;da &uuml;slenmişti. İngilizlerin bir endişeside  &ldquo;S&uuml;veyş Kanalı&rdquo;nın kontrol&uuml;n&uuml;n, daha doğrusu korunmasının temini idi. Bunun  sağlanmasıyla Suriye ve Arabistan&rsquo;nın kontrol&uuml; işi de pratik bir yoldan  halledilmiş oluyordu. İngilizler, Osmanlı hakimiyeti altındaki topraklarda  rahat&ccedil;a dolaşıyor, adeta Ortadoğu seyahatlerinin keyfini &ccedil;ıkarıyorlardı.  Karkamış, Lavrens&rsquo;e, haber alma servisi i&ccedil;in, Ortadoğu&rsquo;da en faydalı  olabileceği, &ldquo;deliler ve ka&ccedil;aklar&rdquo; d&uuml;nyası olarak, en bulunmaz yer olarak  g&ouml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;. Karkamış, Fırat nehrinin batı kıyısıydı. Bu b&ouml;lgenin en y&uuml;ksek  yerine tırmanarak, şehrin b&uuml;t&uuml;n akışını, d&uuml;md&uuml;z vadiyi g&ouml;rmek &ccedil;ok kolaydı.  Lavrens şortunu &ccedil;ıkarıp soyunur ve g&uuml;neşin b&uuml;t&uuml;n yakıcılığına kendini terkeder.  Bu arada arap&ccedil;asını da s&uuml;ratle ilerletmektedir. Bundan b&ouml;yle yerli halk ona hi&ccedil;  bir zaman yabancı g&ouml;z&uuml;yle bakmayacaktır. Hatta Osmanlı resmi makamlarına bir  yerli olduğuna inandırmıştı bile. Dahoum ve Hamdudi ile yakın arkadaşlığı  sayesinde, Lavrens, Suriye ve onun cemiyetine ait &ccedil;ok faydalı bilgiler elde  etmişti. Lavrens Karkamış&rsquo;ta, D:G: Hogarth&rsquo;ın idaresinde &ldquo;Hitit Medeniyeti&rdquo; ile  ilgili kazılar yapıyor ve buldukları &ldquo;antikaları&rdquo; British Museum i&ccedil;in  İngiltereye g&ouml;nderiyorlardı. &ldquo;İsrail ilim vakfı&rdquo;ndan &ccedil;ok iyi bir m&uuml;daafakoruma  imkanını da elde ederek işe başlamışlardır.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Almanlar tarafından işinden atılan bir İtalyan m&uuml;hendis, d&ouml;şenmekte olan &ldquo;tren  hattının&rdquo; dağların arasından ge&ccedil;en b&ouml;lge planlarını bu İngiliz ajanlarına teslim  etmiştir.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Lavrens&rsquo;e g&ouml;re: &ldquo;Osmanlı H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;nin Sina &Ccedil;&ouml;l&uuml;&rsquo;nde yapılan harita  &ccedil;alışmalarından hi&ccedil; hoşlanmadığını, b&ouml;lgede vazifeli Osmanlı resmi makamlarının  davranışlarından anlamaktayım.&rdquo; (<em>Diye s&ouml;z ederek planlarının sezildiğinden  bahsetmekte.)</em></span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> T.E. Lavrens, hadiselerin patlak vermesi sırasında Karkamış&rsquo;ta, Bağdat-Berlin  demiryolunun can damarı olan bir noktadan vazifesi olan g&ouml;zleme ve haber alma  işini yerine getiriyordu. Araplara derin bir duygu ile bağlı olmayan Lavrens&rsquo;in  ırk olarakta onları d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; yoktu. O, Arap istiklalini ve h&uuml;rriyetini  sağlamaktan ziyade onları Britanya imparatorluğu&rsquo;nun bir par&ccedil;ası haline getirmek  niyetindeydi. 19 Mart 1924 &lsquo;de Charlotte Show&rsquo;a yazdığı mektupda:</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> &ldquo;Doğuda kazanacağımız hızlı ve ucuz zaferler i&ccedil;in zaruri bulunduğuna ve s&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;  tutmadan kazanmanın kaybetmekten daha iyi olduğuna inandığımdan &ouml;t&uuml;r&uuml;  hilebazlığı g&ouml;ze aldım.&rdquo; <em>diyor.<o :p=""></o></em></span></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Kendisinin rol almış olduğu isyan, dikkate değer miktarda T&uuml;rk kuvvetlerini (!)  ve techizatını Hicaz&rsquo;a saptırmış ve İngiliz ordusu sağ kanadının Filistin&rsquo;e  doğru ilerlemesini sağlamıştır.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Lavrens, İngiltere&rsquo;de yazdığı &ccedil;eşitli mektuplarda: &ldquo;Osmanlıların k&ouml;k&uuml;n&uuml;  Suriye&rsquo;den kazımak i&ccedil;in &ccedil;ok uğraştım&rdquo; diye bir ifade kullanmaktadır.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> 9 Aralık 1914 sabahı, Ortadoğuda daha kuvvetli bulunan Osmanlı &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;  yıkmak i&ccedil;in Kahire&rsquo;deki yeni vazifesine &ccedil;abucak intibak eder. Orada yaptığı  yazışmalarda; &ldquo;&Ouml;yle sanıyorum ki, bu ger&ccedil;ekten başlı başına bir eğlence  olacaktır&rdquo; ifadesini kullanır.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens, Osmanlı vatandaşı olan Boutagy&rsquo;e para karşılığında kendisiyle  &ccedil;alışmasını teklif eder. Boutagy Osmanlılar&rsquo;a ait her bilgiyi tesbit edilen  g&uuml;nde Lavrens&rsquo;e aktaracaktır. Kurulan teşkilat sayesinde &ccedil;ok kıymetli siyasi ve  stratejik vesikalar elde ediliyor, anında Lavrens&rsquo;e aktarılıyordu. Osmanlı  Devleti&rsquo;nin S&uuml;veyş b&ouml;lgesi&rsquo;ne asker &ccedil;ıkarmak isterken, bundan vaz ge&ccedil;ip  &Ccedil;anakkale&rsquo;yi daha kuvvetli bir şekilde m&uuml;dafaa edeceği &ouml;ğrenilmişti. Bu  haberleri getirenlere Lavrense fazlasıyla c&ouml;mert davranıyordu. Ve bilinmeyen  Lavrens&rsquo;in sonradan Gizli Teşkilat&rsquo;da haritalama işinde vazifeli olduğu  s&ouml;ylendi.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Lavrens, İngiliz kuvvetlerinin Osmanlı kuvvetleri tarafından tuzağa d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş  olduğu Mezopotamya&rsquo;daki &ldquo;Kut&rdquo;da denilen &ldquo;Kutal Amara &ldquo; b&ouml;lgesine g&ouml;nderilmiştir.  Vazife yerindeydi, Uzun zamandan beri aramakta olduğu, T&uuml;rklere(!) karşı  &ccedil;ıkarılacak bir isyanda liderliği yapabilecek bir <em>Arap Milliyetciliğini</em>  bulmaya &ccedil;alışması imkanını elde etme talihine erişmiştir ki bu da hayatındaki  ehemmiyetli noktalardan birisidir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Aldığı emirde, acele olarak, İngilizler&rsquo;in Mezopotamya&rsquo;daki seferi kuvvetlerini  abluka altına alan Osmanlı askeri kuvvetlerinin kumandanı ile temasa ge&ccedil;erek  İngilizleri serbest bırakması i&ccedil;in kendisine &ldquo;bir milyon Sterline&rdquo;e kadar  y&uuml;kseltebileceği bir teklif yapması istenmektedir. Telgraf metninde aynen şunlar  yazılmış bulunuyordu:</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> &ldquo;&Ccedil;ok gizli ve şahsen hareket et. 14895 hattını daha ucuza mal et. Y&uuml;zbaşı  Lavrens, Basra K&ouml;rfezi&rsquo;ndeki vaziyeti halletmek i&ccedil;in 30 Marttan itibaren  Mısır&rsquo;dan ayrıl ve Mezopotamya&rsquo;daki T&uuml;rk (!) liderlerden mesela Halil Paşa&rsquo;yı  veya Necib&rsquo;i satın almağa bak ki ancak bu şekilde Townshend ve askerleri serbest  kalabilir. Bu vazife i&ccedil;in sana r&uuml;şveti bir milyon Sterline kadar y&uuml;kseltmek  hakkı tanınmıştır. İşe yarayacağını kestirdiğin takdirde yanına bir yerli  alabilirsin, bu olmadığı takdirde acele Basra&rsquo;ya hareket et.&rdquo; Lavrens bu  vazifesinde başarısızlığa uğramıştı. &Ccedil;ok gizli olarak aldığı bir emirde  Kendisinden Kahire&rsquo;de bulunan bir b&uuml;ro ile temas etmesi isteniyordu. Bu b&uuml;ro  Albay Clayton tarafından kurulmuş, maksat Arap Milliyetcilerinide buraya  toplamak ve onlara gerekli yardımı temin ederek bir direnme teşkilatı meydana  getirmekti. Kahire b&uuml;rosu, Milliyetcilik anlayışları uyuşan kişileri tesbit  ederek bir araya getirmişti. Ayrıca i&ccedil;lerinden liderlik yapabilecek vasıfta  olanları aralarından &ccedil;ıkararak kısa bir kurstan sonra Basra&rsquo;ya gitmelerini temin  etmiştir. Lavrens&rsquo;e verilen emirde; &ldquo;İngiliz birlikleriyle Arap Milliyetcilerini  aynı istikamette sevkedebilmek imkanını ihdas edebilmendir&rdquo; deniliyordu. İngiliz  resmi &ccedil;evrelerinin ger&ccedil;ek Arap Milliyetciliğinin hareket noktasının &ldquo;para&rdquo;  olduğu dair inan&ccedil; hakimdir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens b&uuml;t&uuml;n bu tavsiyeler ışığında &ccedil;alışmalarına başlar. Osmanlı Meclisinde  mebus olan S&uuml;leyman Feyzi&rsquo;ye, kendisinden T&uuml;rklere karşı bir isyan tertiplemek  i&ccedil;in kuvvet toplaması isteğinde bulunmuştur. Bunu isterkende sınırsız altın  vereceğini s&ouml;ylemekten geri kalmamıştır.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Mezopotamya&rsquo;da Arap isyanının yeraltı faaliyetleri i&ccedil;in kendisine mahalli  elbiselerden derlenmiş bir kolleksiyon hazırlar. Lavrens&rsquo;in Arap isyanının  ateşini yakacak olan İngiliz İstihbarat Zabitinin mahalli kıyafetlerden bir  d&uuml;zine satın aldığı ve devamlı olarak bunları giydiği, kendi g&uuml;nl&uuml;k notlarından  &ouml;ğrenilmiştir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens, yeni bir fikirle tekrar sahnededir. Kahire b&uuml;rosuna &ccedil;ektiği telekste bu  fikrini belirtir: &ldquo;Şayet Osmanlı İmparatorluğu (!) yıkılır Sultanda ortadan  kaldırılırsa, ki Halifelik Yavuz Sultan Selim&rsquo;den beri Osmanlı hanedanının  tekelindedir, b&ouml;ylece Halifelik tekrar Hz. Muhammed&rsquo;in ailesine ge&ccedil;ebilecektir.  Halen Mekke Şerifi H&uuml;seyin, eğer yukarıda izah ettiğimiz hadiseler vukuu  bulursa, Halife olacak ilk namzettir.&rdquo;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Mekke şerifi Osmanlılara karşı isyan bayrağını kaldırır. Lavrens, amirlerine  İngiltere&rsquo;nin Mekke Şerifi&rsquo;ni siyasi ve iktisadi bakımdan desteklemesi  tavsiyesinde bulunur. Ayrıca bir mektupta yazdığı &ldquo;isyanın siyasi ve stratejik  manadaki anahtarlarının tatbiki şeklini&rdquo; Emir Faysal&rsquo;ın emir zabitine teslim  ederek Londra&rsquo;ya g&ouml;nderir. Lawrens&rsquo;in b&uuml;t&uuml;n isteği, İngiltere&rsquo;nin yardımıyla  isyanın b&uuml;y&uuml;yerek y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesidir. Bir yandan da Arapları savaşa &ccedil;ağırır. Bu  &ccedil;ağrıyı yaparken onlara bağımsızlık ve h&uuml;rriyet vadetmektedir. Artık Emir Faysal  ve beraberindeki isyancıları İngiltere&rsquo;nin Ortadoğu&rsquo;daki &ccedil;ıkarlarına hizmet  etmektedir. <strong>Mekke Şerifi H&uuml;seyin, evinin penceresinden namlusunu  &ccedil;ıkardığı t&uuml;fekle Osmanlı barakalarına ateş a&ccedil;ar. Bu davranışın manası, halkı  Osmanlılara karşı isyana &ccedil;ağırmaktadır. B&ouml;ylece, bu yoldan, arapların isyanı,  İngilizlerin Ortadoğu&rsquo;daki &ccedil;ıkarlarına alet edilmiş oluyordu. Artık Lavrens,  b&uuml;t&uuml;n inandırıcılığı ile oyununu sahneye koyar. Evvela &uuml;zerindeki &uuml;n&uuml;formasını  &ccedil;ıkararak mahalli elbiselerini giyer.</strong> Onların halkıyla yer i&ccedil;er, yatar  kalkar&hellip;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> En &ccedil;ok işe yarayacak adam H&uuml;seyin&rsquo;dir. Mekke Şerifi H&uuml;seyin, yaşlı bir din  adamıdır. H&uuml;seyin, Mekke Şerifi olmadan &ouml;nce Osmanlı İmparatorluğundaki (!)  vazife yeri İstanbul&rsquo;du. Ancak b&uuml;t&uuml;n dini liderler arasından kendisi se&ccedil;ilerek  Mekke Şerifliğine getirilmişti. Arabistan&rsquo;daki liderler i&ccedil;inde Arap asıllı tek  şahsiyet olmasıdır. Bu y&uuml;zden Mekke Şerifi H&uuml;seyin, Arap Milliyetcileri arasında  en az muhalifi bulunan lider olarak kabul ediliyordu. Zaten b&uuml;t&uuml;n bu  hususiyetlerinden dolayı da Arap isyanının lideri olarak sahnede H&uuml;seyin&rsquo;i  g&ouml;r&uuml;yoruz.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Tamamen Lavrens&rsquo;in şahsi kabiliyetinin bir eseri olarak, daha a&ccedil;ıkcası buna  dayanan bir hareketle &ldquo;isyan&rdquo; Mekke&rsquo;yi almış, Hicaz&rsquo;ın b&uuml;y&uuml;k bir kısmını ele  ge&ccedil;irmiş ve b&ouml;ylece &ldquo;B&uuml;y&uuml;k isyan&rdquo; haline gelerek Medine&rsquo;nin &ouml;n&uuml;ne gelip  dayanmıştır. Şimdi asıl mesele Hacca giden tren yolunu kesmekti. Bunu yapmaklada  &ldquo;Haremeyn&rdquo;i de kaybeden T&uuml;rklerin (!) b&ouml;lgedeki varlığına son vermek demekti.  Buda Deraa&rsquo;yı işgal etmekle m&uuml;mk&uuml;n olabilirdi. Hemen İngilizlere başvuran  H&uuml;seyin, Hicaz tren hattını bombalamak i&ccedil;in &ldquo;Hofitzer&rdquo; ve dağ topları almasına  rağmen, yinede hattı yarma imkanı bulamamıştı.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Lavrens şeyhlerle bir &ccedil;ok defa g&ouml;r&uuml;şmelerde bulunur. Maksadı bu adamların ne  dereceye kadar g&uuml;venilir olduklarını anlamaktır. Hatta sırf denemek i&ccedil;in,  kendilerine Hicaz demir yolunu bir ka&ccedil; yerden bombalamalarını teklifte bulunur.  Bu arada bir trenide havaya u&ccedil;urtur. Lavrens, artık kendini tanıyan araplar  tarafından &ccedil;ok y&uuml;ksek kimselere yapılan muamalenin benzerini g&ouml;r&uuml;yordu.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> B&uuml;t&uuml;n bunların yanında Mezopotamya raporlarında da rastladığımız &ldquo;Mekke siyaseti  Suriye&rsquo;nin fethi&rdquo; gibi b&ouml;l&uuml;mlerde, Lavrens, Ortadoğu&rsquo;daki tezgahın (İngiliz) en  ağır silahı, en selahiyetli ağzıdır. Hangi taş kaldırılırsa, altından mutlaka  Lavrens &ccedil;ıkmaktadır. Araplar gibi giyinerek ve davranarak yaşamasının sebebi bu  hissi insanları, kendi planının gerektirdiği şekilde &ldquo;kontrol&rdquo; edebilmek  isteğinin icabından başka ne olabilir? &ldquo;Ortadoğu&rsquo;da kontrol&uuml; elimizde  bulundurmak istiyorsak, evvel emirde Şam vilayetini sağlam ellere bırakmak  zorundayız.&rdquo; Demek suretiyle duruma gerektiği kadar aydınlık getirmektedir.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> &ldquo;Mekke Siyaseti&rdquo;ni ele aldığı raporunda a&ccedil;ıkladığına g&ouml;re, Kral H&uuml;seyin&rsquo;in uzun  vadeli tutumunda Hicaz&rsquo;daki Osmanlı H&uuml;k&uuml;meti&rsquo;nin yerini alma temay&uuml;l&uuml; gittik&ccedil;e  belirli bir kuvvet kazanacaktır. B&ouml;yle bir siyasi değiş-tokuş, ş&uuml;phesiz b&ouml;lgede  &ccedil;ok kan akmasına sebep olacaktır. Bundan faydalanarak, İslam dayanışmasının  birleştirici mahiyetine vurulacak darbeyle istenilen b&ouml;l&uuml;c&uuml; taktik muvaffak  olacaktır. Neticede ortaya, iki ayrı İslam &uuml;lkesinde iki ayrı &ldquo;Halifelik&rdquo; makamı  meselesi &ccedil;ıkacaktır. Biri Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nda (!) diğeri ise Arabistan&rsquo;da.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens, Osmanlı İmparatorluğu&rsquo;nu par&ccedil;alayıcı &ldquo;Sykes-Picot&rdquo; planını iki yıl  m&uuml;ddetle Araplardan gizler. Ancak Rusyadaki Bolşevik hareketinden sora bu plan  ortaya &ccedil;ıkar.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Lavrens bir tarafatan Faysal&rsquo;la kendi arasında ortak hareket etmeği  ger&ccedil;ekleştirmeye &ccedil;alışırken, bir taraftan da Hogarth&rsquo;la birlikte Araplar  arasında bir i&ccedil; savaşın ana noktalarının tesbitine &ccedil;alışmaktadır.</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> Mezopotamya&rsquo;da İngiliz Savunma Bakanlığı adına faliyet g&ouml;steren Sykes b&ouml;lgenin  haritasını yapmak vazifesiyle g&ouml;revlendirilir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> İngilizler bir yandan Araplara h&uuml;rriyet istiklal masalı okurken, bir yandanda  Mezopotamya&rsquo;yı elege&ccedil;irmenin sağlayacağı faydaları tesbit etmekle meşguld&uuml;ler.  Bir taraftan petrol b&ouml;lgelerinde hemen &ccedil;alışmaya başlayarak elde edecekleri  petrol&uuml;n miktarını tesbit ederken, bir taraftanda b&ouml;lgede bir koloni teşkil  etmek maksadıyla &ccedil;alışmalara girişmiş bulunuyorlardı. B&ouml;ylece İngilizler tam bir  ikili oyun oynamanın &ouml;rneğini ortaya koydular.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Filistin o g&uuml;nlerde kendisine has bir rejimin takipcisi durumundaydı.  Yahudi-Siyonist inan&ccedil; ve teşkilat, o g&uuml;nlerde ellerine ge&ccedil;en b&uuml;y&uuml;k bir fırsatı  değerlendirerek Yahudilerin uzun zamandan beri r&uuml;yasını g&ouml;rd&uuml;kleri devlet kurma  şansını aniden ele ge&ccedil;irildiğinin farkına vardı. Araplara terkedilen b&ouml;lge, hi&ccedil;  bir kıymeti olmayan ufak bir toprak par&ccedil;asından başka bir şey değildi. Sulh  konferansında Yahudi kulisi kuvvetli ve tesirliydi. Weizman&rsquo;a g&ouml;re; &rdquo; Yahudi  Filistini alabilirdi, ama bunun i&ccedil;in İngiltere&rsquo;nin himayesi gerekliydi.&rdquo; Yoksa,  demokratik esaslara g&ouml;re tatbik edilecek idare şekli, azınlık olan Yahudi  kesimine faydadan ziyade zarar getirecekti. Bundan sonra Ortadoğu oyununda  &ldquo;Siyonistler&rsquo;de rol alacaktır. Ger&ccedil;ekten Lavrens&rsquo;in kitabında aynen işaret  ettiği gibi, Siyonistler m&uuml;thiş bir s&uuml;ratle Ortadoğu&rsquo;da rol&uuml; olan irili-ufaklı  b&uuml;t&uuml;n gerilla kuvvetleriyle Siyonizm arasında bir bağlantı şebekesi kurarak,  daha doğrusu varolanı işleterek, bu kuvvet merkezleriyle doğrudan doğruya veya  vasıtalı olarak hemen temasa başlarlar. &ldquo;Milletlerarası Siyonist Yahudi  Teşkilatı&rdquo; nın başında, onun diktat&ouml;r&uuml; olarak bilinen Weizman ve m&uuml;şavirleri  Faysala teklifte bulunurlar. Siyonizm fiili hareketinin ilk resmi teşebb&uuml;s&uuml;  yapılır, casusluk şebekesi m&uuml;kemmellikle &ccedil;alışmaya başlamıştır. Lavrens bu  mevzudaki g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; ş&ouml;yle belirtmektedir:</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> &ldquo;İngiliz imparatorluğu hızlı bir tempo ile gelişmektedir. 1914-1918&rsquo;de Afrika,  Avusturalya ve Asya&rsquo;da bir takım yerleri, Mezopotamya&rsquo;yı, Arabistan&rsquo;ı,  Suriye&rsquo;nin yarısını almış bulunuyoruz. B&uuml;t&uuml;n bu yenikondu evlerle aniden  &ccedil;&ouml;kebiliriz. Bu durumda en uygun olanı, Araplarla Siyonizm arasında bir ortak  &ccedil;alışma imkanı meydana getirmektir.&rdquo;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Faysal Irak tahtına; Abdullah &Uuml;rd&uuml;n tahtına sahip olmuşlardır. İbni Suud satın  alınmalıdır. Evet, hemen harekete ge&ccedil;en r&uuml;şvet mekanizması İbni Suud&rsquo;a senede  y&uuml;z bin İngiliz lirası &ouml;demeler yapacaktır&hellip;</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> 13 Mayıs Lavrens&rsquo;in hayatında bilmeden sona erdirdiği en k&ouml;t&uuml; g&uuml;nd&uuml;r. 6 g&uuml;n  komada yatmış ve sonunda &ouml;lm&uuml;şt&uuml;r&hellip;</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><strong><u><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> DERLEYENİN G&Ouml;R&Uuml;Ş&Uuml;:</span></u></strong><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Ne acıdır ki; koskoca Osmanlı Devletini yıkanlar ya şarhoş veya homoseks&uuml;l  kişilerdir. Bunlar o kişilerin şahsiyetlerinin d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;stermesine rağmen  yaptıkları işler akıllara durgunluk verecek nisbettedir. Bug&uuml;nk&uuml; İslam  beldelerinin halini belirleyici kişiler olmuşlardır. Irk&ccedil;ılığın, vatancılığın  kolgezdiği beldelerde artık kafirler i&ccedil;in b&ouml;ylesi ajanlara gerek yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;  M&uuml;sl&uuml;manların başlarına dikdikleri hain idareciler bu vazifeyi fazlasıyla yerine  getirmektedirler. Acı olan taraf; m&uuml;sl&uuml;manların halen bunlara g&ouml;z yumması ve  onların c&uuml;r&uuml;mlerine ortak olmalarıdır. Bu şekilde yaşamaları haramdır. K&uuml;fr&uuml;  izale edip yerine İslam&rsquo;ı hakim kılmaları farzdır. Bu farzı edadan bir an geri  durmaları d&uuml;nya ve ahirette h&uuml;sranla neticelenecektir. Ger&ccedil;ek olan m&uuml;sl&uuml;man  zillet altında yaşamayı kabullenen değil ona baş kaldırandır. Allah (cc)dan  dileğimiz İslam &uuml;mmetinin bir an &ouml;nce bug&uuml;nk&uuml; betbaht, zillet dolu bu halden  kurtulmasıdır&hellip; Bu kurtuluşta ancak Hilafet devletinin tekrar yery&uuml;z&uuml;ne hakim  olması ile ger&ccedil;ekleşecektir.</span><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"><o :p=""></o> Peygamber Efendimiz (sav) ş&ouml;yle buyurmuştur:</span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3" face="Verdana"><o :p=""></o></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><em><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;;"> &ldquo;Halife kalkandır, ancak onunla korunulur ve onunla savaşılır&rdquo;</span></em></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: justify; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: center; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana"><strong> <em style="font-style: normal;">Buyurunuz neler  yaptığını daha yakından izleyiniz    </em></strong></font></p>
<p style="margin: 0pt 0cm; text-align: center; line-height: 150%;"><font size="3" face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">1</font></strong><br />
&nbsp;</font></div>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11768839&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">2</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11770345&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">3</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11774293&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">4</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11789408&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">5</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11810356&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">6</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11811305&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">7</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11818666&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">8</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11819859&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">9</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11820679&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>
<p><font size="3" face="Verdana"><br />
&nbsp;</font></p>
<div align="center"><font size="3" face="Verdana"><strong><font color="red">FİNAL</font></strong><br />
<object width="600" height="380">     </p>
<p>
<embed width="600" height="380" flashvars="id=11829144&amp;vid=&amp;lang=en-us&amp;intl=us&amp;" allowfullscreen="true" type="application/x-shockwave-flash" src="http://d.yimg.com/static.video.yahoo.com/yep/YV_YEP.swf?ver=2.1.14"></embed></object></font></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="661" title="2" title="20 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/703-lawrencenin-gizli-hayati.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı askeri Fransız&#8217;ı böyle ağlattı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3354-osmanli-askeri-fransizi-boyle-aglatti-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3354-osmanli-askeri-fransizi-boyle-aglatti-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 12:21:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Frans]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı askeri Fransız'ı böyle ağlattı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=687</guid>
		<description><![CDATA[1915&#8242;te &#199;anakkale Savaşı&#8217;nda yaşanan ve Osmanlı askerinin merhametini anlatan &#246;yle bir olay var ki&#8230; &#8226; D&#252;şmanlarının bile hayran olduğu ordu! Adı, tarihteki b&#252;y&#252;k kumandanlar arasında anılan Napolyon Bonapart&#8217;a, Saint Helena...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">1915&#8242;te &Ccedil;anakkale Savaşı&#8217;nda yaşanan ve Osmanlı askerinin  merhametini anlatan &ouml;yle bir olay var ki&#8230; <br />
&bull; D&uuml;şmanlarının bile hayran olduğu ordu!<br />
<img width="222" height="155" align="left" alt="Osmanlı askeri Fransızı işte b&ouml;yle ağlattı" src="http://www.iyibilgi.com/images/haber/37582.jpg" class="belong" />Adı,  tarihteki b&uuml;y&uuml;k kumandanlar arasında anılan Napolyon Bonapart&#8217;a, Saint Helena  adasında hapiste bulunduğu sırada &quot;Kimler b&uuml;y&uuml;k adamdır?&quot; diye sormaları  &uuml;zerine, o, Fatih Sultan Mehmed&#8217;i kastederek: &quot;B&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte ben onun &ccedil;ırağı bile  olamam. &#8216;Neden?&#8217; derseniz, bana pek acı gelen bir ger&ccedil;eği a&ccedil;ıklamam icap eder  ki, o da şudur: Ben kılı&ccedil;la fethettiğim yerleri, hayatta iken geri vermiş bir  bedbahtım. O ise, fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına  ermiş bir bahtiyardır.&quot; demiştir.<br />
&nbsp;13. y&uuml;zyılın sonlarında tarih sahnesine &ccedil;ıkan Osmanlı Devleti&#8217;nin sınırları, 16  ve 17. asırlarda en geniş h&acirc;line ulaşmıştı. Batı cephesi Trieste ile Viyana&#8217;da,  kuzey cephesi Polonya&#8217;nın bitişiğindeydi. Karadeniz ile Azak Denizi birer  Osmanlı g&ouml;l&uuml; h&acirc;line gelmişti. 1475&#8242;ten 1768&#8242;e kadar Osmanlı İmparatorluğu ile  ona bağlı devletlerden başka hi&ccedil;bir devletin bu denizlerde kıyısı yoktur.  Kafkasya&#8217;nın batısı gibi, Asya&#8217;nın batısında Dicle ve Fırat nehirlerinin  yatakları da İran K&ouml;rfezi&#8217;ne kadar Osmanlı idaresi altındaydı. Osmanlı,  Suriye&#8217;yi de en geniş coğraf&icirc; m&acirc;n&acirc;sıyla elinde tutuyordu. Arabistan&#8217;ın batısı  b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle en g&uuml;neydeki Yemen&#8217;i i&ccedil;ine alacak şekilde Osmanlı idaresindeydi ki, bu  da Osmanlı&#8217;ya Hint Okyanusu&#8217;nda h&acirc;kimiyet sağlıyordu. Aynı şekilde, Kuzey Afrika  da Mısır&#8217;dan en batıdaki Fas&#8217;ın doğu sınırına kadar Osmanlı toprağıydı.  B&ouml;ylesine b&uuml;y&uuml;k bir devletin uzun &ouml;m&uuml;rl&uuml; olmasında, kaynağını m&acirc;nev&icirc; değerlerden  alan bazı hususlar vardır ki, bunların bilinmesi yeni yetişmekte olan nesillere  ufuk a&ccedil;acaktır.<br />
&bull; Osmanlı ordusunu ayakta tutan &uuml;&ccedil; unsur neydi?<br />
İtaat, intizam ve temizlik<br />
Osmanlı ordusunun muvaffakiyete ulaşmasında en m&uuml;him hususiyet; &acirc;mirlere itaat,  nizam ve temizlik.. kısaca i&ccedil; ve dış disiplindir. Osmanlı ordusunu yakından  tanıma fırsatı bulmuş yabancılar, sefirler ve komutanlar, onun bu hususiyetine  dikkatleri &ccedil;ekmişlerdir. Mesel&acirc;, Avusturya&#8217;nın İstanbul B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isi Busbecq,  Kanun&icirc;&#8217;nin Amasya ordug&acirc;hını ş&ouml;yle tasvir eder:<br />
&quot;Bu muazzam kalabalık i&ccedil;inde medhe değer g&ouml;r&uuml;nen nokta, sessizlik ve  disiplindir. Hi&ccedil;bir bağrışma ve uğultu yoktur. H&acirc;lbuki alel&acirc;de kalabalıklarda  b&ouml;yle şeyler eksik olmaz. Herkes kendisine tayin edilen noktada rahat&ccedil;a  duruyordu. Paşalar, sancak ve alay beyleri, y&uuml;zbaşılar ve daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k T&uuml;rk  subayları yerlerine oturmuşlardı. Alel&acirc;de neferler ayakta idi. En &ccedil;ok g&ouml;ze  &ccedil;arpan topluluk, sayıları birka&ccedil; bine erişen yeni&ccedil;erilerdi. Bunlar, diğer  birliklerden ayrı bir yerde uzun bir saf h&acirc;linde duruyorlardı. O kadar  sessizdiler ki, benden &ccedil;ok uzakta bulunmadıkları h&acirc;lde, acaba canlı insanlar  mıdır, yoksa birer heykel midirler diye teredd&uuml;t ediyordum. Bu mevkiden  ayrıldığım zaman, hoş bir manzara g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Sultan&#8217;ın hassa alayı, atlar  &uuml;zerinde, yerlerine d&ouml;n&uuml;yordu. Atlar gayet g&uuml;zel ve y&uuml;ksek olmalarının yanında,  gayet bakımlı ve s&uuml;sl&uuml; idi.&quot;<br />
Georg von M&uuml;hlenbach başka bir yazısında Osmanlı ordusu ile al&acirc;kalı şunları  s&ouml;yler: <br />
&quot;Orduda d&uuml;zen tek kelimeyle fevkal&acirc;dedir. Fikrimce bu nizam, i&ccedil;ki yasağı ile  sağlanmaktadır. İ&ccedil;ki yasağı, T&uuml;rk askerini itaatk&acirc;r, uyanık ve kanaatk&acirc;r  yapmıştır. Ordug&acirc;hta en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml; ve m&uuml;nakaşa duymak m&uuml;mk&uuml;n değildir.  Halk, ordularının ge&ccedil;işi sırasında en ufak bir endişe hissetmez. Ordu, ge&ccedil;tiği  yerde her şeyi peşin para ile satın alır; hanlarda geceleyen asker, parasını  &ouml;der. T&uuml;rk ordug&acirc;hına, kızlarına tecav&uuml;z edildiği i&ccedil;in şik&acirc;yete gelen anneler  g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n değildir. Malının asker tarafından yağma edildiğini, hoş olmayan  herhangi bir muameleye muhatap olduğunu s&ouml;yleyerek şik&acirc;yete gelen de yoktur.  Z&icirc;r&acirc; b&ouml;yle şeyler olmaz. <br />
Bu anlayış, T&uuml;rk ordusunu muzaffer kılmış ve devletini muntazam şekilde  b&uuml;y&uuml;tm&uuml;şt&uuml;r. Biz Hristiyanların ordularında ise şarap, T&uuml;rk ordusunda  g&ouml;r&uuml;lenlerin tamamen aksini husule getirir. T&uuml;rkler bunu &ccedil;ok iyi bilmekte ve  değerlendirmektedir. Ordug&acirc;hlarına şarap girmemesi i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; tedbiri  alırlar. İki &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce bir konağa vasıl olduk, bu konakta meyhaneler vardı,  ordu orada bulunduğu m&uuml;ddet&ccedil;e meyhaneler kapatıldığı gibi, her t&uuml;rl&uuml; şarap  alışverişi de yasak edildi.&quot; <br />
Osmanlı ordusunun harp g&uuml;c&uuml;n&uuml; Mareşal Montecuccoli, bir&ccedil;ok Batı diline  &ccedil;evrilerek kl&acirc;sik olmuş Tabiye isimli kitapta ş&ouml;yle anlatıyor: &quot;&#8230;Osmanlı  Devleti o derecede kudretli ve kuvvetlidir ki, &ccedil;ok sayıda, m&uuml;kemmel eğitim  g&ouml;rm&uuml;ş askerlerden m&uuml;teşekkil ordusu, her an harbe hazırdır. İstenildiği anda  y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe ge&ccedil;ebilen bu ordu, her zaman emre &acirc;madedir. Ordunun y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe  başladığını daha d&uuml;şman &ouml;ğrenmeden T&uuml;rk ordusu, muharebe sahasına girmiştir.  1660 yılında gemilere manda ve &ouml;k&uuml;zleri koşup Tuna yoluyla Belgrat&#8217;a, Osiyek&#8217;e,  Budapeşte&#8217;ye T&uuml;rklerin &ccedil;ektirdikleri gemiler ve taşıdıkları yiyecek ve  ağırlıklar tarif edilemez, akıl almaz. Gerek ordu y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;n&uuml;, gerekse ağırlık  naklini Osmanlılar, b&uuml;t&uuml;n hileleri kullanarak saklarlar. D&uuml;şman casuslarına  d&acirc;ima ters hedef verirler. Her seferindeki hileleri de, bir &ouml;ncekinden  farklıdır. Nitekim herkesi Venedik seferi yapacaklarına inandırıp birden  Transilvanya&#8217;da g&ouml;r&uuml;nen T&uuml;rk ordusu, şaşkınlık doğurmuştur. Malta&#8217;ya  gideceklerini yayıp Girit&#8217;e sefer etmeleri de b&ouml;yledir. Savaştan &ccedil;ok &ouml;nce  vaktiyle tedarik g&ouml;rmek, Romalılarda usul ve kaide idi. Osmanlılar,  başlangı&ccedil;larından itibaren Romalıların bu usul ve kaidesini aynen tatbik  etmişlerdir. Osmanlı ordusundaki her &ccedil;eşit san&#8217;at erbabı iş&ccedil;inin sayısı,  şaşılacak kadar &ccedil;oktur. Kılavuzları ve casusları da &ccedil;oktur. Ordunun b&uuml;y&uuml;k  ağırlıkları ve topları bulunduğu i&ccedil;in nakliyeye ehemmiyet verilir. Diğer  milletlerin tahamm&uuml;l edemedikleri, takat getiremedikleri meşakkatlere T&uuml;rk  ordusu alışıktır. &Ccedil;ok iyi siper ve tabya yaparlar. Ordunun y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; fevkal&acirc;de  s&uuml;r&#8217;atlidir. Bizde &#8216;T&uuml;rk&#8217;te ayak kurşundan ve el demirdendir.&#8217; atas&ouml;z&uuml;  meşhurdur. T&uuml;rk askeri cesurdur.&quot;Aslında Montecuccoli&#8217;nin bu s&ouml;zleri Osmanlı  ordusunun, Hz. Peygamber&#8217;in (sallallah&uuml; aleyhi ve sellem) savaş stratejilerini  ehemmiyetle benimseyip tatbik ettiğini g&ouml;stermektedir.<br />
&nbsp;Fransız yazarı Montaine ise, Osmanlı ordusunu ve kararg&acirc;hını ş&ouml;yle tasvir eder:  &quot;İlk dikkat ettiğim husus, muhtelif teşkil&acirc;ta mensup T&uuml;rk askerlerinin, kendi  kararg&acirc;hları i&ccedil;inden h&acirc;rice &ccedil;ıkmamaları idi. Bizim kararg&acirc;hlarda cereyan eden  işleri bilenler, buna inanmakta zorluk &ccedil;ekerler. Fakat ger&ccedil;ek şu ki, her tarafta  tam bir s&uuml;k&ucirc;net ve sessizlik h&uuml;k&uuml;m s&uuml;r&uuml;yordu. Kat&#8217;iyen kavga ve m&uuml;nakaşaya  tesad&uuml;f edilmiyordu. Hi&ccedil;bir zorlama ve şiddet harek&acirc;tı g&ouml;r&uuml;lm&uuml;yordu.  Sarhoşluktan yahut kafa kızgınlığından ileri gelen y&uuml;ksek sesler bile yoktu.  Bundan başka, her taraf tertemizdi. G&uuml;bre yığınları, s&uuml;pr&uuml;nt&uuml;ler g&ouml;r&uuml;lm&uuml;yordu.  G&ouml;ze yahut buruna fena gelecek hi&ccedil;bir şeye tesad&uuml;f etmedim. Bu gibi şeyleri  T&uuml;rkler yakıyorlar yahut uzağa g&ouml;t&uuml;r&uuml;yorlar. Neferler de b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;ukur a&ccedil;arak,  pislikleri oraya g&ouml;m&uuml;yorlar ve kararg&acirc;hı tertemiz tutuyorlar. Bizim askerimiz  arasında olduğu gibi hi&ccedil;bir tarafta bir sarhoşluk, c&uuml;nb&uuml;ş yahut kumar gibi  şeylere tesad&uuml;f edemezsiniz. T&uuml;rkler k&acirc;ğıt ve zar oyununu bilmezler.&quot;<br />
İman ve &quot;İ&#8217;l&acirc;y-ı Kelimetullah&quot; ahl&acirc;kı<br />
Osmanlı ordusunun muvaffakiyetinin altında yatan en &ouml;nemli unsur; din&icirc; ve mill&icirc;  motivasyondur. Osmanlı T&uuml;rkleri, d&uuml;nya nizamını temin etmek &uuml;zere, Allah  tarafından vazifelendirilmiş olduklarına inanıyorlardı. Bununla ilgili olarak  Babinger: &quot;T&uuml;rk ordusunda h&acirc;kim olan maneviyat, muhakkak ki, herhangi bir d&uuml;şman  ordusununkinden &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nd&uuml;.&quot; der.<br />
Aynı şekilde 2. Murad devrinde Anadolu&#8217;ya gelip T&uuml;rk ordusunu g&ouml;ren De la  Brocqiere de şunları yazar: &quot;Ordudaki b&uuml;y&uuml;k emirler ve kumandanlar; &ouml;yle basit  bir kıyafette idiler ki, onları, alayların i&ccedil;inde alel&acirc;de neferlerden ayırmak  imk&acirc;nsızdır.<br />
Padişahı (2. Murad&#8217;ı) camide namazını kılarken g&ouml;rmeye muvaffak olabildim. Ne  tahta benzer bir koltukta ne bir iskemledeydi; yere serilmiş bir seccadede  ibadet ediyordu. &Ccedil;evresinde, arkasında veya başı &uuml;zerinde, mevkiini işaret eden  hi&ccedil;bir şey yoktu.&quot;<br />
Osmanlı ordusunun sahip olduğu İ&#8217;l&acirc;y-ı kelimetullah mefk&ucirc;resi, onu  soygunculuktan ve yağmacılıktan korurdu. Kanun&icirc;, ordusunu g&uuml;zel bir bahar  mevsiminde sefere &ccedil;ıkarmış ve Belgrad &ouml;nlerine kadar gelmişti. Ordu mola verdi.  &Ouml;nce namaz kılacaklar, sonra da yemek yiyeceklerdi. Atlarından inen askerler,  hemen &ccedil;evredeki &ccedil;eşmelerin başlarına yığıldı. Mola verilen yerde bir manastır  vardı. Manastırın başrahibi bu manzarayı g&ouml;r&uuml;nce, aklına şeytan&icirc; bir d&uuml;ş&uuml;nce  geldi. Bu fırsattan istifade ederek, Osmanlı&#8217;nın ruh kumaşını deneyecekti.  Bakalım bu askerin kalitesi ne kadardı? Hemen manastırdaki gen&ccedil; rahibe kızları,  o devre g&ouml;re a&ccedil;ık sa&ccedil;ık sayılabilecek giyimlerle &ccedil;eşmelere yolladı. G&uuml;ya  manastıra su getireceklerdi. Kendisi de durumu g&ouml;zetlemeye ve askerlerin nasıl  davranacaklarını anlamaya &ccedil;alışacaktı. Ancak g&ouml;rd&uuml;kleri karşısında hayretten  hayrete d&uuml;şm&uuml;ş, tabiatıyla da &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu gen&ccedil; rahibeleri a&ccedil;ık sa&ccedil;ık  vaziyette &ccedil;eşme başında g&ouml;ren askerler, hemen geriye &ccedil;ekildiler ve arkalarını  d&ouml;nerek onları g&ouml;rmemeye &ccedil;alıştılar. Rahibeler &ccedil;eşme başlarında oyalandıkları  m&uuml;ddet&ccedil;e de, asla d&ouml;n&uuml;p bakmadılar. Ancak el ayak &ccedil;ekilince, tekrar &ccedil;eşme başına  geldiler. Rahip b&uuml;t&uuml;n bunları hayretler i&ccedil;inde g&ouml;rd&uuml;kten sonra, daha &ouml;nce  duyduklarına da inanmak zorunda kaldı. Bu asker, sıcakta ve susuz olduğu h&acirc;lde,  kenarından ge&ccedil;tiği bağlardan bir salkım &uuml;z&uuml;m koparmamıştı. Hatt&acirc; &uuml;z&uuml;m koparan  birka&ccedil; asker de, yerine değerinden &ccedil;ok fazla edecek altın paralar bırakmıştı.  Bunun &uuml;zerine rahip, Ha&ccedil;lı komutanlarına bir mektup yazdı. Onlara şunları  s&ouml;yledi: &quot;Osmanlı ordusunun kalbinde m&uuml;thiş bir Allah korkusu ve sevgisi vardır.  Bunlar d&uuml;nya malına itibar etmezler. Kadına, kıza d&ouml;n&uuml;p bakmazlar. Ancak Allah  yolunda ve padişah buyruğunda severek savaşırlar. Kendilerinden &ccedil;ok, din ve  vatanı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler. Adaletlidirler. Zul&uuml;mden &ccedil;ekinirler. Allah i&ccedil;in &ouml;lmeyi şeref  ve nimet bilirler.&quot; <br />
Osmanlı komutanları, askerleri yağmalama gibi k&ouml;t&uuml; alışkanlıklardan korumaya  nail olmuşlardı. Mesel&acirc;, Mısır Seferi&#8217;ne giderken Gebze yakınlarındaki bağlık  bah&ccedil;elik bir arazide mola verdiğinde Yavuz Sultan Selim&#8217;in b&uuml;t&uuml;n askerlerin  heybelerini arattığını ve hi&ccedil;birinde meyve cinsinden bir şey &ccedil;ıkmaması &uuml;zerine  ellerini Ulu Derg&acirc;ha kaldırıp: &quot;Allah&#8217;ım, sonsuz ş&uuml;k&uuml;rler olsun. Bana haram  yemeyen bir ordu l&uuml;tfettin. Eğer askerimin i&ccedil;inde tek bir kişi, sahibinden  izinsiz bir meyve yeseydi ve ben bunu haber alsaydım Mısır Seferi&#8217;nden  vazge&ccedil;erdim.&quot; dediğini kaynaklar haber vermektedir.<br />
Bununla ilgili olarak Iorga ş&ouml;yle der: &quot;Bir Avrupa ordusunun bir &uuml;lkeden ge&ccedil;mesi  &uuml;lkenin halkı i&ccedil;in bir fel&acirc;ket, bir T&uuml;rk ordusunun ge&ccedil;işi bir saadetti. Halk,  T&uuml;rk ordusunun kendi memleketlerinden ge&ccedil;mesini d&ouml;rt g&ouml;zle beklerdi; z&icirc;r&acirc; zengin  T&uuml;rk ordusu ile geniş &ouml;l&ccedil;&uuml;de alışveriş yapardı. Balkanlarda gen&ccedil; Hristiyan  kızları, tek başlarına mal satmak i&ccedil;in endişesizce T&uuml;rk ordug&acirc;hına girerlerdi.  Belgrad&#8217;dan ge&ccedil;erken gen&ccedil; Sırp kızları ordug&acirc;ha geldiler. En iyi elbiselerini  giymişlerdi. Getirdikleri malları birliklerin i&ccedil;ine girip sattıktan sonra  &ccedil;ekilip gittiler. Hangi yerden ge&ccedil;tiysek k&ouml;yl&uuml;ler, orduyu sevin&ccedil;le  karşılıyorlardı. T&uuml;rk askerine bol bol mal satıp &ccedil;ok para kazanıyorlardı. B&ouml;yle  bir durum Avrupa orduları i&ccedil;in tamamen imk&acirc;nsızdı.&quot; <br />
Osmanlı ordusunun hel&acirc;l ve harama dikkat etmesi hususunda, Macar asıllı  Bartholomeus Georgievic de, 1544 yılında yazdığı &quot;T&uuml;rklerin Gelenek ve  G&ouml;renekleri&quot; isimli eserde yukarıdakilere benzer tespitler yapmaktadır.<br />
Charles-Quint&#8217;in Kanun&icirc; nezdindeki b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isi Baron von Busbecq, kendi sefer  kayıtlarında Osmanlı ordusunun m&acirc;nev&icirc; durumunu Avrupa ordusu ile kıyaslayarak  şunları yazmıştır: &quot;T&uuml;rk sistemini kendi sistemimizle mukayese ettiğim zaman,  istikbalin başımıza getireceği şeyleri d&uuml;ş&uuml;nerek titriyorum. Bir ordu galip  gelecek ve p&acirc;yid&acirc;r olacak, diğeri de mahvolacaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ş&uuml;phesiz, ikisi de  sağlam surette devam edemezler. T&uuml;rklerin tarafında, kuvvetli bir devletin b&uuml;t&uuml;n  kaynakları mevcut; hi&ccedil; sarsılmamış bir kuvvet var, sefer g&ouml;rm&uuml;ş askerler, zafer  itiyatları, meşakkatlere tahamm&uuml;l kabiliyeti, birlik, d&uuml;zen, disiplin,  kanaatk&acirc;rlık ve uyanıklık var. Bizim tarafta ise, umum&icirc; fakirlik, husus&icirc; israf,  sarsılmış kuvvet, bozulmuş maneviyat, tahamm&uuml;ls&uuml;zl&uuml;k ve idmansızlık var.  Askerlerimiz serkeştir, subaylarımız tamahk&acirc;rdır. Disiplini istihk&acirc;r ediyoruz.  Sebatsizlik, serkeşlik, sarhoşluk, sef&acirc;hat, bizde bol bol mevcuttur. B&uuml;t&uuml;n  bunların en k&ouml;t&uuml;s&uuml; d&uuml;şmanın (T&uuml;rklerin) zafere, bizim de hezimete alışkın  bulunmamızdır. Neticenin ne olacağını tahminde teredd&uuml;t, artık caiz midir? <br />
Savaş ahl&acirc;kı<br />
Savaşta zafer kazanmış Osmanlı askerleri, ele ge&ccedil;irdikleri esirlere iyi  muamelede bulunurlardı. Hatt&acirc; bazen yaralı d&uuml;şman askerleri bile tedavi  edilirdi. Osmanlı askerinin bu &uuml;st&uuml;n karakteri hakkında Batılı kaynaklarında  muhtelif bilgiler yer almaktadır. Bunlardan, bir İngiliz &Uuml;steğmeni Casey&#8217;in  anlattıklarını dikkatlere arz edelim: &quot;25 Nisan 1915 g&uuml;n&uuml; Conk Bayırı&#8217;nda  T&uuml;rkler ve birleşik kuvvetleri arasında korkun&ccedil; siper savaşları oluyor. Siperler  arasında 8&ndash;10 metre mesafe var. S&uuml;ng&uuml; h&uuml;cumundan sonra savaşa ara verildi.  Askerler siperlerine &ccedil;ekildi. Yaralılar ve &ouml;l&uuml;ler toplanıyor. İki siper arasında  a&ccedil;ıkta, ağır yaralı ve bir bacağı kopmak &uuml;zere olan İngiliz y&uuml;zbaşısı avazı  &ccedil;ıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor, kurtarın diye yalvarıyordu. Ancak hi&ccedil;bir  siperden, kimse &ccedil;ıkıp yardım edemiyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kıpırdanışta  y&uuml;zlerce kurşun yağıyordu. Bu sırada akıl almaz bir h&acirc;dise oldu. T&uuml;rk  siperlerinden beyaz bir bayrak sallandı. Arkasından aslan yapılı bir T&uuml;rk  askeri, sil&acirc;hsız bir şekilde siperden &ccedil;ıktı. Hepimiz donup kaldık. Kimse nefes  alamıyor, herkes ona bakıyordu. Asker yavaş adımlarla y&uuml;r&uuml;yor, siperdekiler  nişan almış bekliyordu. Asker, yaralı İngiliz subayını okşar gibi yerden  kucakladı, kolunu omzuna attı. Ve bizim siperlere doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı.  Yaralıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi kendi siperlerine d&ouml;nd&uuml;. Teşekk&uuml;r bile  edemedik. Savaş alanlarında g&uuml;nlerce bu kahraman T&uuml;rk askerinin cesareti,  g&uuml;zelliği ve insan sevgisi konuşuldu.&quot;<br />
1915&#8242;te &Ccedil;anakkale Savaşı&#8217;nda Fransız birliklerine komuta eden General Guro,  Osmanlı ordusunun savaş ahl&acirc;kını şu s&ouml;zleriyle anlatıyor: &quot;Bir sabah g&uuml;n&uuml;n ilk  ışıkları ile birlikte T&uuml;rklerle s&uuml;ng&uuml; savaşına başlamıştık. Savaşta T&uuml;rkler, &ccedil;ok  ama &ccedil;ok mahirdi. Kendileri ile başa &ccedil;ıkmak imk&acirc;nsızdı. S&uuml;ng&uuml; muharebemiz,  fasılalı şekilde akşam ge&ccedil; vakte kadar devam etti. Ortalık kararınca T&uuml;rklerle  anlaşma yaptık. Muharebe sahasında gezecek ve yaralılarımızı toplayacaktık.  Bizim askerler, sedyelerle muharebe sahasına &ccedil;ıktıkları zaman ben de aralarına  katılmıştım. Bir ara kucağındaki askerin yarasına g&ouml;mleğinden yırttığı bez  par&ccedil;alarını bastıran bir T&uuml;rk askerine rastladım. Akşamın karanlığında, değme  bir ressamın fır&ccedil;asından &ccedil;ıkmayacak bir tablo karşısında idim. Uzun m&uuml;ddet  seyrettiğim bu tablodaki T&uuml;rk askeri, kendi yaralarına yerden avu&ccedil;la aldığı  toprakları basıyordu. Kucağındaki yaralı i&ccedil;in ise, durmadan g&ouml;mleğinden  yırtmakla meşgul idi. Terc&uuml;man yardımı ile ona bazı sorular sordum:<br />
&mdash; Ni&ccedil;in az &ouml;nce &ouml;ld&uuml;rmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun?<br />
T&uuml;rk askeri, takati t&uuml;kenmiş bir h&acirc;lde cevap verdi:<br />
&mdash; Bu asker, yaralanınca yanıma d&uuml;şt&uuml;. Cebinden yaşlı bir kadın fotoğrafı  &ccedil;ıkardı. Bir şeyler s&ouml;yledi, anlamadım; ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise  kimsem yok. İstedim ki o kurtulsun Bu s&ouml;zlerden sonra Fransız generali,  etrafındakilere d&ouml;nd&uuml; ve &acirc;deta bağırarak ş&ouml;yle dedi: <br />
&quot;Efendiler! Kendi yarasına toprak bastırdığı h&acirc;lde kucağındaki yaralı i&ccedil;in  g&ouml;mleğini yırtan bu asil askerin kucağındaki yaralı kimdi biliyor musunuz?  Herkes susmuş, merak dolu nazarlarla emekli Fransız generaline bakıyordu. Guro,  g&ouml;z kenarlarında birikmiş olan yaşları, buruşuk derili elleri ile silerken  fısıltı h&acirc;linde seslendi. T&uuml;rk askerinin kucağındaki yaralı bir Fransız askeri  idi efendiler! Bir Fransız askeri!&#8230;&quot;<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">Sızıntı Dergisi Ağustos 2009</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="139" title="3" title="10 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3354-osmanli-askeri-fransizi-boyle-aglatti-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı askeri Fransız&#8217;ı böyle ağlattı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/687-osmanli-askeri-fransizi-boyle-aglatti.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/687-osmanli-askeri-fransizi-boyle-aglatti.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 12:21:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[askeri]]></category>
		<category><![CDATA[Frans]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı askeri Fransız'ı böyle ağlattı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=687</guid>
		<description><![CDATA[1915&#8242;te &#199;anakkale Savaşı&#8217;nda yaşanan ve Osmanlı askerinin merhametini anlatan &#246;yle bir olay var ki&#8230; &#8226; D&#252;şmanlarının bile hayran olduğu ordu! Adı, tarihteki b&#252;y&#252;k kumandanlar arasında anılan Napolyon Bonapart&#8217;a, Saint Helena...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title>
</p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">1915&#8242;te &Ccedil;anakkale Savaşı&#8217;nda yaşanan ve Osmanlı askerinin  merhametini anlatan &ouml;yle bir olay var ki&#8230; <br />
&bull; D&uuml;şmanlarının bile hayran olduğu ordu!<br />
<img width="222" height="155" align="left" alt="Osmanlı askeri Fransızı işte b&ouml;yle ağlattı" src="http://www.iyibilgi.com/images/haber/37582.jpg" class="belong" />Adı,  tarihteki b&uuml;y&uuml;k kumandanlar arasında anılan Napolyon Bonapart&#8217;a, Saint Helena  adasında hapiste bulunduğu sırada &quot;Kimler b&uuml;y&uuml;k adamdır?&quot; diye sormaları  &uuml;zerine, o, Fatih Sultan Mehmed&#8217;i kastederek: &quot;B&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte ben onun &ccedil;ırağı bile  olamam. &#8216;Neden?&#8217; derseniz, bana pek acı gelen bir ger&ccedil;eği a&ccedil;ıklamam icap eder  ki, o da şudur: Ben kılı&ccedil;la fethettiğim yerleri, hayatta iken geri vermiş bir  bedbahtım. O ise, fethettiği yerleri nesilden nesile intikal ettirmenin sırrına  ermiş bir bahtiyardır.&quot; demiştir.<br />
&nbsp;13. y&uuml;zyılın sonlarında tarih sahnesine &ccedil;ıkan Osmanlı Devleti&#8217;nin sınırları, 16  ve 17. asırlarda en geniş h&acirc;line ulaşmıştı. Batı cephesi Trieste ile Viyana&#8217;da,  kuzey cephesi Polonya&#8217;nın bitişiğindeydi. Karadeniz ile Azak Denizi birer  Osmanlı g&ouml;l&uuml; h&acirc;line gelmişti. 1475&#8242;ten 1768&#8242;e kadar Osmanlı İmparatorluğu ile  ona bağlı devletlerden başka hi&ccedil;bir devletin bu denizlerde kıyısı yoktur.  Kafkasya&#8217;nın batısı gibi, Asya&#8217;nın batısında Dicle ve Fırat nehirlerinin  yatakları da İran K&ouml;rfezi&#8217;ne kadar Osmanlı idaresi altındaydı. Osmanlı,  Suriye&#8217;yi de en geniş coğraf&icirc; m&acirc;n&acirc;sıyla elinde tutuyordu. Arabistan&#8217;ın batısı  b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle en g&uuml;neydeki Yemen&#8217;i i&ccedil;ine alacak şekilde Osmanlı idaresindeydi ki, bu  da Osmanlı&#8217;ya Hint Okyanusu&#8217;nda h&acirc;kimiyet sağlıyordu. Aynı şekilde, Kuzey Afrika  da Mısır&#8217;dan en batıdaki Fas&#8217;ın doğu sınırına kadar Osmanlı toprağıydı.  B&ouml;ylesine b&uuml;y&uuml;k bir devletin uzun &ouml;m&uuml;rl&uuml; olmasında, kaynağını m&acirc;nev&icirc; değerlerden  alan bazı hususlar vardır ki, bunların bilinmesi yeni yetişmekte olan nesillere  ufuk a&ccedil;acaktır.<br />
&bull; Osmanlı ordusunu ayakta tutan &uuml;&ccedil; unsur neydi?<br />
İtaat, intizam ve temizlik<br />
Osmanlı ordusunun muvaffakiyete ulaşmasında en m&uuml;him hususiyet; &acirc;mirlere itaat,  nizam ve temizlik.. kısaca i&ccedil; ve dış disiplindir. Osmanlı ordusunu yakından  tanıma fırsatı bulmuş yabancılar, sefirler ve komutanlar, onun bu hususiyetine  dikkatleri &ccedil;ekmişlerdir. Mesel&acirc;, Avusturya&#8217;nın İstanbul B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isi Busbecq,  Kanun&icirc;&#8217;nin Amasya ordug&acirc;hını ş&ouml;yle tasvir eder:<br />
&quot;Bu muazzam kalabalık i&ccedil;inde medhe değer g&ouml;r&uuml;nen nokta, sessizlik ve  disiplindir. Hi&ccedil;bir bağrışma ve uğultu yoktur. H&acirc;lbuki alel&acirc;de kalabalıklarda  b&ouml;yle şeyler eksik olmaz. Herkes kendisine tayin edilen noktada rahat&ccedil;a  duruyordu. Paşalar, sancak ve alay beyleri, y&uuml;zbaşılar ve daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k T&uuml;rk  subayları yerlerine oturmuşlardı. Alel&acirc;de neferler ayakta idi. En &ccedil;ok g&ouml;ze  &ccedil;arpan topluluk, sayıları birka&ccedil; bine erişen yeni&ccedil;erilerdi. Bunlar, diğer  birliklerden ayrı bir yerde uzun bir saf h&acirc;linde duruyorlardı. O kadar  sessizdiler ki, benden &ccedil;ok uzakta bulunmadıkları h&acirc;lde, acaba canlı insanlar  mıdır, yoksa birer heykel midirler diye teredd&uuml;t ediyordum. Bu mevkiden  ayrıldığım zaman, hoş bir manzara g&ouml;r&uuml;nd&uuml;. Sultan&#8217;ın hassa alayı, atlar  &uuml;zerinde, yerlerine d&ouml;n&uuml;yordu. Atlar gayet g&uuml;zel ve y&uuml;ksek olmalarının yanında,  gayet bakımlı ve s&uuml;sl&uuml; idi.&quot;<br />
Georg von M&uuml;hlenbach başka bir yazısında Osmanlı ordusu ile al&acirc;kalı şunları  s&ouml;yler: <br />
&quot;Orduda d&uuml;zen tek kelimeyle fevkal&acirc;dedir. Fikrimce bu nizam, i&ccedil;ki yasağı ile  sağlanmaktadır. İ&ccedil;ki yasağı, T&uuml;rk askerini itaatk&acirc;r, uyanık ve kanaatk&acirc;r  yapmıştır. Ordug&acirc;hta en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml; ve m&uuml;nakaşa duymak m&uuml;mk&uuml;n değildir.  Halk, ordularının ge&ccedil;işi sırasında en ufak bir endişe hissetmez. Ordu, ge&ccedil;tiği  yerde her şeyi peşin para ile satın alır; hanlarda geceleyen asker, parasını  &ouml;der. T&uuml;rk ordug&acirc;hına, kızlarına tecav&uuml;z edildiği i&ccedil;in şik&acirc;yete gelen anneler  g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;n değildir. Malının asker tarafından yağma edildiğini, hoş olmayan  herhangi bir muameleye muhatap olduğunu s&ouml;yleyerek şik&acirc;yete gelen de yoktur.  Z&icirc;r&acirc; b&ouml;yle şeyler olmaz. <br />
Bu anlayış, T&uuml;rk ordusunu muzaffer kılmış ve devletini muntazam şekilde  b&uuml;y&uuml;tm&uuml;şt&uuml;r. Biz Hristiyanların ordularında ise şarap, T&uuml;rk ordusunda  g&ouml;r&uuml;lenlerin tamamen aksini husule getirir. T&uuml;rkler bunu &ccedil;ok iyi bilmekte ve  değerlendirmektedir. Ordug&acirc;hlarına şarap girmemesi i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; tedbiri  alırlar. İki &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce bir konağa vasıl olduk, bu konakta meyhaneler vardı,  ordu orada bulunduğu m&uuml;ddet&ccedil;e meyhaneler kapatıldığı gibi, her t&uuml;rl&uuml; şarap  alışverişi de yasak edildi.&quot; <br />
Osmanlı ordusunun harp g&uuml;c&uuml;n&uuml; Mareşal Montecuccoli, bir&ccedil;ok Batı diline  &ccedil;evrilerek kl&acirc;sik olmuş Tabiye isimli kitapta ş&ouml;yle anlatıyor: &quot;&#8230;Osmanlı  Devleti o derecede kudretli ve kuvvetlidir ki, &ccedil;ok sayıda, m&uuml;kemmel eğitim  g&ouml;rm&uuml;ş askerlerden m&uuml;teşekkil ordusu, her an harbe hazırdır. İstenildiği anda  y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe ge&ccedil;ebilen bu ordu, her zaman emre &acirc;madedir. Ordunun y&uuml;r&uuml;y&uuml;şe  başladığını daha d&uuml;şman &ouml;ğrenmeden T&uuml;rk ordusu, muharebe sahasına girmiştir.  1660 yılında gemilere manda ve &ouml;k&uuml;zleri koşup Tuna yoluyla Belgrat&#8217;a, Osiyek&#8217;e,  Budapeşte&#8217;ye T&uuml;rklerin &ccedil;ektirdikleri gemiler ve taşıdıkları yiyecek ve  ağırlıklar tarif edilemez, akıl almaz. Gerek ordu y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;n&uuml;, gerekse ağırlık  naklini Osmanlılar, b&uuml;t&uuml;n hileleri kullanarak saklarlar. D&uuml;şman casuslarına  d&acirc;ima ters hedef verirler. Her seferindeki hileleri de, bir &ouml;ncekinden  farklıdır. Nitekim herkesi Venedik seferi yapacaklarına inandırıp birden  Transilvanya&#8217;da g&ouml;r&uuml;nen T&uuml;rk ordusu, şaşkınlık doğurmuştur. Malta&#8217;ya  gideceklerini yayıp Girit&#8217;e sefer etmeleri de b&ouml;yledir. Savaştan &ccedil;ok &ouml;nce  vaktiyle tedarik g&ouml;rmek, Romalılarda usul ve kaide idi. Osmanlılar,  başlangı&ccedil;larından itibaren Romalıların bu usul ve kaidesini aynen tatbik  etmişlerdir. Osmanlı ordusundaki her &ccedil;eşit san&#8217;at erbabı iş&ccedil;inin sayısı,  şaşılacak kadar &ccedil;oktur. Kılavuzları ve casusları da &ccedil;oktur. Ordunun b&uuml;y&uuml;k  ağırlıkları ve topları bulunduğu i&ccedil;in nakliyeye ehemmiyet verilir. Diğer  milletlerin tahamm&uuml;l edemedikleri, takat getiremedikleri meşakkatlere T&uuml;rk  ordusu alışıktır. &Ccedil;ok iyi siper ve tabya yaparlar. Ordunun y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; fevkal&acirc;de  s&uuml;r&#8217;atlidir. Bizde &#8216;T&uuml;rk&#8217;te ayak kurşundan ve el demirdendir.&#8217; atas&ouml;z&uuml;  meşhurdur. T&uuml;rk askeri cesurdur.&quot;Aslında Montecuccoli&#8217;nin bu s&ouml;zleri Osmanlı  ordusunun, Hz. Peygamber&#8217;in (sallallah&uuml; aleyhi ve sellem) savaş stratejilerini  ehemmiyetle benimseyip tatbik ettiğini g&ouml;stermektedir.<br />
&nbsp;Fransız yazarı Montaine ise, Osmanlı ordusunu ve kararg&acirc;hını ş&ouml;yle tasvir eder:  &quot;İlk dikkat ettiğim husus, muhtelif teşkil&acirc;ta mensup T&uuml;rk askerlerinin, kendi  kararg&acirc;hları i&ccedil;inden h&acirc;rice &ccedil;ıkmamaları idi. Bizim kararg&acirc;hlarda cereyan eden  işleri bilenler, buna inanmakta zorluk &ccedil;ekerler. Fakat ger&ccedil;ek şu ki, her tarafta  tam bir s&uuml;k&ucirc;net ve sessizlik h&uuml;k&uuml;m s&uuml;r&uuml;yordu. Kat&#8217;iyen kavga ve m&uuml;nakaşaya  tesad&uuml;f edilmiyordu. Hi&ccedil;bir zorlama ve şiddet harek&acirc;tı g&ouml;r&uuml;lm&uuml;yordu.  Sarhoşluktan yahut kafa kızgınlığından ileri gelen y&uuml;ksek sesler bile yoktu.  Bundan başka, her taraf tertemizdi. G&uuml;bre yığınları, s&uuml;pr&uuml;nt&uuml;ler g&ouml;r&uuml;lm&uuml;yordu.  G&ouml;ze yahut buruna fena gelecek hi&ccedil;bir şeye tesad&uuml;f etmedim. Bu gibi şeyleri  T&uuml;rkler yakıyorlar yahut uzağa g&ouml;t&uuml;r&uuml;yorlar. Neferler de b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;ukur a&ccedil;arak,  pislikleri oraya g&ouml;m&uuml;yorlar ve kararg&acirc;hı tertemiz tutuyorlar. Bizim askerimiz  arasında olduğu gibi hi&ccedil;bir tarafta bir sarhoşluk, c&uuml;nb&uuml;ş yahut kumar gibi  şeylere tesad&uuml;f edemezsiniz. T&uuml;rkler k&acirc;ğıt ve zar oyununu bilmezler.&quot;<br />
İman ve &quot;İ&#8217;l&acirc;y-ı Kelimetullah&quot; ahl&acirc;kı<br />
Osmanlı ordusunun muvaffakiyetinin altında yatan en &ouml;nemli unsur; din&icirc; ve mill&icirc;  motivasyondur. Osmanlı T&uuml;rkleri, d&uuml;nya nizamını temin etmek &uuml;zere, Allah  tarafından vazifelendirilmiş olduklarına inanıyorlardı. Bununla ilgili olarak  Babinger: &quot;T&uuml;rk ordusunda h&acirc;kim olan maneviyat, muhakkak ki, herhangi bir d&uuml;şman  ordusununkinden &ccedil;ok &uuml;st&uuml;nd&uuml;.&quot; der.<br />
Aynı şekilde 2. Murad devrinde Anadolu&#8217;ya gelip T&uuml;rk ordusunu g&ouml;ren De la  Brocqiere de şunları yazar: &quot;Ordudaki b&uuml;y&uuml;k emirler ve kumandanlar; &ouml;yle basit  bir kıyafette idiler ki, onları, alayların i&ccedil;inde alel&acirc;de neferlerden ayırmak  imk&acirc;nsızdır.<br />
Padişahı (2. Murad&#8217;ı) camide namazını kılarken g&ouml;rmeye muvaffak olabildim. Ne  tahta benzer bir koltukta ne bir iskemledeydi; yere serilmiş bir seccadede  ibadet ediyordu. &Ccedil;evresinde, arkasında veya başı &uuml;zerinde, mevkiini işaret eden  hi&ccedil;bir şey yoktu.&quot;<br />
Osmanlı ordusunun sahip olduğu İ&#8217;l&acirc;y-ı kelimetullah mefk&ucirc;resi, onu  soygunculuktan ve yağmacılıktan korurdu. Kanun&icirc;, ordusunu g&uuml;zel bir bahar  mevsiminde sefere &ccedil;ıkarmış ve Belgrad &ouml;nlerine kadar gelmişti. Ordu mola verdi.  &Ouml;nce namaz kılacaklar, sonra da yemek yiyeceklerdi. Atlarından inen askerler,  hemen &ccedil;evredeki &ccedil;eşmelerin başlarına yığıldı. Mola verilen yerde bir manastır  vardı. Manastırın başrahibi bu manzarayı g&ouml;r&uuml;nce, aklına şeytan&icirc; bir d&uuml;ş&uuml;nce  geldi. Bu fırsattan istifade ederek, Osmanlı&#8217;nın ruh kumaşını deneyecekti.  Bakalım bu askerin kalitesi ne kadardı? Hemen manastırdaki gen&ccedil; rahibe kızları,  o devre g&ouml;re a&ccedil;ık sa&ccedil;ık sayılabilecek giyimlerle &ccedil;eşmelere yolladı. G&uuml;ya  manastıra su getireceklerdi. Kendisi de durumu g&ouml;zetlemeye ve askerlerin nasıl  davranacaklarını anlamaya &ccedil;alışacaktı. Ancak g&ouml;rd&uuml;kleri karşısında hayretten  hayrete d&uuml;şm&uuml;ş, tabiatıyla da &ccedil;ok &uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu gen&ccedil; rahibeleri a&ccedil;ık sa&ccedil;ık  vaziyette &ccedil;eşme başında g&ouml;ren askerler, hemen geriye &ccedil;ekildiler ve arkalarını  d&ouml;nerek onları g&ouml;rmemeye &ccedil;alıştılar. Rahibeler &ccedil;eşme başlarında oyalandıkları  m&uuml;ddet&ccedil;e de, asla d&ouml;n&uuml;p bakmadılar. Ancak el ayak &ccedil;ekilince, tekrar &ccedil;eşme başına  geldiler. Rahip b&uuml;t&uuml;n bunları hayretler i&ccedil;inde g&ouml;rd&uuml;kten sonra, daha &ouml;nce  duyduklarına da inanmak zorunda kaldı. Bu asker, sıcakta ve susuz olduğu h&acirc;lde,  kenarından ge&ccedil;tiği bağlardan bir salkım &uuml;z&uuml;m koparmamıştı. Hatt&acirc; &uuml;z&uuml;m koparan  birka&ccedil; asker de, yerine değerinden &ccedil;ok fazla edecek altın paralar bırakmıştı.  Bunun &uuml;zerine rahip, Ha&ccedil;lı komutanlarına bir mektup yazdı. Onlara şunları  s&ouml;yledi: &quot;Osmanlı ordusunun kalbinde m&uuml;thiş bir Allah korkusu ve sevgisi vardır.  Bunlar d&uuml;nya malına itibar etmezler. Kadına, kıza d&ouml;n&uuml;p bakmazlar. Ancak Allah  yolunda ve padişah buyruğunda severek savaşırlar. Kendilerinden &ccedil;ok, din ve  vatanı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler. Adaletlidirler. Zul&uuml;mden &ccedil;ekinirler. Allah i&ccedil;in &ouml;lmeyi şeref  ve nimet bilirler.&quot; <br />
Osmanlı komutanları, askerleri yağmalama gibi k&ouml;t&uuml; alışkanlıklardan korumaya  nail olmuşlardı. Mesel&acirc;, Mısır Seferi&#8217;ne giderken Gebze yakınlarındaki bağlık  bah&ccedil;elik bir arazide mola verdiğinde Yavuz Sultan Selim&#8217;in b&uuml;t&uuml;n askerlerin  heybelerini arattığını ve hi&ccedil;birinde meyve cinsinden bir şey &ccedil;ıkmaması &uuml;zerine  ellerini Ulu Derg&acirc;ha kaldırıp: &quot;Allah&#8217;ım, sonsuz ş&uuml;k&uuml;rler olsun. Bana haram  yemeyen bir ordu l&uuml;tfettin. Eğer askerimin i&ccedil;inde tek bir kişi, sahibinden  izinsiz bir meyve yeseydi ve ben bunu haber alsaydım Mısır Seferi&#8217;nden  vazge&ccedil;erdim.&quot; dediğini kaynaklar haber vermektedir.<br />
Bununla ilgili olarak Iorga ş&ouml;yle der: &quot;Bir Avrupa ordusunun bir &uuml;lkeden ge&ccedil;mesi  &uuml;lkenin halkı i&ccedil;in bir fel&acirc;ket, bir T&uuml;rk ordusunun ge&ccedil;işi bir saadetti. Halk,  T&uuml;rk ordusunun kendi memleketlerinden ge&ccedil;mesini d&ouml;rt g&ouml;zle beklerdi; z&icirc;r&acirc; zengin  T&uuml;rk ordusu ile geniş &ouml;l&ccedil;&uuml;de alışveriş yapardı. Balkanlarda gen&ccedil; Hristiyan  kızları, tek başlarına mal satmak i&ccedil;in endişesizce T&uuml;rk ordug&acirc;hına girerlerdi.  Belgrad&#8217;dan ge&ccedil;erken gen&ccedil; Sırp kızları ordug&acirc;ha geldiler. En iyi elbiselerini  giymişlerdi. Getirdikleri malları birliklerin i&ccedil;ine girip sattıktan sonra  &ccedil;ekilip gittiler. Hangi yerden ge&ccedil;tiysek k&ouml;yl&uuml;ler, orduyu sevin&ccedil;le  karşılıyorlardı. T&uuml;rk askerine bol bol mal satıp &ccedil;ok para kazanıyorlardı. B&ouml;yle  bir durum Avrupa orduları i&ccedil;in tamamen imk&acirc;nsızdı.&quot; <br />
Osmanlı ordusunun hel&acirc;l ve harama dikkat etmesi hususunda, Macar asıllı  Bartholomeus Georgievic de, 1544 yılında yazdığı &quot;T&uuml;rklerin Gelenek ve  G&ouml;renekleri&quot; isimli eserde yukarıdakilere benzer tespitler yapmaktadır.<br />
Charles-Quint&#8217;in Kanun&icirc; nezdindeki b&uuml;y&uuml;kel&ccedil;isi Baron von Busbecq, kendi sefer  kayıtlarında Osmanlı ordusunun m&acirc;nev&icirc; durumunu Avrupa ordusu ile kıyaslayarak  şunları yazmıştır: &quot;T&uuml;rk sistemini kendi sistemimizle mukayese ettiğim zaman,  istikbalin başımıza getireceği şeyleri d&uuml;ş&uuml;nerek titriyorum. Bir ordu galip  gelecek ve p&acirc;yid&acirc;r olacak, diğeri de mahvolacaktır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ş&uuml;phesiz, ikisi de  sağlam surette devam edemezler. T&uuml;rklerin tarafında, kuvvetli bir devletin b&uuml;t&uuml;n  kaynakları mevcut; hi&ccedil; sarsılmamış bir kuvvet var, sefer g&ouml;rm&uuml;ş askerler, zafer  itiyatları, meşakkatlere tahamm&uuml;l kabiliyeti, birlik, d&uuml;zen, disiplin,  kanaatk&acirc;rlık ve uyanıklık var. Bizim tarafta ise, umum&icirc; fakirlik, husus&icirc; israf,  sarsılmış kuvvet, bozulmuş maneviyat, tahamm&uuml;ls&uuml;zl&uuml;k ve idmansızlık var.  Askerlerimiz serkeştir, subaylarımız tamahk&acirc;rdır. Disiplini istihk&acirc;r ediyoruz.  Sebatsizlik, serkeşlik, sarhoşluk, sef&acirc;hat, bizde bol bol mevcuttur. B&uuml;t&uuml;n  bunların en k&ouml;t&uuml;s&uuml; d&uuml;şmanın (T&uuml;rklerin) zafere, bizim de hezimete alışkın  bulunmamızdır. Neticenin ne olacağını tahminde teredd&uuml;t, artık caiz midir? <br />
Savaş ahl&acirc;kı<br />
Savaşta zafer kazanmış Osmanlı askerleri, ele ge&ccedil;irdikleri esirlere iyi  muamelede bulunurlardı. Hatt&acirc; bazen yaralı d&uuml;şman askerleri bile tedavi  edilirdi. Osmanlı askerinin bu &uuml;st&uuml;n karakteri hakkında Batılı kaynaklarında  muhtelif bilgiler yer almaktadır. Bunlardan, bir İngiliz &Uuml;steğmeni Casey&#8217;in  anlattıklarını dikkatlere arz edelim: &quot;25 Nisan 1915 g&uuml;n&uuml; Conk Bayırı&#8217;nda  T&uuml;rkler ve birleşik kuvvetleri arasında korkun&ccedil; siper savaşları oluyor. Siperler  arasında 8&ndash;10 metre mesafe var. S&uuml;ng&uuml; h&uuml;cumundan sonra savaşa ara verildi.  Askerler siperlerine &ccedil;ekildi. Yaralılar ve &ouml;l&uuml;ler toplanıyor. İki siper arasında  a&ccedil;ıkta, ağır yaralı ve bir bacağı kopmak &uuml;zere olan İngiliz y&uuml;zbaşısı avazı  &ccedil;ıktığı kadar bağırıyor, ağlıyor, kurtarın diye yalvarıyordu. Ancak hi&ccedil;bir  siperden, kimse &ccedil;ıkıp yardım edemiyordu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kıpırdanışta  y&uuml;zlerce kurşun yağıyordu. Bu sırada akıl almaz bir h&acirc;dise oldu. T&uuml;rk  siperlerinden beyaz bir bayrak sallandı. Arkasından aslan yapılı bir T&uuml;rk  askeri, sil&acirc;hsız bir şekilde siperden &ccedil;ıktı. Hepimiz donup kaldık. Kimse nefes  alamıyor, herkes ona bakıyordu. Asker yavaş adımlarla y&uuml;r&uuml;yor, siperdekiler  nişan almış bekliyordu. Asker, yaralı İngiliz subayını okşar gibi yerden  kucakladı, kolunu omzuna attı. Ve bizim siperlere doğru y&uuml;r&uuml;meye başladı.  Yaralıyı usulca yere bırakıp geldiği gibi kendi siperlerine d&ouml;nd&uuml;. Teşekk&uuml;r bile  edemedik. Savaş alanlarında g&uuml;nlerce bu kahraman T&uuml;rk askerinin cesareti,  g&uuml;zelliği ve insan sevgisi konuşuldu.&quot;<br />
1915&#8242;te &Ccedil;anakkale Savaşı&#8217;nda Fransız birliklerine komuta eden General Guro,  Osmanlı ordusunun savaş ahl&acirc;kını şu s&ouml;zleriyle anlatıyor: &quot;Bir sabah g&uuml;n&uuml;n ilk  ışıkları ile birlikte T&uuml;rklerle s&uuml;ng&uuml; savaşına başlamıştık. Savaşta T&uuml;rkler, &ccedil;ok  ama &ccedil;ok mahirdi. Kendileri ile başa &ccedil;ıkmak imk&acirc;nsızdı. S&uuml;ng&uuml; muharebemiz,  fasılalı şekilde akşam ge&ccedil; vakte kadar devam etti. Ortalık kararınca T&uuml;rklerle  anlaşma yaptık. Muharebe sahasında gezecek ve yaralılarımızı toplayacaktık.  Bizim askerler, sedyelerle muharebe sahasına &ccedil;ıktıkları zaman ben de aralarına  katılmıştım. Bir ara kucağındaki askerin yarasına g&ouml;mleğinden yırttığı bez  par&ccedil;alarını bastıran bir T&uuml;rk askerine rastladım. Akşamın karanlığında, değme  bir ressamın fır&ccedil;asından &ccedil;ıkmayacak bir tablo karşısında idim. Uzun m&uuml;ddet  seyrettiğim bu tablodaki T&uuml;rk askeri, kendi yaralarına yerden avu&ccedil;la aldığı  toprakları basıyordu. Kucağındaki yaralı i&ccedil;in ise, durmadan g&ouml;mleğinden  yırtmakla meşgul idi. Terc&uuml;man yardımı ile ona bazı sorular sordum:<br />
&mdash; Ni&ccedil;in az &ouml;nce &ouml;ld&uuml;rmek istediğin askere şimdi yardım ediyorsun?<br />
T&uuml;rk askeri, takati t&uuml;kenmiş bir h&acirc;lde cevap verdi:<br />
&mdash; Bu asker, yaralanınca yanıma d&uuml;şt&uuml;. Cebinden yaşlı bir kadın fotoğrafı  &ccedil;ıkardı. Bir şeyler s&ouml;yledi, anlamadım; ama herhalde annesi olacaktı. Benim ise  kimsem yok. İstedim ki o kurtulsun Bu s&ouml;zlerden sonra Fransız generali,  etrafındakilere d&ouml;nd&uuml; ve &acirc;deta bağırarak ş&ouml;yle dedi: <br />
&quot;Efendiler! Kendi yarasına toprak bastırdığı h&acirc;lde kucağındaki yaralı i&ccedil;in  g&ouml;mleğini yırtan bu asil askerin kucağındaki yaralı kimdi biliyor musunuz?  Herkes susmuş, merak dolu nazarlarla emekli Fransız generaline bakıyordu. Guro,  g&ouml;z kenarlarında birikmiş olan yaşları, buruşuk derili elleri ile silerken  fısıltı h&acirc;linde seslendi. T&uuml;rk askerinin kucağındaki yaralı bir Fransız askeri  idi efendiler! Bir Fransız askeri!&#8230;&quot;<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">Sızıntı Dergisi Ağustos 2009</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="136" title="1" title="04 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/687-osmanli-askeri-fransizi-boyle-aglatti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlar domuz gribinden değil aşıdan daha fazla zarar görebilirler</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3353-insanlar-domuz-gribinden-degil-asidan-daha-fazla-zarar-gorebilirler-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3353-insanlar-domuz-gribinden-degil-asidan-daha-fazla-zarar-gorebilirler-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 11:47:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi ağır bir hastalık mı]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi aşısı olalım mı]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi öldürücü bir hastalık mı]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi salgını olacak mı]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribinden korkmayın]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[gribinden]]></category>
		<category><![CDATA[Grip aşısı ne kadar etkilidir]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar domuz gribinden değil aşıdan daha fazla zarar görebilirler]]></category>
		<category><![CDATA[nsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[rebilirler]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=684</guid>
		<description><![CDATA[Domuz gribinden korkmayın D&#252;nya Sağlık &#214;rg&#252;t&#252;&#8217;n&#252;n basın a&#231;ıklamasını okuyunca korkuya kapılmamak ve &#8216;Eyvah insanlığın sonu geldi galiba&#8217;&#160; dememek m&#252;mk&#252;n değil: &#8216;&#8217;&#214;n&#252;m&#252;zdeki aylarda &#231;ıkması beklenen pandemide 2 milyardan fazla insan gribe...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="4"><strong>Domuz gribinden korkmayın</strong><br />
D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml;&rsquo;n&uuml;n basın a&ccedil;ıklamasını okuyunca korkuya kapılmamak ve &lsquo;Eyvah  insanlığın sonu geldi galiba&rsquo;&nbsp; dememek m&uuml;mk&uuml;n değil:<br />
&lsquo;&rsquo;&Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki aylarda &ccedil;ıkması beklenen pandemide 2 milyardan fazla insan gribe  yakalanacak ve iyimser senaryoda 2-7 milyon, k&ouml;t&uuml;mser senaryoda ise100 milyon  insanın &ouml;lecek.&rsquo;&rsquo;<br />
Evet, bu s&ouml;zler sıradan bir insana değil D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml;&rsquo; n&uuml;n Asya ve  Pasifik Direkt&ouml;r&uuml; Shigeru Omi&rsquo; ye ait. <br />
Ama durun hemen paniklemeyin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu a&ccedil;ıklama tam 5 sene &ouml;ncesine ait bir  a&ccedil;ıklama. &Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r ki b&ouml;yle bir salgın ger&ccedil;ekleşmedi. <br />
Sağlık Bakanımızın domuz gribi ile ilgili olarak T&uuml;rkiye i&ccedil;in a&ccedil;ıkladığı iyi ve  k&ouml;t&uuml; senaryoları da gazetelerde okumuş olmalısınız. <br />
Bu t&uuml;r a&ccedil;ıklamalar insanları korkutmaktan, kafalarını karıştırmaktan ve moral  bozmaktan başka hi&ccedil;bir işe yaramıyor. <br />
İnsanlar endişe i&ccedil;inde. &lsquo;&rsquo;Domuz gribi salgını olacak mı, yoksa toplumda panik mi  yaratılmak isteniyor? Grip aşısı &uuml;reten firmaların ya da ila&ccedil; end&uuml;strisinin bu  işte rolleri var mı? Grip aşısı olmak şart mı?&rsquo;&rsquo; sorularına cevap arıyorlar. <br />
<strong>Domuz gribi salgını olacak mı? <br />
</strong>Nisan ayından beri d&uuml;nyanın hemen her &uuml;lkesinde g&ouml;r&uuml;len domuz gribi vir&uuml;s&uuml;  H1N1&rsquo; e karşı insanların bağışıklığının olmaması bu vir&uuml;s&uuml; alan her kişinin  hastalanması anlamına geliyor ve buna g&ouml;re de d&uuml;nya &ccedil;apında bir salgın ihtimal  dahilindedir.<br />
Ancak 1510 senesinden bug&uuml;ne kadar oluşan 14 pandemi incelendiğinde bunların  hi&ccedil;birinin &ouml;nce bahar mevsiminde başlayıp daha sonra kış mevsiminde daha ağır  ikinci bir salgına yol a&ccedil;ığına dair bir veri yok. Bu i&ccedil;imizi &ccedil;ok ferahlatan bir  bilgi.<br />
<strong>Domuz gribi ağır bir hastalık mı?<br />
</strong>Domuz gribi insanların korkutulduğu kadar ağır bir hastalık değil.  Belirtileri olağan gribe g&ouml;re &ccedil;ok daha hafif. <br />
Domuz gribi olanların hastaneye yatmaları veya ila&ccedil; kullanmaları da <br />
gerekmiyor. Bunların ateşleri d&uuml;şene kadar evde istirahat etmeleri yeterli.  Hastalık kendi kendine iyi oluyor.<br />
<strong>Domuz gribi &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; bir hastalık mı?<br />
</strong>Domuz gribinin &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; bir hastalık olduğu doğru ama bu ihtimal binde birin  bile altında. Oysa olağan gripte bu oran y&uuml;zde 1. Her sene olağan gripten  250-500 bin insanın &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; ama domuz gribinden bug&uuml;ne kadar &ouml;len insan sayısının  4 bin 500 civarında olduğu bilinirse durum daha iyi anlaşılır.<br />
<strong>Grip aşısı ne kadar etkilidir?<br />
</strong>Aşı gribin hafif atlatılması, gribe bağlı komplikasyonların ve &ouml;l&uuml;mlerin  azaltılması amacıyla yapılır. Bunun i&ccedil;in de aşıdaki vir&uuml;slerle hastalık yapan  vir&uuml;s&uuml;n aynı veya &ccedil;ok benzer olmaları gerekir.<br />
Aşıdaki vir&uuml;slerle hastalık yapan vir&uuml;sler farklı olduğunda aşı zaten etkisiz  kalacaktır ama uyum olduğunda da aşının komplikasyon ve &ouml;l&uuml;mleri &ouml;nlediğine dair  bir kanıt yoktur.<br />
Aşı yapılan kimselerde o vir&uuml;slere karşı antikor oluşması aşının etkili olduğunu  g&ouml;stermemektedir.<br />
Son yıllarda yapılan pek &ccedil;ok araştırma grip aşısının 70 yaşın &uuml;st&uuml;ndekilerde  &ouml;l&uuml;mleri azatlığı iddiasının &lsquo;&ccedil;ok abartılı&rsquo; olduğunu ortaya koymuştur. Amerika&rsquo;  da 1980&rsquo; lerde y&uuml;zde 15 civarında olan aşılanma oranlarının son yıllarda y&uuml;zde  70&rsquo; lere kadar &ccedil;ıkmasına rağmen yaşlılarda gribe bağlı &lsquo;fazladan &ouml;l&uuml;mlerde&rsquo;  azalmanın olmadığı ortadadır. <br />
Aşı yapılan insanların incelendiği bir araştırmada da aşıdan fayda g&ouml;rd&uuml;kleri  belirlenen kimselerin maddi durumları daha iyi olan, sağlıklarına &ouml;nem veren,  sigara alkol kullanmayan, sağlık sigortaları olan, kendilerine iyi bakan kişiler  oldukları anlaşılmıştır.<br />
<strong>Domuz gribi aşısı olalım mı?<br />
</strong>Domuz gribi aşısı yapılması kanımca gerekli değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir kere domuz  gribi sanıldığı kadar ağır ve &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; bir hastalık değildir. İkincisi domuz  gribi aşısının etkili olduğunu g&ouml;steren hi&ccedil;bir veri yoktur. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; de bu  aşının &ccedil;ok ciddi yan etkileri olabileceği ileri s&uuml;r&uuml;lmektedir. </font></div>
<div style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="4">&nbsp;</font></div>
<div style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="4"><strong> <font face="Tahoma">İnsanlar domuz gribinden değil aşıdan daha fazla zarar  g&ouml;rebilirler</font></strong></font></div>
<div style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="4"><br />
<a href="http://www.iyibilgi.com/artikel.php?artikel_id=25712" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.iyibilgi.com/artikel.php?artikel_id=25712&amp;referer=');">Prof. Dr. Ahmet Rasim K&uuml;&ccedil;&uuml;kusta</a> <br />
ahmetrasimk@mynet.com </font></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="122" title="1" title="23 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3353-insanlar-domuz-gribinden-degil-asidan-daha-fazla-zarar-gorebilirler-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsanlar domuz gribinden değil aşıdan daha fazla zarar görebilirler</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/684-insanlar-domuz-gribinden-degil-asidan-daha-fazla-zarar-gorebilirler.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/684-insanlar-domuz-gribinden-degil-asidan-daha-fazla-zarar-gorebilirler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 11:47:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi ağır bir hastalık mı]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi aşısı olalım mı]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi öldürücü bir hastalık mı]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribi salgını olacak mı]]></category>
		<category><![CDATA[Domuz gribinden korkmayın]]></category>
		<category><![CDATA[fazla]]></category>
		<category><![CDATA[gribinden]]></category>
		<category><![CDATA[Grip aşısı ne kadar etkilidir]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlar domuz gribinden değil aşıdan daha fazla zarar görebilirler]]></category>
		<category><![CDATA[nsanlar]]></category>
		<category><![CDATA[rebilirler]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=684</guid>
		<description><![CDATA[Domuz gribinden korkmayın D&#252;nya Sağlık &#214;rg&#252;t&#252;&#8217;n&#252;n basın a&#231;ıklamasını okuyunca korkuya kapılmamak ve &#8216;Eyvah insanlığın sonu geldi galiba&#8217;&#160; dememek m&#252;mk&#252;n değil: &#8216;&#8217;&#214;n&#252;m&#252;zdeki aylarda &#231;ıkması beklenen pandemide 2 milyardan fazla insan gribe...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="4"><strong>Domuz gribinden korkmayın</strong><br />
D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml;&rsquo;n&uuml;n basın a&ccedil;ıklamasını okuyunca korkuya kapılmamak ve &lsquo;Eyvah  insanlığın sonu geldi galiba&rsquo;&nbsp; dememek m&uuml;mk&uuml;n değil:<br />
&lsquo;&rsquo;&Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki aylarda &ccedil;ıkması beklenen pandemide 2 milyardan fazla insan gribe  yakalanacak ve iyimser senaryoda 2-7 milyon, k&ouml;t&uuml;mser senaryoda ise100 milyon  insanın &ouml;lecek.&rsquo;&rsquo;<br />
Evet, bu s&ouml;zler sıradan bir insana değil D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml;&rsquo; n&uuml;n Asya ve  Pasifik Direkt&ouml;r&uuml; Shigeru Omi&rsquo; ye ait. <br />
Ama durun hemen paniklemeyin. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu a&ccedil;ıklama tam 5 sene &ouml;ncesine ait bir  a&ccedil;ıklama. &Ccedil;ok ş&uuml;k&uuml;r ki b&ouml;yle bir salgın ger&ccedil;ekleşmedi. <br />
Sağlık Bakanımızın domuz gribi ile ilgili olarak T&uuml;rkiye i&ccedil;in a&ccedil;ıkladığı iyi ve  k&ouml;t&uuml; senaryoları da gazetelerde okumuş olmalısınız. <br />
Bu t&uuml;r a&ccedil;ıklamalar insanları korkutmaktan, kafalarını karıştırmaktan ve moral  bozmaktan başka hi&ccedil;bir işe yaramıyor. <br />
İnsanlar endişe i&ccedil;inde. &lsquo;&rsquo;Domuz gribi salgını olacak mı, yoksa toplumda panik mi  yaratılmak isteniyor? Grip aşısı &uuml;reten firmaların ya da ila&ccedil; end&uuml;strisinin bu  işte rolleri var mı? Grip aşısı olmak şart mı?&rsquo;&rsquo; sorularına cevap arıyorlar. <br />
<strong>Domuz gribi salgını olacak mı? <br />
</strong>Nisan ayından beri d&uuml;nyanın hemen her &uuml;lkesinde g&ouml;r&uuml;len domuz gribi vir&uuml;s&uuml;  H1N1&rsquo; e karşı insanların bağışıklığının olmaması bu vir&uuml;s&uuml; alan her kişinin  hastalanması anlamına geliyor ve buna g&ouml;re de d&uuml;nya &ccedil;apında bir salgın ihtimal  dahilindedir.<br />
Ancak 1510 senesinden bug&uuml;ne kadar oluşan 14 pandemi incelendiğinde bunların  hi&ccedil;birinin &ouml;nce bahar mevsiminde başlayıp daha sonra kış mevsiminde daha ağır  ikinci bir salgına yol a&ccedil;ığına dair bir veri yok. Bu i&ccedil;imizi &ccedil;ok ferahlatan bir  bilgi.<br />
<strong>Domuz gribi ağır bir hastalık mı?<br />
</strong>Domuz gribi insanların korkutulduğu kadar ağır bir hastalık değil.  Belirtileri olağan gribe g&ouml;re &ccedil;ok daha hafif. <br />
Domuz gribi olanların hastaneye yatmaları veya ila&ccedil; kullanmaları da <br />
gerekmiyor. Bunların ateşleri d&uuml;şene kadar evde istirahat etmeleri yeterli.  Hastalık kendi kendine iyi oluyor.<br />
<strong>Domuz gribi &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; bir hastalık mı?<br />
</strong>Domuz gribinin &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; bir hastalık olduğu doğru ama bu ihtimal binde birin  bile altında. Oysa olağan gripte bu oran y&uuml;zde 1. Her sene olağan gripten  250-500 bin insanın &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; ama domuz gribinden bug&uuml;ne kadar &ouml;len insan sayısının  4 bin 500 civarında olduğu bilinirse durum daha iyi anlaşılır.<br />
<strong>Grip aşısı ne kadar etkilidir?<br />
</strong>Aşı gribin hafif atlatılması, gribe bağlı komplikasyonların ve &ouml;l&uuml;mlerin  azaltılması amacıyla yapılır. Bunun i&ccedil;in de aşıdaki vir&uuml;slerle hastalık yapan  vir&uuml;s&uuml;n aynı veya &ccedil;ok benzer olmaları gerekir.<br />
Aşıdaki vir&uuml;slerle hastalık yapan vir&uuml;sler farklı olduğunda aşı zaten etkisiz  kalacaktır ama uyum olduğunda da aşının komplikasyon ve &ouml;l&uuml;mleri &ouml;nlediğine dair  bir kanıt yoktur.<br />
Aşı yapılan kimselerde o vir&uuml;slere karşı antikor oluşması aşının etkili olduğunu  g&ouml;stermemektedir.<br />
Son yıllarda yapılan pek &ccedil;ok araştırma grip aşısının 70 yaşın &uuml;st&uuml;ndekilerde  &ouml;l&uuml;mleri azatlığı iddiasının &lsquo;&ccedil;ok abartılı&rsquo; olduğunu ortaya koymuştur. Amerika&rsquo;  da 1980&rsquo; lerde y&uuml;zde 15 civarında olan aşılanma oranlarının son yıllarda y&uuml;zde  70&rsquo; lere kadar &ccedil;ıkmasına rağmen yaşlılarda gribe bağlı &lsquo;fazladan &ouml;l&uuml;mlerde&rsquo;  azalmanın olmadığı ortadadır. <br />
Aşı yapılan insanların incelendiği bir araştırmada da aşıdan fayda g&ouml;rd&uuml;kleri  belirlenen kimselerin maddi durumları daha iyi olan, sağlıklarına &ouml;nem veren,  sigara alkol kullanmayan, sağlık sigortaları olan, kendilerine iyi bakan kişiler  oldukları anlaşılmıştır.<br />
<strong>Domuz gribi aşısı olalım mı?<br />
</strong>Domuz gribi aşısı yapılması kanımca gerekli değildir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir kere domuz  gribi sanıldığı kadar ağır ve &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; bir hastalık değildir. İkincisi domuz  gribi aşısının etkili olduğunu g&ouml;steren hi&ccedil;bir veri yoktur. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; de bu  aşının &ccedil;ok ciddi yan etkileri olabileceği ileri s&uuml;r&uuml;lmektedir. </font></div>
<div style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="4">&nbsp;</font></div>
<div style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="4"><strong> <font face="Tahoma">İnsanlar domuz gribinden değil aşıdan daha fazla zarar  g&ouml;rebilirler</font></strong></font></div>
<div style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="4"><br />
<a href="http://www.iyibilgi.com/artikel.php?artikel_id=25712" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.iyibilgi.com/artikel.php?artikel_id=25712&amp;referer=');">Prof. Dr. Ahmet Rasim K&uuml;&ccedil;&uuml;kusta</a> <br />
ahmetrasimk@mynet.com </font></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="122" title="0" title="19 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/684-insanlar-domuz-gribinden-degil-asidan-daha-fazla-zarar-gorebilirler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Davinci&#8217;nin Hırsızlığının şifresini çözen Türk</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3352-davincinin-hirsizliginin-sifresini-cozen-turk-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3352-davincinin-hirsizliginin-sifresini-cozen-turk-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 11:38:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Dan Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Davinci]]></category>
		<category><![CDATA[Davinci'nin Hırsızlığının şifresini çözen Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Davinci'nin şifresini çözen Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İbnü'l Heysem]]></category>
		<category><![CDATA[ifresini]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İrfan Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Fuat Sezgin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=682</guid>
		<description><![CDATA[Davinci&#8217;nin şifresini &#231;&#246;zen T&#252;rk Esrarengiz &#231;izimlerdeki islam sırrı&#8230; &#8216;Leonardo&#8217;nun İslam bilginlerinin bilgilerini kullandığı kabul edilse, resimlerinin &#231;&#246;z&#252;lemeyen sırları aydınlanmış olacak&#8230;&#8217; Erhan Başyurt&#160; / Bug&#252;n Dan Brown&#8217;ın &#34;Da Vinci Şifresi&#34; d&#252;nya...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title><br />
<meta content="Microsoft FrontPage 5.0" name="GENERATOR" /><br />
<meta content="FrontPage.Editor.Document" name="ProgId" /></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">Davinci&#8217;nin şifresini &ccedil;&ouml;zen T&uuml;rk</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">Esrarengiz &ccedil;izimlerdeki islam sırrı&#8230;<br />
<img width="222" height="155" align="left" alt="Da Vinci Şifresi'ni &ccedil;&ouml;zen T&uuml;rk..." src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/davinci.jpg" class="belong" />&#8216;Leonardo&#8217;nun  İslam bilginlerinin bilgilerini kullandığı kabul edilse, resimlerinin  &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen sırları aydınlanmış olacak&#8230;&#8217; <br />
Erhan Başyurt&nbsp; / Bug&uuml;n<br />
Dan Brown&#8217;ın &quot;Da Vinci Şifresi&quot; d&uuml;nya genelinde en &ccedil;ok satan kitaplar arasında  geliyor. <br />
Kitap &ccedil;ok pop&uuml;ler olunca başrol&uuml;n&uuml; Tom Hanks&#8217;in oynadığı filmi de &ccedil;ekildi.<br />
Dan Brown &quot;Melekler ve Şeytanlar&quot; kitabıyla seriyi s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;.<br />
&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kitabı da yakında piyasada olacak.<br />
Dan Brown, ilk kitabında Da Vinci&#8217;nin resim ve şekillerindeki şifrelerden yola  &ccedil;ıkarak, aslında Hz. İsa&#8217;nın soyunun devam ettiğini ileri s&uuml;r&uuml;yor.<br />
&quot;Tapınak Ş&ouml;valyeleri&quot; ile g&uuml;ndeme gelen &quot;Kutsal Kase&quot; sembol&uuml;n&uuml;n de Vatikan&#8217;dan  gizli tutulan bu soyu koruma kavgası olduğunu ileri s&uuml;r&uuml;yordu.<br />
Hem kitap hem de film pop&uuml;ler olunca, Vatikan b&uuml;y&uuml;k tepki g&ouml;sterdi. <br />
Dan Brown, kitabıyla Da Vinci&#8217;yi bir kez daha R&ouml;nesans&#8217;ın gizemli bilim adamı  haline getirdi. <br />
Her kitabı ve eseri şaşırtan sembollerle, şifrelerle merak konusu oldu.<br />
İlgin&ccedil; bir şekilde bu şifreleri Dan Brown değil ama bir T&uuml;rk profes&ouml;r &ccedil;&ouml;zd&uuml;. <br />
Prof. Fuat Sezgin, Da Vinci&#8217;nin eserlerini bizzat incelemiş.<br />
İşte sizleri de şok edeceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m tespitleri: <br />
&quot;Optik bilimcisi İbn&uuml;&#8217;l Heysem&#8217;in iki b&uuml;y&uuml;k kitabı vardır. İspanyolca&#8217;ya terc&uuml;me  edilmişti. 50 sene &ouml;nce İtalyanca terc&uuml;mesi &ccedil;ıktı. Bu terc&uuml;melerin Leonardo da  Vinci&#8217;nin elinde olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. Bana g&ouml;re Leonardo da Vinci, İbn&uuml;&#8217;l  Heysem&#8217;i okudu. Zaten Leonardo da Vinci&#8217;nin kitabında aletlerin krokileri var,  fakat hi&ccedil;bir alet yapmadı. Buna rağmen ona dahi diyebiliriz ama kitabında  bulunan her şey İslam d&uuml;nyasından geliyor.&quot;<br />
Prof. Sezgin&#8217;in iddiaları bunlarla da sınırlı değil. <br />
Da Vinci&#8217;nin resimlerini &ccedil;izdiği aletler ve matematik hesaplarının da İslam  &acirc;limlerinin buluşu olduğunu iddia ediyor. <br />
Bu bilgileri kullanan Da Vinci&#8217;nin devrine g&ouml;re inanılmaz kabul edilen resimler  &ccedil;izebildiğini s&ouml;yl&uuml;yor.<br />
Prof. Sezgin, &quot;H&acirc;lbuki Leonardo&#8217;nun İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini  kullandığı kabul edilse, resimlerinin &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen sırları aydınlanmış olacaktır&quot;  diyor.<br />
Prof. Sezgin tezinde olduk&ccedil;a iddialı&#8230;<br />
&quot;Problema Alhazeni&quot; &ouml;rneğini veriyor. <br />
&quot;11&#8242;inci asrın ilk yarısında yaşayan İbn&uuml;&#8217;l Heysem, bir optik problemini  d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; dereceden denklemle &ccedil;&ouml;zd&uuml;. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yanlışlıkla Latinceye &ccedil;evrilen  problem, Avrupalıları &#8216;Problema Alhazeni&#8217; adı altında 13. asırdan 19. asra kadar  uğraştırdı. Avrupalılar &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; ancak 19. asırda yapabildi.&quot;<br />
Prof. Sezgin, İbn&uuml;&#8217;l Heysem gibi &ouml;nde gelen bilim adamlarının pek &ccedil;ok &ccedil;izimini  &ccedil;alışır halde canlandırdı. <br />
Almanya&#8217;daki Goethe &Uuml;niversitesi b&uuml;nyesindeki &quot;Arap-İslam Bilimleri Tarihi  Enstit&uuml;s&uuml;&quot;nde g&ouml;rev yapıyor.<br />
16 ciltlik İslam Bilim Tarihi&#8217;nin yazarı. <br />
D&uuml;nya &ccedil;apında bir&ccedil;ok &ouml;d&uuml;l&uuml;n de sahibi&#8230; <br />
Bu kadar değerli bir akademisyeni &quot;T&uuml;rkiye&#8217;den kovduğumuzu&quot; utan&ccedil;la s&ouml;ylemek  zorundayım. <br />
Prof. Sezgin&#8217;i, 1960 darbesi sonrası kardeşi Demokrat Partili olduğu i&ccedil;in  atmışız. <br />
Milli Birlik Komitesi &uuml;yesinin kızıyla evli bir akademisyenin haset eseri  ihbarıyla&#8230; <br />
Başka bir deyişle, 147&#8242;likler arasında. <br />
Ancak i&ccedil;indeki vatan hicranı her ge&ccedil;en g&uuml;n katlanmış.<br />
O da bir vefa &ouml;rneği olarak G&uuml;lhane&#8217;deki, &quot;İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji  Tarihi M&uuml;zesi&#8217;ni&quot; tamamladı.<br />
İbn&uuml;&#8217;l Heysem gibi değeri bilinmeyen y&uuml;zlerce İslam bilim adamının unutulan  eserleri burada sergileniyor.<br />
Da Vinci&#8217;yi &ccedil;&ouml;zen T&uuml;rk&#8217;e, &ouml;zg&uuml;venimizi tazeleyen m&uuml;thiş &ccedil;alışmaları i&ccedil;in &ccedil;ok  teşekk&uuml;rler&#8230;<br />
Prof. Fuat Sezgin&#8217;in &ccedil;alışmaları hakkında daha ayrıntılı bilgiye Prof. Dr. İrfan  Yılmaz&#8217;ın &quot;Yitik Hazinenin K&acirc;şifi&quot; isimli eserden ulaşabilirsiniz. <br />
&nbsp;</font></p>
<p><a href="http://www.iyibilgi.com//haber.php?haber_id=130872" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.iyibilgi.com//haber.php?haber_id=130872&amp;referer=');"><font face="Tahoma" size="3">İyi Bilgi</font></a></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="174" title="1" title="04 January 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3352-davincinin-hirsizliginin-sifresini-cozen-turk-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Davinci&#8217;nin Hırsızlığının şifresini çözen Türk</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/682-davincinin-hirsizliginin-sifresini-cozen-turk.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/682-davincinin-hirsizliginin-sifresini-cozen-turk.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 11:38:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[Dan Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Davinci]]></category>
		<category><![CDATA[Davinci'nin Hırsızlığının şifresini çözen Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Davinci'nin şifresini çözen Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Goethe Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İbnü'l Heysem]]></category>
		<category><![CDATA[ifresini]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. İrfan Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Fuat Sezgin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=682</guid>
		<description><![CDATA[Davinci&#8217;nin şifresini &#231;&#246;zen T&#252;rk Esrarengiz &#231;izimlerdeki islam sırrı&#8230; &#8216;Leonardo&#8217;nun İslam bilginlerinin bilgilerini kullandığı kabul edilse, resimlerinin &#231;&#246;z&#252;lemeyen sırları aydınlanmış olacak&#8230;&#8217; Erhan Başyurt&#160; / Bug&#252;n Dan Brown&#8217;ın &#34;Da Vinci Şifresi&#34; d&#252;nya...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title><br />
<meta content="Microsoft FrontPage 5.0" name="GENERATOR" /><br />
<meta content="FrontPage.Editor.Document" name="ProgId" /></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">Davinci&#8217;nin şifresini &ccedil;&ouml;zen T&uuml;rk</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">Esrarengiz &ccedil;izimlerdeki islam sırrı&#8230;<br />
<img width="222" height="155" align="left" alt="Da Vinci Şifresi'ni &ccedil;&ouml;zen T&uuml;rk..." src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/davinci.jpg" class="belong" />&#8216;Leonardo&#8217;nun  İslam bilginlerinin bilgilerini kullandığı kabul edilse, resimlerinin  &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen sırları aydınlanmış olacak&#8230;&#8217; <br />
Erhan Başyurt&nbsp; / Bug&uuml;n<br />
Dan Brown&#8217;ın &quot;Da Vinci Şifresi&quot; d&uuml;nya genelinde en &ccedil;ok satan kitaplar arasında  geliyor. <br />
Kitap &ccedil;ok pop&uuml;ler olunca başrol&uuml;n&uuml; Tom Hanks&#8217;in oynadığı filmi de &ccedil;ekildi.<br />
Dan Brown &quot;Melekler ve Şeytanlar&quot; kitabıyla seriyi s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;.<br />
&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kitabı da yakında piyasada olacak.<br />
Dan Brown, ilk kitabında Da Vinci&#8217;nin resim ve şekillerindeki şifrelerden yola  &ccedil;ıkarak, aslında Hz. İsa&#8217;nın soyunun devam ettiğini ileri s&uuml;r&uuml;yor.<br />
&quot;Tapınak Ş&ouml;valyeleri&quot; ile g&uuml;ndeme gelen &quot;Kutsal Kase&quot; sembol&uuml;n&uuml;n de Vatikan&#8217;dan  gizli tutulan bu soyu koruma kavgası olduğunu ileri s&uuml;r&uuml;yordu.<br />
Hem kitap hem de film pop&uuml;ler olunca, Vatikan b&uuml;y&uuml;k tepki g&ouml;sterdi. <br />
Dan Brown, kitabıyla Da Vinci&#8217;yi bir kez daha R&ouml;nesans&#8217;ın gizemli bilim adamı  haline getirdi. <br />
Her kitabı ve eseri şaşırtan sembollerle, şifrelerle merak konusu oldu.<br />
İlgin&ccedil; bir şekilde bu şifreleri Dan Brown değil ama bir T&uuml;rk profes&ouml;r &ccedil;&ouml;zd&uuml;. <br />
Prof. Fuat Sezgin, Da Vinci&#8217;nin eserlerini bizzat incelemiş.<br />
İşte sizleri de şok edeceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m tespitleri: <br />
&quot;Optik bilimcisi İbn&uuml;&#8217;l Heysem&#8217;in iki b&uuml;y&uuml;k kitabı vardır. İspanyolca&#8217;ya terc&uuml;me  edilmişti. 50 sene &ouml;nce İtalyanca terc&uuml;mesi &ccedil;ıktı. Bu terc&uuml;melerin Leonardo da  Vinci&#8217;nin elinde olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. Bana g&ouml;re Leonardo da Vinci, İbn&uuml;&#8217;l  Heysem&#8217;i okudu. Zaten Leonardo da Vinci&#8217;nin kitabında aletlerin krokileri var,  fakat hi&ccedil;bir alet yapmadı. Buna rağmen ona dahi diyebiliriz ama kitabında  bulunan her şey İslam d&uuml;nyasından geliyor.&quot;<br />
Prof. Sezgin&#8217;in iddiaları bunlarla da sınırlı değil. <br />
Da Vinci&#8217;nin resimlerini &ccedil;izdiği aletler ve matematik hesaplarının da İslam  &acirc;limlerinin buluşu olduğunu iddia ediyor. <br />
Bu bilgileri kullanan Da Vinci&#8217;nin devrine g&ouml;re inanılmaz kabul edilen resimler  &ccedil;izebildiğini s&ouml;yl&uuml;yor.<br />
Prof. Sezgin, &quot;H&acirc;lbuki Leonardo&#8217;nun İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini  kullandığı kabul edilse, resimlerinin &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen sırları aydınlanmış olacaktır&quot;  diyor.<br />
Prof. Sezgin tezinde olduk&ccedil;a iddialı&#8230;<br />
&quot;Problema Alhazeni&quot; &ouml;rneğini veriyor. <br />
&quot;11&#8242;inci asrın ilk yarısında yaşayan İbn&uuml;&#8217;l Heysem, bir optik problemini  d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; dereceden denklemle &ccedil;&ouml;zd&uuml;. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yanlışlıkla Latinceye &ccedil;evrilen  problem, Avrupalıları &#8216;Problema Alhazeni&#8217; adı altında 13. asırdan 19. asra kadar  uğraştırdı. Avrupalılar &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; ancak 19. asırda yapabildi.&quot;<br />
Prof. Sezgin, İbn&uuml;&#8217;l Heysem gibi &ouml;nde gelen bilim adamlarının pek &ccedil;ok &ccedil;izimini  &ccedil;alışır halde canlandırdı. <br />
Almanya&#8217;daki Goethe &Uuml;niversitesi b&uuml;nyesindeki &quot;Arap-İslam Bilimleri Tarihi  Enstit&uuml;s&uuml;&quot;nde g&ouml;rev yapıyor.<br />
16 ciltlik İslam Bilim Tarihi&#8217;nin yazarı. <br />
D&uuml;nya &ccedil;apında bir&ccedil;ok &ouml;d&uuml;l&uuml;n de sahibi&#8230; <br />
Bu kadar değerli bir akademisyeni &quot;T&uuml;rkiye&#8217;den kovduğumuzu&quot; utan&ccedil;la s&ouml;ylemek  zorundayım. <br />
Prof. Sezgin&#8217;i, 1960 darbesi sonrası kardeşi Demokrat Partili olduğu i&ccedil;in  atmışız. <br />
Milli Birlik Komitesi &uuml;yesinin kızıyla evli bir akademisyenin haset eseri  ihbarıyla&#8230; <br />
Başka bir deyişle, 147&#8242;likler arasında. <br />
Ancak i&ccedil;indeki vatan hicranı her ge&ccedil;en g&uuml;n katlanmış.<br />
O da bir vefa &ouml;rneği olarak G&uuml;lhane&#8217;deki, &quot;İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji  Tarihi M&uuml;zesi&#8217;ni&quot; tamamladı.<br />
İbn&uuml;&#8217;l Heysem gibi değeri bilinmeyen y&uuml;zlerce İslam bilim adamının unutulan  eserleri burada sergileniyor.<br />
Da Vinci&#8217;yi &ccedil;&ouml;zen T&uuml;rk&#8217;e, &ouml;zg&uuml;venimizi tazeleyen m&uuml;thiş &ccedil;alışmaları i&ccedil;in &ccedil;ok  teşekk&uuml;rler&#8230;<br />
Prof. Fuat Sezgin&#8217;in &ccedil;alışmaları hakkında daha ayrıntılı bilgiye Prof. Dr. İrfan  Yılmaz&#8217;ın &quot;Yitik Hazinenin K&acirc;şifi&quot; isimli eserden ulaşabilirsiniz. <br />
&nbsp;</font></p>
<p><a href="http://www.iyibilgi.com//haber.php?haber_id=130872" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.iyibilgi.com//haber.php?haber_id=130872&amp;referer=');"><font face="Tahoma" size="3">İyi Bilgi</font></a></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="176" title="1" title="09 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/682-davincinin-hirsizliginin-sifresini-cozen-turk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümden sonra bilinç varlığını sürdüyor mu?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3351-olumden-sonra-bilinc-varligini-surduyor-mu-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3351-olumden-sonra-bilinc-varligini-surduyor-mu-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 11:04:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[bilin]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümden sonra bilinç varlığını sürdüyor mu?]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=680</guid>
		<description><![CDATA[&#214;l&#252;mden sonra bilin&#231; varlığını s&#252;rd&#252;yor mu? ABD&#8217;li muhafazakar yazarın kitabı b&#252;y&#252;k tartışma yarattı 04.11.2009 11:38 Amerikalı muhafazak&#226;r siyasi yorumcu Dinesh D&#8217;Souza tarafından yazılan &#8220;Life After Death: The Evidence&#8221; (&#214;l&#252;mden Sonra...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title><br />
<meta name="GENERATOR" content="Microsoft FrontPage 5.0"><br />
<meta name="ProgId" content="FrontPage.Editor.Document" /></meta>
</p>
<p><font face="Tahoma" size="3">&Ouml;l&uuml;mden sonra bilin&ccedil; varlığını s&uuml;rd&uuml;yor mu?</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">ABD&#8217;li muhafazakar yazarın kitabı b&uuml;y&uuml;k tartışma yarattı</font><font class="news_title_kck" align="left"></p>
<p>04.11.2009 11:38</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3"> Amerikalı  muhafazak&acirc;r siyasi yorumcu Dinesh D&rsquo;Souza tarafından yazılan &ldquo;Life After Death:  The Evidence&rdquo; (&Ouml;l&uuml;mden Sonra Yaşam: Kanıt) isimli kitap akademik &ccedil;evrelerde ve  internette b&uuml;y&uuml;k tartışma yarattı. </p>
<p>Kitabı Amerikan Newsweek dergisinde değerlendiren Jerry Adler şunları yazdı: <br />
&ldquo;Ge&ccedil;en yıl, k&uuml;&ccedil;&uuml;k oğlum Max&rsquo;in &ouml;l&uuml;m&uuml;nden 3 ay sonra kapımı a&ccedil;tım ve basamaklarda  bir kelebek g&ouml;rd&uuml;m. Daha sonra bu kelebeğin, Brooklyn&rsquo;in ortasında daha &ouml;nce hi&ccedil;  g&ouml;rmediğim &lsquo;Doğu kaplan &ccedil;atalkuyruk&rsquo; kelebeği olduğunu &ouml;ğrendim. Olayın tarihi  de hafızama kazındı &ccedil;&uuml;nk&uuml; o g&uuml;n doğum g&uuml;n&uuml;md&uuml;.&rdquo; <br />
<strong><br />
&#8216;BİLİMSEL KANITLAR SUNMAYA &Ccedil;ALIŞIYOR</strong>&#8216;</p>
<p>Kelebeğin, &ldquo;ruh&rdquo; i&ccedil;in yaygın olarak kullanılan bir mecaz olduğunu belirten  Newsweek yazarı, yakınlarını kaybetmiş bir&ccedil;ok kişinin kelebek g&ouml;rd&uuml;klerinde bunu  &ldquo;&ouml;teki d&uuml;nyadan gelen bir mesaj&rdquo; olarak algıladığını ancak kendisinin buna  inanmadığını kaydetti. D&rsquo;Souza&rsquo;nın kitabını okuyunca bu anısını hatırladığını  belirten Adler, kitapla ilgili olarak şunları yazdı:&nbsp; &ldquo;D&rsquo;Souza&rsquo;nın kitabı  &ouml;l&uuml;mden sonra da bilincin varlığını s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne dair sarsılmaz bilimsel  kanıtlar sunmaya &ccedil;alışıyor. D&rsquo;Souza&rsquo;nın iddiasında hayaletler, medyumlar ve  azizler aracılığıyla gelen mucizevi tedavilerin rol&uuml; yok, bunun yerine kuantum  mekaniği, sinirbilimi ve ahlak felsefesinden faydalanılıyor.&nbsp; D&rsquo;Souza &ouml;lm&uuml;ş  biriyle iletişim kurduğunu ya da kurmayı beklediğini s&ouml;ylemiyor. Bunun yerine  insan kalbine y&ouml;neliyor ve orada, fedak&acirc;rlık ve yardımseverliğin altında yatan  evrensel ahlak kurallarını buluyor.&rdquo;</p>
<p>Newsweek, kitapta &ouml;l&uuml;mden sonraki hayatın nerede ger&ccedil;ekleştiğiyle ilgili olarak  da &ldquo;&ccedil;oklu evrenden&rdquo; bahsedildiğini belirtti. Buna g&ouml;re, bazı kuantum  teorilerinde de s&ouml;z edilen &ccedil;oklu evrende madde farklı bir bi&ccedil;imde varlığını  s&uuml;rd&uuml;rebiliyor. Kitapta bu durum &ldquo;Fizikte, &ouml;ld&uuml;kten sonra başka alemlerde,  şimdikinden farklı v&uuml;cutlarla yaşamaya devam edebileceğimiz fikrini &ccedil;&uuml;r&uuml;ten bir  şey bulunmuyor&rdquo; diye a&ccedil;ıklanıyor. Delaware &Uuml;niversitesi Kuramsal Par&ccedil;acık Fiziği  Profes&ouml;r&uuml; Stephen Barr, &ldquo;D&rsquo;Souza, kozmoloji ve sinirbilimi gibi &ccedil;eşitli  dallardaki son keşifler hakkındaki bilgisinden faydalanarak, &ouml;l&uuml;mden sonra yaşam  i&ccedil;in g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir savunma yapmış&rdquo; dedi.</p>
<p><strong>FORUMLARIN FAVORİSİ</strong></p>
<p>&ldquo;What&rsquo;s so Great About America&rdquo;, &ldquo;What&rsquo;s So Great About Christianity&rdquo; gibi &ccedil;ok  satan kitapların yazarı olan D&rsquo;Souza&rsquo;nın son kitabı internet forumlarının da  favorisi konumunda. Forumlarda kitapla ve &ouml;l&uuml;mden sonra yaşamla ilgili yapılan  tartışmalarda, &ldquo;Korkarım &ouml;l&uuml;mden sonra yaşamla ilgili nihai kanıtı g&ouml;rmek i&ccedil;in  &ouml;lmeyi beklememiz gerekiyor&rdquo;, &ldquo;Kuantum teorisi bilim d&uuml;nyasına hi&ccedil;bir şey ifade  etmiyor&rdquo;, &ldquo;Aklın ve bilincin v&uuml;cuttan ayrı olarak varlığını s&uuml;rd&uuml;rebilmesinin  mantıklı bir yolunu d&uuml;ş&uuml;nemiyorum&rdquo; gibi yorumlar yapıldı.</font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.haberturk.com/haber.asp?id=184163&amp;cat=160&amp;dt=2009/11/04" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.haberturk.com/haber.asp?id=184163_amp_cat=160_amp_dt=2009/11/04&amp;referer=');"><font face="Tahoma" size="3">HaberT&uuml;rk</font></a></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="269" title="1" title="17 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3351-olumden-sonra-bilinc-varligini-surduyor-mu-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümden sonra bilinç varlığını sürdüyor mu?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/680-olumden-sonra-bilinc-varligini-surduyor-mu.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/680-olumden-sonra-bilinc-varligini-surduyor-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 11:04:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-Basın]]></category>
		<category><![CDATA[bilin]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümden sonra bilinç varlığını sürdüyor mu?]]></category>
		<category><![CDATA[sonra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=680</guid>
		<description><![CDATA[&#214;l&#252;mden sonra bilin&#231; varlığını s&#252;rd&#252;yor mu? ABD&#8217;li muhafazakar yazarın kitabı b&#252;y&#252;k tartışma yarattı 04.11.2009 11:38 Amerikalı muhafazak&#226;r siyasi yorumcu Dinesh D&#8217;Souza tarafından yazılan &#8220;Life After Death: The Evidence&#8221; (&#214;l&#252;mden Sonra...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title><br />
<meta name="GENERATOR" content="Microsoft FrontPage 5.0"><br />
<meta name="ProgId" content="FrontPage.Editor.Document" /></meta>
</p>
<p><font face="Tahoma" size="3">&Ouml;l&uuml;mden sonra bilin&ccedil; varlığını s&uuml;rd&uuml;yor mu?</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">ABD&#8217;li muhafazakar yazarın kitabı b&uuml;y&uuml;k tartışma yarattı</font><font class="news_title_kck" align="left"></p>
<p>04.11.2009 11:38</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3"> Amerikalı  muhafazak&acirc;r siyasi yorumcu Dinesh D&rsquo;Souza tarafından yazılan &ldquo;Life After Death:  The Evidence&rdquo; (&Ouml;l&uuml;mden Sonra Yaşam: Kanıt) isimli kitap akademik &ccedil;evrelerde ve  internette b&uuml;y&uuml;k tartışma yarattı. </p>
<p>Kitabı Amerikan Newsweek dergisinde değerlendiren Jerry Adler şunları yazdı: <br />
&ldquo;Ge&ccedil;en yıl, k&uuml;&ccedil;&uuml;k oğlum Max&rsquo;in &ouml;l&uuml;m&uuml;nden 3 ay sonra kapımı a&ccedil;tım ve basamaklarda  bir kelebek g&ouml;rd&uuml;m. Daha sonra bu kelebeğin, Brooklyn&rsquo;in ortasında daha &ouml;nce hi&ccedil;  g&ouml;rmediğim &lsquo;Doğu kaplan &ccedil;atalkuyruk&rsquo; kelebeği olduğunu &ouml;ğrendim. Olayın tarihi  de hafızama kazındı &ccedil;&uuml;nk&uuml; o g&uuml;n doğum g&uuml;n&uuml;md&uuml;.&rdquo; <br />
<strong><br />
&#8216;BİLİMSEL KANITLAR SUNMAYA &Ccedil;ALIŞIYOR</strong>&#8216;</p>
<p>Kelebeğin, &ldquo;ruh&rdquo; i&ccedil;in yaygın olarak kullanılan bir mecaz olduğunu belirten  Newsweek yazarı, yakınlarını kaybetmiş bir&ccedil;ok kişinin kelebek g&ouml;rd&uuml;klerinde bunu  &ldquo;&ouml;teki d&uuml;nyadan gelen bir mesaj&rdquo; olarak algıladığını ancak kendisinin buna  inanmadığını kaydetti. D&rsquo;Souza&rsquo;nın kitabını okuyunca bu anısını hatırladığını  belirten Adler, kitapla ilgili olarak şunları yazdı:&nbsp; &ldquo;D&rsquo;Souza&rsquo;nın kitabı  &ouml;l&uuml;mden sonra da bilincin varlığını s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne dair sarsılmaz bilimsel  kanıtlar sunmaya &ccedil;alışıyor. D&rsquo;Souza&rsquo;nın iddiasında hayaletler, medyumlar ve  azizler aracılığıyla gelen mucizevi tedavilerin rol&uuml; yok, bunun yerine kuantum  mekaniği, sinirbilimi ve ahlak felsefesinden faydalanılıyor.&nbsp; D&rsquo;Souza &ouml;lm&uuml;ş  biriyle iletişim kurduğunu ya da kurmayı beklediğini s&ouml;ylemiyor. Bunun yerine  insan kalbine y&ouml;neliyor ve orada, fedak&acirc;rlık ve yardımseverliğin altında yatan  evrensel ahlak kurallarını buluyor.&rdquo;</p>
<p>Newsweek, kitapta &ouml;l&uuml;mden sonraki hayatın nerede ger&ccedil;ekleştiğiyle ilgili olarak  da &ldquo;&ccedil;oklu evrenden&rdquo; bahsedildiğini belirtti. Buna g&ouml;re, bazı kuantum  teorilerinde de s&ouml;z edilen &ccedil;oklu evrende madde farklı bir bi&ccedil;imde varlığını  s&uuml;rd&uuml;rebiliyor. Kitapta bu durum &ldquo;Fizikte, &ouml;ld&uuml;kten sonra başka alemlerde,  şimdikinden farklı v&uuml;cutlarla yaşamaya devam edebileceğimiz fikrini &ccedil;&uuml;r&uuml;ten bir  şey bulunmuyor&rdquo; diye a&ccedil;ıklanıyor. Delaware &Uuml;niversitesi Kuramsal Par&ccedil;acık Fiziği  Profes&ouml;r&uuml; Stephen Barr, &ldquo;D&rsquo;Souza, kozmoloji ve sinirbilimi gibi &ccedil;eşitli  dallardaki son keşifler hakkındaki bilgisinden faydalanarak, &ouml;l&uuml;mden sonra yaşam  i&ccedil;in g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir savunma yapmış&rdquo; dedi.</p>
<p><strong>FORUMLARIN FAVORİSİ</strong></p>
<p>&ldquo;What&rsquo;s so Great About America&rdquo;, &ldquo;What&rsquo;s So Great About Christianity&rdquo; gibi &ccedil;ok  satan kitapların yazarı olan D&rsquo;Souza&rsquo;nın son kitabı internet forumlarının da  favorisi konumunda. Forumlarda kitapla ve &ouml;l&uuml;mden sonra yaşamla ilgili yapılan  tartışmalarda, &ldquo;Korkarım &ouml;l&uuml;mden sonra yaşamla ilgili nihai kanıtı g&ouml;rmek i&ccedil;in  &ouml;lmeyi beklememiz gerekiyor&rdquo;, &ldquo;Kuantum teorisi bilim d&uuml;nyasına hi&ccedil;bir şey ifade  etmiyor&rdquo;, &ldquo;Aklın ve bilincin v&uuml;cuttan ayrı olarak varlığını s&uuml;rd&uuml;rebilmesinin  mantıklı bir yolunu d&uuml;ş&uuml;nemiyorum&rdquo; gibi yorumlar yapıldı.</font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a href="http://www.haberturk.com/haber.asp?id=184163&amp;cat=160&amp;dt=2009/11/04" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.haberturk.com/haber.asp?id=184163_amp_cat=160_amp_dt=2009/11/04&amp;referer=');"><font face="Tahoma" size="3">HaberT&uuml;rk</font></a></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="272" title="1" title="25 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/680-olumden-sonra-bilinc-varligini-surduyor-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vatan Evladına Son Nasihat ve Türk Anası</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3350-vatan-evladina-son-nasihat-ve-turk-anasi-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3350-vatan-evladina-son-nasihat-ve-turk-anasi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 02:05:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Evlad]]></category>
		<category><![CDATA[Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Evladına Son Nasihat ve Türk Anası]]></category>
		<category><![CDATA[YA ŞEHİT OL YA GAZİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=674</guid>
		<description><![CDATA[Vatan Evladına Son Nasihat YA ŞEHİT OL YA GAZİ Sonbaharın aysız gecelerinden biriydi. Bulutlar birbiri &#252;zerine yığılmış, hava toprakla bu bulutlar arasında sıkışmış, ağırlaşmış g&#246;ğ&#252;s darlığı &#231;eken insanlar gibi sıcak...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="2"></p>
<p align="center" class="Stil2"><font size="2">Vatan Evladına Son Nasihat<br />
YA ŞEHİT OL YA GAZİ</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Sonbaharın aysız gecelerinden biriydi. Bulutlar birbiri &uuml;zerine yığılmış, hava toprakla bu bulutlar arasında sıkışmış, ağırlaşmış g&ouml;ğ&uuml;s darlığı &ccedil;eken insanlar gibi sıcak dalgalarıyla teneff&uuml;s&uuml; boğucu bir tazyik altına almıştı. Karanlık o kadar yoğun idi ki sakin yıldızlı geceler bu korkun&ccedil; karanlığa nispetle adeta g&uuml;nd&uuml;z sayılabilirdi. Yağmur bardaktan boşanırcasına d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor, şimşekler, g&ouml;kleri yere indirecek gibi yıkıyor, par&ccedil;alıyor, g&uuml;ya cenge koşan askerleri top ve bomba bombardımanlarına alıştırmak istiyormuş gibi kulakların zarını patlatacak derecede kesilmeksizin devam ediyor, yıldırımlar birbirine rekabet edercesine zikzaklı ve ateşli hatlar &ccedil;izerek tesad&uuml;f ettiği tabii ve sına&icirc; her tabyayı tahrib ve ihrakta olanca şiddetiyle &ccedil;alışıyordu.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Tabiatın kıyametten bir num&ucirc;ne olan bu dehşetli hengamesi arasında beşerin kudret ve azmine delil olacak bir askeri faaliyet, b&uuml;t&uuml;n intizamıyla, b&uuml;t&uuml;n sakinliği ve ihtişamıyla devam ediyor; harek&acirc;tına zerre kadar halel getirmeden bir dakikasını bile ka&ccedil;ırmıyordu. Bilecik İstasyonu&rsquo;nda bir asker&icirc; tren harekete &acirc;m&acirc;de idi, lokomotif istim hazinelerinde fazla geleni keskin bir hışırtıyla sem&acirc;ya savuruyordu, otuz iki vagon birbirine yapışmış, şanlı yolcularını taklid edercesine dizilmişti. </font></p>
<p align="justify"><font size="2">İkinci kampana &ccedil;alınmış olmalı ki vagonlara inen binen yok. Fakat asker&icirc; trenlerin ikinci kampanalarıyla &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kampanaları arasında epeyce zaman ge&ccedil;tiğini biliriz. Sivil yolcu trenlerinin &acirc;n-ı hareketini ihtar eden kond&uuml;kt&ouml;rlerin &ldquo;Tamam, tamam&rdquo; nidaları asker&icirc; bir trenin harekete hazır olduğunu itham edemez. O sağdan saydıran, mevcudun adedini anlatan başka bir usule, başka bir &lsquo;tamam&rsquo;a t&acirc;bi olduğundan asker&icirc; memurlar b&uuml;t&uuml;n mevcudiyetleriyle &ccedil;alışıyorlar, vazifelerini ikm&acirc;le uğraşıyorlardı. Trenin tam karşısında ve kapısı a&ccedil;ık kırk beşlik bir vagonun hizasında bir karaltı vardı, oraya mıhlanmış duruyordu. Abdulkadir Kemal bu karaltının ne olduğunu anlamak istemişti, evvela n&ouml;bet&ccedil;idir diye h&uuml;kmetti. Hakikatte bu bir evl&acirc;d-ı vatan bekleyen şefkatli bir anneydi.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Yanına yaklaştığı vakit, v&uuml;cudu manevi kederlerin b&uuml;kt&uuml;ğ&uuml; bellerin r&uuml;k&ucirc; şeklini andırır bir şekilde biraz &ouml;n&uuml;ne doğru eğilmişti. Elinde bir değnekcik sırtında bağlı bir torba vardı. Karaltı, kendisinin sessiz lisanına ve inleyen kalbine terc&uuml;man olan mukaddes bir maksadla canlı bir abide gibi orada kakılmış kalmış bir T&uuml;rk anasıydı. Yıldırımların salıverdiği kuvvetli projekt&ouml;rlerin aydınlığı sararmış, &ccedil;izgili &ccedil;ehresini g&ouml;sterdi. Başındaki &ouml;rt&uuml; ıslanmış, &ccedil;enesine, şakaklarına ak&ccedil;ıl sa&ccedil;larına yapışmıştı. Şimşek &ccedil;aktığı her kısa zaman aralığında g&ouml;zleri vagona y&ouml;neliyordu.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Abdulkadir yaklaştı:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Valide burada ne duruyorsun? Sualiyle aşağıdaki konuşma başladı:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Şimendiferde asker oğlum var; onu ge&ccedil;irmeye, selametlemeye geldim.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Oğlun kimdir, nerelidir?</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- S&ouml;ğ&uuml;t&rsquo;&uuml;n Akg&uuml;nl&uuml; k&ouml;y&uuml;nden, Osmancığın ana yatağından Mahmud oğlu H&uuml;seyin&#8230;</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- &Ccedil;ağırayım mı, g&ouml;rmek istiyor musun?</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Ona bir s&ouml;z&uuml;m var, s&ouml;yleyecektim. Zahmet olmazsa, sana du&acirc; ederim. </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Abdulkadir vagona koştu. Bir k&uuml;nye okudu. Mahmud oğlu H&uuml;seyin, S&ouml;ğ&uuml;t. Bir ses:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Efendim. Benim Mahmud oğlu H&uuml;seyin, S&ouml;ğ&uuml;t. Akg&uuml;nl&uuml;&rsquo;den.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Gel oğlum, seni anan g&ouml;rmek istiyor.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Delikanlı vagondan atladı. Şimşeğin ışığı altında se&ccedil;ilebilen levendine bir v&uuml;cud, filiz gibi bir boy, H&uuml;seyin Polat, m&uuml;heykel gibi hazır ol vaziyetinde sağ el selam ve ihtiram mevkiinde Abdulkadir&rsquo;in karşısında emre &acirc;m&acirc;de idi. Beraberce y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler. Muhterem validenin karşısında durdular. H&uuml;seyin anasının elini &ouml;pt&uuml;. Zavallı valide ciğerparesini bir daha kokladı. Dedi ki:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- H&uuml;seyin&#8230; Dayın Şıbka&rsquo;da, baban D&ouml;meke&rsquo;de ağaların da sekiz ay evvel &Ccedil;anakkale&rsquo;de yatıyorlar. Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri k&ouml;rlenecekse, s&uuml;tlerim haram olsun, &ouml;l de k&ouml;ye d&ouml;nme. Yolun Şibka&rsquo;ya uğrarsa dayının ruhuna Fatiha okumayı unutma! Haydi oğul, Allah yolunu a&ccedil;ık etsin.&rdquo; dedi.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">H&uuml;seyin bu s&ouml;zleri kalbinin en derin ahd ve vefa yerine g&ouml;md&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &icirc;ma eden bir saygı ile dinlemişti. Anasını ve Abdulkadir&rsquo;i selamladı, gitti. Abdulkadir, bu b&uuml;y&uuml;k ruhlu kadınla yalnız kalmıştı, sordu:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Valide demek ki sizin soyun erkekleri hep şehit oldular &ouml;yle mi?</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Yalnız bizim soy değil, oğul. Elli yıldır k&ouml;yl&uuml;, mezarlığa delikanlı g&ouml;memedi. Din dursun da; ko biz hep &ouml;lelim.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Şimdi k&ouml;y&uuml;n&uuml;zde hi&ccedil; erkek yok mu?</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- K&ouml;y&uuml;m&uuml;z b&uuml;t&uuml;n erkek dolu.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Bizi beğenemediniz mi, hi&ccedil;bir işimiz geri kalmadı. Evvelden nasılsak yine &ouml;yleyiz, bağrımıza kara taş bağladık d&uuml;şman mahvoluncaya kadar dayanacağız. Yaradanım bana o g&uuml;n&uuml; g&ouml;stermeden canımı almasın dedi. Abdulkadir bu ulu validenin karşısında donmuş kalmıştı. Dayanamadı, g&ouml;zlerinden iki iftihar damlası salıverdi ve bir &icirc;man ve kanaatle şu s&ouml;zleri s&ouml;yleyerek ayrıldı:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Milleti doğuran da ana, yaşatan da. T&uuml;rk anası h&acirc;l&acirc; oradaydı, trenin hareketini bekliyordu.</font></p>
<p align="justify"><strong><font size="2">Harp Mecmuası Sayı: 17, s. 267, 269</font></strong></p>
<p></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="194" title="1" title="16 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3350-vatan-evladina-son-nasihat-ve-turk-anasi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vatan Evladına Son Nasihat ve Türk Anası</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/674-vatan-evladina-son-nasihat-ve-turk-anasi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/674-vatan-evladina-son-nasihat-ve-turk-anasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 02:05:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Evlad]]></category>
		<category><![CDATA[Nasihat]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Evladına Son Nasihat ve Türk Anası]]></category>
		<category><![CDATA[YA ŞEHİT OL YA GAZİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=674</guid>
		<description><![CDATA[Vatan Evladına Son Nasihat YA ŞEHİT OL YA GAZİ Sonbaharın aysız gecelerinden biriydi. Bulutlar birbiri &#252;zerine yığılmış, hava toprakla bu bulutlar arasında sıkışmış, ağırlaşmış g&#246;ğ&#252;s darlığı &#231;eken insanlar gibi sıcak...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="2"></p>
<p align="center" class="Stil2"><font size="2">Vatan Evladına Son Nasihat<br />
YA ŞEHİT OL YA GAZİ</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Sonbaharın aysız gecelerinden biriydi. Bulutlar birbiri &uuml;zerine yığılmış, hava toprakla bu bulutlar arasında sıkışmış, ağırlaşmış g&ouml;ğ&uuml;s darlığı &ccedil;eken insanlar gibi sıcak dalgalarıyla teneff&uuml;s&uuml; boğucu bir tazyik altına almıştı. Karanlık o kadar yoğun idi ki sakin yıldızlı geceler bu korkun&ccedil; karanlığa nispetle adeta g&uuml;nd&uuml;z sayılabilirdi. Yağmur bardaktan boşanırcasına d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor, şimşekler, g&ouml;kleri yere indirecek gibi yıkıyor, par&ccedil;alıyor, g&uuml;ya cenge koşan askerleri top ve bomba bombardımanlarına alıştırmak istiyormuş gibi kulakların zarını patlatacak derecede kesilmeksizin devam ediyor, yıldırımlar birbirine rekabet edercesine zikzaklı ve ateşli hatlar &ccedil;izerek tesad&uuml;f ettiği tabii ve sına&icirc; her tabyayı tahrib ve ihrakta olanca şiddetiyle &ccedil;alışıyordu.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Tabiatın kıyametten bir num&ucirc;ne olan bu dehşetli hengamesi arasında beşerin kudret ve azmine delil olacak bir askeri faaliyet, b&uuml;t&uuml;n intizamıyla, b&uuml;t&uuml;n sakinliği ve ihtişamıyla devam ediyor; harek&acirc;tına zerre kadar halel getirmeden bir dakikasını bile ka&ccedil;ırmıyordu. Bilecik İstasyonu&rsquo;nda bir asker&icirc; tren harekete &acirc;m&acirc;de idi, lokomotif istim hazinelerinde fazla geleni keskin bir hışırtıyla sem&acirc;ya savuruyordu, otuz iki vagon birbirine yapışmış, şanlı yolcularını taklid edercesine dizilmişti. </font></p>
<p align="justify"><font size="2">İkinci kampana &ccedil;alınmış olmalı ki vagonlara inen binen yok. Fakat asker&icirc; trenlerin ikinci kampanalarıyla &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kampanaları arasında epeyce zaman ge&ccedil;tiğini biliriz. Sivil yolcu trenlerinin &acirc;n-ı hareketini ihtar eden kond&uuml;kt&ouml;rlerin &ldquo;Tamam, tamam&rdquo; nidaları asker&icirc; bir trenin harekete hazır olduğunu itham edemez. O sağdan saydıran, mevcudun adedini anlatan başka bir usule, başka bir &lsquo;tamam&rsquo;a t&acirc;bi olduğundan asker&icirc; memurlar b&uuml;t&uuml;n mevcudiyetleriyle &ccedil;alışıyorlar, vazifelerini ikm&acirc;le uğraşıyorlardı. Trenin tam karşısında ve kapısı a&ccedil;ık kırk beşlik bir vagonun hizasında bir karaltı vardı, oraya mıhlanmış duruyordu. Abdulkadir Kemal bu karaltının ne olduğunu anlamak istemişti, evvela n&ouml;bet&ccedil;idir diye h&uuml;kmetti. Hakikatte bu bir evl&acirc;d-ı vatan bekleyen şefkatli bir anneydi.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Yanına yaklaştığı vakit, v&uuml;cudu manevi kederlerin b&uuml;kt&uuml;ğ&uuml; bellerin r&uuml;k&ucirc; şeklini andırır bir şekilde biraz &ouml;n&uuml;ne doğru eğilmişti. Elinde bir değnekcik sırtında bağlı bir torba vardı. Karaltı, kendisinin sessiz lisanına ve inleyen kalbine terc&uuml;man olan mukaddes bir maksadla canlı bir abide gibi orada kakılmış kalmış bir T&uuml;rk anasıydı. Yıldırımların salıverdiği kuvvetli projekt&ouml;rlerin aydınlığı sararmış, &ccedil;izgili &ccedil;ehresini g&ouml;sterdi. Başındaki &ouml;rt&uuml; ıslanmış, &ccedil;enesine, şakaklarına ak&ccedil;ıl sa&ccedil;larına yapışmıştı. Şimşek &ccedil;aktığı her kısa zaman aralığında g&ouml;zleri vagona y&ouml;neliyordu.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Abdulkadir yaklaştı:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Valide burada ne duruyorsun? Sualiyle aşağıdaki konuşma başladı:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Şimendiferde asker oğlum var; onu ge&ccedil;irmeye, selametlemeye geldim.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Oğlun kimdir, nerelidir?</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- S&ouml;ğ&uuml;t&rsquo;&uuml;n Akg&uuml;nl&uuml; k&ouml;y&uuml;nden, Osmancığın ana yatağından Mahmud oğlu H&uuml;seyin&#8230;</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- &Ccedil;ağırayım mı, g&ouml;rmek istiyor musun?</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Ona bir s&ouml;z&uuml;m var, s&ouml;yleyecektim. Zahmet olmazsa, sana du&acirc; ederim. </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Abdulkadir vagona koştu. Bir k&uuml;nye okudu. Mahmud oğlu H&uuml;seyin, S&ouml;ğ&uuml;t. Bir ses:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Efendim. Benim Mahmud oğlu H&uuml;seyin, S&ouml;ğ&uuml;t. Akg&uuml;nl&uuml;&rsquo;den.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Gel oğlum, seni anan g&ouml;rmek istiyor.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Delikanlı vagondan atladı. Şimşeğin ışığı altında se&ccedil;ilebilen levendine bir v&uuml;cud, filiz gibi bir boy, H&uuml;seyin Polat, m&uuml;heykel gibi hazır ol vaziyetinde sağ el selam ve ihtiram mevkiinde Abdulkadir&rsquo;in karşısında emre &acirc;m&acirc;de idi. Beraberce y&uuml;r&uuml;d&uuml;ler. Muhterem validenin karşısında durdular. H&uuml;seyin anasının elini &ouml;pt&uuml;. Zavallı valide ciğerparesini bir daha kokladı. Dedi ki:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- H&uuml;seyin&#8230; Dayın Şıbka&rsquo;da, baban D&ouml;meke&rsquo;de ağaların da sekiz ay evvel &Ccedil;anakkale&rsquo;de yatıyorlar. Bak son yongam sensin! Minareden ezan sesi kesilecekse, caminin kandilleri k&ouml;rlenecekse, s&uuml;tlerim haram olsun, &ouml;l de k&ouml;ye d&ouml;nme. Yolun Şibka&rsquo;ya uğrarsa dayının ruhuna Fatiha okumayı unutma! Haydi oğul, Allah yolunu a&ccedil;ık etsin.&rdquo; dedi.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">H&uuml;seyin bu s&ouml;zleri kalbinin en derin ahd ve vefa yerine g&ouml;md&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &icirc;ma eden bir saygı ile dinlemişti. Anasını ve Abdulkadir&rsquo;i selamladı, gitti. Abdulkadir, bu b&uuml;y&uuml;k ruhlu kadınla yalnız kalmıştı, sordu:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Valide demek ki sizin soyun erkekleri hep şehit oldular &ouml;yle mi?</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Yalnız bizim soy değil, oğul. Elli yıldır k&ouml;yl&uuml;, mezarlığa delikanlı g&ouml;memedi. Din dursun da; ko biz hep &ouml;lelim.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- Şimdi k&ouml;y&uuml;n&uuml;zde hi&ccedil; erkek yok mu?</font></p>
<p align="justify"><font size="2">- K&ouml;y&uuml;m&uuml;z b&uuml;t&uuml;n erkek dolu.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Bizi beğenemediniz mi, hi&ccedil;bir işimiz geri kalmadı. Evvelden nasılsak yine &ouml;yleyiz, bağrımıza kara taş bağladık d&uuml;şman mahvoluncaya kadar dayanacağız. Yaradanım bana o g&uuml;n&uuml; g&ouml;stermeden canımı almasın dedi. Abdulkadir bu ulu validenin karşısında donmuş kalmıştı. Dayanamadı, g&ouml;zlerinden iki iftihar damlası salıverdi ve bir &icirc;man ve kanaatle şu s&ouml;zleri s&ouml;yleyerek ayrıldı:</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Milleti doğuran da ana, yaşatan da. T&uuml;rk anası h&acirc;l&acirc; oradaydı, trenin hareketini bekliyordu.</font></p>
<p align="justify"><strong><font size="2">Harp Mecmuası Sayı: 17, s. 267, 269</font></strong></p>
<p></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="190" title="1" title="06 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/674-vatan-evladina-son-nasihat-ve-turk-anasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tomris Hatun</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3349-tomris-hatun-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3349-tomris-hatun-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 02:02:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan TÜRKEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Tomris]]></category>
		<category><![CDATA[Tomris Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımda sizlere, başı tarihin bulutları i&#231;inde, efsanelere kansan kahraman bir kadını, bir T&#252;rk kadınım tanıtacağım. Bu b&#252;y&#252;k kadının, bu kahraman insanın adı, Tomristir. Y&#252;ce Hakan Tomris Hatun, Hz. İsa&#8217;nın...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bu yazımda sizlere, başı tarihin bulutları i&ccedil;inde, efsanelere kansan kahraman bir kadını, bir T&uuml;rk kadınım tanıtacağım. Bu b&uuml;y&uuml;k kadının, bu kahraman insanın adı, Tomristir. Y&uuml;ce Hakan Tomris Hatun, Hz. İsa&#8217;nın doğumundan &ouml;nce, Altıy&uuml;z&uuml;nc&uuml; Yılda T&uuml;rklerinin h&uuml;k&uuml;mdarı idi. Bu sıralarda İran&#8217;da da Ahamenid s&uuml;lalesi hakim bulunuyordu. Bu s&uuml;lale zamanında İran orduları birka&ccedil; defa Doğuya doğru saldırarak T&uuml;rklerle savaşmışlardı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Tomris&#8217;in h&uuml;k&uuml;mdarlığı zamanında. İranlıların basında Kirus adında bir h&uuml;k&uuml;mdar bulunuyordu. Bu h&uuml;k&uuml;mdar &ouml;nceleri Saka T&uuml;rkleri ile &ccedil;arpışarak onları yenmiş ve Batı T&uuml;rkleri&#8217;nin g&uuml;ney kısımlarım ele ge&ccedil;irmişti. Bu savaşlardan on yıl kadar sonra Kirus, Pe&ccedil;eneklere de saldırdı. Harbin sebebi, Kirus&#8217;un Tomris&#8217;le evlenmek istemesi ve Pe&ccedil;eneklerin kadın başbuğunun bu isteği reddetmesi idi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Tabii bu sebep, o &ccedil;ağlardaki usullere g&ouml;re &ccedil;ok &ouml;nemli idi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Tomris, İran h&uuml;k&uuml;mdarı ile evlendiği takdirde, h&uuml;k&uuml;mdarı bulunduğu &uuml;lkeler de, Kirus&#8217;un eline ve dolayısıyla İranlılara ge&ccedil;miş olacaktı&#8230;. işte, teklifi,. T&uuml;rklerin kadın Sakam tarafından geri &ccedil;evrilince, esasen kan d&ouml;k&uuml;c&uuml; bir insan olan Kirus, &ccedil;ılgına d&ouml;nd&uuml; ve kendisiyle evlenmeği kabul etmeyen bu kadın h&uuml;k&uuml;mdarın cezasını vermeğe karar verdi. Kirus &ouml;nce, Tomris&#8217;in oğlunun emri altındaki T&uuml;rk &ouml;nc&uuml; kuvvetiyle karşılaştı ve onları bozguna uğrattı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Tomris&#8217;in oğlu d&uuml;şmana yenilmenin verdiği yasla kendi, kendini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Bu savaşı kazanan ve g&ouml;zleri d&ouml;nm&uuml;ş olan Kirus, T&uuml;rk Hakanı Tomris hatunun da &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;d&uuml;. T&uuml;rklerle, İranlıları bir kere daha karşı-karşıya getiren bu savaş, pek kanlı oldu. &Ouml;nce her iki taraf birbirlerine ok atmaya başladılar. Bu oklaşmalar &ouml;yle şiddetli oldu ki, iki taraftan yaralanmayan hemen hi&ccedil; kimse kalmadı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">B&ouml;ylece gayet kanlı bir başlangı&ccedil;tan sonra, ordular mızrak ve kılı&ccedil;larla g&ouml;ğ&uuml;s g&ouml;ğ&uuml;se geldiler. T&uuml;rklerin kadın başbuğu ile İranlıların erkek h&uuml;k&uuml;mdarının idare ettiği bu m&uuml;thiş savaşın sonu &ccedil;abuk geldi. Her vuruşmada olduğu gibi, bunda da zafer kartalı, kahramanlık, askerlik kabiliyeti ve zekada &uuml;st&uuml;n olan tarafın esiri oldu. Savaşı T&uuml;rkler kazanmıştı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Y&uuml;ce T&uuml;rk Hakanı Tomris Hatun hem milletinin ve yurdunun mukaddes sevgisiyle ve hem de savaşta yenildiği i&ccedil;in hayatına kıymış olan sevgili oğlunun, g&ouml;nl&uuml;ne saldığı b&uuml;y&uuml;k acı ile d&ouml;v&uuml;şm&uuml;şt&uuml; ve başardığı bu kahramanca d&ouml;v&uuml;şle. İran ordusunun b&uuml;y&uuml;k kısmım cansız olarak yere sermiş olmakla beraber, Ahamenid s&uuml;lalesinin azgın h&uuml;k&uuml;mdarı Kirus&#8217;u da telef etmişti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Kirus hayatında &ccedil;ok kan akıtmış bir h&uuml;k&uuml;mdardı. Bunun i&ccedil;in, kahraman T&uuml;rk kadını Tomris, bu kan akıtıcı adama, d&uuml;nyaya ibret teşkil edecek bir muamelede bulundu ve Kirus&#8217;un kafasını kan dolu bir fı&ccedil;ıya atarak &quot;hayatında kan i&ccedil;meğe doymamıştın, şimdi, doya, doya i&ccedil;!&quot; dedi. Bu hadise y&uuml;z yıllarca d&uuml;nya milletlerinin dillerinde s&ouml;ylendi durdu ve bug&uuml;ne kadar ulaştı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">İşte Tomris hakkında tarihin verdiği mevsuk (kaynak) bilgiler bundan ibarettir. Geri kalan bir&ccedil;ok hususlar efsanelerle karışmakta dır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bu zaferin kazanılması b&uuml;y&uuml;k bir hadisedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Tomris, o sırada sadece T&uuml;rklerin bir kısminin, yani yalnız Pe&ccedil;eneklerin h&uuml;k&uuml;mdarı bulunuyordu ve kumanda ettiği kuvvetler, bu bakımdan mahduttu. Diğer taraftan Ahamenid h&uuml;k&uuml;mdarı ise, butu İran&#8217;ın h&uuml;k&uuml;mdarı idi ve ordusu nispet kabul etmeyecek kadar b&uuml;y&uuml;kt&uuml;. &Uuml;stelik bu h&uuml;k&uuml;mdar bir erkek ve karşısındaki ise bir kadındı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Fakat bu kadın. Sadece bir kadın değil, bir T&uuml;rk kadını idi ve bu kadın, kendisiyle izdiva&ccedil; ederek, milletinin ve vatanının h&uuml;rriyetine istiklaline kasteden kan d&ouml;k&uuml;c&uuml; bir adama karşı yılmadan d&ouml;v&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Kahraman Tomris, mazimizin g&ouml;klerin s&uuml;sleyen şanlı bir yıldızdır. Bu şanlı kadın, b&uuml;t&uuml;n T&uuml;rk kadınlarına &ouml;rnektir&#8230; (*)</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3"><u><strong>Alparslan T&Uuml;RKEŞ&nbsp;&nbsp; </strong></u><em>(*)İlk yayını 12 Ekim 1951</em></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="172" title="0" title="17 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3349-tomris-hatun-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tomris Hatun</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/671-tomris-hatun.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/671-tomris-hatun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 02:02:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan TÜRKEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Tomris]]></category>
		<category><![CDATA[Tomris Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazımda sizlere, başı tarihin bulutları i&#231;inde, efsanelere kansan kahraman bir kadını, bir T&#252;rk kadınım tanıtacağım. Bu b&#252;y&#252;k kadının, bu kahraman insanın adı, Tomristir. Y&#252;ce Hakan Tomris Hatun, Hz. İsa&#8217;nın...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bu yazımda sizlere, başı tarihin bulutları i&ccedil;inde, efsanelere kansan kahraman bir kadını, bir T&uuml;rk kadınım tanıtacağım. Bu b&uuml;y&uuml;k kadının, bu kahraman insanın adı, Tomristir. Y&uuml;ce Hakan Tomris Hatun, Hz. İsa&#8217;nın doğumundan &ouml;nce, Altıy&uuml;z&uuml;nc&uuml; Yılda T&uuml;rklerinin h&uuml;k&uuml;mdarı idi. Bu sıralarda İran&#8217;da da Ahamenid s&uuml;lalesi hakim bulunuyordu. Bu s&uuml;lale zamanında İran orduları birka&ccedil; defa Doğuya doğru saldırarak T&uuml;rklerle savaşmışlardı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Tomris&#8217;in h&uuml;k&uuml;mdarlığı zamanında. İranlıların basında Kirus adında bir h&uuml;k&uuml;mdar bulunuyordu. Bu h&uuml;k&uuml;mdar &ouml;nceleri Saka T&uuml;rkleri ile &ccedil;arpışarak onları yenmiş ve Batı T&uuml;rkleri&#8217;nin g&uuml;ney kısımlarım ele ge&ccedil;irmişti. Bu savaşlardan on yıl kadar sonra Kirus, Pe&ccedil;eneklere de saldırdı. Harbin sebebi, Kirus&#8217;un Tomris&#8217;le evlenmek istemesi ve Pe&ccedil;eneklerin kadın başbuğunun bu isteği reddetmesi idi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Tabii bu sebep, o &ccedil;ağlardaki usullere g&ouml;re &ccedil;ok &ouml;nemli idi. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Tomris, İran h&uuml;k&uuml;mdarı ile evlendiği takdirde, h&uuml;k&uuml;mdarı bulunduğu &uuml;lkeler de, Kirus&#8217;un eline ve dolayısıyla İranlılara ge&ccedil;miş olacaktı&#8230;. işte, teklifi,. T&uuml;rklerin kadın Sakam tarafından geri &ccedil;evrilince, esasen kan d&ouml;k&uuml;c&uuml; bir insan olan Kirus, &ccedil;ılgına d&ouml;nd&uuml; ve kendisiyle evlenmeği kabul etmeyen bu kadın h&uuml;k&uuml;mdarın cezasını vermeğe karar verdi. Kirus &ouml;nce, Tomris&#8217;in oğlunun emri altındaki T&uuml;rk &ouml;nc&uuml; kuvvetiyle karşılaştı ve onları bozguna uğrattı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Tomris&#8217;in oğlu d&uuml;şmana yenilmenin verdiği yasla kendi, kendini &ouml;ld&uuml;rd&uuml;. Bu savaşı kazanan ve g&ouml;zleri d&ouml;nm&uuml;ş olan Kirus, T&uuml;rk Hakanı Tomris hatunun da &uuml;zerine y&uuml;r&uuml;d&uuml;. T&uuml;rklerle, İranlıları bir kere daha karşı-karşıya getiren bu savaş, pek kanlı oldu. &Ouml;nce her iki taraf birbirlerine ok atmaya başladılar. Bu oklaşmalar &ouml;yle şiddetli oldu ki, iki taraftan yaralanmayan hemen hi&ccedil; kimse kalmadı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">B&ouml;ylece gayet kanlı bir başlangı&ccedil;tan sonra, ordular mızrak ve kılı&ccedil;larla g&ouml;ğ&uuml;s g&ouml;ğ&uuml;se geldiler. T&uuml;rklerin kadın başbuğu ile İranlıların erkek h&uuml;k&uuml;mdarının idare ettiği bu m&uuml;thiş savaşın sonu &ccedil;abuk geldi. Her vuruşmada olduğu gibi, bunda da zafer kartalı, kahramanlık, askerlik kabiliyeti ve zekada &uuml;st&uuml;n olan tarafın esiri oldu. Savaşı T&uuml;rkler kazanmıştı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Y&uuml;ce T&uuml;rk Hakanı Tomris Hatun hem milletinin ve yurdunun mukaddes sevgisiyle ve hem de savaşta yenildiği i&ccedil;in hayatına kıymış olan sevgili oğlunun, g&ouml;nl&uuml;ne saldığı b&uuml;y&uuml;k acı ile d&ouml;v&uuml;şm&uuml;şt&uuml; ve başardığı bu kahramanca d&ouml;v&uuml;şle. İran ordusunun b&uuml;y&uuml;k kısmım cansız olarak yere sermiş olmakla beraber, Ahamenid s&uuml;lalesinin azgın h&uuml;k&uuml;mdarı Kirus&#8217;u da telef etmişti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Kirus hayatında &ccedil;ok kan akıtmış bir h&uuml;k&uuml;mdardı. Bunun i&ccedil;in, kahraman T&uuml;rk kadını Tomris, bu kan akıtıcı adama, d&uuml;nyaya ibret teşkil edecek bir muamelede bulundu ve Kirus&#8217;un kafasını kan dolu bir fı&ccedil;ıya atarak &quot;hayatında kan i&ccedil;meğe doymamıştın, şimdi, doya, doya i&ccedil;!&quot; dedi. Bu hadise y&uuml;z yıllarca d&uuml;nya milletlerinin dillerinde s&ouml;ylendi durdu ve bug&uuml;ne kadar ulaştı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">İşte Tomris hakkında tarihin verdiği mevsuk (kaynak) bilgiler bundan ibarettir. Geri kalan bir&ccedil;ok hususlar efsanelerle karışmakta dır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bu zaferin kazanılması b&uuml;y&uuml;k bir hadisedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Tomris, o sırada sadece T&uuml;rklerin bir kısminin, yani yalnız Pe&ccedil;eneklerin h&uuml;k&uuml;mdarı bulunuyordu ve kumanda ettiği kuvvetler, bu bakımdan mahduttu. Diğer taraftan Ahamenid h&uuml;k&uuml;mdarı ise, butu İran&#8217;ın h&uuml;k&uuml;mdarı idi ve ordusu nispet kabul etmeyecek kadar b&uuml;y&uuml;kt&uuml;. &Uuml;stelik bu h&uuml;k&uuml;mdar bir erkek ve karşısındaki ise bir kadındı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Fakat bu kadın. Sadece bir kadın değil, bir T&uuml;rk kadını idi ve bu kadın, kendisiyle izdiva&ccedil; ederek, milletinin ve vatanının h&uuml;rriyetine istiklaline kasteden kan d&ouml;k&uuml;c&uuml; bir adama karşı yılmadan d&ouml;v&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Kahraman Tomris, mazimizin g&ouml;klerin s&uuml;sleyen şanlı bir yıldızdır. Bu şanlı kadın, b&uuml;t&uuml;n T&uuml;rk kadınlarına &ouml;rnektir&#8230; (*)</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3"><u><strong>Alparslan T&Uuml;RKEŞ&nbsp;&nbsp; </strong></u><em>(*)İlk yayını 12 Ekim 1951</em></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="178" title="1" title="14 January 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/671-tomris-hatun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şerife Bacı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3348-serife-baci-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3348-serife-baci-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 02:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[erife]]></category>
		<category><![CDATA[Şerife Bacı]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=668</guid>
		<description><![CDATA[İşte Şerife gelin bu k&#246;yl&#252; ve 21 yaşında. O&#8217;nu 16 yaşında evlendirmişlerdi. D&#252;ğ&#252;nden iki ay sonra Harbi Umumi patlak verdi. Kocasını askere aldılar. 6 ay sonra da &#199;anakkale&#8217;den kocasının &#246;l&#252;m...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">İşte Şerife gelin bu k&ouml;yl&uuml; ve 21 yaşında. O&#8217;nu 16 yaşında evlendirmişlerdi. D&uuml;ğ&uuml;nden iki ay sonra Harbi Umumi patlak verdi. Kocasını askere aldılar. 6 ay sonra da &Ccedil;anakkale&#8217;den kocasının &ouml;l&uuml;m tezkeresi geldi. Kimsesizdi, hi&ccedil;bir geliri yoktu. &quot;Bu tazeliğiyle yapayalnız durması yakışık almaz&quot; diyen k&ouml;y&uuml;n yaşlıları, onu sakata ayrılmış bir asker gazisi olan Topal Yusuf ile evlendirdiler. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&Uuml;&ccedil; yıl sonra Şerife Gelin&#8217;in bir kızı oldu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kıza Elif adını koydular. Elif anasını emiyor, emdik&ccedil;e Şerife Gelinin s&uuml;t&uuml; artıyordu. Bunu fırsat bilen komşular, o g&uuml;nlerin salgın hastalıkları y&uuml;z&uuml;nden anası &ouml;len, yetim kalan, s&uuml;t ememeyen hangi &ccedil;ocuk varsa, Şerife Gelin&#8217;e getiriyorlar; K&ouml;y&uuml;n yetimlerini hep O emziriyordu. Belki de bunlar &ccedil;ile g&uuml;nlerinin tabii bir yansıması idi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Sonu&ccedil; olarak bu k&ouml;yde yetimlerin tamamı s&uuml;t kardeşi, Şerife Gelin de s&uuml;t anası olmuştu&#8230; Evdeki işlerle birlikte dışarı işlerini de Şerife gelin yapardı. &Ouml;k&uuml;zlerle &ccedil;ift s&uuml;rmek, merkeple dağdan odun getirmek, orakla ekin bi&ccedil;mek, d&ouml;ğen s&uuml;rmek hepsi hepsi Şerife Gelin&#8217;i g&ouml;zl&uuml;yordu. Kocası Topal Yusuf&#8217;un sadece adı vardı. Savaşta sol bacağı kopmuş, yakınında patlayan bomba bir g&ouml;z&uuml;n&uuml; k&ouml;r etmişti&#8230; Kulaklarının duyması ise g&uuml;nden g&uuml;ne ağırlaşıyordu. Bu haliyle O&#8217;nun iş yapması zaten m&uuml;mk&uuml;n değildi. G&uuml;nl&uuml;k işlerini ve hizmetini de Şerife Gelin yapıyordu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&Ccedil;ile demet demet, hicran g&ouml;kleri tutmuş, g&ouml;zyaşı diz boyu olmuş akıyordu. Nice şehit anaları oğlunun acı haberiyle ciğerini dağlarken nice gelinler hayata k&uuml;sm&uuml;ş, nice umutlar baharında solmuştu. A&ccedil;lık, yokluk, perişanlık kol geziyordu. İnsanlar saadeti sadece &ouml;l&uuml;m&uuml;n kollarında a&ccedil;an bir &ccedil;i&ccedil;ek sanır hale gelmişlerdi. Artık g&ouml;zler taa uzaklara, umutlarsa bir başka bahara kalmış gibiydi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bir akşam &uuml;zeri k&ouml;yde tellal bağırıyordu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&quot;&ndash; Eyyyyy ahali! Duyduk duymadık demeyin. Cuma g&uuml;n&uuml; her haneden bir kağnı, İnebolu&#8217;ya y&uuml;k taşımak &uuml;zere gidecektir&quot;&#8230; Aynı tellal bir daha, bir daha olmak &uuml;zere 3 sefer bağırdı. Bu, konunun &ouml;nemini vurgulamak i&ccedil;indi. &Uuml;&ccedil; sefer aynı şeyin bağrıldığı pek vaki değildi. Demek ki bu konu olağan&uuml;st&uuml; bir &ouml;nem arzediyordu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Herhangi bir sebeple tellal bağırmışsa, o akşam konunun g&ouml;r&uuml;ş&uuml;lmesi i&ccedil;in k&ouml;y odasında toplantı yapılırdı. Bunu herkes bildiğinden, toplantı i&ccedil;in ayrıca duyuru yapılmamıştı. Akşam yapılan toplantıda Muhtar şu a&ccedil;ıklamayı yaptı: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Ankara&#8217;da a&ccedil;ılan yeni Meclis ve kurulan h&uuml;k&uuml;met, Anadolu&#8217;ya saldıran Yunan askerine son darbeyi vurabilmek i&ccedil;in kış boyunca hazırlık yapıyormuş. Kulakları &ccedil;ınlasın iki ay kadar &ouml;nce k&ouml;y&uuml;m&uuml;ze gelen M. &Acirc;kif, camimizde verdiği vaazda: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; &quot;Bir milletin hayat hakkı ve varlığını s&uuml;rd&uuml;rme konusunda &uuml;st&uuml;n&uuml;ze bir g&ouml;rev d&uuml;şerse, yerine getirmekte asl&acirc; teredd&uuml;t etmeyiniz. Vatana sahiplenmek i&ccedil;in gerekirse herbirimiz, toprağın koynuna girmeye aday olabilmeliyiz ki, bu vatan bizimdir diyebilelim,&quot; demişti. Komşular! Sizin anlayacağınız, deniz yoluyla İnebolu&#8217;ya getirilen cephane ve top mermilerinin cepheye taşınması i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n &ccedil;evre k&ouml;ylere g&ouml;rev verilmiş. Adına ister imece, ister salma, ister başka birşey deyiniz; taşıma işi muhakkak halledilecekmiş. Bizim k&ouml;y&uuml;n taşıma sırası Cuma g&uuml;n&uuml; olarak bildirildi. O g&uuml;n, İnebolu&#8217;dan 80 kağnı cephane y&uuml;klenerek Kastamonu&#8217;ya doğru yola &ccedil;ıkmamız gerekiyor. Herkes hazırlığını buna g&ouml;re yapsın. Muhtar, bir de liste hazırlamıştı. Listeyi baştan sona okudu. Sonra da: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Burada olanlar olmayanlara haber versin, dedi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Herkes birbirinin y&uuml;z&uuml;ne &quot;Burada kimler yok?&quot; der gibi baktı&#8230; Toplantıda sekiz isim yoktu. Bunlar adına da zaten kadın veya &ccedil;ocuk yaşta gen&ccedil;ler gidecekti. O akşam k&ouml;y bek&ccedil;isi sekiz kişinin evini dolaşıp yola ne zaman ve nasıl &ccedil;ıkılacağını bildirdi. Her evden bir kağnı duyurunun yapıldığı şekilde Cuma g&uuml;n&uuml; vardı. Şerife Gelin de bunlar i&ccedil;erisinde idi. </font></p>
<p align="center"><font face="Tahoma" size="3"><img width="600" height="333" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/serife.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Tarih, 1921 yılının son g&uuml;nleriydi. Birdenbire bastıran kar yolları kaplamıştı. Sıra ile cephaneler y&uuml;klendi. Y&uuml;klemesi yapılan kağnı yola &ccedil;ıkıyordu. Şerife Gelin, k&ouml;yde bakacak kimsesi olmadığı i&ccedil;in Elif&#8217;i yanına almıştı. Şerife Gelin&#8217;in kağnısına top mermileri y&uuml;klendi, yol verildi&#8230; Şerife Gelin, İnebolu &ccedil;ıkışında kağnıyı durdurdu. Oraya kadar sırtında taşıdığı kızı Elif i&ccedil;in top mermilerinin arasında bir yer ayarladı. Tek korunma aracı y&uuml;n yorganını da top mermilerini ve kızını yağıştan korusun diye, kağnı &uuml;zerine &ouml;rtt&uuml;. Sonra tekrar kağnı başına ge&ccedil;ip &quot;Bismillah&quot; diyerek &ouml;k&uuml;zleri &ccedil;ekmeye başladı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bu g&ouml;revi onlarca k&ouml;y, binlerce kağnı yaptığı i&ccedil;in yol g&uuml;venliği konusunda bir sorun yoktu. Soğuğa karşı korunaklı oldun mu tamam! Hele hele &ouml;k&uuml;zlerin iyi ise, işin kolay! Şerife Gelin, &ouml;k&uuml;zleri &ccedil;ekiyor, kar ise yağıyor, yağıyordu. Kağnı tekerleri karla karışık &ccedil;amurlu yollarda makamsız bir gıcırtının zevksizliğiyle ilerliyordu. Şerife Gelin&#8217;in bir korkusu vardı; kendinden bile sakladığı bir korku. Kalbinde kocaman bir &ccedil;ıban, &ccedil;aresiz bir dertti bu&#8230; Ama onu hatırlamak istemiyor; azimle, hırsla kağnı arabasının &ouml;n&uuml;nden t&uuml;m engelleri delercesine y&uuml;r&uuml;yordu. İ&ccedil;ten i&ccedil;e du&acirc; etmeyi de ihmal etmiyordu. Bu halde epeyce yol aldıktan sonra kağnı birden durdu. Şerife Gelinin y&uuml;reciğindeki yara deşilmişti. Evet kara &ouml;k&uuml;z y&uuml;r&uuml;m&uuml;yordu. Bu her zamanki huyu idi. Zorlamaya, y&uuml;ke hi&ccedil; gelemezdi. Şerife Gelin yuları asıldı. Hayır! Gelmiyordu. &Ouml;k&uuml;z&uuml;n ardına ge&ccedil;ip g&acirc;h! dedi. &Uuml;vendire ile d&uuml;rtt&uuml;. Kara &ouml;k&uuml;z biraz y&uuml;r&uuml;y&uuml;p tekrar durdu. Bir saat kadar &ouml;nce yağan kar durmuş, hava soğumaya başlamıştı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Şerife Gelin: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Kurbanın olayım kara tosun, beni perişan etme. Arabam top mermisi dolu; Cepheye yetişmesi lazım. Haydi n&#8217;olur y&uuml;r&uuml;. Haydi n&#8217;olur. Kara &ouml;k&uuml;z az daha y&uuml;r&uuml;y&uuml;p boynunu eğdi, eğdi. Sonra olduğu yere g&uuml;rp&uuml;den &ccedil;&ouml;k&uuml;verdi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Şerife gelin: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Eyvahhh! Ne yapacağım ben şimdi, diyerek tekrar kara &ouml;k&uuml;z&uuml;n yanına vardı. Yalvarırcasına başını okşadı. G&ouml;zlerinden &ouml;pt&uuml;, titreyen sesiyle: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Haydi kara tosunum. N&#8217;olur yatma kalk. Boyunduruğa ben de koşulayım. Yeter ki sen yatma. Kara &ouml;k&uuml;z nice zorlamayla yerinden kalktı. Boyunduruğu kaldıramaz gibi boynunu yere eğiyordu. Bereket &ouml;b&uuml;r eşi sarı &ouml;k&uuml;z g&uuml;&ccedil;l&uuml; idi; zaten kağnı buraya kadar onun sayesinde gelebilmişti. Şerife Gelin, &ouml;k&uuml;zlerin yularını arabanın okuna taktı. Sonra kara &ouml;k&uuml;z tarafına ge&ccedil;ip eğik boyunduruğa &ouml;yle bir y&uuml;klendi ki, g&ouml;ğs&uuml;nden b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cudunu kaplayan bir ıslaklığın yayıldığını fark etmedi bile. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Ka&ccedil; defa kara &ouml;k&uuml;z yatmış, ka&ccedil; defa boyunduruğu Şerife gelin g&ouml;ğ&uuml;slemiş, bunların artık sayısını unutmuştu&#8230; Ne kadar yol aldığını ise hi&ccedil; bilmiyordu. Şerife Gelin&#8217;in karnı a&ccedil;tı. L&acirc;kin a&ccedil;lığı dert etmiyordu. Biricik Elif&#8217;i aklına geldi. Tabii ki O&#8217;nun da karnı zil &ccedil;alıyordu. &quot;Elif&#8217;imi azıcık emzirebilseydim&quot; dedi. Ama Elif uyuyordu; zaten uyansa da bu soğuk havada &ccedil;ocuk emzirilmezdi. Kendi kendine: &quot;Elif uyanmadan Kastamonu&#8217;ya varabilseydim bari&quot;, dedi. B&ouml;yle s&ouml;ylenirken, i&ccedil;indeki bir ses karşı dağdan yankılanırcasına g&uuml;rledi: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Ya sonra? Şerife Gelin şaşırdı birden. Etrafına bakındı, kimsecikler yoktu. Bu gizli ses ile cedelleşmeye başladı: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Sonrasına Allah kerim. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Me&ccedil;hul ses: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; &Acirc;menn&acirc;! dedi, &ouml;nce. Sonra da Şerife Gelin&#8217;in belki de &ccedil;aresizlikten hep g&ouml;rmezlikten geldiği bir gizli derdi ham bir &ccedil;ıbana iğne sokup patlatır gibi deşiverdi: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Peki Ilgaz Dağı&#8217;nı nasıl tırmanacaksın? Bu kara &ouml;k&uuml;zle, bu kağnı oradan &ccedil;ıkar mı? </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; &Ccedil;ıkarrrrrrr, diye bağırdı Şerife Gelin; ger&ccedil;i y&uuml;k&uuml;m Kastamonu&#8217;ya kadar ama bu araba Ilgaz dağını da &ccedil;ıkar, Ankara&#8217;ya da varır&#8230; Cepheye de&#8230; Şerife Gelin&#8217;in g&ouml;ğs&uuml; k&ouml;r&uuml;k gibi inip kalkıyordu. Soğuktan donmak &uuml;zere olan elleri şimdi sinirinden titriyor, iki de bir &uuml;vendireyi elinden yere d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yordu. Ilgaz Dağı&#8217;nı ge&ccedil;ilmez, aşılmaz diyen kimdi? Az &ouml;nce kendisiyle cedelleşen sesi, sesin sahibini aradı. Hiddetinden dudaklarını kemiriyor, elindeki &uuml;vendireyi gart! gurt! diye k&uuml;rt&uuml;n &ouml;beklerine saplayıp saplayıp &ccedil;ıkarıyordu. Kendini korkutmaya, caydırmaya, azmini kırmaya &ccedil;alışan bu sese hın&ccedil;la bağırdı: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Heyyy! Bre &ccedil;ılgın ses! Hey bre me&ccedil;hul korkak! Karınca fıkrasını duymadın mı? Derler ki karınca İstanbul&#8217;dan yola &ccedil;ıkmış, m&uuml;barek beldeleri g&ouml;rmek ister. Sormuşlar: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; &quot;Nereye gidiyorsun? </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Hacca gidiyorum. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Sen bu cılız g&ouml;vdenle, bu &ccedil;&ouml;p bacaklarınla, İstanbul&#8217;dan Hicaz&#8217;a kadar nasıl gidersin? </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Varamazsam hi&ccedil; olmazsa yolunda &ouml;l&uuml;r&uuml;m ya&quot;, demiş. Ben de &ouml;yle&#8230; varamazsam yolunda &ouml;l&uuml;r&uuml;m. L&acirc;kin bu mermiler yollarda kalmaz, bıraktığımız yerden birileri y&uuml;klenir ve cepheye mutlaka ulaştırır. Şerife Gelin b&ouml;yle s&ouml;ylese de, &ccedil;ok iyi bildiği Ilgaz Dağı&#8217;nı ve onunla ge&ccedil;en hatıralarını sisli puslu camdan bakar gibi bir s&uuml;re seyre daldı. Bu seyir, ne durup bakmaya, ne bakıp g&ouml;rmeye benziyordu. Bir hissedişti bu; bir duyuş, bir anlayış&#8230; &Ccedil;ookkk uzaklardan gelen, fırtınaya binmiş, dağlarda yankılanan, tepelerde savrulan bir ses; kimbilir belki de Şerife Gelin&#8217;in duymak istediği, yahut istemeden duyduğu bir ses&#8230; Ilgaz Dağı i&ccedil;in, oranın kendi has evladına bakınız, neler fısıldıyordu: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Ilgaz Dağı, &ccedil;ilenin harman olduğu yer. Ilgaz Dağı; yetimleri, dulları, kimsesizleri ağlatan mek&acirc;n; g&ouml;zyaşını kaynağında donduran fırtına seli. Ilgaz Dağı; &uuml;mitleri s&ouml;nd&uuml;ren, hayalleri s&uuml;k&ucirc;ta erdiren bir hengame&#8230; </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Nice garibanın &ccedil;ıplak ayakla y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; bayır. Vardık&ccedil;a dikleşen, &ccedil;ıktık&ccedil;a yokuşa vuran yollar&#8230; ve i&ccedil;inizdeki aşka, merhamete, sevgiye inat acımasızlaşan dağ&#8230; Eşkıyalara taş &ccedil;ıkartan kurt s&uuml;r&uuml;leri. Karıyla kışıyla, ge&ccedil;it vermeyen engebeleriyle, Ilgaz Dağı bir muamma&#8230; Kağnıdaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k Elif&#8217;in ağlaması duyuldu birden. Hı&ccedil;kırıklara karışan bu feryat, Şerife Gelin&#8217;in beynini zonklattı. Yavaş giden kağnıyı durdurmadan d&uuml;şe kalka telaşla arabanın ardına koştu. Yorganı a&ccedil;ıp baktı; Elif kızın sesini duyuyor, kendini g&ouml;remiyordu. G&ouml;zlerini yuvasından patlatırcasına a&ccedil;ıp bir daha baktı. Elini uzatıp ot kurularını karıştırdı: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Yavrum! Elif&#8217;im, diye bağırdı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Zavallı yavrucak otların arasındaydı. Boğuk boğuk ağlıyor, hı&ccedil;kırıyor, kendini yırtıyordu &acirc;deta. Soğuk, dondurucu bir hal aldığı i&ccedil;in yorganı Elif kızın ve top mermilerinin &uuml;st&uuml;ne iyice sıkıştırdı. Şerife Gelin&#8217;in esas korkusu, top mermilerinin g&ouml;&ccedil;&uuml;p kaymasıydı. Bu halde zaten Elif kız ezilir yamyassı bir et par&ccedil;asından farksız hale gelirdi. Tekrar aceleyle arabanın &ouml;n&uuml;ne koşup, &ouml;k&uuml;zleri &ccedil;ekmeye başladı. Nice &ouml;ne ge&ccedil;enler uzaklaşıp g&ouml;r&uuml;lmez olmuş, nice arkada kalanlar Şerife Gelin&#8217;e yetişmiş, ge&ccedil;ip gitmişlerdi. Kimse kendisine zimmetlenen cephaneyi yerine teslim etmekten başka bir şey d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yordu. Şerife Gelin&#8217;in &ccedil;ektiği kağnı tekrar durdu. Kara &ouml;k&uuml;z yine y&uuml;r&uuml;m&uuml;yor, başını geri geri asılıyordu. Şerife Gelin, iyice &uuml;ş&uuml;m&uuml;ş ağzından burnundan gelen salyalar birbirine karışmıştı. &Ccedil;ene kemikleri birbirine vuruyordu. Kağnının kara &ouml;k&uuml;z tarafına ge&ccedil;erek &quot;yazıklar olsun sana; &ccedil;ekil boyunduruktan, &ccedil;ekil de ben koşulayım&quot; dercesine bir s&uuml;re baktı. G&ouml;zleri kısılmıştı. B&uuml;t&uuml;n v&uuml;cut azaları titriyordu. Hiddetinden dolayı &uuml;vendireyi kaldırdı, kaldırdı; sonra da arka &uuml;st&uuml; kardan adam gibi g&ouml;&ccedil;&uuml;verdi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Şerife Gelin, donmakta olduğunu işte o anda farketti. Yıkıldığı kar i&ccedil;erisinden &ccedil;abalayarak kalktıktan sonra, yine zor bela kağnı arabasının &uuml;zerine &ccedil;ıkabildi. Elleri ve ayakları donma noktasına geldiği i&ccedil;in kağnıya binerken ka&ccedil; defa kayıp yere d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n sayısını bilemiyordu. Şerife Gelin, bindiği kağnıdan &ouml;k&uuml;zlere kısık sesiyle ve belki de son defa &quot;gah!&quot; dedi. Sesi yavaş yavaş kayboluyordu. Elif &ccedil;atlayacak gibi ağlarken, Şerife gelinin kolu kanadı &acirc;deta robotlaşıyordu. Kağnı serseri bir mayın gibi, şehrin dışındaki Kastamonu kışlasının yakınına kadar gelip orada durdu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Kar dinmişti; Elif ağlıyordu. Anlaşılan, b&uuml;t&uuml;n kuşlar Elif&#8217;in yasına, onun feryadını dinleyenlere iştirak ediyorlardı. İşte bu y&uuml;zden bu akşam, c&uuml;mle kuşlar suskun, g&uuml;vercinler sanki taş kesilmiş; sığırcıklarsa hı&ccedil;kırmadan son damla g&ouml;zyaşlarını i&ccedil;lerine akıtıyorlardı. Besbelli ki &ouml;yle; &ouml;yle olduğu i&ccedil;in de s&uuml;k&ucirc;t, bu mahalle matem gibi siyah otağını kurmuştu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bu kimsesiz kağnının yanına giden g&ouml;revliler karşılaştıkları acıklı manzarayı ş&ouml;yle not ettiler: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&quot;Kağnı &uuml;zerinde soğuktan donan bir kadının cesedi vardı. Donmuş kadının cesedini arabadan indirirken, yorganın altında ağlayan bir &ccedil;ocuk sesi işittik&#8230; Top mermilerinin arasında, otlara sarılı eski &ccedil;ulların i&ccedil;inde bir kız &ccedil;ocuğu ağlamaktan bitkin hale gelmiş, boğuk ve kısılan sesinin sanki son feryadını ediyordu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Hepimizin ortak kanaati şu oldu; Bu T&uuml;rk anası, evladını ve top mermilerini korumak i&ccedil;in kendini feda etmiştir.&quot; Grup vaktinin kar &uuml;zerindeki yansıması, bu kağnının yanına gelenlerin yanaklarından s&uuml;z&uuml;len damlacıkları &ccedil;iğdem rengine boyamıştı. Batan G&uuml;neş ise, Şerifeler, Elifler, Zeynepler ve kardelenler i&ccedil;in yeniden doğmak &uuml;zere, kızıllığını saklarcasına karanlığın g&ouml;ğs&uuml;nde yavaş yavaş kayboluyordu. <br />
</font></p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="126" title="1" title="28 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3348-serife-baci-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şerife Bacı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/668-serife-baci.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/668-serife-baci.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 02:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[erife]]></category>
		<category><![CDATA[Şerife Bacı]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=668</guid>
		<description><![CDATA[İşte Şerife gelin bu k&#246;yl&#252; ve 21 yaşında. O&#8217;nu 16 yaşında evlendirmişlerdi. D&#252;ğ&#252;nden iki ay sonra Harbi Umumi patlak verdi. Kocasını askere aldılar. 6 ay sonra da &#199;anakkale&#8217;den kocasının &#246;l&#252;m...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">İşte Şerife gelin bu k&ouml;yl&uuml; ve 21 yaşında. O&#8217;nu 16 yaşında evlendirmişlerdi. D&uuml;ğ&uuml;nden iki ay sonra Harbi Umumi patlak verdi. Kocasını askere aldılar. 6 ay sonra da &Ccedil;anakkale&#8217;den kocasının &ouml;l&uuml;m tezkeresi geldi. Kimsesizdi, hi&ccedil;bir geliri yoktu. &quot;Bu tazeliğiyle yapayalnız durması yakışık almaz&quot; diyen k&ouml;y&uuml;n yaşlıları, onu sakata ayrılmış bir asker gazisi olan Topal Yusuf ile evlendirdiler. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&Uuml;&ccedil; yıl sonra Şerife Gelin&#8217;in bir kızı oldu. K&uuml;&ccedil;&uuml;k kıza Elif adını koydular. Elif anasını emiyor, emdik&ccedil;e Şerife Gelinin s&uuml;t&uuml; artıyordu. Bunu fırsat bilen komşular, o g&uuml;nlerin salgın hastalıkları y&uuml;z&uuml;nden anası &ouml;len, yetim kalan, s&uuml;t ememeyen hangi &ccedil;ocuk varsa, Şerife Gelin&#8217;e getiriyorlar; K&ouml;y&uuml;n yetimlerini hep O emziriyordu. Belki de bunlar &ccedil;ile g&uuml;nlerinin tabii bir yansıması idi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Sonu&ccedil; olarak bu k&ouml;yde yetimlerin tamamı s&uuml;t kardeşi, Şerife Gelin de s&uuml;t anası olmuştu&#8230; Evdeki işlerle birlikte dışarı işlerini de Şerife gelin yapardı. &Ouml;k&uuml;zlerle &ccedil;ift s&uuml;rmek, merkeple dağdan odun getirmek, orakla ekin bi&ccedil;mek, d&ouml;ğen s&uuml;rmek hepsi hepsi Şerife Gelin&#8217;i g&ouml;zl&uuml;yordu. Kocası Topal Yusuf&#8217;un sadece adı vardı. Savaşta sol bacağı kopmuş, yakınında patlayan bomba bir g&ouml;z&uuml;n&uuml; k&ouml;r etmişti&#8230; Kulaklarının duyması ise g&uuml;nden g&uuml;ne ağırlaşıyordu. Bu haliyle O&#8217;nun iş yapması zaten m&uuml;mk&uuml;n değildi. G&uuml;nl&uuml;k işlerini ve hizmetini de Şerife Gelin yapıyordu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&Ccedil;ile demet demet, hicran g&ouml;kleri tutmuş, g&ouml;zyaşı diz boyu olmuş akıyordu. Nice şehit anaları oğlunun acı haberiyle ciğerini dağlarken nice gelinler hayata k&uuml;sm&uuml;ş, nice umutlar baharında solmuştu. A&ccedil;lık, yokluk, perişanlık kol geziyordu. İnsanlar saadeti sadece &ouml;l&uuml;m&uuml;n kollarında a&ccedil;an bir &ccedil;i&ccedil;ek sanır hale gelmişlerdi. Artık g&ouml;zler taa uzaklara, umutlarsa bir başka bahara kalmış gibiydi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bir akşam &uuml;zeri k&ouml;yde tellal bağırıyordu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&quot;&ndash; Eyyyyy ahali! Duyduk duymadık demeyin. Cuma g&uuml;n&uuml; her haneden bir kağnı, İnebolu&#8217;ya y&uuml;k taşımak &uuml;zere gidecektir&quot;&#8230; Aynı tellal bir daha, bir daha olmak &uuml;zere 3 sefer bağırdı. Bu, konunun &ouml;nemini vurgulamak i&ccedil;indi. &Uuml;&ccedil; sefer aynı şeyin bağrıldığı pek vaki değildi. Demek ki bu konu olağan&uuml;st&uuml; bir &ouml;nem arzediyordu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Herhangi bir sebeple tellal bağırmışsa, o akşam konunun g&ouml;r&uuml;ş&uuml;lmesi i&ccedil;in k&ouml;y odasında toplantı yapılırdı. Bunu herkes bildiğinden, toplantı i&ccedil;in ayrıca duyuru yapılmamıştı. Akşam yapılan toplantıda Muhtar şu a&ccedil;ıklamayı yaptı: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Ankara&#8217;da a&ccedil;ılan yeni Meclis ve kurulan h&uuml;k&uuml;met, Anadolu&#8217;ya saldıran Yunan askerine son darbeyi vurabilmek i&ccedil;in kış boyunca hazırlık yapıyormuş. Kulakları &ccedil;ınlasın iki ay kadar &ouml;nce k&ouml;y&uuml;m&uuml;ze gelen M. &Acirc;kif, camimizde verdiği vaazda: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; &quot;Bir milletin hayat hakkı ve varlığını s&uuml;rd&uuml;rme konusunda &uuml;st&uuml;n&uuml;ze bir g&ouml;rev d&uuml;şerse, yerine getirmekte asl&acirc; teredd&uuml;t etmeyiniz. Vatana sahiplenmek i&ccedil;in gerekirse herbirimiz, toprağın koynuna girmeye aday olabilmeliyiz ki, bu vatan bizimdir diyebilelim,&quot; demişti. Komşular! Sizin anlayacağınız, deniz yoluyla İnebolu&#8217;ya getirilen cephane ve top mermilerinin cepheye taşınması i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n &ccedil;evre k&ouml;ylere g&ouml;rev verilmiş. Adına ister imece, ister salma, ister başka birşey deyiniz; taşıma işi muhakkak halledilecekmiş. Bizim k&ouml;y&uuml;n taşıma sırası Cuma g&uuml;n&uuml; olarak bildirildi. O g&uuml;n, İnebolu&#8217;dan 80 kağnı cephane y&uuml;klenerek Kastamonu&#8217;ya doğru yola &ccedil;ıkmamız gerekiyor. Herkes hazırlığını buna g&ouml;re yapsın. Muhtar, bir de liste hazırlamıştı. Listeyi baştan sona okudu. Sonra da: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Burada olanlar olmayanlara haber versin, dedi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Herkes birbirinin y&uuml;z&uuml;ne &quot;Burada kimler yok?&quot; der gibi baktı&#8230; Toplantıda sekiz isim yoktu. Bunlar adına da zaten kadın veya &ccedil;ocuk yaşta gen&ccedil;ler gidecekti. O akşam k&ouml;y bek&ccedil;isi sekiz kişinin evini dolaşıp yola ne zaman ve nasıl &ccedil;ıkılacağını bildirdi. Her evden bir kağnı duyurunun yapıldığı şekilde Cuma g&uuml;n&uuml; vardı. Şerife Gelin de bunlar i&ccedil;erisinde idi. </font></p>
<p align="center"><font face="Tahoma" size="3"><img width="600" height="333" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/serife.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Tarih, 1921 yılının son g&uuml;nleriydi. Birdenbire bastıran kar yolları kaplamıştı. Sıra ile cephaneler y&uuml;klendi. Y&uuml;klemesi yapılan kağnı yola &ccedil;ıkıyordu. Şerife Gelin, k&ouml;yde bakacak kimsesi olmadığı i&ccedil;in Elif&#8217;i yanına almıştı. Şerife Gelin&#8217;in kağnısına top mermileri y&uuml;klendi, yol verildi&#8230; Şerife Gelin, İnebolu &ccedil;ıkışında kağnıyı durdurdu. Oraya kadar sırtında taşıdığı kızı Elif i&ccedil;in top mermilerinin arasında bir yer ayarladı. Tek korunma aracı y&uuml;n yorganını da top mermilerini ve kızını yağıştan korusun diye, kağnı &uuml;zerine &ouml;rtt&uuml;. Sonra tekrar kağnı başına ge&ccedil;ip &quot;Bismillah&quot; diyerek &ouml;k&uuml;zleri &ccedil;ekmeye başladı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bu g&ouml;revi onlarca k&ouml;y, binlerce kağnı yaptığı i&ccedil;in yol g&uuml;venliği konusunda bir sorun yoktu. Soğuğa karşı korunaklı oldun mu tamam! Hele hele &ouml;k&uuml;zlerin iyi ise, işin kolay! Şerife Gelin, &ouml;k&uuml;zleri &ccedil;ekiyor, kar ise yağıyor, yağıyordu. Kağnı tekerleri karla karışık &ccedil;amurlu yollarda makamsız bir gıcırtının zevksizliğiyle ilerliyordu. Şerife Gelin&#8217;in bir korkusu vardı; kendinden bile sakladığı bir korku. Kalbinde kocaman bir &ccedil;ıban, &ccedil;aresiz bir dertti bu&#8230; Ama onu hatırlamak istemiyor; azimle, hırsla kağnı arabasının &ouml;n&uuml;nden t&uuml;m engelleri delercesine y&uuml;r&uuml;yordu. İ&ccedil;ten i&ccedil;e du&acirc; etmeyi de ihmal etmiyordu. Bu halde epeyce yol aldıktan sonra kağnı birden durdu. Şerife Gelinin y&uuml;reciğindeki yara deşilmişti. Evet kara &ouml;k&uuml;z y&uuml;r&uuml;m&uuml;yordu. Bu her zamanki huyu idi. Zorlamaya, y&uuml;ke hi&ccedil; gelemezdi. Şerife Gelin yuları asıldı. Hayır! Gelmiyordu. &Ouml;k&uuml;z&uuml;n ardına ge&ccedil;ip g&acirc;h! dedi. &Uuml;vendire ile d&uuml;rtt&uuml;. Kara &ouml;k&uuml;z biraz y&uuml;r&uuml;y&uuml;p tekrar durdu. Bir saat kadar &ouml;nce yağan kar durmuş, hava soğumaya başlamıştı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Şerife Gelin: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Kurbanın olayım kara tosun, beni perişan etme. Arabam top mermisi dolu; Cepheye yetişmesi lazım. Haydi n&#8217;olur y&uuml;r&uuml;. Haydi n&#8217;olur. Kara &ouml;k&uuml;z az daha y&uuml;r&uuml;y&uuml;p boynunu eğdi, eğdi. Sonra olduğu yere g&uuml;rp&uuml;den &ccedil;&ouml;k&uuml;verdi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Şerife gelin: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Eyvahhh! Ne yapacağım ben şimdi, diyerek tekrar kara &ouml;k&uuml;z&uuml;n yanına vardı. Yalvarırcasına başını okşadı. G&ouml;zlerinden &ouml;pt&uuml;, titreyen sesiyle: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Haydi kara tosunum. N&#8217;olur yatma kalk. Boyunduruğa ben de koşulayım. Yeter ki sen yatma. Kara &ouml;k&uuml;z nice zorlamayla yerinden kalktı. Boyunduruğu kaldıramaz gibi boynunu yere eğiyordu. Bereket &ouml;b&uuml;r eşi sarı &ouml;k&uuml;z g&uuml;&ccedil;l&uuml; idi; zaten kağnı buraya kadar onun sayesinde gelebilmişti. Şerife Gelin, &ouml;k&uuml;zlerin yularını arabanın okuna taktı. Sonra kara &ouml;k&uuml;z tarafına ge&ccedil;ip eğik boyunduruğa &ouml;yle bir y&uuml;klendi ki, g&ouml;ğs&uuml;nden b&uuml;t&uuml;n v&uuml;cudunu kaplayan bir ıslaklığın yayıldığını fark etmedi bile. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Ka&ccedil; defa kara &ouml;k&uuml;z yatmış, ka&ccedil; defa boyunduruğu Şerife gelin g&ouml;ğ&uuml;slemiş, bunların artık sayısını unutmuştu&#8230; Ne kadar yol aldığını ise hi&ccedil; bilmiyordu. Şerife Gelin&#8217;in karnı a&ccedil;tı. L&acirc;kin a&ccedil;lığı dert etmiyordu. Biricik Elif&#8217;i aklına geldi. Tabii ki O&#8217;nun da karnı zil &ccedil;alıyordu. &quot;Elif&#8217;imi azıcık emzirebilseydim&quot; dedi. Ama Elif uyuyordu; zaten uyansa da bu soğuk havada &ccedil;ocuk emzirilmezdi. Kendi kendine: &quot;Elif uyanmadan Kastamonu&#8217;ya varabilseydim bari&quot;, dedi. B&ouml;yle s&ouml;ylenirken, i&ccedil;indeki bir ses karşı dağdan yankılanırcasına g&uuml;rledi: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Ya sonra? Şerife Gelin şaşırdı birden. Etrafına bakındı, kimsecikler yoktu. Bu gizli ses ile cedelleşmeye başladı: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Sonrasına Allah kerim. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Me&ccedil;hul ses: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; &Acirc;menn&acirc;! dedi, &ouml;nce. Sonra da Şerife Gelin&#8217;in belki de &ccedil;aresizlikten hep g&ouml;rmezlikten geldiği bir gizli derdi ham bir &ccedil;ıbana iğne sokup patlatır gibi deşiverdi: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Peki Ilgaz Dağı&#8217;nı nasıl tırmanacaksın? Bu kara &ouml;k&uuml;zle, bu kağnı oradan &ccedil;ıkar mı? </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; &Ccedil;ıkarrrrrrr, diye bağırdı Şerife Gelin; ger&ccedil;i y&uuml;k&uuml;m Kastamonu&#8217;ya kadar ama bu araba Ilgaz dağını da &ccedil;ıkar, Ankara&#8217;ya da varır&#8230; Cepheye de&#8230; Şerife Gelin&#8217;in g&ouml;ğs&uuml; k&ouml;r&uuml;k gibi inip kalkıyordu. Soğuktan donmak &uuml;zere olan elleri şimdi sinirinden titriyor, iki de bir &uuml;vendireyi elinden yere d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yordu. Ilgaz Dağı&#8217;nı ge&ccedil;ilmez, aşılmaz diyen kimdi? Az &ouml;nce kendisiyle cedelleşen sesi, sesin sahibini aradı. Hiddetinden dudaklarını kemiriyor, elindeki &uuml;vendireyi gart! gurt! diye k&uuml;rt&uuml;n &ouml;beklerine saplayıp saplayıp &ccedil;ıkarıyordu. Kendini korkutmaya, caydırmaya, azmini kırmaya &ccedil;alışan bu sese hın&ccedil;la bağırdı: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Heyyy! Bre &ccedil;ılgın ses! Hey bre me&ccedil;hul korkak! Karınca fıkrasını duymadın mı? Derler ki karınca İstanbul&#8217;dan yola &ccedil;ıkmış, m&uuml;barek beldeleri g&ouml;rmek ister. Sormuşlar: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; &quot;Nereye gidiyorsun? </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Hacca gidiyorum. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Sen bu cılız g&ouml;vdenle, bu &ccedil;&ouml;p bacaklarınla, İstanbul&#8217;dan Hicaz&#8217;a kadar nasıl gidersin? </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Varamazsam hi&ccedil; olmazsa yolunda &ouml;l&uuml;r&uuml;m ya&quot;, demiş. Ben de &ouml;yle&#8230; varamazsam yolunda &ouml;l&uuml;r&uuml;m. L&acirc;kin bu mermiler yollarda kalmaz, bıraktığımız yerden birileri y&uuml;klenir ve cepheye mutlaka ulaştırır. Şerife Gelin b&ouml;yle s&ouml;ylese de, &ccedil;ok iyi bildiği Ilgaz Dağı&#8217;nı ve onunla ge&ccedil;en hatıralarını sisli puslu camdan bakar gibi bir s&uuml;re seyre daldı. Bu seyir, ne durup bakmaya, ne bakıp g&ouml;rmeye benziyordu. Bir hissedişti bu; bir duyuş, bir anlayış&#8230; &Ccedil;ookkk uzaklardan gelen, fırtınaya binmiş, dağlarda yankılanan, tepelerde savrulan bir ses; kimbilir belki de Şerife Gelin&#8217;in duymak istediği, yahut istemeden duyduğu bir ses&#8230; Ilgaz Dağı i&ccedil;in, oranın kendi has evladına bakınız, neler fısıldıyordu: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Ilgaz Dağı, &ccedil;ilenin harman olduğu yer. Ilgaz Dağı; yetimleri, dulları, kimsesizleri ağlatan mek&acirc;n; g&ouml;zyaşını kaynağında donduran fırtına seli. Ilgaz Dağı; &uuml;mitleri s&ouml;nd&uuml;ren, hayalleri s&uuml;k&ucirc;ta erdiren bir hengame&#8230; </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Nice garibanın &ccedil;ıplak ayakla y&uuml;r&uuml;d&uuml;ğ&uuml; bayır. Vardık&ccedil;a dikleşen, &ccedil;ıktık&ccedil;a yokuşa vuran yollar&#8230; ve i&ccedil;inizdeki aşka, merhamete, sevgiye inat acımasızlaşan dağ&#8230; Eşkıyalara taş &ccedil;ıkartan kurt s&uuml;r&uuml;leri. Karıyla kışıyla, ge&ccedil;it vermeyen engebeleriyle, Ilgaz Dağı bir muamma&#8230; Kağnıdaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k Elif&#8217;in ağlaması duyuldu birden. Hı&ccedil;kırıklara karışan bu feryat, Şerife Gelin&#8217;in beynini zonklattı. Yavaş giden kağnıyı durdurmadan d&uuml;şe kalka telaşla arabanın ardına koştu. Yorganı a&ccedil;ıp baktı; Elif kızın sesini duyuyor, kendini g&ouml;remiyordu. G&ouml;zlerini yuvasından patlatırcasına a&ccedil;ıp bir daha baktı. Elini uzatıp ot kurularını karıştırdı: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&ndash; Yavrum! Elif&#8217;im, diye bağırdı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Zavallı yavrucak otların arasındaydı. Boğuk boğuk ağlıyor, hı&ccedil;kırıyor, kendini yırtıyordu &acirc;deta. Soğuk, dondurucu bir hal aldığı i&ccedil;in yorganı Elif kızın ve top mermilerinin &uuml;st&uuml;ne iyice sıkıştırdı. Şerife Gelin&#8217;in esas korkusu, top mermilerinin g&ouml;&ccedil;&uuml;p kaymasıydı. Bu halde zaten Elif kız ezilir yamyassı bir et par&ccedil;asından farksız hale gelirdi. Tekrar aceleyle arabanın &ouml;n&uuml;ne koşup, &ouml;k&uuml;zleri &ccedil;ekmeye başladı. Nice &ouml;ne ge&ccedil;enler uzaklaşıp g&ouml;r&uuml;lmez olmuş, nice arkada kalanlar Şerife Gelin&#8217;e yetişmiş, ge&ccedil;ip gitmişlerdi. Kimse kendisine zimmetlenen cephaneyi yerine teslim etmekten başka bir şey d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yordu. Şerife Gelin&#8217;in &ccedil;ektiği kağnı tekrar durdu. Kara &ouml;k&uuml;z yine y&uuml;r&uuml;m&uuml;yor, başını geri geri asılıyordu. Şerife Gelin, iyice &uuml;ş&uuml;m&uuml;ş ağzından burnundan gelen salyalar birbirine karışmıştı. &Ccedil;ene kemikleri birbirine vuruyordu. Kağnının kara &ouml;k&uuml;z tarafına ge&ccedil;erek &quot;yazıklar olsun sana; &ccedil;ekil boyunduruktan, &ccedil;ekil de ben koşulayım&quot; dercesine bir s&uuml;re baktı. G&ouml;zleri kısılmıştı. B&uuml;t&uuml;n v&uuml;cut azaları titriyordu. Hiddetinden dolayı &uuml;vendireyi kaldırdı, kaldırdı; sonra da arka &uuml;st&uuml; kardan adam gibi g&ouml;&ccedil;&uuml;verdi. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Şerife Gelin, donmakta olduğunu işte o anda farketti. Yıkıldığı kar i&ccedil;erisinden &ccedil;abalayarak kalktıktan sonra, yine zor bela kağnı arabasının &uuml;zerine &ccedil;ıkabildi. Elleri ve ayakları donma noktasına geldiği i&ccedil;in kağnıya binerken ka&ccedil; defa kayıp yere d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n sayısını bilemiyordu. Şerife Gelin, bindiği kağnıdan &ouml;k&uuml;zlere kısık sesiyle ve belki de son defa &quot;gah!&quot; dedi. Sesi yavaş yavaş kayboluyordu. Elif &ccedil;atlayacak gibi ağlarken, Şerife gelinin kolu kanadı &acirc;deta robotlaşıyordu. Kağnı serseri bir mayın gibi, şehrin dışındaki Kastamonu kışlasının yakınına kadar gelip orada durdu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Kar dinmişti; Elif ağlıyordu. Anlaşılan, b&uuml;t&uuml;n kuşlar Elif&#8217;in yasına, onun feryadını dinleyenlere iştirak ediyorlardı. İşte bu y&uuml;zden bu akşam, c&uuml;mle kuşlar suskun, g&uuml;vercinler sanki taş kesilmiş; sığırcıklarsa hı&ccedil;kırmadan son damla g&ouml;zyaşlarını i&ccedil;lerine akıtıyorlardı. Besbelli ki &ouml;yle; &ouml;yle olduğu i&ccedil;in de s&uuml;k&ucirc;t, bu mahalle matem gibi siyah otağını kurmuştu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Bu kimsesiz kağnının yanına giden g&ouml;revliler karşılaştıkları acıklı manzarayı ş&ouml;yle not ettiler: </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">&quot;Kağnı &uuml;zerinde soğuktan donan bir kadının cesedi vardı. Donmuş kadının cesedini arabadan indirirken, yorganın altında ağlayan bir &ccedil;ocuk sesi işittik&#8230; Top mermilerinin arasında, otlara sarılı eski &ccedil;ulların i&ccedil;inde bir kız &ccedil;ocuğu ağlamaktan bitkin hale gelmiş, boğuk ve kısılan sesinin sanki son feryadını ediyordu. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="3">Hepimizin ortak kanaati şu oldu; Bu T&uuml;rk anası, evladını ve top mermilerini korumak i&ccedil;in kendini feda etmiştir.&quot; Grup vaktinin kar &uuml;zerindeki yansıması, bu kağnının yanına gelenlerin yanaklarından s&uuml;z&uuml;len damlacıkları &ccedil;iğdem rengine boyamıştı. Batan G&uuml;neş ise, Şerifeler, Elifler, Zeynepler ve kardelenler i&ccedil;in yeniden doğmak &uuml;zere, kızıllığını saklarcasına karanlığın g&ouml;ğs&uuml;nde yavaş yavaş kayboluyordu. <br />
</font></p>
<p>&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="132" title="1" title="19 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/668-serife-baci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süyünbike</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3347-suyunbike-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3347-suyunbike-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:58:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[nbike]]></category>
		<category><![CDATA[Süyünbike]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[Altın Ordu Hanlarından Cambek&#8217;in 1357&#8242;de &#246;l&#252;m&#252;nden sonra ortaya &#231;ıkan taht kavgaları ve Aksak Timur ile Toktamış arasında 1391 ve 1395&#8242;lerde cereyan eden savaşlar neticesinde zayıf d&#252;şen&#8230; Kıp&#231;ak ilinde, &#34;Kazan Hanlığı&#34;,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="2"></p>
<p align="justify"><font size="2">Altın Ordu Hanlarından Cambek&#8217;in 1357&#8242;de &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra ortaya &ccedil;ıkan taht kavgaları ve Aksak Timur ile Toktamış arasında 1391 ve 1395&#8242;lerde cereyan eden savaşlar neticesinde zayıf d&uuml;şen&#8230; Kıp&ccedil;ak ilinde, &quot;Kazan Hanlığı&quot;, &quot;Astrahan Hanlığı&quot;, &quot;Kırım Hanlığı&quot;, &quot;Sibir Hanlığı&quot; gibi daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k T&uuml;rk devletleri meydana geldi ve b&uuml;y&uuml;k Altın Ordu devleti fiilen sona ermiş oldu. Kazan Devleti, i&ccedil; m&uuml;cadelelerle de sarsılınca gittik&ccedil;e zayıflamış ve Ruslar&#8217;ın m&uuml;dahalesi de o nispette artmıştır.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Kazan&#8217;da iktidarı elinde bulunduran z&uuml;mre, sulhun muhafazası i&ccedil;in Han se&ccedil;iminde Moskova&#8217;nın arzusuna boyun eğmek, topraktan fedakarlık etmek ve hatta &ccedil;ocuk yaşta han ilan edilen &Ouml;temiş (1548-1551) ile annesi S&uuml;y&uuml;n Bike&#8217;yi Moskova&#8217;ya teslim etmek gibi ağır şartlara katlanmışsa da. Kazan Kaanı Safa Giray 1547&rsquo;de &ouml;l&uuml;r. Oğlu &Ouml;demiş Giray iki yaşında olduğundan varisi annesi S&uuml;y&uuml;n Bike olur. Ruslar 13 Şubat 1550&rsquo;de Kazan&rsquo;a h&uuml;cum eder. S&uuml;y&uuml;n Bike de diğer kahramanlardan geri kalmadan savaşır. Fakat şehir d&uuml;şer ve Kazan Beyleri ile birlikte o da esir alınır. Gemilere bindirildiklerinde halk g&ouml;zleri yaşlı nehrin kenarında beklemektedir. </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Kazan Melikesi var g&uuml;c&uuml;yle bağırır: </font></p>
<p align="justify"><font size="2">-&ldquo;Kazan..Kaygulu , kanlı şehir!..Başından tacın d&uuml;şt&uuml;&#8230; Sen şimdi dul kadın gibisin! Sen şimdi efendi değil , kul oldun!..Sen başsız arslan gibisin! Her devlet akıllı Han ile idare edilir , g&uuml;&ccedil;l&uuml; &ccedil;eri ile ayakta kalır!.. Bunlar olmayınca, herkes senden Hanlığı alır! Eski g&uuml;nlerini, bayramlarını hatırlayıp, benim gibi ağla artık.. Nerede senin eski Hanlık bayramların? Nerede sendeki &ccedil;ocuklar , beğler , T&ouml;reler?&#8230; </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Nerede senin gen&ccedil; kadınların , g&uuml;zel kızların; onların şen sesleri nerde?..Hepsi kayboldu değil mi? Bundan sonra sende,bunların yerine ağlamalar, inlemeler olacak!..Sende bal akan ırmaklar, pınarlar vardı.. Bundan sonra onlarda senin evlatlarının kanları ve g&ouml;zyaşları akacak!.. Rus kılı&ccedil;ları onları kırıp ge&ccedil;irecek!.. Ey Tanrım!.. </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Bizim en azgın d&uuml;şmanımız olan İvan&rsquo;a tez cezasını ver!.. Kazan&rsquo;ın başına bu belaları a&ccedil;an Şeyh Ali ile T&uuml;releri cezasız bırakma! Onlar beni d&uuml;şman eline d&uuml;ş&uuml;r&uuml;nceye kadar &ccedil;alıştım; &ccedil;ekmiş olduğum eziyet ve sıkıntıları onların da , onları umursamayan ve &uuml;lkelerine sahip &ccedil;ıkmasını bilmeyen Kazanlıların da başına ver Tanrım!..Ver ki ,bundan sonrakilere ibret ve ders olsun ; başka T&uuml;rk Yurtlarının başına b&ouml;ylesi gelmesin!&#8230;&rdquo; </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Bu esir alınıştan sonra S&uuml;y&uuml;n Bike&rsquo;ye ne olduğu konusunda &ccedil;eşitli rivayetler var.Ama bilinen bir şey başka T&uuml;rk yurtlarının başlarına da b&ouml;ylesi sıkıntıların geldiği ve neredeyse hepsinde T&uuml;rk kadınının da m&uuml;cadele verdiği ger&ccedil;eğidir. T&uuml;rkiye&rsquo;de Kurtuluş Savaşı&rsquo;na kadar silahlı m&uuml;cadelelerin i&ccedil;inde yerini alan kadınlarımız savaş sonrasında da fikir, ilim, siyaset ve sanat alanlarında milli denebilecek m&uuml;cadeleler vermişlerdir.</font></p>
<p></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="155" title="1" title="18 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3347-suyunbike-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Süyünbike</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/666-suyunbike.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/666-suyunbike.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:58:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[nbike]]></category>
		<category><![CDATA[Süyünbike]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[Altın Ordu Hanlarından Cambek&#8217;in 1357&#8242;de &#246;l&#252;m&#252;nden sonra ortaya &#231;ıkan taht kavgaları ve Aksak Timur ile Toktamış arasında 1391 ve 1395&#8242;lerde cereyan eden savaşlar neticesinde zayıf d&#252;şen&#8230; Kıp&#231;ak ilinde, &#34;Kazan Hanlığı&#34;,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="2"></p>
<p align="justify"><font size="2">Altın Ordu Hanlarından Cambek&#8217;in 1357&#8242;de &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra ortaya &ccedil;ıkan taht kavgaları ve Aksak Timur ile Toktamış arasında 1391 ve 1395&#8242;lerde cereyan eden savaşlar neticesinde zayıf d&uuml;şen&#8230; Kıp&ccedil;ak ilinde, &quot;Kazan Hanlığı&quot;, &quot;Astrahan Hanlığı&quot;, &quot;Kırım Hanlığı&quot;, &quot;Sibir Hanlığı&quot; gibi daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k T&uuml;rk devletleri meydana geldi ve b&uuml;y&uuml;k Altın Ordu devleti fiilen sona ermiş oldu. Kazan Devleti, i&ccedil; m&uuml;cadelelerle de sarsılınca gittik&ccedil;e zayıflamış ve Ruslar&#8217;ın m&uuml;dahalesi de o nispette artmıştır.</font></p>
<p align="justify"><font size="2">Kazan&#8217;da iktidarı elinde bulunduran z&uuml;mre, sulhun muhafazası i&ccedil;in Han se&ccedil;iminde Moskova&#8217;nın arzusuna boyun eğmek, topraktan fedakarlık etmek ve hatta &ccedil;ocuk yaşta han ilan edilen &Ouml;temiş (1548-1551) ile annesi S&uuml;y&uuml;n Bike&#8217;yi Moskova&#8217;ya teslim etmek gibi ağır şartlara katlanmışsa da. Kazan Kaanı Safa Giray 1547&rsquo;de &ouml;l&uuml;r. Oğlu &Ouml;demiş Giray iki yaşında olduğundan varisi annesi S&uuml;y&uuml;n Bike olur. Ruslar 13 Şubat 1550&rsquo;de Kazan&rsquo;a h&uuml;cum eder. S&uuml;y&uuml;n Bike de diğer kahramanlardan geri kalmadan savaşır. Fakat şehir d&uuml;şer ve Kazan Beyleri ile birlikte o da esir alınır. Gemilere bindirildiklerinde halk g&ouml;zleri yaşlı nehrin kenarında beklemektedir. </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Kazan Melikesi var g&uuml;c&uuml;yle bağırır: </font></p>
<p align="justify"><font size="2">-&ldquo;Kazan..Kaygulu , kanlı şehir!..Başından tacın d&uuml;şt&uuml;&#8230; Sen şimdi dul kadın gibisin! Sen şimdi efendi değil , kul oldun!..Sen başsız arslan gibisin! Her devlet akıllı Han ile idare edilir , g&uuml;&ccedil;l&uuml; &ccedil;eri ile ayakta kalır!.. Bunlar olmayınca, herkes senden Hanlığı alır! Eski g&uuml;nlerini, bayramlarını hatırlayıp, benim gibi ağla artık.. Nerede senin eski Hanlık bayramların? Nerede sendeki &ccedil;ocuklar , beğler , T&ouml;reler?&#8230; </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Nerede senin gen&ccedil; kadınların , g&uuml;zel kızların; onların şen sesleri nerde?..Hepsi kayboldu değil mi? Bundan sonra sende,bunların yerine ağlamalar, inlemeler olacak!..Sende bal akan ırmaklar, pınarlar vardı.. Bundan sonra onlarda senin evlatlarının kanları ve g&ouml;zyaşları akacak!.. Rus kılı&ccedil;ları onları kırıp ge&ccedil;irecek!.. Ey Tanrım!.. </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Bizim en azgın d&uuml;şmanımız olan İvan&rsquo;a tez cezasını ver!.. Kazan&rsquo;ın başına bu belaları a&ccedil;an Şeyh Ali ile T&uuml;releri cezasız bırakma! Onlar beni d&uuml;şman eline d&uuml;ş&uuml;r&uuml;nceye kadar &ccedil;alıştım; &ccedil;ekmiş olduğum eziyet ve sıkıntıları onların da , onları umursamayan ve &uuml;lkelerine sahip &ccedil;ıkmasını bilmeyen Kazanlıların da başına ver Tanrım!..Ver ki ,bundan sonrakilere ibret ve ders olsun ; başka T&uuml;rk Yurtlarının başına b&ouml;ylesi gelmesin!&#8230;&rdquo; </font></p>
<p align="justify"><font size="2">Bu esir alınıştan sonra S&uuml;y&uuml;n Bike&rsquo;ye ne olduğu konusunda &ccedil;eşitli rivayetler var.Ama bilinen bir şey başka T&uuml;rk yurtlarının başlarına da b&ouml;ylesi sıkıntıların geldiği ve neredeyse hepsinde T&uuml;rk kadınının da m&uuml;cadele verdiği ger&ccedil;eğidir. T&uuml;rkiye&rsquo;de Kurtuluş Savaşı&rsquo;na kadar silahlı m&uuml;cadelelerin i&ccedil;inde yerini alan kadınlarımız savaş sonrasında da fikir, ilim, siyaset ve sanat alanlarında milli denebilecek m&uuml;cadeleler vermişlerdir.</font></p>
<p></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="155" title="0" title="18 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/666-suyunbike.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Fatma</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3346-kara-fatma-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3346-kara-fatma-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:57:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=664</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kara Fatma&#8221; ismi, Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşamış bir şahsiyeti ifade etmekten ziyade; esasen Kuva-yı Milliye ruhunun bayraklaşan T&#252;rk kadınını sembolize eden bir karakter olarak hafızamıza yerleşmiştir. Nitekim, M&#252;sl&#252;man&#8211;T&#252;rk aile yapısını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ldquo;Kara Fatma&rdquo; ismi, Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşamış bir şahsiyeti ifade etmekten ziyade; esasen Kuva-yı Milliye ruhunun bayraklaşan T&uuml;rk kadınını sembolize eden bir karakter olarak hafızamıza yerleşmiştir. Nitekim, M&uuml;sl&uuml;man&ndash;T&uuml;rk aile yapısını incelediğimizde hemen her ailede bir Fatma&rsquo;nın bulunduğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Kimi evde Fatma o evin annesidir, kiminde gelindir Fatma, kiminde ise bacıdır. H&uuml;lasa Fatma&rsquo;sı olmayan aile &ouml;zellikle Anadolu&rsquo;da neredeyse yoktur. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Anadolu&rsquo;nun hemen her karışında mutlaka bir Fatma&rsquo;mız vardır. O bakımdan, vatanın işgal altında olduğu ve can emniyetinin, mal emniyetinin, ırz ve namus emniyetinin tehlikeye d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; savaş yıllarında T&uuml;rk kadını da cephe gerisinde m&uuml;cadele vermiş, milli heyecanın şahlandırdığı Fatma&rsquo;lar, Ayşeler, Hatice&rsquo;ler birer kahraman şahsiyet olarak bayraklaşmıştır. İşte &ldquo;Kara Fatma&rdquo; da, vatanın ve milletin namusuna uzanan n&acirc;mahrem elleri kırmak i&ccedil;in ortaya &ccedil;ıkmış, destanlaşmış T&uuml;rk kadınıdır. İzmir&rsquo;in &ldquo;Kara Fatma&rdquo;sı vardır, Erzurum&rsquo;un &ldquo;Kara Fatma&rdquo;sı vardır, Sivas&rsquo;ın, Hatay&rsquo;ın, Kahramanmaraş&rsquo;ın, Trabzon&rsquo;un, Gaziantep&rsquo;in kısacası memleketin her k&ouml;şesinde bir &ldquo;Kara Fatma&rdquo;mız vardır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Vatanseverliğin Ve Kahramanlığın Y&uuml;ce Abidesi</p>
<p>Kara Fatma namı ile temay&uuml;z etmiş kadın kahramanımızın ilkine 93 Harbi&rsquo;nde Osmanlı&ndash;Rus Savaşı sırasında rastlıyoruz. Kara Fatma, gen&ccedil; yaşında kendisi gibi vatansever ve m&uuml;cadeleci kadınları etrafına toplayarak &acirc;det&acirc; g&ouml;n&uuml;ll&uuml; bir alay teşkil eder. K&acirc;h cepheye lojistik destek veriyor, k&acirc;h cephe gerisi emniyeti sağlamak i&ccedil;in manevra yapıyor k&acirc;h bizatihi disiplinli bir ordu efr&acirc;dı gibi hareket ederek cephede d&uuml;şmanla boğuşuyordu Kara Fatma. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ldquo;Kadınlar D&uuml;nyası&rdquo; isimli gazetenin 20 Temmuz 1913 tarihli n&uuml;shasında bu muhterem Kuva-yı Milliyeci validemizden şu şekilde bahsedilir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ldquo;Kara Fatma, Malatya&#8217;ya bağlı Aladağlı&#8217;dır. Zayıf, orta boylu ve esmer, g&ouml;zleri ve kaşları siyahtır. Elbisesi, erkek elbiselerinin aynıdır. Entari yerine geniş bir şalvar, ceket yerine ise &lsquo;sarka&rsquo; t&acirc;bir olunan bir t&uuml;r cepken giyerdi. Sesi erkek sesi gibi g&uuml;r ve sertti. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; &ouml;rtmez fakat, sa&ccedil;larını boynuna dolar; başının, y&uuml;z kısmı dışında b&uuml;t&uuml;n kısımlarını &lsquo;Le&ccedil;el&rsquo;denilen beyaz bir bezle kat kat sararak &ouml;rterdi. Maiyeti &uuml;zerinde son derece etkiye ve g&uuml;ce olup, İbrahim n&acirc;mındaki hizmetlisi dahi Kara Fatma&#8217;nın hışım ve heybetinden &uuml;rperirdi. Ceng&acirc;ver olduğu kadar da yumuşaktı lakin, şefkati l&uuml;zumundan fazla değildi. Kara Fatma, tarihen s&acirc;bit olan en m&uuml;him ve parlak zaferlerini Rusya Muh&acirc;rebesi d&ouml;nemlerinde g&ouml;stermiştir&rdquo;. Meşhur Sivastopol Destanı&#8217;nda Kara Fatma şu mısralarla anlatılır:</p>
<p><strong>Sivastopol Destanı&#8217;nda Kara Fatma</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>Beş altı g&uuml;n sonra geldi <br />
Kara Fatma-i gazi<br />
Nis&acirc;lar kahramanı, şeref-razı</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>Beş altı y&uuml;z kişiyle geldi o an,<br />
Kamusu hep s&uuml;v&acirc;ri-i namdar&acirc;n.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>Onların n&acirc;mı var T&uuml;rkmen ilinde<br />
Kılı&ccedil; belinde, kargı yollarında.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>Onlar &ccedil;ok kırdı d&uuml;şman, d&ouml;kt&uuml; kanın<br />
Şehid oldu karındaşı nis&acirc;nun.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>O h&acirc;tun kendi dahi yaralandı<br />
Onuldu yarası hoş varlandı.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>&Ouml;mer paşa olup Şumn&ucirc;da k&acirc;im<br />
Onlara g&ouml;nderir ceph&acirc;ne d&acirc;im.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kara Fatma bu harpte y&uuml;z bin kişilik d&uuml;şman ordusunun karşısında geceli g&uuml;nd&uuml;zl&uuml; savaşmış, T&uuml;rk ordusunun en ileri hatlarına kadar giderek askere cesaret aşılamıştır. Bu harpte bir ara yaralanmış ve kardeşini kaybetmişti. Kahramanlığı yabancı eserlere de ge&ccedil;miştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Allah şefaatinden mahrum eylemesin&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yunan&rsquo;ın Korkulu R&uuml;yası </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kuva-yı Milliye&#8217;nin &ldquo;Kara Fatma&rdquo; namlı kadın kahramanlarından bir diğeri de Batı Anadolu&#8217;da ortaya &ccedil;ıkmıştır. Bu b&ouml;lgede milletin ve memleketin kurtuluşu i&ccedil;in kahramanca &ccedil;arpışan Kara Fatma, Yunanlılara karşı g&ouml;sterdiği m&uuml;cadeleleriyle Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&#8217;&uuml;n de liyakatini kazanmıştır. &Uuml;lkenin o kara g&uuml;nlerinde, M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rk kimliğine sahip Anadolu kadınını g&ouml;n&uuml;lden temsil eden; vatan i&ccedil;in, namus i&ccedil;in, bayrak i&ccedil;in, istikl&acirc;l i&ccedil;in, varlık i&ccedil;in, şeref i&ccedil;in d&ouml;v&uuml;şen ve adı sık sık g&uuml;ndeme gelen bu muhterem validemiz, nesiller boyunca iftihar ile hatırlayacağımız kahraman T&uuml;rk kadınlarımızın &ouml;nderlerindendir&hellip; Muh&acirc;rebe zamanlarında giydiği elbisesini &ouml;l&uuml;nceye kadar sırtından &ccedil;ıkarmayan Kara Fatma&rsquo;nın yakın zamanda &quot;İstikl&acirc;l Madalyası&quot; ile &ccedil;oğu kez basında haberi &ccedil;ıkmış, cadde ve sokaklarda gelip ge&ccedil;enlerin dikkatini &ccedil;ekmiştir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Muharebe Bana D&uuml;ğ&uuml;n Gelir <br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Memlekette can ve namus emniyetinin tehlikede olduğunu g&ouml;ren bu eli &ouml;p&uuml;lesi validemiz, kadınlığın o ince yapılı karakterini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden, &ldquo;Kadın isem de, T&uuml;rk değil miyim?&rdquo; diyerek işgal kuvvetlerinin zul&uuml;m ve cinayetlerine karşı Kuva-yı Milliye hareketine katılmıştır. O da, isimleri tarih boyunca şan ve şerefle yad edilecek diğer kadın kahramanlarımız gibi vatanın bağımızlığı, milletin selameti i&ccedil;in canı pahasına hizmet etmiştir. Kara Fatma, işgalcilerin zul&uuml;mlerini artırdığı ve dayanılmaz olduğu bir d&ouml;nem İstanbul&#8217;dan yola &ccedil;ıkarak dolu dizgin, gen&ccedil;lik ve memleket aşkının verdiği ces&acirc;retle Sivas&#8217;a gelir ve Mustafa Kem&acirc;l Paşa&rsquo;nın huzuruna &ccedil;ıkar:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;B&uuml;t&uuml;n millet, vatanın kurtarılmasını bekliyor, işte ben de kadın halimle geldim, iş g&ouml;ster, emret Paşam!&rdquo; der&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Samimi ve i&ccedil;ten gelen bu s&ouml;zler Mustafa Kemal&#8217;in g&ouml;z&uuml;nden ka&ccedil;maz&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Peki ama, sen ne iş g&ouml;rebilirsin ki? Silah kullanır mısın? Ata biner misin? Harpten ateşten korkmaz mısın?..&rdquo;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kara Fatma&rsquo;dan beklenilen cevap gelir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Ata binerim, silah kullanırım, muharebe bana d&uuml;ğ&uuml;n gelir Paşam, d&uuml;ğ&uuml;n&hellip;!&rdquo;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Bu M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rk kadınına hayran kalan Mustafa Kemal Paşa:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Şu dakikada b&uuml;t&uuml;n kadınlarımız senin gibi olsalardı Kara Fatma&rdquo;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Diyor ve bu s&ucirc;retle &ldquo;Fatma Hanım&rdquo;, &ldquo;Kara Fatma&rdquo; l&acirc;kabını almış oluyor. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Bir Kurşun Yarası Ve Kırmızı Kurdelalı Bir Harp Madalyası</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Mustafa Kemal&#8217;den aldığı emir ve tavsiyelerle İstanbul&#8217;a gelen Kara Fatma 15 kişilik vatansever genci etrafına toplamıştır ve buradan Kocaeli&#8217;ne ge&ccedil;mektedir. K&ouml;ylerde vaziyeti asla belli etmeden tam bir teşkilat kurmayı başararak Geyve&#8217;de cephe tutar. Halid Bey Kumandası&#8217;nda bir yıl vatan&icirc; g&ouml;revde bulunur Kara Fatma ve bu sırada ilk defa yaralanır. Teşkilat lağvedilince orduya &ccedil;avuş olarak katılır. Bir&ccedil;ok korkulu savaşlarda orduya, istikl&acirc;le b&uuml;y&uuml;k hizmetler eden Kara Fatma&#8217;nın bu zaferlerden tek niş&acirc;nesi aldığı bir yara ile kırmızı kurdelalı bir harp madalyasıdır. Bu gururu ve iftiharı &ouml;mr&uuml; boyunca taşımıştır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kuva-yı Milliye&#8217;nin Yorulmaz Hizmet&ccedil;isi</p>
<p>Kara Fatma, bir basın mensubuna, Kuva&ndash;yı Milliye d&ouml;nemindeki hizmet ve faaliyetlerinden şu şekilde bahsetmiştir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;İzmit, Adapazarı, D&uuml;zce ve civarına Yunanlılar sık sık baskınlar yapıyordu. Bir g&uuml;n kumandan Halid Bey beni &ccedil;ağırdı ve dedi ki:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Fatma Hanım, senin bug&uuml;ne kadar yaptıklarından &ccedil;ok memnunum, sana kaymakamlık vereceğim&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Halid Bey&#8217;in bu s&ouml;zlerinden anlamıştım ki, bana gene m&uuml;him bir iş verecek.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Şu emri verdi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Şimdi adamlarını alıp İznik&#8217;e gideceksin!&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Ama ben on beş g&uuml;n &ouml;nce orada idim&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Gene gideceksin, orada bulun, işlerin var&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Emir, emirdi. Derhal hazırlandım, atlarımıza atladık, dağlardan bayırlardan dolu dizgin koşturuyorduk.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yolda nefes nefese iki k&ouml;yl&uuml;ye rastladık. Bizi g&ouml;r&uuml;nce:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Aman&rsquo; dediler, &lsquo;İmdada gelin, k&ouml;y&uuml;m&uuml;z&uuml; bastılar, hepimizi &ouml;ld&uuml;recekler&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Kimler bastı k&ouml;y&uuml;n&uuml;z&uuml;?&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; Kimler olacak, Yunan g&acirc;vuru&rsquo;. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&Ouml;yle g&uuml;nler yaşıyorduk ki; kimseye inanmak caiz de değildi hani. Bu, d&uuml;şmanın bir oyunu da olabilirdi, nitekim bu gibi hadiselerle &ccedil;ok karşılaşmıştık.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Hangi k&ouml;ydensiniz?&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Elmacık K&ouml;y&uuml;&#8217;nden&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Hemen atlardan indik, kıyafetlerimizi değiştirdik. Ben eski p&uuml;sk&uuml; bir elbise giymiştim. K&ouml;ye girdiğimiz zaman, manzara t&uuml;yler &uuml;rpertici idi. Meydanda bir papaz oturuyordu. Etrafında onbeş, onaltı kadar sil&acirc;hlı vardı. T&uuml;rkleri bir araya getirmişlerdi. Papaz, Yunanlılara sordu:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Nasıl ceza verelim?&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yunanlılardan biri:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Onları iyice bağladıktan sonra bize teslim edin, intikamımızı biz alırız&rsquo;. Dediler.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Benden ş&uuml;phe edilmediği i&ccedil;in yanlarına kadar yaklaşmıştım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Papaz, &uuml;&ccedil; k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n bir ağaca bağlanmasını emretti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kardeşime yaklaştım:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Hali g&ouml;r&uuml;yor musunuz?&rsquo; dedim; &lsquo;İyi ki gelmişiz, şimdi tabancamı adamların &uuml;zerine boşaltacağım&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kardeşim sert bir ifade ile y&uuml;z&uuml;me baktı ve yavaş sesle:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Acele etme, sonra işi bozarız&rsquo;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Cevabını kulağıma fısıldadı. Ben bekleyecek halde değildim. Heyecanımdan tir tir titriyordum. Oğlum da benim halimden ş&uuml;phelenmişti. Yanıma yaklaştı o da fısıldadı:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Acele etme anne&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">D&uuml;şmanın rengi k&uuml;le d&ouml;nd&uuml;&#8230;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Ağa&ccedil;lara bağlananların az sonra can vereceklerini anlayan k&ouml;yl&uuml;ler ağlaşmaya, feryad etmeye başlamışlardı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Ne olursa olsun fazla sabredemeyecektim. Tabancamı &ccedil;ektim ve:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Teslim olun!&rsquo; diye haykırdım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Tabi&icirc;, adamlarım da silahlarını &ccedil;ekmişlerdi. Bu beklenmeyen h&acirc;l, d&uuml;şmanı &ouml;ylesine şaşırtmıştı ki&#8230; Hemen ağa&ccedil;lara bağlananların iplerini &ccedil;&ouml;zd&uuml;rd&uuml;m ve silahlı d&uuml;şmanların silahlarını aldırdıktan sonra onları bağlattım. Papaza d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Haydi&rsquo; dedim, &lsquo;Şimdi siz &ouml;l&uuml;mlerden &ouml;l&uuml;m beğenin&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Hepsinin de rengi k&uuml;l gibi olmuştu. Titriyorlardı. Oracıkta d&uuml;ş&uuml;p &ouml;leceklerdi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Adamlarıma d&ouml;nd&uuml;m:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Hepsini Halid Bey&#8217;e g&ouml;t&uuml;r&uuml;n&uuml;z&rsquo; dedim, &lsquo;Cezalarını o verecektir&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">İzmit&#8217;e d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z zaman S&uuml;vari Livası Hacı Arif Bey bu muvaffakiyetimizden dolayı bizim i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir merasim hazırlamıştı. K&ouml;yl&uuml;ler, coşkun tezah&uuml;rat yapıyordu. Fakat bu muvaffakiyet ile birlikte beni s&uuml;k&ucirc;tu hayale gark eden bir mesele hasıl oldu. Meğer &lsquo;Kara Fatma tehlikeden sakınmıyor, başımıza bir iş a&ccedil;ar&rsquo; diye beni, geri hizmetlere almaya karar vermişler. Kıyameti kopardım. Halid Bey:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Bilmiyorum Fatma Hanım&rsquo; dedi, &lsquo;&Ouml;l&uuml;mden korkmuyorsun, fakat ya şehid olmaz da esir d&uuml;şersen ne olur?.. Bizimkilerin maneviyatı bozulur, d&uuml;şmanın maneviyatı kuvvetlenir. Sen hi&ccedil;bir tehlikeden ka&ccedil;mıyorsun. Ya, Elmacık K&ouml;y&uuml;&#8217;ndeki d&uuml;şman kuvvetli olsaydı da sizi esir etseydi?..&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Tabii, o zaman kim tehlikeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Lakin, bundan sonra daha ihtiyatlı davranacağımı vadederek vazifeme devam ettim&rdquo;&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Allah m&uuml;barek şefaatlerine nail eylesin&hellip;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="178" title="1" title="30 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3346-kara-fatma-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kara Fatma</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/664-kara-fatma.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/664-kara-fatma.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:57:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=664</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Kara Fatma&#8221; ismi, Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşamış bir şahsiyeti ifade etmekten ziyade; esasen Kuva-yı Milliye ruhunun bayraklaşan T&#252;rk kadınını sembolize eden bir karakter olarak hafızamıza yerleşmiştir. Nitekim, M&#252;sl&#252;man&#8211;T&#252;rk aile yapısını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ldquo;Kara Fatma&rdquo; ismi, Kurtuluş Savaşı yıllarında yaşamış bir şahsiyeti ifade etmekten ziyade; esasen Kuva-yı Milliye ruhunun bayraklaşan T&uuml;rk kadınını sembolize eden bir karakter olarak hafızamıza yerleşmiştir. Nitekim, M&uuml;sl&uuml;man&ndash;T&uuml;rk aile yapısını incelediğimizde hemen her ailede bir Fatma&rsquo;nın bulunduğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Kimi evde Fatma o evin annesidir, kiminde gelindir Fatma, kiminde ise bacıdır. H&uuml;lasa Fatma&rsquo;sı olmayan aile &ouml;zellikle Anadolu&rsquo;da neredeyse yoktur. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Anadolu&rsquo;nun hemen her karışında mutlaka bir Fatma&rsquo;mız vardır. O bakımdan, vatanın işgal altında olduğu ve can emniyetinin, mal emniyetinin, ırz ve namus emniyetinin tehlikeye d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; savaş yıllarında T&uuml;rk kadını da cephe gerisinde m&uuml;cadele vermiş, milli heyecanın şahlandırdığı Fatma&rsquo;lar, Ayşeler, Hatice&rsquo;ler birer kahraman şahsiyet olarak bayraklaşmıştır. İşte &ldquo;Kara Fatma&rdquo; da, vatanın ve milletin namusuna uzanan n&acirc;mahrem elleri kırmak i&ccedil;in ortaya &ccedil;ıkmış, destanlaşmış T&uuml;rk kadınıdır. İzmir&rsquo;in &ldquo;Kara Fatma&rdquo;sı vardır, Erzurum&rsquo;un &ldquo;Kara Fatma&rdquo;sı vardır, Sivas&rsquo;ın, Hatay&rsquo;ın, Kahramanmaraş&rsquo;ın, Trabzon&rsquo;un, Gaziantep&rsquo;in kısacası memleketin her k&ouml;şesinde bir &ldquo;Kara Fatma&rdquo;mız vardır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Vatanseverliğin Ve Kahramanlığın Y&uuml;ce Abidesi</p>
<p>Kara Fatma namı ile temay&uuml;z etmiş kadın kahramanımızın ilkine 93 Harbi&rsquo;nde Osmanlı&ndash;Rus Savaşı sırasında rastlıyoruz. Kara Fatma, gen&ccedil; yaşında kendisi gibi vatansever ve m&uuml;cadeleci kadınları etrafına toplayarak &acirc;det&acirc; g&ouml;n&uuml;ll&uuml; bir alay teşkil eder. K&acirc;h cepheye lojistik destek veriyor, k&acirc;h cephe gerisi emniyeti sağlamak i&ccedil;in manevra yapıyor k&acirc;h bizatihi disiplinli bir ordu efr&acirc;dı gibi hareket ederek cephede d&uuml;şmanla boğuşuyordu Kara Fatma. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ldquo;Kadınlar D&uuml;nyası&rdquo; isimli gazetenin 20 Temmuz 1913 tarihli n&uuml;shasında bu muhterem Kuva-yı Milliyeci validemizden şu şekilde bahsedilir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ldquo;Kara Fatma, Malatya&#8217;ya bağlı Aladağlı&#8217;dır. Zayıf, orta boylu ve esmer, g&ouml;zleri ve kaşları siyahtır. Elbisesi, erkek elbiselerinin aynıdır. Entari yerine geniş bir şalvar, ceket yerine ise &lsquo;sarka&rsquo; t&acirc;bir olunan bir t&uuml;r cepken giyerdi. Sesi erkek sesi gibi g&uuml;r ve sertti. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; &ouml;rtmez fakat, sa&ccedil;larını boynuna dolar; başının, y&uuml;z kısmı dışında b&uuml;t&uuml;n kısımlarını &lsquo;Le&ccedil;el&rsquo;denilen beyaz bir bezle kat kat sararak &ouml;rterdi. Maiyeti &uuml;zerinde son derece etkiye ve g&uuml;ce olup, İbrahim n&acirc;mındaki hizmetlisi dahi Kara Fatma&#8217;nın hışım ve heybetinden &uuml;rperirdi. Ceng&acirc;ver olduğu kadar da yumuşaktı lakin, şefkati l&uuml;zumundan fazla değildi. Kara Fatma, tarihen s&acirc;bit olan en m&uuml;him ve parlak zaferlerini Rusya Muh&acirc;rebesi d&ouml;nemlerinde g&ouml;stermiştir&rdquo;. Meşhur Sivastopol Destanı&#8217;nda Kara Fatma şu mısralarla anlatılır:</p>
<p><strong>Sivastopol Destanı&#8217;nda Kara Fatma</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>Beş altı g&uuml;n sonra geldi <br />
Kara Fatma-i gazi<br />
Nis&acirc;lar kahramanı, şeref-razı</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>Beş altı y&uuml;z kişiyle geldi o an,<br />
Kamusu hep s&uuml;v&acirc;ri-i namdar&acirc;n.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>Onların n&acirc;mı var T&uuml;rkmen ilinde<br />
Kılı&ccedil; belinde, kargı yollarında.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>Onlar &ccedil;ok kırdı d&uuml;şman, d&ouml;kt&uuml; kanın<br />
Şehid oldu karındaşı nis&acirc;nun.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>O h&acirc;tun kendi dahi yaralandı<br />
Onuldu yarası hoş varlandı.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><em>&Ouml;mer paşa olup Şumn&ucirc;da k&acirc;im<br />
Onlara g&ouml;nderir ceph&acirc;ne d&acirc;im.</em></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kara Fatma bu harpte y&uuml;z bin kişilik d&uuml;şman ordusunun karşısında geceli g&uuml;nd&uuml;zl&uuml; savaşmış, T&uuml;rk ordusunun en ileri hatlarına kadar giderek askere cesaret aşılamıştır. Bu harpte bir ara yaralanmış ve kardeşini kaybetmişti. Kahramanlığı yabancı eserlere de ge&ccedil;miştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Allah şefaatinden mahrum eylemesin&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yunan&rsquo;ın Korkulu R&uuml;yası </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kuva-yı Milliye&#8217;nin &ldquo;Kara Fatma&rdquo; namlı kadın kahramanlarından bir diğeri de Batı Anadolu&#8217;da ortaya &ccedil;ıkmıştır. Bu b&ouml;lgede milletin ve memleketin kurtuluşu i&ccedil;in kahramanca &ccedil;arpışan Kara Fatma, Yunanlılara karşı g&ouml;sterdiği m&uuml;cadeleleriyle Mustafa Kemal Atat&uuml;rk&#8217;&uuml;n de liyakatini kazanmıştır. &Uuml;lkenin o kara g&uuml;nlerinde, M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rk kimliğine sahip Anadolu kadınını g&ouml;n&uuml;lden temsil eden; vatan i&ccedil;in, namus i&ccedil;in, bayrak i&ccedil;in, istikl&acirc;l i&ccedil;in, varlık i&ccedil;in, şeref i&ccedil;in d&ouml;v&uuml;şen ve adı sık sık g&uuml;ndeme gelen bu muhterem validemiz, nesiller boyunca iftihar ile hatırlayacağımız kahraman T&uuml;rk kadınlarımızın &ouml;nderlerindendir&hellip; Muh&acirc;rebe zamanlarında giydiği elbisesini &ouml;l&uuml;nceye kadar sırtından &ccedil;ıkarmayan Kara Fatma&rsquo;nın yakın zamanda &quot;İstikl&acirc;l Madalyası&quot; ile &ccedil;oğu kez basında haberi &ccedil;ıkmış, cadde ve sokaklarda gelip ge&ccedil;enlerin dikkatini &ccedil;ekmiştir. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Muharebe Bana D&uuml;ğ&uuml;n Gelir <br />
</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Memlekette can ve namus emniyetinin tehlikede olduğunu g&ouml;ren bu eli &ouml;p&uuml;lesi validemiz, kadınlığın o ince yapılı karakterini hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden, &ldquo;Kadın isem de, T&uuml;rk değil miyim?&rdquo; diyerek işgal kuvvetlerinin zul&uuml;m ve cinayetlerine karşı Kuva-yı Milliye hareketine katılmıştır. O da, isimleri tarih boyunca şan ve şerefle yad edilecek diğer kadın kahramanlarımız gibi vatanın bağımızlığı, milletin selameti i&ccedil;in canı pahasına hizmet etmiştir. Kara Fatma, işgalcilerin zul&uuml;mlerini artırdığı ve dayanılmaz olduğu bir d&ouml;nem İstanbul&#8217;dan yola &ccedil;ıkarak dolu dizgin, gen&ccedil;lik ve memleket aşkının verdiği ces&acirc;retle Sivas&#8217;a gelir ve Mustafa Kem&acirc;l Paşa&rsquo;nın huzuruna &ccedil;ıkar:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;B&uuml;t&uuml;n millet, vatanın kurtarılmasını bekliyor, işte ben de kadın halimle geldim, iş g&ouml;ster, emret Paşam!&rdquo; der&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Samimi ve i&ccedil;ten gelen bu s&ouml;zler Mustafa Kemal&#8217;in g&ouml;z&uuml;nden ka&ccedil;maz&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Peki ama, sen ne iş g&ouml;rebilirsin ki? Silah kullanır mısın? Ata biner misin? Harpten ateşten korkmaz mısın?..&rdquo;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kara Fatma&rsquo;dan beklenilen cevap gelir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Ata binerim, silah kullanırım, muharebe bana d&uuml;ğ&uuml;n gelir Paşam, d&uuml;ğ&uuml;n&hellip;!&rdquo;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Bu M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rk kadınına hayran kalan Mustafa Kemal Paşa:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Şu dakikada b&uuml;t&uuml;n kadınlarımız senin gibi olsalardı Kara Fatma&rdquo;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Diyor ve bu s&ucirc;retle &ldquo;Fatma Hanım&rdquo;, &ldquo;Kara Fatma&rdquo; l&acirc;kabını almış oluyor. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Bir Kurşun Yarası Ve Kırmızı Kurdelalı Bir Harp Madalyası</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Mustafa Kemal&#8217;den aldığı emir ve tavsiyelerle İstanbul&#8217;a gelen Kara Fatma 15 kişilik vatansever genci etrafına toplamıştır ve buradan Kocaeli&#8217;ne ge&ccedil;mektedir. K&ouml;ylerde vaziyeti asla belli etmeden tam bir teşkilat kurmayı başararak Geyve&#8217;de cephe tutar. Halid Bey Kumandası&#8217;nda bir yıl vatan&icirc; g&ouml;revde bulunur Kara Fatma ve bu sırada ilk defa yaralanır. Teşkilat lağvedilince orduya &ccedil;avuş olarak katılır. Bir&ccedil;ok korkulu savaşlarda orduya, istikl&acirc;le b&uuml;y&uuml;k hizmetler eden Kara Fatma&#8217;nın bu zaferlerden tek niş&acirc;nesi aldığı bir yara ile kırmızı kurdelalı bir harp madalyasıdır. Bu gururu ve iftiharı &ouml;mr&uuml; boyunca taşımıştır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kuva-yı Milliye&#8217;nin Yorulmaz Hizmet&ccedil;isi</p>
<p>Kara Fatma, bir basın mensubuna, Kuva&ndash;yı Milliye d&ouml;nemindeki hizmet ve faaliyetlerinden şu şekilde bahsetmiştir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;İzmit, Adapazarı, D&uuml;zce ve civarına Yunanlılar sık sık baskınlar yapıyordu. Bir g&uuml;n kumandan Halid Bey beni &ccedil;ağırdı ve dedi ki:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Fatma Hanım, senin bug&uuml;ne kadar yaptıklarından &ccedil;ok memnunum, sana kaymakamlık vereceğim&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Halid Bey&#8217;in bu s&ouml;zlerinden anlamıştım ki, bana gene m&uuml;him bir iş verecek.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Şu emri verdi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Şimdi adamlarını alıp İznik&#8217;e gideceksin!&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Ama ben on beş g&uuml;n &ouml;nce orada idim&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Gene gideceksin, orada bulun, işlerin var&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Emir, emirdi. Derhal hazırlandım, atlarımıza atladık, dağlardan bayırlardan dolu dizgin koşturuyorduk.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yolda nefes nefese iki k&ouml;yl&uuml;ye rastladık. Bizi g&ouml;r&uuml;nce:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Aman&rsquo; dediler, &lsquo;İmdada gelin, k&ouml;y&uuml;m&uuml;z&uuml; bastılar, hepimizi &ouml;ld&uuml;recekler&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Kimler bastı k&ouml;y&uuml;n&uuml;z&uuml;?&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; Kimler olacak, Yunan g&acirc;vuru&rsquo;. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&Ouml;yle g&uuml;nler yaşıyorduk ki; kimseye inanmak caiz de değildi hani. Bu, d&uuml;şmanın bir oyunu da olabilirdi, nitekim bu gibi hadiselerle &ccedil;ok karşılaşmıştık.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Hangi k&ouml;ydensiniz?&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Elmacık K&ouml;y&uuml;&#8217;nden&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Hemen atlardan indik, kıyafetlerimizi değiştirdik. Ben eski p&uuml;sk&uuml; bir elbise giymiştim. K&ouml;ye girdiğimiz zaman, manzara t&uuml;yler &uuml;rpertici idi. Meydanda bir papaz oturuyordu. Etrafında onbeş, onaltı kadar sil&acirc;hlı vardı. T&uuml;rkleri bir araya getirmişlerdi. Papaz, Yunanlılara sordu:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Nasıl ceza verelim?&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yunanlılardan biri:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Onları iyice bağladıktan sonra bize teslim edin, intikamımızı biz alırız&rsquo;. Dediler.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Benden ş&uuml;phe edilmediği i&ccedil;in yanlarına kadar yaklaşmıştım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Papaz, &uuml;&ccedil; k&ouml;yl&uuml;n&uuml;n bir ağaca bağlanmasını emretti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kardeşime yaklaştım:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Hali g&ouml;r&uuml;yor musunuz?&rsquo; dedim; &lsquo;İyi ki gelmişiz, şimdi tabancamı adamların &uuml;zerine boşaltacağım&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kardeşim sert bir ifade ile y&uuml;z&uuml;me baktı ve yavaş sesle:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Acele etme, sonra işi bozarız&rsquo;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Cevabını kulağıma fısıldadı. Ben bekleyecek halde değildim. Heyecanımdan tir tir titriyordum. Oğlum da benim halimden ş&uuml;phelenmişti. Yanıma yaklaştı o da fısıldadı:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Acele etme anne&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">D&uuml;şmanın rengi k&uuml;le d&ouml;nd&uuml;&#8230;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Ağa&ccedil;lara bağlananların az sonra can vereceklerini anlayan k&ouml;yl&uuml;ler ağlaşmaya, feryad etmeye başlamışlardı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Ne olursa olsun fazla sabredemeyecektim. Tabancamı &ccedil;ektim ve:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Teslim olun!&rsquo; diye haykırdım.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Tabi&icirc;, adamlarım da silahlarını &ccedil;ekmişlerdi. Bu beklenmeyen h&acirc;l, d&uuml;şmanı &ouml;ylesine şaşırtmıştı ki&#8230; Hemen ağa&ccedil;lara bağlananların iplerini &ccedil;&ouml;zd&uuml;rd&uuml;m ve silahlı d&uuml;şmanların silahlarını aldırdıktan sonra onları bağlattım. Papaza d&ouml;nerek:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Haydi&rsquo; dedim, &lsquo;Şimdi siz &ouml;l&uuml;mlerden &ouml;l&uuml;m beğenin&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Hepsinin de rengi k&uuml;l gibi olmuştu. Titriyorlardı. Oracıkta d&uuml;ş&uuml;p &ouml;leceklerdi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Adamlarıma d&ouml;nd&uuml;m:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Hepsini Halid Bey&#8217;e g&ouml;t&uuml;r&uuml;n&uuml;z&rsquo; dedim, &lsquo;Cezalarını o verecektir&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">İzmit&#8217;e d&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z zaman S&uuml;vari Livası Hacı Arif Bey bu muvaffakiyetimizden dolayı bizim i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir merasim hazırlamıştı. K&ouml;yl&uuml;ler, coşkun tezah&uuml;rat yapıyordu. Fakat bu muvaffakiyet ile birlikte beni s&uuml;k&ucirc;tu hayale gark eden bir mesele hasıl oldu. Meğer &lsquo;Kara Fatma tehlikeden sakınmıyor, başımıza bir iş a&ccedil;ar&rsquo; diye beni, geri hizmetlere almaya karar vermişler. Kıyameti kopardım. Halid Bey:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Bilmiyorum Fatma Hanım&rsquo; dedi, &lsquo;&Ouml;l&uuml;mden korkmuyorsun, fakat ya şehid olmaz da esir d&uuml;şersen ne olur?.. Bizimkilerin maneviyatı bozulur, d&uuml;şmanın maneviyatı kuvvetlenir. Sen hi&ccedil;bir tehlikeden ka&ccedil;mıyorsun. Ya, Elmacık K&ouml;y&uuml;&#8217;ndeki d&uuml;şman kuvvetli olsaydı da sizi esir etseydi?..&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Tabii, o zaman kim tehlikeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. Lakin, bundan sonra daha ihtiyatlı davranacağımı vadederek vazifeme devam ettim&rdquo;&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Allah m&uuml;barek şefaatlerine nail eylesin&hellip;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="172" title="1" title="04 November 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/664-kara-fatma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gördesli Makbûle</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/662-gordesli-makbule.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/662-gordesli-makbule.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:56:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Gördesli Makbûle]]></category>
		<category><![CDATA[rdesli]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=662</guid>
		<description><![CDATA[G&#246;rdesli Makb&#251;le Yunanlılar, Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;ni kaybetmiş, Afyon mevzilerine &#231;ekilmişlerdi. Hummalı bir faaliyetle yeni mevzilerini kuvvetlendirmeye &#231;alışıyorlardı. Fakat Yunan Başkumandanlığı&#8217;nın canını sıkan en m&#252;him neden; en emniyetli olması lazım gelen...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Tahoma" size="4"><strong>G&ouml;rdesli Makb&ucirc;le</strong></font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Yunanlılar, Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;ni kaybetmiş, Afyon mevzilerine &ccedil;ekilmişlerdi. Hummalı bir faaliyetle yeni mevzilerini kuvvetlendirmeye &ccedil;alışıyorlardı. Fakat Yunan Başkumandanlığı&#8217;nın canını sıkan en m&uuml;him neden; en emniyetli olması lazım gelen cephe gerisi hareketlerinin, bilakis b&uuml;y&uuml;k bir huzursuzluğa maruz kalmasıydı.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Cephe gerilerinde gerilla harbi vardı. İşgal altında kalan T&uuml;rkler m&uuml;cadeleden vazge&ccedil;memişlerdi. K&uuml;&ccedil;&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k gruplar halinde &ccedil;alışan Kuva-yı Milliyeci kuvvetler fırsat bulduk&ccedil;a, Yunan geri hizmet ve ikmal birliklerine baskınlar yapmaktaydılar. Cephe gerilerinin emniyetini sağlamak i&ccedil;in buralarda kullanılan muharip birliklerin b&uuml;t&uuml;n dikkati Akıncılar m&uuml;frezesindeydi. Zira en b&uuml;y&uuml;k zararı bu m&uuml;frezeden g&ouml;rmekteydiler.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">G&ouml;rdes-Sındırgı-Akhisar &uuml;&ccedil;geni i&ccedil;indeki sahada, G&ouml;rdesli Halil Efe, sayı ve te&ccedil;hizat bakımından &ccedil;ok &uuml;st&uuml;n bir d&uuml;şman kuvvetiyle &ccedil;arpışmaktaydı. N&acirc;m&uuml;said şartlar i&ccedil;inde meydana gelen bu karşılaşmada Akıncılar m&uuml;frezesinin tek avantajı araziyi iyi tanıması ve bu s&ucirc;retle manevra yapabilmesiydi. Buna rağmen, muharebeyi kesip sıyrılmaya imk&acirc;n yoktu ve &ccedil;etenin cephanesi gitgide t&uuml;kenmekteydi. Saatlerce s&uuml;ren bu olumsuz şartlar, muhariplerin moralini bozmaktaydı. Fakat, m&uuml;frezenin i&ccedil;inde bulunan bir kadın kahramanın, zaman zaman k&uuml;kremesi onlara, yeni bir m&uuml;cadele ruhu ve cesaret aşılamaktaydı.. Bu m&uuml;barek kadın, G&ouml;rdesli Makb&ucirc;le Hanım idi.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">16 Mart 1922&#8242;de Kocayayla&#8217;da cereyan eden &ccedil;arpışmalar milli kuvvetlerin gittik&ccedil;e aleyhine d&ouml;nmekteydi. Bir&ccedil;ok muhariplerin g&ouml;z&uuml; d&uuml;şmandan &ccedil;ok, &ccedil;ekilecek bir istik&acirc;met aramakla meşguld&uuml;. Her zaman olduğu gibi bir ara Makb&ucirc;le&#8217; Hanım&#8217;a yeni bir heyecan ihdas etme fırsatı &ccedil;ıktı. D&uuml;şman ateşinin durakladığı bir sırada Makb&ucirc;le&#8217;yi k&uuml;kremiş bir arslan gibi d&uuml;şmana saldırırken g&ouml;r&uuml;yoruz. Bu hareketin ruhlarda yarattığı ateşin parlaması ile s&ouml;nmesi bir oldu. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu gen&ccedil; ve cesur kadın, alnından aldığı bir mermi yarası ile yere yıkıldı. Başta Halil Efe olmak &uuml;zere, bu acı kayıp b&uuml;t&uuml;n erkekleri sarstı. Cesaret kaynaklarını kaybeden Kuva-yı Milliyeciler i&ccedil;in muharebeye devam etmek, nasıl m&uuml;mk&uuml;n olsun? Bu mukaddes ve muazzez şehide kadının m&uuml;b&acirc;rek naşını bile ka&ccedil;ırmaya imk&acirc;n yoktu. Onu g&ouml;mmediler bile. Mevcut siperlerden birine olduğu gibi yatırılan Makb&ucirc;le Hanım&#8217;ın cesedi, birka&ccedil; avu&ccedil; toprakla ancak &ouml;rt&uuml;lebildi.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">G&ouml;rdesli Makb&ucirc;le, Halil Efe ile 1921 senesinde evlenmişti. Fakat bir &ccedil;okları gibi bu g&uuml;zel &ccedil;iftin de balaylarını d&uuml;şman karşısında ge&ccedil;irmeleri mukaddermiş. Silaha sarılan gen&ccedil; karı-koca; kurdukları birliklerle dağlara &ccedil;ıkarak aylarca d&uuml;şmanla &ccedil;arpışmıştı. &Ccedil;oğu zaman baskınlar yapan, bazen da baskına uğrayan Akıncı T&uuml;rk m&uuml;frezesi, Makb&ucirc;le Hanım&#8217;ı bir uğur ve kahramanlık sembol&uuml; olarak yanlarından ayırmamıştı. Lakin Makb&ucirc;le Hanım, T&uuml;rk Milletine olan yardım ve desteğini diğer binlerce şehit kadın gibi bir başka boyutta da olsa eksik etmemiştir. Milli M&uuml;cadele işte bu şehitlerin canı, kanı, şefaat ve himmetleriyle kazanılmıştır.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Kanlı Elbisesi Ve &Ccedil;izmesi İle Toprağa G&ouml;m&uuml;lm&uuml;ş Şeh&icirc;de</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Makb&ucirc;le Hanım ile ilgili &quot;Erk&acirc;n-ı Harbiye-i Um&ucirc;miye Riy&acirc;seti Arşivi&quot;nde kayıtlı bulunan vesikada şunlar yazılıdır:</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Yunan işgali sırasında, Akıncılar m&uuml;frezesinde Halil Efe&#8217;nin eşi G&ouml;rdesli Bayan Makbule hen&uuml;z yirmi yaşını ikmal etmiş, gen&ccedil;liği ile beraber cesur ve &ccedil;evik bir kadındı. (1)921&#8242;de Halil Efe ile Demirci&#8217;de evlenmiş ve iki ay sonra kocası ile birlikte yurdu kurtarmak i&ccedil;in dağa &ccedil;ıkmış, sekiz ay dağlarda kar, yağmur ve &ccedil;amurda beraber gezmiş ve d&uuml;şmanla muharebe edip, Milli İstiklal Savaşı&#8217;nın muvaffakiyetle sonu&ccedil;lanacağına kanaat getirerek yılmaz bir azim ve sebatla erkelere b&uuml;y&uuml;k &ouml;rnekler vermiş ve bunların medar-ı teşviki olmuştur.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Kendisi siyah pantolon, ceket ve uzun bir manto giyinir, ayağında &ccedil;izme, başında siyah başlık ve elinde bir Japon filintası taşırdı. D&uuml;şmandan iğtinam ettiği doru atı &uuml;zerinde daima m&uuml;frezenin art&ccedil;ısı olurdu. Pek &ccedil;evik ata biner ve iner, tehlike zamanında herkesten evvel silahını kullanırdı. Birka&ccedil; m&uuml;sademeye girdiği gibi bir iki defa da d&uuml;şmanın pususuna d&uuml;şm&uuml;ş ve hi&ccedil;bir zaman metanetini kaybetmemiş, hatta telaş g&ouml;sterenlere cesaret &ouml;rneği olmuştur.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Aksihar&#8217;la Sındırgı&#8217;nın hatt-ı f&acirc;sılı olan Kocayayla&#8217;da yapılan bir m&uuml;sademede 16 Mart (1)338-(1922)&#8217;de başından aldığı bir kurşunla şehid olmuş, aynı yerde kanlı elbisesi ve &ccedil;izmesi ile toprağa g&ouml;m&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r&rdquo;.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="113" title="1" title="18 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/662-gordesli-makbule.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayşe Çavuş</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/659-ayse-cavus.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/659-ayse-cavus.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:50:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Çavuş]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=659</guid>
		<description><![CDATA[Kurtuluş Savaşı&#8217;nın kadın kahramanlarından biri de Ayşe &#199;avuş&#8217;tur. Bu yiğit ruhlu Anadolu kadını, bir vesileyle Trabzon&#8217;dan ge&#231;erken burada neşredilmekte olan &#34;İstikb&#226;l Gazetesi&#34;nin id&#226;rehanesine uğramıştır. O&#8217;nun hakkında bir hayli tafsil&#226;ta yer...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kurtuluş Savaşı&#8217;nın kadın kahramanlarından biri de Ayşe &Ccedil;avuş&#8217;tur. Bu yiğit ruhlu Anadolu kadını, bir vesileyle Trabzon&#8217;dan ge&ccedil;erken burada neşredilmekte olan &quot;İstikb&acirc;l Gazetesi&quot;nin id&acirc;rehanesine uğramıştır. O&#8217;nun hakkında bir hayli tafsil&acirc;ta yer vermiş bulunan r&ouml;portaj-haberin bir kesitini, adı ge&ccedil;en gazeteden biraz sadeleştirilmiş haliyle takdim edelim:</p>
<p>&ldquo;Yazı işleri odasının kapısı a&ccedil;ıldı. İ&ccedil;eri giren bir zabit:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Ayşe &Ccedil;avuş!&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Diye yanındakini tanıttı&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Ayşe &Ccedil;avuş, yakasına siyah kıvırcık kuzu postu konulmuş, sağ koluna &Ccedil;avuşluk r&uuml;tbesinin resmi işareti olan iki kırmızı şerit takılmış, bir paltoyu giymiş, dizlerine kadar Anadolu&#8217;ya has &uuml;st&uuml; polatlı bir &ccedil;orap &ccedil;ekmiş, başına koyu l&acirc;civert bir baş&ouml;rt&uuml; sarmış, tepeden tırnağa kadar bir ceng&acirc;ver vaziyet ve tavrı ile neşeli ve g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; bir sim&acirc; ile hepimizi selamladı ve oturdu.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Muhterem &ccedil;avuş, vaziyete hemen h&acirc;kim olmuş, ruhunun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bize hissettirmişti. Her haliyle harpten yahut harplerden girip &ccedil;ıkmış bir savaş&ccedil;ı ruhu taşıdığını belli eden bu yiğit tavırlı kadınla konuşurken onun b&uuml;t&uuml;n ruhunu saran harp menkıbelerini ve hele Yunan &ccedil;arpışmalarını dinlerken, bu v&uuml;cudun i&ccedil;inde bir aslan y&uuml;reğinin saklı bulunduğuna h&uuml;kmetmemek m&uuml;mk&uuml;n değil&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Ayşe &Ccedil;avuş, o kadar nezih ve samimi ki, m&ucirc;hitinde kimseye yabancılık hissini verdirmiyor. D&uuml;nyada, Yunanlılardan ve benzerlerinden başka herkes sanki onun ya kardeşi ya da evladı&#8230; Bununla beraber aklı ve fikri daima harpte. Beyanatı sırasında 28 yaşındaki oğlunun Demirci Muh&acirc;rebesi&#8217;nde şehid d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; naklederken g&ouml;zlerinin &ouml;n&uuml;nde sanki o levhayı canlandırıyormuş gibi&hellip; Nazarlarını sabit bir noktaya dikerek bir m&uuml;ddet d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;, sonra, derin bir nefes alarak il&acirc;ve eyledi:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Ah&hellip;!&rsquo; dedi, &lsquo;Keşke birka&ccedil; oğlum daha olsaydı da, onlar da şehit d&uuml;şeydi. Vatan yaşasın!.. Yoksa&#8230;&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Nazarlarımızı ulviyet ve fazilete doğru &ccedil;ekip g&ouml;t&uuml;ren bu manzara, aynı zamanda g&ouml;zlerimizi yaşarttı. Ayşe &Ccedil;avuş&#8217;a nereye ve ni&ccedil;in seyahat ettiğini sordum. Sade ve samimi bir ifadeyle ş&ouml;yle anlattılar:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; Kırım&#8217;a gidiyordum. Oradan hicret etmişiz. Balkan Harbi, bizi oradan Bursa&#8217;ya hicret ettirdi. Daha sonra İzmir&#8217;e gelerek orada yerleştik. Ankara&#8217;da Ukrayna murahhas heyeti reisi Firunze ile g&ouml;r&uuml;şt&uuml;m. Onun işareti &uuml;zerine Kırım&#8217;ı g&ouml;rmek &uuml;zere gidiyorum. İnşallah yakında d&ouml;neceğim&#8230; Yunan İzmir&#8217;i işgal edince ben oğlum Ahmed ile beraber 800 atlı toplayarak dağa &ccedil;ekildim. Salihli etrafında dolaşıyorduk. D&uuml;şman Salihli&#8217;yi de alınca ben bu al&ccedil;akları her hal&uuml;k&acirc;rda kovup perişan etmeyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Fakat herifler kasabayı işg&acirc;l ettikten sonra hemen her tarafı tel &ouml;rg&uuml;lerle sarmış diplerine bombalar koymuştu. Bu engelleri atlatmak mesele idi. Bir akşam, arkadaşlardan Hasan &Ccedil;avuş&#8217;a dedim ki, bana 5-6 &ccedil;ift manda ve iki kalın urgan bulabilir misiniz? Bu Hasan &Ccedil;avuş ve hepten arkadaşlar, ateş gibiydi. Hem benim mandaları ne yapacağımı soruyorlar hem de ted&acirc;rik etmek istiyorlardı. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Zannediyorlardı ki, mandaları kesip ziy&acirc;fet vereceğim. Sağ olsunlar 6 &ccedil;ift mandayı da ipleri de buldular. Gece ge&ccedil; vakit idi, ben tel &ouml;rg&uuml;lere yanaştım. Kazıkların bir ikisini koparttırarak urganları mandalara bağlattım, hayvanları kasabaya doğru salıverdim. Kazıklar ve onlarla beraber tel &ouml;rg&uuml;ler, artık yerlerinden koparak mandaların peşinden s&uuml;r&uuml;klenip gidiyorlardı. Arkasından biz de baskın veriyorduk. Kasabayı, &ouml;yle aldık ki, d&uuml;şman bile nereden geldiğini anlamadı&hellip;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><img width="260" height="179" align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/ayse.jpg" alt="" /></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>Anamız Şehid Olursa Yerine Biz Ge&ccedil;eceğiz</strong></p>
<p>H&uuml;k&ucirc;met dairesine girdiğimiz zaman fazla ateş oldu. Burada &uuml;&ccedil; şehid ile 6 yaralımız var. Fakat d&uuml;şmanı temizledik. Canını kurtarabilenler esir oldu. Bu muharebede d&uuml;şman, &ccedil;ok bomba ve mitraly&ouml;z bıraktı. Bunları hep aldık ve bunlarla yine onları tepeledik. Ondan sonra artık: Salihli, Demirci, Simav, G&ouml;rdes, K&uuml;tahya ve nih&acirc;yet Sakarya muharebeleri başlamıştır. G&ouml;rdes hattında ise Osman isminde ve on iki yaşında bir &ccedil;ocuk K&uuml;tahya&#8217;dan gelerek bize iltihak etmiştir. &Ccedil;avuş r&uuml;tbesini alan bu yavru asker, &ouml;yle savamıştır ki, nihayet ayağından yaralanmış ve bir g&ouml;z&uuml; de sakat olmuştur.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Sakarya harbinde Haymana cihetlerinde bulunuyordum. Oradan epeyce atlı topladım. Hele Sakarya&#8217;da &ouml;yle harbettik ki, koca dere Yunan leşleriyle doldu&rdquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Gazete, daha sonra Ayşe &Ccedil;avuş&#8217;un vatana ve millete olan sarsılmaz sadakatinden ş&ouml;yle bahsediyor:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Biz Sakarya&#8217;da harbederken Ankara&#8217;daki kızlarım (Ankara&#8217;da &uuml;&ccedil; kızı vardı) belki korkarlar diye Paşa Hazretleri (Mustafa Kemal Atat&uuml;rk) onları Kayseri&#8217;ye sevk etmek istedi. Fakat gitmediler. Dediler ki,</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Biz Ankara&#8217;dan ayrılmayız. Şayet anamız şehid olursa yerine biz ge&ccedil;eceğiz, muh&acirc;rebeye gireceğiz&rdquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Ayşe &Ccedil;avuş bu s&ouml;zleri b&uuml;y&uuml;k bir zevkle, derin bir iftihar hissi ile s&ouml;ylemişti. B&uuml;t&uuml;n fertlerini fed&acirc;k&acirc;rlık hissi doldurmuş bu aileden pek tatlı ve civanmert bir eda ile bahsetmiştir.</p>
<p>Ankara&#8217;ya ne vakit gittiği sorulduğunda, Ayşe &Ccedil;avuş sevenlerini g&uuml;ld&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Demiştir ki:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Ben ilk sil&acirc;ha sarıldığım sırada Salihli&#8217;de harp ederken Mustafa Kemal Paşa haber almış, beni Ankara&#8217;ya istedi. Ben o sırada muharebeden nasıl ayrılabilirdim. Haber g&ouml;nderdim ki:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &lsquo;Ben şimdi d&uuml;ğ&uuml;n&uuml; bozup da gelemem&rsquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Nihayet harpten sonra Ankara&#8217;ya ge&ccedil;tim ve Başkumandanımız Mustafa Kemal Paşa ile konuştum&rdquo;&#8230;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Ayşe &Ccedil;avuş habercilere verdiği beyanatta, 58 yaşında olduğunu s&ouml;ylemekle birlikte din&ccedil; ve &ccedil;ok &ccedil;evik g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; belirtiliyor. Habere g&ouml;re:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ldquo;G&ouml;zlerinden cesaret sa&ccedil;ılıyor; biri omzundan, diğeri diz kapağından, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml; de &uuml;st&uuml;nden girip altından &ccedil;ıkmak &uuml;zere ayağından &uuml;&ccedil; yarası olduğu halde bunlardan &acirc;deta bir eğlence gibi pek hafif bahsedip ge&ccedil;miştir. Bu muhterem kadın tekrar veda ederken Salihli&#8217;de aldığı &Ccedil;avuşluk r&uuml;tbesine alamet olarak taşıdığı &ccedil;ifte kırmızı şeritlere h&uuml;rmetini ifade eder bir vaziyette, dirseğini ileri doğru biraz y&uuml;kselterek bir sel&acirc;m vermiştir&rdquo;.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="140" title="1" title="19 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/659-ayse-cavus.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nene Hatun</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/657-nene-hatun.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/657-nene-hatun.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:37:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Nene Hatun]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=657</guid>
		<description><![CDATA[Tarihimize &#34;93 Harbi&#34; adıyla ge&#231;en T&#252;rk-Rus savaşında Erzurum&#8217;un Aziziye Tabyası&#8217;nda g&#246;sterdiği kahramanlıkla adını tarihe kazandıran T&#252;rk kadını. 1857 yılında Erzurum&#8217;da doğdu. Tam doksan sekiz yıl orada yaşadı. Bir kahramanlık sembol&#252;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Tahoma" size="4"><img align="left" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/nenehatun.jpg" alt="" />Tarihimize &quot;93 Harbi&quot; adıyla ge&ccedil;en T&uuml;rk-Rus savaşında Erzurum&#8217;un Aziziye Tabyası&#8217;nda g&ouml;sterdiği kahramanlıkla adını tarihe kazandıran T&uuml;rk kadını. 1857 yılında Erzurum&#8217;da doğdu. Tam doksan sekiz yıl orada yaşadı. Bir kahramanlık sembol&uuml; olarak tanındı ve anıldı. &Ouml;mr&uuml;n&uuml;n son demlerini &quot;&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Ordu&#8217;nun Annesi&quot; olarak ge&ccedil;irdi. 1955 yılında &quot;Yılın Annesi&quot; se&ccedil;ildikten sonra 22 Mayıs 1955 g&uuml;n&uuml; Erzurum&#8217;da zat&uuml;rreden vefat etti.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">T&uuml;rk-Rus Harbi&#8217;nin kanlı ve karanlık g&uuml;nleriydi. 1877 yılı Kasım ayının 7&#8242;sini 8&#8242;ine bağlayan gece, civarda bulunan iki Ermeni k&ouml;y&uuml;nden gizlice harekete ge&ccedil;en kalabalık bir &ccedil;ete, sinsi sinsi yaklaşıp Erzurum&#8217;un meşhur Aziziye Tabyası&#8217;na girmeyi başarmıştı. Tabyayı savunan bir avu&ccedil; T&uuml;rk askeri derin uykuda idi. Yataklarında bastırıldılar ve uykuda kılı&ccedil;tan ge&ccedil;irildiler. Arkadan gelen Rus kuvvetleri de hi&ccedil; bir direnme g&ouml;rmeksizin Aziziye Tabyası&#8217;na yerleştiler.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Bu kahpe baskından yaralı olarak kurtulan bir asker koşa koşa Erzurum&#8217;a varıp kara haberi yetiştirdi. Minarelerden sabah ezanı yerine &quot;Moskof Aziziye&#8217;ye girdi!&quot; sesleri y&uuml;kselmeye başladı. Bir anda b&uuml;t&uuml;n Erzurum duymuştu bu kara haberi. Ve bir anda b&uuml;t&uuml;n Erzurum şahlanıvermişti. T&uuml;feği olan t&uuml;feğini kaptı, olmayan eline ne ge&ccedil;irdi ise tırpan, kazma, k&uuml;rek, sopayı alıp sokaklara d&ouml;k&uuml;ld&uuml;. Erkekli kadınlı b&uuml;t&uuml;n Erzurum halkı Aziziye&#8217;ye doğru koşmaya başladı.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Şehrin kenar bir mahallesindeki m&uuml;tevazi bir evde oturan taze bir gelin vardı. Bir g&uuml;n evvel ağabeyi Hasan cepheden ağır yaralı olarak eve getirilmiş ve bir ka&ccedil; saat &ouml;nce bu taze gelinin kolları arasında ruhunu teslim etmişti. Kocası cephede idi. Minarelerden y&uuml;kselen &quot;Moskof Aziziye&#8217;ye girdi&quot; seslerine, seferber olup koşanların uğultuları karışıyordu. Taze gelin, bu kara haberi duymuş gibi hemen ağlamaya başlayan &uuml;&ccedil; aylık bebeğini emzirip uyuttu. Usulca onu beşiğine bıraktı ve heyecan dolu bir sesle:<br />
- Seni bana Allah verdi, ben de seni Allah&#8217;a emanet ediyorum yavrum, diye mırıldandı.<br />
Sonra şehit kardeşinin d&ouml;şeğine seğirtti. &Ouml;l&uuml;y&uuml; alnından &ouml;pt&uuml;:<br />
- Seni &ouml;ld&uuml;reni &ouml;ld&uuml;receğim ben de, dedi, kin dolu bir sesle.<br />
Ve masanın &uuml;zerinden satırı kapmasıyla kapıdan dışarı fırlaması bir oldu. O da &ccedil;ılgınca Aziziye&#8217;ye doğru koşmakta olan kadınlı erkekli, taşlı sopalı kalabalığın arasına karıştı.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">B&uuml;t&uuml;n Erzurum, o dadaşlar diyarı şahlanmştı. Erzurum halkı bir sel gibi akıyordu canından aziz saydığı Aziziye Tabyası&#8217;na doğru.<br />
Aziziye&#8217;ye yerleşmiş olan Moskof, tabyaya yaklaşmakta olanlara karşı yaylım ateşine ge&ccedil;ince bir hayli Erzurumlu kırıldı. Onların kırılışını g&ouml;rmek, ayakta kalabileni b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n şahlandırmış ve tabyanın demir kapılarına g&uuml;lle gibi y&uuml;klenen kalabalık bir anda i&ccedil;eri doluvermişti. Demir kapılar bile dayanamamıştı bu olağan&uuml;st&uuml; iman karşısında.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Aziziye&#8217;de boğaz boğaza kanlı bir d&ouml;v&uuml;ş başladı. Balta, tırpan, kazma ve sopası olmayan pen&ccedil;eleriyle Moskofun gırtlağına yapışıyordu. O toplu t&uuml;fekli ordu, tam bir bozguna uğramıştı bu şahlanış karşısında. T&uuml;rk demeye dili d&ouml;nmeyen Moskof askerleri Osmanlı&#8217;yı da kısaltıp sadece &quot;Osman&quot;a &ccedil;evirmişlerdi. Başı dara gelen &quot;Osman teslim&quot; deyip canını kurtarmaya bakıyordu. <br />
Başka bir zaman olsaydı T&uuml;rk&uuml;n merhameti galebe &ccedil;alardı, belki. Fakat bu zaman diğer zamanlardan &ccedil;ok farklıydı. Aziziye&#8217;nin dışında ve i&ccedil;inde kadınlı, ihtiyarlı &ccedil;ocuklu y&uuml;zlerce Erzurumlu kanlar i&ccedil;inde yatıyordu. Onlara ateş a&ccedil;anlar acımışlar mıydı? Ne &quot;Osman&quot; dinleyen oldu, ne de &quot;Teslim&quot;e kulak asan&#8230; Taze gelin de elinde satırı, karşısına &ccedil;ıkan Moskof&#8217;un kafasına, suratına indiriyordu. Şehit d&uuml;şen ağabeyisinin acısını, bin Moskof&#8217;u &ouml;ld&uuml;rse i&ccedil;ine atamazdı&#8230;</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4"><img align="right" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/nenehatun2.jpg" alt="" />2.000&#8242;e yakın Moskof askeri &ouml;ld&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş ve Aziziye kurtarılmıştı. D&uuml;şmanın geri kalan kısmı selameti atlarına atlayıp ka&ccedil;makta bulmuştu. Onları takip etmek i&ccedil;in Erzurumlu&#8217;nun atı yoktu. Fakat ka&ccedil;an atlıyı kovalayan yayalar yine de onu yakalayıp haklamayı biliyordu.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4">Yaralılar arasında taze gelin de vardı. Elinde satırı ile d&ouml;ğ&uuml;ş&uuml;rken aldığı bir yaranın etkisiyle o da kanlar i&ccedil;inde yere yıkılmıştı. Fakat yaralı olarak baygın bulunduğu zaman dahi elindeki kanlı satırını sıkı sıkıya kavramış bırakmıyordu hırs dolu pen&ccedil;elerinin arasından&#8230;<br />
Adı Nene idi taze gelinin. O g&uuml;nden sonra o da b&uuml;t&uuml;n Erzurum&#8217;un tanıyıp saydığı kişiler arasına katıldı. Doksan sekiz yıllık &ouml;mr&uuml; boyunca b&uuml;t&uuml;n Erzurumlulara Moskof&#8217;un Aziziye&#8217;de nasıl tepelenişini anlattı. Fakat kendinden bir ka&ccedil; kelime ile bahsetti. <br />
&Ouml;l&uuml;m&uuml;nden bir yıl &ouml;nce kendisini ziyaret eden NATO Başkomutanına &quot;Ben o zaman gereken şeyi yapmıştım. Bug&uuml;n de gerekirse aynı şeyi yaparım&quot; demiş ve Amerikalı generali kendine hayran bırakmıştı&#8230;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="151" title="1" title="24 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/657-nene-hatun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SÜREYYA SÜLÜN HANIM</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3345-sureyya-sulun-hanim-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3345-sureyya-sulun-hanim-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:25:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[HANIM]]></category>
		<category><![CDATA[REYYA]]></category>
		<category><![CDATA[SÜREYYA SÜLÜN HANIM]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[S&#220;REYYA S&#220;L&#220;N HANIM İşte kahraman T&#252;rk kadınlarından bir kahraman daha&#8230; Milli M&#252;cadele yıldızlarından bir yıldız daha&#8230; S&#252;reyya S&#252;l&#252;n Hanım&#8230; S&#252;reyya S&#252;l&#252;n Hanım Van&#8217;da doğmuştur. Yaşadığı kasaba, d&#252;şmanın korkun&#231; zul&#252;m ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>S&Uuml;REYYA S&Uuml;L&Uuml;N HANIM</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">İşte kahraman T&uuml;rk kadınlarından bir kahraman daha&#8230; Milli M&uuml;cadele yıldızlarından bir yıldız daha&#8230; S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım&#8230; S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım Van&#8217;da doğmuştur. Yaşadığı kasaba, d&uuml;şmanın korkun&ccedil; zul&uuml;m ve tarruzuna maruz kalmış, babası şehit olmuştur. Nihayet, biraraya gelen beşy&uuml;z civarında cengaver, Erek kasabasında toplanarak aziz topraklarını savunmaya karar verirler. Ve tabii, S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım ve &uuml;&ccedil; kardeşi de bu kahramanlar meydanındadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yoğun bombardıman altında ilerleyerek Karak&ouml;se&#8217;ye gelen bu kahraman Kuva-yı Milliyeciler, Murat Irmağı boylarında tam bir bu&ccedil;uk ay d&uuml;şmanla &ccedil;arpıştılar. Beyazıt&#8217;a doğru y&uuml;r&uuml;rken y&uuml;rekler acısı bir manzara ile karşılaştılar. Binlerce T&uuml;rk k&ouml;yl&uuml;s&uuml;n&uuml;n işkenceler i&ccedil;inde can vermiş cesetlerini g&ouml;rd&uuml;ler. Bu mezalimi yapan d&uuml;şmana karşı hın&ccedil;la taarruz edenlerin başında S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım da bulunmaktaydı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Iğdır civarında &ccedil;ok kanlı &ccedil;arpışmalar meydana geldi. D&uuml;şman birlikleri &ccedil;ok kuvvetli ve Rusya&#8217;dan devamlı surette takviye alıyordu. Beşy&uuml;z yiğit, yılmadan, ka&ccedil;madan savaştılar. &Ouml;l&uuml;yor, teslim olmuyorlardı. Bu muharebede S&uuml;reyya Hanımın &uuml;&ccedil; kardeşi birden şehadet şerbetini i&ccedil;tiler. Kardeşlerinin kollarında can vermesine rağmen yılmadı ve cenk meydanını terk etmedi. Kala kala d&ouml;rt kişi kalmışlardı. Daha sonra Karak&ouml;se&#8217;ye &ccedil;ekilen S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım, burada Ziverbey Taburu&#8217;na iltihak etti. Bir ara yaralandı ve Erzurum&#8217;a d&ouml;nd&uuml;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">D&uuml;şt&uuml; &ouml;ne bu analar<br />
Dilediler uyaralar<br />
B&uuml;t&uuml;n T&uuml;rkler toplanıp <br />
Memleketi kurtaralar<br />
Kağnı ile cephaneyi,<br />
Sırtımızda erzakını <br />
Oğullarım biz taşırız<br />
Ana hakkı bu unutmayız<br />
Uyan ey T&uuml;rk, uyan!<br />
T&uuml;rk yurduna girdi d&uuml;şman<br />
Doğurmuştur seni anan<br />
Bug&uuml;n i&ccedil;in ey T&uuml;rk uyan!</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">D&uuml;şman saldırlarına karşı g&ouml;ğ&uuml;slerini siper ederek direnen kahraman analarımızın hakkını &ouml;demek hakikaten m&uuml;mk&uuml;n değildir. Nitekim Mustafa Kemal Paşa, bu ger&ccedil;eğe işaretle ş&ouml;yle demektedir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;Belki erkeklerimiz memleketi istila eden d&uuml;şmanlara karşı s&uuml;rg&uuml;leriyle, g&ouml;ğ&uuml;s gererek isbatı v&uuml;cud ettiler. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işlemiştir. Memleketin sebebi mevcudiyetini hazırlayan kadınlarımız olmuş ve kadınlarımız olmaktadır. Kimse inkar edemez ki; bu savaşta ve ondan evvelki savaşlarda milletin can damarı hep kadınlarımızdır. Binaenaleyh, hepimiz o b&uuml;y&uuml;k ruhlu ve b&uuml;y&uuml;k duygulu kadınlarımızı ş&uuml;kran ve minnetle ebediyyen tazim ve takdir edelim&quot;.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="501" title="1" title="31 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3345-sureyya-sulun-hanim-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SÜREYYA SÜLÜN HANIM</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/654-sureyya-sulun-hanim.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/654-sureyya-sulun-hanim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:25:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[HANIM]]></category>
		<category><![CDATA[REYYA]]></category>
		<category><![CDATA[SÜREYYA SÜLÜN HANIM]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[S&#220;REYYA S&#220;L&#220;N HANIM İşte kahraman T&#252;rk kadınlarından bir kahraman daha&#8230; Milli M&#252;cadele yıldızlarından bir yıldız daha&#8230; S&#252;reyya S&#252;l&#252;n Hanım&#8230; S&#252;reyya S&#252;l&#252;n Hanım Van&#8217;da doğmuştur. Yaşadığı kasaba, d&#252;şmanın korkun&#231; zul&#252;m ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>S&Uuml;REYYA S&Uuml;L&Uuml;N HANIM</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">İşte kahraman T&uuml;rk kadınlarından bir kahraman daha&#8230; Milli M&uuml;cadele yıldızlarından bir yıldız daha&#8230; S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım&#8230; S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım Van&#8217;da doğmuştur. Yaşadığı kasaba, d&uuml;şmanın korkun&ccedil; zul&uuml;m ve tarruzuna maruz kalmış, babası şehit olmuştur. Nihayet, biraraya gelen beşy&uuml;z civarında cengaver, Erek kasabasında toplanarak aziz topraklarını savunmaya karar verirler. Ve tabii, S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım ve &uuml;&ccedil; kardeşi de bu kahramanlar meydanındadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yoğun bombardıman altında ilerleyerek Karak&ouml;se&#8217;ye gelen bu kahraman Kuva-yı Milliyeciler, Murat Irmağı boylarında tam bir bu&ccedil;uk ay d&uuml;şmanla &ccedil;arpıştılar. Beyazıt&#8217;a doğru y&uuml;r&uuml;rken y&uuml;rekler acısı bir manzara ile karşılaştılar. Binlerce T&uuml;rk k&ouml;yl&uuml;s&uuml;n&uuml;n işkenceler i&ccedil;inde can vermiş cesetlerini g&ouml;rd&uuml;ler. Bu mezalimi yapan d&uuml;şmana karşı hın&ccedil;la taarruz edenlerin başında S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım da bulunmaktaydı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Iğdır civarında &ccedil;ok kanlı &ccedil;arpışmalar meydana geldi. D&uuml;şman birlikleri &ccedil;ok kuvvetli ve Rusya&#8217;dan devamlı surette takviye alıyordu. Beşy&uuml;z yiğit, yılmadan, ka&ccedil;madan savaştılar. &Ouml;l&uuml;yor, teslim olmuyorlardı. Bu muharebede S&uuml;reyya Hanımın &uuml;&ccedil; kardeşi birden şehadet şerbetini i&ccedil;tiler. Kardeşlerinin kollarında can vermesine rağmen yılmadı ve cenk meydanını terk etmedi. Kala kala d&ouml;rt kişi kalmışlardı. Daha sonra Karak&ouml;se&#8217;ye &ccedil;ekilen S&uuml;reyya S&uuml;l&uuml;n Hanım, burada Ziverbey Taburu&#8217;na iltihak etti. Bir ara yaralandı ve Erzurum&#8217;a d&ouml;nd&uuml;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">D&uuml;şt&uuml; &ouml;ne bu analar<br />
Dilediler uyaralar<br />
B&uuml;t&uuml;n T&uuml;rkler toplanıp <br />
Memleketi kurtaralar<br />
Kağnı ile cephaneyi,<br />
Sırtımızda erzakını <br />
Oğullarım biz taşırız<br />
Ana hakkı bu unutmayız<br />
Uyan ey T&uuml;rk, uyan!<br />
T&uuml;rk yurduna girdi d&uuml;şman<br />
Doğurmuştur seni anan<br />
Bug&uuml;n i&ccedil;in ey T&uuml;rk uyan!</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">D&uuml;şman saldırlarına karşı g&ouml;ğ&uuml;slerini siper ederek direnen kahraman analarımızın hakkını &ouml;demek hakikaten m&uuml;mk&uuml;n değildir. Nitekim Mustafa Kemal Paşa, bu ger&ccedil;eğe işaretle ş&ouml;yle demektedir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;Belki erkeklerimiz memleketi istila eden d&uuml;şmanlara karşı s&uuml;rg&uuml;leriyle, g&ouml;ğ&uuml;s gererek isbatı v&uuml;cud ettiler. Fakat erkeklerimizin teşkil ettiği ordunun hayat kaynaklarını kadınlarımız işlemiştir. Memleketin sebebi mevcudiyetini hazırlayan kadınlarımız olmuş ve kadınlarımız olmaktadır. Kimse inkar edemez ki; bu savaşta ve ondan evvelki savaşlarda milletin can damarı hep kadınlarımızdır. Binaenaleyh, hepimiz o b&uuml;y&uuml;k ruhlu ve b&uuml;y&uuml;k duygulu kadınlarımızı ş&uuml;kran ve minnetle ebediyyen tazim ve takdir edelim&quot;.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="514" title="1" title="12 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/654-sureyya-sulun-hanim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domaniçli Kahraman Ana</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3344-domanicli-kahraman-ana-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3344-domanicli-kahraman-ana-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:23:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Domani]]></category>
		<category><![CDATA[Domaniçli Kahraman Ana]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Şükûfe Nihal Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=652</guid>
		<description><![CDATA[T&#252;rk Kadınının Vatanseverliği: Domani&#231;li Kahraman Ana Milli M&#252;cadele d&#246;nemlerini idrak eden kadın muharrirlerimizden Ş&#252;k&#251;fe Nihal Hanım, &#34;Domani&#231; Dağları&#8217;nın Yolcusu&#8211;Bir Yurt Gecesi&#34; isimli eserinde dikkat &#231;eken bir olay nakletmektedir: &#34;&#8230; İstikl&#226;l...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>T&uuml;rk Kadınının Vatanseverliği: Domani&ccedil;li Kahraman Ana</strong></p>
<p>Milli M&uuml;cadele d&ouml;nemlerini idrak eden kadın muharrirlerimizden Ş&uuml;k&ucirc;fe Nihal Hanım, &quot;Domani&ccedil; Dağları&#8217;nın Yolcusu&ndash;Bir Yurt Gecesi&quot; isimli eserinde dikkat &ccedil;eken bir olay nakletmektedir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;&#8230; İstikl&acirc;l Cengi sıralarında İneg&ouml;l toprakları bir b&uuml;y&uuml;k facia ge&ccedil;irmiş. Domani&ccedil; Dağları&#8217;ndan inen bir k&ouml;yl&uuml; kadını, d&uuml;şmana yol g&ouml;stererek vatana ihanet etmiş olan &ouml;z oğlunu sil&acirc;hıyla vurarak bizzat cezalandırmıştır. İki satırla kısaltılan bu hadise, bir roman, bir destan mevzuu olabilecek kadar geniş ve engin&#8230; Bir T&uuml;rk kadınının y&uuml;ksek vatan sevgisini ve inancını ifade ettiği i&ccedil;in, kadınlık tarihimizin sayfalarına yeni bir &uuml;n katacak kadar haşmetli&#8230; Biricik sevgili &ccedil;ocuğunu kendi elleriyle yere seren kahraman ananın yaşadığı bu h&acirc;l, hakikaten ibret vericidir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Hik&acirc;yeyi, Kurtuluş Savaşı&#8217;nda bulunmuş bir arkadaştan ş&ouml;yle dinlemiştim:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;Bir Yunan fırkası, Bursa&#8217;nın Adranos Kazası&#8217;ndan ge&ccedil;ti. Domani&ccedil;&#8217;ten, Sultan Dağları&#8217;ndan K&uuml;tahya &uuml;zerine doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Kararg&acirc;h Kumandanı N&acirc;zım Bey şehid oldu. İneg&ouml;l halkı yediden yetmişine kadar d&uuml;şmana karşı koymaya hazır&#8230; Silah bulamayanlar, taş, odun, demir par&ccedil;alarıyla vatanı korumaya gidiyorlar!..</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">İhanet Affedilir Mi Hi&ccedil;?</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">O sırada Domani&ccedil; Dağları&#8217;nın bu yiğit kadını da 20 yıl boyunca b&uuml;t&uuml;n bir gen&ccedil;liğini harcayarak yetiştirdiği oğlunun eline silahını veriyor. Ona aşıladığı vatan sevgisinden emin bir halde g&ouml;ğs&uuml;n&uuml; gere gere, İneg&ouml;l&#8217;e d&uuml;şmanın karşısına g&ouml;nderiyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">L&acirc;kin, gel g&ouml;r ki; dağdan inen bu saf k&ouml;yl&uuml; &ccedil;ocuğu, yaptığı işin k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; farketmeden d&uuml;şmana haber taşıyor ve ihanetin en k&ouml;t&uuml;s&uuml;n&uuml; icra ediyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Bir g&uuml;n, k&ouml;y&uuml;nde oğlunu, yurdunun kurtuluşu i&ccedil;in dua ederek bekleyen bu talihsiz anaya, uğursuz bir haber veriyorlar:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot; &ndash; Oğlun d&uuml;şmana casusluk etti ana!&quot;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kadın bir an duraklamadan silahlarını kuşanarak atına binip yola d&uuml;ş&uuml;yor. Kuytu ormanlar, yal&ccedil;ın kayalar aşarak bir yıldırım hızı ile İneg&ouml;l&#8217;e iniyor. Aldığı adrese g&ouml;re oğlunun bulunduğu yere varıyor. Kendisini g&ouml;rmek &uuml;zere geldiğini s&ouml;yl&uuml;yor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Az sonra anasının gelişine sevinen gen&ccedil;, elini &ouml;pmek i&ccedil;in koşa koşa yaklaşırken atının &uuml;st&uuml;nde dimdik bekleyen kadın, kara feracesinin yerine sakladığı sil&acirc;hı &ccedil;ekerek tek kurşunla onu toprağa seriyor&#8230; Ve atın başını &ccedil;evirerek arkasına bakmadan, bir kasırga hızıyla d&ouml;n&uuml;p kayboluyor&#8230;&quot;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="171" title="1" title="15 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3344-domanicli-kahraman-ana-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domaniçli Kahraman Ana</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/652-domanicli-kahraman-ana.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/652-domanicli-kahraman-ana.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:23:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Domani]]></category>
		<category><![CDATA[Domaniçli Kahraman Ana]]></category>
		<category><![CDATA[Kahraman]]></category>
		<category><![CDATA[Şükûfe Nihal Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=652</guid>
		<description><![CDATA[T&#252;rk Kadınının Vatanseverliği: Domani&#231;li Kahraman Ana Milli M&#252;cadele d&#246;nemlerini idrak eden kadın muharrirlerimizden Ş&#252;k&#251;fe Nihal Hanım, &#34;Domani&#231; Dağları&#8217;nın Yolcusu&#8211;Bir Yurt Gecesi&#34; isimli eserinde dikkat &#231;eken bir olay nakletmektedir: &#34;&#8230; İstikl&#226;l...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>T&uuml;rk Kadınının Vatanseverliği: Domani&ccedil;li Kahraman Ana</strong></p>
<p>Milli M&uuml;cadele d&ouml;nemlerini idrak eden kadın muharrirlerimizden Ş&uuml;k&ucirc;fe Nihal Hanım, &quot;Domani&ccedil; Dağları&#8217;nın Yolcusu&ndash;Bir Yurt Gecesi&quot; isimli eserinde dikkat &ccedil;eken bir olay nakletmektedir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;&#8230; İstikl&acirc;l Cengi sıralarında İneg&ouml;l toprakları bir b&uuml;y&uuml;k facia ge&ccedil;irmiş. Domani&ccedil; Dağları&#8217;ndan inen bir k&ouml;yl&uuml; kadını, d&uuml;şmana yol g&ouml;stererek vatana ihanet etmiş olan &ouml;z oğlunu sil&acirc;hıyla vurarak bizzat cezalandırmıştır. İki satırla kısaltılan bu hadise, bir roman, bir destan mevzuu olabilecek kadar geniş ve engin&#8230; Bir T&uuml;rk kadınının y&uuml;ksek vatan sevgisini ve inancını ifade ettiği i&ccedil;in, kadınlık tarihimizin sayfalarına yeni bir &uuml;n katacak kadar haşmetli&#8230; Biricik sevgili &ccedil;ocuğunu kendi elleriyle yere seren kahraman ananın yaşadığı bu h&acirc;l, hakikaten ibret vericidir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Hik&acirc;yeyi, Kurtuluş Savaşı&#8217;nda bulunmuş bir arkadaştan ş&ouml;yle dinlemiştim:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;Bir Yunan fırkası, Bursa&#8217;nın Adranos Kazası&#8217;ndan ge&ccedil;ti. Domani&ccedil;&#8217;ten, Sultan Dağları&#8217;ndan K&uuml;tahya &uuml;zerine doğru y&uuml;r&uuml;d&uuml;. Kararg&acirc;h Kumandanı N&acirc;zım Bey şehid oldu. İneg&ouml;l halkı yediden yetmişine kadar d&uuml;şmana karşı koymaya hazır&#8230; Silah bulamayanlar, taş, odun, demir par&ccedil;alarıyla vatanı korumaya gidiyorlar!..</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">İhanet Affedilir Mi Hi&ccedil;?</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">O sırada Domani&ccedil; Dağları&#8217;nın bu yiğit kadını da 20 yıl boyunca b&uuml;t&uuml;n bir gen&ccedil;liğini harcayarak yetiştirdiği oğlunun eline silahını veriyor. Ona aşıladığı vatan sevgisinden emin bir halde g&ouml;ğs&uuml;n&uuml; gere gere, İneg&ouml;l&#8217;e d&uuml;şmanın karşısına g&ouml;nderiyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">L&acirc;kin, gel g&ouml;r ki; dağdan inen bu saf k&ouml;yl&uuml; &ccedil;ocuğu, yaptığı işin k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; farketmeden d&uuml;şmana haber taşıyor ve ihanetin en k&ouml;t&uuml;s&uuml;n&uuml; icra ediyor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Bir g&uuml;n, k&ouml;y&uuml;nde oğlunu, yurdunun kurtuluşu i&ccedil;in dua ederek bekleyen bu talihsiz anaya, uğursuz bir haber veriyorlar:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot; &ndash; Oğlun d&uuml;şmana casusluk etti ana!&quot;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kadın bir an duraklamadan silahlarını kuşanarak atına binip yola d&uuml;ş&uuml;yor. Kuytu ormanlar, yal&ccedil;ın kayalar aşarak bir yıldırım hızı ile İneg&ouml;l&#8217;e iniyor. Aldığı adrese g&ouml;re oğlunun bulunduğu yere varıyor. Kendisini g&ouml;rmek &uuml;zere geldiğini s&ouml;yl&uuml;yor.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Az sonra anasının gelişine sevinen gen&ccedil;, elini &ouml;pmek i&ccedil;in koşa koşa yaklaşırken atının &uuml;st&uuml;nde dimdik bekleyen kadın, kara feracesinin yerine sakladığı sil&acirc;hı &ccedil;ekerek tek kurşunla onu toprağa seriyor&#8230; Ve atın başını &ccedil;evirerek arkasına bakmadan, bir kasırga hızıyla d&ouml;n&uuml;p kayboluyor&#8230;&quot;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="173" title="1" title="25 November 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/652-domanicli-kahraman-ana.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞEHİT TAYYAR RAHMİYE</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3343-sehit-tayyar-rahmiye-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3343-sehit-tayyar-rahmiye-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:21:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ŞEHİT TAYYAR RAHMİYE]]></category>
		<category><![CDATA[TAYYAR]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=650</guid>
		<description><![CDATA[ŞEHİT TAYYAR RAHMİYE G&#252;ney Cephesi&#8217;nde 9. T&#252;men kuruluşunda bir g&#246;n&#252;ll&#252; m&#252;freze vardı. Bunun komutanı gen&#231; bir kadındı. T&#252;menden aldığı bir emirle Osmaniye&#8217;deki m&#252;stahkem Fransız kararg&#226;hına taarruz edecek olan bu m&#252;freze,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>ŞEHİT TAYYAR RAHMİYE</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">G&uuml;ney Cephesi&#8217;nde 9. T&uuml;men kuruluşunda bir g&ouml;n&uuml;ll&uuml; m&uuml;freze vardı. Bunun komutanı gen&ccedil; bir kadındı. T&uuml;menden aldığı bir emirle Osmaniye&#8217;deki m&uuml;stahkem Fransız kararg&acirc;hına taarruz edecek olan bu m&uuml;freze, 1920 senesinin 1 Temmuz sabahında harekete ge&ccedil;ti. Tayyar Rahmiye, m&uuml;frezesini ustaca bir tertiple yavaş yavaş hedefe doğru ilerletti. Fakat, bir an geldi ki, artık ilerlemeye imk&acirc;n kalmadı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Fransız kararg&acirc;hı &ccedil;ok iyi tahkim edilmiş ve bol sil&acirc;hla m&uuml;dafaa edilmekteydi. Duraklayan m&uuml;frezesini harekete ge&ccedil;irmek, yeni bir taarruz hızı verebilmek i&ccedil;in sarfettiği b&uuml;t&uuml;n gayretleri boşa &ccedil;ıktığını g&ouml;ren bu kahraman M&uuml;sl&uuml;man-T&uuml;rk kadını şiddetli d&uuml;şman ateşine rağmen ayağa fırlayarak:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &quot;Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olmanıza rağmen yerlerde s&uuml;r&uuml;nmekten utanmıyor musunuz&quot;. Diye bağırdı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Erkeklerin gururuna dokunan bu s&ouml;z ve mana, b&uuml;t&uuml;n y&uuml;rekleri sararak kahramanlık hislerini kam&ccedil;ıladı ve h&uuml;cum yeniden başladı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yağmur gibi yağan d&uuml;şman ateşi, bu h&uuml;cumu bir an olsun durduramamıştı. Kararg&acirc;h binasını saran &ccedil;ember gitgide daralıyordu. M&uuml;frezenin efr&acirc;dı bir hay&acirc;let gibi hedefine yaklaşıyordu. Yazık, &ccedil;ok yazık! Bu yiğit ve vatansever kadın, kararg&acirc;h kapısına on adım kala şehid oldu. Bu kayıp, burada, b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n başka bir tesir meydana getirmiş ve Kuva-yı Milliyeci neferlerin onuruna dokunmuştur. Bu milli şahlanışın ateşlediği ruhlar, bir hamlede kararg&acirc;hı zaptetmişlerdir.</p>
<p>T&uuml;rk Kadınının Kahramanlık vesikası</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Tayyar Rahmiye ile ilgili &quot;Erk&acirc;n-ı Harbiye-i Um&ucirc;miye Riy&acirc;seti Arşivi&quot;nde bulunan belgede şunlar yazılıdır:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;Osmaniye Kazası&#8217;nın Kaypak N&acirc;hiyesi R&acirc;ziyeler K&ouml;y&uuml;&#8217;nden Rahmiye Hanım Fransızların işkence ve tazyiklerine tahamm&uuml;l edemeyerek H&uuml;seyin Ağa&#8217;nın Milli Kuvveterine g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak iltihak etmiş ve (1)336 (1920) Şubat&#8217;ında Hasanbeyli civarında 89. T&uuml;menle icra edilen taarruza m&uuml;frezesiyle bilfiil iştirak etmiştir. Bu m&uuml;sademede Fransızlardan 80 t&uuml;fek ve 2 makineli t&uuml;fek alınmıştır. M&uuml;sademede şehid d&uuml;şen ve ateş altında kalan iki arkadaşını kurtarmak i&ccedil;in milli kuvvetler derhal ileri atılarak gidip şehidleri kurtarmış ve bu kahramanca hareketinden dolayı kendisine &quot;tayyar&quot; (u&ccedil;an) n&acirc;mı verilmiştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Temmuz ayında Osmaniye&#8217;deki m&uuml;stehkem Fransız kararg&acirc;hına saldıran arkadaşlarının teredd&uuml;d&uuml;n&uuml; g&ouml;ren Tayyar Rahmiye:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;-Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olduğunuz halde yerlerde s&uuml;r&uuml;nmekten ve saklanmaktan utanmıyor musunuz?&quot; diye bağırarak arkadaşlarını h&uuml;cuma teşvik etmiş ve Fransız kararg&acirc;h kapısının on adım &ouml;n&uuml;nde alnından aldığı bir kurşun yarasıyla şehid olmuştur&quot;.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="544" title="1" title="09 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3343-sehit-tayyar-rahmiye-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞEHİT TAYYAR RAHMİYE</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/650-sehit-tayyar-rahmiye.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/650-sehit-tayyar-rahmiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:21:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ŞEHİT TAYYAR RAHMİYE]]></category>
		<category><![CDATA[TAYYAR]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=650</guid>
		<description><![CDATA[ŞEHİT TAYYAR RAHMİYE G&#252;ney Cephesi&#8217;nde 9. T&#252;men kuruluşunda bir g&#246;n&#252;ll&#252; m&#252;freze vardı. Bunun komutanı gen&#231; bir kadındı. T&#252;menden aldığı bir emirle Osmaniye&#8217;deki m&#252;stahkem Fransız kararg&#226;hına taarruz edecek olan bu m&#252;freze,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>ŞEHİT TAYYAR RAHMİYE</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">G&uuml;ney Cephesi&#8217;nde 9. T&uuml;men kuruluşunda bir g&ouml;n&uuml;ll&uuml; m&uuml;freze vardı. Bunun komutanı gen&ccedil; bir kadındı. T&uuml;menden aldığı bir emirle Osmaniye&#8217;deki m&uuml;stahkem Fransız kararg&acirc;hına taarruz edecek olan bu m&uuml;freze, 1920 senesinin 1 Temmuz sabahında harekete ge&ccedil;ti. Tayyar Rahmiye, m&uuml;frezesini ustaca bir tertiple yavaş yavaş hedefe doğru ilerletti. Fakat, bir an geldi ki, artık ilerlemeye imk&acirc;n kalmadı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, Fransız kararg&acirc;hı &ccedil;ok iyi tahkim edilmiş ve bol sil&acirc;hla m&uuml;dafaa edilmekteydi. Duraklayan m&uuml;frezesini harekete ge&ccedil;irmek, yeni bir taarruz hızı verebilmek i&ccedil;in sarfettiği b&uuml;t&uuml;n gayretleri boşa &ccedil;ıktığını g&ouml;ren bu kahraman M&uuml;sl&uuml;man-T&uuml;rk kadını şiddetli d&uuml;şman ateşine rağmen ayağa fırlayarak:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &quot;Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olmanıza rağmen yerlerde s&uuml;r&uuml;nmekten utanmıyor musunuz&quot;. Diye bağırdı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Erkeklerin gururuna dokunan bu s&ouml;z ve mana, b&uuml;t&uuml;n y&uuml;rekleri sararak kahramanlık hislerini kam&ccedil;ıladı ve h&uuml;cum yeniden başladı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Yağmur gibi yağan d&uuml;şman ateşi, bu h&uuml;cumu bir an olsun durduramamıştı. Kararg&acirc;h binasını saran &ccedil;ember gitgide daralıyordu. M&uuml;frezenin efr&acirc;dı bir hay&acirc;let gibi hedefine yaklaşıyordu. Yazık, &ccedil;ok yazık! Bu yiğit ve vatansever kadın, kararg&acirc;h kapısına on adım kala şehid oldu. Bu kayıp, burada, b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n başka bir tesir meydana getirmiş ve Kuva-yı Milliyeci neferlerin onuruna dokunmuştur. Bu milli şahlanışın ateşlediği ruhlar, bir hamlede kararg&acirc;hı zaptetmişlerdir.</p>
<p>T&uuml;rk Kadınının Kahramanlık vesikası</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Tayyar Rahmiye ile ilgili &quot;Erk&acirc;n-ı Harbiye-i Um&ucirc;miye Riy&acirc;seti Arşivi&quot;nde bulunan belgede şunlar yazılıdır:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;Osmaniye Kazası&#8217;nın Kaypak N&acirc;hiyesi R&acirc;ziyeler K&ouml;y&uuml;&#8217;nden Rahmiye Hanım Fransızların işkence ve tazyiklerine tahamm&uuml;l edemeyerek H&uuml;seyin Ağa&#8217;nın Milli Kuvveterine g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak iltihak etmiş ve (1)336 (1920) Şubat&#8217;ında Hasanbeyli civarında 89. T&uuml;menle icra edilen taarruza m&uuml;frezesiyle bilfiil iştirak etmiştir. Bu m&uuml;sademede Fransızlardan 80 t&uuml;fek ve 2 makineli t&uuml;fek alınmıştır. M&uuml;sademede şehid d&uuml;şen ve ateş altında kalan iki arkadaşını kurtarmak i&ccedil;in milli kuvvetler derhal ileri atılarak gidip şehidleri kurtarmış ve bu kahramanca hareketinden dolayı kendisine &quot;tayyar&quot; (u&ccedil;an) n&acirc;mı verilmiştir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Temmuz ayında Osmaniye&#8217;deki m&uuml;stehkem Fransız kararg&acirc;hına saldıran arkadaşlarının teredd&uuml;d&uuml;n&uuml; g&ouml;ren Tayyar Rahmiye:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;-Ben kadın olduğum halde ayakta duruyorum da siz erkek olduğunuz halde yerlerde s&uuml;r&uuml;nmekten ve saklanmaktan utanmıyor musunuz?&quot; diye bağırarak arkadaşlarını h&uuml;cuma teşvik etmiş ve Fransız kararg&acirc;h kapısının on adım &ouml;n&uuml;nde alnından aldığı bir kurşun yarasıyla şehid olmuştur&quot;.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="539" title="1" title="21 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/650-sehit-tayyar-rahmiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KILAVUZ HATİCE</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/648-kilavuz-hatice.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/648-kilavuz-hatice.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:19:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[KILAVUZ]]></category>
		<category><![CDATA[KILAVUZ HATİCE]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=648</guid>
		<description><![CDATA[KILAVUZ HATİCE 8 Mayıs 1920 tarihinde Pozantı&#8217;ya sıkıştırılan Fransızlar &#231;ok kritik bir duruma d&#252;şm&#252;şlerdi. Zira, etrafı kuşatmış olan T&#252;rk kuvvetlerinin yapacakları taarruz, kendilerinin yok edilmesine sebep olabilirdi. Fransız kumandanı buhranlı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>KILAVUZ HATİCE</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">8 Mayıs 1920 tarihinde Pozantı&#8217;ya sıkıştırılan Fransızlar &ccedil;ok kritik bir duruma d&uuml;şm&uuml;şlerdi. Zira, etrafı kuşatmış olan T&uuml;rk kuvvetlerinin yapacakları taarruz, kendilerinin yok edilmesine sebep olabilirdi. Fransız kumandanı buhranlı dakikalar ge&ccedil;irmekteydi. Bu sırada, Hızır gibi yetişen gen&ccedil; bir T&uuml;rk kadını, g&uuml;ya ufak bir &uuml;cret mukabilinde Fransızları bu m&uuml;şk&uuml;l durumdan kurtarmayı kabul etmişti&#8230; Kendilerine s&ouml;zde kılavuzluk ederek T&uuml;rkler tarafından ihmal edilmiş bir istik&acirc;metten onları sel&acirc;mete &ccedil;ıkaracaktı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kararlaştırılan saatte harekete ge&ccedil;en Fransızlar; gece karanlığında -g&uuml;vendikleri bu T&uuml;rk kadının kılavuzluğunda- onlar i&ccedil;in me&ccedil;hul bir semte doğru gidiyorlardı. G&uuml;neş ışımağa başlayınca kılavuzların ortada g&ouml;r&uuml;lmediğini farkeden Fransızlar o civarın en &acirc;rızalı bir yerine, Karaboğazı&#8217;na sıkıştırdıklarını b&uuml;y&uuml;k bir acı ile anlamakta gecikmediler. Ama, iş işten ge&ccedil;mişti. Tam bu sırada, başlayan T&uuml;rk taarruzu vaziyetin vahametini b&uuml;sb&uuml;t&uuml;n arttırmış ve Fransızlar i&ccedil;in tek &uuml;mit, Karaboğazı&#8217;nı vurup ge&ccedil;mek olmuştur. Ancak bu hareketin başlaması ile beraber &ccedil;ok kuvvetli bir yaylım ateşine maruz kalan Fransızları, bu baskını yapan m&uuml;frezeye bir kadının kumanda ettiğini dehşetle g&ouml;rm&uuml;şlerdi. Bu kadın, kendilerine kılavuzluk eden kadından başkası değildi. Ve onun cesaret ve mahareti sayesinde bu Fransız kuvveti tamamen esir edilmiş, k&uuml;&ccedil;&uuml;k de olsa bir &ccedil;ıban ortadan kaldırılmıştır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Hatice Hanım&#8217;ın Oynadığı Rol Ve Yaptığı Fedak&acirc;rlık</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kılavuz Hatice&#8217;nin kahramanlıklarını dile getiren, &quot;Erk&acirc;n-ı Harbiye-i Um&ucirc;miye Riy&acirc;seti Arşivi&quot;nde mevcut olan şu vesikayı birlikte okuyalım:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;Ordu Dairesi Reisliği&#8217;ne,</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">26 Şubat 1936 tarih ve 1. Şube 1988/789 sayılı yazı karşılığıdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">İstiklal Savaşı&#8217;nda T&uuml;rk kadınlarının, savaşın devamı m&uuml;ddetince, k&acirc;ğnılarla ve sırtlarıyla orduya cephane, silah ve erzak taşıdıkları gibi; yaralıların yaralarını sarmak ve cephe gerisine taşımak gibi b&uuml;y&uuml;k hizmet ve fedak&acirc;rlıkları sabittir&hellip;</p>
<p>Adana&#8217;nın K&uuml;lek Nahiyesi&#8217;nin Banzın&ccedil;ukur K&ouml;y&uuml;&#8217;nden Hasan Ağa&#8217;nın Hatice, Fransızlar&#8217;a karşı vatani vazifesini yapmak ve yurdunu korumak maksadıyla Kilikya Milli Kuvvetlerinden Emin ve Derviş ağaların m&uuml;frezesine g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olarak iştirak etmiştir. Bu m&uuml;frezeler Ha&ccedil;kırı, Kelebek, Bilemedik istasyonlarında bulunan Fransız kıtalarına baskınlar yaparak &ccedil;ok z&acirc;iyat verdirmiş ve Fransızlar&#8217;dan -&ccedil;oğu Ermeni askeri olmak &uuml;zere- 200&#8242;den fazla esir ve bir&ccedil;ok ganimetler almışlardır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Bu muvaffakiyet, Adana Milli Kuvvetlerinin ş&ouml;hretini arttırmış, yiğitlik ve yılmazlıklarıyla anılan halkın kahramanlık hislerini kam&ccedil;ılamış ve Pozantı saldırısını tesri etmişti. Milli Kuvvetlerimiz Pozantı&#8217;yı muhasara ettiler. 8 Mayıs (1)336 (1920)&#8217;de Pozantı&#8217;ya &uuml;&ccedil; cihetten saldırış ve bombardıman başladı. Hakim mevkilerde bulunan toplarımızın Toros Dağları&#8217;nda akseden m&uuml;thiş g&uuml;r&uuml;lt&uuml;lerinden zevk alan Milli Kuvvetlerimiz Pozantı&#8217;ya taaruruza başladılar. Bu taaruruza b&uuml;t&uuml;n kadınlar, &ccedil;oluk &ccedil;ocuklarıyla halktan, bir&ccedil;ok kimseler iştirak etti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Pozantı&#8217;da mahsur kalan Fransızlar&#8217;ın Tarsus istikametinde bir yarma hareketi yapacaklarını anlayan Hatice, bir kolayını bulup Fransızlar&#8217;a hul&ucirc;l etmiş ve onlara yanlış kılavuzluk etmiş ve pek sarp olan Karaboğazı&#8217;nı tıkadıktan sonra firar etmiştir. En kısa zamanda Milli Kuvvetlere ulaşan Hatice, d&uuml;şmanın pek fena vaziyette olduğunu haber vererek emrine aldığı y&uuml;z kadar silahlı adamı ile Karaboğaz&#8217;ın iki tarafındaki tepeleri işgal etmiş ve Fransızlar tam yarma hareketi yaparken, bir ateş baskını ile d&uuml;şmana b&uuml;y&uuml;k bir zayiat verdirmiştir. Bu baskın neticesinde Fransız kıt&#8217;alarından 9 subay, 550 esir er ve 7.5&#8242;luk bir top ele ge&ccedil;irilmiştir. Hatice Hanım&#8217;ın oynadığı bu rol ve yaptığı fedak&acirc;rlık her t&uuml;rl&uuml; kahramanlığın fevkindedir&rdquo;.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="164" title="1" title="16 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/648-kilavuz-hatice.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİNBAŞI AYŞE HANIM</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/645-binbasi-ayse-hanim.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/645-binbasi-ayse-hanim.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:18:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[HANIM]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=645</guid>
		<description><![CDATA[BİNBAŞI AYŞE HANIM İstikbal Harbi hakkında yazılmış eserlerde g&#246;ğ&#252;s g&#246;ğ&#252;se &#231;arpışmış pek&#231;ok M&#252;sl&#252;man T&#252;rk kadınlarından bahsedilir. Nene Hatun, Kara Fatma, Ayşe &#199;avuş isimleri pek sık zikredilen şahsiyetlerdir. Binbaşı Ayşe Hanım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>BİNBAŞI AYŞE HANIM</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">İstikbal Harbi hakkında yazılmış eserlerde g&ouml;ğ&uuml;s g&ouml;ğ&uuml;se &ccedil;arpışmış pek&ccedil;ok M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rk kadınlarından bahsedilir. Nene Hatun, Kara Fatma, Ayşe &Ccedil;avuş isimleri pek sık zikredilen şahsiyetlerdir. Binbaşı Ayşe Hanım da, adını hep minnet duygularıyla hatırlamamız gereken m&uuml;barek validelerimiz arasında yer almaktadır. Binbaşı Ayşe Hanım, bizzat kendi macerasını ş&ouml;yle anlatmaktadır:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot; &ndash; B&uuml;y&uuml;k harpte Kafkas Cephesi&#8217;nde yaralanarak &ouml;len kocamın ve t&uuml;m vatan evlatlarının intikamını almaya and i&ccedil;miştim. Allah, bu fırsatı 15 Mayıs (1)335-(1919)&#8217;da bana verdi. İzmir&#8217;i Yunanlılar işgal ettiği sırada ilk muk&acirc;vemetimiz sona erip şehre Yunanlılar h&acirc;kim olunca Aydın&#8217;a gittim. Orada faaliyete ge&ccedil;erek bir Kuva-yı Milliye birliği teşkil edip, bil&acirc;hare Nuri &Ccedil;etesi&#8217;ne katıldım. Aydın muharebelerini yaptıktan sonra Ko&ccedil;arlı&#8217;ya &ccedil;ekildik. Bu s&ucirc;retle, bilfiil atıldığım İstiklal M&uuml;cadelesi&#8217;ne başından sonuna kadar iştirak ettim.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">İlk defa Sakarya&#8217;da sol kasığımdan piy&acirc;de mermisi ile yaralandım. Seyyar hastanede tedaviden sonra tekrar m&uuml;frezeme iltihak ettim. B&uuml;y&uuml;k Taarruz&#8217;da M&uuml;rsel Paşa Fırkası&#8217;na iltihak ettik. Ve Ahır Dağları&#8217;ndan d&uuml;şman gerilerine akmağa memur edildik. İzmir&#8217;e ilk giden birlikler arasında ben de vardım. Ancak, bu arada misketle sol bacağım kırıldı.&quot;&#8230;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Binbaşı Ayşe, kocasının en kıymetli birer y&acirc;dig&acirc;rı olarak sakladığı ziynetlerini satarak at, mavzer, elbise ve &ccedil;izme tedarik etmiş ve bu m&uuml;cadelede, derece derece terfi ederek Binbaşılığa kadar y&uuml;kselmiştir&#8230;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Allah, t&uuml;m T&uuml;rk evladını şefaatlerine mazhar eylesin&#8230;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="393" title="1" title="09 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/645-binbasi-ayse-hanim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden Hamam böceğine Kara Fatma deniyor?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/642-neden-hamam-bocegine-kara-fatma-deniyor.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/642-neden-hamam-bocegine-kara-fatma-deniyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:17:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnsani Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[deniyor]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma]]></category>
		<category><![CDATA[Hamam]]></category>
		<category><![CDATA[Neden Hamam böceğine Kara Fatma deniyor]]></category>
		<category><![CDATA[Neden Kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[Vatan Anaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=642</guid>
		<description><![CDATA[Neden Hamam b&#246;ceğine Kara Fatma deniyor? Kara Fatma Demeyin onun adı Blattaria ya da Hamam B&#246;ceği Hen&#252;z 12 yaşındaydım kiliseye giden bir arkadaşımız vardı sınıfımızda, Din k&#252;lt&#252;r&#252; dersinden yazılımız olacaktı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Tahoma" size="4">Neden Hamam b&ouml;ceğine Kara Fatma deniyor?</p>
<p>Kara Fatma Demeyin onun adı Blattaria ya da Hamam B&ouml;ceği </p>
<p>
Hen&uuml;z 12 yaşındaydım kiliseye giden bir arkadaşımız vardı sınıfımızda, Din k&uuml;lt&uuml;r&uuml; dersinden yazılımız olacaktı son yazılı olma m&uuml;nasebeti ile de bu arkadaşımızın din k&uuml;lt&uuml;r&uuml; dersi olduk&ccedil;a zayıf idi. Eğer bu dersi veremez ise sınıfı tekrar edecekti, karşıma &ccedil;ıkarak ona yardım etmemi istedi bunu nasıl yapacağımı sorduğumda yazılı zamanında yazılı k&acirc;ğıtlarımızı değiştirecek onun sorularını da ben cevaplayıp kendisine teslim edecektim nihayetinde bunun karşılığında da benden ne istersen yapacağını teyit etmişti. Bu fırsatı değerlendirmek isteyen ben bir daha kiliseye gitmemesi i&ccedil;in kendisinden s&ouml;z aldım. Nereden bilebilirdim ki s&ouml;z&uuml;n&uuml;n eri olamayacağını sınavdan sonra onu gizlice takip ettim ve kiliseye girdiğini g&ouml;rd&uuml;m. Kilise duvarında oyuk bir yere sığınarak i&ccedil;erde neler yaptıklarını izledim &Ccedil;ocuklar i&ccedil;in yapılan oyun sahasında bir papaz i&ccedil;inde hamam b&ouml;cekleri olan bir poşeti &ccedil;ocukların &ouml;n&uuml;ne d&ouml;k&uuml;p &ouml;ld&uuml;r&uuml;n o Kara Fatma&#8217;yı diye bağırmaya başladı. B&uuml;y&uuml;k bir endişe ve hayretle izlemeye devam ediyor izledik&ccedil;e korkmaya başlıyordum, din k&uuml;lt&uuml;r&uuml; dersinde sınav k&acirc;ğıdını cevapladığım arkadaş &uuml;zerini &ccedil;ıkarmaya başladı ve papaz ona pe&ccedil;eli bir &ccedil;arşaf giydirdi ovar şeklinde oluşan grup daha sonra &ccedil;arşaf giyen arkadaşı birbirlerine itmeye başlamış Kara Fatma, Kara Fatma, diye bağırıyor ve tartaklıyorlardı. Hemen oradan uzaklaşarak ertesi g&uuml;n g&ouml;rd&uuml;klerimi arkadaşa anlattım neden &ouml;yle yaptıklarını sordum. &Ccedil;ocuğun bana dediği biz Arapları sevmiyoruz onlar pis ve yobaz insanlar biz onları &uuml;lkemizde istemiyoruz onları kara Fatma gibi ezeceğiz diyordu oysaki 12 yaşındaki bir &ccedil;ocuğun bunları d&uuml;ş&uuml;nmesi ve s&ouml;ylemesi ne derece doğruydu? Arapların esmer olması ve cahiliye d&ouml;nemindeki sapkınlıklarının olması o kavmin d&uuml;zelmemiş bir kavim olarak algılanması ne derece doğru idi ki? ALLAH c.c. bir ayeti mealinde ş&ouml;yle buyuruyordu; &quot;Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız i&ccedil;in milletlere ve kabilelere ayırdık. ALLAH indinde en &uuml;st&uuml;n&uuml;n&uuml;z, takvada en ileri olanınızdır.&quot;[1] ve yine ALLAH Resul&uuml; &quot;Rabbiniz bir olduğu gibi, babalarınız, dininiz ve Peygamberiniz de birdir. Arab&rsquo;ın Aceme, [Arap olmayana] Acemin Araba &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; olmadığı gibi, kırmızının karaya, karanın kırmızıya &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yoktur. Hi&ccedil;bir milletin diğerine &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; yoktur. &Uuml;st&uuml;nl&uuml;k ancak takva iledir.&quot; [2] buyurmuşlardır, bizler b&ouml;yle bir peygamber &uuml;mmeti iken nasıl olurda dil, ırk ayrımı yapabiliyoruz h&acirc;l&acirc; aklım almıyor.</p>
<p>
Kara Fatma Kimdir?<br />
<a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/karafatma2.jpg" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/karafatma2.jpg?referer=');"><img align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/karafatma.jpg" /></a> Kara Fatma Son Osmanlı zamanlarında Kahraman Maraş&rsquo;ta &uuml;lke d&uuml;şman işgalindeyken bir kahramanca savaşarak d&uuml;şmanları taarruza tutmuş onlara meydan okumuş bir kadın 400 500 kişilik bir orduya &ouml;nc&uuml;l&uuml;k yaparak d&uuml;şmanları zayıf d&uuml;ş&uuml;ren b&ouml;ylesine kahraman olan bir nenemize verilen Kara Fatma lakabını bir b&ouml;ceğe verecek kadar aşağılandık mı? Ya da ALLAH Resul&uuml;n&uuml;n en değer verdiği d&uuml;nyalık g&ouml;z&uuml;m&uuml;n nuru g&ouml;nl&uuml;m&uuml;n incisi Hz. Fatma dediği anamıza Arap olduğu i&ccedil;in onlar pis bir millettir hamam b&ouml;ceği de pislikte yaşar ve onun adı kara Fatma&#8217;dır diyen kara cahil azgın bir zihniyete sahip olanların olması ne kadar acıdır. Bir yandan yurdu d&uuml;şmanlardan koruyan son Osmanlı kahramanı bir kadına Maraş&rsquo;ta verilen Kara Fatma lakabı diğer taraftan da ALLAH resul&uuml;n&uuml;n kızına yakıştırılan onu sembole etsin diye ağızdan ağza dolaşan hamam b&ouml;ceğine verilen ad. Bu ne gattarlıktır, bu ne cahilliktir b&ouml;yle bizler bilmezden mi geliriz tarihte ge&ccedil;miş kavimlerin başlarına gelen felaketler cahiliye zamanlarını yaşamalarından değil midir? &Ouml;yleyse nedir bu şuursuzluk bilin&ccedil;sizlik, barışı yayan aydınlığı temsil eden, kurtuluşu simgeleyen varlıklara verebileceğimiz saygı bumudur? Artık kulak duymuyor, g&ouml;zler g&ouml;rm&uuml;yor, yapılan onca saygısızlığın haddi hesabı yok&hellip; L&uuml;tfen rica ediyorum artık M&uuml;sl&uuml;manlığımızı inancımızı ve milli mukaddesatlarımızı bir muhasebeye &ccedil;ekelim vicdanlarımızla ve durup d&uuml;ş&uuml;nelim onca helaka uğramış kavimlerin neden helak olduklarını, &ccedil;ocuklarımızın yanında olsun ya da olmasın o b&ouml;ceğe verilen o lakabı artık zikretmeyelim o canlıların Yunancada &ldquo;Blattaria&rdquo; T&uuml;rk&ccedil;emizde ise &ldquo;Hamam B&ouml;cekleri&rdquo; ismini kullanalım.</p>
<p>Kaynak<br />
[1] Hucurat- 13<br />
[2] İbni Neccar</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4"><strong>Asıl ismi Fatma Seher Hanım</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kuva-yı Milliye d&ouml;neminde en &ccedil;ok adı işitilen kadın kahramanlardan biri de, Fatma Seher Hanım&#8217;dır. İsminin başındaki &quot;Fatma&quot; dan dolayı &quot;Kara Fatma&quot; diye bahseden kaynaklar da vardır. Fakat o, daha ziy&acirc;de &quot;Fatma Seher&quot; olarak tanınmıştır. Fatma Seher Hanım&#8217;ın Kuva-yı Milliye devrindeki vatan&icirc; hizmetlerine d&acirc;ir &ldquo;Harp Tarihi Enc&uuml;meni Arşivi&rdquo;nde hayli vesika vardır. Hisarcık&#8217;ta Kaynarca mıntıkası kumandanı Naim imzalı ve 27 Ağustos 1920 tarihli S&uuml;v&acirc;ri Livasına (Tugayı&rsquo;na) yazılan raporda:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;&hellip; Fatma Seher Hanım&#8217;ın cepheden geri gelen efrat &uuml;zerindeki tesiri her t&uuml;rl&uuml; takdirin fevkindedir&#8230;&quot; denilmektedir. Bu yazıya karşı g&ouml;nderilen cevapta ise; &quot;Bug&uuml;nk&uuml; harek&acirc;tta pek &ccedil;ok yararlığı g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş olan Fatma Seher Hanım&#8217;a &ccedil;ok teşekk&uuml;r ederim&quot; kaydı vardır. Ayrıca 26-27 Ağustos 1921 tarihli ve 193 sayılı Liva Ta&#8217;mimi ile de Fatma Seher Hanım b&uuml;t&uuml;n efrat ve z&acirc;bitana karşı alenen takdir edilmekte ve kahramanlıkları &ouml;rnek g&ouml;sterilmektedir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Kuva-yı Milliye&#8217;nin en meşhur kadın kahramanlarından biri olan Fatma Seher Hanım harp sonlarına doğru, memleketi olan Erzurum&#8217;a gitmek &uuml;zere yola &ccedil;ıkmıştı. G&uuml;zergahta bulunan Trabzon&#8217;da bir hayli kalmış ve burada yayınlanmakta bulunan &quot;İstikbal&quot; Gazetesi&#8217;ne serg&uuml;zeştlerini bizzat anlatmıştı. Onun şahsiyet ve m&uuml;cadelelerinin aydınlanması mevzuunda son derece ehemmiyetli mal&ucirc;matı ihtiva eden r&ouml;portajın bir kısmını dikkatlerinize arz ediyoruz:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&quot;Ge&ccedil;en hafta i&ccedil;inde, İnebolu&#8217;ya uğrayan Fransız vapuru, oradan, kendisini g&ouml;renleri hayrette bırakan harikul&acirc;de bir şahsiyete sahip bir yolcu almış ve Trabzon&#8217;da bırakmıştır. Bu yolcu, bir zabittir. Başındaki turuncu kefiyesi, TBMM ordusunun serpuş num&ucirc;nesine uymayan bu zabitin yakasında nefti, bir &uuml;&ccedil;gen i&ccedil;inde iki yıldız, elinde g&uuml;m&uuml;ş saplı bir kam&ccedil;ı, ayağında zarif botlar vardı. Bu zabit, ufak tefek yapılı, bir b&ouml;l&uuml;k kumandanıdır. Adı, Fatma Seher Hanım&#8217;dır. Bir ecnebi, bu satırları okuduğu zaman bilir ki, ne kadar hayret edecektir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Bir zabit&#8230; Kadın bir zabit&#8230; Bilmem d&uuml;nyadaki b&uuml;t&uuml;n orduların i&ccedil;inde bir kadın zabit var mıdır? Bu kadın &uuml;&ccedil; senedir, bir d&uuml;zine Yunanla harp eden bir Kuvvacı ve bir senelik bir ordu zabitidir. Bu, ufak tefek kadının erkek elbisesi i&ccedil;inde taşıdığı &ccedil;ok kahraman, aynı zamanda &ccedil;ok m&uuml;tevazı g&ouml;nl&uuml;n&uuml;, ah bir g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p anlasanız&rdquo;&#8230;</p>
<p>Kocası, Vanlı Binbaşı Ezdeşin Bey idi. B&uuml;y&uuml;k Sarıkamış kavgasında şehid d&uuml;şm&uuml;şt&uuml;. Edirne&#8217;de 5. fırkada iken karısı yanında idi. Kendi Kafkas&#8217;ta harbe giderken karısı Edirne&#8217;de &ccedil;ocukları ile kalmıştı. M&uuml;t&acirc;rekeye kadar, Edirne&#8217;den &ccedil;ıkmadı, m&uuml;tareke olunca İstanbul&#8217;a geldi. Oradan, Konya-Diyarbakır tarikiyle Van&#8217;a, babası Yusuf Abdal Ağa&#8217;nın yanına gitti. Vatan o g&uuml;nlerde derin, karanlık bir girdaba doğru, durmamacasına yuvarlanıyordu. Ne taze gelinlerde neşe, ne de, bir ayağı &ccedil;ukurda olan ihtiyarlarda ruh istirahati vardı. İngiliz zabitleri, &uuml;&ccedil; taraftan sınırları aşmış heyet halinde Şark hududuna doğru ilerliyorlar, her şeyi de T&uuml;rk H&uuml;k&uuml;meti&#8217;nin n&uuml;fuzunu alaya alarak idareye el koymuş bulunuyorlardı. Kimi yerde Rumlar, kimi yerde Ermeniler, kimi yerde her iki unsur birden binlerce seneden beri şerefine yan bakılamamış asil M&uuml;sl&uuml;man T&uuml;rk&#8217;e hakaret ediyorlardı.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Şehid binbaşı hanımı, Van&#8217;da, daha epey uzakta idi. L&acirc;kin, i&ccedil;in i&ccedil;in yanıp tutuşmaya başlamıştı. Asabi, hasta, sert olmuştu. Birg&uuml;n geldi ki, kadınlık nezaket ve inceliğinden kendisinde eser kalmadı. O g&uuml;nlerde, evvela &quot;Trabzon Kongresi&quot; daha sonra &quot;Erzurum Kongresi&quot; akdediliyordu. Erzurumlu &Acirc;işe Hanım&#8217;ın kızı artık daha fazla duramadı ve kardeşi Mehmed &Ccedil;avuş&#8217;la birlikte teşkilata adam toplamaya koyuldu. Az zamanda y&uuml;z-y&uuml;zelli kişi kadar kişi topladı. Fatma Seher Hanım bu sırada dokuz yaşındaki kızı F&acirc;tıma ile İstanbul&#8217;a ge&ccedil;ti. Oradaki kardeşi S&uuml;leyman&#8217;ı da yanına aldı. Ve bir g&uuml;n, İstanbul&#8217;dan onsekiz t&uuml;fek de elde ederek Alemdağı yoluyla az evvel, t&acirc; Van&#8217;dan y&uuml;zelli kişilik kuvvetiyle gelen kardeşi Mehmed &Ccedil;avuş&#8217;la İzmit civarında Taşk&ouml;pr&uuml;&#8217;de iltihak etti.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><img width="315" height="220" align="left" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/fatmaSeher.jpg" /></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4"><strong>Allah Aşkına, Din Aşkına İmdat, Yetiş Kara Fatma!</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Bir Cuma gecesi Beşevler civarında k&acirc;in Kabak&ccedil;a&#8217;dan soluk soluğa bir adam geldi. Mehmed &Ccedil;avuş&#8217;a bir imdat mektubu getirdi. K&ouml;yl&uuml; iki g&ouml;z&uuml; iki &ccedil;eşme anlatıyordu:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Bizim k&ouml;yden Mehmed&#8217;i bu gece gerdeğe koyduk. Tam bu sırada, k&ouml;y&uuml;m&uuml;z&uuml; bir Rum ve Ermeni &ccedil;etesi bastı, eve girdiler, zavallı Mehmed&#8217;i bağladılar. Zevcesini de perişan ettiler. Gavurlar&#8230; Gavurlar&#8230;&rdquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">K&ouml;yl&uuml;n&uuml;n nefesi tutuldu. Sonunu s&ouml;yleyemedi. Nihayet hı&ccedil;kırarak bağırdı:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Kara Fatma, Allah aşkına, din aşkına imdat! Yetiş Kara Fatma, ırzımıza d&uuml;şman tecav&uuml;z etti&rdquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Ertesi g&uuml;n, ka&ccedil; zamandır Davulcular ormanında gizlenmiş olan y&uuml;z elli kişilik kuvvetin başına ge&ccedil;en Kara Fatma; G&uuml;lbah&ccedil;e, Mecidiye, Orhaniye, Arpalık k&ouml;ylerinin imam ve muhtarlarıyla, ileri gelenlerini ormana celp ettirdi. Onlara:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Ben Kara Fatma&#8217;yım. Ermeni jandarmalarının sizden her ay aldıkları iki y&uuml;z lirayı bundan sonra vermeyeceksiniz. Sizin ırzınızı, malınızı ben bekleyeceğim&rdquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">K&ouml;yl&uuml;ler memnun d&ouml;nd&uuml;ler. Kara Fatma artık kendini meydana vurmuştu&#8230; Kara Fatma yanına onyedi kişi aldı, g&ouml;zlerini kan b&uuml;r&uuml;m&uuml;ş k&ouml;yl&uuml;ye:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;D&uuml;ş &ouml;n&uuml;me&quot;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Dedi. &Ccedil;ıkıp gittiler.</p>
<p>Milletin Namusuna Uzanan Eller</p>
<p>Kara Fatma, onyedi kişiyle Kabak&ccedil;a&#8217;yı sardı. Zalimler, k&ouml;y&uuml;n b&uuml;t&uuml;n gen&ccedil; kızlarını gelin evine doldurmuşlar, nara atarak al&ccedil;ak&ccedil;a eğleniyorlardı. İffetli T&uuml;rk kızlarının boğuk feryatları bu &ccedil;irkin g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ler arasında o kadar yanık, o kadar t&uuml;yler &uuml;rpertici bir halde geliyordu ki&#8230; Onyediler Kara Fatma&#8217;nın komutasını sabırsızlıkla bekliyorlardı. Tam bu sırada, evden iki haydut &ccedil;ıktı. Bir kızı sa&ccedil;larından tutmuşlar, avludaki samanlığa doğru s&uuml;r&uuml;kl&uuml;yorlardı. Samanlığın kapısı &ouml;n&uuml;ne geldikleri zaman, Sabancalı Murad ve Mecidiyeli Musa &Ccedil;avuş ile Kara Fatma&#8217;nın oğlu Seyfeddin uzaklardan yetiştiler ve iki haydudu hakladılar. Talihsiz kız, d&uuml;ş&uuml;p bayılmıştı. Evin i&ccedil;indekiler ise samanlık &ouml;n&uuml;ndeki hadiselerden habersiz, vicdan sızlatan eğlencelerine devam ediyorlardı. Bir ara, birka&ccedil; haydut daha, iki kızı s&uuml;r&uuml;kleyerek evden &ccedil;ıkardılar, Kara Fatma da daha fazla beklemeyi faydalı bulmadı ve erkeklere garip g&ouml;r&uuml;nen bir k&uuml;kreyişle bağırdı:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Ateş!..&rdquo; </p>
<p>&Uuml;&ccedil;&ndash;d&ouml;rt g&uuml;n sonra T&uuml;rk Ordusu, İzmit &uuml;zerinden taarruza başlayınca, Kara Fatma da orduya katılarak Kuva-yı Milliye&#8217;nin kahraman askerleriyle birlikte d&uuml;şmana karşı savaştı d&ouml;rt g&uuml;n boyunca. Bir yandan, savaşıyor, bir yandan da yaralanan askerlerin yaralarını sarıyordu. 12 Haziran 1921&#8242;de ordu ile beraber muzaffer olarak İzmit&#8217;e girdi. Orada 12 g&uuml;n kaldı. 13. g&uuml;n, kıtasıyla İznik havalisine Avdan Yaylası&#8217;na gitmesi emrini aldı. Kendisi hasta idi, kardeşi ile maiyetindekiler gittiler. Kendisi de onbir g&uuml;n zarfında iyi olur olmaz, Oğul Paşa&#8217;da kıt&#8217;asına katıldı</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">29 Ağustos 1921&#8242;de d&uuml;şman, Kara Fatma&#8217;nın tuttuğu cepheye; Kaynarca, Bereket Karadin &uuml;zerinden taarruza kalktı. Harp ka&ccedil;ınılmaz oldu. Birinci g&uuml;n onbir saat, ikinci g&uuml;n dokuz saat devam etti. Kara Fatma sol kolundan, oğlu sağ ayağından yaralandılar. İkinci g&uuml;n akşam &uuml;zeri, Yunanlılar d&ouml;rt saat geriye &ccedil;ekildiler. Kara Fatma yine muzaffer olmuştu&#8230;</p>
<p>Fatma Hanım, Milli M&uuml;cadele&rsquo;ye atıldığı zaman dokuz yaşındaki kızı da yanında idi.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Fatma Seher Hanım anlatıyor:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Bu kız da bana mı &ccedil;ekmiştir ne? Deli midir, nedir bilmem; şimdiye kadar yanımdan hi&ccedil; ayrılmadı. Onu ekseriya İzmit&#8217;te bırakıyordum, fakat durmuyor, neferlerin peşine takılarak t&acirc; siperlere kadar geliyor. Ka&ccedil; defa harp ederken bana ve askerlerime mataralarla su taşımıştır. Bu &ccedil;arpışmada zavallı kız sağ elini kaybetti. Şimdi İzmit&#8217;tedir&rdquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Fatma Hanım bu defa izinli olarak Ankara&#8217;ya geldiğinde kızı bir mektup yazdırarak ona g&ouml;ndermiş, mektubunda kendisinden k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir tabanca isteyerek,</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Sağ elim yok ama, sol elle pek g&uuml;zel atıyorum anne!&rdquo;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Diye yazmış&hellip; İzmit&#8217;te, Yakın Şark Yardım Heyeti Reisi birg&uuml;n Fatma Seher Hanım&rsquo;dan bir fotoğrafını &ccedil;ıkarmaları i&ccedil;in m&uuml;sa&acirc;de talep etmiş. Fatma Hanım tabi&icirc; m&uuml;sa&acirc;de etmiş. Fotoğrafı alındıktan sonra Amerikalı, kendisinden bu hediyesine mukabil ne hediye edilirse memnun olacağını sormuş. Fatma Hanım,<br />
&ndash; &ldquo;Hani onbeşli İngiliz silahı filintalar var ya; onlardan bulamadım, hediye edersiniz, nihayetsiz derecede makbule ge&ccedil;er&rdquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Amerikalı; y&uuml;z&uuml;k, bilezik, k&uuml;pe yerine; silaha, bombaya meyli olan bu kadının karşısında cidden hayrette kalmış. Ancak, o da silahtan bulamamış fakat, iki t&acirc;ne saplı İngiliz bombası hediye etmiş.</p>
<p>Fatma Hanım; y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;, gezişi ve duruşu itibariyle tam anlamıyla asker bir karaktere sahip olmuştur.. H&uuml;lasa, askerlik onun ruhuna işlemiştir. Şu s&ouml;zler kendisine aittir: &quot;Ben kadınken iyi dikiş dikerdim&quot;&#8230; Hakikaten kadınlığı onun i&ccedil;in bir mazi idi artık. Ancak, bir annede bulunması gerektiği kadar da şefkatli idi. Mecazlarında, kin&acirc;ye ve isti&acirc;relerinde muhayyilesine hakim olan b&uuml;t&uuml;n timsaller hep askerdir. Birg&uuml;n kararg&acirc;h zabitlerinin g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;nden bahsederken:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Menzil, posta beygiri gibi bir yerde durmuyor ki&hellip;&rdquo;.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">Demiştir. Fatma Seher Hanım&#8217;a cepheye ne zaman d&ouml;neceği ve harpten sonra ne yapacağı sorulduğunda ş&ouml;yle cevap vermiştir:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" size="4">&ndash; &ldquo;Kırk g&uuml;n izinliyim, buradan evvela Erzurum&#8217;a gideceğim. &Uuml;&ccedil; senedir g&ouml;rmediğim ana ocağıma ş&ouml;yle bir hal hatır soracağım. Oradan Sarıkamış&#8217;a varıp Kazım Karabekir Paşa Hazretlerine h&uuml;rmetlerimi arzedeceğim. Van&#8217;a kadar ya giderim ya gitmem&#8230; Orası uzaktır. Olur da g&uuml;n&uuml;m&uuml; ge&ccedil;irirsem mesul olurum. Hoş, kumandanım &ccedil;alışanlara pek bir şey demez, beni severler, ama nemel&acirc;zım. Bir saat evvel işbaşına d&ouml;nmeli. Ya ben varmadan taarruz başlarsa o zaman halimiz nice olur!.. Benim &uuml;&ccedil; senedir savaştığım yerlerde ne t&acirc;ze kızım, ne taze gelinim, ne de dikili fidanım var. Fakat, b&uuml;t&uuml;n T&uuml;rkiye benim toprağım. Ve b&uuml;t&uuml;n T&uuml;rkler benim kızım, kardeşim, anam, babam. Ah şu, vatan uğruna gaza etmenin lezzetini tatmak yok mu!..&rdquo;.</font></p>
<p><font face="Tahoma" size="4"><br />
</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="615" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/642-neden-hamam-bocegine-kara-fatma-deniyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan kötü şeylerin sebebini kendisinde aramalı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3342-insan-kotu-seylerin-sebebini-kendisinde-aramali.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3342-insan-kotu-seylerin-sebebini-kendisinde-aramali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:10:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[aramal]]></category>
		<category><![CDATA[eylerin]]></category>
		<category><![CDATA[kendisinde]]></category>
		<category><![CDATA[sebebini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=640</guid>
		<description><![CDATA[Hikayeler ve masallar atalardan torunlara g&#246;nderilmiş ibret mektupları gibidir. Her nesil kendi kimliğini oluşturabilmek i&#231;in bir &#246;m&#252;r boyu kullanıp kulağa k&#252;pe yapacağı hisseler dolu kıssalar dinler. Bu n&#252;kteli ve ders...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Tahoma" size="3"><em><strong><img width="386" height="391" align="absBottom" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yaramaz2.png" alt="" /></strong></em></font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3"><em><strong>Hikayeler ve masallar atalardan torunlara g&ouml;nderilmiş ibret  mektupları gibidir. Her nesil kendi kimliğini oluşturabilmek i&ccedil;in bir &ouml;m&uuml;r boyu  kullanıp kulağa k&uuml;pe yapacağı hisseler dolu kıssalar dinler. Bu n&uuml;kteli ve ders  verme ama&ccedil;lı hikayeler k&uuml;&ccedil;&uuml;klere hem bir edebiyat zevki tattırır, hem de  kahramanların iyi y&ouml;nleriyle &ouml;zdeş olma, yapılan hatalardan ders &ccedil;ıkarma imkanı  tanır.<br />
Ana fikir her zaman iyilik, aile saadeti, harama el uzatmamak ve  haddini aşmamak olur.<br />
Bu kıssalardan birinde kahramanımız k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerleşim  yerinde yaşıyordu. Ve artık evlenme &ccedil;ağına gelmişti. Annesi bir g&uuml;n ona artık  evlenme &ccedil;ağına geldiğini belirtip, ona m&uuml;nasip g&ouml;rd&uuml;kleri bir hanım kızı da  tavsiye ettiler. Eş adayı onun da tanıdığı bildiği, uygun bir isimdi. Nikah  kıyıldı, d&uuml;ğ&uuml;n yapıldı. Aylar sonra artık bir &ccedil;ocuk bekliyorlardı. Yani, artık o  bir baba adayıydı. Yediğine i&ccedil;tiğine dikkat ediyordu. Daha bir hassaslaşmıştı.  &Ouml;yle ya, artık sorumlu olduğu bir ailesi, asla haram lokma sokmamak durumunda  olduğu bir evi vardı. Gelin hanım hamileyken canı bir&ccedil;ok yiyecek istiyordu. &Ccedil;oğu  makul olsa da bazıları vardı ki, karşılamak her zaman m&uuml;mk&uuml;n olmazdı. Mesela  yazın portakal, kışın karpuz bulmak gibi. Ama bu zamansız istekler onun elinde  de değildi. Derken aylar ge&ccedil;ti, Allah (cc) onlara nur topu gibi bir erkek evlat  verdi. &Ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş artık sokakta oynayabilir hale gelmişti. B&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklar  gibi &ccedil;ok hareketli idi. Ama bir huyu vardı ki ailesini &ccedil;ok &uuml;z&uuml;yordu.<br />
&Ccedil;ocuk  arkadaşlarının oyuncak vs. ne hoşuna gidiyorsa eşyalarını ihtiyacı olmadığı  halde alıyordu. Bu hareketinden &ccedil;ok keyif alıyordu; ama bu k&ouml;t&uuml; hareketinin  sebebini ve sonu&ccedil;larını da tabii ki d&uuml;ş&uuml;nemiyordu. Ailesinin b&ouml;yle ıstırap  i&ccedil;inde olduğundan ise haberi yoktu. Bu durumdan son derece rahatsız olan &ccedil;ift ne  yapacaklarını, nasıl bir y&ouml;ntem uygulayacaklarını d&uuml;ş&uuml;nmeye başladılar. Bu  d&uuml;ş&uuml;nce g&uuml;nlerini aldı. Sonra birden babanın aklına ş&ouml;yle bir fikir geldi.  &Ccedil;ocuğun bu k&ouml;t&uuml; hareketi bizden kaynaklanabilir diye kendi kendine mırıldanmaya  başladı. Bunu biraz d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Ya bizden kaynaklanmıyorsa diye endişe etti. Birka&ccedil;  g&uuml;n d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p taşındı. Bu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; meseleyi hayat arkadaşına a&ccedil;mayı uygun buldu.  Ve eşler arasında ş&ouml;yle bir diyalog ge&ccedil;ti:<br />
&ndash; &ldquo;Hanım bizim &ccedil;ocuk komşuların  malına zarar veriyor biliyorsun bunun sebebi sence ne olabilir?&rdquo; dedi.<br />
&ndash;  Bilmiyorum; ama &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum.<br />
&ndash; Bak hanım bu &ccedil;ocuk durup dururken bu duruma  gelmedi. Bunun bu hale gelmesine ya sen sebep oldun, ya da ben. Eğer bizden  kaynaklanıyorsa, nerede ve nasıl hata yaptığımızı bulup, bu hatamızı telafi  ederek buna engel olabiliriz. Yok eğer sebebi biz değilsek bir &ccedil;aresine bakarız,  dedi.<br />
&ndash; D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum da hi&ccedil;bir şey aklıma gelmiyor bey.<br />
&ndash; Bir daha d&uuml;ş&uuml;n,  evlenmeden, hamileyken ne bileyim doğumdan sonra vs.<br />
Kısa bir d&uuml;ş&uuml;nceden  sonra, &ndash; Bey hamile iken komşu evinin &ouml;n&uuml;nde yayık vardı. Onların yayığına  parmağımın ucuyla banıp ağzıma g&ouml;t&uuml;rd&uuml;m ki nefsim kırılsın. Bunu duyan baba  heyecanlanır ve gece ge&ccedil; vakit olmasına rağmen hanımına, &ldquo;Hanım kalk komşuya  gidiyoruz.&rdquo; der. Sabahı beklemeden komşuya giderler. Durumlarını anlatırlar.  Komşuları kadının yapmış olduğu bu hareketin k&ouml;y yerinde normal olduğunu anlatsa  da bunu &ccedil;ift kabul etmez. O g&uuml;n&uuml;n bedelinde ne kadar tutuyorsa &ouml;derler. Artık  i&ccedil;leri rahat ve huzurludur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;y&uuml;k bir y&uuml;k&uuml;n altından kalkmışlardır. O  g&uuml;nden sonra artık oğulları da o k&ouml;t&uuml; alışkanlığını bırakmıştır. Kimsenin malına  zarar vermez. Aile huzurlu olur. Kendileri de bu mahcubiyeti bir daha  yaşamazlar. Evet, yapılan her hareketinin sorumluluğu insana ait değil midir?  </strong></em></font></p>
<div class="snap_preview">
<li><font face="Tahoma" size="3"><em><strong>&Ccedil;ocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiğimiz ya da yollarından  s&ouml;kmediğimiz dikenlerdir.</strong></em></font></li>
</div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="126" title="1" title="27 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3342-insan-kotu-seylerin-sebebini-kendisinde-aramali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan kötü şeylerin sebebini kendisinde aramalı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/640-insan-kotu-seylerin-sebebini-kendisinde-aramali.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/640-insan-kotu-seylerin-sebebini-kendisinde-aramali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 01:10:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[aramal]]></category>
		<category><![CDATA[eylerin]]></category>
		<category><![CDATA[kendisinde]]></category>
		<category><![CDATA[sebebini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=640</guid>
		<description><![CDATA[Hikayeler ve masallar atalardan torunlara g&#246;nderilmiş ibret mektupları gibidir. Her nesil kendi kimliğini oluşturabilmek i&#231;in bir &#246;m&#252;r boyu kullanıp kulağa k&#252;pe yapacağı hisseler dolu kıssalar dinler. Bu n&#252;kteli ve ders...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Tahoma" size="3"><em><strong><img width="386" height="391" align="absBottom" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/yaramaz2.png" alt="" /></strong></em></font></p>
<p><font face="Tahoma" size="3"><em><strong>Hikayeler ve masallar atalardan torunlara g&ouml;nderilmiş ibret  mektupları gibidir. Her nesil kendi kimliğini oluşturabilmek i&ccedil;in bir &ouml;m&uuml;r boyu  kullanıp kulağa k&uuml;pe yapacağı hisseler dolu kıssalar dinler. Bu n&uuml;kteli ve ders  verme ama&ccedil;lı hikayeler k&uuml;&ccedil;&uuml;klere hem bir edebiyat zevki tattırır, hem de  kahramanların iyi y&ouml;nleriyle &ouml;zdeş olma, yapılan hatalardan ders &ccedil;ıkarma imkanı  tanır.<br />
Ana fikir her zaman iyilik, aile saadeti, harama el uzatmamak ve  haddini aşmamak olur.<br />
Bu kıssalardan birinde kahramanımız k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yerleşim  yerinde yaşıyordu. Ve artık evlenme &ccedil;ağına gelmişti. Annesi bir g&uuml;n ona artık  evlenme &ccedil;ağına geldiğini belirtip, ona m&uuml;nasip g&ouml;rd&uuml;kleri bir hanım kızı da  tavsiye ettiler. Eş adayı onun da tanıdığı bildiği, uygun bir isimdi. Nikah  kıyıldı, d&uuml;ğ&uuml;n yapıldı. Aylar sonra artık bir &ccedil;ocuk bekliyorlardı. Yani, artık o  bir baba adayıydı. Yediğine i&ccedil;tiğine dikkat ediyordu. Daha bir hassaslaşmıştı.  &Ouml;yle ya, artık sorumlu olduğu bir ailesi, asla haram lokma sokmamak durumunda  olduğu bir evi vardı. Gelin hanım hamileyken canı bir&ccedil;ok yiyecek istiyordu. &Ccedil;oğu  makul olsa da bazıları vardı ki, karşılamak her zaman m&uuml;mk&uuml;n olmazdı. Mesela  yazın portakal, kışın karpuz bulmak gibi. Ama bu zamansız istekler onun elinde  de değildi. Derken aylar ge&ccedil;ti, Allah (cc) onlara nur topu gibi bir erkek evlat  verdi. &Ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş artık sokakta oynayabilir hale gelmişti. B&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklar  gibi &ccedil;ok hareketli idi. Ama bir huyu vardı ki ailesini &ccedil;ok &uuml;z&uuml;yordu.<br />
&Ccedil;ocuk  arkadaşlarının oyuncak vs. ne hoşuna gidiyorsa eşyalarını ihtiyacı olmadığı  halde alıyordu. Bu hareketinden &ccedil;ok keyif alıyordu; ama bu k&ouml;t&uuml; hareketinin  sebebini ve sonu&ccedil;larını da tabii ki d&uuml;ş&uuml;nemiyordu. Ailesinin b&ouml;yle ıstırap  i&ccedil;inde olduğundan ise haberi yoktu. Bu durumdan son derece rahatsız olan &ccedil;ift ne  yapacaklarını, nasıl bir y&ouml;ntem uygulayacaklarını d&uuml;ş&uuml;nmeye başladılar. Bu  d&uuml;ş&uuml;nce g&uuml;nlerini aldı. Sonra birden babanın aklına ş&ouml;yle bir fikir geldi.  &Ccedil;ocuğun bu k&ouml;t&uuml; hareketi bizden kaynaklanabilir diye kendi kendine mırıldanmaya  başladı. Bunu biraz d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Ya bizden kaynaklanmıyorsa diye endişe etti. Birka&ccedil;  g&uuml;n d&uuml;ş&uuml;n&uuml;p taşındı. Bu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; meseleyi hayat arkadaşına a&ccedil;mayı uygun buldu.  Ve eşler arasında ş&ouml;yle bir diyalog ge&ccedil;ti:<br />
&ndash; &ldquo;Hanım bizim &ccedil;ocuk komşuların  malına zarar veriyor biliyorsun bunun sebebi sence ne olabilir?&rdquo; dedi.<br />
&ndash;  Bilmiyorum; ama &ccedil;ok &uuml;z&uuml;l&uuml;yorum.<br />
&ndash; Bak hanım bu &ccedil;ocuk durup dururken bu duruma  gelmedi. Bunun bu hale gelmesine ya sen sebep oldun, ya da ben. Eğer bizden  kaynaklanıyorsa, nerede ve nasıl hata yaptığımızı bulup, bu hatamızı telafi  ederek buna engel olabiliriz. Yok eğer sebebi biz değilsek bir &ccedil;aresine bakarız,  dedi.<br />
&ndash; D&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum da hi&ccedil;bir şey aklıma gelmiyor bey.<br />
&ndash; Bir daha d&uuml;ş&uuml;n,  evlenmeden, hamileyken ne bileyim doğumdan sonra vs.<br />
Kısa bir d&uuml;ş&uuml;nceden  sonra, &ndash; Bey hamile iken komşu evinin &ouml;n&uuml;nde yayık vardı. Onların yayığına  parmağımın ucuyla banıp ağzıma g&ouml;t&uuml;rd&uuml;m ki nefsim kırılsın. Bunu duyan baba  heyecanlanır ve gece ge&ccedil; vakit olmasına rağmen hanımına, &ldquo;Hanım kalk komşuya  gidiyoruz.&rdquo; der. Sabahı beklemeden komşuya giderler. Durumlarını anlatırlar.  Komşuları kadının yapmış olduğu bu hareketin k&ouml;y yerinde normal olduğunu anlatsa  da bunu &ccedil;ift kabul etmez. O g&uuml;n&uuml;n bedelinde ne kadar tutuyorsa &ouml;derler. Artık  i&ccedil;leri rahat ve huzurludur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;y&uuml;k bir y&uuml;k&uuml;n altından kalkmışlardır. O  g&uuml;nden sonra artık oğulları da o k&ouml;t&uuml; alışkanlığını bırakmıştır. Kimsenin malına  zarar vermez. Aile huzurlu olur. Kendileri de bu mahcubiyeti bir daha  yaşamazlar. Evet, yapılan her hareketinin sorumluluğu insana ait değil midir?  </strong></em></font></p>
<div class="snap_preview">
<li><font face="Tahoma" size="3"><em><strong>&Ccedil;ocuklarımızın ayaklarına batan dikenler, ya ektiğimiz ya da yollarından  s&ouml;kmediğimiz dikenlerdir.</strong></em></font></li>
</div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="146" title="1" title="28 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/640-insan-kotu-seylerin-sebebini-kendisinde-aramali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇAĞDAŞ PSİKİYATRLARIN ÇOĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/551-cagdas-psikiyatrlarin-cogu-meditasyonla-ugrasir.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/551-cagdas-psikiyatrlarin-cogu-meditasyonla-ugrasir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 13:39:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[ÇAĞDAŞ PSİKİYATRLARIN ÇOĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR]]></category>
		<category><![CDATA[TASYONLA]]></category>
		<category><![CDATA[YATRLARIN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=551</guid>
		<description><![CDATA[&#199;AĞDAŞ PSİKİYATRLARIN &#199;OĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR Cerrahpaşa Tıp Fak&#252;ltesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı &#246;ğretim &#252;yelerinden&#160; prof.Dr. Kerem Doksat, Psikiyatri-mistik-dini deneyimler konusundaki araştırmalarıyla, alanının &#252;lkemizdeki en &#246;nemli ismi olarak biliniyor. Doksat, bu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1 align="center"><span lang="EN-AU"><font size="3" face="Tahoma">&Ccedil;AĞDAŞ PSİKİYATRLARIN &Ccedil;OĞU MEDİTASYONLA UĞRAŞIR</font></span></h1>
<p><span lang="EN-AU"><font size="3" face="Tahoma"><img style="border-bottom: 3px double; border-left: 3px double; border-top: 3px double; border-right: 3px double" class="" border="0" vspace="3" align="left" width="80" height="100" alt="" src="http://www.genetikbilimi.com/genbilim/kdoksat.gif" />Cerrahpaşa Tıp Fak&uuml;ltesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı &ouml;ğretim &uuml;yelerinden&nbsp; prof.Dr. Kerem Doksat, Psikiyatri-mistik-dini deneyimler konusundaki araştırmalarıyla, alanının &uuml;lkemizdeki en &ouml;nemli ismi olarak biliniyor. Doksat, bu &ouml;zelliğinin getirdiği farklı bakışla, şu ana kadar &ccedil;ok sayıda yazı yazmış, araştırmalar yapmış, konferanslar vermiş, tv proğramlarına katılmış, &uuml;nl&uuml; bir bilimadamımız&hellip;</font></span></p>
<p><span lang="EN-AU"><font size="3" face="Tahoma">Bizzat kendi ifadesine g&ouml;re, dini &ccedil;evreler onu &ldquo;ateist-zındık&rdquo;diye tanımlarken, ateist &ccedil;evrelerde, &ldquo;dinci&rdquo; olarak vasıflandırıyormuş&hellip;O ise b&uuml;t&uuml;n bunlara kulak asmadığını belirterek, ş&ouml;yle diyor;<br />
<strong>&ldquo;Ben, bir bilimadamıyım. Bilimin y&uuml;klediği sorumluluğumu biliyorum. Bununla beraber dinin de, bilimin de yobazlığına karşıyım. Muayenehaneme geldiğimde, bilim ile b&uuml;t&uuml;n ideolojilerin yolunu ayırır, duvara asarım. Elhamd&uuml;lillah m&uuml;sl&uuml;manım. Ama her şeyi kuşatan, kucaklayan, Evrensel bir anlayışa sahibim&rdquo;&hellip;</strong></font></span></p>
<p><font size="3" face="Tahoma"><span lang="EN-AU">Prof.Dr. Doksat, Esra Ceyhan&rsquo;ın sunduğu A&rsquo;dan Z&rsquo;ye programında ilahiyat Hocası Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı ile tartışıp, <strong>&ldquo;Siz dinde anlatılan sembol anlatımı birebir kabullenmişsiniz. Kur&#8217;an&#8217;daki M&uuml;teşabih anlatımı &ccedil;&ouml;zemeşsiniz. Bu bakışla peygamber &ouml;teden vahiy almıştır, melekler g&ouml;klerde u&ccedil;uşur, dıştan gelip insanın i&ccedil;ine giren şeytanlar vardır derseniz, ancak cahil-c&uuml;helayı tatmin eder, d&uuml;ş&uuml;nen insanlara yazık edersiniz&rdquo;&hellip;</strong> demesiyle pek &ccedil;ok kişinin ilgisini &ccedil;ekmiş. Doksatı, proğramdan sonra her g&uuml;n onlarca kişi aramış.. Bizide yoğun proğramına rağmen kırmayarak, bu ay Web Sitemizin misafiri oldu. Kendisiyle son g&uuml;nlerin &nbsp;pop&uuml;ler konusu &ldquo;Mistik hezeyan&rdquo; &uuml;zerine konuştuğumuz, Prof.Dr. Kerem Doksat&#8217;a, pek &ccedil;ok kişinin kafasını kurcalayan, &rdquo;acaba, mistiklerin bazı s&ouml;zleri neden hezeyan olarak tanımlanmak isteniyor ve b&ouml;yle bir tanımlama ne derece bilimsel&rdquo; sorusunu y&ouml;nelttik&hellip;</span></font></p>
<p><span lang="EN-AU"><font size="3" face="Tahoma">Prof.Dr.Kerem Doksat s&ouml;yleşimize hezeyanların ve mistik hezeyanın tanımını yaparak giriş yapıyor.<br />
<strong>&ldquo;Tek taraflı bakış yanlış noktaya g&ouml;t&uuml;r&uuml;r&rdquo;<br />
Son g&uuml;nlerde mistik konulara bağlı olarak &ccedil;eşitli yazarlar tarafından g&uuml;ndeme getirilen &nbsp;&ldquo;mistik hezeyan,&rdquo;aslında &ccedil;ok y&ouml;nl&uuml; Kompleks bir terim&hellip;<br />
Burada en azından &ccedil;ağdaş psikiyatrinin &ldquo;normal&rdquo; diye tanımlanan, 5 duyu yaşamını esas alan, belli &ldquo;&ouml;l&ccedil;&uuml;tlere&rdquo; uyan kişiyi kriter kabul edip, buna g&ouml;re h&uuml;k&uuml;mler &ccedil;ıkardığını g&ouml;z ardı etmemek gerekiyor&hellip;</strong> </font></span></p>
<p><span lang="EN-AU"><font size="3" face="Tahoma">&quot;<strong>Hezeyan&rsquo;a 3 aşamalı tanımlama&quot;<br />
Hezeyan, sadece kişinin i&ccedil;inde bulunduğu inan&ccedil; sistemi ile izah edilemeyen, ikna yolu ile değiştirilmesi m&uuml;mk&uuml;n olmayan, sapmış-hatalı-yanlış inan&ccedil; demektir. Bu bile tabi yeterli bir tarif değil, ama genel de &ccedil;ok ş&uuml;mull&uuml; bir tariftir diyebilirim.<br />
Bunun din-mistik kaynaklı olanına mistik hezeyan adını veriyoruz&#8230;<br />
Biz hezeyanları kabaca 2&rsquo;ye ayırırız; 1.olabilecek olupta hezeyan vasfını taşıyan d&uuml;ş&uuml;nceler&hellip;2.Gayri m&uuml;mk&uuml;n hezeyanlar&hellip;<br />
Birinci hezeyana devamlı takip edildiğini s&ouml;yleyen, herkesin kendisinin peşinde olduğunu d&uuml;ş&uuml;nen birisini, ikincisine, &ldquo;Beni uzaylı varlıklar galaktik ışınlarla hamile bıraktı&rdquo; diyen bir erkeği &ouml;rnek verebiliriz&hellip;<br />
Bu ikisinde de karmakarışık bir durum s&ouml;z konusu. Ama ikisinde de hezeyan var. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, aslı-astarı olmayan, ger&ccedil;ekdışı birşeye inanma var&hellip;</strong></font></span></p>
<p><span lang="EN-AU"><font size="3" face="Tahoma"><strong>Şimdi meseleyi mistik hezeyan, dini hezeyan boyutuna &ccedil;ektiğiniz zaman iyice karışıyor ortalık!.. Neden?.. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; mistik alanların kapsamı &ccedil;ok geniş ve &ccedil;ok k&ouml;şeli&hellip; Buna bağlı olarak konu &ccedil;ok daha karışık bir hale geliyor..&rdquo;</strong></font></span></p>
<p><font size="3" face="Tahoma"><span lang="EN-AU">Mistik sistemlere nasıl bakılmalı?..&nbsp;<br />
Psikiyatri alanında s&ouml;z sahibi ve otorite bir isim olmasının yanında, konusunun son yıllarda g&uuml;ndeme getirilen &ldquo;değişik y&ouml;nlerine&rdquo;de vakıf olan Doksat, bu tanımlamayı yaptıktan sonra s&ouml;z&uuml; konunun, en &ouml;nemli noktasına getiriyor, mistik sistemlere tek y&ouml;nl&uuml; bakışın yanlışlığını &nbsp;vurguluyor ve devam ediyor, <strong>&ldquo;&ccedil;ok ortodoks, bilimsel bir bakış diye tek taraflı, bir anlamda şartlı bakarsanız, b&uuml;t&uuml;n peygamberlere, velilere, seyitlere, mistiklere, sadece İsl&acirc;miyet değil, binlerce dinin saliklerine deli demeniz gerekiyor.<br />
&Ccedil;&uuml;nk&uuml; hepsinin, hal&uuml;sinasyonları var, bize g&ouml;re olmayanları g&ouml;r&uuml;yorlar, duyulmayan şeyleri duyuyorlar. Melekler geliyor, şeytanlar gidiyor. Ermişlik hisleriyle doluyorlar. Şu an serviste ikitane peygamberimiz var. Tabi, bunu tırnak i&ccedil;inde ve &uuml;nlem işaretli s&ouml;yl&uuml;yorum. Ama teşhis paronoya-şizofreni!..<br />
Amaa&hellip; bakıyorsunuz bu kişilerin hayatına, yani mistiklerin hayatına&hellip; &Ouml;rnek Hz. Muhammed&rsquo;in hayatına bakıyorsunuz; daha 13 yaşında Emin ismiyle anılıyor, hayatında bir tek tutarsızlık yok&hellip;<br />
K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k yaşından itibaren hi&ccedil; bir zaman putlara inanmıyor. Hira dağına &ccedil;ıkıp her g&uuml;n ibadet ediyor. Ta 40 yaşına kadar. Ne yapıyor?.. Beynindeki temporo limbik denen b&ouml;lgeyi devamlı uyarıyor. Biz bu g&uuml;n biliyoruz ki, dini-mistik yaşantıların kaynaklandığı beyin b&ouml;lgesi orasıdır. 40 yaşına kadar, herg&uuml;n ibadet ediyor. Uyarıyor, uyarıyor ve sonunda bir g&uuml;n aradığıyla irtibatı kuruyor.<o></o> <br />
Evet bu Deskritif Psikiyatri a&ccedil;ısından bir hal&uuml;sinasyon olarak tamımlanabilir. Ama hangi deli bu g&uuml;ne kadar bir Kur&rsquo;an mucizesi yaratmıştır?.. Hangi şizofren hayatında bu kadar tutarlı yaşayıp, bu kadar doğru mesajlar verip, olayları yerli yerine oturtmuştur?..<br />
Olayları at g&ouml;z&uuml;yle bakıp değerlendirirseniz, tek taraflı bakışta saplanıp kalır, oradan &ouml;tesine adım atamazsınız. Oysa bilim adamlarından istenen, objektif bakış a&ccedil;ısıdır. Burada da objektif bakabilirseniz, konu zaten kendini a&ccedil;ıklıyor&hellip; Yani, psikiyatride mistik hezeyan diye anlatılan ile bu t&uuml;r mistik liderlerin s&ouml;z ve yaşamları arasında &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k farklar vardır. 7 askı şairlerini secdeye getiren Hz. Muhammed&rsquo;e İtalyan yazar Koytani&#8217;nin mistik hezeyan yakıştırması, onun atg&ouml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nden kaynaklanıyor.&rdquo;</strong></span></font></p>
<p><font size="3" face="Tahoma"><span lang="EN-AU"><strong>&ldquo;Beyindeki aktivitenin Allah&rsquo;tan gayrılığı yok&rdquo;</strong><br />
</span></font><span lang="EN-AU"><font size="3" face="Tahoma">Kendine &ouml;zg&uuml;, değişik a&ccedil;ıklamalarıyla dikkatleri &uuml;zerine &ccedil;eken Prof.Dr. Kerem Doksat, İsl&acirc;m Vahded-i V&uuml;cut teorisinde anlatılan &ldquo;TEK&rdquo;lik&nbsp; anlayışındaki bazı s&ouml;z ve hallerin, &ccedil;ağdaş Psikiyatristlerce iyi tahlil edilemediğini belirterek, s&ouml;z<o></o> lerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;r&uuml;yor; <strong>&rdquo;Burada, tek yanlı bakışa sahip Psikiyatrların yanında, Tasavvuftan nasibini almamış dinci &ccedil;evrelerin de d&uuml;şt&uuml;kleri bir hata var. Allah onu, onun beynine g&ouml;nderdi deyip, işi bitirdiklerini sanıyorlar. Allah&rsquo;ı g&ouml;kteki sakallı dede gibi g&ouml;renlerin yanlışıdır bu!.. Allah benim varlığımda&nbsp; mevcutsa, ondan gayrı yoksa, benim beynimde olan hiperaktivitenin Allah&rsquo;tan gayrılığı yoktur ki zaten&hellip; Olaya b&ouml;yle baktığınız zaman, din ile bilim bir noktada buluşuyor; efendim buna bu g&uuml;nk&uuml; Psikiyatri ne der gibi &ccedil;elişkilerde ortadan kalkar. B&uuml;t&uuml;n dava hastalıkla ger&ccedil;eği ayırt etmek&rdquo;&hellip;</strong></font></span></p>
<p><strong><span lang="EN-AU"><font size="3" face="Tahoma">&ldquo;&Ccedil;ağdaş psikiyatrların &ccedil;oğu meditasyon yapar&rdquo;<br />
</font></span></strong><span lang="EN-AU"><font size="3" face="Tahoma"><strong>Veli ve diğer adlarla anılan mistik şahsiyetlere ait, normal kriterlerin dışına taşan bir takım s&ouml;zlere, bazı Psikiyatrislerin hezeyan demelerinin tamamen, &ldquo;Sorunu anlamadan teşhis&rdquo; hatasıdan kaynaklandığını</strong>&nbsp;ifade eden Prof.Dr. Kerem Doksat, tam aksine, <strong>akli melekeleri konu alan Psikiyatrların &ccedil;oğunun, Meditasyon gibi manevi konularla uğraştığından bahsediyor ve konuya yıllarını veren tecr&uuml;beli hocanın ağzından şu &ccedil;arpıcı tespitler d&ouml;k&uuml;l&uuml;yor,<br />
&ldquo;Mistiklerin bu t&uuml;r s&ouml;zlerine, fenomenlere g&ouml;re baktığınızda, tamamen mistik hezeyan, bir nevi nevroz gibi gelebilir. Nitekim, Freud b&ouml;yle bir a&ccedil;ıklama mantığı ortaya koymuştur&hellip;<br />
Ama kesinlikle b&ouml;yle değildir. En azından dinamik psikiyatri diye bir şey var. &Ccedil;ok Farklı noktalar vardır buralarda..<br />
Size şunu ifade etmek istiyorum; Bu g&uuml;n d&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n &ouml;nde gelen psikiyatrları, bir iki istisna dışında, meditasyon veya benzeri konularla uğraşmaktadırlar. Namaz ise, meditasyonun şahıdır. Meditasyon, Evrensel Birliğe ulaşma hissini yaşamak i&ccedil;in uğraşmak demektir. Nedir o?.. Vahdet-i v&uuml;cut değil midir zaten!.. o kendinden ge&ccedil;ip, kendi i&ccedil;ine dalıp, bir Ben Var, ben de, Benden İ&ccedil;eru diyen Yunus&rsquo;un dediği gibi i&ccedil;in deki &Ouml;z&rsquo;&uuml; yaşamak!.. &Ouml;z&rsquo;&uuml; dediğimiz Allah&rsquo;tır zaten!.. Mesela Karl Gustov Jung psikiyatriye bunu, Tanrı arketipi diye, kendi psişik fenomenine sokmuştur. Amerikalı &uuml;nl&uuml; psikiyatri m&uuml;tehassısı Prof.Dr. Abraham Maslow&rsquo;da bunu vurgulamıştır. &Ccedil;ok&ccedil;a &uuml;zerinde durmuştur bu &uuml;nl&uuml; bilimadamı; dini ve mistik deneyimlerin&hellip;</strong></font></span></p>
<p><font size="3" face="Tahoma"><strong><span lang="EN-AU">Sonu&ccedil;ta şunu belirtmek istiyorum; Bakın ben Allah&rsquo;ı i&ccedil;imde hissediyorum, O&rsquo;nu &ouml;z&uuml;mde yaşıyorum; Ona o kadar yakınım, bu manada Enel Hak&rsquo;ım diyen o hoş, o g&uuml;zel erimişliği, yok olmuşluğu, Fenafillah hissini yaşayan insana bizim delidir demeye hakkımız yoktur. Ama biri durup dururken &ccedil;ıkar ve ben Allah&rsquo;ım derse, onu alır, yatırır ve tedavi ederiz!..</span></strong></font></p>
<p align="left"><font face="Tahoma"><strong><span style="font-size: 12pt">Prof.Dr. Kerem Doksat<br />
İ.&Uuml;. Cerrahpaşa Tıp Fak&uuml;ltesi Psikiyatri A.B.D.</span></strong></font></p>
<p align="left"><strong><font size="3" face="Tahoma">İstanbul &#8211; 30 Ocak 2000</font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="275" title="1" title="26 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/551-cagdas-psikiyatrlarin-cogu-meditasyonla-ugrasir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kötü Davranışların Genetikle İlgisi Var</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/549-kotu-davranislarin-genetikle-ilgisi-var.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/549-kotu-davranislarin-genetikle-ilgisi-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 13:26:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[Davran]]></category>
		<category><![CDATA[Genetikle]]></category>
		<category><![CDATA[Kötü Davranışların Genetikle İlgisi Var]]></category>
		<category><![CDATA[lgisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=549</guid>
		<description><![CDATA[K&#246;t&#252; Davranışların Genetikle İlgisi Var Yapılan bir araştırmaya g&#246;re davranışlarımız, bir diğer deyişle&#160; kızgınlıktan patlamanız veya ters bir olayda sakin bir şekilde &#246;b&#252;r yanağınızı vurulsun diye &#231;evireceğimiz t&#252;m&#252;yle genetik zarın...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px" class="MsoNormal"><strong><font size="3" face="Tahoma">K&ouml;t&uuml; Davranışların Genetikle İlgisi Var</font></strong></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px" class="MsoNormal"><font size="3" face="Tahoma"><span style="color: black">Yapılan bir araştırmaya g&ouml;re davranışlarımız, bir diğer deyişle&nbsp; kızgınlıktan patlamanız veya ters bir olayda sakin bir şekilde &ouml;b&uuml;r yanağınızı vurulsun diye &ccedil;evireceğimiz t&uuml;m&uuml;yle genetik zarın atılmasına ve &ccedil;ıkan sonu&ccedil;lara bağlı!<br />
Araştırmacıların bulgularına g&ouml;re bazı kişilerde kendilerini daha &ccedil;ok şiddete, ve hır&ccedil;ınlığa y&ouml;nlendiren bir genetik &ouml;zellik var.<br />
Ancak, &ldquo;k&ouml;t&uuml; huy geni&rdquo; nin aktif hale gelmesi i&ccedil;in kişilerin &ccedil;ocukken ihmal edilmiş veya&nbsp; k&ouml;t&uuml; muamele g&ouml;rm&uuml;ş olması gerekli.<br />
Bilim adamlarının belirttiklerine g&ouml;re davranış bi&ccedil;imi, genler ve &ccedil;evre arasındaki son derece komplike ilişkilerin sonucu olarak ortaya &ccedil;ıkıyor.<br />
Dolayısıyla&nbsp; bebeklerin, yaşları ilerledik&ccedil;e kavgacılık riskilerini arttırabilecek genetik mutasyonlar&nbsp; a&ccedil;ısından incelenmeleri gereki.<br />
Bilim adamlarının yapabileceği bir diğer şey ise gen&ccedil;lerde ve yetişkinlerde her an kavgaya, h&uuml;cuma hazır olmak gibi bir riski azaltabilecek ila&ccedil;lar geliştirmektir.<br />
Bu konuda maymunlar &uuml;zerinde yapılmış bir araştırmadan&nbsp; alınan sonu&ccedil;lar insanlar &uuml;zerinde daha &ouml;nce yapılan genler ve kavgacılık ilşkisi ile araştırmalara ayna olmuştur.<br />
Bethesda/ Maryland&rsquo;de bulunan Ulusal &Ccedil;ocuk Sağlığı ve Insan Gelişmesi Enstit&uuml;s&uuml;nden Dr. Steven Suomi maymunlarda ki kavgacı davranış bi&ccedil;imi ile genler ve yetiştirme şekli arasındaki ilişkiyi inceledi.<br />
Bu incelemede maymunlar iki gruba ayrıldı. Birinci grup doğumdan itibaren annelerinden ayrıldı ve ilk altı ay boyunca kardeşleri ile birlikte bırakıldı. Diğer grup ise anneleri ile kaldı.<br />
Bilim adamları bu maymunlarda i&ccedil;g&uuml;d&uuml;sel kavgacılık ile ilişkilendirilen 5HTT genini araştırdılar. Bu gen beyinde &lsquo;&rsquo;iyi hissetmeyi&rsquo;&rsquo; sağlayan serotonin d&uuml;zeyini etkiler ve ili şekli vardır.&nbsp; Birincisi &lsquo;&rsquo;kısa&rsquo;&rsquo; mutasyon şeklindedir ve d&uuml;ş&uuml;k serotonin d&uuml;zeyi oluşturur, ikincisi ise &lsquo;&rsquo;uzun&rsquo;&rsquo; mutasyondur ve y&uuml;ksek serotonin d&uuml;zeyi oluşturur.<br />
Sonu&ccedil;ta annelerinden ayrılmış olan maymunlar ve bu genin kısa şekline sahip olan maymunlar&nbsp; b&uuml;y&uuml;d&uuml;kleri zaman son derece kavgacı oldular.<br />
Ancak, anneleri tarafından b&uuml;y&uuml;t&uuml;len maymunlar bu genin kısa şekline sahip olmalarına rağmen kavgacı olmadılar. Dolayısıyla s&ouml;z konusu gen davranış bi&ccedil;imi &uuml;zerinde bir rol oynamadı.<br />
Dr. Suomi&rsquo;ye g&ouml;re &ldquo;İyi anneler bir tampon g&ouml;revi g&ouml;r&uuml;yorlar ve sonu&ccedil;ta herşey&nbsp; gen-&ccedil;evre ilişkisine bağlı oluyor.&rdquo;<br />
Diğer yandan bu genin uzun şekline sahip olan maymunlar ise kolaylıkla kızıp heyecanlanmayan bir davranış bi&ccedil;imine sahiptiler ve annelerinden ayrı olup olmamaları davranışlarını etkilemedi.<br />
Bulgulara g&ouml;re &ccedil;ocukları iyi&nbsp; yetiştirmek ve iyi ebeveyn olmak k&ouml;t&uuml; genlerin etkilerini engellemekte. Bu da bazı &ccedil;ocukların yaşadıkları travmalara rağmen neden mutlu ve normal yetişkinler olduğunu izah ediyor.</span></font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px" class="MsoNormal"><font size="3" face="Tahoma"><span style="color: black">Maymunlar &uuml;zerinde yapılan bu araştırma Londra King&rsquo;s College&rsquo;de 2002 yılında yapılan bir araştırmaya ayna olmaktadır.<br />
Bu araştırmada yetiştirilirken ailede k&ouml;t&uuml; davranışlara maruz kalmış erkek &ccedil;ocukların&nbsp; asosyal olma riskini araştırıldı ve bu durumun monoamine oxidase A veya MAOA isimli genle ilşkili olduğunu tesbit edildi.</span></font></p>
<p style="margin-top: 6px; margin-bottom: 6px" class="MsoNormal"><font size="3" face="Tahoma"><span style="color: black">New York Rockefeller&nbsp; &Uuml;niversitesinden Prof. Donald Pfaff aynı tip bir &ccedil;alışmayı hayvanlar &uuml;zerinde yaptı. Ancak, kendisi &ccedil;ocuklukta maruz kalınan ihmal ve k&ouml;t&uuml; davranışların serotonin taşıcıyıcısı olan geni nasıl etkiledikleri ve beyindeki d&uuml;ş&uuml;k serotonin seviyelerinin&nbsp; hala bir bilmece olduğunu da belirtmiştir</span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="155" title="1" title="19 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/549-kotu-davranislarin-genetikle-ilgisi-var.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Telepatik&#8221; genler birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3341-telepatik-genler-birbirlerindeki-benzerlikleri-fark-ediyorlar-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3341-telepatik-genler-birbirlerindeki-benzerlikleri-fark-ediyorlar-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 13:22:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA["Telepatik" genler birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar]]></category>
		<category><![CDATA[benzerlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[birbirlerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorlar]]></category>
		<category><![CDATA[genler]]></category>
		<category><![CDATA[Telepatik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=547</guid>
		<description><![CDATA[Telepatik&#8221; genler birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar Yeni bir araştırmaya g&#246;re; genler, herhangi bir protein ya da işlem destekleyen biyolojik molek&#252;ller olmadan belirli bir mesafeden birbirlerindeki benzerlikleri fark edebilme becerisine sahip...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><font size="3" face="Tahoma">Telepatik&rdquo; genler birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar</font></strong></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Tahoma"><span style="font-size: 12pt">Yeni bir araştırmaya g&ouml;re; genler, herhangi bir protein ya da işlem destekleyen biyolojik molek&uuml;ller olmadan belirli bir mesafeden birbirlerindeki benzerlikleri fark edebilme becerisine sahip oldukları ortaya &ccedil;ıkmıştır. Bu buluş, t&uuml;rlerin evrimini i&ccedil;ine alan anahtar s&uuml;re&ccedil;leri ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in nasıl benzer genlerin birbirlerini bulup, bir araya geldiklerini a&ccedil;ıklamaktadır.</p>
<p>Bu yeni &ccedil;alışma, bir kalıp kimyasal baz i&ccedil;eren ikili helezon yapılı iki sarmallı DNA olan genler, benzer kimyasal baz kalıplarındaki diğer genleri tanıyabildilerini g&ouml;stermektedir.</p>
<p>Bu durum, birbirini dışarda arama becerisi, &ldquo;genetik rekombinasyon-birleştirim&rdquo; adı altındaki işleme başlamak i&ccedil;in genlerin birbirlerini nasıl tanımladığını ve sıraya koyduğunun anahtarı olabilir. Bu &ldquo;genetik rekombinasyon-birleştirim&rdquo; adlı işlem, yeni genotipler oluşması i&ccedil;in bir &ccedil;ift oluşturan ya da birinin diğerini tamamladığı iki kromozom olan homolog kromozom segmentlerinin girişiyle genlerin dağılımında meydana gelen değişikliktir. Genetik rekombinasyon sonucu anne ve babadan bulunandan farklı kalıtsal &ouml;zellikler ortaya &ccedil;ıkar. Genetik rekombinasyon genellikle mayoz b&ouml;l&uuml;nme sırasında ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bir başka deyişle, iki ikili burgu DNA molek&uuml;l&uuml; bir araya gelir, bir kısım bilgiyi kırarak a&ccedil;ar ve bilgileri değiş tokuş eder ve tekrar kendilerini kapatır.</p>
<p>&ldquo;Birleştirim&rdquo;, evrim ve doğal seleksiyonda &ccedil;ok &ouml;nemli anahtar role sahip bir işlemdir ve ayrıca hasara uğramış DNA&rsquo;yı tamir eden &ouml;nemli bir beceriye sahiptir. Bu zaman kadar, bilim insanları bu s&uuml;reci başlatmak i&ccedil;in uygun gen &ccedil;iftlerin birbirlerini nasıl bulduklarını ger&ccedil;ek anlamda bilememekteydiler. Bu yeni &ccedil;alışmanın yazarları, bu teoriyi denemek i&ccedil;in bir seri deney ger&ccedil;ekleştirmişlerdir. Bu deneylerden ilki 2001 yılında ekibin iki elemanı tarafından geliştirilmiştir. Bu deneyde, uzun par&ccedil;alar halindeki benzer iki sarmallı DNA&rsquo;nın birbirini taşıdıkları tamamlayıcı elektrik şarj kalıpları ile tanımladıklarını bulmuşlar ve bu durumun bu iki molek&uuml;l&uuml;n birbiri ile fiziksel temas ya da iletişimi kolaylaştırıcı olarak bulunan proteinler olmaksızın oluştuğunu doğrulamak istediler.</p>
<p>Daha &ouml;nceki &ccedil;alışmalar, proteinlerin 10 &ccedil;ift kimyasal baza sahip olan kısa DNA dizilimleri arasında oluşan tanımlama s&uuml;recinde dahil olduklarını &ouml;ne s&uuml;rmektedir. Bu yeni &ccedil;alışma ise, y&uuml;zlerce kimyasal baz &ccedil;iflerine sahip olan daha uzun DNA dizilimlerinin, herhangi bir protein katkısı olmadan birbirlerini tamamen tanıdıklarını g&ouml;stermektedir. Bu teoriye g&ouml;re, bu tanıma mekanizması, genler ne kadar uzun olursa o kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmaktadır.</p>
<p>Araştırmacılar, benzer kimyasal bazlara sahip DNA molek&uuml;llerinin, değişik dizimdekilere g&ouml;re biraraya gelme ihitimallarinin yaklaşık olarak iki kat daha fazla olduğunu bulurlar. Bu araştırmayı yapanlardan Imperial College London&rsquo;da &ccedil;alışan Prof. Alexei Kornyshev, ekibini ulaştığı bu sonu&ccedil; hakkındaki duygularını şu şekilde ifade etmekte: &ldquo; Herhangi bir dış yardım olmaksızın kalabalıkta birbirlerini arayan benzer DNA molek&uuml;llerini g&ouml;rmek olduk&ccedil;a heyecan verici!. Bu, benzer genler i&ccedil;in karmaşık birleştirim işlemine herhangi bir protein ya da diğer biyolojik etkenler olmaksızın başlamasını sağlayabilecek itici bir g&uuml;&ccedil; olabilir!. Ekibimizin deney sonu&ccedil;ları bu beklentileri destekler niteliktedir.&rdquo;</p>
<p>Genetik birleştirimin ilk tanıma safhasının mekanizmasını tam olarak anlamak, evrim, doğal seleksiyon ve DNA onarımı s&uuml;recindeki birleştirim hatalarını minimuma indirmeye ya da &ouml;nlemeye ışık tutar niteliktedir.</p>
<p>Genlerin birbirlerini tanıması ve BİRleşmesi!.. Dışsal fakt&ouml;rlerle değil, molek&uuml;ler maddelerle de değil, birbirlerinin yaydığı benzer elektrik, titreşim ile ger&ccedil;ekleşiyor! Alt(!) boyut diyebileceğimiz bir sinyalin birbirleri tarafından okunması!&#8230; Tabii benzer genlerin birbirlerini benzemeyelere g&ouml;re daha fazla okumaları da var! Yani benzer genler benzer sinyaller yayıyor!&#8230; Tamamen telepatik!!!&#8230;</span><span style="font-size: 12pt" lang="tr">&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></font></p>
<p class="MsoNormal" align="left"><font face="Tahoma"><span style="color: #339999"><a href="http://www.sciencedaily.com/releases/2008/01/080124103151.htm" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.sciencedaily.com/releases/2008/01/080124103151.htm?referer=');">http://www.sciencedaily.com/releases/2008/01/080124103151.htm</a></span></font></p>
<p class="MsoNormal" align="left"><font face="Tahoma">İngilizce&rsquo;den &ccedil;eviren: AylinER&nbsp;&nbsp; <a href="http://ayliner.blogspot.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/ayliner.blogspot.com?referer=');">http://ayliner.blogspot.com</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="161" title="1" title="03 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3341-telepatik-genler-birbirlerindeki-benzerlikleri-fark-ediyorlar-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Telepatik&#8221; genler birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/547-telepatik-genler-birbirlerindeki-benzerlikleri-fark-ediyorlar.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/547-telepatik-genler-birbirlerindeki-benzerlikleri-fark-ediyorlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 13:22:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA["Telepatik" genler birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar]]></category>
		<category><![CDATA[benzerlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[birbirlerindeki]]></category>
		<category><![CDATA[birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar]]></category>
		<category><![CDATA[ediyorlar]]></category>
		<category><![CDATA[genler]]></category>
		<category><![CDATA[Telepatik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=547</guid>
		<description><![CDATA[Telepatik&#8221; genler birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar Yeni bir araştırmaya g&#246;re; genler, herhangi bir protein ya da işlem destekleyen biyolojik molek&#252;ller olmadan belirli bir mesafeden birbirlerindeki benzerlikleri fark edebilme becerisine sahip...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal"><strong><font size="3" face="Tahoma">Telepatik&rdquo; genler birbirlerindeki benzerlikleri fark ediyorlar</font></strong></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Tahoma"><span style="font-size: 12pt">Yeni bir araştırmaya g&ouml;re; genler, herhangi bir protein ya da işlem destekleyen biyolojik molek&uuml;ller olmadan belirli bir mesafeden birbirlerindeki benzerlikleri fark edebilme becerisine sahip oldukları ortaya &ccedil;ıkmıştır. Bu buluş, t&uuml;rlerin evrimini i&ccedil;ine alan anahtar s&uuml;re&ccedil;leri ger&ccedil;ekleştirmek i&ccedil;in nasıl benzer genlerin birbirlerini bulup, bir araya geldiklerini a&ccedil;ıklamaktadır.</p>
<p>Bu yeni &ccedil;alışma, bir kalıp kimyasal baz i&ccedil;eren ikili helezon yapılı iki sarmallı DNA olan genler, benzer kimyasal baz kalıplarındaki diğer genleri tanıyabildilerini g&ouml;stermektedir.</p>
<p>Bu durum, birbirini dışarda arama becerisi, &ldquo;genetik rekombinasyon-birleştirim&rdquo; adı altındaki işleme başlamak i&ccedil;in genlerin birbirlerini nasıl tanımladığını ve sıraya koyduğunun anahtarı olabilir. Bu &ldquo;genetik rekombinasyon-birleştirim&rdquo; adlı işlem, yeni genotipler oluşması i&ccedil;in bir &ccedil;ift oluşturan ya da birinin diğerini tamamladığı iki kromozom olan homolog kromozom segmentlerinin girişiyle genlerin dağılımında meydana gelen değişikliktir. Genetik rekombinasyon sonucu anne ve babadan bulunandan farklı kalıtsal &ouml;zellikler ortaya &ccedil;ıkar. Genetik rekombinasyon genellikle mayoz b&ouml;l&uuml;nme sırasında ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bir başka deyişle, iki ikili burgu DNA molek&uuml;l&uuml; bir araya gelir, bir kısım bilgiyi kırarak a&ccedil;ar ve bilgileri değiş tokuş eder ve tekrar kendilerini kapatır.</p>
<p>&ldquo;Birleştirim&rdquo;, evrim ve doğal seleksiyonda &ccedil;ok &ouml;nemli anahtar role sahip bir işlemdir ve ayrıca hasara uğramış DNA&rsquo;yı tamir eden &ouml;nemli bir beceriye sahiptir. Bu zaman kadar, bilim insanları bu s&uuml;reci başlatmak i&ccedil;in uygun gen &ccedil;iftlerin birbirlerini nasıl bulduklarını ger&ccedil;ek anlamda bilememekteydiler. Bu yeni &ccedil;alışmanın yazarları, bu teoriyi denemek i&ccedil;in bir seri deney ger&ccedil;ekleştirmişlerdir. Bu deneylerden ilki 2001 yılında ekibin iki elemanı tarafından geliştirilmiştir. Bu deneyde, uzun par&ccedil;alar halindeki benzer iki sarmallı DNA&rsquo;nın birbirini taşıdıkları tamamlayıcı elektrik şarj kalıpları ile tanımladıklarını bulmuşlar ve bu durumun bu iki molek&uuml;l&uuml;n birbiri ile fiziksel temas ya da iletişimi kolaylaştırıcı olarak bulunan proteinler olmaksızın oluştuğunu doğrulamak istediler.</p>
<p>Daha &ouml;nceki &ccedil;alışmalar, proteinlerin 10 &ccedil;ift kimyasal baza sahip olan kısa DNA dizilimleri arasında oluşan tanımlama s&uuml;recinde dahil olduklarını &ouml;ne s&uuml;rmektedir. Bu yeni &ccedil;alışma ise, y&uuml;zlerce kimyasal baz &ccedil;iflerine sahip olan daha uzun DNA dizilimlerinin, herhangi bir protein katkısı olmadan birbirlerini tamamen tanıdıklarını g&ouml;stermektedir. Bu teoriye g&ouml;re, bu tanıma mekanizması, genler ne kadar uzun olursa o kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmaktadır.</p>
<p>Araştırmacılar, benzer kimyasal bazlara sahip DNA molek&uuml;llerinin, değişik dizimdekilere g&ouml;re biraraya gelme ihitimallarinin yaklaşık olarak iki kat daha fazla olduğunu bulurlar. Bu araştırmayı yapanlardan Imperial College London&rsquo;da &ccedil;alışan Prof. Alexei Kornyshev, ekibini ulaştığı bu sonu&ccedil; hakkındaki duygularını şu şekilde ifade etmekte: &ldquo; Herhangi bir dış yardım olmaksızın kalabalıkta birbirlerini arayan benzer DNA molek&uuml;llerini g&ouml;rmek olduk&ccedil;a heyecan verici!. Bu, benzer genler i&ccedil;in karmaşık birleştirim işlemine herhangi bir protein ya da diğer biyolojik etkenler olmaksızın başlamasını sağlayabilecek itici bir g&uuml;&ccedil; olabilir!. Ekibimizin deney sonu&ccedil;ları bu beklentileri destekler niteliktedir.&rdquo;</p>
<p>Genetik birleştirimin ilk tanıma safhasının mekanizmasını tam olarak anlamak, evrim, doğal seleksiyon ve DNA onarımı s&uuml;recindeki birleştirim hatalarını minimuma indirmeye ya da &ouml;nlemeye ışık tutar niteliktedir.</p>
<p>Genlerin birbirlerini tanıması ve BİRleşmesi!.. Dışsal fakt&ouml;rlerle değil, molek&uuml;ler maddelerle de değil, birbirlerinin yaydığı benzer elektrik, titreşim ile ger&ccedil;ekleşiyor! Alt(!) boyut diyebileceğimiz bir sinyalin birbirleri tarafından okunması!&#8230; Tabii benzer genlerin birbirlerini benzemeyelere g&ouml;re daha fazla okumaları da var! Yani benzer genler benzer sinyaller yayıyor!&#8230; Tamamen telepatik!!!&#8230;</span><span style="font-size: 12pt" lang="tr">&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></font></p>
<p class="MsoNormal" align="left"><font face="Tahoma"><span style="color: #339999"><a href="http://www.sciencedaily.com/releases/2008/01/080124103151.htm" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.sciencedaily.com/releases/2008/01/080124103151.htm?referer=');">http://www.sciencedaily.com/releases/2008/01/080124103151.htm</a></span></font></p>
<p class="MsoNormal" align="left"><font face="Tahoma">İngilizce&rsquo;den &ccedil;eviren: AylinER&nbsp;&nbsp; <a href="http://ayliner.blogspot.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/ayliner.blogspot.com?referer=');">http://ayliner.blogspot.com</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="161" title="1" title="19 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/547-telepatik-genler-birbirlerindeki-benzerlikleri-fark-ediyorlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beynin  Dengesi</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/542-beynin-dengesi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/542-beynin-dengesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 14:09:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Beynin]]></category>
		<category><![CDATA[Beynin Dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dengesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dr Güçlü ILDIZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=542</guid>
		<description><![CDATA[Beynin&#160; Dengesi Duygu, d&#252;ş&#252;nce ve davranışlarımız, beyinde, bir terazi hassaslığında tartılarak ortaya &#231;ıkar. Tartının bir kefesinde Beyin &#246;n (İnsani Gelişim) b&#246;lgesi, diğer kefesinde limbik sistem yer alır. Beynimize h&#252;kmetmenin yolu,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><strong><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: maroon; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Beynin&nbsp; Dengesi</span></strong><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Duygu, d&uuml;ş&uuml;nce ve davranışlarımız, beyinde, bir terazi hassaslığında tartılarak ortaya &ccedil;ıkar. Tartının bir kefesinde Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi, diğer kefesinde limbik sistem yer alır. Beynimize h&uuml;kmetmenin yolu, bu iki yapının nasıl &ccedil;alıştığını ve nelerden etkilendiğini anlamakla m&uuml;mk&uuml;n olabilir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><strong><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesinin &ccedil;alışmasıyla ortaya &ccedil;ıkan &ouml;zellikler:</span></strong><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpFirst"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">1.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Dikkati verme ve s&uuml;rd&uuml;rme </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">2.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Dikkatin y&ouml;nlendirilmesi </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">3.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kısa-orta s&uuml;reli ve işleyen bellek </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">4.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Sabır </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">5.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Planlama, tasarlama </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">6.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Yargılama </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">7.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Tepki kontrol&uuml; </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">8.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">D&uuml;zenli olma </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">9.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kendini kontrol edebilme&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">10.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Sorunları &ccedil;&ouml;zme </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">11.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Ayrıntılı d&uuml;ş&uuml;nme </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">12.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Gelecekle ilgili &ouml;ng&ouml;r&uuml;de bulunma </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">13.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Hatalardan ders &ccedil;ıkarma </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">14.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Duyguları anlama ve ifade etme </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">15.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Empati kurma </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">16.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Sağduyu </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpMiddle"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">17.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Moral </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; text-indent: -18pt; margin: 0cm 0cm 0pt 36pt; mso-add-space: auto; mso-list: l0 level1 lfo1" class="MsoListParagraphCxSpLast"><font size="4"></font><font face="Tahoma"><span style="mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: Calibri"><span style="mso-list: Ignore">18.<span style="font: 7pt &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;&nbsp; </span></span></span><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Motivasyon </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsan beyninin diğer omurgalı canlılardan en &ouml;nemli farkı, gelişmiş &ouml;n(insani gelişim) b&ouml;lgesidir (prefrontal korteks). </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İlk 3 madde diğer omurgalı canlıların Beyin &ouml;n b&ouml;lgelerinin faaliyetleriyle de ger&ccedil;ekleşir. </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Ancak insan olma &ouml;zelliği, sayılan diğer 15 maddenin gelişmiş Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi tarafından sağlanmasıyla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi, beynin hem giriş hem de &ccedil;ıkış kapısı gibidir. Beyine dışarıdan bir uyarı geldiğinde ya da bir olay olduğunda 5 duyu ile alınan bilgiler Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesinde toplanır. Buradan ilgili birimlerle bilgi alış verişinde bulunarak kendine uygun tepkiyi ortaya koyar.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&Ouml;rneğin size bir s&ouml;z s&ouml;ylendi. G&ouml;z s&ouml;z&uuml; s&ouml;yleyeni g&ouml;r&uuml;r, kulak duyar, alınan bilgiler Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi dahil t&uuml;m beyine ulaşır. Beynin hafıza b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne (hipokampus), Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesinden kayıtlar g&ouml;nderilir. Limbik sistem i&ccedil;inde yer alan hipokampus&rsquo;ta saf bellek verileri bulunur. Bu veriler diğer limbik sistem elemanı amigdala&rsquo;dan duygusal ton &ouml;zelliğini (şiddetini) alarak Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesine geri g&ouml;nderilir. Diğer beyin b&ouml;lgelerinden de konuyla ilgili bilgileri toparlayan Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi, insan davranışını ortaya koyacak kararı verir ve uygular. Eğer s&ouml;ylenen s&ouml;z amigdala ve hipokampus &ccedil;alışması sonucu &ldquo;iyi&rdquo; olarak algılanırsa Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesine &ldquo;iyi&rdquo; bilgisi iletilir ve Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi; tepki kontrol&uuml;, mantıklı d&uuml;ş&uuml;nme vb. akıl &ouml;zelliklerini kullanarak verilecek son tepkiyi belirler. İyi durumda olan bir Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi, mantıklı bir tepki ortaya koyacaktır. Yukarıda sayılan 18 maddeyi oluşturan birimlerde sorun var ise verilen tepki, sorun &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde &ldquo;sorunlu&rdquo; olacaktır. Kısaca, &ouml;nceden belleğe kayıtlanan bilginin duygusal şiddeti ne derece g&uuml;&ccedil;l&uuml; olursa olsun, eğer Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi iyi durumda ise veilen tepkiler mantıklı olacaktır. Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi sorunlu ise bellekten gelen bilgiler ya olduğu gibi ya da yeterince mantık s&uuml;zgecinden ge&ccedil;irilmeden ortaya &ccedil;ıkacaktır.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Limbik sistem; hipotalamus, hipokampus, amigdala gibi pek &ccedil;ok &ouml;nemli yapının ortak olarak adlandırıldığı beyin b&ouml;lgesidir. Korku, heyecan gibi duyguların şiddetini ayarlayan amigdala; verilecek tepkinin bedensel kontrol&uuml;n&uuml; sağlayan hipotalamus&rsquo;a ilgili bilgiler g&ouml;nderir. &Ouml;rneğin korku anında kızarma, terleme, &ccedil;arpıntı gibi belirtiler; hipotalamus&rsquo;un beden kontrol&uuml; sonucu ger&ccedil;ekleşir. Amigdala duygusal şiddetin ne olacağını belirler. Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi, verdiği tepkinin sonucunu hipotalamus&rsquo;a ayrıca bildirerek amigdala&rsquo;dan gelen bilginin şiddetini ayarlar. Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim)b&ouml;lgesi sorunlu ise amigdaladan gelen belleğe ait duygusal tepkinin şiddeti, hipotalamus aracılığıylebedene doğrudan yansıtılır. Panik atakta g&ouml;r&uuml;len beden ile ilgili yakınmalar buna iyi bir &ouml;rnektir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Limbik sistemde yer alan t&uuml;m yapılar, omurgalı hayvanlarda da bulunur. Ancak insana akıl &ouml;zelliğini kazandıran Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesi, aklın &ouml;zelliklerini de beden faaliyetlerine yansıtarak diğer canlılardan daha farklı bir v&uuml;cut kontrol sistemi ortaya koyar. Bu nedenle doğal ortamında yaşayan hayvanlarda g&ouml;r&uuml;lmeyen pek &ccedil;ok hastalığın insanlarda ortaya &ccedil;ıkmasının neden budur. Hipertansiyon, kalp ritm bozuklukları, tiroid hastalıkları, şeker hastalığı gibi insana &ouml;zg&uuml; hastalıkların ana kaynağı; Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesidir. Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesinde bulunan bir alanın i&ccedil; organları hipotalamus &uuml;zerinden kontrol ettiği bilinmektedir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kısaca, insanda akıl &ouml;zellikleri ve hastalıkların gelişimini beyin &ccedil;alışma &ouml;zellikleri belirler. Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim)b&ouml;lgesi ve limbik sistem organizasyonu ise beyin &ccedil;alışma &ouml;zelliklerini ortaya &ccedil;ıkartır.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lgesinin &ccedil;alışma &ouml;zelliklerini etkileyen fakt&ouml;rler:</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ge&shy;ne&shy;tik,</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp; An&shy;ne&shy;nin has&shy;ta&shy;lı&shy;ğı,</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">3.&nbsp; &nbsp;&nbsp;Zor do&shy;ğum,</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">4.&nbsp;&nbsp;&nbsp; An&shy;ne s&uuml;&shy;t&uuml;,</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">5.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bey&shy;ni et&shy;ki&shy;le&shy;yen ateşli has&shy;ta&shy;lık&shy;lar,</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">6.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bes&shy;len&shy;me &ouml;zellikleri,</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">7.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hafif ya da şiddetli ka&shy;fa dar&shy;beleri,</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">8.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aşılar,</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">9.&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ge&shy;nel anes&shy;te&shy;zi al&shy;tın&shy;da ge&shy;&ccedil;i&shy;ri&shy;len ame&shy;li&shy;yat&shy;lar,</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">10. Stres.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">1.Anne-babadan alınan genetik &ouml;zellikler, beyin &ccedil;alışmasının temel yapısını oluşturur. Sayılan diğer fakt&ouml;rler, genetik y&ouml;nden belirlenen &ouml;zellikler &uuml;zerine bina edilir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font size="4"></font><font face="Tahoma">&nbsp;<o :p></o></font></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">2.Annenin hamile iken i&ccedil;inde bulunduğu hastalık durumu, v&uuml;cuttaki kimi hormonal &ccedil;alışma bozukluklarına neden olur ve anne ile karnındaki bebeğin ilişkisini sağlayan kordonun &ccedil;alışmasını etkileyerek bebeğin beyin gelişiminde değişikliklere neden olabilir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font size="4"></font><font face="Tahoma">&nbsp;<o :p></o></font></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">3.Doğum zorlukları sonucu bebeğin beyin kanlanması ge&ccedil;ici olarak etkilenebilir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font size="4"></font><font face="Tahoma">&nbsp;<o :p></o></font></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">4.Anne s&uuml;t&uuml; i&ccedil;inde bulunan kimi maddeler beyin gelişimi i&ccedil;in gereklidir. Her bebek en az 1 yıl anne s&uuml;t&uuml; ile beslenmelidir. Yeterli anne s&uuml;t&uuml;n&uuml;n alınmaması durumunda beynin gelişimi etkilenebilir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font size="4"></font><font face="Tahoma">&nbsp;<o :p></o></font></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">5.Kimi bakteri ve vir&uuml;sler beyin &ccedil;alışmasını etkileyebilir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font size="4"></font><font face="Tahoma">&nbsp;<o :p></o></font></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">6.Gelişen teknoloji ile değişen beslenme alışkanlıkları sonucu ortaya &ccedil;ıkan doğal olmayan besinler, beyin &uuml;zerinde &ouml;nemli etkilere sahiptir. Bin yıllar boyunca doğada, doğal halde bulunan besinleri t&uuml;keterek gelişen insan b&uuml;nyesi; &ouml;zellikle son 50 yılda ortaya &ccedil;ıkan yapay besin &uuml;r&uuml;nlerine yabancıdır. Karton kutularda işlemden ge&ccedil;irilerek satılan s&uuml;tler doğallıklarını tamamen yitirmişlerdir. Ekmek; saf buğdaydan değil, &ouml;z&uuml; ve kepeğini kaybetmiş buğdaydan yapılır. Y&uuml;r&uuml;yemeden, g&uuml;neş ışığı g&ouml;rmeden ve tek y&ouml;nl&uuml; beslenme ile yetiştirilen tavukların etleri ne derece sağlıklıdır? Sofra şekeri (gl&uuml;koz)&nbsp; ile hazırlanan besinler ve şekerin kendisi, tamamen rafine edilmiş bir &uuml;r&uuml;nd&uuml;r ve alınması insan b&uuml;nyesine zararlıdır. İnsan v&uuml;cudu; besin maddesi olarak aldığı protein, yağ ve birleşik karbonhidratlardan şekeri elde eder. Doğrudan alınan basit şeker, &ouml;nce ins&uuml;lin sonra diğer v&uuml;cut sistemlerini olumsuz y&ouml;nde etkileyerek hastalıkların oluşmasına zemin hazırlar.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&Ouml;zellikle saf şeker başta olmak &uuml;zere, doğal olmayan besin maddelerinin &ouml;nemli etkileri beyinde g&ouml;zleniyor. Saf şekerin ve glisemik endeksi arttıran hamur işi gibi diğer besin maddelerinin Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim)b&ouml;lgesi &uuml;zerinde uyarıcı etkileri vardır. Bu etki, &ccedil;ocukluk d&ouml;nemlerinden itibaren beyin tarafından &ouml;ğrenilir. Beyin &ccedil;alışma &ouml;zellikleri duyarlı hale geldiği durumlarda (sinirli, &uuml;zg&uuml;n, yorgun, dikkat azlığı vb.) beyin uyarılma ihtiyacı hissederek bu maddelerin alınmasını ister. &Ccedil;ayda bulunan tein, kahvede kafein, kolada x maddesi ve şeker, sigarada nikotin, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda kullanılan ila&ccedil;ların i&ccedil;eriğinde yer alan amfetamin, beyin uyarıcı &ouml;zelliği olan diğer maddelerdir. Sonu&ccedil;ta, beyin &ccedil;alışma &ouml;zelliklerinin; hem bağımlılık yapıcı etkisiyle hem de bağımlılığın oluşturduğu maddelerin v&uuml;cut &uuml;zerindeki zararlı etkisiyle beyin &ccedil;alışma bozukluklarıyla g&ouml;r&uuml;len hastalıkların gelişiminde &ouml;nemli etkileri olduğu g&ouml;zlenir. </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font size="4"></font><font face="Tahoma">&nbsp;<o :p></o></font></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">7.Beyin kafatası i&ccedil;inde, etrafında su dolu bir kesede bulunur. Kafatası i&ccedil;inde &ccedil;eşitli kemik &ccedil;ıkıntıları vardır. İvmeli kafa hareketleri, beyne zarar verebilir ve sonu&ccedil;ta beyin &ccedil;alışması etkilenebilir. Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim)b&ouml;lgesi &ccedil;alışmasıyla insan kişilik &ouml;zelliklerinin &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; şekillenir. Sinirli, sabırsız, dikkat eksikliği olan bir kişinin Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lge &ccedil;alışması duyarlıdır. </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kafa darbesinden sonra beyin ile ilgili hastalıklar ortaya &ccedil;ıkabilir. Bu durum, alınan darbenin şiddetinden &ccedil;ok, darbe alındığı andaki beyin &ccedil;alışma &ouml;zellikleriyle ilişkilidir. &Ccedil;ok şiddetli bir darbe herhangi bir yakınma oluşturmazken daha hafif şiddetteki darbeler; epileptik n&ouml;bet, başağrısı, depresyon, kronik baş d&ouml;nmesi, kronik kulak &ccedil;ınlaması ve hatta hipertansiyon ve astım krizlerine yol a&ccedil;abildiği bilinmektedir. </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font size="4"></font><font face="Tahoma">&nbsp;<o :p></o></font></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">8.Aşılarda yer alan alim&uuml;nyum, civa gibi ağır metallerin beyin &uuml;zerinde olumsuz etkileri vardır. 2002 yılında batılı &uuml;lkelerde bu maddelerin aşılardan &ccedil;ıkartılmasına karar verildi. &Uuml;lkemize dışarıdan g&ouml;nderilen aşıların i&ccedil;eriği halen belirsiz&#8230; &Uuml;stelik Sağlık Bakanlığı yaptığı bir a&ccedil;ıklamada, ağır metal i&ccedil;eren aşıların zararının olmadığını bildirdi. Oysaki son 50 yıl i&ccedil;inde otizm, dikkat eksikliği, epilepsi,&nbsp; immun sistem hastalıkları gibi durumlarda, aşı uygulamasının yaygınlaşmasıyla birlikte &ouml;nemli artış olduğu g&ouml;zleniyor. </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Son zamanlarda &uuml;lkemizde tanıtımı yapılan pn&ouml;mokok aşısı al&uuml;minyum i&ccedil;eriyor. ABD&rsquo;ndeki uygulamalarda; epileptik n&ouml;bet ge&ccedil;irme (sara), y&uuml;ksek ateş, aşırı sinirlilik gibi yan etkilerinin olduğu bildirilmiştir. Aşı, ABD&rsquo;nde 2000 yılında kullanım izni almış ve aşı sonrası 79 &ccedil;ocuğun &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;, toplam 3243 &ccedil;ocukta yan etki ortaya &ccedil;ıktığı bilinmektedir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font size="4"></font><font face="Tahoma">&nbsp;<o :p></o></font></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">9.Yapılan &ccedil;alışmalar, anestezik maddelerin beyin işlevleri &uuml;zerine olumsuz etkileri olduğunu bildiriyor. Klinik uygulamalarda, &ouml;yk&uuml; alırken kimi hastaların ısrarla, yakınmaların ameliyat sonrası başladığını ifade etmesi, bilimsel verilerle b&uuml;t&uuml;nleşiyor. Ameliyatlarda kullanılan genel anestezikler, Beyin &ouml;n (İnsani Gelişim) b&ouml;lge &ccedil;alışma &ouml;zelliklerini etkileyerek ve olasılıkla &ouml;nceden var olan duyarlılıkları arttırmasıyla zararlı olabiliyor.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><font size="4"></font><font face="Tahoma">&nbsp;<o :p></o></font></span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">10.Milyarlarca beyin h&uuml;cresinin oluşturduğu trilyonlarla ifade edilebilen ağ sistemi nedeniyle, her beynin ya da her bireyin akıl ve kişilik &ouml;zellikleri kendine &ouml;zg&uuml; (şahsına m&uuml;nhasır) ve tektir. Bu nedenle yaşamış ve yaşayan insanlar, genetik &ouml;zellikler bakımından benzerlikler g&ouml;sterebilir ama birbirlerine tıpatıp benzemezler. Her bireyin sahip olduğu benzersiz beyin &ccedil;alışma &ouml;zellikleri, yukarıda adı ge&ccedil;en etkenlerle şekillenerek kendi duygu, d&uuml;ş&uuml;nce ve davranış &ouml;zelliklerini belirler. Stresin etkisi bu nedenle her beyinde farklıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, her beynin &ccedil;alışma &ouml;zellikleri farklıdır. Kimi bir olaya &ccedil;ok şiddetli &ouml;fke ve saldırganlık tepkileri verirken kimi depresyona girer. Bir başkasında ise kalp spazmı g&ouml;zlenir.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Beyin temel gelişimini 21&rsquo;li yaşlarda tamamlar. Bu yaşlardan sonra beyin gelişimi plastisite (yeni bilgileri işlemek ya da bozulan &ccedil;alışma bi&ccedil;imini d&uuml;zeltebilme becerisi) ile sağlanır. Stres, beyin gelişimini s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yaşlarda, beyin &ccedil;alışma &ouml;zelliklerini etkileyerek zararlı olabilir. 21 yaşa kadar beyin normal gelişimini tamamlamış ise, bu yaşlardan sonra stresten etkilenmesi de kolay olmayacaktır. </span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Stres etkisiyle hemen t&uuml;m beyinlerin &ccedil;alışma &ouml;zellikleri etkilenir. Burada &ouml;nemli olan beynin strese g&ouml;stereceği diren&ccedil;tir. Beyin &ccedil;alışma &ouml;zellikleri ne kadar iyi ise stresten de o oranda az etkilenecek ve hastalık oluşturma potansiyeli olmayacaktır. Yukarıda anılan maddeler, beyin gelişimi d&ouml;neminde, beyin &ccedil;alışma &ouml;zelliklerini etkileyerek hem hastalık oluşumunda etkilidirler hem de duyarlı beyin &ccedil;alışma &ouml;zellikleri yaratarak strese karşı beyin direncinin azalmasına yol a&ccedil;arlar.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">3. ve 5. maddeler dışında sayılan diğer maddelerin beyin &uuml;zerindeki etkisini g&ouml;stermesi i&ccedil;in belirli bir s&uuml;renin ge&ccedil;mesi gerekir. Doktorlar da dahil olmak &uuml;zere &ccedil;oğu insan, etkisini sonradan ortaya &ccedil;ıkartan bu 8 maddeyi pek ciddiye almazlar.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&Ouml;rneğin hafif kafa darbeleri alındığı anda bir anlık g&ouml;z kararması bi&ccedil;iminde oluşan bilin&ccedil; kaybı ve sonrası &ccedil;ekilen beyin tomografileri sıklıkla normaldir. O anın etkisi beyinde &ccedil;alışma bozukluğu olarak başlar ve gelişir. Olaydan sonraki 3 yıl i&ccedil;inde sıklıkla yakınmaların başladığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Kafa darbesi alınan b&ouml;lgeye g&ouml;re yakınmalarda da &ccedil;eşitlilik g&ouml;zlenir. Başın her iki yanına alınan darbeler sonrası temporal alanlarda oluşan duyarlılık sonucu; tahamm&uuml;ls&uuml;zl&uuml;k, aşırı sinirlilik, sinirlilik halinde iken ne yaptığını bilememe, bayılmalar, intihar etme, hal&uuml;sinasyonlar, kulaklarda &ccedil;ınlama, duygusal dengesizlik gibi yakınmalar sıklıkla g&ouml;zlenir. &Ouml;zellikle eşlerinden şiddet g&ouml;ren ev hanımları, klinikte g&ouml;r&uuml;len olguların &ouml;nemli bir kısmını oluşturur. Hastalar &ccedil;oğunlukla eşleriyle doktora geldiklerinden bu konuyu a&ccedil;maya &ccedil;ekinirler. Kafa darbelerini &ouml;nemsemeyen &ccedil;oğu hekimde zaten bu konuyu es ge&ccedil;er. Medya haberlerinde yer alan &ldquo;cinnet ge&ccedil;irdi&rdquo;ifadesinin kurbanları sıklıkla kafa darbesi almış insanlardır.</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Sağlıklı bir beyin i&ccedil;in genetik etmenler dışında kalan 9 maddeden sakınmak gereklidir. Elimizden geldiğince&hellip;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kaynak kitap: Ah Şu Beynimiz, g&ouml;z ardı edilen tıbbi ger&ccedil;ekler Aralık-2007</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="4"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Dr G&uuml;&ccedil;l&uuml; ILDIZ</span><span style="mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'"><o :p></o></span></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><span style="line-height: 150%; font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><font size="4">N&ouml;roloji Uzmanı</font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="179" title="1" title="13 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/542-beynin-dengesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GENETİK ZEKA Yaşamın İlahi Sırları</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/535-genetik-zeka-yasamin-ilahi-sirlari.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/535-genetik-zeka-yasamin-ilahi-sirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 13:44:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Beyin Araştırmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[GENETİK ZEKA]]></category>
		<category><![CDATA[GENETİK ZEKA Yaşamın İlahi Sırları]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşamın İlahi Sırları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=535</guid>
		<description><![CDATA[&#160; İnsan genomu projesi tamamlanmış, DNA&#8217;nın şifresi birka&#231; yıl &#246;nce tamamen &#231;&#246;z&#252;lm&#252;şt&#252;r. İnsan bedeninin taslak projesini okuyabilmek i&#231;in gerekli t&#252;m ara&#231; ve becerilere artık sahibiz. &#214;nceleri, genetik kodun deşifre edilmesinin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><font face="Tahoma" style="font-size: 11pt;">&nbsp;</font><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;"><img width="270" height="390" align="absMiddle" src="http://insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/genetikzeka.jpg" alt="" /></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><font style="font-size: 11pt;">İnsan genomu projesi tamamlanmış, DNA&rsquo;nın şifresi birka&ccedil; yıl &ouml;nce tamamen &ccedil;&ouml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. İnsan bedeninin </font><font style="font-size: 11pt;">taslak projesini okuyabilmek i&ccedil;in gerekli t&uuml;m ara&ccedil; ve becerilere artık sahibiz. &Ouml;nceleri, genetik kodun deşifre edilmesinin yaşamın gizini &ccedil;&ouml;zeceğine inanmıştık. Oysa yaşam o kadar basit değilmiş; bunu g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e daha iyi anlıyoruz. &Uuml;zerinde &ccedil;alıştık&ccedil;a, tek bir h&uuml;crenin bile ne denli karmaşık bir yapı olduğunun farkına varıyoruz. Kırk yıldan uzun bir s&uuml;redir yaşam bilimle uğraşıyorum. Bu s&uuml;renin yarısı genetik araştırmalara adanmıştır. </font><span style="font-size: 11pt;">&nbsp;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Elinizdeki kitabın hedefi; genlerle ilgili araştırmaların hem kapsam hem s&uuml;re&ccedil; olarak bende uyandırdığı şaşkınlık ve merakı, bana verdiği coşkuyu sizlere aktarmak ve b&ouml;yle bir anlayışı kendi yaşantınıza nasıl uyarlayabileceğinizi anlatmaktır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Sizinle paylaşmak istediğim belli başlı iki nokta var. Bunlardan ilki; genlerimizin değişmez olmayıp, &ccedil;eşitli etkenlere g&ouml;re değişebildikleri gibi kayda değer bir keşif. D&uuml;nyada eksikliklerinden, &ouml;rneğin spora yetenekleri olmamasından &ouml;t&uuml;r&uuml; anne ve babalarını su&ccedil;layan kim bilir ka&ccedil; insan vardır? Kalıtımın bireysel &ouml;zellik ve yetenekleri etkilediği doğrudur ama &ouml;zelliklerin genetik olarak aktarılabilmelerine karşın, genlerin işlevlerini değiştirebilen &ldquo;a&ccedil;ma/kapama&rdquo; anahtarlarına sahip oldukları da bir ger&ccedil;ektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Araştırma yaparken ve yaşarken g&ouml;zlediğim kadarıyla, farklı bir &ccedil;evreye girmek iyi genleri harekete ge&ccedil;irmekte ve insanın i&ccedil;indeki gizil g&uuml;c&uuml; serbest bırakmaktadır. Araştırmalar, d&uuml;ş&uuml;nce tarzımızın genlerimizi harekete ge&ccedil;irebileceğini g&ouml;stermektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Kitapta ikinci olarak; bir bilim insanının etrafımızdaki bunca harika şeyi m&uuml;mk&uuml;n kılanın ne olduğu hakkındaki g&ouml;r&uuml;şleri ortaya konmaktadır. Hayatımın &ccedil;alışmasının odak noktası, hipertansiyonu y&ouml;neten enzim-hormon sistemi ve bu sistemle ilgili genler olmuştur. Ancak, bir&ccedil;ok yetenekli bilim insanının yaklaşık y&uuml;z yıldır y&uuml;r&uuml;tmekte olduğu kapsamlı araştırmalara rağmen, sırf bu konuda bile h&acirc;l&acirc; bilinmeyen pek &ccedil;ok şey vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">D&uuml;nyamızın ahenginin arkasında daha &ldquo;b&uuml;y&uuml;k&rdquo; bir şey olmalıdır. Bir&ccedil;okları bu kavramı &ldquo;Tanrı&rdquo; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;yle tanımlamayı tercih ederler. Bir bilim insanı olarak ben, onu &ldquo;B&uuml;y&uuml;k bir şey&rdquo; olarak adlandırıyorum. G&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lemez ve diğer duyularımızla da kolayca algılanamaz olmasına karşın, yaşam bilimleri alanında &ccedil;alıştığım i&ccedil;in ben onun varlığının kuvvetle farkındayım. Genetik şifrenin kırılması ger&ccedil;ekten de olağan&uuml;st&uuml; bir becerinin sergilenmesidir ama, daha olağan&uuml;st&uuml; bir şey varsa o da bu şifrenin genlerimizde yazılı olduğudur. Biliyoruz ki yazan biz değiliz, ama bu şifre rasgele yazılmış bir şey de değildir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bilinmezi bilmeye, anlaşılmazı anlamaya &ccedil;abalamak insanın doğasında vardır. &ldquo;Yeni ne var?&rdquo; sorusu; bilim insanın, evrimleşmenin bilimin kaderi olduğunu anlatan bitmeyen nakaratıdır. Doğamızda var olan bu merak etme hali değişime uğramadığı s&uuml;rece, bilim de ilerlemeye devam edecektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsan klonları meselesinde tartışma yaratan temel nokta; teknoloji değil, insanın a&ccedil;g&ouml;zl&uuml;l&uuml;ğ&uuml;d&uuml;r. İşi nereye kadar g&ouml;t&uuml;rmeliyiz? S&acirc;dece istediğiniz i&ccedil;in kendinizin bir kopyasını yaratmanız, ahlaka uygun bir davranış mıdır? Bilim ve teknoloji bunu m&uuml;mk&uuml;n kılmaktadır ancak, kararı verecek olan insandır ve bu karar bencilce &ccedil;ıkarlara dayanabilmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bundan yirmi yıl &ouml;nce olumlu d&uuml;ş&uuml;ncelerin genleri harekete ge&ccedil;irebileceklerini s&ouml;yleme cesaretini g&ouml;sterseydim; &ldquo;bilimsel olmadığım&rdquo; i&ccedil;in şiddetle eleştirilirdim. Ama, zihinsel g&uuml;&ccedil; &uuml;zerindeki g&ouml;r&uuml;şlerimi paylaşan bilim insanlarının sayısı giderek artmaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Zihnin beden sağlığıyla ilişkisi olmadığı gibi yanlış bir algılamaya son vermek zorundayız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Japonca&rsquo;sı 200.000&rsquo;in &uuml;zerinde satmış olan bu kitabın İngilizce&rsquo;sini okuyacakların d&uuml;ş&uuml;ncelerini sabırsızlıkla bekliyorum.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Kazuo Murakami</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">GİRİŞ</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;Gen&rdquo;lerin ne olduğu konusunda eskilere dayanan bir fikrimiz olmakla birlikte, aslında onlar hakkında pek az şey bilmekteyiz. &ldquo;Kalıtsal&rdquo; terimi, bundan 20-30 yıl &ouml;ncesine kadar, &ldquo;kader&rdquo; ya da &ldquo;alınyazısı&rdquo; ile neredeyse eş anlamlıydı. Bir kuşaktan diğerine aktarılan &ouml;zellikler değiştirilemez olarak g&ouml;r&uuml;lmekteydi. &ldquo;Bu kalıtsal bir durum, yapabileceğiniz hi&ccedil;bir şey yok&rdquo; şeklinde c&uuml;mleler, ka&ccedil;ınılmaz olana karşı savaşmanın ne kadar beyhude olduğunun ifadesiydi. &Ouml;rneğin, insanlar; m&uuml;zik konusunda yetenekli anne babalardan doğan &ccedil;ocuğa da aynı yeteneğin bahşedilmiş olacağını, şeker hastası bir ana-babanın &ccedil;ocuklarının bu hastalığa yakalanma riskinin y&uuml;ksek olduğunu var sayıyorlardı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ruhsal travmaların genlerimiz &uuml;zerindeki etkileri-diğer bir deyişle, gen ve zihin arasındaki bağlantı-ilgi &ccedil;ekmeye başladı ve bu ilgi gelecekte de s&uuml;recek.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Etrafımızdaki d&uuml;nyada olup biten sayısız olay b&ouml;yle bir bağlantının varlığına işaret etmektedir. &Ouml;rneğin, yaşanan ağır bir şok, kişinin sa&ccedil;larını bir g&uuml;nde ağartabilmektedir. Bunun aksi bir &ouml;rnek de, kanser hastalığının son d&ouml;neminde olan ve birka&ccedil; ay ancak yaşayabileceği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len bir kişinin altı ay, bir yıl, belki de uzun yıllar boyu yaşayabilmesidir. &Ouml;mr&uuml;nde hi&ccedil; sigara i&ccedil;memiş bir insan akciğer kanserine yakalanabilmekte, &ouml;te yandan g&uuml;nde y&uuml;z tane sigara i&ccedil;in bir kişi son derece sağlıklı olabilmektedir. &Ccedil;ok fazla tuz almak tansiyon y&uuml;ksekliğine yol a&ccedil;ar, oysa tuzlu yiyecekleri seven bir kişinin kan basıncı gayet normal seyredebilmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Eğer bilgi birikimi daha iyi bir hayat s&uuml;rmemize katkıda bulunuyorsa, bundan şimdi yararlanmalıyız. Bu kitabı yazarken kafamda olan ama&ccedil; buydu; genlerle ilgili &ccedil;alışmalarımdan &ouml;ğrendiğim faydalı ve b&uuml;y&uuml;leyici bilgileri sizinle paylaşmak istedim.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genetik şifre mucizesi</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genler, h&uuml;cre b&ouml;l&uuml;nmesini ve belirleyici &ouml;zelliklerin ana babadan &ccedil;ocuğa aktarımını sağlamalarına ek olarak; &ccedil;ok daha dolaysız işlevleri hi&ccedil; durmaksızın yerine getirirler. &Ouml;rneğin, beyinde biriken dile ilişkin bilgileri su y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkarmakta son derece &ouml;nemli bir rol oynayan genlerimiz olmasaydı, konuşamazdık. Eşyaları kaldırmak, piyano &ccedil;almak ya da herhangi bir eylemi yapabilmek i&ccedil;in onların aracılığı gerekir. Domuz ya da dana eti yediğimizde bu hayvanlara d&ouml;n&uuml;şmememizi de genlere bor&ccedil;luyuz. Genler, g&uuml;ndelik hayatımızın tahmin ettiğimizden de fazla i&ccedil;indedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir &ccedil;ocuk i&ccedil;in yetmiş trilyon gen kombinasyonu olasılığı vardır. Dolayısıyla, g&uuml;zel bir kadınla zeki bir adamın evliliğinden her zaman yakışıklı bir dahi doğmaz. Bir zamanlar, kendisinin g&uuml;zelliğini ve yazarın zekasını alacak bir &ccedil;ocuk sahibi olmak isteyen g&uuml;zel bir aktristin, George Bernard Shaw&rsquo;a evlenme teklif ettiği s&ouml;ylentisi meşhurdu. Alaycılığıyla tanınan oyun yazarı teklife, &ldquo;Ya &ccedil;ocuğumuz sizin beyninizle benim g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; alırsa?&rdquo; diye cevap vermişti.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Yaşam bilimleri alanında yaşamın gizlerini birer birer &ccedil;&ouml;zmemize olanak veren &ouml;nemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Buna rağmen, Nobel &ouml;d&uuml;ll&uuml; kişilerden oluşan bir takım bile, bir tek bakteri olsun yaratamaz. Yoktan var etmek bizim s&acirc;hip olduğumuz yetileri aşar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir&ccedil;ok insan, son derece kibirli bir d&uuml;ş&uuml;nce tarzıyla, &ldquo;bebek yapma&rdquo; yı basit bir işmiş gibi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler. Oysa bizim bu işte oynadığımız b&uuml;t&uuml;n rol; bir yaşamın oluşmasına olanak tanımak ve d&uuml;nyaya geldikten sonra da ona b&uuml;y&uuml;mesi i&ccedil;in gerekli besini sağlamaktan ibarettir. &Ccedil;ocuklar, yaşamın oya gibi işlenmiş ilkelerine g&ouml;re, doğal olarak b&uuml;y&uuml;rler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Artık, klon koyunlarımız ve maymunlarımız var, insan ceninini laboratuvarda kopyalamayı da başardık. İlk klon koyunun; Dolly&rsquo;nin doğumu ger&ccedil;ekten de tarihsel bir olaydı. Dolly, yetişkin bir koyunun memesinden rasgele alınmış, &uuml;retkenliği olmayan bir h&uuml;creden, ko&ccedil;un hi&ccedil;bir katkısı olmaksızın oluşturulmuştu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bu demektir ki; insan v&uuml;cudunun herhangi bir yerinden alınacak herhangi bir h&uuml;creden genetik kopya &uuml;retilmesi, teorik olarak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Genel olarak, d&ouml;llenmiş yumurtanın &ldquo;birey&rdquo; olma kabiliyeti vardır. Bu, h&uuml;cre b&ouml;l&uuml;nmesi sonucu bağımsız bir organizmanın ortaya &ccedil;ıkacağı anlamına gelmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Dolly olgusunda, i&ccedil;inde DNA bulunan h&uuml;cre &ccedil;ekirdeği &ccedil;ıkarılarak başka bir koyunun yumurta h&uuml;cresinin i&ccedil;ine konulmuş ve yumurta bir &ldquo;taşıyıcı anne&rdquo;ye yerleştirilmişti. D&ouml;llenmemiş yumurta, dışarıdan elektroşok gibi uyarıcılar verilmesi sonucu, tıpkı d&ouml;llenmiş bir h&uuml;cre gibi b&ouml;l&uuml;nme yeteneğini yeniden kazandı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanlar bağlamında bakıldığında, klonlama, iki erkeğin genlerinden bir &ccedil;ocuk &uuml;retebileceğimiz anlamına gelmektedir. Bu ayrıca, gebelikle uğraşmak istemeyen bir meslek kadınının da &ccedil;ocuk sahibi olabilmesi demektir. Teknolojik olarak, b&ouml;yle olanaklar artık elimizin altındadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;Genler bağlamında d&uuml;ş&uuml;nerek&rdquo; yararlı genlerinizi harekete ge&ccedil;irin</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Japonca&rsquo;da &ldquo;hastalık zihinden ileri gelir&rdquo; diye bir &ouml;zdeyiş vardır. Başka bir ifadeyle, d&uuml;ş&uuml;nce tarzımız bizi hasta edebilir ya da tam aksine, iyileşmemize yardımcı olur. İnanıyorum ki, bu saptama tam da genlerin işin i&ccedil;ine girdiği yerdir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">D&uuml;ş&uuml;nd&uuml;klerimiz genlerimizin işleyişini etkiler, hastalanmamıza ya da iyileşmemize yol a&ccedil;ar. H&acirc;tt&acirc; b&acirc;zı bilim insanları, genlerimizin ve işleyişlerinin mutlu bir yaşam s&uuml;r&uuml;p s&uuml;rmeyeceğimizi belirlediğine bile inanmaktadırlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Mutluluğu y&ouml;neten genler, herkesin i&ccedil;inde gizlidir, s&acirc;dece devreye alınmayı beklerler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bilebildiğimiz kadarıyla; genlerimizin yalnızca %5-10&rsquo;luk bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; ger&ccedil;ek anlamda &ccedil;alışmaktadır. Diğerlerinin ne yaptığı hen&uuml;z me&ccedil;huld&uuml;r. Diğer bir deyişle, genlerimizin &ccedil;oğu eylemsiz haldedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Olumlu bir tutum i&ccedil;inde ve coşku dolu, zindeysek; yaşam kolay akar. Ben buna &ldquo;genleri a&ccedil;ık tutarak yaşamak&rdquo; ya da &ldquo;genler bağlamında d&uuml;ş&uuml;nmek&rdquo; diyorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Nasıl &ccedil;alıştığı hen&uuml;z tam anlamıyla anlaşılamamış olmakla birlikte; g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yaygın olarak benimsenen &ldquo;pozitif d&uuml;ş&uuml;nce&rdquo; kavramının bu ilkeyle bağlantı olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Tarihin akışını değiştiren bir&ccedil;ok insan olumlu tutum i&ccedil;indeydi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;nemli olan şey; m&uuml;mk&uuml;n olan en fazla sayıda zararlı geni &ldquo;kapamak&rdquo; ve yararlı genleri harekete ge&ccedil;irerek size hizmet etmelerini sağlamaktır. Bunu başarmanın anahtarıysa d&uuml;ş&uuml;nce tarzınızdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">YAŞAMIN GİZLERİNİ &Ccedil;&Ouml;ZMEK</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">H&uuml;crenin yapısını basit&ccedil;e a&ccedil;ıklayayım. Her h&uuml;crenin ortasında, zarla kaplı bir &ccedil;ekirdek bulunur ve genler bu &ccedil;ekirdek i&ccedil;inde yer alır. Eğer oluşumunuzu en başından izleyebilseydiniz, hayata tek bir h&uuml;cre (d&ouml;llenmiş bir yumurta) olarak başladığınızı g&ouml;r&uuml;rd&uuml;n&uuml;z. D&ouml;llenmiş yumurta ikiye b&ouml;l&uuml;n&uuml;r. Ortaya &ccedil;ıkan iki yumurta d&ouml;rde, d&ouml;rt sekize, sekiz on altıya b&ouml;l&uuml;n&uuml;r ve bu b&ouml;l&uuml;nme b&ouml;ylece s&uuml;r&uuml;p gider. S&uuml;recin bir yerlerinde h&uuml;creler başkalaşım g&ouml;stermeye ve &ouml;zel işlevler y&uuml;klenmeye başlar. Bazıları el olur, bazıları bacak, bir kısmı da beyin ve karaciğeri oluşturur. Doğum vakti gelip bebek &uuml;&ccedil; trilyona yakın sayıda h&uuml;creye s&acirc;hip oluncaya kadar, dokuz ay boyunca anne karnında b&ouml;l&uuml;nmeye devam ederler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">H&uuml;cre &ccedil;ekirdeği, i&ccedil;inde deoksiribon&uuml;kleik asidi, y&acirc;ni &ldquo;DNA&rdquo;yı, &ldquo;gen&rdquo; dediğimiz maddeyi barındırır. DNA, iki sarmaldan oluşur. Sarmalların y&uuml;zeyinde &ldquo;A&rdquo;, &ldquo;T&rdquo;, &ldquo;C&rdquo; ve &ldquo;G&rdquo; kısaltmalarıyla if&acirc;de edilen molek&uuml;ller vardır. İşte bizim genetik şifremiz budur ve bu şifrenin yaşam i&ccedil;in gerekli t&uuml;m bilgiyi i&ccedil;inde bulundurduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Hayatımız, kelimenin tam anlamıyla DNA&rsquo;larımızda kayıtlı olan, u&ccedil;suz bucaksız bilgiye bağlıdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Tek bir gende kayıtlı bilginin, bedenimizde bulunan altmış trilyondan fazla h&uuml;crenin her birinde kayıtlı bilgiyle birebir aynı olduğu ger&ccedil;eği; bedenin herhangi bir kısmından alınacak herhangi bir h&uuml;crenin yeni bir insan yaratmak i&ccedil;in kullanılabileceğini if&acirc;de etmektedir. Ancak burada &ouml;nemli bir soru ortaya &ccedil;ıkmaktadır: Eğer yaşamak i&ccedil;in gerekli bilgiler insan v&uuml;cudunun her bir h&uuml;cresinde bulunuyorsa, nasıl oluyor da tırnak h&uuml;crelerimiz s&acirc;dece tırnağa, sa&ccedil; h&uuml;crelerimiz de sa&ccedil;a d&ouml;n&uuml;ş&uuml;yor?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;yle inanılmaktadır ki; tırnak h&uuml;crelerimizdeki genler &ldquo;tırnak modu&rdquo;na ayarlanmış ve diğer olasılıkların hepsinin d&uuml;ğmeleri kapatılmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">H&uuml;cre &ccedil;ekirdeğindeki genler, i&ccedil;lerinde ucu bucağı bulunamayacak miktarda bilgi depolar. Bu bilgilerin arasında genlerin belli durumlarda nasıl &ccedil;alışacağına ve &ccedil;alışmayı ne zaman durduracağına ilişkin talimat da vardır. Genetik&ccedil;iler bunu &ldquo;a&ccedil;ma/kapama mekanizması&rdquo; diye adlandırırlar. Sayıları neredeyse sonsuzmuş gibi g&ouml;r&uuml;nen genler ne zaman devreye girer, ne zaman devreden &ccedil;ıkar? Bazıları, yaşamın belli d&ouml;nemlerinin sonunda harekete ge&ccedil;er. Ergenlik &ccedil;ağında g&ouml;ğ&uuml;slerin b&uuml;y&uuml;mesi, sakalların uzaması buna iyi bir &ouml;rnektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genlerimizde ne gibi bir şifre yazılıdır?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Size genlerimizin işleyişini ana hatlarıyla anlatayım. Genlerin i&ccedil;erdiği bilgi hazinesi, h&uuml;crelerimizde bulunan &lsquo;DNA&rsquo;da kodlanmıştır. Burada bir benzetme yapmıyor, ger&ccedil;ek durumu anlatıyorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bundan elli yıl kadar &ouml;nce &ccedil;ok &ouml;nemli bir keşif yapılmıştı: Canlıların t&uuml;m&uuml; aynı genetik şifreyi kullanıyordu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">B&uuml;t&uuml;n canlı varlıkların esası h&uuml;credir, h&uuml;crenin işlevini genler belirler ve genler ortak ilkeler doğrultusunda &ccedil;alışır. İnsanların bitki ve ağa&ccedil;larla kaplı bir ortamda kendilerini huzur ve s&uuml;kun i&ccedil;inde hissetmelerinin ya da kedi, k&ouml;pek gibi hayvanlara yakınlık duymalarının nedeni belki de budur. Her şey aslında aynı kaynaktan gelme olduğuna g&ouml;re, hepimiz birbirimizle bağlantılıyız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Uuml;&ccedil; milyarın &uuml;zerinde &ldquo;kimyasal harf&rdquo;ten oluşan genetik şifremiz; ağırlığı gramın 200 milyarda biri, genişliği ise milimetrenin 500.000&rsquo;de biri olan, iki mikroskobik sarmal &uuml;zerinde yazılıdır. Ancak, sarmalların a&ccedil;ık boyu &uuml;&ccedil; metreyi bulmaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir milimetre &ccedil;apında bir kabloyu boylamasına y&uuml;z par&ccedil;aya b&ouml;lmeniz m&uuml;mk&uuml;n olsaydı, &ldquo;p&uuml;f&rdquo; dediğinizde dağılıp gidecek incelikte şeritler ortaya &ccedil;ıkardı. Ama bu şeritler yine de, bir DNA şeridinin 5000 katı kalınlıkta olurdu. Boyutun ne kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k olduğunu anlayabilmek i&ccedil;in, d&uuml;nya &uuml;zerindeki altı milyar insanın her birinin DNA&rsquo;larını bir araya getirdiğinizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Bunca DNA&rsquo;nın ağırlığı, yalnızca bir pirin&ccedil; tanesinin ağırlığına eşittir. Genler d&uuml;nyası işte bu denli k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;r.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genlerimizde kayıtlı olan ve &ldquo;genetik bilgi&rdquo; olarak adlandırılan bilgi; &uuml;&ccedil; milyar kimyasal harfe eşdeğerdir ve basılmaya kalkılsa, her biri biner sayfalık &uuml;&ccedil; bin cilt oluşturur. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanoğlu gibi karmaşık bir canlı organizmanın yapısının, yalnızca d&ouml;rt &acirc;det harfle yazılabilen bilgiler tarafından belirleniyor olması şaşırtıcı bir durumdur. Ancak bundan daha da şaşırtıcı olan bir şey vardır ki o da; minicik mikroplardan son derece kompleks hayvanlara kadar, b&uuml;t&uuml;n canlıların temel genetik yapılarının birbirinin tıpa tıp aynısı olmasıdır. H&acirc;tt&acirc;, insan genlerinin %90&rsquo;ından fazlası bitki genleriyle tıpa tıp aynıdır. K&uuml;f ya da koli basili gibi tek h&uuml;creli organizmalar, altmış trilyondan fazla h&uuml;cresi olan insanoğluyla aynı temel ilkeler doğrultusunda &ccedil;alışır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genetik şifre, protein yapımı i&ccedil;in verilen bir dizi talimattır. Protein de tıpkı su gibi, v&uuml;cudumuzun en &ouml;nemli &ouml;ğelerinden biridir. Protein, s&acirc;dece bedenin yapısal &ouml;ğesi olmakla kalmaz; bedenimizin i&ccedil;inde s&uuml;regelen kimyasal tepkimeler i&ccedil;in gerekli olan enzimlerin yapısında da bulunur. Bir başka deyişle; protein &ldquo;yaşam&rdquo; dediğimiz olgunun temelidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Proteinler yirmi farklı amino asitten oluşur. Ortaya &ccedil;ıkan proteinin t&uuml;r&uuml;, bu amino asitlerin birleşimlerine bağlıdır. DNA, yirmi farklı amino asidin &uuml;retim ve dizilimini y&ouml;neten talimatları i&ccedil;erir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Olayı biraz daha sadeleştirmek i&ccedil;in; her h&uuml;crede bir k&uuml;t&uuml;phane bulunduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. H&uuml;crelerden biri bir şey yapmak istediği zaman k&uuml;t&uuml;phaneye gider, bir kitap a&ccedil;arak yapacağı şeyin ne olduğunu ve ne zaman, nasıl yapılacağını &ouml;ğrenir. Sonra da talimatı &ouml;ğrendiği gibi uygulamaya başlar. Burada kitap genlerimiz, y&acirc;ni DNA, kitabın i&ccedil;inde yazılı olanlar da gen bilgileridir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Hangi proteinin ne kadar &uuml;retileceği kararı, genlerimize aittir. Bu iş i&ccedil;in kullanılan girdi, amino asitlerdir. V&uuml;cudumuz, yirmi tip amino asitten on ikisini &uuml;retebilir. Geri kalan sekizinin dış kaynaklardan temin edilmesi gerekmektedir ve bunlar &ldquo;Esansiyel amino asitler&rdquo; olarak adlandırılır. Proteinler, amino asitlerin belli bileşimleridir. Diğer canlıların, &ouml;rneğin domuz ya da ineklerde bulunan amino asitlerin bileşimi insanlarda bulunan amino asitlerden farklıdır. Bu y&uuml;zden, v&uuml;cudumuz yediğimiz domuz ya da dana etini &ouml;nce amino asitlere ayırır; sonra da genlerimizin talimatını izleyerek, bu amino asitlerle kemiklerimiz, kaslarımız, derimiz ve organlarımız i&ccedil;in gerekli proteinleri sentezler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İ&ccedil;imizde s&uuml;r&uuml;p giden kimyasal tepkimeler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir&ccedil;ok insan, genlerin yalnızca ana-babadan &ccedil;ocuğa ge&ccedil;tiği, g&uuml;ndelik hayatta ise fazla bir işlevi olmadığı gibi yanlış bir anlayışa sahiptir. Bu anlayışın ger&ccedil;ekle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Genler yaşantımızın her dakikasında, her saniyesinde eylem i&ccedil;indedir. Eylemleri sona erseydi, bizler anında &ouml;l&uuml;rd&uuml;k.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Kaza ya da yangın gibi acil durumlarda, kaldırılması olanaksız eşyaları kaldırabilen kişiler olduğunu eminim duymuşsunuzdur. Normalde elli kiloyu ancak kaldırabilecek biri, ansızın y&uuml;z kiloyu y&uuml;kleniverir. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İlk gereklilik enerjidir. Acil bir durumda, o zamana kadar h&uuml;creye elli kiloyu kaldırmaya yetecek kadar enerji &uuml;retmesini emretmiş olan genler, enerjinin iki katına &ccedil;ıkarılmasını buyurur. Aslında her bir yaşam s&uuml;reci, belli bir durumla uğraşmaya y&ouml;nelik kimyasal tepkimelerin sonucudur. &ldquo;Yaşamak&rdquo; bu anlama gelir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Enzimlerin &ccedil;arpıcı bir &ouml;zellikleri, yalnızca belli maddelerle bağ yapmalarıdır. Tıpkı kilit ve anahtar gibi, enzimin de karşılığı &ouml;nceden belirlenmiştir. &ldquo;A&rdquo; enzimi &ldquo;a&rdquo; ile, &ldquo;B&rdquo; enzimi &ldquo;b&rdquo; ile bağ yapar. Enzimler karşılıklarını se&ccedil;erken hi&ccedil; yanılmazlar ve b&ouml;ylece her bir h&uuml;crenin i&ccedil;inde binlerce tepkimenin aynı anda y&uuml;r&uuml;mesi m&uuml;mk&uuml;n olur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Enzimlerin bir diğer belirleyici &ouml;zelliği de hızdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Nişasta kendi haline bırakıldığında, aradan bir yıl ge&ccedil;se de yine nişasta olarak kalır. Ancak, sindirim sistemine girdiği an, birka&ccedil; saat i&ccedil;inde bir&ccedil;ok kimyasal tepkimeden ge&ccedil;erek enerji a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarır. Kimyasal tepkimeler, v&uuml;cudumuzda dış d&uuml;nyada hayal bile edilemeyecek bir hızla y&uuml;r&uuml;r.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">GENLERİNİZİ HAREKETE GE&Ccedil;İRİN</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Olumlu d&uuml;ş&uuml;nmenin yararlı genlerin uyandırılması &uuml;zerindeki etkileri</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Entropi ilkesini olumlu ve olumsuz d&uuml;ş&uuml;nme kavramına uyarlarsak; olumlu d&uuml;ş&uuml;nmenin entropi azalmasına, olumsuz d&uuml;ş&uuml;nmenin ise entropi artışına yol a&ccedil;tığı kabul edilebilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;zellikle zor anlar yaşar ve acı &ccedil;ekerken olumlu d&uuml;ş&uuml;nmeye &ccedil;alışmalıyız, &ccedil;&uuml;nk&uuml; olumlu d&uuml;ş&uuml;nceler bize asıl bu zamanlarda lazımdır. İşler yolunda giderken olumlu d&uuml;ş&uuml;nmek &ccedil;ok daha kolaydır. Ne kadar olumlu d&uuml;ş&uuml;nebildiğimiz konusunda ger&ccedil;ek sınavımızı, zor bir durumla karşı karşıya kaldığımızda veririz. Aslına bakarsanız, işler d&uuml;zg&uuml;n y&uuml;r&uuml;rken olumlu d&uuml;ş&uuml;nmeye kafa yormamıza gerek bile yoktur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Evet, hayatta her şeyin iyi yanları olduğu kadar, k&ouml;t&uuml; yanları da vardır. Bu tamamen sizin yorumunuza kalmıştır. &Ouml;rneğin hastalığı ele alalım: Hastalandığınızda olumsuz d&uuml;ş&uuml;nmeniz &ccedil;ok kolaydır. &Ccedil;alışamadığınız gibi maddi a&ccedil;ıdan da y&uuml;k altına girmişsinizdir. Ancak, hastalığın aynı zamanda; hayatınızdaki &ouml;zel insanlardan dolayı mutluluk duymanıza yardımcı olmak ya da yoğun &ccedil;alışma programınız nedeniyle d&uuml;ş&uuml;nemediğiniz şeyleri d&uuml;ş&uuml;necek vakti sağlamak gibi olumlu etkileri de olabilir. Ciddi bir hastalığın birilerinin hayatına olumlu y&ouml;n verdiğine ilişkin hi&ccedil; değilse bir iki hik&acirc;ye duymuşsunuzdur. Burada işin p&uuml;f noktası; hayata daha geniş bir a&ccedil;ıdan bakmak ve hastalığın gelişiminiz &uuml;zerinde yapıcı bir rol oynayacağına inanmak ve g&uuml;venmektir. Resmin b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; ve hayatta başımıza gelen her şeyde olumlu bir yan g&ouml;rmek zorundayız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Olumlu d&uuml;ş&uuml;ncenin g&uuml;c&uuml;, genellikle kişi hastalandığında ortaya &ccedil;ıkar. Bedenin doğal sağaltım mekanizmasının h&acirc;l&acirc; anlayamadığımız pek &ccedil;ok y&ouml;n&uuml; bulunmaktadır ama bana g&ouml;re bir şey &ccedil;ok a&ccedil;ıktır: Genlerin, bu konuda vazge&ccedil;ilmez bir rol&uuml; vardır. &Ouml;rneğin, doktor kendisine kanser olduğunu s&ouml;ylediğinde; duygusal bakımdan en g&uuml;&ccedil;l&uuml; insan bile bunalıma d&uuml;şer. Yakın zamana kadar, Japonya&rsquo;da, doktorların hastalarına kanser olduklarını s&ouml;ylememeleri yaygın bir uygulamaydı. Bu uygulama, kısmen tedavi y&ouml;ntemlerinin hen&uuml;z bug&uuml;nk&uuml; kadar gelişmemiş olması, kısmen de b&ouml;yle bir haber hastalar &uuml;zerinde travma yaratması nedeniyle benimsenmişti. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeyse bilgilendirme, s&acirc;dece tedavi y&ouml;ntemlerinin b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;ekte ilerlemesinden değil, bilim insanlarının artık &ldquo;hastalığın zihinden ileri geldiği&rdquo; y&ouml;n&uuml;ndeki atas&ouml;z&uuml;n&uuml;n ge&ccedil;erliliğini kabul etmelerinden dolayı da bir kural haline gelmiştir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">V&uuml;cudumuzda genlerimizde yazılı olmayan hi&ccedil;bir şey ger&ccedil;ekleşemez. Ne mutlu bize ki, genlerimizin &ouml;n&uuml;nde sayısız se&ccedil;enek bulunmakta; kullanılmayan genlerin b&uuml;y&uuml;k bir y&uuml;zdesi, kendi kendilerini sağaltma g&uuml;c&uuml;n&uuml; ellerinde tutmaktadır. Bu y&uuml;zden, genlerimizin bize şu anda s&ouml;yledikleri, en son s&ouml;yleyecekleri s&ouml;zler değildir. İyi genler her an devreye girip, k&ouml;t&uuml; genler devreden &ccedil;ıkabilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bizi hasta eden genlerimizin yanı sıra, hastalığı bastıran genlere de sahibiz. &Ouml;nemli olan dengedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Kanserin tedavisi, pek &ccedil;ok nedenle ortaya &ccedil;ıkabilen bir hastalık olmasından dolayı, zordur. Yakın zamana kadar; beslenme tarzı, sigara, temiz olmayan i&ccedil;me suyu, besinlerdeki kimyasal katkılar gibi &ldquo;tehlikeli&rdquo; diye damgalanmış &ccedil;evresel etkenlerin hastalığı tetiklediği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmekteydi. Genetik araştırmalar, bu maddelerin ger&ccedil;ekten de belli riskler taşıyor olmalarına karşın, b&uuml;nyedeki etkilerinin b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de bireye bağlı olduğunu a&ccedil;ık&ccedil;a ortaya koymuştur. Bu durumun, b&uuml;y&uuml;k olasılıkla her bireyin tamamen kendisine &ouml;zg&uuml; bir genetik yapıya s&acirc;hip olmasından kaynaklandığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Araştırmalarım, &ouml;mr&uuml;nde tek bir sigara dahi i&ccedil;memiş insanların da kanseri hızlandıran genler taşımalarından dolayı akciğer kanserine tutulabildiklerine inanmama yol a&ccedil;maktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;evresel etkenler, zararlı genlerin devreye girmesi ya da devre dışı kalması olgusunun hayati bir değişkenidir. Tek yumurta ikizleri gibi, birbirinin tıpatıp aynı genlere s&acirc;hip olan insanların bile; biri hastalanırken, &ouml;teki farklı &ccedil;evresel koşulların etkisinde olduğundan sağlığını koruyabilmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;Hidroponik tarım&rdquo;ın babası Shigeo Nozawa, bir s&ouml;yleşi sırasında bu fikr&icirc; ş&ouml;yle a&ccedil;ıkladı: &ldquo;İnsanlarda ise, kişinin zihinsel durumu onun i&ccedil;inde bulunduğu &ccedil;evrenin ta kendisidir. Mutluluk ya da mutsuzluk &ouml;nce zihinde ortaya &ccedil;ıkar. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanlar belli bir ide&acirc;l &ccedil;evre varsayımı yapabilirler ama aslında, iyi olarak algıladığı her &ccedil;evrenin bireye yararı vardır ve bireyin yaşamsal s&uuml;re&ccedil;leri &ccedil;evreyle etkileşim halindedir. Mutlak olarak iyi ya da mutlak olarak k&ouml;t&uuml; bir &ccedil;evre yoktur.&rdquo; S&ouml;ylediklerine t&uuml;m kalbimle katılıyorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Zararlı genleri hareketsiz hale getirip iyilerini harekete ge&ccedil;irmenin, &ccedil;evre ve koşullar her ne olursa olsun, herkese a&ccedil;ık bir tek yolu vardır: Zihinsel tutumun değiştirilmesi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bana kalırsa, zihin ve beden arasındaki etkileşim, sanıldığından da fazladır. Genlerimizle psikolojimiz arasındaki ilişkinin hen&uuml;z a&ccedil;ıklığa kavuşmamış olmasıyla birlikte, genler bedenin doğal sağaltım mekanizmasını kavramanın anahtarını ellerinde tutmaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genlerimiz daha biz d&uuml;ş&uuml;nmeye başlamadan harekete ge&ccedil;er</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanın d&uuml;ş&uuml;nce s&uuml;reciyle ilgili başka bir noktadan da s&ouml;z etmek isterim. &Ccedil;oğu kişi eylemlerin y&ouml;netiminde beynin en &ouml;nemli rol&uuml; oynadığına inanır. Oysa b&uuml;t&uuml;n işi h&uuml;creler ve onları birbirine bağlayan sinir ağı yapmaktadır. H&uuml;creleri y&ouml;nlendiren ise, genlerdir. Beynin işlevi h&uuml;crelerinde depolanmış bilgiye bağımlıdır. Bu anlamda, genler bedenin ana kontrol paneli işlevini g&ouml;rmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Kendimizle farkında bile olmadan konuşuruz. Endişeliysek olumsuz bir bakış a&ccedil;ısıyla kaleme alınanları okur ve uygularız. &Ouml;te yandan, g&uuml;neşli bir sabah gezintisi &ldquo;Ne g&uuml;zel bir g&uuml;n! Kendimi &ccedil;ok iyi hissediyorum!&rdquo; diye haykırmanıza yol a&ccedil;abilir. O anda h&uuml;crelerimiz bu &ccedil;ığlıktan yarar g&ouml;rmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">H&uuml;creler, beyinden gelen talimata g&ouml;re hareket etmelerine rağmen, aynı zamanda bağımsız birer organizmadır. Bu, &ldquo;a&ccedil;ma/kapama&rdquo; mekanizması &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;rken &uuml;zerinde durulması gereken bir noktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ger&ccedil;ek yaşamda, hepimizin sağlıksız ya da enerji y&uuml;kl&uuml; olmadığı zamanlar vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">B&ouml;yle zamanlarda karamsarlığa kapılmamak olduk&ccedil;a g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. Kendinizi bu duygudan nasıl kurtarabilirsiniz? Size enerji veren genlerinizi harekete ge&ccedil;irerek. Bunu nasıl yapacağınızı yaşayarak kazandığınız bilgelik sayesinde keşfedebilirsiniz. Benim kendi deneyimlerimden yola &ccedil;ıkarak &ouml;nerebileceğim bir y&ouml;ntem; coşkulu olmaya &ccedil;alışmaktır. Eğer yaşadığınız anda coşkunuzu arttıracak bir şeyler bulamıyorsanız, sizi derinden heyecanlandırmış olan ge&ccedil;miş bir anı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Coşku, sevin&ccedil; ve heyecan karışımı bir duygudur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Coşku dolu olduğumuzda genlerimizin asla ters bir y&ouml;ne sapmayacaklarına inanırım. İstenmeyen genlerden benim de payıma d&uuml;şenler olmuştur mutlaka ama heyecan i&ccedil;inde olduğum zamanlar, bu genler hareketsiz hale gelmekte, onların yerine yararlı genler harekete ge&ccedil;mektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanlara coşku veren şeyler &ccedil;ok &ccedil;eşitlidir. Kimilerine g&ouml;re coşku, mesleki hırsların tatminiyle gelen bir duygudur. Kimileri ise coşkuyu &ccedil;ocuklarıyla vakit ge&ccedil;irirken ya da dağlara tırmanmanın korkulu heyecanını duyarken yaşar. Bazıları da bah&ccedil;eyle ya da sanatla uğraşırken coşku duyar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Gen&ccedil;liğin ve uzun yaşamın anahtarı</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Yaşamak i&ccedil;in her g&uuml;n v&uuml;cudumuzdan dışarı atmamız gereken; dışkı, idrar, ter ve s&uuml;m&uuml;k gibi maddeler vardır. Sa&ccedil;ımızı ve tırnaklarımızı da belli aralıklarla kesmemiz lazımdır. Boşaltım ve salgılama yapmaksızın bir g&uuml;n bile yaşamamız m&uuml;mk&uuml;n değildir. Yukarıda sayılan maddelerin t&uuml;m&uuml;nde ortak bir &ouml;zellik olduğunu belki fark etmişsinizdir: V&uuml;cudun dışına &ccedil;ıktıklarında hepsi birer atıktır. İ&ccedil;erideyken onların kirli olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmeyiz ama, v&uuml;cudumuzu terk ettikleri andan itibaren bize artık temiz g&ouml;r&uuml;nmezler. Ancak, dışarıya attığımız bir madde vardır ki, bizde hi&ccedil;bir zaman tiksinti uyandırmaz: G&ouml;zyaşı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">G&ouml;zyaşı da bedensel bir atıktır ama, kimse ona diğer atıklara baktığı gibi iğrenerek bakmaz. Hipokrat g&ouml;zyaşını bir atıktan &ccedil;ok, beyinden gelen bir beden sıvısı olarak g&ouml;rmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanlar duygulandıkları zaman genellikle ağlarlar. G&uuml;&ccedil;l&uuml; duygular g&ouml;z&uuml;m&uuml;zden yaş getirir ancak, fizyolojik olarak bu genlerin ortaya &ccedil;ıkardığı bir durumdur ve zihnimizin genlerimizi nasıl etkilediğinin g&ouml;stergesidir. Ağlayacak kadar heyecan duymak g&uuml;zel bir şeydir. &Uuml;z&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z zaman ise, g&uuml;zelce ağlamak bizi rahatlatıp kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlar. Kendimizi iyi hissetmemiz, iyi genlerimizin harekete ge&ccedil;tiğinin işaretidir. Bir&ccedil;ok yaşlı insan, derin duygulanmaların uzun yaşamın anahtarlarından biri olduğunu belirtir. Aynı şey, yaşlarını g&ouml;stermeyen insanlar i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Uzun ve dolu dolu bir &ouml;m&uuml;r s&uuml;rebilmek i&ccedil;in; sizde kalbinizin derinliklerinden gelen i&ccedil;ten duygular uyandıran işlerin ve ilişkilerin peşinden gitmenizi şiddetle tavsiye ederim.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genlerimizde yazılı olmayan yapılamaz</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ger&ccedil;ek şudur ki; genlerimizde programlanmış olmayan hi&ccedil;bir şeyi yapamayız. B&ouml;yle bakıldığında, insanın gizil g&uuml;c&uuml; ve kapasitesi ger&ccedil;ekten de sınırlıdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Kişinin kapasitesi b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle genlerinde kodlanmıştır. Ama unutmamalıyız ki; insan genomunda bulunan genlerin yalnızca %5&rsquo;i ya da en fazla %10&rsquo;u işlev g&ouml;rmektedir; geri kalan genler uykudadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">G&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n insanı, atalarından daha uzun boyludur. Eğer insan boyu yavaş yavaş uzamaya devam ederse, uzak bir gelecekte insanların &uuml;&ccedil;, h&acirc;tt&acirc; beş metre boyunda olmaları m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Ancak ben, kendi hesabıma, b&uuml;t&uuml;n bunların olacağından kuşku duyarım, &ccedil;&uuml;nk&uuml; genlerimizde kayıtlı bilgiler arasında bulunduklarını hi&ccedil; sanmıyorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Yetenek her yaşta ortaya &ccedil;ıkabilir</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genlerin harekete ge&ccedil;irilmesinde &uuml;&ccedil; etken vardır: Genin kendisi, &ccedil;evre ve zihin. Bu &uuml;&ccedil; etken arasında en yanlış anlaşılanı sanırım genlerdir. Bir&ccedil;ok insan, kalıtsal &ouml;zelliklerin asla değişmeyeceğine inanır. Fen ya da matematikte zayıfsalar, hemen ana babalarını su&ccedil;lar, onların da bu alanlarda yeteneksiz olduklarını &ouml;ne s&uuml;rerler. Benzer şekilde, ana babalar da kendilerinin zayıf olduğu konularda &ccedil;ocuklarından fazla bir şey beklemezler; &ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil;bir şey yapılamayacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler. Zekanın ve atletik yeteneklerin genlere bağlı olduğu doğrudur. Ama bu, kişinin o yeteneklerden yoksun olduğu anlamına gelmez. Yetenekleri vardır da hen&uuml;z harekete ge&ccedil;irilmemiştir. Dahilerin varlığını başka t&uuml;rl&uuml; nasıl a&ccedil;ıklayabiliriz ki? Dahi, kendisine ge&ccedil;miş kuşaklardan miras kalan genleri bir etkiyle aniden harekete ge&ccedil;miş kişidir. Bir dahinin genellikle normal zekalı &ccedil;ocukları olması, belki de genlerin anahtarlarının bir kuşaktan diğerine ge&ccedil;ilirken a&ccedil;ılıp kapanmalarından ileri gelmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">T&uuml;m insan ırkının gizil g&uuml;c&uuml; bireyin genlerinde saklıdır. Onun i&ccedil;in; olağan&uuml;st&uuml; yeteneklere s&acirc;hip ana babalar kendileri kadar iyi olmayan &ccedil;ocukları karşısında hayal kırıklığına uğramamalıdırlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genler yaşlanmaz. Birka&ccedil; istisna dışında, genleriniz, siz ergenlik &ccedil;ağındayken neyseler, seksen yaşınıza geldiğinizde de odurlar. Eğer genler yaşlansaydı, &uuml;zerlerindeki bilgileri sizden sonrakilere aktaramazdınız. Bu y&uuml;zden, genlerin-en azından temel yapıları bakımından-yaşlanmadıklarını varsayabilirsiniz. Normal bir yaşam s&uuml;rerseniz genleriniz pek az değişecektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Gizli yeteneklerinizi geliştirmeniz i&ccedil;in vakit hi&ccedil;bir zaman ge&ccedil; değildir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;ocuklarının fiziksel g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ya da &ldquo;başarısızlık&rdquo; olarak algılanan durumlarını onları ge&ccedil; yaşta d&uuml;nyaya getirmiş olmalarına bağlayan anne babalar vardır. Oysa genler yaşlanmadığı i&ccedil;in; gen&ccedil; yaşta anne baba olanların &ccedil;ocukları, ellili yaşlarda evl&acirc;t sahibi olanların &ccedil;ocuklarından daha akıllı olur diye bir kural yoktur. &Uuml;nl&uuml; Japon yazar Natsume Soseki doğduğunda anne ve babasının yaşları o kadar ileriydi ki, yazar &ldquo;utan&ccedil; &ccedil;ocuğu&rdquo; diye &ccedil;ağrılıyordu. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Oysa Soseki bundan zarar g&ouml;rmek bir yana, geride b&uuml;y&uuml;k bir miras bıraktı. Ne kadar yaşlanmış olursak olalım, hayatımızın herhangi bir d&ouml;neminde gelişme g&ouml;sterebiliriz. İ&ccedil;imizde bir şeyler başarma tutkusu ve enerjisi varsa, her şey m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Başarıya ulaşmanın &ouml;n&uuml;ndeki tek engel &ldquo;ben bunu yapamam&rdquo; d&uuml;ş&uuml;ncesidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Gizli yetenekleri geliştirmeye başlamanın &ldquo;erken&rdquo;i de yoktur. Doğum &ouml;ncesi eğitimin o kadar &ouml;nemli olmasının sebebi de budur. &ldquo;Doğum &ouml;ncesi eğitim&rdquo; derken, anne adayının bilin&ccedil;li olarak iyi m&uuml;zik dinlemesini, iyi kitaplar okumasını, sanata eğilmesini ve doğmamış &ccedil;ocuğunu ona sevgiyle seslenerek eğitmesini kast ediyorum. Bu eğitimin i&ccedil;inde, cenin i&ccedil;in zararlı sayılan olumsuz duyguları uyandıracak şeylerden ka&ccedil;ınılması da vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Hi&ccedil;bir insanın geni bir başka insanın geniyle tıpatıp aynı değildir. Bir baba matematikte &ccedil;ok iyi olabilir ama bu, b&uuml;t&uuml;n &ccedil;ocuklarının aynı konuda son derece başarılı olacakları anlamına gelmez. O g&uuml;ne kadar ressamlıkla ilgili hi&ccedil;bir yetenek g&ouml;stermemiş ailelerden &ccedil;ıkan sayısız ressam vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Zek&acirc; d&uuml;zeyleri fazla y&uuml;ksek olmayan ailelerin &ccedil;ocuklarının zek&acirc; &ccedil;arpanlarının y&uuml;ksek olma ihtimali daha fazladır. Nedenini bilmiyoruz ama genler ortalama değere doğru eğilim g&ouml;stermektedir. İnsanoğlu eğer sınırsız yetenek artışı y&ouml;n&uuml;nde programlanmış olsaydı, bunun tam aksinin, y&acirc;ni sınırsız yetenek eksilişinin de ge&ccedil;erli olması beklenirdi. Oysa b&ouml;yle bir durum insan ırkının varlığını tehlikeye d&uuml;ş&uuml;r&uuml;rd&uuml;. Dolayısıyla doğa bunu bir bi&ccedil;imde engeller. Doğanın hedefi &ccedil;eşitliliktir. Ne y&uuml;ksek IQ&rsquo;lu insanların birbirleriyle evlenmesi &ouml;nemlidir, ne de daha d&uuml;ş&uuml;k IQ&rsquo;lular arasındaki evlilikler. Olasılıklar her durumda eşittir; herkes i&ccedil;inde uyuyan muhteşem yetenekleri geliştirebilir. Yapmaları gereken tek şey, genlerini harekete ge&ccedil;irmeyi &ouml;ğrenmektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">HAYATA KARŞI TUTUMUNUZ ve İ&Ccedil;İNDE BULUNDUĞUNUZ</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;EVRE GENLERİNİZDE DEĞİŞİME YOL A&Ccedil;ABİLİR</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Japonya&rsquo;da kalsaydım ne olurdum kim bilir? Bilim alanında başarılı olabilir miydim? Sanmıyorum. &Ouml;ğrenciyken, derslere girmekten &ccedil;ok, dalga ge&ccedil;erdim. &Ouml;ğrenim hayatımdaki sorunlar kısmen Japon &uuml;niversite sisteminden kaynaklanıyordu. &Uuml;niversiteler fildişi kulelerdi &acirc;deta; dışarıdaki d&uuml;nya umurlarında bile değildi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bana gelince, araştırma asistanı olarak emekli olmayı &ccedil;oktan kabullenmiştim. Profes&ouml;rl&uuml;ğe y&uuml;kselmenin neredeyse imkansız olduğunu biliyordum. Ne mutlu ki, karşıma ABD&rsquo;ye gitme fırsatı &ccedil;ıktı. Japonya&rsquo;ya g&ouml;re son derece rekabet&ccedil;i bir toplum olmasına rağmen burada kendimi buldum ve hırslı bir insana d&ouml;n&uuml;şt&uuml;m.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Japonlar &ldquo;tutumunuzu değiştirin ve kendinizi verin&rdquo; derler. Kafa yapısının bu şekilde değiştirilmesi, varlığından haberdar bile olmadığınız genleri uyandırabilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Amerikalı profes&ouml;rler araştırma yapan gruplara sık sık uğrayıp &ldquo;yeni ne var?&rdquo; diye sorarlar. Bilimsel araştırmalarda, yılda bir kez yeni bir şeye denk gelirseniz kendinizi talihli sayarsınız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Tıpkı Sumo g&uuml;reşlerinde olduğu gibi; kazandığınız s&uuml;rece y&uuml;kselirsiniz. Ama hiyerarşinin en tepesinde yer alan &ldquo;yokozuna&rdquo; bile kaybetmeye doğru gittiğinde emekliye ayrılmaya mecbur edilir. Nobel gibi kayda değer bir &ouml;d&uuml;l&uuml; kazandıktan sonra iyi iş &ccedil;ıkaramayan herkes ge&ccedil;mişe g&ouml;m&uuml;l&uuml;r ki; bu da rekabetin ne denli yoğun olduğunu g&ouml;stermektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Profes&ouml;rlere karşı bu kadar katı olan sistem, doğaldır ki; araştırma asistanları gibi daha alt kademelerde bulunanlara daha da katı davranmaktadır. Eğer araştırma asistanı olarak &uuml;&ccedil; yıl i&ccedil;inde kayda değer bir &ccedil;alışma ortaya &ccedil;ıkaramazsanız, işten atıldığınızda şikayet etme hakkınız yoktur. Ben oradayken &ccedil;evremdeki bir&ccedil;ok insan işini kaybetti. Bir g&uuml;n &ouml;nce profes&ouml;r olan bir kişi, ertesi g&uuml;n iş değiştirip taksi şof&ouml;r&uuml; olabiliyordu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İki y&uuml;z tane Nobel &ouml;d&uuml;ll&uuml; Amerikalıya karşı Japonya&rsquo;da Nobel &ouml;d&uuml;l&uuml; kazananların sayısı s&acirc;dece sekizdir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Japon &uuml;niversitelerinde profes&ouml;r, &ouml;ğrencileri &uuml;zerinde feodal bir efendi gibi egemenlik kurmuştur ve y&uuml;kselmek isteyen gen&ccedil; asistanlar ona bağlılık yemini etmelidirler. Bunun tam aksine, Amerika&rsquo;da bir profes&ouml;r zayıf ve g&uuml;venilmez izlenimi verdiğinde, &ouml;ğrencileri bu koşullarda ilerleme kaydedemeyeceklerinden korkarak, sadakati akıllarına bile getirmeden onu derhal terk ederler. İki sistemin birbirinden farklı olduğu apa&ccedil;ıktır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Deneyimlerimden şunu &ouml;ğrendim: Yolun sonuna geldiğinizde cesaret g&ouml;sterip &ccedil;evre değiştirmekte fayda vardır. B&uuml;y&uuml;mek, ancak hareket etmekle m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Yepyeni bir &ccedil;evre ve yeni şeylerle karşılaşmak, uyuyan genlerinizi uyandırmak i&ccedil;in m&uuml;kemmel fırsat yaratabilir. Evde yaşarken hi&ccedil; ev işi yapmadıkları ve derslerine &ccedil;alışmadıkları halde, yurt hayatına girdiklerinde sorumluluk sahibi olan &ouml;ğrencilerden s&ouml;z edildiğini duymuşsunuzdur. Elbette bazen bunun tersi de ge&ccedil;erlidir ama insanlar genelde b&uuml;y&uuml;r ve geriye değil de ileriye doğru hareket ederler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ayrıca, ABD&rsquo;deki profes&ouml;rler yedi yılda bir izinli sayılmakta, &uuml;niversiteden ayrılıp bir yıl boyunca istediklerini yapma ayrıcalığına s&acirc;hip olmaktadırlar. Bu deneyim &ccedil;ok anlamlıdır ve insana tazelenme fırsatı verir. Profes&ouml;rlerin b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; izinli sayıldıkları yılı başka bir &uuml;lkede, bambaşka bir k&uuml;lt&uuml;r&uuml; yaşayarak ge&ccedil;irirler. Amerikalıların &ccedil;oğu Avrupa&rsquo;ya gider.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Biraz eksantrik bir kişi olan Dr. Stanley Cohen laboratuar komşumdu. On yıl &ouml;nce Nobel almıştı ama, onunla tanıştığım zaman d&uuml;nyaca &uuml;nl&uuml; bir bilim insanı olacağını aklıma bile getirmemiştim. Laboratuarları arı kovanı gibi gen&ccedil; araştırmacı kaynayan &ccedil;oğu Nobel &ouml;d&uuml;ll&uuml; kişinin aksine; Cohen&rsquo;in yalnızca iki araştırma asistanı vardı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Dahası, o m&uuml;tevazı ortamda farelerin b&uuml;y&uuml;me hormonları &uuml;zerinde bir araştırma y&ouml;netiyordu. O zamanlar onun silik, yaşlı bir adam olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordum. Bir g&uuml;n koşa koşa benim laboratuarıma geldi ve &ldquo;B&uuml;y&uuml;k bir keşif yaptım sanırım. Bu hormon s&acirc;dece b&uuml;y&uuml;meyi değil kan basıncını da denetliyor. Bana araştırmalarımda yardım eder misin?&rdquo; diye bağırdı. Kendi başıma pek bir şey ortaya koyamadığımdan, teklifini geri &ccedil;evirecek durumda olmadığımı hissettim ve o yılı b&uuml;y&uuml;me hormonuyla kan basıncını y&uuml;kselten hormonun aynı hormon olup olmadığını araştırmakla ge&ccedil;irdim. Bir yılın sonunda b&uuml;t&uuml;n bulabildiğimiz, Cohen&rsquo;in bir yanlışlık yapmış olduğuydu. Saflaştırdığını iddia etmesine karşın, t&uuml;k&uuml;r&uuml;k bezinden ayrıştırdığı hormonun i&ccedil;inde eser miktarda kalıntı vardı. Bu kalıntı, y&uuml;ksek tansiyonun baş etkeni olarak bilinen &ldquo;renin&rdquo; enzimiydi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bu araştırma sayesinde &ldquo;renin&rdquo; enzimi &uuml;zerinde &ccedil;alışmaya başladım ve b&ouml;ylece, insandaki &ldquo;renin&rdquo; enziminin genetik kodunu deşifre eden ilk kişi oldum. Cohen&rsquo;i tanımasaydım, ona yardım etmeseydim ve o bu yanlışlığı yapmamış olsaydı; yaşantım bug&uuml;nk&uuml;nden &ccedil;ok farklı olurdu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ancak şurası &ccedil;ok a&ccedil;ık ki; Cohen&rsquo;e yardım ederek araştırma &ccedil;evremi değiştirmiştim ve bu değişikliğin sonucu yeni bir yaşam olmuştu. Onunla tanışmamış olsaydım, ya işten atılacak ya da kuyruğumu kıstırıp keder i&ccedil;inde kendiliğimden Japonya&rsquo;ya d&ouml;necektim. Eğer o zaman Japonya&rsquo;ya d&ouml;nm&uuml;ş olsaydım, araştırma yapmaktan b&uuml;y&uuml;k bir olasılıkla tamamen vazge&ccedil;er, başka bir iş bulurdum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bilgi hayatınızı değiştirebilir</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;evre değişikliğinin yanı sıra, bilgi ve hayatınızı değiştirebilecek bir etkendir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bilim d&uuml;nyasında bilgi, iki şeyden ibarettir: Tanınmış, kurumsal kaynaklardan edinilen resm&icirc; bilgi ve kişisel kaynaklardan edinilen gayri resm&icirc; bilgi. Bu ikincisi araştırmalarda genellikle hayati bir &ouml;nem taşır. Edinilmesi kolaydır. &Ccedil;alıştığınız yerin dışında, geniş bir insan kitlesiyle bir araya gelmeniz yeterlidir. Bilgi toplamanın en ge&ccedil;erli yolu birlikte yiyip i&ccedil;mektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bu t&uuml;r alışveriş s&acirc;dece araştırma alanında değil, her meslek ve her uğraşta &ouml;nemlidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İşbirliğinin değeri</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir bilim insanının değerinin belirlenmesinde, araştırmalarına g&ouml;sterilen ilgi kadar, yayımladığı makale sayısı ve makalelerin yayımlandığı ortam da rol oynar. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Makalede araştırmaya katkıda bulunan herkesin ismi bulunur ancak, en &uuml;stteki isim en değerlisidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yazıda sunulan sonu&ccedil;ların hepsi o kişiye mal edilir. Bundan dolayı, kimin isminin en &uuml;ste yazılacağı konusunda sık sık &ccedil;atışma baş g&ouml;sterir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Astlarının yaptıkları &ccedil;alışmaları kendilerininmiş gibi g&ouml;steren kişilerle ilgili &ouml;yk&uuml;ler her alanda mevcuttur. Bu yaklaşım, haksızlığa uğrayanın da y&uuml;kselmek i&ccedil;in aynı şeyi yapacağı varsayımından kaynaklanmaktadır. Ama sonunda herkes kaybeder.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;Ver-ver&rdquo; ilkesinin uygulanması genleri harekete ge&ccedil;irmenin etkili bir yoludur</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;Al-ver&rdquo;, bir şey verdiğimde, karşılığında bir şey alacağım anlamına gelmektedir. Ama eğer &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rseniz; &ldquo;karşılıklar&rdquo; aslında hi&ccedil; de heyecan verici değildir. Onlar, tıpkı makinaya para atıp tren bileti almak gibi, bir eylemin doğal sonu&ccedil;larıdır. En b&uuml;y&uuml;k karşılıkları Tanrı&rsquo;dan alırız. En iyisi hayata karşı &ldquo;ver-ver&rdquo; yaklaşımının benimsenmesidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;Ver-ver&rdquo; ilkesinin en tipik &ouml;rneği anne-&ccedil;ocuk ilişkisidir. Anne &ccedil;ocuğuna hi&ccedil;bir karşılık beklemeden, s&uuml;rekli verir. Bilin&ccedil;li olarak beklediği bir &ouml;d&uuml;l olmamakla birlikte, yaptıklarıyla huzur ve mutluluk bulmakta, yaşadığı sevin&ccedil; ve coşku yararlı genlerini de harekete ge&ccedil;irmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;ağımızın bilimsel araştırmalarında, bir dahinin kendi coşkusu ve &ccedil;alışmasıyla, tek başına bir yere varması artık m&uuml;mk&uuml;n değildir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Canlı organizmalar incelendiğinde bir şey &ccedil;ok net olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;r: Kafa bedenin en &ouml;nemli organı değildir. H&acirc;tt&acirc; organlar arasında hiyerarşiden bile s&ouml;z edilemez; bedenin her bir kısmı yeri doldurulamaz bir rol oynamaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;alışmalarım bana, her bir organın ne kadar g&uuml;zel &ccedil;alıştığını ve &ouml;zellikle de, her bir h&uuml;crenin diğer h&uuml;crelerden bağımsız olmasına karşın, b&uuml;t&uuml;n organ ve dokuların canlı bir organizma oluşturmak i&ccedil;in ne kadar m&uuml;kemmel bir bi&ccedil;imde b&uuml;t&uuml;nleştiklerini g&ouml;sterdi. Bu &ouml;rnekten &ccedil;ok şey &ouml;ğrenebilir ve onu hayatımızdaki etkileşime uyarlayabiliriz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Muazzam bir gizil g&uuml;ce s&acirc;hip olduğumuzdan hi&ccedil; kuşku yoktur ama bazen bu g&uuml;c&uuml; a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarmak i&ccedil;in k&ouml;şeye sıkışmamız gerekir. K&ouml;şeye sıkışan bir fare kediye saldırır; bu saldırı i&ccedil;in gereken g&uuml;&ccedil; i&ccedil;indedir. Ben şahsen, bir başkası tarafından k&ouml;şeye sıkıştırılmaktansa kendimi zora koşmayı tercih ederim.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Benim g&ouml;r&uuml;ş&uuml;me g&ouml;re; başarılı ve istedikleri sonu&ccedil;ları elde eden insanların ortak bir &ouml;zelliği vardır: Hayata olumlu bakarlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Her bireyin genleri-ve yetenekleri-benzersizdir</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Elinizi attığınız her şeyde başarılı olmanızda, i&ccedil;inde &ccedil;alıştığınız &ccedil;evre ve sistemin sizin benzersizliğinize saygı duyması b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşır. Her insanın &ldquo;eşsiz&rdquo;, &ldquo;benzersiz&rdquo; olduğunu işitmişsinizdir; bilin ki bu d&uuml;ş&uuml;nce bilimsel olarak da doğrudur. Hi&ccedil;bir gen seti-ya da &ldquo;genom&rdquo;-birbirinin tıpatıp aynısı değildir. Genetik oluşumumuzun hayati olmayan b&ouml;l&uuml;mleri insandan insana k&uuml;&ccedil;&uuml;k farklılıklar g&ouml;sterir. İnsan y&uuml;z&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n. Hepsi aynı temel &ouml;zelliklere; iki g&ouml;ze, bir burun ve bir ağza sahiptir. Bununla birlikte bu organların b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kleri, şekilleri ve konumları insandan insana &ouml;ylesine değişir ki; birbirinin tamamen aynı olan iki insan bulamazsınız. Aynı şey genlerimiz i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. İnsan genomu, her insanda aynı olan &ouml;zelliklere sahiptir ama iki insanın genomu birbirinin tıpatıp aynı olamaz. Genom farklılıkları, kişinin s&acirc;dece g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml;nde ya da bedensel yapısında değil, karakter ve yeteneğinde de kendisini g&ouml;sterir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ancak, her birey benzersiz ve &ccedil;eşitlilik g&ouml;steren genlerle donanmıştır. Bu genlerin harekete ge&ccedil;irilmeleri i&ccedil;in uygulanacak zamanlama ve y&ouml;ntemler de farklıdır. Bu y&uuml;zden, standart hale getirilmiş bir sistemin her &ouml;ğrencinin yeteneklerini geliştirmesi m&uuml;mk&uuml;n değildir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;ğrencilerimize elbette bilgi vermeliyiz. Ama onların s&acirc;dece ezber yeteneklerini &ouml;l&ccedil;en sistemler, i&ccedil;imizde saklı olan yeteneklerin &ccedil;ok kısıtlı bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarabilir. &Ouml;nceden ezberlenmiş bir yanıtı sular seller gibi verebilmenin d&uuml;nyanın ilerlemesine ya da gelişmesine katkıda bulunacağı kuşkuludur. Yenilik&ccedil;i fikirler, yanıtların olmadığı noktada ortaya &ccedil;ıkar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">D&uuml;nyada bug&uuml;n ge&ccedil;erli olan, ezberciliğe ve kurallara hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeksizin uymaya dayalı eğitim sistemlerini s&uuml;rd&uuml;rmek akıllıca bir iş değildir. Z&acirc;ten bu tip &ldquo;zek&acirc;&rdquo;ya verilen değer de s&uuml;ratle azalmaktadır. İş d&uuml;nyasında şirketler, kendilerine s&ouml;yleneni sessizce yerine getiren, kendi başlarına d&uuml;ş&uuml;nemeyen &ccedil;alışanlara artık gereksinimleri olmadığını s&ouml;ylemeye başlamışlardır bile. Bu, t&uuml;m toplumun y&uuml;zdelere dayanan eğitimden uzaklaşmakta olduğunun bir g&ouml;stergesidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanlar i&ccedil;lerinde pek &ccedil;ok umut beslerler. Ama pek azı hayallerini ger&ccedil;ekleştirebilir. İ&ccedil;lerinde &uuml;&ccedil; milyar par&ccedil;a bilgi barınan genlerimizin &ldquo;anahtarını&rdquo; &ccedil;evirebilseydik; her şey m&uuml;mk&uuml;n olurdu. Yakın zamana kadar, kullanmadığımız kısmı uyandırmak i&ccedil;in elimizden bir şey gelmeyeceğine inanarak yaşadık.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Dolu dolu ve mutlu bir yaşam i&ccedil;in, zihnimizi kullanarak genlerimizi harekete ge&ccedil;irmeliyiz. Yeni şeylerle, yeni bilgilerle, yeni &ccedil;evrelerle karşılaşmak &ldquo;kapalı&rdquo; genlerin harekete ge&ccedil;irilmesi i&ccedil;in m&uuml;kemmel fırsatlardır. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Size bu y&uuml;zden genlerinizi &ldquo;a&ccedil;arak&rdquo; yaşamanızı tavsiye ediyorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">LABORATUVARDAN HAYAT DERSLERİ</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;Gece bilimi&rdquo; b&uuml;y&uuml;k keşiflere yol a&ccedil;ar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">B&uuml;y&uuml;k keşif ve icatların arkasında genellikle ilgin&ccedil; &ouml;yk&uuml;lere rastlarsınız. &Ouml;rneğin, h&uuml;cre f&uuml;zyonunu ele alalım. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n teknolojisi, insan h&uuml;crelerinin mantar h&uuml;creleriyle kaynaşarak yeni bir h&uuml;cre oluşturmasına olanak vermektedir ve b&ouml;yle bir şeyin m&uuml;mk&uuml;n olduğu tamamen kazara keşfedilmiştir. Deney yapmakta olan bir &ouml;ğrenci, hocasının talimatına harfiyen uymasına rağmen, bir t&uuml;rl&uuml; başarılı olamıyordu. O hayal kırıklığı i&ccedil;inde, deney &ccedil;&ouml;zeltisinin i&ccedil;ine kendisine verilen talimatla hi&ccedil; ilgisi olmayan bir madde attı. B&ouml;ylece bir f&uuml;zyon tepkimesi başlatarak yeni bir keşfe yol a&ccedil;tı. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Araştırmanın &ldquo;sahne arkası&rdquo; olarak nitelendirilebilecek bu y&ouml;n&uuml;ne ben &ldquo;gece bilimi&rdquo; diyorum. Gece bilimi; konferanslardan, mikroskop altında yapılan incelemelerden ve bulguları &ccedil;eşitli toplantılarda sunmaktan ibaret olan &ldquo;g&uuml;nd&uuml;z bilimi&rdquo;nin tam karşıtı bir olgudur. &ldquo;G&uuml;nd&uuml;z bilimi&rdquo; akılcı ve tarafsızdır, a&ccedil;ık ve d&uuml;zg&uuml;n bir mantığı vardır. &ldquo;Gece bilimi&rdquo; ise sezgilerden, coşkulardan ve sıra dışı deneyimlerden, diğer bir deyişle bilim insanlarıyla genellikle bağdaştırılamayan insan&icirc; yetilerden yola &ccedil;ıkarak &ouml;nemli ipu&ccedil;larına ulaşır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">B&uuml;y&uuml;k bilimsel keşiflerin ve icatların &ouml;nemli bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; &ldquo;gece bilimi&rdquo; ile başlar. &ldquo;G&uuml;nd&uuml;z bilimi&rdquo;ne &ldquo;beynin sol tarafıyla d&uuml;ş&uuml;nmek&rdquo; dersek, &ldquo;gece bilimi&rdquo;de beynin sağ tarafıyla d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi ya da benim tanımladığım şekliyle; &ldquo;genler bağlamında d&uuml;ş&uuml;nme&rdquo; anlamına gelir. Sezgi, azim ve uyuyan genlerin harekete ge&ccedil;irilmesiyle ilgili, kendi deneyimlerim sonucu kazandığım b&acirc;zı g&ouml;r&uuml;şleri sizinle paylaşmak istiyorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ancak, bilim insanları &ldquo;g&uuml;nd&uuml;z bilimi&rdquo;ne fazlaca bel bağladıklarında zararlı &ccedil;ıkabilirler. Bu onların yeniliklere temkinli yaklaşmalarına yol a&ccedil;abilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir insan ne kadar bilgiliyse, yeni bir araştırma girişimine kuşkuyla bakması o kadar olasıdır. Bunun tam aksine, deneyimsiz kişiler &ccedil;oğu zaman yeni bir şeye hi&ccedil; duraksamadan başlarlar. &ldquo;Cehalet mutluluktur&rdquo; &ccedil;&uuml;nk&uuml; cahil insanlar işe hemen atılırlar ve bu korkusuzluk genelde b&uuml;y&uuml;k başarıların elde edilmesiyle sonu&ccedil;lanır. Yirminci y&uuml;zyılın kilit yenilik&ccedil;ilerinden Buckminster Fuller, bu olguyu başka bir bi&ccedil;imde if&acirc;de etmiş; tek konuda uzman olmaktansa, her konudan anlamayı &ouml;ğ&uuml;tlemiştir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir &ouml;nceki b&ouml;l&uuml;mde s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğim gibi, benim sonradan hayatımın işi haline gelen &ldquo;renin&rdquo; uğraşım da verilerin yanlış yorumlanmasıyla başlamıştı. Araştırmaya ilk başladığımda, meslektaşlarımın &ccedil;oğu vazge&ccedil;memi &ouml;ğ&uuml;tlemişlerdi. Bu enzimi incelemek i&ccedil;in, bilim insanlarının saf numunelere gereksinimi vardır. Reninin b&ouml;breklerde bulunduğunu biliyoruz ama, miktarı &ccedil;ok az ve değişkendir. Bu iki etkenin bir araya gelmesi, bir araştırma i&ccedil;in olabilecek en k&ouml;t&uuml; koşulları ortaya &ccedil;ıkarır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Benden &ouml;nce bir&ccedil;ok bilim insanı renin &uuml;zerinde araştırma yapmış, ancak hi&ccedil;biri bu enzimi saf halde elde etmeyi başaramamıştı. Bunun sonucunda da, tıp alanında araştırma yapanlar bu konudan bucak bucak ka&ccedil;ıyorlardı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bilgiye aşırı bel bağlamak sezgilerimizi k&ouml;reltir ve gerektiğinden daha uzağa bakmamıza neden olur. Bir girişim d&uuml;zg&uuml;n y&uuml;r&uuml;mediğinde, fazla şey bilmek bundan hemen sonu&ccedil; &ccedil;ıkarmamızı sağlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Tsukubo &Uuml;niversitesi başkanı ve 1973 yılı Nobel tıp &ouml;d&uuml;l&uuml; sahibi Leo Ezaki, Nobel kazanabilmek i&ccedil;in yapılması ve yapılmaması gerekenleri ş&ouml;yle sıralıyor:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">(1) Geleneğin elinizi kolunuzu bağlamasına izin vermeyin. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">(2) Bilgi istiflemeyin. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">(3) Gereksiz bilgilerden kurtularak yenilerine yer a&ccedil;ın. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;zg&uuml;nl&uuml;ğe &ouml;nem veren bir d&uuml;nyada eski bilgilere fazla bel bağlarsanız &ouml;ne &ccedil;ıkamazsınız. &Ccedil;ok bilgili kişilere benim &ouml;ğ&uuml;d&uuml;m; bilgilerini bir yana bırakmaları ve deneyimlerini unutmalarıdır-en azından bir s&uuml;re i&ccedil;in!</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Sebat varsa, &ldquo;başarısızlık&rdquo; diye bir se&ccedil;enek yoktur</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">1970 yılında, ABD&rsquo;de renin enzimiyle ilgili &ccedil;alışmalarımı tamamlayıp Japonya&rsquo;ya d&ouml;nd&uuml;kten sonra, aynı araştırmayı kısa bir s&uuml;re &ouml;nce a&ccedil;ılan Tsukuba &Uuml;niversitesi&rsquo;nde yeniden denemek istedim. &Ouml;nce başka bir konu se&ccedil;meyi d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şt&uuml;m ama, y&uuml;ksek tansiyonu tedavi amacıyla kullanılma olasılığı y&uuml;z&uuml;nden reninden vazge&ccedil;emedim. Ancak, araştırmam i&ccedil;in malzemeye ihtiyacım vardı. O zamana kadar, reninin beyinde bulunma ihtimalinin olduğunu &ouml;ğrenmiştim. Bilim d&uuml;nyası bu konu hakkında yirmi yıldır ikiye b&ouml;l&uuml;nm&uuml;şt&uuml; ve bilim insanlarının &ccedil;oğunluğu, enzimin beyinde bulunamayacağı savını desteklemekteydi. Ancak ben ve meslektaşlarım, elimize ge&ccedil;en birka&ccedil; kanıta dayanarak reninin beyinde bulunduğundan emindik. Bunu kanıtlamak &uuml;zere, beyinden renin &ouml;z&uuml;t&uuml; elde etmeye karar verdim.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Beyinde, hormon dolu k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kese olan hipofiz bezi bulunur. Bu bezde bol miktarda renin olması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nerek, domuz ya da inek beyninden hipofiz eldesine karar verdim.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;nce Tsukuba &Uuml;niversitesi civarındaki domuz &ccedil;iftlikleriyle temasa ge&ccedil;tim ama gereksinimi karşılamaları m&uuml;mk&uuml;n değildi. Sonra, aradığımı Japonya&rsquo;nın en y&uuml;ksek n&uuml;fuslu kenti olan Tokyo&rsquo;da bulabileceğimi d&uuml;ş&uuml;nerek, buradaki sığır &ccedil;iftliklerine her g&uuml;n gittim ve yardım etmeleri i&ccedil;in yalvardım. Sonunda, mezbaha &ccedil;alışanları, kesilen hayvanların hipofiz bezlerini bize vermek i&ccedil;in gerekli d&uuml;zeni kurdular. Laboratuarımızdan &ouml;ğrenciler ayda birka&ccedil; kez Tokyo&rsquo;ya giderek malzemeyi alıyordu. Projemiz y&uuml;r&uuml;meye başlamıştı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Sığırlardaki hipofiz bezi, başparmağınızın ucu b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;nde bir şeydir. &Uuml;zeri kestane kabuğu gibi sert bir zarla kaplıdır ve bu zarın soyulması son derece zordur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Senelerce romatizma gibi hastalıkları &ccedil;eken, sonra da dertlerine kaplıca tedavisi gibi bir &ccedil;are &ouml;nerilen insanlarla ilgili pek &ccedil;ok hik&acirc;ye vardır. Bunun doğru olduğuna &ouml;ylesine inanırlar ki; kaplıca banyosundan sonra ağrıları ebediyen ge&ccedil;er. Bence, d&uuml;ş&uuml;nceleri değiştiğinde, uyumakta olan yararlı genlerinin &ldquo;anahtarı&rdquo; &ccedil;evrilmektedir. Sıcak kaplıca suyunun sağaltıcı &ouml;zelliklerinin yanı sıra, inanmaları da hastalığın iyileşmesinde kuşkusuz ki rol oynamıştır. Aynı şekilde; lider bir hedefe ulaşmanın m&uuml;mk&uuml;n olduğuna inanıyorsa, etrafındaki insanlar da buna inanırlar. Ancak, lider buna t&uuml;m kalbiyle inanmalıdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İlgin&ccedil; bir bi&ccedil;imde, birileri coşku i&ccedil;inde &ccedil;alışıyorsa, &ouml;tekiler de onlara katılmak istiyor. Doktorlar, lisans &ouml;ğrenimini tamamlamış ve h&acirc;l&acirc; lisans &ouml;ğrenimi g&ouml;ren &ouml;ğrenciler, en sonunda da oradan ge&ccedil;mekte olan insanlar bize yardım etmeye koştular. Her biri birer bu&ccedil;uk gram, toplam ağırlığı ise yaklaşık 50 kg. olan 35.000 tane hipofiz bezi ayıkladık. Onları, kahve benzeri bir toz elde etmek &uuml;zere dondurarak kuruttuktan sonra, renin &ouml;z&uuml;t&uuml; elde etmeyi başardık.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ne yazık ki, o kadar &ccedil;alışmadan sonra elimize ge&ccedil;en enzim miktarı s&acirc;dece 0.5 mg.dı; y&acirc;ni beklediğimizin tam yarısı. O kadar ufacıktı ki; &ccedil;ıplak g&ouml;zle g&ouml;remiyorduk bile. Ama en azından beyinden saf renin eldesinde başarılı olmuştuk.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bu sonucu hemen, Heidelberg&rsquo;te 1979 yılında yapılan Uluslararası Hipertansiyon Birliği toplantısına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;m. Katılımcıları titizlikle se&ccedil;ilen saygın bir toplantıdır bu. Sunumu bitirdiğimde, salondan bir alkış tufanı y&uuml;kseldi. Renin enziminin beyinde var olup olmadığı hakkında yirmi yıldır s&uuml;r&uuml;p giden uluslararası tartışmalara son verdiğimiz i&ccedil;in bizi alkışlıyorlardı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bu deneyimden &ccedil;ok değerli bir ders &ccedil;ıkardım: araştırmalarda başarılı olmak, kişinin akademik d&uuml;zeyinden &ccedil;ok, &ldquo;erken kalkması&rdquo;na bağlıdır. Bu ifadeyi hem ger&ccedil;ek anlamında hem de &ldquo;rekabette &ouml;nde olmak&rdquo; olarak kullanıyorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Renin &ouml;z&uuml;t&uuml;n&uuml; araştırma grubumuzdaki herkesin sıkı &ccedil;alışması sayesinde elde etmiştik. Sunumumdan sonra verilen resepsiyonda, d&uuml;nyanın d&ouml;rt bir yanından bilim insanları beni tebrik etmeye geldiler. &Ccedil;oğu &ldquo;Japonya b&ouml;ylesine bir ekonomi devi olduğu i&ccedil;in &ccedil;ok şanslısınız&rdquo; diyordu. Bu if&acirc;de, başka bir soru soruluncaya kadar, beni hayli şaşırtmıştı: &ldquo;ABD&rsquo;den bunca hipofiz bezi getirtmek size ka&ccedil;a mal oldu?&rdquo; bu soru &uuml;zerine uyandım. Hipofiz bezlerini Amerika&rsquo;dan aldığımı sanıyorlardı! Onlara gururla işin aslını s&ouml;yledim. &ldquo;Bir yerden ithal&acirc;t falan yapmadık. Malzemeyi bize mezbaha bağışladı. Hepimiz; &ouml;ğrenciler, ben, doktor arkadaşlar, h&acirc;tt&acirc; karım, bezlerin kabuklarını hep birlikte ayıkladık.&rdquo; Karımın en iyi &ldquo;ayıklayıcı&rdquo; olduğundan s&ouml;z etmedim. O g&uuml;nden sonra adım &ldquo;Dr. 35.000 inek&rdquo; kaldı!</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bilimde bitiş &ccedil;izgisi olmaz</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Onca zahmetle elde ettiğimiz enzim numunesi, bir hazine kadar değerli olmakla birlikte, yeterli değildi. B&uuml;y&uuml;k bir g&uuml;r&uuml;lt&uuml; koparan 0.5 mg. Renin belki uluslararası bir tartışmaya son vermişti ama, esas hedefimize ulaşmamız, y&acirc;ni enzimin genetik şifresini &ccedil;&ouml;zmemiz i&ccedil;in yeterli bir miktar değildi. Dahası, her ne kadar beyinden elde edildiyse de; kullanılan insan beyni değil inek beyniydi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İde&acirc;l &ccedil;&ouml;z&uuml;m, insan beyninden renin eldesiydi ki; b&ouml;yle bir şey s&ouml;z konusu bile olamazdı. Bir kez daha karmakarışık olmuştum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Kısa s&uuml;re sonra heyecan verici bir haber geldi: Yeni geliştirilen bir teknolojiyle, koli basilinden fazla miktarda insan ens&uuml;lini elde edilmişti. Gen m&uuml;hendisliği &ccedil;ağına girmiştik. Araştırma kadromda yer alan arkadaşlarıma danıştıktan sonra, hakkında hi&ccedil;bir şey bilmememe karşın, projemizde gen m&uuml;hendisliğine yer verme kararı aldım. Bununla iki şey ama&ccedil;lıyorduk:&nbsp; Koli basilinden insan renini eldesi ve enzimin genetik şifresinin &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Deneye hazırlık olmak &uuml;zere, farelerde bulunan renin enziminin genetik yapısını incelemeye başlamak &uuml;zereydik ki; moral bozucu bir haber aldık: Araştırma d&uuml;nyasının şampiyonu Fransız Past&ouml;r Enstit&uuml;s&uuml; fare renininin şifresini &ccedil;&ouml;zm&uuml;şt&uuml; bile. Bu aksiliğe rağmen, araştırmadan vazge&ccedil;medik; taktik değiştirerek hemen insan renini &uuml;zerinde &ccedil;alışmaya başladık. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Sonra bir darbe daha geldi. Past&ouml;r Enstit&uuml;s&uuml;, Harvard &Uuml;niversitesi&rsquo;yle birlikte y&uuml;r&uuml;tt&uuml;ğ&uuml; &ccedil;alışmada, s&acirc;dece insan reninini incelemeye başlamakla kalmamış, şifreyi %80 oranında &ccedil;&ouml;zm&uuml;şt&uuml; de. Bu haber resmen a&ccedil;ıklanmamıştı ger&ccedil;i, ama doğruluk olasılığı hayli y&uuml;ksek g&ouml;r&uuml;n&uuml;yordu. İpi yine onlar mı g&ouml;ğ&uuml;sleyeceklerdi? Bunu anlamak &uuml;zere Fransa&rsquo;ya u&ccedil;tum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Paris&rsquo;te, Past&ouml;r Enstit&uuml;s&uuml; s&ouml;ylentiyi doğruladı: &ldquo;Artık bizi yakalayamazsınız. Neden maymun renini &uuml;zerinde &ccedil;alışmıyorsunuz?&rdquo; B&uuml;y&uuml;k bir kendini beğenmişlik i&ccedil;indeydiler. Başarılı olacaklarından son derece emindiler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Paris&rsquo;ten bir toplantıya katılmak &uuml;zere Almanya&rsquo;ya, Heidelberg&rsquo;e gittim. &Uuml;niversitenin yakınlarında bir birahanede, moralim son derece bozuk bira i&ccedil;iyordum ki; i&ccedil;eriye tanıdık biri girdi. Shigetada Nakanishi, Kyoto &Uuml;niversitesi&rsquo;nde profes&ouml;rd&uuml;&nbsp; ve gen m&uuml;hendisliği alanında uluslararası bir &uuml;ne sahipti. Yanıma oturdu, ona b&uuml;t&uuml;n hikayeyi bir nefeste anlattım.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Nakanishi&rsquo;nin tepkisi beni &ccedil;ok şaşırttı: &ldquo;S&acirc;dece % 80&rsquo;ini &ccedil;&ouml;zm&uuml;şler, &ouml;yle mi? Bu durumda h&acirc;l&acirc; şansınız var demektir. Biliyor musun, bir genin % 99&rsquo;u deşifre edildikten sonra bile, son b&ouml;l&uuml;mde takılıp kalabiliyor insanlar.&rdquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;Ama biz daha&#8230;&rdquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;Eğer istersen, benim laboratuarımdan yardım alırız.&rdquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;K&ouml;t&uuml; haberler &uuml;&ccedil;er &uuml;&ccedil;er gelir&rdquo; derler ama bazen iyi haberler de &uuml;&ccedil;er &uuml;&ccedil;er geliyor. D&ouml;nd&uuml;ğ&uuml;mde beni bekleyen başka iyi haberler vardı. Laboratuarda bizimle birlikte &ccedil;alışan bir doktor, Japonya&rsquo;nın b&uuml;t&uuml;n &uuml;niversite hastanelerine haber yollamış ve ameliyatlarda rastlayacakları, i&ccedil;inde fazla miktarda renin bulunan b&ouml;brekleri bize bildirmelerini istemişti.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Rakibimiz olan Past&ouml;r Enstit&uuml;s&uuml; bitiş &ccedil;izgisine yaklaşmak &uuml;zereydi, biz ise her şeye hen&uuml;z yeni başlıyorduk. Lisans &ouml;ğrencileri laboratuara uyku tulumlarını getirmişler, geceleri de orada kalıyorlardı. Geceli g&uuml;nd&uuml;zl&uuml; &ccedil;alışıyorduk.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ekibimiz şifreyi tamamladığında; Past&ouml;r Enstit&uuml;s&uuml; hen&uuml;z işini bitirememişti. Nihai hedefimize ulaşmış; insan renininin genetik şifresini &ccedil;&ouml;zen ilk biz olmuştuk. 1983 yazının ortasıydı, Tsukuba &Uuml;niversitesi&rsquo;nin onuncu yıl d&ouml;n&uuml;m&uuml; kutlamalarına &uuml;&ccedil; ay kalmıştı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsan reninin şifresini başarıyla &ccedil;&ouml;zme &ouml;yk&uuml;m&uuml;z, aynı zamanda kişinin sezgilerini kullanmasıyla nasıl &ouml;d&uuml;llendirildiğinin de m&uuml;kemmel bir &ouml;rneğidir. Araştırmalardan iyi sonu&ccedil;lar alabilmek i&ccedil;in, bilim insanı sezgilerinden de yararlanmalıdır. Sezgi, bilimin dışında pek &ccedil;ok alanda kazanılan başarılarda da rol oynamaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">YAŞAM TASLAĞININ &ldquo;HARİKALARI&rdquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genetik bilgi, dizilim sırasına g&ouml;re farklı proteinlerin sentezlenmesini sağlayan ve A, T, C, G harfleriyle if&acirc;de edilen d&ouml;rt ana kimyasal maddede kodlanmıştır. Her bir genin i&ccedil;inde bu harflerden &uuml;&ccedil; milyar tane vardır. Dizilimde tek bir harf bile eksik olsa, hedeflenen protein gerektiği gibi sentezlenemez. &Ouml;rneğin, eğer elin gelişmesini sağlayan gende hasar varsa, &ccedil;ocuk elsiz doğar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Cinsel &ccedil;ekiciliği belirleyen bir genin olup olmadığını bilmesek de, canlı organizmaların biyolojik saatini y&ouml;neten genin hangisi olduğunu biliyoruz. Bedenimiz yirmi d&ouml;rt saatlik bir d&ouml;ng&uuml;ye ayarlanmıştır. Gece uykumuzun gelmesi, g&uuml;nd&uuml;z uyanmamız ya da gece yaratıklarının bunun tam aksi bi&ccedil;imde davranmaları, d&ouml;ng&uuml;y&uuml; kontrol eden genin varlığına işaret etmektedir. &ldquo;Sanat geni&rdquo; olarak adlandırılan bu gen, ilk kez 1977 yılında ABD&rsquo;de Northwestern &Uuml;niversitesinde araştırma yapan ekip tarafından, farelerde belirlenmiştir. Bakteri ve meyve sineğinde daha &ouml;nce saptanmış olmakla birlikte, aynı genin memelilerde de g&ouml;r&uuml;lmesinin uykusuzluktan jetlag şikayetleri i&ccedil;in yeni tedaviler geliştirilmesine katkıda bulunması beklenmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genetiğin zek&acirc; &uuml;zerindeki etkisi</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsan t&uuml;r&uuml;n&uuml;n tarihini şereflendiren olağan&uuml;st&uuml; dehalar vardır. Bu dahilerin evlatlarının d&uuml;nyaya aynı sıra dışı &ouml;zelliklerle gelmemiş olmaları bir&ccedil;ok insanı hayrete d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. Vasat yeteneklere s&acirc;hip dahi &ccedil;ocuklar &ccedil;ok daha sık rastlanan olgulardır. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;rneğin, Goethe&rsquo;nin oğlu hem zayıf b&uuml;nyeliydi, hem de ortalamanın altında bir zekaya sahipti. Mozart&rsquo;ın bir&ccedil;ok &ccedil;ocuğu olmuş, ama &ccedil;oğu daha bebeklik &ccedil;ağındayken &ouml;lm&uuml;şt&uuml;. İki oğlundan biri besteci olmuşsa da, babasının d&uuml;zeyine asla ulaşamamıştı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Hepsinin aynı genleri paylaşıyor olmalarına karşın ortaya &ccedil;ıkan bu uyumsuzluk, b&uuml;y&uuml;k ihtimalle iki etkenden kaynaklanmaktadır: &Ccedil;evresel etki ve genin &ldquo;a&ccedil;ma/kapama&rdquo; mekanizması.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Dahiler belli alanlarda kayda değer bir yetenek sergilerken, başka alanlarda genellikle eksantrik davranışlar g&ouml;sterirler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Darwin&rsquo;in evrim kuramına g&ouml;re insanlar, hayvanlar ve bitkiler mevcut &ouml;zelliklerini milyarlarca yıllık bir s&uuml;re&ccedil; sonunda kazandılar. Bu kuramın temel fikr&icirc;, hayatta kalmaya en uygun olanın doğal se&ccedil;im yoluyla belirlendiğidir. S&acirc;dece değişken &ccedil;evreye uyum sağlayacak kadar g&uuml;&ccedil;l&uuml; olanlar hayatta kalabilmektedir. Evrim kuramının &ouml;z&uuml;nde genetik değişim vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genlerimiz, balık ve s&uuml;r&uuml;ngenlerle ilgili olanlar da d&acirc;hil olmak &uuml;zere, ge&ccedil;mişimizden gelen t&uuml;m bilgileri i&ccedil;erir. Bilebildiğimiz kadarıyla, on beş milyar beyin h&uuml;cremizin &ccedil;ok k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir kısmı etkin olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla uykudaki genlerimizin sayısı hareket halindeki genlerimizi kat kat aşmaktadır. Ancak, onların bu eylemsizliği anlamlıdır. V&uuml;cudumuz &ccedil;eşitli vir&uuml;s ve bakterilerin bombardımanı altındadır. Eğer genlerin yapısında manevra yapılabilecek kadar boşluk olmasaydı, saldırıya uğrayan kısım anında hasar g&ouml;r&uuml;r, bu kısmın hayati &ouml;nem taşıması halinde tahribat daha da b&uuml;y&uuml;rd&uuml;. Bunu &ouml;nlemek i&ccedil;in, k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k olmalarına karşın genlerin i&ccedil;inde boşluklar bulunmaktadır. Bu boşluk kuşkusuz ki gereksiz değildir. Bir f&uuml;zenin n&uuml;fus yoğunluğu y&uuml;ksek bir kentte ve geniş bir &ccedil;&ouml;l ya da orman i&ccedil;inde yaratacağı tahribatı karşılaştırın; ne demek istediğimi anlarsınız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Gebelik sırasında bir anomali ortaya &ccedil;ıkması halinde bebek sakat ya da kalıtsal bir hastalıkla doğabilir. Başka bir deyişle, eğer genin i&ccedil;indeki ana bilgi hatalıysa, bu durum bedenin normal gelişmesini etkiler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bug&uuml;n her ne kadar &ccedil;evresel etkenler g&ouml;z ardı edilmemeliyse de; &ldquo;yaşam tarzını etkileyen hastalıklar&rdquo; olarak adlandırılan hastalıklar &uuml;zerinde genetik etkenlerin d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nden &ccedil;ok daha b&uuml;y&uuml;k rol oynadıklarını biliyoruz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">B&ouml;ylece, bir&ccedil;ok hastalığın altında genlerin yattığı ortaya &ccedil;ıkmaktadır: hastalanmışsak; ya bir gen gerektiği şekilde işlev g&ouml;rmemektedir ya da aktif olmaması gereken bir gen harekete ge&ccedil;miştir. Bu kusurlara neden olan etkenler kabaca, kalıtsal ve &ccedil;evresel olarak ikiye ayrılabilir. Belli bir hastalığa kalıtsal eğilimi olan insanlar, &ccedil;evresel koşullar onlardan yanaysa bu hastalığın hi&ccedil;bir belirtisini g&ouml;stermeyebilirler. Bu durumda, hastalık yapıcı genlerin harekete ge&ccedil;memiş olduklarını varsayabiliriz. &Ouml;rneğin, ailenizde şeker hastalığı &ouml;yk&uuml;s&uuml; varsa ve siz bu hastalığa yakalanmamışsanız; genleri pekala taşıyor olmanıza rağmen, size &ouml;zg&uuml; &ccedil;evresel etkenler-ki bunların i&ccedil;ine fizyolojik etkenler de girebilir-bu geni hareketsiz bırakmıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Araştırmaların beklenmeyen sonu&ccedil;lar verdiği sık sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Reninin &uuml;retilmesi ve yapısının belirlenmesi, bir&ccedil;ok insanın yararına olan, hi&ccedil; beklenmedik bir gelişmeye yol a&ccedil;tı. Yapılan araştırma sırasında, reninle aynı familyadan bir başka enzimin AIDS tedavisinde etkili olabileceği belirlenmişti. Bu enzim &uuml;zerinde bir&ccedil;ok şirket &ccedil;alışmaya başladı ve b&ouml;ylece yeni bir ila&ccedil; yapıldı. 1997 yılında ABD&rsquo;de AIDS den &ouml;lenlerin sayısında, hastalık ortaya &ccedil;ıktığından bu yana ilk kez d&uuml;ş&uuml;ş g&ouml;zlendi. Bu durum, doğrudan doğruya geliştirilmiş olan ila&ccedil;tan kaynaklanıyordu. Araştırmalarımızın sonu&ccedil;ları ayrıca, renine bağlı kan basıncı y&uuml;kselmelerinde %70 oranında etkili olan bir hipertansiyon ilacının bulunmasına yol a&ccedil;tı. Bu ila&ccedil; da Japonya&rsquo;da piyasaya s&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Araştırmamızın sonucu AIDS ve hipertansiyon tedavilerinin geliştirilmesini de sağlamış ve bilgisayar aracılığıyla ila&ccedil; tasarımına zemin hazırlamıştı. Bu y&uuml;zden sonu&ccedil;lardan gayet memnunduk.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Yaşam bilimleri alanında kullanılan ana araştırma y&ouml;ntemleri, deney ve g&ouml;zlemdir. G&ouml;zlem teknolojileri ve deneysel y&ouml;ntemlerde kaydedilen hızlı ilerlemeler, karaciğer gibi i&ccedil; organların v&uuml;cudun dışına alınıp enine boyuna incelenmesini olduk&ccedil;a basit bir iş haline getirmiştir. Ancak, bu organlarımız dışarıya alındıklarında v&uuml;cudun i&ccedil;indeymiş gibi &ccedil;alışmaları beklenemez. Bu durum, yalnızca dokular i&ccedil;in değil h&uuml;creler i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. Laboratuar ortamında bir h&uuml;cre k&uuml;lt&uuml;r&uuml; hazırladığımızda, h&uuml;crelerin işlevini tarif edebiliriz ancak, onların v&uuml;cudun i&ccedil;ine yerleştirildiklerinde aynı şekilde işleyip işlemeyeceklerini kestiremeyiz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İşlev bozukluklarının d&uuml;zeltilmesi i&ccedil;in eksik olan genin yerine konması ile ilgili &ccedil;alışmaların kobaylar &uuml;zerindeki uygulamaları tamamlanmıştır. Artık genlerle istediğimiz şekilde oynayabileceğimiz bir noktaya doğru yaklaşıyoruz. Ancak, bu &ccedil;alışmalardan &ouml;ng&ouml;r&uuml;lemeyen ve zararlı olabilecek sonu&ccedil;lar &ccedil;ıkması da olasıdır. Bu y&uuml;zden, gen tedavisi uygulamalarında son derece temkinli davranmalıyız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">H&uuml;crelerimizde kayıtlı mini minnacık bilgilerin karakterimizi, davranışımızı, sağlığımızı ve hastalıklarımızı etkilediği ger&ccedil;eği, b&uuml;t&uuml;n bilim kariyerim boyunca beni esir almıştır ve bu konuda duyduğum hayretin azalacağına dair en ufak bir işaret yoktur. Yaşamın bir taslağı olduğu ger&ccedil;eği o kadar şaşırtıcı ki; bunun tanrısal bir şey olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmeden edemiyorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">BİLİM ve TANRISAL G&Uuml;C&Uuml; BİRLEŞTİRMEK</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Gen m&uuml;hendisliği alanındaki gelişmelerin doğa yasalarını ihlal etmesi m&uuml;mk&uuml;n değildir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Gen m&uuml;hendisliği de d&acirc;hil olmak &uuml;zere biyoteknolojinin bu kadar tartışma yaratması ve İngiltere&rsquo;de 1997&rsquo;de &uuml;retilen ilk klon koyunun evrensel tepki kıvılcımları oluşturması işte bu y&uuml;zdendir. Bir&ccedil;ok insan, bakkallarda satılan genetiği değiştirilmiş besin maddelerinden sağlığı tehdit ettikleri korkusuyla ka&ccedil;ınmakta, bir yandan da insanoğlunun Tanrı&rsquo;nın yarattığı doğa ve genlerle oynamaya hakkı olup olmadığını sorgulamaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genetiği değiştirme ve klonlama teknikleri, her ikisi de gen teknolojisini kullanıyor olmakla birlikte, birbirlerinden &ccedil;ok farklı şeylerdir. Ama bu durum, gen m&uuml;hendisliğinin doğrudan yaşam mekanizması &uuml;zerine etki ettiği ger&ccedil;eğini değiştirmemektedir. Dolayısıyla, konuyu ahl&acirc;k ve dinden soyutlamak imkansızdır. G&uuml;ndemdeki soru; genetiği değiştirme teknolojisini nereye kadar kullanmamız gerektiğidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genetiği değiştirmenin kl&acirc;sik y&ouml;ntemi &ccedil;apraz d&ouml;llenmedir. B&acirc;zı insanlar bu y&ouml;ntemde herhangi bir genetik değişikliğin s&ouml;z konusu olmadığı gibi yanlış bir izlenim i&ccedil;indedirler. Oysa &uuml;r&uuml;n ıslahının bu geleneksel y&ouml;ntemi, genlerle oynamanın en somut &ouml;rneğidir. &Ccedil;apraz tozlaşmayla elde edilen geliştirilmiş melez bitkiler, hi&ccedil; kuşkusuz genetiği değiştirilmiş bitki &ouml;rnekleridir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Daha sonraları &ccedil;apraz d&ouml;llenmeye karşı bir se&ccedil;enek olarak genetik mutasyon teknolojisi geliştirildi. Bu y&ouml;ntemle, bitkiler, genlerde mutasyona yol a&ccedil;acak radyasyon ya da zehirli kimyasal bombardımanına tutulur. B&ouml;ylece oluşan genetik değişimin bir miktarı, istenen &ouml;zellikleri ortaya &ccedil;ıkarma y&ouml;n&uuml;nde olabilmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bilim insanları; on bin, h&acirc;tt&acirc; birka&ccedil; milyon mutasyon arasından bir tanesi bile yararlıysa, kendilerini şanslı addetmektedirler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bundan dolayı, genetik değişimle ilgilenenler daha hızlı ve doğru sonu&ccedil; alınabilecek bir y&ouml;ntem aramaya başladılar ve g&ouml;sterdikleri gayret, meyvesini 70&rsquo;li yıllarda biyoteknoloji olarak verdi. Biyoteknoloji, yeni bitki soylarının &uuml;retilmesi i&ccedil;in gereken zamanı &ccedil;arpıcı oranda kısalttı ve akraba t&uuml;rlerin kullanılması zorunluluğunu ortadan kaldırdı. Ancak, genlerle oynayabilme becerisinin kazanılması aynı zamanda; Grek mitolojisinin başı aslan, bedeni ke&ccedil;i, kuyruğu yılan olan yaratığı Kimera gibi canavarlar yaratılabileceği korkusunu da doğurdu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&nbsp;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Biyoteknolojinin farelere insan geni aktarmamızı m&uuml;mk&uuml;n kıldığı doğrudur. Bitki ve insan h&uuml;crelerini bu yolla kaynaştırmak da teknik olarak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Ama b&uuml;t&uuml;n bunlar s&ouml;z konusu h&uuml;crelerden insan-bitki ya da insan-fare melezleri ortaya &ccedil;ıkacağı anlamına gelmez. İnsan ve bitki h&uuml;creleri bir araya getirilse bile, h&uuml;cre b&ouml;l&uuml;nmesi sırasında ikisinden biri yok olacaktır. Doğa katı yasalar tarafından y&ouml;netilmektedir. Biyoteknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, bu temel yasalara aykırı davranılması imkansızdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Biyoteknoloji; tarım, hayvancılık, tıp, eczacılık ve enerji gibi alanları da kapsayan geniş bir aralıkta uygulanma olanaklarına s&acirc;hip bir bilimsel devrim olarak g&ouml;r&uuml;lmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Tıpkı fazla miktarda t&uuml;ketilmeleri halinde sağlıklı besinlerin de b&uuml;nyeye zarar verdikleri gibi; bu teknolojinin de doğasında b&acirc;zı riskler vardır. Gelecekte ne getireceği nasıl kullanılacağına bağlıdır. Ancak aynı zamanda, bu teknolojinin hastalık gibi b&acirc;zı sorunların &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesine yardım etme, biyoloji ve tıp alanlarında daha b&uuml;y&uuml;k ilerlemelere katkıda bulunma olasılığı son derece y&uuml;ksektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir zamanlar Russell L. Schweickart ile aynı otelde kalmış ve kendisiyle uzun uzun konuşma fırsatı bulmuştum. Apollo 9 m&uuml;rettebatından olan bu Amerikalı astronot, benimle uzayda yaşadıklarını paylaşmıştı. &Ouml;zetle ş&ouml;yle demişti: &ldquo;Uzaydan bakıldığından d&uuml;nya yalnızca g&uuml;zel değil, canlıymış gibi de g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Aşağıya, ona bakarken, kendimi o hayata bağlanmış hissettim; varlığımı d&uuml;nyaya bor&ccedil;lu olduğumu duyumsadım. &Ouml;ylesine heyecan verici bir deneyimdi ki, kelimelerle if&acirc;de edemem.&rdquo;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">D&uuml;nyanın canlı olduğu d&uuml;ş&uuml;ncesine s&acirc;hip olmamıza rağmen, bu d&uuml;ş&uuml;nce g&uuml;ndelik hayatımızda pek sık akla gelen bir şey değildir. Schweickart d&uuml;nyaya uzaydan, makrokozmik a&ccedil;ıdan bakarken bu ger&ccedil;eği fark etmişti. Ben de mikrokozmosa, genlerimizin i&ccedil;indeki d&uuml;nyaya bakarken aynı hayret ve merakı hissediyorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bu gezegende iki milyon-iki y&uuml;z milyon arası t&uuml;r olduğu tahmin edilmektedir ve hepsi de hayatlarını aynı genetik şifreye bor&ccedil;ludur. Bu bana tamamen inanılmaz geliyor ama yine de tartışılmaz bir ger&ccedil;ek. Bence bu &ldquo;b&uuml;y&uuml;k bir şey&rdquo; diye adlandırdığım varlığın kanıtıdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&ldquo;B&uuml;y&uuml;k bir şey&rdquo;in ne olduğunu tam olarak tanımlayamıyoruz. Kimilerine g&ouml;re o Doğa, kimilerine g&ouml;reyse Tanrı ya da Buda. Onu istediğimiz gibi adlandırmakta &ouml;zg&uuml;r&uuml;z. Ancak, asla unutmamalıyız ki, yaşamımızı bu gizemli g&uuml;c&uuml;n yaptıklarına bor&ccedil;luyuz. Yaşamaya ne denli kararlı olursak olalım, genlerimiz işlev g&ouml;rmezse bir saniye bile hayatta kalamayız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Kendi ebeveynimize duyduğumuz ş&uuml;kran, doğal olarak bizden &ouml;ncekilere de minnet duymamıza yol a&ccedil;malıdır. Bu bizi b&ouml;ylece hayatın başlangı&ccedil; noktasına g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor olsa gerek. G&ouml;zle g&ouml;remememize rağmen, yaşamın s&uuml;rekliliği b&ouml;yle bir varlığın g&ouml;stergesidir. Genleri araştırmak; g&ouml;zlerimizi yaşamımızı bu bizim varlığımızdan &ccedil;ok daha &uuml;st&uuml;n varlığa bor&ccedil;lu olduğumuz ger&ccedil;eğine &ccedil;evirmenin ne kadar &ouml;nemli olduğunun farkına varmamı sağladı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genlerin ruhu var mıdır?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Gen araştırmacısı olarak ge&ccedil;en yaşantım, &ouml;l&uuml;mden sonra bize ne olacağı hakkında belli b&acirc;zı inan&ccedil;lar edinmeme yol a&ccedil;tı. Yaşamın s&uuml;rekliliği vardır. Anne ve babanın genleri &ccedil;ocuğa, oradan toruna aktarılır ve yaşam b&ouml;ylece devam eder. Ancak, buradaki s&uuml;reklilik yaşamın değil, genlerin s&uuml;rekliliğidir. Genler yaşamla eş anlamlı değildir. Onlar s&acirc;dece taslak, ger&ccedil;ekten &ccedil;ok tasarımdır. Eğer yaşam genlerimizde değilse, nerededir ve nedir? Bunu bilmiyoruz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;oğu insan &ouml;ld&uuml;kten sonra bir başka bedende yeniden doğacağımıza, bireyin madde alemi i&ccedil;inde kendini bedende var olduğu s&uuml;rece g&ouml;sterebilen bir ruhu olduğuna inanır. Reenkarnasyon bu ruhun s&uuml;rekliliğini if&acirc;de eder.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bunun doğru olup olmadığını bilmiyorum ama, bu t&uuml;r şeylerin genler d&uuml;zeyinde a&ccedil;ıklanamayacağını biliyorum. Gen maddedir, ruhu madde bağlamında a&ccedil;ıklamak ise olanaksızdır. Ancak, sırf biz a&ccedil;ıklayamıyoruz diye &ldquo;ruh yoktur&rdquo; diyemeyiz. Benim g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m şekliyle ruh, bilincine varabileceğim bir şey değildir. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bilincinde olduğum şey, ruh değil &ldquo;zihin&rdquo;dir. Mutluluğu, kederi, &ouml;fkeyi hisseden zihindir ama beden &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde onun varlığı da sona erer. Zihin madde d&uuml;nyasına ait olduğu i&ccedil;in tenden ayrılamaz, dolayısıyla onunla birlikte yok olup gider. &Ouml;te yandan, mana d&uuml;nyası insan farkındalığının &ccedil;ok &ouml;tesinde bir şeydir. Ruh bu alanla ve bu alan aracılığıyla &ldquo;b&uuml;y&uuml;k bir şey&rdquo;in d&uuml;nyasıyla bağlantılıdır. Dolayısıyla, ruhum vardır ama ben bunu bilin&ccedil;li olarak fark etmem. Bu y&uuml;zdendir ki; tanrısal g&uuml;c&uuml;n d&uuml;nyasını tek başına mantık ve bilin&ccedil;le algılamak asla m&uuml;mk&uuml;n olmamıştır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">James Watson ile birlikte DNA&rsquo;nın helis yapısında olduğunu &ouml;ne s&uuml;ren Francis Crick; (Şaşırtıcı Sav: Bilimsel y&ouml;ntemlerle ruh arayışı) adlı kitabında, genlerin ruhu olmadığı sonucuna varıyor. Genler insanların fiziksel s&uuml;rekliliğini sağlar ama ruh farklı bir boyuta aittir. Her bir geni deşifre etsek bile ruhu anlayamayız. Bu, bizim i&ccedil;in her zaman tanrısal bir giz olarak kalacaktır ve belki de b&ouml;yle olması gerekmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bizler d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zden &ccedil;ok daha &ldquo;harika&rdquo;yız</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">On beş bin domates &uuml;reten domates fidanını duymuş muydunuz?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bu bitkiler hidroponik y&ouml;ntemle, y&acirc;ni g&uuml;n ışığı ve besin maddeleriyle zenginleştirilmiş su i&ccedil;inde yetiştirilmişti. Diğerlerinden tek farkları, toprakta değil de suda b&uuml;y&uuml;m&uuml;ş olmalarıydı. Normalde, toprak bitkiler i&ccedil;in elzemdir. Bitkiler k&ouml;klerini toprağa salarak b&uuml;y&uuml;meleri i&ccedil;in gerekli besin ve nemi emerler. Elbette g&uuml;n ışığına ve havaya da ihtiya&ccedil;ları vardır ama yine de toprak her zaman tarımın en &ouml;nemli bileşenlerinden biri olarak g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Toprak bilimci Shigeo Nozawa ise, bunun tam aksinin ge&ccedil;erli olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Geliştirdiği y&ouml;ntem &ldquo;hidroponik tarım&rdquo; olarak adlandırılır ve bu sayede normal domates fidesinin bin misli meyve veren domates fideleri elde edilmiştir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Nozawa dev domates &uuml;retme fikrinin nereden geldiğini ş&ouml;yle a&ccedil;ıkladı: &ldquo;Etrafımızda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bitkiler, belli koşullara sınırlı bir g&uuml;&ccedil;le karşılık veriyorlar. Onları i&ccedil;lerindeki g&uuml;c&uuml;n farkına varmaktan alıkoyan koşulların ne olduğunu incelemeye başladım ve engellerden birinin toprak olduğu sonucuna vardım.&rdquo; Geleneksel akla g&ouml;re, toprak bitkinin b&uuml;y&uuml;mesi i&ccedil;in gereklidir ama Nozawa bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml; tepe taklak etti. Toprak, bitkilerin saldıkları k&ouml;klerin yolunu keser. Toprağın su dengesi sık sık değişir. Buna ek olarak, toprak, bitkilerin enzim gereksinimlerini sağlamalarını engeller ve onları sıcaklık değişimlerine a&ccedil;ık hale getirir. Fizyolojik değişimler kimyasal tepkimelerin sonucudur ve toprak gibi engeller bu s&uuml;rece m&uuml;dahale eder. Nozawa, eğer bu kısıtlamalar ortadan kaldırılırsa, bitkinin daha iyi fotosentez yapacağı ve daha hızlı b&uuml;y&uuml;yeceği sonucuna varmıştı. Onun bu savı, yetiştirdiği domates fidelerinin veriminin bin misli artmasıyla doğrulanıyordu.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanlar da aynıdır. B&uuml;t&uuml;n engelleri ortadan kaldırır ve uygun bir &ccedil;evre sağlarsak, gelişme potansiyelimiz sınırsız olur. Eğer domatesler g&uuml;&ccedil;lerini bin kat arttırabilmişlerse, daha karmaşık organizmalar olan insanların yeteneklerinde daha da b&uuml;y&uuml;k artışlar beklemek ger&ccedil;ek&ccedil;i bir yaklaşım sayılmalıdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Peki, insanın i&ccedil;indeki g&uuml;c&uuml;n gelişimini sınırlayan etkenler nelerdir? Hemen akla gelen bir tanesi, insanların kendilerini &ccedil;eşitli zevklerle tatmin etme arzusudur. İ&ccedil;ki, kumar ve ahlaka aykırı cinselliğin iyi şeyler olmadığını herkes bilir. Ama mesele o kadar basit değildir. B&acirc;zı alkoll&uuml; i&ccedil;eceklerin makul miktarları sağlığa yararlı olabilir ve kumar, b&acirc;zı durumlarda, insanların gerginlikten kurtulmasını sağlar. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanın gizilg&uuml;c&uuml;n&uuml; kısıtlayan ana etken, b&ouml;ylesi zevklere kapılmaktan &ccedil;ok, d&uuml;ş&uuml;nce tarzı olmaktadır. Ne t&uuml;r d&uuml;ş&uuml;nce zararlıdır? Doğanın yasalarına aykırı, olumsuz d&uuml;ş&uuml;nce tarzı!</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Geriye ger&ccedil;ekliği kesin olan tek şey kalıyor: Genlerimiz ve işleyişleri. Onlar doğanın yasalarıyla ahenk i&ccedil;inde oldukları s&uuml;rece; yaşamı korumak, zenginleştirmek ve yaşamdan zevk almak i&ccedil;in &ccedil;alışıyorlar. Doğaya daha yakından bakmamız ve onun yasalarıyla uyum i&ccedil;inde yaşamaya &ccedil;abalamamız gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Eğer bunu yapabilirsek, bizim de- domatesler gibi-i&ccedil;imizdeki sınırsız g&uuml;c&uuml; a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarabileceğimizi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ahenk i&ccedil;inde yaşayın</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Doğanın yasalarıyla ahenk i&ccedil;inde yaşamamız gerektiğini s&ouml;ylemesi kolaydır da, biz bu yasaların hepsini bilmeyiz. &Uuml;stelik, &ldquo;ahenk i&ccedil;inde yaşamak&rdquo;tan, kendimize g&ouml;re anlamlar &ccedil;ıkarmamız da pekala m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bu anlamların kişiden kişiye değişeceğinden kuşku yoktur. Ge&ccedil;mişte nasıl yaşamamız gerektiğini bize din &ouml;ğretirdi. Bug&uuml;n ise insanların &ccedil;oğu dinden soğumuş ve din yerine bilime inanmaya başlamışlardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanlar &ouml;yle tercih ediyorlarsa, bilime inanmakta &ouml;zg&uuml;rd&uuml;rler. Ama ben bilimin tek başına her şeyi &ccedil;&ouml;zebileceğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Din ve bilim arasındaki u&ccedil;urum git gide a&ccedil;ılmakta ve bilimsel d&uuml;ş&uuml;nceye alışan g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanı artık dinsel kurallarla ikna olmamaktadır. Ben şahsen, bilimin ve dinin aynı kaynaktan doğduklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ve bu y&uuml;zden onları uzlaştırmanın yolunu arıyorum. Yaşadığımız &ccedil;ağda, ge&ccedil;ip gitmiş bir &ccedil;ağın geleneklerini y&uuml;klenmiş bir din&icirc; kabul etmek artık m&uuml;mk&uuml;n değildir ama, tamamen bilime de inanamayız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;yleyse ne yapabiliriz? Kendi yaşantımda yararını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m &uuml;&ccedil; &ouml;nerim var: </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">1) Y&uuml;ce ama&ccedil;larınız olsun. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">2) Ş&uuml;kretmeyi unutmayın.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">3) Olumlu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">1. Y&uuml;ce ama&ccedil;larınız olsun</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bu inan&ccedil; doğrultusunda hareket etmeye başladıktan sonra, hayatımda niyetimin takdir edildiğine kesin g&ouml;z&uuml;yle bakmamı sağlayan olaylar gelişti. Gayretlerimiz &ldquo;B&uuml;y&uuml;k bir şey&rdquo;in bizi kolladığını duyumsamama yol a&ccedil;acak bi&ccedil;imde meyve verdi. Genleri incelerken yaşadıklarım sayesinde eğer iyi genlerimizin &ldquo;anahtarını&rdquo; &ccedil;evirerek yaşamayı &ouml;ğrenebilirsek, i&ccedil;imizde saklı g&uuml;c&uuml; normal sınırların bizi &ccedil;ok &ouml;tesine g&ouml;t&uuml;recek şekilde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarabileceğimizi fark ettim.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">2. Ş&uuml;krederek yaşayın</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bence, sırf kendi g&uuml;c&uuml;m&uuml;z ve maharetimizle yaşamadığımızı, yaşamın bize doğa tarafından sunulan paha bi&ccedil;ilmez bir armağan olduğunu hatırlamanın yararı vardır. Sırf yaşıyor olduğumuz i&ccedil;in bile ş&uuml;kredebiliriz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genlerle ilgili &ccedil;alışmam bana, şu d&uuml;nyadaki varlığımızın başlı başına bir mucize olduğunu g&ouml;sterdi. Bunu &ouml;zellikle tek bir h&uuml;cre ile b&uuml;t&uuml;n organizma arasındaki ilişkiyi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde a&ccedil;ık&ccedil;a anladım.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;alışanın, &ccedil;alıştığı şirkette belli bir g&ouml;revi vardır ama o aynı zamanda kendine ait bir hayatı olan bir bireydir de. Aynı şey h&uuml;cre i&ccedil;in de ge&ccedil;erlidir. Bir yandan karaciğer h&uuml;cresidir, &ouml;te yandan kendi bireyselliği, organdan bağımsız ve se&ccedil;ici bir işlevi vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir organ ya da dokunun bir kısmını oluşturan h&uuml;cre, b&uuml;t&uuml;n&uuml;n t&uuml;m &ouml;zellikleriyle donanmıştır. Bu, yalnızca h&uuml;creler ve b&ouml;brek ilişkisinde değil, insan-toplum, insan-yery&uuml;z&uuml; ya da insan-evren ilişkilerinde de ge&ccedil;erlidir. Hepimiz evrenin bir par&ccedil;asıyız. Bu gezegenin doğal d&uuml;zenine g&ouml;re yaşarız ama bir yandan da o d&uuml;zenin yaratılmasına katkıda bulunuruz ve bunu s&acirc;dece yaşayarak yaparız.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Darvin&rsquo;in evrim kuramı &ccedil;ağdaş toplumda ge&ccedil;erli olan bir kuramdır. Bu kurama g&ouml;re; bizler doğal ayıklama ve mutasyon yoluyla evrimleştik ve s&acirc;dece yaşamaya en uygun olanlarımız hayatta kaldı. &ldquo;En uygun olanın hayatta kalması&rdquo; bir doğa yasası olarak kabul edilmişti. Bu yasaya g&ouml;re s&acirc;dece zafere ulaşanlar yaşamın zevkini s&uuml;rebilirlerdi. Yaşam s&uuml;rekli bir rekabet gibi g&ouml;r&uuml;l&uuml;yordu. Rekabetin olduğu yerde kazananlar ve kaybedenler olacaktır. Bu demektir ki; insan ırkının kabaca yarısı kazanacak, yarısı da ka&ccedil;ınılmaz olarak, ayıklanması gereken &ldquo;kaybedenler&rdquo; sınıfına girecekti.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Her insan doğduğu anda yaşama katılmaktadır. Sonu&ccedil;ları ne olursa olsun, s&acirc;dece burada bulunabilmek bile b&uuml;y&uuml;k değer taşımaktadır. Ben şahsen, bunun ş&uuml;kretmeye değer bir şey olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Minnet i&ccedil;inde yaşamak, hayatta olduğumuza ş&uuml;kretmek demektir. B&ouml;yle bir tutum i&ccedil;inde yaşamak, herhangi bir &ouml;zelliği olsun ya da olmasın her yeni g&uuml;n&uuml; memnunlukla karşılamak ve onun tadını &ccedil;ıkarmak demektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">3. D&uuml;ş&uuml;nceleriniz hep olumlu olsun</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; tavsiyem-ki bunun en &ouml;nemlisi olduğuna inanıyorum-olumlu d&uuml;ş&uuml;nmektir. Hayat her zaman bizim istediğimiz gibi gitmez. Hastalanırız, hata yaparız ya da kalbimiz kırılır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bir durum ne kadar k&ouml;t&uuml; g&ouml;r&uuml;n&uuml;rse g&ouml;r&uuml;ns&uuml;n, ona olumsuz olarak bakmaktansa, olumlu bakmak &ouml;nemlidir. Daha &ouml;nce de anlattığım gibi, olumlu d&uuml;ş&uuml;nmek genlerimizi &ldquo;a&ccedil;arak&rdquo;, beynimizi ve bedenimizi yararlı hormonlar &uuml;retmek &uuml;zere harekete ge&ccedil;irebilir. Kendi deneyimlerimden bunun doğru olduğundan eminim.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Her şey karşıtıyla var olur: &Ouml;n-arka, gece-g&uuml;nd&uuml;z, g&uuml;&ccedil;-g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;k gibi. Bir şey ne kadar tek yanlı, &ouml;tesi yokmuş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;rse g&ouml;r&uuml;ns&uuml;n, karşısında bir başka se&ccedil;eneğe her zaman yer vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Antikorlar genelde mikroplarla teke tek d&ouml;v&uuml;ş&uuml;rler. Y&acirc;ni, bedenimizde her bir mikropla tek tek başa &ccedil;ıkabilecek sayıda antikor vardır. Kuşkusuz ki, bu genlerimiz olmaksızın yapılamazdı. Her bir gene, milyonlarca mikropla savaşmak i&ccedil;in gerekli talimat verilmiştir. Peki bu genler, v&uuml;cuda girecek mikrobun cinsiyle ilgili bir şey s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n olmadığı halde, nasıl hareket edeceklerini nereden bilirler? Acaba her cins mikrop i&ccedil;in gerekli bilgi ellerinde var mıdır? Bu soru, bağışıklık sistemi alanında &ccedil;alışan bilim insanlarının yıllardır kafasını kurcalamaktadır. Araştırmalarını ABD&rsquo;de yapmakta olan Nobel &ouml;d&uuml;ll&uuml; Japon bilim insanı Susumu Tonewaga bu sorunun &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesine &ouml;nemli bir katkıda bulunmuştur. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Mekanizma şu şekilde işlemektedir: Genetik bilgi, belli bir mikroba karşı antikor oluşturacak şekilde bir araya gelebilen par&ccedil;alara ayrılmıştır. Bu par&ccedil;alar, sınırlı sayıda olmakla birlikte, farklı bi&ccedil;imlerde bir araya gelerek, bedeni hemen her t&uuml;r mikroba karşı koruyabilecek milyonlarca antikor oluşturabilmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Bizi hastalıklardan ne kadar muhteşem bir sistemin koruduğunu AIDS&rsquo;in ortaya &ccedil;ıkmasıyla &ouml;ğrendik. B&ouml;yle bir hastalıkla y&uuml;z y&uuml;ze kaldığımızda bile umutsuzluğa kapılmamalı, olumlu bir tutum benimseyerek hastalığın tedavi edilebileceğini d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz. Hastanın zihinsel tutumunun AIDS&rsquo;in tedavi sırasındaki seyrini etkilediği pek &ccedil;ok olgunun varlığı bir ger&ccedil;ektir. Olumlu d&uuml;ş&uuml;nmek zormuş gibi g&ouml;r&uuml;nmekle birlikte, olumsuz d&uuml;ş&uuml;nmek de genlerinize pekala zarar verebilir. Durum ne denli olumsuz olursa olsun olumlu bir tutum i&ccedil;inde bulunmak, genlerimizin işleyişi &uuml;zerinde en &ouml;nemli etkendir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Genler hem cesurdur hem de sebatkar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">İnsanlar, eğer ortada iki se&ccedil;enek varsa, birini diğerine tercih etmeleri gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nmeye eğilimlidirler. Ancak genlerin, yaşamın taslaklarının, yapısı b&ouml;yle değildir. Genlerin &ldquo;ekzon&rdquo; olarak bilinen b&acirc;zı b&ouml;l&uuml;mleri belli talimatları taşırken, &ldquo;intron&rdquo; olarak adlandırılan b&acirc;zı b&ouml;lgeleri hi&ccedil;bir bilgi i&ccedil;ermemekte, gereksiz boş alanlar gibi durmaktadır. Bununla birlikte, genetik bilgilerde ekzonlardan &ccedil;ok daha fazla sayıda intron vardır. Y&acirc;ni, doğa bir se&ccedil;eneği kabul edip diğerini yadsımak yerine bir arada yaşamı tercih etmiştir. Aynı şekilde, cesaret ve sebatkarlığın da her ikisi de gereklidir. Genlerimizin hem topluma hem de yaşam tarzımıza uyarlanabilecek bu iki &ouml;zelliğinden &ouml;ğreneceğimiz &ccedil;ok şey vardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Başımıza ne geliyorsa, &ouml;yle gerektiği i&ccedil;in gelmektedir</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Sık sık talih ve talihsizlikten bahseder, şansın bizden yana olup olmadığını merak ederiz. Rastlantılardan da sık&ccedil;a s&ouml;z ederiz. Bu ifadeleri aklımızın almadığı, kontrol&uuml;m&uuml;z dışındaki olgular i&ccedil;in kullanırız. Ancak, ben başımıza gelen iyi ya da k&ouml;t&uuml; her şeyin gerekli olduğuna inanırım.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">B&uuml;y&uuml;kannem ve annem &ldquo;birikimlerimizi g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne yatırdık&rdquo; derken; insanın parayı sırf kendisi i&ccedil;in değil, d&uuml;nyanın iyileştirilmesi i&ccedil;in de kullanması gerektiğini s&ouml;yl&uuml;yorlardı. Yaptıklarımızın sonu&ccedil;larını her zaman hemen g&ouml;remeyebiliriz. İyi işler genellikle fedakarlık gerektirir. &ldquo;G&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki banka&rdquo;ya yatırdığımız, işte bu fedakarlık ettiğimiz şeylerdir ve bunlar gelecekte size ya da başkalarına doğal bir getiri olarak geri d&ouml;ner. Bu tıpkı meyve verdiğini g&ouml;remeyeceğiniz bir ağacı dikmeye benzer. Yine de dikersiniz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bilirsiniz ki gelecek kuşaklar bu ağacın zevkini s&uuml;receklerdir. Bunu bilmekten aldığınız haz, tıpkı atalarınızın diktiği ve meyvalarının tadını şimdi sizin &ccedil;ıkarmakta olduğunuz ağa&ccedil;lar gibi bir &ouml;d&uuml;ld&uuml;r.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Doğa yasalarının dengesini korumak</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Doğa herhangi bir &ccedil;evrede yaşayacak canlıların uygun sayısını saptamıştır. Herhangi bir hayvan t&uuml;r&uuml;n&uuml;n n&uuml;fusu, belli bir sayının &uuml;zerine &ccedil;ıktığı andan itibaren d&uuml;şme eğilimi g&ouml;sterir. Belli bir &ccedil;evrede hayatta kalabilmek i&ccedil;in b&uuml;t&uuml;n canlıların uygun sayıyı tutturmaları gerekir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Aynı olguya genlerde de rastlanır. B&acirc;zı bilim insanlarına g&ouml;re, genlerin bir kısmı bencildir; kendi &ccedil;ıkarlarından başka bir şey d&uuml;ş&uuml;nmez, s&acirc;dece kendini yaşatmaya ve &ccedil;oğaltmaya &ccedil;alışırlar. &Ouml;teki genler ise başkalarını kendilerinden fazla d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r, h&uuml;crelere fedakarlık ve &ouml;l&uuml;m&uuml; telkin ederler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">B&uuml;t&uuml;n canlılar &ouml;leceğine g&ouml;re, hem bencil hem de fedak&acirc;r genlere ihtiyacımız vardır. Gezegenimizin dengesini bu mekanizma korumaktadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Doğal yollarla b&uuml;y&uuml;yen domates fidanları belki de gerekmediğinden on iki bin meyva vermiyorlardır ya da on iki bin meyva vermemelerinin bir sebebi vardır. Biyoteknoloji insana muazzam olanaklar sunmaktadır ama, bu teknolojiyi etkili bir bi&ccedil;imde kullanacaksak; &ldquo;kendini dizginleme&rdquo; mekanizması elzemdir. Bu, s&acirc;dece biyoteknoloji i&ccedil;in değil, bilimin t&uuml;m dalları i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Teknoloji bunu m&uuml;mk&uuml;n kılsa bile, doğal &ccedil;evreyi tahrip ederek ya da canlılarda şekil değişikliği yaratarak doğa kurallarına karşı gelmekten ka&ccedil;ınılmalıdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Ge&ccedil;mişte, insanların s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiği kendilerinden &uuml;st&uuml;n bir varlık ya da g&uuml;c&uuml;n ne anlama geldiğini kavramakta zorlanırdım. Bu g&uuml;ce kimileri &ldquo;Tanrı&rdquo; der, kimileri de &ldquo;Buda&rdquo;. Onun yarattıklarının s&acirc;dece bir par&ccedil;ası olan genleri incelemeye başladıktan sonra ise, varlığını sezdim ve bu varlıktan derinden etkilendim. Kişinin kendisini ger&ccedil;ek anlamda dizginlemesi, &ldquo;B&uuml;y&uuml;k bir şey&rdquo;in varlığını bilmesi ve onun gelişmemize yardım edeceğinin farkında olmasıyla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">Hayat hakkında hen&uuml;z kavrayamadığımız bir &ccedil;ok şey var. Benim hayalim, yaşamın &ouml;z&uuml;n&uuml; yalnızca bilimsel a&ccedil;ıdan değil, tinsel ve dinsel a&ccedil;ıdan da araştırmaya devam etmektir</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">KAYNAK&Ccedil;A: Genetik Zek&acirc;-Yaşamın İlahi Sırları / Dr. Kazuo Murakami&nbsp; 1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Baskı/ Mayıs 2007</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt 7.1pt; text-align: justify; text-indent: 14.2pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;eviri: Nurşan &Uuml;st&uuml;ntaş </font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="727" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/535-genetik-zeka-yasamin-ilahi-sirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BEYNİNİZİ TANIYIN, KENDİNİZİ TANIYIN.</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3340-beyninizi-taniyin-kendinizi-taniyin-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3340-beyninizi-taniyin-kendinizi-taniyin-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 17:52:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[TANIYIN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=417</guid>
		<description><![CDATA[BEYNİNİZİ TANIYIN, KENDİNİZİ TANIYIN. Beyin &#246;n (İnsani gelişim) b&#246;lgesi, alın b&#246;lgesindeki konumuyla alın yazısı deyimini doğrular &#246;zellikler i&#231;erir. Bu b&#246;lgenin &#231;alışmasıyla insanda akıl &#246;zellikleri ortaya &#231;ıkar. Akıl, bilgi ve deneyimler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title></p>
<p><font face="Tahoma" size="3"><strong> BEYNİNİZİ TANIYIN, KENDİNİZİ TANIYIN.<br />
</strong><br />
Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi, alın b&ouml;lgesindeki konumuyla alın yazısı  deyimini doğrular &ouml;zellikler i&ccedil;erir. Bu b&ouml;lgenin &ccedil;alışmasıyla insanda akıl  &ouml;zellikleri ortaya &ccedil;ıkar.<br />
Akıl, bilgi ve deneyimler ışığında, olasılıklardan birini se&ccedil;erek, gelecek ile  ilgili kararların alınmasını sağlar. Yaşanan anda alınan kararlar, zincirleme  olayla bir sonraki anın sonucunu belirler. Haliyle akıl &ouml;zelliği, alın yazısının  ya da gelecekle ilgili olacak olayların belirlenmesinde temel insancıl &ouml;gedir. <br />
&Uuml;r&uuml;n&uuml; olan akıl ile insan yaşamının mihenk noktası olan beyin &ouml;n (İnsani  gelişim) b&ouml;lgesi, &ccedil;alışma &ouml;zelliklerinin belirlenmesi ve iyileştirilmesi ile  g&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasının ilgi odağı olma durumunu hak eder konumdadır. Ayrıca son 10  yılın a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan bilimsel verilerinde, diğer beyin b&ouml;lgelerini ve dolayısıyla  i&ccedil; organlar &uuml;zerine olan kontrol &ouml;zelliğiyle tıp biliminin de temel ilgi odağı  olma durumundadır.<br />
Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ccedil;alışma &ouml;zelliklerinin &ouml;ğrenilmesiyle  kişinin kendini tanıması ve geliştirmesi yolu, bilin&ccedil;li ve bilimsel olarak  a&ccedil;ılmış olacaktır.<br />
<strong>&nbsp;</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Beyin  &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ouml;zellikleri</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
Her canlı, t&uuml;r&uuml;ne ait &uuml;st&uuml;n &ouml;zelliklerini beyinlerinden alır. &Ouml;rneğin kuş  beyninin denge merkezi, insan beynine g&ouml;re &ccedil;ok daha gelişmiş olduğu g&ouml;zlenir.  İnsan beyni ise gelişmiş beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi ile diğer canlılardan  &uuml;st&uuml;n olan akıl &ouml;zelliğini ortaya koyar.<br />
&nbsp;<br />
Akıl &ouml;zellikleri (planlama, tasarlama, yargılama, sorunları &ccedil;&ouml;zme, ayrıntılı  d&uuml;ş&uuml;nme, gelecekle ilgili &ouml;ng&ouml;r&uuml;de bulunma, hatalardan ders &ccedil;ıkartma) dışında  dikkati verme ve s&uuml;rd&uuml;rme, kısa ve orta s&uuml;reli bellek, kendini kontrol edebilme,  d&uuml;zenli olma, duyguları anlama ve ifade etme, empati kurma, sağduyu, moral ve  motivasyon &ouml;zellikleri de beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &uuml;r&uuml;nleridir. <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Beyin  &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin değerlendirilmesi</strong></font></p>
<div align="center"><img alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/themes/channel_tr/channel/images/beyinharitasi3.png" /></div>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
&nbsp;Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &uuml;r&uuml;nleri olan akıl ve diğer &ouml;zellikler  değerlendirilerek subjektif sonu&ccedil;lar elde edilebilir. Bu ama&ccedil;la psikoloji ve  psikiyatri uygulamalarında n&ouml;ropsikolojik/psikiyatrik testler uygulanır.<br />
Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin objektif değerlendirilmesinde 2 temel  y&ouml;ntem uygulanır. 1. y&ouml;ntem beynin elektriksel &ccedil;alışma &ouml;zelliklerinin &ouml;l&ccedil;&uuml;lmesi  ilkesine dayanır. Klasik olarak n&ouml;roloji kliniklerinde uygulanan EEG y&ouml;ntemi  geliştirilerek QEEG oluşturulmuştur. Kantitatif EEG &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerinde alınan kayıtlar  aynı yaşta normal &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerle karşılaştırılarak analiz edilir. Sonu&ccedil;ta beynin  elektriksel haritası elde edilmiş olur.<br />
2. y&ouml;ntem beyin h&uuml;cre metabolizması &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerine dayanır. PET, SPECT, fMRI ve  NIRS bu ama&ccedil;la kullanılan y&ouml;ntemlerdir. &Ouml;zellikle NIRS (near infrared  spectrometri)&nbsp; halen &uuml;reticisi olan Japonya n&ouml;roloji kliniklerinde, bebeklerde  dahil olmak &uuml;zere kullanılan pratik bir y&ouml;ntemdir.&nbsp;&nbsp;&nbsp; <br />
<strong>&nbsp;</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Beyin  &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ouml;nemi</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
&nbsp;Milyarlarca h&uuml;crenin trilyonlarca yol ile birbirine bağlanmasıyla oluşan beyin  &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi muhteşem bir ağ sistemini andırır. H&uuml;cre sayısı  sabit ama bağlantı yolları sayısı değişkenlik g&ouml;sterir. Beyin &ouml;n (İnsani  gelişim) b&ouml;lgesi, sahip olduğu bu gelişim &ouml;zelliğiyle s&uuml;rekli değişim  g&ouml;sterebilir. Değişim g&ouml;stermeyen &ldquo;tutucu&rdquo; insanların beyin &ouml;n b&ouml;lge bağlantı  sayısı, zamanla birlikte azalma ve zayıflama eğilimi g&ouml;sterir. S&uuml;rekli sorgulama  ve &ouml;ğrenme durumunda olan insanlar, h&uuml;creler arası bağlantı sayısını arttırarak  değişime karşı uyumlu olma &ouml;zelliği kazanırlar. Bu &ouml;zellik stres altında kişiye  belirgin avantaj sağlar.<br />
Stressiz bir yaşam d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemez. &Ouml;nemli olan stresin kendisi değil, algılandığı  beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ccedil;alışma &ouml;zellikleridir. Ağ sistemini  geliştirmiş beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi, stres algısına uygun uyum  &ouml;zelikleri g&ouml;sterir. Değişime yeterince uyum sağlayamayan insanlar, stres  altında, zayıf ağ sistemi nedeniyle duyarlı olan beyin &ouml;n b&ouml;lge &ccedil;alışma  &ouml;zelliklerini daha da duyarlı hale getirerek stresin etkisini v&uuml;cutlarına  yansıtırlar. Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi, hipotalamus aracılığıyla i&ccedil;  organların hormonal ve sinirsel yollarla kontrol&uuml;n&uuml; sağlar (homestaz). A&ccedil;ıklanan  bu sistem, stres altında gelişen kronik hastalıkların ve yakınmaların nedenini  ortaya koyar(allostaz). <br />
Hastalıklar, akıldan ileri gelir. Japon Atas&ouml;z&uuml;<br />
Hayvanların beyin &ouml;n b&ouml;lgelerinde akıl &ouml;zellikleri gelişmediğinden stres algısı  da insanlar kadar gelişmez. Haliyle doğal ortamlarında yaşayan hayvanlarda,  insanlarda g&ouml;r&uuml;len &ccedil;oğu hastalıklar g&ouml;zlenmez.&nbsp; <br />
<strong>&nbsp;</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong> G&uuml;ncel tıbbi anlayış</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
1920&rsquo;li yıllardan bu yana tıbbi &ouml;ğrenim, medikal cihazlar ve uygulamalar;  hastalıkların sonucu &uuml;zerine geliştirilmiş olup nedene y&ouml;nelik uygulamalar  g&ouml;zardı edilmiştir. <br />
&nbsp;<br />
&Ouml;zellikle son 10 yılın bilimsel verileri sonucunda ortaya konan beyin &ouml;n (İnsani  gelişim) b&ouml;lgesinin hastalıklar &uuml;zerindeki geliştirici etkisi, halen g&uuml;ncel  tıbbi anlayışın dışında bir ger&ccedil;ek olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. &Ouml;rneğin kronik  hipertansiyon tedavisi i&ccedil;in ila&ccedil;ların &ouml;m&uuml;r boyu kullanılması gerektiği  &ouml;nerilmektedir. Kolesterol y&uuml;ksekliği nedenleri ortaya konmadan doğrudan  kolesterol d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesi yoluna gidilmektedir. Bu sonuca dayalı y&ouml;ntemlerin ger&ccedil;ek  anlamda tedavi edici olmadığı a&ccedil;ıktır.<br />
Kan şekeri, kolesterol ve kan basıncı y&uuml;ksekliği, allerjik hastalıklar, refl&uuml;,  dermatit gibi belirtiler; v&uuml;cudun iyi y&ouml;netilemediğinin bulgularıdır. &Uuml;stelik bu  gibi bulgulara baş d&ouml;nmesi, v&uuml;cut ağrıları, baş ağrısı, kulak &ccedil;ınlaması,  uykusuzluk, halsizlik gibi doğrudan beyinden kaynaklanan &ccedil;alışma bozuklukları  eşlik etmektedir. <br />
&nbsp;<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Beyin  &ouml;n b&ouml;lge &ccedil;alışma &ouml;zelliklerinin iyileştirilmesi</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
1. Beslenme: Doğal ortamlarında yaşayan hayvanların bir &ouml;zelliği de doğal  beslenmeleridir. İnsanların &uuml;retimi doğal olmayan besinler v&uuml;cut &ccedil;alışma  &ouml;zellikleriyle uyumsuzdur. Kısaca meyve ve bal dışında doğal şeker  bulunmamaktadır. Saflaştırılan buğdaydan &uuml;retilen beyaz unlu &uuml;r&uuml;nler de doğal  değildir. Hastalık farkı g&ouml;zetmeksizin şekerli ve unlu besinler doğal değildir  ve dikkat eksikliğinden kansere kadar t&uuml;m hastalıkların ortak yasakları  olmalıdır.<br />
&nbsp;<br />
Sonuca y&ouml;nelik geliştirilen tedavilerin yanlış anlayışlarından biri de doğal  olan yağların yasaklanmasıdır. Y&uuml;ksek yağ i&ccedil;erikli beslenme y&ouml;ntemiyle ilgili  olarak, Mart 2007 tarihinde Pediatrics dergisinde Johns Hopkins Medical  Institutions&rsquo;dan Dr. John M. Freeman ve arkadaşları tarafından yayınlanan son 10  yılın yapılmış beslenme &ccedil;alışmalarının derlendiği makalenin yorum b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde şu  s&ouml;zc&uuml;klere yer veriliyor; Hayretle farketmekteyiz ki y&uuml;ksek yağlı yiyeceklerin  insanları şişmanlattığı ve kolesterol d&uuml;zeylerini arttırdığı doğru değildir.  Bitkisel ve hayvani yağlar doğaldır. Doğal olan besinleri yasaklayan anlayış  ger&ccedil;ek&ccedil;i olamaz. <br />
2.Fiziksel eğzersiz: Yaşa uygun yapılan g&uuml;nl&uuml;k d&uuml;zenli spor, deyim yerinde ise  &ldquo;beyni parlatır&rdquo;. <br />
3. İla&ccedil;lar: &Ouml;ncelikle v&uuml;cudun ve beynin normal işleyişini g&uuml;&ccedil;lendirici  &ouml;zellikler g&ouml;steren ila&ccedil;ların kullanılması gerekir. Tercihler hekimin  insiyatifindedir. <br />
4. Doğal olmayan besinlerin zarar verdiği beyin ve v&uuml;cut &ccedil;alışma &ouml;zellikleri,  doğal olan besin desteği &uuml;r&uuml;nlerle d&uuml;zeltilebilir. Başta t&uuml;m vitaminler ve yeşil  bitkiler olmak &uuml;zere doğal olan t&uuml;m &uuml;r&uuml;nler bu grupta sayılabilir.<br />
5.Alternatif tıp y&ouml;ntemleri: meditasyonun beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi  &uuml;zerine olan olumlu etkileri Harvard &Uuml;niversitesinde yapılan &ccedil;alışmalarla  kanıtlanmıştır. N&ouml;roterapi, kişinin kendi beyin &ccedil;alışma &ouml;zelliklerini  g&uuml;&ccedil;lendirmesini ve kontrol edebilmesini sağlayan bir y&ouml;ntemdir. Diğer alternatif  y&ouml;ntemlerin faydalı olduğunu g&ouml;steren &ccedil;alışmalar bulunmaktadır.<br />
6.Beyin uyarı y&ouml;ntemleri: Halen deneme aşamasında olan y&ouml;ntemler geleceğin  tedavi sistemlerini oluşturacaklardır.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Sonu&ccedil;</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ouml;nemi her ge&ccedil;en g&uuml;n daha iyi anlaşılmakta,  gelecekte uygulanacak tıbbi tedavi y&ouml;ntemlerinin temel hedefi olacaktır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z  tıbbi anlayışı, şartlanmış uygulamaları değiştirerek geleceğe yol a&ccedil;mak  durumundadır. Aksi halde sonuca y&ouml;nelik tedavilerin devamında ısrarlı olunması  sonucu g&uuml;ven ve saygınlık kaybı ka&ccedil;ınılmaz olacaktır.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Dr G&uuml;&ccedil;l&uuml; Ildız<br />
N&ouml;roloji Uzmanı</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">http://www.drgucluildiz.com<br />
&nbsp;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="594" title="1" title="04 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3340-beyninizi-taniyin-kendinizi-taniyin-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BEYNİNİZİ TANIYIN, KENDİNİZİ TANIYIN.</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/417-beyninizi-taniyin-kendinizi-taniyin.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/417-beyninizi-taniyin-kendinizi-taniyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 17:52:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[TANIYIN]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=417</guid>
		<description><![CDATA[BEYNİNİZİ TANIYIN, KENDİNİZİ TANIYIN. Beyin &#246;n (İnsani gelişim) b&#246;lgesi, alın b&#246;lgesindeki konumuyla alın yazısı deyimini doğrular &#246;zellikler i&#231;erir. Bu b&#246;lgenin &#231;alışmasıyla insanda akıl &#246;zellikleri ortaya &#231;ıkar. Akıl, bilgi ve deneyimler...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title></p>
<p><font face="Tahoma" size="3"><strong> BEYNİNİZİ TANIYIN, KENDİNİZİ TANIYIN.<br />
</strong><br />
Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi, alın b&ouml;lgesindeki konumuyla alın yazısı  deyimini doğrular &ouml;zellikler i&ccedil;erir. Bu b&ouml;lgenin &ccedil;alışmasıyla insanda akıl  &ouml;zellikleri ortaya &ccedil;ıkar.<br />
Akıl, bilgi ve deneyimler ışığında, olasılıklardan birini se&ccedil;erek, gelecek ile  ilgili kararların alınmasını sağlar. Yaşanan anda alınan kararlar, zincirleme  olayla bir sonraki anın sonucunu belirler. Haliyle akıl &ouml;zelliği, alın yazısının  ya da gelecekle ilgili olacak olayların belirlenmesinde temel insancıl &ouml;gedir. <br />
&Uuml;r&uuml;n&uuml; olan akıl ile insan yaşamının mihenk noktası olan beyin &ouml;n (İnsani  gelişim) b&ouml;lgesi, &ccedil;alışma &ouml;zelliklerinin belirlenmesi ve iyileştirilmesi ile  g&uuml;n&uuml;m&uuml;z d&uuml;nyasının ilgi odağı olma durumunu hak eder konumdadır. Ayrıca son 10  yılın a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan bilimsel verilerinde, diğer beyin b&ouml;lgelerini ve dolayısıyla  i&ccedil; organlar &uuml;zerine olan kontrol &ouml;zelliğiyle tıp biliminin de temel ilgi odağı  olma durumundadır.<br />
Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ccedil;alışma &ouml;zelliklerinin &ouml;ğrenilmesiyle  kişinin kendini tanıması ve geliştirmesi yolu, bilin&ccedil;li ve bilimsel olarak  a&ccedil;ılmış olacaktır.<br />
<strong>&nbsp;</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Beyin  &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ouml;zellikleri</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
Her canlı, t&uuml;r&uuml;ne ait &uuml;st&uuml;n &ouml;zelliklerini beyinlerinden alır. &Ouml;rneğin kuş  beyninin denge merkezi, insan beynine g&ouml;re &ccedil;ok daha gelişmiş olduğu g&ouml;zlenir.  İnsan beyni ise gelişmiş beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi ile diğer canlılardan  &uuml;st&uuml;n olan akıl &ouml;zelliğini ortaya koyar.<br />
&nbsp;<br />
Akıl &ouml;zellikleri (planlama, tasarlama, yargılama, sorunları &ccedil;&ouml;zme, ayrıntılı  d&uuml;ş&uuml;nme, gelecekle ilgili &ouml;ng&ouml;r&uuml;de bulunma, hatalardan ders &ccedil;ıkartma) dışında  dikkati verme ve s&uuml;rd&uuml;rme, kısa ve orta s&uuml;reli bellek, kendini kontrol edebilme,  d&uuml;zenli olma, duyguları anlama ve ifade etme, empati kurma, sağduyu, moral ve  motivasyon &ouml;zellikleri de beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &uuml;r&uuml;nleridir. <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Beyin  &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin değerlendirilmesi</strong></font></p>
<div align="center"><img alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/themes/channel_tr/channel/images/beyinharitasi3.png" /></div>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
&nbsp;Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &uuml;r&uuml;nleri olan akıl ve diğer &ouml;zellikler  değerlendirilerek subjektif sonu&ccedil;lar elde edilebilir. Bu ama&ccedil;la psikoloji ve  psikiyatri uygulamalarında n&ouml;ropsikolojik/psikiyatrik testler uygulanır.<br />
Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin objektif değerlendirilmesinde 2 temel  y&ouml;ntem uygulanır. 1. y&ouml;ntem beynin elektriksel &ccedil;alışma &ouml;zelliklerinin &ouml;l&ccedil;&uuml;lmesi  ilkesine dayanır. Klasik olarak n&ouml;roloji kliniklerinde uygulanan EEG y&ouml;ntemi  geliştirilerek QEEG oluşturulmuştur. Kantitatif EEG &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerinde alınan kayıtlar  aynı yaşta normal &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerle karşılaştırılarak analiz edilir. Sonu&ccedil;ta beynin  elektriksel haritası elde edilmiş olur.<br />
2. y&ouml;ntem beyin h&uuml;cre metabolizması &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerine dayanır. PET, SPECT, fMRI ve  NIRS bu ama&ccedil;la kullanılan y&ouml;ntemlerdir. &Ouml;zellikle NIRS (near infrared  spectrometri)&nbsp; halen &uuml;reticisi olan Japonya n&ouml;roloji kliniklerinde, bebeklerde  dahil olmak &uuml;zere kullanılan pratik bir y&ouml;ntemdir.&nbsp;&nbsp;&nbsp; <br />
<strong>&nbsp;</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Beyin  &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ouml;nemi</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
&nbsp;Milyarlarca h&uuml;crenin trilyonlarca yol ile birbirine bağlanmasıyla oluşan beyin  &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi muhteşem bir ağ sistemini andırır. H&uuml;cre sayısı  sabit ama bağlantı yolları sayısı değişkenlik g&ouml;sterir. Beyin &ouml;n (İnsani  gelişim) b&ouml;lgesi, sahip olduğu bu gelişim &ouml;zelliğiyle s&uuml;rekli değişim  g&ouml;sterebilir. Değişim g&ouml;stermeyen &ldquo;tutucu&rdquo; insanların beyin &ouml;n b&ouml;lge bağlantı  sayısı, zamanla birlikte azalma ve zayıflama eğilimi g&ouml;sterir. S&uuml;rekli sorgulama  ve &ouml;ğrenme durumunda olan insanlar, h&uuml;creler arası bağlantı sayısını arttırarak  değişime karşı uyumlu olma &ouml;zelliği kazanırlar. Bu &ouml;zellik stres altında kişiye  belirgin avantaj sağlar.<br />
Stressiz bir yaşam d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemez. &Ouml;nemli olan stresin kendisi değil, algılandığı  beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ccedil;alışma &ouml;zellikleridir. Ağ sistemini  geliştirmiş beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi, stres algısına uygun uyum  &ouml;zelikleri g&ouml;sterir. Değişime yeterince uyum sağlayamayan insanlar, stres  altında, zayıf ağ sistemi nedeniyle duyarlı olan beyin &ouml;n b&ouml;lge &ccedil;alışma  &ouml;zelliklerini daha da duyarlı hale getirerek stresin etkisini v&uuml;cutlarına  yansıtırlar. Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi, hipotalamus aracılığıyla i&ccedil;  organların hormonal ve sinirsel yollarla kontrol&uuml;n&uuml; sağlar (homestaz). A&ccedil;ıklanan  bu sistem, stres altında gelişen kronik hastalıkların ve yakınmaların nedenini  ortaya koyar(allostaz). <br />
Hastalıklar, akıldan ileri gelir. Japon Atas&ouml;z&uuml;<br />
Hayvanların beyin &ouml;n b&ouml;lgelerinde akıl &ouml;zellikleri gelişmediğinden stres algısı  da insanlar kadar gelişmez. Haliyle doğal ortamlarında yaşayan hayvanlarda,  insanlarda g&ouml;r&uuml;len &ccedil;oğu hastalıklar g&ouml;zlenmez.&nbsp; <br />
<strong>&nbsp;</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong> G&uuml;ncel tıbbi anlayış</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
1920&rsquo;li yıllardan bu yana tıbbi &ouml;ğrenim, medikal cihazlar ve uygulamalar;  hastalıkların sonucu &uuml;zerine geliştirilmiş olup nedene y&ouml;nelik uygulamalar  g&ouml;zardı edilmiştir. <br />
&nbsp;<br />
&Ouml;zellikle son 10 yılın bilimsel verileri sonucunda ortaya konan beyin &ouml;n (İnsani  gelişim) b&ouml;lgesinin hastalıklar &uuml;zerindeki geliştirici etkisi, halen g&uuml;ncel  tıbbi anlayışın dışında bir ger&ccedil;ek olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. &Ouml;rneğin kronik  hipertansiyon tedavisi i&ccedil;in ila&ccedil;ların &ouml;m&uuml;r boyu kullanılması gerektiği  &ouml;nerilmektedir. Kolesterol y&uuml;ksekliği nedenleri ortaya konmadan doğrudan  kolesterol d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesi yoluna gidilmektedir. Bu sonuca dayalı y&ouml;ntemlerin ger&ccedil;ek  anlamda tedavi edici olmadığı a&ccedil;ıktır.<br />
Kan şekeri, kolesterol ve kan basıncı y&uuml;ksekliği, allerjik hastalıklar, refl&uuml;,  dermatit gibi belirtiler; v&uuml;cudun iyi y&ouml;netilemediğinin bulgularıdır. &Uuml;stelik bu  gibi bulgulara baş d&ouml;nmesi, v&uuml;cut ağrıları, baş ağrısı, kulak &ccedil;ınlaması,  uykusuzluk, halsizlik gibi doğrudan beyinden kaynaklanan &ccedil;alışma bozuklukları  eşlik etmektedir. <br />
&nbsp;<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><strong>Beyin  &ouml;n b&ouml;lge &ccedil;alışma &ouml;zelliklerinin iyileştirilmesi</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
1. Beslenme: Doğal ortamlarında yaşayan hayvanların bir &ouml;zelliği de doğal  beslenmeleridir. İnsanların &uuml;retimi doğal olmayan besinler v&uuml;cut &ccedil;alışma  &ouml;zellikleriyle uyumsuzdur. Kısaca meyve ve bal dışında doğal şeker  bulunmamaktadır. Saflaştırılan buğdaydan &uuml;retilen beyaz unlu &uuml;r&uuml;nler de doğal  değildir. Hastalık farkı g&ouml;zetmeksizin şekerli ve unlu besinler doğal değildir  ve dikkat eksikliğinden kansere kadar t&uuml;m hastalıkların ortak yasakları  olmalıdır.<br />
&nbsp;<br />
Sonuca y&ouml;nelik geliştirilen tedavilerin yanlış anlayışlarından biri de doğal  olan yağların yasaklanmasıdır. Y&uuml;ksek yağ i&ccedil;erikli beslenme y&ouml;ntemiyle ilgili  olarak, Mart 2007 tarihinde Pediatrics dergisinde Johns Hopkins Medical  Institutions&rsquo;dan Dr. John M. Freeman ve arkadaşları tarafından yayınlanan son 10  yılın yapılmış beslenme &ccedil;alışmalarının derlendiği makalenin yorum b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde şu  s&ouml;zc&uuml;klere yer veriliyor; Hayretle farketmekteyiz ki y&uuml;ksek yağlı yiyeceklerin  insanları şişmanlattığı ve kolesterol d&uuml;zeylerini arttırdığı doğru değildir.  Bitkisel ve hayvani yağlar doğaldır. Doğal olan besinleri yasaklayan anlayış  ger&ccedil;ek&ccedil;i olamaz. <br />
2.Fiziksel eğzersiz: Yaşa uygun yapılan g&uuml;nl&uuml;k d&uuml;zenli spor, deyim yerinde ise  &ldquo;beyni parlatır&rdquo;. <br />
3. İla&ccedil;lar: &Ouml;ncelikle v&uuml;cudun ve beynin normal işleyişini g&uuml;&ccedil;lendirici  &ouml;zellikler g&ouml;steren ila&ccedil;ların kullanılması gerekir. Tercihler hekimin  insiyatifindedir. <br />
4. Doğal olmayan besinlerin zarar verdiği beyin ve v&uuml;cut &ccedil;alışma &ouml;zellikleri,  doğal olan besin desteği &uuml;r&uuml;nlerle d&uuml;zeltilebilir. Başta t&uuml;m vitaminler ve yeşil  bitkiler olmak &uuml;zere doğal olan t&uuml;m &uuml;r&uuml;nler bu grupta sayılabilir.<br />
5.Alternatif tıp y&ouml;ntemleri: meditasyonun beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesi  &uuml;zerine olan olumlu etkileri Harvard &Uuml;niversitesinde yapılan &ccedil;alışmalarla  kanıtlanmıştır. N&ouml;roterapi, kişinin kendi beyin &ccedil;alışma &ouml;zelliklerini  g&uuml;&ccedil;lendirmesini ve kontrol edebilmesini sağlayan bir y&ouml;ntemdir. Diğer alternatif  y&ouml;ntemlerin faydalı olduğunu g&ouml;steren &ccedil;alışmalar bulunmaktadır.<br />
6.Beyin uyarı y&ouml;ntemleri: Halen deneme aşamasında olan y&ouml;ntemler geleceğin  tedavi sistemlerini oluşturacaklardır.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Sonu&ccedil;</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
Beyin &ouml;n (İnsani gelişim) b&ouml;lgesinin &ouml;nemi her ge&ccedil;en g&uuml;n daha iyi anlaşılmakta,  gelecekte uygulanacak tıbbi tedavi y&ouml;ntemlerinin temel hedefi olacaktır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z  tıbbi anlayışı, şartlanmış uygulamaları değiştirerek geleceğe yol a&ccedil;mak  durumundadır. Aksi halde sonuca y&ouml;nelik tedavilerin devamında ısrarlı olunması  sonucu g&uuml;ven ve saygınlık kaybı ka&ccedil;ınılmaz olacaktır.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
Dr G&uuml;&ccedil;l&uuml; Ildız<br />
N&ouml;roloji Uzmanı</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">http://www.drgucluildiz.com<br />
&nbsp;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="633" title="1" title="19 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/417-beyninizi-taniyin-kendinizi-taniyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Descartesin Yanilgisi</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3339-descartesin-yanilgisi-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3339-descartesin-yanilgisi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 11:59:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Descartesin]]></category>
		<category><![CDATA[Descartesin Yanilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yanilgisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=463</guid>
		<description><![CDATA[Okuyucuyu insan beyninde bir keşif gezisine &#231;ıkaran ve akılla hislerin zihninde nasıl bir araya geldiğini irdeleyen bu kitap, on dokuzuncu y&#252;zyılda beyin zedelenmesi sonucu davranış tarzı k&#246;kten değişime uğrayan Phineas...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img align="middle" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/descartes.jpg" alt="" /></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">Okuyucuyu insan beyninde bir keşif gezisine &ccedil;ıkaran ve akılla hislerin zihninde nasıl bir araya geldiğini irdeleyen bu kitap, on dokuzuncu y&uuml;zyılda beyin zedelenmesi sonucu davranış tarzı k&ouml;kten değişime uğrayan Phineas Gage&#8217;in &ouml;yk&uuml;s&uuml;yle başlayıp Damasino&#8217;nun d&uuml;nyaca tanınmış laboratuarında incelendiği &ccedil;ağdaş vakalarla devam ederek, duyguların akılcı insan davranışındaki rol&uuml; &uuml;zerinde duruyor. <br />
Beyin hasarlı hastalardan edindiği deneyimlerden yola &ccedil;ıkan n&ouml;roloji uzmanı Dr. Damasio, duygu ve his yoksulluğunun aklın &ccedil;alışmasını ve sosyal davranışları nasıl aksattığını aıklıyor. <br />
Zihinle beden arasındaki ilişkiyi algılayış tarzımızı sonsuza dek değiştirecek olan <em>Descartes&#8217;ın Yanılgısı,</em> &quot;Duygusal Zeka&quot; kavramını geliştiren psikologların esin kaynaklarndan biri olmuştur. </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="885" title="1" title="20 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3339-descartesin-yanilgisi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Descartesin Yanilgisi</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/463-descartesin-yanilgisi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/463-descartesin-yanilgisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 11:59:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Descartesin]]></category>
		<category><![CDATA[Descartesin Yanilgisi]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yanilgisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=463</guid>
		<description><![CDATA[Okuyucuyu insan beyninde bir keşif gezisine &#231;ıkaran ve akılla hislerin zihninde nasıl bir araya geldiğini irdeleyen bu kitap, on dokuzuncu y&#252;zyılda beyin zedelenmesi sonucu davranış tarzı k&#246;kten değişime uğrayan Phineas...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img align="middle" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/descartes.jpg" alt="" /></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">Okuyucuyu insan beyninde bir keşif gezisine &ccedil;ıkaran ve akılla hislerin zihninde nasıl bir araya geldiğini irdeleyen bu kitap, on dokuzuncu y&uuml;zyılda beyin zedelenmesi sonucu davranış tarzı k&ouml;kten değişime uğrayan Phineas Gage&#8217;in &ouml;yk&uuml;s&uuml;yle başlayıp Damasino&#8217;nun d&uuml;nyaca tanınmış laboratuarında incelendiği &ccedil;ağdaş vakalarla devam ederek, duyguların akılcı insan davranışındaki rol&uuml; &uuml;zerinde duruyor. <br />
Beyin hasarlı hastalardan edindiği deneyimlerden yola &ccedil;ıkan n&ouml;roloji uzmanı Dr. Damasio, duygu ve his yoksulluğunun aklın &ccedil;alışmasını ve sosyal davranışları nasıl aksattığını aıklıyor. <br />
Zihinle beden arasındaki ilişkiyi algılayış tarzımızı sonsuza dek değiştirecek olan <em>Descartes&#8217;ın Yanılgısı,</em> &quot;Duygusal Zeka&quot; kavramını geliştiren psikologların esin kaynaklarndan biri olmuştur. </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="882" title="1" title="09 November 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/463-descartesin-yanilgisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuranda İnsan tipleri ve Davranışları</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3338-kuranda-insan-tipleri-ve-davranislari-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3338-kuranda-insan-tipleri-ve-davranislari-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 11:50:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Davran]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranda]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranda İnsan tipleri ve Davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[tipleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=461</guid>
		<description><![CDATA[İnsanı değerli veya değersiz kılan, hayatında ortaya koyduğu tutum ve davranışlarıdır. Davranışlar ise, şahsiyetin derinliklerinden beslenerek kişinin bilgisine, k&#252;lt&#252;r&#252;ne, i&#231;inde bulunduğu ortama ve ufkuna g&#246;re şekillenmektedir. Kişinin davranışları, nasıl bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img align="middle" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/kurandainsan.jpg" alt="" /></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">İnsanı değerli veya değersiz kılan, hayatında ortaya koyduğu tutum ve davranışlarıdır. Davranışlar ise, şahsiyetin derinliklerinden beslenerek kişinin bilgisine, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne, i&ccedil;inde bulunduğu ortama ve ufkuna g&ouml;re şekillenmektedir. Kişinin davranışları, nasıl bir insan olduğuyla ilgili ipu&ccedil;ları da verir. Akıl ve iradesini gereği gibi kullanıp davranışlarını kontrol etmeyen insan, keşif ve gelişim yolunda ilerleyemez. İnsanı yanlış d&uuml;ş&uuml;nce ve davranışlardan koruyacak olan g&uuml;&ccedil;; vahyin kontrol&uuml;ndeki akıl, iman ve iradedir. D&uuml;nya ve ahiretteki mutluluğun yolu, akıl ve vahyi birleştirip gereğince davranmaktan ge&ccedil;mektedir. &quot;Konulu tefsir&quot; t&uuml;r&uuml;nden sayılabilecek olan &quot;Kur&#8217;an Işığında İnsan Tıpleri ve Davranışları&quot; adlı eser ilgili sosyal bilimlerden de istifade ederek, İslam k&uuml;lt&uuml;r ve inancı &ccedil;er&ccedil;evesinde şekillenen insan tipleri ve davranışlarını, ayetler ışığında değerlendirmeyi gaye edinen multi-disipliner bir &ccedil;alışmadır. &Ccedil;alışmada insan davranışları, insan tipleri, Kur&#8217;an-ı Kerim ışığında insan tipleri; insanın &ouml;v&uuml;len ve yerilen davranışları gibi konularda ayrıntılı bilgiler, yorumlar ve a&ccedil;ıklamalar bulacaksınız.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1151" title="1" title="04 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3338-kuranda-insan-tipleri-ve-davranislari-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuranda İnsan tipleri ve Davranışları</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/461-kuranda-insan-tipleri-ve-davranislari.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/461-kuranda-insan-tipleri-ve-davranislari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 11:50:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Davran]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranda]]></category>
		<category><![CDATA[Kuranda İnsan tipleri ve Davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[tipleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=461</guid>
		<description><![CDATA[İnsanı değerli veya değersiz kılan, hayatında ortaya koyduğu tutum ve davranışlarıdır. Davranışlar ise, şahsiyetin derinliklerinden beslenerek kişinin bilgisine, k&#252;lt&#252;r&#252;ne, i&#231;inde bulunduğu ortama ve ufkuna g&#246;re şekillenmektedir. Kişinin davranışları, nasıl bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><img align="middle" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/kurandainsan.jpg" alt="" /></p>
<p><font face="Tahoma" size="3">İnsanı değerli veya değersiz kılan, hayatında ortaya koyduğu tutum ve davranışlarıdır. Davranışlar ise, şahsiyetin derinliklerinden beslenerek kişinin bilgisine, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne, i&ccedil;inde bulunduğu ortama ve ufkuna g&ouml;re şekillenmektedir. Kişinin davranışları, nasıl bir insan olduğuyla ilgili ipu&ccedil;ları da verir. Akıl ve iradesini gereği gibi kullanıp davranışlarını kontrol etmeyen insan, keşif ve gelişim yolunda ilerleyemez. İnsanı yanlış d&uuml;ş&uuml;nce ve davranışlardan koruyacak olan g&uuml;&ccedil;; vahyin kontrol&uuml;ndeki akıl, iman ve iradedir. D&uuml;nya ve ahiretteki mutluluğun yolu, akıl ve vahyi birleştirip gereğince davranmaktan ge&ccedil;mektedir. &quot;Konulu tefsir&quot; t&uuml;r&uuml;nden sayılabilecek olan &quot;Kur&#8217;an Işığında İnsan Tıpleri ve Davranışları&quot; adlı eser ilgili sosyal bilimlerden de istifade ederek, İslam k&uuml;lt&uuml;r ve inancı &ccedil;er&ccedil;evesinde şekillenen insan tipleri ve davranışlarını, ayetler ışığında değerlendirmeyi gaye edinen multi-disipliner bir &ccedil;alışmadır. &Ccedil;alışmada insan davranışları, insan tipleri, Kur&#8217;an-ı Kerim ışığında insan tipleri; insanın &ouml;v&uuml;len ve yerilen davranışları gibi konularda ayrıntılı bilgiler, yorumlar ve a&ccedil;ıklamalar bulacaksınız.</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1190" title="1" title="20 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/461-kuranda-insan-tipleri-ve-davranislari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dokuz Yüz Katlı İnsan</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/459-dokuz-yuz-katli-insan.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/459-dokuz-yuz-katli-insan.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 11:41:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Dokuz Yüz Katlı İnsan]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Mustafa Merter]]></category>
		<category><![CDATA[KitapTavsiyeleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=459</guid>
		<description><![CDATA[Dokuz Y&#252;z Katlı İnsan &#160;Dr. Mustafa Merter &#160;KAKN&#220;S YAYINLARI &#160; Her y&#252;kseliş ve bir &#252;st kata &#231;ıkış, terk edilen kattaki alt kişiliğimizin &#246;l&#252;m&#252;n&#252; temsil eder.O zaman usulca o kata inip...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<title></title><br />
<meta name="GENERATOR" content="Microsoft FrontPage 5.0"><br />
</meta><meta name="ProgId" content="FrontPage.Editor.Document"><font face="Tahoma"><span style="font-size: 11pt;">Dokuz Y&uuml;z Katlı İnsan <br />
&nbsp;Dr. Mustafa Merter <br />
&nbsp;KAKN&Uuml;S YAYINLARI </span></font></meta></p>
<p><font face="Tahoma"><span style="font-size: 11pt;"><br />
</span></font></p>
<div align="center"><font face="Tahoma"><span style="font-size: 11pt;">&nbsp; </span></font><img width="556" height="746" align="middle" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/900katli.jpg" alt="" /></div>
<p><font face="Tahoma"><span style="font-size: 11pt;"> </span></font></p>
<p><font face="Tahoma"><span style="font-size: 11pt;">Her y&uuml;kseliş ve bir &uuml;st kata &ccedil;ıkış, terk edilen kattaki alt kişiliğimizin  &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; temsil eder.O zaman usulca o kata inip o rol&uuml; oynayan oyuncunun kulağına  sevgi, anlayış ve muhabbetle &quot;Evet sen bensin ama ben sadece sen değilim!&quot;  diyerek hayatımızda o rol&uuml;n h&uuml;km&uuml;ne son verebiliriz. Hem onu aslında nefret  ettiği bir varoluş tarzından kurtarmış hem de kendimize bir y&uuml;kseliş imk&acirc;nı  sunmuş oluruz! Rol&uuml;n yani alt kişiliğin terk edilmesindeki en b&uuml;y&uuml;k engel, bir  &uuml;st katın varlığını bilememek, yani rol giderse boşluğa d&uuml;şerim kaygısıdır.  H&acirc;lihazırda &ouml;ğretilen psikoloji, i&ccedil;imizde var olan potansiyele işaret etmediği  i&ccedil;in, ne yazık ki bizler rollere ve h&acirc;llere kilitlenip kalırız. Bir &uuml;st katın  varlığından habersiz olan modern psikoloji bilimi, bir bakıma bu kaygıyı tasdik  etmiş olur.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;Hi&ccedil; ş&uuml;phe yok ki, i&ccedil;imizde bir yerlerde bilge bir sanatk&acirc;r gizli ve bu  sanatk&acirc;r her gece bizlere birbirinden değişik oyunlar sunuyor. Amacı, i&ccedil;inde  bulunduğumuz hayat sahnesinin sadece bir oyundan ibaret olduğunu ve bu sahnede  bizi temsil<br />
&nbsp;eden kişilerin sadece birer oyuncu olduğunu bizlere g&ouml;stermek.<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;İsvi&ccedil;re&rsquo;de eğitim g&ouml;rm&uuml;ş, pratik yapmış, psikoloji biliminin yanı sıra  meditasyon ve yoga gibi Yeni &Ccedil;ağ akımlarını deneyimlemiş ve tasavvufu bir yaşam  bi&ccedil;imi olarak benimsemiş Psikiyatr Dr. Mustafa Merter, bu kitapta &ccedil;iziyor.  Haritayı elimize alıp Freud, Jung, Maslow gibi psikoloji biliminin &ouml;nde gelen  kuramcılarıyla Charles Tart, Ken Wilber gibi farklı bilin&ccedil; h&acirc;lleri ve h&acirc;l  psikolojisinde yepyeni ufuklar a&ccedil;an son d&ouml;nem d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerin kirleri arasında  &ouml;zg&uuml;rce dolaşıyoruz.<br />
&nbsp;Kaybolma ihtimali yok. Zira rehberimiz başta Hz.Mevl&acirc;n&acirc; ile İbn Arabi  olmak &uuml;zere tasavvuf b&uuml;y&uuml;kleri.Bu &ccedil;ok &ouml;zel gezintinin adı ise Ben&ouml;tesi  Psikolojisi. R&uuml;yalar ve aktif hayal kurma teknikleriyle tedavinin nasıl  uygulandığını g&ouml;recek,psikosprit&uuml;el kriz<br />
&nbsp;ve Kaliforniya Sendromu gibi problemlerle nasıl başa &ccedil;ıkabileceğimiz  &uuml;zerinde kafa yoracaksınız. İnsan ruhunun kat kat derinliklerine indiğiniz gibi  kat kat y&uuml;kseklerine de &ccedil;ıkacaksınız bu gezintide. Yolun sonlarına geldiğinizde  psikolojiye ve insana,bu yeni &ccedil;ehresiyle daha &ccedil;ok inanacak atta muhabbetle  yaklaşacaksınız..<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;Aziz dost! Sen, tek bir kişi değilsin;sen bir &acirc;lemsin! Sen derin ve &ccedil;ok  b&uuml;y&uuml;k bir denizsin. Ey insan-ı k&acirc;mil! O senin muazzam varlığın, belki dokuz y&uuml;z  kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir. Y&uuml;zlerce &acirc;lem, o denize gark olup  gitmiştir! Bu konuyu anlatmak; uyanıklığın da uykunun da elinde değildir. Zaten  bu d&uuml;nya ne uyanıklık ne de uyku yeridir!<br />
&nbsp;(Hz.Mevl&acirc;n&acirc;,Mesnevi,cilt 3-4,s.94) SİTE:</span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="567" title="1" title="09 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/459-dokuz-yuz-katli-insan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalbiyle beraber kişiliği de bana geçti</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/105-kalbiyle-beraber-kisiligi-de-bana-gecti.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/105-kalbiyle-beraber-kisiligi-de-bana-gecti.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 10:59:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[beraber]]></category>
		<category><![CDATA[Kalbiyle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=105</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Kalbiyle beraber kişiliği de bana ge&#231;ti&#8217; ABD&#8217;de kalp nakli olan bir kadın, kalbin sahibinin kişiliğini aldığını ileri s&#252;rd&#252;: Huyum hatta y&#252;r&#252;y&#252;ş&#252;m bile değişti. Kalbini veren gen&#231; gibi bira ve tavuk...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><font size="2" face="Verdana">&#8216;Kalbiyle beraber kişiliği de bana ge&ccedil;ti&#8217;</font></strong></p>
<p><font size="2" face="Verdana">ABD&#8217;de kalp nakli olan bir kadın, kalbin sahibinin kişiliğini aldığını ileri s&uuml;rd&uuml;:</font></p>
<p><font face="Verdana"><strong><font size="2">Huyum hatta y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;m bile değişti. Kalbini veren gen&ccedil; gibi bira ve tavuk tutkunu oldum.. </font></strong></font><font size="2"></p>
<p><em>Kalp nakli yapılan kişiye &ouml;len kişinin karakteri ge&ccedil;iyor mu? </em></font><font size="2"><img align="right" src="http://www.ensonhaber.com/images/news/104404.jpg" width="250" height="172" alt="" /></font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">ABD&#8217;de yaşanan bir olay, bu tartışmaları alevlendirdi. ABD&#8217;li Claire Sylvia, (57) &ouml;len kişinin ruhunun kendisine ge&ccedil;tiğini ileri s&uuml;rd&uuml;. 10 yıl &ouml;nce ge&ccedil;irdiği kalp ve akciğer nakli sonrasında yaşadığı sıra dışı olayları &quot;<strong>Bir kalp değişikliği</strong>&quot; isimli kitabında anlatan eski dans&ccedil;ı Sylvia, &quot;Yavaş yavaş bana kalbini veren 18 yaşındaki gen&ccedil; erkeğe benzedim. Huyum ve y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;m bile değişti. Eskiden tavuk ve birayı ağzıma s&uuml;rmezken ameliyattan &ccedil;ıkar &ccedil;ıkmaz ilk bunları istedim. Eskinin aksine hi&ccedil; grip olmuyordum ve &ccedil;ok enerjiktim&quot; dedi. Kendisine kalbini veren kişiyi bulmak i&ccedil;in harekete ge&ccedil;en Sylvia, yasalar gereği don&ouml;r&uuml;n&uuml;n kimliğine ulaşamadı. Ta ki bir gece, ona kalbini veren Timothy Lamirade r&uuml;yasına girip adını s&ouml;yleyene kadar. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">ADINI R&Uuml;YASINA GİRİP S&Ouml;YLEDİ</font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Claire Sylvia, sonrasını ş&ouml;yle anlatıyor: &quot;Arkadaşımla gazete arşivlerinde motosiklet kazasında &ouml;len gen&ccedil;leri taramaya başladım. Ve onu buldum. Aynı r&uuml;yalarıma giren kişiydi ve adı da Timothy Lamirade&#8217;dı! 9 ay sonra tekrar r&uuml;yama girerek bana ailesiyle ilgili bilgi verdi. Ben de ailesini de buldum. Onlara &#8216;Tim bira sever miydi&#8217; diye sorduğumda aldığım cevap beni şok etti: Birayı sever ama tavuğu daha fazla. Ayrıca hi&ccedil; grip olmazdı ve &ccedil;ok enerjikti&quot;</font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>kaynak: <a href="http://www.ensonhaber.com/" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.ensonhaber.com/?referer=');"><font color="#004080">http://www.ensonhaber.com</font></a></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="141" title="1" title="19 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/105-kalbiyle-beraber-kisiligi-de-bana-gecti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim Hizmetkar Liderlik Modelimiz</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/441-insani-gelisim-hizmetkar-liderlik-modelimiz-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/441-insani-gelisim-hizmetkar-liderlik-modelimiz-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 06:37:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmetkar]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[Liderlik Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=441</guid>
		<description><![CDATA[&#214;ğrendiğimiz ve &#214;ğrettiğimiz Modelimiz nedir Kendimize Ni&#231;in İnsani gelişim Hizmetk&#226;rı diyoruz ve neden bu y&#246;nde ısrarlıyız bu konudaki tespitlerimizi takdirlerinize sunuyoruz&#8230; İnsan tabiatı gereği sosyal bir varlıktır. Sosyal varlıklar hayatlarını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><font face="Tahoma"><span style="font-size: 11pt;"><img width="502" height="429" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/about/liderlikmodelimiz.jpg" alt="" /></span></font></p>
<p align="center"><font face="Tahoma" color="#ff6600" style="font-size: 11pt;"><strong>&Ouml;ğrendiğimiz ve &Ouml;ğrettiğimiz Modelimiz nedir</strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#ff6600"><strong><font style="font-size: 11pt;">Kendimize Ni&ccedil;in İnsani gelişim Hizmetk&acirc;rı diyoruz ve neden bu y&ouml;nde ısrarlıyız bu konudaki tespitlerimizi takdirlerinize sunuyoruz&#8230;</font></strong></font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">İnsan tabiatı gereği sosyal bir varlıktır. Sosyal varlıklar hayatlarını s&uuml;rd&uuml;rebilmek i&ccedil;in iş b&ouml;l&uuml;m&uuml;ne ve rollerin paylaşımına ihtiya&ccedil; duyarlar. İş b&ouml;l&uuml;mlerinin ve rollerin nasıl paylaşılacağını, bir başka deyişle, nasıl bir toplum yapısı i&ccedil;inde bu rollerin yerine getirileceğini toplumun her seviyesinde liderler belirler. Y&ouml;neticiler ise se&ccedil;ilen yapı ve model i&ccedil;inde işlerin ve rollerin doğru yapılmasından ve y&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesinden sorumludurlar. Bir başka a&ccedil;ıdan; y&ouml;neticiler sistem i&ccedil;inde, liderler ise sistemlerin tasarımı ve değişimi &uuml;zerinde &ccedil;alışırlar. Y&ouml;netici, başında bulunduğu m&uuml;essesenin işlerinin doğru yapılıp yapılmadığından sorumlu iken, ilgili kurumun lideri o kurumun var oluş gayesine uygun olarak hadiselerin akışını ve k&uuml;resel &ccedil;aptaki gelişmeleri dikkate alarak, doğru işlerin bağlamda, kurumu geleceğe taşıyan vizyon, strateji ve hedefleri belirleyen ve doğru işlerin yapılmasını sağlayan liderleri veya liderlik vasıflan olan y&ouml;neticileri olmalıdır. </font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#ff6600" style="font-size: 11pt;"><strong>HİZMETK&Acirc;R LİDERLİĞİN 10 VASFI </strong></font></p>
<p align="justify"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600" style="font-size: 11pt;">1- İlgili Dinleyebilme Kabiliyeti:</font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff"><span style="font-size: 11pt;"> Liderler geleneksel olarak iletişim ve karar alma maharetlerine g&ouml;re değerlendirilir. Hizmetk&acirc;r liderde diğerlerini samimiyetle ne ve isteyerek dinleme becerisi &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve i&ccedil;ten olan kişidir. Dinlemiş gibi g&ouml;r&uuml;nmekle Dinlemek arasındaki farkı &quot;kendisine yapılmasını istemediği bir davranışı bir başkasına yapması sonucunda değerlendirme yaparak dinler.&Ouml;zellikle lider, başında bulunduğu grup ve topluluğun isteklerini belirlemeye ve onu &ccedil;ok a&ccedil;ık ve net bir şekilde tanımlamaya karşı istekli olmalıdır. Dinleme, muhatabın veya grubun i&ccedil;indeki hisleri ve arzuları, bir başka deyişle, muhatabın beden, ruh ve zihninin birlikte s&ouml;ylediği mesajı anlamayı gerektirir. </span></font></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt;"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600">2- İyi niyet Empatisi: </font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff">Empatiyi iyi niyet diyerek pekiştirmek istememizin sebebi Antipati kelimesinin karışıklığa yol a&ccedil;maması y&ouml;n&uuml;ndedir.Hizmetk&acirc;r liderler diğer insanlarla iyi niyet empatisi seviyesinde m&uuml;nasebet kurarlar. Diğer insanların &ouml;zel kabiliyetlerini ve maharetlerini fark edip, onlara sahip &ccedil;ıkarak toplumun hizmetine sunmalıdırlar. Birlikte &ccedil;alıştıkları insanların iyi niyetli olduklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r, davranışları ve performansları kabul edilemez olsa bile onları reddetmezler. En başarılı hizmetk&acirc;r liderler, becerikli iyi niyetli empatik dinleyici olanlardır. </font></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt;"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600">3- İyileştirme:</font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff"> İnsanları iyileştirmeyi &ouml;ğrenme, d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m ve entegrasyon i&ccedil;in g&uuml;&ccedil;l&uuml; bu kuvvettir. Hizmetk&acirc;r liderlerin &ouml;nemli bir &uuml;st&uuml;n tarafı da kendilerini ve diğer insanları iyileştirme potansiyelleridir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bir&ccedil;ok insan hissiyat olarak incinmiş, ruhları ve kalpleri kırılmış bir hayat s&uuml;rd&uuml;rmektedir. Hizmetk&acirc;r liderler, bu insanlarla bire-bir temasa ge&ccedil;erek, onların kalplerini ve ruhlarını ortak şeyleri paylaşarak ve daha y&uuml;ce bir şey etrafında b&uuml;t&uuml;nleştirerek iyileştirirler.</font></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt;"><font face="Tahoma" color="#ff6600"><strong>4- İstemenin Farkında olur: </strong></font><font face="Tahoma" color="#3366ff">Genel olarak farkında olmak ve kendinin ne durumda olduğunun farkında olmak, hizmetk&acirc;r lideri daha da g&uuml;&ccedil;l&uuml; kılar. Ne istediğini de ne istemediğini de bilir. İstediklerini istemediklerini isteyerek istemiş olabileceğini bilir. &Ouml;rneğin &quot;Her insan ben &ouml;lmek istemiyorum demeye meyyaldir. Oysa Hizmetk&acirc;r Lider aynı &ouml;rneği &quot;Ben yaşamak istiyorum diyerek pekiştirir. Bu noktadan lider, daima farkı fark etme becerisini g&uuml;&ccedil;lendirme gayretindedir. Bir kimse farkı fark etmeyi &ouml;ğrenmişse, etik ve değer h&uuml;k&uuml;mlerini i&ccedil;ine alan konulan da anlaması kolaylaşır. Neticede problemleri ve meseleleri daha geniş perspektiften ve b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l bir tarzda ele alması kolaylaşın</font></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt;"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600">5- İkna Etme g&uuml;c&uuml;:</font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff"> Hizmetk&acirc;r liderler, karar verirken sahip olduğu makamın otoritesini kullanma yerine, o kararla alakalı insanları ikna etme metodunu kullanırlar. Zorlama yerine muhatapların akıl ve kalplerine hitap ederek, akıllarını, hislerini ve ruhlarını da fethederek onlara işleri yaptırırlar. Neticede gruplar kendi aralarında ortak akıl, değer ve tutum &uuml;retebilme kapasitesine kavuşurlar. </font></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt;"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600">6- İlkeli Kavramsallaştırma:</font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff"> Hizmetk&acirc;r liderler, kabiliyetlerini, hayal d&uuml;nyalarını dolduracak şekilde geliştirirler. Problemleri kavramlar haline sokan liderler, meselelere bu perspektiften bakarak, g&uuml;nl&uuml;k realitelerin &ouml;tesine ge&ccedil;erek daha geniş bir a&ccedil;ıdan d&uuml;ş&uuml;nme imk&acirc;nına sahiptirler. Bunu s&uuml;rekli pratik yaparak ve kendilerini disiplin altına alarak yaparlar. H&acirc;lbuki lider vasfından uzak y&ouml;neticiler, genellikle, kısa s&uuml;rede netice alınabilen işleri ve problemleri &ccedil;&ouml;zerek kendilerini t&uuml;ketirler ve uzun s&uuml;re gerektiren ciddi problemleri zamanın akışına bırakırlar. Hizmetk&acirc;r lider vasfı olan idareciler ise, d&uuml;ş&uuml;ncelerini hem g&uuml;nl&uuml;k rutin işleri y&uuml;r&uuml;tmek ve g&uuml;nl&uuml;k sıkıntıları aşmak i&ccedil;in kullanır, hem de daha geniş perspektifte meselelere kavramlar perspektifinden, derinlemesine yaklaşırlar. </font></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt;"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600">7- İleri G&ouml;r&uuml;şl&uuml;l&uuml;k:</font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff"> İleride olması muhtemel hadiseleri &ouml;nceden g&ouml;rebilme kabiliyetini tanımlamak zor olmasına rağmen, bu işi yapabilenleri tespit etmek kolaydır. Bir insan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde bilir. &Ouml;nceden g&ouml;rme ise sezgiyle al&acirc;kalı bir maharet olup, hizmetk&acirc;r liderin ge&ccedil;mişten ve bug&uuml;n&uuml;n realitelerinden dersler alıp, bug&uuml;n alman kararların gelecekteki muhtemel sonu&ccedil;larını anlamasına yardımcı olur. </font></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt;"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600">8- İstikrarlı&nbsp;&Ccedil;obanlık (emniyet) eder:</font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff"> Bir şeyi bir başkası i&ccedil;in g&uuml;venilir ve emin şekilde saklamak m&acirc;n&acirc;sına gelen &ccedil;obanlık, başkalarının ihtiya&ccedil;larını &ouml;ncelikle gidermede &ouml;nemli bir ahl&acirc;ki davranıştır (diğerkamlık). Ya &quot;</font><strong><font face="Tahoma">Tozu dumana katarsın yada tozu dumanı yutarsın</font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff">&quot; gibi &ccedil;ok basit bir mantığın dışında arkadan giderek tozu dumanı dahi yutmayı g&ouml;ze alarak &ccedil;obanlık eder. Ve sorumluluğunu aldığı alanların g&uuml;venliğini de sağlar. &Ccedil;obanlık, aynı zamanda kontrol etme g&uuml;c&uuml;n&uuml; kullanmak yerine, a&ccedil;ıklığı ve iknayı daha &ccedil;ok &ouml;n pl&acirc;na &ccedil;ıkarır. &Ccedil;obanlık, toplumun sel&acirc;meti ve refahı i&ccedil;in kurum ve m&uuml;esseseleri var oluş gayesi etrafında işleterek, m&uuml;esseseleri korumak anlamına da gelir. Bu noktada Peygamberimiz(s.a.s)&rsquo;in &ldquo;hepiniz bir &ccedil;obansınız, ve g&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;zden mesuls&uuml;n&uuml;z&rdquo; şeklindeki hadisi de hizmetk&acirc;r liderlerin bu vasfına ışık tutmaktadır. </font></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt;"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600">9- İnsanların gelişmesi ve b&uuml;y&uuml;mesine &ouml;zel ihtimam g&ouml;sterme: </font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff">Hizmetk&acirc;r liderler, insanların, &ccedil;alıştıkları kurumda iş&ccedil;iler olarak yaptıkları katkının &ouml;tesinde &ouml;zel bir değere sahip olduklarına inanırlar. Bundan dolayı her hizmetk&acirc;r lider, her ferdin b&uuml;y&uuml;y&uuml;p gelişmesine &ouml;zel gayret sarf eder ve emri altında &ccedil;alışanların veya sorumlu olduğu fertlerin şahsi, mesleki ve ruhi gelişimlerini tamamlamaları i&ccedil;in sahip olduğu b&uuml;t&uuml;n g&uuml;c&uuml; kullanma konusunda mesul olduğunun şuurundadır. Bu hedefe m&acirc;tuf olarak, &ccedil;alışanlarının şahsi ve mesleki gelişimleri i&ccedil;in &ouml;zel fonlar oluşturur ve bunları kullanmaları i&ccedil;in teşvik eder. &Ccedil;alışanlarının veya mesul olduğu kişilerin karar alma mekanizmalarına katılmaları konusunda onları teşvik eder. Ayrıca işten ayrılması gereken iş&ccedil;ilere de bir başka iş bulmaları konusunda &ouml;zel gayret g&ouml;sterir. İşten ayrılanları hemen unutmaz, onlara olan maddi ve manevi desteğini devam ettirecek fonlar ve yapılanmalar teşkil eder. </font></span></p>
<p align="justify"><span style="font-size: 11pt;"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600">10- İş hayatı dışında k&uuml;&ccedil;&uuml;k birliktelik sağlayıcı gruplar ve topluluklar inşa etme:</font></strong><font face="Tahoma" color="#3366ff"> İnsan hayatını birinci derecede şekillendiren fakt&ouml;rlerin başında insanın informal eğitimi gelir. İnformal eğitim, okul veya iş dışında edinilen k&uuml;&ccedil;&uuml;k arkadaş topluluklarında &ouml;ğrenilen ve kazanılan şeylerdir. Bunun farkında olan hizmetk&acirc;r lider, sorumluluğu altındaki insanların kendilerini daha sağlıklı ve bilgili ve serbest kılacak topluluklar oluşturmalarını ve boş zamanlarını buralarda ge&ccedil;irmelerini temin etmeye &ccedil;alışır. Bunu yerine getirmek i&ccedil;in, mesai dışında insanların şahsi, mesleki ve ruhi gelişimlerini sağlayıcı sosyal faaliyetler tertipler.</font></span></p>
<p align="justify"><strong><font face="Tahoma" color="#ff6600"><span style="font-size: 11pt;">HİZMETK&Acirc;R LİDERLİĞİN UYGULAMA SAHALARI </span></font><font face="Tahoma" color="#ff6600" style="font-size: 11pt;">D&Uuml;NYADA Y&Uuml;R&Uuml;T&Uuml;LEN FAALİYETLER </font></strong></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">Bug&uuml;n klasik, otoriter, baskıcı ve dediğim dedik tarzında g&uuml;&ccedil; kullanılarak ve insanların başında demoklesin kılıcını sallayarak onları y&ouml;netme veya sosyal d&uuml;zeni devam ettirmeye y&ouml;nelik idarecilik ve liderlik, &ccedil;ağ dışı kalmış olup b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nyada yeni liderlik modelleri geliştirilmiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;t&uuml;n araştırmalar g&ouml;stermektedir ki, klasik y&ouml;neticilik anlayışını kullanan y&ouml;netici ve eğiticiler, mesuliyeti altındaki fertlerin kalbini, zihnini ve ruhunu satın alamamaktadır. Maaş karşılığı satın alabildiği ve kontrol edebildiği şey, ancak &ccedil;alışanların bedenlerine ait iş g&uuml;c&uuml; ve zamanlarıdır. 21. y&uuml;zyılda &ccedil;alışanlarının g&ouml;n&uuml;llerini, kalplerini ve &uuml;reticiliklerini de kuruma (işe) taşıyabilen şirketler ve kurumlar ayakta kalacaktır. B&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya &ccedil;apında insanlar ve toplumlar birbirlerinin ihtiya&ccedil;larını samimiyetle karşılayabilecekleri ve birbirlerine değer verecekleri, birbirlerini yargılama ve yok etme yerine birbirlerine empati duyacakları, kılık, kıyafet, ırk ve cinsiyet ayrımı g&ouml;zetmeksizin insanca muamele g&ouml;recekleri, bu arada kendi ferdi kapasitelerini geliştirebilecekleri, iş&ccedil;ilerin ve m&uuml;şterilerin adil bir şekilde ilgi ve destek g&ouml;rd&uuml;kleri bir toplum modelini arzulamaktadırlar. Ayrıca toplumdaki azınlığın değil, &ccedil;oğunluğun ihtiya&ccedil;larına &ouml;ncelik veren, hassas ve bu ihtiya&ccedil;ları karşılayan liderleri &ouml;zlemektedirler. B&ouml;yle bir toplum modelini ger&ccedil;ekleştirecek insanlar, toplumun y&ouml;neticileri değil, onlar arasından veya halkın arasından &ccedil;ıkan liderlerdir. Acaba b&ouml;yle bir liderlik nasıl bir model &uuml;zerine oturmalıdır ve bu liderlerin kişilik &ouml;zellikleri neler olmalıdır sorusuna cevap arayışları devam ederken l970&rsquo;li yıllarda Robert Greenleaf tarafından geliştirilen &ldquo;hizmetk&acirc;r liderlik&rdquo; kavramı ve modeli olduk&ccedil;a &ouml;n pl&acirc;na &ccedil;ıkmış bulunmaktadır. Aslında y&uuml;zyıllar &ouml;nce Peygamberimiz tarafından &ccedil;er&ccedil;evesi &ccedil;izilen &ldquo;seyyid&uuml;&rsquo;l-kavmi h&acirc;dimuhum: Liderler (seyyidler) kavimlerinin hizmetkarlarıdır&rdquo; hadisinin sırrı ortaya &ccedil;ıkmakta ve bug&uuml;n Batı toplumlarında hayata taşınmaya &ccedil;alışılmaktadır. Bundan başka takım &ccedil;alışmasına &ouml;nem veren liderlik, toplumun katılımını ve isteklerini dikkate alarak kararların alındığı kolektif liderlik, ahl&acirc;ki değerlerle uyuşan ve insanlara daha fazla değer veren etik (değer) merkezli liderlik, bu yeni arayışlardan birka&ccedil;ıdır. Hizmetk&acirc;r liderlik, insanlar arasında iş birliğini, g&uuml;veni, geleceği &ouml;ng&ouml;rmeyi (basireti), dinlemeyi, sahip olunan g&uuml;&ccedil; ve yetkilerin ahlaki &ouml;l&ccedil;&uuml;ler i&ccedil;inde kullanımını teşvik eder.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">Hayatımızın farklı kesitlerinde bazen liderlik (kumandanlık), bazen de izleyicilik (asker) rollerini oynarız. İşimizde memur isek, evde ailemizin lideriyiz. İş yerinde y&ouml;netici isek, bir &uuml;st makama karşı da mesul&uuml;z. Bir başka deyişle bazen hizmet eden rol&uuml;n&uuml;, bazen de hizmet edilen rol&uuml;n&uuml; oynuyoruz. Hayat manalı ve heyecan verici zıtlıklarla doludur. İşte bunlardan biri, hizmetk&acirc;r ile liderin bir arada olmasını sağlayan ve iki rol&uuml; sentezleyen &ldquo;hizmetk&acirc;r liderlik&rdquo;tir. Hizmetk&acirc;r liderlik kavramı, herkesin kendi hayatında bu iki rol arasındaki dengeyi kurmasını teşvik eder. Liderlik konumunda olduğumuz noktada asıl vazifemiz, insanlara hizmet vermek iken, tabi olduğumuz noktalarda ise boşlukları veya atlanan hizmetleri doldurmak olmalıdır. Sonu&ccedil;ta bu iki rol&uuml; bir arada oynamak kendi hayatımızı zenginleştirdiği gibi, i&ccedil;inde bulunduğumuz kurumların veya enstit&uuml;lerin de işleyişinde &ouml;nemli d&uuml;zeyde iyileştirici katkıda bulunur. Hizmetk&acirc;r liderliğin gayesi, toplumun b&uuml;t&uuml;n fertlerini ve m&uuml;esseselerini daha sağlıklı, daha bilge, daha serbest ve bağımsız hale getirerek, daha iyi ve daha insancıl bir toplum oluşturmaktır. Bu şekilde insanlık ailesinin b&uuml;t&uuml;n &ccedil;eşitliliğini kullanarak, her birinin kendine ait g&uuml;zelliklerini geliştirmesine yardımcı olmaktır. Hizmetk&acirc;r liderlikte sahip olunan g&uuml;&ccedil; ve kuvvet, &ccedil;alışanların her t&uuml;rl&uuml; ihtiyacının karşılanması i&ccedil;in kullanılır. Şahsi, mesleki ve ruhi ihtiya&ccedil;ları karşılanan fertler de, o m&uuml;esseseye hem kafalarını, hem kalplerini, hem de zamanlarını feda ederek, o kurumun gelişmesine i&ccedil;ten katkıda bulunurlar.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">Hizmetk&acirc;r liderlik kavramı, insanları y&ouml;neten kişilerin rollerinde k&ouml;kl&uuml; değişiklikleri mecburi kılan yeni bir liderlik modelidir. &Ouml;zellikle her bir kurum i&ccedil;inde &ccedil;alışan idareci ve y&ouml;netici konumundaki kişiler, kendilerini hizmetk&acirc;r lider olarak tanımladığında ve bu rol&uuml; benimsediklerinde, iş yerinde insanların birbirlerine karşı tutum ve davranışları daha insani olmakta ve o kurumdan hizmet alan m&uuml;şteriler de daha &ccedil;ok memnun kalmaktadırlar. Bunun farkında olan m&uuml;essese ve şirketler, sistemlerini ve y&ouml;netim anlayışlarını &ccedil;alışanlarının şahsi, mesleki ve ruhi gelişimlerini geliştirecek şekilde değiştirmektedirler. Bug&uuml;n Batı&rsquo;da y&uuml;z binlerce idareci ve şirket y&ouml;neticisi ve mahalli y&ouml;netimlerin başında bulunan kimseler bu &ldquo;hizmetk&acirc;r liderlik&rdquo; modelini benimsemişler ve kendilerini eğitime tabi tuttuktan sonra hizmet g&ouml;t&uuml;rd&uuml;kleri insanlara baskıcı ve otoriter tarzda değil, hizmetk&acirc;r makamında onların ihtiya&ccedil;larını gidermeye başlamışlardır. Batı&rsquo;da her derecedeki y&ouml;netici ve idareciler arasında giderek h&uuml;sn&uuml;kabul g&ouml;ren bu yeni anlayış, umarız ki yakın zamanda &uuml;lkemiz idarecilerine de transfer edilir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">&nbsp;Hizmetk&acirc;r lider, kendi işinden &ouml;nce, ait olduğu grubun işlerini g&ouml;ren kişidir. Bu kişilerde tabi&icirc; hissiyat, başkalarına yardımcı olmaktır. Ancak b&ouml;yle tabi&icirc; bir hisse sahip olan kişiler, bu hislerini geliştirip hizmetk&acirc;r lider olabilirler. Hizmetk&acirc;r lider &ouml;ncelikle insanların en temel ihtiyacı olan, onaylanmak, takdir edilmek, hatırlanmak dahil, insanların bedeni, ruhi ve hissi ihtiya&ccedil;larının karşılanıp karşılanmadığı konusunda hassas olan kişidir. Bir kişinin hizmetk&acirc;r bir liderlik rol&uuml; oynayıp oynamadığını anlamak i&ccedil;in hizmet verdiği kişileri incelemek gerekir. Bu kişiler, şahsiyetleri gelişmiş, şahsi b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğe sahip (s&ouml;z ve davranış b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; olan) insanlar olarak mı hayata atılıyorlar? Daha sağlıklı, daha bilgece ve serbest&ccedil;e kararlar alıp tercihlerde bulunabiliyorlar mı? En &ouml;nemlisi, onlar da kendilerini insanlara hizmet sunan bir kimse olarak tanımlayabiliyorlar mı? Hizmetk&acirc;r liderlik kavramı, iki zıt rol&uuml; bir araya toplayan yeni bir liderlik modeli olduğu i&ccedil;in, bir gecede &ouml;ğrenilecek bir şey değildir. Hayata bakış a&ccedil;ımızın ve iş hayatımızın uzun s&uuml;reli bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n&uuml; gerektiren, m&uuml;spet, yapıcı değişimleri sağlayan bir davranış ahl&acirc;kı modelidir. Hizmetk&acirc;r lider, insanlara hizmet g&ouml;t&uuml;rebilmek i&ccedil;in g&uuml;c&uuml; ve bilgeliği bulup sentez edebilen kişidir. Bu kişilerin temel 10 &ouml;zelliğini kısaca aşağıdaki şekilde sayabiliriz.</font></p>
<p align="justify" class="MsoNormal" style="background: white none repeat scroll 0% 0%; line-height: 12.25pt; margin-bottom: 10.2pt; -moz-background-clip: border; -moz-background-origin: padding; -moz-background-inline-policy: continuous;"><strong><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0); font-size: 8pt;">HİZMETK&Acirc;R LİDERLİĞİN UYGULAMA SAHALARI </span></strong></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">&nbsp;Hizmetk&acirc;r liderlik modelinin &ouml;ncelikle uygulanması gereken saha, bunun her t&uuml;rl&uuml; kurum ve sosyal oluşum seviyesinde (aile, okul, mahalli y&ouml;netimler, hastaneler, dini hizmet veren kurumlar v.b.) bir model ve yeni değerler dizisi (paradigma) olarak benimsenmesini sağlamak olmalıdır. Ayrıca b&uuml;t&uuml;n bu kurumların ama&ccedil; i&ccedil;inde bu hizmetk&acirc;r liderlik felsefesi yer almalıdır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">İkinci &ouml;nemli uygulama sahası da bu yeni modelin şirketlerdeki ve kurumlardaki y&ouml;netim kurulları ile y&uuml;r&uuml;tme kurullarının var oluş gayelerini ve sorumluluklarını belirleyici bir &ccedil;er&ccedil;eve olarak kabul edilmesidir. Bug&uuml;n bu kurullar, işsizlere iş verme ve kurumun gelirlerini usul&uuml;nce yeme gibi pratikte &ccedil;arpık işleyişlere sahne olmaktadır. Bu noktadan bu kurullar, kendilerine ait rolleri sorgulamalılar ve şu iki soruya cevap bulmalılar: Biz hangi maksatla buradayız? &Uuml;rettiğimiz katma değer, olmazsa olmaz cinsinden midir? İkincisi, bizler kime hizmet g&ouml;t&uuml;r&uuml;yoruz? Y&ouml;netim kurulunda olduğumuz şirketin &ccedil;alışanlarına g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z hizmetler nelerdir? Bu sorulara tatmin edici cevaplar verilebiliyorsa, burada hizmetk&acirc;r liderlik misyonu yaşatılıyor demektir.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; uygulama alanı ise &uuml;niversitelerin liderlik ve y&ouml;netim derslerinin verildiği b&ouml;l&uuml;mlerde ders olarak okutulmasıdır. Bu konularda &uuml;niversitelerde tezler ve araştırmalar yapılması teşvik edilmelidir. &Uuml;niversitelerde y&ouml;netime talip olan kişiler, bu kurslardan ge&ccedil;irilmelidir. Yine benzer şekilde eğitim ve danışmanlık şirketleri tarafından verilen liderlik ve y&ouml;neticilik kurslarında bu hizmetk&acirc;r liderlik modeli ele alınıp tanıtılmalıdır. &Ouml;zellikle s&uuml;rekli kalite &ccedil;emberlerinin uygulanmakta olduğu şirketlerde bu liderlik modeli, olduk&ccedil;a yardımcı bir yaklaşım olmaktadır.</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">21. y&uuml;zyılda liderlik şahıslarla değil takım &ccedil;alışmasıyla (şahsı-ı manev&icirc; &#8211; ortak akıl &#8211; ortak değer &#8211; ortak prensipler) ger&ccedil;ekleştirilecek; alınan kararlar, insanların şahs&icirc; &ouml;zelliklerini geliştirici olacak ve kendilerini ger&ccedil;ekleştirmiş ve kapasitelerini ortaya &ccedil;ıkarmış insanlar topluma katma değeri y&uuml;ksek hizmetler verebilecektir.</font></p>
<p align="justify"><strong><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0); font-size: 10pt;">D&Uuml;NYADA Y&Uuml;R&Uuml;T&Uuml;LEN FAALİYETLER </span></strong></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">&nbsp;20. y&uuml;zyıl Batı toplumlarında &ldquo;hizmetk&acirc;r liderlik (servant-leadership)&rdquo; kavramı, enstit&uuml; ve bir eğitim kurumu olarak ilk defa 1964 yılında &ldquo;Uygulamalı Etik&rdquo; olarak kuruldu. O g&uuml;nden beri b&uuml;y&uuml;yerek gelişen bu milletlerarası merkez, Amerika Birleşik Devletleri&rsquo;nin Indiana eyaletinde Indianapolis şehrinde &ldquo;Servant-Leadership-Robert K. Greenleaf Center&rdquo; olarak hizmet vermektedir. Merkez her yıl &ldquo;Milletlerarası Hizmetk&acirc;r Liderlik Konferansı&rdquo; tertiplemekte olup, m&uuml;teakip konferans 10&ndash;13 Haziran 1999&rsquo;da Indianapolis şehrinde yapılacaktır. Bu merkez, insanları ve kurumları bu yeni liderlik anlayışı ile tanıştırmak i&ccedil;in &ccedil;eşitli uygulamalı kurslar, seminerler ve toplantılar d&uuml;zenlemektedir. Merkez bug&uuml;ne kadar &ldquo;hizmetk&acirc;r liderlik&rdquo; &uuml;zerine yazılmış, 120 kitap, br&ouml;ş&uuml;r, g&ouml;ze ve kulağa hitap eden dok&uuml;manlar yayınlamıştır. Bizim değerlerimizin başkaları tarafından alınıp, hayata taşındığını g&ouml;rd&uuml;k&ccedil;e; &ldquo;acaba bir g&uuml;n İsl&acirc;miyet bir hayat tarzı olarak Batı&rsquo;dan bize ithal mi edilecek ve bizim dinimizin emirlerinin nasıl hayata taşınacağı konusunda Batılılardan ders almamız mı gerekecek?&rdquo; şeklinde sorular akla gelmektedir. <br />
&nbsp;</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" color="#3366ff" style="font-size: 11pt;">Esinlendiğimiz KAYNAKLAR:</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" style="font-size: 11pt;">Greenleaf Center tanıtım broş&uuml;rleri (1998),</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" style="font-size: 11pt;">The Greenleaf Center for Servant-Leadership,</font></p>
<p align="justify"><font face="Tahoma" style="font-size: 11pt;">Robert K. Greenleaf Center for Servant-Leadership</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="center">
<title></title><br />
<meta content="Microsoft FrontPage 5.0" name="GENERATOR" /><br />
<meta content="FrontPage.Editor.Document" name="ProgId" /><font face="Tahoma" color="#3366ff" size="3" style="font-size: 12pt;"> <a style="text-decoration: none;" href="../../../../../?p=61"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="1930" title="1" title="16 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/441-insani-gelisim-hizmetkar-liderlik-modelimiz-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim Notaları</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/432-insani-gelisim-notalari.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/432-insani-gelisim-notalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 04:04:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[insani gelisim notaları]]></category>
		<category><![CDATA[Notalar]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=432</guid>
		<description><![CDATA[İnsani Gelişim Notaları&#160; isimli radyo programlarımızın tamamını dinleyebileceğiniz adresimize ulaşmak i&#231;in l&#252;tfen resmin &#252;zerine tıklayınız]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">İnsani Gelişim Notaları&nbsp; isimli radyo programlarımızın tamamını dinleyebileceğiniz adresimize ulaşmak i&ccedil;in l&uuml;tfen resmin &uuml;zerine tıklayınız</font></p>
<p align="center" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><a href="http://www.insanigelisimnotalari.com/tr" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisimnotalari.com/tr?referer=');"><img width="558" height="419" border="0" src="http://www.insanigelisimnotalari.com/img/7model.jpg" alt="" /></a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="45" title="1" title="06 December 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/432-insani-gelisim-notalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sorulara Cevaplar</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/2629-sorulara-cevaplar.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/2629-sorulara-cevaplar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2009 09:43:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru-Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=2629</guid>
		<description><![CDATA[İnsani Gelişim Yolculuğumuza &#199;ıktığımız g&#252;nden beridir tarafımıza sorulanlardan bazıları &#160; &#160; Kendinizin hazırlayıp &#214;zel bir radyoda sunduğunuz &#8220;İnsani gelişim notaları&#8221; programı ne demek ne kast ediliyor. İnsani Gelişim notaları dediğiniz...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><strong><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600">İnsani Gelişim Yolculuğumuza </font></strong></p>
<p align="center" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><strong><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600">&Ccedil;ıktığımız g&uuml;nden beridir tarafımıza sorulanlardan bazıları</font></strong></p>
<p align="center" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p align="center" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><strong><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><img width="300" height="300" border="0" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/kelebek.jpg" /></font></strong></p>
<p align="center" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<ol>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#1.&nbsp;Kendinizin hazırlayıp &Ouml;zel bir radyoda sunduğunuz &ldquo;İnsani gelişim notaları&rdquo; programı ne demek ne kast ediliyor">Kendinizin hazırlayıp &Ouml;zel bir radyoda sunduğunuz &ldquo;İnsani gelişim notaları&rdquo; programı ne demek ne kast ediliyor.</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#İnsani gelişim notaları dediğiniz evrensel 7 tane olan bu aşamalar nelerdir.">İnsani Gelişim notaları dediğiniz evrensel 7 tane olan bu aşamalar nelerdir.</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani gelişim hizmetk&acirc;rları birliği olarak amacınız nedir">İnsani Gelişim hizmetk&acirc;rları birliği olarak amacınız nedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#İnsani gelişim hizmetk&acirc;rları birliği olarak hedefiniz nedir">İnsani Gelişim hizmetk&acirc;rları birliği olarak hedefiniz nedir?</a></font></span></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2"><a style="text-decoration: none;" href="#Sosyolojik ve toplumsal roller a&ccedil;ısından İGHB olarak İnsanı nasıl tarif ediyorsunuz">Sosyolojik ve toplumsal roller a&ccedil;ısından İGHB olarak İnsanı nasıl tarif ediyorsunuz ?</a></font></span></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Karar merci Kim ve kimlerdir">İnsani Gelişim Karar merci Kim ve kimlerdir?</a></font></span></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2"><a style="text-decoration: none;" href="#İNSANİ GELİŞİM HİZMETK&Acirc;RLARI BİRLİĞİ Y&Ouml;NETİM KURULU kimlerdir">İNSANİ GELİŞİM HİZMETK&Acirc;RLARI BİRLİĞİ Y&Ouml;NETİM KURULU kimlerdir?</a></font></span></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#insani Gelişim LOGO sunu Kimler Kullanabilirler">İnsani Geliişm LOGo sunu Kimler Kullanabilirler?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Marka Ve Logosu İzinsiz kullanıldığında ne gibi bir metot izlenmektedir">İnsani Gelişim Marka Ve Logosu İzinsiz kullanıldığında Ne gibi bir metot izlenmektedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#LOGO nuzdaki NLP harfleri Neyi kast etmektedirler">LOGO nuzdaki NLP harfleri Neyi kast etmektedirler?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Fikri Kime Aittir">İnsani Gelişim Fikri Kime aittir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişimi Anlatan bir kitap var mıdır">İnsani Gelişimi Anlatan bir kitap var mıdır?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Markasına İlk m&uuml;racaat kim tarafından yapılmıştır.">İnsani Gelişim Markasına İlk m&uuml;racaat kim tarafından yapılmıştır.</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Fikrinin Oturduğu bilimsel bir teori var mıdır">İnsani Gelişim Fikrinin Oturduğu bilimsel bir teori var mıdır?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişebilmek Nasıl Olur">İnsani Gelişebilmek Nasıl Olur?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişmenin Beyinde bir B&ouml;lgesi mevcut mudur">İnsani Gelişmenin Beyinde bir B&ouml;lgesi mevcut mudur?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişmek Fizyolojik olarak hangi temel İşleyiş Yaslarına g&ouml;redir">İnsani Gelişmek Fizyolojik olarak hangi temel İşleyiş Yaslarına g&ouml;redir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişme nin ilk tespiti bilimsel anlamda ne zaman yapıldı">İnsani Gelişme nin ilk tespiti bilimsel anlamda ne zaman yapıldı.</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Modeli Hangi &Uuml;lkenin Markasıdır">İnsani Gelişim Modeli Hangi &Uuml;lkenin Markasıdır?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Modeli Hangi &Uuml;lkeler İhra&ccedil; edilecektir">İnsani Gelişim Modeli Hangi &Uuml;lkeler İhra&ccedil; edilecektir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Sizin yazdığınız bir kitap &ccedil;alışması var mı">Sizin yazdığınız bir kitap &ccedil;alışması var mı?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Paradigması Dini Bir cemaatin Uzantısı mıdır">İnsani Gelişim Paradigması Dini Bir cemaatin Uzantısı mıdır?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Paradigması Bir ideolojimidir">İnsani Gelişim Paradigması Bir ideolojimidir</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Eğitimlerini Kimler Verebilmektedir">İnsani Gelişim Eğitimlerini Kimler Verebilmektedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><strong><span style="font-family: Verdana;"><font size="2"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim&rdquo; Ni&ccedil;in&nbsp; Bir Mecburiyet Paradigması olmalıdır.">İnsani Gelişim&rdquo; Ni&ccedil;in?&nbsp; Bir Mecburiyet Paradigması olmalıdır.</a></font></span></strong></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişimin Kapka&ccedil; Ter&ouml;rizmine bakışı nedir"><font size="2">İnsani Gelişimin Kapka&ccedil; Ter&ouml;rizmine bakışı nedir?</font></a></span></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#İnsani Gelişim Eğitimleri Kimlere y&ouml;nelik Olacak">İnsani Gelişim Eğitimleri Kimlere y&ouml;nelik Olacak?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Makaleleriniz de Okurta&ccedil; ne demek Neden bu ifadeyi kullanmaktasınız">Makaleleriniz de Okurta&ccedil; ne demek Neden bu ifadeyi kullanmaktasınız?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Yazı ve makalelerinizde Sevgipoloji biliminden bahsedilmekte bu bilimin fikir sahibi kimdir ve amacı nedir">Yazı ve Makalelerinizde Sevgipoloji biliminden bahsedilmekte bu bilimin fikir sahibi kimdir ve amacı nedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Siz Hipno Terapistmisiniz Terapi ve tedavi yapmaya yetkiniz var mı">Siz Hipno Terapistmisiniz Terapi ve tedavi yapmaya yetkiniz var mı?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Sevgipolog ne demek tam olarak ifade edilmek istenen nedir">Sevgipolog ne demek tam olarak ifade edilmek istenen nedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Sevgipolog ne demek kendinize ilk ne zaman ve ni&ccedil;in s&ouml;ylediniz">Sevgipolog ne demek kendinize ilk ne zaman ve ni&ccedil;in s&ouml;ylediniz?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Beyin Antrenmanlarıyla Sevgipolog Eğitim Danışmanlık modelinin diğer danışmanlık modellerinden farkı nedir">Beyin Antrenmanlarıyla Sevgipolog Eğitim Danışmanlık modelinin diğer danışmanlık modellerinden farkı nedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#İnsani gelişim Ne demek Kişisel gelişimden farkı denir">İnsani gelişim Ne demek? Kişisel gelişimden farkı denir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Neden Kişisel gelişim değil de İnsani Gelişime gerek g&ouml;r&uuml;ld&uuml;">Neden Kişisel gelişim değil de İnsani Gelişime gerek g&ouml;r&uuml;ld&uuml;?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Ni&ccedil;in İnsani gelişim eğitimini almalıyım">Ni&ccedil;in İnsani gelişim eğitimini almalıyım?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Sizden eğitim alanlar veya alacak olanlar hayatlarına ne katacaklar ve onlara ne kazandıracak">Sizden eğitim alanlar veya alacak olanlar hayatlarına ne katacaklar ve onlara ne kazandıracak?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Eğitim i&ccedil;eriklerinde neler var ve neler &ouml;ğretilmektedir">Eğitim i&ccedil;eriklerinde neler var ve neler &ouml;ğretilmektedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Bu eğitimler neden T&uuml;rk&ccedil;e isimlerle ifade edilmektedir">Bu eğitimler neden T&uuml;rk&ccedil;e isimlerle ifade edilmektedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Beyin Antren&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n de Sevgipolog Eğitmenlerinin Diğer Eğitmenlerden Farkı Nedir">Beyin Antren&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n de Sevgipolog Eğitmenlerinin Diğer Eğitmenlerden Farkı Nedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Eğitimler nerede yapılıyor">Eğitimler nerede yapılıyor?</a></font></p>
</li>
<li><font size="2" face="Verdana">
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Eğitimlerin etkili olup olmadığını nasıl anlarım">Eğitimlerin etkili olup olmadığını nasıl anlarım?</a></p>
<p>    </font></li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Sertifikasyon Anlayışınız nedir">Sertifikasyon Anlayışınız nedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#NLP sizce ne demek a&ccedil;ılımınız nedir">NLP sizce ne demek a&ccedil;ılımınız nedir?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#NLP amacınız mı yoksa aracınız mı">NLP amacınız mı yoksa aracınız mı?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Komşularınızla ilişkileriniz ne durumdaydı ne duruma geldi">Komşularınızla ilişkileriniz ne durumdaydı ne duruma geldi?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a style="text-decoration: none;" href="#NLP eğitimi alan bir usta olarak En son ne zaman sinirlendiniz">NLP eğitimi alan bir usta olarak En son ne zaman sinirlendiniz?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Her g&uuml;n g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor musunuz &Ouml;zellikle kime">Her g&uuml;n g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor musunuz? &Ouml;zellikle kime?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Bireysel g&ouml;r&uuml;şmeler Yapıyor musunuz Yaptınız ise kimlerle sonu&ccedil;ları ne durumda">Bireysel g&ouml;r&uuml;şmeler Yapıyor musunuz? Yaptınız ise kimlerle sonu&ccedil;ları ne durumda?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Değişikliğe sebep olduğunuz bir aile veya başka bir &ouml;rnek verebilirmisiniz">Değişikliğe sebep olduğunuz bir aile veya başka bir &ouml;rnek verebilir misiniz</a>?</font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#Bireysel g&ouml;r&uuml;şmeler Yapıyor musunuz Yaptınız ise kimlerle sonu&ccedil;ları ne durumda">Bireysel g&ouml;r&uuml;şmeler Yapıyor musunuz? Yaptınız ise kimlerle sonu&ccedil;ları ne durumda?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#Rakibiniz olacağını tahmin ettiğiniz bir &ouml;ğrencinize engel olmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r m&uuml;s&uuml;n&uuml;z">Rakibiniz olacağını tahmin ettiğiniz bir &ouml;ğrencinize engel olmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r m&uuml;s&uuml;n&uuml;z?</a></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><a style="text-decoration: none;" href="#&ldquo;Selam size, bir soru sorabilir miyim Melek, şuur iken bilin&ccedil; ile işaret edilen işlev nedir diye bir soru sormuş arkadaşlar ben de a&ccedil;ıklayamadım&hellip;&rdquo; Şuur ve bilin&ccedil; arasındaki fark nedir"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">&nbsp;</span><font size="2"><span style="font-family: Verdana;">&ldquo;Selam size, bir soru sorabilir miyim? Melek, şuur iken bilin&ccedil; ile işaret edilen işlev nedir diye bir soru sormuş arkadaşlar ben de a&ccedil;ıklayamadım&hellip;&rdquo; <strong>Şuur ve bilin&ccedil; arasındaki fark nedir?</strong></span></font></a></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2"><span style="font-family: Verdana;"><a style="text-decoration: none;" href="#Ya tozu dumana katarsın yada tozu dumanı yutarsın diyen kişisel gelişimciler var.. siz tozu dumanı yutmuyor musunuz bu kadar insan kişisel gelişim derken siz kendinizi ne zannediyorsunuz...">&quot;<strong>Ya tozu dumana katarsın yada tozu dumanı yutarsın</strong>&quot; diyen kişisel gelişimciler var.. siz tozu dumanı yutmuyor musunuz? bu kadar insan kişisel gelişim derken siz kendinizi ne zannediyorsunuz&#8230;</a></span></font></p>
</li>
<li>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="font-weight: 700; text-decoration: none;" href="#En son olarak ne s&ouml;ylemek istersiniz">En son olarak ne s&ouml;ylemek istersiniz?</a></font></p>
</li>
<li><font size="2" face="Verdana">
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><a style="text-decoration: none;" href="#Sorular geldik&ccedil;e bu sayfaya eklemelerde bulunacakmısınız">Sorular geldik&ccedil;e bu sayfaya eklemelerde bulunacak mısınız?</a></p>
<p>    </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
</li>
</ol>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><strong><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><img width="148" height="175" border="0" align="baseline" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/okumake.jpg" /></font></strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><strong><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600">İnsani Gelişim yolculuğumuza &Ccedil;ıktığımız g&uuml;nden beridir </font></strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><strong><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600">tarafımıza sorulanlardan cevap verebildiklerimiz</font></strong></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="1.&nbsp;Kendinizin hazırlayıp &Ouml;zel bir radyoda sunduğunuz &ldquo;İnsani gelişim notaları&rdquo; programı ne demek ne kast ediliyor">Kendinizin hazırlayıp &Ouml;zel bir radyoda sunduğunuz &ldquo;İnsani gelişim notaları&rdquo; programı ne demek ne kast ediliyor</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">&Ouml;zellikle b&ouml;yle bir programı hazırlamaktaki maksadımız insanımızın m&uuml;zikle olan hayat bağlantısına DİKKAT &ccedil;ekmek </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">istedik. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; notalar ve insan evrensel bir değerdir. Nereye giderse gitsin b&uuml;t&uuml;n insanlar aynı insani değer ve aynı </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">notalarla &uuml;r&uuml;nlerini ortaya &ccedil;ıkarırlar.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İşte ortaya &ccedil;ıkarttıkları eser ve &ccedil;alışmalarında eğer iştigal alanları notaların kapsama alanı ise hi&ccedil;bir itiraza gerek </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">kalmadan Aynı notaları &ccedil;alarak insanlar aralarındaki evrensel dili ruhlarını besleyecek veya kirletecek şekilde devam </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">etmektedirler.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bizde aynı notaların evrenselliğinde İnsan ile notaların arasındaki kurmuş olduğumuz ilişkiye insani gelişim notaları adını </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">verdik.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani gelişim notaları dediğiniz evrensel 7 tane olan bu aşamalar nelerdir.">İnsani gelişim notaları dediğiniz evrensel 7 tane olan bu aşamalar nelerdir.</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<table width="53%" cellspacing="0" cellpadding="0" bordercolor="#111111" border="1" id="AutoNumber2" style="border-width: 0px; border-collapse: collapse;">
<tbody>
<tr>
<td width="33%" style="border: medium none;">
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Do</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Re</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Mi</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Fa</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Sol</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">La</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Si</font></p>
</td>
<td width="27%" style="border: medium none;">
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İstiklal</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İstikbal</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İstikrar</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İyileştirme</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İletişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsan</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İlan</font></p>
</td>
<td width="40%" style="border: medium none;">
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İlerleyiş</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">ilelebet</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İvme(momentum)</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İştişare</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İlgilenmek</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İhlas ve insaf ile</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">isyansız iyi niyetli</font></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%" style="border: medium none;" colspan="3">
<p align="center" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><img width="512" height="384" border="0" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/7model_orta.jpg" /></font></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">mizi aynı d&uuml;ş&uuml;nceyi paylaşan &ldquo;<a style="text-decoration: none;" target="_blank" href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');">İnsani gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliğ</a>i&rdquo; olarak</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">G&ouml;n&uuml;l akortları bozulmuş insanımızın Gelişim yolculuğundaki s&uuml;reci i&ccedil;erisinde tıpkı notalar gibi g&ouml;n&uuml;l tellerinin yeniden akort edilerek tarihimizde olduğu gibi yeniden d&uuml;nyayı kuşatabilecek insani hizmetler verebileceğinden eminiz. Nasıl ve neler anlattığımızı ve B&uuml;t&uuml;n Programlarımızı Dinlemek i&ccedil;in <a style="text-decoration: none;" target="_blank" href="http://www.insanigelisimnotalari.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisimnotalari.com?referer=');">www.insanigelisimnotalari.com</a> &lt;&lt;&lt;&lt;&nbsp; Tıklayınız L&uuml;tfen </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani gelişim hizmetk&acirc;rları birliği olarak amacınız nedir">İnsani gelişim hizmetk&acirc;rları birliği olarak amacınız nedir?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsani gelişim Hizmetk&acirc;rları olarak en temel Amacımız </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsan olabilme bilincini kazanabilmekle beraber; </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsan olarak kalabilmenin&#8230;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Davranışlarımızın toplamının istikrarında olduğunun farkında lığında İnsanlığın en m&uuml;kemmel modelinden alınan &ldquo;İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır&rdquo; mesajını birey olarak i&ccedil;i tasarımımızı da s&uuml;rekli muhafaza etmenin gayretinde olacağız.<br />
T&uuml;m bunlarla birlikte&hellip; &nbsp;B-ilimsel keşifleri ve Bilim adamı denilen otoritenin en temel anlamda keşfettiği Evrensellikleri&nbsp;daha anlaşılabilir hale getirmektir. </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Adeta sular bilerek bulandırılmaktadır. </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">&Ccedil;&uuml;nk&uuml;: </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Kullanılan terminoloji karmakarışık hale getirilmiştir. </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Zihinlerin karıştırıldığı ve insanın kendi ger&ccedil;ekliğini keşfetmek yolculuğunda &ouml;n&uuml;ndeki Anlam engellerini kaldırmak ve en aza indirebilmek &ccedil;abasındayız. </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">En yakınımızdan başlayarak; &ouml;rneğin Annemize veya cehaletin kurbanı olmuş &nbsp;(aile, komşu, mahalle, il&ccedil;e, b&ouml;lge, &uuml;lkemiz ve D&uuml;nyaya) daha kolay anlaşılabilir ve &ouml;ğretilebilir metotlar geliştirerek daha yaşanabilir bir sorumluluk bilinci geliştirerek İnsanoğlunun &ldquo;Halife&rdquo; olarak y&uuml;klenmiş ilahi Programına uygun adımlar ile ilerlemek azmindeyiz.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2" color="#ff6600"><a name="İnsani gelişim hizmetk&acirc;rları birliği olarak hedefiniz nedir">İnsani gelişim hizmetk&acirc;rları birliği olarak hedefiniz nedir?</a></font></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Tertemiz ve Saf niyetli bir&ccedil;ok İnsanımız<br />
Kişisel Gelişim Uzmanı olabilmesi ve bu alanda danışmanlık pazarından pay alabilmelerinin uyanıklığı konusunda gizli ve bilin&ccedil;li bir telkinler programlı bir şekilde s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmektedir. <br />
Ne oldukları belirsiz Amerikan İngiliz ve daha pek &ccedil;ok yabancı değerlerle kirletilmiş ve istismar edilmiş s&ouml;zde uluslar arası sertifikalar verilerek ve y&uuml;zlerce &ouml;z kaynaklarımız verimli olarak kullanılamayarak bu alanda ve her bir bireyimiz darmadağın edilmiş ve pek &ccedil;oğu hala bu alanda harcadıklarını kazanabilmek ş&ouml;yle dursun hala perişan haldedirler. <br />
Batı felsefesinin &ccedil;arpık ve temelsiz kişisel gelişim politikasının yanında doğu mistizminin ve siprutualizminin, NLP, Reiki gibi pek &ccedil;ok değişik acayip kuralsız kuramsız s&ouml;zde bilimsel &Ouml;n sıfat takılarıyla Misyonerlik faaliyetlerini pervasızca devam ettirmektedirler.<br />
&Uuml;lkemizin her ilinde ve her il&ccedil;esinde hemen her yaştaki insanlarımıza y&ouml;nelik devam etmekte olan s&ouml;zde eğitimler ile&hellip;<br />
G&uuml;ya &Ouml;zg&uuml;ven Kazandırma &ccedil;alışmaları adı altında; kullandıkları bilin&ccedil;li dil kalıplarıyla Bilin&ccedil; Alt&rsquo;larımıza kazınan k&uuml;lt&uuml;rel Aşağılık kompleksleri aşılanarak her ge&ccedil;en g&uuml;n daha da şahsiyetsizleştirilmektedirler.<br />
İnsani gelişim hizmetk&acirc;rları olarak Hedefimiz <br />
Amacımız doğrultusunda&hellip; &Uuml;lkemizden başlayarak eğitim ve gelişim adına kelebek etkisi matematik kesinliğinde&hellip;</p>
<p>&quot;Sessizliğe demir atmış evler karanlığı &ouml;rtm&uuml;ş &uuml;st&uuml;ne <br />
g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş a&ccedil; k&ouml;pekler Sesi dinmiş evler &uuml;st&uuml;nde <br />
Sesi dindirilmiş evler &uuml;st&uuml;nde g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş a&ccedil; k&ouml;pekler&#8230;&quot;</p>
<p>Sesini &ccedil;ıkaramamış ve &ccedil;alışmalarını imk&acirc;nsızlıklarından dolayı bir noktaya getirememiş ve yayınlamakta zorlandıkları eserlerini kimselere duyuramamış olan bu &uuml;lke <br />
evlatlarına&hellip;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
&ldquo;El ele verse b&uuml;t&uuml;n insanlık, g&ouml;kkuşağını ge&ccedil;mek i&ccedil;in <br />
B&uuml;t&uuml;n g&ouml;zler benim olsa, bir gecelik karanlık i&ccedil;in&rdquo;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
Emanet&ccedil;isi olduğumuz &Ouml;z değerlerimizle tamamen barışık olan Hizmetk&acirc;r Liderlik Anlayışımızı &ldquo;İnsani gelişim&rdquo; markamızın resmi organizasyonunu en kısa zamanda ilk &ouml;nce &Uuml;lke genelinde harekete ge&ccedil;irerek D&uuml;nyaya İhra&ccedil; edebilmek azmindeyiz. </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2" color="#ff6600"><a name="Sosyolojik ve toplumsal roller a&ccedil;ısından İGHB olarak İnsanı nasıl tarif ediyorsunuz">Sosyolojik ve toplumsal roller a&ccedil;ısından İGHB olarak İnsanı nasıl tarif ediyorsunuz ?</a></font></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Biz insani gelişim evreleriyle birlikte hem biyolojik hemde sosyolojik olarak &uuml;stlendiği rollere bağlı olarak </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">A: Hayvani Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">B: İnsansı Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">C: Beşeri Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">D: Kişisel Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">E: Bireysel Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">F: İnsani Gelişim </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor ve bu y&ouml;nde tarif ediyoruz </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Neden diyecek olursanız eğer</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">A: Hayvani Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Alanının da insanın biyolojik olarak varlığı tıpkı insanlarda olduğu gibi başlayan sexolojik g&uuml;d&uuml;lerle başlayan bir s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde gelişmektedir.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">B: İnsansı Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Alanında ise fet&uuml;s d&ouml;nemi itibariyle hen&uuml;z insan olarak tam şekillenmemiş ama insana benzer bir şekil almaya başladığı d&ouml;nemi kast ederek &ccedil;alışmalarımıza temel olarak baz alıyoruz. Biz de &ouml;zellikle bilin&ccedil; altı inşa s&uuml;recinin t&uuml;m yaşamımızdaki anlam otoyollarının temelinin bu zamanda atıldığını bilimsel keşiflerden g&ouml;zlemliyor ve buna g&ouml;re bir &ccedil;alışma planı i&ccedil;erisinde oluyoruz.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">C: Beşeri Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Alanında ise her t&uuml;rl&uuml; zaruri yaşam gereksinimlerimizi &ouml;ğrendiğimiz d&ouml;nem. Bu d&ouml;nemde y&uuml;r&uuml;meyi kaşık tutmayı koşmayı konuşmayı bu d&ouml;nemde otomatik olarak geliştirdiğimiz d&ouml;nem olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">D: Kişisel Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bu d&ouml;nemde ise insanın yeteneklerinin ve becerilerinin geliştiği d&ouml;nem olarak tespit ediyor ve insanın bu d&ouml;nemin de elde etmiş olduğu t&uuml;m yeteneklerinin bir amacının oluştuğu d&ouml;nem olarak g&ouml;r&uuml;yoruz.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">E: Bireysel Gelişim</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bu d&ouml;neminde ise kişi olmasının yanında sorumluluk bilincinin gelişmesi gerekli d&ouml;nem olarak kabul etmekteyiz. İnsan bu d&ouml;neminde hem kişisel yeteneklerine devam ederken hem de sorumluluk bilincini geliştirmesi gerekli d&ouml;nemin bu olduğunu var sayıyoruz.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">F: İnsani Gelişim </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bu d&ouml;nemin de ise hem kişisel yeteneklerinin zirvesine, &ccedil;ıktığı bir d&ouml;nem kabul ediyoruz. Hem de bireysel sorumluluk alanında tam olarak kavranmışlık seviyesini zorlayarak insan kalma bilincinin t&uuml;m yaşamına aksettiği ve artık faydalı olan alanlarda hizmetk&acirc;r olmaya aday hale gelebileceğini ve bu d&ouml;nem olarak kabul ediyoruz. Her insan i&ccedil;in m&uuml;mk&uuml;n olduğunu ve t&uuml;m gelişimlerin İnsani gelişim i&ccedil;in olduğunu ısrarla savunuyor ve iddia ediyoruz. O y&uuml;zden ortak sloganımızı</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Aklın y&uuml;rekle buluştuğu Nokta da&nbsp; İsyani değil insafi gelişmeli İNSAN </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Faydalıya mecburi tek y&ouml;nde Yaşadığı zamanın Nakış&#8217;ını </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bırakacağı issse değil izzze işlemeli İNSAN</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Olarak belirledik t&uuml;m bunların yanında </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Gelişime aday olacaksa eğer insan&nbsp;&ldquo;Kişisel Gelişim&rdquo;i &Ccedil;elişim olmamalı</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Onurlu olacaksa Birey, Kişisel değil İnsani Gelişen kalmalı</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Diyoruz ve hizmet anlayışımızı </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font face="Verdana"><a style="" href="http://www.insanigelisim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com?referer=');"><font size="2">www.insanigelisim.com</font></a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Adresinde ilan etmeye başladık.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Karar merci Kim ve kimlerdir">İnsani Gelişim Karar merci Kim ve kimlerdir?</a></font></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin: 0px 0cm; text-align: left;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">İnsani Gelişim Karar Merci </font></span></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin: 0px 0cm; text-align: left;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Sitemizdeki İlanlarımızın sonucunda konuya hassasiyet g&ouml;sterenden oluşturulacak&#8212; Bir &Ouml;nc&uuml; heyet ile birlikte&#8212; Bu fikrin ve paradigmanın(İnsani gelişiminin) İlerleyen yıllarda ehil ellere ve İnsani olarak gelişimlerinde &ccedil;elişki g&ouml;zlemlenmeyecek olanlara devredilerek (vakif-dernek birlik vs..) </font></span></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin: 0px 0cm; text-align: left;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Hizmetk&acirc;rlarının &Ouml;l&uuml;mlerinde sonra bile İnsani Olarak Hizmetk&acirc;rlıkları devam edebilsin esası ve ispatlanamayacak olan evrensel hakikat yasaları gereğince Halk arasında Sevap denilen Ahiret hisse senetlerinden Daima yararlanmak isteyen &ouml;nc&uuml;lerden oluşrurulacak olan bir ekip tarafından sağlanacaktır. </font></span></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin: 0px 0cm; text-align: left;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">&quot;İnsani Gelişim&quot; Markasının Sağladığı Kanunlar &ccedil;er&ccedil;evesinde Marka kullanımına sahiplik yetkisi olanlar yararlanabilecekler mi?</font></span></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin: 0px 0cm; text-align: left;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Gerekli Eğitimlerini tamamlamış olanlar&#8230; Ve bu konuda Markanın temsil ettiği haklardan yaralanmak isteyenlerle yapacağımız a&ccedil;ık &ccedil;er&ccedil;eveli g&ouml;r&uuml;şmelerde İnsani Gelişim HizmetKarlarınca verilecek olan karar neticesinde&#8230; Uygun g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; nisbette Kanunların ve yasaların işlerliğinde m&uuml;mk&uuml;n olacaktır. </font></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2" color="#ff6600"><a name="İNSANİ GELİŞİM HİZMETK&Acirc;RLARI BİRLİĞİ Y&Ouml;NETİM KURULU kimlerdir">İNSANİ GELİŞİM HİZMETK&Acirc;RLARI BİRLİĞİ Y&Ouml;NETİM KURULU kimlerdir?</a></font></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><iframe width="572" height="183" frameborder="0" border="0" name="I4" src="http://kemalkocak.net/Sayfalar/egitim/yonetimkurulumuz.html"><br />
Tarayıcınız satır içi çerçeveleri desteklemiyor veya şu anda satır içi çerçeveleri göstermek için yapılandırılmamış.</iframe></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="insani Gelişim LOGO sunu Kimler Kullanabilirler">insani Gelişim LOGO sunu Kimler Kullanabilirler?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
İnsani Gelişim Logosunu bizimle İrtibata ge&ccedil;erek İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı Olarak kendilerini ifade etmekten onur duyan ve bu konuda dik olmaktan vazge&ccedil;meyecekler kullan<br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Marka Ve Logosu İzinsiz kullanıldığında ne gibi bir metot izlenmektedir">İnsani Gelişim Marka Ve Logosu İzinsiz kullanıldığında ne gibi bir metot izlenmektedir?</a></font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
İnsani Gelişim Marka Ve Logosu İzinsiz kullanıldığında <br />
Yapılacak &ouml;n araştırmalardan sonra izinsiz kullandığı tespit edilen kişi birey kurulum ve kurumlar ile yapılacak iyi niyet g&ouml;r&uuml;şmeleri sonucunda gerekli uyarı ve tavsiyeler &ouml;nce insani olarak gereğince yapılarak Kazanmak y&ouml;n&uuml;nde hareket edilecek&#8230; <br />
Ancak yapılan her t&uuml;rl&uuml; &Ccedil;abamız gerektiği kadar ciddiye alınmadığı sonucuna g&ouml;re gerekli yasal y&uuml;r&uuml;tmelere m&uuml;racat edilecektir. <br />
&nbsp;</font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </font></p>
<hr />
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="LOGO nuzdaki NLP harfleri Neyi kast etmektedirler">LOGO nuzdaki NLP harfleri Neyi kast etmektedirler?</a></font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><br />
&nbsp;</font><font size="2" face="Verdana" color="#000000">Logomuzdaki NLP harflerini sırasıyla 5 ayrı anlamda a&ccedil;ılımlarıyla ifade etmeye &ccedil;alıştık</font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><img width="555" height="181" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/nlpler.jpg" /></font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">&nbsp;Ama&ccedil; olmadan Yaşamın anlamının olamayacağının Manalarını Kast edilerek İlan edilmiştir.<br />
Aksi y&ouml;nde hareket niyetine sahip olmadığımız bilinmelidir. Her ne kadar Neuro Linguistic Programme İle Karıştırılacak olsa bile Sinir dili Programlaması olarak bilinen BU teknoloji Bize beş duyu organı &ccedil;er&ccedil;evesinde bilgiler vermektedir ki Bizim kast etmiş olduğumuz İnsani gelişim Modelimiz<br />
5 DUYU ORGANININ &Ccedil;OK &Ccedil;OK &uuml;ST&Uuml;NDE BİR ANLAYIŞ MODELİDİR. 5 duyu organı bize g&ouml;re insanın 5 kelep&ccedil;esidir. Hayatın ger&ccedil;ek anlamı ve manasına ancak 5 duyu organının zincirlerinden kopabilenler bakabilirler. Ve NLP harfleriyle Mevcut Ruhsal Ticaret Panayırında Tezgah a&ccedil;mamızı istemeyenlere karşı Şunu s&ouml;yleyebiliriz.</font></p>
<p align="left" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">&quot;<strong><em>Oluklar &ccedil;ift akar birinden Nur diğerinde kir</em></strong>&quot; Diyebiliriz.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Fikri Kime Aittir">İnsani Gelişim Fikri Kime Aittir?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
İnsani Gelişim Fikri<br />
Hz. Adem<br />
Hz.Nuh<br />
Hz.Musa<br />
Hz.İsa<br />
Hz. Muhammed(S.A.V) <br />
Gibi İnsanlık &Ouml;nderleri tarafından Yaşam ge&ccedil;irilerek İnsanlığın Ger&ccedil;ek gelişmesi g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne sergilenmiştir.</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişimi Anlatan bir kitap var mıdır">İnsani Gelişimi Anlatan bir kitap var mıdır?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
İnsani Gelişimi Anlaşılabilir bir y&ouml;ntemle Bilimsel Kurallar etrafında sadık kalınacak etik ilkeler doğrultusunda Akademisyen Bir kurul tarafından Yayına hazırlanması devam etmektedir?<br />
Neden İnsani Gelişim?<br />
Ni&ccedil;in İnsani Gelişim?<br />
Nasıl İnsani Gelişim?<br />
Nerelerde İnsani Gelişim?<br />
Sorularının cevapları toplumsal katmanların sorunlarının &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; y&ouml;n&uuml;nde ortaya konulacaktır.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Markasına İlk m&uuml;racaat kim tarafından yapılmıştır.">İnsani Gelişim Markasına İlk m&uuml;racaat kim tarafından yapılmıştır.</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
İnsani gelişim Markasına ilk resmi m&uuml;racaat <br />
Kemal KO&Ccedil;AK Tarafından yapılmıştır. Kanuni olarak On yıllığına Marka tescili Kendi adına yaptırarak&#8230; Bu b&uuml;y&uuml;k Emanetin Farkında olarak Halen &ccedil;alışmalarına devam etmektedir.</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Fikrinin Oturduğu bilimsel bir teori var mıdır">İnsani Gelişim Fikrinin Oturduğu bilimsel bir teori var mıdır?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
İnsani Gelişimin oturduğu bilimsel bir temeli elbette vardır. Bu konuda ilk &ccedil;alışmayı d&uuml;nyada Antonio Damasio tarafından kaleme alınmış &nbsp;Descartesin Yanılgısı,simiyle yayınlanan&nbsp; Kitap &ccedil;ığır a&ccedil;mıştır. &Uuml;lkemizde de Sayın Dr.G&uuml;&ccedil;l&uuml; Ildız arkadaşımızın Yayınlamış olduğu &ldquo;ah şu beynimiz&rdquo; isimli kitap &uuml;lke insanımızın anlayabileceğiz temel işleyiş yasaları karşısında sağlığımızın nasıl ve neden bozulduğunu anlatan bir &ccedil;alışma herkese tavsiye ediyoruz.<br />
&Ccedil;&uuml;nk&uuml; <br />
İnsani gelişim&#8217;in kendisi b&uuml;t&uuml;n B-İlimsel temellerin &uuml;st&uuml;nde oturmaktadır. Dolayısıyla Yapılan b&uuml;t&uuml;n keşifler insan i&ccedil;inse O M&uuml;stesna Mahluk olan İnsanında kendi adına yaptığı keşifleri Artık birazda i&ccedil;e d&ouml;nd&uuml;rmesinin zamanı gelmiş ve &ccedil;oktan ge&ccedil;mektedir. <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişebilmek Nasıl Olur">İnsani Gelişebilmek Nasıl Olur?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
İnsani Gelişim İfadesinde Kast edilen İnsan denilen canlının Gelişimi s&uuml;resince Ego gazını şişirmeme &ouml;zen g&ouml;steren tam aksine şişmiş egoların Havası alarak azmış egosallıklara bile Faydası dokunacak bir Kirletilemeyecek bir Gelişim Modelinin adıdır. <br />
İnsani Olarak gelişmek&#8230; <br />
Yalın bir dille anlatılacak olursak eğer&#8230;.<br />
Birey bulunduğu konum ve şartlarda Davranışlarından dolayı diğer insanların yanında iken varlığından rahatsızlık duyulmayan bir insan haline gelme &ccedil;abası ve derin arzusudur.<br />
Diğer t&uuml;rl&uuml; Zaten Bu konuda toplum hemen kendinde olan doğal refleksin sonucu şu s&ouml;zc&uuml;kle pekişmiş bir haldedir.<br />
&quot;&#8230;.Sen insan değil misin?<br />
&quot;insan ol biraz&#8230;.<br />
İnsanlıktan nasibi yok&quot; gibi tamlamalarla zaten yaşamın i&ccedil;inde ilan edilmemiş bir İnsani denetim Mekanizması işlemektedir. <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişmenin Beyinde bir B&ouml;lgesi mevcut mudur"><font size="2">İnsani Gelişmenin Beyinde bir B&ouml;lgesi mevcut mudur?</font></a></font><font size="2"><br />
</font><font size="2"><br />
Kendi doğallığı ve Orijinalliği sayesinde, <br />
Yapılan Y&uuml;zlerce bilimsel &ccedil;alışma sonucunda Beynin Beyni Sayılan Halk deyimiyle Alnımızın tam arkasındaki b&ouml;lge&#8230;<br />
tıbbi ifade ile Prefrontal Korteks&#8230; <br />
Diye ide tanımlanan b&ouml;lgede &quot;Empati&quot; Adalet&quot; Ahlak&quot; Paylaşım gibi insani değerlerin bu b&ouml;lgedeki <br />
Beyin Dalgaları ile yapılan g&ouml;zlemler ve deneyler sonucu kesin olarak ispat edilmiş durumdadır&#8230;<br />
Konuyu İncelemek isteyen her birey Bilginin her t&uuml;rl&uuml;s&uuml;ne ulaşabilecek zenginliğe zaten sahiptir. </p>
<p></font><a style="text-decoration: none;" href="#top"><font size="2">Başa D&ouml;n</font></a></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişmek Fizyolojik olarak hangi temel İşleyiş Yaslarına g&ouml;redir">İnsani Gelişmek Fizyolojik olarak hangi temel İşleyiş Yaslarına g&ouml;redir?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsani gelişimini tamamlayamayan bireyler kendilerini Kontrol edebilmekte ve &ouml;fkelerini kontrol edebilmekteki yeteneklerini kaybedeceklerinden dolayı İnsani gelişmiş Diğer insanlara g&ouml;re daha &ccedil;abuk hastalanacaklardır. Daha kısa &ouml;m&uuml;rl&uuml; olacaklardır. Ve daha fakir olmaya devam edeceklerdir. Bu tip ifadeler Artık her t&uuml;rl&uuml; Bilimsel Araştırmanın en temel konuları arasında yer almaya başlamış durumdadır.<br />
&Ouml;rneğin B&uuml;y&uuml;k yatırımcı firmalar &quot;İnsanın Duygusal zeka diye ifade edilen insani gelişim y&ouml;n&uuml;n&uuml; Araştırarak &ouml;ne &ccedil;ıkarmaya başlayarak işe Alımlarda &ouml;nemli testler ve g&ouml;zlemler ger&ccedil;ekleştirmektedirler. </p>
<p>&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişme nin ilk tespiti bilimsel anlamda ne zaman yapıldı">İnsani Gelişme nin ilk tespiti bilimsel anlamda ne zaman yapıldı?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Damassio nun belgeselini izleyebiliriz<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">P.Gage filmini izleyerek anlatabiliriz.VİDEO İzlememiz lazım(iletişime ge&ccedil;iniz l&uuml;tfen)</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </p>
<p></font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Modeli Hangi &Uuml;lkenin Markasıdır">İnsani Gelişim Modeli Hangi &Uuml;lkenin Markasıdır?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsani gelişim Modeli T&uuml;rkiye cumhuriyeti Devletinin İnsanlarının Oluşturduğu Uluslar Arası bir Platforma Ulaşmak Gayesi Etrafındaki İnsanların Oluşturduğu Bir Organizasyon modelidir? </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Modeli Hangi &Uuml;lkeler İhra&ccedil; edilecektir">İnsani Gelişim Modeli Hangi &Uuml;lkeler İhra&ccedil; edilecektir?</a></font><br />
İnsani Gelişim Modelimiz İhtiya&ccedil; duyulan Ve talep olunan her &uuml;lkeye İhra&ccedil; edilmek &uuml;zere hazırlanmıştır. </p>
<p><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Sizin yazdığınız bir kitap &ccedil;alışması var mı">Sizin yazdığınız bir kitap &ccedil;alışması var mı?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">&quot;Alnımızın tam arkası insani gelişimin arsası&quot; ve &quot;&Ccedil;ocuklarımı kişisel gelişime emanet edemezdim&quot; isimli bir &ccedil;alışmalarımız devam etmektedir?</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Paradigması Dini Bir cemaatin Uzantısı mıdır">İnsani Gelişim Paradigması Dini Bir cemaatin Uzantısı mıdır?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">&quot;İnsani Gelişim&quot; Paradigmasının Markası <br />
Dardincilerden de<br />
Darwincilerdende <br />
Fersah fersah Uzak olmaya gayret eden bir bilincin neticesinde doğmuştur.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bilimle barışık her t&uuml;rl&uuml; dindara ve Din ile kucaklaşmış her t&uuml;rl&uuml; aydın ve bilim adamına da hizmet etmekten her zaman onur duymaya devam edecek bir bilin&ccedil; olmaya devam ederse <br />
zaten &quot;İnsani gelişimi&quot; Hakkıyla temsil etmiş olur&#8230;<br />
Bizce her t&uuml;rl&uuml; cemaatin ve dini uzantısı olanların da bir an evvel insanileşmesi gerekmektedir.<br />
Arif olanlara bu kadar mesaj yeter&#8230;<br />
Hala Anlayamayanlarla y&uuml;z y&uuml;ze g&ouml;r&uuml;şmemiz gerekmektedir&#8230;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Paradigması Bir ideolojimidir">İnsani Gelişim Paradigması Bir ideolojimidir</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
B&uuml;t&uuml;n ideolojiler İnsana saadet refah zenginlik getireceğini vaat etmiş olduğundan &quot;İnsani Gelişim&quot; MArkamız her t&uuml;rl&uuml; ideoloji kelimesine anlam bakımından kapalı ve off durumundadır. Ve bu kelimenin kendisine değil Akrabalığını komşuluğuna dahi tehamm&uuml;l&uuml; yoktur.<br />
İnsani Gelişim Paradigması Her İnsan G&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml;ye A&ccedil;ık bir oluşum mudur?<br />
Evet can taşıyan her insan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml;ye a&ccedil;ık bir organizasyondur&#8230;.<br />
Sadece &Ouml;l&uuml;ler insani gelişimlerine devam edemezler</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim&rdquo; Ni&ccedil;in&nbsp; Bir Mecburiyet Paradigması olmalıdır.">&nbsp;İnsani Gelişim&rdquo; Ni&ccedil;in?&nbsp; Bir Mecburiyet Paradigması olmalıdır.</a></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><strong><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">&nbsp;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">&nbsp;</font><strong><font size="2">&Ccedil;&uuml;nk&uuml;</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">&nbsp;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Bu g&uuml;n toplumda, Gizli bir sevin&ccedil; yaşayan bir kitle(ur,tim&ouml;r) vardı ve bunları tespit etmek gereği ve ifadesi ayrı bir zarurettir</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Kim mi bunlar&hellip;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Hastalığın artmasından; Hoşt-lan-an doktorlar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Davaların &Ccedil;oğalmasından; Puşt-lanan Avukatlar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Kasap olmuş b&ouml;brek satan Cerrahlar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Cerrah gibi eşşek satan kasaplar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Tez ve makale &ccedil;alan &Ouml;ğrenememiş g&ouml;revliler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">&Ouml;ğrencisini aptal g&ouml;ren &Ouml;ğrenmeyi durdumuş &Ouml;ğret(e)me(ye)nler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Depresyona giren hastalardan; Beslenen kudurmuş Psikiyatrisler, Pisikologlar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">&Ouml;SS ye giren ve Kazanamayanların &Uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;nden; feyzlenen Dershaneciler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Dinini &ouml;ğrenmeyenlerden; Emişen &ldquo;Dardin&rdquo; ciler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">B-ilimini &ouml;ğrenmeyenlerden; Gevişen &ldquo;Darwinci&rdquo; ler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">İş&ccedil;ilerin bedavaya &ccedil;alıştırılmasından, Patronlar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Okeye d&ouml;nenlerden Kahveciler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Fuhşa d&uuml;şen Gen&ccedil; kızlardan Kerhaneciler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Uyuşturucu kullanım yaşının d&uuml;şmesini, başarı y&uuml;kselişi sayan uyuşturucu satanlar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Bankaların hortumlanmasından, Mudiler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">&Uuml;lkeyi yiyip bitiren her t&uuml;rl&uuml; adiler</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Karşısında İse maalesef</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Konu komşu (altın) g&uuml;nlerinde, Tabağında fındıklı fıstıklı kısır, </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">ağzında dedi koduya&nbsp; fısır fısır&nbsp; </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">başlarken </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">ıspanaklı kıymalı peynirli b&ouml;rek &ccedil;&ouml;reklerin arta kalanını akşamları kocalarının &ouml;n&uuml;ne koyan karı(eş)larla;&hellip;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">G&uuml;n boyunca Sekreterine sırıtan akşamları&nbsp; karısına g&uuml;l&uuml;msemeyi esirgeyen koca(eş)lardan</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Ge&ccedil;ilmiyorken&hellip;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Bu sistemin işleyiş &ccedil;arkının sesi her yerden duyuluyordu&hellip;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Yani</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Kuyruğunu yiyen yılan gibi kendi kendini t&uuml;keten bir (entropi) sisteminin &ccedil;arkında kendilerini t&uuml;kettik&ccedil;e</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Gelişim kelimesinin &ouml;n&uuml;ne; uzman kelimesinin arkasına; ge&ccedil;miş Kişi-sel Azmanlar, Seller ve akıntılar, sarkıntılar &ccedil;&ouml;z&uuml;m olmaktan her ge&ccedil;en g&uuml;n uzaklaşmaktaydılar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Bakın Onların pek &ccedil;oğuna </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Firmalara nasıl karlı satış yolları anlatırız,</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Bilin&ccedil;altlarına &ldquo;Al al al&rdquo; t&uuml;ket t&uuml;ket komutlarını nasıl fırlatırız, egoları nasıl parlatırız, kızları nasıl ayartırız, 5 g&uuml;nde 7 g&uuml;nde 9 g&uuml;nde İngilizce yalanını nasıl satarız,</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Depresyon patik atak falan filan deriz. Sonrasında seans seans &ldquo;Nanik atak&rdquo; atarız diyen atan psikologlar</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Bekar iken aile iletişimi anlatır&hellip; &Ccedil;ocuk yapmadan kariyer yapar sonrada &Ouml;ğrenci ko&ccedil;luğu yaparız. Rehberlik de ederiz, okullardan dershanecilere &ouml;ğrencileri kelle başı kerizleriz.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Her t&uuml;r yolda nasıl Tozu dumana katarız&hellip;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Derdinde olanlar varken; Kap ka&ccedil; ter&ouml;r&uuml; sarmıştı etrafımızı</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Sokakta yaşananlar ise her birimizi yakından ve kendi ektiği kadar nasiplenmekteydi</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p align="right" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-align: left;"><font size="2"><strong><span style="font-family: Verdana;">&quot;</span></strong></font><strong><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Ne g&uuml;nlere kaldık ey gazi h&uuml;nk&acirc;r,</font></span></strong></p>
<p align="right" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-align: left;"><strong><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Katır defterdar oldu, eşşek m&uuml;h&uuml;rdar&quot;</font></span></strong></p>
<p align="right" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-align: left;"><strong><span style="font-family: Verdana;"><font size="2">Neyzen Tevfik</font></span></strong></p>
<p align="right" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-align: left;">&nbsp;</p>
<p align="right" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-align: left;"><font size="2" face="Verdana">Diyorken &Uuml;stat Neyzen Ney&#8217;ine &uuml;fl&uuml;yorken</font></p>
<p align="right" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-align: left;"><font size="2" face="Verdana">Bende </font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; line-height: normal;"><font size="2" face="Verdana">&ldquo;<strong>A&ccedil;tım pergelimi tam &ouml;z&uuml;m&uuml;n merkezine koyarak</strong></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; line-height: normal;"><font size="2" face="Verdana"><strong>Gezdim t&uuml;m &acirc;lemi halife kanatlarımı a&ccedil;ı t&uuml;m evreni dolaşarak</strong>&rdquo;&nbsp; </font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; line-height: normal;"><font size="2" face="Verdana">İnsani gelişmekten başka bir &ccedil;ıkar yol bulamadım eğer siz başka bir yol bulursanız beni de haberdar ediniz l&uuml;tfen&#8230;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" color="#ff6600"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><a name="İnsani Gelişimin Kapka&ccedil; Ter&ouml;rizmine bakışı nedir">İnsani Gelişimin Kapka&ccedil; Ter&ouml;rizmine bakışı nedir?</a></span></font></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2">&nbsp;</font></span></strong><img width="294" height="149" border="0" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/camiye2.jpg" /></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2">Taşradaysa sevdiği&nbsp; &ldquo;Alıp ka&ccedil;&rdquo; ıyordu<br />
Fl&ouml;rtsel Gen&ccedil;likte&nbsp; &ldquo;Sevip ka&ccedil;&rdquo;, ıyordu<br />
Verdimi karnından kucağına&nbsp; &ldquo;Koyup&nbsp; ka&ccedil;&rdquo; ıyordu<br />
Kızım sende Cami avlusuna &ldquo;At ka&ccedil;&rdquo; diyordu</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2">(kart-vizit)hacı.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2">Zulm&uuml;&nbsp; &ldquo;G&ouml;r&uuml;p ka&ccedil;&rdquo;, ıyordu<br />
Haksızlığa&nbsp; &ldquo;Susup ka&ccedil;&rdquo;, ıyordu<br />
Yardımı &ldquo;Duyan ka&ccedil;&rdquo;, ıyordu<br />
İnsafı &ldquo;Bilen ka&ccedil;&rdquo; ıyordu</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2"><img width="126" height="176" border="0" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/bitencereyemek2.jpg" /><br />
Bilimde, tezleri &ldquo;&Ccedil;alan ka&ccedil;&rdquo; &ccedil;ıların <br />
Devlette &ldquo;Sat ka&ccedil;&rdquo;&ccedil;ıların <br />
Dağlarda &ldquo;Vur ka&ccedil;&rdquo; &ccedil;ıların <br />
Sokakta &ldquo;Kapka&ccedil;&rdquo; &ccedil;ıların </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2"><img width="180" height="137" border="0" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/kapkac.jpg" /></font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2">Veballerini &ccedil;ekemiyordu işleyiş&hellip; <br />
Dayanamıyordu ipleri Sarka&ccedil; ların <br />
Tersini g&ouml;stermiyordu aynalar, <br />
Yansıyan Kap ka&ccedil;&#8217;ların </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><img width="230" height="168" border="0" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/ayna2.jpg" /></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2"><br />
<img width="73" height="135" border="0" align="left" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/dua.jpg" />Ey milletimin Aynasal tipleri <br />
Ellerini&nbsp; &ldquo;Yukarı a&ccedil;&rdquo;(bilin&ccedil;&uuml;st&uuml;ne) <br />
Ben(egona) liğine&nbsp; &ldquo;Savaş a&ccedil;&rdquo; <br />
Bilincinle&nbsp; Uzlaş(&ouml;z&uuml;nle) </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2"><br />
Kopmadan insafın ipleri </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font size="2">D&ouml;n sırtını nefsine&nbsp; S&ouml;n ka&ccedil; <br />
Bul kendini hemen&nbsp; Kap ka&ccedil; <br />
Şahdamarının yanından&nbsp; Tek Bireylik&nbsp; Kapı a&ccedil;</font></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Eğitimlerini Kimler Verebilmektedir">İnsani Gelişim Eğitimlerini Kimler Verebilmektedir?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsani Gelişim Eğitimleri</p>
<p>Prof.Dr.Yunus &Ccedil;engel<br />
Dr.H&uuml;seyin Emin Sert<br />
Bayram &Ouml;zbek</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Kemal Ko&ccedil;ak</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
İsimli Akademisyenler ve Ustalar tarafından verilmektedir.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani Gelişim Eğitimleri Kimlere y&ouml;nelik Olacak">İnsani Gelişim Eğitimleri Kimlere y&ouml;nelik Olacak?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsani Gelişmek isteyen her İnsan G&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml;ye verilecek şekilde hazırlanmıştır.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Makaleleriniz de Okurta&ccedil; ne demek Neden bu ifadeyi kullanmaktasınız">Makaleleriniz de Okurta&ccedil; ne demek Neden bu ifadeyi kullanmaktasınız?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bu ifadeyi kullanma nedenimizi <a target="_blank" href="http://www.okurtacim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.okurtacim.com?referer=');">www.okurtacim.com</a>&nbsp; sitemizde ve makalelerimizin <br />
&quot;İmza Atmak mı, İmza Satmak mı? Hangisi Yazarlık Okurtacım&quot; B&ouml;l&uuml;m&uuml;n de konuya olduk&ccedil;a geniş a&ccedil;ıdan yer verdik <br />
İlgili yazı i&ccedil;in <a target="_blank" href="http://www.okurtacim.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.okurtacim.com?referer=');">www.okurtacim.com</a>&nbsp; sitesini incelemelerini tavsiye ederiz.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Yazı ve makalelerinizde Sevgipoloji biliminden bahsedilmekte bu bilimin fikir sahibi kimdir ve amacı nedir">Yazı ve makalelerinizde Sevgipoloji biliminden bahsedilmekte bu bilimin fikir sahibi kimdir ve amacı nedir?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Sevgipoloji biliminin fikir ve iddia sahibi İnsani gelişim Hizmetk&acirc;rı Beyin Antren&ouml;r&uuml; ve ilk Sevgipolog Kemal Ko&ccedil;ak tır. Konunun hazırlanmaya devam eden ilgili <a href="http://www.sevgipoloji.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.sevgipoloji.com?referer=');">www.sevgipoloji.com</a>&nbsp; sitesinde daha geniş bilgilere ulaşabilirsiniz&hellip;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Siz Hipno Terapistmisiniz Terapi ve tedavi yapmaya yetkiniz var mı">Siz Hipno Terapist misiniz? Terapi ve Tedavi yapmaya yetkiniz var mı?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Ben kendi adıma hipnoterapist değilim.Terapi yapmaya da yetkili değilim.Terapi ile de ilgilenmiyorum. Hi&ccedil; kimseyi tedavi ettiğimi s&ouml;ylemem m&uuml;mk&uuml;n değildir. Ancak bende her &ouml;zg&uuml;r birey gibi Hipnoz eğitimlerimi Belirli ustalardan zamanında aldım. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu işin hen&uuml;z akademik bir &ccedil;alışması hi&ccedil; bir y&uuml;ksek &ouml;ğretim kurumunda mevcut değildir &Uuml;lkemizde.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Sadece isteyen ve arzu eden herkesi Empatist Sevenist Fikirist yetiştiren G&ouml;n&uuml;l kapısı her insan G&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml;ye gereği gibi a&ccedil;ık bir HUZURİSTim.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Sevgipolog ne demek tam olarak ifade edilmek istenen nedir">Sevgipolog ne demek tam olarak ifade edilmek istenen nedir?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Sevgipoloji B-ilimine g&ouml;n&uuml;l vermiş duyulmasına ve yayılmasına katkı da bulunan yeni bir meslek sıfatıdır.<br />
Her aile de anne ve babaların her işletmede y&ouml;neticilerin her okulda b&uuml;t&uuml;n &ouml;ğretmenlerin Sevgipolog olabilmesinin m&uuml;mk&uuml;n olduğunu g&ouml;rd&uuml;k.<br />
Eğer insanımız Sevgipolog olabilmeyi &ouml;ğrenir ve bu alanda toplumumuzsun sevgi ihtiyacının evrensel olduğunu yakinen uygulayabilirlerse d&uuml;nyadaki savaşlarında ortadan kalkabilmesinin m&uuml;mk&uuml;n olduğuna inanmaktayız.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Sevgipolog ne demek kendinize ilk ne zaman ve ni&ccedil;in s&ouml;ylediniz">Sevgipolog ne demek kendinize ilk ne zaman ve ni&ccedil;in s&ouml;ylediniz?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Sevgipolog dememizin sebebi genel anlamda insanların genel bağlamlarda bile birbirlerine </p>
<p>Senin psikolojin bozuk <br />
Sen bir psikologla g&ouml;r&uuml;nsen iyi olur<br />
Psikolojik savaş<br />
Psikolojik bunalım<br />
Psikolojik şiddet<br />
Gibi y&uuml;zlerce kelime en sade vatandaşımızdan Başbakanımızın bile ağzında kullanılmaya devam ettiğini g&ouml;rmekteyiz. <br />
Oysa psikoloji bilimi genelde insanımızın davranışsal y&ouml;n&uuml;n&uuml; iyileştirmeyi deflediğini ortaya koyduğunu ilan etmiş olsa bile tam aksine olumsuzlukların &ccedil;ağrışımının alt yapısını oluşturduğundan iyileşmek ş&ouml;yle dursun daha &ccedil;ok k&ouml;t&uuml;leşmeye sebep olmaktadır.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Beyin Antren&ouml;r&uuml; Ne demek Tam olarak ne denmek isteniyor">Beyin Antren&ouml;r&uuml; Ne demek Tam olarak ne denmek isteniyor?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Beyin Antren&ouml;r&uuml; ifadesi insan organlarının doğru ve d&uuml;zenli olarak yapılan sistematik &ccedil;alışmalarla daha iyi geliştirilmesi idman ve &ccedil;alışmalarına Antrenman ismi ile birlikte t&uuml;m organların &ccedil;alışmasındaki asıl merkez olan beynimizin de doğru antrenmanlarla ilerletilebileceğini ortaya koyan yeni ve vizyon er bir d&uuml;ş&uuml;nce ekol&uuml;d&uuml;r.<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Beyin Antrenmanlarıyla Sevgipolog Eğitim Danışmanlık modelinin diğer danışmanlık modellerinden farkı nedir">Beyin Antrenmanlarıyla Sevgipolog Eğitim Danışmanlık modelinin diğer danışmanlık modellerinden farkı nedir?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">&quot;İnsani gelişim&reg; <br />
&quot;Beyin Antren&ouml;r&uuml;&reg;&quot; <br />
&quot;Sevgipolog&reg;&quot; <br />
İsimleri T&uuml;rkiye Cumhuriyeti T&uuml;rk Patent Kurumundan alınmış orijinal markalardır<br />
Bu model T&uuml;rkiye Cumhuriyeti devleti i&ccedil;indeki ilk eğitim danışmalık markası vizyonudur.<br />
Markalarımızın bize verdiği &Ouml;z onurla &Uuml;lkemizde Kişi başına d&uuml;şen milli geliri artırmak kadar &uuml;lkemizle birlikte d&uuml;nya barışı i&ccedil;in kişi başına d&uuml;şen &ouml;zg&uuml;ven madenimizi topraklardan değil y&uuml;reklerden &ccedil;ıkarma azmindeyiz. &Ouml;ncelikle Eğitim Danışmanlık profesyonellerine ustalaşması ve onların eğitimler verebilecek olabilmeleridir. <br />
Modellerimizin her birinde Profesyoneller yetiştirmeye devam ederken onlara rakip olmamayı ana ilke edinmiş durumdayız. Eğitim verdiğimiz insanlara destek olmaktadır.<br />
Belirli bir noktada birlikte aynı markaları kullanan bir model ve ekol akımının &ouml;nc&uuml;s&uuml;y&uuml;z.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="İnsani gelişim Ne demek Kişisel gelişimden farkı denir">İnsani gelişim Ne demek? Kişisel gelişimden farkı denir?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><img width="200" height="300" border="0" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/kisiellesmek2.jpg" /></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsani gelişim bireyin yeteneklerini fark edip geliştirirken diğer bireylere karşı &uuml;st&uuml;nl&uuml;k duygusu i&ccedil;erisinde davranmaması gereği bilinciyle gelişimini ortaya koyduğu gelişim modelinin adıdır.<br />
İnsani gelişim ile kişisel gelişim arasındaki fark <br />
Bireyin yaşamının kolaylaşması i&ccedil;in elde etmek durumunda olduğu yeteneklerini yaşamına sunarken kişi &ouml;l&uuml;mle karşı karşıya geldiğinde kişisel anlamda t&uuml;m gelişimi de sonlanmaktadır. İnsani gelişim de ise kişinin &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra bile gelişimi devam edebilmektedir.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">İnsani gelişim &ouml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; g&ouml;rebilmektir.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Neden Kişisel gelişim değil de İnsani Gelişime gerek g&ouml;r&uuml;ld&uuml;">Neden Kişisel gelişim değil de İnsani Gelişime gerek g&ouml;r&uuml;ld&uuml;?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<div align="left">
<table width="16%" cellspacing="0" cellpadding="0" bordercolor="#111111" border="1" id="AutoNumber3" style="border-width: 0px; border-collapse: collapse;">
<tbody>
<tr>
<td width="21%" valign="middle" style="border: medium none;"><font size="2" face="Verdana"><img width="200" height="306" border="0" align="left" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/icimizdeki.jpg" /></font></td>
<td width="79%" valign="middle" style="border: medium none;">&nbsp;</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</div>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><br />
</font><font size="2" face="Verdana">Bireyin gelişimine devam ettiği s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde kazanmış olduğu kişisel yetenekleri &ouml;rneğin diksiyon kursuna giderek g&uuml;zel konuşma yeteneği geliştirmiş olması ekolojik anlamda kişi etrafına bu yeteneklerini &uuml;st&uuml;nl&uuml;k mesnedi olarak g&ouml;rebilmeye yankındır. Hatta aynı iş yerinde olabildiği gibi bu tip &ccedil;atışmalar aynı evde de kardeşler arasında g&ouml;zlemlenebilmektedir.<br />
İnsan yeteneklerinin toplamından ve yeteneklerinin eksikliklerinin toplamından daha değerli bir varlıktır. İnsanların elde etmiş oldukları kişisel ve bireysel yetenekler diğer insanlardan hi&ccedil; kimseyi &uuml;st&uuml;n veya daha alt basamaklarda olduğu anlamına gelmez.<br />
Bu y&ouml;n&uuml;yle Kişisel Gelişim ticari sekt&ouml;r&uuml;ndeki insanlardan maalesef pek &ccedil;oğunun en &uuml;st&uuml;n benim ben senden daha iyiyim uygulamalarının her ge&ccedil;en g&uuml;n artmasında ve buna benzer pek &ccedil;ok ihtimalden dolayı gerek ve şart g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
<a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Ni&ccedil;in İnsani gelişim eğitimini almalıyım">Ni&ccedil;in İnsani gelişim eğitimini almalıyım?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><img width="261" height="172" border="0" align="left" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/aslanceylan.jpg" />Bu konuda en kısa şekilde &ccedil;ok uygun bir metafor kullanmaktayız <br />
Afrika&rsquo;nın balta girmemiş ormanlarında, her sabah bir ceylan uyanarak g&uuml;ne başlar. <br />
Kafasında tek bir d&uuml;ş&uuml;nce vardır: En hızlı koşan aslandan daha hızlı koşabilmek, yoksa aslana yem olacaktır. <br />
Aynı ormanda, her sabah bir aslan uyanarak g&uuml;ne başlar. Kafasında tek bir d&uuml;ş&uuml;nce vardır: En yavaş koşabilen ceylandan daha hızlı koşabilmek, yoksa a&ccedil;lıktan &ouml;lecektir. <br />
İster aslan olun, ister ceylan olun g&uuml;neş doğduğunda koşuyor olmak, hem de bir &ouml;nceki g&uuml;nden daha hızlı koşuyor olmak menfaatiniz gereğidir. Bir &ouml;nceki g&uuml;nden daha hızlı koşmanız gerekmektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; eğer aslansanız ve en yavaş koşan ceylanı bir g&uuml;n &ouml;nce yakalamışsanız ve bug&uuml;n bir tane daha ceylan yakalamak niyetindeyseniz, artık bilmelisiniz ki en yavaş ceylan sizden daha hızlıdır, o halde d&uuml;ne g&ouml;re hızınızı artırmanız gerekmektedir. <br />
Eğer ceylansanız ve hen&uuml;z aslan tarafından yakalanmamışsanız hızınızı d&uuml;ne g&ouml;re artırmalısınız, &ccedil;&uuml;nk&uuml; sıra size gelmiş olabilir. <br />
G&uuml;n&uuml;m&uuml;z uygar iş d&uuml;nyasının, Afrika ormanlarından teknik olarak pek fazla farkı yok. Hatta bizim d&uuml;nyamızın daha tehlikeli olduğu bile s&ouml;ylenebilir. <br />
Bug&uuml;n artık b&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nler daha &ccedil;ok birbirine benziyor. Firmaları birbirinden ayıran servis ve dağıtım hizmetlerindeki performansları ile bu hizmetleri verirken yakaladıkları hızlarıdır. <br />
Hayat koşusunda, devam edebilmenin bir tek koşulu var&#8230; <br />
D&uuml;nden hızlı olabilmek&#8230;. <br />
Bakın bakalım şimdi, kendi kendinize&#8230; <br />
Ondan, şundan, bundan değil, &ldquo;d&uuml;nden&rdquo; hızlı mısınız? <br />
&quot;İki g&uuml;n&uuml; eşit olan ziyandadır&quot; Hz Muhammed (SAV)</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Sizden eğitim alanlar veya alacak olanlar hayatlarına ne katacaklar ve onlara ne kazandıracak">Sizden eğitim alanlar veya alacak olanlar hayatlarına ne katacaklar ve onlara ne kazandıracak?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><iframe width="572" height="183" frameborder="0" border="0" name="I2" src="http://kemalkocak.net/Sayfalar/egitim/ne-kazanacagiz.html"><br />
Tarayıcınız satır içi çerçeveleri desteklemiyor veya şu anda satır içi çerçeveleri göstermek için yapılandırılmamış.</iframe></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Eğitim i&ccedil;eriklerinde neler var ve neler &ouml;ğretilmektedir">Eğitim i&ccedil;eriklerinde neler var ve neler &ouml;ğretilmektedir?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Eğitimlerimizde Genel olarak Hangi Konulara Yer Vereceğiz<br />
Standartlarımızı D&uuml;nya kalite etik normlarına g&ouml;re ayarlayarak D&uuml;nyadaki gelişmeleri yakın takip incelemelerimiz sonucunda elde ettiğimiz sağlıklı verilerle g&uuml;ncellenmiş en son verdiğimiz Eğitim Danışmanlık sistemimizin i&ccedil;erik isim s&uuml;re ve kapsamları şu isimlerde harmanlanmaktadır. Pişirdiği yemeklerin kokusundan onurlanan aş&ccedil;ı gibi &ccedil;alışmalarından bazıları şunlardır. <br />
Hamur yoğurma kazanımızın bol olarak kaynaklarında bulunabilecek i&ccedil;erikleri:</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><iframe width="572" height="183" frameborder="0" border="0" name="I1" src="http://kemalkocak.net/Sayfalar/egitim/egitimicerikleri.html"><br />
Tarayıcınız satır içi çerçeveleri desteklemiyor veya şu anda satır içi çerçeveleri göstermek için yapılandırılmamış.</iframe></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Bu eğitimler neden T&uuml;rk&ccedil;e isimlerle ifade edilmektedir">Bu eğitimler neden T&uuml;rk&ccedil;e isimlerle ifade edilmektedir?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">BU eğitimlerimiz Diğer İsimlerle mukayese edilemez diğer &ouml;rnekler başka &uuml;lkelerin tamamen materyalist felsefenin sağlam temellerden mahrum &ccedil;oğu kez insan cinselliğini &ouml;ne &ccedil;ıkaran olduklarından Oluşması muhtemel bir &ouml;n yargıdan uzak ve temiz kalabilmek i&ccedil;in T&uuml;rk&ccedil;e ve anlaşılır ifadeler kullanmaktayız.<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Beyin Antren&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n de Sevgipolog Eğitmenlerinin Diğer Eğitmenlerden Farkı Nedir">Beyin Antren&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n de Sevgipolog Eğitmenlerinin Diğer Eğitmenlerden Farkı Nedir?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Beyin Antren&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;n de Sevgipolog Eğitmenleri; <br />
&quot;d&uuml;nyaca yetkinliğini kanıtlamış &uuml;nl&uuml; ve uluslararası standartlar<br />
&quot; gibi sloganik i&ccedil;i boş s&ouml;zlerle değil S&ouml;ylediğini yaşayan Y&uuml;rekler arası samimiyetin hemen fark edildiği ve yaşamıyla uyumlu insanların farklı k&uuml;lt&uuml;r ve değer anlayışına g&ouml;re esnek&ccedil;e eğitimlerini dizayn edebilen Uzman olmalarıyla birlikte USTA eğitmenlerden oluşmaktadır. <br />
&nbsp;</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font color="#ff6600"><a name="Eğitimler nerede yapılıyor"><font size="2">Eğitimler nerede yapılıyor?</font></a></font><font size="2"><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Eğitimlerimiz organizasyonun b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re daha &ouml;nceden organizasyonlarımızın tasarımlarına g&ouml;re talep edilen şehrin en uygun ve nezih otel ve salonlarında ger&ccedil;ekleştirmekteyiz.</font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Eğitimlerin etkili olup olmadığını nasıl anlarım">Eğitimlerin etkili olup olmadığını nasıl anlarım?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
Eğitimlerin etkili olup olmadığını uygulayarak anlayabilirsiniz. Bilgi Uygulanabilir bir bilgi ise uyguladığınızda o değerlidir bilirsiniz&#8230; <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Sertifikasyon Anlayışınız nedir">Sertifikasyon Anlayışınız nedir?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bize g&ouml;re sertifika bir sembold&uuml;r. Sertifika sadece hangi kurumdan, hangi eğitmenden ne tarz bir eğitim aldığınızın g&ouml;stergesidir. Esas olan eğitimin yetkinlik boyutudur. Eğer yetkinlik bazlı bir eğitim aldıysanız ve hakkını vererek &ouml;ğrendiklerinizi kullanıyorsanız zaten kimse size sertifika sormayacaktır. Başarılı olan eğitim danışmanlık profesyonellerini yada iş insanlarını incelediğimizde kimsenin onlara sertifika sormadığını &ccedil;ok iyi fark ediyoruz. Oyuncu olarak var olduğumuz sekt&ouml;rdeki dinamikleri iyi benimseyerek yetkinlik bazlı eğitimleri deneyimleyerek aldıysak bundan daha iyi bir sertifika olamaz.<br />
Tekrar belirtmekte fayda g&ouml;r&uuml;yoruz. Bizim sertifikalarımız uluslararası ge&ccedil;erli gibi i&ccedil;i boş laflardan uzaktır. &Uuml;ye olduğumuz uluslar arası derneklerin adına sertifika verme yetkimizi insanların manupilasyonun da kullanmama azmindeyiz.Ve eğitmenlerimizin her biri konularında eğitimleri ile beraber acreditedir ve uluslararası standartlardadır. Bununla birlikte sertifa i&ccedil;in eğitimlere katılmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorsanız bizim eğitimlerimiz size g&ouml;re olmayabilir. İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları olarak sekt&ouml;rde g&ouml;zlemlediğimiz en &ouml;nemli unsurlardan biriside bir danışman yada iş insanı &ouml;zg&uuml;venini sertifika diye adlandırdığımız bir kağıt par&ccedil;asından alıyorsa danışmanlık yapacağı yada liderlik edeceği kişilere ne verebilir.<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="NLP sizce ne demek a&ccedil;ılımınız nedir">NLP sizce ne demek a&ccedil;ılımınız nedir?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bu anlamda &quot;Neuro Linguistic Programme&quot; olarak ifade edilen NLP tanınan bir kavram &ouml;zellikle iyi planlanmış bir pazarlama stratejisi olarak &ccedil;ok iyi işlemekte.<br />
Bu anlamda bu teknolojiyi amacının dışına taşıranların olduğu da ayrı bir ger&ccedil;ek biz bu t&uuml;r ihtimallerden kendi s&ouml;ylemimizi belirgin bir şekilde &ccedil;izmek istedik<br />
&quot;Need_of Lifelong Purpose&quot;(yaşam ama&ccedil;sız yaşanmaz) Anlamında bir ifadeyi kast ederek s&ouml;ylemekteyiz.<br />
Ayrıca <br />
Nefsin(ego) Lambasını Parlatmayan Hizmetk&acirc;rın<br />
Beyninden bilgi, Kalbinden sevgi, Ruhundan sezgi eksilmeyen insanın<br />
Ne Lazımsa Paylaşırken g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n Ne&rsquo;me Lazımcılığı Par&ccedil;alayan İnsanın şeklinde de devam eden fikri a&ccedil;ılımımızı hem sitemizin girişine hem de yazmış olduğumuz kitabımızın adına ve kapağına konu etmekteyiz.</p>
<p><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="NLP amacınız mı yoksa aracınız mı">NLP amacınız mı yoksa aracınız mı?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><img width="113" height="186" border="0" align="left" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/kurtulusmus_small.jpg" /><font size="2" face="Verdana">NLP veya diğer teknolojik gelişmelerin her biri bana anca vasıta olabilir diğer t&uuml;rl&uuml; hi&ccedil; bir ara&ccedil; kullanıcısına şeref ve haysiyet kazandırmaz. Aracı kullanan o ara&ccedil; veya vasıtaya şeref ve onur katabilir.<br />
Ancak bir d&ouml;nem bazı dergilerde yayınlanan NLP insanlığın kurtuluş re&ccedil;etesi olabilir diye bir takım haberler yayınlandı araştırmalarım neticesinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m şudur ki en Usta <a target="_blank" href="http://www.tumgazeteler.com/?a=2156066" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.tumgazeteler.com/?a=2156066&amp;referer=');">NLPci bile islamı se&ccedil;tiği y&ouml;n&uuml;nde haberlere </a>rastladım&#8230;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Komşularınızla ilişkileriniz ne durumdaydı ne duruma geldi">Komşularınızla ilişkileriniz ne durumdaydı ne duruma geldi?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
Kendisiyle barışan insanın komşularıyla değil t&uuml;m evrenle uyum i&ccedil;inde yaşaması m&uuml;mk&uuml;n hale gelebiliyor&#8230; </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bunun tam cevabını &ouml;ğrenmek i&ccedil;in komşularıma soracaksınız. İletişime ge&ccedil;enlere komşularımın telefonlarını verebilirim&#8230; ancak zaman zaman basında &ccedil;ıkan haberlerimizi Apartmanın giriş panolarına asarak altına da şu şekilde yazmış olmaları bizim ONUR &#8216;larımızdan Bir onur dur.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><a target="_blank" href="http://www.kemalkocak.net./TR/wp-content/uploads/apartman2.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.kemalkocak.net./TR/wp-content/uploads/apartman2.jpg?referer=');"><img width="275" height="186" border="0" align="left" alt="" src="http://www.kemalkocak.net./TR/wp-content/uploads/apartman4.jpg" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-indent: 11pt;"><span style="font-family: Book Antiqua;"><font size="4">(<a style="text-decoration: none;" target="_blank" href="http://www.kemalkocak.net./TR/wp-content/uploads/apartman2.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.kemalkocak.net./TR/wp-content/uploads/apartman2.jpg?referer=');">yazının aslını g&ouml;rmek i&ccedil;in tıklayınız</a>)</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-indent: 11pt;"><span style="font-family: Book Antiqua;"><font size="4">&quot;Kemal bey Bizlere: azmin, &ccedil;alışmanın ve insan sevgisinin ne olduğunu, buna ulaşmak i&ccedil;in neler yapılacağını, &ouml;ğretiyor. Dinleyin. Yaşam, bildiğimiz ve bilmediğimiz m&uuml;zik aletlerinin &ccedil;alındığı koskocaman bir orkestradır. Her &ccedil;algı kendince bir melodi &ccedil;almaktadır. İlk bakışta karmakarışık gelen bu orkestrayı sabırla dinleyin. Bir m&uuml;ddet sonra her dinleyene bu seslerden bir ritm, bir ezgi tanıdık gelecektir. Alıp g&ouml;t&uuml;recektir. &Ouml;zlediği duygulara, &ouml;zlemlere uzak, &ccedil;ok uzaktaki hatıralarına&hellip;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-indent: 11pt;"><span style="font-family: Book Antiqua;"><font size="4">D&uuml;nya yaşamı, insanıyla kuşlarıyla, ağa&ccedil;larıyla, taşı ve toprağıyla bir b&uuml;y&uuml;k orkestradır diyor kemal ko&ccedil;ak bey, eğer dinlemeyi g&ouml;rmeyi ve olumlu bakmayı bilirseniz, kendi yaşam SEVİNCİNİZİ, bu karmaşık orkestranın herhangi bir melodisinde bulabilirsiniz. Yakalayın Onu. Sarılın ona. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yaşama ve varlık nedeniniz odur. İşte yaşama amacımız budur. Keşfedin, sahip olun&hellip;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-indent: 11pt;"><span style="font-family: Book Antiqua;"><font size="4">Her insan değerlidir. Y&uuml;ce Tanrı bu değeri bahşetmiş bizlere. İnsan olmanın var olmanın asıl amacının ne olduğuna dair ipu&ccedil;ları veren komşumuz kemal bey &ldquo;insani gelişim Notalarıyla, g&ouml;n&uuml;l akordu yapıyoruz diyor. Notalarımız fıtratımızda doğuştan var. Bize d&uuml;şen g&uuml;zel bestelerdir. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-indent: 11pt;"><span style="font-family: Book Antiqua;"><font size="4">Haklı olduğunu kabul ediyor. &Ccedil;alışmalarında başarılar diliyoruz. Komşumuz olduğu i&ccedil;inde gururlanıyoruz&quot;.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; text-indent: 11pt;"><span style="font-family: Book Antiqua;"><font size="4">Y&Ouml;NETİM. </font></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
<a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="NLP eğitimi alan bir usta olarak En son ne zaman sinirlendiniz">NLP eğitimi alan bir usta olarak En son ne zaman sinirlendiniz?</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
NLP eğitimi alan bir usta olarak değil de Araştıran diyelim daha doğru olur. En son ne zaman oldu saymadım ancak olduk&ccedil;a seyrekleştiğini s&ouml;yleyebilir. Bir &ouml;rnek vermek gerekirse eğer otobandaki yol &ccedil;izgilerinin sollama yasağı olmayanlarına benzetecek olursak eğer. Hen&uuml;z karşımıza kesik &ccedil;izgiler &ccedil;ok &ccedil;ıkmıyorlar bu konuda sollama yasağı i&ccedil;ersindeyim.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Ancak en son Resimde de g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z NLP ci insan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml;n&uuml;n beyanlarına sinirlendim..<img width="622" height="297" border="0" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/images/sinir.jpg" /></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Madem 10 dakikada her AKP&#8217;liyi CHP&#8217;li yaparım diyor&#8230; O halde 100 dakikada 1 İsrailliyi insafa getir de g&ouml;relim NLP&#8217;cilerin ortak y&ouml;n&uuml; bu ise yapsın bir İsrailliyi İnsaflı&#8217;da g&ouml;reli nasıl yapacakmış&#8230;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" target="_blank" href="http://www.nlp-world.com/directory/NLP_Education/Israel/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.nlp-world.com/directory/NLP_Education/Israel/?referer=');">Tıklayın bakın</a> sanırım onlar bunu Siyonist yapmışlar herhalde baksanıza sakalına bıyığına<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Her g&uuml;n g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor musunuz &Ouml;zellikle kime">Her G&uuml;n g&uuml;l&uuml;ms&uuml;yor musunuz? &Ouml;zellikle kime?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><img width="92" height="160" align="left" alt="" src="http://www.radikal.com.tr/veriler/2005/02/26/39.gif" /><font size="2" face="Verdana">Elbette hemen herkese g&uuml;l&uuml;mserim.&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu tarz bende otomatik hale gelmiş olmalı ki elimde değil bazen yanlış anlayanlar olmuyor da değil hani&#8230; &quot;delimidir bu adam nedir&quot; diye&#8230;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Mesela g&uuml;l&uuml;msediklerimden bir başka <a target="_blank" href="http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=144806" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=144806&amp;referer=');">haber</a> e sizde g&uuml;l&uuml;msersiniz belki<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Herkesin Beyin performansı ile ilgilendikleri arenada ben &quot;g&ouml;n&uuml;l performansı&quot; ile ilgilenmenin gereğini yerine getirecek &ccedil;alışmalarıma bu tip Yaklaşımlara g&uuml;l&uuml;mseyerek başladım&#8230;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a name="Değişikliğe sebep olduğunuz bir aile veya başka bir &ouml;rnek verebilirmisiniz">Değişikliğe sebep olduğunuz bir aile veya başka bir &ouml;rnek verebilir misiniz</a>?</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a target="_blank" href="http://kemalkocak.net/TR/wp-content/uploads/birevhanimi.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/kemalkocak.net/TR/wp-content/uploads/birevhanimi.jpg?referer=');"><img width="118" height="161" border="0" align="left" alt="" src="http://kemalkocak.net/TR/wp-content/uploads/birevhanimi2.jpg" /></a>BU konuda daha &ouml;nceden M&uuml;saadesini aldığımız bir Ailenin sonu&ccedil;larını kendi ifadeleri ile okuyunuz&#8230; </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">K&uuml;&ccedil;&uuml;k resme tıklamanız yeterli&#8230;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font color="#ff6600"><a name="Bireysel g&ouml;r&uuml;şmeler Yapıyor musunuz Yaptınız ise kimlerle sonu&ccedil;ları ne durumda"><font size="2">Bireysel g&ouml;r&uuml;şmeler Yapıyor musunuz? Yaptınız ise kimlerle sonu&ccedil;ları ne durumda?</font></a></font><font size="2"><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bu konuda izinlerini aldığımız kişiler dışında kimsenin &ouml;zel anlamda ismini ve g&ouml;r&uuml;şmelerinin i&ccedil;eriklerini hi&ccedil; kimseyle paylaşamam. Bu konuda iznini aldığım sevenistlerimizi sitemizde &quot;<a style="text-decoration: none;" target="_blank" href="http://kemalkocak.net/TR/?cat=243" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/kemalkocak.net/TR/?cat=243&amp;referer=');">Ne dediler</a>&quot; isimli b&ouml;l&uuml;mde zaten yayınlıyoruz&#8230; <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="Rakibiniz olacağını tahmin ettiğiniz bir &ouml;ğrencinize engel olmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r m&uuml;s&uuml;n&uuml;z">Rakibiniz olacağını tahmin ettiğiniz bir &ouml;ğrencinize engel olmayı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r m&uuml;s&uuml;n&uuml;z?</a><br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Ben kendimden daha yetenekli insanları arar bulur ve yetiştirirsem ne kadar kaliteli bir eğitmen olduğum anlaşılabilir. Zaten bu konuda ki meslektaşlarımız zaman i&ccedil;erisin de ne tohum ekmişlerse onu bi&ccedil;eceklerdir. -Bu y&ouml;n&uuml;yle T&uuml;rkiye de bana eğitim veren bir eğitmen yoktur. Ben sertifikasyon aşamalarını satın aldığım meslektaşlarım vardır.<br />
Pazarlamasına g&ouml;re değil tam aksine İnsani gelişim Alanına y&ouml;neltmemim bir diğer sebebi de budur ki bizim amacımız insani gelişim Alanına katkı yapacaklarını sayısını &ccedil;oğaltmak olduğundan isterim ki daha &ccedil;ok sahiplenen olsun. BU da bize rekabet değil şeref verir. <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<hr />
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font color="#ff6600"><a name="&ldquo;Selam size, bir soru sorabilir miyim Melek, şuur iken bilin&ccedil; ile işaret edilen işlev nedir diye bir soru sormuş arkadaşlar ben de a&ccedil;ıklayamadım&hellip;&rdquo; Şuur ve bilin&ccedil; arasındaki fark nedir"><span style="font-size: 10pt; font-family: Verdana;">&nbsp;</span><font size="2"><span style="font-family: Verdana;">&ldquo;Selam size, bir soru sorabilir miyim? Melek, şuur iken bilin&ccedil; ile işaret edilen işlev nedir diye bir soru sormuş arkadaşlar ben de a&ccedil;ıklayamadım&hellip;&rdquo; Şuur ve bilin&ccedil; arasındaki fark nedir?</span></font></a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Bu soru bize bir makale yazdırdı? </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Soru b&ouml;yle olmalı bizi de alıp s&uuml;r&uuml;klemeli. geliştirmeli. her şeyden &ouml;nce bu soruyu soran hanımefendi kardeşime teşekk&uuml;r ederim&#8230;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><a style="text-decoration: none;" target="_blank" href="http://kemalkocak.net/TR/?p=902" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/kemalkocak.net/TR/?p=902&amp;referer=');"><font size="2">İlgili makaleyi okumak i&ccedil;in tıklayınız.</font></a></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" color="#ff6600"><span style="font-family: Verdana;"><a name="Ya tozu dumana katarsın yada tozu dumanı yutarsın diyen kişisel gelişimciler var.. siz tozu dumanı yutmuyor musunuz bu kadar insan kişisel gelişim derken siz kendinizi ne zannediyorsunuz...">&quot;<strong>Ya tozu dumana katarsın yada tozu dumanı yutarsın</strong>&quot; diyen kişisel gelişimciler var.. Siz tozu dumanı yutmuyor musunuz? bu kadar insan kişisel gelişim derken siz kendinizi ne zannediyorsunuz&#8230;</a></span></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Ben bir şey zannetmiyorum. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ne s&ouml;yl&uuml;yorsam oyum. Yani İnsani gelişim Hizmetk&acirc;rıyım.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2">Ah g&uuml;zel kardeşim keşke sitemizdeki makalelerimizi okuyarak bize soruyu sorsaydın keşke.. ama yinede sana bu konuda aylar &ouml;nce verdiğimiz cevabımızın adresine tıklamanı ve okuduktan sonra tekrara d&uuml;ş&uuml;ncelerini iletmeni isterim&#8230; belki de cevap vermez diye hareket ettin ama bak hem sana&nbsp; eposta ile g&ouml;nderdim hem de aynı sorunu herkesle paylaşma cesaretimizi g&ouml;r&uuml;yorsun&#8230; <a style="text-decoration: none;" target="_blank" href="http://kemalkocak.net/TR/?p=853" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/kemalkocak.net/TR/?p=853&amp;referer=');">L&uuml;tfen ilgili yazı i&ccedil;in tıkla</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
</font><font size="2" face="Verdana" color="#ff6600"><a name="En son olarak ne s&ouml;ylemek istersiniz">En son olarak ne s&ouml;ylemek istersiniz?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><br />
Her insanın ağzı ve dili ile tattığı Midesinde erittiği Portakal(C Vitamini) hi&ccedil;bir insan torpil yapmadan aynı faydayı vermeye ilahi kodu gereği evrenselleşmiştir.<br />
Her insanın t&uuml;m organları diğer insanlar gibi evrensel &ouml;l&ccedil;&uuml;lerde yaratılmıştır. İnsanların Kavrayışları da anlayışları da diğer organlarında olduğu gibi beyinlerinde de aynı gelişim s&uuml;reci ile devam etmektedir.<br />
Eğer insanın anne karnından itibaren etkileşimi ve Algılama temelleri g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurularak DİKKAT edilerek eğitilebilirse. Her insanın Deha &ouml;zellikleriyle kendi potansiyellerini ve yaşam ama&ccedil;larını ger&ccedil;ekleştirebilecekleri Hakikati Doğru ve tutarlı Beyinsel Antrenmanlarla M&uuml;mk&uuml;n olabilmektedir.<br />
İnsanların bebeklikten itibaren Beyinlerinin işleyişleri ve kapasiteleri değil almış oldukları Psikolojik darbe ve tahribatları farklıdır. <br />
Eğer tahribat ve darbeler konusunda toplum katmanlarında istikrarlı olarak doğru Modeller( Anne ve Baba, &Ouml;ğretmen, İşveren, Komutan, b&uuml;rokrat, Rekt&ouml;r, kasap, manav vb&hellip;) oluşturulursa İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rlarının &ccedil;oğaldığı bir toplumun inkişafı gizlenemeyecektir.<br />
Okuduğunuz &uuml;zere ilgili Konuya duyarlılık g&ouml;steren Bu manifestomuzun sonucuna g&ouml;re bizimle iletişim durumuna ge&ccedil;ecek olan aday insanlardan yapacağımız daha detaylı ve (samimiyette )derin g&ouml;r&uuml;şmeler sonucun da Yapacağımız ilke s&ouml;zleşmelerinden sonra gerekli resmi m&uuml;saadeleri kendilerine teslim edilmek &uuml;zere&hellip; <br />
Organizasyon modelimizi insanlığa paylaşmaya hazır olduğumuzu duyurma g&ouml;revimizi&hellip;<br />
A&ccedil;ıklama maksatlı bu bilgi notu ile yerine getirmiş olmaktayız.<br />
Ve diyoruz ki har birimizin yaşamında izzzzzzzz bırakma potansiyelleri vardır.<br />
Yaşanacak bir g&uuml;n var oda sadece bu g&uuml;n<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a name="Sorular geldik&ccedil;e bu sayfaya eklemelerde bulunacakmısınız">Sorular geldik&ccedil;e bu sayfaya eklemelerde bulunacakmısınız?</a></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana">Elbette Okurta&ccedil;larımızdan ve Radyo fdinleyenlerimizden sorular devam ettiği m&uuml;ddet&ccedil;e elimizden geldiğince g&ouml;nl&uuml;m&uuml;z&uuml;n elverdiğince cevaplamaya &ccedil;alışacağız.</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;"><font size="2" face="Verdana"><a style="text-decoration: none;" href="#top">Başa D&ouml;n</a> </font></p>
<hr />
<p align="center" class="MsoNormal" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="317" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/2629-sorulara-cevaplar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgipolojiyi Anlatan kısa videolarımız</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3336-sevgipolojiyi-anlatan-kisa-videolarimiz-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3336-sevgipolojiyi-anlatan-kisa-videolarimiz-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 08:25:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatan]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgipolojiyi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="100%" frameborder="0" align="center" src="http://www.dailymotion.com/widget/jukebox?list[]=%2Fplaylist%2Fx13nep_sevgpolog_sevgipolojinin-varlyyynyn-yspaty" marginheight="0" marginwidth="0" style="margin: 0pt; padding: 0pt; overflow: hidden; width: 100%; height: 375px;" id="dm_jukebox_iframe"></iframe></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="366" title="1" title="19 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3336-sevgipolojiyi-anlatan-kisa-videolarimiz-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgipolojiyi Anlatan kısa videolarımız</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/289-sevgipolojiyi-anlatan-kisa-videolarimiz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/289-sevgipolojiyi-anlatan-kisa-videolarimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 08:25:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Anlatan]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgipolojiyi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=289</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe width="100%" frameborder="0" align="center" src="http://www.dailymotion.com/widget/jukebox?list[]=%2Fplaylist%2Fx13nep_sevgpolog_sevgipolojinin-varlyyynyn-yspaty" marginheight="0" marginwidth="0" style="margin: 0pt; padding: 0pt; overflow: hidden; width: 100%; height: 375px;" id="dm_jukebox_iframe"></iframe></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="341" title="1" title="22 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/289-sevgipolojiyi-anlatan-kisa-videolarimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim Hizmetkârları Birliği Kurucusu Hakkında ne dediler</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/287-videolar.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/287-videolar.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 08:08:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Medya-TV]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Birli]]></category>
		<category><![CDATA[dediler]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmetk]]></category>
		<category><![CDATA[Kurucusu]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma"> <img width="358" height="308" border="0" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/about/kurucunedediler.jpg" /></font></p>
<p><iframe width="100%" frameborder="0" align="center" src="http://www.dailymotion.com/widget/jukebox?list[]=%2Fplaylist%2Fx13nec_sevgpolog_ynsani-geliyim-kurucusu-hakkynda" marginheight="0" marginwidth="0" style="margin: 0pt; padding: 0pt; overflow: hidden; width: 100%; height: 375px;" id="dm_jukebox_iframe"></iframe></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="409" title="1" title="19 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/287-videolar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madde, Mânâ ve Elmas Teorisi</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/277-madde-mana-ve-elmas-teorisi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/277-madde-mana-ve-elmas-teorisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 04:36:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[B-ilim]]></category>
		<category><![CDATA[Bilinen Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Elmas]]></category>
		<category><![CDATA[Madde]]></category>
		<category><![CDATA[Madde Mânâ ve Elmas Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[Teorisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[Madde, M&#226;n&#226; ve Elmas Teorisi Prof. Dr. Yunus &#199;engel - &#160;yunus@scs.unr.edu GİRİŞ M&#252;spet ilmin kaynağı g&#246;zlemdir, kam&#231;ısı da merak ve sorgulamadır. İlmin gelişmesi &#246;n&#252;ndeki en b&#252;y&#252;k engel ise şartlanmadır ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="margin: 0px 1.15pt 0px 0cm; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font size="6">Madde, M&acirc;n&acirc; ve Elmas Teorisi</font></span></strong></p>
<p align="right" style="margin: 0px 1.15pt 0px 0cm; line-height: 150%; text-indent: 8.55pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font color="#ffffff" style="font-size: 11pt;">Prof. Dr. Yunus &Ccedil;engel -</font></span></p>
<p align="right" style="margin: 0px 1.15pt 0px 0cm; line-height: 150%; text-indent: 8.55pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><font color="#ffffff" style="font-size: 11pt;">&nbsp;</font></span><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><a href="mailto:yunus@scs.unr.edu" style="color: blue; text-decoration: none;"><span style="color: rgb(255, 255, 255);"><font style="font-size: 11pt;">yunus@scs.unr.edu</font></span></a></span></p>
<p style="margin: 0px 1.15pt 0px 0cm; text-align: justify; line-height: 150%; text-indent: 8.55pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">GİRİŞ</font></span></strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"><br />
M&uuml;spet ilmin kaynağı g&ouml;zlemdir, kam&ccedil;ısı da merak ve sorgulamadır. İlmin gelişmesi &ouml;n&uuml;ndeki en b&uuml;y&uuml;k engel ise şartlanmadır ve onun da kaynağı her şeyin &uuml;zerine siyah bir cehalet &ouml;rt&uuml;s&uuml; &ccedil;eken alışkanlıktır. İki şeyi her zaman birlikte g&ouml;rmeye alışan bir insan, zamanla bu iki şeyi birbirinin par&ccedil;ası veya birini diğerinin kaynağı olarak algılar ve biri olmadan diğerinin olamayacağı hissine kapılır. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Zamanla betonlaşan bu &ouml;nyargıları kırmak ger&ccedil;ekten &ccedil;ok zordur. Okullarda yapmaya &ccedil;alıştığımız en m&uuml;him şeylerden biri &ouml;ğrencilerin beraberlerinde getirdikleri bu t&uuml;r yanlış anlamaları s&ouml;k&uuml;p doğruları ile değiştirmek. Ama bunu bile tam olarak başardığımız s&ouml;ylenemez. Mesela hi&ccedil;birimiz termodinamiğin birinci kanununda ifadesini bulan enerjinin korunumu prensibine itiraz etmeyiz, ama yalıtılmış bir odanın ortasına konup kapısı a&ccedil;ık olarak &ccedil;alıştırılan bir buzdolabının odayı soğutmayıp aksine ısıtacağını kabul etmekte zorlanırız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; buzdolabı ile soğutmayı beraber g&ouml;rmeye şartlandık. Farelerle yapılan deneyler de şartlanmanın nasıl yanlış bilgilerin kaynağı olabileceğini g&ouml;steriyor.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Benzer şekilde, biz her şeyi &ndash; kuvvet, sevgi, &ouml;fke ve hatta hayat, g&ouml;rme, işitme vs &ndash; ancak etkileri maddede g&ouml;r&uuml;l&uuml;nce algılayabiliyoruz ve tabii olarak her şeyin kaynağının madde olduğu yanılgısına d&uuml;ş&uuml;yoruz. Pek de sorgulamadan kendimizi i&ccedil;inde bulduğumuz bu &ouml;nyargı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de ilmin &uuml;zerine kurulduğu platformu oluşturmaktadır. Ancak gittik&ccedil;e y&uuml;kselen bu binanın oturduğu zeminin sağlamlığı artık yavaş yavaş sorgulanmaya başlanmalı ve gerekirse zemin muhkem hale getirilmelidir. Bu makalede evren ve varlıklar hakkındaki madde (veya enerji)&rsquo;den oluşan tek katmanlı mevcut g&ouml;r&uuml;ş ciddi olarak sorgulanmakta ve varlıklar hakkındaki anlayışımızı derinden etkileyecek ve hatta değiştirecek yeni bir g&ouml;r&uuml;ş ortaya konmaktadır. T&uuml;m varlıkların madde ve madde-dışı (m&acirc;n&acirc;) unsurlar karışımı olduğu g&ouml;zlemlerle izah edilmekte ve evrenin aslında madde-enerji katmanı ile beraber &ccedil;ok sayıda madde-dışı katmandan oluştuğu g&ouml;sterilmektedir. Maddeye dayalı mevcut evren anlayışımızı temelinden sorgulayan bu iddialı yaklaşım okuyucuların değerlendirmesine sunulmuştur.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">MADDE VE ENERJİ</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Einstein&rsquo;in meşhur E = mc2 form&uuml;l&uuml;nden de g&ouml;r&uuml;leceği gibi, madde ile enerji aynı varlığın iki değişik tezah&uuml;r&uuml;dur, ve biri diğerine d&ouml;n&uuml;şebilir. Yani madde ve enerji aslında eşdeğerdir ve maddeye enerjinin bir şekli olarak da bakılabilir. Keza, &ldquo;maddenin korunumu&rdquo; ve &ldquo;enerjinin korunumu&rdquo; kanunlarının ifade ettiklerinin aksine, evrende korunan madde veya enerji değil, ikisinin toplamıdır. Madde ve enerjinin ayrı ayrı korundukları prensibi temel değil pratik bir yaklaşımın sonucudur ve sağladığı kolaylıktan dolayı genel kabul g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Madde, hidrojen ve karbon gibi elementlerden, elementler atomlardan, atomlar elektron, proton ve n&ouml;tronlardan, proton ve n&ouml;tronlar da quarklardan, ve hepsi en niyayet evrenin temel yapı taşı olduğu tahmin edilen n&ouml;trino par&ccedil;acık (veya dalga)&rsquo;larından oluşur. Elektron, quark, ve n&ouml;trino par&ccedil;acıkları zıplayıp duran toplardan ziyade dalgalara benzerler, ve dalga &ouml;zellikleri taşırlar. Mesela elektronların dalga &ouml;zelliği interference deneyi ile kolayca g&ouml;sterilebilir. Diyebiliriz ki fiziksel evren par&ccedil;acıklardan, veya başka bir bakış a&ccedil;ıyla dalgalardan oluşur &ndash; aynen bir TV yayını gibi. Yani t&uuml;m evrenin hammaddesi en temel şekliyle ifade etmek gerekirse, &ldquo;enerji dalgası&rdquo;dır. Televizyon yayın dalgaları ekranda nasıl elma, &ccedil;i&ccedil;ek, kuş, veya insan imajları oluşturuyorlarsa, evrendeki enerji dalgaları da elma, &ccedil;i&ccedil;ek, kuş, ve insan (ve hatta ses) oluyor. Yani bir insan bedeninin hammaddesi ile bir kuş veya elma veya bir kayanın hammaddesi tamamen aynı &ndash; hepsi elektron, proton, ve n&ouml;tronlardan (veya TV yayını gibi dalgalardan) oluşuyorlar.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Madde ve enerjinin birbirine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;, par&ccedil;acık fiziği araştırma merkezlerinde rutin olarak yapılan işlerdendir. Her par&ccedil;acığın &ldquo;karşımadde&rdquo; (antimatter) denen k&uuml;tlesi aynı y&uuml;k&uuml; zıt bir ikizi vardır. Bir par&ccedil;acık kendi karşıpar&ccedil;acığı ile karşılaştığı zaman, par&ccedil;acıkların ikisi de yok olup eşdeğer miktarda bir enerjiye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. Gerekli k&uuml;tle-enerjiyi oluşturmaya yeterli enerji bulunduğu zaman da bir par&ccedil;acık-karşıpar&ccedil;acık &ccedil;ifti oluşabilir. Mesela bir elektron ile pozitron (pozitif y&uuml;kl&uuml; elekton veya anti-elektron) y&uuml;ksek hızda &ccedil;arpıştırıldıkları zaman, birbirlerni yok edip eşdeğer miktarda gama ışını, ve gama ışınından da quark ve antiquark par&ccedil;acıkları oluşur. Benzer şekilde bir proton ve antiproton (negatif y&uuml;kl&uuml; proton) &ccedil;arpıştırılınca gluon ışını, ve ondan da quark, antiquark, elektron, ve n&ouml;trino par&ccedil;acıkları oluşur. </p>
<p>Artık bu madde-enerji d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mleri atom seviyesinde de oluyor. 2002 yılında CERN laboratuvarında negatif y&uuml;kl&uuml; bir antiprotonla pozitif y&uuml;kl&uuml; bir antielektrondan bir antihidrojen atomu yapılmış, ve bu antihidrojen atomu hidrojen atomu ile &ccedil;arpıştırıldığında her iki atomun da yok olup eşdeğer miktarda bir enerjiye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; g&ouml;zlenmiştir (Bilim ve Teknik, Aralık 2002). G&uuml;neşte her saniye 5 milyon ton madde enerjiye d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. B&uuml;t&uuml;n bu g&ouml;zlemler a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;steriyor ki madde enerjinin bir şeklidir. </p>
<p>Par&ccedil;acık fiziği teorileri, evrenin ilk oluşum aşamalarında madde ve karşımaddenin aynı miktarda olmasını gerektirir. Ama bug&uuml;n karşımadde yok denecek kadar azdır, ve bu madde-karşımadde dengesizliği bir muamma olmaya devam etmektedir. Ger&ccedil;i bu b&ouml;yle olmasaydı, evrende madde diye birşey kalmayacak, ve herşey elektomanyetik radyasyona d&ouml;n&uuml;şecekti. &ldquo;CP ihlali&rdquo; denen bu aykırılık hala izah edileceği g&uuml;n&uuml; beklemektedir. Ama her hal&uuml;karda bizim temel yapı taşımızın televizyondaki bir insan imajının elektromanyetik radyasyon olan temel yapıtaşından pek de farkı yoktur. Ve denebilir ki elektrikler kesilince nasıl bir televizyon yayın alemi yok oluveriyorsa, bize &ccedil;ok sağlam g&ouml;r&uuml;nen bu evrenin de bir anda yok oluvermesi gayet m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. </p>
<p>Bu televizyon analojisi şu meraklı soruyu da akla getirir: Televizyon yayını ve evrenin temel yapıtaşları aynı olduğuna ve televizyon alemi her an yeni yayınla tazelendiğine g&ouml;re, acaba evren de daim&icirc; olarak her an yenileniyor mu? Acaba iddia edildiği gibi herşeyi yutan karadeliklerin tam aksini yapan beyaz noktalar var mı? Sakın bu beyaz noktalar karadeliklerin yapışık ikizleri olmasın? Neyse, biz bu konulari bilim-kurgu yazarlarına bırakıp konumuza devam edelim.</p>
<p>Galaksilerdeki yıldızları bir arada tutan &ccedil;ekim kuvvetinin g&ouml;r&uuml;len k&uuml;tle ile sağlanması m&uuml;mk&uuml;n değildir. O halde g&ouml;remediğimiz bir &ldquo;karanlık madde&rdquo; gerekli ilave &ccedil;ekim kuvvetini sağlamalıdır. Karanlık madde ışık vermez, ışığı almaz ve yansıtmaz. Karanlık madde electron, proton, ve n&ouml;trondan oluşmaz</p>
<p>Evrendeki t&uuml;m maddenin %80&rsquo;i karanlık maddedir, ve karanlık maddenin en muhtemel temel yapıtaşı adayı evreni dolduran g&ouml;lgemsi madde par&ccedil;acığı olan n&ouml;trinodur. Yani i&ccedil;inde yaşadığımız evrenin b&uuml;y&uuml;k kısmı fiziken değil &ldquo;ilmen&rdquo; mevcuttur. Ayrıca, zaman ve mekan madde y&uuml;z&uuml;nden vardır. Yoksa madde, zaman ve mekanda var olan bir şey değildir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">MADDEYİ BİR ARADA TUTAN TUTKAL: </font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">KUVVET</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Eğer evren sadece madde (veya enerji) olsaydı, b&uuml;y&uuml;k patlamadan (big bang) sonra irili ufaklı bir toz bulutu (veya bir radyasyon alanı) olarak kalacaktı. Atom gibi anlamlı yapıların oluşması, par&ccedil;acıkların bir araya getirilmesiyle olur, ve bu da kuvvet gerektirir. Mesela proton i&ccedil;inde quarkları, ve atom &ccedil;ekirdeği i&ccedil;inde birbirini iten pozitif y&uuml;kl&uuml; protonları, g&uuml;&ccedil;l&uuml; kuvvet bir arada tutar. </p>
<p>Kuvvet maddeye etki eder, maddeyle iletilir, ama madde değildir. Kuvvetin kendisi g&ouml;r&uuml;lmez; varlığı madde &uuml;zerindeki etkisinden bilinir. Bu etkinin kuvvet taşıyıcı par&ccedil;acıklarla sağlandığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r &ndash; elektromanyetik kuvvetin fotonlar ve yer&ccedil;ekimi kuvvetinin hen&uuml;z g&ouml;zlenmemiş graviton adı verilen par&ccedil;acıklar tarafından iletilmesi gibi. Maddeye benzer olarak, t&uuml;m kuvvetlerin temel yapıtaşlarının aynı olduğu kanaati yaygındır, ama bu kuvvetlerin birliği teorisi &ldquo;unified theory&rdquo; hen&uuml;z kanıtlanabilmiş değildir. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;yle g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki kuvvet olmasaydı, evrende biz dahil her şey infilak edip par&ccedil;acık bulutuna d&ouml;necekti. Sanki her bir atomda kuvvetten oluşan bir manev&icirc; kalıp, bir yuva, bir ruh vardır ve par&ccedil;acıklar kanunların y&ouml;nlendirmesi ve sevk etmesiyle bu yuvalarına koşup yerlerini almaktadırlar. Yani en basit bir proton bile bir madde-m&acirc;n&acirc; karışımıdır ve madde-dışı unsur olan kuvvet kaldırıldığı zaman fiziksel yapı adeta yok olmaktadır &ndash; aynen bir binanın harcı &ccedil;ıkarıldığı zaman &ccedil;&ouml;k&uuml;p bir tuğla yığınına d&ouml;nmesi gibi. Bazı par&ccedil;acık fizik&ccedil;ilerinin g&ouml;r&uuml;şlerine g&ouml;re her temel par&ccedil;acığın bir &ldquo;g&ouml;lge&rdquo; kuvvet taşıyıcı par&ccedil;acığı ve her kuvvet taşıyıcı par&ccedil;acığın da bir &ldquo;g&ouml;lge&rdquo; madde par&ccedil;acığı vardır. &ldquo;Supersimetri&rdquo; denen k&uuml;tle par&ccedil;acığı ile kuvvet taşıyıcısı arasındaki bu ilişki &uuml;zerindeki &ccedil;alışmalar CERN ve Fermilab laboratuvarlarında devam etmektedir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Kuvvet taşıyıcısı bu t&uuml;r par&ccedil;acıklar hen&uuml;z g&ouml;zlenebilmiş değildir ve g&ouml;zlenmesi muhtemel de g&ouml;r&uuml;lm&uuml;yor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kuvvetin kaynağı madde değildir. Madde veya enerjinin temel yapıtaşında (mesela n&ouml;trinoda) kuvvet diye bir unsur g&ouml;zlenmemiştir. Bilim g&ouml;zlemlere dayanır. Kuvvetin kaynağının madde olduğu tezi olsa olsa bir &ouml;n kabuld&uuml;r ve bu aşamada bilimsellikten yoksundur. Madde ve kuvvetin yapışık ikizler gibi her zaman beraber g&ouml;r&uuml;lmeleri, objektifliklerini korumaları gereken bilim insanlarını bile kuvvetin kaynağının madde olduğu konusunda şartlandırmıştır ve bu &ouml;nyargı yeni bilimsel a&ccedil;ılımlar &ouml;n&uuml;nde cidd&icirc; bir engel teşkil etmektedir. Kuvvet, maddeden bağımsızdır ve başlı başına değişik bir boyuttur. Artık evrene tek katmanlı değil, iki katmanlı (hatta &ccedil;ok katmanlı) bakma zamanı gelmiştir. &Ouml;zetlemek gerekirse, </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Mevcut g&ouml;r&uuml;ş (tek katmanlı): Varlık = Madde (veya enerji) </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Yeni g&ouml;r&uuml;ş (iki katmanlı): Varlık = Madde (veya enerji) + Kuvvet </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Yani, elmasta karbon ile ışığı ayırt ettiğimiz gibi, madde ile kuvveti de ayırt etmeli, ve kuvveti evrende her maddeye tam n&uuml;fuz eden yaygın ama g&ouml;r&uuml;lmez bir ışık olarak g&ouml;rmeliyiz. Bu yaklaşım, madde veya enerji ile ilgili bu g&uuml;ne kadar &ouml;ğrendiğimiz hi&ccedil;bir şeyi değiştirmemizi gerektirmez. Ama kuvvet ile ilgili i&ccedil;inde bulunduğumuz t&uuml;m &ccedil;ıkmazlara bir &ccedil;ıkış yolu a&ccedil;abilir &ndash; kuvvet taşıyıcı par&ccedil;acıkların bir maddesi olması gerekmediği gibi. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">B&uuml;y&uuml;k patlamadan &ouml;nce evrenin sonsuz yoğunlukta bir nokta olduğunu, ve varlığı g&ouml;zlenemediği halde etkisinin tezah&uuml;r&uuml;ne bakarak ilmen evrende yaygın olarak karanlık maddenin var olduğunu kabulde zorlanmayan bilim d&uuml;nyası, bu t&uuml;r yaklaşımlara alışkanlıkların getirdiği &ouml;nyargı ile değil, a&ccedil;ık y&uuml;reklilikle ve objektif olarak bakmalıdır. Unutulmamalıdır ki bilim tarihinde en b&uuml;y&uuml;k a&ccedil;ılımlar, en &ldquo;u&ccedil;uk&rdquo; fikirlerden &ccedil;ıkmıştır. Bu kuvvetin kaynağının ne olduğu sorusu, b&uuml;y&uuml;k patlamadan evvelki sonsuz yoğunluklu noktanın kaynağının ne olduğu sorusu gibi, felsefe ve teolojiye havale edilebilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Proton konusunu kapatmadan evvel ilgin&ccedil; bir g&ouml;zlemi de ifade etmek gerekir. Bilindiği gibi evrende bir kısmı tabii olarak bulunan bir kısmı da laboratuvarda f&uuml;zyon ile &uuml;retilebilen 100&rsquo;den fazla element vardır. Bu elementlerin temel farkı &ccedil;ekirdeklerindeki proton sayısıdır. Mesela hidrojen atomunda 1, karbonda 6, demirde 26, ve altında 79 proton vardır. Ama t&uuml;m protonlar birbirinin aynıdır &ndash; aynen pirin&ccedil; taneleri gibi. Şimdi d&uuml;ş&uuml;nelim: Eğer 12 pirin&ccedil; tanesini birlikte sıkı sıkı bağlayınca 12&rsquo;lik bir pirin&ccedil; dizesi yerine bir mısır tanesi, 26 tanesini bağlayınca bir bakla, ve 79 tanesini bağlayınca bir fındık oluyorsa, bunda bir iş var demektir. Veya, 12 beyaz adam bir araya gelip kenetlenince dev bir zenci adama, ve ayrıldıkları zaman da tekrar 12 beyaz adama d&ouml;n&uuml;yorlarsa&#8230; Daha da acaibi, iki m&uuml;hendis kenetlenince bir tıp doktoruna ve &uuml;&ccedil; m&uuml;hendis kentlenince bir avukata d&ouml;n&uuml;yorlarsa&#8230; Herhalde &ldquo;pes&rdquo; deriz. Karbon, demir, ve altının karekterleri birbirinden &ccedil;ok farklıdır, ama belli ki bu karekterler protonların kendilerinden gelmiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; protonlarda ne karbon karakteri var, ne demir, ne de altın. Hatta &ouml;yle g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki karbon veya demiri altına &ccedil;evirmek gayet m&uuml;mk&uuml;n &ndash; yapmamız gereken tek şey n&uuml;kleer santrallarda uranyum atomunu par&ccedil;aladığımız gibi karbon veya demir atomlarını par&ccedil;alayıp a&ccedil;ığa &ccedil;ıkan protonları 79&rsquo;luk gruplar halinde bir araya getirmek. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Benzer şekilde, iki hidrojen atomu ile bir oksijen atomu bir araya konursa, bu bir gaz karışımı olur ve karışım hidrojen ve oksijenin &ouml;zelliklerini taşır. Ama iki hidrojen ve bir oksijen kimyasal bir bağ ile birbirine bağlanırsa, &ouml;zellikleri tamamen değişik olan &ldquo;su&rdquo; oluşur. Kimyasal bağları sağlayan kuvvette su veya başka bir bileşik madde karakteri olmadığına g&ouml;re, bileşimlerin karakterleri nereden geliyor? Newton&rsquo;un bir elmanın d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;n&uuml; sorgulaması, fizikte bir &ccedil;ığır a&ccedil;tı. Burada ifade edilen soruların cevabının etkisi, herhalde daha az olmayacaktır. Biz evrenin tek boyutlu (madde) olduğunda ısrar edip duralım ve iki boyutluluğa (madde ve kuvvet) &ldquo;acaba mı&rdquo; deyip mesafeli duralım. Ben &ouml;yle zannediyorum ki y&uuml;zyılların getirdiği şartlanma ve &ouml;nyargıdan sıyrılmayı başarmış sorgulayıcı bilim insanları g&ouml;zlemleyip g&ouml;stereceklerdir ki evren bir veya iki değil, &ccedil;ok boyutludur. Ve bu boyutlardan sadece birisi i&ccedil;ine &ccedil;akılıp kaldığımız madde ile alakalıdır. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">EVRENİN G&Ouml;R&Uuml;NMEYEN MOTORLARI: </font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">KANUNLAR </font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Kanun ve kurallar t&uuml;m d&uuml;nyada d&uuml;zen ve huzurun temelleridir ve bu, evrende de b&ouml;yledir. Mesela sadece yer&ccedil;ekimi kanunu iptal oluverse her şey havada u&ccedil;uşmaya başlar, ve tam bir kaos olur. Bir &uuml;lkedeki kanunlar o &uuml;lkede yaşayanların genel iradesini, evrendeki kanunlar da t&uuml;m evrende h&uuml;k&uuml;mferma olan evrensel iradeyi yansıtır. &Uuml;lkelerde polisiye kuvvetler bireylerin kanunlara itaatini sağlar. Evrende ise bu işi evrensel kuvvetler ve etkiler yapar &#8211; yer &ccedil;ekimi kuvvetinin d&uuml;nyada her şeyin yer&ccedil;ekimi kanununa itaatini sağlaması gibi. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Kanunlar madde değildir. Ve o y&uuml;zden de zaman ve zemine bağlı değildir. B&ouml;ylelikle her yerde ge&ccedil;erlidir, ama hi&ccedil;bir yerde değildir. Maddenin her zerresinin t&uuml;m kanunlara tam itaati ve kanunların ancak maddedeki tezah&uuml;r&uuml;yle g&ouml;r&uuml;l&uuml;p bilinmesi, kuvvet gibi, kanunların da kaynağının madde olduğu &ouml;nyargısını oluşturmuştur. Ama maddenin temel yapıtaşı olan par&ccedil;acık veya dalgalarda kanun diye bir unsur yoktur. Hatta denebilir ki evrendeki t&uuml;m k&uuml;tle yok olsa da k&uuml;tlelerin &ccedil;ekim kanunu, ve hi&ccedil;bir ısı iletimi olmasa da (t&uuml;m evrenin aynı sıcaklıkta olması durumu gibi) ısının iletimi kanunu ge&ccedil;erlidir. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Bir maddeye aynı anda bir &ccedil;ok kanun etki eder. Bizim g&ouml;zlemlediğimiz net etkidir. Biz analizlerde etkisi k&uuml;&ccedil;&uuml;k olan kanunları kolaylık olsun diye dikkate almayız, ama her kanun her yerde etkilidir. Mesela elimizden bıraktığımız bir taşın d&uuml;ş&uuml;ş&uuml;n&uuml; analiz ederken genellikle sadece yer&ccedil;ekimi kuvvetinin etkisini dikkate alırız, ve havanın kaldırma kuvvetini (Arşimet kanunu) ve s&uuml;rt&uuml;nme kuvvetini k&uuml;&ccedil;&uuml;k oldukları i&ccedil;in (yoksa ge&ccedil;erli olmadıkları i&ccedil;in değil) ihmal ederiz. Ama elimizden bıraktığımız helyum gazı doldurulmuş bir balonun hareketini incelerken havanın kaldırma kuvvetini mutlaka dikkate alırız, &ccedil;&uuml;nk&uuml; en b&uuml;y&uuml;k etkiyi o yapar (helyum gazı havaya g&ouml;re &ccedil;ok hafiftir). </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Madde-kanun ilişkisini daha iyi anlıyabilmek i&ccedil;in helyum balonunu tekrar dikkate alalım. &Ouml;nce balonu serbest bırakıp havada y&uuml;kselişini videoya kaydedelim, ve bir binanın tepesine varış zamanını ve nerede ve ne zaman patladığını not edelim. Sonra bilgisayarda balonun (ve hatta &ccedil;evrenin) ger&ccedil;ek&ccedil;i bir resmini &ccedil;izip balon ve &ccedil;evre şartları ile ilgili t&uuml;m bilgileri girelim, ve balonun hareketi ile ilgili t&uuml;m kanunları (yer &ccedil;ekimi, s&uuml;rt&uuml;nme, kaldırma, idal gas, hava yoğunluğunun y&uuml;kseklikle değişimi, vs) uygulayıp balonun hareketini ekranda grafik olarak izliyelim. G&ouml;r&uuml;lecektir ki bilgisayardaki sanal balonun hareketi ger&ccedil;ek balonunki ile aynıdır. Sanal balon da binanın tepesine aynı zamanda ulaşacak, ve ger&ccedil;eği ile aynı zaman ve y&uuml;kseklikte patlayacaktır. Hatta iki video yan yana oynatılırsa, ger&ccedil;ek balon hareketi ile sanalı ayırdetmek neredeyse m&uuml;mk&uuml;n olmayacaktır. Buna benzer binlerce &ouml;rnek verilebilir, ve bu &ouml;rnekten son derece &ouml;nemli sonu&ccedil;lar &ccedil;ıkarılabilir:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;nce şu gayet a&ccedil;ık olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki varlıklarda esas olan madde değil, madde olmayan kanunlardır. Yani m&acirc;n&acirc;dır. Kanunlar adeta bir yumak gibi balona has bir ruh oluşturmakta, ve balonun maddesi de o ruha tabi olmaktadır. Balon sanki o madde-dışı ruha bir kılıf veya bir cesettir, ve kanun yumağından oluşan balon ruhunun g&ouml;ze g&ouml;r&uuml;lmesini sağlar (akıl g&ouml;z&uuml; sanal balonun hareketini hayal perdesinde direk olarak ilim ışığıyla g&ouml;rebilir; &ccedil;&uuml;nk&uuml; akıl madde değildir, ve g&ouml;rmek i&ccedil;in maddeye ve bildiğimiz ışığa ihtiyacı yoktur). Ayni kanunlar ve dolayası ile aynı ruh, taş gibi havadan ağır bir şeyi kaldırmak yerine yere indirir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Balonun maddesi her t&uuml;rl&uuml; tehlikeye a&ccedil;ıktır, ve her an patlayabilir. Ama balon, par&ccedil;alarına ve hatta atom ve molek&uuml;llerine bile ayrılacak olsa onu u&ccedil;uran ruh her zaman ve her yerde vardır. Balon sanki yok olmakla sonsuzluğa ulaşır. Kanunlardan oluşan o ruh, her zaman yeni bir balona ve hatta aynı anda milyonlarca balona girerek g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z madde aleminde tekrar arz-ı endam edebilir. Silahlar ve infilaklar balonun atomlarını bile tahrip edebilir, ama o ruha hi&ccedil;bir zarar veremez, &ccedil;&uuml;nk&uuml; madde değildir. Evrende kanunlardan muaf olan hi&ccedil; bir varlık olmadığına g&ouml;re diyebiliriz ki basit bir atom dahil herşeyin en azından kanunlardan oluşan bir manevi ikizi veya bir ruhu vardır. Kanunlar kaldırılacak olsa, t&uuml;m varlıklar &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r ve evren bir toz bulutuna d&ouml;ner. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Balon &ouml;rneğinden &ccedil;ıkarılacak ikinci bir ders de olayların daha olmadan nasıl olacağını g&ouml;rmemizi sağlıyan ilmin ve teorinin &ouml;nemi ve g&uuml;c&uuml;d&uuml;r. Varlıkların gayet d&uuml;zenli ve sanatlı olması, herşeyde hassas bir &ouml;l&ccedil;&uuml; ile olması, ve bir faydaya ve gayeye y&ouml;nelik olması, evrende herşeyin ilimle yapıldığını ve yaygın bir ilmin varlığını g&ouml;sterir. İlim de kanun gibi m&acirc;n&acirc;dır, yani kaynağı madde değildir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; maddenin temel yapıtaşı olan par&ccedil;acık veya dalgalarda ilim diye bir unsur yoktur. O halde ilim sabittir &ndash; yani zaman ve mekanla değişmez, artıp eksilmez. Değişen sadece bizim farkına vardığımız miktardır. Araştırmacıların yaptığı ilmi icad etmek değil, ezelden beri var olan ilmi keşfetmektir &ndash; bir hazine arayıcısının var olan bir defineyi keşfetmesi gibi. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Varlıklardaki yaygın ilim ışığı, ancak akıl g&ouml;z&uuml; ile g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Zaten ilm&icirc; araştırmalarda genellikle yapılan da g&ouml;zlemlerle varlıklardaki bu ilim pırıltılarını g&ouml;rmeye &ccedil;alışmak, yeterince g&ouml;zlem yaparak bu pırıltıların hangi genel ilm&icirc; kuraldan kaynaklandığını ortaya koymak, ve yeterli sayıda yeni g&ouml;zlemlerle bu kural veya teoriyi test ederek teyid etmektir. O y&uuml;zden termodinamik&ccedil;i Botzman&rsquo;ın dediği gibi, &ldquo;iyi bir teoriden daha pratik bir şey yoktur.&rdquo; İlmin &ouml;nemli bir kaynağı da kalbe doğan ilhamdır. &Ouml;nsezi, 6. his, ve i&ccedil;g&uuml;d&uuml; ilmin akıl yerine kalbe yansımalarıdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Evrensel kanun ve prensipler değişimleri kural altına alan genel ilimlerdir, ve varlıkların durumlarına has ilimler i&ccedil;in bir &ccedil;er&ccedil;eve oluştururlar. Bir şey yaparken en iyisini yapmak ilim ile olur, ve ilim arttık&ccedil;a herşeyin daha iyisi yapılır. O y&uuml;zden modern toplumlarda y&uuml;zyıllarca yıllık ilim birikiminin okullarda gen&ccedil; dimağlara aktarılmasına &ccedil;ok &ouml;nem verilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yeni bir şey yaparken kullanılabilecek en değerli unsur ilimdir. Mimar ve m&uuml;hendis gibi tasarım yapan kişiler, tasarlanan şeyi &ndash; mesela bir televizyonu &#8211; madde kullanmadan ilim ile hayallerini kullanarak yaparlar, ve tasarımı kağıda veya bir CD&rsquo;ye kaydederler. Bu tasarım, yapılacak şeyin ilm&icirc; bir v&uuml;cudunu oluşturur. Artık usta ve teknisyenlere d&uuml;şen, ilimden oluşan bu ruha fabrikalarda binlerce hatta milyonlarca madd&icirc; ceset giydirmektir. El becerisi isteyen işlerin artık gittik&ccedil;e robotlara bırakıldığı dikkate alınırsa, insan i&ccedil;in en değerli şeyin ilim ile uğraşmak ve hayal ile inşa etmek olduğu anlaşılır. Sağlam bir ilm&icirc; vucudu veya ruhu olmayan şeylerin madd&icirc; bedenleri de sağlam olmaz, ve uzun s&uuml;re bir arada kalamaz. Demokratik toplumlarda vizyonerlere değer verilir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlar toplum i&ccedil;in yeni bir ruh inşa ederler. Toplum benimsediği bu yeni ruhu adapte ederek yenilenir. Değişım istemeyen totaliter rejimlerde ise ilim ve hayalleriyle topluma yeni bir ruh &uuml;reten d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve yazarlar, en tehlikeli kişiler olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;rler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">MADDE ve M&Acirc;N&Acirc;: </font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">Varlıkların Dış ve İ&ccedil; Y&uuml;z&uuml;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">&Ccedil;evremizi ve varlıkları algılamamızda genellikle beş temel duyumuza (g&ouml;rme, işitme, koklama, tatma, ve dokunma) dayanırız. Bu beş duyu da maddeyle ilişkilidir. Yani maddesi olmayan bir şeyi (akıl ve sevgi gibi) g&ouml;remeyiz, ve yine maddesi olmayan şeylere dokunamayız. Bunun sonucu olarak maddeyi ger&ccedil;ek varlık, maddesi olmayan şeyleri de adeta hayal&icirc; varlıklar veya madd&icirc; etkileşimlerin tezah&uuml;rleri olarak g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Aslında madde olarak algıladığımız herşey &ndash; atomaltı par&ccedil;acıklardan galaksilere, mikroplardan insana kadar &ndash; madde ve m&acirc;n&acirc; karışımıdır, ve adeta madde ve m&acirc;n&acirc; iplikleriyle dokunmuş bir kumaştır. Ve esas olan madde değil, m&acirc;n&acirc;dır. Madde sadece m&acirc;n&acirc;ların beş duyumuz tarafından algılanmasını m&uuml;mk&uuml;n kılan kılıf veya elbisedir. Yani m&acirc;n&acirc; &ouml;z, madde is kabuktur. M&acirc;n&acirc; zaman ve mek&acirc;n &uuml;st&uuml;, madde is zaman ve mek&acirc;na ve dolayesi ile fizik kanunlarına tabidir. M&acirc;n&acirc;yı anlamakta zorlananlar ve m&acirc;n&acirc; ile pek rahat hissetmeyenler i&ccedil;in gayet ikna edici ve ş&uuml;pheleri giderici &ccedil;ok &ouml;rnekler vardır. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 0px; text-indent: 8.55pt; margin-bottom: 0px; margin-right: 1.15pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 26.55pt; text-align: justify; line-height: 150%; text-indent: -18pt;"><strong><font style="font-size: 11pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);">1)</span></font><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; color: rgb(255, 102, 0); font-weight: normal;"><font style="font-size: 11pt;"> </font></span><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);">Kitap: M&acirc;n&acirc;nın Tezah&uuml;r Sayfaları</span></font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 26.55pt; text-align: justify; line-height: 150%; text-indent: -18pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Kitap g&ouml;r&uuml;n&uuml;şte m&uuml;rekkep ve kağıttan oluşan, g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;len ve elle tutulan madd&icirc; bir varlıktır. Ama aslında kitabı kitap yapan i&ccedil;indeki m&acirc;n&acirc;lardır, ve kitabın maddesi manev&icirc; varlığı olan m&acirc;n&acirc;sı yanında bir hi&ccedil; gibi kalır. Zaten son yıllarda gittik&ccedil;e yaygınlaşan ve onlarcası bir tek CD&rsquo;ye veya flashcard&rsquo;a sığan elektronik eKitapların ne kağıdı vardır, ne de m&uuml;rekkebi. Kelimeler adeta ekran sahifelerinde ışığa d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;len elektrik enerjisiyle istenilen renkte yazılıp bozulabilmektedir. Hatta denilebilir ki kitap denen şey m&acirc;n&acirc;ların sahifelerde g&ouml;r&uuml;nmesini sağlayan bir perdedir, bir ekrandır, bir kılıftır, bir d&uuml;rb&uuml;nd&uuml;r. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">&Ouml;rnek olarak, 99 gram k&acirc;ğıt ve 1 gram m&uuml;rekkepten oluşan 100 gramlık bir kitabı g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alalım, ve bunu &uuml;zerine rasgele 1 gram m&uuml;rekkep d&ouml;k&uuml;lm&uuml;ş 99 gram kağıt ile karşılaştıralım. Madde olarak, 100 gramlık bir kitap ile 100 gramlık m&uuml;rekkepli kağıt arasında hi&ccedil;bir fark yoktur. Bunları madde tahlili yapan bir laboratuvara g&ouml;ndersek, her ikisi de aynı tahlille geri gelir. 100 gramlık kitap ile 100 gramlık m&uuml;rekkepli kağıt madde olarak aynı olduğuna g&ouml;re, bunların aralarındaki her fark m&acirc;n&acirc; ile alakalıdır, ve dolayesi ile manev&icirc;dir. İşte kitap i&ccedil;in m&acirc;n&acirc; denen şey, kağıt ve m&uuml;rekkep dışındaki herşeydir. O y&uuml;zden diyebiliz ki</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Kitap = Kağıt, m&uuml;rekkep, vs (madde) + M&acirc;n&acirc;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Hatta daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir boyutta, yazı aleminin temel yapı taşları olan harflerin dizilimlerini kelime yapan yine m&acirc;n&acirc;dır, ve denebilir ki kelimelerle ifade edilen m&acirc;n&acirc;lar, m&acirc;n&acirc; aleminin en k&uuml;&ccedil;&uuml;k birimleri yani atomlarıdır. Mesela, &ldquo;kitap&rdquo; bir kelimedir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir anlamı vardır, yani m&acirc;n&acirc; y&uuml;kl&uuml;d&uuml;r, ama aynı beş harften oluşan &ldquo;kipat&rdquo; bir kelime değildir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; taşıdığı bir m&acirc;n&acirc; yoktur. Yine diyebiliriz ki</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Kelime = Harf veya ses dizilimi (lafız) + M&acirc;n&acirc;</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">A&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki kelimelerde esas olan yine m&acirc;n&acirc;dır, harf dizilimi olan lafız ise sadece bir kılıftır. M&acirc;n&acirc; &ouml;z, lafız ise kabuktur. M&acirc;n&acirc; l&acirc;tif, lafız ise kesiftir. M&acirc;n&acirc; ruh, lafız is cesettir. Demek bir harf dizilimi, ancak bir m&acirc;n&acirc;sı veya ruhu olduğu zaman bir kelimedir. Yani kelimeler de insanlar gibi bir bakıma &ldquo;canlı&rdquo; varlıklardır, ve onların ruhları m&acirc;n&acirc;larıdır. M&acirc;n&acirc;sını kaybeden bir kelime, ruhu giden bir insan gibi &ouml;l&uuml;r ve dağılıp gider. Yeni bir kelimenin doğması i&ccedil;in de &ouml;nce m&acirc;n&acirc;nın oluşması lazımdır. Sonra bu m&acirc;n&acirc;ya uygun bir lafız bulunur. M&acirc;n&acirc; ile lafız zamanla &ouml;zdeşleşir, ve cilt ile beden gibi birbirinden ayrılmaz olur. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">M&acirc;n&acirc;lar değişik bir alemdendir &ndash; m&acirc;n&acirc; alemi &ndash; ve harf ve dizilimlerinden tamamen bağımsızdır. Zaten aynı m&acirc;n&acirc;nin değişik dillerde değişik kelimelerle ifadesi de bunu g&ouml;sterir. Kelime denen şey, belli bir harf (veya ses) diziliminin belli bir m&acirc;n&acirc; ile ilişkilendirilmesi, ve zamanla &ouml;zdeşleştirilmesidir. Başka bir ifade ile, kelimeler, m&acirc;n&acirc; &ouml;z&uuml; veya ruhunun harf (veya ses) dizilimi kılıf veya bedenine girmesi ve b&uuml;t&uuml;nleşmesinden oluşur. Zaten yeni bir dil &ouml;ğrenen bir kişi de aynen bunu yapar: Bir harf veya ses dizilimini bir m&acirc;n&acirc; ile ilişkilendirir, ve o m&acirc;n&acirc; o harf veya ses diziliminde parlayıncaya (veya ruh bedene girinceye) kadar tekrarla onu pekiştirir. </font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 26.55pt; text-align: justify; line-height: 150%; text-indent: -18pt;"><strong><font style="font-size: 11pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);">2)</span></font><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; color: rgb(255, 102, 0); font-weight: normal;"><font style="font-size: 11pt;"> </font></span><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);">G&uuml;l: Yapraklarda Yansıyan G&uuml;zellik</span></font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 26.55pt; text-align: justify; line-height: 150%; text-indent: -18pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">G&uuml;l deyince akla g&uuml;zellik ve sevgi gelir &ndash; yoksa g&uuml;l&uuml;n yapı taşları olan karbon, azot, hidrojen, ve oksijen atomları değil. G&uuml;l, madde ve m&acirc;n&acirc; ilişkisini anlamak i&ccedil;in de g&uuml;zel bir &ouml;rnektir. Ş&ouml;yle ki: Birbirinin tamamen aynı olan iki g&uuml;l alalım, ve bunlardan birisini iyice ezerek &ccedil;amur haline getirelim. Sonra da bu iki g&uuml;l arasında bir fark olup olmadığını soralım. Herhalde b&ouml;yle bir soru &ccedil;ok tuhaf bulunur, ve g&uuml;l&uuml;n bir par&ccedil;a &ccedil;amur ile mukayese edilemiyeceği s&ouml;ylenir. Ancak g&uuml;l ile onun &ccedil;amur ikizi bir kimya laboratuvarına g&ouml;nderilecek olursa, her ikisinin eşdeğer olduğu raporu gelecektır. Yani madde olarak, bir g&uuml;l ile onun ezilmesinden oluşan &ccedil;amur arasında hi&ccedil; bir fark yoktur. Ama bunlar farklıdır, ve aralarındaki fark madde olmadığına g&ouml;re tamamen m&acirc;n&acirc;dır. (Hi&ccedil; kimse herhalde bunlar madde olarak aynı şeydir diye g&uuml;l yerine g&uuml;l &ccedil;amuru vermeyi d&uuml;ş&uuml;nmez).</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Demek g&uuml;l&uuml;n &ccedil;amurunda olmayan her &ouml;zellik ve hasiyet m&acirc;n&acirc; ile alakalıdır, ve m&acirc;n&acirc;sı yanında g&uuml;l&uuml;n maddesinin kıymeti neredeyse bir hi&ccedil;tir. Yani g&uuml;l&uuml; g&uuml;l yapan maddesi değil, o maddede tezah&uuml;r eden m&acirc;n&acirc;dır. G&uuml;l adeata bir m&acirc;n&acirc; taşıyıcısıdır, ve g&uuml;zel m&acirc;n&acirc;lar g&ouml;ndermek istendiğinde akla gelen ilk şey g&uuml;ld&uuml;r. G&uuml;l&uuml; alan kişi de g&uuml;l&uuml;n maddesini değil, g&ouml;nderilen g&uuml;zel m&acirc;n&acirc;ları alır ve hisleriyle masseder ve zevkeder. Tabi yanlışlıkla g&ouml;z&uuml; maddeden başka bir şey g&ouml;rmeyen m&acirc;n&acirc;dan habersiz birilerinin eline ge&ccedil;mezse &ndash; inek veya eşek gibi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">M&uuml;sbet ilmin kaynağı g&ouml;zlemdir. Biz de g&uuml;l&uuml; g&ouml;zlemleyip irdeliyerek m&acirc;n&acirc; ile ilgili temel bilgilere ulaşabiliriz. G&uuml;l (veya başka bir &ccedil;i&ccedil;ek) deyince akla ilk gelen şey herhade &ldquo;g&uuml;zellik&rdquo;tir. Ve biz bu g&uuml;zelliği g&ouml;z&uuml;m&uuml;zle g&ouml;r&uuml;r&uuml;z ama kalbimizle tanır ve hissederiz (burada elbette v&uuml;cudun pompası olan fiziksel kalpten bahsetmiyoruz). &Ouml;yle g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki bu kalbin, g&uuml;zelliği tadıp zevkeden bir his dili, ve g&uuml;zelliği &ouml;ğ&uuml;ten ve hazmedip t&uuml;m v&uuml;cuda yayan bir g&uuml;zellik midesi vardır. Bu midenin eli de g&ouml;rebildiği yer kadar uzun olan g&ouml;zd&uuml;r. Kişi g&uuml;le bakmaya devam ettik&ccedil;e g&uuml;l&uuml;n g&uuml;zelliğini yemeye devam eder, ama g&uuml;lden hi&ccedil;bir şey eksilmez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yediği g&uuml;zellik madde değil, m&acirc;n&acirc;dır. Kalben gelişkin bir insanın g&ouml;zleriyle g&uuml;zellik yemekten aldıği haz, ağzıyla yediği lezzetli bir yemekten aldığı hazdan daha az değildir. Bir koyun veya inek ise, ancak ağzına g&ouml;t&uuml;r&uuml;p yerse g&uuml;lden bir haz alabilir (tabi g&uuml;l&uuml;n dikenleri diline batmazsa). İşte insan ile hayvan arasındaki en temel fark, bu t&uuml;r y&uuml;zlerce manev&icirc; hisler ve midelerdir. Yani hayvanda bir, insanda ise y&uuml;zlerce mide vardır, ve bunların biri hari&ccedil; hepsi m&acirc;n&acirc; ile alakalıdır. Yoksa, bildiğimiz insan midesi ile hayvan midesi arasında pek bir fark yoktur. O y&uuml;zden yemek i&ccedil;in yaşamak aslında insanlıktan istifa etmektir. </p>
<p>G&uuml;l&uuml; g&uuml;zel yapan herhalde atomlarındaki g&uuml;zellik değildir. Zira canlı bir g&uuml;ldeki bir hidrojen veya azot atomu ile ezilip &ccedil;amur haline getirilmiş bir g&uuml;ldeki hidrojen veya azot atomu tamamen aynıdır &ndash; elmas ile grafitteki karbon atomlarının aynı olması gibi. Par&ccedil;alarında olmayan bir şey b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde olamıyacağına g&ouml;re (korunum kanunu), g&uuml;l&uuml;n g&uuml;zelliği kendisinden yani maddesinden değil, dışarıdan gelir &ndash; aynen elmasın g&ouml;z kamaştıran pırıltılarının dışarıdaki bir ışık kaynağından geldiği gibi. G&uuml;l ve diğer g&uuml;zel şeylerin &ouml;zelliği, bu g&uuml;zelliği alıp yansıtabilmeleridir &ndash; aynen elmasın &ouml;zelliğinin ışığı alıp b&uuml;y&uuml;leyici bir şekilde yansıtabilmesi olduğu gibi. Bu da evrende madde (ve zaman) ile ilgisi olmayan yaygın bir g&uuml;zelliğin, ve dolayası ile bir g&uuml;zellik katmanının, olmasını gerektirir. Eski Yunanlılar bile bu m&acirc;n&acirc;yı hissetmişler ki bu katmanı &ldquo;g&uuml;zellik tanrı&ccedil;ası&rdquo; Ven&uuml;s veya Aphrodite olarak kutsallaştırmışlardır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Biraz dikkatle bakılırsa, g&uuml;lde g&uuml;zellikle beraber ilim, s&uuml;sleme, san&rsquo;at, tanzim etme, koruma, ve sevgi gibi madde olmayan bir &ccedil;ok şey a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. &Ouml;yleyse g&uuml;l, madde ve m&acirc;n&acirc; karışımı olarak ş&ouml;yle ifade edilebilir:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">G&uuml;l = Yaprak, koku, tohum, vs (Madde) + G&uuml;zellik, san&rsquo;at, vs (M&acirc;n&acirc;)</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">G&uuml;l, g&uuml;zellik ve sevgi ile o kadar &ouml;zdeşleşmiştir ki o nazenin yaprakları adeta atom ve molek&uuml;llerden değil de g&uuml;zellik ve sevgiden dokunmuştur. G&uuml;zellik ve sevgi, sanki yapraklara b&uuml;r&uuml;n&uuml;p g&uuml;l olarak g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. G&uuml;lde tezah&uuml;r eden bu m&acirc;n&acirc;ları dikkate almadan onu sadece molek&uuml;l yığını anlamsız bir madde olarak g&ouml;rmek, g&ouml;zlemlerlerimizle bağdaşmaz. Hidrojen ve karbon karışımı olan bir hidrokarbon yakıtı sadece karbon olarak g&ouml;rmek ne kadar yanlış ise, g&uuml;l&uuml; de sadece bir madde olarak g&ouml;rmek o kadar yanlıştır, ve bu dar bakış a&ccedil;ısıyla g&uuml;l&uuml; anlamak m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bır şeyi anlamak, ancak onun maddesiyle beraber m&acirc;n&acirc;sını da anlamakla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. </p>
<p></font></span><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"><strong><font color="#ff6600" style="font-size: 11pt;">3) Sinek: Hayat Bunun Neresinde?</font></strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Şimdi de herhangi bir sineği g&ouml;zlemleyelim. Diğer canlılar gibi, sineğin de temel yapı taşları hidrojen, oksijen, azot, ve karbon atomlarıdır. Bunlar da diğer atomlar gibi elektron, proton, ve n&ouml;tronlardan oluşur. Yani t&uuml;m varlıklar, canlı olsun cansız olsun, atomlarlardan (veya elektron, proton, ve n&ouml;tronlardan) yapılmışlardır, ve bu temel yapı taşlarını bir arada tutan har&ccedil; da kuvvetlerdir (kuvvetli, zayıf, elektomanyetik, ve &ccedil;ekim kuvvetleri). Şimdi yeni &ouml;lm&uuml;ş bir sineği canlı bir ikizi ile yan yana koyup karşılaştıralım. &Ouml;l&uuml;mle madde kaybı veya kazancı olmadığı i&ccedil;in, bu iki sinek madde olarak birbirinin aynıdır. Hatta eğer canlı sinek hareketsizse, canlıyı &ouml;l&uuml;den ayrırmak baya zordur. O zaman diyebiliriz ki canlı ve &ouml;l&uuml; sinek arasındaki her fark, madde-dışıdır yani m&acirc;n&acirc;dır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">Hayat </font></span></strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"></p>
<p>&Ouml;nce hayatı ele alalım. Canlıların temel yapıtaşı olan atom veya molek&uuml;llerde (veya onların da temel yapıtaşları olan par&ccedil;acık veya dalgalarda) hayat diye bir unsur yoktur. Yapıtaşında olmayanın b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde olamıyacağına g&ouml;re, hayat madde olamaz. O halde hayat, madde-dışı bir şeydir, yani m&acirc;n&acirc;dır, ve zaman ve mekana tabi değildir. O zaman evrende yaygın bir &ldquo;hayat&rdquo; katmanı vardır, ve bu hayat ışığını alabilen her şey &ndash; madd&icirc; v&uuml;cudu olsun veya olmasın &ndash; canlıdır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">G&ouml;zlemler, d&uuml;nyadaki t&uuml;m canlıların ortak vasfının su i&ccedil;ermeleri olduğunu g&ouml;steriyor &ndash; aynen mikrodalga fırınlarda eletromanyetik radyasyonu emerek ısıtılabilecek şeylerin ortak vasfının su i&ccedil;ermek olduğu gibi. Bu y&uuml;zden başka gezegenlerde hayat aramak, su arayarak yapılır. Ama su, hayatın kaynağı değildir, ve olamaz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşan su molek&uuml;l&uuml;nde hayat diye bir şey yoktur, ve suyun kendisinde olmayan bir şeyin kaynağı olduğu iddiası abestir &ndash; aynen rengarenk pırıltılarıyla g&ouml;z kamaştıran elmasın ışık kaynağı olduğu iddiası gibi, veya televizyon aletinin ekranında g&ouml;r&uuml;len g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin kaynağı olduğu iddiası gibi. O halde denebilir ki</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Canlı = Su (madde) + hayat ışını (m&acirc;n&acirc;)</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Yani, yapısında su olan bir varlık hayat ışınını alabiliyorsa canlıdır, yoksa değildir. Bir canlı hayat ışınını alma kabiliyetini kaybettiği zaman &ouml;l&uuml;r. Ayrıca, m&acirc;na olan hayatın varlığı i&ccedil;in maddenin varlığı şart değildir, ve bedeni olmayan canlılar da pekala m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">G&ouml;rme</font></span></strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"></p>
<p>Hayat i&ccedil;in s&ouml;ylenen her şeyi g&ouml;rme i&ccedil;in de tekrarlayabiliriz. Canlıların temel yapıtaşları atom veya molek&uuml;llerde g&ouml;rme diye bir unsur yoktur. Yine yapıtaşında olmayanın b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde olamayacağına g&ouml;re, g&ouml;rme madd&icirc; bir şey olamaz. O halde g&ouml;rme, hayat gibi madde-dışı bir şeydir, yani m&acirc;n&acirc;dır, ve zaman ve mekan &uuml;st&uuml;d&uuml;r. O zaman evrende yaygın bir &ldquo;g&ouml;rme&rdquo; katmanı vardır, ve bu g&ouml;rme ışığını alabilen her şey &ndash; madd&icirc; v&uuml;cudu olsun veya olmasın &ndash; g&ouml;r&uuml;r. G&ouml;z olmadan madd&icirc; şeyleri g&ouml;remiyor olmamız g&ouml;rmeyi g&ouml;z&uuml;n yaptığı anlamına gelmez &ndash; aynen g&ouml;zl&uuml;k giyenlerde g&ouml;rmeyi g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n yapmadığı gibi. R&uuml;yada g&ouml;zlerimiz kapalı iken g&ouml;r&uuml;yor olmamız bunu teyit eder.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">Koklama</font></span></strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"></p>
<p>Koku, madde ile yakından alakalıdır, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir yerde g&uuml;zel ve &ccedil;irkin bir koku varsa, orada kokan bir şey (madde) vardır. Kokuları yayan ve burnumuza ulaştıran maddeler atomlardan (elektron, proton, n&ouml;tron) oluşur. Yani g&uuml;l, karanfil, ve hatta leş kokusunun temel yapı taşları aynıdır &#8211; elektron, proton, n&ouml;tron. Bu temel par&ccedil;acıklarda &ldquo;koku&rdquo; diye bir unsur olmadığına g&ouml;re, peki, koku bunun neresinde? Bu da g&ouml;steriyor ki koku, maddede tezah&uuml;r eder ve onunla taşınır, ama madde değildir. O halde koklama madde-dışı bir şeydir, yani m&acirc;n&acirc;dır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Benzer şeyler işitme, sevgi, şefkat, d&uuml;ş&uuml;nme, bilgi, g&uuml;zellik, vs i&ccedil;in de s&ouml;ylenebilir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bunların hi&ccedil;biri maddenin temel yapıtaşlarında yoktur. B&uuml;t&uuml;n bunların beynin harikalığının bir sonucu olduğunu s&ouml;yleyenlere yine tekrarlamak lazım ki beynin de temel yapıtaşları atom veya molek&uuml;llerdir (veya onların da temel yapıtaşları olan elektron, proton ve n&ouml;tron par&ccedil;acıkları veya dalgalardır), ve ne dalgada ne de par&ccedil;acıklarda bahsettiğimiz hi&ccedil;bir hasiyet yoktur. Beyin ile bir taş par&ccedil;asının malzemesi tamamen aynıdır (her ikisi de elektron, proton, ve n&ouml;tronlardan oluşur). O y&uuml;zden beynin g&ouml;sterdiği farklılık maddesinden değil, alıp yansıttığı m&acirc;n&acirc;sındandır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 26.55pt; text-align: justify; line-height: 150%; text-indent: -18pt;"><strong><font style="font-size: 11pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);">4)</span></font><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Times New Roman; color: rgb(255, 102, 0); font-weight: normal;"><font style="font-size: 11pt;"> </font></span><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);">Dalga ve Renk</span></font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 26.55pt; text-align: justify; line-height: 150%; text-indent: -18pt;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Fizik ile aşina olanlar hatırlayacaklardır ki g&uuml;neş ve l&acirc;mba gibi diğer kaynaklar tarafından verilen ışık bir elektromanyetik dalgadır &ndash; aynen televizyon ve radyo yayınları ve cep telefonları sinyalleri gibi &#8211; ve elektromanyetik radyasyon boşlukta ve havada yaklaşık saniyede 300 bin kilometre hızla hareket eder. Dalgalar, ard arda giden iki dalganın tepe noktaları arasındaki mesafe olan dalga boyu ile karakterize edilir ve dalganın hızının dalga boyuna oranına frekans denir. Elektromanyetik dalgaların dalga boyu veya frekansları sıfır ile sonsuz arasında değişir ve b&ouml;ylelikle &ccedil;ok geniş bir spektrum oluşturur. Dalga boyları 0.40 ile 0.76 mikron (metrenin milyonda biri) arasında olan elektromanyetik dalgalar g&ouml;zlerimiz tarafından algılanır ve bizdeki g&ouml;rme hissini uyarır. O y&uuml;zden, elektromanyetik spektrumun dalga boyları 0.40 ile 0.76 mikron arasında olan kısmına biz ışık diyoruz ve bu g&ouml;r&uuml;lebilir bantta elektromanyetik dalga yayan cisimlere de ışık kaynağı. G&uuml;neşin yaydığı enerjinin yaklaşık yarısı g&ouml;r&uuml;lebilir banttadır, yani ışıktır. Diğer yarısı ise g&ouml;zlerimiz tarafından g&ouml;r&uuml;lemez ve biz ona &ldquo;ısı&rdquo; deriz. Keza, evlerimizdeki ampullerin yaydığı enerjinin sadece onda biri ışık, geri kalan onda dokuzu ısıdır, ve ellerimizi ampule yaklaştırınca bu ısıyı hemen hissederiz. G&uuml;neş ve diğer ışık kaynaklarından gelen elektromanyetik enerji ısı ve ışık (veya n&acirc;r ve nur) karışımı olarak g&ouml;r&uuml;lebilir. Işık veya nur g&ouml;z&uuml;m&uuml;z tarafından, ısı veya n&acirc;r ise bedenimiz tarafından hissedilebilir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Lisede fizik deneyleri yapanların hatırlıyabilecekleri gibi, ışık bir prizma ile kolayca renklerine ayrilabilir, ve prizma &ccedil;ıkışında aynen g&ouml;kkuşağında olduğu gibi renkler kırmızıdan başlayıp maviye doğru giden bir renk kuşağı oluşturur. &Ouml;l&ccedil;&uuml;mler g&ouml;steriyor ki dalga boyu 0.40 ile 0.44 mikron arasında olan elektromanyetik dalgalar mor, 0.44 ile 0.49 mikron arasında olan mavi, ve nihayet 0.63 ile 0.76 arasında olan da kırmızıdır. Dalga boyu 0.40 mikrondan k&uuml;&ccedil;&uuml;k olan radyasyona mor &ouml;tesi, ve 0.76 mikrondan b&uuml;y&uuml;k olana da kızıl &ouml;tesi diyoruz. </p>
<p>Şimdi değişik renkteki iki ışığı, mesela mavi ve kırmızı ışıkları, daha yakından inceleyelim ve birbirleriyle karşılaştıralım. Bu iki ışık aslında hammadde ve karakterce birbirinin tamamen aynıdır &ndash; ikisi de enerji ve ikisi de elektromanyetik dalga. Dalga boyları dışında hi&ccedil;bir farkları yoktur. Ama birisi mavi renkte diğeri kırmızı. Yani g&ouml;r&uuml;n&uuml;şleri &ccedil;ok farklı. Peki, bu rengin kaynağı nedir?</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Evlerimizdeki ampullere gelen elektrik akımı sadece bir elektron akımıdır, ve elektronların veya elektrik akımının rengi veya i&ccedil;indeki değişik renk miktarları diye bir şey s&ouml;z konusu değildir. Ama ampulden gelen ışıkta t&uuml;m renkler vardır. Demek ki ışığa renkler ışığın hammaddesinden gelmiyor, ve renk ışığın bir par&ccedil;ası değil. O halde her şeyi s&uuml;sleyen renkler dışarıdan geliyor, ve ışıkta sadece yansıyor &ndash; aynen elmasta parıldayan ışığın elmasın par&ccedil;ası olmayıp dışarıdaki bir ışık kaynağından geliyor olması gibi. Demek kainatta yaygın bir renklendirme veya daha genel ifadesiyle &ldquo;s&uuml;sleme&rdquo; katmanı veya yayını vardır, ve varlıklardaki s&uuml;sler varlıkların asl&icirc; par&ccedil;aları değil, bu s&uuml;slemenin bir yansımasıdır. Her varlık mahiyetine g&ouml;re bu s&uuml;sleme katmanının değişik cilvelerini alıp yansıtır. Mesela dalga boyu 0.45 mikron olan bir elektromanyetik dalga maviliği alık yansıtma &ouml;zelliğine sahipken, dalga boyu 0.65 olan bir dalga kırmızılığı alıp yansıtma &ouml;zelliğine sahiptir. Ama biz ışık ve rengi her zaman beraber g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z ve ışık olmayınca renk de olmadığı i&ccedil;in, renkleri ışığın par&ccedil;ası olarak g&ouml;rmeye alışmışız, ve zihnimizdeki bu yapışık ikizleri ayırmakta zorlanmamız gayet tabiidir. Aynen karanlık diye bir şey olmasaydı ve her taraf her zaman aydınlık olsaydı, elmasta parıldayan ışığı elmasın par&ccedil;ası olarak g&ouml;receğimiz gibi &ndash; &ccedil;&uuml;nk&uuml; o zaman &ldquo;ışık&rdquo; diye bir şeyin varlığından haberdar olmayacaktık. Veya radyo yayını diye bir şey olduğunu bilmeyen bir kişinin, radyo cihazını t&uuml;m m&uuml;zik ve konuşmaların kaynağı zannedeceği gibi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Konuya biraz ş&uuml;phe ile yaklaşanlar su ve suda oluşan dalgalara baksınlar. Su &ldquo;renksiz&rdquo; bir madde olarak tanımlanır, ve şeffaflığı ile bilinir. Denizler ve g&ouml;ky&uuml;z&uuml; g&uuml;n ortasında mavi, ve g&uuml;n batımında kırmızımsıdır. Herkes gayet iyi bilir ki suda g&ouml;r&uuml;len renkler, suyun par&ccedil;ası değil g&uuml;neş ışınlarının yansımasıdır. Bir&ccedil;ok kişi i&ccedil;in en b&uuml;y&uuml;k zevklerden biri g&uuml;n batımında g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne ve denize yansıyan kırmızı renk tonlarından oluşan renkler manzumesini seyretmektir. Tabi g&uuml;neş batınca, ışık ile beraber renkler de gider.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"><br />
Durgun suya k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir taş atınca k&uuml;&ccedil;&uuml;k dalgalar, ve b&uuml;y&uuml;k bir taş atınca da b&uuml;y&uuml;k dalgalar oluşur. Aslen &ldquo;renksiz&rdquo; olan suda eğer k&uuml;&ccedil;&uuml;k dalgalar her zaman mavi, ve b&uuml;y&uuml;k dalgalar da her zaman kırmızı g&ouml;r&uuml;lseydi, kim bilir ne kadar şaşırırdık. Renklerin yine bir dış kaynaktan geldiğine hi&ccedil; ş&uuml;phe etmezdik. Ama bu sefer su dalgalarının boylarına g&ouml;re ışığı nasıl yansıttığını inceler, ve bunun altında yatan prensipleri keşfetmeye &ccedil;alışırdık. Sonunda bunu aynen ışıkta yaptığımız gibi &ldquo;boyları şu aralıkta olan dalgalar mavi, şu aralıkta olanlar kırmızıdır&rdquo; diye kurallaştırırdık. Ve bu farklılığı da değişik boydaki dalgaların değişik yansıtma &ouml;zelliklerine verirdik. </p>
<p>Malzeme ve mahiyet&ccedil;e birbirinden farklı olmayan değişik boydaki ışık dalgaları i&ccedil;in de durum farklı değildir. Deniz dalgalarındaki renkleri anlıyabilmek i&ccedil;in nasıl ki yaygın bir ışık katmanının veya yayınının varlığını kabul etmek gerekiyorsa, ışık dalgalarındaki renkleri anlıyabilmek i&ccedil;in de yaygın bir s&uuml;sleme yayınının olduğunu kabul etmek gerekir. Yoksa ışıktaki renkleri anladığımızı iddia etmek m&uuml;mk&uuml;n değildir. O zaman ışığı madde ve m&acirc;n&acirc; karışımı olarak ş&ouml;yle ifade edebiliriz:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Işık ve renkleri = Elektromanyetik dalga + s&uuml;sleme</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Yine fizikten biliyoruz ki değişik renklerdeki ışıklar birleştirilince &ldquo;beyaz&rdquo; diye de tabir ettiğimiz renksiz bir ışık oluşur. Bunu bir prizmanın ayrıştırdığı renkleri baska bir prizma veya mercek ile toplayarak da g&ouml;zlemleyebiliriz. Yani renkler birden bire &ldquo;yok&rdquo; oluverir (ama ışığın maddesinde yani enerjisinde hi&ccedil;bir artma veya azalma olmuyor). Bu yine s&uuml;slemenin tezah&uuml;r&uuml; olan renklerin madde olmadığını, sadece belli &ouml;zelliklere haiz olan maddede yansıdığını g&ouml;sterir. Değişik renkteki boyaları karıştırdığımızda ise hi&ccedil;kimse beyaz veya saydam bir karışım &ccedil;ıkmasını beklemez, &ccedil;&uuml;nk&uuml; boyadaki renk alıcı ve verici olan pigmentler maddedir, ve pigmentler karışımla &ouml;zelliklerini kaybetmezler.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Renklerin algılanması da yine başlı başına bir olaydır. G&ouml;zden beyindeki g&ouml;rme merkezine giden ışık değil, ışığın kara noktada emilmesiyle &uuml;retilen bir elektrik sinyalidir. Bu elektrik sinyali sonra renkleriyle beraber imajlara d&ouml;n&uuml;şmektedir. Bu sinyali renklere ayıramayan ve her şeyi gri olarak g&ouml;ren kişilere de renk k&ouml;r&uuml; diyoruz. </p>
<p>Bu &ldquo;s&uuml;sleme&rdquo; nin evrenin temel yapı unsurlarından biri olduğunu kabul etmekte zorlananlar, başta kendileri olmak &uuml;zere her şeye, ve bilhassa g&uuml;zel s&uuml;sleri ile hayranlarının nazarlarını kendilerine &ccedil;eken ve sanki &ldquo;cisimleşmiş s&uuml;s&rdquo; olan kelebek ve g&uuml;l gibi varlıklara dikkatle baksınlar. G&ouml;receklerdir ki madde olmayan ancak maddede tezah&uuml;r&uuml;yle bilinen &ldquo;s&uuml;sleme&rdquo; veya &ldquo;g&uuml;zelleştirme&rdquo; evrende yaygın olarak vardır, ve her şey bu m&acirc;n&acirc; katmanını alıp yansıtabildiği &ouml;l&ccedil;&uuml;de g&uuml;zeldir. </p>
<p>T&uuml;m g&ouml;zlemler ve tecr&uuml;beler evrende madde ile beraber &ccedil;ok sayıda muazzam mana katmanları olduğuna işaret ederken, h&acirc;l&acirc; madde katmanında &ccedil;akılıp kalmayı ve maddeyi her şeyin kaynağı olarak g&ouml;rmekte ısrarı anlamak m&uuml;mk&uuml;n değildir. T&uuml;m varlıklar, madde ve m&acirc;n&acirc; karışımıdır ve asıl olan m&acirc;nadır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">ELMAS: MADDESİ ve PIRILTILARI</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Elmas deyince akla elmasın malzemesi değil, ona canlılık veren ve g&ouml;zleri ve kalpleri okşayan cıvıl cıvıl rengarenk b&uuml;y&uuml;leyici pırıltıları gelir. Aslında elmasın temel yapıtaşı siyahlığı ve matlığı ile bilinen ve &uuml;zerine d&uuml;şen ışığın neredeyse tamamını emen (ki sihahlığın sebebi budur) karbon elementidir. Elması baştacı yaptıran şey, kesif olan malzemesinin kıymeti ve miktarı değil, kendisi dışındaki latif bir alemi (ışık alemini) i&ccedil;ine alıp onun cilvelerini tezah&uuml;r ettirebilmesidir. O y&uuml;zden en kıymetli elmas, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; ve ağırlığı en fazla olan değil, saflığı, berraklığı, ve kusursuzluğuyla ışığı en g&uuml;zel bir şekilde yansıtan elmastır. Yani ışığın pırıltılarını en m&uuml;kemmel şekilde g&ouml;steren ve kendisi adeta hi&ccedil; g&ouml;r&uuml;lmeyen elmastır. O kadar ki elmasa bakan sadece ışığın sergilediği g&uuml;zellikler manzumesini g&ouml;r&uuml;r, ve malzemesi olan karbonu hi&ccedil; fark etmez. Demek elmas yok olduk&ccedil;a var oluyor, ve var olduk&ccedil;a yok oluyor.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Herkes bilir ki elmasın pırıltılarının kaynağı kendi malzemesi değil, dışarıdan gelen ışıktır. Yani g&ouml;zleri kamaştıran o b&uuml;y&uuml;leyici pırıltılar elmasın yapıtaşı olan karbon atomlarından gelmez; g&uuml;neş veya lamba gibi dışarıdaki bir ışık kaynağından gelir. Bu, elması karanlık bir odaya g&ouml;t&uuml;rerek kolayca ispat edilebilir. G&ouml;r&uuml;lecektir ki karanlıkta elmasın pırıltılarından hi&ccedil;bir eser kalmaz, kendisi bile g&ouml;r&uuml;lemez. Demek elması elmas yapan ve ona şatafat, g&uuml;zellik, ve bir bakıma hayat veren, dışarıdan gelip onda yansıyan ışıktır, ve ışıksız bir elmas ruhu gitmiş &ouml;l&uuml; bir ceset gibidir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Elmastan &ccedil;ıkıyor gibi g&ouml;r&uuml;nen ışığın dışarıdan geldiğini izah etmeye kalkmak, belki malumu ilam etmektir ve abesle iştigal etmek gibi g&ouml;r&uuml;lebilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunun aksini iddia edecek kimse yoktur. Fakat herkesin kolayca kabul edebileceği bu basit g&ouml;zlem, anlaması ve ulaşılması &ccedil;ok zor bazı m&uuml;him hakikatlere &ccedil;ıkan merdiven olabilir, ve o y&uuml;zden &ouml;nemi b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Şimdi başlangı&ccedil; olarak şu soruyu soralım: Eğer d&uuml;nyada karanlık diye bir şey olmasaydı ve g&uuml;neş vs gibi ışık kaynakları g&ouml;r&uuml;lmeseydi, yani her tarafta &ldquo;yaygın&rdquo; bir aydınlık olsaydı, acaba artık her zaman parıldıysan elmastan gelen ışığı nasıl izah edecektik? Yine kolayca bu ışığın dışarıdaki g&ouml;rmediğimiz bir kaynaktan geldiğini mi s&ouml;yleyecektik veya bu parıltıların kaynağının elmasın kendisi olduğunu mu iddia edecektik? İnsanların genelde g&ouml;r&uuml;şlerinin kısa olduğu ve olaylara y&uuml;zeysel baktığı dikkate alınırsa, bu sefer cevap hi&ccedil; de kolay değil. Bu durumda biz yaygın bir ışığın farkında bile olmayacağımız i&ccedil;in, muhtemelen nasıl olduğunu anlamasak bile parıldayan ışıkların elmasın kendisinden geldiğini iddia edecektik, ve aksini d&uuml;ş&uuml;nemeyecektik bile. B&ouml;ylelikle de &ldquo;derin&rdquo; bir yanılgıya d&uuml;şm&uuml;ş olacak, ve &ccedil;elişkiler ve &ccedil;ıkmazlarla boğuşup duracaktık. Mesela, tek bir karbon atomunun (veya grafit halinde dizilen bir &ccedil;ok karbon atomlarının) ışık vermediğini g&ouml;recek, ve yapıtaşında olmayan bir hasiyetin b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde nasıl olabileceği temel sorusuna cevap arayacaktık.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Bir kısım araştırmacılar karbon atomunu en ince ayrıntılarına kadar inceleyip ışığın atomun neresinden kaynaklandığını anlamaya &ccedil;alışırken, ışık vermeyen grafitle ışık veren elmas arasındaki farkın atomlarda değil atomların diziliminde olduğunu g&ouml;ren diğer araştırmacılar da ışığın sırrını atomların kendilerinde değil, dizilimlerinde yani atomlar arası bağlarda arayacaktı. Delil olarak da elmasın şekli ve kesimi değiştik&ccedil;e verilen ışığın nasıl değiştiği g&ouml;sterilecekti. Sonunda birbiriyle &ccedil;elişen ve kafaları karıştıran bir&ccedil;ok teoriler kurulacak, bazı teoriler reddedilirken bazıları da tutarsızlıklarına rağmen daha iyisi olmadığı i&ccedil;in bir s&uuml;reliğine de olsa kabul g&ouml;recekti. Ve temel yanılgı i&ccedil;indeki bu araştırmalar &ldquo;pozitif bilim&rdquo;, ve bu araştırmaları yapanlar da &ldquo;bilim insanı&rdquo; olarak takdim edilecekti. Işığın kaynağını dışarı da arama teklifleri ise akılları g&ouml;zlerine inmiş bu kişiler tarafından &ldquo;bilimsel olmayan&rdquo; bir yaklaşım olarak değerlendirilecek, ve dikkate alınmayacaktı. Bu &ouml;nyargılı yaklaşım, bilimin &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;mak yerine bir set oluşturacak, ve bilimin &ouml;n&uuml;n&uuml; tıkayacaktı. Bilim tarihine bakıldığında, bilim d&uuml;nyasındaki en b&uuml;y&uuml;k a&ccedil;ılımların &ldquo;alışılmışın dışında&rdquo; yaklaşımların sonunda ger&ccedil;ekleştiğini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z &ndash; Einstein&rsquo;in bir asır evvel klasik mekaniğin katı kurallarından sıyrılıp izafiyet teorisini kurması gibi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Yukarıdaki tartışmaların ışığında (hımm, yoksa tartışmalardan da mı bir nevi ışık &ccedil;ıkıyor?), elması ş&ouml;yle ifade edebiliriz:</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Elmas = Karbon + Işık</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"><br />
Yani elması elmas yapan ışıktır, daha doğrusu ışığı i&ccedil;ine alıp yansıtabilme &ouml;zelliğidir. İlgin&ccedil;tir ki elmasın etrafı da ışıkla doludur, ama biz her tarafı kuşatan o ışığı fark etmiyoruz bile. Bu g&ouml;rmediğimiz ışık aslında uzay dahil her tarafta vardır, ama biz ışığın pırıltılarını elmas gibi ışığı alıp yansıtan maddelerde g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. O y&uuml;zden denebilir ki karbon malzemesinden olan bir şey, eğer ışığı alıp yansıtabiliyorsa elmastır, yoksa grafittir. En harika elmas, ışığı optik ilmi kurallarınca en harika şekilde yansıtandır. Dolayısı ile, elması keserken ve işlerken g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde tutulan temel şey ışıktır, ve ışığı yansıtma &ouml;zelliğidir. İyi bir elmas sanatkarı olmanın birinci şartı da ışığı ve &ouml;zelliklerini iyi bilmektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"><br />
G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, elmasın hakikati ve g&ouml;z kamaştıran b&uuml;y&uuml;leyici pırıltılarının sırrı ancak her tarafta yaygın olan ışık aleminin varlığını fark edince, ve elmasa karbon ve ışık alemlerinin uyumlu bir birleşimi olarak bakınca anlaşılır. Bu basit g&ouml;zlem, varlıkların mahiyetini anlamakta sihirli bir anahtar rol&uuml; oynayacak, ve &ccedil;evremizi algılayışımızı ve yaratılış hakkındaki anlayışımızı derinden etkileyecektir. Varlıkları temel katmanlarına ayırma yaklaşımı aynı zamanda ilmin &ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;acak, ve insanlığın y&uuml;celmesinin ve d&uuml;nyada ger&ccedil;ek bir medeniyetin kurulmasının &ccedil;ekirdeğini oluşturacaktır. O y&uuml;zden, bu yaklaşıma &ldquo;elmas tesorisi&rdquo; denmesi gayet uygun d&uuml;şecektir.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(255, 102, 0);"><font style="font-size: 11pt;">KAPANIŞ</font></span></strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"></p>
<p>M.&Ouml;. 5. y&uuml;zyılda Empedocles tarafından basit g&ouml;zlemlere dayanarak herşeyin hava, toprak, su, ve ateşten ibaret olduğu ifade edildi ve bu teori y&uuml;zyıllar boyunca bilime h&uuml;kmetti. Ancak 17. y&uuml;zyıldan itibaren evrenin yapısının tekrar sorgulanmaya başlanması ve elementlerin keşfiyle ilm&icirc; gelişmelerin &ouml;n&uuml; a&ccedil;ıldı ve bir&ccedil;ok yeni bilim dalları doğdu. Bug&uuml;n gayet iyi biliyoruz ki her şey 100 k&uuml;sur elementten oluşur, ve her madde bu elementlerin bir kombinasyonu olarak ifade edilebilir. Bu a&ccedil;ılım bir&ccedil;ok yeni kimyasal bileşenin de keşfini ve modern kimyanın gelişimini beraberinde getirdi.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">G&uuml;n&uuml;m&uuml;z bilim d&uuml;nyasının da cidd&icirc; bir saplantısı, her şeyin kaynağının madde veya onun eşdeğeri enerji olduğu &ouml;n kabul&uuml;d&uuml;r. Bu da bilimde tıkanmalara ve &ccedil;ıkmazlara yol a&ccedil;maktadır. Bilim d&uuml;nyası artık fark ve itiraf etmelidir ki maddenin temel yapıtaşı olan par&ccedil;acık veya enerji dalgasında kuvvet, irade, hayat, şuur, g&ouml;rme, sevgi, g&uuml;zellik, vs gibi şeyler yoktur, ve temel yapıtaşlarında olmayan b&uuml;t&uuml;n&uuml;nde olamaz. Artık evrenin madde-enerjiden oluşan tek katmanlı olduğu yaklaşımının bırakılıp &ccedil;ok katmanlılık, yani varlıkların madde ile beraber kuvvet, irade, hayat, şuur, g&ouml;rme, sevgi, g&uuml;zellik, vs gibi birbirinden bağımsız madde dışı yani m&acirc;n&acirc; katmanlarından oluştuğu g&ouml;r&uuml;ş&uuml; cidd&icirc; olarak dikkate alınmalıdır. Bu g&ouml;r&uuml;ş, m&uuml;spet ilmin kaynağı olan g&ouml;zlemlerle tam uyumludur. Evrenin b&uuml;y&uuml;k patlama &ouml;ncesi madde-enerjisinin kaynağı gibi, bu katmanların kaynağı tartışmaları da felsefe ve teolojiye bırakılmalıdır. Elmasın hakikati, ancak parıltıların karbon atomlarından değil elmas dışındaki bir ışık kaynağından geldiği fark edilince anlaşılır. Televizyonun hakikati, değişik yayınların aletin i&ccedil;inden değil dışarıdaki onlarca yayın katmanından geldiği g&ouml;r&uuml;l&uuml;nce, yani televizyon aletinin yayınların kaynağı değil sadece alıcısı olduğu fark edilince anlaşılır. Eşyanın da hakikati, maddedeki kuvvet ve hayat gibi onlarca madde-dışı pırıltıların maddenin par&ccedil;acıklarından değil madde-dışı katmanlardan geldiği fark edilince anlaşılacaktır. İnsanlık i&ccedil;in ger&ccedil;ek aydınlanma o zaman başlayacaktır.</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">&nbsp;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">&nbsp;</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><strong><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Prof. Dr. Yunus &Ccedil;engel</font></span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;">Nevada &Uuml;niversitesi, ABD</font></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0px 1.15pt 0px 8.55pt; text-align: justify; line-height: 150%;"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif; color: rgb(79, 129, 189);"><font style="font-size: 11pt;"><a href="mailto:yunus@scs.unr.edu" style="color: blue; text-decoration: none;"><span style="color: rgb(79, 129, 189);">yunus@scs.unr.edu</span></a></font><font color="#4f81bd"> </font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="288" title="1" title="21 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/277-madde-mana-ve-elmas-teorisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çözüme nasıl gidilecek</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3334-cozume-nasil-gidilecek-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3334-cozume-nasil-gidilecek-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 16:40:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[gidilecek]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Çözüm Olacağız]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=191</guid>
		<description><![CDATA[&#199;&#246;z&#252;me nasıl gidilecek B&#252;t&#252;n insanların en ortak y&#246;n&#252; başları yukarda olan ayakları yere basarak yery&#252;z&#252;nde gezen ve nefes alıp veren yemek i&#231;mek gibi en temel &#246;zelliklerdir. Hi&#231;bir insanın ben gelişmiyorum...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
<meta content="text/html; charset=utf-8" http-equiv="Content-Type" /><br />
<meta content="Word.Document" name="ProgId" /><br />
<meta content="Microsoft Word 12" name="Generator" /><br />
<meta content="Microsoft Word 12" name="Originator" /></p>
<link href="file:///C:%5CUsers%5CBEYINA%7E1%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_filelist.xml" rel="File-List" />
<link href="file:///C:%5CUsers%5CBEYINA%7E1%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_themedata.thmx" rel="themeData" />
<link href="file:///C:%5CUsers%5CBEYINA%7E1%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_colorschememapping.xml" rel="colorSchemeMapping" />
<p><!--[if gte mso 9]><xml><br />
 <w :WordDocument><br />
  </w><w :View>Normal</w><br />
  <w :Zoom>0</w><br />
  <w :TrackMoves/><br />
  <w :TrackFormatting/><br />
  <w :HyphenationZone>21</w><br />
  <w :PunctuationKerning/><br />
  <w :ValidateAgainstSchemas/><br />
  <w :SaveIfXMLInvalid>false</w><br />
  <w :IgnoreMixedContent>false</w><br />
  <w :AlwaysShowPlaceholderText>false</w><br />
  <w :DoNotPromoteQF/><br />
  <w :LidThemeOther>TR</w><br />
  <w :LidThemeAsian>X-NONE</w><br />
  <w :LidThemeComplexScript>X-NONE</w><br />
  <w :Compatibility><br />
   <w :BreakWrappedTables/><br />
   <w :SnapToGridInCell/><br />
   <w :WrapTextWithPunct/><br />
   <w :UseAsianBreakRules/><br />
   <w :DontGrowAutofit/><br />
   <w :SplitPgBreakAndParaMark/><br />
   <w :DontVertAlignCellWithSp/><br />
   <w :DontBreakConstrainedForcedTables/><br />
   <w :DontVertAlignInTxbx/><br />
   <w :Word11KerningPairs/><br />
   <w :CachedColBalance/><br />
  </w><br />
  <w :BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w><br />
  <m :mathPr><br />
   <m :mathFont m:val="Cambria Math"/><br />
   <m :brkBin m:val="before"/><br />
   <m :brkBinSub m:val="&#45;-"/><br />
   <m :smallFrac m:val="off"/><br />
   <m :dispDef/><br />
   <m :lMargin m:val="0"/><br />
   <m :rMargin m:val="0"/><br />
   <m :defJc m:val="centerGroup"/><br />
   <m :wrapIndent m:val="1440"/><br />
   <m :intLim m:val="subSup"/><br />
   <m :naryLim m:val="undOvr"/><br />
  </m><br />
</xml>< ![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml><br />
 <w :LatentStyles DefLockedState="false" DefUnhideWhenUsed="true"<br />
  DefSemiHidden="true" DefQFormat="false" DefPriority="99"<br />
  LatentStyleCount="267"><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="0" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Normal"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="9" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="heading 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 7"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 8"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="9" QFormat="true" Name="heading 9"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 7"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 8"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" Name="toc 9"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="35" QFormat="true" Name="caption"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="10" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Title"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="1" Name="Default Paragraph Font"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="11" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtitle"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="22" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Strong"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="20" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Emphasis"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="59" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Table Grid"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Placeholder Text"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="1" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="No Spacing"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" UnhideWhenUsed="false" Name="Revision"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="34" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="List Paragraph"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="29" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Quote"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="30" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Quote"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 1"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 2"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 3"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 4"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 5"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="60" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Shading Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="61" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light List Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="62" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Light Grid Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="63" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 1 Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="64" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Shading 2 Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="65" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 1 Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="66" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium List 2 Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="67" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 1 Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="68" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 2 Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="69" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Medium Grid 3 Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="70" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Dark List Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="71" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Shading Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="72" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful List Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="73" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" Name="Colorful Grid Accent 6"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="19" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Emphasis"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="21" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Emphasis"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="31" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Subtle Reference"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="32" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Intense Reference"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="33" SemiHidden="false"<br />
   UnhideWhenUsed="false" QFormat="true" Name="Book Title"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="37" Name="Bibliography"/><br />
  <w :LsdException Locked="false" Priority="39" QFormat="true" Name="TOC Heading"/><br />
 </w><br />
</xml>< ![endif]--></p>
<p>
<style type="text/css">
<!--
 /* Font Definitions */
 @font-face
	{font-family:"Cambria Math";
	panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4;
	mso-font-charset:162;
	mso-generic-font-family:roman;
	mso-font-pitch:variable;
	mso-font-signature:-1610611985 1107304683 0 0 159 0;}
@font-face
	{font-family:Calibri;
	panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4;
	mso-font-charset:162;
	mso-generic-font-family:swiss;
	mso-font-pitch:variable;
	mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;}
 /* Style Definitions */
 p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal
	{mso-style-unhide:no;
	mso-style-qformat:yes;
	mso-style-parent:"";
	margin-top:0cm;
	margin-right:0cm;
	margin-bottom:10.0pt;
	margin-left:0cm;
	line-height:115%;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:11.0pt;
	font-family:"Calibri","sans-serif";
	mso-ascii-font-family:Calibri;
	mso-ascii-theme-font:minor-latin;
	mso-fareast-font-family:Calibri;
	mso-fareast-theme-font:minor-latin;
	mso-hansi-font-family:Calibri;
	mso-hansi-theme-font:minor-latin;
	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
	mso-fareast-language:EN-US;}
.MsoChpDefault
	{mso-style-type:export-only;
	mso-default-props:yes;
	mso-ascii-font-family:Calibri;
	mso-ascii-theme-font:minor-latin;
	mso-fareast-font-family:Calibri;
	mso-fareast-theme-font:minor-latin;
	mso-hansi-font-family:Calibri;
	mso-hansi-theme-font:minor-latin;
	mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;
	mso-fareast-language:EN-US;}
.MsoPapDefault
	{mso-style-type:export-only;
	margin-bottom:10.0pt;
	line-height:115%;}
@page Section1
	{size:595.3pt 841.9pt;
	margin:70.85pt 42.45pt 70.85pt 70.85pt;
	mso-header-margin:35.4pt;
	mso-footer-margin:35.4pt;
	mso-paper-source:0;}
div.Section1
	{page:Section1;}
-->
</style>
</p>
<p><!--[if gte mso 10]></p>
<style>
 /* Style Definitions */
 table.MsoNormalTable
	{mso-style-name:"Normal Tablo";
	mso-tstyle-rowband-size:0;
	mso-tstyle-colband-size:0;
	mso-style-noshow:yes;
	mso-style-priority:99;
	mso-style-qformat:yes;
	mso-style-parent:"";
	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt;
	mso-para-margin-top:0cm;
	mso-para-margin-right:0cm;
	mso-para-margin-bottom:10.0pt;
	mso-para-margin-left:0cm;
	line-height:115%;
	mso-pagination:widow-orphan;
	font-size:11.0pt;
	font-family:"Calibri","sans-serif";
	mso-ascii-font-family:Calibri;
	mso-ascii-theme-font:minor-latin;
	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";
	mso-fareast-theme-font:minor-fareast;
	mso-hansi-font-family:Calibri;
	mso-hansi-theme-font:minor-latin;}
</style>
<p>< ![endif]--></p>
<p align="center" class="MsoNormal"><font face="Verdana" color="#ff6600" size="3">&Ccedil;&ouml;z&uuml;me nasıl gidilecek</font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">B&uuml;t&uuml;n insanların en ortak y&ouml;n&uuml; başları yukarda olan ayakları yere basarak yery&uuml;z&uuml;nde gezen ve nefes alıp veren yemek i&ccedil;mek gibi en temel &ouml;zelliklerdir.</font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Hi&ccedil;bir insanın ben gelişmiyorum deme hakkı yoktur. Ancak bu gelişim ya faydalı ya da zararlı y&ouml;n tercihinde saklıdır.</font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">&ldquo;İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır&rdquo; evrensel ilke kapsamında her insana hem faydalı olma hakkı hem de faydadan yararlanma terimi &ldquo;İnsani Gelişim&rdquo; her insan doğanın hakkıdır. </font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">İnsan, doğuşundan itibaren kişisel yeteneklerini d&uuml;nyadaki yaşamını devam ettirmek zorunda lığından dolayı her insan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;l&uuml;ye y&uuml;klenmiş olan kişinin kendine ait yeteneklerini ve becerilerini &ccedil;ocukluktan itibaren geliştirmek zorundadır. Aksi durumda kendi yaşamını her ge&ccedil;en s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde daha zorlaşan şartlara karşı &ccedil;aresizleşmesine engel olamaz.</font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Bu gelişimini sergilerken evvela aile s&uuml;recinde daha sonra &ouml;ğretim s&uuml;recinde hayırlı veya şerli sonu&ccedil;larını negatif ve pozitif d&uuml;ş&uuml;nce akışındaki doğru denetimi i&ccedil; &acirc;leminden dış &acirc;lem şartlarına doğru bir tercih pedalından ge&ccedil;irerek zamanda yolculuğunu devam ettirir. </font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">İnsan, Zamanın &ouml;tesine ge&ccedil;ebilmek potansiyelini algılamaya d&ouml;n&uuml;k yaratılmıştır.</font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">İnsani gelişim, kişisel yeteneklerin gelişimiyle beraber daha doğuştan itibaren faydalı olan y&ouml;nde başlamıştır. İnsan biyolojik olarak ergenleşen d&ouml;nemindeki hormonsal değişimlerden &ouml;t&uuml;r&uuml; beyninin &ouml;n <em style="">(insani gelişim)-bilimsel ifadesi-prefrontal korteks-</em>b&ouml;lgesindeki değişim ile beraber ya kişisellikten hayvanlığa ya da kişisellikten insani k&acirc;milliğe doğru bir tercih &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ile her an karşı karşıya kaldığını idrak etme veya edememe s&uuml;reciyle zamanını kullanır.</font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği olarak beyninin insani gelişim b&ouml;lgelerini geliştirmiş olan eğitimciler tarafından bu &ouml;zelliklerini hen&uuml;z fark edememiş olan her insanın insani gelişimin &ccedil;alışmalarını 1. Aşaması &ldquo;Beyin-Can-Kalp&rdquo; &uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml; ile yapılacak olan B-ilimler metotlar ve teknikler ile &ccedil;alışmalarını ortaya koymaya ve uygulamaya başlamışlardır.</font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Bu &ccedil;alışmalar % 99 Memnuniyet(idrak) sorumluluğunda y&uuml;r&uuml;t&uuml;lecek olan &ccedil;alışmalardır.</font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Bu &ccedil;alışmaların kurulacak iletişim sonucunda tanıtımını isteyen ve arzu eden her aile, birey kurum kuruluşa tanıtım &ccedil;alışmalarımız yapılmaktadır.</font></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3">Tanıtım eğitimi &ccedil;alışmalarını İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği kurucusu ve halen İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği y&ouml;netim kurulu Başkan yardımcısı Beyin Antren&ouml;r&uuml; Sevgipolog Kemal ko&ccedil;ak tarafından verilmektedir.</font></p>
<p class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/?page_id=68" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?page_id=68&amp;referer=');"><font face="Verdana" size="3">İletişim</font></a></p>
<p class="MsoNormal"><font face="Verdana" size="3"><o :p>&nbsp;</o></font></p>
<p><font face="Verdana" size="3"><br />
</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="155" title="1" title="26 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3334-cozume-nasil-gidilecek-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Neden İnsani Gelişim?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/189-neden-insani-gelisim.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/189-neden-insani-gelisim.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 16:34:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Neden Kuruldu]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=189</guid>
		<description><![CDATA[SAHTE T&#220;RKİYE RAPORU &#160; ATO&#8217;DAN &#8220;SAHTE T&#220;RKİYE&#8221; RAPORU SAHTE RAKI FACİASI İLE &#199;ALKALANAN T&#220;RKİYE, ASLINDA TAM BİR &#8220;SAHTE&#8221; CENNETİ&#8230; AMERİKAN RAPORLARINA G&#214;RE T&#220;RKİYE SAHTECİLİKTE BİR NUMARA ATO&#8217;NUN RAPORUNA G&#214;RE, T&#220;RKİYE&#8217;DE...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"><strong><font color="#ff5600" size="4">SAHTE T&Uuml;RKİYE RAPORU</font>  </strong></font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" size="6"></font><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><strong>ATO&rsquo;DAN &ldquo;SAHTE  T&Uuml;RKİYE&rdquo; RAPORU</strong></p>
<p></font><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" size="6"></font><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"><strong>SAHTE RAKI  FACİASI İLE &Ccedil;ALKALANAN T&Uuml;RKİYE, ASLINDA TAM BİR &ldquo;SAHTE&rdquo; CENNETİ&hellip; AMERİKAN  RAPORLARINA G&Ouml;RE T&Uuml;RKİYE SAHTECİLİKTE BİR NUMARA</strong></font><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"> </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"> </font>
</p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"><strong>ATO&rsquo;NUN RAPORUNA  G&Ouml;RE, T&Uuml;RKİYE&rsquo;DE SAHTECİLİK SINIR TANIMIYOR. SAHTE İMAMDAN SAHTE EHLİYETE, SAHTE  TABLODAN SAHTE G&Uuml;BREYE KADAR HEMEN HERŞEYİN SAHTESİNE RASTLAMAK  M&Uuml;MK&Uuml;N.</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma"> </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>SAHTECİLİĞİN EN  TEHLİKELİSİ GIDA MADDELERİ SAHTECİLİĞİ&hellip; SAHTE GIDALAR &Ouml;L&Uuml;M  SA&Ccedil;IYOR.</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma"> </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>ATO BAŞKANI  AYG&Uuml;N: &ldquo;KRİZ, SAHTECİLİĞI BİR SEKT&Ouml;R HALİNE GETİRDİ</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma"> </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>SAHTECİLİK, REEL  SEKT&Ouml;R&Uuml; KEMİREN, İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDEN VAMPİR  SEKT&Ouml;RD&Uuml;R.</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma"> </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>SAHTECİLİK SU&Ccedil;U  İŞLEYENLERİ &Uuml;YELİKTEN ATACAĞIZ, AĞIR PARA CEZALARI  VERECEĞİZ.</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma"> </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">T&uuml;rkiye g&uuml;nlerdir  &ldquo;sahte rakı&rdquo; faciasını konuşuyor. Aslında &ldquo;sahte&rdquo; kavramı bize hi&ccedil; de yabancı  değil. Onu g&uuml;ndeme &ccedil;ıkaran sahteciliğin boyutları değil, yol a&ccedil;tığı &ouml;l&uuml;mler.  &Ccedil;&uuml;nk&uuml; T&uuml;rkiye tam bir &ldquo;sahte cenneti&rdquo;&hellip; </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">ATO&rsquo;nun raporuna  g&ouml;re, T&uuml;rkiye&rsquo;de sahtecilik sınır tanımıyor. &Ouml;rneğin, sahte meslek erbapları  cirit atıyor. Sahtekarlar, iyi para kazandıran g&ouml;zde meslekleri tercih  ediyorlar. T&uuml;rkiye&rsquo;de 5 bin civarında &ldquo;sahte diş hekimi&rdquo; var. Muayenehane a&ccedil;acak  parası olmayan yeni mezun diş hekimlerinin diplomalarını kullanarak diş  hekimliğine soyunuyorlar. &Ccedil;&uuml;r&uuml;k olmayan dişin &ccedil;ekilmesi gibi riskler bir yana  hijyen kurallarına uymayan sahte diş hekimlerinin hastalara Hepatit ve AIDS  bulaştırması riski var. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte doktor&rdquo;lar  ise genellikle sahte kimlik kullanıyorlar. Kendisini doktor olarak tanıtarak  G&uuml;reş Milli Takımı&rsquo;nda iki yıl &ccedil;alışan &ldquo;sahte doktor&rdquo; bile g&ouml;r&uuml;ld&uuml; T&uuml;rkiye&rsquo;de.  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Mimarlık da  sahtelerine sık&ccedil;a rastlanan bir meslek grubu&hellip; Ger&ccedil;ek meslek sahipleri &ldquo;sahte i&ccedil;  mimar&rdquo; ve &ldquo;sahte mimar&rdquo;lardan dertli&hellip; </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte avukat&rdquo;lar,  &ccedil;alıntı ya da sahte avukat kimliği ile adliye koridorlarını arşınlıyor, davalara  giriyorlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte diploma&rdquo; ile  &ouml;ğretmenlik ve m&uuml;hendislik yapanlara da sık&ccedil;a rastlanıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>İMAMIN, HAFIZIN  BİLE SAHTESİ VAR</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma">  </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahtekarlar,  vatandaşların dini inan&ccedil;larını s&ouml;m&uuml;rmekten bile &ccedil;ekinmiyor. Mezarlıklarda para  karşılığı Kuran okuyan &ldquo;sahte hafız&rdquo;lar, &ouml;zellikle bayram g&uuml;nleri mantar gibi  &ccedil;oğalıyor. Sahte imamlar da camiler de fetva veriyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte maliyeci&rdquo;ler,  maliye kokartıyla vergi m&uuml;kelleflerine giderek, &ldquo;Maliye Dergisi&rdquo;, &ldquo;Maliye  Gazetesi&rdquo; gibi isimlerle gazete, dergi, CD, broş&uuml;r ve benzeri şeyler satıyorlar.  M&uuml;kelleflerin ev veya işyerlerine giderek, beyaz bir kağıda basılmış sahte  tahsil alındılarıyla para tahsilatı yapıyorlar. Sahte maliyeci olduğu gibi  &ldquo;sahte mal m&uuml;d&uuml;r&uuml;&rdquo; de var. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">&Ouml;zel dedektiflik  T&uuml;rkiye&rsquo;de yeni ama g&ouml;zde mesleklerden biri. &Ouml;yle olunca hemen sahteleri de  t&uuml;r&uuml;yor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>KANIKSADIKLARIMIZ</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma">  </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">T&uuml;rkiye&rsquo;de artık  kanıksadığımız pet &ccedil;ok sahtecilik t&uuml;r&uuml; var: &ldquo;sahte senet&rdquo;, &ldquo;sahte adres&rdquo;, &ldquo;sahte  yeşil kart&rdquo;, &ldquo;sahte isim&rdquo;, &ldquo;sahte para&rdquo;, &ldquo;sahte &ccedil;ek&rdquo;, &ldquo;sahte evrak&rdquo;, &ldquo;sahte  diploma&rdquo;, &ldquo;sahte n&uuml;fus c&uuml;zdanı&rdquo;, &ldquo;sahte pasaport&rdquo;, &ldquo;sahte ehliyet&rdquo;, &ldquo;sahte  sağlık karnesi&rdquo;, &ldquo;sahte imza&rdquo;, &ldquo;sahte fatura&rdquo;, &ldquo;sahte fiş&rdquo;, &ldquo;sahte rapor&rdquo;,  &ldquo;sahte sigorta poli&ccedil;esi&rdquo;, &ldquo;sahte kredi kartı&rdquo;, &ldquo;sahte oy pusulası&rdquo;, &ldquo;sahte  se&ccedil;men&rdquo;, &ldquo;sahte otob&uuml;s bileti&rdquo;, &ldquo;sahte piyango bileti&rdquo;, &ldquo;sahte ma&ccedil; bileti&rdquo;,  &ldquo;sahte plaka&rdquo;, &ldquo;sahte re&ccedil;ete&rdquo;, &ldquo;sahte rapor&rdquo;, &ldquo;sahte tablo&rdquo; </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>PES DEDİRTEN  SAHTECİLİKLER</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma">  </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte gazi- Gazi  derneklerinin de adını kullanarak vatandaşlardan bağış toplayan &ldquo;sahte gazi&rdquo;ler  var. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte tahsilat  b&uuml;rosu: ASKİ su faturalarını tahsil eden tahsilat b&uuml;roları kurarak vatandaşa  u&ccedil;an parasının &uuml;zerine bir bardak su i&ccedil;irtiyorlar </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte g&uuml;bre- Kaya  tuzu ile al&ccedil;ıyı karıştırarak &ldquo;sahte g&uuml;bre&rdquo; &uuml;retiyorlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Kan kanseri, ilik  kanseri gibi sahte hastalık numarası yapıp, ameliyat parası toplayan  dilencilerden, sahte cennet vadedenlere kadar sahtecilik yaratıcılığında sınır  tanımıyor T&uuml;rk insanı. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">&Ccedil;amaşır suyu,  deterjan, şampuan ve diş macununun da sahtesi yapılıyor. &Ccedil;&ouml;pe atılan şampuan ve  temizlik malzemesi şişelerini toplayıp bunları kendi &uuml;rettikleri sahte  maddelerle doldurup anlaşmalı market ve bakkallarda satıyorlar. Sahte temizlik  &uuml;r&uuml;nleri, alerjik reaksiyonlara, ciltte ve g&ouml;zde tahrişlere yol a&ccedil;ıyor.  Genellikle a&ccedil;ıkta satılan sahte deterjanlar &ccedil;amaşır makinalarını bozabiliyor.  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>SAHTE SİGARANIN  CİROSU 1 KATRİLYON</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma">  </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte sigara&rdquo;  &uuml;retimi, yıllık cirosu 1 katrilyon liraya ulaşan bir sekt&ouml;r haline geldi.  Genellikle yerli sigaraların sahteleri &uuml;retiliyor. Bu iş i&ccedil;in &Ccedil;in&rsquo;de fabrika  kuranlar bile var. Bu sigaralar kalitesiz t&uuml;t&uuml;nden yapılıyor. Maliyeti daha da  d&uuml;ş&uuml;rmek i&ccedil;in i&ccedil;ine tahta tozu ve bez artıkları karıştırılıyor. T&uuml;rkiye&rsquo;de yılda  14-15 bin ton sahte sigara satılıyor. Paketler &ouml;yle iyi taklit ediliyor ki  ger&ccedil;eği ile sahtesini birbirinden ayırmak neredeyse imkansız. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahtekarların  rağbet ettiği bir başka sekt&ouml;r de kuyumculuk sekt&ouml;r&uuml;&hellip; &Ouml;zellikle &ldquo;sahte altın&rdquo;  satışı T&uuml;rkiye&rsquo;de &ccedil;ok yaygın&hellip; </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>SAHTE GELİNİM  OLUR MUSUN ?</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma">  </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte gelinler,  resmi nikah yerine imam nikahı istiyor. Evlendikten birka&ccedil; g&uuml;n sonra paraları ve  takıları alıp ortadan kayboluyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">G&ouml;rev yerlerine  gitmek istemeyen devlet memurları, tayin uğruna &ldquo;sahte evlilik&rdquo; yapıyor. Hatta  bu ama&ccedil;la Ankara&rsquo;da b&uuml;rolar a&ccedil;ıldığı ileri s&uuml;r&uuml;l&uuml;yor. T&uuml;rk vatandaşlığına ge&ccedil;mek  isteyen yabancı uyruklu kadınlar da T&uuml;rk erkekleriyle para karşılığı sahte  evlilik yapıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte evrak&rdquo;la  malulen emeklilik hakkı kazanan &ldquo;sahte emekliler&rdquo; var. Malulen emeklilik hakkı  kazanan bazı erkekler i&ccedil;in sadece kadınlarda rastlanan bazı hastalıklara ilişkin  heyet raporları alındığı, zaman zaman basında da yer alıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">T&uuml;rkiye&rsquo;de erkek  yetim ve &ouml;ks&uuml;zler, 18 yaşına kadar, tahsilleri devam ediyorsa 25 yaşına kadar,  kız yetim ve &ouml;ks&uuml;zler ise evlenmemek koşuluyla &ouml;lene kadar maaş alabiliyor. Bu  haktan yararlanmak i&ccedil;in akılalmaz sahtecilik yolları deneniyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Babası ya da  annesinin emekli maaşını alabilmek i&ccedil;in cinsiyet değiştirip, pembe n&uuml;fus kağıdı  alanlar, </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Oğlunun imam  nikahlı karısı (gelini) ile anlaşmalı resmi nikah yaparak &ouml;ld&uuml;kten sonra emekli  maaşlarının geliniyle oğluna kalmasını sağlayanlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Hem annesinden hem  babasından kalan maaşları aldığı gibi, boşandığı eşinden nafaka ve hatta kendi  &ouml;zel sigortasından maaş alarak her ay d&ouml;rt maaşla ge&ccedil;inenler. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Bakıma muhta&ccedil;  derecede hasta, dul ve emekliye, yaşadığı s&uuml;rece bakmak koşuluyla anlaşmalı  evlenip, karşılığında emekli maaşa konanlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Emekli sandığından  emekli birinci kocasının dul maaşını aldıktan sonra, Bağ-Kur ya da SSK&rsquo;dan  emekli ikinci kocasının dul maaşını alarak &ccedil;ifte maaş alanlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Emekli maaşı y&uuml;ksek  ve ek g&ouml;sterge alan dul ve emekli erkekler ile evlenerek hayatlarını garantiye  alanlar </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Emekli maaşı  kesilmesin diye yabancılarla evlenerek devlet babadan maaş almaya devam edenler.  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Vefat etmiş memur  emeklisi eski eşinin maaşını almak i&ccedil;in ikinci eşinden anlaşmalı olarak boşanıp  maaş bağlatanlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">&Ccedil;eyiz parası adı  altında 2 yıllık aylıkları peşin olarak almak i&ccedil;in anlaşmalı evlilik yapıp,  boşananlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Kendi emekli  maaşından ayrı olarak aynı kurumdan emekli ve &ouml;lm&uuml;ş kocasından da dul maaşı  alanlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Hi&ccedil; bir işte  &ccedil;alışmayarak merhum babasının emekli sandığından kalan maaşı, merhum annesinin  SSK&rsquo;dan kalan maaşı ile g&uuml;l gibi hayat ge&ccedil;irenler, sahte evliliklerin akılalmaz  senaryolarını yazıyorlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>EN VİCDANSIZI  GIDA VE İLA&Ccedil; SAHTECİLİĞİ</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma">  </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Gıda ve ila&ccedil;  sahteciliği yol a&ccedil;tığı sonu&ccedil;lar bakımından cinayetten farksız&hellip; Gıdanın ve ilacın  sahtesi, &ouml;l&uuml;m ya da sakatlığa yol a&ccedil;abiliyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">&Ouml;zellikle  antibiyotik, Viagra ve vitamin ile Vermidon ve Aspirin gibi &ccedil;ok talep edilen  ağrı kesici ila&ccedil;larda sahtecilik yapılıyor. &ldquo;Sahte antibiyotik&rdquo; yapımında kire&ccedil;  tozu ve tatlandırıcı laktoz kullanılıyor. Sahte ila&ccedil;lar, eczanelerde  satılamadığı i&ccedil;in, Anadolu&rsquo;daki bakkallarda ya da pazarlarda el altından  piyasaya s&uuml;r&uuml;l&uuml;yor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>BUNLARI İNSAN  YİYECEK</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma"> </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte gıda  piyasasında &uuml;r&uuml;n yelpazesi bir hayli geniş. T&uuml;rkiye&rsquo;de 27 bin gıda sanayi  işletmesinin 10 bini denetlenemiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bunlardan sadece 17 bini Tarım  Bakanlığı&rsquo;nın gıda siciline kayıtlı. Yaklaşık 400 bin gıda satış ve toplu  t&uuml;ketim yeri olduğu dikkate alındığında insan sağlığının ne denli bir tehdit  altında olduğu ortada. Gıdada teknoloji, hilenin hızına yetişemiyor. Hile  teknolojiden hızlı gelişiyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Beyaz eti klora  batırıp taze g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; veriliyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Ufalanmış peyniri  jel ile birleştirip yeniden kalıp peynir yapılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Dana kıymaya tavuk  sakatatı katılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Yağ ve kemik  k&uuml;l&uuml;nden lahmacun yapılıyor </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">S&uuml;t&uuml;n yağını alıp  yerine margarin koyuluyor </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">K&uuml;fl&uuml; kaşardan  eritme peynir yapılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Tavuk d&ouml;nerlerin  i&ccedil;ine tavuk derisi, bağırsak, pa&ccedil;a ve sakatatlar baharatlanıp karıştırılıyor.  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Kırmızı bibere  kiremit tozu ekleniyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Kalitesiz bulgura  boya katıp ayıp &ouml;rt&uuml;l&uuml;yor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Hazır limon suyu  i&ccedil;erisine su ve limontuzu katılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Zeytinyağına rafine  ay&ccedil;i&ccedil;ek, kanola, fındık ve soya yağı karıştırılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Son kullanma tarihi  bitmiş sucuklar, yeni yapılan sucukların i&ccedil;ine atılarak yeniden imal ediliyor.  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Kelle ve pa&ccedil;alar  traş bı&ccedil;ağı ile temizlenerek t&uuml;ketime sunuluyor </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Tavuk kemikleri  &ouml;ğ&uuml;t&uuml;l&uuml;p renklendirici katkı maddeleri ile salama katılıyor </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Salam ve sosis  i&ccedil;erisinde hayvansal atıklar katılıyor </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Soya baharatla  karıştırılıp sucuk imalatında kullanılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">D&ouml;kme baharatlar  arasına kurutulmuş ot-sap karıştırılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Helvanın i&ccedil;ine  beyaz susam yerine Sudan&rsquo;dan ithal edilen ucuz siyah susam konuluyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">İyi &ccedil;ay, &ldquo;2.5  yaprak&rdquo; olarak tabir edilen &ccedil;ay filizinden elde ediliyor. Ancak sahtekarlar,  k&ouml;rpe filiz yerine kart dalları da &ccedil;aya karıştırıyorlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Depoda iyi muhafaza  edilmediği i&ccedil;in k&uuml;flenen &ccedil;aylar da soframıza geliyor. K&uuml;fl&uuml; &ccedil;ay karaciğere zarar  veriyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">K&ouml;fte ve d&ouml;nere  soya kıyması katılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Kakaolu fındık  kremasında kakao yerine ke&ccedil;iboynuzu tozu, kakao yağı yerine margarin  kullanılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sucuk, sosis ve  salam gibi gıdaların raf &ouml;mr&uuml;n&uuml; uzatmak i&ccedil;in gereğinden fazla nitrat katılıyor.  Bu da b&ouml;breklere zarar veriyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Balın i&ccedil;inden,  zararlıları kovmak i&ccedil;in kullanılan naftalin ve antibiyotik &ccedil;ıkıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">S&uuml;t past&ouml;rize  edilmeden peynir ya da tereyağı yapılıyor. Kaynatılmamış ya da past&ouml;rize  edilmemiş s&uuml;tten yapılan peynir ve tereyağı yiyenleri brusella ve malta humması  hastalığı bekliyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Baklava ve  kadayıfın i&ccedil;ine fıstık yerine bezelye konuyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Zeytin  salamurasında gıda tuzu yerine sanayi tuzu, i&ccedil;me suyu yerine sanayi suyu  kullanılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Zeytin havuzlarına  paslı demir atılarak zeytinler karartılıyor. Bu maddeler kansorejen etki  yaratıyor ve alzheimer hastalığını tetikliyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Zeytini karartmak  i&ccedil;in tekstil boyası da kullanılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Tereyağına margarin  ve patates karıştırıyorlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Bala hile ama&ccedil;lı  katkı maddesi olarak nişasta, şeker kamışı, ak&ccedil;aağa&ccedil;, darı ve mahua bitkilerinin  &ccedil;i&ccedil;ekleri, şeker pekmezi, hidrol, parafin katılıyor, d&uuml;ş&uuml;k nem i&ccedil;eren ballara su  ekleniyor. Fazla &ccedil;i&ccedil;ek bulunmayan y&ouml;relerde kovanların &ccedil;evresine şeker ve şeker  şurupları konarak arılar doğal olmayan y&ouml;ntemlerle besleniyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Şeker pancarı  pekmezini &uuml;z&uuml;m pekmezi diye satıyorlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Kaşar peynirine  soya yağı ve margarin katılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Salam, sosis gibi  gıdaların i&ccedil;ine et yerine nişasta, tavuk derisi, kırmızı etin kasaplarda  kullanılmayan kanlı kısımları, zar, kan, bol baharat ve tuz kullanılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Re&ccedil;elin i&ccedil;ine az  miktarda meyve, bol miktarda şeker şurubu konuluyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">S&uuml;t tozunun i&ccedil;ine  tebeşir tozu, pudra şekeri katılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Şam fıstığına  kurutulmuş bezelye karıştırılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte rakı, sahte  şampanya, sahte şarap, sahte votka derken &ouml;l&uuml;mler birbiri ardına geliyor. Ancak  sahte gıdalardan ka&ccedil; kişinin yaşamını yitirdiği ya da &ouml;l&uuml;mc&uuml;l hastalıklara  yakalandığını kestirmek ise neredeyse imkansız. Sahte gıda ve i&ccedil;kinin kol  gezdiğini herkes biliyordu ama &ouml;l&uuml;mlere yol a&ccedil;acağına kimse toz kondurmadı  bug&uuml;ne kadar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte gıda  maddelerinin &ccedil;oğunun ambalajında &uuml;retim tarihi, son kullanma tarihi ya da &uuml;reten  firmanın adı bulunmuyor. Ambalajlara sonradan yapıştırılan etiketlerdeki  bilgiler de sahte&hellip; Sahte gıdalara sanıldığı gibi sadece semt pazarlarında değil,  market raflarında bile rastlanabiliyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Sahte salam, sosis  ve sucuk gibi gıdalar, hi&ccedil;bir besin değeri olmaması bir yana b&ouml;brek ve  karaciğerleri tahrip ediyor. Etkisi 5-10 yıl i&ccedil;inde ortaya &ccedil;ıkıyor. Başta deli  dana olmak &uuml;zere pek&ccedil;ok hastalık yayıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>SAHTECİLİKTE BİR  NUMARAYIZ</strong></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma"> </font></p>
<p><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Markalı &uuml;r&uuml;nlerin  sahtelerini &uuml;r&uuml;tmekte bir numarayız. D&uuml;nya piyasalarında adımız &ldquo;taklit&ccedil;i&rdquo;ye  &ccedil;ıktı. Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Temsilciliği&rsquo;nin (USTR) yayınladığı  yıllık Fikri M&uuml;lkiyet Hakları Raporu&rsquo;na g&ouml;re, T&uuml;rkiye &ldquo;marka taklit&ccedil;iliği&rdquo; de  denen marka sahteciliğinde ilk sırada yer alıyor. D&uuml;nya G&uuml;mr&uuml;k &Ouml;rg&uuml;t&uuml;&rsquo;n&uuml;n  belirlemelerine g&ouml;re ise Polonya ve Tayland&rsquo;dan sonra &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sıradayız. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Marka sahteciliği,  tekstil, parf&uuml;m, g&ouml;zl&uuml;k, kozmetik gibi &uuml;r&uuml;nlerde yaygın. En &ccedil;ok taklit edilen  markalar arasında ise Adidas, Puma, Nike, Polo, Panasonic, Microsoft, Citizen,  Versace, Gucci, Dolce Gabbana, Diesel, Louis Vuitton, Ralph Lauren, Barbie,  DKNY, Prada, Lacoste, Paul&amp;Shark ve Sony gibi &uuml;r&uuml;nler yer alıyor. Marka  &uuml;r&uuml;nlerin taklitleri beşte bir fiyatına satılıyor. &ldquo;Sosyete pazarı&rdquo; olarak da  bilinen semt pazarlarında ve işportada satışa sunulan taklit &uuml;r&uuml;nleri tercih  edenler arasında sosyeteden isimler de var. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Taklit &uuml;r&uuml;nler  y&uuml;z&uuml;nden devletin vergi kaybı 3 milyar doları buluyor. Sahte ve taklit mallar i&ccedil;  piyasada alıcı bulduğu gibi, İsrail, Rusya ve bazı Avrupa &uuml;lkelerine de ihra&ccedil;  ediliyor. Taklit &uuml;r&uuml;nlerin yaygınlığı y&uuml;z&uuml;nden, yabancı markalar T&uuml;rkiye&rsquo;de  yatırım yapmaktan ka&ccedil;ınıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">Taklit mallar  piyasasının mafyasının bile oluştuğu, kara paranın bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n taklit mallar  &uuml;zerinden aklandığı da belirtiliyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584">D&uuml;nya G&uuml;mr&uuml;k  &Ouml;rg&uuml;t&uuml;&rsquo;n&uuml;n verilerine g&ouml;re 2004 yılında t&uuml;m d&uuml;nyada 512 milyar dolarlık sahte  mal &uuml;retildi. Bu rakam d&uuml;nya ticaretinin y&uuml;zde 7&rsquo;sini oluşturdu. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font color="#295584" size="2"></font><font face="Tahoma" color="#295584"><strong>ATO BAŞKANI  AYG&Uuml;N</strong></font><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"> </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Tahoma" color="#295584" size="2">Rapora ilişkin  değerlendirmelerde bulunan ATO Başkanı Ayg&uuml;n, sahtecilik olaylarında ekonomik  krizden sonra patlama yaşandığına dikkat &ccedil;ekerek, &ldquo;Kriz, sahteciliği bir sekt&ouml;r  haline getirdi. Y&uuml;kte hafif pahada ağır ne varsa sahtesi yapılıyor&rdquo; dedi. Ayg&uuml;n  şunları s&ouml;yledi: </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Tahoma" color="#295584" size="2">Sahte &uuml;r&uuml;nler,  sahte yaşamlar bir ka&ccedil; yıldır artış g&ouml;sterdi. Ekonomik kriz sahtecilik  olaylarının normal bir olaymış gibi g&ouml;r&uuml;lmesine neden oldu. Adeta kanıksandı.  Alanda satan da memnun hale geldi. Oysa sahtecilik, reel sekt&ouml;r&uuml; kemiren, insan  sağlığını tehdit eden vampir sekt&ouml;rd&uuml;r. Ta ki, bu vampir sekt&ouml;r, sahte rakı ile  &ouml;l&uuml;mlere yol a&ccedil;ınca, T&uuml;rk halkı sahtecilik sarhoşluğundan uyandı. Ne yazık ki  krizler ve y&uuml;ksek enflasyon T&uuml;rk halkını bir ahlak erozyonu i&ccedil;erisine soktu.  K&ouml;şe d&ouml;nmecilik, cennette yaşama isteği, emek ve ahlakın &uuml;zerini &ouml;rtt&uuml;. Adeta  sahte bir cennet yarattı. İnsanlarımızı bu sahte cennete kurban ediyoruz.&rdquo; </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;"><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Trebuchet MS" color="#295584" size="6"></font><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"><strong>ATO AĞIR CEZA  VERECEK</strong>  </font></p>
<p><font face="Tahoma" color="#295584" size="2"></p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;">Sahte rakı, sahte  votka gibi &ouml;l&uuml;mlere yol a&ccedil;an sahtecilik olaylarıyla genel olarak gıda  sahteciliğinin cezasının yasalarımızda komik kaldığını ve su&ccedil;luların marka  sahteciliği ile yargılandıklarını hatırlatan Ayg&uuml;n, &ldquo;Bu su&ccedil; tasarlayarak adam  &ouml;ld&uuml;rmek su&ccedil;una eşit bir su&ccedil; olmadığı s&uuml;rece sorun &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmez&rdquo; dedi.</p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;">Ankara Ticaret  Odası Disiplin Kurulu&rsquo;nun bu d&ouml;nemde &ccedil;ok etkin &ccedil;alışmalar i&ccedil;erisinde  bulunacağını kaydeden Ayg&uuml;n, t&uuml;keticinin sağlığı ile oynayan &uuml;yelerinin g&ouml;z&uuml;n&uuml;n  yaşına bakmayacaklarını, uyarma, kınama, &uuml;yelikten ge&ccedil;ici &ccedil;ıkarma ve &uuml;yelikten  kesin ihraca kadar varan disiplin cezalarının kararlılıkla uygulanacağını  s&ouml;yledi.</p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;">Disiplin  cezalarının yanısıra &ldquo;İmalatta, mal ve hizmet arzında sağlık kurallarına  uymamak, &ouml;l&ccedil;&uuml; ve tartı aletlerini hileli bir şekilde kullanmak, hileli, karışık  veya standartlara aykırı ve kalitesiz mal imal etmek ve satmak&rdquo; su&ccedil;unu işleyen  &uuml;yelere her bir su&ccedil; i&ccedil;in 2.2 milyar lira para cezası da verileceğini s&ouml;zlerine  ekledi.</p>
<p align="justify" style="margin-top: 1px; margin-bottom: 1px;">kaynak: <a target="_blank" href="http://www.atonet.org.tr/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.atonet.org.tr/?referer=');">http://www.atonet.org.tr</a></p>
<p></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="228" title="1" title="11 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/189-neden-insani-gelisim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Niçin İnsani Gelişim Gereklidir</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/183-adalet-bakanligi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/183-adalet-bakanligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 16:15:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Gereklidir]]></category>
		<category><![CDATA[Niçin Ortaya çıktı]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=183</guid>
		<description><![CDATA[Hi&#231; bir yoruma gerek bırakmayacak her şeyi &#231;ıplaklığı ile ortaya koyan ve bizi anlatan &#160; ATO&#8217;NUN HAZIRLADIĞI &#8220;SOSYAL G&#220;VENSİZLİK RAPORU&#8221; A&#199;IKG&#214;Z VATANDAŞLARIN SOSYAL G&#220;VENLİK KURUMLARINI AKIL ALMAZ Y&#214;NTEMLERLE DOLANDIRDIKLARINI G&#214;ZLER...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;">Hi&ccedil; bir yoruma gerek bırakmayacak her şeyi &ccedil;ıplaklığı ile ortaya koyan ve bizi anlatan</p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">ATO&rsquo;NUN HAZIRLADIĞI &ldquo;SOSYAL G&Uuml;VENSİZLİK RAPORU&rdquo; A&Ccedil;IKG&Ouml;Z  VATANDAŞLARIN SOSYAL G&Uuml;VENLİK KURUMLARINI AKIL ALMAZ Y&Ouml;NTEMLERLE  DOLANDIRDIKLARINI G&Ouml;ZLER &Ouml;N&Uuml;NE SERDİ </font>VE Nİ&Ccedil;İN iNSANİ gELİŞİME İHTİYA&Ccedil; OLDUĞU NE OLARAK ORTAYA &Ccedil;IKTI</p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Ankara Ticaret Odası (ATO)&rsquo;nun hazırladığı &ldquo;sosyal g&uuml;vensizlik  raporu&rdquo; sosyal g&uuml;venlik şemsiyesi altına girmek isteyenlerin a&ccedil;ıkg&ouml;z  vatandaşların sosyal g&uuml;venlik kurumlarındaki akıl almaz y&ouml;ntemlerini g&ouml;zler  &ouml;n&uuml;ne serdi&hellip; </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Rapora g&ouml;re n&uuml;fusu 73 milyona ulaşan T&uuml;rkiye&rsquo;de, sosyal g&uuml;venlik  şemsiyesinin kapsadığı n&uuml;fusun toplamı 83 milyon kişi. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">T&uuml;rkiye&rsquo;de halen 45 milyon 731 bin kişi SSK&rsquo;lı. 8 milyon 598 bin  aktif &ccedil;alışanın prim &ouml;dediği SSK&rsquo;da emekli sayısı 4 milyon 493 bin, bağımlı kişi  sayısı da 32 milyon 639 bin kişi. Sosyal g&uuml;venlik kurumlarına kayıtlı olanların  y&uuml;zde 63.7&rsquo;si SSK&rsquo;lı </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">3 milyon 375 bin kişinin prim &ouml;dediği Bağ-Kur&rsquo;da emekli sayısı 1  milyon 734 bin kişi. Bağımlı kişilerle birlikte Bağ-Kur&rsquo;un kapsadığı n&uuml;fus 16  milyon 365 bin kişi ve kapsamdakilerin oranı y&uuml;zde 22.7 </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">2 milyon 413 bin memurun kayıtlı olduğu Emekli Sandığında, 1 milyon  606 bin emekli, 5 milyon 363 bin de bağımlı kişi var. Bu kuruluşun kapsamındaki  n&uuml;fus ise 9 milyon 382 bin kişi. Emekli sandığı sosyal g&uuml;venlik kurumlarına  kayıtlı olanların y&uuml;zde 13.07&rsquo;sini barındırıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">T&uuml;rkiye&rsquo;de &ouml;zel sandıkların kapsadığı n&uuml;fus ise 310 bin kişi.  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sağlık Bakanlığı&rsquo;nının yayınladığı yeşil kart istatistiklerine g&ouml;re,  81 ilde toplam 11 milyon 497 bin kişi yeşil kartla sağlık hizmetlerinden  yararlanıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2"></font><font color="#ff5600">10 YILDA 80 MİLYAR DOLARLIK A&Ccedil;IK</font>  </p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">14.5 milyon kişinin aktif olarak &ccedil;alıştığı ve SSK, Bağ-Kur ve Emekli  Sandığı&rsquo;na prim &ouml;dediği T&uuml;rkiye&rsquo;de, bu &uuml;&ccedil; kurumun kapsamında bulunan ve sağlık  hizmetlerinden yararlanan kişi sayısı 71.7 milyon. Prim &ouml;deyenlerle hizmetten  yararlananlar arasındaki sayıca b&uuml;y&uuml;k fark, sosyal g&uuml;venlik kuruluşlarının gelir  gider dengesinin bozulmasına ve b&uuml;t&ccedil;elerinin a&ccedil;ık vermesine ve sonu&ccedil;ta da  devletin sırtına her ge&ccedil;en g&uuml;n daha fazla y&uuml;k olmasına yol a&ccedil;tı. 1997-2006  yılları arasındaki son 10 yıllık d&ouml;nemde SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı&rsquo;nın  a&ccedil;ıkları toplamı 80 milyar dolar (99.4 milyar YTL) oldu. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2"></font><font color="#ff5600">KARA DELİK OLMASAYDI YATIRIMLAR BİTERDİ</font>  </p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sosyal g&uuml;venlik a&ccedil;ıklarını finanse edebilmek i&ccedil;in b&uuml;t&ccedil;eden 80 milyar  dolarlık kaynak aktarmak zorunda kalan h&uuml;k&uuml;metler, bu kara delik y&uuml;z&uuml;nden  yatırımlardan vazge&ccedil;mek zorunda kaldı. 2000 yılında 5 bin 321 olan kamunun  yatırım stokundaki proje sayısı, kaynak yetersizliği nedeniyle her yıl  azaltıldı. Proje sayısı 2001&rsquo;de 5 bin 47&rsquo;ye, 2002&rsquo;de 4 bin 414&rsquo;e, 2003&rsquo;te 3 bin  851&rsquo;e, 2004&rsquo;te 3 bin 555&rsquo;e, 2005&rsquo;te 2 bin 627&rsquo;ye, 2006 yılında da 2 bin 525&rsquo;e  kadar d&uuml;ş&uuml;r&uuml;ld&uuml;. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">T&uuml;rkiye&rsquo;nin şu anda bulunan yatırımlarının toplam proje tutarı 142.5  milyar dolar (200,4 milyar YTL)d&uuml;zeyinde. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">T&uuml;rkiye, yatırımlar i&ccedil;in son 10 yılda b&uuml;t&ccedil;eden ancak 47 milyar  dolarlık (49.7 milyar YTL) kaynak ayırabildi. Yatırımlar i&ccedil;in bug&uuml;ne kadar  harcanan toplam para ise 61.5 milyar dolar (86.5 milyar YTL). T&uuml;rkiye, sosyal  g&uuml;venlik a&ccedil;ıklarını finanse etmek zorunda kalmasaydı ve bu parayı yatırımlar  i&ccedil;in harcasaydı, ne Bolu T&uuml;nelini tamamlamak i&ccedil;in 16 yıl bekleyecek ne de GAP&rsquo;ı  tamamlamak i&ccedil;in kaynak aramak zorunda kalacaktı. T&uuml;rkiye 2007&rsquo;ye b&uuml;t&uuml;n  yatırımları tamamlanmış olarak girecekti. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2"></font><font color="#ff5600">&Ouml;LM&Uuml;Ş KİŞİNİN MAAŞINI ALAN VAR</font>  </p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sosyal g&uuml;venlik sisteminin neredeyse iflasına neden olan bu  dengesizlikte, zamanında tahsil edilemeyen primler, sayısız kez &ccedil;ıkartılan  aflar, kamu kurumlarının &ouml;demediği prim bor&ccedil;ları ve erken emekliliğin yanı sıra,  haksız yere sisteme dahil olarak emekli maaşı alanlarla, sağlık sisteminden  yararlananların da payı oldu. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sosyal g&uuml;venlik şemsiyesi altına girmek isteyen vatandaşlar akıl  almaz cinliklere başvurdu. Kurumlar arasındaki koordinasyonsuzlukları fırsat  bilen vatandaşlar, bu kurumlardan haksız yere maaşlar aldı, sağlık  hizmetlerinden yararlandı. Sadece Emekli Sandığı&rsquo;ndan 12 bin kişinin maaşının  &ouml;ld&uuml;kleri halde başkaları tarafından &ccedil;ekildiği tespit edildi. Yine Emekli  Sandığı&rsquo;nda 10 bini aşkın kişinin de evli olduğu halde anne ve babasından dul ve  yetim aylığı almaya devam ettiği belirlendi. SSK ve Bağ-Kur&rsquo;da da aynı durumun  yaşandığı kaydediliyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Tam olarak rakamı tespit etmek m&uuml;mk&uuml;n olmasa da boşanma  rakamlarındaki artış da haksız yere gelir elde etmek i&ccedil;in en sık başvurulan  y&ouml;ntemlerden birinin boşanma olduğunu ortaya koyuyor. 1990 yılında 25 bin 712  olan boşanma sayısı, yıllık ortalama y&uuml;zde 5 artışla ilerlerken, 2000 yılında 34  bin 862 olan boşanma oranı ertesi yıl y&uuml;zde 163 artışla 91 bin 994&rsquo;e y&uuml;kseldi.  2005 yılında T&uuml;rkiye&rsquo;de boşanma sayısı 95 bin 894 oldu. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2"></font><font color="#ff5600">SOSYAL G&Uuml;VENLİK SİSTEMİNİ BATIRAN  CİNLİKLER</font> </p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sosyal g&uuml;venlik şemsiyesi altına girmek i&ccedil;in &ldquo;şeytanın aklına  gelmez&rdquo; denen t&uuml;rden cinlikler &uuml;reten vatandaşların başvurduğu y&ouml;ntemlerden  bazıları şunlar: </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Baba ya da annesinin emekli maaşını alabilmek i&ccedil;in eşinden anlaşmalı  boşananlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Kayınpederinin emekli maaşını alabilmek i&ccedil;in, fiilen oğluyla ancak  resmi olarak kayınpederiyle evli olan gelinler. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Bakıma muhta&ccedil; derecede hasta, dul ve emekliye, yaşadığı s&uuml;rece  bakmak koşuluyla anlaşmalı evlenip, karşılığında emekli maaşı alanlar  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Babası ya da annesinin emekli maaşını alabilmek i&ccedil;in cinsiyet  değiştirip pembe renkli n&uuml;fus kağıdı alanlar </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">&Ouml;len annesinin &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; haber vermeyip, elbiselerini giyip bankadan  maaşını almayı s&uuml;rd&uuml;renler </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2"></font><font color="#ff5600">HER KURUMDAN DUL MAAŞI</font> </p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Emekli sandığından emekli birinci kocasının dul maaşını aldıktan  sonra, Bağ-Kur ya da SSK&rsquo;dan emekli ikinci kocasından dul maaşı bağlatarak iki  kez maaş alanlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">&Ccedil;eyiz parası alabilmek i&ccedil;in anlaşmalı evlenip, parayı aldıktan sonra  boşananlar </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">İmam nikahıyla evlenerek annesinden ve babasından maaş almayı  s&uuml;rd&uuml;ren kadınlar </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Babası veya annesi &ouml;ld&uuml;ğ&uuml; halde, daha &ouml;nce d&uuml;zenlenen vekaletname  ile maaş almaya devam edenler </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">&Ccedil;ocuğunu dedesinin &uuml;zerine vererek, emekli maaşının &ccedil;ocuğuna  kalmasını sağlayanlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Kayıtdışı &ccedil;alışıp yeşilkart alarak sağlık hizmetlerinden  yararlananlar, </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Herhangi bir sosyal g&uuml;venlik kuruluşunun şemsiyesi altında oldukları  halde, bir s&uuml;re &ouml;ncesine kadar yeşil kartlılardan y&uuml;zde 20 katılım payı  alınmadığı i&ccedil;in yeşil kart alanlar, </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Başkasının sağlık karnesini kullanarak sağlık hizmeti alanlar  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2"></font><font color="#ff5600">SOYGUNDA YENİ TRENDLER</font> </p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sosyal g&uuml;venlik kuruluşlarının ortaya &ccedil;ıkan cinliklerin &uuml;zerine  gitmesinden sonra, sosyal g&uuml;venlik sahteciliğinin de yeni trendleri ortaya  &ccedil;ıktı. Son zamanlarda en &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;len sahtekarlık t&uuml;r&uuml;n&uuml; ise şunlar oluşturuyor:  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sahte şirket kurup, sahte iş&ccedil;i bildirimi yapıp, bu iş&ccedil;ileri sağlık  hizmetlerinden faydalandırıyorlar. Birka&ccedil; ay sonra, sahte şirketi kapatıp, yeni  bir sahte şirket kurarak aynı sahte iş&ccedil;ileri yeni şirkete devrediyorlar. B&ouml;ylece  uzun yıllar sahte iş&ccedil;ilerin beş kuruş para &ouml;demeden devletin sağlık sisteminden  bedava yararlanmasını sağlıyorlar, ayrıca emekli oluyorlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sosyal g&uuml;venlik kuruluşlarını canından bezdiren bir başka uygulama  ise &ccedil;ağımızda artık olmazsa olmaz hale gelen bilgisayar &uuml;zerinden sahtecilik. Bu  y&ouml;ntemde de, sahteciler sigortalı veya emekli bir kişinin ge&ccedil;miş &ccedil;alışma  birikimlerini bir başkasının &ouml;denmiş primleri gibi g&ouml;sterip, hak etmeyen kişiyi  emekli ediyorlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sahte sakatlık raporu alınarak, emeklilik s&uuml;resinde indirim yapılıp  kısa yoldan emekli oluyorlar. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sahte maluliyet raporu alarak, kısa yoldan emekli oluyorlar.  </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">SSK&rsquo;nın sevkettiği hastayı tedavi eden hastane, SSK&rsquo;ya g&ouml;nderdiği  faturada kullandığından fazla malzemeyi kullanılmış gibi g&ouml;steriyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">&Ccedil;alışana ve emekliye g&ouml;re y&uuml;zde 10 ve y&uuml;zde 20 şeklinde iki değişik  oranda &ouml;denen ila&ccedil; iştirak payı, muaf raporu alınarak &ouml;denmiyor. Aynı şekilde  sahte re&ccedil;eteyle ila&ccedil; alınıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Anlaşmalı &ouml;zel sağlık merkezlerinde, verilmeyen bir hizmet verilmiş  gibi g&ouml;sterilerek kurum zarara uğratılıyor. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sosyal g&uuml;venlikten yoksun kronik rahatsızlıkları bulunan kimselerin  tamamına yakını SSK&rsquo;lı olarak (506 sayılı yasaya g&ouml;re, vaka tarihinden &ouml;nceki  bir yıl i&ccedil;inde toplam 90 g&uuml;n sigortalı olanlarla, sigortalılık s&uuml;resi 120 g&uuml;n  olmas ıhalinde eş ve &ccedil;ocukları sağlık yardımlarından yararlanabiliyor. Bu  sebeple sisteme girmek Emekli Sandığı ve Bağ-Kur&rsquo;a g&ouml;re &ccedil;ok kolay. Bu kişiler  &ccedil;oğunlukla primlerini kendileri yatırıyor) sağlık yardımlarından yararlanıyor.  T&uuml;rkiye&rsquo;de b&ouml;brek, kanser, organ nakli, kalp rahatsızlıkları gibi tedavisi  pahalı olan hastalıkların b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu SSK&rsquo;lı. Bir diyaliz hastasının SSK&rsquo;ya  maliyeti aylık 1.500-2.000 YTL civarında. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2"></font><font color="#ff5600">ATO BAŞKANI AYG&Uuml;N</font> </p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ATO Başkanı Ayg&uuml;n, sosyal  g&uuml;venlik sisteminin &ouml;zellikle son 10 yıldır &uuml;lke ekonomisinde istikrarsızlık  yaratan ana nedenlerden biri haline geldiğine dikkat &ccedil;ekti. Ayg&uuml;n, 73 milyon  n&uuml;fuslu T&uuml;rkiye&rsquo;de 11 milyon 83 bin kişinin kayıtdışı &ccedil;alıştığı halde 83 milyon  kişinin sosyal g&uuml;venlik şemsiyesi altında bulunmasının d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; olduğunu  s&ouml;yledi. Ayg&uuml;n, s&ouml;zlerini ş&ouml;yle s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;: </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Vatandaşta cep delik, devlette kara delik. Vatandaşlar sosyal  g&uuml;venlik şemsiyesi altına girerek hayatlarını garanti altına almaya &ccedil;alıştığını,  sahte belgelerle kurumları dolandırarak kazan&ccedil; sağladığını sanıyor. Oysa sosyal  g&uuml;venlik a&ccedil;ıklarının finansman sorunu hem enflasyonu tetikliyor hem de diğer  temel ekonomik g&ouml;stergeleri olumsuz etkiliyor, bu da yine vatandaşın ekonomisine  olumsuz yansıyor. Vatandaşlar akla hayale gelmeyen cinliklerle, kendilerinin de  i&ccedil;inde bulunduğu geminin tahtasını s&ouml;k&uuml;yor. Kendisi i&ccedil;in ge&ccedil;ici bir rahatsız  veya haksız bir kazan&ccedil; sağlıyor ancak yakında kendisiyle beraber geminin de  batacağını d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yor. Her zaman olduğu gibi bu durumda da olan d&uuml;r&uuml;st vatandaşa  oluyor&rdquo; </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">Sosyal g&uuml;venlik kuruluşlarının tek &ccedil;atı altında toplanmasının bu t&uuml;r  haksızlıkları gidermek i&ccedil;in olumlu bir adım olduğunu da kaydeden Ayg&uuml;n,  T&uuml;rkiye&rsquo;de yıllardan beri &ldquo;sosyal g&uuml;venlik reformu&rdquo; adı altında d&uuml;zenlemeler  yapıldığını ancak sistemin s&uuml;rekli a&ccedil;ık vermeyi s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; belirterek &ldquo;Bu  yılın ikinci yarısında y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe girmesi beklenen yasa t&uuml;m sorunlara &ccedil;&ouml;z&uuml;m  &uuml;retsin ve umarım bu son &lsquo;reform&rsquo; olsun&rdquo; dedi. </font></p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;">&nbsp;</p>
<p align="justify" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 4px;"><font face="Tahoma" size="2">kaynak: </font><font face="Tahoma" size="2"><a target="_blank" href="http://www.atonet.org.tr/" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.atonet.org.tr/?referer=');">http://www.atonet.org.tr</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="147" title="1" title="12 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/183-adalet-bakanligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim renkleri</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3332-insani-gelisim-renkleri-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3332-insani-gelisim-renkleri-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 15:46:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>
		<category><![CDATA[renkleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3332-insani-gelisim-renkleri-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim renkleri</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/166-insani-gelisim-renkleri.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/166-insani-gelisim-renkleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 15:46:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Görsel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>
		<category><![CDATA[renkleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=166</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/166-insani-gelisim-renkleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;İnsani Gelişim Hizmetkârı &#8220;olmaya AÇIK DAVETİMİZ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/179-insani-gelisim-hizmetkari-olmaya-acik-davetimiz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/179-insani-gelisim-hizmetkari-olmaya-acik-davetimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 13:47:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Davet]]></category>
		<category><![CDATA[Çakra]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmet]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmetk]]></category>
		<category><![CDATA[Linguistic Terörizmi]]></category>
		<category><![CDATA[Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ne hasta bekler yeni bir sabahı ne taze ölüyü mezar]]></category>
		<category><![CDATA[Neuro Linguistic Programme]]></category>
		<category><![CDATA[Nevrotik Lavrens Papazlığı]]></category>
		<category><![CDATA[NLP]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>
		<category><![CDATA[olmaya]]></category>
		<category><![CDATA[Reiki]]></category>
		<category><![CDATA[Reiki denen zillet]]></category>
		<category><![CDATA[taç çakra]]></category>
		<category><![CDATA[taçma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=179</guid>
		<description><![CDATA[Beyinlerinin işleyişleri ve kapasiteleri değil almış oldukları Psikolojik darbe ve tahribatları farklıdır]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Aklın Yürekle Buluştuğu Gelişim İnsani Gelişimin Kainata açık Penceresinden bakabilenlerin buluştuğu  -  İNSANİ GELİŞİM HİZMETKÂRLARI BİRLİĞİ- nin Şuurlu, Manevi, Milli, Resmi, Web Sitemizdeki, el emeği Fikir Nur&#8217;u Çalışmalarımızı Ülkemiz ve Dünya İnsanlığı ile paylaşmak Gurur değil Onurumuzdur. </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Sitemizde,  ’NEVROTİK LAVRENS PAPAZLARI’ Olarak isimlendirdiğimiz Sözde NLP cilere ve kendinden geçmiş egosu şişmiş bütün Kişisel Çelişimci’lere karşı “NURANİ LİYALAT PROGRAMI”mızla 5 duyu organımızın üstündeki algılamalarımıza güvenimizin gereği sahaya çıkma ve sahada kalma cesaretimiz samimiyetimizle devam edecektir. </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Örneği olmayan örnek olan Web sitemiz: </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsani Özelliğini kaybetmeyen, azman olmadan Usta ve Uzman olan tüm Gelişimci kardeşlerimizin aramıza katılacağı bir platformdur. </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Kişi başına düşen ‘MİLLİ GELİR’ imizi arttırma gayret ve çalışmalarının sürdürülürken Kişiliği ve kimliği bozulan sadece TÜKETEN VARLIKLAR OLAMAYACAĞIMIZI ilan ediyoruz  tam tersine Bizler  ‘KİŞİ BAŞINA DÜŞEN ÖZGÜVEN’imizi zenginleştirecek olan şuurumuzu </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sloganımızla birleştirerek …..</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“Aklın yürekle buluştuğu Nokta da  İsyani değil insafi gelişmeli İNSAN Faydalıya mecburi tek yönde Yaşadığı zamanın Nakış’ını Bırakacağı issse değil izzze işlemeli İNSAN”….olarak belirledik. </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">“Gelişime aday olacaksa eğer insan ‘Kişisel Gelişim’i Çelişim olmamalı Onurlu olacaksa Birey, Kişisel değil İnsani Gelişen kalmalı”…. </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ana ilkemiz etrafında kişisel değil insan kalmayı hedefleyen herkesi BU ONURLU BİRLİĞE DAVET ve </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em><strong>&#8220;</strong></em><strong>İnsani Gelişim Hizmetkârı &#8220;olmaya </strong>Çağırıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">*İnsani Gelişim Hizmetkarları Birliği Yönetim Kurulu*</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><a href="http://www.insanigelisim.com.tr/insani-gelisim-hizmetkari-olmaya-acik-davetimiz.html/acikdavet" rel="attachment wp-att-5196"><img class="size-medium wp-image-5196 aligncenter" title="acikdavet" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/10/acikdavet-490x420.jpg" alt="" width="343" height="294" /></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Her insanın ağzı ve dili ile tattığı Midesinde erittiği Portakal (C Vitamini) hiçbir insan torpil yapmadan aynı faydayı vermeye ilahi kodu gereği evrenselleşmiştir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Her insanın tüm organları diğer insanlar gibi evrensel ölçülerde yaratılmıştır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsanların Kavrayışları da Anlayışları da diğer organlarında olduğu gibi beyinlerinde de aynı gelişim süreci ile devam etmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Eğer insanın anne karnından itibaren Etkileşimi ve Algılama temelleri göz önünde bulundurularak DİKKAT edilerek eğitilebilirse. Her insanın Deha özellikleriyle kendi potansiyellerini ve yaşam amaçlarını gerçekleştirebilecekleri Hakikati Doğru ve tutarlı Beyinsel Antrenmanlarla mümkün olabilmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsanların bebeklikten itibaren </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Beyinlerinin işleyişleri ve kapasiteleri değil</strong> <strong>almış oldukları Psikolojik darbe ve tahribatları farklıdır. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Eğer tahribat ve darbeler konusunda toplum katmanlarında istikrarlı olarak doğru Modeller<em>(Anne ve Baba, Öğretmen, İşveren, Komutan, bürokrat, Rektör, kasap, manav vb</em>…) Oluşturulursa İnsani Gelişim Hizmetkârlarının çoğaldığı bir Toplumun inkişafı gizlenemeyecektir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Ülkemizde </span>NLP<span style="color: red;"> Neuro Linguistic Programme ismiyle dolaşan ama asıl manası </span><strong>N<span style="color: red;">evrotik </span>L<span style="color: red;">avrens </span>P<span style="color: red;">apazlığı</span></strong><span style="color: red;"> olan <span class="removed_link" title="http://www.insanigelisim.com/wp/?p=256"> <span style="text-decoration: none;">Linguistic Terörizmi</span></span> Teröristlerince  ne olduğu belli olmayan Reiki denen reenkarnasyoncu süptül sapıklarca Namaz gibi enerji bedenlerimize ulaştıracak evrensel sistemler yerine yoga meditasyonlar gibi şeytani uygulamalarla istismar edilmiş ve dolandırılmış ve zihni bulandırılmış yüzlerce insanımızdan birisi siz olabilirsiniz.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Bilinmektedir ki artık Ülkemizde eğitimlerini almış onlarca insan kendisine NLP uzmanı Ve kişisel gelişim uzmanı demeye çekinmektedir ve diyememektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> N</span><span style="color: #0070c0;">evrotik </span><span style="color: red;">L</span><span style="color: #0070c0;">avrens </span><span style="color: red;">P</span><span style="color: #0070c0;">apazlığı yerine </span><span style="color: #00b050;"> N</span><span style="color: #0070c0;">urani </span><span style="color: #00b050;"> L</span><span style="color: #0070c0;">iyakat </span><span style="color: #00b050;"> P</span><span style="color: #0070c0;">rogramcılığına</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> “Reiki” </span><span style="color: #0070c0;"> denen </span><span style="color: red;"> zillet</span><span style="color: #0070c0;"> yerine </span><span style="color: #00b050;"> “Rabbir”</span><span style="color: #0070c0;"> denen işleyişinizle </span><span style="color: #00b050;"> İzzet</span><span style="color: #0070c0;"> bulmaya</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0070c0;"> “</span><span style="color: red;">Bioenerji</span><span style="color: #0070c0;">”lerinize ve auralarınıza kavrulmalarınıza değil </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0070c0;"> “</span><span style="color: #00b050;">Nur enerjileri</span><span style="color: #0070c0;">”bedenlerinizle Kâinattaki “</span><span style="color: #00b050;">sultani gücü</span><span style="color: #0070c0;">”nüze sahip çıkmaya</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #0070c0;"> Meditasyon ve yoga sapıklıklarıyla </span><span style="color: red;">kök</span><span style="color: #0070c0;">(dip) </span><span style="color: red;">çakma</span><span style="color: #0070c0;">larınızdan değil</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> Rabbinize</span><span style="color: #0070c0;"> yönelerek işe </span><span style="color: #00b050;"> Taç</span><span style="color: red;"> taçra</span><span style="color: #0070c0;">larınızdan İnsani Gelişmeye devam ediniz</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Geliniz… Kirlenmiş Kibirli Kişisel Çelişimle oyalanmadan ego gazınızı şişirmeden,</strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Geliniz… Kimsenin Yaşam Gurusu, Yaşam Koçusu keçisi olmadan </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Geliniz… Onurlu İnsani gelişim modelimize daha fazla vakit kaybetmeden katılınız. </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600;"> Geliniz Aşağıdaki beyin arsasının Ön İnsani gelişim bölgesinden Sizlerde yerlerinizi çok geç olmadan ayırtınız. Neden BU daveti yaptığımızı Buyurunuz uzmanının kaleminden <a style="color: blue; text-decoration: underline;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/?p=417" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?p=417&amp;referer=');"> <span style="text-decoration: none;">Okuyunuz</span></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #ff6600; font-size: small;"> <a href="http://www.insanigelisim.com.tr/insani-gelisim-hizmetkari-olmaya-acik-davetimiz.html/beyinharitasi3" rel="attachment wp-att-5194"><img class="size-medium wp-image-5194 aligncenter" title="insani gelişim beyinharitasi" src="http://www.insanigelisim.com.tr/wp-content/uploads/2009/10/beyinharitasi3-535x420.png" alt="insani gelişim beyinharitasi" width="428" height="336" /></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ne kadar çırpınırsanız çırpının <a style="color: blue; text-decoration: underline;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/?p=764" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?p=764&amp;referer=');"> <span style="text-decoration: none;">Vicdandan kaçış yok (okuyunuz)</span></a> ve vicdanında beyindeki adresi <span style="color: #ff6600;">Ön İnsani gelişim bölgesinde <a style="color: blue; text-decoration: underline;" href="http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/387163.asp" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/arsiv.ntvmsnbc.com/news/387163.asp?referer=');"> <span style="text-decoration: none;">Adalet merkezi </span></a>Ön İnsani gelişim bölgesindeyken </span><span style="color: black;">Beyindeki Sex Bölgesi ise hayvani gelişim bölgesinde olduğunu söyleyen </span>Amerikalı antropolog <a style="color: blue; text-decoration: underline;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/?p=798" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?p=798&amp;referer=');"> <span style="text-decoration: none;">Dr. Helen Fisher</span></a> okuyunuz<span style="color: #ff6600;"> ve daha fazla Kişisel Gelişimle çelişerek Hayvani gelişime indirgemeyiniz kendinizi… </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">İnsanda Prefrontal korteks (insani gelişim bölgesi) ne işimize yarar diye düşünüyorsanız biz onu da araştırdık  e sizde bir zahmet <a style="color: blue; text-decoration: underline;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/?p=863" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?p=863&amp;referer=');"> <span style="text-decoration: none;">tıklayın</span></a> da okuyun artık</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: black;"> Tam tersine Kişisel gelişim yeteneklerinizi İnsani gelişime çıkartmak için çaba gösteriniz.Dolayısıyla </span>almış olduğunuz her türlü eğitim ve tecrübelerinizi bu noktadan sonra İnsani gelişim ile Taçlandırınız. <span style="color: #ff6600;">Bakınız en kişisel gelişmişler bile kendileri hakkında anket yapmışlar neler söylüyorlar izleyiniz.</span></span></p>
<div style="width: 343px; height: 269px;">
<p><object width="480" height="360" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/IYGv7i8KnfY?version=3&amp;hl=en_US" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="play" value="false" /><embed width="480" height="360" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.youtube.com/v/IYGv7i8KnfY?version=3&amp;hl=en_US" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" play="false" /></object></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://video.yahoo.com/watch/3984443/10799498" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/video.yahoo.com/watch/3984443/10799498?referer=');">Kişisel Gelişimciler Anket Yapmışlar</a></p>
<p style="text-align: center;">Çaresizlik öğrenilmiştir. Başarılı olmak da öğrenilebilir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (Kişisel gelişim öğrenilmiştir İnsani gelişimde öğrenilebilir)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Sende sandığından fazlası var!</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (Kişisellikten daha fazlası var oda insani gelişimin)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (Kişisellikte kalamazsın insani gelişme sıçrama yap artık)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (Akıl yürekle buluşmak ve insani gelişimle kucaklaşmak ister)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (Doğru şeyi yapmak için kişisellikte takılıp kalmayasın. sakıın haaa.)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren!</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (Şeytanı suçlayarak kişisellikte kalarak iblisi sevindirme)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık. Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (o zirve insani gelişimdir beyninin ön bölgesine bak)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (insani gelişim her insanın hakkıdır.)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Her şey seninle başlar!</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (zaten her şey insani gelişim için başladı kainatta)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> (Tozu dumanı yutan ol&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> çünkü sürüler önden giderek tozu dumana katanlar arkadan gelenler ise çobanlık edenlerdir ve tozu dumanı yutanlardır</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> insani gelişenler)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Seçim senin!</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #00b050;"> Seçimin hepimizin</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: red;"> Kırmızı</span>ile yazılanları <span style="color: #00b050;">yeşil</span> ile yazılanlar ile kıyaslayan ve hakikati arzulayan</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: center; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Ülkemizin kişisel Gelişim vb. kurs ve eğitimlerine katılmış güzel insanları </strong> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Her nerde hangi eğitimi almış olursanız olunuz geliniz sizlerde gelişim yolculuğunuzu İnsani gelişim Paradigması ile taçlandırınız&#8230; Etrafınızdaki Kişisel gelişim uzmanı olan arkadaşlarınız veya sevdiğiniz insanların uzmanlığında  samimi olanlarına bu davetimizi haber veriniz çünkü her insan gelişimini İnsani gelişim ile Taçlandırmak onuruna layıktır. Yaratan böyle yaratmıştır çünkü insanı Kişisel gelişimlerle insanın egosunu şişirmesi olamaz gelişimin adı sanı ve sonu…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Ülkemizdeki aynı ifadelerle ruhsal gelişim ismiyle bakın neler yapılmaktaymış neler <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/?p=709" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?p=709&amp;referer=');">tıklayın okuyun</a></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Okuduğunuz üzere ilgili Konuya duyarlılık gösteren Bu manifestomuzun sonucuna göre bizimle iletişim durumuna geçecek olan aday insanlardan yapacağımız daha detaylı ve (samimiyette) derin görüşmeler sonucun da Yapacağımız ilke sözleşmelerinden sonra gerekli resmi müsaadeleri kendilerine teslim edilmek üzere… </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> Organizasyon modelimizi insanlığa Paylaşmaya hazır olduğumuzu duyurma görevimizi </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <strong>Açıklama Maksatlı bu bilgi notu ile yerine getirmiş olmaktayız. İlgilenenlere arz olunur </strong></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Demiş ya hani Üstad NFK</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em>“Ne hasta bekler yeni bir sabahı ne taze ölüyü mezar</em>…”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bizde diyoruz ki”</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><em>“Ne kişisel gelişim paklar insanı İnsani Gelişimin aydınlattığı Nurlandırdığı kadar” </em><strong> diyoruz</strong><em>.</em></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><span style="color: #3366ff;"> <a style="color: blue; text-decoration: underline;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/?p=61" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?p=61&amp;referer=');"> <span style="text-decoration: none;">İnsani Gelişim Hizmetkârları Birliği Yönetim Kurulu</span></a></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 14.2pt; line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"> <span style="color: #ff6600;"><a style="color: blue; text-decoration: underline;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/?page_id=68" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?page_id=68&amp;referer=');"><span style="text-decoration: none;">Aramızda Size de yer var hadi bir tıklamayla katılın aramıza…</span></a></span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="5411" title="1" title="20 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/179-insani-gelisim-hizmetkari-olmaya-acik-davetimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim damlası</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/160-insani-gelisim-damlasi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/160-insani-gelisim-damlasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:15:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/160-insani-gelisim-damlasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NLP ideolojisi Cem Sökmen</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/154-nlp-ideolojisi-cem-sokmen.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/154-nlp-ideolojisi-cem-sokmen.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:11:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[ideolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=154</guid>
		<description><![CDATA[NLP ideolojisi &#160; &#160; Cem S&#246;kmen &#160; Bir furyadır gidiyor. Bu alanda bize ait birikime yaslanarak yerli bir dil inşa etmeye &#231;alışan az sayıdaki yazarı saymazsak, kitaplarıyla, seminerleriyle adeta NLP...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font size="4" face="Verdana">NLP ideolojisi</font></strong></p>
<p>&nbsp;<strong><font size="4" face="Verdana"></font></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><font face="Verdana">Cem S&ouml;kmen </font></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana"><em>Bir furyadır gidiyor. Bu alanda bize ait birikime yaslanarak yerli bir dil inşa etmeye &ccedil;alışan az sayıdaki yazarı saymazsak, kitaplarıyla, seminerleriyle adeta NLP isimli yeni bir sekt&ouml;r oluşmuş durumda. İşin belki de en vahim tarafı 15-20 seminer dinledikten sonra bu konunun eğitimciliğine kalkışarak para kazanmaya &ccedil;alışanların sayısının artışı. </em></font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana"><br />
Bunların &ccedil;oğunun sosyoloji ve sosyal psikoloji bilgisinin sıfır oluşu da cabası. Hatta yayın perspektifleri sadece bu t&uuml;r kitaplardan oluşan yayınevleri mevcut. &Ouml;zellikle, d&uuml;nyevileşmiş Batı zihniyetinden terc&uuml;me edilen (ve dahi devşirilen) bazı kitaplarda, hangi kaynaklara dayandığı belirsiz bazı kişilerin şahsi tecr&uuml;belerine ait neticeler, bizlere kendimizi geliştirmek i&ccedil;in sebep olarak sunuluyor. Dikte edici bir &uuml;slupla sıralanan sloganik ifadeler, insanda bir ideolojiyle karşı karşıya olduğu hissini uyandırıyor.Hayatta karşılaştığımız bir yığın hadise bazen 100, bazen de 50 &ldquo;altın&rdquo; kuralla şıp diye &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;veriyor. Halbuki insan kurallarla değil, kendi tecr&uuml;besiyle gelişir. Bizim anladığımız &lsquo;kişisel gelişim&rsquo; adı &uuml;st&uuml;nde kişiseldir, yani insanın ferdi &ccedil;abasına bağlıdır. Ferdi şahsiyet haline getiren k&uuml;lt&uuml;r, varlığı ve derinliği &ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde gelişimin yaşanmasını sağlar. Sahici gelişim insanın ufkunu a&ccedil;ar, onu dar kalıplara ve sloganlara hapsetmez. Belli bir kimliğe ve k&uuml;lt&uuml;r yapısına aidiyet hissi taşıyan, &ouml;l&ccedil;&uuml;leri sağlam insanın tekam&uuml;l&uuml; ve hedefleri kendi zihninden kaynağını alır. </font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana"><br />
TABİİLİĞİN KAYBI</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana"><br />
29 Eyl&uuml;l tarihli Sabah gazetesinde &ldquo;ABD&rdquo;nin aşk gurusu boşandı&rdquo; başlığıyla verilen haberde &lsquo;Mutlu evliliğin kurallarını madde madde anlattığı kitabı sayesinde 1990&rsquo;lı yıllarda zengin olan Ellen Fein&rsquo;i, 16 yıllık kocası terk etti&rsquo; deniyordu. Yazarımız kendisini &ldquo;Ben neyin doğru olduğunu değil, neyin işe yaradığını s&ouml;yledim&rdquo; diyerek savunmaya &ccedil;alışıyordu. Bu tezatlarla tabiliğin kaybı net bi&ccedil;imde ortaya &ccedil;ıkıyor. </font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana"><br />
Kişisel gelişim furyası, bir &ouml;ğreti haline getirilmiş, pop&uuml;ler k&uuml;lt&uuml;re dahil bir&ccedil;ok unsur gibi &ldquo;onsuz olmaz ve sorgulanamaz&rdquo; şekilde zihinlere nakşedilmeye &ccedil;alışılmıştır. Oysa bizim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z &ldquo;dil ile ikrar, kalp ile tasdik&rdquo; prensibine dayanır. Muhatap olduğu insan&rsquo;dan birinci istediği şey samimiyettir. Kariyer, para ve (ufkunun yettiği &ccedil;evrede) saygınlık sahibi olmak hedefiyle sloganların peşinden gidebilen insanda ise samimiyet bulmak &ccedil;ok zordur. Bu hadisenin b&ouml;yle yoğun bir ilgiye mazhar olmasının altında da kapitalist hayat tarzının işb&ouml;l&uuml;m&uuml; ve uzmanlaşma mantığının yattığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. Aynı zamanda sek&uuml;ler batı zihniyetinin maddi g&uuml;ce tapan karakterini de g&ouml;z ardı etmemek gerekir. Rahmetli Erol G&uuml;ng&ouml;r bu konuya şu c&uuml;mlelerle temas ediyor: &ldquo;Makine medeniyeti hayatımıza sahte değerler getirmektedir. Vasıtalar gaye yerine ge&ccedil;miş, insanlar gayeleri unutarak vasıtaları geliştirmeye ve onlar &uuml;zerinde &ccedil;alışmaya &ouml;nem verir olmuşlardır. Başarı denen şey, sonu olmayan bir yolda s&uuml;rekli bir şekilde daha ileri gitmek veya y&uuml;kseğe &ccedil;ıkmaktır. Daha &ccedil;ok para kazanmak, ni&ccedil;in? &Ccedil;ok kazandık&ccedil;a daha &ccedil;oğunu kazanma ihtimali arttığı i&ccedil;in. Y&uuml;ksek bir mevki elde etmek ni&ccedil;in? Daha y&uuml;kseklere &ccedil;ıkmak i&ccedil;in. Gayeler ortadan kalkınca veya geri plana d&uuml;ş&uuml;nce, insanlar birbirlerini vasıtalar &uuml;zerindeki başarılarına g&ouml;re değerlendireceklerdir. B&ouml;ylece, topluma karşı kıymetini ve başarısını g&ouml;stermek isteyenler g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e daha &ccedil;ok mal ve servet sahibi olmaktadırlar.&rdquo; Bu hayat tarzında insan, &ccedil;arkın dişlisi h&uuml;km&uuml;nde olduğu i&ccedil;in hayatına kaynaklık edecek k&ouml;kl&uuml; bir değerler sistemini kurup, kendine has bakış a&ccedil;ısını belirleyemiyor. Bu manada kişisel gelişim adeta, k&uuml;lt&uuml;rs&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; ve insanın i&ccedil; boşluğunu &ouml;rtmek i&ccedil;in kullanılan makyaj malzemesi h&uuml;km&uuml;ndedir. İhmal edilmiş manevi gelişimi, İş ve k&uuml;lt&uuml;r arasında, modernitenin meydana getirdiği yırtılmaya, yama yapmak da diyebiliriz.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana"><br />
İşin bir başka vahim tarafı da, tarihte ve bug&uuml;n varolduğumuz b&uuml;t&uuml;n coğrafyaları irfan sahibi insanlarla donatan y&uuml;zlerce yıllık tasavvuf geleneği ve birikiminin neredeyse hi&ccedil; dikkate alınmamış olmasıdır. Tasavvuf&rsquo;un başlıca hedeflerinden biri insanın manevi olgunluğunu y&uuml;kseltmektir. &ldquo;İnsanın değeri aradığı şeyle &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r.&rdquo; diyen Mevlana&rsquo;dan, &ldquo;G&ouml;rmez misin sen arıyı, her bir &ccedil;i&ccedil;ekten bal eder; Sinek ile pervanenin kovanında bal olmaya&rdquo; diyen Yunus Emre&rsquo;den, &ldquo;Nagehan bir şara vardım, ol şarı yapılır buldum; Ben dahi yapılır oldum, taş &uuml; toprak arasında&rdquo; diyen Hacı Bayram Veli&rsquo;den yararlanmayı d&uuml;ş&uuml;nmemek gaflet değil de nedir? İnsanın olduğu yerde d&uuml;nden bug&uuml;ne k&ouml;kl&uuml; değişim olmaz. Tekam&uuml;l &ccedil;aba ister, gayret ve fedakarlık ister. Hasılı kelam; ihtiyacımız, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;de ve maddi g&uuml;&ccedil;te gelişmeyi değil, T&uuml;rk-İslam medeniyetine yeni bir değer katmayı hayatının gayesi haline getiren insanlardır&hellip;</font></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">kaynak: <span class="removed_link" title="http://www.ufukotesi.com/">http://www.ufukotesi.com</span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="142" title="1" title="18 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/154-nlp-ideolojisi-cem-sokmen.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NLP: (N)eden (L)afla (P)eynir gemisi yürümesin!</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/152-nlp-neden-lafla-peynir-gemisi-yurumesin.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/152-nlp-neden-lafla-peynir-gemisi-yurumesin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:09:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[gemisi]]></category>
		<category><![CDATA[mesin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[NLP: (N)eden (L)afla (P)eynir gemisi y&#252;r&#252;mesin! Tempo dergisinde bir haber &#34;NLP ile 2.5 ayda ileri seviyede İngilizce!&#34; &#34;NLP eğitmeni Tamer D&#246;v&#252;c&#252;, 2,5 yıl &#246;nce başladığı NLP y&#246;ntemiyle İngilizce &#246;ğrenme modeli...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="border-right-width: 0px; border-collapse: collapse; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" border="1" cellspacing="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" width="57%">
<tbody>
<tr>
<td style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-top: medium none; border-right: medium none" width="100%">
<p align="center"><font color="#ff6600" size="2"><strong>NLP: (N)eden (L)afla (P)eynir gemisi y&uuml;r&uuml;mesin! </strong></font></p>
<p align="right"><font size="2"><br />
            Tempo dergisinde bir haber</font></p>
<p><font size="2">&quot;NLP ile 2.5 ayda ileri seviyede İngilizce!&quot; </p>
<p>            &quot;NLP eğitmeni Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml;, 2,5 yıl &ouml;nce başladığı NLP y&ouml;ntemiyle İngilizce &ouml;ğrenme modeli &ccedil;alışmalarında, Bir yıl i&ccedil;inde 200 kişi, 2.5 ayda ileri seviyede (upper-intermediate) ingilizce &ouml;ğrendi.&quot; </p>
<p>
            &Ccedil;ok sayıda &quot;kestirme yol meraklısı&quot; insan da bu haberle ilgilendi. Biz ciddiye almadık ama Kigem &uuml;yeleri de defalarca bize sordu. Sonunda a&ccedil;ıklama yapmak zorunda kaldık. </p>
<p>            B&ouml;yle bir sonu&ccedil; vaadi eğitimci davranışı değil ticari bir reklam faaliyetidir. kigem.coma değil rekabet &uuml;st kuruluna sorulmalıdır! </p>
<p>            KİGEMİN G&Ouml;R&Uuml;Ş&Uuml; ŞUDU: Sonu&ccedil; taahh&uuml;tl&uuml; hi&ccedil;bir seminer etik değildir. Seminerlerin sonu&ccedil;ları kişilere g&ouml;re değişir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kişilerin seminere gelmeden &ouml;nce bilgi d&uuml;zeyleri ve &ouml;ğrenme hızları farklı farklıdır. Herkeste aynı s&uuml;rede aynı sonucu vaad eden hi&ccedil;bir seminere inanmayın. Hele katılımcısının sorumluluğunu kendi &uuml;zerine alan hi&ccedil;bir seminere g&uuml;venmeyin. </p>
<p>            2.5 AYDA İLERİ D&Uuml;ZEYDE İNGİLİZCE &Ouml;ĞRENİLEMEZ. HATTA KATILIMCILAR &Ouml;ĞRENDİĞİNİ SANABİLİR AMA GER&Ccedil;EKTE &Ouml;ĞRENEMEZ. İNGİLİZCE BİLEN HERKES BUNU BİLİR. DOLAYISIYLA A&Ccedil;IKLAMA YAPMAYA DA GEREK YOK. </p>
<p>
            &quot;NLP ile ilgilizce M&Uuml;CİZESİ&quot;nde neler yapıldığı haberde ş&ouml;yle anlatıyor: </p>
<p>            &quot;Kursa katılanlara 1000 kelimelik bir liste verilip, anlamını bildikleri kelimeleri işaretlemeleri isteniyor. Kursiyerler &ccedil;oğunlukla 300-400 kelimeyi işaretliyor. Daha sonra T&uuml;rk&ccedil;e-İngilizce kelimeler bir arada verilerek yeniden işaretlenmesi isteniyor. Bilinen kelime sayısı 300&amp;#39;den 700&amp;#39;e &ccedil;ıkıyor. Bu y&ouml;ntemle, kursa gelenler tahminlerinden daha fazla kelime bildiklerini g&ouml;r&uuml;yor. Bu y&ouml;ntem kişinin kendine olan g&uuml;venini arttırmada işe yarıyor.&quot; </p>
<p>            KISACASI &quot;NLP İLE 2.5 AYDA İNGİLİZCE&quot; VAADİ B&Ouml;YLE GER&Ccedil;EKLEŞTİRİLİYOR. &quot;İNGİLİZCE ZATEN SİZİN İ&Ccedil;İNİZDE!&quot; DENİYOR!!! </p>
<p>            Programın maliyeti, KDV dahil 3 milyar 186 YTL. </p>
<p>            Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml; NLP ile ilgili detaylı araştırmalar yapmış bir kişiydi. Bulduğu sistemi bu kadar &quot;abartılı&quot; bir şekilde sunması gerekmezdi. Fakat s&ouml;ylenecek bir şey yok. NLPcilerin ciddi bir sunum problemi var. NLPciler normal insanlar gibi d&uuml;ş&uuml;nme becerilerini kaybetmiş durumdalar. T&uuml;m NLP&amp;#39;ciler b&ouml;yle abartmayı, &quot;&uuml;&ccedil; g&uuml;nde mucize&quot; vaad etmeyi seviyorlar. </p>
<p>            Galiba onlar da su&ccedil;lu değil, &quot;tembel ama hırslı&quot; kişilerin duymak istediğini s&ouml;yl&uuml;yorlar. Bu t&uuml;r s&ouml;ylemlere rağbet edenler de bu abartının şu&ccedil; ortağı. </font></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><font size="2"><br />
</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="192" title="1" title="01 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/152-nlp-neden-lafla-peynir-gemisi-yurumesin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modellenen Tasavvuf</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3331-modellenen-tasavvuf-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3331-modellenen-tasavvuf-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:08:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Modellenen]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Modellenen Tasavvuf &#160; KGD Eyl&#252;l 2005 sayısı &#34;Kadir Kara&#34; R&#246;portajı Kadir Kara&#8217;nın hazırladığı r&#246;portajın başlığı &#8220; D&#246;v&#252;c&#252; tasavvufu modelliyor&#8221; . Tasavvufun modellenmesi hemen ilgi &#231;ekiyor. Kişisel Gelişim dergisinin duruşu bilindiğinde...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="text-transform: uppercase; font-weight: 700"><span class="baslik"><font color="#ff6600">Modellenen Tasavvuf </font></span></span></p>
<p align="right"><font color="#ff9900">&nbsp; </font><span class="baslik"><font color="#ff9900">KGD Eyl&uuml;l 2005 sayısı &quot;Kadir Kara&quot; R&ouml;portajı</font></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"><font size="2">Kadir Kara&rsquo;nın hazırladığı r&ouml;portajın başlığı &ldquo;<strong> D&ouml;v&uuml;c&uuml; tasavvufu modelliyor&rdquo;</strong> . Tasavvufun modellenmesi hemen ilgi &ccedil;ekiyor. Kişisel Gelişim dergisinin duruşu bilindiğinde G&uuml;len-Nur-Tasavvuf-Tarikat bağlantısı ile bu haber daha da ilgin&ccedil; hale geliyor.</p>
<p>Pek de &ouml;yle olmadığı halde Yeditepe &Uuml;niversitesinde &ccedil;alıştığını ifade eden Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml; daha &ouml;nce NLP, hipnoz, reiki, İngilizce gibi bağlantılardan sonra g&ouml;beğinin &uuml;zerinde birleşmiş iki eli ile tasavvuf konusuna girmesi diğerlerinde &ldquo;istediği sonu&ccedil;lara&rdquo; ulaşmadığını g&ouml;steren bir durum olsa gerek. </p>
<p>Burada inceleyeceğimiz r&ouml;portaj Eyl&uuml;l 2005 Kişisel Gelişim dergisinde yayınlandı. Daha sonra başka kişisel gelişimcilerin r&ouml;portajları da incelenecek. <strong>&ldquo;NLP nedirle başlayalım&rdquo; </strong>sorusun a verilen cevap ilgin&ccedil; <strong>&ldquo;NLP modellemedir, &ccedil;ok fazla tanımı var ama benim tanımım, NLP denge demektir.&rdquo;</strong> NLP&rsquo;nin modelleme olduğu ve daha sonra da denge olduğu ifade edilmesi arasındaki bağlantıların &ldquo;NLP&rsquo;nin dengeli modelleme&rdquo; olduğu s&ouml;ylenebilir. NLP&rsquo;yi denge olarak algılayan kişinin dengeli olmak istediği kolaylıkla s&ouml;ylenebilir. Ancak fiziksel olarak s&ouml;ylenmediğine g&ouml;re başka bir şey ifade edilmeye &ccedil;alışılmakta olabilir. Zira dengedeki sistemler hareket edemez ve gelişemezler. Her adım attığımızda dengemiz bozulmakta ve yeniden dengeye gelmekte ve b&ouml;ylece harekete devam etmekteyiz. O zaman burada NLP&rsquo;nin dengeli olması başka bir noktaya gelirlere taşınmaktadır. Bu bağlantı da bir sonraki paragrafta <strong>&ldquo;Ondan sonra T&uuml;rkiye&rsquo;de bu iş daha iyi y&uuml;r&uuml;d&uuml;&rdquo;</strong> c&uuml;mlesinde ortaya &ccedil;ıkmaktadır. NLP kişinin beyninde dengeli bir iş olarak algılanmaktadır. Zira ge&ccedil;mişte yaptığı işlerde b&uuml;y&uuml;k bir olasılıkla başarı/başarısızlık i&ccedil;eriğinde dengesizlik olduğu da s&ouml;ylenebilir. Bu c&uuml;mleyi s&ouml;yleyen kişiye sorularak &ouml;ğrenilebilir.</p>
<p>&ldquo;<strong>Toplumun genel bir yapısı olduğu doğru. Şayet bu yapıyı bilirseniz genele hitap etmeniz kolay&rdquo; </strong>Bu c&uuml;mle &ouml;nemli zira bu kişinin yaptıklarına, yazdıklarına, s&ouml;ylediklerini bakıldığında bunun ne anlama geldiğini anlamak daha kolay hale gelebilir. T&uuml;rk insanının &ldquo;başarı&rdquo; boşluğunu fark eden bu kişi &ldquo;Başarının Yeni Teknolojisi&rdquo; ve bunun gibi isimleri ve kavramları kullanması da bu boşluğu doldurarak, kendisindeki başarı/maddi boşlukları doldurma isteğinden kaynaklanıyor olabilir. </p>
<p><strong>&ldquo;Ama sonu&ccedil;ta birey değiştiği i&ccedil;in, bireyin &ouml;ğrenme sistemi &ouml;zeldir.&rdquo; </strong>T&uuml;rk&ccedil;e a&ccedil;ısından zihinsel kargaşayı g&ouml;steren bu c&uuml;mle &ouml;rneği bu kişinin yapacağı aktarımlarının da yetersiz olabileceği hakkında bilgi verebilir. &ldquo;Birey değiştiği i&ccedil;in&rdquo; kelimeleri, bireyin kişisel değişimini mi? yoksa farklı bireyi mi ? anlatmaktadır, belli değildir. Devamında s&ouml;ylediği <strong>&ldquo;Terapide ger&ccedil;ek anlamda sonu&ccedil; almanın yolu, terapist kimliğinizin olmasından ge&ccedil;er&rdquo;.</strong> Daha &ouml;nce Tabipler birliği ile başı derde giren kişi, &ouml;ğrenme c&uuml;mlesinden terapiye ge&ccedil;işi de ilgin&ccedil; g&ouml;r&uuml;nmektedir. Bu zihinsel karmaşıklığın devamı olarak algılanmalıdır. </p>
<p><strong>&ldquo;NLP ve tasavvuf ilişkisini biraz a&ccedil;ar mısınız?&rdquo; </strong>sorusuna verilen cevap daha da ilgin&ccedil;tir: <strong>&ldquo;Orada kullanma sebebimiz, kişisel gelişim bir noktadan sonra ruhsal gelişime y&ouml;nelmeye başlıyor&rdquo; </strong>Bu c&uuml;mlede NLP&rsquo;nin kişisel gelişimle bağlantısı kurulmakta ardından ruhsal gelişime ge&ccedil;ilmektedir. Ruhsal Gelişim, Ruhsal zeka gibi kavramlar daha &ccedil;ok tarikat k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ile yetişmiş kişilerin s&ouml;ylemleridir. Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml; ise ters taraftan o noktaya ulaşmaktadır. Tam bu noktada tasavvufu modellemenin ruhsal gelişimle bağlantısı kurulmakta bunun gideceği nokta ise yeni bir tarikat oluşumu olabileceği ortaya &ccedil;ıkarmaktadır. B&ouml;ylece tasavvufu modellediğini s&ouml;yleyerek <strong>&ldquo;neden &ouml;ğretim s&uuml;resi 35-40 yıl olan bir şey 3-4 yılda &ouml;ğretilmesin&rdquo; </strong>3-4 yıl boyunca kişileri kendisine bağlamak istediğini de s&ouml;ylemektedir. Ruhsal gelişime y&ouml;nelen kişinin tasavvuf, tarikat, keramet bağlantıları ile yeni bir modelde ortaya &ccedil;ıkacağı s&ouml;ylenebilir. <strong>Baskısı 1998 yılında yayınlanan &ldquo;NLP İ&ccedil;erik Sizi D&uuml;ş&uuml;nmek&rdquo; kitabının 20.nci sayfasında &ldquo;Artık 40 yıl beklememize gerek yok. Artık bu kadar yorulmamıza, gelişmek i&ccedil;in acı &ccedil;ekmeye, bir eser yaratabilmek i&ccedil;in ilham perisini beklememize gerek yok.&rdquo; Yukarıdaki c&uuml;mlelerin nereden alıntılandığı da ortaya &ccedil;ıkmaktadır. </strong></p>
<p>&quot;<strong>Modellemek nereden aklınıza geldi sorusuna &ldquo; Bunların hepsi i&ccedil;e doğru yolculuk. Sonu&ccedil;ta yetiştiğimiz k&uuml;lt&uuml;rde bu t&uuml;r işlerle uğraşan insanların bu yolculuğu yaptığını g&ouml;r&uuml;yoruz&rdquo;</strong> Ruhsal gelişim bağlantısı burada biraz daha daha a&ccedil;ık olarak ortaya &ccedil;ıkıyor. Başkalarının yaptıklarını yapmaya &ccedil;alışmak &ldquo;modelleme&rdquo; yaptığını s&ouml;yleyen kişi i&ccedil;in hazin bir c&uuml;mledir. Zira bu c&uuml;mle &ldquo;modellemek&rdquo; yerine &ldquo;kopyalamak&rdquo; yaptığını g&ouml;steren &ouml;nemli bir delildir. B&ouml;ylece kendisinin başkalarını kopyalayarak değiştiğini ifade eden kişinin yaratıcılığını kullanabilmesi ve &ldquo;yeni&rdquo; bir şey yapması m&uuml;mk&uuml;n olmayacaktır. </p>
<p><strong>&ldquo;Bakın ben &ouml;ğrendiklerimin b&uuml;y&uuml;k kısmını T&uuml;rkiye&rsquo;de &ouml;ğrendim&rdquo;</strong> c&uuml;mlesi bu r&ouml;portajda s&ouml;ylenen tek doğru c&uuml;mle olsa gerektir. Zira İngiltere&rsquo;den d&ouml;nd&uuml;kten sonraki 6 ay i&ccedil;inde ne yaptığını bu kişiye sormak ve cevabını almak durumu net olarak ortaya &ccedil;ıkaracaktır. Herşeyi T&uuml;rkiye&rsquo;de &ouml;ğrendiğini s&ouml;yleyen kişi 1300 kitap okuduğunu da aynı paragrafta ifade etmektedir. 1300 kitap, bir g&uuml;nde bir okunursa 4 yıla yakın bir s&uuml;reyi kapsamaktadır. 2 g&uuml;nde okunursa, 8 yıl, 5 g&uuml;nde okunursa 20 yılı kapsayacaktır. O zaman bu kitapların okunduğu değil, sadece karıştırıldığı kolaylıkla anlaşılabilir. </p>
<p>Ancak Halil Cibran&rsquo;ın &ldquo;<strong> Hızlı gelişim bilgiden yoksunsa k&ouml;r olur, her bilgi i&ccedil;inde eylem yoksa boşunadır ve her eylem i&ccedil;inde sevgi yoksa boştur&rdquo; </strong>c&uuml;mlesini kitabının başına yazdığını s&ouml;yleyen kişi yine &ldquo;dış dil&rdquo; kullanmakta ve bu c&uuml;mlenin Halil Cibran&rsquo;ın kendi i&ccedil;eriklerini aktardığını &ldquo;kopyaladığı &rdquo; i&ccedil;in fark edememektedir. C&uuml;mlenin son kelimelerine bakıldığında <strong>&ldquo;k&ouml;rd&uuml;r, boşunadır, boştur&rdquo; i</strong>le aktarımın negatif olduğu kolaylıkla anlaşılabilir. Gelişim, bilgi, eylem ve sevgi arasındaki bağlantıları kuran bu c&uuml;mlenin Halil Cibran&rsquo;ın kendisine ait i&ccedil;erikleri taşıdığı s&ouml;ylenebilir. Halil Cibran yavaş ve bilerek gelişmek istemektedir. Farkında olarak gelişmek isteyen kişi farkında olmadığı kaynakları kullanamayacaktır. &ldquo;Her bilgi i&ccedil;inde eylem yoksa boşunadır&rdquo; c&uuml;mlesi ise yanlıştır. Ansiklopediler bir &ccedil;ok bilgi barındırmaktadır. Ancak eylemin bilgi i&ccedil;inde olması değil bilginin eyleme d&ouml;n&uuml;şmesi veya davranışa aktarılması gerekmektedir. Son c&uuml;mlede ise yapılan her eylemin i&ccedil;inde sevgi arayan Halil Cibran sevgisiz olan eylemleri yapmak istemediği de anlaşılabilir. Bu c&uuml;mleyi s&ouml;ylediği zamandan &ouml;nce sevgisiz &ccedil;ok eylem yaptığı ve bundan rahatsız olduğu i&ccedil;in bu c&uuml;mleyi s&ouml;ylediği de ifade edilebilir. NLP&rsquo;nin linguistik kısmının hi&ccedil; g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınmadığı g&ouml;steren bu inceleme, NLP konusundaki yetersizliğin nedenini de a&ccedil;ık&ccedil;a ortaya koymaktadır. Daha da ileri gidilerek Halil Cibran&rsquo;ın Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml;&rsquo;n&uuml;n hayatını y&ouml;nettiği s&ouml;ylenebilir.</p>
<p><strong>&ldquo;İngilizce&rsquo;yi nasıl modelleyebilmişsem tasavvufu da bu şekilde modelleyebilirim&rdquo; </strong>c&uuml;mlesi de ilgin&ccedil;tir. Zira televizyonlarda uzun s&uuml;re yayınlanan &ldquo;Mega hafıza&rdquo; tekniklerini kopyalayarak İngilizce &ouml;ğrenmeyi modellediğini s&ouml;yleyen kişi, Tasavvufu da aynı noktaya &ccedil;ekerek farkında olmadan değersizleştirmektedir. Daha da &uuml;z&uuml;nt&uuml; verici olan &ldquo;anchoring&rdquo; i&ccedil;in &ccedil;ivilemek tanımını kullanan kişi, İngilizce &ouml;ğretirken kişilerin beynini &ccedil;ivilerle doldurmakta ve bunların sonucunun ne olacağını da bilememektedir. <br />
<strong><br />
&ldquo;Tasavvuftaki en &ouml;nemli keramet bilgidir. Bilgiyi kullanan kişi en b&uuml;y&uuml;k keramete sahiptir&rdquo;</strong> c&uuml;mlesi Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml;&rsquo;n&uuml;n ne istediğini de a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;stermektedir. Tasavvufu modelleyebilirse bilgiye sahip olacak, bilgiyi bir tek kendisinin kullanması ile &ldquo;en b&uuml;y&uuml;k&rdquo; keramete sahip olabilecektir. Bu ise daha da karışık bir sonucu ortaya &ccedil;ıkarmakta ve tarikat şeyhi olma isteğini g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne sermektedir. Ancak ne tasavvufu ne de tasavvufla ilgili bir kişiyi modelleyebilmesi m&uuml;mk&uuml;n olmayacaktır.</p>
<p><strong>&ldquo;İnsanın sevgiye sahip olması i&ccedil;in nefsini k&ouml;reltmek gerekiyor, Tasavvufta da &ccedil;ilenin nedeni nefsi k&ouml;reltme &ccedil;abası. Sadece bilgiye sahip olmak nefsini k&ouml;reltmeye yarar mı?</strong> Gibi stratejik bir soruya tasavvufu modellemek i&ccedil;in 4-5 yıldır uğraştığını s&ouml;yleyen kişinin verdiği cevap bir paragraf &uuml;stteki &ouml;ng&ouml;r&uuml;n&uuml;n doğruluğunu da ortaya &ccedil;ıkarmaktadır.<strong> &ldquo;Nefis dediğiniz şey nedir?&rdquo; </strong>verilen cevap bu konuda da yetersizliğin bir g&ouml;stergesidir. R&ouml;portajı yapan kişinin bir NLP uzmanı olduğunu s&ouml;yleyen kişiyi d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; durumu da a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;stermekte ve tebrik edilmesi gerekmektedir. <strong>&ldquo;Ben kişisel Gelişim dergisine r&ouml;portaj vermem&rdquo; </strong>dediği bilinen Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml;&rsquo;den alınan intikamı g&ouml;stermesi a&ccedil;ısından ilgin&ccedil;tir. Zira r&ouml;portajı yapan kişi &ldquo;nefs&rdquo;in ne olduğunu bilmeyen kişiye cevap vermekte <strong>&ldquo;Arzularınız, zevkleriniz desek&hellip;&rdquo;</strong> c&uuml;mlesi ile tasavvufla d&ouml;rt yıldır uğraştığını s&ouml;yleyen kişi ile hesap g&ouml;rmeyi s&uuml;rd&uuml;rmekte ve cevabın sonuna konan &uuml;&ccedil; nokta ile daha da a&ccedil;ıklık kazanmasını sağlamaktadır. R&ouml;portajı d&ouml;kerken &uuml;&ccedil; nokta yerine &uuml;&ccedil; &uuml;nlem koymak istediği bile s&ouml;ylenebilir. Aklından ge&ccedil;enin ne olduğunu burada yazabilmek m&uuml;mk&uuml;n değil.</p>
<p>Bu r&ouml;portajdan &ouml;ğrenilmesi gereken T&uuml;rk&ccedil;e konusundaki yetersizliğin ortaya &ccedil;ıkardığı sonu&ccedil;ların ne kadar hazin olduğudur. Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml; değişimi, gelişimi, NLP&rsquo;yi veya başka şeyleri d&uuml;ş&uuml;nmemekte sadece <strong>&ldquo;en b&uuml;y&uuml;k keramete&rdquo;</strong> sahip olmayı istemektedir, g&ouml;beğinin &uuml;zerine koyduğu iki eli ile. Bir g&uuml;n bunlardan kurtulup<strong> &ldquo;tevazu&rdquo;</strong>nun en b&uuml;y&uuml;k keramet olduğunu fark ettiğinde uzun yıllardır takılıp kaldığı noktadan harekete başlayabilecektir. Bir dış &ouml;nerme ile NLP konusuna başlayan bu kişi i&ccedil;in ne sonu&ccedil;larla karşılaşacağını r&ouml;portajda s&ouml;ylediği bir c&uuml;mle anlatmaktadır.<br />
&ldquo;Yolun sonuna doğru geldik&rdquo;.</font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="214" title="1" title="28 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3331-modellenen-tasavvuf-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modellenen Tasavvuf</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/150-modellenen-tasavvuf.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/150-modellenen-tasavvuf.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:08:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Modellenen]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[Modellenen Tasavvuf &#160; KGD Eyl&#252;l 2005 sayısı &#34;Kadir Kara&#34; R&#246;portajı Kadir Kara&#8217;nın hazırladığı r&#246;portajın başlığı &#8220; D&#246;v&#252;c&#252; tasavvufu modelliyor&#8221; . Tasavvufun modellenmesi hemen ilgi &#231;ekiyor. Kişisel Gelişim dergisinin duruşu bilindiğinde...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><span style="text-transform: uppercase; font-weight: 700"><span class="baslik"><font color="#ff6600">Modellenen Tasavvuf </font></span></span></p>
<p align="right"><font color="#ff9900">&nbsp; </font><span class="baslik"><font color="#ff9900">KGD Eyl&uuml;l 2005 sayısı &quot;Kadir Kara&quot; R&ouml;portajı</font></span></p>
<p class="MsoNormal"><span lang="TR"><font size="2">Kadir Kara&rsquo;nın hazırladığı r&ouml;portajın başlığı &ldquo;<strong> D&ouml;v&uuml;c&uuml; tasavvufu modelliyor&rdquo;</strong> . Tasavvufun modellenmesi hemen ilgi &ccedil;ekiyor. Kişisel Gelişim dergisinin duruşu bilindiğinde G&uuml;len-Nur-Tasavvuf-Tarikat bağlantısı ile bu haber daha da ilgin&ccedil; hale geliyor.</p>
<p>Pek de &ouml;yle olmadığı halde Yeditepe &Uuml;niversitesinde &ccedil;alıştığını ifade eden Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml; daha &ouml;nce NLP, hipnoz, reiki, İngilizce gibi bağlantılardan sonra g&ouml;beğinin &uuml;zerinde birleşmiş iki eli ile tasavvuf konusuna girmesi diğerlerinde &ldquo;istediği sonu&ccedil;lara&rdquo; ulaşmadığını g&ouml;steren bir durum olsa gerek. </p>
<p>Burada inceleyeceğimiz r&ouml;portaj Eyl&uuml;l 2005 Kişisel Gelişim dergisinde yayınlandı. Daha sonra başka kişisel gelişimcilerin r&ouml;portajları da incelenecek. <strong>&ldquo;NLP nedirle başlayalım&rdquo; </strong>sorusun a verilen cevap ilgin&ccedil; <strong>&ldquo;NLP modellemedir, &ccedil;ok fazla tanımı var ama benim tanımım, NLP denge demektir.&rdquo;</strong> NLP&rsquo;nin modelleme olduğu ve daha sonra da denge olduğu ifade edilmesi arasındaki bağlantıların &ldquo;NLP&rsquo;nin dengeli modelleme&rdquo; olduğu s&ouml;ylenebilir. NLP&rsquo;yi denge olarak algılayan kişinin dengeli olmak istediği kolaylıkla s&ouml;ylenebilir. Ancak fiziksel olarak s&ouml;ylenmediğine g&ouml;re başka bir şey ifade edilmeye &ccedil;alışılmakta olabilir. Zira dengedeki sistemler hareket edemez ve gelişemezler. Her adım attığımızda dengemiz bozulmakta ve yeniden dengeye gelmekte ve b&ouml;ylece harekete devam etmekteyiz. O zaman burada NLP&rsquo;nin dengeli olması başka bir noktaya gelirlere taşınmaktadır. Bu bağlantı da bir sonraki paragrafta <strong>&ldquo;Ondan sonra T&uuml;rkiye&rsquo;de bu iş daha iyi y&uuml;r&uuml;d&uuml;&rdquo;</strong> c&uuml;mlesinde ortaya &ccedil;ıkmaktadır. NLP kişinin beyninde dengeli bir iş olarak algılanmaktadır. Zira ge&ccedil;mişte yaptığı işlerde b&uuml;y&uuml;k bir olasılıkla başarı/başarısızlık i&ccedil;eriğinde dengesizlik olduğu da s&ouml;ylenebilir. Bu c&uuml;mleyi s&ouml;yleyen kişiye sorularak &ouml;ğrenilebilir.</p>
<p>&ldquo;<strong>Toplumun genel bir yapısı olduğu doğru. Şayet bu yapıyı bilirseniz genele hitap etmeniz kolay&rdquo; </strong>Bu c&uuml;mle &ouml;nemli zira bu kişinin yaptıklarına, yazdıklarına, s&ouml;ylediklerini bakıldığında bunun ne anlama geldiğini anlamak daha kolay hale gelebilir. T&uuml;rk insanının &ldquo;başarı&rdquo; boşluğunu fark eden bu kişi &ldquo;Başarının Yeni Teknolojisi&rdquo; ve bunun gibi isimleri ve kavramları kullanması da bu boşluğu doldurarak, kendisindeki başarı/maddi boşlukları doldurma isteğinden kaynaklanıyor olabilir. </p>
<p><strong>&ldquo;Ama sonu&ccedil;ta birey değiştiği i&ccedil;in, bireyin &ouml;ğrenme sistemi &ouml;zeldir.&rdquo; </strong>T&uuml;rk&ccedil;e a&ccedil;ısından zihinsel kargaşayı g&ouml;steren bu c&uuml;mle &ouml;rneği bu kişinin yapacağı aktarımlarının da yetersiz olabileceği hakkında bilgi verebilir. &ldquo;Birey değiştiği i&ccedil;in&rdquo; kelimeleri, bireyin kişisel değişimini mi? yoksa farklı bireyi mi ? anlatmaktadır, belli değildir. Devamında s&ouml;ylediği <strong>&ldquo;Terapide ger&ccedil;ek anlamda sonu&ccedil; almanın yolu, terapist kimliğinizin olmasından ge&ccedil;er&rdquo;.</strong> Daha &ouml;nce Tabipler birliği ile başı derde giren kişi, &ouml;ğrenme c&uuml;mlesinden terapiye ge&ccedil;işi de ilgin&ccedil; g&ouml;r&uuml;nmektedir. Bu zihinsel karmaşıklığın devamı olarak algılanmalıdır. </p>
<p><strong>&ldquo;NLP ve tasavvuf ilişkisini biraz a&ccedil;ar mısınız?&rdquo; </strong>sorusuna verilen cevap daha da ilgin&ccedil;tir: <strong>&ldquo;Orada kullanma sebebimiz, kişisel gelişim bir noktadan sonra ruhsal gelişime y&ouml;nelmeye başlıyor&rdquo; </strong>Bu c&uuml;mlede NLP&rsquo;nin kişisel gelişimle bağlantısı kurulmakta ardından ruhsal gelişime ge&ccedil;ilmektedir. Ruhsal Gelişim, Ruhsal zeka gibi kavramlar daha &ccedil;ok tarikat k&uuml;lt&uuml;r&uuml; ile yetişmiş kişilerin s&ouml;ylemleridir. Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml; ise ters taraftan o noktaya ulaşmaktadır. Tam bu noktada tasavvufu modellemenin ruhsal gelişimle bağlantısı kurulmakta bunun gideceği nokta ise yeni bir tarikat oluşumu olabileceği ortaya &ccedil;ıkarmaktadır. B&ouml;ylece tasavvufu modellediğini s&ouml;yleyerek <strong>&ldquo;neden &ouml;ğretim s&uuml;resi 35-40 yıl olan bir şey 3-4 yılda &ouml;ğretilmesin&rdquo; </strong>3-4 yıl boyunca kişileri kendisine bağlamak istediğini de s&ouml;ylemektedir. Ruhsal gelişime y&ouml;nelen kişinin tasavvuf, tarikat, keramet bağlantıları ile yeni bir modelde ortaya &ccedil;ıkacağı s&ouml;ylenebilir. <strong>Baskısı 1998 yılında yayınlanan &ldquo;NLP İ&ccedil;erik Sizi D&uuml;ş&uuml;nmek&rdquo; kitabının 20.nci sayfasında &ldquo;Artık 40 yıl beklememize gerek yok. Artık bu kadar yorulmamıza, gelişmek i&ccedil;in acı &ccedil;ekmeye, bir eser yaratabilmek i&ccedil;in ilham perisini beklememize gerek yok.&rdquo; Yukarıdaki c&uuml;mlelerin nereden alıntılandığı da ortaya &ccedil;ıkmaktadır. </strong></p>
<p>&quot;<strong>Modellemek nereden aklınıza geldi sorusuna &ldquo; Bunların hepsi i&ccedil;e doğru yolculuk. Sonu&ccedil;ta yetiştiğimiz k&uuml;lt&uuml;rde bu t&uuml;r işlerle uğraşan insanların bu yolculuğu yaptığını g&ouml;r&uuml;yoruz&rdquo;</strong> Ruhsal gelişim bağlantısı burada biraz daha daha a&ccedil;ık olarak ortaya &ccedil;ıkıyor. Başkalarının yaptıklarını yapmaya &ccedil;alışmak &ldquo;modelleme&rdquo; yaptığını s&ouml;yleyen kişi i&ccedil;in hazin bir c&uuml;mledir. Zira bu c&uuml;mle &ldquo;modellemek&rdquo; yerine &ldquo;kopyalamak&rdquo; yaptığını g&ouml;steren &ouml;nemli bir delildir. B&ouml;ylece kendisinin başkalarını kopyalayarak değiştiğini ifade eden kişinin yaratıcılığını kullanabilmesi ve &ldquo;yeni&rdquo; bir şey yapması m&uuml;mk&uuml;n olmayacaktır. </p>
<p><strong>&ldquo;Bakın ben &ouml;ğrendiklerimin b&uuml;y&uuml;k kısmını T&uuml;rkiye&rsquo;de &ouml;ğrendim&rdquo;</strong> c&uuml;mlesi bu r&ouml;portajda s&ouml;ylenen tek doğru c&uuml;mle olsa gerektir. Zira İngiltere&rsquo;den d&ouml;nd&uuml;kten sonraki 6 ay i&ccedil;inde ne yaptığını bu kişiye sormak ve cevabını almak durumu net olarak ortaya &ccedil;ıkaracaktır. Herşeyi T&uuml;rkiye&rsquo;de &ouml;ğrendiğini s&ouml;yleyen kişi 1300 kitap okuduğunu da aynı paragrafta ifade etmektedir. 1300 kitap, bir g&uuml;nde bir okunursa 4 yıla yakın bir s&uuml;reyi kapsamaktadır. 2 g&uuml;nde okunursa, 8 yıl, 5 g&uuml;nde okunursa 20 yılı kapsayacaktır. O zaman bu kitapların okunduğu değil, sadece karıştırıldığı kolaylıkla anlaşılabilir. </p>
<p>Ancak Halil Cibran&rsquo;ın &ldquo;<strong> Hızlı gelişim bilgiden yoksunsa k&ouml;r olur, her bilgi i&ccedil;inde eylem yoksa boşunadır ve her eylem i&ccedil;inde sevgi yoksa boştur&rdquo; </strong>c&uuml;mlesini kitabının başına yazdığını s&ouml;yleyen kişi yine &ldquo;dış dil&rdquo; kullanmakta ve bu c&uuml;mlenin Halil Cibran&rsquo;ın kendi i&ccedil;eriklerini aktardığını &ldquo;kopyaladığı &rdquo; i&ccedil;in fark edememektedir. C&uuml;mlenin son kelimelerine bakıldığında <strong>&ldquo;k&ouml;rd&uuml;r, boşunadır, boştur&rdquo; i</strong>le aktarımın negatif olduğu kolaylıkla anlaşılabilir. Gelişim, bilgi, eylem ve sevgi arasındaki bağlantıları kuran bu c&uuml;mlenin Halil Cibran&rsquo;ın kendisine ait i&ccedil;erikleri taşıdığı s&ouml;ylenebilir. Halil Cibran yavaş ve bilerek gelişmek istemektedir. Farkında olarak gelişmek isteyen kişi farkında olmadığı kaynakları kullanamayacaktır. &ldquo;Her bilgi i&ccedil;inde eylem yoksa boşunadır&rdquo; c&uuml;mlesi ise yanlıştır. Ansiklopediler bir &ccedil;ok bilgi barındırmaktadır. Ancak eylemin bilgi i&ccedil;inde olması değil bilginin eyleme d&ouml;n&uuml;şmesi veya davranışa aktarılması gerekmektedir. Son c&uuml;mlede ise yapılan her eylemin i&ccedil;inde sevgi arayan Halil Cibran sevgisiz olan eylemleri yapmak istemediği de anlaşılabilir. Bu c&uuml;mleyi s&ouml;ylediği zamandan &ouml;nce sevgisiz &ccedil;ok eylem yaptığı ve bundan rahatsız olduğu i&ccedil;in bu c&uuml;mleyi s&ouml;ylediği de ifade edilebilir. NLP&rsquo;nin linguistik kısmının hi&ccedil; g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınmadığı g&ouml;steren bu inceleme, NLP konusundaki yetersizliğin nedenini de a&ccedil;ık&ccedil;a ortaya koymaktadır. Daha da ileri gidilerek Halil Cibran&rsquo;ın Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml;&rsquo;n&uuml;n hayatını y&ouml;nettiği s&ouml;ylenebilir.</p>
<p><strong>&ldquo;İngilizce&rsquo;yi nasıl modelleyebilmişsem tasavvufu da bu şekilde modelleyebilirim&rdquo; </strong>c&uuml;mlesi de ilgin&ccedil;tir. Zira televizyonlarda uzun s&uuml;re yayınlanan &ldquo;Mega hafıza&rdquo; tekniklerini kopyalayarak İngilizce &ouml;ğrenmeyi modellediğini s&ouml;yleyen kişi, Tasavvufu da aynı noktaya &ccedil;ekerek farkında olmadan değersizleştirmektedir. Daha da &uuml;z&uuml;nt&uuml; verici olan &ldquo;anchoring&rdquo; i&ccedil;in &ccedil;ivilemek tanımını kullanan kişi, İngilizce &ouml;ğretirken kişilerin beynini &ccedil;ivilerle doldurmakta ve bunların sonucunun ne olacağını da bilememektedir. <br />
<strong><br />
&ldquo;Tasavvuftaki en &ouml;nemli keramet bilgidir. Bilgiyi kullanan kişi en b&uuml;y&uuml;k keramete sahiptir&rdquo;</strong> c&uuml;mlesi Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml;&rsquo;n&uuml;n ne istediğini de a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;stermektedir. Tasavvufu modelleyebilirse bilgiye sahip olacak, bilgiyi bir tek kendisinin kullanması ile &ldquo;en b&uuml;y&uuml;k&rdquo; keramete sahip olabilecektir. Bu ise daha da karışık bir sonucu ortaya &ccedil;ıkarmakta ve tarikat şeyhi olma isteğini g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne sermektedir. Ancak ne tasavvufu ne de tasavvufla ilgili bir kişiyi modelleyebilmesi m&uuml;mk&uuml;n olmayacaktır.</p>
<p><strong>&ldquo;İnsanın sevgiye sahip olması i&ccedil;in nefsini k&ouml;reltmek gerekiyor, Tasavvufta da &ccedil;ilenin nedeni nefsi k&ouml;reltme &ccedil;abası. Sadece bilgiye sahip olmak nefsini k&ouml;reltmeye yarar mı?</strong> Gibi stratejik bir soruya tasavvufu modellemek i&ccedil;in 4-5 yıldır uğraştığını s&ouml;yleyen kişinin verdiği cevap bir paragraf &uuml;stteki &ouml;ng&ouml;r&uuml;n&uuml;n doğruluğunu da ortaya &ccedil;ıkarmaktadır.<strong> &ldquo;Nefis dediğiniz şey nedir?&rdquo; </strong>verilen cevap bu konuda da yetersizliğin bir g&ouml;stergesidir. R&ouml;portajı yapan kişinin bir NLP uzmanı olduğunu s&ouml;yleyen kişiyi d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; durumu da a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;stermekte ve tebrik edilmesi gerekmektedir. <strong>&ldquo;Ben kişisel Gelişim dergisine r&ouml;portaj vermem&rdquo; </strong>dediği bilinen Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml;&rsquo;den alınan intikamı g&ouml;stermesi a&ccedil;ısından ilgin&ccedil;tir. Zira r&ouml;portajı yapan kişi &ldquo;nefs&rdquo;in ne olduğunu bilmeyen kişiye cevap vermekte <strong>&ldquo;Arzularınız, zevkleriniz desek&hellip;&rdquo;</strong> c&uuml;mlesi ile tasavvufla d&ouml;rt yıldır uğraştığını s&ouml;yleyen kişi ile hesap g&ouml;rmeyi s&uuml;rd&uuml;rmekte ve cevabın sonuna konan &uuml;&ccedil; nokta ile daha da a&ccedil;ıklık kazanmasını sağlamaktadır. R&ouml;portajı d&ouml;kerken &uuml;&ccedil; nokta yerine &uuml;&ccedil; &uuml;nlem koymak istediği bile s&ouml;ylenebilir. Aklından ge&ccedil;enin ne olduğunu burada yazabilmek m&uuml;mk&uuml;n değil.</p>
<p>Bu r&ouml;portajdan &ouml;ğrenilmesi gereken T&uuml;rk&ccedil;e konusundaki yetersizliğin ortaya &ccedil;ıkardığı sonu&ccedil;ların ne kadar hazin olduğudur. Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml; değişimi, gelişimi, NLP&rsquo;yi veya başka şeyleri d&uuml;ş&uuml;nmemekte sadece <strong>&ldquo;en b&uuml;y&uuml;k keramete&rdquo;</strong> sahip olmayı istemektedir, g&ouml;beğinin &uuml;zerine koyduğu iki eli ile. Bir g&uuml;n bunlardan kurtulup<strong> &ldquo;tevazu&rdquo;</strong>nun en b&uuml;y&uuml;k keramet olduğunu fark ettiğinde uzun yıllardır takılıp kaldığı noktadan harekete başlayabilecektir. Bir dış &ouml;nerme ile NLP konusuna başlayan bu kişi i&ccedil;in ne sonu&ccedil;larla karşılaşacağını r&ouml;portajda s&ouml;ylediği bir c&uuml;mle anlatmaktadır.<br />
&ldquo;Yolun sonuna doğru geldik&rdquo;.</font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="237" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/150-modellenen-tasavvuf.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİŞİSEL GELİŞİM GELİŞTİRİR Mİ? MEHMET GAYRETLİ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/148-kisisel-gelisim-gelistirir-mi-mehmet-gayretli.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/148-kisisel-gelisim-gelistirir-mi-mehmet-gayretli.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:07:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[GAYRETL]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[KİŞİSEL GELİŞİM GELİŞTİRİR Mİ? &#160; MEHMET GAYRETLİ &#160; Hayatımıza her g&#252;n yeni kavramlar giriyor. Bunlardan bazıları unutulup giderken, bazıları, sanki yıllardır kullandığımız, konuştuğumuz kavramlarmış gibi yer ediyor. Bu kavramlar hayat...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="style3" align="center"><strong><font color="#ff6600" size="3" face="Verdana">KİŞİSEL GELİŞİM GELİŞTİRİR Mİ? </font></strong></p>
<p class="style3" align="center">&nbsp;</p>
<div align="left"><span class="style1">MEHMET GAYRETLİ</span></div>
<div align="right"><span class="style1">&nbsp;</span></div>
<p class="style3"><font size="2" face="Verdana">Hayatımıza her g&uuml;n yeni kavramlar giriyor. Bunlardan bazıları unutulup giderken, bazıları, sanki yıllardır kullandığımız, konuştuğumuz kavramlarmış gibi yer ediyor. Bu kavramlar hayat tarzımızı, d&uuml;nyaya bakışımızı, ilişkilerimizi, kaynaklandığı k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n havasını taşıyarak etkiliyor. İşte bu kavramlardan biri de, son yıllarda &ccedil;ok reva&ccedil;ta olan &ldquo;kişisel gelişim&rdquo;. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Modernleşme s&uuml;recinde toplum olarak kentleşirken, geleneksel değerlerimizden hayli uzaklaştık. Taşrada yaşarken bildiğimiz insani ilişkiler, kentli olunduktan sonra hafızalardan silinmek &uuml;zere. Taşradaki sıcaklık ve samimiyet, kentli i&ccedil;in nostalji olarak duruyor. Kimi zaman hatırlayıp hayıflanıyoruz. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">K&ouml;y ve kasabalarda n&uuml;fus azalırken, kalabalıklaşan kent merkezlerini, geleneksel değerlerini yitirmiş, &ccedil;ıkar ve menfaat peşinden koşan insanlar dolduruyor. Bu ortamda insan her g&uuml;n biraz daha yalnızlaşıyor. </font></p>
<p align="center"><strong><font size="2" face="Verdana">Kaybedileni telafi &ccedil;abaları </font></strong></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Bu yalnızlık, insani ilişkilerin zayıflığı hatta kopukluğu, tamamen sanayileşmiş toplumlarda &ccedil;ok daha belirgindir. Batı&#8217;da bu sorunu konu edinen, &ccedil;&ouml;z&uuml;m &ouml;nerileri sunan &ccedil;alışmalar dev&acirc;s&acirc; bir yek&ucirc;n teşkil eder. Her g&uuml;n &ldquo;terapi&rdquo; vaad eden yeni bir moda, yeni bir akım ortaya &ccedil;ıkar. Esasen batılı insanın y&ouml;nelişlerinin arka pl&acirc;nında hep bu yalnızlık, insani ilişkilerdeki kopukluk vardır. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Bu arayışa ilk &ouml;nemli &ouml;rneklerden biri, Amerikalı yazar Dale Carnegie&#8217;nin 1950&#8242;li yıllarda kaleme aldığı &ldquo;Dost Kazanma Sanatı&rdquo; adlı kitaptır. Bu kitap, kentleşmenin kaybettirdiği değerler &uuml;zerine bir arayış mahiyetindedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanlar &ccedil;ok katlı apartmanlarda, kalabalık kentlerde yaşamasına rağmen o kadar yalnızdır ki, &ldquo;dost kazanmak&rdquo; ciddi bir ihtiya&ccedil;tır ve bunun &ldquo;&ouml;ğrenilmesi&rdquo; gerekir. Kitap &ccedil;ok tutulur. Bunun &uuml;zerine benzeri pek &ccedil;ok rehber kitap ortaya &ccedil;ıkar. Derken, bir toplumsal krize samimi bir arayış olarak başlayan &ccedil;abalar, &ldquo;kişisel gelişim&rdquo; adıyla hayli k&acirc;rlı bir sekt&ouml;r haline geliverir. Kendilerini takip edenlere, ailede, işte, her t&uuml;r sosyal ortamda başarı ve prestij vaad eden pek &ccedil;ok ekol ortaya &ccedil;ıkar. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Y&uuml;z yılı aşkın zamandır modernleşme sancıları ile kıvranan &uuml;lkemiz de bu furyadan nasibini alır. &Ouml;nceleri, Carnegie ve Herbert Casson gibi yazarların &ccedil;evirileri, y&ouml;neticilerin nasıl başarılı olacağı konusunda terc&uuml;me ve telif kitaplar derken, her biri başka bir kişisel gelişim ekol&uuml;n&uuml; temsilen seminerler veren kuruluşlar piyasaya &ccedil;ıkmıştır. </font></p>
<p align="center"><strong><font size="2" face="Verdana">Huzuru &lsquo;başarı&#8217;da aramak </font></strong></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Kişisel gelişim, en genel ifadeyle, gittik&ccedil;e vahşileşen bir d&uuml;nyada ayakta kalabilmenin, maneviyat krizi yaşayan Batı&#8217;nın &ccedil;ırpınışını ifade eder. Onca refaha ve imkana rağmen, batılı insan mutlu ve huzurlu değil. Zira medeniyetleri maddi değerler &uuml;zerine kurulu. Tarihleri ve k&uuml;lt&uuml;rleri kalıcı, k&ouml;kl&uuml; bir huzur sağlamaya elverişli değil. Sayısız terapi y&ouml;ntemlerinin ve Uzakdoğu felsefeleri başta olmak &uuml;zere farklı y&ouml;nelişlerin bu kadar yaygınlaşması bu y&uuml;zden. Kişisel gelişim de bu y&ouml;nelişin başka bir y&uuml;z&uuml;. Kendine g&uuml;ven duygusu edinebilmek, hayatla baş edebilmek i&ccedil;in bir y&ouml;ntem. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Ancak kişisel gelişim programlarının, bu hedeflerinde onlara yardım ettiği s&ouml;ylenemez. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanın ger&ccedil;ek saadeti, ruhu itminana erdiren bir iman ve hayat telakkisi ile m&uuml;mk&uuml;n. Temelde bu olmayınca, ne kişisel gelişim programları, ne terapi y&ouml;ntemleri ne de felsefi y&ouml;nelişler işe yarar. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Kişisel gelişim felsefesinin temelinde, Uzakdoğu felsefelerinde fazlasıyla bulunan, sağlıklı ve dengeli bir şahsiyet i&ccedil;in &ldquo;kişisel farkındalık&rdquo; veya &ldquo;kendini tanıma&rdquo; yatmaktadır. Bu kavram, bizim &ldquo;nefsini bilme/ma&#8217;rifet&uuml;n-nefs&rdquo; kavramını &ccedil;ağrıştırır. Ancak aralarını kalın bir &ccedil;izgiyle ayırmak gerekir. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">&ldquo;Kişisel gelişim&rdquo; a&ccedil;ısından &ldquo;kişisel farkındalık&rdquo; kavramı sadece sağlıklı ilişkiler kurabilme, iş hayatında başarılı olabilme amacıyla bir &ouml;nem taşır. Yani yaslandığı zemin tamamen d&uuml;nyev&icirc;dir. Halbuki bizim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zde, &ldquo;kendini tanıma&rdquo;, insanın hayatta mutlak hakikate ulaşabilmesi ve insanın Rabbi&#8217;ni tanıyabilmesi s&uuml;recinin bir par&ccedil;asıdır. Kaynağı, zemini il&acirc;hi bilgidir. Hedefi d&uuml;nyada prestij ve &uuml;st&uuml;nl&uuml;k kazanmak değil, iki cihanda mutluluğu tahsil etmektir. </font></p>
<p align="center"><strong><font size="2" face="Verdana">&lsquo;&Ouml;teki d&uuml;nya&#8217;nın Truva atı </font></strong></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Kendini tanıma &ccedil;abamızı, insanlara karşı g&uuml;ler y&uuml;zl&uuml; olma gayretimizi ve insanlar arası ilişkilerdeki hassasiyetimizi kullanan kişisel gelişim sekt&ouml;r&uuml;, din&icirc; hassasiyet sahipleri arasında da yer almaya &ccedil;alışıyor. Bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;inde, &ccedil;oğunlukla ticari hedeflerle ve hadisenin i&ccedil; y&uuml;z&uuml;n&uuml; d&uuml;ş&uuml;nme ihtiyacı bile hissetmeden bazı m&uuml;tedeyyin yazarlar da bu kervana katılmışlardır. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Mevzuatla &ccedil;atışmadık&ccedil;a isteyenin dilediği yolla para kazanabileceği mevcut ekonomik ortamda, bir ticari faaliyet olarak kişisel gelişimi eleştirmek elbette m&uuml;mk&uuml;n değil. Ne var ki &ccedil;ıktığı d&uuml;nyanın hayat felsefesini, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;, iş ve başarı anlayışını, hatta inan&ccedil;larını taşıdığını unutmamamız gerekiyor. Hele de kişisel gelişimi isl&acirc;m&icirc; kavram ve prensiplerle irtibatlandırarak satma &ccedil;abasının nasıl ciddi bir tahrifat ve tahribat tehlikesi taşıdığını anlamamız gerekiyor. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">Kişisel gelişimin, bir yandan başarılı, kendisiyle barışık, dengeli kişilik vaad ederken, diğer yandan bedel talep etmesi, esasen konunun ger&ccedil;ek y&uuml;z&uuml; hakkında &ouml;nemli bir fikir verir. Evet, kişisel gelişimin doğduğu d&uuml;nyada &ldquo;mutluluk&rdquo; ve &ldquo;başarı&rdquo; satılır ve satın alınır! Her şeyin bir &uuml;creti vardır. Hayatı bu ilkeye g&ouml;re değerlendiren d&uuml;ş&uuml;ncenin hayata, mutluluğa, başarıya dair s&ouml;yleyecekleri ne &ouml;l&ccedil;&uuml;de sahici olabilir? </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">İnsanların &ouml;n&uuml;ne, kurtuluşa, huzura erdirmek vaadleriyle onları oyalayan, &uuml;st&uuml;ne &uuml;stl&uuml;k yabancı bir k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; empoze ederek kendi k&ouml;kleriyle irtibatını zayıflatan zararlı re&ccedil;eteler koymamak gerekir. </font></p>
<p><font size="2" face="Verdana">K&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zden, &ouml;rf&uuml;m&uuml;zden, inancımızdan uzaklaştığımız m&uuml;ddet&ccedil;e zarar ettiğimizi anlamalıyız. Batı&#8217;nın kaybettiğini, sanki biz kaybetmişiz gibi onlarla birlikte aramanın ne anlamı var? Hele ki onların da arayıp bulmaları gereken şey, bizim elimizde hazır dururken&#8230;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="209" title="1" title="15 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/148-kisisel-gelisim-gelistirir-mi-mehmet-gayretli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern Tarikatların Öyküsü&#8221;Ruhsal Ticaret Pazarı&#8221;</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/3330-modern-tarikatlarin-oykusuruhsal-ticaret-pazari-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/3330-modern-tarikatlarin-oykusuruhsal-ticaret-pazari-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:05:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Beceriksiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Eski]]></category>
		<category><![CDATA[Guru]]></category>
		<category><![CDATA[Hafta Sonu]]></category>
		<category><![CDATA[Modern]]></category>
		<category><![CDATA[New Age]]></category>
		<category><![CDATA[Pazar]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[Ruhsal Ticaret Pazarı (Ruhsal Yol&#8217;unuzda ilerlerken ayağınızı nereye bastığınıza dikkat edin !) Modern Tarikatların Öyküsü Bir süredir hiyerarşik bir düzen arz eden bir mekanizmanın etkisiyle, Batı&#8217;da dinlerin etkilerini yitirmesi ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Ruhsal Ticaret Pazarı </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">(Ruhsal Yol&#8217;unuzda ilerlerken ayağınızı nereye bastığınıza dikkat edin !)</span></h3>
<h3><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Modern Tarikatların Öyküsü<a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg?referer=');"></a><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg?referer=');"></a></span></h3>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg?referer=');"></a><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg?referer=');"><img class="aligncenter" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" alt="" width="490" height="367" /></a></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bir süredir hiyerarşik bir düzen arz eden bir mekanizmanın etkisiyle, Batı&#8217;da dinlerin etkilerini yitirmesi ve oluşan Ruhsal Boşluk nedeniyle, tanımlanmaları güç pek çok irili ufaklı tarikat doğmuştur. Dünya medyasında adları çokça duyulan ve her köşede piyonu bulunan &#8220;Büyük Tenorlar&#8221; dışında, görünürde zararsız pek çok grup vardır.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu gruplar şu görünümlere sahip olabilirler :</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">· Entelektüel, Spiritüel araştırma<br />
 · Ezoterik esinlenme<br />
 · &#8220;Bin Yılcı&#8221; (Millenarist), Kıyametçi korku ve manileri kullananlar<br />
 · Yaygın (ve baskıcı) ideolojilerden bağımsız olma iddiasındakiler<br />
 · Gerçekdışçılık ve delilik sınırlarında dolaşan dua ve şifa &#8220;rahipleri&#8221;<br />
 · Yeni kutsal kitaplara sahip olduklarını iddia edenler. Bunlar birleştirici görünüp sadece bölücü görev ifşa ederler.<br />
 · Alternatif Tıp görünümlü New Age ve bir hafta sonu kursuyla doğan gruplar<br />
 · Doğal Yaşamı &#8220;vitrin&#8221; olarak seçen gruplar<br />
 · Etkili olmak üzerine kurslar, konferanslar veren, ticari rekabet gücü vaadinde olanlar<br />
 · Piramidal yapıya sahip olan ve daha iyi bir potansiyel ve refaha ulaşılacağını söyleyenler<br />
 · Vb.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu gibi gruplar, bakmayı ve görmeyi bilenler için, kimi zaman &#8220;tarikat&#8221;e dönüşebilme özelliği arz ederler.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Modern Tarikatlar gerçek bir tehlike kaynağıdırlar çünkü üyelerini fiziksel, ruhsal ve maddi bağımlılığa, yalnızlığa (grup olarak bile) ve kişilik kaybına mahkum ederler. Böyle tarikatlar şu özellikleriyle fark edilebilirler:</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Otoritesi tartışılmaz bir lider: </strong>Gücü son derece iyi yapılanmış bir hiyerarşiye dayanan, Tanrısal ilhama, bir peygamber gibi Vahiy&#8217;e sahip, eski geleneklerin beceriksiz bir karışımından oluşmuş ya da özgün bir sentez ideolojinin sözcüsü olan bir Başkan ya da Guru (erkek ya da kadın olabilir). Bu lider şunları uygular:</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>A) Zihin kontrolü yöntemleri: </strong>Bir doktrini zihine sokma, grup baskısı, fanatikleştirme, &#8220;arındırma&#8221;. Bu işlemler kişiyi izole eder ve gerçeklikten koparır. Bu işlemler detaylarıyla şöyle gerçekleşirler:</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">· Öğretilen doktrinin, tutulan yolun, önerilen metotların gerçekliğine aşırılıkla ve körcesine inanma ve yargılamadan uygulama<br />
 · En ilkelinden en gelişmişine bütün emirlere kayıtsız şartsız itaat etme. Sağduyu ve özgür iradenin ortadan kalkması ve bu yolla kişiliğin, düşünmenin, kendini yargılama ve kurtarma yetisinin, yeni bir Yol&#8217;a başlama olanağının, kısaca kendini bilmenin geri dönüşü olmayan bir şekilde yok olmaya başlaması.<br />
 · Politikacıların tek taraflı ve monolog söylemlerini andıran bir dille konuşulması. Bilgisizlik, kargaşa ve gizemin artmasını amaçlayan, verilen dogmalara uygun, tek açılı bakışın &#8220;Gerçek&#8221; olarak tanıtılması.<br />
 · Bir Elit&#8217;e üye olmanın verdiği &#8220;ödüllendirilme&#8221; ve &#8220;onurlandırılma&#8221; duygularının kullanılması. İdealizmin kasıtlı ve zararlı bir abartıyla kullanılarak grup değerlerini her şeyden üstte tutma ve üyenin kişiliğinin tamamen yok olması.<br />
 · İyileşme, Günahlardan Arınma, fizik, psişik ya da ekonomik mucize yaratan ilaç ve formüller vaat edilmesi.<br />
 · Gerçeklikten &#8220;koparan&#8221; bir dünya görüşünün benimsetilmesi: &#8220;Sadece içerideki iyidir, dışarıda kalan her zaman kötüdür&#8221; görüşü. İlişkilerin kötüye gitmesi ve dışa karşı düşmanlık duyguları beslenmesi. Mesleki, sosyal, arkadaşlık ilişkilerinin zarar görmesi ve yavaş ya da hızlı bir şekilde Ailelerin parçalanması sonucunun doğması ya da &#8220;grup&#8221; içi geçersiz, geçici, gayri kanuni ve ahlaki aileler yaratılması.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>B) Ahlâka uygun olmayan ve onursuz yollarla üye temini: </strong>Farklı kimlikle tanınma, çeşitli manipülasyon, doğru görünen ama bunun aksi olan durumlar yaratma. Bu yollarla, ruhsal araştırma içinde olan, kimi zaman da fizik ya da psişik dengesizlik durumunda (matem, boşanma, kaza, hastalık, sakatlık, haksız işten çıkarılma, hapishaneden yeni çıkma, işsizlik, alkol ve diğer uyuşturucu madde bağımlılığı) bulunan kişilere &#8220;daha iyi bir yaşam&#8221; vaat etme. Bu kişiler &#8220;akıllı&#8221; ya da uç derecede &#8220;saf&#8221; olsalar bile, yaşamlarının belli bir döneminde &#8220;zayıflık&#8221; durumunda olabilirler.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>C) Üyelerin ekonomik olduğu kadar fiziksel açıdan da &#8220;kullanılmaları&#8221; </strong>ve üyelerle liderler arasında belirgin bir refah seviyesi farkı oluşması. Bazı üyeler çoğunlukla maddi ve manevi tüm varlıklarını kaybederler. Bu süreç, üyenin en başta seve seve yaptığı ve normal olarak gösterilen &#8220;bağış&#8221; görünümünde, bazı ruhsal yöntem ve söylemlerle dolaylı ya da doğrudan desteklenen isteklerle başlar.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>D) Tehdit (fiziksel, ruhsal, ekonomik): </strong>Grubu terk etmek ya da sadece ailesine açılmak ve durumunu gerçekten iyileştirmek isteyen üyeyi rahatsız etme.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sonuç:<br />
 Bir grubu dışarıdan ya da &#8220;Gerçeği&#8221; bulacağınız ümidiyle üyesi olmak niyetiyle incelerken, yukarıda sıraladığımız özelliklerin sayısına ve bunların birbirini destekleme ve yoğunluklarına bağlı olarak, o grubun ya da hareketin tehlikelilik derecesini ölçebilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sonuç olarak: Son derece dikkatli olunuz!</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şunu biliniz ve farkında olunuz ki:</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">&#8220;Gerçek özgürlük ne size verilendir ne de başkalarından aldığınız&#8230; Gerçek özgürlük her türlü şartlanmanın dışında içinizde yaratacağınızdır.&#8221;</span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="230" title="1" title="02 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/3330-modern-tarikatlarin-oykusuruhsal-ticaret-pazari-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern Tarikatların Öyküsü&#8221;Ruhsal Ticaret Pazarı&#8221;</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/146-modern-tarikatlarin-oykusuruhsal-ticaret-pazari.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/146-modern-tarikatlarin-oykusuruhsal-ticaret-pazari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:05:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Beceriksiz]]></category>
		<category><![CDATA[Bile]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[Eden]]></category>
		<category><![CDATA[Eski]]></category>
		<category><![CDATA[Guru]]></category>
		<category><![CDATA[Hafta Sonu]]></category>
		<category><![CDATA[Modern]]></category>
		<category><![CDATA[New Age]]></category>
		<category><![CDATA[Pazar]]></category>
		<category><![CDATA[Rekabet]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhsal]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikat]]></category>
		<category><![CDATA[Tarikatlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[Ruhsal Ticaret Pazarı (Ruhsal Yol&#8217;unuzda ilerlerken ayağınızı nereye bastığınıza dikkat edin !) Modern Tarikatların Öyküsü Bir süredir hiyerarşik bir düzen arz eden bir mekanizmanın etkisiyle, Batı&#8217;da dinlerin etkilerini yitirmesi ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Ruhsal Ticaret Pazarı </strong></span></h3>
<h3><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">(Ruhsal Yol&#8217;unuzda ilerlerken ayağınızı nereye bastığınıza dikkat edin !)</span></h3>
<h3><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Modern Tarikatların Öyküsü<a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg?referer=');"></a><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg?referer=');"></a></span></h3>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg?referer=');"></a><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg?referer=');"><img class="aligncenter" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/Ruhsal_Gelisim.jpg" alt="" width="490" height="367" /></a></span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bir süredir hiyerarşik bir düzen arz eden bir mekanizmanın etkisiyle, Batı&#8217;da dinlerin etkilerini yitirmesi ve oluşan Ruhsal Boşluk nedeniyle, tanımlanmaları güç pek çok irili ufaklı tarikat doğmuştur. Dünya medyasında adları çokça duyulan ve her köşede piyonu bulunan &#8220;Büyük Tenorlar&#8221; dışında, görünürde zararsız pek çok grup vardır.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu gruplar şu görünümlere sahip olabilirler :</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">· Entelektüel, Spiritüel araştırma<br />
 · Ezoterik esinlenme<br />
 · &#8220;Bin Yılcı&#8221; (Millenarist), Kıyametçi korku ve manileri kullananlar<br />
 · Yaygın (ve baskıcı) ideolojilerden bağımsız olma iddiasındakiler<br />
 · Gerçekdışçılık ve delilik sınırlarında dolaşan dua ve şifa &#8220;rahipleri&#8221;<br />
 · Yeni kutsal kitaplara sahip olduklarını iddia edenler. Bunlar birleştirici görünüp sadece bölücü görev ifşa ederler.<br />
 · Alternatif Tıp görünümlü New Age ve bir hafta sonu kursuyla doğan gruplar<br />
 · Doğal Yaşamı &#8220;vitrin&#8221; olarak seçen gruplar<br />
 · Etkili olmak üzerine kurslar, konferanslar veren, ticari rekabet gücü vaadinde olanlar<br />
 · Piramidal yapıya sahip olan ve daha iyi bir potansiyel ve refaha ulaşılacağını söyleyenler<br />
 · Vb.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Bu gibi gruplar, bakmayı ve görmeyi bilenler için, kimi zaman &#8220;tarikat&#8221;e dönüşebilme özelliği arz ederler.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Modern Tarikatlar gerçek bir tehlike kaynağıdırlar çünkü üyelerini fiziksel, ruhsal ve maddi bağımlılığa, yalnızlığa (grup olarak bile) ve kişilik kaybına mahkum ederler. Böyle tarikatlar şu özellikleriyle fark edilebilirler:</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>Otoritesi tartışılmaz bir lider: </strong>Gücü son derece iyi yapılanmış bir hiyerarşiye dayanan, Tanrısal ilhama, bir peygamber gibi Vahiy&#8217;e sahip, eski geleneklerin beceriksiz bir karışımından oluşmuş ya da özgün bir sentez ideolojinin sözcüsü olan bir Başkan ya da Guru (erkek ya da kadın olabilir). Bu lider şunları uygular:</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>A) Zihin kontrolü yöntemleri: </strong>Bir doktrini zihine sokma, grup baskısı, fanatikleştirme, &#8220;arındırma&#8221;. Bu işlemler kişiyi izole eder ve gerçeklikten koparır. Bu işlemler detaylarıyla şöyle gerçekleşirler:</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">· Öğretilen doktrinin, tutulan yolun, önerilen metotların gerçekliğine aşırılıkla ve körcesine inanma ve yargılamadan uygulama<br />
 · En ilkelinden en gelişmişine bütün emirlere kayıtsız şartsız itaat etme. Sağduyu ve özgür iradenin ortadan kalkması ve bu yolla kişiliğin, düşünmenin, kendini yargılama ve kurtarma yetisinin, yeni bir Yol&#8217;a başlama olanağının, kısaca kendini bilmenin geri dönüşü olmayan bir şekilde yok olmaya başlaması.<br />
 · Politikacıların tek taraflı ve monolog söylemlerini andıran bir dille konuşulması. Bilgisizlik, kargaşa ve gizemin artmasını amaçlayan, verilen dogmalara uygun, tek açılı bakışın &#8220;Gerçek&#8221; olarak tanıtılması.<br />
 · Bir Elit&#8217;e üye olmanın verdiği &#8220;ödüllendirilme&#8221; ve &#8220;onurlandırılma&#8221; duygularının kullanılması. İdealizmin kasıtlı ve zararlı bir abartıyla kullanılarak grup değerlerini her şeyden üstte tutma ve üyenin kişiliğinin tamamen yok olması.<br />
 · İyileşme, Günahlardan Arınma, fizik, psişik ya da ekonomik mucize yaratan ilaç ve formüller vaat edilmesi.<br />
 · Gerçeklikten &#8220;koparan&#8221; bir dünya görüşünün benimsetilmesi: &#8220;Sadece içerideki iyidir, dışarıda kalan her zaman kötüdür&#8221; görüşü. İlişkilerin kötüye gitmesi ve dışa karşı düşmanlık duyguları beslenmesi. Mesleki, sosyal, arkadaşlık ilişkilerinin zarar görmesi ve yavaş ya da hızlı bir şekilde Ailelerin parçalanması sonucunun doğması ya da &#8220;grup&#8221; içi geçersiz, geçici, gayri kanuni ve ahlaki aileler yaratılması.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>B) Ahlâka uygun olmayan ve onursuz yollarla üye temini: </strong>Farklı kimlikle tanınma, çeşitli manipülasyon, doğru görünen ama bunun aksi olan durumlar yaratma. Bu yollarla, ruhsal araştırma içinde olan, kimi zaman da fizik ya da psişik dengesizlik durumunda (matem, boşanma, kaza, hastalık, sakatlık, haksız işten çıkarılma, hapishaneden yeni çıkma, işsizlik, alkol ve diğer uyuşturucu madde bağımlılığı) bulunan kişilere &#8220;daha iyi bir yaşam&#8221; vaat etme. Bu kişiler &#8220;akıllı&#8221; ya da uç derecede &#8220;saf&#8221; olsalar bile, yaşamlarının belli bir döneminde &#8220;zayıflık&#8221; durumunda olabilirler.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>C) Üyelerin ekonomik olduğu kadar fiziksel açıdan da &#8220;kullanılmaları&#8221; </strong>ve üyelerle liderler arasında belirgin bir refah seviyesi farkı oluşması. Bazı üyeler çoğunlukla maddi ve manevi tüm varlıklarını kaybederler. Bu süreç, üyenin en başta seve seve yaptığı ve normal olarak gösterilen &#8220;bağış&#8221; görünümünde, bazı ruhsal yöntem ve söylemlerle dolaylı ya da doğrudan desteklenen isteklerle başlar.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;"><strong>D) Tehdit (fiziksel, ruhsal, ekonomik): </strong>Grubu terk etmek ya da sadece ailesine açılmak ve durumunu gerçekten iyileştirmek isteyen üyeyi rahatsız etme.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sonuç:<br />
 Bir grubu dışarıdan ya da &#8220;Gerçeği&#8221; bulacağınız ümidiyle üyesi olmak niyetiyle incelerken, yukarıda sıraladığımız özelliklerin sayısına ve bunların birbirini destekleme ve yoğunluklarına bağlı olarak, o grubun ya da hareketin tehlikelilik derecesini ölçebilirsiniz.</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Sonuç olarak: Son derece dikkatli olunuz!</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">Şunu biliniz ve farkında olunuz ki:</span></p>
<p><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">&#8220;Gerçek özgürlük ne size verilendir ne de başkalarından aldığınız&#8230; Gerçek özgürlük her türlü şartlanmanın dışında içinizde yaratacağınızdır.&#8221;</span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="246" title="1" title="14 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/146-modern-tarikatlarin-oykusuruhsal-ticaret-pazari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Motivasyon sovu kanlı bitti</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/144-motivasyon-sovu-kanli-bitti.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/144-motivasyon-sovu-kanli-bitti.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:03:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[bitti]]></category>
		<category><![CDATA[Motivasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=144</guid>
		<description><![CDATA[www.aksam.com.tr &#160;26 Şubat 2005 Motivasyon sovu kanlı bitti Konya&#8217;da NLP ve Kişisel Gelişim Uzmanı Mustafa G&#252;l, gazetecilere d&#252;zenlediği &#8216;motivasyon g&#246;sterisi&#8217;nde sekreterini &#8221;motive ettikten sonra&#8221; koltuktan cam kırıklarının &#252;zerine atlamasını istedi....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="border-right-width: 0px; border-collapse: collapse; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" border="1" cellspacing="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" width="100%" height="26">
<tbody>
<tr>
<td style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-top: medium none; border-right: medium none" height="16" width="97%" align="left"><font size="2" face="Trebuchet MS"><span class="removed_link" title="http://www.aksam.com.tr/">www.aksam.com.tr</span></font></td>
</tr>
<tr>
<td style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-top: medium none; border-right: medium none" height="6" width="97%" align="left"><font size="2" face="Trebuchet MS">&nbsp;26 Şubat 2005</font></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><font size="-1" face="arial, helvetica"><br />
</font><font size="+2"><strong>Motivasyon sovu kanlı bitti</strong></font></p>
<p>Konya&#8217;da NLP ve Kişisel Gelişim Uzmanı Mustafa G&uuml;l, gazetecilere d&uuml;zenlediği &#8216;motivasyon g&ouml;sterisi&#8217;nde sekreterini &#8221;motive ettikten sonra&#8221; koltuktan cam kırıklarının &uuml;zerine atlamasını istedi. Camların &uuml;st&uuml;ne atlayan gen&ccedil; kadının ayağı kesildi. G&uuml;l, sekreterinin, komut vermeden atladığı i&ccedil;in ayağının kesildiğini s&ouml;yledi.<br />
G&uuml;nl&uuml;k yaşamda yaşanan korku ve stresi yenmek i&ccedil;in beyne doğru talimatlar g&ouml;nderilmesi gerektiğini belirten G&uuml;l, başaramama, hayal kırıklığı gibi olumsuz durumların, d&uuml;ş&uuml;nce g&uuml;c&uuml;yle olumlu hale d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rebileceğini &ouml;ne s&uuml;rd&uuml;. Sigarayı bırakmak, &uuml;niversiteyi kazanmak gibi hedeflerin, &#8216;Ben yapamam&#8217; d&uuml;ş&uuml;ncesiyle başarısızlıkla sonu&ccedil;landığını anlatan G&uuml;l, &#8216;İstediğimiz sonu&ccedil;ları elde etmek i&ccedil;in başarımızın yaşamımıza katacağı olumlu şeyleri d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz ki beynimiz, o konuda motive olabilsin&#8217; dedi. Korkuların, sadece d&uuml;ş&uuml;nceden ibaret olduğunu &ouml;ne s&uuml;ren G&uuml;l, sekreteri Nevruz Seretli&#8217;nin, motive olduktan sonra cam kırıkları &uuml;zerine atlaması halinde zarar g&ouml;rmeyeceğini kaydetti. Koltuğun &uuml;zerine &ccedil;ıkan Seretli&#8217;yi motive eden G&uuml;l, gen&ccedil; kadından, cam kırıklarının &uuml;zerine atlamasını istedi. Camların &uuml;st&uuml;ne atlayan Seretli&#8217;nin ayağı kesilince G&uuml;l, sekreterinin &#8216;komut vermeden atladığını&#8217; s&ouml;yledi.<br />
<font color="#000000"><strong>Murat D&Ouml;NMEZ / KONYA</strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="88" title="0" title="19 October 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/144-motivasyon-sovu-kanli-bitti.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PSİKOLOJİK TECAVÜZ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/142-psikolojik-tecavuz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/142-psikolojik-tecavuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 12:01:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[KOLOJ]]></category>
		<category><![CDATA[TECAV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[PSİKOLOJİK TECAV&#220;Z &#160;*Meslek &#214;rg&#252;tleri Hesap Sormazsa Kamu Vicdanı Sızlar* Bir zamanlar Prizma&#8217;cılar vardı. Bunlar kapalı ve esrarengiz bir grup olarak yurtdışından gelen ve ismi &#231;ook gizli hocalarıyla l&#252;ks otellerde buluşurlar,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;"><br />
<font size="3">PSİKOLOJİK TECAV&Uuml;Z </p>
<p>&nbsp;*Meslek &Ouml;rg&uuml;tleri Hesap Sormazsa Kamu Vicdanı Sızlar*</p>
<p>Bir zamanlar Prizma&#8217;cılar vardı. Bunlar kapalı ve esrarengiz bir grup olarak yurtdışından gelen ve ismi &ccedil;ook gizli hocalarıyla l&uuml;ks otellerde buluşurlar, ne yaptıklarını herkesten saklayarak pek &ccedil;ok sosyetik ve &uuml;nl&uuml;<br />
insanın da katılımıyla bir araya gelirler ve haklarında &ccedil;ıkan onca laf, dedikodu ve habere rağmen i&ccedil;eride ne yaptıkları hakkında ser verip sır vermezlerdi. Arada bir bunlara katılan medyatik isimlerden bahsedilir,<br />
onlar da Prizma sayesinde hayatlarının kurtulduğunu ima eden deme&ccedil;ler verir ve yine pek bir ifşaat yapmadan konuyu kapatırlardı.</p>
<p>Akt&uuml;el&#8217;de &ccedil;alıştığım yıllarda rahmetli Ercan Arıklı bir g&uuml;n bunların i&ccedil;ine bir muhabir sızdırmaya karar verdi. Y&uuml;ksek katılım bedelleri &ouml;dendi, acar muhabir toplantılara katıldı, hepimiz heyecanla Prizma olayının k&ouml;k&uuml;ne<br />
kibrit suyu sıkıp gizliliğini bozacağız diye avu&ccedil;larımızı kaşıdık ama o da ne? Bizim muhabir Prizma&#8217;cı kesildi. &quot;Yok yemin ettim, s&ouml;z verdim&#8230;<br />
&Ouml;l&uuml;r&uuml;m de s&ouml;yleyemem, hem size ne&quot; nakaratlarına girişip hepimizi şoke etti. Merakımız da elimizde patladığından bu kez ben dahil birka&ccedil; kişi daha &quot;biz sızalım, biz yapalım&quot; diye heveslendiysek de Ercan Bey &quot;ben<br />
birka&ccedil; gazeteci daha kurban edemem bu işlere, yok artık izin vermiyorum&quot; dedi kestirip attı.</p>
<p>Aradan yıllar ge&ccedil;ti, Prizma haberleri g&uuml;ndemden d&uuml;şt&uuml; ama bu toplantılar y&uuml;z&uuml;nden psikolojisi bozulan insanların yaşadığı travmaların hikayeleri, bunlar y&uuml;z&uuml;nden ağır bunalımlar ge&ccedil;irenlerin başından ge&ccedil;enler sık sık kulağıma &ccedil;alınır oldu. Hatta birka&ccedil; ay &ouml;nce bu vakalardan on k&uuml;sur tanesini tedavi etmek ve yaşadıkları travmayla başa &ccedil;ıkmalarını sağlamak &uuml;zere aylarca uğraş veren &ccedil;ok &uuml;nl&uuml; ve &ouml;nemli bir psikolog o d&ouml;nemde şahit olduklarını anlatınca resmen şaşkınlıktan k&uuml;&ccedil;&uuml;k dilimi yutacak gibi oldum.</p>
<p>Kendisinden izin almadığım i&ccedil;in adını a&ccedil;ıklamadığım &uuml;nl&uuml; psikolog, bu toplantılarda insanların başa &ccedil;ıkamadıkları i&ccedil;in bilin&ccedil; altına ittikleri travmaların birka&ccedil; saatlik toplantılarda kaşıya kaşıya ortaya<br />
&ccedil;ıkarıldığını, sonra da nasıl bu durumla yapayalnız bırakılarak ağır psikolojik sorunlar yaşadıklarını anlattığında hayretler i&ccedil;inde dinledim. Hatta şehir dışında yapılan bir hafta sonu eğitiminde benzer bir travmaya<br />
maruz kalarak t&uuml;m şirketin &ouml;n&uuml;nde katatoniye girdiği i&ccedil;in kasılıp kalan bir y&ouml;neticiyi, eğitmen korkup kayıplara karışırken nasıl ambulansla Balıklı Rum Hastanesi&#8217;ne bizzat kaldırdığının hikayesi, t&uuml;ylerimi diken diken etmeye<br />
yetti.</p>
<p>Prizma&#8217;nın balonu patladı belki ama yarattığı boşluk hızla dolmaya ve kendisine NLP uzmanı, yaşam ko&ccedil;u gibi sıfatlar iliştiren bazı insanların akıllara zarar uygulamalarının hikayeleri havada u&ccedil;uşmaya başladı.<br />
Kendisini birka&ccedil; hafta yurtdışına atan, iki rekat uyduruk eğitim seanslarına kapağı atıp kifayetsiz sertifikalar edinen (ki bunlar photoshop programlarında da ziyadesiyle &uuml;reyebiliyor) birtakım insanlar t&uuml;redi.</p>
<p>
İşin acı tarafı, etik ve d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışan pek &ccedil;ok psikolog ve psikiyatrist bu insanların &#8216;bozduğunu&#8217; tamir etmek i&ccedil;in uzun s&uuml;reli terapiler yapmak zorunda kalıyor. Ama bu insanlar daha kendi yaşamlarına ko&ccedil;luk yapacak<br />
yetiye sahip değilken ortaya &ccedil;ıkınca ne yapacakları konusunda hi&ccedil;bir fikirleri olmayan travmaları kaşımak ve bunlar hakkında ahkam kesmek konusunda olduk&ccedil;a ısrarlılar.</p>
<p>&Ouml;rneğin d&uuml;n gece psikolog bir arkadaşım şirketi tarafından bir &#8216;yaşamko&ccedil;u&#8217;na g&ouml;nderilen 20&#8242;li yaşlardaki bir kızın ağlama krizlerine son verebilmek i&ccedil;in sabah 03.00&#8242;e kadar seans yapmak zorunda kaldı. &#8216;Bayan<br />
&Ccedil;okbilir Yaşam Ko&ccedil;u&#8217;muz bir oda iş arkadaşı karşısında babasının hastalığı, ardından da &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n de etkisiyle &uuml;niversiteyi yarıda bırakan gen&ccedil; kıza &quot;bak baban da &ouml;lm&uuml;ş nasılsa, hemen istifa et git eğitimini<br />
tamamla&quot; diye ısrarla yaptığı baskı sonucu kızcağız t&uuml;m eski acıları p&ouml;rtlediği i&ccedil;in ve Ko&ccedil;&#8217;un bu ısrarcı m&uuml;dahalesine duyduğu &ouml;fkeyle saatler boyu ağlamış.</p>
<p>Bunun gibi, hatta &ccedil;ok daha vahim en az 10 hikaye duydum şimdiye kadar. Bunların hepsinde ortak nokta, bilin&ccedil;siz iş yapan ya da etik kurallara uymadığı i&ccedil;in İngilizce&#8217;de &quot;malpractice, yani g&ouml;revi k&ouml;t&uuml;ye kullanma&quot;<br />
boyutunda hatalı &ccedil;alışanların verdiği zararın pek de bir cezası olmadığı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; zaten hassas konular y&uuml;z&uuml;nden bu noktaya gelen kurbanlar ya utan&ccedil;tan ya da bu durumla başa &ccedil;ıkacak g&uuml;&ccedil;leri zaten olmadığından seslerini<br />
y&uuml;kseltemiyor. Ama &#8216;kol kırılıp yen i&ccedil;inde kaldığı i&ccedil;in&#8217; bunları yok sayamayız. Konuya hakim olmadan, ne yaptığını bilmeden, ortaya &ccedil;ıkacak travmayla nasıl başa &ccedil;ıkacağı konusunda hi&ccedil;bir fikri olmadan iş yaptığını<br />
iddia eden, eğitim veren, yaşam ko&ccedil;luğu yapan &#8216;zır cahil&#8217; kesime dur demek gerekiyor.</p>
<p>Ancak bunlardan &ccedil;ok daha tehlikeli olan bir grup var ki onlara ne demeli bilmiyorum bile. Bunlar duvarlarında koca koca diplomalar asılı, havalı ofisleri, sağlam ş&ouml;hretleri ve &ouml;nlerinde saygıyla &ouml;nlerini ilikleyen<br />
hayranları olan psikologlar, psikiatristler, eğitimciler&#8230; Bunların bir kısmı hakkında duyduklarım insanın adalet duygusunu zedeler nitelikte. Hastalarıyla ilişkiye giren terapistler mi dersiniz, onları ofislerinden kovanlar mı ararsınız, terapi sırasında kendisine anlatılan en mahrem bilgileri (ki bunlar meslek yeminleri ve kanunla bile korunurken) hastalarının aleyhine hi&ccedil; teredd&uuml;t etmeden kullananlar mı istersiniz.</p>
<p>Psikologlar Derneği, Tabipler Odası, PERY&Ouml;N gibi sivil toplum kuruluşlarının etik komiteleri, Ko&ccedil;luk ve Y&ouml;nderlik Derneği gibi kuruluşlara sesleniyorum. Bir araya gelip ortak zemin oluşturmalı ve bir &ccedil;uval incirin i&ccedil;indeki &ccedil;&uuml;r&uuml;kleri ayıklamalı ve kurbanlara başvuracak sağlam ve yaptırım g&uuml;c&uuml; olan bir merci yaratmalısınız. Bu hem mesleki hem de insani g&ouml;revinizdir.</p>
<p>Bu arada ben bu hikayelerden o kadar &ccedil;ok duydum ki artık bu konuda kitap yazmaya karar verdim. L&uuml;tfen siz de başınızdan ge&ccedil;en, maruz kaldığınız ya da bildiğiniz olayları paylaşın ki T&uuml;rkiye&#8217;nin ilk &quot;psikolojik tecav&uuml;z<br />
vakaları&quot; kitabını, etik davranmayan terapistlerin &ouml;yk&uuml;lerini, ne yaptığını bilmeyen yaşam ko&ccedil;larının, NLP&#8217;cilerin marifetleri ortaya &ccedil;ıksın. Belki b&ouml;ylece hi&ccedil; olmazsa kamu vicdanı bir nebze rahatlar&#8230;</p>
<p>Bur&ccedil;ak G&uuml;ven G.<br />
18/6/2006 &middot; Pazar g&uuml;nk&uuml; Sabah gazetesinden<o :p></o></font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="135" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/142-psikolojik-tecavuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NLP Raporu 22 Ocak 2002</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/140-nlp-raporu-22-ocak-2002.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/140-nlp-raporu-22-ocak-2002.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:54:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Raporu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[NLP* Raporu 22 Ocak 2002 Kaynak: Bakanlıklararası Tarikatlarla M&#252;cadele Misyonu (Fransa, MILS Mission interminist&#233;rielle de lutte contre les sectes) raporundan alınmıştır. &#160; &#160; - Heyecan uyandıran ve ihtiya&#231;lara yanıt veren...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="border-right-width: 0px; border-collapse: collapse; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" border="1" cellspacing="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" width="62%" height="431">
<tbody>
<tr>
<td style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-top: medium none; border-right: medium none" height="60" width="101%">
<h2 style="line-height: 150%; margin-top: 0px; margin-bottom: 0px" align="center"><span style="font-family: Verdana; color: #ff6600"><font size="3"><span lang="EN"><strong>NLP* Raporu</strong></span> <em><strong><span lang="EN">22 Ocak 2002</span></strong></em></font></span></h2>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-top: medium none; border-right: medium none" height="367" width="101%"><span style="font-family: Verdana; color: #417eab"><span lang="EN"><font size="2">Kaynak: </font></p>
<p><font size="2"><span style="font-family: Verdana; color: #417eab" lang="EN"><em>Bakanlıklararası Tarikatlarla M&uuml;cadele Misyonu (Fransa, MILS Mission interminist&eacute;rielle de lutte contre les sectes) raporundan alınmıştır.</em></span><br />
            &nbsp;</font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span lang="EN"><strong><br />
            </strong><font size="2">- Heyecan uyandıran ve ihtiya&ccedil;lara yanıt veren bir konu (kendisi, başkaları ve insan ilişkileri &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nme ve &ccedil;alışma)<br />
            &#8211; Pratik seminerler ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; ilk deneyimler. Seminerler daha &ccedil;ok akla değil duygulara hitap edecek şekilde d&uuml;zenlenirler. Sosyal sorumluluk ve d&uuml;ş&uuml;nme, duyguların doğrudan g&ouml;zlemlenmesi uğruna dışlanırlar.<br />
            &#8211; Fikirler basit, sağduyuya yakındırlar ve teorik referanslardan, ş&uuml;phecilikten ve bilimsel ispattan uzak ele alınırlar.<br />
            &#8211; Birka&ccedil; staj sonrasında &ouml;ğrenci bir sertifika alarak bizzat eğitmen olacağına inanır.</p>
<p>            </font></span><strong><span lang="EN"><font size="2">Soru işareti doğuran zayıf noktalar da şunlardır:</font></span></strong></p>
<p><span lang="EN"><strong><br />
            </strong><font size="2">- Sağlık ve yardıma y&ouml;nelik mesleki ahl&acirc;k prensiplerinin yokluğu<br />
            &#8211; Bunun aksine, k&acirc;r ve başka &ccedil;ıkarların, insan kullanmanın &ouml;n planda tutulması <br />
            &#8211; Uygulayıcılarda: <br />
            &#8211; &quot;sorunlu&quot; psikolojiye sahip kişilere yardımda ya da onları y&ouml;nlendirmede kullanılacak psikopataloji ve psikiyatri bilgilerin olmayışı<br />
            &#8211; verileri kıyaslamaya ve değerlendirmeye yardım edecek bilimsel eğitimin olmayışı<br />
            &#8211; ger&ccedil;eğe varma &ccedil;abasının olmayışı</p>
<p>            *N&ouml;ro-Linguistik Programlama<br />
            (Linguistic : dilbilim, N&ouml;ro-Linguistik: Dilbilim&#8217;in bir dalı, dilin sinir sistemimizdeki yeri ve bu ikilinin etkileşimi ele alınır)</font></span></p>
<p>            </span><font size="2" face="Times New Roman,Georgia,Times"><strong><span style="font-family: Verdana; color: #417eab" lang="EN">Psikoterapide g&ouml;r&uuml;len bazı &quot;tarikatlaşma&quot; risk &ouml;rnekleri</span></strong></font><span lang="EN"><em><strong></p>
<p>            </strong></em><br />
            <font size="2"><strong>Psikoterapide g&ouml;r&uuml;len bazı &quot;tarikatlaşma&quot; risk &ouml;rnekleri<br />
            </strong><br />
            NLP yaygın adıyla bilinen N&ouml;ro-Linguistik Programlama, tutarsız teorik referanslara dayalı bir o kadar tutarsız iletişim y&ouml;ntemlerinin bileşimidir (Bir mesaj aktarma, s&ouml;zs&uuml;z iletileri &ccedil;&ouml;zme, g&ouml;z hareketleri vb). Bu konudaki bilimsel temeller ve doğrulamalar son derece zayıftırlar. &Ouml;rneğin g&ouml;z k&uuml;resinin hareketlerini yorumlamaya dair hipotezlerin &ccedil;oğu reddedilmektedir.</p>
<p>            &quot;N&ouml;ro-Linguistik Programlama&quot; terimi iletişim ve pazarlama a&ccedil;ısından &ccedil;ok akıllıca yapılmış bir buluştur. Bu bakımdan NLP diğer &quot;psikolojik pazar &uuml;r&uuml;nlerinden&quot; ayrılmaz. Bunlar, İnsan İlişkilerini D&uuml;zeltme, Grup Animasyonu, Kişisel Gelişim Grupları, Etkileşim Analizi vb. olarak envanterde bolca bulunmaktadırlar. </p>
<p>            </font></span><span lang="EN"><strong><font size="2">Bu &uuml;r&uuml;n&uuml;n ne gibi &quot;tipik&quot; par&ccedil;alardan oluştuğu kolayca tespit edilebilir:</font></strong></span></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="141" title="1" title="26 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/140-nlp-raporu-22-ocak-2002.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NLP MEYDAN MUHAREBELERİ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/138-nlp-meydan-muharebeleri.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/138-nlp-meydan-muharebeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:52:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[MEYDAN]]></category>
		<category><![CDATA[MUHAREBELER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[NLP MEYDAN MUHAREBELERİ&#8230; Yazan: Esin Gedik&#160;Kaynak www.sabah.com.tr Bireysel gelişim pazarının g&#246;zdesi NLP&#8217;&#8217;ye olan ilgi bir s&#252;re daha s&#252;recek. Ancak taraftarlar ve muhaliflerin ortak tezi, iki haftada yetişen uzmanların yarattığı sakıncanın...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="line-height: 150%; margin-top: 0px; margin-bottom: 0px" align="center"><span style="font-family: Verdana"><font color="#ff6600" size="3">NLP MEYDAN MUHAREBELERİ&#8230;</font></span></h3>
<p style="line-height: 150%; margin: 0px 0cm" align="right"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt">Yazan: Esin Gedik<span style="color: #628aa6">&nbsp;</span>Kaynak </span></p>
<p style="line-height: 150%; margin: 0px 0cm" align="right"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt"><strong><span class="removed_link" title="http://www.sabah.com.tr/"><font color="#004080">www.sabah.com.tr</font></span></strong> </span></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0px; margin-bottom: 0px" class="MsoNormal"><span style="font-family: Verdana; font-size: 10pt">Bireysel gelişim pazarının g&ouml;zdesi NLP&rsquo;&rsquo;ye olan ilgi bir s&uuml;re daha s&uuml;recek. Ancak taraftarlar ve muhaliflerin ortak tezi, iki haftada yetişen uzmanların yarattığı sakıncanın b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;. </p>
<p>NLP son yılların y&uuml;kselen trendi. NLP ile yabancı dil &ouml;ğrenin, NLP ile zayıflayın, NLP ile başarıyı yakalayın, NLP&rsquo;&rsquo;nin iş d&uuml;nyasına katkıları vs&#8230; Liste uzayıp gidiyor. Her derde deva olduğu iddia edilen NLP, sihirli bir değnek mi, başarı iksiri mi, iddia edildiği kadar etkili mi yoksa ismi bizde saklı bankanın artık ş&uuml;phelendiği gibi şarlatanlık mı? Aslında NLP&rsquo;&rsquo;nin ne olup ne olmadığı konusunda kafa karışıklığı s&uuml;r&uuml;yor. </p>
<p>Bazı psikiyatrist ve psikologlar NLP&rsquo;&rsquo;yi bir terapi tekniği olarak kabul ederken, bazıları tamamen bilim dışı buluyor. Tıp k&ouml;kenli olmayan &rsquo;&rsquo;NLP uzmanları&rsquo;&rsquo; ise bu işi bir modelleme olarak nitelendiriyor. Kısaca, NLP konusunda farklı yaklaşımlar, değerlendirmeler s&ouml;z konusu. </p>
<p>Her ne kadar Batı&rsquo;&rsquo;nın g&uuml;ndeminden d&uuml;şm&uuml;ş olsa bile NLP, T&uuml;rkiye&rsquo;&rsquo;de hala canlılığını koruyor. Bu canlılık talebin y&uuml;ksek olmasından &ccedil;ok, NLP konusu ile ilgili t&uuml;m tarafların uzlaşmaz bir &ccedil;atışma yaşıyor olması. &Ouml;yle ki bu &ccedil;atışma, &rsquo;&rsquo;NLP ger&ccedil;ekten de işe yarıyor mu&rsquo;&rsquo; sorusunun &ouml;tesine ge&ccedil;miş, şarlatanlık mı değil mi noktasına ulaşmış durumda. Bu tartışma olduk&ccedil;a geniş bir alana yayılıyor: NLP uzmanları, psikiyatristler, psikologlar, terapistler, y&ouml;netim danışmanları, İK uzmanları, bireysel gelişim uzmanları ve hatta kariyer danışmanları&#8230; </p>
<p>S&ouml;zkonusu bankanın yaşadığı tecr&uuml;beden ve ortalıktaki belirsizliklerin yarattığı tartışmalardan yola &ccedil;ıkarak NLP taraftarları ve anti NLP lobisine danıştık. Olduk&ccedil;a tartışmalı olan bu konunun tozu dumanı arasında, &quot;NLP ger&ccedil;ekten nedir?&quot; sorusuna yanıt aradık. Aşağıda bu konudaki tartışmaları ve g&ouml;r&uuml;şleri okuyacaksınız; bizim vardığımız sonu&ccedil; şu: Talep devam ettiği s&uuml;rece NLP&rsquo;&rsquo;ye olan ilgi de s&uuml;recek. </p>
<p>Bu işi akademik platforma taşıma &ccedil;alışmaları belki de &rsquo;&rsquo;iki haftada yetişen NLP uzmanları&rsquo;&rsquo;nı ortadan kaldıracak. Yani en azından yeni bir trend &ccedil;ıkıp ortalığı yeniden kasıp kavurana dek. Hal b&ouml;yle olunca, NLP&rsquo;&rsquo;ye biraz daha yakından bakmak, g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve zayıf y&ouml;nleri, riskleri konusunda donanım sahibi olmak gerekiyor. </p>
<p>Kazazede bankamızın haline d&uuml;şmemek ve sahte uzmanların elinde oyuncak olmamak i&ccedil;in işte NLP etrafından d&ouml;nen tartışmanın ayrıntıları. A&ccedil;ılımı &quot;Neuro Linguistic Programming&quot; olan NLP, insanları anlamak ve etkilemek i&ccedil;in oluşturulan psikolojik yetiler olarak &ouml;zetleniyor. İlk olarak 1970&rsquo;&rsquo;li yılların başında psikolojiye ilgi duyan matematik&ccedil;i Richard Bandler ve dilbilimci John Grinder&rsquo;&rsquo;in &quot;Herhangi bir uzmanlık becerisine sahip bir kişi ile aynı beceriye sahip olmasına rağmen konusunda daha &uuml;st&uuml;n olan birisi arasındaki farkın nedeni nedir?&quot; sorusu ile temeli atılan NLP, uzun yıllar ABD&rsquo;&rsquo;de konuşulup tartışıldıktan sonra Avrupa&rsquo;&rsquo;ya ardından da &ccedil;evre &uuml;lkelere sı&ccedil;ramış. </p>
<p>Taraflar uzlaşamıyor!</p>
<p>ABD&rsquo;&rsquo;nin ardından diğer kıtalara yayılan ve olduk&ccedil;a pop&uuml;ler olan NLP konusunda iki ayrı kamp bulunuyor: NLP taraftarları ve anti NLP&rsquo;&rsquo;ciler. Her iki kampında &ccedil;ok sayıda arg&uuml;manı ve taraftarı bulunuyor. Anti NLP&rsquo;&rsquo;ciler de kendi arasında ikiye ayrılıyor. Bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; NLP&rsquo;&rsquo;nin hi&ccedil;bir bilimsel y&ouml;n&uuml; bulunmadığını, farklı terapi tekniklerini bir araya getirdiğini s&ouml;yl&uuml;yor; bir diğer taraf ise NLP&rsquo;&rsquo;nin aslında bir terapi olduğunu, terapistler tarafından uygulanması gerektiğini belirtiyor. </p>
<p>Bu grup, &quot;NLP, psikoloji d&uuml;nyası tarafından desteklenmediği i&ccedil;in iş d&uuml;nyasına pazarlandığı&quot; d&uuml;ş&uuml;ncesinde. Psikiyatrist Alp Karaosmanoğlu, NLP&rsquo;&rsquo;de var olan tekniklerin farklı davranış okulları tarafından 1950-60&rsquo;&rsquo;lı yıllarda kullanıldığını s&ouml;yl&uuml;yor. Karaosmanoğlu, &quot;NLP varolan tekniklerin birleştirilmesidir. Farklı &ouml;ğretilerin tekniklerini kullanıyorlar, ancak bu &ouml;ğretiler s&uuml;rekli yenileniyor; o nedenle NLP&rsquo;&rsquo;nin temelini sağlam g&ouml;rm&uuml;yorum&quot; diyor. </p>
<p>NLP&rsquo;&rsquo;nin &rsquo;&rsquo;modern din&rsquo;&rsquo; haline d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; de belirten Karaosmanoğlu, &quot;NLP&rsquo;&rsquo;ciler bu işin &ouml;z&uuml;n&uuml; bilmedikleri i&ccedil;in mutluluk veren bir yol bulduklarını sanarak kendilerine başvuranları m&uuml;rit haline getiriyorlar. Psikiyatri d&uuml;nyasında etik kurallar &ccedil;er&ccedil;evesinde bu işle ilgilenen &ccedil;ok az, bazı isimler var ancak psikiyatri ve psikolog camiası NLP&rsquo;&rsquo;ye sıcak bakmıyor&quot; diyor. NLP taraftarları ise bu sistemin i&ccedil;inde terapi y&ouml;ntemleri ve psikolojik yaklaşımlar barındırmasına karşın, asla tek başına terapi olmadığı d&uuml;ş&uuml;ncesinde. Sistemi &rsquo;&rsquo;modelleme&rsquo;&rsquo; olarak değerlendiren bu grup, terapi gerektiren kısmın mutlaka tıp k&ouml;kenliler tarafından icra edilmesi fikrinde buluşuyor. </p>
<p>Batı ilgisini yitirdi </p>
<p>Bir başka grup var ki, deyim yerindeyse, d&uuml;nya umurlarında değil. NLP ile hayalleri ger&ccedil;ekleştirme, &uuml;niversite sınavını kazanma, t&uuml;rban sorununu &ccedil;&ouml;zme gibi iddiaları var. Uzun yıllardır bu iş ile uğraşan ve bu işe bilimsel bir kimlik kazandırma &ccedil;abasında olan NLP&rsquo;&rsquo;cilerin en b&uuml;y&uuml;k d&uuml;şmanı işte bu kesim. G&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e prestijini yitiren ve deyim yerindeyse &rsquo;&rsquo;ayağa d&uuml;şen&rsquo;&rsquo; NLP, aynı s&uuml;reci ABD&rsquo;&rsquo;de de yaşamış. T&uuml;rkiye&rsquo;&rsquo;nin en eski NLP uzmanlarından olan Tamer D&ouml;v&uuml;c&uuml; ise &quot;ABD&rsquo;&rsquo;de de bir haftalık kursa katılanlar NLP uzmanı oldu ve NLP prestij kaybetti&quot; diyor.</span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="106" title="1" title="23 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/138-nlp-meydan-muharebeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NLP´nin Gerçek Yüzü</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/136-nlp%c2%b4nin-gercek-yuzu.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/136-nlp%c2%b4nin-gercek-yuzu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:51:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[NLP&#180;nin Ger&#231;ek Y&#252;z&#252; 19.09.2005 kaynak:http://www.saidnursi.de/tr/detay.php?index_id=201 &#160; &#160;&#214;zet NLP&#8217;nin tarih&#231;esi ve esasları tanıtıldıktan sonra, yaygınlaşması hakkında bilgi verilecektir. Bilahare Avrupa&#8217;ya taşınması ve orada ne t&#252;r tepkiyle karşılandığına değinilecektir. Beşinci b&#246;l&#252;m&#252;n konusu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 align="center"><font style="line-height: 20pt; color: #ff6600" size="3" face="Verdana">NLP&acute;nin Ger&ccedil;ek Y&uuml;z&uuml;</font></h3>
<h3 align="right"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">19.09.2005</font></h3>
<p><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"></p>
<h3 align="left">
kaynak:<span class="removed_link" title="http://www.saidnursi.de/tr/detay.php?index_id=201">http://www.saidnursi.de/tr/detay.php?index_id=201</span></h3>
<p></font></p>
<h3 align="left">&nbsp;</h3>
<p style="line-height: 14pt; font-family: Verdana,Arial; color: black; font-size: 10pt">&nbsp;<font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span style="font-style: normal" lang="TR">&Ouml;zet</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">NLP&rsquo;nin tarih&ccedil;esi ve esasları tanıtıldıktan sonra, yaygınlaşması hakkında bilgi verilecektir. Bilahare Avrupa&rsquo;ya taşınması ve orada ne t&uuml;r tepkiyle karşılandığına değinilecektir. Beşinci b&ouml;l&uuml;m&uuml;n konusu ise, NLP&rsquo;nin T&uuml;rkiye&rsquo;ye idhalidir.</span></font></p>
<h2 style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span style="font-style: normal" lang="TR">NLP&rsquo;nin k&ouml;klerine dair</span></font></h2>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Bug&uuml;n akt&uuml;el bir şekilde konuşulan NLP&rsquo;nin tarih&ccedil;esiyle yaptığımız &ccedil;alışmalar hadisenin zamanın derinliklerine doğru ilerlediğini m&uuml;şahede ediyoruz. Freud ve zamanını, toplumun sosyal ve manevi bağlarını par&ccedil;alayan d&uuml;ş&uuml;ncelerini ve o&shy;nun Avrupa genelindeki cemaatileşmesini anlamadan, Perls ve Perls&rsquo;i ilham kaynağı edinen NLP hareketini anlamak m&uuml;mk&uuml;n değildir. İnsanı tanıma, insana hakim olma, insanı y&ouml;nlendirme, insandan istifade etme gibi maksatları esas alan NLP&rsquo;nin k&ouml;ken olarak meşhur Yahudi asıllı ruh bilimcisi Freud&rsquo;a dayandığını g&ouml;r&uuml;yoruz. Bu meseleyi daha iyi anlamamız i&ccedil;in, Freud&rsquo;dan zamanımıza gelen kalın &ccedil;izgileri birlikte takip etmemiz gerekir. Freud&rsquo;u ve Freud&rsquo;dan zamanımıza bu fikirleri taşıyan materyalist psikiyatristleri tanımadan NLP hakkında konuşmak &ccedil;&ouml;lde su aramaya benzer.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Freiberg&rsquo;te 1856 tarihinde bir y&uuml;n t&uuml;ccarının &ccedil;ocuğu olarak d&uuml;nyaya gelen ve o g&uuml;ndeki Yahudi halkı hareketleri ile birlikte &ouml;nce Leipzig&rsquo;e ve daha sonra Viyana&rsquo;ya taşınan Freud&rsquo;un asıl ismi Şlomo Freud&rsquo;dur [19]. Tıp tahsilini bitirdikten sonra &ouml;nce Viyana hastanesinde &ccedil;alışır ve daha sonra Paris psikiyatri kliniğinde psikiyatri &ccedil;alışmalarına devam eder. Psikiyatrist olarak Viyana&rsquo;ya d&ouml;ner. Do&ccedil;ent &uuml;nvanını aldıktan sonra &ccedil;ocuk hastalıkları enstit&uuml;s&uuml;nde &ccedil;ocuk psikolojisi ile ilgilenir. Fransa&rsquo;da Hippolyite Bernheim&rsquo;dan manyetizma dersleri aldıktan sonra &ldquo;şuuraltı&rdquo; meselesi &uuml;zerinde durur. 1900 yıllarında r&uuml;ya meselesinde kendisine g&ouml;re teoriler geliştiren Freud&rsquo;un b&uuml;t&uuml;n &ccedil;alışmalarında semavi din karşıtı unsurlar dikkatimizi &ccedil;eker. Daha sonra meşhur olacak &ldquo;psikoanaliz&rdquo; metodunu da bu g&uuml;nlerde ilan eder. Cinsiyet nazariyesini geliştirirken b&uuml;t&uuml;n yollar cinsel tatminsizliğe &ccedil;ıkar [19].</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Freud ve ekibinin temel d&uuml;ş&uuml;nc&uuml;leri bir ka&ccedil; noktada merkezileşir: Evvela otoriteye karşı &ccedil;ıkarlar. Bilhassa semavi dinlerden gelen Allah ve ahirete imanın psikolojik hastalıklara sebep olduğunu ve vicdanın tahakk&uuml;m&uuml;nden ruhun mutlaka kurtarılmasının şart olduğuna inanırlar [4]. Vicdan ve vicdanın s&uuml;r&uuml;klediği Allah inancının, toplumsal hayattaki faşizm kadar kişinin h&uuml;rriyetini selb ettiğinden dolayı mutlaka fert hayatının dışına &ccedil;ıkarılmasının l&uuml;zumuna inanırlar [4]. İnancın ve geleneğin, cinsel h&uuml;rriyeti engellemesiyle tatmin olamayan insan hastadır bunların nazarında. Yani hi&ccedil;bir sınır tanımaksızın cinsel h&uuml;rriyete sahip ve t&uuml;m inan&ccedil;lardan kurtarılmış bir insanın mutlu olacağına inanırlar.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Bu istikametteki &#8211; hamamlarda kadın-erkek beraber &ccedil;ıplak girmeleri gibi &#8211; ilk laboratuvar &ccedil;alışmalarını Sovyet Rusya&rsquo;da Tro&ccedil;ki&rsquo;nin (bkz. 5. Şua, 14. Mesele) g&ouml;zetimi altında tatbike koyarlar [1], [2]. Bu &ccedil;alışmalarında kendisine yardımcı olan ve takip&ccedil;isi durumunda bulunan bir &ccedil;ok başka Yahudi alimi de dikkatimizi &ccedil;ekiyor. Bilhassa Viyana Rusya arası mekik dokuyan ve Tro&ccedil;ki Rusyası&rsquo;nda Freud&rsquo;un &ccedil;alışmalarını cinsel &ccedil;er&ccedil;evede enstit&uuml;lerde sistemleştirmeye &ccedil;alışan s&ouml;zde psikiyatristler dikkatimizi daha fazla &ccedil;ekiyor. İlgin&ccedil; olan tarafı psikiyatri ile ilgilenen bu insanların hi&ccedil;biri tıp tahsili g&ouml;rmemiş ve temelde insan bilimi ile ilgisi olmayan kişilerdir.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Freud&rsquo;un &ccedil;alışmalarını yeni bir ahl&acirc;k, yeni bir insan, yeni bir d&uuml;nya ve daimi bir ihtilalde kullanmaya &ccedil;alışan bu grubun başında meşhur Leon Tro&ccedil;ki ve &ccedil;evresindeki filozoflar gelir. Semavi ve geleneksel ahl&acirc;kı dışlayan insanı maddileştiren ve o&shy;nun ruhunu molek&uuml;l ve partik&uuml;llere indirgemeye &ccedil;alışan bu grubun amacı dinsizlik ve ahl&acirc;ksızlıktır. Bunlara g&ouml;re cemiyet hayatını menfi etkileyen en b&uuml;y&uuml;k amil dini ahl&acirc;k ve ailedir [1], [2], [3]. Bilhassa ailenin ortadan kaldırılmasına y&ouml;nelik Tro&ccedil;ki&rsquo;nin nezaretinde Vera Schmidt&rsquo;in a&ccedil;tığı enstit&uuml;de Stalin&rsquo;in oğlu Wassiliy&rsquo;nin oluşu &ccedil;ok ilgin&ccedil;tir [1]. En b&uuml;y&uuml;k hedefleri t&uuml;m hayallerinin &ouml;n&uuml;nde engel g&ouml;rd&uuml;kleri aileyi ortadan kaldırmaktır. Bu noktada Freud gerek Avrupa&rsquo;da ve gerekse Sovyet Rusya&rsquo;da ahl&acirc;ksızlığın teorisyeni olarak &ccedil;ıkar. Cinsel ahl&acirc;ksızlığı kitap olarak genel ahl&acirc;kı tahrip etmeye başladığı bu d&ouml;nemde baş akt&ouml;r Freud ve Freud&rsquo;dan ilham alan meşhur &ldquo;Cinsel İhtilal&rdquo; kitabının yazarı Wilhelm Reich&rsquo;tır [3].</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Meşhur Mordehay Marx Levi, yani Karl Marx&rsquo;ın talebeleri de Freud&rsquo;un psikoanaliz metoduyla insana yaklaşmışlardır. Psikoloji ve psikoanaliz noktasında 20.y&uuml;zyıl dinsizliğin rehberi olan Freud&rsquo;un fikrini yaymak i&ccedil;in t&uuml;m Avrupa &uuml;lkelerinde enstit&uuml;ler a&ccedil;tırması ve beş defa &uuml;st &uuml;ste uluslar arası psikoloji konferansı d&uuml;zenlemesi o&shy;nun bu yoldaki cehdini g&ouml;sterir. Fert olarak ortaya attığı, dinsizlik ve ahl&acirc;ksızlık doğuran teorisini kısa zamanda cemaatileştirmesi o&shy;nun bu yolda yalnız olmadığını g&ouml;sterir [19]. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z psikiyatrist alimlerinin &ldquo;sapık psikolojik mezhep&rdquo; diye nitelendirdikleri Freud&rsquo;u; dinsiz, ahl&acirc;ksız ve kilise karşıtlarınca hala m&uuml;dafaa edilmesi toplumun cehaletinden başka bir şey değildir. Veya organize olmuş materyalistlerin karşısındaki dindarların dağınıklıklarıdır.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">1938 yılında kanser hastalığına m&uuml;ptela Freud&rsquo;un İkinci D&uuml;nya savaşı arefesinde apar topar Londra&rsquo;ya giderek, hastalığının şiddetine dayanamaz ve orada intihar eder [19]. Freud&rsquo;dan insan, ruh, insanın terbiyesi ve cinsel h&uuml;rriyet meselesinde Freud&rsquo;dan ilham alanın sayısı pek &ccedil;oktur. Bunlar arasında Berlin doğumlu Yahudi asıllı Friedrich Salomon Perls (Fritz Perls) konumuz a&ccedil;sından dikkat &ccedil;ekicidir.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Perls &ldquo;Protestan&rdquo; bir Freud&ccedil;u sayılmaktadır. Psikoanalizde &ldquo;Ortodoks&rdquo; kalmamış, tahribat noktasında geliştirmiştir. Temelde Freud&rsquo;un &uuml;rettiğı kavramları ve fikirleri kullanmakla beraber teferruatta ayrılıklar olmuştur. Perls&rsquo;e g&ouml;re insan bir organizmadır ve s&uuml;rekli &ccedil;evreyle ihtiya&ccedil;larını tatmin i&ccedil;in alışverişte bulunmaktadır [4]. Bir insanda bir noktada tatminsizlik olduğunda o tatmin insanın ruhunda tamamlanmamış bir b&uuml;t&uuml;n&uuml;n eksik par&ccedil;asıdir [4]. O vakit, adeta herşeyi ile o insan tatminini hedeflemektedir ve tatmin başarı ile sağlandığında bunu Perls Gestalt&rsquo;ın tamamlanması olarak ifade etmektedir [4].</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">İkinci D&uuml;nya Savaşı &ouml;ncesinde ABD&rsquo;ye ka&ccedil;an bir &ccedil;ok Yahudi alimi gibi bu Perls de Yeni D&uuml;nya&rsquo;ya taşınmıştır. Bu &ccedil;er&ccedil;evede hadiseyi t&uuml;m boyutlarıyla anlayabilmek i&ccedil;in Perls&rsquo;in dava arkadaşları; Erich Fromm, Wilhelm Reich ve Laura Perls gibi şahsiyetleri de bilmek gerekir.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Avrupa&rsquo;daki projelerini daha geniş bir coğrafyada yeterli imk&acirc;nlarla yenilik iştahına kapılmış insanlara kabul ettirmeye &ccedil;alışan Gali&ccedil;yalı psikiyatristler zaman zaman kilisenin itirazlarıyla karşılaşırlar. Hatta şehevani duyguları tahrik ile h&uuml;rriyet perdesi altında insanları yoldan &ccedil;ıkaran cinsel ihtilalin mimarı hapishanelerde s&uuml;r&uuml;n&uuml;r ve orada can verir. Hırıstiyanlık ahl&acirc;kını ve Avrupa geleneğini temelden sarsan bu ekibin eserleri b&uuml;y&uuml;k t&uuml;ccarlarca y&uuml;ksek sayıda basılmış ise de Avrupa ve ABD h&uuml;k&uuml;metleri kısmen yakmıştır [20].</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Fakat buna rağmen, semavi ve geleneksel ahl&acirc;ka karşı hayvani bir h&uuml;rriyet peşinde koşan Perls, heva ve hevesin tatminini Gestalt terapi olarak 1950&rsquo;lerde ABD&rsquo;de ortaya koymuştur ve 1968 &ouml;ğrenci olaylarında &ouml;ğrencilerin nazarında bir idol konumunu korumuştur [5]. Bilhassa gen&ccedil;leri her t&uuml;rl&uuml; otoriteye karşı kışkırtmak i&ccedil;in &ldquo;Gestalt Duası&rdquo; adını verdiği şiirini 1960&rsquo;larda neşretmiştir (Perls: &ldquo;Gestalt Prayer&rdquo;) [5]:</span></font></p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%" class="MsoNormal" align="center"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">&ldquo;Benim yaptığım bana,<br />
Senin yaptığın sana.<br />
Bu d&uuml;nyaya gelmedim<br />
Ta senin beklentilerine cevap vereyim.<br />
Sen de bu d&uuml;nyaya gelmedin<br />
Ta bana g&ouml;re hayat s&uuml;resin.<br />
Ben benim ve sen sensin<br />
Eğer tesad&uuml;fen anlaşırsak ne g&uuml;zel,<br />
Eğer anlaşamazsak da yapılacak bir şey yok.&rdquo;</span></font></p>
<h2 style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span style="font-style: normal" lang="TR">NLP&rsquo;nin şekillenmesi ve &ldquo;Yeni Şimal Cereyanı&rdquo;</span></font></h2>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">NLP&rsquo;ye gelince Fritz Perls&rsquo;in Gestalt oturumlarını 1972&rsquo;den itibaren Richard Bandler incelemiş ve bilahare kendisi de Gestalt terapi gruplarını y&ouml;netmiştir [5]. Bandler&rsquo;in NLP&rsquo;ye y&ouml;nelmesi de ilgin&ccedil;tir. Yahudi asıllı psikiyatrist ve yayıncı ve 1970&rsquo;lerde ABD&rsquo;de eşcinselliği normal olarak savunan Robert Spitzer oğlu i&ccedil;in davul &ouml;ğretmeni ararken kabiliyetli Bandler ile karşılaşır [5]. Daha sonra Bandler&rsquo;i o anda &ouml;lm&uuml;ş bulunan Perls&rsquo;in video filmlerini ve ses bantlarını &ccedil;&ouml;zmede yanına yardımcı alır. Bu &ccedil;alışmalar esnasında NLP&rsquo;nin bazı temel fikirleri Spitzer tarafından Bandler&rsquo;e telkin edilir. Yine &ccedil;ok gariptir ki Bandler&rsquo;i meşhur bir nevi sihir psikoterapisti sayılan Virginia Satir ile tanıştıran da Robert Spitzer&rsquo;dir [5]. Zengin olan Spitzer ailesi NLP&rsquo;nin teşekk&uuml;l&uuml;ndeki masrafları karşılarken birlikte bazı projeleri ger&ccedil;ekleştirirler. John Grinder ile meşhur sihirbaz Virginia Satir&rsquo;i modelleştirdikleri kitabı neşreden ikiliden Grinder&rsquo;in hik&acirc;yesi de ilgin&ccedil;tir: ABD CIA&rsquo;sında Almanya, İtalya ve Yugoslavya &uuml;lkelerinde ajan olarak &ccedil;alışan bu gen&ccedil; dilci meşhur ilim adamı Noam Chomsky&rsquo;nin transformasyon grameri &uuml;zerine &ccedil;alışır. Bandler ile tanışdıktan sonra tamamen NLP&rsquo;ye d&ouml;ner [5].</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Burada size ilgin&ccedil; gelecek bir anekdot aktarmak istiyoruz. Bandler ile Grinder gecenin ge&ccedil; vakitlerinde Kaliforniya şarabıyla sarhoşlarken bug&uuml;nlerde Milyonlarca kişi tarafından konuşulan NLP kavramını bulacaklardır [5]. İlgin&ccedil;tir ki şerde muvaffak olmuş bir &ccedil;ok kişiye bu t&uuml;r fikirler sarhoş hallerinde gelir. NLP, İngilizce <em>Neuro Linguistic Programming</em> kelimelerinin kısaltılmış şeklidir, meali ise lisan-ı hal ve kal ile proğramlama, yani karşısındakine tesir etmektir. O&shy;ndan &ouml;nce ise yaptıkları daha ziyade bir nevi modern &ldquo;sihir&rdquo; (İngilizce magic) olarak nitelendirmişlerdir (Bkz.: The Structure of Magic).</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">NLP&rsquo;de, ruhun <em>doğru iletişimle</em> tedavi edilebileceği esas alınır. Sağlıklı iletişimin nasıl olacağını keşfetmek i&ccedil;in de NLP&rsquo;ciler, tedavide ve dolayısıyla iletişimde başarılı kabul ettikleri terapistlerin iletişim tarzlarını araştırmışlar ve buna <em>modelleme</em> demişlerdir. Başta Fritz Perls, Virginia Satir ve meşhur manyetizmacı (yani hipnotizmacı) Milton H. Erickson olmak &uuml;zere Gregory Bateson, Moshe Feldenkrais ve Linus Pauling gibi kişilikleri hatta Hindistan&rsquo;daki yogileri ve Afrika&rsquo;daki şamanları dahi <em>model</em> ittihaz etmişlerdir. En m&uuml;him modellerden biri Erickson ise, terapide <em>manyetizmanın</em> (hipnotizma veya hipnoz) faydalı olduğuna inanmış ve lisandaki &uuml;st&uuml;n kabiliyeti ile insanları transa ge&ccedil;irebilmiştir [10].</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">İletişimde karşısındakine tesir etmek i&ccedil;in aşağıdaki NLP teknikleri esas alınan modellerden s&uuml;z&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r [5], [6]:</font></p>
<ul style="margin-top: 0cm; margin-bottom: 0cm" type="disc">
<li style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Anchoring &ndash; demir atmak: Dinleyicide arzu edilen hissiyatı uyandıracak kelimeler sarf etmektir. </font></li>
<li style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Pacing &#8211; eşitleme: Hal ve etvar noktasında dinleyicilere uyum sağlamaktır. </font></li>
<li style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Rapport &ndash; ses uyumu: Eşitlemeden sonra iletişimin gidişatını belirlemektir. </font></li>
<li style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Hipnotik dil: Dinleyicileri lisan ile transa ge&ccedil;irmektir. </font></li>
<li style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Reframing &#8211; tevil: Bir kelimeye başka bir vurgu yapmak, yani başka bir manasını &ccedil;ağrıştırmakla iletişimin gidişatını değiştirmektir.</font></li>
</ul>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">&Ouml;zet olarak diyebiliriz ki, NLP Gestalt terapi, hipnoterapi vs.&rsquo;ye yeni bir şey katmamıştır [5]. Sadece kendilerinie g&ouml;re ortak noktalarını tespit ve Perls ve Satir gibi kişileri g&ouml;zetleyip hal ve hareketlerine modelleme adı altında bir mana kazandırmak istemiş ve bu manalara dilbilimden kavramlar uygulamışlardır. Seri&uuml;&rsquo;s-seyr zamanın evladının kulaklarına hoş gelecek kelime oyunları ile eski tası yeni tas gibi satmışlardır.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="EN-GB">Sonra sırf terapi i&ccedil;in değil, hayatta başarılı olmanın ve kariyer yapmanın yollarını keşfetmek ve adeta başarı re&ccedil;eteleri sunmak i&ccedil;in genel manada başarılı kabul edilen &uuml;nl&uuml;ler modellenmiş ve NLP, geniş kitlelerin ilgisini &ccedil;ekebilecek bir hal almıştır ve dolayısıyla ekonomik gelir elde etme niyetiyle geniş &ccedil;apta kurumsallaşmayı da beraberinde getirmiştir.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="EN-GB">Fakat kanaatimizce NLP&rsquo;nin k&ouml;k&uuml;nden ve uluslar arası boyutta bazı &ccedil;evrelerce aldığı destekten anlaşılıyor ki NLP Yeni Şimal cereyanı&rsquo;nın nesh-i insaniyet kolunun m&uuml;him bir silahıdır:</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal" align="center">
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: center; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal" align="center">&nbsp;</p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="EN-GB">Bu silahlar her devirde evvela psikoterapistlerin metodu olarak sunulmuş ve geliştirilmiş ise de bilahare toplumun her t&uuml;r problemine ve bilhassa eğitimde her sorunu &ccedil;&ouml;zer harika bilimsel veriler olarak, yani &ldquo;hikmet&rdquo; olarak sunulmuştur. Klasik </span><span lang="TR">Şimal cereyanına karşı insanlık m&uuml;teyakkız hareket etmişken, Yeni Şimal cereyanı hususunda aynı teyakkuzdan bahsetmek m&uuml;mk&uuml;n değildir. Bunun baştaki sebebi de Sovyet Rusya&rsquo;nın dağılması ve Şimal cereyanın suyun buhara inkılabı gibi yıpranmış tabirleri bırakıp yeni kavram ve kılıflarla ortaya &ccedil;ıkması ve teknolojiyi gayet iyi kullanmasıdır. Fakat kılıflar değişse de manalar değişmediğinden manalar &uuml;zerinden bu cereyanı tanımak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Bu b&ouml;l&uuml;m&uuml; Virgina Satir&rsquo;in &ldquo;Ben benim&rdquo; (&ldquo;I am me&rdquo;) şiirinden alıntılar ile noktalıyoruz [5]:</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">&ldquo;Ben benim.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Aynen benim gibi d&uuml;nyada başkası yok.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">[...]</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Bende olan her şey benimdir: v&uuml;cudum ve yaptığı her şey, aklım ve fikirleri, g&ouml;zlerim ve resimleri, hislerim [...]</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Ben kendime malikim. &Ouml;yle ise kendimi idare edebilirim.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Ben benim ve ben iyiyim&ldquo;</font></p>
<h2 style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span style="font-style: normal" lang="TR">NLP kurumsallaşıyor</span></font></h2>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Bandler ve Grinder 1970&rsquo;lerde bir&ccedil;ok kitap neşretmekle parlak d&ouml;nemlerini yaşarken, 1980&rsquo;lerde talebeleri tarafından da d&uuml;zenlenen NLP kurslarında patlama olmuş ve Bandler ve Grinder&rsquo;in kontrol&uuml;nden &ccedil;ıkmıştır. </span>1984&rsquo;te Bandler mahkeme yoluyla bunun &ouml;n&uuml;n&uuml; kesmeye &ccedil;alışmışsa da muvaffak olamamış, dolayısıyla bir&ccedil;ok NLP tarzları ve kurumları ortaya &ccedil;ıkmıştır. Terapist ve pedagoglardan başka bilhassa ekonomistler m&uuml;şteriyi etkilemek i&ccedil;in NLP teknikleri geliştirmişlerdir.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">1993&rsquo;te Wyatt Woodsmall, Bert Feustel ve Marvin Oka uluslar arası standardlar oturtma ve bu &ccedil;er&ccedil;evede NLP eğitmenleri yetiştirme maksadıyla INLPTA&rsquo;yı (International NLP Trainers Association) kurmuşlardır [10]. Şu an beş kıtada T&uuml;rkiye dahil değişik &uuml;lkelerde temsilcilikleri vardır. Bundan başka, Richard Bandler ve diğerleri birbirinden bağımsız ve kısmen uluslar arası boyutta faaliyetlerini halen s&uuml;rd&uuml;rmektedirler.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="EN-GB">NLP trainer, yani eğitmen, olmak i&ccedil;in NLP practitioner, master practitioner ve trainer eğitimini başarı ile tamamlamış olmak gerekir. Ayrıca, birka&ccedil; safha ve gayretlerden sonra NLP master trainer, yani bir nevi kıdemli eğitmen, olmak da m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r [10].</span></font></p>
<h2 style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span style="font-style: normal" lang="EN-GB">Avrupa&rsquo;da NLP</span></font></h2>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">1980&rsquo;lerde NLP Avrupa&rsquo;ya da taşmıştır. Yayılmakla ve kısmen h&uuml;sn-&uuml; kabul g&ouml;rmekle beraber &ouml;zellikle Almanya ve Avusturya&rsquo;da, evvela ilim adamları ve o&shy;nları takiben kilise bu cereyanın zararlarını konuşmaya başlamış. T&uuml;m Avrupa&rsquo;ca merdut sayılan batıl bir hareket kabul edilen Scientology&rsquo;cilerin NLP&rsquo;cilerin ifadeleri &ouml;rt&uuml;ş&uuml;nce [8] bir&ccedil;ok Avrupalı entelekt&uuml;el NLP zararlarını konuşmaya başladılar. NLP&rsquo;nin reframing gibi tabirleri <em>Scientology</em> &ccedil;evrelerince kullanılageldiğinden Almanya&rsquo;da bazı NLP kuruluşları bu tabirleri kullanmaktan vazge&ccedil;mişler, hatta NLP ismini dahi silmişlerdir. 1999&rsquo;ta Almanya&rsquo;da d&ouml;rt psikoloji profes&ouml;r&uuml; ortak bir bildiride [21] NLP gibi tekniklerin zararlı olduğunu ve bilim değil, esoterik (gizbilim) olduğunu ifade etmişlerdir. EAP (Avrupa Psikoterapi Cemiyeti) NLP&rsquo;yi Psikoanaliz gibi metotlara eşdeğer kabul etmişse de, Almanya&rsquo;daki hastalık sigortaları kabul etmiyor. Avrupa&rsquo;da, NLP hala tartışma konusudur.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">27.07.1994 tarihli Zeit gazetesindeki Jochen Paulus&rsquo;un makalesinden [7], Bandler ve Grinder&rsquo;in yalanla hareket ettiklerinin bizzat kendileri itiraf ettikleri, ancak kendilerine g&ouml;re ger&ccedil;eğin sadece bir haritasını veya modelini teklif ettikleri ve bununla başarılı bir &ouml;zaldatma hedefledikleri anlaşılıyor. Erickson&rsquo;un NLP&rsquo;nin kurucularına verdiği &ouml;ğ&uuml;t&uuml; de buradan &ouml;ğrenebilirsiniz [7]:</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">&ldquo;Eğer sanki &ouml;yle imiş gibi tavır takınmada başarılı olursan, seninle beraber &ccedil;alışan insanlar değişiyorlarmış gibi hareket edeceklerdir. Ve aslında sadece rol yaptıklarını unutacaklardır&#8230; hayatları boyunca. Burada m&uuml;him olan senin aldanmamandır.&rdquo;</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">08.03.1997 tarihli Stuttgart gazetesindeki Markus Heller&rsquo;in makalesinde [8] ise, NLP&rsquo;nin Scientology ile olan kavram benzerliğine dikkat &ccedil;ekilmiştir.</span></font></p>
<h2 style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span style="font-style: normal" lang="TR">T&uuml;rkiye&rsquo;de NLP</span></font></h2>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Temmuz 1998&rsquo;te, Cengiz Eren&rsquo;in Tempo dergisinde yayınlanan &rdquo;4 saatte kendinizi değiştirin&ldquo; makalesi ile NLP T&uuml;rkiye&rsquo;deki etkinliğini hissetirmeye başlamıştır [14]. </span>Eren, 1980&rsquo;lerden itibaren bizzat Bandler tarafından ders g&ouml;rm&uuml;ş ve NLP trainerliğine terfi etmiştir. T&uuml;rkiye&rsquo;nin ilk NLP enstit&uuml;s&uuml;n&uuml; Ocak 1998&rsquo;de kurmuştur. Hipnotizma / manyetizma usul&uuml;n&uuml; saklamayan Cengiz Eren, M. Kemal&rsquo;i NLP&rsquo;de model ittihaz ederek ortaya &ccedil;ıkmıştır. Risale-Nur&rsquo;u tanıdığı anlaşılan Eren, cemaatlerin ve tarikatlerin insanlara NLP&rsquo;ye benzer fakat menfi tarzda tesir ettiklerini iddia etmiş ve buna <em>Nur&rsquo;o Linguistik Proğramlama</em> demiştir. İnsanların NLP ile cemaatlerden kopacaklarını, yani &#8211; kendisine g&ouml;re &#8211; kurtulacaklarını &ouml;ne s&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r [15]:</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font size="2" face="Verdana"></font><font color="#417eab"><span lang="TR">&ldquo;</span></font><span style="color: #417eab">Zira kişisel gelişim modelleri ile kendi geleceğini kendisi belirlemeye başlayan kişi doğal olarak tarikat kontrolundan da &ccedil;ıkmaya başlamakta ve istediği sonucu bir veya birka&ccedil; i&ccedil;erikte elde ettiği takdirde bağlarını b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle kopartabilmektedir.&ldquo;</span></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Kigem (Kişisel Gelişim Merkezi) kurucusu M&uuml;min Sekman ise <em>Nur&rsquo;o Linguistik Proğramlama</em> tabirine sahip &ccedil;ıkmıştır [16]. Daha sonraki zamanlarda ABD&rsquo;deki NLP hareketinin ilk zamanlarında olduğu gibi dini cemaatlerde, sivil toplum &ouml;rg&uuml;tlerinde ve hatta bazı kamu kuruluşlarında bu modelin kabul g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; m&uuml;şahede ediyoruz. Ancak zamanla otoriteyi reddeden, fertlerin arasındaki sosyal bağları koparan ve kişiyi ferdiyet noktasında enaniyetli konuma g&ouml;t&uuml;ren NLP&rsquo;den bazı cemaatlerin ka&ccedil;maya başladıklarını g&ouml;r&uuml;yoruz. &Ouml;rneğin Sızıntı dergisinin sayfalarında, NLP mevzusuyla evvela m&uuml;spet ve sonraki zamanlarda menfi olarak karşılaşıyoruz (Bkz. Sızıntı, Ağustos 2002 ve Nisan 2003).</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Evvela ferdi; enaniyetini şişirerek bulunduğu sosyal &ccedil;evreden koparan NLP; &bdquo;kariyer&ldquo;, &bdquo;etkileme&ldquo;, &bdquo;liderlik&ldquo; ve &bdquo;tesir etme&ldquo; saikalarıyla o&shy;nu boşluğa u&ccedil;uruyor. Kendisinde olmayan istidatlara sahip, kazanmadığı maddi manevi derecelere vehmen ulaşan insanın &ccedil;evresiyle yaşayacağı sıkıntıyı az &ccedil;ok tahmin edebilirsiniz. Haddini bilmeyen fertlerden meydana gelen sivil toplum &ouml;rg&uuml;tleri ile enaniyetin toplumsal harekete d&ouml;n&uuml;şmesinden ancak anarşi ve kaos peşinde koşanlar istifade edeceklerdir. D&uuml;nya &ccedil;apında parayla kendisiyle irtibatlandırdığı sivil toplum &ouml;rg&uuml;tlerinde yoğunca işleyen meşhur Yahudi asıllı Dzjchdzhe Shorash&rsquo;ın (George Soros) bu &ouml;rg&uuml;tlere yaptığı desteklerle zayıf iktidarları değiştirdiğini birlikte m&uuml;şahede ediyoruz (bkz. Soros&rsquo;un Bulgaristan&rsquo;daki a&ccedil;ık toplum enstit&uuml;s&uuml; [11]). Tirana&rsquo;daki <span lang="TR">&ldquo;Activism Festival&rdquo; adeta senaryoya g&ouml;re sahnelenen ihtilal hazırlıklarının son &ouml;rneği.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Ayrıca başta T&uuml;rkiye olmak &uuml;zere d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok &uuml;niversite ve sivil toplum kurumunda verilen NLP derslerinin kaynağının dışarıdan gelmesi bu istikametteki ş&uuml;phelere kuvvet veriyor. </span>INLPTA, NLP Değişim gibi kuruluşlar T&uuml;rkiye&rsquo;de NLP faaliyetlerinde bulunmakta&shy;dırlar. 17 Nisan 2005&rsquo;te Woodsmall, Soros&rsquo;&ccedil;a finanse edilen KA.DER, Tarih Vakfı gibi STK&rsquo;lara hizmet veren Marjinal&rsquo;in organize ettiği 4. Ulusal Eczacılık Kongresi&rsquo;nde NLP hakkında bilgi vermiştir [17].</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">NLP&rsquo;nin bir hedefi de otoriteye karşı ferdi h&uuml;r kılmaktı. Bu otorite inan&ccedil;, fert iktidarı, toplum baskısı ve gelenek de olabilir. Mesela AKP&rsquo;li aileden sorumlu bakan Nimet &Ccedil;ubuk&ccedil;u&rsquo;nun meclis k&uuml;rs&uuml;s&uuml;nde itiraf ettiği gibi George Soros G&uuml;neydoğu kadınını lider olarak yetiştirmek i&ccedil;in 300.000 Dolar&rsquo;ı kendisine yakın fonlara aktarmıştır (bkz. H&uuml;rriyet Gazetesi, 23.08.2005). Yukarıdaki tespit Gestalt terapisi ve NLP&rsquo;nin toplum i&ccedil;indeki bir uzantısı veya yansıması olarak kabul edilebilir.</font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana">Psikoana<span lang="TR">listler dinsiz felsefenin yardımı ile metotlarını Rusya&rsquo;da &ouml;nce k&uuml;&ccedil;&uuml;k laboratuvarlarda ve daha sonra Tro&ccedil;ki&rsquo;nin g&ouml;lgesinde eğitim yoluyla t&uuml;m cemiyette uygulamaya koymuşlardı. Aynı cereyanın modern takip&ccedil;isi sayılan NLP&rsquo;cilerin de bu metotları ABD&rsquo;de dar &ccedil;er&ccedil;evelerde ve laboratuvarlarda kendilerine g&ouml;re tek&acirc;m&uuml;l ettirdikten sonra, okullarda, medya vasıtasıyla global olarak t&uuml;m insanlığa ve bilhassa sivil toplumu oluşturan fert ve cemiyetlerdeki tatbikatı hi&ccedil; dikkatlerden ka&ccedil;mıyor. Hatta geleneğin &ouml;l&uuml;m&uuml;yle boşalan yerleri din ve insanlığı dışlayarak doldurmaya &ccedil;alışan bu cereyanın aileyi, sivil toplumu, okulu, kamu iktisadi teşekk&uuml;llerdeki personeli ve hatta medya mensuplarını kendi istikametinde eğitmek &uuml;zere neşriyatta bulunduklarını ortada gezen kitaplardan anlıyoruz. 2000 yıllarındaki T&uuml;rkiye&rsquo;de &uuml;niversiteye hazırlık kurslarında motivasyon adı altında Oğuz Saygın&rsquo;ın yardımı ile bir zamanlar NLP&rsquo;nin havalarda u&ccedil;uştuğunu hepiniz hatırlarsınız. Başarmak, &ouml;ğrenmek, meşhur olmak ve kariyer yapmak isteyen her gencin elinde NLP kitapları geziyordu. &Ccedil;ok ilgin&ccedil;tir ki T&uuml;rkiye&rsquo;de hala asıl maksadı anlaşılmadığından gerek &ouml;zel sekt&ouml;r ve gerekse devletin birimleri y&uuml;ksek paralar &ouml;deyerek elemanlarını bu kurslara g&ouml;nderiyorlar. Netice ise malum&#8230; Bunlardan Diyanetimizin imam ve m&uuml;ft&uuml;lerinin dinsizlikten kaynaklanan bu cereyanın kurslarına g&ouml;ndermeleri bir M&uuml;sl&uuml;man i&ccedil;in y&uuml;zkarasından başka bir şey olmasa gerek.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font color="#417eab" size="2" face="Verdana"><span lang="TR">Avrupa&rsquo;da NLP&rsquo;ye karşı &ccedil;ıkan ilk m&uuml;essesenin kilise olması ve bir &ccedil;ok ilim adamının NLP&rsquo;nin maksadını deşifre etmesi inşallah bu zındıka cereyanının İslam &uuml;lkelerinde de anlaşılmasına sebep olacaktır. Bilhassa T&uuml;rk &uuml;niversitelerinin ilim yolu ile, insanın mahiyetini bozan ve ilim adına insanın kimyasını tahrip eden bu hareketin karakteristik &ouml;zelliklerini, iğfal noktalarını, sihir ve hipnotik oyunlarını ilm&icirc; olarak izah etmeleri ile d&uuml;nya &ccedil;apındaki bu belayı defe vesile olurlar. Teess&uuml;f ettiğimiz bir nokta da cehaletin girdabından bir t&uuml;rl&uuml; kurtulamayan İslam &uuml;lkelerindeki halkların bu musibete d&uuml;&ccedil;ar olmalarıdır.</span></font></p>
<p style="text-align: justify; line-height: 150%; margin-top: 6pt" class="MsoNormal"><font size="2" face="Verdana"><span lang="TR"><font color="#417eab"><strong>Kaynak&ccedil;a:<br />
</strong></font><font color="#417eab" face="Verdana">[1] </font><font style="font-size: 8pt" color="#417eab" face="Verdana"><a href="http://www.wsws.org/de/1999/jul1999/freu-j07.shtml" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.wsws.org/de/1999/jul1999/freu-j07.shtml?referer=');">http://www.wsws.org/de/1999/jul1999/freu-j07.shtml</a> <br />
</font><span lang="EN-GB"><font color="#417eab" face="Verdana">[2] Martin A. Miller. <em>Freud and the Bolsheviks</em>. Yale Univ. Press, New Haven, 1998.<br />
[3] Wilhelm Reich. <em>The Sexual Revolution</em>. Welcome Rain Publ., New York, 2000.<br />
[4] </font><font style="font-size: 8pt" color="#417eab" face="Verdana"><span class="removed_link" title="http://homepage.ruhr-unibochum.de/Michael.Luetge/perls1.htm">http://homepage.ruhr-unibochum.de/Michael.Luetge/perls1.htm</span> <br />
</font></span><font color="#417eab" face="Verdana">[5] Susanne Klein. <em>Trainingstools</em>. Gabal, Offenbach, 2005.<br />
[6] Susanne Haag. <em>NLP. Eine Einf&uuml;hrung</em>. Schirner, Darmstadt, 2002.<br />
[7] </font><font style="font-size: 8pt" color="#417eab" face="Verdana"><span class="removed_link" title="http://www.nlp.de/presse/deutschland/zeit-0794.htm">http://www.nlp.de/presse/deutschland/zeit-0794.htm</span> <br />
[8] <span class="removed_link" title="http://www.nlp.de/presse/deutschland/stz-0397.htm">http://www.nlp.de/presse/deutschland/stz-0397.htm</span> <br />
[9] <span class="removed_link" title="http://en.wikipedia.org/wiki/Neuro-linguistic_programming">http://en.wikipedia.org/wiki/Neuro-linguistic_programming</span> <br />
[10] <span class="removed_link" title="http://www.inlpta.com.tr/">http://www.inlpta.com.tr</span> <br />
[11] <span class="removed_link" title="http://sapa-sofia.org/1997/leaders.html">http://sapa-sofia.org/1997/leaders.html</span> <br />
[12] <span class="removed_link" title="http://www.newschool.edu/gf/academics/summer05.htm">http://www.newschool.edu/gf/academics/summer05.htm</span> <br />
[13] <span class="removed_link" title="http://www.shef.ac.uk/~psysc/group/chap10.html">http://www.shef.ac.uk/~psysc/group/chap10.html</span> <br />
[14] <span class="removed_link" title="http://www.erenlp.com/">http://www.erenlp.com</span> <br />
[15] <span class="removed_link" title="http://www.erenlp.com/haftalikvesizinti.htm">http://www.erenlp.com/haftalikvesizinti.htm</span> <br />
[16] <span class="removed_link" title="http://www.erenlp.com/kigem.htm">http://www.erenlp.com/kigem.htm</span> <br />
[17] <span class="removed_link" title="http://www.marjinal.com.tr/2005/eczacilikfuar/sunum/17/wyatt_woodsmall.pdf">http://www.marjinal.com.tr/2005/eczacilikfuar/sunum/17/wyatt_woodsmall.pdf</span> <br />
[19] <span class="removed_link" title="http://de.wikipedia.org/wiki/Sigmund_Freud">http://de.wikipedia.org/wiki/Sigmund_Freud</span> <br />
[20] <span class="removed_link" title="http://en.wikipedia.org/wiki/Wilhelm_Reich">http://en.wikipedia.org/wiki/Wilhelm_Reich</span> <br />
[21] </font><span style="font-family: Verdana"><font color="#417eab"><span class="removed_link" title="http://www.nlp.de/presse/deutschland/ph-0999.htm">http://www.nlp.de/presse/deutschland/ph-0999.htm</span> <br />
&nbsp;</font></span></span></font></p>
<p><span style="font-family: Verdana"><strong><center></p>
<p><font color="#417eab">Avrupa Nur Cemaati Tetkik Heyeti</font></p>
<p></center></p>
<p align="right"><font color="#417eab">kaynak:</font><span class="removed_link" title="http://www.saidnursi.de/tr/detay.php?index_id=201">http://www.saidnursi.de/tr/detay.php?index_id=201</span></p>
<p></strong></span><br />
<center></p>
<p><font color="#417eab"></font></p>
<p></center></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="165" title="1" title="12 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/136-nlp%c2%b4nin-gercek-yuzu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kİşİsel GelİŞİm Dedİklerİ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/134-kisisel-gelisim-dedikleri.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/134-kisisel-gelisim-dedikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:47:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Kİşİsel GelİŞİm Dedİklerİ Yusuf &#214;zkan &#214;zburun HAYATIN ANLAM TEMELİNİ oluşturan inan&#231;, ahlak, adab-ı muaşeret ve metafizik boyutunu yitiren g&#252;n&#252;m&#252;z modern insanı, yaşadığı sıkıntılı, karmaşık, dengesiz hayatını bir şekilde yeniden...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="text-align: justify"><font class="normalyazi">&nbsp;</p>
<h3 style="text-align: center; margin-top: 3px"><span style="text-transform: uppercase"><font color="#ff6600" size="3">Kİşİsel GelİŞİm Dedİklerİ</font></span></h3>
<p style="text-align: right"><font color="#417eab" size="2">Yusuf &Ouml;zkan &Ouml;zburun</font></p>
<p align="justify"><font color="#417eab" size="2">HAYATIN ANLAM TEMELİNİ oluşturan inan&ccedil;, ahlak, adab-ı muaşeret ve metafizik boyutunu yitiren g&uuml;n&uuml;m&uuml;z modern insanı, yaşadığı sıkıntılı, karmaşık, dengesiz hayatını bir şekilde yeniden d&uuml;zenlemek ve sisteme sokmak istemektedir. &Ouml;zellikle son yıllarda &uuml;lkemizde de hakkında sık&ccedil;a konuşulan ve &ldquo;kişisel gelişim&rdquo; denilen sistemin nasıl oluştuğunu, nasıl bir gelişim s&uuml;reci takip edip bu g&uuml;nlere geldiğini, nasıl bir sekt&ouml;re d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; tartışmak gerekmektedir. Anadan doğma muhalif değilim. K&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne kabullenip bir anlayışın savunucusu olacak zihinsel yapıya da sahip değilim. İnsana yakışan neyse onu g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışmalı diyorum. </font></p>
<p align="justify"><font color="#417eab" size="2">Bug&uuml;nk&uuml; konumu itibariyle kişisel gelişim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n sınırlarının tam olarak &ccedil;izilemeyişi sebebiyle motivasyondan, başarı stratejilerine, &ouml;zg&uuml;venden liderlik becerilerine, kurumsal stratejilerden ruhsal arınma temrinlerine hatta ve hatta bilgelik rit&uuml;ellerine kadar &ccedil;ok geniş bir alanı işgal ettiğini s&ouml;yleyebilirim. Kişisel gelişimin temelinde d&ouml;rt temel disiplinin bulunduğunu belirtmekte fayda var: </font></p>
<p align="justify"><font color="#417eab" size="2">1- Felsefe: &Ouml;zellikle Yunan ve &ccedil;ağdaş Batı Felsefesi. Son yirmi yıldır uzakdoğu ve İslam D&uuml;ş&uuml;ncesi&rsquo;nden de &ccedil;ok yoğun istifade edildiği g&ouml;zlenmektedir. T&uuml;rkiye&rsquo;deki kişisel gelişimle uğraşan, bu alandan ekmek yiyenlerin pek &ccedil;oğu bu durumdan habersizdir. Kitlelere mutluluk re&ccedil;eteleri verirken &ccedil;oğu kere &uuml;nl&uuml; stoiklerden Epiktetos&rsquo;un &ouml;ğretisini anlattıklarını bilmiyorlar. Kişilik &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemeleri yaparken Arthur Schopenhaure&rsquo;dan istifade ettiklerinin farkında değiller. Bu &ouml;rnekleri fazlasıyla serdetmek m&uuml;mk&uuml;n. </font></p>
<p align="justify"><font color="#417eab" size="2">2- Sosyoloji: Kurumsal analizler yapılırken, kurum i&ccedil;in yapısal &ouml;neriler ve reorganizasyon kaideleri aktarılırken &ccedil;ağdaş sosyolojinin imkanlarından faydalanılmaktadır. </font></p>
<p align="justify"><font color="#417eab" size="2">3- Piskoloji: Modern psikoloji t&uuml;m dallarıyla ve ana paradigmalarıyla kişisel gelişimin omurgasını oluşturmaktadır.&Ouml;rneğin psikolojinin klasik insan tanımı, davranış tanımı, material tutumu, Freudyen yaklaşımı fazlasıyla hakimdir. Kendine NLP uzmanı diyenlerin pek &ccedil;oğunun dilinde &ldquo;bilin&ccedil;altı&rdquo; kavramının ne kadar kullanıldığına bakın. İnan&ccedil;lar, şartlanmalar, bilin&ccedil;altı kodlanmalar vs. Halbuki bilin&ccedil;altı kavramı ve yaklaşımı fazlasıyla tartışmalıdır. Bizzat Freud&rsquo;un &ouml;ğrencileri tarafından bu kavram eleştirilmiş hatta reddedilmiştir. </font></p>
<p align="justify"><font color="#417eab" size="2">4- İktisat ve İşletme bilimleri: Vizyon ve misyon oluşturmadan tutun da verimlilik oluşturmaya kadar pek &ccedil;ok noktada iktisat ve işletme bilimlerine m&uuml;racaat edilmektedir. </font></p>
<p align="justify"><font color="#417eab" size="2">Bu alandaki &ccedil;alışmaların k&ouml;k&uuml; somut anlamda 1900&rsquo;l&uuml; yılların başlarına kadar inmektedir. &Ouml;rneğin, T&uuml;rkiye&rsquo;de kendini kişisel gelişim uzmanı, NLP uzmanı [ki &ldquo;uzman&rdquo;lık sıfatı pozitivist modern bilimin ikonlarından biridir, bilimin sunduğu bilgileri tartışmasız kılmak i&ccedil;in uydurulmuş bir kılıf, ardına saklanılan bir zırhtır, uzmanlar diye bir ruhban sınıfından bahsedilebilir. Oysa bana g&ouml;re &ouml;zellikle insanla ilgili alanlarda uzmanlıktan bahsedilemez, insan ve hayat karşısında daima amat&ouml;r&uuml;z] olarak takdim edenler &ccedil;oğu, bu işin duayenlerinden &uuml;nl&uuml; Fransız filozofu Chartier Alain&rsquo;in, &ouml;ğrencisi Andrea Moureaus&rsquo;nın adını bile duymamışlardır. Kişisel gelişimin &ccedil;ıkış noktası, teorik felsefi ve bilimsel bilginin pratikleştirilerek bir uygulanabilir bir yaşam bilgisine indirilmesi, daha işlevsel hale getirilmesidir. </font></p>
<p align="justify"><font color="#417eab" size="2">Burada kişisel ve kurumsal gelişimden s&ouml;z ediyoruz. Bu arada, 1940 ve 1950 yıllarından itibaren Dale Carnegie kişisel gelişim alanına damgasını vurmuştur. Anthony Robbins 1970 ve 1980 lerde etkili bir bi&ccedil;imde adından s&ouml;z ettirir. Kurumsal gelişimin en b&uuml;y&uuml;k gurularından biri de Peter Drucker&rsquo;dır. Richard Gray ise kadın erkek ilişkilerinin &ouml;nc&uuml; temsilcilerinden biridir. &Uuml;retken d&uuml;ş&uuml;nme ve zeka alanlarında Edward de Bono, Tony Buzan gibi isimler en başta sayılabilir. T&uuml;rkiye&rsquo;de 1930&rsquo;lardan itibaren isimlerini zikrettiğimiz ilk yazarların terc&uuml;meleri var. 1980&rsquo;li yıllar kişisel gelişim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n T&uuml;rkiye&rsquo;ye daha canlı, daha hareketli intikal ettiği zamandır. </font></p>
<p align="justify"><font color="#417eab" size="2">&Uuml;lkemizdeki birinci kuşak kişisel gelişimciler &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen ve Doğan C&uuml;celoğlu ve Baltaş &ccedil;ifti gibi akademisyen k&ouml;kenli isimlerdir. D&uuml;nya ile birlikte &uuml;lkemizde de 1990&rsquo;lar ve sonrasında bu alan m&uuml;thiş hareketlenmiştir. Akademisyen olmayan, alaylı diyebileceğimiz &ldquo;uzman&rdquo;lar, NLP&rsquo;nin d&uuml;nya &ccedil;apında ş&ouml;hreti ve uzman yetiştirmeye y&ouml;nelik [</font><font color="#ff6600" size="2">bana kalırsa fasulye, maydanoz yetiştirebilirsiniz ama insana dair bir &lsquo;uzman&rsquo; asla yetiştiremezsiniz</font><font color="#417eab" size="2">] yaygın eğitimlerinin de etkisi ile &ccedil;oğalıyor. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde, neredeyse elini sallasan uzmana &ccedil;arpıyor. Maalesef belli noktalarda kişisel gelişim standartlarının belirsizliği nedeniyle ayağa ve ranta d&uuml;şm&uuml;ş bulunuyor. </font></p>
<p></font></span></p>
<p align="justify">&nbsp;</p>
<p align="justify"><span style="text-align: justify"><font class="normalyazi"></font><font color="#417eab" size="2">Milli Gazete, 03.07.2005</font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="132" title="1" title="20 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/134-kisisel-gelisim-dedikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medeniyetlerin Kırılma Noktasında &#8220;Üstün İnsan&#8221; &#8220;Kamil İnsan&#8221;a Karşı</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/132-medeniyetlerin-kirilma-noktasinda-ustun-insan-kamil-insana-karsi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/132-medeniyetlerin-kirilma-noktasinda-ustun-insan-kamil-insana-karsi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:46:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kamil]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyetlerin]]></category>
		<category><![CDATA[Noktas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Medeniyetlerin Kırılma Noktasında&#160;&#34;&#220;st&#252;n İnsan&#34; &#34;Kamil İnsan&#34;a Karşı &#34;Super Man&#34; us &#34;Excellent Man&#34; at the Breaking Point of Civilizations Yusuf &#214;zkan &#214;zburun &#34;İnsan-ı kamil olmağa lazım olan irfan imiş.&#34; Niyazi-i Mısr&#238;...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h4 align="center"><font color="#ff9933">Medeniyetlerin Kırılma Noktasında&nbsp;</font><font color="#ff9933">&quot;</font><font style="background-color: #812bff">&Uuml;st&uuml;n İnsan</font>&quot; &quot;<font style="background-color: #562bff">Kamil İnsan</font>&quot;a Karşı</h4>
<h4 align="center"><font color="#ff9933">&quot;Super Man&quot; us &quot;Excellent Man&quot; at the Breaking Point of Civilizations</font></h4>
<h4 align="right"><font size="2">Yusuf &Ouml;zkan &Ouml;zburun</font></h4>
<dl>
<dd>
<p style="text-align: right" class="Text"><em><font size="2">&quot;İnsan-ı kamil olmağa lazım olan irfan imiş.&quot;</font></em><font size="2"><br />
Niyazi-i Mısr&icirc;</font></p>
<div align="right">&nbsp;</div>
</dd>
<dt><font size="2">kaynak:</font><font size="1"><a href="http:///www.koprudergisi.com" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing//www.koprudergisi.com?referer=');"><font color="#004080">http:///www.koprudergisi.com</font></a></font></p>
<div>&nbsp;</div>
</dt>
</dl>
<p class="Text" align="center"><strong><font color="#ff9933" size="2">A. Doğu ve Batı&#8217;nın S&ouml;ylediği</font></strong></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Medeniyet demek &ccedil;oğu kere insan demektir. Hem medeniyetin mayasını karmak bakımından, hem de teşekk&uuml;l eden medeniyetin baş akt&ouml;r&uuml; olması bakımından insanın yeri tartışılmazdır. Kadim geleneklerin de vurguladığı gibi yaradılışının kapsamlılığı a&ccedil;ısından bakıldığında belki her bir insan tekinin kendi başına potansiyel bir medeniyet olduğu bile s&ouml;ylenebilir.</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">B&uuml;t&uuml;n insanlık tarihinin de bize g&ouml;sterdiği gibi, her medeniyetin teorik temelleri ve pratik yaşama bi&ccedil;imi ile inşa ettiği ve &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; bir insan tipi vardır. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">&Uuml;nl&uuml; tarih felsefecisi Arnold Toynbee&#8217;nin isabetle tespit ettiği &uuml;zere; yery&uuml;z&uuml;nde tarih boyunca her millet medeniyet kuramamış, kurulan medeniyetlerin pek &ccedil;oğu da &#8216;&ouml;l&uuml;&#8217; hale gelmiştir. Kurulan bu medeniyetler arasında canlılığını, bug&uuml;ne aktardığı mirası ile devam ettiren, birbirinin takip&ccedil;isi olan Yunan ve Roma (elbette Yunan ve Roma&#8217;nın bug&uuml;nk&uuml; temsilcisi olan Batı) uygarlıkları ile genelde İslam ve &ouml;zelde Osmanlı medeniyetlerini en başta saymak gerekir. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">S&ouml;z konusu medeniyetler varlıklarını ve kollarını g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar uzatabilmelerini bir &quot;insan modeli&quot; inşa etmiş olmalarına bor&ccedil;ludurlar. Bir insan modelinin inşa edilmesinde gerekli en temel fakt&ouml;r ise, i&ccedil;inde yaşanılan medeniyet havzasının, insanların kendilerini ve i&ccedil;inde barındıkları kainatı anlayıp a&ccedil;ıklamalarını sağlayacak, hayatın temel sorularına cevap bulmalarına yardımcı olacak, k&uuml;lt&uuml;r ve teknik &uuml;retmelerine yol a&ccedil;acak, kendi şahsi ve kurumsal gelişimini ger&ccedil;ekleştirmeye yarayacak bir alem tasavvuru (ya da d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;) sunmasına matuftur. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Konuyu daha da somutlaştıracak olursak, yukarıda isimlerini belirttiğimiz medeniyetlerin sundukları alem tasavvuru ve insan modeline ilişkin kısa bir tasvirden sonra s&ouml;z&uuml; bug&uuml;ne, &ouml;zellikle Antik Yunan ve Roma k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n kendisinde ilgin&ccedil; bir terkibini bulan 20. y&uuml;zyılın dahi ve deli filozofu Nietzsche&#8217;nin &#8216;&uuml;st/&uuml;st&uuml;n insan&#8217; (&uuml;ber mensch) modeliyle,<sup>1</sup> İslam ve Osmanlı Tefekk&uuml;r&uuml;n&uuml;n en parlak simalarından Abd&uuml;lkerim el-Cili ve Aziz&uuml;ddin Nesefi gibi pek &ccedil;ok alimde karşılığını bulan &quot;insan-ı kamil&quot; anlayışına ilişkin kısa bir karşılaştırma sunmak istiyorum. (Zira &ouml;zellikle Antik Yunan ve Roma&#8217;dan s&uuml;z&uuml;l&uuml;p gelen &#8216;&uuml;st&uuml;n insan&#8217; ile &ouml;rneğin bug&uuml;nk&uuml; Batı kaynaklı Kişisel Gelişim K&uuml;lt&uuml;r&uuml;&#8217;n&uuml;n şekillendirmeye &ccedil;alıştığı insan modeli arasında neredeyse birebir paralellikler olduğunu g&ouml;rmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. &Ouml;rnek &uuml;zerinden y&uuml;r&uuml;yecek olursak, mevcut kişisel gelişim k&uuml;lt&uuml;r&uuml; aynı zamanda bir sek&uuml;ler ahlakın inşasıdır. Modern insana evde, sokakta, iş yerinde bir yaşama stili sunmaktadır. İslam ve Osmanlı&#8217;da billurlaşan &#8216;insan-ı kamil&#8217; idealinin ise ancak yeniden &uuml;retilmesi gereken bir ihtiya&ccedil; olduğunu bir s&uuml;redir vurguladığımız &#8216;İnsani Gelişim&#8217; ile yakın irtibatı bulunduğunu belirtmemde yarar var. İnsani Gelişim ise, &ouml;ncelikle dikey bir boyutta insanı b&uuml;t&uuml;n kainata, ruhuna, ahirete, nefsini ıslaha, bir ahlak-ı a&#8217;la&#8217;ya nisbet etmeyi &ouml;ng&ouml;rmektedir.) </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Altı &ccedil;izilmesi gereken bir diğer nokta da, Antik Yunan&#8217;ın kendisinin devamı olan Roma&#8217;ya g&ouml;re daha teorik, ama Roma Uygarlığının ise hem d&uuml;ş&uuml;nme bi&ccedil;iminde hem de kurumsallaşma yapısında daha pratiğe d&ouml;n&uuml;k olduğunu bilmemiz gerektiğidir. Bunun bir benzeri ilişki Osmanlı &ouml;ncesi d&ouml;nemde şekillenen genel İslam Medeniyeti&#8217;nin daha nazari, ama Osmanlı tecr&uuml;besinin kurumsallaşma a&ccedil;ısından daha belirginleşmiş, uygulamanın bir adım &ouml;nde olduğudur. Yani M.&Ouml;. 7. y&uuml;zyılda Batı Anadolu havzasında mitolojik d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne karşı başlayan soyut ve teorik felsefi &ccedil;aba, Aristoteles&#8217;in &ouml;l&uuml;m&uuml;nden (M.&Ouml;. 322) sonraki s&uuml;re&ccedil;te hızlı bir akışla değişik ahlak ve pratik yaşam felsefelerine (Stoacıları ve Epik&uuml;ristleri hatırlamak yerinde olur) d&ouml;n&uuml;şm&uuml;şt&uuml;r. Roma ise bu felsefi birikimi hukuk, m&uuml;hendislik, şehircilik, organizasyon becerileri, politika, savaş ve silah tekniği vb. alanlarda daha sistematik hale getirmek suretiyle kendi kurumlarını daha sağlam bir yapıya kavuşturmuştur. Roma&#8217;da &ouml;zellikle Stoacıların kaderciliği andıran, B&uuml;y&uuml;k İskender&#8217;in &ouml;l&uuml;m&uuml;yle Doğu&#8217;dan da beslenen mistik &ouml;ğeler barındıran g&ouml;r&uuml;şleri<sup>2</sup> &ccedil;arpıtılarak halkın aristokratik y&ouml;netime itaatini temin, insanların Roma i&ccedil;in daha iyi &ccedil;alışıp daha &ccedil;ok &uuml;retmelerini sağlamak amacıyla kullanılmıştır. (&Ouml;rneğin, Roma İmparatorluğu&#8217;nda &#8216;Bonus Vir&#8217; (iyi insan), savaşta başarılar g&ouml;stererek, g&uuml;&ccedil;l&uuml; insan unvanını alan soylulara denilmektedir.)</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Eğer buraya kadar s&ouml;ylediklerimizi Osmanlı&#8217;ya kadarki İslam ve Osmanlı Medeniyeti a&ccedil;ısından ele alacak olursak, End&uuml;l&uuml;s&#8217;te İbn R&uuml;şd&#8217;&uuml;n vefatına kadar (M. 1198) İslam coğrafyasında g&ouml;r&uuml;len m&uuml;thiş ilmi faaliyet, biraz hız kesmekle beraber &ouml;zellikle İran merkezli olmak &uuml;zere devam etmiştir. Bununla birlikte Osmanlı&#8217;da bu nazari yoğun &ccedil;abalar s&uuml;r&uuml;p gitmekteyken, &ouml;zellikle tasavvuf k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n daha ayakları yere basar bir şekilde, siyaset, ordu ve diğer toplumsal kurumlarla da işbirliğine girerek daha uygulamaya d&ouml;n&uuml;k bir boyut kazandığını kabaca s&ouml;yleyebiliriz. Bu noktada Roma ve Osmanlı tecr&uuml;besi arasında birebir bağlantılar kurmanın yanlış olacağını s&ouml;ylemeliyim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Osmanlı&#8217;nın beslendiği anlam d&uuml;nyası temel esasları gereği hi&ccedil;bir zaman Roma&#8217;da olduğu gibi tamamen pratiğe d&ouml;n&uuml;k olamamıştır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, diğer İslam medeniyetleri gibi Osmanlı da &ouml;z&uuml;nde bir &quot;temaşa ve nazar&quot; medeniyetiydi. Yani, varlığa ve hayata şahit olmak, varlığı ve hayatı yeniden ve k&ouml;kten şekillendirmeye &ccedil;alışmaktan &ouml;nce geliyordu. Roma ise bir temaşa uygarlığı olmaktan &ouml;te, bir eylem ve hendese uygarlığıydı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, bir d&ouml;nem İslam alimleri arasında Geometriye bile Mutlak varlığın karşısında zihinlerde sanal bir varlık alanı oluşturduğu i&ccedil;in mesafeli durulduğu g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurulursa, Osmanlı&#8217;nın son d&ouml;nemleri hari&ccedil; &quot;temaşa ve nazar&quot;ın hakimiyetini hep koruduğu s&ouml;ylenebilir.</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Elbette, her medeniyetin i&ccedil;inde mozaiği andıran &ccedil;oklu bir yapının bulunduğunu s&ouml;ylemek gerek. Mozaiğin unsurlarından hangisinin hakim dalga olduğu ve o medeniyetin &ccedil;ehresine şekil verdiğine bakmak lazımdır. Sokrates&#8217;in &#8216;iyi insan&#8217; olarak tanımladığı &#8216;bilen, erdemli insan&#8217; ile Epik&uuml;r&#8217;&uuml;n &ouml;ğrencisi Aristippos&#8217;un &#8216;hazcı&#8217; &#8216;iyi insan&#8217;ı birbirinden ayırt edilmelidir. Ama &ouml;rneğin, Roma tecr&uuml;besine hakim dalga şeklinde rengini veren Aristippos&#8217;un iyi insanı idi, Sokrates&#8217;inki değil. Aradaki fark ve ayrım bu kadar derin olmamasına rağmen, Gazali&#8217;nin &#8216;insan-ı kamil&#8217;e y&uuml;klediği mahiyet ile Hallac-ı Mansur&#8217;un y&uuml;klediği muhteva bazı ince ve hassas &ccedil;izgilerle ayrılır. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Kuşbakışı bakıldığında en genel hatlarıyla, Antik Yunan ve onun devamı olan Roma&#8217;da d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;n omurgasını daima Mitoloji oluşturmuştur. Mitolojinin temelini ise Tanrılar, Yarı Tanrılar ve Tanrılaşmak isteyen insanlar şeklinde kategorize edilebilecek bir katmanlı model belirlemekteydi. Yani mitolojinin şekillendirdiği d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; i&ccedil;inde insan yapıp etmeleriyle bir şekilde Tanrılaşmak isteyen bir varlıktır. Buna karşın ta en başından beri İslam&#8217;ın temel doktriner yapısı gereği, Osmanlı da dahil b&uuml;t&uuml;n İslam medeniyetlerinin alem tasavvurunun mayası &quot;Esma&uuml;&#8217;l-H&uuml;sna&#8217;ya&quot; (tek olan Allah&#8217;ın sonsuz g&uuml;zel isimleri) dayanmaktadır. B&uuml;t&uuml;n varlık alemi s&uuml;rekli yaratılış i&ccedil;inde (halku&#8217;n-cedid, continius re creation) Esma&uuml;&#8217;l-H&uuml;sna&#8217;nın bir yansımasıdır. İnsan bu İlahi isimlerin kendisinde en yoğun yansıdığı en kapsamlı varlıktır ve insan &#8216;Allah&#8217;ın ahlakıyla ahlaklanmak&#8217; (yaratık ve Yaradan arasındaki fark sonsuz olacak şekilde) suretiyle beşerilikten kurtulup kemale doğru y&uuml;r&uuml;melidir. Bu anlayış, Osmanlı&#8217;da Tanzimat&#8217;la birlikte y&uuml;kselişe ge&ccedil;en Batı&#8217;dan ithal H&uuml;manizm akımının etkisini hissettirmesine kadar baskın karakterini s&uuml;rd&uuml;rm&uuml;şt&uuml;r. Roma ise Hıristiyanlık&#8217;la evliliğe razı olduktan sonra (M.S. 312) mitoloji yerini yine mitolojinin tesirinde gelişen Teslis&#8217;e bırakmıştır. Teslis akidesi, tıpkı mitolojinin &uuml;&ccedil;l&uuml; yapısında olduğu gibi (Tanrılar, Yarı Tanrılar, Tanrılaşmak isteyen insanlar) Baba, Oğul ve Ruhu&#8217;l-Kuds gibi bir vasıtalı model sunuyordu. Hz. İsa&#8217;nın tanrılaştırılması ise diğer insanların da tanrılaşabileceği gibi bir imayı i&ccedil;inde barındırıyordu. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Bug&uuml;nden geriye bakarak, s&ouml;z konusu medeniyetlerin (&ccedil;ok genel bir bi&ccedil;imde Doğu ve Batı) alem tasavvuru-d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ve sundukları insan modeline ilişkin temel kırılmalar bakımından bir netleşmeye varmamız gerekirse eğer;</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Mitolojinin karşısında Esma&uuml;&#8217;l-H&uuml;sna&#8217;nın,</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Teslis&#8217;in karşısında Tevhid&#8217;in,</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Tanrı&#8217;ya benzeme &ccedil;abasının (Teşebb&uuml;h-&uuml; bi&#8217;l vacip) karşısında ise Allah&#8217;ın ahlakıyla ahlaklanmak (Tahallik-i bi ahlakillah) anlayışının,</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">D&uuml;nya eksenli yaşayıştan &ccedil;ok ahiret odaklı yaşamanın,</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">&#8216;Yaratıcı d&uuml;ş&uuml;nmek&#8217;ten ziyade &#8216;keşfe d&ouml;n&uuml;k d&uuml;ş&uuml;nme&#8217;nin,</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Vahşi rekabet yerine hayırda yarışmanın,</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Her şeyi pratiğe indirgeyip (techne) kainata egemen olma &ccedil;abasının yerine, kainatın ahengine katılmaya dayalı bir temaşa (nazar, theorya) anlayışının yer aldığını genel olarak s&ouml;ylememiz m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</font></p>
<p class="Text"><font color="#ff9933" size="2"><strong>&Uuml;st&uuml;n İnsan</strong></font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Şimdi, geldiğimiz noktadan 20. y&uuml;zyıla sı&ccedil;rayarak, felsefesini Antik Yunan, Pagan Roma ve Doğu mistisizmi (Zerd&uuml;şt&#8217;&uuml;n şahsında sembolize edilen) &uuml;zerine kuran Nietzsche&#8217;nin &ccedil;ağdaş Batı adına coşkuyla sunduğu &Uuml;st&uuml;n İnsan&#8217;ıyla, İslam medeniyetinin sebebi ve sonucu olan İnsan-ı Kamil&#8217;in temel karakteristiklerini belirgin kılmamız gerekmektedir. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Nietzsche&#8217;ye g&ouml;re, &quot;g&uuml;&ccedil;l&uuml; insan&quot;, g&uuml;&ccedil;l&uuml; iradesi olan insandır. Nietzsche&#8217;ye g&ouml;re, yalnız irade g&uuml;c&uuml;, g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmanın g&ouml;stergesidir. O, irade g&uuml;c&uuml;n&uuml; her şeyin &uuml;st&uuml;ne koymakla b&uuml;t&uuml;n geleneksel değerleri dışlayarak bireysel &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe giden yolun a&ccedil;ılacağını savunuyordu. Sadece irade g&uuml;c&uuml;ne sahip olan insanı adeta yeniden oluşturmak ister. Ona g&ouml;re, iyi insan, politik anlamda g&uuml;&ccedil;l&uuml; olan insan değil, metafizik ve ahlak (dindışı ahlak) anlamında g&uuml;&ccedil;l&uuml; olan insandır. Fakat bu noktada irade g&uuml;c&uuml;n&uuml;n y&ouml;n&uuml;n&uuml;n &ccedil;ok kolay bir şekilde politik g&uuml;ce &ccedil;evrilebileceğini unutmuş gibidir. &Uuml;st&uuml;n insan, hi&ccedil; bir zaman kendini k&uuml;&ccedil;&uuml;k ve zayıf hissetmez. (Dikkat edecek olursak, burada, insanın en temel iki varoluşsal yarası/yasası olan acziyet ve fakrıyetin de inkarı s&ouml;z konusudur. Y&ouml;n&uuml;n&uuml; bulamamış acz ve fakrı, reddetmekten başka &ccedil;are kalmamış gibidir.) Yani ona g&ouml;re ahlakın işareti, iradenin g&uuml;c&uuml;d&uuml;r. Ahlaklı olmak, kendinin efendisi olmaktır. Kendinin efendisi olmaya giden yolun ilk adımı ise Tanrı&#8217;yı &ouml;ld&uuml;rmekten ge&ccedil;mektedir. Yani insanın kendi kendisinin efendisi olması gerekmektedir; bunun i&ccedil;in iradesini eksen alarak Tanrı&#8217;yı &ouml;ld&uuml;rmelidir. Bir diğer adımda ise, s&uuml;r&uuml; ahlakının temeli olarak varsaydığı geleneksel ahlak yıkılmalıdır. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Nietzsche, bu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; &quot;B&ouml;yle Buyurdu Zerd&uuml;şt&quot;teki &quot;&Uuml;&ccedil; D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m (Metamorfoz)&quot; başlıklı yazısında etraflıca a&ccedil;ıklıyor.</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Ona g&ouml;re, hayvanla &Uuml;st&uuml;n İnsan arasında gerilmiş bir ip olan insanın şu &uuml;&ccedil; basamağı aşması gerekir:</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">1- İnsan, &ouml;nce bir deve olacaktır. Deve hayvanların en fazla y&uuml;k taşıyanıdır. &quot;Sen m&uuml;stahak olduğun i&ccedil;in bu y&uuml;k&uuml; taşımalısın&quot;. Başkalarının ortaya &ccedil;ıkarmış olduğu geleneksel değerleri y&uuml;k gibi taşır. Bu devrede, gururunu kırabilmek i&ccedil;in aşağılanmayı arzu eder. Deve de g&uuml;d&uuml;lmeye isteklidir. &quot;Evet&quot; der. Bu &quot;Evet&quot;in anlamı, d&uuml;ş&uuml;nmeden yapılan g&ouml;reve itaat etmedir. Bu insan i&ccedil;in bir t&uuml;r esaret tablosudur. Yaşamak i&ccedil;in başkasının yardımına gereksinimi olanların g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;d&uuml;r.</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">2- İkinci basamakta deve, aslana d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r. Aslan, geleneksel değerlere karşı isyanın g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;d&uuml;r. Aslan &quot;Hayır&quot; der. Değerlerin değişmesini ister. Tanrıların d&uuml;şmanı olur.</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">3- &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; basamağa ge&ccedil;ince aslan, &ccedil;ocuk olur. &Ccedil;ocuk da &quot;Evet&quot; der. Fakat bu &quot;Evet&quot; itaat etme isteğinden gelmez. Kendinin efendisi (&ouml;zg&uuml;r) olma arzusunun &quot;Evet&quot;idir. &Ccedil;ocuk oyun oynayabilme iradesinin g&uuml;c&uuml;yle ve &ccedil;ocuk saflığıyla evet der.</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Nietzsche, &quot;&uuml;st&uuml;n insan&quot;ın, aynı zamanda &uuml;st k&uuml;lt&uuml;re sahip olması gerektiğini de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yordu. &quot;B&ouml;yle Buyurdu Zerd&uuml;şt&quot;te bir ip cambazı hikayesi vardır: Cambaz ip &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;rken, diğerleri yukarı doğru ona bakar. İp cambazı kayar ve d&uuml;şer. &Ouml;lmek &uuml;zere son nefesini verirken Zerd&uuml;şt yanına gelir ve ona doğru yolda olduğunu s&ouml;yler. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ip, &uuml;st&uuml;n insan olmaya doğru y&uuml;r&uuml;meyi simgelemektedir. &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğe tam bir g&uuml;venlik i&ccedil;inde y&uuml;r&uuml;nemez. G&uuml;&ccedil;l&uuml; insan riskleri seven, g&ouml;ze alan insandır. (Bu noktada Kişisel ve Kurumsal Gelişim i&ccedil;in risk alma vurgusunu hatırlayalım.) Zayıf insan ise g&uuml;venliği i&ccedil;in s&uuml;rekli dayanak noktaları arar. G&uuml;venlik garantisi arar. İp cambazı simgesi aynı zamanda kendinin efendisi olma isteğidir. Bunun i&ccedil;in de ip &uuml;zerinde y&uuml;r&uuml;me gibi deneyler gereklidir. O y&uuml;r&uuml;rken zayıflar sadece onu seyredebilirler. Meleyen kuzular s&uuml;r&uuml;s&uuml; gibi. &Ouml;rnekte cambaz d&uuml;ş&uuml;yor. Sonuca ulaşamıyor. Fakat Nietzsche i&ccedil;in bunun &ouml;nemi yoktur. Ona g&ouml;re cambaz doğru yoldaydı, ilerlemek i&ccedil;in ipte y&uuml;r&uuml;mesi gerekiyordu. (İlerleme i&ccedil;in ip metaforunun se&ccedil;ilmesi bir tesad&uuml;f olmasa gerektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ip benzetmesi, Batı&#8217;nın temel ilerleme anlayışını temsil eden &ccedil;izgisel ilerleme (lineer development) anlayışının Nietzsche&#8217;de insana uyarlanmış karşılığını işaretlemektedir. Yine yukarıdaki &ouml;rneğimize atıfta bulunacak olursak, Batı kaynaklı kişisel gelişim k&uuml;lt&uuml;r&uuml; de insan i&ccedil;in tamamen yatay ve &ccedil;izgisel bir gelişim &ouml;nermektedir.) Zaten &quot;Her zaman &ouml;l&uuml;nmez&quot; ve &quot;Bizi &ouml;ld&uuml;rmeyen bizi g&uuml;&ccedil;l&uuml; kılar&quot;. (Prof. Dr. Asım Akın, Nietzshe, <span class="removed_link" title="http://historicalsense.com/"><font color="#004080">http://historicalsense.com</font></span>)</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">O, &uuml;st&uuml;n insana giden yolda en b&uuml;y&uuml;k engelin s&uuml;r&uuml; ahlakı olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor ve ahlakı ikiye ayırıyordu: 1- Efendi Ahlakı: Aristokratik ırkların (&ouml;rneğin Romalılar) ahlakı, 2- K&ouml;le Ahlakı: Aristokratik sınıfa k&ouml;le ya da boyun eğme bi&ccedil;iminde yaşamış sınıfların ahlakı (&ouml;rneğin Yahudiler). &Uuml;st&uuml;n insan; iyinin ve k&ouml;t&uuml;n&uuml;n &ouml;tesindedir, mevcut ahlaksal d&uuml;zeni yadsıyarak kendi değerlerini sil baştan oluşturur.</font></p>
<p class="Text"><font color="#ff9933" size="2"><strong>İnsan-ı Kamil</strong></font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Diğer tarafta kemali hedefleyen insan, Allah&#8217;ın hem yery&uuml;z&uuml;ndeki halifesi (Bakara/30), hem de O&#8217;nun kuludur (Zariyat/56). Bu iki kavram arasındaki ilişki, İsl&acirc;m&#8217;ın ortaya koyduğu insan anlayışının doğru anlaşılabilmesi i&ccedil;in vazge&ccedil;ilmez bir &ouml;neme sahiptir. Bu anlayışta insan gelişimini (kemalat) ancak ve ancak tevhidin g&ouml;lgesinde bulur. Her yerde ve her şeyde Allah&#8217;ı birleyen insan, her şeyi tanrılaştırmanın y&uuml;klerinden kurtularak y&uuml;kselir. (&quot;Allah, &ccedil;ekişip duran bir&ccedil;ok ortağın sahip olduğu bir k&ouml;le ile sadece bir kişiye bağlı olan bir adamı misal verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd Allah&#8217;a mahsustur. Fakat onların &ccedil;oğu bilmezler.&quot;) Risale-i Nur m&uuml;ellifi m&uuml;thiş bir isabetle ş&ouml;yle demektedir: </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">&quot;Evet, sırr-ı vahdet ile insan, b&uuml;t&uuml;n mahlukat i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;k bir kemal sahibi ve kainatın en kıymetdar meyvesi ve mahlukatın en nazenini ve m&uuml;kemmeli ve zihayatın en bahtiyarı ve en mesudu ve Halık-ı Alemin muhatabı ve dostu olabilir. Hatta b&uuml;t&uuml;n kemalat-ı insaniye ve beşerin ulvi maksatları tevhid ile bağlıdır. Ve sırr-ı vahdetle v&uuml;cut bulur. Yoksa eğer vahdet olmazsa, insan mahlukatın en bedbahtı ve mevcudatın en s&uuml;flisi ve hayvanatın en bi&ccedil;aresi ve zişuurun en h&uuml;z&uuml;nl&uuml;s&uuml; ve azablısı ve gamlısı olur.&quot; (Şualar, İkinci Şua)</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Hayatını tevhid ekseninde bir kul ve halife olarak algılayan insan ile, ilah&icirc; olana (Hıristiyanlığı bahane ederek) başkaldırmış insan arasındaki fark a&ccedil;ıktır. Birinci insan tipi, hakları itibarıyla kendini bir halife olarak g&ouml;r&uuml;rken, sorumlulukları itibarıyla kendini bir kul olarak g&ouml;r&uuml;r. B&uuml;t&uuml;n alem ve i&ccedil;indekiler onun nazarında kendisine bir emanet olarak verildiğinden ve dahası Allah&#8217;ın ayetleri olduğundan, &ccedil;evresiyle, kainatla, diğer insanlarla, kendisiyle ve asıl &ouml;nemlisi Rabbi ile barış i&ccedil;indedir. (Bu noktada Batı kaynaklı psikoloji kişisel gelişim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n kendinle barışık olma, a&ccedil;ık iletişim, &ccedil;atışmadan ka&ccedil;ınma vs. gibi vurgularının anlam temeli, insani gelişim de bu tahlilde gizlidir.)</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Bu bakış a&ccedil;ısının bir neticesi olarak M&uuml;sl&uuml;man m&uuml;tefekkirler, modern bilim ve felsefenin tersine aleme cansız nesnelerden ibaret bir yığın olarak değil, canlı ve anlamlı birer varlık olarak yaklaşırlar. Bu y&uuml;zden kuşlarla, ağa&ccedil;larla, r&uuml;zgarla, yağmurla konuşmayı &ouml;ğrenmişlerdir. Sarı &Ccedil;i&ccedil;ek&#8217;le s&ouml;yleşen Yunus&#8217;un, Ney sembol&uuml;yle insanının serencamını anlatan Mevl&acirc;na&#8217;nın, insanların ebedi saadeti i&ccedil;in d&uuml;nyasını da ahiretini de feda etmeye hazır Said Nursi&#8217;nin, b&uuml;t&uuml;n varını yoğunu İlahi irade karşısında yağma eyleyen Niyazi-i Mısr&icirc;&#8217;nin şu şiirindeki manevi &ccedil;er&ccedil;eveyi bilmeden anlamak m&uuml;mk&uuml;n değildir;</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Hak yolunun rehberi nefesidir kamilin<br />
Dil tahtının serveri nefesidir kamilin<br />
Nefsini mat eyleyen, ref-&#8217;i memat eyleyen<br />
Nefh-i hayat eyleyen nefesidir kamilin<br />
İsteyu git ademi, ademde bul ademi<br />
Sırr-ı nefaht&uuml; demi nefesidir kamilin<br />
Sure-yi Necm&#8217;i oku anlagıl vahyi Hakk&#8217;ı<br />
Bilesin ol mantıkı nefesidir kamilin<br />
Ruh&uuml;l-Kud&uuml;s demini, ademde iste anı<br />
&Ouml;lm&uuml;ş g&ouml;n&uuml;l&uuml;n canı nefesidir kamilin<br />
Maye-yi zat denilen, feyz-i necat denilen<br />
Ab-ı hayat denilen nefesidir kamilin<br />
Diri kılan tenleri, zinde eden canları<br />
Kaldıran &ouml;lenleri nefesidir kamilin<br />
Mevtaya etse nefes, her yaneden gele ses<br />
Haşreden ey hakşinas nefesidir kamilin<br />
Niyazi&#8217;yi can eden zerresini kan eden<br />
Katresin umman eden bir demidir kamilin. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Kendini d&uuml;nyaya adamış insan, normal bir ruh halinden mahrumdur. Zira kendini bir taraftan sıradan bir canlı, arzu ve g&uuml;d&uuml;lerine esir olmuş bir varlık olarak g&ouml;ren, &ouml;te yandan yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n efendisi ilan eden insan, anormal bir ruh hali i&ccedil;erisinde yaşıyor demektir. Buna mukabil, kendini hem kul hem de halife olarak g&ouml;ren denge insanı (vasat &uuml;mmet), hayatın anlam ve hedefi konusunda tutarlı bir bakış a&ccedil;ısına sahiptir. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Yaratılışın nihai gayesi d&uuml;nyaya h&uuml;kmetme değil, Yaradan&#8217;ın rızasına y&uuml;kselme olduğundan, denge insanı olmanın yolu &#8216;insan-ı kamil&#8217; olma yoludur. İlahi isim ve sıfatların kendinde tecelli ettiği insan-ı kamil, insan oluşun standardını belirleyen &ouml;rnek modeldir. Bir başka ifadeyle insan-ı kamil, y&uuml;celikle pespayeliğin, halife ile kulun, irade ile teslimiyetin, celal ile cemalin birleştiği model insanı ifade eder. Bu y&uuml;zden Kur&#8217;an Hz. Peygamber&#8217;e atıfta bulunurken &#8216;usve-yi hasene&#8217;, yani en g&uuml;zel &ouml;rnek ifadesini kullanır.</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">İki insan tipine ilişkin olarak genellikle modern Batılının aktif ve &uuml;retken (creatif), geleneksel Doğulunun ise pasif ve taklit&ccedil;i olduğu s&ouml;ylenegelir. Oysa bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;n altını &ccedil;izdiği gibi; Doğu, muazzam bir mirasın &uuml;zerinde uyuyarak pasif bir şekilde &ccedil;&ouml;kmekte, Batı ise s&uuml;rekli hareket sloganıyla aktif bir şekilde &ccedil;&ouml;kmektedir. Ger&ccedil;ekte, hareketten yoksun tefekk&uuml;r ve teslimiyet ne kadar faydasız ise, s&uuml;kunet ve teslimiyetten arındırılmış hareket de o kadar yıkıcıdır.</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Kur&#8217;an&#8217;ın tasvir ettiği insan, kendi varlığında eşyanın zıt kutuplarını birleştirebilen, b&ouml;ylece onları aşarak kem&acirc;l, yani insan-ı k&acirc;mil mertebesine ulaşmaya aday olan insandır. Bir yandan aktif, keşfe d&ouml;n&uuml;k (&quot;Vazifemiz vaz&#8217;-ı cedid değil, keşf-i kadimdir&quot; d&uuml;sturunu bir daha hatırlayalım), se&ccedil;ici ve diğergam olan, yani Cel&acirc;l sıfatlarının tecellig&acirc;hı olan m&uuml;min, &ouml;te yandan Cemal sıfatlarının bir tecellig&acirc;hı olarak alıcı, teslimiyet sahibi ve ilahi irade karşısında pozitif bir pasivite i&ccedil;indedir. Bu y&uuml;zden m&uuml;min ge&ccedil;ici olan ile ebedi olan arasında, yer ile g&ouml;k arasında, d&uuml;nya ile ahiret arasında denge kurabilmiş insandır. Yani itidal &uuml;zere yaşamasını bilen insandır. (Bkz. Halil Akg&uuml;n&#8217;&uuml;n internet ortamındaki &quot;Y&uuml;kselme ve Al&ccedil;alma Ekseninde İnsan&quot; başlıklı yazısı, <span class="removed_link" title="http://www.islamisite.com/"><font color="#004080">www.islamisite.com</font></span>).</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Doğrusu s&ouml;z&uuml;n bu noktasında, Nietzsche&#8217;nin &uuml;st&uuml;n insan&#8217;a giden yolda &uuml;&ccedil; d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m bi&ccedil;imiyle sembolize ettiği deve, aslan ve &ccedil;ocuk insan modeliyle asla kıyas-ı kabil olamayacak tarzda Fatır Suresi&#8217;nde Rabbimizin; Zul&uuml;m İnsanı, Şaşkın İnsan, Erdem İnsanı olarak karşılayabileceğimiz, (aynı zamanda insanın &uuml;&ccedil; farklı boyutunu ve aşamasını ifade eden) insan tasviri dikkatimizi &ccedil;ekmelidir: &quot;Sonra Kitab&#8217;ı kullarımız arasından se&ccedil;tiklerimize verdik. Onlardan (insanlardan) bir kısmı nefsine zulmeder, kimisi ortada bir yerdedir, kimisi de Allah&#8217;ın izniyle hayırlarda &ouml;ne ge&ccedil;mek i&ccedil;in yarışır.&quot; (Fatır, 32)</font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">İnsan-ı Kamil anlayışı, en billurlaşmış halini mescid yapımında, herkes bir kerpi&ccedil; taşırken iki kerpi&ccedil; taşıyan, herkes karnına bir taş bağlarken iki taş bağlayan, karşısına gelen ve korkusundan dolayı sıtmaya tutulmuş gibi titreyen bir adama: &#8216;Kardeşim, korkma, ben de senin gibi, anası kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum&#8217; diyen Allah Ras&ucirc;l&uuml;&#8217;nde bulmaktadır. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Yine Halil Akg&uuml;n&#8217;&uuml;n isabetle vurguladığı gibi; maddi ve teknolojik gelişmeyi insanlığın yery&uuml;z&uuml;ndeki tek gayesi olarak g&ouml;ren ilerleme d&uuml;ş&uuml;ncesi, insanın İlahi olandan kopuşunun en acı sonu&ccedil;larından biridir. İlahi dinler, tarihi, insanın yaratılış ser&uuml;veninin ve imtihan s&uuml;recinin yaşandığı bir sahne olarak tanımlamışlar ve b&ouml;ylece gelişme/ilerleme kavramına manevi ve fizik &ouml;tesi bir anlam y&uuml;klemişlerdir. Buna mukabil modern ilerleme d&uuml;ş&uuml;ncesi, evrim teorisinden aldığı ilham ve destek ile, tarihi yatay bir &ccedil;izgiye indirgemiş; b&ouml;ylece tarih ve zaman kavramından, İlahi ve kutsal olanı kovmuştur. Bu bakış a&ccedil;ısının bir sonucu olarak, bug&uuml;n d&uuml;nyadaki maddi ilerleme mutlak bir değer olarak kabul edilmekte, insanların ruh ve kalp d&uuml;nyasındaki bozulma ve &ccedil;&uuml;r&uuml;me ise maddi ilerlemenin bir bedeli olarak meşrulaştırılmaktadır. Oysa belli bir mana ve hedeften yoksun gelişme, ancak bozulma ve &ccedil;&ouml;k&uuml;şe g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. İnsani a&ccedil;ıdan baktığımızda da karşımıza benzer bir tablo &ccedil;ıkıyor. Manevi ve ahlaki tekam&uuml;lden yoksun gelişme, ancak insanın hayvani, zevk ve f&uuml;cur (Şems, <img src='http://www.insanigelisim.com.tr/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> y&ouml;n&uuml;n&uuml;n kutsanmasına yol a&ccedil;abilir. İnsanın maddi y&ouml;n&uuml;, en kesif tarafını teşkil ettiği i&ccedil;in insanı semadan arza doğru &ccedil;eker (hubut). Ruh y&ouml;n&uuml; itibarıyla da kemal alemlerinde seyreder. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Eğer yerinde bir ifade olursa Nietzsche&#8217;nin insanı tanımlarken &#8216;&uuml;st&uuml;n insan ve hayvan arasında gerilmiş bir ip&#8217; olarak &ccedil;er&ccedil;evelediği yaklaşımı, İslam medeniyetinin ruhuna uygun bir şekilde ş&ouml;yle anlaşılabilir: İnsan, melek ve hayvan arasında gerilmiş bir iptir. Melek&icirc; y&ouml;nde ilerlemek (bir melek olmayı değil) insan-ı kamil olmayı netice verir. Risale-i Nur&#8217;da bunun ifadesini ş&ouml;yle bulabiliriz: &quot;Şu kainat sarayında bir nevi hademe olan insanlar hem melaikeye benzer, hem hayvanata benzer. Ubudiyet-i k&uuml;lliyede, nezaretin şumul&uuml;nde, marifetin ihatasında, rububiyetin dellallığında, meleklere benzer. Belki insan daha camidir. Fakat insanın şerire ve iştihalı bir nefsi bulunduğundan, melaikenin hilafına olarak, pek m&uuml;him terakkiyat ve tedenniyata mahzardır. Hem insan, amelinde nefsi i&ccedil;in bir haz ve zatı i&ccedil;in bir hisse aradığı i&ccedil;in, hayvana benzer.&quot; (S&ouml;zler, Bedi&uuml;z-zaman Said Nursi, Yeni Asya Neşriyat, İstanbul, 1999, s. 321) </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">İnsanoğlunun ger&ccedil;ek manada insan olması, ancak Rabbi&#8217;ne y&ouml;nelmiş bir seyr-i s&uuml;luk i&ccedil;inde olması ile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bu y&uuml;zden İslam&#8217;ın anlayışına g&ouml;re tarih, geride ve arkamızda değil, &ouml;n&uuml;m&uuml;zdedir. Peygamberler, evliyalar, alimler, arifler, kamil insanlar bu y&ouml;n&uuml;yle birer &ouml;nder&#8217;dir. Hz. Peygamber&#8217;in (a.s.) &#8216;iki g&uuml;n&uuml; bir olan ziyandadır&#8217; hadisi de, hi&ccedil; ş&uuml;phesiz yery&uuml;z&uuml;nde yalancı bir cennetin kurulmasına değil, bu dikey, yani manevi ve ahl&acirc;ki y&uuml;kselişe işaret buyuruyor. Dikey ve ahlaki y&uuml;kseliş insan-ı kamile giden yolun ana caddesidir. </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">S&ouml;z konusu ana cadde &uuml;zerinde insan d&ouml;rt &ouml;zelliği kuşanmak durumundadır: İyi akval (&#8216;Ya hayr s&ouml;yle ya da sus&#8217; d&uuml;sturundan beslenen hakikat &uuml;zere konuşmak veya susmak), iyi ef&#8217;al (amel-i salih esasından filizlenen iyi fiiller), iyi ahlak (hilkatteki, her bir mahluktaki edep ve terbiyeye yaslanan, imanın somutlaşmış bi&ccedil;imi olan g&uuml;zel ahlak) ve maarif (her şeyden Allah&#8217;a giden bir yol bulma anlayışına dayanan ilahi marifet, irfan). (İnsan-ı Kamil, Aziz&uuml;ddin Nesefi, terc&uuml;me: A. Avni Konuk, Gelenek Yay., 2004) </font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">&Ccedil;izilen bu k&uuml;&ccedil;&uuml;k tablodan da anlaşılacağı gibi, Antik Yunan kaynaklı Roma&#8217;dan beslenen g&uuml;n&uuml;m&uuml;z Batı uygarlığının bir yerde hakim insan modeli de denilebilecek olan &Uuml;st&uuml;n İnsan&#8217;dan ilhamla, bug&uuml;n, modern insanın mutluluk ve başarısına ve bunun kurumsal verimliliğe yansımasına d&ouml;n&uuml;k bir d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; &uuml;retildiğini ifade edebiliriz. Buna karşın İslam medeniyetinin temel &ouml;nc&uuml;llerine yaslanan İnsan-ı Kamil anlayışına dayalı bir kainat algısı potansiyel halden kinetiğe d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lememiş vaziyette beklemektedir. </font></p>
<p class="Text"><font color="#ff9933" size="2"><strong>&Ouml;z</strong></font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">Bu makale, felsefesini Antik Yunan, Pagan Roma ve Doğu mistisizmi &uuml;zerine kuran Nietzsche&#8217;nin &ccedil;ağdaş Batı adına sunduğu &quot;&Uuml;st&uuml;n İnsan&quot;ıyla, İslam medeniyetinin sebebi ve sonucu olan &quot;İnsan-ı Kamil&quot; karakteristiğinin karşılaştırmasını yapıyor. Yaradılışın nihai gayesinin d&uuml;nyaya h&uuml;kmetme değil, Allah&#8217;ın rızasını kazanma olduğunu ifade eden yazar, &quot;insan-ı kamil&quot;in denge insanı olduğunu ifade ediyor. İlahi isim ve sıfatların kendinde tecelli ettiği insan-ı kamil, insan oluşun standardını belirleyen &ouml;rnek model olarak &ouml;ne &ccedil;ıkarılıyor.</font></p>
<p class="Text"><font color="#ff9933" size="2"><strong>Abstract</strong></font></p>
<p class="Text"><font color="#3366cc" size="2">This article compares in the concept of &quot;Super Man&quot; of Nietzsche who based his philosophy upon the Ancient Greek, Pagan Rome and Eastern mysticism and presents this concept for the modern Western world with the concept of &quot;Excellent Man&quot; which is both the cause and result of the Islamic civilization. Author claims that the ultimate goal of the creation is not to rule over the world but to be able to get the will of God. The &quot;Excellent Man&quot; is a man of equilibrium and it is emphasized as a sample model which defines the standards of the humanness because of the fact that the names and attributes of God are reflected upon the personality of &quot;Excellent Man&quot;.</font></p>
<p class="Footnote"><font color="#ff9933" size="2"><strong>Dipnotlar</strong></font></p>
<p class="Footnote"><font size="2">1. Burada Batı&#8217;nın kendi tarihi s&uuml;reci i&ccedil;inde bu modelin, adeta &quot;evrenin evrimci kaderi&quot; olarak zorunlu bi&ccedil;imde ortaya &ccedil;ıktığı y&ouml;n&uuml;ndeki algılamayı da dikkate almamız gerekmektedir. <br />
&quot;Hegel&#8217;in her şeyin tarihin determinist akışı i&ccedil;inde oluştuğu ve devletin toplumla &ouml;zdeş olmadığı g&ouml;r&uuml;ş&uuml; aslında 19. y&uuml;zyılın Darwin&#8217;le başlayan evrimci g&ouml;r&uuml;şlerinin bir yansımasıydı. Koloni tarihiyle birlikte ortaya &ccedil;ıkan bu evrimci modele g&ouml;re toplumlar bir gelişim yasası i&ccedil;inde oluşumlarını devam ettirir. Yani Avrupalılar bu gelişim yasasına g&ouml;re &uuml;stlerde, koloni &uuml;lkelerindeki yerliler ise altlardaydı. Bu evrenin evrimci kaderiydi. Hatta St. Simon, toplumların ilerleme yasasını feodalizm, devrimci ve liberal &ccedil;ağ olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil;l&uuml; bir modele g&ouml;re yorumlamıştı. St. Simon&#8217;da toplumların amacı sanayi &ccedil;ağına ulaşmaktı. Bu durumda bilim adamlarının g&ouml;revi, toplumları insanların ihtiya&ccedil;larına g&ouml;re yapılaştırmak ve b&uuml;t&uuml;n d&uuml;nya i&ccedil;in ge&ccedil;erli bir d&uuml;zen kurulmasını sağlamaktı. Bu son aşama St. Simon&#8217;a g&ouml;re Yeni Hıristiyanlıktı. A. Comte i&ccedil;in de pozitif &ccedil;ağ, evrim şemasının son basamağıdır. Felsefi alanda ise Nietzsche&#8217;nin &uuml;st&uuml;n insan&#8217;ı bu d&uuml;ş&uuml;ncenin en son aşamasıdır. 19. y&uuml;zyıl Batı bilimlerinde, bu moda g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n izlerine rastlamak m&uuml;mk&uuml;n.&quot; (Oryantalizm: Evrenin Evrimci Kaderi, R&uuml;stem Aslan, Atlas Dergisi, sayı: 139)</font></p>
<p class="Footnote"><font size="2">2. &quot;B&uuml;y&uuml;k İskender&#8217;in Asya&#8217;yı fethinden sonra, Yunanlılar arasında hızla yayılan Doğu&#8217;nun gizem tapımları, bireysel inan&ccedil; &ouml;zlemi &ccedil;eken Romalılar&#8217;ı da etkisi altına almakta gecikmemiştir. Anadolu&#8217;dan gelen Phrygia kaynaklı Cybele Gizemleri, Trakya kaynaklı Orpheuscu &ouml;ğretilerle &ouml;r&uuml;l&uuml; Bacchus Gizemleri, Yunan&#8217;ın Ceres ve kızı Persephone&#8217;yle ilgili Eleusis Gizemleri, Mısır&#8217;dan gelen Isis ve Osiris Gizemleri ve Persler&#8217;in tanrısı Mithra ile ilgili olan Mithras Gizemleri Roma&#8217;da yayılmaya başlamış ve daha fazla taraftar toplamıştır. &Ccedil;i&ccedil;ero da bu yayılımdan hoşnuttur ve gizem dinlerinin &ccedil;oğu Romalı&#8217;nın din yaşamına yeni bir soluk getirdiğine inanmaktadır. (Leg. 2. 14. 36): &quot;Atina&#8217;nın getirip insan yaşamına kattığı bir &ccedil;ok m&uuml;kemmel ve ger&ccedil;ekten kutsal kurum arasında, hi&ccedil;biri şu gizem dinleri kadar iyi olmamıştır. Bunlar sayesinde, ilkel ve yabanıl yaşam tarzımızı terk ettik&#8230; Ger&ccedil;ek anlamda yaşamın başlangıcını onlardan &ouml;ğrendik ve sadece mutlu yaşamak i&ccedil;in değil, daha iyi bir umutla &ouml;lmek i&ccedil;in de g&uuml;&ccedil; kazandık.&quot; demektedir.&quot; (Antik &Ccedil;ağ&#8217;da Yaşamın ve &Ouml;l&uuml;m&uuml;n Bilinmezine Yolculuk Roma&#8217;nın Gizem Dinleri, &Ccedil;iğdem D&uuml;r&uuml;şken, Arkeoloji ve Sanat Yayınları)</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="130" title="1" title="14 December 2011"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/132-medeniyetlerin-kirilma-noktasinda-ustun-insan-kamil-insana-karsi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİŞİSEL GELİŞİMCİLER İMANA GELDİ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/130-kisisel-gelisimciler-imana-geldi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/130-kisisel-gelisimciler-imana-geldi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:36:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[KİŞİSEL GELİŞİMCİLER İMANA GELDİ Başarı insanlığı mutluluğa g&#246;t&#252;rmedi. Dahası, huzurlu bir ruh halinin başarıyı etkilediğine inanılmaya başlandı. Ancak bir şart vardı: İnsanın fizik &#246;tesine ait sorgulamasına tatmink&#226;r cevaplar verilmeliydi. Sonu&#231;ta...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table style="border-right-width: 0px; border-collapse: collapse; border-top-width: 0px; border-bottom-width: 0px; border-left-width: 0px" border="1" cellspacing="0" bordercolor="#111111" cellpadding="0" width="50%">
<tbody>
<tr>
<td style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-top: medium none; border-right: medium none" width="100%">
<h3 align="center"><span style="font-family: Verdana; color: #cc33cc"><span class="removed_link" title="http://www.kemalkocak.com/tr/modules/icontent/index.php?page=23"><font color="#ff6600" size="3">KİŞİSEL GELİŞİMCİLER İMANA GELDİ</font></span></span></h3>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>
<!-- End top links --><!-- Start page content -->Başarı insanlığı mutluluğa g&ouml;t&uuml;rmedi. Dahası, huzurlu bir ruh halinin başarıyı etkilediğine inanılmaya başlandı. Ancak bir şart vardı: İnsanın fizik &ouml;tesine ait sorgulamasına tatmink&acirc;r cevaplar verilmeliydi. Sonu&ccedil;ta sadece nasıl başarılı olunacağının form&uuml;llerinden bahseden değil, aynı zamanda t&uuml;m bunları manevi bir b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kle ele alan rehberler ve kitaplar &ouml;ne &ccedil;ıkmaya başladı.</p>
<p>&nbsp;Rus k&ouml;kenli kişisel gelişim uzmanı duvardaki tabloyu g&ouml;steriyor ve hi&ccedil; bir resim bilgisi olmadan bu m&uuml;kemmel resmi tamamen i&ccedil;indeki sesi dinleyerek yaptığını belirtiyordu. Ayrıca bir ara kaza ge&ccedil;irip ayaklarının fel&ccedil; olduğunu, kendi i&ccedil; g&uuml;c&uuml;yle iyileştiğini s&ouml;yl&uuml;yordu. &lsquo;İ&ccedil;iniz ecza dolabı gibi, ihtiyacınız olan her şey orada var&rsquo; diyen, aynı zamanda şifacı y&ouml;n&uuml;n&uuml;n de olduğunu iddia eden kişi daha sonra Rusya tarafından başka bir &uuml;lkeye ataşe tayin edildi.</p>
<p>İ&ccedil;indeki g&uuml;ce g&uuml;venmenin başarı i&ccedil;in yegane &ouml;l&ccedil;&uuml; olduğunu tekrarlayan bu t&uuml;r kişisel gelişim uzmanları ve bu alanda yazılan kitaplar, insanları hi&ccedil; soluklanmadan hızlı bir koşuya hazırlayan bir mantaliteye sahip. Genelde, Uzakdoğu felsefesi ve Batı&rsquo;nın rekabet&ccedil;i ekonomisine dayalı değerleriyle şekillenen &ouml;ğretiler ve bunları konu alan kitaplar hayattaki her şeyin merkezine insanı koyuyor; siz isterseniz aşamayacağınız hi&ccedil; bir engel olamaz minvalli yaklaşımla sorunun &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; yine insana bağlıyor. Yaratıcıyı aradan &ccedil;ıkaran, pozitivist yaklaşımla dikte ettirilen &ouml;ğretiler ve bunların yazıldığı kitaplar sular seller gibi okunuyor, ancak, anti-depresanların kullanımındaki y&uuml;kselişin de &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilemiyor.</p>
<p>Sonunda başarının insanları mutluluğa g&ouml;t&uuml;rmediği anlaşıldı. Tam aksine huzurlu bir ruh hali kişileri başarıya ulaştırmaktaydı. Ama bunun i&ccedil;in bir şart vardı: İnsanın ezeli ve ebedi sorularına, tatmink&acirc;r cevaplar verilmeliydi. Bu y&uuml;zden sadece nasıl başarılı olunacağının form&uuml;llerinden bahseden değil, aynı zamanda t&uuml;m bunları manevi bir b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kle ele alan rehberler ve kitaplar &ouml;ne &ccedil;ıkmaya başladı.</p>
<p>Hıristiyanlığın farklı bir koluna mensup g&uuml;&ccedil;l&uuml; din vurgusu olan Stephen Covey, birka&ccedil; sene &ouml;nce &ccedil;ok satanlar listesine girdi t&uuml;m d&uuml;nyada. T&uuml;rkiye&rsquo;de Covey&rsquo;in yanı sıra, ilk kez İslami bakış a&ccedil;ısıyla kişisel gelişim kitapları yazan Muhammed Bozdağ da hayli ilgi g&ouml;r&uuml;yor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yazarların yaşantısı &ouml;nerdiklerinden bağımsız değildi. Dolayısıyla iş d&uuml;nyasında &ouml;zellikle vurgulanan başarı tiyolarından biri de &lsquo;maneviyatınızı geliştirin&rsquo; telkini olmaya başladı.</p>
<p>Kariyeri var ruhu yok</p>
<p>İnsanı manevi boyutuyla ve yaratıcısı ile olan ilişkileriyle bir b&uuml;t&uuml;n olarak irdeleyen Bozdağ, toplumun inandığı dinlerle ilişkilendirilmeyen kişisel gelişim stratejilerinin etkisiz kalacağına inanıyor. Seminerlerinde bazı kişisel gelişim kitaplarını okuyanların, &lsquo;Az kalsın Budist olacaktık&rsquo; serzenişinde bulunduğunu aktaran Bozdağ&rsquo;ın kişisel gelişim ve maneviyat ilişkisine dair yorumu şu şekilde:</p>
<p>&ldquo;Eğer insanlar sonsuzluğu g&ouml;z ardı ederlerse, yaratıcıyla iletişimleri yoksa hi&ccedil;bir kişisel gelişim y&ouml;ntemiyle mutluluğu yakalayamazlar. Elbette yetenekleri gelişebilir ancak asıl peşinde koştukları şeye, mutluluğa ulaşamazlar. Bu nedenle, Ruhsal Zeka kitabımda insanları yaratıcıları ve ruhlarıyla barıştırmaya &ccedil;alışıyorum. Bu kitabın b&ouml;ylesine &ccedil;ok satmasının ve insanlarda coşku patlaması meydana getirmesinin sebebi bu.&rdquo;</p>
<p>&Uuml;lkemizde bu alandaki kitapların daha &ccedil;ok bire bir &ccedil;eviri olduğunu kaydeden Bozdağ, ABD kaynaklı kişisel gelişim s&ouml;ylemlerinde ateist ve sek&uuml;ler felsefenin hakim olduğunu belirtiyor ve gelişim stratejilerinin fizik &ouml;tesi boyutlarla ilişkili felsefe &uuml;retemediği takdirde uzun soluklu olmayacağına inanıyor. &ldquo;&Ccedil;&uuml;nk&uuml;, insan beyninin &lsquo;amigdala&rsquo; b&ouml;lgesi insanı s&uuml;rekli yaratıcı olgusuna g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor ve fizik &ouml;tesine s&uuml;r&uuml;kleyici telkinler &uuml;retiyor. Dolayısıyla, ayakta duran gelişim hareketleri ya yeni bir din kimliğine b&uuml;r&uuml;nerek ya da Hıristiyanlık, Budizm, İslam gibi dinlerle b&uuml;t&uuml;nleşerek g&uuml;&ccedil; buluyor&rdquo; diyor.</p>
<p>Kendi inan&ccedil; sistemimize g&ouml;re kişisel gelişim akımını yeniden yorumlamamız gerektiğine inanan Bozdağ, insanlık tarihi boyunca binlerce felsefenin yok olduğunu ancak başlıca dinlerin mevcudiyetinin devam ettiğini hatırlatarak doğru bilgiler i&ccedil;eren gelişim kriterlerinin dinden bağımsız olamayacağı g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; aktarıyor.</p>
<p>&lsquo;Anlam&rsquo;ı bulmak i&ccedil;in</p>
<p>Yazar Melih Arat&rsquo;a g&ouml;re, yarışı &ouml;nde g&ouml;t&uuml;rme uğruna sunulan rehberlerin &ouml;nemli bir kısmında yaşamın ger&ccedil;ek anlamı idrak edilemiyor. Durup şu soruların d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi gerektiğini belirtiyor Arat: &ldquo;Yaşamın anlamı ne? Ne i&ccedil;in yaşıyoruz?&rdquo; Bu soruların anlamına v&acirc;kıf olmadan yarışı &ouml;nde g&ouml;t&uuml;rmeyi anlamlı bulmuyor. Gelişmiş yeteneklerin &ouml;nemi kadar o yeteneğe sahip olan zihniyetin de belirleyiciliğine değinen Arat, evreni manevi olarak kavrayamayan bir zihin i&ccedil;in sahip olunan yeteneklerin mutluluk &uuml;retemeyen bir g&uuml;&ccedil; olacağına inanıyor. &ldquo;Ne i&ccedil;in yaşıyoruz ve bu yaşamın anlamı ne sorularının cevabını felsefe ve din vermiştir. Kişisel gelişimde inan&ccedil;lı insanların daha b&uuml;y&uuml;k başarılara ulaştığını ve kendisiyle daha barışık olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz. M&uuml;sl&uuml;man ya da Hıristiyan, kalıp&ccedil;ı olmayan inan&ccedil;lı bilim adamlarının, sanat&ccedil;ıların vs. bir &ccedil;ok &ouml;nemli başarı &ouml;rnekleri mevcut. Tolstoy bunların başında gelir&rdquo; diyor.</p>
<p>&Uuml;slup her kapıyı a&ccedil;ar</p>
<p>&Ccedil;eşitli kurumlara y&ouml;nelik &ccedil;alışma yapan Doğan C&uuml;celoğlu&rsquo;nun g&ouml;n&uuml;ll&uuml;ler grubunda bulunan Reşat Atalay, kişisel gelişimi temel evrensel değerlerden ayrı tutmuyor. &ldquo;Bireyin gelişimi i&ccedil;in maneviyat alabildiğine &ouml;nemli&rdquo; diyen Atalay, konuyu &lsquo;farkındalık&rsquo; ile ilintiliyor. Buna g&ouml;re, kendini, &ccedil;evresini ve yanlışları g&ouml;rme olarak kabaca izah edebileceğimiz her şey farkında olmakla al&acirc;kalı. Farkında olmak ise &ouml;ğrenmeyle m&uuml;mk&uuml;n.</p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de iletişim tekniklerinin 15 yıldır Batıdan alındığını, oysa geleneksel k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zde de iletişim tekniklerinin mevcut olduğunu vurguluyor. Var olan bu donanımları pratiğe aktarmada ciddi sorunlarımız olduğunu kaydediyor. &Ouml;ncelikle &uuml;slup &ouml;nemli. &lsquo;Ben dili&rsquo; denilen kavram &ccedil;er&ccedil;evesinde olaylar yorumlanmalı. Kişi, &ldquo;Sen bunu niye yaptın?&rdquo; şeklinde su&ccedil;lamak yerine &ldquo;Ben rahatsız oldum&rdquo; diyerek ve karşı tarafa h&uuml;cum etmeden derdini anlatabilmeli.</p>
<p>Eğer &ldquo;ben dili&rdquo;ni ve &uuml;slubu tutturabilirseniz insanlara her bilgiyi aktarabilirsiniz. Din ile ilgili olayların anlatımında &ccedil;ok ciddi &uuml;slup yanlışlıklarına değinen Atalay, konuları geleneksel kalıplar i&ccedil;inde camilerde k&uuml;rs&uuml;den konuşuyormuş gibi ele almaya karşı. &ldquo;Diyelim ki, sadakadan bahsediyorsunuz. İtalya&rsquo;daki kafelerde bulunan sadaka kutularından, Musevilerdeki dul kadın kesesinden &ouml;rnekleyerek anlatabilmelisiniz.</p>
<p>Olayı tek boyutlu ve dar kalıpla, korkutarak anlatmaya &ccedil;alışırsanız olmaz&rdquo; diyor. Atalay&rsquo;a g&ouml;re maneviyattan bahseden kişisel gelişim uzmanının entelekt&uuml;el derinliği bulunmalı. Aksi halde manevi boşluk i&ccedil;inde olan insanları, yanlış y&ouml;ne kanalize edebilecek &ccedil;alışmaları olan grupların eline d&uuml;şer. &ldquo;Kişisel gelişim i&ccedil;in, İbni Arabi, Peygamberimiz gibi manevi dinamiklerimizden ve Batılı &ouml;nemli şahsiyetlerden tarafsız ve karşılaştırmalı bir şekilde anlatım yapabilmeliyiz&rdquo; diyor.</p>
<p>İş d&uuml;nyasına y&ouml;nelik &ouml;nerileri ise rekabeti ve mutlak kazanmayı k&ouml;r&uuml;kleyen tavsiyelerin aksine olduk&ccedil;a insani bir yaklaşım sergiliyor: &ldquo;Menfaatlerden arınmış bir d&uuml;nyanın adamı ol. Bulunduğun işte, kendi erdemlerinle y&uuml;ksel. Başkasının hakkını yeme. Kariyer i&ccedil;in sonu&ccedil; odaklı değil s&uuml;re&ccedil; odaklı ol. Her zaman d&uuml;r&uuml;st kalırsan mutlaka &ouml;d&uuml;llendirilirsin. Anlatırken korkutma. Rahatlat. Yaptırım uygulama. İlkeli ol. Oku. Gruba gir. Dostlar edin. Seminere git. Dinle, izle. Sağlıklı beslen, spor yap. İbadet et. Mutlaka ailen olsun.&rdquo;</p>
<p>İletişim teknikleri alanında &ccedil;alışan uzmanlarda bulunması gereken &ouml;zellikleri ise şu şekilde &ouml;zetliyor: &ldquo;Vizyon sahibi, ilkeli, imanlı (inandığı şeye iman etmiş olmalı) adanmış olmalı. D&uuml;r&uuml;st kalabilmeli. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kişi kendi inandıklarından bağımsız bir şey anlatmaz.&rdquo;</p>
<p>Meral Yilmaz <br />
Tarih: 02.04.2004 Saat: 00:47</p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="86" title="1" title="26 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/130-kisisel-gelisimciler-imana-geldi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel gelişim misyonerliğin yeni yüzü mü? Mehmet Yılmaz</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/127-kisisel-gelisim-misyonerligin-yeni-yuzu-mu-mehmet-yilmaz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/127-kisisel-gelisim-misyonerligin-yeni-yuzu-mu-mehmet-yilmaz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:33:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET]]></category>
		<category><![CDATA[misyonerli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel gelişim misyonerliğin yeni y&#252;z&#252; m&#252;? Mehmet Yılmaz &#34;T&#252;rkiye&#8217;de 80&#8242;li yılların sonlarından başlayarak g&#252;n&#252;m&#252;ze kadar &#8216;kişisel gelişim&#8217; &#252;zerine bir&#231;ok kitap yazıldı, terc&#252;me edildi. H&#226;l&#226; bu &#231;alışmalar b&#252;y&#252;k bir hızla devam...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 align="center"><font size="3" face="Verdana">Kişisel gelişim misyonerliğin yeni y&uuml;z&uuml; m&uuml;?</font></h3>
<p align="right"><font size="2" face="Verdana">Mehmet Yılmaz</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">&quot;T&uuml;rkiye&#8217;de 80&#8242;li yılların sonlarından başlayarak g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar &#8216;kişisel gelişim&#8217; &uuml;zerine bir&ccedil;ok kitap yazıldı, terc&uuml;me edildi. H&acirc;l&acirc; bu &ccedil;alışmalar b&uuml;y&uuml;k bir hızla devam etmektedir. Bizim bu &ccedil;alışmada &uuml;zerinde duracağımız iki konu; bunlardan biri, bu isim altında yayımlanan bir kısım eserlerin kişiye aşırı g&uuml;ven telkin ederek onu &#8216;ben merkezci&#8217; yapması ve dolayısıyla t&uuml;keticiye d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmesi; bir diğeri ise bize sunmuş olduğu Hristiyanvar&icirc; d&uuml;nya algılayışıdır. Elbette okuyucusunu olumlu anlamda y&ouml;nlendiren, ona kendi yeteneklerinin sınırlarını tanıtan, kısaca insana &#8216;kendisini&#8217; keşfettiren eserler bu &ccedil;alışmada &ccedil;izeceğimiz &ccedil;er&ccedil;evenin dışında kalacaktır. &Ouml;ncelikle şu soruyu sormak gerekir: Bu eserler bir ihtiya&ccedil;tan kaynaklanıp bir ihtiyacı karşılıyor mu? Piyasada yayımlananların sayısına bakılırsa en azından b&uuml;y&uuml;k bir talebin olduğu kesin. Bu talep, ister bilin&ccedil;li isterse bilin&ccedil;sizce olsun, varlığı ink&acirc;r edilemez.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">Yukarıda ifade ettiğimiz gibi bazıları ger&ccedil;ekten ihtiyacı karşılıyor; bazılarında ise kişiyi bir t&uuml;ketim nesnesine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rme &ccedil;abası g&ouml;ze &ccedil;arpmaktadır. Bu t&uuml;ketim nesnel bir t&uuml;ketim değildir, manev&icirc; bir t&uuml;ketimdir. Bu, şudur: Dinlerden, felsef&icirc; sistemlerden, &ouml;rf &acirc;detlerden, d&uuml;nyanın herhangi bir coğrafyasındaki k&uuml;lt&uuml;rel motiften dilediğini alabilir, dilediğini dilediğin şekilde kullanabilirsin. B&ouml;ylesine sosyal ve tarih&icirc; ger&ccedil;eklikten uzak kavramlar kişinin kafasına doluşmakta, onu yaşadığı toplumun normlarına yabancılaştırmaktadır. Bu durum, beraberinde ikili (d&uuml;alist) bir d&uuml;nya anlayışını karşımıza &ccedil;ıkarır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hoşumuza giden, prensip olarak kabul ettiğimiz bir ifade, ger&ccedil;ekte inandığımız bir değerle l&acirc;f-zen benzer olmasına rağmen, farklı bir anlayışa oturduğu i&ccedil;in bizi birbirinden kopuk iki d&uuml;nya arasında bırakır. B&ouml;ylece birey, daha yalnız, daha yalıtılmış duruma gelir.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">Kendi değer yargılarıyla &ccedil;atışan birey, Brahmanizm&#8217;den, Budizm&#8217;den, Şamanizm&#8217;den, Tao &ouml;ğretisinden faydalanan ve herhangi bir sahici temele dayanmayan eserlerin d&uuml;nyasına sığınır. Birey manev&icirc; bir boşluk yaşadığı i&ccedil;in her fikrin ya da dinin telkinine a&ccedil;ıktır. Bu aşamada başarı, mutluluk vadeden; bizim de i&ccedil;inde Hristiyan ahl&acirc;k ve d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;n dile getirildiğini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z kitaplar devreye girmektedir. Bu kitaplarda Hristiyanlık farklı şekillerde karşımıza &ccedil;ıkar. Kimisinde doğrudan doğruya İncil&#8217;den ve Tevrat&#8217;tan ayetler verilmekte, bu ayetlerin ışığında konunun a&ccedil;ıklanması ya da başarının, mutluluğun nasıl yakalanacağı anlatılmaktadır. Kimisinde de kavramlar değiştirilerek -mesajın dokusunu bozmadan- aynı bakış a&ccedil;ısıyla bireye/okuyucuya bilgi sunulur.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">Her yerde kişisel gelişim kitabı olarak satılan &#8216;% 100 D&uuml;ş&uuml;nce G&uuml;c&uuml;&#8217; adlı eser:&#8217; Başlangı&ccedil;ta Tanrı cenneti ve d&uuml;nyayı yarattı. D&uuml;nya şekilsiz ve boştu; ve derinliğin y&uuml;z&uuml; karanlıktı; ve Tanrının ruhu suların y&uuml;z&uuml;n&uuml; kapladı. Jenesis 1:1,2&#8242; c&uuml;mleleriyle başlar. Daha ilk c&uuml;mlelerde okuyucuda Tevrat&#8217;ın, sonraki b&ouml;l&uuml;mlerde de İncil&#8217;in ışığında başarının nasıl elde edilebileceği bir d&uuml;nya imgesi oluşturulur. Bu &ouml;zellikteki eserlerin daha &ccedil;ok lise ve &uuml;niversite &ouml;ğrencileri tarafından okunduğu g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurulursa etkilenmenin boyutları &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; bir h&acirc;l alır. Aynı eserin m&uuml;teakip sayfalarında inanarak, &#8216;yaratıcı imgelemeyi kullanarak&#8217; başarının ne şekilde yakalanacağı, hayatın anlamlandırılması, boyutlandırılmasıyla ilgili a&ccedil;ıklamalar Tevrat veya</font></p>
<div align="justify">
<pre><font face="Verdana">İncil'den alınan ayetler &ccedil;er&ccedil;evesinde yapılır.
</font></pre>
</div>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">&#8216;İbrahim peygambere s&ouml;ylenmiş şu s&ouml;zler bize de s&ouml;ylenmiş demektir: G&ouml;rebildiğiniz t&uuml;m topraklan size vereceğim. Jenesis 13:15&#8242; &#8216;İnandıklarınız size uygulanacaktır.&#8217; der Y&uuml;ce &Ouml;ğretmen.&#8217; &#8216;İsa da şu s&ouml;zleri y&uuml;ce bir sezginin ışığında s&ouml;ylemiş olmalı: Ben kendim hi&ccedil;bir şey yapamam; her şeyi yapan i&ccedil;imdeki Baba&#8217;dır.&#8217;</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">Kendine g&uuml;ven duygusunun bireyde bulunması elbette &ouml;nemlidir Bu hem karakterin gelişimi hem de başarı i&ccedil;in &ouml;n şarttır. Bu duygunun telkin edilmesi sırasında &#8211; ki basın yayın ara&ccedil;larının herhangi bir t&uuml;r&uuml; tercih edilebilir- bireyin sosyal &ccedil;evresiyle uyum g&ouml;stermesine, &ccedil;atışmanın olmamasına; uyum ve sosyalleşme s&uuml;recinin devam ettirilmesine dikkat edilmelidir. Aksi takdirde psikolojisi bozuk, kendini tanımakta ve tanımlamakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;eken &#8216; eksik tipler&#8217; ortaya &ccedil;ıkar.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">&Ccedil;alışmaya konu ettiğimiz bazı eserlerde g&uuml;ven duygusu son derece abartılı, dayanaksız, kişiyi ikilemde bırakacak d&uuml;zeyde &ccedil;elişkili c&uuml;mlelerle anlatılır. Okuyucu kendi değer yargılarıyla, inancıyla, k&uuml;lt&uuml;rel d&uuml;nyasıyla &ccedil;atışacak bi&ccedil;imde y&ouml;nlendirilir. Louise Hay&#8217;in eserinde s&ouml;ylediklerimizi teyit edecek ifadeler kitabın hemen başında g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. &#8216;Beni yaratan G&uuml;&ccedil; ve ben birim. Ve bu g&uuml;&ccedil; bana kendi koşullarımı yaratma g&uuml;c&uuml;n&uuml; verdi.&#8217; İsl&acirc;m&icirc; T&uuml;rk k&uuml;lt&uuml;r dairesinde yaşayan biri i&ccedil;in bu c&uuml;mle hem kader konusunu karıştırır, hem de k&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne bir &#8216;enaniyet&#8217; duygusunu her zaman &ouml;n pl&acirc;na koyar. Aynı eserin on dokuzuncu sayfasında: &#8216;Anne Babamızı Bizim Se&ccedil;tiğimize İnanıyorum.&#8217; başlığı ge&ccedil;er. Bu başlık altında şu c&uuml;mlelere yer verilir: &#8216;Her birimiz bu gezegende zaman ve mek&acirc;ndaki belirli bir noktada yeniden bedenlenmeye karar veriyoruz. Manev&icirc; evrim yolunda gelişmemize yardımcı olacak belirli bir dersi &ouml;ğrenmek i&ccedil;in buraya gelmeyi se&ccedil;tik. Cinsiyetimizi, rengimizi, ırkımızı, &uuml;lkemizi kendimiz se&ccedil;iyoruz ve bu yaşamda &uuml;st&uuml;nde &ccedil;alışmak istediğimiz kalıpları bize yansıtabilecek en uygun anne babayı da biz belirliyoruz.&#8217; Yazar her ne kadar tercihlerimizin hayatımızı belirlemede &ouml;nemli bir rol oynadığını g&ouml;stermek i&ccedil;in b&ouml;yle bir metin kurguluyorsa da metnin oluşturulmasında kullanılan terminoloji ve k&uuml;lt&uuml;rel motifler bize son derece uzak oldukları gibi, sunmuş oldukları d&uuml;nyayı algılamak da bizim i&ccedil;in bir o kadar zordur. Doğrudan &#8216;yeniden bedenlenme&#8217; ifadesi kullanılarak tenas&uuml;h (reenkarnasyon) , okuyucunun zihnine yerleştirilmeye &ccedil;alışılmış. Budizm gayet masumane bir şekilde karşımıza &ccedil;ıkıyor. Aynı eserin bir başka sayfasında ise, &#8216;Evren, d&uuml;ş&uuml;nmeyi ve inanmayı se&ccedil;tiğimiz her şeyi destekler.&#8217; c&uuml;mlesi kullanılmış. Canlılık atfedilen &#8216;Evren&#8217; kavramı neyi ifade ediyor? Bunun İsl&acirc;m&#8217;daki Allah l&acirc;fzının anlamını taşımadığı kesin. Biraz dikkat edilirse c&uuml;mlenin Şamanizm&#8217;den, Animizm&#8217;den izler taşıdığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">İlkel dinlerden, ilkel inan&ccedil;lardan yazarlarca &#8216;bilin&ccedil;li&#8217; yapılan alıntıların, bu eserlerin terc&uuml;mesi sırasında &#8216;bilin&ccedil;sizce&#8217; T&uuml;rk&ccedil;eye, dolayısıyla insanımızın d&uuml;ş&uuml;nce d&uuml;nyasına aktarılması ve zihinlerini kirletmesi son derece olumsuz sonu&ccedil;lar doğurmaktadır. Değiştiremiyorsanız &#8216;kafaları bulandırın&#8217; mantığı sistemli bir şekilde karşımıza &ccedil;ıkıyor. &#8216;Ayurveda: Yaşam Bilimi&#8217; adlı eserde yazar, hayatı anlamlandırmak i&ccedil;in Hint&ccedil;e &#8216;ayurveda&#8217; kavramıyla tasavvufu karşılaştırır. G&uuml;ya her iki kavramı hayatımızda birleştirebilirsek mutluluğu yakalayacağımız g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; dile getirir. Tasavvufun felsef&icirc; temelleri kısmen &#8216;nirvana&#8217; felsefesiyle uyuşabilir. Ancak y&uuml;zyıllar i&ccedil;inde tasavvufun ge&ccedil;irmiş olduğu merhaleleri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek ikisi arasında cidd&icirc; farklılıkların oluştuğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Kaldı ki &#8216;ayurveda&#8217; olsun tasavvuf olsun bunların bizlere sunmuş olduğu mutluluk tamamen farklıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her ikisinin de geliştiği, hayatiyet bulduğu coğrafyalar ve toplumlar apayrıdır. Aynı eserde sağlıklı olmak, mutlu olmak i&ccedil;in transandantal meditasyon &ouml;nerilir. Bu konuda Krişnamurti&#8217;den alıntılar yapılır. Addignton ise meditasyonla g&uuml;&ccedil; kazanmayı &ouml;nerirken Zebur&#8217;dan faydalanır.&#8217; Tanrı&#8217;ya g&uuml;venmek insana g&uuml;venmekten &ccedil;ok daha iyidir. Zebur 118:8&#8242; Yine Budizm&#8217;in ve Hristiyan mistisizminin alabildiğine kullanıldığına dikkat etmek gerekir. Rastgele, cidd&icirc; bir tahlile t&acirc;bi tutmadan, &#8216;şu eserde, şu k&uuml;lt&uuml;rde, şu dinde&#8217; mutluluktan, başarıdan s&ouml;z ediliyor, hemen alalım d&uuml;ş&uuml;ncesi yukarıda da s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiğimiz gibi bizi okuyucuyu cidd&icirc;, sakat sonu&ccedil;lara g&ouml;t&uuml;r&uuml;r.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">Elbette d&uuml;nyanın ortak mirasından, k&uuml;lt&uuml;r&uuml;nden faydalanmak l&acirc;zım. Ama bu faydalanma bizim i&ccedil;in ger&ccedil;ek&ccedil;i bir temele dayanmalıdır.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">Bu eserlerde unutulmaması, &uuml;zerinde durulması gereken bir diğer nokta da kişiye &#8216;bireyselliğini&#8217;, dolayısıyla &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kazandırma &ccedil;abasıdır. Zaman zaman bu &ccedil;aba &#8216;bencilliğe/a&ccedil;g&ouml;zl&uuml;l&uuml;ğe&#8217; s&uuml;r&uuml;kl&uuml;yor insanı. Bu, o kadar abartılıyor ki &#8216;ben&#8217;in dışında diğer &#8216;benlerin hi&ccedil;bir anlamı kalmamaktadır. &#8216;Ben kendi d&uuml;nyamın tek g&uuml;c&uuml;y&uuml;m. &Ouml;zg&uuml;r olmayı se&ccedil;iyorum&#8217; Bu &ouml;yle bir hastalıktır ki, hi&ccedil;bir zaman doyuma ulaşmayan bireyi, ihtiyacını doyurmaya y&ouml;nelik sonsuz bir &ccedil;abaya s&uuml;r&uuml;kler. İnsana her zaman yeterli bir şey elde edememe, bir şeyleri ka&ccedil;ırma, bir şeylerden yoksun bırakılma korkusunu yaşama duygusu verir.</font></p>
<p align="justify"><font size="2" face="Verdana">&Ouml;zetle s&ouml;ylemek gerekirse, kişisel gelişim kitaplarının bir kısmı daha &ouml;nce de değindiğimiz gibi, bireyi, yaşadığımız bilgi &ccedil;ağını algılaması ve değerlendirmesi y&ouml;n&uuml;nde bilgilendirmektedir. Bir kısmında ise Hristiyanlık ya doğrudan doğruya mesaj olarak ya da azizlerin ismi verilerek, onların mucizelerinden yararlanılarak s&ouml;z&uuml; edilen konunun a&ccedil;ıklaması yapılır. Bazen de Hz. İsa&#8217;nın adı zikredilmeden, ona &ccedil;eşitli sıfatlar yakıştırılır. Bunlar: &#8216;Y&uuml;ce &Ouml;ğretmen, Evrenin Yaratıcı Zek&acirc;sı, Ben, M&uuml;kemmel G&uuml;&ccedil;, Asıl Ben, B&uuml;y&uuml;k &Ouml;ğretmen, Y&uuml;ce M&uuml;hendis&#8230;&#8217;vb.dir. B&ouml;ylece başarının, mutluluğun elde edilmesi; problemlerin &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; bu kavramlarla daha anlaşılır, daha &ccedil;&ouml;z&uuml;lebilir h&acirc;le getirilmektedir. Okuyucunun d&uuml;nyası bu kavramların anlam &ccedil;er&ccedil;evesinde yeniden şekillenmektedir.&quot;</font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="119" title="1" title="21 February 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/127-kisisel-gelisim-misyonerligin-yeni-yuzu-mu-mehmet-yilmaz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Gelişimin Dünü ve Bugünü Dr. Selim AYDIN</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/125-kisisel-gelisimin-dunu-ve-bugunu-dr-selim-aydin.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/125-kisisel-gelisimin-dunu-ve-bugunu-dr-selim-aydin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:31:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[AYDIN]]></category>
		<category><![CDATA[Selim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=125</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel Gelişimin D&#252;n&#252; ve Bug&#252;n&#252; &#160; Dr. Selim AYDIN Kişisel gelişimin son yıllarda hayatımıza olduk&#231;a yerleşmiş bir kavram olduğunda ş&#252;phe yok. Ni&#231;in elli sene &#246;nce b&#246;yle bir kavram yoktu? Kişisel...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3 style="margin-top: 0px; margin-bottom: 4px" align="center"><span class="postbody"><span style="line-height: normal; color: #ff6600">Kişisel Gelişimin D&uuml;n&uuml; ve Bug&uuml;n&uuml;</span></span></h3>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 4px" align="center">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 4px" align="right"><span class="postbody"><font color="#417eab"><span style="line-height: normal; font-size: 12px">Dr. Selim AYDIN </span></font></span></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 4px" align="justify"><span class="postbody"><font color="#417eab"><span style="line-height: normal; font-size: 12px"><br />
Kişisel gelişimin son yıllarda hayatımıza olduk&ccedil;a yerleşmiş bir kavram olduğunda ş&uuml;phe yok. Ni&ccedil;in elli sene &ouml;nce b&ouml;yle bir kavram yoktu? Kişisel gelişim insanların hangi ihtiya&ccedil;larını karşılamaya y&ouml;nelik? &Ouml;rg&uuml;n eğitimin hayatta başarı i&ccedil;in gerekli donanımları kazandırmadığı dikkate alınırsa, kişi ya kendi gelişmesinin mesuliyetini &uuml;zerine alacak ve okul eğitiminde verilmeyen eksik y&ouml;nlerini karşılama gayretine girecek, veyahut, &quot;Ne yapalım, sistem, devlet bizi b&ouml;yle yetiştirdi, bu eksik donanımımızla hayatı kucaklamaya ve verilen &ouml;mr&uuml; t&uuml;ketmeye devam edeceğiz?&quot; şeklinde kendi kendine s&ouml;ylenmeyi s&uuml;rd&uuml;recektir. İşte kişisel gelişim eğitimleri, seminerleri ve kitapları, kendi m&uuml;kemmelleşmesinin mesuliyetini vicdanında duyanlar i&ccedil;in, sistemin, devletin ve kurumun harekete ge&ccedil;mesini beklemeden şahıslar i&ccedil;in alternatif bir eğitim modeli ve hayat okulu oluşturmanın bir tercihidir. Doğumdan &ouml;l&uuml;me kadar devam edecek bir &ouml;ğrenme s&uuml;recini ifade eden bu kavram, &ouml;ğrenen fert, &ouml;ğrenen kurum ve &ouml;ğrenen sistemlerin &ccedil;oğalmasını sağlayan, hayatın i&ccedil;inde eğitim modeli ve paradigmasıdır. Bu kavram bize Batı d&uuml;nyasından geldiği i&ccedil;in, &ouml;nce kişisel gelişimin Batı&#8217;daki ser&uuml;venine bir g&ouml;z atalım: </p>
<p><strong>Kişisel gelişimin Batı&#8217;daki ser&uuml;veni </strong></p>
<p>Batı&#8217;da ve d&uuml;nyada kişisel eğitim, resmi (formal) ve resmi olmayan (informal) hayatın her alanında, (okul dışı) şeklinde oluşturulan iki kanaldan yapılmaktadır. <br />
Resmi (mecbur&icirc; eğitim); merkez&icirc; pl&acirc;nlamalı, statik, ayrıntılı m&uuml;fredatlı ve konuların par&ccedil;a par&ccedil;a ve hayattan kopuk şekilde anlatıldığı, genelde tek y&ouml;nl&uuml; bir eğitim olup, &ouml;ğrenilen şeylerin &ccedil;oğu i&ccedil;inde yaşanılan coğrafya ve sosyal &ccedil;evrenin meselelerini &ccedil;&ouml;zmekten ve o &ccedil;evrede kullanılabilir yapıda olmaktan uzaktır. Resmi eğitimde modelin işleyişi, fabrika t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Bilgi; mekanik ortamlarda değiş-tokuş edilir. Sanayi toplumunun ihtiya&ccedil;larını karşılayan bir modeldir. Duyguların eğitimi ve y&ouml;netimi, bilgi aktarımına duyguların ve isteklerin eşlik etmesi, &ouml;ğrencinin duygu ve d&uuml;ş&uuml;nce olarak bilgi transferine hazır olup olmadığının &ouml;l&ccedil;&uuml;lmesi mecburi değildir. </p>
<p>Mekanik, par&ccedil;alı ve sek&uuml;lerleşmiş bir eğitim anlayışı ile bu klasik eğitimden mezun olan kişilerin &ccedil;oğu, hayata atıldıklarında, ya istenilen verimi g&ouml;sterememekte yahut hayat maratonunu g&ouml;ğ&uuml;slemede kendini yetersiz hissetmektedir. Bu yapıyı besleyen &uuml;niversite ve araştırma merkezlerinde insanın yapısına, işleyişine dair muazzam bilgiler elde ediliyor; fakat bu bilgiler sağlıklı bir şekilde resmi eğitim sistemine aktarılamıyor. Bu problemlerin belirlenip &ccedil;&ouml;z&uuml;mlerinin &uuml;retildiği &uuml;niversiteler de bu par&ccedil;alı ve kopuk işleyen eğitim modelinden dolayı, buldukları &ccedil;&ouml;z&uuml;mleri istenilen şekilde ve hızda resmi eğitimin m&uuml;fredatına aktaramıyor. Dolayısıyla insana dair &uuml;retilen bu bilgilerle, resmi eğitim i&ccedil;erisinde kabul edilen &quot;mekanik insan&quot; modeline g&ouml;re verilen eğitim arasındaki farklar hızla belirginleşirken, mekanik insan modelinin yetersizlikleri de g&ouml;r&uuml;lmeye başlanıyor. Bilhassa iş d&uuml;nyasında her t&uuml;rl&uuml; biyolojik ve fizyolojik ihtiya&ccedil;larının karşılanması ve her t&uuml;rl&uuml; imk&acirc;nın sağlanmasına rağmen, insanlardan yeterli verim alınamadığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Bu durum resmi eğitimin eksiklerinin &quot;kişisel gelişim, insan kaynakları, işe ve hayata uyum sağlama seminerleriyle&quot; verilen eğitimler ve yazılan kitaplarla tamamlanması gibi bir ara &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml; g&uuml;ndeme getirmiştir. </p>
<p>Resmi olmayan (okul dışında verilen) eğitim; 10-12 yıl s&uuml;ren resmi eğitim eksikliklerini gidermeye matuf eğitimlerin hepsine verilen umumi isimdir. </p>
<p>Resmi eğitimin eksiklikleri 1980&#8242;li yıllarda &ccedil;ok daha şiddetli şekilde Batı&#8217;da hissedildiğinde, bir grup entelekt&uuml;el ve bilim insanı, &uuml;niversiteler ve araştırma merkezlerinde &uuml;retilen insanın yapısı ve gelişimi hakkındaki bilgileri pop&uuml;lerize ederek iş d&uuml;nyasına ve geniş halk kesimlerine aktarmaya başladı. İşyerlerinde ve kurumlarda insanı &ouml;n pl&acirc;na &ccedil;ıkaran ve onun bir mekanik ve robot varlık olarak algılanmasını &ouml;nlemek maksadıyla insan kaynakları b&ouml;l&uuml;mleri kurulmaya başlandı ve buralarda insanın b&uuml;t&uuml;n olduğu anlayışı i&ccedil;erisinde iş ve iş dışı sosyal hayatın da &ccedil;alışan kişinin verimliliğine tesir ettiği dikkate alındı. S&ouml;z konusu eğitim ihtiyacı bu şekilde ortaya &ccedil;ıktı. Artık insanlara sadece maaş teklif edilmiyordu. Ailesiyle ve &ccedil;ocuklarıyla huzurlu bir hayat s&uuml;rebileceği sosyo-k&uuml;lt&uuml;rel firsat ve imk&acirc;nlar da sunulmaktaydı. İnsanın verimliliğini artırmanın ger&ccedil;ek&ccedil;i yolu, onu &ccedil;evresiyle b&uuml;t&uuml;n bir sistem olarak ele almaktan ge&ccedil;tiğine inanılıyordu. </p>
<p>Buna paralel olarak &uuml;niversitede &uuml;retilen insana dair bilgiler, teknik dilden kurtulup pop&uuml;lerize edilmeye, ayrıca tasnife t&acirc;bi tutulup eğitim paketlerine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmeye başlandı. Pop&uuml;ler hale getirilmiş, n&uuml;kteli ve eğlendirici bir formatta bi&ccedil;imlendirilmiş, insana y&ouml;nelik bu bilgiler, akademisyenlerce ve/veya takdim kabiliyeti g&uuml;&ccedil;l&uuml;, g&ouml;steri ve sahne sanatlarında tecr&uuml;beli şahıslar tarafından &quot;kişisel gelişim serileri&quot; altında piyasaya sunuldu. Bu kişiler insan kaynakları şirketleri halinde m&uuml;essese kimliği kazandılar. Zaman i&ccedil;inde, kişisel gelişme sahasındaki kitap ve seminerlerin hacmi hızla arttı. &Ccedil;eşitli meslek&icirc; alanlardan kişisel gelişime al&acirc;ka duyan insanların bu sekt&ouml;re transfer olmasıyla, insan kaynakları sekt&ouml;r&uuml; olduk&ccedil;a renkli hale geldi. Bu sahada doldurulması gereken boşlukları fark eden insanlar da kişisel gelişim ve insan kaynakları alanında &ouml;zelleşmeye gidip, problem &ccedil;&ouml;zmeye endeksli yeni şirketler kurdular. Bu durum hızlı ve yaygın bir şekilde 1980&#8242;den 1990&#8242;lara kadar devam etti ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde de y&uuml;zlerce ekol ve yayınevi hep bu konular etrafında yayınlar yapmaktadır. Bu faaliyetler, Batı d&uuml;nyasında arz-talep sonucu ciddi bir sekt&ouml;r haline gelmiş bulunmaktadır. </p>
<p>Bug&uuml;n i&ccedil;in gelinen noktada Batı&#8217;da ciddi seviyede bir kişisel gelişim bilgileri enflasyonu, entropisi (işe yaramayan ve kullanılmayan bilgi) ve kirliliği yaşanmaktadır. Bunu &ouml;nlemek i&ccedil;in kişisel gelişim sekt&ouml;r&uuml;nde yeni bir anlayış gerekiyor. Zaten doksanlı yıllarda bu sekt&ouml;rde &ccedil;alışan bazı kişiler, bu konuda &uuml;retilen bilgilerin son derece b&uuml;t&uuml;nl&uuml;kten uzak, derinliksiz ve pansuman tedavi nevinden &ccedil;alışmalar olduğunu fark etmişlerdi. Aynı yıllarda insanın beyin yapısı ve m&acirc;hiyeti &uuml;zerine yapılan araştırma ve elde edilen bilgilerin, 19. ve 20. y&uuml;zyıl insan modellerini ve teorilerini ge&ccedil;ersiz kılacak yorumlara yol a&ccedil;tığı, eğitimde ve insana bakış a&ccedil;ısında paradigma değişimlerinin mecburi hale geldiği g&ouml;r&uuml;ld&uuml; ve kişisel gelişimde yeni bir safha başladı. </p>
<p>Bu yeni anlayışa ge&ccedil;işin &ouml;nemli bir sebebi, R&ouml;nesans&#8217;la temelleri atılan d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ve i&ccedil;indeki insan modelinin t&uuml;ketilerek, o model &uuml;zerinden &uuml;retilebilecek ne kadar bilgi, buluş ve icat varsa ortaya konulmuş olması ve bu insan modelinin &ccedil;ıkmaza girdiğinin sinyallerinin hızla &ccedil;oğalmasıdır. Bu noktadan da Newton mekaniğine ve &Ouml;klidyen geometrisine dayalı k&acirc;inat g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ve bilim anlayışının da sonuna gelinmiştir. Ayrıca bu modeli t&uuml;ketmek i&ccedil;in de izlenen aşırı uzmanlaşma, ihtisaslaşma ve tek boyutlu yaklaşımların doğurduğu eksiklik ve k&ouml;rl&uuml;kler de toplumda ve sistemde rahatsız edici boyutlara ulaşmıştır. Bilimdeki ve insan modelindeki bu tıkanmalar, Amerika ve Avrupa eksenli medeniyetin ihtiyarladığının ve inişe doğru ge&ccedil;tiğinin sinyalleri olarak yorumlanmaktadır. Bu yaşlanmayı yavaşlatmak ve Batı eksenli medeniyet anlayışına gen&ccedil;lik aşısı yapmak i&ccedil;in, d&uuml;nyadaki antik k&uuml;lt&uuml;rler, farklı medeniyetler, yeniden incelemeye alınmakta ve bilimdeki son gelişmelerle eski k&uuml;lt&uuml;rlerin bilgelikleri sentezlenmektedir. Bilhassa gelinen noktadaki birikimler kullanılarak, Batı&#8217;da ikinci bir r&ouml;nesansın başlayıp başlamayacağı sorusu ve bunu m&uuml;mk&uuml;n kılacak yapı taşlarının nasıl yerleştirileceği konusunda, fert ve m&uuml;essese temelinde &ccedil;&ouml;z&uuml;m arayışları hızla devam etmektedir. </p>
<p>B&ouml;yle bir ikinci r&ouml;nesansın kavram &ccedil;atısını hazırlayan bilim teorileri arasında; </p>
<p>l-Kuantum teorisi, <br />
2-Kuantum rezonans teorisi, <br />
3-Harmonik teori, <br />
4- &Ouml;klidyen olmayan geometriler, <br />
5-Fraktallar geometrisi, <br />
6-Kaos teorisi, <br />
7-Komplekslik teorisi, <br />
8-Ekolojik paradigma teorisi, <br />
9-Sistem dinamiği ve d&uuml;ş&uuml;ncesi, ilk sıralarda yer almaktadır. </p>
<p>Bu teorilerin sosyal bilimlere taşınmasıyla Batı&#8217;da kişisel gelişim ve insan kaynakları sekt&ouml;r&uuml;, iki farklı anlayış ortaya &ccedil;ıkaran bir kırılma g&ouml;stermiştir. <br />
Birinci anlayışı; par&ccedil;alı ve mekanik insan modeline g&ouml;re şekillendirilmiş Avrupa insanının eksik y&ouml;nlerini doldurmaya y&ouml;nelik olarak 1980&#8242;li yıllarda başlatılan, derinliksiz eğitimlerin h&acirc;l&acirc; ge&ccedil;erli bir pazar olduğuna inanan ve bu tip eğitimleri s&uuml;rd&uuml;renler temsil eder. Buna g&ouml;re her bir eğitim paketi insan isimli makinenin bozuk par&ccedil;alarını iyileştirme veya arızalı par&ccedil;aları değiştirme fonksiyonu &uuml;stlenmiş her paket, bir veya birka&ccedil; seanslık sihirli &ccedil;&ouml;z&uuml;mler olarak sunulmaktadır. </p>
<p>İkinci anlayışı temsil edenler, bu tarz eğitimlerin her insanda aynı neticeyi ve verimliliği sağlamadığını g&ouml;rm&uuml;şler ve sistemde bir şeylerin g&ouml;zden ka&ccedil;ırıldığını hissetmişler. İnsanın bir makine olmadığını ve onun farklı kişilik dinamiklerinden yaratıldığını ve her kişilik sisteminde farklı algılama, &ouml;ğrenme ve iletişim motifleri bulunduğunu fark etmişlerdir. Birinci anlayışa g&ouml;re verilen eğitimlerin her kişilik dinamiğinde farklı netice verdiği bulununca, yeni bir insan modelinin kurulması gerektiği, verilecek olan eğitimlerin de bu modele g&ouml;re d&uuml;zenlenmesinin mecburi h&acirc;le geldiği ortaya &ccedil;ıktı. </p>
<p>En &ouml;nemlisi, insanın mekanik bir varlık değil, i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş alt-sistemlerden inşa edilmiş (biyolojik, psikolojik, hiss&icirc;, zihinsel, ruh&icirc;, enerji-beden (aura) kompleks, adaptif (uyum sağlayıcı) esnek, &ouml;ğrenen bir ağ sistemi olduğu fark edildi. Bu model, insanın anlaşılmasında, mekanik insan modeli i&ccedil;in &uuml;retilmiş olan siyah-beyaz mantığının, (Aristo mantığı) yeterli olmadığını ve eksik yanlarının yeni de olsa eklemelerle tamamlanamayacağını, bunun yerine ancak gri mantık, sistemci yaklaşım ve tamamen yeni kaotik bir ağ yaklaşımıyla, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanının problemlerinin &ccedil;&ouml;z&uuml;lebileceğini g&ouml;sterdi. </p>
<p>Bu ikinci anlayış, tıp d&uuml;nyasında da bakış a&ccedil;ısını değiştirmiştir. Bu a&ccedil;ıdan rahatsızlıklar da iki gruba ayrılmaktadır: </p>
<p>1. Spesifik, par&ccedil;a bozukluğu (molek&uuml;l, h&uuml;cre, doku, organ bozuklukları) olup, mide ağrısı ve b&ouml;brek rahatsızlıkları gibi hastalıklarla temsil edilir. (Bu birinci anlayışa karşılık gelir.) </p>
<p>2. Network (ağ) veya sistem bozukluğu olup, insanın i&ccedil;inde bulunduğu alt-sistemlerin kendi i&ccedil;lerinde ve &ccedil;evreleriyle m&uuml;nasebetlerinden kaynaklanan arızalarla temsil edilir. Stres &ccedil;ok tipik bir sistem dinamiği bozukluğudur. &Uuml;midini kaybetme, yalnızlık sendromu, &ouml;ğrenilmiş &ccedil;aresizlik sendromu, depresyon, anksiyete (endişe) gibi hastalıklar sistemin sağlıklı işleyişini bozar. Bunlar ise kişisel gelişim sekt&ouml;r&uuml;ndeki ikinci anlayışla teşhis ve tedavi edilebilecek rahatsızlıklardır. Bunlar tedavi edilmezse, par&ccedil;a hastalıklarına yol a&ccedil;abilmekte ve/veya bunların &ccedil;abuk iyileşmesini engellemektedir. Son yıllarda &ouml;zel hastahaneler tarafından yapılmaya başlanan hasta ziyaretleri veya tedavinin evde devam ettirilmesi sistemi besleyen bir tedavi tarzıdır. İnsanın sevdiğinden haber alması, telefonda sesini duyması, sevdiklerinin yanında olması, ona &ccedil;ok olumlu y&ouml;nde tesir etmekte ve tedaviyi hızlandırmaktadır. İnsandaki b&uuml;t&uuml;n alt-sistemler birbirini etkilemektedir; dolayısıyla par&ccedil;anın sistem, sistemin par&ccedil;a &uuml;zerinde tesiri vardır. Biyolojik sistemin par&ccedil;aları olan organ, doku ve molek&uuml;llerdeki bozukluklar b&uuml;t&uuml;n sistemin işleyişini etkilediği gibi, sistemdeki arızalar da her bir par&ccedil;ayı etkileyebilmektedir. </p>
<p>Bu &ouml;rneklerden a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;lmektedir ki, insan dinamik bir sistem şeklinde yaratılmıştır. Onun &uuml;zerinde yapılacak herhangi bir tıbb&icirc; tasarruf gibi, kişisel gelişime y&ouml;nelik faaliyetler de bu ger&ccedil;eği g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurmalıdır. Mesel&acirc; kişisel gelişim sekt&ouml;r&uuml;nde &ouml;ne &ccedil;ıkarılan başarı kavramı tek başına değil, ancak insanın madd&icirc;-manev&icirc; b&uuml;t&uuml;n dinamiklerinin nazara alındığı bir yaklaşım &ccedil;er&ccedil;evesinde anlam kazanmaktadır. </p>
<p><strong>Yeni insan modeli oluşturma faaliyetleri ışığında bizim durumumuz </strong></p>
<p>Batı, &uuml;retilen par&ccedil;alardan yola &ccedil;ıkarak 21. y&uuml;zyılda b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l bir k&acirc;inat anlayışı ve bununla uyumlu bir insan modeli inşa etme &ccedil;alışmalarını s&uuml;rd&uuml;rmekte, bu şekilde İkinci R&ouml;nesans olarak nitelendirilebilecek yeni bir insan modeli inşa etmek istemektedir. Bu yeni r&ouml;nesans insanının en &ouml;nemli &ouml;zelliği, par&ccedil;alar halinde &uuml;retilmiş uzmanlık bilgilerini, bir b&uuml;t&uuml;n i&ccedil;erisinde anlamlı hale getiren ve b&ouml;l&uuml;k-p&ouml;r&ccedil;&uuml;k bilgileri bir tevhide ulaştıran, sonu&ccedil;ta hem ormanı, hem de ağacı g&ouml;ren &ccedil;ok boyutlu fert olmasıdır. Bu bakımdan, bizler daha şanslıyız. </p>
<p>&Ccedil;&uuml;nk&uuml; bizim onlarda olmayan Kuran ve S&uuml;nnet gibi sağlam kaynaklarımız, insana dair &ccedil;ok şey s&ouml;yleyen bir tarih&icirc; mirasımız var. Ayrıca internet gibi bilgi erişim teknolojilerini kullanarak onların sahip olduğu par&ccedil;a bilgilere kolayca ulaşma ve kullanma imk&acirc;nına da sahibiz. Hatt&acirc; varlık, insan ve hayata dair bilgi par&ccedil;alarına baktığımızda bunların insan ve k&acirc;inat kitabındaki s&uuml;nnetullaha ait olduğunu a&ccedil;ık bir şekilde g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Bu kader-denk noktada, ya biz de kainat ve insana ait bilgi par&ccedil;alarını kullanarak kendi insan modelimizi kaynaklarımız ve k&uuml;lt&uuml;rel mirasımız ışığında yeniden inşa edeceğiz veya Batı&#8217;da &uuml;retilen insan ve kişisel gelişim modellerini kullanarak onların hesabına &ccedil;alışan iş&ccedil;iler olacağız. </p>
<p>Şu anda 21. y&uuml;zyılı şekillendirecek b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l insan modelleri, d&uuml;nyanın değişik yerlerinde değişik k&uuml;lt&uuml;r ve milletler tarafından inşa edilmektedir. K&acirc;inatta boşluk olmadığına g&ouml;re, bizler ya başkaları tarafından &uuml;retilen insan modellerini ve onlara ait eğitimleri kullanan kopyacılar olacağız veya kendi senaryomuzu ve modelimizi, d&uuml;nyanın değişik yerlerinden gelen bilgi par&ccedil;alarını kullanarak inşa edeceğiz. Kişisel gelişim ve insan kaynakları sekt&ouml;r&uuml; bize b&ouml;yle bir imk&acirc;nı kullanabilme şansımızın olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insana dair en doğru şeyler, ancak Y&uuml;ce Beyan&#8217;da bulunmaktadır. Bizler b&ouml;yle bir kitaba sahip insanlarız. </p>
<p></span></font><span style="line-height: normal; color: darkblue; font-size: 12px"><span class="removed_link" title="http://www.sizinti.com.tr/"><font color="#004080">http://www.sizinti.com.tr</font></span></span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="209" title="1" title="17 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/125-kisisel-gelisimin-dunu-ve-bugunu-dr-selim-aydin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Prof.Dr.Üstün Dökmen &#8220;Herkesin bu alana girmesi uygun değil&#8221;</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/123-herkesin-bu-alana-girmesi-uygun-degil.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/123-herkesin-bu-alana-girmesi-uygun-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:29:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[alana]]></category>
		<category><![CDATA[girmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Herkesin]]></category>
		<category><![CDATA[uygun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[&#34;Herkesin bu alana girmesi uygun değil&#34; &#220;st&#252;n D&#246;kmen; Prof. Dr. &#220;st&#252;n D&#246;kmen&#160;Kimdir? &#220;st&#252;n D&#246;kmen, 1954 yılında İstanbul&#180;da d&#252;nyaya geldi. İlk olarak, iki dedesinin adı verilerek kendisine Hasan Vasfi denildi. Altı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2 align="center"><span class="OrtaBaslik"><font face="Verdana" color="#ff6600" size="3"><strong>&quot;Herkesin bu alana girmesi uygun değil&quot;</strong></font></span></h2>
<h2><span class="OrtaBaslik"><font face="Verdana" size="3"><strong>&Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen;</strong></font></span></h2>
<blockquote>
<p><font color="#cc0000"><strong><font face="Verdana" color="#000099" size="2">Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen&nbsp;Kimdir? </font></strong></font></p>
<p><font face="Verdana" style="font-size: 9pt;">&Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen, 1954 yılında İstanbul&acute;da d&uuml;nyaya geldi. İlk olarak, iki dedesinin adı verilerek kendisine Hasan Vasfi denildi. Altı aylıkken &ouml;nemli bir hastalık ge&ccedil;irdi. Komşular, iki &ouml;lm&uuml;ş b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;n adının ufacık &ccedil;ocuğa ağır geldiğini, bu y&uuml;zden hastalandığını s&ouml;ylediler. Bunun &uuml;zerine annesi ve babası evhamlanarak Hasan Vasfi&rsquo;nin adını &Uuml;st&uuml;n olarak değiştirdiler. (&Uuml;st&uuml;n adı, d&uuml;nyaya gelmesine yardımcı olan Do&ccedil;. Dr. Ziya &Uuml;st&uuml;n&acute;&uuml;n soyadıydı.) B&ouml;ylece &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen kısmen hafifledi; ancak yeni adı da, &ouml;ğrenim yaşantısı boyunca s&uuml;rekli iftihar listelerini &ccedil;ağrıştırdığından, kendisine ağır gelmeye devam etti.</font></p>
<p><font face="Verdana" style="font-size: 9pt;">&Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen&acute;in annesi İstanbullu, babası Erzurumlu, kendisi Ankaralıdır. 1971 yılında Ankara Cumhuriyet Lisesi&acute;ni bitirdi. Sosyal bilimlere ilgi duyuyordu, ancak &Uuml;niversiteye giriş sınavlarında aldığı puan ziyan olmasın diye Hacettepe &Uuml;niversitesi Fizik B&ouml;l&uuml;m&uuml;&acute;ne kaydoldu. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınıfa gelince fiziğin kişiliğine uygun olmadığını fark etti. Giriş puanı ziyan olmamıştı fakat, &ouml;m&uuml;r boyu fizikle uğraşırsa kendisinin ziyan olacağını anladı. Yeniden &uuml;niversite sınavlarına girerek Hacettepe &Uuml;niversitesi Psikoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&acute;ne ge&ccedil;ti. Bu b&ouml;l&uuml;mden mezun oldu ve aynı b&ouml;l&uuml;mde Uygulamalı Psikoloji (Klinik Psikoloji) alanında master yaptı. Psikolojik danışma ve rehberlik alanında 1986 yılında doktora, 1988 yılında do&ccedil;entlik, 1995&rsquo;te ise profes&ouml;rl&uuml;k derecesi aldı. Halen Ankara &Uuml;niversitesi Eğitim Bilimleri Fak&uuml;ltesi&rsquo;nde &ouml;ğretim &uuml;yesidir.</font></p>
<p><font face="Verdana" style="font-size: 9pt;">D&ouml;kmen&rsquo;in &ccedil;eşitli bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerinin yanı sıra d&ouml;rt bilimsel, bir de şiir kitabı vardır. Bu kitaplar sırasıyla; &ldquo;&Ouml;ğrenci Se&ccedil;me ve Yerleştirme Merkezi: Kuruluşu, Gelişmesi, &Ccedil;alışmaları&rdquo; , &ldquo;Okuma Becerisi İlgisi ve Alışkanlığı &Uuml;zerine Psiko-Sosyal Bir Araştırma&rdquo; , &ldquo;İletişim &Ccedil;atışmaları ve Empati&rdquo; , &ldquo;Sosyometri ve Psikodrama&rdquo; adlarını taşımaktadır. Şiir kitabının adı &ldquo;Selam&rdquo; dır. Meslektaşı Do&ccedil;. Dr. Zehra Yaşın-D&ouml;kmen&rsquo;le evlidir; iki kızı bulunmaktadır.</font></p>
</blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><font color="#660000"></p>
<p>&nbsp;</p>
<p></font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı: Sizce kişisel gelişim nedir? Nasıl tanımlarsınız? </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen:</strong> </font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Batı d&uuml;nyasında kişisel gelişim; bireyin bireyselliğinin vurgulanması, yeteneklerinin farkına varması ve bu yetenekleri dış d&uuml;nyayla bağdaştırarak dış d&uuml;nyaya uygun bir şekilde geliştirmek olarak tanımlanıyor. Bu &ccedil;ok iyi mi? Tartışılır&#8230; Genelde kişisel gelişimin iyi olduğu s&ouml;ylenir. Evet, ben de kişisel gelişim alanında &ccedil;alışıyorum, ama &ldquo;K&uuml;&ccedil;&uuml;k Şeyler 2&rdquo; adını taşıyan son kitabımda bu konuyu tartışmak gerektiğini s&ouml;yledim. Kişisel gelişime farklı a&ccedil;ıdan da bakmak gerekiyor. Yanı kişisel gelişimin de kendi kendini irdeleyerek, kendine farklı bir g&ouml;zle bakarak kendini değiştirmesi gerekiyor. Bireyselliği vurgularken, kişisel gelişim, aynı anda tek bir insan yaratma gibi de bir sonuca g&ouml;t&uuml;rebilir. İnsanlar aynı seminerleri, aynı kursları alıp bir an &ouml;nce rakiplerini geride bırakıp y&uuml;kselsin gibi bir rol oynayabilir. Bu, iyi bir şey mi bu da tartışılır. Yani kişisel gelişim, kendi kendi ile de &ccedil;elişen bir şey diye de d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Kişisel gelişim, birinci olarak; bireyselliği vurguluyor,&nbsp; ikinci olarak;&nbsp; tek tip insan olmayı, daha &ccedil;ok kazanmayı &ouml;n plana &ccedil;ıkartıyor. Batının hızlı koşuşturma tarzı i&ccedil;erisinde kısa s&uuml;rede &ccedil;ok iş yapma, &ccedil;ok para kazanma, bir an &ouml;nce terfi etme d&uuml;nyasına y&ouml;nlendiriyor. Bir an &ouml;nce terfi etmenin bir erdem olduğu d&uuml;nyada kişisel gelişim gerekli olabilir, ama bu iyi mi k&ouml;t&uuml; m&uuml;, işte bu tartışılır.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Kişisel gelişim konusu, &uuml;lkemizde biraz farklı bir algılamaya neden oluyor gibi. Gerek kişisel gelişim hizmeti sunanlar gerekse bu hizmeti alanlar i&ccedil;in&hellip; Kişisel gelişime, bir destek hizmeti olmanın &ouml;tesinde, bireyi tam anlamıyla yeniden kurgulamak gibi anlamlar da y&uuml;klenebiliyor. Bu doğru mu sizce? Kişisel gelişimin sınırları nerede biter?</strong><br />
&nbsp;<br />
<strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Kişisel gelişim, kişiyi ezmemeli. Yani genelde eğitim sisteminin amacı, bireyin i&ccedil; d&uuml;nyasını zenginleştirmek, potansiyelini ortaya &ccedil;ıkarmaktır. Kişisel gelişim de bu amaca hizmet ediyorsa eyvallah. Ama, sanki g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde birtakım insanlar, kişisel gelişimin ağırlığı altında eziliyorlar. Yani,&nbsp; fil olmak iyi bir şeydir. Filin doğada d&uuml;şmanı yoktur bildiğim kadarıyla. &Ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml;, aslan filan da bir şey yapmıyor. Fil, g&uuml;&ccedil;l&uuml;, iri olduğu i&ccedil;in doğal d&uuml;şmanı yok, ama filin en &ouml;nemli d&uuml;şmanı da kendisidir. Mesela bir fil yavrusu ters yattığı zaman, 5-10 dakika i&ccedil;inde kalkması gerekiyor. Kalkamazsa kendi ağırlığı altında eziliyor, kaburgaları, ciğerinin i&ccedil;ine batıyor ve &ouml;l&uuml;yor. B&ouml;yle olan dişi filler, &ouml;zel bir ses &ccedil;ıkarıyor, koşup gelip kaldırıyorlar onları. Yani bir filin doğal bir d&uuml;şmanı yok. Niye g&uuml;&ccedil;l&uuml;, &ccedil;&uuml;nk&uuml; ağır&#8230; Ama yan yattığı zaman, g&uuml;c&uuml; onun aleyhine &ccedil;alışıyor. D&uuml;nyada biz insanlar i&ccedil;in de bazı şeyler b&ouml;yledir. </font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Kişisel gelişim g&uuml;zel. Seni geliştiriyor, seni daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; yapıyor. Bir bakıma iyi bir şey, ama bu ni&ccedil;in yapılıyor? Başkalarını ge&ccedil;men i&ccedil;in yapılıyor. Ama o zaman biz olmayı da engelliyoruz. Şimdi kişisel gelişim konularından birisi ekip olmak, &ouml;yle mi? Adı &uuml;zerinde kişisel gelişim, &ldquo;sen kişisel gelişirsen &ouml;teki beş kişiyle nasıl ekip olacaksın?&rdquo; Kendi i&ccedil;inde bir &ccedil;elişki var. Niye top yek&ucirc;n gelişmiyoruz? Karı koca, bireyselce mi gelişmeli, ailece mi gelişmeli? Kendi i&ccedil;inde &ccedil;elişkileri de var. Niye top yek&ucirc;n gelişmek değil? Niye ailenle, &uuml;lkenle top yek&ucirc;n gelişmek değil? Ben kişisel gelişeyim, o da kişisel gelişsin, kim daha iyi gelişirse o m&uuml;d&uuml;r olsun&#8230; Ama o zaman ekip olamayız.</font></p>
<div align="center"><font face="Verdana" size="2"><strong><span style="color: maroon;">EN YAKIN ARKADAŞINA KAZIK ATABİLİRSİN. KİŞİSEL GELİŞİM SEMİNERİNE GİTTİM. KONU NEYDİ? EKİP OLMAK&#8230; BU BİRAZ KOMİK</span></strong></font></div>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Kişisel gelişimde şu daha &ouml;n planda&#8230; İnsanlar, karakter &ouml;zelliklerine g&ouml;re, o karakter &ouml;zelliklerini kullanarak ve onu en &uuml;st d&uuml;zeye &ccedil;ıkararak geliştiğinde, en iyinin yapılması sağlanmış olmaz mı? Bir insanın belirli nitelikleri var ve insan, bu niteliklerini en &uuml;st d&uuml;zeye &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışıyor. Sahip olduğu bir niteliği fark ediyor ve bu niteliğini geliştiriyor. </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Batı d&uuml;nyası, bu dediğini karı artırmak ve &uuml;st&uuml; kapalı tek tip bir insan yetiştirmek şekline d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rm&uuml;ş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Bu da bir g&ouml;r&uuml;ş. B&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nenler de var. Gen&ccedil;ler &uuml;niversiteyi bitiriyorlar, işe girdikten hemen sonra sa&ccedil;lar briyantinli, şık kravatlı erkekler, &ccedil;ıta gibi kızlar, ellerinde &ccedil;antalar, kıpır kıpır koşturuyorlar. Bir şirket i&ccedil;in &ccedil;alışıyorlar. Girerken bir rekabet var. Girdikten sonra da, hızlı gelişmek i&ccedil;in&#8230; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; piramit, gittik&ccedil;e daralıyor. En fazla gelişen, piramitte en fazla yukarı &ccedil;ıkar. O zaman burada bir ekip, bir birliktelik yok. En yakın arkadaşına kazık atabilirsin. Kişisel gelişim seminerine gittim. Konu neydi? Ekip olmak&#8230; Bu biraz komik&#8230; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ekip oluyorsan, birlikte gelişelim, ama rakip olacaksak da ekip olamayız. Farklı takımdan kişiler koşuyorlar, yarışıyorlar. Bunların hepsinin ekip olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r m&uuml;s&uuml;n? Farklı takımdan kişiler, ekip mi? Hayır. Kim iyi gelirse, o yarısı kazanır. Her &uuml;lke takım olabilir, ama farklı &uuml;lkelerden takım olmaz. O zaman birinci olmaz. Ama bir futbol takımın i&ccedil;indekiler rakip olmamalı, takım olmalı. Ama, beş ayrı takım oyun i&ccedil;ine katılıyor, beşinin tek bir ekip olduğunu d&uuml;ş&uuml;nemeyiz. İş yerinde herkes tek tek geliştiği i&ccedil;in, ben seni g&uuml;&ccedil;l&uuml; g&ouml;r&uuml;rsem ben seni ezerim. Eziyor mobbing yapıyor. Mobbing&rsquo;in T&uuml;rk&ccedil;esi yıldırmadır. Seminerlerde rakibe &ccedil;elme takma &ouml;ğretilmez, ama ger&ccedil;ekten bir yere gelmek istiyorsan o zaman birilerini de &ccedil;elmeleyeceksin</font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Ama şu var&#8230; Kendini tanıyıp, kendi &ouml;zelliklerini &ouml;n plana &ccedil;ıkardığında karsındakine &ccedil;elme takmana gerek kalmayacak, zaten kendini bir &uuml;st d&uuml;zeye &ccedil;ıkarıyorsun</strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong>Evet, ama giderek piramit daralıyor</font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Kişisel gelişim konusuna olan ilgide son yıllarda ciddi bir artış g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz? Toplumsal değişimin hızı, bireyin uyum sağlama yeteneğinin &uuml;zerine mi &ccedil;ıktı acaba? Birey, neden b&ouml;yle bir y&ouml;nelim i&ccedil;ine giriyor? </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Olabilir toplumsal gelişim vardır.&nbsp; Yeni sistemin, yeni &ccedil;alışma sisteminin gerektirdiği &ouml;zellikler, okulda tam okutulmuyor. Yani &uuml;niversitede piyasaya adam hazırlamıyoruz hen&uuml;z. Batıda &ouml;yle, ama bizde &uuml;niversite, tam piyasanın istediği adamı hazırlayamıyor. O zaman bu a&ccedil;ığı kapatmak i&ccedil;in hizmet i&ccedil;i eğitim gerekiyor. Hizmet i&ccedil;i eğitim verilirken, işin gerektirdiği &ouml;zellikler, mesleki beceriler verilir. Mesela bozulmamak eleştiriye a&ccedil;ık olmak &ouml;ğretilir. Kişisel gelişimdeki konulardan birisi de eleştiriye a&ccedil;ık olmaktır. Eleştiriye a&ccedil;ık olursan, ne olur? İşinde daha iyi olursun. Ama bizde, &uuml;niversitede m&uuml;hendislik fak&uuml;ltesinde kimse bunu &ouml;ğretmiyor. Ekip olmak da &ouml;ğretilmiyor. Biz m&uuml;hendislik yapmayı &ouml;ğretiyoruz. &Ccedil;ok az y&ouml;netim dersleri veriliyor. &Uuml;niversitedeki bu a&ccedil;ığı, hizmet i&ccedil;i eğitim ile kişisel gelişim alanındaki eğitimlerle &ouml;zel sekt&ouml;rde veriliyor.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Sizce, eğitim s&uuml;recinin bireyi hayata hazırlamada yetersiz kalması bir neden olarak kabul edilebilir mi? </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong>Evet, evet edilebilir.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Kişisel gelişim &ccedil;alışmalarını kim yapmalı, kişisel gelişim uzmanı kavramı kimi ifade etmektedir?</strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Bu tartışılabilir. B&ouml;yle bir şey olması i&ccedil;in, &ldquo;kişi&rdquo; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; olduğu i&ccedil;in, psikoloji&nbsp; var. Psikoloji alanında kişinin temel bir eğitim g&ouml;rm&uuml;ş olması lazım. Herkesin bu alana girmesi uygun değil. Yani işletmecinin, avukatın, m&uuml;hendisin kişisel gelişim alanına girmesi hi&ccedil; uygun değil. Şimdi yaşam ko&ccedil;luğu modası var. Herkes yaşam ko&ccedil;u olabilir. Bu uygun değil. Ancak psikoloji alanında bilgisi olan, sanayi ve end&uuml;striyi tanıdıktan sonra kişisel gelişim eğitimi verebilir. Herkesin, her &ouml;n&uuml;ne gelenin bu eğitimi vermesini uygun bulmuyoruz.</font></p>
<div align="center">&nbsp;</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Kişisel gelişim konusunda, kişisel gelişim uzmanları ile psikologlar arasında bir yetkinlik &ccedil;atışması yaşanıyor. Her iki kesim de kendisinin bu konuda yetkin olduğunu savunuyor. Mesela beden dili arasındaki bağlantı&#8230;</strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Bu, tamamen psikolojinin konusudur. İyi bir psikolog, beden dilini kesinlikle ciddiye almaz. Psikolojinin konusudur, ama ciddiye almayız. Şimdi, alanı psikoloji olmayan birisi, beden dili konusunda eğitimler verir. Şirketler de alıyor bunu. Bu kandırmacadır. Yani beden dilini &ouml;ğrendiğin zaman, satışların artacak, o zaman &ouml;ğrensinler bunu, satışları iki katına &ccedil;ıkarsınlar. Ama olmuyor. &Ccedil;ok kesin bilimsel kanıtlar yok. Yani elimi bu şekilde yaparsam bir şey saklıyorum, başka bir şekilde yaparsam iletişime kapalıyım. Bu konuda d&uuml;ş&uuml;k bir ilişki bulunabilir. Ama iletişimi buna dayanarak kurmamalıyız. Yani bu biraz simyacılığa giriyor. Simyacı nedir? Bakırı, demiri katıp altın yapmak, ya olur, uğraşalım, belki yaparız. Evet, altın yapmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r, ama o kadar pahalı ki&#8230; Borcunu &ouml;demiyor. Yani simyacılık, verimli bir şey değil. Yani senin şapkanın şekline bakıp, senin kişiliğin hakkında sana bir şeyler s&ouml;ylersem, bu ke&ccedil;iboynuzu &ccedil;iğnemek gibi, &ccedil;ok ufak bir tat gelebilir, ama kesin bir şey değil. Şimdi alandan olmayan, beden dilinin &ccedil;ok muazzam bir şey olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yor. Alanı psikoloji olmayanların bu işi yapması etik değil. Kim yapar, isletmeci yapar, m&uuml;hendis yapar, ama bu yanlış bir şey.&nbsp; </font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Peki, beden dilinin karşı tarafta uyandırdığı sezgiler. Konusunda ki d&uuml;ş&uuml;nceniz nedir? </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Eğer &ouml;l&ccedil;&uuml;lmediyse, bu yıldız falı gibidir. Yani g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ndeki yıldızların durumu, sizin kişiliğinizi etkiliyor olabilir. Belki etkiliyor, ama &ouml;l&ccedil;&uuml;lmeden bir şey s&ouml;ylenemez. Beden dilinin uyandırdığı etki, farklı bir k&uuml;lt&uuml;rde farklı bir anlama gelebilir. Biz, misafiri uğurlarken el sallarız, kimi k&uuml;lt&uuml;rlerde kendi &uuml;st&uuml;ne &ccedil;amur s&uuml;rerler. O zaman iyiye uğramış oluyor. Şimdi Ruslar, dudaktan &ouml;p&uuml;ş&uuml;yor, dudaktan &ouml;pmedik&ccedil;e ticaret olmayacak. Satamayacağız. Ama, bizim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zde b&ouml;yle bir şey yok. Beden dilinin evrensel bir şey olduğu s&ouml;ylenmekte, ama b&ouml;yle değil. İngiliz, sizinle mesafeli durdu, ama adam sizle hi&ccedil; de soğuk olmayabilir. Benim bir araştırmam var. Ondan ilgin&ccedil; bir &ouml;rnek vereyim. S&ouml;yleyin,&nbsp; eşek nasıl bağırır? AAAAİİİİİİ AAAİİİİİ der değil mi? Ama başka k&uuml;lt&uuml;re soruyorum, İİİİAAA İİİİAAA der diyorlar. Niye? Aaaiiii mi? İiiiaaa mı? Aaaiii dediğinde hangi havyan olduğunu anlamıyor.</font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p align="center">&nbsp;<embed width="425" height="350" type="application/x-shockwave-flash" quality="1" wmode="transparent" menu="menu" loop="loop" scale="ShowAll" src="http://www.youtube.com/v/KfZXMjIW9U0"></embed></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Toplumsal sorunlarda yaşanan artışlar, işsizlik, g&uuml;venlik sorunu, şiddet&hellip; Vs. bireylerde &ouml;nemli psikolojik travmaları da beraberinde getiriyor. Bu konuda sonu&ccedil; ve nedenler birbiriyle i&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş durumda. &Ouml;rneğin, şiddete neden olan sorunlar ortadan kaldırılamadığı s&uuml;rece, şiddet konusu hem sorun hem de sonu&ccedil; olarak farklı bi&ccedil;imlerde yeniden ortaya &ccedil;ıkıyor. Kişisel gelişim ile psikolojik ve toplumsal sorunlar arasında ilintili bir durum var mı sizce? </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Evet, var. S&ouml;ylediklerin ge&ccedil;erli. Doğru sayılabilir. Kişisel gelişim boş değil. Bir organ varsa, buna ihtiya&ccedil; vardır. Bir toplumda gelenek g&ouml;renek varsa, buna ihtiya&ccedil; vardır ki, yaşamıştır y&uuml;zyıllardır. İşlevsiz bir şey yaşamaz d&uuml;nyada. Mesela, &ouml;fke ile başa &ccedil;ıkma. &Ouml;fke ile başa &ccedil;ıkma, kişisel gelişim konularından birisidir. &Ouml;fke, saldırganlık var toplumumuzda. Bununla başa &ccedil;ıkmaya ihtiya&ccedil; var. Yani giyinmek gerekiyor. Hava &ccedil;ok sıcak, veya &ccedil;ok soğuk&#8230; V&uuml;cudunuzu adapte edebilmeniz i&ccedil;in giyinmek gerekiyor. G&uuml;zel giyinelim, moda olalım. Ama bu moda, yılda &uuml;&ccedil; defa değişip insanları perişan etmemelidir diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Moda iyi bir şeydir, ama tek ama&ccedil; olmamalı. Mesela giyecek ara&ccedil; mı, ama&ccedil; mı olmalı? Ara&ccedil; olmalı. Aynı şekilde, kişisel gelişim de ama&ccedil; haline d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;l&uuml;yor, ama ara&ccedil; olmalı. İyidir, yararlıdır. Ara&ccedil; olursa eyvallah. Ama ama&ccedil; olduğu zaman&#8230; Bu uygun değil. Daha mutlu, daha başarılı olmak i&ccedil;in bir ara&ccedil; olmalıdır. Kitap okumak da ama&ccedil; olmamalıdır. Yani, niye bu kitapları okumak amacım olsun? Ara&ccedil; olmalıdır. Daha mutlu, daha uyumlu, daha rahatlamak i&ccedil;in bir ara&ccedil; olmalıdır. Arada bir kitapları d&uuml;ş&uuml;nmeliyiz. Uygun mu, iyi mi, az mı okumalıyım, &ccedil;ok mu okumalıyım, ne kadar okumalıyım, ne okumalıyım? Kitap okumak iyidir, ama &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmek gerekir. Kişisel gelişim iyidir, ama &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmek gerekir. Bunun felsefesini yapmak gerekiyor. Biraz başlangı&ccedil;ta bunu yapmak gerekir. </font></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp;&nbsp; </strong><strong>Kişisel gelişim konusunda bireylere &ouml;nerileriniz nedir? Bu hizmeti alırken nelere dikkat etmeleri gerekir sizce? </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Kişisel gelişim alsınlar, ama ne olduğuna bakarak alsınlar. Yiyin tamam, ama yediğinize de bakın. Yani son kullanma tarihine bakın, ya da i&ccedil;inde ne var, boya mı var, rengi g&uuml;zel ama, meyve mi var, yoksa boya mı var? Herkesin yaptığı ekmeği yemeyin. Eski Yunanlının birisi demiş işte; etle ekmeği aynı yerden almak iyi midir? Yani, ekmeğin iyisini bulmaya &ccedil;alışalım. Bir yaştan sonra her g&uuml;n et yemeyelim.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Kişisel Başarı:&nbsp; &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen &rsquo;in bir g&uuml;n&uuml; nasıl ge&ccedil;iyor?</strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">&Uuml;niversitede derslere giriyorum. Kişisel gelişim seminerleri veriyorum. Şirketlere seminerler veriyorum. Profesyonelce paralı seminerler veriyorum. Ara ara halka tamamen parasız seminerler veriyorum. Devlet kurumlarına okullara tamamı ile &uuml;cretsiz konferanslar, seminerler veriyorum. Tiyatro yazarak, roman yazarak g&uuml;nlerim ge&ccedil;iyor. Aynı zamanda yaşamın tadını &ccedil;ıkarmaya &ccedil;alışıyorum. Sevdiğim şeyleri yaparak&#8230; K&ouml;pr&uuml;den ge&ccedil;erken boğaza bakarım. Gelişmeye ve geliştirmeye &ccedil;alışıyorum.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Kişisel Başarı:&nbsp; Peki, hocam uyku d&uuml;zeniniz nasıl? &Ccedil;ok yoğun bir temponuz var. Uyku d&uuml;zeni hakkında yazılan kitaplar ve s&ouml;ylenilen şeyler vardı bu konuda&#8230;</strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2"><strong>Prof. Dr. &Uuml;st&uuml;n D&ouml;kmen: </strong></font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">Az uyursan uykun kısalır biyolojik olarak. Bu konuda bilgilerin verilmesi i&ccedil;in tıp konusunda bilgi sahibi olmak gerekiyor. Uyku d&uuml;zeni hakkında başta hekime sormak gerekiyor. Az s&uuml;re uyuduğun zaman &ouml;mr&uuml;n kısalır. &Ccedil;ok uyuduğun zaman da zaten yaşamamış olursun. Yani g&uuml;nde 12 saat uyursan &ouml;mr&uuml;n yine kısalmış oluyor mu, olmuyor mu?&nbsp; Ve 60 yaşına kadar yaşadın, her g&uuml;n 12 saat uyudun. 30 yılı gitti zaten. Optimumu yakalamak &ouml;nemlidir.</font></p>
<p><font face="Verdana" size="2">kaynak:<span class="removed_link" title="http://www.kisiselbasari.com/">http://www.kisiselbasari.com/</span></font></p>
<div align="center"><font face="Verdana" size="2"><span style="color: maroon;">YEYİN TAMAM, AMA YEDİĞİNİZE DE BAKIN</span></font></div>
<div align="center"><font face="Verdana" size="2"><span style="color: maroon;">İYİ BİR PSİKOLOG, BEDEN DİLİNİ KESİNLİKLE CİDDİYE ALMAZ</span></font></div>
<div align="center"><font face="Verdana" size="2"><span style="color: maroon;">YANİ &Uuml;NİVERSİTEDE PİYASAYA ADAM HAZIRLAMIYORUZ</span></font></div>
<div align="center"><font face="Verdana" size="2">KİŞİSEL GELİŞİM GEREKLİ OLABİLİR, <br />
AMA BU İYİ Mİ K&Ouml;T&Uuml; M&Uuml;, <br />
İŞTE BU TARTIŞILIR</font></div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="753" title="1" title="18 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/123-herkesin-bu-alana-girmesi-uygun-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan Nedir?</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/111-insan-nedir.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/111-insan-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 11:13:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=111</guid>
		<description><![CDATA[İnsan Nedir? &#160; İnsan&#8217;ın aslı, &#246;z&#252;, menşei, nedir? Ontolojik bağlamda insanın genel varlık kavramıyla bağlantısı ve insanın evrendeki konumu, evrenin kuruluş ve işleyiş yasalarıyla insanın mukadderatı arasında bir ilginin kurulup...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><strong><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: #ff6600; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsan Nedir?</span></strong><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsan&#8217;ın aslı, &ouml;z&uuml;, menşei, nedir? Ontolojik bağlamda insanın genel varlık kavramıyla bağlantısı ve insanın evrendeki konumu, evrenin kuruluş ve işleyiş yasalarıyla insanın mukadderatı arasında bir ilginin kurulup kurulamayacağı gibi sorular ve bu sorulara verilen cevaplar İnsan Felsefesini oluşturur. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Eski Yunan&#8217;da ilk fizik&ccedil;i d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler olan </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Thales(M&Ouml; 625-545), </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Anaksimandros (M&Ouml; 611-546) ve</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Anaksimenes (M&Ouml; 588-525)&#8217;in ilgisini &ccedil;ekmemesine karşın Sofistler ve Sokrates&#8217;in dikkatini &ccedil;ekmiştir, insan ve evrendeki d&uuml;ş&uuml;nen varlık ve toplumdaki birey. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">D&uuml;ş&uuml;nce tarihinde doğadan sonra d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmeğe başlanan insanın r&ouml;nesans felsefesinin &ccedil;ıkış noktası olması itibariyle en &uuml;st&uuml;n ve &ouml;ncelikli bir d&uuml;ş&uuml;n alanı haline geldiği g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Ancak ne yazık ki, bilimsel &ccedil;alışmaların deney ve g&ouml;zlem merkezli olduğu yolundaki t&uuml;mevarımsal y&ouml;ntembilimin doğaya h&acirc;kimiyet kurma d&uuml;ş&uuml;ncesinin yaygınlık kazanmasıyla doğa bilim &ccedil;alışmalarının arasında insan yeniden doğanın bir par&ccedil;ası ve uzantısı konumunda g&ouml;r&uuml;l&uuml;p onun asıl tinsel yanı, yani manevi boyutu ihmale uğrayacaktır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Eski Yunan&#8217;da İlk fizik&ccedil;iler denilen d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rler doğa &uuml;zerine yoğunlaşarak felsefe problemlerine girmişler ancak Herakleitos (M&Ouml; 535/540-475/480) ile insan &uuml;zerine felsefe yapma anlayışı da g&uuml;ndeme gelmiştir. Ona g&ouml;re, insanı anlamadan doğanın anlaşılması m&uuml;mk&uuml;n değildir, </span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: red; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Greklerin ilk filozofları dış &acirc;leme y&ouml;neldiklerinden, elde ettikleri bilginin doğruluğunu nasıl test edeceği gibi i&ccedil; bilin&ccedil; d&uuml;zeyi ile ilgili sorulara uzak kalmışlardır</span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">. Ernest Won Aster (1902- )&#8217;e g&ouml;re bu durumda şaşılacak bir durum yoktur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insanın kendi bilgi, yeti ve ara&ccedil;larından duyu, algı, deney ve g&ouml;zlem yapma yeteneğinden kuşku duymağa başlaması i&ccedil;in olduk&ccedil;a ileri bir bilin&ccedil; ve birikim d&uuml;zeyine ulaşmasını gerektirir.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Ontolojik konu olarak insanı se&ccedil;en Antropoloji, insanın organik yapısını inceleyen fiziki ve k&uuml;lt&uuml;rel alanını inceleyen k&uuml;lt&uuml;r antropolojisi diye iki kısma ayrılmıştır. Antropoloji dalı &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;retip araştırma ve inceleme yapan bilim adamları mensup oldukları d&uuml;ş&uuml;nce gelenekleri doğrultusunda insanı &ccedil;eşitli y&ouml;nleri ve eğilimleriyle a&ccedil;ıklamağa gayret ediyorlar. Yine insan felsefesi yapan filozoflar da insanı felsefi bakış altında incelemektedirler. &quot;<em>Her felsefi insanbilim de hi&ccedil; kuşkusuz birbirinden &ccedil;ok farklı g&ouml;r&uuml;şleri benimseyerek insanı g&ouml;zler &ouml;n&uuml;ne sermeğe &ccedil;alışır. Bunu yaparken felsefi-metafizik alanda kalanlar olduğu gibi salt bilimsel verilere dayananlar da olabilir. Yalnızca bilimsel verilere dayananlardan bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;, &ouml;rneğin sadece biyolojinin elde ettiği sonu&ccedil;ları ya da ruhbilimin, budun bilimin elde ettiği sonu&ccedil;ları g&uuml;ndeme getirerek insan ger&ccedil;eğini kavramağa &ccedil;alışırlar</em>.&quot;</span><a name="_ftnref1"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[1]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> &Ccedil;otuks&ouml;ken&#8217;e g&ouml;re bu alanda d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;retkenlerin ilgilendikleri bilgi dalının bakış a&ccedil;ılarından hareket ediş doğrultusunda insani bilimin t&uuml;rleri de belirir.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsani bilim &uuml;zerine ortaya konulan gerek felsefi d&uuml;ş&uuml;nceler ve gerekse yapılan bilimsel araştırma, incelemeler ve yaklaşımlar geleneksel herhangi bir d&uuml;ş&uuml;nce ya da paradigmadan hareketle ortaya konulacağı i&ccedil;in birbirlerine insanı daha iyi a&ccedil;ıklama konusunda &uuml;st&uuml;nl&uuml;k sağlamaları biraz zordur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; her iki alanın d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ve a&ccedil;ıklayıcı &ccedil;er&ccedil;eve programı son &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemede iki ya da &uuml;&ccedil; farklı temel d&uuml;ş&uuml;nce paradigmasına dayanacaktır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsan felsefesi &uuml;zerine eğilen d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerden &ouml;nce Cassirer ve Max Scheler ile kendi d&uuml;nyamızdan bazı aydınların g&ouml;r&uuml;şlerine başvurarak bu konudaki d&uuml;ş&uuml;ncelere ışık tutmağa &ccedil;alışacağız. Bunlardan ilki olan Yeni Kant&#8217;&ccedil;ı Cassirer&#8217; (1874-1945) in fiziki ve k&uuml;lt&uuml;rel antropoloji &uuml;zerine eğildiğini g&ouml;r&uuml;yoruz. Casrirer&#8217;in diğer antropoloji felsefesi yapan d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerden farklı bir y&ouml;n&uuml; onun felsefe tarih&ccedil;isi olmasıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; felsefe tarihi bilgisi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlere &Ccedil;otuks&ouml;ken&#8217;in ifadesiyle sorunları <em>felsefi geleneğin can alıcı noktasından kavramasını ve geniş bir bakış a&ccedil;ısı kazandırmasını sağlar. </em></span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: red; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;n yapması gereken en ivedi işi, &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nce &uuml;rettiği alan ya da konu hakkında kendisinden &ouml;nce hangi d&uuml;ş&uuml;ncelerin ortaya konulduğundan haberdar olmasıdır.</span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Bu kendisine hem bir ufuk kazandırması hem de daha &ouml;nce ortaya konulmuş bir d&uuml;ş&uuml;nceyi -<span style="text-shadow: auto">en iyi bir yaklaşımla</span> kendisinin de ortaya koymaktan başka bir iş yapmış olmadığını bilmesi a&ccedil;ısından yararlıdır.&nbsp;&nbsp; Cassirer&#8217;in bu bağlamda bir avantajı da &ccedil;ağdaş bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r olması y&uuml;z&uuml;nden 20. y&uuml;zyılın bilim felsefeleri ve bilimlerin ulaşabildiği -kendi d&ouml;nemi i&ccedil;in- son noktayı g&ouml;rm&uuml;ş olmasıdır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Cassirer, <em>İnsan &Uuml;st&uuml;ne Bir Deneme </em>&#8216;sinde &#8216;İnsan Nedir?&#8217; sorusu &uuml;zerinde durarak, ş&ouml;yle der: </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">&quot;Aristoteles&#8217;e g&ouml;re insanın doğasında bilme isteği vardır. Bilgi; duyu, algı, bellek, imgelem ve akıl bağlamının &uuml;r&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Bu bağlamla elde edilen bilginin ilk işlevi canlı-fiziksel &ccedil;evre ilişkisinde canlının bu &ccedil;evreye uyumunu sağlamaktır</span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">.&quot;</span><a name="_ftnref2"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[2]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Cassirer b&ouml;ylelikle, insanın doğal y&ouml;n&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıklayan dışa d&ouml;n&uuml;k merak y&ouml;n&uuml; a&ccedil;ıklanmış olduğunu, İnsanın dış algı kanallarını &ccedil;alıştırmadık&ccedil;a i&ccedil; algı yollarının da k&ouml;r kalacağını belirtir. Yine ona g&ouml;re, dış d&uuml;nyayı kavrayamayan kendi i&ccedil; d&uuml;nyasının da farkına varamayacaktır. Bu yaklaşım t&uuml;m&uuml;yle kabul edilebilir olmasa da ger&ccedil;eklenebilir yanları da yok değildir.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanı anlamada y&ouml;ntem &uuml;zerinde de duran Cassirer, doğa bilim &ccedil;alışmaları i&ccedil;in uygun ve ge&ccedil;erli olan deneysel ve mantıksal &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemenin, insanı bilmek konusunda yetersiz kalacağından s&ouml;z eder. İnsan, ancak onunla doğrudan ilişki kurularak kavranılabilir. &quot;Bu y&uuml;zden k&uuml;lt&uuml;r varlıkları olarak bizler i&ccedil;in doğruluk, d&uuml;ş&uuml;nsel bir monoloğun değil, bir diyaloğun &uuml;r&uuml;n&uuml;d&uuml;r. Doğruluk, soran ve yanıtlayan &ouml;znelerin işbirliği ile kazanılır.&quot;</span><a name="_ftnref3"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[3]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Cassirer&#8217;e g&ouml;re insan; s&uuml;rekli olarak kendisini araştıran, varoluşunun her anında varoluşunun şartlarını irdelemesi ve denetlemesi gereken bir yaratıktır. &Ccedil;otuks&ouml;ken&#8217;e g&ouml;re, Cassirer, Stolalıların bu konuda bir adım daha ileri atarak, insanı, kendisiyle evren arasındaki ilişkide &ouml;nc&uuml; rol&uuml;n&uuml; evrenin değil kendisinin g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; a&ccedil;ıklamalarını &ouml;vg&uuml;ye değer bularak Stoacıların insanı doğal ve tinsel olarak iki kısma ayırdıkları ve tinsel yanının bağımsızlığını savunduklarını belirtir.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Cassirer, &Ccedil;ağdaş biyolog Jacob von Uexk&uuml;l<sup>l</sup>&rsquo;&uuml;n biyolojik insan incelemelerinden yararlanıyor. &quot;Uexk&uuml;ll&#8217;e g&ouml;re,&#8230; her organizmanın kendisine &ouml;zg&uuml; bir yaşantısı olduğu i&ccedil;in kendine &ouml;zg&uuml; bir d&uuml;nyası vardır. Her organizmanın anatomik yapısına g&ouml;re belli bir alıcı dizgesi ve belli bir etkileyici dizgesi vardır. Organizmanın yaşamını s&uuml;rd&uuml;rmesi bu iki dizgenin işbirliği ve dengesi ile olanaklıdır. Uexk&uuml;ll buna hayvanın işlevsel &ccedil;evresi diyor.&quot;</span><a name="_ftnref4"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[4]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Cassirer, Uexk&uuml;ll&#8217;&uuml;n insanı doğanın sade bir uzantısı sayan anlayışlara aykırı bu anlayışını temel alarak insanın bir organizma olarak biyolojik ilkelere bağlı olduğunu ancak onu salt organizma olarak g&ouml;rmenin de yetersiz kalacağını &ccedil;&uuml;nk&uuml; insanın bir de işlevsel y&ouml;n&uuml;n&uuml;n bulunduğunu ve bunun biyolojik ilkelere g&ouml;re a&ccedil;ıklanamayacağı kanısındadır. &Ccedil;otuks&ouml;ken de, Uexk&uuml;ll&#8217;&uuml;n -maddeci ve evrimci d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerin g&ouml;remediği- insanla hayvan arasındaki ayrım belgelerinden biri de, <em>insanın kendisi tarafından yaratılmış bir &ccedil;evresi olduğu halde hayvana o &ccedil;evre daha baştan verilmiş olması ger&ccedil;eğini </em>g&uuml;ndeme getirerek hayvana &ouml;zg&uuml; işlevsel &ccedil;evrenin alıcı ve etkileyici dizgeleri hayvanı anlamada &ccedil;ok işe yaradığını ancak, insanı anlamada yeterli olamayışına dikkat &ccedil;ekiyor. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: red; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Aslında insan psikolojisini, hayvanlar &uuml;zerinde yapılan deney verilerine indirgemekle Psikoloji &ccedil;alışmalarını nesnelleştirdiklerini savunan atomcu, işlevci davranış&ccedil;ı psikoloji okulları psikolojiyi asli alanından uzaklaştırıp fizyoloji konumuna d&uuml;ş&uuml;rd&uuml;klerini fark edemediler.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Casirer&#8217;e g&ouml;re, insanı insan yapan en &ouml;nemli &ouml;zelliği onun olgu ve olaylara fenomenal g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lere tek bir anlam y&uuml;klememesidir. Simgesel dizge vasıtasıyla insan tek anlamlılıktan kurtulduğu i&ccedil;in onun d&uuml;ş&uuml;nen hayvan olarak tanımlanması yetersiz kalmaktadır. Onun en belirgin tanımı, simgeleştiren varlık olmasıdır. İnsan Sokrates&#8217;ten beri &#8216;kendini bilen canlı&#8217; ise insanın kendini bilmesinin en iyi yolu da bu simgeler dizgesidir. Casirer&#8217;e g&ouml;re, Bunlar (dil, mitoloji, din, sanat ve tarih) insan yaşamının karmaşık olan k&uuml;lt&uuml;rel evreninin dokularıdır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsan felsefesi yapan d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerden biri de Max Scheler (1874-1928) dir. Max Scheler, &ouml;nce felsefenin ne olduğunun tanımını vererek insan felsefesini belirlemeğe &ccedil;alışıyor. &quot;felsefe, diyebiliriz ki, insanın d&uuml;nya ile olan m&uuml;nasebetini tayin eden hayat prensiplerini akıl yardımıyla, aklın temelleri &uuml;zerine istinat ettiren bir ilimdir.&quot;</span><a name="_ftnref5"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[5]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Scheler&#8217;e g&ouml;re, Yunanlıların d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; mitolojileri, Orta&ccedil;ağ&#8217;ınkini din, Renesans d&ouml;nemininkini de insan belirliyor. İnsanı &quot;par&ccedil;alamadan ve tahrif etmeden b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; ile tayin etmemiz icap eder. İnsan hakkındaki b&uuml;t&uuml;n naturalist teoriler (Pragmatizm&#8217;in tarihi maddeciliğin, Darwinizm&#8217;in insan hakkındaki fikirleri) insanda sadece bir insiyak mahl&ucirc;kunu g&ouml;rm&uuml;şlerdir. Buna mukabil ratioalist &#8216;tradition&#8217; insanı m&uuml;cerret bir akıl mahl&ucirc;ku olarak tayin etmektedir&#8230; (ama o) İnsan bir b&uuml;t&uuml;nd&uuml;r ve b&uuml;t&uuml;n olarak anlaşılmalıdır, &quot; diyerek varlığa holistik yaklaşanlar gibi o da varlığın anlaşılmasında b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k kavramına vurgu yapmaktadır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsan kavramı &uuml;zerinde duran &ccedil;ağdaş Fransız d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerinden Verkors, &quot;İnsan, s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n en jenerik (t&uuml;re ait) anlamında insan&icirc; varlık&quot; demektir. İnsan s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;nden insan&icirc; varlığın anlaşılması gerekir, İnsan kavramı kendisinin alt k&uuml;melerinden biri olan &quot;birey&quot; ile eşanlamlı olarak kullanılmamalıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan kavramını hem beden hem de bilin&ccedil; anlamında şahıs olarak d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilmesi daha uygundur. Toplum binasının temel taşı, cemiyet &ccedil;adırının temel direği, insanlık camiasının saygın &uuml;yesi, yaratıkların i&ccedil;inde en onurlu varlık olan insanına, asırlardır onun haklar &uuml;zerinde pek durulmayıp s&uuml;rekli sorumluluk gerektiren ve &ccedil;oğu zaman ağır riskler i&ccedil;eren g&ouml;revler y&uuml;klenmesi manidardır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&quot;İnsan a&ccedil;ık belli bir kavram gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r, oysa kavramların en ikircili, en &ccedil;elişkeni, karşıt yorumlara en elverişlisidir. Zorbalıklar hep bu ikircikliğe dayanır. Zorbalar bundan yararlanır, halk yığınlarının tutkularını, k&ouml;t&uuml;ye eğilimlerini besleye besleye, onları s&ouml;m&uuml;rmek yolunu bulurlar.&quot;<sup> </sup>Verkors&#8217;un da değindiği gibi g&uuml;nl&uuml;k dilde &ccedil;ok kullanıldığı i&ccedil;in &ccedil;oğu insanın anladığını zannettiği kavramların aslında hi&ccedil; de sanıldığı kadar a&ccedil;ık, net ve herkesin ortak bir anlam y&uuml;klediği s&ouml;zc&uuml;kler olmadığı anlam &ccedil;atışmalarından belli değil midir .</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanın mahiyeti &uuml;zerinde duran Mevdudi (1903-1979) ise, bu konuda &quot;şu da tuhaf bir meseledir ki, kainatta şu kadar mahluk&acirc;t arasında hi&ccedil; birisi, insanın kendi hemcinslerine karşı yaptığı muameleleri yapmaz ve insanın insana karşı reva g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; hususları reva g&ouml;rmez&#8230; Aslanlara bir bakalım: Şimdiye kadar aslanlar birbirleriyle savaşmak i&ccedil;in bir aslan ordusu kurmamışlardır.&nbsp;&nbsp; Herhangi bir k&ouml;pek,&nbsp;&nbsp; şimdiye kadar başka bir k&ouml;peği k&ouml;le olarak kullanmağa kalkmamıştır. Herhangi bir kurbağa, başka kurbağaların ağzını kapatmağa yeltenmemiştir&#8230; İnsan, yery&uuml;z&uuml;nde yaşayışa adım attığı zamandan bu g&uuml;ne kadar, hi&ccedil; bir hayvanın yapamayacağı şekilde hemcinsinin &uuml;zerine saldırmıştır. Yalnız ikinci d&uuml;nya savaşında neler olduğunu s&ouml;ylemek k&acirc;fidir,&quot;</span><a name="_ftnref6"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[6]</span></a><sup><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span></sup><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">diyor.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İlk&ccedil;ağ Yunan materyalizminin babası sayılan Demokritos (M&Ouml;:460-370)&#8217;tan g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze değin &ccedil;eşitli uzantılarını g&ouml;zlediğimiz maddeciliğe g&ouml;re Begovi&ccedil;, John Watson&#8217;un Psychologic Rewiew adlı eserinden yaptığı alıntıyla; <strong>İnsan m&uuml;kemmel hayvandır</strong>. &#8216;Homo machine&#8217;, &#8216;biyolojik makina&#8217;&#8230;İnsan ile hayvan arasında kalite değil sadece derece farkı vardır. Sırf insana ait bir &ouml;z yoktur. Yine, &Ouml;ğrenmede şartlı refleks g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; savunan İvan Pavlow &#8216;un Psychologic Experimental isimli eserinden yaptığı alıntısıyla t&uuml;m diğer sistemler gibi insan da tabiat i&ccedil;inde ve t&uuml;m tabiatın ka&ccedil;ınılmaz ve umumi kanunlarına tabi bir sistemdir. &#8230;Materyalist bilim ve felsefede insan, c&uuml;z&uuml; m&uuml;temmimlerine ayrılıyor ve s&uuml;recin sonunda &ouml;yle g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor ki, tamamen yok oluyor. Bu iki psikolog&#8217;un g&ouml;r&uuml;şlerine katılmayan Begovi&ccedil; ise, insan kavramında deneysel bilimcilerin aradığı doğanın uzantısı olma &ouml;zelliğini de, sanat&ccedil;ıların kutsal yaratık olmasını gerektiren &ouml;zelliklere de rastlanacağı g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ndedir.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&quot;İnsan mefhumunun insanın aklında birbirine hemen hemen zıt iki mana tedrik ettirdiğine işaret edelim. <strong>&#8216;Biz insanız&#8217; demek, biz g&uuml;nah işleriz, zayıfız, cismaniyiz demektir</strong>. </span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: red; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&#8216;İnsan olalım&#8217; ise, bizim daha y&uuml;ksek varlık olduğumuzu, daha y&uuml;ce bazı m&uuml;kellefiyetlerimizin bulunduğunu; bencil olmamamız, insanca hareket etmemiz gerektiğini hatırlatan &ccedil;ağrıdır</span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&#8216;İnsan&#8217; adı ile aynı şekilde bağlı bulunan mefhumların bu iki t&uuml;rl&uuml; manası, insan tabiatının ikiciliğinin bir neticesidir. Bu ikiciliğin bir tarafı d&uuml;nyevi, &ouml;teki ise uhrevidir.&quot; Begovi&ccedil;&#8217;in bu d&uuml;ş&uuml;ncesinin Takiy&uuml;ddin Meng&uuml;&ccedil;oğlu&#8217; tarafından &quot;İnsan biyopsişik bir varlıktır. İnsanın bir bios&#8217;u bir de psyche&#8217;si vardır; fakat insanın biosu ile psychesi arasındaki bağlılık bir eklenti değil, bir b&uuml;t&uuml;nd&uuml;r,&quot;</span><a name="_ftnref7"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[7]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> a&ccedil;ıklamasıyla ilmi bir terminoloji ile daha &ouml;nceden a&ccedil;ıklandığını g&ouml;r&uuml;yoruz.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanı, her ilim kendi g&ouml;r&uuml;ş a&ccedil;ısından bakarak anlamağa &ccedil;alıştık&ccedil;a onu par&ccedil;alar, unsurlarına ayırır. &quot;m&uuml;tehassısların tanıdıkları insan, konkre insan, hakiki insan değildir. O sadece, her ilim tekniğinin inşa etmiş olduğu şemalardan m&uuml;rekkep bir şemadır. O hem anatomistlerin kesip par&ccedil;aladıkları kadavra, hem Psikolojistlerle manevi hayata emredenlerin m&uuml;şahade altında bulundurdukları şuur, hem de i&ccedil; murakabesinin (introspection) her birimize ifşa ettiği şahsiyettir&#8230; Hakikaten cehaletimiz pek b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. İnsanları tetkik etmekte olanların kendi kendilerinden sordukları suallerden &ccedil;oğu cevapsız kalmaktadır&#8230; Mevzuu insan olan b&uuml;t&uuml;n ilimlerce yapılmış olan gayretin kifayetsiz kaldığı ve kendi hakkımızdaki bilgimizin pek noksan olduğu bellidir.&quot;</span><a name="_ftnref8"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[8]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> İnsanı ruhsal &ouml;z&uuml;nden soyutlayarak eşya konumuna indirip deneysel bilimlere konu etmeğe &ccedil;alışan modern anlayış onu komple kavrama konusunda yetersiz kalınca, insan yeniden manevi cevherini hatırlatan kutsalı yeniden kulak kabartarak -suyun tabi&icirc; macerasına y&ouml;nelişi gibi-asli y&ouml;n&uuml;n&uuml; bulmağa &ccedil;alışmaktadır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><strong><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanın Ne&rsquo;liği &Uuml;zerine</span></strong><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanın manevi boyutu hakkında yaptığımız bu a&ccedil;ıklamalardan sonra bir de insan teriminin mantıksal kavramı &uuml;zerine değinmek durumundayız. &quot;T&uuml;mel bir kavramın yalnız zihindeki fertleri dikkate alınırsa, nelik, (mahiyet) ; eğer zihnin dışındaki fertleri dikkate alınırsa ger&ccedil;eklik (hakikat) denilir. Zihin dışında fertleri ister bulunsun ister bulunmasın her kavramın ne&rsquo;liği vardır. Fakat zihin dışında fertleri bulunmayan kavramların ger&ccedil;ekliği yoktur. Mesela insan kavramının hem hem neliği hem de ger&ccedil;ekliği vardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; insan denince zihinde onu karşılayacak bir tasavvur bulunduğu gibi insan kavramının zihnin dışında delalet ettiği fertler de mevcuttur. H&acirc;lbuki masallarda ge&ccedil;en &#8216;anka kuşu&#8217; kavramının ne&rsquo;liği vardır fakat ger&ccedil;ekliği yoktur&quot;</span><a name="_ftnref9"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[9]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> İnsan &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi en fazla ihmale uğrayan konu ve kavramların &ouml;n&uuml;nde gelir. Kutsal kitaplarda ve &ccedil;oğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerin eserlerinde insanın neliği ve &ouml;zellikleri hakkında değerli bilgi ve d&uuml;ş&uuml;nceler olmasına karşın g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanın zihninde ve g&ouml;nl&uuml;nde pek az ve sığ bilgi ve d&uuml;ş&uuml;nceleri devraldığı insanın mevcut durumu ve konumundan belli olmuyor mu?</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsan &uuml;zerine fikir &uuml;retmek hayli zor olduğu olgusunu bilmemize rağmen hi&ccedil; olmazsa onun mahiyet ve ger&ccedil;ekliği hakkında bazı &ouml;zelliklerine değinmeden de edemiyoruz. </span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: red; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanın bedensel olarak bir yumruk ya da tokat darbesinden &ouml;lebilecek kadar zayıf bir b&uuml;nyeye sahip olduğu halde, doğadaki en g&uuml;&ccedil;l&uuml; hayvanları d&uuml;ş&uuml;ncesi yardımıyla kulağından tutup kafese koyabilecek denli de g&uuml;&ccedil; ve imk&acirc;nlara sahip olduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İnsanın aczi ve g&uuml;c&uuml;ne yalnız beden ve akıl bakımından &ouml;rnek verilmez, hissiyat bakımından da &ouml;rnekler verilebilir. İnsan, bazen hayatındaki en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir değişiklik ve dengesizlikte alabora olan tekne gibi zihinsel fel&ccedil;li hale gelip şuur bulanıklığı i&ccedil;inde intihara başvuracak denli zayıf bir varlık olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, bazen yıllar s&uuml;ren işkence ve baskılara karşı sabırla dayanıp hayat hamlesi ve yaşama g&uuml;c&uuml;n&uuml; hi&ccedil; bir an yitirmeyen bir inan&ccedil; ve diren&ccedil; kaynağı halinde de karşımıza &ccedil;ıkabilir. Buradan insanın biri adi, sıradan, ve d&uuml;ş&uuml;k evsaflı, diğeri de y&uuml;ce, olağan&uuml;st&uuml; ve inanılmaz derecede &uuml;st&uuml;n nitelikler ihtiva eden ve birbirinin zıttı iki unsurdan oluştuğu ger&ccedil;eğine işaret edebiliriz. Aczi, eksikliği, noksanlığı, adiliği, sıradanlığı ve d&uuml;ş&uuml;k evsaflılığı ihtiva eden &ccedil;amur, bal&ccedil;ık, salsal denen madde, diğeri de y&uuml;ce, &uuml;st&uuml;n, olağan&uuml;st&uuml;, maddesiz bir cevher olan, tin ve ruhtur, denilebilir. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Pascal&#8217;ın tabiat karşısındaki insanı narin naif bir kamışa benzetmesi anlamlıdır. &quot;İnsan tabiatın sinesinde narin ve naif bir kamıştır, fakat tefekk&uuml;r eden bir kamış. Onu mahfetmek i&ccedil;in kainattaki b&uuml;t&uuml;n kuvvetlerin bir araya gelmesine l&uuml;zum yoktur: Bir buhar, bir su damlacığı onu &ouml;ld&uuml;rmeğe kafidir. Fakat kainat onu mahvetmiş olsa bile, insan, kendini yok eden bu muazzam kuvvetten daha asil sayılacaktır; &ccedil;&uuml;nk&uuml; insan &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n farkındadır, halbuki kainat hi&ccedil; bir şeyin farkında değildir. Aradaki fark işte budur&#8230; Mek&acirc;n enginliği sayesinde, beni bir nokta gibi ihata ediyor; ben ise m&uuml;tefekkirem sayesinde zihni kavrayışımla onu ihata ediyorum.</span><a name="_ftnref10"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[10]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> &quot;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanın noksan ve sıradan olan maddi unsuruyla yine onun olağan&uuml;st&uuml; ve &uuml;st&uuml;n niteliklerle donanımlı ruhsal unsurunu belirlemiş olduk. Ancak bu aşamada daha zor bir soruyla y&uuml;z y&uuml;zeyiz, demektir. Peki bu d&uuml;ş&uuml;k olan maddi bir cevher nasıl oluyor da &uuml;st&uuml;n nitelikli ruhsal bir cevherle bir araya gelip insan dediğimiz canlı haline geliyor? Biz felsefi k&uuml;lt&uuml;rden <em>&#8216;birbirine aykırı unsurlar mecz olunamaz</em>&#8216; diye bir ilke &ouml;ğrenmişizdir. Nasıl oluyor da insan denen varlıkta bu iki zıt unsur bir arada birleşip kaynaşabiliyor? Yine biz felsefi k&uuml;lt&uuml;rden &#8216;bir şeyin ancak kendi cinsinden başka bir şeyi ortaya koyabilme kabiliyetinin olduğunu&#8217; &ouml;ğrendik. Ruh bedeni, beden ruhu nasıl ortaya koyuyor ya da en azından nasıl olup da bu iki farklı cevher birbirine etki edebiliyor?</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanı iyi anlayabilmek i&ccedil;in, insanın yaratılışını ve onun kaderi &uuml;zerinde etkin rol oynayan varlığın doğru anlaşılması gerekir. İlk&ccedil;ağ ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;z materyalistleri, doğayı, ezeli ve ebedi, onun bir derece &uuml;st basamağı olan bitkileri, onun da bir &uuml;st basamağı olan hayvanları ve onun da bir &uuml;st derecesi olan insanları ezeli ve ebedi değil &ouml;l&uuml;ml&uuml; varlıklar olarak kabul ederler. Yani, onlara g&ouml;re, insan da dahil olmak &uuml;zere evrende ne kadar canlı varsa doğanın bir uzantısı, hatta bu uzantı asıl maddeden daha nitelikli ve &uuml;st derecede. Ama ne yazık ki, bu &uuml;st derecedekiler alt derecedeki varlığa tabiler. Yani insan, şuurlu, &uuml;st&uuml;n yetenek ve imk&acirc;nlarla donatılmış bir varlık olarak bilin&ccedil;siz ve sadece mekanik olarak ayarlandığı iddia edilen, kendisinin tabi olduğu yasaya biteviye itirazsız itaat eden, kendisine emredileni yapan bir varlık olan doğaya tabii. Bilince bilin&ccedil;sizliğin, &uuml;st&uuml;n niteliklere sıradan niteliklerin galip getirildiği bir felsefi doktrin denilebilir bu akım i&ccedil;in. Buna karşın, maneviyat&ccedil;ı doktrinler, varlık sıralamasında, maddeyi en alta, onun &uuml;zerine bitkileri, onun &uuml;st&uuml;ne, hayvanı, onun &uuml;zerine de insanı, en &uuml;st konumda da ruhu koyar. Allah en &uuml;stte bulunmasına rağmen sıraya tabii tutulmaz, &ccedil;&uuml;nk&uuml; bu varlık şeması sıralamasını yapan O&#8217;nun kendisidir. Allah, en alta koyduğu madde ile en &uuml;ste koyduğu ruhu Adem&#8217;de mecz ederek, ne imtihandan sorumlu olmayan maddeyi ne de imtihana bile gerek duyulmayacak &uuml;st&uuml;nl&uuml;kteki ruhu muhatap kabul etmemiş bunların ikisini bir varlıkta &ouml;nce bi&ccedil;imleştirerek, (m&uuml;seccimleşme) sonra da şahıslaştırarak (teşahhuslaşma) imtihanla sorumlu tutmuş, imtihan yeri olarak da yery&uuml;z&uuml;n&uuml; se&ccedil;miştir. Ruh&#8217;un nefs dediğimiz, arzu ve istekleri- ki bunlar nakıslığın belirtileridir- yoktur. Bu nedenle aşağı d&uuml;şme eğilimi g&ouml;stermez. Madde de bilinci olmadığından yukarıya &ccedil;ıkma eğilimi g&ouml;steremez. İnsan denilen varlıkta madde ruha &uuml;st&uuml;n gelerek onu &ccedil;amurlaştırdığı zaman imtihan kaybedilecektir, Ruh maddeye galip geldiğinde de imtihan kazanılmış olacaktır. </span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: red; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İşte insanın yery&uuml;z&uuml;ndeki fosil belgelere uygun takriben on bin yıllık m&uuml;cadelesi bu imtihanı kazanıp kaybetme uğraşısıdır</span><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">. Dolayısıyla bu bağlamda şuur-şuursuzlukla, mana-madde ile, akıl-nefs ile, iyilik-k&ouml;t&uuml;l&uuml;kle, doğruluk-yanlışlık ile, g&uuml;zellik-&ccedil;irkinlik ile Ying-Yeng ile m&uuml;cadeleye devam edecektir. Fert kendi kendini ya y&uuml;celtecek ya da mevcut konumundan bile aşağılara, Kur&#8217;an ifadesi ile &#8216;belh&uuml;m edal&#8217; konuma d&uuml;şecektir. Cemiyet ya erdemliler sitesini kuracak ya da Sodom ve Gomore sapkınlığını yaşayacaktır. Devlet ya hukukun &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; ilkesi &uuml;zerine kurulacak ya da g&uuml;&ccedil;l&uuml;lerin zayıflar &uuml;st&uuml;nde kurduğu k&ouml;leleştirme aracı haline gelecektir.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanı spirit&uuml;alistler g&ouml;ğe, materyalistler yere &ccedil;ekerler ve insan ikisinin arasında &ccedil;ekiştirile gerile doğasından uzaklaştırılmış olur. İnsanı ilk etapta incelediğimiz zaman ruh ve beden diye iki &ouml;ğeden oluştuğunu hemen kavrarız. Sonra beden iyice incelenip &ccedil;&ouml;z&uuml;mlendiğinde organik ve inorganik unsurdan m&uuml;teşekkil olduğu, organik yapının da can ve organlar yığınından ibaret olduğu ortaya &ccedil;ıkar. Can ise dikkatle incelendiği zaman manevi ve zihinsel (intellectuel) unsurdan oluştuğu izlenimini ediniriz. Şimdi maddi &ouml;ğenin birbirinden farklı iki unsurdan, can&#8217;ın da yine birbirinden farklı iki &ouml;ğeden oluştuğunu kavradıktan sonra, nasıl olur da kabaca insanın yalnızca maddeden ya da ruhtan ibaret olduğu yani saf ruhsal t&ouml;zden veya maddi unsurdan oluştuğu iddiaları yandaş bulur anlaşılır gibi değildir. İnsanı ruhundan soyutlayarak ya da maddesinden sıyırarak y&uuml;celtileceği d&uuml;ş&uuml;nceleri salt felsefi olmaktan &ccedil;ok ideoloji bağlamlı yaklaşımlardır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Shakspare&#8217;in Hamlet&#8217;te insanı tanıtımı :</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&quot;İnsan ne t&uuml;r bir yapıt! </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Yargı g&uuml;c&uuml; ne y&uuml;ce onun! </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Yetenekleri ne sonsuz! </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Bi&ccedil;imi ve duygulanışı ne kadar belirgin! </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Ne hayranlık verici! </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Davranışı ne kadar meleklere, </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">ne kadar Tanrı&#8217;ya benziyor! </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">D&uuml;nyanın s&uuml;s&uuml;, yaratıkların en ulusudur o.&quot;</span><a name="_ftnref11"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[11]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><strong><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsan nedir? </span></strong><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Olması istenilen yada ideal anlamdaki insan; sosyolojik anlamda bireyden, psikolojik manada kişiden ayrı olarak hukukta şahsiyet, yani kendinin ve diğer şahısların farkında, g&ouml;rev ve sorumluluklarının bilincinde olan, hak ve yetkilerinin idraki i&ccedil;inde bulunan, toplumun hangi sosyal katmanında olursa olsun, insanlığa hizmeti kendine ilke edinmiş ama ne toplum i&ccedil;in kendi &ouml;zl&uuml;k haklarını, ne de şahsi &ccedil;ıkarları i&ccedil;in toplumun kamusal &ccedil;ıkarını g&ouml;z ardı etmeyen can taşıyan yetkin varlıktır. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Ancak; acaba t&uuml;m insanları bu tanımlamanın i&ccedil;ine alabilmek m&uuml;mk&uuml;n m&uuml;d&uuml;r? Her insanı bu niteliklerle belirleyebilmenin imk&acirc;nı var mıdır?</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">G&ouml;r&uuml;ş&uuml;m&uuml;zce insan, sadece var olan bir varlık olmayıp var olmağa devam eden bir varlıktır da yani, aynı zamanda hem varlığının farkında olan, hem yeniden varoluşunu ger&ccedil;ekleştirmeğe &ccedil;alışan hem de yaşadığı &ccedil;evresine, bazen uyum sağlamağa bazen de onu kendine uyarlamağa &ccedil;alışarak b&uuml;t&uuml;n bu varlık, varoluş, uyum ve değiştirme eylemlerini bir arada ger&ccedil;ekleştiren, bazen bilen bir suje bazen bilinen bir nesne, bazen kendini nesne yerine koyarak kendini bilmeğe &ccedil;alışan &ouml;zne, bazen de kendisiyle ilgili bilgileri nasıl edindiğini sorgulayan bir kritik yaparak madde ve mana b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kendi şahsiyet potasında alaşım haline getiren kompleks (karmaşık), komplike (i&ccedil;i&ccedil;e) ve &ccedil;atışkan bir sistem b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; arz eden varlıktır. Yani insan, hem bir varlık hem bir oluş durumunda olan bir varlıktır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kur&#8217;ana G&ouml;re İnsanın Ontolojik &Uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; İnsanı,&nbsp;&nbsp; Kur&#8217;anın &uuml;st&uuml;n g&ouml;rmesi, yaratılmışların en &uuml;st&uuml;n varlığı olarak nitelemesi, sadece ontolojik değil epistemolojik ve etik boyutuyla incelendikten sonra anlaşılabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Kur&#8217;an , insanı hem yaşamsal hem de ruhsal perspektifle değerlendirdiği i&ccedil;in onu atomcular gibi unsurlarına ayrıştırmağa &ccedil;alışmamakta aksine bir b&uuml;t&uuml;n olarak &uuml;&ccedil; boyutlu -ruh, beden ve nefs- komple bir yaklaşım sergilemektedir. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><em><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&quot;Biz &Acirc;demoğlunu &uuml;st&uuml;n kıldık.&quot;</span></em><a name="_ftnref12"><strong><em><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[12]</span></em></strong></a><em><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span></em><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><em><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&quot;Muhakkak ki, biz insanı bal&ccedil;ığın mayasından yarattık. Sonra onu sağlam bir kararg&acirc;hta nutfe kıldık. Sonra nutfeyi, kan pıhtısı, bu kan pıhtısını bir &ccedil;iğnem et yaptık, o bir &ccedil;iğnem ette kemikler yarattık, kemikleri et ile &ouml;rtt&uuml;k. Sonra onu başka bir yaradılışla insan haline getirdik.&quot;</span></em><a name="_ftnref13"><strong><em><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[13]</span></em></strong></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsanın yaratılışıyla ilgili ayetler sadece bunlarla sınırlı değildir. İnsanın maddi cephesinin toprak olduğu ve evrendeki y&uuml;z k&uuml;sur elementin tamamını v&uuml;cudunda barındırdığından s&ouml;z edilerek onun doğanın bir uzantısı olduğu sonucuna varılmak isteniyor ancak, insan yalnızca maddeden ibaret bir varlık olduğu iddiası onu tanıyamamanın sonucu olsa gerek. Dogmatik materyalistler d&uuml;ş&uuml;ncenin de maddi olduğu sonucuna ş&ouml;yle bir kıyasla ulaşıyorlar: Nasıl ki, mide, mide &ouml;zsuyu salgılıyorsa, beyin de d&uuml;ş&uuml;nceyi ifraz ediyor, diyorlar. Ancak biz felsefi k&uuml;lt&uuml;rel arka plandan şunu &ouml;ğreniyoruz ki, bir şey ancak kendi cinsin başka bir şeyi ortaya koyabilme yetisine sahiptir ilkesi g&ouml;z ardı edilmiş olmuyor mu? Ruh insanın yaratılmasında s&ouml;z konusu edilmemiş olsaydı, dogmatik materyalistler kısmen hoş g&ouml;r&uuml;lebilirdi. Ama insan ceninine ilk &uuml;&ccedil; aydan sonra ruh &uuml;flendiği sağlam bir dinsel veridir. İnsan oluşumu ve biraradalığı hala muamma olmağa devam eden kendisi bir sentez olan varlıktır. Birbirinden farklı &ouml;zler olan ruh ve maddenin nasıl olup da bir arada bulunabildiği ve birbirine aynı varlıkta nasıl etki yaptığı &ccedil;&ouml;z&uuml;lebilmiş değildir.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;<strong>İnsan, hangi varlıklardan &uuml;st&uuml;n, kimden aşağıdadır? </strong></span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İnsan yery&uuml;z&uuml;nde kendinin dışındaki varlıklardan, hayvandan, bitkilerden ve cansız tabiat&#8217;tan &uuml;st&uuml;n, ancak evreni ve varlık d&uuml;zenini dizayn eden Allah&rsquo;dan aşağıdadır. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Yani, Kur&#8217;anın varlık d&uuml;zenleme (skala) sinde insan da dahil olmak -doğanın bir uzantısıymış gibi g&ouml;r&uuml;lerek- &uuml;zere t&uuml;m varlıklar d&uuml;zlenmiş değil, varlığın yaratılış amacına ve tabii niteliklerine g&ouml;re bir derecelendirilme benimsenmiştir. İnsanın da doğanın bir uzantısı olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;p tabiattaki diğer varlıklarla insanın bir nitelik değil nicelik farkıyla ayrıldığı iddiasını ileri s&uuml;renlere katılmak -insanın g&uuml;n&uuml;m&uuml;z bilim ve felsefesindeki tanım ve tahlilleri g&ouml;z &uuml;n&uuml;ne alındığında-pek kolay olmasa gerek. Doğadaki canlı varlıklar i&ccedil;inde bitkilerin ve hayvanlarda olmayıp da yalnızca insanda olan ve insanı aynı cinsin i&ccedil;inde bulunduğu diğer hayvanlardan ayıran d&uuml;ş&uuml;nme yetisi onu nicelik y&ouml;n&uuml;yle değil de nitelik y&ouml;n&uuml;yle diğer hayvanlardan ayıran &ouml;zelliği olsa gerek. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Pascal&#8217;a g&ouml;re, &quot;İnsanın tefekk&uuml;r i&ccedil;in yaratıldığı aşikardır; onun b&uuml;t&uuml;n şerefi ve liyakati bundadır; b&uuml;t&uuml;n vazifesi iyi ve m&uuml;nasip bir tarzda d&uuml;ş&uuml;nebilmektir. Bir insan i&ccedil;in tefekk&uuml;r sırası ise evvela kendi nefsinden, kendisini yaratan kudretten, hangi gaye i&ccedil;in yaratıldığından başlamaktır.&quot;</span><a name="_ftnref14"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[14]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kur&#8217;ani boyutun ontolojik yaklaşımı g&ouml;zden ge&ccedil;irildiğinde, evrendeki varlıkların derecelendirilmesi, masivadan maveraya doğru dizayn edilen bir değerler d&uuml;zenlemesiyle karşılaşılır. </span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Her varlık, d&uuml;zenlemedeki konumuna g&ouml;re, pasif ve aktif durumdadır. İnsan Allah karşısında muti, ama hayvan, bitki ve cansız doğa karşısında amir h&uuml;km&uuml;ndedir. &quot;İnsanın k&acirc;inat &uuml;zerindeki otoritesine gelince; o, karada, denizde ve havada muhtelif eşyayı h&uuml;km&uuml; altına almıştır. Yerde ve g&ouml;klerde her ne varsa onun emrine verilmiştir. Onun herhangi bir şeyin emrine verildiği vaki midir? &quot;</span><a name="_ftnref15"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[15]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> İnsanlar arası ilişkilerde ise &uuml;st&uuml;nl&uuml;k; sadece kişinin sa&#8217;y ve gayreti ile insanlığa hizmeti &ouml;l&ccedil;&uuml; alınmıştır. Aksine onun soylu doğması, beyaz bir aileye mensup olması, &ccedil;ok servet ve m&uuml;lk&uuml; bulunması &ouml;l&ccedil;&uuml; değildir.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kur&#8217;ani ontolojik yaklaşıma g&ouml;re; insanın, varlığa gelişi itibariyle saf, temiz ve g&uuml;nahsız oluşu yaşamı boyunca himaye ve korunmağa layık en &uuml;st&uuml;n varlık olma &ouml;zelliği kazandırıyor, kendisine. Tabii bu, Kur&#8217;an&icirc; d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne uygun bir yaklaşımdır, oysa Hıristiyan ilahiyatında insan doğuştan g&uuml;nahk&acirc;r olarak gelir, yery&uuml;z&uuml;ne.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kur&#8217;ani epistemolojik yaklaşıma g&ouml;re ise; insan, beş duyuya ek olarak verilen manevi hassalarla top yek&uuml;n evreni bilme ve yararlanmada en &uuml;st&uuml;n konuma getiriliyor. Bunlar, beş duyuya ek olarak, &quot;ortak duyu, hayal ya da musavvira, hayal g&uuml;c&uuml;, kuruntu ve bellektir. Akıl da &uuml;&ccedil; aşamada bulunur; kuvve, meleke ve fiil halindeki akıl.&quot;</span><a name="_ftnref16"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[16]</span></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Dolayısıyla insan, İlmi tecess&uuml;s (merak), inanma, gelişme ve bir toplumsal d&uuml;zen oluşturma duygusunu taşıyan tek varlık olmasıyla diğer varlıklara &uuml;st&uuml;n konumdadır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kur&#8217;anın etik yaklaşımına g&ouml;re ise insan, onur ve itibar kazanmada ve değerler skalasında en &uuml;st&uuml;n konuma oturtuluyor. Arz &uuml;zerinde her şey insan i&ccedil;indir, ona musahhar kılınmış, onun hizmetine ve yararlanmasına sunulmuştur. Bu konumu kendisine amade olan şeyleri tahrip ve yok etme imk&acirc;nını ve fırsatını verse de bunları yapabilme hakkı asla verilmemiştir. Epistemolojik yaklaşımda belirtilen yetenekleri varlığında bulunduran canlı elbette ki, değer kazanmada ve &ouml;nemsenmede, &ouml;ne ge&ccedil;mede avantajlı olacaktır. &quot;İnsan olarak doğmak &uuml;st&uuml;nl&uuml;klerin en genişi, en kadimi, en umumisi ve en devamlısıdır. İnsan o &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğe doğuşundan, hatta ana rahmindeki cenin halinden itibaren nail olur. &Ouml;yle bir &uuml;st&uuml;nl&uuml;k ki, onun kazanılması i&ccedil;in ne maddi ne manevi bir karşılık &ouml;denmez, o semavi, manevi bir bağıştır. Ona fıtrattan verilmiştir.&quot;</span><a name="_ftnref17"><sub><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[17]</span></sub></a><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp; ve bu fıtratı bozabilen tek yaratık ise yine maalesef yine insandır. Kendini kendi eliyle bozabilen tek yaratık yine insandır.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">D&uuml;zenleyen Kaynak:</span><a name="_ftnref18"><span style="font-family: &quot;Verdana&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[18]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn1"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[1]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Bet&uuml;l &Ccedil;otuks&ouml;ken, Ernst Cassirer&#8217;de İnsan Felsefesi, &#8216;Y&uuml;zyılımızda İnsan Felsefesi&#8217;, T&uuml;rkiye Felsefe Kurumu, Ank. 1997, s. 169</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn2"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[2]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Doğan &Ouml;zlem, K&uuml;lt&uuml;r Bilimleri ve K&uuml;lt&uuml;r Felsefesi, (Remzi Kitabevi), İst. 1986, s. 127-128</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn3"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[3]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&Ouml;zlem, a. g. e. s. 129</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn4"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[4]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&Ouml;zlem, a. g. e. s. 131</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><a name="_ftn5"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[5]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Felsefenin bir ilim olarak anlaşılması, <em>deneysel y&ouml;ntemi ilmin tek y&ouml;ntem olduğu anlayışını benimsemeyenlerin yani manevi ve tabii bilimler diye iki farklı bilimden s&ouml;z eden bilim felsefecilerinin </em>ortak g&ouml;r&uuml;ş&uuml;d&uuml;r.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn6"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[6]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Ebu&#8217;l A&#8217;la el Mevdudi, İslamda H&uuml;kumet, &Ccedil;ev. Ali Genceli, Hilal Yay. Ank. 1976. s. 103-104-105 ^ -Begovi&ccedil;. a. g. e. s. 33</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn7"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[7]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Takiy&uuml;ddin Meng&uuml;&ccedil;oğlu, İnsan Felsefesi, İst. 1978, s. 220</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn8"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[8]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">12</span></sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Alexis Carrel, Bilimeyen İnsan, &Ccedil;ev. Nasuhi Bay dar, (Semih L&uuml;tfi Kitabevi), İst. 1940, s. 11</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn9"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[9]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">13</span></sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Necati &Ouml;ner, Klasik Mantık, Ayyıldız Matbaası, Ank. 1970, s. 20-21</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn10"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[10]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">14</span></sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Blaise Pascal, D&uuml;ş&uuml;nceler, &Ccedil;ev. Fethi Y&uuml;cel, Matbaa Yeni Cezaevi, 1942, Ank. s. 66-67</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn11"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[11]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Shakspare, Hamlet, </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: EN-US" lang="EN-US">II. </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Perde, </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-ansi-language: EN-US" lang="EN-US">II. </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Sahne.</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn12"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[12]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Kur&#8217;an, Neml (27) 15</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn13"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[13]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">17</span></sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp; Kur&#8217;an M&uuml;minun (23) 12-13-14</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn14"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[14]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">18</span></sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Blaise Pascal, D&uuml;ş&uuml;nceler, s. 54</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn15"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[15]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">Abdullah Draz, İslam&#8217;ın İnsana Verdiği Değer, &Ccedil;ev. Nureddin Demir, Kayıhan Yay., İst. 1993, s. 48</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn16"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[16]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">20</span></sup><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> Mehmet Dağ, İslam Felsefesinin Bazı Problemleri, 19 Mayıs &Uuml;niversitesi, İlahiyat Fak&uuml;ltesi Dergisi, Sayı: 5 I191,</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">&nbsp;</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><a name="_ftn17"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[17]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">- Draz, a. g. e. s. 48</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt; background: white" class="MsoNormal"><a name="_ftn18"><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-font-size: 11.0pt">[18]</span></a><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"> </span><span style="font-family: &quot;Tahoma&quot;,&quot;sans-serif&quot;; color: black; font-size: 10pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR">İNSAN HAKLARI SEMANTİĞİNE D&Uuml;Ş&Uuml;NSEL BİR YAKLAŞIM DENEMESİ&nbsp;&nbsp; &#8216; Cumhuriyet &Uuml;niversitesi İlahiyat Fak&uuml;ltesi Felsefe Tarihi &Ouml;ğretim &Ouml;ğrt.G&ouml;r. Necati DEMİR</span><span style="font-family: &quot;Times New Roman&quot;,&quot;serif&quot;; font-size: 12pt; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-language: TR"><o :p></o></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 3pt" class="MsoNormal"><o :p><font size="3" face="Calibri">&nbsp;</font></o></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="276" title="1" title="08 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/111-insan-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ve duanın gücü modern tıbbı yendi</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/101-ve-duanin-gucu-modern-tibbi-yendi.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/101-ve-duanin-gucu-modern-tibbi-yendi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 10:55:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Modern]]></category>
		<category><![CDATA[yendi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=101</guid>
		<description><![CDATA[Ve duanın g&#252;c&#252; modern tıbbı yendi Duanın g&#252;c&#252;n&#252; araştıran uzmanlar, şaşırtıcı verilere ulaştı: &#8216;İnsanın kendisi ya da bir başkası i&#231;in ettiği dualar, hem eden hem edilenin fiziki ve ruhi yapısına...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Verdana; font-weight: bold"><font size="2">Ve duanın g&uuml;c&uuml; modern tıbbı yendi</font></span><font size="2" face="Verdana"> </p>
<p></font><span style="font-variant: normal; font-style: normal; font-family: Verdana; font-weight: bold"><font size="2">Duanın g&uuml;c&uuml;n&uuml; araştıran uzmanlar, şaşırtıcı verilere ulaştı: &#8216;İnsanın kendisi ya da bir başkası i&ccedil;in ettiği dualar, hem eden hem edilenin fiziki ve ruhi yapısına olumlu y&ouml;nde katkıda bulunuyor!&#8217;</font></span><font size="2" face="Verdana"> <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana">Duanın g&uuml;c&uuml;n&uuml; keşfeden ila&ccedil; şirketleri şimdi &lsquo;duayı modern tıp&rsquo; ile birleştirmenin yollarını arıyor. <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana">Amerikalı &uuml;nl&uuml; şarkıcı Aretha Franklin 60&rsquo;lı yıllarda &lsquo;I say a little prayer for you&rsquo; (Senin i&ccedil;in k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir dua ediyorum) isimli şarkısını s&ouml;ylediğinde, kalpten dile getirdiği bu c&uuml;mlenin, kısa bir s&uuml;re sonra tıp d&uuml;nyasında ter akıtan bilim adamlarına ilham vereceğini bilemezdi elbette. 70&rsquo;lerden itibaren yapılan araştırmalar, dua etmenin, insan sağlığı &uuml;zerinde olumlu etki yarattığını g&ouml;steriyor! Duanın g&uuml;c&uuml;n&uuml; araştıran uzmanlar, şaşırtıcı verilere ulaşıyor. Klinik deneyler, insanın kendisi ya da bir başkası i&ccedil;in ettiği duaların, hem eden hem edilen kişinin fiziki ve ruhi yapısına olumlu y&ouml;nde katkıda bulunduğunu g&ouml;steriyor. Duanın g&uuml;c&uuml;n&uuml; keşfeden klinik, vakıflar ve ila&ccedil; şirketleri şimdi &lsquo;duayı modern tıp&rsquo; ile birleştirmenin yollarını arıyor. Sir John Templeton Vakfı, bu istikametteki arayışların meyvesi olarak ortaya &ccedil;ıkan &lsquo;Mind-Body&rsquo; (Ruh/Beden) alanındaki araştırmalar i&ccedil;in yılda 30 milyon dolar harcıyor. ABD Ulusal Sağlık Enstit&uuml;s&uuml; de &lsquo;d&uuml;ş&uuml;nce&rsquo; odaklı tıp i&ccedil;in 3,5 milyon dolarlık bir fon ayırmış durumda. D&uuml;nyanın en &uuml;nl&uuml; kalp cerrahlarını b&uuml;nyesinde barındıran Cleveland Clinic&rsquo;in hemen yanı başında bulunan Case Western Reserve Tıp Fak&uuml;ltesi&rsquo;ndeki doktor adayları, tıp tarihi ve hastaya genel yaklaşım konularında &lsquo;hastanın inancı&rsquo; konusunu da ders olarak g&ouml;r&uuml;yor. İngiltere&rsquo;de binlerce insan hastanelerdeki yakınları i&ccedil;in dua ediyor. Hatta bir&ccedil;ok kişi, bir araya gelerek yakınları i&ccedil;in toplu dualar ediyor. Dua edenler arasında doktorlar ve diğer sağlık personeli de bulunuyor. Bilim adamlarına g&ouml;re grup dualarında daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir frekans yakalanabiliyor. Duanın maddi etkilerini g&ouml;steren en &ouml;nemli araştırmanın sahibi ise, Harvardlı bilim adamı Herbert Benson. Dua eden kişilerin beyin MR&rsquo;larını &ccedil;eken Benson, bu tarama ile v&uuml;cudun ve beynin dua ederken değiştiğini ortaya koyuyor. &lsquo;Yaptığımız beyin taramalarında, d&uuml;zenli şekilde ibadet eden kişilerin, diğerlerine nazaran daha d&uuml;ş&uuml;k tansiyona sahip olduklarını, daha az gerilim i&ccedil;inde olduklarını g&ouml;rebiliyoruz.&rsquo; diyen Benson&rsquo;ın bulgularına g&ouml;re, dua ya da ibadet esnasında v&uuml;cut fonksiyonları rahatlıyor ve beyin b&uuml;y&uuml;yor. Yer ve g&ouml;k dua &uuml;st&uuml;nde durur der b&uuml;y&uuml;kler. Kur&rsquo;an-ı Kerim&rsquo;in tavrı &ccedil;ok nettir bu konuda: &lsquo;Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu.&rsquo; der ayette (Furkan, 25/77)&rsquo;. M&uuml;sl&uuml;man doğarken dua mırıltıları ile doğar, onunla b&uuml;y&uuml;r, g&uuml;nl&uuml;k işlerine onunla başlar. Yalnız M&uuml;sl&uuml;manların değil ehl-i kitabın ve hatta Budistlerin bile b&uuml;t&uuml;n kainatıdır dua. Ellerde tesbih &lsquo;Rab&rsquo; zikredilir. Ancak son yıllarda &lsquo;dua etmek&rsquo; dini bir rit&uuml;el olmaktan bir adım &ouml;teye ge&ccedil;erek tedavi aracı olmaya başladı. Dua ile iyileşme s&uuml;reci arasındaki bağlantıyı incelemek amacıyla y&uuml;r&uuml;t&uuml;len araştırmalar son derece &ouml;nemli sonu&ccedil;lar ortaya koyuyor. ABD ve İngiltere&rsquo;de yapılan araştırmalara g&ouml;re, hastalar i&ccedil;in dua etmek, hastaların rahatsızlık belirtilerini azalttığı gibi, iyileşme s&uuml;recini de hızlandırıyor. Diğer bir deyişle; hem &lsquo;dua eden&rsquo; hem de &lsquo;dua edilen&rsquo; şifa buluyor. Durum b&ouml;yle olunca başta Amerika ve İngiltere&rsquo;de olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok &uuml;lkede &lsquo;dua kul&uuml;pleri&rsquo;nin sayısında artış g&ouml;zleniyor. Bir&ccedil;ok insan başı sıkıştığında ve hastalık kapısını &ccedil;aldığında, doktorlarla birlikte duaya da başvuruyor. Dua eden sıhhat buluyor 1960&rsquo;lı yıllarda sadece şarkılara tema olan &lsquo;dua&rsquo; 90&rsquo;lı yılların ortalarından sonra ciddi anlamda araştırma konusu oldu. Bu tarihten sonra ABD&rsquo;deki &lsquo;dua ve sağlık&rsquo; konulu araştırmaların sayısı neredeyse ikiye katlandı ve ortaya &ccedil;arpıcı sonu&ccedil;lar &ccedil;ıktı. S&ouml;zgelimi, Michigan &Uuml;niversitesi&rsquo;nin araştırmasına g&ouml;re, dindarlarda depresyon ve stres daha az g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken, Chicago&rsquo;daki Rush &Uuml;niversitesi&rsquo;nin araştırmasına g&ouml;re, d&uuml;zenli olarak ibadet ve dua edenlerdeki erken &ouml;l&uuml;m oranının, dine bağlı olmayanlara g&ouml;re y&uuml;zde 25 daha az olduğu tespit edildi. Dua eden kalp hastalarının, ameliyattan sonraki birka&ccedil; yıl i&ccedil;indeki &ouml;l&uuml;m oranlarının, etmeyenlere nazaran y&uuml;zde 30 daha az olduğu ortaya &ccedil;ıktı. Columbia &Uuml;niversitesi&rsquo;nde yapılan araştırmada ise, &uuml;reme sorunları yaşayan kişiler i&ccedil;in d&uuml;zenli olarak dua okundu ve bir s&uuml;re sonra bu kişilerdeki d&ouml;llenme başarı oranının y&uuml;zde 8&rsquo;den y&uuml;zde 16&rsquo;ya &ccedil;ıktığı g&ouml;zlemlendi. San Francisco Hastanesi&rsquo;nde 393 kalp hastası &uuml;zerinde yapılan bir başka araştırmada ise, 150 hasta i&ccedil;in d&uuml;zenli olarak dua edildi. Tanımadıkları kişilerin kendilerine dua ettiği bu hastaların, ila&ccedil; tedavisine daha &ccedil;abuk cevap verdikleri tespit edildi. &lsquo;Dua ile terapi&rsquo;nin yoğun olarak kullanıldığı Duke &Uuml;niversitesi&rsquo;nden kardiyaloglar da dua eden hastaların daha hızlı iyileştiğini kanıtladı. &Uuml;&ccedil; yıl s&uuml;ren bu &ccedil;alışmada 795 kalp hastasına d&uuml;nyanın &ccedil;eşitli yerlerinden, aralarında Amerika&rsquo;da yaşayan M&uuml;sl&uuml;manların, Nepalli Budist rahiplerin ve Manchester&rsquo;li Hıristiyanların oluşturduğu 26 ayrı grup, dua etti. Yine 1998&rsquo;de yayınladığı bir araştırmayla Dr. Elizabeth Targ, Afrika&rsquo;daki bazı AIDS hastalarının toplu yapılan dualarla iyileşme g&ouml;sterdiklerini kaydetti. Bazı araştırmalarda hasta ve dua edenin karşılıklı olarak birbirlerinden haberdar olmasa bile, &lsquo;dua&rsquo;nın yine şifa verici etkisini g&ouml;stermesi, bilim adamları tarafından meselenin en etkileyici kısmı olarak nitelendiriliyor. &Ouml;te yandan inancın fiziki etkilerine y&ouml;nelik bilim d&uuml;nyasında sonu&ccedil;ları merakla beklenen son araştırma ise İngiltere&rsquo;de yapılıyor. İngiliz bilim adamları, teologlar ve beyin uzmanlarından oluşan bir grup iki yıl s&uuml;recek bir &ccedil;alışma sonucunda &lsquo;Neden bazı insanların inan&ccedil;ları g&uuml;&ccedil;l&uuml;, bazılarının değil?&rsquo;, &lsquo;İnancın acı &uuml;zerindeki etkisi nedir?&rsquo; sorularının cevabını araştırıyor. İngiltere&rsquo;de yeni oluşturulan &lsquo;Zihin Bilim Merkezi&rsquo;ne bağlı bilim adamları, bu sayede inancı, inancın g&uuml;c&uuml;n&uuml; ve sarsılma noktalarını anlamaya &ccedil;alışacak. Grup duaları daha etkili Bilimsel &ccedil;alışmaların da &lsquo;duanın g&uuml;c&uuml;n&uuml;&rsquo; kanıtlaması doğal olarak dua gruplarının sayısını ve duaya olan talebi artırıyor. Nitekim İngiltere ve İrlanda&rsquo;da sadece &ccedil;eşitli Hıristiyan mezheplerine ait binin &uuml;zerinde dua grubu var. K&uuml;&ccedil;&uuml;k bir ada &uuml;lkesi olan Singapur&rsquo;da bile 31 dua grubu bulunuyor. İngiltere&rsquo;de bir milyondan fazla Hıristiyan&rsquo;ın bağlı olduğu bir cemaatin s&ouml;zc&uuml;s&uuml; Janet Holloway&rsquo;a g&ouml;re araştırmalar, duanın hastalar &uuml;zerinde pozitif etkisinin olduğunu kanıtlıyor. Holloway, &lsquo;Bir&ccedil;ok doktor alternatif terapiler arayışında iken biz de duayı bir alternatif olarak g&ouml;r&uuml;yoruz.&rsquo; diyor.<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana"><strong>PSİKİYATRİ PROFES&Ouml;R&Uuml; HAROLD G. KOENIG:</strong> </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana"><strong>Dindarlar daha uzun ve sağlıklı yaşıyor</strong> Dua etmeyenlere kıyasla, dua edenler &uuml;zerinde yaptığınız klinik deneylerden ne gibi sonu&ccedil;lar elde ettiniz? Dua edenler ya da dindar hastalar, stresle daha kolay başa &ccedil;ıkıyor, depresyona girme oranları daha d&uuml;ş&uuml;k oluyor, girseler de daha kolay &ccedil;ıkabiliyor. Depresyon, kişilerin hasta olduklarında yaşadıkları ciddi bir zihinsel sağlık sorunudur. &Uuml;mitlerini kaybedip her şeyden vazge&ccedil;erler. Din ve dua ise yaşama man&acirc; katar, insana &uuml;mit verir. Bunlar ise kişinin ruhunu ayağa kaldırarak onu depresyondan &ccedil;ıkartır. Yaptığımız bir &ccedil;alışmada, sağlıklı ve dua eden ihtiyarların, etmeyenlere oranla y&uuml;zde elli oranında, ortalama 6 yıl daha fazla yaşadıklarını g&ouml;rd&uuml;k. G&ouml;r&uuml;yoruz ki duanın zihinsel sağlığa katkısı, aynı zamanda fiziksel sağlığı da etkiliyor. Yaptığınız klinik deneylerde sadece Hıristiyanlar &uuml;zerinde mi &ccedil;alıştınız yoksa diğer dinlerin mensupları da araştırmalara dahil edildi mi? Amerika&rsquo;dakilerin y&uuml;zde 90&rsquo;ı Hıristiyan olduğu i&ccedil;in bulgularımız doğal olarak Hıristiyanlarla ilgili haliyle. Bununla birlikte d&uuml;nyanın diğer yerlerinde de, sınırlı da olsa M&uuml;sl&uuml;man ve Yahudilere y&ouml;nelik olarak benzer &ccedil;alışmalar yapıldığını biliyoruz. M&uuml;sl&uuml;manlarla ilgili olan &ccedil;alışmalar Malezya&rsquo;da yapılıyor. Buna g&ouml;re endişe, depresyon ve &uuml;z&uuml;nt&uuml;, dua edildiğinde ya da Kuran okunduğunda hissedilir derecede azalıyor. Bildiğim kadarı ile dua ya da Kur&rsquo;an okumanın fiziksel sağlık &uuml;zerindeki etkilerine d&ouml;n&uuml;k bir &ccedil;alışma yok. Ama yapılırsa aynı sonu&ccedil;ları vereceğine eminim. Dua etmenin, &ccedil;aresi olmayan hastalıkların tedavisinde &ouml;nemli bir rol oynayabileceğine inanıyor musunuz? Dua etmek, iyileşmeyi hızlandırabilir mi? Son y&uuml;z yıl i&ccedil;ersinde yapılan bin 500 &ccedil;alışmadan hareketle, ki bu &ccedil;alışmaların y&uuml;zde ellisi dindar insanların zihinsel ve fiziksel olarak daha sağlıklı olduğunu g&ouml;stermekte, dua etmenin ger&ccedil;ekten de tedavi edilemez hastalıklar &uuml;zerinde etkili olduğunu ve iyileşmeyi hızlandırdığını s&ouml;yleyebilirim. Tabii ki daha da fazla araştırma lazım. Ama, eldeki veriler, d&uuml;zenli dini hayat yaşayan kişilerin, daha mutlu, fiziken ve ruhen daha diren&ccedil;li olduklarını g&ouml;steriyor. Ruhen sağlıklı olmalarının, bağışıklık, kan ve kalple ilgili sistemler &uuml;zerinde de olumlu etkisi olduğunu biliyoruz. Stres, bedenin doğal tedavi sistemlerinin direncini kırıyor. Dua ve dini yaşam ise stresi azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. Ama tabii ki bundan kişilerin sadece hastalandıklarında dua etmeleri gerektiği sonucunu &ccedil;ıkarmamak lazım. Sağlıklı iken de edilmeli ki, savunma sistemleri s&uuml;rekli tetikte olsun, beden direnci d&uuml;şmesin. B&ouml;ylelikle sağlıklı kararlar alabilirler, bu da stresi azaltır. <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana"><strong>LARRY SCHERWİTZ, PH. D. (California Pasifik Tıp Merkezi)</strong></font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana">&nbsp;<strong>&lsquo;Enerjimiz dua ile zaman ve mek&acirc;nı aşıyor&rsquo;</strong> Dua, hayatımızda b&uuml;y&uuml;k bir rol oynuyor. &Uuml;stelik sadece dua edilen adına değil, dua eden adına da. Dua etmek, bir t&uuml;r ama&ccedil;, dikkat ve istikamet harmonisi. Aynı zamanda kalbi, kutsal olana a&ccedil;mak man&acirc;sına da geliyor. B&ouml;ylelikle amacımızı ve dikkatimizi kalbimiz sayesinde bir yere kanalize ediyoruz. Ş&ouml;yle de diyebiliriz; dikkatimiz ve kalbimizdeki enerji, dua yoluyla, zaman ve mekanı aşıyor. Tabii bu, bu konu &uuml;zerinde araştırmalar yapan biri olarak benim kişisel yorumum. Bir de araştırmalar var. &Ccedil;oğu kontroll&uuml; olan bu araştırmaların sonu&ccedil;larına g&ouml;re; dua etmenin insan organizması &uuml;zerinde, bir&ccedil;ok durumda, m&uuml;tevazı ama istikrarlı bir etkisi var. Ne kadar &ccedil;ok dua edilirse, bu etkinin daha da artacağına dair emareler olmakla birlikte, hen&uuml;z bunu destekleyecek yeterli veri elde etmiş değiliz. Ama sonu&ccedil;lar, inancımızı destekliyor. Peki dua herhangi bir hastalığın tedavi s&uuml;resini kısaltıyor mu derseniz; hastalık ve tedavi, sadece bedenle değil, ruh hali, kalp ve ruhun kendisiyle de ilgili bir s&uuml;re&ccedil;tir, derim. Duanın kalp ve ruh &uuml;zerindeki etkileri ortada iken, hastalığın iyileşmesine yardımcı olmuyor diyemeyiz. <br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana"><strong>ENES ERGENE (İlahiyat&ccedil;ı-yazar)</strong> </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana"><strong>&lsquo;M&uuml;sl&uuml;man&rsquo;ın b&uuml;t&uuml;n k&acirc;inatı duadır&rsquo;</strong> Dua ve zikir, M&uuml;sl&uuml;manların her zaman en &ouml;nemli g&uuml;ndemidir. Dua ve zikir, bir M&uuml;sl&uuml;man&rsquo;ın b&uuml;t&uuml;n hayatını kuşatır. Nitekim Kur&rsquo;an a&ccedil;ık olarak ş&ouml;yle der; &ldquo;Ey iman edenler! Allah&rsquo;ı &ccedil;ok&ccedil;a zikredin, sık sık anın. O&rsquo;nu sabah-akşam takdis ve tenzih edin&#8230;&rdquo; (Ahzab, 33/41); &ldquo;Duanız olmasaydı ne ehemmiyetiniz olurdu.&rdquo; (Furkan, 25/77); &ldquo;Anın beni ki, anayım sizi.&rdquo; (Bakara, 2/152); &ldquo;Onlar Allah&rsquo;ı ayakta, oturarak, hatta yan gelip yatarken de anarlar.&rdquo; (&Acirc;l-i İmran, 3/191)&#8230; Burada ideal bir M&uuml;sl&uuml;man&rsquo;ın portresi &ccedil;izilir &acirc;deta. Yani bir anlamda onun zikir ve tesbihle s&uuml;rekli iştigali vurgulanır. Bu s&uuml;reklilik onu evr&acirc;d u ezkarla b&uuml;t&uuml;nleştirir. Nasıl g&uuml;nde &uuml;&ccedil; defa cismani a&ccedil;lığını giderme ihtiyacı duyuyorsa, &ouml;yle de, her hali ve tavrında Allah&rsquo;ı zikrederek r&ucirc;h&icirc; ve manevi a&ccedil;lığını giderir. Velhasıl, Hz. Ali (ra), Efendimiz&rsquo;in (sas) talim ettiği gece okunacak duaları hayatı boyunca hi&ccedil; terk etmemişti. Kendisine, &ldquo;Nehrevan gecesi de mi?&rdquo; diye sorulduğunda, &ldquo;Nehrevan gecesi de.&rdquo; buyurdular. İmam Rabb&acirc;ni Hazretleri bir n&acirc;file ve evr&acirc;d &acirc;şığı idi. &Uuml;stat Bed&icirc;&uuml;zzaman Hazretleri &uuml;&ccedil; cilt olan Mecm&ucirc;at&uuml;&rsquo;l-Ahz&acirc;b&rsquo;daki duaları, onca meşgalesine rağmen on beş g&uuml;nde bir hatmediyordu. Bir taraftan risaleleri yazıyor, Kur&rsquo;an&rsquo;la meşgul oluyor, mahkeme ve m&uuml;dafaa işleriyle uğraşıyor, yazılan risaleleri tashih ediyor ve bin t&uuml;rl&uuml; r&ucirc;h&icirc; ve manevi baskıya maruz kalıyor, ama yine de Mecm&ucirc;at&uuml;&rsquo;l-Ahz&acirc;b&rsquo;ı okumaya devam ediyordu. Hem talebelerinin hem de mesk&ucirc;n bulunduğu mahallerdeki komşularının şehadetiyle, geceleri sabahlara kadar ibadet ve ezk&acirc;r ile &acirc;h-u z&acirc;r ediyordu. </font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana">(ALİ &Ccedil;İMEN &#8211; HAKAN YILMAZ / ZAMAN-TURKUAZ)</font></p>
<p style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px"><font size="2" face="Verdana">kaynak:<span class="removed_link" title="http://www.haber7.com/">http://www.haber7.com</span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="113" title="1" title="12 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/101-ve-duanin-gucu-modern-tibbi-yendi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Gelişim Üzerine Mülahazalar</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/97-kisisel-gelisim-uzerine-mulahazalar.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/97-kisisel-gelisim-uzerine-mulahazalar.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 10:49:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[lahazalar]]></category>
		<category><![CDATA[zerine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel Gelişim &#220;zerine M&#252;lahazalar &#34;Kişisel gelişim&#34; efsunlu bir ifade; havalı duruyor. &#34;İnsan kaynakları&#34; gibi&#8230; Hem moda, hem yeni&#8230; Belki de itibarları menşelerinden geliyor: Avrupalı&#8230; Eski neslin anlayamadığı meselelerden(!) Kişisel gelişimin...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><font color="#ff6600" size="4" face="Verdana"><span class="renk6">Kişisel Gelişim &Uuml;zerine M&uuml;lahazalar <span class="renk11"><br />
</span></span></font></strong><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
<span class="KONURENK">&quot;Kişisel gelişim&quot; efsunlu bir ifade; havalı duruyor. &quot;İnsan kaynakları&quot; gibi&#8230; Hem moda, hem yeni&#8230; Belki de itibarları menşelerinden geliyor: Avrupalı&#8230; Eski neslin anlayamadığı meselelerden(!)</p>
<p>Kişisel gelişimin g&acirc;yesi ne? Kendin i&ccedil;in, kendi z&acirc;tın i&ccedil;in gelişme mi? Huzuru kendi başına aramak mı? Yoksa Kur&#8217;&acirc;n&#8217;ın ahl&acirc;kı ile ahl&acirc;klanmak mı, mutluluğu Rabb&#8217;e sığınarak aramak mı?<br />
İll&acirc; gelişeceğim diye gelişilmez; gelişme bir g&acirc;yeye m&uuml;teallik olmalı, fıtratla uyuşmalı. Tek bir gelişme &ccedil;izgisi yok. Farklı fıtratlar, farklı gelişme/kem&acirc;l&acirc;t yolları var. Hakikate giden yollar mahl&ucirc;k&acirc;tın nefesleri adedincedir belki&#8230; Hakikate farklı yollarla gidilir. Z&uuml;hre, katre, reşha gibi&#8230; Herkes i&ccedil;in ayrı re&ccedil;ete&#8230;<br />
Herkes kişisel gelişimin b&uuml;y&uuml;s&uuml;ne kendisini kaptırmış değil, bazıları da tamamen karşısında<br />
Kişisel gelişmenin uyuşturucu y&ouml;n&uuml; de var. İnsanın i&ccedil;inde, &quot;Her şeyi yapabilirsin.&quot; hissi oluşturuyor. Nefsi okşuyor, insana, &#8216;Ben var ya ben, az daha &ccedil;alışsam Einstein gibi olurdum.&#8217; dedirtiyor. Ayrıca gelişmek i&ccedil;in kitaba bağımlı h&acirc;le gelenler var. Ya da, 150 kiloluk c&uuml;ssesi ile kucağında, İ&ccedil;indeki Devi Uyandır kitabı, uyuyan miskinler&#8230; Piyasadaki anlayışın ve kişisel gelişimin bağımlılık yapabilecek bu y&ouml;n&uuml;ne dikkat edilmeli. İnsanı tam olarak kucaklayamayan bir gelişme anlayışının da insana &ccedil;ok fazla bir şey kazandırmayacağı a&ccedil;ık.</p>
<p>Einstein, Edison veya başarılı olmuş herhangi birini alalım; hangisinin elinde başarı kitabı vardı? Bir-ikisi hari&ccedil;, başarı hakkında kitap yazanların başarıları, başarı hakkında kitap yazmak sadece. Piyasada yaygın ve moda olan kişisel gelişimin ciddi anlamda ticar&icirc; y&ouml;n&uuml; var.<br />
Kişisel gelişim dinin &ouml;z&uuml;nde var; ama şimdikilerin anladığı gibi bir gelişme değil. Ahsen-i takvim suretinde yaratılan insanın benliğinin hapishanesinden, kalb ve ruhun derece-i hayatına &ccedil;ıkmaya &ccedil;alışması ve hayatı ihmal etmeden hayatın i&ccedil;erisinde kalbini ve kafasını geliştirmesi&#8230; Azam&icirc; z&uuml;hd, azam&icirc; ilim, azam&icirc; takva&#8230; Bizim gelişim anlayışımız; kişinin m&uuml;lk ve melek&ucirc;t y&ouml;n&uuml;n&uuml;, kendi fıtratı ile uyumlu ve dengeli bir şekilde geliştirmesidir.</p>
<p><font color="#ff5600">&Ouml;z&uuml;nden kopmuş bir gelişim ve tehlikeli bir s&uuml;re&ccedil;</font></p>
<p>Kapitalizmin başarısı, kendisine muhalif olanları yine kendi sisteminin i&ccedil;erisinde tutarak eritmesi, sindirmesi, kapitalistleştirmesidir. M&uuml;sl&uuml;manı, &quot;Namaz kılma!&quot; diyerek kontrol etmez bir Batılı, fakat binlerce tercih sunar. O binlerce tercihin arasında namaz kılmaya vaktin kalmayacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Batı&#8217;nın kontrol etme ve sindirme stratejisi baskı ile, yoksun ederek değil; insanları &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k budalası yapma &uuml;zerine kurulu. O y&uuml;zden M&uuml;sl&uuml;manları kendi k&uuml;lt&uuml;rleri i&ccedil;erisinde sindirmeye &ccedil;alışıyorlar. Ciddi bir tehlike s&uuml;reci olarak &quot;M&uuml;sl&uuml;manların Batılılaşması&quot; s&uuml;recini yaşıyoruz. Bu noktada dualist (ikili) d&uuml;nya anlayışı i&ccedil;erisinde yeniden şekillenen bir İsl&acirc;m anlayışı &ccedil;ıkıyor ortaya. Bu s&uuml;re&ccedil;, hem Batılılaşan M&uuml;sl&uuml;manlar, hem de İsl&acirc;mileşen Batı ile &ccedil;ift taraflı olarak işliyor. Aslında bu yıllar &ouml;nce &quot;Osmanlı bir Batı devletine, Batı bir Osmanlı&#8217;ya gebe&quot; diyen z&acirc;tın beşaretinin bize g&ouml;z kırpışı&#8230; Ama biz bu s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde bizi bekleyen tehlikelerin farkında olmazsak, sebepler pl&acirc;nında tedbirlerimizi almazsak, kendi inancımızı net ve sahih bir şekilde ortaya koyamazsak, M&uuml;sl&uuml;manların kapitalistleşmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalırız.</p>
<p><font color="#ff5600">Arayış i&ccedil;indeki Batı k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n, ayakta kalma stratejisi olarak ortaya &ccedil;ıkan bir akım</font> <br />
Yeni &Ccedil;ağ (New Age), varlığın melek&ucirc;t y&ouml;n&uuml;n&uuml; ihmal eden Batı medeniyetinin arayışları neticesinde bulduğu kadim Doğu k&uuml;lt&uuml;rlerinin yeni bir anlayışla harmanlanması ve bunun t&uuml;ketilebilecek bir şekilde sunulmasıdır. Bir inan&ccedil;, felsefe veya d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; değil, sadece bir strateji&#8230; Değişebilen, şu an i&ccedil;in işe yarayan bir strateji&#8230; Bir t&uuml;ketim metaı&#8230; Yeni &Ccedil;ağ; en genel m&acirc;n&acirc;sıyla, hayatın mistik/metafizik&icirc; y&ouml;n&uuml; ile ilgili her t&uuml;rl&uuml; bilgiyi (astroloji, tarot) inancı (budizm, sufizm) sanat fig&uuml;rlerini (totem), fizik&icirc; egzersizi (yoga), r&ucirc;han&icirc; tecr&uuml;beyi (astral seyahat, meditasyon), m&uuml;ziği (d&uuml;nya m&uuml;ziği, suf&icirc; m&uuml;ziği) i&ccedil;eren bir manzumeler toplamıdır. Batı k&uuml;lt&uuml;r&uuml; tabi&icirc; kaynaklarını s&ouml;m&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; ve t&uuml;kettiği &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; D&uuml;nya&#8217;nın şimdi de m&acirc;nev&icirc;/k&uuml;lt&uuml;rel kaynaklarını anlamadan ve &ccedil;arpıtarak s&ouml;m&uuml;r&uuml;yor. Bu noktada Batılı i&ccedil;in bu tarz a&ccedil;ılımlar birer heyecan sadece. O y&uuml;zden Batı&#8217;da İsl&acirc;m değil, sufizm rağbet g&ouml;r&uuml;yor. Batı&#8217;nın t&uuml;ketme anlayışı i&ccedil;erisinde fikirler ve inan&ccedil;lar, s&uuml;permarketteki bir &uuml;r&uuml;nden ibaret. Dilediğinden dilediğin kadar al ve t&uuml;ket! Kapitalist Batı, kendi rahatını ka&ccedil;ırmayacağını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; her t&uuml;rl&uuml; tecr&uuml;beye a&ccedil;ık. Budizm olsun, sufizm olsun fark etmez. Eğer İsl&acirc;m&#8217;ın rahatlarını ka&ccedil;ırmayacağından emin olsalar, İsl&acirc;m&#8217;la da bir problemleri olmaz. Yeni &Ccedil;ağ akımı i&ccedil;erisinde bazı d&acirc;ne-i hakikatler de var. Kişisel gelişme sahasında olduğu gibi&#8230; Mesel&acirc;, insanın metafizik&icirc; y&ouml;n&uuml; &uuml;zerinde durmanın &ouml;nemine yapılan vurgular&#8230; Fakat kendi k&ouml;klerinde orijinallikleri olan bu farklı inan&ccedil;lar, &#8216;Yeni &Ccedil;ağ&#8217;ın modeli haline getiriliyor. Bu noktada kaynağına bakılmaksızın &ccedil;ok farklı k&uuml;lt&uuml;rlerden &ccedil;ok farklı inan&ccedil;lar bir arada harmanlanıyor ve ortaya temelsiz bir k&uuml;lt&uuml;r &ccedil;ıkıyor. Bu k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n i&ccedil;erisinde var olan birtakım d&acirc;ne-i hakikatler de g&ouml;zlerimizi kamaştırıyor, bakış zaviyemizi kaydırabiliyor. Yeni &Ccedil;ağ akımı aslında kısaca, &quot;Bu d&uuml;nyada mutlu ve huzurlu olmak i&ccedil;in dine ihtiyacın yok.&quot; anlayışını dayatıyor. İşin m&acirc;nev&icirc;/metafizik&icirc; boyutunu meditasyona, i&ccedil;i boşaltılmış bir mistisizme bırakan Yeni &Ccedil;ağ k&uuml;lt&uuml;r&uuml;, fizik&icirc; boyutta da kişisel gelişmenin &ouml;nemine vurgu yapıyor. Buradaki m&uuml;nasebeti net olarak ortaya koymak gerekirse, Yeni &Ccedil;ağ akımı, bu k&uuml;lt&uuml;rleri kendine ait bir kişisel gelişme anlayışı i&ccedil;erisinde harmanlıyor. Ama netice olarak bu k&uuml;lt&uuml;r i&ccedil;erisinde oluşan kişisel gelişme anlayışı insanımızı ciddi m&acirc;n&acirc;da tehdit ediyor.</p>
<p><font color="#ff5600">İki farklı yol</font></p>
<p>&quot;Oluklar &ccedil;ifttir; birinden nur akar, birinden kir.&quot; İki yol var; biri felsefenin yolu, diğeri n&uuml;b&uuml;vvetin&#8230; İki farklı yol, k&acirc;inata bakış a&ccedil;ısında ve h&acirc;diseleri yorumlamada iki ayrı tavır&#8230; N&uuml;b&uuml;vvetin yolunda, tek&acirc;m&uuml;l/gelişme; kişinin kendi aczini, fakrını idrak edip, kendine dayanak olarak Allah&#8217;ı se&ccedil;mesi ile m&uuml;mk&uuml;n. Felsefenin yolunda ise gelişme; kişinin kendi başına, kendi i&ccedil;in var olarak ve kendini bizatihi firavun&acirc;ne bir tarzda vehmetmesi ile m&uuml;mk&uuml;n. N&uuml;b&uuml;vvetin yolunda giden kişi, kendisini aşan bir hakikatin var olduğunun bilincinde, acziyetinin farkında; ama sırtını Rabb&#8217;ine dayadığı i&ccedil;in k&acirc;inata meydan okuyacak bir imana sahip. Felsefenin yolunda giden ise, &quot;Ben kendim i&ccedil;in varım, kendime sahibim.&quot; der, kendini bir şey sanır. B&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne, g&uuml;c&uuml;ne inanır; ama d&uuml;nyanın yakınından ge&ccedil;en bir kuyruklu yıldızdan korkar. Bu iki yolun insan modelleri, Yaratıcı-insan-k&acirc;inat-toplum m&uuml;nasebetini nasıl anladıkları ve i&ccedil;tima&icirc; hayata d&acirc;ir kabulleri farklıdır. Bu farklılığın neticesinde ortaya &ccedil;ıkan davranışlar, sistemler, hayat tarzları, d&uuml;ş&uuml;nceler de &ccedil;ok farklıdır. Biri şecere-i t&ucirc;bayı (cennet), diğeri şecere-i zakkumu (cehennem) netice veriyor. Felsefenin yolu; &quot;Tekemm&uuml;l-i insan&icirc;nin (kişisel gelişmenin) niha&icirc; g&acirc;yesi teşebb&uuml;h&uuml; bi&#8217;l-vaciptir (kendini Yaratıcı yerine koyma).&quot; der. N&uuml;b&uuml;vvetin yolundakiler ise; fakrını, aczini idrak ederek, &quot;M&uuml;lk sahibi Rabbimdir.&quot; der, ama Allah&#8217;a dayandığı i&ccedil;in k&acirc;inata meydan okur.</p>
<p><font color="#ff5600">Ortak noktalar ve aldanışlar</font></p>
<p>Bu iki yolun temsilcilerinin d&uuml;ş&uuml;ncelerinde, hayat tarzlarında, doğrularında, yanlışlarında ortak noktalar da vardır. Fakat bunların varlığı &ccedil;oğu zaman bizi yanıltabilir. &quot;İki g&uuml;n&uuml; eşit olan ziyandadır.&quot; hadis-i şerifi ele alındığında, insanı, eşref-i mahl&ucirc;k&acirc;t kabul eden; onu, ana rahminden gelip haşre giden ve dağların kabul etmediği mesuliyeti y&uuml;klenen bir varlık olarak g&ouml;ren, hem insanı hem de b&uuml;t&uuml;n varlığı &ccedil;ok anlamlı bir temele oturtan il&acirc;h&icirc; anlayış g&ouml;r&uuml;lecektir. &Ouml;te yandan bir kişisel gelişme kitabında, &quot;Baltayı bile!&quot; diye bir prensip okuyorsunuz, bu kendinizi yenilemenizi tavsiye eden bir ifade. Bu ifade inan&ccedil;larınızla olduk&ccedil;a uyuşuyor gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor, siz o ifadeye vurulup, kitabın geri kalanını da aynı şevkle okuyorsunuz. Hem kendi inan&ccedil;larınızın Batılı biri tarafından tasdik edilmesinin hazzını, hem de hayata yeni bir paradigma ile bakmanın keyfini yaşıyorsunuz(!) Fakat bu arada farkında olmadığınız bir s&uuml;re&ccedil; işliyor. Kitabın i&ccedil;erisinde bir iki doğrunun yanında yanlışlar da, siz kapılarınızı sonuna kadar a&ccedil;tığınız i&ccedil;in size empoze ediliyor. Daha da &ouml;nemlisi, hoşunuza giden o ifade, inandığınız bir değerle l&acirc;fzen aynı olmasına rağmen, farklı bir anlayışa oturduğu i&ccedil;in &#8211; felsefenin temel d&uuml;ş&uuml;ncesi ben kendime malikim, d&uuml;nya kendi kendine var &#8211; sizi sadece d&uuml;nyev&icirc;, tek taraflı ve belki de kapitalist bir gelişmeye y&ouml;neltiyor. Ortaya konan prensip aynı olsa bile, mis&acirc;ller, davranışlar ve tutumlar &ccedil;ok farklı. </p>
<p>Evet kişi kendini yenilemeli. Ama yenilemek kişinin fizik&icirc; imajını yenilemesi olarak da algılanabilir, her g&uuml;n m&acirc;nev&icirc; keşiflerde bulunmak olarak da&#8230; Birisi yenilenmeyi, varlık ve hadiseleri her g&uuml;n yeniden keşfetmek, okumak, yeni m&acirc;ver&acirc;lara a&ccedil;ılmak olarak anlar ve anlatırken, diğeri ise; gelişmeyi stat&uuml;, para, bilgi (ama paraya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lebilecek bilgi!) elde etmek olarak anlıyor ve anlatıyor. Birisi hedefe kendisi i&ccedil;in ve kendi kişiliğine inanarak gidiyor, diğeri ise, aczini idrakinden dolayı kendisine bahşedilen kudret ile. Dolayısıyla, birbirine benzeyen g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerin ardında &ccedil;ok ciddi farklılıklar var. Eğer, fikirlerimizin oturduğu sağlam bir altyapı yoksa, &ouml;ğrendiğimiz şeyler iğreti durur, kalb/ruh d&uuml;nyamıza zarar verir. Bir mis&acirc;l vermek gerekirse; Budizm, sevgi ve hoşg&ouml;r&uuml;den bahsediyor, İsl&acirc;m da&#8230; Fakat ikisi &ccedil;ok ayrı kaynaklardan besleniyor, ayrı sebeplerden dolayı hoşg&ouml;r&uuml;y&uuml; tavsiye ediyor ve insanı ayrı yerlere g&ouml;t&uuml;r&uuml;yor. G&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; gibi, &quot;Her b&acirc;tıl d&acirc;v&acirc;da birtakım d&acirc;ne-i hakikatler olabilir.&quot; Bu hakikatlerin varlığı bizi s&acirc;fiyane bir tutumla o b&acirc;tıl d&acirc;v&acirc;lara inanmaya sevketmemeli. Dolayısıyla, n&uuml;b&uuml;vvet yolu/felsefe yolu ayrımını ciddi m&acirc;n&acirc;da bilmeliyiz. Eğer &quot;Yaratıcı-insan-k&acirc;inat-toplum&quot;a dair sahih modellerimiz var ise, bu noktada okuduklarımızı, algıladıklarımızı bir filtreden ge&ccedil;irecek ve muhtemel zararları fark edebileceğiz. Fakat varlığın m&acirc;n&acirc;sından ve kendimizden habersiz isek, hem Batı hem de Doğu kaynaklı felsefenin tesirinde kalmamız ve bunun tehlikelerine d&uuml;şmemiz ka&ccedil;ınılmaz olacaktır.</p>
<p><font color="#ff5600">B&uuml;t&uuml;nc&uuml;l gelişim / yetkin insan (insan-ı k&acirc;mil)</font></p>
<p>Bizim anlayışımız, insanı b&uuml;t&uuml;n olarak alıp, ona dengeli bir gelişme &ccedil;izgisi sunmaktır. Bunun temelinde ise, farklı bir d&uuml;nya g&ouml;r&uuml;ş&uuml; yatmaktadır. Burada madde ile m&acirc;n&acirc;, m&uuml;lk ile melek&ucirc;t, fizik &acirc;lem ile metafizik &acirc;lem i&ccedil; i&ccedil;e girmiş olup, etle tırnak gibi birbirinden ayrılması imk&acirc;nsızdır. &quot;Fizik ile metafizik farklı iki d&uuml;nyadır, her ikisine has kurallar vardır.&quot; anlayışı yerine, bizde bunlar &quot;Aynı &acirc;lemin iki y&uuml;z&uuml;d&uuml;r, birbirinden kopuk değildir, aralarında karşılıklı m&uuml;nasebet vardır.&quot; anlayışı h&acirc;kimdir. Batı&#8217;nın dualist, Kartezyen anlayışı, &acirc;lemi fizik/metafizik olarak iki ayrı kategoriye b&ouml;ler ve &quot;İki farklı &acirc;lem i&ccedil;in ayrı kurallar, kanunlar vardır.&quot; der. İsl&acirc;m ise, &quot;Bu iki &acirc;lem (fizik ile metafizik, madde ile m&acirc;n&acirc;, m&uuml;lk ile melek&ucirc;t) birbiriyle etle tırnak gibi i&ccedil;i&ccedil;e ge&ccedil;miş ve birbirlerinden ayrı değildir.&quot; anlayışını vaz&#8217;eder. İsl&acirc;m&#8217;ın bu anlayışının bir neticesi olarak, bu d&uuml;nyaya ait kanunlar ile metafizik&icirc; &acirc;leme ait kanunlar birbirleriyle &ccedil;elişmez ve bilakis birbirlerini tamamlar. Dolayısıyla insan-ı k&acirc;mil olma, kişinin kendisini hem d&uuml;nyev&icirc; hem de metafizik&icirc; y&ouml;n&uuml; itibariyle geliştirmesi anlamına gelir. Eğer siz, &quot;Madde ile metafizik ayrıdır.&quot; anlayışıyla hareket eder ve bu doğrultuda eğitim verirseniz, bunun neticesinde bazı problemlerin &ccedil;ıkması ka&ccedil;ınılmaz h&acirc;le gelir. </p>
<p>M&uuml;lk ve melek&ucirc;t, iki ayrı kategori değil, bir madalyonun iki ayrı y&uuml;z&uuml;d&uuml;r. Eğer Batı&#8217;nın yaptığı gibi bunlar ayrılırsa, &quot;İl&acirc;h&icirc; kitaplar melek&ucirc;t &acirc;lemine hitap eder, d&uuml;nyanın ayrı kuralları var.&quot; denir. Bu a&ccedil;ık a&ccedil;ık denmese bile, h&acirc;l ve hareketlere bu yansır. Maalesef kartezyen mantığın, dualizmin esirleriyiz. Bu ayrımı farkında olmadan yaptığımızdan, hayatımızda ifratlar, tefritler ve sağlıksız anlayışlar ortaya &ccedil;ıkıyor.<br />
G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &#8216;şahs&icirc; kem&acirc;l&acirc;t&#8217; olarak ifade edilen anlayışlara gelince, bunların bazıları insanın sadece melek&ucirc;t y&ouml;n&uuml;ne bakan bir olgunlaşmayı esas alır ve hayatın m&uuml;lk y&ouml;n&uuml;n&uuml; biraz k&uuml;&ccedil;&uuml;mser. &Ouml;te yanda ise, insanın sadece m&uuml;lk (d&uuml;nyev&icirc;) y&ouml;n&uuml;n&uuml; esas alan kişisel gelişme anlayışları yer alıyor. &quot;Kişisel gelişim&quot;, insanın melek&ucirc;t tarafını ihmal etmesi cihetiyle eksik, menşe itibarıyla Batılı olmasından dolayı da temelsizdir. Maalesef &ccedil;oğu kere bu ifrat ve tefritler arasında gidip geliyoruz. Aslında bizim bu şekilde yaşıyor olmamız, değerlerimizden ne kadar koptuğumuzun da bir g&ouml;stergesidir.</p>
<p><font color="#ff5600">Hakikat yolu<br />
</font><br />
İsl&acirc;m, b&uuml;t&uuml;n insanlığa gelen bir din, Efendimiz son peygamber, Kur&#8217;an ise son kitaptır. Dolayısıyla İsl&acirc;m&#8217;ın anlayışı b&uuml;t&uuml;n insanlığı kucaklayan, insanı b&uuml;t&uuml;n y&ouml;nleriyle ele alan bir anlayıştır. İnsanın zihn&icirc;, fizik&icirc; ve hiss&icirc; boyutlarını ihmal etmeden; kışlanın disiplinini, tekkenin g&ouml;n&uuml;l derinliğini ve medresenin ilmini almanın gerekliliğine inanan bir yolun yolcularıyız. M&uuml;lk ve melek&ucirc;t &acirc;lemi, şahs&icirc; kem&acirc;l&acirc;t ve kendi değerlerimizi temel alan bir kişisel gelişmeyi dengeli bir şekilde hayata ge&ccedil;irmeliyiz. Nasıl ki m&uuml;lk ve melek&ucirc;t &acirc;lemleri birbirinden kopuk değilse, kişisel gelişme ile şahs&icirc; kem&acirc;l&acirc;t da birbirinden kopuk değildir; bunlar tam tersine, birbirine tesir eden, birindeki g&uuml;zelliklerin diğerine yansıdığı, birbirini tamamlayan iki yoldur. </p>
<p>Dualizmden &ccedil;ıkışın yolu, anlayışımızı tashih etmekten ge&ccedil;iyor. Yaratıcı-insan-k&acirc;inat m&uuml;nasebetinin &uuml;zerinde ciddi m&acirc;n&acirc;da durulması gerekir. D&uuml;st&ucirc;rumuz &#8216;terk&#8217; değil, &#8216;&Acirc;s&acirc;-yı M&ucirc;s&acirc; anlayışı&#8217; olmalı. Vurduğumuz her taştan su &ccedil;ıkartmalıyız. Hayatın her alanında var olmalı ve farkımızı ortaya koymalıyız. Acz-i mutlak, şevk-i mutlak, ş&uuml;kr-&uuml; mutlak ile&#8230;<br />
Bu bakış z&acirc;viyesi kaybedildiğinde, ikisinden biri ihm&acirc;l ediliyor. Ya i&ccedil;e kapanıp bodur kalınıyor veya sağlıksız bir gelişme hastalığına yakalanılıyor. &quot;İki g&uuml;n&uuml; eşit olan ziyandadır.&quot; diyen Peygamber (sas)&#8217;in &uuml;mmeti olarak yery&uuml;z&uuml;n&uuml;n hakiki miras&ccedil;ılarıyız. Dolayısıyla kendimizi geliştirmek mecburiyetindeyiz; ama g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde anlaşıldığı gibi bir gelişme değil&#8230; Fıtratı, varlığın m&uuml;lk veya melek&ucirc;t boyutunu ihmal eden, &quot;En iyi olan ayakta kalır.&quot; d&uuml;ş&uuml;ncesinden beslenen g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n gelişme anlayışını kabul edemeyiz. Gelişmemiz, şahs&icirc; kem&acirc;l&acirc;t ile g&ouml;n&uuml;l d&uuml;nyasında derinleşirken, kişisel gelişim ile de hayatın i&ccedil;erisinde kendimizi eğitmemizdir. Şahs&icirc; hayatında i&ccedil; derinliğine sahip, cemiyet i&ccedil;inde de başarılı bir işadamı, bilim adamı, bir &ouml;ğretmen ve ebeveyn olmalıyız. <br />
Madde &acirc;lemindeki gelişim ile m&acirc;n&acirc; alemindeki kem&acirc;l&acirc;t birbirine paralel olmalı, ikisi birbirinden beslenmeli. Gelişme sırtını kem&acirc;l&acirc;ta dayamalı ki, d&ouml;n&uuml;şme ger&ccedil;ekleşsin. Bizim anlayışımız; insanın acz-i mutlak, şevk-i mutlak, ş&uuml;kr-&uuml; mutlak ile hem m&uuml;lk, hem de melek&ucirc;t y&ouml;n&uuml;n&uuml; geliştirmeyi esas alır. Eğer bu anlayışı oturtmazsak, suiistim&acirc;llere m&acirc;ruz kalmamız ve d&uuml;ş&uuml;nce kaymalarına uğramamız muhakkaktır.</p>
<p>Bu sebeple, farklı fıtratların ciddiye alınması, genel ge&ccedil;er kabullerin yerine, kişilerin fıtratına uygun stratejilerin belirlenmesi şarttır. Piyasada, insanı eksik ele alan y&uuml;zlerce &quot;kişisel gelişim&quot; kitabı var. Bunlarla ilgilenenler ise, belli fıtratlara sahip insanlardır. İnsan b&uuml;t&uuml;n olarak ele alınmazsa, yarım insan olarak kalmaya, yarım insan yetiştirmeye ve yarım insanla iş yapmaya mahk&ucirc;mdur..</span> </font></p>
<p><strong><font color="#ff6600" size="4" face="Verdana"><span class="renk6"><span class="renk11">Fatih FERDA </span></span></font></strong></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="106" title="1" title="29 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/97-kisisel-gelisim-uzerine-mulahazalar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Gelişimin Oluşumu</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/94-kisisel-gelisimin-olusumu.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/94-kisisel-gelisimin-olusumu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2009 10:43:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Kişisel Gelişimin Oluşumu &#160; Batı d&#252;nyasının ve toplumlarının yaşadığı bir macera var. Batı toplumu Sanayi Devrimi`yle birlikte b&#252;y&#252;k bir d&#246;n&#252;ş&#252;m yaşamıştır. Bu sebeple geleneksel değerler bırakılmış, &#246;zellikle de Hıristiyanlıkla kurulan...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left; line-height: 17pt; text-indent: 21.3pt; margin: 6pt 0cm" class="MsoNormal" align="left"><font color="#ff6600"><strong><span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: 16pt">Kişisel Gelişimin Oluşumu</span></strong></font></p>
<p style="text-align: left; line-height: 17pt; text-indent: 21.3pt; margin: 6pt 0cm" class="MsoNormal" align="left">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left; line-height: 17pt; text-indent: 21.3pt; margin: 6pt 0cm" class="MsoNormal" align="left"><font color="#6699ff"><span style="font-family: 'Verdana','sans-serif'; font-size: 12pt">Batı d&uuml;nyasının ve toplumlarının yaşadığı bir macera var. Batı toplumu Sanayi Devrimi`yle birlikte b&uuml;y&uuml;k bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m yaşamıştır. Bu sebeple geleneksel değerler bırakılmış, &ouml;zellikle de Hıristiyanlıkla kurulan son bağlar neredeyse koparılmış, teorisi &ccedil;oğunlukla Newton amcanın, ekonomisini ise Adam Smith amcanın belirlediği mekanik bir d&uuml;nya inşa edilmiştir. Mekanik d&uuml;nyanın tek amacı ise &uuml;retimdi. İnsan bu &uuml;retim &ccedil;arkının i&ccedil;inde sadece bir vida haline d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş oluyordu. Makineleşmenin, otomasyonun &ccedil;arkını hızla d&ouml;nd&uuml;ren bir manivela. Bunu da başardılar. Sanayi Devrimi &ouml;ncesinde kendi tarlalarında &ccedil;alışan insanların kendilerine ait geniş bir zaman ve mekan anlayışları vardı. Bu insanlar &ouml;nlerine sunulan mekanik d&uuml;nyada kendilerini birer iş&ccedil;i olarak buldular. İş&ccedil;i olan insan, g&uuml;nde 16-18 saate varan uzun s&uuml;relerde &ccedil;alıştı. Hamile kadınlar, &ccedil;ocuklar &ouml;l&uuml;m&uuml;ne, karın tokluğuna &ccedil;alıştırıldı. Bug&uuml;nk&uuml; batı toplumunun temelinde b&ouml;yle bir s&uuml;re&ccedil; var. Bu s&uuml;re&ccedil; ister istemez insanoğlunun ruhunda derin yaralar a&ccedil;tı. Bir de buna birinci ve ikinci d&uuml;nya savaşlarının teknoloji kusan vebasını eklerseniz, varın gerisini siz hesap edin . Batı bu derin yaralara ister istemez merhem s&uuml;rmek, bir takım teselli kaynakları oluşturmak zorunda kaldı. İşte g&uuml;n&uuml;m&uuml;z kişisel gelişim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n a&ccedil;ığa &ccedil;ıkmasındaki zorlayıcı sebeplerin kaynağı burada yatıyor. </span></font></p>
<p style="text-align: left; line-height: 17pt; text-indent: 21.3pt; margin: 6pt 0cm" class="MsoNormal" align="left"><font color="#6699ff"><span style="font-family: 'Verdana','sans-serif'; font-size: 12pt">Makineleşme ve end&uuml;strileşme sonucunda insanoğlu, zaman ve mekan kavramını mekanikleştirdi. &Ccedil;ok yoğun bir iş temposunun i&ccedil;ine giren insanın ruhu da adeta mekanikleşti. B&ouml;l&uuml;nm&uuml;ş-par&ccedil;alı zamanla karşı karşıya kalan insan, sabah erken saatlerden, akşama kadar bir makinenin karşısında kaldı. Yerleşim banliy&ouml;lere taşındı, toprağa dayalı hayat ve tarımsal ekonomi yerini makineye dayalı bir sisteme bıraktı. Fabrikalarda &ccedil;arkların arasında ezilen insanın, ruhundan y&uuml;kselen gıcırtı sesleri dolayısıyla &uuml;retime katılımının devamı i&ccedil;in bir şekilde motivasyona, bir şekilde şevklendirilmeye ihtiyacı vardı. İnsan ruhu &ccedil;ığlıklar atıyor, feryatlar koparıyordu, adeta &ccedil;ıldırmak &uuml;zereydi. Batı, bu insanlara anlık ve ge&ccedil;ici de olsa onları mutlu edecek iksirler sunmak zorunda kaldı, bu kendini dayatan sosyo-ekonomik bir ihtiya&ccedil;tı. B&uuml;t&uuml;n bu feryatları bastırabilmek i&ccedil;in kullanılan bir teselli y&ouml;ntemleri b&uuml;t&uuml;n&uuml; olan kişisel gelişimin oluşumunda bunu da hesaba katmak gerekir. Dediğim gibi, Batı d&uuml;nyasında end&uuml;stri devrimi sonrasında insan hayatının mekanikleşmesi, zaman ve mekan algısının mekanikleşmesi, bu durumun doğurduğu sosyal tatminsizlik, &uuml;retken d&uuml;ş&uuml;nmenin durması ve verimin d&uuml;şmesi gibi pek &ccedil;ok neden bir yerde&nbsp; kişisel gelişim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n doğuşunu dayattı. İlk zamanlar elbette yeterli değildi. Bu konudaki klasik ve pozitivist yaklaşımlar başlangı&ccedil;ta insan merkezli olmak yerine kurum merkezli olduğu i&ccedil;in istenileni vermedi. Aslında işin &ouml;z&uuml;nde insanı &uuml;retime d&ouml;n&uuml;k olarak daha fazla nasıl s&ouml;m&uuml;rebileceklerinin hesaplarını yaptılar. Vahşi kapitalizmin avucundaki insanın sonuna kadar kullanılması, kanının &ccedil;ekilip yerine su doldurularak tekrar cepheye, makinelere, &uuml;retim cangılına mutlu, avuntulu, enerjik bir şekilde s&uuml;r&uuml;lmesiydi mesele. Bunun i&ccedil;in de verimliliği arttırıcı y&ouml;ntemler bulup, iş ve organizasyon prensiplerini geliştirdiler. Kişisel gelişimin bir ayağı da iş hayatının d&uuml;zenlenmesine y&ouml;neliktir. İş hayatında y&ouml;netim becerileri, y&ouml;netilen y&ouml;neten ilişkileri, bunun &uuml;retime yansıması, zamanın d&uuml;zenlenmesi, toplantı sistematiği gibi bir&ccedil;ok konuyu kendilerince sınıflandırarak d&uuml;zenlediler ve bir takım metotlar geliştirdiler. G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar uzanan &ccedil;izginin kaynağı budur. Bu başlangı&ccedil;taki haliyle mi kaldı? derseniz, diyeceğim şudur ki insanlar, mantalite ve fikirler de değişti. Bug&uuml;nk&uuml; insan uyanmış insandır. O eski zorba d&ouml;nemleri ge&ccedil;tik, insanların s&uuml;r&uuml; gibi y&ouml;nlendirildiği, faşizan baskılarla idare edildiği d&ouml;nemler &ccedil;ok gerilerde kaldı. &Ouml;zellikle Avrupa `nın yaşadığı iki b&uuml;y&uuml;k tecr&uuml;be olan Birinci ve İkinci D&uuml;nya Savaşı `nın &uuml;zerinde bu y&ouml;n&uuml;yle durulmalıdır. Bu iki b&uuml;y&uuml;k olaydan sonra yeni bir anlayış ve yeni bir zihniyetin h&acirc;kim olmaya başladığını, bu sebeplerden dolayı da g&uuml;n&uuml;m&uuml;z insanının kişisel gelişimin eski teknikleriyle y&ouml;nlendirilemeyeceğini a&ccedil;ıklıyor. Şimdi yeni teknikler var. Bu teknikler insanın razı olmasına, hadiseyi benimsemesine ve ikna olmasına dayalıdır. Olayın i&ccedil;ine katılması, hatta akt&ouml;r olması gerekmektedir. &Ouml;rneğin, diyelim birlikte &ccedil;alışıyoruz. Ben diyorum ki, `biz bir ekibiz, bir takımız`, sizi işe d&acirc;hil ediyor ve size sanal bir mevki veriyorum. Yani sizin kendinizi değerli ve kıymetli hissetmenizi sağlıyorum. Amacım sizin veriminizi kendi lehime &ccedil;evirerek, daha &ccedil;ok &uuml;retim, daha &ccedil;ok t&uuml;ketim, insanın daha &ccedil;ok verimli hale getirilmesi, insan g&uuml;c&uuml; ve kaynaklarından daha &ccedil;ok faydalanmak. Ben bu durumun &ouml;z&uuml;nde hala insan merkezli, yani insani olmadığını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. İnsanı bizzat kendisi i&ccedil;in &ouml;nemseyen, onun yeteneklerini sonuna kadar geliştirmeye &ccedil;alışarak, kendini tanımasını, i&ccedil; s&uuml;k&ucirc;nunu bulmasını, ger&ccedil;ekten iki boyutta da mutlu olmasını, Allah `la, k&acirc;inatla, &ccedil;evresiyle ve kendiyle esaslı bir bi&ccedil;imde barışık yaşamasını temine y&ouml;nelik bir sistemle karşı karşıya olmadığımızı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum.&nbsp; </span></font></p>
<p style="text-align: left; line-height: 17pt; text-indent: 21.3pt; margin: 6pt 0cm" class="MsoNormal" align="left"><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #6699ff; font-size: 12pt">Bu y&ouml;n&uuml;yle kişisel gelişim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n hi&ccedil; de insani olmadığını s&ouml;yleyebilirim&hellip;</span></p>
<p style="text-align: left; line-height: 17pt; text-indent: 21.3pt; margin: 6pt 0cm" class="MsoNormal" align="left">&nbsp;</p>
<p style="text-align: left; line-height: 17pt; text-indent: 21.3pt; margin: 6pt 0cm" class="MsoNormal" align="left"><font color="#ff6600"><span style="font-family: 'Verdana','sans-serif'; font-size: 12pt">&nbsp;Yusuf &Ouml;zkan &Ouml;zburun</span></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="93" title="1" title="19 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/94-kisisel-gelisimin-olusumu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YÖNETİM KURULUMUZ</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/61-yonetim-kurulumuz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/61-yonetim-kurulumuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 14:11:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Hizmetkârları]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Modelimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim Kurulumuz]]></category>
		<category><![CDATA[KURULUMUZ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=61</guid>
		<description><![CDATA[&#160; T.C İNSANİ GELİŞİM HİZMETK&#194;RLARI BİRLİĞİ Y&#214;NETİM KURULU İnsani Gelişim Hizmetk&#226;r&#160;Liderlik Modeli Y&#246;netim Kurulu ve Kurucu &#220;yelerimiz &#160; Y&#246;netim Kurulu Başkanı İnsani Gelişim Hizmetk&#226;rı Bayram &#214;zbek Devlet Sanat&#231;ısı *** Y&#246;netim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 11pt;">&nbsp;<img width="432" height="369" align="middle" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/about/yonetim.jpg" /></span></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">T.C<br />
İNSANİ GELİŞİM HİZMETK&Acirc;RLARI BİRLİĞİ Y&Ouml;NETİM KURULU<br />
İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;r&nbsp;Liderlik Modeli Y&ouml;netim Kurulu ve Kurucu &Uuml;yelerimiz<br />
&nbsp; </font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">Y&ouml;netim Kurulu Başkanı<br />
İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı<br />
<strong>Bayram &Ouml;zbek<br />
</strong>Devlet Sanat&ccedil;ısı<br />
***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> Y&ouml;netim Kurulu Başkan Yardımcısı </font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı<br />
</font><font face="Verdana" style="font-size: 11pt; font-weight: 700;">Dr. </font><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> <strong>Kemal Ko&ccedil;ak<br />
</strong></font><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">Emekli (</font><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">Eğitimci &#8211; </font><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">B&uuml;rokrat &#8211; &Ouml;ğretim &Uuml;yesi)</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> ***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" style="font-size: 11pt;"> Y&ouml;netim Kurulu Başkan Yardımcısı </font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" style="font-size: 11pt;">İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" color="#000000" style="font-size: 11pt;"><strong>ŞENOL &Ouml;ZBEK </strong> <br />
EMEKLİ YARBAY </font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> ***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> Y&ouml;netim Kurulu Başkan Yardımcısı </font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">İGH Birlik  <strong>Kurucu Başkan</strong>ı<br />
İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı<br />
<strong>Kemal Ko&ccedil;ak<br />
</strong>Beyin Antren&ouml;r&uuml; Sevgipolog</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> ***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> Y&ouml;netim Kurulu Başkan Yardımcısı</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt; font-weight: 700;">Tugay Ke&ccedil;eci</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">Uzay M&uuml;hendisi / MATEMATİK&Ccedil;İ /  Beyin Gıdıklayıcısı</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> ***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">Kazan İl&ccedil;e Başkanı Maneviyat  Sorumlusu</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt; font-weight: 700;">Beh&ccedil;et Ayaz</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">Hafız ve Kuran kursu Y&ouml;neticisi</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> ***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">İş ve Esnaf Komisyonu Başkanı<br />
İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı<br />
<strong>Ahmet YILBAT<br />
</strong>İş ADAMI Girişimci<br />
</font><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">Tıp ve Sağlık Alanı Araştırmaları Başkanı<br />
İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı<br />
<strong>Haydar G&uuml;ler<br />
</strong>Tıp Doktoru Emniyet hekimi<br />
İnsani Gelişim Baş Danışmanı<br />
</font><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">B-ilimi Temsilcisi&nbsp; ve Arge Başkanı<br />
İnsani ve Toplumsal Gelişim Hizmetk&acirc;rı<br />
<strong>H&uuml;seyin Emin sert<br />
</strong>Fırat &Uuml;niversitesi &Ouml;ğretim G&ouml;revlisi /Yazar/Araştırmacı</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> ***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">İnsani Gelişim Reklam ve Tanıtım işleri Başkanı</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> <strong>Adnan Demirel<br />
</strong>KAMU Y&Ouml;NETİCİSİ Basın Yayın Tanıtım Rekl&acirc;m</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;"> ***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">İnsani Gelişim Tarihi B-İlim Başkanı<br />
İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı<br />
<strong>İbrahim Er<br />
</strong>Tarih &Ouml;ğretmeni/Yazar/Araştırmacı<br />
</font><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">Gn.Sekreter<br />
İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı<br />
<strong>Kasım Atmaca<br />
</strong>Devlet Memuru &#8211; Hafıza Eğitmeni<br />
</font><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">***</font></p>
<p align="center" dir="ltr" style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Verdana" style="font-size: 11pt;">Halkla İlişkiler<br />
İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı<br />
<strong>Halis Ekmek&ccedil;i<br />
</strong>Konuşmacı &#8211; Biyolog<br />
&nbsp;</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-size: 11pt;"><br />
<meta content="Microsoft FrontPage 5.0" name="GENERATOR"><br />
</meta><meta content="FrontPage.Editor.Document" name="ProgId">                   </meta></p>
<p></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="2485" title="1" title="12 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/61-yonetim-kurulumuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kelebek Etkisinde İnsani Gelişim Seferberliğimiz</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/59-kelebek-etkisinde-insani-gelisim-seferberligimiz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/59-kelebek-etkisinde-insani-gelisim-seferberligimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 14:02:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gelişim Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Etkisinde]]></category>
		<category><![CDATA[Kelebek]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>
		<category><![CDATA[Seferberli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; Kelebek Etkisi ile İnsani Gelişim Seferberliğimiz &#160; Aklın y&#252;rekle buluştuğu nokta da isyan-i değil insaf-i gelişmeli insan faydalıya mecburi tek y&#246;nde; yaşadığı zamanın nakışını bırakacağı issse değil izzzze...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="left">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="center"><strong><font color="#ff6600" face="Verdana">Kelebek Etkisi ile İnsani Gelişim Seferberliğimiz </font></strong><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="left">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="left"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><span class="removed_link" title="http://www.insanigelisim.net/tr/themes/Zaja-System/images/7model_orta.png"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"></font></span></font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="center">Aklın y&uuml;rekle buluştuğu nokta da isyan-i değil insaf-i gelişmeli insan<br />
faydalıya mecburi tek y&ouml;nde; yaşadığı zamanın nakışını bırakacağı <br />
issse değil izzzze işlemeli insan</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
Kelebek Etkisi, bir sistemin başlangı&ccedil; verilerindeki ufak değişikliklerin, b&uuml;y&uuml;k ve &ouml;ng&ouml;r&uuml;lemez sonu&ccedil;lar doğurabilmesine verilen isimdir sizin de bildiğiniz gibi&hellip; <br />
Biliyor musunuz; &quot;&Ccedil;in&#8217;de bir kelebek, bir &ccedil;i&ccedil;eğin &uuml;st&uuml;ne konarken kanat &ccedil;ırptı diye Karayip adalarında fırtına &ccedil;ıkması olasılıklardan biridir. Bir kelebeğin kanat &ccedil;ırpmaları bile belli bir s&uuml;re sonra atmosferin durumunu t&uuml;m&uuml;yle değiştirebilir. Bu sistemullah olarak demektir ki: yaşamda &ouml;yle &ccedil;ok olasılık var ki, bizler varoluş yasaları i&ccedil;inde yapacağımız &ouml;zg&uuml;r se&ccedil;imlerle kendimize s&uuml;rekli yeni olasılıklar yaratma, d&uuml;ş kelebeğinin kanatlarını &ccedil;ırpmasıyla da yepyeni bir ortamla karşılaşma potansiyeli ile her an i&ccedil; i&ccedil;e yaşıyoruz.</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="left">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><span id="more-59"></span><br />
&Ouml;rneğin, kendinizi İnsani gelişim hizmetk&acirc;rı gibi hissediyorsanız, ışığa y&ouml;nelmeye &ccedil;alışan minik bir pervanenin kendini ışıkla b&uuml;t&uuml;nleşip d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rme arzusuna benzeyen şekilde gelişme ve b&uuml;t&uuml;nleşme aşkı hissetmeniz normaldir. Bu d&ouml;n&uuml;ş&uuml;mle g&uuml;nl&uuml;k yaşamdaki g&ouml;revlerinizi tam bir performans g&ouml;stererek yerine getirebilir; aydınlanma, kendini geliştirme, aydınlatıcılık meşalesini sevgi ve sevin&ccedil; ile taşıma &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; hissedebilirsiniz. Y&uuml;reğinizdeki kelebek kendinin dışında olanlarında da gelişimine katkıda bulunacağı i&ccedil;in bu kez kanatlarını varoluş yasalarının en &ouml;nemlilerinden bir tanesi i&ccedil;in &ccedil;ırpmış olur. &ldquo;Gelişmek ve geliştirmek, yani Tek&acirc;m&uuml;l etmek ve Tek&acirc;m&uuml;l ettirmek&rdquo;.</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana">Bu yasa Sistemullah işleyiş prensibinin en temel &ccedil;ekirdek noktalarından biridir &ccedil;&uuml;nk&uuml; aksi takdirde tek bir bireyin gelişimi, tek bir ulusun gelişimi tek bir gezegenin gelişimi s&ouml;z konusu olurdu ama Sistemullah &ouml;yle bir şekilde tasarlanmış ki programı sadece gelişmek ve geliştirmek &uuml;zerine kurulu!&hellip; <br />
Halkalar ve zincirler birbirlerine &ouml;yle bağlıdırlar, olaylar-oluşumlar birbirine &ouml;yle bağlıdırlar ki, sizin gelişiminiz bir diğerinin gelişimini tetiklemekte veya ona bir fayda sağlamakta ve bu b&ouml;yle tıpkı suya atılan bir taş gibi halka halka ilerlemektedir. Halkalar giderek, a&ccedil;ılarak b&uuml;y&uuml;mekte ve karşı kıyıya kadar varmaktadır. </font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana">Varoluş yasalarının en temel prensiplerinden biri olan gelişmek ve geliştirmek, tek&acirc;m&uuml;l etmek ve tek&acirc;m&uuml;l ettirmek Sistemullah evrensel işlevini her yerde korur. Evrende yaratılmış olduğunu g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z canlı cansız ama bir enerji taşımakta olan her t&uuml;rl&uuml; şey i&ccedil;in bunu s&ouml;yleyebiliriz. Gelişmek ve geliştirmek onun ana fonksiyonudur. <br />
İnsanoğlunun bug&uuml;ne kadar sorduğu sorularda hatta &ccedil;oğu zaman benim vazifem nedir ve benzeri gibi &ccedil;ok sorduğu sorularının yanıtında ilk madde olarak: birinci vazifeniz gelişmek yani bireysel gelişiminizi yapmak ve geliştirmek yani diğerlerinin de gelişimine katkıda bulunmak demek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.<br />
İnsan bu birincil vazifeyi tam olarak ne kadar yeterli bir performansla ve başarıyla tamamlarsa hem kendisinin gelecek yaşamları i&ccedil;in, hem de şu an ki<br />
yaşamı i&ccedil;in yeni kapıların, yeni olanakların a&ccedil;ılmasına fırsat sağlamış olur. <br />
Elindeki iş ne olursa olsun onu tam hakkını vererek yerine getirme potansiyeli, gerek kozmik d&uuml;zenler, gerek yeni yapılandırılacak yaşam bi&ccedil;imleri a&ccedil;ısından faydalıdır. Sizin yaptığınız en &ouml;nemli g&ouml;revlerden bir tanesi bu gelişmek ve geliştirmek kapsamında aslında maddeyi geliştirmektir. Maddeyi geliştirmek yine yaşamsal fonksiyonlarınızdan biridir ve bu gezegendeki herkesi kapsar.</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana">Maddeyi geliştirmek</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana">&rdquo; Sizler bir beden ve ruh bileşimi olduğunuza g&ouml;re ruhunuzun gelişimi ile bedenleriniz yani madde dediğimiz şeyde sizinle beraber etrafınızdaki bir&ccedil;ok alanda gelişmekte ve daha ince daha nurani enerjilere doğru ilerlemektedir. D&uuml;nya gezegeni &ccedil;ok ağır bir maddesel enerji alanına sahip. Onu geliştirmek sizin yaşamsal fonksiyonlarınız kapsamında, şuurlu ve bilin&ccedil;li olan gruplar i&ccedil;in bu daha da &ouml;nemli bir g&ouml;rev haline gelmekte. İnsani gelişim hizmetk&acirc;rlarının tam bir performansla başarıya ulaşması hem kendileri, hem i&ccedil;inde bulundukları alan i&ccedil;inde yaşayan canlıların gelişimleri gibi nedenler y&uuml;z&uuml;nden &ccedil;ok &ouml;nemli. Gezegen &uuml;zerindeki t&uuml;m İnsani gelişim hizmetk&acirc;rlarının tam bir performansla &ccedil;alışmalarının istenmesinin bir anlamı da budur.<br />
Sadece o kişilerin daha iyi olmaları değildir buradaki ama&ccedil;; kendi gelişimlerini yaparken aynı zamanda bu gezegen &uuml;zerinde bir gelişime neden oldukları, katı maddesel alanların gelişimlerine fayda sağladıkları veya yapılandırılması, geliştirilmesi gereken bazı varlıkların gelişimine katkıda bulundukları ve aynı zamanda ortak şuur alanına yayın yapmak suretiyle tanımadıklara başka varlıkların da onların gelişimlerinden beslenebilmesi anlamına geldiği i&ccedil;in İnsani gelişim hizmetk&acirc;rlarından tam performans istenir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kelebek etkisi ile bir İnsani gelişim hizmetk&acirc;rı olarak sergilediğiniz sağlam ve ilkeli duruşun, sadece tanıdığınız değil hi&ccedil; tanımadığınız gezegenin taa &ouml;b&uuml;r ucunda yaşamakta olan varlıklara da hayrı dokunabilir.&rdquo; Ve aynı zamanda bilinmeyen diğer &acirc;lemlerden de aynı pareliğe erişmiş olan insani gelişim hizmetk&acirc;rına ulaşabilecek hi&ccedil; ummadığı ve hayal bile edemeyeceği Hayır ve yardımlarında gelmesi son derece normal bir işleyiş yasasıdır.</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana">Kelebek Etkisi</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify">&nbsp;</p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana">&rdquo;Sizin buradaki gelişiminizin bir yansıması hangi sahillere hangi dalgaları g&ouml;t&uuml;r&uuml;r hi&ccedil; bilinmez, kelebek etkisi diye anlatılmak istenen şey de budur.<br />
Evrenin k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir k&ouml;şesinde k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir kelebeğin kanat &ccedil;ırpması, evrenin bambaşka bir k&ouml;şesinde &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k dalgalarla bambaşka bir olaya neden olabilir. S&uuml;re gelen halkaları izlerseniz, o olayın da nasıl geliştiğini bulma şansınız olabilir. Bu da sebep-sonu&ccedil; yasasıdır. K&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir hareket, k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir ivme birbirine bağlı halkalar nedeniyle &ccedil;ok bambaşka bir olaya d&ouml;n&uuml;şebilir. O y&uuml;zden sizin buradaki gelişiminiz ve ortak şuur alanına ilkeler ve prensipleri korumak doğrultusunda yaptığınız yayınlar, hi&ccedil; tanımadığınız gezegenin bambaşka bir ucundaki bir varlığa &ccedil;ok faydalı etkilerde bulunabilir ve onun gelişimine katkıda bulunabilir.&rdquo;</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
B&ouml;ylece de gelişmek ve geliştirmek dediğimiz varoluş yasalarından en &ouml;nemlisini yerine getirmiş oluruz yani bizlerin gelişmesindeki maksadın sadece bireysel olmadığını fark etmek, &uuml;st seviyeli bir bakıştır. Buradaki &ouml;nemli konu kendini aydınlatmaya aday bireylerin yeterli d&uuml;zeyde gelişmeleridir. Onlar ne kadar aydınlık ve a&ccedil;ık olurlarsa hem s&ouml;ylenenleri daha iyi duyarlar, hem de daha iyi anlarlar ve uygularlar, hem de onlara &ccedil;ok daha rahat ulaşılabilir. <br />
&rdquo; B&ouml;ylece de daha sistemli ve programlı &ccedil;alışmalar yaparak, kelebek etkilerini gezegenin pek &ccedil;ok yerinde yaratmak m&uuml;mk&uuml;n olur ve kurtarılması hedeflenen, ulaşılması beklenen bir kitleye de ulaşmayı başarmak da s&ouml;z konusu hale gelir. Sizlerin ve sizler gibi &ccedil;alışan grupların da katkılarıyla birlikte y&uuml;r&uuml;t&uuml;len evrensel Sistemullah ortak &ccedil;alışma programlarının ger&ccedil;ek ama&ccedil;ları bunlardır. Ve o y&uuml;zden sizlerin kişisel başarılarının tek tek dahi olsa &ouml;nemli nedenleri ve gereklilikleri vardır. B&uuml;t&uuml;n i&ccedil;in başarmak bug&uuml;ne kadar pek tanımadığımız birlik şuurunun k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir yansımasıdır.&rdquo;</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
&nbsp;Genel olarak gezegende bir yılgınlık veya benzeri bir atalet duygusu sık sık izlenmekte, bunu herkese yaymak gerekmemekte ise de, &ccedil;ıkan genel hava zaman zaman bu olabilmektedir maalesef. Bir erteleme duygusu yani bug&uuml;n yapamadım yarın yaparım, bug&uuml;n ş&ouml;yle oldu yarına kalsın, bug&uuml;n hava sıcak, bug&uuml;n r&uuml;zg&acirc;r var gibi &ccedil;ok anlamlı olmayan bahanelerle vazifelerin ertesi g&uuml;ne hatta bir sonraki hatta daha bir sonraki g&uuml;ne ertelendiğini g&ouml;zlenebilmektedir. &Ccedil;evrenize daha dikkatli g&ouml;zlerle bakarsanız, insanoğlunun elindeki g&ouml;revi aksatmak &uuml;zere her an yeni bahaneler uydurmaya hazır olduğunu g&ouml;zlerinizle g&ouml;rebilir, ruhunuzla hissedebilirsiniz&hellip; Bu da yeterli i&ccedil; dinamiğin yakalanamaması y&uuml;z&uuml;ndendir.</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
Yeterli i&ccedil; dinamik &uuml;retmek</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
Yeterli i&ccedil; dinamiğin yakalanmaması ve atalete, tembelliğe teslim oluş nedeniyle g&ouml;revleri ertelemek g&uuml;nl&uuml;k yaşam bi&ccedil;imi olmuş ve &ccedil;eşitli bahaneler ardı ardına eklenerek erteleme &ccedil;ok rahat &uuml;retilir hale gelmiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; gezegenin ağır bir enerjisi vardır, atalete, tembelliğe m&uuml;saittir. Ama son derece ağdalı yoğun, yorgunluk yaratabilen, insanın hareket kabiliyetini kısıtlayabilen, i&ccedil; dinamiğinin devamlı ayakta tutulmasını zorlaştıran bu enerjiyle, ışığa yolculuğu yaşam hedefi kabul eden, y&uuml;reği sevgi dolu İnsani gelişim hizmetk&acirc;rı eğer isterlerse &ccedil;ok rahat<br />
m&uuml;cadele edebilir ve bu girdaplara girmemeyi becerebilirler.</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
Motivasyonu Kaybetmemek</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
Her ne kadar daha aydınlık bir noktaya bakıyor olsanız da bazen bu tarzdaki yerlere her insan girebilir, bu enerjiye teslim olabilir, atalete d&uuml;şebilir. Gezegenin etkileri de burada bir &ouml;l&ccedil;&uuml;de etkendir ancak bu şekilde sadece işinizin uzamasına, ge&ccedil;ecek zamanın daha uzun olmasına ve ge&ccedil;en zamanın uzun olmasıyla beraber ister istemez işlerin zorlaşmasına neden olunduğu da unutulmamalıdır. Yapmanız gereken bir işi &uuml;&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;inde bitirirseniz sizde o enerjiyi daha dinamik şekilde ayakta tuttuğunuz i&ccedil;in kendinizi &ccedil;ok daha iyi hissedersiniz. Ama &uuml;&ccedil; g&uuml;nl&uuml;k bir işi 30 g&uuml;ne uzattığınızda hem kendinizi ister istemez daha yorgun; bir t&uuml;rl&uuml; bitmek bilmeyen bir işin i&ccedil;indeymiş gibi hissedersiniz ve uzadık&ccedil;a sıkıntıya neden olur. Burada uygulanacak en iyi form&uuml;l soğuk suya bir anda atlamaktır. Bir anda dalmak, hi&ccedil; motivasyonu kaybetmeden, gezegenin enerjilerine teslim olmadan, hızlıca yapılması gerekeni tamamlamak, uzatmamak, bekletmemek, ertelememek. Ertelediğiniz t&uuml;m işler, sizin &uuml;zerinizde enerjisel anlamda ağırlıklar yapmaktadır. Zihninizde tuttuğunuz bir not defteri gibi yazdığınız; &ouml;rneğin bir pazartesi g&uuml;n&uuml; i&ccedil;in şunu yapacağım dediğiniz bir şeyi pazartesi uygulamazsanız salıya bırakırsanız zihiniz yorulur, Salı da yapmayıp &ccedil;arşambaya geldiğinizde zihniniz biraz daha yorulur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&uuml;rekli not defterinizde bir uyarı vardır ama siz bir tembellik ve atalet nedeniyle ertelerseniz, rahatsız olursunuz. Ve bu daha da yorgunluğa, yılgınlığa, yerinden kalkamamaya neden olur ve işi yapmanız daha da gecikir. Hem aldığınız verim d&uuml;şer, hem yorgunluğunuz artar. O y&uuml;zden bu tip durumlar pek tavsiye edilen durumlar olamazlar ve kabullenilmeleride olası değildir.<br />
İşlerinizi daha seri, daha i&ccedil; dinamiğiniz ayakta bir şekilde ertelemeden, neyi hangi g&uuml;n i&ccedil;in planladıysanız &ccedil;alışmak i&ccedil;in, onu o g&uuml;n i&ccedil;inde aksatmadan, bozmadan, ertelemeden havaya, sıcağa, soğuğa veya benzeri şeylere bakmadan, planladığınız g&uuml;nlerde uygulayın. &Ouml;zellikle elinizdeki &ccedil;alışmaları ertelemeyin, bu gelişmeyi ertelemek demektir ve hem bedende hem ruhta ger&ccedil;ek yorgunluklar yaratacaktır. <br />
Varlığınızın varoluş yasalarındaki en &ouml;nemli temel prensibine bakarsak; gelişmek ve geliştirmek olduğu g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde bu gelişmek denen eylemi ertelemeniz ister istemez ger&ccedil;ek ruhsal yorgunluklara, bedensel zorluklara neden olur. Ve bunu erteleme devam ettik&ccedil;e şiddeti daha da artar ve giderek derinleşen depresyonlara da neden olabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ruhunuzun en &ouml;nemli prensibini yerine getirmemiş oluyorsunuz yani gelişmek ve geliştirmek. O y&uuml;zden de İnsani gelişim hizmetk&acirc;rlarının tam performansla yaptıkları &ccedil;alışmalarını ertelememeleri, yapılması gerekeni, yapılması gereken g&uuml;nde yapmaları &ccedil;ok &ouml;nemlidir İ&ccedil; dinamiklerini yakalamaları, daha seri bir şekilde ayakta durmaları ve &ccedil;alışmaları kelebek etkisi yaratarak &ouml;nce kendilerine sonra &ccedil;evrelerine hi&ccedil; tahmin edemeyecekleri yararlar sağlar&hellip;</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
İ&ccedil; Dinamik nasıl ayakta tutulur?</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
İ&ccedil; dinamiğin nasıl yakalanabileceğine dair herkes i&ccedil;in değişken s&uuml;re&ccedil;ler olabilir, herkesin i&ccedil; dinamiğini yakalama ve uygulama s&uuml;reci farklı olabilir. Hatta &ccedil;alışma sistemi ve metodu farklı olabilir, buna karışmaya kimsenin hakkı yoktur. Metotlarınızı kendiniz uygulayabilirsiniz, &ouml;nemli olan sonu&ccedil;tur. Fakat varlığınızdaki veya grubunuzdaki i&ccedil; dinamiği nasıl ayakta tutmayı s&uuml;rd&uuml;receksiniz? Asıl &ouml;nemli olan konu budur yani enerjiyi ayakta tutmayı s&uuml;rd&uuml;rmek ve bu &ccedil;abayı, bu isteği s&uuml;rekli kılabilmek. İniş-&ccedil;ıkışlara fazlaca m&uuml;saade etmemek, o alanlara, girdaplara kapılmamak ve seri bir şekilde herhangi bir &ccedil;alışma programını tamamlamak. Ama gezegensel olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor ki,</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
İ&ccedil; dinamiklerde problem var, kendini ayakta tutmak da problem var, atalet ve tembellikle ilgili ise hayli yoğun ve karmaşık problemler dizisi var. Gezegenin enerjilerine teslim oluşlar var. Dolayısıyla bir İnsani gelişim hizmetk&acirc;rı olarak bunları nasıl yenebiliriz? İ&ccedil; dinamiğimizi verimli tutmak i&ccedil;in neler yapabiliriz? Sorusunun ger&ccedil;ek bir iyi niyetle sorulmaya başlaması bile bir başlangı&ccedil; anlamına gelebilir. İ&ccedil; dinamikleri ayakta tutma &ccedil;abası, bireysel tek&acirc;m&uuml;l planına yani yaşam planına g&ouml;re teker teker de yapılabilir. Gruplar kendi i&ccedil; dinamikleri i&ccedil;in diledikleri y&ouml;ntemi de kullanabilirler, isterlerse toplum derin d&uuml;ş&uuml;nme-tefekk&uuml;r yapabilirler. İsterlerse parklarda, bah&ccedil;elerde ağaca taşa toprağa ve kuş&rsquo;a Sevgi-sel eylemler yaparlar&hellip; İsterlerse &ccedil;eşitli bireysel gelişim kurs, seminer veya konferanslarına katılabilirler, isterlerse bol bol okuyarak ve uygulama yaparak ayağa kalkarlar.</font></p>
<p style="margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt" align="justify"><font color="#6699ff" size="2" face="Verdana"><br />
İnsan i&ccedil; dinamiğin alevlendirilmesinin ve onun sabit bir şekilde tutulmasının bug&uuml;nk&uuml;, yarınki hatta gelecekteki yaşamlarına olan yararlarını bir hissedebilse, elindeki yaşam programını uygulamak i&ccedil;in ya da uygulamayı &ouml;ğrenmek i&ccedil;in bir an &ouml;nce harekete ge&ccedil;er. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki d&ouml;nem &ouml;ncelikle İnsani gelişim hizmetk&acirc;rlarının kendi yaşam programlarına sahip &ccedil;ıkacakları ve o programı &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemenin bir yolunu bulacakları bir d&ouml;nem olacak&hellip; Onların yapacakları olumlu ve verimli uygulamalarla da diğerleri &ouml;nlerine a&ccedil;ılan yollardan b&uuml;y&uuml;k bir rahatlıkla ge&ccedil;meyi başarabilecekler. </font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="191" title="1" title="19 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/59-kelebek-etkisinde-insani-gelisim-seferberligimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim Hizmetkârları olarak Hedefimiz</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/55-insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz-2.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/55-insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 13:55:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Hedefimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Hizmetk]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[Tertemiz ve Saf niyetli bir&#231;ok İnsanımız&#160; Kişisel Gelişim Uzmanı olabilmesi ve bu alanda danışmanlık pazarından pay alabilmelerinin uyanıklığı konusunda gizli ve bilin&#231;li bir telkinler programlı bir şekilde s&#252;rd&#252;r&#252;lmektedir. Ne oldukları...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"> <img width="472" height="405" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/about/hedefimiz.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;">
<title></title><br />
<font size="3"><br />
<meta name="ProgId" content="FrontPage.Editor.Document" /></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3">Tertemiz ve Saf niyetli bir&ccedil;ok İnsanımız&nbsp; <strong>Kişisel  Gelişim Uzmanı</strong> olabilmesi ve bu alanda danışmanlık pazarından pay  alabilmelerinin uyanıklığı konusunda gizli ve bilin&ccedil;li bir telkinler programlı  bir şekilde s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmektedir. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" color="#6699ff" size="3">Ne oldukları belirsiz Amerikan İngiliz ve  daha pek &ccedil;ok yabancı değerlerle kirletilmiş ve istismar edilmiş s&ouml;zde uluslar  arası sertifikalar verilerek ve y&uuml;zlerce &ouml;z kaynaklarımız verimli olarak  kullanılamayarak bu alanda ve her bir bireyimiz darmadağın edilmiş ve pek &ccedil;oğu  hala bu alanda harcadıklarını kazanabilmek ş&ouml;yle dursun hala perişan  haldedirler. </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
Batı felsefesinin &ccedil;arpık ve temelsiz kişisel gelişim politikasının yanında doğu  mistizminin ve siprutualizminin, NLP, Reiki gibi pek &ccedil;ok değişik acayip kuralsız  kuramsız s&ouml;zde bilimsel &Ouml;n sıfat takılarıyla <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/?p=709" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/?p=709&amp;referer=');"> Misyonerlik faaliyetlerini</a> pervasızca devam ettirmektedirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
&Uuml;lkemizin her ilinde ve her il&ccedil;esinde hemen her yaştaki insanlarımıza y&ouml;nelik  devam etmekte olan s&ouml;zde eğitimler ile&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
G&uuml;ya &Ouml;zg&uuml;ven Kazandırma &ccedil;alışmaları adı altında; kullandıkları bilin&ccedil;li dil  kalıplarıyla Bilin&ccedil; Alt&rsquo;larımıza kazınan k&uuml;lt&uuml;rel Aşağılık kompleksleri  aşılanarak her ge&ccedil;en g&uuml;n daha da şahsiyetsizleştirilmektedirler.</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
</font><font color="#d70000">İnsani gelişim hizmetk&acirc;rları olarak Hedefimiz</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" size="3"><br />
<span class="removed_link" title="http://www.insanigelisim.net/tr/modules/icontent/index.php?page=39"> Amacımız</span> doğrultusunda&hellip; &Uuml;lkemizden başlayarak eğitim ve gelişim adına <span class="removed_link" title="http://www.insanigelisim.net/tr/modules/icontent/index.php?page=21"> kelebek etkisi</span> matematik kesinliğinde&hellip;</font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3">&nbsp;</font></p>
<p><font face="Verdana" color="#6699ff" size="3"></p>
<p align="right" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><span style="font-family: Tahoma;"><strong>&quot;Sessizliğe demir atmış evler karanlığı  &ouml;rtm&uuml;ş &uuml;st&uuml;ne <br />
g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş a&ccedil; k&ouml;pekler Sesi dinmiş evler &uuml;st&uuml;nde <br />
Sesi dindirilmiş evler &uuml;st&uuml;nde g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş a&ccedil; k&ouml;pekler&#8230;&quot;</strong></span></p>
<p></font><font face="Tahoma" color="#6699ff" size="3"> </font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" color="#6699ff" size="3"><br />
</font><font face="Tahoma" size="3">Sesini &ccedil;ıkaramamış ve &ccedil;alışmalarını  imkansızlıklarından dolayı bir noktaya getirememiş ve yayınlamakta zorlandıkları  eserlerini kimselere duyuramamış olan bu &uuml;lke evlatlarına&hellip;</font></p>
<p align="right" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font size="3"><span style="font-family: Tahoma,sans-serif;"> <font face="Tahoma" color="#6699ff"><strong>&ldquo;El ele verse b&uuml;t&uuml;n insanlık, g&ouml;kkuşağını  ge&ccedil;mek i&ccedil;in <br />
B&uuml;t&uuml;n g&ouml;zler benim olsa, bir gecelik karanlık i&ccedil;in&rdquo;</strong></font></span></font></p>
<p align="justify" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" color="#6699ff" size="3"><br />
Emanet&ccedil;isi olduğumuz &Ouml;z değerlerimizle tamamen barışık olan <span class="removed_link" title="http://www.insanigelisim.net/tr/modules/icontent/index.php?page=37"> Hizmetk&acirc;r Liderlik</span></font><font face="Tahoma" size="3"> Anlayışımızı &ldquo;<span class="removed_link" title="http://www.insanigelisim.net/tr/modules/icontent/index.php?page=28">İnsanigelişim</span>&rdquo;  markamızın resmi organizasyonunu en kısa zamanda ilk &ouml;nce &Uuml;lke genelinde  harekete ge&ccedil;irerek D&uuml;nyaya İhra&ccedil; edebilmek azmindeyiz. <br />
&nbsp;</font></p>
<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" color="#3366ff" size="3" style="font-size: 12pt;"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz-2" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz-2?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="410" title="1" title="17 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/55-insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marka Bilincimiz</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/51-marka-bilincimiz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/51-marka-bilincimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 08:54:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Marka ve Logomuz]]></category>
		<category><![CDATA[Bilincimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Marka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[B&#252;y&#252;tmek i&#231;in resmin &#252;zerine tıklayınız]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div align="center">
<p><a href="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/insanigelisimmarkasi2.jpg" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/insanigelisimmarkasi2.jpg?referer=');"><img width="162" height="234" align="absMiddle" alt="" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/2010/10/insanigelisimmarkasi2.jpg" /></a></p>
<p>B&uuml;y&uuml;tmek i&ccedil;in resmin &uuml;zerine tıklayınız</p>
</div>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="435" title="1" title="05 March 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/51-marka-bilincimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsani Gelişim Hizmetkârları olarak Hedefimiz</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/49-insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/49-insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 08:52:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Hedefimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Misyon/Hedef/Amaç]]></category>
		<category><![CDATA[nsani]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=49</guid>
		<description><![CDATA[&#160;Tertemiz ve Saf niyetli bir&#231;ok İnsanımız Kişisel Gelişim Uzmanı olabilmesi ve bu alanda danışmanlık pazarından pay alabilmelerinin uyanıklığı konusunda gizli ve bilin&#231;li bir telkinler programlı bir şekilde s&#252;rd&#252;r&#252;lmektedir. Ne oldukları...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 200%;"><font size="3"><img width="500" height="428" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/about/hedefimiz.jpg" alt="" /></font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma">&nbsp;Tertemiz ve Saf niyetli bir&ccedil;ok  İnsanımız Kişisel Gelişim Uzmanı olabilmesi ve bu alanda danışmanlık pazarından  pay alabilmelerinin uyanıklığı konusunda gizli ve bilin&ccedil;li bir telkinler  programlı bir şekilde s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmektedir. <br />
Ne oldukları belirsiz Amerikan İngiliz ve daha pek &ccedil;ok yabancı değerlerle  kirletilmiş ve istismar edilmiş s&ouml;zde uluslar arası sertifikalar verilerek ve  y&uuml;zlerce &ouml;z kaynaklarımız verimli olarak kullanılamayarak bu alanda ve her bir  bireyimiz darmadağın edilmiş ve pek &ccedil;oğu hala bu alanda harcadıklarını  kazanabilmek ş&ouml;yle dursun hala perişan haldedirler.<br />
Batı felsefesinin &ccedil;arpık ve temelsiz kişisel gelişim politikasının yanında doğu  mistizminin ve siprutualizminin, NLP, Reiki gibi pek &ccedil;ok değişik acayip kuralsız  kuramsız s&ouml;zde bilimsel &Ouml;n sıfat takılarıyla <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/ruhsal-gelisim-adi-altinda-misyonerlik" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/ruhsal-gelisim-adi-altinda-misyonerlik?referer=');"> Misyonerlik faaliyetlerini</a> <br />
pervasızca devam ettirmektedirler.<br />
&nbsp;<br />
&Uuml;lkemizin her ilinde ve her il&ccedil;esinde hemen her yaştaki insanlarımıza y&ouml;nelik  devam etmekte olan s&ouml;zde eğitimler ile&hellip;<br />
&nbsp;<br />
G&uuml;ya &Ouml;zg&uuml;ven Kazandırma &ccedil;alışmaları adı altında; kullandıkları bilin&ccedil;li dil  kalıplarıyla Bilin&ccedil; Alt&rsquo;larımıza kazınan k&uuml;lt&uuml;rel Aşağılık kompleksleri  aşılanarak her ge&ccedil;en g&uuml;n daha da şahsiyetsizleştirilmektedirler.<br />
&nbsp;<br />
<strong>İnsani gelişim hizmetk&acirc;rları olarak Hedefimiz<br />
</strong><br />
<a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/amacimiz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/amacimiz?referer=');"> Amacımız</a> doğrultusunda&hellip; &Uuml;lkemizden başlayarak eğitim ve gelişim adına <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/kelebek-etkisinde-insani-gelisim-seferberligimiz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/kelebek-etkisinde-insani-gelisim-seferberligimiz?referer=');"> kelebek etkisi </a>matematik kesinliğinde&hellip;</font></p>
<p style="line-height: 200%;"><font size="3" face="Tahoma"><strong><em>&quot;Sessizliğe demir atmış  evler karanlığı &ouml;rtm&uuml;ş &uuml;st&uuml;ne <br />
g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş a&ccedil; k&ouml;pekler Sesi dinmiş evler &uuml;st&uuml;nde <br />
Sesi dindirilmiş evler &uuml;st&uuml;nde g&ouml;z&uuml; d&ouml;nm&uuml;ş a&ccedil; k&ouml;pekler&#8230;&quot;</em></strong><br />
&nbsp;<br />
Sesini &ccedil;ıkaramamış ve &ccedil;alışmalarını imkansızlıklarından dolayı bir noktaya  getirememiş ve yayınlamakta zorlandıkları eserlerini kimselere duyuramamış olan  bu &uuml;lke evlatlarına&hellip;</p>
<p><em><strong>&ldquo;El ele verse b&uuml;t&uuml;n insanlık, g&ouml;kkuşağını ge&ccedil;mek i&ccedil;in <br />
B&uuml;t&uuml;n g&ouml;zler benim olsa, bir gecelik karanlık i&ccedil;in&rdquo;</strong></em><br />
&nbsp;<br />
Emanet&ccedil;isi olduğumuz &Ouml;z değerlerimizle tamamen barışık olan <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/insani-gelisim-hizmetkar-liderlik-modelimiz-2" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/insani-gelisim-hizmetkar-liderlik-modelimiz-2?referer=');"> Hizmetk&acirc;r Liderlik Anlayışımızı</a> &ldquo;İnsanigelişim&rdquo; <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/marka-bilincimiz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/marka-bilincimiz?referer=');"> markamızın</a> resmi organizasyonunu en kısa zamanda ilk &ouml;nce &Uuml;lke genelinde  harekete ge&ccedil;irerek D&uuml;nyaya İhra&ccedil; edebilmek azmindeyiz. <br />
&nbsp;<br />
<strong> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/yonetim-kurulumuz?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu </a></strong></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="448" title="1" title="03 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/49-insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Logo&#8217;muzun anlattıkları</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/47-logomuzun-anlattiklari.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/47-logomuzun-anlattiklari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 08:50:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Marka ve Logomuz]]></category>
		<category><![CDATA[muzun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=47</guid>
		<description><![CDATA[LOGO muzdaki NLP harfleri Neyi kast etmektedirler? &#160; Nerne Lazımcılığı Par&#231;alayayarak Hakikat Doğuda da olsa G&#246;ren Ne Lazırnsa Paylaşarak Haz S&#246;z&#252; Batıda da olsa Duyan Nefsin Lambasını Parlatmadan Helale Uzanıp...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal" align="center"><span style="color: rgb(255,102,0)"><font style="font-size: 11pt" face="Verdana">LOGO muzdaki NLP harfleri Neyi kast etmektedirler?</font></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal" align="center"><font style="font-size: 11pt" color="#ff6600" face="Verdana"><span class="removed_link" title="http://www.insanigelisim.net/tr/imgs/insanigelisim44.jpg"></span></font></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="line-height: normal; margin-bottom: 0pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.5pt; color: #fb0053">N</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.5pt; color: #25012e">erne </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #ea0005">L</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #25012e">azımcılığı </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #fb0053">P</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: black">ar&ccedil;alayayarak </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.1pt; color: #ffc000">Hakikat</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif"> <span style="letter-spacing: -0.1pt; color: #00b050">Doğu</span><span style="letter-spacing: -0.1pt">da da olsa</span> <span style="letter-spacing: -0.1pt; color: #0070c0">G&ouml;ren</span></span></p>
<p style="line-height: normal; margin-bottom: 0pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: red">N</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: black">e</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: black"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: #ea0005">L</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: #25012e">azırnsa</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #25012e"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: #fb0053">P</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: black">aylaşarak</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: black"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.7pt; color: #ffc000">Haz S&ouml;z&uuml;</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif"> <span style="color: #00b050">Batı</span>da da olsa <span style="letter-spacing: -0.45pt; color: #0070c0">Duyan</span></span></p>
<p style="line-height: normal; margin-bottom: 0pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.15pt; color: #fb0053">N</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.15pt; color: black">efsin</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: black"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: #ea0005">L</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: #25012e">ambasını</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #25012e"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #fb0053">P</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #25012e">arlatmadan </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.4pt; color: #ffc000">Helale Uzanıp</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif"> <span style="letter-spacing: -0.15pt; color: #00b050">Kuzey</span><span style="letter-spacing: -0.15pt">de de olsa</span> <span style="letter-spacing: -0.2pt; color: #0070c0">Dokunan</span></span></p>
<p style="line-height: normal; margin-bottom: 0pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.2pt; color: #fb0053">N</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.2pt; color: #25012e">urani</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #25012e"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: 0.6pt; color: #ea0005">L</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: 0.6pt; color: #25012e">atif</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #25012e"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #fb0053">P</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #25012e">rogramınca </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.15pt; color: #ffc000">Hisleriyle Misleri</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif"> <span style="letter-spacing: -0.1pt; color: #00b050">G&uuml;ney</span><span style="letter-spacing: -0.1pt">deki <span style="color: #00b050">K&acirc;be</span> den</span> <span style="letter-spacing: -0.25pt; color: #0070c0">Koklayan</span></span></p>
<p style="line-height: normal; margin-bottom: 0pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.55pt; color: #fb0053">N</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.55pt; color: black">eed</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: black"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: 0.1pt; color: #ea0005">L</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: 0.1pt; color: black">ifelong</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: black"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: #fb0053">P</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: black">urpose </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.05pt; color: #25012e">ile</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; color: #25012e"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.4pt; color: #ffc000">Her Can da &Ouml;l&uuml;m&uuml;</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif"> <span style="letter-spacing: 0.05pt; color: #00b050">T&uuml;m Evren</span><span style="letter-spacing: 0.05pt">de de olsa</span> <span style="letter-spacing: -0.2pt; color: #0070c0">Tadan</span></span></p>
<p style="line-height: normal; margin-bottom: 0pt; background: white" class="MsoNormal"><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.2pt; color: red">N</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif; letter-spacing: -0.2pt">ewrotik <span style="color: red">L</span>avrens <span style="color: red">P</span>apazlarııyla <span style="color: #ffc000">Her daim</span> <span style="color: #00b050">Savaşmaktan</span> <span style="color: #0070c0">Ka&ccedil;mayan</span></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal">&nbsp;</p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal"><span style="font-family: 'Verdana'"><font style="font-size: 11pt" color="#000000">Anlayışımızla </font><span style="color: rgb(255,102,0)"><font style="font-size: 11pt">&nbsp; </font></span><font style="font-size: 11pt"><span style="color: black">Logomuzdaki NLP harflerini sırasıyla 6 ayrı anlamda a&ccedil;ılımlarıyla ifade etmeye &ccedil;alıştık</span></font></span></p>
<p style="line-height: normal; margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font style="font-size: 11pt" face="Verdana">Ama&ccedil; olmadan Yaşamın anlamının olamayacağının Manalarını Kast edilerek İlan edilmiştir.<br />
Aksi y&ouml;nde hareket niyetine sahip olmadığımız bilinmelidir. Her ne kadar Neuro Linguistic Programme İle Karıştırılacak olsa bile Sinir dili Programlaması olarak bilinen BU teknoloji Bize beş duyu organı &ccedil;er&ccedil;evesinde bilgiler vermektedir ki Bizim kast etmiş olduğumuz İnsani gelişim Modelimiz<br />
5 DUYU ORGANININ &Ccedil;OK &Ccedil;OK &uuml;ST&Uuml;NDE BİR ANLAYIŞ MODELİDİR. 5 duyu organı bize g&ouml;re insanın 5 kelep&ccedil;esidir. Hayatın ger&ccedil;ek anlamı ve manasına ancak 5 duyu organının zincirlerinden kopabilenler bakabilirler. Ve NLP harfleriyle Mevcut Ruhsal Ticaret Panayırında Tezgah a&ccedil;mamızı istemeyenlere karşı Şunu s&ouml;yleyebiliriz.</font></p>
<p><span style="font-family: 'Verdana'"><font style="font-size: 11pt" color="#000000">&quot;<strong><em>Oluklar &ccedil;ift akar birinden Nur diğerinde kir</em></strong>&quot; Diyebiliriz.</font></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="668" title="1" title="12 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/47-logomuzun-anlattiklari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Misyonumuz ve Kimiz biz</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/45-misyonumuz-ve-kimiz-biz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/45-misyonumuz-ve-kimiz-biz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 08:47:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Misyon/Hedef/Amaç]]></category>
		<category><![CDATA[Misyonumuz]]></category>
		<category><![CDATA[Kimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[D&#252;nyada ve &#252;lkemizde, insan potansiyeli &#252;zerine yapılan &#231;alışmalar ve bireyin i&#231; d&#252;nyasına ait keşiflerin ortaya &#231;ıkardığı ger&#231;ekler saklanamaz boyutlara ulaşmıştır. &#160; Hal b&#246;yleyken, insanlığın &#246;n&#252;ne konulan bilimsel &#246;n isimli pek...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma"> <img width="482" height="417" border="0" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/about/misyonumuz.jpg" alt="" /></font></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> D&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde, insan potansiyeli &uuml;zerine yapılan &ccedil;alışmalar ve bireyin i&ccedil;  d&uuml;nyasına ait keşiflerin ortaya &ccedil;ıkardığı ger&ccedil;ekler saklanamaz boyutlara  ulaşmıştır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Hal b&ouml;yleyken, insanlığın &ouml;n&uuml;ne konulan bilimsel &ouml;n isimli pek &ccedil;ok  yakıştırmanın, din &ouml;ntakılı pek &ccedil;ok dar kalıp veya anlayışların toplumu  kuşattıkları da gizlenemez durumdadır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Adeta toprakta arsız bir şekilde yetişen ayrık otları misali toplumun her  katmanını saran ve asalak olarak yaşayan pek &ccedil;ok zararlı ot veya mahl&ucirc;k gibi  insan fikrinin tazeliğini ve g&uuml;zelliğini bulandırmaya da devam etmektedirler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Eğer bu konuda oran ile ifade edecek olursak her zaman ot-it-bit gibi haşarat  her zaman daha fazla ve hızlı &ccedil;oğalmaktadır. Evrenseli kuşatan Sistemullah  işleyişi de bu şekildedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> İşte bu gerek&ccedil;elerle, kurmuş olduğumuz bu yapımızla insanlığa hizmet edebilmeyi  en b&uuml;y&uuml;k şeref sayarak bir araya gelmiş &ldquo;Ego&rdquo; bataklığına d&uuml;şmeden birbirlerinin  ellerinden ve y&uuml;reklerinden tutmuş bir yetenek ve nitelik topluluğuyuz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Kişisel yetenek ve niteliklerimizi geliştirirken, bireysel anlamdaki her t&uuml;rl&uuml;  gelişmeye a&ccedil;ık olarak &ldquo;&ccedil;oklarının yaptıklarını sen de yapabilirsin&rdquo; &ouml;z ifadesini  diğer insandaşlarına ulaştırmaya &ccedil;alışan ve hatta bunun i&ccedil;in &ccedil;ırpınan bir  anlayışa sahibiz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> &Ccedil;ok hızlı gelişen d&uuml;nyada hazımsız, &ouml;zdenetimsiz insanlardan oluşmuş &ldquo;Kişisel  Gelişim&rdquo; sekt&ouml;r&uuml;yle herhangi bir bağımız yoktur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> &ldquo;İnsani Gelişim&rdquo; ismini ise &ldquo;Hizmetk&acirc;r&rdquo; kelimesiyle birlikte kullanmak ayrı bir  onurumuzdur. Takım arkadaşlarımızın her biri &ldquo;İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rı&rdquo; olarak  birlikteliğimize şeref katmaya devam edeceklerdir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;">Ve  bizler ot değil &ccedil;imeniz,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;">Ve  bizler it değil &ccedil;obanız,</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;">Ve  bizler bit değil organizmayız. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;">Ne  olduğumuzu da ne olmadığımızı da net olarak ortaya koyacak, birikime ve cesarete  sahibiz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Y&uuml;zyıllarca insanlığın &ouml;n&uuml;nde gelişme ve ilerleme meşalelerini tutan ecdadımız  bir harf &ouml;ğretenin kırk yıl k&ouml;lesi olurum d&uuml;sturuyla hareket ederek &ouml;ğretene  karşı s&uuml;rekli bir kadirşinaslık duymuştur. Bu y&ouml;n&uuml;yle de ilim irfan ve her t&uuml;rl&uuml;  ilerleyiş ve gelişmeyi &ouml;ne &ccedil;ıkaracak sistemleri ortaya koyabilen yapılarla  medeniyet yolculuğundaki İnsanlarımızın silinemez izleri ortadadır. Bu konuda  &ouml;rnek olarak sadece &ldquo;Ahilik Sistemi&rdquo;ni incelemelerini tavsiye ederiz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Gerek-saniyeleri bile geride bırakan bir hızla gelişen-teknoloji karşısında  gerekse kendi gelişimi konusunda ilerleme rampasına oturtulmuş insanın ise bu  tip gelişmeler karşısında aynı hızda gelişmesini devam ettirmesi m&uuml;mk&uuml;n  g&ouml;r&uuml;nmemektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Adeta i&ccedil; d&uuml;nyasında sorgulamaya başladığı en &ouml;nemli unsur iş d&uuml;nyasının robotik  bir duygu makinesi haline gelmiştir. Adaletsiz bir gelişim hızı g&ouml;zlenmektedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;">Bu  durumu &ouml;nceden fark eden Materyalist felsefenin İnsanları ise d&uuml;nyayı eğitmeye  ve nefsi terbiyeye soyunmuşlardır. &ldquo;Kişisel Gelişim&rdquo; ismiyle başlayan bir  sekt&ouml;r&uuml;n &ouml;ne &ccedil;ıkmasına &ouml;nc&uuml; olmuşlardır. Masum olarak irdelenecek olursa gelişim  kelimesiyle kişisel kelimesinde bir aykırılık yoktur. Ancak her gelişmenin y&ouml;n&uuml;  insana faydalı olana y&ouml;nelemediği i&ccedil;in bu t&uuml;r gelişimler egosal bariyerlerine  takılarak insanlığa yanlış ve eksik model oluşturmaktadırlar.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> &Uuml;lkemizde de pek &ccedil;ok Eğitim, Gelişim, Strateji ve Danışmanlık firmaları ve  kuruluşları diğer &uuml;lkelerle irtibatları neticesinde &ldquo;g&uuml;nl&uuml;k&ccedil;&uuml; temizlik&ccedil;i  yevmiyeli&rdquo; s&ouml;zde eğitmenler ve danışmanlar getirerek y&uuml;zlerce miktar &ouml;z  değerimizi ve milli gelirimizi s&ouml;m&uuml;rmektedirler. Hatta getirdikleri insanların  bile haklarını vermemektedirler. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;">Bu  tip durumlara ise maalesef yine kişisel olarak &ccedil;ok iyi gelişmiş, satış  stratejilerini iyi &ouml;ğrenmiş, sadece kendi kişiselliğinin &ccedil;ıkarlarına hizmet eden  insanlar tarafından s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; diğer &uuml;lkelerin s&ouml;zde eğitmenlerini  de standartların altındaki vasat denilecek bir yapı ile pazarlamaya devam  etmektedirler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Y&uuml;zlerce dolar bu &uuml;lkenin insanlarının zor kazandığı emeklerinin karşılığını  gelişebilmek adına &ccedil;ar&ccedil;ur edilerek sonu&ccedil; olarak işin esasına baktığımızda ise  yine kendi &ouml;z kaynaklarımızdan olan bilgileri bize pazarladıkları yadsınamaz  ayrı bir ger&ccedil;ektir. Bu konuda 13.yy dan itibaren Batı insanının kaynaklarımızı  kendi dillerine &ccedil;evirerek geri bize sattıklarını pek &ccedil;ok insanımız ve firma  sahibi maalesef hen&uuml;z bilememektedirler.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Yani batının bug&uuml;n kişisel gelişim, strateji olarak sattıklarını d&uuml;n bizim  ecdadımız kapı kapı mekan mekan gezerek insanlığı irşat etmeye devam  etmişlerdir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Peki bug&uuml;n bu aydınlanma ni&ccedil;in devam edememektedir. G&uuml;&ccedil; dengelerinin  adaletsizliği ayrık otundan, itin hırlamasından ve bitin sinsiliğinden yanadır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> İşte biz kendi &ouml;z kaynaklarımızdan ve gelişen t&uuml;m bilimsel ve ilimsel  derinlikleri &ouml;nce kendi potalarında eriten &ldquo;Bilimidar insanların dindar&rdquo;  &ldquo;Dinidar insanların da Bilimdar&rdquo; olacakları ortamları ve şartları hazırlamak  maksadıyla bir araya gelmiş olan bir takımız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> &ldquo;NE DARDİN GERİCİLERİYLE NEDE MAYMUNLARIN PEYGAMBERİ DARWİNİST İLERİCİLERLE BİR  YERLERE VARILAMAYACAĞININ FARKINA VARMIŞ BİR EKİP OLARAK</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> NET İFADEYLE BELİRTİR VE ALTINI &Ccedil;İZERİZ Kİ&#8230;</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Bizatihi kendilerini pazarlamaktan hicap duyan y&uuml;zlerce bilim adamımız olmasına  rağmen, kendilerini pazarlamakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ektiklerinden ve aynı zamanda doğru ve  adil pazarlanamadıklarından dolayı maalesef pek &ccedil;oğu b&uuml;y&uuml;k zorluklar  yaşamaktadırlar ve yaşamaya devam etmektedirler. Oysa bu &ccedil;ıralar, mumlar,  meşaleler ve ocaklar s&ouml;nerse, mikrodalga hızındaki ısınmalarımız ve  ışınmalarımız sadece bedenimize katkı sağlamaktan &ouml;teye ge&ccedil;emeyecektir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> İşte bizler anlam &ccedil;er&ccedil;evesini net olarak ifade ettiğimiz bilim ve ilimi her  t&uuml;rl&uuml; yitik hikmet olarak nerde bulursak bulalım gerekirse &Ccedil;in&rsquo;e kadar gidip  alıp gelip, aldığı gibi değil kendi &ouml;z değerleriyle barışık bir halde pazara  sunmaya azmetmiş ilk damlayız.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;"><span style="font-family: Verdana; color: rgb(65, 126, 171); font-size: 11pt;"> Bir g&uuml;n bu nehrin &ccedil;ağlayanlarından insanlığın istifade edeceğinden asla ş&uuml;phemiz  yoktur.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin-top: 0px; text-indent: 36pt; margin-bottom: 0px;">&nbsp;</p>
<p align="center" style="line-height: 150%; margin-top: 0pt; margin-bottom: 0pt;"><font face="Tahoma" color="#3366ff" size="3" style="font-size: 12pt;"> <a style="text-decoration: none;" href="http://www.insanigelisim.com/wp/index.php/insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz-2" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.insanigelisim.com/wp/index.php/insani-gelisim-hizmetkarlari-olarak-hedefimiz-2?referer=');"> İnsani Gelişim Hizmetk&acirc;rları Birliği Y&ouml;netim Kurulu</a></font></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="535" title="1" title="13 May 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/45-misyonumuz-ve-kimiz-biz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amacımız</title>
		<link>http://www.insanigelisim.com.tr/43-amacimiz.html</link>
		<comments>http://www.insanigelisim.com.tr/43-amacimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2009 08:41:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>insanigelisim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkımızda]]></category>
		<category><![CDATA[Misyon/Hedef/Amaç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.insanigelisim.com/wp/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Aklın yürekle buluştuğu Nokta da İsyani değil insafi gelişmeli İNSAN Faydalıya mecburi tek yönde Yaşadığı zamanın Nakış’ını Bırakacağı issse değil izzze işlemeli İNSAN Sloganımız çerçevesince İnsan kime denir sorusuna cevabımız...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="margin-top: 2px; margin-bottom: 2px; border: 0pt none;" src="http://www.insanigelisim.com/wp/wp-content/uploads/about/amacimiz.jpg" border="0" alt="" width="490" height="458" /></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;">Aklın  yürekle buluştuğu Nokta<span lang="tr"> </span>da<span lang="tr"> </span>İsyani  değil insafi gelişmeli İNSAN<span lang="tr"> </span>Faydalıya mecburi tek yönde</span></p>
<p><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;">Yaşadığı  zamanın Nakış’ını Bırakacağı is<span lang="tr">ss</span>e değil iz<span lang="tr">zz</span>e  işlemeli İNSAN</span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma;">Sloganımız çerçevesince </span><span style="font-family: arial black,avant garde;"><span style="font-size: small;"><span style="font-size: 12pt;">İnsan kime  denir <span style="font-size: small;"><span style="font-family: tahoma,arial,helvetica,sans-serif;">sorusuna cevabımız ise</span></span></span></span></span></p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><span style="line-height: 115%;"> <span style="color: #ffff00;"><span style="background-color: #ff0000;">İ</span></span>lk <span lang="tr">A</span>dem<span lang="tr">(As)</span> de olsa son beşer de olsa</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><span style="line-height: 115%;"> <span style="color: #ffff00;"><span style="background-color: #ff0000;">N</span></span><span lang="tr">eme  Lazım demeden Ne </span>için <span lang="tr">Y</span>aşadığını<span lang="tr">n  Gayesini</span> bilen</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><span style="line-height: 115%;"> <span style="color: #ffff00;"><span style="background-color: #ff0000;">S</span></span>evmeyi;  Sevilmeyi, Sabrı, Samimiyeti <span lang="tr">Söylenmeden Sergileyen</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><span style="line-height: 115%;"> <span style="color: #ffff00;"><span style="background-color: #ff0000;">A</span></span>lemlerin  Rabbı olan ALLAH cc  <span lang="tr"> Sözünde durmaya </span>gayret edene</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px;"><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"><span style="line-height: 115%;"> <span style="color: #ffff00;"><span style="background-color: #ff0000;">N</span></span>ereye  gittiğinin farkında olan yaratılmışa <span style="color: #ffff00;"> <span style="background-color: #ff0000;">İNSAN</span></span> denir.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top: 0px;"> </p>
<p><span style="font-family: Tahoma; font-size: small;"> </span><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;">İnsani  gelişim Hizmetkârları olarak en temel </span> <span style="background-color: #ff0000;"> <span style="font-size: small; font-family: Tahoma; color: #ffff00;">Amacımız</span></span><span style="font-size: small; font-family: Tahoma; color: #ffff00;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;">İnsan  olabilme bilincini kazanabilmekle beraber; İnsan olarak kalabilmenin…</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;"> Davranışlarımızın toplamının istikrarında olduğunun farkında lığında İnsanlığın  en mükemmel modelinden alınan “İnsanların en hayırlısı onlara faydalı olandır”  mesajını birey olarak içi tasarımımızı da sürekli muhafaza etmenin gayretinde  olacağız.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;">Tüm  bunlarla birlikte… B-ilimsel keşifleri ve Bilim adamı denilen otoritenin en  temel anlamda keşfettiği Evrensellikleri daha anlaşılabilir hale getirmektir.  Adeta sular bilerek bulandırılmaktadır. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;">Çünkü:  Kullanılan terminoloji karmakarışık hale getirilmiştir. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;">Zihinlerin  karıştırıldığı ve insanın kendi gerçekliğini keşfetmek yolculuğunda önündeki  Anlam engellerini kaldırmak ve en aza indirebilmek çabasındayız. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;">En  yakınımızdan başlayarak; örneğin Annemize veya cehaletin kurbanı olmuş (aile,  komşu, mahalle, ilçe, bölge, ülkemiz ve Dünyaya) daha kolay anlaşılabilir ve  öğretilebilir metotlar geliştirerek daha yaşanabilir bir sorumluluk bilinci  geliştirerek İnsanoğlunun “Halife” olarak yüklenmiş ilahi Programına uygun  adımlar ile ilerlemek azmindeyiz. </span></span></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"><span style="font-size: small; font-family: Tahoma;"> <span class="removed_link" title="http://www.insanigelisim.com/index.php/insani-gelisim-hizmetkarlari"> İnsani Gelişim Hizmetkârları Birliği Yönetim Kurulu</span></span></span></p>

<p class="sayac_bilgi"><li><a href="700" title="1" title="13 April 2012"</a></li></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.insanigelisim.com.tr/43-amacimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

<!-- Performance optimized by W3 Total Cache. Learn more: http://www.w3-edge.com/wordpress-plugins/

Served from: www.insanigelisim.com.tr @ 2012-05-20 12:15:35 -->
